Danla Bilic’in geçirdiği operasyon, “Aquafilling” kabusu ve sağlık durumuna dair tüm gelişmeler…
Danla Bilic’in Sağlık Durumu Nasıl?
Sosyal medyada yayılan “durumu ağırlaştı” iddialarının ardından Danla Bilic’in yakın arkadaşı Ece Kırtanır, endişeli takipçilere bilgi vererek iddiaları yalanladı. Kırtanır, ünlü fenomenin sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek hayranlarının yüreğine su serpti.
Ameliyatın ardından dinlenme sürecine geçen Danla Bilic’ten ise operasyonun detaylarına dair henüz kişisel bir açıklama gelmedi.
Aquafilling Kabusu Nedir? Neden Yeniden Ameliyat Oldu?
Danla Bilic, daha önce yaptığı açıklamalarda hızlı kilo verdiği bir dönemde kalça bölgesine “Aquafilling” adı verilen geçici/kalıcı bir dolgu yaptırdığını ancak bu dolgunun zamanla vücuduna yayıldığını anlatmıştı.
Dolgu maddesinin vücudun farklı noktalarına göç etmesi; şiddetli ağrılara, yüksek ateşe ve ciddi enfeksiyonlara yol açtı.
Bu komplikasyonları temizlemek için daha önce de peş peşe operasyonlar geçiren Bilic’in, son rahatsızlığının ardından yedinci kez ameliyat masasına yattığı iddia ediliyor. Ancak ameliyat sayısına dair resmi bir açıklama yapılmadı.
Ünlü fenomen, yaşadığı bu zorlu süreçlerin ardından takipçilerini uyararak merdiven altı veya riskli estetik işlemlerden kesinlikle uzak durmaları gerektiğinin altını çizmişti.
Moskova Borsası (MOEX) verilerine göre, Gazprom hisseleri 90 ruble seviyesine kadar düşerek 17 yılın en düşük düzeyine indi. TSİ 14.20 itibarıyla MOEX endeksi de yüzde 2,7 düşüşle 2.112 puana, dolar bazlı RTS endeksi de yüzde 2,7 kayıpla 858 puana geriledi. MOEX endeksi son bir ayda yaklaşık yüzde 16, RTS endeksi ise yüzde 21 değer kaybetti.
Uluslararası basında çıkan bazı haberlerde, Rusya’dan Çin’e uzanması planlanan Sibirya’nın Gücü 2 projesinin askıya alındığına yönelik iddialar yer almıştı.
Rusya’nın Avrupa’ya boru hattıyla doğal gaz ihracatı, Ukrayna savaşı sonrasında uygulanan yaptırımlar nedeniyle önemli ölçüde azalırken, Gazprom, Avrupa pazarındaki kaybını Asya’ya yönelik sevkiyatla telafi etmek istiyor.
Dünyanın en büyük doğal gaz üreticileri arasında yer alan Gazprom, Ukrayna savaşı öncesinde Avrupa’nın ana doğal gaz tedarikçisi konumundaydı.>>>AA
İçinde bulunduğumuz 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü sabah saatlerinde vefat eden Olcay Baykal’ın hayat hikayesi, ölüm nedeni ve cenaze törenine dair tüm detaylar…
Olcay Baykal Neden Öldü?
Deniz Baykal’ın eşi Olcay Baykal, bir süredir sağlık sorunları nedeniyle Antalya Kepez Devlet Hastanesi’nde tedavi görüyordu. Yaşlılığa bağlı kronik rahatsızlıkları bulunan Olcay Baykal, hastanede doktorların tüm müdahalelerine rağmen 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü (bugün) sabah saatlerinde hayata gözlerini yumdu.
Olcay Baykal Kimdir?
Olcay Baykal, uzun yıllar Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet etmiş bir emekli öğretmendir. Kameralardan ve siyaset arenasının getirdiği hareketli hayattan her zaman uzak durmayı tercih eden Olcay Baykal, sade ve mütevazı yaşamıyla tanınıyordu.
Olcay Baykal ile Deniz Baykal’ın yolları lise yıllarında kesişti. İkilinin lise yıllarında başlayan aşkı, 1963 yılında nikah masasına taşındı. O dönem henüz çiçeği burnunda bir avukat olan Deniz Baykal, Olcay Hanım’ı Karadeniz sahilindeki Akçakoca’ya götürerek ailelerinden habersiz, gizlice evlendi. Çift, evlilik haberini ailelerine sonradan verdi. Yarım asrı aşan bu köklü evlilikten çiftin Ataç ve Aslı isminde iki çocuğu dünyaya geldi. Olcay Baykal’ın 60 yıllık hayat arkadaşı, eski CHP Lideri Deniz Baykal ise 3 yıl önce, 11 Şubat 2023 tarihinde vefat etmişti.
Cenaze Töreni Ne Zaman ve Nerede Olacak?
Antalya Kepez Devlet Hastanesi’nde vefat eden Olcay Baykal’ın cenazesi, işlemlerinin tamamlanmasının ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait cenaze aracıyla Antalya Havalimanı’na nakledildi. Buradan hava yolu aracılığıyla Ankara’ya gönderilen Olcay Baykal’ın cenaze programı da netleşti:
Olcay Baykal, 17 Temmuz 2026 Cuma günü Ankara’da, 3 yıl önce yitirdiği eşi merhum Deniz Baykal’ın kabrinin hemen yanına (Devlet Mezarlığı) defnedilecek.
Kurtulmuş, Meclis’te, gazileri kabulünde, 15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçtiğini, o geceyi asla unutmayacaklarını ve unuttu
O karanlık gecede görünen ve görünmeyen birçok kahramanlığın yaşandığını ifade eden Kurtulmuş, darbecilerin saldırıları sırasında TBMM’nin açık olması ve Genel Kurul’un toplanmasının darbecileri engelleyen en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı.
rmayacaklarını belirtti.Milli iradeyi korumak adına milletin gösterdiği cesaret ve kararlılığın, yazdığı destanın her türlü takdirin ve övgünün üzerinde olduğunu belirten Kurtulmuş, istiklal ve istikbal uğruna canlarını ortaya koyan tüm gazilere minnet ve şükranlarını sundu, şehitleri rahmetle yad etti, o gece meydanları dolduran millete teşekkür etti.
Kurtulmuş, daha sonra eski Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu’nun yanı sıra Abdulhakim Aydın, Özkan Yücel, Hasan Haner, Ahmet Yetik, Eren Erken, Ali Esendağ, Gökhan Altınok, Zafer Yorgancı, Mahmut Sayar, Murat Demir, Nevzat Akkoç ve Emre Yemiş’e Teşekkür Beratı takdim etti.>>>AA
Yılmaz ve beraberindeki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ana giriş kapısının karşısında yer alan 15 Temmuz Şehitler Anıtı’ndaki törene katıldı.
Tören alanına, şehit yakınları ve gazilerle beraber gelen Yılmaz, anıta çiçek demeti bırakarak, dua etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve Bakan Göktaş, daha sonra şehit yakınları ve gazilerle bir süre sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.Törende, Jandarma Genel Komutanlığı Bandosu ve Mehteran Birliği de marş icra etti.>>>AA
Türkiye, uzak ve yakın coğrafyada gerçekleştirdiği diplomasi trafiği kapsamında Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn ve Umman’ın içinde bulunduğu Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üye ülkeleri ile de ilişkilerini güçlendirmeye devam ediyor.
AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye, haziran ayında 24 milyar 940,3 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken söz konusu ihracat tutarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,8 arttı. Söz konusu ihracatın ülkelere göre dağılımına bakıldığında, ABD/İsrail-İran arasındaki savaşa rağmen Körfez ülkelerindeki artış dikkati çekti.
Türkiye, Körfez ülkelerine bu yıl ocak ayında 621 milyon dolarlık, şubat ayında ise 814 milyon dolarlık dış satım gerçekleştirdi. Mart ayında ise ABD/İsrail-İran arasındaki çatışmaların küresel yansımalarının giderek belirginleşmesinden Türkiye’nin bu ülkelere yönelik ihracatı da etkilendi. Söz konusu 6 ülkeye gerçekleştirilen ihracat mart ayında 353,6 milyon dolar oldu. Ancak ticaretin devam etmesi için gerçekleştirilen temaslar sonucunda Türkiye, bu ülkelere nisanda 838,5 milyon dolarlık, mayısta 646 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
Türkiye’nin, Körfez ülkelerine haziran ayında gerçekleştirdiği dış satım da bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 35,7 artarak toplam 826,8 milyon dolar oldu. Geçen yılın aynı döneminde söz konusu ülkelere 609,2 milyon dolarlık dış satım yapılmıştı.
Yılın ocak-haziran döneminde bu ülkelere yapılan dış satım da yaklaşık 4,1 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.
Bölge ülkeleri arasında en fazla ihracat 425,2 milyon dolar ile Suudi Arabistan’a yapıldı. Bu ülkeyi 295,6 milyon dolarla BAE, 34,7 milyon dolarla Kuveyt, 34,2 milyon dolarla Katar, 29,1 milyon Umman ve 8 milyon dolarla Bahreyn izledi.
Körfez ülkelerine yapılan ihracat 4 ülkede arttı
Haziran ayında Körfez ülkeleri arasında, 2025’in aynı ayına göre değer bazında ihracatını en fazla artıran ülke yaklaşık 229,8 milyon dolarla Suudi Arabistan oldu. Bu ülkeyi 13,5 milyon dolarla Umman, 8,2 milyon dolarla Kuveyt, 7,4 milyon dolarla Katar izledi.
Bu dönemde Bahreyn’e yapılan ihracat 567 bin dolar, BAE’ye yapılan ihracat 40,8 milyon dolar geriledi.
Körfez ülkelerine haziran ayında yapılan ihracatta yaklaşık 105,6 milyon dolarla mücevher sektörü ilk sırada yer alırken bu sektörü, 69 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 59,2 milyon dolarla hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri, 47,9 milyon dolarla elektrik ve elektronik, 29 milyon dolarla makine ve aksamları sektörü izledi.
“İnşaat malzemeleri, makine, elektrik ekipmanları, sağlık, gıda ve lojistik sektörlerinde ihracatın hızlanmasını bekliyoruz”
Konuya ilişkin, AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Orta Doğu ve Körfez İş Konseyi Başkanı Halit Acar, Körfez ülkelerine yapılan ihracatın, bölgesel jeopolitik gelişmelere rağmen Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin daha sağlam ve sürdürülebilir bir zemine oturduğunu gösterdiğini söyledi.
Son dönemde yürütülen yoğun diplomasi trafiğinin ticarete olumlu yansımalarını gördüklerini ifade eden Acar, Türkiye’nin Körfez ülkeleri ve Irak başta olmak üzere bölge ülkeleriyle sürdürdüğü yakın siyasi diyaloğun, özel sektörün önünü açtığını kaydetti.
Acar, ticaretin sürdürülebilirliği açısından güven ortamının en az ekonomik göstergeler kadar önem taşıdığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerimizi değerlendirirken iki temel senaryo öne çıkıyor. Bölgedeki güvenlik ortamının daha da iyileşmesi halinde ertelenen yatırımların yeniden ivme kazanmasıyla özellikle inşaat malzemeleri, makine, elektrik ekipmanları, sağlık, gıda ve lojistik sektörlerinde ihracatın hızlanmasını bekliyoruz. Mevcut jeopolitik risklerin kontrollü şekilde devam etmesi durumunda ise Körfez ülkelerinin güçlü mali yapıları sayesinde kamu yatırımlarının ve ticaret hacmindeki büyümenin korunacağını öngörüyoruz.
Ülkeler özelinde değerlendirildiğinde Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri içinde en büyük pazarımız olurken, en yüksek ihracat artışının gerçekleştiği ülke oldu. Bu performansta son yıllarda gelişen ekonomik ilişkilerin yanı sıra Vision 2030 kapsamında devam eden dönüşüm programının da önemli etkisi bulunuyor. Bununla birlikte, son dönemde bazı mega projelerde bütçe, ölçek ve uygulama takvimlerine ilişkin revizyonlar ve önceliklendirmeler yapıldığını görüyoruz. Bunu yatırımların durması olarak değil, kaynakların daha verimli kullanılmasına yönelik yeni bir planlama süreci olarak değerlendirmek gerekiyor. Sanayi, lojistik, turizm, enerji, konut ve altyapı yatırımları ülkenin öncelikli alanları olmayı sürdürüyor. Bu nedenle Türk firmaları açısından orta ve uzun vadede önemli fırsatların devam edeceğini düşünüyoruz.”
“Kuveyt, Türk müteahhitlik sektörü ve sanayi üreticileri açısından önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor”
Halit Acar, BAE’nin, haziranda 295,6 milyon dolarlık ihracatla Körfez’deki ikinci büyük pazar olmayı sürdürdüğünü dile getirerek, “Aylık bazda yaklaşık 40,8 milyon dolarlık bir gerileme görülse de bunu kalıcı bir eğilim olarak değerlendirmiyoruz.” diye konuştu.
BAE’nin, yalnızca kendi pazarı açısından değil, Afrika ve Asya’ya açılan bölgesel ticaret ve yeniden ihracat merkezi olma özelliğini koruduğunu ifade eden Acar, Türkiye ile yürürlükte bulunan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın ilerleyen dönemde ticaret hacmine daha güçlü katkı sağlayacağını düşündüklerini belirtti.
Acar, Kuveyt’e gerçekleştirilen ihracattaki artışa yönelik yaptığı değerlendirmede, “Petrol gelirlerinin sağladığı mali imkanlar ve yeniden hız kazanması beklenen kamu altyapı yatırımları, Türk müteahhitlik sektörü ve sanayi üreticileri açısından önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor.” diye konuştu.
Katar’da sağlık, gıda güvenliği, lojistik ve yüksek katma değerli üretim alanlarındaki yatırımların, Türk firmalarının rekabet avantajına sahip olduğu sektörler arasında yer aldığına dikkati çeken Acar, Umman’ın da bölge ülkeleri arasında en hızlı büyüyen pazarlardan biri olduğunu kaydetti.
“Yılın ikinci yarısında Körfez ülkeleriyle ticaretimizin yeni işbirlikleriyle daha da güçleneceğini değerlendiriyoruz”
DEİK Türkiye-Orta Doğu ve Körfez İş Konseyi Başkanı Acar, özellikle liman, lojistik ve sanayi bölgelerine yönelik yatırımların, Umman’ı gelecek dönemde Türk ihracatçıları açısından daha da önemli bir pazar haline getirebileceğini söyledi.
Bahreyn’in sınırlı bir pazara sahip olduğunu aktaran Acar, “Bahreyn, hacim olarak daha sınırlı bir pazar olsa da finans merkezi kimliği ve Suudi Arabistan ile güçlü lojistik bağlantısı sayesinde Körfez ticaret zincirinin stratejik halkalarından biri olmayı sürdürüyor. Artık Körfez ülkeleriyle ilişkileri yalnızca ihracat rakamları üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Bölge, yatırım ortaklıklarının, üretim işbirliklerinin ve yeni lojistik koridorlarının şekillendiği bir döneme giriyor. Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kapasitesi ve coğrafi avantajı dikkate alındığında, yılın ikinci yarısında Körfez ülkeleriyle ticaretimizin mevcut ivmesini koruyacağını ve yeni işbirlikleriyle daha da güçleneceğini değerlendiriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Acar, DEİK/Türkiye-Orta Doğu ve Körfez İş Konseyleri olarak, 13 ikili iş konseyi ile bölgedeki iş forumları ve etkinliklerle yatırım fırsatlarını değerlendirmeye devam edeceklerini belirtti.
Bu yılın ilk altı ayında 160’tan fazla etkinlik gerçekleştirdiklerini ifade eden Acar, DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi olarak da Irak’ta yapılan görüşmelerde yatırımların kolaylaştırılması ve bölgesel ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesine yönelik çalışmaların yapıldığını dile getirdi.
Acar, söz konusu çalışmalarla özellikle Kalkınma Yolu Projesi’nin ilerlemesiyle birlikte Irak ve Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik bağların daha da güçleneceğini, Türkiye’nin de bu yeni ticaret koridorunun en önemli paydaşlarından biri olacağını değerlendirdiklerini sözlerine ekledi.
Bu yıl haziran ayında Körfez ülkelerine gerçekleştirilen ihracat (bin dolar) şöyle:>>>AA
“Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “suç örgütü kurma, yönetme veya üye olma” suçlamalarıyla gözaltına alınan Çağlayan, iddiaları reddederek kendisinin de bir “borç sarmalı” içinde dolandırıldığını iddia etti ve Haluk Levent hakkında şikayetçi oldu.
İçinde bulunduğumuz 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü itibarıyla, Ahbap soruşturma dosyasındaki taşınmaz devirleri, milyarlarca liralık para hareketleri ve Esin Önder Çağlayan’ın ifadesindeki o çarpıcı detaylar…
Esin Önder Çağlayan Kimdir, Ne İş Yapıyor?
Esin Önder Çağlayan, savunma sanayii başta olmak üzere çeşitli iş kollarında faaliyet gösteren bir iş insanıdır. Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre Çağlayan:
Globus Savunma ve Kanat Savunma adlı şirketlerin yöneticiliğini yapmaktadır. Uzun yıllar kamuoyu önünde yer almayan Çağlayan’ın adı, 2026 yılındaki AHBAP operasyonunda adı geçen şüpheli para transferleri, çek-senet hareketleri ve lüks taşınmaz devirleriyle gündeme gelmiştir.
Esin Önder Çağlayan – Haluk Levent Olayı Nedir?
Esin Önder Çağlayan emniyetteki ifadesinde, Haluk Levent’i yaklaşık 15 yıldır tanıdığını ve ünlü sanatçının toplumdaki “güvenilir hayırsever” imajına aldanarak büyük bir borç sarmalına çekildiğini iddia etti. İşte Çağlayan’ın iddiaları ve öne sürdüğü detaylar:
“Haluk Levent’e 70 Milyon Dolar Verdim”
Çağlayan, farklı dönemlerde Haluk Levent’e elden ve banka yoluyla devasa miktarlarda finansman sağladığını iddia etti:
İlk aşamada 8 milyon dolar nakit borç verdiğini,
Süreç içerisinde bu borçların katlandığını, sosyal yardım projeleri ve kripto para girişimleri adı altında ek ödemeler yaptığını,
Farklı finansal işlemlerle birlikte Haluk Levent’e giden toplam paranın 70 milyon doları bulduğunu öne sürdü.
“Vicdanım ve Yardımseverliğim İstismar Edildi”
İş dünyasında aktif olan şirketleri üzerinden gerçekleştirdiği bu transferlerin arka planında tamamen “iyi niyet” olduğunu savunan Çağlayan, ifadesinde şu sitem dolu sözleri kaydetti:
“Vicdani duygularım istismar edildi. Bir borç sarmalının içerisine bırakılarak sistemli bir şekilde dolandırıldığımı düşünüyorum. Mağdur edildim.”
Dosyaya İki Klasör Dolusu Belge Sundu
Çağlayan, iddialarını kanıtlamak amacıyla emniyet ve savcılık makamlarına iki klasörden oluşan geniş bir delil arşivi teslim etti. Teslim edilen belgeler arasında; borç tespit sözleşmeleri, çek fotokopileri, teslim tutanakları, tapu kayıtları ve gayrimenkul ekspertiz raporları bulunuyor.
Soruşturmadaki Diğer Kritik İddialar ve Şüpheli Hareketler
Yeliz Kaya ve Zafer Yay Üzerinden Taşınmaz Devri
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarına takılan para hareketlerinde, Esin Önder Çağlayan ile Haluk Levent’in banka hesaplarını kullandığı belirlenen Yeliz Kaya arasında yüksek tutarlı para transferleri tespit edildi. Çağlayan, bu transferlerin tamamının doğrudan Haluk Levent’e verilen borçlar kapsamında yapıldığını savundu.
13 Milyon Dolarlık Çek Krizi
Çağlayan, vadeleri Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım 2026 aylarına yayılan toplam 13 milyon dolar değerinde çek kestiğini ve bu çeklerin şu an kimlerin elinde olduğunun acilen araştırılması gerektiğini belirtti. Çeklerin ciro edildiği kişilerin bulunması durumunda dolandırıcılık ağının tamamen deşifre olacağını öne sürdü.
Başaran Holding Taşınmazları Detayı
İş insanı Hüseyin Başaran’a (Başaran Holding) ait bazı taşınmazların devriyle ilgili de konuşan Çağlayan, bu gayrimenkullerin piyasa değerinin aslında 24-25 milyon dolar olduğunu, ancak kağıt üzerinde 60 milyon dolar gibi fahiş bir bedelle gösterilerek usulsüzlük yapıldığını iddia etti.
İçinde bulunduğumuz 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü itibarıyla, İngiliz basınından TeamTalk‘un servis ettiği haberin detayları ve Fenerbahçe’nin Gabriel Jesus operasyonunun perde arkası…
Fenerbahçe’nin Gabriel Jesus Planı Ne?
İngiliz devi Arsenal ile sözleşmesinin son yılına giren 29 yaşındaki Sambacı için sarı-lacivertli yönetimin planı netleşti.
Fenerbahçe, Gabriel Jesus’u kiralık olarak kadrosuna katmayı hedefliyor. Oyuncunun yüksek yıllık ücretinin (maaşının) büyük bir bölümünü karşılamayı taahhüt ederek Arsenal’i ikna etmeye çalışacak. Oyuncunun kontratının son senesinde olması kiralama formülünü zorlaştırsa da Fenerbahçe, oyuncunun maaş yükünden kurtulmak isteyen Arsenal’e cazip bir kiralama teklifiyle gitmeye hazırlanıyor.
Arsenal Bonservisini Belirledi: 20 Milyon Euro
Fenerbahçe cephesi kiralama formülü üzerinde dursa da Londra temsilcisinin önceliği oyuncuyu bonservisiyle elden çıkarmak.
Güncel piyasa değeri 17 milyon euro seviyelerinde gösterilen Gabriel Jesus için Arsenal’in kapıyı 20 milyon euro’dan açtığı kaydedildi.
İngiliz ekibinin bu yüksek bonservis beklentisi nedeniyle, taraflar arasında kiralık + zorunlu satın alma opsiyonu gibi ara formüllerin de masaya gelebileceği konuşuluyor.
Gabriel Jesus’un Arsenal Karnesi
2022 yılında Manchester City’den 52 milyon euro gibi rekor bir bonservis bedeliyle Arsenal’e transfer olan Brezilyalı forvet, Kuzey Londra ekibinde inişli çıkışlı bir grafik sergilese de skora önemli katkılar sağladı:
Afyonkarahisar’da minibüs durağı başkanının öldürüldüğü olayla ilgili gözaltına alınan 18 kişi geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.
Olay, önceki gün Dörtyol Mahallesi’ndeki Uydukent minibüs durağında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, durağa gelen bir grup ile durak başkanı Osman Bulaş arasında yetki belgesiz şoför çalıştırma meselesi yüzünden tartışma çıktı. Çıkan kavgada gruptakilerden Y.B.’nin ateşlediği silahla vurulan Osman Bulaş ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. İ.Ç.’nin de çıkan arbede de N.K. tarafından bıçakladığı iddia edildi.
Olayın ardından gözaltına alınan şahıslar emniyetteki sorgularının ardından geniş güvenlik önlemleri altında adliye sevk edildi. Minibüsle adliyeye getirilen 18 kişinin savcılık sorgusunun ardından mahkemeye sevk edilmeleri bekleniyor.
Anatolia Hastanesi kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Mehmet Akdağ, AA muhabirine, uyku apnesinin tanı ve tedavisinde robotik cerrahinin avantajlarına ilişkin bilgi verdi.
Uyku sırasında horlama ve nefes durması şikayetiyle başvuran hastalarda öncelikle muayene ile ayrıntılı değerlendirme yaptıklarını anlatan Akdağ, kulak burun boğaz muayenesi ve üst solunum yolları endoskopik incelemenin ardından daha önce uyku testi yapılmamış hastalara uyku esnasında vücut fonksiyonlarının gece boyunca kesintisiz kaydedildiği “polisomnografi”yi uyguladıklarını söyledi.
Uyku testi sonucunu detaylı şekilde değerlendirip, özellikle sırtüstü yatıldığında şikayetleri artan orta ve ağır düzeyde pozisyonel uyku apnesi saptanan hastalarla tedavi seçeneklerini paylaştıklarını dile getiren Akdağ, ağır uyku apnesinde altın standart tedavinin maske tedavisi olduğunu ancak bazı hastaların bunu düzenli kullanamadığını ifade etti.
“Eğer hastanın gece uykusunda dil kökü düzeyinde tıkanıklığı varsa, biz bunu muayenede de özellikle uyku endoskopisi yaparak görebiliyoruz. Ya da buna ek olarak da uyku testinde pozisyonel dediğimiz sırtüstü yattığında apne-hipopne indeksinde artma ile uyku testi verilerinde şikayetlerinin çok artması, kandaki oksijen düzeyindeki düşmenin çok artmasıyla tespit ediyoruz. Arkasından tedavi seçeneklerimizi hastamızla paylaşıyoruz.”
“Hiçbir kesi olmadan hastamızın ameliyatını hassasiyetle yapıyoruz”
Akdağ, dil kökünün büyümesine bağlı hava yolu tıkanıklığının gece boyunca nefes durmalarına neden olabildiğini, bunun kandaki oksijen düzeyini düşürdüğünü, hastaların derin uykuya dalamadığını, sabah yorgun uyandığını ve gün içinde uyku hali ile unutkanlık gibi şikayetler yaşayabildiğini kaydetti.
Robotik cerrahinin sağladığı teknik avantajlara değinen Akdağ, ameliyat sırasında yüksek çözünürlüklü kamera ve çok fonksiyonlu aletler kullanıldığını dile getirdi.
Da Vinci robotu kullanarak, ağız içinden gerçekleştirdikleri operasyonlarda boyunda kesi yapılmadığını vurgulayan Akdağ, “Yüksek çözünürlüklü bir kamera var. Ağız içerisine giren mikro cerrahi aletlerle ağız içerisinden dışarıda boyunda hiçbir kesi olmadan hastamızın ameliyatını hassasiyetle yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Robotik cerrahinin cerrahın elinin ulaşmasının zor olduğu bölgelere yüksek manevra kabiliyetiyle erişim sağladığını aktaran Akdağ, çevre dokulara zarar vermeden patolojik dokunun çıkarılabildiğine işaret etti.
“İyileşme süresi çok daha kısa”
Akdağ, sistemin entegre zeka tabanlı algoritmalarla çalıştığını belirterek, “Mesela cerrahın elinin titremesini bile hastaya yansıtmıyor. Anlık hareketlerimizi takip ediyor. Biz robotik cerrahi ile ameliyat yaparken kafamızı çok hafif kaldırsak bile alet hemen o anda duruyor. İnsan üzeri refleksleri olan bir sistem.” diye konuştu.
Cihazın kendi kendine karar veren veya ameliyat yapan bağımsız yapay zekaya sahip olmadığına dikkati çeken Akdağ, tamamen cerrahın komutlarıyla eş zamanlı çalıştığını anlattı.
Robotik cerrahinin hasta ve cerrah açısından önemli kolaylıklar sunduğunu ifade eden Akdağ, şunları kaydetti:
“Robotik cerrahinin özellikle bize en büyük avantajı, cerrahi alanda daha yüksek hassasiyetle ve daha geniş görüş açısı sunması, hasta konforu açısından kesi olmadan ameliyat yapmamız, daha az kanamalı ve daha az ödemli ameliyat yapmamız. Ve en önemlisi de iyileşme süresinin çok daha kısa olması, bizler için de hasta için de çok büyük bir konfor sağlıyor. Operasyon süremizi de kısaltmakta ve operasyona hakimiyetimizi cerrahi açıdan da yüksek miktarda artırmaktadır. Bizim için kulak burun boğazda cerrahinin geleceği değil bugünü şu anda robotik cerrahi.”>>>AA
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca, ses, ışık ve yeni teknolojilerle hayata geçirilen dijital zaman tüneli, 15 Temmuz Kızılay Milli İrade Meydanı’nda beğeniye sunuldu.
15 Temmuz darbe girişiminin ilk anlarından milli iradenin zaferine uzanan sürecin ziyaretçilere aktarıldığı zaman tünelinde, Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayisi ve teknoloji alanında kaydettiği gelişmeler de gözler önüne seriliyor.
Ziyaretçilerden Hüseyin Yıldırım, dijital zaman tünelinde darbe girişimi gecesini adeta tekrar yaşadıklarını dile getirdi.Yıldırım, “Bu millete karşı yapılan darbede, milletin gösterdiği kahramanca savunmayı burada tekrar yaşamak bizi duygulandırdı. Bu millet hiçbir zaman, kimseye bu konuda müsaade etmeyecektir bundan kesinlikle eminim. Biz de onlardan biriyiz, vatanımız için canımızı zaten seve seve veririz. Büyük insanlarımızın hepsi bu işi yaptı, biz de yaparız. O gün sokağa çıkan, canlarını feda eden insanlara hayran oldum. O insanların içinde olmak isterdim.” diye konuştu.
Zihnet Yıldırım ise çok duygulandığını ve milletiyle gurur duyduğunu ifade ederek, “Böyle bir şey bir daha gelmesin başımıza inşallah. Gerçekten daha da gelişiyor ülkemiz, ileriye gidiyor. Daha da güçlenecek.” dedi. “İrade Bizim, Zafer Bizim” dijital zaman tüneli, yarına kadar ziyaret edilebilecek.>>>AA
Görev yeri Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinden memleketi Gümüşhane’ye dönerken 16 Haziran 2017’de Tunceli’de PKK’lı teröristlerce kaçırıldıktan sonra şehit edilen ve cenazesi 16 Temmuz 2017’de toprağa verilen öğretmen Necmettin Yılmaz’ın ailesinin acısı tazeliğini koruyor.
Yılmaz ailesi, evlatlarını kaybetmenin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen Türk bayraklarıyla süslenen mezarını sık sık ziyaret ediyor.
Baba Hamit Yılmaz, AA muhabirine, tüm şehitleri rahmet ve minnetle andıklarını söyledi.
Evlat acısı yaşamanın zor bir durum olduğunu belirten Yılmaz, “Ne mutlu bize ki şehit bir evlat nasip etti. Rabbim bize de imanla bu dünyadan ayrılmayı nasip etsin.” dedi.
Yılmaz, oğlunu ailesine bağlı, disiplinli ve düzenli olarak yetiştirdiğini kaydetti.
Şehit öğretmenin kardeşi Yahya Yılmaz ise 9 yıldır ağabeyini hasret ve gururla andıklarını belirtti.Üzüntülerinin çok büyük olduğunu ifade eden Yılmaz, “Ölümün en şereflisi olan şehitliğe ulaştığı için, böyle bir şerefle onurlandırıldığımızı düşünüyor ve bunun gururunu yaşıyoruz.” diye konuştu.>>>AA
Uluslararası medyada yer alan haberlerde, Stripe ve Advent International’ın PayPal için hisse başına 60,5 dolardan satın almak için ortak teklif verdiği bilgisi yer aldı.
Söz konusu teklif 53 milyar dolara karşılık gelirken Stripe ve Advent International’ın PayPal’ın eşit ortakları olacağı ifade edilen haberlerde, şirketlerin teklif için bankalardan yaklaşık 50 milyar dolarlık finansman taahhüdü aldığı kaydedildi.
Haberlerde, PayPal yönetiminin henüz teklife yanıt vermediği ve tarafların gelecek haftalarda görüşmeleri ilerletmeyi hedeflediği aktarıldı.>>>AA
Düzenlemenin onaylanmasıyla birlikte gözler yeni ek ödeme hesaplarına ve e-Devlet sorgulama ekranlarına çevrildi. Peki, hangi emekli ne kadar alacak? Ek ödemeler nasıl hesaplanıyor? İşte 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü itibarıyla en düşük emekli maaşı tablosu, yeni ek ödeme hesaplama formülü ve güncel ödeme takvimi…
En Düşük Emekli Maaşına TBMM’den İlk Onay!
TÜİK’in enflasyon verileriyle netleşen yüzde 17,76’lık SSK ve Bağ-Kur zam oranı ile yüzde 13,52’lik memur emeklisi zam oranının ardından, taban aylıklar için de düğmeye basıldı.
Ek ödemeler dahil mevcut durumda 16 bin 920 TL’nin altında kalan 5,1 milyon emeklinin en düşük maaşı, hazine desteğiyle birlikte 23.552 TL’ye tamamlanacak.
Komisyondan geçen teklif, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilip Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandıktan sonra Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek.
En Düşük (Taban) Emekli Maaşı Alanlar İçin Ödeme ve Hazine Desteği Detayları
Mevcut maaşı taban aylık seviyesinde olan emekliler için %17,76’lık zam kök maaşlarına uygulanacak, eksik kalan kısım ise hazine desteğiyle (5510 Ek 19 Ödemesi) 23.552 TL’ye tamamlanacak. İşte kök maaşlara göre cebe girecek net tutarlar:
Mevcut Kök Maaşı 12.000 TL olanlar:
Mevcut Ek Ödemeli Maaş: 12.480 TL
%17,76 Enflasyon Zamlı Yeni Tutar: 14.696,45 TL
Devlet (Hazine) Desteği Farkı: 8.855,55 TL
Ele Geçecek Net Maaş: 23.552,00 TL
Mevcut Kök Maaşı 13.000 TL olanlar:
Mevcut Ek Ödemeli Maaş: 13.520 TL
%17,76 Enflasyon Zamlı Yeni Tutar: 15.921,15 TL
Devlet (Hazine) Desteği Farkı: 7.630,85 TL
Ele Geçecek Net Maaş: 23.552,00 TL
Mevcut Kök Maaşı 14.000 TL olanlar:
Mevcut Ek Ödemeli Maaş: 14.560 TL
%17,76 Enflasyon Zamlı Yeni Tutar: 17.145,86 TL
Devlet (Hazine) Desteği Farkı: 6.406,14 TL
Ele Geçecek Net Maaş: 23.552,00 TL
Mevcut Kök Maaşı 15.000 TL olanlar:
Mevcut Ek Ödemeli Maaş: 15.600 TL
%17,76 Enflasyon Zamlı Yeni Tutar: 18.370,56 TL
Devlet (Hazine) Desteği Farkı: 5.181,44 TL
Ele Geçecek Net Maaş: 23.552,00 TL
Mevcut Kök Maaşı 16.000 TL olanlar:
Mevcut Ek Ödemeli Maaş: 16.640 TL
%17,76 Enflasyon Zamlı Yeni Tutar: 19.595,26 TL
Devlet (Hazine) Desteği Farkı: 3.956,74 TL
Ele Geçecek Net Maaş: 23.552,00 TL
e-Devlet Güncellendi! Ek Ödeme Üzerinden Yeni Maaşınızı Kendiniz Hesaplayın
Yeni zamlı ek ödeme tutarları e-Devlet sistemine yüklendi. Emekliler “4A / 4B / 4C Emekli Ödeme Bilgileri” sayfasına girerek güncel ek ödeme miktarını görebilirler.
Ek ödeme oranı %4 olan emekliler, e-Devlet’te gördükleri tutarı kullanarak gerçek kök maaşlarını ve hesaplarına yatacak toplam tutarı şu pratik formülle hesaplayabilir:
Yeni Kök Maaş Formülü: e-Devlet’teki Ek Ödeme Tutarı × 25
Net Alınacak Maaş Formülü: e-Devlet’teki Ek Ödeme Tutarı × 26
Ek Ödeme Tutarına Göre Yeni Maaş Listesi:
e-Devlet Ek Ödemesi 1.200 TL görünenler: Kök Maaş: 30.000 TL | Toplam Ödeme: 31.200 TL
e-Devlet Ek Ödemesi 1.400 TL görünenler: Kök Maaş: 35.000 TL | Toplam Ödeme: 36.400 TL
e-Devlet Ek Ödemesi 1.600 TL görünenler: Kök Maaş: 40.000 TL | Toplam Ödeme: 41.600 TL
e-Devlet Ek Ödemesi 1.800 TL görünenler: Kök Maaş: 45.000 TL | Toplam Ödeme: 46.800 TL
e-Devlet Ek Ödemesi 2.000 TL görünenler: Kök Maaş: 50.000 TL | Toplam Ödeme: 52.000 TL
e-Devlet Ek Ödemesi 2.400 TL görünenler: Kök Maaş: 60.000 TL | Toplam Ödeme: 62.400 TL
e-Devlet Ek Ödemesi 3.000 TL görünenler: Kök Maaş: 75.000 TL | Toplam Ödeme: 78.000 TL
Zamlı Emekli Maaşları Ne Zaman Yatacak?
Kök aylığı 16 bin 920 TL’nin üzerinde olan emeklilerin zamlı maaşları doğrudan normal ödeme günlerinde hesaplarına aktarılacak. Ancak en düşük emekli aylığı (23.552 TL) alanlar için Meclis süreci ödeme günlerine kadar yetişmezse, ilk etapta eski taban aylık yatırılacak; yasanın çıkmasının ardından oluşan maaş farkları açıklanacak ek bir takvimle daha sonra hesaplara yatırılacak.
SSK (4A) Emeklisi Temmuz Ödeme Günleri:
Tahsis numarasının son rakamı 9 olanlar: 17 Temmuz
Tahsis numarasının son rakamı 7 olanlar: 18 Temmuz
Tahsis numarasının son rakamı 5 olanlar: 19 Temmuz
Tahsis numarasının son rakamı 3 olanlar: 20 Temmuz
Tahsis numarasının son rakamı 1 olanlar: 21 Temmuz
Tahsis numarasının son rakamı 8 olanlar: 22 Temmuz
Tahsis numarasının son rakamı 6 olanlar: 23 Temmuz
Tahsis numarasının son rakamı 4 olanlar: 24 Temmuz
Tahsis numarasının son rakamı 2 olanlar: 25 Temmuz
Tahsis numarasının son rakamı 0 olanlar: 26 Temmuz
Bağ-Kur (4B) Emeklisi Temmuz Ödeme Günleri:
Bağ-Kur kapsamındaki emekliler, tahsis numarasına göre zamlı aylıklarını 25 – 28 Temmuz tarihleri arasında çekebilecekler.
İçinde bulunduğumuz 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü itibarıyla, YÖK Başkanı Özvar’ın meclis komisyonundaki dikkat çeken açıklamaları, yükseköğretimdeki yeni yasal düzenlemeler ve dünya sıralamalarına dair tüm detaylar…
“Varsa Bir Şüpheniz YÖK’e Bekliyorum, İlk Cezayı Ben Vereceğim”
Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış hakkındaki “akraba kayırmacılığı” iddialarına değinen YÖK Başkanı Erol Özvar, kul hakkına ve insan haklarına vurgu yaparak iddiaların asılsız olduğunu savundu. Rektör Alkış’ın iddialara karşı 4 kez savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu hatırlatan Özvar, şu ifadeleri kullandı:
“Rektör diyor ki; ‘Üç akrabam ben rektör değilken, ben üniversitede yokken işe girmiş. Benden sonra ise sadece iki akrabam becayiş usulüyle (karşılıklı yer değiştirme) gelmiş.’ Bunu açıkça kamuoyuna deklare ediyor. Gazeteci ise ‘Facebook’unda bunlar yazılı’ diyor. 5 bin takipçisi olan bir hesapta bunu kimse göremiyor da sadece bir kişi mi görüyor? Yazıktır, günahtır. Siyasal tartışmalar olur ama bir de insanların hakları var. Varsa bir şüpheniz, somut bir belgeniz YÖK’e bekliyorum. Bana söyleyin; ilk soruşturmayı bizzat ben açacağım ve ilk cezayı da ben vereceğim.”
Yükseköğretimde Yeni Dönem: Yurt Dışı Kurumlara “Dur” Denilecek
TBMM Komisyonu’nda görüşülen Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin de bilgi veren Erol Özvar, yeni yasal düzenlemeyle hayata geçecek reformları sıraladı:
Mevcut yasaya kadar yurt dışından gelen özel grupların Türkiye’de izinsiz üniversite eğitimi vermesini engelleyecek yasal bir dayanak olmadığını belirten Özvar, “Bu düzenleme ile ilk defa ‘Bir dakika, durun; siz bunu yapamazsınız’ diyerek müdahale edebileceğiz” dedi.
Yurt dışında eğitim almak isteyen gençleri dolandırıcı aracı kurumlara karşı uyaran Özvar, diplomaların geçerliliği için mutlaka e-Devlet üzerinden denklik teyidi yapılması çağrısında bulundu.
İntörnlük aşamasına gelen öğrencilerin azami eğitim süresi sınırına takılmadan uygulamalı eğitimlerini tamamlamalarının önü açılıyor.
“Avrupa’da İngiltere’den Sonra İlk Binde En Çok Üniversitesi Olan Ülkeyiz”
Türkiye’deki üniversite sayısının 208’e ulaştığını belirten Özvar, nicelik (kapasite) artışının büyük ölçüde tamamlandığını ve artık tamamen nitelik odaklı çalışmalara ağırlık verileceğini belirtti. Üniversitelerin dünya sıralamalarındaki yerine ilişkin eleştirilere ise şu verilerle yanıt verdi:
“Bugün Türkiye, Avrupa genelinde İngiltere’nin ardından dünyada ilk binde en fazla üniversite temsil eden ülke konumundadır. Tarihimizde ilk kez 6 üniversitemiz birden dünya sıralamasında ilk 500 içerisine girmiş vaziyettedir. Bu başarı tüm ülkemizin ve milletimizindir ancak bunu da yeterli görmüyoruz.”
Bugün (15 Temmuz) pompaya yansıyan benzin zammının hemen ardından, sektör kaynaklarından çifte zam haberi daha geldi. Peki, akaryakıta yeni zam ne zaman gelecek? Motorin ve benzin fiyatları ne kadar olacak? İşte 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü itibarıyla İstanbul, Ankara, İzmir güncel akaryakıt fiyatları ve beklenen yeni zamların detayları…
Benzin Zammının Ardından Çifte Zam Kapıda! İşte Tarih
15 Temmuz 2026 Çarşamba günü itibarıyla benzinin litre fiyatına gelen 1 lira 55 kuruşluk zammın mürekkebi kurumadan yeni bir artış dalgası daha netleşti.
Enerji sektörü haberleriyle tanınan gazeteci Olcay Aydilek’in paylaştığı kulis bilgilerine göre; hem motorin hem de benzin grubu için çifte zam yolda.
Beklenen Zam Oranları: Motorinde 3,90 TL, benzinde ise 1,00 TL düzeyinde bir artış öngörülüyor.
Geçerlilik Tarihi: Yeni zamların 17 Temmuz 2026 Cuma gününden itibaren geçerli olması bekleniyor.
Güncel Akaryakıt Fiyatları Ne Kadar?
Cuma günü gelecek büyük zam öncesinde, bugün benzine yapılan 1,55 TL’lik artışın ardından üç büyükşehirdeki güncel pompa fiyatları şu şekildedir:
AHKİB, bu yılın ocak-haziran döneminde 30,25 milyon kilogram hazır giyim ve konfeksiyon ürününü uluslararası pazarlarda değerlendirerek 289 milyon dolarlık ihracat yaptı.
En fazla dış satımı Hollanda, Irak ve Kazakistan’a gerçekleştiren Birlik, İspanya, Almanya ve Tacikistan’a ihracatını da önemli ölçüde artırdı.
Adana, Mersin, Hatay, Kayseri ve Karaman’ın bünyesinde olduğu Birliğin yılın ilk yarısındaki ihracatının 128,9 milyon dolarını kadın, 76,2 milyon dolarını erkek dış giyim ürünleri, 16,7 milyon dolarını hazır eşya ve kalanını diğer ürün grupları oluşturdu.
“Bölgemiz birçok köklü firmaya ev sahipliği yapıyor”
AHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Aytek, AA muhabirine, Türkiye’nin hazır giyim sektörünün esnek üretim kabiliyetine ve değişime hızlı uyum sağlayabilen bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Birliklerinin yılın ilk yarısında 289 milyon dolarlık dış satım yaptığını belirten Aytek, geçen yılın aynı dönemine göre yakaladıkları yüzde 24,6’lık artışın sevindirici olduğunu ifade etti.
Bölge olarak sektöre önemli katkı sağladıklarını dile getiren Aytek, şöyle konuştu:
“Bölgemiz, tekstil ve hazır giyim sektöründe dikey entegrasyona sahip üretim altyapısıyla Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri konumunda bulunuyor. Buradan birçok küresel müşteriye yüksek hacimli ihracat gerçekleştiriyoruz. Bölgemiz, yılların deneyimine sahip uluslararası pazarlarda kendini kanıtlamış birçok köklü firmaya ev sahipliği yapıyor. Bu birikim, bölgemizin en önemli rekabet avantajlarından birini oluşturuyor. Potansiyelimizin farkındayız ve bölgesel teşvik mekanizmalarının daha etkin kullanılmasıyla ihracat rakamlarımızın çok daha yukarı taşınabileceğine inanıyoruz.”
Aytek, zihinsel üretkenliği, yenilikçiliği ve vizyonu ön planda tuttuklarını, özgün tasarım, markalaşma ve dijital dönüşüme de önem verdiklerini söyledi.
“Önceliğimizin mevcut pazarlarda derinleşmek”
Mevcut pazarlarındaki güçlerini artırmayı hedeflediklerini belirten Aytek, “Güvenli ve sürdürülebilir tedarik açısından Türkiye’nin Avrupa Birliği için önemli bir avantaj sunduğu tartışmasız bir gerçek. Bu nedenle önceliğimizin mevcut pazarlarda derinleşmek.” dedi.
Aytek, Türk hazır giyim sektörünü daha yüksek katma değer üreten bir yapıya dönüştürmeyi hedeflediklerini kaydetti.>>>AA
Keleş, Türkiye ve İngiltere arasında güncellenen STA müzakerelerinin beşinci turunun tamamlanması ve geçen hafta Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde imzalanan güvenlik ve savunma ortaklığı belgesinin ikili ilişkilere yansımasına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye ve İngiltere’nin NATO müttefikliği temelinde güvenlik ve savunma alanında iş birliklerini kurumsallaştırdığını dile getiren Keleş, bu süreçte ekonomik ilişkilerin de aynı ölçüde güçlenmesi gerektiğini dile getirdi.
Keleş, siyasi güvenin arttığı dönemlerin, ticaret ve yatırımlar açısından da önemli fırsatlar oluşturduğunu ifade ederek, Türkiye ve İngiltere arasında yürütülen güncellenmiş STA müzakerelerinin beşinci turunun başarıyla tamamlandığını söyledi.
İngiliz hükümetinin açıkladığı bilgilere göre beş müzakere turunda 11 faslın tamamlandığını anımsatan Keleş, özellikle hizmet ticareti, dijital ticaret, yatırımlar ve fikri mülkiyet alanlarında kaydedilen ilerlemenin yeni nesil ekonomik ilişkiler açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Keleş, Türkiye ve İngiltere arasındaki mevcut anlaşmanın ağırlıklı olarak mal ticaretini kapsadığını dile getirerek, “Oysa bugün dünya ticaretinin büyüme alanı hizmetler, dijital ekonomi ve teknoloji yatırımları. Güncellenmiş STA, Türk şirketlerinin İngiltere pazarındaki rekabet gücünü artıracak önemli bir adım olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye ve İngiltere ilişkilerindeki güçlü siyasi zemine dikkati çeken Keleş, “İki ülke arasında son dönemde savunma, teknoloji, yatırım, dijital ekonomi ve ticaret alanlarında eş zamanlı gelişmeler yaşanıyor. Bu durum, Türkiye ile İngiltere ilişkilerini yeni bir stratejik ortaklık seviyesine taşıyor. İş dünyası olarak beklentimiz, güncellenmiş STA müzakerelerinin de en kısa sürede tamamlanması ve şirketlerimizin her iki pazarda da daha rekabetçi bir yapıya kavuşması. Bu, yalnızca mevcut ticaret hacmini artırmayacak, aynı zamanda iki ülke arasındaki uzun vadeli ekonomik ortaklığı da daha güçlü hale getirecek.” diye konuştu.
İngiltere’nin yıllık ithalatı ilk kez bir trilyon dolar seviyesini aştı
Keleş, İngiltere’nin dünyanın en büyük ithalat pazarlarından biri olmayı sürdürdüğünü belirterek, ülkenin yıllık ithalatı ilk kez bir trilyon dolar seviyesini aştığı bilgisini paylaştı.
İngiltere’nin küresel jeopolitik şoklara rağmen yıllıklandırılmış ithalat hacminde Nisan 2026 itibarıyla ilk kez bir trilyon dolar barajını geçerek dünyanın en dinamik tüketim pazarlarından biri olduğunu yeniden kanıtladığını kaydeden Keleş, şöyle devam etti:
“Sadece bu yılın ilk 4 ayında ülkenin toplam ithalatı yüzde 23 artışla 358 milyar dolara ulaştı. Böylesine büyük bir pazarda Türkiye’nin mevcut konumunu koruması ve daha ileriye taşıması için STA’nın güncellenmesi artık ekonomik bir tercih değil, stratejik bir gereklilik. 2025’in son çeyreği itibarıyla Türkiye ve İngiltere arasındaki toplam ticaret hacminin 28,4 milyar sterline ulaşması ve 2026’nın ilk yarısında da bu istikrarın korunarak dış ticaret fazlamızın 4,46 milyar dolar olarak gerçekleşmesi, İngiltere pazarıyla bağlarımızın ne kadar kuvvetli olduğunun en somut göstergesi.”
Keleş, ikili ticarette özellikle çelik, elektronik ve kimya sektöründe önemli büyüme yaşandığını, buna karşılık otomotiv ve hazır giyim sektörlerinde rekabet baskısının arttığını ifade etti.
İngiltere’nin diğer ülkelerle imzaladığı yeni ticaret anlaşmalarının otomotiv ve hazır giyim sektörlerinde etkisini göstermeye başladığını kaydeden Keleş, “İki ülke arasında oluşan bu güçlü siyasi zeminin, güncellenmiş STA ile ekonomik kazanımlara dönüştürülmesi kritik önemde. İngiltere’nin bir trilyon doları aşan ithalat pazarında Türkiye’nin mevcut konumunu koruması yeterli değil, pazar payımızı daha da büyütmeliyiz. Bunun için kamu kurumları, iş dünyası, ihracatçı birlikleri ve İngiltere’deki Türk iş insanları arasında daha güçlü bir koordinasyon kurulmalı.” çağrısında bulundu.>>>AA
Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar, Türk cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika başta olmak üzere birçok ülkeden sağlık turisti ağırlayan Türkiye, estetik ve plastik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri, göz hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji, kardiyoloji, onkoloji başta olmak üzere farklı tıbbi alanlarda sunduğu hizmetlerle uluslararası hastaların tercih ettiği destinasyonlar arasında yer aldı.
Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Hizmetleri Komite Başkanı Mustafa Eröğüt, AA muhabirine, Türkiye’nin sağlık turizminde son yıllarda istikrarlı bir büyüme performansı sergilediğini belirterek, “2025’te ülkemizi sağlık hizmeti almak amacıyla ziyaret eden kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580’e ulaşırken, sağlık turizminden elde edilen gelir 3 milyar 22 milyon 452 bin dolar oldu.” diye konuştu.
Bu yılın ilk çeyreğinde ise olumlu ivmenin devam ettiğini söyleyen Eröğüt, “Yılın ilk üç ayında 302 bin 487 uluslararası hasta ülkemizde sağlık hizmeti alırken, sağlık turizmi geliri 761 milyon 523 bin dolara ulaştı. Özellikle kişi başına düşen sağlık turizmi gelirinin önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 39 artması, ülkemizin artık sadece daha fazla hasta ağırlayan değil, aynı zamanda daha yüksek katma değer üreten bir sağlık turizmi destinasyonu haline geldiğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.
Eröğüt, sağlık turizminde nicelik kadar nitelik odaklı büyümeyi de son derece önemsediklerini vurgulayarak, geçen yılın aynı dönemine kıyasla kişi başı gelirde kaydedilen güçlü artışın ülkenin ileri teknolojiye sahip sağlık altyapısı, uluslararası standartlardaki sağlık kuruluşları ve uzman insan kaynağının küresel ölçekte daha fazla tercih edildiğinin somut bir göstergesi olduğunu dile getirdi.
Yıl sonuna ilişkin beklentilerinin de olumlu olduğunu aktaran Eröğüt, sağlık turizminde sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti.
“Orta Asya ülkelerinden gelen talepte son yıllarda dikkat çekici artış gözlemliyoruz”
Eröğüt, hedeflerinin Türkiye’nin uluslararası sağlık hizmetlerindeki rekabet gücünü daha da artırarak yabancı hasta sayısını yükseltmek ve sağlık hizmeti ihracatından elde edilen geliri daha yukarı taşımak olduğunu belirterek, bu doğrultuda sağlık turizminin ülkenin hizmet ihracatına sağladığı katkıyı artırmaya yönelik tanıtım, markalaşma ve uluslararası işbirliği faaliyetlerini aralıksız sürdürdüklerini anlattı.
Türkiye’nin coğrafi konumu, güçlü sağlık altyapısı ve uluslararası standartlardaki sağlık hizmetleri sayesinde çok geniş bir coğrafyaya hizmet sunduğunu dile getiren Eröğüt, şunları kaydetti:
“Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar, Türk cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika başta olmak üzere yaklaşık 180 ülkeden sağlık turisti ağırlıyoruz. Özellikle Almanya, Birleşik Krallık, Irak, Azerbaycan, Rusya Federasyonu, Libya ve Körfez ülkeleri ülkemize en yoğun hasta gönderen pazarlar arasında yer alıyor. Bunun yanında Kazakistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen talepte de son yıllarda dikkat çekici bir artış gözlemliyoruz. Sektörümüz artık yalnızca mevcut pazarlarda büyümeyi değil, yeni pazarlarda kalıcı bir varlık oluşturmayı da hedefliyor. Bu kapsamda Sahra Altı Afrika ülkeleri, Körfez ülkeleri, Doğu Avrupa, Orta Asya ve Kuzey Amerika büyük potansiyel barındırmakla birlikte, yürütülen tanıtım faaliyetleriyle Türkiye’nin sağlık turizmindeki marka bilinirliğini güçlendirmeye odaklanıyoruz.”
Mustafa Eröğüt, Türkiye’nin sağlık turizmindeki en önemli avantajlarından birinin çok farklı branşlarda dünya standartlarında sağlık hizmeti sunabilmesi olduğuna dikkati çekerek, “Uluslararası hastaların en yoğun ilgi gösterdiği alanların başında estetik ve plastik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri, göz hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji, kardiyoloji, onkoloji, tüp bebek tedavileri ve obezite cerrahisi geliyor. Estetik cerrahi, saç ekimi ve diş tedavileri sağlık turizmi gelirlerinin önemli bir bölümünü oluştururken, onkoloji, kardiyovasküler cerrahi ve organ nakli gibi ileri uzmanlık gerektiren alanlarda da Türkiye’nin uluslararası hasta çekim gücü her geçen yıl artıyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin 40’tan fazla şehirde sağlık turizmi hizmeti sunan, 1500’ün üzerinde sağlık kuruluşu ve yüzlerce uluslararası akreditasyona sahip merkeziyle dünyanın önde gelen sağlık destinasyonlarından biri konumunda bulunduğunu söyleyen Eröğüt, uluslararası hastaların tercih sebeplerinin başında yüksek klinik başarı oranları, ileri teknoloji altyapısı, deneyimli hekim kadroları ve Avrupa ile karşılaştırıldığında yüzde 40 ila yüzde 70 arasında değişen maliyet avantajı geldiğini dile getirdi.
“Kişi başı ortalama sağlık harcaması yaklaşık 2 bin 500 dolara ulaştı”
Eröğüt, sağlık turizminde artık yalnızca hasta sayısındaki artışı değil, kişi başına elde edilen katma değeri de önemsediklerini belirterek, şunları söyledi:
“Kişi başı ortalama sağlık harcaması yaklaşık 2 bin 500 dolara ulaştı. Ancak özellikle onkoloji, kardiyovasküler cerrahi, robotik cerrahi, organ nakli ve kompleks tedavi süreçlerinde bu rakamın 10 bin dolar ila 50 bin dolar arasında değişebildiğini görüyoruz. Bu durum, Türkiye’nin yalnızca yüksek hacimli değil, aynı zamanda yüksek katma değerli sağlık hizmetlerinde de küresel ölçekte güçlü bir konuma ulaştığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, uluslararası hasta deneyimini daha da geliştirerek, yüksek teknoloji gerektiren tedavilere odaklanarak ve Türkiye markasını güçlendirerek hem hasta sayısını hem de kişi başına elde edilen geliri sürdürülebilir şekilde artırmak.”
Ticaret Bakanlığı, HİB ve sektör paydaşlarıyla koordinasyon içerisinde yürütülen çalışmalar sayesinde ülkenin küresel sağlık turizmi markasını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyleyen Eröğüt, “Heal in Türkiye markası, ülkemizin uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki ortak vitrin niteliğini taşıyor. Bunun yanında Ticaret Bakanlığımız tarafından sağlanan yurt dışı tanıtım, fuar katılımı, marka ve Turquality destekleri sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü artırıyor. Amacımız, Türkiye’nin sağlık turizminde yalnızca fiyat avantajıyla değil güvenilirlik, kalite, ileri teknoloji ve hasta memnuniyetiyle öne çıkan küresel bir marka olarak konumunu daha da güçlendirmek.” diye konuştu.
Eröğüt, Türkiye’nin uluslararası alandaki güçlü itibarını koruyabilmesi için kayıt dışı faaliyetlerle etkin şekilde mücadele edilmesinin büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, Heal in Türkiye platformunun uluslararası hastaların yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarına ve aracı kuruluşlara güvenle ulaşabilmesini sağladığını söyledi.
Türkiye’nin Joint Commission International (JCI) akreditasyonuna sahip sağlık kuruluşu sayısıyla dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını aktaran Eröğüt, JCI başta olmak üzere uluslararası akreditasyonların yaygınlaşmasının hasta güvenliği, klinik kalite ve hizmet standartlarının sürekli geliştirilmesini desteklerken, ülkenin sağlık turizmindeki marka değerini ve uluslararası rekabet gücünü de güçlendirdiğini belirtti.
Eröğüt, uluslararası hastalara, tercih edecekleri sağlık kuruluşunun veya aracı kuruluşun yetkilendirilmiş olmasına dikkat etmeleri, tedavi sürecine ilişkin tüm hizmetleri yazılı sözleşme ile güvence altına almaları ve sadece sosyal medya üzerinden hizmet veren kayıt dışı aracılardan kaçınmaları tavsiyesinde bulundu.>>>AA
Güzelliği ve başarılı performansıyla her zaman spot ışıklarının altında olan milli voleybolcunun çok konuşulacak açıklamalarının tüm detayları…
“Voleybolu Bırakabilirdim”
Kariyerindeki en büyük dönüm noktasının erken yaşta yaşadığı bir kırılma anı olduğunu belirten Zehra Güneş, zihinsel olarak küllerinden nasıl doğduğunu şu sözlerle itiraf etti:
“Mentalitemi geliştirdim ve sağlam bir zemine oturttum. Bunun farkına ise daha 20 yaşında geçirdiğim bir sakatlık sonrasında vardım. Tokyo Olimpiyatları’nda Güney Kore’ye elendiğimizde sanırım 20 yaşındaydım. Eğer o dönemde bu seviyede bir zihinsel güce sahip olmasaydım, o günden sonra bir daha asla voleybol oynayamazdım. Voleybolu bırakabilirdim.”
Filenin Sultanı Sahada Anksiyete Atağı Geçirdi!
Üzerlerindeki büyük baskıya ve mental sağlığın sporcular üzerindeki hayati önemine dikkat çeken Güneş, bu sezon içinde yaşadığı ve ekranlara yansımayan korku dolu anları tüm samimiyetiyle aktardı:
“Bu sezon oynadığımız bir maç sırasında anksiyete atağı geçirdim. Ancak kendimi inanılmaz bir şekilde kontrol etmeyi başardım. Maç bittikten sonra derin bir nefes alabildim ve ancak o zaman titremeye başladım.”
Başarının Sırrı Sıra Dışı Günlük Rutininde Saklı
Saha içindeki savaşçı ruhunun yanı sıra saha dışındaki entelektüel ve disiplinli yaşamıyla da genç sporculara örnek olan Zehra Güneş, güne başlama ritüelini ilk kez anlattı. Erken uyanmayı çok sevdiğini belirten yıldız oyuncu, her sabah kahvesini içtikten sonra adeta üçüncü bir şahsın gözünden günüyle ilgili günlük yazdığını söyledi. Kendini dışarıdan bir göz gibi analiz eden başarılı voleybolcu, zihinsel dengesini bu renkli rutini sayesinde koruduğunu ifade etti.
İçinde bulunduğumuz 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü kamuoyuna sızan ifadenin perde arkası, milyarlarca liralık para trafiği ve operasyonun zamanlamasına dair tüm çarpıcı detaylar…
Haluk Levent’in İfadesindeki Şok İtiraflar
“Borsa Zaafım Var, Risk Aldım ve Borçlandım”
İfadesinde borsa oynamasını bir “zaaf” olarak nitelendiren Haluk Levent, özellikle 6 Şubat depremlerinin ilk iki yılında sırtlandığı ekonomik maliyetler yüzünden borsada daha büyük riskler aldığını itiraf etti:
“Depremin ilk iki yılının bana getirdiği ekonomik maliyetler benim daha çok borsada işlem yapmama ve daha çok risk almama sebep oldu. Bu paraları hep borçlandım.”
Ahbap İktisadi İşletmesi’ne ait çek karnesini kullanma yetkisinin tamamen kendisinde olduğunu belirten ünlü şarkıcı, derneğe ait mali araçları kişisel borç ilişkilerinde kullandığını şu sözlerle kabul etti:
“Ahbap çeklerini ve senetlerini kimi yerlerde teminat olarak kullandım. Yüksek miktarda borçlandım. Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz.”
Kendi Adına Banka Hesabı Yok, Başkalarının Hesaplarını Yönetiyor!
Mali incelemelerde dikkat çeken en büyük şüphelerden biri de Levent’in kendi adına hiçbir banka hesabı kullanmaması oldu. Ünlü sanatçı, konser gelirlerinin ve nakit akışının Yeliz Kaya adına kayıtlı VakıfBank ve Halkbank hesaplarına yattığını, bu hesapları bizzat kendisinin yönettiğini söyledi. Ayrıca Zafer Yay adına kayıtlı bir yatırım hesabını kullandığını ve Risus Organizasyon şirketinin gizli/gayriresmî ortağı olduğunu da kabul etti.
80 Milyon Liralık Gizemli Para Trafiği ve 20 Daire Planı
Soruşturma dosyasındaki en büyük iddialardan biri olan Yeliz Kaya’nın hesabına aktarılan 80 milyon lira için Levent, “80 milyon benim şahsi paramdır” dedi.
Bu parayı Ahbap Derneği’ne kazanç sağlamak amacıyla kullandığını iddia eden ünlü sanatçı, yakalanmasaydı bu borcu taşınmaz devriyle kapatacağını savundu: “Bugünkü değeri yaklaşık 150 milyon lira olan 20 daireyi 80 milyon TL borca karşılık Ahbap Derneği’ne devretmek için yönetim kurulu kararı aldırdım. Çerkezköy Tapu Müdürlüğü’ne başvurduk ancak gözaltına alınınca işlemler yarım kaldı.”
“Bir Gün Daha Beklenseydi Operasyon Boşa Düşecekti”
Operasyonun zamanlamasını sert bir dille eleştiren Haluk Levent, gözaltı tarihine sitem etti:
“Ben 14 Temmuz 2026 Salı günü gözaltına alınsaydım şu anda Ahbap Derneğinden hiçbir şekilde para çıkışı olmayacaktı. Bir gün daha beklenseydi Yeliz Kaya’ya aktarılan para taşınmazlarla kapatılacak ve operasyon boşa düşecekti.”
Ancak savcılık kaynakları, Levent’in bu ifadesinin operasyon öncesinde apar topar yapılmaya çalışılan şüpheli bir mal kaçırma/kapatma hareketine işaret ettiğini belirtiyor.
İfade Neden Yarım Kaldı? Neden Susma Hakkını Kullandı?
Emniyetteki sorgu sırasında önüne konulan milyarlarca liralık karmaşık banka kayıtlarını, usulsüz para hareketlerini ve somut verileri gören Haluk Levent’in, sorulara net cevaplar vermek yerine ifadeyi sulandıracak tavırlar sergilediği, ardından da en kritik sorularda susma hakkını kullanmak istediği öğrenildi.
Süleyman Soylu İddiası Tutanak Krizine Yol Açtı
Haluk Levent’in sosyal medya hesabından paylaşılan İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi tutanağına göre; Levent ifadesi sırasında eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve bazı siyasetçilerden bahsetmek istedi. Ancak emniyet görevlilerinin “Bu anlattıklarının sorulan soruyla bir ilgisi yok, soruyla uyumsuz” diyerek bu isimleri tutanağa geçirmek istememesi üzerine kriz çıktı. Savunma hakkının kısıtlandığını iddia eden Haluk Levent ve avukatları, emniyette daha fazla konuşmayarak kalan sorulara karşı susma hakkını kullandı.
Levent, müşteki iş insanı Hüseyin Başaran ile arasındaki dolandırıcılık iddiasına dair ayrıntılı savunmasını ise emniyette değil, doğrudan Cumhuriyet Savcılığına vereceğini belirtti.
Ekranlardan uzak, gözlerden ırak bir yaşam süren başarılı oyuncunun sosyal medyaya düşen son fotoğrafı, geçirdiği büyük değişimle magazin gündemine bomba gibi düştü. İşte Yaprak Dökümü’nün Şevket’i Caner Kurtaran’ın çok konuşulan yeni imajı ve son hali…
Dizideki Rolüyle Geniş Kitlelerin Hafızasına Kazınmıştı
Halil Ergün, Güven Hokna, Bennu Yıldırımlar ve Gökçe Bahadır gibi dev isimlerle birlikte Yaprak Dökümü’nde başrolü paylaşan Caner Kurtaran, Şevket karakterinin yaşadığı finansal krizler, hapis süreci ve aile içi iniş çıkışlardaki oyunculuk performansıyla dönemin en çok konuşulan jönleri arasında yer alıyordu.
Diziden ayrılış sürecinin ardından nadir projelerde yer alan ve sakin bir hayatı seçen Kurtaran, uzun süredir adeta sırra kadem basmıştı.
İşte Caner Kurtaran’ın Son Hali! Görenler Tanımakta Zorlandı
İçinde bulunduğumuz 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü sosyal medya platformlarında hızla yayılan bir fotoğraf karesi, ünlü oyuncuyu yeniden Türkiye gündemine taşıdı. Yıllar içindeki fiziksel değişimi, beyazlayan saç-sakalı ve farklı tarzıyla dikkat çeken 1978 doğumlu başarılı oyuncunun yeni imajı hayranlarını ikiye böldü.
Sosyal medya kullanıcıları Caner Kurtaran’ın son haline binlerce yorum yağdırırken, öne çıkan bazı tepkiler şunlar oldu:
“Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor, Şevket’i tanımakta zorlandık!”
“Yıllar onu bambaşka bir adam yapmış ama karizmasından hiçbir şey kaybetmemiş.”
“Bizim için her zaman Yaprak Dökümü’nün unutulmaz Şevket’i olarak kalacak.”
İşte Ayşe Nazlı Yumlu’nun hayatı, eğitimi ve evliliğine dair merak edilen tüm detaylar…
Ayşe Nazlı Yumlu’nun Hayatı ve Eğitimi
22 Temmuz 2000 yılında dünyaya gelmiştir. Henüz 4 aylık bir bebekken, sanatçı Nilüfer tarafından Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan evlat edinilmiştir. Nilüfer, kızına kendi soyadı olan “Yumlu”yu vermiştir. Nilüfer’in 2001-2003 yılları arasında hayat arkadaşlığı yaptığı ünlü gazeteci ve televizyoncu Reha Muhtar, Ayşe Nazlı’yı kendi kızı gibi benimsemiş ve büyüme sürecinde babalık figürünü üstlenmiştir. Yükseköğrenimini Birleşik Krallık’ta tamamlayan Ayşe Nazlı Yumlu, İngiltere’nin prestijli okullarından Sussex Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden başarıyla mezun olmuştur.
Özel Hayatı ve Evliliği
Uzun süredir gözlerden uzak bir birliktelik yaşayan Ayşe Nazlı Yumlu, aile kurma yolundaki ilk resmi adımını Aralık 2025’te nişanlanarak atmıştı.
Ayşe Nazlı Yumlu, içinde bulunduğumuz haftada, yani 14 Temmuz 2026 Salı günü, uzun süredir birlikte olduğu dijital pazarlama uzmanı Batuhan Yağlıoğlu ile aile arasında düzenlenen sade ve şık bir nikah töreniyle dünyaevine girmiştir. Çiftin nikahına yalnızca çok yakın aile dostları katılmıştır.
İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının bilançosuna ilişkin bir açıklama yaptı.
“Son günlerde ABD’nin ülkenin güneyine düzenlediği saldırılarda 30’dan fazla sivil hayatını kaybetti.” ifadelerini kullanan Muhacerani, hükümetin acılı ailelerin yanında olduğunu belirtti.
Muhacerani, ABD saldırılarının hedefi olan güney bölgelerin İran’ın “kalbi ve can damarı” olduğunu vurguladı.
İran: ABD’nin son saldırılarında 2 kişi hayatını kaybetti, 260 kişi yaralandı
Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kirmanpur, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, ABD saldırılarına ilişkin bilgi verdi.
ABD’nin son saldırılarında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 260 kişinin yaralandığını, 2 kişinin ise hayatını kaybettiğini belirten Kirmanpur, yaralanan 222 kişinin tedavilerinin ardından taburcu edildiğini, diğer yaralıların ise hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğünü ifade etti.