Kategori: haber

  • Kalemin nöbeti hiç bitmez

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    Gazetecilik, yalnızca bir meslek değil…

    Gazetecilik; gecenin sessizliğinde duyulan siren sesine kulak vermek, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şehrin nabzını tutmak, bazen bir annenin gözyaşına, bazen bir çocuğun tebessümüne, bazen de milletin ortak sevincine tanıklık etmekti…

    Takvimler 24 Temmuz’u gösterdiğinde, aslında kutlanan sadece bir gün değil.

    Kutlanan; mürekkebin alın teriyle buluştuğu, fotoğraf makinesinin deklanşörüne yansıyan emek, kameranın kaydettiği hayat ve klavyenin tuşlarında sabahlayan umutlardı

    Gazetecinin mesaisi saatle ölçülmez.

    O, gecenin üçünde gelen bir ihbarla uykusundan sıçrayabilir. Bayram sabahı da görevdedir, yılbaşı gecesi de… Kimi zaman sıcak asfaltın üzerinde, kimi zaman kar altında, kimi zaman yağmurun en sert damlaları arasında haberin peşinden koşar. Çünkü bilir ki; halkın haber alma hakkı beklemez.

    Gazetecinin en büyük sermayesi kalemidir.

    O kalem bazen adalet için konuşur, bazen sessizlerin sesi olur. Bazen bir köy okulunun eksiklerini anlatır, bazen bir şampiyonun gururunu taşır manşetlere. Kimi zaman tek bir cümleyle umut olur, kimi zaman tek bir başlıkla gündemi değiştirir…

    +++

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    BAŞLIK ATMAK…

    Başlık atmak, sanıldığı kadar kolay değildir.

    Bir başlık, haberin yalnızca adı değildir; ruhudur, nefesidir, ilk bakışta okuyucunun kalbine dokunan cümledir. İyi bir başlık, kelimelerin dansıdır. Harflerin ahengidir. Şairin mısraları gibi akılda kalır, bestekârın notaları gibi kulağa yerleşir. Bir gazeteci, bazen saatlerce tek bir başlık için düşünür. Çünkü bilir ki doğru başlık, haberin en güçlü imzasıdır.

    ++++

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    GAZETECİLİK BİRAZ DA EDEBİYATTIR

    Her haberin içinde insan vardır. İnsan varsa duygu vardır. Duygu varsa kelimeler yalnızca dizilmez; hissedilir. Bu yüzden iyi gazeteci sadece yazmaz, yaşatır. Sadece anlatmaz, hissettirir. Okuyanı olayın içine çeker. Bir cümleyle gülümsetir, bir paragrafla düşündürür.

    Kamera taşıyanın omzunda sadece birkaç kilo ağırlık yoktur.

    O omuzlarda toplumun hafızası vardır. Fotoğraf çeken objektif yalnızca kare yakalamaz; zamanı durdurur. Yıllar sonra dönüp baktığımızda geçmişi bize hatırlatan şey çoğu zaman bir gazetecinin çektiği fotoğraf, kaydettiği görüntü ya da yazdığı satırlardır.

    Belki de bu yüzden gazeteciler, tarihin sessiz yazarlarıdır.

    İsimleri çoğu zaman haberin önüne geçmez. Alkış beklemezler. Çünkü bilirler ki en büyük ödül, doğru haberi doğru zamanda okuyucusuyla buluşturmaktır.

    Dün 24 Temmuz idi…

    Sansürün kaldırılışının yıl dönümü…

    Özgür kalemin, bağımsız haberciliğin ve halkın haber alma hakkının simgesi…

    24 Temmuz; gecesini gündüzüne katan muhabirin, objektifini hiç indirmeyen foto muhabirinin, kamerasıyla hayatı kayıt altına alan görüntü yönetmeninin, montaj masasında sabahlayan editörün, sayfaya ruh veren mizanpajcının ve görünmeyen nice emekçinin günüdür.

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    Kaleminiz ve kalemimiz hiç tükenmesin…

    Objektifimiz hep gerçeğe odaklansın…

    Başlıklarımız, kelimelerin en güzel dansı olsun…

    Mürekkebimiz vicdandan, cümlelerimiz hakikatten beslensin.

    Çünkü bazı insanlar sadece haber yazmaz…

    Yaşadığı şehrin hafızasını yazar.

    Ve o hafıza, gelecek nesillere bırakılmış en kıymetli mirastır.

    24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramımız kutlu olsun.

    Sevgiyle kalın… Umutla kalın…

  • Haşhaşın faydaları!

    Haşhaşın faydaları!

    Yukarıda belirttiğiniz maddelere ek olarak, haşhaşın bu faydaları vücudumuzda tam olarak nasıl gösterdiğini ve tüketirken nelere dikkat edilmesi gerektiğini şu şekilde detaylandırabiliriz:

    Lif Kaynağı ve Sindirim Sistemi

    Haşhaş tohumları, bitkisel lif açısından son derece zengindir. Tüketildiğinde mide sıvısını emerek şişer ve tokluk hissi yaratır. Bu durum hem kilo kontrolüne yardımcı olur hem de bağırsak florasını besleyerek uzun vadede kolon sağlığını korur.

    Hücresel Koruma ve Antioksidan Etki

    Haşhaş, serbest radikallerle savaşan güçlü antioksidanlar içerir. Bu bileşenler, hücrelerin yaşlanmasını ve deforme olmasını yavaşlatarak kronik hastalıklara karşı vücudun direncini artırır. Özellikle cilt üzerindeki yaşlanma karşıtı (anti-aging) etkisi bu hücre yenileyici özellikten gelir.

    Enerji Metabolizması ve Beyin Fonksiyonları

    İçeriğindeki demir ve bakır, kırmızı kan hücrelerinin (hemoglobin) yapısına katılarak dokulara daha fazla oksijen taşınmasını sağlar. Bu sayede kronik yorgunluk ve halsizlik hissi azalır. Ayrıca zengin B vitamini kompleksi, sinir iletimini hızlandırarak odaklanmayı kolaylaştırır ve zihinsel performansı destekler.

    ⚠ Haşhaş Tüketirken Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Haşhaş her ne kadar şifalı bir besin olsa da tüketim miktarına ve şekline dikkat etmek hayati önem taşır:

    • Porsiyon Kontrolü: Yağ oranı yüksek bir tohum olduğu için kalori değeri fazladır. Günlük olarak 1-2 tatlı kaşığından fazla tüketilmesi kilo artışına neden olabilir.

    • Morfin ve Alkaloid Riski: Haşhaş bitkisinin kapsülünde bulunan narkotik bileşenler (morfin, kodein vb.) tohumların yüzeyine bulaşabilir. Genellikle gıda amaçlı satılan haşhaşlar iyice yıkanıp işlenerek bu maddelerden arındırılır. Ancak yine de aşırı tüketimden kaçınılmalıdır.

    • İlaç Etkileşimleri: Özellikle sakinleştirici, uyku düzenleyici veya antidepresan ilaç kullanan kişilerin, haşhaşın doğal yatıştırıcı etkisi nedeniyle tüketmeden önce doktorlarına danışmaları önerilir.

    • Alerji Durumu: Kuruyemiş veya tohum alerjisi olan kişilerin haşhaşa karşı da hassasiyeti olabilir. İlk kez tüketilecekse küçük bir miktarla başlanmalıdır.>>>HABER MERKEZİ 

  • İnsanlık sadece sosyal medyada mı kaldı!

    İnsanlık sadece sosyal medyada mı kaldı!

    Orta Doğu son zamanlarda adeta bir kan ve gözyaşı gölüne döndü. İsrail’in saldırılarında bugüne kadar yüz binden fazla insan; çocuk, kadın, yaşlı demeden hayatını kaybetti. Dünya bu vahşete sadece seyirci kalırken, insanlık tarihi en büyük sınavlarından birinden geçiyor. Yaklaşık 2 milyar Müslüman’ın yaşadığı dünyada, Müslümanlar toplam nüfusun yüzde 25’ini oluşturuyor. Ancak acı olan şu ki, birçok İslam ülkesi bu zulme karşı sessizliğini korurken, Türkiye her fırsatta bu vahşeti en yüksek tondan dünyaya haykırmaya devam ediyor.

    SOSYAL MEDYA VİCDAN RAHATLATMA ARACI MI?

    İnsanlığın artık gerçek dünyadan kopup dijital bir evrene hapsolduğunu üzülerek görüyoruz. Bugün 12 yaşındaki çocuktan en yaşlımıza kadar herkesin elinde bir akıllı telefon var. İnsanlar hayatlarını bu ekranlarda yaşıyor, geçimlerini buradan sağlıyor, beğeniler ve paylaşımlarla dünyayı takip ediyor. Ancak Orta Doğu’da insanlar katledilirken, sosyal medya artık sadece vicdanları rahatlatmak için kullanılan yapay bir araç haline gelmiş durumda.
    Kullanıcılar “Kahrolsun İsrail” yazılı bir görseli beğenince veya kendi sayfalarında paylaşınca, insani görevlerini yerine getirdiklerini sanıyorlar. Bir tıklama ile o derinlerdeki sızıyı dindirip “ben üzerime düşeni yaptım” diyerek hayatlarına devam ediyorlar. Oysa dijital dünya, gerçeklerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan koca bir hayal dünyasından ibaret.

    DİJİTAL VİCDAN NEDİR?

    Peki, son zamanlarda sıkça duyduğumuz bu dijital vicdan tam olarak nedir? Dijital vicdan; bireylerin, teknoloji devlerinin ve devletlerin dijital dünyada ahlaki ve insani sorumlulukla hareket etmesidir. Yapay zekadan algoritmalara, kişisel verilerin korunmasından sosyal medya kullanımına kadar her alanda “doğru ile yanlışın dijital versiyonu”dur. Teknoloji geliştikçe insan haklarına zarar vermemek, mahremiyeti korumak ve şeffaf olmak bir lüks değil, zorunluluk haline geldi.

    SANAL ZORBALIKTAN DİJİTAL ADALETE

    Sosyal medya platformları maalesef dijital vicdanın en çok yaralandığı yerler. Linç kültürü, nefret söylemleri, dezenformasyon ve dijital zorbalık bugün birer salgın gibi yayılıyor. Kullanıcı verilerinin ticari amaçlarla istismar edilmesi ise işin başka bir boyutu. Dijital vicdanın olmadığı bir gelecekte bizi neyin beklediğini tahmin etmek zor değil: Kişisel özgürlüklerin azaldığı, dijital diktatörlüklerin güçlendiği ve teknolojinin sadece sistemlerin çıkarına hizmet ettiği bir dünya.

    TEKNOLOJİ VİCDANLI OLDUĞU SÜRECE DEĞERLİDİR

    Gelecekte dijital vicdan kavramı yapay zekâ yasalarının ve eğitim sistemlerinin merkezinde yer alacak. Ancak bu bilinci küçük yaşlardan itibaren çocuklara aşılamalıyız. Medya okuryazarlığı ve dijital empati, en az matematik kadar önemli bir ders haline gelmelidir. Sonuç olarak dijital çağda vicdan, artık sadece bireysel bir mesele değildir. İnsanlığın geleceği, teknolojinin ne kadar akıllı olduğundan çok, onu kullanan ve yönetenlerin ne kadar vicdanlı olduğuna bağlı olacaktır. Unutmayalım ki, ekran başında gösterdiğimiz tepkiler bizi sadece “dijital bir vatandaş” yapar; asıl mesele o vicdanı hayatın her alanına taşıyabilmektir.
    Özellikle Filistin’de yaşanan soykırım ve insanlık dışı zulüm karşısında, küresel kamuoyunun büyük bir kısmının sadece “dijital vicdan” ile yetindiğini görmek en büyük yaramızdır. Sosyal medyada bir görsel paylaşarak görevini tamamladığını düşünen dünya, Gazze’deki gerçek çığlıkları dijital gürültünün arasında kaybediyor. İnsanlık, bu büyük acıya karşı sadece birer tıklama ile tepki vererek en ağır sınavında sınıfta kalmaya devam ediyor.

  • Savaşın Gölgesinde Turizm, Afyon’un Şifalı Suları

    Savaşın Gölgesinde Turizm, Afyon’un Şifalı Suları

    Ortadoğu’da Gerilim, Termal Turizmde Yeni Bir Dönem
    Ortadoğu yine kaynıyor.
    İran ile İsrail arasındaki gerilim her geçen gün daha yüksek sesle konuşuluyor. Dünya basını olası bir savaş senaryosunu tartışırken, küresel ekonomi ve enerji piyasaları kadar bir sektör daha dikkat kesilmiş durumda: turizm.
    Turizm sektörü dünyanın en hassas alanlarından biridir. Savaşın olduğu yere turist gitmez. Güvenlik algısı zayıflayan destinasyonlar kısa sürede listeden çıkar. Ancak turizm tamamen yok olmaz; yön değiştirir.
    Tarih bunu defalarca gösterdi.
    Bir bölgede kriz çıktığında turist başka bir ülkeye gider. Bir destinasyon zayıfladığında başka bir destinasyon yükselir. Bu yüzden küresel turizmde krizler çoğu zaman aynı zamanda yeni fırsatların da başlangıcıdır.
    Türkiye bu denklemin tam ortasında duran ülkelerden biridir.
    Türkiye’nin Sessiz Avantajı
    Ortadoğu’daki her gerilim Türkiye için çift yönlü bir etki yaratır. Bir yandan bölgesel risk algısı oluşur, diğer yandan turistler güvenli alternatifler aramaya başlar.
    Bu noktada Türkiye’nin güçlü bir avantajı vardır: turizm çeşitliliği.
    Türkiye sadece deniz turizmiyle ayakta duran bir ülke değildir. Bu topraklarda aynı anda;
    deniz turizmi
    kültür turizmi
    gastronomi turizmi
    doğa turizmi
    sağlık ve termal turizm
    varlığını sürdürebilir.
    İşte bu çeşitlilik kriz dönemlerinde Türkiye’nin sigortasıdır.
    Deniz Turizmi Dalgalanır, Termal Turizm Direnir
    Savaş ve siyasi gerilimler en çok kıyı turizmini etkiler. Akdeniz’de güvenlik algısı değiştiğinde tatil planları hızlıca değişebilir.
    Ancak turizmin bir alanı vardır ki krizlerden çok daha az etkilenir: termal turizm.
    Çünkü termal turizm;
    tatil değil sağlık arayışıdır,
    eğlence değil iyileşme ihtiyacıdır.
    Bu yüzden termal destinasyonların talebi daha stabil ilerler.
    Türkiye’de bu alanın en güçlü merkezlerinden biri ise tartışmasız Afyonkarahisar.
    Anadolu’nun Ortasında Bir Sağlık Merkezi
    Afyonkarahisar yalnızca bir şehir değil, aynı zamanda bir termal başkenttir.
    Şehrin etrafında yükselen termal tesisler yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa’nın da dikkatini çeken bir altyapıya sahiptir.
    Özellikle;
    Hüdai Kaplıcaları
    Gazlıgöl Kaplıcaları
    Ömer Kaplıcaları
    gibi merkezler yüksek mineral değerine sahip sularıyla yıllardır şifa dağıtıyor.
    Romatizmal hastalıklardan kas ve eklem problemlerine kadar birçok sağlık sorununda tercih edilen bu sular, Afyon’u yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda bir sağlık merkezi haline getiriyor.
    Afyon’un Asıl Gücü: Dört Mevsim Turizm
    Türkiye’nin sahil şehirleri yaz aylarında parlar. Ancak yaz bitince sezon da büyük ölçüde sona erer.
    Afyon ise farklıdır.
    Termal turizm;
    yazın da çalışır
    kışın da çalışır
    hafta sonlarında da doludur
    sağlık turizmiyle uzun konaklama yaratır.
    Yani Afyon turizmi yalnızca sezonluk değil, yılın tamamına yayılan bir ekonomidir.
    Bu da şehri turizm krizlerine karşı daha dayanıklı hale getirir.
    Yeni Bir Başlık: Ulaşım ve Zafer Havalimanı Fırsatı
    Ortadoğu’daki gerilim yalnızca turizm talebini değil, hava ulaşımını da doğrudan etkiliyor. Bölgedeki bazı hava sahalarının riskli görülmesi ve bazı uçuşların iptal edilmesi, havacılık sektöründe yeni rota arayışlarını gündeme getiriyor.
    Tam da bu noktada önemli bir potansiyel devreye giriyor:
    Zafer Havalimanı.
    Kütahya, Afyonkarahisar ve Uşak üçgeninde yer alan bu havalimanı, aslında Anadolu’nun en stratejik ulaşım noktalarından biridir.
    Özellikle Türk Hava Yolları ve diğer uluslararası havayolu şirketlerinin kriz dönemlerinde yeni ve güvenli alternatif rotalar oluşturması durumunda, Zafer Havalimanı bölgesel turizm için önemli bir avantaja dönüşebilir.
    Düşünün ki;
    Avrupa’dan gelen bir turist birkaç saatlik uçuşla Zafer Havalimanı’na inebilir, ardından yarım saat – bir saat içinde Afyon’daki termal tesislere ulaşabilir.
    Bu yalnızca bir ulaşım kolaylığı değil, aynı zamanda bölgesel turizm stratejisidir.
    Asıl Soru Şu
    Bugün Ortadoğu’da yaşanan gerilim dünya turizminin rotasını yeniden şekillendirebilir.
    Ancak mesele yalnızca kriz değildir. Asıl mesele şudur:
    Türkiye bu değişen turizm hareketini doğru okuyabilecek mi?
    Ve daha da önemlisi;
    Afyon gibi güçlü termal merkezler uluslararası sağlık turizminin merkezlerinden biri haline gelebilecek mi?
    Çünkü gerçek şu ki;
    Anadolu’nun ortasında sessizce kaynayan bu şifalı sular yalnızca Türkiye için değil, dünya turizmi için de büyük bir potansiyel taşıyor.
    Belki de artık Afyon’a yalnızca bir kaplıca şehri olarak değil,
    Avrupa’nın yeni sağlık turizmi merkezi olarak bakmanın zamanı gelmiştir.
    Ve belki de bu dönüşümün anahtarlarından biri;
    Afyon semalarına inecek yeni uçaklardır.

  • Devlet Geleneği ve Hizmet Bayrağı: Afyonkarahisar

    Devlet Geleneği ve Hizmet Bayrağı: Afyonkarahisar

    Devlet yönetiminde bazı değişimler vardır ki, yalnızca bir atama kararı değildir.
    Bir geleneğin devamı, bir hizmet bayrağının devri anlamına gelir.
    Afyonkarahisar’da yaşanan valilik değişimi de tam olarak böyle bir süreçtir.
    Cumhurbaşkanlığı kararıyla Afyonkarahisar Valiliği görevini yürüten Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, İçişleri Bakanlığı Bakan Yardımcılığı görevine atanırken; Uşak Valisi Dr. Naci Aktaş ise Afyonkarahisar’ın yeni valisi olarak görevlendirildi.
    Devlet yönetiminde yükseliş, çoğu zaman görevlerin büyümesi anlamına gelir.
    Sayın Kübra Güran Yiğitbaşı, görev yaptığı süre boyunca Afyonkarahisar’da yalnızca bir idareci değil; aynı zamanda sosyal projelere önem veren, şehirle temas kuran ve kamu kurumları arasında koordinasyonu önceleyen bir yönetim anlayışı ortaya koydu.
    Afyonkarahisar’ın ekonomik ve sosyal potansiyelinin öne çıkarılması, şehirdeki yatırımların hızlandırılması ve özellikle sosyal destek projeleri konusunda yürütülen çalışmalar kamuoyunun da yakından takip ettiği başlıklar oldu.
    Devletin mülki idare geleneğinde önemli olan yalnızca görev yapmak değil, görev bırakırken ardında güçlü bir idari düzen bırakmaktır.
    Bugün Afyonkarahisar’da yaşanan görev değişimi de tam olarak bu sürekliliğin bir göstergesidir.
    Şimdi şehir yeni bir döneme giriyor.
    Afyonkarahisar’ın yeni Valisi Dr. Naci Aktaş, uzun yıllara dayanan mülki idare tecrübesiyle bu görevi devralıyor.
    Kaymakamlık ve valilik görevleri boyunca sahada çalışan, kamu yönetimini yakından bilen bir isim olarak Dr. Aktaş’ın Afyonkarahisar’ın potansiyelini doğru okuyarak şehre yeni bir ivme kazandırması bekleniyor.
    Afyonkarahisar sıradan bir şehir değildir.
    Türkiye’nin tam merkezinde yer alan, tarımdan sanayiye, doğal taş sektöründen termal turizme kadar geniş bir ekonomik güce sahip olan bu şehir; doğru yönetim ve güçlü koordinasyonla çok daha büyük bir potansiyeli barındırmaktadır.
    Bu nedenle valilik makamı, Afyonkarahisar için yalnızca bir idari görev değil; aynı zamanda bir kalkınma koordinasyonu merkezidir.
    Devlet geleneğinde görev değişimleri kişisel değil kurumsaldır.
    Bir vali görevini devreder, diğeri devralır.
    Ama devletin hizmet anlayışı değişmez.
    Bugün Afyonkarahisar’da yaşanan tablo da budur.
    Bir yanda Ankara’da daha büyük bir sorumluluk üstlenen bir devlet yöneticisi…
    Diğer yanda tecrübesiyle şehrin yönetimini devralan yeni bir vali…
    Afyonkarahisar, devletle birlikte büyüyen şehirlerden biridir.
    Bu şehir, tarih boyunca güçlü idarecilerle çalışmış, devlet kurumlarıyla uyum içinde gelişmiş ve her dönemde üretim gücünü korumuştur.
    Bugün de aynı anlayışla yoluna devam edecektir.
    Bu vesileyle Afyonkarahisar’a hizmet eden Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’na teşekkür ediyor, yeni görevinde başarılar diliyoruz.
    Şehrimizin yeni Valisi Dr. Naci Aktaş’a da “hoş geldiniz” diyor, Afyonkarahisar için güçlü, verimli ve başarılı bir görev dönemi temenni ediyoruz.
    Çünkü devlet yönetiminde esas olan kişiler değil, hizmetin devamlılığıdır.
    Ve Afyonkarahisar’da hizmet bayrağı bugün yine aynı kararlılıkla taşınmaya devam ediyor.

  • AFSÜ Kalp ve Damar Cerrahisi bölgenin en iyisi olarak öne çıkıyor

    AFSÜ Kalp ve Damar Cerrahisi bölgenin en iyisi olarak öne çıkıyor

    Açık Kalp Ameliyatlarından Kapalı Yöntemlere

    Kliniğin altı yıldır açık kalp ameliyatlarını düzenli olarak gerçekleştirdiğini kaydeden Sevil, son iki yılda temin edilen yeni ekipmanlar sayesinde kapak ameliyatlarında kapalı yöntemlerin uygulanmaya başlandığını söyledi.

    Geleneksel yöntemde göğüs kemiğinin ortadan kesilmesiyle yapılan kapak ameliyatlarının yanı sıra, yaklaşık 3–4 aydır “koltuk altı ameliyatı” olarak bilinen ve kaburgaların altından küçük kesi ile girilerek gerçekleştirilen kapak değişimlerinin de uygulanabildiğini aktaran Sevil, bu yöntemin Afyonkarahisar’da yalnızca kendi merkezlerinde yapıldığını dile getirdi.

    Doğuştan Kalp Hastalıkları ve Ana Damar Ameliyatları

    Kalbinde doğuştan delik bulunan ya da farklı yapısal anormallikleri olan hastaların ameliyatlarının da klinikte yapıldığını belirten Sevil, kalpten çıkan ana damarın yırtılması (aort diseksiyonu) gibi hayati risk taşıyan durumlarda da cerrahi müdahalelerin başarıyla gerçekleştirildiğini söyledi.

    Ana damarda görülen anevrizma (damar genişlemesi) vakalarının ameliyatlarının da yapıldığını ifade eden Sevil, Türkiye’de ve dünyada uygulanan kalp ve damar cerrahisi operasyonlarının AFSÜ bünyesinde gerçekleştirilebildiğini kaydetti. Hayati riski bulunan acil hastalara da müdahalelerin başarıyla yapıldığı bildirildi.

    Aynı Anda Birden Fazla Ameliyat

    Bypass ve kapak ameliyatlarının en sık yapılan operasyonlar arasında yer aldığını belirten Sevil, bazı hastalarda aynı anda iki hatta üç cerrahi işlemin tek seansta uygulanabildiğini söyledi. Bu tür ameliyatların risk oranını artırdığını ifade eden Sevil, üniversite hastanesi olmaları nedeniyle başka merkezlerce kabul edilmeyen yüksek riskli hastaları da tedavi ettiklerini dile getirdi.

    “Şehir Dışına Gitmeye Gerek Yok”

    Bypass kararı verilen bazı hastaların şehir dışına gitmeyi tercih ettiğini belirten Sevil, AFSÜ’nün tam donanımlı bir üniversite hastanesi olduğunu ve gerekli tüm ekipman ile altyapıya sahip olduklarını söyledi. Çevre illerden Afyonkarahisar’a ameliyat olmak için hastalar gelirken, Afyonlu bazı hastaların başka illeri tercih etmesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti.

    Minimal İnvaziv Mitral Kapak Ameliyatları

    Yeni teknolojilerin aktif olarak kullanıldığını belirten Sevil, özellikle mitral kapak replasmanlarında koltuk altı yönteminin düzenli olarak uygulandığını aktardı. Bu yöntemin belirli kriterleri sağlayan ve yalnızca kapak problemi bulunan hastalara uygulanabildiğini, eş zamanlı damar değişimi gereken vakalarda ise açık cerrahinin tercih edildiğini kaydetti.

    Periferik Damar Hastalıklarında da Kapsamlı Tedavi

    Koroner arter hastalıklarında yaş ortalamasının düştüğüne dikkat çeken Sevil, genç yaşta kalp krizi vakalarının görülebildiğini söyledi. Romatizmal hastalıkların hâlâ kapak problemlerine yol açabildiğini belirten Sevil, özellikle çocukluk çağında ateşli hastalık geçiren bireylerin ilerleyen yıllarda kalp kapak sorunları yaşayabildiğini ifade etti.

    Yürürken bacak ağrısı, şişlik, istirahatte ağrı ve iyileşmeyen yaralar gibi şikâyetlerin damar tıkanıklığı belirtisi olabileceğini vurgulayan Sevil, kalp dışındaki atardamar hastalıklarında da hem bypass hem anjiyografik işlemlerin klinikte gerçekleştirildiğini söyledi.

    Hastalar Memnuniyetlerini Dile Getirdi

    AFSÜ’de tedavi gören hastalarla yapılan röportajlarda ise ameliyat sonrası sürecin beklediklerinden daha hızlı ilerlediği ifade edildi. Hastalar, kısa sürede iyileştiklerini ve günlük yaşamlarına hızlı bir şekilde dönebildiklerini belirtti.

    Doktorlardan ve sağlık ekibinden memnun kaldıklarını dile getiren hastalar, AFSÜ’nün hizmet kalitesi ve sağlık alanındaki başarısıyla ilk sıralarda yer alan bir hastane olduğunu ifade etti. Tedavi sürecinde hem tıbbi hem de insani yaklaşım açısından destek gördüklerini belirten hastalar, bölge halkının şehir dışına gitmeden Afyonkarahisar’da nitelikli sağlık hizmeti alabileceğini vurguladı.

    “Bölgede İlk Sıralardayız”

    Doç. Dr. Fehim Can Sevil, AFSÜ Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nin bölgenin önde gelen merkezlerinden biri olduğunu ve birçok hastanın tedavisinde ilk sıralarda yer aldıklarını ifade etti. Kliniğin, yüksek riskli hasta grubunda da kapsamlı ve donanımlı şekilde hizmet vermeye devam ettiği bildirildi.>>>HABER MERKEZİ

  • İş sağlığı ve güvenliği denetimleri hakkında iş dünyasına bilgilendirme

    İş sağlığı ve güvenliği denetimleri hakkında iş dünyasına bilgilendirme

    Toplantıda, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın kurumsal yapısı ile Başkanlık tarafından yürütülen teftiş faaliyetleri hakkında kapsamlı sunum yapıldı. İş sağlığı ve güvenliği alanında gerçekleştirilen denetim süreçleri örneklemeler üzerinden katılımcılara aktarıldı.

    Programda ayrıca 2026 yılı içerisinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden yürütülmesi planlanan programlı ve program dışı teftişlere ilişkin bilgilendirmede bulunuldu. Denetimlerin kapsamı, uygulama esasları ve işverenlerin yükümlülükleri detaylı şekilde ele alındı.

    Toplantıya, İzmir Rehberlik ve Teftiş Grup Başkan Yardımcısı İş Başmüfettişi Tevfik Görkem Atgın ile İş Başmüfettişleri Etem Teke ve Gökhan Aykol katıldı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümüyle sona erdi.

    SO

  • Brucu Köksal: Bülbülü altın kafese koymuşlar ille de vatanım demiş

    Brucu Köksal: Bülbülü altın kafese koymuşlar ille de vatanım demiş

    Bir süredir İspanya ve Portekiz’de çeşitli temaslarda bulunan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, yurt dışı ziyaretlerini tamamlayarak Türkiye’ye geri döndü. Köksal’ın dönüşüyle birlikte sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım, ”Bülbülü altın kafese koymuşlar ille de vatanım demiş.”Şükür kavuştum dünyadaki cennetim Türkiye’me…”

  • Mısırlıoğlu’ndan okulda yaşanan saldırıya ilişkin açıklama

    Mısırlıoğlu’ndan okulda yaşanan saldırıya ilişkin açıklama

    Mısırlıoğlu, söz konusu okulda görev yapan ve yüzde 40 engelli raporu bulunduğunu, ayrıca bipolar rahatsızlığı olduğunu ifade ettiği güvenlik görevlisinin öğrenci ve öğretmenlere saldırıda bulunduğunu söyledi. Olayın ardından güvenlik görevlisinin tutuklandığını belirten Mısırlıoğlu, sürecin yakından takip edilmesi gerektiğini kaydetti.

    Mısırlıoğlu, ilgili kurumların gerekli tedbirleri alması çağrısında bulundu. Okullarda hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin güvenliğinin öncelikli olması gerektiğini vurgulayan Mısırlıoğlu, benzer olayların yaşanmaması için denetim ve kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.>>>Haber MERKEZİ 

  • Evinde otururken kamyon çarptı!

    Evinde otururken kamyon çarptı!

    Kaza, dün saat 21.00 sıralarında 28 Haziran Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 34  plakalı kamyonet sürücüsü M.K., geri manevra yaptığı sırada aracı, komşusu Ahmet Kılıç’ın evinin duvarına çarptı.

    Çarpmanın şiddetiyle duvarın bir kısmı yıkıldı. Yıkılan duvardan kopan tuğlalar, o sırada evinin solunda oturan Ahmet Kılıç’ın üzerine devrildi.

    KOCAELİ’NİN İZMİT İLÇESİNDE EVİNDE OTURAN ADAM, GERİ MANEVRA YAPAN KAMYONETİN ÇARPTIĞI DUVARIN KOPAN PARÇALARININ ALTINDA KALARAK YARALANDI. (CİHAN ATİK/KOCAELİ-İHA)
    Kocaeli’nin İzmit ilçesinde evinde oturan adam, geri manevra yapan kamyonetin çarptığı duvarın kopan parçalarının altında kalarak yaralandı.

    Kılıç yaralanırken, büyük korku yaşayan ev halkı 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralanan Kılıç’ı ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırdı.

    Polis olayla ilgili inceleme başlattı.>>>İHA 

  • Kadir şeker son haliyle görüntülendi

    Kadir şeker son haliyle görüntülendi

    Olayın geçmişi ve yargı süreci

    Kadir Şeker, 5 Şubat 2020 tarihinde Konya’nın Selçuklu ilçesi Kosova Mahallesi’ndeki bir parkta, Ayşe Dırla’ya şiddet uyguladığını düşündüğü Özgür Duran’a engel olmaya çalışmıştı. Aralarında çıkan arbede sırasında Duran, aldığı bıçak darbesiyle hayatını kaybetmişti. Yapılan yargılama sonucunda 12 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılan Şeker, infaz düzenlemeleri kapsamında 2023 yılında tahliye edilmişti.

    Kırıkkale’de bir kokoreççide ortaya çıktı Tahliye olduktan sonra gözlerden uzak bir yaşam sürmeyi tercih eden Kadir Şeker, Kırıkkale’deki bir kokoreç salonunda yemek yerken görüntülendi.

     

    Hastanede hayatını kaybetmişti

    Şeker’in müdahalesi sonrası yaralanan Özgür Duran, kaldırıldığı hastanede tüm çabalara rağmen kurtarılamamıştı. Olay o dönem “kadına şiddete müdahale” ve “meşru müdafaa” sınırları üzerinden Türkiye’de büyük bir hukuk tartışması başlatmıştı. Şeker’in Kırıkkale’deki görüntüsü, yıllar süren bu toplumsal hafızayı yeniden canlandırdı.>>>Haber MERKEZİ 

  • Eski darphaneden yılda iki ay su akıyor

    Eski darphaneden yılda iki ay su akıyor

    Çamlıca Mahallesi’nde kar sularıyla beslenen şelale, eskiden darphane olarak kullanılan mağaranın ortasından çağlıyor. Doğayla iç içe zaman geçirmek isteyenlerin gezi rotasında yer alan şelale, bölgede etkili olan yağışların ardından yeniden akmaya başladı. Yaklaşık 200 metre yüksekten akan şelale, kayaların ortasında gizlenmiş doğal güzelliğiyle dikkati çekiyor. Çamlıca Mahallesi muhtarı Hayrettin Değirmenci, mahallenin tarihinin milattan önce 350 yılına dayandığını, birçok tarihi yapıya ve doğal güzelliğe sahip olduğunu söyledi. Değirmenci, mahallelerine 5 kilometre uzaklıktaki Zebil Dağı’nda bulunan ve eskiden darphane olarak kullanılan mağaranın çıkış noktasından akan suların şelaleyi oluşturduğunu dile getirdi. Geçmiş dönemlerde altın, gümüş, demir ve çelik gibi madenlerin eritildiği dağın içinde, atölye tarzında odaların yer aldığını anlatan Değirmenci, şunları kaydetti: “Burası mevsimsel olarak 2 ay akıyor. Geçmişte buranın darphane olarak kullanıldığını biliyoruz. Zaman zaman merak edip girdiğim yerde, su akmasından dolayı deformeler oluyor. Mağaranın bir kitabesi de var. O kitabeyi okutamadığımız için sadece fotoğrafını çekiyoruz, kontrol ediyoruz. Değerli bir yer olduğu ve köklü bir kavmin yaşadığı belli.”

    “ŞELALE KURUMUŞ OLSA BİLE İÇERİDEKİ SU BİTMİYOR”

    Değirmenci, geçmişten beri yürüyüş ve gezi turlarının yapıldığı bölgeye çok sayıda turistin geldiğini ifade ederek, ayrıca dağlardan yuvarlanan kayaların zaman zaman şelale yolunu kapattığını söyledi. Suyun aktığı mağaranın yapısıyla ilgili bilgi veren Değirmenci, “Orada 2 ay su akıyor ama içerideki yapı şöyle. Şelale kurumuş olsa bile içerideki su bitmiyor. Orada bir terazide duruyor ve içeride su oluyor. İçeriden gelen su, atölyelerin altından geçiyor. Atölyeler suyun üstünde.” diye konuştu.

    “YURT DIŞINDAN GELENLERİ DE GÖRDÜM”

    Değirmenci, 2 ay daha görülebilecek şelalenin herkesi cezbedeceğini dile getirdi. Bölgede yaşayan Ramazan Kaymak ise kanyonun yamacındaki dağın eskiden darphane olarak kullanıldığını vurguladı. Bölgenin tarihi yapılar anlamında önemli değerlere sahip olduğunu belirten Kaymak, “Buranın su akışı ortalama 2 ay. Burayı görmeye yurt dışından gelenleri de gördüm. Suyun çıkış noktasında çevirisi yok ama kitabesi var. Bu kitabenin açılımını merak edip görenler var. Yaya ve bisikletle yürüyüşe gelip ziyaret eden insanlar da var.” ifadelerini kullandı. >>>AA

  • Hamide teyzeye TSK’dan anlamlı teşekkür: Yıllardır örüyor!

    Hamide teyzeye TSK’dan anlamlı teşekkür: Yıllardır örüyor!

    Mehmetçiğin kalbini ısıtan el emekleri

    Hamide teyze, uzun yıllardır büyük bir özveriyle ördüğü yün çorapları Türkiye’nin dört bir yanındaki birliklere ulaştırarak askerlere manevi destek sağlıyordu. Onun bu örnek davranışı, görev başındaki askerler ve birlik komutanları tarafından büyük bir takdirle karşılandı. Türk Silahlı Kuvvetleri, vatan evlatlarına ana şefkatiyle yaklaşan bu anlamlı desteği karşılıksız bırakmayarak özel bir teşekkür plaketi hazırladı.

    Varlığınız gücümüze güç kattı

    Gönderilen plakette yer alan duygusal mesajda, Hamide teyzenin dualarının ve hediyelerinin askerler için taşıdığı anlam şu sözlerle vurgulandı: “Dualarınızla sizler için her daim tetikte olan, gönderdiğiniz çoraplarla hem ayaklarını hem kalbini ısıttığınız Mehmetçiklerimiz size minnettardır. Varlığınız gücümüze güç kattı. Birliğimdeki tüm personel adına ellerinizden öper, sağlıklı ömürler dilerim.”

    Anlamlı hediye sahibine ulaştı

    Tsk adına teslim edilen plaket, Hamide teyzeye ulaştırıldığında duygusal anlar yaşandı. Mehmetçiğin kendisini hatırlamasından dolayı büyük mutluluk duyan Hamide teyze, dualarının her zaman Türk askeriyle olduğunu ifade etti. Bu anlamlı jest, sosyal medyada da geniş yankı uyandırarak milli birlik ve beraberlik duygularını pekiştirdi.

  • Uyuşturucu ve fuhuş operasyonu: 6 kişi hakkında yeni gelişme!

    Uyuşturucu ve fuhuş operasyonu: 6 kişi hakkında yeni gelişme!

    Tanınmış isimler adliyede

    Gözaltına alınanlar arasında sosyal medya platformlarında yüksek takipçi kitlelerine sahip olan Simge Barankoğlu ve Taha Özer gibi isimlerin bulunması kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Şüphelilerin uyuşturucu kullanımına özendirme ve fuhuşa aracılık etme gibi ağır suçlamalarla hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

    Soruşturmanın detayları derinleşiyor

    Adliyeye sevk edilen isim listesinde Eda Alboya, Ebru Arman, Arif Iskilip ve Heves Güzel Burak Doğan da yer alıyor. Emniyet birimlerinin uzun süredir teknik ve fiziki takip yürüttüğü soruşturma kapsamında, dijital materyallerin incelenmesine devam ediliyor. Savcılık sorgusu süren fenomenlerin tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilip edilmeyeceği merakla bekleniyor.>>>Haber Merkezi 

  • CHP’den çocukları korumaya yönelik teklif!

    CHP’den çocukları korumaya yönelik teklif!

    16 yaş altına zaman ve saat sınırı geliyor

    Teklifin en dikkat çekici maddelerinden biri, 16 yaş altındaki çocukların dijital mecralarda geçireceği sürenin kısıtlanması oldu. Buna göre, bu yaş grubundaki çocuklar dijital ortamlarda günde en fazla 55 dakika vakit geçirebilecek. Ayrıca, akşam saat 22.30 ile sabah 09.30 arasında çocukların dijital platformlara erişimi sınırlandırılacak. Oyun şirketlerinin de bu 55 dakikalık kotayı sistemlerine entegre etmesi zorunlu hale getirilecek.

    Yaş doğrulama ve içerik etiketleme zorunluluğu

    Tasarıya göre dijital içerik sağlayıcıları, sundukları materyalleri yaş gruplarına göre etiketlemek ve etkili bir yaş doğrulama sistemi kurmakla yükümlü olacak. Btk bünyesinde kurulacak bir birim tarafından denetlenecek olan bu sistemle, çocukların kendi gelişimlerine uygun olmayan içeriklere erişiminin engellenmesi hedefleniyor.

    Eğitim odaklı ve güvenli içerik dönemi

    Platformlar ve içerik üreticileri, çocukların dijital dünyada geçirdikleri sürede sadece gelişimlerini olumlu etkileyecek ve eğitimlerine destek sağlayacak içeriklerle karşılaşmasını sağlamak zorunda kalacak. Chp’nin teklifiyle, dijital dünyanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin asgariye indirilmesi ve ailelerin bu konudaki denetim yükünün hafifletilmesi amaçlanıyor.>>>Haber Merkezi

  • Dinar Belediyesi Limited Şirketi’nde toplu iş sözleşmesi imzalandı

    Dinar Belediyesi Limited Şirketi’nde toplu iş sözleşmesi imzalandı

    Çalışanların refahı ön planda tutuldu

    Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu’nun talimatları doğrultusunda gerçekleştirilen müzakere sürecinde, personellerin refah düzeyinin artırılması ve enflasyona karşı korunması temel hedef olarak belirlendi. Sözleşme ile çalışanların maaş ve yan haklarında önemli iyileştirmeler yapılarak, belediye personelinin çalışma koşullarının güçlendirilmesi sağlandı.

    İmzalar çalışanların geleceği için atıldı

    Toplu iş sözleşmesi; Dinar Belediyesi Limited Şirket Müdürü Ali Uluağaç ile Belediye-İş Sendikası Afyonkarahisar Şube Başkanı Mehmet Selman tarafından imza altına alındı. İmza törenine Belediye Başkan Yardımcısı Serkan Utku, Sendika Başkan Yardımcısı Bahadır Çetinkaya ve sendika temsilcileri de katılarak sürecin hayırlı olması temennisinde bulundu.

    Alın terine değer veren belediyecilik

    Dinar Belediyesi, emeğin ve alın terinin karşılığını gözeten bu adımın hizmet kalitesine olumlu yansıyacağını belirtti. Belediye yetkilileri, çalışanların motivasyonunu artıracak benzeri adımların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade ederek, yeni sözleşmenin tüm belediye personeline hayırlı olmasını diledi.>>>Haber Merkezi 

  • Sandıklı sanayi esnafına protokol çıkarması

    Sandıklı sanayi esnafına protokol çıkarması

    Esnafın talepleri birebir dinlendi

    Ziyaret programına Milletvekili Arslan ve Belediye Başkanı Öztaş’ın yanı sıra AK Parti Sandıklı İlçe Başkanı Murat Erkalan, Belediye Meclis Üyesi Hüseyin Akpınar ve ilçe yönetim kurulu üyeleri katıldı. Sanayi sitesinde faaliyet gösteren dükkanları tek tek gezen heyet, ustalar ve kalfalarla sohbet ederek üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Esnafın görüş ve önerilerinin ilçe yönetimi için büyük önem taşıdığı vurgulanan görüşmelerde, sanayicilerin talepleri tek tek not edildi.

     

    Üretime ve emeğe destek sözü

    Belediye Başkanı Adnan Öztaş, sanayi esnafının ilçenin ekonomik kalkınmasındaki rolüne dikkat çekerek, sanayi sitesine yönelik planlanan yeni hizmetler ve çevre düzenlemeleri hakkında esnafı bilgilendirdi. Milletvekili Dr. Hasan Arslan ise üretimin ve emeğin her zaman yanında olduklarını belirterek, esnafa hayırlı işler ve bol kazanç temennilerinde bulundu. “Tüm çabamız Sandıklı için” mesajının verildiği ziyaret, sanayi çalışanları tarafından memnuniyetle karşılandı.>>>Haber Merkezi 

  • Emirdağ’da Hayati İnanç rüzgarı esti

    Emirdağ’da Hayati İnanç rüzgarı esti

    Belediye bünyesinde düzenlenen kültürel etkinlikler kapsamında Emirdağlılarla buluşan Hayati İnanç, kendine has üslubu ve divan edebiyatından örneklerle süslediği sohbetiyle dinleyenleri mest etti. Salonun kapasitesinin tamamen dolduğu etkinlikte, gençlerden yaşlılara her kesimden katılımcı salonu tıklım tıklım doldurarak sohbeti ilgiyle takip etti.

     

    Başkan Koyuncu’dan teşekkür mesajı

    Etkinlik sonrası bir açıklama yapan Belediye Başkanı Serkan Koyuncu, Emirdağ’da kültürel faaliyetlerin hız kesmeden devam edeceğini belirtti. Başkan Koyuncu, “Emirdağ’da Gönül Sohbetlerine Hayati İnanç hocamla devam ettik. Aziziye Sanat Merkezi yine dopdoluydu. Teşekkürler Emirdağ, teşekkürler Hayati hocam ve teşekkürler Belediye Gençlik Merkezi” diyerek emeği geçenlere şükranlarını sundu.>>>Şahan KARTAL 

  • Milletvekili Arslan’dan Sandıklı esnafına ziyaret: Talepler bakanlığa iletilecek

    Milletvekili Arslan’dan Sandıklı esnafına ziyaret: Talepler bakanlığa iletilecek

    Şoför esnafının sorunları masaya yatırıldı

    Sandıklı Şoförler Odası Başkanı İbrahim Ocak ve köy minibüsçüleri ile buluşan Milletvekili Arslan, esnafın yaşadığı zorlukları yakından bildiğini ifade etti. İlçe Başkanı Murat Erkalan ve Belediye Başkanı Adnan Öztaş’ın da eşlik ettiği ziyarette, ulaşım sektöründeki beklentiler detaylıca ele alındı. Arslan, şoförlerin taleplerini pazartesi günü Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na ileteceğini ve sürecin takipçisi olacağını vurguladı.

    Sanayi esnafına samimi ziyaret

    Programı kapsamında sanayi esnaflarından Halil Duran’ı da iş yerinde ziyaret eden heyet, esnafla uzun süre sohbet etti. Esnafın her zaman yanında olduklarını belirten Dr. Hasan Arslan, “Samimi bir sohbet, gönülden bir muhabbet ile esnafımızın sesiyle dertleştik. Bu yol bizim yolumuz, bu emek bizim emeğimiz” diyerek birlik mesajı verdi.

  • Bolvadin Gençlik Merkezi’nde mülkiyet sorunu aşamalı olarak çözülüyor

    Bolvadin Gençlik Merkezi’nde mülkiyet sorunu aşamalı olarak çözülüyor

    Tesisin yaklaşık yüzde 45’i kamulaştırıldı

    Toplam piyasa değeri 6 milyon TL civarında olan arazinin, şu an itibarıyla 7/16’lık hissesine tekabül eden yaklaşık yüzde 45’lik kısmı resmen kamulaştırıldı. Bolvadin Belediye Başkanı Derviş Aynacı’nın takibiyle yürütülen süreçte, söz konusu hisseye ait 2.605.312,47 TL tutarındaki bedel belediye tarafından mülkiyet sahiplerine ödendi.

    Hedef mülkiyet sorununun tamamen giderilmesi

    20 yıllığına tahsis edilmiş olan binanın mülkiyet sorununda önemli bir aşama geride bırakılırken, geri kalan hisseler için müzakere ve uzlaşma süreçleri devam ediyor. Belediye yetkilileri, hukuki ve idari çerçevede yürütülen çalışmaların nihai hedefinin, tesisin tamamını mülkiyet sorunlarından arındırarak kalıcı bir şekilde ilçeye kazandırmak olduğunu belirtti.

    Sorunları erteleyen değil çözen belediyecilik

    Belediye Başkanı Derviş Aynacı öncülüğünde, geçmişten devreden ve bürokratik engeller nedeniyle askıda kalan meselelerin kamu yararı gözetilerek çözüldüğü vurgulandı. Bolvadin Belediyesi, ilçedeki benzer sorunların tespiti ve çözümü noktasında hizmet odaklı bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.>>>Haber Merkezi 

  • Öz oğul cinayetinde baba için ne talep edildi!

    Öz oğul cinayetinde baba için ne talep edildi!

    Olay, geçtiğimiz yıl mayıs ayında Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi’nde meydana geldi. 60 yaşındaki Ali T., aralarında husumet bulunan oğlu Barış T.’yi konuşmak üzere evinin yakınındaki boş bir araziye çağırdı. Burada çıkan tartışmanın büyümesi üzerine baba Ali T., yanındaki bıçakla oğluna saldırdı. Vücudunun neredeyse her bölgesine darbe alan genç adam, vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

    ANTALYA’DA OĞLU BARIŞ T.’Yİ (25) PARKTA 37 BIÇAK DARBESİYLE ÖLDÜREN ALİ T.’NİN (60) TUTUKLU YARGILANDIĞI DAVADA SAVCI MÜTALAASINI AÇIKLADI. CUMHURİYET SAVCISI, SANIĞIN OĞLUNA YÖNELİK İŞLEDİĞİ CİNAYET NEDENİYLE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ. (BEGÜM AKSOY/ANTALYA-İHA)
    Antalya’da 25 yaşındaki oğlunu parkta 37 bıçak darbesiyle öldüren babanın tutuklu yargılandığı davada savcı mütalaasını açıkladı. Cumhuriyet savcısı, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etti.

    Pişman olduğunu söyledi ancak ceza kapıda

    Cinayetin ardından evinde yakalanan ve polisteki ifadesinde oğlunun alkol alıp çevreye saldırdığını, bu nedenle tartıştıklarını iddia eden Ali T., mahkemedeki savunmasında da pişman olduğunu dile getirdi. Sanık baba, mahkeme heyetinden beraatını talep etse de savcılık mütalaasında 37 bıçak darbesinin canavarca hisle hareket edildiğine işaret ettiği vurgulandı.

    Savcıdan ağırlaştırılmış müebbet istemi

    Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, toplanan deliller, adli tıp raporu ve sanığın ikrarı doğrultusunda Ali T.’nin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Müştekilerin şikayetçi olmadığı davada mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek nihai kararını açıklamak üzere duruşmayı erteledi.

  • Özahi davasında kesin karar verildi: 6 yıl önce ölmüştü!

    Özahi davasında kesin karar verildi: 6 yıl önce ölmüştü!

    Soruşturma Süreci ve İtirazlar

    Olayın ardından ilk takipsizlik kararı 25 Ekim 2021 tarihinde verilmiş ancak ailenin itirazı üzerine soruşturma genişletilmişti. Eksikliklerin giderilmesinin ardından savcılık, 18 Haziran 2025 tarihinde dosyada suç unsuruna rastlanmadığını belirterek ikinci kez takipsizlik kararı verdi. Yapılan son itirazın da mahkemece reddedilmesiyle Sezay Koçak’ın ölümü hukuken “intihar” olarak kesinleşti.

    Kararın Gerekçeleri: “İtme Gücü Yok”

    Takipsizlik kararında yer alan teknik incelemeler ve bilirkişi raporları, olayın seyri hakkında şu detayları ortaya koydu:

    • Fiziksel Kanıtlar: Yapılan incelemelerde düşme esnasında herhangi bir itme gücünün uygulanmadığı, maktulün kendi iradesiyle kendisini bıraktığı tespit edildi.

    • Tanık Beyanları: Olayın yaz mevsiminde gerçekleşmesi nedeniyle balkonlarda bulunan çok sayıda görgü tanığı ve maktulün oğlunun ifadelerinin birbirleriyle uyumlu olduğu kaydedildi.

    • Dna Örnekleri: Tırnak aralarında bulunan eşine ait Dna örneklerinin, aynı evde yaşamaları sebebiyle “hayatın olağan akışına uygun” olduğu değerlendirildi.

    GAZİANTEP’TE 2 EYLÜL 2020 TARİHİNDE EVİNİN BALKONUNDAN DÜŞEREK HAYATINI KAYBEDEN SEZAY KOÇAK’IN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN YÜRÜTÜLEN SORUŞTURMADA 2’NCİ KEZ TAKİPSİZLİK KARARI VERİLDİ. YAPILAN İTİRAZIN REDDEDİLMESİYLE KARAR KESİNLEŞTİ. (FATMA ALTINBAŞ/GAZİANTEP-İHA)
    Gaziantep’te 2 Eylül 2020 tarihinde evinin balkonundan düşerek hayatını kaybeden Sezay Koçak’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada 2’nci kez takipsizlik kararı verildi. Yapılan itirazın reddedilmesiyle karar kesinleşti.

    Psikolojik Buhran ve İntihar Kanaati

    Kararda, Sezay Koçak’ın yaşadığı psikolojik buhran nedeniyle kendi iradesiyle hayatına son verdiği kanaatine varıldığı belirtildi. Olay anında yanında bulunan kişilerin maktulü intihara teşvik ettiğine veya zorladığına dair herhangi bir delile ulaşılamadığı vurgulandı.

    Olayın Geçmişi

    Özel bir şirkette genel müdür yardımcısı olarak çalışan Sezay Koçak Özahi, boşanma aşamasında olduğu eşi Ali Ö. ile tartıştıktan sonra balkonundan düşerek can vermişti. Ailesi, kızlarının öldürüldüğünü iddia ederek uzun süredir hukuk mücadelesi veriyordu. Eşi Ali Ö. ise ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.

  • Kötü kokular her şeyi ortaya çıkardı: 10 gün önce olay yaşanmış!

    Kötü kokular her şeyi ortaya çıkardı: 10 gün önce olay yaşanmış!

    Hasan Polatkan Caddesi üzerindeki bir apartman dairesinde yaşayan Sallarel’den haber alamayan komşuları, polise haber verdi. Çilingir yardımıyla girilen dairede yapılan incelemede, yaşlı adamın yaklaşık 10 gün önce yaşamını yitirdiği ve cansız bedeninde çürümeler oluştuğu tespit edildi.

    Daha Önce Defalarca Temizlenmiş

    Yalnız yaşayan yaşlı adamın dairesinin “çöp ev” olduğu ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre, daha önce komşuların şikayetiyle belediye ekiplerinin eve defalarca girdiği ve temizlik çalışması yaptığı öğrenildi. Ancak Hasan Sallarel’in alzaymır hastalığının da etkisiyle tekrar çöp biriktirmeye devam ettiği belirtildi.

    ESKİŞEHİR’DE ÇÖP EVDE TEK BAŞINA YAŞAYAN 72 YAŞINDAKİ ALZAYMIR HASTASI HASAN SALLAREL’İN EVİNE GİREN POLİS EKİPLERİ VE BELEDİYE TABİBİ ŞAHSIN 10 GÜN ÖNCE ÖLDÜĞÜNÜ VE CESETTE YAVAŞ YAVAŞ ÇÜRÜMLER OLDUĞUNU TESPİT ETTİ. (BAHADIR TURGUT – EREN BERK YILDIZ/ESKİŞEHİR-İHA)
    Eskişehir’de 74 yaşındaki alzaymır hastası, tek başına yaşadığı çöp evde ölü bulundu. Yaşlı adamın yaklaşık 10 gün önce öldüğü ve cesedinde çürümeler olduğu tespit edildi.

    Kesin Ölüm Nedeni Belirlenecek

    Belediye tabibinin yaptığı ilk incelemenin ardından Sallarel’in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi ve otopsi işlemleri için hastane morguna kaldırıldı. Yaşlı adamın ölümü, hem mahalle sakinlerini hem de haberi duyanları derin bir üzüntüye boğdu.>>>İHA

  • Sosyal medyada tanıştılar: Birlikte alkol aldığı adamı arabada öldürdü!

    Sosyal medyada tanıştılar: Birlikte alkol aldığı adamı arabada öldürdü!

    Karahasanlı Mahallesi’ndeki boş bir arazide park halindeki kamyonette cansız bedeni bulunan Mehmet Ali Zengin’in, vücuduna aldığı 3 bıçak darbesiyle hayatını kaybettiği belirlenmişti. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki onlarca güvenlik kamerasını saniye saniye inceleyerek, maktulün olaydan önce 20 yaşındaki Efe K. ile buluştuğunu tespit etti.

    Alkol Masasında Küfürleşme Kavgası

    Yapılan incelemelerde, yakın zamanda cezaevinden çıktığı öğrenilen Mehmet Ali Zengin’in, sosyal medya üzerinden tanıştığı Efe K. ile olay gecesi bir araya gelerek alkol aldıkları belirlendi. İddiaya göre, alkolün etkisiyle ikili arasında başlayan küfürleşme kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavga sırasında Efe K., yanındaki bıçakla Zengin’i yaralayıp olay yerinden kaçtı.

    Adliyede Susma Hakkını Kullandı

    Polis ekiplerince kıskıvrak yakalanan Efe K., emniyetteki ilk beyanında olayı gerçekleştirdiğini itiraf etti. Ancak adliyeye sevk edildikten sonra resmi ifadesinde susma hakkını kullanmayı tercih etti. Nöbetçi mahkemeye çıkarılan zanlı, “kasten öldürme” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.