Kategori: Kültür – Sanat- Yaşam

  • Muğla’daki höyük kazısında tarihe ışık tutan keşif

    Muğla’daki höyük kazısında tarihe ışık tutan keşif

    Çaltılar Mahallesi’nde yüzey araştırmalarının ardından 2021 yılında başlatılan kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığının “Geleceğe Miras” projesi kapsamında Hacettepe Üniversitesi, Seydikemer Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Türk Tarih Kurumunun desteğiyle sürdürülüyor.

    Muğla’daki tek höyük kazısı olma özelliğini taşıyan çalışmalara, Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşegül Aykurt başkanlık ediyor.

    Aykurt, AA muhabirine, höyükte ilk yerleşimin yaklaşık 5 bin 300 yıl önce ovada kurulduğunu, bataklık alanın yaklaşık 5 bin 100 yıl önce kurumasıyla yerleşimin höyük üzerine taşındığını söyledi.

    Yerleşimin milattan önce 2400 yılına kadar devam ettiğini belirten Aykurt, milattan önce 3100-2400 yılları arasına tarihlenen sekiz yerleşim katmanı tespit ettiklerini ifade etti.

    Bu yapı Anadolu’daki tek örnek

    Arkaik Dönem’e ait en üst yerleşim katmanında ortaya çıkarılan yapının Anadolu arkeolojisi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Aykurt, şunları söyledi:

    “Taş temel üzerine pithos parçaları kullanılarak inşa edilmiş bir yapımız var. Bu yapı Anadolu’daki tek örnek. Genç Tunç Çağı’na ait mezar pithosları parçalanarak bu yapının inşasında kullanılmış. Şu ana kadar Anadolu’da benzeri bulunmadı.”

    Höyüğün bugün denize yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta ve 1287 metre rakımda bulunduğunu aktaran Aykurt, bu yılki kazılarda milattan önce 2400 yılına tarihlenen yerleşimi araştırdıklarını belirtti.

    Kazılarda Erken Tunç Çağı II’nin son evresine ait kalıntıların gün yüzüne çıkarıldığını anlatan Aykurt, şöyle devam etti:

    “Buluntular arasında yer alan Melos obsidyeni, Batı Ege’de Kiklad Adaları kökenli bir volkanik camdır. Melos obsidyeninden yapılmış yontma taş endüstrisi buluntuları ele geçirildi. Bu da yerleşmenin denizaşırı ilişkilerini göstermesi açısından önemli. Yerleşimde Batı Ege kökenli Kiklad tavası ve aynı bölgeden gelmiş makara biçimli terazi ağırlığı da bulundu. Aynı tabakada İç Anadolu kökenli obsidyenden yapılmış aletler tespit ettik. Bu da yerleşmenin iç bölgelerle ilişkisini gösteriyor.”

    Aykurt, bölgede yaşayanların Eşen Çayı üzerinden kurdukları nehir ticareti sayesinde denizaşırı bağlantılar geliştirmiş olabileceklerini dile getirdi.

    Kazılarda Orta Anadolu kökenli malzemeler ile İç Anadolu obsidyeninden üretilmiş yontma taş buluntularının da ortaya çıkarıldığını vurgulayan Aykurt, Arkaik Dönem yerleşiminde Likya ve Karya seramiklerinin yanı sıra Lidya ve İyonya bölgelerine ait seramiklerin de ele geçirildiğini söyledi.

    Bu çeşitliliğin mimariyle örtüşmediğine dikkati çeken Aykurt, “Bunu, ana kaynak bölgelerini kontrol eden bir güç ya da onun etkisi altındaki bir grubun burada yaşamış olmasıyla açıklıyoruz. Farklı bölge ve kültürlere ait seramik ve diğer buluntuların bir arada ele geçirilmesi ancak bu şekilde yorumlanabilir.” dedi.>>>AA

  • 3 bin yıllık Frig Vadisi yaz sezonunda ziyaretçi akınına uğruyor

    Frig Vadisi’nin en önemli tarihi eserlerine ev sahipliği yapan Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesine bağlı Ayazini köyü, yaz tatili ve yurt dışından gelen gurbetçi vatandaşların ziyaretleriyle yoğun ilgi görüyor. Bölgedeki hareketlilik ve tarihi doku havadan görüntülendi.

    Yaklaşık 3 bin yıllık geçmişiyle adeta açık hava müzesini hatırlatan Ayazini köyü, tarihi kaya yerleşimleri, kaya mezarları ve doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktaları arasında yer alıyor. Yaz aylarında artan ziyaretçi yoğunluğu, bölgenin tarihi atmosferini bir kez daha gözler önüne serdi. Bölgedeki hareketlilik ve tarihi doku dron görüntülenirken, ortaya çıkan manzara Ayazini’nin eşsiz güzelliğini gözler önüne serdi.

    İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulunan Şerife Karakol isimli esnaf, Ayazini’nin tarihi önemine dikkat çekerek, “Ayazini, 3 bin yıllık tarihe sahip olan ve adeta tarihi bir açık hava müzesi konumunda bulunan eşsiz bir köydür. Yaz tatili ve yurt dışından gelen vatandaşlarımızın katılımıyla köyümüzde büyük bir hareketlilik yaşanıyor. Bu tarihi atmosferi yakından görmek ve hissetmek isteyen herkesi Ayazini köyüne davet ediyoruz” dedi.

    Tarihi yerleşim alanlarını gezen ziyaretçiler, hem bol bol fotoğraf çektiriyor hem de binlerce yıllık tarihin izlerini yakından inceleme fırsatı buluyor.

  • İnkaya Mağarası’nda 86 bin yıllık geçmiş araştırılıyor

    İnkaya Mağarası’nda 86 bin yıllık geçmiş araştırılıyor

    İlçeye bağlı Bahadırlı köyüne 2 kilometre mesafedeki Batı Anadolu’da keşfedilen ilk Paleolitik dönem mağarası olma özelliği taşıyan İnkaya Mağarası’nda, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer başkanlığındaki ekip tarafından yürütülen kazılar 10. sezonunda devam ediyor.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle, Truva Bakır Madencilik ve T-Design Mühendislik Şirketi sponsorluğuyla Cumhurbaşkanlığı kararı kapsamındaki kazılarda bugüne kadar Orta Paleolitik Dönem’in sonu ile Üst Paleolitik Dönem’in başına tarihlenen 35 bini aşkın çakmak taşı ve bazalttan yontulmuş taş aletle bunlara ait parçalar gün yüzüne çıkarıldı.

    Araştırmalar, mağaranın yaklaşık 86 bin ila 22 bin 500 yıl önce insanlar tarafından kullanıldığını, bölgenin zengin su kaynakları ile taş ham maddesi ve besin olanakları sayesinde uzun süre yaşam alanı olarak tercih edildiğini ortaya koyuyor.

    İnkaya Mağarası'nda 86 bin yıllık geçmiş araştırılıyor

    Batı Anadolu’daki fosil insan varlığının ortaya konulmasının yanı sıra Anadolu ile Balkanlar arasındaki Paleolitik Çağ insanının karşılıklı göçlerine ışık tutulmasının amaçlandığı kazıda, bu yıl ilk kez jeofizik yer altı görüntüleme, termal drone, çevresel DNA (eDNA) ve optik tarihlendirme yöntemleri birlikte kullanılacak.

    “Kazılar mağaranın ana bölümünün batısındaki atölye alanında sürdürülecek”

    Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Özer, AA muhabirine, bu yıl çalışmaların mağaranın üç farklı bölümünde yürütüleceğini söyledi.

    Kazıların ağırlıklı olarak mağaranın batısındaki “işlik” olarak değerlendirilen üretim alanında sürdürüleceğini belirten Özer, burada biriken dolgu toprağının kaldırılmasıyla bugüne kadar kapalı kalan batı girişinin ortaya çıkarılmaya başlandığını ifade etti.

    Özer, genişletilecek kazılar sayesinde mağara içerisindeki bozulmamış kültür katmanlarında ilk kez araştırma yapılmasının planlandığını dile getirdi.

    İnkaya Mağarası'nda 86 bin yıllık geçmiş araştırılıyor

    2026 yılı kazı çalışmalarının mağaranın en az 3 farklı alanında gerçekleştirileceğini belirten Özer, şöyle konuştu:

    “Kazılar ağırlıklı olarak mağaranın ana bölümünün batısındaki atölye alanında sürdürülecek. Bu mağara insanlarının üretim faaliyetlerini büyük oranda gerçekleştirdikleri ve sonrasında terk ettikleri bir alan. Şimdilik kalınlığı 3,5 metreyi aşan bir dolguya sahip. Bu alanda biriken atık toprak nedeniyle ağzı kapanan giriş açılmaya başlandı. Buradaki açmaların genişletilmesiyle ilk kez mağara içerisindeki bozulmamış katmanlarda da kazı çalışmalarının yapılması planlanıyor.”

    Özer, çevre düzenlemesi, buluntuların analizi ve alana gelen ziyaretçiler için bilgilendirme panolarının yerleştirilmesi gibi faaliyetler de yapacaklarını belirterek, şunları kaydetti:

    “Bu sezon kazılara jeofizik yöntemlerle yer altının görüntülenmesi, RGB ve termal drone ile alanın üç boyutlu haritalandırılması, çevresel DNA (eDNA) analizleriyle bölgenin paleoekolojisinin belirlenmesi ve optik uyarmalı lüminesans (OSL) analizleriyle yeni kazı alanlarının tarihlendirilmesi çalışmaları da eşlik edecek. Bu yıl gerçekleştireceğimiz bilimsel çalışmalar sayesinde kazının seyrini değiştirecek önemli bulgulara ulaşmayı hedefliyoruz.”

    İnkaya Mağarası’nda elde edilen buluntuların Türkiye’deki diğer Paleolitik mağara kazılarından farklı özellikler taşıdığına dikkati çeken Özer, bunların Balkan Paleolitiğiyle ilişkili olabileceğini ve Anadolu ile Balkanlar arasındaki tarih öncesi insan hareketlerine ışık tutmasının beklendiğini sözlerine ekledi.>>>AA

  • “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi ziyarete açılacak

    “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi ziyarete açılacak

    İstanbul’da bu hafta konserlerden sergilere ve tiyatro oyunlarına, birçok kültür sanat etkinliği sanatseverlerle buluşacak.

    Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Çocuk Sanat Merkezi’nde hafta boyunca çocuklara yönelik yaratıcı drama, resim ve sanat atölyeleri düzenlenecek.

    Pera Müzesi’nde “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” sergisi kapsamında çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Müzenin koleksiyon sergileri de ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.

    Arter’de, 7-11 yaş grubundaki çocuklara yönelik “Hikayedeki Boşluklar” atölyesi, 25 Temmuz’da saat 12.00’de gerçekleştirilecek. Atölyede çocuklar, “Yapım Aşamasında” grup sergisini gezdikten sonra yazı, kolaj ve çizim tekniklerini kullanarak kendi anlatılarını oluşturacak.

    Konserler

    Perküsyon sanatçısı Ayhan Sicimoğlu ve Harikalar Bandosu, 33. İstanbul Caz Festivali kapsamında 20 Temmuz’da, Hilton Istanbul Bosphorus Gün Bahçesi’nde müzikseverlerle buluşacak. Sanatçı, Latin müziğinden esinlenen repertuvarını konuk sanatçıların katılımıyla seslendirecek.

    Zorlu PSM Vestel Amfi’de yarın “Biz Bize Quiz Night: Dizi Film Müzik Magazin” etkinliği gerçekleştirilecek.

    Alternatif rock grubu Olur Öyle Hatalar, “City Sounds” konserleri kapsamında 22 Temmuz’da, Berlin merkezli müzisyen Netam, 23 Temmuz’da Zorlu PSM Vestel Amfi’de müzikseverlerle buluşacak.

    VIBE vokal topluluğu, pop ve caz repertuvarından oluşan akapella konserini 24 Temmuz’da Zorlu PSM Vestel Amfi’de verecek.

    Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Nilüfer, “Nilüfer Senfonik Geceler” konseriyle, şef Hakan Şensoy yönetimindeki senfoni orkestrası eşliğinde yarın Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak.

    ABD’li müzik topluluğu Pink Martini, “Sympathique”, “Hang on Little Tomato” ve “Hey Eugene!” gibi sevilen eserlerinden oluşan repertuvarıyla 22 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda konser verecek.

    Rock müziğinin sevilen isimlerinden Teoman, “N’apim Tabiatım Böyle”, “Kalbin Yok mu?”, “İstanbul’da Sonbahar” ve “Ruhun Sarışın” adlı eserlerinin de aralarında olduğu bir seçkiyi, 24 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda hayranları için yorumlayacak.

    İsveçli metal grubu In Flames ile Alman heavy metal grubu Accept, Maximum Uniq Açıkhava’da düzenlenecek konserlerde müzikseverlerle buluşacak. Accept, Destruction ve Saint N’ Sinners 25 Temmuz’da, In Flames, Napalm Death ve Employed to Serve ise 26 Temmuz’da sahne alacak.

    Tiyatro oyunları

    Semaver Kumpanya’nın sahnelediği, İspanyol yazar Jordi Galceran imzalı “Metot” oyunu bu akşam ENKA Eşref Denizhan Açık Hava Tiyatrosu’nda sahnelenecek. Serkan Keskin’in yönettiği oyunda Keskin’in yanı sıra Sarp Aydınoğlu, Şebnem Hassanisoughi ve Yavuz Pekman rol alıyor.

    Okan Bayülgen, Celal Kadri Kınoğlu ve Nihal Usanmaz’ın rol aldığı, Peter Danish’in kaleme aldığı “Devlerin Savaşı”, 24 Temmuz’da ENKA Eşref Denizhan Açık Hava Tiyatrosu’nda izlenebilecek.

    Usta oyuncu Şener Şen, DasDas prodüksiyonu “Zengin Mutfağı” oyunuyla yaz turnesi kapsamında yarın Maximum Uniq Açıkhava’da tiyatroseverlerle buluşacak. Vasıf Öngören’in kaleme aldığı oyunda, Şener Şen’e Gizem Ergün, Onay Kaya, Uğur Arda Başkan ve Kutay Sandıkçı eşlik ediyor.

    Sergiler

    Semiha Berksoy’un opera, tiyatro, resim, sinema ve edebiyat alanındaki üretimini bir araya getiren “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi, 6 Eylül’e kadar İstanbul Modern’de ziyaret edilebilecek.

    Yoko Ono’nun “İçses ve İçyapı” sergisi, Sakıp Sabancı Müzesi’nde 27 Aralık’a kadar devam edecek.

    İBB Kültür ve İBB Miras tarafından hazırlanan “İsveç ve İstanbul: Yüzyıllar Ötesine Uzanan Karşılaşma ve Etkileşimler” sergisi, 30 Ağustos’a kadar Metrohan’da gezilebilecek.

    Kalyon Kültür’deki “Güneşin Kıyısı” karma sergisi, 30 Eylül’e kadar, Decollage Art Space’teki “The Habits” sergisi de 30 Ağustos’a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.>>>AA

  • Restorasyon sonrası Selimiye’ye ziyaretçi akını

    Restorasyon sonrası Selimiye’ye ziyaretçi akını

    Türk-İslam mimarisinin zirve eserlerinden Selimiye Camisi’nde Vakıflar Genel Müdürlüğünce Kasım 2021’de başlatılan kapsamlı restorasyon çalışmaları yaklaşık 4,5 yılda tamamlandı.

    Caminin tüm bölümleri Ramazan ayının ilk teravih namazıyla ibadete açılırken, resmi açılış töreni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 12 Haziran’da gerçekleştirildi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış dolayısıyla gerçekleştirdiği ziyarette camiye hediye ettiği büyük boy Kur’an-ı Kerim de Hünkar Mahfili’nin yanındaki alanda sergilenmeye başlandı.

    Restorasyon sonrası Selimiye'ye ziyaretçi akını

    “Selimiye Camisi’ne yakışan bir hediye oldu”

    Edirne Müftüsü Burhan Çakır, AA muhabirine Edirne denilince akla Selimiye Camisi’nin geldiğini ve kentin simge eseri olduğunu söyledi.

    Selimiye’nin 4,5 yıl süren kapsamlı bir restorasyondan geçtiğini belirten Çakır, “Selimiye Camisi’nin tüm bölümleri Ramazan ayında ibadete açıldı. İbadete açıldığından bu zamana kadar da yaklaşık 2 milyon insan ziyarete geldi.” dedi.

    Restorasyon sonrası Selimiye'ye ziyaretçi akını

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Selimiye Camisi’nin yeniden ibadete açılışı ve toplu açılış töreni dolayısıyla geçen ay Edirne’ye geldiğini ifade eden Çakır, şunları kaydetti:

    “Allah razı olsun Cumhurbaşkanımız Selimiye’ye teşrif ettiler ve geldiklerinde de bugün sergilediğimiz bu büyük Kur’an-ı Kerim’i hediye ettiler. Biz de camimizde halkımızın göreceği bir mekanda sergiliyoruz. Sergiledikten sonra da çok kişi ziyaret etti ve ziyaret devam ediyor. ‘Nereden geldi’ diye soruyorlar biz de Cumhurbaşkanımızın hediyesi olduğunu söylüyoruz. Tabii Selimiye Camisi’ne yakışan bir hediye oldu Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz”

    Çakır, büyük boy Kur’an-ı Kerim’in sergilendiği bölüme bilgilendirme alanı oluşturacaklarını dile getirdi.

    Edirne’nin Osmanlı’ya başkentlik yapmış tarihi bir şehir olduğunu anlatan Çakır, “Avrupa’dan Kapıkule Sınır Kapısı’ndan girildiği zaman ilk şehrimiz Edirne, o yüzden halkımızın çok teveccühü var. Selimiye Camisi’ni ziyaret edenlerin gözündü o sevinci o kadar çok görüyoruz ki özellikle Cumhurbaşkanımıza ve emeği geçenlere teşekkür ediyorlar.” diye konuştu.

    Çakır, Mimar Sinan’ın “ustalık eseri” UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’nde yer alan Selimiye Camisi’nin yerli, yabancı ziyaretçilerini ağırlamaya devam ettiğini kaydetti.

    Restorasyon sonrası Selimiye'ye ziyaretçi akını

    “Restorasyonu da çok güzel olmuş”

    Camiyi ziyaret eden Yalçın Albay da yıllık iznini geçirmek için Türkiye’ye geldiğini söyledi.

    Almanya’dan Nevşehir’e gittiğini belirten Albay, “Geçerken uğradık camiyi gördük sonra yolumuza devam edeceğiz. Selimiye Camisi çok güzel bir eser. Restorasyonu da çok güzel olmuş yapanların ellerine sağlık. Cumhurbaşkanımızın hediyesini de gördük çok şahane teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

    “Cumhurbaşkanımıza teşekkür ederim”

    İstanbul’dan gelen Selver Şahin ise restorasyonu çok beğendiklerini dile getirdi.

    Herkesin Selimiye’yi görmesi gerektiğini söyleyen Şahin, “Cumhurbaşkanımıza teşekkür ederim, kurban olurum ona. Ona canımı feda ederim o bizim başımızın tacı. Allah yolunu bahtını açık etsin Cumhurbaşkanımızı Allah başımızdan eksik etmesin onu. Hediyesi de çok güzel, Allah ondan razı olsun.” şeklinde konuştu.

    Almanya’dan Eskişehir’e giden Şemsettin Güngörler, Selimiye’nin çok güzel bir tarihi yapı olduğunu anlattı. İkinci kez Selimiye’ye geldiğini anlatan Güngörler, “Bazen yoldan karşıdan bakıp geçiyorduk, bugün uğrayalım dedik. Çok güzel bir eser.” dedi.

    Almanya’dan ailesiyle gelen 8 yaşındaki Ramazan Alp Doğan da Selimiye’ye ilk gelişinin olduğunu ve çok beğendiğini kaydetti.>>>AA

  • Göbeklitepe kazılarının öncüsü Klaus Schmidt’e vefa

    Göbeklitepe kazılarının öncüsü Klaus Schmidt’e vefa

    Şanlıurfa’da 12 bin yıllık geçmişiyle “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen Göbeklitepe’de yürüttüğü kazı çalışmalarıyla insanlık tarihine ilişkin birçok kabulün yeniden değerlendirilmesini sağlayan Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, vefatının 12. yılında anılıyor.

    AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen Göbeklitepe, ilk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü yüzey araştırmasıyla bilim dünyasının gündemine girdi.

    Bölgede 1986 yılında bir çiftçinin tarlasını sürerken bulduğu heykel ise Göbeklitepe’deki araştırmalar açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

    Göbeklitepe’yi 1994 yılında ziyaret eden Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, yaptığı incelemelerde yalnızca üst bölümleri görülebilen taşların Neolitik Dönem’e ait olduğunu tespit etti.

    Şanlıurfa Müze Müdürlüğü koordinasyonunda 1995 yılından itibaren başlatılan kazı çalışmalarında Schmidt ve ekibi de görev aldı.

    Göbeklitepe kazılarının başkanlığı 2007 yılında Prof. Dr. Klaus Schmidt’e verildi. Schmidt’in başkanlığında yürütülen kazılarda insanlık tarihine ışık tutan önemli bulgular gün yüzüne çıkarıldı.

    Elde edilen buluntular, avcı-toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçilen bu dönemde insanların yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmediğini, aynı zamanda anıtsal yapılar inşa edebilecek gelişmiş bir sosyal ve kültürel organizasyona sahip olduğunu ortaya koydu.

    Kazılarda, Neolitik Dönem’e ait insan heykeli, kireç taşından yapılmış yaban domuzu heykeli, tilki ve kuş kabartmaları ile çakmak taşından üretilmiş çok sayıda ok ucu bulundu.

    Çalışmalarda, boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları 40 ila 60 ton arasında değişen “T” biçimli dikili taşlar da gün yüzüne çıkarıldı.

    Bölgede ayrıca 8 ila 30 metre çapında, dairesel ve dikdörtgen planlı yapı kalıntıları ile yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çok sayıda eser ortaya çıkarıldı.

    Dünyanın gözünü Göbeklitepe’ye çevirmesini sağladı​​​​​​​

    Elde edilen buluntuların ardından Göbeklitepe’nin “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilmesi, dünyanın dikkatini bu bölgeye çekti.

    Kısa sürede uluslararası tanınırlık kazanan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındı. Schmidt’in en büyük hayali ise vefatının ardından gerçekleşti ve Göbeklitepe, 1 Temmuz 2018 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi.

    Schmidt, tatil için gittiği Almanya’da 20 Temmuz 2014’te geçirdiği kalp krizi sonucu 61 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi, 25 Temmuz 2014’te Almanya’nın Diebach kentinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

    “Şanlıurfa’ya çok şey kattı”

    Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe denildiğinde akla ilk gelen isimlerden birinin Klaus Schmidt olduğunu söyledi.

    Türkmen, Schmidt’i minnetle andıklarını belirterek, şunları kaydetti:

    “Çok önemli bulguları şehrimize kazandırdı. Kendisini başında puşisiz görmedim. Bana göre birçok Urfalıdan daha fazla Urfalıydı. Çok heyecanlıydı ve çalışma disiplininden hiç vazgeçmezdi. Kazı alanının girişindeki barakada, o sıcakta bile köpeğiyle birlikte bizi karşılardı. İşine son derece profesyonel bir yaklaşımla bağlıydı. Şanlıurfa’ya çok şey kattı. Bugün Göbeklitepe’nin dünyaca tanınmasında Klaus Schmidt’in katkısı çok büyüktür.”>>>AA

  • Usta yönetmen Asghar Farhadi, genç sinemacılarla buluştu

    Usta yönetmen Asghar Farhadi, genç sinemacılarla buluştu

    Feriye’de düzenlenen programda Farhadi, tecrübelerini paylaşarak, genç sinemacılara tavsiyelerde bulundu.

    Aynı zamanda bu yıl 12 Punto’nun jüri başkanı olan ve “A Separation” ile “The Salesman” filmleriyle “En İyi Uluslararası Film” dalında iki kez Oscar ödülü kazanan Farhadi’ye sinemaseverler yoğun ilgi gösterdi.

    “BU YAŞTA BENİM İÇİN SİNEMA BİLİNÇLİ BİR KARARDAN ZİYADE DUYGUSAL BİR ŞEYDİR”

    Farhadi, İstanbul’da olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu dile getirerek, “Türkiye’de ne zaman masterclasslar yapılsa çok sayıda katılımcı insan görüyorum. İlgiyle geliyorlar. Bu beni çok mutlu ediyor.” dedi.

    Yönetmenliğin iki farklı tanımı olduğunu belirten Farhadi, şunları kaydetti: “Birincisi teknik boyuttur. ChatGPT’ye sorarsanız zaten size çok fazla şey anlatır. Diğer boyut ise yönetmenlerin farklılıklarını ortaya çıkaran boyuttur. Hangi bakış açısıyla olaya bakıyorsunuz, işte farklılık buradadır. Yönetmenlerin yüzde 90’ı gerçekten yaşanan şeyleri tasvir ederler. Farklı bir bakış açısıyla da çok bakmaya gerek duymazlar. Aslında yönetmenin görevi bence şu olmalıdır, benim bir durumda bakıp da göremediğim bakış açısını bana göstermesi ve bu bir yönetmenin teknik yeteneklerinden çok daha ön plandadır. Bu bakış açısına da biz yönetmenin anlatısı diyoruz.”

    Usta yönetmen, bir film için çalışmaya başladığında herhangi bir plan ve programla hareket etmediğini söyleyerek, “‘Karar verdim, artık bugünden sonra şu yolu takip edeceğim.’ diye bir şeyim yok. Bu yaşta benim için sinema bilinçli bir karardan ziyade duygusal bir şeydir. Bundan sonra da nasıl bir yol izleyeceğimi bilmiyorum. Bazen çok farklı karmaşık duygular yaşıyorum ve anlam veremiyorum. Bu durum daha sonra bir filme dönüşüyor.” ifadelerini kullandı.

    Usta yönetmen Asghar Farhadi, genç sinemacılarla buluştu

    “HESAP, KİTAPSIZ ÖZGÜR BİR ŞEKİLDE SENARYOYU SADECE YAZMAK İSTEDİĞİNİZ İÇİN YAZACAKSINIZ”

    Son filmi “Parallel Tales”in diğer filmlerine göre farklı olduğuna işaret eden ve gerçeklik üzerine uzunca kafa yorduğunu aktaran Farhadi, şöyle konuştu: “Bugün gündemde olan anlatı sineması gerçeklikten kaynaklanıyor. Herkes gerçeği farklı şekilde görüyor, farklı şekilde anlatıyor. Hatta buna anlatı savaşı da deniliyor. Son filmi yapmamdaki en büyük etkenlerden birisi, medyanın bir gerçeği farklı şekillerde anlatmasıydı. Tek bir olaydan nasıl farklı anlatılar görüyoruz. Filmim de aslında hayalin gerçeğe etkisiydi. Günümüzde bazı gördüğümüz şeyi gerçek zannediyoruz. Birçok medya gerçeğe el uzatıyor ve gerçekleri istediği gibi değiştirip bize sunuyor. Bu durum benim beynimi çok kurcaladı ve sonuçta da bu film ortaya çıktı. Film doğrudan bu konuyu ele almıyor ama temelinde bendeki bu düşünce yatıyor.”

    Asghar Farhadi, genellikle her sabah uyandığında 2, 3 saat bir sonraki filmini düşündüğünü dile getirerek, şu anda gelecekteki filminin ne ve nasıl bir konsept olacağını bilmediğini söyledi.

    Senaristliğin de iki farklı yönde olduğunu belirten Farhadi, bazılarının senaryoyu yazmadan önce kadına şiddet meselesi gibi bir konuda çalışmayı kafasında kurguladığını ve buna göre bir hikaye yazmaya çalıştığını, bazılarının ise herhangi bir mevzu seçmediğini ve ilgi çekici bir hikaye çıkarmaya odaklandığını anlattı.

    Usta yönetmen, senaryo yazarlarının bir hikayede baştan hesap yapmaması gerektiğini vurgulayarak, “Kendinizi özgür bırakacaksınız. Hesap, kitapsız özgür bir şekilde senaryoyu sadece yazmak istediğiniz için yazacaksınız. Ben çalıştığım filmlerde hiçbir zaman kendime ‘Benim şu anda konum nedir?’ diye sormadım. ‘Acaba yargılama ile ilgili bir film mi yapıyorum?’ diye bunu da hiçbir zaman düşünmedim. Film bittikten sonra izleyicinin bunları filmden çıkarmasını istedim. 13 yaşımda yazdığım bir kısa filmde bile iyi ya da kötü karakter yok. Benim filmlerimde insanlar genelde gridir.” dedi.

    Usta yönetmen Asghar Farhadi, genç sinemacılarla buluştu

    “İLK FIRSATTA TEKRAR İRAN’A DÖNÜP ORADA FİLM YAPMAYI TERCİH EDİYORUM”

    Her zaman İran’da Farsça olarak film yapmak istediğini anlatan Farhadi, “Koşullar beni zorluyor. İran içinde film yapamıyorum. Öyle bir durum olduğunda da oturamıyorum. Boş durmayı hiç sevmediğim için farklı bir ülkede film yapmaya başlıyorum. Ancak ilk fırsatta tekrar İran’a dönüp orada film yapmayı tercih ediyorum. Beni bu işi yapmada mutlu eden noktalardan biri de farklı kültürlerdeki insanların benzerliklerinden, farklılıklarından çok daha fazla olması.” diye konuştu.

    Farhadi, sinemanın insanların duygularını konu etmesi gerektiğini savunarak, “Farklı coğrafyalarda insanların duyguları aynıdır, aynı tattır. Bir babanın çocuğuna karşı kalbinin kırılması dünyanın her yerinde aynıdır. Sadece farklı kültürlerde bunu gösterme biçimi farklıdır. Genç sinemacılara da şunu söylemek isterim: Eğer bir yerden başlamak istiyorsanız önceliğiniz kendi kültürünüz, kendi ülkeniz olsun.” ifadelerini kullandı.

    “‘HER ŞEYİ BİLİYORUM, BEN OLDUM.’ DEDİĞİNİZ ZAMAN ARTIK FİLMLERİNİZ ÇOK İLGİ ÇEKMEMEYE BAŞLAR”

    Dışarıdan bakıldığında yönetmenlerin her şeyi biliyor diye göründüğünü fakat tam tersine şüpheyle dolu olduklarına işaret eden Farhadi, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sete gittiğiniz ilk andan itibaren asistan geliyor diyor ki, ‘Oyuncu şu ayakkabıyı mı, bunu mu giysin?’ ve emin değilsiniz, şüpheye düşüyorsunuz. Daha sonra kameraman soruyor, ‘Kamerayı öyle mi, böyle mi koyayım?’ diye ve yine emin değilsiniz. Ama o anda karar veriyorsunuz. Aslında bütün bu detaylara dışarıdan baktığınızda siz biliyormuşsunuz gibi gözüküyor ama yönetmen bunların hepsine ‘Hangisi olsa daha iyi olur.’ şüphesiyle bakıyor. Fakat korkmayın, olaya hakim olup kalbinizi dinleyeceksiniz. Bir yapımcı olarak ‘Her şeyi biliyorum, ben oldum.’ dediğiniz zaman artık filmleriniz çok ilgi çekmemeye başlar.”

    Asghar Farhadi, bir film yapımcısının “çocuk doğuran bir anne” gibi olduğu yorumunu yaparak, “Çocuk doğuran bir anne çocuğunu doğururken belki en yakınına küfür bile edebilir. Sadece bağırır, o an ona sorsanız cevapları bilmiyordur. Film yapımcısı da yönetmen de aynen böyle doğum yapan anneye benzer. O anda bir kaybolmuşluk hissi olur.” görüşlerini paylaştı.

    Türkiye’de şu ana kadar bir film yapmayı düşünmediğini, bu durumu da ilginç bulduğunu aktaran Farhadi, şöyle konuştu: “Kültürel olarak aslında birbirimize çok yakınız. Birbirimizi çok hızlı bir şekilde de anlıyoruz. Ancak İran kültürü gibi Türk kültürü de çok farklı detaylara ve zarifliğe sahiptir. ‘Ben bu kültürü anladım.’ demek çok zordur. Türk edebiyatından okuduğum hikayeler de benim için çok ilgi çekiciydi. Ben bu şehri (İstanbul’a) her geldiğimde de ilginç buluyorum. Belki de şimdiye kadar bu şehre çok fazla yaklaşma cesareti bulamadım.” Farhadi, genç sinemacıların film yapma nedenlerini önce kendilerine dürüstçe sormaları gerektiğini belirterek, yalnızca başarı hedefiyle yola çıkmanın sinemanın özünden uzaklaştırabileceğini sözlerine ekledi. >>>AA

    Usta yönetmen Asghar Farhadi, genç sinemacılarla buluştu

  • Hatimle pişirilen aşureler vatandaşlara dağıtıldı

    Hatimle pişirilen aşureler vatandaşlara dağıtıldı

    Afyonkarahisar’da vatandaşlara 40 hatim eşliğinde pişirilen yaklaşık 50 bin kap aşure dağıtıldı.

    Mevlana Celaleddin Rumi’nin torunlarından Sultan Divanı tarafından yaklaşık 500 yıl önce başlatılan 40 Hatimli Şifalı Aşure geleneği bu yıl da devam etti. Afyonkarahisar Belediyesi öncülüğünde hayırseverlerin desteği ile 40 hatim eşliğinde hazırlanan aşureler Zafer Kent Meydanı başta olmak üzere kentin farklı noktalarında vatandaşlara dağıtıldı. Aşure duasının yapılması için gerçekleştirilen tören mehteran takımı gösterisi ile başladı.

    Ardından törende konuşan Belediye Başkan Vekili Bülent Eser, aşurenin toplumda kardeşlik duygularını pekiştirerek, birleştirici gücüne işaret etti.

    Afyonkarahisar Vali Vekili Celil Ateş de Afyonkarahisar’ın kadim geleneklerinden birisi olan, yaklaşık 500 yıldır süren bu geleneğin uzun yıllar devam etmesi temennisinde bulundu.

    Konuşmaların ardından yapılan dualarla şifalı aşure vatandaşlara dağıtıldı.

  • Yönetmen Reis Çelik’in filmine Şanghay’dan ödül

    Yönetmen Reis Çelik’in filmine Şanghay’dan ödül

    Yönetmen Reis Çelik’in son filmi “Kör Gece”, Çin’de düzenlenen 28. Şanghay Uluslararası Film Festivali’nde (SIFF) “En İyi Senaryo Ödülü”nü kazandı.

    Başkanlığını Tony Leung’un yürüttüğü uluslararası festival jürisinin açıklamasında, ödülün gerekçesi “Keskin ve duyarlı anlatımıyla, küçük bile olsa cesur hareketlerin oluşturduğu büyük etkiyi hissettirmesi” sözleriyle ifade edildi.

    Filmin senaryosunu yazıp yönetmenliğini yapan Çelik, Şanghay Uluslararası Film Festivali’nin dünya sinemasının prestijli ‘A kategorisi’ festivalleri arasında yer aldığını belirterek ödülün kendisi açısından da güzel bir sürpriz olduğunu söyledi.

    Çelik, “Açıkçası filmin uzak bir coğrafyada, bambaşka bir kültürde nasıl karşılanacağını çok merak ediyordum. Ancak tahminlerimin ötesinde büyük bir ilgiyle karşılaştık. Uluslararası basında filmle ilgili çok olumlu yazılar çıktı. Sonuçta jüri bizi ‘En İyi Senaryo Ödülü’ne layık gördü. Bu, hem ülkemiz hem de sinemamız adına gurur verici bir sonuç.” değerlendirmesinde bulundu.

    “SANAT, YAŞADIĞI ÇAĞA TANIKLIK ETMEKTİR”

    Jürinin ödül gerekçesinin kendisi için çok anlamlı olduğunu vurgulayan Çelik, şunları söyledi: “Jüri, yerel bir konuyu tüm dünyanın hissedebileceği evrensel bir boyutta anlattığımız için bu ödülün verildiğini de not düşmüş. Zaten beni bu senaryoyu yazmaya iten temel mesele de buydu. Bana göre sanat, yaşadığı çağa tanıklık etmektir. Toplumlar, yaşadıkları travmalarla ve gerçeklerle yüzleştiği sürece kendilerini yenileyebilir ve demokratikleşebilir. Biz bu filmde tam da bu tanıklığı yapmaya çalıştık.”

    Tek bir gece ve mekanda geçen filmlerden oluşan “Gece Üçlemesi”nin ikinci filmi olarak çekilen yapımda kendi yaşam hikayesinden esinlendiğine işaret eden usta yönetmen, “Türkiye’de çok travma yaşandı ama en ağırlarından birisi bu darbe geleneğidir. Darbeye alışan bir ülke ve bütün yaşantımızı kavrayan süreçler, benim bizzat yaşadığım süreçler. Bu sebeple bu hikayeyi çekmeye karar verdim. Yaşadıklarımızı, ancak sanat kalıcı kılabiliyor.” dedi.

    Reis Çelik, filmin yapısal olarak özel bir sinematografik dil barındırdığını belirterek “Birçok festivalden davet var. Gidebildiğimiz kadar çok festivale katılım sağlamayı düşünüyoruz. Ayrıca Türkiye’deki izleyiciyle de buluşması gerekiyor. Filmin bu yaz Türkiye’de vizyona girmesini bekliyoruz. Ayrıca uluslararası alanda ilgi gören bu filmimiz için Türkiye’yi temsilen Oscar aday adaylığı başvurumuz da olacak. Sektör bileşenleri nasıl bir karar verir göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Türk-Alman ortak yapımı “Kör Gece”, 12 Eylül 1980’deki askeri darbeden sonra Türkiye’de yaşanan olayları ele alıyor.

    Türkiye’den Kaz Film ve Heimatlos Films ile Almanya’dan Neopol Film ortaklığıyla hayata geçirilen eserin başrollerinde Özge Arslan, İştar Gökseven, Hacı Ali Konuk, Nilüfer Açıkalın ve Aydın Orak rol aldı. >>>AA

  • Güzel Sanatlar Lisesi’nden  yıl sonu sergisi

    Güzel Sanatlar Lisesi’nden yıl sonu sergisi

    Afyonkarahisar Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri, eğitim-öğretim yılı boyunca büyük bir emek ve titizlikle hazırladıkları resim çalışmalarını Zafer Kent Meydanı’nda beğeniye sundu.

    Kent meydanını adeta açık hava galerisine dönüştüren yıl sonu resim sergisi, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Geleceğin sanatçı adaylarının fırçasından çıkan birbirinden özel eserler, sergiyi gezen sanatseverler tarafından tam not aldı. Farklı tekniklerin ve temaların yer aldığı sergide, öğrencilerin yetenekleri göz doldurdu.

    Zafer Kent Meydanı’ndaki sergiyi gezen Afyonkarahisarlılar, öğrencilerin performanslarına hayran kaldıklarını belirterek, bu tür kültürel ve sanatsal etkinliklerin şehre büyük bir değer kattığını ifade ettiler.

  • Özgü Kaya’dan tatil pozları

    Özgü Kaya’dan tatil pozları

    Ekranların sevilen oyuncularından Özgü Kaya ve başarılı şarkıcı Murat Dalkılıç, yaz sezonuna erken bir tatille başladı. Çiftin Yunanistan’ın sakin ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Eresos bölgesindeki tatili, hayranlarından büyük ilgi gördü. Sosyal medya hesabından tatil anlarını paylaşan Özgü Kaya, deniz ve güneşin tadını çıkardığı kareleri takipçileriyle paylaştı. Oyuncunun doğal hali ve enerjik görüntüsü, takipçilerinden çok sayıda beğeni ve olumlu yorum aldı.

    AŞKLARIYLA DİKKAT ÇEKİYORLAR

    Özel hayatlarını genellikle gözlerden uzak yaşamayı tercih eden Özgü Kaya ve Murat Dalkılıç, son dönemde mutlu birliktelikleriyle magazin dünyasının dikkat çeken çiftleri arasında yer alıyor. Oyunculuk kariyerinde Üç Kız Kardeş, Kimse Bilmez ve farklı projelerdeki performanslarıyla tanınan Kaya, yeni sezon öncesi tatilde moral depolarken, Murat Dalkılıç da yoğun konser temposunun yorgunluğunu atıyor.

    “BİRBİRİMİZİN YANSIMASI GİBİYİZ” DEMİŞTİ

    Özgü Kaya daha önce Murat Dalkılıç ile ilişkileri hakkında yaptığı açıklamada, ikilinin enerjisinin çok iyi uyuştuğunu ve birlikte keyifli vakit geçirdiklerini söylemişti. Çiftin Yunanistan tatilinden gelen görüntüleri, hayranları tarafından “erken balayı” olarak yorumlanırken, ikilinin uyumu da sosyal medyada sıkça konuşuldu. Yeni projeleri ve kariyer çalışmaları öncesinde kısa bir mola veren Özgü Kaya ile Murat Dalkılıç’ın tatil paylaşımları, magazin gündemindeki yerini koruyor. >>>Haber Merkezi

  • Rock Müziğin Efsanesi Cooper’dan unutulmaz performans

    Rock Müziğin Efsanesi Cooper’dan unutulmaz performans

    Neo Events organizasyonuyla gerçekleştirilen etkinlikte sahne alan Cooper, yarım asrı aşan kariyerinden seçtiği eserleri seslendirdi.

    Rock & Roll Hall of Fame üyeleri arasında yer alan sanatçı, konserde “Hey Stoopid”, “Feed My Frankenstein”, “School’s Out”, “Poison”, “No More Mr. Nice Guy” ve “I’m Eighteen” gibi klasikleşen şarkılarının yanı sıra son dönem albümleri “Detroit Stories” ve “Road”dan parçalara da repertuvarında yer verdi.

    Teatral sahne performansı, gotik unsurlarla zenginleştirilen görsel şovu ve enerjik sahne duruşuyla dikkati çeken 78 yaşındaki Cooper’ın konserinde müzikseverler sanatçının sevilen şarkılarına konser boyunca eşlik etti.

    Rock müziğin öncü isimlerinden Alice Cooper, İstanbul'da konser verdi

    Rock müziğin öncü isimlerinden Alice Cooper, İstanbul'da konser verdi

    Rock müziğin öncü isimlerinden Alice Cooper, İstanbul'da konser verdi

    Fotoğraf : Ağıt Erdi Ulukaya/AA

    Lifepark’ta gün boyu süren etkinlik kapsamında Alice Cooper öncesinde Direc-T, Ogün Sanlısoy ve Kargo da sahne aldı.

    Alternatif rock grubu Direc-T’nin açılışını yaptığı etkinlikte, Ogün Sanlısoy solo kariyerinden ve geçmiş çalışmalarından eserler seslendirdi. Gecenin son yerli konuğu olan Kargo ise şarkılarıyla izleyicileri Alice Cooper performansına hazırladı. >>>İHA

  • TÜRKAY’ın konseri mest etti

    TÜRKAY’ın konseri mest etti

    Türk Silahlı Kuvvetleri Armoni Mızıkası Komutanlığına bağlı Türk Armoni Yıldızları Orkestrası (TÜRKAY) Afyonkarahisar’da gerçekleştirdiği konser ile dinleyicilere unutulmaz bir akşam yaşattı.

    Konser, Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Atatürk Kongre Merkezinde gerçekleştirildi.

    Klasik müzikten caza, pop müzikten geleneksel ezgilere uzanan seçkin beğeni toplayan konser Vali Dr. Naci Aktaş, protokol üyeleri, şehit aileleri, gaziler ve çok sayıda sanatseverin katılımıyla gerçekleştirildi. Orkestra Komutanı ve Şefi Bando Yarbay Kerimcan Nayman yönetiminde sahne alan ekip; Solist Soprano Gökçe Nur Semerci ve Solist Bando Astsubay Kıdemli Başçavuş İhsan Kamiş’in etkileyici performanslarıyla hafızalarda iz bırakan bir kültür ve sanat akşamına dönüştü.

  • “26. Afyonkarahisar Caz Festivali” başladı

    “26. Afyonkarahisar Caz Festivali” başladı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Genel sanat yönetmenliğini Hüseyin Başkadem'in yaptığı "26. Afyonkarahisar Caz Festivali" başladı.

    Kentteki termal bir otelde düzenlenen festivalin açılış konserinde, Kemal Günüç Orkestrası ile Çekyalı solist Karolina Krajnikova sahne aldı.

    Başkadem, açılışta yaptığı konuşmada, festivale destek veren Kültür ve Turizm Bakanlığı, Afyonkarahisar Valiliği ve sponsorlara teşekkür etti.

    Konserde, orkestra eşliğinde solist Krajnikova, birbirinden güzel eserleri seslendirdi.

    Festivalin açılış konserine, Afyonkarahisar Vali Yardımcısı Yalçın Sezgin, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve sanatseverler katıldı.

    Okul söyleşilerinin de yer alacağı festival, 6 Haziran'da sona erecek.

  • Frig Vadisi bu bayramda ziyaretçi akınına uğradı

    Frig Vadisi bu bayramda ziyaretçi akınına uğradı

    Tarihi yaklaşık 3 bin yıl öncesine dayanan ve bir çok önemli eserinin Afyonkarahisar sınırları içerisinde kaldığı Frig Vadisi’nde her bayram olduğu gibi bu bayramda da ziyaretçi yoğunluğu yaşandı.

    Afyonkarahisar ile birlikte Eskişehir ve Kütahya sınırları içerisinde kalan tarihi Frig Vadisi bayramdada ziyaretçi akınına uğradı.

    Vadinin Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesinde bulunan eserler bayram tatilinde yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. Özellikle Ayazini köyü ve çevresindeki tarihi kaya yerleşimleri, oyma kiliseler ve peri bacaları ziyaretçilerin yoğun ilgisini gördü.

    Yaklaşık 3 bin yıllık geçmişe sahip olan Frig Vadisi, Frig, Roma ve Bizans dönemlerinden izler taşıyan yapılarıyla dikkat çekiyor. Bayram tatilini değerlendirmek isteyen vatandaşlar, bölgenin tarihi dokusunu keşfediyor.

    Bölgedeki esnaf bayram yoğunluğundan memnun olduklarını belirterek son yıllarda yapılan restorasyon ve altyapı çalışmalarının ziyaretçi sayısını artırdığını ifade etti.

  • Olympos’ta aristokrat bir kadına ait lahit bulundu

    Olympos’ta aristokrat bir kadına ait lahit bulundu

    Kültür ve Turizm Bakanlığının “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında kazı çalışmasının yapıldığı Olympos’ta, Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ışık tutan eserler çıkarılıyor.

    Kentin liman bölgesi olarak adlandırılan alanda yapılan çalışmalarda, 10 metre yüksekliğinde ve içerisinde av sahneleri ile Nike ve Eros figürlerinin yansıtıldığı aristokrat bir kadına ait olduğu tespit edilen lahit bulundu.

    Alt bölümü kırık halde bulunan lahdin, yaklaşık 50 parçasının arkeologlar tarafından cerrahi bir titizlikle birleştirilmesinin ardından ziyarete açılması planlanıyor.

    “ÜÇÜNCÜ ANITSAL MEZAR OLDUĞUNU KEŞFETTİK”

    Olympos Antik Kenti Kazı Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökçen Kurtuluş Öztaşkın, AA muhabirine, limandaki anıtsal mezarlar bölgesinde kazı çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

    Bölgede yan yana tonozlarla örtülü ve içerisinde lahit barındıran önemli kişilere ait mezarlar olduğunu belirten Öztaşkın, “Olympos’ta iki anıtsal mezar biliniyordu. Yaptığımız çalışmalarda üçüncü anıtsal mezar olduğunu keşfettik. Detaylı bir şekilde bölgede çalışma yaptık. Yaklaşık 10 metre yüksekliğinde tonozlarla örtülü anıtsal mezar bulduk. Mezar içerisinde bir lahit ortaya çıkardık. Bazı yerleri kırık bir şekilde günümüze ulaşmış olsa da onarımlarına başladık.” diye konuştu.

    Lahit üzerinde önemli bir av sahnesi bulunduğuna dikkati çeken Öztaşkın, “Roma döneminde av sahneleri güç ve zenginliğin göstergesi olarak yer alıyor. Nike ve Eros figürleri ile ölümsüzlük motifleri de işlenmiş üzerine. Afyonkarahisar İscehisar’dan gelmiş kaliteli bir mermerden yapılmış bir lahit. Bu mezarın Olympos’un önde gelen aristokrat, zengin ailelerine ait örneklerden olduğunu tespit ettik.” ifadelerini kullandı.

    “GEÇEN YIL BULDUĞUMUZ İKİ LAHİT 722 PARÇA HALİNDEYDİ”

    Lahitlerin parçalı, kırık halde bulunması nedeniyle adeta “yapboz” gibi çalışma yürüttüklerini vurgulayan Öztaşkın, buluntuları aynı zamanda onarmanın ve geleceğe taşımanın da işlerinin bir parçası olduğunu dile getirdi.

    Geçen yıl bulunan iki lahidin 722 parça halinde olduğuna dikkati çeken Öztaşkın, “Bu parçaları tek tek birleştirerek yerlerine yerleştirdik ve sergilemeye başladık. Aynı şekilde bu lahit de ortalama 50 parçaya ayrılmış durumdu. Kısa sürede birleştirip onarımlarını yaptıktan sonra sergileyeceğiz.” dedi.Anıtsal mezarların o dönemin önde gelen kişilerine ilişkin bilgi verdiğine dikkati çeken Öztaşkın, bölgedeki mezarların Olympos’ta yaşayan ve bölgeye gömülen insanların mezarları olduğunu kaydetti.

    Bu nedenle her mezarın Olympos’a ait hikayeler barındırdığını anlatan Öztaşkın, “Ölü gömme gelenekleri bizlere yaşam pratiklerini anlatırken bir yandan da turistlerin bölgeyle bir bağ kurmasını sağlıyor. Bizim için önemli, ziyaretçiler için de ilgi çekici eserler.” değerlendirmesinde bulundu. >>>AA

  • Afyonkarahisar’da “Sultan Divani Mevlevilik Günleri” yapıldı

    Afyonkarahisar’da “Sultan Divani Mevlevilik Günleri” yapıldı

    AFYONAKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'da "Sultan Divani Mevlevilik Günleri" düzenlendi.

    İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Kadınanalar Kültür Derneği iş birliğinde iki gün boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi.

    Program kapsamında Prof. Dr. Veysel Eroğlu Spor Salonu'nda sanatçı Ahmet Özhan, "Anadolu'yu Mayalayanlar" konusunu anlattı.

    İl Kültür ve Turizm Müdürü Yusuf Altın da Mevleviliğin girdiği her gönüle sevgi, saygı, birlik, beraberlik, hoşgörü, düzen, ahenk ve huzur ortamı tesis ettiğini ifade etti.

    Daha sonra Konya Büyükşehir Belediyesi Türk Tasavvuf Musikisi Sema Topluluğu tarafından "Sema Mukabelesi" yapıldı.

    Etkinliğin ikinci gününde ise Rıza Çerçel Kültür ve Sanat Merkezi'nde "Sultan Divani ve Afyonkarahisar'da Mevlevilik" konulu sempozyum düzenlendi.

    Burada "Geleneksel Sanatlar ve Mevlevi Mutfağı" kapsamında hat, ebru ve keçe sanatı ile yemek atölyesi etkinlikleri gerçekleştirildi.

  • Karadağlı: Amerika Birleşik Devletleri’ne turne yapacağız

    Karadağlı: Amerika Birleşik Devletleri’ne turne yapacağız

    Karadağlı, Hatay Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nin açılışında, Hatay’ın ardından Kars Devlet Tiyatrosunun da 1-1,5 ay içerisinde açılacağını söyledi. Tamer Karadağlı, “Hem Hatay hem de yakın zamanda açacağımız Kars Devlet Tiyatromuza oyuncu alımı ve personel alımı için sınav açacağız. Hatay’da yerleşik bir sahne olacak, burası bir turne bölgesi olmayacak. Çünkü Sayın Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy ve Devlet Tiyatroları olarak biz bu konuyu son derece önemsiyoruz.” dedi. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk’ün Hatay için yeni bir sahne daha açılacağı müjdesini kendisine verdiğini dile getiren Tamer Karadağlı, “Hatay’da birkaç sahnemiz birden olacak. Onun müjdesini de bize vermiş oldular. Hem Sayın Valimize hem Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Hiçbir isteğimizi geri çevirmediler. Tam tersine ne istiyorsak yaptılar. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bakanımızın talimatıyla Hatay Devlet Tiyatrosunu çok hızlı bir şekilde hayata geçirdik.” dedi.

    “KARS’TA DA YERLEŞİK BİR SAHNEMİZ OLACAK”

    Hatay’ın yollarının, binalarının yeniden yapıldığını, sanat ve kültürle de gelişeceğini vurgulayan Karadağlı, “Hatay halkı bu yeniliği, sahneyi ve daha fazlasını hak ediyor. Çok hızlı bir şekilde onlara sanatı en iyi şekilde getireceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Kars Devlet Tiyatrosu için de oyuncu ve idari personel alımı yapacaklarını belirten Tamer Karadağlı, “Kars’ta da yerleşik bir sahnemiz olacak. Önce tiyatromuzu açalım, ondan sonra oyunlara karar vereceğiz.” diye konuştu.

    “DT OLARAK ABD’YE YENİ BİR OYUNLA GİDECEĞİZ”

    Devlet Tiyatrolarının dünyada neredeyse her ülkeye turne yaptığını, bir tek ABD’ye gitmediğini belirten Karadağlı, yakın zamanda ABD’ye DT oyunlarını götürmek için bir dizi görüşmeler yaptığını söyledi. Tamer Karadağlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet Tiyatroları tarihinde ilk defa Amerika Birleşik Devletleri’ne turne yapacağız. Bir Türk oyunuyla, bizim hikayelerimizi, bizim kültürümüzü anlatan bir oyunla gideceğiz. Bir sene içinde bir Türk oyununu ve Türk oyuncularla Broadway’de oynayacağız. ABD’de yaklaşık 8-10 tiyatroyla ve Broadway’de görüşmelerimiz oldu, oraya görüşmeler yapmaya gittik. Görüşme yaptığımız ABD’li yetkilileri buraya davet edeceğiz. Çok güzel gelişmeler olacak. Büyük ihtimalle DT olarak ABD’ye yeni bir oyunla gideceğiz ama mutlaka yerli bir oyun olacak.” >>>AA

  • Kopuz Oda Orkestrası’ndan sanat dolu konser

    Kopuz Oda Orkestrası’ndan sanat dolu konser

    Klasik müziğin seçkin eserlerinin seslendirildiği gecede izleyiciler, orkestra performansıyla keyifli anlar yaşadı. Konserde sahne alan sanatçılar, dinleyicilerden büyük beğeni topladı. Gecede keman performansıyla dikkat çeken Işıl Derin Yıldırım, konserin en çok ilgi gören isimlerinden biri oldu. Belediye, etkinliğe katılan tüm sanatçılara ve vatandaşlara teşekkür ederek kültür ve sanat faaliyetlerinin süreceğini belirtti. >>>Haber Merkezi

  • Afyonkarahisar Müzesi’nde mitolojik heykeller ön planda

    Afyonkarahisar Müzesi’nde mitolojik heykeller ön planda

    Heykeller, 1964 yılında yol yapım çalışmasında Afyonkarahisar’a 5 kilometre uzaklıktaki Çavdarlı köyü yakınlarında bulundu. Bereketin sembolü “ana tanrıça” Kibele’nin yurt dışına kaçırıldığı bölgede, ihbar üzerine Afyonkarahisar Müzesi tarafından kurtarma kazısı yapılarak Apollon, Artemis, Tykhe, Men, Asklepios, Zeus ve Herakles gibi 70’in üzerinde mitolojik figür bulundu. “Çavdarlı-Kovalık Höyüğü Heykel Buluntu Grubu” ismi verilen eserler, 2023’e kadar Afyonkarahisar’daki eski müzede sergilendi. Yurt dışına kaçırılarak İsrail’de satılan, ardından ABD’den 13 Aralık 2020’de Türkiye’ye getirilen Kibele heykeli, bir süre İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilendikten sonra 2021’de Afyonkarahisar’a getirildi. Yeni Afyonkarahisar Müzesi’nde sergilenen mitolojik heykellerden 14’ü, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

    “YAKLAŞIK 1700 YIL SONRA YENİDEN GÜN YÜZÜNE ÇIKTI”

    Afyonkarahisar Müzesi Müdürü Mehmet Garipcin, müzenin en önemli eser gruplarından birinin ‘Çavdarlı-Kovalık Höyüğü’nden çıkarılan heykel buluntuları olduğunu söyledi. Heykel grubunun 70’in üzerinde olduğuna değinen Garipcin, şöyle konuştu: “Yaklaşık 1700 yıl boyunca toprak altında saklı kalan heykellerin, Hristiyanlığın Anadolu’da yayılmaya başladığı dönemde tahrip edilmemesi için gizlendiği değerlendiriliyor. Heykeller milattan sonra 2. ve 3. yüzyıllara tarihleniyor. Milattan sonra 4. yüzyılda Hristiyanlığın Anadolu’da baskın din olmaya başlamasıyla bu tarz pagan heykelleri tahrip ediliyor. Gözleri oyuluyor, kırılıyor, yok ediliyor. Bu heykel grubunun da bir kutsal alandan çıkarılarak tahrip edilmesini önlemek amacıyla bugünkü bulunduğu noktaya taşındığını, burada saklandığını düşünüyoruz. Yaklaşık 1700 yıl sonra yeniden gün yüzüne çıktı.” Garipcin, eserlerin dönemin çok tanrılı inanç sistemine ait adak heykelcikleri olduğunu belirterek, bazı heykeller üzerindeki yazıtlarda heykelleri yaptıran kişilerin ve heykeltıraşların isimlerinin yer aldığını kaydetti.

    “GEÇİCİ SERGİLER PLANLANIYOR”

    Yeni müzede daha modern sergileme teknikleri kullandıklarını anlatan Garipcin, ziyaretçilerin heykellere yoğun ilgi gösterdiğini dile getirdi. Müzeyi yılda yaklaşık 50 bin kişinin ziyaret ettiğine dikkati çeken Garipcin, “İlerleyen dönemde heykel grubunun daha geniş kapsamlı geçici sergilerle ziyaretçilere sunulmasını planlıyoruz. Bütün hemşerilerimizi ve Afyonkarahisar’ı ziyaret eden misafirlerimizi, müzemize bekliyoruz.” ifadelerini kullandı. >>>AA

    Afyonkarahisar’da aralarında Kibele’nin bulunduğu mermerden yapılmış mitolojik tanrı heykelleri, sergilendiği müzede ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )

    Afyonkarahisar’da aralarında Kibele’nin bulunduğu mermerden yapılmış mitolojik tanrı heykelleri, sergilendiği müzede ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Afyonkarahisar Müze Müdürü Mehmet Garipcin (fotoğrafta) AA muhabirine açıklamada bulundu. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’da aralarında Kibele’nin bulunduğu mermerden yapılmış mitolojik tanrı heykelleri, sergilendiği müzede ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’da aralarında Kibele’nin bulunduğu mermerden yapılmış mitolojik tanrı heykelleri, sergilendiği müzede ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
  • Gözeli köyünde Hıdırellez coşkusu

    Gözeli köyünde Hıdırellez coşkusu

    Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine bağlı Gözeli köyünde düzenlenen geleneksel Hıdırellez kutlamaları bu yıl da büyük bir coşkuya sahne oldu.

    Yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı etkinlikte birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları verildi. Köy meydanında gerçekleştirilen organizasyon çerçevesinde katılımcılara; bulgur pilavı, kavurma, baklava, yeşil soğan ve yufka ikram edildi. Yemek sonrası hep birlikte dualar edildi.

  • Yapay zekalı robot, şimdi de tiyatro sahnesinde

    Yapay zekalı robot, şimdi de tiyatro sahnesinde

    “Robotik Bir Aşk Hikayesi” alt başlığını taşıyan ve 17 Mayıs’ta saat 20.30’da Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) prömiyer yapacak oyunun ekibi, oyundan bir bölümün sahnelendiği provada buluştu. Oyuncularla insansı robotun birlikte yer aldığı bir sahnenin provasında, insansı robot da performansıyla dikkati çekti. Metin Yıldız, yazıp yönettiği oyuna ilişkin yaptığı açıklamada, oyunda yapay zeka insansı robot ile bir insanın hikayesini anlattıklarını söyledi. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiklerini vurgulayan Yıldız, “Hatta dünyada bir ilki gerçekleştiriyoruz. İlk kez bir yapay zeka insansı robot, oyuncularla birlikte profesyonel bir sahneye çıkacak ve bizimle birlikte çok çalıştığı rolünü oynayacak. O da en az bizler kadar heyecanlı.” değerlendirmesinde bulundu.

    “DUYGU OLMADAN DUYGUYU YANSITABİLMEYE ÇALIŞTIM”

    Oyuncu Ceylan Yılmaz da oyunda “Ceyda” isimli insansı sosyal robot karakterini oynadığını, kendisi için gerçekten çok farklı bir rol olduğunu anlattı.

    İnsan olmayan biriyle aynı sahneyi paylaşmanın zorluklarına değinen Yılmaz, “Çünkü insan değil ve duygu yok. Yani duygu olmadan duyguyu yansıtabilmeye çalıştım aslında burada. Çok heyecan verici bir süreç. Ben de nasıl görüneceğini çok merak ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Yılmaz, yapay zeka rol arkadaşına ilişkin, “Onu kendime yakın hissediyorum şu anda. Demek ki role inanmaya başlamışım. Tabii ilk defa böyle bir şey yapılıyor Türkiye’de ve bunu bizim gerçekleştirmemiz gurur verici.” dedi.

    Müzik yönetmeni Erdem Eskimez ise oyunun tematik müziklerini ve ses tasarımını yaptığını, teknik prodüksiyon ve müzik tasarımının duygu aktarımında önemli yere sahip olduğunu kaydetti.

    Daha önce yapılmamış bir oyunun sahneleneceğini ve seyirciye çok güzel bir oyun sunmayı planladıklarını ifade eden Eskimez, şunları dile getirdi: “Metin Yıldız oyunun her bölümünü yaptığı için bize çok bir şey kalmadı. Biz sadece müzik konusunda, müzik yönetmenliği, ses, tasarım, bu prodüksiyonlarla alakalı duyguyu nasıl daha iyi verebiliriz, seyirciye bunu nasıl çok daha güzel aktarabiliriz, bununla ilgili beraber çalıştık. Benim zaten profesyonel olarak yaptığım iş film, dizi ve tiyatro müzikleri olduğu için çok zorlanmadık. Bir de aramızdaki sinerji, enerji, oluşturduğumuz ekip ruhu çok güzel olduğu için sonucun çok güzel olacağına inanıyorum.”

    “İLK OLAN ŞEYLERE İMZA ATMAYI SEVİYORUZ”

    Organizasyon sürecine katkı sağlayan Dijital Birlik Platformu Başkanı Emrah Cebiroğlu, projeye güvendiklerinin altını çizerek, “Biz genellikle Türkiye’de ve dünyada ilk olan şeylere imza atmayı seviyoruz. Öncelikle Metin ağabeye teşekkür ediyoruz bu projede bizlerle fikir alışverişi yaptığı için. Onunla beraber yol yürümek bize güç veriyor.” diye konuştu.

    Projeyi ilk duyduğunda çok heyecanlandığını aktaran Cebiroğlu, “Arkadaşımızla beraber bu işi başaracağımıza inanıyoruz, 17 Mayıs’ta AKM’ye bekliyoruz.” dedi.

    Sahnedeki robotun teknolojik altyapısını hazırlayan LTC İnovasyon A.Ş. kurucusu Murat Bil ise yapay zeka destekli robotun tiyatro performansını sabırsızlıkla beklediklerine işaret ederek, “Biz bu robotun yapay zekalı yazılımını yazıyoruz ve gerçekten dünyada ilk defa bir tiyatroda oynayacak. Bakalım sabırsızlıkla bekliyoruz gösteriyi.” şeklinde konuştu.

    OYUN HAKKINDA

    Metin Yıldız ve Ceylan Yılmaz ile Burak Topal’ın başrolleri paylaştığı oyunun dekor tasarımını Mert Yürür, ışık tasarımını Önder Arık, genel koordinatörlüğünü Esra Aydın üstlendi.

    Yapay zeka destekli insansı robot karakterini sahneye taşıyan, komedi ile dram arasında gidip gelen oyun, aşkı, yalnızlığı ve teknoloji çağında insan olmayı sorgulayan sıra dışı hikayesiyle dikkati çekiyor.

    “Bir insanı unutamıyorsak, onun yapay bir kopyasını sevebilir miyiz?” sorusuna cevap arayan oyunun konusu şöyle:

    “Boşandıktan sonra yalnızlığa gömülen Vehbi’nin hayatı, bir gece kapısına gelen gizemli bir kargoyla değişir. Kutunun içinden çıkan eski eşinin birebir kopyası olan bir humanoid (insansı) robottur.” >>>AA

  • Arpist Güneş Hızlılar 25. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde resital verdi

    Arpist Güneş Hızlılar 25. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde resital verdi

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Arpist Güneş Hızlılar, 25. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali'nin yedinci gününde müzikseverlerle buluştu.

    Genel sanat yönetmenliğini Hüseyin Başkadem'in yaptığı Afyonkarahisar Müzesi'nin fuaye alanında düzenlenen festivalde, arpist Güneş Hızlılar resital verdi.

    Konser, dinleyicilerden büyük beğeni topladı.

  • Şiir yarışmasının kazananları belli oldu

    Şiir yarışmasının kazananları belli oldu

    Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen ’Gençler Arası Kültür ve Sanat’ etkinlikleri çerçevesinde şiir yarışması düzenlendi.

    Afyonkarahisar Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen yarışma, 13-17 yaş ve 18-25 yaş olmak üzere iki farklı kategoride yapıldı. 13-17 yaş kategorisinde Ebru Albayrak birinci, Feyza Nur Karayer ikinci, Sümeyye Çakır üçüncü oldu.

    18-25 yaş kategorisinde ise Emir Selim Oğur birinciliği elde ederken, Zehra Selek ikinci, Zehra Toral üçüncü sırada yer aldı.

    Kategorilerinde birinci olan gençler, Muğla’da düzenlenecek bölge yarışmasında Afyonkarahisar’ı temsil edecek.