Kategori: Teknoloji

  • Bayraktar AKINCI hava hedefini SUNGUR ile vurdu

    Bayraktar AKINCI hava hedefini SUNGUR ile vurdu

    Baykar’dan yapılan açıklamaya göre, şirket tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA, hava muharebesi kabiliyetlerini geliştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda yapılan testte, ROKETSAN tarafından geliştirilen SUNGUR, hedef hava aracını tam isabetle vurdu.

    Test faaliyeti kapsamında Tekirdağ’da bulunan Çorlu Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden kalkış yapan AKINCI, Karadeniz üzerindeki test sahasına intikal etti. Sinop açıklarında icra edilen testte gökyüzünde seyreden hedef insansız hava aracı, AKINCI’dan ateşlenen SUNGUR mühimmatı tarafından tam isabetle vuruldu. Atış testinin başarıyla sonuçlanmasının ardından AKINCI, planlanan rotayı takip ederek Çorlu’ya geri döndü.

    Bayraktar AKINCI hava hedefini SUNGUR ile vurdu

    Daha önce KEMANKEŞ 1 Yapay Zeka Tabanlı Mini Seyir Füzesi ile hava-hava atışları gerçekleştiren AKINCI, ROKETSAN tarafından geliştirilen EREN Yüksek Hızlı Çok Amaçlı Dolanan Mühimmat ile de hedefini başarıyla vurdu. SUNGUR Hava Savunma Füzesi’nin de kullanılmasıyla farklı sınıflardaki milli mühimmatları hava hedeflerine karşı kullanma kabiliyetini genişleten AKINCI, sahip olduğu geniş mühimmat yelpazesiyle hava muharebesinde mühimmat çeşitliliği kabiliyetini ortaya koydu.

    Katmanlı harekat gücü

    Bugüne kadar milli TİHA’nın geliştirme ve mühimmat entegrasyon faaliyetleri kapsamında MAM-L, MAM-L TV, MAM-T, MAM-T IIR/TV, MAM-C, TOLUN mühimmat ailesi, TEBER-81, TEBER-82, LAÇİN, LGK-81, LGK-82, HGK-82, GÖKÇE Güdüm Kiti, GÖZDE Güdüm Kiti, KGK-82-SİHA, İHA-300 Süpersonik Füze, İHA-230 Süpersonik Füze, TV arayıcı ve lazer arayıcı başlıklı İHA-122 Süpersonik Füze, ÇAKIR Seyir Füzesi ile EREN Yüksek Hızlı Çok Amaçlı Dolanan Mühimmat başarıyla entegre edildi. Farklı menzil, güdüm ve harp başlığı seçeneklerine sahip bu mühimmat çeşitliliği sayesinde AKINCI, yakın mesafeden uzun menzile uzanan, farklı hedef türlerine karşı görev yapabilen katmanlı bir harekat ve taarruz kabiliyeti kazandı.

    Başlangıçtan bugüne tüm projelerini tamamen öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2025 yılında da insansız hava aracı segmentinde dünyanın en büyük ihracatçısı olmaya devam etti. Son 3 yılda dünya SİHA pazarında liderliğini sürdüren Baykar, 2025 yılında ulaştığı 2,2 milyar dolarlık ihracat hacmiyle kendi rekorunu tazeledi. Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90’ını ihracattan elde eden Baykar, Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının lokomotifi oldu.

    Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 36 ülkeyle, AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 16 ülke ile olmak üzere toplam 39 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı.>>>AA

  • Altman: Dünya yapay zekadan korkmakta haklı

    Altman: Dünya yapay zekadan korkmakta haklı

    Altman, San Francisco’da düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, “Dünyanın bundan (yapay zeka) korkmakta haklı olduğunu düşünüyorum.” dedi.

    Yapay zekanın kapasitesinin geçmişe kıyasla hızla ilerlediğine dikkati çeken Altman, teknolojinin nasıl yanlış sonuçlara yol açabileceğini öngörmenin artık daha kolay olduğunu belirtti.

    Altman, yapay zeka şirketlerinin güvenliği yeteneklerin geliştirilmesinin önünde tutması gerektiğini vurgulayarak, OpenAI’ın ve sektörün bunu güvenli şekilde gerçekleştirebileceğine inandığını söyledi.

    Altman: Dünya yapay zekadan korkmakta haklı

    “Yeni yasalara veya düzenlemelere ihtiyacımız yok”

    Nvidia CEO’su Jensen Huang ise aynı konferansta, teknolojinin yeni sürümlerinin piyasaya sürülüp sürülmeyeceğine yapay zeka şirketlerinin karar vermesi, bu sürecin dış güçler tarafından yönetilmemesi gerektiğini dile getirdi.

    Huang, “Yeni yasalara veya düzenlemelere ihtiyacımız yok.” diyerek, inovasyonun hızı ile yapay zekanın güvenliği arasında “yanlış seçim” yapılmaması gerektiğini ifade etti.

    Huang ayrıca, yapay zekanın işleri otomatikleştirerek insanların işlerini kaybetmesine yol açacağı yönündeki endişeleri “tamamen saçmalık” olarak nitelendirdi.

    Altman: Dünya yapay zekadan korkmakta haklı

    Zuckerberg de şirketlerin güvenlik sorumluluğuna dikkati çekti

    Meta CEO’su Mark Zuckerberg de ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki paylaşımında, yapay zeka şirketlerinin modellerini güvenli şekilde geliştirmek için yeterli sorumluluk ve teşvike sahip olduğunu savundu.

    Zuckerberg, yapay zeka laboratuvarlarının modellerini güvenli şekilde geliştirmek için gereken hızda ilerleme konusunda kendi adımlarını atabileceğini belirtti.

    Kullanıcıların kendileriyle uyumlu olmayan ve talimatlarını yerine getirmeyen yapay zeka ajanlarını kullanmak istemeyeceğini dile getiren Zuckerberg, güven ve uyumun yapay zeka modelleri ve ajanları arasındaki rekabette giderek daha önemli hale geldiğini kaydetti.

    Yapay zeka modellerinin yol açabileceği zararların şirketleri hukuki sorumlulukla karşı karşıya bırakabileceğini belirten Zuckerberg, bunun da şirketlerin güvenliği öncelemesi için güçlü bir teşvik oluşturduğunu savundu.

    Anthropic CEO’su Dario Amodei, OpenAI CEO’su Altman ve Elon Musk’ın da aralarında bulunduğu teknoloji sektörünün önde gelen isimleri, yapay zeka geliştirme çalışmalarının yavaşlatılması yönünde çağrı yapmıştı.>>>AA

  • Obama’dan yapay zeka için yasal düzenleme çağrısı

    Obama’dan yapay zeka için yasal düzenleme çağrısı

    ABD’de yapay zeka temelli teknolojilerin gelişim hızına ilişkin kamuoyu endişesinin artması ve sektör liderlerinin yavaşlama çağrısında bulunmasının ardından bu teknolojiyi denetleme önerileri gündemdeki yerini koruyor.

    Eski ABD Başkanı Obama, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada, yapay zekanın güvenlik, istihdam ve çocuklar üzerindeki olası etkilerine karşı hükümetlerin daha fazla adım atması gerektiğini belirtti.

    Yapay zekanın gelişiminin tamamen durdurulamayacağına işaret eden Obama, “Yapay zekayı kutuya tıkmamız mümkün değil ancak gelişimini ve kullanımının nasıl olacağını birlikte belirleyebiliriz.” ifadesini kullandı.

    Obama, hükümetlere yapay zekaya yönelik somut düzenlemeler ve yasalar hazırlaması için çağrıda bulundu.

    Kamala Harris’ten Kongre’ye çağrı

    Eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris de açıklamasında, yapay zeka modellerinin “endişe verici bir hızla” geliştiğini vurguladı.

    Yapay zekanın kamu yararına hizmet etmesini sağlamak için gelişim hızının yavaşlatılması ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirten Harris, ABD Kongresini, yapay zekayı denetleyecek federal bir kurum oluşturulması için gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirmeye çağırdı.

    Anthropic CEO’sundan yapay zeka gelişimini yavaşlatma önerisi

    ABD’li yapay zeka şirketi Anthropic’in Üst Yöneticisi (CEO) Dario Amodei, firmadaki araştırmacı Jacob Coxon’ın yapay zeka konusunda yeterince sorumlu davranılmadığı gerekçesiyle istifasının ardından internet sitesinde makale yayımlamıştı.

    Amodei, yapay zeka teknolojisinin hızla gelişmesinin, sistemleri anlama ve kontrol etme kapasitesini zora sokabileceği uyarısını yaparak, bu teknolojinin gelişiminin denetime daha fazla olanak sağlayacak şekilde yavaşlatılması önerisinde bulunmuştu.

    Yapay zeka şirketlerinin bir araya gelerek güvenlik standartları belirlemesi gerektiğine dikkati çeken Amodei’ye, Elon Musk destek vermiş, OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman da öneriye katıldığını ve bağımsız değerlendirme konusunda aynı adımı atacağını kaydetmişti.>>>AA

  • Çin’den yapay zeka yarışında kapsayıcılık çağrısı

    Çin’den yapay zeka yarışında kapsayıcılık çağrısı

    Çin Komünist Partisinin (ÇKP) yayın organı Global Times gazetesinde yayımlanan yorum yazısında, Amodei’nin asıl amacının teknolojik bariyerler ve düzenleyici tekellerle Çin’in yapay zeka gelişimine ket vurmak olduğu savunuldu.

    Amodei’nin Çin’i hedef alan sözlerinin ve burada çıkardığı sonuçların “Soğuk Savaş taktiklerini” hatırlattığı ifade edilen yazıda, “Bu sessiz Soğuk Savaş, iki yüzlü ve dar görüşlü. Çin’i küresel yapay zeka inovasyonundan dışlamak, deneme yanılma ve kontrol kaybı risklerini belirgin şekilde artıracaktır.” ifadelerine yer verildi.

    Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciakun da, Pekin’de düzenlenen basın toplantısında konuya ilişkin yaptığı açıklamada, yapay zeka gelişiminin tüm insanlığın refahı için olduğunu, tüm tarafların açık ve kapsayıcı bir yapay zeka gelişimini teşvik etmesi gerektiğini belirtti.

    Guo, “Korkuları körüklemek, cepheleşme ve acımasız rekabet, küresel yapay zeka yönetimine zarar vermekten başka işe yaramaz, bu da kimsenin menfaatine değildir.” diye konuştu.

    Amodei’nin yapay zeka gelişimini yavaşlatma önerisi

    ABD’li yapay zeka şirketi Anthropic’in Üst Yöneticisi Dario Amodei, 12 Eylül’de şirketin internet sitesinde yayımladığı makalede, yapay zeka teknolojisinin katlanarak artan hızla gelişmesinin sistemleri anlama ve kontrol etme kapasitesini aşabileceği uyarısını yaparak, bu teknolojinin gelişiminin denetime daha fazla olanak sağlayacak şekilde yavaşlatılması önerisinde bulunmuştu.

    Yapay zeka şirketlerinin bir araya gelerek güvenlik standartları belirlemesi ve yapay zekanın piyasaya sürülme hızına yönelik bazı kurallar oluşturması gerektiğine dikkati çeken Amodei’ye, Elon Musk da X’te paylaştığı “Dario haklı.” ifadesiyle destek vermiş, OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman da öneriye katıldığını ve bağımsız değerlendirme konusunda aynı adımı atacağını kaydetmişti.

    Amodei, yazısında ABD yönetiminin Çin’e çip ihracatı kısıtlamalarını güçlendirmesi ve Çin’deki yapay zeka laboratuvarlarının kendi modellerinde ABD’li şirketlerin modellerinden “damıtma” adı verilen yöntemle veri çalmasını engellemesi gerektiğini vurgulamıştı.

    Anthropic Üst Yöneticisi, CBS News televizyonuna verdiği röportajda, yapay zekanın yavaşlatılmasına ilişkin önerisinin önündeki en zor ikilemin, Çin ve diğer düşman ülkelerin aynı şeyi yapmaması ihtimali olduğunu dile getirmişti.>>>AA

  • AB Komisyonu, çocukların çevrim içi korunması için yasa teklifi sunacak

    AB Komisyonu, çocukların çevrim içi korunması için yasa teklifi sunacak

    AB Komisyonu sözcülerinden Olof Gill, Brüksel’deki günlük basın toplantısında yaptığı açıklamada, “AB Çocuk Yasası”nı 17 Eylül’de resmi olarak teklif edeceklerini söyledi.

    Yasa teklifinde AB genelinde sosyal medyaya yaş kısıtlaması getirilmesinin de bulunması bekleniyor.

    Politico internet sitesinin yasa teklifinin hazırlık belgelerine dayandırdığı haberine göre, sosyal medya ve video paylaşım platformlarının yanı sıra yapay zeka destekli sohbet uygulamaları da kapsam dahilinde olacak.

    Eğitim amaçlı kullanılan uygulamalar ise kapsam dışında tutulacak.

    AB Komisyonu tarafından yetkilendirilen “Çocukların Çevrim İçi Güvenliğine İlişkin Özel Uzman Heyeti” 13 yaşın altındaki çocukların “sosyal medya plus” olarak tanımlanan platformlara erişimi için AB genelinde uyumlu bir yaş sınırı getirilmesi tavsiyesinde bulunmuştu.

    AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, “algoritmaların şekillendirdiği çocuklukları” kabul etmek zorunda olmadıklarını belirterek 16 Eylül’de yapacağı “Birliğin Durumu” konuşmasında yeni yasa teklifine ilişkin detayları aktaracağını belirtmişti.>>>AA

  • “Masum” görünen akımlara dikkat

    “Masum” görünen akımlara dikkat

    Prof. Dr. Kırık, AA muhabirine sosyal ağlarda popüler olan “80’ler”, “bebek”, “aksiyon figürü” veya “sen de ekle” gibi fotoğraf paylaşma akımlarının masum birer eğlence gibi görünmesine karşın arka planda kapsamlı bir veri madenciliği ve davranış analizi barındırdığını söyledi.

    Bu tür akımların kişiye özel, nostaljik ve duygusal sonuçlar ürettiği için hızla yayıldığına dikkati çeken Kırık, yapay zekanın bu sonuçları elde edebilmek adına kullanıcıların yakın plan çekilmiş yüz fotoğraflarını ayrıntılı biçimde analiz ettiğini belirtti.

    Kırık, uygulamaların gözlerin konumu, burun ve ağız mesafesi ile yüzün ayırt edici hatları gibi hassas biyometrik verileri işlediğini vurgulayarak, “Bunlar ilerleyen yıllarda çok ciddi biyometrik veri riskini beraberinde getirecek. Artık ülkeler dijital istihbaratı elinde bulundurmak için veriye ihtiyaç duyuyor. Bizler akım adı altında eğlenceye ve masum görünen bu sistemlere dahil oluyoruz ve ne yazık ki gelecekte nasıl bir süreçle karşı karşıya kalacağımızı bilmiyoruz.” dedi.

    Telefon numarası, e-posta, adres bilgileri gibi kişisel verilerin değiştirilebilir, yüzün ise değişmez bir veri olduğunu anlatan Prof. Dr. Kırık, yüzün çok daha spesifik ve daha hassas bir biyometrik veri kapsamında yer aldığını vurguladı.

    Kırık, savunmadan istihbarata, siber güvenlikten askeri karar destek süreçlerine kadar çok stratejik bir araç haline gelen yapay zekayı beslemek ve model geliştirmek için de veriye ihtiyaç duyulduğunu dile getirerek, “Sahte ses ve görüntüler çok hızlı bir şekilde üretilebiliyor. En büyük yaptığımız hata da ‘Nasıl olsa verilerimiz, fotoğraflarımız her yerde’ deyip bu tarz uygulamalara da çok rahat bir şekilde biyometrik verilerimizin açık ve aleni bir şekilde fotoğraflar vasıtasıyla yüklenmesi ancak her sistem kendine özgüdür. Yani bir sosyal medya mecrasında fotoğrafınızın olması demek başka bir yapay zeka şirketinin onu hemen otomatik olarak alıp kullanması anlamına gelmiyor.” diye konuştu.

    "Masum" görünen akımlara dikkat

    Sadece ünlü isimleri tehdit etmiyor

    Prof. Dr. Kırık, akıllı kilitler, mobil cihazlar ve ev güvenlik mekanizmalarının biyometrik doğrulama esasına göre çalıştığına değinerek, yüz ve ses verilerinin ele geçirilmesiyle güvenlik sistemlerinin aşılabileceğini belirtti.

    Ünlü isimlerin, sanatçıların, siyasetçilerin ses ve görüntüleri işlenebildiği gibi tüm vatandaşların da verilerinin işlenebildiğini dile getiren Kırık, “Akımlar dönem dönem sosyal medyada viral oluyor ve bu sayede veri toplanmış oluyor. Özellikle biyometrik veriler bu tarz şirketlerin eline gittiğinde, askeri sanayilerinde bile artık kullanılan bir teknolojiden bahsediyoruz, bu ilerleyen yıllarda çok daha ciddi sorun ve problemleri doğurabilir. Unutmayın kendi rızanızla bunu gerçekleştirmiş oluyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

    Kullanıcıların dijital hijyen kurallarını uygulaması ve dijital okuryazarlık seviyelerini artırması gerektiğinin altını çizen Kırık, hukuki ve pratik adımlara ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Uygulamalar cihaza yüklenirken kullanıcı sözleşmeleri ve gizlilik politikaları mutlaka okunmalıdır. Sosyal ağların ve yapay zeka araçlarının ayarlar sekmesinde bulunan veri kontrolü bölümlerinden, ses ve görüntülerin model eğitiminde kullanılmasını engelleyen seçenekler pasifize edilmelidir. Fotoğraf yüklerken galeriye ve mikrofona toptan erişim izni verilmemelidir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile 7253 sayılı yasa kapsamında kullanıcıların yasal hakları bulunmaktadır. İhlal veya mağduriyet durumunda içeriğin kaldırılması için platforma başvurulmalı, ekran görüntüleri alınarak cumhuriyet savcılıklarına ve kolluk kuvvetlerine suç duyurusunda bulunulmalıdır.”

    Teknolojik bağımsızlığın korunması için yerli ve milli yazılımların yaygınlaşmasının önemine değinen Kırık, veriyi elinde bulunduran yapıların geleceğin dijital dünyasında söz sahibi olacağını kaydetti.>>>AA

  • Türkiye’nin yapay zeka vizyonu GITEX’te gündeme geldi

    Türkiye’nin yapay zeka vizyonu GITEX’te gündeme geldi

    Anadolu Ajansının (AA) global iletişim ortağı olduğu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisinin ev sahipliğinde ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında düzenlenen GITEX AI Türkiye, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı.

    GITEX AI Türkiye’nin ikinci gününün ilk oturumunda konuşan Milli Teknoloji ve Yapay Zeka Genel Müdürü Sadullah Uzun, Türkiye’nin yapay zeka çağında üreten ve yön veren ülkeler arasında yerini almasına katkı sağlamayı amaçlayan “Türkiye Yapay Zeka Zirvesi”nin ana başlıklarını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açıkladıklarını hatırlattı.

    Uzun, Yapay Zeka Eylem Planı kapsamında 5 milyon vatandaşa ulaşmayı hedeflediklerini belirterek, “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” temel ilkeleri üzerine inşa edilen eylem planının, Türkiye’nin yapay zeka geliştiren, üreten, ihraç eden ve güvenilir şekilde yöneten bir ülke haline gelmesine önemli katkılar sağlayacağını anlattı.

    Her bir vatandaşa ulaşmayı planladıklarını ifade eden Uzun, “Yaşlarına, mesleklerine ve eğitim düzeylerine göre, yapay zekanın yardımıyla vatandaşlarımızın yapay zeka çağını yaşamaya hazır olmalarını istiyoruz.” dedi.

    GITEX Üst Yöneticisi (CEO) Trixie LohMirmand, Türkiye’nin yapay zeka ekonomisine sıfırdan girmediğini, arkasında bunu kanıtlayan pek çok başarı ve deneyimi bulunduğunu ifade ederek, “Türkiye, elde ettiği başarılarla zaten dünyanın önde gelen sanayi güçlerinden biri. Şimdi asıl soru şu: Türkiye, sahip olduğu bu sanayi gücünü yapay zeka ekonomisindeki bir sonraki yarışı hızla kazanmak için ortaya koyabilir mi? Yapay zeka tamamen farklı bir yarış ve rekabet denklemini neredeyse bütünüyle değiştirdi.” dedi.

    Türkiye'nin yapay zeka vizyonu GITEX'te gündeme geldi

    Türkiye’nin güçlü ekosisteminin tamamını ortak bir yapay zeka hedefi doğrultusunda seferber etmesi gerektiğine işaret eden LohMirmand, bu hedefe yönelik kayda değer bir irade bulunduğunu, ülkenin hızlanma aşamasına geçmesi gerektiğini ifade etti.

    LohMirmand, “Türkiye’nin yeni bir teknoloji fuarına ihtiyacı yok. Türkiye tek başına zaten harika konumda. Fakat her ülkenin, her şehrin ve şirketin elindeki tüm kaynaklarla yarıştığı bir düzende, bu yarışın bir sonraki turunu kazanmak istiyorsanız GITEX sizin çarpan gücünüz olmalı. Türkiye’nin tüm bir yılda ihtiyaç duyduğu her şeyi, yeni ilişkiler ve ortaklıklar kurmayı, insanlarla buluşmayı ve bilgi paylaşımını 2-3 güne sığdırıyoruz. Ve unutmayın, bu henüz ilk yılımızın ilk günleri. Burada bir bitiş çizgisi yok, daha yeni başladık.” diye konuştu.>>>AA

  • Yapay zeka yarışında korkutan açıklama

    Yapay zeka yarışında korkutan açıklama

    Anthropic’te yapay zekanın insan değerleriyle uyumu üzerine çalışan Evan Hubinger, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Anthropic’ten istifa eden Jacob Coxon’un paylaşımına ilişkin açıklamada bulundu.

    Coxon’un “Yapay zeka geliştirenler, bu teknolojinin 10 yılın sonuna kadar hepimizi öldürebileceğine içtenlikle inanıyorlar.” yönündeki paylaşımını alıntılayan Hubinger, “Jacob bu konuda haklı, yapay zekanın tüm insanları öldürebileceğine gerçekten, içtenlikle inanıyoruz.” ifadesini kullandı.

    Hubinger, 10 yıl içinde bu olasılığın yüzde 10’dan fazla olduğunu düşündüğünü savunarak, “Anthropic’in elinden geleni yaptığını düşünüyorum ancak süper zeka ile uyum sorununu çözecek planımız henüz yok ve bu yönde net bir yol haritası da izlemiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Coxon’un istifası

    Son üç yıldır yapay zeka devleri OpenAI ve Anthropic bünyesinde araştırmacı olarak görev yaptığını belirten Jacob Coxon, X hesabından yaptığı açıklamada, her iki şirketin de yeterince sorumlu davranmadığını savunarak, Anthropic’ten istifa ettiğini duyurmuştu.

    Coxon, şirketlerin kendi kendini geliştirebilen süper zekaya ulaşmak için kontrolsüz yarış içinde olduğunu ifade ederek, “Bu teknolojinin gücünü hafife almayın. Bunlar yakında her şeyi hackleyebilecek, herhangi bir alanı bir gecede dönüştürebilecek, gerçek güç ve kaynaklar elde edebilecek insanüstü sistemler haline gelecek. Bu alanların her birindeki ilerlemeye tanık olduk ve bu süreç yavaşlamıyor.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

    Yapay zeka modellerini geliştiren sektör çalışanlarının, bu sistemlerin 10 yıl içinde insanlığı “öldürebileceğine” ciddi şekilde inandığını öne süren Coxon, yöneticilerin kamuoyu önünde ılımlı konuşmalarına rağmen kapalı kapılar ardında büyük bir korku yaşadıklarını iddia etmişti.>>>AA

  • Yapay zeka yarışında uzay hamlesi

    Yapay zeka yarışında uzay hamlesi

    The Hill gazetesinin haberine göre, ABD’de veri merkezlerinin enerji tüketimi ve çevresel etkilerine yönelik tartışmalar sürerken Isaacman, Nexstar Medya Grubu’nun Washington muhabiri Vinay Simot’a konuya ilişkin demeç verdi.

    Isaacman, “Veri merkezlerimizi alalım ve onları Dünya yörüngesine yerleştirelim. Orada bizim için hazır bekleyen ücretsiz füzyon reaktöründen yararlanalım ve bunu, hem uzay hem de yapay zeka yarışını kesin olarak kazanmak için kullanalım.” ifadelerini kullandı.

    Bu ay katıldığı “Pod Force One” adlı bir podcast yayınında da veri merkezlerinin uzaya taşınmasını “fantastik bir çözüm” olarak nitelendiren Isaacman, söz konusu uygulamanın “çok büyük faydalar” sağlayabileceğini ifade etmişti.

    Isaacman, SpaceX’in Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Elon Musk dahil sektördeki isimlerin veri merkezlerini uzaya yerleştirme konusunda aynı fikirde olduklarını aktarmıştı.

    Yapay zeka sektörünün gelişmesiyle sayıları hızla artan veri merkezleri, ABD’de elektrik fiyatlarını artırdıkları ve çevre üzerinde olumsuz etkilere yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

    Bazı eyaletlerde veri merkezlerinin kurulmasının geçici olarak durdurulmasına yönelik çağrılar yapılırken ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) Başkanı Lee Zeldin ise bu yöndeki adımların ülkenin Çin ile yapay zeka alanındaki rekabetini olumsuz etkileyebileceğini savunuyor.>>>AA

  • Instagram CEO’sundan mahkemede itiraf

    Instagram CEO’sundan mahkemede itiraf

    The Guardian’ın haberine göre Mosseri, California eyaletindeki federal mahkemede görülen davada ifade verdi.

    Meta’nın ürünlerini gençlerde bağımlılık yaratacak şekilde tasarladığı ve bunun anksiyete, depresyon ve intihar dahil ruh sağlığı sorunlarına yol açtığı iddialarının ele alındığı davada Mosseri, şirketin olumsuz bilgileri kamuoyundan sakladığı yönündeki suçlamalara ilişkin soruları yanıtladı.

    Mosseri, söz konusu iddiaları reddederek “Ekibimi herhangi bir şeyi saklamaya teşvik etmeye çalışmıyorum.” ifadesini kullandı.

    Instagram’ın gençlere yönelik güvenlik özelliklerinin kullanım oranlarının düşük olduğuna ilişkin verilerin neden kamuoyuyla paylaşılmadığı sorusunu cevaplayan Mosseri, bu soruya “Her bir istatistiği yayımlamıyoruz.” şeklinde yanıt verdi.

    ABD’de “çocukların ruh sağlığına zarar verdiği” suçlamasıyla Meta’ya karşı açılan dava sürerken, şirketin eski bir çalışanı, Meta’nın çocuk güvenliğinden ziyade finansal çıkarları önceliklendirdiği iddiasında bulunmuştu.

    Davanın haftalarca devam etmesi bekleniyor

    Haftalarca sürmesi beklenen davada, üst düzey yöneticilerin yanı sıra mevcut ve eski çalışanlar ile psikoloji uzmanlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin dinlenmesi bekleniyor.

    Duruşmalarda, Meta’ya dava açan 29 eyaletten California, Colorado, Kentucky ve New Jersey’nin eyalet yasalarına, diğer eyaletlerin ise federal yasalara dayanan iddiaları ve şirketin savunmaları ele alınacak. Diğer 25 eyaletin “tasarım ve bağımlılık” suçlamaları ise daha sonra ayrı duruşmalarda görülecek.

    Jürinin yalnızca danışma rolü üstleneceği davada, Meta’nın sorumlu olup olmadığı ve uygulanacak ceza veya yaptırımlara ilişkin nihai kararı Yargıç Yvonne Gonzalez Rogers verecek.

    Davanın sonucunun diğer eyaletlerdeki davalara yön verebileceği, Facebook ve Instagram’ın işleyişini değiştirebileceği ve Meta’yı milyarlarca dolar ceza ödemeye zorlayabileceği değerlendiriliyor.

    Meta, davayı kaybetmesi halinde 1,4 trilyon dolara varan cezalarla karşılaşabileceğini belirtirken, bu miktarın şirketin piyasa değerine yakın ve hukuk tarihinde benzeri görülmemiş bir büyüklükte olduğu ifade ediliyor.>>>AA

  • ASELSAN’dan çocuklara bilim ve eğlence dolu şenlik

    ASELSAN’dan çocuklara bilim ve eğlence dolu şenlik

    Şirketten yapılan açıklamaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında gerçekleştirilen şenlik, 22-29 Ağustos tarihlerinde Ordu’da çocuklara bilim, teknoloji ve eğlenceyi bir arada sunacak.

    ASELSAN’ın teknoloji ve inovasyon vizyonu doğrultusunda hazırlanan şenlik alanında çocuklar, interaktif deneyim alanları, teknoloji sergileri ve çeşitli etkinliklerle bilim ve teknolojiyi yakından tanıma fırsatı buluyor.

    ASELSAN'dan çocuklara bilim ve eğlence dolu şenlik

    Etkinliklerle çocukların merak duygusunun ve üretme heyecanının desteklenmesi hedeflenirken ASELSAN’ın kurumsal sosyal sorumluluk projesi Tekno Macera kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarla teknolojiyi yalnızca kullanan değil, geleceğin teknolojilerini tasarlayan ve üreten nesillerin yetişmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.

    Bu kapsamda Tekno Macera Tırı da Ordu’daki çocuklarla buluşarak katılımcıları bilim ve teknoloji dünyasında keşif yolculuğuna çıkarıyor.

    Şenlik alanındaki Mucitler Müzesi Sergi Alanı ise insanlık tarihinin seyrini değiştiren önemli icatları ve bu icatların arkasındaki mucitleri çocuklarla buluşturuyor. Çocuklar, geçmişten günümüze teknolojik gelişmeleri keşfederken önemli buluşların ASELSAN’ın yenilikçilik ve inovasyon yaklaşımına nasıl ilham verdiğini de görebiliyor.

    ASELSAN'dan çocuklara bilim ve eğlence dolu şenlik

    Artırılmış gerçeklikle doğa yolculuğu

    Etkinliğin deneyim alanlarından “Tekno Maceracılar, Bir Doğa Yolculuğu” İnteraktif Dijital Kitap Deneyim Alanı, artırılmış gerçeklik teknolojisinden yararlanarak çocuklara farklı bir öğrenme deneyimi sunuyor.

    Tekno Macera’nın karakterlerinden ASEL de 2D motion tekniğiyle hareketlendirilmiş yapısı, özgün seslendirmesi ve dinamik anlatımıyla şenlik boyunca çocuklara eşlik ediyor.

    Çocukların etkinliklerde yalnızca izleyici değil doğrudan katılımcı olmalarının sağlandığı alanlarla keşfetme, öğrenme ve üretme süreçlerinin daha eğlenceli hale getirilmesi amaçlanıyor.

    Şenlikte ayrıca Bilim Şov ve çeşitli saha aktiviteleri düzenleniyor. Bilim ve teknolojinin eğlenceyle bir araya getirildiği etkinliklerle çocukların yeni nesil teknolojilere yönelik merakının artırılması ve bilime ilgilerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

    ASELSAN'dan çocuklara bilim ve eğlence dolu şenlik

    Şenlik farklı şehirlerde devam edecek

    ASELSAN Çocuk Şenliği, Ordu’nun ardından Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında farklı kentlerde çocuklarla buluşmayı sürdürecek.

    Şenlik, 5-10 Eylül’de Kayseri’de, 12-20 Eylül’de Kahramanmaraş’ta, 10-18 Ekim’de Diyarbakır’da, 24 Ekim-1 Kasım’da İzmir’de ve 7-15 Kasım’da Adana’da gerçekleştirilecek.>>>AA

  • Baykar ve T3 Vakfının geliştirdiği “T3 Gemstone O1” birçok özelliği tek kartta topluyor

    Baykar ve T3 Vakfının geliştirdiği “T3 Gemstone O1” birçok özelliği tek kartta topluyor

    Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Gömülü Yazılım Mühendisi Mehmet Akif Erdem, Baykar ve T3 Vakfının birlikte geliştirdiği T3 Gemstone O1’in uçuş kontrolü, görüntü işleme gibi özellikleri tek bir platformda topladığını belirterek, “Testleri yapıldı. Şu an zaten seri üretimde, hazır.” dedi.

    Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu, Milli Savunma Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfının (T3 Vakfı) ana yürütücülüğündeki TEKNOFEST Mavi Vatan, Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda devam ediyor.

    Erdem, TEKNOFEST Mavi Vatan’da AA muhabirine Baykar ve T3 Vakfı tarafından birlikte geliştirilen T3 Gemstone O1 projesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Baykar ve T3 Vakfının geliştirdiği "T3 Gemstone O1" birçok özelliği tek kartta topluyor

    T3 Gemstone O1’in kullanım alanları açısından çok değerli bir proje olduğunu belirten Erdem, “Aslında o bir beyin. Buradaki gördüğünüz birçok araçta, İHA’larda, İDA’larda, İKA’larda, kontrol merkezlerinde kullanabileceğiniz elektronik bir kart. Bu kart aslında birçok kartın birleşimi gibi düşünebilirsiniz. Mesela bir uçuş kontrol kartı, bir görüntü işleme bilgisayarı… Bunların ikisini aslında tek bir kartta topluyor. Bu sayede kullandığınız sistem daha basit, aslında daha farklı cihazlar olmadan, yani karmaşa olmadan sizi tek bir cihazdan her şeyi yönetmenizi sağlıyor diyebiliriz.” diye konuştu.

    Baykar ve T3 Vakfının geliştirdiği "T3 Gemstone O1" birçok özelliği tek kartta topluyor

    Erdem, T3 Gemstone O1’i sektörde muadili olarak görülebilecek diğer kartlardan ayıran özelliklere ilişkin, “Bizim kartımız birden fazla kartı kullanarak karmaşık bir sistem oluşturmak yerine bize modüler bir sistem kurma fırsatı veriyor. Bu da aslında özellikle kritik sistemlerde önemli. Bizim kartımız da aslında bu açığı kapatıyor diyebiliriz.” dedi.

    Baykar ve T3 Vakfının geliştirdiği "T3 Gemstone O1" birçok özelliği tek kartta topluyor

    Yapay zeka hızlandırıcı çiplerle görüntü işlenebilecek

    Kartın görüntü işleme konusunda kabiliyetlerinin iyi düzeyde olduğunu aktaran Erdem, “Çünkü kartta saniyede 4 trilyon işlem yapabilen bir yapay zeka hızlandırıcı destekli çip var. Bu çip sayesinde aslında görüntü işleme projelerinizde, yapay zeka projelerinizde kartımızı kullanabiliyorsunuz. Örnek veriyorum, bir aracı takip etmek istiyorsunuz, tracking (izleme) algoritmaları kullanarak kartımızdan istifade edebilirsiniz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Erdem, kartın tasarım mimarisinin esnek şekilde kurgulandığına ve üzerindeki kabiliyetlerin artırılabilir özellikte olduğuna dikkati çekerek, “Diyorsunuz ki işte bu bana yetmiyor. Kartımızın arkasında M.2 slotu var. Buraya AI (yapay zeka) hızlandırıcılar takabiliyorsunuz piyasada bulunan. Hafıza yetmiyor, SD kart yetmiyorsa; onun için de SSD’niz varsa buraya SSD de takabiliyorsunuz. Aslında kartımızı birçok amaç için kullanabilirsiniz.” ifadelerini kullandı.

    Baykar ve T3 Vakfının geliştirdiği "T3 Gemstone O1" birçok özelliği tek kartta topluyor

    T3 Gemstone O1 seri üretimde

    Kartın, konnektör ve kablo ihtiyacını azaltan, ağırlığı düşüren ve olası arıza noktalarını minimize eden modüler yapısıyla öne çıktığına işaret eden Erdem, kartla öğrencilerin kendilerini geliştirebileceğini, herhangi bir projeye katkıda bulunabileceğini ve gömülü işletim sistemlerine adım atabileceğini söyledi.

    Erdem sözlerini şöyle tamamladı:

    “Kartımız T3 Vakfı bünyesinde satılacaktır. Testleri yapıldı. Şu an zaten seri üretimde, hazır. Herhangi bir problem yok. Arkadaşlarımızla sürekli aslında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İhtiyaçlara, teknolojiye ve günümüzün şartlarına bakarak geliştirmelerimize devam ediyoruz, devam edeceğiz.”>>>AA

  • Genç mühendislerden su altı teknolojilerinde yerli hamle

    Genç mühendislerden su altı teknolojilerinde yerli hamle

    Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu, Milli Savunma Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfının (T3 Vakfı) ana yürütücülüğündeki TEKNOFEST Mavi Vatan, Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda devam ediyor.

    Farklı mühendislik disiplinlerinden üniversite öğrencileri, TEKNOFEST Mavi Vatan’da geliştirdikleri otonom su altı roketleriyle Türkiye’nin savunma sanayisinde yeni teknolojiler üretme hedefiyle yarışıyor.

    AA muhabirine değerlendirmede bulunan Gaziantep Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği 3’üncü sınıf öğrencisi İsmail Yerlikaya ile Bursa Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği 4’üncü sınıf öğrencisi Yasin Efe Kul, takımlarıyla yaklaşık bir yıldır üzerinde çalıştıkları su altı roket projelerini TEKNOFEST Mavi Vatan’da sergiliyor.

    Yerlikaya, takım arkadaşlarıyla projeleri üzerinde bir yıldır çalıştıklarını belirterek, roketin elektronik sisteminde kendi tasarladıkları özgün devre kartını kullandıklarını söyledi.

    Genç mühendislerden su altı teknolojilerinde yerli hamle

    “Tamamen yerli imkanlarla kendimize özgü şekilde yaptık”

    Kartın tasarımından baskısına kadar sürecin tamamını kendilerinin yürüttüğünü aktaran Yerlikaya, “Her şeyimizi kendimiz yaptık. Kendi çizdiğimiz kartı oluşturduk. Bütün baskılarını kartımıza aktardık ve herhangi bir kablolama olmadan devre kartımızı oluşturduk. Tamamen yerli imkanlarla kendimize özgü şekilde yaptık.” dedi.

    Yerlikaya, su altı roket yarışmasını tercih etmelerinin nedeninin alanın yeni gelişiyor olması olduğunu dile getirerek, ROKETSAN’ın yarışmalarını takip ettiklerini ve su altı teknolojilerinin kendileri için ilgi çekici olduğunu ifade etti.

    Mühendislik öğrencilerinin teorik bilgilerin yanında kart tasarımı ve lehim gibi uygulamalı alanlarda da kendilerini geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Yerlikaya, TEKNOFEST’in gençlere bu açıdan önemli imkanlar sunduğunu kaydetti.

    Genç mühendislerden su altı teknolojilerinde yerli hamle

    Çocukluğundan beri mühendis olmayı istediğini anlatan İsmail Yerlikaya, bir şeyler üretmekten ve ortaya yeni ürünler çıkarmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

    Yerlikaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişmeler bizler için önemli bir motivasyon kaynağı. Buradakiler çok örnek alınacak insanlar. Son dönemlerde Türkiye’de savunma sanayisi çok iyi bir şekilde gelişiyor. Biz onları çok fazla örnek alıyoruz, onlar gibi olmaya çalışıyoruz. Onların en azından ufak bir şekilde de olsa yanlarına yaklaşırsak çok mutlu oluyoruz. Ayrıca görüp çok da gururlanıyoruz.”

    İsmail Yerlikaya, yarışmadan dereceyle ayrılmayı ve geliştirdikleri su altı roket projesi üzerinde çalışmaya devam etmeyi hedeflediklerini söyledi.

    “Ülkemiz adına burada bir adım atmak istedik gençler olarak”

    Bursa Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği 4’üncü sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Yasin Efe Kul da 15 öğrenci ve bir danışmandan oluşan ekiplerinin makine, elektrik-elektronik ve yapay zeka mühendisliği gibi farklı disiplinlerden öğrencileri bir araya getirdiğini anlattı.

    ROKETSAN tarafından düzenlenen su altı roket yarışmasına katıldıklarını belirten Kul, “Torpido formunda, otonom hareket yapabilen, içerisinde barındırdığı model roketi ateşleme görevini gerçekleştirebilen bir araç yaptık.” dedi.

    Genç mühendislerden su altı teknolojilerinde yerli hamle

    Yasin Efe Kul, kendilerinde su altı roketi yapma fikrinin ortaya çıkışına ilişkin, “Yeni yeni gelişen bir alan burası. Çok fazla gelişmeye açık bir alan. Üzerinde çalışan çok fazla firma sayısı da yok dünya genelinde. O yüzden biz de ülkemiz adına burada bir adım atmak istedik gençler olarak.” diye konuştu.

    TEKNOFEST’in gençlerin hayallerini gerçeğe dönüştürmeleri açısından önemli bir platform olduğunu dile getiren Kul, festival kapsamında savunma sanayisinde geliştirilen deniz, hava ve kara araçlarını yakından inceleme fırsatı bulduklarını söyledi.

    “Bunu geliştirmek için elimizden geleni yapacağız”

    Kul, Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişimin kendileri için gurur verici olduğunu belirterek, “Deniz araçlarından insansız hava araçlarına, kara araçlarına kadar füze sistemlerini yerinde gözlemleyebilmek, hakkında bilgi alabilmek gerçekten mühendislik açısından, özellikle savunma sanayisi sektöründe çok fazla geliştiğimizin bir göstergesi. Biz de gençler olarak bunu geliştirmek için elimizden geleni yapacağız.” şeklinde konuştu.

    Kul, projeyi yalnızca yarışmada derece elde etmek amacıyla geliştirmediklerini vurgulayarak, temel hedeflerinin kendilerine ve sektöre fayda sağlayacak bir mühendislik ürünü ortaya koymak olduğunu kaydetti.

    “Bir gün geliştirdiğimiz ürünün kullanıldığını görmek ise bizler için tarif edilemeyecek bir duygu olur.” diyen Kul, genç mühendislere de meraklı olmaları ve araştırmaktan vazgeçmemeleri tavsiyesinde bulunarak öğrencilerin TEKNOFEST gibi yarışmaları takip etmeleri gerektiğini söyledi.>>>AA

  • Türk askeri dalgıçların derinlerdeki eğitim üssü: Dalgıç-1

    Türk askeri dalgıçların derinlerdeki eğitim üssü: Dalgıç-1

    Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu, Milli Savunma Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ana yürütücülüğündeki TEKNOFEST Mavi Vatan, Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda son gününde devam ediyor.

    Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçları doğrultusunda inşa edilen iki Acil Müdahale ve Dalış Eğitim Botu’ndan ilki olan Dalgıç-1 de TEKNOFEST Mavi Vatan’da yerini aldı.

    Türk askeri dalgıçların derinlerdeki eğitim üssü: Dalgıç-1
    Fotoğraf : İbrahim Yozoğlu/AA

    Etkinlikte ziyarete açılan botu gezen katılımcılar, denizlerde acil müdahale ve kurtarma görevlerinin yanı sıra dalgıç eğitimlerinde de kullanılan platformu ve buradaki sistemleri yakından inceleme fırsatı buluyor.

    Botta bulunan dalış panelleri, solunum hava kompresörleri ve basınç odası, dalış faaliyetlerinin güvenli şekilde yürütülmesine imkan sağlıyor.

    Türk askeri dalgıçların derinlerdeki eğitim üssü: Dalgıç-1

    Farklı derinliklerde görev yapacak dalgıçların teorik bilgilerini deniz ortamında uygulama fırsatı bulduğu platform, aynı anda 20 kursiyere eğitim verebiliyor.

    23 Ağustos 2020’de hizmete alınan, boyu 34,94, genişliği 8 metre olan bot, Türk kara sularında eğitim veriyor.

    Türk askeri dalgıçların derinlerdeki eğitim üssü: Dalgıç-1

    “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dalış eğitimleri, Dalgıç-1 ile icra edilmektedir”

    Astsubay Üstçavuş Sametcan Kalıpçı, AA muhabirine, TEKNOFEST Mavi Vatan’da olmaktan mutlu ve gururlu olduklarını dile getirdi.

    Dalgıç-1’in yüzde 100 yerli ve milli imkanlarla dizayn edilmiş bir dalış eğitim gemisi olduğunu belirten Kalıpçı, “Geminin ana görev fonksiyonları olarak, 100 metreye kadar karışım gazla dalış eğitimleri icra edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dalış eğitimleri, Dalgıç-1 ile icra edilmektedir.” dedi.

    Türk askeri dalgıçların derinlerdeki eğitim üssü: Dalgıç-1

    Kalıpçı, dalgıçlarda dekompresyon hastalığı (dalış sonrası su yüzeyine çıkan kişilerde ani basınç düşüklüğü nedeniyle ortaya çıkan ve vücutta hasarlara neden olan ciddi bir sağlık problemi) görülmesi durumunda, en kısa ve emniyetli şekilde basınç odası yardımıyla tedavi uygulandığını, bu sayede dalgıçların görevlerine devam edebildiğini anlattı.

    Türk askeri dalgıçların derinlerdeki eğitim üssü: Dalgıç-1

    Su altı insansız gözlem aracı vasıtasıyla, su altında batmış durumda bulunan tüm cisimlerin ilk tespitinin yapıldığını belirten Kalıpçı, “(Dalgıç-1 ve Dalgıç-2) Güvenli dalış planlaması, sabit basınç odası ile dekompresyon desteği, solunum hava sistemleri ile sürekli operasyon, akustik izleme ve su altı farkındalığı gibi kabiliyetleri tek bir platformda sunmaktadır. 100 metre derinliğe kadar operasyon icra edebilme kapasitesi, Dalgıç-1 ve Dalgıç-2 gemilerini kıyı ve yakın denizlerdeki görevlerinde etkili bir eğitim ve müdahale aracı haline getirmektedir. Türk bayrağını gururla dalgalandırmaktayız.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • Milli muharip uçak KAAN’ın yeni görüntüleri paylaşıldı

    Milli muharip uçak KAAN’ın yeni görüntüleri paylaşıldı

    Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, NSosyal hesabından milli muharip uçak KAAN’ın yeni görüntülerini paylaştı.

    Paylaşımla, KAAN’ın henüz nihai boyası uygulanmayan yeni prototipinin pistte ilerlediği görüntüler kamuoyuna sunuldu.

    Görüntülerde, KAAN’ın yeni prototipinin yer testleri kapsamında uçuş öncesi taksi testlerine başladığı görüldü.

    Milli muharip uçak KAAN'ın yeni görüntüleri paylaşıldı

    KAAN’ın ilk prototipi 2024 yılında ilk uçuşunu yapmıştı.

    İlk uçuşun ardından yeni bir faza geçen KAAN’ın uçuş testleri devam edecek olan yeni prototiplerinin üretimi yapıldı. Projenin test ve geliştirme aşamaları, çok daha gelişmiş sistem mimarisine sahip olan P1 ve P2 prototipleriyle devam ediyor.>>>AA

  • Yapay zekâya sınır çizmek geleceğe sorumluluk çizmektir

    Yapay zekâya sınır çizmek geleceğe sorumluluk çizmektir

    Yapay zekâ artık yalnızca sorularımıza cevap veren bir teknoloji değil. Karar alıyor, analiz yapıyor, kod yazıyor, hastalık teşhisinde doktorlara yardımcı oluyor, fabrikaları yönetiyor ve hatta yeni yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Böylesine güçlü bir teknolojinin sunduğu fırsatlar kadar, taşıdığı riskleri de konuşmak zorundayız.

    Bugün yapay zekâ sistemleri kontrollü geliştirme ortamlarında test ediliyor. Güvenlik duvarları, erişim izinleri ve insan denetimi sayesinde belirli sınırlar içinde çalışıyorlar. Peki ya bir gün bu sınırların beklenmedik bir şekilde aşılması mümkün olursa? Bir yapay zekânın, sistemdeki güvenlik açıklarını bularak yetkisini artırmaya çalışması veya internete erişim elde ederek başka sistemleri etkilemeye çalışması bugün bilim kurgu gibi gelebilir. Ancak güvenlik uzmanlarının üzerinde durduğu konu tam da budur: Böyle bir olayın gerçekleşmiş olması değil, gerçekleşme ihtimaline karşı hazırlıklı olunması.

    Bilgisayar dünyası bunun örnekleriyle dolu. Küçük görülen bir yazılım açığı, milyonlarca bilgisayarın etkilenmesine neden oldu. Basit bir parola hatası, dev şirketlerin verilerini tehlikeye attı. İnsan eliyle yazılan yazılımlar bile bu kadar hata barındırabiliyorsa, kendi kendine öğrenebilen ve karmaşık kararlar verebilen sistemlerde güvenlik neden en önemli öncelik olmasın?

    Şunu unutmamak gerekir: Yapay zekâ kötü niyetli değildir. Ancak yanlış hedeflerle eğitilmiş, eksik güvenlik önlemleriyle geliştirilmiş veya yeterince denetlenmeyen bir sistem, istemeden de olsa büyük zararlar verebilir. Hızlı giden bir otomobil nasıl ki iyi bir sürücü gerektiriyorsa, güçlü bir yapay zekâ da güçlü güvenlik ilkeleri gerektirir.

    Bugün birçok araştırma ekibi “kırmızı takım” (red team) adı verilen güvenlik testleri uyguluyor. Amaç, sistemi saldırgan gibi düşünerek sınamak ve açıkları gerçek kullanıcılar fark etmeden önce kapatmaktır. Bu yaklaşım yalnızca teknoloji şirketlerinin değil, tüm sektörün benimsemesi gereken bir kültürdür. Çünkü güvenlik, sonradan eklenen bir özellik değil; tasarımın ilk satırından itibaren düşünülmesi gereken temel bir ilkedir.

    Belki de en büyük tehlike, yapay zekânın kendisi değil, insanın “Bize bir şey olmaz.” düşüncesidir. Tarih, aşırı özgüvenin bedelini defalarca gösterdi. Titanik “batmaz” denilerek denize indirildi. Nice dijital sistem “kırılamaz” denilerek kullanıma açıldı ve kısa süre sonra saldırıya uğradı. Teknoloji tarihinde en büyük derslerden biri şudur: Mutlak güvenlik diye bir kavram yoktur; sürekli denetim ve sürekli iyileştirme vardır.

    Yapay zekâyı geliştiren mühendisler, araştırmacılar ve şirketler yalnızca yeni özellikler üretmiyor; aynı zamanda geleceğin güvenliğini de inşa ediyorlar. Bir satır eksik yazılmış güvenlik kodu, milyonlarca insanın hayatını etkileyebilecek zincirleme sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle hız ile güvenlik arasında seçim yapılacaksa, tercih her zaman güvenlikten yana olmalıdır.

    Yapay zekâ insanlığın şimdiye kadar geliştirdiği en güçlü araçlardan biri olmaya aday. Güçlü araçlar ise yalnızca zekâ değil, aynı zamanda vicdan, sorumluluk ve öngörü ister. Geleceğin bize hizmet etmesini istiyorsak, bugün attığımız her kod satırına, her güvenlik testine ve her etik karara gereken değeri vermek zorundayız. Çünkü geleceği şekillendiren yalnızca teknoloji değildir; onu geliştiren insanların sorumluluk anlayışıdır.

  • Türkiye’de YouTube aramalarına diziler damga vurdu

    Türkiye’de YouTube aramalarına diziler damga vurdu

    AA muhabirinin Google verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye’de internet trafiğinin çoğunluğu YouTube’da gerçekleşirken bu platformda en çok yapılan sorgular dikkati çekti.

    Dünyaya dizi ve film ihracatıyla adından söz ettiren Türkiye’de “YouTube üzerinde en çok yapılan sorgular” listesine diziler damga vurdu.

    Bu çerçevede ocak-haziran döneminde en çok yapılan aramalarda ilk 10’da 5 dizi öne çıktı. İlk sırada son dönemin ilgi çeken yapımlarından “Taşacak Bu Deniz” yer aldı, bunu “Yeraltı” izledi.

    Üçüncü sırada “şarkılar” ifadesi dikkati çekerken daha sonra “Manifest”, “Uzak Şehir”, “Minecraft” ve “Sevdiğim Sensin” aramaları sıralandı.

    Kullanıcıların en çok yaptığı sorgular arasında “şarkılar”ın yanı sıra “şarkı” ifadesinin de yer aldığı görüldü. Bunu “Eşref Rüya” ve “araba” sorguları izledi.

    Dizilere müzikler eşlik etti

    Geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında söz konusu dönemde yeni başlayan dizilerin ilk sıralara yükselmesi dikkati çekti. “Şarkılar”, “Uzak Şehir”, “Minecraft”, “şarkı” ve “Eşref Rüya” ifadeleri 2025’te de yer aldı.

    Bunların yanı sıra “yükselişteki sorgular” (bir önceki döneme kıyasla en fazla artış gösteren) incelendiğinde ise ilk 10’daki dizilerin yanı sıra “Daha 17”, “Kabe’de hacılar hu der Allah”, “Survivor”, “Delikanlı” ve “Daha İyi”nin bu listeye girdiği görüldü.

    – Dünyada “yükselişteki sorgular” listesine Türk etkisi

    YouTube’da en çok yapılan sorgular dünya genelinde incelendiğinde, Türkiye’nin aksine liste geçen yıla göre değişmedi.

    Bu kapsamda dünyada en çok “song”, “movie”, “video”, “songs” ve “dj” sorgularının yapıldığı belirlendi.

    “Yükselişteki sorgular” incelendiğinde ise bu yılın ocak-haziran döneminde ilk sırada dizisi de ilgi çeken “Yeraltı” araması öne çıkarken bunu “TikTok mashup 2026” ve “trending music” sorguları izledi.

    “Trending music” sorgusunu “Sevdiğim Sensin” ve “bairan song” ifadelerinin takip ettiği görüldü.>>>AA

  • ASELSAN Bosna Hersek’e antidron sistemleri tedarik edecek

    ASELSAN Bosna Hersek’e antidron sistemleri tedarik edecek

    Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bosna Hersek ile yürütülen savunma sanayisi faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi.

    Dost ve müttefik ülke Bosna Hersek ile işbirliğini daha da ileriye taşıdıklarını belirten Akyol, “Bosna Hersek Savunma Bakanı Sayın Zukan Helez ile antidron sistemlerimizin tedarikine yönelik yeni bir sözleşme imzaladık. İşbirliğimizin Bosna Hersek Silahlı Kuvvetlerine hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.” ifadesini kullandı.

    ASELSAN Bosna Hersek'e antidron sistemleri tedarik edecek

    Bölgesel işbirliği fırsatları değerlendirildi

    Ziyaret kapsamında gerçekleştirilen temaslara da değinen Akyol, Bosna Hersek Federasyonu Başbakanı Nermin Niksic ve Enerji, Madencilik ve Sanayi Bakanı Vedran Lakic ile de bir araya geldiklerini belirtti.

    Söz konusu görüşmelerde bölgedeki çalışmaların ve potansiyel işbirliği fırsatlarının ele alındığını ifade eden Akyol, “ASELSAN teknolojileriyle küresel ölçekte güven inşa etmeye devam ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.>>>AA

  • Isı pompaları dünyanın en hızlı büyüyen iklimlendirme çözümlerinden biri haline geliyor

    Isı pompaları dünyanın en hızlı büyüyen iklimlendirme çözümlerinden biri haline geliyor

    Isıtma Cihazları Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğinden (DOSİDER) yapılan açıklamaya göre, özellikle doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde konutlar, çiftlikler, turizm tesisleri ve ticari işletmeler için öne çıkan bu teknoloji, ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacını tek sistemle karşılayarak çevreyi korumaya yardımcı oluyor, ayrıca kullanıcı bütçesine önemli katkı sağlıyor.

    Geleneksel ısıtma sistemleri yüksek oranda fosil yakıt tüketirken, ısı pompaları ihtiyaç duyduğu enerjinin büyük bölümünü hava, su veya toprak gibi doğal kaynaklardan elde ediyor.

    Köylerde çiftçiler, turizm bölgelerinde yazlıkçılar ısı pompasına yöneliyor. Karbon emisyonunu azaltan, enerji maliyetlerini düşüren ve sürdürülebilir yaşamı destekleyen ısı pompaları, doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde LPG, kömür ve motorin gibi yakıtların yerini almaya başladı.

    Açıklamada görüşlerine yer verilen DOSİDER Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Erkut, Türkiye’nin kombi ve radyatör üretimindeki güçlü konumunu sürdürdüğünü, şimdi de ısı pompası teknolojilerinde Avrupa’nın üretim üssü olmaya hazırlandığını ifade etti.

    DOSİDER olarak en büyük beklentinin, katma değeri yüksek, çevreci ve yenilikçi ürünlerin ihracattaki payının istikrarlı şekilde artması olduğunu belirten Erkut, şunları kaydetti:

    “Dünya genelinde, özellikle en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa’da, Net Zero 2050 hedefleri doğrultusunda enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik düzenlemeler her geçen gün daha da hız kazanıyor. Türkiye bugün Avrupa’nın kombi ve radyatör üretim üssü konumunu başarıyla sürdürüyor. Şimdi ise güçlü üretim altyapımız, AR-GE kabiliyetimiz ve sanayi deneyimimizle aynı başarıyı ısı pompası teknolojilerinde de yakalayarak Avrupa’nın üretim üssü olmaya hazırlanıyoruz. Ülkemizde ise doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde hızla artan yerel talebi yüksek kaliteli yerli üretimle karşılamak için çalışıyor, üretim hedeflerimizi ve ihracat kapasitemizi de bu vizyon doğrultusunda şekillendiriyoruz. Avrupa’da yaşanan ısı pompası dönüşümü yalnızca yeni bir pazar değil, aynı zamanda Türkiye için stratejik bir üretim fırsatıdır.”>>>AA

  • Bilim insanlarından Güneş’in yapısına dair yeni bulgu

    Bilim insanlarından Güneş’in yapısına dair yeni bulgu

    İsveç’teki Uppsala Üniversitesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, araştırmacılar Güneş’in kütlesinin içeriğine yönelik çalışma yürüttü.

    Araştırmacılar, Güneş’teki gümüş miktarını anlayabilmek için ışınlarında bu elementin bıraktığı özel izleri inceledi.

    Eski çalışmalardan daha fazla faktörü hesaba katan ve Güneş’in atmosferini daha gerçekçi modelleyen bir metot geliştiren araştırmacılar, Güneş’teki gümüşün, önceki tahminlere kıyasla yüzde 55 daha fazla olduğunu tespit etti.

    Bu bulgunun, 4,6 milyar yıl önce Güneş ile aynı gaz ve toz bulutundan meydana gelen meteorlardaki açıklanamayan fazladan gümüş oranıyla daha uyumlu olduğuna işaret edildi.

    Çalışmanın sonuçları, “Astronomy & Astrophysics” dergisinde yayımlandı.>>>AA

  • TÜRKSAT Gölbaşı Veri Merkezi’nin temeli 22 Temmuz’da atılacak

    TÜRKSAT Gölbaşı Veri Merkezi’nin temeli 22 Temmuz’da atılacak

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 35 bin 300 metrekarelik alanıyla Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden biri olacak TÜRKSAT Gölbaşı Veri Merkezi’nin temelinin, 22 Temmuz Çarşamba atılacağını bildirdi.

    Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, e-Devlet başta olmak üzere Türkiye’nin dijital altyapısını kuran TÜRKSAT’ın yeni bir projeyi devreye alacağına işaret etti.

    Ankara’da kurulacak TÜRKSAT Gölbaşı Veri Merkezi’yle, kritik bilgileri barındıran kurumların tüm veri ve bulut hizmetlerine yönelik ihtiyacının yerli yazılımla karşılanacağını belirten Uraloğlu, “Gölbaşı Veri Merkezi, 35 bin 300 metrekarelik dev alanıyla Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden biri olacak.” bilgisini paylaştı.

    Uraloğlu, merkezin temel atma törenini 22 Temmuz Çarşamba günü gerçekleştireceklerini bildirdi.

    TÜRKSAT’ın mevcut veri merkezinin fiziksel kapasitesi artırılacak

    Merkezin, 6 sistem salonu, 2 adet 20’şer kabinlik yüksek performans odası ve 6 bin 300 metrekare beyaz alana sahip olmasının planlandığına dikkati çeken Uraloğlu, tesiste 200 kişi kapasiteli ofis alanının da bulunacağını ifade etti.

    Uraloğlu, yatırımla TÜRKSAT’ın mevcut veri merkezinin fiziksel kapasitesinin ilk fazda 3 kat, ikinci fazda da 8 katın üzerinde artırılacağını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

    “33 megavolt-amper (MVA) kurulu güç kapasitesi bulunacak merkez, enerji verimliliğinde LEED-Gold sertifikasına, veri merkezi standartlarında ise ‘Uptime Institute TIER-III’ ve TSE 50600 uyumlu olarak kurulacak. Merkez, yapay zeka uygulamaları, derin öğrenme, veri madenciliği, makine öğrenmesi gibi başlıklar altında veri analizi, veri kümelerinin işlenmesi, algoritmaların eğitimi, modelleme, tahmin, sınıflandırma, yüksek hızlı matematiksel hesaplamalar yapılması gibi hizmetlerin sunumu için gerekli altyapıya sahip olacak. Merkez, Türkiye’nin en büyük kurum ve kuruluşlarının olağanüstü durumlarda dahi güvenli ve kesintisiz hizmet almasını sağlayacak. Hatta özellikle kamu hizmetleri amacıyla kullanılacak ülkemizin en büyük veri merkezi olacak.”

    “Tüm veri ve bulut hizmetleri tek çatı altında toplanacak”

    Düşük karbon salımı ve yüksek enerji verimliliğiyle, çevreye de duyarlı bir tesisi ülkeye kazandırmayı planladıklarını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:

    “Bu projenin bir diğer temel amacı, kamu kaynaklarında maksimum verimliliği sağlamak. Veri merkezi sayesinde kamunun kendi bünyesinde ayrı ayrı sistem odaları kurmasına, mükerrer donanım yatırımları yapmasına ve bakım-işletim maliyetlerine katlanmasına gerek kalmayacak. Tüm veri ve bulut hizmetleri tek çatı altında toplanacak, e-Devlet Kapısı’nı kuran ve işleten TÜRKSAT güvencesiyle en üst düzeyde korunacak.”>>>AA

  • HAVELSAN’ın 4 yazılımı NATO sınavını geçti

    HAVELSAN’ın 4 yazılımı NATO sınavını geçti

    HAVELSAN, farklı ülkelerin ordularının, ortak operasyonlarında başarıyla görev yapmasını sağlayan çözümlerine yenilerini ekledi.

    Alınan bilgiye göre, HAVELSAN’nın geliştirdiği 4 yetenek, NATO’nun her yıl Polonya’da düzenlediği Coalition Warrior Interoperability Exploration, Experimentation, Examination Exercise (CWIX Tatbikatı) kapsamında NATO sertifikasyon sürecine dahil oldu.

    DOOB-HQ, KAPI, Embedded NONC2 ATA DLP ve LYNX yetenekleri, NATO sertifikasyonu kapsamında gerçekleştirilen Assurance Verification and Validation (AV&V) testlerini başarıyla tamamladı.

    Yetenekler, NATO Federe Görev Ağı (Federated Mission Networking-FMN) uyumluluğunun resmi olarak onaylanmasını sağlayan özel testlerden geçti.

    Ülkelerin komuta kontrol bilgi sistemlerinin hem NATO hem de diğer ülkelerin sistemleriyle karşılıklı çalışabilirliğinin test edildiği CWIX Tatbikatı’nda FMN Spiral 4 sertifikasyonlarının alınması, 2025-2027 yıllarında icra edilecek NATO görevlerine katılım açısından önemli ön şartlar arasında yer alıyor.

    HAVELSAN’ın yeni yeteneklerinin sertifikasyon sürecine dahil olması, şirket ürünlerinin NATO standartlarıyla uyum ve karşılıklı çalışabilirlik alanında ulaştığı yetkinliği ortaya koydu.

    HAVELSAN böylelikle daha önce bu alanda NATO standartlarını yakalayan ürünlerini komuta kontrol, sistem entegrasyonu, güvenli veri paylaşımı ve taktik haberleşme alanlarındaki 4 kritik yazılım yeteneğiyle genişletmiş oldu.

    Yeni milli yazılımlar NATO’da ilk kez vitrine çıktı

    HAVELSAN, geliştirdiği yeteneklerle 2012’den bu yana CWIX Tatbikatı’na aktif katılım sağlıyor.

    Şirket, 2019’da DOOB ve KAŞİF, 2023’te ADVENT CMS ve ADVENT MARTI, 2024’te KARTAL ve NONC2 ATA DLP, 2025’te ise DOOB-HQ, DOOB-TACTICAL, KAŞİF, OCTOPUS, NONC2 ATA DLP ve TDLYM ürünleriyle AV&V sertifikasyonu almaya hak kazandı.

    Bu yıl 6-26 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen CWIX Tatbikatı’na NATO ve Avrupa Birliği dahil 46 ülkeden, 20 farklı ilgi alanında 780 sistem ve 3 binden fazla personel katıldı.

    HAVELSAN ise tatbikatta 43 personel ve 16 sistemle faaliyet gösterdi.

    Şirket, MIP, TDL, MDC2, DM, COMMS, GEOMETOC, CBRN, FMNCS, AIR, MARITIME, M&S ve CYBER odak alanlarında ADVENT KALYON, ADVENT UFUK, TALAY/REI, DOOB-HEADQUARTER, DOOB-MOBILE, KAŞİF, KBRN, OCTOPUS, KAPI, NONC2 ATA DLP, Embedded NONC2 ATA DLP, LYNX, I-SMART, FIVE, RTaaS ve ICS SENTINEL sistemleriyle görev yaptı.

    HAVELSAN ayrıca bu yıl Hava Odak Alanı’na LYNX ve Embedded NONC2 ATA DLP, GEOMETOC Odak Alanı’na ADVENT TALAY/REI, FMN Ana Yetenekler Odak Alanı’na KAPI, Siber Odak Alanı’na ICS SENTINEL, Modelleme ve Simülasyon Odak Alanı’na ise FIVE yetenekleriyle ilk kez katıldı.

    ⁠Milli yazılımlara uluslararası kabul

    HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, konuya ilişkin değerlendirmesinde, CWIX Tatbikatı’nda 4 yeni yeteneğin NATO sertifikasyon sürecine dahil olmasının, milli yazılımların uluslararası alanda kabul gördüğünün ve en yüksek birlikte çalışabilirlik standartlarını karşıladığının somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Nacar, şunları kaydetti:

    “Uzun zamandır sahip olduğumuz NATO standartlarında sistem oluşturma ve uyuşum tecrübesini aldığımız sertifikalar ile daha da pekiştirdik. Müşterek Harekat, Siber ve Modelleme Simülasyon Odak Alanları ile artırdığımız katılımın ivmesini önümüzdeki dönemde Yapay Zeka Destekli Komuta Kontrol yetenekleri ile sürdüreceğiz. Proaktif bir yaklaşımla Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern muharebenin gereği olan ihtiyaçlarını karşılayacak yetenekler geliştirmeye ve uluslararası alanda rekabetçi çözümler üretmeye devam etmekteyiz.”>>>AA

  • Telefonunuzun şarjını gizlice tüketen ayarlar: Çoğu kullanıcı fark etmiyor!

    Telefonunuzun şarjını gizlice tüketen ayarlar: Çoğu kullanıcı fark etmiyor!

    Bataryayı en çok arka plandaki uygulamalar tüketiyor

    Akıllı telefonlarda kullanılmadığı düşünülen birçok uygulama, arka planda çalışmaya devam ederek internet bağlantısını, işlemciyi ve konum servislerini kullanabiliyor.

    Özellikle sosyal medya, mesajlaşma ve navigasyon uygulamaları pil tüketiminde ilk sıralarda yer alıyor.

    Uzmanlar, kullanılmayan uygulamaların arka plan etkinliklerinin sınırlandırılmasını öneriyor.

    Ekran parlaklığı sandığınızdan daha önemli

    Telefon ekranı, en fazla enerji tüketen donanımların başında geliyor.

    Ekran parlaklığını sürekli en yüksek seviyede kullanmak bataryanın çok daha hızlı tükenmesine neden olabiliyor.

    Otomatik parlaklık özelliğini kullanmak veya parlaklığı ihtiyaca göre ayarlamak pil ömrünü uzatabiliyor.

    Konum, Bluetooth ve 5G sürekli açık kalmamalı

    GPS, Bluetooth, NFC ve Wi-Fi gibi bağlantı özelliklerinin ihtiyaç olmadığı halde açık bırakılması bataryaya ek yük bindiriyor.

    Ayrıca 5G kapsama alanının zayıf olduğu bölgelerde telefon daha güçlü sinyal aradığı için enerji tüketimi artabiliyor.

    Uzmanlar, kullanılmadığı zaman bu özelliklerin kapatılmasının pil performansını olumlu etkilediğini belirtiyor.

    Bildirimler de pil ömrünü etkiliyor

    Her gelen bildirim ekranın açılmasına, işlemcinin devreye girmesine ve telefonun enerji harcamasına neden oluyor.

    Gereksiz uygulamaların bildirimlerini kapatmak hem pil tasarrufu sağlıyor hem de dikkat dağınıklığını azaltıyor.

    Pil tasarruf modu daha uzun kullanım sağlayabiliyor

    Android ve iPhone modellerinde bulunan pil tasarruf modu, arka planda çalışan işlemleri sınırlandırarak enerji tüketimini azaltıyor. Uzmanlar, özellikle şarj seviyesinin düştüğü durumlarda bu özelliğin aktif kullanılmasını tavsiye ediyor.

    Batarya ömrünü korumak için bunlara dikkat edin

    Telefonu aşırı sıcak ortamlarda bırakmamak, orijinal veya güvenilir sertifikalı şarj cihazı kullanmak ve bataryayı sürekli yüzde 0 seviyesine kadar tüketmemek de uzun vadede pil sağlığının korunmasına katkı sağlıyor.

  • Gökbilimciler, kayalık bir ötegezegende atmosfer keşfetti

    Gökbilimciler, kayalık bir ötegezegende atmosfer keşfetti

    Space.com internet sitesinin haberine göre, bilim insanları, Dünya’ya 48 ışık yılı uzaklıktaki “LHS 1140 b” isimli kayalık yapıya sahip ötegezende atmosfer saptadı.

    Bu keşif, sıvı suyun var olabilmesi için yıldızına uygun mesafede, yıldızının “yaşanabilir Goldilocks Bölgesi’nde” bulunan bir kayalık gezegende gözlemlenen ilk atmosfer keşfi olarak kayda geçti.

    Araştırmanın baş yazarı Collin Cherubim, gezegenin atmosferinde helyum tespit edildiğini, bunun herhangi bir kayalık ötegezegen için yapılan ilk doğrudan tespit olduğunu ifade etti.

    Ötegezegenin 2017’de keşfine dahil olan ve bu yeni çalışmanın araştırmacılarından Jason Dittmann, “Bu gezegen yaklaşık 10 yıl önce keşfedilmişti ve ancak şimdi ‘Tamam, bu bir atmosfere sahip.’ diyebiliyoruz.” ifadesini kullandı.

    Gezegenin sera etkisi yaratabilecek miktarda atmosferi olduğunu belirten Cherubim, “Büyük olasılıkla, (bu ötegezegen) Dünya’da yaşamaya elverişli olarak kabul ettiğimiz koşullara ve sıvı suyun varlığını destekleyebilecek koşullara sahip olacaktır.” dedi. Araştırma, “Science” dergisinde yayımlandı.>>>AA