Kategori: Teknoloji

  • Telefonunuz sürekli ısınıyor mu? Bunlara dikkat!

    Telefonunuz sürekli ısınıyor mu? Bunlara dikkat!

    Telefonlar neden ısınıyor?

    Akıllı telefonlar çalışırken işlemci, ekran ve batarya doğal olarak ısı üretiyor.

    Ancak dış ortam sıcaklığı yükseldiğinde cihazın bu ısıyı dışarı atması zorlaşıyor.

    Özellikle 35 derecenin üzerindeki hava sıcaklıklarında telefonların soğutma kapasitesi önemli ölçüde azalıyor.

    Apple ve Samsung gibi üreticiler de kullanım kılavuzlarında, cihazların aşırı sıcak ortamlarda kullanılmasının performansı olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.

    Üreticiler, telefonların ideal çalışma sıcaklığının genellikle 0 ila 35 derece arasında olduğunu ifade ediyor.

    En büyük hata: Telefonu güneş altında bırakmak

    Uzmanlara göre telefonların en çok zarar gördüğü durumlardan biri, cihazın doğrudan güneş ışığına maruz kalması.

    Plajda havlu üzerine bırakılan telefonlar, otomobilin ön konsolunda unutulan cihazlar veya pencere kenarında uzun süre güneş gören telefonlar kısa sürede kritik sıcaklıklara ulaşabiliyor.

    Bu durum yalnızca performans düşüşüne değil, batarya ömrünün kalıcı olarak azalmasına da neden olabiliyor.

    Şarj olurken bu hatayı yapmayın

    Birçok kişi telefonunu şarja taktıktan sonra sosyal medyada vakit geçiriyor ya da oyun oynuyor.

    Uzmanlara göre bu alışkanlık, bataryanın hem şarj olmasına hem de işlemcinin yoğun çalışmasına neden olduğu için cihazın daha fazla ısınmasına yol açıyor.

    Özellikle hızlı şarj teknolojisi kullanılan telefonlarda bu durum daha belirgin hale gelebiliyor.

    Telefon ısındığında ne yapılmalı?

    Telefonunuz normalden fazla ısındığında ilk yapılması gereken şey cihazı serin bir ortama almak.

    Uzmanların önerileri şöyle:

    • Telefonu doğrudan güneşten uzaklaştırın.
    • Kullanmadığınız uygulamaları kapatın.
    • Kılıfı geçici olarak çıkarın.
    • Şarjdaysa fişten çekin.
    • Bir süre ekranı kapalı tutarak cihazın dinlenmesini sağlayın.

    Ancak uzmanlar, telefonu buzdolabına veya dondurucuya koymanın doğru bir yöntem olmadığını özellikle vurguluyor.

    Ani sıcaklık değişimi cihazın içinde nem oluşmasına ve elektronik bileşenlerin zarar görmesine neden olabiliyor.

    Telefon kendini neden kapatıyor?

    Pek çok modern akıllı telefonda, aşırı ısınmayı önlemek için güvenlik sistemleri bulunuyor.

    Cihaz belirli bir sıcaklığa ulaştığında ekran parlaklığı düşebiliyor, kamera geçici olarak devre dışı kalabiliyor, şarj işlemi durdurulabiliyor ve bazı durumlarda telefon kendini otomatik olarak kapatabiliyor.

    Uzmanlara göre bu durum bir arıza değil, cihazın kendini koruma mekanizması olarak değerlendiriliyor.

    Bataryaya kalıcı zarar verebilir

    Yüksek sıcaklıklar özellikle lityum iyon bataryaların ömrünü olumsuz etkileyebiliyor.

    Uzun süre aşırı sıcakta kalan telefonlarda batarya kapasitesi zamanla azalabiliyor.

    Bunun sonucu olarak cihaz daha çabuk şarj tüketmeye başlayabiliyor ve pil performansı düşebiliyor.

    Yaz aylarında telefonunuzu korumak için 7 öneri

    • Telefonu doğrudan güneş altında bırakmayın.
    • Araç içinde ön konsolda unutmayın.
    • Şarj olurken oyun oynamaktan kaçının.
    • Gereksiz uygulamaları arka planda açık bırakmayın.
    • Uzun süre 4K video çekimi veya yüksek grafik gerektiren oyunları sıcak havalarda sınırlandırın.
    • Orijinal veya sertifikalı şarj cihazı kullanın.
    • Telefon aşırı ısındığında kendi kendine soğumasını bekleyin; buz veya soğuk suyla ani şekilde soğutmaya çalışmayın.
  • Milli dron karşı tedbir sistemleri NATO Zirvesi’nde başarıyla görev yaptı

    Milli dron karşı tedbir sistemleri NATO Zirvesi’nde başarıyla görev yaptı

    Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin en önemli başlıklarından biri modern muharebenin karakteristik unsurları arasına katılan ve muharebe alanında belirleyici unsurlara dönüşen dronlara karşı alınacak tedbirler oldu.

    Zirvede duyurulan NATO Drone Edge girişimi ile dronları tespit etmek, tanımlamak ve etkisiz hale getirmek için etkili bir savunma sistemi kurulması amaçlanıyor. Bu girişimle müttefiklerin, 5 yıl boyunca dron karşı savunma kapasitelerine 40 milyar doların üzerinde yatırım yapması öngörülüyor.

    Bu kapsamda dron tespit radarları, RF algılama sistemleri, elektro-optik sensörler, elektronik karıştırma (jamming), koordinat yanıltma (GPS spoofing), lazer ve kinetik imha sistemleri, komuta-kontrol yazılımları gibi bir dizi çözümün hızla yaygınlaştırılması hedefleniyor.

    Dronları etkisiz hale getirmeye ve engellemeye yönelik sistemler, sahada uygulanan yönteme, teknolojinin çalışma prensibine ve hedef üzerindeki fiziksel etkisine göre pasif (algılama ve teşhis) ve aktif tedbirler (etkisiz hale getirme) olmak üzere iki ana kategoriye ayrılıyor. Aktif tedbirler ise kendi içinde dronun yapısına zarar verip vermemesine göre yumuşak (soft kill) ve sert kırım (hard kill) olarak sınıflandırılıyor.

    Milli dron karşı tedbir sistemleri NATO Zirvesi'nde başarıyla görev yaptı

    Türk savunma sanayisi, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda son dönemde geliştirdiği yeteneklerle tüm bu kategorilerde önemli çözümler oluşturup güvenlik güçlerinin kullanımına sundu, ihracat başarılarına imza attı. Söz konusu tedbirler Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nde de başarıyla görev yaptı.

    Boğaziçi Savunma Teknolojileri de RF algılama, radar, elektro-optik sensörler, karıştırma ve koordinat yanıltma gibi katmanlı yeteneklerle zirvenin güvenliğine katkı sağladı. Devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren buluşmanın hava güvenliğinde milli anti-dron sistemleri etkin şekilde kullanıldı.

    Şirketin ileri teknoloji ürünü İLTER ailesi sistemleri, zirve süresince kritik noktalarda konuşlandırılarak dronlardan kaynaklanabilecek tehditlere karşı kesintisiz ve çok katmanlı koruma sundu. Operasyonda, uzun menzilli elektronik karıştırma kabiliyetine sahip İLTER J400, hibrit aktif faz dizinli radar teknolojisiyle geliştirilen İLTER HSPAR (Hybrid Active Scanned Phased Array Radar) ve yapay zeka destekli elektro-optik takip sistemi ile birlikte, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Boğaziçi Savunma Teknolojileri tarafından yürütülen proje kapsamında geçtiğimiz aylarda Jandarma Genel Komutanlığı envanterine teslim edilen ve Türkiye’nin en etkili dron önleme sistemlerinden biri olarak öne çıkan İLTER MRKAS başarıyla görev yaptı.

    Yapay zeka destekli hedef tespit, teşhis, takip ve elektronik etkisizleştirme kabiliyetlerini tek bir komuta-kontrol mimarisi altında birleştiren İLTER ailesi, NATO Zirvesi boyunca hava sahasının güvenliğinin sağlanmasında kritik rol üstlendi. Sistemler, operasyon süresince yüksek performans sergileyerek görevlerini başarıyla tamamladı.

    Kritik altyapıların, stratejik tesislerin ve uluslararası organizasyonların güvenliğinde bugüne kadar çeşitli sorumluluklar üstelenen bu ileri teknoloji çözümler operasyonel başarılarına bir yenisini ekledi.>>>AA

  • Dış gebelik tanısında yapay zeka dönemi

    Dış gebelik tanısında yapay zeka dönemi

    Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun ve beraberindeki ekip, kadın sağlığını ve hayatını tehdit eden dış gebelik hakkında çalışma yürüttü.

    Geliştirilen yapay zeka çalışmasının, dış gebelik vakalarını yüzde 99’a varan klinik doğrulukla tespit etmeyi başardığı ifade edildi.

    Modelin aynı zamanda sağlıklı gebeliklerin tanısını da yüzde 99,8 doğrulukla ortaya koyarak, olası hatalı tanı ihtimalini yüzde 1’in altına indirdiği belirtildi.

    Çalışmanın, uluslararası mühendislik ve teknoloji alanındaki bilimsel yayınlardan IEEE Access dergisinde yayımlanarak küresel ölçekte tescillendiği kaydedildi.

    “Çok daha erken evrede uyarı alabileceğiz”

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Op. Dr. Gültekin Koçun, dış gebelikte erken tanı kadar, doğru tanının da kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

    Koçun, erken teşhiste hastalara herhangi bir cerrahi müdahale uygulamadan, hücre büyümesini durduran ilaç tedavileriyle gebelik dokusunun vücut tarafından emilmesini sağlayabildiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Ameliyatsız tedavi, gelecekteki üreme sağlığının korunması açısından önemlidir. Geliştirdiğimiz bu yapay zeka desteği sayesinde hekimler olarak çok daha erken evrede uyarı alabileceğiz. Çoğu vakada ameliyat seçeneği gündeme bile gelmeden hastaya uygun tedavi uygulanabilecek.”>>>AA

  • ASELSAN’ın ASELFLIR-500 sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi

    ASELSAN’ın ASELFLIR-500 sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi

    AA muhabirinin ASELSAN’dan edindiği bilgiye göre, ASELFLIR-500’ün Paramount Aerospace Industries tarafından geliştirilen Mwari’ye entegrasyonu tamamlandı.

    Entegrasyonla, Mwari’nin keşif, gözetleme, hedef tespiti, takibi ve işaretlenmesine yönelik kabiliyetleri geliştirildi.

    İnsanlı ve insansız hava platformlarında kullanılmak üzere tasarlanan ASELFLIR-500, yüksek çözünürlüklü orta dalga kızılötesi kamera, gündüz görüş kamerası ve kısa dalga kızılötesi görüntüleme kanalını bünyesinde barındırıyor.

    Sistem, lazer mesafe ölçme, lazer hedef işaretleme, hedef takibi, hassas stabilizasyon ve gelişmiş görüntü işleme yetenekleriyle görev yapıyor. Yaklaşık 54 kilogram ağırlığındaki sistemin lazer hedef işaretleyici ve mesafe ölçerinin menzili 35 kilometreye kadar ulaşabiliyor.

    ASELSAN'ın ASELFLIR-500 sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi

    Yapay zeka destekli görüntü işleme kabiliyetine sahip ASELFLIR-500, farklı optik kanallardan elde edilen görüntülerin işlenmesiyle hedeflerin uzun mesafelerden tespit ve teşhis edilmesine imkan sağlıyor.

    Dört eksenli gimbal ve iki eksenli optik stabilizasyon yapısıyla geliştirilen sistem, hava aracının manevra ve titreşimlerinden kaynaklanan etkileri azaltarak hedefin görüntüde tutulabilmesine imkan tanıyor.

    Farklı görevler için yapılandırılabiliyor

    İki kişilik mürettebata sahip Mwari, açık mimarisi ve tak-çalıştır entegrasyon yaklaşımı sayesinde farklı sensör, silah ve görev sistemleriyle yapılandırılabiliyor. Uçak, istihbarat, gözetleme ve keşif, sınır ve kıyı güvenliği, isyan ve terörle mücadele ile hassas taarruz görevlerinde kullanılabiliyor.

    Tek motorlu turboprop Mwari, 6 kanat altı istasyonunda 1000 kilograma kadar faydalı yük taşıyabiliyor. Uçak, yaklaşık 230 knot azami seyir hızına, 21 bin feet servis tavanına ve 1150 deniz mili görev menziline sahip bulunuyor.

    ASELSAN'ın ASELFLIR-500 sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi

    ASELFLIR-500’ün Mwari’ye entegrasyonu, Türkiye’nin elektro-optik sistemlerdeki kabiliyetleri ile Güney Afrika’nın hava platformu geliştirme tecrübesini bir araya getirmiş oldu.

    Entegrasyonun, ASELSAN’ın yeni pazarlara erişimine ve Mwari uçağının farklı ülkelerdeki ihracat imkanlarının geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

    Seri üretimine 2024’te başlanan ASELFLIR-500, Bayraktar TB2 ve Bayraktar TB3’ün de aralarında bulunduğu çeşitli hava araçlarına entegre edildi. Sistem, bugüne kadar 20’den fazla ülkeye ihraç edildi.>>>AA

  • Hangi elektrikli otomobil daha çok tercih ediliyor?

    Hangi elektrikli otomobil daha çok tercih ediliyor?

    Elektrikli otomobillere ilgi hız kesmiyor

    Türkiye’de elektrikli otomobil pazarı son yıllarda önemli bir büyüme kaydetti.

    Artan yakıt maliyetleri, gelişen batarya teknolojileri, çevre dostu ulaşım anlayışı ve genişleyen şarj altyapısı, sürücülerin elektrikli araçlara yönelmesinde etkili oldu.

    Yerli ve yabancı birçok marka yeni modellerini Türkiye pazarına sunarken, rekabet de her geçen gün artıyor.

    Elektrikli araç satın almayı planlayanların en çok merak ettiği konuların başında ise “Hangi model daha çok tercih ediliyor?” sorusu geliyor.

    Türkiye’de en çok tercih edilen elektrikli otomobiller

    Son dönemde satış performanslarıyla öne çıkan elektrikli otomobiller şu şekilde sıralanıyor:

    1. Togg T10X
    2. Tesla Model Y
    3. BYD Atto 3
    4. BYD Seal U
    5. Kia EV3
    6. MINI Countryman Electric
    7. KG Mobility Torres EVX
    8. Volvo EX30
    9. Hyundai Kona Electric
    10. BMW iX1

    Tercihleri hangi kriterler belirliyor?

    Elektrikli otomobil satın alacak kullanıcılar yalnızca fiyatı değil; menzil, batarya teknolojisi, hızlı şarj desteği, servis ağı, güvenlik donanımları ve ikinci el değerini de dikkate alıyor.

    Özellikle tek şarjla daha uzun mesafe sunan modeller tüketicilerden yoğun ilgi görüyor.

    Bunun yanı sıra şarj istasyonlarının yaygınlaşması ve yeni marka-model seçeneklerinin pazara girmesi de elektrikli otomobil satışlarını destekleyen önemli etkenler arasında yer alıyor.

    Yeni modellerin satışa sunulması, batarya teknolojilerindeki gelişmeler ve şarj altyapısına yapılan yatırımlar sayesinde elektrikli araçların Türkiye otomotiv pazarındaki payının artacağı öngörülüyor.

  • GTA 6 oyuncularına yeni dönem! Kimlik doğrulama zorunluluğu mu geliyor?

    GTA 6 oyuncularına yeni dönem! Kimlik doğrulama zorunluluğu mu geliyor?

    Oyun dünyasının en merakla beklenen yapımlarından biri olan GTA 6 için yeni bir güvenlik düzenlemesi gündeme geldi.

    Oyuncuların, çevrim içi güvenlik yasaları kapsamında oyuna erişebilmek için yaş doğrulaması yapması gerekebileceği öne sürüldü.

    Düzenlemenin temelinde, çevrim içi platformlarda çocukların korunmasına yönelik getirilen yeni yasal yükümlülükler bulunuyor.

    Buna göre Rockstar Games’in, oyuncuların 18yaşından büyük olduğunu doğrulaması gerekebilir.

    Yaş doğrulama sisteminin uygulanmaması halinde şirket, yasal düzenlemeleri ihlal ettiği gerekçesiyle yüksek para cezalarıyla karşı karşıya kalabilir. İhlal başına cezanın 49,5 milyon dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.

    GTA 6 için çevrim içi erişimde yeni dönem!

    Rockstar Games tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmazken, olası kimlik doğrulama sisteminin özellikle GTA Online tarafında uygulanması bekleniyor.

    Sektör uzmanları, büyük oyun şirketlerinin son dönemde çevrim içi güvenlik, yaş sınırları ve kullanıcı doğrulama süreçlerine daha fazla odaklandığına dikkat çekiyor.

    Milyonlarca oyuncunun beklediği GTA 6’nın çevrim içi özellikleriyle birlikte bu tür düzenlemelerin oyun deneyimini nasıl etkileyeceği ise merak konusu olmaya devam ediyor.

  • Guterres: Yapay zeka artık karar veriyor

    Guterres: Yapay zeka artık karar veriyor

    Guterres, İsviçre’nin Cenevre kentinde bugün başlayan, İsviçre’nin ev sahipliğinde ve BM Genel Kurulu’nun girişimiyle hayata geçirilen “Yapay Zeka Yönetişimi Üzerine İlk Küresel Diyalog” toplantısının açılış konuşmasını yaptı.

    Yapay zekanın kontrolden çıkmış bir hızla ilerlediğini belirten Guterres, ekonomileri yeniden şekillendirebilen, çalışma dünyasını dönüştürebilen, seçimleri etkileyebilen ve güvenlik dengesini değiştirebilen bu teknolojinin, onu geliştirenler de dahil hiç kimsenin yetişemeyeceği kadar hızlı bir şekilde yaygınlaştırıldığını belirtti.

    Guterres, toplumlar üzerinde plansız ve rızaları olmadan bir deney yürütüldüğünü, bunun sürdürülebilir olmadığına işaret ederek şunları kaydetti:

    “Yapay zeka zaten dünyamızı dönüştürüyor. Soru şu; bu dönüşümü birlikte mi şekillendireceğiz yoksa onun bizi şekillendirmesine mi izin vereceğiz? Bugün bu sorunun cevabı Yapay Zeka Yönetişimi Üzerine İlk Küresel Diyalog’da bulunuyor. İlk kez her ülke masada yer alıyor. Ortak bir kanıt tabanımız var. Bu sabah Bağımsız Uluslararası Yapay Zeka Bilimsel Paneli Eş Başkanları ilk raporlarını sunacaklar. Her bölgeden ve her disiplinden 40 önde gelen uzman, herhangi bir hükümetten, şirketten veya kurumdan bağımsız olarak kişisel kapasiteleriyle hizmet veriyor.” dedi.

    İnternetin bir milyar insana ulaşmasının 15 yıl sürdüğünü ve yapay zekanın iki yılda bu noktaya ulaştığını hatırlatan Guterres, bu sistemlerin artık talimat bekleyen araçlar olmadığını, kod yazdığını, çevrimiçi hareket ettiğini ve giderek daha az insan gözetimiyle seçimler yaptığına değindi.

    Guterres, “Kurumlarımız, komutları takip eden makineleri yönetmek için inşa edildi. Karar veren makineler için hazır değiller. Bazı sınırlar bir kez aşıldıktan sonra geri alınamaz.” dedi.

    Bilimin yapay zeka konusunda güçle ilgili uyarıları olduğunu da ifade eden Guterres, şunları söyledi:

    “En gelişmiş sistemlerin arkasındaki bilgi işlem gücü, veri ve yetenek, bir avuç şirket ve ülkede yoğunlaşmış durumda. Gelişmekte olanlar dahil birçok ülke, geleceklerini şekillendirecek kararlarda söz sahibi olamadı. Ne kadar çok beklersek bu yoğunlaşma o kadar güçlenir. Güç dengesizlikleri teknolojiye kodlandığında eşitsizlik kodun bir parçası haline gelir.”

    Yapay zeka konusunda gerçekle ilgili uyarıların olduğunu da anımsatan Guterres, makine destekli bir yalanın artık gerçek kadar etkili bir şekilde ikna edebildiğinin ve gerçek kanıtların sahte olarak reddedilebildiğinin altını çizdi.

    “Hiçbir çocuk, denetimsiz yapay zeka için kobay olmamalı”

    Guterres, “Bu sabah yapılacak Bilimsel Panel bize kanıtları sunuyor. Diyalog şimdi dünyaya yön vermeli. Bu hafta Cenevre’de Yapay Zeka İyilik İçin Zirvesi ve girişimleriyle tamamlanacak. Bunların hepsi, yapay zekanın her yerde insanlara hizmet etmesini sağlamaya yönelik entegre bir BM çabasının parçasıdır.” diye konuştu.

    Yapan zekanın önce çocukların hayatına, öğrenmelerine, arkadaşlıklarına ve en özel sorularına ulaştığına işaret ederek, bunun bedelinin şimdiden ödendiğini söyledi.

    Guterres, şunları kaydetti:

    “(Yapay zeka ile) Arkadaş gibi davranan makineler tarafından kandırılan çocuklar, kendine zarar vermeye yönlendirilen çocuklar. Bir düğmeye dokunarak oluşturulan istismar görüntüleriyle istismara uğrayan çocuklar. Hiçbir çocuk, denetimsiz yapay zeka için kobay olmamalı. BM, üye ülkeler ve diğerlerinin çalışmalarına dayanarak bugün bir Yapay Zeka Çocuk Güvenliği Taahhüdü çağrısında bulunuyorum.”

    Hiçbir şirketin, çocuklara özel güvenlik testleri ve bağımsız denetim olmadan erişebilecekleri bir yapay zeka sistemi kullanmaması gerektiğinin altını çizen Guterres, hiçbir şirketin yapay zekasının çocukların cinsel içerikli görüntülerini üretmesine izin vermemesi gerektiğini ve bunun takibini yapması gerektiğini kaydetti.

    Guterres, “Yapay zeka asla insan onurunu zedelememeli veya ayrımcılığı pekiştirmemeli. Adalet ve sağlık gibi alanlarda her yüksek riskli kararda makineler bilgi verebilir ancak insanlar karar vermeli ve cevap vermeli.” diye konuşu.

    Geçen yıl yapay zeka altyapısına yapılan özel yatırımın yarım trilyon dolara yaklaştığını söyleyen Guterres, gelişmekte olan ülkeler için yapay zeka kapasitesine yapılan kamu yatırımının ise buna kıyasla çok küçük bir rakam olduğunu anımsattı.

    “Yapay zeka küresel olacaksa adil olmalı”

    Guterres, şu değerlendirmede bulundu:

    “Dijital uçurumun yapay zeka uçurumuna dönüşmesine izin veremeyiz. Yapay zeka uçurumunun bir kalkınma açığı, güvenlik ve bir egemenlik açığı haline gelmesine izin veremeyiz. Yapay zeka güçlü olacaksa yönetilmeli. Yapay zekaya güvenilecekse onu geliştirenler hesap verebilir olmalı. Yapay zeka küresel olacaksa adil olmalı. Yapay zeka geleceğe hizmet edecekse geleceği tüketmemeli. Bu, hükümetlerin acilen harekete geçmesini gerektirecek. Şirketlerin güçlerine eşit sorumluluk kabul etmelerini gerektirecek. Bilim insanları kanıtları gün ışığına çıkarmaya devam etmeli. Yapay Zeka Yönetişimi Üzerine İlk Küresel Diyalog, küresel katılımın küresel eyleme yol açtığı bir yer haline gelmeli.”

    İnsanlığın ve makinelerin bir arada yaşama koşullarını belirleyebilecek son nesil olabileceklerine değinen Guterres, bugün Cenevre’de 193 BM üyesi ülkenin bu süreci birlikte yönetmek için adım attığını vurguladı.

    Guterres, “Bu toplantı, yönetimin teknolojiye yetişmeye başladığı an olarak hatırlansın. Yapay Zeka Yönetişimi Üzerine İlk Küresel Diyalog, gelecek yıl New York’ta yeniden toplandığında, burada başlatılan çalışmanın yapay zekayı daha güvenli, adil, erişilebilir ve etik hale getirdiğini söyleyebilelim. İnsanlık tarafından, insanlıkla birlikte, tüm insanlık için bir yapay zeka geleceğinin inşasına yardımcı olmak görevimizin ölçüsüdür.” ifadelerini kullandı.

    Yapay Zeka Yönetişimi Üzerine Küresel Diyalog, BM Genel Kurulu tarafından başlatılan ve tüm ülkelerin yapay zeka standartlarını belirleme sürecinde eşit söz sahibi olmasını amaçlayan kapsayıcı bir BM girişimi olarak biliniyor.

    Diyaloğun temaları ve yapısı devam eden küresel bir istişare süreciyle şekillenirken, yarına kadar devam eden toplantı kapsamında BM yetkilileri, üye ülkeler, akademi, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları görüşlerini paylaşacak.>>>AA

  • YouTube, gözetimli çocuk hesaplarını Türkiye’de kullanıma sundu!

    YouTube, gözetimli çocuk hesaplarını Türkiye’de kullanıma sundu!

    Son yıllarda sosyal medya platformlarının çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri, tüm dünyada ciddi endişelere yol açıyor.

    Birleşik Krallık’ta 16 yaş altı kullanıcılar için TikTok, Instagram ve YouTube gibi uygulamalara erişim yasağı tartışmaları sürerken, Avustralya ve bazı Avrupa ülkelerinde belirli yaşın altındaki çocuklar için sosyal medya tamamen yasaklandı.

    ABD’de ise eyaletler tek tek harekete geçerek gençleri koruma yasaları çıkarıyor; popüler oyunlar ve uygulamalar yaş kısıtlamalarına takılıyor.

    Türkiye’de de bu konu uzun süredir gündemde. 15 yaş altı için sosyal medya hesabı yasağı teklifi Meclis’te görüşülüyor.

    Aileler endişeli, uzmanlar ise acil önlem çağrıları yapıyor.

    İşte bu küresel dalganın ortasında YouTube, yasaklamak yerine “koruyarak özgür bırakma” yaklaşımıyla Türkiye’ye özel bir çözüm getirdi.

    YouTube, bugün itibarıyla Gözetimli Çocuk Hesapları özelliğini Türkiye’de kademeli olarak kullanıma sundu.

    Bu yeni sistem, ebeveynlere çocuklarının YouTube deneyimini yaşına ve ihtiyaçlarına göre şekillendirme imkânı sunuyor.

    Türkiye’de nasıl kullanılıyor?

    YouTube Türkiye Direktörü Esin İmer Haşlaman, Türkiye’deki ailelerin YouTube’u ağırlıklı olarak eğitim amacıyla kullandığını vurgulayarak, “15 yaş altı çocuk sahibi ebeveynlerin yüzde 77’si platformu ücretsiz eğitim kaynağı olarak görüyor” dedi.

    Şirket, bu özelliği Türkiye’ye özel uyarlayarak yerel ailelerin ihtiyaçlarına cevap verdiğini belirtiyor.

    Kurulum bilgileri de şu şekilde:

    Android ve iOS’ta YouTube uygulamasından “Siz” sekmesine girip Ayarlar > Aile Merkezi yolunu takip etmek yeterli. Bilgisayardan ise profil ayarları üzerinden Aile Merkezi’ne ulaşılabiliyor.  Google Family Link entegrasyonu da destekleniyor.

    YouTube, ebeveynleri sürece dahil ederek yaşa uygun ve denetimli bir deneyim sunmayı tercih etti.

    Şirket, 10 yılı aşkın süredir aile güvenliği üzerine çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu güncellemeyi “dijital dünyada koruma” felsefesinin yeni bir adımı olarak tanımlıyor.

  • Temassız kart kullananlar dikkat: Şifresiz işlem riski yükseldi!

    Temassız kart kullananlar dikkat: Şifresiz işlem riski yükseldi!

    Kredi kartı kullanımının hızla yaygınlaşması, adli bilişim ve dolandırıcılık vakalarında yeni bir dönemi beraberinde getirdi.

    Kamuoyunda riskin büyük ölçüde internet alışverişlerinden kaynaklandığı düşünülse de siber güvenlik uzmanları, asıl tehlikenin günlük hayatta yapılan hızlı işlemler ve temassız ödeme noktalarında yoğunlaştığına dikkat çekiyor.

    E-ticaret platformlarında zorunlu hale gelen çift aşamalı kimlik doğrulama sistemleri, dolandırıcıların yöntem değiştirerek şifresiz ve hızlı gerçekleştirilebilen fiziksel işlem alanlarına yönelmesine neden oldu.

    Saniyeler içinde tamamlanan işlemler risk oluşturuyor!

    Dolandırıcılık vakalarında özellikle market kasaları, büfeler ve toplu taşıma turnikeleri gibi yüksek işlem hacmine sahip alanların öne çıktığı belirtiliyor.

    PIN kodu gerektirmeyen temassız işlemlerin saniyeler içinde tamamlanması, kart sahiplerinin usulsüz harcamaları geç fark etmesine yol açabiliyor.

    Bankaların belirlediği günlük temassız işlem limitleri dahilinde, ele geçirilen bir kredi kartının kısa sürede arka arkaya kullanılmasıyla ciddi finansal kayıplar yaşanabildiği ifade ediliyor.

    Kalabalık alanlarda NFC iddiaları

    Bazı güvenlik raporlarında, Yakın Alan İletişimi (NFC) teknolojisini hedef alan taşınabilir cihazlarla kalabalık ortamlarda kartlardan veri kopyalanabildiği iddiaları da yer alıyor.

    Bu yöntem, kartın fiziksel olarak çalınmasına gerek kalmadan veri sızdırılması ihtimali nedeniyle dikkat çekiyor.

    Ancak uzmanlar, bu tür yöntemlerin pratikte sınırlı olduğunu ve modern kart güvenlik sistemlerinin birçok saldırıyı engellediğini belirtiyor.

    Uzmanlardan korunma önerileri

    Siber güvenlik ve bankacılık uzmanları, kart sahiplerinin olası dolandırıcılık risklerine karşı bazı temel önlemleri almasını öneriyor. Bunlar arasında:

    • Temassız ödeme limitlerinin düşürülmesi
    • Mobil bankacılık üzerinden anlık harcama bildirimlerinin açılması
    • Kart bilgileri, CVV ve benzeri güvenlik verilerinin kesinlikle paylaşılmaması

    Ayrıca kullanıcıların, kayıp veya çalıntı kart durumunda mobil bankacılık uygulamaları üzerinden kartlarını hızlı şekilde kapatabilmeleri de olası zararların önlenmesi açısından kritik önem taşıyor.

  • Telefonlar için yeni karar: Şimdi ne olacak?

    Telefonlar için yeni karar: Şimdi ne olacak?

    Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemeyle başvurular e-Devlet üzerinden yapılacak, yabancı misyon personeline ait cihazların kayıt süreci yeniden düzenlenirken, arıza nedeniyle değiştirilen cihazların IMEI işlemlerine de yeni kurallar getirildi.

    Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), elektronik kimlik bilgisini (IMEI) haiz cihazların kayıt altına alınmasına ilişkin yönetmelik ve tebliğde değişiklik yaptı.

    Düzenlemeyle birlikte cihaz kayıt işlemlerinde başvurular e-Devlet Kapısı üzerinden gerçekleştirilecek.

    Özellikle Dışişleri Bakanlığınca vergi muafiyeti tanınan Yabancı Misyon Kimlik Kartı sahipleri (Diplomatik statüye sahip resmi görevli kişiler), gerekli bilgi ve belgeleri tamamladıktan sonra başvurularını e-Devlet üzerinden yapacak.

    Başvuru sırasında beyan edilen bilgiler ise ilgili kurumlar tarafından elektronik ortamda doğrulanarak BTK’ya iletilecek.

    Tebliğle birlikte, yolcu beraberinde yurt dışından getirilen cihazların arızalanması halinde uygulanacak IMEI değişikliği süreci de yeniden düzenlendi.

    Buna göre, cihazın veya ana kartının arıza nedeniyle değiştirilmesi durumunda IMEI değişikliği yapılabilecek.

    İlk kayıt başvurusunu yapan kişi, cihaz kayıt işlemini tamamladıktan sonraki üç takvim yılı içinde ve cihazın beyaz listede bulunduğu süre boyunca e-Devlet üzerinden başvuru yapabilecek.

    Başvurunun değerlendirilebilmesi için değişimi yapan firmadan alınacak belgede firmanın bilgileri, değişimin arıza nedeniyle yapıldığına ilişkin ifade ile eski ve yeni IMEI numaralarının yer alması gerekecek.

  • DOA logosu olan içeceklere depozito ücreti!

    DOA logosu olan içeceklere depozito ücreti!

    1 Temmuz itibarıyla Türkiye genelinde iade noktası olarak hizmet verecek market zincirleri, süpermarketler, bakkallar ve büfeler ile HOREKA (otel, restoran ve kafe) işletmeler, iade edilen ve tüketilen içecek ambalajlarını biriktirerek seçecekleri saha operatörüne teslim edecek.

    Sistem kapsamında tüketiciler, “DOA” logolu ambalajları iade noktalarına veya Depozito İade Makineleri ‘ne (DİM) teslim ederek ambalaj teşvik bedelini anında alabiliyor.

    İade edilen her “DOA” logolu ambalajlar için belirlenen 1 TL teşvik bedeli kullanıcıların telefonlarına yükleyecekleri DOA mobil uygulamasındaki dijital cüzdanlarına aktarılıyor.

    Vatandaşlar, biriken tutarları diledikleri zaman banka hesaplarına transfer edebiliyor, ATM’lerden nakit olarak çekebiliyor veya alışverişlerinde kullanabiliyor.

    Böylece geri dönüşüm süreci tüketiciler için hızlı, kolay ve pratik bir deneyime dönüşüyor

    Türkiye’de Sıfır Atık Hareketi kapsamında hayata geçirilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda,

    Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen DOA uygulaması; içecek ambalajlarının doğaya karışmadan toplanarak geri dönüşüm zincirine dahil edilmesini ve yeniden ekonomiye kazandırılmasını hedefliyor.

    Sistem sayesinde her yıl yaklaşık 25 milyar ambalajın geri dönüşüme kazandırılması ve ekonomiye yıllık 30 milyar TL seviyesinde doğrudan katkı sunulması öngörülüyor.

  • WhatsApp yabancı numaraya mesaj atmadan önce uyaracak: “Kişi güvenilir mi?”

    Dünyanın en çok kullanılan anlık mesajlaşma platformu olan WhatsApp, son dönemde küresel ölçekte ciddi bir artış gösteren siber dolandırıcılık ve sahte hesap üzerinden yürütülen kimlik avı (phishing) saldırılarına karşı radikal bir güvenlik önlemi almaya hazırlanıyor. Özellikle kendisini tanıdık biriymiş gibi tanıtarak kullanıcıları ağa düşürmeye çalışan uluslararası şebekelerin önüne geçmek için geliştirilen yeni koruma kalkanı gün yüzüne çıktı.

    WhatsApp logo: bright green speech-bubble icon with the word 'WhatsApp' on a dark dotted background.

    DonanımHaber teknoloji editörü Erkan Calp’in 24 Haziran 2026 akşamı aktardığı son dakika teknoloji kulislerine göre; WhatsApp, bilinmeyen bir numarayla ilk kez sohbet başlatmadan hemen önce kullanıcıyı durduracak yeni bir “uyarı ekranı” özelliğini test etmeye başladı. İşte siber saldırganların en çok kullandığı “anlık refleks” taktiğini çökertecek o sistemin çalışma prensibi…

    Ekranda “Kişi Güvenilir mi?” Penceresi Açılacak

    WhatsApp üzerine yaptığı isabetli teknik sızıntılarla tanınan WABetaInfo‘nun ulaştığı verilere göre, bu yeni güvenlik katmanı hem Android hem de iPhone (iOS) kullanıcıları için eş zamanlı olarak kullanıma sunulacak.

    Sistem, kullanıcının rehberinde kayıtlı olmayan ve daha önce hiç mesajlaşmadığı bir telefon numarasına ilk kez mesaj göndermeye yeltendiği ya da ondan gelen mesaja yanıt vermek üzere sohbet penceresini açtığı kritik saniyede devreye girecek. Kullanıcının karşısına çıkacak bilgi panelinde şu can alıcı detaylar listelenecek:

    • Ülke Bilgisi: Mesaj atılacak telefon numarasının hangi ülkede kayıtlı olduğu,

    • Rehber Durumu: Karşı tarafın sizi kendi rehberine ekleyip eklemediği,

    • Ortak Bağlar: İki kullanıcının ortak olarak yer aldığı herhangi bir WhatsApp grubunun bulunup bulunmadığı net bir şekilde gösterilecek.

    Kullanıcı, bu ekrandaki verileri inceleyerek sohbeti güvenle devam ettirmeyi seçebileceği gibi, işlemi tamamen iptal edip numarayı tek tıkla engelleyebilecek. Bu işlemler esnasında karşı tarafa herhangi bir bildirim gitmeyecek.

    WhatsApp logo: bright green speech-bubble icon with the word 'WhatsApp' on a dark dotted background.

    Mevcut Güvenlik Önlemlerinden Farkı Ne?

    WhatsApp’ın şu anki güvenlik protokolleri genellikle bir suistimal, taciz veya dolandırıcılık vakası gerçekleştikten; yani sohbet zaten başladıktan sonra (şikayet et/engelle butonları ile) devreye giriyor.

    WhatsApp, bu paneli tam olarak hangi algoritmanın veya şüpheli hareketlerin tetiklediğini güvenlik gerekçesiyle tamamen açıklamasa da, özellikle farklı bir ülke koduna (+91, +234 vb.) sahip yabancı numaraların en büyük tetikleyici faktör olacağı belirtiliyor. Uzmanlar, bu uyarı ekranı görüldüğünde mesaj yazmayı hemen keserek paneldeki ülke ve grup eşleşmesi detaylarının titizlikle incelenmesini öneriyor.

    The post WhatsApp yabancı numaraya mesaj atmadan önce uyaracak: “Kişi güvenilir mi?” first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Dijital Truva

    Dijital Truva

    Teknoloji dünyasının değerli takipçileri, hepinize merhaba. Bu köşede her iki haftada bir, dijital dünyanın parıltılı vitrinini aralayıp, hayatımızı sessizce değiştiren gerçekleri konuşacağız. İlk yazımız için seçtiğim konu, tam şu an oturduğunuz odada, belki de birkaç metre ötenizde size hizmet eden bir cihazın içinde saklı. Evlerimizin kapısını kilitleyip kendimizi güvende hissederken, farkında olmadan siber korsanlara içeriden kapı açıyor olabilir miyiz? Gelin, konfor alanımızın arkasındaki o derin teknolojik tehlikeyi; Nesnelerin İnterneti (IoT) ve evimizdeki siber sızıntıları masaya yatıralım.

    Akıllı robot süpürgeler, internete bağlı buzdolapları, uzaktan kontrol edilen klimalar ve akıllı kameralar… Hayatımızı inanılmaz derecede kolaylaştıran bu cihazlar, arka planda devasa bir ağ yapısı kuruyor. Ancak madalyonun arkasında ciddi bir teknik gerçek var: İnternete bağlı olan ve bir IP adresi alan her cihaz, potansiyel bir siber saldırı hedefidir. Bizler bilgisayar ve telefonlarımızı antivirüs yazılımlarıyla korurken, evdeki akıllı ampulün siber güvenliğini neredeyse hiç düşünmüyoruz.

    Siber korsanlar, günümüzde gelişmiş veri tabanlarını veya bankaları hacklemek yerine, evlerimizde zayıf şifrelere sahip akıllı cihazları hedef alıyor. “Bir robot süpürgeden ne olur?” demeyin. Güvenlik açığı bulunan tek bir akıllı cihaz, evinizdeki modeminize sızılmasına, oradan da aynı Wi-Fi ağına bağlı cep telefonunuzdaki bankacılık şifrelerinizin veya kişisel verilerinizin ele geçirilmesine zemin hazırlayabiliyor. Hatta dünya genelinde milyonlarca akıllı cihazın hacklenip birer dijital zombi ordusuna (Botnet) dönüştürülerek büyük sistemleri çökertmek için kullanıldığı siber saldırı vakaları artık bir sır değil.

    Geleceğin dünyasında teknolojiyle yaşamak, siber okuryazar olmayı zorunlu kılıyor. Bu cihazları hayatımıza alırken varsayılan şifrelerini mutlaka değiştirmeli, firmware (yazılım) güncellemelerini düzenli yapmalı ve gerekirse akıllı ev cihazları için modemimizde ayrı bir misafir ağı oluşturmalıyız.

    Teknoloji konfor sunar, ancak uyanık bir zihinle birleştiğinde güvenlidir. İki hafta sonra, dijital dünyanın görünmeyen katmanlarında yeni bir yolculuğa çıkmak üzere, esenlikle kalın.

    Emre TAŞPUNAR

  • Gökçe Vedia bebek Dubai’deki hastanede ne aşamada?

    Gökçe Vedia bebek Dubai’deki hastanede ne aşamada?

    Dubai’deki hastaneye giriş yapan minik Gökçe Vedia için doktorlar vakit kaybetmeden harekete geçti. Dünyanın en pahalı ilaçları arasında yer alan ilaç tedavisi öncesinde, minik Gökçe’nin genel durumunu değerlendirmek üzere detaylı sağlık kontrolleri ve tetkikler başlatıldı.>>>HABER MERKEZİ 

  • ALTAY Tankı, Türk savunma sanayisinde dönüm noktası oldu

    ALTAY Tankı, Türk savunma sanayisinde dönüm noktası oldu

    ALTAY Tankı’nın seri üretim fazının ana yüklenicisi BMC’de bir dönem genel müdürlük yapan OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, tecrübelerinden yola çıkarak “Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi” kitabını kaleme aldı. Yalçıntaş, deneyimleri, Türk savunma sanayisinin gelişimi ve OYAK’ta yürüttükleri çalışmalara ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

    Kitabın arkasındaki temel motivasyonun yalnızca kişisel bir anlatı oluşturmak olmadığını belirten Yalçıntaş, savunma sanayisindeki kurumsal hafızanın korunmasının hayati önem taşıdığına işaret etti. Yalçıntaş, bu süreci şu sözlerle anlattı: “Bu kitabı yazmaya başladığımda temel hedef şuydu: 2000’li yılların başından beri savunma sanayisinde binlerce mühendisin, ustanın, iş adamının, bürokratın ve siyasetçinin emekleri var. Bu emeklerin unutulmamasını istedim ve tarihe geçmesini istedim. Ülkeler bilgi birikimini ancak bilgiyi nesilden nesle aktararak yaparlar. Eğer bu bilgi aktarımı olmazsa her gelen nesil sıfırdan başlamak zorunda kalır. Bu özellikle savunma sanayisi projeleri için geçerli. Eğer yaşananlar tarafsız ve gerçek şekilde aktarılabilirse arkadan gelenler aynı hataları yapmazlar ve doğru yapılanları daha hızlı uygularlar.”

    “ASIL KIRILMA NOKTASI MOTOR DEĞİL, TASARIM ANLAYIŞIYDI”

    ALTAY Tankı Projesi’nin kamuoyunda en çok motor konusu üzerinden tartışıldığını ancak asıl kritik değişimin daha derinde yaşandığına işaret eden Yalçıntaş, Türkiye’nin savunma anlayışında yaşanan zihinsel dönüşüme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Kamuoyu bu projedeki en kritik kırılma noktasının motorun bulunamaması olduğunu düşündü. Bir noktaya kadar doğru ama bence bundan daha önemli bir nokta vardı. O da şuydu: Artık temel amaç bir platformu satın almak değil, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarına göre o platformu tasarlamaktı. Herhangi bir platformu yurt dışından satın alabilirsiniz ama bu hiçbir zaman Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını tam olarak karşılamaz. ALTAY Projesi bize şunu öğretti: Türkiye’nin şartlarına göre geliştirilmiş platformlar üretmek zorundayız.”

    Bugün yürütülen yeni projelerin büyük bölümünün milli tasarım anlayışıyla geliştirildiğini dile getiren Yalçıntaş, bu dönüşümün ALTAY Projesi ile hız kazandığını ifade etti.

    Projenin Türkiye’nin savunma sanayisindeki konumunu değiştirdiğini aktaran Yalçıntaş, şunları kaydetti: “Türkiye artık yurt dışından hazır silah sistemleri alan bir ülke olmaktan çıkmış, kendi silah sistemlerini tasarlayan ve bunları milli ve yerli imkanlarla üretebilen bir ülke haline gelmiştir. ALTAY Tankı Projesi bu gerçeği hem Türk kamuoyuna hem de dünyaya gösterdi. Prototipler üretilirken güç grubunun yurt dışından alınacağı düşünülmüştü. Ancak seri üretim aşamasına gelindiğinde bu parçalar verilmedi ve seri üretim durdu. O zaman anladık ki kritik alt sistemleri kendimiz geliştirmeliyiz. Bu yüzden ALTAY Tankı’nın motorunu, yani BATU’yu Türkiye olarak milli şekilde geliştirdik ve üretmeye başladık.”

    OYAK, SAVUNMA SANAYİSİ PROJELERİNDE “ÇİFT KULLANIMLI” ALANLARA ODAKLANACAK

    Türkiye’de savunma sanayinin stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Murat Yalçıntaş, OYAK’ın gelecekte savunma alanında doğrudan rekabet yerine tamamlayıcı rol üstleneceğini söyledi.

    Yalçıntaş, “OYAK’a baktığınız zaman yaklaşık 143 şirketiyle Türkiye’nin en büyük sanayi gruplarından biridir. Böyle bir yapının savunma sanayisine bigane kalması düşünülemez. Ancak kaynakların doğru yönlendirilmesi gerekir.” dedi.

    Bu çerçevede OYAK’ın özellikle çift kullanımlı teknolojilere odaklandığını, yüksek kaliteli çelik üretiminin buna önemli bir örnek olduğunu bildiren Yalçıntaş, şöyle devam etti: “OYAK’ı çift kullanımlı projelerde yoğunlaştırıyoruz, bu şekilde savunma sanayisine hizmet ediyoruz. Çalışmalarımızı hem sivil hem askeri alanda kullanılabilecek ürünlerde konumlandırdık. Örneğin üstün vasıflı çelik üretimi bu alanın en güzel örneklerinden biridir. Bu çelik hem madencilikte hem de askeri sektörde, yani zırh çeliği olarak kullanılabiliyor. Türk savunma sanayisinin birçok kıymetli vakıf şirketi bu alanda gerekli AR-GE çalışmalarını yapıyor. OYAK’ın aynı alanlarda rekabete girmesi doğru değildir. Bu kaynakların kötü yönetilmesi olur. Bizim yaklaşımımız tamamlayıcı olmak.”

    Savunma sanayisinin kamuoyuna doğru anlatılmasının önemine de değinen Yalçıntaş, nitelikli insan kaynağının sektöre kazandırılmasında medyanın kritik rol oynadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Yöneticilik yaparken şunu çok net gözlemledim: Bir şeyi başarmak kadar önemli olan şey, yaptığınız işi doğru şekilde kamuoyuna anlatmaktır. Savunma sektörünün önemi gençlere iyi anlatılmazsa bu arkadaşlarımız başka sektörlere yönelir. Halbuki savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu kaliteli insan gücünü ancak bu alanın önemini anlatarak sağlayabiliriz.” >>>AA

  • Görenler şok oldu! Yol kenarında bulundu…

    Görenler şok oldu! Yol kenarında bulundu…

    Ekiplerin titiz çalışmasıyla yakalandı

    Bölgeye ulaşan ekipler, çevre güvenliğini alarak maymunu yakalamak için çalışma başlattı. “Rhesus Maymunu” veya halk arasında “Hint Şebeği” olarak bilinen makak türü maymun, ekiplerin yoğun çabası sonucu zarar görmeden yakalanarak kafese konuldu. Doğal ortamından oldukça uzakta bulunan maymunun bitkin hali dikkat çekti.

    Beslenmesi ve sahiplenilmesi yasak

    Türkiye’de yürürlükteki mevzuat gereği beslenmesi ve sahiplenilmesi yasak olan egzotik türler arasında yer alan Hint Şebeği, koruma altına alındı. Jandarma ekipleri tarafından muhafaza edilen maymun, gerekli sağlık kontrolleri ve rehabilitasyon süreci için Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne teslim edildi.

    Rehabilitasyon merkezine gönderilecek

    Milli Parklar ekiplerince teslim alınan maymunun, ilk kontrollerinin ardından uygun bir rehabilitasyon merkezine nakledileceği bildirildi. Maymunun bölgeye nasıl geldiği henüz netlik kazanmazken, olayla ilgili inceleme başlatıldı. Özellikle İç Anadolu bozkırlarında nadir görülen bu olay, bölge halkı arasında günün konusu oldu.>>>İHA 

  • Yeşil Sahada 50’lik Çınarların Gol Düellosu

    Yeşil Sahada 50’lik Çınarların Gol Düellosu

    Kazanmak İçin Değil Yaşatmak İçin

    Antalya Kent Konseyi tarafından organize edilen bu nostaljik turnuvada, Karahisar temsilcisi sahada sergilediği hırslı ve etkili oyunla tribünlerin beğenisini kazandı. 90 dakika boyunca her iki kalede de heyecan fırtınası eserken, tecrübeli ayakların mücadelesi izleyenlere adeta eski günleri hatırlattı.

    ANTALYA’DA DÜZENLENEN 50 YAŞ ÜSTÜ ŞÖHRETLER TURNUVASINDA MÜCADELE EDEN KARAHİSAR MASTERLER DERNEĞİ İLK MAÇINDA UŞAK MASTERLER İLE 3-3 BERABERE KALARAK SAHADAN DOSTLUK MESAJIYLA AYRILDI. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Antalya’da düzenlenen 50 yaş üstü şöhretler turnuvasında mücadele eden Karahisar Masterler Derneği ilk maçında Uşak Masterler ile 3-3 berabere kalarak sahadan dostluk mesajıyla ayrıldı.

    Skorda Eşitlik Sahada Kardeşlik

    Büyük bir çekişmeye sahne olan ve filelerin tam 6 kez havalandığı müsabaka, 3-3’lük beraberlikle tamamlandı. Maçın bitiş düdüğüyle birlikte her iki takım oyuncularının birbirini tebrik etmesi, turnuvanın ruhuna yakışır bir tablo oluşturdu. 50 yaş üstü sporcuların aktif yaşamını destekleyen bu organizasyon, şöhret isimleri yeniden yeşil sahada buluşturarak futbolseverlere unutulmaz bir hafta sonu yaşattı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Yapay zeka kabusu gerçek oldu!

    Facebook’un üst şirketi Meta’nın çalışanlarına gönderdiği iç yazışmada, toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 10 oranında azaltılmasının planlandığı resmen bildirildi.

    Bu kapsamda 8 bin kişinin işine son verilirken, şirket ayrıca halihazırda açık olan binlerce pozisyonu da doldurmama kararı aldı. Bu hamle, on binlerce kişinin işten çıkarıldığı 2022 yılından bu yana, 2023’ten sonraki en büyük toplu işten çıkarma dalgası olarak kayıtlara geçti.

    Teknoloji devinin bu sert kararı almasındaki temel nedenin, sadece bu yıl yapay zeka yatırımları için ayrılan yaklaşık 135 milyar dolarlık devasa bütçe olduğu ifade ediliyor.

    YAPAY ZEKA KABUSU GERÇEK OLDU


    Meta CEO’su Mark Zuckerberg, geçtiğimiz Ocak ayında yaptığı açıklamada 2026 yılının yapay zekanın çalışma modellerini kökten dönüştüreceği bir dönem olacağını öngörmüştü.

    Zuckerberg, yapay zeka araçlarını kullanan çalışanların verimliliğinde ciddi artış yaşandığını ve tek bir kişinin daha önce koca bir ekibin yürüttüğü işleri tek başına yapabildiğini savunmuştu. Bu verimlilik artışı, yapay zekanın insan gücünün yerini alacağı yönündeki “kabus senaryosunu” Meta özelinde gerçeğe dönüştürdü.

    Sektör genelinde de benzer bir tablo hakim; Amazon 30 binden, Oracle ise 10 bini aşkın çalışandan vazgeçerken, Snap Inc. ve Block Inc. gibi şirketler de binlerce kişiyi işten çıkardı. Uzmanlar, yapay zekâ yatırımlarına ayrılan dev bütçelerin teknoloji sektöründeki istihdam yapısını köklü ve sarsıcı bir biçimde dönüştürdüğüne dikkat çekiyor.

    The post Yapay zeka kabusu gerçek oldu! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Türk Deniz Kuvvetleri, NATO’da önemli katkılar sağlıyor

    Türk Deniz Kuvvetleri, NATO’da önemli katkılar sağlıyor

    Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, “Bu tatbikata NATO’dan 11 ülke katılmakta. Biz de Anadolu Türk Deniz Kuvveti olarak çok maksatlı amfibi gemimiz TCG Anadolu, denizde ikmal muharebe destek gemisi TCG Derya, ilk milli ve yerli fırkateynimiz TCG İstanbul ve yarı ömür modernizasyonunu milli imkanlarla yapmış olduğumuz TCG Oruçreis fırkateynimizle katılıyoruz.” dedi.

    Oramiral Tatlıoğlu, ayrıca amfibi deniz piyade taburu hem denizde hem karada gidebilen zırhlı amfibi hücum araçları, su altı taarruz ve su altı savunma komandoları, helikopterler, insansız deniz araçları ve üç adet Bayraktar TB3 SİHA ile de katılım sağlandığını aktardı. Tatbikatta iki önemli husus bulunduğuna dikkati çeken Tatlıoğlu, “Birincisi Türk Deniz Kuvvetlerinin güç aktarım kabiliyetinin gösterilmesi.” ifadesini kullandı. Tatlıoğlu, TCG Anadolu gemisiyle 8 bin kilometreden fazla mesafeye deniz piyadeleri ve amfibi gücünün nakledildiğini belirtti.

    TB3’LER İLK KEZ NATO TATBİKATINDA KULLANILIYOR

    Tatlıoğlu, “İkinci önemli konu da TB3’leri ilk defa bir NATO tatbikatında kullanıyoruz. Ayrıca TB3’leri ilk kez bir amfibi harekatta kullanıyoruz. Bu NATO için de yeni bir doktrin. NATO içinde İHA’ları kullanarak yaptığımız ilk amfibi harekat.” diye konuştu. Oramiral, şöyle devam etti: “Sadece Baltık Denizi’nde değil, dünyanın her yerinde deniz kuvveti olarak varız. Anadolu Türk Deniz Kuvveti Baltık Denizi’nde, Somali Türk Deniz Görev Kuvveti Hint Okyanusu’nda tatbikatlar icra ediyor. Gemilerimiz Basra Körfezi’nde, Lübnan’ın batısında, Libya’nın kuzeyinde görev icra ediyor. Ayrıca Adriatik Denizi’nde İtalyanlarla bugün itibariyle eğitimler icra ediyoruz.” Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak Türkiye’nin jeostratejik konumunun güçlü bir deniz kuvvetlerine sahip olunmasını gerektirdiğini vurgulayan Tatlıoğlu, “Biz de çok güçlü bir deniz kuvvetleriyiz.” mesajını verdi. >>>AA

  • Bayraktar TB3 SİHA’dan NATO tatbikatında gövde gösterisi

    Bayraktar TB3 SİHA’dan NATO tatbikatında gövde gösterisi

    Baykar’dan yapılan açıklamaya göre, Türk savunma sanayisi deniz havacılığındaki önemli bir adımı daha başarıyla tamamladı. 2026 yılında NATO’nun en büyük ve kapsamlı tatbikatı olan Steadfast Dart 2026’nın deniz safhasında, TCG ANADOLU’da konuşlu bulunan Bayraktar TB3 SİHA, kısa pistten otonom havalanma kabiliyeti ve atış gücüyle bir kez daha rüştünü ispatladı. Tatbikat kapsamında gemide konuşlu bulunan ve kısa pistten sorunsuz şekilde kalkış yapan Bayraktar TB3, belirlenen su üstü hedefine yönelik gerçekleştirdiği ikili salvo MAM-L atışında hedefleri tam isabetle imha etti. Tatbikata katılan ülkelerin askerleri, milli SİHA’nın deniz hedeflerine yaptığı başarılı atışların ardından tam not verdi. Bayraktar TB3 SİHA, hedefleri tam isabetle bulan atışların ardından TCG ANADOLU’ya güvenli bir şekilde iniş yaparak faaliyeti başarıyla tamamladı.

    YURT DIŞINDA İLK OPERASYONEL GÖSTERİM

    Kısa pistli gemilerden kalkış-iniş yaparak operasyon icra edebilen dünyadaki ilk SİHA olma özelliği taşıyan Bayraktar TB3’ün bu faaliyeti, yurt dışındaki bir harekat alanında sergilediği ilk operasyonel gösterim olması sebebiyle stratejik bir önem taşıyor. TCG ANADOLU gemisinde halihazırda 3 adet Bayraktar TB3 SİHA görev yaparken, bu platformların Baltık Denizi gibi zorlu bir coğrafyada sergilediği performans NATO müttefikleri tarafından da büyük ilgiyle takip ediliyor. Tatbikatın ilerleyen aşamalarında Bayraktar TB3’lerin kabiliyetleri en üst seviyede sergilenmeyi sürdürecek. Planlamaya göre, önümüzdeki günlerde iki adet Bayraktar TB3 SİHA’nın, TCG ANADOLU’dan arka arkaya kalkış yaparak koordineli bir harekat icra etmesi de hedefleniyor. Bu safhada bir Bayraktar TB3 ile ikili salvo MAM-L atışı yapılırken, diğer Bayraktar TB3 platformunun ise tahrip gücü daha yüksek olan MAM-T mühimmatı ile atış gerçekleştirmesi öngörülüyor. Seçkin Gözlemci Günü’nde NATO üst düzey komuta kademesine yönelik özel bir uçuş gösterimi sunacak olan Bayraktar TB3’ün tatbikat kapsamına göre uzun menzilli uçuş görevi icra etmesi de olası senaryolar arasında yer alıyor. Bayraktar TB3 SİHA’ların konuşlu olduğu TCG ANADOLU ve beraberindeki Türk deniz görev grubunun Baltık Denizi’ndeki varlığı, savunma uzmanları tarafından müttefik savunma planları çerçevesinde caydırıcılığın en önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.

    DÜNYANIN EN BÜYÜK İHRACATÇISI

    Başlangıçtan bugüne tüm projelerini tamamen öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2025 yılında da insansız hava aracı segmentinde dünyanın en büyük ihracatçısı olmaya devam etti. Son 3 yılda dünya SİHA pazarında liderliğini sürdüren Baykar, 2025 yılında ulaştığı 2,2 milyar dolarlık ihracat hacmiyle kendi rekorunu tazeledi. Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90’ını ihracattan elde eden Baykar, Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının lokomotifi oldu. 2023 ve 2024 yıllarında Türkiye’deki tüm sektörlerde en çok ihracat yapan ilk 10 firma arasına girerek İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. 2023’te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024 yılında da savunma ve havacılık sektörü toplam ihracatının dörtte birini gerçekleştirerek Türkiye’yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 36 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için 16 ülke ile olmak üzere toplamda 37 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı. >>>AA

  • DENEYAP Türkiye Teknoloji Atölyeleri için başvurular başladı

    DENEYAP Türkiye Teknoloji Atölyeleri için başvurular başladı

    Üç aşamalı seçme süreci uygulanacak

    Eğitim almak isteyen öğrenciler, deneyap.org adresi üzerinden başvurularını yaptıktan sonra titizlikle hazırlanan üç aşamalı bir seçme sürecine tabi tutulacak. Adaylar sırasıyla e-sınav, çevrim içi eğitim ve görev tamamlama ile son olarak uygulama sınavı aşamalarından geçecek. Bu süreçleri başarıyla tamamlayan öğrenciler, teknoloji atölyelerinde eğitim almaya hak kazanacak.

    AFYONKARAHİSAR GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜNDEN YAPILAN AÇIKLAMADA, GENÇLİK MERKEZİ DENEYAP TÜRKİYE TEKNOLOJİ ATÖLYELERİ İÇİN 2026 YILI ÖĞRENCİ BAŞVURULARI BAŞLADIĞI BELİRTİLDİ. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Gençlik Merkezi DENEYAP Türkiye Teknoloji Atölyeleri için 2026 yılı öğrenci başvuruları başladığı belirtildi.

    Başvurular mart ayına kadar sürecek

    Öğrenci seçme sınavına ortaokul seviyesinde 4. ve 5. sınıf öğrencileri, lise seviyesinde ise 8. sınıf, hazırlık ve 9. sınıf öğrencileri katılabilecek. Başvuru işlemleri t3kys.com adresi üzerinden gerçekleştirilecek olup, adayların 06 Mart 2026 tarihine kadar işlemlerini tamamlamaları gerekiyor.

  • EREN ilk kez dünya sahnesine çıktı

    EREN ilk kez dünya sahnesine çıktı

    Türk savunma sanayisinin lider mühimmat, roket ve füze sistemleri üreticisi ROKETSAN, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen World Defense Show (WDS) 2026 fuarında geniş bir ürün çeşitliliği ile yer aldı. ROKETSAN, aralarında mini akıllı mühimmatlar MAM-C, MAM-L ve MAM-T, İHA-230 Havadan Karaya Balistik Süpersonik Füze, KARAOK Kısa Menzilli Tanksavar Silahı, Orta Menzilli Tanksavar Silah Sistemi OMTAS, ÇAKIR Seyir Füzesi, Stand-off Mühimmatı SOM, SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi, HİSAR-O Hava Savunma Füzesi, SİPER Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi’nin yer aldığı ürünleri sergiledi. Ayrıca BORA, TRG-230 TRG-300 füzeleri, Taktik Füze Fırlatma Sistemi KMC ve BURÇ Mobil Hava Savunma Sistemi de katılımcıların beğenisine sunuldu. ROKETSAN, Yüksek Hızlı Çok Amaçlı Dolanan Mühimmat EREN’i de fuarla birlikte ilk kez yurt dışında tanıttı.

    EREN, ROKETSAN tarafından 1 yıldan kısa süre içerisinde konsept aşamasından sahadaki vurucu güç aşamasına getirildi. Son olarak Bayraktar AKINCI ile atış testi gerçekleştirilen EREN’in bu yıl seri üretimine başlanması hedefleniyor. Yüksek Hızlı Çok Amaçlı Dolanan Mühimmat EREN’in, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere dost ve kardeş ülkelerin gücüne güç katması amaçlanıyor. SİHA, helikopter, kara araçları, yer konuşlu sistemler ve deniz platformlarından atılarak düşük hızda seyreden hava unsurları, zırhlı/zırhsız yer hedefleri ve anti-personel olarak kullanılabilecek EREN, üstün güdüm yeteneği, uzun havada kalış süresi ve 100 kilometrenin üzerinde menziliyle bu alandaki önemli bir ihtiyacı karşılayacak. EREN’in kendileri için çok kıymetli bir mühimmat olduğunu vurgulayan ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, şu değerlendirmelerde bulunmuştu: “Hem havadan yere, hem yerden yere, hem yerden havaya bazı hedeflere angaje olabilecek, maliyet etkin bir mühimmat hedefimiz vardı. EREN bu açıdan hem SİHA’larımızın vurucu gücüne çok ciddi katkı sağlayacak, hem de yerden, otonom araçlar, zırhlı araçlar üzerinden veya sığınaklar üzerinden çok ciddi bir angajmanı getirebilecek, maliyet etkin bir mühimmat. Bu mühimmat üzerindeki yapay zeka algoritmalarıyla, uçuş kontrolü konusundaki sensörleriyle, turbojet motorlu bir segmenti önümüzde açıyor. Bundan sonra insansız kara araçlarının, zırhlı araçların, İHA’ların, belki uçakların, bazı yakın hava savunma sistemlerinin üzerinde EREN’in entegrasyon çalışmaları devam edecek.” >>>AA

  • CHP’den çocukları korumaya yönelik teklif!

    CHP’den çocukları korumaya yönelik teklif!

    16 yaş altına zaman ve saat sınırı geliyor

    Teklifin en dikkat çekici maddelerinden biri, 16 yaş altındaki çocukların dijital mecralarda geçireceği sürenin kısıtlanması oldu. Buna göre, bu yaş grubundaki çocuklar dijital ortamlarda günde en fazla 55 dakika vakit geçirebilecek. Ayrıca, akşam saat 22.30 ile sabah 09.30 arasında çocukların dijital platformlara erişimi sınırlandırılacak. Oyun şirketlerinin de bu 55 dakikalık kotayı sistemlerine entegre etmesi zorunlu hale getirilecek.

    Yaş doğrulama ve içerik etiketleme zorunluluğu

    Tasarıya göre dijital içerik sağlayıcıları, sundukları materyalleri yaş gruplarına göre etiketlemek ve etkili bir yaş doğrulama sistemi kurmakla yükümlü olacak. Btk bünyesinde kurulacak bir birim tarafından denetlenecek olan bu sistemle, çocukların kendi gelişimlerine uygun olmayan içeriklere erişiminin engellenmesi hedefleniyor.

    Eğitim odaklı ve güvenli içerik dönemi

    Platformlar ve içerik üreticileri, çocukların dijital dünyada geçirdikleri sürede sadece gelişimlerini olumlu etkileyecek ve eğitimlerine destek sağlayacak içeriklerle karşılaşmasını sağlamak zorunda kalacak. Chp’nin teklifiyle, dijital dünyanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin asgariye indirilmesi ve ailelerin bu konudaki denetim yükünün hafifletilmesi amaçlanıyor.>>>Haber Merkezi

  • İHA’ların başarısı “sürü” ihracatının yolunu açıyor

    İHA’ların başarısı “sürü” ihracatının yolunu açıyor

    STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ Genel Müdürü Özgür Güleryüz, 5. Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’nda soruları yanıtladı. Savunma ve havacılık sanayisi için 2025’in ihracatta rekorların kırıldığı bir yıl olduğunu ifade eden Güleryüz, “Çıta çok yükseğe çekildi. Beklenenden belki birkaç sene önce bu seviyeye gelmek belki çok düşünülmezken şu anda orayı yakaladık. Hem imzalanan yeni sözleşmelerle hem geliştirilen ürünlerle aslında gelecekte bu rakamların sektör açısından çok çok daha büyüyeceği ortada.” dedi. STM için ihracatı olmazsa olmaz gördüklerini dile getiren Güleryüz, özellikle son 3-4 yıldır cirolarının yüzde 65’ini ihracatın oluşturduğunu ifade etti. Geçen yıl Malezya ve Portekiz sözleşmeleri kapsamında deniz tarafında çok yoğun bir çalışma yürüttüklerini anlatan Güleryüz, şöyle konuştu: “Ama iş geliştirme faaliyetlerimiz de çok yoğun şekilde devam ediyor. Girdiğimiz ihaleler var, takip ettiğimiz projeler var. İnşallah yakın zaman içerisinde bunların bir ya da birden fazlasını projeye döndürmek gibi bir hedefimiz var. Askeri denizcilikte o anlamda çıtamız yüksek ve başarılı olacağımız konusunda da çok eminiz ve çok yoğun şekilde çalışmaya devam edeceğiz.”

    İHA’ların STM’nin bir diğer önemli faaliyet alanı olduğuna işaret eden Güleryüz, şu değerlendirmelerde bulundu: “İHA’larımızı ihraç ettiğimiz ülke sayısı giderek artıyor. 15’i geçmiş vaziyetteyiz. Bir diğer artı, daha önce ihracatını gerçekleştirdiğimiz ülkelerden aldıkları ürünlerle ilgili daha yüksek adetlerde talepler geliyor. Bu da aslında ürünlerimizin kalitesini ve sağlanan memnuniyeti göstermesi açısından bizleri çok mutlu ediyor. O anlamda doğru yolda olduğumuzu düşünüyoruz. Sürekli yeni teknolojiler ekleyerek, ürün portföyümüzü arttırarak ihracat konusunda çok yoğun şekilde çalışmaya devam ediyoruz.”

    SÜRÜ KONSEPTİ

    Sürü konseptinin anti-dron sistemlerine, savunma sistemlerine karşı gündeme geldiğine işaret eden Güleryüz, STM olarak bu alanda tek bir operatör tarafından 20 tane KARGU’nun kullanıldığı ve belirlenen hedefe farklı açılardan, yönlerden saldırı yapılabildiği bir kabiliyet gösterimi gerçekleştirdiklerini söyledi. STM olarak kendi öz kaynaklarıyla sürü konseptine yönelik çok uzun zamandır çalıştıklarını anlatan Güleryüz, şu bilgileri verdi: “Farklı zamanlarda sürü konseptimizi ve geliştirdiğimiz algoritmaların gösterimini yapmıştık ama yakın zaman içerisinde gerçekleştirilen gösterimde ilk kez bu sefer patlatmalı bir test yaptık ve oldukça başarılı oldu. Sürü geleceğin teknolojilerinden diye düşünüyoruz. Aslında insansız hava araçlarının birbirleriyle sürü olarak çalışması fazla çalışılan konular ama biz STM olarak insansız hava araçlarıyla insansız kara araçlarının sürü olarak çalışabilmesi, insansız deniz araçlarının hatta denizaltı dahi olmak üzere hibrit sürü konseptleri konusunda çalışmaya başladık. Bu anlamda da ileride çok daha farklı teknolojiler, çözümler oluşturacağız diye düşünüyoruz. Özellikle dost ve müttefik ülkelerle, devletimizin bize izin verdiği ölçüde ve Silahlı Kuvvetlerimizi her zaman ön planda tutarak belli teknolojileri paylaşma konusunda oldukça pozitifiz. O anlamda dost ve müttefik ülkelerde ihtiyaç duyulması kapsamında hani STM olarak hem onların ihtiyaçlarına yönelik platformlar tasarlama konusunda hem de mevcut platformlarımızın ihraç edilmesi konusunda yaklaşımımız her zaman pozitif. Sürü konseptinin de benzer şekilde ihracatını gerçekleştirmek konusunda beklentimiz yüksek diyebilirim.”

    KUANTUM ÇALIŞMALARI

    Özgür Güleryüz, STM’nin savunma sanayisindeki en kritik mühendislik şirketlerinden biri olduğunu söyledi. Ülkeye, olmayan şeyi kazandırmak gibi bir motivasyonları olduğunu vurgulayan Güleryüz, sürekli ileri mühendisliğe yatırım yaptıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının da hem günün ihtiyaçlarını karşılayacak projelerin geliştirilmesi hem de geleceğe yönelik adımların atılması konusunda AR-GE Daire Başkanlığı üzerinden oldukça vizyoner yaklaşımlar sergilediğine değinen Güleryüz, şunları kaydetti: “Kuantum teknolojileriyle ilgili Savunma Sanayii Başkanlığı AR-GE Daire ile bir sözleşme imzaladık. Özellikle ülkemizdeki kuantum teknolojileri konusunda üniversitelerde, farklı kurum ve kuruluşlarda yapılan çalışmaların bir portal üzerinden toplanması, ihtiyaçların bir araya getirilmesi, gelecek vizyonun hep beraber şekillenmesi, buna yönelik çalıştaylar yapılması ama bir taraftan yine bu proje kapsamında belli projelerin de projelendirilmesi hedefleniyor. Kuantum teknolojisi gelecekte mutlaka başta savunma olmak üzere birçok farklı alana etki edecek. STM olarak bizim de kuantum teknolojileri kapsamında belli çalışmalarımız var ama bunları da Başkanlığımız öncülüğünde koordine ederek geliştirmeye devam edeceğiz. Kuantumla da kalmayacağız. Ülke olarak savunma sanayinde gerçekten belli bir yere geldik. Artık mevcut teknolojileri takip eden değil teknolojilere yön verebilecek ülkelerden bir tanesiyiz. STM olarak biz de ülkemizin savunmadaki en önemli mühendislik firmalarından bir tanesi olarak ileri teknolojilere yatırım yapmaya sürekli devam edeceğiz.” >>AA