Kategori: Tüm Haberler

  • 100 kilo altınla kayıplara karıştı!

    100 kilo altınla kayıplara karıştı!

    Cuma gününden beri kepenk açmıyor

    Edinilen bilgilere göre, ilçede uzun yıllardır esnaflık yapan S.Ç.’nin iş yeri cuma gününden bu yana kapalı kaldı. Sarrafa hiçbir şekilde ulaşamayan ve birikimlerini emanet eden çok sayıda mağdur vatandaş, dolandırıldıklarını anlayarak soluğu emniyette aldı. Şikayet yağmurunun ardından harekete geçen polis ekipleri, savcılık talimatıyla kuyumcu dükkanında arama ve inceleme yaptı.

    25 kilogram altına el konuldu

    Polis ekiplerinin iş yerinde gerçekleştirdiği aramalarda, kasada kalan yaklaşık 25 kilogram altın muhafaza altına alındı. Ancak mudi ve müşterilerin emanet ettiği geri kalan yaklaşık 100 kilogram altının ise şüpheli S.Ç. tarafından götürüldüğü iddia edildi.

    DENİZLİ’NİN ÇİVRİL İLÇESİNDE UZUN YILLARDIR SARRAFLIK YAPTIĞI BELİRTİLEN BİR KİŞİNİN, MÜŞTERİLERİNE AİT EMANET ZİYNET EŞYALARIYLA ORTADAN KAYBOLDUĞU İDDİASI İLÇEDE BÜYÜK YANKI UYANDIRDI. KUYUMCUNUN YAKLAŞIK 100 KİLOGRAM ALTINLA YURT DIŞINA KAÇTIĞI, HAKKINDA KIRMIZI BÜLTEN ÇIKARILDIĞI ÖĞRENİLDİ. (FADIL KÖSEDAĞ/DENİZLİ-İHA)
    Denizli’nin Çivril ilçesinde uzun yıllardır sarraflık yaptığı belirtilen bir kişinin, müşterilerine ait emanet ziynet eşyalarıyla ortadan kaybolduğu iddiası ilçede büyük yankı uyandırdı. Kuyumcunun yaklaşık 100 kilogram altınla yurt dışına kaçtığı, hakkında kırmızı bülten çıkarıldığı öğrenildi.

    Kırmızı bülten çıkarıldı

    Yapılan ilk incelemelerde şüpheli kuyumcunun çoktan yurt dışına çıkış yaptığı belirlendi. Adli makamların girişimiyle S.Ç. hakkında uluslararası düzeyde aranması için kırmızı bülten çıkarıldı. Birikimlerini kaybeden Çivrilli mağdurlar adliye önünde toplanarak hukuk mücadelesi başlatmaya hazırlanırken, olayla ilgili geniş çaplı soruşturma devam ediyor.>>>İHA

  • ”Türkiye takip eden değil, yön veren bir ülke konumunda”

    ”Türkiye takip eden değil, yön veren bir ülke konumunda”

    “Artık takip eden değil, yön veren bir Türkiye var”

    Milletvekili Yurdunuseven, savunma sanayiindeki dev projelerin sadece bugünü değil, geleceği de inşa ettiğini belirtti. Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Güçlü Türkiye, güçlü liderlikle yoluna emin adımlarla devam ediyor. Yerli ve milli teknoloji hamlelerimizle; gökyüzünde, denizlerde ve karada artık söz sahibi bir Türkiye var. KAAN’dan AKINCI’ya, ALTAY’dan TCG Anadolu’ya uzanan bu büyük atılım, sadece bugünün değil, yarının da güçlü Türkiye’sini inşa ediyor. Liderlik vizyonu, milletimizin azmi ve mühendislerimizin emeğiyle; Türkiye artık sadece takip eden değil, yön veren bir ülke konumunda.”

    SAHA 2026 vurgusu

    Yurdunuseven’in paylaşımında yer verdiği etiketler, savunma, havacılık ve uzay sanayii teknolojilerinin sergilendiği ve sektörün kalbinin attığı önemli organizasyonlardan biri olan SAHA fuarına da dikkat çekti. Yerli imkanlarla üretilen milli muharip uçak KAAN, insansız hava aracı AKINCI, milli tank ALTAY ve çok maksatlı amfibi hücum gemisi TCG Anadolu gibi gurur kaynakları projelerin, Türkiye’nin tam bağımsızlık vizyonunun en somut göstergeleri olduğu bir kez daha ifade edilmiş oldu.>>>HABER MERKEZİ 

  • Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral yurda döndü

    Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral yurda döndü

    Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VIP Terminali Girişinde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı.

    Burada basın açıklaması yapan Oral, tüm aktivist arkadaşlarına teşekkür ederek, özellikle Brezilyalı aktivist Thiago Avila’nın büyük bir kahraman olduğunu söyledi.

    Oral, İsrailli askerlerin kendilerine saldırdığı anda daha önce eğitim aldıkları üzere yere çömelerek ellerini havaya kaldırdıklarını ve gemiye gelen İsraillilerin kendilerini ters kelepçeyle gözaltına aldıklarını anlattı.

    Kollarındaki morlukları göstererek kelepçe izlerinin halen durduğunu vurgulayan Oral, hapishane gibi yaptıkları gemiye tekme tokat aktarıldıklarını dile getirdi.

    Oral, kendilerine kötü muamele yapıldığını, verdikleri sandviçleri de hayvanın önüne atar gibi attıklarını belirtti.

    Kendisinin darp edildiğine işaret eden Oral, “Şu anda izlerini görüyorsunuz. Ama Allah sizi inandırsın şu kadarcık acım yok. Ne vurduklarında ne de sonrasında… Yunanlılara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardılar. Benim ufak bir çantam vardı. İçerisinde 1000 avro vardı. Bir de ehliyetim vardı. Orada Yunanlılara teslim ettik dediler. Yunanlılar da ‘Aldık.’ dediler. Karaya varınca Yunanlılara dedim ‘Benim çantam nerede?’, ‘Çantayı biz almadık.’ dediler. Yunanlıların böyle bir işbirliğinin olduğunu gördük orada.” dedi.

    Türkiye’nin kendileriyle süreç boyunca çok iyi ilgilendiğini ifade eden Oral, ihtiyaç halinde yine gidebileceğinin altını çizdi.

    “BURADAN ADLİ TIP KURUMUNA SÜRECİN TAKİBİ VE DAVALAR İÇİN GÖTÜRÜLECEK”

    Oral’ı karşılamaya gelen Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Beheşti İsmail Songür de şunları söyledi: “Bugün yanımızda Hüseyin ağabey var. Hüseyin ağabey, Girit açıklarında İsrail terör güçlerinin saldırısı sonucu esir alınan ve zorla Girit Adası’na bırakılan Sumud aktivistlerinden bir tanesi. Burada geçtiğimiz gün Sumud aktivistlerimizi tahliye etmiştik. 59 aktivist tahliye edilmişti. Aynı zamanda orada hala kalan ve bulunan Türk vatandaşlarımız vardı. Hüseyin ağabey de onlardan bir tanesi. Bu süreçte kendisi İsrail terör güçleri tarafından ağır saldırıya uğradı, yaralandı. Orada hastanede kaldı. Tedavisi yapıldı. Dün Türkiye’ye gelecekti fakat uçağı kaçırıldı, kasıtlı olarak yapıldı.”

    Songür, “Bugün hem Valiliğimizin girişimleriyle hem de milletvekillerimizin girişimiyle Romanya’dan buraya tahliyesini başardık. Buradan da inşallah Adli Tıp Kurumuna sürecin takibi ve davalar için götürülecek.” ifadelerini kullandı. Kendilerine gelen yeni bir bilgiyi paylaşacağını belirten Songür, filoya destek olmak için İtalya’dan yola çıkan 4 gemiye İsraillilerin halihazırda müdahale ettiğini kaydetti. >>>AA

  • Devlet Bahçeli’den yeni Terörsüz Türkiye çıkışı

    Devlet Bahçeli’den yeni Terörsüz Türkiye çıkışı

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı’nda, Türkiye’nin aynı anda birçok kriz alanını okuyabilen, farklı masalarda bulunabilen, farklı coğrafyalarla konuşabilen nadir devletlerden olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin hikayesini politik söylemlerle değil üretimle, diplomasiyle, savunma kabiliyetiyle, enerji hamleleriyle, lojistik ağlarıyla, toplumsal dayanışmasıyla ve millet disipliniyle yazdığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin dış politik anlayışının da barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahip olduğunu dile getirdi.

    Türkiye’nin savaşların yayılmasını, krizlerin derinleşmesini, toplumların yerinden edilmesini, şehirlerin yıkılmasını ve bölgenin kalıcı istikrarsızlık alanına dönüşmesini istemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti: “Türkiye, diplomasi kanallarını açık tutar, arabuluculuk imkanlarını değerlendirir, tarafların konuşabileceği zeminleri destekler, gerilimin düşürülmesi için yapıcı rol üstlenir. Ancak, barıştan yana durmak edilgenlik anlamı taşımaz, diplomasiye önem vermek başkalarının hesabına eklemlenmek manasına gelmez. Arabuluculuk herhangi bir küresel veya bölgesel projenin azası haline gelmek şeklinde yorumlanamaz. Türkiye kendi dış politikasını, kendi milli çıkarları, kendi güvenlik öncelikleri ve kendi stratejik çizgisi çerçevesinde yürütür. Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayız, hiçbir ülkenin güvenlik kaygısının Türkiye’ye karşı bir mevziye dönüşmesine izin vermeyiz. Hiçbir ittifakın veya diplomatik girişimin Türkiye’nin meşru haklarını aşındırmasına rıza göstermeyiz. Türkiye, masaya kendi aklıyla oturur, kendi güvenliğini, kendi hukukunu ve kendi menfaatini göz ardı ederek görüntü siyaseti yapmaz.”

    Barış siyasetinin yalnız iyi niyetle yürütülemeyeceğine, aynı zamanda güç, hazırlık, caydırıcılık ve sağlam iç cephe istediğine işaret eden Bahçeli, “Sahada gücü olmayanın masadaki sözü zayıflar. Ekonomisi dirençsiz olanın diplomatik hareket alanı daralır. İç cephesi kırılgan olanın dış politikada manevra kabiliyeti azalır. Türkiye’nin barış dili, güçlü devlet kapasitesiyle birlikte düşünülmelidir.” diye konuştu.

    “TÜRKİYE, GERİLİM ARAYAN BİR ÜLKE OLMAMIŞTIR”

    Türkiye’nin barıştan yana duruşunun, Doğu Akdeniz’de, Ege’de ve Kıbrıs’ta aleyhine gelişen “oldu bittilere” sessiz kalacağı anlamına gelmediğini de belirten Bahçeli, “‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ mefkuresinin şekillendirdiği dış politikamız gereği Türkiye, gerilim arayan bir ülke olmamıştır. Fakat haklarını, güvenlik alanını, deniz yetki sahalarını, Kıbrıs Türkü’nün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım, karşısında kararlı bir Türkiye bulur.” ifadesini kullandı.

    Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ve İsrail’in, Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı “güvenlik ve enerji” merkezli temasların dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her devlet kendi dış politikasını yürütür, kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türkü’nü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiili durum üretme amacına yönelmesi halinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez. Fransa’nın bölgeye, tarihi komplekslerle, sömürgecilik döneminden kalma alışkanlıklarla ve anakronik güç tasavvurlarıyla bakması istikrar üretmez. Sayın Macron’un siyasi ölçeğini aşan Napolyonculuk hevesine kapılması, dost ve hatta çoğu zaman müttefik olan Türk ve Fransız milletleri arasındaki yüzyıllara sari kadim ilişkilere fayda sağlamaz.

    Fransa, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı dar hesapların aparatı haline gelirse bundan bölge barışı, Avrupa güvenliği ve Fransa’nın itibarı zarar görür. Şu hususun altını ehemmiyetle çiziyorum, Yunanistan’ın maksimalist taleplerle hareket etmesi hukuk üretmez. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, adanın tamamı adına konuşma alışkanlığı meşruiyet üretmez. İsrail’in kendi güvenlik endişelerini Türkiye karşıtı bölgesel bir düşmanlığa dönüştürme arayışı kalıcı barış üretmez. Bölgeyi dar hesaplara göre yönlendirmeye çalışanlar, yalnız kendileri için değil, bütün bölge için yeni risk kapıları açarlar.”

    Kıbrıs’ın yalnız müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamayacağını ifade eden Bahçeli, “Kıbrıs, Türkiye’nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkü’nün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs’ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfuz üretme girişimleri sıradan ticari işlem gibi görülemez. Toprak, yalnız tapu kaydı sayılamaz, kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

    KKTC’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetlerinin milli mesele görülmesini isteyen Bahçeli, Türkiye’nin, Kıbrıs Türkü’nün hakkını başkalarının insafına terk etmeyeceğini bildirdi.

    Başta KKTC’nin yöneticileri olmak üzere bütün soydaşlara bu konuda tarihi hafızanın gerektirdiği bilinç ve sorumlulukla hareket etme çağrısı yapan Bahçeli, şöyle devam etti: “Adada hala AB romantizmiyle oyalananlar, gözlerini Doğu Akdeniz’in doğu kıyılarına çevirmeli, Filistin’de ve Lübnan’da yaşananları ibretle okumalıdır. Devletsizliğin, sahipsizliğin ve garantisizliğin bir halka nelere mal olduğunu göreceklerdir. Kıbrıs Türkü’nün güvenliği, toprağı, egemenliği ve geleceği hiçbir hayale, hiçbir dış telkine, hiçbir diplomatik seraba emanet edilemez. Türkiye, KKTC’nin varlık hakkını koruyacak, Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak, Ege’deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir.”

    “İNCELDİĞİ YERDEN KOPARMAK YERİNE ONARMAYI MAZİMİZE KARŞI SORUMLULUK TELAKKİ EDERİZ”

    Devlet Bahçeli, Türkiye’nin “ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberliği” geciktirmemesi gerektiğini aktardı. Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden birinin ortadan kalkacağını belirten Bahçeli, Türk milliyetçileri olarak milletin bağrına saplanan hançerleri sökmek, devleti kesesine geçirilen prangalardan azat etmek, vatanın her karışında kardeşliği hakim kılma arzusunda olduklarını anlattı.

    “Yaraları deşmek yerine sarmayı, ayrılıkları derinleştirmek yerine birlik olmayı, inceldiği yerden koparmak yerine onarmayı mazimize karşı bir sorumluluk telakki ederiz” diyen Bahçeli, bu sorumluluğun bugünkü aşamasının, terörün her türlüsünün bu topraklardan ebediyen tasfiyesi olduğunu ifade etti.

    MHP’nin bu tarihi sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracağını bildiren Bahçeli, şu görüşleri paylaştı: “Milliyetçi Hareket Partisi, şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı ‘Terörsüz Türkiye’dir. ‘Terörsüz Türkiye’ teslimiyet değildir, ‘Terörsüz Türkiye’ taviz değildir, ‘Terörsüz Türkiye’ terör örgütüyle pazarlık değildir, ‘Terörsüz Türkiye’ devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa, Milliyetçi Hareket Partisini vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa, Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir.”

    Hiç kimsenin, MHP’nin adını terörle yan yana getiremeyeceğini vurgulayan Bahçeli, “Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez. Bilinmelidir ki, ‘Terörsüz Türkiye’ Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır. Devletimizin güvenliğimize harcadığı enerjisini kalkınma iradesine dönüştürmesidir, kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde, Anadolu’nun her karışında kavileşmesidir.” dedi.

    “Terörsüz Türkiye”yi yalnızca bugünün değil, yarının da meselesi olarak niteleyen Bahçeli, “‘Terörsüz Türkiye’ yalnızca iç güvenliğin değil, dış politikanın da meselesidir. >>>AA

  • AYM’den Fenerbahçe’ye kötü haber

    AYM’den Fenerbahçe’ye kötü haber

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Fenerbahçe futbol takımı otobüsünün 4 Nisan 2015’te Trabzon’da silahlı saldırıya uğramasına ilişkin etkili soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle “yaşam hakkının ihlal edildiği” iddiasıyla yapılan başvuruda hak ihlali yapılmadığına hükmetti.

    Aralarında futbolcular ve kulüp görevlilerinin de olduğu bazı Fenerbahçeliler, olayla ilgili etkili bir soruşturma yürütülmediği ve bazı şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gerekçesiyle “yaşam hakkının ihlal edildiğini” iddia etmiş ve AYM’ye bireysel başvuruda bulunmuştu.

    Yüksek Mahkeme, başvuruyu 22 Nisan’daki gündem toplantısında görüşerek karara bağladı.

    Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar veren AYM, esas yönünden incelemesinde ise Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmediğine hükmetti.

    AYM’nin kararının gerekçesi daha sonra yazılacak.

    Fenerbahçe Spor Kulübü’nün futbol takımı, Çaykur Rizespor maçından otobüsle dönerken 4 Nisan 2015’te Trabzon’da silahlı saldırıya uğramıştı. Olaya ilişkin yürütülen soruşturma, yaklaşık 5,5 yıl sonra takipsizlikle sonuçlanmıştı. >>>AA

  • Baro Başkanlarından ortak çağrı: “Avukata yönelik şiddet için acil eylem planı şart”

    Baro Başkanlarından ortak çağrı: “Avukata yönelik şiddet için acil eylem planı şart”

    Toplantıda, son yıllarda artan saldırı vakalarının meslek güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiği belirtilirken, mevcut önlemlerin yetersiz kaldığı ifade edildi. Bildirgede, avukatların yargı sisteminin kurucu unsurlarından biri olduğu hatırlatılarak, bu mesleğe yönelik saldırıların yalnızca bireylere değil, doğrudan adalet sistemine yöneldiği vurgulandı.

    “ŞİDDET ARTIK SÜRDÜRÜLEMEZ BİR NOKTADA”

    Son dönemde yaşanan ve ölümle sonuçlanan olaylara da değinilen bildirgede, avukatlara yönelik tehdit ve saldırıların endişe verici boyutlara ulaştığı ifade edildi. Bu durumun mesleği “sürdürülemez” hale getirdiği değerlendirmesi yapıldı. Barolar, sorunun çözümü için yalnızca bireysel değil, kurumsal ve yasal düzeyde adımlar atılması gerektiğini belirtti.

    BEŞ BAŞLIKLI ÇÖZÜM PAKETİ

    Toplantıda avukata yönelik şiddetle mücadele için beş ana başlıkta çözüm önerisi sunuldu: TBMM bünyesinde araştırma komisyonu kurulması, Avrupa Konseyi’nin avukatların korunmasına ilişkin sözleşmesinin imzalanması, Ceza kanunlarında caydırıcı düzenlemeler yapılması, Haciz ve keşif işlemlerinde kolluk güvenliğinin zorunlu hale getirilmesi, Toplumsal farkındalık kampanyalarının artırılması.

    “CEZASIZLIK ALGISI SORUNU BÜYÜTÜYOR”

    Bildirgede, saldırganların cesaretini mevcut yaptırımların yetersizliğinden aldığı ifade edilerek, cezasızlık algısının şiddeti körüklediği görüşü paylaşıldı. Bu nedenle daha güçlü yasal düzenlemelerin kaçınılmaz olduğu vurgulandı.

    “SAVUNMA MAKAMINA SALDIRI, ADALETE SALDIRIDIR”

    TBB ve baro başkanları, avukatlara yönelik saldırıların yalnızca bireysel bir hak ihlali olmadığını, savunma hakkı ve adil yargılanma ilkesine doğrudan zarar verdiğini belirtti. Bu nedenle konunun ulusal güvenlik ve hukuk devleti açısından da ele alınması gerektiği ifade edildi.

    “MÜCADELE KARARLILIKLA SÜRECEK”

    Bildirgede, “tek bir kayba daha tahammülümüz yok” ifadeleriyle mücadele kararlılığı vurgulanırken, avukata yönelik şiddetin normalleşmesine izin verilmeyeceği belirtildi. >>>Haber Merkezi

  • Mustafa Keser’den Kayseri’liler hakkında şok sözler!  “Kendi ayağıma neden sıkayım?”

    Mustafa Keser’den Kayseri’liler hakkında şok sözler! “Kendi ayağıma neden sıkayım?”

    “Espri fakiri insanlar var”

    Keser, anlattığı fıkranın çarpıtıldığını savunarak, okuduğunu ve dinlediğini anlayan aklı başında insanların kendisine destek verdiğini belirtti. Hakaret iddialarını reddeden usta sanatçı, şu ifadeleri kullandı:

    “Allah’a şükür aklım başımda. Ben sahne adamıyım. Herhangi bir memleketin insanlarına ne diye hakaret edeyim? Neden ayağıma kurşun sıkıp ekmeğimle oynayayım? Özür dileyecek bir durum olsa on kere dilerim ama yok.”

    Konser iptaline “ekmek” tepkisi

    15 Mayıs’ta gerçekleşmesi planlanan Kayseri konserinin salon yetkililerince iptal edilmesine de değinen Keser, bu durumun sadece kendisini değil, yanında çalışan ekibini de vurduğunu söyledi. “Yanımda 20 müzisyen ve görevli var; dolaylı yoldan 150 kişi bu konserlerden ekmek yiyor. Çalışan arkadaşlarımın ekmeğiyle oynadıkları için sevinsinler, yazıklar olsun,” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Milletvekiline ağır eleştiri

    Tepki gösterenler arasında yer alan bir Kayseri milletvekilini de eleştiren Mustafa Keser, konunun dini değerlere dayandırılmasını “akıl yoksunluğu” olarak nitelendirdi. Milletvekilinin “espri fakiri” olduğunu iddia eden sanatçı, bu zihniyetin mecliste hizmet veriyor olmasından endişe duyduğunu ifade etti.

    Keser, açıklamasının sonunda fıkranın tamamını içeren videoyu paylaşarak takdiri kamuoyuna bıraktı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Bu karı koca bakın ne çaldı! Görenler ”o kadar düştünüz mü” dedi!

    Bu karı koca bakın ne çaldı! Görenler ”o kadar düştünüz mü” dedi!

    Çantayı ağzına kadar doldurdular

    Görüntülerde, park ve bahçelerdeki rengarenk lalelerin tek tek söküldüğü ve büyük bir soğukkanlılıkla çantalara istiflendiği görüldü. Olayı kayda alan vatandaşın, “Bahçedeki laleleri söküyorlar, kadın da çantasına koyuyor. Çantayı tamamen doldurdular” sözleri, yaşanan yağmanın boyutunu gözler önüne serdi.

    Sosyal medyadan tepki yağdı: “Emeğe ve kamuya saygısızlık”

    Görüntülerin sosyal medyada hızla yayılmasının ardından çok sayıda kullanıcı tepkisini dile getirdi. Vatandaşlar, vergilerle finanse edilen ve şehrin estetiği için dikilen çiçeklerin evlere götürülmek üzere sökülmesini “kamu malına zarar verme” ve “saygısızlık” olarak nitelendirdi.

    Yetkililere çağrı

    Vatandaşlar, güvenlik kameraları ve paylaşılan görüntüler üzerinden sorumluların tespit edilmesini talep ediyor. Belediye ekiplerinin büyük emek harcayarak yetiştirdiği çiçeklerin bu şekilde talan edilmesine karşı caydırıcı önlemlerin alınması bekleniyor.>>>Şahan KARTAL 

  • Ev sahipleri ve kiracıların beklediği Mayıs ayı sınırı açıklandı

    Ev sahipleri ve kiracıların beklediği Mayıs ayı sınırı açıklandı

    Kira artış tavanı yüzde 32,43 olarak belirlendi

    TÜİK’in açıkladığı verilere göre, tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalaması baz alınarak hesaplanan kira artış oranı yüzde 32,43 oldu. Bu rakam, mayıs ayında kira sözleşmesini yenileyecek olan vatandaşlar için uygulanabilecek en yüksek zam miktarını ifade ediyor. Hem konutlar hem de ticari alanlar için geçerli olan bu oran, yasal sınır olarak kabul edilecek.

    Nisan ayına göre sınırlı bir düşüş gözlendi

    Geçtiğimiz nisan ayında yüzde 32,82 olarak uygulanan kira artış tavanı, yeni verilerle birlikte sınırlı da olsa geriledi. 2025 yılının son aylarından itibaren kademeli bir düşüş eğilimine giren oranlar, kiracıların üzerindeki maliyet baskısının az da olsa hafiflediğini gösteriyor. Ekim ayında yüzde 38,36 seviyelerinde olan tavan fiyat, mayıs ayı itibarıyla yüzde 32 bandına kadar çekilmiş oldu.

    Yıllık ortalamalar zam oranında belirleyici oldu

    Nisan ayında enflasyonun aylık bazda yüzde 4,18 artış göstermesine rağmen, kira zamlarında yıllık ortalamaların dikkate alınması rakamın makul seviyelerde kalmasını sağladı. Yıllık enflasyonun yüzde 32,37 olduğu bu dönemde, kira zam oranının da bu rakama yakın seyretmesi ekonomik dengelerin kira piyasasına yansıması olarak değerlendiriliyor.>>Şahan KARTAL-AA

  • “Hemşerilerimizle bir araya geldik”

    “Hemşerilerimizle bir araya geldik”

    İstanbul’da faaliyet gösteren Afyonkarahisarlı iş insanları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerini bir araya getiren programa; İçişleri Bakan Yardımcısı ve Afyonkarahisar eski Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı da teşrif etti. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği organizasyonda, bölgesel kalkınma ve iş birliği olanakları ele alındı. Bu tür birlikteliklerin ortak projeler ve yatırımlar açısından önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayan Başkan Koyuncu; “İstanbul AFSİAD tarafından düzenlenen ve Sayın İçişleri Bakan Yardımcımız, eski Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı’nın da teşrif ettiği organizasyona katılarak hemşerilerimizle bir araya geldik. Afyonkarahisarlı iş dünyasını ve camiamızı bir araya getirerek bu güçlü dayanışma platformunu oluşturan İstanbul AFSİAD Başkanı Sayın Hüseyin Çelik’e ve değerli yönetim kuruluna nazik ev sahiplikleri için teşekkürlerimi sunuyorum.” ifadelerini kullandı. Program, katılımcıların günün anısına hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Yavuz Ağıralioğlu’ndan Türk milleti ve siyaset vurgusu!

    Yavuz Ağıralioğlu’ndan Türk milleti ve siyaset vurgusu!

    Türk milletinin iradesi vurgusu

    Konuşmasında Türk bayrağının ve millet iradesinin dokunulmazlığına değinen Ağıralioğlu, hiçbir dış iradenin veya farklı bir odağın Türk siyasetini yönlendirmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Tüm siyasi partilerin ve oluşumların ortak paydasının Türk milleti olması gerektiğini savunan Genel Başkan, milli egemenliğin tartışmasız tek güç olduğunu ifade etti.

    Siyasi alışkanlıklara eleştiri

    İktidar ve muhalefet bloklarındaki bazı kronik sorunlara dikkat çeken Ağıralioğlu, seçmeni “tapulu malı” gibi gören anlayışa sert tepki gösterdi. Vatandaşın iradesinin hiçbir siyasi yapının tekelinde olmadığını hatırlatarak, siyasetçilerin halkı bir kitle olarak değil, irade sahibi bireyler olarak görmesi ve daha kapsayıcı bir dil kullanması gerektiğini belirtti.

    Kimlikler üzerinden siyaset eleştirisi

    Dindarlık, milliyetçilik ve cumhuriyetçilik gibi temel değerlerin siyasi birer hesaplaşma aracına dönüştürülmesini eleştiren Ağıralioğlu, bu kavramların siyaset malzemesi yapılmasının toplumsal birliğe zarar verdiğini söyledi. Değerler üzerinden kutuplaşma yaratmak yerine, bu alanların ortak bir zenginlik olarak korunması gerektiğini dile getirdi.

    Yeni siyaset anlayışı mesajı

    Türkiye için nezaket, ciddiyet ve saygı temelleri üzerine inşa edilmiş yeni bir yolun mümkün olduğunu savunan Ağıralioğlu, mevcut siyasi iklimin ötesinde bir vizyon sunduklarını ifade etti. Türk milletinin hak ettiği siyasi kalitenin ancak dürüst ve ilkeli bir duruşla sağlanabileceğini belirterek konuşmasını noktaladı.>>Mustafa BAYER 

  • Otel odasıyla gündem olan başkan hakkında partisinden şok karar!

    Otel odasıyla gündem olan başkan hakkında partisinden şok karar!

    Rüşvet ve usulsüzlük operasyonu tutuklama getirmişti

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, şahıs ve firmalardan rüşvet aldığı iddia edilen Özkan Yalım, geçtiğimiz mart ayında düzenlenen operasyonla gözaltına alınmıştı. Uşak, Ankara ve Kocaeli merkezli operasyonlar sonucunda aralarında Yalım’ın da bulunduğu 9 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderilmiş, toplamda 17 kişi hakkında yasal işlem yapılmıştı.

    Parti yönetimi ihraç kararını açıkladı

    Daha önce rüşvet operasyonu ve özel hayatına dair basına yansıyan iddialar nedeniyle parti üyeliği askıya alınan Yalım hakkında beklenen karar CHP Sözcüsü Zeynel Emre’den geldi. Yapılan açıklamada, görevden uzaklaştırılan belediye başkanının partiden resmen ihraç edildiği duyuruldu.

    Özel hayatına ilişkin görüntüler gündemden düşmedi

    Soruşturma süreci devam ederken, Özkan Yalım’ın bir otel odasında belediye çalışanıyla yakalanması ve ardından sosyal medyaya sızan çeşitli videoları kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Bu olaylar silsilesi, siyasi kimliğine dair tartışmaları daha da derinleştirmişti.

    Milletvekilliğinden belediye başkanlığına uzanan yol

    Siyasi kariyerine 25, 26 ve 27. dönem Uşak Milletvekili olarak devam eden ve son yerel seçimlerde Uşak Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan Özkan Yalım, uluslararası nakliyat ve lojistik sektöründeki iş geçmişiyle de biliniyordu. Ancak son operasyonlar ve alınan ihraç kararı, Yalım’ın siyasi geleceğinde yeni bir dönemin kapısını kapattı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Ağıralioğlu Afyon’da konuştu: “Denetim mekanizmaları çalıştırılmalı”

    Ağıralioğlu Afyon’da konuştu: “Denetim mekanizmaları çalıştırılmalı”

    Enflasyon için “8 Çeyrek” şartı

    Ekonomideki yüksek enflasyon ve faiz oranlarının toplumun tüm kesimlerini baskı altına aldığını belirten Ağıralioğlu, radikal bir anayasal öneri sundu. Hükümetin enflasyonu düşürememesi durumunda seçim zorunluluğu olması gerektiğini ifade eden Ağıralioğlu, “8 çeyrekte enflasyonu tek haneye düşüremeyen hükümetin 90 gün içinde seçime gitmesi anayasal bir kural olmalıdır” dedi.

    Sistem ve güven eleştirisi

    Siyaset kurumuna olan güvenin azaldığına dikkat çeken Ağıralioğlu, devletin sistemden ziyade şahsa bağlı hale geldiği bir dönemden geçildiğini savundu. Mevcut yönetim anlayışının kutuplaşmayı artırdığını dile getiren Genel Başkan, milletin kaygılarını giderecek plan ve programlarla memleketin ağırlaşan sorunlarına karşı hazırlıklı olduklarını vurguladı.

    Sürdürülemez tablo vurgusu

    Özellikle dar gelirli vatandaşlar, esnaf ve KOBİ’lerin ekonomik baskı altında ezildiğini ifade eden Ağıralioğlu, yaşam kalitesinin düştüğü bu tablonun sürdürülebilir olmadığını söyledi. Denetim mekanizmalarının etkin bir şekilde çalıştırılması gerektiğini belirten Ağıralioğlu, mevcut politikaların uzun süredir beklenen sonuçları vermediğinin altını çizdi.>>>Mustafa BAYER 

  • Afyonkarahisar’da bir ilk! Rekor kar yağabilir!!!

    Afyonkarahisar’da bir ilk! Rekor kar yağabilir!!!

    10 santimetrelik kar örtüsü yolda

    Şehir merkezinde pazar gecesinden itibaren başlaması öngörülen yağışla birlikte kar kalınlığının 10 santimetreye ulaşması bekleniyor. Bu tahminin gerçekleşmesi durumunda, Afyonkarahisar merkezinde Mayıs ayı için tarihi bir kar rekoru kırılmış olacak.

    En son 1992 yılında yaşanmıştı

    Bölgede benzer bir doğa olayı en son 34 yıl önce, 1992 yılında yaşanmış ve o dönemde kar kalınlığı 34 santimetreye kadar ulaşmıştı. Aradan geçen uzun yılların ardından, Mayıs ayında beklenen bu denli yoğun bir yağışın “bahar kışı” olarak kayıtlara geçmesi öngörülüyor.

    Sürücüler ve çiftçiler için uyarı

    Meteorolojik tahminlerin ardından yetkililer, özellikle ulaşımda yaşanabilecek aksamalara ve buzlanma riskine karşı sürücülerin dikkatli olması gerektiğini belirtti. Ayrıca, çiçek açan meyve ağaçları ve ekili tarım arazilerinin dondan etkilenmemesi için çiftçilere önlem almaları konusunda çağrıda bulunuldu.>>>Şahan KARTAL 

  • Cem Yılmaz’a Fas Prensi ile benzerliği soruldu: Yarım saat takıldım döndüm

    Cem Yılmaz’a Fas Prensi ile benzerliği soruldu: Yarım saat takıldım döndüm

    Arşiv görüntüleri sosyal medyayı salladı

    Paris ziyareti sırasında kaydedilen siyah-beyaz görüntülerde yer alan Fas Sultanı Moulay Youssef’in yüz hatlarının Cem Yılmaz ile olan şaşırtıcı benzerliği, kısa sürede geniş bir kitle tarafından konuşulmaya başlandı. İkilinin adeta ikiz kadar benzemesi, tartışmaları da beraberinde getirdi.

    “Yarım saat takıldım döndüm”

    Muhabirlerin kendisine yönelttiği “Fas Prensi’ne çok benzetildiniz, orada mıydınız?” sorusuna kendine has mizahıyla yanıt veren Cem Yılmaz, adeta zaman yolculuğu yaptığını ima etti. Ünlü komedyen, “Evet oradaydım. Ben oraya da giderim. Kolay bir şey yani. Taş Devri’ne de gitmiştim, başka gezegene de. 1926’nın Paris’indeydik. Yarım saat takıldım döndüm” ifadelerini kullanarak benzerliği tiye aldı.

    Gündemden düşmeyen benzerlik

    Hem arşivden çıkan o şaşırtıcı kareler hem de Cem Yılmaz’ın bu açıklamaları kısa sürede büyük yankı uyandırdı. Sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri haline gelen bu durum, izleyenleri hem şaşırttı hem de güldürdü.>>>HABER MERKEZİ 

  • ”Allah yürü ya kulum” diyor! Saniyelerde servet kazandı!

    ”Allah yürü ya kulum” diyor! Saniyelerde servet kazandı!

    E-ticaret devi ile dudak uçuklatan iş birliği

    Türk Sanat Müziği’nin güçlü sesi Bülent Ersoy, markaların gözdesi olmaya devam ederken son hamlesiyle tüm sektörü sarstı. Büyük bir online alışveriş platformunun yeni kampanya yüzü olan Ersoy, dev markayla el sıkıştı. Diva’nın bu kampanya kapsamında gerçekleştireceği çalışmaların detayları merak konusu olurken, anlaşmanın mali boyutu kısa sürede gündeme bomba gibi düştü.

    Türkiye tarihinde daha önce görülmemiş bir kazanç

    Yapılan anlaşma gereği Bülent Ersoy’un sadece tek bir reklam filmi için 135 milyon TL alacağı öğrenildi. Bu baş döndürücü rakam, Türkiye’deki reklam sektörü standartlarının çok üzerine çıkarak yeni bir rekorun habercisi oldu. Sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri haline gelen bu kazanç, ünlü isimlerin marka değerinin ulaştığı noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.

    İsmini altın harflerle zirveye yazdırdı

    Söz konusu anlaşmayla birlikte Bülent Ersoy, Türkiye’de bir reklam filminden alınan en yüksek ücretin sahibi olarak tarihe geçti. Şimdiye kadar hiçbir sanatçının veya sporcunun ulaşamadığı bu bütçe, reklamcılık tarihinin en yüksek bedelli iş birliği olarak kayıtlara geçti. Diva’nın bu devasa kazancı, hem sanat dünyasında hem de ekonomi çevrelerinde uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.>>HABER MERKEZİ 

  • Avukatın ofisinde kan donduran dakikalar yaşandı

    Avukatın ofisinde kan donduran dakikalar yaşandı

    Ölümle burun buruna geldiği o anları anlattı

    Erzurum Yakutiye’de bir hukuk bürosuna giden K.P. isimli şahıs, görüşme sırasında belinden çıkardığı bıçakla Avukat Taha Bağaçlı’yı tehdit etti. Olay anı güvenlik kameralarına saniye saniye yansırken, Bağaçlı’nın ifadesi yaşanan dehşeti gözler önüne serdi. Bağaçlı, şahsın yakasına yapışıp bıçağı boğazına dayadığını ve “Yüzüne kan gelmiş, seni öldüreceğim” diyerek tehditler savurduğunu belirtti.

    ERZURUM’DA GÖREV YAPAN AVUKAT TAHA BAĞAÇLI, BÜROSUNDA BİR ŞAHSIN BIÇAKLI SALDIRISINA HEDEF OLDU (İHA/ERZURUM-İHA)
    Erzurum’da görev yapan Avukat Taha Bağaçlı, bürosunda bir şahsın bıçaklı saldırısına hedef oldu. İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne sığınan avukatı takip eden şahıs polisler tarafından yakalandı. Savcılık K.P.’yi “Görevi başındaki memura görevini yaptırmamak” suçundan mahkemeye sevk etti, mahkeme ise adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

    Emniyete sığınarak canını zor kurtardı

    Ofis çalışanlarının müdahalesiyle bir nebze uzaklaşan saldırganın elinden kapıyı üzerine kapatarak kurtulan Bağaçlı, hemen Yakutiye İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne sığındı. Saldırganın kendisini emniyet binasına kadar takip ettiğini belirten avukat, polislerin zamanında müdahalesiyle şahsın yakalandığını anlattı. Yaşananların ardından darp raporu alan Bağaçlı, şahıs hakkında şikayetçi oldu.

    ERZURUM’DA GÖREV YAPAN AVUKAT TAHA BAĞAÇLI, BÜROSUNDA BİR ŞAHSIN BIÇAKLI SALDIRISINA HEDEF OLDU (İHA/ERZURUM-İHA)
    Erzurum’da görev yapan Avukat Taha Bağaçlı, bürosunda bir şahsın bıçaklı saldırısına hedef oldu. İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne sığınan avukatı takip eden şahıs polisler tarafından yakalandı. Savcılık K.P.’yi “Görevi başındaki memura görevini yaptırmamak” suçundan mahkemeye sevk etti, mahkeme ise adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

    Yargının kararı ve baronun sert tepkisi gecikmedi

    Gözaltına alınan K.P. savcılık tarafından mahkemeye sevk edildi ancak Sulh Ceza Hakimliği şahsı adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Bu kararın ardından Erzurum Barosu’ndan çok sert bir tepki geldi. Baro yönetimi, meslektaşlarına yönelik saldırıya tepki olarak CMK Otomasyon Sistemi’ni kapattığını ve görevlendirme taleplerinin artık sadece yazılı olarak kabul edileceğini duyurdu.>>>İHA 

  • MERMER SEKTÖRÜNDE KADIN GÜCÜNE ÖNEMLİ ADIM

    MERMER SEKTÖRÜNDE KADIN GÜCÜNE ÖNEMLİ ADIM

    Gerçekleştirilen ziyarete, Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Funda Güleç Yaman, Başkan Yardımcısı Samiye Hancıoğlu, İcra Kurulu Üyesi Nalan Karcı ve aynı zamanda akademik danışman olan Prof. Dr. Belkıs Özkara katıldı. Heyet, kadın istihdamına verdiği destekle öne çıkan Karamehmetler Mermer firması ile bir araya geldi.

    Yapılan iş birliğinin, mermer sektöründe kadın çalışan sayısının artırılmasına, kadın emeğinin daha görünür hale gelmesine ve sektörde farkındalık oluşturulmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Yetkililer, bu adımın sanayide kadın gücünü artırmaya yönelik önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.

    Firma sahibi Remzi Özcan’a kadın istihdamına sağladığı katkılar ve misafirperverliği dolayısıyla teşekkür edilirken, ziyaret kapsamında kadın çalışanlarla da görüşülerek talep ve memnuniyetleri dinlendi.

    Kadın çalışanlar ise mermer sektöründe başarılı bir şekilde yer alabildiklerini ifade ederek, sektörde daha fazla kadının istihdam edilmesi gerektiğine dikkat çekti.>>>Şahan KARTAL 

  • Küçük Batın için umut mezatı: İscehisar tek yürek oldu

    Küçük Batın için umut mezatı: İscehisar tek yürek oldu

    İscehisar yoğurt pazarı mevkiinde bugün kurulan mezat alanında, Batın’ın sağlığına kavuşabilmesi için adeta bir zamanla yarış ve iyilik seferberliği yaşandı. Bölgenin tanınmış simalarının ve sosyal medya fenomenlerinin de destek verdiği etkinlikte, hayırseverler tarafından bağışlanan küçükbaş hayvanlar tek tek görücüye çıkarıldı. Canlı yayınlar eşliğinde gerçekleşen satışlarda, katılımcılar Batın’ın tedavisine katkı sağlamak için en yüksek teklifleri vermek üzere kıyasıya yarıştı.

    Ayrıca hayvan mezatının dışında, akşam saatlerinde bir hayır sever tarafından Motosiklet hediye edildi. Buda mezat usulü satışa sunuldu.

    Bugün düzenlenen mezata Tumer ailesinin yanı sıra yerel medya temsilcileri ve sosyal mecralarda geniş kitlelere hitap eden isimler de katılım sağladı. Kanal 3 – Gazete 3 Genel Müdür Yardımcısı Hamza Top, “Pala Dayı” olarak bilinen İsmail Dadak ve “Dağda Yaşam” ailesinden İlkay Tınaztepe gibi isimlerin varlığı, kampanyanın sesinin daha gür çıkmasını sağladı.İscehisar halkının yoğun ilgi gösterdiği bu anlamlı buluşmada, toplanan her kuruş Batın’ın geleceğine dair beslenen umutları biraz daha yeşertti.

    Sadece bir alışveriş alanı olmaktan öteye geçen mezat alanı, toplumsal dayanışmanın en saf halini yansıttı. Batın Bera’nın ailesi, evlatlarının sağlığı için bugün sergilenen bu büyük destek karşısında duygusal anlar yaşarken, İscehisar halkı bir kez daha birlik ve beraberlik mesajı verdi.

    Etkinlikten elde edilen gelir, küçük Batın’ın zorlu tedavi sürecinde kullanılmak üzere aileye umut oldu.>>>Şerafettin KAZAK

  • Tarihten fırlayan benzerlik Cem Yılmaz’ı bile şaşırttı: Bakın ne dedi!

    Tarihten fırlayan benzerlik Cem Yılmaz’ı bile şaşırttı: Bakın ne dedi!

    Arşiv görüntüleri sosyal medyayı salladı

    Sultan Moulay Youssef’in Paris ziyareti esnasında kaydedilen görüntülerde, kişinin yüz hatlarının Cem Yılmaz ile olan benzerliği kullanıcılar arasında büyük bir merak uyandırdı Binlerce yorumun yapıldığı videoda, izleyiciler bu durumu esprili bir dille “zaman yolculuğu” olarak nitelendirdi.

    Ünlü komedyenden güldüren açıklama

    Gündeme damga vuran bu benzerliğe Cem Yılmaz’ın tepkisi de her zamanki gibi esprili oldu Ünlü sanatçı sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Fas prensi değilim, sadece tören için 2 saatliğine oradaydım Bunlar oluyor, yapılıyor” ifadelerini kullanarak takipçilerini kahkahaya boğdu.>>>Şahan KARTAL 

  • MHP’nin 15. Olağan Kurultayı 7 Mart 2027’de yapılacak

    MHP’nin 15. Olağan Kurultayı 7 Mart 2027’de yapılacak

    Yalçın, partisinin kongre sürecine ilişkin yazılı açıklamada bulundu.

    MHP’nin Türk siyasi hayatına 1969 Şubat’ından bu yana üstlendiği tarihi misyonu, milletin kadim değerlerinden ve binlerce yıllık birikiminden aldığı ilhamla 57 senedir sürdürdüğünü anımsatan Yalçın, o dönemden beri milletin birlik ve bütünlüğü, devletin bekası uğrunda verdiği kutlu siyasi mücadelede, MHP’nin kimi zaman bir kutup yıldızı, kimi zaman da istikamet pusulası işlevi üstlendiğini kaydetti.

    Partinin 57 yılı aşan siyasi yürüyüşünde ihanetlerle sınandığını, fitne ve tefrikalarla imtihan edildiğini belirten Yalçın, şöyle devam etti:

    “MHP, bölünmelere, kopmalara, ayrışmalara uğramıştır. Karalama kampanyalarına, itibar suikastlarına ve ayak oyunlarına maruz kalmıştır. Entrikalarla engellenip yolundan döndürülmek istenmiştir. Buna rağmen, Türk milliyetçiliği davasının ana gövdesi ve milliyetçi-ülkücü hareketin ve esas merkezi olma hususiyetini kaybetmeden yoluna devam etmiştir. Varlığını Türk milletinin refah ve saadetine adamıştır. Bölgesinde ve dünyada lider ülke olma hedefine kararlı ve güçlü adımlarla ilerleyen Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne yönelen tehdit ateşlerini sinesinde söndürmeyi görev bilmiştir.

    Vesayet ve ipoteklerle inkıtalara uğratılan demokrasimizde millet iradesinin egemen kılınması için mücadele vermiştir. Milli egemenliğimizin kıskanç ve tavizsiz bekçiliği vazifesini şerefle ifa etmiştir. Demokrasimizin işleyişini zorlaştıran yapısal sorunların çözümüne müspet katkılarda bulunmayı amaç edinmiştir. Cumhuriyet’imizin yoluna çıkan manilerin ortadan kaldırılması, devlet çarkının işlemesi için çaba göstermiştir. Milli devlet bilincinin olgunlaşıp kökleşmesi için biteviye didinmiştir. Çözüm ve barış odaklı siyaset anlayışını yeğlemiş, kurumsal münasebetlerde uyum ve konsensüs aramayı ilke edinmiştir.”

    “MİLLETİMİZ, VARLIK SİGORTASI OLARAK GÖRDÜĞÜ MHP’Yİ HARARET VE MUHABBETLE KUCAKLAMIŞTIR”

    MHP’nin Türk siyasi hayatındaki mümtaz yerini daima muhafaza ederken, gövdesinden kopan dalların zaman içinde birer birer kuruduğunu ifade eden Yalçın, MHP’yi oluşturan ana gövdenin; asli ve fıtri özelliklerini yitirmeden yeni filizler vererek büyümeye, yurdun dört bir yanında kök salmaya devam ettiğini belirtti.

    Kendini iğva edici beşeri menfaat ve maceraların kollarına bırakıp baştan çıkarıcı dünya heveslerinin hafifliğinde kaybolan “sadakatsizler”in de başkalaştığını bildiren Yalçın, “MHP ne zaman zor süreçlerden geçse, aidiyet hissi ve bağlılık şuuru yüksek ülkücülerden oluşan kadrolar davaya ve kurumsal kimliğimize sahip çıkmıştır. Milliyetçi-ülkücü hareketin fedakar ve cefakar mensupları, daha yolun başında edilen merbutiyet yeminine sadık kalmışlardır. Ülkücüler, ahde vefa ile sadakati bir haysiyet ve namus meselesi bilmişlerdir. Aziz milletimiz de varlık sigortası olarak gördüğü MHP’yi hararet ve muhabbetle kucaklamıştır.” ifadelerini kullandı.

    MHP ve milliyetçi-ülkücü hareketin, milletin güvencesi olma fonksiyonunu bütün gücüyle yerine getirmeye çabaladığını belirten Semih Yalçın, şu ifadeleri kullandı:

    “MHP, bugün de bilge lideri Devlet Bahçeli’nin rehberliğinde Türkiye’nin girift sorunlarının çözümü yolunda takip ettiği isabetli ve tutarlı politikalarla göz doldurmaktadır. Sayın Genel Başkanımızın büyük bir ferasetle gündeme taşıdığı Terörsüz Türkiye olgusu, bu bağlamda değerlendirilmelidir. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye adımıyla ezberleri bozmakla kalmayıp tabuları yıkmıştır. Ön yargıları kırmış, klişeleşmiş sloganları değiştirmiştir. Fitne ve tefrikayı etkisiz hale getirmiş, algı oyunlarını boşa çıkarmıştır. MHP lideri Devlet Bahçeli tarafından ortaya atılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da sahiplenmesiyle devlet politikası haline gelen Terörsüz Türkiye hamlesi, siyasi partiler için bir turnusol kağıdı işlevi görmüştür.

    Akla kara net şekilde ayrılmıştır. Samimilerle ikiyüzlüler, yalancılarla dürüstler, kurusıkı atanlarla hedefe isabet ettirenler tefrik edilmiştir. Milletimizin gerçek sevenleriyle sözde dostları bu sayede ayan beyan ortaya çıkmıştır. Kimin itibarının yüksek, kiminin kaç paralık olduğu bu şekilde zihinlerde billurlaşmıştır. Siyaset tartısında kimin sıkletinin kaç gram, kimin kelamının kaç kırat ettiği bu suretle anlaşılmıştır. Terörsüz Türkiye, bir devran aynası gibi herkesin gerçek yüzünü teşhir etmiştir. Bununla beraber ülkeye huzur, sükun ve iç barışı; dışarıya da birliği, bütünlüğü ve kardeşlik hukukunu yansıtmanın pek ala mümkün olduğunu ispatlamıştır. Bunun içindir ki Terörsüz Türkiye, toplum nezdinde ve kamuoyunda beklenenin de fevkinde rağbet görmüştür.”

    “MİLLETİMİZ, TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE SAHİP ÇIKMIŞTIR”

    Milletin, terörün ve şiddetin bir siyaset biçimi ve aracı olarak kullanılmasına “Hayır” dediğini ifade eden Semih Yalçın, “Milletimiz, Terörsüz Türkiye’ye sahip çıkmıştır. Bu itibarla, Terörsüz Türkiye hususunda pozitif tavır sergileyen bütün kişi, kurum ve örgütlerin şu ana kadar aldıkları pozisyonları terk etmeleri adeta imkansızdır. Özellikle bu olgunun kapısından bir kere giren siyasi aktörlerin, makul, meşru ve somut bir gerekçeye yaslanmadan geri dönmeleri muhal görünmektedir. Muhalif ve muarızların tepinmesi, ayak diretmesi ise beyhudedir, nafile gayrettir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Terörsüz Türkiye sürecinin, herkes ve her kesim için bağlayıcı olduğunu belirten Yalçın, şunları kaydetti: “O halde bu kervan yürüyecektir. Milletimiz terörsüz bir dünyayı hak etmektedir. Ülkemiz toplumsal barış ve huzura layıktır. Öte yandan Terörsüz Türkiye; politika sahnesinde bazıları için bir fırsat kapısı, bazıları içinse telaş ve endişe vesilesi olmuştur. Şimdi zaman, bu fırsatı toplumsal barış lehinde değerlendirmek isteyenlerin aktif olma zamanıdır. Dem; Türkiye partisi olma ve meşru siyasete entegrasyon sözü verenlerin, sözlerini yerine getirme Dem’idir. Vakit; bölücü terör örgütünün fesih, silahları bırakma ve devletin emin ellerine teslim olma sürecinin gereklerini eksiksiz yerine getirme vaktidir. Terörsüz Türkiye, aynı zamanda bir samimiyet ve hüsnüniyet imtihanıdır. Şartlar olgunlaştığında TBMM de devreye girecek ve gereken düzenlemeler yapılacaktır. Bu arada gözlerimiz, Terörsüz Türkiye seçeneği devreye girip propaganda ve istismar silahı elinden alınınca sudan çıkmış balığa dönen sahte kahramanların üzerindedir. Maskesi düşen bazı siyasi aktörlerin yeni maske ve paravanlar bulma arayışını görmezden gelemeyiz. Büründüğü kuzu postu sıyrılanların, can havliyle tabakhanelerdeki kokmuş derilere hücum edişini içimiz acısa da takip etmekteyiz. Sözde demokrat kostümü yırtılanların, kürsüde heybetli görünmek için yaban ellerdeki terzilere durumu kurtaracak atlas libaslar sipariş ettiğini bilmekteyiz. Sözde vatanseverlik boyası dökülenlerin, kirli yüzlerini gizlemek için kripto boyalara boyanma telaşını ibretle seyretmekteyiz.”

    “TERÖRSÜZ TÜRKİYE KAMU VİCDANINDA SAHİPLENİLMİŞTİR”

    “Sözde milliyetçi-muhafazakar bazı particik ve mahfillerin, Türkiye’nin geleceğini terör ipoteğinden kurtarmak için sarf ettiğimiz çabalardan ihanet masalı çıkarma alçaklığını, gaflet ve dalaletlerine hatta hıyanetlerine vermekteyiz.” ifadelerini kullanan Semih Yalçın, “Aziz milletimize huzur, ferah ve esenlik iklimini teneffüs etmeyi çok görenlerin; sosyal ve siyasi barışın Cumhur İttifakı eliyle tesisini hazmedemeyenlerin, Terörsüz Türkiye gerçeğine arsızca çamur atmaktan vazgeçmemesini, çaresizliklerine ve perişanlıklarına bağlamaktayız. Yüreklerindeki pası ve pisliği kamuoyu vicdanına bulaştırmak için MHP’ye yönelik iftira ve yalan siyasetini enstrüman olarak kullananların millet nezdinde nasıl alay konusu olduğunu tebessümle takip etmekteyiz.” değerlendirmesinde bulundu. Milletin eskide kalması gereken netameli ve badireli günlerde yaşamasını siyasi çıkarlarına uygun görenlerin, MHP aleyhine karalama ve suçlama kampanyalarını “pişkin pişkin” devam ettirdiğini teessürle gözlemlediklerini belirten Yalçın, şunları kaydetti: “Lakin artık dava millete intikal etmiş ve Terörsüz Türkiye kamu vicdanında sahiplenilmiştir. Millet iradesi çoktan devreye girmiştir. Yalan, talan, entrika, desise milletimize sökmeyecektir. Algı operasyonlarına, toplum mühendisliklerine itibar edilmeyecektir. Ayrıca MHP kadroları muarızlarının oyunlarını bozacak güçtedir. MHP teşkilatları, aleyhindeki propagandaları etkisiz hale getirecek kuvvettedir. MHP ve milliyetçi-ülkücü hareket, milletimizi aydınlık bir geleceğe taşıyacak irade, azim ve dinamizme sahiptir.

    27 Nisan’da yapılan MYK toplantımızda, bütün bu çarpıcı hakikatler ele alınmış; MHP’nin teşkilat faaliyetleri kapsamında da yeni bir takvim belirlenmiştir. Buna göre MHP’nin müstakbel olağan büyük kurultay hazırlıkları bağlamında ilçe ve il kongrelerinin 7 Mayıs’ta başlatılması kararlaştırılmıştır. Ayrıca, kongre sürecinin tamamlanmasının ardından MHP’nin 15. Olağan Kurultayı’nın da 7 Mart 2027 Pazar günü gerçekleştirilmesi uygun görülmüştür.” Yalçın, açıklamasında 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü de kutladı. >>>AA

  • İntikam kurşunu can aldı! 5 yıllık husumet cinayetle bitti

    İntikam kurşunu can aldı! 5 yıllık husumet cinayetle bitti

    Babasını darp ettiği için pusu kurdu

    Sinanbey Mahallesi’ndeki bir iş yerinde meydana gelen olayın arka planında geçmişe dayalı bir şiddet olayının yattığı belirlendi. Emniyet birimlerinin incelemelerine göre olaylar şu şekilde gelişti:

    • Geçmişteki Husumet: Bundan 5 yıl önce Ahmet Demir ile Ergün Ş. arasında çıkan kavgada Demir, Ergün Ş.’yi darp ederek yürümesine engel olacak şekilde yaralamıştı.

    • Tesadüfi Karşılaşma: Ergün Ş.’nin oğlu Ömer İsa Ş. (17), babasını yaralayan Ahmet Demir’i bir oto tamircisinde görünce saldırı planı yaptı.

    • Tüfekli Saldırı: Arkadaşı Alparslan C.’nin (18) kullandığı araçla olay yerine geri dönen genç, tüfekle Ahmet Demir’e defalarca ateş açtı.

    • Hastanede Acı Haber: Bacaklarından ağır yaralanan 51 yaşındaki Demir, İnegöl’deki ilk müdahalesinin ardından sevk edildiği Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakımında hayatını kaybetti.

    ÖMER İSA Ş. (17) ÇIKARILDIĞI MAHKEMECE TUTUKLANMIŞTI (ARŞİV) (/BURSA-İHA)
    Bursa’nın İnegöl ilçesinde 5 yıl önce babasını darp ettiği için kin güden 17 yaşındaki gencin tüfekle ateş ederek ağır yaraladığı Ahmet Demir hayatını kaybetti.

    Saldırgan tutuklanarak cezaevine gönderildi

    Olayın ardından kısa sürede yakalanan şüphelilerden Ömer İsa Ş., verdiği ifadede babasını yaralayan kişiyi cezalandırmayı uzun süredir kafasına koyduğunu itiraf etti. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden saldırıyı gerçekleştiren 17 yaşındaki Ömer İsa Ş. mahkemece tutuklanırken, aracı kullanan arkadaşı Alparslan C. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.>>>İHA 

  • Başkan Köksal’dan 1 Mayıs mesajı!

    Başkan Köksal’dan 1 Mayıs mesajı!

    Alın teri ve emek vurgusu

    Belediye Başkanı Burcu Köksal, paylaştığı mesajda üretimin temel taşı olan çalışanlara seslenerek şu ifadelere yer verdi: ”Alın teriyle üreten, emeğiyle hayatı var eden tüm işçi ve emekçi kardeşlerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.”>>>Şahan KARTAL 

  • Esnaf birliğinde seçim heyecanı: Sandıkta üç adaylı büyük yarış

    Esnaf birliğinde seçim heyecanı: Sandıkta üç adaylı büyük yarış

    Seçim maratonunda üst düzey güvenlik

    Genel kurulun gerçekleştirildiği spor salonu çevresinde sabahın erken saatlerinden itibaren emniyet güçleri tarafından yoğun önlemler alındı. Delegeler ve misafirler, kurulan güvenlik noktalarında üst aramaları yapılarak ve isim listeleri kontrol edilerek salona dahil edildi. Üst düzey güvenlik tedbirleri altında başlayan kurulda, esnafın geleceğine yön verecek yeni yönetim belirlenecek.

    Üç iddialı aday başkanlık için yarışıyor

    Birlik başkanlığı için mevcut başkan ile birlikte toplam üç isim delegelerin oyuna talip oldu. Esnaf odalarının kaderini belirleyecek olan seçimde şu isimler listede yer alıyor:

    • Mevcut Başkan Cengiz Üstün görevine devam etmek için yarışıyor.

    • Adaylardan Sabri Canbekle esnafın desteğini almak için sahada yer alıyor.

    • Mehmet Karagöz başkanlık koltuğu için mücadelesini sürdürüyor.>>>Mustafa BAYER