Yazar: admin

  • Kendinizle baş başa kaldığınızda neden güvende değilsiniz?

    Kendinizle baş başa kaldığınızda neden güvende değilsiniz?

    Sabah uyandınız. Daha gözünüzü tam açmadan içinizden bir ses konuşmaya başladı.

    “Bugün de yetişemeyeceksin.”

    “Bunu söylemeseydin daha iyi olurdu.”

    “Ya başarısız olursan?”

    İşin ilginç tarafı şu: Bu cümleleri size başkası söylemiyor. Kendi zihniniz söylüyor.

    Psikolojide buna iç konuşma (self-talk) deniyor. Hepimizin gün boyunca binlerce düşüncesi zihnimizden geçiyor. Araştırmalar, bir insanın gün içinde binlerce düşünce ürettiğini ve bunların önemli bir kısmının geçmişte de defalarca tekrar edilmiş kalıplar olduğunu gösteriyor. Beynimiz yeni düşünceler üretmekten çok, tanıdığı yolları kullanmayı seviyor. Çünkü onun önceliği doğruyu bulmak değil; enerji tasarrufu yapmak ve bizi hayatta tutmak.

    Sorun tam da burada başlıyor.

    Beyin, gerçek ile hayali birbirinden ayırmakta sandığımız kadar başarılı değildir. Bir sunum yapmadan önce “Kesin rezil olacağım.” diye düşündüğünüzde kalbinizin hızlanması tesadüf değildir. Henüz ortada yaşanmış bir olay yoktur ama bedeniniz çoktan tehdit alarmını vermiştir. Stres hormonları salgılanır, nefes hızlanır, kaslar gerilir. Sanki gerçekten tehlikedeymişsiniz gibi…

    Aslında çoğumuzun yaşadığı en büyük savaş, dışarıdaki insanlarla değil; içerideki o sesledir.

    Dikkat edin… Başarılı bir arkadaşınızı gördüğünüzde içinizden geçen ilk cümle ne oluyor? “Ben yapamam.” Bir hata yaptığınızda? “Zaten hep böyle oluyor.” Birisi mesajınıza geç cevap verdiğinde? “Kesin bana kızdı.”

    Bunların hiçbiri gerçek olmak zorunda değil. Bunlar sadece beynin en hızlı senaryoları.

    Psikolojide buna bilişsel çarpıtmalar denir. Zihin, eksik bilgileri kendi korkularıyla doldurur. Bir başarısızlığı hayatın geneline yayar, tek bir olumsuz olayı “hep” ve “hiç” kelimeleriyle büyütür. Oysa gerçek hayat, zihnimizin yazdığı senaryolar kadar kesin değildir.

    Belki de bu yüzden bazı insanlar aynı olaya farklı tepkiler verir. Çünkü olaylar değil, olaylara yüklediğimiz anlam bizi etkiler.

    Bir eleştiri kimi insanı geliştirirken, kimini aylarca uyutmaz. Bir başarısızlık kimini yeniden ayağa kaldırırken, kimini yıllarca yerinde saydırır. Farkı oluşturan şey zekâ değil; zihnin olayları yorumlama biçimidir.

    Şunu hiç düşündünüz mü?

    Hayatınız boyunca size en çok konuşan kişi kim?

    Anneniz değil.

    Babanız değil.

    Eşiniz, arkadaşınız ya da patronunuz da değil.

    En çok konuşan kişi sizsiniz.

    Ve o ses sürekli sizi küçümsüyor, korkutuyor ya da suçluyorsa, dünyanın en güzel sözlerini duysanız bile mutlu olmanız zorlaşır.

    Belki de hayatımızı değiştirecek ilk adım, zihnimizdeki sesi susturmak değil; onu tanımaktır. Çünkü o ses düşmanımız değil. Sadece milyonlarca yıl önce bizi tehlikelerden korumak için gelişmiş ilkel beynimizin bugün hâlâ eski görevini yapmaya çalışmasının bir sonucudur.

    Artık vahşi hayvanlardan kaçmıyoruz. Ama beynimiz hâlâ reddedilmeyi, eleştirilmeyi, hata yapmayı birer hayatta kalma meselesi gibi algılıyor.

    Belki de özgürlük, dış dünyada değil; zihnimizde başlıyor.

    Çünkü insanı en çok yoran şey, yaşadığı hayat değildir.

    O hayat hakkında durmadan anlattığı hikâyedir.

    Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle…

  • Aç kalınca vücudumuzda neler oluyor?

    Aç kalınca vücudumuzda neler oluyor?

    “Öğle yemeğini atlamak kilo vermeye yardımcı oluyor mu?” sorusunu yanıtlayan Turan, “Öğle yemeğini atlayınca kan şekeri düşüyor. Halsizlik, baş ağrısı, sinirlilik, dikkat dağınıklığı başlıyor. Konsantrasyon azalıyor. Kortizol yükselebiliyor. Tatlı isteği artıyor Kas yıkımı başlayabiliyor. Akşam aşırı yeme oluyor. Örneğin saat 16.00 olmuş. Bir anda gözünüz çikolata arıyor. Aslında canınız çikolata istemiyor. Vücudunuz enerji istiyor. Aslında bakacak olursak metabolizma yavaşlıyor. Vücut düşünür ki, demek ki besin az geliyor. Enerji harcamayayım diyor. Bu nedenle yağ yakımı azalır, kas kaybı artabilir ve kilo verme zorlaşır” diye konuştu.

    “BEYİN AÇLIĞI TELAFİ ETMEYE ÇALIŞIR, DAHA ÇOK YERSİNİZ”

    Öğle yemeğini atlayınca neler olduğuyla ilgili açıklamalarını sürdüren Turan, “Akşam aşırı yeme durumu oluyor. En önemli noktalardan biri, öğlen yemediğimiz her öğün akşam tabağımıza fazlasıyla geri dönebiliyor. Beyin açlığı telafi etmeye çalışıyor. Araştırmalar gösteriyor ki, öğle öğününü düzenli yapan kişiler, daha az abur cubur tüketiyor. Gün sonunda daha az kalori alıyor. İş verimleri daha yüksek oluyor” şeklinde değerlendirmede bulundu. >>>Haber Merkezi  

  • Afyonkarahisar’da “17-25 Aralık’tan 15 Temmuz’a: İhanetin Kronolojisi” konferansı düzenlendi

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'da "17-25 Aralık'tan 15 Temmuz'a: İhanetin Kronolojisi" konferansı gerçekleştirildi.

    Afyonkarahisar Valisi Naci Aktaş, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, 17-25 Aralık sürecine çok vakıf olmayan gençler için konferansın fırsat olduğunu söyledi.

    Konferansın verimli olmasını temenni eden Aktaş, "Biz de bildiklerimizi, irademiz anlamında tazelemiş oluruz. Eksiklerimiz varsa eğer onları da dinlemiş oluruz."dedi.

    -"Türkiye aleyhinde emelleri olan iş birlikçi bir karakter taşıyor"

    Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş da 15 Temmuz darbe girişiminin demokrasi tarihinde yaşanan darbeler zincirinin son halkası olduğunu vurguladı.

    15 Temmuz'u diğer darbelerden ayıran bazı karakteristik farklılıkların bulunduğunu aktaran Karakaş, "Bunlardan en önemlisi hain darbe girişiminin Türkiye aleyhinde emelleri olan iş birlikçi bir karakter taşıyor. İkinci farklılığı ise, bu girişim dini kisveye bürünmüş bir örgütsel yapı tarafından gerçekleştirilmiştir. Üçüncüsü ise vatanımızın ve milletimizin bütünlüğüne, birliğine, dirliğine ve düzenine kasteden bir ihanet karakteri taşıyor olmasıdır." diye konuştu.

    AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok da konferansta, FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz darbe girişimine giden sürecini ve o gece yaşadıklarını anlattı.

    Konferansın ardından Aktaş ve Karakaş, Altınok'a günün anısına plaket takdim etti.

  • 81 ilde 15 Temmuz anma programı düzenlenecek

    81 ilde 15 Temmuz anma programı düzenlenecek

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, İçişleri Bakanlığınca 81 il valiliğinde 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde anma programı gerçekleştirilecek.

    Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Göç İdaresi Başkanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı tarafından çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Bu kapsamda, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin katılacağı programlarla beraber 100 etkinlik yapılacak.

    Buna göre, Bakan Çiftçi, ilk olarak Karşıyaka Mezarlığı’ndaki şehitliği ziyaret edecek. Daha sonra Çiftçi, Gölbaşı Vilayetler Evi’nde şehit aileleri ve gazilerle yemekte bir araya gelecek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılmasının beklendiği programlara iştirak edecek.

    Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gerçekleştirilecek anma programında şehitlerin anısına karanfil bırakacak Çiftçi, Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı’nda düzenlenecek anma programının ardından Özel Harekat Başkanlığı’ndaki etkinliğe katılacak.

    Jandarma Genel Komutanlığının etkinlikleri

    Jandarma Genel Komutanlığınca Ankara’nın Ulus semtinde mehteran gösterisi düzenlenecek, 15 Temmuz ezgileri seslendirilecek. Ankara, İstanbul ve İzmir’de “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” temalı fotoğraf sergileri açılacak.

    Ayrıca başkent semalarında Türk bayrağı ve 15 Temmuz logolu bayraklarla paraşüt gösterisi gerçekleştirilecek.

    Sahil Güvenlik Komutanlığının etkinlikleri

    Sahil Güvenlik Komutanlığınca TCSG-Dost, TCSG-Güven ve TCSG-Umut gemilerinde Samsun, İstanbul ve Marmaris’te şehit ve gazi aileleri ağırlanacak, deniz üzerinde programlar düzenlenecek. Öte yandan, 36 liman da halkın ziyaretine açılacak.

    Göç İdaresi Başkanlığı ve AFAD Başkanlığının etkinlikleri

    Göç İdaresi Başkanlığı tarafından “FETÖ’nün Yapılanma Modeli ve Devletin Kararlı Mücadelesi” başlıklı, anma etkinliği gerçekleştirilecek. Emniyet Genel Müdürlüğü personeli tarafından FETÖ’nün yapılanma modeli Göç İdaresi Başkanlığı çalışanlarına anlatılacak.

    AFAD Başkanlığınca, Ankara İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nde AFAD personeli ile anma etkinliği düzenlenecek.>>>AA

  • Sabiha Gökçen Havalimanı Hava Trafik Kontrol Kulesi’ne 15 Temmuz için özel aydınlatma

    Sabiha Gökçen Havalimanı Hava Trafik Kontrol Kulesi’ne 15 Temmuz için özel aydınlatma

    Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ Kurumsal İletişim Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, yarın akşam saatlerinden itibaren başlayacak olan görsel anma, gece boyunca devam edecek ve havalimanını kullanan yerli yabancı binlerce yolcuya görsel bir şölen sunacak.

    Sabiha Gökçen Havalimanı Hava Trafik Kontrol Kulesi'ne 15 Temmuz için özel aydınlatma

    Açıklamada görüşlerine yer verilen HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, 15 Temmuz’un, milletin vatanına, bayrağına ve milli iradesine sahip çıktığı eşsiz bir demokrasi destanı olduğunu belirterek, “FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü) başta olmak üzere ülkemizin bekasına ve birliğine kasteden tüm terör örgütlerine karşı milletçe yürüttüğümüz kararlı mücadeleden asla ödün vermeyeceğiz. Bu destanın 10. yıl dönümünde, aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, kahraman gazilerimize şükran ve saygılarımı sunuyorum. 15 Temmuz’u unutmayacak, unutturmayacağız.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • Küçük bir çocuk, abisinin oyununa dahil oldu ve ilk kırmızı kartını aldı!

    Küçük bir çocuk, abisinin oyununa dahil oldu ve ilk kırmızı kartını aldı!

    Küçük bir çocuk, abisinin oyununa dahil oldu ve ilk kırmızı kartını aldı!

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni 15 Temmuzların yaşanmaması için var gücümüzle çalışacağız

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni 15 Temmuzların yaşanmaması için var gücümüzle çalışacağız

    AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı tarafından, parti genel merkezinde “Siyasi ve Hukuki Yönleriyle Onuncu Yılında 15 Temmuz Sempozyumu” düzenlendi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sempozyuma yazılı mesaj gönderdi.

    Erdoğan mesajında, 15 Temmuz hain darbe girişiminin farklı yönleriyle ele alınacağı bu önemli sempozyumu düzenleyen Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığını, organizasyonda emeği geçenleri tebrik ederek, “Sempozyumda serdedilecek fikir ve beyanların, burada yapılacak değerlendirmelerin birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmesini, 15 Temmuz kalkışmasının, tüm unsurlarıyla, nasıl sinsi bir yapılanmanın ürünü olduğunu açık ve net ortaya koymasını temenni ediyorum.” ifadelerine yer verdi.

    15 Temmuz gecesi devletin istiklali, milletin istikbali uğruna canlarını feda eden 253 şehidin her birini rahmetle yad eden Erdoğan, kahraman gazilere de şükranlarını sundu, her birine hayırlı ve sağlıklı ömürler diledi.

    “Türkiye hem sinsi bir terör örgütünden kurtulmuş hem de demokrasisini güvence altına alacak adımlar atmıştır”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “‘Hizmet’ diyerek, ‘himmet’ diyerek, ‘eğitim’ diyerek milletimizin halisane duygularını 40 yıl boyunca istismar eden ihanet şebekesinin asıl niyeti, 15 Temmuz gecesi ortaya çıkmıştır. Ancak darbe girişiminin aziz milletimizin direnişiyle başarıyla püskürtülmesi, Türkiye’nin önünde yepyeni bir sayfa açmıştır. Türkiye, hem devletin kılcallarına kadar sızan sinsi bir terör örgütünden kurtulmuş, hem de demokrasisini güvence altına alacak adımlar atmıştır. Hiç şüphesiz bunların en başında yeni yönetim sistemimiz vardır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile milletimizin yaklaşık iki asırdır süren yönetim modeli arayışı cevabını bulmuştur.

    Çift başlılığı ortadan kaldıran, karar alma süreçlerini hızlandıran ve devletin etkinliğini artıran yeni sistem sayesinde Türkiye’nin şoklara karşı direnci artmış, siyasi istikrarı kurumsallaşmış, kriz yönetim kapasitesi daha önce hiç olmadığı kadar güçlenmiştir. Yeni sistemin ülkemize sağladığı avantajlar, Rusya-Ukrayna savaşından koronavirüs salgınına, 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılmasından en son İran merkezli krize kadar her alanda görülmüştür. Devlet ve millet olarak, bu tarihi kazanımları koruyarak Türkiye’yi hak ettiği seviyelere ulaştırmakta kararlıyız. FETÖ’yle mücadele noktasında ise asla geri adım atmayacak, Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan bu ihanet şebekesiyle hukuk içinde mücadelemizi sürdüreceğiz. Yeni 15 Temmuzların yaşanmaması için var gücümüzle çalışacağız.”

    “O gece yazılan destanın kahramanı aziz milletimizdir”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı da sempozyumda yaptığı konuşmada, “15 Temmuz, demokrasi ile vesayet, hukuk ile silah, milli irade ile cunta zihniyeti arasındaki tarihi mücadelenin en açık tezahürlerinden biridir.” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni 15 Temmuzların yaşanmaması için var gücümüzle çalışacağız

    15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye’nin siyasi tarihinde karşılaştığı en ağır, en hain, en kanlı darbe girişimi olduğunu belirten Yazıcı, “15 Temmuz, FETÖ terör örgütünün doğrudan milletimizi, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Sayın Cumhurbaşkanı’mızı, hükümetimizi, bayrağımızı, vatanımızı, ülkemizi hedef alan alçak ve gaddar darbe girişiminin adıdır.” diye konuştu.

    Yazıcı, 15 Temmuz gecesinin her yönüyle bir vahşet gecesi olduğunu dile getirerek, “Ama aynı zamanda milletin iradesine vurulmak istenen zincirlerin parçalandığı, demokrasiye yöneltilen namluların milletimizin cesareti karşısında sustuğu, bağımsızlığımıza kasteden karanlık senaryoların bozguna uğratıldığı kutlu bir direnişin adıdır. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Milletimizi meydanlara davet ediyorum’ çağrısıyla milyonlarca vatandaşımız hiçbir tereddüt göstermeden sokaklara çıkmış ve aziz vatanımızı, kutlu bayrağımızı canı pahasına korumuş ve kollamıştır. O gece yazılan destanın kahramanı aziz milletimizdir, aziz şehitlerimizdir, kahraman gazilerimizdir. Milletimiz o gece gerçekten demokrasiyi ne kadar içselleştirmiş olduğunu emsalsiz bir şekilde ortaya koymuştur.” değerlendirmesini yaptı.

    “Devletin meşruiyet kaynağı, millet iradesidir”

    Anayasa’da yer alan “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” hükmüne işaret eden Yazıcı, “Devletin meşruiyet kaynağı, millet iradesidir. Hiçbir güç veya vesayet odağının milli iradenin üzerinde olamayacağını ilan eden en güçlü demokratik ilkedir. Bu ilke, milletin iradesine yönelen her türlü müdahaleye karşı ortak duruşumuzun, demokrasiye bağlılığımızın en sarsılmaz güvencesidir.” dedi.

    Yazıcı, AK Parti iktidarlarının, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde şartlar ne olursa olsun, milli iradeyi devre dışı bırakan olaylar karşısında büyük bir şuur ve sorumlulukla hareket ettiğinin altını çizerek, “O gece milyonlarca vatandaşımızın ortak paydada buluşması, Türk demokrasisinin en önemli kazanımlarından biridir.” diye konuştu.

    AK Parti teşkilatlarının, milletle devlet arasında kurulan güçlü bağın en canlı temsilcisi olduğuna işaret eden Yazıcı, bir an bile tereddüt etmeden darbe girişiminin bastırılmasında ve sonrasındaki demokrasi nöbetleri ile bu güçlü duruşunu perçinlediğini vurguladı.

    Yazıcı, AK Parti’nin, kuruluşundan itibaren gücünü milletten alan bir siyasi hareket olduğunu ifade ederek, “Partimiz, milletimizle birlikte omuz omuza kurulmuştur. AK Parti’nin pusulası daima milletten yana olmuştur. Milletimiz ne sınav verdiyse teşkilatlarımız da daima milletimizin yanında saf tutmuştur, tutmaya devam edecektir. Milletimiz basiret ve ferasetiyle, sağduyusuyla ne kadar asil bir millet olduğunu, demokrasinin yalnızca sandıkta değil, gerektiğinde canı pahasına savunulacağını tüm dünyaya göstermiştir.” açıklamasında bulundu.

    “Ülkemizi, sivil, demokratik bir toplum sözleşmesine kavuşturmak hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır”

    “Bizlere düşen en büyük sorumluluk 15 Temmuz’u sadece anmak değil, o ruhu diri tutmak, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek, milli iradeye her şartta sahip çıkmak ve bu kutlu emaneti gelecek nesillere aktarmaktır” ifadelerini kullanan Yazıcı, 15 Temmuz ruhunun yalnızca bir gecenin değil, bağımsızlığından asla taviz vermeyen bir milletin sarsılmaz iradesinin adı olduğunu söyledi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı, şunları kaydetti:

    “Bugün yalnızca on yıl önce yaşadığımız büyük bir ihanetin yıl dönümünü anmak için burada değiliz. O gecenin bize yüklediği tarihi sorumluluğu da yeniden hatırlamalı ve asla unutmamalıyız. Darbelerin geri püskürtülmesi, başarısızlığa uğratılması kadar darbeci zihniyetin ortaya koyduğu mekanizmalara ve uygulamalara da son vermek zorundayız. Vesayet mekanizmaları, millet iradesini sınırlandıran uygulamalar ve darbecilerin oluşturduğu kurumsal miras da aynı şekilde bertaraf edilmesi gereken bir zarurettir. Bu bağlamda yeni ve sivil anayasa konusu, 15 Temmuz gecesi canını ortaya koyan aziz milletimize karşı yerine getirilmesi gereken tarihi bir vefa borcudur diye düşünüyoruz. Ülkemizi darbe anayasası ayıbından kurtararak tamamen yeni, sivil, demokratik, özgürlükçü bir toplum sözleşmesine kavuşturmak hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır. Bugün Türkiye’nin halen darbe dönemlerinin izlerini taşıyan bir anayasa ile yönetiliyor olması elbette kabul edilebilir bir durum değildir.”

    “15 Temmuz gecesi milletimiz çok açık bir mesaj vermiştir”

    1982 Anayasası’nın temelinde özgürlükleri genişletme iradesi değil, vesayet odaklarına kapı aralayan bir anlayışın egemen olduğunu kaydeden Yazıcı, “15 Temmuz gecesi milletimiz çok açık bir mesaj vermiştir: Bu devletin gerçek sahibi millettir. Bu ülkenin geleceğine yalnızca millet karar verir. Tüm siyasi partilere düşen görev de, milletimizin meydanlarda yazdığı demokrasi destanını anayasal zemine taşımak olmalıdır. Milli iradeyi merkeze alacak olan yeni anayasa, Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken bizim en büyük dayanağımız olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

    Yazıcı, Türkiye’nin artık darbelerle yön verilen değil, milletin iradesiyle istikamet çizen bir ülke olduğunu vurgulayarak, “Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılında hedefimiz; vesayet izlerini silen, hak ve özgürlükleri güvence altına alan, meşruiyetini doğrudan milletten alan, sivil ve kuşatıcı bir anayasa ile Türkiye Yüzyılı’nı daha güçlü şekilde inşa etmek olmalıdır.” diye konuştu.

    AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı olarak darbe girişimini, siyasi ve hukuki yönleriyle ele almak, demokratik hafızayı güçlendirmesi açısından vesayetle mücadele tecrübesini ortaya koymak ve geleceğe ilişkin siyasal ve hukuki bir perspektif üretmek amacıyla bu sempozyumu düzenlediklerini bildiren Yazıcı, “Cumhurbaşkanı’mızın tarihi çağrısı, aziz milletimizin cesareti ve şanlı direnişi ile geçit verilmeyen 15 Temmuz darbe teşebbüsü karşısında ortaya konulan bu asil duruşun, siyasal hafızaya kurumsal olarak aktarılmasına büyük önem veriyoruz.” dedi.

    Yazıcı, bugün burada yapılacak değerlendirmenin, Türkiye’nin demokratik birikimine değerli katkılar sunacağına inandığını ifade etti.

    Sempozyum, 15 Temmuz gecesi TBMM Başkanı olarak görev yapan İsmail Kahraman ile dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Efkan Ala, AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanı Mustafa Ataş’ın konuşmalarıyla devam edecek.>>>AA

  • YKS sonuçları açıklandı mı, ne zaman açıklanacak? ÖSYM 2026 YKS sonuç tarihini duyurdu!

    YKS sonuçları açıklandı mı, ne zaman açıklanacak? ÖSYM 2026 YKS sonuç tarihini duyurdu!

    Peki, 2026 YKS sonuçları açıklandı mı, ne zaman açıklanacak? ÖSYM YKS sonuç sorgulama ekranı ne zaman açılacak? İşte ÖSYM sınav takvimine göre merakla beklenen o tarih ve detaylar…

    2026 YKS Sonuçları Ne Zaman Açıklanacak?

    Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yayımlanan 2026 yılı sınav takvimi ile birlikte YKS sonuçlarının açıklanacağı gün netlik kazandı.

    • Takvime göre; 2026 YKS sınav sonuçları 22 Temmuz 2026 tarihinde adayların erişimine açılacak.

    Sınav sonuçlarının sabah erken saatlerde (genellikle saat 07.00 – 10.00 arasında) ÖSYM’nin resmi internet sitesi üzerinden duyurulması bekleniyor.

    YKS Sınav Sonuçları Nasıl Sorgulanır?

    Adaylar, sınav sonuçları açıklandığı andan itibaren T.C. kimlik numaraları ve ÖSYM aday şifreleriyle sisteme giriş yaparak puanlarını öğrenebilecekler. Sonuç sorgulama adımları şu şekildedir:

    1. ÖSYM’nin sonuç açıklama platformu olan https://result.osym.gov.tr veya https://ykssonuc.osym.gov.tr adresine gidin.

    2. Açılan ekranda T.C. Kimlik Numaranızı ve ÖSYM Aday Şifrenizi girin.

    3. “Gönder” butonuna tıklayarak TYT, AYT ve YDT testlerindeki doğru-yanlış sayılarınızı, yerleştirme puanlarınızı ve başarı sıralamalarınızı görüntüleyin.

    YKS Tercihleri Ne Zaman Başlayacak?

    YKS sonuçlarının ilan edilmesinin hemen ardından adaylar için tercih maratonu başlayacak. 2026 YKS tercih kılavuzunun sonuçların açıklandığı gün ya da bir gün öncesinde yayımlanması bekleniyor.

    ÖSYM tarafından tercih tarihleri henüz resmi olarak açıklanmasa da, tercih işlemlerinin 22 Temmuz’da sonuçların ilan edilmesinden kısa bir süre sonra, Temmuz ayının son haftası itibarıyla başlaması öngörülüyor.

  • Ahbap soruşturmasında gözaltı sayısı 37’ye yükseldi

    Ahbap soruşturmasında gözaltı sayısı 37’ye yükseldi

    Haluk Levent hakkında 2017’de kurduğu sivil toplum kuruluşu AHBAP Derneği’nde usulsüzlük yapıldığı iddiası üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatılmıştı. Haluk Levent, “Dernekler kanununa muhalefet”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Bursa’da gözaltına alınmıştı. İlk etapya yapılan operasyonlarda 23 şüpheli gözaltına alınırken, ikinci dalga operasyonda ise gözaltı kararı verilen 17 şüpheliden 14’ünün gözaltına alındıkları öğrenildi. Böylece gözaltı sayısı 37’ye yükseldi. Diğer 3 şüphelinin ise başka suçtan cezaevinde oldukları öğrenildi.

    DETAYLAR ORTAYA ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturmada, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” ve “Dernekler Kanunu’na muhalefet” suçlarına ilişkin inceleme ve araştırmaların sürdüğü bildirildi. Başsavcılık açıklamasında, Ahbap Derneği’ne yapılan bağışların bir kısmının Haluk Levent’in asistanı Y.K.’nin kişisel hesabına aktarıldığı, buradan da toplam 125 milyon 765 bin TL’nin Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil ile bağlantılı kişi ve şirket hesaplarına gönderildiğinin tespit edildiği belirtildi. Açıklamada, söz konusu para hareketleriyle haksız kazanç elde edildiği ve derneğe yapılan bağışların amacı dışında kullanıldığı yönündeki tespitler üzerine, 14 Temmuz tarihinde İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Muğla’da 17 şüpheliye yönelik eş zamanlı arama ve gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

    4 Şirkete Kayyum Talebi

    Soruşturma kapsamında ayrıca Berkant Acil’in kontrolünde olduğu değerlendirilen İstanbul merkezli Koşan Adam Müzik Yapım, Koşan Trade Gıda Temizlik, Palmak Orman Ürünleri ile Muğla merkezli Kuraf Sahne Tasarım ve Organizasyon isimli toplam 4 şirkete TMSF yetkililerinin kayyum olarak atanmasının talep edildiği bildirildi.

    3 İSİM BAŞKA SORUŞTURMADAN TUTUKLU

    Başsavcılığın açıkladığı şüpheli listesinde yer alan Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil, M. Sait K. ve A. S.’nin, İstanbul’da Şile Belediyesi’ne yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında halen tutuklu bulundukları öğrenildi. Operasyon kapsamında hakkında işlem yapılan diğer şüpheliler ise Ç. A., G. A., S. K., B.C., A. T., B. Ö., A. S. A., M.K., A.K., C.K., G.K., B.U., M.U. ve E. K. olarak açıklandı. Soruşturmanın maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla çok yönlü olarak sürdürüldüğü belirtildi. >>>İHA

  • “Ay Grubu” suç örgütüne operasyon

    “Ay Grubu” suç örgütüne operasyon

    İstanbul’un Bağcılar, Esenyurt ve Büyükçekmece ilçelerinde faaliyet gösterdiği belirlenen ve ’çıkar amaçlı silahlı suç örgütü kurma, yönetmek ve üye olmak’, ’nitelikli yağma’, ’uyuşturucu veya uyarıcı madde imalatı, ticareti’ başta olmak üzere çok sayıda suça karıştığı tespit edilen ve elebaşılığının A.A. isimli şahsın yaptığı belirlenen ’Ay Grubu’ suç örgütüne yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yeni bir soruşturma başlatıldı. 28 Ocak tarihinde Muğla’nın Marmaris ilçesinde 1 şahsın silahla yaralandığı eylem, 7 Mart günü Kocaeli’nde meydana gelen 3 kişinin hayatını kaybettiği 2 şahsın yaralandığı, 23 Mart’ta, İzmir Buca’da, yaşanan silahla tehdit eylemi, 27 Mart günü İstanbul Büyükçekmece’de meydana gelen silah yakalatma eylemi, 4 Nisan’da, Samsun Havza’da yaşanan uyuşturucu madde ticareti eylemi, 13 Nisan’da Büyükçekmece’de meydana gelen 1 şahsı silahla yaralamaya teşebbüs eylemi, 26 Nisan günü Küçükçekmece’de, ‘nitelikli yağma’, ‘silahla yaralama’ ve ‘kişiyi alıkoyma’ suçlarına karışan, 5 Haziran’da Bursa Osmangazi’de uyuşturucu madde ticareti eylemi ve 7 Temmuz’da Bağcılar’da bir şahsa yönelik ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ eylemlerini örgütle bağlantılı şahısları gerçekleştirdiği tespit edildi.

    7 İLDE 107 ŞAHSA YÖNELİK OPERASYON

    Şahısların tespiti yönelik başsavcılıkça yürütülen çalışmalarda, 107 şahıs tespit edildi. Ayrıca, şüphelilerden 31’inin cezaevinde olduğu, ortaya çıktı. Polis ekiplerince, İstanbul merkezli Konya, Sakarya, Adana, Ağrı, Bingöl ve Şanlıurfa’da 93 adrese bu sabah saatlerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şahısları yakalama ve adreslerde arama çalışmaları devam ediyor. >>>İHA

    “Ay Grubu” suç örgütüne operasyon “Ay Grubu” suç örgütüne operasyon “Ay Grubu” suç örgütüne operasyon “Ay Grubu” suç örgütüne operasyon “Ay Grubu” suç örgütüne operasyon “Ay Grubu” suç örgütüne operasyon “Ay Grubu” suç örgütüne operasyon “Ay Grubu” suç örgütüne operasyon

  • Haluk Levent’in kumar oynadığı görüntüler ortaya çıktı! AHBAP soruşturmasında yeni detaylar

    Haluk Levent’in kumar oynadığı görüntüler ortaya çıktı! AHBAP soruşturmasında yeni detaylar

     İşte emniyetteki ifadesi başlayan ünlü sanatçı hakkındaki korkunç iddialar ve Adalet Bakanı’ndan gelen ilk açıklamalar…

    Haluk Levent Rulet Masasında Yakalandı!

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen büyük soruşturma kapsamında gözaltında bulunan Haluk Levent’in, yasa dışı bir kumarhanede rulet oynadığı anlara ait görüntüler gün yüzüne çıktı. Sosyal medyada ve internet sitelerinde hızla yayılan görüntüler, kamuoyunda derin bir şok etkisi yarattı. Gözaltındaki sanatçının, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki ifadesine ise başlandığı bildirildi.

    Şok İddia: “990 Milyon Liralık Bahis ve Dernek Hesabından Transfer”

    Yürütülen mali incelemelerde dudak uçuklatan rakamlar ve iddialar ortaya atıldı. Soruşturma dosyasına giren iddialara göre:

    Haluk Levent’in 2020-2026 yılları arasında toplamda 990 milyon lira değerinde yasa dışı bahis/kumar oynadığı ve bu süreçte 390 milyon lira kaybettiği belirlendi. En çok dikkat çeken iddia ise yardım paralarının toplandığı AHBAP Derneği’nin resmi hesabından, Haluk Levent’in asistanı olduğu belirtilen Yeliz Kaya’nın hesabına tam 120 milyon lira para aktarıldığının tespit edilmesi oldu. Finansal veri incelemelerinin ardından operasyon için düğmeye basıldığı öğrenildi.

    “Kaçma Girişiminde Bulundu”

    Haluk Levent’in Bursa’da gözaltına alınmasının ardından Ankara’dan ilk resmi açıklama geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, ünlü sanatçının hakkında daha önceden verilmiş bir yurt dışı çıkış yasağı bulunduğunu hatırlatarak, “Şüpheli, yasağa rağmen kaçma girişiminde bulunmuştur. Güvenlik güçlerimizin takibi sonucu kaçma girişimi esnasında yakalanarak gözaltına alınmıştır” ifadelerini kullandı.

    Adım Adım Takip Edilmiş

    Emniyet kaynaklarından edinilen bilgiye göre, AHBAP Derneği soruşturması kapsamında teknik ve fiziki takibe alınan Haluk Levent’in uzun süredir adım adım izlendiği öğrenildi. Bursa’da gerçekleştirilen operasyonla yakalanan ünlü şarkıcı, sorgulanmak üzere İstanbul Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü yerleşkesine getirildi. Soruşturmanın ilerleyen saatlerinde yeni gözaltıların olup olmayacağı ise merak konusu.

  • Kadın çiftçilere yönelik eğitimler sürüyor

    Kadın çiftçilere yönelik eğitimler sürüyor

    Afyonkarahisar İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, tarımsal üretimin her aşamasında üreticilerin bilgi ve farkındalık düzeyini artırmaya yönelik eğitim ve bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor.

    Bu çerçevede İhsaniye İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından kadın çiftçilere yönelik “Çiğ Süt Kalitesinin Artırılması” konulu bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Eğitimde, çiğ süt üretiminde dikkat edilmesi gereken hususlar, sağım hijyeni, sütün uygun şartlarda muhafazası ve üretim sürecindeki temel uygulamalar hakkında katılımcılara bilgi verildi.

    Yetkililer, üretimde kalite ve gıda güvenilirliğinin artırılması amacıyla benzer eğitim faaliyetlerinin devam edeceğini belirtti.

    Program çerçevesinde ayrıca Kur’an Kursu tarafından düzenlenen aşure etkinliğine de katılım sağlandı.

  • Yaz tatilinde annelere özel çalışma

    Yaz tatilinde annelere özel çalışma

    Programda, çocuklar ve gençlerde teknoloji bağımlılığı ile teknolojinin bilinçsiz kullanımının belirtileri, bu durumun çocuklar üzerindeki etkileri ve ebeveynlerin koruyucu-önleyici süreçlerde üstlendiği rol ele alındı. Eğitim boyunca katılımcı annelere dijital dünyada çocuklarını bilinçli şekilde yönlendirebilmeleri için uygulanabilir bilgiler ve öneriler aktarıldı. Yaz tatilini aileler için verimli bir öğrenme sürecine dönüştürmeyi hedefleyen proje kapsamında, annelere yönelik eğitimlerin önümüzdeki süreçte farklı konu başlıklarıyla devam etmesi planlanıyor. KADEM Afyonkarahisar İl Temsilciliği, programa ilgi göstererek katılım sağlayan tüm annelere teşekkür ederek, aileyi güçlendirmeye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarını sürdüreceğini belirtti. >>>Haber Merkezi

    Yaz tatilinde annelere özel çalışma

  • Dünyanın en pahalı şehirleri açıklandı: İşte listesi…

    Dünyanın en pahalı şehirleri açıklandı: İşte listesi…

    Rapora İsviçre kentleri damga vururken, teknoloji ürünleri kategorisinde Türkiye akıllı telefon fiyatlarıyla dünya zirvesine yerleşerek ABD’yi adeta ikiye katladı. İşte 2026 yılı küresel yaşam maliyeti raporundan öne çıkan çarpıcı detaylar…

    Dünyanın En Pahalı Şehirleri Hangileri? (2026)

    Deutsche Bank Araştırma Birimi’nden Jim Reid ve Galina Pozdnyakova tarafından hazırlanan rapora göre, dünyanın en pahalı şehirleri unvanı yine el değiştirmedi. Listenin zirvesinde İsviçre’nin iki devi yer alıyor:

    1. Zürih (İsviçre)

    2. Cenevre (İsviçre)

    3. Tel Aviv (İsrail)

    4. New York (ABD)

    5. San Francisco (ABD)

    Gelişmiş büyük ekonomiler arasında yer alan Tokyo ise son dönemde yaşadığı ekonomik değişimlerle, diğer metropollere kıyasla görece daha “uygun maliyetli” bir şehir olarak dikkatleri üzerine çekti.

    Türkiye iPhone Fiyatlarında Dünya Şampiyonu

    Deutsche Bank raporunun Türkiye açısından en çarpıcı verisi şüphesiz teknoloji ürünleri fiyatlandırmasında ortaya çıktı. İncelenen 41 ekonomi arasında Türkiye, iPhone’un dünyada en pahalı satıldığı ülke oldu.

    • Rapora göre Türkiye’deki iPhone fiyatları, üretici ülke olan ABD’deki satış fiyatının tam 2,2 katına ulaştı.

    • Araştırmada akıllı telefon devinin ABD’den daha uygun fiyatla satın alınabildiği yegane ülkelerin ise yalnızca Güney Kore ve Japonya olduğu aktarıldı.

    Küresel Maaş Sıralamasında Zirve Kimin?

    Çalışanların refah düzeyini gösteren küresel maaş sıralamasında liderlik yine el değiştirmedi. Maaşlarda dünya lideri Zürih olurken, bu kenti sırasıyla San Francisco, Cenevre, Boston ve New York takip etti.

    Son 10 yıllık veriler incelendiğinde ise maaş artış hızıyla dikkat çeken şehirler şu şekilde sıralandı:

    • Budapeşte: %161 artış

    • Prag: %121 artış

    • Varşova: %120 artış

    Yaşam Kalitesinde Lüksemburg Esintisi

    “Mapping the World’s Prices” raporunda şehirlerin sadece pahalılığı değil, sunduğu yaşam standartları da puanlandı. Yaşam kalitesi sıralamasında Lüksemburg üst üste ikinci kez dünya birincisi oldu. Lüksemburg’un ardından Kopenhag, Amsterdam, Viyana ve Münih ilk 5’i oluşturdu.

    Paris, Londra, New York ve Hong Kong gibi küresel finans merkezleri ise; fahiş konut kiraları, trafikte geçen uzun süreler ve çevresel kirlilik gibi negatif faktörler nedeniyle yaşanabilirlik endeksinde geride kaldı.

    Konut Fiyatlarında Hong Kong, Restoranda Tel Aviv El Yakıyor

    Raporda öne çıkan diğer çarpıcı başlıklar ve günlük yaşam maliyetleri ise şu şekilde paylaşıldı:

    Dünyanın en pahalı konut piyasasına sahip şehri Hong Kong olurken, onu teknoloji sektöründeki hareketlilikle Seul izledi. Budapeşte ise konut fiyatlarının 10 yılda %209 artmasıyla en yüksek yükselişi kaydeden yer oldu.

    Tokyo’da iki kişilik akşam yemeği; New York ve Zürih’e kıyasla 3 kat daha ucuz hale geldi. Üç odalı bir dairenin kirası ise New York’un dörtte biri seviyesine geriledi. Son 10 yılda fiyatların hızla tırmandığı Tel Aviv, McDonald’s menüsünün dünyada en pahalı satıldığı kent oldu.

    Aylık toplu taşıma aboneliğinde dünyanın en pahalı şehri Londra olurken, Lüksemburg’da toplu taşıma tamamen ücretsiz. Enerji krizinin vurduğu Almanya ve Orta Avrupa şehirleri ise elektrik ve doğalgaz faturalarında zirveyi parselledi.

  • Prof. Dr. Veysel Eroğlu’ndan Kanal 3 ve Gazete 3’e ziyaret

    Prof. Dr. Veysel Eroğlu’ndan Kanal 3 ve Gazete 3’e ziyaret

    Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Afyonkarahisar’a kazandırılan yatırımlar ve görev yaptığı dönemde hayata geçirilen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Eroğlu ayrıca, çok yakında okuyucularla buluşacak olan iki yeni kitabı hakkında da bilgiler vererek eserlerinin içeriğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Karşılıklı fikir alışverişinin yapıldığı ziyaret, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi. >>>Şerafettin KAZAK

    Prof. Dr. Veysel Eroğlu'ndan Kanal 3 ve Gazete 3'e ziyaret

  • Psikoloji sadece terapi değil

    Psikoloji sadece terapi değil

    Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi T. Alper Karslı’nın moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğe, psikoloji öğrencileri ile alanda çalışmalar yürüten mezunlar katıldı. Etkinlikte psikoloji disiplininin disiplinler arası yapısına ve saha uygulamalarının önemine değinildi. Açılış konuşmasını yapan Dr. Öğretim Üyesi Karslı, psikolojinin tek bir alana sıkıştırılamayacak kadar geniş bir yapıya sahip olduğunu belirterek, bu genişliğin öğrencilere hem büyük fırsatlar sunduğunu hem de odaklanma gerekliliği doğurduğunu kaydetti. Psikolojinin içinde davranış ve canlı barındıran hemen her sektörde yer edindiğini ifade eden Karslı, reklamcılıktan insan kaynaklarına, ordu teşkilatından eğitim sektörüne kadar geniş bir istihdam yelpazesinin bulunduğunu belirtti. Karslı, klinik psikolojinin halk arasında en çok bilinen alan olduğunu ancak psikolojinin sadece terapi odalarından ibaret olmadığını belirterek, “Bir yerde canlılık varsa, davranış ve biliş varsa orada psikolojiden bahsetmek mümkün. Psikoloji eğitimi alan kişilerin bu geniş yelpazede yollarını kaybetmemeleri için uzmanlaşma yoluna gitmeleri büyük önem taşıyor” dedi.

    “PSİKOLOJİ SADECE BİR MESLEK DEĞİL, YAŞAM BİÇİMİDİR”

    Etkinlikte söz alan AKÜ Psikoloji Bölümü son sınıf öğrencisi Tuba Gerçekçi, eğitim sürecindeki deneyimlerini paylaştı. Psikolojiye olan ilgisinin insanları anlama ve hayatlarına dokunma arzusuyla başladığını söyleyen Gerçekçi, bu alanın sadece teorik bir eğitim olmadığını tecrübe ettiğini söyledi. Gerçekçi, “Üniversiteye başladığımda psikolojinin sadece dinlemekten ibaret olduğunu düşünüyordum. Ancak aldığımız eğitimlerle gelişim, klinik, sosyal ve deneysel psikoloji gibi alanlarda bilimsel düşünmeyi ve eleştirel bir bakış açısı kazanmayı öğrendik. Psikoloji sadece terapi odasında kalmamalı, sosyal medyadan eğitim alanlarına kadar her yerde ulaşılabilir olmalı” diye konuştu. Gerçekçi, ayrıca bölümü tercih etmeyi düşünen adaylara seslenerek, bu sürecin kişinin sadece başkalarını değil, kendini de tanıdığı zorlu ama bir o kadar da keyifli bir yolculuk olduğunu belirtti.

    MEZUN GÖZÜYLE SEKTÖRÜN GERÇEKLERİ

    2025 yılı mezunlarından Kurum Yöneticisi ve Kurum Psikoloğu Dilara Sertkaya ise öğrencilikten iş hayatına geçişte yaşadığı süreci katılımcılarla paylaştı. Üniversite yıllarında kulüp ve laboratuvar çalışmalarının vizyonunu genişlettiğine değinen Sertkaya, mesleki bilginin sahada pratiğe dönüştüğünde içselleştirilebildiğini ifade etti. Sertkaya, öğrencilik yıllarındaki teorik yoğunluğun ardından iş hayatına adım atmanın beraberinde çeşitli kaygılar getirdiğini belirterek, “Mezun olup unvanı elinize aldığınızda, 4 yıllık emeğin ardından bir anda kendi hayatınızı kurmanız gereken bir evreye geçiyorsunuz. Staj yaptığım süreçte iş teklifi alarak mesleğe başladım. Gördüm ki, insanlara çözüm sunabilmek için önce kendimizi durmadan geliştirmeli ve eksiklerimizi fark etmeliyiz. Emek verilmediği takdirde psikoloji, çok hızlı körelmeye müsait bir alandır” şeklinde konuştu.

    UZMANLAŞMA VE DİSİPLİNLER ARASI YAKLAŞIM

    Konuşmaların ardından yeniden söz alan Dr. Öğretim Üyesi T. Alper Karslı, günümüzde psikoloji alanında yasal düzenlemelerle birlikte özellikle yüksek lisans düzeyinde uzmanlaşmanın bir beklenti haline geldiğini kaydetti. Psikoloji eğitiminin meşakkatli bir süreç olduğuna işaret eden Karslı, bu alanı meslek edinecek kişilerin disiplinler arası çalışmalara açık olması gerektiğini ifade etti. Karslı, “Psikoloji eğitimi, kişilere bir nevi ‘teknik resim formasyonu’ kazandırır. Bu formasyonu hangi alanda, nasıl kullanacağı kişinin ilgisine ve merakına bağlıdır. Eğer bu iş severek yapılmazsa, yorucu ve yıpratıcı bir sürece dönüşebilir. Ancak gerçekten isteyerek yapıldığında, çalışılabilecek en keyifli alanlardan biridir” dedi. Etkinlik, konuşmacıların dinleyicilerden gelen soruları yanıtlamasının ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

    Psikoloji sadece terapi değil

  • AKÜ, Hırvatistanlı Türkoloji öğrencilerine ev sahipliği yapıyor

    AKÜ, Hırvatistanlı Türkoloji öğrencilerine ev sahipliği yapıyor

    Erdal Akar Konferans Salonunda gerçekleştirilen Yaz Okulu açılışına; Afyonkarahisar Vali Yardımcısı Bedir Deveci, Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Fen Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Erdinç Dündar, Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kaymak, Proje Koordinatörü Doç. Dr. Gönül Erdem Nas, akademik personel ile Zagreb Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencileri katıldı.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ve AKÜ tanıtım filminin izlenmesinin ardından Zagreb Üniversitesi Türkoloji Öğrencileri Yaz Okulu Programı’nın açış konuşmasını yapan Proje Koordinatörü Doç. Dr. Gönül Erdem Nas, yaz okulunun yalnızca kısa süreli bir eğitim programı olmadığını, Türkçeye ve Türk kültürüne ilgi duyan öğrenciler için önemli bir akademik buluşma niteliği taşıdığını söyledi. Nas “Uzun süredir emek verilen akademik bir hazırlığın ilk adımını birlikte atıyoruz. Bu yaz okulu yalnızca birkaç haftalık bir ders programı değil; Türkçeye, Türk kültürüne ve Türkiye’ye ilgi duyan gençlerin bu ilgilerini yerinde tecrübe edecekleri özel bir akademik buluşmadır” dedi.

    “ÖĞRENCİLER, TÜRKOLOJİ’Yİ BİLİNÇLİ TERCİH EDİYOR”

    Zagreb Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencilerinin Türkoloji’yi bilinçli bir tercihle seçtiğini ifade eden Nas, “Öğrencilerimizin tamamı çift ana dal yaparak Türkoloji’nin yanında farklı bir alanda daha eğitimlerini sürdürüyor. Bu durum, onların hem akademik gayretini hem de Türkoloji’ye duydukları samimi ilgiyi göstermesi bakımından bizler için son derece kıymetli” ifadelerini kullandı. Zagreb Üniversitesi Türkoloji Bölümünün yaklaşık 31 yıl önce Prof. Dr. Ekrem Čaušević’in öncülüğünde kurulduğunu hatırlatan Nas, bölümün kendi akademisyenlerini yetiştiren ve Zagreb Üniversitesi Felsefe Fakültesinin en çok tercih edilen bölümlerinden biri hâline gelen güçlü bir akademik merkez olduğunu belirtti. Nas, “Bu başarı yalnızca Zagreb Üniversitesi için değil, Türkoloji alanı için de gurur vericidir. Burada yetişen öğrenciler mezuniyetlerinin ardından akademi, kültür, eğitim, turizm, diplomasi ve ticaret gibi farklı alanlarda Türkiye ile Hırvatistan arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı sunmaktadır” diye konuştu.

    “ÖĞRENCİLER, DİL VE KÜLTÜR YOLUYLA GÖNÜL BAĞI KURUYOR”

    Dilin insanlar ve toplumlar arasındaki bağları güçlendirdiğini vurgulayan Nas, “Dil yurttur. Siz de dilinizin olduğu yerde yabancı değilsinizdir. Öğrencilerimiz de burada misafir değil, gönül bağıyla dilini ve kültürünü öğrendikleri diğer ülkelerinde ev sahipleridir. Zagreb Türkoloji öğrencilerini Afyon Kocatepe Üniversitesinde ağırlamak bizim için çok büyük bir memnuniyettir. İstanbul, Ankara ve Konya gibi üniversitelerde yürütülen önceki yaz okulu tecrübelerinin ardından, Afyonkarahisar’ın ve Üniversitemizin bu sürecin bir parçası olması bizlere ayrıca heyecan vermektedir” dedi.

    16 ÖĞRENCİ, 12 ÖĞRETİM ÜYESİNDEN EĞİTİM ALACAK

    Program kapsamında 16 öğrencinin, üniversitenin farklı akademik birimlerinden 12 öğretim üyesi tarafından verilecek derslere katılacağını belirten Nas, “Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları, Sosyoloji, Gastronomi ve Mutfak Sanatları ile Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi gibi alanlarda verilecek derslerle öğrencilerimiz Türkçeyi yalnızca sınıf ortamında değil; akademik düşüncenin, kültürel birikimin ve günlük hayatın içinde de deneyimleme imkânı bulacaklardır” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKOLOJİ BÖLÜMÜ, EN ÇOK TERCİH EDİLEN BÖLÜMLER ARASINDA YER ALIYOR”

    Zagreb Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencisi Nika Peric ise Türkoloji Bölümünün fakültenin en çok tercih edilen bölümleri arasında yer aldığını belirtti. Peric, “Bölümümüz bugüne kadar birçok başarıya imza attı; ancak bizim için en büyük başarısı, öğrencileri için oluşturduğu sıcak aile ortamıdır” dedi. Türkoloji eğitiminin kendilerine Türkiye ile Hırvatistan arasında kültürel bir köprü olma sorumluluğu kazandırdığını ifade eden Perić, bölüm mezunlarının Türk firmaları, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği, TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlarda görev alarak iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı sunduğunu söyledi. Peric, “Daha önce de birçok yaz okuluna katılma fırsatı bulduk: İstanbul, Ankara, Konya, Türkistan da eğitimler aldık.  Türkoloji bölümü öğrencisi arkadaşlarımızla kurduğumuz iletişim sayesinde, bize öğretilenleri ilk elden tecrübe ettik” diye konuştu. Yaz okulunun düzenlenmesine katkı sunan Afyonkarahisar Valiliği, Afyonkarahisar Belediyesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Yunus Emre Enstitüsü ve Cengiz Holding’e öğrenciler adına teşekkür eden Perić, “Bu yaz okulunda sadece Türkçemizi geliştirmeyi değil, aynı zamanda Afyonkarahisar’ı ve kültürünü yakından tanımayı da sabırsızlıkla bekliyoruz. Burada edineceğimiz dostlukların ve anıların uzun yıllar bizimle kalacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “AKÜ, ULUSLARARASILAŞMA VİZYONUNU GÜÇLENDİRMEYE DEVAM EDİYOR”

    AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş ise Zagreb Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencilerini AKÜ’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, yaz okulunun Türkiye ile Hırvatistan arasındaki akademik ve kültürel iş birliklerine önemli katkılar sağlayacağını söyledi. Afyon Kocatepe Üniversitesinin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda farklı ülkelerden öğrencileri ve akademisyenleri bir araya getiren çalışmalara önem verdiklerini vurgulayan Karakaş, “Bugün Afyon Kocatepe Üniversitesi çatısı altında bilimin, kültürün ve iş birliklerinin birleştirici gücünü en güzel hâliyle hissettiğimiz özel bir güne tanıklık ediyoruz. Hırvatistan’ın köklü eğitim kurumu Zagreb Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencilerini Üniversitemizde ve Afyonkarahisar’da ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” dedi.

    “DİL, TOPLUMLARI BİRBİRİNE YAKLAŞTIRAN EN GÜÇLÜ ARAÇTIR”

    Dilin yalnızca iletişim aracı olmadığını, toplumların hafızasını ve kültürel mirasını geleceğe taşıyan en önemli değerlerden biri olduğunu belirten Karakaş, Türkçeye gönül veren öğrencilerin gösterdiği ilginin kendileri için büyük anlam taşıdığını söyledi. Karakaş, “Dil, bir milletin hafızası olduğu kadar farklı toplumları birbirine yaklaştıran en güçlü araçlardan biridir. Sizlerin Türkçe öğrenmesi, Türk kültürünü yerinde tanıması için bu uzun yolu kat etmesi bizler için kelimelerle ifade edilemeyecek kadar kıymetlidir. Yunus Emre’nin ‘Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım. Sevelim, sevilelim; dünya kimseye kalmaz’ felsefesiyle bugün burada kurduğumuz bu gönül bağının gelecekte çok daha büyük akademik ve kültürel iş birliklerinin zeminini oluşturacağına inanıyorum” diye konuştu.

    “TÜRKOLOJİ BÖLÜMÜNÜN BAŞARISI SON DERECE KIYMETLİDİR “

    Zagreb Üniversitesi Türkoloji Bölümünün Hırvatistan’da uzun yıllardır önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Karakaş, bölümün kuruluşundan bugüne kadar emeği geçen akademisyenleri tebrik ederek şunları söyledi: “Türk nüfusunun yok denecek kadar az olduğu bir ülkede Türkoloji Bölümünün kurulması ve bugün güçlü bir akademik yapıya ulaşması son derece kıymetlidir. Sizler bu bölümü kendi hür iradenizle tercih ettiniz ve geliştirdiniz. Türkçeye ve Türk dünyasına duyduğunuz ilgiyi büyük bir takdirle karşılıyor, kurucularınızı ve bu geleneği sürdüren siz değerli öğrencileri yürekten kutluyorum. Yakın zamanda 30. yılını kutlayan Zagreb Türkoloji Bölümünün nice yıllar aynı başarıyla yoluna devam etmesini diliyorum.”

    “ÖĞRENCİLER, AFYONKARAHİSAR’IN KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİNİ TANIYACAK”

    AKÜ’nün güçlü akademik altyapısı ve uluslararası iş birlikleriyle öğrencilerin yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Karakaş, yaz okulu süresince öğrencilerin yalnızca Türkçelerini geliştirmekle kalmayacağını, aynı zamanda Afyonkarahisar’ın tarihi ve kültürel zenginliklerini de yakından tanıma fırsatı bulacağını ifade etti. Karakaş, programın birçok kurumun katkısıyla hayata geçirildiğine dikkat çekerek, “Kuşkusuz bu tür uluslararası organizasyonlar güçlü paydaşların destekleriyle hayat bulmaktadır. Öğrencilerimizin şehrimizi ve kültürümüzü çok yönlü tanımasına imkân sağlayan sosyal programlara verdikleri katkılardan dolayı Afyonkarahisar Valiliğimize ve Afyonkarahisar Belediyemize şükranlarımı sunuyorum” dedi. Yaz okulunun gerçekleştirilmesine destek veren kurumlara da teşekkür eden Karakaş, “Bu kültürel köprünün kurulmasına ulaşım desteği sağlayan Cengiz Holding’e ve kültürel diplomasi alanında önemli çalışmalar yürüten Yunus Emre Enstitüsüne katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Ayrıca programın akademik planlamasında emeği bulunan Zagreb Üniversitesi ile Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerine ve program koordinatörü Doç. Dr. Gönül Erdem Nas’a teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    “TÜRKÇENİZ DAİM OLSUN”

    Konuşmasının sonunda öğrencilere seslenen Karakaş, Afyon Kocatepe Üniversitesinin kapılarının kendilerine her zaman açık olduğunu belirterek, “Kapımızın da gönlümüzün de sizlere her zaman açık olduğunu bilmenizi isterim. Burada geçireceğiniz günlerin akademik açıdan verimli, kültürel anlamda zengin ve unutulmaz dostluklarla dolu geçmesini diliyorum. Hırvatistan’a ve Zagreb’e en kalbî selamlarımızı götürmenizi rica ediyor, yolunuz açık, Türkçeniz daim olsun diyorum” şeklinde konuştu.

    “TÜRKÇE, GÜÇLÜ BİR DÜNYA DİLİ HÂLİNE GELDİ”

    Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız ise dilin toplumlar arasında kurulan en güçlü bağlardan biri olduğunu ifade ederek, Türkçenin tarih boyunca farklı kültürlerle etkileşim içinde gelişen ve zenginleşen bir dil olduğunu söyledi. Türkçeyi Afyonkarahisar’ın doğal maden suyuna benzeten Yıldız, “Maden suyu yer altındaki yolculuğu boyunca farklı mineralleri bünyesine katarak zenginleşir. Türkçe de tarih boyunca farklı kültürlerle etkileşime girerek kendi yapısını korumuş, zenginleşmiş ve bugün güçlü bir dünya dili hâline gelmiştir” dedi. Hırvatistan’da Türkçeye gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Yıldız, Türkoloji bölümlerinin yalnızca dil eğitimi veren akademik birimler olmadığını, aynı zamanda ülkeler arasında dostluk ve iş birliğini güçlendiren önemli köprüler kurduğunu ifade etti. Öğrencilerin gelecekte Türkiye ile Hırvatistan arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayacaklarına inandığını kaydeden Yıldız, programın düzenlenmesinde emeği geçen Afyon Kocatepe Üniversitesine ve tüm paydaşlara teşekkür ederek, üniversitenin gerçekleştirdiği uluslararası çalışmaların Afyonkarahisar’a ve Türkiye’ye önemli katkılar sunduğunu söyledi.

    “DİL, KÜLTÜRLER ARASINDA EN GÜÇLÜ KÖPRÜDÜR”

    Afyonkarahisar Vali Yardımcısı Bedir Deveci ise konuşmasında dilin kültürler arasında kurulan en güçlü köprülerden biri olduğunu belirterek, Zagreb Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencilerini Afyonkarahisar’da ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Yaz okulunun kültürel etkileşimi güçlendireceğini söyleyen Deveci, “Dil, kültürler arası iletişimin en önemli unsurudur. Afyonkarahisar’ın tarihi ve kültürel zenginlikleri içerisinde Türkçeyi öğrenmeniz, bu sürece ayrı bir anlam katacaktır. Şehrimiz, misafirperverliği ve kültürel dokusuyla sizlere kendinizi evinizde hissettirecektir” dedi.

    Programın sonunda, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş tarafından Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş adına Vali Yardımcısı Bedir Deveci’ye ve Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal adına Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız’a teşekkür belgeleri takdim edildi. Zagreb Üniversitesi Felsefe Fakültesi Türkoloji Bölümü öğrencisi Nika Perić de programa katkılarından dolayı Rektör Prof. Dr. Mehmet Karakaş’a plaket sundu. Afyonkarahisar Vali Yardımcısı Bedir Deveci, Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız ve AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, programın ardından Zagreb Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencileriyle bir araya gelerek sohbet etti. Açılış programının ardından ise Zagreb Üniversitesi Türkoloji Öğrencileri Yaz Okulu Programı eğitimlerine geçildi. >>>Haber Merkezi

    AKÜ, Hırvatistanlı Türkoloji öğrencilerine ev sahipliği yapıyor AKÜ, Hırvatistanlı Türkoloji öğrencilerine ev sahipliği yapıyor AKÜ, Hırvatistanlı Türkoloji öğrencilerine ev sahipliği yapıyor AKÜ, Hırvatistanlı Türkoloji öğrencilerine ev sahipliği yapıyor AKÜ, Hırvatistanlı Türkoloji öğrencilerine ev sahipliği yapıyor AKÜ, Hırvatistanlı Türkoloji öğrencilerine ev sahipliği yapıyor

  • Fulya Sever kimdir, kaç yaşında ve ne iş yapıyor? İşte merak edilenler!

    Fulya Sever kimdir, kaç yaşında ve ne iş yapıyor? İşte merak edilenler!

    Eski milli futbolcu Nihat Kahveci ile 2018 yılında dünyaevine giren Fulya Sever, 1986 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Günümüz itibarıyla 40 yaşında olan Sever, tescilli bir güzeldir.

    Miss Globe Turkey 2010 yarışmasında birinci seçilerek adını geniş kitlelere duyuran Fulya Sever, aynı yıl katıldığı Miss Globe International yarışmasında ise dördüncü olmayı başarmıştır. Bu derecelerinin ardından modellik kariyerine adım atan Sever; Barcelona ve Paris gibi moda dünyasının merkezlerinde modellik yapmıştır.

    Modellik kariyerinin yanı sıra oyunculuk dersleri de alan Fulya Sever Kahveci, aynı zamanda duayen televizyoncu Gülgün Feyman’dan spikerlik eğitimi alarak medya dünyasına adım atmıştır.

    Fulya Sever Ne İş Yapıyor?

    Asıl mesleği Gıda Mühendisliği olan Fulya Sever Kahveci, üniversite eğitimini bu alanda tamamlamıştır. Ancak medya sektörüne olan ilgisi dolayısıyla kariyerine farklı alanlarda yön vermiştir:

    • Televizyon Sunuculuğu: Bir dönem televizyon ekranlarında spor ve sağlıklı beslenme üzerine programlar hazırlayıp sunmuştur.

    • Yazarlık ve Yayıncılık: Kadınca dergisinde genel yayın koordinatörlüğü görevini üstlenmiş; başta spor olmak üzere farklı alanlarda makaleler ve yazılar kaleme almıştır.

    Fulya Sever ve Nihat Kahveci’nin Çocuğu Var mı?

    Sarıyer’deki bir restoranda yaşanan tartışma iddialarıyla gündeme gelen Nihat Kahveci ve Fulya Sever Kahveci çiftinin evliliklerinden iki kız çocuğu bulunmaktadır:

    • Çiftin ilk çocukları Alya, Nisan 2022’de dünyaya gelmiştir.

    • İkinci kızları Lina ise Ekim 2024’te doğmuştur.

    Şiddet İddialarına Fulya Sever’den Jet Yanıt!

    Eşinin kendisini darbettiği iddiasıyla gözaltına alınıp adliyedeki ifadesinin ardından serbest bırakılmasına dair haberler üzerine Fulya Sever Kahveci sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. İlişkilerini her zaman sevgi ve saygı çerçevesinde koruduklarını belirten Sever, şu ifadeleri kullandı:

    “Ek olarak eşler arada aynı fikirde olmayabilir, tartışabilir. Ama bu asla eşimin bana şiddet uygulayacağı durumunu oluşturmayacaktır. Böyle yalan haberleri kınıyorum.”

    Sever, bu açıklamasının ardından eşiyle yan yana oldukları bir paylaşım daha yaparak “Arkadaşlar sakin olalım beraberiz, yan yanayız” mesajını verdi. Savcılık kaynaklarından edinilen bilgiye göre de Fulya Sever Kahveci’nin olayla ilgili şikayetçi olmadığı ve darp raporu almak istemediği öğrenildi.

  • Askeri helikopter acil iniş yaptı

    Askeri helikopter acil iniş yaptı

    Ulusal basındaki haberlere göre, Hava Kuvvetlerine ait helikopterin yerel saatle 22.15 sıralarında çimlik alana iniş yaptığı görüldü.

    İnişin ardından kolluk kuvvetleri olay yerine intikal ederken, helikopterin neden acil durum inişi yaptığı henüz netlik kazanmadı.

    Helikopterde hasar olup olmadığına ve mürettebat sayısına ilişkin bilgi paylaşılmadı.>>>AA

  • Özgür Özel’den sert mesajlar: “Bu düzeni değiştireceğiz”

    Özgür Özel’den sert mesajlar: “Bu düzeni değiştireceğiz”

    Yaptığı şehir ziyaretlerindeki izlenimlerini ve vatandaşın taleplerini aktaran Özgür Özel, halkın değişim beklentisine dikkat çekti. Umutsuzluğa yer olmadığını belirten Özel, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu düzeni değiştireceğiz. Bize güvenen hiç kimseye üzüntüyü, yenilgiyi, mahcubiyeti asla yaşatmayacağız.”

    Kartalkaya Yangın Felaketi İçin Adalet Çağrısı

    Konuşmasında, Kartalkaya’da meydana gelen ve 36’sı çocuk olmak üzere toplam 78 kişinin yaşamını yitirdiği feci yangın faciasına da geniş yer ayıran CHP lideri, yargı sürecini eleştirdi. Hukukun tarafsız işletilmediğini savunan Özel, sorumluların hak ettiği cezayı alması gerektiğinin altını çizdi.

    Özgür Özel, yargılamadaki adaletsizlik iddialarına değinerek şöyle konuştu:

    “Korumak istediklerini koruyan, cezalandırmak istediklerini cezalandıran bir yargılamaya yol açtılar. Biz sadece adalet istiyoruz, sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz.”

  • Yavru çoban köpeğinin keçi ve yavrusunu korumak için gösterdiği çaba…

    Yavru çoban köpeğinin keçi ve yavrusunu korumak için gösterdiği çaba…

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : <a href=”https://www.facebook.com/kanal3tv” target=”_blank” rel=”nofollow”>https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Oktay Kaynarca kimdir? Kaç yaşında ve ne iş yapıyor?

    Oktay Kaynarca kimdir? Kaç yaşında ve ne iş yapıyor?

    İşte efsaneleşen rolleri, yapımcılık kariyeri ve güncel projeleriyle Oktay Kaynarca’nın biyografisi ve hayat hikayesi!

    Oktay Kaynarca Kimdir, Aslen Nereli?

    Oktay Kaynarca, 27 Ocak 1965 tarihinde İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Anne tarafından İstanbullu olan usta oyuncu, baba tarafından aslen Malatya Hekimhanlıdır.

    Genç yaşlardan itibaren çalışma hayatının içinde yer alan Kaynarca, eğitim hayatını oyunculuk üzerine şekillendirdi. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Anasanat Dalı’ndan mezun olan sanatçı; tiyatro, sinema, dizi ve sunuculuk alanlarında Türkiye’nin en saygın isimlerinden biri haline geldi.

    Oktay Kaynarca Kaç Yaşında?

    27 Ocak 1965 doğumlu olan usta aktör Oktay Kaynarca, 61 yaşındadır.

    Türk Televizyon Tarihine Damga Vuran Rolleri

    Oktay Kaynarca, özellikle aksiyon, mafya ve polisiye türündeki yapımlarda canlandırdığı sert, adil ve karizmatik karakterlerle adeta bir ekol yarattı. İşte hafızalara kazınan o unutulmaz projeler:

    • Süleyman Çakır (Kurtlar Vadisi): Türk dizi tarihinin en büyük fenomenlerinden biridir. Karakterin dizideki ölümü sonrasında izleyiciler gıyabında cenaze namazı kılmış, gazetelere vefat ilanları verilmiştir. Günümüzde bile karakterin ölüm yıldönümleri sosyal medyada anılmaktadır.

    • Hızır Çakırbeyli (Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz): Uzun yıllar boyunca reyting rekorları kıran suç ve dram dizisinde başrolü üstlenmiş, bu rolüyle çok sayıda ödülün sahibi olmuştur.

    • Yavuz Başkomiser / Adanalı (Adanalı): Polisiye ve komediyi harmanlayan bu kült dizide canlandırdığı “Adanalı” karakteriyle televizyon ekranlarında fırtınalar estirmiştir.

    • Cezayir Türk (Ben Bu Cihana Sığmazam): Aksiyon ve dram türündeki bu büyük projede sadece başrol oynamakla kalmamış; projenin hikayesine, senaryosuna katkıda bulunmuş ve yapımcılığını üstlenmiştir.

    Güncel Projeleri: Yarışma Programlarının Sevilen Yüzü

    Oktay Kaynarca, son dönemde sadece oyunculuğu ve sahibi olduğu KYN Production çatısı altındaki yapımcılık kimliğiyle değil, sunuculuk performansıyla da ekranlardadır.

    Ekranların en uzun soluklu, en çok izlenen ve güvenilen bilgi yarışması olan “Kim Milyoner Olmak İster?” programının sunuculuğunu başarıyla üstlenmektedir. Aynı zamanda ATV ekranlarında yayınlanan “Alan” adlı yarışma programıyla da izleyicilerle buluşmaya devam etmektedir.

    Oktay Kaynarca’nın Oynadığı Dizi ve Filmler

    Öne Çıkan TV Dizileri:

    • Gençler (1989)

    • Yeditepe İstanbul (2001)

    • Kurtlar Vadisi (2003-2004)

    • Kuzey Rüzgârı (2007-2008)

    • Adanalı (2008-2010)

    • Sakarya Fırat (2011)

    • Ustura Kemal (2012)

    • Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz (2015-2021)

    • Ben Bu Cihana Sığmazam (2022-2024)

    Öne Çıkan Sinema Filmleri:

    • Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (1990)

    • Yengeç Sepeti (1994) (Altın Portakal En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü)

    • Deli Yürek: Bumerang Cehennemi (2001) (Altın Portakal En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü)

    • Beynelmilel (2007)

    • Aman Reis Duymasın (2019)

  • Los Angeles’ta Türk çift evlerinde ölü bulundu!

    Los Angeles’ta Türk çift evlerinde ölü bulundu!

    Olay, Los Angeles’ın Westwood semtindeki Holmby Avenue üzerinde bulunan bir evde meydana geldi.

    Silah sesleri duyulduğu yönündeki ihbar üzerine adrese giden Los Angeles Polis Departmanı (LAPD) ekipleri, evde yaşayan Gül Çamdeviren Erdoğan ile eşi Aytaç Erdoğan’ı silahla vurulmuş halde buldu.

    Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde çiftin yaşamını yitirdiği belirlendi.

    Anne karnındaki bebek kurtulamadı

    Yetkililer, 8,5 aylık hamile olduğu öğrenilen Gül Çamdeviren Erdoğan’ın karnındaki bebeğin de yaşamını yitirdiğini açıkladı.

    Yaşanan trajedi, hem çiftin yakınlarını hem de bölgede yaşayan Türk toplumunu yasa boğdu.

    Komşular: Kısa süre önce baby shower yapmışlardı

    Los Angeles Times’ın haberine göre, çift 4 Temmuz’da dünyaya gelmesini bekledikleri bebekleri için “baby shower” kutlaması düzenlemişti.

    Komşuları, Gül ve Aytaç Erdoğan çiftini mutlu ve uyumlu bir aile olarak tanıdıklarını belirterek yaşanan olay karşısında büyük şaşkınlık yaşadıklarını ifade etti.

    Soruşturmada cinayet-intihar ihtimali üzerinde duruluyor

    LAPD tarafından yürütülen soruşturmada elde edilen ilk bulgular doğrultusunda, Aytaç Erdoğan’ın önce hamile eşini silahla vurduğu, ardından aynı silahla yaşamına son vermiş olabileceği ihtimali değerlendiriliyor.

    Ancak yetkililer, olayın kesin nedeninin adli tıp incelemeleri, balistik raporları ve kriminal delillerin değerlendirilmesinin ardından netlik kazanacağını vurguladı.

    Çiftin son günleri mercek altında

    Soruşturma kapsamında dedektifler olay yerinde detaylı inceleme yaparken, çiftin telefon kayıtları, iletişim trafiği ve olay öncesindeki hareketleri de inceleniyor.

    Polis, olayın tüm yönleriyle araştırıldığını ve yeni deliller doğrultusunda soruşturmanın sürdüğünü bildirdi.

    Başkonsolosluk süreci takip ediyor

    Olayın ardından Türkiye Cumhuriyeti Los Angeles Başkonsolosluğu’nun da süreci yakından takip ettiği öğrenildi.

    Yetkililerin, soruşturmaya katkı sağlayabilecek bilgiye sahip kişilerin yerel emniyet birimleri veya Başkonsolosluk ile iletişime geçmelerini istediği belirtildi.

  • Duran’dan dost ülkelere FETÖ çağrısı

    Duran’dan dost ülkelere FETÖ çağrısı

    Duran, İletişim Başkanlığı’nda düzenlenen “15 Temmuz’un 10. Yılında: İrade Bizim, Zafer Bizim Paneli”ne video mesaj gönderdi.

    İletişim Başkanı Duran, 10 yıl önce ülkede tarihi bir gece yaşandığını, 15 Temmuz 2016 gecesinde, FETÖ mensuplarının milletin iradesini ve demokrasiyi hedef alarak kamu kurumlarına ve Meclis’e saldırdığını belirtti.

    FETÖ mensuplarının medya binalarına baskınlar düzenlediğini, İstanbul’un simgesi olan Boğaz köprülerini işgal ettiğini anımsatan Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ancak, devlet ve millet olarak bu kanlı darbe girişimine karşı destansı bir direniş gerçekleştirdik. Halkımız sokaklara döküldü, darbe girişimine ‘dur’ dedi. İhanet şebekesi ise 253 vatandaşımızın canına kıydı, onları şehit etti. Binlerce insanımız ise yaralandı. 15 Temmuz 2016 gecesi, her yönüyle milletimizin istikbaline yön veren bir gece oldu. Bizler, o gecenin zaferini Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın daha ilk dakikalardan itibaren kararlı ve bağımsız siyasi duruşuna ve liderliğine borçluyuz. İstanbul’da, başkentimiz Ankara’da ve Türkiye’nin birçok yerinde milyonlar, Cumhurbaşkanı’mızın çağrısına kulak verdi, sokaklara döküldü ve millet, iradesine sahip çıktı. Nitekim, Türk milleti, asırlar boyunca, kendi özgürlük ve bağımsızlığına düşkünlüğü ile bilinen bir millettir. Bizim binlerce yıllık tarihimizde esaret, ihanet ve alçakça oyunlara boyun eğmek yoktur. 15 Temmuz’da bu tarihsel misyon bir kez daha tezahür etmiştir.”

    “Zor ve meşakkatli günler geçirdik”

    İletişim Başkanı Duran, Türkiye’nin, egemenlik ve bağımsızlığını tehdit eden her türlü unsura karşı koyacak, mücadele edecek gücünün olduğunu ifade etti.

    “Bizi içeriden tehdit eden ve dışarıdan destek gören FETÖ yapılanması, tarihimizde ilk kez karşılaştığımız bir tehdit biçimi değildir” ifadesini kullanan Duran, şunları söyledi:

    “Türk milleti belli dönemlerde böyle büyük sınamalardan geçmiş ve her zaman imtihanını da başarıyla vermiştir. Bugün bizler, FETÖ yapılanmasının izlerini devletimizden ve ülkemizden sildik. Bunu yaparken bedeller ödedik. Zor ve meşakkatli günler geçirdik. Ancak ne kadar zor olursa olsun, Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, egemenliğine karşı oluşan bu tarz tehditlerle baş edecek güçtedir. Ne kadar dış destekli olursa olsun, bizler ülkemize yönelik tehditlerde tek kuvvet olmayı, içeride birlik olmayı başardık ve bundan sonra da başaracağız. Bugün Türkiye’nin uluslararası ölçekte iadesini istediği FETÖ mensupları çeşitli ülkelerde bulunmakta ve adeta desteklenmektedir. Türkiye’nin dostu olan ve bu dostluğu karşılıklı besleyip büyütmek isteyen bütün ülkelere çağrımız şudur: Milletimizin egemenliğini ve demokrasimizi hedef alan yapılara karşı, dostlarımızdan yanımızda durmalarını ve vefa duygusu ile hareket etmelerini bekliyoruz. Zira FETÖ, sadece Türkiye’yi ilgilendiren bir ulusal güvenlik sorunu değildir. FETÖ, faaliyet gösterdiği her ülke için açık bir tehdittir.”

    “Küresel sorunlara müşterek çözümler üretmeliyiz”

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, 15 Temmuz darbe girişiminin terör örgütlerinin ve hibrit tehditlerin günümüzde ne denli karmaşık biçimlerde ortaya çıkabildiğini gösterdiğini dile getirdi.

    Küresel ölçekte, bütün toplumların manipülasyonlarla, derinleşen hakikat krizleriyle karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Duran, şunları kaydetti:

    “Toplumların gerçekliğini ana akım medya anlatıları gölgeleyebilmektedir. O halde ayrı coğrafyalarda olsak da aynı sorunlarla karşılaştığımızın farkında olmalı, küresel sorunlara müşterek çözümler üretmeliyiz. Türkiye’nin 15 Temmuz tecrübesi, bu bakımdan evrensel bir anlam taşımaktadır. Öyleyse hep beraber korkunun yerini umudun, çatışmanın yerini işbirliğinin, kutuplaşmanın yerini karşılıklı anlayışın aldığı, ‘daha adil bir uluslararası düzenin’ mümkün olduğu bir gelecek tasavvur edelim. Sözlerime son verirken, 15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Bu anlamlı programa katkı veren, katılımlarıyla programa değer katan herkese teşekkür ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.”>>>AA