Yazar: admin

  • Süper Lig’de dev maçlar ne zaman?

    Süper Lig’de dev maçlar ne zaman?

    Türkiye Futbol Federasyonu tarafından gerçekleştirilen kura çekiminin ardından futbolseverlerin merakla beklediği derbi haftaları da netleşti. Sezonun ilk büyük derbisi 4. haftada Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanacak.

    Şampiyonluk yarışına doğrudan etki etmesi beklenen derbi mücadeleleri, sezonun ilk yarısında futbolseverlere büyük heyecan yaşatacak. Özellikle ezeli rakipler Fenerbahçe ile Galatasaray’ın 9. haftada karşı karşıya gelecek olması dikkat çekiyor.

    2026-2027 Sezonu İlk Yarı Derbi Programı

    4. Hafta: Fenerbahçe – Beşiktaş
    6. Hafta: Trabzonspor – Galatasaray
    8. Hafta: Trabzonspor – Beşiktaş
    9. Hafta: Galatasaray – Fenerbahçe
    13. Hafta: Beşiktaş – Galatasaray
    15. Hafta: Fenerbahçe – Trabzonspor

    Sezonun ilk yarısında oynanacak bu kritik karşılaşmaların, hem zirve yarışını hem de puan tablosunun şekillenmesini önemli ölçüde etkilemesi bekleniyor. >>>Haber Merkezi

    Süper Lig’de dev maçlar ne zaman?

  • Matcha mı Ube mi? Popüler içecekler yarışta

    Matcha mı Ube mi? Popüler içecekler yarışta

    Matcha mı, Ube mi? Hangisi Size Daha Uygun?

    Kafelerde ve sosyal medya platformlarında sıkça karşımıza çıkan matcha ve ube, farklı içerikleri ve özellikleriyle öne çıkıyor. Her ikisi de latte başta olmak üzere birçok içecekte kullanılsa da, kökenleri, besin değerleri ve etkileri birbirinden oldukça farklı.

    Matcha nedir?

    Matcha, Japonya kökenli, özel yöntemlerle yetiştirilen yeşil çay yapraklarının ince toz haline getirilmesiyle elde edilir. Doğal olarak kafein içerir. Aynı zamanda L-theanine adlı aminoasit sayesinde kafeinin daha dengeli hissedilmesine yardımcı olabilir. Antioksidan bakımından zengin olması nedeniyle sağlıklı yaşam trendlerinin de önemli bir parçası haline gelmiştir.

    Ube nedir?

    Ube ise Filipinler’e özgü mor renkli bir tatlı patates çeşididir. Tatlılarda uzun yıllardır kullanılan ube, son dönemde latte ve soğuk içeceklerde de popülerleşti. Doğal mor rengiyle dikkat çeken ube, hafif tatlı, vanilyamsı ve fındığı andıran aromasıyla öne çıkıyor. Kafein içermemesi nedeniyle günün her saatinde tercih edilebiliyor.

    Temel farklar

    • Matcha, yeşil çaydan elde edilir; ube ise mor tatlı patatestir.
    • Matcha doğal kafein içerirken, ube kafeinsizdir.
    • Matcha daha bitkisel ve hafif acımsı bir tada sahipken, ube daha tatlı ve kremamsı bir aroma sunar.
    • Matcha genellikle enerji ve odaklanma amacıyla tercih edilirken, ube daha çok lezzeti ve görsel sunumuyla öne çıkar.

    Hangisi daha sağlıklı?

    Her iki içeceğin de tek başına “daha sağlıklı” olduğunu söylemek mümkün değil.

    Matcha, yüksek antioksidan içeriği ve doğal kafeiniyle dikkat çekerken; ube ise lif, C vitamini ve potasyum gibi besin öğeleri içerir.

    Ancak kafelerde hazırlanan içeceklerin besin değeri; eklenen şeker, şurup, krema ve süt miktarına göre önemli ölçüde değişebilir.

    Sosyal medyanın yeni favorileri

    Canlı yeşil rengiyle matcha, mor tonlarıyla ise ube özellikle Instagram ve TikTok’ta milyonlarca paylaşımın konusu oluyor.

    Görsel sunumlarıyla öne çıkan bu iki içecek, genç tüketiciler arasında popülerliğini artırmaya devam ediyor.

  • Küçük kızın evlatlık alındıktan sonraki ilk doğum günü…

    Küçük kızın evlatlık alındıktan sonraki ilk doğum günü…

    Küçük kızın evlatlık alındıktan sonraki ilk doğum günü…

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Ahmet Akkent, güven tazeledi

    Ahmet Akkent, güven tazeledi

    Genel kurula Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşunun başkanı, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile davetliler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan genel kurulda, faaliyet ve mali raporlar görüşülerek karara bağlandı. Ardından gerçekleştirilen seçimde tek aday olarak yarışan Ahmet Akkent, üyelerin desteğini alarak yeniden başkanlığa seçildi. Seçim sonuçlarının ardından teşekkür konuşması yapan Akkent, kendisine güven duyan tüm üyelere teşekkür ederek, Kent Konseyi’nin ortak akıl ve katılımcılık anlayışıyla Afyonkarahisar için çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.

    Ahmet Akkent, güven tazeledi

    “2 YILDA ONLARCA PROJEYİ HAYATA GEÇİRDİK”

    Genel kurulda konuşan Akkent, son iki yılda hayata geçirilen projeleri ve çalışma gruplarının faaliyetlerini kamuoyuyla paylaştı. Kent Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren meclisler ve çalışma gruplarının farklı alanlarda önemli projelere imza attığını belirten Akkent, kadınlardan gençlere, engellilerden emeklilere kadar toplumun her kesimine yönelik çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

    KADIN MECLİSİ’NDEN FARKINDALIK VE ÜRETİME DESTEK

    Kadın Meclisi tarafından Zafer Meydanı’nda Emekçi Kadınlar Pazarı kurularak kadın üreticilere destek sağlandı. Millet Hamamı’nda “Türkiye’nin Kadın Öncüleri” sergisi açılırken, Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında Fatih Mahallesi’nde 101 fidan toprakla buluşturuldu. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla farkındalık yürüyüşü düzenlenirken, emekçi kadınlar Oruçoğlu Termal’de stant açarak ürünlerini tanıtma fırsatı buldu.

    ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ

    Engelliler Meclisi tarafından Gastronomi Festivali kapsamında engelsiz bireylerle burger atölyesi gerçekleştirildi. Mavi Kapak Toplama Projesi sayesinde engelli bireyler için tekerlekli sandalye temin edilirken, organ bağışı ve Tip-1 Diyabet konusunda belediye personeline eğitimler verildi. Down Sendromlular Günü ve Dünya Otizm Farkındalık Günü etkinlikleri düzenlenirken, Dünya Tıp Bayramı’nda diyaliz hastaları ziyaret edildi.

    GENÇLER VE ÖĞRENCİLER UNUTULMADI

    Gençlik Meclisi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ile Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi öğrencilerine şehri tanıtıcı broşürler ve ikramlıklar dağıttı. Gastronomi Festivali’nde çeşitli etkinlikler düzenlenirken, 10 Kasım’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk Zafer Meydanı’nda saygıyla anıldı.

    Ahmet Akkent, güven tazeledi

    EĞİTİM VE KÜLTÜREL FAALİYETLER ÖNE ÇIKTI

    Eğitim Çalışma Grubu tarafından üniversite öğrencilerine finansal okuryazarlık eğitimi verildi. 24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında Anıtkabir ziyareti gerçekleştirilirken, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kent Meydanı’nda kutlandı. “Köyde Şenlik Var” projesi kapsamında Akçin Mahallesi’nde beş gün süren etkinlikler düzenlendi. Kültür ve Sanat Çalışma Grubu ise Taş Medrese’de keçe sabun atölyesi ve söyleşi organize etti. 4. ve 5. Afyonkarahisar Ekim Geçidi Sergileri açılırken, 1. Uluslararası Afyonkarahisar Mermer Heykel Sempozyumu gerçekleştirildi. Sempozyumda ortaya çıkan eserler Bülent Ecevit Parkı’nda sergilenmeye başlandı. Ayrıca tiyatro salonunda geleneksel dans ve müzik gösterileri düzenlendi.

    HAYVAN HAKLARI VE KÜLTÜREL MİRASA KATKI

    Hayvan Hakları Çalışma Grubu, Dünya Hayvanları Koruma Günü kapsamında öğrencilerle birlikte belediye hayvan barınağını ziyaret etti. Kültürel Miras Çalışma Grubu ise beş kez “Türkü Dostları” programı düzenledi, Zafer Müzesi gezisi gerçekleştirdi ve Ramazan ayındaki etkinliklerde vatandaşları türkü ve tasavvuf müziği dinletileriyle buluşturdu.

    EMEKLİLER İÇİN SOSYAL PROJELER

    Emekliler ve Sosyal Hayata Katılım Çalışma Grubu tarafından Zafer Tavla Turnuvası düzenlenirken, Frig Vadisi Cumhuriyet Turu gerçekleştirildi. Hayata geçirilen Emekli Avantaj Kartı Projesi ile kentteki anlaşmalı esnaflarda emeklilere alışveriş indirimi sağlandı.

    TARIM, SAĞLIK VE BAĞIMLILIKLA MÜCADELE

    Gıda, Tarım ve Üretim Çalışma Grubu tarafından Çölyak farkındalığı kapsamında 5. Glutensiz Yaşam Turu Pikniği ve 40 Hatimli Aşure Programı düzenlendi. Uyuşturucu ile Mücadele Çalışma Grubu ise muhtarlar ve sivil toplum kuruluşlarına bağımlılıkla mücadele eğitimleri verirken, Gastronomi Festivali’nde bilgilendirici broşür dağıttı.

    DEPREM BİLİNCİ VE ŞEHİR DÜZENLEMELERİ

    İmar ve Peyzaj Çalışma Grubu tarafından Gastronomi Festivali’nde deprem farkındalığı amacıyla broşür dağıtıldı. İlgili müdürlüklere sunulan öneriler doğrultusunda bazı kavşak düzenlemeleri, kaldırım ve trafik uygulamalarında değişiklikler yapıldı. Ayrıca Kent Meydanı’nda AFAD ve AKUT iş birliğiyle deprem farkındalık etkinlikleri gerçekleştirildi.

    MS FARKINDALIĞI ETKİNLİĞİ DE DÜZENLENDİ

    Kent Konseyi’nin çalışmaları kapsamında Dünya MS Farkındalık Günü dolayısıyla da Kent Meydanı’nda vatandaşların bilinçlendirilmesine yönelik etkinlik düzenlendi. Yeniden başkanlığa seçilen Ahmet Akkent, Kent Konseyi’nin ortak akıl ve katılımcı belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, önümüzdeki dönemde de Afyonkarahisar için yeni projeler üretmeye devam edeceklerini ifade etti. >>>Berna TÜRKSOY – Şerafettin KAZAK

    Ahmet Akkent, güven tazeledi Ahmet Akkent, güven tazeledi

  • Sahte oto yedek parça ilanıyla dolandırıcılık

    Sahte oto yedek parça ilanıyla dolandırıcılık

    Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri tarafından ‘bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık’ suçu kapsamında çalışma yürütüldü. Ekipler, internet üzerindeki alışveriş sitelerinde “yedek oto parça” adı altında sahte ilanlar ve ödeme linkleri oluşturarak vatandaşları dolandıran şüphelileri takibe aldı. Yapılan incelemelerde, zanlıların banka hesaplarında yaklaşık 203 milyon liralık işlem hacmi bulunduğu belirlendi. Soruşturma kapsamında harekete geçen ekipler; Sakarya merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, Bursa, Diyarbakır, Ağrı, Bingöl, Gaziantep, Çankırı, Muğla, Balıkesir, Mersin, Aydın ve Mardin’de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonlarda 25 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 13’ü çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı, 12’si hakkında ise adli kontrol kararı verildi. >>>İHA  

    Sahte oto yedek parça ilanıyla dolandırıcılık
    EKİPLER, İNTERNET ÜZERİNDEKİ ALIŞVERİŞ SİTELERİNDE “YEDEK OTO PARÇA” ADI ALTINDA SAHTE İLANLAR VE ÖDEME LİNKLERİ OLUŞTURARAK VATANDAŞLARI DOLANDIRAN ŞÜPHELİLERİ TAKİBE ALDI. (/SAKARYA-İHA)
    Sakarya merkezli 14 ilde, internet üzerinden sahte “yedek oto parça” ilanı vererek dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 25 şüpheliden 13’ü tutuklandı. Şüphelilerin hesaplarında 203 milyon liralık işlem hacmi tespit edildi.
    Sahte oto yedek parça ilanıyla dolandırıcılık
    GÖZALTINA ALINAN 25 ŞÜPHELİDEN 13’Ü TUTUKLANDI. (/SAKARYA-İHA)
    Sakarya merkezli 14 ilde, internet üzerinden sahte “yedek oto parça” ilanı vererek dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 25 şüpheliden 13’ü tutuklandı. Şüphelilerin hesaplarında 203 milyon liralık işlem hacmi tespit edildi.
    Sahte oto yedek parça ilanıyla dolandırıcılık
    BELİRLENEN ADRESLERE EŞ ZAMANLI OPERASYON DÜZENLEDİ. (/SAKARYA-İHA)
    Sakarya merkezli 14 ilde, internet üzerinden sahte “yedek oto parça” ilanı vererek dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 25 şüpheliden 13’ü tutuklandı. Şüphelilerin hesaplarında 203 milyon liralık işlem hacmi tespit edildi.
  • Özkaya’dan yeni fen lisesine destek mesajı

    Özkaya’dan yeni fen lisesine destek mesajı

    Milletvekili Özkaya, yaptığı açıklamada, yeni fen lisesinin Afyonkarahisar’ın eğitim vizyonuna değer katacağını ifade ederek, okulun öğrencilere burs, teknoloji desteği, bilimsel proje çalışmaları, kodlama ve robotik eğitimleri gibi birçok alanda önemli fırsatlar sunacağını söyledi. Eğitime yapılan yatırımların geleceğe yapılan yatırım olduğuna dikkat çeken Özkaya, ” Şehrimizin eğitim vizyonuna değer katacak Ahmet–Ömer Kocaşaban Fen Lisesinin öğrencilerimize kapılarını açacak olmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Eğitim hayatına burs, teknoloji desteği, bilimsel proje çalışmaları, kodlama ve robotik eğitimleri gibi önemli imkânlarla başlayacak olan bu kıymetli yatırımın ilimize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Ali Özkaya, eğitime verdikleri katkılar dolayısıyla Kocaşaban Ailesi, Ahmet–Ömer Kocaşaban Vakfı ve okul yönetimini tebrik ederek, eğitim kurumunun Afyonkarahisar’a hayırlı olmasını diledi ve öğrencilere başarılarla dolu bir eğitim hayatı temennisinde bulundu. >>>Haber Merkezi

    Özkaya'dan yeni fen lisesine destek mesajı

  • Akran nezaketi eğitimleri masaya yatırıldı

    Akran nezaketi eğitimleri masaya yatırıldı

    Gerçekleştirilen ziyarette, KADEM Afyonkarahisar tarafından yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunulurken, özellikle okullarda gerçekleştirilen akran nezaketi eğitimleri ele alındı. İl Temsilcisi Huriye Akçay, faaliyetlere sağladığı destek ve akran nezaketi eğitimleri sürecindeki kıymetli yönlendirmeleri dolayısıyla İl Millî Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci’ye teşekkürlerini iletti. Ziyaret, eğitim alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve gelecekte hayata geçirilecek ortak çalışmalar üzerine gerçekleştirilen görüş alışverişinin ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Kadınlar mı erkekler mi? TÜİK ortalama yaşam süresini açıkladı

    Kadınlar mı erkekler mi? TÜİK ortalama yaşam süresini açıkladı

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022-2024 dönemine ilişkin Hayat Tabloları istatistiklerini yayımladı.

    Verilere göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıla yükselirken, kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşadığı belirlendi.

    TÜİK verilerine göre, 2021-2023 döneminde 77,3 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresi, 2022-2024 döneminde 78,1 yıla çıktı.

    Erkeklerde ortalama yaşam süresi 74,7 yıldan 75,5 yıla, kadınlarda ise 80 yıldan 80,7 yıla yükseldi.

    Böylece kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldü.

    65 yaşındaki bir kişinin ortalama 18 yıl daha yaşaması bekleniyor

    Verilere göre 15 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 64,3 yıl olarak hesaplandı. Bu süre erkeklerde 61,7 yıl, kadınlarda ise 66,9 yıl oldu.

    30 yaşındaki bir kişinin ortalama 49,9 yıl, 50 yaşındaki bir kişinin ise 30,9 yıl daha yaşaması bekleniyor. 65 yaşındaki bireylerin kalan yaşam süresi ise ortalama 18 yıl olarak hesaplandı. Erkekler için bu süre 16,3 yıl, kadınlar için ise 19,6 yıl oldu.

    Eğitim seviyesi arttıkça yaşam süresi de uzuyor

    TÜİK’in dikkat çeken bulgularından biri de eğitim düzeyi ile yaşam süresi arasındaki ilişki oldu.

    Araştırmaya göre eğitim seviyesi yükseldikçe beklenen yaşam süresi de artıyor.

    Özellikle 30 yaş grubunda, ortaöğretim altı eğitim seviyesine sahip bireylerle yükseköğretim mezunları arasında yaklaşık 5 yıllık yaşam süresi farkı bulunuyor.

    Erkekler daha kısa yaşıyor ama daha uzun süre sağlıklı kalıyor

    Rapora göre Türkiye’de doğuşta sağlıklı yaşam süresi ortalama 57,6 yıl olarak hesaplandı

    Bu süre erkeklerde 58,9 yıl, kadınlarda ise 56,3 yıl oldu. Böylece kadınların toplam yaşam süresi daha uzun olmasına rağmen, erkeklerin sağlık sorunu yaşamadan geçirdiği sürenin ortalama 2,6 yıl daha fazla olduğu belirlendi.

  • “Gerçek enflasyon vatandaşın mutfağında”

    “Gerçek enflasyon vatandaşın mutfağında”

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye ziyareti, NATO Zirvesi, F-35 krizi, enflasyon, tarım politikaları, eğitim müfredatı ve Gebeceler Belediyesi üzerinden iktidara yüklenen Mısırlıoğlu, “Millet geçim derdiyle boğuşurken iktidar algı yönetimiyle günü kurtarmaya çalışıyor” dedi.

    “ANITKABİR’İ ZİYARET ETMEYEN BİR LİDERİ BU MİLLETİN BAŞ TACI YAPAMAZSINIZ”

    Mısırlıoğlu, konuşmasına ABD Başkanı Trump’ın Anıtkabir’i ziyaret etmemesini eleştirerek başladı. “Bu ülke sıradan bir ülke değildir. Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Bu devletin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Türkiye’ye gelen bir liderin Anıtkabir’i ziyaret etmemesi kabul edilemez. Buna sessiz kalmak, Türk milletinin hafızasına ve Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine haksızlıktır.” Mısırlıoğlu, Anıtkabir ziyaretinin kişisel tercih değil, devlet geleneği ve Türkiye Cumhuriyeti’ne duyulan saygının göstergesi olduğunu vurguladı.

    “MEHTER BU MİLLETİN KAHRAMANLIK MARŞIDIR”

    Trump’ın Mehter Marşı ile karşılanmasını da değerlendiren Mısırlıoğlu, Mehter’e yönelik eleştirilerin yanlış olduğunu söyledi. “Mehter bu milletin tarihidir, ordusunun sesidir, kahramanlık ruhudur. Türk milletinin ferasetini, cesaretini ve devlet geleneğini anlatır. Elbette Türkiye’ye gelen lider Mehter ile karşılanabilir. Buna şaşıranlar önce kendi tarihini okusun.” Mısırlıoğlu, asıl tartışılması gereken konunun Mehter değil, Anıtkabir ziyareti olduğunu ifade etti.

    “BÜYÜK MÜJDE DEDİLER, DAĞ FARE DOĞURDU”

    NATO Zirvesi’ne ilişkin beklentilerin boşa çıktığını savunan Mısırlıoğlu, zirvenin Türkiye açısından büyük kazanımlar doğurmadığını belirtti. “Millete günlerce büyük başarı hikâyeleri anlattılar. Büyük müjdeler bekleniyordu. Ama sonuç ortada. Dağ fare doğurdu. Türkiye’nin yıllardır çözülemeyen F-35 meselesi yine çözülemedi. Türkiye ne aldı, ne kazandı? Millet bunu bilmek istiyor.”

    “PARASINI ÖDEDİĞİMİZ F-35’LER NEREDE?”

    Mısırlıoğlu, Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasını ve ödenen paraya rağmen uçakların teslim edilmemesini sert sözlerle eleştirdi. “Türkiye bu projenin ortağıydı. Parasını ödedi. Peki uçaklar nerede? Madem bu kadar güçlü diplomasi yürütülüyor, neden hakkımız olan uçakları alamıyoruz? Neden Türkiye yıllardır oyalanıyor? Bunun hesabını kim verecek?”

    “NATO ZİRVESİNİN MALİYETİ VATANDAŞIN SIRTINA YÜKLENDİ”

    Zirve için yapılan harcamaların kamuoyuna açık şekilde anlatılması gerektiğini söyleyen Mısırlıoğlu, ekonomik kriz içindeki Türkiye’nin önceliğinin gösterişli organizasyonlar olmadığını belirtti. “Vatandaş pazarda filesini dolduramıyor, emekli ay sonunu getiremiyor, çiftçi tarlasını süremiyor. Böyle bir ortamda milyarlarca dolarlık organizasyonların millete ne fayda sağladığı açıklanmalıdır. Harcanan her kuruşun hesabı bu millete verilmelidir.”

    MISIRLIOĞLU’NDAN ENFLASYON TEPKİSİ: “NATO’NUN AÇIK ARA EN YÜKSEK ENFLASYONUNA SAHİBİZ, MİLLET YOKSULLAŞIRKEN İKTİDAR MASAL ANLATIYOR”

    İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, Türkiye’nin enflasyon tablosuna ilişkin yaptığı yazılı açıklamada iktidarı sert sözlerle eleştirdi. NATO üyesi ülkelerin enflasyon oranlarını tek tek sıralayan Mısırlıoğlu, Türkiye’nin yüzde 32 seviyesindeki enflasyonuyla açık ara ilk sırada yer aldığını belirterek, “Millet her gün fakirleşirken, iktidar hâlâ pembe tablolar çiziyor. Gerçekler ortadadır; rakamlar yalan söylemez.” dedi. Mısırlıoğlu, açıklamasında Türkiye’nin ekonomik göstergeler bakımından NATO ülkeleri arasında olumsuz anlamda ayrıştığını savunarak, hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarının vatandaşın alım gücünü her geçen gün daha da düşürdüğünü ifade etti.

    “31 NATO ÜLKESİ İÇİNDE AÇIK ARA BİRİNCİYİZ”

    Türkiye’nin enflasyonda NATO ülkeleri arasında zirvede bulunduğunu söyleyen Mısırlıoğlu, “Litvanya’da enflasyon yaklaşık yüzde 5,5 seviyesinde. İzlanda yüzde 5,3, Belçika yüzde 4,9, Amerika Birleşik Devletleri yüzde 3,8, Almanya yüzde 2,9, Fransa yüzde 2,6, İtalya yüzde 2,2, İspanya yüzde 1,7, İsveç ise yüzde 0,9 seviyesinde. Türkiye ise yüzde 32 ile bu listenin açık ara en üst sırasında bulunuyor. Aramızdaki fark artık kıyas kabul etmeyecek noktaya ulaşmıştır.” ifadelerini kullandı.

    “MİLLET PAZARDA GERÇEK ENFLASYONU YAŞIYOR”

    Resmî açıklamaların vatandaşın yaşadığı ekonomik tabloyu değiştirmediğini belirten Mısırlıoğlu, “Emekli maaşını almadan bitiriyor, memur ay sonunu getiremiyor, işçi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Pazara çıkan vatandaş fileyi dolduramıyor. Markete giren etiketlere bakıp geri dönüyor. Gerçek enflasyon vatandaşın mutfağında yaşanıyor.” dedi.

    “LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ”

    İktidarın ekonomik başarı söylemlerini eleştiren Mısırlıoğlu, merhum Ozan Arif’in dizelerini hatırlatarak şunları söyledi: “Bırakın artık milletin kafasını ütülemeyi. Rahmetli Ozan Arif ne güzel söylemişti; ‘Bu kürek bu dağları küremez ülküdaşım, lafla peynir gemisi yürümez ülküdaşım.’ Bugün Türkiye’nin yaşadığı ekonomik tablo tam da bunu göstermektedir. Sürekli başarı hikâyeleri anlatılıyor ama vatandaş her geçen gün daha da fakirleşiyor.”

    “VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ HER GÜN ERİMEYE DEVAM EDİYOR”

    Hayat pahalılığının toplumun her kesimini etkilediğini belirten Mısırlıoğlu, özellikle dar gelirli vatandaşların ağır bir yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. “Elektrik, doğal gaz, akaryakıt, kira, gıda ve temel tüketim ürünlerine gelen zamlar karşısında vatandaş çaresiz bırakılmıştır. Maaşlara yapılan artışlar daha vatandaşın cebine girmeden eriyip gitmektedir. İnsanlarımız geçinmeyi değil, hayatta kalmayı hesaplar hâle gelmiştir.”

    “EKONOMİ RAKAMLARLA DEĞİL, VATANDAŞIN SOFRASIYLA ÖLÇÜLÜR”

    Ekonominin yalnızca istatistiklerden ibaret olmadığını dile getiren Mısırlıoğlu, şöyle devam etti: “Ekonomi; pazara çıkan annenin filesidir, emeklinin mutfağıdır, çiftçinin tarlasıdır, esnafın kasasıdır. Vatandaşın sofrasındaki ekmek küçülüyorsa, çocukların beslenme çantası boşalıyorsa, insanlar et yerine gram hesabı yapıyorsa ortada başarı değil, ağır bir ekonomik kriz vardır.”

    “ÜRETEN DE ÇALIŞAN DA KAYBEDİYOR”

    Yüksek enflasyonun sadece tüketiciyi değil üreticiyi de vurduğunu ifade eden Mısırlıoğlu, tarım ve hayvancılık sektörünün de ağır maliyet baskısı altında olduğunu söyledi. “Çiftçi üretiyor ama kazanamıyor. Esnaf dükkânını açık tutmakta zorlanıyor. Sanayici artan maliyetlerle mücadele ediyor. Gençler gelecek kaygısı yaşıyor. Böyle bir tabloda ekonominin iyiye gittiğini söylemek milletin aklıyla alay etmektir.”

    “TÜRKİYE BUNU HAK ETMİYOR”

    İktidara çağrıda bulunan Mısırlıoğlu, ekonomik sorunların gerçekçi politikalarla çözülmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye güçlü bir ülkedir. Bu aziz millet yüksek enflasyonu, hayat pahalılığını ve yoksulluğu hak etmiyor. Algıyla değil, üretimle; günü kurtaran politikalarla değil, kalıcı ekonomik reformlarla bu sorunlar çözülmelidir. İYİ Parti olarak milletimizin yaşadığı gerçekleri söylemeye, yanlışların karşısında durmaya ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.”

    “MENÜDE KALORİ YAZMAKLA MİLLETİN KARNI DOYMAZ”

    Restoran ve işletmelerde kalori bilgisinin zorunlu hale getirilmesini eleştiren Mısırlıoğlu, iktidarın halkın gerçek gündeminden uzaklaştığını ifade etti. “Vatandaş artık restorana gitmiyor, gidemiyor. Menüde kalori yazsa ne olur, yazmasa ne olur? İnsanların asıl derdi tabağında yemek, cebinde para, evinde kaynayan tencere olmasıdır. Önce milletin sofrasını doldurun, sonra kalori hesabı yaparsınız.”

    “MİLLETİN ALERJİSİ MENÜDEKİ İÇERİĞE DEĞİL, HAYAT PAHALILIĞINA”

    Mısırlıoğlu, vatandaşın en büyük alerjisinin yüksek enflasyon ve zamlar olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Millet glutene, laktoza değil; bitmeyen zamlara, yüksek enflasyona, hayat pahalılığına ve beceriksiz yönetime alerjik reaksiyon gösteriyor. İktidarı görünce vatandaşın tansiyonu yükseliyor.”

    “Gerçek enflasyon vatandaşın mutfağında”

    “KİRAZ ÜRETİCİSİ BAHÇESİNİ SÖKME NOKTASINA GELDİ”

    Sultandağı ve Dereçine bölgesindeki kiraz üreticilerinin yaşadığı sorunlara değinen Mısırlıoğlu, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını söyledi. “Geçtiğimiz yıl don vurdu, üretici ürün alamadı. Bu yıl Allah bereket verdi ama fiyatlar üreticiyi yine perişan etti. İşçi maliyeti, servis, yemek, ilaç, gübre, sulama, budama ve bakım masrafları üreticinin belini büktü. Kirazın maliyeti 70-80 liranın altına düşmüyor. Ama üretici ürününü 20-30-40 liraya satmak zorunda bırakılıyor.”

    “ÇİFTÇİ ÜRETİYOR AMA KAZANAMIYOR”

    Hububat üreticisinin de aynı sıkıntıları yaşadığını belirten Mısırlıoğlu, arpa ve buğday fiyatlarının üreticiyi kurtarmadığını vurguladı. “Bugün çiftçi bir kilo buğday satıp bir ekmek alamıyorsa burada büyük bir sorun vardır. Bir litre mazot almak için kilogramlarca ürün satmak zorunda kalıyorsa bu tarım politikası çökmüştür.”

    “TARIM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”

    Mısırlıoğlu, tarımın sıradan bir ekonomik faaliyet değil, milli güvenlik meselesi olduğunu söyledi. “Kendi çiftçisini desteklemeyen ülkeler dışa bağımlı hale gelir. Dışa bağımlı hale gelen ülkeler de herkesin oyuncağı olur. Tarım güçlü olmazsa ülkenin bağımsızlığı da zayıflar.”

    “MİLLİ MÜCADELE BU MİLLETİN NAMUSUDUR”

    Eğitim müfredatı üzerinden de hükümete yüklenen Mısırlıoğlu, Kurtuluş Savaşı’nın çocuklara eksiksiz öğretilmesi gerektiğini ifade etti. “Bu ülke masa başında kurulmadı. Bu topraklar kanla, gözyaşıyla, fedakârlıkla vatan yapıldı. Kurtuluş Savaşı’nı, Cumhuriyet’in kuruluşunu ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mücadelesini çocukların hafızasından silemezsiniz.”

    “ALMANYA GEÇMİŞİNİ UNUTTURMUYOR, ANZAKLAR ÇOCUKLARINI GELİBOLU’YA GETİRİYOR”

    Mısırlıoğlu, Almanya ve Anzak örneklerini vererek tarih bilincinin önemine dikkat çekti. “Almanya çocuklarını toplama kampı müzelerine götürüyor. Yaşanan acıları unutturmuyor. Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar her yıl çocuklarını Gelibolu’ya getiriyor. Dedelerinin nerede savaştığını, nerede can verdiğini çocuklarına gösteriyor. Biz ise kendi çocuklarımıza Kurtuluş Savaşı’nı, Çanakkale’yi, Cumhuriyet’i eksik anlatmaya kalkıyoruz. Böyle bir anlayış kabul edilemez.”

    “GEÇMİŞİNİ UNUTAN NESİL, VATANIN KIYMETİNİ BİLEMEZ”

    Mısırlıoğlu, genç nesillere tarih bilinci kazandırmanın devletin en önemli görevlerinden biri olduğunu söyledi. “Bir babadan kalan mirasın kıymetini bilmeyen hayırsız evlat gibi, bu vatanın nasıl kazanıldığını bilmeyen nesiller de onun kıymetini anlayamaz. Çocuklarımıza bu toprakların nasıl vatan yapıldığını anlatmak zorundayız.”

    “MİLLETİN GÜNDEMİ SARAYIN GÜNDEMİNDEN FARKLI”

    Mısırlıoğlu, iktidarın toplumdan koptuğunu belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Milletin gündemi geçim derdi, borç, zam, işsizlik, pazar fiyatlarıdır. Sarayın gündemi ise algı, gösteriş ve günü kurtarma siyasetidir. Biz bu düzenin karşısında milletin sesi olmaya devam edeceğiz. Kim rahatsız olursa olsun gerçekleri söylemekten vazgeçmeyeceğiz.” İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, basın toplantısının sonunda tüm basın mensuplarına teşekkür ederek, İYİ Parti olarak hem yerel hem de ulusal sorunları gündeme taşımayı sürdüreceklerini ifade etti. >>>Haber Merkezi

    “Gerçek enflasyon vatandaşın mutfağında”

  • Polisten kaçıyordu, üzerinden 1 kilo uyuşturucu çıktı

    Polisten kaçıyordu, üzerinden 1 kilo uyuşturucu çıktı

    Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, uyuşturucu satışı yaptığı belirlenen Ö.A. (34) isimli şüpheliyi takibe aldı. Yapılan fiziki takip sırasında şüphelinin, bir arsa içerisine gizlenmiş haldeki poşeti alarak motosikletle bölgeden uzaklaşmaya çalıştığı tespit edildi. Harekete geçen polis ekiplerini fark edip kaçmaya başlayan şüpheli yaşanan kovalamacada kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı.

    1 KİLO 200 GRAM ESRAR ELE GEÇİRİLDİ

    Üzerinde poşet içerisinde 1 kilo 200 gram esrar ele geçirilen şüpheli, polisteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. >>>İHA

  • Haşhaş ve çörek otu tarlalarında sıkı denetim

    Haşhaş ve çörek otu tarlalarında sıkı denetim

    Gerçekleştirilen çalışmayla ilgili Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, “Bitkisel üretimde verim ve kalitenin korunması, üretim süreçlerinin takip edilmesi ve tarımsal faaliyetlerin mevzuata uygun şekilde yürütülmesinin sağlanması amacıyla çörek otu ve haşhaş ekili alanlarda kontrol çalışmaları devam etmektedir. Bu çerçevede il müdürlüğümüz teknik personeli tarafından çörek otu ve haşhaş ekili alanlarda kontroller gerçekleştirilmiştir. Yapılan arazi çalışmalarında üretim alanları yerinde incelenerek gerekli kontroller yapılmış, üreticilerimize yetiştiricilik sürecine ilişkin teknik konularda bilgilendirmelerde bulunulmuştur” ifadelerine yer verildi. >>>İHA

    Haşhaş ve çörek otu tarlalarında sıkı denetim
    AFYONKARAHİSAR’DA ÇÖREK OTU VE HAŞHAŞ EKİLİ ALANLARDA BİTKİSEL ÜRETİMDE VERİM VE KALİTENİN KORUNMASI AMACIYLA KONTROL ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’da çörek otu ve haşhaş ekili alanlarda bitkisel üretimde verim ve kalitenin korunması amacıyla kontrol çalışmaları devam ediyor.
    Haşhaş ve çörek otu tarlalarında sıkı denetim
    AFYONKARAHİSAR’DA ÇÖREK OTU VE HAŞHAŞ EKİLİ ALANLARDA BİTKİSEL ÜRETİMDE VERİM VE KALİTENİN KORUNMASI AMACIYLA KONTROL ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’da çörek otu ve haşhaş ekili alanlarda bitkisel üretimde verim ve kalitenin korunması amacıyla kontrol çalışmaları devam ediyor.
  • Marmara Denizi alarm verdi: Korkutan değişim!

    Marmara Denizi alarm verdi: Korkutan değişim!

    Marmara Denizi’nde sıcaklık artışı endişe yaratıyor

    Yapılan değerlendirmelere göre, 1970’li yıllarda ortalama 15,3 derece seviyesinde olan Marmara Denizi’nin su sıcaklığı, son ölçümlerde yaklaşık 17,8 dereceye kadar yükseldi.

    Bu değişim, yaklaşık yarım asırlık süreçte 2,5 derecelik artış anlamına geliyor.

    Uzmanlar, deniz sıcaklıklarındaki yükselişin Marmara gibi kapalı ve hassas ekosisteme sahip denizlerde daha büyük etkiler oluşturabileceğini belirtiyor.

    Sıcaklık artışının; oksijen seviyelerindeki değişim, deniz canlılarının yaşam alanlarının etkilenmesi ve müsilaj oluşumu gibi sorunları tetikleyebileceği ifade ediliyor.

    Müsilaj riski yeniden gündemde

    Marmara Denizi, 2021 yılında yoğun müsilaj oluşumuyla Türkiye’nin en önemli çevre gündemlerinden biri haline gelmişti.

    Bilim insanları, deniz suyu sıcaklığındaki artışın müsilaj oluşumu için uygun koşulları güçlendirebileceği uyarısında bulunuyor.

    Marmara’nın korunması için yalnızca sıcaklık artışının değil, kirlilik yükünün azaltılması ve deniz ekosisteminin düzenli olarak takip edilmesi gerekiyor.

    “Küçük artışlar bile büyük sonuçlar doğurabilir”

    Deniz bilimciler, sıcaklıklardaki birkaç derecelik değişimin bile deniz canlıları üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğini belirtiyor.

    Marmara Denizi’ndeki uzun vadeli sıcaklık değişimleri, iklim değişikliğinin bölgedeki etkilerini gösteren önemli göstergeler arasında değerlendiriliyor.

  • Emirdağ’ın dev vizyon projesi ihaleye çıkıyor

    Emirdağ’ın dev vizyon projesi ihaleye çıkıyor

    Cumhuriyet Mahallesi’nde inşa edilen proje, yalnızca iş yerlerinden oluşan bir yapı değil; Emirdağ’ın ticaret, sosyal yaşam ve ekonomik hareketliliğine yön verecek yeni bir yaşam merkezi olarak tasarlandı.

    Kazık temel teknolojisi ile inşa edilen Cumhuriyet İş Merkezi, sağlamlığı ve uzun ömürlü yapısıyla güven veren bir yatırım niteliği taşıyor. Toplam 5.316 metrekare ortak kullanım alanına sahip projede 16 dükkân, 15 ofis ve 3 restoran yer alıyor. Proje bünyesindeki yer altı otoparkı, ziyaretçilere ve işletmelere önemli bir ulaşım ve park kolaylığı sağlayarak şehir merkezindeki otopark ihtiyacına da çözüm sunacak.

    Yatırımcılar için cazip ödeme imkanlarının da sunulduğu ihalede, satışlar %25 peşinat, kalan tutar ise 9 taksit şeklinde gerçekleştirilebilecek.

    Cumhuriyet İş Merkezi Dükkân Satış İhalesi, 22 Temmuz 2026 Çarşamba günü saat 10.30’da Emirdağ Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda açık teklif usulüyle yapılacak.

    Cumhuriyet İş Merkezi’nin sadece bugünün değil, gelecek yılların da en önemli yatırımlarından biri olduğunu belirten, Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu, “Cumhuriyet İş Merkezi, Emirdağ’ın geleceğine yaptığımız en önemli yatırımlardan biridir. Şehrimizin tam merkezinde yükselen bu proje, modern yapısı, yer altı otoparkı, sosyal alanları ve güvenli inşaat sistemiyle ticaretin yeni merkezi olacaktır. Buradan yatırım yapan herkes, sadece bir iş yeri değil, Emirdağ’ın geleceğine ortak olacak güçlü bir yatırım fırsatı elde edecektir.” ifadelerini kullandı. >>>Haber Merkezi

    Emirdağ'ın dev vizyon projesi ihaleye çıkıyor

  • Sünnetci: “LGS şampiyonlarımızı bol bol göreceksiniz”

    Yarın açıklaması beklenen Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavıyla ilgili konuşan Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci, “LGS şampiyonlarımızı bol bol göreceksiniz, sizlere aktaracağız inşallah” dedi.

    Sünnetci, Afyonkarahisar Zafer Meydanı’nda basın açıklaması yaparak Liselere Giriş Sınavı’na giren öğrencilere verilecek rehberlik hizmetini duyurdu. Açılışta konuşan Sünnetci, “7 bin öğrencimiz, 8 yılın emeğin de, sonucunda belli puanlar elde edecek. Biz, derece yapan çocuklarımızda ya da farklı alanlarda mesleğe yönlenmek isteyen öğrencilerimiz için Afyon merkezde, LGS tercih danışmanlığı irtibat büroları açtık. Her çocuğumuz, her ailemiz nereden destek alabileceğine ulaşsın. Şu an merkezde 99 tane LGS tercih danışmanlığı büromuzu açtık. Bu şu anlama geliyor; mevcut merkezde ikamet eden, merkeze bağlı beldelerden ve köylerde ikamet eden çocuklarımız kendisine en yakın ortaokula gittiğinde bu hizmetten yararlanabilecek. 217 rehber öğretmenimizi görevlendirdik. 99 irtibat büromuzun birinde başvurduklarında, yarın elde ettikleri puan neticesinde çocuklarımıza yönlendireceğiz. Hatta güzel de bir mottomuz oldu: ’Doğru tercih, güçlü gelecek.’ Öğretmenlerimize güvensinler. Çocuklarımızın hizmeti için buradayız. Bizim velilerimizden ve ailelerimizden beklentimiz şu sonuçlar açıklandığında bu 3 günü çok iyi değerlendirsinler. Bu bürolarımıza gelsinler, rehber öğretmenlerimizle görüşme sağlasınlar, çocuğumuza doğru bir yönlendirmeyle istediği mesleğe, istediği okula rehber öğretmenlerimiz yönlendirecek kendilerini.

    İnşallah LGS şampiyonlarımızı bol bol göreceksiniz, sizlere aktaracağız. Yarın aynı zamanda burslulukta yine tam 500 puan alarak Türkiye birincisi olan öğrencilerimiz olacak” dedi.

  • Karnı acıktı, yiyeceğini Uludağ’da aradı

    Karnı acıktı, yiyeceğini Uludağ’da aradı

    Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Uludağ’da yiyecek arayan iri bir ayı, Sarıalan bölgesinde görüntülendi. Yerleşim alanına kadar inen ayı, bir süre çevrede yiyecek aradı. O anlar vatandaşlar tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.

    Görüntülerde ayının iri cüssesi dikkat çekerken, vatandaşlar tedirginlik yaşadı. Bir süre bölgede dolaşan ayı daha sonra gözden kayboldu. Vatandaşlara, yabani hayvanlara yaklaşmamaları ve beslemeye çalışmamaları konusunda uyarılarda bulunuldu. >>>İHA  

    Karnı acıktı, yiyeceğini Uludağ’da aradı
    YERLEŞİM ALANINA KADAR İNEN AYI, BİR SÜRE ÇEVREDE YİYECEK ARADI. (İHA/BURSA-İHA)
    Bursa’da, Uludağ’ın Sarıalan bölgesine yiyecek aramak için inen bir ayı cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde ayının büyüklüğü dikkat çekti.
    Karnı acıktı, yiyeceğini Uludağ’da aradı
    BURSA’DA, ULUDAĞ’IN SARIALAN BÖLGESİNE YİYECEK ARAMAK İÇİN İNEN İRİ AYI CEP TELEFONU KAMERASINA YANSIDI. GÖRÜNTÜLERDE AYININ BÜYÜKLÜĞÜ DİKKAT ÇEKTİ. (İHA/BURSA-İHA)
    Bursa’da, Uludağ’ın Sarıalan bölgesine yiyecek aramak için inen bir ayı cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde ayının büyüklüğü dikkat çekti.
    Karnı acıktı, yiyeceğini Uludağ’da aradı
    TÜRKİYE’NİN ÖNEMLİ KIŞ TURİZM MERKEZLERİNDEN ULUDAĞ’DA YİYECEK ARAYAN İRİ BİR AYI, SARIALAN BÖLGESİNDE GÖRÜNTÜLENDİ (İHA/BURSA-İHA)
    Bursa’da, Uludağ’ın Sarıalan bölgesine yiyecek aramak için inen bir ayı cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde ayının büyüklüğü dikkat çekti.
    Karnı acıktı, yiyeceğini Uludağ’da aradı
    BURSA’DA, ULUDAĞ’IN SARIALAN BÖLGESİNE YİYECEK ARAMAK İÇİN İNEN İRİ AYI CEP TELEFONU KAMERASINA YANSIDI. GÖRÜNTÜLERDE AYININ BÜYÜKLÜĞÜ DİKKAT ÇEKTİ. (İHA/BURSA-İHA)
    Bursa’da, Uludağ’ın Sarıalan bölgesine yiyecek aramak için inen bir ayı cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde ayının büyüklüğü dikkat çekti.
  • İçişleri Bakan Yardımcısı Çelik, Afyonkarahisar Valiliğini ziyaret etti

    AFYONKARAHİSAR (AA) – İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik, Afyonkarahisar Valiliğini ziyaret etti.

    Çelik, Valilik Şeref Defteri'ni imzaladıktan sonra Vali Naci Aktaş'tan kentte yürütülen kamu hizmetleri ve yatırımlar hakkında bilgi aldı, istişarede bulundu.

    Aktaş, Çelik'in ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek Afyonkarahisar'a verdiği destek ve katkılardan dolayı teşekkür etti.

    Ziyarette, Afyonkarahisar Vali Yardımcıları Yalçın Sezgin, İhsan Ayrancı ve Bedir Deveci, İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol ve İl Jandarma Komutanı Murat Kaya hazır bulundu.

  • CANiK, NATO Zirvesi’nde Türkiye-ABD ilişkilerine katkı sağladı

    CANiK, NATO Zirvesi’nde Türkiye-ABD ilişkilerine katkı sağladı

    Şirketten yapılan açıklamaya göre, NATO Zirvesi 2026 kapsamında, Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından organize edilen Türkiye-ABD Savunma Sanayii İş Birliği Yuvarlak Masa Toplantısı gerçekleştirildi.

    Ülkeler arasında savunma sanayisi alanındaki stratejik ortaklığın geliştirilmesi amacıyla düzenlenen toplantıda, Samsun Yurt Savunma (SYS Grup) bünyesindeki küresel savunma markası CANiK sponsorlar arasında yer aldı.

    İki ülkenin kamu kurumları, savunma sanayisi şirketleri ve sektörün önde gelen karar vericilerinin katıldığı toplantıda, taraflar, ortak üretim modelleri, teknoloji paylaşımı, kritik tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, karşılıklı yatırım fırsatları ve uzun vadeli sanayi iş birliklerini masaya yatırdı.

    Toplantının açılış konuşmalarını ABD Savunma Bakanlığı Bakan Yardımcısı Michael P. Duffy ile Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan gerçekleştirdi.

    Duffy ve Ayhan, konuşmalarında, Türkiye ile ABD arasındaki stratejik savunma sanayisi işbirliğinin daha da geliştirilmesi, ortak üretim kabiliyetlerinin artırılması ve NATO’nun caydırıcılığına katkı sağlayacak sanayi altyapısının güçlendirilmesi gerekliliğinin altını çizdi.

    NATO Zirvesi boyunca gündemin en önemli başlıkları arasında dayanıklı tedarik zincirlerinin kurulması, üretim kapasitesinin artırılması, mühimmat üretimi, ileri teknoloji paylaşımı ve müttefik ülkeler arasındaki sanayi entegrasyonu yer alırken CANiK, sahip olduğu yüksek üretim kapasitesi, günümüz tehditlerine karşı etkin ürün portföyü ve Türkiye, ABD ve İngiltere’deki üretim altyapısıyla bu vizyonun önemli paydaşlarından biri olarak zirvede temsil edildi.

    CANiK, NATO Zirvesi'nde Türkiye-ABD ilişkilerine katkı sağladı

    Hafif ve orta kalibre silah sistemleri, uzaktan komutalı robotik entegrasyon çözümleri, radar entegre yapay zeka tabanlı hedef takip sistemleri, satış sonrası eğitim ve idame hizmetleri ile NATO savunma ekosisteminin önemli bir parçası olan CANiK, Türkiye, ABD ve İngiltere’de konumlanan ve üç kıtaya yayılan 7 üretim tesisiyle NATO ve müttefik ülkelerin savunma kabiliyetlerine, endüstriyel üretim gücüne ve tedarik sürekliliğine stratejik katkı sunmaya devam ediyor.

    SYS Grup, söz konusu üretim tesisleri sayesinde, başta NATO ülkeleri olmak üzere dünya genelindeki birçok müttefik ülkeye yüksek teknolojili savunma çözümleri sunmayı sürdürüyor.

    Açıklamada görüşlerine yer verilen CANiK Üst Yöneticisi (CEO) Cahit Utku Aral, toplantıya ilişkin değerlendirmesinde, NATO Zirvesi’nin yalnızca güvenlik politikalarının değil, aynı zamanda savunma sanayisinde ortak üretim, teknoloji geliştirme ve endüstriyel işbirliğinin geleceğinin şekillendiği en önemli uluslararası platformlardan biri olduğunu ifade etti.

    Savunma ve havacılık sanayisinin, Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ve stratejik işbirliğinin en güçlü sütunu olduğunu vurgulayan Aral, şunları kaydetti:

    “Bugün yaklaşık 42 milyar dolar seviyesinde bulunan ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılması hedefi, her iki ülkenin liderleri tarafından ortaya konulan ortak bir vizyondur. Bu hedef, ABD’nin teknoloji geliştirme kabiliyeti ile Türkiye’nin yüksek ölçekli ve rekabetçi üretim gücünün birleşmesiyle ulaşılabilecek gerçekçi bir hedeftir. Özellikle NATO’nun artan savunma ihtiyaçları ve dayanıklı tedarik zincirlerine yönelik yaklaşımı dikkate alındığında, iki ülkenin sanayi altyapısı birbirini tamamlayan önemli avantajlara sahiptir. Karşılıklı güvenin ve stratejik iş birliğinin daha da güçlenmesiyle Türk ve ABD savunma sanayileri yalnızca iki ülkeye değil, NATO’nun ortak güvenlik mimarisine de daha büyük katkılar sağlayacaktır.”>>>AA

  • BM’den Çarpıcı Batı Şeria Raporu

    BM’den Çarpıcı Batı Şeria Raporu

    Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından hazırlanan güncel saha raporu, bölgedeki şiddet sarmalının ulaştığı yıkıcı bilançoyu ve Filistinli toplulukların karşı karşıya kaldığı zorunlu göç dalgasını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

    Sahadan alınan koordinat ve verilerle desteklenen rapor, özellikle kritik bölgelerde Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskısının planlı şekilde bölgeyi Filistinlilerden arındırma politikasına dönüştüğünü gösteriyor.

    OCHA’nın paylaştığı verilere göre, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Ocak 2023 ile Nisan 2026 arasındaki dönemi kapsayan süreçte can kaybı, yaralanma veya doğrudan mülk hasarıyla sonuçlanan 5 bin 336 saldırı gerçekleştirdi.

    Bu saldırılar neticesinde 36’sı doğrudan Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, 17’si İsrail güçleri ve 11’i ise her iki grubun müdahalesiyle olmak üzere toplam 64 Filistinli hayatını kaybetti.

    Aynı dönemde yaralanan Filistinlilerin sayısı 5 bin 173’e ulaşırken, bu yaralanmaların büyük bir kısmı İsrail güvenlik güçlerinin müdahaleleri sırasında yaşandı.

    İsraillilerin taciz ve saldırıları her geçen yıl katlanarak arttı

    Şiddet olaylarının yıllara göre dağılımı incelendiğinde, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerden kaynaklanan taciz ve saldırıların her geçen yıl katlanarak arttığı görülüyor.

    2023 yılında 1291 olarak kaydedilen saldırı sayısı, 2024’te 1449’u bulurken, 2025 yılında ise 1835’e yükselerek zirve noktasına ulaştı.

    2026’nın ilk dört aylık döneminde dahi 761 yeni saldırının raporlanması, bölgedeki tehlikeli gidişatın kesintisiz bir şekilde sürdüğünü kanıtlıyor.

    Zorunlu göç

    Fiziksel şiddet ve sistematik yıldırma politikaları, Batı Şeria genelinde benzeri görülmemiş bir zorunlu göç hareketini de beraberinde getirdi.

    OCHA verileri, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin şiddet eylemlerinin yanı sıra İsrail ordusunun kurduğu askeri kontrol noktaları, ilan ettiği yasaklı tatbikat alanları ve Utanç Duvarı gibi fiziki engeller yüzünden 5 bin 900’den fazla Filistinlinin yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığını belgeliyor.

    Bölgedeki Filistinli toplulukların genel durumuna bakıldığında, saldırılardan etkilenen köylerin ve yerleşimlerin yüzde 38’inin tamamen haritadan silindiği ve göç ettiği, yüzde 62’sinin ise kısmi olarak yerinden edildiği görülüyor.

    Özellikle 2026’nın ilk dört ayında yerinden edilenlerin sayısının 1986 kişiyle rekor seviyeye ulaşması krizin derinliğini artırıyor.

    Ramallah, Nablus ve El Halil en çok hedef alınan bölgeler

    Saldırıların coğrafi haritası çıkarıldığında, Batı Şeria’nın Ramallah, Nablus ve El Halil kentlerinin en yoğun hedef alınan bölgeler olması dikkati çekiyor.

    Ramallah, 1352 saldırı ve buna bağlı 1828 yerinden edilme vakasıyla listenin başında yer alırken, onu 1226 saldırıyla Nablus ve 935 saldırıyla El Halil takip ediyor.

    Eriha bölgesi ise 195 saldırıya maruz kalmasına rağmen maruz kaldığı stratejik baskı nedeniyle 920 kişinin yerinden edilmesine yol açarak göç oranında ikinci sıraya yerleşmiş durumda.

    77 bin zeytin ağacı ve fidanı yakıldı

    BM raporunda yer alan veriler, şiddetin sadece insani boyutla sınırlı kalmayıp Filistinlilerin ekonomik varlıklarını ve geçim kaynaklarını da baltaladığını gösteriyor.

    Üç yılı aşkın sürede Filistinli çiftçilere ait yaklaşık 77 bin zeytin ağacı ve fidanı Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından kesildi ya da yakıldı; sivil halka ait 2 bin 400’den fazla araç ise kullanılamaz hale getirildi.

    Harita analizleri, Oslo Anlaşması’na göre İsrail’in tam kontrolünde bulunan C Bölgesi’ndeki askeri atış alanları, daimi kontrol noktaları ve Ekim 2023 sonrasında hızla inşa edilen yeni yasa dışı ileri karakolların, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin şiddetine korunaklı bir lojistik zemin hazırladığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te de İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında ciddi bir artış yaşanıyor.

    Filistin resmi verilerine göre, söz konusu tarihten bu yana Batı Şeria’da 1179 Filistinli hayatını kaybetti, 12 binden fazla kişi yaralandı. İsrail güçlerinin düzenlediği operasyonlarda yaklaşık 24 bin Filistinli gözaltına alınırken, 33 bin kişi ise yerinden edildi.>>>AA

  • Ay Yıldız Karargahı Devleşiyor

    Ay Yıldız Karargahı Devleşiyor

    Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, ay yıldızlı Türk bayrağından ilham alınarak tasarlanan Ay Yıldız Müşterek Karargahı’nın detayları belli oldu.

    Buna göre, karargah, toplam 12 milyon metrekare ile 1680 futbol sahası büyüklüğünde alanda yer alıyor.

    Toplam 2 milyon metrekare inşaat alanı bulunan karargahın, 1 milyon metrekaresi bitti. Karargah tamamlandığında Pentagon’un 3, NATO Karargahı’nın 4 katı büyüklüğünde olacak.

    Çevre duvarı 6,5 kilometre uzunluğunda olan karargahın, 3 bin 200 kişilik 5 konferans salonu, 1 yılda inşası tamamlanan 10 bin metrekare alana kurulu Yıldız binası, 6 bin 400 kapasiteli 6 kapalı otoparkı bulunuyor.

    “1 milyon bitki ve ağaç”

    Toplam 19 milyon metreküp kazı hacmi bulunan proje sonunda Keops Piramidi’nin yaklaşık hacmi olan 2 milyon metreküp beton, Eyfel Kulesi’ndeki çeliğin 22 katına denk gelen 125 bin ton çelik kullanılmış olacak. Alanda, 25 kilometre kışla içi yol uzunluğu bulunacak.

    Ayrıca, Londra Hyde Park’ın 1,5 katı büyüklüğünde 1 milyon bitki ve ağaç, 2 milyon metrekare yeşil alan, 44 bin 800 kilometre kablo, 168 bin aydınlatma, 25 bin fiber optik kablo kapasitesi de yerleşkede bulunacak.>>>AA

  • TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi, eksperler için uygulama esasları hazırladı

    TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi, eksperler için uygulama esasları hazırladı

    Erdem, 1 Temmuz’da yürürlüğe giren trafik sigortasına yönelik düzenlemelere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Uygulamanın yalnızca teknik bir mevzuat değişikliği olmadığını, aynı zamanda hak sahiplerinin gerçek zararlarının adil, objektif ve hızlı şekilde karşılanmasını amaçlayan önemli bir sistem dönüşümü olduğunu belirten Erdem, uzun yıllardır değer kaybı hesaplamaları konusunda farklı yöntemler uygulanmasının, farklı tazminat tutarlarının ortaya çıkmasına ve çok sayıda hukuki uyuşmazlığa neden olduğunu aktardı.

    Erdem, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından yürürlüğe konulan yeni düzenleme konusunda, tüm eksperler nezdinde uygulama birliği sağlandığına işaret ederek “Hasar ve değer kaybı, aynı anda hesaplanacak. Yeni sistem kapsamında sigorta eksperi, aracın fiziksel hasarını, onarım yöntemini, değişen ve onarılan parçaları, önceki hasar durumunu, aracın genel teknik özelliklerini yerinde inceleyerek, hasar raporunu düzenleyecek ve aynı süreç içinde araçta oluşan değer kaybını da hesaplayacak. Böylece, değer kaybı hesaplaması, hasardan bağımsız ikinci bir süreç olmaktan çıkmış oldu. Teknik incelemeye dayanan hasar tespitiyle, bütünleşik bir ekspertiz sürecine dönüştü.” ifadelerini kullandı.

    Ahmet Nedim Erdem, bu düzenlemenin işlem sürelerini kısaltacağını, gereksiz başvuruları ortadan kaldıracağını ve uyuşmazlıkların önemli ölçüde azalmasına katkı sağlayacağını vurguladı.

    “Hak sahipleri gerçek değer kaybı tazminatına hızlıca kavuşacak”

    TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi tarafından, yeni sistemin ülke genelinde aynı standartlarla uygulanabilmesi amacıyla kapsamlı teknik çalışmalar yapıldığına dikkati çeken Erdem, yeni uygulamayla birlikte eksperlerin sorumluluğunun yalnızca hasarın tespitiyle sınırlı olmayacağını, araçta meydana gelen ekonomik değer kaybının bilimsel ve teknik esaslara göre gerekçeli olarak hesaplanmasını da kapsayacağını belirtti.

    Erdem, İcra Komitesi tarafından hazırlanan uygulama esaslarıyla gerçek zarar ilkesinin nasıl uygulanacağı, teknik inceleme kriterleri, değer kaybı hesaplama yöntemi, raporlama standartları ile hesaplamalarda esas alınacak objektif verilerin de ayrıntılı şekilde belirlendiğini ve tüm sigorta eksperlerine duyurulduğunu kaydetti.

    TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Erdem, şunları kaydetti:

    “Ayrıca konuya ilişkin mesleki eğitim faaliyetleri düzenlendi. Bu çalışmalar sayesinde, Türkiye genelinde görev yapan sigorta eksperleri ortak teknik standartlar çerçevesinde hesaplama yapacak, hak sahipleri de teknik, objektif, adil ve gerçek değer kaybı tazminatına hızlıca kavuşacaklar. Hiçbir sigorta eksper, telefonla arayarak değer kaybı tahsil edeceğini söylemez, vekaletname istemez, dava açılması için yönlendirme yapmaz ve tazminat tahsil edeceğini vadetmez. Vatandaşlarımızın bu tür girişimlere kesinlikle itibar etmemeleri ve gerekli durumlarda ilgili resmi mercilere başvurmalarını önemli hatırlatmak isterim.”>>>AA

  • Enkazdan Çıkan Acı Hikaye

    Enkazdan Çıkan Acı Hikaye

    Venezuela’nın başkenti Caracas’taki Domingo Luciani Devlet Hastanesi’nde tedavi gören ve depremde bacağını kaybeden 17 yaşındaki Arellano, enkaz altında geçirdiği yaklaşık 3 günü ve yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

    Arellano, La Guaira’nın La Paez Mahallesi’nde çöken 14 katlı binanın 3. katında yaşadıklarını, deprem olduğunda annesi, ağabeyi ve köpeğiyle evde olduğunu belirtti.

    Venezuelalı genç kız, ilk depremde binadan çıkmak için kapıya yöneldiklerini ancak bir dakikadan az sürede meydana gelen ikinci deprem nedeniyle annesiyle yemek masasının altına, ağabeyinin de köpeğiyle kapı eşiğine sığındığını aktardı.

    Arellano, “Masanın altına girdiğimizde, beton parçalarının düştüğünü gördük ve ağabeyimin üzerine çok sayıda beton parça düştü. İkinci deprem, her şeyi üzerimize yıkan dalga oldu. Annem beni kucakladı ve cenin pozisyona geçti. Bu da tüm enkazın ve yemek masasının onun üzerine yıkılmasına neden oldu. Yani beni korudu ve hayatımı kurtardı.” dedi.

    Binanın üzerlerine yıkıldığını söyleyen Arellano, “Annemin burnundan ve kulaklarından kan gelmeye başladı. Ona dayanmasını, henüz gitmemesini, birazcık daha beklemesini söylüyordum ama annem beni çok sevdiğini söyledi ve ardından hayatını kaybetti.” diye konuştu.

    Arellano, köpeğinin de bir süre havladıktan sonra sustuğunu belirterek “Köpeğimin adı Milo’ydu ve ona ‘Milo, beni bekle, ölme’ diyordum, o da bana havlayarak karşılık veriyordu.” ifadelerini kullandı.

    Enkazdan Çıkan Acı Hikaye

    “Üç gün enkaz altında kaldım”

    Deprem sırasında babasının işte, kız kardeşinin ise dedesiyle olduğunu söyleyen Arellano, “Üç gün enkaz altında kaldım. Beni 26 Haziran’da, sabah saat 08.00 civarında çıkardılar. Zorlu üç gündü. Yiyeceğim ve suyum yoktu ve üzerimde hayatını kaybeden annem vardı.” dedi.

    Arellano, enkazda geçirdiği ilk gün çok çaresiz hissettiğini, daha sonra kendisini sakinleştirip umutlu olmaya çalıştığını dile getirerek şöyle devam etti:

    “Telefonum yanımdaydı. Bu yüzden sıcak bastığındaki sıcaklık korkunçtu, dayanabilmek için telefonumun kılıfıyla kendimi serinletiyordum. Uyumaktan korkuyordum çünkü gözlerimi kapatırsam belki bir daha açamayacağımı düşünüyordum.”

    Üçüncü gün aynı binada 5. katta yaşayan bir arkadaşının sesini duyduğunu söyleyen Arellano, “Onun sesini duyduğumda bu, bir yaşam umudu oldu çünkü kurtarma ekiplerinin seslerini duyduğunu söylüyordu. İkimiz de “Buradayız!” diye bağırmaya başladık ve tam o sırada babam geldi. Mahalle sakinleri ve itfaiyecilerin yardımıyla beni çıkardılar.” diye konuştu.

    Arellano, annesini sıkı sıkıya tuttuğu bacaklarından zor ayırabildiklerini anlatarak “Aşağıdan onları az çok görebileceğim bir delik açmayı başardıklarında bana ilk verdikleri şey, birazcık su oldu. Çok susuz kalmıştım; üç gündür yemeden, içmeden ve uyumadan duruyordum. Ölmek istemediğim için vakit geçmesinden ve beni bulamamalarından korkuyordum.” ifadelerini kullandı.

    Enkazdan Çıkan Acı Hikaye

    “Babamın sesi, onu ilk duyduğum gün dayanabilmem için ihtiyacım olan şeydi”

    Enkaz altından zorlukla çıkarıldığını söyleyen Arellano, “Babamın sesi, onu ilk duyduğum gün daha fazla dayanabilmem için ihtiyacım olan şeydi. Çünkü artık pes ediyordum ama onun babam olduğunu duyduğumda ve beni çıkaracağını, biraz daha dayanmamı söylediğinde güç topladım ve çıkmayı başardım.” dedi.

    Arellano, La Guaira’dan Caracas’taki hastaneye nakledilmesini, “Beni çıkardıklarında hastaneye götürdüler ve bacağımdan ameliyat ettiler, sağ bacağım ampute edildi. Bacağımı ampute ettiklerini bana söylemek istemiyorlardı. Ben de bacağımı ampute ettiklerini zaten bildiğimi söyledim.” ifadeleriyle anlattı.

    “Sarsıntı o kadar güçlüydü ki, beni duvara çarptı”

    Aynı hastanede tedavi gören Yeri Barbosa da depremden önce şiddetli yağmur yağdığını ve atan sigortaları kontrol etmek için dışarı çıktığında depreme yakalandığını, önce başının döndüğünü sandığını ancak sarsıntı şiddetlendikçe bunun, deprem olduğunu anladıklarını söyledi.

    Deprem anında koşmaya çalıştığını ifade eden 45 yaşındaki Barbosa, “Sarsıntı o kadar güçlüydü ki, beni duvara çarptı. Beni üç kez yukarı fırlatıp yere vurdu. İkinci düşüşümde bacağımın kırıldığını hissettim. Sarsıntı hafifleyip durduğunda, sürünerek ilerlemeye çalıştım çünkü binada olan kızlarımın yanına gitmek istiyordum.” diye konuştu.

    Enkazdan Çıkan Acı Hikaye

    Barbosa, insanların can havliyle çaresizce etrafta koşuşturduğunu söyleyerek “Tüm bunlar olurken ben yerde acı içinde yatıyordum. İnsanlar o korku ve panikle sadece üstümden basıp geçiyordu. O an bunun nedenini anlayamamıştım ama bugün artık çok iyi anlıyorum ki, herkes sadece kendi canını kurtarmanın peşindeydi.” değerlendirmesini yaptı.

    Kızlarını canlı görünce sakinleştiğini söyleyen Barbosa, kendisini bir kişinin hastaneye götürmeye çalıştığını ancak La Guaira’da yollar yarıldığı için hastaneye ulaşamadığını, şehirde nereye yönelseler, gittikleri yerin enkaza dönmüş olduğunu gördüklerini aktardı.

    “Binaların hala yavaş yavaş yıkılmaya devam ettiği görülüyordu.” diyen Barbosa, kendisine yardım etmeye çalışan kişinin birçok kez hastaneye ulaşmaya çalıştığını ama hem yolların hem de yıkılan binaların buna fırsat vermediğini kaydetti.

    “La Guaira ve Chacao’dan sevk edilen 300’den fazla hastaya hizmet verdik”

    Enkazdan Çıkan Acı Hikaye

    Domingo Luciani Hastanesi Müdüresi Maurilina Guzman da hastanede aylık yaklaşık 30 bin hastanın tıbbi hizmet aldığını, 11 bin ila 15 bin arasında kişiye hizmet verme kapasitesine sahip bir acil servislerinin olduğunu söyledi. Guzman, “Deprem sırasında, tüm uzmanlık ekiplerimizle kesintisiz 24 saat boyunca sürekli bir çalışma yürüttük. La Guaira’dan ve Chacao Belediyesi’nden sağlık merkezimize sevk edilen 300’den fazla hastaya hizmet sunduk.” dedi. Venezuelalı doktor, depremin ardından travma servisi tarafından müdahale edilen yaklaşık 200 vakanın bulunduğunu sözlerine ekledi.>>>AA

  • İki evladını kaybetti, üçüncü çocuğuna böbreğiyle can oldu

    İki evladını kaybetti, üçüncü çocuğuna böbreğiyle can oldu

    Van’da ikamet eden Özlem (45) ve Özgen Demirdoy (46) çiftinin, yıllardır kalıtsal nefrotik sendrom nedeniyle verdikleri yaşam mücadelesi İzmir’de mutlu sonla noktalandı. Daha önce aynı hastalıktan dolayı iki çocuğunu kaybeden aile, 3 yaşındaki oğulları Doruk’un da aynı hastalığa yakalandığını öğrenince büyük bir yıkım yaşadı. Ancak Acıbadem Kent Hastanesi’nde 12 Haziran’da gerçekleştirilen başarılı böbrek nakli operasyonuyla Doruk, annesinin böbreği sayesinde sağlığına kavuştu.

    ACI DOLU GEÇMİŞ: İREMSU VE MUHAMMET MUSTAFA’NIN KAYBI

    Demirdoy ailesinin dramı, 2012 yılında ilk çocukları İremsu’nun doğumuyla başladı. Henüz bebekken nefrotik sendrom tanısı konulan İremsu, Mersin’de üç ay tedavi gördükten sonra böbrek nakli aşamasına gelemeden 2014 yılında solunum yetmezliğinden hayatını kaybetti. Aynı yıl doğan ikinci çocukları Umutcan’ın sağlıklı büyümesiyle bir nebze teselli bulan ailenin acısı, 2018 yılında dünyaya gelen Muhammet Mustafa ile yeniden alevlendi. Bir yaşındayken gelişen ödem nedeniyle hastaneye götürülen Mustafa’ya da aynı teşhis konuldu. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde takip edilen minik Mustafa için böbrek nakli planlandı; anne Özlem Demirdoy böbreğini vermeye hazırdı. Ancak araya giren pandemi dönemi ve iptal olan operasyonlar nedeniyle nakil merkezine sevk edilemeyen Mustafa, 2022 yılında hayata gözlerini yumdu.

    AYNI HASTALIK, BU KEZ DORUK’TA ORTAYA ÇIKTI

    İki evladını aynı hastalıktan kaybeden Demirdoy ailesi, 2023 yılında dünyaya gelen çocukları Doruk için büyük umut taşıyordu. Hastalığa dair belirgin bir şikayet olmamasına rağmen, geçmişteki acı tecrübeleri nedeniyle erken dönemde doktora başvuran aile, korktukları gerçekle bir kez daha yüzleşti; Doruk’a da nefrotik sendrom tanısı konuldu. Tedavi için İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran aile, iki yıl boyunca Van ile İzmir arasında mekik dokudu. Hastalığın hızla ilerlemesi üzerine Doruk için diyaliz aşamasına geçilmeden böbrek nakline karar verildi.

    1 YAŞ BOYUTUNDAKİ BEDENE BAŞARILI NAKİL

    Doruk’un ameliyatı, İzmir Acıbadem Kent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nde, Dr. Işık Özgü başkanlığında; Uzm. Dr. Uğur Saraçoğlu, Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu, Uzm. Dr. Rahmi Gökhan Ekin, Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr. Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman bir ekip tarafından gerçekleştirildi. Operasyon başarıyla sonuçlanırken, Doruk yeni ve sağlıklı yaşamına ilk adımını attı.

    “UMUTSUZCA GİDİP GELİYORDUM, ÇOK ŞÜKÜR NAKİL OLDUK”

    İki evladını toprağa verdikten sonra üçüncü çocuğuna can olan anne Özlem Demirdoy, yaşadığı karmaşık duyguları şu sözlerle ifade etti: “İlk çocuğum 3 ay tedavi gördü, ne diyalize ne nakle gidemeden solunum yetmezliğinden kaybettim. İkincisini de pandemide kaybettim. Nakil için bizi Antalya’ya göndereceklerdi, ameliyatlar iptal oldu. Böbreğimi ona verecektim ama kısmet Doruk’aymış. Doruk için de aynı acıyı yaşayacağımı düşünerek çok büyük korkular yaşadım. İki yıldır İzmir’e tedaviye getiriyordum ama hiç umudum yoktu. Sonunda ‘nakil olabilirsiniz’ dediler ve olduk. Doktorlarımız çok destek oldu, çok mutluyum.”

    “UMUTSUZCA YAŞIYORDUK”

    Baba Özgen Demirdoy ise geçmişte yaşadıkları çaresizliği hatırlatarak şunları söyledi: “İlk çocuğumuzda nefrotik sendromun çaresi yok dediler, kurtaramadık. İkinci çocuğumuz Muhammed Mustafa’da pandemiden dolayı böbrek nakli olamayacağını söylediler, onu da kaybettik. Doruk 1 yaşından sonra bu hastalığa yakalanınca, eskiden yaşadığımız acılar yüzünden bunu da kurtaramayacağımızı düşündük. İzmir’e geldik, doktorlarımız bize umut oldu. Çok şükür başarılı bir ameliyatla şu an sağlıklı. Biz üçüncüde umutsuzca yaşıyorduk, hamdolsun Allah’a.”

    “BÖBREK NEREDEYSE ÇOCUĞUN BOYUTU KADARDI”

    Nakli gerçekleştiren ekibin başkanı Dr. Işık Özgü, operasyonun teknik zorluklarına dikkat çekerek, “Bu vakayı özel kılan, hastamızın 3 yaşında olmasına rağmen gelişme geriliği sebebiyle 1 yaşında bir çocuk boyutunda ve kilosunda olmasıydı. Neredeyse böbrek çocuğun boyutu kadardı. Cerrahi olarak zorlayıcı bir ameliyattı. Kadın böbrekleri nispeten daha küçük olduğu için anneyi tercih ettik. Normalden uzun süren ama neticesi çok yüz güldürücü bir operasyon oldu. Artık diyaliz ihtiyacı kalmadı” dedi.

    “AKRABA EVLİLİĞİNE BAĞLI GENETİK MUTASYON”

    Vakanın tıbbi arka planını açıklayan Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu, genetik faktörlerin altını çizerek, “Ailede akraba evliliği söz konusu ve buna bağlı genetik mutasyonlar var. Hem anne hem babada bu mutasyon olduğu için çocuklarda nefrotik sendrom gelişme ihtimali mevcut. Genetik kökenli nefrotik sendromlarda idrarla aşırı protein kaybı gerçekleşir ve son dönem böbrek yetmezliğine ulaşılır. Diyalize almak yerine yaşam kalitesi açısından nakli tercih ettik. Anne taşıyıcı olmasına rağmen böbrek işlevleri sağlam olduğu için nakil sonrasında aynı hastalığın nüksetme ihtimali çok düşüktür. Hastamız kısa zamanda gelişme geriliğini toparlayacaktır” ifadelerini kullandı. >>>İHA  

    İki evladını kaybetti, üçüncü çocuğuna böbreğiyle can oldu İki evladını kaybetti, üçüncü çocuğuna böbreğiyle can oldu İki evladını kaybetti, üçüncü çocuğuna böbreğiyle can oldu İki evladını kaybetti, üçüncü çocuğuna böbreğiyle can oldu  İki evladını kaybetti, üçüncü çocuğuna böbreğiyle can oldu

  • Emeklilikte Rekor Birikim

    Emeklilikte Rekor Birikim

    Bireylerin emeklilik dönemlerinde refah seviyelerinin düşmemesini hedefleyen, aynı zamanda yurt içinde uzun vadeli tasarruf seviyesini yükselterek yarattığı fonlarla ülke ekonomisine katkı sağlayan BES, Türkiye’de 27 Ekim 2003’te başlayarak 23. yılını doldurmak üzere emin adımlarla ilerliyor.

    BES’ten emekli sayısı 487 bin 118’e çıktı

    AA muhabirinin Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) verilerinden derlediği bilgilere göre, bu yılın ilk yarısı itibarıyla BES’teki katılımcı sayısı 10 milyon 304 bin 546 oldu.

    Söz konusu dönemde katılımcıların fon tutarı ile devlet katkısı fon tutarının toplam büyüklüğü 2 trilyon 248 milyar 252,7 milyon lira oldu. BES’ten emekli olan kişi sayısı da 487 bin 118’e ulaştı.

    Emeklilikte Rekor Birikim

    OKS tarafında ise çalışan fon tutarı ile devlet katkısı fon tutarının toplamıyla hesaplanan OKS’nin toplam büyüklüğü de yılın ilk 6 ayı itibarıyla 153 milyar 229 milyon lirayı buldu. Aynı dönemde OKS’deki katılımcı sayısı 7 milyon 747 bin 928 oldu.

    Böylece, BES ve OKS’de toplam fon büyüklüğü yılın ilk yarısında 2 trilyon 401 milyar 481,7 milyon liraya ulaşırken, toplam katılımcı sayısı 18 milyon 52 bin 474 olarak kayıtlara geçti. Toplam fonun 2 trilyon 116 milyar 113 milyon lirasını katılımcı fonları, 285 milyar 368,7 milyon lirasını ise devlet katkısı fon tutarı oluşturdu.

    Yılın ilk yarısında havuza 116 binden fazla yeni katılımcı dahil oldu

    2025 yılını BES, OKS ve iki sistemdeki devlet katkıları toplamda 2 trilyon 163 milyar 164,7 milyon lira fon büyüklüğü ve 17 milyon 935 bin 495 katılımcı ile tamamlamıştı.

    BES ve OKS’deki katılımcıların fon tutarında, devlet katkısı fon tutarları da dikkate alındığında 2025 yıl sonundan 30 Haziran 2026’ya kadar geçen 6 ayda 238 milyar 317 milyon liralık ve yüzde 11’lik artış görüldü.

    Aynı dönemde BES havuzundaki toplam katılımcı sayısındaki artış 116 bin 979, artış oranı ise yüzde 0,7 oldu.

    1,7 milyonu aşkın çocuk BES kumbarasında 100 milyar liradan fazla birikim yaptı

    Türkiye’de Haziran 2021’de hayata geçirilen ve 18 yaş altı çocukların gönüllü sisteme dahil olması amaçlanan uygulama büyümeye devam ediyor.

    Yılın ilk yarısı itibarıyla 18 yaş altı katılımcıların fon büyüklüğü 100 milyar 713,9 milyon lira oldu. Fon tutarının 80 milyar 611,5 milyon lirasını katılımcıların biriktirdiği fonlar oluştururken devlet katkısı fon tutarı 20 milyar 102,4 milyon lira olarak gerçekleşti.

    Sistemde 1 milyon 718 bin 943 çocuk bulunurken sözleşmenin yürürlük tarihi itibarıyla en çok katılım 170 bin 105 ile sıfır yaşta görüldü.

    31 Aralık 2025’ten 30 Haziran 2026’ya kadar geçen sürede 18 yaş altı uygulamasındaki katılımcı sayısı 77 bin 961 artarken fon büyüklüğü devlet katkısı dahil 15 milyar 730,5 milyon lira artış kaydetti.>>>AA

  • Belçika Başbakanı De Wever, NATO Ankara Zirvesi’nin başarılı geçtiğini söyledi

    Belçika Başbakanı De Wever, NATO Ankara Zirvesi’nin başarılı geçtiğini söyledi

    Ulusal basında yer alan haberlere göre De Wever, Savunma Bakanı Theo Francken ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot ile zirvenin ardından yaptığı açıklamada, 32 NATO üyesi ülkenin liderlerini bir araya getiren toplantıda “yanlış nota” yaşanmadığını söyledi.

    ABD Başkanı Donald Trump’ın zirve öncesinde Avrupa müttefiklerini İran’a karşı yeterince destek vermemekle eleştirdiğini, Grönland konusundaki söylemlerini yinelediğini ve ABD’nin İran’a düzenlediği saldırılar nedeniyle zirvenin gölgelendiğini dile getiren De Wever, buna karşın çalışma oturumlarının bu gelişmelerden olumsuz etkilenmediğini ifade etti.

    De Wever, zirvenin hem salondaki görüşmeler hem de kabul edilen sonuçlar açısından başarılı geçtiğini, Trump’ın da kapanış konuşmasında zirvenin sonuçlarından memnuniyet duyduğunu söylediğini aktardı.

    Belçika Başbakanı, NATO müttefiklerinin 2026 ve 2027 yıllarında Ukrayna’ya 70’er milyar avroluk yeni askeri destek paketi sağlanması konusunda geniş mutabakata vardığını anımsatarak, müttefikler arasında hedeflere ulaşma yöntemleri konusunda farklı görüşler bulunsa da genel strateji konusunda ortak anlayışın korunduğunu kaydetti.

    Zirvede yaptığı konuşmada iki kez “karşılıklı saygı” çağrısında bulunduğunu vurgulayan De Wever, savunma harcamalarının artırılmasına yönelik kamuoyu desteğinin ancak müttefiklerin birbirlerine baskı yapan taraflar olarak değil, gerçek ortaklar olarak hareket etmesiyle sağlanabileceğine dikkati çekti.

    De Wever, ABD’nin zirve sırasında İran’a düzenlediği saldırılar hakkında NATO müttefiklerine önceden bilgi verilmediğini belirterek, benzer şekilde ABD ve İsrail’in daha önce başlattığı operasyonlar öncesinde de müttefiklere danışılmadığını hatırlattı.

    Başbakan De Wever, Avrupa’nın daha fazla sorumluluk üstlenmesi istenirken, önemli güvenlik kararlarının dışında bırakılmasının bazı müttefiklerde rahatsızlık yarattığını kaydetti.

    Buna rağmen zirvedeki görüş alışverişinin ölçülü ve yapıcı geçtiğinin altını çizen De Wever, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye güvendiğini söyledi.

    De Wever, Rutte’nin İttifak’ı zorlu bir dönemde bir arada tutma çabalarını takdir ettiğini sözlerine ekledi.>>>AA