Yazar: admin

  • Afyonkarahisar’da çevre için el ele

    Afyonkarahisar’da çevre için el ele

    Şehit Asb. Kd. Bçvş. Ömer Halisdemir Parkı’nda gerçekleştirilen etkinliğe kurum müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Katılımcılar, park içerisinde bulunan atıkları toplayarak çevre temizliği yaptı.






    Etkinlik kapsamında çevrenin korunmasının önemi vurgulanırken, özellikle genç nesillerde çevre bilincinin geliştirilmesi hedeflendi. Öğrenciler ve protokol üyeleri, park alanında yürüttükleri çalışmalarla çevre temizliğine dikkat çekti.

    Dünya Çevre Günü kapsamında düzenlenen etkinlik, temiz bir çevrenin ortak sorumluluk olduğu mesajının verilmesiyle sona erdi. >>>ŞERAFETTİN KAZAK

  • Emel Sayın’dan üzen haber: Konserleri peş peşe iptal edilmişti…

    Türk sanat müziğinin usta ismi, “Mavi Boncuk” lakaplı efsane sanatçı Emel Sayın, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımla sevenlerini derinden üzdü ve endişelendirdi. Haziran ayı içerisinde müzikseverlerle buluşmaya hazırlanan usta yorumcu, ani gelişen sağlık sorunları nedeniyle peş peşe vereceği büyük konserlerini ileri bir tarihe ertelemek zorunda kaldığını açıkladı.

    Kısa bir süre tedavi görmesi gerektiğini belirten Emel Sayın’ın bu paylaşımının ardından hayranları arama motorlarında “Emel Sayın’ın hastalığı ne, sağlığı nasıl, neden hastaneye yattı?” sorularına hararetle yanıt aramaya başladı. İşte usta sanatçının erteleme kararına dair yaptığı o açıklama ve usta ismin sağlık durumuna dair gelen ilk kulis bilgileri…

    “Çok Endişelenecek Bir Durum Yok Ama Tedavi Olmam Gerekiyor”

    Resmi sosyal medya hesabı üzerinden hayranlarına seslenen Emel Sayın, sahne performanslarına zorunlu bir ara verdiğini şu sözlerle duyurdu:

    “Çok sevgili dinleyicilerim, 14 Haziran Bursa Açıkhava ve 17 Haziran İstanbul Harbiye Açıkhava konserlerimizi, üzülerek belirtmek isterim ki ileri bir tarihe ertelemek durumunda kaldım. Ayrıca bilmenizi isterim, çok endişeleneceğiniz bir durumum yok ama kısa bir süre tedavi görmem gerekiyor. Sizlerden gelen güzel dilekler için şimdiden teşekkür ederim. Yarın sizlerle paylaşacağım videoda bu kararı neden aldığımızı daha detaylı anlatacağım. Anlayışınız ve sevginiz için gönülden teşekkür ediyor, sizleri sevgiyle kucaklıyorum.”

    Sanatçı, genel durumunun korkulacak boyutta olmadığını vurgulasa da “tedavi” kelimesinin geçmesi hayran kitlesinde büyük bir merak uyandırdı.

    Emel Sayın’ın Hastalığı Ne? İşte İptal Gerekçesi Olan O İddia

    Magazin kulisleri Emel Sayın’ın bu açıklamasıyla çalkalanırken, usta sanatçının peş peşe iki dev organizasyonu iptal etmesinin arkasındaki neden de sızdı.

    Deneyimli magazin gazetecisi Seyhan Erdağ’ın temizmagazin sayfasında paylaştığı özel habere göre; Emel Sayın’ın sahneye çıkmasına engel olan ve kısa süreli tedavi görmesini gerektiren rahatsızlığının vertigo (şiddetli baş dönmesi) olduğu iddia edildi. Özellikle sahnede denge kaybına, mide bulantısına ve konsantrasyon bozukluğuna yol açabilen vertigo atağı nedeniyle doktorlarının usta sanatçıya dinlenme ve tedavi protokolü uyguladığı belirtiliyor.

    Ertelenen Konserlerin Yeni Tarihleri Ne Zaman Açıklanacak?

    Organizasyon firmalarından alınan ilk bilgilere göre; 14 Haziran Bursa ve 17 Haziran Harbiye Açıkhava konser biletlerinin geçerliliğini koruyacağı, usta sanatçının doktor onayının ardından önümüzdeki günlerde yeni takvimin ilan edileceği bildirildi. Emel Sayın’ın yarın yayınlayacağını söylediği detaylı açıklama videosu ise tüm hayranları tarafından dikkatle bekleniyor.

    The post Emel Sayın’dan üzen haber: Konserleri peş peşe iptal edilmişti… first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Emirdağ’da marketlere sıkı zabıta denetimi

    Emirdağ’da marketlere sıkı zabıta denetimi

    Yerel ve zincir marketlerde gerçekleştirilen rutin kontrollerde; ürünlerin son kullanma tarihleri, raf ve kasa fiyat uyumu, etiket düzeni ve hijyen koşulları detaylı şekilde incelendi. Denetimlerde mevzuata uygun hareket eden işletmelere teşekkür edilirken, eksiklik tespit edilen noktalarda market yetkililerine gerekli uyarılar yapıldı. Zabıta ekipleri, vatandaşların sağlığını korumaya yönelik çalışmaların ilçe genelinde düzenli şekilde devam edeceğini belirtti. Denetimlerin, hem tüketici güvenliği hem de ticari düzenin sağlanması açısından önem taşıdığı vurgulandı. >>>Haber Merkezi

  • Saran kardeşlere yasadışı bahis reklamı davasında hapis şoku

    Saran kardeşlere yasadışı bahis reklamı davasında hapis şoku

    İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında mahkeme, Sadettin Saran ve kardeşi Alan Kenan Saran’ın “kişileri reklam vermek veya çeşitli yollarla yasadışı bahis oynamaya teşvik etmek” suçunu işlediklerine hükmetti. Duruşmaya sanık Sadettin Saran katılmazken, taraf avukatları ve Türkiye Futbol Federasyonu vekili hazır bulundu.

    Yarımşar milyon lirayı aşan para cezası

    Mahkeme heyeti, davanın sanıkları hakkında şu kararları verdi:

    • Hapis ve para cezası: Sadettin Saran ve Alan Kenan Saran, 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı.

    • Adli para cezası: Hapis cezasının yanı sıra her iki sanığa da 562 bin 500’er lira adli para cezası verildi.

    • Beraat kararları: Aynı davada yargılanan şirket yöneticileri Emre Eren ve Azade Zeynep Haksal hakkında ise beraat kararı çıktı.

    Sanal reklamlarla bahis siteleri tanıtılmış

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, suçun işleniş şekline dair çarpıcı detaylar yer aldı:

    • Tespit edilen ihlal: S Sport + platformunda yayınlanan futbol müsabakalarında, sanal reklam teknikleri kullanılarak ruhsatsız ve yasadışı bahis sitelerinin reklamlarının yapıldığı belirlendi.

    • Savunma reddedildi: Sanıklar savunmalarında, maç yayınlarının doğrudan ve müdahalesiz olarak yayınlandığını, yasadışı reklamların sansürlenmesinin teknik olarak mümkün olmadığını ileri sürseler de mahkeme bu savunmaları yeterli bulmadı.

    • Soruşturma süreci: İddianamede, İspanya ligi (La Liga) yönetimiyle yapılan yazışmalardan sonuç alınamadığı ve bu durumun kamuoyuna duyurulduğu yönündeki beyanlar da yer almıştı.>>>İHA

  • Cemre Baysel’den yaz molası

    Cemre Baysel’den yaz molası

    Kanal D ekranlarında yayınlanan Güller ve Günahlar dizisinde Zeynep karakterine hayat veren Baysel, Cunda Adası’nda geçirdiği tatilden yaptığı paylaşımlarla hayranlarının karşısına çıktı. Denizin ve güneşin tadını çıkaran oyuncunun doğal ve enerjik halleri, takipçileri tarafından yoğun beğeni topladı.

    Paylaşılan fotoğraflarda sahil atmosferi, yazın sıcak tonları ve sade yaşam anları dikkat çekerken, Baysel’in doğal tarzı sosyal medyada övgü dolu yorumlar aldı. Kısa sürede binlerce beğeni ve yorum alan kareler, yaz sezonunun en çok konuşulan ünlü içerikleri arasında yer aldı.

    Bazı kullanıcılar oyuncunun tatil pozlarına esprili yorumlar yaparken, “Cemre şimdi Cunda’da” gibi ifadeler sosyal medyada öne çıktı. Paylaşımlar, farklı platformlarda da hızla yayılırken magazin gündeminde geniş yer buldu.

    Yoğun çekim programının ardından gelen bu kısa mola, oyuncunun hem dinlenme hem de yeni projelere enerji toplama süreci olarak değerlendirildi. Baysel’in tatil kareleri, ekran dışındaki doğal ve samimi yönünü bir kez daha gözler önüne serdi. >>>Haber Merkezi

     

  • Bir adam, cebine alıştırdığı yavru kedinin o anlarını paylaştı…

    Bir adam, cebine alıştırdığı yavru kedinin o anlarını paylaştı…

    Bir adam, cebine alıştırdığı yavru kedinin o anlarını paylaştı…

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Sıcaklıklar 40 dereceyi aşacak: Afrika’dan gelen sıcak hava dalgası Türkiye yolunda

    Haziran ayının ilk günleriyle birlikte yaz sıcakları kapıya dayandı. Afrika ve Arabistan üzerinden gelmeye hazırlanan yeni sıcak hava dalgası, Türkiye genelinde mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklık grafiğini beraberinde getirecek. Meteoroloji uzmanları, önümüzdeki haftalardan itibaren termometrelerin birçok bölgede 40 derece sınırı ve üzerini göreceğini belirterek vatandaşlara peş peşe uyarılarda bulundu.

    Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Meteoroloji Uzmanı Dr. Güven Özdemir, önümüzdeki Temmuz ve Ağustos aylarında Türkiye’yi bekleyen sismik sıcaklık rekorlarını, El Nino belirsizliğini ve şehirlerdeki “ısı adası” tehlikesini çarpıcı verilerle anlattı.

    İşte 2026 yazı hava durumu tahminleri ve metropollerde yaşamı zorlaştıracak o meteorolojik detaylar…

    “İstanbul’da Betonlaşma Sıcaklığı Körüklüyor: 38 Derece Görülebilir”

    Metropollerdeki yoğun yapılaşmaya dikkat çeken Dr. Güven Özdemir, İstanbul özelinde vatandaşları bunaltıcı günlerin beklediğini vurguladı. Şehir genelinde sera gazı yoğunluğunun ve betonlaşmanın had safhada olduğunu belirten Özdemir; “İstanbul’da bu etkenlerden dolayı hava sıcaklıkları yüksek olacaktır. Merkezlerde 36-38 derece gibi yüksek değerlere ulaşma ihtimali var. Ancak deniz kenarlarında bu durum esintiyle birlikte 30-32 derece civarlarında hissedilebilir. İstanbul’da Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklıklar tepe noktasına ulaşacak, kuraklık devam edecek ve yaz boyunca yağışlar iyice azalacaktır” dedi.

    El Nino Sıcakları Bu Yaz Etkili Olacak mı?

    Kamuoyunda sıkça tartışılan El Nino ve La Nina fenomenlerine de açıklık getiren Özdemir, Pasifik Okyanusu’ndaki akıntıların şu an için “nötr” durumda olduğunu ve bu yaz doğrudan bir etki beklemediklerini ifade etti:

    “El Nino sıcakları daha başlamadı, şu an sıfıra doğru giden nötr bir durum var. La Nina’nın zayıflayacağı, El Nino’nun ise yavaş yavaş kuvvetleneceği tahmin ediliyor. Süper El Nino’nun gelip gelmeyeceği ancak Temmuz ayının sonu veya Ağustos gibi belli olur. Bizi asıl etkileyeceği dönem ise Aralık ve Ocak ayları gibi kış dönemidir. Yani El Nino bu yaz aktif olarak etkili değil.”

    Türkiye iklimini doğrudan etkileyen ana faktörlerin El Nino’dan ziyade; Kuzey Atlantik salınımı, jet rüzgarları, konvektif hareketler, Azor yüksek basıncı ve İzlanda alçak basıncı olduğunu belirten uzman, okyanus hareketlerinin yurdumuzu sadece dolaylı yoldan etkileyebileceğini ekledi.

    “Temmuz ve Ağustos’ta Sıcaklık Rekorları Kırılacaktır”

    Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi başta olmak üzere birçok yerde termometrelerin fırlayacağını söyleyen Dr. Güven Özdemir, fırın etkisine yol açacak kombinasyonu şu sözlerle özetledi:

    “Sera gazları atmosferde çoğaldıkça karbondioksit güneş enerjisini absorbe ediyor, yani tutuyor. Bunun üzerine Afrika veya Arabistan’dan gelen çöl sıcakları eklenip, bir de Azor yüksek basıncı bölgeye yerleştiğinde maalesef adeta bir fırının içerisinde kalıyoruz. Bu yaz da Güneydoğu ve Akdeniz’de 40 derecenin üzerinde sıcaklık rekorlarının kırılma ihtimali çok yüksek.”

    Uzmanlardan Kritik Uyarı: “11.00 – 15.00 Arasına Dikkat!”

    Sıcak hava dalgasının şehir hayatını felç etmemesi adına uzmanlar ve vatandaşlar da önlemlere dikkat çekiyor. Özellikle metropollerde yaşayan bebeklerin, çocukların, yaşlıların ve kronik rahatsızlığı bulunanların güneş ışınlarının en dik geldiği 11.00 ile 15.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamaları tavsiye ediliyor. İmkanı olanların bu ekstrem günlerde daha serin, küçük sahil kasabalarına ya da yeşil alanlara yönelmesi önerilirken, şehirde kalanların ise kendilerini deniz kenarlarına ve gölgelik alanlara atarak ferahlamaya çalıştığı gözleniyor.

    The post Sıcaklıklar 40 dereceyi aşacak: Afrika’dan gelen sıcak hava dalgası Türkiye yolunda first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Prof. Dr. Karaarslan’dan Türkiye için enerji yol haritası

    Prof. Dr. Karaarslan’dan Türkiye için enerji yol haritası

    Yenilenebilir enerji, enerji depolama sistemleri, güçlü şebeke altyapısı ve nükleer enerji yatırımlarının birlikte planlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Karaarslan, Türkiye’nin enerji güvenliğini sağlayabilmesi için 2026-2035 dönemine yönelik kapsamlı bir yol haritası ortaya koydu. Enerji talebinin her geçen yıl arttığı Türkiye’de enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği tartışmaların merkezinde yer alırken, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Karaarslan, Türkiye’nin enerji dönüşümüne ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Türkiye’nin Enerjide Dönüşüm Rotası: Dört Ayaklı Stratejinin Geleceği” başlıklı çalışmasında Karaarslan, Türkiye’nin enerji alanında karşı karşıya olduğu temel sorunların yalnızca yeni santraller kurularak çözülemeyeceğini belirterek, yenilenebilir enerji, enerji depolama sistemleri, enerji altyapısı ve nükleer enerjinin birlikte planlanması gerektiğini ifade etti. Karaarslan’a göre Türkiye, bu dört başlığı eş zamanlı ve koordineli şekilde hayata geçirebilirse yalnızca enerji krizlerinin etkilerini azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda ekonomik istikrarın uzun vadeli temellerini de güçlendirecek.

    YENİLENEBİLİR ENERJİ TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ AVANTAJLARINDAN BİRİ

    Türkiye’nin güneş ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek olduğunu belirten Karaarslan, son yıllarda kurulu güneş enerjisi kapasitesindeki artışın bunu açık şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. Ancak mevcut büyüme hızının enerji talebindeki artışı yakalamakta zorlandığını belirten Karaarslan, yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca kurulu güç artışı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Karaarslan, Güneş Enerji Sistemleri (GES), Hidroelektrik Enerji Sistemleri (HES), Jeotermal Enerji Sistemleri (JES), Rüzgâr Enerji Sistemleri (RES) ile Yeşil, Mavi ve Gri Hidrojen teknolojilerinin, yalnızca yeni kapasite oluşturma amacıyla değil, altyapısı güçlendirilmiş şebekeye entegre edilebilecek üretim kaynakları olarak planlanması gerektiğini kaydetti. Bu kapsamda lisans süreçlerinin sadeleştirilmesi gerektiğini belirten Karaarslan, bölgesel enerji yoğunluk haritalarına göre yeni izin modellerinin geliştirilmesini önerdi. Yenilenebilir enerji sistemlerinin en yüksek üretime ulaştığı saatlerde ortaya çıkan fazla elektriğin depolanmasına yönelik yatırımların artırılması gerektiğini belirten Karaarslan, bu yaklaşımın yalnızca güneş ve rüzgâr enerjisi için değil, nükleer enerji ve fosil dışındaki diğer baz yük kaynakları açısından da önem taşıdığını ifade etti. Karaarslan, yenilenebilir enerjinin Türkiye’nin ekonomik kırılganlıklarına karşı en düşük maliyetli ve en güvenilir araçlardan biri olduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını vurguladı.

    ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE EN AZ KONUŞULAN KONU: ŞEBEKE ALTYAPISI

    Prof. Dr. Ahmet Karaarslan’ın dikkat çektiği ikinci başlık ise enerji iletim ve dağıtım altyapısı oldu. Türkiye’de uzun yıllardır enerji politikalarının daha çok kurulu güç artışı üzerinden tartışıldığını belirten Karaarslan, elektriğin taşınmasını sağlayan altyapının aynı ölçüde gündeme gelmediğini söyledi. Özellikle İç Anadolu-Ege hattında yeni GES, RES, HES ve JES yatırımlarının şebekeye bağlanmasında çeşitli sorunlar yaşandığını belirten Karaarslan, mevcut iletim hatlarının birçok bölgede doluluk seviyesine ulaştığını ifade etti. İletim sistemlerinin esnek ve çift yönlü enerji akışına uygun kapasiteye sahip olmadığını belirten Karaarslan, bu nedenle üretilen elektriğin her zaman verimli şekilde sisteme aktarılamadığını söyledi. “Üretiyoruz ama verimli taşıyamıyoruz” değerlendirmesinde bulunan Karaarslan, enerji dönüşümünün başarısının yalnızca yeni üretim tesislerine değil, güçlü iletim altyapısına da bağlı olduğunu ifade etti. Bu kapsamda TEİAŞ bünyesinde uzun vadeli kapasite geliştirme programlarının oluşturulmasını öneren Karaarslan, yeşil tahviller ve kamu-özel ortaklığı modellerinin finansman kaynağı olarak değerlendirilebileceğini belirtti. Akıllı şebeke (Smart Grid) uygulamalarının ülke genelinde yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Karaarslan, dağıtım şirketlerinde dijital takip sistemleri ve otomasyon teknolojileri kullanılarak kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi gerektiğini söyledi. Tüketicilerin kendi enerjilerini üretebildiği modellerin desteklenmesini öneren Karaarslan, özellikle sanayi bölgelerinde mikro şebekeler ve enerji adaları oluşturulmasının enerji yönetiminde yeni bir dönemin kapısını açabileceğini kaydetti.

    DEPOLAMA SİSTEMLERİ OLMADAN ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ TAMAMLANAMAZ

    Karaarslan’a göre Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki büyümesinin önündeki en büyük engellerden biri anlık üretim dalgalanmaları ve pik talep dönemleri… Bu sorunun çözümünün enerji depolama sistemlerinden geçtiğini belirten Karaarslan, batarya depolama sistemleri, yerli batarya kümeleri, hidro-pompaj depolama tesisleri, ısı depolama sistemleri ve hidrojen teknolojilerinin enerji dönüşümünün temel unsurları arasında yer aldığını ifade etti. Sodyum ve lityum-iyon tabanlı batarya teknolojilerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Karaarslan, organize sanayi bölgelerinin mini enerji depolama merkezlerine dönüştürülmesini önerdi. Yeni kurulacak GES ve RES projelerinde belirli oranlarda depolama kapasitesinin zorunlu hale getirilebileceğini ifade eden Karaarslan, örnek olarak 1 MW’lık bir GES veya RES yatırımına karşılık yüzde 25 oranında birincil ve ikincil depolama kapasitesi planlanabileceğini söyledi. Türkiye açısından en büyük potansiyellerden birinin hidro-pompaj depolama sistemleri olduğunu belirten Karaarslan, barajlar arasında veya yüksek rakımlı bölgelere su transferi yoluyla çalışan bu sistemlerin dev batarya görevi görebileceğini ifade etti. Karadeniz, Marmara, Konya ve Erzurum koridorlarının Yeşil, Mavi ve Gri Hidrojen uygulamaları açısından pilot bölge olarak değerlendirilebileceğini belirten Karaarslan, hidrojen teknolojilerinin enerji sistemine entegrasyonunun önemine dikkat çekti. “Depolama yoksa yenilenebilir enerji yalnızca gündüz çalışır; depolama varsa bir ülkeyi ayakta tutar” değerlendirmesinde bulundu.

    NÜKLEER ENERJİ BAZ YÜK KAYNAĞI OLARAK ÖNE ÇIKIYOR

    Prof. Dr. Ahmet Karaarslan’ın değerlendirmesinde yer verdiği dördüncü başlık ise nükleer enerji oldu. Karaarslan, kamuoyunda zaman zaman yenilenebilir enerji ile nükleer enerjinin birbirinin alternatifi gibi gösterildiğini ancak bu yaklaşımın doğru olmadığını belirtti. Nükleer enerjinin yenilenebilir enerjiye rakip değil, tam tersine onu tamamlayan bir kaynak olduğunu ifade eden Karaarslan, güneş ve rüzgâr gibi kaynaklarda yaşanan üretim dalgalanmalarının dengelenebilmesi için sürekli üretim yapabilen baz yük kaynaklarına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Karaarslan’a göre nükleer enerji bu noktada karbon emisyonu düşük, kesintisiz üretim yapabilen ve sanayinin ihtiyaç duyduğu sürekli enerji arzını sağlayabilen stratejik bir seçenek olarak öne çıkıyor. Nükleer enerjinin avantajları arasında düşük karbon emisyonu, sürekli enerji üretimi, dışa bağımlı doğalgaz kullanımını azaltma potansiyeli ve sanayiye 7 gün 24 saat enerji sağlayabilmesi yer alıyor. Bununla birlikte nükleer enerji yatırımlarının bazı riskleri de beraberinde getirdiğini belirten Karaarslan, dış teknoloji bağımlılığı, atık yönetimi, kurumsal şeffaflık eksikliği ve uzun yatırım geri dönüş sürelerinin dikkate alınması gereken başlıklar arasında bulunduğunu ifade etti. Dış teknoloji bağımlılığının zaman içerisinde azaltılabileceğini belirten Karaarslan, atık yönetimi konusunda da teknolojik gelişmeler ve yeni uygulamalarla çözüm yollarının geliştirilmeye devam edildiğini söyledi. Ancak Türkiye’nin nükleer enerji alanında yalnızca santral sahibi olmasının yeterli olmayacağını belirten Karaarslan, yerlileşmenin açık ve bağlayıcı bir takvime bağlanması gerektiğini ifade etti. Reaktör işletmeciliğinde, yakıt döngüsü süreçlerinde ve güvenlik teknolojilerinde yerli kapasitenin artırılmasının kritik önem taşıdığını vurgulayan Karaarslan, yerli payının artırılamaması durumunda nükleer enerjinin stratejik bağımsızlık yerine yeni bir stratejik bağımlılık alanı oluşturabileceğini kaydetti.

    DÖRT AYAKLI MODEL TÜRKİYE’YE NE KAZANDIRACAK?

    Prof. Dr. Ahmet Karaarslan’a göre yenilenebilir enerji, enerji depolama sistemleri, güçlü enerji altyapısı ve nükleer enerjiden oluşan dört ayaklı modelin hayata geçirilmesi halinde Türkiye enerji alanında önemli kazanımlar elde edebilir. Bu model sayesinde enerji ithalatına olan bağımlılığın ciddi ölçüde azaltılabileceğini belirten Karaarslan, enerji maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelebileceğini söyledi. Elektrik fiyatlarında yaşanan dalgalanmaların azaltılmasının hem sanayi hem de hane halkı açısından önemli sonuçlar doğuracağını belirten Karaarslan, enerji güvenliğinin güçlenmesinin yatırım ortamına da doğrudan katkı sağlayacağını ifade etti. Sanayi yatırımları açısından kesintisiz ve güvenilir enerji altyapısının kritik öneme sahip olduğunu belirten Karaarslan, dört ayaklı modelin bu açıdan da önemli avantajlar sağlayacağını dile getirdi. Karbon emisyonlarının azaltılmasıyla birlikte Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat sürecine uyumun hızlanacağını belirten Karaarslan, ihracat yapan sektörlerin de bu dönüşümden olumlu etkileneceğini söyledi. Enerji arz kesintisi riskinin minimum seviyeye düşürülebileceğini ifade eden Karaarslan, enerji güvenliği ile ekonomik güvenliğin artık birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Karaarslan, Türkiye’nin büyüyen enerji talebini karşılayabilecek en rasyonel formülün “Yenilenebilir Enerji + Depolama + Güçlü Şebeke + Nükleer Baz Yük” modeli olduğunu ifade etti.

    2026-2035 DÖNEMİNE İLİŞKİN YEDİ MADDELİK YOL HARİTASI

    Prof. Dr. Ahmet Karaarslan, enerji dönüşümünün yalnızca genel hedeflerle değil somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini belirterek 2026-2035 dönemine ilişkin yedi maddelik bir strateji önerisi de ortaya koydu.

    Karaarslan’ın ilk önerisi yıllık güneş ve rüzgâr kurulumlarının artırılması oldu. Buna göre Türkiye’nin enerji talebindeki büyümeyi karşılayabilmesi için her yıl 6 ila 8 GW arasında GES, 3 ila 4 GW arasında ise RES kurulumu gerçekleştirmesi gerekiyor.

    İkinci öneri ise TEİAŞ bünyesinde uzun vadeli kapasite artırımı fonu oluşturulması oldu. Karaarslan, enerji dönüşümünün görünmeyen ancak en kritik alanının iletim altyapısı olduğunu belirterek enerji geçişinin gerçek odak noktasının şebeke yatırımları olduğunu ifade etti.

    Üçüncü başlık enerji depolama kapasitesi oldu. Karaarslan, Türkiye’nin batarya depolama kapasitesinin en az 15 GW seviyesine çıkarılması gerektiğini söyledi.

    Bu depolama yatırımlarının yalnızca belirli bölgelerde değil, sanayi bölgeleriyle birlikte RES, JES, HES ve GES sahalarıyla entegre şekilde planlanması gerektiğini belirtti.

    Bu noktada özellikle ikincil batarya uygulamalarına dikkat çeken Karaarslan, kullanım ömrünü tamamlayan elektrikli araç bataryalarının daha düşük güç gerektiren sabit enerji depolama sistemlerinde yeniden kullanılabileceğini ifade etti.

    Elektrikli araç bataryalarının ikinci kez değerlendirilmesinin hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli bir fırsat oluşturduğunu belirten Karaarslan, bu uygulamanın Türkiye açısından devrim niteliğinde sonuçlar doğurabileceğini kaydetti.

    Dördüncü stratejik öneri hidro-pompaj depolama sistemleri oldu. Karaarslan, Türkiye’nin coğrafi yapısının hidro-pompaj depolama projeleri açısından önemli avantajlar sunduğunu belirterek büyük ölçekli projelerin başlatılması gerektiğini ifade etti.

    Beşinci öneri nükleer teknoloji transferi ve yerelleşme planının 10 yıllık bir takvime bağlanması oldu. Karaarslan, yalnızca santral kurmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda bilgi üretimi, teknoloji transferi ve yerli insan kaynağının geliştirilmesinin de hedeflenmesi gerektiğini söyledi.

    Altıncı başlık hidrojen teknolojileri oldu. Yeşil, Mavi ve Gri Hidrojen alanında pilot bölgelerin oluşturulmasını öneren Karaarslan, 2028 yılından itibaren sanayi sektöründe düşük karışımlı hidrojen kullanımının desteklenebileceğini ifade etti.

    Yedinci ve son öneri ise Ulusal Enerji Enstitüsü kurulması oldu. Karaarslan, enerji dönüşümünün tek bir kurumun ya da tek bir bakanlığın yönetebileceği kadar dar kapsamlı bir süreç olmadığını belirterek uzmanlık ve süreklilik gerektiren bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bu nedenle yenilenebilir enerji, depolama sistemleri, hidrojen teknolojileri, nükleer enerji ve enerji altyapısına ilişkin bütün süreçleri aynı çatı altında değerlendirebilecek bir Ulusal Enerji Enstitüsü kurulmasını önerdi. Ayrıca akademik dünyanın da enerji politikalarının oluşturulması sürecine daha fazla dahil edilmesi gerektiğini belirten Karaarslan, üniversitelerde yürütülen çalışmaların desteklenmesinin önemine dikkat çekti.

    TÜRKİYE’NİN ENERJİDE YENİ YÜZYILI BAŞLAYABİLİR

    Prof. Dr. Ahmet Karaarslan, değerlendirmesinin sonunda Türkiye’nin sahip olduğu yenilenebilir enerji potansiyeli, gelişen teknoloji altyapısı ve coğrafi avantajları sayesinde enerji krizlerine mahkûm olmadığını belirtti. Türkiye’nin enerji alanında önemli fırsatlara sahip olduğunu ifade eden Karaarslan, şebeke yatırımlarının hızlandırılması, depolama kapasitesinin artırılması, Yeşil-Mavi-Gri hidrojen pilot bölgelerinin oluşturulması, hidro-pompaj depolama projelerinin hayata geçirilmesi ve nükleer enerjinin stratejik, planlı ve şeffaf bir anlayışla geliştirilmesi halinde enerji sektörünün ekonomik kalkınmayı destekleyen daha güçlü bir yapıya kavuşabileceğini söyledi. Enerji politikalarının yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Karaarslan, enerji arz güvenliği, ekonomik bağımsızlık, sanayi rekabetçiliği ve toplumsal refahın birbiriyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Karaarslan, yenilenebilir enerji, depolama sistemleri, güçlü şebeke altyapısı ve nükleer enerjiyi aynı çatı altında buluşturan dört ayaklı modelin; dışa bağımlılığın azaltılması, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve Türkiye’nin uzun vadeli enerji hedeflerine ulaşması açısından önemli bir yol haritası sunduğunu belirtti. “Enerji artık bir zafiyet değil; ekonomik bağımsızlık ve refahın motoru olabilir” değerlendirmesinde bulunan Karaarslan, önerdiği dört ayaklı modelin bu dönüşümün temelini oluşturduğunu kaydetti. >>>Haber Merkezi

  • Sadettin Saran’a hapis cezası!

    Spor ve iş dünyasında bomba etkisi yaratan son dakika gelişmesi! Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı ve ünlü iş insanı Sadettin Saran ile kardeşi Alan Kenan Saran’ın “yasa dışı bahse teşvik etmek” suçlamasıyla yargılandığı davada mahkeme nihai kararını açıkladı. Yürütülen yargılama sonucunda, Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran ve kardeşi hapis cezasına çarptırıldı.

    İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen kritik duruşmaya sanık kürsüsündeki isimler katılmazken, tarafların müdafi avukatları salonda hazır bulundu. Duruşmada alınan kararlar ve davanın perde arkası spor kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

    İşte adliye koridorlarında hareketliliğe yol açan Sadettin Saran davasının tüm detayları…

    Duruşmada Beraat Talebi Kabul Görmedi

    İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, davanın müdahillerinden Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) vekili söz alarak, sanıkların Türk sporuna ve hukuka verdikleri zararın göz önünde bulundurulmasını isteyerek en üst sınırdan cezalandırılmalarını talep etti.

    Buna karşılık savunma makamında yer alan Sadettin Saran ve Alan Kenan Saran’ın avukatları, müvekkillerinin söz konusu iddialarla doğrudan bir bağı bulunmadığını ve suç unsurunun oluşmadığını savunarak beraat talebinde bulundu. Sadettin Saran duruşmaya bizzat katılmadığı için son söz hakkı alınamadı.

    2 Yıl 6 Ay Hapis ve Yarım Milyonu Aşan Para Cezası

    Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, toplanan deliller ve dosya kapsamı doğrultusunda suçun işlendiğine hükmetti. Mahkeme; Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran ile kardeşi Alan Kenan Saran’ın, “kişileri reklam vermek veya çeşitli yollarla yasa dışı bahis oynamaya teşvik etmek” suçundan ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

    Hapis cezasının yanı sıra mahkeme, her iki sanığa da 562 bin 500’er lira adli para cezası kesti. Aynı davada yargılanan diğer sanıklar Emre Eren ile Azade Zeynep Haksal hakkında ise üzerlerine atılı suç yönünden somut delil bulunamadığından ayrı ayrı beraat kararı verildi.

    Ne Olmuştu? Sürecin Geçmişi

    Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran hakkında yürütülen bu soruşturmanın fitili, sahibi olduğu medya grubuna ait yayın organlarında ateşlenmişti. Hazırlanan iddianamede, Saran Holding bünyesindeki medya şirketi aracılığıyla canlı yayınlanan bir futbol müsabakası esnasında, saha içi reklam panolarında veya dijital ekranda yasa dışı bahis sitelerinin reklamlarının yapıldığı ve bu yolla izleyicilerin yasa dışı bahse teşvik edildiği iddia edilmişti.

    The post Sadettin Saran’a hapis cezası! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde yıl sonu sergisi açıldı

    Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde yıl sonu sergisi açıldı

    Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde sürdürülen ‘Hayat Boyu Öğrenme’ projesi çerçevesinde Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde yıl sonu sergisi açıldı.

    Hayat boyu öğrenme anlayışının toplumun her kesiminde yaygınlaştırılması amacıyla gerçekleştirilen sergide, kursiyerler tarafından yıl boyunca büyük emek ve özveriyle hazırlanan el sanatları, geleneksel sanatlar, giyim, teknoloji ve çeşitli alanlardaki çalışmalar beğeniye sunuldu.

    Açılış programına Vali Dr. Naci Aktaş, Belediye Başkanı Burcu Köksal, İl Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci ve protokol üyeleri ile kursiyerler katıldı. Sergi alanında eserleri inceleyen Vali Aktaş ve Sünnetci, idareci, kursiyerler ve usta öğreticilerimizle sohbet ederek yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Sergide ortaya konulan eserlerin, bireylerin öğrenme azmini, üretkenliğini ve mesleki becerilerini yansıttığını ifade eden protokol üyeleri, emeği geçen tüm kursiyerleri ve eğitmenleri tebrik etti.

  • Hayvan sağlığının korunması amacıyla başlatılan çalışmalar sürüyor

    Hayvan sağlığının korunması amacıyla başlatılan çalışmalar sürüyor

    Afyonkarahisar’da hayvan sağlığının korunması, bulaşıcı hayvan hastalıklarıyla mücadele edilmesi, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması ve hayvansal üretimde kayıtlılığın sağlanmasına yönelik çalışmalar il genelinde devam ediyor.

    Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Başmakçı ve Şuhut ilçelerinde görevli teknik personeller tarafından küçükbaş hayvanlara yönelik aşılama, küpeleme, tespit ve destekleme çalışmaları yapıldığı belirtildi. Açıklamada, “Yürütülen bu çalışmalarla hayvan hastalıklarının önlenmesi, hayvan varlığının kayıt altına alınması, destekleme süreçlerinin sağlıklı şekilde yürütülmesi ve üreticilerimizin Bakanlığımızca sağlanan desteklerden etkin şekilde yararlanması amaçlanmaktadır.

    İl müdürlüğümüzce yürütülen hayvan sağlığı faaliyetleri, insan sağlığının korunması açısından da büyük önem taşımaktadır. Özellikle aşılama çalışmalarıyla hayvanlardan insanlara bulaşabilen zoonoz hastalıkların önlenmesi, güvenilir hayvansal üretimin desteklenmesi ve toplum sağlığının korunması hedeflenmektedir” ifadelerine yer verildi.

  • Anayasa Mahkemesi süresiz nafaka düzenlemesini iptal etti

    Anayasa Mahkemesi süresiz nafaka düzenlemesini iptal etti

    Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin başvurusu üzerine konuyu gündemine alan Yüksek Mahkeme, Medeni Kanun’un 175. maddesinde yer alan “süresiz” ibaresini anayasaya aykırı buldu. Kararın ardından yasama organına yeni bir yasal düzenleme yapması için 9 aylık süre tanındı.

    Yeni düzenlemede evlilik süresi esas alınacak

    İptal kararının ardından gözler AK Parti tarafından hazırlanan yeni taslağa çevrildi. Hazırlanan taslakta nafaka ödeme süresinin evlilik süresiyle ilişkilendirilmesi planlanıyor. Masadaki formüle göre öngörülen süreler şu şekilde:

    • 3 yıl evli kalanlar: 5 yıl boyunca nafaka ödeyecek.

    • 5 yıl evli kalanlar: 7 yıl süreyle nafaka yükümlüsü olacak.

    • 10 yıl evli kalanlar: 12 yıl nafaka ödedikten sonra yükümlülükleri sona erecek.

    Mağduriyetler için devlet desteği devreye girecek

    Düzenleme sadece süre kısıtlamasıyla sınırlı kalmayacak; nafakanın kesilmesiyle oluşabilecek ekonomik zorluklara karşı sosyal yardım mekanizmaları işletilecek. Nafaka süresi dolduğunda maddi sıkıntı yaşayabilecek kadınlara devlet destekleri sağlanması hedefleniyor. Ayrıca, boşanma davalarının 10 yılı bulan uzun süreçlerini kısaltmak ve çekişmeli davaları daha hızlı sonuçlandırmak için usul değişiklikleri de gündemde yer alıyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • TÜRKİYE VE AZERBAYCAN’IN ORTAK EZGİLERİ CSO ADA ANKARA’DA YANKILANDI

    Kafkasya’nın zengin müzik geleneğini modern sahne anlayışıyla buluşturan programda, Azerbaycan halk müziğinin seçkin eserleri enstrümantal yorumlarla seslendirildi. Kemança, kanun, balaban, tutek ve kaval gibi geleneksel enstrümanların tınıları, perküsyon ve bas gitarın çağdaş dokunuşlarıyla birleşerek dinleyicilere unutulmaz bir müzik yolculuğu sundu.

    Konser boyunca sahnelenen geleneksel dans gösterileri ise müziğin ritmine eşlik ederek görsel bir şölen oluşturdu. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarını sanat aracılığıyla vurgulayan etkinlik, salonu dolduran sanatseverlerden büyük beğeni aldı.

    Azerbaycan’ın Zengin Kültürel Mirası Sahneye Taşındı

     

    Programda Kemança sanatçısı Muhsin Kurbani, Kanun sanatçısı Turgay Coşkun, Balaban, Tutek ve Kaval sanatçısı Ömer Altuntaş, Ritim Perküsyon sanatçısı Burak Çakır ve Bas Gitar sanatçısı Sezgin Eroğlu sahne aldı. Sanatçılar, iki ülkenin ortak kültürel değerlerini yansıtan eserleri başarıyla yorumlayarak izleyicilerden uzun süre alkış aldı.

    CSO Ada Ankara’da Kardeşlik Ezgileri

     

    Müziğin birleştirici gücünü ön plana çıkaran “Türkiye-Azerbaycan Esintileri Enstrümantal Konseri”, iki kardeş ülkenin ortak kültürel hafızasını sanat aracılığıyla yaşatırken, CSO Ada Ankara’nın zengin etkinlik programı içerisinde anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Konser sonunda sanatçılar, izleyicilerin yoğun ilgisi ve alkışları eşliğinde sahneden ayrıldı.

    The post TÜRKİYE VE AZERBAYCAN’IN ORTAK EZGİLERİ CSO ADA ANKARA’DA YANKILANDI first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Süresiz nafaka düzenlemesi iptal edildi!

    Türkiye’de milyonlarca vatandaşı ve sürmekte olan binlerce boşanma davasını doğrudan ilgilendiren, yıllardır hukuk dünyasında ve sosyal hayatta en çok tartışılan konuların başında gelen “süresiz nafaka” uygulamasında tarihi bir dönüm noktasına ulaşıldı.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe herhangi bir zaman sınırı olmaksızın nafaka verilmesini düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddesini oy çokluğuyla iptal etti. Yüksek Mahkeme’nin bu kararı, aile hukuku pratiklerinde ve nafaka yükümlülüklerinde yepyeni bir dönemin kapısını araladı.

    İşte Antalya’daki bir yerel mahkemenin itirazıyla başlayan ve AYM Genel Kurulu’nda son bulan tarihi kararın satır başları ve yürürlük tarihi…

    Süreç Nasıl Başladı? İptal İstenen Madde Hangisi?

    Tarihi karara giden süreç, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin baktığı bir boşanma davasında sergilediği hukuki duruşla başladı. Yerel mahkeme, mevcut yasada yer alan “süresiz nafaka” hükmünün Anayasa’nın eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğu kanısına vararak dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

    İtiraz başvurusunda; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Yoksulluk Nafakası” başlığını taşıyan 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir” hükmündeki “…süresiz olarak…” ibaresinin iptal edilmesi talep edildi.

    AYM Kararı Oy Çokluğuyla Aldı: İptal Hükmü 9 Ay Sonra Yürürlükte

    Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin somut norm denetimi yoluyla yaptığı bu itirazı Genel Kurul gündeminde esastan ele alan Anayasa Mahkemesi, düzenlemeyi masaya yatırdı. Edinilen bilgilere göre Yüksek Mahkeme, kanundaki “süresiz” ibaresini oy çokluğuyla iptal etti.

    Hukuk sisteminde ani bir boşluk oluşmaması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) bu süreçte yeni bir yasal düzenleme (örneğin evlilik süresine göre kademeli nafaka sistemi) hazırlayabilmesi adına yürürlük tarihi ileriye atıldı. AYM’nin iptal hükmü, gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından 9 ay sonra resmen yürürlüğe girecek.

    AYM 2012 Yılında Aynı Talebi Reddetmişti

    Süresiz nafaka konusu daha önce de Yüksek Mahkeme’nin gündemine gelmişti. Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi’nin benzer gerekçelerle yaptığı itiraz başvurusunu 2012 yılında inceleyen Anayasa Mahkemesi, o dönem iptal istemini reddetmişti.

    2012’deki ret kararının gerekçesinde; boşanma sebebiyle yoksulluğa düşen eşi korumanın sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu ve herhangi bir süre sınırı konulmamasının hukuka aykırılık taşımadığı vurgulanmıştı. Ancak aradan geçen yıllar içinde değişen toplumsal dinamikler, mağduriyet iddiaları ve hukuki yaklaşımlar, Yüksek Mahkeme’nin bu kez “iptal” yönünde karar vermesinde etkili oldu.

    Şimdi Ne Olacak?

    AYM’nin iptal kararının gerekçesi önümüzdeki günlerde açıklanacak. Meclis’in 9 aylık yasal tanınan süre içinde; nafakanın evlilik süresi, tarafların yaşları, çocuk durumu ve mali güçlerine göre 5 yıl, 10 yıl gibi belirli süre sınırlarına bağlanacağı yeni bir yasal çerçeve hazırlaması bekleniyor.

    The post Süresiz nafaka düzenlemesi iptal edildi! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • TOKİ’den 64 ilde 20 bin sosyal konut kampanyası: Murat Kurum’dan yeni müjde!

    Ev sahibi olmak isteyen orta gelirli vatandaşlar için beklenen tarihi müjde geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, katıldığı AA Editör Masası programında canlı yayında gündeme dair önemli açıklamalarda bulunarak Toplu Konut İdaresi (TOKİ) eliyle yürütülecek dev bir konut kampanyasının startını verdiklerini duyurdu.

    Türkiye genelinde 64 ili kapsayan ve toplamda 20 bine yakın konutun satışa sunulacağını belirten Bakan Kurum, bu projenin temel amacının hem dar ve orta gelirli vatandaşları yuva sahibi yapmak hem de piyasadaki fahiş kira fiyatlarını aşağı çekmek olduğunu vurguladı. 18 bin TL’den başlayan taksit imkanları ve esnek ödeme planlarıyla dikkat çeken dev konut hamlesinin tüm detayları netleşti.

    İşte Bakan Murat Kurum’un açıkladığı TOKİ 64 il konut kampanyası başvuru şartları, ödeme planı ve tarihleri…

    Amaç Kira Fiyatlarını Düşürmek: 64 İlde 2+1 ve 3+1 Daireler

    Bakan Murat Kurum, orta gelir grubundaki vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla hazırlanan projenin piyasayı regüle edeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “18 bin TL taksit ve 72 ay vade ile satışa sunulacak 20 bine yakın konutu 64 ilde satışa çıkarıyoruz. Orta gelirli vatandaşlarımızın kolaylıkla ulaşabileceği 2+1 ve 3+1 konutlar bunlar. Buradaki temel amacımız piyasadaki konut arzını artırarak kira fiyatlarını düşürmektir.”

    TOKİ Kampanyası Ödeme Planı Nasıl Olacak?

    Bakan Kurum, vatandaşların bütçelerine göre seçebilecekleri, konut fiyatlarının 2.1 milyon TL’den başladığı 3 farklı avantajlı ödeme seçeneğini şu sözlerle duyurdu:

    1. Peşin Ödeme Seçeneği: Konut bedelini tamamen peşin ödemeyi tercih eden vatandaşlara yüzde 25 indirim uygulanacak.

    2. Yüzde 50 Peşinat ve 72 Ay Vade: Konut bedelinin yüzde 50’sini peşin ödeyenlere yüzde 8 indirim yapılacak ve kalan tutar için 72 ay vade imkanı sunulacak. Taksitler aylık 18 bin TL’den başlayacak.

    3. Yarısı Şimdi Yarısı Sonra Peşinat: Peşinat ödemesini tek seferde yapamayanlar için peşinatın yüzde 50’sini şimdi, kalan yarısını ise daha sonra ödeme kolaylığı sağlanacak. Bu seçeneği tercih eden vatandaşlara ise 60 ay vade bölünecek.

    TOKİ Konut Başvurusu Şartları Nelerdir? Kimler Başvurabilir?

    Sosyal devlet anlayışıyla hayata geçirilen bu kampanyada, konutların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşması için belirli kriterler aranacak. Başvuru yapacak vatandaşlarda aranan şartlar şunlardır:

    • Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,

    • 18 yaşını doldurmuş olmak,

    • Başvuru sahibinin kendisinin, eşinin ve velayeti altındaki çocuklarının üzerine hiçbir konut kaydının bulunmaması (konut sahibi olmamak) gerekmektedir.

    Başvurular Ne Zaman Başlıyor, Hangi Bankalardan Yapılacak?

    Orta gelir grubu TOKİ konut projesi için başvuru ve satış takvimi ile yetkili aracı bankalar da resmi olarak ilan edildi:

    • Başvuru Başlangıç Tarihi: 15 Haziran 2026

    • Başvuru Bitiş Tarihi: 17 Temmuz 2026

    • Başvuru Noktaları: Satış ve başvuru işlemleri resmi olarak Ziraat Bankası ve Halkbank şubeleri ile bu bankaların dijital kanalları üzerinden yürütülecek.

    The post TOKİ’den 64 ilde 20 bin sosyal konut kampanyası: Murat Kurum’dan yeni müjde! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Afyonkarahisar’da firari FETÖ hükümlüsü yakalandı

    Afyonkarahisar’da firari FETÖ hükümlüsü yakalandı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'ın Çay ilçesinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olduğu gerekçesiyle hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü yakalandı.

    İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, arananların yakalanmasına yönelik çalışma yaptı.

    Ekipler, bu kapsamda FETÖ üyeliğinden hakkında 6 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan İ.Ö'yü yakaladı.

    Hükümlü, işlemlerinin ardından cezaevine teslim edildi.

  • Oyuncu Gülnihal Demir, Çay’daydı  

    Oyuncu Gülnihal Demir, Çay’daydı  

    Gerçekleşen ziyarette, çocuklara yönelik karne hediyesi niteliğinde düzenlenmesi planlanan tiyatro gösterisi hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında hayata geçirilmesi hedeflenen program üzerine değerlendirmeler yapılarak karşılıklı istişarelerde bulunuldu. Ziyaret sonunda belediye yetkilileri, nazik ziyaretlerinden dolayı konuklara teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi. >>>Ferhat YÜKSEL

  • Afyonkarahisar’da çevre için yürüdüler

    Afyonkarahisar’da çevre için yürüdüler

    Afyonkarahisar’da ‘Türkiye Çevre Haftası ve 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ etkinlikleri çerçevesinde geniş katılımlı bir farkındalık yürüyüşü gerçekleştirildi. Renkli görüntülerin sahne olduğu yürüyüşte, çevre bilincine ve doğanın korunmasına dikkat çekildi.

    Gelecek nesillere daha temiz ve yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla düzenlenen etkinlik, kent protokolünü, sivil toplum kuruluşlarını, öğrencileri ve çok sayıda vatandaşı bir araya getirdi. Katılımcılar, ellerinde çevre temizliği, sıfır atık ve doğa sevgisini aşılayan pankartlarla yürüyüşe destek verdi. Yürüyüş boyunca sık sık çevrenin korunmasına yönelik mesajlar verilirken, vatandaşların da alkışlarla etkinliğe destek olduğu görüldü.

    Etkinlik sonunda yapılan açıklamalarda, küresel ısınma ve çevre kirliliği ile mücadelenin önemine vurgu yapıldı. Afyonkarahisar’ın doğal güzelliklerinin korunması ve sıfır atık bilincinin toplumun tüm kesimlerine yayılması gerektiği belirtilerek, bu tür farkındalık etkinliklerinin kararlılıkla devam edeceği ifade edildi.

    Kutlamalar ve çevre etkinliklerinin hafta boyunca kent genelinde panel, sergi ve ağaç dikimi gibi çeşitli programlarla süreceği öğrenildi.

  • Tır şoförü aracının dorsesinde ölü bulundu

    Tır şoförü aracının dorsesinde ölü bulundu

    Olay, sabah saatlerinde Organize Sanayi Bölgesi 16. Cadde üzerinde meydana geldi. Cadde üzerinde park halinde bulunan 70  plakalı tırın uzun süredir yerinden hareket etmediğini fark eden bölgedeki bir güvenlik görevlisi, aracı kontrol etmek için yanına gitti. Tırın dorse kapağının açık olduğunu gören görevli, içeriye baktığında sürücü Savaş Cingözer’i (47) hareketsiz halde buldu.




    Cumhuriyet savcısı olay yerinde inceleme yaptı

    Güvenlik görevlisinin ihbarı üzerine olay yerine kısa sürede sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin dorse içerisinde yaptığı kontrollerde, tır şoförü Savaş Cingözer’in hayatını kaybettiği belirlendi. Cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Cingözer’in cansız bedeni, otopsi işlemleri için Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.

    İntihar ihtimali üzerinde duruluyor

    İki çocuk babası olduğu öğrenilen tır şoförünün ölümüyle ilgili ilk bulgular intihar şüphesini öne çıkardı. Yetkililer, Savaş Cingözer’in yaşamına son vermiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Emniyet güçlerinin olayla ilgili başlattığı geniş çaplı soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.>>>İHA

  • Çevre için yürüdüler

    Çevre için yürüdüler

    İmaret Camii önünde başlayan yürüyüşe kurum müdürleri, kamu personeli, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Ellerinde çevreyi korumaya yönelik pankartlar taşıyan katılımcılar, şehir merkezinden geçerek Zafer Meydanı’na kadar yürüdü.

    Etkinlikte çevrenin korunması, doğal kaynakların bilinçli kullanılması ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakılmasının önemine dikkat çekildi. Yürüyüş boyunca çevre temizliği ve sürdürülebilir yaşam konularında farkındalık mesajları verildi.

    Zafer Meydanı’nda sona eren programda, Dünya Çevre Günü’nün önemine vurgu yapılarak çevreyi korumanın herkesin ortak sorumluluğu olduğu ifade edildi. >>>Şerafettin KAZAK

  • Fabrikadaki facianın nedeni belli oldu!

    Fabrikadaki facianın nedeni belli oldu!

    Dün akşam saatlerinde Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikanın çelikhane tesisinde meydana gelen olayda, atık su kuyusundaki arızalı pompayı onarmak isteyen işçiler yüksek gerilim akımına kapıldı. Mustafa İnanç (50), Naci Gezer (46) ve Yunus Çekiç (47) olay yerinde yaşamını yitirdi.

    ÖLEN NACİ GEZER (46) (MUHAMMER AY/SAMSUN-İHA)
    Samsun’un Tekkeköy ilçesindeki Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası’nda meydana gelen ve 3 işçinin hayatını kaybettiği elektrik faciasının detayları ortaya çıktı. Arızalı su pompasını tamir etmek için kuyuya inen işçilerin, pompadaki elektrik kaçağı nedeniyle yüksek gerilim akımına kapılarak can verdikleri belirlendi.
    ÖLEN MUSTAFA İNANÇ (50) (MUHAMMER AY/SAMSUN-İHA)
    Samsun’un Tekkeköy ilçesindeki Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası’nda meydana gelen ve 3 işçinin hayatını kaybettiği elektrik faciasının detayları ortaya çıktı. Arızalı su pompasını tamir etmek için kuyuya inen işçilerin, pompadaki elektrik kaçağı nedeniyle yüksek gerilim akımına kapılarak can verdikleri belirlendi.
    ÖLEN YUNUS ÇEKİÇ (47) (MUHAMMER AY/SAMSUN-İHA)
    Samsun’un Tekkeköy ilçesindeki Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası’nda meydana gelen ve 3 işçinin hayatını kaybettiği elektrik faciasının detayları ortaya çıktı. Arızalı su pompasını tamir etmek için kuyuya inen işçilerin, pompadaki elektrik kaçağı nedeniyle yüksek gerilim akımına kapılarak can verdikleri belirlendi.
    ÖLEN NACİ GEZER (46) (MUHAMMER AY/SAMSUN-İHA)
    Samsun’un Tekkeköy ilçesindeki Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası’nda meydana gelen ve 3 işçinin hayatını kaybettiği elektrik faciasının detayları ortaya çıktı. Arızalı su pompasını tamir etmek için kuyuya inen işçilerin, pompadaki elektrik kaçağı nedeniyle yüksek gerilim akımına kapılarak can verdikleri belirlendi.
    ÖLENLERİN AİLELERİ GÖZYAŞI DÖKTÜ. (MUHAMMER AY/SAMSUN-İHA)
    Samsun’un Tekkeköy ilçesindeki Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası’nda meydana gelen ve 3 işçinin hayatını kaybettiği elektrik faciasının detayları ortaya çıktı. Arızalı su pompasını tamir etmek için kuyuya inen işçilerin, pompadaki elektrik kaçağı nedeniyle yüksek gerilim akımına kapılarak can verdikleri belirlendi.

    Bilirkişi heyeti elektrik kaçağı tespit etti

    Olay yerinde inceleme yapan Cumhuriyet savcısı ve bilirkişi heyeti, kuyu içerisindeki su pompasında elektrik kaçağı olduğunu belirledi. Savcılık talimatıyla bahsi geçen su pompası muhafaza altına alınırken, hazırlanacak bilirkişi raporu doğrultusunda sorumluluğu bulunan kişilerin gözaltına alınacağı öğrenildi.

    İhmal iddiaları araştırılıyor

    Hayatını kaybeden işçilerin yakınları, yaşanan acı olayın ardından ihmali olanların cezalandırılmasını talep etti. Hayatını kaybeden üç işçinin cenazelerinin İlkadım, Kavak ve Çarşamba ilçelerinde toprağa verileceği bildirildi. Ekiplerin olayla ilgili başlattığı geniş çaplı soruşturma devam ediyor.>>>İHA

  • Kurt,  bu adamın iyiliğini asla unutmayacak!

    Kurt, bu adamın iyiliğini asla unutmayacak!

    Kurt, bu adamın iyiliğini asla unutmayacak!

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Arazi kavgasında kan döküldü! Baba ve iki oğlu tutuklandı

    Arazi kavgasında kan döküldü! Baba ve iki oğlu tutuklandı

    Olay, 31 Mayıs tarihinde Ergani ilçesi kırsal Çukurdere Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Arazi anlaşmazlığı nedeniyle hedef alınan hafif ticari araca düzenlenen saldırıda, sürücü Hüseyin Şenol (51) yaşamını yitirirken, eşi S.Ş. ise yaralandı. Ergani Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında jandarma ekipleri geniş çaplı bir çalışma yürüttü.

    Adli kontrolle bir kişi serbest kaldı

    Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler hakkında mahkeme kararını verdi:

    • Tutuklananlar: Soruşturma kapsamında gözaltına alınan baba Z.Ş. (59) ile oğulları M.Ş. (30) ve S.Ş. (27) çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

    • Serbest bırakılan: Şüpheliler arasında yer alan damat M.Y. (40), adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    • Saldırının detayları: Silahlı saldırının bir hafif ticari araca yönelik gerçekleştirildiği ve sürücünün olay yerinde hayatını kaybettiği bildirildi.

    • Soruşturma süreci: Olayla ilgili başlatılan adli sürecin Ergani Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde devam ettiği kaydedildi. >>>İHA

  • FETÖ’den aranan şahsı jandarma yakaladı

    FETÖ’den aranan şahsı jandarma yakaladı

    Afyonkarahisar’da Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) üye olma suçundan aranan şahıs jandarma tarafından yakalandı.

    Edinilen bilgilere göre, Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı tarafından aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışma yapıldı. Yapılan incelemelerde İ.Ö. isimli şahsın FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla arandığı tespit edildi. Ardından şahsın peşine düşen ekipler şüpheliyi Çay ilçesinde yakalayarak gözaltına aldı. Şahıs işlemleri sonrası sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.