Stratejistler; iklim koşulları, yüzölçümü, silahlı sivil sayısı ve jeopolitik konumun bir ülkeyi “fethedilemez” kılan temel unsurlar olduğunu belirtiyor.
Türkiye Listede Var mı?
Evet, Türkiye bu listede en üst sıralarda yer alıyor. Medyaradar’ın haberine göre Türkiye’nin işgal edilemez olmasının 3 temel nedeni var:
Jeopolitik Konum: Üç tarafı denizlerle çevrili olması ve Anadolu’nun dağlık yapısı doğal bir savunma hattı oluşturuyor.
Askeri Güç: TSK’nın yüksek operasyonel tecrübesi ve yerli savunma sanayiindeki (İHA/SİHA vb.) büyük atılım.
Sivil Direniş: Türk halkının tarihsel “müdafaa-i hukuk” ruhu ve yüksek seferberlik kapasitesi.
Diğer “İşgal Edilemez” Ülkeler
Listede öne çıkan diğer ülkeler ise şöyle sıralanıyor:
ABD: Hem devasa yüzölçümü hem de dünyada en çok sivil silahlanmanın olduğu ülke olması (Halkın ordudan bağımsız direniş gücü).
Rusya: “General Kış” olarak bilinen dondurucu iklimi ve işgalciyi yutan devasa toprak bütünlüğü.
İsviçre: Alplerin doğal bir kale olması ve her köprü ile tünelin havaya uçurulmaya hazır patlayıcılarla donatılmış olması.
Kuzey Kore: Yer altı şehirleri, nükleer caydırıcılık ve toplumun tamamen askerileşmiş yapısı.
İran: Sarp dağ yolları ve karmaşık coğrafyası nedeniyle kara harekatının imkansız görüldüğü bir ülke.
Ege İhracatçı Birlikleri’nin (EİB), 2026 yılının Ocak-Şubat döneminde ihracatı yüzde 1 artışla 2 milyar 919 milyon dolar oldu. Sanayi ihracatı Şubat ayında yüzde 4 artışla 761 milyon dolar, tarım ihracatı ise yüzde 2 artışla 585 milyon dolar olarak gerçekleşti. 175 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği zirvedeki yerini korudu. Ege Tütün İhracatçıları Birliği, Şubat ayında yüzde 22 artışla ihracatını 77 milyon dolara çıkardı ve EİB bünyesinde ihracat artış rekortmeni oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 12 artışla 147 milyon dolar, Ege Maden İhracatçıları Birliği yüzde 21 artışla 125 milyon dolarlık ihracatla Şubat ayını geride bıraktı. Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Şubat ayında 99 milyon dolar, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 98 milyon dolarlık döviz getirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yüzde 7 artışla 94 milyon dolar, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 83 milyon dolarlık ihracatı kayda aldı. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 61 milyon dolarlık ihracat yaptı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 33 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, 17 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ise ihracatını 15 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı.
EGE BÖLGESİ’NİN İHRACATI 2 MİLYAR 515 MİLYON DOLAR
Ege Bölgesi, Şubat ayında 2 milyar 515 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İzmir’de yerleşik iki serbest bölge İzmir’in ihracatına 308 milyon dolarlık katkı sağladı. Kasım ayında İzmir, 1 milyar 405 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi ihracatının yüzde 55’ini tek başına gerçekleştirdi. Denizli, Şubat ayında 388 milyon dolar, Manisa 357 milyon dolar ihracat yaptı. Muğla Şubat ayında 102 milyon dolarlık ihracatı, Balıkesir 88 milyon dolarlık ihracatı Türkiye’ye kazandırdı. Aydın, Şubat ayında 77 milyon dolarlık döviz getirisine imza attı. Afyonkarahisar’ın ihracatı 39 milyon dolar olarak gerçekleşti. Kütahya 30 milyon dolar, Uşak 24 milyon dolarlık ihracat yaptı.
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Şubat ayında 183 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirirken 105’ine ihracatımızı artırdık. Almanya yüzde 6 artışla 147 milyon dolarla ihracatımızda ilk sırada, ABD 120 milyon dolarla ikinci sırada, İtalya yüzde 37 artışla 110 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Avrupa Birliği’ne yüzde 10 artışla 708 milyon dolar, Amerika ülkelerine 166 milyon dolar, Asya ve Okyanusya ülkelerine yüzde 21 artışla 122 milyon dolar, Afrika ülkelerine 100 milyon dolar, diğer Avrupa ülkelerine yüzde 11 artışla 89 milyon dolar, Eski Doğu Bloku ülkelerine yüzde 9 artışla 96 milyon dolar, Serbest Bölgelere yüzde 19 artışla 31 milyon dolar, Türk Cumhuriyetlerine 25 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Şubat ayında kaydedilen sınırlı artışlara rağmen mevcut tabloyu temkinli okumak gerekiyor; küresel talepteki zayıflama, Avrupa pazarındaki durgunluk, yüksek finansman maliyetleri ve kurun enflasyon karşısında yeterince rekabetçi seviyede olmaması ihracatçının kârlılığını ciddi biçimde aşındırıyor. Artış rakamları olumlu görünse de maliyet baskısı altında ezilen sektörlerimiz için sürdürülebilir bir büyümeden söz etmek güçleşiyor. Özellikle emek yoğun sektörlerde daralan marjlar, üretim iştahını ve yatırım kararlarını olumsuz etkiliyor. Eğer finansmana erişim kolaylaştırılmaz ve rekabetçiliği destekleyen adımlar hızla atılmazsa, önümüzdeki aylarda ihracat artış hızının daha da yavaşlaması ve bazı sektörlerde gerileme görülmesi şaşırtıcı olmayacaktır.” dedi. >>>Haber Merkezi
Anket sonuçları, Türkiye’nin denge politikasını takdir eden halkın, sahada yaşanan çatışmalara karşı net bir duruş sergilediğini gösteriyor.
Düşman Algısında İlk 3
Halkın en çok mesafe koyduğu ve “düşman” olarak gördüğü ülkeler, son dönemdeki askeri hareketliliklerle doğrudan bağlantılı:
İsrail: %83,0 oranında “düşman” olarak görülerek listenin en tepesinde yer aldı. Dost diyenlerin oranı sadece %7,2.
ABD: %74,6 oranında “düşman” olarak nitelendirildi. “Dost” diyenler %18,0 bandında kaldı.
Yunanistan: Tarihsel gerilimler ve Ege politikaları nedeniyle %61,5 oranında “düşman” görüldü.
Dost Algısında İlk 3
“Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” anlayışının yanı sıra Uzak Doğu ve Avrupa ülkelerine bakışta yumuşama dikkat çekiyor:
Azerbaycan: %66,0 ile Türkiye’nin en yakın dostu olarak seçildi.
Japonya: %58,4 oranında “dost” olarak görülerek sürpriz bir 2. sıraya yerleşti.
Çin: %49,5 oranında “dost” cevabıyla 3. sırada yer alarak ekonomik ilişkilerin algıyı değiştirdiğini kanıtladı.
Avrupa ve Diğerleri: İlginç Dengeler
Almanya ve İtalya: Bu iki ülke, “dost” oranının “düşman” oranından daha yüksek çıktığı nadir Batı ülkeleri oldu (Almanya: %46 Dost, İtalya: %47,2 Dost).
Rusya: %38,5 Dost – %46 Düşman dengesiyle halkın Rusya konusunda hala temkinli olduğunu gösterdi.
İran: Yanı başımızdaki savaşa rağmen halkın %51,7’si İran’ı “düşman” kategorisinde değerlendirdi.
Türkiye’nin “Dost mu, Düşman mı?” Karne Özeti
Azerbaycan: %66,0 Dost – %20,5 Düşman – %13,5 Fikrim yok (Listenin zirvesinde, en güvenilen dost.)
Japonya: %58,4 Dost – %26,6 Düşman – %15,0 Fikrim yok (En sevilen ikinci ülke.)
Çin: %49,5 Dost – %38,0 Düşman – %12,5 Fikrim yok
İtalya: %47,2 Dost – %40,5 Düşman – %12,3 Fikrim yok
Almanya: %46,0 Dost – %42,3 Düşman – %11,7 Fikrim yok
Fransa: %39,6 Dost – %48,4 Düşman – %12,0 Fikrim yok
Rusya: %38,5 Dost – %46,0 Düşman – %15,5 Fikrim yok
İran: %26,3 Dost – %51,7 Düşman – %22,0 Fikrim yok
Yunanistan: %25,9 Dost – %61,5 Düşman – %12,6 Fikrim yok
ABD: %18,0 Dost – %74,6 Düşman – %7,4 Fikrim yok
İsrail: %7,2 Dost – %83,0 Düşman – %9,8 Fikrim yok (Düşman algısının en yüksek olduğu ülke.)
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, il ve ilçe başkanlarının katılımıyla ATO Congresium’da düzenlenen iftar programında kapsamlı bir konuşma yaptı. Teşkilat mensuplarına hitap eden Bahçeli, 57 yıllık Milliyetçi Hareket Partisi geçmişinin en güçlü dayanağının teşkilat yapısı olduğunu vurgulayarak, “Bizler tek yumruk olursak karşımızda kimse tutunamaz” ifadelerini kullandı. Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e yönelik eleştirileri sert sözlerle yanıtlayan Bahçeli, fitne ve ayrışma girişimlerine karşı birlik ve kardeşlik çağrısı yaptı. Türkiye’nin doğusundan batısına tek bir irade olduğunu dile getiren Bahçeli, “Biriz, diriyiz, kardeşiz” mesajı verdi.
“TÜRK VE TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA EDECEĞİZ”
MHP lideri Bahçeli, 2053 hedeflerine işaret ederek “Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonunun refah, barış ve kardeşlik yüzyılı olacağını söyledi. Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın Türkiye’ye sahip çıkacağını belirten Bahçeli, “İnandık, başaracağız” dedi. Konuşmasında bölgesel gelişmelere de geniş yer ayıran Bahçeli, ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan gerilimin küresel bir savaşa dönüşme riskine dikkat çekerek, çatışmaların kontrolden çıkmasının 3. Dünya Savaşı ihtimalini doğurabileceğini ifade eden Bahçeli, silahların susması ve ateşkes ilan edilmesi gerektiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’i uluslararası hukuk çerçevesinde sorumluluk almaya çağıran Bahçeli, Türkiye’nin barıştan yana tavrını sürdüreceğini belirtti. İran’a yönelik suikastları kınayan Bahçeli, diplomatik çözümün esas alınması gerektiğini vurguladı.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” VURGUSU
“Terörsüz Türkiye” hedefinin kalıcı barış ve huzurun teminatı olduğunu ifade ederek, milli birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığını söyleyen Bahçeli, iç cephede dayanışmanın tahkim edilmesi gerektiğini belirterek, ayrımcılık ve bölücülüğe karşı kararlı duruş sergileyeceklerini dile getirdi. Parti teşkilatlarının saha çalışmalarına da değinen Devlet Bahçeli, “Hayırlı Günler Komşum” ve “Derdin Derdimizdir” programları kapsamında 81 il ve 963 ilçede 168 bini aşkın etkinlik gerçekleştirildiğini hatırlatarak, bu çalışmalar dolayısıyla parti yöneticilerine ve teşkilat mensuplarına teşekkür etti. >>>Emre TAŞPUNAR
Türkiye uzun zamandır bir coğrafyada değil, bir gerilim hattında yaşıyor. Haritaya bakıldığında sınırlar sabit görünüyor olabilir; fakat sınırların hemen ötesindeki hareketlilik, ülkenin iç gündemini doğrudan belirliyor. Kuzeyde savaş, güneyde vekâlet çatışmaları, doğuda güç rekabeti, batıda diplomatik gerilimler… Artık hiçbir kriz gerçekten “dış haber” değil.
Son yıllarda sınırlarımızın çevresinde yaşanan her gelişme Türkiye’ye açık ya da örtülü mesajlar taşıyor. Bazen askeri tatbikatlarla, bazen yaptırım imalarıyla, bazen diplomatik açıklamaların satır aralarında verilen uyarılarla…
Tehdit artık klasik anlamda savaş ilanı şeklinde gelmiyor. Yeni dönemin dili daha örtük: ekonomik baskı, enerji hatları üzerinden pazarlık, terör yapıları üzerinden dolaylı mesajlar, uluslararası platformlarda yalnızlaştırma girişimleri.
Bu yüzden Türkiye’nin dış politikası uzun süredir tek bir soruya sıkışmış durumda:
Taraf mı olmalı, yoksa denge mi kurmalı?
Bugün Ankara’nın izlediği çizgi çoğu zaman “ortada durmak” olarak tanımlanıyor. Aynı anda farklı güç merkezleriyle konuşabilmek, kriz yaşayan aktörlerle diplomatik kanalları açık tutmak, tamamen kopmamak ama tam hizalanmamak…
Bir yanda NATO üyeliği, diğer yanda Rusya ile enerji ve savunma ilişkileri.
Bir tarafta Batı ile ekonomik bağlar, diğer tarafta bölgesel güçlerle zorunlu temaslar.
Bu tablo dışarıdan bakıldığında çelişkili gibi görünebilir. Oysa aslında coğrafyanın dayattığı bir zorunluluk.
Türkiye bir ada devleti değil. Jeopolitik olarak tampon ülke. Geçiş koridoru. Enerji yollarının kesişim noktası. Göç hareketlerinin ilk durağı. Böyle bir konumda “keskin taraf” olmak çoğu zaman güvenlik riskini büyütür.
Bu nedenle dış politikada denge, tercih değil refleks hâline geliyor.
Ancak burada daha zor bir soru ortaya çıkıyor:
Gerçekten ilkelere dayalı bir diplomasi mi yürütülüyor, yoksa tüm ilişkiler çıkar ve menfaat hesabından mı ibaret?
Uluslararası ilişkiler romantik değildir. Devletler dostluk üzerinden değil, çıkar üzerinden hareket eder. Bu, yalnız Türkiye’ye özgü değil; küresel sistemin kendisi böyle işler. Dün rakip olan ülkeler bugün müzakere masasında buluşabilir, bugün stratejik ortak görülen aktör yarın yaptırım uygulayabilir.
Fakat denge siyaseti uzun süre devam ettiğinde içeride farklı bir algı oluşur: yönsüzlük.
Toplum zaman zaman şunu sorgulamaya başlar:
Biz gerçekten bağımsız bir çizgi mi izliyoruz, yoksa her kriz anında yeni bir denge arayan reaktif bir politika mı yürütüyoruz?
Çünkü ortada durmak, güçlü bir strateji olduğunda “denge politikası”dır; zorunluluktan yapıldığında ise “yalnız kalmama çabası” gibi algılanır.
Sınırlarımızın ötesindeki savaşlar Türkiye’yi sadece güvenlik açısından etkilemiyor. Ekonomi dalgalanıyor, enerji fiyatları yükseliyor, göç baskısı artıyor, iç siyasetin dili sertleşiyor. Yani dış politika artık dışarıda kalmıyor; doğrudan iç hayatın parçasına dönüşüyor.
Bu yüzden Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi, klasik ittifak siyasetinden farklı bir modele evrilmiş durumda: aynı anda konuşabilen, tamamen kopmayan, krizleri yönetmeye çalışan bir ara yol.
Ama bu ara yolun en büyük riski şu:
Herkesle konuşabilen ülke, bazen kimse tarafından tam güvenilir görülmeyebilir.
Diplomaside denge, ince bir ip üzerinde yürümeye benzer. Fazla yaklaşırsanız bağımlılık suçlaması gelir, fazla uzaklaşırsanız yalnızlık riski doğar.
Bugün Türkiye tam da bu ipin üzerinde ilerliyor.
Belki de asıl mesele şu değildir:
Ortada durabiliyor muyuz?
Asıl mesele şudur:
Bu dengeyi biz mi kuruyoruz, yoksa coğrafya mı bize bunu mecbur bırakıyor?
Çünkü bazı ülkeler politika üretir.
Bazıları ise bulunduğu yer yüzünden sürekli politika yapmak zorunda kalır.
Türkiye ikinci kategoriye çok daha yakın görünüyor.
Yayla hayatının sade ve içten atmosferinde gerçekleşen çekimlerde, geçmiş Ramazanların gelenekleri ile bugünün değişen alışkanlıkları konuşuldu. Yayla sofralarında kurulan mütevazı ama bereketli iftarlar, eski zamanların imece ruhu ve komşuluk ilişkileri samimi bir dille anlatıldı. Program yapımcısı ve sunucusu Hamza Top, Ramazan sonrasında da Pala Dayılar ile farklı içeriklerle izleyici karşısında olacaklarını belirtti. Çekimlerde Anadolu kültürünün sıcaklığı ve doğal yaşamın içtenliği ön plana çıktı. Geçmişten bugüne uzanan Ramazan hatıralarının paylaşıldığı özel röportaj, izleyicilere nostalji dolu anlar yaşatacak. >>>Berna TÜRKSOY
Ankara’da Bilkent Yerleşkesi’nde yapılan kura çekimiyle birlikte, sağlık ordusuna yeni katılan binlerce hekimin görev yapacağı şehirler ve hastaneler netleşti. Kura sonuçları, Bakanlığın internet sitesi üzerinden erişime açıldı.
Atama Süreci ve İsim Listesi
Kuraya katılan hekimler, tercihlerine ve puanlarına göre yerleştirildi. Tercih yapmayan veya tercihlerine yerleşemeyen adaylar ise genel kura ile ihtiyaç duyulan bölgelere atandı.
Sonuç Sorgulama: Adaylar, yhgm.saglik.gov.tr adresinden veya e-Devlet üzerinden atandıkları kurumları öğrenebilirler.
Personel Bilgi Sistemi (PBS): Atama sonuç tutanakları PBS üzerinden ilan edildi.
Göreve Başlama Ne Zaman?
Kura sonucuna göre atanan hekimlerin göreve başlama takvimi şu şekilde işleyecek:
Tebligat: Atama kararlarının ÇKYS (Çekirdek Kaynak Yönetim Sistemi) sistemine düşmesinin ardından, ikamet ettikleri yerlere göre yasal süreler başlayacak.
Süreler: Aynı yere atananlar için takip eden iş günü, başka yere atananlar için ise 15 günlük yol süresi tanınacak.
İstatistikler
Bu dönem yapılan atamalarda öncelik, deprem bölgesi illeri ve doktor ihtiyacı yüksek olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine verildi. Uzman hekim kadrolarında en çok kontenjanın acil tıp, iç hastalıkları ve çocuk sağlığı branşlarına ayrıldığı görüldü.
Mülkiyeti İl Özel İdaresine ait olan Dinar ilçesi Göçerli köyü 103 ada 3 parsel numaralı, 50.743,84 metrekare yüzölçümlü arsa vasfındaki taşınmazın, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre satışa çıkarılması konusu ele alındı. Söz konusu satış işleminin, ilgili komisyonun vereceği kararın ardından netlik kazanacağı belirtildi.
196 KÖYE 211 YANGIN HİDRANTI
Toplantıda ayrıca, il afet planlamasına esas olmak üzere İl Özel İdaresinin sorumluluk alanında bulunan köy yerleşik alanları dahilinde yangın hidrantı eksik ya da arızalı olan 196 köyde toplam 211 adet yangın hidrantı takılması veya yenilenmesi konusu da görüşüldü. Madde, değerlendirilmek üzere komisyona havale edildi.
YÜNTAŞ’IN SERMAYESİ ARTIRILACAK
Gündemin bir diğer maddesinde ise Yüntaş Akaryakıt Gıda İçecek Turizm Mermer Elektrik Nakliyat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sermayesinin güçlendirilmesi ele alındı. Şirket sermayesinin 450 milyon TL’ye çıkarılması ve İl Özel İdaresinin rüçhan hakkını kullanması yönünde karar alındı. >>>Mustafa BAYER
Sri Lanka deniz yetkilileri ve uluslararası ajansların aktardığına göre, saldırı gece yarısı sularında gerçekleşti. Bölgedeki sivil gemilerin yardım çağrılarını (SOS) almasıyla ortaya çıkan olayda, İran gemisinin ağır hasar aldığı veya battığı iddia ediliyor.
Saldırı Nasıl Gerçekleşti?
Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, saldırının bir kamikaze insansız deniz aracı (İDA) veya bir denizaltı torpidosu ile gerçekleştirilmiş olabileceği üzerinde duruluyor. Patlamanın şiddetiyle geminin gövdesinde büyük bir yarık açıldığı ve mürettebatın tahliye fırsatı bulamadığı belirtiliyor.
101 Mürettebat Aranıyor
Sri Lanka Deniz Kuvvetleri, olay yerine arama-kurtarma botları ve helikopterler sevk etti. Ancak: 101 askeri personelin denizde kaybolduğu bildirildi. Şu ana kadar sadece birkaç yaralının bölgedeki ticari gemiler tarafından sudan çıkarıldığı ifade ediliyor.
Bölgesel Risk ve İddialar
Saldırı, İran ile İsrail/ABD arasındaki gerilimin zirve yaptığı bir döneme denk geldi. Analistler, bu saldırının İran’ın denizdeki lojistik ağını koparmaya yönelik stratejik bir hamle olduğunu değerlendiriyor. Tahran yönetimi, henüz saldırının failine dair resmi bir suçlamada bulunmasa da “misilleme” sinyalleri verdi.
Yoğunluğun fazla olduğu alanlarda kurulan stantlarda, özellikle kadınlara KADES’in amacı, kullanım şekli ve acil durumlarda sağladığı hızlı müdahale imkânı detaylı şekilde anlatıldı. Ekipler, uygulamanın cep telefonlarına nasıl indirileceğini uygulamalı olarak göstererek, olası bir tehlike anında tek tuşla güvenlik güçlerine ulaşılabileceğini hatırlattı. Emniyet yetkilileri, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında bilinçlendirme faaliyetlerinin aralıksız devam edeceğini belirtti. >>>Haber Merkezi
İran’ın başkenti Tahran’ın Pardis ve Demavend bölgelerine ABD ve İsrail’e ait savaş uçakları tarafından en az 10 füze saldırısı düzenlendiği, İsfahan kentinde de patlama seslerinin duyulduğu bildirildi. AA muhabirinin aktardığına göre, sabah saatlerinde savaş uçakları Tahran’ın çeşitli bölgelerini hedef aldı. Öte yandan yerel basında İsfahan kentinde de patlama seslerinin duyulduğu belirtilirken, saldırıların kentin hangi bölgelerine gerçekleştirildiği hakkında resmi açıklama yapılmadı.
ABD ile İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın misillemeleri devem ederken Körfez ülkelerinde birçok kritik nokta hedef alındı. ( Yasin Demirci – Anadolu Ajansı )
DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSU: ABD’NİN BÖLGEDE KONUŞLANDIRDIĞI İKİNCİ THAAD HAVA SAVUNMA SİSTEMİNİ VURDUK
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD’nin bölgede konuşlandırdığı ikinci THAAD hava savunma sistemini vurduğunu iddia etti. İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, “Batı Asya bölgesindeki ikinci ABD THAAD füze savunma sistemi, İran Devrim Muhafızları’nın hassas güdümlü füzeleriyle vurularak operasyonel yörüngeden çıkarıldı.” ifadelerini kullanıldı. İran ordusu, önceki gün de Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) “El-Ruveys üssünde İsrail füze savunma ağıyla bağlantılı “THAAD” radarını imha ettiğini duyurmuştu.
İRAN SAVUNMA BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ: DÜŞMAN ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE MECBUREN SAVAŞI DURDURMAK ZORUNDA KALACAK
İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Rıza Telayi Nik, katıldığı bir televizyon programında, İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan savaşla ilgili konuştu. Telayi Nik, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başında Ali Hamaney’i öldürerek ülkedeki siyasi sistem ile komuta kademesinin çökeceğini düşündüğünü ancak bunun stratejik bir hesap hatası olduğunu belirterek, “Her komutan için eğitimli yedek komutanlar belirlendi. Düşman önümüzdeki günlerde mecburen savaşı durdurmak zorunda kalacak.” değerlendirmesinde bulundu. ABD ve İsrail ile yaşanan savaşın ilk anından itibaren İran’ın komuta kademesinin koordinasyonu konusunda sorun yaşanmadığına vurgu yapan Telayi Nik, sahadaki denklemin İran halkının lehine değiştiğini söyledi. Telayi Nik, İran’ın Silahlı Kuvvetleri’nin, Haziran 2025’te İsrail ile yaşanan 12 günlük çatışma sürecine göre daha hızlı aksiyon aldığını ve saldırılara hızlı ve yoğun bir şekilde cevap verildiğini aktardı. İran’ın, komşu ve Müslüman ülkelere her zaman “olumlu yaklaştığını” belirten Telayi Nik, “herhangi bir ülkenin üslerinin İran’a karşı kullanılması halinde söz konusu tehdidin kaynağını hedef almanın” meşru olduğunu öne sürdü.
İRAN, HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA “UYARILARI DİKKATE ALMAYAN” 10 PETROL TANKERİNİ VURDUĞUNU DUYURDU
Yarı resmi Fars Haber Ajansının Devrim Muhafızları Ordusunun açıklamasına dayandırdığı haberde, Hürmüz Boğazı’nın güvenli olmadığı yönündeki tekrarlanan uyarılara rağmen, bu uyarıları dikkate almayan 10’dan fazla petrol tankerinin çeşitli mühimmatlarla vurularak kullanılamaz hale getirildiği belirtildi. Haberde, Hürmüz Boğazı’nın savaş koşulları altında olduğu ve füze veya başıboş insansız hava araçlarından gemilere zarar gelme olasılığının bulunduğu ve bu nedenle gemilerin bu bölgeden geçmemesi gerektiği ifade edildi.
İRAN’DA FAALİYET YÜRÜTEN PAK, İRAN’IN IRAK’TAKİ PAK KARARGAHINA BİR KEZ DAHA SALDIRDIĞINI İLERİ SÜRDÜ
İran’da faaliyet yürüten Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan, İran tarafından yapıldığı iddia edilen saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Saldırı sonrası çıkan yangın görüntülerinin de paylaşıldığı açıklamada, “PAK güçlerine ait bir karargaha insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlendi. Bu, PAK karargahlarına atılan yedinci insansız hava aracı oldu.” ifadelerine yer verildi. Saldırı düzenlenen karargahın nerede olduğuna ilişkin bilgi paylaşılmadı.
İSRAİL, İRAN’IN GİZLİ MİN-ZEDAİ NÜKLEER TESİSİNE SALDIRI DÜZENLEDİĞİNİ İDDİA ETTİ
İsrail Ordu Sözcüsü Ella Waweya’nın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı görüntülü paylaşımda, İran’a yönelik saldırılar kapsamında Tahran yönetiminin askeri nükleer kapasitesine zarar vermek iddiasıyla, nükleer silah kapasitesine ilişkin çeşitli hedeflere saldırı düzenlediklerini savundu. Waweya, “İran nükleer silah grubunun ağır darbe almasına rağmen İran’ın askeri faaliyetlerini durdurmadığını” öne sürdüğü paylaşımında, “İran’ın nükleer silah için gerekli kapasiteyi geliştirmeye devam ettiği ve altyapıyı hava saldırılarına karşı korunaklı yer altı tesisine taşıdığını” iddia etti. Söz konusu tesiste (Min-Zedai), nükleer silah sisteminin merkezi bir bileşenini geliştirmeye odaklanan bir grup nükleer bilim insanının faaliyet gösterdiğini savunan Waweya, “İsrail’in istihbarat birimlerinin bilim insanlarının faaliyetlerini izlemeyi sürdürdüğünü ve toplantı yerini tespit ederek gizli kompleksi hassas bir biçimde hedef aldığını” ileri sürdü.
İRAN KIZILAYI: ABD-İSRAİL SALDIRILARINDA ÖLENLERİN SAYISI 787’YE YÜKSELDİ
İran Kızılay Kurumu, ABD-İsrail saldırılarında ölenlerin sayısının 232 kişi artarak 787’ye yükseldiğini duyurdu. Tesnim Haber Ajansı, İran Kızılay Kurumu tarafından yapılan yazılı açıklamayı yayımladı. Açıklamada, “153 yerleşim biriminde 504 noktanın hedef alındığı saldırılarda 787 kişi hayatını kaybetti.” ifadelerine yer verildi. Vurulan binaların enkazlarında arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü belirtilirken, saldırılarda yaralananların sayısına ilişkin bilgi verilmedi.
TAHRAN’IN ÇEŞİTLİ MEYDANLARINDA TOPLANAN HALK, YÖNETİME DESTEK GÖSTERİLERİ DÜZENLEDİ
İranlılar, İslami Tebliğ Koordinasyon Konseyinin çağrısı üzerine kentin önemli noktalarında bir araya geldi. Meydanlarda toplanan kalabalıklar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına tepki gösterdi. ABD ve İsrail aleyhine sloganların atan göstericiler, ellerinde İran bayrakları ile yönetime destek mesajları verdi. Tahran’da halk dün akşam da meydanlarda bir araya gelmiş ve ülkelerine yönelik saldırıları protesto etmişti.
İSRAİL’İN SALDIRI DUYURUSUNUN ARDINDAN İRAN’IN FARKLI KENTLERİNDE PATLAMALAR MEYDANA GELDİ
İsrail Ordu Sözcüsü Ella Waweya, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, ordunun İran’a yeni saldırı başlattığını belirtti. Waweya, “İsrail Hava Kuvvetleri az önce İran’ın füze fırlatma rampalarına, savunma sistemlerine ve diğer altyapılara karşı geniş çaplı yeni bir saldırı dalgası başlattı.” ifadesini kullandı. Bu açıklamadan sonra sosyal medyada, İran’ın başta Şiraz ve Urumiye kentleri olmak üzere birçok yerinde patlamaların meydana geldiği görüntüler yer aldı.
İRAN’IN BAŞKENTİ TAHRAN’DA ART ARDA PATLAMA SESLERİ DUYULDU
Yarı resmi Tesnim Haber Ajansının haberinde, Tahran’ın batı bölgelerinde art arda patlama seslerinin geldiği belirtildi. Yerel medyada yer alan haberlerde de İsfahan, Senendec, Kum ve Ahvaz kentlerinde de patlama sesleri duyulduğu kaydedildi. Sosyal medyada yer alan görüntülerde büyük patlamaların olduğu ve kentlerin üstünde yoğun duman görüldü. Tahran’ın batısı ile Germdere, Şehri Kudüs ve Verdaverd bölgelerinde şiddetli patlama sesleri duyuldu. >>>AA
Sektör kaynaklarından alınan bilgiye göre, “Eşel Mobil” sisteminin karşılayamayacağı boyuta ulaşan maliyet artışları nedeniyle fiyat etiketlerinin güncellenmesi kaçınılmaz hale geldi.
1. Zam Ne Zaman Geliyor?
T24’ün haberine göre, zamlı fiyatların 5 Mart’ı 6 Mart’a bağlayan gece yarısı itibarıyla geçerli olması bekleniyor. Dağıtım şirketlerine ön bilgilendirmenin yapıldığı ifade ediliyor.
2. Beklenen Zam Miktarı
Henüz resmi rakamlar netleşmemekle birlikte, uluslararası piyasalardaki ürün fiyatları üzerinden yapılan hesaplamalar şu artışları öngörüyor:
Benzin: 3,85 TL – 4,20 TL arası artış beklentisi.
Motorin: 4,50 TL – 5,10 TL arası artış beklentisi.
3. Akaryakıt Neden Artıyor?
Petrol Fiyatları: İsrail-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat riskleri petrolü son 2 yılın zirvesine taşıdı.
Dolar Kuru: TL’nin değer kaybı, ithal edilen akaryakıtın maliyetini doğrudan yukarı çekiyor.
Rafineri Çıkış Fiyatları: Akdeniz piyasasındaki işlenmiş ürün fiyatlarının sert yükselişi.
Domino Taşı, Türkiye’nin iç ve dış politikasında öne çıkan gelişmeleri, karar alma süreçlerini ve kamuoyunu yakından ilgilendiren başlıkları tarafsız ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alıyor. Güncel olaylar; uzman görüşleri, derinlemesine analizler ve dikkat çeken değerlendirmelerle izleyiciyle buluşuyor.
Siyasetin nabzını tutmak, gündemi doğru ve güvenilir kaynaklardan takip etmek isteyenler için Kanal 3 ekranlarında nitelikli bir haber ve analiz programı.
Tahran semalarında görülen alev topu ve ardından gelen patlama sesleri büyük paniğe neden oldu. Yerel kaynaklar ve uluslararası ajansların doğruladığı habere göre, düşürülen uçağın İran’ın son dönemde Rusya’dan tedarik ettiği modern eğitim/hafif taarruz uçağı olduğu belirtildi.
1. Operasyonun Detayları
Gelen bilgilere göre, uçak Tahran’ın güney kesimlerinde uçuş yaptığı sırada hedef alındı. İsrail tarafı operasyonu resmi olarak üstlenmese de, güvenlik analistleri saldırının gelişmiş mühimmatlarla gerçekleştirilen nokta atışı bir operasyon olduğunu vurguluyor.
2. Yak-130 Uçağının Önemi
Düşürülen Yak-130, Rusya tarafından üretilen ve İran’ın 4. ve 5. nesil savaş uçaklarına (Su-35 gibi) pilot yetiştirmek için kullandığı yüksek teknolojili bir uçak. Bu uçağın vurulması, İran’ın hava savunma kabiliyetindeki zafiyetleri ve İsrail’in Tahran semalarına kadar uzanan operasyonel gücünü göstermesi açısından kritik önem taşıyor.
3. İran’dan İlk Tepki
İranlı yetkililer henüz resmi bir kayıp raporu yayınlamazken, bölgedeki hava savunma sistemlerinin alarm durumuna geçtiği ve Tahran hava sahasının sivil uçuşlara geçici olarak kapatıldığı iddia edildi.
İstanbul’un ikonik mekanlarında gerçekleşecek olan Manifest konserleri, bu yıl alternatif rocktan elektroniğe kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Etkinlikler sadece konserle sınırlı kalmayıp, sanat atölyeleri ve söyleşilerle de destekleniyor.
1. Konserler Ne Zaman Başlıyor?
Manifest İstanbul konser serisi 15 Mart 2026 tarihinde başlayacak ve Haziran ayı sonuna kadar devam edecek. Bahar dönemine yayılan etkinliklerde ana sahneler hafta sonları aktif olacak.
2. Manifest İstanbul 2026 Mekanları
Konserler, İstanbul’un ruhunu yansıtan şu noktalarda gerçekleşecek:
KüçükÇiftlik Park: Büyük ölçekli konserler ve yerli rock grupları için ana merkez.
Zorlu PSM (Turkcell Sahnesi): Elektronik müzik ve uluslararası performanslar.
Müze Gazhane: Genç yetenekler ve alternatif sahneler için ücretsiz etkinlik alanları.
Tersane İstanbul: Festivalin kapanış haftasına ev sahipliği yapacak olan tarihi atmosfer.
3. Öne Çıkan Sanatçılar
Haberde yer alan bilgilere göre bu sezon sahne alması beklenen isimlerden bazıları:
Yerli: Mor ve Ötesi, Mabel Matiz, Gaye Su Akyol.
Yabancı: Avrupa turnesi kapsamında İstanbul’a uğrayacak olan indie ve techno müziğin yükselen isimleri.
4. Biletler Satışta mı?
Biletler, popüler biletleme platformları üzerinden (Passo, Biletix vb.) kademeli olarak satışa sunuluyor. Bazı etkinliklerin ise “açık hava” konseptiyle ücretsiz ve kayıtlı olacağı belirtiliyor.
Sarı-kırmızılı ekip, sadece saha içi sonuçlarıyla değil, finansal büyümesi ve marka değeriyle de yükselişini sürdürüyor. UEFA’nın son yayımladığı maaş raporunda 14 basamak birden atlayarak dikkat çeken Galatasaray, bu başarısını “Dünyanın En İyileri” listesine girerek taçlandırdı.
1. Zirve Tanıdık: Devler Yarışıyor
Listenin ilk sıralarında modern futbolun lokomotifi olan kulüpler yer alıyor. Ancak Galatasaray’ın bu listede yer alması, Türk futbolunun uluslararası arenadaki prestiji açısından tarihi bir önem taşıyor.
Liderler: Real Madrid, Manchester City ve Barcelona listenin tepesindeki yerlerini koruyor.
Galatasaray’ın Farkı: Türkiye’den listeye giren tek takım olan Galatasaray, listede yer alan tek Türk temsilcisi olma unvanını korudu.
2. UEFA Raporuyla Gelen Yükseliş
Fotomaç’ın aktardığına göre, Galatasaray’ın bu başarısının arkasında sadece kupa koleksiyonu değil, akıllı yatırımlar ve artan gelir kalemleri bulunuyor:
Finansal Sıçrama: Galatasaray, Avrupa’da maaş harcamaları ve bütçe artışında %39’luk bir yükselişle en çok gelişen kulüplerden biri oldu.
Sıralama: Bir önceki yıla göre 14 basamak birden yükselen Cimbom, Avrupa’nın elit 25 kulübü arasına ismini yazdırdı.
Dünyanın En Büyük 25 Kulübü: Öne Çıkanlar
Zirvenin Sahipleri: Listenin ilk üç sırasını beklendiği gibi Avrupa’nın devleri paylaştı: 1. Real Madrid, 2. Manchester City, 3. Barcelona.
Tek Türk Temsilcisi: Türkiye’den listeye giren ilk ve tek takım Galatasaray oldu. Fenerbahçe ve Beşiktaş bu prestijli listede yer almadı.
UEFA Sıçraması: Galatasaray, UEFA’nın yayımladığı son finansal raporda Avrupa’da en çok gelişim gösteren kulüplerden biri olarak dikkat çekti ve 14 basamak birden yükseldi.
Geride Bırakılan Devler: Galatasaray; tarihi başarıları, marka değeri ve taraftar gücü gibi kriterlerin baz alındığı listede Inter, Bayern Münih ve Manchester United gibi ekiplerle aynı kategoride değerlendirildi.
Finansal Büyüme: Sarı-kırmızılı kulübün listeye girmesinde, kulüp gelirlerindeki %39’luk artış ve kadro maliyetindeki planlı büyüme etkili oldu.
Sport Bible Kriterleri: Liste oluşturulurken sadece saha içi sonuçlar değil; kupa sayısı, taraftar kitlesi, finansal güç ve küresel popülarite gibi 10 farklı kriter göz önünde bulunduruldu.
Diğer Öne Çıkanlar: Listede AC Milan, Liverpool, Juventus ve Paris Saint-Germain gibi köklü kulüpler de ilk 25 içerisinde yerlerini korudu.
1995’ten bu yana 150’yi aşkın iftar programı düzenleyen TÜSİAV’ın bu yılki ikinci iftar programı Midas Otel ev sahipliğinde sivil toplum kuruluşu başkanları için düzenlendi. Davete Afyonkarahisarlı Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ve Kanal 3 Genel Müdürü Selcen Dilek Çöygün de katıldı. İftar programı Belediye Başkanı Yaşar’ın konuşmasıyla başladı. Yaşar’a Midas Otel Kurucu Üyesi Dr. Ali Yücelen tarafından “Sivil Toplum Dostu Beratı” takdim edildi. >>>Haber Merkezi
Konya’da bugün saat 15:00 sularında kentin pek çok noktasından duyulan patlama seslerinin ardından Valilik hızlı bir bilgilendirme yaparak endişeleri giderdi. Seslerin herhangi bir olumsuz olay veya kaza ile ilgisi olmadığı, planlı askeri faaliyetlerin bir parçası olduğu açıklandı.
1. Patlama Sesi Değil, “Sonik Patlama”
Valilikten yapılan açıklamaya göre; 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesinde icra edilen “Şehit Hava Pilot Yüzbaşı Gökhan Korkmaz Millî Anadolu Kartalı-2026/1 (AE-26/1) Eğitimi” kapsamında görev yapan savaş uçakları (F-16), eğitim rotasında ses duvarını aştı.
Sonik Patlama Nedir? Uçakların ses hızını (yaklaşık 1.225 km/s) aşması sırasında oluşan şok dalgalarının yeryüzünde gök gürültüsüne benzer şiddetli bir ses olarak duyulmasıdır.
2. Valilik Daha Önce Uyarmıştı
Konya Valiliği, Şubat ayının son günlerinde yaptığı yazılı açıklamada, 26 Şubat – 13 Mart 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek bu eğitimler sırasında ses üstü hızlara ulaşılabileceğini ve patlama benzeri gürültülerin duyulabileceğini kamuoyuna bildirmişti.
3. Eğitim Faaliyetleri Devam Edecek
Türk Hava Kuvvetleri’nin harbe hazırlık kapasitesini artırmayı hedefleyen bu rutin eğitimlerin belirtilen takvim doğrultusunda Mart ayı ortasına kadar devam edeceği öğrenildi. Yetkililer, vatandaşların resmi kanallar dışındaki asılsız “patlama” iddialarına itibar etmemesi gerektiğini vurguladı.
AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde öğretmen ve öğrenciler, ihtiyaç sahiplerinin 3 bakkaldaki veresiye defterinde biriken 150 bin liralık borcu ödedi.
Barbaros Ortaokulu öğretmen ve öğrencileri, ramazan ayında Osmanlı geleneği olan "zimem defteri" uygulaması kapsamında 150 bin lira topladı.
Toplanan parayla ilçedeki farklı mahallelerde bulunan 3 bakkaldaki ihtiyaç sahiplerinin biriken borçları kapatıldı.
Öğretmen Erdem Doğu, gazetecilere, ders konusu olan zimem defteri uygulamasını öğrencileriyle tekrar yaşatmak istediklerini belirtti.
Uygulamanın gönüllülük esasına göre yapıldığını aktaran Doğu, şunları kaydetti:
"Bu projemizdeki amacımız bir etkinlikle ders işlemek, Osmanlı'nın bu güzel geleneğini günümüzde yaşatmaktır. Bu etkinliği yapabilmek için zengin olmaya gerek yok. Normal düzeyde olan insanlar da bir araya geldiğinde bu etkinliği yapabilirler. Öğrencilerimizle gurur duyuyoruz."
Öğrencilerden İsmail Gökpınar da uygulamayla iyiliğin herkesin kalbinde çok güzel iz bıraktığını hissettiklerini vurguladı.
Öğrencilerden Asude Özdeniz ise derste duyduğu zimem defteri uygulamasını gerçeğe dönüştürünce mutlu olduklarını ifade etti.