Yazar: admin

  • Afyonkarahisar- Av yolunda ölüme 1 tutuklama

    Afyonkarahisar- Av yolunda ölüme 1 tutuklama

    Olay, 13 Aralık’ta Sultandağı’na bağlı Yeşilçiftlik beldesinde saat 21.00 sıralarında meydana geldi. Yeşilçiftlik Mahalle Muhtarı S.Y.A., mahalle ve çarşı bekçileri O.B., A.B. ile Fatih Duru, ava gitmek için bir araya gelerek, otomobile bindi. 4 kişinin bulunduğu otomobil seyir halindeyken tüfeklerden biri henüz belirlenemeyen nedenle ateş aldı. Tüfekten çıkan saçmalar Fatih Duru’nun boynuna isabet etti.

    Fatih Duru’nun vurulduğunu gören arkadaşları, Sultandağı Devlet Hastanesi’ne götürdü. Sağlık personelinin hastanede yaptığı kontrollerde Fatih Duru’nun hayatını kaybettiği belirlendi. S.Y.A., O.B. ve A.B. gözaltına alındı. O.B.’nin ifadesinde tüfeği ava hazırladığı sırada yanlışlıkla ateş aldığını itiraf ettiği öğrenildi. S.Y.A., O.B. ve A.B. işlemlerinin ardından dün adliyeye sevk edildi. Sulh ceza hakimliğine çıkarılan O.B. tutuklanırken, S.Y.A. ve A.B. serbest bırakıldı. Diğer yandan Fatih Duru otopsinin ardından toprağa verildi.

  • Teknoloji şirketleri küçülürken yapay zekâ neden büyüyor?

    Teknoloji şirketleri küçülürken yapay zekâ neden büyüyor?

    Merhaba bu hafta yapay zekanın şirketler üzerindeki etkilerini çalışma hayatındaki değişimlerini ele alacağız.

    Son dönemde teknoloji dünyasında dikkat çekici bir tabloyla karşı karşıyayız. Küresel ölçekte binlerce çalışanın işten çıkarıldığı bir süreç yaşanırken, yapay zekâ yatırımları aynı hızla artmaya devam ediyor. İlk bakışta çelişkili gibi görünen bu durum, aslında teknolojinin yön değiştirdiğini gösteriyor.

    Google, Meta, Amazon gibi küresel şirketler ciddi küçülmelere giderken; aynı şirketler yapay zekâ altyapılarına ve büyük dil modellerine milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Bu tablo artık Türkiye’de de hissedilmeye başlandı.

    Kriz Değil, Yeniden Yapılanma

    Yaşanan süreç bir çöküşten çok yeniden yapılanma olarak okunmalı. Pandemi döneminde hızla büyüyen teknoloji şirketleri, dijitalleşmenin kalıcı olacağı varsayımıyla büyük istihdam yarattı. Ancak pandemi sonrası normalleşme, artan maliyetler ve ekonomik belirsizlikler bu büyümenin sürdürülebilir olmadığını gösterdi.

    Türkiye’de de benzer bir tablo var. E-ticaret, yazılım ve dijital hizmet alanlarında faaliyet gösteren bazı şirketler son iki yılda kadrolarını daraltırken, yapay zekâ ve otomasyon projelerine yatırımı artırdı. Özellikle bankacılık ve telekom sektöründe müşteri hizmetleri, veri analizi ve operasyonel süreçlerde yapay zekâ kullanımı hızla yaygınlaşıyor.

    Yapay Zekâ Neden Tercih Ediliyor?

    Şirketler açısından yapay zekâ sadece bir teknoloji değil, aynı zamanda güçlü bir maliyet ve verimlilik aracı. Yazılım geliştirme, çağrı merkezleri, içerik üretimi ve raporlama gibi alanlarda yapay zekâ, daha az insanla daha hızlı sonuç alınmasını sağlıyor.

    Türkiye’de birçok banka, müşteri temsilcisi ihtiyacını azaltan yapay zekâ destekli dijital asistanlara yönelmiş durumda. Benzer şekilde medya ve reklam sektöründe içerik üretimi, çeviri ve video kurgulama süreçlerinde yapay zekâ kullanımı artıyor. Bu durum, özellikle orta seviye pozisyonların risk altına girmesine neden oluyor.

    İnsan Yerine Algoritma mı?

    Asıl kırılma noktası burada. Şirketler artık “insanla büyüme” yerine “sistemle büyüme” modelini benimsiyor. Yapay zekâ, yorulmuyor, izin istemiyor ve aynı işi sürekli aynı kalitede yapabiliyor. Bu da insan kaynağını, özellikle tekrar eden işlerde, ikinci plana itiyor.

    Türkiye’de yazılım ve IT alanında çalışan birçok genç profesyonel, bu dönüşümü yakından hissediyor. Bazı pozisyonlar ortadan kalkarken, yapay zekâ ile çalışabilen, onu yöneten ve denetleyen yeni uzmanlık alanları ortaya çıkıyor.

    Gelecek Kimin İçin?

    Yapay zekâ büyürken herkes için iş alanı daralabilir; ancak uyum sağlayabilenler için yeni fırsatlar da doğuyor. Veri okuryazarlığı, yapay zekâ denetimi, etik, siber güvenlik ve stratejik planlama gibi alanlar hem dünyada hem Türkiye’de önem kazanıyor.

    Buradaki kritik soru şu: Eğitim sistemi ve kamu politikaları bu dönüşüme ne kadar hazır? Eğer bu değişim yönetilmezse, yapay zekâ verimliliği artırırken işsizlik ve gelir eşitsizliği gibi sorunları derinleştirebilir.

    Konuyu topladığımızda teknoloji şirketleri küçülürken yapay zekânın büyümesi bir çelişki değil; yeni dönemin doğal sonucu. Asıl mesele, bu dönüşümün insanı dışlayan mı yoksa insanı yeniden konumlandıran mı bir yapıya evrileceği.

    Yapay zekâ hızla ilerliyor. Ancak asıl belirleyici olan, bu hıza toplum olarak ne kadar ayak uydurabildiğimiz nasıl uyum sağladığımız olacaktır.

  • Ne Konuşuyor Bu Adamlar | 16 Aralık 2025

    Ne Konuşuyor Bu Adamlar | 16 Aralık 2025

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : <a href=”https://www.facebook.com/kanal3tv” target=”_blank” rel=”nofollow”>https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Elifşah İle Kahve Keyfi | 16 Aralık 2025

    Elifşah İle Kahve Keyfi | 16 Aralık 2025

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : <a href=”https://www.facebook.com/kanal3tv” target=”_blank” rel=”nofollow”>https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • AFSÜ’de depo eczacılığı konuşuldu

    AFSÜ’de depo eczacılığı konuşuldu

    Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Sarıkürkcü, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Sevim Feyza Erdoğmuş ile akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla Mavi Salonda yapılan seminerde, Selçuk Ecza Deposu Afyonkarahisar Mesul Müdürü Eczacı Zübeyde Görgülü, konuk oldu.

    Depo eczacılığının önemini vurgulayarak konuşmasına başlayan Ecz. Görgülü, ilaç depolarının sağlık sistemindeki kritik rolünü detaylarıyla paylaştı. Depo eczacılığının yasal sorumlulukları; ilaç ve tıbbi ürünlerin depolanması, saklama koşulları ve kalite güvencesi süreçleri üzerinde duran Ecz. Görgülü, lojistik, dağıtım zinciri ve ürün takibi; mesul müdürün görev tanımı, yetkileri ve karşılaşılan sorunlar hakkında da bilgiler aktardı. Ecz. Görgülü, gerçek saha deneyimlerinden örnekler paylaşarak depo eczacılığının pratik yönlerini anlattı. Depolarda kullanılan teknolojik sistemler ve otomasyon uygulamaları ile eczacılar için depo sektöründe kariyer fırsatları ve yetkinlik gereksinimlerinden söz eden Ecz. Görgülü, ilaç güvenliği, ilaç geri çekme süreçleri ve mesleki sorumluluklardan da bahsetti. Öğrencilerin depo eczacılığına ilişkin merak ettikleri soruların cevaplarını alma fırsatı bulduğu etkinlik, Dekan Prof. Dr. Sarıkürkcü tarafından Ecz. Görgülü’ye Teşekkür Belgesi takdimi sona erdi.

  • “Dijital rekabette üst lige çıkmalıyız”

    “Dijital rekabette üst lige çıkmalıyız”

    Erdal Akar Konferans Salonunda FEF Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Akın’ın konuşmacı olarak yer aldığı konferansa; akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı. Konferansta Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Akın, Türk Konseyinin 12 Kasım 2021 tarihinde Türk Devletleri Teşkilatı adını aldığını belirtti. Bilim ve inovasyon alanında Türk dünyasının eş güdümlü biçimde hareket etmesinin stratejik bir gereklilik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cüneyt Akın, bu kapsamda “Türk Bilimsel Hareketlilik Fonu” ile “Türk Dünyası Bilim Zirvesi”nin hayata geçirilmesi yönünde çağrıda bulundu.

    Akın, yapay zekâ, büyük veri ve FinTech gibi yükselen teknoloji alanlarında ortak kapasite inşasının TDT’nin küresel rekabet gücünü artıracağını belirterek, “Büyük Veri Analitik Merkezi” kurulmasının önem arz ettiğini ifade etti. Akın ayrıca, FinTech Sandbox ve Yapay Zekâ İnovasyon Merkezi gibi kurumsal yapıların oluşturulmasının, TDT’nin teknolojik altyapısını güçlendirerek dijital dönüşüm sürecini hızlandıracağını ifade etti.

  • 27 yıl hapis cezası bulunan firari yakalandı

    27 yıl hapis cezası bulunan firari yakalandı

    A.C. isimli şahsın; iki ayrı dosyadan “Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme” ve bir dosyadan ise “Hükümlü veya tutuklunun kaçması” suçlarından arandığı belirlendi. Yapılan incelemede, şahıs hakkında üç ayrı dosyadan toplam 27 yıl 3 ay 22 gün hapis cezası ile 169 bin 660 TL adli para cezası bulunduğu tespit edildi. Emniyet güçlerince düzenlenen operasyonla yakalanan A.C., işlemlerinin ardından adli mercilere sevk edilerek cezaevine teslim edildi.

  • Kent genelinde güvenlik uygulamaları aralıksız sürüyor

    Kent genelinde güvenlik uygulamaları aralıksız sürüyor

    Yürütülen çalışmalar kapsamında, çeşitli suçlardan haklarında toplam 27 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir kişiyle birlikte, hapis cezası bulunan toplam 10 şahıs yakalandı. Ayrıca ifadeye yönelik aranması bulunan 15 kişiyle birlikte toplamda 25 aranan şahıs emniyet güçlerince gözaltına alındı. Denetimler sırasında 9 bin 217 şahıs ve 2 bin 635 araç sorgulandı. Yapılan aramalarda 4 tüfek, 16 bıçak, 126 adet sentetik ecza maddesi, farklı miktarlarda uyuşturucu madde, uyuşturucu emdirilmiş peçete ile 26 adet elektronik sigara ve likitleri ele geçirildi.

    Bıçak taşıyan 16 kişiye idari yaptırım uygulanırken, toplamda 32 şahsa 175 bin 552 TL, 40 araca ise 108 bin 794 TL idari para cezası kesildi. Öte yandan il merkezinde meydana gelen “iş yerinden hırsızlık” ve “açıktan hırsızlık” olaylarına ilişkin yapılan operasyonel çalışmalar neticesinde 4 şüpheli yakalanırken, suçta kullanıldığı değerlendirilen bir motosiklet ele geçirildi. Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla denetim ve uygulamaların aralıksız sürdürüleceğini vurguladı.

  • Rektör Karakaş, Kocatepe Hayvan Hastanesi’nde

    Rektör Karakaş, Kocatepe Hayvan Hastanesi’nde

    Ziyarette; Kocatepe Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Musa Korkmaz, Başhekim Yardımcıları Dr. Öğretim Üyesi Ebubekir Yazıcı, Dr. Öğretim Üyesi Fatma Görücü Özbek ve Şube Müdürü İsmail Erol da hazır bulundu. Rektör Prof. Dr. Karakaş cihazlar hakkında Kocatepe Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Musa Korkmaz’dan bilgiler aldı. Prof. Dr. Musa Korkmaz, tomografi cihazının Kocatepe Hayvan Hastanesi açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek hastanenin Afyonkarahisar başta olmak üzere Eskişehir, Uşak, Kütahya, Isparta, Denizli ve Antalya gibi birçok ile hizmet sunduğunu kaydetti.

    KALP HASTALIKLARININ TANISININ DAHA ETKİN BİÇİMDE KONULABİLECEK


    Korkmaz, tomografi teknolojisi sayesinde iç organ yaralanmaları, iç kanamalar, tümörler, kemik dokusu hastalıkları ile damar içi pıhtılaşma veya tıkanıklık gibi olguların daha etkin biçimde tespit edilebileceğini belirtti. Üç boyutlu renkli doppler ultrasonografi ile kalp yapılarının üç boyutlu ve ayrıntılı şekilde görüntülenebileceğini kaydeden Korkmaz, bu sayede kalp hastalıklarının tanısının daha etkin biçimde konulabileceğini belirtti. Korkmaz ayrıca, tomografi ve ultrasonografi cihazlarının hastaneye kazandırılmasıyla öğrencilerin pratik eğitim olanaklarının artacağını, hayvan sağlığı hizmetlerinde etkinliğin yükseleceğini ve proje ile araştırma faaliyetlerine yönelik yeni imkânlar sağlanacağını ifade etti.

    “TOMOGRAFİ VE ULTRASON CİHAZIMIZI HAYVAN HASTANEMİZE KAZANDIRDIK”

    Rektör Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Kocatepe Hayvan Hastanesi’nde görev yapan öğretim elemanları adına tomografi cihazını yerinde görmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Karakaş, üniversite yönetimi olarak hastanenin en modern tıbbi donanımlarla güçlendirilmesi yönünde hedef ortaya koyduklarını belirterek, hastanenin açılışından itibaren ihtiyaç duyulan cihazların teminine yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü kaydetti. Karakaş, 2026 yılında sağlanan ek bütçe imkânıyla tomografi cihazı ile ultrason cihazının hastaneye kazandırıldığını belirterek söz konusu yatırımların hastanenin kurumsal itibarı ve hizmet kapasitesi bakımından önem taşıdığına dikkat çekti. Yeni cihazlarla birlikte Kocatepe Hayvan Hastanesinin daha donanımlı bir yapıyla bölgeye ve ülkeye hizmet sunacağını vurgulayan Karakaş, gelecek dönemde de hastanenin diğer ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli desteğin sağlanmaya devam edeceğini dile getirdi.

    YÜRÜYÜŞ YOLUNA ZİYARET

    Rektör Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Kocatepe Hayvan Hastanesine gerçekleştirdiği ziyaretin ardından Bacım Sultan Kız Öğrenci Yurdundan İlahiyat Fakültesi ile Güzel Sanatlar Fakültesi arasındaki yürüyüş yolunda incelemelerde bulundu. Afyonkarahisar Belediyesi tarafından gerçekleştirilen peyzaj düzenlemelerini yerinde değerlendiren Karakaş, yürüyüş yolunun kullanımına ve güvenliğine ilişkin öğrencilerle görüşerek mevcut duruma dair bilgi aldı.

  • KADEM’den şiddetle mücadeleye yönelik farkındalık eğitimi

    KADEM’den şiddetle mücadeleye yönelik farkındalık eğitimi

    Eğitim kapsamında, şiddetin bireysel ve toplumsal boyutları çok yönlü ele alındı. Psikolog Elmas Aybike Yılmaz, şiddetin psikolojik temelleri ve bireyler üzerindeki etkileri hakkında katılımcılara bilgi verirken; Avukat Merve Tuğba Ablak, şiddetle mücadelede hukuki haklar, başvuru mekanizmaları ve yasal süreçler konusunda bilgilendirme yaptı.

    Uzman Öğretmen Sema Şahin ise eğitim perspektifinden şiddetin önlenmesi, farkındalık oluşturma ve güven temelli iletişimin önemi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Katılımcıların soruları ve karşılıklı etkileşimle zenginleşen eğitim programında, şiddetin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğu vurgulanarak, çözümün ise bilinçlenme, erken müdahale ve kurumlar arası iş birliğinden geçtiği ifade edildi. Program sonunda KADEM Afyonkarahisar İl Temsilciliği yetkilileri, şiddetle mücadelede farkındalık çalışmalarının artarak devam edeceğini belirterek, eğitime katkı sunan uzmanlara ve ev sahipliği yapan AFAD İl Müdürlüğü’ne teşekkür etti.

  • Kitapların iyileştirici gücü “Bibliyoterapi” sahaya indi

    Kitapların iyileştirici gücü “Bibliyoterapi” sahaya indi

    Afyonkarahisar Dumlupınar Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM), eğitimde yenilikçi yaklaşımları ve sosyal sorumluluk projelerini birleştiren dikkat çekici bir çalışmaya imza attı. TÜBİTAK 2204-B Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri çerçevesinde geliştirilen proje ile kitap okuma alışkanlığı, “Bibliyoterapi” (Kitapla İyileşme) metoduyla harmanlanarak sahaya taşındı. Proje danışmanı Necla Tabak rehberliğinde öğrenciler Ela Kazan, Ece Köken ve Ekin Katrancıoğlu tarafından yürütülen çalışma, sadece akademik bir araştırma olmakla kalmayıp, öğrencilerin duygusal zekâlarını ve kendini ifade etme becerilerini geliştiren bir sosyal harekete dönüştü.

    7 AY SÜREN EĞİTİM VE FARKINDALIK SEFERBERLİĞİ


    Afyonkarahisar’da okuma kültürünü “duygu-düşünce-davranış” ekseninde yeniden yorumlayan proje ekibi, 7 ay boyunca yoğun bir çalışma takvimi yürüttü. Projenin yaygınlaştırma ayağında; Neriman İbrahim Küçükkurt Ortaokulu, Hoca Ahmet Yesevi Ortaokulu, Bahçeşehir Koleji ve Dumlupınar BİLSEM başta olmak üzere kent merkezindeki birçok okulda sunumlar ve atölyeler düzenlendi. Bu süreçte öğrenciler, belirlenen kitapları okuyarak bibliyoterapi analizleri yaptı, özel çalışma sayfaları hazırladı ve bunları arkadaşlarıyla paylaştı.

    AKADEMİK VE PEDAGOJİK TAM DESTEK

    Projenin bilimsel temelleri sağlam bir zemine oturtuldu. AKÜ Eğitim Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aliye İlkay Yemenici, bibliyoterapinin bilimsel çerçevesi ve içerik geliştirme süreçlerinde öğrencilere akademik danışmanlık yaptı. Projenin kapanışında ise güvenli ve pedagojik bir atmosferde gerçekleştirilen özel bir söyleşi düzenlendi. Söyleşiye Türkçe Öğretmeni Habibe Küçükarslan ve Psikolojik Danışman Ebru Kaplan katılarak, sürecin öğrenciler üzerindeki olumlu etkilerini ve bibliyoterapinin önemini masaya yatırdı.

    ONKOLOJİ SERVİSİNDEKİ ÇOCUKLARA “KİTAPLI” DOKUNUŞ

    Proje, sadece zihinsel gelişimi değil, toplumsal dayanışmayı da hedefledi. Öğrenciler, kitap okuma sevgisini aşılamak amacıyla özel bez çantalar tasarlayıp boyadı. Hijyen kurallarına ve resmi prosedürlere titizlikle uyularak hazırlanan bu çantalar, kanser tedavisi gören çocuklara hediye edilmek üzere onkoloji bölümüne teslim edildi. Bu duyarlı hareket, projenin en çok takdir toplayan yönlerinden biri oldu.

    SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR OKUMA KÜLTÜRÜ İÇİN DİJİTALLEŞME

    Proje ekibi, çalışmanın etkisinin 7 ayla sınırlı kalmaması için üretilen tüm içerikleri (bibliyoterapi defterleri, panolar, sunumlar) dijital ortama aktardı. Bu materyaller, farklı okullardaki öğretmenlerin kullanımına sunularak projenin sürdürülebilir olması sağlandı. Dumlupınar BİLSEM ekibi, projeyle ilgili verdikleri mesajda; “Okumak bir zorunluluk değil; öğrencinin kendini tanıdığı, duygularını anlamlandırdığı ve iyi oluşunu destekleyen bir iyileşme sürecidir” vurgusunu yaptı. 

  • Jeotermal sondaj kuyularında inceleme yapıldı

    Jeotermal sondaj kuyularında inceleme yapıldı

    Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığından Daire Başkanı Hakan Günlü ve Tarım Uzmanı Gözde Dalkıran, Seracılık Organize Tarım Bölgesi (TDİOSB) arazisi ve jeotermal sondaj kuyularında incelemelerde bulundukları belirtildi. Ziyaretle ilgili açıklamada, “Heyete İl Müdürümüz ve aynı zamanda TDİOSB Yönetim Kurulu Üyesi Özkan Parlak ile TDİOSB Bölge Müdürü Gökhan Tüplek ve Tarımsal Altyapı ve Arazi Değerlendirme Şube Müdürü Özgür Babalık eşlik ederek yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı bilgiler verdi. Ziyaret çerçevesinde bölgenin mevcut durumu, jeotermal kaynakların tarımsal üretimde kullanımı ve planlanan yatırımlar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu” ifadelerine yer verildi.

  • ATSO Başkanı Serteser ve beraberindeki başkanlar Denizli’de: “Enflasyonun tek haneye inmesi lazım”

    ATSO Başkanı Serteser ve beraberindeki başkanlar Denizli’de: “Enflasyonun tek haneye inmesi lazım”

    Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu ve Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu’nun ev sahipliğinde Denizli İş Dünyası İstişare Toplantısı gerçekleştirildi. Dünya Odalar Federasyonu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da katıldığı toplantıya Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Serteser, ATSO Meclis Başkanı Mustafa Ali Çelikten, Afyonkarahisar Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mühsürler ve Meclis Başkanı Ali Rıza Gürakar katıldı.

    “DÜŞECEK BAŞKA ÇARESİ YOK”


    Hisarcıklıoğlu, kentin metal, makine, döküm, kablo, elektrik-elektronik ve tekstil gibi geniş bir üretim altyapısına sahip olduğunu söyledi. Bölge sanayisinin savunma ve havacılık ekosistemine entegrasyonu için de önemli adımlar atmaya çalıştığını belirten Hisarcıklıoğlu, rekabet gücünü ve marka değeri artıracak tüm bu çalışmalarla gurur duyduğunu ifade etti. Son dönemde ekonomi yönetimiyle yapılan görüşmelere değinen Hisarcıklıoğlu, özellikle tekstil ve hazır giyim sektörünün yaşadığı rekabet ve finansman sorunlarının ilgili bakanlıklara aktarıldığını dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini belirterek, “Nefes kredileri kapsamında Denizli’de 850 firma faydalandı. KOBİ’lerin kullandığı faizler yüksek. Bunları kaldırabilmeleri mümkün değil. Bunların başında enflasyonun tek haneye inmesi lazım. Enflasyon tek haneye inerse birçok problemimizi çözmüş olacağız. Düşecek başka çaresi yok.” diye konuştu.

    “BU UYGULAMA DAHA BASİT HALE GETİRİLMELİ”


    Krediye ulaşımı kolaylaştırmak üzere, ticari kredi kartları da dahil, nakdi kredi artışı sınırlayan düzenlemelerin kaldırılması gerektiğine vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: “Merkez Bankasının döviz dönüşüm desteği uygulaması hem yeterli gelmiyor hem de şartları çok ağır üyelerimiz kullanamıyor. İhracat yapan üyelerimizin, beşte birinden azı, buna ulaşabiliyor. Bu uygulama daha basit hale getirilmeli, miktarının ve süresinin de artırılması lazım. Özel sektörün KDV alacakları meselesine de artık bir çözüm getirilmesi gerekiyor.”

    Hisarcıklıoğlu, Uzakdoğu’dan gelen ve başta Çin olmak üzere çoğu dampingli ithalatın yol açtığı, haksız ve yıkıcı rekabetle de karşı karşıya olduklarını belirterek, özellikle Çin’e yönelik, muhakkak kapsamlı bir tedbir paketi ve strateji olması gerektiğini dile getirdi. Rifat Hisarcıklıoğlu, asgari ücret desteğinin, asgari ücretteki artışa paralel şekilde yükseltilmesi önerisinde bulundu.

  • Diş Hekimliği’nde kariyer semineri

    Diş Hekimliği’nde kariyer semineri

    Mavi Salonda gerçekleşen etkinlikte katılımcılara, DHF Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nergiz Uz tarafından, fakültede verilen eğitim ve mezunların kariyer tercihlerine ilişkin bilgilendirme yapıldı. Diş hekimliği yapabilmek için sahip olunması gereken temel nitelikler, mesleğin gerektirdiği görev ve sorumluluklar hakkında açıklamalarda bulunulan etkinlikte, diş hekimliği lisans eğitimi ve mezuniyet sonrası süreçler hakkında da detaylı bilgiler paylaşıldı. Etkinlik, üniversite adayı liselilerin merak ettikleri soruların cevaplanmasıyla sona erdi.

  • Gastronomi Derneği’nden toplu istifa

    Gastronomi Derneği’nden toplu istifa

    Dernek üyeleri birlikte toplu olarak yaptıkları istifanın ardından kamuoyuna açıklamada bulundular; istifa eden üyeler AFGASDER için büyük emekler sarf ettiklerini, ancak gelinen noktada, yaşanan olaylar neticesinde, ayrılığın zorunlu hale geldiğini ifade ettiler. Yaklaşık 30 üyenin istifası ile, üyelerinin üçte ikisini kaybeden AFGASDER’de, önümüzdeki günlerde neler olacağı merak konusu. Dernekten istifa eden üyelerin yapmış oldukları açıklamada, artık ne AFGASDER ile, ne de dernek başkanı Mustafa Toran ile bağlantılarının olmadığı vurgulandı.

  • Muhasebe camiasından 586 sayılı Tebliğ’e tepki

    Muhasebe camiasından 586 sayılı Tebliğ’e tepki

    Vergi sisteminin adil, şeffaf ve sürdürülebilir bir mali yapı üzerine kurulması gerektiğini vurgulayan Sayar, basit usule tabi mükelleflerin gerçek usule geçirilmesini uzun süredir desteklediklerini hatırlattı. Bu geçişin kayıt dışılıkla mücadele ve sağlıklı mali veri üretimi açısından önemli olduğuna dikkat çeken Sayar, Cumhurbaşkanı Kararı ile alınan bu yönlü adımın, yayımlanan tebliğle işlevsiz hale getirildiğini savundu. 586 sayılı Tebliğ ile gerçek usule geçen mükelleflerin muhasebe kayıtlarının ve beyannamelerinin meslek odaları tarafından tutulabilmesine imkân tanınmasının, mesleki açıdan kabul edilemez olduğunu belirten Sayar, bu durumun hem hukuki hem de teknik açıdan ciddi belirsizlikler içerdiğini ifade etti. Söz konusu yetkilendirmenin ileride daha sorunlu düzenlemelerin önünü açabileceği uyarısında bulundu.

    DÜZENLEME KAMU YARARI TAŞIMIYOR

    Açıklamasında kayıt dışılıkla mücadele ve bütçe disiplini vurgusu yapan Sayar, vergi yükü altındaki mükellefler açısından adalet duygusunun zedeleneceğini dile getirdi. Muhasebe, denetim ve beyan süreçlerinin ayrılmaz bir bütün olduğuna işaret eden Sayar, bu alanların meslek mensuplarının sorumluluğunda yürütülmesi gerektiğini söyledi. Esnaf odalarına muhasebe ve beyan yetkisi verilmesinin liyakat ilkesine aykırı olduğunu savunan Sayar, bu durumun vergi kaybına, denetimsizliğe ve mesleğin itibarsızlaştırılmasına yol açacağını ifade etti. Düzenlemenin kamu yararı taşımadığını vurgulayan Sayar, vergi adaletinin bozulmasının uzun vadede kamu hizmetlerini de olumsuz etkileyeceğini belirtti. Sayar, açıklamasının sonunda TÜRMOB ve meslek odaları olarak söz konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek, aksi halde hukuki mücadele başta olmak üzere her türlü yasal hakkın kullanılacağını kamuoyuna duyurdu.

  • “Evciler, bereketli topraklar üzerinde kurulu bir ilçe”

    “Evciler, bereketli topraklar üzerinde kurulu bir ilçe”

    Evciler Kadın Kooperatifi tarafından hayata geçirilen İncila marka çikolatanın ilçenin yatırımları açısından önemli olduğunu kaydeden Okumuş, “Şu anda kooperatifimizde 27 kadınımız istihdam ediliyor. İhtiyaca göre, dönemsel olarak bu sayının 80’e kadar ulaştığı oluyor. Kadın Kooperatifimizin yeni üretimlerini internet üzerinden, yol üzeri dinlenme tesisleri ve yerel marketlerimizden tüketiciye ulaştırabilmek için çalışmalarımız sürüyor. Üretimin daha profesyonel olması için birçok yeniliği uygulayacağız. Bize her konuda olduğu gibi bu konuda da destek veren Sn. Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı’na çok teşekkür ederiz” diye konuştu.

    “İLÇEMİZDE YOĞUN OLARAK BUĞDAY VE ARPA ÜRETİMİ YAPILIYOR”


    Evciler ilçesine bağlı 7 köy ve 6 mahalle olduğunu söyleyen Okumuş, “Köylerimizde alt yapı ile ilgili sorun yok. Bazı köylerimizde parke çalışmaları sürüyor. Köylerimizi ziyaret ederek ihtiyaçları yerinde tespit edip karşılamaya devam ediyoruz. Evciler, bereketli topraklar üzerinde kurulu bir ilçe. İlçemizde yoğun olarak buğday ve arpa üretimi yapılıyor. Aynı zamanda hem büyük baş hem de küçük baş hayvancılıkla uğraşılıyor” dedi.

    “HERKESİ EVCİLER’İ GÖRMEYE DAVET EDİYORUZ”

    Evciler’de kurum ve vatandaşların katıldığı bir voleybol turnuvası düzenlendiğini kaydeden Okumuş, “İlçemizde kapalı spor salonumuz, çim sahamız ve halı sahamız mevcut. Özellikle güreşle ilgilenen başarılı gençlerimiz var. İlkokul, ortaokul ve liselerimizde güreş kursları açılıyor. Geçen yıllarda güreşle ilgili çeşitli müsabakalarda madalya alan gençlerimiz olduğunu söylemek isterim. İlçemizde akıl ve zeka oyunlarına ilişkin eğitimler düzenliyoruz. Yakın zamanda da masa tenisiyle ilgili turnuva düzenleyeceğiz. İlçemiz asayiş açısından da son derece güvenli bir ilçe. Herkesi Evciler’i görmeye davet ediyoruz” dedi.

  • “Ray paslandı, takvim eskidi, vaat yıprandı”

    “Ray paslandı, takvim eskidi, vaat yıprandı”

    Yüksek hızlı tren için ilk hedef tarihin 2015 olarak açıklandığını hatırlatan Olgun, bu tarihin önce 2018’e, ardından 2020’ye, daha sonra 2023’e ertelendiğini, gelinen noktada ise 2027 yılının telaffuz edildiğini belirtti. Sürekli değişen tarihlerle birlikte projenin inandırıcılığının da zayıfladığını vurgulayan Olgun, “Raylar paslandı, takvimler eskidi, vaatler yıprandı” ifadeleriyle sürece eleştiri getirdi. Olgun, yıllar içinde tekrar edilen açıklamaların artık kamuoyunda bir “ilerleme hikâyesi” olarak değil, yerine getirilemeyen sözler zinciri olarak algılandığını dile getirerek, gecikmelerin toplumda beklenti değil hayal kırıklığı ürettiğini kaydetti. Milletvekili Hakan Şeref Olgun, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Sonu gelmeyen kurban pazarlığı ve hâlâ rötarlı yüksek hızlı tren… Son tarih 2015’ti… Olmadı, 2018’e alındı. Yetmedi, 2020’ye ötelenmişti. Ardından 2023 denildi; o da tutmadı. şimdi 2027… Ray paslandı, takvim eskidi, vaat yıprandı. Geriye bir hız hikâyesi değil; her ertelenen tarihle biraz daha eksilen, toplum nezdinde ağır ağır eriyen bir itibar kaldı.” >

  • Uyuşturucu sevkiyatına jandarmadan darbe

    Uyuşturucu sevkiyatına jandarmadan darbe

    Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince yürütülen istihbarı çalışmalar neticesinde; Afyonkarahisar’dan temin edilen uyuşturucunun Eskişehir’e getirileceği bilgisi alındı. Seyitgazi ilçesinde tespit edilen bir araçta ve araç içerisindeki 3 şahsın üzerinde, yapılan aramada, 42 adet sentetik ecza hap, 2 gram skunk, 2 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 1 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 1 adet çakmak ve 1 adet bıçak ele geçirildi. Olayla ilgili yakalanan 3 şüpheli şahıs hakkında, çeşitli suçlardan soruşturma başlatıldı.

  • Motosiklet kazasında 2 çocuk yaralandı

    Motosiklet kazasında 2 çocuk yaralandı

    Kaza, Sandıklı ilçesine bağlı Sorkun köyünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 13 yaşındaki M.Ç.’nin kullandığı 03 LZ 635 plakalı motosiklet sürücüsünün henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu park halinde bulunan bir otomobile çarptı. Kazada çocuk sürücü ile birlikte yanında bulunan 9 yaşındaki H.H.Ç., yaralandı. Yaralılar kaza sonrası çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine gelen ambulanslarla hastanelere kaldırıldı. Kazanın ardından jandarma tarafından inceleme başlatıldı.

  • Afyonkarahisar – Gazilere afet eğitimi verildi

    Afyonkarahisar – Gazilere afet eğitimi verildi

    Afyonkarahisar İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen eğitim programına 44 gazi katıldı. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından düzenlenen sertifika töreninde, programa katılan gazilere sertifikaları Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı tarafından takdim edildi. Yetkililer, gazilerin afetlere karşı bilinçlendirilmesini amaçlayan bu tür eğitimlerin toplum genelinde farkındalık oluşturduğunu vurguladı.

  • Afyonkarahisar – Tır, başka tıra arkadan çarptı

    Afyonkarahisar – Tır, başka tıra arkadan çarptı

    Kaza, Şuhut ilçesine bağlı Mahmut köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Mahmut köyü istikametinden Şuhut ilçe merkezi yönüne seyir halinde olan, H.A. idaresindeki tır sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu önündeki bir başka tıra çarptı.

    AFYONKARAHİSAR’DA MEYDANA GELEN TRAFİK KAZASINDA KONTROLDEN ÇIKAN TIR BİR BAŞKA TIRIN DORSESİNE ÇARPARKEN, KAZA ESNASINDA YOLUN BOŞ OLMASI YAŞANABİLECEK BİR FACİANIN ÖNÜNE GEÇTİ. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’da meydana gelen trafik kazasında kontrolden çıkan tır bir başka tırın dorsesine çarparken, kaza esnasında yolun boş olması yaşanabilecek bir facianın önüne geçti.

    Meydana gelen kazada tır sürücüsü H.A. yaralandı. Kazayı gören çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi olay yerinde yapılan yaralı, daha sonra hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

    AFYONKARAHİSAR’DA MEYDANA GELEN TRAFİK KAZASINDA KONTROLDEN ÇIKAN TIR BİR BAŞKA TIRIN DORSESİNE ÇARPARKEN, KAZA ESNASINDA YOLUN BOŞ OLMASI YAŞANABİLECEK BİR FACİANIN ÖNÜNE GEÇTİ. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’da meydana gelen trafik kazasında kontrolden çıkan tır bir başka tırın dorsesine çarparken, kaza esnasında yolun boş olması yaşanabilecek bir facianın önüne geçti.

    Kaza esnasında yolun boş olması yaşanabilecek bir facianın önüne geçerken, kazanın ardından polis tarafından inceleme başlatıldı.

    AFYONKARAHİSAR’DA MEYDANA GELEN TRAFİK KAZASINDA KONTROLDEN ÇIKAN TIR BİR BAŞKA TIRIN DORSESİNE ÇARPARKEN, KAZA ESNASINDA YOLUN BOŞ OLMASI YAŞANABİLECEK BİR FACİANIN ÖNÜNE GEÇTİ. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’da meydana gelen trafik kazasında kontrolden çıkan tır bir başka tırın dorsesine çarparken, kaza esnasında yolun boş olması yaşanabilecek bir facianın önüne geçti.
  • Anaokulu öğrencileri sağlık dünyasını tanıdı

    Anaokulu öğrencileri sağlık dünyasını tanıdı

    Hekimlik mesleğini tanıtarak konuşmasına başlayan Doç. Dr. Balcı, mesleğin öneminden ve değerinden bahsederek miniklerimize tıp eğitimi ve sağlıkla ilgili meslekler hakkında yaş seviyelerine uygun açıklamalarda bulundu. Samimi bir ortamda gerçekleşen etkinlik, Doç. Dr. Balcı’nın miniklerin sorularını yanıtlaması ile sona erdi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’nin güçlü olmak dışında seçeneği yoktur

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’nin güçlü olmak dışında seçeneği yoktur

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’ndaki, 16. Büyükelçiler Konferansı’nda katılımcılara hitap etti.

    Devlet geleneğinde istişarenin ayrı bir yerinin ve öneminin olduğunu ifade eden Erdoğan, “devlet aklı” kavramının, istişare kültürünün zengin bir tecrübeden süzülerek uygulamaya geçirilmiş hali olduğunu belirtti.

    Bu yıl 16’ncısı düzenlenen Büyükelçiler Konferansı’nın her konuda fikir teatisine, istişareye, müzakereye zemin oluşturduğunu, bundan da memnuniyet duyduğunu dile getiren Erdoğan, her yıl olduğu gibi bu sene de konferansın tertiplenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

    Erdoğan, devleti ve milleti yurt dışında iftiharla temsil ederken terör örgütlerinin kalleş saldırılarında şehit düşen hariciye teşkilatının tüm mensuplarını rahmetle yad etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2008 yılından beri düzenlenen konferansın her yıl farklı bir temada gerçekleştirildiğini belirterek, 16. Büyükelçiler Konferansı’nın “barış, istikrar ve refah üreten dış politika” başlıklarını taşıdığını söyledi. Erdoğan, içinden geçilen bölgesel ve küresel konjonktür itibarıyla bu üç kavramın seçilmesini son derece yerinde bulduğunu kaydetti.

    Modern diplomasinin temellerini atan Vestfalya Anlaşması’nın üzerinden neredeyse dört asır geçtiğini hatırlatan Erdoğan, bu süre zarfında şüphesiz hem Avrupa’da hem bölgede hem de dünyada tüm insanlığı etkileyen çok mühim hadiseler yaşandığını vurguladı.

    Erdoğan, son yıllarda teknoloji ve küreselleşmenin de etkisiyle ana aktörü devlet olan uluslararası ilişkilerin çok daha geniş bir alanı kapsar hale geldiğini belirtti.

    Çok uluslu şirketler, sivil toplum örgütleri, düşünce kuruluşları, uluslararası medya ve yatırımcılar gibi yeni oyuncuların, geleneksel diplomasiyi, dijital, dinamik ve kontrolü gittikçe zorlaşan bir zemine taşıdığına dikkati çeken Erdoğan, son 30 yılda iki kutupluluktan çok taraflılığa evrilen uluslararası sistemin gelinen noktada çok kutupluluğa dönüşmeye başladığını, dolayısıyla güç mücadelesinin daha sertleşmeye namzet olduğunu ifade etti.

    Erdoğan, büyük oranda söylem düzeyinde kalsa da insan hakları ve küresel adalet gibi kavramların daha fazla gündemde yer aldığına, bunların dikkate değer gelişmeler olduğuna ve hepsinin ayrı ayrı önemde olduğuna işaret etti.

    “Sınır hatlarından yansıyan insanlık dışı görüntüleri hiçbirimiz unutmadık”

    Burada şu tespitin de mutlaka yapılması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Tüm bu gelişmeler, insani krizleri, küresel eşitsizliği, savaşları, çatışmaları, istikrarsızlıkları çözmek yerine sorunları daha da derinleştirmiştir. Geçtiğimiz yüz yılın ilk yarısında, 20 yıl arayla milyonlarca insanın hayatını kaybettiği iki dünya savaşı yaşanmıştı. Holokost yine bu dönemde büyük bir barbarlık ve vahşet örneği olarak insanlığın ortak hafızasında derin izler bırakmıştı. İkinci Cihan Harbi sonrası inşa edilen küresel yönetişim ve güvenlik mimarisinin gayesi, benzer trajedilerin, soykırımların, vicdanları yaralayan savaş ve insanlık suçlarının önüne geçmekti. Bunda tam başarı sağlandığını söylemek yanlış olur.

    Ruanda’da yaklaşık 100 gün içinde 800 bin insan soykırıma uğradı. Bosna’da, Avrupa’nın göbeğinde utanç verici katliamlar yaşandı. Irak’ta, Arakan’da, Somali’de, Orta Afrika’da ve daha pek çok yerde milyonlarca masum insan, çatışma ve iç savaş sebebiyle hayatını kaybetti. Haksız da olsa güçlüyü koruyan, haklı da olsa mazlumu ezen mevcut düzen on yıllar boyunca istikrarsızlık üretti, kriz üretti, adaletsizlik üretti. Bu acı hakikate hepimiz bizzat şahitlik ettik.”

    Komşu Suriye’de, 600 binden fazla Suriyelinin Baas rejiminin ve terör örgütlerinin saldırılarında şehit olduğunu anımsatan Erdoğan, Sednaya gibi işkence merkezlerinde yüz binlerin eziyet gördüğünü, milyonlarca Suriyelinin ülkesini terk ettiğini söyledi.

    Erdoğan, “13,5 yıl boyunca katliam devam ederken, 13,5 yıl boyunca sivillerin tepesine varil bombaları yağarken vicdan sahibi bir avuç ülke dışında demokrasi ve insan hakları havarisi kesilenlerin hiçbirinin sesi çıkmadı. Sınır hatlarından yansıyan insanlık dışı görüntüleri hiçbirimiz unutmadık. Şişlerle delinen, batırılan, ülkemize doğru itilen botları unutmadık. Avrupa başkentlerinde kaybolan binlerce Suriyeli çocuğu unutmadık. Popülist siyasetçileri ve medyanın kışkırttığı ırkçı saldırıları unutmadık.” diye konuştu.

    “On binlerce çocuk soykırımın canlı tanıkları olarak Gazze’de hayata tutunmaya çalışıyor”

    Aynı şekilde Gazze’de 70 binin üzerinde Filistinlinin öldürüldüğünü, 170 binin üzerinde de yaralı bulunduğunu ifade eden Erdoğan, yıkıntıların altında ne kadar cenaze olduğunu kimsenin bilmediğini kaydetti.

    Erdoğan, “Şu anda pek çok anne, pek çok eş, çocuk, annelerini, babalarını, eşlerini arıyor ya da onların akıbetlerine ilişkin haber almayı bekliyor. Sadece annesini, babasını, kardeşini değil evini, okulunu kaybetmiş on binlerce çocuk soykırımın canlı tanıkları olarak bugün enkazlar arasında Gazze’de hayata tutunmaya çalışıyor.” dedi.

    Gazze’nin yüz ölçümünün 365 kilometrekare olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yani Gazze derken, İstanbul’da Beykoz, Ankara’da Mamak büyüklüğünde bir alandan bahsediyoruz. Soykırımdan önce Gazze’nin nüfusu 2,3 milyon civarındaydı. İşte böyle bir yerleşim alanına, 200 bin tondan fazla bomba atıldı. Hiroşima’ya atılandan 14 kat daha fazla bombayla Gazze’yi yerle bir ettiler. Şimdi bu durumda biz, nasıl işleyen, bu sorunlara çözüm üreten, adaletsizliği engelleyen bir uluslararası sistemden bahsedebiliriz? Mevcut küresel güvenlik ve yönetişim mimarisine nasıl güvenebiliriz? Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara şudur: Uluslararası kurumların çoğu bugün, kendisini gassalin ellerine bırakmış meyyit misali cansız, duyarsız, hareketsiz ve işlevsiz vaziyettedir. Türkiye’nin hem kendi hak ve çıkarlarını layıkıyla savunabilmesi hem de dost, soydaş ve kardeşlerine yardım eli uzatabilmesi için ekonomik, askeri, diplomatik bakımdan güçlü olmak dışında bir seçeneği yoktur.”

    “Genişleyen diplomatik temsilcilik ağımızla şanlı bayrağımızı dünyanın dört bir yanında gururla dalgalandırıyoruz”

    Türkiye’nin dünyada yaşanan gelişmeler karşısında stratejilerini belirlediğini, adımlarını planladığını ve yere sağlam basıp, hiçbir işini şansa bırakmadığını belirten Erdoğan, şunları ifade etti:

    “İçinde bulunduğumuz asrı Türkiye Yüzyılı yapmak için incelikle örülmüş çok boyutlu bir politikayı adım adım hayata geçiriyoruz. Bu mücadelede ülkemizin dış ilişkilerinin icrasında merkezi bir konuma sahip olan hariciye teşkilatımıza tabiatıyla büyük sorumluluk düşüyor. Ekonomisi, ihracatı, turizmi, savunma sanayisi ve elbette uluslararası itibarıyla Türkiye büyüdükçe Türkiye’nin küresel siyasetteki önemi ve ağırlığı arttıkça sizin mesainiz de yoğunlaşıyor. Genişleyen diplomatik temsilcilik ağımızla, 264 dış temsilciliğimizle bugün şanlı bayrağımızı dünyanın dört bir yanında gururla dalgalandırıyoruz. Şunu bir defa altını çizerek ifade etmek durumundayım. Ne eksen kayması ne rota değişimi ne de köklerden kopma, dış siyasetimizde bunların hiçbirisi söz konusu değildir ve olamaz.”

    “Hamas’ın serinkanlı tutumu sayesinde ateşkes büyük ölçüde korunuyor”

    Erdoğan, çift başlı Selçuklu kartalından ilhamı alan bir bakış açısıyla dünyanın her köşesiyle ekonomik, ticari, diplomatik, siyasi işbirlikleri tesis etmenin, karşılıklı saygıya dayalı samimi ilişkiler geliştirmenin çabası içerisinde olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

    “Özellikle son yıllarda kriz ve çatışmalarla anılan coğrafyamızda herkesin kazançlı çıkacağı bir barış ve istikrar kuşağı oluşturmanın mücadelesini veriyoruz. Ne yapıyorsak bunun için yapıyoruz. Amerikan Başkanı Sayın Trump ile New York’ta yaptığımız toplantı sonrası başlayan süreç, 10 Ekim’de ateşkes mutabakatıyla neticelendi. İsrail’in artan ihlallerine rağmen Hamas’ın serinkanlı tutumu sayesinde ateşkes büyük ölçüde korunuyor. Çeşitli kısıtlamalara karşın insani yardım sevkiyatı peyderpey ilerliyor. 103 bin tonu aşan insani yardımla burada da farkımızı ortaya koyuyoruz. Bu aşamada önceliğimiz ateşkesin kalıcı olması ve insani yardımların Gazze’ye engelsiz ulaştırılmasıdır. Gazze’nin yeniden inşasına da bir an önce başlanmalıdır. Bu amaçla temaslarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz.”

    “Suriye’nin önünde tarihi bir fırsat kapısı aralandı”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de olduğu gibi Suriye’de de benzer bir çaba içinde olduklarını hatırlatarak, 8 Aralık 2024’te Esed rejiminin devrilmesiyle Suriye’nin önünde tarihi bir fırsat kapısının aralandığını söyledi.

    Ahmed Şara’nın liderliğinde Suriye’nin, uluslararası topluma yeniden entegrasyon yolunda kısa sürede ciddi mesafe aldığına işaret eden Erdoğan, “Sadece ülkemizden Suriye’ye dönen mültecilerin sayısı 580 bini buldu. Suriyeli muhacirlerin gönüllü, güvenli, onurlu geri dönüşleri Suriye’deki huzur ortamı kalıcı hale geldikçe şüphesiz hızlanacaktır. Ancak bunun biraz daha zaman alacağı anlaşılıyor. İsrail’in Suriye’ye yönelik mütecaviz eylemleri halihazırda bu ülkenin kalıcı güvenlik ve istikrarının önündeki en büyük engeldir.” diye konuştu.

    “10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz”

    Erdoğan, Suriye’de DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin varlığının bir başka sorun alanı olduğunu belirterek, şunları ifade etti:

    “DEAŞ belasıyla göğüs göğüse çarpışmış tek NATO müttefiki olarak Suriye hükümetine gereken her türlü desteği veriyoruz. Ayak direnmesi halinde krize dönüşme riski barındıran 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması için de gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye’nin parçalanmasından, bölünmesinden, milli birlik ve bütünlüğünün zafiyete uğramasından kimin çıkar sağlayacağı açıktır. Suriye’yi oluşturan tüm kesimlerin yarınlarına güvenle bakabilmesi ancak ortak tarih ve ortak gelecek tasavvuruyla mümkündür. Her zaman söylüyorum, biz bin yıldır buradayız, beraberiz, komşuyuz. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız, birlikte yaşayacağız. Müslümanların kanından beslenenlerin oyununa gelmenin vebalini kimse taşıyamaz. Dimyat’taki pirincin peşine düşmenin, evdeki bulgurdan da edebileceğini hiç kimse unutmamalı. Sağduyunun, hırsa ve ihtirasa galip geleceğine inanıyor, Türkiye olarak bunun için çalışmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyorum.”

    “İnsani sahada somut sonuçlara ulaştık”

    Rusya-Ukrayna Savaşı’na da değinen Erdoğan, Türkiye’nin özel ilişkilere sahip olduğu iki ülkeyi bu yıl İstanbul’da üç defa bir araya getirdiğini anımsattı.

    Erdoğan, İstanbul süreci neticesinde insani alanda elde edilen kazanımların Türk diplomasisi için kayda değer bir başarı teşkil ettiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

    “İstanbul sürecinin yanı sıra Ukrayna Savaşı çerçevesinde bugüne kadar Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir tutuklu değişimleri gibi pek çok inisiyatife öncülük ederek insani sahada somut sonuçlara ulaştık. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni titizlikle uygulayarak savaşın Karadeniz’e sirayet etmesine mani olduk. Fakat son günlerde düzenlenen karşılıklı saldırılar Karadeniz’deki seyrüsefer emniyetini ciddi biçimde tehdit etmektedir. Ticaret gemilerini, sivil gemileri hedef almanın kimseye bir faydası olmaz. Her iki tarafa da bu konuda ikazlarımızı net bir şekilde iletiyoruz.”

    “Dünyanın en ücra köşelerinde Türkçe konuşan insanla karşılaşıyoruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllardır barışa hasret kalan Güney Kafkasya’nın bugün tarihi bir dönemden geçtiğine işaret ederek, “Azerbaycan ve Ermenistan barış anlaşması imzalamaya hiç olmadıkları kadar yakınlar. Sürece paralel olarak Azerbaycan ile diyalog halinde biz de Ermenistan ile normalleşme süreçlerimizi ilerletiyoruz. İnşallah gelecek sene başından itibaren bazı sembolik adımlar atacağız.” dedi.

    Erdoğan, büyükelçilerin de görev yaptığı yerlerde gördüğü üzere Türkiye’nin profilinin sadece mücavir bölgelerde değil uzak coğrafyalarda da yükseldiğini belirterek, şunları kaydetti:

    “Ülkemizin önünde yeni işbirliği kapıları açılmaktadır. Türkiye’ye yönelik ilginin arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Hiç ummadığınız yerlerde, dünyanın en ücra köşelerinde Türkçe konuşan, Türkiye’yi bilen, tanıyan, takip eden sayısız insanla karşılaşıyoruz. Türkiye mezunu öğrenciler bugün bakan, üst düzey bürokrat, iş adamı, siyasetçi, diplomat olarak ülkelerine başarıyla hizmet ediyor. Sizin de gayretlerinizle inşallah bu tarihi fırsatları en güzel şekilde, en etkin şekilde değerlendireceğiz.”

    “15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ’nün yurt dışındaki uzantılarıyla mücadeleyi aynı kararlılıkla devam ettirmeliyiz”

    Erdoğan, “Büyük devlet olmak, nerede yaşarsa yaşasın vatandaşına sahip çıkmak demektir.” vurgusunda bulundu.

    “Dünyanın 190’dan fazla ülkesinde hayat kurmuş, bu şekilde kök salmış 7 milyonluk Türk diasporası, millet olarak bizim canımızdan bir parçadır.” diyen Erdoğan, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının, İslam ve yabancı düşmanlığı başta olmak üzere ciddi tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.

    Türk vatandaşlarına yurt dışında gerekli hizmetlerin sağlanması ve haklarının savunulması konusunda büyükelçilerin canla başla çalıştığının farkında olduğunu belirten Erdoğan, aynı hassasiyetle çalışmaya devam etmelerini beklediğini dile getirdi.

    Ekonomi ve ticareti, dış politikadan ayrı tutmanın mümkün olmadığına işaret eden Erdoğan, “Türkiye, yılda sadece 46 milyar dolar ihracattan yıllık 270 milyar dolar ihracat yapan bir ülke haline geldiyse sizin bunda büyük emeğiniz var. Yine sizin de çabalarınızla 61,1 milyar dolar turizm gelirine, 60 milyon 500 bin turist rakamına ulaştık.” bilgisini paylaştı.

    Erdoğan, dış ticarette, özellikle savunma sanayisinde hedef büyüterek yola devam ettiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Halihazırda dünyanın en büyük 11’inci savunma ihracatçısıyız. Yılın ilk 10 ayında 6,7 milyar dolarla önemli bir ivme yakaladık. 2028 için hedefimiz, savunma ve havacılık ihracatımızı 11 milyar dolara çıkarmak ve dünyanın ilk 10 ihracatçısı arasına girmek. El ele verecek, uyum içinde çalışacak ve bu hedefe inşallah ulaşacağız.”

    Terör örgütleri ve organize suç çeteleriyle mücadelenin önemine dikkati çeken Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ’nün yurt dışındaki uzantılarıyla mücadeleyi aynı kararlılıkla devam ettirmeliyiz. Türkiye düşmanlarının maşasına dönüşen bu ihanet şebekesinin ülkemiz ve demokrasimiz açısından tekrar bir tehdit oluşturmasına izin veremeyiz. Türkiye Maarif Vakfının desteklenmesi, bu noktada elimizi güçlendirecektir.” diye konuştu.

    “Sıfır atığa ilişkin farkındalığı artırmamız önem taşıyor”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre sorunları, kirlilik ve iklim krizinin insanlığın geleceğini tehdit ettiğini söyledi.

    2053 vizyonları çerçevesinde, burada da sorumluluk aldıklarını, iklim kriziyle küresel mücadeleye gerekli desteği sunduklarını ifade eden Erdoğan, “Eşim Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayesinde yürütülen Sıfır Atık projemiz, bugün dünyada örnek teşkil eden bir girişim haline geldi. Önümüzdeki dönemde sıfır atığa ilişkin farkındalığı artırmamız, dünya genelinde en iyi sıfır atık uygulamalarını tespit ederek bunları ulusal ve küresel düzeyde hayata geçirmemiz önem taşıyor. Biliyorsunuz gelecek sene, COP31 Zirvesi’ne Antalya’da ev sahipliği yapacağız.” şeklinde konuştu.

    Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi ile 13’üncü Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nin de Türkiye’de gerçekleştirileceğini anımsatarak şu ifadeleri kullandı:

    “İnşallah bu zirveleri, sizlerin de katkısı, desteği, gayretiyle Türkiye’ye ve Türk milletine yakışır şekilde icra edeceğiz. Bakınız, 23 yıldır milletinin takdiriyle ülkesine hizmet eden bir siyasetçi ve devlet adamı olarak şunu tüm samimiyetimle söylemek istiyorum, yurdumuza uzak coğrafyalarda, aileniz ve vatanınızdan uzak bir şekilde zor şartlarda özveriyle görev yapmakta olduğunuzu çok iyi biliyorum. Sizlerin bu samimi çabalarının, devletimiz, hükümetimiz ve milletimiz nezdinde takdirle karşılandığını bilmenizi isterim. Ülkemize ve milletimize yaptığınız değerli hizmetler için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de çalışmalarınızı aynı hassasiyet, aynı fedakarlık ve adanmışlık duygusuyla sürdürmenizi sizlerden istirham ediyorum. Ailelerinize de sizlere bu görevi yürütürken verdikleri destekten ötürü en kalbi şükranlarımı sunuyorum.”

    Erdoğan, hariciye teşkilatının mesuliyetlerini hakkıyla yerine getirebilmesi için eylül ayında yeni yerleşkesinin temellerini attıklarını, Dışişleri Bakanlığının yeni binasının, devletin köklü diplomasi geleneğini, gelecek vizyonunu ve milletin güçlü iradesini yansıtacak bir eser olacağına yürekten inandığını söyledi.

    “Rabb’im ömür ve sağlık verdikçe tempomuzu asla düşürmeyeceğiz”

    “Elbette bunları sizlerden beklerken biz de boş durmuyor, Türkiye’yi en güzel yerlere taşımak için gece gündüz demeden çalışıyoruz.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Nasıl bir tempoyla çalıştığımızın görülmesi açısından burada birkaç rakamı sizinle kısaca paylaşmak arzusundayım. 2025 senesi içinde 24 yurt dışı seyahatimiz oldu. Devlet ve hükümet başkanı düzeyinde 91 lideri ülkemizde ağırladık. Görüşme ve kabul olarak, 270 temas gerçekleştirdik. Yine devlet ve hükümet başkanlarıyla 176 telefon görüşmesi yaptık. Yani ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla, milletimize karşı vazifemizi yerine getirmek için çok yoğun bir mesai içinde olduk. Rabb’im ömür ve sağlık verdikçe tempomuzu asla düşürmeyeceğiz.”

    Erdoğan, karamsarlığa kapılmadan, yılmadan, yorulmadan, duraksamadan Türkiye Yüzyılı hedeflerine doğru koşar adım ilerleyeceklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Bunun için sadece daha fazla çalışmaya, kendimize ve devletimize daha fazla güvenmeye, hedeflerimizi daha sıkı kovalamaya ihtiyacımız var. Gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. ‘Rabb’im yolumuzu, bahtımızı açık etsin’ diyor, ‘Allah utandırmasın’ diyorum. 16’ncı Büyükelçiler Konferansı’nın bir kez daha Bakanlığımızla birlikte ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Her birinizi tekrar saygıyla selamlıyor, görev yerlerinize dönerken sizlere hayırlı yolculuklar temenni ediyorum.”