Yazar: admin

  • Bolvadin’de kavşaklar yenileniyor

    Bolvadin’de kavşaklar yenileniyor

    Belediye ekiplerince titizlikle yürütülen uygulamalar sayesinde ilçede hem estetik bütünlük güçleniyor hem de vatandaşların günlük yaşam alanları daha işlevsel hâle geliyor. Modern şehircilik anlayışının izlerini taşıyan yeni düzenlemeler, başta ana arterler olmak üzere yaşam alanlarına ferahlık, düzen ve görsel zenginlik katıyor. Bolvadin Belediyesi, yapılan çalışmaların yalnızca bugünün değil, geleceğin şehir kimliğine de katkı sağladığını vurguluyor. Uzun ömürlü kullanım, güçlü altyapı, çevreye duyarlı yaklaşım ve estetik uyum ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilen düzenlemelerin, ilçeye kalıcı bir şehir mirası bırakması hedefleniyor. Belediyeden yapılan açıklamada, “Bolvadin’in değerine değer katacak, yaşam kalitesini yükseltecek projeleri kararlılıkla sürdürüyoruz. Hemşehrilerimize daha modern, daha düzenli ve daha yaşanabilir bir ilçe sunmak için çalışmaya devam edeceğiz. Biz Bolvadin’imizin hizmetkârıyız” ifadelerine yer verildi.

  • Milliyetçi Hareket Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Ahmet Kahveci, “Taşoluk halkının destekçisi ve takipçisiyiz”

    Milliyetçi Hareket Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Ahmet Kahveci, “Taşoluk halkının destekçisi ve takipçisiyiz”

    Milliyetçi Hareket Partisi’nin konunun en başından beri Taşoluk’taki tartışmaların takipçisi olduğunu belirten Milliyetçi Hareket Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Ahmet Kahveci, “Milliyetçi Hareket Partimizin her kademesi ayrı bir değer taşımaktadır. Ancak MHP adına görüş belirtme yetkisi her ilde olduğu gibi Afyonkarahisar’da da il başkanı olarak şahsıma aittir. Bu nedenle ilimiz bazında milletvekilimiz ya da il başkanı olarak şahsım tarafından yapılmamış hiçbir açıklamaya teşkilatlarımız adına değer verilmemelidir. MHP adına zikredildiği belirtilen ama kaynağı, kimliği belirsiz değerlendirmeler Milliyetçi Hareket Partimizi bağlamamakta ve alakadar etmemektedir” dedi.

    “TAŞOLUK’UN BU GÜZELLİKLERİNİN KAYBOLMASINA KİMSENİN GÖNLÜ EL VEREMEZ”

    Taşoluk beldesinde maden çalışmaları ile ilgili olarak bir süredir devam eden gelişmeleri de değerlendiren İl Başkanı Ahmet Kahveci, “Taşoluk beldemiz doğal güzelliklerinin yanı sıra belde halkımızın çabaları ile son derece güzel, yeşil ve hayranlık uyandıran bir görünüme sahiptir. Taşoluk’un bu güzelliklerinin kazanımında MHP’li Belediye Başkanımız ve teşkilatlarımızın emekleri yadsınamaz. Hal böyle iken Taşoluk’un bu güzelliklerinin kaybolmasına kimsenin gönlü el veremez” dedi.

    “DOĞAMIZI KÖRELTECEK ŞEKİLDE YAPILMAMALI”

    Ülkemiz açısından madenciliğin vazgeçilmez bir sektör olduğuna da dikkat çeken MHP Afyonkarahisar İl Başkanı Kahveci, “Madencilik ihtiyacımız olan bir iştigal alanıdır. Ancak bu iştigalimiz yurdumuzu, yuvamızı, beldelerimizi, doğamızı köreltecek şekilde yapılmamalıdır” dedi. Taşoluk’taki bal ormanları, baraj ve diğer doğal güzelliklerin ortasında madencilik faaliyeti yapılmasını doğru bulmadıklarını belirten MHP Afyonkarahisar İl Başkanı Ahmet Kahveci, “MHP Afyonkarahisar Milletvekilimiz Mehmet Taytak bey, il başkanı olarak şahsım ve teşkilatımızın ilgili tüm birimleri konuyu yakından takip etmektedir. Milletvekilimiz TBMM ve bakanlıklar nezdinde konunun takipçisidir. Gerekli tüm girişimleri gerçekleştirmektedir. MHP teşkilatlarında görev yapan maden mühendisi, çevre mühendisi gibi teknik bilgi sahibi kişiler konuyu her yönüyle değerlendirmektedir. Bizim anlayışımız, sosyal medyada birkaç paylaşım yapmak ya da böylesi hassas bir konuyu siyasi şovlara alet etmekten uzak bir anlayıştır” dedi.

    “BU ÜLKENİN HER BİR DEĞERİ TÜRK MİLLETİ’NİN ORTAK VARLIĞIDIR”

    MHP İl Başkanı Kahveci değerlendirmesini “Ülkemizin elbette madencilik faaliyetlerine de ihtiyacı bulunmaktadır. Bu ülkenin her bir değeri Türk Milleti’nin ortak varlığıdır. Önemli olan bir değerimizi ortaya çıkarırken diğer bir değerimizin kaybına sebebiyet vermemektir. Parti olarak konuya bakış açımız bundan ibarettir. MHP olarak bizler, Taşoluk halkının haklı taleplerinin her zaman destekçisi olduğumuz gibi bundan sonra da takipçisi olacağız” diyerek tamamladı.

  • Bolvadin – Jandarma baskınında 4 bin 136 paket kaçak sigara ele geçirildi

    Bolvadin – Jandarma baskınında 4 bin 136 paket kaçak sigara ele geçirildi

    Edinilen bilgilere göre, operasyon Bolvadin ilçesi merkezinde yapıldı. Aldığı bir ihbarı değerlendiren jandarma ekipleri Müslümana mahallesinde bir adrese baskın düzenledi. Baskında arama yapan ekipler 4 bin 136 paket çeşitli markalarda kaçak sigara ele geçirdi. Operasyonun ardından C.H., isimli şahıs gözaltına alındı. Şahsın jandarmadaki işlemlerinin devam ettiği bildirildi.

  • “Güçlü toplumlar, özgür kadınlarla var olur”

    “Güçlü toplumlar, özgür kadınlarla var olur”

    Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Afyonkarahisar İl Temsilciliği tarafından düzenlenen “Yarım Kalan Hayatlar: Psiko-Sosyal ve Hukuki Yönleriyle Kadına Yönelik Şiddet” panelinde, şiddetle mücadelede kurumların rolü ve toplumun sorumlulukları kapsamlı şekilde ele alındı. KADEM İl Temsilcisi Huriye Akçay’ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcısı Gülşen Sezer, Sosyolog Dr. Rasime Demir Başhan ve İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol konuşmacı olarak katıldı. Panelin açış konuşmasını Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Koçak yaptı. KADEM Afyonkarahisar İl Temsilcisi Huriye Akçay, kadına yönelik şiddetin sadece kadını ilgilendiren bir mesele olmadığına dikkat çekerek “Kadına karşı şiddet toplumun tüm kesimlerini etkileyen ve kanayan bir yaradır” dedi. Genç KADEM İl Sorumlusu Avukat Sevim Öztürk ise konuşmasında hukukçu olarak takip ettiği dosyalardan örnekler paylaşarak şiddetin fark edilme güçlüğünün altını çizdi.

    “ŞİDDET MAĞDURU KİŞİ TEK BİR TUŞLA KOLLUK BİRİMLERİNE ULAŞABİLİR”

    Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcısı Gülşen Sezer, şiddetin yalnızca fiziksel olmadığını; psikolojik, ekonomik ve giderek artan düzeyde dijital olarak uygulandığını ifade etti. Sezer, “Dijital şiddet de önemli bir sorun haline geldi. Israrlı takip, tehdit, hakaret, dijital ortamda şantaj ve özel hayatın gizliliğinin ihlali gibi suçlarda ciddi artışlar var. Gençler arasında özellikle dijital şiddetin yaygınlaştığını görüyoruz” diye konuştu. Sezer, Kadın Destek Uygulamasının (KADES) bu noktada hayat kurtaran bir güvenlik mekanizması olduğunun altını çizerek, “Şiddet mağduru kişi tek bir tuşla kolluk birimlerine ulaşabilir. Ayrıca 6284 Sayılı Kanun yalnızca kadınları koruyan bir yasa değildir; erkekler de şiddet mağduru olduklarında bu yasadan yararlanabilir. Önemli olan bu düzenlemelerin doğru uygulanmasıdır” diye konuştu. Savcı Sezer, dijital çağda gençlerin mahremiyet konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayarak, “Bugün yazılan hiçbir şey dijital ortamdan kaybolmuyor. Sosyal medya bilinçli kullanılmadığında gençleri şantaj ve tehdit suçlarının mağduru haline getirebiliyor. Bu nedenle gençlerin dijital tedbirleri önemsemelerini tavsiye ediyorum” ifadelerini kullandı.

    “ŞİDDETİN KÖKENİNDE TOPLUMSAL CİNSİYET KALIPLARI VAR”

    Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Sosyoloğu Dr. Rasime Demir Başhan konuşmasında cinsiyetin biyolojik bir kavram olduğunu toplumsal cinsiyetin ise öğrenilen bir süreç olduğunu ifade etti. Başhan, “Kız ve erkek çocuklarına verilen roller daha çocuklukta başlıyor. Kız çocuğuna ev içi oyuncaklar, erkek çocuğuna güç ve dış mekân algısı oluşturan oyuncaklar veriliyor. Bu roller zamanla kültür, atasözleri ve kurumlar tarafından pekiştiriliyor” dedi. Toplumsal yapıda kadının daha kırılgan, daha hizmet eden, daha korunmaya muhtaç bir konumda görülmesinin şiddeti besleyen önemli bir unsur olduğunun altını çizen Başhan, “Aile içi sorumlulukların büyük kısmı hâlâ kadınların üzerine yükleniyor. Bakım hizmetlerinin kadınlara koşulsuz görev olarak verilmesi, eşitsiz güç dağılımını artırıyor ve bu da şiddetin ortaya çıkmasında belirleyici oluyor” diye konuştu.

    “ŞİDDETİN ARKASINDA TERÖR, MADDE BAĞIMLILIĞI VE KOLAY PARA DÜZENİ VAR”

    Etkinlikte konuşan İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol, şiddetin yalnızca bireysel bir problem değil, farklı suç alanlarıyla bağlantılı karmaşık bir yapı olduğunu ifade etti. Erol, “Kadına yönelik şiddetin birkaç ayağından bahsedeyim size. Bir terör ayağı, iki madde kullanımı, madde bağımlılığı yani narkotik ayağı, üç kolay para kazanma yöntemleri ile beraber yürüme, kolay para kazanma yöntemlerini ortaya koyma. En sonu her şeyi kabullenebilir, normalleştirebilir, bizim en büyük bizi biz yapan konulardan bir tanesi maneviyatımızı kaybetmemek” dedi.

    “KAYBETTİĞİMİZ BEŞ KADIN İÇİN HİÇBİR BAŞARI YETERLİ DEĞİLDİR”

    Valiliğin bu konuda güçlü bir irade ortaya koyduğunu belirten Erol, “Sıfır faili meçhul hedefiyle çalışıyoruz. 2024 yılı itibarıyla çözüm oranımızı yüzde 58’den yüzde 98’e çıkardık. Bu yüzde 40’lık artış başarıdır ancak kaybettiğimiz beş kadın için hiçbir başarı yeterli değildir” diyerek mücadelede duygusal ve insani sorumluluğa vurgu yaptı.

    “ÖZELİMİZİ BELİRLEYECEK OLAN SİZLERSİNİZ”

    Hukukun gereğini yerine getirmek için kurumların kararlılıkla çalıştığını söyleyen Erol, toplumsal farkındalığın da en az hukuki mekanizmalar kadar önemli olduğunun altını çizdi: “Hukuk devleti içerisindeki kimse cezası kalmayacaktır, devlet el attığında çok şükür her şeye gücümüz yeter. Çok şükür her yere uzanabiliriz. Çok şükür sadece hukuki sınırları içerisinde yürüdüğümüz noktalar vardır ama özelimizi belirleyecek olan sizlersiniz. Sizlerden şunu rica ediyorum genç arkadaşlarım. Bir kişiyle arkadaşlığa başladığınızda ilk o karşılaştığınızda, yürütürken ki o sevgi cümlelerinizi hatırlayın lütfen. Eşinizle evlenmeden önceki ilk karşılaştığınızda, evlenirken ki o sevgi cümlelerini bir hatırlayın. İlk güzellikler başladığında gözümüz kör oluyor. İnsanları karşı taraftan ne hissettiğini, gerçek kimliğinin ne olduğunu, gelecekte ne yapabileceğini ortaya koyamıyoruz.” Erol, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen Kadın Destek Uygulaması (KADES) hakkında da bilgi verdi.

    KADES ÇAĞRILARINA 5 DAKİKA 48 SANİYEDE İNTİKAL EDİLİYOR

    Panel kapsamında, toplumun kanayan yarası olan kadına yönelik şiddet konusu psiko-sosyal ve hukuki boyutlarıyla ele alındı. İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol, şiddetin tüm yönleriyle değerlendirilmesi ve önlenmesine yönelik son derece önemli görüş ve önerilerini paylaştı. Erol, kadına yönelik şiddetle mücadelede KADES uygulamasının hayati rolüne dikkat çekerek, kadınların kendilerini güvende hissetmeleri için her an yanlarında olduklarını ifade etti. Ayrıca Afyonkarahisar’da KADES üzerinden yapılan çağrılara ekiplerin ortalama 5 dakika 48 saniye gibi son derece kısa bir sürede intikal ettiğini, bu hızlı müdahalenin kadına yönelik şiddetin önlenmesinde kritik bir unsur olduğunu vurguladı. Kadın cinayetlerinin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir yara olduğunun altını çizen İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol, her bir kaybın geride yarım kalan hayatlar, dağılan aileler ve derin acılar bıraktığını söyledi.

    “GÜÇLÜ TOPLUMLAR, GÜÇLÜ VE ÖZGÜR KADINLARLA VAR OLUR”


    Konuşmasında ayrıca kadınların sosyal hayattaki vazgeçilmez yeri üzerinde duran Erol, güçlü toplumların, güçlü ve özgür kadınlarla var olabileceğini dile getirdi, kadının eğitimde, iş hayatında, aile içinde ve toplumun her alanında aktif, saygın ve güvende olmasının modern ve sağlıklı bir toplum inşa etmenin temel şartı olduğunu belirtti. Kadına yönelik şiddetin yalnızca hukuki bir mesele değil; sosyal, psikolojik ve kültürel boyutları bulunan çok yönlü bir sorun olduğuna dikkat çeken Emniyet Müdürü Erol, farkındalık oluşturmanın, kurumlar arası iş birliğini güçlendirmenin ve toplumsal duyarlılığı artırmanın büyük önem taşıdığına değindi.

    EMNİYET MÜDÜRÜ EROL, GENÇLERİ DİNLEDİ

    Programın ardından Erol, konferansa katılım sağlayan gençlerle bir araya gelerek onların düşüncelerini, beklentilerini ve önerilerini dinledi. Gençlerin toplumdaki değişimin en güçlü aktörleri olduğuna değinen Erol, bilinçli, duyarlı ve güçlü bireyler olarak yetişmelerinin ülkenin geleceği açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı. İçten ve samimi bir atmosferde gerçekleşen bu sohbet, gençlerin sürece aktif katılımının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi.

    PROGRAM, BU YIL DOLU DOLU GEÇTİ

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenlenen program, bu yıl dolu dolu geçti. Büyük bir heyecan ve titizlikle hazırlanan panel, katılımcılara hem hukuki hem de sosyo-psikolojik açıdan önemli bilgiler sundu. Panelde, kadına yönelik şiddetin toplum üzerindeki yıkıcı etkileri, mücadele yöntemleri ve kurumlar arası iş birliğinin önemi detaylı şekilde ele alındı. Katılımcılar, panel süresince hem farkındalık kazandı hem de çözüm odaklı yaklaşımların altı çizildi. Program sonunda KADEM İl Temsilcisi Huriye Akçay programa konuşmacı olarak katılan Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcısı Gülşen Sezer’e, Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol’a ve Sosyolog Dr. Rasime Demir’e Turuncu rozet takdiminde bulundu. Program “kadına yönelik şiddetin tamamen sona erdiği bir toplum için mücadeleye devam!” sloganı ile sona erdi.

    ŞİDDETİN HER TÜRÜNE KARŞI ‘SIFIR TOLERANS’

    Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan paylaşımda ise, şu ifadelere yer verildi: “Valimiz Doç. Dr. sayın Kübra Güran Yiğitbaşı’nın tensipleriyle Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü olarak; kadına yönelik şiddetin her türüne karşı ‘sıfır tolerans’ anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürüyor, tüm kadınlarımızın huzurlu ve güvenli bir yaşam sürmesi için gece gündüz demeden görev başında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

  • Mehmet Ali Ağca, Papa 14’üncü Leo ile görüşmek için İznik’e geldi

    Mehmet Ali Ağca, Papa 14’üncü Leo ile görüşmek için İznik’e geldi

    Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’yi 1 Şubat 1979’da öldürdükten sonra tutuklu bulunduğu cezaevinden kaçarak, 13 Mayıs 1981’de yasa dışı yollarla gittiği Vatikan’da suikast girişiminde bulunduğu Papa II. Jean Paul tarafından affedilen Mehmet Ali Ağca, Katoliklerin yeni ruhani lideri Papa 14’üncü Leo ile görüşmek için Bursa’nın İznik ilçesine geldi.

    Ayasofya Camisi’ni ziyaretinin ardından medya mensuplarına açıklama yapan Mehmet Ali Ağca, “Tam 1700 yıl önce bugün İznik’te olağanüstü bir olay yaşandı. İncillerin bazıları reddedildi, bazıları kabul edildi. Ortaya bir hikaye çıktı. Papa’nın buraya gelecek olması da olağanüstü bir olay tabii ki. Ben Papa’ya ‘Hoş geldin’ diyorum. Bir misafir olarak kendisini karşılamaktan mutluluk duyuyoruz. Vatikan’ın dünya barışına olan katkılarını da çok önemli buluyoruz” diye konuştu.

    ‘BEN, İLAHİ BİR PLANIN MERKEZİNDEYİM’

    Kendisinin bugüne kadar hep yanlış anlaşıldığını söyleyen Ağca, “Ben, ilahi bir planın merkezindeyim. Dünya bunu anlayamadı. Yanlış şeyler söyleniyor, yok teröristtir, şudur budur. Terörist Netanyahu. Netanyahu denilen satanist, Siyonist canavar. Teröristin ta kendisidir. Tabii Vatikan da benimle aynı görüşte. Bu açıdan biz yine Vatikan’la dostluğumuzu devam ettirmeliyiz” dedi.

    ‘KENDİ İNANCINI BURADA DÜNYAYA İLAN ETMEK İÇİN GELİYOR’

    Papa 14’üncü Leo’nun, İznik’e gelişiyle ilgili çok sayıda komplo teorisi üretildiğini söyleyen Mehmet Ali Ağca, “Bu arada çok cahil, ilkel komplo teorileri var. ‘Papa buraya şunun için geliyor.’ Hayır ya sadece kendi inancını burada dünyaya ilan etmek için geliyor. Biz de saygıyla karşılıyoruz. Senin dinin sana, benim dinim bana. Dinde zorlama yoktur. Biz din özgürlüklerine saygı duyuyoruz. Olay bu kadar basit” diye konuştu.

    ‘HEPSİNİ AŞTIK’

    Yıllar boyunca kendisi hakkında da komplo teorileri üretildiğini iddia eden Ağca, şunları söyledi: “Bu teorilerin en önemlisi biliyorsunuz; Sovyetler hikayesi, Bulgaristan hikayesi. Bunu NATO üretti. NATO, Sovyetler’in Papa’yı vurduğunu falan iddia etti. Sovyet İmparatorluğu’nun yıkılmasında önemli bir rol oynadı bu hikayeler tabii ki. Bu olayların arasında ben bilerek yer aldım tabii ki, Sovyet İmparatorluğu’nun yıkılışı için. Bunlara pek önem vermemek lazım, hepsini aştık.”

    ‘BÜTÜN DÜNYA BİZİ DAHA İYİ ANLAYACAK’

    Medyanın kendisine yönelik tutumuna ilişkin de konuşan Ağca, hayatıyla ilgili belgesel hazırlığında olduğunu söyleyerek, “Ben anlayışla karşılıyorum medyanın da görünen hikayelere karşı bir ilgisi var, tepkisi var. Herkesin bir ideolojisi var. Farklı düşüncelere anlayışla bakmak lazım. Ben medyaya düşman falan değilim ama kendimizi daha iyi anlatma fırsatımız olacak tabii ki. Olağanüstü, muhteşem bir sinema, televizyon filmi, belgeseli yapmayı planlıyoruz. Bütün dünya bizi daha iyi anlayacak” diye konuştu.

    ‘VATİKAN’LA DOST OLMAMIZ GEREK’

    Ağca, “Açık ve net olarak söylüyorum. Papa’ya, ‘Hoş geldin’ diyoruz. Türkiye’nin de Papa’yı en güzel şekilde karşılamasını ve yolcu etmesini temenni ediyoruz. Dost olalım. Vatikan’la dost olmamız gerek, buna kesinlikle inanıyorum. Bugün milyarlarca insan dünyanın her tarafında gereksiz yere kavga ediyorlar, Afrika’da, Asya’da. Gereksiz kavgalar tabii bu, dini kavgalar değil. Vahşi kapitalizmin ürettiği, vahşi Siyonizmin ürettiği kavgalar bunlar. Bunun altını çiziyorum. Satanist, Siyonist çeteler, inançlı insanları birbirlerine kırdırıp, kendi iktidarlarını korumak istiyorlar. Biz bu tuzaklara asla düşmeyelim. Biz diyorum, milyarlarca insanı kastediyorum. Huzur içinde yaşayalım, dünyanın yeterince problemi var. Papa’ya da ‘Hoş geldin’ diyorum. Umarım bugün, yarın, İznik’te, İstanbul’da oturup konuşuruz, 2 dakika, 3 dakika” dedi.

  • Papa 14. Leo: “Türkiye’de yaşayan Hristiyanlar da Türk’tür ve Türk kimliğinin parçasıdır”

    Papa 14. Leo: “Türkiye’de yaşayan Hristiyanlar da Türk’tür ve Türk kimliğinin parçasıdır”

    Beştepe’de önemli mesaj

    Papa 14. Leo, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Beştepe Millet Kütüphanesi’nde davetlilere hitap etti. Konuşmasında Türkiye’nin stratejik konumu ve küresel önemi üzerinde durdu.

    Akdeniz ve dünya için kritik rol

    Papa, Türkiye’nin sadece bölgesel değil, küresel açıdan da önemli bir rol üstlendiğini belirterek, hem bugünün hem de geleceğin dünyasında kritik bir konumda olduğunu ifade etti.

    Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, “Hristiyanların ülkenizin birliğine olumlu katkıda bulunmak istediklerini size içtenlikle temin ederim. Ülkenizde yaşayan Hristiyanlar da Türklerdir ve Türk kimliğinin bir parçasıdırlar” dedi.

    Papa, ilk ziyaretinin Türkiye’ye olmasının anlamlı olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin hem coğrafi hem kültürel olarak dünyaya köprü olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin Akdeniz ve dünya için özel bir rol üstlendiğini vurgulayan Papa 14. Leo, ziyareti için hazırlanan logonun anlamını açıkladı. Papa, şöyle konuştu:

    “Yolculuğumun logosu olarak seçilen boğaz üzerindeki köprü imgesi ülkenizin özel rolünü çok güzel ifade etmektedir. Akdeniz’in ve tüm dünyanın hem bugününde hem de geleceğinde önemli bir yeriniz var. Her şeyden önemlisi de iç çeşitliliğinize değer veriyorsunuz”

    Türkiye’nin köprü işlevinin sadece coğrafi değil, toplumsal bir anlam taşıdığını belirten Papa, “Bir toplum çoğulculuğu varsa canlıdır. Çünkü o toplumu sivil toplum yapan halkını birbirine bağlayan köprülerdir” ifadelerini kullandı.

    “ÜLKENİZDE YAŞAYAN HRİSTİYANLAR DA TÜRKTÜR”

    Türkiye’deki Hristiyanların ülkenin birliği için olumlu katkı sunmak istediğini söyleyen Papa, “Ülkenizde yaşayan Hristiyanlar da Türklerdir ve Türk kimliğinin bir parçasıdırlar” dedi.

    Papa 14. Leo, Bu çerçevede “Türksever” lakabı ile tanınan ve Türkiye’de görev yapmış Papa 23. Yuhanna’yı anarak onun 1935-1945 yıllarında İstanbul’daki görevleri sırasında Katoliklerin dışlanmaması için çalıştığını hatırlattı.

    Papa 14. Leo, selefi Papa Fransua’nın “karşılaşma kültürü” ifadesine atıfla şunları söyledi:

    “Saygıdeğer selefim Akdeniz’in tam kalbinde bizleri başkalarının acısını hissetmeye, yoksulların ve yeryüzünün çığlığına kulak vermeye davet ederek kayıtsızlığın küreselleşmesine karşı çıkmıştı”

    Tanrı’nın da “yerle gök arasında köprü kurduğunu” söyleyen Papa, logosundaki köprünün sevgiyi ve şefkati yansıtması gerektiğini belirtti.

    “Adalet ve merhamet, ‘güçlü olan haklıdır’ zihniyetine meydan okur” diyen Papa 14. Leo, “Tanrı’nın bütün çocuklarının erkeklerin ve kadınların, vatandaşların ve yabancıların, yoksulların ve zenginlerin onurunu ve özgürlüğünü korumak çok önemlidir” diye konuştu.

    Konuşmasında ailenin toplumsal yaşam içindeki yerine özel vurgu yapan Papa 14. Leo, Türk toplumunun bu konuda hassasiyetini takdir etti:

    “Ailede öteki olmadan ‘ben’ olmayacağını öğrendik. Diğer ülkelerden daha da fazla olarak aile, Türk kültüründe hâlâ çok önemlidir”

    Kadınların eğitim ve kamusal hayattaki rolüne de dikkat çeken Papa, “Kadınlar, eğitimleri ve mesleki, kültürel ve siyasi hayata aktif katılımlarıyla ülkenize ve ülkenizin uluslararası alandaki olumlu etkisine giderek daha fazla hizmet etmektedirler” dedi.

    Papa 14. Leo, Türkiye’yi daha önce ziyaret eden dört papanın izinden gittiğini belirterek şunları söyledi:

    “Türkiye adil ve kalıcı barışın hizmetinde halklar arasında istikrar ve yakınlaşma kaynağı olsun. (…) Ziyaret sebebim olan İznik Konsili’nin 1700. yıldönümü, karşılaşma ve diyalogdan bahsetmektedir. Bugün diyaloğu teşvik edecek ve bunu sağlam bir irade ve sabırlı bir azimle uygulayacak kişilere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var”

    Papa’nın konuşması tam olarak şöyle:

    “Papalık döneminin yurt dışı yolculuklarına ülkenizi ziyaret ederek başlamaktan memnuniyet duyuyorum.

    Zira bu ülkenin Hristiyanlığın kökenleriyle ayrılmaz bağları vardır. Ve bugün de İbrahim’in çocuklarını ve tüm insanlığı farklılıkları tanıyan ve takdir eden bir kardeşliğe davet etmektedir. Ülkenizin doğal güzellikleri bizleri tanrının yarattıklarını korumaya teşvik etmektedir. Yaşadığınız bu toprakların kültürel, sanatsal ve ruhani zenginliği farklı nesiller, gelenekler ve fikirler bir araya geldiğinde kalkınma ve bilgeliğin bir bütün oluşturacak şekilde birleştiğini ve böylece büyük medeniyetlerin şekillendiğini bizlere hatırlatmaktadır.

    Bir yandan insanlık tarihinde yüzyıllar süren çatışmaların olduğu ve dünyamızın hala adaleti ve barışı çiğneyen hırslar ve seçimler nedeniyle istikrarlı olmadığı doğrudur. Aynı zamanda karşımıza zorluklar çıktığında böylesine muhteşem bir geçmişe sahip bir halk olmak hem bir armağan hem de bir sorumluluktur.

    Yolculuğumun logosu olarak seçilen boğaz üzerindeki köprü imgesi ülkenizin özel rolünü çok güzel ifade etmektedir. Akdeniz’in ve tüm dünyanın hem bugününde hem de geleceğinde önemli bir yeriniz var. Her şeyden önemlisi de iç çeşitliliğinize değer veriyorsunuz. Asya ile Avrupa’yı, doğu ile batıyı birleştirmeden önce bu köprü Türkiye’yi kendine bağlamaktadır. Bu köprü ülkenin farklı bölgelerini bir araya getirerek ve bunu kendi içinde yaparak adeta diyarlılıkların kesişme noktasını oluşturmaktadır. Böyle bir durumda tek düzelik yoksullaşma olur.

    Nitekim bir toplum çoğulculuğu varsa canlıdır. Çünkü o toplumu sivil toplum yapan halkını birbirine bağlayan köprülerdir. Oysa bugün insan toplulukları onları parçalara ayıran aşırı görüşler nedeniyle giderek daha fazla kutuplaşmakta ve bölünmektedir. Hristiyanların ülkenizin birliğine olumlu katkıda bulunmak istediklerini size içtenlikle temin ederim. Ülkenizde yaşayan Hristiyanlar da Türklerdir ve Türk kimliğinin bir parçasıdırlar.

    Nitekim Türk Papa olarak tanıdığınız halkınıza derin dostluk bağlarıyla bağlı olan “Aziz Papa 23. Yuhanna” da bu kimliğe çok saygı duyardı. Aziz Papa 23.Yuhanna 1935 ile 1945 yılları arasında İstanbul’daki Latin cemaatinin Patrik Vekili ve Türkiye ve Yunanistan Apostolik Delegesi olarak görev yapmış ve Katoliklerin yeni cumhuriyetimizin devam eden kalkınma sürecinde dışlanmamaları için yorulmak nedir bilmeden çalışmıştır. O yıllarda Aziz Papa 23.Yuhanna şöyle yazmıştı: “Biz bu ulusun İstanbullu Latin Katolikleri ve Ermeni, Rum, Keldani, Suriyeli gibi diğer dinlere mensup Katolikleri olarak sadece sınırlı temasımızın olduğu büyük bir dünyada yaşayan mütevazı bir azınlığız. İnancımızı paylaşmayanlardan yani Ortodoks kardeşlerimizden, protestanlardan, Yahudilerden, Müslümanlardan diğer dinlere inananlardan ve inanmayanlardan kendimizi ayırmak istiyoruz. Herkesin kendi işine, kendi ailesine ya da ulusal geleneklerine odaklanması kendi toplumunun sınırlı çemberi içinde kalması mantıklı görünmektedir” Sevgili kardeşlerim, sevgili çocuklarım size şunu söylemeliyim İncil ve Katolik ilkeleri ışığında bu mantık yanlış bir mantıktır. O zamandan bu yana kilisede ve toplumumuzda şüphesiz büyük adımlar atılmıştır. Ancak bu sözlerin günümüzdeki yankısı hala güçlüdür. Ve Papa Fransua’nın karşılaşma kültürü olarak adlandırdığı daha Evanjelik ve samimi bir düşünce tarzına ilham vermeye devam etmektedir.

    Nitekim saygıdeğer selefim Akdeniz’in tam kalbinde bizleri başkalarının acısını hissetmeye yoksulların ve yeryüzünün çığlığına kulak vermeye davet ederek kayıtsızlığın küreselleşmesine karşı çıkmıştı. Böylece merhametli ve şefkatli öfkesi yavaş ve sevgisi bol tek tanrının yansıması olan şefkatli eyleme bizleri teşvik etmiştir. Bu bağlamda muhteşem köprünüzün imgesi de yardımcıdır. Çünkü Tanrı da kendini göstererek yerle gök arasında da bir köprü kurmuştur. Bunu da kalplerimizin değişip onun kalbi gibi olabilmesi için yapmıştır. Bu köprü fizik kurallarına neredeyse meydan okuyan muazzam bir asma köprüdür. Benzer şekilde sevginin de mahrem ve özel unsurlarının yanı sıra görünür ve kamusal bir boyutu da vardır. Ayrıca adalet ve merhamet de güçlü olan haklıdır zihniyetine meydan okur ve şefkat ve dayanışmanın kalkınmanın gerçek ölçütleri olarak kabul edilmesini talep eder. Bu nedenle Türkiye gibi dinin görünür bir rol oynadığı bir toplumda tanrının bütün çocuklarının erkeklerin ve kadınların vatandaşların ve yabancıların yoksulların ve zenginlerin onurunu ve özgürlüğünü korumak çok önemlidir. Hepimiz tanrının çocuklarıyız ve bu durumunda kişisel, sosyal ve siyasi sonuçları vardır. Kalpleri tanrının iradesine açık olanlar her zaman ortak iyiliği ve herkese saygılı davranmayı teşvik ederler. Günümüzde ise bunu yapabilmek yerel politikaları ve uluslararası ilişkileri yeniden şekillendirmesi açısından büyük bir zorluktur.

    Özellikle de adaletsizliğin üstesinden gelmeye yardımcı olmak yerine adaletsizliği daha da kötüleştirebilecek teknolojik gelişmeler karşısında büyük bir zorluktur. Yapay zekanın yaptığı ise aslında kendi tercihlerinizi yeniden üretmekten başka bir şey değildir. Ve daha derinlemesine incelediğimizde makinelerin değil insanlığın kendi eseri olan süreçleri hızlandırdığını görürüz. İşte bu nedenle birlikte çalışalım. Birlikte çalışalım ki kalkınmanın yörüngesini değiştirelim ve insanlık ailemizin birliğine verilen zararı onaralım. Hanımefendiler ve beyefendiler biraz önce insanlık ailesinden bahsettim. Bu metafor ortak kaderimiz ile her bireyin deneyimleri arasında bağ kurmaya ve yine köprü inşa etmeye davet ediyor. Nitekim her birimiz için aile sosyal yaşamın ilk çekirdeğiydi ve ailede öteki olmadan benim olmayacağını öğrendik. Diğer ülkelerden daha da fazla olarak aile Türk kültüründe hala çok önemlidir. Ve ailenin merkezi konumunu desteklemeye yönelik girişimler de fazlasıyla mevcuttur. Nitekim toplumla toplumsal birlikte yaşam için gerekli tutumlar ile ortak iyiliğe yönelik ilk ve temel duyarlılık tam da ailenin içinde olgunlaşmaktadır. Elbette her aile kendi içine kapanabilir. Düşmanlık besleyebilir ya da bazı üyelerinin yeteneklerin gelişmesini engelleyecek derecede kendilerini ifade etmelerini önleyebilir. Oysa insanlar bireyciliğe odaklanan bir kültür sayesinde ya da evliliği küçümseyerek ya da hayatın getireceklerine açık olmaktan kaçınarak daha fazla fırsat elde edemezler veya daha mutlu olamazlar. Ayrıca tüketimci ekonomiler aldatıcıdır. Çünkü yalnızlık bir işe dönüşür. Bu duruma sevgiyi ve kişisel bağlara değer veren bir kültürle karşılık vermeliyiz. Çünkü ancak birlikte olduğumuzda gerçek benliğimize dönüşebiliriz. İç yaşamımız ancak sevgiyle derinleşir ve kimliğimiz güçlenir. Temel insani bağları küçümseyen ve kendi sınırlılıklarını ve kırılganlıklarını kabullenmeyi öğrenemeyen kişiler karmaşık dünyamızla etkileşim kurma konusunda daha kolay hoşgörüsüz ve yetersiz hale gelirler. Aynı zamanda aile yaşamı içerisinde eşler arasındaki sevginin değeri ve kadınların katkısı çok özel bir biçimde ortaya çıkar. Özellikle kadınlar eğitimleri ve mesleki, kültürel ve siyasi hayata aktif katılımlarıyla ülkenize ve ülkenizin uluslararası alandaki olumlu etkisine giderek daha fazla hizmet etmektedirler.

    Bu nedenle aileye ve de kadınların toplumsal hayatın tüm yönleriyle gelişmesine yaptıkları katkıyı destekleyen bu önemli girişimlere çok değer vermeliyiz. Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye adil ve kalıcı barışın hizmetinde halklar arasında istikrar ve yakınlaşma kaynağı olsun. 1967, 6’ncı Paul, 1979’da 2’nci Yuhanna Pavlus, 2006’da Papa 16’ıncı Benedict ve 2014’te Papa Franciscus olmak üzere 4 Papa’nın Türkiye ziyaretleri Kutsal Makam Vatikan’ın Türkiye Cumhuriyeti ile sadece ilişkiler sürdürmekle kalmayıp aynı zamanda Doğu ile Batı, Asya ile Avrupa arasında bir köprü olmasının yanı sıra kültürlerin ve dinlerin kesiştiği yer olan bu ülkenin katkılarıyla daha iyi bir dünya inşa etmek için iş birliği yapmak istediğini de göstermektedir. Ziyaret sebebim olan İznik Konsili’nin 1700. yıldönümü ilk sekiz ekümenik konsilin bugünkü Türkiye topraklarında düzenlenmiş olması gibi bize karşılaşma ve diyalogdan bahsetmektedir. Bugün diyaloğu teşvik edecek ve bunu sağlam bir irade ve sabırlı bir azimle uygulayacak kişilere, insanlara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Büyük uluslararası kuruluşların kurulmasına tanıklık eden 2. Dünya Savaşı’nı yaşattığı trajedilerin ardından şu anda ekonomik ve askeri güç stratejilerinin hakim olduğu küresel düzeyde çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bu durum Papa Franciscus’un deyimiyle parça parça yürütülen 3. bir dünya savaşına mümkün kılmaktadır. Buna asla boyun eğmemeliyiz. İnsanlığın geleceği tehlikede. Bu yıkıcı dinamiğin enerjisi ve kaynaklar, barış, açlık ve yoksullukla mücadele, sağlık ve eğitimle yaratılışın korunması gibi insanlık ailesinin bugün birlikte yüzleşmesi gereken gerçek zorluklar yerine başka yönlere doğru saptırılıyor. Kutsal Makam Vatikan sadece ruhani ve ahlaki gücüyle her bir insanın bütünsel gelişimi önemsiyen tüm uluslarla işbirliği yapmak istemektedir. Öyleyse Tanrı’nın yardımına alçak gönüllülükle güvenerek doğruluk ve dostluk içinde birlikte yürüyelim. ”

  • Milli Savunma Bakanlığı’ndan Açıklama: Türk Askeri, Ukrayna’ya Gidecek mi?

    Milli Savunma Bakanlığı’ndan Açıklama: Türk Askeri, Ukrayna’ya Gidecek mi?

    PKK’lı terörist teslimleri ve sınır güvenliği

    MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, son bir haftada 3 PKK’lı teröristin teslim olduğunu belirtti. Sınır bölgelerinde arazi arama-tarama, mağara ve sığınak tespitleri ile mayın ve el yapımı patlayıcı imha çalışmalarının sürdüğü açıklandı. Suriye harekat alanında imha edilen tünel uzunluğu 725 kilometreye ulaştı.

    Lübnan-GKRY anlaşmasına tepkiler

    Aktürk, Lübnan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki anlaşmaya ilişkin, KKTC haklarının yok sayıldığı hiçbir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini söyledi. Aynı zamanda Lübnan halkının menfaatlerini ihlal eden bu anlaşma için Lübnanlı muhataplarla denizcilik işbirliğine hazır olduklarını aktardı.

    Ukrayna iddialarına yanıt

    Türk askerinin Ukrayna’ya gönderilmesi iddialarıyla ilgili açıklamada, TSK’nın bölgede güvenlik ve istikrar sağlayacak her girişime katkı vermeye hazır olduğu belirtildi. Ancak bunun için öncelikle Rusya ile Ukrayna arasında ateşkesin sağlanması gerektiği, ardından görev tanımının netleştirilmesinin şart olduğu vurgulandı.

    Emekli askerlerin orduevlerine giriş yasağı

    MSB, 11 Kasım’da Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen C-130 kargo uçağıyla ilgili sosyal medyada şehit bilgilerini paylaşan emekli askeri personel hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı. Bu kişilerin orduevlerine girişlerinin de yasaklandığı bildirildi.

  • AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 11. Yargı Paketinin detaylarını açıkladı.

    AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 11. Yargı Paketinin detaylarını açıkladı.

    Yargı Paketi Meclis’e sunuldu

    1. Yargı Paketi, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Paket, organize suç örgütleri, bilişim suçları, trafik güvenliği ve infaz rejimi başta olmak üzere kapsamlı düzenlemeler içeriyor.

    Avukatlar ve disiplin cezaları

    Paketle avukatların disiplin cezaları netleştirildi. Tekerrür ve hafifletilmiş cezalar yeniden tanımlandı, işten çıkarma cezasının sicilden silinmesi için süre belirlendi. Avukatlar hakkındaki nihai kararlar baroya bildirilecek ve disiplin Kurulu zamanaşımı süreleri düzenlendi.

    Dolandırıcılık ve hırsızlık suçları

    Nitelikli dolandırıcılık Asliye Ceza Mahkemeleri’ne taşındı, banka/kredi kartlarının kötüye kullanılması ve nitelikli hırsızlıkta kartlar 48 saate kadar askıya alınabilecek. Suçlarda cezalar artırıldı ve örgüt suçlarında çocukların kullanılması durumunda ceza kat artırıldı.

    Ceza infaz ve akıl hastaları

    Kısmi ve tam akıl hastaları için infaz ve güvenlik tedbirleri netleştirildi. Tam akıl hastaları için yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında asgari tedavi süresi belirlendi. Taksirle yaralama ve kurusıkı suçlarında cezalar artırıldı.

    İnternet ve GSM düzenlemeleri

    5651 sayılı kanuna göre internet ortamından çıkarma tedbirleri güncellendi. Yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılarda günlük erişimi 10 milyondan fazla olan içeriklerde bant genişliği kademeli olarak daraltılabilecek. GSM hatları için kimlik doğrulama, aktiflik kontrolü ve hat sayısı sınırlaması getirildi.

    Diğer önemli düzenlemeler

    Hakaret suçu ön ödeme kapsamına alındı. Haksız ücret iadesinde faiz uygulanacak. 1 Ocak 2016 öncesine ait ödenmemiş GSS primleri ve gecikme zamları tahsil edilmeyecek. Uzlaşma Komisyonu fiyat tarifelerini değerlendirecek.

  • Afyonkarahisar’da kaldırımdan giden minibüs sürücüsüne ceza kesildi

    Afyonkarahisar’da kaldırımdan giden minibüs sürücüsüne ceza kesildi

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'da kaldırımdan ilerleyen minibüsün sürücüsüne 1986 lira cezai işlem uygulandı.

    İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şubesi ekipleri, sosyal medyada Organize Sanayi Bölgesi civarında bir minibüsün kaldırımdan ilerlediği görüntülerin yer alması üzerine inceleme başlattı.

    Trafik ihlalini gerçekleştiren sürücü Ü.A'ya ulaşan ekipler, 1986 lira ceza uyguladı.

  • Macron yeni gönüllü askerlik uygulamasını açıkladı

    Macron yeni gönüllü askerlik uygulamasını açıkladı

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransız Alpleri’ndeki Varces Askeri Üssü’nde yaptığı konuşmada, yeni askerlik uygulamasının gelecek yazdan itibaren yürürlüğe konacağını bildirdi.

    Macron, bu uygulamanın askeri nitelikte ve gönüllülük esasına dayalı olacağını belirterek, “Askerlik hizmetlerinin temeli 18-19 yaşlarındaki gençler tarafından inşa edilecek” dedi.Yeni uygulamayla bir ayı ön eğitim olmak üzere 18-19 yaşındaki kadın ve erkeklere 10 ay gönüllü askerlik hizmeti getirileceğini kaydeden Macron, askerlik hizmetine dahil edilen gençlerin sadece Fransız topraklarında ve ülke savunması için hizmet vereceğini ifade etti.

    Macron, gençlerin hangi koşullarda gönüllü olabileceğine ilişkin detayların Ocak 2026’da belirleneceğini söyleyerek, bu gönüllüler arasından motivasyonu en yüksek ve ordunun ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak olanların ulusal orduya dahil edileceğini aktardı.

  • AKÜ’DE “SANAL KAYTARMA” KONULU BİLİM KAFE SÖYLEŞİSİ DÜZENLENDİ

    AKÜ’DE “SANAL KAYTARMA” KONULU BİLİM KAFE SÖYLEŞİSİ DÜZENLENDİ

    “Çalışırken Çevrim İçi Kaçış: Sanal Kaytarma Kabahat mi, İhtiyaç mı?” başlıklı etkinlik, Prof. Dr. Şuayip Özdemir moderatörlüğünde yapıldı. Söyleşide, Doç. Dr. Osman Uslu aynı başlık altında hazırladığı sunumuyla çalışma ortamında çevrim içi dikkat dağınıklığı, dijital kaçış davranışları ve bu durumun çalışanlar üzerindeki etkilerini ele aldı.

  • (Video) Arda Turan dünya liderlerine mesaj: ‘Trump’a, Putin’e, Erdoğan’a, Zelenski’ye sesleniyorum….’

    (Video) Arda Turan dünya liderlerine mesaj: ‘Trump’a, Putin’e, Erdoğan’a, Zelenski’ye sesleniyorum….’

    Arda Turan’dan savaş ortamına dair duygusal açıklamalar

    Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Arda Turan, Konferans Ligi’nde Shamrock Rovers ile oynanacak maç öncesi düzenlenen basın toplantısında Ukrayna’daki zorlu koşullara değindi. Turan, 16 saatlik yolculuk yaptıklarını ve buna rağmen pozitif kalmayı öğrendiklerini söyledi. Ukrayna halkının bombalar ve roketlerle çevrili bir ortamda yaşamaya devam ettiğine dikkat çekerek onlara büyük bir saygı duyduğunu dile getirdi.

    “Çocuklar savaş düşünmek zorunda kalmamalı”

    Arda Turan, dünya liderlerine seslenerek savaşın çocuklar üzerindeki etkisine vurgu yaptı. Trump, Putin, Erdoğan ve Zelenski’ye hitap eden Turan, bir gece Kiev’de kalmaları halinde savaşın gerçek yüzünü daha iyi anlayacaklarını ifade etti. Futbolun bu şartlarda ikinci planda kaldığını, önemli olanın insanların hayatı olduğunu vurguladı.

    “Ukraynalılar artık benim ailem gibi”

    Turan, Ukraynalı oyuncularını ve halkı çok sevdiğini, kazanmanın ya da kaybetmenin önemli olmadığını belirtti. Ukraynalıların artık kendisi için bir aileye dönüştüğünü söyleyerek açıklamalarını duygusal bir dille tamamladı.

  • Sokağın Sesi | Sizi Siz Yapan En Güçlü Özelliğiniz Ne? | 27 Kasım

    Sokağın Sesi | Sizi Siz Yapan En Güçlü Özelliğiniz Ne? | 27 Kasım

    Sokağın Sesi’nde bugün insanların kendilerini en iyi ifade eden yönlerini sorduk: “Sizi siz yapan en güçlü özelliğiniz ne?”
    Kimi cesaretini anlattı, kimi sabrını… Kimi de hayata karşı duruşunu.
    Sokaktaki samimi ve içten cevaplar, herkese kendini yeniden hatırlatacak türden.

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Hacı adayları için ek kayıt süreci başladı

    Hacı adayları için ek kayıt süreci başladı

    85 bine yakın hacı adayı için heyecanlı bekleyiş sürüyor. Hacı adayları kutsal topraklara gitmek için artık günleri sayıyor.

    Kurada ismi çıkanlar 11-25 Kasım tarihleri arasında kesin kayıt işlemlerini tamamladı. Bu tarihlerde kaydını yaptırmayanların yerine kura sırası dikkate alınarak ek kayıtlar alınacak. Ek kayıtlar 27 Kasım-5 Aralık tarihleri arasında e-devlet üzerinden gerçekleştirilecek.

    TRT’nin haberine göre, kesin kayıtların bitmesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen süre içinde hac vizesi başvuruları yapılacak. Vize alan hacı adaylarına kutsal topraklardaki ibadetlere yönelik eğitim verilecek.

    Hacı adaylarına pasaport uyarısı

    Diyanet İşleri Başkanlığı, hacı adayları için pasaport uyarısı da yayımladı. Hac vizesi alınabilmesi için pasaport geçerlilik süresinin en az 30 Kasım 2026 tarihli olması gerekiyor. Bu tarihten önce süresi dolacak pasaportlara vize alınamayacak.

    2026 yılı için ilk hac kafilesi 18 Nisan’da kutsal topraklara hareket edecek. Son kafile 22 Mayıs’ta kutsal topraklara gidecek. Sadece hac vizesi ve Nusuk kartı bulunan hacı adaylarının Mescid-i Haram’a girişine izin verilecek.

  • ChatGPT, intihar eden genci suçladı: “Yetkisiz ve kötüye kullanım”

    ChatGPT, intihar eden genci suçladı: “Yetkisiz ve kötüye kullanım”

    Şirket, Raine’in intiharına ilişkin Kaliforniya Yüksek Mahkemesi’ne sunduğu dava dilekçesinde “ChatGPT’nin amaç dışı, yetkisiz ve kötüye kullanımı, öngörülemeyen kullanımı ve/veya uygunsuz kullanımı”nın ölüme sebep olduğunu ifade etti.

    Independet Türkçe’nin aktardığına göre; 16 yaşındaki çocuğun ebeveynleri, yapay zeka sohbet botunun “intihar koçu” görevi gördüğünü söylüyor

    OpenAI, ChatGPT’nin “intihar koçu” olarak hareket etmekle suçlandığı davada bir gencin ölümünün sorumluluğunu reddediyor.

    Nisanda hayatını kaybeden 16 yaşındaki Adam Raine’in ebeveynleri, ağustosta OpenAI’la CEO’su Sam Altman’a, OpenAI’ın yapay zeka sohbet robotunun kendini asmasını sağlayacak düğümün nasıl atılacağına dair yönergeler verdiğini ve intihar notu yazması için yardım teklif ettiğini öne sürerek dava açtı.

    “YETKİSİZ VE KÖTÜYE KULLANIM”

    Salı (25 Kasım) günü San Francisco’daki Kaliforniya Yüksek Mahkemesi’ne sunduğu dava dilekçesinde OpenAI, Raine’in ölümüne yol açan nedenlerin “ChatGPT’nin amaç dışı, yetkisiz ve kötüye kullanımı, öngörülemeyen kullanımı ve/veya uygunsuz kullanımı” olabileceğini belirtti.

    Şirket ayrıca, “sohbet geçmişinin tam olarak incelenmesi, yıkıcı olsa da ölümünün ChatGPT’den kaynaklanmadığını gösteriyor” dedi.

    Raine ailesini temsil eden avukat, OpenAI’ın dava dilekçesini “rahatsız edici” diye niteledi.

    Avukat Jay Edelson Bloomberg’e yaptığı açıklamada şirketin “kendisi hariç herkeste hata bulmaya çalıştığını, hatta şaşırtıcı bir şekilde Adam’ın ChatGPT’yle tam da programlandığı şekilde etkileşime girerek şirketin kullanım koşullarını ihlal ettiğini öne sürdüğünü” söyledi.

    Bu, ChatGPT’nin insanları intihara veya zararlı sanrılara sürüklediğini iddia eden birkaç davadan biri.

    Raine’in ebeveynleri eylülde Kongre’de, yapay zekalı sohbet robotlarıyla etkileşime girdikten sonra intihar eden diğer ebeveynlerle birlikte ifade verdi.

    OPENAI YENİ GÜVENLİK SİSTEMLERİNİ DEVREYE KOYDU

    Raine’in babası Matthew Raine, senatörlere, “Ödev yardımcısı olarak başlayıp giderek bir sırdaşa ve ardından bir intihar koçuna dönüştü” dedi.

    OpenAI daha sonra ebeveynlerin çocuklarının belirli zamanlarda ChatGPT kullanmasını engellemek için “erişimi engelleme saatleri” ayarlamalarına olanak tanıyan araçlar da dahil gençler için yeni güvenlik önlemleri uygulamaya koydu.

    Şirket ayrıca son mahkeme dilekçesinde ChatGPT’nin Raine’e intihar yardım hatları gibi acil durum kaynaklarıyla ve güvendiği kişilerle iletişime geçmeye çağıran mesajları “100’den fazla kez” yazdığını belirtti.

  • Bakan Tunç: 11. Yargı Paketi için 38 maddelik kanun teklifi hazırlandı

    Bakan Tunç: 11. Yargı Paketi için 38 maddelik kanun teklifi hazırlandı

    Bakan Tunç, Dikmen Hakimevi’nde düzenlenen Kadınların Adalete Erişiminin Güçlendirilmesi Paneli’nin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    TBMM’ye sunulması beklenen 11. Yargı Paketi’ne ilişkin soru üzerine Tunç, Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin 23 Ocak’ta kamuoyuyla paylaşıldığını, önemli hedefleri içerdiğini dile getirdi.

    10. Yargı Paketi’nde cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik önemli düzenlemeler yapıldığını anımsatan Tunç, “11. Yargı Paketi ile ilgili bugün Meclis Grup Başkanımız Sayın Abdullah Güler teferruatlı bir açıklama yapacak. 38 maddeden oluşan bir kanun teklifi milletvekillerimiz tarafından hazırlandı.” bilgisini verdi.

    Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğünün de pakete teknik destek sağladığını aktaran Tunç, şöyle devam etti:

    “Toplumsal huzur ve güvenin daha da tahkim edilmesine yönelik önemli düzenlemeleri ihtiva edecek. Yine bilişim suçlarıyla mücadele, teknolojinin gelişmesi ve internet yoluyla işlenen suçlar, yine bilişim yoluyla işlenen dolandırıcılık suçlarından kaynaklanan mağduriyetleri gidermek, mobil hatlar yoluyla ortaya çıkan dolandırıcılık suçlarını önlemeye yönelik düzenlemeler olacak. Bunların ayrıntılarını Grup Başkanımız kamuoyuyla paylaşınca hep beraber hangi fiille, hangi ceza, nasıl bir tedbir öngörülüyor bunların hepsini o açıklamadan sonra öğrenmiş olacağız.”

    Adalet Bakanı Tunç, çocukların örgüt faaliyeti kapsamında suça teşviki ve suçta kullanılması ile ilgili eleştirileri ortadan kaldıracak ve caydırıcılığı daha da sağlayacak önemli düzenlemelerin de 11. Yargı Paketi’nde yer alacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hem suça sürüklenen çocukların suç işlemesinin önlenmesi hem de suç mağduru çocukların korunması bakımından kapsamlı bir hazırlık yapmak gerekiyor. Bu konuda Meclisimiz bir araştırma komisyonu kurdu. Bu araştırma komisyonu çerçevesi içerisinde alınacak tedbirlerle ilgili bir sonraki yargı paketlerinde çocuklara yönelik önemli düzenlemeler inşallah hayata geçecektir. Burada sadece örgüt kapsamında çocukların kullanılması, örgüt faaliyeti nedeniyle suçta kullanılması ile ilgili tedbirler, onları Sayın Grup Başkanımız kamuoyuyla paylaşacaktır.”

    Bakan Tunç, 11. Yargı Paketi’nde meskun mahalde silah atma, trafikte işlenen suçlara ilişkin de Türk Ceza Kanunu’nda düzenleme yapılması gereken hususlarla ilgili caydırıcılığı artırmaya yönelik düzenlemeleri Güler’in kamuoyuyla paylaşacağını bildirdi.

    Bilişim yoluyla dolandırıcılığın önlenmesine ilişkin de düzenleme ihtiyacının bulunduğunu belirten Tunç, bu konuda yargıya belirli yetkiler veren ve bankalara da sorumluluklar getiren düzenlemelerin ayrıntılarının kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti.

    “Terörsüz Türkiye sürecini önemsiyoruz”

    Adalet Bakanı Tunç, 11. Yargı Paketi’nde “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında bir düzenlemenin yer alıp almayacağına ilişkin soru üzerine, “Terörsüz Türkiye sürecini önemsiyoruz. Türkiye için hayati bir önemde olan bir konu.” dedi.

    Bu konuda TBMM’de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kurulduğunu ve çalışmalarına devam ettiğini anımsatan Tunç, “Komisyonun bir rapor hazırlama süreci var. Atılması gereken hukuki adımlarla ilgili, hangi adımlar atılabilir, bunlar raporda ortaya konulduktan sonra ilerleyen süreçte gündeme gelecek hususlar. Dolayısıyla 11. Yargı Paketi, ceza adaletinin etkinliğinin artırılmasına yönelik düzenlemeleri içeren ve yargının hızlandırılmasıyla ilgili düzenlemeleri içeriyor. Rapor sonrasında, milletvekillerimizin çizeceği yol haritası sürecinde gerekli olan adımlar elbette ki bu süreçle ilgili olarak da atılacaktır.” diye konuştu.

    “Hak arama yolları da, istinaf süreci de açık”

    Adalet Bakanı Tunç, Eskişehir Seyitgazi’de orman yangınına müdahale eden 5’i orman işçisi, 5’i AKUT çalışanı 10 kişinin şehit olmasına ilişkin adli süreçle ilgili soru üzerine, “Bu konudaki soruşturma sonuçlanmış değil. Bu konudaki adli süreç devam ediyor. Adli süreci hep beraber takip edeceğiz.” yanıtını verdi.

    Fatih Altaylı’ya, YouTube kanalında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan tehdit içerikli ifadeler kullandığı gerekçesiyle verilen 4 yıl 2 ay hapis cezası ve tutukluluk halinin devamı kararına ilişkin soru üzerine Bakan Tunç, “Bu konular yargının konuları.” dedi.

    Yargıda devam eden bir sürecin bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin hüküm kurduğunu anımsatan Tunç, “Bu kararla ilgili istinaf süreci var. Bu değerlendirmeler tamamen mahkemelere ait olan değerlendirmeler. Yani tutukluluğun devam edip etmemesi konusundaki mahkemenin takdiri bu yönde. Bu yöndeki hak arama yolları da, istinaf süreci de açık. Bu yollar takip edilecek.” ifadelerini kullandı.

    “Kovid düzenlemesi bir af değildir”

    Adalet Bakanı Tunç, 11. Yargı Paketi’nde Kovid-19 düzenlemesinin yer alıp almayacağına ilişkin soru üzerine, salgın hastalık koşullarında 23 Temmuz 2023’te cezaevinde bulunanların 3 yıl ve sonrasında da 5 yıllık bir denetimli serbestlikten yararlandıklarını anımsattı.

    Söz konusu düzenlemeden yararlanamayanların bulunduğunu anımsatan Tunç, konuyla ilgili TBMM’ye taleplerin iletildiğini anımsatarak, “Bu konuda takdir Meclisimizin.” dedi.

    11. Yargı Paketi’nde Kovid-19 düzenlemesinin yer alıp almayacağına ilişkin açıklamayı Güler’in yapacağını aktaran Tunç, “Yalnız burada bir af söz konusu değil, Kovid düzenlemesi bir af değildir.” ifadesini kullandı.

    Bakan Tunç, önceki düzenlemeden, suç işlediği tarih aynı olmasına rağmen yargılaması uzun sürmesi nedeniyle yararlanamayanların bulunduğunu belirterek, “Buradaki bir eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik taleplerin değerlendirilmesidir. Bu talepleri değerlendirecek olan, yargı paketinde yer alıp almayacağını takdir edecek olan da milletvekillerimizdir.” dedi.

    “İlaçlamadan zehirlendiğine yönelik Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun raporu var”

    Adalet Bakanı Tunç, İstanbul Fatih’te konakladıkları otelde zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırılmalarının ardından hayatını kaybeden Böcek ailesine ilişkin soru üzerine, olayın herkesi üzdüğünü ifade etti.

    Konuyla ilgili adli soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hızlı bir şekilde başlatıldığını, gerekli araştırmaların yapıldığını belirten Tunç, şöyle devam etti:

    “Adli Tıp Kurumu incelemeler yaptı ve zehirlenmenin sebebi Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu tarafından dün gece açıklandı. Oteldeki ilaçlamadan kaynaklandığı yönünde konu ağırlık kazanıyor. Oradaki ilaçlamadan zehirlendiğine yönelik Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun raporu var. Bu kapsamda da hem otel sahipleri, otel çalışanları ve ilaçlamayı yapan firmanın yetkilileriyle ilgili tutuklama kararları İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verildi. Daha önce tutuklanan lokantacılar, lokumcu, midyeci ile ilgili de serbest bırakma kararları verildi. Soruşturma devam ediyor. Bu konuda kimler sorumluysa, bu ailenin yok edilmesine kimler sebep olmuşsa, bunlar yargı önünde hesap vermekten kaçamayacaklardır. Bu konuda özellikle bu alanda işletme sahiplerinin çok tedbirli olması lazım. Vatandaşlarımızın hayatı bizler için çok değerli.”

    Bakan Tunç, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararı anımsatılarak yöneltilen soru üzerine, kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiğini belirterek, “Takdir tamamen yargının. Bu konuda değerlendirmeyi bekleyeceğiz.” yanıtını verdi.

  • Papa, Askerleri Türkçe Selamladı

    Papa, Askerleri Türkçe Selamladı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi ziyaret eden Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’yu resmi törenle karşıladı

    Konuk Devlet Başkanı Papa 14. Leo’nun makam aracını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin önündeki caddede karşılayan süvariler, protokol kapısına kadar eşlik etti.

    Erdoğan, Papa 14. Leo’yu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ana giriş kapısında karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa 14. Leo’nun tören alanındaki yerlerini almalarının ardından, 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı.

    Papa 14. Leo, tören kıtasını, Türkçe “Merhaba asker” diyerek selamladı. Törende, tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa 14. Leo, birbirlerine heyetlerini takdim etti. Türkiye ve Vatikan bayrakları önünde gazetecilere poz veren Erdoğan ve Papa 14. Leo, daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmeye geçti.

    Görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa 14. Leo, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ndeki Cihannüma Salonu’nda davetlilere hitap edecek.

    Törende, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Ankara Valisi Vasip Şahin de yer aldı.

  • Türkiye’nin ihracatı ekimde yüzde 2 artarak 23 milyar 941 milyon dolara yükseldi

    Türkiye’nin ihracatı ekimde yüzde 2 artarak 23 milyar 941 milyon dolara yükseldi

    Türkiye İstatistik Kurumu ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan ekim ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri açıklandı.

    Buna göre, Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat ekimde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2 artarak 23 milyar 941 milyon dolar, ithalat yüzde 7,2 yükselerek 31 milyar 521 milyon dolar oldu.

    Dış ticaret açığı, ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27,6 artarak, 7 milyar 580 milyon dolara yükseldi.

    İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ekim 2024’te yüzde 79,8 iken, geçen ay yüzde 76 olarak belirlendi.

    Ocak-ekim döneminde dış ticaret açığı yüzde 13,3 arttı

    Ocak-ekim döneminde de ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,9 artışla 224 milyar 469 milyon dolar, ithalat yüzde 6,1 yükselişle 299 milyar 152 milyon dolar oldu.

    Ocak-ekim döneminde dış ticaret açığı, yüzde 13,3 artışla 74 milyar 683 milyon dolara yükseldi.

    İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ocak-Ekim 2024 döneminde yüzde 76,6 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 75’e geriledi.

    Enerji ve altın hariç dış ticaret

    Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, ekimde yüzde 3,8 artarak 22 milyar 25 milyon dolardan 22 milyar 826 milyon dolara çıktı. Ekimde enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat, yüzde 5,2 artarak 22 milyar 684 milyon dolardan 23 milyar 865 milyon dolara yükseldi.

    Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, ekimde 1 milyar 10 milyon dolar olarak gerçekleşti.

    Dış ticaret hacmi, yüzde 4,5 artarak 46 milyar 721 milyon dolar oldu. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 95,8 olarak kayıtlara geçti.

    Ekimde ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 94,4 oldu

    Ekonomik faaliyetler incelendiğinde ihracatta ekimde imalat sanayisinin payı yüzde 94,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,3, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 oldu.

    Bu yılın ocak-ekim döneminde ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,3, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 olarak belirlendi.

    Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre, ithalatta ekimde ara mallarının payı yüzde 68,3, sermaye mallarının payı yüzde 16 ve tüketim mallarının payı yüzde 15,5 olarak hesaplandı.

    İthalatta yılın 10 ayında ara mallarının payı yüzde 68,9, sermaye mallarının payı yüzde 14,6 ve tüketim mallarının payı yüzde 16,2 oldu.

    Almanya ihracatta, Çin ithalatta ilk sırada

    Ekimde ülkeler özelinde ihracatta ilk sırayı, 2 milyar 3 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi 1 milyar 423 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 409 milyon dolarla ABD, 1 milyar 210 milyon dolarla Irak ve 1 milyar 152 milyon dolarla İtalya izledi. Söz konusu ayda ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,1’ini oluşturdu.

    Ocak-ekim döneminde ihracatta ilk sırayı 18 milyar 554 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi sırasıyla 13 milyar 811 milyon dolarla Birleşik Krallık, 13 milyar 427 milyon dolarla ABD, 10 milyar 987 milyon dolarla İtalya ve 9 milyar 883 milyon dolarla Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,7’sine karşılık geldi.

    Ekimde ithalatta ise ilk sıra Çin’in oldu. Çin’den yapılan ithalatın tutarı 3 milyar 977 milyon dolar olarak hesaplanırken bu ülkeyi 3 milyar 712 milyon dolarla Rusya, 2 milyar 326 milyon dolarla Almanya, 2 milyar 5 milyon dolarla İsviçre ve 1 milyar 828 milyon dolarla ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,9’u olarak belirlendi.

    Ocak-ekim dönemindeki ithalatta da ilk sırada 40 milyar 731 milyon dolarla Çin yer aldı. Bu ülkeyi 35 milyar 508 milyon dolarla Rusya, 24 milyar 598 milyon dolarla Almanya, 14 milyar 570 milyon dolarla ABD ve 12 milyar 886 milyon dolarla İtalya takip etti. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,9’u olarak hesaplandı.

    Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri

    Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, ekimde bir önceki aya kıyasla ihracat yüzde 1,7, ithalat yüzde 4,8 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre de ekimde geçen yılın aynı ayına kıyasla ihracat yüzde 2, ithalat yüzde 7,2 artış kaydetti.

    Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, “ISIC Rev.4” sınıflaması içinde yer alan imalat sanayisi ürünlerini kapsıyor. Ekimde bu sınıflamaya göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,4 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4 olarak kayıtlara geçti.

    Ocak-ekim döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,5’i, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,6’yı buldu.

    Ekimde imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 84,4 olarak belirlendi. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 12,7 olarak kaydedildi.

    Ocak-ekim döneminde imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 81,8, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı da yüzde 11,5 olarak kayıtlara geçti.

    Özel Ticaret Sistemi verileri

    Özel Ticaret Sistemi’ne göre de ekimde ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2,7 artarak 22 milyar dolar oldu. İthalat da yüzde 9,5 artışla 29 milyar 959 milyon dolara çıktı.

    Ekimde dış ticaret açığı yüzde 34,4 artarak 5 milyar 921 milyon dolardan 7 milyar 959 milyon dolara ulaştı. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ekim 2024’te yüzde 78,4 iken bu yılın aynı ayında yüzde 73,4’e geriledi.

    Özel Ticaret Sistemi’ne göre ihracat, ocak-ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,2 artarak 203 milyar 993 milyon dolar, ithalat yüzde 6,9 yükselişle 280 milyar 748 milyon dolar olarak belirlendi.

    Ocak-ekim döneminde dış ticaret açığı, yüzde 14,9 artarak 66 milyar 775 milyon dolardan 76 milyar 755 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ocak-Ekim 2024 döneminde yüzde 74,6 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 72,7’ye geriledi.

  • Bakan Uraloğlu: Zorunlu kış lastiği uygulama tarihini 15 Kasım’a çektik ve süresini 4 aydan 5 aya çıkardık

    Bakan Uraloğlu: Zorunlu kış lastiği uygulama tarihini 15 Kasım’a çektik ve süresini 4 aydan 5 aya çıkardık

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü Akköprü Atölye Müdürlüğünde düzenlenen Araç Teslim Töreni’ne katıldı.

    Bakan Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün envanterine alınan araçlara ilişkin, “Son alımlarla birlikte 2016 yılından itibaren 8 bin 179 adet makine ve ekipman satın alınarak, makine parkımızın yüzde 55’ini yenilemiş olduk. 2025 yılında 2 milyar 250 milyon lira bedelle, asfalt plenti, ön-yan bıçaklı ve tuz serpicili kamyon, vakumlu süpürge, çekici, kanal kazıcı yükleyici gibi yol bakım ve karla mücadele faaliyetlerinde hayati önemi haiz 361 adet makine ve 302 adet ekipman olmak üzere toplam 663 adet makine ve ekipmanı Karayollarımıza kazandırdık” diye konuştu.

    ‘FİLOMUZUN GÜCÜNE GÜÇ KATTIK’

    Makine ve ekipmanların yüzde 75’ini yerli kaynaklardan temin ettiklerini belirten Uraloğlu, “Bu alımlar ile makine parkımızın yenileme değeri toplam 731 milyon dolara yükselmiştir. Bu son alımlarla Karayollarımız 5 bin 658 adedi hareketli makine olmak üzere toplam 14 bin 728 makine ve ekipman ile hizmet verir hale gelmiştir. Bugün envanterimize kattığımız bu modern ve teknolojik karla mücadele ve yol bakım araçları ile filomuzun gücüne güç kattık. Karayolları ekiplerimiz, vatandaşlarımızın konforlu ve trafik güvenliği sağlanmış bir ortamda yolculuk yapması için kar ve buzla mücadele çalışmalarına devam edecek. Bu çalışmalar yurt genelindeki 68 bin 519 kilometrelik yol ağında; 457 karla mücadele merkezi üzerinden, 12 bin 886 adet makine ve ekipman, 13 bin 607 personel ile gerçekleştirilecek” dedi.

    KIŞ LASTİĞİ TAKMAYANLARA 5 BİN 856 LİRA CEZA

    Uraloğlu ayrıca 15 Kasım itibarıyla ticari araçlarda kış lastiği kullanma zorunluluğunun başladığını hatırlatarak, “Bilindiği üzere, bu yıl mevsimsel şartların değişen ritmine uyum sağlamak için şehirlerarası yük ve yolcu taşıyan ticari araçlarda zorunlu kış lastiği uygulama tarihini 15 Kasım’a çektik ve süresini 4 aydan 5 aya çıkardık. Böylece zorunluluk, 15 Kasım 2025-15 Nisan 2026 tarihleri arasında uygulanmaya devam ediyor. Bu 5 ay içerisinde şehirlerarası yollarda yolcu ve eşya taşıyan kamyon, çekici, tanker, otobüs, minibüs, kamyonet gibi tüm ticari araçların dingilleri üzerindeki tüm lastiklerinin kış lastiği olması zorunlu. Kış lastiği taktırmayıp kurallara uymayanlara 5 bin 856 lira para cezası uygulanacağını ve ceza puanı verileceğini unutmasınlar. Hususi otomobil sahiplerimize ise yasal zorunluluk bulunmamakla birlikte, 7 derecenin altında kış lastiğinin yol tutuşunu ciddi oranda artırdığını hatırlatarak şiddetle tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

  • Taytak: “İnsan hayatı pazarlık konusu değildir, hesap sorulmalıdır!”

    Taytak: “İnsan hayatı pazarlık konusu değildir, hesap sorulmalıdır!”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan Taytak, Türk milletinin yüzyıllardır insanı yaşatmayı devlet anlayışının merkezine koyduğunu belirterek, “Medeniyetimizin temeli ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturudur. Devlet, önce insanın canına, malına, sağlığına ve güvenliğine hizmet etmeyi vazife bilir” ifadelerini kullandı.

    “İnsan hayatı ticari kaygıların kurbanı olamaz”

    Son dönemde art arda yaşanan can kayıplarını hatırlatan Taytak, yaşanan olayların yalnızca “ihmal vakası” değil, yetki karmaşası, denetimsizlik ve sorumluluktan kaçış zincirinin sonucu olduğunu söyledi.

    Taytak, İstanbul’da zehirlenen Afyonkarahisarlı vatandaşları, Bolu’daki yangında hayatını kaybedenleri, İzmir’de elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirenleri ve İstanbul’da akıma kapılan çocukları örnek göstererek şunları kaydetti:

    “Kanun var, kurallar var ama uygulanmıyor. Yetkisizlik, denetimsizlik, istismar ve görevi kötüye kullanma, insan hayatını doğrudan tehlikeye atıyor. Bu zincir kırılmalı; ihmal affedilmemeli, adalet gecikmemelidir.”

    MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “İnsan hayatı ucuz değildir” sözünü hatırlatan Taytak, “Görevini savsaklayan, vatandaşın canını hiçe sayan herkes bu milletin gözünde suç işlemiştir. Artık kimse ihmalle gizlenemez” dedi.

    “Sosyal medyada denetimsizlik, çocuklarımızı tehdit ediyor”

    Konuşmasında sosyal medya tehlikesine de vurgu yapan Taytak, denetimsiz dijital ortamların çocukları manipülasyona açık hâle getirdiğini belirtti. Taytak:

    “Ayakkabısını bağlamayı bilmeyen çocuklar, kendilerine dayatılan trendleri sorgusuz yerine getiriyor. Biz yetişkinler ise onları korumakta geç kalıyoruz.” dedi.

    ABD, Almanya, Fransa ve Avustralya gibi ülkelerin çocuklara sosyal medya sınırlamaları getirdiğini hatırlatan Taytak, Türkiye’nin de acil adım atması gerektiğini söyleyerek, “Artık sorumluluk almak zorundayız. Sosyal medya araçları güvenli ve eğitici hâle getirilmelidir” çağrısında bulundu.

    “Bu mücadele siyasi değil, millî bir zorunluluktur”

    Taytak, konuşmasını “İnsan hayatını korumak, çocuklarımızın ruh sağlığını muhafaza etmek ve aile bütünlüğünü savunmak her türlü siyasi tartışmanın üzerindedir” diyerek tamamladı ve Meclis Genel Kurulu’nu şu sözlerle selamladı:

    “Milletimizin varlığı, evlatlarımızın geleceği ve aile birliğimiz; her türlü siyasi hesabın üstünde, tartışılmaz ve en kutsal değerimizdir.”

  • Kazakistan’da 3 bin 500 yıldan daha eski Bronz Çağı şehri ortaya çıkarıldı

    Kazakistan’da 3 bin 500 yıldan daha eski Bronz Çağı şehri ortaya çıkarıldı

    ‘Semiyarka’ adı verilen şehrin, 3 bin 500 yıldan daha eski ve bölgede şimdiye dek keşfedilen en büyük planlı yerleşim olma özelliği taşıdığı belirtildi.Uluslararası araştırma, University College London (UCL) ve Durham Üniversitesi ile Toraighyrov Üniversitesi iş birliğiyle yürütüldü.

    Kazılarda bulunan yapıların, iki sıra halinde düzenlenmiş dikdörtgen toprak yükseltiler üzerinde yer alan çok odalı evlerden oluştuğu kaydedildi. Merkezde ise diğer yapılardan iki kat daha büyük bir bina kalıntısı bulunduğu aktarıldı.

    Araştırmanın baş yazarı Dr. Miljana Radivojevic, şehirle ilgili, “Semiyarka, bozkır toplulukları hakkındaki düşüncelerimizi değiştiriyor” ifadesini kullandı.

    Bilim insanları, bu keşfin, Avrasya bozkırında bronz üretimine dair şimdiye kadarki en güçlü kanıtları sunduğunu açıkladı. Yerleşim, İrtiş Nehri üzerindeki yükseltilmiş bir noktada yer alıyor ve adını çevresindeki ‘Yedi Vadiden’ (Semiyarka) alıyor.

  • Şuhut’ta din görevlilerine yönelik eğitim toplantısı

    Şuhut’ta din görevlilerine yönelik eğitim toplantısı

    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde cami görevlileri ile Kur’an kursu öğreticilerine yönelik aylık değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi.

    Kur’an kursu konferans salonunda yapılan toplantıya, Şuhut İlçe Müftü Vekili ve Sinanpaşa İlçe Müftüsü Murat Hasankahyaoğlu başkanlık etti.

    Toplantı, Kur’ân-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından ay boyunca yürütülen çalışmalar değerlendirildi, gündem maddeleri ele alınarak ilgili birimler tarafından tebliğ ve müzakereler yapıldı.

    Programda ayrıca önümüzdeki dönem açılması planlanan hizmet içi eğitim kursları hakkında ayrıntılı bilgilendirmelerde bulunuldu. Cami görevlilerinin sahadaki ihtiyaçları, eğitim süreçleri ve ilçe genelindeki din hizmetlerinin daha etkin yürütülmesine yönelik öneriler masaya yatırıldı.

    Toplantı, dilek ve temennilerin alınmasıyla sona erdi.

  • Her Dalda Spor | Eskrim Milli Takım Antrenörü Hakan Yıldırım ve Sporcu Nisanur Erbil | 27 Kasım 2025

    Her Dalda Spor | Eskrim Milli Takım Antrenörü Hakan Yıldırım ve Sporcu Nisanur Erbil | 27 Kasım 2025

    Eskrim Milli Takım Antrenörü ve Kılıç Branşı Koordinatörü Hakan Yıldırım ve Eskrim Milli Takım Sporcusu Nisanur Erbil, her dalda sporda, olimpiyatlarda ve İslami Dayanışma Oyunlarında yaşanılan başarılar ve eskrim sporunun Türkiye’de gelişimini anlattı.

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Papa 14. Leo İlk Resmi Yurt Dışı Ziyaretine Türkiye’de Başladı

    Papa 14. Leo İlk Resmi Yurt Dışı Ziyaretine Türkiye’de Başladı

    Sabah saatlerinde Roma’dan hareket eden ITA Havayollarına ait “A320neo” tipi, Papalık arması bulunan özel uçak, planlanan sefer doğrultusunda Türkiye’ye iniş yaptı. Yolculuk yerel saatle 07.40’ta (TSİ 09.40) Roma Fiumicino Havalimanı’ndan başladı.

    Vatikan Heyeti Türkiye’de
    Papa 14. Leo’ya ziyarette Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin ile Devletlerle İlişkiler Sekreteri Başpiskopos Paul Richard Gallagher eşlik etti. Ayrıca ziyareti takip eden 70’in üzerinde gazeteci de heyetin içinde yer aldı.

    Ziyarette Öne Çıkan Başlıklar
    Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’nun gün içinde Anıtkabir’i ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüşmesi planlanıyor. Vatikan-Türkiye ilişkilerinde önemli bir adım olarak görülen bu ziyaretin, iki taraf arasında diyalog ve iş birliği sürecine katkı sağlaması bekleniyor.