Kategori: Dünya

  • Dünyanın gözü Mısır’da… Trump’tan tarihi Gazze zirvesinde Erdoğan’a teşekkür

    Dünyanın gözü Mısır’da… Trump’tan tarihi Gazze zirvesinde Erdoğan’a teşekkür

    ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin liderliğinde 20’den fazla lider Mısır’da Gazze için biraraya geldi. Trump, Türkiye, Katar ve Mısır’la birlikte Gazze’deki ateşkes anlaşmasına ilişkin bir beyan imzaladı.

    Trump ve Es-Sisi’nin ikili görüşmesinin ardından dünya liderleriyle birlikte basın toplantısı başladı.

    ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da ayrıca teşekkür etti, “Hiçbir zaman bizi yüz üstü bırakmadı” dedi.

    Trump, kendisine yeşil dosyada iletilen ateşkese dair niyet beyanını imzalarken “Bu noktaya gelmesi 3.000 yıl sürdü, inanabiliyor musunuz?” dedi.

    Ardından katılımcıların alkışları eşliğinde Es-Sisi, Katar Emiri Temim bin Hamad El Sani ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da beyana imza attı.

    Trump, ateşkes müzakereleri sırasında gösterilen destek için onlara bir kez daha teşekkür etti.

    Daha önce Ortadoğu’da Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlayacağı yönünde tahminler olduğunu, ancak “bunun olmayacağını” belirtti.

    Yeni inşa sürecinin başlayacağını vurgulayan Trump, bunun daha kolay bir süreç olacağını söyledi.

    Ardından Es-Sisi tekrar konuşma yaptı ve Filistinlilerin “kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahip olduklarını” söyledi. Onlarında “özgürlük ve bağımsız devletlerinde, İsrail ile yan yana, barış, güvenlik ve karşılıklı tanınma içinde yaşama hakkına sahip olduklarını” söyledi.

    ABD Başkanı Trump, 13 Ekim sabahı İsrail parlamentosunda konuşma yaptı ve ardından üç saatlik bir gecikmeyle Mısır’a ulaştı.

    Zirve Donald Trump ve Abdulfettah es-Sisi’nin Mısır’ın Şarm El Şeyh kentinde birarada yaptığı basın toplantısıyla başladı.

    Barış anlaşması müzakerelerinin ikinci aşamasının ne zaman başlayacağı sorulduğunda Trump, “Başladı” diye yanıtladı.

    Es-Sisi, Mısır’da toplanan delegeleri “barış şehrine hoş geldiniz” diyerek selamladı ve ateşkes anlaşmasını “eşi benzeri görülmemiş bir başarı” olarak nitelendirdi.

    Daha sonra Trump’a, Gazze’deki savaşı sona erdirebilecek tek kişinin ABD başkanı olduğunu söyledi.

    Ayrıca, İsrailli rehinelerin kalan tüm cesetlerini İsrail’e geri götürmek ve ateşkesin yürürlükte kalmasını sağlamak için çalışmak istediğini ekledi.

    Trump, ABD’nin Gazze planına göre bölgeyi geçici bir süre yönetmesi öngörülen uluslararası kutuluşta Cumhurbaşkanı Sisi’nin de bulunmasını istediğini belirtti.

    Es-Sisi de “Orada olacağım” diye yanıtladı.

    ABD’nin Ortadoğu özel temsilcisi Steve Witkoff kurulda yer almak için “uzun bir başvuru listesi” olduğunu söyledi.

    Ateşkes anlaşmasının da imzalanacağı zirveye İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Kanada Başbakanı Mark Carney dahil 21 ülke lideri katıldı.

    İsrail basını ve Mısır cumhurbaşkanlığı Binyamin Netanyahu’nun da zirveye katılacağını kaydediyordu.

    Ancak İsrail Başbakanlık ofisinden yapılan sonrasında yapılan bilgilendirmede, Binyamin Netanyahu’nun zirveye katılmayacağı açıklandı.

    Yapılan açıklamada gerekçe olarak, bir dini bayramın yakın olması gösterildi.

    Hürriyet gazetesindeki haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın havadayken Netanyahu’nun katılımıyla ilgili bilgiyi aldığını ve bunun olması halinde zirveye katılmayacağını ifade ettiği iddia edildi.

    Guardian gazetesi de Erdoğan’ın Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile bu bağlamda konuştuğunu yazdı.

    Mısır cumhurbaşkanlığı, “Hem Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hem de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’deki savaşı sona erdirme anlaşmasını sağlamlaştırmak ve buna olan bağlılıklarını yeniden teyit etmek için barış zirvesine katılacak” açıklaması yapmıştı.

    Son müzakerelere maratonuna ev sahipliği yapan Mısır, toplantının amacının savaşı bitirmesi beklenen anlaşmayı son haline getirmek olduğunu açıkladı.

    Gelinen noktaya karşın Hamas’ın geleceği, İsrail’in geri çekilmesinin boyutu ve Gazze’yi kimin yöneteceği gibi başlıklar halen yanıt bekliyor.

    Trump’a Knesset’te protesto

    ABD Başkanı Donald Trump, İsrail parlamentosundaki konuşması sırasında İsrailli Arap milletvekili Ayman Odeh ve sol görüşlü Ofer Cassif tarafından protesto edildi.

    Odeh “Filistin’i Tanı” yazan bir kağıt açtı.

    İki vekil de salondan çıkarıldı, Trump konuşmasına devam etti.

    Trump, “Bu, yeni bir Ortadoğu’nun tarihi şafağıdır” dedi.

    Müzakerelerelere katılan Arap ülkelerine de teşekkür eden Trump, “inanılmaz bir zafer” ifadesini kullandı.

    Trump, İsrail’e yolculuğu sırasında Air Force One uçağında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    “Savaş bitti” diyen Trump ateşkesin kalıcı olacağına inandığını belirtti.

    “Birçok neden var. Ama bence insanlar bundan bıktı. Yüzyıllardır var, sadece yakın zamanda değil. Yüzyıllardır sürüyor” dedi.

    ABD Başkanı, Gazze için hızla bir “Barış Kurulu” kurulacağını ve Gazze’nin bir “yıkım alanı” gibi göründüğünü ekledi.

  • Gazze Ateşkesinde Esir Takası Tamamlandı: 20 İsrailli Serbest, 96 Filistinli Tahliye Edildi

    Gazze Ateşkesinde Esir Takası Tamamlandı: 20 İsrailli Serbest, 96 Filistinli Tahliye Edildi

    Hamas, Gazze’deki ateşkes ve esir takası anlaşması çerçevesinde 20 İsrailli esiri Uluslararası Kızılhaç Komitesi heyetine teslim etti. Karşılığında İsrail, Ofer Hapishanesi’nde müebbet hapse mahkum 96 Filistinliyi serbest bıraktı.
    Esirlerin Teslim Süreci
    İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, Hamas esirleri Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta Kızılhaç heyetine teslim etti.
    Önceki teslimatla birlikte 13 esirin serbest bırakılmasıyla Gazze’deki 20 sağ İsrailli esirin tamamı özgürlüğüne kavuştu. Saat 08:00 sularında 7 esir teslim edilmiş, İsrail ordusu sınır geçişini doğrulamıştı.

    Serbest Bırakılan Esirlerin İsimleri

    İlk aşamada Matan Angrest, Alon Ohel, Guy Gilboa-Dalal, Gali Berman, Ziv Berman, Eitan Mor ve Omri Miran isimli esirler duyuruldu. İsrail ordusu, esirlerin ülkeye ulaşmasının ardından sağlık kontrollerinden geçirileceğini belirtti.

    Ailelerle Duygusal Görüşmeler

    İsrail’in Yediot Ahronot gazetesine göre, Hamas esirleri salıvermeden önce aileleriyle telefon görüşmesi yapmalarına izin verdi. Matan Zangauker’in annesi Ainav, telefonda oğluna “Matan, eve dönüyorsun. Hepiniz geri dönüyorsunuz. Savaş bitti. Eve dönüyorsunuz” dedi.
  • TBMM Başkanı Kurtulmuş: Netanyahu ve çetesi, işlediği soykırım suçundan kolayca kurtulamamalı

    TBMM Başkanı Kurtulmuş: Netanyahu ve çetesi, işlediği soykırım suçundan kolayca kurtulamamalı

    Azerbaycan, Pakistan ve Türkiye Üçlü Parlamento Başkanları Toplantısı dolayısıyla İslamabad’da bulunan TBMM Başkanı Kurtulmuş’u, Pakistan Ulusal Meclisi’nde, Meclis Başkanı Serdar Ayaz Sadık karşıladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, karşılamanın ardından Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahiba Gafarova ve Pakistan Ulusal Meclisi Başkanı Sadık ile aile fotoğrafı çektirdi.

    Kurtulmuş daha sonra üçlü işbirliği konularının ele alınacağı “Azerbaycan, Pakistan ve Türkiye Parlamento Başkanları İcra Toplantısı”na katılarak, konuşma yaptı. Gösterilen ev sahipliği ve misafirperverlik için Pakistan Ulusal Meclisi Başkanı Sadık’a ve Pakistan Ulusal Meclisi’ne teşekkür eden Kurtulmuş, Pakistan’da yakın zamanda meydana gelen terör saldırılarında hayatını kaybedenler için taziyelerini iletti. Numan Kurtulmuş, “Terörle mücadelede Pakistan ile dayanışma içerisinde olduğumuzu bir kere daha ifade etmek isterim.” diye konuştu.

    Yakın zamanda yaşanan sel felaketinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen Kurtulmuş, TBMM ve Türk halkı adına da felaketten etkilenen Pakistan halkına geçmiş olsun temennisinde bulundu.

    “ÜÇLÜ MEKANİZMAMIZI DAHA KALICI VE KURUMSALLAŞMIŞ BİR DÜZEYE TAŞIMAMIZ GEREKTİĞİNE İNANIYORUM”

    Üç kardeş ülkenin meclis başkanlarını bir araya getiren toplantının hayırlara vesile olmasını dileyen Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “2021 yılında Bakü’de ilk toplantısını gerçekleştirdiğimiz Üçlü Parlamento Başkanları Toplantısı mekanizmasının, kadim dostluk ve kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlı, pek çok alanda ileri düzeyde işbirliğinin tesisi için üç ülke arasında ilişkilere önemli katkılar sağladığına inanıyorum. Nitekim parlamento başkanları düzeyinde bu mekanizmayı 2024 yılında liderlerimiz de tesis ettiler. Üçlü mekanizmamızı daha kalıcı ve kurumsallaşmış bir düzeye taşımamız gerektiğine inanıyorum. Bu doğrultuda üç ülkenin son zamanlarda hem bölgesel hem de uluslararası düzeyde karşılaştığı sınamalar dikkate alındığında, parlamentolar olarak yoğun bir teşrikimesai içinde olmamızın kaçınılmaz olduğu kanaatindeyim.

    Terör, yasa dışı göç ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi tehditlerin Afganistan topraklarında barınması ve çözüme ilişkin somut adımlar atılmaması, gerek Pakistan gerekse bölgemiz için ciddi bir sorun teşkil ediyor. İleride bu ve benzeri daha büyük sorunların ortaya çıkmaması ve sorunlar karşısında erken ve hızlı müdahalede bulunabilmesi için askeri, güvenlik ve savunma sanayisi alanlarındaki işbirliğimizi daha da ileri düzeylere taşımak mecburiyetindeyiz.”

    GÜNEY KAFKASLAR’DAKİ GELİŞMELER

    Azerbaycan’ın 30 yıllık bir haksızlığa son vererek işgal altındaki topraklarını kurtardığını ve Ermenistan ile barış müzakerelerini ileri bir safhaya getirdiğini anımsatan Kurtulmuş, Güney Kafkaslar’daki olumlu gelişmeler ile Zengezur Koridoru’nun varlığının, bölge ülkelerinin daha yakın iktisadi, siyasi ve beşeri ilişkiler geliştirmesini sağlamasının yanı sıra Orta Koridor’un stratejik açıdan güçlendirilmesi gibi fırsatları da ortaya çıkardığını vurguladı.

    Kurtulmuş, içinde bulundukları coğrafyada ulaştırma, haberleşme, enerji ve ticaret ağlarının güçlendirilmesine ilişkin yapabilecekleri ortak projelerin önemine değindi.

    Bir diğer olumlu gelişmenin de giderek istikrar kazanan Irak’ın Kalkınma Yolu Projesi ile Türkiye üzerinden Orta Koridor’a entegre olma arzusu olduğunu dile getiren Kurtulmuş, böylece Pakistan’dan Avrupa’ya, bölge ülkelerinin daha etkin bir ekonomik entegrasyona ve enerji imkanlarına erişmesinin mümkün olacağını kaydetti.

    Suriye’deki yeni yönetimin, ülkenin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve istikrarını temin için büyük çaba sarf ettiğini, halk meclisi seçimlerini düzenleyerek yasama organını da tesis ettiğini söyleyen Kurtulmuş, “Suriye’de istikrarın sağlanması, çatışmaların engellenmesi ve barışın kalıcı bir hale gelmesi için tüm tarafların ortak bir sorumluluk içerisinde hareket etmek zorunda olduğu kanaatindeyiz. Bu aynı zamanda bölgenin istikrarı, kalkınması ve refahı için de şarttır. Bu bağlamda Suriye’ye her alanda destek olunması da kilit bir önem taşımaktadır.” ifadesini kullandı.

    “Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nu daha etkin hale getirmek için müşterek çalışmalarımıza devam etmeliyiz”
    İki yıldır Filistin’de süren soykırımın, özellikle insanlık cephesi ve Filistin dostu parlamentoların gayretleriyle bir ateşkesle sonuçlandığına dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:

    “Ateşkesin daimi olması, Gazze halkına uygulanan soykırım ve kıtlığın son bulması, İsrail’in yasa dışı işgal ve ablukasına son vermesi, kalıcı bir barışa ulaşılması için rehavete kapılmamamız ve gayretlerimizi devam ettirmemiz şarttır. Netenyahu ve çetesinin işlediği insanlık suçlarından, işlediği soykırım suçundan elini yıkayarak kolayca kurtulamaması gerektiği kanaatindeyiz. Evet, orada kalıcı bir barışın sağlanması arzumuzdur ama iki yıldır devam eden, yüzbinlerce insanın öldüğü, insanlara karşı açlığın bile silah olarak kullanıldığı bu insanlık tarihinin gördüğü en büyük soykırımın suçluları mutlaka Uluslararası Adalet Divanı nezdinde ve Uluslararası Ceza Mahkemelerinde hesap vermeli, hak ettikleri suçun karşılığını görmelidir.

    Ayrıca, barışın sağlanmış olması bizleri rehavete sürüklememelidir çünkü önümüzde, yıllar içerisinde devam edecek bir büyük mücadelenin sürmekte olduğunun da altını çizmek isterim. İki devletli çözüm ve tam manasıyla bağımsız, toprak bütünlüğü sağlanmış, egemen bir Filistin devletinin kurulmasına kadar bu mücadelemizi siyasi olarak devam ettireceğiz ve Filistin halkının, Filistin devletinin yanında yer almayı sürdüreceğiz. Bu çerçevede her üç ülkenin de kurucu üyesi olduğu, Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nu genişletmek ve daha etkin hale getirmek için müşterek çalışmalarımıza devam etmeliyiz. Parlamentolarımızı yakından ilgilendiren tüm bu konularda aramızda anlayış birliğini güçlendirmek ve ortak faaliyetler geliştirmek için üçlü mekanizmanın daha etkin kullanılması gerektiğini düşünüyoruz.”

    Meclis Başkanları düzeyindeki üçlü mekanizmanın kapsamını ihtisas komisyonları ve dostluk gruplarını da kapsayacak şekilde genişletmek gerektiğini kaydeden Kurtulmuş, ayrıca üçlü işbirliğinin idari teşkilatlar arasında bilgi, deneyim, personel ve iyi uygulamaların paylaşılmasıyla geliştirilebileceğini belirtti.

    TBMM Başkanı Kurtulmuş, genç parlamenterlerin de parlamentoların dinamikliğine önemli katkılar sunacağını ifade ederek, “Genç Parlamenterler Forumu’nun üçlü mekanizmamız çerçevesinde oluşturulmasının faydalı olacağı kanaatindeyim. Uluslararası platformlarda ve ortak üyesi olduğumuz parlamenter asamblelerde yakın dayanışmamızı sürdürmemizin de fevkalade yararlı olacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

  • Afganistan, 58 Pakistan askerini öldürdüğünü açıkladı

    Afganistan, 58 Pakistan askerini öldürdüğünü açıkladı

    Afganistan’dan yapılan açıklamada, komşu Pakistan’ın Afgan topraklarını ve hava sahasını ihlal ettiği belirtilirken, Afgan güçlerinin gece boyunca devam eden sınır çatışmalarında 58 Pakistan askerini öldürdüğü bildirildi.

    Hafta başında Afgan yetkililer, Pakistan’ı başkent Kabil’i ve ülkenin doğusundaki bir pazarı bombalamakla suçladı. Pakistan ise saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

    Taliban hükümetinin baş sözcüsü Zabihullah Mücahid, Afgan güçlerinin Pakistan ordusuna ait 25 mevziyi ele geçirdiğini ve 30 Pakistan askerinin yaralandığını bildirdi.

    Kabil’de bir basın toplantısı düzenleyen Mücahid, “Afganistan’ın tüm resmi sınırlarında ve fiili hatlarında durum tamamen kontrol altında ve yasadışı faaliyetler büyük ölçüde engellendi,” dedi.

    Pakistan daha önce de Afganistan içinde militanların saklandığını iddia ettiği yerleri vurmuştu ancak bunlar uzak ve dağlık bölgelerdeydi. İki taraf geçmişte sınır boyunca da çatıştı.

    Taliban hükümetinin Savunma Bakanlığı pazar sabahı erken saatlerde güçlerinin sınır boyunca “misilleme ve başarılı operasyonlar” gerçekleştirdiğini belirtti.

    Açıklamada ayrıca, “Karşı taraf, Afganistan’ın toprak bütünlüğünü tekrar ihlal ederse, silahlı kuvvetlerimiz ülke sınırlarını savunmaya tamamen hazırdır ve güçlü bir karşılık verecektir,” denildi.

    Derinleşen kriz

    Pakistan, Afgan yetkilileri yasaklı Tehreek-i-Taliban Pakistan grubunun üyelerini barındırmakla suçluyor. İslamabad, grubun Pakistan içinde ölümcül saldırılar gerçekleştirdiğini savunurken, Kabil ise topraklarının başka ülkelere karşı kullanılmasına izin vermediğini belirterek bu suçlamayı reddediyor.

    Pakistan özellikle Afganistan sınırındaki bölgelerde artan militanlıkla boğuşuyor. Ayrıca nükleer silahlara sahip komşusu ve rakibi Hindistan’ı silahlı grupları desteklemekle suçluyor ancak herhangi bir kanıt sunmuyor.

    Bu yılın başlarında tartışmalı Keşmir bölgesinde yaşanan bir turist katliamının ardından Hindistan ve Pakistan savaşın eşiğine gelmişken, gece yaşanan sınır çatışmalarının bölgesel istikrarsızlığı körükleyebileceğinden endişe ediliyor.

    Afganların kayıp iddiasından önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif saldırıyı kınadı ve ülke ordusunun “sadece Afganistan’ın provokasyonlarına uygun bir cevap vermekle kalmayıp aynı zamanda birkaç mevzilerini imha ederek onları geri çekilmeye zorladığını” belirtti.

    Pakistanlı güvenlik yetkilileri yıkılan Afgan kontrol noktalarını gösterdiğini iddia ettikleri videolar paylaştı, ancak medyanın bu bölgelere erişimi olmadığı için görüntüler bağımsız olarak doğrulanamadı.

    Pakistan ordusu 200’den fazla “Taliban ve bağlantılı teröristin etkisiz hale getirildiğini, yaralı sayısının ise çok daha fazla olduğunu” belirtti.

    Pakistanlı güvenlik yetkililerine göre, Afgan güçleri, Khyber Pakhtunkhwa eyaletindeki kuzeybatı sınır bölgelerinde ateş açtı.

  • Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahipleri belli oldu

    Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahipleri belli oldu

    2025 Nobel Ekonomi Ödülü, Hollandalı Joel Mokyr, Fransız Philippe Aghion ve Kanadalı Peter Howitt’e verildi.

    İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi’nde düzenlenen basın toplantısında, 2025 Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahipleri açıklandı.

    Açıklamaya göre, Joel Mokyr, “teknolojik gelişmeler yoluyla sürdürülebilir büyümenin ön koşullarını belirlemiş olması nedeniyle” bu ödüle layık görülürken Philippe Aghion ve Peter Howitt “yaratıcı yıkım yoluyla sürdürülebilir büyüme teorisine” ilişkin çalışmaları dolayısıyla ödülün sahibi oldu.

    2024 Nobel Ekonomi Ödülü’nü, kurumların oluşumu ve refaha etkilerine ilişkin çalışmalarından dolayı Türk Profesör Daron Acemoğlu ile İngiliz Profesörler Simon Johnson ve James Robinson kazanmıştı.

    NOBEL ÖDÜLLERİ HAKKINDA

    İsveçli Alfred Nobel’in vasiyeti üzerine ölümünden sonra 9 Haziran 1900’de kurulan Nobel Vakfının insanlığa hizmette bulunanlara verdiği ödüller, dünyada en saygın ödüller olarak kabul ediliyor.

    Nobel Ödülleri, İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, İsveç Akademisi, Karolinska Enstitüsü ve Norveç Nobel Komitesi tarafından fizik, kimya, edebiyat, barış ve tıp olmak üzere 5 dalda en başarılı kabul edilen kişiler veya kuruluşlara veriliyor.

    Bunlara ek olarak, Nobel Ekonomi Ödülü, 1968’de İsveç Merkez Bankasının Alfred Nobel’in anısına ekonomi dalında da ödül verilmesini kararlaştırmasıyla, ilk kez 1969’da verildi.

    Nobel Ödülleri, her yıl Alfred Nobel’in ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık’ta düzenlenen törenle sahiplerine teslim ediliyor.

    Öte yandan, ödüllerin 1901’deki başlangıcından bu yana verilmediği birkaç yıl oldu. Toplamda 49 defa yapılan ödül iptallerinin çoğu, Birinci ve İkinci Dünya savaşları sırasında gerçekleşti.

    Ödül törenleri, Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de de yapılamamıştı.

  • Filistinliler Gazze enkazında ölülerini aramaya başladı

    Filistinliler Gazze enkazında ölülerini aramaya başladı

    Ghali Khadr, iki gün boyunca ailesine kendisiyle birlikte Güney Gazze’ye kaçmaları için yalvardı ve orada kalmanın çok tehlikeli olduğunu söyledi. İnatçılığıyla bilinen babası bunu reddetti. Tartışmaları hiçbir zaman bitmedi; bir İsrail hava saldırısı babasının evine isabet etti ve ailesini enkaz altında bıraktı.

    Ateşkesin ilan edilmesinden iki gün sonra, Pazar günü Khadr, ailesinin evinin yıkıntılarını aramak için geri döndü. The Guardian’ın haberine göre, gününü, parçalanmış beton ve bükülmüş metalleri tarayarak onlardan bir iz arayarak geçirdi. Bulabildiği tek şey, kafataslarının parçaları ve ellerinin parçalarıydı.

    Kuzey Gazze’deki Cebeliye’den 40 yaşındaki Khadr, “Emekli ambulans şoförü olan babam, güçlü iradesi ve sabrıyla tanınırdı. Korku nedir bilmez ve her zaman iyimserdi,” dedi .

    Khadr, anne ve babasının naaşını mezarlığa götürdü, ancak mezarlığın da yıkıldığını gördü. Onları, hala sağlam olan birkaç mezarın yanına gömmeye karar verdi.

    Khadr gibi binlerce Filistinli de Cuma günkü ateşkesin ardından zorlu bir görevle Gazze’nin kuzeyine döndü: Haftalar veya aylar önce İsrail hava saldırılarında öldürülen ve cesetleri enkaz altında kalan sevdiklerini aramak.

    Gazze Sivil Savunma Ajansı, enkaz ve yıkılan binaların altında yaklaşık 10.000 kişinin cesedinin bulunduğunu tahmin ediyor. Çatışmaların durması, ambulans servisine nihayet ölüleri arama ve ailelerine bir çıkış yolu bulma fırsatı verdi.

    Bölgedeki tahmini moloz miktarının 60 milyon ton olduğu göz önüne alındığında kurtarma ekiplerinin önündeki görev çok büyük.

    Yolların çoğu yıkılmış veya enkaz altında kalmış durumda. Sivil savunma ekipleri ağır ekipman sıkıntısı çekiyor ve çöken binaları yıkmak için kazma ve balyoz kullanmak zorunda kalıyor. Kurtarma ekipleri yavaş hareket etmek zorunda. Enkaz ayrıca patlamamış bombalar ve mühimmatla dolu.

    Gazze’nin kuzeyindeki sivil savunma şefi 64 yaşındaki Halid el-Eyüpi, “İlk olarak, özellikle cesetlere saldıran başıboş köpeklerin varlığı nedeniyle, sokaklarda yatan cesetleri toplayarak onlardan geriye kalanları korumaya odaklanıyoruz” dedi.

    Diğer kurtarma ekipleri enkazları çıplak elleriyle kazmak zorunda kalıyor. Şimdiye kadar, kayıp 10.000 kişinin yalnızca bir kısmını kurtarabildiler ve henüz çok katlı binaların yıkıntıları arasında arama çalışmalarına başlamadılar.

    Gazze Sivil Savunma Ajansı İnsani Destek ve Uluslararası İşbirliği Direktörü 38 yaşındaki Dr. Muhammed el-Muğir, İsrail’in önümüzdeki günlerde ağır ekipmanların girişine izin vermesi halinde tüm cesetlerin altı ay ile bir yıl içinde bulunabileceğini söyledi.

    Kuzey Gazze’de yaşayan birçok kişi bu kadar uzun süre beklemeye dayanamıyor. Sevdiklerini aramak için harap olmuş evlerine kendi başlarına dönmeye başladılar.

    Cebeliyeli 32 yaşındaki Yahya el-Mukra, kardeşi Şerif’in öldüğüne inanıyor. 25 Temmuz’da evlerine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından Şerif’le iletişimi kaybetmiş. Yıkılan binayı ziyaret etmeyi başarmış, ancak Şerif’in cesedine dair hiçbir iz bulamamış.

    Muqra, “Bölgeyi kontrol etmeye gittik ama izine rastlamadık, sanki ortadan kaybolmuş, ev ve etrafındaki her şey moloza dönmüş,” dedi. “Görgü tanıkları onu en son evin yakınlarında gördüklerini söyledi.” Kardeşi epilepsi hastasıydı ve hava saldırısı onu öldürmese bile, ilaçları olmasaydı öleceğinden endişeleniyordu.

    Pazar günü Muqra nihayet kardeşini aramaya vakit buldu ancak tek başına çalışmasına rağmen ondan hiçbir iz bulamadı.

    “Şerif’in orada olduğunu kanıtlayacak bir şey, bir parça giysi, herhangi bir iz bulmayı umuyordum. Enkazın altında arama yapmak için gerçekten ağır iş makinelerine ihtiyacımız var, ancak bu makineler mevcut değil,” dedi.

    Birçok aile için, sevdiklerinin nerede, ne zaman ve nasıl öldüğünü bilmemenin acısı çok büyük. Aylarca evlerinden uzakta, kaybettikleri kişilerin en ufak bir parçasını bile bulma, onlara veda etme fırsatını bekleyerek belirsizlik içinde yaşıyorlar.

    Ailelere bu şansı sağlamak, Gazzeli kurtarma görevlilerini harekete geçiren şey. Onlar, kavurucu güneşin altında, endişeli aileler yanlarında beklerken, canla başla çalışıyorlar.

    Sivil savunma çalışanı 35 yaşındaki Fadi el-Salibi, “Aileler, şehitlerinin naaşlarını bulmanın onları onurlandırmanın ve ruhlarını korumanın bir yolu olduğunu düşünüyor ve bu onlara sevdiklerinin gerçekten şehit oldukları ve artık hayatta olmadıkları konusunda güvence veriyor” dedi.

    Muqra, önümüzdeki günlerin kardeşinin akıbeti hakkında bir şeyler ortaya çıkaracağını umuyor. Mahallesindeki mezarlıklar yıkıldığı için, Şerif’i evinin bahçesine gömmeyi planlıyor.

    “Kardeşimin henüz gömülmemiş olması yüreğimi parçalıyor. Tek bir kemik bile onu toprağa verip biraz rahatlamamızı sağlardı,” dedi.

  • Dünya liderleri Gazze Ateşkesi zirvesinde bir araya geliyor

    Dünya liderleri Gazze Ateşkesi zirvesinde bir araya geliyor

    Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından düzenlenen zirveye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra İsrail Başbakanı Netanyahu da davet edildi. Mısır resmi haber ajansı MENA’nın açıklamasına göre, Netanyahu zirveye katılacak. İsrail basını da bu gelişmeyi yakından takip ederek, Netanyahu’nun zirveye katılma ihtimalini gündeme getirdi.

    Şarm eş-Şeyh Barış Zirvesi adıyla düzenlenecek etkinlikte, ABD Başkanı Donald Trump, Ürdün Kralı Abdullah, Katar Emiri Şeyh Temim, Bahreyn Kralı Hamed, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve birçok başka ülke lideri yer alacak. Almanya, İngiltere, İtalya, Kanada gibi ülkeler ise başbakan düzeyinde temsil edilecek.

    Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa gibi önemli uluslararası isimler de zirvede hazır bulunacak.

    ATEŞKESİN ARKA PLANI

    ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim’de İsrail ile Hamas arasında Gazze’de ateşkesin ilk aşamasının onaylandığını duyurmuştu. 10 Ekim itibarıyla yürürlüğe giren ateşkes sonrası, İsrail ordusunun çekilmesiyle bölgeye geçici bir huzur gelmişti.

    8 Ekim’den ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihe kadar süren saldırılarda 67 bin 682 kişi hayatını kaybetti, 170 bin 33 kişi yaralandı. Zirvede Gazze’nin yeniden inşası ve insani krizin çözümü öncelikli konular arasında olacak.

  • Şiddetli yağışlar sonrası sel felaketinde can kaybı 47’ye yükseldi

    Şiddetli yağışlar sonrası sel felaketinde can kaybı 47’ye yükseldi

    Meksika’nın çeşitli bölgelerinde etkili olan yoğun yağışlar sonucu seller meydana geldi. Sivil Koruma Ulusal Koordinatörlüğü (CNPC) tarafından yapılan açıklamada, yağışların neden olduğu sel felaketinde yaşamını yitirenlerin sayısının 47’ye çıktığı duyuruldu. Aynı açıklamada kaybolanların sayısının ise 38 olduğu belirtildi.

    ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

    Sel felaketinin yaşandığı bölgelerde arama kurtarma çalışmaları yoğun şekilde devam ediyor. Yetkililer, kaybolanların bulunması için tüm imkanları seferber etmiş durumda. Bölgelerde acil yardım ve destek çalışmaları da hız kesmeden sürüyor.

  • Çin, ABD arasında tarife savaşı

    Çin, ABD arasında tarife savaşı

    Çin Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, nadir toprak elementleri içindeki ağır ve orta ağır metallerin askeri uygulamalarda kullanıldığı hatırlatılarak, “Çin hükümetinin nadir toprak elementleri ve bağlantılı ürünlerin ihracatını kontrolü, yasalara ve düzenlemelere uygun meşru bir tedbirdir.” ifadesi kullanıldı.

    Küresel durumun çalkantılı olduğuna, silahlı çatışmaların zaman zaman ortaya çıktığına işaret edilen açıklamada, Çin’in sorumlu bir ülke olarak, dünya barışını ve bölgesel istikrarı korumak ve silahların yayılmasının önlenmesi gibi uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmek üzere söz konusu malzemelerin ihracatına yönelik tedbirler aldığı belirtildi. Açıklamada, söz konusu tedbirlerin “ihracat yasağı” değil “ihracat kontrolü” olduğunun altı çizilerek, sivil amaçlı kullanıma yönelik taleplerin onay süreçlerinde gerekli destek ve kolaylığın sağlanacağı vurgulandı.

    TRUMP’IN TEPKİSİ

    ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Çin’in nadir toprak elementleri konusunda attığı adımları eleştirmişti. Pekin yönetiminin çok sayıda ülkeye, nadir toprak elementleri üretiminin her unsuruna ihracat kontrolü uygulama niyetini bildiren mektuplar gönderdiğini belirten Trump, böyle bir tutumun dünya piyasasını tıkayacağı ve çok sayıda sanayi kolunda küresel üretime zarar vereceği uyarısında bulunmuştu. Çin’in tutumunu “sinsi” ve “düşmanca” diye niteleyen Trump, “Çin’in dünyayı esir almasına asla izin veremeyiz.” ifadesini kullanmıştı. ABD Başkanı, bu tutuma karşılık 1 Kasım’dan itibaren Çin’e yüzde 100 ek gümrük tarifesi uygulayacaklarını, ayrıca tüm kritik yazılımların ihracatını durduracaklarını bildirmişti.

  • Türk Balı Dünya Sofralarında: 46 Ülkeye İhracat Gerçekleşti

    Türk Balı Dünya Sofralarında: 46 Ülkeye İhracat Gerçekleşti

    Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden derlenen bilgiye göre, bal 2025’in ocak-eylül döneminde 46 ülkede alıcı buldu. Kayıtlara 2024’ün 9 ayında 22 milyon 704 bin 575 dolar olarak geçen bal ihracatından elde edilen gelir, bu yıl aynı dönemine göre yüzde 3 artarak 23 milyon 416 bin 550 dolara ulaştı.

    Bal ihracatı miktar bazında da yükseldi. Geçen yıl 5 bin 866 ton olan ihracat, bu yıl yüzde 11 artarak 6 bin 527 tona çıktı. En fazla bal satılan ülkeler ise ABD, Almanya ve Birleşik Krallık oldu. Türkiye, ABD’ye 8 milyon 504 bin 439 dolar, Almanya’ya 3 milyon 763 bin 873 dolar, Birleşik Krallık’a ise 2 milyon 496 bin 563 dolarlık bal ihraç etti.

    DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu, Türk balının dünya pazarlarında güven kazandığını belirterek, bu yıl 7 yeni ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini söyledi. Kalyoncu, yıl sonuna kadar hem miktar hem de gelir açısından artış hedeflediklerini ifade etti.

    Kalyoncu, AR-GE ve kalite odaklı üretimin sektörün geleceği için büyük önem taşıdığını vurgulayarak “Katma değeri yüksek ürünler ve markalı ihracatla fark yaratmak istiyoruz. Türk balını dünya çapında daha üst sıralara taşımayı amaçlıyoruz” dedi.

  • Maduro, ABD’ye kapsamlı ekonomik tavizler teklif etti

    Maduro, ABD’ye kapsamlı ekonomik tavizler teklif etti

    ABD’nin etkin gazetelerinden New York Times’ın güvenilir kaynaklara dayandırdığı habere göre, Venezuela, aylarca süren gizli görüşmelerde ABD’ye kapsamlı ekonomik tavizler teklif etti; bunlar arasında Amerikan şirketlerinin ülkenin petrol sektöründe önemli bir pay almasına izin verecek olası bir anlaşma da yer alıyor. Ancak Washington’ın anlaşmayı reddettiği ve asıl meselenin Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun siyasi geleceği olduğu söyleniyor.

    Washington, son birkaç haftadır Venezuela açıklarında “uyuşturucu gemileri” olarak adlandırdığı gruplara yönelik saldırılar düzenleyerek iki düzineden fazla kişiyi öldürdü ve bölgedeki askeri varlığını artırdı. ABD yetkilileri, Maduro’yu uyuşturucu şebekeleriyle bağlantılı olmakla suçladı; Maduro ise bu iddiayı reddediyor.

    Caracas, Washington’ı rejim değişikliği istemekle suçladı ancak ABD’li yetkililer bu iddiayı reddetti.

    Ancak isimleri açıklanmayan Amerikalı ve Venezuelalı yetkililer, NYT’ye, Caracas’ın Washington’a geniş kapsamlı bir diplomatik teklifte bulunduğunu söyledi. Teklifin, mevcut ve gelecekteki tüm petrol ve altın projelerini Amerikan şirketlerine açmayı, ABD şirketlerine imtiyazlı sözleşmeler vermeyi, Venezuela’nın petrol ihracatını Çin’den ABD’ye yönlendirmeyi ve Çin, İran ve Rus şirketleriyle enerji ve madencilik anlaşmalarını küçültmeyi içerdiği bildirildi.

    Makalede, Maduro’nun üst düzey danışmanları ile ABD elçisi Richard Grenell arasında aylarca süren görüşmelerin amacının gerginliği azaltmak olduğu belirtildi. Haberde, ekonomik konularda ilerleme kaydedildiği bildirilirken, iki tarafın Maduro’nun siyasi geleceği konusunda anlaşamadığı belirtildi.

    NYT’ye göre, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump yönetiminin Maduro’yu devirme çabalarında öncü isim oldu. Rubio’nun, Grenell’in diplomatik çabalarına şüpheyle yaklaştığı ve Caracas’a karşı daha sert bir tutum sergilenmesi çağrısında bulunduğu belirtildi.

    NYT’nin daha önceki bir haberinde, Trump’un Maduro’nun gönüllü olarak iktidarı bırakmaması nedeniyle “sinirlenmesi” üzerine Venezuela ile diyaloğun kesilmesi emrini verdiği iddia edilmişti . Gazete ayrıca, ABD’nin olası bir askeri tırmanış için planlar hazırladığını da belirtmişti.

    Maduro ise Venezuela’ya saldırı olması halinde ülkenin “silahlı mücadele” durumuna geçeceği uyarısında bulunarak ülke genelinde askeri hazırlıklarını artırdı.

  • Bütün gözler Mısır’da… Kritik zirveye geri sayım

    Bütün gözler Mısır’da… Kritik zirveye geri sayım

    Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı  Abdulfettah es-Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın eş başkanlığında ve 20’den fazla ülkeden liderlerin katılımıyla “Şarm eş-Şeyh Barış Zirvesi” adlı uluslararası zirve düzenleneceği bildirildi.

    Zirvenin, Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmeyi, Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanması yönündeki çabaları pekiştirmeyi, bölgesel güvenlik ve istikrar için yeni bir sayfa açmayı amaçladığı vurgulandı.

    Uluslararası zirvenin, Trump’ın bölgede barışı sağlama ve dünya genelinde çatışmalara son verme yönündeki vizyonu ve gayreti kapsamında düzenleneceği aktarıldı.

    Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da yarın zirveye katılmak üzere Mısır’a gideceği bildirildi.

    Ne olmuştu?

    ABD Başkanı Trump, 9 Ekim’de Mısır’da devam eden müzakerelerde İsrail ile Hamas’ın, Gazze’de ateşkes planının ilk aşamasını onayladığını duyurmuştu.

    Müzakerelerin yapıldığı Mısır’da anlaşma imzalanırken, İsrail hükümetinin onayıyla 10 Ekim’in ilk saatlerinde anlaşma yürürlüğe girmişti.

    İsrail ordusunun anlaşmada belirtildiği üzere “sarı hat”ta çekilmesinin ardından Gazze Şeridi’nde ateşkesin aynı gün 12.00 itibarıyla devreye girdiği açıklanmıştı.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne 8 Ekim 2023’ten ateşkes anlaşmasına kadar geçen sürede düzenlediği saldırılarda 67 bin 682 kişi hayatını kaybetmiş, 170 bin 33 kişi de yaralanmıştı.

  • Mısır’da meydana gelen trafik kazasında 3 Katarlı diplomat hayatını kaybetti

    Mısır’da meydana gelen trafik kazasında 3 Katarlı diplomat hayatını kaybetti

    Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde meydana gelen trafik kazasında Katar Emirlik Divanı üyesi üç diplomatın hayatını kaybettiğini duyurdu.

    Katar’ın Kahire Büyükelçiliğinden yapılan yazılı açıklamada, Suud bin Sâmir Al Sâni, Abdullah Ganim el-Hayyarin ve Hasan Cabir el-Cabir isimli diplomatların, görevde bulundukları Şarm eş-Şeyh’te yaşanan trafik kazasında yaşamlarını yitirdiği belirtildi.

    Kazada yaralananların Şarm eş-Şeyh’te tedavi altına alındığı, vefat eden diplomatların cenazelerinin bugün Doha’ya getirileceği kaydedildi.

  • Norveç, İsrail’i darmadağın etti!.. Maç boyu Filistin’e destek…

    Norveç, İsrail’i darmadağın etti!.. Maç boyu Filistin’e destek…

    Ullevaal Stadı’nda oynanan karşılaşmaya hızlı başlayan ve 6. dakikada penaltı kazanan Norveç, yıldız futbolcusu Erling Haaland ile atışı kaçırsa da gol için fazla beklemedi. Ev sahibi ekip, 18. dakikada Anan Khalaili’nin kendi kalesine attığı golle 1-0 öne geçti.

    Haaland ile 27. dakikada ikinci golü bulan Norveç, bir dakika sonra Idan Nachjmias ile yarım saat olmadan farkı 3’e çıkardı. İlk yarı bu skorla sona erdi.

    İlk yarıda attığı bir golün ardından Haaland, 63 ve 72. dakikalarda da attığı gollerle maçta “hat trick” yaptı ve Norveç, karşılaşmadan 5-0 galip ayrıldı.

    MAÇ BOYUNCA FİLİSTİN’E DESTEK

    Norveç Futbol Federasyonunun ağustos ayında maçı tüm gelirinin Gazze’ye bağışlanacağını açıklamasıyla başlayan süreç, karşılaşma boyunca tribünleri dolduran binlerce futbolseverin Filistin’e destek vermesiyle devam etti.

    Norveçli taraftarlar, federasyonun izin vermesiyle stada Norveç ve Filistin bayraklarıyla gelerek desteklerini sürdürdü.

    4 BİN KIRMIZI KART

    Norveç-İsrail maçını izleyen taraftarlar, hazırladıkları organizasyonla İsrail’e “kırmızı kart” gösterdi.

    İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırım nedeniyle uluslararası futboldan men edilmesini isteyen futbolseverler, “Futbola kan bulaşmaması” için imza kampanyalarıyla UEFA ve FIFA’ya çağrıda bulunmuştu.

    31 YIL SONRA ÜST DÜZEY GÜVENLİK

    Norveç-İsrail karşılaşması, 1994 Kış Olimpiyat Oyunları’ndan bu yana en üst düzeyli spor etkinliği oldu.

    Başkent Oslo’da güvenlik tedbirleri en üst düzeye çıkarılırken, Ullevaal Stadı’nın üzerindeki hava sahası “uçuşa yasak bölge” ilan edildi.

    Güvenlik önlemleri nedeniyle 27 bin kişilik Ullevaal Stadı’nın kapasitesi 3 bin kişi azaltılarak 24 bine düşürüldü.

    27 YILLIK ÖZLEM BİTMEK ÜZERE

    İsrail’i yenerek I Grubu’nda 6’da 6 yapan Norveç, 27 yıllık Dünya Kupası özlemini sonlandırmaya bir adım daha yaklaştı.

    En son Fransa 98’de mücadele eden Norveç, 18 puanla liderlik koltuğunda oturuyor.

    ABD, Kanada ve Meksika’da düzenlenecek Dünya Kupası’na grup birincileri doğrudan gidiyor. İkinci sırada yer alan takımlar ise play-off oynayacak.

  • Kim Jong-un, Tarihin En Güçlü Nükleer Silahını Tanıttı

    Kim Jong-un, Tarihin En Güçlü Nükleer Silahını Tanıttı

    Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 80. İşçi Partisi yıldönümü kapsamında düzenlenen büyük bir askerî geçitte ülkesinin en gelişmiş balistik füzelerini tanıttı. Tanıtılan silahlar arasında, Kuzey Kore’nin en güçlü kıtalararası balistik füzesi Hwasong-20 de yer aldı.

    Hwasong-20, henüz test edilmemiş olmasına rağmen Kuzey Kore tarafından “en güçlü stratejik nükleer silah sistemi” olarak nitelendiriliyor. Geçitte, en az üç adet Hwasong-20 dev taşıyıcı kamyonlarla sergilendi ve ülkenin askeri kapasitesi gözler önüne serildi.

    Uzmanlar, Hwasong-20’nin çoklu savaş başlığı taşıyabilecek şekilde tasarlandığını ve bu sayede ABD’nin mevcut füze savunma sistemlerini aşmayı hedeflediğini belirtiyor. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan Ankit Panda, füzenin yıl bitmeden test edilmesinin muhtemel olduğunu ifade etti.

    Kim Jong-un, geçitte yaptığı konuşmada ordunun yenilmez bir güç haline gelmesi gerektiğini vurguladı ve yurt dışındaki askerlerine destek mesajı gönderdi. Devlet medyası KCNA, ordunun kahramanlığının yalnızca ülke savunmasında değil, sosyalist projelerin ilerletildiği bölgelerde de görüleceğini aktardı.

  • 2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde mücadele edecek en değerli milli takımlar hangileri?

    2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde mücadele edecek en değerli milli takımlar hangileri?

    KUZEY AMERİKA’DA DÜZENLENECEK

    2026 FIFA Dünya Kupasında turnuvanın ev sahibi ülkeleri Kuzey Amerika ülkeleri olan ABD, Kanada ve Meksika olurken, 23. kez düzenlenecek Dünya Kupasında yeni alınan karara göre ilk kez 32 takım yerine 48 takım mücadele edecek. Böylelikle bu organizasyon, 48 takımın mücadele edeceği ilk Dünya Kupası olma özelliğini taşıyacak.

    AVRUPA’DA YER ALAN MİLLİ TAKIMLARIN KADRO DEĞERLERİ

    2026 Dünya Kupası’na gitmek için Avrupa Elemelerinde mücadele veren milli takımların transfermarkt piyasa değerleri güncellendi. Buna göre en değerli ilk 10 sıradaki Avrupa ülkeleri şu şekilde oluştu:

    1-Fransa 1,09 Milyar Euro

    2-İngiltere 1,01 Milyar Euro

    3-İspanya 996 Milyon Euro

    4-Portekiz 954 Milyon Euro

    5-İtalya 822 Milyon Euro

    6-Hollanda 778 Milyon Euro

    7-Almanya 770 Milyon Euro

    8-Belçika 492 Milyon Euro

    9-İsveç 460 Milyon Euro

    10-Türkiye 430 Milyon Euro

    TÜRKİYE ELEMELERDE NE DURUMDA?

    2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E grubunda İspanya, Gürcistan ve Bulgaristan ile eşleşen ay yıldızlılar, iki maç sonunda 3 puanla 3. sırada yer alıyor. İlk maçında Gürcistan’ı deplasmanda 3-2 ile geçen milliler, ikinci maçında İspanya’ya evinde 6-0 gibi farklı bir skorla mağlup olmuştu. Grupta İspanya’nın 6, Gürcistan’ın 3 puanı bulunurken, Bulgaristan’ın ise puanı bulunmuyor.

    Türkiye Milli takımımız, 11 Ekim Cumartesi günü deplasmanda Bulgaristan ile oynadıktan sonra 14 Ekim Salı günü saat 21.45’de Kocaeli Stadyumu’nda Gürcistan’ı ağırlayacak.

    Mert Dokuzoğlu

  • Nobel Barış Ödülü, Maria Corina Machado’ya verildi

    Nobel Barış Ödülü, Maria Corina Machado’ya verildi

    Norveç Nobel Komitesi, bu yılın en prestijli ama çoğu zaman öngörülmesi zor ödüllerinden biri olan Nobel Barış Ödülü’nün Venezuelalı muhalif lider Maria Corina Machado’ya verildiğini açıkladı.

    Komitenin gerekçesinde, Machado’nun Venezuela’da ve dünyada ‘barış, insan hakları ve demokratik değerler için yürüttüğü yorulmak bilmez mücadelesi’ öne çıktı.

    Latin Amerikalı siyasetçi, Norveç Nobel Komitesi Başkanı Jørgen Watne Frydnes tarafından ‘bir zamanlar derin bir şekilde bölünmüş olan siyasi muhalefeti bir araya getiren kilit ve birleştirici bir figür’ olarak tanımlandı. Frydnes, muhalefetin ‘özgür seçimler ve temsili hükümet talebinde birleştiğini’ belirtti.

    Frydnes, “Son bir yılda Bayan Machado saklanmak zorunda kaldı. Hayatına yönelik ciddi tehditlere rağmen ülkede kalmayı tercih etti. Bu kararı milyonlarca insana ilham verdi. Otoriter rejimler güç kazandığında, özgürlük savunucularının cesaretle direnişe geçmesini tanımak çok önemlidir,” dedi.

    1967 doğumlu Machado, mühendislik eğitiminin ardından siyasete atıldı ve 2002’de seçim gözetimi yapan ‘Súmate’ adlı sivil toplum örgütünü kurdu. Bu girişimiyle Venezuela’da seçimlerin şeffaflığını savunan ilk bağımsız yapının kurucularından biri oldu.

    Daha sonra Machado’nun 2024’teki başkanlık seçimlerinde adaylığı yasaklandı, ancak muhalefetin adayı Edmundo González Urrutia’ya verdiği destek ve ülke genelinde barışçıl protestoları örgütlemesi onu muhalefetin simge ismi haline getirdi.

    Machado, Nobel’den önce Avrupa Parlamentosu’nun Sakharov Özgür Düşünce Ödülü’nü ve Avrupa Konseyi’nin Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’nü de kazanmıştı.

    Bu yıl Nobel’in açıklanması öncesinde, ödülün ABD Başkanı Donald Trump’a gidebileceğine dair ısrarlı söylentiler vardı. Bu iddialar, kısmen Trump’ın kendisinin bu yönde yaptığı açıklamalardan, kısmen de bu hafta Gazze’de ateşkes planının onaylanmasından sonra yeniden gündeme gelmesinden kaynaklanıyor. Ancak Nobel gözlemcileri, Trump’ın ödülü alma şansının düşük olduğunu söylüyordu.

    Olası adaylar arasında Sudan’daki iç savaşa karşı halkın yürüttüğü insani yardımların belkemiğini oluşturan “Acil Müdahale Odaları” ağı, Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ile Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) bulunuyordu.

    Geçen yıl ödül, nükleer silah kullanımına karşı küresel bir tabu oluşturmak için onlarca yıldır çalışan Japon atom bombası mağdurlarının taban hareketi Nihon Hidankyo’ya verilmişti.

    Nobel Barış Ödülü, geleneksel olarak diğer ödüllerden farklı olarak Norveç’in başkenti Oslo’da veriliyor. Diğer dört ödül (tıp, fizik, kimya ve edebiyat) bu hafta İsveç’in başkenti Stockholm’de sahiplerini buldu. Ekonomi ödülü ise pazartesi günü açıklanacak.

  • MSB: Barışın tesisi ve korunmasında tecrübe sahibi olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz her türlü göreve hazırdır

    MSB: Barışın tesisi ve korunmasında tecrübe sahibi olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz her türlü göreve hazırdır

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşmasının sahadaki uygulamalarını takip edecek görev gücünde Türkiye’nin de yer alacağını açıklamasının ardından gözler, Türkiye’nin bu göreve nasıl bir katkı sunacağına çevrildi.

    Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, yaptıkları açıklamada Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bugüne kadar çeşitli coğrafyalarda çok sayıda uluslararası misyonda görev aldığını hatırlattı.

    Açıklamada, “Türk Silahlı Kuvvetleri bugüne kadar uluslararası barış ve güvenliğin korunması amacıyla muhtelif kuruluşlarca farklı coğrafyalarda teşkil edilen çok sayıda misyonda görev ifa etmiş, profesyonelliği ve hakkaniyetli tutumuyla tüm tarafların takdirini kazanmıştır.” ifadelerine yer verildi.

    Eurofighter tedariki

    Bakanlık kaynakları, Eurofighter tedariki konusunda son durumuna ilişkin sorular üzerine de şu bilgileri paylaştı:

    Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın harekât ihtiyacının karşılanması amacıyla millî uçağımız KAAN hizmete girinceye kadar gelişmiş teknolojiyle donatılmış modern savaş uçaklarının envantere alınması ve envanterin çeşitlendirilmesi kapsamında çalışmalarımız çeşitli kongfigürasyonlar üzerinde devam etmektedir. Eurofighter tedariki konusunda henüz kesinleşen bir durum bulunmamaktadır. Sözleşme onay aşamasına geldiğinde kamuoyuna duyurulacaktır. Resmi kaynaklar haricinde yapılan açıklamalara itibar edilmemesini bir kez daha hatırlatmak isteriz.

    Suriye

    Bakanlık kaynaklarının, Suriye’deki son gelişmelerle ilgili açıklamasında, “Suriye’de düzenlenen seçimleri ülkenin üniter yapısı, güvenliği, istikrarı ve bölgenin huzuru için önemli ve olumlu bir adım olarak görüyoruz. Münbiç ve Halep kırsalında Suriye hükümet güçlerine saldıran SDG terör örgütünün; 10 Mart 2025’te Suriye Hükümeti ile imzaladığı mutabakata uygun hareket etmediğini ve bölgesel barış ve istikrara tehdit oluşturduğunu bir kez daha göstermiştir. Öte yandan, Suriye Hükümeti ile SDG terör örgütü arasındaki temas ve görüşmeler dikkat ve hassasiyetle takip edilmektedir. Türkiye, görüşme ve toplantılara değil, imzalanan mutabakatın sahaya yansımalarına bakmakta ve Suriye’nin ‘Tek Devlet, Tek Ordu’ ilkesini desteklemeye devam etmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

    Trabzon ve Artvin açıklarında tespit edilen İDA’lar

    Bakanlık kaynakları, Trabzon ve Artvin Açıklarında Tespit Edilen İDA’larla ilgili sorular üzerine şunları söyledi:

    Karadeniz’de bölgesel sahiplik ilkesi çerçevesinde; deniz yollarının açık tutulması ve seyir serbestisinin sağlanması kapsamında sürüklenen mayın/İHA/İDA’ların tespiti ve imhası maksadıyla havadan ve denizden 24 saat keşif ve gözetleme faaliyetlerine devam edilmektedir.

    7 Ekim’de; Trabzon açıklarında su ürünleri araştırma gemisi, Artvin açıklarında ise balıkçı teknesi tarafından İDA olduğu değerlendirilen şüpheli cisimler tespit edildiği, Deniz Kuvvetlerimiz ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca bildirilmiştir. Söz konusu İDA’lar bölgeye gönderilen SAS timlerimiz tarafından imha edilmiştir. Bu konuda yeni tedbirlerin ve işbirliğinin geliştirilmesi için Ukrayna ile de görüşmeler yapıyoruz. Daha önce de vurguladığımız gibi şüpheli cisim gören, tespit eden balıkçılarımız başta olmak üzere tüm vatandaşlarımız dikkatli olmalı ve herhangi bir müdahale bulunmadan ivedikle güvenlik birimlerimize haber vermelidir.

    Safe programına Türkiye’nin katılımı

    Bakanlık kaynakları, Türkiye’nin SAFE mekanizması (Avrupa Savunma ve Güvenlik Mimarisi) dışında bırakılmaya çalışıldığına dair sorular üzerine şunları söyledi:

    SAFE Tüzüğü 27 Mayıs 2025 tarihinde AB Konseyi’nde kabul edilmiştir. Bu mekanizmada prensipte aday ülke olarak ülkemizin de açık olmakla birlikte, tüzükte AB üyesi olmayan ülkelere yönelik birçok kısıtlayıcı tedbir yer almaktadır.

    Ülkemiz de dahil AB üyesi olmayan müttefiklerin AB Savunma ve Güvenlik Mimarisi dışında bırakılması veya bir pazarlık aracı olarak kullanılmasına yönelik girişimlere şahit oluyoruz. Bazı AB üyelerinin ise maksimalist emellerini AB güvenliği için çok önemli kararları bloke ederek gerçekleştirmek hayali peşinde oldukları anlaşılmaktadır.

    Avrupa güvenliğinin ancak kapsayıcılık, stratejik öngörü ve kolektif dayanışma ile güçlendirilebileceğini, bunun için vizyoner bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Bu bağlamda, ülkemizin sahip olduğu savunma yetenekleri ile Avrupa savunmasına ve güvenliğine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu durum AB üyesi birçok müttefikimiz tarafından da dile getirilmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki süreçte açık görüşlü ve öngörülü Avrupalı müttefiklerimizle SAFE mekanizması kapsamında veya dışında savunma işbirliklerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız devam edecektir.

  • Gazze’de ateşkes devreye girdi

    Gazze’de ateşkes devreye girdi

    İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre, Gazze’deki ateşkes anlaşmasının görüşüldüğü İsrail kabine toplantısı yapıldı.

    Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümet, “Gazze’deki savaşı sona erdirme ve tüm İsrailli esirleri geri getirme anlaşmasını” onayladı.

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’in de katıldığı toplantıda 5 aşırı sağcı bakan anlaşmaya “hayır” oyu verdi.

    Aşırı sağcı bakanların “hayır” oyuna rağmen Hamas ile varılan Gazze’deki ateşkes anlaşmasının ilk aşaması Güvenlik Kabinesi’nde kabul edildi.

    İsrail resmi yayın kurumu KAN’ın haberine göre, hükümetteki bakanların çoğunluğu anlaşmayı onaylarken, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dahil 5 bakan karşı oy kullandı.

    Karşı oy kullanan tüm bakanların Ben-Gvir ve Smotrich’in liderliğindeki partilere mensup olduğu aktarıldı.

    İsrail ordusunun kısmi çekilmesi başladı

    İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde işgal ettiği bazı bölgelerden kısmi olarak çekilmeye başladığı bildirildi.

    İsrail devlet televizyonu KAN’da yer alan haberlere göre, anlaşmanın kabul edilmesi sonrası İsrail askerleri Gazze’de işgal edilen bazı bölgelerden “ayarlanmış konuşlanma hatlarına” çekilmeye başladı.

    İsrail Ordu Radyosu ise anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından bazı tugayların Gazze’den çekildiğini yazdı.

    Öte yandan bölgeden gelen görüntülerde, kısmi çekilmenin ardından Gazze sınırında yaşanan askeri hareketlilik dikkati çekiyor. İsrail ordusuna ait çok sayıda tank ve zırhlı aracın Gazze’den ayrıldığı görülüyor.

    İsrail basını, ateşkes anlaşmasının ayrıntılarını yayımladı

    İsrail resmi yayın kurumu KAN, söz konusu anlaşmanın hem İsrail hem Hamas tarafından imzalandığını ve arabulucu ülkeler tarafından da onaylandığını bildirdi.

    İsrail basını tarafından ayrıntıları yayımlanan anlaşmaya göre, İsrail hükümetinin anlaşmayı onaylamasının ardından çatışmalar derhal sona erecek. Ateşkes, hava saldırıları, top atışları ve kara saldırıları da dahil olmak üzere tüm askeri faaliyetlerin tamamen durdurulmasını kapsıyor.

    Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Gazze’de ateşkes hemen uygulanacak, İsrail ordusu 24 saat içinde “sarı hat” olarak tanımlanan sınıra çekilecek. Bu sürecin ardından, Hamas’ın 72 saat içinde tüm İsrailli esirleri serbest bırakması öngörülüyor.

    İsrail hükümetinin onayından hemen sonra Gazze’ye tüm insani yardımların girişine ve yardımların serbestçe dağıtılmasına izin verilecek. Bu uygulama, 19 Ocak 2025 tarihli kararda belirlenen günde 600 yardım tırı standardına dayanacak.

    Hamas’ın, elindeki ölü İsrailli askerlerin bilgilerini, Katar, Mısır, Türkiye ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin katılımıyla oluşturulacak ortak bir mekanizmaya devretmesi kararlaştırıldı.

    Anlaşma uyarınca İsrail ordusu, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamasından itibaren 24 saat içinde belirlenen “X” sınırlarına (kısmi çekilme) kadar geri çekilecek. Ordu, çekildiği bölgelere yeniden giremeyecek ve ateşkes kapsamı tam olarak uygulanacak.

    Tam çekilmenin ardından, Gazze’deki tüm İsrailli esirlerin (hayatta olanlar ve ölenler) serbest bırakılması süreci başlayacak.

    İsrail tarafı, Gazze’de 48 İsrailli esir bulunduğunu, bunlardan 20’sinin hayatta olduğunu, buna karşılık İsrail hapishanelerinde 11 binden fazla Filistinlinin tutulduğunu belirtiyor. Filistinli ve İsrailli insan hakları kaynaklarına göre, bu tutuklular işkence, aç bırakma ve tıbbi ihmal koşullarında tutuluyor.

    Belgeye göre, ilk 72 saatlik süreçte İsrail ordusunun çekildiği bölgelerde hava gözetimi askıya alınacak. Ayrıca, esirlerin serbest bırakılmasının herhangi bir tören veya medya kapsamı olmadan yapılacağı, sürecin ABD, Katar, Mısır ve Türkiye’den oluşan bir ortak komite tarafından denetleneceği aktarıldı.

    KAN’ın adı açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberde, bazı İsrailli askerlerin cesetlerinin yerinin hala tespit edilemediği, bu konuda İsrail-Filistin-Mısır-Katar-Türkiye ortak mekanizmasının oluşturulacağı ifade edildi.

    Söz konusu “Gazze Savaşı’nın Tamamen Sona Erdirilmesi” başlığını taşıyan anlaşma, Trump’ın Gazze savaşını sona erdirme planının ilk aşamasının temelini oluşturuyor.

    Trump, dün yaptığı açıklamada, İsrail ile Hamas’ın ateşkes ve esir değişimi planının ilk aşaması üzerinde anlaştığını duyurmuştu.

    Bu anlaşma, Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde, Türkiye, Mısır ve Katar’ın katılımıyla, ABD’nin gözetiminde dört gün süren dolaylı müzakerelerin ardından sağlanmıştı.

    ABD’nin, Gazze’de ateşkesi izlemek için İsrail’e 200 asker göndereceği iddiası

    ABD’li yetkililer, adının açıklanmaması koşuluyla Associated Press’e (AP) konuya ilişkin açıklamada bulundu.

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) İsrail’de “sivil-askeri koordinasyon merkezi” kuracağını belirten yetkililer, bu yapının “insani yardım akışının yanı sıra lojistik ve güvenlik desteğini kolaylaştıracağını” aktardı.

    Yetkililer, ABD’nin Gazze’de sağlanan ve yürürlüğe girmesi beklenen ateşkes anlaşmasını desteklemek ve izlemek için, ortak ülkeler ve sivil toplum kuruluşlarının da dahil olduğu bir ekip kapsamında yaklaşık 200 askeri İsrail’e göndereceğini söyledi.

    Yetkililerden biri, yeni ekibin “ateşkes anlaşmasının uygulanmasını ve Gazze’de sivil bir hükümete geçişi izlemeye yardımcı olacağını” savundu.

    Gazze’ye hiçbir ABD askerinin gönderilmeyeceğine işaret eden yetkililer, askerlerin bir kısmının vardığını ve hafta sonu boyunca merkezin kurulması için çalışmalara başlamak üzere bölgeye seyahat etmeye devam edeceklerini kaydetti.

  • Hamas ve İsrail Gazze’de ateşkes anlaşmasının ilk aşamasını onayladı

    Hamas ve İsrail Gazze’de ateşkes anlaşmasının ilk aşamasını onayladı

    ABD Başkanı Donald Trump, Mısır’ın Şarm El Şeyh şehrinde devam eden müzakerelerin üçüncü gününde Hamas ile İsrail’in 20 maddelik Gazze’de ateşkes anlaşmasının ilk aşamasını onayladığını duyurdu.

    Ancak İsrail, anlaşmaya rağmen Gazze Şeridi’ne saldırılarını sürdürüyor. Gazze’den paylaşılan görüntülerde, bölgeden dumanların yükseldiği görülülüyor.

    Trump, anlaşmaya ilişkin sosyal medya paylaşımında “İsrail ve Hamas’ın barış planımızın ilk aşamasını onayladığını duyurmaktan büyük gurur duyuyorum. Bu, tüm rehinelerin çok yakında serbest bırakılacağı ve İsrail’in, güçlü, kalıcı ve sonsuz bir barışa giden ilk adımlar olarak, kararlaştırılan bir hatta askerlerini çekeceği anlamına geliyor.” dedi.

    TÜRKİYE’YE TEŞEKKÜR 

    ABD Başkanı, arabuluculara da teşekkür etti, “Tüm taraflara adil davranılacak! Bu, Arap ve Müslüman Dünyası, İsrail, tüm çevre ülkeler ve Amerika Birleşik Devletleri için büyük bir gün ve bu tarihi ve eşi benzeri görülmemiş olayı gerçekleştirmek için bizimle birlikte çalışan Katar, Mısır ve Türkiye’den arabuluculara teşekkür ediyoruz. Ne mutlu barış yapanlara.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Hamas ile İsrail’in, Gazze’de ateşkes planının ilk aşamasını onaylamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “Şarm El Şeyh’de yürütülen ve Türkiye olarak bizim de katkı sağladığımız Hamas-İsrail görüşmelerinin Gazze’de ateşkesle sonuçlanmasından büyük memnuniyet duyuyorum.” ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “İsrail hükümetinin ateşkese teşvik edilmesinde gerekli siyasi iradeyi ortaya koyan ABD Başkanı Sayın Trump başta olmak üzere, anlaşmaya varılmasında önemli destekleri olan kardeş ülkeler Katar ve Mısır’a hassaten teşekkür ediyorum. Türkiye olarak anlaşmanın harfiyen uygulanmasının yakın takipçisi olacak ve sürece katkı sunmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde Filistin’de 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti kurulana dek mücadelemizi sürdüreceğiz.

    Bu vesileyle, 2 yıldır tarifsiz acılar çeken, gayriinsani koşullar altında hayat ve haysiyet mücadelesi veren, evladını, anasını, babasını, akrabasını, arkadaşını kaybeden, yaşadıkları tüm trajedilere rağmen izzetli duruşlarından taviz vermeyen Filistinli kardeşlerimi en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum. Rabb’im Filistinli kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun, Rabb’im şehitlerimizin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin.”

    TRUMP: HARİKA VE TARİHİ BİR ŞEY

    İlerleyen saatlerde yeni bir açıklama yapan Trump “Başardığımız şey Gazze’den daha büyük, tüm Ortadoğu için barış. Bu harika ve tarihi bir şey.” dedi.

    “Netanyahu’ya İsrail’in dünyayla savaşamayacağını söyledim ve o bunu iyi anlıyor.” ifadesini kullanan Donald Trump şöyle devam etti: ” Rehinelerin pazartesi serbest bırakılması bekleniyor, öldürülenlerin cesetleri de buna dahil.

    Gazze yeniden inşa edilecek ve orada insanların bir arada yaşadığını göreceğiz.”

    İMZALAR ÖĞLEN 12.00’DE ATILACAK

    Suudi Arabistan basınına göre Hamas ve İsrail arasındaki anlaşmaya bugün, Türkiye saatiyle 12.00’de düzenlenecek törende imza atılacak.

    Reuters’ anlaşma ile ilgili bilgi veren bir kaynak, anlaşma imzalanır imzalanmaz Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girmesinin beklendiğini söyledi.

    Kaynak, Netanyahu’nun anlaşmayı onaylamak üzere saat 15.00’te güvenlik kabinesi toplantısı ve 16.00’da hükümet toplantısı düzenleyeceğini bildirdi. Ayrıca rehinelerin cumartesi gününden pazartesiye kadar bırakılabileceğini ifade etti.

    İSRAİL ORDUSU: OPERASYONEL HAZIRLIKLARA BAŞLADIK

    İsrail ordusu, Gazze Anlaşması’nın uygulanması için operasyonel hazırlıklara başladığını açıkladı.

    Ordu, bölgede konuşlandırılmaya devam ettiğini ve her türlü operasyonel gelişmeye hazırlandığını açıkladı.

    NETANYAHU: TÜM REHİNELER EVLERİNE DÖNECEK

    Trump’ın ardından İsrail’den ilk açıklama da Başbakan Binyamin Netanyahu’dan geldi. Netanyahu, tüm rehinelerin evlerine döneceğini duyurdu. İsrail Başbakanı, yarın kabinenin toplanacağını ve Gazze’de tutulan İsrailli esirlerin geri getirilmesi için Mısır’da varılan ateşkes anlaşmasının burada onaylanacağını belirtti.

    TRUMP’I TEL AVİV’E DAVET ETTİ

    Anlaşmanın duyurulmasının ardından Trump ve Netanyahu’nun telefonla görüştüğü açıklandı. Konuşmada iki lider birbirini tebrik etti Netanyahu ABD Başkanı’nı İsrail’e davet etti ve Meclis’te konuşma yapmasını istedi.

    İsrail Hükümet Sözcüsü ise rehinelerin cumartesi serbest bırakılmaya başlanmasını beklediklerini söyledi.

  • Hamas ve İsrail, Gazze’de ateşkes anlaşmasının ilk aşamasını onayladı

    Hamas ve İsrail, Gazze’de ateşkes anlaşmasının ilk aşamasını onayladı

    ABD Başkanı Donald Trump, Mısır’ın Şarm El Şeyh şehrinde devam eden müzakerelerin üçüncü gününde Hamas ile İsrail’in 20 maddelik Gazze’de ateşkes anlaşmasının ilk aşamasını onayladığını duyurdu.

    Ancak İsrail, anlaşmaya rağmen Gazze Şeridi’ne saldırılarını sürdürüyor. Gazze’den paylaşılan görüntülerde, bölgeden dumanların yükseldiği görülülüyor.

    Trump, anlaşmaya ilişkin sosyal medya paylaşımında “İsrail ve Hamas’ın barış planımızın ilk aşamasını onayladığını duyurmaktan büyük gurur duyuyorum. Bu, tüm rehinelerin çok yakında serbest bırakılacağı ve İsrail’in, güçlü, kalıcı ve sonsuz bir barışa giden ilk adımlar olarak, kararlaştırılan bir hatta askerlerini çekeceği anlamına geliyor.” dedi.

    TÜRKİYE’YE TEŞEKKÜR 

    ABD Başkanı, arabuluculara da teşekkür etti, “Tüm taraflara adil davranılacak! Bu, Arap ve Müslüman Dünyası, İsrail, tüm çevre ülkeler ve Amerika Birleşik Devletleri için büyük bir gün ve bu tarihi ve eşi benzeri görülmemiş olayı gerçekleştirmek için bizimle birlikte çalışan Katar, Mısır ve Türkiye’den arabuluculara teşekkür ediyoruz. Ne mutlu barış yapanlara.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Hamas ile İsrail’in, Gazze’de ateşkes planının ilk aşamasını onaylamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “Şarm El Şeyh’de yürütülen ve Türkiye olarak bizim de katkı sağladığımız Hamas-İsrail görüşmelerinin Gazze’de ateşkesle sonuçlanmasından büyük memnuniyet duyuyorum.” ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “İsrail hükümetinin ateşkese teşvik edilmesinde gerekli siyasi iradeyi ortaya koyan ABD Başkanı Sayın Trump başta olmak üzere, anlaşmaya varılmasında önemli destekleri olan kardeş ülkeler Katar ve Mısır’a hassaten teşekkür ediyorum. Türkiye olarak anlaşmanın harfiyen uygulanmasının yakın takipçisi olacak ve sürece katkı sunmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde Filistin’de 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti kurulana dek mücadelemizi sürdüreceğiz.

    Bu vesileyle, 2 yıldır tarifsiz acılar çeken, gayriinsani koşullar altında hayat ve haysiyet mücadelesi veren, evladını, anasını, babasını, akrabasını, arkadaşını kaybeden, yaşadıkları tüm trajedilere rağmen izzetli duruşlarından taviz vermeyen Filistinli kardeşlerimi en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum. Rabb’im Filistinli kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun, Rabb’im şehitlerimizin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin.”

    TRUMP: HARİKA VE TARİHİ BİR ŞEY

    İlerleyen saatlerde yeni bir açıklama yapan Trump “Başardığımız şey Gazze’den daha büyük, tüm Ortadoğu için barış. Bu harika ve tarihi bir şey.” dedi.

    “Netanyahu’ya İsrail’in dünyayla savaşamayacağını söyledim ve o bunu iyi anlıyor.” ifadesini kullanan Donald Trump şöyle devam etti: ” Rehinelerin pazartesi serbest bırakılması bekleniyor, öldürülenlerin cesetleri de buna dahil.

    Gazze yeniden inşa edilecek ve orada insanların bir arada yaşadığını göreceğiz.”

    İMZALAR ÖĞLEN 12.00’DE ATILACAK

    Suudi Arabistan basınına göre Hamas ve İsrail arasındaki anlaşmaya bugün, Türkiye saatiyle 12.00’de düzenlenecek törende imza atılacak.

    Reuters’ anlaşma ile ilgili bilgi veren bir kaynak, anlaşma imzalanır imzalanmaz Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girmesinin beklendiğini söyledi.

    Kaynak, Netanyahu’nun anlaşmayı onaylamak üzere saat 15.00’te güvenlik kabinesi toplantısı ve 16.00’da hükümet toplantısı düzenleyeceğini bildirdi. Ayrıca rehinelerin cumartesi gününden pazartesiye kadar bırakılabileceğini ifade etti.

    İSRAİL ORDUSU: OPERASYONEL HAZIRLIKLARA BAŞLADIK

    İsrail ordusu, Gazze Anlaşması’nın uygulanması için operasyonel hazırlıklara başladığını açıkladı.

    Ordu, bölgede konuşlandırılmaya devam ettiğini ve her türlü operasyonel gelişmeye hazırlandığını açıkladı.

    NETANYAHU: TÜM REHİNELER EVLERİNE DÖNECEK

    Trump’ın ardından İsrail’den ilk açıklama da Başbakan Binyamin Netanyahu’dan geldi. Netanyahu, tüm rehinelerin evlerine döneceğini duyurdu. İsrail Başbakanı, yarın kabinenin toplanacağını ve Gazze’de tutulan İsrailli esirlerin geri getirilmesi için Mısır’da varılan ateşkes anlaşmasının burada onaylanacağını belirtti.

    TRUMP’I TEL AVİV’E DAVET ETTİ

    Anlaşmanın duyurulmasının ardından Trump ve Netanyahu’nun telefonla görüştüğü açıklandı. Konuşmada iki lider birbirini tebrik etti Netanyahu ABD Başkanı’nı İsrail’e davet etti ve Meclis’te konuşma yapmasını istedi.

    İsrail Hükümet Sözcüsü ise rehinelerin cumartesi serbest bırakılmaya başlanmasını beklediklerini söyledi.

  • 2025 Nobel Kimya Ödülü’nün kazananları belli oldu

    2025 Nobel Kimya Ödülü’nün kazananları belli oldu

    2025 Nobel Kimya Ödülü, “metal-organik çerçeveler”in geliştirilmesi nedeniyle Japon, İngiliz ve Ürdünlü üç araştırmacıya verildi. Nobel Komitesi, bugün İsveç’in Stockholm kentinde düzenlenen törende, Susumu Kitagawa, Richard Robson ve Omar Yaghi’nin kimyagerlere bu alanda karşılaşılan “bazı zorlukları çözmek için yeni fırsatlar” sağladıkları için ödülü paylaşacaklarını duyurdu.

    Nobel Kimya Komitesi Başkanı Heiner Linke“Metal-organik yapılar, yeni işlevlere sahip özel yapım malzemeler için daha önce öngörülemeyen fırsatlar sunan muazzam bir potansiyele sahiptir” dedi.

    Geçen yıl, ödül, yapay zekâ kullanarak neredeyse tüm bilinen proteinlerin, yani “yaşamın kimyasal araçlarının” kodunu “çözmeyi” başaran üç bilim insanına verilmişti. Bunların arasında, Londra’daki Google DeepMind’ın CEO’su Demis Hassabis de vardı. Hassabis’in çalışmaları, 50 yıldır çözülemeyen bir sorun olan proteinlerin karmaşık yapılarını tahmin etmek için bir yapay zekâ modelinin geliştirilmesine yardımcı olmuştu.

    2023 yılında, ödül, LED ışıklar ve TV ekranlarında kullanılan kuantum noktalarını keşfetmek ve geliştirmek için çalışan üç araştırmacı ile kanser dokusunu çıkaran cerrahlar arasında paylaşılmıştı.

  • Pentagon düğmeye bastı: Yeni nesil hayalet savaş uçağı için milyarlık düello

    Pentagon düğmeye bastı: Yeni nesil hayalet savaş uçağı için milyarlık düello

    ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, aylar süren gecikmenin ardından ABD Donanması’nın yeni nesil hayalet savaş uçağı F/A-XX’i tasarlayıp yapacak savunma şirketini bu hafta seçmeye hazırlanıyor.

    İngiliz haber ajansı Reuters’ın ismi açıklanmayan yetkililere ve karara yakın kişilere dayandırdığı habere göre, kararı geçen cuma günü Savunma Bakanı Pete Hegseth aldı. Uzmanlar bu uçağın geliştirilmesini, ABD’nin Çin’le rekabetinde deniz gücü üstünlüğünü koruma hedefinde kritik bir adım olarak değerlendiriyor.

    UÇAK HAKKINDA NELER BİLİNİYOR?

    Proje için yarışan şirketlerin ise Boeing ve Northrop Grumman olduğu belirtiliyor. Bu iki dev savunma şirketinden biri, 1990’lardan beri görevde olan F/A-18E/F Super Hornet filosunun yerini alacak yeni nesil F/A-XX savaş uçaklarını üretmekle görevlendirilecek.

    Uçağın gizlilik özelliklerinin geliştirilmesi, menzilinin ve dayanıklılığının artırılması ve ayrıca insansız hava araçlarıyla entegre çalışabilme kapasitesine sahip olması bekleniyor.

    Uçak sayısı, sözleşmenin toplam değeri ve takvimi gizli tutuluyor. Ancak F-35 gibi geçmiş projelerin toplam maliyetleri on milyarlarca doları bulmuştu.

    NE ZAMAN KULLANILMAYA BAŞLAYACAK?

    Analistler Çin’in 6’ncı nesil uçak prototiplerinde ve 5. nesil jetlerin sahaya sürülmesinde “son derece agresif” davrandığını ve bu nedenle söz konusu ihalenin ABD açısından “stratejik bir eşik” olduğunu düşünüyor.

    İlk F/A-XX’lerin 2030’lu yıllarda göreve başlaması, mevcut Super Hornet filosunun ise 2040’lara kadar hizmette kalması öngörülüyor.

    PROJE NEDEN GECİKTİ?

    Bahar ve yaz aylarında Pentagon ile Kongre arasında çıkan bütçe anlaşmazlığı nedeniyle projede gecikme meydana geldi.

    Pentagon uçağın geliştirilmesi için minimum 74 milyon dolar istedi. Bazı Pentagon yetkilileri de mühendislik ve tedarik zincirinin kapasitesi konusundaki endişeler nedeniyle programı üç yıla kadar ertelemeyi savundu.

    Buna karşın Kongre ve Donanma, projeyi hızlandırmak için yaz aylarında kabul edilen vergi ve harcama paketine 750 milyon dolar, 2026 bütçesine ise 1.4 milyar dolar ayırdı.

    MÜHENDİSLİK KAPASİTESİ DE AYRI BİR SORUN

    Gecikmenin bir diğer nedeni ise şirketlerin mühendislik kapasitesi konusundaki tartışmalar oldu. Boeing mart ayında ABD Hava Kuvvetleri’nin F-47 projesini üstlendi. Bu durum aynı anda F/A-XX programını yürütüp yürütemeyeceği konusunda soru işaretleri yarattı.

    Northrop Grumman ise halihazırda Sentinel kıtalararası balistik füze programının çığ gibi büyüyen maliyetleriyle boğuşuyor.

  • Dünya Kupası biletleri cep yakacak: Tarihin en pahalı organizasyonu

    Dünya Kupası biletleri cep yakacak: Tarihin en pahalı organizasyonu

    2026 Dünya Kupası’na 246 gün kalmışken organizasyonun bilet fiyatları da açıklandı. ABD-Meksika-Kanada ortaklığında düzenlenecek turnuvada bilet fiyatları; ulaşım, konaklama gibi giderler de baz alındığında tarihin en pahalı dünya kupası organizasyonu olacak.

    BİLETLER KURA İLE SATILIYOR

    Gelecek yaz oynanacak turnuva için FIFA ilk etap mücadelelerinin biletlerini satışa çıkardı. 4,5 milyon bilet satışa sunulurken taraftarlar biletleri alabilmek için kura çekimine katılacak. İkinci etap satışları ise 27 Ekim tarihinde gerçekleşecek.

    AÇILIŞ MAÇINDA EN UCUZ BİLET 560 DOLAR

    Fiyatlar 4 ayrı kategoride listelenecek. Açılış mücadelesindeki fiyatlar 560 ila 2 bin 235 dolar arasında değişiklik gösterecek. 2022 yılında Katar’ın ev sahipliğinde düzenlenen son Dünya Kupası organizasyonunda açılış karşılaşmasının bilet fiyatları 55 dolar ile 618 dolar arasındaydı.

    Ayrıca, ABD’de oynanacak 2026 Dünya Kupası finalinin en ucuz bileti 2 bin 30 dolar, en pahalısı ise 6 bin 370 dolara satılıyor. Katar’daki 2022 finalinin en ucuz bileti 206 dolar, en pahalı bileti ise bin 607 dolara satılmıştı.

    TARİHİN EN PAHALI ORGANİZASYONU

    Bu fiyatlar göz önüne alındığında taraftarlar; 2026 Dünya Kupası’nda 2022 Dünya Kupası bilet fiyatlarına göre neredeyse 10 kat fazla ücret ödeyecek.

    Ayrıca son iki Dünya Kupaları’na ev sahipliği yapan Rusya ve Katar, organizasyon öncesinde taraftarlar için vize hızlandırma süreçleri uygularken ABD’den henüz böyle bir sürecin gerçekleşeceğine dair  açıklama gelmedi.