Kategori: Dünya

  • BBC’ye Gazze belgeseli cezası: İzleyici yanıltıldı

    BBC’ye Gazze belgeseli cezası: İzleyici yanıltıldı

    İngiltere medya denetleme kurumu Ofcom, BBC’ye Gazze’deki çocukların yaşamını konu alan bir belgesel nedeniyle “izleyiciyi maddi açıdan yanıltmak” suçlamasıyla yaptırım uyguladı.

    Ofcom, belgeselde anlatıcı olarak yer alan 13 yaşındaki çocuğun babasının Hamas yönetiminde görev yaptığı bilgisinin izleyiciye verilmemesinin, “İsrail-Gazze savaşı hakkında hazırlanmış bir haber programında izleyicinin beklediği güveni zedeleme potansiyeli taşıdığını” belirtti.

    Denetçi kurum, BBC’nin cuma akşamı saat 21.00’deki ana haber bülteninde bulgulara ilişkin bir açıklama yayımlamasını da zorunlu kıldı.

    Ofcom açıklamasında, “İzleyicinin ciddi biçimde yanıltıldığı vakalar, bir yayıncıyla izleyici arasındaki güven ilişkisini doğrudan etkilediği için en ağır ihlaller arasında değerlendirilir,” ifadeleri yer aldı.

    BBC daha önce “Gaza: How To Survive A Warzone” adlı belgeselde “ciddi hatalar” yapıldığını kabul ederek özür dilemiş ve yapımı çevrimiçi platformundan kaldırmıştı. Kurum, Ofcom’un kararının kendi iç incelemesiyle örtüştüğünü ve cezayı kabul ettiğini açıkladı.

    Belgeselin anlatıcısı 13 yaşındaki Abdullah, Hamas’ın Tarım Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Ayman Alyazouri’nin oğluydu. BBC, bu bilginin paylaşılmamasından esasen belgeselin yapımcısı Hoyo Films’in sorumlu olduğunu, şirketin gerekli arka plan bilgisini iletmediğini belirtti. Hoyo Films de özür diledi.

    BBC, belgeselin İsrail karşıtı önyargılar taşıdığı yönünde yüzlerce şikayet aldığı gibi, kaldırılmasına tepki gösteren yüzlerce karşı şikayet de aldı. BBC Genel Müdürü Tim Davie, bu durumu yıl başında milletvekillerine açıklamıştı.

    Öte yandan, aralarında yönetmenler Ken Loach ve Mike Leigh ile oyuncu Riz Ahmed’in de bulunduğu sektörden 500 isim, Artists for Palestine UK adlı oluşumun yayımladığı açık mektupta, belgeseli itibarsızlaştırmaya yönelik “politik kampanyaların” Filistinli sesleri medyadan uzaklaştırma riski taşıdığını belirtti.

    BBC son dönemde Gazze savaşıyla ilgili yayınları nedeniyle yoğun baskı altında. Başbakan Keir Starmer ve diğer siyasetçiler, Glastonbury Festivali’nde İsrail ordusuna “ölüm” sloganı attıran Bob Vylan adlı rap punk grubunun performansını canlı yayımladığı için kurumu eleştirmişti.

  • Almanya savaşa hazırlanıyor, zorunlu askerlik yıllar sonra tekrar gündemde

    Almanya savaşa hazırlanıyor, zorunlu askerlik yıllar sonra tekrar gündemde

    Avrupa ile Rusya arasında gelecek yıllarda çıkabilecek olası bir savaşa karşı hazırlıklara başlayan Almanya, asker sayısını arttırabilmek için de kapsamlı değişikliklere gidiyor.

    Bununla birlikte artık askerlik çağına gelmiş tüm genç erkeklerin kendilerine gönderilecek soru formlarını doldurmaları, askerliğe elverişli olup olmadıklarını beyan etmeleri gerekecek.

    İlk aşamada her yıl yaklaşık 20 bin yeni askeri personel almayı planlayan Alman Savunma Bakanlığı, gönüllülük esasıyla hedeflediği sayıya ulaşamaması durumunda, zorunlu askerliğe kapı aralayacak farklı modelleri devreye sokabilmek istiyor.

    Şu anda üzerinde tartışılan ancak henüz uzlaşma sağlanamayan Danimarka modeli, askerliğe elverişli olanlar arasında kura yoluyla belirlenecek gençlerin zorunlu askerlik için orduya çağrılmasını öngörüyor.

    Almanya için dönüm noktası

    Her iki dünya savaşını da başlatan Almanya’da, özellikle Nazi geçmişi nedeniyle yıllarca orduya güvensizlik ve mesafeli tutum hakim oldu.

    Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte zorunlu askerliği askıya alan Almanya, 2011 yılında savunma harcamalarını ve silah alımlarını da büyük oranda düşürmüş, askeri personal sayısını azaltmıştı.

    Ancak Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı Almanya için güvenlik ve savunma politikalarında “Zeitwende” yani “yeni bir milat” olarak adlandırılan köklü değişim sürecini beraberinde getirdi.

    Yeni silah alımları için 100 milyar euronun üzerinde kaynak ayıran, savunma bütçesini rekor oranda artıran Almanya, artık zorunlu askerliği de tartışmaya başladı.

    Avrupa’nın güvenliğinin sağlanmasında Almanya’nın liderlik rolü üstleneceğini söyleyen Başbakan Friedrich Merz, ülkesini “Kriegtüchtig” yani savaşmaya hazır hale getirme sözü verirken, Alman ordusunu da Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordusu haline getirmeyi hedefledikleri açıkladı.

    Almanya, NATO’ya ordusunu güçlendirme taahhüdünde de bulundu.

    Bu taahhüt uyarınca halen 183 bin olan asker sayısının, 2035 yılına kadar en az 260 bine, yedek asker sayısının da 49 binden 200 bine çıkarılması gerekiyor.

    Almanya’da askere alımlarda yeni model

    Sosyal Demokrat Savunma Bakanı Boris Pistorius tarafından hazırlanan yeni yasa tasarısı, askere alımlarda İsveç’teki uygulamaları esas alan, karma bir modele geçişi öngörüyor.

    Almanya’da artık 18 yaşına gelmiş tüm erkekler için askerlik yoklaması niteliğinde bir beyan ve kayıt yükümlülüğü zorunlu hale gelecek.

    “Hazırlık Beyanı” olarak nitelendirilen bu formlar internet üzerinden doldurulacak.

    Burada gençlere kişisel bilgileri, boyları, kiloları, eğitim durumları, yetkinlikleri ve gönüllü olarak askerlik yapmak isteyip istemedikleri sorulacak. Askerlik yapmak isteyenler, değerlendirme testine ve sağlık muayenesine tabi tutulacak.

    Erkekler için bu formları doldurmak zorunlu olacak. Kadınlar ise bu formu askerlik yapmak istedikleri takdirde dolduracak.

    1 Ocak 2026’da yürürlüğe girmesi hedeflenen reformla Alman ordusu, kaç kişinin askerliğe uygun olduğu, ihtiyaç duyduğu alanlarda niteliklere sahip adayların kimler olduğuyla ilgili olarak gerekli bilgileri toplamış olacak.

    Bu uygulamayla, acil ihtiyaç durumunda ya da zorunlu askerliğin yeniden devreye alınması halinde, ordunun başvurulabileceği güvenilir bir veri tabanı de elde edilmiş olacak.

    Reform ayrıca Alman ordusunun gençler için daha cazip hale getirilmesini hedefliyor ve bu kapsamda birçok yeni alternatif getiriliyor.

    Gönüllü olarak askerlik için başvuran gençler ne kadar süre askerlik yapmak istediklerini kendileri belirleyebilecek.

    Bütçe artışıyla askerlerin çok daha iyi gelir elde etmeleri sağlanacak, ücretsiz olarak ehliyet alabilecekler. Gençlere cazip eğitim ve kariyer olanakları da sunulacak, profesyonel asker olmalarına imkan sağlanacak.

    Gönüllüler yeterli olmazsa ne olacak ?

    Meclise sunulan yasa tasarısı, gönüllü başvurularda yeterli sayıya ulaşılamaması ya da acil ihtiyaç baş göstermesi halinde, zorunlu askerliğin devreye sokulmasına da kapı aralıyor.

    Meclise sunulan tasarıda hükümetin gerekli görüldüğü takdirde askerliğe çağırma emri verebileceği belirtiliyor.

    Ancak tasarıda, zorunlu askerliğin temel haklarla ilintili olduğu, bu nedenle yürütmenin tek başına bu kararı veremeyeceği, kararın uygulanması için Federal Meclis’in onayı gerekeceği belirtiliyor.

    Dolaysıyla tasarıya göre gelecekte zorunlu askerliğin devreye girmesi için hükümetin alacağı karar, yine mecliste oylamaya sunulacak.

    Meclise ne zaman gelecek?

    Tasarı bu haliyle, Ağustos ayında Bakanlar Kurulu’nda kabul edilmişti.

    Ancak Başbakan Merz’in partisi Hristiyan Demokratlar, ordunun ihtiyaç duyduğu asker sayısının gönüllülük yoluyla karşılanamayabileceğini, bu duruma karşı şimdiden hazırlık yapılması gerektiğini söylüyor, zorunlu askerliğe geçiş modelinin de tasarıya dahil edilmesini istiyorlar.

    Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin önerdiği Danimarka modeli, gönüllü olarak başvuranların sayısının yetersiz kalması halinde ya da kriz durumunda, ihtiyaç duyulan sayıda askerin kura yoluyla zorunlu olarak askere alınmasını öngörüyor.

    Hafta başında, CDU/CSU ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) arasında yürütülen müzakerelerde bu modelin tasarıya dahil edilmesi konusunda uzlaşma sağlandığı ve bunun Salı günü düzenlenecek basın toplantısıyla kamuoyuna açıklanacağı duyurulmuştu.

    Ancak SPD milletvekilleri arasında bu öneriye itirazlar yükselince, Savunma Bakanı Pistorius’un son andaki müdahalesi ile bu modelin tasarıya eklenmesinden vazgeçildi.

    Bu gelişme koalisyon ortakları arasında gerilme yol açarken, Hristiyan Demokratların önde gelen bazı isimleri, Savunma Bakanı Pistorius’u sağlanan uzlaşmayı “sabote etmekle” suçladılar.

    Yaklaşık 100 sayfalık yasa tasarısı, daha ayrıntılı görüşmeler için Savunma Komisyonu’na havale edildi. Komisyonda görüşmeleri tamamlandıktan sonra tasarı yeniden meclis gündemine alınarak milletvekillerinin onayına sunulacak.

    Eşitlik ilkesine ayrı mı?

    Hristiyan Demokratların gündeme getirdiği “Danimarka modeli” hukukçuları da bölmüş durumda. Bazı hukukçular, kura yoluyla askere almanın, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu vurguluyorlar, bu sorumluluğun tüm erkekler tarafından eşit şekilde üstlenilmesi gerektiğini savunuyorlar.

    Hristiyan Demokratların görüşüne başvurduğu Anayasa Mahkemesi eski hakimi Udo di Fabio ise kura esnasında herkesin seçilme ihtimalinin eşit olduğunu, bunun keyfi bir prosedürü yansıtmadığını, anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmediğini dile getirdi.

    Askerlik reformunun mecliste onaylanması halinde imzaya gönderileceği Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier de bazı soru işaretleri olduğunu söyledi.

    Son kamuoyu yoklamaları, zorunluğu askerliğe dönüşün, kamuoyunda yüzde 54’lük bir desteğe sahip olduğunu gösteriyor. Ancak zorunlu askerlik seçeneğine destek verenlerin büyük çoğunluğunu 60 yaşından büyükler oluşturuyor.

    18-29 yaş grubundakilerin yüzde 63’ü ise, askerliğin yeniden zorunlu hale getirilmesine karşı olduğunu söylüyor.

    ‘Rusya’nın bir numaralı hedefi Almanya’

    Alman güvenlik kurumları, Rusya’nın 2030’a kadar NATO üyesi bir Avrupa ülkesine saldırabileceği değerlendirmesini yapıyor.

    Bu hafta başında Federal Meclis’te milletvekillerine bilgi veren dış istihbarat teşkilatı BND’nin Başkanı Martin Jaeger, Rusya’nın NATO ile doğrudan çatışmaya girebileceği konusunda uyardı.

    Jaeger, Rusya’nın nüfuz alanını batıya doğru genişletmeyi hedeflediğini söylerken, bunun için her an NATO ile sıcak bir çatışmaya girmekten çekinmeyeceğini savundu.

    AB’nin en büyük ülkesi ve Ukrayna’nın en önemli destekçisi olması nedeniyle Almanya’nın Rusya’nın “bir numaralı hedefi” olduğunu da sözlerine ekledi.

    Aynı oturumda konuşan iç istihbarat teşkilatı BfV’nin Başkanı Sinan Selen de Rusya’nın yakın bir zamanda İHA’larla Polonya’nın, savaş jetleri ile de Estonya hava sahasını ihlal ettiğine dikkat çekerek, “Rusya, Almanya, AB ve Batılı müttefiklere karşı siyasi emellerini saldırgan bir şekilde sürdürüyor” tespitini paylaştı.

  • Zaporizhia nükleer santraline elektrik verilmesi için onarım çalışmaları başladı

    Zaporizhia nükleer santraline elektrik verilmesi için onarım çalışmaları başladı

    Birleşmiş Milletler’in nükleer gözlemci kuruluşu Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın Zaporizhia nükleer santraline giden hasarlı elektrik hatlarının uzun süreli kesintinin ardından onarım çalışmalarına başlandığını söyledi. Mart 2022’den beri Rus güçleri tarafından işgal edilen tesis, 23 Eylül’de 10. kez şebeke bağlantısını kaybetti; bu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana tesise dışarıdan elektrik verilmesiyle yaşanan en uzun kesinti oldu.

    Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, X.com’da yaptığı paylaşımda, Rus ve Ukrayna güçlerinin “çalışmaların devam edebilmesi için yerel ateşkes bölgeleri” oluşturmasının ardından, saha dışı elektrik hatlarının onarım çalışmalarının başladığını söyledi. Grossi, “Her iki taraf da karmaşık onarım planının devam edebilmesi için UAEA ile yapıcı bir şekilde çalıştı” dedi. “Saha dışı elektriğin yeniden sağlanması, nükleer güvenlik ve emniyet için hayati önem taşıyor.” Ajans, çalışmaların yaklaşık bir hafta sürmesini beklediğini belirtti. Rusya ve Ukrayna, onarım çalışmalarının başladığını doğruladı.

    Kesintiden bu yana, Avrupa’nın en büyük nükleer santrali yedek dizel jeneratörlerle çalıştırılıyor . Savaştan önce Ukrayna’nın elektriğinin yaklaşık beşte birini üreten nükleer santralin altı reaktörü, Moskova’nın kontrolü ele geçirmesinin ardından kapatıldı. Ancak santralin, bir felaketi önlemek için soğutma ve güvenlik sistemlerini korumak için elektriğe ihtiyacı var.

  • ABD’nin 50 eyaletinde milyonlarca kişi Trump’a karşı No Kings protestolarına katıldı

    ABD’nin 50 eyaletinde milyonlarca kişi Trump’a karşı No Kings protestolarına katıldı

    Cumartesi günü 50 eyaletteki Amerikalılar, ülkenin otoriterliğe doğru kaydığı ve ABD’de kral olmaması gerektiği mesajını savunarak Trump yönetimine karşı protesto yürüyüşü düzenledi.

    ABD tarihinin en büyük protesto gösterilerinden biri olan ve haziran ayında gerçekleşen koalisyonun ikinci yürüyüşü olan No Kings protestolarına milyonlarca insan katıldı .

    Büyük ve küçük topluluklardan insanlar, pankartlar, bando takımları, insanların imzalayabileceği ABD anayasasının giriş bölümünün yazılı olduğu büyük bir pankart ve özellikle Oregon’un Portland kentinde başlayan direnişin bir işareti olarak ortaya çıkan kurbağalardan oluşan şişme kostümlerle ülke çapında bir araya geldi.

    Mitingler, Demokratların, ulusal seçimlerdeki acı kayıplarının ardından Beyaz Saray ve Kongre’nin her iki kanadındaki Cumhuriyetçilerin hakimiyetine nasıl karşı koyacaklarını bilemedikleri altı ay öncesine göre bir geri dönüş niteliğinde.

    Önemli bir örgütlenme grubu olan Indivisible’ın kurucu ortaklarından Ezra Levin, Associated Press’e verdiği demeçte, “Demokratlardan gördüğümüz kadarıyla biraz dik duruş sergiliyorlar,” dedi. “Demokratların şu anda yapabileceği en kötü şey teslim olmak.”

    Chicago’da, Grant Park’taki Butler Field’da en az 10.000 kişi toplandı; çoğu, federal göçmenlik görevlilerine karşı çıkan veya Trump’la alay eden pankartlar taşıyordu. Protestolardan yayın yapan televizyon kanalları, izleyicileri, pankartlarda kullanılan dilden sorumlu tutulamayacakları konusunda uyardı. Chicago Tribune gazetesinin daha sonra yaptığı bir kalabalık tahmini ise sayının 100.000 olduğunu gösterdi.

    Bazıları, başkanın şehre ulusal muhafızları gönderme niyetini ilk açıkladığında başlayan bir slogan olan “Chicago’dan Ellerinizi Çekin” dedi. Bazıları “Faşizme Diren” diye yazdı, ancak birçoğu yayına uygun olmayan bir dil kullandı.

    Illinois temsilcisi Jonathan Jackson sahneye çıktığında kalabalık “Donald Trump’a lanet olsun” sloganlarıyla coştu.

    Chicago Belediye Başkanı Brandon Johnson, kalabalığa yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin “19. yüzyılda beyaz üstünlükçü Konfederasyon’un Birlik’e karşı kaybettiği iç savaşın rövanşını istediğine karar verdiğini” söyledi.

    Johnson, “Burada dik durmak, kararlılıkla durmak, eğilmemek, sinmemek, boyun eğmemek için buradayız,” dedi. “Şehrimizde asker istemiyoruz.”

    Cumartesi günü Ginny Eschbach, Trump’ın Ocak ayında göreve başlamasından bu yana 42. protestosuna katıldı.

    72 yaşındaki oyuncu, şişme kurbağa kostümü bulamayınca ikinci tercihi olan SüngerBob KareŞort kostümüyle Los Angeles’taki No Kings mitingine katıldı.

    “Saçma sapan konuşmak istedim çünkü sanırım bu onlara, burada olduğumuzda ciddi olduğumuzu, ancak tehlikeli olmadığımızı ve şiddet yanlısı olmadığımızı gösteriyor,” dedi ve Cumhuriyetçilerin mitingleri tehlikeli ve Amerikan karşıtı olarak gösterme çabalarına atıfta bulundu. “Sadece mutlu değiliz.”

    Los Angeles’ın kuzeybatısındaki Thousand Oaks şehrinden gelen ve elinde Amerikan bayrağı taşıyan Eschbach için Trump yönetiminin ifade özgürlüğüne yönelik baskısı özellikle endişe vericiydi.

    “Ben şahsen, Birinci Anayasa Değişikliği haklarımızın erozyona uğramasından memnun değilim,” dedi. “Üniversitelere, medyaya, hukuk firmalarına ve şimdi de ifade özgürlüğümüze saldırdıkları ve barışçıl bir şekilde toplanma hakkımızı tehdit ettikleri için bu benim en büyük endişem.”

    Washington DC bölgesinde 200.000’den fazla kişi, ABD Kongre Binası yakınlarında toplandı. Birçok şehirde protestocular, Portland, Oregon’daki göçmenlik uygulamaları protestoları sırasında, yönetimin kanunsuzluk ve kaosun pençesindeki bir şehir söylemine karşı koymak için Dadavari bir tema olan şişme hayvan kostümleri giydiler.

    Oregon eyaletine bağlı Portland kentindeki ana protesto yürüyüşü barışçıldı ve yerel polis memurları yürüyüşçüler için sokakları ve köprüleri kapattı. Ancak şehrin güney sahilindeki Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi binasının dışında düzenlenen daha küçük çaplı bir protesto, federal memurlar tarafından sert bir şekilde karşılandı.

    Portland Mercury’den Suzette Smith, Bluesky’de federal ajanların saat 17.00’de yapılması planlanan protesto öncesinde tesiste toplanan protestoculara gaz bombaları attığını bildirdi.

    New Mexico, Santa Fe’de kostümlü karakterler arasında tek boynuzlu atlar, tavuklar ve kurbağalar vardı. Santa Fe New Mexican sakini Amy Adler, Portland’a bir övgü olarak tanımladığı ıstakoz kostümü giyerken, “Her şeyin saçmalığıyla ilgili,” dedi .

    FoxLive’da ulusal güvenlik analisti Yarbay Hal Kempfer, kostümlerin savunma amaçlı olup olmadığını tartıştı. “Kostümleri sadece gösteriş amaçlı kullandıklarını göz ardı etmiyorum, ancak böyle bir kostüm, biber gazı topları ve benzeri şeylere karşı belirli bir savunma koruması sağlayabilir. Ancak çok hızlı hareket edemediğinizi ve iyi göremediğinizi de hesaba katmalısınız.”

    Georgia’da en az 10 bin kişi, sabah saatlerinde eyalet başkentine yapılacak yürüyüşe hazırlanmak için Atlanta Civic Center alanını doldurdu.

    ABD’nin Georgia eyalet senatörü Raphael Warnock, “Geçenlerde bir Amerikan başkanının ayağa kalkıp ordumuzdaki generallere, içimizdeki düşmana karşı durmamız gerektiğini söylediğini duydum” dedi.

  • İsrail askerlerinden zeytin toplayan Filistinli çiftçilere ateşli müdahale

    İsrail askerlerinden zeytin toplayan Filistinli çiftçilere ateşli müdahale

    Ramallah yakınlarındaki Kuber köyünden bir grup Filistinli çiftçi, köyün batısında yer alan zeytinliklerine gitmek isterken İsrail askerlerinin sert müdahalesiyle karşılaştı. Üzerlerine ateş açılan ve ses bombasıyla hedef alınan çiftçiler, güvenlikleri için bölgeden ayrılmak zorunda kaldı.

    Çiftçi Fehd Ebul Hac yaptığı açıklamada, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin verdiği izin kararına rağmen askerlerin kendilerini geri çevirdiğini belirtti. Hac, bu durumu “açık bir hak ihlali” olarak nitelendirdi.

    “Topraklarımıza sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz”

    Fehd Ebul Hac, baskıların “Halamiş” adlı yasa dışı yerleşim kurulduktan sonra arttığını vurguladı. Hac, “Topraklarımıza sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu topraklar bizim varlığımızın simgesidir” ifadelerini kullandı.

    Zeytin hasadında her yıl benzer saldırılar yaşanıyor

    Batı Şeria’daki Filistinli çiftçiler, her yıl zeytin hasadı döneminde İsrail askerlerinin ve yerleşimcilerin saldırılarına uğruyor. Filistinli yetkililere göre son iki yılda 7 bini aşkın saldırı düzenlenirken, 33 Filistinli hayatını kaybetti. Aynı dönemde 49 binden fazla ağaç zarar gördü; bunların 37 binden fazlası zeytin ağacıydı.

    Baskılar artıyor

    8 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’daki İsrail baskıları hız kazanırken, bu süreçte en az 1054 Filistinli yaşamını yitirdi, yaklaşık 10 bin kişi yaralandı ve aralarında 1600 çocuk bulunan 20 binden fazla kişi gözaltına alındı.

  • Yolcu uçağında batarya paniği: Havadayken alev aldı, acil iniş yapıldı

    Yolcu uçağında batarya paniği: Havadayken alev aldı, acil iniş yapıldı

    Hangzhou’dan Güney Kore’nin başkenti Seul’e gitmek üzere havalanan CA139 sefer sayılı Air China uçağında, seyir halindeyken bir yolcunun el bagajında bulunan lityum batarya aniden alev aldı. Yangın baş üstü dolabında meydana gelirken, uçaktaki yolcular büyük panik yaşadı.

    Mürettebat hızlı müdahale etti

    Air China tarafından yapılan açıklamada, mürettebatın olay anında güvenlik prosedürlerine uygun şekilde müdahale ettiği belirtildi. Olayda kimsenin yaralanmadığı ifade edilirken, uçuşun güvenliğini sağlamak amacıyla uçağın rotasının değiştirildiği bildirildi.

    Uçuş takip verileri detayı ortaya koydu

    Flightradar24 verilerine göre, uçak Hangzhou’dan 09.47’de kalkış yaptıktan sonra Çin’in doğu kıyısı ile Japonya’nın Kyushu Adası arasında dönüş yaparak saat 11.00’de Şanghay Pudong Uluslararası Havalimanı’na indi.

    Lityum bataryalar bir kez daha gündemde

    Olay sonrası, uçaklarda taşınan lityum bataryaların güvenliği bir kez daha gündeme geldi. Uzmanlar, bu tür bataryaların taşıma kurallarına uygun şekilde paketlenmesi ve güvenlik kontrolünden geçirilmesi gerektiğini hatırlattı.

  • Uçak Kazasında 2 Pilot Hayatını Kaybetti

    Uçak Kazasında 2 Pilot Hayatını Kaybetti

    Mpumalanga eyaletindeki Secunda Havalimanı’ndan Margate Bölge Havalimanı’na gitmek üzere kalkış yapan tek motorlu iki uçağın, KwaZulu-Natal’ın Midlands bölgesinde düşmesi sonucu pilotlar olay yerinde hayatını kaybetti.

    Kazaların Nedeni Soruşturuluyor

    Havacılık Kurtarma Koordinasyon Merkezi (ARCC), kazaların nedenini araştırmak üzere soruşturma başlattı. Soruşturmanın 30 gün içinde tamamlanması planlanıyor.

  • Eurofighter satışı ve SAFE programında türkiye adımlarına odaklanıldı

    Eurofighter satışı ve SAFE programında türkiye adımlarına odaklanıldı

    Almanya, Eurofighter savaş uçaklarının Türkiye’ye satışına yönelik vetosunu kaldırdı. Johann David Wadephul, müzakerelerin ilerlediğini ve imzaların bu yıl içinde gerçekleşebileceğini belirtti. Üretim kapasitesinin artırıldığı Eurofighter’ların kısa sürede Türkiye’ye sevk edileceği ifade edildi.

    SAFE Programı ve Türkiye’nin Rolü

    SAFE programı kapsamında Türkiye’den bazı adımlar bekleniyor. Almanya, Türkiye’nin İHA, mühimmat ve zırhlı araç üretim kapasitesiyle Avrupa’nın savunma ihtiyaçlarına katkı sağlayacağını düşünüyor. Wadephul, Türkiye’nin AB değerlerine yaklaşmasının önemli olduğunu ve hukukun üstünlüğü, insan hakları gibi alanlarda somut ilerlemelerin gerekliliğini dile getirdi.

    ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki müzakereler, NATO savunmasını güçlendirme çabalarının bir parçası. Alman Bakan, sürecin sadece zaman kazanma amaçlı olmaması gerektiğine dikkat çekerek, bu sabrın insanların hayatına mal olabileceği uyarısında bulundu.

    Almanya, kasım ayında Türkiye ve Katar’ın da katılımıyla Gazze için insani yardım konferansı düzenlemeyi planlıyor. Ancak Almanya, Filistin’in tanınması konusunda aceleci davranmıyor ve müzakerelerin sonuçlanmasını bekliyor.

  • Hamas: İsrail’in Gazze’deki saldırısı ateşkes ihlalidir

    Hamas: İsrail’in Gazze’deki saldırısı ateşkes ihlalidir

    Yapılan açıklamada, İsrail’in sivillere yönelik saldırılarının herhangi bir gerekçeye dayanmadığı, bu tür eylemlerin İsrail’in Gazze’deki ateşkes anlaşmasını defalarca ihlal ettiğinin açık bir göstergesi olduğu vurgulandı. Hamas, “Siyonist güçler, ateşkes anlaşmasındaki taahhütleri hiçe sayarak, halkımıza karşı saldırılarını sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

    Uluslararası Topluma ve Ara Buluculara Çağrı

    Hamas, başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere, ateşkese aracılık eden tüm ülkelere çağrıda bulunarak, İsrail’in anlaşmaya uymasını sağlamak için baskı yapılmasını istedi. Açıklamada, ara bulucu ülkelerin ateşkes ihlallerini izleme ve saldırıları durdurma konusunda sorumluluk taşıdığı hatırlatıldı.

    İsrail Savaş Suçlarıyla Suçlandı

    Hamas, uluslararası topluma ve insan hakları kuruluşlarına da çağrıda bulunarak, İsrail’in Filistinlilere karşı işlediği savaş suçlarına ve soykırıma karşı ses yükseltilmesini talep etti. İsrailli liderlerin insanlığa karşı suçlardan dolayı sorumlu tutulması gerektiği belirtildi.

  • Yanardağ’da 35. patlama: Lavlar metrelerce yükseldi

    Yanardağ’da 35. patlama: Lavlar metrelerce yükseldi

    ABD’nin Hawaii Adası’nda bulunan ve dünyanın en aktif yanardağlarından biri olan Kilauea Yanardağı, 23 Aralık’tan bu yana devam eden hareketliliğini sürdürüyor. Dün yerel saatle 20.05’te gerçekleşen patlama, yanardağın aralık ayından beri 35. patlaması olarak kaydedildi. Patlama sırasında lavlar metrelerce yüksekliğe ulaştı. En son patlama 28 Eylül’de yaşanmıştı.

    Hawaii Volkanları Milli Parkı, patlamaya ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “Kilauea Yanardağı şu anda faal durumda. Kendi güvenliğiniz için kapalı bölgelerden uzak durun! Patlama, 2007 yılından beri kapalı olan bir alanda meydana gelmektedir. Volkanik gaz, dik ve dengesiz uçurum kenarları, toprak çatlakları ve lav fıskiyeleri ile havada uçan kaya parçalarının düşme ihtimali bulunmaktadır. Gece ziyaret edecekseniz, yanınıza bir kafa lambası veya el feneri alın ve uçurum kenarlarından uzak durun” ifadelerine yer verildi.

    Yetkililer, patlamanın meydana geldiği bölgenin 2007’den beri ziyarete kapalı olduğunu vurguladı. Volkanik gazların, dengesiz zeminlerin ve havada uçuşan kaya parçalarının ciddi tehlike oluşturabileceği belirtildi. Ziyaretçilere, özellikle gece saatlerinde dikkatli olmaları ve güvenlik talimatlarına uymaları çağrısı yapıldı.

  • İsrail ordusu Gazze’de sivil araca saldırdı: 11 Filistinli hayatını kaybetti

    İsrail ordusu Gazze’de sivil araca saldırdı: 11 Filistinli hayatını kaybetti

    Gazze kentinin doğusundaki Zeytun Mahallesi’nde, İsrail ordusunun çekildiği “sarı hat” olarak bilinen bölgeyi geçen sivil bir araç hedef alındı. Gazze Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, aracın hiçbir uyarı yapılmadan bombalandığını belirtti. Saldırı sonucu Şaban ailesinden 11 kişi hayatını kaybetti; ölenler arasında 7 çocuk ve 2 kadın bulunuyor.

    ABD Başkanı Donald Trump’ın 9 Ekim’de Mısır’da duyurduğu ateşkes anlaşmasının ilk aşaması 10 Ekim’de yürürlüğe girmişti. Bu kapsamda İsrail ordusu “sarı hat”tan çekilmiş, esir-tutuklu takası ve insani yardım geçişleri başlamıştı. Ancak bu saldırı, ateşkesin devrede olduğu bir dönemde gerçekleşti. Bölge yetkilileri, olayın süreci tehlikeye atabileceğini vurguladı.

    Mahmud Basal, İsrail ordusunun araçtakilere uyarı yaparak ölümleri önleyebileceğini ifade etti. “Olanlar, işgal güçlerinin hala kana susamış ve masum sivillere karşı suç işlemeye kararlı olduğunu kanıtlıyor” diyen Basal, saldırıyı bir aileye yönelik katliam olarak tanımladı. Filistin tarafı, uluslararası toplumu olaya müdahale etmeye çağırdı.

  • Dev balık kıyıya vurdu

    Dev balık kıyıya vurdu

    Gazze Şeridi’nin güneyinde, Han Yunus kıyılarında dev bir balık karaya vurdu. Bölge halkı, kıyıya vuran bu dev balığı görmek için sahile akın etti.

    Balığın yaklaşık 10 metre uzunluğunda ve 2 ton ağırlığında olduğu belirtildi. Gazze’deki balıkçılar, bu büyüklükte bir balığın karaya vurmasının son yıllarda görülmemiş bir olay olduğunu söyledi.

    Bölge Halkının İlgisini Çekti
    Kıyıya vuran balık, halk arasında büyük merak uyandırdı. Özellikle çocuklar, sahile gelerek dev balığı yakından görmek istedi. Gazze’de nadir görülen bu manzara, kısa sürede sosyal medyada da

    Balığın Cinsi Tartışma Yarattı
    Bazı kaynaklar, balığın dünyanın en büyük kemikli balık türlerinden biri olan “Mola Mola” yani okyanus güneş balığı olduğunu iddia etti. Ancak İsrail Köpekbalıkları Sivil Toplum Kuruluşu Genel Müdürü Dr. Adi Barash, balığın bir balina köpekbalığı olduğunu açıkladı.

    Yetkililer, kıyıya vuran balığın kesin türünün belirlenmesi için uzman ekiplerin inceleme yapacağını bildirdi. Balığın neden karaya vurduğu ise henüz bilinmiyor.

  • Fransız bebeklere Türkçe isim verme akımı başladı

    Fransız bebeklere Türkçe isim verme akımı başladı

    Fransa’da Türkçe isimlere ilgi artıyor.

    Zarif tınısı ve anlamıyla öne çıkan Dilara artık sadece Türk ailelerin değil Fransiz ebeveynlerin de gözdesi.

    2025 verilerine göre Fransa’da yaklaşık 1.300 kişi Dilara adını taşıyor — bu da ismi ülkenin en popüler 2.000 ismi arasına sokuyor.

    Ayrıca Elif, Leyla, Aylin ve Zeynep gibi Türkçe kökenli isimler de Fransa’daki yeni doğan listelerinde hızla yükseliyor.

  • İngiltere’den İsrail’e yasak!

    İngiltere’den İsrail’e yasak!

    İsrail ekibi Maccabi Tel-Aviv taraftarları, UEFA Avrupa Ligi’nde takımlarının 6 Kasım Perşembe günü deplasmanda Aston Villa Villa ile oynayacağı maça alınmayacak.

    West Midlands Polisi, karşılaşmayı mevcut istihbarat ve geçmiş olaylar doğrultusunda “yüksek riskli” olarak sınıflandırdıklarını açıklarken, maçların güvenlik sertifikalarını vermekten sorumlu güvenlik danışma grubu (Safety Advisory Group), deplasman taraftarlarının stada alınmayacağı konusunda Aston Villa’yı bilgilendirdi.

    Aston Villa Kulübünden yapılan açıklamada, güvenlik danışma grubunun talimatı üzerine deplasman taraftarlarının maça alınmayacağı belirtilerek, “Kulübümüz, süreç boyunca Maccabi Tel Aviv ve yerel yetkililerle sürekli iletişim halinde. Maça katılacak taraftarların ve bölge sakinlerinin güvenliği, alınan her kararın merkezinde yer almaktadır.” denildi.


    UEFA, Güvenlik İçin Yerel Makamları İşaret Etti

    UEFA’dan konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Maçların oynandığı ülkenin yetkili yerel makamları güvenlikten sorumludur. Bu tür kararlar, her maç için ayrı ayrı yapılan kapsamlı risk değerlendirmelerine dayanılarak alınır.” ifadeleri kullanıldı.

    Filistin Dayanışma Kampanyası, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından, “Aston Villa-Maccabi Tel Aviv maçını iptal edin. İsrail futbol takımları, soykırım ve apartheid uygularken uluslararası turnuvalarda oynamamalı.” paylaşımını yaptı.

    Karara destek veren Game Over Israel organizasyonu, “Futbol kültürünün soykırımda sistematik olarak araçsallaştırılmasına dair kapsamlı kanıtlar topladık ve doğruladık. Bu rapor, stadyumlarda yaşanan ırkçılıktan Avrupa’daki saldırılara, soykırımı futbol propagandasına dönüştüren askerlere kadar çeşitli bulguları bir araya getiriyor ve İsrail’in küresel spordaki yerinin savunulamaz olduğunu gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    Kararı destekleyen Birmingham Bağımsız Milletvekili Ayoub Khan da “Maçla ilgili bu kadar büyük bir gerginlik ve belirsizlik varken, radikal önlemler alınması doğruydu.” dedi.

    İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise karara tepki göstererek, “Bu yanlış bir karar. Sokaklarımızda antisemitizme izin vermeyeceğiz. Polislerin görevi, tüm futbol taraftarlarının şiddet veya tehdit korkusu olmadan maçların tadını çıkarabilmesini sağlamaktır.” ifadelerini kullandı.

    Maccabi Taraftarlarının Sicili Kabarık

    UEFA Avrupa Ligi’nde geçen sezon Hollanda’nın Ajax takımına konuk olan ve 5-0 yenilen Maccabi Tel Aviv’in taraftarları, iki gün boyunca şehirde düzensizliğe neden olmuştu.

    Hollanda polisinin raporuna göre, bir binanın cephesine asılmış Filistin bayrağını yırtıp yakan İsrailli taraftarlar, araçlara zarar verdi.

    5 kişinin hastaneye kaldırıldığı olaylarda 62 kişi gözaltına alınmıştı.

    Avrupa’da İsrail’e Tepkiler Dinmiyor

    İsrail’in milli takım ve kulüp düzeyinde her maçından önce Avrupa sokaklarında büyük gösteriler düzenleniyor.

    Gazze’deki soykırım nedeniyle karşılaşmanın oynanmasına karşı çıkan ve İsrail’in spordan men edilmesini isteyen on binler son olarak milli maçlar öncesi Norveç’in başkenti Oslo’da ve İtalya’nın Udine kentinde, Basketbol Avrupa Ligi karşılaşması öncesi de İspanya’nın Valencia kentinde toplanarak tepkilerini gösterdi.

  • Dünya Sağlık Örgütü’nden acil uyarı; Gazze’de bulaşıcı hastalıklar kontrolden çıktı

    Dünya Sağlık Örgütü’nden acil uyarı; Gazze’de bulaşıcı hastalıklar kontrolden çıktı


    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze Şeridi’nde bulaşıcı hastalıkların ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve durumun “kontrolden çıktığını” açıkladı. Bölgedeki sağlık altyapısının çökme noktasına geldiği belirtilirken, 36 hastaneden sadece 13’ünün kısmen hizmet verebildiği ifade edildi. Bu durum, bölgedeki sağlık krizinin boyutlarını gözler önüne seriyor.

    DSÖ’den Kritik Uyarı

    DSÖ’nün bölge direktörü Hanan Balkhy, Kahire’de Agence France-Presse’e (AFP) yaptığı açıklamada, Gazze’deki sağlık durumunun vahim olduğunu vurguladı. Balkhy, “İster menenjit olsun, ister ishal, ister solunum yolu hastalıkları, devasa miktarda bir işten bahsediyoruz” diyerek, bulaşıcı hastalıkların yayılma hızının endişe verici olduğunu belirtti. Bölgedeki sınırlı sağlık hizmetleri, bu hastalıkların kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor.

    Tıbbi Malzeme Desteği Artıyor

    İşgal altındaki Filistin topraklarındaki DSÖ ofisi (WHOoPt), Gazze’de ateşkesin sağlanmasının ardından tıbbi malzeme teslimatlarını artırdığını duyurdu. WHOoPt, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bu hafta Gazze’deki hastanelere destek sağlamak amacıyla güney depolarından 220’den fazla palet dolusu temel ilaç ve tıbbi malzeme gönderildiğini bildirdi. Açıklamada, Avrupa Sivil Koruma ve İnsani Yardım Operasyonları’na (EU ECHO) sürekli destekleri için teşekkür edildi.

    Sağlık Sisteminin Çöküşü

    Gazze’deki sağlık sisteminin sınırlı kapasitesi, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engellemek için gerekli müdahaleleri zorlaştırıyor. Hastanelerin büyük bir kısmının tamamen ya da kısmen devre dışı kalması, tıbbi malzeme eksikliği ve sağlık personeli yetersizliği, bölgedeki insani krizi derinleştiriyor. DSÖ, uluslararası toplumu acil harekete geçmeye çağırırken, bölgedeki sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği için daha fazla destek gerektiğini vurguluyor.

    Uluslararası Destek Çağrısı

    DSÖ, Gazze’deki sağlık krizine çözüm bulmak için uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekiyor. Tıbbi malzeme teslimatlarının artırılması, kısa vadede bir rahatlama sağlasa da, uzun vadeli çözümler için ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve sağlık altyapısının yeniden inşa edilmesi gerektiği belirtiliyor. Bölgedeki insani yardım kuruluşları, Gazze’deki sağlık hizmetlerinin devamlılığı için daha fazla fon ve lojistik destek talep ediyor.

    İşgal altındaki Filistin topraklarındaki Dünya Sağlık Örgütü (WHOoPt) ise perşembe günü sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana sağlık tesislerine tıbbi malzeme teslimatlarını artırdığını duyurdu .

  • İsrail: Refah Sınır Kapısı muhtemelen bu pazar açılacak

    İsrail: Refah Sınır Kapısı muhtemelen bu pazar açılacak

    İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İtalya Dışişleri Bakanlığı ve Uluslararası Siyasi Çalışmalar Enstitüsü (ISPI) tarafından Napoli’de düzenlenen 11. MED Akdeniz Diyalog Forumu’na katıldı. Forum sırasında gazetecilere konuşan Saar, Refah Kapısı’nın açılış hazırlıklarının tamamlandığını belirtti. İtalyan haber ajansı ANSA’ya göre, “Gerekli tüm hazırlıkları yapıyoruz. AB Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ve Filistinlilerle koordineli olarak yürütülüyor. Muhtemelen Pazar günü açılacak. Umarım açılır ve bunun için her şey yapılır” dedi. Bu, kapının hem yardım hem de insan geçişi için önemli bir adım olarak görülüyor.

    Hamas ve Trump Planı Vurgusu

    Saar, açılışın ötesinde Gazze’nin geleceğine dair açıklamalarda bulundu. “Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin askerden arındırılması, ABD Başkanı Donald Trump planının temel unsurlarıdır ve uygulanmalıdır” ifadelerini kullanan bakan, kapının açılışının bu hedeflere hizmet edeceğini ima etti. Trump’ın önerdiği plan, Gazze’nin yeniden inşası ve güvenlik düzenlemelerini içeriyor.

    Erteleme ve Mevcut Durum

    Refah Kapısı, Mayıs 2024’ten beri İsrail ordusu tarafından kontrol altında tutuluyordu. ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşması kapsamında açılması planlanan kapı, Hamas’ın rehinelerin cesetlerini yavaş iade ettiği iddiasıyla ertelenmişti. İsrail’in askeri yardım ajansı COGAT, kapının yardım için değil, sadece insan geçişi için açılacağını duyurdu; yardım Kerem Shalom geçişi üzerinden devam edecek. Mısır tarafı ise kapıyı 24 saat açık tuttuğunu belirtti. Filistin Yönetimi, kapıyı işletmeye hazır olduğunu ekledi.

    Gazze’deki Durum

    Açılış, 2 yıllık savaş sonrası Gazze’ye yardım akışını hızlandırması beklenen bir gelişme. Ancak İsrail güçleri, ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze’nin yaklaşık yüzde 53’ünde (çoğunlukla Refah’ta) kalmaya devam ediyor. Güney Gazze’de İsrail saldırılarında en az 3 Filistinli öldü. Türkiye, 81 afet yardım uzmanı göndererek rehine cesetlerinin aranmasına destek verdi.

  • Kuaförde fön çektirdi, felç oldu

    Kuaförde fön çektirdi, felç oldu

    2014 yılında Kaliforniya’da yaşayan Elizabeth Smith, rutin kuaför ziyaretinde saçlarını fön çektirmek için lavaboya yaslandı. İki hafta sonra baş dönmesi ve denge sorunları yaşamaya başladı. Tıbbi incelemelerde boyun atardamarında (vertebral arter) yırtık, sol elinde güç kaybı, denge bozukluğu, motor beceri kaybı ve sol gözünde bozulma tespit edildi. Smith, beyninde pıhtı riski nedeniyle her gece korkuyla uyuduğunu belirterek, kuaföre dava açtı. Televizyon röportajında, benzer vakaların önlenmesi için insanları bilinçlendirmek istediğini vurguladı.

    Güzellik Salonu Felci Sendromu Nedir?

    Güzellik Salonu Felci Sendromu (BPSS), saç yıkama sırasında boynun arkaya doğru aşırı eğilmesiyle ortaya çıkan nadir bir durumdur. Bu pozisyon, boyundaki vertebral arterlerde hasara yol açarak kan pıhtısı veya felç riskini artırır. Tıp literatüründe 1993’te tanımlanan sendrom, 54’ten fazla vakayla belgelenmiştir; vakaların çoğu kuaförlerde görülse de diş tedavileri veya masaj koltuklarında da tetiklenebilir. Belirtiler arasında baş dönmesi, mide bulantısı, dengesizlik, görme bulanıklığı ve baş ağrısı yer alır; bazı durumlarda kalıcı beyin hasarı oluşabilir.

    Nedenleri ve Risk Faktörleri

    Sendrom, boyun hiperekstansiyonu (aşırı geriye eğilme) nedeniyle vertebral arterin sıkışması veya yırtılmasıyla oluşur. Altta yatan nedenler arasında damar zayıflıkları, kemik çıkıntıları (osteofitler), hipertansiyon ve ateroskleroz bulunur. Vakaların yüzde 79’u kadınlarda görülür ve yaş aralığı 13-85 arasındadır. Gençlerde nadir olsa da, 45 yaş üstünde damar esnekliğinin azalması riski artırır. Bilimsel incelemelerde, 50’den fazla vaka incelendiğinde çoğunun 45 yaş üstü biremlerde olduğu tespit edilmiştir.

    Uzman Görüşü: 45 Yaş Üstüne Özel Uyarı

    Nörorehabilitasyon ve Ağrı Uzmanı Prof. Dr. Engin Çakar, “Başın uzun süre geriye bükülmesi, beyne kan taşıyan atardamarlarda bası ve gerilim yaratır; bu da iç tabakada yırtıklara veya pıhtı oluşumuna yol açabilir” dedi. Pıhtının beyne ulaşması kısmi felçlere neden olabileceğini belirten Çakar, erken tedavinin (damar açıcı ilaçlar, yoğun bakım ve fizik tedavi) kalıcı hasarı önleyebileceğini vurguladı. Özellikle 45 yaş üstü bireylerde boyun fıtığı veya sinir sıkışması riskinin arttığını ifade eden uzman, belirtiler (ani felç, vertigo, çift görme, peltek konuşma) görülürse acil servise başvurulmasını önerdi.

    Önlemler ve Tavsiyeler

    Prof. Dr. Çakar, kuaför çalışanlarının başı aşırı geriye yatırmadan yıkama yapmasını, eğitimlerde bu konuya modül eklenmesini tavsiye etti. Müşterilere boyun sorunu sorulmalı ve konforlu pozisyonlar tercih edilmeli. Bireyler, rahatsızlık hissedince pozisyon değiştirmeli, baş dönmesi gibi belirtilerde doktora gitmeli. Kuaför salonlarında şampuan hunisi gibi destekler kullanmak hayat kurtarabilir. Diş hekimliğinde modern üniteler riski düşürmüş olsa da, genel farkındalık şarttır.

  • İsrail Lübnan’ın güneyini bombaladı

    İsrail Lübnan’ın güneyini bombaladı

    Lübnan haber ajansı NNA’ya göre, İsrail savaş uçakları ve İHA’lar Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye, Sayda, Mercayun ve Bint Cubeyl ile doğusundaki Bekaa bölgesine bağlı Baalbek’i hedef aldı. Saldırılarda 5 bölge havadan bombalandı. Nabatiye’deki Rumin ile Humin beldeleri arasındaki bir bölge vuruldu. Fevka beldesinin kuzeyindeki Ali et-Tahir’e İHA saldırısı gerçekleşti. Sayda’daki Benaful beldesine iki, Sarafand ile Beysariye arasındaki Herbe Duveyr’e bir hava saldırısı yapıldı. Şarkiye ve Kusriye es-Sayyad arasındaki yolda güdümlü füze atıldı, büyük bir çukur oluştu. Mercayun’da Blida beldesine zeytin hasadı sırasında İHA saldırısı düzenlendi. Bint Cubeyl’deki Deyr Antar ve Baalbek’teki Şemstar beldelerinin çevresi de vuruldu.

    Yaralanmalar ve Kayıplar

    Saldırılarda en az 11 kişi yaralandı, 1 kişi hayatını kaybetti. Hedef alınan noktalardan bazılarının taş ocakları ve çimento fabrikaları olduğu belirtildi. Bu tesislerin Hizbullah’ın yeniden inşa amacıyla kullandığı yerler olduğu kaydedildi.

    İsrail Ordusunun Açıklaması

    İsrail ordusu, saldırılarda Hizbullah ve Lübnanlı çevre örgütü Sınır Tanımayan Yeşiller’i (GWB) hedef aldığını savundu. Ordunun iddiasına göre, Bekaa Vadisi’nde ve Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’a ait yeraltı silah depoları baskına uğratıldı. GWB’ye ait tesislerin de yeniden inşa için kullanıldığı öne sürüldü.

    Genel Çatışma Arka Planı

    İsrail, Ekim 2023’te Lübnan’a yönelik saldırılar başlatmış, Eylül 2024’te bu saldırılar geniş çaplı bir savaşa dönüşmüştü. Savaşta 4 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 17 bin kişi yaralanmış ve 19 kişi tutuklanmıştı. Kasım 2024’te Hizbullah ile İsrail arasında ateşkes anlaşması yapılmış olsa da, İsrail’in anlaşmayı 4 bin 500’den fazla kez ihlal ettiği, bu ihlaller sonucu yüzlerce sivilin öldüğü ve yaralandığı bildirildi. İsrail, son savaşta ele geçirdiği beş Lübnan tepesini hâlâ işgal altında tutuyor ve onlarca yıldır elinde bulundurduğu bazı bölgelerdeki varlığını sürdürüyor.

  • Enerji Bakanlığı servisine saldırı: 4 kişi hayatını kaybetti

    Enerji Bakanlığı servisine saldırı: 4 kişi hayatını kaybetti

    Suriye’nin Deyrizor ilinde, Enerji Bakanlığı’na bağlı personeli taşıyan servis otobüsüne düzenlenen saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti. Araç, Deyrizor-Meyadin yolunda seyir halindeyken yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu hedef alındı. Saldırının amacı henüz belirlenemedi.

    Kurbanlar ve Yaralılar

    Suriye basınındaki haberlere göre, otobüsteki petrol tesisleri koruma görevlilerinden 4’ü olay yerinde yaşamını yitirdi. Ayrıca 9 personel ve sivil yaralandı. Yaralılar, en yakın hastanelere kaldırıldı; durumları hakkında resmi bir açıklama yapılmadı. Saldırı, bölgedeki güvenlik gerilimini bir kez daha ortaya koydu.

    Soruşturma Başlatıldı

    Suriye yetkilileri, saldırının faillerini belirlemek üzere soruşturma başlattı. Bölgede sıkça görülen el yapımı patlayıcı saldırılarının bu olayla bağlantısı araştırılıyor. Olay, enerji altyapısının korunması konusunda endişeleri artırdı.

  • Fransa’da Lecornu hükümeti iki güven oylamasından başarılı çıktı

    Fransa’da Lecornu hükümeti iki güven oylamasından başarılı çıktı

    Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, perşembe günü parlamentoda yapılan iki güven oylamasından başarıyla çıktı.

    Parlamentonun alt kanadı olan Ulusal Meclis’te milletvekilleri, aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ve Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) tarafından sunulan iki önergeyi oyladı.

    Aşırı sol tarafından sunulan ilk önerge, hükümeti devirmek için gereken 289 oydan yalnızca 271’ini alarak kıl payı reddedildi.

    Aşırı sağ tarafından sunulan ikinci önerge de, sol tarafından desteklenmediği için reddedildi (144 oy).

    Her iki grup da, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un tartışmalı bir şekilde başbakanı yeniden atamasının üzerinden bir haftadan kısa bir süre geçmesinin ardından, Lecornu’nun kırılgan hükümetini devirmeyi umuyordu.

    Parlamentoda en fazla sandalyeye sahip olan RN, Cumhurbaşkanı Macron’u erken seçime gitmeye zorluyor. Hem sol hem de merkezci ittifak bu tehlikeli karardan kaçınmaya çalışıyor.

    Son anketlere göre, aşırı sağ, yeni seçimlere gidilmesi halinde daha fazla kazanım elde edebilecek konumda olduğuna inanıyor.

    Le Pen, perşembe sabahı yaptığı konuşmada, “Ulusal Birlik, dağılma gününü giderek artan bir sabırsızlıkla bekliyor. Oy pusulalarını Fransız halkına teslim etmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz,” dedi.

    Le Pen ve sağcı müttefiki Eric Ciotti, Lecornu’nun pazar günü yeni kabinesini açıklamasından kısa bir süre sonra gensoru önergesini sundu. Sert sol LFI ise pazartesi günü kendi önergesini sundu.

    Gerilim artıyor

    Perşembe sabahı Ulusal Meclis içindeki gerginlikler, Lecornu’nun tartışmalar sırasında sürekli yuhalanmasıyla doruk noktasına ulaştı ve Meclis Başkanı Yael Braun-Pivet’i düzeni tekrar tekrar sağlamak zorunda bıraktı.

    Kararsız ılımlı sol görüşlü milletvekillerini ikna etmek için son bir çaba sarf eden Lecornu, salı günü Macron’un emeklilik yaşını kademeli olarak 62’den 64’e çıkaran ve halk tarafından beğenilmeyen emeklilik reformunu askıya alacağını duyurdu.

    Ancak ayrıntılar henüz belirsizliğini koruyor. Lecornu çarşamba günü yaptığı açıklamada, askıya almanın yeni bir yasa yerine sosyal güvenlik bütçesinde bir değişiklik olarak geleceğini söyledi. Bu durum, salı günü Lecornu’ya hayatta kalması için gereken önemli sayıda oyu vereceklerini söyleyen bazı Sosyalist milletvekillerinin tepkisine yol açtı.

    Lecornu’nun bu iki oylamayı da başarıyla geçmesiyle parlamento nihayet dikkatini AB’nin ikinci büyük ekonomisi için önemli bir sınav olan 2026 bütçesine çevirecek.

    Maliye Komitesi’nin pazartesi günü çalışmaya başlaması ve taslağın önümüzdeki hafta sonuna kadar parlamentoya ulaşması bekleniyor.

    Lecornu, hükümetin oylamayı atlamasına olanak tanıyan tartışmalı anayasal araç olan 49.3. Madde’yi uygulamayacağına söz verdi. Bu durum, parçalanmış Ulusal Meclis’te sert bir mücadeleye zemin hazırladı.

  • Uruguay Ötanaziyi Yasallaştırdı: Latin Amerika’da Bir İlk!

    Uruguay Ötanaziyi Yasallaştırdı: Latin Amerika’da Bir İlk!


    Uruguay Senatosu, çarşamba günü ötanaziyi yasallaştıran tarihi bir karar aldı. Bu yasayla Uruguay, Latin Amerika’da ötanaziye izin veren ilk ülke olarak bölgedeki sosyal liberal duruşunu pekiştirdi. Yasa, ağır hastaların sağlık uzmanları aracılığıyla ötanazi talep etmesine imkan tanırken, destekli intihar seçeneğini kapsam dışı bırakıyor.

    Ötanazi Yasası ve Onay Süreci

    Uruguay Senatosu’nda yapılan oylamada, 31 senatörden 20’si yasanın lehine oy kullandı. Alt meclis, ağustos ayında tasarıyı büyük bir çoğunlukla onaylamıştı. Yasa, hükümetin uygulama düzenlemelerini tamamlamasıyla yürürlüğe girecek. İktidardaki Geniş Cephe koalisyonu, ötanaziyi boşanma ve eşcinsel evliliğin yasallaştırılması gibi bireysel haklar bağlamında savundu. Senatör Patricia Kramer, kamuoyunun bu konuda devletin sorumluluk almasını istediğini vurguladı.

    Ötanaziye Kimler Başvurabilecek?

    Yasa, ötanazi talep eden kişilerin akli melekelerinin yerinde olmasını şart koşuyor. Tedavi edilemez bir hastalıktan kaynaklanan “dayanılmaz acılar” yaşayan herkes, ölümcül bir teşhis aranmaksızın ötanazi talep edebilir. Uruguay, bazı ülkelerdeki gibi altı ay veya bir yıl yaşam beklentisi sınırı koymadı ve bekleme süresi zorunluluğu getirmedi. Ancak reşit olmayanlar için ötanazi yasaklandı. Depresyon gibi zihinsel rahatsızlıkları olanlar için ise iki doktorun hastanın karar verme yetkinliğini onaylaması gerekiyor.

    Katolik Kilisesi’nden Tepki

    Uruguay’da ötanaziye en büyük muhalefet Katolik Kilisesi’nden geldi. Montevideo Başpiskoposu Daniel Sturla, oylama öncesi halkı “yaşam armağanını savunmaya” çağırdı ve her bireyin sonuna kadar desteklenmeyi hak ettiğini belirtti. Ancak Uruguay’ın seküler yapısı, bu direnci zayıflattı. Ülkede Tanrı’ya atıf yapan yeminler yasaklanmış, Noel ise “Aile Günü” olarak kutlanıyor. Bu seküler anlayış, ötanazi yasasının kabulünde önemli bir rol oynadı.

    Uruguay’ın Sosyal Liberal Mirası


    Uruguay, marihuananın eğlence amaçlı kullanımını yasallaştıran ilk ülke olmasının yanı sıra, eşcinsel evlilik ve kürtajı on yıldan uzun süre önce yasallaştırarak bölgede öncü olmuştu. Ötanazi yasası, ülkenin sosyal açıdan liberal politikalarını güçlendiren bir adım olarak görülüyor. Yetkililer, bu yasanın Uruguay’ın Latin Amerika’daki itibarını daha da pekiştirdiğini ifade ediyor.

    Diğer Ülkelerle Karşılaştırma

    Uruguay’ın ötanazi yasası, bazı yönleriyle diğer ülkelerden ayrılıyor. ABD’nin bazı eyaletleri, Avustralya ve Yeni Zelanda’da ötanazi, belirli bir yaşam beklentisiyle sınırlıyken, Uruguay’da böyle bir kısıtlama bulunmuyor. Belçika, Kolombiya ve Hollanda gibi ülkeler reşit olmayanlar için ötanaziye izin verirken, Uruguay bu hakkı yalnızca yetişkinlere tanıyor. Yasa, bireysel özgürlükler ve hasta hakları açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

  • NATO, Rus İHA’larına karşı harekete geçiyor: Avrupa’yı LCI-X sistemi koruyacak

    NATO, Rus İHA’larına karşı harekete geçiyor: Avrupa’yı LCI-X sistemi koruyacak

    İttifak, İHA tehdidine orantılı ve etkili cevap vermeyi sağlayacak bir inisiyatifi devreye sokuyor. Konu, 15 Ekim’de Brüksel’de bir araya gelen NATO savunma bakanları tarafından detaylı şekilde masaya yatırıldı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, İHA’lar gibi yeni sınamalarla mücadele etmek için yeni yöntemlerin görüşüldüğünü belirtti. Rutte “NATO, İHA’larla mücadele etmek için hem mevcut kapasitesini geliştirecek hem de yeni kabiliyetler üzerinde çalışacak” dedi.NATO, İHA’lara karşı savunma konusundaki yeni adımlarını Eylül’de oluşturulan Doğu Muhafızı misyonu kapsamında atacak. Doğu Muhafızı, geçtiğimiz haftalarda şüpheli insansız hava araçlarının Almanya, Belçika, Danimarka ve Norveç, Rusya’ya ait İHA’ların Romanya ve Polonya, Rus savaş uçaklarının ise Estonya hava sahasını ihlal etmesi üzerine oluşturulmuştu.

    NATO, bu misyon kapsamında bazı hava savunma sistemlerini ve savaş uçaklarını ittifakın doğu cephesindeki ülkelere kaydırdı.

    Yeni inisiyatif nasıl işleyecek?

    NATO’nun toplu şekilde kullanılabilen ve düşük maliyetli İHA’larla mücadele kapsamında devreye sokmaya hazırlandığı İnsansız Hava Sistemlerine Karşı Katmanlı Girişim’in (LCI-X) spesifik hedefleri olacak.

    NATO’nun öncelikli hedefi mevcut üst düzey sistemleri değiştirmek değil mümkün olan en az maliyetle düşük katman boşluğunu uygun şekilde doldurmak. NATO, İran’ın Şahit modellerine dayanan, maliyeti oldukça düşük Rus Gerbera insansız hava araçlarına karşı değerleri milyarlarca doları bulan savaş uçakları ve hava savunma sistemlerini devreye soktu.

    Polonya hava sahasına giren Rus İHA’sı, Hollanda’ya ait bir F-35 savaş uçağından fırlatılan füzeyle düşürülmüştü. NATO bu tabloyu değiştirmek, tehditle orantılı önlemlerin hayata geçirilmesini sağlamak istiyor. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun Savunmadan Sorumlu Üyesi Andrius Kubilius da 14 Ekim’de Brüksel’deki bir konferansta bu konuya değinerek, “10 bin euroluk bir insansız hava aracını 1 milyon euroluk bir füzeyle vurmak sürdürülebilir değil” ifadelerini kullandı.

    Radarlar, elektro-optik sistemler ve radyo frekans sensörleriyle algılama yapacak olan LCI-X, elektronik karıştırma ve önleyici İHA’larla etkisizleştirme yapacak. İttifak yetkilileri, komuta kontrol sistemlerine entegre edilecek LCI-X’i, hızlı ve kolektif inovasyonun NATO’nun geleneksel güçlerini pekiştirebileceğini ve caydırıcılığı gerçek zamanlı olarak sürdürebileceğini gösteren bir girişim olarak değerlendiriyorlar.

    Gerek Doğu Muhafızı gerekse LCI-X ile verilen mesaj ise “NATO cevap vermeye hazırdır, dirençlidir, hızlı öğrenir ve hızlı adapte olur” şeklinde özetleniyor. İHA teknolojisinin hızla gelişmesi ve çatışma halindeki tarafların birbirlerinin yaptığı değişikliklere uyum sağlamak zorunda olmaları, oluşturulması planlanan savunma sistemlerinin de sıkça güncellenmesini zorunlu kılacak.

    Personel eğitiminin sıkı tutulmasının olmazsa olmaz olduğu da gerek NATO gerekse AB yetkilileri tarafından yoğun şekilde dile getiriliyor.

    Aynı konuda iki farklı proje mi?

    İHA’larla mücadele sadece NATO’nun değil AB’nin de gündeminde. AB Komisyonu hava sahası ihlalleri sonrasında “İHA duvarı” oluşturulmasını önermişti. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas 15 Ekim akşamı Brüksel’de Birlik ülkelerinin savunma bakanlarını bir araya getiren toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, “İHA’lar savaşı yeniden tanımlıyor. İHA savunma sistemlerine sahip olmak artık opsiyonel değil. Hedefimiz, 2027 yılı sonuna kadar işlevsel anti-İHA savunma sistemlerine sahip olmak” dedi.

    Hem AB’nin hem NATO’nun aynı konuda adım atmaya karar vermesi akıllara iki projenin çakışıp çakışmayacağı sorusunu getiriyor. Bu soruya çok sık cevap vermek zorunda kalmaktan yakınan Rutte, İHA’lara karşı önlem konusunda NATO ve AB’nin farklı güçlere sahip olduğu görüşünde. Genel sekretere göre NATO’nun gücü kabiliyetlerinde ve askeri kararlarında. AB’ninki ise yumuşak gücüyle savunma sanayilerini bir araya getirmek ve finansal kaynak sağlamak.

    Rutte “AB’nin yaptıklarından memnunum. Onlar da bizim yaptıklarımızdan memnun. Birlikte çalışıyoruz. Burada yakın temas halindeyiz ve hiçbir mükerrerlik yok” dedi. Kallas da Rutte’yle aynı çizgide: “NATO’nun yaptığı işi tekrarlamıyoruz. Aslında birbirimizi tamamlıyoruz.”

    Sadece doğu kanadı mı korunacak?

    NATO’nun İHA’lara karşı savunma inisiyatifini Doğu Muhafızı misyonu kapsamında başlatması korumanın sadece doğu kanatta yer alan ülkeler için olabileceği tartışmalarını gündeme getirdi. NATO, şu aşamada kapsam konusunda detay vermemeye özen gösteriyor. Rutte, konuya ilişkin tartışmaların sürdürğünü belirterek şunları söyledi: “Sınırın ötesinden gelen bir insansız hava aracı ile kendi hava sahasında ortaya çıkan bir insansız hava aracı arasında neyin farklı, neyin aynı olduğu gibi konularda uzun tartışmalar yapabilirsiniz. “Ve elbette, bu tartışmaları yapıyoruz. “Ukrayna’dan dersler alıyoruz, dürüst olmak gerekirse, bildiklerimizi ve karar vereceklerimizi size tam olarak anlatmayacağız ancak sizi temin ederim ki, elbette tüm bunlar tartışmanın bir parçası.”

    AB kanadında, sağlanacak korumanın Avrupa geneline yayılması görüşü ön plana çıkmış durumda. Kallas’ın konuya ilişkin ifadeleri şöyle: “İHA duvarı hakkında ilk kez konuştuğumuzda konu doğu kanadıydı ancak daha sonra diğer üye devletler İHA’ların örneğin gemilerden de gelebileceğini söylediler. “Dolayısıyla bu, güneydeki üye devletler için de bir risk oluşturuyor. “Bu nedenle İHA savunması söz konusu olduğunda artık tüm Avrupa’dan bahsediyoruz.”

  • Kamyon uçuruma yuvarlandı: 15 ölü, 8 yaralı

    Kamyon uçuruma yuvarlandı: 15 ölü, 8 yaralı

    Pakistan’ın Swat bölgesinde otoyolda seyir halindeki bir kamyon, yoldan çıkarak uçuruma yuvarlandı. Yetkililerden alınan bilgilere göre, kazada çoğu çocuk olmak üzere 15 kişi hayatını kaybetti. Olay, bölgede büyük bir üzüntü yarattı.

    Yaralılara Müdahale

    Kazada ayrıca 8 kişi yaralandı. Yaralılar, olay yerine sevk edilen ekipler tarafından kurtarılarak en yakın hastanelere kaldırıldı. Sağlık ekipleri, yaralıların tedavisine başlattı. Yetkililer, yaralıların durumunun kritik olmadığını belirtti.

    Soruşturma Başlatıldı

    Polis ekipleri, kazanın nedenini belirlemek üzere inceleme başlattı. Olay yerinde detaylı bir soruşturma yürütülüyor. Kazanın otoyolun virajlı yapısından kaynaklanabileceği üzerinde durulurken, sürücünün de olayda hayatını kaybettiği kaydedildi.

  • Refah Kapısı’nda kriz derinleşiyor: İsrail, insani yardıma geçit vermiyor

    Refah Kapısı’nda kriz derinleşiyor: İsrail, insani yardıma geçit vermiyor

    İsrail ile Hamas arasında sağlanan ateşkes anlaşmasına rağmen, Gazze Şeridi’ne ulaşması gereken insani yardım akışı sekteye uğruyor. Günde 600 kamyon yardım girmesi gerekirken, bu sayı 300’ün altında kaldı. Açlık, ilaç ve tıbbi malzeme yetersizliği nedeniyle Gazze halkı büyük bir krizle karşı karşıya.

    İsrail ordusuna bağlı COGAT, Gazze’nin Mısır sınırındaki Refah Kapısı’nın sadece insanların geçişi için açılacağını, insani yardımların bu sınırdan geçmesine izin verilmeyeceğini açıkladı.

    İsrail yardım geçişini Kerem Şalom’a yönlendirdi

    İnsani yardımların İsrail’in denetiminden geçirilerek Kerem Ebu Salim (Kerem Şalom) Sınır Kapısı’ndan giriş yapacağı belirtildi. Refah ise Gazze’nin dış dünyaya açılan tek kapısı olması nedeniyle stratejik öneme sahip. İsrail, dün açılması beklenen sınır kapısını “lojistik nedenlerle” kapalı tuttu.

    Rehineler üzerinden yardım tehdidi

    İsrail tarafı, rehinelerin cenazelerinin teslim sürecinin yavaş ilerlemesini gerekçe göstererek Refah Sınır Kapısı’nı kapalı tutmakla ve yardım miktarını azaltmakla tehdit etti. Hamas ise cenazelerin enkaz altından çıkarılmasının zaman aldığını, buna rağmen teslimatları gerçekleştirdiklerini belirtti.

    ABD’li yetkili koşulları kabul etti

    ABD’li bir danışman, CNN’e yaptığı açıklamada Gazze’deki yıkımın çok büyük olduğunu ve patlamamış mühimmatlar nedeniyle cenazelerin çıkarılmasının zaman aldığını belirtti. Aynı yetkili, Hamas’ın tüm ölü esirlerin cenazelerini teslim edememesinin ateşkesin ihlali anlamına gelmediğini vurguladı.

    ABD Başkanı Donald Trump ise Hamas’a yönelik sert bir açıklama yaparak, ateşkese uyulmaması durumunda İsrail’in operasyonlara yeniden başlayacağını söyledi.