Kent genelinde yoğun ilgi gören proje çerçevesinde inşa edilen konutların hak sahipleri, noter huzurunda yapılacak kura çekimiyle belirlenecek. Kura töreni, 5 Şubat Perşembe günü (yarın) saat 11.00’de Kamil Miras Anadolu Lisesi Şehit Kerim Üye Konferans Salonu’nda düzenlenecek. Gerçekleştirilecek kura ile birlikte binlerce aile için yeni bir yaşamın kapıları aralanacak. Afyonkarahisar’a kazandırılan modern ve güvenli konutlar, şehrin konut ihtiyacına önemli bir katkı sunarken, vatandaşların güvenli yuvalara kavuşmasına da imkân sağlayacak. Yetkililer, kura sürecinin şeffaf ve adil bir şekilde yürütüleceğini belirtirken, törenin kamuoyuna açık şekilde gerçekleştirileceği ifade edildi. >>>Haber Merkezi
Belediyenin kendi imkanlarıyla yürüttüğü proje kapsamında, ekmeğin hammaddesi olan buğdaydan başlayarak tüm üretim süreci belediye tarafından kontrol ediliyor. Tarlalarda ekilen buğday, un haline getirildikten sonra modern tesislerde ekmeğe dönüştürülüyor. Böylece hem maliyetler düşürülüyor hem de vatandaşlara piyasa fiyatlarının çok altında ekmek sunuluyor. Günlük yaklaşık 10 bin ekmek üreten Bolvadin Belediyesi, ekmeği 5 liradan halkla buluşturuyor. Proje sayesinde dar gelirli vatandaşlar başta olmak üzere ilçe genelinde önemli bir ekonomik rahatlama sağlanıyor. Belediyenin 14 personelle yürüttüğü üretim sürecinde, bugüne kadar yaklaşık 2,5 milyon ekmek vatandaşlara ulaştırıldı.
“BELEDİYECİLİKTE SOSYAL OLMAK GEREKİR”
Bolvadin Belediye Başkanı Derviş Aynacı, projeye ilişkin yaptığı değerlendirmede sosyal belediyeciliğin önemine dikkat çekerek, “Belediyecilikte sosyal olmak gerekir. Vatandaşın yanında olmak gerekir. Her eve ekmek girer. Biz de vatandaşımıza dedik ki, ne yapabiliriz? 5 liradan ekmek sunmaya karar verdik. İddialıyız, 2026’da da 5 liraya devam edeceğiz. Biz buğdayımızı kendimiz ekiyoruz, una çeviriyoruz ve 14 personelimizle yaklaşık bir yılda 2,5 milyona yakın ekmek üretimi yaparak, ekmeğimizi vatandaşımızla buluşturuyoruz” ifadelerine yer verdi. >>>Haber Merkezi
2025 yılı Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü bütçesinde yer alan ve 3 milyon TL ödenek ayrılan proje ile manda yetiştiriciliğinin geliştirilmesi hedefleniyor. Çalışma kapsamında özellikle küçük aile işletmelerinde verimliliğin artırılması, damızlık ihtiyacının karşılanması ve genetik kalitenin yükseltilmesi amaçlanıyor.
KÜÇÜK AİLE İŞLETMELERİNE DESTEK SAĞLANACAK
Raporda, manda yetiştiriciliğinin ağırlıklı olarak küçük ölçekli aile işletmeleri tarafından yapıldığına dikkat çekildi. Damızlık manda maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle üreticilerin zorlandığı, bu durumun ise verim kaybına yol açtığı ifade edildi. Proje ile yetiştiricilerin ekonomik yükünün azaltılması hedefleniyor.
PROTOKOL ÜNİVERSİTEYLE YAPILACAK
Damızlık mandaların temini için Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi ile protokol yapılması öngörülüyor. Üniversite bünyesinde yetiştirilecek damızlık mandaların, belirlenen kriterler doğrultusunda il genelindeki yetiştiricilere teslim edilmesi planlanıyor.
DAĞITIM İL GENELİNDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK
Proje kapsamında temin edilecek 30 damızlık manda, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda Afyonkarahisar genelinde dağıtılacak. Dağıtım sürecinin planlı ve kontrollü şekilde yürütüleceği belirtildi.
RAPOR OY BİRLİĞİYLE KABUL EDİLDİ
İmar ve Bayındırlık Komisyonu tarafından hazırlanan rapor, İl Genel Meclisi’nde yapılan görüşmelerin ardından oy birliğiyle kabul edildi. >>>Mustafa BAYER
Milletvekili Özkaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla AK Parti iktidarı öncesinde adı dahi bilinmeyen TOKİ aracılığıyla Türkiye genelinde büyük bir konut seferberliği başlatıldığını belirterek, “Bu kapsamda şehrimizde de muazzam bir konut hamlesi gerçekleştirilmiştir. Bugüne kadar yaklaşık 15 bin konutu Afyonkarahisar’ımıza kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Artık beldelerimize kadar konut yapılabilir bir noktaya gelmiş bulunuyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ilan edilen Ev Sahibi Türkiye Projesi kapsamında Afyonkarahisar’da 4.370 yeni konutun inşa edileceğini ifade eden Özkaya, TOKİ aracılığıyla vatandaşların uygun koşullarla ev sahibi olmaya devam edeceğini söyledi. Özkaya, il merkezi, ilçeler ve beldelerde yapılacak konutlar için başvuru yapan vatandaşlar adına 5 Şubat tarihinde Kamil Miras-Şehit Kerim Üye Konferans Salonu’nda kura çekimi yapılacağını, böylelikle hak sahiplerinin belirleneceğini kaydetti. TOKİ konutlarına yoğun ilgi olduğunu vurgulayan Milletvekili Özkaya, “Afyonkarahisar’da yaklaşık 25 bin başvuru gerçekleşti. Bu başvuruların yaklaşık 1.500’ü şartları taşımadığı için kuraya katılamayacak. Başvuruların dağılımına baktığımızda ise; Gençlerimizden yaklaşık 7.500 başvuru, emeklilerimizden yaklaşık 4.200 başvuru, engelli vatandaşlarımızdan yaklaşık 1.100 başvuru, şehit yakını ve gazilerimizden yaklaşık 150 başvuru olduğunu görmekteyiz. Bu tablo, milletimizin Cumhurbaşkanımıza ve AK Parti’mize olan güveninin en somut göstergesidir” dedi. Konutların hızlı bir şekilde tamamlanacağını ifade eden Özkaya, “İnşallah vatandaşlarımızı en kısa sürede yeni yuvalarına kavuşturacağız. Bu büyük projenin şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyor; başta Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sn. Murat Kurum’a, TOKİ Başkanlığımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum,” ifadelerini kullandı. >>>Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hangi makamda olursak olalım, hiçbir ayrım yapmadan Türkiye için aşkla koşacağımızın sözünü vermiştik. Allah’a hamdolsun 23 yıldır milletimize olan ahdimize sadık kalıyoruz. 23 yıldır 86 milyonun her bir ferdine hizmetkarlık ediyoruz.” dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi. İslam aleminin Leyle-i Berat’ını tebrik eden Erdoğan, huzur ve afiyet içerisinde 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişilmesi temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlarımızın manevi duygularının ziyadeleştiği, gönüllerimizin iyiliklere ve güzelliklere yöneldiği bu mübarek gün ve gecelerin bizi birbirimize daha sıkı bağlamasını, kardeşliğimizi daha da pekiştirmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı. Bugün 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ikinci yarı yılının “Bayrak Sevgisi” temalı dersle başladığını belirten Erdoğan, yeni dönemin hem öğrenciler hem eğitim camiası hem de aileler için hayırlara vesile olmasını diledi.
Göreve geldiklerinde, Türkiye’yi her alanda kalkındıracaklarını, yurdu daha emniyetli, huzurlu, müreffeh ve bayındır hale getireceklerini, Türkiye’nin itibarını uluslararası alanda artıracaklarını ifade ettiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti: “Hangi makamda olursak olalım, hiçbir ayrım yapmadan Türkiye için aşkla koşacağımızın sözünü vermiştik. Allah’a hamdolsun 23 yıldır milletimize olan ahdimize sadık kalıyoruz. 23 yıldır 86 milyonun her bir ferdine hizmetkarlık ediyoruz. 23 yıldır aşkla koşuyor, ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyoruz. Ana muhalefet partisi gibi ‘Atam izindeyiz’ deyip, yılın tamamında izin yapanlardan, maaşını alamayan emekçi kardeşlerimiz eylemdeyken, tropik adalarda keyif çatanlardan değiliz. İlk günkü heyecanımızla Türkiye’yi bir baştan diğer başa ihya etmenin, millete hizmet meşalesini daha da yükseltmenin samimi gayreti içindeyiz.”
Turqia mirëpret çdo hap që ndihmon paqen dhe stabilitetin në Siri dhe që mbron unitetin e saj territorial dhe politik, tha presidenti Recep Tayyip Erdogan, pas mbledhjes së Kabinetit në kryeqytetin Ankara. ( Mehmet Ali Özcan – Anadolu Agency )
“ESER SİYASETİMİZİ HIZ KESMEDEN SÜRDÜRDÜK”
Erdoğan, son Kabine toplantısından bu yana millete ve memlekete hizmet yolunda çalışmaları büyük bir coşkuyla devam ettirdiklerini belirterek, şöyle konuştu: “Dış politikada Suriye ve İran bağlamında kritik gelişmeleri yakından takip ederken, içeride de eser siyasetimizi hız kesmeden sürdürdük. Bugünkü toplantımızda alınan kararlara geçmeden evvel bu çalışmaları sizlerle ve milletimizle kısaca paylaşmak istiyorum. 20 Ocak’ta Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ile Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerini sahiplerine tevdi ettik. Ortaya koydukları seçkin eserlerle kültür ve sanat mirasımızı yarınlara taşıyan ödül sahibi 10 usta ismi ve üç kuruluşumuzu bir kez daha şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum. 22 Ocak’ta Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonu’nun (TÜGİK) 7. Olağanüstü Genel Kurulu’na iştirak ederek iş dünyamızla bir araya geldik. Bünyesindeki 6 federasyon, 60 dernek ve 500 farklı sektördeki 10 bine yakın üyesiyle TÜGİK ekonomimize çok önemli katkılar yapıyor. Bu katkılar için kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“AYDIN’A HİZMETTE ENGEL TANIMAYACAĞIMIZIN MÜJDESİNİ VERİYORUM”
Erdoğan, 24 Ocak’ta toplu açılışlar, yeni konutların anahtar teslim ve kura çekimi törenleri için Aydın’ı ziyaret ettiklerini anımsatarak, şunları kaydetti: “Aydınlı kardeşlerimizle kucaklaştık. 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında Aydınımızın merkez ve ilçelerinde inşa edeceğimiz toplam 6 bin 973 konutun kuralarını çektik. Efeler şehrinin farklı mahallelerinde yapımı tamamlanan 1467 konut ve iş yerini Aydınlı vatandaşlarımıza teslim ettik. Ege’nin incisine çok ama çok yakışan Aydın Şehir Hastanemizin de kurdelesini kesmek suretiyle Aydınlı vatandaşlarımızın hizmetine verdik. Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak da faaliyet gösterecek 1300 yataklı hastanemizin içerisinde tam 365 poliklinik ve 34 ameliyathane var. Eğitim kurumlarından spor tesislerine, 176 kilometrelik sinyalizasyon projesinden hükümet konaklarına, yeni köprülerden yangın, havuz ve göletlerine, onlarca yatırımı Aydınlı kardeşlerimizin kullanımına sunduk. Ziyaretimizde Aydın Büyükşehir Belediyemizin projelerini de hizmete aldık. Açılışlarını yaptığımız yatırımların Aydın halkı için hayırlı uğurlu olmasını diliyor, tüm bakanlıklarımızı, tüm kurumlarımızı, özellikle Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığımızı tebrik ediyor, inşallah bundan sonra da Aydın’a hizmette engel tanımayacağımızın müjdesini buradan vermek istiyorum.”
“AFRİKA KITASIYLA İLİŞKİLERİMİZ HER ALANDA GÜÇLENİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Ocak’ta ise dünyanın dört bir yanında üstlendikleri projelerle başarıdan başarıya koşan yurt dışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik sektörünün temsilcilerine ödüllerini tevcih ettiklerini hatırlatarak, “Dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesinde 45 Türk firması ile ikinci sırada bulunuyoruz. Küresel ekonomideki olumsuzluklara karşın uluslararası projelerden 20,8 milyar dolar gelir elde eden bu firmalarımızın 8’i ilk 100, 2’si ise ilk 50 arasında yer alıyor. Yüzde 90’ı iktidarlarımız döneminde olmak üzere bugüne kadar 138 farklı ülkede yürütülen 12 bin 816 projeyle 557 milyar doları aşkın iş alan firmalarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.” dedi.
Aynı gün Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu ve heyetini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırladıklarını anımsatan Erdoğan, şunları ifade etti: “21. yüzyılın yükselen yıldızı olan Afrika kıtasıyla ilişkilerimiz hamdolsun her alanda güçleniyor. Kıtadaki büyükelçilik sayımızı 44’e çıkardık. Hedefimiz ise 50. Ankara’da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler Afrika’da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci eğitim alıyor. Türkiye mezunları, Afrika’nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor. Karşılıklı saygı, eşit ortaklık ve kazan kazan temelinde kıtanın tamamıyla olduğu gibi Nijerya’yla da ilişkilerimizi inşallah geliştireceğiz.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm imalat sanayi işletmelerine açık, 100 milyar lira büyüklüğünde, uygun koşullu bir finansman paketini devreye aldıklarını belirterek, “6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkanı sunulacak pakette, finansman maliyeti oranları piyasa şartlarının altında olacak.” dedi.
Türkiye’nin dış politikasında Türk dünyasının müstesna bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, yaklaşık 300 milyon nüfusa, 4,5 milyon kilometrekarelik bir alana ve 2 trilyon dolarlık ekonomik hacme ulaşan Türk dünyasının, çok ciddi bir gücü ve potansiyeli temsil ettiğini dile getirdi. Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında hayata geçirilen projelerle bu devasa potansiyeli en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştıklarını aktaran Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13’üncü zirvesine bu yıl Türkiye’nin ev sahipliği yapacağına dikkati çekti. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in 29 Ocak’taki ziyaretinin bu bakımdan ayrıca anlamlı olduğuna işaret eden Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin Dördüncü Toplantısı’nı Mirziyoyev ile gerçekleştirdiklerini ve 10 yeni anlaşma imzaladıklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan’la ikili ticaret hacmini son 10 yılda 3 kat artırdıklarını, 5 milyar dolarlık yeni hedefe de yakında ulaşacaklarını kaydetti. Özbekistan’ın, asrın felaketi olan 6 Şubat depremlerinin yaşandığı günlerde Türkiye’nin yardımına koşan ilk ülkelerden biri olduğunu anımsatan Erdoğan, TOKİ’nin Hatay’ın Arsuz ilçesinde inşa ettiği 3 bin 93 konuttan oluşan projede Özbekistan’ın 308 konutun yapımını üstlendiğini belirtti. Erdoğan, Mirziyoyev ile birlikte bu konutların anahtar teslim törenini ve aynı zamanda Özbekistan’ın yurt dışında inşa edeceği ilk eğitim kurumu olan okulun “taş koyuş merasi”mini icra ettiklerini söyledi.
“BÖLÜNMÜŞ YOL VE OTOYOL YATIRIMLARIMIZ HER YIL 303 MİLYAR LİRALIK EKONOMİK FAYDA SAĞLIYOR”
Yapımı tamamlanan bölünmüş yolların 30 bininci kilometresini hizmete almanın gururunu 30 Ocak’ta yaşadıklarını kaydeden Erdoğan, göreve geldiklerinde bölünmüş yol ağının sadece 6 bin 101 kilometre olduğunu, yalnızca 6 ilin bölünmüş yollarla birbirine bağlı olduğunu aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ülkemiz genelinde büyük bir ulaşım seferberliği başlatarak bölünmüş yollarımızın uzunluğunu 30 bin 49 kilometreye, bölünmüş yollarla birbirine bağlanan şehirlerimizin sayısını da 77’ye çıkardık. Bunları, daha başka bahane bulamadıkları için ‘Yol mu yiyeceğiz?’ diyen, ‘Bölünmüş yollarla milleti bölecekler’ diyerek bu yatırımlara karşı çıkan hizmet ve eser düşmanı zihniyete rağmen başardık. Bakınız biz her zaman şunu söylüyoruz; yol medeniyettir, yol ufuktur, yol vizyondur. Yol demek ulaşım demektir. Sanayi, üretim, turizm, kalkınma demektir. Bölünmüş yol ve otoyol yatırımlarımız her yıl yaklaşık 303 milyar liralık ekonomik fayda sağlıyor. Ayrıca senede 6,3 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçiliyor. Yol kusurlarından kaynaklı kazalar hamdolsun neredeyse sıfıra indi. Yani ülkemize kazandırdığımız her bir kilometre, bize çevreden ticarete, turizmden istihdama geniş bir yelpazede katbekat geri dönüyor. ‘Daha çok yol yaparsak trafik daha çok sıkışır’ argümanıyla beceriksizliklerini örtmeye çalışanların bunları öğrenmesi gerekiyor.” Her alanda olduğu gibi ulaştırmada da hedeflerinin büyük olduğunu ifade eden Erdoğan, halihazırda 3 bin 49 kilometre olan bölünmüş yol ağını ilk aşamada 31 bin 250 kilometreye, ardından da 38 bin 60 kilometreye çıkaracaklarını vurguladı. Erdoğan, “Milyarlarca liralık yolsuzluklarla belediyelerden yolunu bulanlara rağmen biz, milletimiz için yeni yollar inşa etmeye, Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açmaya sabırla devam edeceğiz.” diye konuştu.
“2026 YILI İÇİN HEDEFİMİZ 68 MİLYAR DOLAR TURİZM GELİRİ ELDE ETMEK”
Küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı 2025 yılının, enflasyondan ihracata temel ekonomik göstergelerde ümitvar bir şekilde kapatıldığını hatırlatan Erdoğan, geçen günlerde açıklanan verilerin turizmde de yüzlerin gülmesine vesile olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, oldukça iyi başlayan ancak bölgesel krizler sebebiyle bir ara zorlanan Türk turizminin 2025 yılını rekorla tamamladığının altını çizdi. TÜİK tarafından açıklanan en son verilere göre, 2025 yılında turizm gelirinin yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaştığına dikkati çeken Erdoğan, tüm zamanların rekoru olan bu rakamla 64 milyar dolarlık hedefin de üzerine çıktıklarını kaydetti. Erdoğan, “Bizim için önemli bir diğer veri, kişi başı gecelik harcama. Orada da rekor kırıldı. 2025 yılında yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik harcaması yüzde 5,2 artışla ortalama 114 dolara yükseldi. Tüm ziyaretçiler açısından ise bu rakam 100 dolar oldu. 2002 yılında 13 milyon olan ziyaretçi sayımız, 2025 yılında 63,9 milyonu buldu. Turizm rakamlarımızın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. 2026 yılı için hedefimiz 68 milyar dolar turizm geliri elde etmek. İnşallah bu hedefimize ulaşarak yeni bir rekora imza atacağız.” ifadesini kullandı.
“HÜKÜMET OLARAK ÜRETENİN, İHRAÇ EDENİN, İSTİHDAM SAĞLAYANIN YANINDAYIZ”
Sadece turizmde değil, ekonomiye dair diğer başlıklarda da müspet haberler aldıklarını dile getiren Erdoğan, Merkez Bankasının rezervlerinin artmaya devam ettiğini söyledi. İktidarı devraldıklarında 27 milyar dolar olan rezervlerin, geçen hafta itibarıyla 215,6 milyar dolara ulaştığını belirten Erdoğan, bunların milletçe herkesi sevindiren, umutlandıran, heyecanlandıran gelişmeler olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah çok daha iyi yerlere geleceğiz. Her fırsatta millete karamsarlık aşılayan, güya ekonomist kılıklı operasyon aparatlarının bu ülkenin bahtını karartmasına izin vermeyeceğiz. Şunu her bir vatandaşımın, özellikle iş dünyamızın çok iyi bilmesini isterim. Hükümet olarak üretenin, ihraç edenin, istihdam sağlayanın yanındayız.” değerlendirmesinde bulundu.
İMALAT SANAYİSİ İŞLETMELERİ İÇİN UYGUN KOŞULLU FİNANSMAN PAKETİ
İmalat sanayisini güçlü şekilde desteklemeye devam ettiklerini vurgulayan Erdoğan, geçen haftalarda emek yoğun sektörlere yönelik 2026 yılında uygulayacakları İstihdam Koruma Programı’nda istihdam başına aylık 3 bin 500 liralık desteğin müjdesini verdiklerini anımsattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi de imalat sanayi işletmelerimizin finansmana erişimde yaşadıkları zorlukları hafifletecek yeni bir müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tüm imalat sanayi işletmelerine açık, 100 milyar lira büyüklüğünde, uygun koşullu bir finansman paketini devreye alıyoruz. 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkanı sunulacak pakette finansman maliyeti oranları piyasa şartlarının altında olacak. İstihdam yoğunlukları ile orantılı olarak işletme başına 50 milyon liraya kadar cazip kredi imkanını sunacağız. Finansman paketini aynı zamanda kredi kefalet paketiyle de destekliyoruz. KOBİ’lerimiz teminat sorunu yaşamadan bu kredi imkanına ulaşabilecek. Ayrıca istihdamını koruyan KOBİ’lerimize KOSGEB aracılığı ile 10 puan indirim imkanı sağlayacağız. Bu destekler ile imalat sanayimize finansmana erişim ve finansman maliyeti konusunda önemli bir kolaylık sağlamış oluyoruz. Yeni kredi paketimiz de hayırlı uğurlu olsun.” Erdoğan, “Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür.” dedi. Suriye’nin 911 kilometre ile Türkiye’nin kara sınırlarının en uzun olduğu komşusu olduğunu hatırlatan Erdoğan, Suriye’nin, bunun da ötesinde çok köklü dini, kültürel, tarihi, ticari ve beşeri bağlarla kardeş bir ülke olduğunu söyledi. “Dicle ve Fırat ne kadar kardeşse, biz de başta Suriye olmak üzere güneydeki komşularımızla işte öyle kardeşiz.” ifadelerini kullanan Erdoğan, yıllardır Türkiye’nin Suriye ile niçin bu kadar yakından ilgilendiğini muhalefet çevrelerinin bir türlü anlayamadığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: ” ‘Orta Doğu bataklığı’ dediler. ‘Bize ne Suriye’den’ dediler. Suriye ile Türkiye’nin güvenliğinin iç içe geçtiğini görmek, bu gerçeği kabullenmek istemediler. 13,5 yıl boyunca, Suriye’deki gelişmeleri doğru okuyamayanlar, bugün de aynı çizgide politika yapmaya, söylem üretmeye maalesef devam ediyorlar. Kimin kim olduğunun, bu ülkede ne olup bittiğinin farkında bile değiller. Buna son üç haftada bir kez daha şahitlik ettik. Başta Ana Muhalefet Partisi olmak üzere Suriye’deki hadiselere, ideolojik taasubla bakanlar yine çuvalladı, bu kardeşlik sınavından yine sıfır çekti. Suriye’nin meşru yöneticilerini hedef olarak, insanları ayrıştırarak, bu mesele üzerinden siyasi prim hesabı yaparak bir kez daha sınıfta kaldılar. Türkiye, Suriye yönetimi ile yakın işbirliği halinde her türlü insani yardımda bulunuyorken, gerilimin düşürülmesi, çatışmanın önlenmesi, anlaşmanın sağlanması için elinden geleni yapıyorken, ‘Kürt düşmanı’ gibi son derece çirkin ifadelerle ülkemize iftira attılar. Bir defa şunun bilinmesinde fayda görüyorum. Biz, bölgemizin her karışında barıştan, huzurdan, istikrardan, uzlaşmadan, toplumlar arası kucaklaşmadan yanayız. Sınırlarımızın ötesinde yangın varsa, çatışma, savaş varsa, bizim burada kendimizi güvende hissetmemizin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak komşumuz Suriye’nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ediyoruz.”
“SORUNUN, TEK ORDU, DEVLET VE SURİYE TEMELİNDE ÇÖZÜLMESİ ÖNEMLİ”
Türkiye’nin yanı başında sürekli istikrarsızlıkla boğuşan değil, Arap, Kürt, Türkmen, Nusayri, Hristiyan fark etmeksizin, Suriye halkının tüm kesimlerinin barış, esenlik ve huzur içinde yaşadığı bir komşu görmek istediklerini vurgulayan Erdoğan, bütün mücadelenin, önce Suriye’de, ardından diğer çatışma bölgelerinde bunun sağlanmasına yönelik olduğunun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları ifade etti: “Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden, tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir. Suriye hükümeti ile SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak’ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil, huzurla, barışla, kalkınma ve refahla doldurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse, açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır. Bugün veya gelecekte, ne uğruna olursa olsun, terörden medet umanlar, teröre başvuranlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir. İpe un serme, ayak direme, oyalama gibi ucuz hesaplara başvurulmadan, anlaşmanın ruhuna uygun bir şekilde hayata geçirilmesini ümit ediyoruz. Türkiye, çatışmaları körükleyen, gerilime yatırım yapan, insan hayatını hiçe sayan, bütün kan tüccarlarının karşısında kararlılıkta duracaktır.”
“Şu değişmez gerçeği bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Hangi kökenden, mezhepten, inançtan olursak olalım, bizler komşuyuz. Hepimiz asırlardır buradayız. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başımız dara düştüğünde, yine birbirimizin kapısını çalacağız. Zor günlerimizde başkalarına değil, yine birbirimize sığınacağız. Atalarımızın hikmet dolu şu sözü herkese ibret olmalıdır. ‘Sel gider, kum kalır.’ Evet Suriye’de de toz bulutu dağıldıktan, taşlar yerine oturduktan sonra biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bu iklimin, bu dayanışma ruhunun zedelenmesine fırsat vermemeliyiz. Tüm vatandaşlarımdan, sınırlarımızın ötesindeki tüm kardeşlerimden bu konuda çok dikkatli olmalarını özellikle istirham ediyorum. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenleri aramıza almayacağız. Nefreti, öfkeyi, husumeti körükleyenleri aramıza almayacağız. Pusuda bekleyenleri, ellerini ovuşturanları, kardeşliğimizi kundaklamaya çalışan fitne tüccarlarını aramıza almayacağız. Kendi ikbalini Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Nusayri’nin izmihlaline bağlayan özellikle o habis odakları aramıza almayacağız. Gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. Rabb’im kardeşliğimizi daim ve kaim eylesin.”
“TÜM MAZLUM VE MAĞDURLAR İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”
Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır’ı kapsayan iki günlük bir yolculuğa çıkacağını belirterek, her iki kardeş ülkede yapacakları görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanında, bölgedeki sıcak gelişmeleri de ele alacaklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze’nin güvenlik ve inşasında hangi ortak adımları atabiliriz, İran krizinin daha fazla tırmanmaması için neler yapabiliriz, inşallah bunları değerlendireceğiz.” dedi. Asrın felaketinin 3. yıl dönümünde Osmaniye’de olacağını ve Osmaniyelilerle hasret gidereceğini dile getiren Erdoğan, “Rabb’im ömür verdikçe, 86 milyon vatandaşımızla birlikte tüm mazlum ve mağdurlar için çalışacak, ter dökecek, mücadele edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin her ne pahasına olursa olsun, başını yere eğdirmeyecek, bu büyük devleti ve milleti şanla, şerefle, başı dik ve onurlu bir şekilde temsil etmeyi inşallah sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin son 23 yılda yürüttüğü kalkınma ve güçlenme sürecinin kapsamlı bir özeti niteliğindedir.” ifadelerini kullandı. Duran, Nsosyal hesabından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamalara ilişkin paylaşımda bulundu. “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin son 23 yılda yürüttüğü kalkınma ve güçlenme sürecinin kapsamlı bir özeti niteliğindedir.” ifadesini kullanan Duran, ulaştırmadan sanayiye, turizmden finansal istikrara kadar paylaşılan verilerin, Türkiye’nin istikrarlı kalkınma modelinin somut göstergesi olduğunu belirtti. Bölünmüş yol ağının 30 bin kilometreyi aşmasının, turizm gelirlerinin 62 milyar dolara ulaşmasının, Merkez Bankası rezervlerinin 215 milyar dolar seviyesine çıkmasının, atılan güçlü adımların yansıması olduğuna dikkati çeken Duran, şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanımızın Türk Dünyasına ve Suriye’ye ilişkin mesajları, Türkiye’nin hem tarihsel sorumluluk bilinciyle hem de bölgesel istikrar vizyonuyla hareket ettiğini göstermektedir. Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi’ne ev sahipliği yapılacak olması, bu vizyonun kurumsal bir boyuta taşındığını göstermektedir. Suriye konusunda ise Türkiye, terörden arınmış, toprak bütünlüğünü koruyan bir komşu hedefiyle hareket etmektedir. Gazze, İran ve bölgesel gelişmelere dair değerlendirmeler de Türkiye’nin kriz dönemlerinde yapıcı ve insani diplomasi anlayışını sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin başını öne eğdirmeyeceğiz’ ifadesi, hem içeride milli birliğe hem de dışarıda onurlu bir duruşa olan bağlılığın güçlü bir ifadesidir.” Duran, paylaşımında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından bazı bölümlere de yer verdi. >>>AA
Afyonkarahisar Türkiye genelinde 12. sıraya yerleşti
Geçen yıl kaydedilen 970 adetlik artışla birlikte Afyonkarahisar’daki toplam traktör sayısı 50 bin 645’e ulaştı. Bu yükselişle birlikte şehrimiz, Türkiye genelinde en fazla traktöre sahip iller sıralamasında 12. sıraya yerleşerek tarımsal üretimdeki iddiasını rakamlarla kanıtladı. 2024 yılında 50 bin barajını geçen şehir sayısı 11 iken, Afyonkarahisar ve Gaziantep’in katılımıyla bu sayı 13’e yükselmiş oldu.
TÜRKİYE’DEKİ 2 MİLYON 315 BİN 504 TRAKTÖRÜN YÜZDE 34’Ü 10 ŞEHİRDE YER ALIRKEN, GEÇEN YIL 50 BİNDEN FAZLA TRAKTÖRÜN BULUNDUĞU “50 BİNLER KULÜBÜ”NE AFYONKARAHİSAR VE GAZİANTEP DE KATILDI. (AZİZE AKPINAR/BURSA-İHA) Türkiye’deki 2 milyon 315 bin 504 traktörün yüzde 34’ü 10 şehirde yer alırken, geçen yıl 50 binden fazla traktörün bulunduğu “50 binler kulübü”ne Afyonkarahisar ve Gaziantep de katıldı.
Tarımsal mekanizasyonda büyük hamle
Türkiye’deki toplam traktör varlığı 2 milyon 315 bin 504’e çıkarken, her üç traktörden birinin bulunduğu ilk 10 ilin hemen ardından gelen Afyonkarahisar, bölgedeki tarımsal kalkınmanın öncüsü olduğunu gösterdi. Özellikle modern tarım tekniklerinin yaygınlaşması ve makineleşme oranının artması, kentin “50 binler kulübü”ne girişini hızlandırdı.
TÜRKİYE’DEKİ 2 MİLYON 315 BİN 504 TRAKTÖRÜN YÜZDE 34’Ü 10 ŞEHİRDE YER ALIRKEN, GEÇEN YIL 50 BİNDEN FAZLA TRAKTÖRÜN BULUNDUĞU “50 BİNLER KULÜBÜ”NE AFYONKARAHİSAR VE GAZİANTEP DE KATILDI. (AZİZE AKPINAR/BURSA-İHA) Türkiye’deki 2 milyon 315 bin 504 traktörün yüzde 34’ü 10 şehirde yer alırken, geçen yıl 50 binden fazla traktörün bulunduğu “50 binler kulübü”ne Afyonkarahisar ve Gaziantep de katıldı.
2025 yılının genel taşıt karnesi
TÜİK verilerine göre, 2025 yılında Türkiye genelinde trafiğe toplam 2 milyon 368 bin 538 adet taşıtın kaydı yapıldı. Traktör sayısındaki genel artış hızı bir önceki yıla göre yüzde 2,2 olarak gerçekleşirken, Afyonkarahisar’ın bu ortalamayı yakalayarak büyümesini sürdürmesi dikkat çekti.
Yönetmelik; kenevirin ekiminden hasadına kadar olan tüm süreci, uyuşturucu etkisi olan kısımların amacı dışında kullanılmasını engelleyecek tedbirleri kapsıyor. Çiçek ve yaprak üretimi amaçlı yetiştiricilikte, ürünlerin kötüye kullanımını önlemek adına görev ve sorumluluklar net bir şekilde belirlendi. Bu sayede kenevirin endüstriyel ve tıbbi potansiyelinden güvenli bir şekilde yararlanılması hedefleniyor.
21 ilde üretim yapılabilecek
Lif, tohum ve sap üretimi amaçlı kenevir yetiştiriciliğine izin verilen iller şunlardır: Amasya, Antalya, Bartın, Burdur, Çorum, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Konya, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Sivas, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak.
Tıbbi ve sağlık ürünleri amaçlı üretim ise Toprak Mahsulleri Ofisi (Tmo) Genel Müdürlüğü’ne bağlı Afyon Alkaloidleri Fabrikası sahasında, organize tarım bölgelerinde veya Sağlık Bakanlığı’ndan izin almış yüksek güvenlikli kapalı tesislerde yapılabilecek.
Başvuru süreci ve gerekli belgeler
Yetiştiricilik izni almak isteyenlerin her yıl 1 Ocak – 1 Nisan tarihleri arasında başvurularını yapmaları gerekiyor. Lif ve sap üretimi için mülki idare amirliklerine, tıbbi ve kişisel bakım ürünleri üretimi için ise Tmo’ya müracaat edilecek. Başvuru için gerekli temel belgeler şunlardır:
Nüfus kayıt örneği,
Güncel Çiftçi Kayıt Sistemi (Çks) belgesi,
Üretim yerinin krokisi (ada/parsel bilgileri dahil),
Yetiştiricilik amacını belirten başvuru formu,
Adli sicil kaydı ve yönetmelik hükümlerine uygunluk taahhütnamesi.
Hürmüz Boğazı, dünya enerji güvenliği için hayati bir öneme sahip. Günde yaklaşık 20 milyon varil petrolün geçtiği bu dar su yolu, küresel petrol arzının yaklaşık %20’sini karşılıyor. Uzmanlar, olası bir çatışma durumunda İran’ın boğazı kapatma tehdidinin dünya çapında ciddi bir petrol kıtlığına ve fiyatlarda devasa artışlara yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel güç gösterisi
İran’ın askeri yeteneklerini sergileyeceği bu tatbikatın, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin arttığı bir döneme denk gelmesi dikkat çekiyor. Tatbikat kapsamında füze sistemleri, insansız hava araçları ve deniz kuvvetlerinin koordinasyonunun test edilmesi bekleniyor. Uluslararası gözlemciler, İran’ın bu adımla stratejik geçiş yolları üzerindeki kontrol gücünü dünyaya hatırlatmayı amaçladığını belirtiyor.
Enerji piyasalarında endişe hakim
Tatbikat haberiyle birlikte küresel enerji piyasalarında tedirginlik başladı. Petrol ihraç eden ülkeler ve ithalatçı devler, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini yakından takip ediyor. Herhangi bir tıkanıklık veya müdahalenin küresel ekonomide zincirleme bir krize neden olabileceği ifade ediliyor.
Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) işbirliğiyle oluşturulan geçen yılın aralık ayı ve 2025 yılı geneline ilişkin geçici dış ticaret verileri açıklandı. Buna göre, Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat, Aralık 2025’te bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,7 artarak 26 milyar 373 milyon dolara yükselirken, ithalat da yüzde 10,7 artışla 35 milyar 674 milyon dolar oldu. Dış ticaret açığı, Aralık 2025’te yıllık bazda yüzde 5,6 artarak 8 milyar 811 milyon dolardan 9 milyar 301 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Aralık 2024’te yüzde 72,7 iken geçen ay yüzde 73,9 olarak kayıtlara geçti. İhracat, 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 4,4 artarak 273 milyar 361 milyon dolara, ithalat yüzde 6,2 artışla 365 milyar 370 milyon dolara yükseldi. Dış ticaret açığı, geçen yıl yüzde 11,9 artarak 92 milyar 9 milyon dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2024’te yüzde 76,1 iken geçen yıl yüzde 74,8’e geriledi.
ENERJİ VE ALTIN HARİÇ DIŞ TİCARET
Geçen ay enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat yüzde 14,6 artarak 24 milyar 876 milyon dolar, ithalat da yüzde 17,9 yükselişle 27 milyar 614 milyon dolar oldu. Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, Aralık 2025’te 2 milyar 738 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 16,3 artarak 52 milyar 490 milyon dolara yükseldi. Bu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 90,1 olarak belirlendi.
İHRACATTA ARALIKTA İMALAT SANAYİSİNİN PAYI YÜZDE 93,2
Buna göre, ekonomik faaliyetler incelendiğinde ihracatta aralıkta imalat sanayisinin payı yüzde 93,2, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,6, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,7 oldu. Ocak-Aralık 2025 döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 94,3, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,5, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 olarak kaydedildi. Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta Aralık 2025’te ara malların payı yüzde 65,4, sermaye mallarının payı yüzde 18 ve tüketim mallarının payı yüzde 16,2 olarak hesaplandı. Ocak-Aralık 2025 döneminde ise ara malların payı yüzde 68,4, sermaye mallarının payı yüzde 15 ve tüketim mallarının payı yüzde 16,2 oldu.
ALMANYA İHRACATTA, ÇİN İTHALATTA İLK SIRADA
Aralık 2025’te ihracatta ilk sırayı 1 milyar 760 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi 1 milyar 583 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 564 milyon dolarla ABD, 1 milyar 336 milyon dolarla Irak ve 1 milyar 259 milyon dolarla Fransa takip etti. Bu dönemde ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam dış satımın yüzde 28,4’ünü oluşturdu.
Ocak-Aralık 2025 döneminde de dış satımda ilk sırada yer alan Almanya’ya 22 milyar 167 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Almanya’yı 16 milyar 773 milyon dolarla Birleşik Krallık, 16 milyar 328 milyon dolarla ABD, 13 milyar 232 milyon dolarla İtalya ve 12 milyar 380 milyon dolarla Irak izledi. Bu dönemde ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam dış satımın yüzde 29,6’sına karşılık geldi.
Aralık 2025’te ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Geçen ay bu ülkeden 4 milyar 649 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirildi. Çin’i 3 milyar 738 milyon dolarla Rusya, 3 milyar 22 milyon dolarla Almanya, 2 milyar 21 milyon dolarla ABD, 1 milyar 617 milyon dolarla İtalya takip etti. Aralık 2025’te ilk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,2’sine tekabül etti.
Ocak-Aralık 2025 döneminde ithalatta da ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 49 milyar 576 milyon dolar olurken bu ülkeyi 42 milyar 373 milyon dolarla Rusya, 30 milyar 110 milyon dolarla Almanya, 18 milyar 80 milyon dolarla ABD, 15 milyar 738 milyon dolarla İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,7’si olarak belirlendi.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, Aralık 2025’te bir önceki aya göre ihracat yüzde 5,2, ithalat yüzde 1,8 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise aralıkta bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 9,5, ithalat yüzde 7 artış gösterdi.
Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, “ISIC Rev.4” sınıflaması içinde yer alan imalat sanayisi ürünlerini kapsıyor. Aralık 2025’te bu sınıflamaya göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,2 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 6,3 olarak kayıtlara geçti.
Ocak-Aralık 2025 döneminde “ISIC Rev.4” sınıflamasına göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,3 olarak tespit edildi. Bu dönemde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,8 oldu.
Aralıkta imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 81,2 olarak belirlendi. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 14,6 olarak hesaplandı.
Ocak-Aralık döneminde imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payının yüzde 81,8 olduğu saptandı. Bu dönemde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,8 olarak kayıtlara geçti.
ÖZEL TİCARET SİSTEMİ VERİLERİ
Özel Ticaret Sistemi’ne göre geçen ay ihracat, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 14,1 artarak 24 milyar 172 milyon dolar, ithalat yüzde 11 artışla 33 milyar 763 milyon dolar oldu.
Aralık 2025’te dış ticaret açığı yüzde 4 artarak 9 milyar 223 milyon dolardan 9 milyar 591 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise Aralık 2024’te yüzde 69,7 iken geçen ay yüzde 71,6’ya yükseldi.
Özel Ticaret Sistemi’ne göre ihracat, 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 4,8 artarak 248 milyar 768 milyon dolar, ithalat yüzde 7 artışla 344 milyar 45 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Söz konusu dönemde dış ticaret açığı yüzde 13,5 artarak 83 milyar 911 milyon dolardan 95 milyar 277 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı da Ocak-Aralık 2024 döneminde yüzde 73,9 iken geçen yıl yüzde 72,3’e geriledi. >>>AA
Ekici, sektöre ilişkin 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 öngörülerini anlattı. Kısa süreli araç kiralama sektörü açısından 2025’in, finansal koşulların etkisiyle talebin daha dengeli seyrettiği, filo yenileme ve yatırım kararlarının ise sürdürülebilirlik ve verimlilik odağında ele alındığı bir yıl olduğunu belirten Ekici, bu dönemde uzun süreli araç kiralama tercihlerinin daha seçici biçimde değerlendirildiğini dile getirdi. Kurumsal şirketlerin maliyet ve verimlilik odağında filo yapılarını yeniden ele aldığını kaydeden Ekici, satın alma ya da mevcut sözleşmelerin uzatılması gibi esnek ve alternatif çözümlerin de daha fazla değerlendirildiğini bildirdi. Ekici, yıl genelinde sektördeki talebin yaklaşık yüzde 5 seviyelerinde seyrettiğinin tahmin edildiğini, finansman koşullarının belirleyici olduğu bu ortamda şirketlerin yatırımlarını daha stratejik bakış açısıyla yönettiğini anlattı. “Geçtiğimiz yıl ikinci el araç fiyatları, döviz kuru, enflasyon ve sıfır araç fiyatlarına kıyasla daha sınırlı bir artış gösterdi.” diyen Ekici, yıl genelinde avronun yüzde 37, enflasyonun yüzde 31, sıfır araç fiyatlarının yüzde 29, ikinci el araç fiyatlarının da yüzde 13 arttığını dile getirdi.
Ekici, ikinci el-sıfır araç fiyat dengesi konusunda şu değerlendirmelerde bulundu: “Kovid-19 salgını döneminde bozulan ikinci el-sıfır araç fiyat dengesi, 2025 yılı itibarıyla salgın öncesindeki daha sağlıklı seyrine yeniden yaklaşmaya başladı. O dönemde ortalama yüzde 60 seviyelerinde olan 3 yaş RV (residual value) oranı, 2022 yılında yüzde 75’lere kadar yükselmişken 2025 yıl sonu itibarıyla yüzde 63 seviyesine geriledi. İkinci el fiyat artışındaki yavaşlamanın temel nedenleri arasında yüksek faiz ortamı ve finansmana erişimdeki kısıtlar öne çıkarken yılın son çeyreğinde euro kurunun yalnızca yüzde 3 oranında artış göstermesi, markaların sıfır araç kampanyalarındaki rekabet gücünü artırdı. Bu durum, talebin kısmen sıfır araçlara yönelmesine ve ikinci el fiyatlarının üzerinde baskı oluşmasına neden oldu.” >>>AA
Boğaz’ın en görkemli yapılarından biri olan tarihi yalının hissesi için 170.000.000 TL talep ediliyor. Sadece bir gayrimenkul satışı olmanın ötesinde, hem mimari değeri hem de popüler kültürdeki yeriyle dikkat çeken bu satışın, yatırımcıların odağında olması bekleniyor.
Tarihi ve kültürel mirasın simgesi
Abud Efendi Yalısı, sadece Kurtlar Vadisi dizisiyle değil, görkemli mimarisi ve Boğaz hattındaki eşsiz konumuyla da biliniyor. 19. yüzyılın sonlarında inşa edilen yalı, Osmanlı’nın son döneminden günümüze uzanan zengin bir tarihe sahip. Dizideki “Konsey” sahneleriyle hafızalara kazınan yapı, bugün de görkemini korumaya devam ediyor.
Yatırımcıların gözü Boğaz hattında
İstanbul’un en değerli mülkleri arasında yer alan yalıların satışı nadir görülen bir durum olarak nitelendiriliyor. Bu ölçekte bir hisse satışının gerçekleşmesi, Boğaz hattındaki emlak piyasasının hareketliliğini bir kez daha ortaya koyuyor. Tarihi eserin toplam değerinin ise bu hisse fiyatı üzerinden hesaplandığında milyar TL seviyelerini aştığı görülüyor.
Demirkırkan, “AKP Sakarya Milletvekilleri Lütfi Bayraktar ve Çiğdem Erdoğan, Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı verilerine göre Sakarya’nın sağlık hizmetlerinde Türkiye birincisi olduğunu duyurdular. Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmetlerinin kalitesini ölçmek amacıyla uyguladığı GÖREN (Görev-Eylem-Netice) sistemi sonuçlarına göre 38 farklı parametrede yapılan değerlendirmede 81 il arasında Sakarya birinci sırada yer alırken, Samsun ikinci, Denizli üçüncü sırada yer aldı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre; hasta memnuniyeti, randevu süreleri, hizmet verimliliği ve sağlık hizmetlerine erişim başlıklarında Afyonkarahisar Türkiye genelinde 53. sırada yer alabildi. Komşularımızdan Denizli 3, Eskişehir 7, Kütahya 15, Isparta 25, Burdur 32, Uşak’ın 39 sırada yer aldığı listede Afyonkarahisar 53’üncü sırada. Tüm istatistiklerde olduğu gibi komşularımızın gerisinde yer alıyoruz. İktidar partisi yetkilileri hala ‘Ege’nin Yıldızı’ yalanına sarılmaya devam ediyorlar” dedi.
“SAĞLIKTA VİTRİN SAKARYA, ARKA RAF AFYON”
“Bu tabloya bakınca insan ister istemez merak ediyor” diyen Demirkırkan, “Aynı iktidar, aynı bakanlık, aynı sistem altında Sakarya birinci olurken, Afyonumuzun bu tabloya mahkum edilmesi düşündürücüdür. Sakarya AKP milletvekilleri illerinin başarısıyla övünürken, Afyonkarahisar AKP milletvekillerinin bu sıralamaya dair tek bir cümle kurmaması dikkat çekicidir. Bu sessizlik başarısızlığın kabulüdür. Anlaşılan onlara göre Afyon’da sorun yok. Sadece vatandaş aylarca randevu bekliyor; sağlık hizmetlerine erişimde zorlanıyor; memnuniyetsizlik yaşıyor. Biz sormaya devam edeceğiz: Afyonkarahisar, iktidarın vitrini değil de arka rafı mıdır? Afyonlu yurttaş, sağlık hizmetinde neden Türkiye ortalamasının gerisinde bırakılmıştır? Bu sessizlik, başarısızlığın kabulüdür. Afyonkarahisar kaderine terk edilecek bir şehir değildir. Sağlıkta da, diğer tüm alanlarda da bu tabloyu değiştirmek mümkündür. Yeter ki siyasi irade Afyon’dan yana olsun” ifadelerine yer verdi. >>>Haber Merkezi
Afyonkarahisar heyeti, Türkiye’yi uluslararası arenada temsil eden yerli firmaların stantlarını ziyaret ederek ürün ve pazar yapıları hakkında bilgi aldı. Aynı zamanda dünyanın farklı ülkelerinden fuara katılan global gıda firmalarıyla gerçekleştirilen görüşmelerde, ihracat olanakları, yeni pazar stratejileri ve sürdürülebilir ticaret modelleri ele alındı. Gerçekleştirilen temasların, Afyonkarahisar iş dünyasının uluslararası ticaretteki görünürlüğünü artırması ve yeni iş birliklerine zemin hazırlaması hedefleniyor. >>>Haber Merkezi
İlgili kurum temsilcilerinin katılım sağladığı toplantıda, önceki kurul toplantısında alınan kararlar gözden geçirilerek uygulama süreci değerlendirildi. Ayrıca denetimli serbestlik kapsamındaki bireylere yönelik hazırlanan projeler kurulun onayına sunuldu. Toplantıda, önümüzdeki dönemde yükümlülere yönelik yürütülmesi planlanan sosyal, eğitsel ve rehabilite edici çalışmalar hakkında da görüş alışverişinde bulunularak kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi vurgulandı. >>>Haber Merkezi
Ziyarette Baro Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Köken, AFSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Abdurrahman Alp, Genel Sekreter Tuncay Divrikli ve Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Akkent de hazır bulundu. Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baro Başkanı Göktürk, Afyonkarahisar’ın gelişimi için yapılacak tüm projelere destek vermeye hazır olduklarını belirterek, “AFSİAD, Afyonkarahisar için çok önemli bir sivil toplum kuruluşu. Federasyon statüsü kazanmanızdan büyük gurur duyduk. Yeni dönemde güven tazeleyerek yeniden seçilmenizi tebrik ediyorum. Afyonkarahisar Barosu olarak, kentimizin hak ettiği konuma ulaşması için tüm kurumlarla iş birliği içinde elimizi taşın altına koymaya hazırız” dedi. AFSİAD Başkanı Kadir Sayın ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Afyonkarahisar Barosu ve avukatların iş dünyası için vazgeçilmez bir konumda olduğunu vurguladı. Sayın, baro ile iş birliği içerisinde ortak projeler üretmeye hazır olduklarını ifade etti. Ziyaret, karşılıklı görüş alışverişi ve istişarelerle sona erdi. >>>Mustafa BAYER
İşletme sahibi Ahmet Demir, 6 yıl meyve sebze tedarikçiliği yaptı. Bu alanda bir kurutma tesisi kurup, ihracatçı olmak isteyen Demir, yeterli birikimi olmayınca devlet desteği alıp alamayacağını araştırdı. Demir, çalışmaları sonucu TKDK’den meyve sebze kurutma tesisi için destek aldı. Meyve sebze tedarikçisiyken hayalindeki işletmenin sahibi olan Demir’in kurduğu tesiste, elma, armut, çilek, domates, şeftali, limon, kivi, aronya, portakal, cennet hurması gibi ürünler kurutuluyor. Demir, tesiste hazırlanan elma kurusunu yurt dışına gönderdiklerini söyledi. Avrupa ülkelerine ihracat yaptıklarını anlatan Demir, şunları kaydetti: “Tesiste 22 kişi çalışıyor. Yüzde 55 devlet desteği aldık. Hedefimiz donmuş sebze ürününe de girmek. Elmada çok iddialıyız. Yıllık şu anda son ürün olarak 100 tonun üzerinde elma üretim hedefimiz var. Elma kurusunun raf ömrü 2 yıldır. Ürünler tamamen doğaldır.” Demir, daha fazla ülkeye ihracat için çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) desteğiyle kurutma tesisi kuran Ahmet Demir’in işletmesinde kurutulan meyveler yurt içi ve yurt dışına gönderiliyor. ( Canan Tükelay – Anadolu Ajansı )Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) desteğiyle kurutma tesisi kuran Ahmet Demir’in işletmesinde kurutulan meyveler yurt içi ve yurt dışına gönderiliyor. Tesiste 22 kişi istihdam ediliyor. ( Canan Tükelay – Anadolu Ajansı )Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) desteğiyle kurutma tesisi kuran Ahmet Demir’in (sağ 2) işletmesinde kurutulan meyveler yurt içi ve yurt dışına gönderiliyor. Tesiste 22 kişi istihdam ediliyor. ( Canan Tükelay – Anadolu Ajansı )Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) desteğiyle kurutma tesisi kuran Ahmet Demir’in işletmesinde kurutulan meyveler yurt içi ve yurt dışına gönderiliyor. ( Canan Tükelay – Anadolu Ajansı )
“8 KİLO ELMADAN 1 KİLO KURU ÜRÜN ELDE EDİYORUZ”
Üretim sorumlusu Merve Arısoy da tesiste mevsimine göre hangi meyve sebze işlenecekse üretimi ona göre planlayarak kurutma işlemi yaptıklarını dile getirdi. Sezonu olduğu için elma kuruttuklarını belirten Arısoy, “Bizim için öncelik elmaların kaliteli olması. Hasarsız ve olgunlaşmış elmaları seçiyoruz. Daha sonra seçilmiş elmalar boyutlarına göre boylanıyor, yıkandıktan sonra üretime hazır hale getiriliyor. 8 kilo elmadan 1 kilo kuru ürün elde ediyoruz.” diye konuştu. >>>AA
AFYONKARAHİSAR (AA) – CANAN TÜKELAY – HÜSEYİN ÜNLÜSOY – Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) desteğiyle kurulan işletmede kurutulan meyveler yurt içi ve dışına gönderiliyor.
İşletme sahibi Ahmet Demir, 6 yıl meyve sebze tedarikçiliği yaptı.
Bu alanda bir kurutma tesisi kurup, ihracatçı olmak isteyen Demir, yeterli birikimi olmayınca devlet desteği alıp alamayacağını araştırdı.
Demir, çalışmaları sonucu TKDK'den meyve sebze kurutma tesisi için destek aldı.
Meyve sebze tedarikçisiyken hayalindeki işletmenin sahibi olan Demir'in kurduğu tesiste, elma, armut, çilek, domates, şeftali, limon, kivi, aronya, portakal, cennet hurması gibi ürünler kurutuluyor.
Demir, AA muhabirine, tesiste hazırlanan elma kurusunu yurt dışına gönderdiklerini söyledi.
Avrupa ülkelerine ihracat yaptıklarını anlatan Demir, şunları kaydetti:
"Tesiste 22 kişi çalışıyor. Yüzde 55 devlet desteği aldık. Hedefimiz donmuş sebze ürününe de girmek. Elmada çok iddialıyız. Yıllık şu anda son ürün olarak 100 tonun üzerinde elma üretim hedefimiz var. Elma kurusunun raf ömrü 2 yıldır. Ürünler tamamen doğaldır."
Demir, daha fazla ülkeye ihracat için çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
– "8 kilo elmadan 1 kilo kuru ürün elde ediyoruz"
Üretim sorumlusu Merve Arısoy da tesiste mevsimine göre hangi meyve sebze işlenecekse üretimi ona göre planlayarak kurutma işlemi yaptıklarını dile getirdi.
Sezonu olduğu için elma kuruttuklarını belirten Arısoy, "Bizim için öncelik elmaların kaliteli olması. Hasarsız ve olgunlaşmış elmaları seçiyoruz. Daha sonra seçilmiş elmalar boyutlarına göre boylanıyor, yıkandıktan sonra üretime hazır hale getiriliyor. 8 kilo elmadan 1 kilo kuru ürün elde ediyoruz." diye konuştu.
Afyonkarahisar’da jeotermal kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ve yeni yatırımlara zemin hazırlaması amacıyla Vali Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın himayelerinde hayata geçirilen ve jeotermal suda su ürünleri yetiştirilecek Ar-Ge projesinde kurulum süreci tamamlandı ve havuzlara su verilmeye başlandı.
Afyonkarahisar Valiliği himayelerinde, Afyonkarahisar İl Özel İdaresi mali desteği ile hazırlanan ve Zafer Teknopark A.Ş bünyesinde uygulanmaya başlanan “Afyonkarahisar İçin Termal Su Kaynakları ile Ekonomik ve Sürdürülebilir Su Ürünleri (Karides-Mikroalg-Tatlısu Balıkları) Üretim Modeli Geliştirilme” isimli Ar-Ge projesinde çalışmalar hızla ilerliyor.
Teknopark bünyesinde 520 metrekare kapalı alanda kurulu üç serada proje kapsamında yer alan ürünlerin üretimi için teknik ve fiziki altyapı çalışmaları tamamlanarak canlıların havuzlara alınmadan önce biyolojik uyum çalışmalarına başlandı.
Kurulan birinci serada Mikroalg ve Aquaponik sistem devreye alındı. Alg üretimi ve yeşil bitki ekimi yapıldı. 2. serada yer alan her biri yaklaşık 20 ton su kapasiteli tatlı su balıklarının yetiştirileceği 4 havuza su verilerek bakteri ekimine başlandı. Üç hafta süren ve bir hafta sonra tamamlanacak bakteri ekimi sonrası balıklar havuzlara aktarılacak. 3. serada ise tatlı su karideslerin yetiştirileceği her biri yaklaşık 15 ton olan 4 havuza su verildi. Su devirdaim ve termal ısıtma testleri ile arıtma işlemlerine devam ediliyor.
Türkiye’de ilk defa uygulanan proje ile kapalı sistemle üretimi yapılacak tatlı su karidesler için üretime uygun olan türdeki yavru karideslerin yurt dışından ithalat süreçleri devam ediyor. Karides havuzlarına da bakteri ekimi yapıldıktan sonra canlıların havuzlara alınması sürecine başlanacağı belirtildi.
Afyonkarahisar Valiliği himayelerinde, Afyonkarahisar İl Özel İdaresi mali desteği ile hazırlanan ve Zafer Teknopark A.Ş bünyesinde uygulanmaya başlanan “Afyonkarahisar İçin Termal Su Kaynakları ile Ekonomik ve Sürdürülebilir Su Ürünleri (Karides-Mikroalg-Tatlısu Balıkları) Üretim Modeli Geliştirilme” isimli Ar-Ge projesinde çalışmalar hızla ilerliyor. Teknopark bünyesinde 520 metrekare kapalı alanda kurulu üç serada proje kapsamında yer alan ürünlerin üretimi için teknik ve fiziki altyapı çalışmaları tamamlanarak canlıların havuzlara alınmadan önce biyolojik uyum çalışmalarına başlandı.
4 HAVUZA SU VERİLEREK BAKTERİ EKİMİNE BAŞLANDI
Kurulan birinci serada Mikroalg ve Aquaponik sistem devreye alındı. Alg üretimi ve yeşil bitki ekimi yapıldı. 2. serada yer alan her biri yaklaşık 20 ton su kapasiteli tatlı su balıklarının yetiştirileceği 4 havuza su verilerek bakteri ekimine başlandı. Üç hafta süren ve bir hafta sonra tamamlanacak bakteri ekimi sonrası balıklar havuzlara aktarılacak. 3. serada ise tatlı su karideslerin yetiştirileceği her biri yaklaşık 15 ton olan 4 havuza su verildi. Su devirdaim ve termal ısıtma testleri ile arıtma işlemlerine devam ediliyor. Türkiye’de ilk defa uygulanan proje ile kapalı sistemle üretimi yapılacak tatlı su karidesler için üretime uygun olan türdeki yavru karideslerin yurt dışından ithalat süreçleri devam ediyor. Karides havuzlarına da bakteri ekimi yapıldıktan sonra canlıların havuzlara alınması sürecine başlanacağı belirtildi. Zafer Teknoparkta yürütülen ve Afyonkarahisar ekonomisine önemli katkı sağlayacak proje ile jeotermalde yenilikçi yatırım alanlarının doğmasına da imkân sağlanması amaçlanıyor. >>>Haber Merkezi
Afyonkarahisar Ticaret İl Müdürü Mahmut Yayla ve Tarım İl Müdürü Özkan Parlak, ATB Başkanı Mehmet Mühsürler’i makamında ziyaret etti. Ziyaretin ardından heyet, Merkez Lisanslı Depo inşaat sahasına geçerek çalışmaları yerinde inceledi.
İnceleme gezisi sırasında heyete; ATB Genel Sekreteri İsmail Öztürk ve Yönetim Kurulu Danışmanı Yılmaz Göktaş eşlik ederek, projenin teknik detayları, inşaat süreci ve tamamlandığında bölge tarımına sunacağı katkılar hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
Son yıllarda sık sık duyduğumuz ve sosyal medya fenomenleri üzerinde yapılan soruşturmalarından kulağımıza çalınan “Kara Para Aklama”yı en pratik anlatımla bilmeyen okurlarımız için şu şekilde ifade edebiliriz. Kara para, yasa dışı faaliyetler sonucu elde edilen para, mal veya değerler olarak tanımlanmaktadır. Suç sayılan faaliyetlerden elde edilen gelirlerin genellikle nakit olması nedeniyle serbestçe ve kısa sürede kullanılmaları mümkün değildir ve finansal sisteme dâhil edilmeleri gerekmektedir. Bu noktada, parayı aklamak adına birçok formül vardır. Paravan şirketler üzerinden kesilen faturalar bunların en başında gelen klasik bir girişimdir. Devletler kara para aklama ile son yıllarda gelişen yazılım teknolojileri ve bankacılık sistemleri veri ve hareketlerini yakın takibe alarak kara para ile mücadele etkin çaba sarf etmektedir. Dünya’da her yıl 1 Trilyon Dolar’dan fazla yasadışı gelir sonucu elde edilen paranın finansal sistemlerde aklanmaya çalışıldığı tahmin edilmektedir.
DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM NEDİR?
Sürekli haberlerde duyduğumuz bir söz vardır. “Doğrudan Yabancı Yatırım” Anlamını bilmeyenler için en pratik şekilde anlatalım. Yatırımcının yerleşiği olduğu ekonomi dışındaki bir ekonomide bir işletmenin yönetimini kontrol ettiği veya yönetiminde söz sahibi olduğu uzun vadeli bir yatırım şeklidir. Doğrudan yabancı yatırımda, yatırımcının işletmenin sermayesinde %10 veya daha fazla paya sahip olması veya yönetimde söz sahibi olması esastır. Örnek olarak, Türk şirketlerine yabancı yatırımcıların talip olması sonrasında satılması yada ortak olmaları noktasında söz sahibi olan hisse kısmının ortak olan yabancı şirketlerin elinde bulunması ve yönetimde dolaylı söz sahibi olmalarıdır.
MERKEZ BANKASI MÜDAHALESİ
Özellikle son zamanlarda ani yükselişe geçen döviz kurlarından sonra haberlerde sıkça duyduğunuz Merkez Bankası Müdahalesi, Merkez bankalarının kısa ve uzun dönemli para politikaları amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik olarak piyasalarda alım-satım yapma işlemidir. Pratik olarak ben buradayım basın frene yada çekin ayağınızı gazdan gibi bir durumdur. Müdahale ile müdahale edilen, döviz ve faiz gibi değişkenlerin piyasa fiyatlarının politika öngörülerindeki düzeylere düşürülmesi / yükseltilmesi bu noktada hedeflenir. Müdahale yöntemleri farklılık gösterebilir. Merkez bankaları taraf olup kendilerini göstererek doğrudan ve açık olarak piyasalara müdahale edebilecekleri gibi dolaylı olarak da müdahale edebilirler. Benzer şekilde, merkez bankası müdahaleleri zaman ve miktar açısından önceden bildirilebileceği gibi, herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın da gerçekleştirilebilir.
DEVALÜASYON TAM OLARAK NEDİR?
En pratik anlatımla kur rejiminde, ulusal paranın yabancı paralar karşısındaki değerinin azalmasını ifade eder. Örneğin, 1 Türk lirasının, 1 ABD doları karşısındaki değerinin 2,0TL’den 2,2 TL’ye düşmesi, Türk lirasının ABD doları karşısında %10 değer kaybetmesi (ABD dolarının değer kazanması) anlamını taşır. Türkiye ekonomisi 1990 yıllarda devalüasyonlara alışık olmayan ve ciddi devalüasyonlarda hasarlar olan bir ekonomiye sahipti İnşallah Türk Lirasının Döviz karşısında değerli olacağı yıllar duasıyla.
İLK PARAYA ÇOK ŞAŞIRACAKSINIZ
Ticaret kavramı, insanların, ihtiyaçlarını karşılama arzusu sonucu ortaya çıktı. ilkel toplumlardan bu yana varlığını geliştirerek sürdürdü. İlk defa 15. yüzyılda kavram olarak Ticaret konuşulmaya başlasa da günümüzde kullandığımız anlamda ilk defa 18. yüzyılda tanımlandı ve kullanılmaya başlandı. 20. yüzyılda, sanayi ve teknolojide yaşanan gelişmeler ticaret hayatının kurallarını koydu. Peki para nasıl ortaya çıktı? Paranın ilk kullanımının kişilerin fazla ürettikleri malları, ihtiyaç duyduklarıyla değiştirmeye başlaması alışkanlığı ile ortaya çıktığı düşünülüyor. İlk çağlarda insanlar, ödemede heyecan sağlayan ve o dönemde çok değerli kabul edilen deniz kabuklarını para olarak kullanmaya başladı. Ardından, küçük semboller, madalyonlar ve Lidyalıların ilk parası gibi değişim araçlarını kullanmaya başladılar. Bu gelişmeler kısa sürede para kullanımını beraberinde getirdi ve bugün anladığımız anlamda ticaret şekillenmeye başladı. Kâğıt para kullanımı ilk defa M.S. 806 yılında ortaya çıktı, bundan önce deri ve ipek üzerine basılmış paralar kullanılıyordu.
ÇEKİRDEK ENFLASYON NEDİR
ÇEKİRDEK ENFLASYON” cümlesi bu terimi ilk kez duyan bir çok kişi için nedir bu çekirdek enflasyon sorusunu oluşturdu. Hatta bana watsaptan bazı dostlar çekirdek enflasyonu en pratik şekilde yazabilir misin dediler bende tamam dedim. Çekirdek Enflasyon, başta İktisatçı Akademisyenler, Ekonomi Yönetimi ve ekonomi profesyonellerinin bilimsel olarak yakından bildiği ve takip ettiği bir enflasyon ölçüm şeklidir. Türkiye’de Tüik tarafından ölçülen ve aylık oranlarla toplam yıllık orana doğru giden yüzdesel bir rakamdır. En pratik anlatımla Merkez Bankasının Para Politikalarını belirleme noktasında en iyi yol gösteren bir karnedir. Gelişmiş Ülkeler için yıllık enflasyon oranından daha çok takip edilen, gelişmekte olan Ülkeler için yıllık enflasyon ile birlikte aynı anda takip edilen bir enflasyon takip bilimidir. Akademik anlamda para politikasının etkisinin sınırlı olduğu, kontrol dışı olarak tanımlanan gıda ve enerji gibi kalemlerin dışarıda bırakıldığı mal ve hizmetlerdeki fiyat artış hızıdır. Bir başka deyişle merkez bankasının doğrudan kontrolü altında olmayan gıda ve enerji gibi kalemlerin manşet enflasyondan çıkarılmasıyla elde edilen enflasyon oranına çekirdek enflasyon denir. Tüik tarafından her ay 6 ana alt kalemde takip edilir ve mevsimsel şartlara göre değişkenlik gösterir. Çekirdek enflasyon düşüşü, ana enflasyon oranına etki eder bu nedenle Merkez Bankasının Para Politikaları kararları anlamında takip ettiği daha çok teknik bir terimdir çekirdek enflasyon. Birkaç satır yukarıda yazdığım “Manşet Enflasyon” ise sık sık duyduğunuz TÜFE’nin ekonomistler arasında kullanılan bir diğer adıdır.
Mevcut durumda 16 bin 881 TL olan taban aylığın, sadece enflasyon farkıyla sınırlı kalıp kalmayacağı tartışılırken, ekonomi kulislerinden refah payına dair önemli iddialar sızmaya başladı.
İşte en düşük emekli maaşı senaryoları ve uzmanların beklediği rakamlar…
ENFLASYON FARKIYLA GELEN RAKAM: 18.939 TL
Hukuki prosedür gereği, en düşük emekli maaşının artırılması için TBMM’den geçecek bir yasal düzenleme şart. Eğer sadece kesinleşen %12,19’luk enflasyon farkı yansıtılırsa, rakamın 18 bin 939 TL civarında olması bekleniyor. Ancak uzmanlar, bu rakamın psikolojik sınırın altında kalabileceğine dikkat çekiyor.
UZMANLARDAN “REFAH PAYI” ÇIKIŞI
Uzman isimler, ekonomi yönetiminin bir “refah payı” üzerinde çalıştığını öne sürüyor. Enflasyon oranının üzerine eklenecek bir refah payı ile zam oranının %15 ile %20 bandına çekilmesi konuşuluyor. Eğer refah payı eklenirse, en düşük emekli maaşının 20 bin TL seviyesine tamamlanması en güçlü ihtimal olarak görülüyor.
29 Aralık 2025 tarihinde yapay zeka olan ChatGPT, emekli maaşı için bir tahminde bulundu.
YAPAY ZEKANIN MAAŞ TAHMİNİ!
Ekonomik parametreleri analiz eden ChatGPT’nin değerlendirmesine göre, 2026 Ocak ayında en düşük emekli maaşı için öngörülen rakamlar şöyle şekillenmişti:
Tahmin Aralığı: 18.500 TL ile 19.000 TL arası.
En Güçlü İhtimal: Yaklaşık 18.750 TL.
MEMUR VE EMEKLİ ZAMMI BELLİ OLDU
TÜİK verilerine göre Aralık ayı enflasyonu beklentilerin bir miktar altında kalarak yüzde 0,89 oldu. Bu veriyle birlikte yıllık enflasyon yüzde 30,89 olarak kayıtlara geçti. 2025 yılının ikinci yarısını kapsayan 6 aylık toplam enflasyon ise emekli ve memur zammının ana belirleyicisi oldu.
En düşük emekli maaşı için de ekonomi yönetimi kararını vererek 18.925 lira olarak belirledi. Buna göre yapay zeka doğru tahmini sadece 175 lira ile kaçırdı.
İşte 5 Ocak 2026 itibarıyla geçerli olan yeni fiyat tarifesi ve detaylar…
EROL DÜNDAR DUYURDU: 5 TL’LİK ARTIŞ YÜRÜRLÜKTE
Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, zamlı listenin bayilere ulaştığını ve bugünden itibaren satışların yeni fiyatlar üzerinden yapılacağını teyit etti. Dündar, özellikle ithal harmanlı ürünlerin bulunduğu grupta fiyatların yukarı yönlü revize edildiğini belirtti.
GÜNCEL SİGARA FİYATLARI
Yapılan son zamla birlikte, tütün ürünlerindeki taban ve tavan fiyatlar şu şekilde güncellendi:
En Ucuz Sigara: 90 TL
En Pahalı Sigara: 105 TL
Sektör temsilcileri, yeni yıl ile birlikte güncellenen maktu ve nispi ÖTV oranlarının yanı sıra üretim ve lojistik maliyetlerindeki artışın bu zamda etkili olduğunu belirtiyor. Diğer sigara gruplarının da önümüzdeki günlerde benzer oranlarda artış yapması bekleniyor.