Kategori: Ekonomi

  • Tarıma 168 Milyarlık dev destek

    Tarıma 168 Milyarlık dev destek

    2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nden yapılan derlemeye göre, tarıma ayrılan kaynakta 2025 yılı bütçesine göre 182,2 milyar liralık artış gerçekleşti. Bütçe teklifine göre, 2026 yılı için tarıma yaklaşık 888,2 milyar lira kaynak ayrılması öngörüldü. Bütçeden tarımsal destek programları için ayrılan tutar da 135 milyar liradan, 168 milyar liraya yükseldi. Gelecek yıl için ise yatırım ödenekleri 190 milyar lira olarak öngörüldü. Bütçe teklifine, tarım sektörü vergi harcamaları için 262 milyar lira, tarımsal kredi desteği için 220 milyar lira, tarımsal KİT’lerin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için 48 milyar lira ödenek konuldu. Bu arada, Tarım ve Orman Bakanlığına 2026 yılı için ayrılan bütçe de 541,8 milyar lira olarak belirlendi. Tarım alanındaki en büyük yatırımcı kuruluş niteliğindeki Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne, 2026 yılı için ayrılan ödenek bu yılın bütçesine göre 35,4 milyar lira artarak 233 milyar liraya çıktı. Söz konusu ödeneğin 221,4 milyar lirası “Toprak ve Su Kaynaklarının Kullanımı ve Yönetimi Programı” için kullanılacak.

    “SULAMA ALANLARI YATIRIMLARININ TAMAMLANMASI GEREKİYOR”

    Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Mehmet Ali Ünal, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, 2026 bütçesinde tarıma ayrılan 888,2 milyar liralık kaynağın, 220 milyar lirasının kredi, 190 milyar lirasının yatırım ve 168 milyar lirasının tarımsal destekler olarak açıklandığını bildirdi. Tarıma ayrılan kaynaklarda, 2026 yılı enflasyon hedefinin yüzde 16 olduğu dikkate alındığında, genelde artış ve iyileştirmenin söz konusu olduğuna işaret eden Ünal, şunları kaydetti: “Yatırım bütçesinde DSİ’ye ayrılan kısmın, ülkemizin tarımsal kuraklığın etkilerini yaşaması nedeniyle çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Su havza ve su kaynaklarımızın, yeniden güncellenmesi gerekir. Su kaynaklarımız ve su rezervlerimiz, azalıyor. Sulama alanları, yatırımlarının tamamlanması gerekiyor. Su iletim ana ve tali kanallarının, kapalı kanal olması sağlanmalı. Salma sulama yerine, basınçlı sulama sistemlerine geçiş süratle sağlanmalı. Basınçlı sulama sistemlerine geçişle, sulama randımanı yüzde 25 artacağı gibi, kısıtlı sulama uygulaması da söz konusu olacaktır.

  • Bankalardan iklim hedeflerine fren

    Bankalardan iklim hedeflerine fren

    İklim İçin 350 Derneği ile Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneğinin (SEFiA) Türkiye bankacılık sektöründeki sürdürülebilir finansman ve yatırımları incelediği “Türkiye’deki Bankaların İklim Değişikliğine Yaklaşımı” başlıklı raporunun 4’üncüsü yayımlandı. Raporda, Türkiye’deki 17 özel, kamu ve yatırım bankasının iklim değişikliği yaklaşımları 5 temel kriterde ele alındı. Bankaların fosil yakıt yatırımları, net sıfır hedefleri, karbon ayak izleri, temiz enerji yatırımları ile Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) ile benzer derecelendirmeleri değerlendirildi.

    KÖMÜR FİNANSMANI POLİTİKALARINDA GELİŞME YOK

    Buna göre, bankaların geçen yıl yayımladığı raporlar dikkate alındığında, kömür finansmanına ilişkin pozisyonlarında önceki yıla kıyasla değişiklik olmadığı görüldü. Yeni kömür projelerini finanse etmeyeceğini taahhüt eden banka sayısı 11’de, mevcut kömür projelerinden çıkış taahhüdü veren banka sayısı ise 6’da kaldı. Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda portföylerini bu hedefle uyumlu hale getireceğini açıklayan bankalar arasına 2024’te QNB Türkiye de eklendi. Böylece net sıfır hedefi açıklayan banka sayısı 13’e yükseldi. Ancak 17 bankanın 11’inde, yeni kömür projelerini finanse etmeme, mevcut kömür projelerinden çıkış veya net sıfır hedefi açıklama gibi taahhütlerden bir ya da daha fazlasının eksik olduğu tespit edildi.

    HEDEFLERLE UYUMSUZ ADIMLAR “GEÇİŞ RİSKİ”Nİ ARTIRIYOR

    Rapora göre, sektörün 2024 sonu itibarıyla 20 milyar doları aşan sürdürülebilir finansman hacmi, yeşil tahviller ve sürdürülebilirlik bağlantılı kredilerdeki artış önemli gelişmeler arasında yer aldı. Ancak çoğu adımın 2050 ve sonrasını hedeflemesi ve ara hedeflerin belirlenmemesi, sektörde sistemli bir dönüşümün ertelenmesine yol açabilir. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın yayımlanması da önemli bir adım olarak görülse de uygulamadaki tutarsızlıklar ve bankalar arası raporlama farkları nedeniyle etkinliği sınırlı kalıyor. 2024 itibarıyla büyük şirketler için zorunlu hale gelen sistem, bankaların verilerini daha kapsamlı sunmasını sağlasa da veri toplama süreçlerinin kurumsallaşmaması ve denetim eksiklikleri potansiyelini tam olarak ortaya koymasını engelleyebilir. Finansal sistemin güvenilirliği ve sürdürülebilirliği için bankaların tutarlı hedefler belirlemesi, finanse ettikleri emisyonları ölçmesi ve şeffaf raporlama kapasitesini geliştirmesi gerekiyor. Bankaların iklim hedefleriyle uyumlu hareket etmemesi durumunda ise finansal sistemin tamamı için “geçiş riski” artıyor.

  • ‘Torba Kanun’ genişliyor: Hangi SGK borçları tamamen silinecek?

    ‘Torba Kanun’ genişliyor: Hangi SGK borçları tamamen silinecek?

    Karakaş’ın yazısı şöyle:

    “Ankara’da kaynaklarımızdan edindiğimiz müjdeli bir gelişmeyi sizinle paylaşmak istiyorum.

    Genel sağlık sigortası borçlarıyla ilgili kısmi af yapılması için Torba Kanuna ilave bir madde yapılması beklenmektedir. Genel sağlık sigortası borçları ile diğer SGK borçlarının yapılandırılması için önceki yıllarda çok sayıda af ve yeniden yapılandırma kanunları çıkarılmasına karşın hâlen borcunu ödemeyen çok sayıda vatandaşımız bulunmaktadır.

    En son 2023 yılında genel sağlık sigortası borçlarının tüm faiz ve cezaları silinerek sadece anapara ödenmesi imkânı tanınmıştı.

    Hükûmetin şimdi de genel sağlık sigortasına ilişkin kısmi af yapması beklenmektedir.

    GSS primleri dâhil tüm SGK primlerine ilişkin 10 yıllık zaman aşımı bulunmaktadır. Bu kapsamda geçmiş yıllarda ödeme imkânı kalmayan ve zaman aşımına uğramış olan 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait genel sağlık sigortası borçları silinerek affedilmiştir.

    Yeni yapılacak yasal düzenlemelerle birlikte 2015 yılı ve öncesine ait olup ödeme imkânı kalmayan ve zaman aşımına uğramış olan genel sağlık sigortası borçlarının anapara dâhil olmak üzere gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte silinmesine yönelik yasal düzenlemenin hazırlanarak TBMM’ye gönderilmesi kuvvetle muhtemel hâle gelmiştir.

    Zaman aşımına uğramamış GSS primleri dâhil hiçbir SGK priminin anaparasının silinmesi söz konusu değildir. Bu kapsamdaki borçlar için önümüzdeki sene mart veya nisan aylarında kamu alacakları yapılandırması kapsamında yeni bir yasal düzenleme yapılarak peşin veya taksitli ödeme kolaylıkları sağlanabilir.

    Son söz olarak değerli okurlar, GSS borçları birikirken sağlık hayalleriniz solmasın. Hemen SYDV’ye koşun, gelir testi yaptırın…”

  • Hamsi fiyatı 25 TL’ye düştü: Vatandaşlar sıraya giriyor

    Hamsi fiyatı 25 TL’ye düştü: Vatandaşlar sıraya giriyor

    Karadeniz’in vazgeçilmezi hamsi, Ordu’nun Fatsa ilçesinde uygun fiyatıyla yüzleri güldürüyor. Sezonun bereketi sayesinde tezgahlar dolup taşarken, fiyatların düşmesi vatandaşları sokağa döktü.

    Fatsa ilçesindeki balık tezgahlarında hamsi fiyatı 25 TL’ye geriledi. Sabahın erken saatlerinde tezgahlara ulaşan taze balıklar, kısa sürede tükendi. Vatandaşlar, bu fırsatı kaçırmamak için sıraya giriyor. Balıkçılar, herkesin balık yiyebilmesi için bir kişinin en fazla 2 kilogram alabileceğini belirtiyor.

    Uzun yıllardır balıkçılık yapan Samet İlişe, sezonun oldukça bereketli geçtiğini söyledi. “Halkımızı tezgahımıza bekliyoruz. Şu anda hamsi 25 TL’den vatandaşlarımızın hizmetindedir. Fatsa’ya hizmet etmekten gurur duyuyoruz. Hava şartları iyi gittikçe bu fiyatlar da devam eder” diye konuştu.

    Balıkçı Faruk İlişe ise, hamsinin bol çıkmasından ve vatandaşların ilgisinden memnuniyet duyduğunu ifade etti. “Biz burayı kurduğumuz günden beri kaliteli ve uygun fiyatlı balıkları sunuyoruz. Şu anda hamsi 25 TL. Havalar böyle giderse bu fiyatlardan satmaya devam edeceğiz” dedi.

    Vatandaşlar Mutlu

    Fatsalı Yaşar Parlayan, “Şu anda en bol ve en ucuz hamsi Fatsa’da. Herkesi balık yemeye davet ediyoruz” diyerek, bu sezon hem bol hem de uygun fiyatlı hamsi tüketmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. Karadeniz’in hamsi bereketi, kış sofralarını renklendiriyor.

  • Altın fiyatları düşüyor!

    Altın fiyatları düşüyor!

    Altın fiyatları, son rekor rallisinin ardından kar satışları ve ticaret gerilimlerinin azalacağı iyimserliğiyle geri çekilmeye devam ediyor. Değerli metal, jeopolitik belirsizlikler ve faiz indirimi beklentilerine rağmen düşüş eğiliminde.

    ABD-Çin arasındaki ticaret gerilimlerinin hafiflemesine dair işaretler, altın fiyatlarını baskılıyor. Yatırımcılar, değerli metalin son yükselişinden elde ettikleri kârı realize ediyor. StoneX kıdemli analisti Matt Simpson, bu durumun teknik bir yeniden konumlanma olduğunu belirterek, “Düşüşler büyük olasılıkla satın alınacaktır” dedi.

    Rekor Sonrası Düşüş

    Altın fiyatları bu yıl yüzde 56 artışla Pazartesi günü 4.381 dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini görmüştü. Bu ralliyi jeopolitik ve ekonomik belirsizlikler, faiz indirimi beklentileri ile merkez bankası alımları desteklemişti. Aralık teslimatlı ABD altın vadeli işlemleri ise yüzde 0,4 yükselerek 4.124,10 dolara çıktı.

    Yatırımcılar, Federal Reserve’in faiz indirimi yol haritasına dair ipuçları için Cuma günü yayımlanacak Eylül ayı ABD tüketici fiyat endeksi raporunu takip ediyor. Veri, ABD hükümetinin kapanması nedeniyle ertelenmişti.

    Güncel Fiyatlar

    Ons altın güne 4.126 dolardan başladı. Gün içinde en düşük 4.004 dolar, en yüksek 4.143 dolar seviyesi görüldü. Şu sıralar 4.135,75 dolardan işlem görüyor. Gram altın ise güne 5.566 liradan başladı. Gün içinde en düşük 5.404 lira, en yüksek 5.590 lira seviyesine ulaştı. Şu anda 5.580,74 liradan alıcı buluyor.

    Çeyrek altın 9.919,83 liradan satılıyor ve 10 bin liranın altına geriledi. Yarım altın 19.855 lira, tam altın ise 39.527 liradan işlem görüyor. İşte diğer altın türlerinin satış fiyatları ve değişimleri:

  • Hisarcıklıoğlu: Önümüzdeki dönem bizim en zorlu rakibimiz Çin çekirgesi

    Hisarcıklıoğlu: Önümüzdeki dönem bizim en zorlu rakibimiz Çin çekirgesi

    İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ‘İhracatın Yıldızları’ ödül töreni programına Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, Belediye Başkanı Alper Taban ve İTSO Başkanı Yavuz Uğurdağ ile oda üyeleri katıldı.

    ‘SİZLERDEN RİCAM AMERİKA PAZARINA GİRİN’

    Törende konuşan Hisarcıklıoğlu, İnegöl’ün Türkiye mobilya sektöründeki önemine dikkat çekerek, “Bugün mobilyanın başkenti, ihracat üstümüz yaklaşık 2 milyar dolar üstünde bir ihracat var. Önümüzdeki dönem bizim en zorlu rakibimiz Çin çekirgesi. Uluslararası pazarda bunlarla nasıl rekabet edeceğiz? Bu kapsamda gerek Cumhurbaşkanı yardımcımızla gerek bakanlarımızla yapmış olduğumuz toplantıda Çin ile dünyada rekabet edebilecek sektörlere nasıl destek olacağız? Bunlarla ilgili Çin’e karşı strateji oluşması için çaba sarf ediyoruz. Özellikle ihracatların miktarlarının çoğaltılması. Amerika pazarı çok önemli. Çin orada sizinle rekabet yapamayacak ve dünyanın da en büyük ithalatçısı. Bu kapsamda sizlerden ricam Amerika pazarına girin” ifadelerini kullandı.

    ‘İNEGÖL TİCARET SANAYİ ODASI 135 YILLIK KÖKLÜ BİR GELENEĞE SAHİP’

    İTSO’nun köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu “Burada müthiş fırsat var. Bunu değerlendirelim. İnegöl Ticaret Sanayi Odası 135 yıllık köklü bir geleneğe sahip aynı zamanda akredite bir oda, yani 5 yıldızlı bir oda. Kim diyor bunu? Uluslararası belgeyi veren kurumlar diyor. Avrupa standartlarında bir vatanımız var, bununla gurur duyuyorum. Mesleki eğitimde de Meslek Yüksek Okullarında okuyan gençlerimizi, sanayimizde, iş yerlerimizde istihdam edilmesinde çaba sarf ediyorlar. Bundan dolayı da kendilerine teşekkür ederim” dedi.

    ‘BURSA’MIZ BİR NİMET’

    Ödül töreninde konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız da Bursa’nın Türkiye ekonomisinde önemli bir konumda olduğunu belirterek, “TOBB ailesi olarak 2 gündür örneklerini yaşıyoruz. Bize bu 2 günde göstermiş olduğunuz sabır için şahsım ve ekibim adına teşekkür ediyorum. Bursa’mız bir nimet. İnegöl’ümüz de bir nimet. Gözünüzü kapasanız deseniz ki dünyanın merkezi neresi? Baş parmağınız Bursa’ya doğru gelir. Bursa’nın sanayi ve ticaret erbabına sunmuş olduğu avantajlar nedeniyle Bursa’da olmak 80 vilayete göre bir adım ileridesiniz demektir. Balkanlara, Akdeniz havzasına, Karadeniz havzasına baktığınızda Bursa size diğer vilayetlere göre daha avantajlı imkanlar sunar. Biraz biz büyükşehirler arasında sıkışmış gibi gözüküyoruz ama biz aslında metropol bir şehiriz. Bursa’mız ve İnegöl’ümüz sanayimize, ticaret erbabımıza ne lazımsa bunu sunuyor. Çünkü bu işin temel dinamiği sizlersiniz, bizler sizlere ne kadar bu imkanı arttırabilirsek üzerimize düşen görevi yapmış sayacağız.” diye konuştu. Konuşmaların ardından ihracat yaparak rekor kıran firmaların sahiplerine ödülleri verildi.

  • Bakan Kurum’dan ‘Adıyaman İndere’ paylaşımı

    Bakan Kurum’dan ‘Adıyaman İndere’ paylaşımı

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, asrın felaketinde ağır yıkıma uğrayan Adıyaman’da depremin ardından yeni bir şehrin kurulduğu İndere ilçesinin son görüntülerini, “Hikayemiz yeni başlıyor” notuyla paylaştı.

    Çalışmalara ilişkin bakanlıktan yapılan açıklamada, “Türkiye’nin en büyük ikinci şantiyesi olan İndere’de TOKİ koordinesinde Emlak Konut Genel Müdürlüğü eliyle yaklaşık 700 futbol sahası büyüklüğüne denk gelen 5 milyon metrekare alan üzerinde yeni yaşam alanları oluşturuluyor. 9 bin 500 mühendis, mimar ve işçinin çalıştığı İndere’de; 16 bin 467’si konut, 355’i iş yeri olmak üzere toplam 16 bin 822 bağımsız bölüm inşa ediliyor. İnşaatların büyük bölümü tamamlanan ve yaşamın başladığı İndere’de bugüne kadar 9 binden fazla ev ve iş yeri afetzedelere teslim edildi” denildi.

    İNDERE’DE 100 BİN KİŞİYE BARINMA İMKANI

    Adıyaman’da örnek bir uydu kent olarak hayata geçirilen İndere, yaklaşık 100 bin kişiye konforlu ve güvenli barınma sağlayacak. Kentte bugüne kadar 29 bin 783 konut, 1767 iş yeri ve 6 bin 607 köy evi olmak üzere toplam 38 bin 157 bağımsız bölüm teslim edildi. Yıl sonuna kadar 30 bin 835 konut, 2 bin 580 iş yeri ve 10 bin 158 köy evi olmak üzere toplam 43 bin 573 konut ve iş yerinin yapımı tamamlanmış olacak.

  • Beşiktaş meslek dernekleri iş birliği protokolü imzaladı

    Beşiktaş meslek dernekleri iş birliği protokolü imzaladı

    Taksim’de İstanbul Barosunun teras katında düzenlenen organizasyona Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Hakan Daltaban, genel sekreter Uğur Fora, yönetim kurulu üyesi Zahide Esra Sayın’ın yanı sıra Beşiktaşlı Avukatlar Derneği, Beşiktaşlı Tıbbiyeliler Derneği, Beşiktaşlı Pilotlar Derneği, Beşiktaşlı Mimar Mühendis ve İş İnsanları Derneği ile Türk Hava Kartalları üyeleri katıldı. Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Hakan Daltaban, sektör derneklerinin siyah-beyazlı kulübe fayda sağlayacağını belirterek, “Beşiktaş adına çok önemli bir kazanç olduğunu düşündüğüm bir organizasyon. Beşiktaş’ın birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Birlik ve beraberliği sağlayacak en önemli yapılar dernekler. Beşiktaş’a ulaşmak için bir takım organizasyonlara ihtiyaç var. Sektör dernekleri Beşiktaş için çok önemli ve değerli. Gerçek sektör örgütlerini doğru yapılanmalarla Beşiktaş’a fayda sağlayacak organizasyon haline getirirsek karşılığını hep beraber görürüz. Takım olmayan hiçbir mücadele başarıya ulaşamaz. Camianın takım olmaya ihtiyacı var. Birbirini aşağı çeken değil, birbirine omuz veren, doğru işleri ön plana getiren yapılara dönüşüyor olmamız lazım. Bu tarz doğru organizasyonları destekleyeceğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.” diye konuştu. Beşiktaşlı Avukatlar Derneği Başkanı Özkan Burak Özmen de meslek grupları olarak siyah-beyazlı kulübe destek vermeye devam edeceklerini söyledi. Konuşmaların ardından dernekler iş birliği protokolünü imzaladı.

  • Kadın Girişimciler Antalya’da buluştu

    Kadın Girişimciler Antalya’da buluştu

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman ile TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Serap Kocaoğlunun ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe, Batı Akdeniz Bölgesi’nden çok sayıda girişimci ve kurul üyesi katıldı. Toplantıda, TOBB Afyonkarahisar Kadın Girişimciler Kurulu da etkin bir şekilde temsil edildi. TOBB Afyonkarahisar Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Funda Güleç Yaman, Başkan Yardımcısı Samiye Hancıoğlu ve üyeler Arzu Kalkan, Mesude İntepe ile Nalan Karcı, sürdürülebilir kalkınma ve kadın girişimciliğinin geleceği üzerine yapılan oturumlarda aktif rol aldı. Programda Ayşin Işıkgece “Dünyayı Ben mi Kurtaracağım? Evet Ben” sunumuyla bireysel farkındalığın önemine dikkat çekerken, Tuluhan Tekelioğlu’nun “Sular Bulanmadan” belgeseli çevresel sorumluluk temasını öne çıkardı. Pınar Nacak ise “Gıdanın Geleceği İçin Sorumlu Tüketim” başlıklı sunumuyla sürdürülebilir gıda politikalarına dair önemli bilgiler paylaştı.

  • “Ev sahibi olmak hayal”

    “Ev sahibi olmak hayal”

    Ziyaretlerinde vatandaşlarla samimi bir ortamda bir araya gelerek sıkıntılarını dinleyen Karataş Türkiye’de derinleşen barınma krizine dikkat çekerek insan onuruna yakışır konut hakkının fiilen kullanılamaz hale geldiğini söyledi. Barınmanın yalnızca bir çatı altında yaşamak değil, güvenli ve sağlıklı konut hakkı olduğunu vurgulayan Karataş, bu hakkın hem uluslararası sözleşmelerle hem de Anayasa ile güvence altına alındığını hatırlattı. Karataş, “Bugün ülkemizde milyonlarca yurttaş için bu hak, sadece kâğıt üzerinde kalmıştır. Türkiye, açık ara Avrupa’nın en büyük barınma krizini yaşayan ülkesi konumuna düşmüştür” dedi.

    “KONUT PİYASASI ÇÖKÜŞTE, KİRA ENFLASYONUNDA AVRUPA’YI KATLADIK”


    Ekonomik kriz, döviz kurlarındaki sert artış, enflasyon ve arz-talep dengesizliğinin konut piyasasında çöküşe yol açtığını belirten Karataş, Eurostat ve TÜİK verilerine göre 2025 Mayıs ayında Avrupa’da yıllık kira enflasyonu ortalama yüzde 3,2 iken Türkiye’de bu oranın yüzde 84,9’a ulaştığını aktardı. Karataş, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Mersin gibi büyükşehirlerde kira artışlarının dayanılmaz boyutlara çıktığını dile getirdi.

    “YATIRIM ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ, YABANCIYA SATIŞ KRİZİ DERİNLEŞTİRDİ”


    Türkiye’de konutun yaşam alanı olmaktan çıkarılıp yatırım aracına dönüştürüldüğünü de dile getiren Karataş, yabancıya satış ve kısa süreli kiralamaların krizi derinleştirdiğini kaydetti.

    “OECD VERİLERİNDE DE TÜRKİYE ZİRVEDE”

    İl Başkanı Karataş, 2015’te 2.500 TL olan bir kiranın, 2024’te 32.500 TL’ye yükseldiğini belirterek, “OECD verileri, Türkiye’nin 2015’ten bu yana kira fiyatlarında en fazla artış yaşayan ülke olduğunu ortaya koymuştur. 2015–2024 döneminde nominal kira artışı yüzde 996, yani 11 kat; yıllık ortalamalarla hesaplandığında ise yüzde 775, yani 9 kat olmuştur. Buna karşın OECD ortalaması yalnızca yüzde 45,7 seviyesinde kalmıştır. Bu tablo, Türkiye’de kira artışlarının yalnızca küresel piyasalardan kaynaklanan bir sorun olmadığını, iç politikaların, denetimsizliklerin ve sosyal konut yetersizliğinin doğrudan etkili olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

    “EV SAHİBİ OLMAK HAYAL”


    Türkiye’de 24 milyondan fazla vatandaşın kiracı konumunda olduğunu aktaran Karataş, “Nüfus artışının büyük bölümü, kiracı hanelerde gerçekleşmektedir. Türkiye’de bir ev satın alabilmek için ortalama gelirle yaklaşık 20–25 yıl boyunca, başka hiçbir harcama yapmadan çalışmak gerekmektedir. Bu da konut sahibi olmayı, milyonlarca vatandaş için imkânsız hale getirmektedir” ifadelerini kullandı.

    BARINMA KRİZİNE KARŞI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

    Saadet Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Beytullah Karataş, barınma krizinin çözümünün mümkün olduğunu vurgulayarak şu önerileri sıraladı; TOKİ yeniden asli görevine dönmeli, dar gelirli hanelere yönelik sosyal konut üretimi hızlandırılmalıdır. Yoksulluk sınırının altında yaşayan ve ev sahibi olmayan hanelere, sendikalarca açıklanan en yüksek açlık sınırının yüzde 25’i oranında kira desteği verilmelidir. Kamu çalışanları için lojman uygulaması yeniden güçlendirilmelidir. -Kira artışları ve konut piyasası sıkı bir şekilde denetlenmeli, kayıt dışı piyasaya karşı önlem alınmalıdır. Konutun yatırım aracına dönüşmesini engelleyecek düzenlemeler yapılmalıdır. Dar gelirli ailelerin ev sahibi olmasını kolaylaştıracak uzun vadeli finansman modelleri geliştirilmelidir.

    DEVLETİN ANAYASAL SORUMLULUĞU

    Karataş, devletin barınma hakkına ilişkin anayasal sorumluluğunu hatırlatarak, “Anayasa’nın 57. maddesi açıktır: Devlet, konut ihtiyacını karşılayacak önlemleri almak ve toplu konut üretimini desteklemekle yükümlüdür. Sosyal devlet, en temel yaşam hakkını güvence altına almakla sorumludur” dedi.

  • “Milletin cebi boş, umudu tükenmiş”

    “Milletin cebi boş, umudu tükenmiş”

    Milletvekili Olgun, yaptığı açıklamada “Bu ülke artık sizin vitrinde cilalayıp halka masal diye sattığınız rakamlarla avunmuyor. Milletin cebi boş, tenceresi boş, umudu tükenmiş… Ama siz hâlâ sahnedesiniz. Üstelik halkın gözünün içine baka baka, kuru destek ödemesini bile ‘müjde’ diye cilalayıp sunuyorsunuz. Bu artık dalga geçmek değil, çiftçiye hakarettir.” ifadelerini kullandı.

    “DESTEK DEĞİL, SADAKA EKONOMİSİ”

    Olgun, hükümetin “destek” adı altında yürüttüğü politikanın, aslında halkı bağımlı hale getirdiğini belirtti: “Bu iktidarın ekonomisi üretim değil, sadaka ekonomisidir. Halkı ayakta tutmak değil, susturmak üzerine kuruludur. Gerçek bir destek, üretimi canlandırır; ama bunların verdiği, sus payıdır. Üreticiye borç, ithalatçıya teşvik; işte Türkiye’nin özeti budur.”

    “ÜRETMEYEN, İTHAL EDEN TÜRKİYE PROJESİ TIKIR TIKIR İŞLİYOR!”

    Olgun, iktidarın tarım politikasını “ülkeyi kendi tarlasından koparma operasyonu” olarak tanımladı: “Bir dönem dünyaya tohum satan bu ülke, şimdi saman ithal eder hale geldi. Üretmeyen, ithal eden Türkiye projesi tıkır tıkır işliyor. Zirai don vurmuş, çiftçi yıkılmış, ama iktidar vekilleri hâlâ sahnede ‘hesaplara yatırdık’ diye alkış toplamaya çalışıyor. Geçtiğimiz ay bu destek rakamları açıklandığında açıkça söyledik: Bu rakamlar çiftçinin alın teriyle alay etmektir. Mazotun fiyatı roket, gübrenin kilosu altın olmuş, ilaç fiyatları dövizle yarışıyor… Ama destek ödemesi hâlâ 2020 tarifesiyle yapılıyor. Bu mu sizin tarım vizyonunuz? Bu mu ‘yerli ve milli’ ekonomi?”

    “MİLLET GEÇİM DERDİNDE, BUNLAR ŞOV PEŞİNDE”

    Olgun, halkın ekonomik tablosunu da çarpıcı örneklerle dile getirdi: “Bugün Türkiye’de milyonlarca vatandaş ‘kiramı nasıl ödeyeceğim’ sorusuyla uyanıyor. Asgari ücretli, daha maaşını almadan borç defteri tutuyor. Emekli, torununa harçlık veremiyor, pazarda tezgâha bakmaya utanıyor. Esnaf, kepenk kapatmakla ayakta kalmak arasında sıkışmış durumda. Çiftçi, girdi maliyetini karşılayamadığı için toprağına hasret bakıyor. Bu artık sadece ekonomi değil, vicdanlarında tükendiğinin göstergesidir”

    “TERÖR SLOGANINA SESSİZ, ÇİFTÇİNİN ÇIĞLIĞINA SAĞIR!”

    Olgun, son dönemde kamuoyunda tepki çeken bazı sessizliklere de atıfta bulundu: “Sokaklarda Terör örgütü elebaşına özgürlük sloganları atılırken neredeydiniz? O anlarda ne gözüküyordunuz, ne konuşuyordunuz! Ama konu çiftçiye gelince birden ortaya çıkıyorsunuz! Çünkü sizde vicdan değil, ekran refleksi var! Görüntü vermek için konuşur, halkı oyalamak için müjde verirsiniz.

    “İYİ PARTİ OLARAK GERÇEĞİ HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Olgun, açıklamasının sonunda partisinin kararlılığını vurgulayarak sözlerini bitirdi: “Biz İYİ Parti olarak, halkın sesi olmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin çiftçisi, emeklisi, işçisi, esnafı, öğrencisi, hepsi aynı karanlığın mağduru. Ama herkes bilsin ki; bu karanlığın da bir sabahı var. O sabah, güneş elbet doğacak ve bu milleti kandıranların değil, alnının teriyle üretenlerin günü olacak.”

  • Zararlı kimyasallara karşı yeni gıda kontrolü

    Zararlı kimyasallara karşı yeni gıda kontrolü

    Bakanlıkça hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Belirli Gıdalardaki Perfloroalkil Bileşenlerinin Resmi Kontrolü İçin Numune Alma ve Analiz Metodu Kriterleri Tebliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğle, sanayide yaygın olarak kullanılan Perfloroalkil (PFAS) bileşenlerinin gıdalardaki varlığını tespit etmek için uygulanacak numune alma, hazırlama ve analiz metotları tespit edildi. Buna göre, numune alacak kontrol görevlileri, denetim sırasında floropolimer içeren veya su geçirmezlik özelliği PFAS ile sağlanmış kıyafet ya da eldiven giyemeyecek. Numuneye dışarıdan herhangi bir PFAS bulaşmasını tamamen engellemek amacıyla denetçiler, numune alma gününde PFAS içerebilen nemlendirici, kozmetik, el kremi ve güneş kremi gibi kişisel bakım ürünlerini kullanamayacak. Numunelerin alınması, taşınması ve depolanması sırasında kullanılacak kapların da polipropilen veya polietilen gibi PFAS içermeyen malzemelerden yapılması zorunlu olacak, cam kapların kullanımına ise izin verilmeyecek.

    NUMUNE SAYISI ŞARTLARI

    Düzenleme, gıda partilerinin büyüklüğüne göre nasıl alt partilere ayrılacağını da net kurallara bağlıyor. Örneğin, dökme sevkiyatla ticareti yapılan bitkisel yağlar gibi ürünlerde 1500 tonu aşan partiler, her biri 500 tonluk alt partilere bölünecek. Ticareti dökme olarak yapılmayan ve 15 tonu aşan diğer ürün partileri ise 15-30 tonluk alt partiler halinde incelenecek. Alınacak numune sayısı, ürünün ambalajlı olup olmamasına göre farklılık gösterecek. Ayrı paketlerden oluşmayan 50 kilogramdan az partilerden en az 3 birincil numune alınırken, 500 kilogramı aşan partilerde bu sayı 10’a çıkacak. Gıdanın 100’den fazla paket veya birimden oluştuğu durumlarda ise partinin yaklaşık yüzde 5’ini temsil edecek şekilde maksimum 10 paket numune olarak alınacak. Laboratuvarlar, kendilerine ulaşan numunelerin analizinde de titiz prosedürler izleyecek. Analizlerde kullanılacak ekipmanların paslanmaz çelik veya yüksek yoğunluklu polietilen gibi PFAS içermeyen materyallerden yapılmış olması ve özel temizleyicilerle temizlenmesi gerekecek. Laboratuvarların uygulayacağı analiz metotlarının, Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği’nde belirtilen kriterleri karşılaması zorunlu olacak.

  • Kuru incir ihracatı 369 milyon 759 bin dolara ulaştı

    Kuru incir ihracatı 369 milyon 759 bin dolara ulaştı

    Ege İhracatçı Birliklerinden yapılan açıklamaya göre, kuru incir ihracatı 2024-2025 sezonunda tarihinde ilk kez 300 milyon dolar barajını aştı. Ürünün ihracatı miktar bazında 2023-2024 sezonuna göre yüzde 3’lük kayıpla 61 bin 621 ton oldu. Döviz getirisi ise yüzde 27’lik artışla 290 milyon 858 bin dolardan 369 milyon 759 bin dolara çıktı. Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, başarılı bir sezonu geride bıraktıklarını belirtti. Kuru incir üretim ve ihracatında dünya liderliğini sürdürmek istediklerini ifade eden Işık, en büyük ihraç pazarı Avrupa Birliği’ne ihracatın sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde devam etmesi için çalışmaları sürdürdüklerini kaydetti. Işık, yeni sezona 65 bin ton ihracat ve 400 milyon dolar ihracat hedefiyle girdiklerini dile getirdi.

    97 ÜLKEYE KURU İNCİR GÖNDERİLDİ

    Türkiye, 2024-2025 sezonunda 97 ülkeye kuru incir ihraç etti. En büyük alıcı 84,5 milyon dolarla ABD oldu. Fransa 43,2 milyon dolarlık, Almanya 42 milyon dolarlık Türk kuru inciri ithal etti.

  • Güvensiz 3 ürünün ülkeye girişi kısıtlandı

    Güvensiz 3 ürünün ülkeye girişi kısıtlandı

    Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, Ürün Güvenliği ve Denetimi ile Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi genel müdürlüklerince, bazı e-ticaret platformlarında satılan çeşitli ürün gruplarına yönelik denetim ve laboratuvar analizleri yapıldığı belirtildi. İncelenen 182 üründen 148’inin ürün güvenliği kriterlerini karşılamadığı ve mevzuata aykırı olduğunun tespit edildiği, bu gruplarda uygunsuz ürün oranının yüzde 81 olarak belirlendiği bilgisi verilen açıklamada, incelemelerde, ayakkabılar, oyuncaklar ve saraciye ürünlerinde (gerçek ve suni deriden yapılmış çanta ve bavullar) yasal sınırların çok üzerinde fitalat, kurşun, kadmiyum ve PAHs gibi toksik maddelere rastlandığı ifade edildi. Açıklamada, bu doğrultuda insan ve kamu sağlığının korunması, tüketicilerin güvenli ürünlere ulaşımının temini için söz konusu ürün gruplarına yönelik yeni bir düzenlemenin Bakanlıkça yapıldığı belirtilerek şunlar kaydedildi: “Yüksek risk taşıdığı belirlenen ayakkabı, oyuncak ve saraciye ürünlerinin, posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla ‘basitleştirilmiş gümrük beyannamesi’ kapsamında ülkemize getirilmesi kısıtlanmıştır. Söz konusu düzenleme, 20 Ekim 2025 tarihli ve 2025/11 sayılı Genelge ile yürürlüğe girmiştir. Tüketici sağlığını korumaya, piyasa gözetimi ve denetim faaliyetleriyle vatandaşlarımızın güvenli ürünlere ulaşmasını temin etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

  • TOKİ’nin Eylül kampanyası beklentileri aştı

    TOKİ’nin Eylül kampanyası beklentileri aştı

    TOKİ’den alınan bilgiye göre, borcunu kapatarak tapusuna hemen sahip olmak isteyen hak sahiplerine yönelik 22 Eylül’de başlatılan kampanya, 17 Ekim’de sona erdi. Kampanya, satışları 30 Haziran 2024’e kadar yapılmış ve geri ödemeleri bu tarihten önce başlayan konut ve iş yeri alıcılarını kapsadı. Bu kapsamda kampanyadan 14 bin 381 kişi borç bakiyesinin tamamını ödeyerek tapularını alırken, 949 kişi ise kısmi ödeme yaparak indirimden faydalandı. Katılımcıların yüzde 96’sı borçlarını banka kredisi kullanmadan kendi tasarruflarıyla kapattı. Böylece kampanyadan toplam 15 bin 330 konut ve iş yeri alıcısı faydalanmış oldu.

  • Zirai dondan etkilenen üreticilere destek ödemesi başladı

    Zirai dondan etkilenen üreticilere destek ödemesi başladı

    Yumaklı, NSosyal medya hesabından zirai dondan etkilenen üreticilere ilişkin paylaşımda bulundu. Zirai dondan etkilenen üreticilerin yanında olmayı sürdürdüklerini belirten Yumaklı, şunları kaydetti: “Tarım sigortası bulunmayan ancak ÇKS’ye kayıtlı üreticilerimize ilk etapta 13 milyar 221 milyon lira destek ödemesi yapıyoruz. Üreticimizin emeğini koruyarak, tarımsal üretimde sürdürülebilirliği ve kırsal kalkınmayı güçlendirmeye devam ediyoruz.”

  • Türkiye’nin en ucuz kaynağı artık güneş

    Türkiye’nin en ucuz kaynağı artık güneş

    Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember’in yeni analizine göre, rüzgar enerjisi santrallerinin kurulum maliyeti yüzde 40, güneş enerjisi santrallerinin ise yüzde 77 geriledi. Kurulum maliyetlerindeki düşüş, santrallerin yaşam boyu elektrik üretim maliyetlerinin de azalmasını sağlıyor. Bu kapsamda, santral kurulum maliyetlerindeki bu düşüş güneşten elektrik üretim maliyetini yüzde 69 azaltarak, güneş enerjisini Türkiye’nin en ucuz elektrik üretim kaynağı haline getirdi. Türkiye’de yeni kurulacak bir güneş enerjisi santralinde üretim maliyeti megavatsaat başına 43 dolar olarak hesaplandı. Öte yandan Ember’in analizinde, Türkiye’de son alınan kararla yerli kömür santrallerine megavatsaat başı 75 dolar fiyat alım garantisi sağlandığı anımsatılarak, söz konusu fiyatın yerli kömür santrallerinin son bir yıldaki ortalama elektrik satış fiyatından yüzde 12 ve ortalama elektrik üretim maliyetlerinden yüzde 36 daha yüksek olduğu kaydedildi. Yerli kömür santrallerine bu teşvikle dört yıllık dönemde 8,7 milyar doları bulan harcama yapılacağı belirtilen analizde, mevcut kaynakların kömür yerine şebekenin modernizasyonu ve güneş enerjisi santrallerinin önündeki bürokratik engellerin kaldırılmasına ayrılması durumunda, Türkiye’nin 2035’e kadar 120 gigavat yenilenebilir enerji hedefine ulaşabileceği aktarıldı. Raporun yazarı Ember’in enerji analisti Çağlar Çeliköz, kömür teşviklerinin şebekenin modernizasyonuna aktarılmasının, rüzgar ve güneş santrallerinin bağlantı kapasitesini artırarak 2035 hedeflerine ulaşmayı hızlandıracağını belirterek, Türkiye’nin güneş enerjisinde önemli ilerleme kaydettiğini ancak potansiyelinin tamamını kullanmak için hala ciddi adımlar atılması gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

  • Hamsi fiyatı 70 liraya düştü, tezgahlar canlandı

    Hamsi fiyatı 70 liraya düştü, tezgahlar canlandı

    Zonguldak Merkez balık halinde yerli hamsinin kilosu 70 liraya indi. Balık halindeki esnaf Zeki Beybeyoğlu, son günlerde tezgâhlara yoğun hamsi geldiğini ifade etti. Bol av nedeniyle fiyatların düştüğünü dile getiren Beybeyoğlu, “Hamsi bol çıkıyor. Vatandaşa da bol bol veriyoruz” dedi.

    Vatandaşlar hamsiyi stokluyor

    Esnaf, vatandaşların hamsiyi fazla miktarda alıp buzluğa koyduğunu belirtti. Beybeyoğlu, “Adamlar beş kilo beş kilo alıyor. Balık bol olduğu için herkes alabilir” şeklinde konuştu.

    Fiyatların devamı hava koşullarına bağlı

    Beybeyoğlu, hava şartlarının uygun olması halinde hamsi fiyatının bu seviyelerde kalacağını söyledi. Tezgahlardaki ürünlerin tamamının yerli hamsi olduğu vurgulandı.

  • Altında dalgalı seyir: Yeni rekor yolda mı?

    Altında dalgalı seyir: Yeni rekor yolda mı?

    Uluslararası piyasalarda altın, Fed’in önümüzdeki haftaki toplantısında faiz indirimine gideceği beklentisiyle rekor üstüne rekor kırdı. Dün gece 4.381 dolara ulaşan ons fiyatı, bu sabah yatırımcıların kâr realizasyonu nedeniyle 4.348 dolardan işlem görüyor. Güncel verilere göre, ons altın şu an 4.346-4.362 dolar bandında seyrediyor. Aylık bazda %16,41, yıllık bazda ise %58,82’lik yükseliş kaydedildi. Piyasalar, Fed’in bu ay 25 baz puan indirim yapmasını ve Aralık’ta devamını bekliyor.

    Yurt içinde gram altın, cuma günü 5.905 TL ile zirve yaptıktan sonra dün gece 5.901 TL’ye yaklaştı. Bu sabah ise 5.854 TL’ye geriledi. Kapalıçarşı’da güncel satış fiyatı 6.226 TL olarak belirtilirken, anlık piyasa verileri alış 5.744 TL, satış 5.745 TL gösteriyor. Diğer çeşitler şöyle:

    – Çeyrek altın: Alış 9.934 TL, satış 10.048 TL
    – Cumhuriyet altını: Yaklaşık 15.500-16.000 TL bandında
    – Ata altın: 41.686 TL satış fiyatı

    Bu fiyatlar, ons altındaki dalgalanma ve dolar/TL kuruna bağlı olarak anlık değişiyor.

    Piyasaları Etkileyen Faktörler

    Altındaki yükselişi tetikleyen ana unsur, Fed’in faiz indirimi beklentisi. Ancak, bu cuma gecesi açıklanacak ABD enflasyon verileri (hükümet kapanması nedeniyle gecikmeli) ve ABD-Çin ticaret gerginliği piyasaları etkileyebilir. Uzmanlar, enflasyonun beklenenden yüksek gelmesi halinde altının destek bulacağını, düşük çıkması durumunda ise geçici bir düzeltme yaşanabileceğini belirtiyor. Küresel risk iştahı ve jeopolitik gerilimler de fiyatları yukarı taşıyor.

    Rekorlar Devam Eder mi?

    Analistler, Fed’in gevşek para politikasıyla altının 4.500 doları aşabileceğini öngörüyor. Uzun vadede, enflasyonist baskılar ve güvenli liman talebiyle yeni rekorlar bekleniyor. Ancak kısa vadede dalgalı seyir hakim; 4.300 dolar destek, 4.400 dolar direnç seviyeleri izlenmeli. Yatırımcılara tavsiye: Portföy çeşitlendirmesi ve anlık verileri takip etmek.

  • KOSGEB’de yeni başvuru dönemi başladı

    KOSGEB’de yeni başvuru dönemi başladı

    Amaç, özellikle ülkemizin kalkınmasında öncelikli olan sektörlerde faaliyet gösteren yeni işletmeleri destekleyerek daha uzun ömürlü ve güçlü hale getirmek.

    KİMLER BAŞVURABİLİR?

    Program iki ana başlıkta yürütülüyor: “İş kurma desteği” ve “İş geliştirme desteği”. İş kurma desteği, KOSGEB’in destek kapsamına aldığı sektörlerde faaliyet gösteren yeni işletmelere yönelik. Yani yeni bir iş kurduysanız ve bu sektörler arasında yer alıyorsanız, bu destekten faydalanabilirsiniz. İş geliştirme desteği ise biraz daha özel sektörleri kapsıyor. Bu destekten yalnızca aşağıdaki alanlarda faaliyet gösteren firmalar yararlanabiliyor: İmalat (NACE Kodu: C), Telekomünikasyon (61), Bilgisayar programlama, yazılım ve danışmanlık hizmetleri (62), Bilişim altyapısı, veri işleme ve barındırma hizmetleri (63), Bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetleri (72) Yani yazılım geliştiriyorsanız, üretim yapıyorsanız ya da teknoloji odaklı bir alanda işiniz varsa, bu destek tam size göre olabilir.

    BAŞVURU NASIL YAPILACAK?

    Desteklerden yararlanmak isteyen girişimciler, başvurularını e-Devlet üzerinden ya da KOSGEB’in resmi internet sitesi aracılığıyla yapabilecek. Gerekli şartlar ve belgeler de aynı kanallardan duyuruluyor. Son gün 31 Ekim. Başvuru süreci 31 Ekim 2025’te sona erecek. Başvurusunu son güne bırakmak istemeyen girişimcilerin bir an önce işlemlerini tamamlamasında fayda var.

  • 9 aylık çekici ihracatı yüzde 53 arttı

    9 aylık çekici ihracatı yüzde 53 arttı

    Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği verilerinden yapılan derlemeye göre, otomotiv sektörünün alt gruplarından çekici üretim sanayisi, ocak-eylül dönemindeki ihracatını 2024’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 53 artırdı. Geçen senenin 9 aylık döneminde 903 milyon 870 bin dolar olan çekici ihracatı, bu yılın aynı döneminde 1 milyar 380 milyon 823 bin dolara yükseldi.

  • Sanayide ihracat hedefi 266,5 milyar dolara çıkıyor

    Sanayide ihracat hedefi 266,5 milyar dolara çıkıyor

    2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi verilerinden derlenen bilgiye göre, sanayide yüksek katma değer ve teknoloji odaklı dönüşüm için yeni rota çizildi. Bu kapsamda, “Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi Programı” ile üretim ve yatırım ortamını iyileştirerek, yüksek katma değerli ve teknolojik ürünlerin üretildiği, rekabet gücü yüksek, sürdürülebilir üretim yapısı oluşturulması amaçlandı. Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi Programı için merkezi yönetim bütçesinden 2026 yılı için 177,2 milyar lira ödenek planlanırken, 2027 ve 2028 yıllarında 178 milyar lirayı aşan ödenek ayrılması hedeflendi. Söz konusu ödeneğin detaylarına bakıldığında, bu yıl 258,7 milyar dolar olması tahmin edilen imalat sanayi ihracatının, gelecek yıl 266,5 milyar dolara çıkması öngörüldü. Söz konusu rakamın, 2027 yılında 277,8 milyar dolar ve 2028 yılında 291,5 milyar dolara yükselmesi planlandı.

  • 9 ayda 26,9 milyon ürün denetlendi

    9 ayda 26,9 milyon ürün denetlendi

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, vatandaşların ekonomik refahını bozacak, iç piyasa istikrarını olumsuz etkileyecek ve arz-talep dengesine zarar verecek faaliyetlere karşı piyasa denetimlerinin hız kesmeden devam ettiği vurgulandı. Bu kapsamda Bakanlığın bu yıl 1 Ocak-30 Eylül döneminde yürüttüğü denetimler sonucu 426 bin 474 firma ve 26 milyon 865 bin 521 ürünün denetlendiği bilgisi verilen açıklamada, karşılaşılan uygunsuzluklar dolayısıyla 2 milyar 99 milyon liralık idari para cezası uygulandığı ifade edildi. Açıklamada, İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından yılın 9 ayında gerçekleştirilen otomotiv, stokçuluk, emlak, kuyum, fahiş fiyat, haksız ticari uygulamalar ve ödeme süreleri çerçevesindeki denetimlerde 94 bin 256 gerçek ve tüzel kişinin incelendiği belirtilerek, şunlar kaydedildi: “4 bin 101 kişi ve firmaya toplam 773 milyon 687 bin 156 lira idari para cezası uygulanmıştır. Denetim sonuçlarına göre haksız ticari uygulamalar ve ödeme süreleri için 290 milyon 172 bin 370 lira, fahiş fiyat uygulamalarına 254 milyon 574 bin 435 lira, kuyum sektörüne 19 milyon 38 bin 653 lira, emlak sektörüne 86 milyon 407 bin 917 lira, otomotiv sektörüne 88 milyon 694 bin 267 lira, elektronik ileti ve çalışma saatleri denetimleri kapsamında 34 milyon 799 bin 513 lira tutarlarında ceza verilmiştir.”

    ÜRÜN GÜVENLİĞİ DENETİMLERİ SONUCU 492 MİLYON LİRA CEZA

    Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından, 9 ayda 25 bin 462 gerçek ve tüzel kişinin denetlendiğine dikkati çekilen açıklamada, “Mevzuata aykırılık tespit edilen 1650 kişi ve firmaya toplam 491 milyon 839 bin 17 lira idari para cezası uygulanmıştır. Tüketici sözleşmelerinde (ön ödemeli konut, abonelik, mesafeli satış, taksitli satış, paket tur, devre tatil) ceza tutarı 266 milyon 597 bin 681 lira, reklam ve haksız ticari uygulamalarda 188 milyon 716 bin 434 lira, ürün güvenliği ve piyasa gözetimi denetimlerinde 36 milyon 524 bin 902 lira olarak gerçekleşmiştir.” bilgisi verildi. Açıklamada, Ticaret Bakanlığı il müdürlükleri aracılığıyla yapılan denetimlere ilişkin de detaylar paylaşıldı. Bu kapsamda, 9 ayda 306 bin 756 firmanın denetlendiği aktarılan açıklamada, aykırılık tespit edilen 66 bin 447 firmaya toplam 833 milyon 814 bin 709 lira idari para cezası uygulandığı bildirildi. Ayrıca eylül ayı özelinde 35 bin 126 firma ve 3,6 milyon ürün denetlendiği, 8 bin 158 firmaya 78,4 milyon lira ceza kesildiği belirtildi.

  • “Türkiye ekonomisine güven duyuluyor”

    “Türkiye ekonomisine güven duyuluyor”

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, ABD’deki temaslarına ilişkin bilgi verdi. Dünya Bankası ve IMF yıllık toplantıları ile G20 Maliye Bakanları toplantısına katıldığı ABD’de son derece verimli temaslarda bulunduklarını aktaran Şimşek, “Yatırım bankalarının düzenlediği geniş katılımlı toplantılarda yatırımcılarla bir araya geldik. Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını, programımızdaki somut ilerlemeleri ve güçlü yatırım potansiyelimizi paylaştık.” değerlendirmesinde bulundu. Şimşek, ayrıca birçok mevkidaşıyla ekonomik işbirliğinin derinleştirilmesi, ticaret ve yatırımların artırılması konularında ikili görüşmeler yaptıklarını belirtti. Çok taraflı kalkınma bankalarının üst düzey yöneticileriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve düşünce kuruluşlarıyla da görüş alışverişinde bulunduklarını bildiren Şimşek, “Türkiye ekonomisine duyulan güven ve artan ilgiyi memnuniyetle gözlemliyoruz.” ifadesini kullandı.