Kategori: Gündem

  • Avrupa’da sıcaklık, Türkiye’de ihracat rekoru!

    Avrupa’da sıcaklık, Türkiye’de ihracat rekoru!

    Avrupa genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, klima ve soğutma sistemlerine olan ihtiyacı önemli ölçüde artırdı.

    Bu gelişme, Türkiye’nin iklimlendirme sektörünün ihracat performansına da olumlu yansıdı.

    Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, haziran ayında Avrupa pazarına gerçekleştirilen iklimlendirme ürünleri ihracatında kayda değer bir artış yaşandı.

    Almanya ilk sıradaki yerini korudu

    Haziran ayında Avrupa ülkeleri arasında en fazla ihracat 71,4 milyon dolarla Almanya’ya yapıldı.

    Almanya’nın ardından İtalya, Fransa, Polonya ve İspanya, Türk iklimlendirme sektörünün en önemli ihracat pazarları arasında yer aldı.

    Sektör temsilcileri, özellikle yaz aylarında yaşanan aşırı sıcakların sipariş hacmini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekiyor.

    En hızlı artış Finlandiya’da görüldü

    İhracatın büyüme hızına bakıldığında ise en dikkat çekici artış Finlandiya’da yaşandı.

    Bu ülkeye yapılan ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 130,7 yükseldi.

    Finlandiya’yı sırasıyla Hırvatistan, Letonya, Lüksemburg ve Malta izledi.

    Türk firmaları avantajını koruyor

    İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Baştaş, Türk üreticilerinin kaliteli üretim anlayışı, güçlü mühendislik altyapısı, hızlı teslimat kabiliyeti ve esnek üretim modeli sayesinde uluslararası pazarda güçlü bir konum elde ettiğini ifade etti.

    Baştaş, Türkiye’nin Avrupa’ya yakın konumunun da lojistik süreçlerde önemli avantaj sağladığını belirtti.

    Çevreci teknolojilere ilgi artıyor

    Avrupa pazarında enerji tasarrufu sağlayan ve çevre dostu teknolojilere sahip ürünlere yönelik talebin giderek arttığını belirten Baştaş, Türk firmalarının uzun süredir bu alana yatırım yaptığını söyledi.

    Özellikle düşük karbon salımı sağlayan klima sistemleri, ısı pompaları, havalandırma çözümleri ve çevreci soğutucu akışkan kullanan ürünlerin ihracatta öne çıktığını dile getirdi.

    Baştaş, iklimlendirme sektöründeki büyümenin yalnızca konut kaynaklı olmadığını vurgulayarak, yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezlerinde kullanılan gelişmiş soğutma sistemlerine yönelik talebin de hızla yükseldiğini söyledi.

    Enerji verimliliği yüksek iklimlendirme sistemleri, otomasyon çözümleri, endüstriyel soğutma ekipmanları ve akıllı bina teknolojilerinin önümüzdeki dönemde ihracatta önemli rol üstleneceğini ifade etti.

    İhracatta büyüme beklentisi sürüyor

    Sektör temsilcileri, mevcut siparişlerin devam etmesi halinde yılın ikinci yarısında da ihracatın artış eğilimini koruyacağını öngörüyor.

    Türkiye’nin küresel markalar için önemli bir üretim merkezi haline geldiğini belirten sektör yetkilileri, katma değeri yüksek üretimle Avrupa pazarındaki payın daha da artırılmasının hedeflendiğini kaydetti.

  • 2025/2026 Sezonunun en çok izlenen dizileri belli oldu!

    2025/2026 Sezonunun en çok izlenen dizileri belli oldu!

    2025/2026 sezonunun reyting liderleri açıklandı

    2025/2026 televizyon sezonunda ekranlara gelen dizilerin reyting performansı netleşti. 20+ABC1 kategorisindeki ortalama reytinglere göre hazırlanan listede sezonun en çok izlenen dizisi 13,55 reyting ortalamasıyla “Taşacak Bu Deniz” oldu.

    Toplam 36 dizinin yarıştığı sezonda yeni yapımlar kadar uzun soluklu diziler de ilk 10’da yer almayı başardı.

    İşte sezonun en çok izlenen 10 dizisi

    1- Taşacak Bu Deniz (TRT 1)

    • Ortalama reyting: 13,55
    • Açılış reytingi: 4,52
    • En yüksek reyting: 17,52
    • Sezon bölümü: 31

    Trabzon’da çekilen dizi, ilk sezonunda yakaladığı reyting başarısıyla listenin zirvesine yerleşti.

    2- Uzak Şehir (Kanal D)

    • Ortalama reyting: 13,24
    • Açılış reytingi: 13,93
    • En yüksek reyting: 15,90
    • Sezon bölümü: 35

    İkinci sezonunda da güçlü performansını sürdüren yapım, zirveyi az farkla kaçırdı.

    3- Yeraltı (NOW)

    • Ortalama reyting: 8,40
    • Açılış reytingi: 5,59
    • En yüksek reyting: 10,35
    • Sezon bölümü: 16

    2026’nın en çok konuşulan yeni dizilerinden biri olmayı başardı.

    4- Sevdiğim Sensin (Star TV)

    • Ortalama reyting: 8,14
    • Açılış reytingi: 5,84
    • En yüksek reyting: 10,19
    • Sezon bölümü: 15

    İlk sezonunda elde ettiği reytinglerle ilk 5’e girmeyi başardı.

    5- Eşref Rüya (Kanal D)

    • Ortalama reyting: 7,50
    • Açılış reytingi: 8,09
    • En yüksek reyting: 10,26
    • Sezon bölümü: 34

    İkinci sezonunda da istikrarlı yükselişini sürdürdü.

    6- A.B.İ. (ATV)

    • Ortalama reyting: 7,31
    • Açılış reytingi: 9,98
    • En yüksek reyting: 10,64
    • Sezon bölümü: 18

    Kenan İmirzalıoğlu’nun ekranlara dönüş yaptığı yapım, sezonun en güçlü çıkışlarından birini gerçekleştirdi.

    7- Kızılcık Şerbeti (Show TV)

    • Ortalama reyting: 7,09
    • Açılış reytingi: 6,33
    • En yüksek reyting: 9,11
    • Sezon bölümü: 35

    Dördüncü sezonunda da ilk 10’daki yerini korumayı başardı.

    8- Güller ve Günahlar (Kanal D)

    • Ortalama reyting: 6,65
    • Açılış reytingi: 3,88
    • En yüksek reyting: 8,27
    • Sezon bölümü: 32

    Sezonun dikkat çeken yeni yapımları arasında yer aldı.

    9- Teşkilat (TRT 1)

    • Ortalama reyting: 6,31
    • Açılış reytingi: 5,58
    • En yüksek reyting: 7,75
    • Sezon bölümü: 36

    Altıncı sezonunda da reytinglerde ilk 10 içerisindeki yerini korudu.

    10- Halef: Köklerin Çağrısı (Show TV)

    • Ortalama reyting: 5,81
    • Açılış reytingi: 3,95
    • En yüksek reyting: 8,09
    • Sezon bölümü: 35

    İlk sezonunda listeye girmeyi başararak dikkat çeken yapımlar arasında yer aldı.

  • Bugün gözler Kabine toplantısında: İşte dikkat çeken başlıklar!

    Bugün gözler Kabine toplantısında: İşte dikkat çeken başlıklar!

    Cumhurbaşkanlığı Kabinesi bugün toplanıyor

    Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında bugün Beştepe’de bir araya gelecek.

    Toplantıda, dış politikadan ekonomiye, güvenlikten savunma sanayisine kadar birçok kritik başlık ele alınacak.

    NATO Zirvesi’nin ardından ilk değerlendirme

    Kabinenin öncelikli gündem maddelerinden biri, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin ardından yaşanan diplomatik gelişmeler olacak.

    Toplantıda, Türkiye’nin NATO kapsamındaki temasları, müttefik ülkelerle yapılan ikili görüşmelerin sonuçları, Türkiye-ABD ilişkilerindeki son durum ve Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamlı şekilde değerlendirilecek.

    Zirvede alınan kararların Türkiye’nin dış politika stratejisine olası etkileri de masaya yatırılacak.

    CAATSA, S-400 ve F-35 süreci görüşülecek

    Savunma başlığında ise ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı CAATSA yaptırımları öne çıkacak.

    Kabine üyelerinin, yaptırımların kaldırılmasına yönelik diplomatik girişimleri, S-400 hava savunma sistemiyle ilgili son gelişmeleri ve Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına yeniden dahil edilmesine ilişkin yürütülen temasları değerlendirmesi bekleniyor.

    “Terörsüz Türkiye” çalışmaları ele alınacak

    Toplantının güvenlik gündeminde “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar da yer alacak.

    Sahadaki son durum, güvenlik operasyonları ve sürece ilişkin değerlendirmelerin Kabine üyeleri tarafından ayrıntılı şekilde ele alınması bekleniyor.

    15 Temmuz programları masada

    Kabinede ayrıca, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün 10’uncu yılı kapsamında düzenlenecek anma programları da görüşülecek. Etkinliklerin kapsamı ve gerçekleştirilecek organizasyonlar hakkında değerlendirmelerde bulunulacak.

    Ekonomide son durum değerlendirilecek

    Ekonomi başlığında ise enflasyonla mücadelede gelinen son durum, uygulanan ekonomi programının etkileri ve önümüzdeki dönemde atılabilecek yeni adımlar Kabine’nin gündeminde yer alacak.

    Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kamuoyuna önemli açıklamalarda bulunması bekleniyor.

  • ABD’li şirketten Diyarbakır Havzası için günlük 250 bin varil petrol üretim öngörüsü

    ABD’li şirketten Diyarbakır Havzası için günlük 250 bin varil petrol üretim öngörüsü

    Mitchell, AA muhabirine, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve ABD’nin en büyük petrol üreticilerinden Continental Resources ile birlikte Diyarbakır Havzası’ndaki konvansiyonel olmayan petrol ve doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesine yönelik yürüttükleri çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Türkiye’nin konvansiyonel olmayan hidrokarbon kaynağı potansiyeline dikkati çeken Mitchell, “Türkiye’de büyük ölçekli konvansiyonel olmayan kaynak potansiyeline sahip iki bölge bulunuyor. Bu kaynakların gözeneklilik ve geçirgenlik özelliklerinin daha düşük olmasını kastediyoruz. Bu iki bölge, Türkiye’nin güneydoğusundaki Diyarbakır Havzası ve kuzeybatısındaki Trakya Havzası. Her iki havzada da 18 yıldır faaliyet gösteriyoruz.” bilgisini paylaştı.

    Mitchell, şirketin TPAO ile uzun yıllara dayanan işbirliğinin son dönemde yeni bir boyut kazandığını ve Kuzey Amerika’da yaygın olarak kullanılan konvansiyonel olmayan petrol ve gaz kaynaklarının üretime kazandırılmasına yönelik tecrübeyi Türkiye’ye taşıdıklarını belirterek, “Bu işbirliği bilgi birikimi, sermaye ve kaynak paylaşımına dayanıyor.” dedi.

    ABD'li şirketten Diyarbakır Havzası için günlük 250 bin varil petrol üretim öngörüsü

    Beş yılda 25 sondaj kulesi

    Diyarbakır Havzası’nın bekledikleri şekilde gelişmesi halinde gelecek beş yıl içinde sahada yaklaşık 25 sondaj kulesinin faaliyet gösterebileceğini ifade eden Mitchell, “Her sondaj kulesi, yatay sondaj yapacağı için dört ya da beş dikey kuyunun verimliliğine eşdeğer olacaktır. Bu önemli bir husus, çünkü çok daha az yüzey alanı kaplar.” değerlendirmesinde bulundu.

    Mitchell, havzanın uzun vadeli potansiyeline ilişkin, şunları kaydetti:

    “Diyarbakır Havzası yaklaşık 20 yıllık bir süreçte, Türkiye’nin mevcut durumdaki kuyularının toplamından daha fazla kuyuya sahip olabilir. Beş yıllık yavaş bir büyüme sürecinin ardından olgun bir üretim seviyesine ulaşılacağını düşünüyoruz. Zamanla, havzanın toplam potansiyelinin günlük 250 bin varil petrole kadar ulaşabileceğini düşünüyorum. Diyarbakır Havzası’ndaki doğal gaz üretim potansiyeli ise günlük 25 milyon metreküpten fazla olabilir. 25 ila 50 milyon arasında bir üretim oldukça iyi bir miktar. Bu, Türkiye’nin iç talebinin önemli bir kısmını karşılayacaktır.”

    Mitchell, TPAO’nun üretimin büyük kısmını gerçekleştireceğini, süreç ilerledikçe bazı sahaların tek başına sahibi ve geliştiricisi olarak faaliyet gösterebileceğini kaydetti.

    “Türkiye, yatırımcıların güvenebileceği bir istikrar sunuyor”

    Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Mitchell, ülkenin en büyük avantajının coğrafi konumu olduğunu söyledi.

    Mitchell, Türkiye’nin enerjinin kesişim noktasında bulunduğunu belirterek, küresel enerji koridorlarındaki değişimlerin Türkiye’nin önemini artırdığını dile getirdi.

    Enerji şirketlerinin artık yalnızca kaynak büyüklüğüne değil, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki istikrar ve öngörülebilirliğe de baktığını ifade eden Mitchell, “Türkiye belki bazı ülkeler kadar büyük enerji kaynaklarına sahip değil ancak yatırımcıların güvenebileceği bir istikrar sunuyor.” diye konuştu.

    Mitchell, ABD’li şirketlere Türkiye merkezli faaliyet göstermeyi, Türk enerji sistemine katılım sağlamayı ve Türkiye’yi bir merkez olarak kullanarak çevre ülkelere açılmayı tavsiye ettiklerini, iş yapmaya çalıştıkları ülkelerde ise Türkiye ile kurdukları işbirliğini referans göstererek güven inşa ettiklerini ve Özbekistan’ın da bu yaklaşımın uygulandığı örneklerden biri olduğunu aktardı.

    Türkiye ile işbirliğini “çok büyük bir fırsat” olarak nitelendiren Mitchell, şunları kaydetti:

    “Başarıya giden en iyi ve en hızlı yolu garanti altına alabilmek için diğer faaliyetlerimizi bir noktaya kadar sınırlıyoruz. TPAO ile kurduğumuz ortak girişim şu anda muhtemelen dünya çapında sahip olduğumuz en önemli fırsat. Mesele sadece başarılı olmak değil, aynı zamanda TPAO’nun bizi başka projelere de davet edeceği şekilde başarılı olmak. Bu, muhtemelen sahip olduğumuz en önemli ilişki ve şu anda şirketimiz için dünya çapında bir fırsat olarak görüyoruz.”

    Geçen yıl mart ayında TPAO, Texas merkezli TransAtlantic Petroleum ve Oklahoma merkezli Continental Resources arasında Diyarbakır Havzası’ndaki konvansiyonel olmayan petrol ve doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesi amacıyla ortak girişim anlaşması imzalanmıştı.

    Söz konusu işbirliğini “Türkiye’de petrol aramacılığında yeni bir dönemi açan anlaşma” olarak tanımlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, en güncel çevresel ve teknolojik uygulamalarla yürütülecek projede yerli iş gücünün eğitimi ve teknik bilgi transferinin de sağlanacağını bildirmişti.

    Türkiye’nin günlük ortalama petrol tüketiminin 1 milyon varil seviyesinde olduğu dikkate alındığında, havzanın tek başına söz konusu tüketimin yüzde 25’ini karşılayabilecek bir potansiyele sahip olduğu öngörülmektedir.

    elirterek, “Bu işbirliği bilgi birikimi, sermaye ve kaynak paylaşımına dayanıyor.” dedi.>>>AA

  • Kuru soğanda gümrük vergisi 31 Ağustos’a kadar yüzde 5’e indirildi

    Kuru soğanda gümrük vergisi 31 Ağustos’a kadar yüzde 5’e indirildi

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, piyasaların doğru yönlendirilerek spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi, temel gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve ülke ihtiyacının yerli üretimin teşviki yoluyla karşılanabilmesi amacıyla gerekli tedbirlerin zamanında alındığı belirtildi.

    Tarım ve Orman Bakanlığı ile yakın koordinasyon içinde yapılan değerlendirmeler sonucunda, bu yıl görülen aşırı yağış gibi iklimsel olumsuzlukların etkisiyle, kuru soğan hasadının üretici bölgelerde kademeli olarak devam ettiği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Temel gıda ürünlerinden olan kuru soğanda, arz güvenliğinin sağlanması ve tüketici ihtiyacının uygun fiyatla karşılanabilmesini teminen, piyasayı tam olarak rahatlatacak seviyede arz sağlanacağı değerlendirilen 31 Ağustos’a kadar, gümrük vergisi geçici olarak yüzde 5 olarak yeniden düzenlenmiştir.”

    1 Eylül itibarıyla oran yeniden yüzde 49,5 olacak

    Söz konusu uygulamanın, yerli üretimin korunması amacıyla yeni sezon ürün hasadının piyasaya yoğun şekilde gireceği ve bu yolla iç piyasa dengesinin yeniden tesis edileceği öngörülen 1 Eylül’den itibaren soğan ithalatında yüzde 49,5 oranındaki gümrük vergisinin uygulanmaya devam edeceği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Bakanlığımız, Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlar ile istişare halinde, piyasada oluşan arz-talep dengesi ve fiyat gelişimlerini yakından takip etmeye, bu yolla üretici ve tüketiciyi birlikte gözeterek gerekli düzenlemeleri zamanlıca hayata geçirmeye devam edecektir.”>>>AA

  • Şehit Ömer Halisdemir’in hatıraları kültür merkezinde yaşatılıyor

    Şehit Ömer Halisdemir’in hatıraları kültür merkezinde yaşatılıyor

    Yaklaşık 8 yıl önce Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Çukurkuyu beldesinde açılan merkezde 15 Temmuz kahramanı şehit Halisdemir’in çocukluk ile gençlik fotoğrafları, künyesi, görevde kullandığı bıçak, su matarası, beresi ve kıyafetleri sergileniyor.

    Merkezde darbe girişimi gecesine ait fotoğraflar ve gazete manşetlerinin yanı sıra 15 Temmuz şehitlerinin isimlerinin yer aldığı bölüm de bulunuyor.

    Şehir içinden ve dışından çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan kültür merkezi, Ömer Halisdemir’in o gece yaptığı kahramanlığı hafızalarda canlı tutuyor.

    Şehidin ilkokul arkadaşı Mahmut Ünal, AA muhabirine, Halisdemir ile iyi arkadaş olduklarını ve beldede sevildiğini söyledi.

    Halisdemir’in çocukluk yıllarından itibaren asker olmayı hedeflediğini ve bu hayalini büyük azimle gerçekleştirdiğini anlatan Ünal, şunları kaydetti:

    “Burada fazla sosyal hayat olmadığından boş vaktimiz çoktu. Ömer’le koyun güderdik. Babalarımız çobandı. Tekmezar mevkisinde su kuyusu var, oraya koyunlar sabah gelirdi, biz de Ömer’le gider, onlara su verirdik. Kuyudan su çeker, koyunların başında beklerdik. Sık sık birbirimizin evine gider gelirdik, babalarımız akraba, biz de Ömer’le çocukluk arkadaşıyız. Ömer, 18-19 yaşlarında uzman çavuşluğu kazandı. Daha sonra gelip gittikçe görüşmeye başladık. Çocukluğunda asker olmayı çok istiyordu, vatanseverdi, çok milliyetçiydi. Azimli, dürüst bir arkadaştı, Ömer’i biz öyle tanıdık.”

    Şehit Ömer Halisdemir'in hatıraları kültür merkezinde yaşatılıyor

    “Arada gider orada eski günleri yad ederim”

    Ünal, 15 Temmuz gecesi Ömer Halisdemir’in darbeci generali vurarak gösterdiği kahramanlıkla milletin hafızasında önemli bir yer edindiğini vurguladı.

    Çocukluk arkadaşının vatanı uğruna canını feda etmesinden gurur duyduğunu dile getiren Ünal, “Şehadet haberini aldığımızda Ömer’in bunu yapacağını biliyordum. Gözü karaydı ve gözünü daldan budaktan esirgemeyen bir arkadaştı. Vatanı, memleketi ve çocukları için Ömer’in bunu yapacağına kalbimden inanıyordum. Ömer bile bile şehadete yürüdü. Ömer’in anılarını yaşatmak için müze açıldı. Arada gider orada eski günleri yad ederim, Ömer’in hatıralarına bakarım. Oraya gittiğimde veya mezarının başına geldiğimde çocukluğu ve gençliği aklıma gelir.” ifadelerini kullandı.

    “Oraya gittiğimizde duygulanıyoruz”

    Ziyaretçilerden İsmail Çağlak da Konya’dan Şehit Ömer Halisdemir’in kabrini ve kültür merkezini ziyaret etmek için geldiğini söyledi.

    15 Temmuz gecesi Türk milletinin vatanına sahip çıktığını vurgulayan Çağlak, “Elhamdülillah vatanımızı kurtardık. Vatanı kurtarmak için o gün herkes sokaklara döküldü. Bizler de sokaklardaydık. Ömer Halisdemir, kendini feda ederek vatanımızı, milletimizi kurtardı. Biz de gurur duyuyoruz. Şehidimizi de ziyaret ettik, kültür merkezine de elimizden geldiğince uğramaya çalışıyoruz. Oraya gittiğimizde duygulanıyoruz. Eşyalarına, elbiselerine baktığımız zaman gerçekten müthiş bir duygu coşkusu içerisine giriyoruz.” diye konuştu.

    Ziyaretçi Bilal Çelik de kültür merkezine girdiklerinde duygulandıklarını, sergilenen eşyaların ve fotoğrafların 15 Temmuz gecesini yeniden hatırlattığını söyledi. >>>AA

  • FETÖ’nün “güncel yapılanması” deşifre edildi

    FETÖ’nün “güncel yapılanması” deşifre edildi

    AA muhabirinin soruşturma ve dava dosyalarından derlediği bilgilere göre, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi başarısız olan FETÖ, bu tarihten sonra örgüt yapılanmasını güncelledi. Ancak güvenlik güçleri ve yargı mensuplarının soruşturma ve kovuşturmalarıyla yeni terör yapılanmaları da çözüldü.

    Darbe girişiminden beri FETÖ’ye karşı mücadele aralıksız sürdürülürken, örgütün güncel yapılanmaları yakalanan bazı şüpheli ve sanıkların ifadelerine de yansıdı.

    Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen itirafçılar, darbe girişiminden sonraki süreçlerde örgütün yeniden organize edilen mali ve hiyerarşik yapısı, örgüt evleri, öğrenci yapılanması ve yeni haberleşme yöntemleri gibi birçok konuda dikkati çeken bilgiler verdi.

    FETÖ’nün güncel yapılanmasına yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada 2023 yılında etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren kadın şüpheli B.Ç, örgütün İstanbul Anadolu Yakası Kadıköy eğitim danışmanı olduğunu söyledi.

    Başkanlığını yaptığı derneğin 15 Temmuz darbe girişiminden sonra devlet tarafından kapatıldığını belirten B.Ç, kendisinin o dönem FETÖ’nün “üniversite mesullüğü” görevini yaptığını anlattı.

    B.Ç, darbe girişiminin ardından FETÖ yöneticilerince örgüt evlerinin kapatıldığını, herkesin kendi hayatına bakması ancak iletişimi koparmamaları yönünde telkinde bulunulduğunu aktardı.

    Darbe girişiminden sonra E. kod isimli kadının kendisine 3 kişilik bir grup verdiğini ve bu kişilerle irtibatını koparmamasını istediğini ifade eden B.Ç, E. kod adlı kadının darbeden 2 ay sonra yurt dışına gitmesinin ardından “Kadıköy eğitim denetmeni” görevini A. kod isimli kadının yürüttüğünü, A’nın da kendisinden örgütün sosyal medya ayağıyla ilgilenmesini istediğini kaydetti.

    B.Ç, örgütün büyükşehir yapılanması sosyal medya sorumlusu M. ile 2016 yılında tanıştığını, o dönem Gmail görünümlü farklı bir program üzerinden iletişim kurduklarını, daha sonra Viber adında bir programla konuşmaya devam ettiklerini bildirdi.

    Örgütün 2016 yılı sonrasında İstanbul’un Anadolu Yakası’nı Kadıköy, Üsküdar, ve Kartal olmak üzere 3 bölgeye ayırdığını anlatan B.Ç, ayrıca Sakarya, Kocaeli, Bilecik, Yalova ve Gebze’de il örgütlenmelerinin olduğunu ancak İstanbul’un Avrupa Yakası ile ilgili bilgiye sahip olmadığını dile getirdi.

    Sosyal medyada örgüt lehine gündem oluşturulmasına yönelik faaliyetlerde bulunduğunu itiraf eden B.Ç, bu süreçte geçmişten tanıdığı ve irtibatını sürdürdüğü bazı kişilerle iletişim kurarak belirlenen konular üzerine sosyal medyada paylaşım yaptıklarını belirtti.

    B.Ç. “2017 yılı itibariyle ‘Kadıköy Eğitim Danışmanı (ED)’ A. kod isimli şahıstı. Kadıköy’de toplamda 10 kadar ev vardı. Bu evlerde kalanların kim olduğunu bilmiyorum. Benim o yıl evlerle ilgili bir görevim yoktu. Büyükşehir il abisi M. isimli şahıstı. Evlerle genelde A. ve Z. kod isimli şahıslar ilgileniyordu. O dönem bu şahıslar bölge talebe mesulü (BTM) görevini yapıyorlardı. Daha sonrasında bu kavramların ismi değişti. Ben de 2017-2018 yılları arasında FETÖ’nün ‘Kadıköy ili sosyal medya sorumlusu’ olarak görev yaptım. Bu zaman diliminde ben evlerle ilgilenmiyordum.” dedi.

    Örgütteki sosyal medya sorumluluğu görevini 2018 itibarıyla Kadıköy eğitim danışmanı A. kod isimli kişinin talimatı ile N. kod adlı kadına devrettiğini söyleyen B.Ç, bu kadının darbe sonrası FETÖ’ye ait evlerde kalan kişilerden olduğu bilgisini verdi.

    O dönem büyükşehirin bay-bayan öğrenci yapılanması ile ilgilenen “Büyükşehir İl Abisi” Ö. kod isimli kişiden görevi Y. kod adlı kişinin devraldığını bildiren B.Ç, kod ismi Ö. olan şahsın talimatıyla “Kadıköy eğitim danışmanı” görevine başladığını, kendisinden önce bu görevi yürüten A. kod isimli kadının ise Hukuk ve İktisadi İdari Bilimler Fakültesi okuyan ve KPSS ile atanıp memur olmak isteyen şahıslardan sorumlu (HİM sorumlusu) olduğunu kaydetti.

    B.Ç, ifadesine şöyle devam etti:

    “Ben Kadıköy eğitim danışmanı olduğum dönemde Kadıköy ilinde kaç tane ev olduğunu hatırlamıyorum ancak 2020 yılı pandemi dönemi başlangıcında 28 tane ev vardı. O dönem benim üst konumumda olan Ö. kod isimli şahıs ile 8 ilde görevli ‘Bilirkişilerin’ yer aldığı Viber isimli program üzerindeki gruptan haftalık toplantılar yapılırdı. Bu toplantılara yukarıda bahsettiğim 8 ilin bilirkişileri, büyükşehir üniversite, lise ve Vifak mesulleri katılırdı. Bu toplantılarda 2 evin bir BBTM’si olması gerektiği, bu evleri bu BBTM’ler haricinde kimsenin bilmemesi, başka evlerde kalan şahısların birbirlerini asla tanımaması ve gizliliğin sağlanması gerektiği üzerine görüşmeler yapılırdı.”

    Milli Savunma Üniversitesine sızma talimatı

    B.Ç. örgüt evlerinde kalacak öğrencilerin namaz kılma alışkanlığı, sosyal yaşamları ve bazı kişisel özelliklerinin dikkate alınarak seçildiğini, bu evlerin örgüte ait olduğunu öğrencilerin bildiğini vurguladı.

    Sorumluluğunu yürüttüğü dönemde “ideal ev” olarak nitelendirilen, düzenli temizlik, sohbet, tesbihat ve kitap okuma faaliyetlerinin yapıldığı öğrenci evlerine ilişkin bilgi aldığını dile getiren B.Ç, bu evlerde ağırlıklı olarak Risale-i Nur külliyatının okunduğunu, örgüt elebaşı Fetullah Gülen’e ait yazıların ise internet üzerinden okunmasının tavsiye edildiğini ve aylık kitap okuma takibinin yapıldığını öne sürdü.

    B.Ç, “Yapılan toplantılarda, evlerde kalan adli bir sıkıntısı olmayan şahısların tekrardan özellikle Milli Savunma Üniversitesi sınavlarına yönlendirilmesi yönünde talimatlar verilirdi. Yine buna yönelik olarak evlerde kalan şahıslardan birkaç kişinin, Milli Savunma Üniversitesi sınavlarına girdiğini biliyorum. Ancak başarılı olamadılar.” diye konuştu.

    Örgütte “bilirkişi” unvanının 2018 öncesinde “eğitim danışmanı (ED)” olarak görev yapan kişiler için kullanıldığını söyleyen B.Ç, “PAF”ın üniversite öğrencisini, “PAF mesulü”nün üniversite sorumlusunu, “yıldız”ın lise öğrencisini, “yıldız mesulü”nün lise sorumlusunu, “vifak”ın kendi evinde kalan kişileri (KEK), “EU”nun bölge talebe mesulünü (BTM), “EK”nin ev ablasını, “HİM”in ise hukuk ile iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde öğrenim gören ve KPSS ile kamuya atanmayı hedefleyen kişileri tanımladığını kaydetti.

    B.Ç, hakkında aranma kaydı çıkmadan önce örgüt içinde resmi işlem yapılmaması, kişisel hat ve kayıtlı adres kullanılmaması yönünde talimat verildiğini, bu nedenle Yunanistan’a kayıtlı telefon hatları ve Viber uygulaması kullanmaya başladığını anlattı.

    Örgütte Viber ve Signal uygulamaları kullanılan kişilerin telefonlarını ve sim kartlarını belirli aralıklarla değiştirilmesi konusunda uyarıldıklarını ancak bu talimatlara uymadığını savunan B.Ç. hakkında aranma kararı çıkmasına rağmen adres değiştirmediğini, ikamet ettiği evin de resmi kayıtlarda görünmediğini söyledi.

    B.Ç, “Kadıköy’deki öğrenci evlerinde bulunan lise son sınıf öğrencileri üniversite sınavı sonrası kazandığı ile ilişkin bu ilde görevli üniversite mesullerine bilgileri bu X isimli şahıs gönderirdi. Bu şahıs hem erkeklerin hem de bayanların bilgilerine haizdi. Diğer illerden de üniversiteyi kazanan şahısların bilgileri eğer Kadıköy ilinde ikamet edecekse bana gelirdi. Ben de bana gelen bu bilgilerle evlere bu şahısları yerleştirirdim.” şeklinde konuştu

    Bu yapının 2022 yılına kadar devam ettiğinin altını çizen B.Ç, her yıl bölgesinde üniversiteyi kazanan öğrencilere ilişkin bilgilerin kendisine iletildiğini, Viber üzerinden haftalık toplantılar yapıldığını ve 2018 itibarıyla sorumluluk alanı Kadıköy’de yaklaşık 17-18 örgüt evi bulunduğunu ileri sürdü.

    B.Ç, 2019 itibarıyla Kadıköy’deki örgüt evlerinde yaklaşık 80 kadın öğrencinin kaldığını, erkek yapılanmasına ilişkin sınırlı bilgiye sahip olduğunu, Üsküdar ve Kartal’daki yapılanmanın Kadıköy’e benzer büyüklükte olduğunu, Gebze, Yalova ve Bilecik’te çok az sayıda ev bulunduğunu, İzmit ve Sakarya’daki öğrenci sayısının ise İstanbul’daki bazı bölgelerin yaklaşık yarısı kadar olduğunu iddia etti.

    Örgütteki “izdivaç mesullüğü”nden bahseden B.Ç., evlilik süreçlerinin kadın ve erkek adaylara ait özgeçmişlerin (CV) değerlendirilmesi, karşılıklı onayın alınması ve fotoğrafların paylaşılmasının ardından organize edildiğini, sorumluluğundaki bazı kişilerin de bu yöntemle evlendirildiğini kaydetti.

    Rakamlı kod sistemi

    Örgüt içerisinde kullandıkları rakamlı kodlamalara açıklık getiren B.Ç, “Bu kodların başlangıcında yer alan ilk hanedeki rakam 1 ise bayanı, 2 ise erkekleri temsil ederdi. 2’nci hanedeki rakam ise il kodunu temsil ederdi. Örnek 1775. 1’nci hanede yer alan 1 rakamı bayanı temsil eder. 2’nci hanede yer alan 7 rakamı bulunduğu il yapılanmasını (7 rakamı Kadıköy ili), son 3’üncü ve 4’üncü hanede yer alan rakamlar ise sıra numarasını temsil eder.” ifadelerini kullandı.

    B.Ç, 2019 yılı ve öncesinde Kadıköy yapılanmasında muhasebe sorumlusu olarak görev yapan E. kod adlı kişinin örgüt evlerine maddi destek sağladığını, bu paraların himmet adı altında toplanan bağışlardan karşılanmış olabileceğini, ödemelerin doğrudan bölge sorumlularına ulaştırıldığını ve söz konusu kişinin daha sonraki dönemde de aynı görevi sürdürdüğünü bildirdi.

    E. kod adlı kişiye aktarılan paraların hem yurt içinden hem de yurt dışından geldiğini düşündüğünü ancak paranın hangi yöntemle ulaştırıldığına ilişkin bilgisi olmadığını öne süren B.Ç. “Kadıköy ilinin yurt dışı karşılığı, ilk zamanlar Ukrayna’da yaşayan örgüt mensubu şahıslar sorumluydu. Ukrayna ülkesinde savaş çıktığı için bu süreci Moldova ve Romanya ülkelerinde bulunan örgüt mensubu şahıslar takip etmeye başladı. Diğer illerde de maddi anlamda sorumlu olan ülkeler var ancak bu ülkelerin isimlerini bilmiyorum.” dedi.

    B.Ç, 2020 yılında Kadıköy’de yaklaşık 28 örgüt evinde 93 öğrencinin kaldığını, pandemiyle birlikte faaliyetlerin büyük ölçüde durduğunu, öğrencilerin evlerine dönmesi üzerine kira gideri yüksek olan ve mezun öğrencilerin kaldığı evlerin kapatıldığını, bu süreç sonunda ev sayısının 12’ye kadar düştüğünü, birçok evin de boş kaldığını ifadesine ekledi.

    Viber üzerinden yapılan toplantıların 2020 itibarıyla sona erdiğini, “Büyükşehir Öğrenci Mesulü” Ö. kod adlı kişinin yönlendirmesiyle Signal uygulamasını kullanmaya başladığını dile getiren B.Ç, haftalık toplantıların bu platform üzerinden diğer illerdeki örgüt mensuplarının katılımıyla sürdürüldüğünü ve örgüt içi iletişimin 2021 yılının eylül ayına kadar bu şekilde devam ettiğini anlattı.

    Örgütte farklı kod adları kullandığını, yakalandığı tarihte “Kadıköy bilirkişisi” olarak görev yaptığını vurgulayan B.Ç, ifadesine şöyle devam etti:

    “Evlerde rutin olarak tesbihat takipleri, namaz kılma durumları, Fetullah Gülen’in kasetlerini dinleme gibi faaliyetler olurdu. 2022 yılı itibariyle Kadıköy bölgesinde bulunan 12 evde kalan şahıslara Fetullah Gülen’e ait kasetler dinlenmesi yönünde telkinler yapıldı. 20 günlük süreçte Fetullah Gülen’e ait ses kayıtlarının olduğu kasetleri 20 tane dinleyene hediye çeki, en çok dinleyene de yurt dışı gezisi vadedildi. Bu yurt dışı gezileri Romanya veya Moldova üzerine yapılacak gezilerdi. Bu gezilere katılan olup olmadığını bilmiyorum. Çünkü bu kampanya 2022 yılının Aralık ayının 25-26’sı gibi sonlanacaktı.”

    Güncel yapılanmanın şeması çıkarıldı

    Öte yandan, B.Ç’nin ifade tutanağına eklenen şemalarda, FETÖ’nün “Büyükşehir yapılanması”na bağlı Anadolu Yakası ile çevre illerde oluşturduğu organizasyon yapısı yer aldı.

    Şemalara göre, Kadıköy, Üsküdar, Kartal, Sakarya, İzmit, Gebze, Yalova ve Bilecik aynı yapılanma içinde bulunuyor.

    Kadıköy yapılanmasının hiyerarşik yapısının da gösterildiği şemada, il sorumlularının altında üniversite, lise, vifak, sosyal medya ve HİM sorumluları ile bölge talebe mesulleri (BTM) yer alırken, her BTM’ye bağlı dört ev ablasının görev yaptığı görülüyor.

    Örgütün güncel yapılanmasına ilişkin finansman şemasında, Kadıköy yapılanmasına yönelik para transferlerinin ilk aşamada Ukrayna üzerinden sağlandığı, savaşın ardından bu sürecin Moldova ve Romanya’daki örgüt mensuplarınca yürütüldüğü belirtiliyor.

    Örgütün sözde “Büyükşehir yapılanması”na ilişkin şemada, “Büyükşehir İl Hadimi”nin altında “Büyükşehir Talebe Mesulü” ile 8 ilin bay ve bayan esnaflarından sorumlu “il hadimleri” yer alıyor.

    Şemada, talebe yapılanmasında “bilirkişi” “eğitim danışmanı (ED)”, üniversite, lise, izdivaç, vifak, sosyal medya ve HİM mesullükleri ile BTM birimleri yer alırken, BTM’lerin her birinin 4 öğrenci evi sorumlusu olarak görev yapan “ev ablalarından” sorumlu olduğu kaydediliyor.

    “Tutuklu-ihraç askerlerin eşleri dosyaları takip etmek amacıyla benimle irtibata geçtiler”

    Etkin pişmanlık kapsamında 2025 yılında ifade veren kadın şüpheli F.A. da örgütle ilk irtibatının lise yıllarında dershaneye gitmesiyle başladığını anlattı.

    Örgüte ait yurtta veya evde kalmadığını, 2007 yılında üniversite 3’üncü sınıfta eşi A.A ile tanıştığını ve bir sene sonra da evlendiklerini anlatan F.A, evliliklerinde örgütün herhangi bir dahlinin olmadığını savundu.

    F.A. ifadesinde, 2016 yılına kadar örgütle herhangi bir temasının olmadığını iddia ederek, bu süreçte eşinin de bir teması olup olmadığını konusunda bilgisinin bulunmadığını, eşinin de bu konuda kendisine bir şey anlatmadığını kaydetti.

    Eşinin 2015’te kurmaylık sınavlarına girdiği dönemde sık sık şehir dışına farklı illere gidip geldiğini ifade eden F.A, 2016 yılındaki darbe sürecinde eşinin Sarıyer’de Harp Akademileri Komutanlığı’nda görev yaptığını ve sonrasında gözaltına alınarak tututuklanmasının ardından ihraç edildiğini söyledi.

    F.A. ifadesinde, şunları kaydetti:

    “2016 yılında eşim tutuklanınca bu yapıya bağlı tutuklu-ihraç askerlerin eşleri dosyaları takip etmek amacıyla benimle irtibata geçtiler. Eşimle birlikte 15 Temmuz gecesi Kağıthane ilçesinde bulunan İBB Lojistik Deposuna giden askerlerin eşlerinden H.A. ve Ş.Y. benimle görüşme sağladı. Eşimin devresi olan Z.E. de benimle irtibata geçerek K. isimli eşiyle ve çocuklarıyla görüşmemizi talep etti. Ben de bu süreçte boşlukta olduğumdan ve eşimi de kurtarma içgüdüsüyle hareket ederek bu şahıslarla çok sık olmamakla birlikte görüşmeye başladık.”

    Eşiyle birlikte tutuklanan şüphelilerin aileleriyle görüşmeye başladıklarını söyleyen F.A, 2024 yılında Z.E.’nin “Signal” uygulamasının güvenli olduğu yönünde tavsiyesi doğrultusunda telefonuna yüklediğini ancak çok fazla kullanmadığını, sonrasında sildiğini belirtti.

    F.A. ifadesinde, Z.E’nin maddi olarak yardımda bulunma teklifini kabul etmediğini öne sürerek, “Z.E’nin dağıttığı paraların yurt dışında bulunan FETÖ/PDY’yle iltisaklı kişiler tarafından gönderildiğini biliyorum. Z.E. ve A.B’nin FETÖ/PDY kapsamında hakkında adli-idari işlem yapılan ihraç-tutuklu şahısların ailelerine para dağıttığını biliyorum.” beyanında bulundu.

    Banka hesaplarında para trafiğinin sorulması üzerine F.A. örgüte yönelik bir para trafiğinin olmadığını öne sürerek, “2025 yılı mart ayı içerisinde umreye gidecek olan A.K. isimli yaşlı teyzeye 8 bin 500 TL verdim. Bu parayı bana Z.E. verdi. A.K.’nin oğlunun 15 Temmuz sürecinde vefat ettiğini Z.E.’den öğrendim. Bu amaçla bana parayı vererek A.K’ye ulaştırmamı söyledi.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yıllar sonra yeni gelişme!

    Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yıllar sonra yeni gelişme!

    Soruşturmada yeni aşamaya geçildi

    Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı.

    Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturma kapsamında 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini, bunlardan 25’inin yakalandığını açıkladı.

    Soruşturma Ankara’ya devredilmişti

    Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin dosya, 12 Haziran’da Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredilmişti.

    Başsavcılık koordinesinde sürdürülen soruşturmada elde edilen yeni deliller doğrultusunda operasyon kararı alındı.

    10 ilde eş zamanlı operasyon

    Soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak ile tasarlayarak kasten öldürme suçlamaları yöneltildi.

    Soruşturma kapsamında polis ekipleri, Ankara, İstanbul, İzmir, Balıkesir, Adana, Antalya, Çanakkale, Bursa, Isparta ve Afyonkarahisar’da belirlenen 30 adrese eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi.

    Operasyonlarda 25 şüpheli gözaltına alınırken, iki şüphelinin cezaevinde bulunduğu, iki şüphelinin ise yurt dışında olduğu tespit edildi.

    Gözaltına alınanlar arasında askeri personel, emniyet mensupları ve kaza inceleme çalışmalarında görev aldığı belirtilen bazı isimlerin de bulunduğu öğrenildi.

    Bakan Gürlek’ten açıklama

    Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmanın geldiği aşamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, operasyonu yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerine teşekkür etti.

    Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu ve kazada yaşamını yitiren diğer kişileri rahmetle andığını belirterek, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla soruşturmanın kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

    Muhsin Yazıcıoğlu nasıl hayatını kaybetmişti?

    Yerel seçim çalışmaları kapsamında 25 Mart 2009’da Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesinde miting düzenleyen Muhsin Yazıcıoğlu, programın ardından Yozgat’ın Yerköy ilçesine gitmek üzere helikopterle hareket etti.

    Ancak içinde bulunduğu helikopter, Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesi yakınlarında düştü.

    Günler süren arama çalışmalarının ardından Yazıcıoğlu ile birlikte helikopterde bulunan beş kişinin cansız bedenine ulaşıldı.

    31 Mart 2009’da Ankara’daki Kocatepe Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Muhsin Yazıcıoğlu, vasiyeti doğrultusunda Taceddin Dergâhı’na defnedildi.

  • Afyonkarahisar’da minibüs durağına silahlı saldırı: 1 ölü, 1 yaralı

    Afyonkarahisar’da minibüs durağına silahlı saldırı: 1 ölü, 1 yaralı

    Afyonkarahisar’da minibüs durağına düzenlenen silahlı saldırıda 1 kişi öldü, 1 kişi de ağır yaralandı.

    Olay, Dörtyol Mahallesi’ndeki Uydukent minibüs durağında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, durağa gelen bir grup ile Durak Başkanı Osman Bulaş arasında henüz belirlenemeyen nedenden tartışma başladı. Çıkan kavgada gruptakilerden birinin yanında getirdiği silahı ateşlemesiyle Osman Bulaş vurulurken, İ.A. da çıkan arbede de bıçaklandı. İhbarla bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralı Bulaş ve İ.A. ambulansla hastaneye kaldırdı. Yaralılardan Osman Bulaş yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

    Olay sonrası polis ekiplerince kaçan şahısların yakalanması için çalışma başlatıldığı bildirildi.

  • Tüpraş’ta kritik süreç başladı: Bilanço öncesi tarih netleşti!

    Tüpraş’ta kritik süreç başladı: Bilanço öncesi tarih netleşti!

    Tüpraş bilanço tarihini KAP’a bildirdi

    Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (Tüpraş), Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada, 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını 4 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşmayı planladığını duyurdu.

    Şirketin açıklamasına göre, 1 Ocak – 30 Haziran 2026 hesap dönemine ait finansal raporlar belirtilen tarihte yayımlanacak.

    ‘Sessiz dönem’ uygulaması başlayacak

    Tüpraş, kurumsal yönetim politikaları kapsamında finansal tabloların açıklanmasından önceki iki haftalık süreçte “sessiz dönem” uygulamasına geçileceğini bildirdi.

    Bu süre boyunca, kamuya daha önce açıklanan bilgiler dışında şirketin finansal durumu ve faaliyetlerine ilişkin yeni bilgi paylaşımı yapılmayacak.

    İlk çeyrekte kârını katladı

    Şirketin 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçları güçlü bir performansa işaret etti.

    Buna göre Tüpraş’ın hasılatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24 artarak 258,2 milyar TL’ye yükseldi.

    Net dönem kârı ise yüzde 2.820 artışla 3,7 milyar TL olarak gerçekleşti.

    TUPRS hissesinde dikkat çeken yükseliş

    Borsa İstanbul’da işlem gören TUPRS hissesi, 10 Temmuz işlem gününü yüzde 1 primle 267 TL seviyesinde tamamladı.

    Hissenin performansına bakıldığında;

    • Son 1 haftada yüzde 11
    • Son 1 ayda yüzde 16
    • Son 1 yılda ise yüzde 97 oranında değer kazandığı görüldü.

    Yatırımcılar şimdi gözlerini 4 Ağustos’ta açıklanacak ikinci çeyrek bilançosuna ç

  • Ağaçtan topladıkları kiraz sonları oldu!

    Ağaçtan topladıkları kiraz sonları oldu!

    Kiraz yedikten sonra fenalaştılar

    Olay, 1 Temmuz’da Kastamonu’nun Tosya ilçesine bağlı Karabey köyünde meydana geldi.

    İddiaya göre Ahmet Derin ile eşi Rahime Derin, ağaçtan topladıkları kirazı yedikten bir süre sonra rahatsızlandı.

    Yakınlarının ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri, çifti ilk olarak Tosya Devlet Hastanesi’ne kaldırdı.

    Buradaki ilk müdahalelerinin ardından durumlarının ciddiyeti nedeniyle Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilen çift tedavi altına alındı.

    İki gün arayla yaşamlarını yitirdiler

    Hastanede tedavisi süren Ahmet Derin, doktorların tüm müdahalelerine rağmen 3 Temmuz’da hayatını kaybetti.

    Yoğun bakımda tedavisi devam eden Rahime Derin de dün yaşamını yitirerek eşinin ardından hayatını kaybetti.

    Tarım ilacı şüphesi

    Edinilen bilgilere göre, çiftin kiraz topladığı ağacın olaydan yaklaşık 15 gün önce tarım ilacıyla ilaçlandığı öğrenildi.

    İlk değerlendirmelerde Derin çiftinin ilaçlama yapılan ağaçtan topladıkları kirazları tükettikleri için zehirlenmiş olabilecekleri ihtimali üzerinde duruluyor.

    Kesin ölüm nedeni araştırılıyor

    Çiftin ölüm nedeninin kesin olarak belirlenebilmesi için incelemelerin sürdüğü öğrenildi.

    Yetkililer, ölüm nedeninin yapılacak toksikolojik ve diğer adli incelemelerin ardından netlik kazanacağını belirtti.

  • 81 ilde büyük FETÖ operasyonu! 968 şüpheli gözaltına alındı

    81 ilde büyük FETÖ operasyonu! 968 şüpheli gözaltına alındı

    Adalet ve İçişleri bakanlıkları, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılına yaklaşılırken FETÖ’ye karşı eş zamanlı ve geniş çaplı bir operasyon için düğmeye bastı. İki bakanlık, yürütülen ortak çalışmaları aynı anda yaptıkları açıklamalarla kamuoyuna duyurdu.

    ADALET VE İÇİŞLERİ BAKANLIĞI KENETLENDİ

    İki bakanlığın ortak açıklamasında, terörle mücadelenin aradan geçen yıllara rağmen hiçbir şekilde hız kesmediğinin altı çizilerek şu önemli mesajlar verildi:

    “Adalet ve İçişleri Bakanlıkları olarak; Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Emniyet ve Jandarma Teşkilatlarımız, Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile ilgili tüm kurumlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Hiçbir terör örgütünün ve hiçbir vesayet odağının aziz milletimizin iradesine, devletimizin bekasına ve hukuk düzenimize kastetmesine izin vermeyeceğiz. 15 Temmuz’un bize yüklediği tarihî sorumluluğun bilinciyle; şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin fedakârlığına ve milletimizin istiklal iradesine sahip çıkacağız.”

    BAKAN GÜRLEK: MÜCADELE İLK GÜNKÜ KARARLILIKLA SÜRÜYOR

    FETÖ’ye karşı yürütülen mücadelenin ilk günkü iradeyle devam ettiğini belirten Bakan Gürlek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

    “Milletimizin iradesine ve devletimizin bekasına kasteden ihanet şebekesi FETÖ/PDY’ye karşı mücadelemiz ilk günkü kararlılık ve hassasiyetle devam etmektedir. Bu sabah, 81 ilimizde Cumhuriyet Başsavcılıklarımız, Emniyet ve Jandarma Teşkilatlarımızın yürüttüğü müşterek çalışmalar neticesinde; örgütün mahrem yapılanmasının deşifre edilmesi ve bağlantılı unsurlarının çökertilmesine yönelik 968 şüpheliyi kapsayan geniş çaplı bir operasyon başlatılmıştır.

    Devletimizin tüm kurumlarıyla yürüttüğü bu büyük arınma seferberliğinde liderliğiyle kararlılığımıza güç katan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı arz ediyorum. Bu haklı mücadelemizde, güçlü koordinasyonun sağlanmasında vermiş oldukları destekten dolayı İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’ye teşekkür ediyorum.

    Hiçbir terör örgütünün veya vesayet odağının devletimizin bekasına, hukuk düzenimize ve aziz milletimizin iradesine kastetmesine asla izin vermeyeceğiz! Türkiye Yüzyılı vizyonuyla yürüdüğümüz bu yolda, güçlü Türkiye hedefine ulaşmamıza hiçbir güç engel olamayacaktır. 15 Temmuz hain darbe girişimini unutmadık. Bundan 10 yıl önce vatanımız, bayrağımız, demokrasimiz ve millî irademiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle yâd ediyorum. Şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin fedakârlığına ve milletimizin istiklal iradesine sonuna kadar sahip çıkacağız.”

  • Bariyerlere çarpan otomobilde 6 kişi yaralandı

    Bariyerlere çarpan otomobilde 6 kişi yaralandı

    Afyonkarahisar’ın kontrolden çıkarak bariyerlere çarpan otomobilde 3’ü çocuk 6 kişi yaralandı.

    Kaza, Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi çıkışında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, R.Ü. (35) idaresindeki 39 AH 757 plakalı otomobil sürücüsünün henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonrası kontrolden çıkarak yol kenarındaki bariyerlere çarptı. Meydana gelen kazada otomobilde bulunan sürücü ile birlikte 3’ü çocuk olmak üzere toplam 6 kişi yaralandı. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar bölgeye gelen sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.

    Kazada aracın kopan tekerlekleri ise kazanın şiddetini gözler önüne serdi.

    Kazanın ardından jandarma tarafından inceleme başlatıldı.

  • Vişne toplarken akrep sokan şahıs hastaneye kaldırıldı

    Vişne toplarken akrep sokan şahıs hastaneye kaldırıldı

    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesine bağlı Karaadilli beldesinde vişne hasadı sırasında akrep sokan bir kişi hastaneye kaldırıldı.

    Olay, Karaadilli beldesindeki bir vişne bahçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, hasat çalışması yaptığı sırada M.G.’yi akrep soktu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi.

    Sağlık ekipleri tarafından olay yerinde ilk müdahalesi yapılan M.G., ambulansla hastaneye kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan şahsın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

  • Bakan Fidan yarın Ukrayna konulu Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi’ne katılacak

    Bakan Fidan yarın Ukrayna konulu Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi’ne katılacak

    Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan yarın Ukrayna konulu Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı temsil edecek.

    Fidan’ın, Paris’te düzenlenecek zirvede, 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin de katıldığı NATO Ankara Zirvesi’nde alınan kararların Ukrayna bakımından muhtemel sonuçlarını muhataplarıyla ele alması bekleniyor.

    Türkiye’nin Ukrayna’nın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği desteği teyit etmesi öngörülen Fidan’ın, Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında cephedeki son duruma ve savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabalarda gelinen aşamaya ilişkin Türkiye’nin değerlendirmelerini paylaşması planlanıyor.

    Fidan’ın Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna heyetlerini yeniden müzakere masası etrafında bir araya getirmeye hazır olduğunun ve Karadeniz’de barış ve istikrarın korunmasının Türkiye açısından arz ettiği önemin altını çizerek, Türkiye’nin bu amaca yönelik çabaları desteklemeye hazır olduğunu ifade etmesi öngörülüyor.

    Bakan Fidan’ın ayrıca, Gönüllüler Koalisyonu bünyesinde gerçekleştirilecek faaliyetlere temel teşkil edecek hukuki ve siyasi çerçevenin netleştirilmesi sürecinde yakın eş güdümün sürdürülmesinin önemine dikkati çekmesi bekleniyor.

    Ukrayna konulu Gönüllüler Koalisyonu

    Ukrayna konulu Gönüllüler Koalisyonu, Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantileri temelinde Ukrayna’da kalıcı ve adil bir barış sağlanması amacıyla Mart 2025’te İngiltere ve Fransa’nın öncülüğünde hayata geçirilmişti. Çoğunluğunu Avrupa ülkelerinin oluşturduğu koalisyonun 30’dan fazla üyesi bulunuyor.

    Kuruluşundan bu yana koalisyonun faaliyetlerinde yer alan Türkiye’nin, ilerleyen dönemde gerekli hukuki ve siyasi çerçevenin hayata geçirilmesi halinde, deniz alanındaki faaliyetlere liderlik etmesi öngörülüyor.

    Paris’te 6 Ocak 2026’ta düzenlenen Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı temsilen Dışişleri Bakanı Fidan katılmıştı.

    Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yıl dönümü münasebetiyle 24 Şubat 2026’da çevrim içi gerçekleştirilen Liderler Zirvesi’ne ise Erdoğan’ı temsilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz katılmıştı.>>>AA

  • LGS tercih süreci yarın başlıyor

    LGS tercih süreci yarın başlıyor

    Adaylar, “merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullar”, “yerel yerleştirme ile öğrenci alan okullar” ve “pansiyonlu okullar” olmak üzere üç grupta tercih yapacak.

    Yarın başlayacak ve e-Okul sistemi üzerinden yapılacak lise tercih işlemleri, 27 Temmuz saat 17.00’ye kadar sürecek.

    Merkezi sınavla öğrenci alan okullara toplam 198 bin 899 öğrenci yerleştirilecek. Anadolu liselerine 60 bin 886, fen liselerine 38 bin 700, sosyal bilimler liselerine 9 bin 210, Anadolu imam hatip liselerine 43 bin 706, mesleki ve teknik Anadolu liselerine 46 bin 397 kontenjan ayrıldı.

    Merkezi sınav puanı ile yerleştirme, sınavla öğrenci alan fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, proje okulları ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin Anadolu teknik programlarına merkezi sınav puanı üstünlüğüne göre tercihler doğrultusunda yapılacak. Öğrenciler, sınavla öğrenci alan okullar listesinden 10 okula kadar tercih yapabilecek.

    Merkezi sınavla öğrenci alan okulların belirlenen kontenjanlarına puan üstünlüğüne göre tercihler doğrultusunda yerleştirme yapılacak.

    Sınavla öğrenci alan okullarda merkezi sınav puanının eşitliği halinde yerleştirme, sırasıyla Okul Başarı Puanı (OBP) üstünlüğü, 8, 7. ve 6. sınıflardaki Yıl Sonu Başarı Puanı (YBP), 8. sınıfta özürsüz devamsızlık yapılan gün sayısının azlığı, tercih önceliği ve eşitliğin bozulmaması halinde öğrencilerin doğum tarihine göre yaşı küçük olana bakılarak yerleştirme yapılacak.

    Yerel yerleştirme nasıl yapılacak?

    Yerel yerleştirme işlemleri, okulların türü, kontenjanı ve konumuna göre il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerince oluşturulan ortaöğretim kayıt alanlarındaki okullara, sırasıyla öğrencilerin ikamet adresleri, okul başarı puanı ve okula özürsüz devamsızlık yapılan gün sayısının azlığı esas alınarak yapılacak.

    Değerlendirmede, eşitlik olması durumunda sırasıyla 8, 7. ve 6. sınıflardaki yıl sonu başarı puanı üstünlüğüne bakılarak yerleştirme gerçekleştirilecek.

    Sınava giren ve merkezi sınav puanına sahip olan öğrenciler dahil tüm öğrencilerin, yerel yerleştirme ile öğrenci alan okul tercihinde bulunmaları gerekiyor.

    Yerel yerleştirme ile öğrenci alan okullar ekranından tercih yapılmaması durumunda öğrencilere merkezi sınavla öğrenci alan okullar ile pansiyonlu okullar tercih ekranı açılmayacak.

    Özel ortaöğretim kurumlarına ve yetenek sınavı ile öğrenci alan okullara kesin kayıt işlemini tamamlamış öğrenciler tercihte bulunamayacak.

    İlk ekran yerel yerleştirme için açılacak

    Öğrenciler, ilk olarak yerel yerleştirme ile öğrenci alan okullar ekranından tercih yapabilecek. Yerel yerleştirme tercihlerinde ilk 3 okulu kayıt alanından seçmek kaydıyla öğrenciler en fazla 5 okul tercih edebilecek.

    Tercihlerde aynı okul türünden (Anadolu lisesi, mesleki ve teknik Anadolu lisesi, Anadolu imam hatip lisesi) en fazla 3 okul seçilebilecek.

    Yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için tercihlerini gerçekleştiren öğrenciler, istemeleri halinde merkezi sınavla öğrenci alan okullar ekranından en fazla 10, pansiyonlu okullar tercih ekranından da en fazla 5 okul olmak üzere toplamda 20 okul tercihi yapabilecek.

    Yerel yerleştirme tercih ekranındaki yeşil renk, öğrencinin ikamet adresinin bulunduğu “Kayıt Alanında” yer alan okulları, mavi renk öğrencinin ikamet adresine göre “Komşu Kayıt Alanında” bulunan okulları, kırmızı renk ise öğrencinin kayıt alanı ve komşu kayıt alanı dışında kalan il içindeki diğer kayıt alanları ile il dışındaki kayıt alanlarında olan okulları gösterecek.

    Nakiller iki dönem sürecek

    Geçen yıl olduğu gibi LGS yerleştirmelerine esas nakiller, bu yıl da iki dönemde yapılacak. Her iki dönemde de merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullar için en fazla 3, yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için en fazla 3, pansiyonlu okullar için en fazla 3 okul tercihi yapılabilecek.

    Yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için tercihte bulunan ve ilk yerleştirmede tercihine yerleşen öğrencilerin, yerleştirmeye esas nakil tercih dönemlerinde kayıt alanından okul ve farklı tür tercih etme zorunluluğu bulunmayacak.

    Tercihlerine yerleşemeyen öğrenciler, yerleştirmeye esas nakil tercihlerinde ilk 2 okulu kayıt alanından seçmek şartıyla en fazla 3 okul tercihinde bulunabilecek. Yapılan tercihlerde aynı okul türünden en fazla 2 okul seçilebilecek.

    Özel öğretim kurumlarının kayıt işlemleri ile yetenek sınavıyla öğrenci alan okulların işlem ve kayıtları Ortaöğretim Kurumlarına Tercih ve Yerleştirme Takvimi’ne göre 13-27 Temmuz’da gerçekleşecek.

    Özel öğretim kurumlarına kayıt işlemini tamamlayan öğrencilere tercih ekranı açılmayacak, öğrenciler tercih süresi içinde kayıtlarını iptal ettirmeleri durumunda tercihte bulunabilecek.

    “Rota Maarif” platformu

    Bakanlık, öğrenci ve velilere LGS tercih sürecinde destek olması amacıyla hayata geçirdiği “Rota Maarif” platformunu 10 Temmuz’da erişime açtı.

    Platformda, okulların temel bilgileri, adresleri, iletişim bilgileri, öğretim şekli, ders saatleri, fiziki imkanları, kontenjan durumu ve diğer özellikleri yer alıyor.

    Kullanıcılar okulları il, ilçe, okul türü, okul kademesi, alan, pansiyon durumu ve benzeri kriterlere göre sorgulayabiliyor.

    Sonuçlar, 5 Ağustos’ta açıklanacak

    Yerleştirme sonuçları ve boş kalan kontenjanlar, 5 Ağustos’ta “meb.gov.tr” adresinden ilan edilecek.

    Yerleştirmeye esas birinci nakil tercih başvuruları, 5-7 Ağustos’ta, tercih sonuçları 10 Ağustos’ta açıklanacak. İkinci nakil tercih başvuruları ise 10-12 Ağustos’ta arasında alınacak ve 14 Ağustos’ta duyurulacak.

    Hiçbir yere yerleşemeyen öğrenciler için il ve ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonlarına başvurular, 17-26 Ağustos’ta yapılacak ve komisyonlar yerleştirme işlemlerini 28 Ağustos’ta tamamlayacak.

    Yatılılık başvuruları 31 Ağustos-3 Eylül’de okul ve kurumlarca alınacak. Yatılılık yerleştirme sonuçları 4 Eylül’de ilan edilerek e-Pansiyon üzerinden kayıt işlemleri gerçekleştirilecek.>>>AA

  • Trafik kazasında anne ve baba öldü, 8 aylık bebek ağır yaralandı

    Trafik kazasında anne ve baba öldü, 8 aylık bebek ağır yaralandı

    Afyonkarahisar’da meydana gelen trafik kazasında bariyerlere çarptıktan sonra takla atarak yaklaşık 50 metre sürüklenen otomobilde uzman çavuş koca ile karısı olay yerinde hayatını kaybederken, 8 aylık bebekleri ise ağır yaralandı.

    Kaza, Sinanpaşa ilçesine bağlı Balmahmut köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Uşak’ta aile ziyaretinden dönen ve Hasan Samur’un kullandığı otomobil, Balmahmut köyü yakınlarına geldiği esnada sürücüsünün henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonrası kontrolden çıktı. Savrulan araç yol kenarındaki bariyerlere çarparak takla atıp yaklaşık 50 metre sürüklenerek durabildi. Kazanın ardından çevredekilerin haber vermesi ile bölgeye çok sayıda jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Bölgeye gelen ekipler Hasan Samur (27) ve eşi Zehra Samur’un (26) olay yerinde hayatını kaybettiğini belirlerken, çiftin 8 aylık bebekleri A.K.S.’nin ise yaralandığını belirledi. Yaralı bebek ambulansla hastaneye kaldırılırken durumunun ciddiyetini koruduğu bildirildi.

    Kazada ölen çiftin aile ziyaretinden döndükleri ortaya çıktı

    Kazada hayatını kaybeden Hasan Samur’un Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı emrinde uzman çavuş olduğu, eşi Zehra Samur’un ise Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde görevli memur olduğu ve çiftin Uşak’ta aile ziyaretinden dönerek evlerine geldiği öğrenildi.

    Otomobilin adeta kağıt gibi ezilmesi ise kazanın şiddetini gözler önüne sererken, jandarma tarafından olay yerinde detaylı inceleme yapıldı.

    Kazada hayatını kaybeden çiftin cansız bedenleri ise Afyonkarahisar Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

    Olayla ilgili savcılık tarafından başlatılan soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

  • Milli haltercilerden Yıldızlar Dünya Şampiyonası’nda 17 madalya

    Milli haltercilerden Yıldızlar Dünya Şampiyonası’nda 17 madalya

    Türkiye Halter Federasyonunun açıklamasına göre, Kolombiya’nın Cali kentinde düzenlenen Yıldızlar Dünya Halter Şampiyonası’nda ay-yıldızlı halterciler, elde ettikleri derecelerle Türk halterinin geleceği adına umut verdi.

    Şampiyonaya 5 kadın ve 3 erkek olmak üzere toplam 8 sporcuyla katılan milli takım, organizasyonu 4 altın, 9 gümüş ve 4 bronz olmak üzere toplam 17 madalyayla tamamlayarak önemli bir başarı elde etti.

    Milli halterciler, mücadele ettikleri tüm sıkletlerde kürsüye çıkma başarısı gösterirken, ortaya koydukları performansla Türk halterinin yükselen gücünü bir kez daha ortaya koydu. Kadın milli halterciler ayrıca takım halinde beşinci oldu.

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye Halter Federasyonu Başkanı Talat Ünlü, elde edilen başarının gurur verici olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Yıldız sporcularımızın Dünya Halter Şampiyonası’nda gösterdiği üstün performans, Türk halterinin geleceği adına bizleri son derece umutlandırmıştır. Madalya kazanan tüm sporcularımızı, Kolombiya’da ay-yıldızlı bayrağımızı başarıyla temsil eden milli takım antrenörlerimizi ve emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. Bu başarıların artarak devam edeceğine inanıyorum.”>>>AA

  • FETÖ ve FETÖ ile iltisaklı 2 bin 702 sosyal medya hesabına erişim engeli

    FETÖ ve FETÖ ile iltisaklı 2 bin 702 sosyal medya hesabına erişim engeli

    Duran, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca yürütülen kapsamlı dijital izleme, analiz ve koordinasyon faaliyetlerinin ilgili tüm kurumlarla tam bir eş güdüm içerisinde kesintisiz şekilde sürdürüldüğünü belirtti.

    Dijital mecralar üzerinden yürütülen terör propagandası, dezenformasyon faaliyetleri ve psikolojik harekat girişimlerine karşı devletin bütün imkanlarıyla yürüttüğü mücadelenin kararlılıkla devam ettiğini vurgulayan Duran, şunları kaydetti:

    “Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın koordinasyonunda; Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumumuzun (BTK) ortak çalışmaları neticesinde, son bir ayda FETÖ ve FETÖ ile iltisaklı olduğu tespit edilen 2 bin 702 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli tedbirleri derhal uygulanmıştır.

    Bunun yanı sıra, son iki ay içerisinde gerçekleştirilen detaylı teknik incelemeler ve dijital ağ analizleri sonucunda, terörizmi öven, teşvik eden, dezenformasyon yayan ve ülkemize yönelik psikolojik harekat faaliyetlerinde bulunduğu belirlenen 1652 sosyal medya hesabı hakkında da Adalet ve İçişleri bakanlıklarımız başta olmak üzere ilgili kurumlarımızın koordinasyonuyla gerekli hukuki ve idari işlemler tesis edilmiş, bu hesaplara yönelik erişim engeli kararları uygulanmıştır.”

    “Dijital alan, milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır”

    Duran, yürütülen analizlerin, terör örgütlerinin yalnızca fiziki alanda değil, dijital platformlarda da organize, koordineli ve sistematik yöntemlerle propaganda faaliyetleri yürüttüğünü, manipülasyon, algı yönetimi ve dezenformasyon yoluyla toplumsal huzuru, milli birliği ve kamu düzenini hedef aldığını açıkça ortaya koyduğuna dikkati çekti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin terörle mücadelesini sahada, sınır ötesinde ve dijital mecralarda aynı kararlılık, aynı hukuki meşruiyet anlayışı ve aynı devlet ciddiyetiyle sürdürdüğünün altını çizen Duran, şöyle devam etti:

    “Dijital alan, milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Terör örgütlerinin sosyal medya ve dijital platformları propaganda, eleman temini, finansman, dezenformasyon ve psikolojik harekat amacıyla kullanmalarına hiçbir şekilde müsaade edilmeyecektir. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak, ilgili tüm kurumlarımızla birlikte dijital ekosistemi sürekli takip etmeye, milli güvenliğimizi hedef alan her türlü tehdidi tespit ederek gerekli tedbirleri gecikmeksizin almaya ve vatandaşlarımızı dezenformasyona karşı doğru bilgiyle buluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, bu yıl, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümü olduğunu anımsatarak, “Aziz milletimizin iradesine kasteden FETÖ, o gece Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği, milletimizin destansı direnişi ve devletimizin kararlı mücadelesiyle hüsrana uğratılmıştır. Aradan geçen on yılda da devletimiz, FETÖ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı mücadelesini aynı azim ve kararlılıkla sürdürmektedir. Vatanımız uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmetle ve minnetle yad ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Türkiye Cumhuriyeti, milli birlik ve beraberliğine kasteden hiçbir yapıya, hiçbir terör örgütüne ve hiçbir dijital tehdide asla geçit vermeyecektir.” ifadelerine yer verdi.>>>AA

  • 15 Temmuz şehidi ağabeyine verdiği sözü hafız olarak yerine getirdi

    15 Temmuz şehidi ağabeyine verdiği sözü hafız olarak yerine getirdi

    15 Temmuz gecesi hastaneye gideceğini söyleyerek evden çıkan Mehmet Ali Kılıç, darbecilere karşı koymak için gittiği o dönem ismi “Boğaziçi Köprüsü” olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde elinde Türk bayrağıyla en ön safta yer aldığı sırada açılan ateş sonucu şehit oldu.

    Sabaha karşı gelen şehadet haberiyle büyük bir yıkım yaşayan Kılıç ailesi, yıllar boyunca hem bu acıyla yaşamayı hem de şehitlerinin hayallerini yaşatmayı sürdürdü. O dönem henüz 14 yaşında olan şehidin kardeşi Merve Nur Kılıç da ağabeyinin kendisi için kurduğu en büyük hayallerinden biri olan hafızlığı tamamlayarak ona verdiği sözü tuttu.

    15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit düşen ağabeyine dair hatıralarını ve o gece yaşananları AA muhabirine anlatan Merve Nur Kılıç, 15 Temmuz gecesi ailecek evde olduklarını, ağabeyinin rahatsızlandığını ve hastaneye gitmek için evden çıktığını, bir daha da gelemediğini söyledi.

    Sabaha karşı şehit ağabeyinin haberini aldıklarını kaydeden Kılıç, şöyle konuştu:

    “Babam hastaydı, ameliyatlıydı. O yüzden o çıkamadı. Sabaha karşı ağabeyimin çok yakın bir arkadaşı aradı. Annem de sandı ki yorgun argın diye oraya gitti. Biz onun gelmesini beklerken ‘Mehmet Ali vuruldu, hastanede.’ diye haber geldi. Annemle babam gitti. Hafif bir yaralanma diye hiçbirimiz korkmadık, endişelenmedik. 2-3 saat sonra ağabeyimin şehit haberini aldık. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde, bayrakçı olarak orada seslenirlermiş. Elinde kocaman bir bayrak varmış. Uzun yıllar sonra bir gazinin telefonunda videosunu gördük, sesleniyor ona, ‘Mehmet Ali gel buraya.’ diyor. O da ‘Hayır ağabey gelemem şu an.’ diyor. Köprünün en önündeydi.”

    “Öyle bir yüz ifadesi vardı, sanki hepimize gülümsüyordu”

    Kılıç, 16 Temmuz sabahına ilişkin, “Sabah kalktık ve bizim için tamamen hayat bitmişti. Çok farklı bir duyguydu. O zamana kadar hiç böyle bir şey yaşamayıp da o yaşımızda darbenin ne olduğunu en büyük acıyla öğrenmek gerçekten hepimiz için çok zor bir şeydi. Umarım hiçbir zaman bu günleri yaşamayız.” ifadelerini kullandı.

    Darbe girişimine dair unutmadığı anlardan birinin F-16’ların sesleri olduğunu, hala uçak sesi duyduğunda o geceyi hatırladığını ve ürperdiğini dile getiren Kılıç, en zorlandığı anı ise şu sözlerle anlattı:

    “En zor an ağabeyimi şehit olduktan sonra morgda gördüğümüz andı. Asla ölü gibi değildi. Hepimizin onu gördükten sonra içi rahatladı. Öyle bir yüz ifadesi vardı, sanki hepimize gülümsüyordu. Babam çıktığında ‘Mehmet Ali sağ, ölmedi.’ demişti. Ağabeyimiz, hepimiz için çok bambaşkaydı. Ailemiz, mahallemiz, hepimizin ağabeyiydi. O gittikten sonra evimizin neşesi, hayatımız hiçbir zaman eskisi gibi olmadı. Mahallemiz için de öyle. Hepimiz bir ağabeyimizi kaybettik. Çok bambaşka biriydi.”

    “Hayatındaki en büyük hayali şehit olmaktı ve öyle de oldu”

    Kılıç, darbe girişiminin vatan ve bayrak adına verilen mücadelenin önemini gösterdiğini vurgulayarak, “Yine olsa yine hepimiz çıkarız. Kolay kazanılmadı, bu bayrak uğruna gerçekten çok canlar gitti. Herkesin buna gerçekten sahip çıkıp, bu uğurda yaşamasını ve buna dikkat edip öncelik göstermesini temenni ediyorum. Çünkü hepimiz çok zor zamanlar geçirdik, geçiriyoruz. Bu insanlar bir kere anılıp unutulsa da hayatımız boyunca, ölene kadar unutulmuyor. Çünkü hiçbir zaman bir aileden biri gitse eskisi gibi olmuyor. O yüzden herkesin bu bilinçte olmasını ve unutmamalarını gerçekten isterim.” diye konuştu.

    Aradan geçen yılların ardından gururlu olduğunu ama ailesinin bir daha hiçbir zaman tam olamayacağını bildiği için de bir yanında çok büyük eksiklik hissettiğini ifade eden Kılıç, “Herkesin onu tanımasını ve hayatını öğrenmesini çok isterim. Keşke bu yaşıma kadar onunla daha çok vakit geçirip büyüyebilseydim. Bizim için her zaman bir idoldü. Çocukları sever, yaşlılara yardım ederdi. Gerçekten mükemmel bir insandı. Hayatındaki en büyük hayali şehit olmaktı ve öyle de oldu.” dedi.

    Kılıç, ağabeyi şehit olduktan 3 yıl sonra da annesini kanserden kaybettiğini aktararak, “Üç senedir rahatım artık. O da orada yalnız değil, annesiyle beraber. Bir gün umuyorum hepimize onun şehitlik makamı nasip olur. Biz de oraya gittiğimizde hep beraber kavuşuruz. Vatan sağ olsun.” ifadelerini kullandı.

    Evin en küçük kızı olduğunu ve el üstünde büyütüldüğünü dile getiren Kılıç, “Ağabeyim gerçekten bana bir ağabey, baba, arkadaş gibiydi. En büyük hayalimiz benim hafız olmamdı. O zaman da hafızlığa yeni başlamıştım. Çok şükür bitirdim, ona olan sözümü tuttum. Çok görmesini isterdim ama nasip olmadı. İnanıyorum o da oradan görüyor ve hissediyor.” şeklinde konuştu.>>>AA

  • Şehit polisin acılı eşi 15 Temmuz ruhunun nesillere aktarılmasını istiyor

    Şehit polisin acılı eşi 15 Temmuz ruhunun nesillere aktarılmasını istiyor

    Ülkenin çeşitli illerinde uzun yıllar görev yapan trafik polisi Tosun, o gece saat 23.30’da göreve çağrıldı.

    Aceleyle motosikletine binen Tosun, saat 01.00’de eşi ve kızıyla cep telefonu üzerinden mesajlaşarak onlara durumlarının iyi olduğunu iletti.

    Tosun, ardından Boğaziçi Köprüsü’nü tanklarla kapatan FETÖ’cülere müdahale etmek için harekete geçen Özel Harekat Şube Müdürü’ne eşlik etti.

    Köprü üzerindeki keskin nişancı tarafından vurulan Tosun, olay yerinde 49 yaşında şehit düştü.

    İki çocuk babası şehit polisin eşi Ayşe Zuhal Tosun, Kartal’daki Şehit Polis Kemal Tosun Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde AA muhabirine konuştu.

    Geçen 10 yılda hayatlarında çok şey değiştiğini, hayatın ise her şeye rağmen devam ettiğini ifade eden Tosun, “Şimdi oğlum 34, kızım 27 yaşında. Kızım Maltepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. Oğlum matematik öğretmeni. İkisini de evlendirdim. Yeni düğünlerini yaptık. Öyle hayat maalesef akıp gidiyor. Damadımız da polis. Allah sağlık sıhhat versin inşallah. Tüm polislerimize, askerlerimize hayırlı ömürler versin.” ifadelerini kullandı.

    Tosun, eşinin çok hareketli, sevecen, herkese koşturan bir kişiliğe sahip olduğunu anlattı.

    Eşinin şark görevini tamamlamasının ardından İstanbul’a döndüklerini belirten Tosun, “Eşim, İstanbul’da devlet büyüklerinin eskortluğunu yapıyordu. Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’nde çalıştı. Cumhurbaşkanımız burada olmadığı zaman normal çalışmasını yapıyordu. Cumhurbaşkanımızın, Başbakanlığa başladığından beri devamlı öncü motorcularındandı. Ondan sonra zaten Cumhurbaşkanlığına geçti. Motorize ekibinin başındaydı.” diye konuştu.

    “15 Temmuz gecesi eşime arkasından baktım”

    Acılı eş, 15 Temmuz gecesinde yaşananları şöyle anlattı:

    “O gece sabah çok normal uyanıldı. Ayın 15’in de maaşının alım günüydü. Çocuklara harçlığını verdi. Onlar dışarıya gezmeye çıktılar. Normal günlük işlerimizi yaptık. Ondan sonra camiye gitti. Akşam namazını kıldı ve geldi. Yemek yedik, yeniden camiye gitti. Cumhurbaşkanımız İstanbul’da olmadığı için istirahat zamanıydı. Saat 21.00 gibi eve çocuklar geldi. ‘Köprü kapanmış, terör saldırısı varmış.’ dediler. ‘Hayırdır.’ diyerek televizyonu açtım. Kemal de telefonunu da evde bırakmış gitmiş. Yatsı namazından sonra eve geldi. Hemen üstünü giyindi. Çıkması 5 dakika sürdü, sürmedi. Ondan sonra motosikletine bindi ve arkasından baktım. Normalde giderken öyle arkasından bakma gibi bir huyum yoktu. Bundan sonra hemen televizyonda haberleri seyretmeye koyulduk.”

    O gece hiç uyumadan televizyonda gelişmeleri izlediğini aktaran Tosun, “Gece 01.00 gibi kızım babasına mesaj attı. ‘Baba nasılsınız?’ diye. O zaten son görüşme oldu. O da ‘Biz iyiyiz. Merak etmeyin. Arkadaşlar da iyi’ dedi. Ondan sonra Boğaziçi Köprüsü’ne geçmiş. Özel Hareket Müdürü’nü köprüye motosikletiyle götürmüş. Zaten orada şehit düşüyor.” dedi.

    Tosun, eşinin şehit olmasının ardından geçen sürede acısının giderek derinleştiğini dile getirdi.

    Öyle bir geceyi Allah’ın bir daha kimseye yaşatmamasını temenni eden Tosun, “Ben olayların içinde değildim. Fakat hastanelerde ortam o kadar kötüydü ki önümüzdeki ambulansa bile ateş açıldı. Çok zor bir geceydi.” diye konuştu.

    Tosun, bir askerin kızı olduğunu anlatarak, şu ifadeleri kullandı:

    “O insanın içinde olan bir şey. Allah göstermesin bir şey olacak tabii ki kanımızın son damlasına kadar aynı görevi bizler de yapacağız. 15 Temmuz gündemde. Tabii ki tutulması gerekiyor. Etkinliklere elimden gelince katılıyorum. Gençlere iletilmesi gereken mesajlar var. Ülke, vatan bölünmez. Kanımızın son damlasına kadar bayrağımızı temsil ederiz. Herkesin vatanı kendine. Ben vatanımdan başka bir yerde yaşayamam. Bayrak olmazsa zaten yaşamanın anlamı yok. Bir vatanın, bir yerin ve kökün olmazsa bence amaçsız bir yaşam olurdu.”

    Eşinin vatansever ve milliyetçi​​​​​​​ ruhunu her zaman içinde taşıdığını dile getiren Tosun, “Eşim yurt dışına görevli olarak 2-3 gün gitmişti. Gelince ‘Ya valla toprağı öpesim geldi. Kendi vatanım, kendi yemeğim hiçbir yerde yok. Vatanım için dünyaları veririm.’ demişti. Ölümünden 1-2 ay önceydi.” diye konuştu.

    Tosun, eşinin isminin okullarda, parklarda ve polis merkezlerinde yaşatıldığını belirtti.

    Kartal’daki okula eşinin isminin verildiğini kaydeden Tosun, “Niğde’de, Anadolu lisesinde ve Nevşehir’de parklarda ismi verildi. Adını her yerlerde yaşatıyoruz çok şükür devletimiz de buna imkan veriyor. Burada çocukların okuması, onlara bilgiler öğretilmesi güzel bir duygu. İnsanı gururlandırıyor.” şeklinde konuştu.>>>AA

  • 15 Temmuz şehidi Gülşah Güler’in ailesi evlerini kızlarının hatıralarıyla donattı

    15 Temmuz şehidi Gülşah Güler’in ailesi evlerini kızlarının hatıralarıyla donattı

    Güler’in ailesinin, Kırıkhan Reşatlı Mahallesi’ndeki evleri 6 Şubat 2023’teki depremlerde ağır hasar alarak yıkıldı.

    Yıkılan evlerinin yerine 2 katlı konut inşa eden Güler ailesi, ikinci katına şehit kızları Gülşah Güler’e ait eşyaları yerleştirdi.

    Ailenin “anı evi” olarak nitelendirdiği evde, Güler’in meslek hayatında kullandığı üniforması, kişisel eşyaları, çeşitli hatıraları ile Ankara’da yaşadığı evden getirilen eşyaları yer alıyor.

    Anne Emine ile baba Hüseyin Güler, günün büyük bir bölümünü kızlarının eşyalarıyla donattıkları evde geçiriyor.

    15 Temmuz şehidi Gülşah Güler'in ailesi evlerini kızlarının hatıralarıyla donattı

    “Gülşah, Türkiye’nin evladı oldu”

    Baba Hüseyin Güler, AA muhabirine, 10 yıl geçse de acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu söyledi.

    Kızını çok özlediğini ve hasretinin her geçen gün katlandığını anlatan Güler, “İçimizdeki acı dinmiyor ama evladımızla gurur duyuyoruz. Allah bize şehit anne ve babası olmayı nasip etti. Gülşah’ımız artık sadece bizim değil, Türkiye’nin evladı oldu.” diye konuştu.

    Güler, oluşturdukları anı evinde kızlarının hatıralarını yaşatmaya devam edeceklerini belirtti.

    Kızına ait tüm eşyaların anı evinde yer aldığını anlatan Güler, şunları kaydetti:

    “Zaman zaman gelip burada oturuyor, kızımızı yanımızda hissediyoruz. Burası bize huzur veriyor. İnşallah bu anı evini ilelebet koruyacağız. Şehidimize yakışır bir ortam oluşturmaya çalıştık.” Anne Emine Güler de anı evini ilerleyen süreçte görmek isteyenler için ziyarete açacaklarını kaydetti.>>>AA

  • 15 Temmuz’un izleri hâlâ silinmedi

    15 Temmuz’un izleri hâlâ silinmedi

    Aradan geçen yıllara rağmen bazı gazilerin vücutlarına isabet eden kurşunlar, hayati risk oluşturduğu için çıkarılamıyor. Kritik bölgelerde kalan mermiler, kalıcı sağlık sorunlarına ve günlük yaşamı etkileyen çeşitli rahatsızlıklara yol açıyor.

    Fiziksel izlerin yanı sıra yaşanan olayların etkileri de yıllar geçmesine rağmen yaşamların bir parçası olmaya devam ediyor.

    15 Temmuz gecesinde Saraçhane’deki direnişte gözünü kaybeden İsmail Acur ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi’nin (AKOM) önünde darbeci askerler tarafından göğsünden vurulan Musa İlhan, hem tedavi süreçlerini hem de o geceye dair hafızalarında yer eden anıları AA muhabirine anlattı.

    Şehit sanılıp üzerine Türk bayrağı örtüldü

    Darbe girişimini engellemek için ilk olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğüne giden, ardından darbecilerin hedefindeki Saraçhane’deki İBB binasının olduğu bölgeye geçen 15 Temmuz gazisi İsmail Acur, işgal girişimine karşı direnen vatandaşlarla birlikte en ön saflarda yer aldı.

    Yaralananları güvenli bölgelere taşıdıktan sonra yeniden direniş saflarına dönen Acur, darbecilerin açtığı ateş sonucu ağır yaralandı.

    Sağ gözünü kaybeden Acur’un boynuna isabet eden kurşun ise şah damarı ile omuriliği arasına saplandı. Hayati risk taşıyan bölgede bulunan kurşun nedeniyle aradan geçen 10 yıla rağmen cerrahi müdahale yapılamıyor.

    Yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen boynundaki kurşunla yaşamını sürdüren üç çocuk babası olan İsmail Acur, yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

    15 Temmuz'un izleri hâlâ silinmedi

    Acur, 15 Temmuz’da memleketi Malatya’dan İstanbul’a dönüp uyuduğunu, dışarıdan gelen siren sesleri ve hareketliliği duyunca kalktığını söyledi.

    Televizyonu açtığında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milleti meydanlara davet eden çağrısını duyduğunu belirten Acur, vakit kaybetmeden Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğünün önüne gittiğini dile getirdi.

    Acur, bir süre burada bekledikten sonra Saraçhane’den gelen vatandaşlardan bölgede çok sayıda yaralı olduğu bilgisini aldığını, bunun üzerine vakit kaybetmeden Saraçhane’ye geçtiğini ifade etti.

    Saraçhane’de darbecilere karşı en ön saflarda yer aldığını, vurulan ve yaralanan vatandaşları güvenli bölgelere taşıyarak hastaneye ulaştırmaya çalıştığını anlatan Acur, o geceye ilişkin şunları kaydetti:

    “Yaralıları hastaneye ulaştırdıktan sonra yeniden döndük ve artık en ön saflardaydık. ‘Ya öleceğiz ya da onları etkisiz hale getireceğiz.’ diyorduk. Tam o sırada bir mermi geldi, ben sıyırdı sandım. Elimi attım gözüme doğru, gözüm elimin içine düştü. Kelimeişehadet getirdim. Bir iki adım daha attım ve düştüm. Sonradan, öldüğümü sanarak üzerimi Türk bayrağıyla örttüklerini öğrendim. Çok kan kaybetmiştim. Ambulans geldiğinde nabzımın attığını görmüşler, hemen hastaneye kaldırmışlar. Kurşun boynumda kalmış, gözümü kaybettim. Gözüm protez, görmüyorum. Vatanıma feda olsun, canımız da kanımız da vatanımıza feda olsun.”

    Acur, söz konusu vatan ve bayrak olduğunda yine aynı kararlılıkla sokağa çıkmaya hazır olduğunu vurgulayarak, “Her zaman tetikteyiz ve vatanımız için canımızı vermeye hazırız. Kurşun hala vücudumda. Bu yüzden zaman zaman baş dönmeleri yaşıyor, ağrı ve sızılar çekiyorum. Kurşun omuriliğime çok yakın olduğu için bazen elimi hissetmiyorum. Ağrı kesiciler ve iğneler de fayda etmiyor. Şiddetli ağrılar nedeniyle geceleri uyuyamıyorum.” diye konuştu.

    Acur, vücudunda kalan kurşun nedeniyle yaşadığı bir anısını da şöyle anlattı:

    “Bazen resmi kurumlara gittiğimde metal dedektörlerden geçerken boynumda kalan kurşun nedeniyle cihazlar alarm veriyor. Bir keresinde polise gazi olduğumu söyledim. Bana, ‘Silahın var mı?’ diye sordu. Ben de ‘Silahım yok ama boynumda mermim var.’ dedim. Bunun üzerine, ‘Mermiyi alayım, mermiyle içeri girmek yasak.’ dedi. Ben de şaka yaparak, ‘Ben alamıyorum, sen alabiliyorsan al.’ dedim. Bunun ardından polis memuru yanıma gelip bana sarıldı ve ‘Sizin sayenizde biz bugün buralardayız.’ diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.”

    Gazi Musa İlhan, kalbinin altına isabet eden kurşunla yaşamını sürdürüyor

    Mahallesinde arkadaşlarıyla otururken darbe girişimini öğrenen 49 yaşındaki Musa İlhan ise eve uğramaya bile fırsat bulamadan ayağındaki terlikleriyle AKOM’un önüne gitti.

    15 Temmuz'un izleri hâlâ silinmedi

    Vatandaşlarla darbecilere karşı direnirken darbeci yarbayın açtığı ateş sonucunda göğsünden vurulan İlhan, 10 yıldır kalbinin sadece 2 santimetre yakınında kalan kurşunla yaşıyor.

    İlhan, Hafıza 15 Temmuz Müzesi önünde yaptığı açıklamada, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın bir kalkışma olduğu açıklamasından sonra hiç tereddüt etmeden harekete geçtiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı havalimanında karşılamak için yola çıktığını ancak Alibeyköy’deki İBB Lojistik Destek Merkezi önünde askerlerin hareketliliğini görünce olayların seyrinin değiştiğini söyleyen İlhan, darbeci askerleri orada görünce halkla birlikte merkeze girdiklerini, korkusuzca askerleri dışarı çıkardıklarını belirtti.

    15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne gitmek için yola devam ederken AKOM’daki darbeci askerleri görünce oraya yöneldiklerini aktaran İlhan, şöyle devam etti:

    “AKOM’a girer girmez askerler ateş açtı. Ayaklarımıza doğru mermiler yağıyordu. Önce korktuk, terliklerim ayağımdan çıktı. Oradan darbeci bir asker, ‘Yaklaşmayın vururum.’ diye bağırıyordu. Önce biraz korktuk. Ama sonra Cenabıallah’tan bir güç geldi. Üzerimdeki korkuyu içimizden aldı. Ben de ‘Geliyorum, vuracaksan vur.’ dedim. Şortumla, terliğimle yürüdüm. Sonrasında vurulmuşum. Vurulduğum anda yere yattım. O kadar vicdansızdılar ki yerde yatarken bile sağımdan solumdan mermiler geçiyordu. Gözlerimi kapatıp ‘Gözüme gelmesin.’ diye dua ediyordum. Bir arkadaşım göğsüme tampon yaparak beni korumaya çalışıyordu. Sonrasını hatırlamıyorum. Toplam 4 gün hastanede kaldım. Uyanır uyanmaz Cumhurbaşkanı’mızın durumunu sormuşum. Cumhurbaşkanı’mız ben vurulduktan sonra televizyon yayınına bağlanmış. Okmeydanı Şehir Hastanesi’ndeki hemşireler ‘Cumhurbaşkanı iyi, şu an televizyonda konuşma yapıyor.’ dediler.”

    Kendisini vuran darbeci yarbayla mahkemede yüzleşti

    15 Temmuz gazisi İlhan, “Kurşun kalbimin iki santim altında kaldı. 10 yıldır o kurşunla yaşıyorum. Tedavim 3 ay sürdü. Çünkü kurşunu çıkaramadıkları için ağır ameliyat geçirmedim. Yaranın pansumanlarla kapanmasını bekledik. Sonra evde tedavim devam etti.” ifadelerini kullandı.

    Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde şehitlerin eşyalarını görünce çok duygulandığını ve o günü hatırladığını dile getiren İlhan, şunları kaydetti:

    “Şehitlerimizin ayakkabıları, yaralılarımızın eşyası arasında benim terliğim ve kısa pantolonum da var. Her yıl geldiğimde o geceyi yeniden yaşıyorum. Mahkeme sürecinde beni vuran kişiyle yüzleştim. Bir yarbaydı. Dedi ki ‘Biz, DEAŞ saldırısına şüphelendiğimiz için orayı işgal ettik.’ Bunun üzerine hakim bey, beni niye vurduğunu sordu. O da ‘DEAŞ’lı zannettim.’ cevabını verdi. Ben de ‘Benim nerem DEAŞ’lıya benziyor? Ayağımda terlik, üstümde kısa pantolon var. Elimde hiçbir şey yok.’ dedim. Bunu söylediğinde ne kadar yalancı ve ruhlarını o örgütü teslim ettiklerini belli ettiler.”>>>AA

  • Meclis’te 15 Temmuz anma programı düzenlenecek

    Meclis’te 15 Temmuz anma programı düzenlenecek

    Haftalık çalışmalarına 14 Temmuz Salı günü başlayacak Genel Kurul, kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni ele alacak.

    Bu düzenlemeyle Danıştay’daki daire sayısının 10’a düşürülmesine yönelik 23 Temmuz 2026’da sona erecek süre 4 yıl daha uzatılacak.

    İdare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenecek davaların kapsamı genişletilecek.

    Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulması halinde uyarma cezası verilecek.

    Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmayacak.

    Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden yapılacak.

    Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecek.

    Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında duruşmalar arasındaki süre 3 aydan daha uzun olamayacak.

    Kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen haksız menfaat için banka hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşanlarla ilgili düzenleme yapılacak. Dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla, kendisine veya başkasına ait bankaya veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiili ile sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilecek.

    TBMM’de, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Töreni düzenlenecek, bu kapsamda çeşitli programlar yapılacak.

    FETÖ’nün hain darbe girişiminin 10’uncu yılı dolayısıyla milli iradenin sembolü TBMM çatısı altında 15 Temmuz Çarşamba günü düzenlenecek programlarla şehitler anılacak, darbe girişimine karşı Meclis’te sergilenen direniş ve milli iradeyi hedef alan saldırıya karşı verilen mücadele hafızalarda tazelenecek.

    Program, saat 12.30’da TBMM Camisi’nde şehitler ve hayatını kaybeden gaziler için okutulacak Mevlid-i Şerif ile başlayacak. Ardından TBMM 15 Temmuz Şehitler Anıtı ile Ana Bina Şeref Holü Anı Taşı’na karanfil bırakılacak. Ayrıca TBMM Şeref Holü’nde 15 Temmuz Milli İradenin Zaferi Dijital Gösterim Sergisi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 15 Temmuz’un 10’uncu Yılı Anısına Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Sergisi ile Basın İlan Kurumunun 15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi Sergisi’nin açılışı gerçekleştirilecek.

    Meclis Tören Salonu’ndaki 15 Temmuz Anma Töreni’nde ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un, katılımcılara hitap etmesi bekleniyor.

    Komisyonların gündemleri

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, en düşük emekli aylığının artırılmasına yönelik düzenlemeyi de içeren Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ele alınacak.

    Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yüksek Öğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşecek.

    Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu toplanacak.

    Dışişleri Komisyonu Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Alt Komisyonu gündemindeki konuları görüşmek üzere toplanacak.

    Salı günü Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları gerçekleştirilecek.>>>AA