Kategori: Gündem

  • Hava Harp Okulu’nda geleceğin pilotları çok yönlü eğitimle yetişiyor

    Hava Harp Okulu’nda geleceğin pilotları çok yönlü eğitimle yetişiyor

    Yeşilköy’de bulunan MSÜ Hava Harp Okulu’ndaki harbiyeliler, teorik eğitimin yanı sıra laboratuvarlar, simülasyon sistemleri ve araştırma-geliştirme faaliyetleriyle mesleki bilgi ve becerilerini geliştiriyor.

    Anadolu Ajansı ekibi, okulda bir gün boyunca sürdürülen akademik eğitim faaliyetlerini görüntüledi.

    Okul bünyesindeki TEKNOFEST Laboratuvarı’nda öğrenciler, insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri ve özgün yazılım algoritmaları üzerine çalışmalar yürütüyor. Derslerde edindikleri teorik bilgileri uygulamaya aktaran öğrenciler, geliştirdikleri projelerle ulusal teknoloji yarışmalarına katılıyor.

    Aviyonik Sistemler Laboratuvarı’nda hava araçlarında kullanılan uçuş kontrol, haberleşme, navigasyon, sensör ve veri iletişim sistemleri inceleniyor. Öğrenciler, gerçek sistemler ve simülasyon ortamları üzerinde çalışarak aviyonik alt sistemlerin çalışma prensiplerini uygulamalı olarak öğreniyor.

    Uçak Elemanları Laboratuvarı’nda hava araçlarının yapısal bileşenleri ve temel sistemleri tanıtılıyor. Laboratuvar uygulamaları sayesinde öğrenciler uçak parçalarının görevlerini ve birbirleriyle olan işlevsel ilişkilerini yakından inceleme fırsatı buluyor.

    Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü bünyesinde bulunan Aerodinamik Laboratuvarı’nda yer alan ses altı ve ses üstü rüzgar tünellerinde gerçekleştirilen deneylerle “akışkanlar mekaniği” ve “aerodinamik” dersleri uygulamalı olarak destekleniyor. Çeşitli hava aracı modelleri üzerinde yapılan testlerde, uçuş sırasında ortaya çıkan aerodinamik etkiler analiz ediliyor.

    Kimya Laboratuvarı’nda gerçekleştirilen uygulamalarda öğrenciler, çözelti kimyası konularını deneysel çalışmalarla öğreniyor, çözünme süreçlerine etki eden sıcaklık, karıştırma yöntemi ve süre gibi parametreleri laboratuvar ortamında inceliyor.

    Hava Harp Okulu'nda geleceğin pilotları çok yönlü eğitimle yetişiyor

    Yabancı Dil Öğrenme Merkezi’nde verilen “Havacılık İngilizcesi” eğitimlerinde ise pilot adayları, telsiz simülasyon yazılımları aracılığıyla kule-pilot haberleşmesine yönelik uygulamalar gerçekleştiriyor.

    Eğitimlerde öğrencilerin uluslararası havacılık terminolojisine hakimiyet kazanmaları ve operasyonel iletişim becerilerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.

    Hava Harp Okulu’nda verilen akademik eğitimler, öğrencilerin mühendislik, havacılık ve askeri alanlarda ihtiyaç duyacakları bilgi ve becerileri kazanmalarını hedeflerken, teorik eğitimlerin uygulamalı çalışmalarla desteklenmesine önem veriliyor.

    “Bu okul çok büyük bir ev, bir yuva”

    Elektronik Mühendisliği Bölümü 2. sınıf öğrencisi Şeyda Nur Arslan, Hava Harp Okulu’nda eğitim görmeyi her zaman çok istediğini söyledi.

    Subaylık ve özellikle savaş pilotluğunun kendisi için çok şerefli bir görev olduğunu belirten Arslan, başlangıçta yapıp yapamayacağı konusunda tereddüt yaşadığını anlattı.

    Arslan, öğrenci seçme uçuşları sırasında öğretmenleri ve eğitmenlerinin kendisine büyük destek verdiğini, bu süreçte kendisini mesleğe ait hissettiğini ve okula bu şekilde girdiğini ifade etti.

    Okulda akademik ve sportif branşların bulunduğunu belirten Arslan, kendisinin İngilizce Münazara Branşı başkanlığı görevini yürüttüğünü kaydetti.

    Ülkenin farklı illerindeki münazara etkinliklerine katıldıklarını, bu sayede hem İngilizcelerini hem de liderlik becerilerini geliştirdiklerini anlatan Arslan, “Akademik olarak bu okul gerçekten birçok üniversiteye denk, hatta belki daha üst seviyede bir eğitim veriyor. Sadece mühendislik eğitimi değil, aynı zamanda askeri temel bilimler eğitimi de görüyoruz. Okulun, askeri bilgilerimizi, becerilerimizi, tarih bilgilerimizi, sosyal becerilerimizi çok geliştirdiğini düşünüyorum.” dedi.

    Arslan, okul ortamının ve burada kurulan arkadaşlıkların aidiyet duygusunu güçlendirdiğini, Mustafa Kemal Atatürk’ü kendilerine örnek aldıklarını ifade etti.

    Okula bir ideal uğruna geldiğini söyleyen Arslan, “Bu ideal uğrunda buradan mezun olup görevimi layıkıyla yerine getirmek istiyorum. Bu çok şerefli bir görev bence. Benden sonra gelecek kardeşlerime kesinlikle çekinmemelerini, korkmamalarını, bu görevi her insanın, her Türk evladının layıkıyla yerine getirebileceğini söylemek istiyorum. Bu okul, burayı gerçekten isteyen, ideal edinen herkes için çok büyük bir ev, bir yuva. Bu yüzden kesinlikle çekinmesinler, gelsinler, çabalasınlar, uğraşsınlar.” ifadelerini kullandı.

    “Subay olmak bence her Türk gencinin hayalidir”

    Hava Harp Okulu Elektronik Mühendisliği Bölümü 2. sınıf öğrencisi Faruk Akın ise hazırlık sınıfını Kara ve Deniz Harp Okulu öğrencileriyle birlikte Kuleli’de tamamladığını söyledi.

    Akın, hazırlık eğitiminin ardından Yalova’da düzenlenen yaz kampına katıldığını, bu süreçte akademik, spor, İngilizce ve askeri eğitimler aldıklarını, eğitimlerde sayısal analiz ve düşünce konusunda çok geliştiğini düşündüğünü dile getirdi.

    Sosyal ve kültürel etkinliklere de katıldıklarını ve bu faaliyetlerin genel kültür açısından kendilerini geliştirdiğini düşündüğünü söyleyen Akın, “Subay olmak bence her Türk gencinin hayalidir, ben de o hayalimin peşinde koşuyorum. İnşallah bu yuvadan şanlı bir hava subayı olarak mezun olacağım, herkese de tavsiye ediyorum.” diye konuştu.

    “Her Türk insanının temelinde askerlik hamuru bulunuyor”

    Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Ayşen Çelebi de okuldaki eğitimin kendilerine önemli katkılar sağladığını söyledi.

    Kudret ve kabiliyet gerektiren hedeflerin hiçbir zaman kolay olmadığını belirten Çelebi, “Biz burada sadece eğitim almıyoruz, aynı zamanda disiplinle, cesaretli bir iradeyle Atamızın açtığı istikbali takip etmeye gayret ediyoruz. Tek amacımız bu. Kadın olarak da özellikle omuzlarımızda ayrı bir yük hissediyoruz. Sadece havada değil, karada ve deniz kuvvetlerinde de çok az sayıda kadın var. Bunun yükünü omuzlarımızda taşımak zor olsa da gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Sadece sayısal eğitimler almadıklarını, bu nedenle tarih, sosyal bilimler ve liderlik becerilerini geliştirmeye yönelik dersler de aldıklarını belirten Çelebi, “En çok geliştiğimi düşündüğüm konu durumsal farkındalıktır. Harp okullarında bence bu çok önemli bir şey. Bir liderin özellikle durumsal farkındalığının normal bir insana ya da sivile göre daha yüksek olması gerekir. Ben bu okulun geldiğim ilk günden beri gelişimime çok katkıda bulunduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

    Havacı bir Türk kadın subayı olmanın gurur verici olduğunu ifade eden Çelebi, gelecekte savaş pilotu olmayı hedeflediğini söyledi.

    Çelebi, “Bence her Türk insanının temelinde askerlik hamuru bulunuyor. Bu kadınlar için de geçerli. Bu, Tomris Hatun’dan beri böyledir. Zaten bu hamur yoğrulmuş bir şekilde geliyor size. Gerçekten burada kendinizi görüyorsanız yapamayacağınız hiçbir şey olmaz. Siz yeter ki kendinize inanın.” dedi.

    Hava Harp Okulu'nda geleceğin pilotları çok yönlü eğitimle yetişiyor

    “Buradan çıktıktan sonra tabii ki ilk hedefim pilot olmak”

    Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Türker Akın ise okulu tercih etmesinde Bandırma’daki hava üssünün etkili olduğunu söyledi.

    Akın, “Oradaki F-16’ların kalkışlarını, inişlerini, pilotları görerek bu okulu tanıdım ve sevdim. Daha sonrasında burayı tercih ettim.” diye konuştu.

    Okulda, özendirici uçuşlardan önce yer dersleri gördüklerini anlatan Akın, uçakta yapılacak görevleri öğrendikten sonra simülasyon eğitimleriyle kendilerini geliştirdiklerini söyledi.

    Okulu tercih edecek öğrencilere YKS’ye iyi hazırlanmaları yönünde tavsiyede bulunan Akın, “Buradan mezun olduktan sonra ilk hedefim pilot olmak. Pilot olduktan sonra kendimi daha fazla geliştirip ülkeme ve vatanıma güzel bir şekilde hizmet etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

    “Türk ordusunun örnek alınacak bir ordu olduğunu düşünüyorum”

    Senegal’den gelen Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Sira Diakhate ise hazırlık sınıfından itibaren aldıkları eğitimlerin subaylık hayatlarına önemli katkılar sağladığını söyledi.

    Okulun sunduğu spor tesisleri ve sosyal imkanların öğrencilerin boş zamanlarını verimli değerlendirmelerine yardımcı olduğunu belirten Diakhate, komutanları ve öğretim üyelerinin desteğiyle son dört yılda kendilerini önemli ölçüde geliştirdiklerini ifade etti.

    Diakhate, Türkiye’deki eğitim hayatının beklentilerinden daha iyi geçtiğini, arkadaşlık ortamından da memnun olduğunu söyleyerek, “Burada aldığımız eğitimlerle, ülkemize döndüğümüzde iyi şeyler yapacağımızı düşünüyorum. Tarihe baktığımızda da Türk ordusunun örnek alınacak bir ordu olduğunu düşünüyorum.” dedi.

    Kendi ülkelerinden veya farklı ülkelerden gelerek burada eğitim almak isteyen öğrencilere tavsiyelerde bulunan Diakhate, Hava Harp Okulu’nun askeri, sportif ve akademik alanlarda önemli imkanlar sunduğunu söyledi.>>>AA

  • Şehit babası: Bu ihaneti unutmayacağız!

    Şehit babası: Bu ihaneti unutmayacağız!

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Ankara Gölbaşı’ndaki Özel Harekat Daire Başkanlığına yapılan saldırıda şehit düşen özel harekat polisi Eyyüp Oğuz’un babası Tevfik Oğuz, aradan geçen 10 yıla rağmen evlat acısını ilk günkü gibi yaşıyor.

    Görev yaptığı 22 yıl boyunca yurt içinde ve yurt dışında terörle mücadelede aktif görev alan, 2006 yılından itibaren Özel Harekat Daire Başkanlığında görev yapan iki çocuk babası Eyyüp Oğuz, darbe girişimi gecesi görev yaptığı yerleşkeye düzenlenen bombalı saldırıda şehit düştü.

    Aradan geçen 10 yıla rağmen şehidin Elazığ’daki baba ocağında acı ve gurur bir arada yaşanıyor.

    Sık sık oğlunun mezarını ziyaret eden 84 yaşındaki baba Tevfik Oğuz, bir yandan evlat hasretini yaşarken bir yandan da oğlunun vatanı uğruna verdiği mücadeleyle gurur duyuyor.

    “Oğlum Eyyüp yiğit bir insandı”

    9 çocuk babası Tevfik Oğuz, AA muhabirine, oğlunun birçok yerde görev yaptıktan sonra Ankara Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığında görevine devam ettiği sırada şehit düştüğünü söyledi.

    Oğlunun görevine bağlı ve başarılı bir polis olduğunu belirten Oğuz, şunları kaydetti:

    “Oğlum Eyyüp çok zorluklar yaşadı ama takdiriilahi, Ankara Gölbaşı’nda görev yaptığı sırada şehit oldu. Orada hainlerin attığı bombayla şehadet mertebesine ulaştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen acımız hala dünkü gibi taze. Oğlum Eyyüp yiğit bir insandı. Köyde zor şartlarda yaşadık, onu büyük emeklerle okuttuk. Oğlum, her gittiği yerde sevilen, görevini en iyi şekilde yapan bir polisti. Mesleğinde son derece başarılıydı.”

    Şehit babası: Bu ihaneti unutmayacağız!

    Darbe girişimi gecesi yaşadıklarını anlatan Oğuz, şöyle konuştu:

    “Elbette oğlumuzun şehit olmasına üzülüyoruz. Ancak bir yandan da ülkemizin büyük bir felaketten kurtulmuş olmasının tesellisini yaşıyoruz. O gün Cumhurbaşkanımıza ve devletimize bir şey olsaydı ülkemizin ne hale geleceğini düşünmek bile istemiyoruz. Allah Cumhurbaşkanımızı korudu, ardından da bu olay önlendi. Onlar da yaptıklarının karşılığını görüyorlar. Darbe girişimi gecesi oğlumu aradım. Telefonu çaldı ama cevap vermedi. Yaklaşık 15 dakika sonra yeniden aradım, bu kez telefonu da çalmadı. O anda içime doğdu. Ankara’ya gitmek istedim ancak yollar kapalıydı, uçaklar kalkmıyordu. Sabah saatlerinde eve gelen görevlileri görünce oğlumun şehit olduğunu anladım.”

    Geçen yıllara rağmen hüzünlerinin aynı olduğunu ifade eden Oğuz, oğlunun unutulacak biri olmadığını dile getirdi.

    “Vatandaşlarımızın hainlere karşı duyarlı olmasını istiyorum”

    Oğuz, “Bu darbe girişimi sadece evladımızı değil ülkemizi hedef aldı. 100 yıl geçse de bunu unutmamamız gerekiyor. Eğer unutursak bu ülkenin başına yine benzer felaketler gelebilir. Bu nedenle her zaman uyanık ve duyarlı olmak zorundayız. Allah ülkeyi hain insanlardan uzak tutsun.” ifadelerini kullandı.

    Şehit babası: Bu ihaneti unutmayacağız!

    FETÖ’nün bu ülkenin düşmanı olduğunu anlatan Oğuz, şunları aktardı:

    “Cumhurbaşkanımıza Allah sağlık ve sıhhat versin. Onu başımızdan eksik etmesin. Vatandaşlarımızın hainlere karşı duyarlı olmasını istiyorum. Herkes çocuklarına sahip çıksın, uyanık olsun. Eğer o darbe girişimi başarılı olsaydı ülkemiz bitmişti. Şehidimizin acısını her zaman içimizde hissediyoruz. Sanırım bütün şehit aileleri aynı duyguları yaşıyordur. Bizim için sanki dün olmuş gibi. Annesi vefat edene kadar 15 günde bir şehitliğe giderdik. Evde de eşim ağıt yakardı, ben ağlardım. Annesi öldükten sonra ben de çöktüm.”

    Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığında saldırının izlerini gördüğünü anlatan Oğuz, “Bombanın düştüğü yerde en az 10 metre derinliğinde, 30 metre genişliğinde bir çukur oluşmuştu. Nasıl bir bombaysa şehitlerin tüfekleri erimiş, geriye sadece bir top demir parçaları kalmıştı. Eyyüp’ün silahı ise ortadan ikiye bölünmüştü. Sonraki ziyaretimde oranın müze haline getirildiğini gördüm. Şehitlerimizin eşyaları ve silahları sergileniyordu.” diye konuştu.>>>AA

  • Kolunu kaybetti, vatanından vazgeçmedi!

    Kolunu kaybetti, vatanından vazgeçmedi!

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 2016’daki darbe girişimi sırasında Tuzla’daki Orhanlı Gişeleri’nde yaralanan gazilerden sol kolunu kaybeden Üzeyir Civan ile tekerlekli sandalyeye mahkum olan Ayşenur Tolun, yaşadıkları acılara rağmen darbecilere karşı verdikleri mücadeleden gurur duyuyor.

    15 Temmuz’da Orhanlı Gişeleri bölgesinde darbeci askerlerin silahından çıkan kurşunla kolundan yaralanan Üzeyir Civan, AA muhabirine, o gece yardımına koşan vatandaşlar tarafından Kurtköy’deki özel bir hastaneye götürüldüğünü, hemen ameliyata alınmasına rağmen sol kolunu kaybettiğini söyledi.

    Darbeye katılan askerlerin kandırılmış olabileceği düşündüğünü ve onları vatana ihanet etmemeleri konusunda uyarmak istediğini söyleyen Civan, Sabiha Gökçen Havalimanı’nı kapatmaya çalışan darbecileri protesto etmeye giderken Orhanlı Gişeleri’nde çatışma ortamına denk geldiğini anlattı.

    Civan, “Darbeyi 1980 ortamında 13-14 yaşlarındayken gören bir insandım. Darbenin ne olduğunu biliyordum. Çünkü her darbede bu ülkenin evlatları hep kaybetti. Darbeyi yapanlar kazandı mı? Hayır, onların evlatlarının gelecekleri de heba oldu. Tekrar onlarca yılımızın, özellikle yavrularımızın, çocuklarımızın geleceğinin heba olmaması adına o duygu ve düşünceyle sokaklara çıktım.” dedi.

    Orhanlı Gişeleri bölgesinde insanların ellerinde bayraklarla tekbir getirdiğini belirten Civan, “Kayıtsız kalamazdım, bir şeyler yapmam lazımdı. O andaki düşüncem, buraya gelen o kınalı kuzularımızı, Mehmetçikleri uyarmaktı. Bariyerlerin üzerine çıktım. İnsanlara ‘Asker, polis kardeştir.’ tarzında birkaç sefer slogan attırdım ki karşıdaki insanlar ne yaptıklarının farkına varsınlar. Ama maalesef durum o şekilde değildi. Yaptıklarının bilinci içerisinde buraya getirilmiş, Yalova’ya kampa götürülmüş Hava Harp Okulu öğrencileriydi.” ifadelerini kullandı.

    Civan, darbeye katılmamaları konusunda uyarmaya çalıştıkları askerlerin ateşle karşılık verdiklerini, mermilerden korunmak için zift tankerinin arkasına sığındığını dile getirdi.

    Silah seslerinin kesilmesinin ardından ellerini havaya kaldırıp ateş etmemelerini söyleyerek askerlere yaklaştığını, bu sırada tekrar ateş açılması üzerine kolundan vurulduğunu anlatan Civan, şöyle devam etti:

    “Sol kolumu sanki elektrik çarpmıştı. Hafiften eğildim, ne oluyor diyerek ve vurulmamak için yere uzandım. Yere uzandıktan sonra silah sesleri kesilmişti. İlk önce sağ elimi kaldırdım, ortasında kan pıhtısına benzer bir şey gördüm. Bir şeyim yok diye düşünürken sol tarafıma doğru kolumu kaldırmak istediğim esnada kolumun sarktığını, adeta bir deri, bir et parçasının sol kolumu tuttuğunu fark ettim. Yaralı olan sağ elimle sol kolumu tutarak, gelmiş olduğum yere koşarak o zift tankerinin arkasına geçtim.”

    Civan, bir vatandaşın tişörtüyle koluna tampon yaptığını ve herkesin yardım arayışına girdiğini, bu sırada dua etmeye başladığını anlattı.

    Daha sonra bir araçla hastaneye götürüldüğünü ve hemen ameliyata alındığını ancak kolunun kurtarılamadığını kaydeden Civan, uyandığında başında bekleyen yeğenine “Olaylar bitti mi, vatan selamette mi?” diye sorduğunu, darbe girişiminin başarısız olduğunu öğrenince şükrettiğini söyledi.

    O gece yaşadıklarını unutmasının mümkün olmadığını vurgulayan Civan, şu ifadeleri kullandı:

    “Ben kolumu kaybetmiştim ama cennet vatanım selametteydi. Gerisinin hiçbir ehemmiyeti yok. 10 yıl değil, 50 yıl geçse de o günü her zaman yüreğimizde, kalbimizde, bütün benliğimizle yaşıyoruz. Unutmamız mümkün değil. Çünkü o gün benim için, bizim için değil, bu vatan, bu coğrafya için bir dönüm noktasıydı. O gece vatandaşlar yüreklerindeki vatan sevgisiyle sokağa çıktı. Biz o gün bu ülke üzerinde beslenen oyunları, yüreğinde vatan sevgisi olan o imanlı gençlerle kardeşlerimizle birlikte hep beraber sokaklara çıkarak, hainlere, alçaklara yeryüzü tarihinde verilebilecek en büyük dersi verdik. Vatanımızın evlatlarına tavsiyem, vatana sahip çıkın, ölmek varsa vatanınız için ölün. Evlatlarınızın gülmesi için, bu vatanın geleceğini en güzel şekilde inşa etmek için uğraşın.”

    Annesiyle darbeye karşı duran Tolun, tekerlekli sandalyeden kurtulma mücadelesi veriyor

    Tuzla’daki Orhanlı Gişeleri’nde yaralanan ve 10 yıldır tekerlekli sandalye kullanan gazi Ayşenur Tolun, 15 Temmuz akşamı FETÖ’nün darbe girişimini televizyondan öğrendiğini söyledi.

    Tolun, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nı işgal eden darbecilere karşı durmak için, annesiyle Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki evinden araçla yola çıktıklarını, Orhanlı Gişeleri’nde yolun kapatılması nedeniyle ilerleyemediklerini anlattı.

    Gişelerde neler olduğuna bakmak için aracından indiğini belirten Tolun, “Bir anda ‘Geliyorlar’ diye bir ses oldu. Kafamızı gişelere doğru çevirdiğimizde, askerlerin araçlarından bizleri tarayarak indiklerini gördük. Onları görmemizle silah seslerini duymamız bir oldu. Karşısında halk ve bir polis aracı vardı sadece. Durmadan tarıyorlardı. Benim yapabildiğim tek şey tekbir getirmek oldu. ‘Allahu ekber’ diye bağırıyordum, sesimi duyurmaya çalışıyordum ama onlar durmadan tarıyorlardı bizi.” diye konuştu.

    Mermilere karşı araçları siper almaya çalıştıklarını dile getiren Tolun, yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “Siper alırken annem bir aracın altına girdi. Bana yer açmaya çalışıyordu. Birkaç saniye sonra, ‘Anne belim.’ dedim. Omurgamdan vurulmuştum, yere yığıldım. Annem de aracın altında sıkışmıştı ve taramaya devam ediyorlardı. Çok acı bir sesti o geceki yaşadığımız ses, gürültü. Çünkü vatanınızı koruyan kendi askeriniz diye bildiğiniz insanlar, size hiçbir şey gözetmeksizin ateş açıyorlar ve 23 yaşında bir genç kızsınız, tekbir getiriyorsunuz. Biraz idraki zor bir geceydi. O sırada babamı arayıp onunla helalleşmek istedim. ‘Babacığım ben vuruldum, hakkını helal et.’ dedim ve telefonu kapattım. Oraya biliyordum ki ne babam gelebilir ne de bir ambulans girebilir. Orada her şeyin bittiğini düşünmüştüm aslında.”

    Tolun, yaralandıktan birkaç saat sonra hastaneye götürülebildiğini, tedavi sürecinin ise 10 yıldır devam ettiğini belirtti.

    Fizik tedavi ile yeniden yürüme umudu taşıdığını vurgulayan Tolun, “Kurşun omurgama denk geldiği için tekerlekli sandalyedeyim. Uzun yürüme cihazlarıyla yürüme çalışmaları yapıyorum. Diğer tedavilerim devam ediyor. Ülkemiz için her zaman çalışmaya, üretmeye devam eden bir nesil olarak karşınızdayım. Bütün engellere rağmen, engellemelere rağmen savaşmaya, çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

    Tolun, vücudundan çıkan mermi çekirdeğinin Orhanlı Gişeleri’ndeki olaylardan sorumlu o zamanki binbaşı Ferhat Günay’ın silahından çıktığının belirlendiğini ve Günay’ın vurularak öldürüldüğünün söylendiğini aktardı.

    Orhanlı Gişeleri’ndeki olaylarda 40’tan fazla kişinin yaralandığını ve şehitlerin olduğunu hatırlatan Tolun, darbeci askerlerin hainliğini unutamadığını ifade ederek, şunları söyledi:

    “Öyle hain, öyle anlaşılmaz bir zihniyet ki ‘Yaralı var’ denildiği anda ateşi daha çok arttırıyorlardı. Böyle merhametsiz, duygusuz bir yapıyla, akılla karşı karşıyaydık. Sanki metastaz yapmış bir kanser hücresi gibilerdi. Onlardan komple temizlenmiş olduk. Tabii yine ufak tefek kalıntıları var ama onlara inşallah bundan sonra da hiçbir zaman izin vermeyeceğiz. Onlarla hala savaşımızı sürdürüyoruz. Hepsinin farkındayız. Bu 10 yıl boyunca zaten hep bir psikolojik harp içindeydik açıkçası. O gece bir savaş verildi. Elhamdülillah ülkemiz kurtuldu. Çok mutluyum. Çünkü çok farklı şeyler planlamışlar ve tasarlamışlar kendi akıllarınca ama milletimizin iradesiyle bunun önüne geçtik çok şükür. Bir daha da böyle şeyler yaşamamıza izin vermeyeceğiz gençler olarak.” >>>AA

  • Bombalar altında demokrasi nöbeti

    Bombalar altında demokrasi nöbeti

    O karanlık gecede vatandaşlar sokakları doldururken, başkentte bulunan milletvekilleri de hızla Meclis binasına yöneldi.

    TBMM Genel Kurulu, darbe girişiminden hemen önce, 14 Temmuz’u 15 Temmuz’a bağlayan gece saat 02.24’e kadar mesai yapmış ve yatırım ortamının iyileştirilmesini hedefleyen 75 maddelik kanun tasarısını yasalaştırmıştı.

    Tasarı üzerindeki görüşmelerin perşembe günü bitmeme ihtimali göz önünde bulundurularak, Genel Kurulun cuma günü de toplanması yönünde bir planlama yapılmıştı. Ancak siyasi parti grupları arasında uzlaşma sağlanarak, tasarının görüşmeleri tamamlanmış ve birleşim kapatılmadan önce Genel Kurulun 15 Temmuz günü çalışma kararı Danışma Kurulu önerisinin kabul edilmesiyle kaldırılmıştı. Eğer siyasi partiler arasında uzlaşma sağlanamasaydı, FETÖ’nün darbe girişiminde TBMM Genel Kurulu çalışıyor ve milletvekillerinin çoğunluğu da Meclis’te olacaktı.

    Genel Kurulun çalışmalarını noktalamasının ardından yoğun mesaiyi geride bırakan milletvekillerinin birçoğu kendi seçim bölgelerine hareket ederken, bir bölümü de Ankara’da kalmayı tercih etti.

    Ankara’da bulunan milletvekilleri, saat 21.30 sıralarında uçakların Başkent semalarında uçmaya başladığını gördü. Yaşananlar karşısında Türk halkı gibi AK Parti milletvekilleri de neler olduğunu anlamaya çalıştı.

    Sosyal medyaya yansıyanlar, görüşme ve istişareler sonucunda darbe girişi olduğunun anlaşılması üzerine nasıl bir tavır konulacağı sorusu sorulmaya başlandı. Bazı milletvekilleri parti genel merkezine, bazıları şehir merkezine giderek halkla birlikte darbecilere karşı mücadele etmeyi önerse de TBMM’ye gidilmesi kararı alındı.

    İktidar ve muhalefet milletvekilleri Meclis’e geldi

    Meclis’e ilk gelen milletvekilleri Ahmet Gündoğdu, Aydın Ünal, Jülide Sarıeroğlu, Ayşe Sula Köseoğlu, İlknur İnceöz, Lütfiye Selva Çam, Mustafa Şahin, Orhan Atalay, Ayşe Keşir, Sema Kırcı ve Bennur Karaburun, TBMM İdare Amiri Gündoğdu’nun makam odasında bir araya geldi.

    Millet iradesiyle iktidara gelen AK Parti’yi devirmek amacıyla yapılan darbe girişimine muhalefet partilerine mensup milletvekilleri de kayıtsız kalmayarak Meclis’e geldi.

    15 Temmuz gecesi 80’i AK Parti’li, 16’sı CHP’li ve 10’u MHP’li olmak üzere 106 milletvekili Meclis’e gelerek darbeye karşı tavır ortaya koydu.

    TBMM Genel Kurulu açıldı. Milletvekillerinin gelmesinden memnun olan eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, milletvekillerini “demokrasi öpücüğü” ile karşıladı.

    Meclis Genel Kurulunda, Cumhuriyet tarihinin önemli olaylarından biri daha yaşandı. 12 Mart 1971 günü ilk defa bir darbe muhtırasının okunmasına şahit olan Meclis, bu sefer milli iradeye hakim olarak darbeye “dur” dedi.

    Halkın iradesi ile seçilen milletvekilleri, 1971 yılındaki gibi darbe girişiminin başarılı olmasına izin vermeyerek, bombalara karşı adeta canlı kalkan vazifesi üstlendi.

    Meclis, moloz yığınları ve mermi kovanları arasında “demokrasi mesaisini” sürdürerek darbecilere geçit vermedi.

    AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, basın mensupları henüz Genel Kurula gelmeden önce cep telefonundan yaptığı “FaceTime” yayınıyla, Meclis’te olup bitenleri aktaran ilk kişi oldu.

    AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu ile eşi ve kızı, Meclise Dikmen Kapısı’ndan girdikten hemen sonra, uçaktan atılan bomba nedeniyle yaralanarak hastaneye kaldırıldı.

    Genel Kurul darbe girişimine meydan okudu

    Eski TBMM Başkanı Kahraman başkanlığında açılan Genel Kurulda, farklı partilerden milletvekilleri FETÖ’nün bombardımanı altında tek ses oldu.

    Genel Kurul yine açılmıştı ama bu seferki gündem diğerlerinden çok farklı oldu. Sadece gündem değil, milletvekillerinin kılık kıyafeti de farklıydı. Siyah ve lacivert gibi koyu renkli takım elbiselerle Genel Kurul’a gelen milletvekilleri o gece üstlerini değiştirmeye fırsat bulamadı. Milletvekillerinin bir kısmı tişörtle gelmek durumunda kaldı.

    Meclis her açıdan ilki yaşıyordu, öyle ki Katip Üyeler Sema Kırcı ile Ömer Serdar, Başkanlık Divanına doğru yöneldiğinde, Kahraman, Katip Üyeler yerine AK Parti, CHP ve MHP Grup başkanvekillerinin divana oturmasını istedi. Kahraman’ın bu daveti üzerine CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel hiç düşünmeden Divan’da oturmak için hareketlendi ancak Özel, tişörtle gelmişti ve üzerinde ceket yoktu. Özel, AK Parti’li Ahmet Gündoğdu’nun verdiği ceketle Katip Üyelerin yerine otururken “Milli Görüş ceketini bana da giydirdiniz sonunda” ifadesiyle arkadaşlarına takıldı. Milli iradenin coşkusu o gece her şeyin önüne geçti. Milletvekilleri her şey bir tarafa bırakılarak sadece darbenin bertaraf edilmesine odaklandı.

    Meclis Genel Kurulu o gece parlamento muhabirlerine de açılmıştı. Normal şartlarda sadece mevcut milletvekillerinin girebildiği Genel Kurula AA muhabirlerinin de aralarında bulunduğu bazı basın mensupları girmişti. Gazeteciler, orada olup bitenleri, milletvekillerinin konuşmalarını ve atılan bombaları haber merkezlerine göndererek kamuoyunu bilgilendiriyordu.

    Meclis ilk defa bombalandı

    O gece Meclis ilk defa bombalanarak milletvekillerine ‘Meclis’i terkedin’ mesajı verildi ancak milli iradenin temsilcileri, aldıkları emaneti teslim etmedi.

    Meclis’e, savaş uçakları 3 bomba attı. İlk bomba saat 02.33’de Dikmen Kapı’nın yanındaki bahçeye atıldı. Saat 03.20’de Başbakanlık Makam odasının yanındaki koridora atılan ve çevreye büyük zarar veren ikinci bomba, Genel Kurul Salonu’nun içerisinin toz bulutu ile kaplanmasına neden oldu.

    Milletvekilleri alkışlarla tempo tutarak, darbecileri ve Meclis’in bombalanmasını protesto etti. Ana Bina’ya atılan ikinci bombadan sonra, 03.25’de sığınağa geçildi ve çalışmalara orada devam edildi.

    Meclis’te bulunanlar, Ana Bina’ya saat 03.33’de atılan üçüncü bombaya ise sığınakta yakalandı.

    Darbecilerin saldırısında Meclis’te 18 kişi yaralandı, 11 milyon liranın üzerinde maddi hasar meydana geldi.

    Atılan bombalar nedeniyle külliye içerisinde yaralanan 12 polis hastanelere kaldırıldı.

    Tarihteki tek “gazi” meclis TBMM, FETÖ’nün darbe girişiminde bu unvanı ikinci kez hak etti. Meclis, o gece millet iradesini gasbetmeye çalışan hain örgütün bombalarına, demokrasinin gür sesiyle karşılık verdi.

    Darbeciler, helikopterle asker indirmeye çalıştı

    Darbeciler, saat 05.11’den sonra helikopterlerle TBMM Tören Alanı’na asker indirmeye çalıştı. Ancak Meclis güvenlik güçleri, darbeci askerlerle çatışarak, onların külliye içerisine inmesine izin vermedi.

    Sığınakta, ertesi gün açılacak Genel Kurul’da okunması planlanan ve 4 partinin ortaklaşa imzalayacağı deklarasyonun yazımı gündeme geldi. Deklarasyon, hazırlanan bir odada iktidar ve muhalefet milletvekilleri tarafından birlikte kaleme alındı.

    İsmail Kahraman, bakanlar ve milletvekilleri, sığınakta sürekli olarak darbe girişiminin akıbeti hakkında yetkililerden bilgi aldı. Sabaha karşı darbe girişiminin püskürtüldüğü haberi ulaşınca da kontrollü olarak yukarıya çıkıldı.

    TBMM, çalışmalarına ara vermeden devam etti, 16 Temmuz itibarıyla yaralarını sarmaya başladı. Eski TBMM Başkanı Kahraman’ın başkanlığında saat 17.00’de olağanüstü toplanan Genel Kurul’da, sığınakta hazırlanan ve 4 partinin ortaklaşa imzaladığı deklarasyon okundu. Eski Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve eski HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, yaptıkları konuşmalarla darbeye karşı tek ses oldu.

    Böylece milletvekilleri, başarılı olsaydı sonuçları çok kötü olabilecek darbe girişiminde çok önemli bir sınav vererek, Meclisine ve milli iradeye sahip çıktı, darbenin püskürtülmesinde söz sahibi oldu.>>>AA

  • İETT otobüsü ile ambulansın çarpışması sonucu 5 kişi yaralandı

    İETT otobüsü ile ambulansın çarpışması sonucu 5 kişi yaralandı

    Fevzipaşa Caddesi’nde seyreden İETT otobüsü ile ambulans çarpıştı.

    Ambulansın devrildiği kazada, ambulanstaki 3 personel ile hasta ve otobüste bulunan 1 kişi yaralandı.

    İhbar üzerine kaza yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

    Sağlık ekipleri, yaralılara müdahale ederken kaza yerinde güvenlik önlemi alındı.>>AA

  • İçişleri Bakanı Çiftçi, Hakkari’de üs bölgesini ziyaret etti

    İçişleri Bakanı Çiftçi, Hakkari’de üs bölgesini ziyaret etti

    Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakcı, AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ve Van Asayiş Kolordu Komutanı Tümgeneral Ünsal Bulut ile Hakkari’ye gelen Çiftçi, Şemdinli ilçesindeki Zirvin Tepe Modüler Komando Üs Bölgesi’ni ziyaret etti.

    Üs bölgesini gezerek burada görevli personelle sohbet eden Çiftçi, komutanlardan hem bölge hem de yürütülen faaliyetlerle ilgili bilgi aldı.

    Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Bakan Çiftçi, üs bölgesindeki jandarma personelini ziyaret ettiklerini söyledi.

    Söz konusu üs bölgesinin stratejik bir üs bölgesi olduğunu belirten Çiftçi, “İran 7,5 kilometre ileride, Irak sınırına da 28 kilometre uzaklıktayız. Burada kahraman Mehmetçiklerimizin, jandarmamızın, korucularımızın nöbet tutması neticesinde bizler şehirlerde, bulunduğumuz yerlerde rahatlıkla yaşayabiliyoruz. Günlük hayatımızı devam ettirebiliyoruz. Bunun en büyük müsebbibi de burada görev yapan kahraman Mehmetçiklerimiz, jandarmamız. Bu vesileyle bugüne kadar şehadet şerbetini içmiş olan Mehmetçiklerimizi, bütün jandarmamızı, polisimizi, güvenlik korucularımızı rahmetle yad ediyorum. Gazilerimize de hayırlı, uzun ömürler diliyorum.” diye konuştu.

    “(Nato Zirvesi) 3 katmanlı bir güvenlik tedbiri almıştık”

    İçişleri Bakanı Çiftçi, Hakkari'de üs bölgesini ziyaret etti

    Ankara’da 7-8 Temmuz’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’ne ve alınan güvenlik önlemlerine değinen Çiftçi, şunları kaydetti:

    “3 katmanlı bir güvenlik tedbiri almıştık. Ankara’nın çevresindeki iller birinci katmanı oluşturuyordu. Onun civarındaki iller ikinci güvenlik bölgesini oluşturuyordu, liman illerimizle beraber. Sınır bölgelerimiz, sınır illerimiz de üçüncü katmanı oluşturuyordu. Şu anda bulunduğumuz mevki de üçüncü katmanda sınır illerimizden birisini oluşturuyor. Buradaki jandarmamızın kahramanca görev yapması neticesinde Ankara’daki NATO Zirvesi de kazasız, belasız bir şekilde sonuçlanmış oldu. Bundan dolayı görev yapan bütün jandarma personelimize, askerlerimize, polislerimize, güvenlik korucularımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”

    İçişleri Bakanı Çiftçi, Hakkari'de üs bölgesini ziyaret etti

    Güvenlik güçlerinin kazasız, belasız görev yapması temennisinde bulunan Çiftçi, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu bölge aynı zamanda ‘Terörsüz Türkiye’, ‘terörsüz bölge’ uygulamamızın da temelini teşkil ediyor. Jandarmamızın burada görev yapmasından dolayı artık eskiden olduğu gibi buralarda terörist kovalanmıyor, onların takibi yapılmıyor. Şemdinli açısından sınır bölgemizde daha çok asayiş olayları gözetlenmiş oluyor. Muhterem Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ projesi de hayata geçti, devam edecek ve başarıya ulaşacak. Ben bundan zerre kadar şüphe duymuyorum. Bugünkü ziyaretimizin de hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum. Burada görev yapan bütün personelimize üstün başarılar diliyorum. Allah hepsinin yardımcısı olsun. Allah devletimizi, milletimizi her daim payidar eylesin diye de dua ve niyazda bulunuyorum.

    “Çiftçi’ye ziyaretinde Hakkari Valisi ve Belediye Başkan Vekili İbrahim Taşyapan, Şemdinli Kaymakamı Fatih Erdoğan, İl Emniyet Müdürü Attila Ayata, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Cafer Öz ve AK Parti İl Başkanı Zeydin Kaya eşlik etti.>>>AA

  • Bandırma Gemi Müzesi karadan yürütülerek İstiklal Meydanı’na taşındı

    Bandırma Gemi Müzesi karadan yürütülerek İstiklal Meydanı’na taşındı

    Samsun’un simgelerinden, Mustafa Kemal Atatürk ve 18 silah arkadaşını 19 Mayıs 1919’da Samsun’a getiren Bandırma Vapuru replikası Bandırma Gemi Müze ve Milli Mücadele Açık Hava Müzesi, karadan yürütülerek İstiklal Meydanı Kurtuluş Yolu’na getirildi.

    240 tonluk Bandırma Gemi-Müzesi, 72 tekerlekli bağımsız aks sistemi ile yaklaşık 3,5 kilometre mesafe katederek yeni konumuna taşındı.

    Geminin taşınması saat 06.30’da başlayıp yaklaşık 4 saat sürdü. Müze geminin transfer sürecini vatandaşlar da ilgiyle takip etti.

    Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Necdet Çamaş, gazetecilere, Bandırma Gemi Müzesi’nin 1999 yılında Samsun’da ziyarete açıldığını söyledi.

    Müzeyi Canik ilçesinden Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’a ayak bastığı konuma taşıdıklarını dile getiren Çamaş, “Taşıma süreci yaklaşık 8 aylık teknik çalışmanın akabinde oldu.Türkiye’de bu işi yapabilecek olan firmaları tek tek araştırdık. Onlarla görüşmeler yaptık. Daha sonra teknik ekipler Almanya’dan ve taşıyıcı firmanın mühendisleri buraya geldi, bütün simülasyonları yaptık ve çok sağlıklı şekilde ilerletiyoruz.” dedi.

    Bandırma Gemi Müzesi’nin yeni yerinde daha fazla ziyaretçiye ulaşacağını anlatan Çamaş, şunları kaydetti:

    “İnanıyorum ki bugün yaklaşık 1 milyon ziyaretçisi olan kısıtlı alandaki Bandırma Vapuru önümüzdeki yıldan itibaren Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzelerinden birisi olacak. Yapım sürecinden bugünkü taşıma sürecine kadar bütün süreçleri bilen birisi olarak, bugün Samsun tarihine not düşülüyor. Peyzaj çalışmalarından sonra insanlarımızın ziyaretine, belki içine girmeyecek ama etrafında dolaşabilecekleri hale getireceğiz. Milli Mücadele Açık Hava Müzesi ile birlikte 2027 yılının mayıs ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılacağı bir programla açılışını yaparız diye ümit ediyorum.”>>>AA

  • Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: KKTC’nin su güvenliği güçlü bir noktaya ulaşmıştır

    Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: KKTC’nin su güvenliği güçlü bir noktaya ulaşmıştır

    Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında Mesarya Ovası’nda Türkiye tarafından yapılan sulama hattı inşaatında incelemelerde bulunarak KKTC’nin su güvenliğinin güçlü bir noktaya ulaştığını söyledi.

    Bakan Yumaklı, temaslarda bulunmak üzere geldiği KKTC’de Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş ile Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından yapımı devam eden “Orta Mesarya Ovası Sulaması Ana İletim Hattı 2. Kısım İnşaatı”nda incelemelerde bulundu.

    Bakan Yumaklı, inşaat alanında vinç kullanarak, 2 bin 500 milimetre çapındaki çelik borunun boru hendeğine indirilerek döşenmesi işlemini gerçekleştirdi.

    Burada su ve tarımsal sulama proje ve çalışmaları ile ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Bakan Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde KKTC için oluşturdukları su güvenliği vizyonuna dikkati çekerek, “KKTC’nin su güvenliği güçlü bir noktaya ulaşmıştır.” dedi.

    Bakan Yumaklı, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan yatırımlar yapmadıklarına, aynı zamanda geleceğin su yönetimini de bugünden planladıklarına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

    “Bu anlayışla 2023 yılı Eylül ayında Su ve Toprak Kaynakları Master Planı’na başladık. Söz konusu çalışma sadece bir rapor değil, KKTC’nin gelecek vizyonunu şekillendirecek bilimsel bir yol haritasıdır. Master plan kapsamında su ve toprak kaynaklarının potansiyeli ortaya konulurken, tarım ve sulama altyapısı da bilimsel veriler ışığında değerlendiriliyor. Planda, alternatif enerji kaynakları ile su yönetimi birlikte ele alınıyor.”

    “Anadolu’dan gelen her damla su, ortak geleceğe olan inancımızın da sembolüdür”

    Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkinin yalnızca iki devlet arasındaki bir işbirliği olmadığını anlatan Bakan Yumaklı, bu ilişkinin kader birliği, gönül birliği ve sarsılmaz kardeşliğin adı olduğunu vurguladı.

    Yumaklı, su projesinin bu kardeşliğin en güçlü sembollerinden biri olduğunun altını çizerek, “Anadolu’dan gelen her damla su, aynı zamanda dayanışmanın, güvenin ve ortak geleceğe olan inancımızın da sembolüdür.” diye konuştu.

    Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, içme suyundan sulamaya, atık su yatırımlarından yeni tarımsal altyapılara kadar tüm projeleri birer birer tamamlayacaklarını kaydederek, çalışmalara destek veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarını sundu.

    Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: KKTC'nin su güvenliği güçlü bir noktaya ulaşmıştır

    “KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacını giderecek yatırım yapıldı”

    Bakan Yumaklı, su konusunda bugün gelinen noktada 14 ayrı projeden oluşan, yaklaşık 69 milyar liralık dev bir yatırım programını yürüttüklerini belirterek, “Bunun 41 milyarlık kısmı tamamlandı. 8 milyar liralık kısmında çalışmalarımız devam ediyor. 20 milyar liralık kısmında ise planlamalar arkadaşlarımız tarafından sürdürülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    Yumaklı, yatırımların büyük bir bölümünün vatandaşların hizmetine sunulduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Sadece bugünün değil, KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacını giderecek yatırım yapıldı. Bu yatırım kapsamında 870 kilometre iletim hattı, 49 depo ve terfi merkezi, 529 kilometre içme suyu dağıtım hattı ve günde 200 bin metreküp kapasiteli modern içme suyu arıtma tesisini bitirerek hizmete almış durumdayız.”

    Tarımsal sulama projesi

    KKTC’de başta Mesarya Ovası olmak üzere tarım alanlarına su verilmesi ile ilgili yürütülen projelere de değinen Bakan Yumaklı, 9 bin 720 hektarlık Mesarya Ovası’na suyu iletecek ve 5,5 milyar lira maliyetli olan Orta Mesarya Ovası İkinci Kısım İletim Hattı ile ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi.

    Yumaklı, hattın geçeceği güzergahta herhangi bir şekilde kamulaştırma ya da benzeri sorunla karşılaşılmaması durumunda Mesarya’ya su getirecek iletim hattını 2027 yılında bitirmeyi hedeflediklerini belirtti.

    Yumaklı, öte yandan KKTC’deki 207 kilometrelik İçme Suyu İletim Hattı’nın da tamamlandığını ifade ederek, “Ne ana vatan Türkiye’de ne de KKTC’de biz yalnızca bugünün ihtiyaçlarını gören yatırımlar yapmıyoruz.” şeklinde konuştu.>>>AA

  • İstanbul Boğazı’ndaki köprülere 15 Temmuz dolayısıyla Türk bayrağı asıldı

    İstanbul Boğazı’ndaki köprülere 15 Temmuz dolayısıyla Türk bayrağı asıldı

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, İstanbul Valiliği ve 15 Temmuz Derneği işbirliğinde, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne Türk bayrağı ile üzerinde “İrade Bizim, Zafer Bizim” yazılı dev afişlerin asılması dolayısıyla köprünün üzerinde tören düzenlendi.

    Törende konuşan İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün, 15 Temmuz şehitlerini rahmetle andığını ifade ederek, “Milletimizin kahramanca direnişinin sembollerinden birisi olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeyiz. Şehitlerimizin uğruna canlarını verdikleri al bayrağımızı hem bugün 15 Temmuz Köprüsü’nde hem de diğer etkinliklerimizde dalgalandıracağız. 253 şehidimiz başta olmak üzere bu köprüde canlarını veren, bayrağımızın özgürce dalgalanmasını sağlayan tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.” diye konuştu.

    15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç da hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçtiğini ve bu süreçte şehit ailelerini ve gazilerini yalnız bırakmadıklarını söyledi.

    Darbe girişiminde şehit düşenlerin yakınlarının bundan gurur duyduğunu ifade ederek, “Bundan şunu anlıyoruz. Türk milleti özgürlüğün, bağımsızlığın ne anlama geldiğini bilen bir millet. Bedeli ne olursa olsun bu özgürlüğü korumak adına her türlü fedakarlığı yapacak bir anlayışa sahip. 15 Temmuz hain darbe girişiminde ortaya konulan kahramanlık bunun bir göstergesidir.” dedi.

    Turunç, şöyle konuştu:

    “Doğduğumuz günden itibaren kulağımıza okunan ezanla, annelerimizin, aile büyüklerimizin kulaklarımıza söyledikleri ninnilerle vatan sevgisi, millet sevgisi, Allah, Peygamber sevgisi ve bu milletin kırmızı çizgileri neyse onlarla büyüdük, o eğitimle yetiştik. Dünyanın en süper gücü, emperyal gücü de karşımıza çıksa asla devletimizi yıkamayacak, milletimizi bölemeyecek. Hiçbir emperyal ülke Türkiye’nin üzerinde hesap yapmasın. Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Milletin gücünden başka bir güç tanımıyorum. Milletimi meydanlara çağırıyorum.’ dediğinde her yaş grubundaki insan meydanlara çıkmıştı. Bedeli zafer, özgürlük, emperyal ülkelerin hesaplarını gözden geçirmesi oldu.”

    Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve şehit yakınları tarafından 15 metre uzunluğunda 20 metre genişliğindeki Türk bayrağı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne asıldı.

    15 Temmuz dolayısıyla İstanbul Boğazı’ndaki Yavuz Sultan Selim ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile Osmangazi ve 1915 Çanakkale köprülerine de Türk bayrağı asıldı.

    Öte yandan Çanakkale Valiliğinin NSosyal hesabındaki paylaşımda, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Çanakkale Valiliği ve 15 Temmuz Derneği işbirliğinde Türk bayrağı asıldığı belirtildi.

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Çanakkale Boğazı’nın üzerinde dalgalanan ay yıldızlı bayrağımız; bağımsızlığımızın, birlik ve beraberliğimizin ve milletimizin sarsılmaz iradesinin simgesi olarak gururla yükseldi. İrade bizim, zafer bizim.”>>>AA

  • CİMER millet-devlet iletişiminde sınır tanımıyor

    CİMER millet-devlet iletişiminde sınır tanımıyor

    CİMER’den yapılan açıklamaya göre, vatandaşların yazdığı taleplerin ardından dünyanın dört bir yanında faaliyet yürüten başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere ilgili bakanlıkların temsilcilikleri harekete geçti.

    Millet-devlet iletişiminde sınır tanımayan CİMER, söz konusu başvuruları ilgili kurum ve kuruluşlarla işleme alarak hizmete dönüştürüyor.

    Yunanistan’ın Sakız Adası’nda eşi tarafından alıkonulduğunu ve tehdit altında olduğunu belirten kadın, CİMER’e yaptığı başvuruda acil yardım talebinde bulundu.

    Dışişleri Bakanlığınca, Rodos Başkonsolosluğu nezdinde yapılan girişimlerin ardından vatandaşın eşi, Yunan polisi tarafından gözaltına alındı, kadın ve çocukların dönüş işlemleri için gerekli görüşmeler başlatıldı. Konunun yakından takip edildiği bildirildi.

    Bir vatandaş da İtalya’nın Sicilya kentinde tatildeyken yüksek enfeksiyon nedeniyle hastaneye kaldırılan yeğeni için CİMER’e başvurarak acil destek talep etti.

    Yapılan çalışmalarda, Dışişleri Bakanlığı ilgili birimleri nezdinde hızla temas sağlandı. Hastanede ulaşılan nöbetçi doktordan, Türk vatandaşının Polonya vatandaşı olan 3 yaşındaki çocuğunun sağlık durumu hakkında ayrıntılı bilgi alınarak yakınlarına iletildi. Ayrıca hastaneye Türk vatandaşına gerekli bilgilendirmenin zamanında ve ayrıntılı bir şekilde yapılması için resmi yazı iletildi.

    Fildişi Sahilleri’nin Abidjan şehrinde kaybolan ve kendisinden haber alınamayan Türk vatandaşı için yapılan başvuru üzerine Abidjan Büyükelçiliği tarafından durum, yerel polise bildirilerek arama çalışmaları başlatıldı. İlgili kişilerin ifadelerinin alındığı, konunun yakından takip edildiği belirtildi.

    Türk tır şoförlerine acil destek

    Bir Türk vatandaşı da torununun Hollanda Lelystad’da eşi ve kaynanası tarafından darbedildiğini, kendisiyle iletişimlerinin kesildiğini ve can güvenliği endişesi taşıdığını belirterek CİMER’e başvurdu.

    Dışişleri Bakanlığı ilgili birimleri hızla harekete geçerek Hollanda’da uygulanan usuller çerçevesinde ilgili polis birimiyle temasa geçildi. Yapılan görüşmelerde vatandaşın genel durumunun iyi olduğu öğrenilerek aileye bildirildi. Vatandaşın Başkonsolosluğa ulaşmak istediği takdirde irtibata geçebileceği de iletildi.

    Ürdün Jaber Sınır Kapısı’nda sistem çalışmadığı için günlerdir Suudi Arabistan vizesi alamadıklarını, mazot ve yiyeceklerinin bittiğini, soğuk hava yüklerinin bozulma riski altında olduğunu belirten Türk tır şoförlerine de Amman Büyükelçiliği Konsolosluğu tarafından acil destek sağlandı.

    Vize başvurularını yolculuk öncesinde yapmaları telkin edilen vatandaşlara, ihtiyaten Suudi Arabistan Amman Büyükelçiliğinden temin edilen Ürdün’de yetkili vize aracı şirketinin bilgileri paylaşıldı.

    Tır sürücülerinin bağlı olduğu firma yetkilisiyle temasa geçilerek sorunun çözüm aşamasına yaklaştığı, bazı araçların geçişine izin verildiği, yakın zamanda diğer araçların geçişine de müsaade edileceği bilgisi paylaşıldı.>>>AA

  • Düğün yemeği hazırlığında yangın paniği: Tüpler alev aldı

    Düğün yemeği hazırlığında yangın paniği: Tüpler alev aldı

    Afyonkarahisar’da düğün yemeği hazırlığı sırasında tüplerin alev almasıyla çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin zamanında müdahalesiyle büyümeden söndürüldü.

    Olay, Fatih Mahallesi Filistin Caddesi üzerinde bulunan bir iş yerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, düğün yemeği hazırlandığı sırada mutfakta kullanılan tüpler henüz belirlenemeyen bir nedenle alev aldı. Alevlerin kısa sürede iş yerine sıçraması üzerine çevrede bulunan vatandaşlar durumu itfaiyeye bildirdi.

    İhbar üzerine olay yerine sevk edilen Afyonkarahisar Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri, yangına kısa sürede müdahale ederek alevleri kontrol altına aldı. Yangın, çevredeki iş yerlerine sıçramadan söndürülürken, olayda can kaybı ya da yaralanan olmadığı öğrenildi.

    Yangının ardından alev alan tüpler iş yerinin önüne çıkarılırken, tüplerin patlamaması yaşanabilecek bir facianın önüne geçti.

    Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

  • Otluk alandaki yangın TOMA’ların da müdahalesiyle söndürüldü

    Otluk alandaki yangın TOMA’ların da müdahalesiyle söndürüldü

    Afyonkarahisar’da Emniyet Müdürlüğü yakınlarında otluk alanda çıkan yangın, itfaiye ekipleri ile birlikte TOMA’ların da yaptığı müdahaleyle söndürüldü.

    Olay, Erkmen beldesi Hürriyet Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bölgedeki otluk alanda henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Bölgede onceden konuşlandırılan İl Emniyet Müdürlüğüne ait TOMA’lar da (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı) itfaiye itfaiye ekipleri ile birlikte yangına müdahale etti. Yangın TOMA ve itfaiye araçlarının yaklaşık 20 dakika süren müdahalesi sonrası söndürüldü. Yangının çıkışı nedenini belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

  • Bu da boşanma lokması

    Bu da boşanma lokması

    Tepebaşı ilçesine bağlı Sazova Mahallesi’nde sıra dışı bir boşanma kutlaması yaşandı. Yaklaşık 10 ay önce 7 yıllık evliliğini resmi olarak sonlandıran Kerem Soran, yaşadığı süreci geride bırakmanın mutluluğunu lokma dağıtarak paylaştı. Sazova Camii’nde kılınan öğle namazının ardından, cami çıkışında kiraladığı seyyar lokma tezgahının başına geçen Soran, cemaate lokma ikramında bulundu. Lokma aracının üzerinde yer alan led tabeladaki “Boşandım kurtuldum” yazısı ise çevredeki vatandaşların şaşkın bakışlarına neden oldu.

    YENİ YARGI PAKETİNDEN DOLAYI ADALET BAKANI GÜRLEK’E TEŞEKKÜR ETTİ

    Boşanma sürecinde çocuklarını görememekten ve nafakaya bağlı icra takiplerinden dert yanan Kerem Soran, boşanma/nafaka süreçlerine dair yeni düzenlemeleri içeren yargı paketine de değindi. Yeni yargı paketinde özellikle uzun süren boşanma davalarını, nafaka mağduriyetlerini ve aile hukuku süreçlerini hızlandırmayı amaçlayan yapısal değişikliklerin kendisi gibi birçok erkeğe umut olduğunu belirten Soran, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e destek ve teşekkür mesajı gönderdi.

    “Çok mutluyum”

    Boşandığı için çok mutlu olan Kerem Soran şöyle konuştu: “Yaklaşık 10 ay önce eşimden boşandım. Çocuklarımı göremiyorum. Nafakalarımı ödüyorum. Ben kurtuldum. Kurtulamayan tüm erkeklerimizin Allah yardımcısı olsun. 12. Yargı Paketi’nde de devletimizin ve Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in de destekçisiyiz. Boşanamayan tüm erkeklerin Allah yardımcısı olsun. Teşekkür ederim. 7 yıllık, evliydim. Çok mutluyum” Soran’ın talebi üzerine cami önünde tezgah açan 20 yıllık lokma ustası Ali Tamer ise meslek hayatında ilk kez bir boşanma kutlaması için lokma döktüğünü ifade etti. Müşterilerinin talebini yerine getirdiklerini söyleyen Tamer, durum karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediklerini belirtti. Konuyla alakalı Ali Tamer, “20 yıldır yapıyoruz, baba mesleği bizimki. İlk defa da böyle bir şey başımıza geldi. Geçmiş olsun mu diyelim, hayırlı olsun mu diyelim artık… Evet, şaşırdık. Ama müşteri ne derse onu yapmak zorundayız. Bin-bin 500 kişilik lokma dağıtacağız” dedi. >>>İHA

    Bu da boşanma lokması Bu da boşanma lokması Bu da boşanma lokması

  • Yağmur suyu hasadı için ilk incelemeler yapıldı

    Yağmur suyu hasadı için ilk incelemeler yapıldı

    Akarçay Su Verimliliği Projesi devam ediyor

    Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Küresel Çevre Fonu tarafından desteklenen “Türkiye’de Su Verimliliği ve Su Kaynaklarının Sürdürülebilir Yönetimi İçin Kapasite Geliştirme Projesi” çerçevesinde yürütülecek Akarçay Su Verimliliği Projesinde, yağmur suyu hasadı demonstrasyonlarına yönelik ilk adım atıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personellerince, demonstrasyon çalışmalarının gerçekleştirileceği sera işletmelerinin belirlenmesi amacıyla arazi etütleri ve yerinde incelemeler yapıldı. Gerçekleştirilen çalışmalarda uygulama alanlarının projeye uygunluğu değerlendirilirken, su verimliliğini artırmaya yönelik örnek uygulamaların hayata geçirilmesi hedefleniyor. >>>İHA 

  • Otomobil traktör römorkuna çarptı: 3 yaralı

    Otomobil traktör römorkuna çarptı: 3 yaralı

    Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde otomobilin traktöre bağlı römorka çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 3 kişi yaralandı.

    Kaza, Dinar ilçesine bağlı Gürden köyünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, M.Ü. (55) idaresindeki 03 L 5045 plakalı otomobil, henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü M.D. (20) yönetimindeki traktöre bağlı römorka arkadan çarptı.

    Kazada otomobil sürücüsü M.Ü. ile traktörde yolcu olarak bulunan N.D. (71) ve N.D. (23) yaralandı. Yaralılar, olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

    Kazanın ardından jandarma tarafından inceleme başlatıldı. >>>İHA   

  • Fatih Mahallesi’nde üstyapı çalışmaları hız kesmiyor

    Fatih Mahallesi’nde üstyapı çalışmaları hız kesmiyor

    Sandıklı Belediye Başkanı Adnan Öztaş, Fatih Mahallesi’nde devam eden 3. etap kilit parke taş döşeme çalışmalarını yerinde inceleyerek ekiplerden bilgi aldı. Çalışmaların altyapısı tamamlanan bölgelerde etaplar halinde sürdüğü belirtildi.

    Sandıklı Belediyesi, ilçe genelinde yürüttüğü üstyapı çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Fatih Mahallesi’nde sürdürülen 3. etap kilit parke taş döşeme çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.

    Sandıklı Belediye Başkanı Adnan Öztaş, çalışma alanını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında ekiplerden bilgi aldı ve incelemelerde bulundu.

    İncelemeler sırasında değerlendirmelerde bulunan Başkan Öztaş, ilçede taş döşenmeyen sokak bırakmama hedefiyle çalışmaların planlı şekilde sürdürüldüğünü ifade etti.

    Altyapı çalışmaları tamamlanan bölgelerde üstyapı düzenlemelerinin etaplar halinde devam ettiğini belirten Öztaş, vatandaşların daha konforlu ve güvenli ulaşım imkanına kavuşması için belediye ekiplerinin sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü kaydetti. >>>Haber Merkezi

  • ASELSAN’ın ASELFLIR-500 sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi

    ASELSAN’ın ASELFLIR-500 sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi

    AA muhabirinin ASELSAN’dan edindiği bilgiye göre, ASELFLIR-500’ün Paramount Aerospace Industries tarafından geliştirilen Mwari’ye entegrasyonu tamamlandı.

    Entegrasyonla, Mwari’nin keşif, gözetleme, hedef tespiti, takibi ve işaretlenmesine yönelik kabiliyetleri geliştirildi.

    İnsanlı ve insansız hava platformlarında kullanılmak üzere tasarlanan ASELFLIR-500, yüksek çözünürlüklü orta dalga kızılötesi kamera, gündüz görüş kamerası ve kısa dalga kızılötesi görüntüleme kanalını bünyesinde barındırıyor.

    Sistem, lazer mesafe ölçme, lazer hedef işaretleme, hedef takibi, hassas stabilizasyon ve gelişmiş görüntü işleme yetenekleriyle görev yapıyor. Yaklaşık 54 kilogram ağırlığındaki sistemin lazer hedef işaretleyici ve mesafe ölçerinin menzili 35 kilometreye kadar ulaşabiliyor.

    ASELSAN'ın ASELFLIR-500 sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi

    Yapay zeka destekli görüntü işleme kabiliyetine sahip ASELFLIR-500, farklı optik kanallardan elde edilen görüntülerin işlenmesiyle hedeflerin uzun mesafelerden tespit ve teşhis edilmesine imkan sağlıyor.

    Dört eksenli gimbal ve iki eksenli optik stabilizasyon yapısıyla geliştirilen sistem, hava aracının manevra ve titreşimlerinden kaynaklanan etkileri azaltarak hedefin görüntüde tutulabilmesine imkan tanıyor.

    Farklı görevler için yapılandırılabiliyor

    İki kişilik mürettebata sahip Mwari, açık mimarisi ve tak-çalıştır entegrasyon yaklaşımı sayesinde farklı sensör, silah ve görev sistemleriyle yapılandırılabiliyor. Uçak, istihbarat, gözetleme ve keşif, sınır ve kıyı güvenliği, isyan ve terörle mücadele ile hassas taarruz görevlerinde kullanılabiliyor.

    Tek motorlu turboprop Mwari, 6 kanat altı istasyonunda 1000 kilograma kadar faydalı yük taşıyabiliyor. Uçak, yaklaşık 230 knot azami seyir hızına, 21 bin feet servis tavanına ve 1150 deniz mili görev menziline sahip bulunuyor.

    ASELSAN'ın ASELFLIR-500 sistemi, Güney Afrika üretimi Mwari uçağına entegre edildi

    ASELFLIR-500’ün Mwari’ye entegrasyonu, Türkiye’nin elektro-optik sistemlerdeki kabiliyetleri ile Güney Afrika’nın hava platformu geliştirme tecrübesini bir araya getirmiş oldu.

    Entegrasyonun, ASELSAN’ın yeni pazarlara erişimine ve Mwari uçağının farklı ülkelerdeki ihracat imkanlarının geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

    Seri üretimine 2024’te başlanan ASELFLIR-500, Bayraktar TB2 ve Bayraktar TB3’ün de aralarında bulunduğu çeşitli hava araçlarına entegre edildi. Sistem, bugüne kadar 20’den fazla ülkeye ihraç edildi.>>>AA

  • Sucuk fabrikası yangın sonrası enkaza döndü

    Afyonkarahisar Şuhut Organize Sanayi bölgesinde sucuk fabrikasında çıkan ve yangın yaklaşık 5 saatlik müdahaleyle söndürülünen yangının ardından fabrika adeta enkaza döndü.

    Organize Sanayi Bölgesinde bulunan sucuk ve et işleme fabrikasında dün akşam saatlerinde henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü yangın çıktı. Kısa sürede fabrikanın büyük bir bölümüne yayılan yangın itfaiye ekiplerinin yaklaşık 5 saat süren müdahalesi sonrası söndürüldü. Sabaha kadar soğutma çalışmasının devam ettiği bölgede yangının ardından fabrikada büyük çapta maddi zarar meydana geldi. Enkaza dönen fabrikada özellikle tesisin çatı kısmında bulunan ve elektrik enerjisi sağlayan güneş panellerinin büyük ölçüde yandığı ve zarar gördüğü gözlendi.

    Yangının çıkışı nedeniyle ilgili itfaiye tarafından başlatılan inceleme çalışması ise devam ediyor.

  • Afyonkarahisar CHP’de deprem: Tamamı görevden alındı!

    Afyonkarahisar CHP’de deprem: Tamamı görevden alındı!

    Basın açıklaması düzenleyen il başkanı Hasan Karadeniz, il yönetimi ve partililer ile kameralar karşısına geçerek Mutlak Butan’da çıkan kararı kabul etmediklerini söyleyerek Özgür Özel’in yanında olduklarını belirtti.

    Karadeniz ayrıca genel merkez tarafından görevden alınması kararına sert tepki göstererek, “Hukuksuzca verilen butlan kararını asla tanımıyoruz” dedi.

    Görevden alınan İl Başkanı Hasan Karadeniz şu ifadeleri kullandı:

    Mutlak butlan yönetimi tarafından seçilmiş İl Başkanı ve seçilmiş İl Yönetim Kurulu olarak görevden alındığımızı öğrenmiş bulunuyorum. Bu kararın hangi saikle alındığını Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri ve kamuoyu çok iyi görmektedir.

    Halkın iradesiyle seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in yanında dimdik durduğum için alınan bu karar, benim şeref madalyamdır.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin evlatlarını, bu partinin örgüt iradesinin dışında şekillenmiş hiçbir anlayış birbirinden koparamaz. Hukuk darbesiyle mutlak sultan tarafından atanan bir yönetim, CHP’lileri partiden uzaklaştırmaya çalışsa dahi; bu karar üyelerimizin ve vatandaşlarımızın vicdanında yok hükmündedir.

    Ben dün olduğu gibi bugün de seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in sonuna kadar arkasında olacak, kendisiyle birlikte bir adım geri atmadan yol yürümeye devam edeceğim.

    Ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız!

  • Pistlerin milli gururu Toprak Razgatlıoğlu sahnede!

    Pistlerin milli gururu Toprak Razgatlıoğlu sahnede!

    Almanya’nın Chemnitz kentindeki 3,67 kilometrelik Sachsenring Pisti’nde gerçekleştirilecek etapta yarın TSİ 11.50’de sıralama turları ve TSİ 16.00’da sprint yarışı düzenlenecek.

    Yarış ise 12 Temmuz Pazar günü TSİ 15.00’te 30 tur üzerinden yapılacak.

    MotoGP tarihinin ilk Türk sporcusu ünvanını taşıyan Red Bull sporcusu Toprak Razgatlıoğlu, ilk 10 etapta topladığı 11 puanla genel klasmanda 21. sırada bulunuyor.

    Hafta sonunun en önemli mücadelesi olan MotoGP Almanya Grand Prix’si ise 12 Temmuz Pazar günü TSİ 15.00’te başlayacak.

    Pilotlar, 30 tur boyunca podyum için kıyasıya mücadele edecek.

    MotoGP tarihinde yarışan ilk Türk sporcu unvanını taşıyan Toprak Razgatlıoğlu, sezonun geride kalan 10 yarışında topladığı 11 puanla pilotlar klasmanında 21. sırada bulunuyor.

    Milli sporcu, Almanya etabında puan hanesini artırarak sıralamada yükselmeyi hedefliyor.

    MotoGP pilotlar klasmanında İspanyol Jorge Martin 193 puanla zirvede yer alırken, İtalyan Marco Bezzecchi 186 puanla ikinci sırada bulunuyor.

    Üçüncü basamakta ise 177 puanlı Fabio Di Giannantonio yer alırken, zirve mücadelesinin Almanya ayağında daha da kızışması bekleniyor.

    Pilotlar klasmanı

    1. Jorge Martin (İspanya): 193 puan

    2. Marco Bezzecchi (İtalya): 186

    3. Fabio Di Giannantonio (İtalya): 177

    4. Ai Ogura (Japonya): 168

    5. Marc Marquez (İspanya): 153

    21. Toprak Razgatlıoğlu (Türkiye): 11

  • İntihar vakası korkuttu: Marmaray kullananlar dikkat!

    İntihar vakası korkuttu: Marmaray kullananlar dikkat!

    İstanbul’da Marmaray’ın Söğütlüçeşme İstasyonu’nda yaşanan üzücü olayın ardından tren seferlerinde aksamalar yaşandı.

    Olay nedeniyle işletme bir süre tek hat üzerinden sürdürüldü.

    Marmaray’ın resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Söğütlüçeşme İstasyonu’nda meydana gelen olay nedeniyle seferlerde gecikmeler yaşandığı bildirildi.

    Açıklamada, yolcuların mağduriyet yaşamamaları adına alternatif ulaşım seçeneklerini değerlendirmelerinin önem taşıdığı ifade edildi.

     Marmaray’dan açıklama

    Marmaray tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Sayın Yolcularımız, Söğütlüçeşme istasyonunda yaşanan üzücü bir olay nedeniyle tek hat işletmeciliği yapılmakta olup, Marmaray seferlerinde gecikmeler yaşanmaktadır. Yolcularımızın gecikmelerden etkilenmemesi için alternatif ulaşım seçeneklerini de değerlendirmeleri önemle duyurulur.”

    Yetkililer, seferlerin normale dönmesi için çalışmaların sürdüğünü belirtirken, yolcuların güncel duyuruları Marmaray’ın resmi iletişim kanallarından takip etmeleri istendi.

  • Araç muayenesi için yeni fırsat: Vergi borcu olanlar yararlanıyor mu?

    Araç muayenesi için yeni fırsat: Vergi borcu olanlar yararlanıyor mu?

    Vergi borcunu yapılandıranlar muayene yaptırabilecek

    TÜVTÜRK, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından yürütülen vergi borcu yapılandırması kapsamında araç sahiplerine önemli bir hatırlatmada bulundu.

    Yapılandırmadan yararlanan araç sahipleri, araç muayenelerini yapılandırma süresi boyunca yaptırabilecek.

    Mevcut uygulamaya göre, motorlu taşıtlar vergisi (MTV), bu vergiye ilişkin gecikme faizi ve cezaları, trafik idari para cezaları ile kara yolları geçiş ücreti ve bunlara bağlı borçları bulunan araç sahipleri, bu yükümlülüklerini yerine getirmeden araç muayenesi yaptıramıyor.

    31 Ağustos’a kadar başvuru yapılabilecek

    Vergi borçlarını yapılandırarak taksitlendiren araç sahipleri ise yapılandırma devam ettiği sürece araç muayene işlemlerini gerçekleştirebiliyor.

    Böylece hem yasal yükümlülüklerini yerine getiriyor hem de araçlarını trafiğe çıkarmaya devam edebiliyor.

    Vergi borcu yapılandırmasından yararlanmak isteyen araç sahiplerinin başvurularını 31 Ağustos tarihine kadar tamamlaması gerekiyor.

    Sürece ilişkin detaylı bilgilere Gelir İdaresi Başkanlığı’nın resmi internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

    “Araç muayenesini geciktirmeyin” çağrısı

    TÜVTÜRK Genel Müdürü Koray Özcan, araç muayenesinin trafik güvenliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, vergi borcunu yapılandıran araç sahiplerinin bu haktan yararlanabileceğini hatırlattı.

    Özcan, başvuru süresi devam ederken araç sahiplerinin işlemlerini zamanında tamamlamalarını ve araç muayenelerini geciktirmemelerini tavsiye etti.

  • İnşaatta kazısında korkutan olay: Ekipler harekete geçti!

    İnşaatta kazısında korkutan olay: Ekipler harekete geçti!

    Malatya’nın Hekimhan ilçesinde bir inşaatın temel kazısı sırasında insan kemikleri ve kafatası parçası bulundu.

    İhbar üzerine bölgeye sevk edilen jandarma ekipleri olay yerinde inceleme başlatırken, kemikler kimlik tespiti ve inceleme için muhafaza altına alındı.

    Temel kazısında kemiklere rastlandı

    Olay, Malatya’nın Hekimhan ilçesinde meydana geldi.

    Edinilen bilgilere göre, bir inşaatın temel kazısı sırasında iş makinesiyle yürütülen çalışmalar esnasında insan kemikleri ile kafatası parçasına rastlandı.

    Bulgunun fark edilmesinin ardından inşaat çalışmaları durdurularak durum Hekimhan İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerine bildirildi.

    Jandarma bölgede inceleme yaptı

    İhbar üzerine olay yerine gelen jandarma ekipleri çevrede güvenlik önlemi alarak incelemelerde bulundu.

    Bulunan kemikler, kimlik tespiti ve olayın aydınlatılmasına yönelik yapılacak incelemeler için muhafaza altına alındı.

    Soruşturma başlatıldı

    İnsan kemiklerinin kime ait olduğu ve olayın geçmişine ilişkin yapılacak incelemelerin ardından netlik kazanması beklenirken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  • Kansızlık altta yatan bir sorunun habercisi olabilir

    Kansızlık altta yatan bir sorunun habercisi olabilir

    Aneminin, kandaki hemoglobin düzeyinin normalin altına düşmesiyle ortaya çıktığını ifade eden Dr. Sertaç Durusoy, hemoglobinin dokulara oksijen taşınmasından sorumlu temel yapı olduğunu söyledi. Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, “Hemoglobin düzeyi azaldığında dokular yeterli oksijen alamaz. Bunun sonucunda kişilerde halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, dikkat azalması ve günlük yaşam aktivitelerinde belirgin performans kaybı görülebilir. Ancak burada bilinmesi gereken en önemli nokta, aneminin bir tanı değil, altta yatan başka bir hastalığın veya eksikliğin sonucu olduğudur” dedi.

    Aneminin en yaygın nedeninin demir eksikliği olduğunu belirten Dr. Durusoy, özellikle doğurganlık çağındaki kadınların risk altında olduğuna dikkat çekti. Durusoy, “Yoğun adet kanamaları, gebelik, emzirme dönemi, yetersiz demir alımı ve mide-bağırsak sisteminden olan gizli kan kayıpları demir eksikliğine yol açabilir. Tedavi edilmeyen demir eksikliği yalnızca kan değerlerini düşürmez; kişinin yaşam kalitesini de önemli ölçüde etkiler. Sürekli yorgunluk, saç dökülmesi, tırnak kırılması, dikkat dağınıklığı, iş ve okul performansında azalma, çarpıntı ve nefes darlığı bu nedenle gelişebilir” diye konuştu.

    Kansızlığın tek nedeninin demir eksikliği olmadığını vurgulayan Dr. Sertaç Durusoy, farklı hastalıkların da anemiye yol açabileceğini söyledi. Durusoy, “B12 vitamini ve folat eksiklikleri, kronik iltihabi hastalıklar, böbrek yetmezliği, tiroit hastalıkları, kemik iliği hastalıkları, genetik kan hastalıkları ve bazı ilaçlar da kansızlığa neden olabilir. Özellikle B12 eksikliğinde kansızlığa ek olarak el ve ayaklarda uyuşma, denge bozukluğu, unutkanlık, dilde yanma ve diğer nörolojik belirtiler görülebilir. Bu nedenle her hastaya otomatik olarak demir tedavisi başlanması doğru değildir” şeklinde konuştu.

    Aneminin bazı durumlarda altta yatan önemli hastalıkların ilk belirtisi olabileceğini ifade eden Dr. Durusoy, özellikle belirli hasta gruplarında ayrıntılı inceleme yapılmasının önemine dikkat çekti. Durusoy şöyle devam etti:

    “Erkeklerde, menopoz sonrası kadınlarda, ileri yaş grubunda veya tekrarlayan demir eksikliği bulunan hastalarda mide ve bağırsak sisteminden gizli kan kaybı mutlaka araştırılmalıdır. Çünkü mide ülserleri, bağırsak polipleri, iltihabi bağırsak hastalıkları ve bazı sindirim sistemi kanserleri ilk dönemde yalnızca kansızlıkla kendini gösterebilir. Bu nedenle ‘kanım düşükmüş, demir ilacı kullanırım geçer’ yaklaşımı tanının gecikmesine neden olabilir. Anemi tespit edildiğinde yalnızca hemoglobin değerine bakmanın yeterli olmaz. Teşhis sürecinin kapsamlı şekilde yürütülmesi gerekir. Tam kan sayımında hemoglobinin yanı sıra MCV, RDW, retikülosit sayısı, lökosit ve trombosit değerleri birlikte değerlendirilmelidir. Ardından ferritin, serum demiri, demir bağlama kapasitesi, transferrin satürasyonu, B12, folat, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, tiroit fonksiyonları ve gerekli durumlarda hemoliz testleri planlanabilir. Bazı hastalarda periferik yayma, gaitada gizli kan testi, endoskopik incelemeler veya kemik iliği değerlendirmesi de gerekebilir.”

    Kansızlık tedavisinin kişiye ve nedene göre değiştiğini belirten Dr. Durusoy, şunları söyledi:

    “Demir eksikliği tespit edildiğinde yalnızca demiri yerine koymak yeterli değildir; demir kaybının nedeni mutlaka araştırılmalıdır. Bazı hastalarda ağızdan demir tedavisi yeterli olurken, emilim bozukluğu bulunan, ciddi eksikliği olan veya hızlı tedavi gerektiren kişilerde damar yoluyla demir tedavisi tercih edilebilir. B12 ve folat eksikliklerinde uygun vitamin tedavileri uygulanırken, kronik hastalıklar, böbrek yetmezliği veya kemik iliği hastalıklarına bağlı gelişen anemilerde ise tamamen farklı tedavi yaklaşımları gerekir.”

    Açıklamasının sonunda kansızlığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Sertaç Durusoy şu değerlendirmede bulundu:

    “Kansızlık uzun süredir devam ediyorsa, tedaviye rağmen düzelmiyorsa, sık tekrarlıyorsa, çok derinse veya lökosit ve trombosit gibi diğer kan hücrelerinde de bozukluklar eşlik ediyorsa mutlaka hematoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Anemide hedef yalnızca hemoglobin düzeyini yükseltmek değildir. Esas amaç, kansızlığa neden olan temel hastalığı doğru şekilde ortaya koymak ve uygun tedaviyi planlamaktır. Doğru tanı sayesinde hem hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde artar hem de altta yatabilecek ciddi hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi mümkün olur.” >>>İHA