Kategori: Gündem

  • Cudi Dağı’nda aşure geleneği: Hz. Nuh anısına dualar edildi

    Cudi Dağı’nda aşure geleneği: Hz. Nuh anısına dualar edildi

    Eski Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cizrelilerin her yıl bu geleneği sürdürdüğünü belirtti. Eroğlu, bazı çevrelerin Hz. Nuh’un gemisinin Ağrı Dağı’na oturduğunu ifade ettiğini, ancak bu konuya kaleme aldığı “Yeşil Miras” adlı kitabında da değindiğini aktardı.

    Cudi Dağı'nda aşure geleneği: Hz. Nuh anısına dualar edildi Cudi Dağı'nda aşure geleneği: Hz. Nuh anısına dualar edildi

    Paylaşımında Cudi Dağı’nda gerçekleştirilen aşure ikramı ve dua geleneğine dikkat çeken Eroğlu, bölgenin Hz. Nuh ile ilişkilendirilen tarihi ve manevi önemine vurgu yaptı.

  • RTÜK’ten NATO Zirvesi’ne ilişkin açıklama

    RTÜK’ten NATO Zirvesi’ne ilişkin açıklama

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 7-8 Temmuz’da gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında yayıncı kuruluşların, haber ve tartışma programlarında kamu yararını ve milli güvenlik perspektifini gözetmesinin büyük önem arz ettiğini bildirdi.

    RTÜK’ün NSosyal hesabından yapılan açıklamada, Ankara’nın, 7-8 Temmuz tarihlerinde ülkenin, bölgesel ve küresel barışa katkı sunacağı önemli bir uluslararası diplomasi buluşmasına ev sahipliği yapacağı hatırlatıldı.

    Türkiye’nin NATO içindeki kilit rolünü, diplomatik etkinliğini ve bölgesel caydırıcılığını bir kez daha öne çıkaracak bu zirvenin, devletin vakarını ve asil milletin ev sahipliğini uluslararası alanda sergileyeceği önemli bir süreç olduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Küresel güvenlik ve diplomasi başlıklarının yoğunlaştığı bu kritik dönemde, yayıncı kuruluşlarımızın haber ve tartışma programlarında kamu yararını ve milli güvenlik perspektifimizi gözetmeleri büyük önem arz etmektedir. Yayınların teyit edilmiş bilgiye dayalı, ölçülü, toplumsal hassasiyetleri gözeten ve dezenformasyondan uzak bir anlayışla yürütülmesi temel beklentimizdir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak, ifade özgürlüğü ile yayıncılık sorumluluğu arasındaki dengeyi esas alıyor, tüm yayın akışlarının İzleme ve Değerlendirme Uzmanlarımızca zirvenin ehemmiyetine uygun bir titizlikle takip edilmekte olduğunu önemle hatırlatıyoruz. Yayıncı kuruluşlarımızın ülkemizin uluslararası konumuna yakışır bir mesleki etikle hareket edeceklerine inanıyor, tüm medya mensuplarımıza görevlerinde başarılar diliyoruz.”

  • Akdeniz’de 4,1 büyüklüğünde deprem

    Akdeniz’de 4,1 büyüklüğünde deprem

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD) yapılan açıklamaya göre, merkez üssü Akdeniz olan 4,1 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

    Muğla’nın Datça ilçesine 155,63 kilometre uzaklıkta meydana gelen deprem, yerin 21,72 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

  • A Milli Erkek Basketbol Takımı, 1063. maçına çıkacak

    A Milli Erkek Basketbol Takımı, 1063. maçına çıkacak

    FIBA 2027 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri 1. Tur C Grubu’nun 6. ve son haftasında yarın İsviçre’yi konuk edecek A Milli Erkek Basketbol Takımı, tarihindeki 1063. maçına çıkacak.

    Tarihindeki ilk maçını 24 Haziran 1936’da Yunanistan’a karşı oynayan Türkiye, 90 yıllık süreçte 1062 karşılaşmaya çıktı. Bu müsabakaların 552’sini kazanan Türkiye, 509’undan mağlubiyetle ayrıldı.

    Milli takım, tarihinde bir kez de beraberlik yaşadı. Ay-yıldızlı ekibin 13 Haziran 1995’te İstanbul’da Makedonya ile yaptığı özel maç, 78-78 beraberlikle sonuçlandı.

    Resmi maçlardaki ilk galibiyet

    A Milli Basketbol Takımı, resmi maçlardaki ilk galibiyetini 1949 yılında Mısır’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda elde etti.

    Turnuvadaki ilk iki mücadelede Yunanistan ve Fransa’ya yenilen Türkiye, üçüncü karşılaşmada Suriye’yi mağlup ederek resmi müsabakalardaki ilk galibiyetine imza attı.

    En farklı galibiyet ve mağlubiyetler

    Ay-yıldızlılar, tarihinde en farklı skorlu galibiyetini Libya karşısında elde etti.

    İzmir’de düzenlenen İslam Ülkeleri Spor Oyunları’nda 29 Eylül 1980 tarihinde Türkiye, Libya’yı 97 sayı farkla 142-45 yendi.

    A Milli Takım, tarihindeki en farklı skorlu yenilgilerini ise Hırvatistan ve Fransa karşısında yaşadı. Milliler, Almanya’da organize edilen 28. Avrupa Şampiyonası’nda, 24 Haziran 1993’te Hırvatistan’a 50 sayı farkla 113-63 mağlup oldu.

    Milliler, 3 Temmuz 2024’te Fransa ile deplasmanda oynadığı hazırlık maçında da sahadan 96-46 yenilgiyle ayrıldı.

  • Ergin Ataman, A Milli Basketbol Takımı’nda “dalya” diyecek

    Ergin Ataman, A Milli Basketbol Takımı’nda “dalya” diyecek

    A Milli Erkek Basketbol Takımı Başantrenörü Ergin Ataman, ay-yıldızlı ekibin başında 100. maçına çıkacak.

    Ataman, FIBA 2027 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde Türkiye’nin yarın sahasında İsviçre ile oynayacağı karşılaşmada önemli bir kilometre taşını geride bırakacak.

    Avrupa’nın en başarılı başantrenörleri arasında kabul edilen Ergin Ataman, kariyerinde yeni bir ilke imza atarak ikinci dönemini yaşadığı A Milli Takım’da “dalya” diyecek.

    99 maçta 55 galibiyet

    A Milli Basketbol Takımı, Ergin Ataman yönetiminde 99 müsabakaya çıktı.

    Milliler, bu maçlarda 55 galibiyet ve 44 mağlubiyet aldı.

    İlk dönemi: Mart 2014-Ağustos 2016

    Ergin Ataman’ın A Milli Erkek Basketbol Takımı’ndaki ilk dönemi yaklaşık 2,5 yıl sürdü.

    Deneyimli başantrenör, 22 Mart 2014’te büyük hedeflerle ay-yıldızlıların başına getirildi.

    Türkiye, Ataman’ın ilk döneminde 2014 FIBA Dünya Kupası, 2015 Avrupa Şampiyonası ve 2016 Rio Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde mücadele etti.

    2014 Dünya Kupası’na çeyrek finalde, 2016 Olimpiyat Elemeleri’ne ise yarı finalde veda eden milli takım, 2015 Avrupa Şampiyonası’nda da son 16 turunda elendi.

    Ergin Ataman, 31 Ağustos 2016’da milli takımdaki görevinden ayrıldı.

    Milli takıma dönüşü gümüş madalyayla taçlandı

    A Milli Basketbol Takımı ile başantrenör Ergin Ataman’ın yolları, Nisan 2022’de yeniden kesişti.

    Milliler, tecrübeli başantrenörün ikinci döneminde çok önemli bir başarıya imza attı.

    Türkiye, 2025 Avrupa Şampiyonası’nı ikinci tamamlayarak gümüş madalya kazandı. Ay-yıldızlı ekip, ev sahibi olduğu 2001 Avrupa Şampiyonası ve 2010 Dünya Şampiyonası’nın ardından üçüncü kez bu başarıyı elde etti.

    Ergin Ataman yönetiminde 2022 Avrupa Şampiyonası’na son 16 turunda veda eden milli takım, 2023 Dünya Kupası ve 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’na ise katılma hakkı kazanamadı.

    Kulüp kariyerine 29 kupa sığdırdı

    Ergin Ataman, kulüpler düzeyinde 6’sı Avrupa kupalarında olmak üzere 29 şampiyonluk yaşadı.

    Anadolu Efes’te 2 Avrupa Ligi, 4 lig, 5 Cumhurbaşkanlığı ve 3 Türkiye Kupası kazanan Ataman, Beşiktaş’ta ise birer lig, EuroChallenge ve Türkiye Kupası şampiyonlukları yaşadı.

    Galatasaray’ın başında birer lig ve Avrupa Kupası kazanma başarısı gösteren 60 yaşındaki başantrenör, Ülkerspor’da ise 2’şer kez Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Kupası zaferi elde etti.

    İtalya temsilcisi Montepaschi Siena ile Saporta Kupası sevinci yaşayan Ergin Ataman, Türk Telekom’da da Cumhurbaşkanlığı Kupası kazandı.

    Tecrübeli çalıştırıcı, son olarak görev yaptığı Panathinaikos ile bir EuroLeague, bir Yunanistan Ligi ve iki Yunanistan Kupası şampiyonluğu yaşadı.

  • NATO Zirvesi 22 yıl sonra yeniden Türkiye’de

    NATO Zirvesi 22 yıl sonra yeniden Türkiye’de

    NATO ittifak tarihinin en önemli toplantılarından birine sahne olan NATO İstanbul 2004 Zirvesi’nin ardından Türkiye, bu kez de “belirsizlikler çağı” olarak adlandırılan dönemde dünya liderlerini ağırlayacak.

    Başkent Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, İttifak’ın ve küresel güvenlik mimarisinin geleceği bakımından kritik öneme sahip.

    Türkiye’nin diplomatik ağırlığını görünür kılması beklenen Ankara Zirvesi’nin, dünya liderlerini ağırlamasının yanı sıra Türkiye’nin NATO içindeki yükselen ağırlığını gösteren diplomatik bir sahne olması planlanıyor.

    Zirvenin, Türkiye’nin askeri katkısını, savunma sanayisini, kriz yönetimi kapasitesini ve lider diplomasisini aynı anda görünür kılması öngörülüyor.

    Külfet paylaşımı, zirvenin temel gündem maddelerinden birini oluşturuyor.

    Başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere 32 devlet başkanı, dışişleri ve savunma bakanları, Ankara’da bir araya gelecek.

    NATO üyesi ülkelerin yanı sıra AP4 (Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore) ülkelerinin de katılacağı zirve, Avrupa-Atlantik ve Hint-Pasifik güvenlik gündemlerini aynı masada buluşturacak.

    Savunma Sanayi Forumu

    Son 3-4 yılda NATO’nun yan etkinliği şeklinde tasarlanan Savunma Sanayi Forumu, ilk kez zirvenin resmi programının parçası haline gelecek.

    2004’te İstanbul’daki NATO Zirvesi’nde hayata geçirilen ve Katar, Bahreyn, Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin yer aldığı İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında dışişleri bakanları düzeyinde özel oturum düzenlenecek ve NATO İstanbul İşbirliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı yapılacak.

    Türkiye, NATO üyesi 32 devlet ve hükümet başkanının yanı sıra davetli çok sayıda lideri, yaklaşık 100 bakanı, çok sayıda üst düzey diplomatı, uluslararası kuruluş temsilcilerini ve binlerce yabancı misafiri ağırlayacak.

    Dünyanın dört bir yanından 3 bine yakın gazeteci, televizyon ekibi, foto muhabiri, dijital medya temsilcisi ve uluslararası yayın kuruluşu, zirveyi takip etmek için akreditasyon başvurusunda bulundu.

    Zirve kapsamında 48 bin 841’i emniyet, 7 bin 447’si jandarma olmak toplam 56 bin 288 güvenlik personeli görevlendirilecek.

    Ayrıca suç ve suçlularla mücadele amacıyla siber ortamda 7/24 esasıyla sanal devriye faaliyetleri için 639 personel görevlendirilecek.

    Zirve kapsamında Ankara, Esenboğa ve Mürted olmak üzere 3 havaalanı ile katılımcılara hizmet verilecek.

    Zirve marjında 28-29 Haziran’da İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda NATO Parlamenter Zirvesi, 6 Temmuz’da zirveye katılacak müttefik daimi temsilcileri ve Ankara’da mukim büyükelçileri için gayriresmi davet, 6 Temmuz’da SAM-Chatham House Çalıştayı, 7 Temmuz’da “NATO Ankara Summit Dialogues” başlıklı panel dizisi, 7-8 Temmuz’da SETA-MSC “Allies at Ankara” başlıklı etkinlik ve 7-8 Temmuz’da “Transatlantik Siyaset Planlamacılar Yuvarlak Masa Toplantısı”, yan etkinlikler olarak düzenlenecek.

    2004 İstanbul Zirvesi, dönüşüm sürecinin önemli dönüm noktası

    NATO’nun 55 yıllık tarihindeki 17. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi olan İstanbul Zirvesi, İttifak’ın dönüşüm sürecinde önemli bir dönüm noktası kabul ediliyor.

    Zirveye o dönem NATO üyesi 26 ülkenin yanı sıra İttifak ile işbirliği yapan 20 ülkenin devlet ve hükümet başkanları, dışişleri ve savunma bakanları ile sivil ve askeri yetkilileri katıldı. Toplam 46 ülkenin temsil edildiği toplantılar, uluslararası güvenlik gündeminin şekillendirilmesinde önemli rol oynadı.

    İstanbul Zirvesi, özellikle NATO’nun Afganistan’daki rolünün genişletilmesi, Irak güvenlik güçlerine eğitim desteği verilmesi ve 7 yeni üyenin (Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya, Slovenya) İttifak içindeki ilk zirvesi olması bakımından dikkati çekti.

    Bu 7 ülke, NATO’nun Soğuk Savaş sonrası gerçekleştirdiği en büyük genişleme dalgasının parçası olarak 29 Mart 2004’te resmen üye yapıldı.

    Dolayısıyla İstanbul Zirvesi, bu ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının NATO Zirvesi’ne ilk kez tam üye sıfatıyla katıldıkları toplantı oldu.

    Zirve, Kuzey Atlantik Konseyi (NAC), NATO-Rusya Konseyi, NATO-Ukrayna Komisyonu, Avro-Atlantik Ortaklık Konseyi (EAPC) olmak üzere 4 ana toplantıdan oluşuyordu.

    Önemli dünya liderlerinin katıldığı zirvede dönemin ABD Başkanı George Bush, İngiltere Başbakanı Tony Blair, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini ve birçok ülkenin üst düzey temsilcileri, İstanbul’da bir araya geldi.

    Zirve kapsamında NATO-Rusya Konseyi Toplantısı düzenlendi ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İstanbul’a gelmedi ve bu durum o dönemde dikkati çekti.

    Toplantı, Putin’in katılmaması ve Rus birliklerinin Gürcistan ile Moldova’dan çekilmesine ilişkin konularda ilerleme sağlanamaması nedeniyle beklenen ilgiyi görmedi.

    Dönemin Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus ise ülkesindeki hükümet krizi nedeniyle zirveye katılamadı, NATO üyeliği için bekleyen Arnavutluk, Hırvatistan ve Makedonya’ya üyelik tarihi verilmedi.

    NATO’nun Afganistan’daki varlığının genişletilmesi ile Bosna Hersek’teki operasyonun sonlandırılmasının yanı sıra Irak güvenlik güçlerine eğitim desteği sağlanması ve İttifak’ın operasyonel kabiliyetlerinin güçlendirilmesi yönünde kararlar alındı. Bunun yanı sıra yeni ortaklık girişimlerinin başlatılması da karara bağlandı.

    Eski ABD Başkanı Bush, zirveden bir gün önce Ankara’ya gelerek Türk yetkililerle görüşmeler yaptı. Zirvenin son gününde ise Galatasaray Üniversitesi’ndeki konuşmasında Türkiye’nin Avrupa ile yapay sınırlarla ayrılmasına karşı olduklarını ifade etti.

    Olağanüstü güvenlik önlemleri

    2004’te de zirve için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Yaklaşık 3 bin delege ve 3 bin 500 basın mensubunun katıldığı organizasyonda İstanbul, güvenlik çemberiyle korundu.

    NATO Zirvesi nedeniyle Kapalıçarşı belirli sürelerle ziyarete kapatılırken PTT de zirve anısına özel tarih damgalı zarf ve posta materyalleri hazırladı.

    Zirvenin devam ettiği sırada uluslararası kamuoyunu etkileyen önemli bir gelişme Irak’tan geldi.

    Irak’ta egemenliğin geçici hükümete planlanandan daha erken devredildiği haberi, liderlerin İstanbul’daki toplantıları esnasında dünyaya duyuruldu.

    Böylece NATO liderleri, İstanbul’da geleceğin güvenlik politikalarını tartışırken dünya siyasetinin en önemli gelişmelerinden biri de aynı saatlerde gerçekleşmiş oldu.

    2004 İstanbul NATO Zirvesi, alınan kararlar, uluslararası katılım düzeyi ve güvenlik politikalarına etkileri bakımından NATO tarihinin en önemli zirvelerinden biri olarak kayıtlara geçti.

  • Türkiye’nin NATO yolculuğunda tarihi gün

    Türkiye’nin NATO yolculuğunda tarihi gün

    AA muhabirinin TBMM tutanaklarından yaptığı derlemeye göre, Meclis Genel Kurulu, 18 Şubat 1952 Pazartesi saat 15.00’te Refik Koraltan başkanlığında, Kayseri Milletvekili İbrahim Kirazoğlu ve Çorum Milletvekili Sedad Baran’ın katipliğinde toplandı.

    Dönemin TBMM Başkanı Koraltan, oturumu açtıktan sonra Dışişleri Komisyonu’nda ele alınarak kabul edilen “Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun Tasarısı”nı görüşmeye açtı ve ilk sözü dönemin Dışişleri Bakanı ve Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Fuat Köprülü’ye verdi.

    Köprülü, “Çarşamba günü Atlantik Konseyi Lizbon’da toplanacaktır. Bu itibarla, işin müstaceliyetine binaen bu komisyon raporunun ve kanun tasarısının ruznameye alınmasını ve diğer maddelere tercihan müstaceliyetle müzakeresini rica ediyorum ve bu hususta bir takrir veriyorum.” dedi.

    Daha sonra Köprülü’nün, bu konunun Genel Kurulda gündemdeki diğer işlerden önce görüşülmesine yönelik önergesi okunarak oylamaya sunuldu. Önergenin ittifakla kabul edilmesi üzerine Genel Kurulda sürekli ve coşkulu alkışlar duyuldu.

    Önerge üzerine söz alan Dışişleri Bakanı Köprülü, “Muhterem arkadaşlar, Birleşik Amerika Hükümeti, Atlantik Andlaşması üyesi bulunan bütün devletler namına Türkiye’yi Atlantik Andlaşmasına katılmaya resmen davet etmiş bulunmaktadır. Bu davete istinaden hazırlamış olduğumuz kanun tasarısını bugün tasdikınıza arzetmekteyiz. Şükranla arzedeyim ki tasarı Dışişleri Komisyonu tarafından oy birliğiyle tasvip edilmiş bulunuyor. Yüksek Meclis’çe de tasvip edildiği takdirde, usulü mucibince Birleşik Amerika Hükümetine, Andlaşmaya iltihakımızı bildiren vesika derhal tevdi olunacak ve bu suretle Türkiye, tam ve eşit haklarla Atlantik Andlaşması’nın üyesi olacaktır.” diye konuştu.

    Dışişleri Bakanı Köprülü, “Atlantik Andlaşması camiasının savunması için Türkiye’nin bu camiaya bağlanmasının ona mensup devletlere temin edeceği faydalar üzerinde söz söylemeye artık lüzum yoktur. Çünkü onlar bu hakikati çok iyi anladıkları içindir ki, bizi kendi aralarına katılmaya davet etmiş bulunuyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

    “İdeallere bağlılık Türk milletinin şiarıdır”

    Dönemin TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve Demokrat Parti Samsun Milletvekili Firuz Kesim ise “Atlantik Paktına girmekle en doğru yolu seçtiğimizden hiç şüphemiz yoktur. İnandığı büyük davalara milletimiz tarihi boyunca bütün mevcudiyetiyle sarılmıştır. İdeallere bağlılık Türk milletinin şiarıdır. Kendisine has meziyetleriyle hürriyetleri ve hakları koruma sahasındaki işbirliğinde de büyük faydalar sağlayacağından yeni müttefiklerimiz emin olmalıdırlar.” ifadelerini kullandı.

    CHP adına söz alan, tutanaklara Faik Ahmed Barutçu ismiyle yansıyan Trabzon Milletvekili Mehmet Faik Barutçu, şu değerlendirmeleri yaptı:

    “İdealimize uygun olan bu neticeyi Cumhuriyet Halk Partisi, memleketin siyasi emniyetini müşterek ahde bağlayan bir vesika olarak kıymetli saymaktadır. Bugün iltihakımızla kader birliği yaptığımız devletlere, biz bir askeri kudret ve emniyet eklemiş oluyoruz. Atlantik Paktına girişimiz kuvvetli ve itibarlı bir Türkiye’nin uzun seneler her milletten ziyade yaptığı fedakarlıkların mahsulü ve cihan hadiselerinin Türkiye’nin ehemmiyetini artıran bir neticesidir. Millet olarak bu neticeyi uzun fedakarlıkların bir semeresi olarak karşılıyoruz. Atlantik Paktını milli bir eser olarak tasvip ediyoruz, memleketimiz için ve dünya sulhu için hayırlı olmasını temenni eyleriz.”

    Demokrat Parti adına söz alan Erzurum Milletvekili Rıfkı Salim Burçak, Türkiye’nin Atlantik Paktı’na katılımıyla Batı Avrupa müdafaa sisteminin bir kat daha kuvvet kazandığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Atlantik Paktı, sağ kanadını kara Avrupa’nın en kuvvetli ordularından birine sahip ve dünyanın en ehemmiyetli stratejik noktalarından birinde kain Türkiye gibi bir devlete istinat ettirmekle çok şeyler kazanacaktır. Emniyetle söylenebilir ki, yurdumuzun mukadderatı bugünden itibaren hür milletler topluluğunun mukadderatına artık ayrılma kabul etmez bir surette bağlanmış oluyor. Bugün Türkiye Atlantik müdafaa sistemine Batı devletleriyle, eşit haklar ve eşit vazifelerle giriyorsa bunda Kore kararının ve orada bütün dünyanın takdirini kazanan kahraman ordumuzun şerefli hizmetlerinin hissesi pek büyüktür.”

    Oylama

    Genel Kurul’da milletvekillerinin değerlendirmelerinin ardından Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 3 maddesi okutularak oylandı ve ittifakla kabul edildi. Kanun tasarısının tümünün oylanması tutanaklara şöyle yansıdı:

    “BAŞKAN – Kanunun tümünü açık oyunuza arzediyorum. Kabul edenler beyaz, etmiyenler kırmızı oy vereceklerdir. (Seçim çevresi itibarıyla isimler okunmak ve oy pusulaları hitabet kürsüsüne konulan sepete atılmak suretiyle oylar toplanıldı.)

    BAŞKAN – Reylerini kullananlar lütfen yerlerini alsınlar. Rey vermiyen arkadaş kaldı mı? Reylerini kullanmıyan arkadaş kalmadığına göre oy toplama muamelesi bitmiştir. Reylerin neticesini arzediyorum. Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun’a rey veren arkadaşların sayısı 410’dur, 1 çekimser vardır. Muamele tamamdır. Tasarı 409 reyle yüksek tasvibinize mazhar olmuş ve kanunlaşmıştır. (Bravo sesleri, sürekli ve şiddetli alkışlar). İttifakla tasvibinize mazhar olan bu kanunun milletimiz ve insanlık için hayırlı olmasını Allah’tan dilerim. (Bravo sesleri, sürekli ve şiddetli alkışlar).”

    Tasarının kabul edilmesinin ardından Genel Kurulda okutulan bir önergede, “NATO’ya katılım dolayısıyla Adnan Menderes hükümetine teşekkür edilmesi ve Kore’de şehit olanlar için ayakta 2 dakika ihtiram sükutu yapılması” teklif edildi. Bazı milletvekilleri arasında, önergede yer alan “Hükümete teşekkür edilmesi” konusunda bir tartışma yaşandı.

    “Eser, hiç şüphe yok Türk milletinindir”

    Dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in, Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın kabul edilerek yasalaşmasının ardından Genel Kurul’daki hitabı, tutanaklarda şöyle yer aldı:

    “- (Şiddetli ve sürekli alkışlar arasında kürsüye geldi) Muhterem arkadaşlarım, bu tarihi günün büyük ehemmiyetini ona layık olan bir birlik ve tenasüt manzarasiyle ve azmü kararla tecelli ettirmiş bulunuyorsunuz. Bu güzel azim ve tesanüt manzarasını hiçbir sebeple gölgelemeyeceğim.

    – Muhterem arkadaşlar, eser, hiç şüphe yok Türk milletinindir. (Şiddetli alkışlar). Yine hiç şüphe yok ki, Türk milletinin iradesini tıpkı Türk milletinin kendisi gibi, en geniş salahiyetle yürütmekte olan sizlersiniz, binaenaleyh eser sizlerindir. Hükümete teşekkür, bu itibarla, bahis mevzuu olmamak lazımgelir. (Alkışlar)

    – Muhterem arkadaşlar, bu pakta girişimiz, hadisesinin, memleketimiz için olduğu kadar bütün dünya için de hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ederken heyecanımın daha fazla söz söylemeye müsaade etmediğini görmüş olmanızı tahmin ederek, özür diliyorum ve huzurunuzdan ayrılıyorum. (Bravo sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar.)”

    Başbakan Menderes’in konuşmasının ardından TBMM Başkanı Refik Koraltan, Kore’de şehit olanların hatıralarını anmak için Genel Kurul’u saygı duruşuna davet etti, bunun üzerine iki dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra Koraltan, birleşimi, 20 Şubat Çarşamba saat 15.00’te toplanmak üzere 17.58’de kapattı.

    Türkiye’nin NATO üyeliği

    NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet tehdidine karşı kolektif savunma oluşturma amacıyla 1949’da kuruldu.

    Türkiye, NATO’ya resmen 18 Şubat 1952’de katıldı.

    Bugün 32 üyesi bulunan İttifak içinde Türkiye, kapasitesi yüksek hava, kara ve deniz unsurlarıyla NATO’nun önemli misyonları ve tatbikatlarında kritik roller üstleniyor.

    Türkiye, 74 yıldır üyesi olduğu NATO’da hem sağladığı katkılar hem de savunma sanayisiyle öne çıkıyor.

  • Yeşil Vatan projesine milyonlar katıldı

    Yeşil Vatan projesine milyonlar katıldı

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin “Köklerden Geleceğe” vizyonu doğrultusunda yürütülen “Yeşil Vatan-Benim Okulum Geleceğe Çare” etkinlikleri, eğitim öğretim yılı boyunca okul, aile ve toplum işbirliğiyle çevre bilincinin yaygınlaşmasına önemli katkı sağladı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025-2026 eğitim öğretim yılının açılışında, “Her Çocuk Bir Fidan, İlk Ders Yeşil Vatan” yaklaşımıyla başlatılan etkinliklerin, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla illere gönderilen yazı doğrultusunda okullarda koordineli şekilde uygulanması sağlandı.

    Öğrencilerin çevreye duyarlı, erdem sahibi, değerlerine sahip çıkan, vatanını koruma sorumluluğunu üstlenebilen ve bu doğrultuda harekete geçebilen bireyler olarak yetişmelerini amaçlayan etkinlikler kapsamında, okul öncesinden liseye kadar tüm eğitim kademelerinde çevre ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalar yürütüldü.

    150 binden fazla etkinlik yapıldı

    Etkinliklerin ülke genelindeki tüm okullarda koordineli ve verimli şekilde uygulanması amacıyla yayımlanan 10 aylık “Yeşil Vatan Tematik Takvimi Uygulama ve Yönetim Rehberi” doğrultusunda her ay için ayrı bir tema belirlendi.

    Ulusal ve uluslararası düzeyde öne çıkan özel gün ve haftalar dikkate alınarak hazırlanan rehber kapsamında eğitim materyalleri, ders planları, tematik etkinlikler, eğitim ve farkındalık çalışmaları, kurumsal işbirlikleri ile kültürel ve sosyal faaliyetler planlandı.

    Haziran ayı sonu itibarıyla program kapsamında 150 binden fazla etkinlik yapıldı. Yıl boyunca süren bu etkinliklerde, ülke genelindeki öğrencilerin birçoğu birden fazla çalışmada yer aldı. Etkinliklere, 25 milyon 825 bin 717 öğrenci, 1 milyon 794 bin 14 öğretmen, 3 milyon 894 bin 95 veli ve 577 bin 802 personel katıldı.

    Tüm paydaşların katkısıyla yürütülen çalışmalar sayesinde çevre bilinci toplumsal düzeyde yaygınlaştırıldı.

    Her ay farklı tema, farklı etkinlik

    İlk tema olan “Tohum, Toprak ve Temiz Hava Ayı” kapsamında, eylül ayında eğitim öğretim yılının ilk dersi ülke genelindeki tüm okullarda “Her Çocuk Bir Fidan İlk Ders Yeşil Vatan” filmiyle başladı. Öğrenciler, öğretmenler ve gönüllü ailelerin katılımıyla okul bahçelerinde ve uygun alanlarda fidan dikim etkinlikleri düzenlendi.

    “Afetler ve Dayanıklılık Ayı” olarak belirlenen ekim ayında Afet ve Acil Durum Kontrol Listesi hazırlandı. Milli Eğitim Bakanı Tekin’in yayımladığı video mesajla öğrenci ve öğretmenler başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinde afetlere karşı alınabilecek önlemlere ilişkin farkındalık oluşturuldu. Ayrıca MEB AKUB ve AFAD koordinasyonunda eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri yürütülürken okullarda eş zamanlı tatbikatlar yapıldı.

    Kasım ayında “Orman Ayı” teması kapsamında 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü ile 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü dolayısıyla ülke genelinde fidan dikim etkinlikleri düzenlendi. Öğrenciler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e duydukları sevgi ve bağlılığı diktikleri fidanlara iliştirdikleri mesaj kartlarıyla ifade etti.

    Aralık ayında “Tasarruf ve Tüketim Bilinci Ayı” kapsamında öğrencilerin israfın önlenmesi konusunda farkındalık kazanmaları ve yerli ile milli üretime yönelik bilinç geliştirmeleri amacıyla Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası çerçevesinde milli teknoloji ürünleri ve geleneksel sanatları kapsayan keşif gezileri, sergiler ve atölye çalışmaları düzenlendi.

    Ocak ayında “İklim Değişikliği Ayı” kapsamında hazırlanan İklim Münazaraları Örnek Uygulama Kılavuzu doğrultusunda ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik iklim münazaraları gerçekleştirildi.

    Şubat ayında “Sürdürülebilirlik Ayı” kapsamında ortaokul ve lise öğrencilerinin çevre sorunlarını fark etmeleri ve bu sorunlara yönelik somut çözüm önerileri geliştirmeleri amacıyla “Sürdürülebilir Tasarım ve Fikir Maratonu” etkinlikleri yapıldı.

    Öğrencilerin doğaya karşı sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi hedeflendi

    Mart ayında “Su Verimliliği Ayı” kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğiyle hazırlanan “Su Verimliliği Seferberliği” eğitim materyalleri doğrultusunda tüm eğitim kademelerine yönelik ders içerikleri planlandı.

    Nisan ayında “Sıfır Atık Ayı” kapsamında tüm eğitim kademelerinde geri ve ileri dönüşüm odaklı “sürdürülebilirlik” temalı Sıfır Atık Atölyeleri gerçekleştirildi. Bunun yanı sıra atık sanat sergileri, geri dönüşüm tesisi gezileri, kitap ve oyuncak takas şenlikleri ile “Atıksız Gün” etkinlikleri düzenlendi.

    Mayıs ayında “Ekolojik Tarım ve Biyoçeşitlilik Ayı” kapsamında öğrencilerin Ata tohumu, yerli ürünler ve ekolojik tarım uygulamalarını tanımaları amacıyla “Geleceğe Miras Tohum-81 İlimizde Köklerden Geleceğe” etkinliği planlandı ve tanıtım filmi hazırlandı.

    Haziran ayında ise “Çevre Ayı” kapsamında yıl boyunca gerçekleştirilen çalışmalar, özellikle COP31 süreci çerçevesinde 81 ilde düzenlenen “Yeşil Vatan: ÇevreFest’26” etkinliklerinde sergilendi.

    Program kapsamında eğitim öğretim yılı boyunca yürütülen çalışmalarla öğrencilerin çevre okuryazarlığı, sürdürülebilir yaşam becerileri ve doğaya karşı sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi hedeflenirken, okul, aile ve toplum işbirliğiyle çevre duyarlılığının yaygınlaştırılmasına yönelik önemli adımlar atıldı.

  • Hasan Aycın’ın yaklaşık 50 yıllık çizgi birikimi dijital ortama aktarıldı

    Hasan Aycın’ın yaklaşık 50 yıllık çizgi birikimi dijital ortama aktarıldı

    Projede sanatçının bugüne kadar muhtelif mecralarda yer almış çizgileri ile henüz gün yüzüne çıkmamış eserleri, taslakları, eskizleri ve kişisel notları kayıt altına alındı.

    Kapsamlı arşivde ayrıca Aycın’a ait fotoğraflar, belgeler, defterler ile sanatı üzerine kaleme alınmış yazı ve araştırmalar da bir araya getirildi. 4 bin 312’si orijinal olmak üzere 4 bin 458 çizgi, 21 defter, 327 fotoğraf, 168 mektup ve 520 eskizden oluşan arşiv, fiziksel tasnifin ardından dijital ortama aktarıldı.

    Hasan Aycın Koleksiyonu, “dspace.bisav.org.tr” adresindeki BİSAV e-Arşiv platformu üzerinden sanatseverlerin ve araştırmacıların dikkatine sunuldu.

    Proje kapsamında BİSAV’ın Fatih’teki merkezinde “Siyah Beyaz Arasında Bir Çizgizar: Hasan Aycın” Paneli düzenlendi.

    Programın açılışında konuşan projenin koordinatörü Betül Demir, Aycın’ın yaklaşık 50 yıldır çizgiyi yalnızca anlatım biçimi olarak değil hakikati aramanın yolu olarak kullanan çok kıymetli bir sanatçı olduğunu söyledi.

    Demir, böylesine önemli bir üretimin korunması, düzenli arşiv yapısına kavuşturulması ve araştırmacıların erişimine açılması düşüncesiyle bu projenin hayata geçirildiğini belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.

    BİSAV’ın Kurucu Başkanı Mustafa Özel de yaptığı çeşitli alıntılarla teorik perspektiften Hasan Aycın’ın çizgi serüvenini inceleyerek sanat üretiminde ilhamın önemini anlattı.

    Panelin moderatörlüğünü üstlenen Cemal Şakar, Aycın’ın kişisel koleksiyonunun nasıl oluştuğunu aktararak, bir arşivin titizlikle oluşturulmasının kıymetine dikkati çekti.

    Panelde “Mesleki Eğitim ve Araştırma İmkanı Olarak Hasan Aycın’ın Çizimleri” başlıklı konuşmasında akademisyen Hediyetullah Aydeniz, akademik medya çalışmalarıyla Hasan Aycın’ın sanatının kesişiminin imkanları üzerine değerlendirmelerde bulundu.

    Akademisyen Yusuf Ziya Gökçek de “Çizgiden Metne Geleneksel Estetik: Hasan Aycın Eserlerinde Biçim ve Mukavemet” başlıklı konuşmasında Aycın’ın çizgisindeki estetik unsurlarını 5 aşamada incelediğini belirtti.

    Yönetmen Murat Pay, “Hasan Aycın’ın Görsel Dünyasında Animasyon ve Anlatı İmkanları” başlıklı konuşmasında Aycın’dan yaptığı alıntılarla sanatçının anlatı imkanlarının kaynaklarına, anlatı imkanı olarak çizgisine ve çizgilerinin animasyon tekniğine verdiği ilhama dair görüşlerini ifade etti.

    Aycın’ın çizgileriyle hazırlanmış animasyon gösterimiyle tamamlanan program, katılımcıların soru ve katkılarıyla sona erdi.

  • Fırtına, Sırbistan karşısında durdu

    Fırtına, Sırbistan karşısında durdu

    Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde oynanan yarı final karşılaşması basketbolseverlerin yoğun ilgisine sahne olurken, maçın tüm biletleri tükendi.
    TRT Spor Yıldız’dan naklen yayınlanan müsabakayı FIBA Başkanı Şeyh Saud Ali Al Thani, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu, TBF Başkan Vekilleri Harun Erdenay ve Mehmet Fatih Öztürk, FIBA Avrupa ve TBF Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Beşok, TBF Yönetim Kurulu Üyeleri, TBF Eğitim Kurulu Başkanı Aydın Örs, A Erkek Milli Takımımızın Başantrenörü Ergin Ataman ve Milli sporcularımız ile 20 Yaş Altı Ümit Erkek Milli Takımımız takip etti.

    Fırtına, Sırbistan karşısında durdu
    Ay-yıldızlılarımız müsabakaya Ömer Kutluay, Darius Karutasu, Demir Öztürk, Beşir Briant ve Rüzgar Öpçün beşiyle başladı. Karşılaşmanın ilk periyodunu 19-16, ilk yarısını 40-32, üçüncü periyotu da Sırbistan 55-54 önde tamamladı. Maç ise 76-71 sırbistanın üstünlüğü ile sona erdi.
    Millilerimiz, üçüncülük maçında bronz madalya için 5 Temmuz Pazar günü (yarın) saat 17.15’te Avustralya ile karşılaşacak.

  • Balıkçıların yeni sezonda umudu palamut

    Balıkçıların yeni sezonda umudu palamut

    Karadeniz’de 1 Eylül’de başlayacak yeni balık avı sezonu öncesi balıkçılar teknelerin boya ve bakımlarını sürdürüyor. Tekneler yeni av sezonuna hazırlık için bakıma alınırken ağ bakım işleri büyük ölçüde tamamlandı. Trabzon’un Çarşıbaşı ilçesinde bulunan Yoroz limanında teknelerin bakım çalışması sürerken, hazırlıkların 1 Eylül’e kadar süreceği belirtildi.

    Yeni sezonda özellikle palamut avından umutlu olduklarını belirten tekne sahiplerinden Resul Yılmaz, “Sezonumuz bitti. Şu anda teknelerin bakım ve tadilatını yapıyoruz. Ağların bakımı tamamlandı. Tekneler karaya çekilerek raspa ve boya işlemleri yapılacak. Eksik olan cihazlar tamamlanacak, makineler elden geçirilecek. Dolayısıyla şu anda 1 Eylül’e kadar bakım çalışmalarımızı sürdürüyor, yeni sezona hazırlık yapıyoruz. Ağ işimiz bitti. Bu sene beklentimiz yüksek. Havalar iyi gidiyor. İnşallah palamut olacak gibi görünüyor. İnşallah hamsi de olur. Beklentimiz var. 25 yıldır bu işi yapıyorum. Babamın dedesi de bu işi yapıyordu. Biz dördüncü kuşak balıkçılarız. Geçtiğimiz sezon çok balık tuttuk ancak değerini tam olarak bulmadı. İğneada tarafında bol miktarda hamsi avladık. Masraflarımız çoktu, bu nedenle çok fazla para kazanamadık. Yine de Allah’a şükürler olsun” diye konuştu.

    Şahin Balıkçılık tekne sahiplerinden Rahmi Şahin, teknelerin genel bakımını yaptıklarını kaydederek, “Şu anda teknemizi yeni sezona hazırlıyoruz. Genel bakımlarını yapıyor, raspa ve boya işlemlerini tamamlıyoruz. Her yıl düzenli olarak yaptığımız bakım çalışmalarını bu sezon öncesinde de sürdürüyoruz. Bu dönemlerde teknenin tüm bakım işleri yapılırken, ağ bakımları ise daha önceden tamamlanıyor. Bir iki ay içerisinde bu işlemleri bitirdiğimizde zaten yeni sezon başlamış olacak. Biz ağ bakımlarımızı tamamladık. Ancak hâlâ bakım çalışmalarını sürdüren ve işlerini bitiremeyenler var. Yeni sezondan beklentimiz palamut yönünde. Henüz bunu gösterecek net bir işaret görmedik ancak umudumuz o yönde. İnşallah bereketli bir sezon olur” dedi.

  • Türk Yıldızları NATO Zirvesi kapsamında Ankara’da gösteri uçuşu yapacak

    Türk Yıldızları NATO Zirvesi kapsamında Ankara’da gösteri uçuşu yapacak

    Valilikten yapılan açıklamada, Türk Yıldızları’nın bugün son provayı, yarın ise gösteri uçuşunu yapacağı belirtildi.

    Uçuşların 15.15-15.30 saatleri arasında gerçekleştirileceği ifade edilen açıklamada, uçak sesi ve oluşabilecek hava trafiği nedeniyle vatandaşların herhangi bir tedirginlik yaşamaması amacıyla kamuoyunun bilgilendirildiği kaydedildi.

  • 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde son gün müsabakaları başladı

    665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde son gün müsabakaları başladı

    Sarayiçi Er Meydanı’nda gerçekleştirilen organizasyonda, müsabakalar öncesinde pehlivanların eşleşmeleri yapıldı. Ardından pehlivanlar, davul ve zurna eşliğinde kol bağlayıp peşrev çekti.

    Hakem heyetinin işaretin ardından güreşler başladı. Öğle saatlerinde başpehlivanlar Ali Gürbüz, Mustafa Taş, Serdar Yılmaz, Orhan Okulu, Erkan Taş, Osman Kan, Feyzullah Aktürk ve Seçkin Duman yarı finale yükselmek için er meydanına çıka

    Final güreşinin ardından Türkiye’nin başpehlivanı belli olacak.

  • Doğal afetler ilk 6 ayda yaklaşık 900 bin dekar tarım alanına zarar verdi

    Doğal afetler ilk 6 ayda yaklaşık 900 bin dekar tarım alanına zarar verdi

    Bayraktar, yaptığı açıklamada, yılın ilk 6 ayında meydana gelen doğal afetlerin tarımsal üretimdeki etkilerini değerlendirdi.

    Son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de doğal afetlerin sayısı ve şiddetinin arttığını dile getiren Bayraktar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) raporuna göre, dünyada doğal afetlerin tarım sektörüne verdiği yıllık ortalama zararın 1990’lı yıllarda 64 milyar dolar iken son yıllarda 144 milyar dolara yükseldiğini belirtti.

    Bayraktar, 1991-2023 yıllarında doğal afetlerin tarıma verdiği toplam zararın 3,26 trilyon dolar olduğu bilgisini vererek, son 30 yılda 4,6 milyar ton tahıl, 2,8 milyar ton meyve ve sebze, 900 milyon ton et ve süt ürününün doğal afetler sebebiyle zarar gördüğünü ifade etti.

    “Sel ve su baskınları üretimi olumsuz etkiledi”

    Afetlerin tarımsal üretime verdiği zararın tüm toplumu ilgilendiren bir konu olduğunu vurgulayan Bayraktar, tarımsal açıdan “afet yılı” olarak anılacak 2025’in ardından 2026’da da afetlerin devam ettiğini hatırlattı.

    Bayraktar, afetlerin yaşandığı 70’ten fazla ilde mağdur olan üreticilerle yan yana gelerek zararı bizzat gördüğünü ifade ederek, şöyle devam etti:

    “2026 yılının ilk 6 ayında sel ve su baskınları, aşırı yağışlar, dolu, fırtına, don, aşırı kar yağışı, hortum ve heyelan afetleri tarımsal üretime zararlar verdi. Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin dekar alan bu afetlerden zarar gördü. Bu yıl özellikle sel ve su baskınları, çiftçilerimizin üretim faaliyetlerini olumsuz yönde etkiledi. Zarar gören toplam alanın yaklaşık yarısı sel ve su baskınlarına maruz kaldı. 2026 yılının ilk 6 ayında, 28 ilde sel ve su baskını, 22 ilde don, 14 ilde aşırı yağış, 14 ilde dolu, 9 ilde fırtına, 9 ilde aşırı kar, 6 ilde heyelan ve yine 6 ilde hortum afetleri görüldü. Afetlerin şiddetinin ve tarımsal üretim üzerindeki baskısının her geçen yıl arttığı açıkça görülüyor. Afetler yalnızca ürün kaybına neden olmuyor, üreticilerimizin sezon boyunca yaptığı tohum, gübre, ilaç, mazot ve işçilik gibi tüm harcamaların da boşa gitmesine yol açıyor.”

    “Hiçbir üreticimiz göz ardı edilmemeli”

    İçinde bulunulan 2025-2026 sezonunun ülke geneli için bereketli bir yıl olacağını vurgulayan Bayraktar, doğal afetler sebebiyle ürününü ve gelirini kaybeden üreticiler için ise durumun böyle olmayacağına dikkati çekti.

    Bayraktar, çiftçilere tarım sigortası yaptırmanın önemini her zaman vurguladıklarını, buna rağmen sigortalılık oranının düşük seviyede olduğunu bildirerek, şunları kaydetti:

    “Bunun en önemli sebebi de devlet desteği olmasına rağmen sigorta primlerinin çiftçi gelirlerine göre yüksek olmasıdır. Sigortası olan üreticilerimizin zararları karşılanacaktır. Fakat diğer tarafta sigortası olmayan üreticilerimiz de 2026 yılındaki bu afetlerden ciddi oranda zarar gördü. Hem geçtiğimiz yıl hem de bu yıl durmak bilmeden afetlerle uğraşan bu çiftçilerimizin de yanında olunmalı ve nakit yardım yapılmalıdır. Ayrıca bu çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları yapılandırılmalıdır. ‘Bereketli bir sezon’ diyerek hiçbir üreticimiz göz ardı edilmemelidir.”

  • Veteriner “yaşamaz” dedi, denizde yüzdü, kayak keyfi yaptı

    Veteriner “yaşamaz” dedi, denizde yüzdü, kayak keyfi yaptı

    Bursa’da yaşayan Şule Özcan’ın iki yaşındayken sahiplendiği “Başkan” isimli kedi, kısa süre sonra ölümcül seyreden FİP hastalığına yakalandı. İlk kez bir kedi sahiplendiğini belirten Özcan, aldığı haberle büyük bir yıkım yaşadığını söyledi.

    Başkan’ın hastalığını öğrendiğinde tedavisi olmadığının söylendiğini ifade eden Özcan, “Onu sahiplendiğimde birlikte uzun yıllar yaşayacağımızı düşünüyordum. Bana ‘Yakın zamanda ölecek’ dediklerinde dünyam başıma yıkıldı. Pandemi dönemiydi ve gerçekten çok zor günler geçirdik” dedi.

    Hastalık için yurt dışından temin edilen ilacın küçük bir umut olduğunu anlatan Özcan, “Bir şişesi yaklaşık 150 dolardı ve 84 gün boyunca kullanması gerekiyordu. Sadece ilaç değil, tedavi sürecinin tamamı çok büyük masraf oldu. Masrafları karşılayabilmek için atımı satmak zorunda kaldım” diye konuştu.

    Başkan’ın hastalık nedeniyle kısa sürede büyük kilo kaybı yaşadığını belirten Özcan, “Başkan ıslak FİP’ti. İki hafta içerisinde 5,9 kilodan 3,5 kiloya düştü. Her gün kilosunu takip ediyordum. Veterinerler, ‘Belki bir sabah uyandığında Başkan ölmüş olabilir’ diyordu. Bu yüzden onunla geçireceğim her dakika benim için çok kıymetliydi” ifadelerini kullandı.

    Veteriner "yaşamaz" dedi, denizde yüzdü, kayak keyfi yaptı

    Yaşadıkları zorlu sürecin kendisini değiştirdiğini dile getiren Özcan, “Ben daha önce hiç böyle bir kayıp korkusu yaşamamıştım. Bu süreç bana hayatın ve sevdiklerimizin değerini öğretti. Bütün işimi gücümü bırakıp sadece ona odaklandım. Veterinerimiz ve ailemle birlikte elimizden gelen her şeyi yaptık” dedi.

    Başkan’ın ömrünün çok kısa kaldığına inandığı için onu bir an bile yalnız bırakmak istemediğini anlatan Özcan, tedavi süreci boyunca gittiği her yere kedisini de götürdü. Birlikte at çiftliğinde vakit geçiren ikili, denizde birlikte yüzdü, Uludağ’da karın tadını çıkardı.

    O günleri anlatan Özcan, “Serbest dalış organizasyonunda güvenlik dalgıcı olarak görev yapıyordum. Tekneden bizi yüzerken görünce bir anda suya atladı. Önce korktum ama sahile kadar yüzdü, güneşlendi ve ardından tekrar tekneye doğru yüzerek geri geldi. O an herkes çok şaşırdı” dedi.

    Veteriner "yaşamaz" dedi, denizde yüzdü, kayak keyfi yaptı

    Uludağ’da geçirdikleri zamanın da unutulmaz olduğunu belirten Özcan, “Karın üzerine çıkıp dolaşıyor, sonra geri gelip ısınıyordu. Bir gün onu kucağıma alıp birlikte karda kaydık. Çok hoşuna gitti, bir daha inmek istemedi” ifadelerini kullandı.

    Aylar süren tedavi, yoğun bakım ve sahibinin bir an olsun eksik etmediği sevgi sayesinde Başkan, hastalığı yenmeyi başardı. Veterinerlerin yaşaması için umut vermediği kedi, bugün 8 yaşında ve sağlıklı bir yaşam sürdürüyor. Bir zamanlar son günlerini birlikte geçirmek için çıktıkları yolculuklar ise artık ikilinin birlikte kurduğu mutlu hayatın en güzel hatıraları olarak hafızalarda yer alıyor. >>>İHA

    Veteriner "yaşamaz" dedi, denizde yüzdü, kayak keyfi yaptı
    BURSA’DA FİP HASTALIĞINA YAKALANAN VE YAŞAMA ŞANSI ÇOK DÜŞÜK OLDUĞU SÖYLENEN “BAŞKAN” İSİMLİ KEDİ, SAHİBİNİN BÜYÜK FEDAKARLIĞIYLA HAYATA TUTUNDU (/BURSA-İHA)
    Bursa’da FİP hastalığına yakalanan ve yaşama şansı çok düşük olduğu söylenen “Başkan” isimli kedi, sahibinin büyük fedakarlığıyla hayata tutundu. Tedavi masraflarını karşılayabilmek için atını satan Şule Özcan’ın duygulanarak anlattığı mücadele, bugün Başkan’ın denizde yüzdüğü ve Uludağ’da kar üzerinde kaydığı görüntülerle mutlu bir hikayeye dönüştü.
  • Kargo aracı otomobille çarpıştı: 5 yaralı

    Kargo aracı otomobille çarpıştı: 5 yaralı

    Afyonkarahisar’da otomobil ile kargo aracının çarpışma sonucu meydana gelen trafik kazasında 5 kişi yaralanırken, kazada kargo aracının taşıdığı yükler ise çevreye dağıldı.

    Kaza, kent merkezine bağlı Işıklar beldesi yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, N.K. idaresindeki 01 DZM 37 plakalı kargo taşıyan kamyon, sürücüsünün henüz belirlenemeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu, emniyet şeridinde duraklama yapan D.A. yönetimindeki 01 ARA 187 plakalı otomobile arkadan çarptı.

    Çarpmanın etkisiyle savrulan kamyon ve otomobil, yol kenarında bulunan tarlaya uçarak durabildi. Kazayı gören diğer sürücülerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Kazada her iki aracın sürücüsü ile S.A., M.B.A. ve E.C.A. yaralandı. Yaralılar ardından ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.

    Kazanlardan jandarma tarafından inceleme başlatılırken, olayda kamyonun kasasından etrafa dağılan kargolar ise güçlükle toplandı.

  • Hayvancılık yapanları sevindiren karar: 3 bin TL’ye çıkabilecek ücret 30 TL’de kaldı!

    Hayvancılık yapanları sevindiren karar: 3 bin TL’ye çıkabilecek ücret 30 TL’de kaldı!

    Tunceli’de hayvancılıkla uğraşan üreticileri yakından ilgilendiren yaylacılık uygulamasında yeni bir dönem başladı. Hel Dağı Yaylası’nda devreye alınan sistemle birlikte üreticilerin yüksek kullanım bedelleriyle karşılaşmasının önüne geçildi.

    Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Şefik Aygöl, 3 bin 335 rakımlı Hel Dağı Yaylası’nı ziyaret ederek bölgedeki hayvancılık yapanlarla buluştu. Görüşmede yaylaların kullanım şekli, ücretlendirme sistemi ve bölgedeki hayvancılık faaliyetleri ele alındı.

    Üreticiler Sandığa Gitti, Yeni Modeli Seçti

    Yaylaların nasıl kullanılacağı konusunda üreticilerin görüşüne başvuruldu. Yapılan oylamada katılımcıların %74’ü açık ihale sistemi yerine birlik modeliyle devam edilmesini tercih etti.

    Bu kararın ardından üreticilerin ödeyeceği bedel de büyük bir fark ortaya çıktı. Açık ihale yönetiminin uygulanması halinde hayvan başına ücretin 3 ile 4 bin  TL seviyelerine kadar yükseleceği belirtilirken, birlik modeliyle maliyetin yaklaşık 30 TL olduğu ifade edildi.

    Böylece hayvancılıkla geçimini sağlayan üreticilerin yaylalardan çok daha düşük bir bedelle yararlanmasının önü açıldı.

    Toplanan Para Yine Yaylalara Harcanacak

    Yeni uygulamanın dikkat çeken bir diğer yönü ise elde edilen gelirin kullanım şekli oldu. Toplanan ücretlerin %75’inin köy tüzel kişiliklerinin hesaplarına aktarıldığı belirtildi. Bu karının yaylalardaki altyapı eksikliklerinin giderilmesi, üreticilerin ihtiyaçlarının karşılanması ve bölgedeki hayvancılık faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla kullanılması planlanıyor.

  • 85 yaşındaki Kemal Dede, çırak bulamamaktan dertli

    85 yaşındaki Kemal Dede, çırak bulamamaktan dertli

    Niksar ilçesinde yaşayan Kemal İpekçi, yaklaşık 60 yıldır evinin yanındaki küçük atölyesinde her gün sabahın erken saatlerinde süpürge otundan geleneksel yöntemlerle süpürge üretiyor. İpekçi, ilerleyen yaşına rağmen mesleğini sürdürerek geleneksel el sanatını yaşatmaya çalışıyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte farklı temizlik ürünleri ve elektrikli süpürgeler yaygınlaşsa da doğal süpürgelere olan ilginin tamamen bitmediğini belirten İpekçi, özellikle köylerde ve bahçeli evlerde ot süpürgesinin hala tercih edildiğini söyledi.

    “KÖYDE YAŞAYAN DA KENTTE YAŞAYAN DA OT SÜPÜRGEYİ ALIYOR”

    25 yaşından bu yana süpürge ustalığı yaptığını ifade eden Kemal dede, mesleği ustalarının yanında çalışarak öğrendiğini belirterek, “Önce nasıl yapıldığını öğrenmek için ustaların yanında durdum. Zamanla işi kavradım ve yıllardır bu mesleği sürdürüyorum. Eskisi kadar yoğun olmasa da talep devam ediyor. Her evin bir süpürgeye ihtiyacı var. Köyde yaşayan da şehirde yaşayan da alıyor. Kapının önü, bahçe ya da ev için mutlaka kullanılıyor” dedi.

    85 yaşındaki Kemal Dede, çırak bulamamaktan dertli

    “GENÇLER MASA BAŞI İŞ İSTİYOR”

    Mesleğin en büyük sorununun çırak yetişmemesi olduğunu dile getiren İpekçi, gençlerin el sanatlarına ilgi göstermediğini belirterek, “Bu işi öğrenecek kimse yok. Gençler masa başında çalışıp hazır maaş almak istiyor. Bu mesleğe heves eden kalmadı. Biz bıraktıktan sonra bu iş de bitecek” diye konuştu.

    “ESKİDEN 30 SÜPÜRGE YAPARKEN ŞİMDİ 10 SÜPÜRGE ANCAK YAPABİLİYORUM”

    Geçmişte günlük 30 süpürge üretebildiğini söyleyen İpekçi, yaşının ilerlemesi nedeniyle artık aynı tempoda çalışamadığını ifade etti. Bir süpürgenin tamamen el emeğiyle yaklaşık bir saatte hazırlandığını anlatan İpekçi, “Makineyle yapılmıyor. Süpürgenin dallarını tek tek ayırıp diziyoruz. Çok emek isteyen bir iş. Şimdi bütün gün çalışsam en fazla 10 süpürge yapabiliyorum. Şu anda toptan satış fiyatı yaklaşık 200 lira” ifadelerini kullandı. >>>İHA

    85 yaşındaki Kemal Dede, çırak bulamamaktan dertli

  • Böyle gelin-görümce dostlar başına

    Böyle gelin-görümce dostlar başına

    Tatvan ilçesinde yaşayan 34 yaşındaki iki çocuk annesi Bedriye Bulut, 7 yıl önce eşinin geçirdiği trafik kazasının ardından aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla arıcılığa yöneldi. İlk olarak 5 kovanla üretime başlayan Bulut, zamanla kovan sayısını artırdı. Yaklaşık 4 yıl önce görümcesi Bedriye Bulut’un teşvikiyle arıcılığa başlayan 33 yaşındaki bir çocuk annesi Gülay Olçaş da kısa sürede üretimini büyüttü. Birlikte çalışan gelin-görümce, bugün toplam 100 kovanla bal üretimi gerçekleştiriyor.

    Sadece bal üretimiyle yetinmek istemediklerini belirten kadın girişimciler; arı sütü, polen ve propolis üretimine de ağırlık vermeyi planlıyor. Devlet desteklerinden yararlanarak üretim kapasitelerini 500 ila 1000 kovana çıkarmayı hedefleyen ikili, kırsal ekonomiye daha fazla katkı sunmayı amaçlıyor.

    Arıcılığa eşinin desteğiyle başladığını belirten Bedriye Bulut, eşinin trafik kazası sonrası çalışamaz hale gelmesi üzerine bu işe yöneldiğini söyledi. İlk yıllarda ürettikleri balı satmadıklarını ifade eden Bulut, “Önce kendi soframıza doğal bal getirdik, ardından akrabalarımıza ikram ettik. Daha sonra müşterilerimiz balımızı çok beğenince üretimi büyütmeye karar verdik. Şu anda 100 kovanımız var. Devlet desteği alarak bunu 500 hatta 1000 kovana çıkarmak istiyoruz. Balın yanında arı sütü, polen ve propolis de üretmek istiyoruz. Bu işi severek yapıyorum. Arıcılık sevmeden yapılacak bir iş değil” dedi. >>>İHA

  • Dünya Ankara’ya kilitlenecek! Trump’ın ziyaret programı belli oldu

    Dünya Ankara’ya kilitlenecek! Trump’ın ziyaret programı belli oldu

    Ankara 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için yoğun bir diplomasi trafiğine hazırlanılıyor. Zirveye 32 üye ülkenin liderlerinin katılması beklenirken, gözler ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara programına çevrildi.

    Trump 7 Temmuz’da Ankara’da Olacak

    ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Zirvesi ve ikili temaslar kapsamında 7 Temmuz’da Ankara’ya gelmesi planlanıyor.  Trump’ın ziyaretinden önce ise güvenlik ve lojistik hazırlıklarının tamamlanması için yaklaşık bin kişilik bir ekibin başkente geleceği belirtiliyor.

    İlk Durak Anıtkabir

    Trump’ın Ankara programındaki ilk durağının Anıtkabir olması bekleniyor. ABD Başkanı’nın ziyaretinin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne geçmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi bir törenle karşılanması planlanıyor.

  • NATO zirvesi Esenboğa havalimanı’nda geçici uçuş kısıtlaması!

    NATO zirvesi Esenboğa havalimanı’nda geçici uçuş kısıtlaması!

    Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi dolayısıyla Esenboğa Havalimanı’nda hava trafiğine yönelik geçici düzenlemeye gidildi.

    Yapılan açıklamaya göre,

    7 Temmuz Salı günü saat 10.00 ile 18.00 arasında, 8 Temmuz Çarşamba günü ise 14.00 ile 21.00 saatleri arasında hava trafiğine geçici kısıtlama uygulanacak.

    Uygulamanın, zirve kapsamında alınan güvenlik tedbirleri çerçevesinde hayata geçirileceği belirtildi.

    Yolculara uçuş kontrolü uyarısı

    Yetkililer, belirtilen saatlerde seyahat planı bulunan yolcuların mağduriyet yaşamamaları için uçuşlarının güncel durumunu hava yolu şirketleriyle iletişime geçerek veya ilgili uygulamalar üzerinden kontrol etmelerini tavsiye etti.

    Kısıtlamanın sona ermesinin ardından hava trafiğinin normal seyrine dönmesi bekleniyor.

  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıkladı: Çiftçilere müjde!

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıkladı: Çiftçilere müjde!

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması’nda tarım sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Erdoğan, bu yıl su kaynakları ve barajlardaki doluluk oranlarının artmasıyla birlikte birçok üründe rekor rekolte beklendiğini söyledi.

    “Rekolte açısından yüzler gülmeye başladı”

    Erdoğan, tarımsal üretimde olumlu bir sezon yaşandığını belirterek, “Pek çok mahsulde bu yıl rekor bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Tarımın hem ekonomik hem de stratejik açıdan kritik bir alan olduğunu vurguladı.

    Türkiye’nin tarım üretimindeki yeri

    Türkiye’nin tarımsal üretimde dünya sıralamasında önemli bir konumda olduğunu aktaran Erdoğan, sebze üretiminde dünyada 3’üncü, meyvede ise 4’üncü sırada yer alındığını ifade etti.

    Ayrıca 21 bitkisel üründe ilk 3 ülke arasında olunduğunu, tohum ihracatının ise 117 ülkeye ulaştığını söyledi.

    İhracat verileri ve ekonomik göstergeler

    Erdoğan, tarım ve gıda ihracatında artış yaşandığını belirtti.

    2026 Haziran ayında ihracatın geçen yıla göre %21,9 artarak 24 milyar 940 milyon dolara yükseldiğini ifade etti.

    Ocak–Haziran döneminde ise ihracatın %3,6 artışla 136 milyar 59 milyon dolara ulaştığını söyledi.

    Tarım ve gıda ihracatının %23,3 artarak 2,8 milyar dolara çıktığını belirten Erdoğan, yılın ilk 6 ayında 693 milyon dolar dış ticaret fazlası verildiğini aktardı.

    Çiftçilere yeni kredi ve destekler

    Erdoğan, kadın ve genç çiftçi kredisinin 3 milyon TL’den 5 milyon TL’ye çıkarıldığını açıkladı. Ayrıca:

    • Yatırım kredilerinde 2 yıl ana para ödemesiz, 10 yıla kadar vadeli finansman
    • Öz kaynak katkısı aranmayan yeni kredi imkanları
    • Küçükbaş hayvancılıkta kredi limitinin artırılması
    • Büyükbaş hayvancılıkta kredi limitinin 3 milyon TL’ye çıkarılması
    • Yenilenebilir enerji yatırımlarına 15 milyon TL’ye kadar kredi

    gibi desteklerin devreye alınacağını söyledi.

    Tarım yatırımlarında büyüme hedefi

    Erdoğan, Türkiye’de tarımsal desteklerin OECD ortalamasının iki katı seviyesinde olduğunu belirterek, su ve sulama alanında 11 bine yakın eserin hizmete alındığını ve sulanan alanın 7,3 milyon hektara çıkarıldığını ifade etti.

    Konuşmasında tarımın stratejik önemine vurgu yapan Erdoğan, üreticilerin desteklenmeye devam edeceğini ve tarımsal yatırımların artırılacağını söyledi.

  • Gençlik ve Spor Bakanlığına 600 personel alımı!

    Gençlik ve Spor Bakanlığına 600 personel alımı!

    Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, 2026 yılı için sözleşmeli personel alımına ilişkin duyuru yayımladı. Buna göre bakanlık taşra teşkilatında yer alan Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde görevlendirilmek üzere yurt yönetim personeli ve gençlik çalışanı istihdam edilecek.

    KPSS puanı esas alınacak

    Alımlar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi kapsamında yapılacak.

    Adayların 2024 yılı KPSS B grubu P3 puanı esas alınarak sıralanacağı ve boş kontenjanın üç katı kadar adayın sözlü sınava çağrılacağı belirtildi.

    Sözlü sınavla değerlendirme yapılacak

    Başvuru sürecinin ardından adaylar sözlü sınava alınacak.

    Nihai yerleştirme, sözlü sınavda elde edilen başarı sırasına göre yapılacak.

    Taşra teşkilatında görev yapılacak

    Personeller, Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri bünyesinde yurt yönetimi ve gençlik hizmetleri alanlarında görev alacak.

    Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, alım sürecine ilişkin detayların ve başvuru şartlarının ilerleyen günlerde kamuoyu ile paylaşılacağı ifade edildi

  • ABD başkanı Trump için rezerve!

    ABD başkanı Trump için rezerve!

    Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi restoranlarda hazırlıklar tamamlandı.

    Başkent’teki bir restoran, zirve kapsamında kente gelmesi beklenen ABD Başkanı Donald Trump için özel bir masa ayırdığını açıkladı. Restoran yetkilileri, zirve süresince söz konusu masanın Trump için sürekli hazır tutulacağını belirtti.

    NATO Zirvesi hazırlıkları kapsamında et kapasitelerini ve masa sayılarını artırdıklarını ifade eden Metin Gümüş, “NATO Zirvesi dolayısıyla yabancı misafirlerimiz gelecektir. Onlar için bütün hazırlıklarımızı tamamladık, kendilerine sürpriz ikramlar yapacağız.

    Türk mutfağını tanıtacağız ve buradan gittikten sonra Ankara’nın lezzetlerini, Türk lezzetlerini unutmayacaklar. Kıyafetlerimizi tek tipe çevirdik.

    Ankara’nın döneri meşhur olduğu için et kapasitesini 3-4 katına çıkarttık.

    Masa sayısını iki katına çıkarttık. NATO Zirvesi’ne özel olarak misafirlerimize çiğ köfte, künefe, mırra ve semaverde çay ikram edeceğiz. Türk misafirperverliğini yabancı misafirlerimize göstereceğiz ve mutlu bir şekilde uğurlayacağız” dedi.

    ABD Başkanı Donald Trump için özel olarak ayrılan masanın zirve boyunca sürekli hazır tutulacağını ifade eden Gümüş, “NATO Zirvesi Ankara’da olacağı için ABD Başkanı Trump için bir masa hazırladık.

    Kendisi Türkiye’den ayrılana kadar o masayı bozmayıp, sürekli ürünlerini tazeleyeceğiz ve gelmesini bekleyeceğiz.

    Bizi tercih edip, bir şans verirse kendisine Türk mutfağının en güzel lezzetlerini sunacağız. Damağında hoş bir lezzetle ABD’ye uğurlayacağız” şeklinde konuştu