Kategori: Gündem

  • Starmer: “NATO’nun birliğini göstermeliyiz”

    Starmer: “NATO’nun birliğini göstermeliyiz”

    tarmer, Ankara’da düzenlenen 36.⁠ NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Ukrayna’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmelere dikkati çeken Starmer, “Ukrayna’da devam eden çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelerle birlikte NATO Zirvesi’ndeyiz. Bu zirveden çıkacak kararlar üzerinde tartışmamız ve mutabakata varmamız gereken pek çok önemli konu bulunuyor.” dedi.

    Starmer, küresel risklerin arttığı bu dönemde ittifakın sergileyeceği duruşun kritik önem taşıdığına işaret ederek “Böyle bir dönemde liderler olarak NATO’nun birliğini ve gücünü göstermemiz son derece büyük bir önem taşıyor. Bu sabah buradaki zirvede tam olarak bunu gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.>>>AA

  • Danimarka Başbakanı: “Grönland satılık değil”

    Danimarka Başbakanı: “Grönland satılık değil”

    Frederiksen, 36.⁠ NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Dünyanın her geçen gün daha güvensiz bir yer haline geldiğini vurgulayan Frederiksen, “Daha güçlü bir NATO’ya ihtiyacımız var. Tarihin en güçlü ittifakına sahibiz ve bunu bu şekilde korumalıyız. Bugün buradaki ana mesajım, Avrupa’nın yeniden silahlanmasının taşıdığı önemdir.” dedi.

    Ukrayna’ya destek ve savunma sanayi vurgusu

    Frederiksen, Avrupa genelinde ve transatlantik ölçekte ABD ile güçlü bir endüstriyel savunma tabanının oluşturulması ve Ukrayna’ya destek çağrısı yaparak, “Ukrayna’ya daha fazla yardım etmeli, Rusya üzerindeki baskıyı artırmalı ve bu savaşın tek haklı kazananının Ukrayna olmasını sağlamalıyız. Birliğimiz ve birlikte durma kararlılığımız belki de daha önce hiç olmadığı kadar önemli.” diye konuştu.

    “Grönland satılık değil”

    ABD’nin Grönland’a yönelik yaklaşımını da eleştiren Danimarka Başbakanı Frederiksen, ülkesinin bu konudaki pozisyonunun son derece net olduğunu hatırlatarak şöyle devam etti:

    “ABD Başkanı’nın bu konudaki pozisyonu maalesef çok açık, bizim pozisyonumuz da her zaman olduğu gibi net. Grönland elbette satılık değildir. Müttefiklerimiz de dahil olmak üzere herkesin Grönland halkının kendi kaderini tayin etme hakkına saygı duymasını bekliyoruz. Biz egemen bir devletiz; herkesin toprak bütünlüğümüze ve egemenliğimize saygı göstermesi gerekiyor. Kendi topraklarımız da dahil olmak üzere NATO’nun her bir santimetresini savunmaya hazırız.”

    “5. Madde bizim sigortamızdır”

    Frederiksen, NATO’nun temelini oluşturan kolektif savunma ilkesine (5. Madde) tam bağlılık mesajı vererek, “Eğer birimize bir şey olursa, herkes birbiri için ayağa kalkmalıdır. 5. Madde bizim sigortamızdır. Bu durum şu anda Rusya’dan kaynaklanan savaşla karşı karşıya olan doğu kanadı için de geçerlidir, 11 Eylül’de (ABD) saldırıya uğrandığında da geçerliydi, Grönland için de geçerlidir. Danimarka Krallığı’nı sonuna kadar savunacağız.” ifadelerini kullandı.

    ABD’nin NATO’nun 5. Maddesi’ne olan bağlılığından da şüphe duymadığını aktaran Frederiksen, ittifakın geleceğine dair “Danimarka ve Avrupa perspektifinden bakıldığında, NATO olmadan halkımın güvenliğini sağlamam mümkün değil. Transatlantik genelinde insanların güvende olabilmesi NATO sayesindedir ve bu gelecekte de böyle kalacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

    İzlanda: “Grönland, Grönland halkınındır”

    İzlanda Başbakanı Kristrun Frostadottir ise yaptığı açıklamada, “Grönland, Grönland halkınındır. Onlar ABD’nin bir parçası olmak istemiyor. Bu konuda gayet netler.” ifadesini kullandı.

    NATO’nun son 12 ayda daha da güçlendiğini belirten Frostadottir, “Evet, dinamikler değişti ve yapılan görüşmeler bir bakıma biraz farklılık gösterebilir; ancak daha fazla üyemiz var ve savunmaya daha fazla kaynak aktarılıyor; dolayısıyla bu, pek çok açıdan 12 ay öncesine kıyasla daha güçlü bir ittifak.” ifadesini kullandı.

    Frostadottir, Grönland tartışmalarından ziyade Rus tehdidine odaklanılması gerektiğini vurguladı.>>>AA

  • Carney: “Rusya doğrudan tehdit”

    Carney: “Rusya doğrudan tehdit”

    Carney, 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Kanada Başbakanı Carney, “Zirve, hibrit savaş, hipersonik füzeler ve otonom savaş teknolojileri başta olmak üzere savaşın doğasının hızla değiştiği ve karşı karşıya olduğumuz tehditlerin giderek çeşitlendiği bir dönemde gerçekleştiriliyor.” dedi.

    Carney, “Rusya doğrudan tehdit.” ifadesini kullandı.

    İttifak içindeki yük paylaşımının ABD’den Kanada ve Avrupa’ya doğru kaydığını aktaran Carney, Kanada’nın savunma harcamalarını ciddi şekilde artırdığını kaydetti.

    “Kanada adına konuşacak olursam, savunma harcamalarımızda büyük bir artış olduğunu görebilirsiniz.” diye konuşan Carney, Kanada’nın savunmaya gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 1,5’ini ayırdığını, bu oranın gelecek iki yılda yüzde 4’e çıkarılacağını dile getirdi.

    Ankara’ya gelmeden önce ABD Başkanı Donald Trump ile uzun bir görüşme yaptığını belirten Carney, Trump’ın NATO içinde yük paylaşımındaki değişimi görmek istediğini, bu sürecin başladığını ve hız kazandığını söyledi.

    Carney, İran’ın Suudi Arabistan ve Katar’daki noktaları hedef alarak “sorumsuzca” davrandığını savunarak, bölgede gerilimin azalmasını istediklerinin altını çizdi.>>>AA

  • İran’dan ABD’ye sert mesaj: ” Karşılığı ağır olacak”

    İran’dan ABD’ye sert mesaj: ” Karşılığı ağır olacak”

    ABD’nin İran’a yönelik son askerî operasyonlarının ardından Tahran yönetiminden Washington’a sert bir tepki geldi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ABD’nin iki ülke arasında varılan anlaşmanın birçok maddesini ihlal ettiğini savundu. Galibaf, Hürmüz Boğazı’ndaki İran kurallarına uyulmaması, yeni saldırı tehditleri, petrol yaptırımlarının yeniden devreye alınması ve İran’ın baskı ve tehditlere boyun eğmeyeceğini belirten Meclis Başkanı, zorbalık ve şantajla sonuç alınamayacağını söyledi.

    İran Devrim Muhafızları’na bağlı Hatem-ul Enbiya Merkez Karargâhı da ABD’nin İran’daki askerî noktaları yeniden hedef almasını açık bir saldırı olarak nitelendirdi. Buna “ezici bir karşılık” vereceğini duyurdu. Açıklamada ayrıca Hürmüz Boğazı’nın yönetimine dışarıdan müdahaleye izin verilmeyeceği belirtildi.

    İran Devrim Muhafızları, ABD’nin ateşkesi ihlal ettiğini öne sürerek Bahreyn ve Kuveyt’teki 85 Amerikan askerî tesisini füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldığını açıkladı. Vurulan noktalar arasında Kuveyt’teki Ali el-Salem Hava Üssü ile Bahreyn’de bulunan ABD 5. Filosu’na ait komuta merkezi ve askerî tesisin yer aldığı belirtildi. 

    ABD ordusu ise İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen 3 ticari gemiyi hedef aldığını gerekçe göstererek yeni misilleme saldırıları düzenleyeceğini belirtti. ABD Merkez Komutanlığı, son operasyon dalgasında İran’a ait 80’den fazla askeri hedefin vurulduğunu ve saldırıların tamamlandığını açıkladı.

  • NATO zirvesinde kritik gün: Hangi kararlar çıkacak?

    NATO zirvesinde kritik gün: Hangi kararlar çıkacak?

    NATO liderleri bugün, Avrupa’nın güvenlik mimarisini doğrudan etkileyecek kritik başlıkları görüşmek üzere zirvenin en önemli oturumlarından birinde bir araya geliyor.

    Zirvenin gündeminde savunma harcamalarının artırılması, ittifakın savunma sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi ve Ukrayna’ya verilen desteğin geleceği bulunuyor.

    Artan jeopolitik gerilimler, Rusya-Ukrayna savaşının sürmesi ve küresel güvenlik risklerinin derinleşmesi, NATO üyelerini savunma politikalarını yeniden şekillendirmeye yöneltti.

    Bu kapsamda liderlerin, yalnızca mevcut tehditlere karşı alınacak önlemleri değil, ittifakın uzun vadeli savunma stratejisini de ele alması bekleniyor.

    Savunma yatırımları neden yeniden gündemde?

    Zirvenin en dikkat çeken başlıklarından biri, üye ülkelerin savunmaya ayırdığı bütçelerin artırılması olacak.

    Liderlerin, savunma harcamalarının sürdürülebilir şekilde artırılması ve askeri hazırlık seviyesinin yükseltilmesine yönelik yeni taahhütler üzerinde durması bekleniyor.

    Savunma sanayi kapasitesi güçlendirilecek

    Gündemin bir diğer önemli maddesi ise NATO’nun savunma sanayi tabanının güçlendirilmesi.

    Mühimmat stoklarının artırılması, hava savunma sistemleri, uzun menzilli silahlar ve ileri teknoloji üretim kapasitesinin geliştirilmesi zirvede ele alınacak başlıklar arasında yer alıyor.

    Üye ülkelerin ortak üretim projelerine hız verilmesi ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların azaltılması için yeni iş birliği modellerinin de değerlendirilmesi bekleniyor.

    Ukrayna desteğinde yeni mesajlar gelebilir

    Zirvede en yakından takip edilen konu ise Ukrayna’ya verilecek destek olacak.

    NATO’nun askeri eğitim, silah tedariki, mali yardım ve siyasi desteğinin devam edeceğine yönelik güçlü mesajlar verilmesi beklenirken, Ukrayna’nın uzun vadeli güvenliğine ilişkin yeni değerlendirmelerin de gündeme gelmesi öngörülüyor.

    Diplomatik kaynaklar, liderlerin Ukrayna’nın savunma kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik somut adımları ve ittifakın ortak duruşunu yeniden teyit edecek açıklamalar üzerinde çalıştığını belirtiyor.

    Gözler liderlerin ortak bildirisinde

    Bugünkü görüşmelerin ardından yayımlanacak ortak bildiri, yalnızca NATO’nun önümüzdeki döneme ilişkin güvenlik stratejisini değil, Rusya’ya verilecek siyasi mesajların tonunu da ortaya koyacak.

    Zirvede alınacak kararların Avrupa güvenliği, savunma harcamaları ve küresel güç dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.

  • CAATSA yaptırımları nedir? CAATSA yaptırımları hangi ülkelere uygulanıyor?

    CAATSA yaptırımları nedir? CAATSA yaptırımları hangi ülkelere uygulanıyor?

    2 Ağustos 2017 tarihinde yürürlüğe giren ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası (CAATSA), ABD’nin ulusal güvenliğine tehdit olarak nitelendirdiği İran, Rusya ve Kuzey Kore’ye karşı yaptırımlar öngörüyor.

    ABD, CAATSA kapsamında ilk dolaylı yaptırımını Eylül 2018 tarihinde Çin Merkezi Askeri Komisyonu’nun Cihaz Geliştirme Departmanı’na karşı uyguladı.

    Yasanın 231. maddesinde, “Rusya Federasyonu’nun savunma ya da istihbarat sektörleri ile ya da bunlar adına çalışan kişi ve kurumlar ile önemli düzeyde alışverişte bulunan kişi ve kurumlara yaptırım uygulanmasını” öngörülüyor. Türkiye’ye de Rusya’dan alınan S-400 savunma sistemi nedeniyle yaptırım uygulanmasının gerekçesi bu madde.

    Yaptırımların 235. maddesi gereğince, ABD başkanının ilgili kişi ve kuruluşlara getireceği yaptırımlar 12 maddede sıralanıyor.

    Yasada belirtilen 12 madde şöyle:

    Yaptırım kapsamına alınan kişi ve kurumlarla ihracat ve ithalat bankası desteğinin kesilmesi

    Mal ve teknoloji ihracatı ruhsatı verilmemesi

    ABD mali kuruluşlarından kredi tedarik edilmemesi

    Uluslararası mali kuruluşlardan kredi verilmemesi

    Mali kurumlara ABD Merkez Bankası ile doğrudan alışveriş yapma izni verilmemesi

    Yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumlarla ihale ya da sözleşme yapılmaması

    Döviz üzerinden işlem yapılmasının yasaklanması

    Mali kurumlar ve bankalar arasında ödeme ya da kredi transferlerinin yasaklanması

    Yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumların ABD topraklarında gayrimenkul sahibi olmasının yasaklanması

    ABD kişi ve kurumlarının yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumlardan sermaye ya da borç alışverişinin yasaklanması

    Yaptırım kapsamına alınan kişilere ABD’ye giriş yasağı

    Yaptırım kapsamına alınan kişi ve kurumlara benzer işlevi olan üst düzey görevlilere de yaptırım uygulanması

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump’tan ortak açıklamalar!

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump’tan ortak açıklamalar!

    Dünyanın gözü kulağı Ankara’dan verilecek mesajlara odaklanmış durumdayken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump ortak açıklamalarda bulundu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Değerli dostumla Ankara’da bir aradayız. Bir arada olmak bize güç katıyor. Trump’ın ziyareti çok önemli. kendilerine tekrar hoş geldiniz diyorum” ifadelerini kullandı.

    “ERDOĞAN’A ÇOK BÜYÜK SAYGIM VAR, ÇOK İYİ BİR LİDERSİNİZ”

    ABD Başkanı Donald Trump, “Sizlere çok teşekkür etmek istiyorum, gerçekten bu çok fazla haber yapıldı. Biz iyi bir dostuz. Çok güzel bir havalimanına geldim. Buraya gelen yollar tamamen yepyeni. Çok iyi bir lidersiniz, tüm dünyada saygı görüyorsunuz. En başından bu yana çok iyi bir kimyamız vardı. Türkiye, liderliğiniz altında çok güçlü bir ülke oldu.” sözleriyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a cevap verdi.

    SORU- CEVAP

    TRUMP’TAN F-35 SÖZLERİ: “NEDEN OLMASIN Kİ?”

    ABD Başkanı Trump, F-35’ler hakkında gelen soruya, “Bu almamız gereken bir karar. Tabii ki bir çok kişiyi ilgilendiriyor. Neden olmasın ki türkiyeyle çok iyi bir ilişkimiz var. Bunu tabii ki değerlendirebiliriz, çok iyi bir plan. Şu ana kadar yapılmış en iyi planlardan biri ve bizim de değerlendireceğimiz bir plan.” dedi.

    ERDOĞAN: “5 UÇAĞIN SÖZÜNÜ ALDIK”

    F-35’ler hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “F-35 konusu bizim için yeni bir konu değil ve bunu bizler Amerika ile daha önce görüştük ve biz 5 uçağın da sözünü aldık. Sayın Trump’ın bu konuda ayrıca sözü var. Liderler ile yapacağımız görüşmede daha önce aldığımız sözü, olumlu şekilde test edeceğimizi biliyorum. Trump her zaman sözünün arkasındadır. Zirveden hayırlı bir karar çıkacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

    “NATO BENİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI: ERDOĞAN OLMASAYDI KATILMAZDIM”

    Erdoğan ile ilişkileri hakkında gelen soruya ise Trump, “Neden bir ilişkinin özel olduğunu tam olarak bilemezsiniz. Bazı kişilerle çok iyi geçinirsiniz, bazı zamanlar sayın Cumhurbaşkanı gibi zor kişilerle harika ilişkiler geçirirsiniz. Ben ilk tanıştığımız günden beri çok iyi anlaştığımızı düşünüyorum. Her zaman ilişkilerimiz çok iyi devam etti. İkimiz arasında iyi bir kimya var. NATO beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Türkiye olmasaydı belki de katılmayabilirdim ancak dostumdan dolayı katılmam gerektiğine inandım. İran konusunda yardım istemiyordum. Biz trilyonlarca para harcadık Avrupa’yı korumak için. Belki de bize yardım etmek isterler demiştik. İngiltere savaş bittikten sonra size yardım edeceğiz demişti. Ben insanları test ediyordum” dedi.

    ERDOĞAN: GAZZE KONUSUNDA BARIŞI SAĞLAMAK İÇİN ZİRVEYİ ÖNEMSİYORUZ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze sorusunu, “Özellikle Gazze konusunda tabii ki değerli dostumla bunları da konuşarak bölgedeki barışı sağlamak için liderler zirvesini çok önemsiyoruz. Bu zirveden aynı şekilde bir kararın çıkmasını hayra yoruyoruz. Bunun olabileceğinin ihtimalini veriyorum. Biz Rusya Ukrayna arasındaki gelişmeleri de değerli dostum ile paylaşıp görüşeceğiz ve ona göre adımlarımızı atacağız.” sözleriyle cevapladı.

    TRUMP MÜJDEYİ VERDİ: CAATSA YAPTIRIMLARI KALKIYOR

    Trump, ABD tarafından Türkiye’ye uygulanan yaptırımlar hakkında, “Yaptırımları iptal edeceğiz, tamam mı. Bunu yanıtlamakla vakit kaybedilmesini istemem. Bu yaptırımları kaldıracağız. Zamanı geldi. Biz dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz. Ben dostumu yaptırımlarla boğmak istemiyorum Suriye’nin yeni lideri de ülkesini 1 senede toparladı. Ben de sayın cumhurbaşkanı ile onu onaylayanlardandım. Her şeyi bir araya getirdi, kolay iş değil.” dedi.

    ABD Başkanı Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesindeki konu başlıkları şöyle:

    1- Savunma ve güvenlik işbirliği ile CAATSA yaptırımlarının kaldırılması

    2- 100 milyar dolarlık ticaret hedefi

    3- KAAN savaş uçağının motor projesi (F-110 temini)

    4- ABD-İran Savaşı sonrası kalıcı barış müzakereleri

    5- Enerji işbirliği ve mobil reaktör projesi

    6- Suriye’deki gelişmeler ve bölgenin terörden arındırılması

    7- İsrail’in yayılmacı politikaları

    8- Gazze’nin yeniden imarı

    9- Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin adımlar

    10- FETÖ’cülerin Türkiye’ye iadesi

  • Polisten asayiş ve trafik denetimi

    Polisten asayiş ve trafik denetimi

    Afyonkarahisar polis tarafından ’Türkiye Güven Huzur Uygulaması’ çerçevesinde yapılan denetimde aranan 2 şahıs yakalanırken, trafik denetimlerinde ise 213 sürücüye toplam 1 milyon 212 bin 134 TL idari para cezası uygulandı.

    İl Emniyet Müdürlüğü koordinesinde il merkezi ile ilçelerde gerçekleştirilen uygulamalarda genel asayişin ve kamu düzeninin sağlanması, vatandaşların huzur ve güven içerisinde yaşamlarını sürdürmesi, suç işlenmesinin önlenmesi, aranan şahısların yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesi amacıyla kapsamlı denetimler yapıldı.

    Ekipler tarafından cadde, sokak, meydan, park ve bahçeler, metruk binalar, okul çevreleri, iş yerleri, otogar, tren garı ve mesire alanlarında gerçekleştirilen denetimlerde 3 alışveriş merkezi, 60 park ve bahçe, 48 metruk bina, 100 iş yeri, 90 okul çevresi, otogar ve tren garı kontrol edildi.

    Uygulamalar çerçevesinde 3 bin 912 kişinin Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgusu yapılırken, 1 asker kaçağı hakkında tutanak düzenlendi. Çeşitli suçlardan arandığı belirlenen 2 şahıs ise gözaltına alındı.

    Trafik denetimlerinde ise 1 bin 740 araç kontrol edildi. Kural ihlali yaptığı tespit edilen 213 araç sürücüsüne toplam 1 milyon 212 bin 134 TL idari para cezası uygulanırken, 16 araç trafikten men edildi.

  • Uyuşturucu maddeler ve pompalı tüfekle yakalanan 2 kişi tutuklandı

    Uyuşturucu maddeler ve pompalı tüfekle yakalanan 2 kişi tutuklandı

    Afyonkarahisar’da torbacı diye adlandırılan uyuşturucu satıcılarına yönelik yapılan operasyonda uyuşturucu maddeler ve pompalı tüfekle yakalanan 2 kişi tutuklandı.

    Edinilen bilgilere göre, İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler tarafından torbacı diye adlandırılan uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyon yapıldı. Operasyonda 28 adet peçeteye emdirilmiş uyuşturucu,8 adet uyuşturucu hap ile 3 gram uyuşturucu madde ve pompalı tüfek ele geçirildi. Operasyonda gözaltına alınan B.Y., M.Ö., H.K., M.D. ve H.K.isimli şahıslar hakkında ’Uyuşturucu Madde Kullanmak’ suçundan işlem yapıldı. V.G. ve B.Y.isimli şahıslar ise emniyetteki işlemlerinin ardından ’Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma’ suçlamasıyla sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • Kitap gibi köy: Barcelona değil Eskişehir

    Kitap gibi köy: Barcelona değil Eskişehir

    Eskişehir merkeze 66 kilometre uzaklıktaki Çifteler ilçesinin kırsal Abbashalimpaşa Mahallesi, mimari yapısı ve tarihiyle Türkiye’deki geleneksel yerleşimlerden ayrışıyor. 1912 yılındaki Balkan Savaşları nedeniyle Bulgaristan’ın Kırcaali bölgesinden göç etmek zorunda kalan Türklerin yerleşmesiyle kurulan köy, 113 yıllık bir geçmişe sahip. Kuruluş aşamasında her aileye 120 dekar tarla ve 700 metrekare arsa tahsis edilerek inşa edilen yerleşim, hazırlanan imar planına milimetrik olarak sadık kalınarak büyüdü. Cumhuriyet döneminde de bu dokusunu titizlikle koruyan mahallede, bugüne kadar yıkılıp yeniden yapılan hiçbir bina mevcut imar planının dışına çıkmadı.

    İlk kurulduğunda padişah çiftlikleri geleneğini yaşatan “Mandıra” ismiyle anılan köyün durumu, 30 Aralık 1914’te Hüdavendigar Vilayeti (Bursa) yönetiminin kararıyla değişti. Bölge halkının talebi üzerine köye, dönemin Osmanlı Sadrazamı Said Halim Paşa’nın kardeşi ve Mısır prenslerinden Mehmed Abdülhalim Paşa’nın oğlu olan Abbas Halim Paşa’nın adı verildi. Geçmişte devlet şurası üyeliği, Bursa Valiliği ve Bayındırlık Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunan Abbas Halim Paşa’nın adını taşıyan bu kırsal mahalle, adeta “cetvelle çizilmiş” dikdörtgen ve kare bloklardan oluşan yerleşim planıyla dikkat çekiyor. Sokakları tamamen düz ve birbirine paralel olan Abbashalimpaşa’da dar veya çıkmaz sokak bulunmuyor.

    “YENİ BİR EV YAPILACAĞI ZAMAN BU MİMARİ DÜZEN KESİNLİKLE BOZULAMAZ”

    Konuyla alakalı konuşan Abbashalimpaşa Mahallesi Muhtarı Mehmet Güçen, “Bizim köyümüz 113 yıllık, Türkiye genelinde eşi benzeri olmayan bir köydür. Sakinleri, Bulgaristan’ın Kırcaali ve Tozçal bölgelerinden göç edip gelmiştir; köyümüzde dışarıdan gelen yabancı halk hiç yoktur. Köyümüzün gelenekleri tamamen eski usullere göre yaşatılmaktadır. Köyümüzün mimari şekli son derece düzgündür; sokaklarımızın ve caddelerimizin hepsi aynı eşitliktedir ve hiçbir çıkmaz sokağımız bulunmamaktadır. Burasını 113 yıl önce dönemin Bursa Valisi Abbas Halim Paşa, ilk olarak bir mandıra şeklinde kurmuştur. Sonradan yerleşimin ismi Abbas Halim Paşa olarak değiştirilmiştir. Köyün tam olarak nasıl kurulduğunu bizler pek detaylı bilmeyiz ancak köyde bunun bir şeması ve yazılı tarihi vardır. Kendisi Mısır prenslerinden olup, eski Bursa Valilerinden Said Halim Paşa’nın da kardeşidir. İlk kurulduğunda Abbas Halim Mandırası olan isim, daha sonra Abbas Halim Paşa yapılmıştır. Köyde yeni bir ev yapılacağı zaman bu mimari düzen kesinlikle bozulamaz, herkes aynı şartlara ve plana uymak zorundadır. Eskiden köyümüzde şöyle bir uygulama vardı: Köyümüzün bir köy sandığı bulunuyordu fakat büyükşehir yasasıyla mahalleye dönüştüğümüz için bu köy sandığı kapandı. Geçmişte köyümüze dışarıdan yabancı birini sokmuyorduk. Satılık bir ev olduğunda muhtarlarımız ve köy sakinlerimiz, köy sandığındaki bütçeyle o evi satın alarak köye yabancıların yerleşmesini engelliyordu. Ancak şimdi köy sandığı da para da kalmadı. Eskiden nüfusumuz çoktu; 600-700 civarındayken şimdi 300’e kadar düştü. Türkiye genelinde hiçbir yerde, hiçbir büyükşehirde böyle özelliklere sahip başka bir köy yoktur. Köyümüzün arazisi çok büyüktür; tam 22 bin dekar arazimiz bulunmaktadır. Bu yüzden köyümüze gelip yerleşmek isteyen çok fazla vatandaş var ancak biz buna müsaade etmiyoruz. Özellikle hayvancılık yapanların, hayvanlarını otlatmak ve merayı kullanmak için köyümüzde çok gözü var ama biz bunlara da izin vermiyoruz” diye konuştu. >>>İHA

    Kitap gibi köy: Barcelona değil Eskişehir Kitap gibi köy: Barcelona değil Eskişehir Kitap gibi köy: Barcelona değil Eskişehir Kitap gibi köy: Barcelona değil Eskişehir

  • Duran’dan NATO 3.0 mesajı

    Duran’dan NATO 3.0 mesajı

    Duran, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) işbirliğinde Ankara Palas’ta düzenlenen “Müttefikler Ankara’da” programına katıldı.

    Buradaki konuşmasında, Türkiye’nin bugün ve yarın müttefik liderlerin katılımıyla 36. NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını belirten Duran, bunun 2004’te İstanbul’dan sonra Türk topraklarında düzenlenen ikinci NATO Zirvesi olduğunu anımsattı.

    Uluslararası sistemin dinamikleri ve 2004’te karşı karşıya kalınan zorlukların bugünkünden farklı olduğuna işaret eden Duran, şunları kaydetti:

    “Müttefikler olarak artık daha karmaşık, parçalanmış ve öngörülemez olan, büyük güç rekabeti, bölgesel çatışmalar, teknolojik dönüşüm, hibrit tehditler ve kurallara dayalı uluslararası düzene yönelik artan baskıların yeniden şekillendirdiği bir güvenlik ortamıyla karşı karşıyayız. Bu değişimler, NATO üyelerinin yeni tehdit algılarını ve yeni kolektif önceliklerini yeniden değerlendirmesini gerektirmektedir. Bu nedenle Ankara Zirvesi, NATO’nun tarihsel evriminde bir başka dönüm noktasını temsil etmektedir. Bu, ittifakın kendisine daha zor ve daha acil bir soruyu sorması gereken yerdir. Kolektif savunma, tehditlerin artık tek bir yönden, tek bir biçimde veya tek bir araçla gelmediği bir dünyada aslında neyi gerektirir?”

    Duran'dan NATO 3.0 mesajı

    “Tutarlı politika araçlarına ve ortak bir anlayışa ihtiyacımız var”

    Duran, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, savaşın değişen karakterini ve Avrupa’nın güvenlik ve savunma mimarisinin kırılganlığını gözler önüne serdiğine dikkati çekerek, İran ve Körfez çevresindeki gerilimlerin de enerji akışlarının ve deniz yollarının Avrupa-Atlantik güvenliğini doğrudan şekillendirdiğini yeniden hatırlattığını ifade etti.

    Orta Doğu’daki istikrarsızlığın bölgesel kalmayacağını, daha geniş güvenlik riskleri doğuracağını vurgulayan Duran, şunları kaydetti:

    “NATO’nun güvenliğe yönelik 360 derecelik yaklaşımı doğrultusunda, ittifak artık doğu ve güney kanatlarını ayrı başlıklar olarak ele alamaz. Hürmüz Boğazı, Körfez, Suriye, Irak, Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika ve Sahel aynı güvenlik denkleminin parçalarıdır. Bu, güvenliğin bizzat kendisini yeniden düşünmemiz gerektiği anlamına gelir. Bunun için askeri ve askeri olmayan araçların nasıl birlikte çalışabileceğine dair tutarlı politika araçlarına ve ortak bir anlayışa ihtiyacımız var. Bence NATO 3.0 tam da bunu ifade ediyor.”

    “Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip”

    Türkiye’nin, 1952’den bu yana NATO’nun kararlı bir üyesi olduğunu anımsatan Duran, Türkiye’nin o tarihten bu yana ittifakın kolektif savunmasına, caydırıcılığına ve komuta yapısına katkı sunduğunu söyledi.

    “Gelecek yıl NATO üyeliğimizin 75. yıl dönümünü anmaya hazırlanırken, Türkiye’nin rolü, stratejik özerkliği, operasyonel tecrübesi ve Avrupa-Atlantik güvenliğine yaptığı özgün katkı üzerinden anlaşılmalıdır.” ifadesini kullanan Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahiptir. Afganistan’dan Kosova’ya, Bosna’dan Irak’a kadar Türkiye, kriz yönetimi, barış desteği, eğitim ve çatışma sonrası yeniden yapılanma süreçlerine katkıda bulunmuştur. NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026’ya yaklaşık 2 bin personel ve milli üretim teçhizatla katılımı, Türkiye’nin kabiliyetlerinin hareketli, birlikte çalışabilir ve yakın coğrafyasının çok ötesinde geçerli olduğunu göstermiştir. Türkiye, hem Ukrayna hem de Rusya ile açık kanalları sürdürmüştür.

    Aynı anda hem İran hem de Amerika Birleşik Devletleri ile temas kurabilen az sayıdaki ülkeden biridir. Hepinizin bildiği gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu ülkelerin liderleriyle aynı zamanda iyi ve samimi ilişkiler sürdürmektedir. Bu, büyük bir diplomatik fırsattır. Türkiye çoğu zaman doğu ile batı arasında bir köprü olarak tanımlanır. Oysa bugün karşı karşıya olduğumuz birçok krizde Türkiye, diplomatik erişim alanı ve gerginliği azaltmaya katkı sunma kapasitesi sayesinde batı ile batı arasındadır.”

    “Asıl mesele yalnızca sayısal değildir”

    Duran, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde milli bir savunma mimarisi ekosistemi inşa ettiğini vurguladı.

    NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin yakın tarihli ziyaretinde bu sistemi “savunma sanayi devrimi” olarak tanımladığını hatırlatan Duran, “Bugün Türkiye, NATO’ya muharebe tecrübesi kazanmış sistemler, hava savunma kabiliyetleri, yapay zeka destekli yetenekler ile mühendislik kapasitesi ve ölçeklenebilir üretimin birleşimini sunmaktadır.” dedi.

    Türkiye’nin, savunma harcamalarını yüzde 2 eşiğinin üzerine çıkardığını anımsatan Duran, 2021’de 13 milyar olan savunma bütçesinin 2025’te yaklaşık 32 milyar dolara yükseldiğini aktardı.

    Duran, savunma ve uzay ve havacılık ihracatının 10 milyar dolar seviyesini aştığını, savunma sanayisindeki yerli üretim oranının ise yüzde 82’ye ulaştığını belirterek, şunları kaydetti:

    “Ancak asıl mesele yalnızca sayısal değildir. Gerçek değer, savunma sanayisinde dört boyutlu derinlik diye adlandırılabilecek unsurlarda yatar. Kalite, nicelik, muharebede kanıtlanmış performans ve sürdürülebilirlik. Ölçekli üretim yapılamıyorsa, yüksek kaliteli sistemler tek başına yeterli değildir. Son savaşlar bize göstermiştir ki güçlü ordular bile sürekli ve dayanıklı bir üretim kapasitesinden yoksun olmaları halinde stratejik felç yaşayabilirler. Türkiye’nin savunma sanayisi, müttefiklerin kolektif caydırıcılığı açısından doğrudan değeri olan milli bir varlığa dönüşmüştür.”

    “Kamuoyu sistematik manipülasyona karşı korunmalı”

    Duran'dan NATO 3.0 mesajı

    Bugün saldırıların yalnızca askeri tesisleri hedef almadığını, kamuoyu, iletişim ağları, finansal sistemler ve toplumsal psikolojinin de hedef alınabildiğini dile getiren Duran, siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları ve yapay zeka destekli manipülasyonun artık istisnai olaylar olmadığını söyledi.

    Bunların artık stratejik rekabetin olağan işleyiş ortamının bir parçası olduğuna dikkati çeken Duran, bu nedenle caydırıcılığın topyekun dayanıklılıkla birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti.

    “Kamuoyu sistematik manipülasyona karşı korunmalıdır.” diyen Duran, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Türkiye bu alanda doğrudan tecrübeye sahiptir. Dezenformasyon, siber tehditler, göçün ve terörün araçsallaştırılması bizim için teorik riskler değildir. Bunlarla yüzleştik ve bunlara karşı kurumsal kapasite inşa ettik. Doğrulama mekanizmaları, stratejik iletişim ve kamu diplomasisi yoluyla Türkiye, bilgi bütünlüğünü ulusal ve kolektif güvenliğin temel bir unsuru olarak ele almaktadır. Siber güvenlik, yapay zeka ve kritik altyapının korunması gibi konular NATO için artık ikincil başlıklar olarak kalmamalıdır. Bunlar ittifakın savunma doktrinine entegre edilmelidir.”

    NATO’nun geleceğinin, stratejik fikirlerin sınandığı, geliştirildiği ve politikalara dönüştürüldüğü bu tür platformlarda şekilleneceğine işaret eden Duran, “Müttefikler Ankara’da” programının bir yan sohbet olmadığını, programın yeni güvenlik gündeminin karmaşıklığını yansıttığını aktardı.

    Duran, Ankara Zirvesi’nin NATO’nun beyan ettikleriyle hayata geçirebildikleri arasındaki farkı azaltmaya yardımcı olmasını umduğunu ifade etti.>>>AA

  • Kapadokya’da gece turizmine yeni yatırım

    Kapadokya’da gece turizmine yeni yatırım

    Ersoy, sosyal medya hesabından Kapadokya’daki gece müzeciliğine yönelik yeni uygulamaya ilişkin paylaşımda bulundu.

    “Kapadokya’nın eşsiz doğal ve kültürel mirasını gece saatlerinde de ziyaretçilerimizle buluşturuyoruz. Göreme Açık Hava Müzesi, Paşabağları Ören Yeri, Zelve Açık Hava Müzesi ve Erdemli Vadisi’nde hayata geçirdiğimiz yeni aydınlatma projeleriyle bölgenin karakteristik kaya oluşumlarını estetik ve kontrollü bir ışık kurgusuyla gece de görünür hale getirdik” ifadelerini kullanan Ersoy, toplam 692 aydınlatma armatürü ile ziyaretçi deneyimini zenginleştirirken, yansıtma gösterisi uygulamasıyla Kapadokya’nın tarihi ve doğal mirasını yeni bir anlatımla buluşturduklarını belirtti.

    Kapadokya'da gece turizmine yeni yatırım

    Bakan Ersoy, enerji verimliliği, çevresel sürdürülebilirlik, ışık kirliliğinin azaltılması, doğal yaşamın korunması ve kültürel mirasın özgün kimliğinin muhafazasını esas alan bu çalışmalarla, gece müzeciliği vizyonunu daha da güçlendirerek Kapadokya’yı gün batımından sonra da güvenli ve konforlu şekilde keşfedilebilir hale getirdiklerini kaydetti.

    Ersoy, çalışmalara katkı sunan herkese teşekkür etti.

    Dört önemli noktada yeni aydınlatma dönemi

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kapadokya Alan Başkanlığınca yürütülen çalışmalar kapsamında Göreme Açık Hava Müzesi’nde 214, Paşabağları Ören Yeri’nde 238, Zelve Açık Hava Müzesi’nde 135 ve Erdemli Vadisi’nde 105 olmak üzere toplam 692 aydınlatma armatürü kullanıldı.

    Çalışmalar, ilk etapta Göreme Açık Hava Müzesi’ndeki aydınlatma sistemlerinin devreye alınmasıyla başladı ve diğer alanlara yayıldı.

    Bakanlığın son yıllarda hayata geçirdiği gece müzeciliği vizyonunun önemli halkalarından biri olan projelerde, kaya dokularının doğal karakteri korunarak enerji verimliliği esas alındı ve ışık kirliliği en aza indirildi.

    Doğal yaşam ile kültürel mirasın özgün kimliğinin korunduğu projeyle, ziyaretçilere Kapadokya’yı gün batımından sonra da güvenli ve konforlu şekilde deneyimleme imkanı sunuldu.

    Projeler kapsamında kurulan ışık ve görüntü yansıtma sistemiyle Kapadokya’nın tarihi ve doğal mirası yeni bir anlatımla ziyaretçilerle buluşturuldu.

    Böylece bölgenin taşınmaz kültür varlıkları ve doğal dokusu dijital uygulamalarla desteklenerek gece saatlerinde de farklı bir deneyim sunuldu.>>>AA

  • Almanya Başbakanı Merz: NATO Zirvesi’nde bir Ankara ruhu oluşmasını umuyor

    Almanya Başbakanı Merz: NATO Zirvesi’nde bir Ankara ruhu oluşmasını umuyor

    Alman hükümet çevrelerine göre Ankara’da düzenlenecek 36. NATO ve Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Lahey’de geçen yıl yapılan NATO zirvesinin ardından ilk ara değerlendirme için bir fırsat olacak.

    Zirveyle ilgili bilgi veren hükümet kaynaklarından bir yetkili, son 12 ayda Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını 100 milyar avrodan fazla arttırdığını belirterek, sadece Almanya’nın savunma harcamalarını yaklaşık 25 milyar avro arttırarak 124 milyar avroya çıkardığına işaret etti.

    Yetkili böylelikle Almanya’nın savunma harcamalarını 2022’ye kıyasla iki katına yükselttiğini kaydetti.

    Almanya’nın savunma harcamalarını 2029’da Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 5’ine çıkarmayı planladığı bilgisini paylaşan yetkili, bunun ülkesinin bunu Lahey’deki zirvede kararlaştırılan tarihten önce gerçekleştirileceği anlamına geldiğini aktardı.

    Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in son haftalarda Ankara’daki NATO Zirvesi’ne ilişkin E5 ülkelerinin liderleriyle ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldiğini, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğünü anımsatan yetkili, Şansölye Merz’in zirvede “Ankara ruhunun oluşmasını umduğunu” ve “bunun için çalıştığını” ifade etti.

    Yetkili, zirveden Avrupalıların kendi güvenlikleri için hem mali açıdan hem de savunma sanayisindeki işbirliği yoluyla daha fazla sorumluluk üstlendiklerine dair bir sinyal çıkması gerektiğinin altını çizdi.

    “Biz Avrupalılar daha büyük sorumluluklar üstleniyoruz.” diyen yetkili, Avrupalı savunma bakanlarının savunma işbirliği konusunda ortak bir bildiri üzerinde çalıştığını söyledi.

    Zirvede Ukrayna konusunun önemli bir rol alacağına değinen yetkili, burada Ukrayna’ya sağlanacak desteğin ele alınacağı, siyasi açıdan da Ankara’da Ukrayna konusunda transatlantik uyumun daha da artırılmasının hedeflendiğini belirtti.

    Yetkili, Ankara’da İran konusunun da ele alınacağına dikkati çekerek, Almanya Başbakanı’nın ve müttefiklerin ABD ile İran arasında varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladığını anımsattı.>>>AA

  • Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten AP Türkiye Raportörüne Tepki: “Kimse Türk Yargısına Parmak Sallayamaz”

    Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten AP Türkiye Raportörüne Tepki: “Kimse Türk Yargısına Parmak Sallayamaz”

    Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türk yargısının baskı altına alınmak istendiğini belirterek, bu duruma sert tepki gösterdi. Gürlek’in X hesabındaki paylaşımı şöyle:

    “Türkiye Cumhuriyeti bağımsız, egemen ve demokratik bir hukuk devletidir. Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. Ülkemizdeki yargı süreçlerinin uluslararası çevrelerce takip edilmesi, Türkiye’nin demokratik olgunluğunun ve şeffaflığının bir göstergesidir.

    Buna karşılık devam eden yargılamalar hakkında mahkeme kapılarında hüküm verircesine açıklamalar yapılması, Türk yargısını hedef alan ve yargı süreçlerini siyasi baskı altına almaya çalışan kabul edilemez bir tutumdur.

    Türkiye’nin yargı süreçleri; yabancı parlamenterlerin siyasi ajandalarına, ideolojik beklentilerine veya lobi faaliyetlerine göre değil; Anayasa’ya, kanunlara, dosyadaki delillere ve bağımsız mahkemelerin takdirine göre ilerler.

    Buradan açıkça ifade ediyorum: Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz; devam eden yargılamaları etkilemeye, Türk yargısını baskı altına almaya ve ülkemizin iç işlerine müdahale etmeye kalkamaz.

    Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye; vesayet odaklarına, darbe heveslilerine, terör örgütlerine ve dışarıdan demokrasi dersi vermeye çalışan çevrelere karşı millî iradesini koruyarak bugünlere gelmiştir.

    Türkiye, kendi hukukunu işletecek kudrete, demokrasisini koruyacak iradeye ve geleceğini tayin edecek egemenliğe sahip büyük bir devlettir. Millî irademizi, yargı teşkilatımızı ve hukuk devletimizi hedef alan hiçbir siyasi ajandaya geçit vermeyeceğiz.”

  • NATO zirvesi başlıyor: Tüm dünyanın gözü bugün Ankara’da

    NATO zirvesi başlıyor: Tüm dünyanın gözü bugün Ankara’da

    Ankara’da bugün başlayacak ve 2 gün sürecek olan NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi, küresel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde yoğun diplomasi trafiğine sahne olacak. Savunma sanayii iş birlikleri, Ukrayna’daki savaş, Orta Doğu’daki gelişmeler, İran kaynaklı bölgesel riskler ve ittifak içi yük paylaşımı gibi kritik başlıkların ele alınacağı zirve, NATO üyesi ülkelerin liderlerini ve üst düzey heyetlerini bir araya getirecek.

    Beştepe’de öğleden sonra NATO üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları ile İstanbul İşbirliği Girişimi (ICI) üyesi Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri temsilcileri bir araya gelecek. Aynı saatlerde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in ev sahipliğinde AY YILDIZ Müşterek Karargâhında savunma bakanları için resepsiyon düzenlenecek.

    ERDOĞAN VE LİDERLER AKŞAM YEMEĞİNDE BULUŞACAK

    Akşam saatlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde devlet ve hükümet başkanları ile eşleri onuruna resepsiyon ve akşam yemeği verilecek. Akşam programında ayrıca NATO-Ukrayna Dışişleri Bakanları Konseyi Çalışma Yemeği ile Kuzey Atlantik Konseyi Savunma Bakanları düzeyinde çalışma yemeği gerçekleştirilecek.

    LİDERLER YARIN GÖRÜŞECEK

    Zirvenin yarın yapılacak bölümünde ise NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte liderleri resmi törenle karşılayacak. Törenin ardından aile fotoğrafı çekilecek ve NATO liderler toplantısı yapılacak. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin kapanış basın toplantısıyla zirve sona erecek.

    ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİNDE KRİTİK BAŞLIKLAR

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın zirve marjında baş başa görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor. Erdoğan-Trump görüşmesinde KAAN savaş uçağında kullanılacak F-110 motorları, Türkiye’nin F-35 programına dönüş süreci, Suriye ve Gazze’deki gelişmeler gibi başlıkların ele alınması öngörülüyor. Görüşme sonrası ortak basın toplantısı düzenlenmesi de planlanıyor.

    TRUMP YOLA ÇIKTI

    ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da bugün başlayacak tarihi NATO Zirvesi’ne katılmak üzere Air Force One uçağıyla yola çıktı.

  • Anız yangını tarım arazileri ve ormanlık alana sıçramadan söndürüldü

    Anız yangını tarım arazileri ve ormanlık alana sıçramadan söndürüldü

    Afyonkarahisar’da çıkan anız yangını, ekili tarım arazileri ve ormanlık alana sıçramadan söndürüldü.

    Edinilen bilgilere göre, Şuhut ilçesi Kınık mevkiinde yabani otlar ve anızların bulunduğu alandan dumanlar yükseldiğini gören vatandaşlar, durumu itfaiyeye bildirerek yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye gelen ekipler, rüzgarın da etkisiyle bir anda yayılan alevlere müdahale etti. Ekipler, alevlerin tarım arazileri ile ormanlık alana sıçramaması için yoğun mücadele verdi. Yaklaşık yarım saat süren hummalı çalışmaların ardından yangın tamamen kontrol altına alınarak söndürüldü. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, bölgedeki tarım arazilerinin bir kısmında ürünler zarar gördü.

  • Japon Deprem Uzmanı Çanakkale’ye dikkat çekti: Birinci Seviyede…

    Japon Deprem Uzmanı Çanakkale’ye dikkat çekti: Birinci Seviyede…

    Kentsel dönüşümün büyük önemine değinen Yoshinori Moriwaki; binanın sağlamlığının, baktığı cephe ve metrekaresinden daha önemli olduğunu söyledi. Çanakkale’nin risk değerlendirmesini yapan Moriwaki, “Çanakkale 1912’de Marmara-Kuzey Anadolu Fay Hattının kuzey kolu olarak büyük deprem gördü. Tabi hemen şimdi olacak diye söyleyemeyiz ama risk var. Türkiye’nin deprem tehlike seviyesi 1’inci bölgelerden bir tanesi” dedi.

    ‘GÖREBİLDİĞİMİZ FAY ORANLARI ARTTI’

    Moriwaki, “Hocalar yeni keşifleriyle fay hatlarının fazla olduğunu söylüyor. Evet böyle ama Japonya’da bakıldığında da mutlaka fay hattı sayıları artıyor. Bunlar yeni de olabiliyor önceki fay hatlarının bölünmüş kolları da olabilir. Bu hocaların bu konuları bulup haberleştirmesiyle deprem riski arttı mı diye sorarsanız hayır derim. Teknolojinin gelişmesiyle görebildiğimiz fay oranları arttı” diye konuştu.

    ‘KENTSEL DÖNÜŞÜM İÇİN VATANDAŞLARA DA YARDIM YAPILMALI’

    Yoshinori Moriwaki, sözlerine şöyle devam etti: “Kentsel dönüşüm devlet ve belediye tarafından yapılmaya çalışılıyor. Ama Japonya’ya baktığımızda depremde zarar gören bir bina hemen mühürleniyor. Japonya’da tek tarafın kararı ile mühürlenirken Türkiye’de 2 tarafın yüzde 50 yüzde elli imkanı var. Kentsel dönüşüm için sadece devlet ve belediye değil vatandaşlara da yardım yapmak lazım. Ben de Japonya’da eski bir evde yaşadım. Eskiden güney tarafa bakıyordu şimdi doğu tarafına bakıyor ya da metrekare küçülebiliyor. İleride büyük deprem geldiğinde sıkıntı var ama bina sağlam bunu herkesin kabul etmesi gerekiyor.”

  • NATO Zirvesi anısına özel 5 lira basıldı

    NATO Zirvesi anısına özel 5 lira basıldı

    Türkiye’de düzenlenen 36. NATO Zirvesi’nin anısını yaşatmak amacıyla Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünce “5 TL Tedavül Madeni NATO Hatıra Parası” basıldı.


    Bu kapsamda hazırlanan hatıra parası, halen tedavülde bulunan iki metalli (bimetal) 5 liralık madeni para üzerine basılırken paranın tura yüzünde NATO logosu, zirvenin düzenlendiği yer ve tarih ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin grafik görseli yer alıyor. Diğer yüzünde ise 5 liranın tedavüldeki mevcut tasarımı bulunuyor.

    İlk etapta 100 bin adet basılan hatıra parasından, zirve süresince 400 bin adet daha üretilmesi planlanırken böylece toplam üretim miktarının 500 bin adede ulaşması öngörülüyor. Uygulamayla, 36. NATO Zirvesi’nin Türkiye’de düzenlenmesinin anısının yaşatılması ve vatandaşların günlük hayatta kullanabileceği tedavüldeki özel bir hatıra parasının dolaşıma sunulması amaçlanıyor.

  • Jandarma çeşitli suçlardan aranan 46 kişi yakalandı

    Jandarma çeşitli suçlardan aranan 46 kişi yakalandı

    Afyonkarahisar’da jandarma tarafından son bir hafta içerisinde yapılan denetimde çeşitli suçlardan aranan 46 kişi yakalandı.

    Edinilen bilgilere göre, Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı tarafından son bir hafta içerisinde aranan şahısların yakalanmasını yönelik çalışma yapıldı. Yol kontrol ve devriye çalışmasında çeşitli suçlardan aranan 46 kişi gözaltına alındı. Şahıslardan 13’ü jandarmadaki işlemlerin ardından sevk edildikleri mahkemeler tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • Emine Erdoğan, NATO kapsamında lider eşlerini ağırlayacak

    Emine Erdoğan, NATO kapsamında lider eşlerini ağırlayacak

    Emine Erdoğan, yarın Ankara’da başlayacak 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında kente gelecek devlet ve hükümet başkanlarının eşlerini 8 Temmuz’da Çankaya Köşkü’nde ağırlayacak.

    Emine Erdoğan, Köşk’e gelişlerinde 20’den fazla devlet ve hükümet başkanı eşini tek tek karşılayacak.

    Emine Erdoğan ve lider eşleri karşılamanın ardından “Çocuklar, Teknoloji ve Güvenlik: Gelecek Nesli Korumak” temalı yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirecek.

    NATO Ankara Zirvesi marjında düzenlenecek toplantının, çocukların dijital dünyanın tehlikelerinden daha etkin korunmasına yönelik müşterek çabaların güçlendirilmesi amacıyla görüş alışverişine zemin teşkil etmesi öngörülüyor.

    Toplantıda, çocukların dijital ortamlarda karşılaşabileceği risklere ilişkin farkındalığın artırılması, bu konuda paydaşlar arasında işbirliğinin geliştirilmesi ve müttefik ülkelerdeki iyi uygulamaların paylaşılması amaçlanıyor.

    Ayrıca toplantıyla dijital alandaki politika ve uygulamaların belirlenmesinde çocukların gelişimini göz ardı etmeyen, hak temelli ve değer merkezli bir yaklaşımın öneminin vurgulanması, dengeli, ölçülü ve yaşa uygun koruyucu mekanizmaların geliştirilmesine katkı sunulması hedefleniyor.

    Lider eşlerinin sırayla konuşma yapacağı toplantıda, “Dijital Güvenlik ve Yeni Nesil Riskler”, “Koruyucu ve Yaşa Uygun Yaklaşımlar”, “Ortak Sorumluluk ve Çok Paydaşlı İşbirliği”, “Farkındalık, Eğitim ve Dijital Okuryazarlık”, “Etik ve Değer Temelli Yaklaşımlar” ve “İyi Uygulama Örneklerinin Paylaşılması” temalarının ele alınması planlanıyor.

    Lider eşlerine, Türk mutfağı lezzetlerini tanıtacak

    Yuvarlak masa toplantısının ardından Emine Erdoğan, lider eşleriyle öğle yemeğinde buluşacak. Türk gastronomisini yansıtan lezzetlerin masalarda yer alacağı yemekle lider eşlerine Türk mutfağı yakından tanıtılacak. Lider eşleri yemeklerini, İznik çinisi örneklerini barındıran salonda ve Türk nakış kültürünü yansıtan masa örtülerinin üzerinde yiyecek. Yemek bu yönüyle bir davet sofrası olmasının ötesinde Türk zanaatını, sanatını ve misafirperverlik geleneğini misafirlere hissettirecek.

    Öğle yemeğinin ardından Emine Erdoğan ve lider eşleri aile fotoğrafı çektirecek.

    Geleneksel el sanatı ürünleri yakından görecekler

    Emine Erdoğan ve lider eşleri, aile fotoğrafı sonrası geleneksel el işçiliğini ve Türk dokuma kültürünün zenginliklerini yansıtan kumaşlar, nakışlar ve işlemelerin yer aldığı bir koleksiyonu inceleyecek. Misafir lider eşleri, Mezopotamya, Anadolu toprakları, Osmanlı ve Türk devletlerinin görsel hafızasına ait eserleri de yakından görme fırsatı bulacak.>>>AA

  • Balıkesir’in Altıeylül ilçesindeki orman yangını büyük ölçüde kontrol altına alındı

    Balıkesir’in Altıeylül ilçesindeki orman yangını büyük ölçüde kontrol altına alındı

    İlçeye bağlı Bereketli Mahallesi yakınlarında çıkan ve Konakpınar, Çaparlı, Ataköy mahalleleri çevresinde etkili olan orman yangınını söndürme çalışmaları devam ediyor.

    Ekipler, büyük ölçüde kontrol altına alınan yangın bölgesindeki çalışmalarını sürdürüyor. Söndürme çalışmalarına uçak ve helikopterin de destek vereceği öğrenildi.

    Bu arada Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de yangında hasara uğrayan tarlalardaki mahsullere ilişkin tespit çalışmaları yürütüyor.

    Balıkesir'in Altıeylül ilçesindeki orman yangını büyük ölçüde kontrol altına alındı

    “Uçaklar, dozerler, makineler sağ olsunlar, kurtardılar”

    Konakpınar Mahallesi sakinlerinden Remzi Çakır, gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının Bereketli Mahallesi yakınlarında daha çok etkili olduğunu söyledi.

    Mahalledeki bir hayvan damında da hasar oluştuğunu anlatan Çakır, “Yangının nasıl çıktığını bilen yok, Konakpınar, Çaparlı’ya kadar dayandı. Uçaklar, dozerler, makineler sağ olsunlar, kurtardılar.” diye konuştu.>>>AA

  • Motoaijlet sürücüsü kazada hayatını kaybetti

    Motoaijlet sürücüsü kazada hayatını kaybetti

    Afyonkarahisar’da otomobille motosikletin çarpıştığı trafik kazasında ağır yaralanan 17 yaşındaki motosiklet sürücüsü kaldırıldı hastanede hayatını kaybetti.

    Olay, Şuhut ilçesine bağlı Atlıhisar köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, İ.K. (50) idaresindeki 07 CMM 99 plakalı otomobil, Atlıhisar köyü yakınlarında E.K’nin (17) kullandığı 03 AKC 191 plakalı motosikletle çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle motosiklet olay yerinden yaklaşık 20 metre ileri savruldu. Kazada her iki araç sürücüsü de yaralandı. Yaralılar ihbar üzerine kaza yerine sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan 17 yaşındaki motosiklet sürücüsü E.K, kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

    Kazanın ardından jandarma tarafından inceleme başlatıldı.

  • “Güneş kremleri cildi tam olarak korumayabilir”

    “Güneş kremleri cildi tam olarak korumayabilir”

    Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı korunmanın önemi bir kez daha gündeme gelirken, uzmanlar özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde uzun süre güneşe maruz kalmanın ve ciddi güneş yanıkları geçirmenin ilerleyen yıllarda deri kanseri riskini artırdığına dikkat çekti. Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, güneşten korunmada yalnızca güneş kremi kullanımının yeterli olmadığını da vurguladı. Deri kanserlerini önlemenin en etkili yollarından birinin güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından korunmak olduğunu belirten Dr. Bostancı, “Son yüzyılda güneşlenme alışkanlığının yaygınlaşmasıyla birlikte tüm dünyada deri kanseri görülme sıklığının arttı. Güneş ışınları; ciltte kırışıklık, erken yaşlanma, leke oluşumu ve deri kanserinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Dermatologlar uzun yıllardır güneşten korunmanın önemini vurguluyor. Toplumdaki farkındalık artmasına rağmen deri kanseri görülme sıklığı her geçen yıl yükselmeye devam ediyor” dedi.

    GÜNEŞ KORUYUCULAR DOĞRU SEÇİLMELİ VE DOĞRU KULLANILMALI

    Güneşten Korunma Faktörü (SPF) değerinin, ürünün güneş ışınlarının neden olduğu cilt kızarıklığına karşı sağladığı koruma düzeyini ifade ettiğini belirten Dr. Bostancı, suya dayanıklı ürünlerin 40 dakika suyla temas sonrasında da koruma etkisini sürdürmesi gerektiğini söyledi. Güneş koruyucu ürünlerin içeriğinde bulunan bazı kimyasal maddelerin hassas kişilerde tahriş ve alerjik temas egzamasına neden olabileceğini belirten Dr. Bostancı, “Cilt tipine uygun ürün tercih edilmesine dikkat edilmeli. Yağlı ciltlerde losyon formundaki ürünler, kuru ciltlerde ise krem formundaki güneş koruyucular tercih edilmelidir. Düzenli kullanılan güneş koruyucuların D vitamini sentezini engellediğine veya kansere neden olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır” şeklinde uyardı.

    GÜNEŞTEN KORUNMADA TEK BAŞINA GÜNEŞ KREMİ YETERLİ DEĞİL

    Güneş koruyucularının yaklaşık 3-4 saat etkili olduğunu ve gerektiğinde yeniden uygulanması gerektiğini belirten Dr. Bostancı, etkili korunmanın ancak birden fazla önlemin birlikte uygulanmasıyla mümkün olduğunu söyledi. Bostancı, “Güneşten korunmak için yalnızca güneş koruyucu kullanmak yeterli değildir. Pamuklu ve koruyucu giysiler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapkalar kullanılmalı ve özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu öğle saatlerinde doğrudan güneş altında kalınmamalıdır. Açık tenli ve sarışın bireylerin en az SPF 50 koruma faktörüne sahip ürünleri tercih etmeleri önerilmektedir” diye konuştu.

    Dr. Bostancı, hiçbir güneş koruyucu ürünün cildi güneş ışınlarına karşı yüzde 100 koruyamayacağını vurgulayarak, “Güneş koruyucular doğru kullanıldığında cilt sağlığını korumada önemli bir destek sağlar. Ancak en etkili korunma; güneş koruyucu kullanımını gölgede kalma, koruyucu kıyafet giyme, şapka kullanma ve güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarıda bulunmama gibi fiziksel korunma yöntemleriyle birlikte uygulamaktır” ifadelerini kullandı. >>>İHA

  • Dönüşüm Seferberliğine Büyük Rağbet: 5 Günde 7 Milyon 600 Bin Ambalaj Atıldı

    Dönüşüm Seferberliğine Büyük Rağbet: 5 Günde 7 Milyon 600 Bin Ambalaj Atıldı

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda DOA sisteminin kısa sürede yaygınlaştığını belirtti.

    7 MİLYON 600 BİN AMBALAJ

    Kurum paylaşımında, “DOA artık yeni alışkanlığımız. Bu dönüşüm her geçen gün daha da hızlanıyor. 5’inci günde DOA ile topladığımız ambalaj sayısı 7 milyon 600 bine ulaştı. Atmıyor dönüştürüyor, çevremizi korurken hem kendi cebimize hem de ülke ekonomimize katkı sağlamaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    KULLANICI SAYISI 1.3 MİLYONU GEÇTİ

    Bakan Kurum’un paylaştığı verilere göre, DOA sistemine kayıtlı kullanıcı sayısı 1 milyon 385 bin 673’e ulaşırken, geri dönüşüm için toplanan ambalaj sayısı ise 7 milyon 600 bin olarak kaydedildi.

    Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemiyle geri dönüşümün artırılması, çevrenin korunması ve ekonomiye katkı sağlanması hedefleniyor.