Kategori: Tüm Haberler

  • Büyük Menderes’te 853 yıllık koyun geçirme heyecanı

    Büyük Menderes’te 853 yıllık koyun geçirme heyecanı

    UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan ve Aşağıseyit Mahallesi Köprübaşı mevkisinde düzenlenen yarışmaya, çevre ilçelerden bu yıl 47 çoban, 63 sürüyle katıldı.

    Büyük Menderes’te 853 yıllık koyun geçirme heyecanı

    Sürü lideri olarak tabir edilen “elci” koyunlarını yaklaşık bir yıl boyunca özenle eğiten çobanlar, yarışma yaklaştıkça antrenmanlarını sıklaştırdı.

    Gün doğumundan itibaren sıralarını bekleyen çobanlar, boyayıp süsledikleri elci koyunlarının öncülüğünde sürülerini nehirden geçirmeye çalıştı.

    Büyük Menderes’te 853 yıllık koyun geçirme heyecanı

    Koyunlarıyla birlikte suya giren çobanlar, sürülerini karşı kıyıya ulaştırmak için mücadele etti. Renkli görüntülerin ortaya çıktığı yarışmada sunucu manilerle, seyirciler ise alkışlarla yarışmacılara destek verdi.

    Hayvanları suya atlamayan bazı çobanlar ise büyük üzüntü yaşadı.

    Büyük Menderes’te 853 yıllık koyun geçirme heyecanı

    “Bu işi yapmak çok zor”

    Yarışmaya “Mor” ismini verdiği koyunla katılan 16 yaşındaki Hasan Seren, AA muhabirine, yarışmaya hazırlanırken zamanın büyük bölümünü hayvanıyla geçirdiğini söyledi.

    Koyunuyla arasında özel bir bağ oluştuğunu belirten Seren, “Geceleri yanında yatıyordum, bu işi yapmak çok zor, herkes uğraşamaz. Biz emek verdik o da sağ olsun hakkını verdi ve suya girdi. Hedefimiz herkes gibi birincilik. Bundan sonraki yıllarda da bunu devam ettireceğiz.” dedi.

    “Aşkar” adını verdiği koyunuyla suya atlamayı başaran Necip Atıcı ise hazırlıklara 2-3 ay önce başladıklarını, son günlerde antrenmanları artırdıklarını anlattı.

    Bu işin temelinde hayvan sevgisinin bulunduğunu vurgulayan Atıcı, koyununun da kendisini mahcup etmediğini ifade etti.

    Büyük Menderes’te 853 yıllık koyun geçirme heyecanı

    Sabah düzenlenen ön eleme turunun ardından finale kalan çobanlar, öğleden sonra birincilik için mücadele edecek. Sudan Koyun Geçirme Yarışması ve Çoban Bayramı kapsamında dereceye girenlere çeşitli ödüller verilecek.

    Etkinliği Çal Kaymakamı Hatice Gamze Kuran ve İlçe Belediye Başkanı Ahmet Hakan ile diğer protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş takip etti.

    Bölgede son yıllarda etkili olan kuraklık, asırlardır sürdürülen geleneği de olumsuz etkiliyor. Bazı yıllarda etkinlik taşıma suyla gerçekleştirilirken geçen yıl kuraklığa dikkati çekmek amacıyla tamamen kuruyan Büyük Menderes Nehri yatağında sembolik olarak yapılmıştı.

    Büyük Menderes’te 853 yıllık koyun geçirme heyecanı

    Aşk hikayesinden doğduğuna inanılıyor

    Yöredeki inanışa göre geleneğin ortaya çıkışı, Karakoyunlu aşiretinden bir çoban ile Oğuz beylerinden birinin kızının aşk hikayesine dayanıyor.

    Efsaneye göre, kızını çobana vermek istemeyen bey, ondan koyunlara 3 gün tuz yedirmesini ve Büyük Menderes Nehri’nden su içirmeden karşıya geçirmesini istedi.

    Çoban, şartı yerine getirerek koyunlarını su içirmeden nehrin karşısına geçirdi ancak bey yine de kızını vermedi. Kızı aşkından hastalanarak ölen bey tarafından yöreden kovulan çobanın, ömrünün kalanını dağlarda kaval çalarak geçirdiğine inanılıyor.

    Büyük Menderes’te 853 yıllık koyun geçirme heyecanı

    Yöre halkının, bu hikayeden etkilenerek her yıl düzenlemeye başladığı Sudan Koyun Geçirme Yarışması, hayvan sevgisi ve çobanlık kültürünü yaşatmayı amaçlıyor.

    UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde “Çoban Bayramları” adı altında “Aşağıseyit Köyü Sudan Koyun Geçirme Festivali” olarak yer alan etkinlik, her yıl ağustos ayında düzenleniyor. >>>AA

    Büyük Menderes’te 853 yıllık koyun geçirme heyecanı

  • Ölümüne ilişkin şüpheler araştırılıyor

    Ölümüne ilişkin şüpheler araştırılıyor

    Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda 19 Ağustos’ta gerçekleştirilen feth-i kabir işlemiyle Denizolgun’un mezarı açıldı.

    Ölümüne ilişkin şüpheler araştırılıyor

    Mezardan alınan örnekler, ölüm nedeninin bilimsel veriler doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi. İncelemelerde Denizolgun’un ölümünün doğal nedenlerle gerçekleşip gerçekleşmediği ve herhangi bir dış müdahalenin bulunup bulunmadığının araştırılması bekleniyor.

    Ölümüne ilişkin şüpheler araştırılıyor

    Soruşturma kapsamında ayrıca ölümün resmi makamlara bildirilmesinde gecikme yaşandığı iddiası, cesette bulunduğu öne sürülen bazı bulgular ve dönemin adli tıp incelemelerinin eksik veya hatalı yapıldığı yönündeki iddialar da ele alınıyor.

    Ölümüne ilişkin şüpheler araştırılıyor

    Denizolgun ailesinin de ölümle ilgili şüphelerin araştırılması amacıyla resmi başvuruda bulunduğu öğrenildi. Feth-i kabir işleminin ardından alınan örnekler üzerinde Adli Tıp Kurumunun yapacağı incelemelerin sonuçları soruşturma dosyasına girecek.

    Ölümüne ilişkin şüpheler araştırılıyor

    Adli işlemlerin tamamlanmasının ardından Denizolgun’un naaşı yeniden Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabrine defnedildi. Soruşturma, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülüyor. >>>İHA/Haber Merkezi 

    Ölümüne ilişkin şüpheler araştırılıyor

    Ölümüne ilişkin şüpheler araştırılıyor

    Ölümüne ilişkin şüpheler araştırılıyor

  • 200 bininci kuş, Kafkasya’nın nadir türü çıktı

    200 bininci kuş, Kafkasya’nın nadir türü çıktı

    KuzeyDoğa Derneğinin, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün izniyle Iğdır, Utah ve Koç üniversitelerinin destekleriyle yürüttüğü kuş araştırma çalışmaları 21 yıldır devam ediyor.

    Aras Kuş Cenneti’nde 41. sezon çalışmaları, bilim insanları ve gönüllülerin yardımıyla sürüyor.

    Iğdır’ın Tuzluca ilçesine bağlı Yukarı Çıyrıklı köyünde kurulan Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde yapılan çalışmalarda bugüne kadar 210 türden 200 bin kuş yakalanarak verileri toplandı.

    Ekiplerin çalışması sonucu yakalanan 200 bininci kuş, sadece Kafkasya bölgesinde görülen Kafkas çıvgını (Phylloscopus lorenzii) oldu.

    Her yıl farklı ülkelerden ve farklı üniversitelerden gelen gönüllü ve öğrencilerin de ağırlandığı merkezde yapılan çalışmalar, kuşların göç zamanları, rotaları, beslenme ve üreme alanlarına dair önemli veriler sağlıyor.

    200 bininci kuş, Kafkasya’nın nadir türü çıktı

    Merkezin sorumlusu Gül Tutar, Aras Kuş Cenneti’nin kuş çeşitliliği bakımından önemli bir yer olduğunu söyledi.

    Tutar, 2006 yılında başlanılan çalışmalarda 41. sezonla devam ettiklerini ifade ederek “Merkezimiz 21. yılında şu an çalışmalara devam ediyor, bu sezonun özelliği biz 200 bininci kuşu ağlarımıza yakaladık. Bilimsel çalışmamızın uluslararası bilinirliğini arttıran ve Aras’ın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir bilgi. Bu alanın bu kadar önemli olmasının sebebi de hem bozkır habitatının hem de sulak alan habitatlarının bir arada bulunuyor olması. Kuşlar bu alanı göçleri esnasında üreme, konaklama ve beslenme alanı olarak kullanıyor.” dedi.

    200 bininci kuş, Kafkasya’nın nadir türü çıktı

    Nesli tehlike altında olan türler de bu alanı kullanıyor

    Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi İstasyonunun göç yolu üzerinde bulunduğuna dikkati çeken Tutar, “İlkbaharda yazlamak için Kuzey’e çıkan kuşlar aynı rota üzerinden kışlamak için de Afrika’ya sonbaharda bu rotayı kullanarak dönüyorlar. Özellikle poyraz kuşu, işte bozkır delicesi gibi nesli tehlike altında olan türlerin de bu alanı kullandığını biliyoruz. Biz de bu halkalama çalışması sayesinde onlarla ilgili daha detaylı bilgi sahibi olabiliyoruz. Onları korumak için çeşitli adımlar atabiliyoruz.” diye konuştu.

    Tutar, yakalanan kuşların uzman halkacılar tarafından halkalandığını ve bilgilerin toplandığını dile getirerek şunları kaydetti:

    “Çalışmamızı yaklaşık 2 kilometrekarelik bir alanda sis ağı kullanarak yapıyoruz, göç esnasında hareket ederken ağlara yakalanan kuşlar, eğitim almış kişiler tarafından ve gönüllülerimiz tarafından, çalışma istasyonuna getiriliyor. Burada uzman bir halkacı tarafından türü tayin edildikten sonra halkası takılıyor. Ölçümleri yapılıyor ve doğaya geri salınıyor. Bu ölçümler içerisinde kuşun aslında göçe ne kadar uygun olduğunu da gözlemleyebiliyoruz. Yağlanma gibi, yağ skoru gibi ya da kuşun diğer sağlık belirtileri gibi durumları gözlemleyebiliyoruz. Bunlar da bilim adına bize çok fazla katkıda bulunuyor. 200 bininci kuş şöyle örnek verebilirim Iğdır nüfusu kadar, Iğdır’ın toplam nüfusu kadar aslında bizim istasyonumuzda kuş yakalandığını gösteriyor.” >>>AA

  • Yapay Zeka yalnızlık, yaşlılık ve engellilik sorunlarına çözüm oluyor!

    Yapay Zeka yalnızlık, yaşlılık ve engellilik sorunlarına çözüm oluyor!

    Uluslararası araştırmalara dayandırılan raporda, yalnızlık hissinin yapay zekâ çözümlerine olan talebi katladığına dikkat çekildi: Yapay zeka destekli zihinsel sağlık çözümleri küresel pazarının, 1,13 milyar dolardan yıllık ortalama %24,1’lik artışla 2030 yılında 5,08 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
    Dünya genelinde insanların %33’ünün kendini yalnız hissettiği belirtilerek, yapay zekânın sosyal izolasyonu kırma ve duygusal destek sağlama noktasında stratejik bir ihtiyaç haline geldiği vurgulandı.
    Yapay Zeka yalnızlık, yaşlılık ve engellilik sorunlarına çözüm oluyor!

    Yaşlanan Nüfus İçin “Arkadaş Robotlar” Devrede

    Türkiye’nin hızla değişen demografik yapısının sosyal refah açısından yenilikçi adımları zorunlu kıldığı ifade edildi:
    • Demografik Dönüşüm: Türkiye’de yaşlı nüfus oranının 2040 yılında %17,9’a, 2060 yılında ise %27’ye yükseleceği öngörülüyor.
    • Sosyal İzolasyona Çözüm: ABD’deki yapay zekâ destekli arkadaş robotu uygulamalarına işaret edilen raporda, bu tür robotik ve algoritmik desteklerin yaşlı bireylerin sosyal bağlarını korumada ve yalnızlıkla mücadelede etkili olduğu kaydedildi.

    Yapay Zeka yalnızlık, yaşlılık ve engellilik sorunlarına çözüm oluyor!

    Engelli Bireylerin İş Gücüne Katılımında Büyük Artış

    Yapay zekânın engelli bireylerin günlük yaşamlarını ve iş hayatlarını kolaylaştırarak onlara bağımsızlık kazandırdığı belirtildi:
    • İş Yerinde Problem Çözme: Engelli çalışanların %55’inin iş yerinde karşılaştığı problemleri çözmek için yapay zekâ araçlarından yararlandığı, bu oranın diğer çalışanlarda ise %39 seviyesinde kaldığı tespit edildi.

    Yapay Zeka yalnızlık, yaşlılık ve engellilik sorunlarına çözüm oluyor!

    • Kapsayıcı İstihdam: Destekleyici yapay zekâ teknolojilerinin fiziksel ve iletişimsel bariyerleri kaldırarak daha kapsayıcı bir çalışma ortamı sunduğu ifade edildi.
  • Bayraktar KALKAN DİHA özellikleriyle göz dolduruyor!

    Bayraktar KALKAN DİHA özellikleriyle göz dolduruyor!

    Bayraktar KALKAN DİHA, hibrit motor mimarisi ve dikey iniş-kalkış kabiliyetiyle zorlu coğrafyalarda görev yapabiliyor: Piste ihtiyaç duymaksızın tam otonom iniş-kalkış yapabiliyor; karakollar, sarp dağlık araziler ve fırkateyn/çıkarma gemisi gibi deniz platformlarında rahatlıkla konuşlandırılabiliyor.
    Kalkış ve iniş aşamalarında elektrik motorlarını devreye sokan araç, seyir ve devriye uçuşunu ise içten yanmalı motorla sürdürüyor.
    Bayraktar KALKAN DİHA özellikleriyle göz dolduruyor!

    Bayraktar KALKAN DİHA Teknik ve Operasyonel Özellikleri

    • İrtifa Kapasitesi: 10.000 feet servis tavanına sahip olan platform, görev şartlarında 14.500 feetin üzerindeki irtifalara tırmanabiliyor.
    • Havada Kalış Süresi: Kesintisiz olarak 6 ila 7 saatin üzerinde görev icra edebilme dayanıklılığı bulunuyor.
    • Görev Kabiliyetleri: Keşif, gözetleme, istihbarat (ISR), hedef tespiti, lazerle hedef işaretleme ve gerçek zamanlı hedef takibi.
    • Otonom Uçuş Modları: Tam otomatik rota takibi, hedef merkezli çember atma, kayıp bağlantı durumunda otonom üsse dönüş (RTH) ve gece/gündüz termal görüş desteği.
  • Mevlid Kandili ne zaman, hangi gün? Diyanet 2026 dini günler takvimi ile Mevlid Kandili’nin önemi ve fazileti

    Mevlid Kandili ne zaman, hangi gün? Diyanet 2026 dini günler takvimi ile Mevlid Kandili’nin önemi ve fazileti

    İçinde bulunduğumuz 22 Ağustos 2026 Cumartesi günü itibarıyla ibadetlerini yerine getirmek, oruç tutmak ve dualarla geceyi ihya etmek isteyen vatandaşlar kandil gününü araştırmaya devam ediyor.
    Mevlid Kandili ne zaman, hangi gün? Diyanet 2026 dini günler takvimi ile Mevlid Kandili'nin önemi ve fazileti

    2026 Mevlid Kandili Hangi Gün İdrak Edilecek?

    Diyanet İşleri Başkanlığı Vakit Hesaplama ve Dini Günler Takvimi verilerine göre:
    • Tarih: 2026 yılı Mevlid Kandili, 24 Ağustos 2026 Pazartesi gününe denk geliyor.
    • Kandil Vakti: Kandil iklimi ve manevi atmosfer, 23 Ağustos Pazar akşam ezanıyla başlayacak; 24 Ağustos Pazartesi gecesini 25 Ağustos Salı sabahına bağlayan imsak vaktine kadar sürecek.

    Mevlid Kandili ne zaman, hangi gün? Diyanet 2026 dini günler takvimi ile Mevlid Kandili'nin önemi ve fazileti

    Mevlid Kandili’nin Anlamı ve İslam’daki Yeri

    Sözlük anlamı “doğum yeri ve zamanı” olan mevlid, İslam terminolojisinde son peygamber Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hicri Rebiülevvel ayının 12’nci gecesinde Mekke-i Mükerreme’de dünyaya gelişini ifade eder. Bu gece, Müslümanların peygamber sevgisini tazelediği, O’nun ahlakını ve evrensel mesajlarını yeniden tefekkür ettiği en önemli manevi duraklardan biri kabul edilir.

    Mevlid Kandili’nin Faziletleri ve Bu Gece Yapılacak İbadetler

    Manevi arınma, nefis muhasebesi ve duaların kabulü için büyük bir fırsat sunan Mevlid Kandili’nde tavsiye edilen başlıca ibadetler:
    • Salavat ve Zikir: Peygamber Efendimiz’e bolca salat ve selam getirmek.
    • Kur’an-ı Kerim Tilaveti: Kur’an okumak, dinlemek ve ayetlerin anlamları üzerinde tefekkür etmek.
    • Tövbe ve İstiğfar: Geçmiş günahların affı için samimiyetle tövbe etmek.

    Mevlid Kandili ne zaman, hangi gün? Diyanet 2026 dini günler takvimi ile Mevlid Kandili'nin önemi ve fazileti

    • Kaza ve Nafile Namazları: Kandil gecesinde kılınacak namazlarla geceyi ihya etmek.
    • Oruç: Kandil gününü ve öncesini nafile oruçla geçirmek.
    • Sıla-i Rahim ve Dayanışma: Aile büyüklerini aramak, küskünlükleri bitirmek ve ihtiyaç sahiplerine sadaka vererek gönül kazanmak.
  • Türkiye’ye Afrika ve Basra üzerinden çifte sıcak hava dalgası: Termometreler 45 dereceyi aşacak!

    Türkiye’ye Afrika ve Basra üzerinden çifte sıcak hava dalgası: Termometreler 45 dereceyi aşacak!

    Meteoroloji uzmanları, 2026 yılının hem en yüksek değerlerine hem de süre açısından en uzun soluklu sıcak hava dalgasına girildiğini belirterek özellikle Güneydoğu’da termometrelerin 45 derece ve üzerini göreceği uyarısında bulundu.

    Bölgelere Göre Beklenen En Yüksek Sıcaklıklar

    Uzman değerlendirmelerine göre Cumartesi, Pazar, Pazartesi ve Salı günleri boyunca etkili olacak sıcaklık dağılımı:

    Türkiye'ye Afrika ve Basra üzerinden çifte sıcak hava dalgası: Termometreler 45 dereceyi aşacak!

    • Güneydoğu Anadolu: Sıcaklıklar 40-42 derecelerden 45°C ve üzerine çıkacak.
    • Ege & Akdeniz: Aydın çevresinde 41-42°C, Doğu Akdeniz’de ise yer yer 40°C seviyeleri görülecek.
    • Ankara: Başkentte sıcaklıklar 33-34°C bandına kadar tırmanacak.
    • İstanbul: Şehir genelinde ortalama 32-33°C; ilçelere göre ise 29°C ile 36°C arasında değişen geniş bir sıcaklık bandı oluşacak.

    Türkiye'ye Afrika ve Basra üzerinden çifte sıcak hava dalgası: Termometreler 45 dereceyi aşacak!

    Kıyılarda Yüksek Nem, Şehirlerde ‘Isı Adası’ Etkisi

    Sıcaklıkla birleşen nem oranının yaşam konforunu düşüreceğine dikkat çeken uzmanlar şu risklere işaret etti:
    • Hissedilen Sıcaklık: Kıyı bölgelerde bağıl nemin %60-70 seviyelerine ulaşması nedeniyle hissedilen sıcaklıklar ölçülen değerlerin çok üzerine çıkacak.
    • Gece Sıcaklıkları ve Uyku Konforu: Gündüz radyatif ısıyla ısınan binaların gece saatlerinde içeriyi ısıtmaya devam etmesi ve nemin artması sebebiyle evlerdeki uyku ve dinlenme konforu olumsuz etkilenecek.

    Türkiye'ye Afrika ve Basra üzerinden çifte sıcak hava dalgası: Termometreler 45 dereceyi aşacak!

    Yaz Mevsimi Uzuyor: Sonbaharda da Sıcaklıklar Sürecek

    Meteorolojik projeksiyonlara göre, Ağustos ayının son haftasında zirve yapan sıcak hava dalgası sonrasında Eylül ve Ekim aylarında da sıcaklıkların mevsim normalleri üzerinde seyretmeye devam edeceği ve yaz mevsiminin uzayacağı öngörülüyor.
  • Yeni nesil radar devrede: 24 saat kesintisiz hız denetimi başladı!

    Yeni nesil radar devrede: 24 saat kesintisiz hız denetimi başladı!

    Aktif olarak görev yapan radar sistemleri, kural ihlali yapan sürücüleri anlık olarak tespit ediyor.

    Kadriye Caddesi (Kral Yolu) Güncel Hız Limitleri

    Yeni nesil radar sistemlerinin yerleştirildiği güzergâhta araç türlerine göre uygulanacak azami hız limitleri belirlendi:
    • Otomobil ve Panelvan: Saatte 70 km
    • Minibüs ve Kamyonet: Saatte 60 km
    • Otobüs, Kamyon, Çekici ve Motosiklet: Saatte 50 km
    • Diğer Araç Sınıfları: Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 100. maddesinde yer alan genel yerleşim yeri kuralları geçerlidir.

    Yeni nesil radar devrede: 24 saat kesintisiz hız denetimi başladı!

    Aşırı Hız Kaza ve Ölüm Riskini Katlıyor

    Trafik ekipleri ve bilimsel veriler, hız arttıkça reaksiyon süresinin kısaldığına ve ölüm riskinin katlanarak arttığına dikkat çekiyor:
    • Çarpışma Şiddeti: Saatte 80 km hızla seyreden bir araçta bulunan kişilerin ölüm riski, saatte 30 km hızla giden araca kıyasla 20 kat daha fazla seyrediyor.
    • Yaya Güvenliği: Bir aracın yayaya saatte 30 km hızla çarpması durumunda yayanın hayatta kalma ihtimali %90 seviyesindeyken, hızın saatte 50 km’ye çıkmasıyla bu oran %10’a kadar geriliyor.
    Emniyet birimleri, sürücülerin hız sınırlarına tam uyum sağlamalarını ve varış noktalarına geç kalmamak için yolculuk planlarını en az 30 dakika önceden yapmalarını öneriyor.
  • Mahinur Özdemir Göktaş’tan “Çocuklar Güvende” uygulamasına ilişkin paylaşım

    Mahinur Özdemir Göktaş’tan “Çocuklar Güvende” uygulamasına ilişkin paylaşım

    Ailelerin ve çocukların güvenliğini önceleyen uygulamanın işleyişine ve sunduğu destek mekanizmalarına dikkat çekildi.

    “Destek Bir Tık Kadar Yakın”

    Anne ve babaların çocuklarının karşılaştığı akran zorbalığı veya dijital tehditler karşısında bazen nasıl bir yol izleyeceklerini bilemediklerini ifade eden Bakan Göktaş, uygulamanın ebeveynlere rehberlik ettiğini vurguladı:
    “Bakanlığımız tarafından hayata geçirilen ‘Çocuklar Güvende’ uygulamamız, ebeveynlerimize rehberlik ediyor. Uygulama üzerinden uygunsuz içerikleri bildirebilir, uzmanlarımızdan yardım alabilir, acil durumlarda doğrudan Bakanlığımız ile iletişime geçebilirsiniz. Kıymetli ailelerimizin ve biricik evlatlarımızın ihtiyaç duyduğu destek, bir tık kadar yakın.”
    Mahinur Özdemir Göktaş'tan "Çocuklar Güvende" uygulamasına ilişkin paylaşım

    “Çocuklar Güvende” Uygulamasının 3 Temel Özelliği

    Bakan Göktaş, uygulamanın sunduğu üç ana fonksiyonu şu şekilde sıraladı:
    • Uygunsuz İçerik Bildirimi: İnternette ve sosyal medyada karşılaşılan zararlı, şiddet içerikli veya istismara açık materyaller doğrudan sistem üzerinden Bakanlığa şikayet edilebiliyor.
    • “Yardım İste” Butonu: Okulda, sokakta ya da günlük yaşamda zorbalığa uğrayan çocuk ve aileler bu butonu kullanarak anında talep oluşturabiliyor. Alanında uzman psikososyal destek ekipleri başvuran ailelerle derhal iletişime geçiyor.
    • Kırmızı Düğme (Acil Durum İletişimi): Anlık tehlike ve kriz durumlarında kırmızı butona basılarak doğrudan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı acil müdahale birimlerine ulaşılabiliyor.

    Mahinur Özdemir Göktaş'tan "Çocuklar Güvende" uygulamasına ilişkin paylaşım

    Öğretmen, Veli ve Çocuk Çalışanlarına İndirme Çağrısı

    Çocukların hayatın her alanında güvenliğini sağlamanın öncelikli hedefleri olduğunu belirten Bakan Göktaş, “Bütün süreçlerde Bakanlık olarak yanınızdayız. Bu uygulamayı bütün öğretmenlerimiz, velilerimiz, gençlik ve çocuk çalışanlarımız mutlaka indirmeli” diyerek uygulamanın yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti.
  • PMYO parkur sınavı ne zaman 2026: Sınav giriş yerleri açıklandı mı?

    PMYO parkur sınavı ne zaman 2026: Sınav giriş yerleri açıklandı mı?

    Resmi duyuru takvimi, kontenjan dağılımı ve sınav giriş belgelerine ilişkin tüm detaylar netleşti.

    PMYO Parkur Sınav Tarihi Belli Oldu mu?

    2026 yılı 25. Dönem PMYO fiziki yeterlilik parkur sınavının başlangıç tarihleri ve adayların sınava gireceği merkezler henüz Polis Akademisi Başkanlığı tarafından resmen ilan edilmedi.
    • Resmi Bilgilendirme Uyarısı: Sosyal medyada dolaşan gayriresmi tarihlere itibar edilmemesi, yalnızca Polis Akademisi Resmi Web Sitesi üzerinden yapılacak duyuruların esas alınması gerekiyor.
    • Tebligat Niteliğinde: pa.edu.tr üzerinden yayımlanacak sınav giriş belgeleri tebligat yerine geçecek olup adaylara posta yoluyla ayrı bir bildirim gönderilmeyecek.

    25. Dönem PMYO Başvuru ve Sınav Süreci Aşamaları

    PMYO parkur sınavı ne zaman 2026: Sınav giriş yerleri açıklandı mı?

    • Ön Başvuru Dönemi: 7 – 13 Ağustos 2026 tarihleri arasında tamamlandı ve toplam 43.531 aday başvuru yaptı.

    • Sınava Katılmaya Hak Kazananlar: 14 Ağustos 2026’da ilan edilen sonuçlara göre 25.600 erkek ve 6.300 kadın olmak üzere toplam 31.900 aday sürece devam etme hakkı kazandı.

    • Sınav Başvuru Ücreti: 2.600 TL tutarındaki ödeme süreci 14 – 20 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilerek sona erdi.

    • Fiziki Yeterlilik Parkuru ve Mülakatlar: Parkur başlangıç tarihleri, sınav yerleri ve seans saatleri Polis Akademisi Başkanlığı’nın resmi duyurusuyla ilan edilecek.

    Kontenjan Dağılımı Nasıl?

    • Erkek Aday Kontenjanı: 2.560
    • Kadın Aday Kontenjanı: 630
    • Şehit / Malul Yakını Kontenjanı: 60

    PMYO parkur sınavı ne zaman 2026: Sınav giriş yerleri açıklandı mı?

    Fiziki yeterlilik parkurunu başarıyla tamamlayan adaylar, bir sonraki aşama olan sözlü mülakat sınavına katılmaya hak kazanacak.
  • Yargıtay’dan emsal karar: Görevlendirme ve iş yeri sınırı yoksa ‘İş Kazası’ sayılmaz!

    Yargıtay’dan emsal karar: Görevlendirme ve iş yeri sınırı yoksa ‘İş Kazası’ sayılmaz!

    Yargı dünyasında geniş yankı uyandıran karar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesi çerçevesinde emsal nitelik taşıyor.

    Dava Süreci Nasıl Gelişti?

    Özel bir balık çiftliğinde çalışan işçi Z.Y., tekneyle havuzları yemleme görevini tamamladıktan sonra yemek molası verdi. Yemeğin ardından serinlemek amacıyla limanda gemilerin bağlı olduğu alana giderek denize atladı. Suya atladığı esnada belinin tutulması sonucu hareketsiz kalarak boğuldu ve hayatını kaybetti.
    Vefat eden işçinin ailesi, ölümün iş kazası sayılması talebiyle dava açtı. SGK ve işverenin itirazlarına rağmen İş Mahkemesi davayı kabul etti; Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddederek kararı onadı. SGK ve işveren vekilleri kararı temyize taşıyarak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’ne başvurdu.
    Yargıtay'dan emsal karar: Görevlendirme ve iş yeri sınırı yoksa 'İş Kazası' sayılmaz!

    Yargıtay’ın Bozma Gerekçeleri (5510 Sayılı Kanun Madde 13)

    Dosyayı esastan inceleyen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, kazanın iş kazası sayılabilmesi için gerekli yasal koşulların oluşmadığına dikkat çekerek iki temel unsuru vurguladı:
    Kazanın meydana geldiği liman ve deniz alanının, davalı işverene ait iş yeri ve eklentileri sınırları içerisinde yer almadığı tespit edildi. İşçinin denize girdiği esnada işverence verilmiş herhangi bir görev, iş akdinin gereği veya iş organizasyonuna bağlı bir talimatın bulunmadığı, eylemin tamamen şahsi iradeyle gerçekleştiği kaydedildi.

    Yargıtay'dan emsal karar: Görevlendirme ve iş yeri sınırı yoksa 'İş Kazası' sayılmaz!

    Yargıtay, bu şartlar altında ölümün iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek İstinaf kararını kaldırdı ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı yerel mahkemeye iade etti.
  • Vincenzo Italiano: Hep kazanan bir takım olmak istiyoruz

    Vincenzo Italiano: Hep kazanan bir takım olmak istiyoruz

    Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi play-off turu ilk maçında sahasında Litvanya temsilcisi Kauno Zalgiris’i 3-0 mağlup etti. Beşiktaş Teknik Direktörü Vincenzo Italiano da müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

    “Daha aç olmalıyız”
    Daha fazla gol şansı oluşturmaları gerektiğini belirterek sözlerine başlayan Italiano, “Gol pozisyonuna girmemiz gerekiyor. Buna devam etmemiz gerekiyor. Çünkü takım kazanmak istiyor. Her seferinde kazanmak istiyor. Bu mantaliteye sahip ve bunu da bence bugün gösterdik. İlk kornerden skoru açabildik, maçı açabildik. Bu yüzden mutluyum. Böyle devam etmemiz gerekiyor. Daha aç olmamız gerekiyor. Aslında mantalitemizde hep kazanan bir takım olmak istiyoruz. Bu yöne çevirmemiz gerekiyor mantalitemizi. Daha fazla gol atmamız gerekiyor ve çalışmamız gerekiyor tabii ki gol atmak için. Bugün savunmadan da çok mutluyum. Bence şu ana kadar takım olarak harika savunma yapıyoruz. Özellikle top kapmamız, topu tekrar kazanmamız bence harika şu ana kadar. İlk maçta üstünlüğü sağladık fakat daha bitmiş bir şey yok. Daha önümüzde 90 dakika var Litvanya’da. Bugün mutluyum. Umarım bize karşı olan bu güven artacak ve daha da mutlu olacağız ileride” ifadelerini kullandı.

    Vincenzo Italiano: Hep kazanan bir takım olmak istiyoruz
    “İleride rotasyonu artıracağız”

    48 yaşındaki teknik adam, stoperlerin performansından memnun olduğunu da dile getirerek, “Rotasyon yapmak zorunda değilsiniz ama bazen de zorundasınız. Çünkü maçlar arasında az zaman oluyor, yorgunluk oluyor. Biliyorsunuz iki günde bir oynuyoruz ve o yüzden daha taze, daha dinç oyuncuları kullanmayı tercih edebiliyorsunuz bazen. Şu ana kadar gösterdiğimiz performans aslında çok yorucu bir performans olmadı. O yüzden çok rotasyon yapmadım ama ileride bunu artıracağız. İleride belki daha fazla oyunu değişikliği yaptığım maçlar görebileceksiniz. Haftaya Litvanya’da tekrar bir rövanş maçımız olacak. Yarın idman yapacağız, cumartesi günü yola çıkıyoruz. Pazar tekrar maçımız var. Bu durumlarda tabii ki rotasyon yapabiliyorsunuz çünkü yorgunluk olabiliyor. Üç stoperimi de şu ana kadar oynattım, üçünden de çok memnunum. Beni zorlamadılar, hepsinden memnun kaldım. Tabii ki burada seçim yapan benim. Umarım beni yanıltmazlar. Çünkü şu ana kadar onlardan memnunum ve bizim mantalitemiz ve ruhumuz sahada böyle olmalı. Seçim yaptığımda oynayan herkesin yüzde 100’ünü vermesi lazım” şeklinde konuştu.

    “Taraftarlar bizim itici gücümüz”
    Siyah-beyazlı taraftarların Tüpraş Stadyumu’nda oluşturduğu atmosferden de övgüyle bahseden İtalyan teknik adam, şunları aktardı: “Maça iyi başladık, erken gol bulduk. Rakibi zor duruma sokmaya çalıştık. Bunlar tabii ki taraftarın sayesinde oldu çünkü onlar gerçekten bizim itici gücümüz. Gerçekten bu akşam 12. adam olduklarını söyleyebilirim. Bu sahada oynayan bir takım aç, istekli olamaz, aç olamaz ya da yüzde 100’ünü veremez gibi bir şey olamaz. Çünkü bu taraftar gerçekten bunu sağlıyor. Buraya çıktığınızda bunları yapmak zorundasınız. İlk dakikadan itibaren yüzde 100’ünü vererek koşmanız gerekiyor. Gerçekten inanılmaz bir stattı. Teşekkür etmek istiyorum bütün taraftarımıza. Mutlu olmama şansınız yok burada. Aynı zamanda bugün de avantajı aldık. Çok mutluyuz. Onlar sayesinde yaptık bunların hepsini. 90 dakika boyunca gerçekten bizi çok güzel desteklediler.” >>>İHA

    Vincenzo Italiano: Hep kazanan bir takım olmak istiyoruz

  • İsrail’in Suriye hamlesi: Hedef üs mü, Türkiye mi?

    İsrail’in Suriye hamlesi: Hedef üs mü, Türkiye mi?

    Ebu Zuhur’a atılan bombalar, yalnızca Suriye’deki bir hava üssünün pistini ve depolarını vurmadı. Asıl hedef alınan şey, Türkiye’nin Suriye’nin yeniden şekillenmesindeki rolüne ilişkin giderek daha belirgin hale gelen stratejik denklem.

    İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırının ardından ortaya çıkan tablo dikkat çekici. Şam, tesiste kalıcı bir Türk askeri varlığı kurma niyeti olmadığını söylüyor. Türkiye’nin Milli Savunma Bakanlığı ise saldırı öncesinde veya saldırı sırasında üste herhangi bir Türk askeri heyetinin bulunmadığını açıkça belirtiyor. Dahası, ABD bile saldırıyı “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendiriyor.

    Buna rağmen İsrail’in mesajı değişmiyor: Suriye’de Türkiye’nin güneye doğru genişleyen askeri etkisini istemiyor.

    Burada Ankara’nın görmesi gereken asıl mesele tam da budur.

    Çünkü tartışma artık Ebu Zuhur’da gerçekten bir Türk üssü olup olmadığı tartışmasının çok ötesine geçmiş durumda. İsrail açısından mesele, bugün üste kaç Türk askerinin bulunduğundan ziyade, yarın Suriye’deki askeri ve güvenlik mimarisinin nasıl şekilleneceğidir.

    Netanyahu’nun “güneye doğru ilerleyen bir Türk askeri konuşlanmasına müsamaha göstermeyeceğiz” açıklaması, İsrail’in Suriye’ye ilişkin güvenlik anlayışını açık ediyor. Tel Aviv, Suriye’nin kuzeyinden güneyine uzanabilecek Türk etkisini kendi güvenliği bakımından stratejik bir değişken olarak görüyor.

    Kısacası İsrail, Türkiye’nin Suriye’deki varlığının bugünkü fotoğrafına değil, gelecekte oluşturabileceği tabloya bakıyor.

    Ankara’nın da aynı şekilde bakması gerekiyor.

    Türkiye’nin Suriye politikasının merkezinde artık yalnızca terörle mücadele veya sınır güvenliği bulunmuyor. Suriye’nin devlet kapasitesinin yeniden inşası, “tek ordu” ilkesinin hayata geçirilmesi, yeni Suriye ordusunun oluşturulması ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması gibi başlıklar Türkiye’nin güvenlik çıkarlarıyla doğrudan bağlantılı.

    MSB’nin “Suriye ‘tek ordu’ ilkesi çerçevesinde kendi altyapı ve askerî kapasite inşası faaliyetlerine destek vermeye devam edeceğiz” açıklaması bu açıdan kritik.

    Bu cümle, Ankara’nın perspektifini anlatıyor.

    Türkiye, Suriye’de sonsuza kadar kalacak bir askeri işgal gücü olmayı değil; sınır güvenliğini sağlayan, terör yapılanmalarının yeniden güç kazanmasını önleyen ve Şam’ın merkezi devlet kapasitesini oluşturmasına yardımcı olan bir düzenin kurulmasını istiyor.

    İsrail ise Suriye’nin yeniden yapılanmasını başka bir güvenlik merceğinden okuyor.

    Tel Aviv’in temel kaygısı, Suriye’nin güçlü bir merkezi devlet haline gelmesinden ziyade, bu devletin hangi aktörlerle ve hangi güvenlik mimarisi içerisinde yeniden ayağa kalkacağıdır. Türkiye’nin bu denklemde güçlü bir aktör olması İsrail’in hesaplarını doğrudan etkiliyor.

    İşte gerilimin temelinde bu farklılık yatıyor.

    İsrail’in Ebu Zuhur saldırısı bu nedenle Ankara açısından küçümsenecek bir olay değildir. Ancak Türkiye’nin vereceği cevap da yalnızca sert açıklamalardan ibaret olmayacaktır.

    Türkiye’nin önünde üç önemli görev bulunuyor.

    Birincisi, Suriye’deki askeri varlığının niteliğini ve amacını uluslararası kamuoyuna çok daha net anlatmak.

    İkincisi, Şam yönetimiyle güvenlik ve savunma iş birliğini kurumsallaştırırken İsrail’le doğrudan çatışmayı tetikleyecek adımlardan kaçınmak.

    Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, Suriye’nin yeniden devletleşme sürecinde Türkiye’nin rolünü ABD, Avrupa ve bölge ülkelerine anlatabilecek güçlü bir diplomatik zemin oluşturmak.

    Çünkü önümüzdeki dönemde Suriye, Türkiye-İsrail rekabetinin yeni sahnesine dönüşebilir.

    Bu ihtimalin işaretleri şimdiden görülüyor.

    Suriye sahası çok aktörlü. ABD var, Rusya’nın etkisi sürüyor, İsrail düzenli olarak operasyonlar yapıyor, Türkiye’nin güvenlik öncelikleri bulunuyor ve Şam merkezi otoritesini yeniden tesis etmeye çalışıyor. Böyle bir denklemde küçük bir askeri hamle, çok daha büyük bir krizin başlangıcı olabilir.

    Bu nedenle Ankara’nın stratejisi “İsrail ne yaparsa ona cevap vermek” değil, Suriye’deki yeni düzenin kurallarını mümkün olduğunca önceden belirlemek olacaktır.

    Türkiye açısından en güçlü pozisyon, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü savunan; Şam’ın kurumsal kapasitesinin güçlenmesini destekleyen; terör yapılanmalarına alan bırakmayan ve aynı zamanda İsrail’le doğrudan askeri çatışma riskini azaltan çok katmanlı bir politikadır.

    Ebu Zuhur saldırısının Türkiye açısından asıl mesajı budur:

    İsrail, Türkiye’nin Suriye’deki rolünü artık geçici bir güvenlik meselesi olarak değil, bölgesel güç dengelerini değiştirebilecek stratejik bir gelişme olarak görüyor.

    Mesele artık bir hava üssü değil; Suriye’nin geleceğinde kimin söz sahibi olacağı meselesidir. Türkiye ise bu yeni denklemde yalnızca gelişmeleri izleyen bir aktör değil, Suriye’nin geleceğini şekillendiren güçlerden biri olduğunu ortaya koyacaktır.

  • Yayaya yol vermeyen sürücülerin dikkatine!

    Yayaya yol vermeyen sürücülerin dikkatine!

    Yapılan paylaşımda, trafik güvenliğinin önemli unsurlarından birinin yaya geçitlerinde yayalara öncelik verilmesi olduğu vurgulandı. Sürücülerin yaya geçitlerine yaklaşırken dikkatli olması ve yayaların geçiş hakkına riayet etmesi istendi.

    Jandarma Genel Komutanlığı, “Öncelik yayanın, güven hepimizin” mesajıyla trafik güvenliğinin tüm yol kullanıcılarının sorumluluğunda olduğunu hatırlattı.

    Yetkililer, güvenli bir trafik ortamı için sürücülerin trafik kurallarına uymalarının ve özellikle yaya geçitlerinde yayalara öncelik vermelerinin önemine dikkat çekti. >>>Haber Merkezi

  • Şaka değil gerçek: Mahallede ‘Gulyabani’ nöbeti

    Şaka değil gerçek: Mahallede ‘Gulyabani’ nöbeti

    Adapazarı ilçesine bağlı Evren Mahallesi’nde iddialara göre yaklaşık 6 aydır gece saatlerinde mahallede bulunan evlere taş atıp lazer tutarak mahalleliyi canından bezdiren şahsı yakalama çalışmaları devam ediyor. Mahalleli kendi imkanları ile gece saatlerinde nöbet tutarken, Gulyabani filmindeki karakteri aratmayan şahıs ise evlere taş atıp camlara ve vatandaşa lazer tutarak rahatsızlık verdikten sonra kaçmaya devam ediyor.

    Görüntüde; mahalle sakinlerinin sokakta nöbet tutması ve polis ekibinin bölgede dolaştığı anlar yer alıyor. >>>İHA

  • Türkiye’nin nüfusunu biliyor musunuz?

    Türkiye’nin nüfusunu biliyor musunuz?

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı.

    Buna göre, 2025 yılı sonunda 86 milyon 92 bin 168 olan ülke nüfusu, bu yılın ilk 6 ayında 228 bin 434 kişi arttı. Nüfus, 1 Mayıs-1 Temmuz döneminde de 123 bin 904 kişi yükseldi.

    Böylece ülke nüfusu, 1 Temmuz itibarıyla 86 milyon 320 bin 602 kişiye ulaştı.

    Erkek nüfusun oranı yüzde 50,01 (43 milyon 170 bin 975 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,99 (43 milyon 149 bin 627 kişi) olarak kaydedildi. >>>AA

  • “Terörsüz Türkiye’yi şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte inşa ettik”

    “Terörsüz Türkiye’yi şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte inşa ettik”

    Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda yürütülen “Terörsüz Türkiye Buluşmaları” kapsamındaki “Terörsüz Türkiye Kardeşlik Sofrası”nın 22’ncisini Diyarbakır’da gerçekleştirdi. Şehit yakınları, gaziler, gazi yakınları, STK temsilcileri ve kanaat önderlerinin katıldığı programda konuşan Bakan Göktaş, Türkiye’nin terör nedeniyle çok ağır bedeller ödediğine işaret ederek, Terörsüz Türkiye sürecinde şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin temel öncelikleri olduğunu vurguladı.

    “Terörsüz Türkiye’yi şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte inşa ettik”

    “Şehitlerimizin ruhlarına halel getirecek hiçbir sürecin içerisinde olmadık, olmayacağız”

    Bakan Göktaş, devletin dün olduğu gibi bugün ve yarın da şehit yakınları ve gazilerin yanında olmaya devam edeceğini belirterek, şöyle konuştu: “Devletimiz her daim şehitlerimizin ailelerinin ve gazilerimizin yanında. Girdiğimiz bu süreç çok kritik bir süreç. Sadece bugün için değil, aslında yarın için de önemli. Bizim amacımız burada şehitlerimizin aziz hatıralarına, gazilerimizin kahramanlıklarına her daim sahip çıkmak. Burada onlarsız yürüyen bir süreç olmadı. Terörsüz Türkiye sürecini biz bizzat şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte inşa ettik. Onlar olmadan bu süreç inşa edilemez.” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konudaki kararlılığını da hatırlatan Göktaş, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle, ‘Burada şehitlerimizin emanetlerine veya şehitlerimizin ruhlarına halel getirecek hiçbir sürecin içerisinde de olmadık, olmayacağız.’” ifadelerini kullandı.

    “Terörsüz Türkiye’yi şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte inşa ettik”

    “Biz yaşadık, başkaları yaşamasın”

    Terörden en ağır şekilde etkilenen şehirlerden birinin Diyarbakır olduğunu belirten Göktaş, şehit ailelerinin ortaya koyduğu duruşa dikkati çekti. Göktaş, “Bu topraklar çok şehit verdi, çok kan aktı. Özellikle bu bölge terörden çok çekti. Bunun birebir şahitleri sizlersiniz. Ben size acınızı tekrar anlatmayacağım, çünkü bu süreci, kaybı yaşayan bilir. Evladını, eşini toprağa verdikten sonra ‘Vatan sağ olsun’ der ama o acı yürekten hiçbir zaman silinmez. Bizler bunun bizzat şahidiyiz. Ama en çok da yaşayan bilir.” değerlendirmesinde bulundu. Şehit ailelerinin yaşadıkları büyük acılara rağmen Terörsüz Türkiye hedefinin yanında durduğunu ifade eden Göktaş, “Ailelerimiz o kadar acıya rağmen ‘Biz yaşadık, başkaları yaşamasın, devletimize güveniyoruz’ dedi.” diye konuştu.

    “Terörsüz Türkiye’yi şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte inşa ettik”

    “Provokasyonları biliyoruz, görüyoruz”

    Süreç üzerinden şehit ailelerinin hassasiyetlerini istismar etmeye çalışan çevrelere de tepki gösteren Göktaş, şunları kaydetti: “Zaman zaman bu süreçle ilgili provokasyonlar, ailelerimizin hassasiyeti üzerinden siyasi rant elde etmek isteyenleri biliyoruz, görüyoruz. Sizler bu provokasyonlara gelmiyorsunuz, Allah razı olsun.”

    “Terörsüz Türkiye’yi şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte inşa ettik”

    “Bundan sonra ne evlatlarımız ne torunlarımız benzer acılar yaşasın”

    Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de ilgilendirdiğini vurgulayan Göktaş, “Geçmiş acıları unutmamız mümkün değil ancak bundan sonra ne evlatlarımız ne torunlarımız benzer acılar yaşamasın diye uğraşıyoruz. Hamdolsun, bu topraklarda terör son buldu.” dedi. Türkiye’nin güvenliğini sınırlarının ötesinde de kalıcı hale getirmeyi hedeflediklerini belirten Göktaş, savunma sanayiinde gerçekleştirilen yatırımların terörle mücadeledeki önemine değindi. Göktaş, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz dünyada savunma sanayi alanında lider bir ülke oldu. Ama bakıyorsunuz, bir olay bile tüm iyileşmenin üzerine gölge gibi çöküyor. Dolayısıyla bizler sadece ülkemizin içerisinde değil, ülkemizin hemen sınırının dışındaki bölgeyi de güvenli hale getirmek istiyoruz. Devlet aklı büyük, devlet daha tecrübeli ve bundan sonraki süreçte de el birliği ile benzer süreçler olmaması için var gücümüz ile çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

    “Terörsüz Türkiye’yi şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte inşa ettik”

    “Sizler bizim başımızın tacısınız”

    Bakanlığın şehit yakınları ve gazilerle yol yürümeye devam edeceğinin altını çizen Göktaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Bundan sonra yolculuğumuz bitti mi? Bitmedi. Şehit ve gazilerimizden sorumlu bakanlık olarak biz yanınızda olmaya devam edeceğiz. Çünkü sizler bizim en kıymetlimizsiniz. Sizler bizim başımızın tacısınız.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda sürdürülen “Terörsüz Türkiye Kardeşlik Sofrası” buluşmaları bugüne kadar Muş, Bingöl, Karabük, Bartın, Muğla, Artvin, Rize, Eskişehir, Denizli, Balıkesir, Çorum, Manisa, Mardin, Batman, Nevşehir, Aydın, Konya, Bursa, Ağrı, Van ve Malatya’da gerçekleştirildi. Diyarbakır, buluşmaların 22’nci durağı oldu. >>>Haber Merkezi

    “Terörsüz Türkiye’yi şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte inşa ettik”

  • FUTBOLDA FANATİZME HAYIR

    FUTBOLDA FANATİZME HAYIR

    Bir çocuğun gözyaşı, hiçbir galibiyete değmez…

    Onun adı Göktuğ… Birkaç gündür hep yüreğimizde bir sızı olmuştu Göktuğ’a yapılan… Gençlerbirliği maçında fanatik bir maganda yüzünden forması çıkartıldı. Daha küçücük bir çocuktu oysa… Kin bilmez, nefret bilmez, tek amacı gönül verdiği takımı yürekten desteklemek… Bu onun en büyük hakkıydı elbette… O olayın yaşandığı anda kendisini koruyan polis abisi, Komiser Yardımcısı Uğur Yurduseven ile Fenerbahçe taraftarını selamladı. Fenerbahçeli Göktuğ, Lyon maçı öncesinde polisin omzunda tribünler tarafından alkışlandı.  O çok mutlu olmuştu. Bizler de çok mutlu olduk.

    Sahaya çıkmadan polis abisine söylediği sözler ise yüreğimize dokundu. “Abiler kızacak mı, bir şey olacak mı?” diye sormuş. Küçücük bir çocuğun yüreğine böylesi korku vermek çok kötü… O yüzden diyorum ki fanatizme hayır… fanatizme hayır… fanatizme hayır… Bu tür kişilerin stadyumlara alınmamasını rica ediyorum tüm yetkililerden…

    ++++

    FUTBOL; DOSTLUKTUR, KARDEŞLİKTİR, PAYLAŞMAKTIR

    Futbol…

    Kimi zaman 90 dakikalık bir mücadele, kimi zaman da milyonları aynı heyecanda buluşturan ortak bir dildir.

    Aynı tribünde olmasak da aynı sevince ortak olabildiğimiz ender alanlardan biridir.

    Çünkü futbol; dostluktur, kardeşliktir, paylaşmaktır.

    Ne yazık ki son günlerde yaşanan bazı olaylar, bu ruhun giderek zedelendiğini gösteriyor. Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçı öncesinde küçük bir çocuğun giydiği forma nedeniyle formasını çıkarmaya zorlanması, yalnızca o çocuğu değil, vicdan sahibi herkesi derinden yaralamıştır.

    Oysa çocukların dünyasında forma sadece sevdikleri takımın rengidir. Onlar için rekabet nefret değil, heyecan demektir. Büyüklerin oluşturduğu öfke ikliminin en masum yürekleri incitmeye hakkı yoktur.

    ++++

    1. ADAMLAR DA ZEKİ, ÇEVİK VE AHLAKLI OLMALI

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” sözü, bugün belki de en çok tribünlerde hatırlanmalı diye düşünüyorum. Çünkü spor ahlakı yalnızca futbolcunun değil, tribündeki taraftarın da sorumluluğudur. Taraftar, sahadaki 12. adamdır. Oyuncusunu desteklerken rakibine de saygı duyan, çocukların yüzünü güldüren, centilmenliği elden bırakmayan gerçek taraftardır.

    Bugün ülkemizin farklı şehirlerinde, farklı takımları tutuyor olabiliriz. Farklı kültürlerden, farklı düşüncelerden geliyoruzdur. Ama bizi birbirimize düşman yapacak hiçbir forma rengi yoktur. Aynı bayrağın altında yaşayan, aynı vatanın evlatlarıyız. Dilimiz, inancımız, kökenimiz ya da tuttuğumuz takım ne olursa olsun, ortak değerimiz insanlıktır. Fanatizm, sevgiyi nefrete dönüştürdüğü anda spor olmaktan çıkar. Kazanılan kupalar bir gün tozlu raflara kalkar, atılan goller unutulur. Ama ağlayan bir çocuğun hafızasında bıraktığınız iz yıllarca silinmez. Bu yüzden futbolu yeniden çocukların gözlerindeki heyecanla hatırlamalıyız.

    ++++

    FANATİZM DEĞİL; VİCDAN, KARDEŞLİK VE İNSANLIK

    Rakibimizi düşman değil, oyunun bir parçası olarak görmeliyiz. Tribünlerde küfür yerine alkışın, nefret yerine saygının ve öfke yerine kardeşliğin sesi yükselmelidir. Çünkü hiçbir derbi, hiçbir şampiyonluk, hiçbir galibiyet bir çocuğun gülümsemesinden daha değerli değildir. Futbolun gerçek kazananı; rakibine saygı duyan, centilmenliği elden bırakmayan ve çocukların gözyaşına sebep olmayan taraftardır. Bugün hepimizin ihtiyacı olan şey daha fazla fanatizm değil; daha fazla vicdan, daha fazla kardeşlik ve daha fazla insanlıktır.

    ++++

    BU ARTIK SON OLSUN, ÇOCUKLAR FARKLI RENKLERİYLE GÜLSÜN

    Ne yazık ki bu ilk olay da değil. Geçmişte de farklı takımların taraftarı olan çocukların benzer şekilde üzüldüğü, tribünlerde gereksiz gerginliklerin yaşandığı olaylara tanıklık ettik.

    Oysa çocukların kalbinde rekabet değil, yalnızca futbol sevgisi vardır.’

    Galatasaray da bizimdir, Fenerbahçe de bizimdir, Beşiktaş da bizimdir, Trabzonspor da bizimdir. Anadolu’nun dört bir yanında mücadele eden tüm kulüpler de bizimdir.

    Çünkü bunlar aynı ülkenin renkleri, aynı milletin ortak değerleridir.

    Forma renkleri bizi ayırmak için değil, futbolun güzelliğini yaşatmak içindir. Unutmayalım; çocukların gülümsemesi, tribünlerde atılan tüm sloganlardan daha kıymetlidir.

    Futbol aşkıyla yaşayalım… Ama saygı çerçevesinde…

    Sevgiyle kalın… Umutla kalın…

  • “Devletimizin demir yumruğu, karanlık güçlerin her daim ensesindedir”

    “Devletimizin demir yumruğu, karanlık güçlerin her daim ensesindedir”

    Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Kim devletle boy ölçüşebilir ki?” ifadesine yer vererek, milletin can ve mal güvenliğine kasteden organize suç çetelerine nefes aldırmayacaklarını belirtti.

    “Devletimizin demir yumruğu, toplumun huzurunu bozmaya yeltenen karanlık güçlerin her daim ensesindedir.” açıklamasını yapan Çiftçi, paylaşımında şunları kaydetti:

    “Emniyet ve jandarma teşkilatlarımızla omuz omuza, sokaklarımızı zehir tacirlerinden ve organize suç şebekelerinden tamamen temizleyene kadar durmak, dinlenmek yok. Hukukun üstünlüğünden aldığımız güçle, ülkemizin dört bir yanında operasyonlarımız gece gündüz demeden, sıfır tolerans prensibiyle devam ediyor.

    Milletimizin duası ve desteğiyle, ülkemizin her bir köşesinde tam bir güven ortamı tesis edene kadar mücadelemiz sürecek, suçlulara asla geçit vermeyeceğiz. Dünyanın neresine kaçarlarsa kaçsınlar, yasa dışı hiçbir yapılanma, devletimizin adaletinden ve milletimizin iradesinden kurtulamaz.” >>>AA

  • Trabzonspor, Ferencvaros’u konuk edecek

    Trabzonspor, Ferencvaros’u konuk edecek

    Papara Park’ta oynanacak mücadele saat 20.00’de başlayacak.

    Karşılaşmayı Hırvatistan Futbol Federasyonundan Igor Pajac yönetecek. Pajac’ın yardımcılıklarını ise aynı ülkeden Bojan Zobenica ve Ivan Mihalj yapacak.

    Geçen sezon Ziraat Türkiye Kupası’nı müzesine götürerek UEFA Avrupa Ligi’ne play-off turundan itibaren katılma hakkı elde eden bordo-mavililer, ilk maçta avantajlı bir skor elde etmeyi hedefliyor.

    Eksik oyuncular

    Trabzonspor’da karşılaşma öncesinde 4 oyuncunun sakatlığı bulunuyor.

    Bordo-mavili takımda uzun süreli sakatlıkları nedeniyle UEFA listesinde yer almayan Okay Yokuşlu ve Batagov’un yanı sıra tedavileri devam eden Folcarelli ile Muçi, yarın forma giyemeyecek.

    Salah ilk 11’de bekleniyor

    Trabzonspor’un Mısırlı yıldız futbolcusu Muhammed Salah, Ferencvaros maçıyla Trabzon’da ilk kez bir müsabakaya çıkarak taraftarlarla buluşacak.

    Kasımpaşa karşılaşmasının 58. dakikasında oyuna giren bordo-mavili takımın yeni transferi Muhammed Salah’ın yarınki mücadelede ilk 11’de görev alması bekleniyor.

    Taraftar ilgisi

    Trabzonspor taraftarları da sezonun ilk iç saha maçına büyük ilgi gösteriyor.

    Bordo-mavili takımın hafta içinde satışa çıkardığı biletlerin tükenmek üzere olduğu ve 41 bin kişi kapasiteli tribünlerin dolmasının beklendiği belirtildi. >>>AA

  • Üniversite tercihlerinde en çok hangi bölüm ilgi gördü?

    Üniversite tercihlerinde en çok hangi bölüm ilgi gördü?

    Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu, üniversitelerde yapay zeka temelli programların yüzde 100 doluluk oranına ulaşmasıyla ilgili, “Yapay zeka temelli programlarda gördüğümüz yüzde 100 doluluk oranı, gençlerimizin bu dönüşümü ne kadar güçlü şekilde sahiplendiğinin göstergesidir.” dedi.

    Küçükşabanoğlu, AA muhabirine, “Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı (2026-2030)”nı ve 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) yerleştirme sonuçlarını değerlendirdi.

    Derneğin yaklaşık 7 yıl önce temelleri atılırken eğitimin öncelikli çalışma alanlarından biri olarak belirlendiğini dile getiren Küçükşabanoğlu, bir eğitim komisyonu oluşturarak 2023 yılında “Eğitim ve Yapay Zeka Politika Belgesi”ni yayımladıklarını söyledi.

    Küçükşabanoğlu, yapay zekanın yalnızca bir teknoloji meselesi değil, eğitim, insan kaynağı ve kalkınma meselesi olduğunu, dolayısıyla yapay zekada güçlü bir Türkiye hedefi için işe eğitimden başlanması gerektiğini vurguladı.

    Türkiye’de yapay zeka eğitiminin gelişmesi adına son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirten Küçükşabanoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2025’te yayımlanan Eğitimde Yapay Zeka Politika Belgesi ve Eylem Planı’nın (2025–2029) bu alanda önemli bir yol haritası ortaya koyduğunu ifade etti.

    Küçükşabanoğlu, eğitimde yapay zeka kültürünün oluşturulmasından öğretim programlarına, öğretmen eğitiminden öğrenci kazanımlarına, yapay zeka destekli yönetim süreçlerinden teknoloji ve veri altyapısına kadar uzanan içeriğe sahip belgenin, 4 temel hedef, 15 politika ve 40 eylem adımıyla eğitim sisteminin yapay zeka çağındaki dönüşümüne kapsamlı bir çerçeve sunduğunu söyledi.

    “Gençler yapay zeka dönüşümünün farkında”

    Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) da son yıllarda üniversitelerde yapay zeka ve dijital teknolojiler alanında yeni lisans ve ön lisans programlarını hayata geçirdiğine işaret eden Küçükşabanoğlu, bunun Türkiye’nin ihtiyaç duyacağı nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi açısından önemli olduğunu dile getirdi.

    Küçükşabanoğlu, yapay zeka programlarının üniversite adaylarından gördüğü yoğun ilginin bu vizyonun toplumdaki karşılığını da ortaya koyduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Yapay zeka temelli programlarda gördüğümüz yüzde 100 doluluk oranı, gençlerimizin bu dönüşümü ne kadar güçlü şekilde sahiplendiğinin göstergesidir. Gençlerimiz, yapay zekanın geleceğin mesleklerini, ekonomisini ve üretim biçimlerini değiştireceğinin farkında. Bundan sonraki temel meselemiz bu güçlü ilgiyi bilgiye, yetkinliğe, araştırmaya ve üretime dönüştürmek olmalıdır. AIPA olarak önümüzdeki dönemde çalışmalarımızda yapay zeka ve eğitim ilişkisine daha fazla ağırlık verecek, gençlerimizin bu ilgisinin bilgiye ve üretime dönüşmesine katkı sağlayacak çalışmalarımızı artıracağız.”

    Gençlerin üniversite tercihlerindeki bu ilginin Türkiye toplumunda yapay zeka konusunda oluşan genel farkındalıkla da örtüştüğünü dile getiren Küçükşabanoğlu, AIPA tarafından gerçekleştirilen Yapay Zeka Algı Araştırması sonuçlarına değindi.

    Küçükşabanoğlu, bu araştırmaya göre toplumun yüzde 80,5’inin yapay zekadan haberdar olduğunu, yüzde 57,6’sının yapay zekayı kullandığını, yapay zeka kullananların yüzde 35,3’ünün ise bunu her gün kullandığını ifade etti.

    Gençlerin yapay zeka dönüşümü farkındalığının üniversite tercihlerine de yansıdığını vurgulayan Küçükşabanoğlu, “Şimdi yapmamız gereken bu ilgiyi bilgiye, bilgiyi yetkinliğe, yetkinliği üretime ve üretimi ülkemiz için ekonomik ve toplumsal değere dönüştürmek.” diye konuştu.

    “Cahit Arf Yapay Zeka Üniversitesi bir gün muhakkak kurulacak”

    Küçükşabanoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde başta Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı olmak üzere ilgili kamu kurumları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katkılarıyla şekillenen Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’nın (2026-2030) Türkiye’nin yapay zeka politikalarında yeni bir dönemi başlattığını dile getirdi.

    Eylem Planı’nın, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki hedeflerini bütüncül bir çerçevede ortaya koyduğunu söyleyen Küçükşabanoğlu, “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” yaklaşımının, Türkiye’nin yapay zekada yalnızca teknolojiyi kullanan değil, insan kaynağını yetiştiren, geliştiren, üreten ve yöneten bir ülke olma iradesini ortaya koyduğunu ifade etti.

    Küçükşabanoğlu, AIPA olarak eğitim ve insan kaynağı yaklaşımının devletin yeni dönem vizyonunda güçlü şekilde yer almasını son derece değerli gördüklerini vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Devletimizin ortaya koyduğu bu hedeflere kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum arasındaki işbirliğini güçlendirerek katkı sunmaya devam edeceğiz. Gençlerimiz dünyadaki dönüşümü görüyor ve üniversite tercihlerinde bunu açık biçimde ortaya koyuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’mız eğitimde yapay zeka konusunda önemli bir yol haritası ortaya koyuyor, YÖK üniversitelerimizde yeni programlar açıyor, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mız yapay zeka ekosistemimizin gelişmesi için önemli çalışmalar yürütüyor ve devletimiz yeni Yapay Zeka Eylem Planı ile güçlü bir irade ortaya koyuyor. Şimdi bir sonraki büyük hedefimizi konuşmalıyız. Yapay zekanın dünyadaki ekonomik, teknolojik ve jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirdiği bir çağda Türkiye’nin yalnızca yapay zeka bölümleri açan değil, bütünüyle yapay zekaya odaklanan, dünyanın başarılı öğrencilerini ve akademisyenlerini ülkemizde buluşturan, bilim, araştırma ve teknoloji üreten uluslararası bir üniversiteye sahip olması gerektiğine inanıyoruz. Yüzyılı geride bırakmış Türkiye için dünyadaki sayılı yapay zeka üniversitelerinden birini kurmak bir lüks değil, ihtiyaçtır. Cahit Arf Yapay Zeka Üniversitesinin bir gün muhakkak kurulacağına inanıyoruz. Bilime, teknolojiye, gençlerimize ve geleceğimize yatırım yapan Türkiye’ye de çok yakışacaktır.”

    Küçükşabanoğlu, eğitim sisteminin yapay zeka çağının ihtiyaçlarına hazırlanması konusunda ortaya koydukları vizyon ve çalışmalar nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığına ve YÖK’e de teşekkür etti. >>>AA

  • Fenerbahçe, turu Fransa’ya bıraktı

    Fenerbahçe, turu Fransa’ya bıraktı

    Chobani Stadı’nda oynanan karşılaşmaya etkili başlayan Fenerbahçe, ilk 15 dakikada rakip kalede tehlikeler oluşturdu. Oyunun sık sık durmasıyla temposunu kaybeden sarı-lacivertliler karşısında Olimpik Lyon topa daha fazla hakim olmaya başladı. Fenerbahçe, kalesine gelen ilk tehlikede 40. dakikada Openda’nın golüne engel olamadı ve ilk yarı 1-0 konuk ekip üstünlüğüyle sona erdi.

    İkinci yarıya çok etkili giren Fenerbahçe, 47. dakikada Mason Greenwood’un golüyle beraberliği yakaladı. Golün ardından üstün oyununu sürdüren sarı-lacivertliler, birkaç etkili pozisyondan faydalanamadı. Müsabakanın son bölümünde iki takım da birbirine üstünlük sağlayamadı ve karşılaşma 1-1 eşitlikle tamamlandı. Rövanş karşılaşması 26 Ağustos Çarşamba günü oynanacak.

    Fenerbahçe, turu Fransa'ya bıraktı

    İlk yarı

    1. dakikada Fenerbahçe etkili geldi. Sağ çaprazda topla buluşan Guendouzi’nin kale sahası önüne yaptığı ortaya yükselen Vedat Muric’in kafa vuruşunda top az farkla yandan auta gitti.
    2. dakikada Olimpik Lyon 1-0 öne geçti. Savunmanın üst üste müdahalelerine karşın uzaklaştıramadığı meşin yuvarlağı kapan Tessmann, Tolisso’yu topla buluşturdu. Sağdan son çizgiye inen bu futbolcunun yakın direğe ortasında Openda kafayla topu ağlara yolladı.

    Olimpik Lyon, ilk yarıyı 1-0 önde bitirdi.

    Fenerbahçe, turu Fransa'ya bıraktı

    İkinci yarı

    Fenerbahçe ikinci yarıya golle başladı. 47. dakikada Kante’nin pasında sol kanatta topla buluşan Kerem Aktürkoğlu, ters kanattan atağa katılan Greenwood’a pasını aktardı. Ceza sahası içine giren Greenwood, Vinicius’tan sıyrılıp çaprazdan sert vurdu, top kaleci Greif’in sağından filelerle buluştu: 1-1.

    1. dakikada Olimpik Lyon etkili geldi. Ceza sahası dışında topla buluşan Openda’nın yerden sert şutunda top yan direğe çarpıp oyun alanına döndü. Dönen topu alan Tolisso’nun penaltı noktası üzerinden vuruşunda kaleci Ederson meşin yuvarlağı kontrol etti.
    2. dakikada Fenerbahçe gole yaklaştı. Sağ kanatta topla buluşan Greenwood’un pasında meşin yuvarlağı alan Talisca rakibinden sıyrılıp ceza sahası önü sağ çaprazından sert vurdu, top az farkla yandan auta çıktı.
    3. dakikada sol kanatta topla buluşan Archie Brown’un ceza sahasına ortasında savunmadan önce yükselen Vedat Muric kafayı vurdu, kaleci Greif meşin yuvarlağı kontrol etti.
    4. dakikada orta alanda topla buluşan Guendouzi, soldan atağa katılan Nene’ye pasını aktardı. Bu futbolcu ceza sahasına girip çaprazdan sert vurdu, top yan direğe çarpıp oyun alanına döndü.

    Mücadele 1-1 berabere tamamlandı.Fenerbahçe, turu Fransa'ya bıraktı

    Greenwood 2. golünü kaydetti

    Fenerbahçe’nin yıldız transferi Mason Greenwood, elemelerde sahne almayı sürdürdü.

    Sarı-lacivertli takıma katıldıktan sonra 3. kez ilk 11’de sahaya çıkan Greenwood, 3. eleme turunda Sturm Graz ağlarını sarsarak ilk golünü kaydetmişti.

    Greenwood, 47. dakikada Olimpik Lyon karşısında takımının beraberlik golüne imza atarken, sarı-lacivertli formayla elemelerde 2. golüne ulaştı.

    Fenerbahçe, turu Fransa'ya bıraktı

    Taraftar istedi, Asensio girdi

    Fenerbahçeli taraftarlar, Marco Asensio’nun oyuna girmesi için uzun süre tezahüratta bulundu. Teknik direktör İsmail Kartal, taraftarların isteğinin ardından 73. dakikada İspanyol futbolcuyu Anderson Talisca’nın yerine oyuna dahil etti.

    Fenerbahçe, turu Fransa'ya bıraktı

    Lukaku, sarı-lacivert formayla tanıştı

    Fenerbahçe’nin yıldız santrforu Romelu Lukaku, sarı-lacivertli formayı ilk kez giydi. Tecrübeli futbolcu, 82. dakikada Vedat Muric’in yerine oyuna dahil edildi.

    Fenerbahçe, turu Fransa'ya bıraktı

    Nene, bu sezon ilk kez forma giydi

    Fenerbahçe’nin genç oyuncusu Dorgeles Nene, bu sezon ilk kez forma giydi. Fıtık ameliyatı geçiren ve bu sezon başında takımla çalışamayan 23 yaşındaki oyuncu, 68. dakikada Kerem Aktürkoğlu yerine oyuna girdi.

    Fenerbahçe, turu Fransa'ya bıraktı

    Montella maçı ekibiyle izledi

    A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella, Fenerbahçe ile Olimpik Lyon arasındaki müsabakayı yerinde takip etti. Montella, müsabakayı yardımcı antrenör Daniele Russo ve analiz antrenörü Massimo Crivellaro ile izledi. >>>AA

  • Bursa’da deprem mi oldu? Sarsıntı çevre illerde de hissedildi!

    Bursa’da deprem mi oldu? Sarsıntı çevre illerde de hissedildi!

    Kaydedilen sarsıntı, Bursa kent merkezinin yanı sıra komşu illerde de hissedilerek kısa süreli tedirginliğe yol açtı.

    AFAD Son Dakika Deprem Verileri

    Bursa'da deprem mi oldu? Sarsıntı çevre illerde de hissedildi!

    AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı’nın paylaştığı sismik rapora göre sarsıntının teknik detayları şu şekildedir:
    • Büyüklük: 3.4 (ML)
    • Merkez Üssü: Mustafakemalpaşa (Bursa)
    • Tarih: 15 Ağustos 2026 Cumartesi
    • Saat: 06:42:14 (TSİ)
    • Derinlik: 13.35 km
    • Koordinatlar: 40.05033 Kuzey | 28.65033 Doğu

    Bursa'da deprem mi oldu? Sarsıntı çevre illerde de hissedildi!

    Bursa Depremi Hangi Bölgelerden Hissedildi?

    Güney Marmara fay zonu üzerinde kaydedilen 3.4 büyüklüğündeki sarsıntı, yerin yaklaşık 13 kilometre derinliğinde gerçekleşmesi sebebiyle geniş bir alanda hissedildi:
    • Bursa İçi: Başta merkez üssü Mustafakemalpaşa olmak üzere Karacabey, Nilüfer ve Bursa şehir merkezinde sarsıntı hafif şekilde duyumsandı.
    • Çevre İller: Balıkesir (özellikle Susurluk ve Bandırma ilçeleri) ile Yalova ve Çanakkale’nin doğu kesimlerindeki yüksek katlı binalarda oturan vatandaşlar tarafından hissedildi.

    Bursa'da deprem mi oldu? Sarsıntı çevre illerde de hissedildi!

    Olumsuz Bir İhbar Var mı?

    Sarsıntının hemen ardından AFAD ve yerel güvenlik birimleri bölgedeki kırsal mahallelerde tarama ve inceleme çalışmaları gerçekleştirdi. İlk belirlemelere ve yetkililerden alınan bilgilere göre deprem kaynaklı herhangi bir can kaybı, yaralanma veya yapısal hasar meydana gelmedi.
  • 14 Ağustos MasterChef potaya kim gitti? İşte o isim…

    14 Ağustos MasterChef potaya kim gitti? İşte o isim…

    14 Ağustos gecesi gerçekleşen oyunun kazananı ve haftanın 7. eleme adayı netleşti.

    MasterChef’te Dokunulmazlığı Hangi Takım Kazandı?

    Gecenin konseptinde şefler yarışmacılardan 10 farklı salata çeşidi hazırlamasını istedi:
    • Gavurdağı salatası
    • Tavuklu sezar salata
    • Tabule
    • Efendy salata
    • Rus salatası

    14 Ağustos MasterChef potaya kim gitti? İşte o isim...

    • Waldorf salatası
    • Nicoisse
    • Kartoffel
    • Thai green mango salatası
    • Fattoush
    Salata düellosunda şeflerin değerlendirmesi sonucunda en başarılı tabakları çıkaran Mavi Takım, dokunulmazlık oyununu kazanan taraf oldu.

    MasterChef’te Haftanın 7. Eleme Adayı Kim Oldu?

    Dokunulmazlığı kaybeden Kırmızı Takım, bireysel dokunulmazlık ve eleme oylaması için yeniden mutfağa girdi. Kendi arasındaki mücadele ve yapılan oylama sonucunda gecenin en zayıf tabağını çıkararak potaya giden isim Simge oldu.

    Haftanın Eleme Potasındaki İsimler

    14 Ağustos MasterChef potaya kim gitti? İşte o isim...

    Simge’nin de potaya girmesiyle birlikte bu haftaki eleme adayları şu şekilde sıralandı:
    • Batuhan
    • Demirhan
    • Nilay
    • Burçin
    • Kübra
    • Tolga
    • Simge (7. eleme adayı)