Siyasette bazen mesele sandık değildir…
Mesele, sandığın ne kadar “inanılır” olduğudur.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde bugün yaşanan tam olarak bu.
Bir kurultay yapıldı, sonuç çıktı, yeni bir genel başkan göreve geldi.
Ama tartışma bitmedi. Aksine, yeni tartışmalarla gündeme geliyor…
Herkesin dilinde aynı kavram: mutlak butlan.
Peki gerçekten öyle mi?
Hukuk, bu kavramı çok ağır bir yere koyar.
Bugün konuşulanlara baktığımızda, ortada daha çok
“itiraz”, “usulsüzlük” ve “siyasi memnuniyetsizlik” var.
Ama bu, mutlak butlan mı?
Bu ayrımı bilmeden yapılan her yorum, siyaseti hukuk üzerinden dizayn etme çabasında partiyi nereye götürür birlikte göreceğiz.
CHP yaşanılanlar gündem oluştururken Kemal Kılıçdaroğlu cephesi ne yapıyor?
Kapıyı kapatmıyor.
Ama tamamen de açmıyor.
Bu çok bilinçli bir pozisyon.
“Bu süreç tartışmalıdır” diyerek
hem parti içindeki etkisini koruyor
hem de olası hukuki adımlar için zemin oluşturuyor.
Bu bir geri dönüş hamlesi mi?
Belki.
Ama daha çok bir bekleme stratejisi.
Diğer tarafta Özgür Özel var.
Onun elindeki en güçlü şey hukuk değil,
gerçeklik.
Kurultay yapılmış.
Delegeler oy vermiş.
Sonuç çıkmış.
Siyaset, çoğu zaman “olan” üzerinden yürür,
“olması gereken” üzerinden değil.
Özgür Özel de tam olarak bunu yapıyor:
Tartışmayı büyütmek yerine yönetmeye çalışıyor.
Çünkü biliyor…
Bu tartışma uzarsa, sadece koltuk değil,
partinin geleceği de tartışılır hale gelir.
Ama asıl sorun şu:
CHP bugün kendi içinde bu kadar tartışırken,
dışarıya ne söylüyor?
Erken seçim çağrısı yapıyor.
Ara seçim istiyor.
Peki seçmen ne görüyor?
Kendi içinde uzlaşamayan bir yapı…
Liderlik tartışmasını bitirememiş bir parti…
Ve hâlâ “kimin haklı olduğu” üzerinden yürüyen bir siyaset…
Seçmen şunu sorar:
“Sen önce kendi içinde net misin?”
Çünkü güven, sadece iktidara karşı kurulmaz.
Muhalefetin kendi içinde de kurulmak zorundadır.
Bugün CHP’de yaşanan kriz, bir kurultay krizi değil.
Bir güven krizi.
Mutlak butlan tartışması ise bu krizin hukuki kılıfı.
Ama siyasetin gerçeği başka:
Mahkemeler karar verir,
ama siyaseti seçmen belirler.
Ve seçmen,
kararsız, dağınık ve kendi içinde tartışan bir yapıya değil,
netlik sunan bir iradeye bakar.
Belki de asıl soru şu:
CHP, bu süreci bir hesaplaşma olarak mı yaşayacak
yoksa bir yeniden yapılanma fırsatına mı çevirecek?
Bu hikâye ya burada kapanacak…
ya da çok daha derin bir kırılmanın başlangıcı olacak…
Cumhuriyet Halk Partisinin bilindik guruplaşmalardan arınıp halka güven veren proje ve ekipleri ile sahada olacakmı? Bu krizi fırsata çevirecek mi…?
Tüm bunları bekleyip göreceğiz.
The post CHP’DE SADECE KURULTAY DEĞİL, GÜVEN KRİZİ TARTIŞILIYOR first appeared on Kanal 3 Tv.
