Yazar: admin

  • “15 Temmuz’da milletimiz iradesine sahip çıkmıştır”

    “15 Temmuz’da milletimiz iradesine sahip çıkmıştır”

    15 Temmuz’un yalnızca bir darbe girişiminin engellendiği tarih olmadığını vurgulayan Yurdunuseven, “15 Temmuz 2016, sadece bir darbe girişiminin bertaraf edildiği tarih değil; millet iradesinin tanklara, silahlara ve ihanete karşı galip geldiği kutlu bir diriliş destanıdır.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin geçmişte birçok darbe ve vesayet girişimiyle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Yurdunuseven, 15 Temmuz gecesinde milletin tarihi bir duruş sergilediğini belirterek, “Milletimizin hafızasında derin yaralar açan 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve diğer vesayet girişimleri yıllarca demokrasimizi sekteye uğratmıştır. Ancak 15 Temmuz gecesi aziz milletimiz, geçmiş darbelerin aksine iradesine sahip çıkmış, darbecilere geçit vermemiş ve darbe dönemlerini tarihin karanlık sayfalarına gömmüştür.” dedi.

    FETÖ mensuplarınca gerçekleştirilen darbe girişiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere birçok stratejik kurumun hedef alındığını kaydeden Yurdunuseven, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bombalanması, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ve güvenlik kurumlarımızın hedef alınması, aslında doğrudan milletimizin iradesine, bağımsızlığına ve geleceğine yapılmış alçak bir saldırıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

    Milletin darbecilerin hesap edemediği en büyük güç olduğunu ifade eden Yurdunuseven, “O gece minarelerden yükselen selâlar yalnızca bir çağrı değil, milletimizi istiklâline, istikbaline ve demokrasisine sahip çıkmaya davet eden tarihî bir sesleniş olmuştur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlara çıkan milyonlar, canlarını hiçe sayarak tankların önünde durmuş, kurşunlara göğsünü siper ederek egemenliğine sahip çıkmıştır.” ifadelerini kullandı.

    15 Temmuz’da yazılan destanın, Çanakkale ruhunun ve Millî Mücadele azminin yeniden vücut bulduğu bir zafer olduğunu belirten Yurdunuseven, “O gece kadınından gencine, yaşlısından çocuğuna kadar milletimiz tek yürek olmuş; vatanına, bayrağına ve demokrasisine sahip çıkmıştır.” dedi.

    Millet iradesine yönelik hiçbir girişimin başarıya ulaşamayacağını vurgulayan Yurdunuseven, “Bugün çok açık bir şekilde görüyoruz ki darbe hayali peşinde koşanların, millet iradesini hiçe sayanların ve Türkiye’yi eski vesayet günlerine döndürmek isteyenlerin bütün emelleri aziz milletimizin kararlı duruşu sayesinde tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştır. Artık bu ülkede söz de karar da daima milletindir. Hiçbir vesayet odağı, hiçbir ihanet şebekesi ve hiçbir karanlık yapı milletimizin iradesinin üzerinde bir güç olamayacaktır.” diye konuştu.

    15 Temmuz’un en büyük mirasının birlik ve beraberlik olduğuna dikkat çeken Yurdunuseven, “Bizlere düşen en büyük sorumluluk; birlik ve beraberliğimizi korumak, demokrasimize sahip çıkmak, devletimize sadakatle hizmet etmek ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin adımlarla yürümektir. Şehitlerimizin kanıyla yazılan bu destanı unutmamak ve unutturmamak hepimizin ortak görevidir.” ifadelerine yer verdi.

    Yurdunuseven, mesajının sonunda, “Başta 15 Temmuz şehitlerimiz olmak üzere vatanımız uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor, kahraman gazilerimize sağlıklı ve huzurlu ömürler diliyorum. Rabbim milletimize bir daha 15 Temmuz gibi ihanet geceleri yaşatmasın. Birliğimiz, beraberliğimiz ve kardeşliğimiz daim olsun.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı. >>>Haber Merkezi

  • 15 Temmuz’un 10. yılına özel 5 lira basıldı

    15 Temmuz’un 10. yılına özel 5 lira basıldı

    FETÖ mensuplarının hain darbe girişimine karşı Türk milletinin ortaya koyduğu birlik, beraberlik ve demokrasi mücadelesinin bir nişanesi olarak Darphane tarafından hatıra para tasarlandı.

    Türk milletinin 15 Temmuz gecesi sergilediği kararlı duruşun ve demokrasiye sahip çıkma iradesinin hafızalarda daima yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla basılan hatıra parayla milli birlik ve beraberlik ruhunun yaşatılmasına katkı sunulması da hedeflendi.

    Para, halen tedavülde bulunan iki metalli (bimetal) 5 liralık madeni para üzerine basılırken, tura yüzünde “15 Temmuz 10. Yıl” logosu ile “Demokrasi ve Milli Birlik Günü” yazısı yer aldı, diğer yüzde ise tedavüldeki 5 liralık madeni paranın mevcut tasarımı korundu.>>>AA

  • Türkiye uluslararası turist çeken 4. ülke oldu

    Türkiye uluslararası turist çeken 4. ülke oldu

    Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütünün (OECD) “Turizm Eğilimleri ve Politikaları 2026” raporuna göre, OECD ülkelerine yönelik uluslararası turist varışları 2025 yılında bir önceki yıla göre tahmini yüzde 3,4 artarak 847 milyonla rekor seviyeye ulaştı. Böylece 2024’te kaydedilen yüzde 8,1’lik güçlü büyümenin ardından turizmde yükseliş eğilimi devam etti.

    OECD’nin değerlendirmesine göre, Orta Doğu’daki çatışmalar, artan jeopolitik gerilimler, değişen seyahat alışkanlıkları ve aşırı hava olayları küresel turizm görünümünü şekillendirmeyi sürdürüyor. Özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar, küresel seyahat akışını sekteye uğratırken maliyetleri artırdı ve yolcu güvenini olumsuz etkiledi. Hava yoluyla ulaşılabilen destinasyonlar bu gelişmelerden daha fazla etkilendi.

    Güvenlik, fiyat ve olası iptallere ilişkin endişeler seyahat tercihlerini etkiledi. Turistlerin daha tanıdık ve uygun maliyetli destinasyonlara yönelme, daha kısa süreli tatil yapma ve düşük maliyetli seçenekleri tercih etme eğiliminin güçlenebileceği öngörüldü. Hava yolu şirketleri, tur operatörleri ve diğer turizm işletmeleri 2027 ve sonrasına yönelik planlarını bu doğrultuda gözden geçiriyor.

    OECD’nin raporuna göre, 2019-2025 döneminde uluslararası turist varışlarını en fazla artıran ülkeler arasında Japonya yüzde 34 ile ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi yüzde 28 ile Norveç, yüzde 22 ile Danimarka izledi.

    Türkiye ise 2019-2025 döneminde uluslararası turist sayısını yüzde 21 artırarak bu alanda öne çıkan ülkeler arasında 4. sıraya yerleşti ve Kovid-19 salgını öncesine göre turist sayısını en fazla artıran ülkeler arasında yer aldı.

    Öte yandan, OECD’nin üye ülkeler arasında yaptığı ankete göre ülkelerin yaklaşık üçte biri 2026 yılı sonunda turizm performansının 2025 seviyesinin üzerine çıkmasını ve yeni rekorlar kırılmasını bekliyor. Ancak jeopolitik gelişmeler, ekonomik belirsizlikler ve iklim kaynaklı riskler sektör üzerindeki etkisini sürdürüyor.

    “Türkiye, küresel ve bölgesel krizi yönetmeyi başarmış güçlü bir turizm ekosistemine sahip”

    Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, turizmin, yapısı gereği bölgesel ve küresel gelişmelerden en hızlı etkilenen sektörlerin başında geldiğini söyledi.

    Jeopolitik gerilimler, salgın hastalıklar, doğal afetler, ekonomik dalgalanmalar ve iklim kaynaklı risklerin uluslararası seyahat hareketlerini kısa süre içinde değiştirebildiğine işaret eden Bağlıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu nedenle turizmde başarı yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, sektörün krizlere karşı ne kadar hazırlıklı ve dayanıklı olduğuyla da ölçülüyor. OECD’nin dikkati çektiği dayanıklılık ve ziyaretçi yönetimi yaklaşımını da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Türkiye, hepsi birbirinden farklı pek çok küresel ve bölgesel krizi yönetmeyi başarmış güçlü bir turizm ekosistemine sahip. Bu başarının arkasındaki en önemli unsuru ise sahada doğrudan faaliyet gösteren seyahat acentelerimizin ve sektör paydaşlarımızın yıllar içinde edindiği kriz yönetimi deneyimi oluşturuyor.”

    Bağlıkaya, seyahat acentelerinin pazar çeşitlendirmesinden alternatif destinasyonların geliştirilmesine, yeni ürünlerin oluşturulmasından değişen turist taleplerine hızlı uyum sağlanmasına kadar pek çok alanda Türk turizminin en dinamik aktörleri durumunda bulunduğunu dile getirdi.

    TÜRSAB olarak Türkiye’nin turizm politikalarının oluşturulmasında bu birikimin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine inandıklarını belirten Bağlıkaya, “Çünkü sektörün içinde yer alan, pazarı yakından takip eden ve turist davranışlarını doğrudan gözlemleyen seyahat acentelerinin bilgi ve tecrübeleri, daha dayanıklı, daha rekabetçi ve daha sürdürülebilir bir turizm yapısının inşasında önemli bir rehber niteliği taşıyor.” diye konuştu.

    Bağlıkaya, turizm yüzyılı vizyonu doğrultusunda da hedeflerinin, krizlere karşı hazırlıklı, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen, yüksek katma değer üreten ve sürdürülebilir büyümeyi esas alan bir turizm modelini güçlendirmek olduğunu ifade etti.

    Turizmde başarının yalnızca ziyaretçi sayısıyla değil, kişi başına harcama, ortalama konaklama süresi, turizm gelirlerinin sürdürülebilirliği ve ülke ekonomisine sağlanan katma değerle ölçüldüğünü belirten Bağlıkaya, şunları söyledi:

    “Nitekim son yıllarda Barselona ve Venedik gibi destinasyonlarda aşırı turizmin yarattığı baskılar nedeniyle yerel halkın turizm hareketlerini protesto etmesi, yalnızca ziyaretçi sayısına odaklanan anlayışın sürdürülebilir olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Ancak elbette Türkiye’yi bugün dünyada önemli turizm ülkelerinden biri haline getiren kitle turizmi alanındaki başarıları da bir yana bırakamayız. Bu başarıyı koruyarak artık turizmde yeni bir aşamaya geçmemiz gerekiyor. Bunun yolu ise turizmi hem ülke geneline hem de yılın 12 ayına yaymaktan geçiyor.”

    “Türkiye’nin zengin turizm çeşitliliğini yüksek gelir üreten bir yapıya dönüştürmeyi amaçlıyoruz”

    TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, yeni destinasyonların turizme kazandırılması, alternatif turizm ürünlerinin geliştirilmesi ve turizmin bölgesel kalkınmaya katkısının artırılması amacıyla yürüttükleri çalışmalarla Türkiye’nin zengin turizm çeşitliliğini daha yüksek gelir üreten bir yapıya dönüştürmeyi amaçladıklarını dile getirdi.

    Kültür, gastronomi, sağlık, kongre ve fuar, spor, inanç, kruvaziyer, golf, doğa ve kırsal turizm gibi alternatif ürünlerin geliştirilmesiyle birlikte hem turizmi 12 aya yayacaklarına hem de kişi başına harcamayı artıracaklarına inandıklarını belirten Bağlıkaya, “Turizm Yüzyılı projemizin en önemli dayanağını seyahat acenteleri oluşturuyor. Çünkü seyahat acenteleri, Türkiye’nin tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerini yalnızca tanıtan yapılar değil, bunları uluslararası pazarlarda turizm ürünlerine dönüştürüyorlar.” diye konuştu.

    Bağlıkaya, bu değerleri doğru turist profiliyle buluşturan temel aktörlerin seyahat acenteleri olduğunu, küresel çevrim içi rezervasyon portallarının sadece komisyon almaya yönelik satış hizmeti veren yaklaşımlarıyla seyahat acentelerinin ülke turizmini geliştiren çalışmalarını bir tutmamak gerektiğini vurguladı. Bağlıkaya, “Turisti sadece Türkiye’ye getirmekle kalmayan seyahat acenteleri, ziyaretçinin daha uzun süre konaklamasını, daha fazla deneyim yaşamasını ve ülke ekonomisine daha yüksek katma değer sağlamasını mümkün kılıyor.” dedi.

    Türkiye’nin 100 milyar dolar turizm geliri hedefine ulaşabilmesi için artık nicelikten çok niteliğe odaklanan bir büyüme modelini ön plana çıkarılması gerektiğini söyleyen Bağlıkaya, şunları kaydetti:

    “Bir taraftan turizmde güçlü olduğumuz alanları korurken, diğer taraftan yeni ürün ve hizmetlerle sektörümüzü daha yüksek katma değer üreten bir yapıya dönüştürmeliyiz. Bu dönüşümün en önemli unsurlarından birini nitelikli insan kaynağının korunması oluşturuyor. Turizmde rekabet avantajımızın temeli olan yüksek hizmet kalitesini sürdürebilmek için sektörün yetişmiş çalışanlarını bünyesinde tutmasını sağlayacak mekanizmaları güçlendirmeliyiz. Bu kapsamda SGK prim desteği ve pazarlama destekleri gibi uygulamaların seyahat acentelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi büyük önem taşıyor.”

    Bağlıkaya, turizm politikalarının kamu ve özel sektörün ortak aklıyla şekillendirilmesinin de büyük önem taşıdığını, sektörün tüm paydaşlarının, özellikle pazarı doğrudan tanıyan seyahat acentelerinin bilgi ve deneyiminden daha fazla yararlanması gerektiğini söyledi.

    Bağlıkaya, “Sürdürülebilir büyüme, sahadaki ihtiyaçları doğru analiz eden ve değişen turist beklentilerine hızla uyum sağlayabilen bir yönetim anlayışıyla mümkündür.” diye konuştu.

    Kruvaziyer turizminin kişi başına harcama düzeyi en yüksek turizm türlerinden biri olduğuna işaret eden Bağlıkaya, özellikle ana liman olarak kullanılan destinasyonlarda yolcuların gemiye binmeden önce veya indikten sonra konakladığını belirtti.

    Bu kesimin yeme içme, alışveriş, ulaşım ve çeşitli turistik faaliyetlere daha fazla bütçe ayırdığını söyleyen Bağlıkaya, “Dolayısıyla kruvaziyer turizmi sadece limanlara değil, yerel esnaftan restoranlara, rehberlerden ulaşım sektörüne, perakendeden şehir ekonomilerine kadar geniş bir ekosisteme yüksek katma değer sağlıyor.” dedi.

    Bağlıkaya, bu noktada İstanbul Havalimanı’nın dünyanın en fazla uluslararası destinasyona doğrudan bağlantı sunan havalimanlarından biri olmasının Türkiye’ye önemli bir rekabet avantajı sağladığını dile getirdi. Bağlıkaya, “Bu güçlü hava ulaşımı altyapısını kruvaziyer limanlarımızla daha etkin entegre edebilirsek, ülkemizin ana liman kapasitesini önemli ölçüde artırabiliriz.” ifadesini kullandı.>>>AA

  • Türkiye 180 ülkeden sağlık turisti ağırlıyor

    Türkiye 180 ülkeden sağlık turisti ağırlıyor

    Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar, Türk cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika başta olmak üzere birçok ülkeden sağlık turisti ağırlayan Türkiye, estetik ve plastik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri, göz hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji, kardiyoloji, onkoloji başta olmak üzere farklı tıbbi alanlarda sunduğu hizmetlerle uluslararası hastaların tercih ettiği destinasyonlar arasında yer aldı.

    Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Hizmetleri Komite Başkanı Mustafa Eröğüt, AA muhabirine, Türkiye’nin sağlık turizminde son yıllarda istikrarlı bir büyüme performansı sergilediğini belirterek, “2025’te ülkemizi sağlık hizmeti almak amacıyla ziyaret eden kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580’e ulaşırken, sağlık turizminden elde edilen gelir 3 milyar 22 milyon 452 bin dolar oldu.” diye konuştu.

    Bu yılın ilk çeyreğinde ise olumlu ivmenin devam ettiğini söyleyen Eröğüt, “Yılın ilk üç ayında 302 bin 487 uluslararası hasta ülkemizde sağlık hizmeti alırken, sağlık turizmi geliri 761 milyon 523 bin dolara ulaştı. Özellikle kişi başına düşen sağlık turizmi gelirinin önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 39 artması, ülkemizin artık sadece daha fazla hasta ağırlayan değil, aynı zamanda daha yüksek katma değer üreten bir sağlık turizmi destinasyonu haline geldiğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

    Eröğüt, sağlık turizminde nicelik kadar nitelik odaklı büyümeyi de son derece önemsediklerini vurgulayarak, geçen yılın aynı dönemine kıyasla kişi başı gelirde kaydedilen güçlü artışın ülkenin ileri teknolojiye sahip sağlık altyapısı, uluslararası standartlardaki sağlık kuruluşları ve uzman insan kaynağının küresel ölçekte daha fazla tercih edildiğinin somut bir göstergesi olduğunu dile getirdi.

    Yıl sonuna ilişkin beklentilerinin de olumlu olduğunu aktaran Eröğüt, sağlık turizminde sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti.

    Türkiye 180 ülkeden sağlık turisti ağırlıyor

    “Orta Asya ülkelerinden gelen talepte son yıllarda dikkat çekici artış gözlemliyoruz”

    Eröğüt, hedeflerinin Türkiye’nin uluslararası sağlık hizmetlerindeki rekabet gücünü daha da artırarak yabancı hasta sayısını yükseltmek ve sağlık hizmeti ihracatından elde edilen geliri daha yukarı taşımak olduğunu belirterek, bu doğrultuda sağlık turizminin ülkenin hizmet ihracatına sağladığı katkıyı artırmaya yönelik tanıtım, markalaşma ve uluslararası işbirliği faaliyetlerini aralıksız sürdürdüklerini anlattı.

    Türkiye’nin coğrafi konumu, güçlü sağlık altyapısı ve uluslararası standartlardaki sağlık hizmetleri sayesinde çok geniş bir coğrafyaya hizmet sunduğunu dile getiren Eröğüt, şunları kaydetti:

    “Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar, Türk cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika başta olmak üzere yaklaşık 180 ülkeden sağlık turisti ağırlıyoruz. Özellikle Almanya, Birleşik Krallık, Irak, Azerbaycan, Rusya Federasyonu, Libya ve Körfez ülkeleri ülkemize en yoğun hasta gönderen pazarlar arasında yer alıyor. Bunun yanında Kazakistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen talepte de son yıllarda dikkat çekici bir artış gözlemliyoruz. Sektörümüz artık yalnızca mevcut pazarlarda büyümeyi değil, yeni pazarlarda kalıcı bir varlık oluşturmayı da hedefliyor. Bu kapsamda Sahra Altı Afrika ülkeleri, Körfez ülkeleri, Doğu Avrupa, Orta Asya ve Kuzey Amerika büyük potansiyel barındırmakla birlikte, yürütülen tanıtım faaliyetleriyle Türkiye’nin sağlık turizmindeki marka bilinirliğini güçlendirmeye odaklanıyoruz.”

    Mustafa Eröğüt, Türkiye’nin sağlık turizmindeki en önemli avantajlarından birinin çok farklı branşlarda dünya standartlarında sağlık hizmeti sunabilmesi olduğuna dikkati çekerek, “Uluslararası hastaların en yoğun ilgi gösterdiği alanların başında estetik ve plastik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri, göz hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji, kardiyoloji, onkoloji, tüp bebek tedavileri ve obezite cerrahisi geliyor. Estetik cerrahi, saç ekimi ve diş tedavileri sağlık turizmi gelirlerinin önemli bir bölümünü oluştururken, onkoloji, kardiyovasküler cerrahi ve organ nakli gibi ileri uzmanlık gerektiren alanlarda da Türkiye’nin uluslararası hasta çekim gücü her geçen yıl artıyor.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin 40’tan fazla şehirde sağlık turizmi hizmeti sunan, 1500’ün üzerinde sağlık kuruluşu ve yüzlerce uluslararası akreditasyona sahip merkeziyle dünyanın önde gelen sağlık destinasyonlarından biri konumunda bulunduğunu söyleyen Eröğüt, uluslararası hastaların tercih sebeplerinin başında yüksek klinik başarı oranları, ileri teknoloji altyapısı, deneyimli hekim kadroları ve Avrupa ile karşılaştırıldığında yüzde 40 ila yüzde 70 arasında değişen maliyet avantajı geldiğini dile getirdi.

    “Kişi başı ortalama sağlık harcaması yaklaşık 2 bin 500 dolara ulaştı”

    Eröğüt, sağlık turizminde artık yalnızca hasta sayısındaki artışı değil, kişi başına elde edilen katma değeri de önemsediklerini belirterek, şunları söyledi:

    “Kişi başı ortalama sağlık harcaması yaklaşık 2 bin 500 dolara ulaştı. Ancak özellikle onkoloji, kardiyovasküler cerrahi, robotik cerrahi, organ nakli ve kompleks tedavi süreçlerinde bu rakamın 10 bin dolar ila 50 bin dolar arasında değişebildiğini görüyoruz. Bu durum, Türkiye’nin yalnızca yüksek hacimli değil, aynı zamanda yüksek katma değerli sağlık hizmetlerinde de küresel ölçekte güçlü bir konuma ulaştığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, uluslararası hasta deneyimini daha da geliştirerek, yüksek teknoloji gerektiren tedavilere odaklanarak ve Türkiye markasını güçlendirerek hem hasta sayısını hem de kişi başına elde edilen geliri sürdürülebilir şekilde artırmak.”

    Ticaret Bakanlığı, HİB ve sektör paydaşlarıyla koordinasyon içerisinde yürütülen çalışmalar sayesinde ülkenin küresel sağlık turizmi markasını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyleyen Eröğüt, “Heal in Türkiye markası, ülkemizin uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki ortak vitrin niteliğini taşıyor. Bunun yanında Ticaret Bakanlığımız tarafından sağlanan yurt dışı tanıtım, fuar katılımı, marka ve Turquality destekleri sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü artırıyor. Amacımız, Türkiye’nin sağlık turizminde yalnızca fiyat avantajıyla değil güvenilirlik, kalite, ileri teknoloji ve hasta memnuniyetiyle öne çıkan küresel bir marka olarak konumunu daha da güçlendirmek.” diye konuştu.

    Eröğüt, Türkiye’nin uluslararası alandaki güçlü itibarını koruyabilmesi için kayıt dışı faaliyetlerle etkin şekilde mücadele edilmesinin büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, Heal in Türkiye platformunun uluslararası hastaların yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarına ve aracı kuruluşlara güvenle ulaşabilmesini sağladığını söyledi.

    Türkiye’nin Joint Commission International (JCI) akreditasyonuna sahip sağlık kuruluşu sayısıyla dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını aktaran Eröğüt, JCI başta olmak üzere uluslararası akreditasyonların yaygınlaşmasının hasta güvenliği, klinik kalite ve hizmet standartlarının sürekli geliştirilmesini desteklerken, ülkenin sağlık turizmindeki marka değerini ve uluslararası rekabet gücünü de güçlendirdiğini belirtti.

    Eröğüt, uluslararası hastalara, tercih edecekleri sağlık kuruluşunun veya aracı kuruluşun yetkilendirilmiş olmasına dikkat etmeleri, tedavi sürecine ilişkin tüm hizmetleri yazılı sözleşme ile güvence altına almaları ve sadece sosyal medya üzerinden hizmet veren kayıt dışı aracılardan kaçınmaları tavsiyesinde bulundu.>>>AA

  • “15 Temmuz, milletimizin iradesine sahip çıktığı şanlı direnişin adıdır”

    “15 Temmuz, milletimizin iradesine sahip çıktığı şanlı direnişin adıdır”

    15 Temmuz gecesini unutmanın ve unutturmanın mümkün olmadığını vurgulayan Özkaya, darbe girişiminin ilk anlarından itibaren milleti bilgilendirmek ve demokrasiye sahip çıkmak adına mücadele ettiklerini belirtti. O gece Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği ve aziz milletimizin cesareti sayesinde hain kalkışmanın başarısızlığa uğratıldığını ifade eden Özkaya, “Tankların, uçakların ve silahların karşısına yalnızca imanıyla, bayrağıyla ve vatan sevgisiyle çıkan milletimiz, dünya demokrasi tarihine örnek olacak bir destan yazmıştır.” dedi.

    Özkaya, “15 Temmuz gecesi hepimiz için bir imtihan gecesiydi. O gece milletimizin iradesine kastedenlere karşı ilk andan itibaren tavrımızı net şekilde ortaya koyduk. Meydanları dolduran milyonlarca vatandaşımızla birlikte demokrasimize, devletimize ve geleceğimize sahip çıktık. Bugün bizlere düşen en önemli görev, o ruhu diri tutmak, genç nesillerimize 15 Temmuz’u tüm yönleriyle anlatmak ve aynı ihanetlerin bir daha yaşanmaması için birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmektir.” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda ülkeye hizmet etmeye devam edeceklerini belirten Özkaya, “15 Temmuz’da yazılan kahramanlık destanı, milletimizin istiklaline ve istikbaline olan bağlılığının en güçlü nişanesidir. Bu vesileyle, 15 Temmuz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Rabbim milletimize bir daha böyle ihanetler yaşatmasın.” dedi. >>>Haber Merkezi

  • “İrade bizim, zafer bizim”

    “İrade bizim, zafer bizim”

    ​15 Temmuz’u, devlete sızmış sinsi bir ihanet şebekesinin milletin sarsılmaz iradesiyle tasfiye edildiği tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendiren Milletvekili Dr. Hasan Arslan, “İrade Bizim, Zafer Bizim” temasıyla idrak edilen bu günde tehlikenin çok katmanlı boyutlarına vurgu yaptı.

    “SADECE DİNİ DEĞİL, HER İDEOLOJİYİ İSTİSMAR ETTİLER”

    Örgütün sıradan bir illegal yapı olmadığını belirten Arslan, şu değerlendirmelerde bulundu: “FETÖ, geçmişteki siyasi boşlukları manipüle ederek güç kazanmak adına her renge bürünen bir şer şebekesidir. Kendini ‘sol’, ‘ulusalcı’ veya ‘ilerici’ olarak tanımlayan pek çok yapıya dahi sızmış, örgütsel talimatlarla algı operasyonları yürütmüşlerdir. Aynı zamanda yüce dinimizin değerlerini de istismar ederek, aklı ve muhakemeyi devre dışı bırakmış, samimi mütedeyyin kesimi haksız yere zan altında bırakmayı amaçlamışlardır.”

    “​KURUMLARA KRİTİK UYARI: İÇİMİZE SIZAMAZLAR REHAVETİNE KAPILMAYIN”

    Devletin ve milletin bekası için hiçbir siyasi parti veya sivil toplum kuruluşunun rehavete kapılmaması gerektiğinin altını çizen Arslan; “Kısa vadeli ittifaklar veya koltuk sevdasıyla ‘ne idüğü belirsiz’ yapılara göz yummak, geleceğimize kastedecek canavarlar beslemektir. Hiç kimse ‘bizim içimize sızamazlar’ dememeli, her kurum bu hassasiyeti en üst düzeyde korumalıdır,” ifadelerini kullandı.

    “ZAFER, İRADESİNİ SATMAYANLARINDIR”

    Dr. Hasan Arslan, mesajını şu sözlerle tamamladı: “15 Temmuz gecesi çıplak elleriyle tankları durduran milletimiz iradesine sahip çıkmıştır. Bugün bizlere düşen görev; devlet bürokrasisinde, sivil toplumda ve inanç dünyamızda bu teyakkuz halini sürdürmektir. Dinimizi istismar edenlere ve irademizi gasp etmek isteyenlere asla geçit vermeyeceğiz. 15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. Zafer, iradesini satmayanların; zafer, bu necip milletindir!” >>>Haber Merkezi

  • Venezuela’daki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 734’e çıktı

    Venezuela’daki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 734’e çıktı

    Venezuela Ulusal Meclis Başkanı (AN) Jorge Rodriguez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan depremlere ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Felakette hayatını kaybedenlerin sayısının 173 artarak 4 bin 734’e yükseldiğini kaydeden Rodriguez, yaralı sayısının ise 16 bin 740 olduğunu belirtti.

    Ulusal basında çıkan habere göre, Venezuela Ulusal Meclisi, salı günü yaptığı açıklamada, “istikrarı, demokrasiyi ve ulusal toparlanmayı güçlendirmek” amacıyla muhalefetin bir kesimiyle ortak çalışma sürecinin başlatıldığını duyurdu.

    Meclis ayrıca, 24 Haziran depremlerinin ardından gösterdiği dayanışma nedeniyle Washington’a teşekkür ederek, ABD Başkanı Donald Trump yönetimine “ülkenin yeniden toparlanması, istikrarın pekiştirilmesi ve Venezuela’nın demokratik kurumlarının güçlendirilmesine verdiği destekten” dolayı şükranlarını sundu.

    Venezuela’da 2 büyük deprem meydana gelmişti

    ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran’da Venezuela’da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde 2 deprem meydana geldiğini bildirmişti.

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 26 Haziran’daki açıklamasında, depremlerin doğrudan yol açtığı fiziksel hasarın maliyetini 6,7 milyar dolar olarak hesaplamıştı.

    Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü ülkede, ölü ve yaralı sayısının artmasından endişe ediliyor.>>>AA

  • Zehra Güneş’ten yıllar sonra gelen itiraf: “Daha…”

    Zehra Güneş’ten yıllar sonra gelen itiraf: “Daha…”

    Güzelliği ve başarılı performansıyla her zaman spot ışıklarının altında olan milli voleybolcunun çok konuşulacak açıklamalarının tüm detayları…

    “Voleybolu Bırakabilirdim”

    Kariyerindeki en büyük dönüm noktasının erken yaşta yaşadığı bir kırılma anı olduğunu belirten Zehra Güneş, zihinsel olarak küllerinden nasıl doğduğunu şu sözlerle itiraf etti:

    “Mentalitemi geliştirdim ve sağlam bir zemine oturttum. Bunun farkına ise daha 20 yaşında geçirdiğim bir sakatlık sonrasında vardım. Tokyo Olimpiyatları’nda Güney Kore’ye elendiğimizde sanırım 20 yaşındaydım. Eğer o dönemde bu seviyede bir zihinsel güce sahip olmasaydım, o günden sonra bir daha asla voleybol oynayamazdım. Voleybolu bırakabilirdim.”

    Filenin Sultanı Sahada Anksiyete Atağı Geçirdi!

    Üzerlerindeki büyük baskıya ve mental sağlığın sporcular üzerindeki hayati önemine dikkat çeken Güneş, bu sezon içinde yaşadığı ve ekranlara yansımayan korku dolu anları tüm samimiyetiyle aktardı:

    “Bu sezon oynadığımız bir maç sırasında anksiyete atağı geçirdim. Ancak kendimi inanılmaz bir şekilde kontrol etmeyi başardım. Maç bittikten sonra derin bir nefes alabildim ve ancak o zaman titremeye başladım.”

    Başarının Sırrı Sıra Dışı Günlük Rutininde Saklı

    Saha içindeki savaşçı ruhunun yanı sıra saha dışındaki entelektüel ve disiplinli yaşamıyla da genç sporculara örnek olan Zehra Güneş, güne başlama ritüelini ilk kez anlattı. Erken uyanmayı çok sevdiğini belirten yıldız oyuncu, her sabah kahvesini içtikten sonra adeta üçüncü bir şahsın gözünden günüyle ilgili günlük yazdığını söyledi. Kendini dışarıdan bir göz gibi analiz eden başarılı voleybolcu, zihinsel dengesini bu renkli rutini sayesinde koruduğunu ifade etti.

  • Gazze’de bebek ölümleri ve düşükler arttı

    Gazze’de bebek ölümleri ve düşükler arttı

    Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan rapor, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının yanı sıra bölgeye insani yardım girişini engellemesinin bebek ölümleri, düşük ve anne sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi.

    Raporda, İsrail’in Ekim 2023’te başlattığı soykırım öncesinde Gazze Şeridi’nde her 1000 doğumda 140 düşük vakası görüldüğü, bugün bu oranın her 1000 doğumda 460 düşüğe yükseldiği kaydedildi.

    Hamile kadınlarda anemi oranının iki katına ulaştığı aktarılan raporda, bu durumun Gazze’de “gıda güvenliğinin tamamen çökmesinin bir göstergesi olduğu” ifade edildi.

    Nüfus artışındaki düşüşün sebebi artan düşük vakaları

    Raporda, Gazze’de sağlık sistemi ile gıda güvenliğinin çökmesi sonucu anne adaylarının sağlığının doğuma elverişsiz hale geldiği ve bu durumun bebeklerin hayatını kaybetmesine yol açtığı vurgulandı.

    Gazze Şeridi’ndeki doğum sayılarında da ciddi bir düşüş yaşandığı aktarılan raporda, geçen yılın kasım ayında 6 bin 76 doğum gerçekleşirken, bu sayının Nisan 2026’da yüzde 67 azalarak 2 bin 4’e gerilediği bilgisine yer verildi.

    Gazze’de nüfus artış hızındaki azalmanın temel sebebi olarak doğum öncesinde yaşanan düşükler gösterildi.

    Doktorlardan düşük oranlarında görülmemiş artış uyarısı

    Filistinli doktorlar, Gazze’de düşük vakaları ve bebek ölümlerindeki artışın İsrail’in yaklaşık 3 yıldır sürdürdüğü soykırımın sonucu olduğunu belirtiyor.

    İsrail saldırılarının doğrudan bebeklerin ölümüne yol açtığına dikkati çeken doktorlar, bunun yanı sıra İsrail’in Gazze’de bebek ölümlerine yol açacak koşulları oluşturduğunu ifade ediyor.

    Çocuk doktoru Ahmed Abdulhalık el-Feran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Filistinli anne adayları arasında düşük oranlarında görülmemiş bir artış yaşandığını söyledi.

    Feran, “Anne adayları kansızlık (anemi) ve yetersiz beslenme ile mücadele ediyor. Güven ve huzur hissinden yoksun bir şekilde bir yerden başka bir yere göç ediyorlar.” dedi.

    Gazze’de Filistinli annelerin “kuzeyden güneye ya da tam tersi yönde göç etmeye zorlandığına” dikkati çeken Feran, düşüğe etki eden diğer unsurlara ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “Hamilelik takibinin yapılamaması, kadınlar için gerekli takviye edici gıdaların ve vitaminlerin bulunmaması, güvenli bir ortamın olmayışı ve bu kadınların kontrol ya da doğum için hastanelere ulaşmasını sağlayacak güvenli ulaşım yolları ile araçlarının bulunmaması etkili oldu. Ayrıca temiz suya ve güvenli gıdaya erişimin olmaması dahil tüm bu faktörler düşük oranlarının artmasına yol açtı.”

    Feran, gebeliklerde düşüklerin son bir yılda %13 oranında arttığını kayderek, “Hamile annelerin ilk üç ayındaki anemi (kansızlık) oranlarına baktığımızda ise bu oranların %57’ye, bazen %60 ve %70’lere ulaştığını görüyoruz.” şeklinde konuştu.>>>AA

  • “15 Temmuz ruhu, Türkiye Yüzyılı’nın en güçlü teminatıdır”

    “15 Temmuz ruhu, Türkiye Yüzyılı’nın en güçlü teminatıdır”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “15 Temmuz 2016 gecesi, aziz milletimiz tarih boyunca olduğu gibi istiklaline ve istikbaline sahip çıkmış, milli iradeyi hedef alan hain FETÖ darbe girişimini eşine az rastlanır bir kararlılık ve cesaretle bertaraf etmiştir. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde meydanlara inen milletimiz; tanklara, silahlara ve tüm tehditlere rağmen demokrasiyi, bağımsızlığı ve devletimizin bekasını canı pahasına savunmuştur. O gece yazılan destan, yalnızca bir darbe girişiminin önlenmesi değil, aynı zamanda millet iradesinin hiçbir güç tarafından esir alınamayacağının tüm dünyaya ilanıdır.

    15 Temmuz’un üzerinden geçen 10 yıl, o gecenin hafızalardan silinmediğini, milletimizin birlik ve beraberlik ruhunun dimdik ayakta olduğunu bir kez daha göstermektedir. Şehitlerimizin fedakârlığı, gazilerimizin kahramanlığı ve milletimizin gösterdiği büyük direniş, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzün en güçlü ilham kaynaklarından biri olmaya devam etmektedir. AK Parti olarak dün olduğu gibi bugün de demokrasimizin, milli iradenin ve hukuk devletinin yanında kararlılıkla durmayı sürdürüyoruz. Devletimizin tüm kurumlarından FETÖ başta olmak üzere her türlü vesayet odağının temizlenmesi noktasında ortaya konulan mücadele, milletimizin huzuru ve ülkemizin geleceği adına tavizsiz şekilde devam edecektir. Bu vesileyle; 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün 10. yıl dönümünde, vatanı ve bayrağı uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor; kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Milletimizin yazdığı bu büyük destan, dün olduğu gibi bugün de yarın da yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.” >>>Haber Merkezi

    “15 Temmuz ruhu, Türkiye Yüzyılı'nın en güçlü teminatıdır”

  • Bolvadin’de 15 Temmuz yad edildi

    Bolvadin’de 15 Temmuz yad edildi

    15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü çerçevesinde Afyonkarahisar Bolvadin Şehitliği’nde anma programı gerçekleştirildi.

    Kaymakam Ali Arıkan, Belediye Başkan Yardımcısı Sadri Bayram, ilçe protokolü ve siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen programda, şehitler rahmet, minnet ve dualarla anıldı.

    Program çerçevesinde Kur’an-ı Kerim tilaveti okunarak şehitler için dualar edildi. Programda şehit kabirlerine karanfiller bırakılırken, vatan uğruna canlarını feda eden kahramanlarımız saygı ve minnetle yâd edildi.

    15 Temmuz ruhunun yeniden hissedildiği programda, milli birlik ve beraberliğin önemi bir kez daha vurgulandı.

  • Haluk Levent’in ifadesinin tamamı ortaya çıktı: “Borsada risk aldım, dernek çeklerini teminat gösterdim”

    Haluk Levent’in ifadesinin tamamı ortaya çıktı: “Borsada risk aldım, dernek çeklerini teminat gösterdim”

    İçinde bulunduğumuz 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü kamuoyuna sızan ifadenin perde arkası, milyarlarca liralık para trafiği ve operasyonun zamanlamasına dair tüm çarpıcı detaylar…

    Haluk Levent’in İfadesindeki Şok İtiraflar

    “Borsa Zaafım Var, Risk Aldım ve Borçlandım”

    İfadesinde borsa oynamasını bir “zaaf” olarak nitelendiren Haluk Levent, özellikle 6 Şubat depremlerinin ilk iki yılında sırtlandığı ekonomik maliyetler yüzünden borsada daha büyük riskler aldığını itiraf etti:

    “Depremin ilk iki yılının bana getirdiği ekonomik maliyetler benim daha çok borsada işlem yapmama ve daha çok risk almama sebep oldu. Bu paraları hep borçlandım.”

    “Ahbap Çeklerini Şahsi Borçlarımda Teminat Gösterdim”

    Ahbap İktisadi İşletmesi’ne ait çek karnesini kullanma yetkisinin tamamen kendisinde olduğunu belirten ünlü şarkıcı, derneğe ait mali araçları kişisel borç ilişkilerinde kullandığını şu sözlerle kabul etti:

    “Ahbap çeklerini ve senetlerini kimi yerlerde teminat olarak kullandım. Yüksek miktarda borçlandım. Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz.”

    Kendi Adına Banka Hesabı Yok, Başkalarının Hesaplarını Yönetiyor!

    Mali incelemelerde dikkat çeken en büyük şüphelerden biri de Levent’in kendi adına hiçbir banka hesabı kullanmaması oldu. Ünlü sanatçı, konser gelirlerinin ve nakit akışının Yeliz Kaya adına kayıtlı VakıfBank ve Halkbank hesaplarına yattığını, bu hesapları bizzat kendisinin yönettiğini söyledi. Ayrıca Zafer Yay adına kayıtlı bir yatırım hesabını kullandığını ve Risus Organizasyon şirketinin gizli/gayriresmî ortağı olduğunu da kabul etti.

    80 Milyon Liralık Gizemli Para Trafiği ve 20 Daire Planı

    Soruşturma dosyasındaki en büyük iddialardan biri olan Yeliz Kaya’nın hesabına aktarılan 80 milyon lira için Levent, “80 milyon benim şahsi paramdır” dedi.

    Bu parayı Ahbap Derneği’ne kazanç sağlamak amacıyla kullandığını iddia eden ünlü sanatçı, yakalanmasaydı bu borcu taşınmaz devriyle kapatacağını savundu: “Bugünkü değeri yaklaşık 150 milyon lira olan 20 daireyi 80 milyon TL borca karşılık Ahbap Derneği’ne devretmek için yönetim kurulu kararı aldırdım. Çerkezköy Tapu Müdürlüğü’ne başvurduk ancak gözaltına alınınca işlemler yarım kaldı.”

    “Bir Gün Daha Beklenseydi Operasyon Boşa Düşecekti”

    Operasyonun zamanlamasını sert bir dille eleştiren Haluk Levent, gözaltı tarihine sitem etti:

    “Ben 14 Temmuz 2026 Salı günü gözaltına alınsaydım şu anda Ahbap Derneğinden hiçbir şekilde para çıkışı olmayacaktı. Bir gün daha beklenseydi Yeliz Kaya’ya aktarılan para taşınmazlarla kapatılacak ve operasyon boşa düşecekti.”

    Ancak savcılık kaynakları, Levent’in bu ifadesinin operasyon öncesinde apar topar yapılmaya çalışılan şüpheli bir mal kaçırma/kapatma hareketine işaret ettiğini belirtiyor.

    İfade Neden Yarım Kaldı? Neden Susma Hakkını Kullandı?

    Emniyetteki sorgu sırasında önüne konulan milyarlarca liralık karmaşık banka kayıtlarını, usulsüz para hareketlerini ve somut verileri gören Haluk Levent’in, sorulara net cevaplar vermek yerine ifadeyi sulandıracak tavırlar sergilediği, ardından da en kritik sorularda susma hakkını kullanmak istediği öğrenildi.

    Süleyman Soylu İddiası Tutanak Krizine Yol Açtı

    Haluk Levent’in sosyal medya hesabından paylaşılan İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi tutanağına göre; Levent ifadesi sırasında eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve bazı siyasetçilerden bahsetmek istedi. Ancak emniyet görevlilerinin “Bu anlattıklarının sorulan soruyla bir ilgisi yok, soruyla uyumsuz” diyerek bu isimleri tutanağa geçirmek istememesi üzerine kriz çıktı. Savunma hakkının kısıtlandığını iddia eden Haluk Levent ve avukatları, emniyette daha fazla konuşmayarak kalan sorulara karşı susma hakkını kullandı.

    Levent, müşteki iş insanı Hüseyin Başaran ile arasındaki dolandırıcılık iddiasına dair ayrıntılı savunmasını ise emniyette değil, doğrudan Cumhuriyet Savcılığına vereceğini belirtti.

  • Spor camiasından, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü mesajı

    Spor camiasından, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü mesajı

    Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, TFF’nin internet sitesinde yer alan mesajında, şu ifadeleri kullandı:

    “15 Temmuz 2016 gecesi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla milyonlarca vatandaşımız, halkın iradesini ve ülke egemenliğini hedef alan hain terör örgütünün kalkışmasına karşı destansı bir direniş sergileyerek, halkın gücünün üstünde bir güç olamayacağını göstermiştir. Futbol ailemiz de demokrasi mücadelemizde devletimizin yanında durarak milli birlik ve beraberliğimize sahip çıkmıştır. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle ülkemizin istiklal ve istikbali, milletimizin huzuru ve demokrasimizin geleceği uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla yad ediyor; ay-yıldız ve vatan sevdalısı kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.”

    TBF Başkanı Türkoğlu: Bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum

    TBF’nin internet sitesinde yer alan açıklamada, Başkan Hidayet Türkoğlu’nun şu ifadelerine yer verildi:

    “15 Temmuz, aziz milletimizin bağımsızlığına, demokrasisine ve milli iradesine sahip çıkmak adına gösterdiği eşsiz cesaretin simgesi olarak tarihimizdeki yerini almıştır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde milletimiz, devletine ve geleceğine yönelen hain FETÖ darbe girişimine karşı tek yürek olmuş, büyük bir kararlılıkla demokrasimizi ve vatanımızı korumuştur. Geçmişten aldığımız güç ve milletimizin ortaya koyduğu ortak irade, bugün de ülkemizin huzurunu, güvenliğini ve geleceğini koruma sorumluluğumuzu daha da pekiştirmektedir. Milli birlik ve beraberlik anlayışımızı yaşatmak, gelecek nesillere bırakacağımız en önemli miraslardan biridir. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle; vatanımız, bayrağımız ve bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’müz kutlu olsun.”

    Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray kulüpleri

    Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümünde aziz milletimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve öncülüğünde; devletimizin bağımsızlığına, vatanımızın bölünmez bütünlüğüne, demokrasimize ve milli iradeye sahip çıkarak hain darbe girişimini eşsiz bir birlik, beraberlik ve kararlılıkla bertaraf etmiş, tüm dünyaya unutulmayacak bir demokrasi destanı yazmıştır. Bu kutlu mücadelede canı pahasına vatanına sahip çıkan milletimizin her bir ferdini, güvenlik güçlerimizi ve devletimizin tüm kurumlarını saygı ve minnetle anıyoruz.

    Hain terör örgütü, 3 Temmuz 2011 tarihinde Türk futbolunu ve Fenerbahçe’mizi hedef alan kumpasta olduğu gibi, 15 Temmuz’da da devletimizi, milletimizi ve milli iradeyi hedef almış; ancak aziz milletimizin dirayeti ve devletimizin kararlı duruşu karşısında emellerine ulaşamamıştır. Fenerbahçe Kulübü olarak dün olduğu gibi bugün de Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine, devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, demokrasimize ve milli iradeye sahip çıkmaya; FETÖ ve benzeri tüm hain yapılanmalara karşı aynı inanç ve kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 10. yıl dönümünde vatanımız uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.”

    Siyah-beyazlı kulübün sosyal medya hesaplarından paylaşılan mesajda, “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde, hain darbe girişimine karşı dimdik duran milletimize teşekkür ediyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.” denildi.

    Sarı-kırmızılı kulübün internet sitesinde yer alan açıklamada, “Ülkemizin bütünlüğünü bölmeye yönelik hain darbe girişiminin 10. yılında şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.” ifadesi kullanıldı.>>>AA

  • Ayaklarına giydikleri özel çoraplarla köpeklerini taklit edip tepkisini kaydettikleri anı paylaştı..

    Ayaklarına giydikleri özel çoraplarla köpeklerini taklit edip tepkisini kaydettikleri anı paylaştı..

    Ayaklarına giydikleri özel çoraplarla köpeklerini taklit edip tepkisini kaydettikleri anı paylaştı..

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Yaprak Dökümü’nün Şevket’i yıllar sonra ortaya çıktı: İşte Caner Kurtaran’ın son hali

    Yaprak Dökümü’nün Şevket’i yıllar sonra ortaya çıktı: İşte Caner Kurtaran’ın son hali

    Ekranlardan uzak, gözlerden ırak bir yaşam süren başarılı oyuncunun sosyal medyaya düşen son fotoğrafı, geçirdiği büyük değişimle magazin gündemine bomba gibi düştü. İşte Yaprak Dökümü’nün Şevket’i Caner Kurtaran’ın çok konuşulan yeni imajı ve son hali…

    Dizideki Rolüyle Geniş Kitlelerin Hafızasına Kazınmıştı

    Halil Ergün, Güven Hokna, Bennu Yıldırımlar ve Gökçe Bahadır gibi dev isimlerle birlikte Yaprak Dökümü’nde başrolü paylaşan Caner Kurtaran, Şevket karakterinin yaşadığı finansal krizler, hapis süreci ve aile içi iniş çıkışlardaki oyunculuk performansıyla dönemin en çok konuşulan jönleri arasında yer alıyordu.

    Diziden ayrılış sürecinin ardından nadir projelerde yer alan ve sakin bir hayatı seçen Kurtaran, uzun süredir adeta sırra kadem basmıştı.

    İşte Caner Kurtaran’ın Son Hali! Görenler Tanımakta Zorlandı

    İçinde bulunduğumuz 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü sosyal medya platformlarında hızla yayılan bir fotoğraf karesi, ünlü oyuncuyu yeniden Türkiye gündemine taşıdı. Yıllar içindeki fiziksel değişimi, beyazlayan saç-sakalı ve farklı tarzıyla dikkat çeken 1978 doğumlu başarılı oyuncunun yeni imajı hayranlarını ikiye böldü.

    Sosyal medya kullanıcıları Caner Kurtaran’ın son haline binlerce yorum yağdırırken, öne çıkan bazı tepkiler şunlar oldu:

    • “Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor, Şevket’i tanımakta zorlandık!”

    • “Yıllar onu bambaşka bir adam yapmış ama karizmasından hiçbir şey kaybetmemiş.”

    • “Bizim için her zaman Yaprak Dökümü’nün unutulmaz Şevket’i olarak kalacak.”

  • “15 Temmuz, milli birlik ve beraberliğin sembolüdür”

    “15 Temmuz, milli birlik ve beraberliğin sembolüdür”

    Milliyetçi Hareket Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Ahmet Kahveci, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, FETÖ’nün hain darbe girişiminin Türk milletinin eşsiz cesareti ve devletine bağlılığı sayesinde bertaraf edildiğini ifade etti. Kahveci, “15 Temmuz gecesi aziz milletimiz, hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya göstermiş, vatanına ve demokrasisine sahip çıkarak destansı bir mücadele ortaya koymuştur.” ifadelerini kullandı. Başkan Kahveci, 15 Temmuz’un sadece bir darbe girişiminin engellenmesi olmadığını, aynı zamanda Türk milletinin birlik ve beraberlik ruhunu tüm dünyaya gösterdiği tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz, devletimizi parçalamak ve milletimizi bölmek isteyen ihanet odaklarına karşı aziz milletimizin tek yürek olduğu gecedir. O gece, milletimiz; vatanından, bayrağından ve bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Bu kutlu direniş, Türk milletinin hafızasında daima yaşayacaktır.”

    “ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE, GAZİLERİMİZİ MİNNETLE ANIYORUZ”

    15 Temmuz’da canlarını feda eden şehitlerin ve kahraman gazilerin fedakârlıklarının hiçbir zaman unutulmayacağını vurgulayan Kahveci, “Bu toprakları bizlere vatan yapan aziz şehitlerimizi, 15 Temmuz gecesi canlarını hiçe sayarak şehadet mertebesine ulaşan kahramanlarımızı rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyoruz. Gazilerimize ise şükranlarımızı sunuyor, sağlıklı ve huzurlu ömürler diliyoruz. Onların fedakârlıkları, milletimizin gönlünde sonsuza kadar yaşayacaktır.” dedi. >>>Haber Merkezi

    "15 Temmuz, milli birlik ve beraberliğin sembolüdür"

  • “15 Temmuz’u planlayan Amerika’dır”

    “15 Temmuz’u planlayan Amerika’dır”

    Darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçtiğini hatırlatan Karataş, kamuoyunda hâlâ cevap bekleyen birçok kritik sorunun bulunduğunu savundu. Karataş, FETÖ elebaşını yıllarda barındıran ve darbeyi planlayan el olan ABD’ye yönelik bugüne kadar yeterli ve caydırıcı adımların atılmadığını ifade ederken, darbe girişimiyle doğrudan ilişkilendirilen İncirlik Üssü’nün ise hâlâ kapatılmamış olmasını eleştirdi.

    “SİYASİ AYAĞI TARTIŞMALARI AYDINLATILMALI”

    Karataş, kamuoyunda uzun süredir gündemde olan “15 Temmuz’un siyasi ayağı” tartışmalarının da artık net bir şekilde aydınlatılması gerektiğini belirtti. Bu konuda hukukun üstünlüğü çerçevesinde, hiçbir siyasi etki altında kalmadan, tarafsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini ifade eden Karataş, Fetö ile ilgili sorumluluğu bulunan herkes hakkında amasız fakatsız gerekli yasal işlemlerin geciktirilmeden yapılmasının milletin en büyük beklentisi olduğunu kaydetti.

    “15 TEMMUZ RUHU ADALET VE LİYAKATİ GEREKTİRİR”

    15 Temmuz’un sadece geçmişi yad etme günü olmadığını belirten Karataş, eksik kalan yönlerin açık yüreklilikle konuşulması ve benzer acı olayların ülkemizde bir daha yaşanmaması için gerekli derslerin çıkarılması gerektiğini söyledi. Karataş, gerçek 15 Temmuz ruhunu anlamanın; hukukun üstünlüğünü, adaleti, liyakati, özgürlükleri ve şeffaf devlet yönetimini amasız-fakatsız güçlendirmekten geçtiğini belirterek, Saadet Partisi olarak bu anlayış doğrultusunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. >>>Haber Merkezi

  • “Milli irade, güçlü demokrasinin ve üreten Türkiye’nin temelidir”

    “Milli irade, güçlü demokrasinin ve üreten Türkiye’nin temelidir”

    Başkan Sayın, yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi: 15 Temmuz, aziz milletimizin bağımsızlığına, demokrasisine, milli iradeye, birlik ve beraberlik içerisinde sahip çıktığı; ülkemizin istiklal ve istikbaline yönelen hain darbe girişimini kararlılıkla bertaraf ettiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Milletimizin 15 Temmuz gecesi ortaya koyduğu eşsiz dayanışma ve cesaret, hiçbir gücün milli iradenin üzerinde olamayacağını tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir. Aradan geçen on yıl, birlik ve beraberliğimizin ülkemizin karşılaştığı her türlü zorluğun aşılmasındaki en büyük gücümüz olduğunu ortaya koymuştur. Güçlü demokrasinin, toplumsal güven ortamının; üretimin, yatırımın, istihdamın, ekonomi başta olmak üzere her alanda kalkınmanın temel şartı olduğuna inanıyoruz. Ekonomik bağımsızlığın milli egemenliğin ayrılmaz bir parçası olduğu bilinciyle, iş dünyamıza düşen en önemli sorumluluğun ülkemizin üretim gücünü korumak ve geleceğine değer katmak olduğunu düşünüyoruz. Ülkemizin güçlü iş dünyası sivil toplum kuruluşları AFSİAD Federasyonu ve AFSİAD olarak, ülkemizin birlik ve bütünlüğünden aldığımız güçle daha çok üretmeye, daha fazla yatırım yapmaya, istihdam sağlamaya ve katma değer oluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle, vatanımızın bağımsızlığı ve demokrasimiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. İrade Bizim, Zafer Bizim.” >>>Haber Merkezi

  • 15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı

    15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı

    Program, meydanda kurulan 15 Temmuz Anı Çadırı’nın açılışıyla başladı. Protokol üyeleri tarafından kurdele kesilerek açılan çadır, açılışın ardından davetliler tarafından gezildi. Ayrıca buradaki çadır on gün boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak.

    Meydandaki programın ardından Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi’ne geçildi. Burada hazırlanan 15 Temmuz konulu fotoğraf sergisinin açılışı yapılarak, sergide yer alan fotoğraflar protokol üyeleri ve katılımcılar tarafından incelendi. >>>Şerafettin KAZAK

    15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı 15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı 15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı 15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı 15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı 15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı 15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı 15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı 15 Temmuz anı çadırı ve fotoğraf sergisi açıldı

  • Ayşe Nazlı Yumlu kimdir? Nilüfer’in kızı Ayşe Nazlı hakkında merak edilenler

    Ayşe Nazlı Yumlu kimdir? Nilüfer’in kızı Ayşe Nazlı hakkında merak edilenler

    İşte Ayşe Nazlı Yumlu’nun hayatı, eğitimi ve evliliğine dair merak edilen tüm detaylar…

    Ayşe Nazlı Yumlu’nun Hayatı ve Eğitimi

    22 Temmuz 2000 yılında dünyaya gelmiştir. Henüz 4 aylık bir bebekken, sanatçı Nilüfer tarafından Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan evlat edinilmiştir. Nilüfer, kızına kendi soyadı olan “Yumlu”yu vermiştir. Nilüfer’in 2001-2003 yılları arasında hayat arkadaşlığı yaptığı ünlü gazeteci ve televizyoncu Reha Muhtar, Ayşe Nazlı’yı kendi kızı gibi benimsemiş ve büyüme sürecinde babalık figürünü üstlenmiştir. Yükseköğrenimini Birleşik Krallık’ta tamamlayan Ayşe Nazlı Yumlu, İngiltere’nin prestijli okullarından Sussex Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden başarıyla mezun olmuştur.

    Özel Hayatı ve Evliliği

    Uzun süredir gözlerden uzak bir birliktelik yaşayan Ayşe Nazlı Yumlu, aile kurma yolundaki ilk resmi adımını Aralık 2025’te nişanlanarak atmıştı.

    Ayşe Nazlı Yumlu, içinde bulunduğumuz haftada, yani 14 Temmuz 2026 Salı günü, uzun süredir birlikte olduğu dijital pazarlama uzmanı Batuhan Yağlıoğlu ile aile arasında düzenlenen sade ve şık bir nikah töreniyle dünyaevine girmiştir. Çiftin nikahına yalnızca çok yakın aile dostları katılmıştır.

  • 15 Temmuz’da Neler Yaşandı? | Afyon İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol | Özel Gündem

    15 Temmuz’da Neler Yaşandı? | Afyon İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol | Özel Gündem

    Özel Gündem | 15 Temmuz 2026

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : <a href=”https://www.instagram.com/kanal3tv” target=”_blank” rel=”nofollow”>https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleri

    ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleri

    İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının bilançosuna ilişkin bir açıklama yaptı.

    “Son günlerde ABD’nin ülkenin güneyine düzenlediği saldırılarda 30’dan fazla sivil hayatını kaybetti.” ifadelerini kullanan Muhacerani, hükümetin acılı ailelerin yanında olduğunu belirtti.

    Muhacerani, ABD saldırılarının hedefi olan güney bölgelerin İran’ın “kalbi ve can damarı” olduğunu vurguladı.

    İran: ABD’nin son saldırılarında 2 kişi hayatını kaybetti, 260 kişi yaralandı

    Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kirmanpur, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, ABD saldırılarına ilişkin bilgi verdi.

    ABD’nin son saldırılarında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 260 kişinin yaralandığını, 2 kişinin ise hayatını kaybettiğini belirten Kirmanpur, yaralanan 222 kişinin tedavilerinin ardından taburcu edildiğini, diğer yaralıların ise hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğünü ifade etti.

    ABD'nin İran'a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleri

  • Sebze üretim alanlarında kontroller sürüyor

    Sebze üretim alanlarında kontroller sürüyor

    Afyonkarahisar’da bitkisel üretimde verim ve kaliteyi korumak, hastalık ve zararlıların yayılımını önlemek amacıyla sebze üretim alanlarındaki arazi kontrolleri aralıksız devam ediyor.

    Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar çerçevesinde, Sinanpaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelleri tarafından sebze üretim alanlarında incelemelerde bulunuldu. Kontrollerde hastalık, zararlı ve yabancı ot durumları değerlendirilirken, üreticilere mücadele yöntemleri ile alınması gereken tedbirler hakkında teknik bilgilendirme yapıldı.

    Yetkililer, sağlıklı ve sürdürülebilir bitkisel üretimin desteklenmesi amacıyla saha çalışmalarının il genelinde planlı şekilde sürdürüleceğini belirtti.

  • ABD’de yıllık enflasyon haziranda beklentilerin altında kaldı

    ABD’de yıllık enflasyon haziranda beklentilerin altında kaldı

    ABD Çalışma Bakanlığı haziran ayına ilişkin tüketici enflasyonu verilerini açıkladı. Buna göre, Amerikalı tüketicilerin yaşam maliyeti haziranda bir önceki aya kıyasla yüzde 0,4 azaldı. TÜFE aylık bazda Mayıs 2020’den bu yana ilk kez düşüş kaydetti.

    Piyasa beklentileri TÜFE’nin bu dönemde aylık bazda yüzde 0,1 azalması yönündeydi. TÜFE, mayısta aylık yüzde 0,5 artmıştı. Ülkede TÜFE haziranda yıllık bazda ise yüzde 3,5 arttı. Piyasa beklentileri TÜFE’nin yıllık bazda yüzde 3,8 artması yönündeydi. Yıllık enflasyon mayısta yüzde 4,2 olarak kaydedilmişti.

    Enerji maliyetleri düştü

    Enerji maliyetleri martta aylık yüzde 10,9, nisanda yüzde 3,8 ve mayısta yüzde 3,9 artmasının ardından haziranda yüzde 5,7 düştü.

    Enerji endeksindeki düşüş, barınma ve gıda dahil diğer kalemlerdeki artışları dengeleyerek, aylık bazda TÜFE’deki gerilemenin en büyük belirleyicisi oldu.

    Enerji endeksi haziranda yıllık bazda ise yüzde 15,7 arttı. Barınma maliyetleri haziranda aylık yüzde 0,1 ve yıllık yüzde 3,3 yükseldi. Gıda endeksi de aynı dönemde aylık bazda yüzde 0,2, yıllık bazda yüzde 3 arttı.

    Çekirdek enflasyon yatay seyretti

    Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek TÜFE ise haziranda aylık bazda yatay seyrederken, yıllık bazda yüzde 2,6 arttı.

    Piyasa beklentileri çekirdek enflasyonun aylık yüzde 0,2 ve yıllık yüzde 2,8 olması yönündeydi. Çekirdek TÜFE mayısta aylık yüzde 0,2 ve yıllık yüzde 2,9 artmıştı.>>>AA