Kategori: Dünya

  • Rusya Devlet Başkanı Putin’den BRICS’in çok kutuplu dünya düzenindeki rolüne vurgu

    Rusya Devlet Başkanı Putin’den BRICS’in çok kutuplu dünya düzenindeki rolüne vurgu

    Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre Putin, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen Genişletilmiş BRICS+ Liderler Zirvesi’ne katıldı.

    Burada konuşan Putin, uluslararası toplumun BRICS’in faaliyetlerine ilgi gösterdiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “BRICS, uluslararası ilişkilerde çok taraflılığın güçlendirilmesi sürecinde önemli güç haline geldi. Birliğimiz adil çok kutuplu dünya düzeninin inşa sürecinde rol üstleniyor. BRICS ülkeleri arasındaki ticaret hacmi 1,2 trilyon dolara ulaştı. Üye ülkeler dünyadaki ihracatın yaklaşık dörtte birini gerçekleştiriyor. Dünyadaki Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 40’ı BRICS ülkelerine ait.”

    Putin, Rusya’nın BRICS bünyesinde ödeme altyapısı, ortak sigorta mekanizması ve tahıl borsasının oluşturulması için girişimde bulunduğunu dile getirdi.

    BRICS bünyesindeki Kalkınma Bankasının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Putin, banka aracılığıyla bugüne kadar yaklaşık 40 milyar dolar değerinde 123 projenin finanse edildiği bilgisini paylaştı.>>>AA

  • Batı Şeria’da İsrail baskınları: 11 Filistinli gözaltında

    Batı Şeria’da İsrail baskınları: 11 Filistinli gözaltında

    Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın haberine göre, İsrail güçleri Batı Şeria’nın farklı bölgelerinde baskınlar düzenledi.

    Beytüllahim kentinde düzenlenen baskınlarda 15 yaşındaki Macid Mahir Abdulfettah ile 14 yaşındaki Ahmed Mahmud Şevke, evlerine düzenlenen baskınların ardından gözaltına alındı.

    Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin vilayetinde ise İsrail ordusu, kent ile bazı köy ve beldelere düzenlediği baskınlarda 8 Filistinliyi gözaltına aldı.

    İsrail güçleri, Cenin kentine bağlı çok sayıda köy ve beldeye baskın düzenleyerek bazı mahalle ve sokaklarda konuşlandı, çok sayıda eve baskın yapıp arama gerçekleştirdi ve bazı Filistinlileri sahada sorguladı.

    İsrail güçleri ayrıca, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Tubas kentinin güneyinde yer alan Tammun beldesinde bir Filistinliyi de evine düzenlenen baskının ardından gözaltına aldı.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarını başlattığı Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de İsrail güçlerinin Filistinlilere yönelik saldırılarında ciddi artış yaşanıyor.>>>AA

  • İsrail’in Gazze’de bir araca düzenlediği İHA saldırısında 2 kişi hayatını kaybetti

    İsrail’in Gazze’de bir araca düzenlediği İHA saldırısında 2 kişi hayatını kaybetti

    Sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail’e ait insansız hava aracı (İHA), Gazze kentinin güneyindeki Tel el-Heva Mahallesi’nde sivil bir aracı hedef aldı.

    Saldırıda 2 Filistinli yaşamını yitirdi, 13 kişi yaralandı.

    Görgü tanıkları, İsrail’e ait İHA’nın içinde 2 kişinin bulunduğu aracı en az 2 füzeyle hedef aldığını, saldırıda araçtaki 2 kişinin hayatını kaybettiğini ve çevrede bulunan bazı kişilerin yaralandığını aktardı.

    İsrail, Gazze’nin orta ve güneyini de vurdu

    Öte yandan yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre İsrail ordusu Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’nın kuzeydoğusunda Filistinlilere ait evlere topçu saldırısı düzenledi.

    Görgü tanıkları ise İsrail’e ait askeri araçların Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinin güneyinde bulunan binalara ve yerinden edilmiş Filistinlilerin çadırlarına yoğun şekilde ateş açtığını, savaş gemilerinin de kentin sahiline yoğun saldırılar düzenlediğini aktardı.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığının son açıklamasına göre, ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025’ten bu yana İsrail’in saldırılarında 1369 kişi yaşamını yitirdi, 4 bin 627 kişi yaralandı.

    İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda toplam can kaybı ise 73 bin 783’e, yaralı sayısı 174 bin 738’e ulaştı.>>>AA

  • İsrail ordusunun ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyine saldırıları sürüyor

    İsrail ordusunun ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyine saldırıları sürüyor

    Lübnan resmi haber ajansı NNA’ya göre, İsrail savaş uçakları Yukarı Nebatiye beldesini 15 dakikadan kısa süre içinde 2 kez hedef aldı.

    Savaş uçakları, Yukarı Nebatiye’nin dış kesimlerindeki Ali Tahir ormanlık alanına da hava saldırısı düzenlerken, Kefertebnit beldesini art arda 3 kez bombaladı.

    İsrail ordusu ayrıca Doğu Zavtar beldesini topçu atışlarıyla hedef aldı.

    Saldırılarda can kaybı veya yaralanma olup olmadığına ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.

    ⁠İsrail’in Lübnan’daki saldırıları ve ateşkes süreci

    İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.

    Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

    Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkes daha sonra birkaç kez uzatılmıştı.

    Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda en az 4 bin 383 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.

    Öte yandan Washington’da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. turunun ardından ise 26 Haziran’da Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalanmıştı.>>>AA

  • ABD’de yaklaşık 39 milyon kişi sel riskine karşı uyarıldı

    ABD’de yaklaşık 39 milyon kişi sel riskine karşı uyarıldı

    NBC News’in haberine göre, Ulusal Hava Durumu Servisi (NWS), ABD’nin doğu kesimlerinde etkili olan şiddetli yağışların yol açabileceği ani sel baskınlarına karşı uyarı yayımladı.

    Yaklaşık 39 milyon kişiyi etkileyen uyarı kapsamında Maryland, Pensilvanya, Delaware, New Jersey, Connecticut ve New York eyaletlerinin bazı bölgelerinde sel tehlikesine karşı önlemler artırıldı.

    New York Şehri Acil Durum Yönetiminden yapılan açıklamaya göre de kentte, özellikle doğu kesimlerinde etkili olması beklenen şiddetli yağışlara karşı geçici sığınaklar oluşturuldu.

    New York’ta bodrum katlarda yaşayan bölge sakinlerine geceyi yüksek kesimlerde geçirmeleri tavsiye edildi.>>>AA

  • İran’da ticari gemiye saldırı: 1 ölü, 3 yaralı

    İran’da ticari gemiye saldırı: 1 ölü, 3 yaralı

    İran devlet televizyonuna göre, Hürmüzgan eyaletine bağlı Keşm Adası Kaymakamı Hüseyin Emir Teymuri, saldırıya ilişkin açıklamada bulundu.

    Teymuri, İran’a ait ticari geminin sabah saatlerinde Hengam Adası ile Keşm Adası’ndaki Şib Deraz kıyısı açıklarında saldırıya uğradığını söyledi.

    Teymuri, saldırıda 1 kişinin öldüğünü, 3 kişinin yaralandığını bildirdi.>>>AA

  • Petrol piyasasını sarsacak karar

    Petrol piyasasını sarsacak karar

    Suudi Arabistan’ın resmi haber ajansı SPA’nın aktardığına göre, Enerji Bakanlığı’ndan sorumlu bir yetkili, acil müdahale ekipleri ile teknik ekiplerin Irak’tan 10 Eylül’de yapılan saldırıların ardından kapatılan hattın güvenliğini sağlamak ve hasar durumunu kontrol etmek üzere çalışma başlattığını belirtti.

    Bakanlık, boru hattına ve buna bağlı pompa istasyonlarına verilen zararın boyutu ile hattın ne kadar süreyle devre dışı kalacağına ilişkin bilgi vermedi.

    Suudi Arabistan’ın petrol ihracat altyapısının stratejik konumu ve 2026’da Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin azalması, hattın durdurulmasını ülke içindeki bir petrol tesisine yönelik saldırının ötesinde küresel enerji arzı açısından önemli hale getiriyor.

    Doğu-Batı Petrol Boru Hattı nedir?

    “Petroline” olarak da bilinen Doğu-Batı Petrol Boru Hattı, Suudi Arabistan’ın en önemli ham petrol taşıma hatlarından biri.

    Suudi Arabistan’ın ulusal petrol şirketi Saudi Aramco tarafından işletilen hat, ülkenin doğusundaki Abkayk bölgesinden Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu’ya kadar yaklaşık 1200 kilometre uzanıyor.

    Tamamı Suudi Arabistan sınırları içinde bulunan hat, ham petrolü ülkenin doğusundaki üretim ve işleme merkezlerinden Kızıldeniz kıyısındaki rafineri ve ihracat tesislerine taşıyor.

    Petroline, Suudi Arabistan’a petrolü Hürmüz Boğazı’ndan deniz yoluyla geçirmek zorunda kalmadan Kızıldeniz’e ulaştırabileceği kara üzerinden alternatif bir güzergah sağlıyor.

    ABD-İran çatışmasının Hürmüz Boğazı’nı etkisiz hale getirmesi sonrası Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı daha da kritik bir önem arz ediyor.

    Hattın kapasitesi ne kadar?

    Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, 12 Nisan 2026’da Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nın tam pompalama kapasitesinin günlük yaklaşık 7 milyon varil olduğunu açıkladı.

    Bu açıklama, İran’a atfedilen ve hat üzerindeki pompa istasyonlarından birinin hedef alındığı önceki saldırının ardından yapıldı. Söz konusu saldırı sırasında hattın kapasitesinde günlük yaklaşık 700 bin varillik kayıp meydana gelmiş, Bakanlık birkaç gün sonra tam kapasitenin yeniden sağlandığını duyurmuştu.

    Saudi Aramco da 2026’nın ilk çeyrek sonuçlarını açıklarken, batı kıyısındaki arz ve ihracatı desteklemek amacıyla hattın işletme kapasitesinin günlük 7 milyon varile çıkarıldığını bildirmişti.

    Şirketin sunduğu bilgilere göre, hattın günlük yaklaşık 2 milyon varillik kapasitesi batı kıyısındaki rafinerilere ayrılıyor.

    Buna göre matematiksel olarak hattın günlük yaklaşık 5 milyon varillik kapasitesi ihracat da dahil olmak üzere diğer güzergahlar için kullanılabilir durumda bulunuyor. Ancak bu rakam Suudi Arabistan’ın Yanbu üzerinden fiilen günlük 5 milyon varil petrol ihraç ettiği anlamına gelmiyor.

    Yanbu’dan gerçekte ne kadar petrol sevk ediliyor?

    Tanker hareketlerine ilişkin takip verileri, Yanbu’dan yüklenen ham petrol ve kondensat miktarlarının hattın teorik azami kapasitesinin altında kaldığını gösteriyor.

    Küresel enerji piyasalarına ilişkin analizler yapan ve deniz taşımacılığını takip eden İngiliz şirketi Vortexa’ya göre, Yanbu’daki yüklemeler eylül ayının başında günlük yaklaşık 3,7 milyon varile yükseldi. Bu miktar ağustosta günlük 3,2 milyon varil seviyesindeydi.

    Gemi hareketleri, deniz taşımacılığı ve emtia, enerji ve ticaret akışlarına ilişkin verileri takip eden Kpler ise eylüldeki yüklemeleri günlük yaklaşık 2,9 milyon varil olarak hesapladı. Kpler’in verilerine göre ağustosta bu miktar yaklaşık 1,5 milyon varildi. Suudi Arabistan’ın petrol boru hattının kapatılmasıyla küresel piyasalardan milyonlarca varil eksilebilir.

    İki şirketin verileri arasındaki fark, tanker takibinde kullanılan yöntemlerin farklı olmasından kaynaklanıyor. Ancak her iki veri seti de batı kıyısından gerçekleşen fiili akışların Doğu-Batı Petrol Hattı’nın azami kapasitesinin altında bulunduğuna işaret ediyor.

    Yanbu’da ayrıca farklı yükleme ve depolama kapasitesi bulunuyor. Bu nedenle boru hattının kapasitesiyle deniz yoluyla ihracat tesislerinin kapasitesinin veya fiili ihracat miktarının birbirine karıştırılmaması gerekiyor.

    Hattın stratejik önemi neden arttı?

    Doğu-Batı Petrol Hattı’nın stratejik önemi, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin azalmasıyla 2026’da daha da arttı.

    Hürmüz Boğazı, daha önce Suudi Arabistan’ın Körfez’deki limanlarından gerçekleştirdiği petrol ihracatının ana güzergahı konumundaydı.

    ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları ve Tahran’ın misillemelerinin ardından, Suudi Arabistan, ham petrolü kara üzerinden Yanbu’ya taşıyarak buradan Kızıldeniz üzerinden sevk etmeye ağırlık vermeye başladı.

    ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA), Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’na yönelimin yılın ikinci çeyreğinde Kızıldeniz üzerinden gerçekleşen petrol akışlarının artmasına katkı sağladığını belirtti. Kuruma göre, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol ve petrol sıvılarının miktarı 2025’in sonuna kıyasla keskin şekilde geriledi.

    Bu nedenle Doğu-Batı Petrol Boru Hattı, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’ndaki olası aksaklıkları aşması ve petrol ihracatının bir bölümünü küresel piyasalara ulaştırmaya devam etmesi açısından en önemli araçlardan biri haline geldi.

    Ancak bu alternatif güzergah da Kızıldeniz ve Babulmendeb çevresinde artan gerilim nedeniyle çeşitli risklerle karşı karşıya bulunuyor.

    Tedbiren durdurma ne anlama geliyor?

    Suudi Arabistan Enerji Bakanlığının kullandığı “hattın tedbir amacıyla durdurulması” ifadesi, hasar gören bölgelerin güvenliğinin sağlanması, boru hattının, pompa istasyonlarının ve işletme sistemlerinin kontrol edilmesi amacıyla petrol akışının geçici olarak kesildiği anlamına geliyor.

    Bu ifade tek başına hattın büyük ölçüde tahrip edildiği veya uzun süre hizmet dışı kalacağı anlamına gelmiyor.

    Durdurma süresi, hasarın niteliği ve bulunduğu noktalar belirlenecek. Hasarın doğrudan boru hattını mı, pompa istasyonlarını mı yoksa enerji, kontrol ve güvenlik sistemlerini mi etkilediği de bu süreçte önem taşıyor.

    Bununla birlikte hattın kapalı kaldığı süre boyunca Suudi Arabistan’ın ülkenin doğusundan batı kıyısına bu güzergah üzerinden ham petrol taşıması aksayacak.

    Ancak bu aksamanın petrol ihracatına etkisi, doğrudan günlük 7 milyon varillik kayıp üzerinden hesaplanamaz. Çünkü 7 milyon varil, hattın azami taşıma kapasitesini ifade ediyor; hattın durdurulduğu sırada fiilen pompalanan veya ihraç edilen petrol miktarını göstermiyor.

    Hat, benzin ve motorin gibi akaryakıtların tüketiciye dağıtıldığı bir şebeke değil, büyük miktarlarda ham petrol taşıyan bir altyapı olduğundan, Riyad dahil şehirlerdeki yakıt tedarikine doğrudan etkisi daha sınırlı.

    Asıl olası etkinin Suudi Arabistan’ın batı kıyısındaki rafinerilere ve Kızıldeniz limanlarına ham petrol ulaştırma kapasitesi ile Yanbu’yu Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak kullanma imkanında görülmesi bekleniyor.

    Ancak şu an bu etkilerin boyutunu kesin olarak hesaplamak mümkün değil. Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı henüz hasarın büyüklüğünü, devre dışı kalan pompalama kapasitesini veya hattın yeniden ne zaman çalışmaya başlayacağını açıklamadı.

    Bakanlık, Nisan 2026’daki bir önceki saldırıda hattın kapasitesinde günlük yaklaşık 700 bin varillik kayıp meydana geldiğini açıkça belirtmiş ve kısa süre içinde tam kapasitenin yeniden sağlandığını duyurmuştu. 10 Eylül’deki saldırılara ilişkin ise henüz benzer bir kapasite kaybı rakamı paylaşılmadı.

  • Çin Devlet Başkanı Şi’den çağrı!

    Çin Devlet Başkanı Şi’den çağrı!

    Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Devlet Başkanı Şi, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen 18. BRICS Liderler Zirvesi’nde konuştu.

    Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki durumun hassasiyetini sürdürdüğünü, savaşın bölge halkları açısından büyük kayba yol açtığını ve uluslararası toplumun ortak menfaatlerine hizmet etmediğini kaydeden Şi, BRICS ülkelerinin bölgede barışın tesisi için üzerine düşen rolü üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

    Çin lideri, grubun, uluslararası düzeni daha adil ve eşit hale getirmek için birlikte çalışması gerektiğine işaret ederek, “BRICS ülkeleri tarihin doğru tarafında yer almalı.” ifadesini kullandı.

    Hindistan’da düzenlenen 18. BRICS Liderler Zirvesi, ABD/İsrail-İran Savaşı’nın başlamasının ardından grubun liderler düzeyindeki ilk buluşması oldu.

    Savaşın, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiyle birlikte enerji güvenliği alanında ortaya çıkardığı kriz, Rusya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi enerji tedarikçisi ülkeler ile Çin, Hindistan ve Endonezya gibi büyük nüfuslu enerji ithalatçısı ülkeleri bir araya getiren grubun bu konuda yapacağı tartışmaları önemli hale getiriyor.

    Orta Doğu’daki savaş grup içi dengeleri etkiliyor

    ABD/İsrail-İran Savaşı, küresel enerji güvenliği açısından yarattığı krizin yanı sıra BRICS’in yeni üyeleri arasında çatışmaya da yol açmıştı. İran, ABD ve İsrail’e yönelik misillemelerinde BAE ve Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırılar düzenlenmişti.

    İran’ın önemli bir enerji nakil hattı olan Hürmüz Boğazı’nın kapatması, enerji ihracatçısı bölge ülkelerinin yanı sıra enerji tedariki için bölgeye bağımlılığı yüksek Çin ve Hindistan gibi büyük pazar ülkelerini olumsuz etkiliyor. Nakil krizinin enerji fiyatlarında yol açtığı artış, alternatif bir tedarikçi olan Rusya dışında neredeyse tüm BRICS ülkelerinin aleyhine bir durum yaratıyor.

    2009’da Çin, Rusya, Brezilya ve Hindistan tarafından, “BRIC” adıyla gelişmekte olan büyük ekonomileri bir araya getiren bir forum olarak başlatılan, 2011’de Güney Afrika’nın katılımıyla “BRICS” adını alan grup, 2024’te Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan, BAE’nin, 2025’te de Endonezya’nın katılımıyla 11 üyeli bir topluluğa dönüştü.

    Genişleme sürecinin ardından BRICS, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını, küresel ekonomik hasılanın yaklaşık yüzde 40’ını temsil eden bir topluluk haline geldi.

  • “Kuzey İrlanda ve İrlanda “en nihayetinde” birleşecek”

    “Kuzey İrlanda ve İrlanda “en nihayetinde” birleşecek”

    Trump ve İrlanda Başbakanı Micheal Martin, İrlanda’nın başkenti Dublin’de düzenledikleri ikili görüşme öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu.

    Martin, iki ülke ilişkilerinin güçlü ve eski olduğunu belirterek, Trump ailesinin İrlanda’nın Doonbeg bölgesindeki yatırımlarının 350 kişiye istihdam sağladığını anlattı.

    Trump’ın İrlanda Açık Golf Turnuvası’na katılmak üzere İrlanda’ya geldiğini de kaydeden Martin, ABD’nin önemli bir İrlanda kökenli nüfus barındırdığını sözlerine ekledi.

    “Yakında bitecek”

    Turnuvanın dünyanın en önemli etkinliklerinden biri olduğunu söyleyen Trump da konuşmasında iki ülke ilişkilerinin tarihin en iyi seviyesinde olduğuna işaret etti.

    Gazetecilerin “İran savaşı ne zaman sona erecek?” sorusuna da yanıt veren Trump, “Sanıyorum yakında sona erecek.” ifadelerini kullandı.

    İran’ın nükleer silaha sahip olmasına birkaç hafta kaldığını ve “İsrail’i ve Orta Doğu’yu havaya uçurmak üzere” olduğunu kaydeden Trump, “Yangını söndürdük. Nükleer silaha sahip olamazlar.” dedi.

    ABD’nin Gazze’deki soykırımı ve Batı Şeria’daki İsrail işgalini desteklediği yönündeki suçlamalara da yanıt veren Trump, “(Gazze) Oradaki yangını söndürdük ve tüm esirleri kurtardık.” diye konuştu.

    “İngiltere başka ülkeydi”

    Trump, Arjantin ve İngiltere arasında son dönemde yeniden başlayan Falkland Adaları tartışmasına ilişkin soruya da yanıt vererek, “Gençken Falkland Savaşı’nı duymuştum. Ama İngiltere o zaman başka bir ülkeydi. Adaları geri aldılar. Şimdi yapabilirler mi emin değilim. Göç ve enerji problemleri var. Adalara bakmak için çok problemleri var. Tekrar oraya gitmek isterler mi bilmiyorum. Çünkü gerçekten çok uzak. Gemilerle haftalar sürecek bir yolculuk. Potansiyel bir felaket diyebilirim.” diye konuştu.

    Kuzey İrlanda ve İrlanda Cumhuriyeti’nin birleşmesine ilişkin soruyu cevaplandıran Trump, “Problem çıkarmak istemiyorum ama birleştiğini görmek isterim. İki tarafta da dostlarım var.” değerlendirmesini yaptı.

    Trump, İrlandalıların kötü insanlar olmadığını da kaydederek, “Birleştiğini görmek harika olur. En nihayetinde birleşecek. Benim görüşüme göre bu en sonunda olacak. Olursa harika olur.” dedi.

    Kanada-ABD ticaret anlaşmasının da yakında imzalanacağını söyleyen Trump, “Kanada bu anlaşmayı çok istiyor. İran’ın bir anlaşmayı çok istemesi gibi istiyor. Kanada’nın bizim çiftçilerimize iyi davranması lazım.” ifadelerini kullandı.

  • İsveç’te halk yarın yapılacak genel seçimde sandık başına gidecek

    İsveç’te halk yarın yapılacak genel seçimde sandık başına gidecek

    İsveç Parlamentosunda 349 sandalye bulunuyor, yarınki seçimde ayrıca 21 bölgesel meclis ve 290 belediye meclis üyesi de belirlenecek.

    Seçmenler, TSİ 09.00-21.00 saatlerinde sandık başına giderek oylarını kullanabilecek.

    İsveç'te halk yarın yapılacak genel seçimde sandık başına gidecek

    Anketlerde sol ve sağ blokların yüzdeleri oldukça yakın

    İsveç’te seçim öncesi yapılan son anketlere göre muhalefetteki Sosyal Demokratlar, Merkez Parti (Centerpartiet), Yeşiller Partisi ve Sol Parti’nin (Vansterpartiet) oluşturduğu merkez sol blokun yüzde 50,8 oyla ilk sırada yer aldığı belirtiliyor.

    İktidardaki sağ blok partileri Ilımlı Muhafazakar Parti, Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve mevcut hükümete dışarıdan destek veren İsveç Demokratlarının oy oranının ise yüzde 47,6 olduğu ifade ediliyor.

    Anket sonuçlarına göre seçimin sol ile sağ bloklar arasında “başa baş” mücadeleyle geçeceği yorumları yapılıyor.

    Analizlerde ayrıca, mevcut hükümette resmi olarak yer almayan İsveç Demokratlarının yarınki seçim sonrası ilk kez hükümete doğrudan katılmasının mümkün olacağı değerlendiriliyor.

    İsveç'te halk yarın yapılacak genel seçimde sandık başına gidecek

    Televizyon tartışmalarında “Müslüman seçmen” gerginliği

    İsveç Devlet Televizyonu SVT’deki programda aşırı sağcı İsveç Demokratları lideri Jimmie Akesson ile Yeşiller Partisi Sözcüsü Amanda Lind karşı karşıya geldi.

    Akesson, sol partilerin camilerde seçim çalışması yürütüp oy topladıklarını iddia etti.

    Lind ise Akesson’u sıradan Müslümanları hedef almakla suçlayarak, “Camiye giden ve oy kullanan sıradan Müslümanlar bir problem olarak görülüyor. Bunun korkunç bir açıklama olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

    İsveç’te en son 2022’de yapılan seçimde katılım oranı yüzde 84 olmuştu.

  • Von der Leyen’e uzay projesi nedeniyle yetki eleştirisi!

    Von der Leyen’e uzay projesi nedeniyle yetki eleştirisi!

    Politico’nun haberine göre, Yon-Courtin, AB Komisyonu Başkanı’nın Airbus, Leonardo ve Thales arasında kurulması planlanan “Project Bromo” adlı ortak girişime yönelik desteğini “yetkinin kötüye kullanılması” olarak nitelendirdi.

    Komisyonun rekabet birimi tarafından henüz incelenmemiş bir projeye siyasi düzeyde açık destek verilmesinin bağımsız değerlendirme sürecini gölgeleyebileceğini savunan Fransız AP üyesi Yon-Courtin, “Komisyon Başkanı bir dosya hakkında tek taraflı karar veriyorsa Rekabetten Sorumlu Komiser Teresa Ribera ve Rekabet Genel Müdürlüğünün işlevi ne?” diye sordu.

    AB, son yıllarda artan jeopolitik gerilimler ve ABD merkezli uydu sistemlerine bağımlılık nedeniyle uzay teknolojilerini güvenlik, savunma ve stratejik özerkliğin temel unsurlarından biri olarak görüyor.

    Von der Leyen’in Aralık 2024’te göreve gelen ikinci dönem Komisyonunda savunma ve uzaydan sorumlu ayrı portföy oluşturulması da AB’nin bu alana verdiği stratejik önemin göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

    Söz konusu proje, özellikle ABD merkezli SpaceX’in Starlink ağı karşısında daha güçlü bir Avrupa aktörü oluşturmasını hedefliyor.

    Girişim, AB’nin uzay alanında dışa bağımlılığı azaltma, güvenli uydu iletişimi kapasitesini güçlendirme ve küresel rakiplerle mücadele edebilecek büyük Avrupa şirketleri oluşturma hedefleri açısından stratejik önem taşıyor.

    Von der Leyen, 10 Eylül’de Paris’teki Uluslararası Uzay Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, girişimi Avrupa’nın gelecekteki uzay ekonomisinde lider olabilmesi için ihtiyaç duyduğu türden “sanayi şampiyonlarından” biri olarak gördüğünü söylemişti.

    Öte yandan AB rekabet kuralları kapsamında Komisyonun bu tür büyük ölçekli birleşme ve ortak girişimlerde işlemin piyasadaki rekabeti azaltıp azaltmayacağını ve tüketiciler ile yenilikçilik üzerindeki olası etkilerini incelemesi gerekiyor.

  • Avrupa ve Türkiye iki farklı yaz yaşadı

    Avrupa ve Türkiye iki farklı yaz yaşadı

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) verilerine göre Türkiye’de ağustos ayı ortalama sıcaklığı 25,7 dereceyle 1991-2020 normallerinin 0,6 derece üzerinde gerçekleşti. 2026 ağustos ayı, son 56 yılın en sıcak 16’ncı ağustosu olarak kayıtlara geçti.

    Yazın diğer iki ayı da benzer bir tablo çizdi. Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 25,3 dereceyle normallerinin 0,3 derece üzerinde gerçekleşerek en sıcak 19’uncu temmuz, haziran ayı ortalama sıcaklığı ise 22,3 dereceyle normallerinin 0,5 derece üzerinde gerçekleşerek en sıcak 11’inci haziran oldu.

    Copernicus İklim Değişikliği Servisine göre Ağustos 2026, küresel ölçekte 1991-2020 ortalamasının 0,85 derece, sanayi öncesi dönemin ise 1,65 derece üzerinde gerçekleşerek en sıcak ağustos olmasının yanı sıra Temmuz 2023 ile birlikte kayıtlardaki en sıcak ay olarak tespit edildi. Haziran 2026, ikinci en sıcak haziran, Temmuz 2026 ise ikinci en sıcak temmuz olmuştu. Küresel ölçekte 2026 yaz mevsimi de 2024 ile birlikte kayıtlardaki en sıcak yaz oldu.

    Yaz mevsiminde aşırı sıcaklarla mücadele eden Avrupa’nın birçok ülkesinde sıcaklıklar rekor düzeyde seyretti. Batı Avrupa 1991-2020 ortalamasının 2,54 derece üzerinde bir sıcaklıkla 2003’ün rekorunu geride bırakarak en sıcak yaz mevsimini yaşarken, kıta genelinde 2024 ve 2022’nin ardından en sıcak üçüncü yaz mevsimi kaydedildi. Fransa, İngiltere, İrlanda, Hollanda, Belçika, İspanya, Avusturya ve İsviçre, tarihlerindeki en sıcak yazı geçirdi.

    ABD’de de Batı Avrupa ile benzer bir tablo yaşandı. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), 2026 yazını ülke tarihinde kaydedilen “en sıcak yaz” dönemi olarak açıkladı.

    “Türkiye’de 2026 yazı, en sıcak yazlar sıralamasında 13-15’inci sırada”

    AA muhabirinin sorularını yanıtlayan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, üç ayın ortalaması alındığında Türkiye’de 2026 yaz mevsiminin ortalama sıcaklığının yaklaşık 24,4 dereceyle 1991-2020 yaz normali olan 24 derecenin 0,4 derece üzerinde gerçekleştiğini söyledi.

    Kadıoğlu, şöyle devam etti:

    “Bu değer, 2026 yazını 1971’den bu yana tutulan 56 yıllık kayıtlarda en sıcak yazlar sıralamasında 13 ile 15’inci sıraya yerleştiriyor. Karşılaştırma için 2024 yazı 26,1 dereceyle son 56 yılın en sıcak yazı, 2025 yazı ise 25,5 dereceyle en sıcak ikinci yazı olarak kayıtlara geçmişti. Diğer bir deyişle, 2026 yazı bir önceki yaza göre yaklaşık 1 derece daha serin geçti. MGM’nin resmi mevsimlik yaz değerlendirmesi yayımlanınca kesin sıralama netleşecek. Yaz serin başladı, sonuna doğru ısındı ama baştan sona cehennem olmadı. Üç ayın hiçbiri ilk 10’a giremedi. Sıcaklıklar mevsim normallerinin biraz üzerinde ama bir önceki yazın çok altında kaldı.”

    Yaz döneminde gerçek anormalliğin sıcaklığın kendisinde değil, coğrafi dağılımında yaşandığını belirten Kadıoğlu, normal koşullarda yaşanan sıcak bir yaz döneminde Akdeniz havzasının bir bütün olarak ısınması beklenirken, bu kez böyle bir durum yaşanmadığını vurguladı.

    Kadıoğlu, “Copernicus’a göre, İngiltere’nin kuzeybatısına yerleşen inatçı bir yüksek basınç, Kuzey Afrika kökenli sıcak havayı batıya çekti, kutup kökenli serin havayı doğuya saptırdı ve Batı Avrupa 3-5 derece fazla ısınırken sıcaklıklar Doğu Avrupa ve İskandinavya’da normalin altına indi, Türkiye’de ise mevsim normalleri civarında kaldı. Veriler, dünya genelindeki ortalama sıcaklıklarla kıyaslandığında Türkiye’nin belirgin biçimde daha serin bir yaz mevsimi geçirdiğini gösterdi. Copernicus’un haritalarında Türkiye’nin özellikle doğu kesimleri yaz boyunca normalin hafifçe altında görünüyor.” diye konuştu.

    El Nino etkisi

    Yaz döneminin El Nino’nun doğmaya başladığı bir yaz olduğunu hatırlatan Kadıoğlu, Türkiye için 2025 yaz mevsiminin El Nino’nun henüz olgunlaşmadığı 2026 yazından yaklaşık 1 derece daha sıcak geçtiğini, bunun da “Süper El Nino olursa yaz mutlaka daha sıcak olur” iddiasını çürüttüğü yorumunu yaptı.

    Kadıoğlu, El Nino’nun doğrudan, güçlü ve tekrarlanabilir etkisinin Güney Amerika’nın Pasifik kıyıları, Avustralya, Endonezya, Hint musonu, Afrika’nın güneyi ve ABD’nin güneyi gibi yerlerde olduğunu ve bu çekirdek haritada bulunmayan Türkiye’nin bazı bölgelerinde bazı aylarda istatistiksel El Nino izlerinin görülebildiğine değindi.

    Türkiye’de 2026’nın bu dönemine kadar kurak koşulların değil, yağışlı koşulların etkili olduğuna dikkati çeken Kadıoğlu, “Yağış azlığı ile kuraklık aynı şey değildir. Meteorolojik, tarımsal ve hidrolojik kuraklık ayrı ayrı değerlendirilir. Asıl haber buradadır ki 66 yılın en yağışlı su yılının sonunda İstanbul ve Ankara barajları ağustosta yüzde 40’lara inmiştir. Tek cümleyle, 66 yılın en yağışlı yılında barajı yarıya düşen bir şehrin sorunu meteoroloji değil, su yönetimidir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Sonbahar dönemi için öngörülerini paylaşan Kadıoğlu, Akdeniz’deki rekor deniz suyu sıcaklıklarının etkisiyle yaz mevsiminin uzayabileceğini, sonbaharın geç ve ılık başlayabileceğini ifade etti.

    Copernicus’a göre ağustosta kutup dışı okyanusların yüzey sıcaklığının 21,07 dereceyle bu ay için kayıtlardaki en yüksek değere ulaştığı bilgisini paylaşan Kadıoğlu, rekor deniz yüzeyi sıcaklıklarının Avrupa’nın Atlantik kıyılarında ve Batı Akdeniz’de görüldüğünü aktardı.

    Kadıoğlu, sıcak deniz ile soğuk hava girişinin buluşmasıyla Türkiye’de ani kuvvetli sağanak ve sel riskinin yüksek olduğu uyarısında bulundu.

    “Rekor 2027’de gelebilir”

    2026’nın dünya genelinde en sıcak ilk 3 yıl arasında olabileceğini dile getiren Kadıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “2026’nın en sıcak yıl olma ihtimali gerçek bir ihtimaldir ama garanti değildir. Yılın ilk yarısında 2026 aslında üçüncü sıradaydı, 2024 ve 2025’in gerisindeydi. Değişim temmuz ve ağustosta oldu. Ağustos 2026, sanayi öncesi döneme göre 1,65 dereceyle yılın 1,5 derece eşiğini aşan ilk ayı oldu ve Copernicus’a göre ocak-ağustos ortalamasıyla 2026, 2025’i geçerek 2024’ün hemen ardında ikinci sıraya yükseldi. Rekor olasılığındaki artışın yaklaşık yüzde 84’ü tek başına El Nino tahminindeki değişimden kaynaklanmaktadır. Asıl rekor adayı 2027’dir. Carbon Brief 2027 için 1,71 derece ve yüzde 92 olasılıkla yeni sıcaklık rekoru vermektedir. Dünya Meteoroloji Örgütünün 10 yıllık güncellemesinde 2026 sonundaki El Nino’nun 2027’nin rekor kırma şansını artırdığı belirtilmektedir.”

  • Gazze’de can kaybı 73 bin 783’e yükseldi

    Gazze’de can kaybı 73 bin 783’e yükseldi

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana süren saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.

    Son 48 saatte Gazze’deki hastanelere 10 kişinin naaşıyla 56 yaralının getirildiği kaydedildi.

    Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025’ten bu yana İsrail’in saldırılarında 1369 kişinin yaşamını yitirdiği, 4 bin 627 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 831 kişinin cenazesinin çıkarıldığı ifade edildi.

    İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 73 bin 783’e, yaralı sayısının 174 bin 738’e yükseldiği bildirildi.

    Gazze Şeridi’nde enkaz altında hala binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.

  • Cezaevlerinde aşırı doluluk krizi büyüyor

    Cezaevlerinde aşırı doluluk krizi büyüyor

    Resmi haber ajansı Belga’ya göre Gent İlk Derece Mahkemesi, dün verdiği kararda, Gent Cezaevi’ndeki mevcut koşulların mahkumların temel haklarını ihlal ettiğine hükmederek Belçika devletinden doluluk oranını 6 ay içinde gerçek kapasitenin en fazla yüzde 110’una indirmesini istedi.

    Mahkemenin kararına göre, sürenin sonunda belirlenen sınırın üzerinde kalan her mahkum için devlete günlük 500 avro ceza uygulanabilecek.

    Toplam ceza miktarı 45 milyon avroya kadar çıkabilecek.

    5 günlük grev

    Karar, Belçika cezaevlerinde gardiyanların aşırı doluluk, personel eksikliği, yetersiz altyapı ve güvenlik sorunlarını protesto etmek amacıyla düzenlediği 5 günlük grevin sona erdiği gün açıklandı.

    6 Eylül gecesi başlayan ülke çapındaki grev, 11 Eylül saat 22.00’de sona erdi. Grev boyunca çok sayıda cezaevinde asgari hizmetin sağlanabilmesi için personel görevlendirilirken, bazı yerlerde polisten de destek alındı.

    Sendikalar, cezaevlerindeki sorunların yıllardır devam ettiğini belirterek özellikle mahkumların yerde şiltelerde uyumak zorunda kalmasına, personel yetersizliğine ve çalışma koşullarının hem görevliler hem de tutuklu ve hükümlüler açısından güvensiz hale gelmesine tepki gösteriyor.

    Kapasitenin yaklaşık 2 bin üzerinde mahkum

    Belçika hükümetinin verilerine göre, 27 Ocak itibarıyla ülkedeki cezaevlerinde toplam 11 bin 296 kişilik kapasiteye karşılık 13 bin 470 kişi bulunuyordu. Aynı tarihte 545 mahkumun yerde şilte üzerinde uyuduğu bildirildi.

    Hükümet, “kronik aşırı doluluk” sorununa karşı şubatta cezaevi altyapısına yönelik master planını güncellemiş, bazı eski cezaevlerinin daha uzun süre açık tutulması ve yeni kapasite oluşturulması kararı almıştı.

    Mayısta ise cezaevlerindeki aşırı doluluğun azaltılması amacıyla kısa süreli hapis cezalarında elektronik gözetimin daha fazla kullanılması dahil ek tedbirleri içeren yasa tasarısı kabul edilmişti.

    Sendikalar ise alınan önlemlerin yapısal sorunları çözmediğini savunuyor ve somut adım atılmaması halinde yeni eylemlerin gündeme gelebileceği uyarısında bulunuyor.

  • Yemen’de Husilerle hükümet güçleri arasında çatışmalar sürüyor

    Yemen’de Husilerle hükümet güçleri arasında çatışmalar sürüyor

    Yemen’de hükümet güçleri ile Husiler arasındaki çatışmalar ülkenin batı ve güney bölgelerinde devam ediyor. Yemen Silahlı Kuvvetleri, Muha kentinin batısı ile liman çevresindeki Husi unsurlarına hava saldırıları düzenlendiğini ve çok sayıda Husi unsurunun etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

    Hükümete bağlı Amalika Tugayları ise Lahic vilayetinin batısındaki El-Mudarebe ve Ras el-Ara bölgelerinde Husiler tarafından düzenlenen saldırıların püskürtüldüğünü bildirdi. Çatışmalarda bazı Husi unsurlarının öldüğü ve yaralandığı, bazı araç ve askeri teçhizatın da imha edildiği veya kullanılamaz hale getirildiği belirtildi.

    Çatışmaların ardından Babulmendeb Boğazı ve Kızıldeniz’in güvenliğine ilişkin endişeler yeniden gündeme gelirken, Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü Yemen’de en az 46 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı.

  • İsrail-Lübnan müzakereleri ertelendi iddiası

    İsrail-Lübnan müzakereleri ertelendi iddiası

    Axios muhabiri Barak Ravid, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, İsrail-Lübnan müzakerelerine ilişkin bir paylaşım yaptı.

    Adını vermek istemeyen ABD’li bir yetkiliden aldığı bilgiyi aktaran Ravid, gelecek hafta İsrail ile Lübnan arasında Roma’da yapılması planlanan müzakere turunun ertelendiğini öne sürdü.

    Buna göre, iki ülke büyükelçilerinin güncel gelişmeleri görüşmek üzere Washington’da bir araya geleceğini söyleyen yetkili, resmi müzakerelerin bir sonraki turunun Roma’da ekim ayında yapılacağını iddia etti. ​​​​​​​

    İsrail ile Lübnan arasındaki 8. tur müzakerelerin gelecek hafta İtalya’da yapılacağı iddia edildi

    Müzakere süreci

    İsrail devlet televizyonunun haberinde, Lübnan ile 15-16 Eylül tarihlerinde İtalya’nın başkenti Roma’da yeni bir müzakere turu yapılacağı belirtilmişti.

    İki ülke 14 Nisan’dan bu yana 5’i ABD’nin başkenti Washington’da, ikisi İtalya’nın başkenti Roma’da olmak üzere 7 tur doğrudan müzakere gerçekleştirmişti.

    Hizbullah ise defalarca bu müzakereleri tanımadığını açıklamış ve hükümete de bunu durdurma çağrısı yapmıştı.

    ⁠İsrail’in Lübnan’daki saldırıları ve ateşkes süreci

    İsrail, Ekim 2023’te Lübnan’a saldırı başlatmış, Eylül 2024’te bu saldırı geniş çaplı savaşa dönüşmüştü. Savaşta 4 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 17 bin kişi yaralanmıştı.

    İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyindeki birçok beldeyi işgal etmişti.

    Lübnan hükümeti, bu süreçte ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

    Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkes daha sonra birkaç kez uzatılmıştı. Ancak İsrail ordusu, ateşkese rağmen çeşitli gerekçelerle ülkeye yönelik saldırılarını sürdürüyor.

  • Kazakistan ve Türkiye geri kabul anlaşması imzaladı

    Kazakistan ve Türkiye geri kabul anlaşması imzaladı

    Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) İçişleri Bakanları 3. Toplantısı kapsamında Kazakistan’da bulunan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, başkent Astana’dan sonra Türkistan şehrini ziyaret etti.

    Burada Hoca Ahmet Yesevi Türbesi ile Ahmet Yesevi Üniversitesine de ziyarette bulunan Bakan Çiftçi, aynı zamanda Kazakistan İçişleri Bakanı Yerjan Sadenov ile bir araya geldi.

    Görüşmede, iki ülkenin kolluk kuvvetleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ele alındı. Özellikle sınır aşan suçlar ve siber suçlarla mücadele, arama faaliyetleri, göç güvenliği, personel eğitimi ve ilgili birimler arasındaki doğrudan işbirliği konuları masaya yatırıldı.

    Kazakistan ve Türkiye geri kabul anlaşması imzaladı

    Bakanlar, görüşmenin ardından Kazakistan ve Türkiye arasında geri kabul anlaşmasını imzaladı.

    Bakan Sadenov, yaptığı konuşmada, Kazakistan ile Türkiye’yi, kardeşlik ilişkileri ve yüksek düzeyde karşılıklı güvenin birbirine bağladığını, bunun iki ülke kurumları arasındaki somut işbirliğine de yansıdığını söyledi.

    İmzalanan anlaşmanın işbirliğini güçlendirme yolunda atılmış bir başka somut adım olduğunu kaydeden Sadenov, iki ülke arasında güvenlik alanındaki işbirliğinin önemine dikkati çekti.

    Taraflar, gelecek dönemde kurumlar arasındaki doğrudan iletişimin geliştirilmesi, deneyim paylaşımının artırılması ve güvenliğe ilişkin güncel konularda ortak çalışmaların güçlendirilmesi konusunda mutabık kalırken, geri kabul anlaşmasının, iki ülke arasında göç alanındaki işbirliğinin hukuki temelini güçlendirmesi ve tarafların topraklarında bulunmak için yasal dayanağı olmayan kişilerin geri gönderilmesine ilişkin usulleri belirlemesi hedefleniyor.

    Kazakistan ve Türkiye geri kabul anlaşması imzaladı

    Bakan Çiftçi’den geri kabul anlaşmasına ilişkin paylaşım

    İçişleri Bakanı Çiftçi, sosyal medya hesabından “Türkiye-Kazakistan işbirliğinde yeni adım” başlığıyla Kazakistan İçişleri Bakanı Yerjan Sadenov ile imzaladıkları geri kabul anlaşmasına ilişkin videolu paylaşım yaptı.

    Paylaşımında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Kazakistan ile ilişkileri her alanda daha ileri taşıdıklarını belirten Çiftçi, şunları kaydetti:

    “Anlaşmayla göç alanındaki işbirliğimizin hukuki zeminini güçlendirirken sınıraşan suçlar ve siber suçlarla mücadele, aranan şahısların tespiti, kolluk eğitimi ve ilgili birimlerimiz arasındaki doğrudan işbirliğini de ele aldık. Kardeşlik bağları ve karşılıklı güven üzerine yükselen Türkiye-Kazakistan işbirliğimizin, attığımız somut adımlarla daha da güçleneceğine inanıyorum. Hayırlı olsun.”

  • Endonezya’da 6,6 büyüklüğünde şiddetli deprem: Cava Adası açıkları sarsıldı!

    Endonezya’da 6,6 büyüklüğünde şiddetli deprem: Cava Adası açıkları sarsıldı!

    İçinde bulunduğumuz 12 Eylül 2026 Cumartesi sabahı ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) tarafından yayımlanan sismik verilere göre, ilk belirlemelerde herhangi bir can veya mal kaybı bildirilmedi.

    Depremin Merkez Üssü ve Derinliği

    USGS’nin paylaştığı teknik ölçümlere göre sarsıntının parametreleri şu şekilde kaydedildi:

    • Büyüklük: 6,6
    • Merkez Üssü: Cava Adası’nın kuzeydoğusu açıklarında, Teluknaga bölgesinin yaklaşık 115 kilometre kuzey-kuzeydoğusu
    • Odak Derinliği: Yerin yaklaşık 358,6 kilometre derinliğinde meydana geldi.
    Derin odaklı bir deprem olması sebebiyle sarsıntının yüzeydeki yıkıcı etkisi zayıf kalırken, bölgede herhangi bir tsunami uyarısı yayımlanmadı.

    Bölgedeki Son Durum

    Depremin ardından yerel yetkililer ve acil durum ekipleri kıyı şeridi ile yerleşim merkezlerinde incelemelerini sürdürüyor. İlk raporlara göre sarsıntı nedeniyle çöken bir bina, yaralanma veya can kaybı kaydedilmedi.
  • Uganda Genelkurmay Başkanı’ndan çağrı: “Türkler ülkeyi terk etsin”

    Uganda Genelkurmay Başkanı’ndan çağrı: “Türkler ülkeyi terk etsin”

    Uganda’da Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni’nin oğlu ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhoozi Kainerugaba, Türkiye ile aylardır devam eden diplomatik gerilimi skandal boyutlara taşıdı. Kainerugaba, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Türk vatandaşlarının ülkeyi terk etmesini isteyerek elçilik önünde protesto çağrısı yaptı.

    “Bavullarını Toplayıp Ülkemizden Çıksınlar”

    Kainerugaba, X (Twitter) hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
    “Uganda’daki Türklerle ilgili her şeyle bağımı çoktan kopardım. Bir an önce bavullarını toplayıp ülkemizden çıkmalılar.”
    Bu paylaşımın ardından yaklaşık iki saat sonra yeni bir açıklama daha yapan Ugandalı komutan, liderliğini yaptığı Patriotic League of Uganda (PLU) hareketine 18 Eylül 2026 tarihinde Türkiye’nin Kampala Büyükelçiliği önünde eylem yapılması talimatını verdi. Kainerugaba ayrıca aksi yönde açıklama yapacak “Türk ajanlarının” tutuklanacağı tehdidinde bulundu.

    Uganda Hükümetinden Resmi Bir Sınır Dışı Kararı Yok

    Kainerugaba’nın en üst düzey askeri yetkili ve cumhurbaşkanı danışmanı olmasına rağmen; Uganda Dışişleri Bakanlığı veya Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni’den Türk vatandaşlarının sınır dışı edilmesine ya da diplomatik ilişkilerin kesilmesine yönelik resmi bir karar veya açıklama gelmedi. Dolayısıyla söz konusu çıkışlar şu aşamada hükümetin resmi kararı niteliği taşımıyor.

    Gerilimin Arka Planı: 1 Milyar Dolar ve Fred Lumbuye Krizi

    Ankara ile Kainerugaba arasındaki anlaşmazlık yeni değil:
    • 1 Milyar Dolar Talebi: Kainerugaba, Nisan ayında Uganda ordusunun Somali’deki faaliyetlerini gerekçe göstererek Ankara’dan 1 milyar dolar talep etmiş, aksi takdirde THY ve büyükelçilik faaliyetlerini engellemekle tehdit etmişti.
    • Demiryolu Projesi ve Suçlama: Haziran ayında Türk inşaat firması Yapı Merkezi ile yapılan dev demiryolu sözleşmesini tek taraflı iptal ettiğini iddia etmişti.
    • Fred Lumbuye Çıkmazı: Krizin odağında, Uganda yönetiminin Türkiye’den iadesini talep ettiği hükümet karşıtı muhalif Fred Lumbuye bulunuyor.
    Uganda yönetiminin ve Ankara’nın 18 Eylül eylem çağrısına nasıl yanıt vereceği yakından takip ediliyor.
  • Eski Yunanistan Başbakanı Çipras görevde olsaydı Netanyahu’yu tutuklatacağını söyledi

    Eski Yunanistan Başbakanı Çipras görevde olsaydı Netanyahu’yu tutuklatacağını söyledi

    Çipras, Selanik Uluslararası Fuarı kapsamında düzenlediği basın toplantısında, Yunanistan-İsrail ilişkileri ile Gazze’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Yunanistan’ın uluslararası mahkemelerin kararlarına saygı göstermesi gerektiğini belirten Çipras, kendisinin başbakanlığı döneminde, Netanyahu hakkındaki tutuklama kararı yürürlükte olursa bunun uygulanacağını ifade etti.

    Çipras, İsrail ile ilişkilerin “ideolojik saplantılarla” değil, uluslararası hukuk ve insan hayatının korunması temelinde ele alınması gerektiğini belirtti.

    Çipras ayrıca, İsrail’in Gazze’deki politikasının sürmesi halinde Yunanistan’ın, İsrail ile ilişkilerini ve bu ilişkilerin daha da derinleştirilmesini yeniden değerlendirmesi gerektiğini kaydetti.>>>AA

  • Formula 1’de Madrid heyecanı başlıyor

    Formula 1’de Madrid heyecanı başlıyor

    İlk defa yarışlara ev sahipliği yapacak başkent Madrid’deki 5,4 kilometrelik Madring pistinde, sıralama turları yarın TSİ 17.00’de 57 tur üzerinden yapılacak yarış ise 13 Eylül Pazar günü TSİ 16.00’da start alacak.

    Bu sezon koşulan yarışlarda Mercedes pilotu Kimi Antonelli yedi, takım arkadaşı George Russell ile McLaren pilotu Lando Norris ikişer, Ferrari’den Lewis Hamilton ve Charles Leclerc de birer galibiyet elde etti.

    Pilotlar ve takımlar klasmanının ilk 5 sırası şöyle:

    Pilotlar

    1. Kimi Antonelli (İtalya): 267

    2. George Russell (Büyük Britanya): 201

    3. Lewis Hamilton (Büyük Britanya): 191

    4. Lando Norris (Büyük Britanya): 171

    5. Charles Leclerc (Monako): 155

    Takımlar

    1. Mercedes: 468

    2. Ferrari: 346

    3. McLaren: 287

    4. Red Bull: 204

    5. Racing Bulls: 75

    >>>AA

  • Slovenya’daki ölü kargalarda Batı Nil virüsü tespit edildi

    Slovenya’daki ölü kargalarda Batı Nil virüsü tespit edildi

    Slovenya Gıda ve Veteriner Güvenliği Kurumundan yapılan açıklamada, başkent Lübliyana ve Grosuplje’da ölü kargalar üzerindeki incelemede Batı Nil virüsüne rastlandığı belirtildi.

    Slovenya’daki kuşlarda en son 2024’te virüs tespit edildiği kaydedilen açıklamada, bu yıl insanlarda Batı Nil virüsüne rastlanmadığı ifade edildi.

    Açıklamada kuşların, özellikle de kargaların sivrisinek ısırmasıyla bulaşan virüsün doğal rezervuarı olarak işlev gördükleri bildirildi.

    Batı Nil virüsü

    Çoğunlukla “Culex” cinsi sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan Batı Nil virüsüne karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için sivrisinek ısırıklarına karşı korunma tavsiye ediliyor.

    Sivrisineğin ısırmasından​​​​​​​ itibaren kuluçka süresinin 2 ile 14 gün arasında değiştiği, bağışıklığı zayıf olanlarda bu sürenin 21 güne çıktığı belirtiliyor.

    Virüsün bulaştığı kişilerin yaklaşık yüzde 80’inde herhangi bir belirtiye rastlanmadığı, hastaların yaklaşık yüzde 20’sinde ise ateş, halsizlik, bulantı-istifra, baş ve kas ağrısı gibi semptomların görüldüğü ifade ediliyor.

    Başlangıçta yalnızca Afrika’da görülen virüs, zamanla Fransa, İtalya, İspanya ve Portekiz başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesine yayıldı.>>>AA

  • İran’da hasarlı köprüler yeniden hizmete açılıyor

    İran’da hasarlı köprüler yeniden hizmete açılıyor

    Tahran yönetimi, ABD saldırılarında zarar gören altyapıya yönelik çalışmalarını sürdürürken hasar gören köprülerini tekrar hizmete açmak için yoğun çaba sarfediyor.

    ABD tarafından vurulan ve Bender Abbas ile Rudan kentlerini birbirine bağlayan iki köprüdeki onarım çalışmalarında sona yaklaşıldı.

    İranlı yetkililer, Rudan-Bender Abbas yönündeki köprünün onarımının bugün bittiğini ve yarın köprünün hizmete açılacağını belirtirken, Bender Abbas-Rudan yönündeki köprüde çalışmaların devam ettiğini ve 10 gün sonra bu köprünün de hizmete açılacağını söyledi.

    ABD, Hürmüzgan eyaletindeki ulaşım altyapısını ve Bender Abbas ile Rudan bağlantısını sağlayan köprüleri 17-18 Temmuz 2026 gecelerinde düzenlediği yoğun hava saldırısı dalgası sırasında hedef almıştı.>>>AA

  • Trump, ara seçimler nedeniyle İran’a “tüm güçleriyle” saldırmadıklarını savundu

    Trump, ara seçimler nedeniyle İran’a “tüm güçleriyle” saldırmadıklarını savundu

    Trump, Fox News kanalına verdiği mülakatta İran ile devam eden savaşa değindi.

    Sunucunun İran’a neden “tüm güçleriyle” saldırmadıklarını sorması üzerine Trump, 3 Kasım’da düzenlenecek Kongre ara seçimlerine işaret ederek “Bunu, seçimler nedeniyle istemiyorum.” yanıtını verdi.

    Trump, savaşın seçimlerden sonra, belki de “seçimlerden hemen önce” bitebileceğini öne sürerek, “(İran) Zor idare ediyor. Başları büyük belada.” ifadelerini kullandı.

    “Her zaman bir miktar füzeleri olacak”

    İddia ettikleri gibi ABD İran’ın füzelerini tamamen yok ettiyse İran’ın hala nasıl füze fırlattığının sorulması üzerine ise Trump, “Çok fazla füzeleri var. Büyük oranda yok ettik ama hala füzeleri var. Her zaman bir miktar füzeleri olacak.” yorumunu yaptı.

    İran konusunda herhangi bir pişmanlığı olmadığını vurgulayan Trump, “Tekrar bunu yapmak zorunda kalsaydım, tam olarak böyle yapardım.” dedi.

    Trump, İran’ın nükleer kapasitesini ellerinden aldıklarını öne sürerek, “Onlar deli. İsrail’i yok ederlerdi. Orta Doğu’yu yok ederlerdi ve bizim birkaç şehrimizi vurmaya başlarlardı. İran’ın elinde nükleer silah olsaydı, onları arayıp şöyle derdik, ‘Efendim, bir araya gelebilir miyiz acaba?’ Onlarla çok daha farklı bir şekilde muhatap olurduk.” diye konuştu.