Kategori: Dünya

  • Yunanistan’da son bir haftada 34 yeni Batı Nil virüsü vakası kaydedildi

    Yunanistan’da son bir haftada 34 yeni Batı Nil virüsü vakası kaydedildi

    Ulusal Kamu Sağlığı Kurumunun (EODY) verilerine göre, ülkede yıl başından 9 Eylül’e kadar Batı Nil virüsü kaynaklı 324 yerel vakanın tespit edildiği belirtildi.

    Verilere göre, son bir haftada 34 yeni yerel vaka kayıtlara geçti. Vakaların 217’sinde ensefalit, menenjit veya akut gevşek felç gibi ağır belirtiler görülürken, 107 vakanın ise daha hafif belirtiler gösterdiği aktarıldı.

    Virüse yakalanan 65 yaş üstü 30 kişinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı.>>>AA

  • Tayland’dan İsrailli turistlere uyarı

    Tayland’dan İsrailli turistlere uyarı

    Bloomberg’in haberine göre, Tayland’ı ziyaret eden İsrail vatandaşlarının yerel halk ile gerginliklere yol açmalarının ardından Tayland Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Bangkok Büyükelçisi Alona Fisher-Kamm’ı Bakanlığa çağırdı.

    Tayland Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Tayland, turistleri hoş karşılayan bir ülke ancak aynı zamanda bu turistlerin hangi milletten olurlarsa olsunlar canlarının istediğini yapabilecekleri anlamına gelmez.” ifadesini kullandı.

    Sihasak, turistlerin “Tayland gelenekleri, kültürü ve yerel yaşam tarzına” saygı duyması gerektiğini belirterek, İsrailli Büyükelçi’ye de İsrail vatandaşlarının yerel kanun ve geleneklere uyması gerektiği, aksi halde işlem yapılacağı uyarısında bulunduklarını aktardı.

    Tayland Başbakanı Anutin Charnvirakul, İsrail vatandaşı bir hayvanat bahçesi sahibinin “Özgür Filistin” bayrağı açan bir kişiyi tehdit etmesi üzerine, hayvanat bahçesi sahibinin sınır dışı edilmesi talimatını vermişti.>>>AA

  • Filistin’de acılara rağmen düğün geleneği yaşatılıyor

    Filistin’de acılara rağmen düğün geleneği yaşatılıyor

    “Zamana Yolculuk” temasıyla düzenlenen geleneksel Filistin düğünü, İsrail’in saldırı, abluka, baskın ve işgali nedeniyle derin acıların yaşandığı bir dönemde halkın kültürüne, kimliğine ve toprağına olan bağlılığının simgesi oldu.

    Birzeit’ın tarihi bölgesinde yer alan “Çay Evi” sahnesinde gerçekleşen etkinlikte, damat, gelin, halk oyunları ekipleri ve davetliler nostaljik bir tablo oluşturdu.

    Kadınların Filistin’in farklı coğrafi bölgelerini yansıtan rengarenk geleneksel nakışlı elbiseler (sevb/esvap) giydiği düğünde, damat geleneklere uygun şekilde at sırtında gezdirildi, ezgiler ve debke dansı eşliğinde unutulmaz anlar yaşandı.

    “Filistin halkı hayata aşık”

    Etkinliğe katılan eski Filistin Sağlık Bakanı Mey el-Keyle, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Birzeit’ın Filistin kültürünün önemli merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, bu tür geleneksel düğünlerin hem sevinç için bir alan açtığını hem de kültürel kimliği güçlendirdiğini söyledi.

    Kadınların giydiği farklı motiflerdeki geleneksel kıyafetlerin Filistin’in coğrafi zenginliğini yansıttığını belirten Keyle, bu değerleri korumanın kimliği savunmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.

    Filistin'de acılara rağmen düğün geleneği yaşatılıyor

    Keyle, bu etkinliğin tüm dünyaya verilmiş güçlü bir mesaj taşıdığını vurgulayarak şöyle konuştu:

    “Filistin halkı yaşamayı ve neşelenmeyi hak ediyor, hayata aşık bir halk. Gazze Şeridi’ndeki soykırım savaşı ve Batı Şeria’da yaşanan tüm zorlu şartlara rağmen toprağımıza bağlıyız. Biz kararlıyız; neşeleniyoruz, yaşıyoruz ve evlatlarımızı evlendiriyoruz.”

    Keyle, bu yıl çok sayıda düğünün gerçekleşeceğini ve bunun Filistinli ailelerin varlığını ve bu topraklardaki köklü geçmişini tescillemenin bir başka yolu olduğunu sözlerine ekledi.

    Filistin'de acılara rağmen düğün geleneği yaşatılıyor

    “Mirasımız kimliğimiz ve gururumuzdur”

    El-Mezra el-Garbiyye köyünden geleneksel kıyafetleriyle etkinliğe katılan Mahmud Abdülmuti ise İsrail tarafından yaşatılan tüm trajedi ve yaralara rağmen kültürel mirası yaşatmanın milli bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

    Filistin'de acılara rağmen düğün geleneği yaşatılıyor

    Filistin kültürünü gelecek nesillere aktarmanın önemine değinen Abdülmuti, “Geleneklerimizi yaşatıyoruz çünkü mirasımız, kimliğimize olan bağlılığımızdır. Mirasımız, kimliğimiz ve gururumuzdur. Gelecek nesillere tarihimizi ve kimliğimizi tanıtmak, halkımızın köklü geçmişine sahip çıkmak zorundayız.” dedi.

    Filistin'de acılara rağmen düğün geleneği yaşatılıyor

    Nakışlı elbiseleri, geleneksel türküleri, debke dansı ve köklü sosyal gelenekleriyle Filistin halk kültürü, İsrail işgali altındaki topraklarda varoluşun ve direnişin en güçlü simgelerinden biri olmaya devam ediyor.

    Birzeit’te düzenlenen “Zamana Yolculuk” temalı düğün de bu mirası yarınlara taşıma iradesini bir kez daha ortaya koydu.>>>AA

  • İsrail ordusu Lübnan’ın güneyinde saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürdü

    İsrail ordusu Lübnan’ın güneyinde saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürdü

    Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, İsrail ordusu Nebatiye kentine bağlı Mercayun ilçesinin Beni Hayyan beldesinde evleri ve yapıları hedef aldı.

    İsrail ordusunun gerçekleştirdiği büyük patlamalara ilişkin görüntüler sosyal medyada da paylaşıldı.

    Sur kentinin Mansuri beldesine İsrail savaş uçakları hava saldırısı düzenledi. Beldedeki patlama sesleri sabaha kadar devam etti.

    İsrail topçu birlikleri de gece ve sabah saatlerinde Bint Cubeyl ilçesindeki Huceyr ve Suluki vadileri ile Nebatiye kentine bağlı Meyfidun ve Doğu Zavter beldelerini vurdu.

    Lübnan’ın güneyinde, özellikle Nebatiye çevresindeki İsrail saldırıları son günlerde artış gösteriyor.

    İsrail’in Lübnan’daki saldırıları ve ateşkes süreci

    İsrail, Ekim 2023’te Lübnan’a saldırı başlatmış, Eylül 2024’te bu saldırı geniş çaplı savaşa dönüşmüştü. Savaşta 4 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 17 bin kişi yaralanmıştı.

    İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyindeki birçok beldeyi işgal etmişti.

    Lübnan hükümeti, bu süreçte ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

    Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkes daha sonra birkaç kez uzatılmıştı. Ancak İsrail ordusu, ateşkese rağmen çeşitli gerekçelerle ülkeye yönelik saldırılarını sürdürüyor.>>>AA

  • Feribot bu kez yandı: 5 ölü, 86 kayıp

    Feribot bu kez yandı: 5 ölü, 86 kayıp

    Filipinler’in başkenti Manila’dan 117 yolcu ve 17 mürettebatla yola çıkan MV June Aster adlı feribotta, Palawan eyaletindeki turistik merkez Coron’a yaklaştığı sırada gece saatlerinde yangın çıktı. Yangında en az 5 kişi hayatını kaybetti. Feribottaki 86 kişiden ise haber alınamıyor. Sahil Güvenlik Sözcüsü Komodor Noemie Cayabyab, şu ana kadar 43 kişinin kurtarıldığını açıklayarak, “Arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Cayabyab, yangının nedeninin henüz bilinmediğini söyledi. Yangından sağ kurtulanlar, yangının yük bölümünde başlamış olabileceğini belirtti. Filipinler basını, arama-kurtarma çalışmalarına ordunun yanı sıra bölgedeki balıkçıların da destek verdiğini aktardı.

    Haberlerde, feribotun yardım çağrısı yaptığı sırada Coron’a bağlı Turda köyünün yaklaşık 4 deniz mili açığında olduğu ifade edildi. Filipinler’de dünyanın en ölümcül deniz kazalarından biri yaşanmıştı Filipinler’de 1987’de kapasitesinin üç katı yolcu alan Dona Paz adlı feribot, MT Vector adlı petrol tankeri ile çarpışmış, kazada 4 bin 300’den fazla kişi hayatını kaybetmişti. Kaza, dünyanın en ölümcül deniz kazalarından biri olarak kayıtlara geçmişti.>>>İHA

  • Nepal’de sel felaketinin ardından yeniden inşa için 4,78 milyar dolar gerekiyor

    Nepal’de sel felaketinin ardından yeniden inşa için 4,78 milyar dolar gerekiyor

    Nepal’de sel felaketinin ardından yeniden inşa için 4,78 milyar dolar gerekiyor

    Nepal’in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesi ve çevresinde 26 Ağustos’ta meydana gelen, 1385 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin ardından yeniden inşa için yaklaşık 4,78 milyar dolara ihtiyaç duyulduğu bildirildi.

    Nepal Dışişleri Bakanlığından ülkede yaşanan sel felaketinin ekonomik maliyetine ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

    Açıklamada, sel felaketinin neden olduğu toplam hasarın yaklaşık 1,8 milyar dolar, tahmini kaybın ise yaklaşık 883 milyon dolar olduğu kaydedildi.

    Yeniden inşa için toplam tahmini ihtiyacın yaklaşık 4,78 milyar dolar olduğu bilgisine yer verilen açıklamada, bunun yaklaşık 57,67 milyon dolarının altı ay içinde ve yaklaşık 4,71 milyar dolarının ise uzun vadeli yeniden inşa için gerekli olduğu belirtildi.

    Nepal Ulusal Afet Riskinin Azaltılması ve Yönetimi Kurumu, selde hayatını kaybedenlerin sayısının 1385’e yükseldiğini, kayıp 5 bin 130 kişi için arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü duyurmuştu. Selde 13 bin 676 kişinin kurtarıldığı ve 337 yaralının tedavi edildiği aktarılmıştı.

    Uzmanlar, buzul çökmesine işaret ediyor

    Nepal’in Rasuwa bölgesinde 26 Ağustos’ta meydana gelen sel nedeniyle düzinelerce köprünün yıkıldığı, yolların hasar gördüğü ve arama kurtarma çalışmaları için helikopterlerin sevk edildiği bildirilmişti.

    Sel öncesi bölgede ilk olarak deprem meydana geldiğini açıklayan ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi, verilerini güncelleyerek 5,2 büyüklüğündeki sismik hareketin kaynağının buzul çökmesi olduğunu ifade etmişti.

    Merkezi Katmandu’da bulunan Uluslararası Dağlık Kalkınma Merkezinde görevli uzmanlar, selin bölgedeki dağlık alandan kopan buzul parçalarının tetiklediği çığ nedeniyle meydana geldiğini belirtmişti.

  • İsrail’in Lübnan’a yönelik topçu ve hava saldırıları sürüyor

    İsrail’in Lübnan’a yönelik topçu ve hava saldırıları sürüyor

    Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, İsrail ordusu Nebatiye’nin Mercayun ilçesine bağlı Hula beldesini hedef aldı.

    Saldırı nedeniyle Hula beldesinde “büyük” bir patlama meydana geldi.

    İsrail güçleri, dün akşam saatlerinde Hula beldesinde yaşlılara sosyal bakım hizmeti veren merkezi havaya uçurmuştu.

    İsrail ordusu, ayrıca Nebatiye’ye bağlı Bint Cubeyl ilçesinin Ayta el-Cebel beldesindeki ormanlık alanda yangın çıkarmak amacıyla aydınlatma fişekleri attı.

    Ülkenin güneyindeki Sur kentine bağlı Mansuri ve Buyut es-Seyyad beldelerinin çevresi ise İsrail askerleri tarafından topçu atışıyla hedef alındı.

    İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyindeki birçok beldeyi işgal etmişti.

    Lübnan hükümeti, bu süreçte ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

    Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkes daha sonra birkaç kez uzatılmıştı. Ancak İsrail ordusu, ateşkese rağmen çeşitli gerekçelerle ülkeye yönelik saldırılarını sürdürüyor.>>>AA

  • İsrail’de Netanyahu’nun seçimleri kaybetme ihtimali GKRY liderini endişelendiriyor

    İsrail’de Netanyahu’nun seçimleri kaybetme ihtimali GKRY liderini endişelendiriyor

    Politis gazetesinde Kiriakos Pieridis imzasıyla yayımlanan “Netanyahu’suz ne yapacağız?” başlıklı makalede, İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimler öncesinde gerçekleştirilen anketlerin, Başbakan Netanyahu’nun seçimi kaybedebileceğine işaret ettiğini, bunun İsrail ile akılcılıktan uzak yakınlaşan GKRY lideri Hristodulidis için zor olabileceği savunuldu.

    Makalede, GKRY lideri Hristodulidis’in “Netanyahu ile çok sıkı ilişkileri” bulunduğu hatırlatılarak, Netanyahu’nun İsrail’i merkeze almak kaydıyla Yunanistan ve GKRY’yi de yanına alarak hem Şii hem de Sünni dünyasına karşı bir ittifak kurduğu anımsatıldı.

    Netanyahu’nun, Kıbrıs’a yaptığı askeri müdahale için Türkiye’yi suçlamasının Rumların duygularını cezbettiği kaydedilen makalede, “Ancak Lefkoşa, Türkiye-İsrail çekişmesinin gerçek bir askeri sürtüşmeye dönmesi ve Kıbrıs’ın arada kalması halinde olabilecekleri düşünmek bile istemez.” görüşlerine yer verildi.

    Makalede, Hristodulidis-Netanyahu yakınlaşmasının bölge açısından risklerine dikkat çekilerek, İsrail’de yapılacak seçimlerde Netanyahu’nun kaybetmesi halinde bunun Rum lider “Hristodulidis için tahmin edilemeyecek kadar nahoş bir gelişme olacağı” savunuldu.

    Hristodulidis’in, “Beyaz Saray’a erişim kazanmak için Washington’daki güçlü Yahudi lobisinin (AIPAC) yanında olacağı mantığıyla Netanyahu ile ilişkisine yatırım yaptığı” ileri sürülen makalede, “Bu nedenle İsrail ile güvenlik, silahlanma, istihbarat alışverişi, ortak tatbikatlar ve kolaylıklar sağlama alanlarında işbirliği desteğini daha da açtı. Orta Doğu ateşler içinde kalsa bile. Kamuoyu konjonktürel olarak İsrail’in bir müttefik ve Türkiye’ye karşı denge unsuru olarak GKRY’nin yanında durduğuna ikna edildi.” ifadeleri yer aldı.

    Makalede, Hristodulidis yönetiminin “İsrail ile akılcı politikaların ötesine geçtiği” vurgulanarak, “Karşı denge olarak görülen Türkiye ile dengeleyici güç olarak kabul edilen İsrail çatıştığında ne olur? Bu durumda zayıf halka kim olacaktır? İsrail’de yapılacak seçimlerin Lefkoşa açısından doğurabileceği en rahatsız edici soru ise şudur: Netanyahu giderse ne olacak? Hristodulidis tarafından Netanyahu’nun kişisel ajandası üzerine inşa edilen stratejiden geriye ne kalacak?” değerlendirmesi yer aldı.>>>AA

  • Almanya’da aşırı sağın yükselişi ülke ekonomisinde endişe oluşturuyor

    Almanya’da aşırı sağın yükselişi ülke ekonomisinde endişe oluşturuyor

    Almanya’da eylül ayında yapılacak kritik eyalet seçimleri öncesinde, göçmen karşıtı söylemleriyle bilinen aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yükselişi, ülkenin ekonomik geleceğine yönelik endişeleri artırıyor.

    Ekonomistler, AfD’nin yabancı düşmanı politikalarının iş gücü piyasasına ve ekonomik büyümeye ağır darbe vuracağı uyarısında bulunuyor.

    Almanya’da 6 Eylül’de Saksonya-Anhalt’ta, 20 Eylül’de ise Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’de seçimler gerçekleştirilecek.

    Son anketler, bu eyaletlerde Sol Parti (Die Linke) ve göçmen karşıtı AfD’nin sandıktan en güçlü yapılar olarak çıkabileceğine işaret ediyor.

    Berlin’de “aşırı sağ” ve “sol” kıskacı

    Başkent Berlin’de 20 Eylül’de yapılması planlanan seçimler öncesinde siyasi kutuplaşma zirveye ulaştı.

    Kentte idareyi elinde bulunduran Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) koalisyonunun ise kan kaybettiği değerlendiriliyor.

    Berlin Eyalet Başkanı Kai Wegner’in istifasının ardından CDU’nun adayı olan Stefan Evers’in tanınırlığının düşük olmasının, seçim sonuçlarını daha da belirsiz hale getirdiği ifade ediliyor.

    Seçim sonrası Berlin’de Sol Parti, Yeşiller ve SPD’den oluşan üçlü bir sol koalisyon ihtimali de masada bulunuyor.

    Alman kamuoyu araştırma şirketi INSA tarafından yapılan son araştırmaya göre AfD, Berlin genelinde yüzde 17 ile üçüncü sırada yer aldı.

    AfD, Berlin’deki konut krizini de göçmenlere bağlayarak, sosyal konutların sadece “yerlilere” verilmesi vaadiyle kampanya yürütüyor.

    AfD’nin ekonomi programı ve eleştiriler

    Siyasi kulislerde bu tartışmalar sürerken, ekonomi dünyasından AfD’nin ekonomi programına ve ideolojisine yönelik sert eleştiriler geliyor.

    Alman basınında yer alan analizlerde, AfD’nin iktidara gelmesi durumunda ülke ekonomisinde yaşanabilecek kırılmalar; ekonomik refahın daralma riski, göç politikalarının yaratacağı iş gücü açığı, Avro Bölgesi’nden çıkış senaryolarının doğuracağı ihracat zararları, bütçede oluşabilecek açıklar ve iklim politikalarının dışa bağımlılığı artırma tehlikesi olmak üzere 5 temel başlıkta ele alınıyor. Bu değerlendirmelere göre, popülist hükümetlerin uyguladığı ekonomi politikaları uzun vadede üretimi ortalama yüzde 10 daraltabilir.

    Bu durum, Almanya için yaklaşık 450 milyar avroluk devasa bir ekonomik kayıp anlamına geliyor. Ülkedeki şirketlerin yüzde 93’ünün hukukun üstünlüğünü en önemli yatırım kriteri olarak görmesi, demokratik kurumların zarar görmesi halinde uluslararası yatırımların tamamen durabileceğini ortaya koyuyor.

    AfD’nin kitlesel sınır dışı ve göç karşıtı söylemleri, yaşlanan Alman nüfusu karşısında ciddi bir iş gücü krizini tetikliyor. Uzmanlar, göçün durması halinde gelecek 15 yılda 7 milyon iş gücü açığı yaşanacağını öngörüyor. Halihazırda göçmenler, Doğu Almanya Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 11’ini (68 milyar avro), Almanya genelinin ise yüzde 14’ünü (572 milyar avro) üretiyor.

    Partinin “Brexit” benzeri bir süreçle Avrupa Birliği (AB) ve Avro Bölgesi’nden ayrılma politikası ise ihracat odaklı Alman modeline en büyük darbeyi vuracak nitelikte görülüyor.

    Olası bir ayrılığın 5 yıl içinde 700 milyar avro kayba ve 2,5 milyon istihdamın riske girmesine yol açacağı hesaplanıyor. Bu senaryoda, Saksonya-Anhalt eyaletinde hane halkı gelirlerinin yüzde 6’dan fazla düşeceği tahmin ediliyor.

    Mali tarafta ise AfD’nin vergi ve emeklilik vaatlerinin bütçede 180 milyar avroluk bir delik açacağı, önerilen vergi sisteminin dar gelirliyi değil, sadece yüksek gelirlileri desteklediği vurgulanıyor.

    Ayrıca partinin yenilenebilir enerji karşıtlığı ve yeniden Rus gazına bağımlılık odaklı iklim politikalarının, Almanya’nın enerjide dışa bağımlılığını ve kırılganlığını artıracağı belirtiliyor.

    Ekonomistlerden “AfD” uyarısı: “Büyümeyi yarı yarıya düşürür”

    Halle Ekonomik Araştırma Enstitüsü (IWH) Başkanı Reint Gropp, AfD’nin yönetime gelmesi durumunda eyalet ekonomilerinin büyük zarar göreceğini vurguladı.

    Yabancı düşmanı politikaların ekonomi için yıkıcı olduğunu belirten Gropp, “AfD’nin yöneteceği bir eyalette yıllık ekonomik büyüme yüzde 0,5 ile yüzde 1 arasında düşebilir. İnsanlar ekonomik gerçeklerle değil, artık var olmayan hayali bir ‘mavi gözlü, sarışın Alman dünyası’ özlemiyle bu partiye oy veriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    Her 5 doktordan biri yabancı

    Almanya’da nitelikli iş gücü açığının ve emekli olan Alman vatandaşlarının sayısının her geçen gün arttığına dikkati çeken uzmanlar, mevcut ekonomik büyümenin tamamen göçmenler sayesinde sürdürülebildiğini belirtiyor.

    Verilere göre, göçmenlerin oluşturduğu katma değerin ortadan kalkması durumunda birçok sektörün çökeceği öngörülüyor. Saksonya-Anhalt genelinde gıda üretimi, inşaat, gastronomi ve lojistik sektörlerinde çalışanların yüzde 33 ile yüzde 40’ını göçmenler oluşturuyor. Daha da önemlisi, eyalette görev yapan her 5 doktordan birinin yabancı uyruklu olduğu belirtiliyor.

    Saksonya-Anhalt eyaletinde AfD tek başına iktidar hedefliyor

    6 Eylül’de sandık başına gitmeye hazırlanan Saksonya-Anhalt eyaletinde anketlerde AfD yüzde 42 ile açık ara önde gidiyor. Onu yüzde 22 ile CDU ve yüzde 13 ile Sol Parti takip ediyor. Yüzde 5 barajı sınırında bulunan SPD, Yeşiller, FDP ve Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) ise parlamento dışı kalma riskiyle karşı karşıya.

    Meclisteki diğer partilerin AfD’ye karşı uyguladığı “siyasi tecrit” politikası devam ederken, AfD söz konusu eyalette tek başına hükümet kurma hedefiyle hareket ediyor.

    Almanya’nın ekonomik açıdan en dezavantajlı eyaletlerinden Saksonya-Anhalt’ta kişi başına düşen GSYH, ülke ortalamasının yüzde 14 altında kalıyor.

    Eski Doğu Almanya eyaletleri gibi batı bölgelerinin gerisinde kalan eyalette nüfus da hızla yaşlanıyor. Yapılan öngörülere göre, bölgenin gelecek 10 yılda çalışma çağındaki nüfusunun yüzde 13’ünü kaybedeceği, 67 yaş üstü nüfusun ise yüzde 8 artacağı tahmin ediliyor.

    Sandıktan çıkacak olası bir yenilginin, Başbakan Friedrich Merz üzerindeki parti içi baskıyı tırmandırarak Berlin’de siyasi bir tıkanıklığa ve Avrupa Birliği (AB) genelinde çalkantılara yol açabileceği belirtiliyor.

    “Almanya’da sıcak siyaset sonbaharı”

    ING Küresel Makro Araştırma Başkanı ve Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, yayımladığı analizde, eyalet seçimlerinin federal politikaları sarsacağını belirterek, süreci “Almanya’nın sıcak siyasi sonbaharı” olarak nitelendirdi. Bölgesel seçimlerin hem yerel bir oylama hem de federal hükümetin popülaritesini ölçen bir anket olduğunu vurgulayan Brzeski, “Üç eyaletteki seçimlerin sonuçları, Berlin’deki siyasi iklimi belirleyecek, hatta mevcut koalisyon hükümetinin vaktinden önce sonunu getirebilecek güçte.” uyarısında bulundu.

    Hükümetin durgunlaşan ekonomiyi canlandıracak yapısal reformları hayata geçirmekte yavaş kaldığına işaret eden Brzeski, aşırı sağın bu durumdan beslendiğini kaydetti. Brzeski, piyasaların ve iş dünyasının AfD’nin yükselişine daha fazla dikkat etmesi gerektiğinin altını çizerek, şunları aktardı:

    “AfD’nin ekonomi politikası hala ne çıkacağı belli olmayan bir sürpriz torbası gibi. Gerçekte ne istedikleri belirsiz ve vaatleri arasında büyük çelişkiler var. Parti programları incelendiğinde, bütçede en büyük finansman açığına sahip olan yapının AfD olduğu görülüyor.”

    Vaatlerin sadece yüzde 10’undan azı karşılanabiliyor

    IWH’nin AfD’nin seçim programına yönelik maliyet analizine de değinen Brzeski, partinin yıllık yaklaşık 2,5 milyar avroluk bir finansman ihtiyacı yarattığını, buna karşın kanıtlanabilir tasarruf vaatlerinin yalnızca 243 milyon avroda kaldığını belirtti.

    Brzeski, “Vadedilen her bir avronun 10 sentinden daha azı karşılanabiliyor. Ortaya çıkan en az 2,2 milyar avroluk açık, eyaletin toplam vergi gelirlerinin dörtte birine denk geliyor. Ancak maliyetlerin ve ekonomik gerçeklerin tartışma kazandırdığına inananlar için acı olan durum şu ki; bu rapor kamuoyuna açıklandıktan sonra bile AfD’nin anketlerdeki yükselişi devam etti.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • İsrailli Bakan Ben-Gvir, Filistinli kadın tutuklularla alay ettiği görüntüleri paylaştı

    İsrailli Bakan Ben-Gvir, Filistinli kadın tutuklularla alay ettiği görüntüleri paylaştı

    Ben-Gvir, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, İsrail hapishanesinde Filistinli kadın tutukluların bulunduğu hücreyi bastığı anlara ilişkin görüntüleri paylaştı.

    Görüntülerde Filistinli bir kadın tutuklunun, hapishanedeki koşulların son derece kötü olduğunu ve en temel kişisel ihtiyaçlardan dahi mahrum bırakıldıklarını belirterek, “Üç gün oldu banyo yapamadık. Kıyafetlerimiz temiz değil, şartlar çok kötü.” dediği görülüyor.

    Ben-Gvir ise “Hapishanedeki iyi günleriniz bitti. Artık durum bu. Bunların baş sorumlusu benim ve bundan memnunum.” diyerek alay ediyor.

    Şartların iyileştirilmesini isteyen kadın tutukluya Ben-Gvir, “Size neden yardım edeyim ki?” şeklinde cevap veriyor.

    “Burası otel değil” diyerek alay etmişti

    Ben-Gvir’in Ulusal Güvenlik Bakanlığı görevine gelmesinden bu yana İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutuklulara yönelik hak ihlalleri giderek arttı.

    İsrailli Bakan, daha önce de birkaç kez Filistinli tutukluların bulunduğu İsrail hapishanelerini ziyaret ederek onlara hakaret etmiş, şartların iyileşmesini isteyen bir kadın tutukluya, “Burası otel değil.” demişti.

    Filistinli ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına göre, İsrail hapishanelerinde 350’si çocuk, 94’ü kadın olmak üzere 9 bin 500’den fazla Filistinli tutuluyor.

    Açlık, işkence ve tıbbi ihmal gibi ağır koşullara maruz bırakılan onlarca Filistinli, İsrail hapishanelerindeki kötü muamele nedeniyle hayatını kaybetti.>>>AA

  • Rusya’da petrol rafinerisi yakınında yangın çıktı

    Rusya’da petrol rafinerisi yakınında yangın çıktı

    Leningrad Bölgesi Valisi Aleksandr Drozdenko, yaptığı açıklamada, gece boyunca bölgenin üzerinde 42 İHA’nın düşürüldüğünü belirtti.

    Şehrin sanayi bölgesinde çıkan yangının söndürüldüğünü ifade eden Drozdenko, saldırının yol açtığı sonuçların tespitine çalışıldığını bildirdi.

    Kirişi sanayi bölgesinde Rusya’nın petrol işleme hacmi bakımından ikinci büyük tesisi olan Kinef Rafinerisi bulunuyor.

    Yıllık 20 milyon ton petrol işleme kapasitesine sahip tesis, Rusya’nın petrol işleme hacminin yaklaşık yüzde 7’sini karşılıyor.

    Rafineride mayıs başında da İHA saldırısının ardından yangın çıkmış ve faaliyetlere geçici ara verilmişti.>>>AA

  • Kırgızistan “6. Dünya Göçebe Oyunları”na hazır

    Kırgızistan “6. Dünya Göçebe Oyunları”na hazır

    “Güçte birlik, ruhta birlik” sloganıyla düzenlenecek “6. Dünya Göçebe Oyunları”, 31 Ağustos-6 Eylül tarihlerinde ev sahibi Kırgızistan’da gerçekleştirilecek.

    Dünyanın göçebe halklarının etnik sporlarını ve geleneksel kültürünü korumayı, geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı amaçlayan Dünya Göçebe Oyunları, 31 Ağustos’ta yerel saatle 21.00’de Bişkek Arena Stadyumu’nda düzenlenecek açılış töreniyle başlayacak.

    Organizasyonda, ülkenin eşsiz doğası, zengin göçebe kültürü, misafirperverliği, ikramperverliği ve organizasyonun simgesi olan “kar parsı”nın yanı sıra Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov liderliğinde ülkede gerçekleştirilen reformlar da dünyaya tanıtılacak.

    İlk 3’ü 2014, 2016 ve 2018’de Kırgızistan’da yapılan, ardından Türkiye’de (İznik) ve Kazakistan’da (Astana) organize edilen bu oyunlar, yeniden başlangıç noktasına dönüyor.

    Göçebe halkların kültürlerini keşfetmek için önemli fırsat sunan Dünya Göçebe Oyunları’nda ziyaretçiler, atölyelere katılabilecek, geleneksel el sanatlarını ve göçebe mutfağını deneyimleyebilecek.

    Oyunların organizasyonu, Kırgızistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu tarafından üstlenildi.

    Açılış, Bağımsızlık Günü’nde Bişkek Arena’da yapılacak

    Oyunların görkemli açılış töreni, Kırgızistan’ın Bağımsızlık Günü’nün 35. yılı kutlamalarıyla eş zamanlı 31 Ağustos akşamı başkentteki 51 bin seyirci kapasiteli Bişkek Arena Stadyumu’nda gerçekleştirilecek.

    Törene, 1 Eylül’de Kırgızistan’ın dönem başkanlığında gerçekleşecek Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Liderler Zirvesi’ne katılacak devlet başkanları ve heyetlerin katılması bekleniyor.

    Kültür programları ve resmi kapanış törenleri de doğal güzellikleriyle ünlü Issık Göl kıyısındaki Çolpon-Ata şehri ile Kırçın Yaylası’nda tertip edilecek.

    Açılış töreninde, suların birleşme anı canlandırılacak

    Olimpiyat Oyunları’ndaki meşale geleneğine benzer şekilde Dünya Göçebe Oyunları’nın ana sembolü haline gelen su, birlik ve beraberliğin simgesi olmaya hazırlanıyor.

    Başlatılan “Su Kervanı” projesi kapsamında, ülkenin 40 şehrinde 40 gün boyunca dolaşılarak ​​​​​​​Tanrı Dağı’ndaki kutsal kaynaklardan alınan sular toplandı.

    Ülkenin dört bir yanını temsil eden yiğitler tarafından özel kaplara doldurularak başkent Bişkek’e getirilen bu sular, 6. Dünya Göçebe Oyunları’nın görkemli açılış töreninde tarihi bir anın başrolü olacak.

    Bişkek Arena Stadyumu’na giriş yapacak yiğitler, Kırgızistan’ın tüm bölgelerinden taşınan suları, uluslararası katılımcı ülkelerin delegasyonlarının getirdiği sularla buluşturacak.

    Tüm suların tek bir dev kapta harmanlanacağı bu an, dünya halkları arasındaki bağı, kültürel uyumu ve karşılıklı saygıyı simgeleyerek organizasyonun unutulmaz sembollerinden biri haline gelecek.

    Issık Göl’deki müsabakalara 90’ı aşkın ülke ve 4 bin sporcu bekleniyor

    Organizasyona, bu yıl 90’ı aşkın ülkeden 4 bin sporcu ve heyet temsilcisinin yanı sıra binlerce yabancı turistin katılması bekleniyor.

    At yarışı, milli güreş, geleneksel entelektüel oyunlar, dövüş sanatları, geleneksel okçuluk, ulusal kuş avcılığı gibi 42 spor dalında düzenlenecek oyunlarda, etkinliklerin sorunsuz ilerlemesi için 3 bin gönüllü görev yapacak.

    Resmi maskot: Kar parsı “Batay”

    Kırgızistan dağlarının asil hakimi ve ülkenin ulusal sembolü olan kar leoparı (kar parsı), bu yılki oyunların resmi maskotu ve görsel yüzü oldu.

    “Batay” adı verilen maskot; gücü, özgürlüğü ve sarsılmaz duruşu simgeliyor. İsimdeki “Ba” kelimesi “leopar” anlamını taşırken, ikinci kısmı olan “Tay” ise “destek” anlamına gelen kelimenin kısaltmasından oluşuyor.

    Oyunlarda spor, kültür ve bilim tek çatı altında toplanacak

    Spor, kültür ve bilim olmak üzere 3 temel sütun üzerine inşa edilen organizasyon, geçmişin kadim değerlerini modern dünya ile buluşturmayı hedefliyor.

    Dünya Göçebe Oyunları, Issık Göl’ü kıyısındaki Çolpon-Ata şehir hipodromundaki Kök Börü Arenası’nda, Gazprom Spor Kompleksi’nde, Ruh Ordo Cengiz Aytmatov Kültür Merkezi’nde, Örnök tatil köyündeki Kurmancan Datka Göçebe Medeniyeti Merkezi’nde, Kara-Oy tatil köyündeki Avrasya Otel Spor Alanı’nda ve Bosteri tatil köyündeki Dordoy Nomad Amfi Tiyatrosu’nda 6 farklı ana merkezde toplam 835 kültürel etkinlik düzenlenecek.

    Atlı okçuluk, kısa ve uzun mesafe at yarışları ile heyecan verici at müsabakaları, Çolpon-Ata Hipodromu ve Kök Börü Arenası’nda izlenebilecek.

    Ulusal ve uluslararası stillerdeki güreşler, Gazprom Spor Kompleksi’nde, “zeka ve strateji oyunları” kategorisinde turnuvalar, Avrasya Otel Spor Alanı’nda geçecek.

    Yüzlerce çadırın ve dev sahnelerin kurulduğu Kırçın Yaylası’nda etno-pazarlar, geleneksel okçuluk, kartal ve şahinle avcılık gösterileri, halat çekme, sırıkla atlama, bilek güreşi, en hızlı çadır kurma yarışları ve geleneksel mutfak festivalleri ile spor gösterileri düzenlenecek.

    Ülkenin dört bir yanından gelen zanaatkarların el sanatları, geleneksel müzik ve dans gösterileri, etnokültürel festivaller, unutulmaya yüz tutmuş ritüeller ve ulusal mutfağın eşsiz lezzetleri burada sergilenecek.

    Dünya Göçebe Oyunları kapsamında 3 Eylül’de Örnök tatil köyündeki Kurmancan Datka Göçebe Medeniyeti Merkezi’nde “Göçebe Medeniyetler: Miras, Paradigmalar ve Gelecek Perspektifleri” başlıklı uluslararası bilimsel konferansı gerçekleştirilecek.

    Oyunların resmi kapanış töreni, konser programı ve 7. Dünya Göçebe Oyunları’na ev sahipliği yapma hakkının devri töreni de 6 Eylül’de yerel saatle 18.00-00.00 arasında şehir hipodromunda yapılacak.>>>AA

  • ABD’den Rusya’ya üçlü zirve teklifi

    ABD’den Rusya’ya üçlü zirve teklifi

    Axios sitesine konuşan isimleri paylaşılmayan kaynaklar, Ratcliffe’in geçen hafta Rusya’nın başkenti Moskova’ya ziyaretine ilişkin açıklama yaptı.

    Ratcliffe’in, Trump, Putin ve Zelenskiy arasında üçlü görüşme teklif ettiğini öne süren kaynaklar, bu ziyaretin amacının üst düzey Rus istihbarat yetkililerinin, Putin’i ABD’nin arabuluculuğunda Ukrayna ile müzakereleri yeniden başlatmaya ikna etmeye yardımcı olup olamayacaklarını belirlemek olduğunu iddia etti.

    Kaynaklar, Ratcliffe’e göre, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) Müdürü Aleksandr Bortnikov’un, “diplomatik çabaları yeniden başlatmaya yardımcı olacak yapıcı bir kişi” olduğunu savundu.

    ABD Başkanı Trump, Axios’a yaptığı açıklamada, Ratcliffe’in ziyaretinin “standart iş faaliyeti olduğunu ve Rusya’yı NATO bölgesine saldırılara karşı uyarmayı amaçlamadığını” belirtti.

    The New York Times gazetesinin haberinde, Ratcliffe’in Moskova ziyaretinde, Bortnikov’a, Rusya’nın Ukrayna ile anlaşma yapması çağrısında bulunduğu ileri sürülmüştü.>>>AA

  • İsrailli saldırganlar gözaltına alınmadı

    İsrailli saldırganlar gözaltına alınmadı

    Huckabee, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın saldırılara karşı güçlü açıklamalarda bulunduğunu ileri sürdü.

    Silahlı, yüzleri maskeli İsrailli saldırganlardan hiçbirinin gözaltına dahi alınmamasına rağmen “Tel Aviv yönetiminin gereğini yaptığını” savunan Huckabee, aynısını Filistin yönetiminden de beklediğini öne sürdü.

    Filistin topraklarını gasbeden silahlı ve yüzleri maskeli onlarca İsrailli, kamyon kasalarında geldikleri Kusra beldesine baskın düzenlemişti.

    Bir evi abluka altına alan İsraillilerin saldırısında evdeki Filistinliler yaralanmış, bölgedeki diğer Filistinliler ise evlerinde mahsur kalmıştı.

    İsrail ordusunun olay yerine gelmesinin ardından Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ellerini kollarını sallayarak bölgeden ayrılmış, hiçbiri gözaltına dahi alınmamıştı; bunun yerine Filistinliler alıkonulmuş ve darbedilmişti.

    İsrail yönetimi, işgal altında tuttuğu​​​​​​​ bölgede Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin yaptığı saldırıları kınamıştı.>>>AA

  • Nepal’deki selde hayatını kaybedenlerin sayısı 734’e yükseldi

    Nepal’deki selde hayatını kaybedenlerin sayısı 734’e yükseldi

    Nepal’in Çin sınırına yakın bölgelerini etkileyen felaket nedeniyle sel sularına kapılanları kurtarmak için başlatılan çalışmalar devam ediyor.

    Yerel basındaki haberlere göre, Ulusal Afet Riskinin Azaltılması ve Yönetimi Kurumu tarafından yayımlanan bilgilendirmede, selden etkilenen çeşitli bölgelerden şu ana kadar toplam 734 cansız bedene ulaştıldığı belirtildi.

    Selden etkilenen bölgelerde arama ve kimlik tespit çalışmaları sürerken, aralarında 589 yabancı uyruklunun da bulunduğu 2 bin 498 kişiden halen haber alınamıyor.

    Nepal’de yetkililer, Bhotekoshi Nehri’ndeki su seviyesinin yükselmesinin ardından yeni seller meydana gelebileceği uyarısında bulunarak selden etkilenen bölgelerde yaşayanlardan yüksek teyakkuz halinde olmalarını istedi.

    ABD Dışişleri Bakanlığı da ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, Nepal’e 10 bine kadar haneye acil gıda yardımı dahil 3,6 milyon dolardan fazla insani yardım sağlayacağını duyurdu.

    Nepal’deki sel nedeniyle Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nde hayatını kaybedenlerin sayısının 7’ye yükseldiği bildirilmişti.

    Uzmanlar, buzul çökmesine işaret ediyor

    Nepal’in Rasuwa bölgesinde 26 Ağustos’ta sel meydana gelmiş, sel suları nedeniyle düzinelerce köprünün yıkıldığı, yolların hasar aldığı ve arama kurtarma çalışmaları için helikopterlerin sevk edildiği bildirilmişti.

    Sel öncesi bölgede ilk olarak deprem meydana geldiğini açıklayan ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi, verilerini güncelleyerek 5,2 büyüklüğündeki sismik hareketin kaynağının buzul çökmesi olduğunu ifade etmişti.

    Merkezi Katmandu’da bulunan Uluslararası Dağlık Kalkınma Merkezi’nde görevli uzmanlar, selin bölgedeki dağlık alandan kopan buzul parçalarının tetiklediği çığ nedeniyle meydana geldiğini belirtmişti.>>>AA

  • Venezuela, ABD ile petrol anlaşmasının 25 yıl süreli olacağını belirtti

    Venezuela, ABD ile petrol anlaşmasının 25 yıl süreli olacağını belirtti

    Devlet televizyonu VTV’ye açıklamalarda bulunan Rodriguez, ABD ile varılan “tarihi” petrol anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Rodriguez, ABD ile varılan petrol anlaşmasının 25 yıl geçerli olacağını ve günlük petrol üretiminde 1,5 milyon varilin üzerine çıkarılmasının amaçlandığını belirterek, “Hedefimiz, Chevron, Repsol, Eni, Shell ve BP gibi dev şirketleri de kapsayan diğer önemli anlaşmaların imzalanmasıyla daha da ileriye gitmektedir. Bir enerji gücü olmak istiyoruz. Somut ifadelerle bu durum, üretilen ve satılan her varil için yaklaşık 19 doların doğrudan ülkemize girmesi anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.

    ABD ile varılan anlaşmanın Venezuela ekonomisine sağlayacağı katkıya değinen Rodriguez, varil başına 65 dolarlık fiyat üzerinden hesaplandığında ülkenin anlaşmadan 209 milyar 335 milyon dolar gelir elde edebileceğini söyledi.

    Rodriguez, projenin ülkenin doğusu ve orta doğusunda 55 bin kilometrekareden fazla alanı kaplayan Orinoco Petrol Kuşağı’ndaki 8 ham sahadaki geliştirmeleri kapsadığını belirterek, en az yüzde 16 imtiyaz hakkı ve yüzde 34 gelir vergisi oranının öngörüldüğünü, bu şartların Venezuela’nın ekonomik toparlanmasını hızlandıracağını ifade etti.

    Anlaşmanın sağlanması yönündeki çabalarından dolayı ABD Başkanı Donald Trump ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya teşekkür eden Rodriguez, anlaşmada “her iki tarafın da en iyi yapabildiği katkıyı sunduğunu” belirterek, “Venezuela’nın kaynakları üzerindeki mülkiyetini ve egemenliğini koruduğunun kesinlikle net olarak bilinmesi gerekir.” dedi.

    Rodriguez, ABD’nin yaptırımlar nedeniyle ağır darbe alan stratejik petrol sektörünün toparlanmasını hızlandırmak için sermaye, teknoloji ve operasyonel kapasite sağlayacağını da sözlerine ekledi.

    Venezuelalılara karşı şeffaf olacaklarının altını çizen Rodriguez, Venezuelalıların “ne kadar yatırım yapıldığını, ne kadar üretim gerçekleştirildiğini, devletin ne kadar gelir elde ettiğini ve işletmeciler için şartların neler olduğunu bilmeye hakkı bulunduğunu” ifade etti.

    Dünya tarihinin en büyük petrol anlaşması

    ABD Başkanı Trump, Venezuela ile “dünya tarihinin en büyük petrol anlaşmasına” vardıklarını ve Venezuela’daki 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin büyük bölümü üzerinde kontrol sağladıklarını belirtmişti.

    Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez ile konu hakkında yakın şekilde çalıştığını kaydetmişti.>>>AA

  • Rusya, Kiev’e saldırdı: 37 kişi öldü

    Rusya, Kiev’e saldırdı: 37 kişi öldü

    Kiev Bölge Devlet İdaresi Başkanı Timur Tkaçenko, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, dün gece Kiev bölgesinin Buça ilçesine bağlı Mıla köyüne Rusya’nın saldırı düzenlediğini bildirdi.

    Saldırıda, 37 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Tkaçenko, olay yerinde arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.​​​​​​​​​​​​​​

    Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de saldırıya ilişkin açıklamasında, Rusya’nın, Mıla köyüne İHA saldırısı düzenlediğini, saldırının ardından bir depoda patlama meydana geldiğini belirtti.

    Patlamanın çevredeki altyapıya ciddi zarar verdiğini belirten Zelenskiy, konutların yanı sıra yaşlı ve engelli kişilerin kaldığı bir bakım merkezinin de hasar gördüğünü ifade etti.

    Zelenskiy, saldırının ardından 370’ten fazla kişinin tahliye edildiğini ve kurtarma çalışmalarına Ukrayna Devlet Acil Durumlar Servisi’nden 300’den fazla personelin katıldığını belirtti.

    Hayatını kaybedenler arasında Dmitrivka Topluluğu Başkanı Taras Didıç’ın da bulunduğu bilgisini veren Zelenskiy, Didıç’ın insanları kurtarmaya çalışırken yaşamını yitirdiğini ifade etti.

    Ukrayna’nın birçok bölgesi hedef alındı

    Zelenskiy, ayrıca gece saatlerinde Odesa, Dnipro, Kiev, Zaporijya, Sumi, Herson, Harkiv, Mıkolayiv, Donetsk ve Çernigiv bölgelerine de saldırılar düzenlendiğini belirtti.

    Saldırılarda 260’tan fazla taarruz tipi insansız hava aracının yanı sıra “Banderol” tipi İHA’ların kullanıldığını ifade eden Zelenskiy, Ukrayna’nın bu saldırılara karşı savunma çözümleri geliştirme konusunda yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

    Zelenskiy, ülkesine ek destek paketleri ve Rusya’ya yönelik yaptırım adımları konusunda destek veren ülkelere teşekkür etti. >>>AA

  • Fed Başkanı Warsh’dan enflasyon mesajı: “Yapacak işimiz var”

    Fed Başkanı Warsh’dan enflasyon mesajı: “Yapacak işimiz var”

    Warsh, Kansas City Fed’in ev sahipliğinde Wyoming eyaletinde düzenlenen Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nda konuştu.

    Yapay zekadaki ilerlemenin öngörülenden çok daha hızlı gerçekleştiğine işaret eden Warsh, bu teknolojinin hem ekonomi hem de para politikasının yürütülmesi açısından sonuçları olacak yeni bir değişken olduğunun farkında olduklarını ve gelişmeleri dikkatle izlediklerini anlattı.

    Warsh, yapay zekanın potansiyel etkilerini Verimlilik ve İstihdam Çalışma Grubu’nun yardımıyla değerlendireceklerini kaydetti.

    “İleriye dönük yönlendirme”nin biçimini ve işlevini değiştirme hedefini anımsatan Warsh, bu uygulamanın artık kullanım süresini doldurduğuna inandığını söyledi.

    Warsh, “Normal dönemlerde ileriye dönük yönlendirmenin rolü sınırlı ve dar kapsamlı olmalıdır. Aksi takdirde, açıklık sağlama adına belirsizlik yaratma riski taşır.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Genel finansal koşullar ‘kısıtlayıcı’ değil”

    Fed’in kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksiyle ölçülen yüzde 2’lik fiyat istikrarı hedefinin “sağlam ve sabit” bir hedef olduğuna dikkati çeken Warsh, fiyat istikrarının kendiliğinden gerçekleşmediğini ve bunu sağlamanın Fed’in görevi olduğunun altını çizdi.

    Warsh, Fed’in ayrıca maksimum istihdamdan da sorumlu olduğuna işaret ederek, “Daha sessiz ve iletişiminde daha ölçülü bir Fed, hedeflerine daha iyi ulaşabilir.” diye konuştu.

    Sermaye harcamaları ve şirket karlarındaki büyümeye yönelik beklentilerin oldukça yüksek olduğuna değinen Warsh, bunun varlık fiyatları, iş dünyası güveni, tüketici geliri ve harcamaları üzerindeki devam eden etkilerini değerlendirmenin de önemli olduğunu vurguladı.

    Warsh, “Konut ve tarım gibi belirli sektörlerde zorlanma belirtileri görülüyor. Ancak genel bir değerlendirme yapıldığında, finansal koşulları ‘kısıtlayıcı’ olarak nitelendirmekte zorlanırım.” ifadelerini kullandı.

    “Fed’in şu anki temel odağı fiyatlar olmalı”

    Reel tüketici harcamalarının yaşanan şoklara rağmen sağlıklı seyrini koruduğunu belirten Warsh, istihdam tarafında da iyi durumda olduklarını, iş gücü piyasalarının istikrarlı olduğunu söyledi.

    Warsh, “Şu an itibarıyla, iş gücü piyasalarının genel olarak tam istihdamla uyumlu olduğuna inanıyorum. Ancak fiyat istikrarı hedefimizde rakamlar daha endişe verici.” dedi.

    Enflasyonun yüzde 2’lik hedefin üzerinde seyretmesi nedeniyle Fed’in şu anki temel odağının fiyatlar olması gerektiğini söyleyen Warsh, “Bu yaz PCE ve Tüketici Fiyat Endeksi verileri beklentilerden daha iyi gelmiş olsa da bunlar temel eğilimlerin anlamlı biçimde iyileştiğini bana göstermiyor.” ifadelerini kullandı.

    Warsh, piyasa fiyatlarının Fed’in fiyat istikrarını sağlayacağına dair bir güveni yansıttığını aktararak, “piyasanın haklı” olduğunu dile getirdi.

    65 aydır devam eden yüksek enflasyonun sorumluluğunun doğrudan Fed’in üzerinde olduğunu söyleyen Warsh, “Temel enflasyonun açık bir şekilde ve yeterli hızla hedefimize doğru ilerlediğinden emin olmalıyız. Aksi halde yapacak işimiz var.” dedi.

    Warsh, bugün bir karara değil, bir disipline bağlı olarak konuştuğunu ifade ederek, sorumluluklarını ciddiyetle, tevazu ve kararlılıkla üstlendiklerini vurguladı. >>>AA

  • IMF Başkanı’ndan sabitcoin uyarısı

    IMF Başkanı’ndan sabitcoin uyarısı

    Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nda konuştu.

    Konuşmasında finansal inovasyonla sınır ötesi ödemelerde ilerleme kaydedildiğini ancak işlemlerin birçok durumda halen maliyetli ve yavaş olduğunu ifade eden Georgieva, daha verimli sınır ötesi ödeme sistemlerinin ekonomik katılımı artırabileceğini ve dijital hizmet ticaretinin büyümesine katkı sağlayabileceğini dile getirdi.

    Georgieva, tokenizasyon ve sabitcoinlerin, hem kendi özellikleri hem de rekabeti teşvik etmeleri yoluyla, küresel finansı daha “akışkan” hale getirmesinin mümkün olduğunu kaydetti.

    Özellikle sabitcoinlerin yüksek tutarlı sınır ötesi ödemeleri daha düşük maliyetli ve daha hızlı kılma potansiyeline dikkati çeken Georgieva, finansal sistemin daha akışkan hale gelmesiyle risklerin daha hızlı yayılabileceği ve politika hatalarının maliyetinin artabileceği uyarısında bulundu.

    Georgieva, tokenizasyon ve sabitcoinler için uluslararası düzeyde koordineli bir düzenleyici politika yanıtına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

    Gelişmekte olan ülkelerin bu alanda karşılaşabileceği risklere işaret eden Georgieva, bu ülkelerin döviz rezerv tamponlarını güçlendirmesi ve sıkı politika disiplini uygulaması gerektiğini belirtti.

    Georgieva, sabitcoinlerin “vergi kaçırmak için kullanılabileceği” ve “sermaye kontrollerini daha geçirgen hale getirebileceği” değerlendirmesini yaptı.

    Sabitcoin ihraçlarını destekleyen rezerv varlıkların bulunduğu ülkelerde de mali disiplinin önemini koruduğunu ifade eden Georgieva, teknolojinin sağlayabileceği finansman avantajlarının sorumlu makroekonomik politikaların yerini tutamayacağını kaydetti.

    Georgieva, artan mali baskılar karşısında gerekli mali düzenlemelerin daha fazla ertelenmemesi çağrısında bulundu. >>>AA

  • Trump, hangi ülke ile anlaştı?

    Trump, hangi ülke ile anlaştı?

    Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ile konu hakkında yakın şekilde çalıştığını kaydetti.

    ABD’nin, özel sektörle kurulan ortaklık aracılığıyla Venezuela’daki 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin büyük bölümü üzerinde kontrol sağladığını aktaran Trump, “Venezuela ile dünya tarihinin en büyük petrol anlaşmasına az önce imza attık!” ifadesini kullandı.

    Trump, anlaşmanın ABD’nin petrol rezervlerini iki katından fazla artıracağını ve ülkenin petrol arzını önemli ölçüde güçlendireceğini savundu.

    Venezuela, ABD ile petrol anlaşması yaptıklarını doğruladı

    Devlet televizyonu VTV’deki habere göre, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, Trump’ın, Venezuela ile “dünya tarihinin en büyük petrol anlaşmasını” yaptıkları açıklamasını değerlendirdi.

    Rodriguez, ABD ile ilişkilerde “tarihi bir dönüm noktasını” yaşadıklarını kaydederek, anlaşmanın özel sektör temsilcilerinin katılımıyla petrol üretimini “kayda değer oranda artırmaya” imkan sağlayacağını belirtti.

    ABD ile varılan mutabakat kapsamında Rodriguez, “65 milyar varillik kanıtlanmış potansiyel, 100 milyar doların üzerinde yatırım ve devlete 209 milyar dolardan fazla vergi geliri” getirecek 17 stratejik sahanın geliştirilmesinin öngörüldüğünü ifade etti.

    Rodriguez, tarihi petrol anlaşmasının, dünyada kanıtlanmış en büyük ham petrol rezervlerine sahip Venezuela’nın hidrokarbon sanayisini geliştirmeye dönük “stratejik altyapısının ihyası ve yeniden inşasına yönelik kayda değer bir yatırım akışı” sağlayacağını da sözlerine ekledi.

    Söz konusu yatırımların önemine değinen Rodriguez, “Bu yatırımlar yalnızca sanayimizin ihyasına ve modernizasyonuna değil, aynı zamanda ülkemizin ekonomik büyümesine, yarımküremizin enerji güvenliğine ve uluslararası piyasalarda daha büyük bir denge sağlanmasına katkıda bulunacaktır.” değerlendirmesinde bulundu. >>>AA

  • Nepal’deki sel felaketi sürüyor: Can kaybı 600’ü aştı

    Nepal’deki sel felaketi sürüyor: Can kaybı 600’ü aştı

    Günlerdir haber alınamayan Çin-Nepal sınırındaki kilit noktalara ulaşan arama-kurtarma ekipleri, gördükleri manzarayı “Gözün alabildiği her yer harabeye dönmüş durumda” sözleriyle aktardı.

    Bölgelere Göre Can Kaybı ve Kayıp Tablosu

    Sel felaketinin en ağır darbeyi vurduğu eyaletlerde bilanço ağırlaşıyor:
    • Chitwan: 233 kişi hayatını kaybetti.
    • Nawalparasi East: 158 can kaybı bildirildi.
    • Nehir Havzaları: Bhotekoshi ve Trishuli nehirlerinin taşması sonucu Gorkha, Dhading ve Nuwakot bölgelerinde büyük yıkım meydana geldi; taşan suların sürüklediği cenazelerin Hindistan sınırına kadar ulaştığı kaydedildi.
    • Kayıp Sayısı: Ülke genelinde en az 2.000 kişiden haber alınamıyor. Kayıplar arasında 511 yabancı uyruklu turistin de bulunduğu teyit edildi.

    Gyirong Sınır Kapısına Ulaşıldı: “Yol Yoktu, Her Yer Harabe”

    Sel ve heyelanlar sebebiyle karayolu bağlantısı tamamen kopan Çin-Nepal sınırındaki Gyirong sınır geçiş kompleksine, 21 kişilik Çinli arama-kurtarma ekibi ve özel eğitimli arama köpekleri güçlükle ulaştı:
    • Sarp Arazide Halatlarla İlerleme: Kurtarma görevlisi Zou Mingqi, yolların tamamen yok olduğunu, ormanlık ve kayalık arazileri halatlarla aşarak bölgeye girebildiklerini belirtti.
    • Kompleks Tamamen Yıkıldı: Güvenlik kameralarına da yansıyan görüntülerde dev moloz ve sel kütlelerinin binaları yuttuğu, sınır kapısının yerinde yalnızca enkaz yığınlarının kaldığı ifade edildi.

    Geniş Çaplı Tahliye ve Arama Kurtarma Operasyonu

    • Kurtarılanlar: Felaketin başlangıcından bu yana 2.301 kişi sağ olarak tahliye edildi veya yaralı olarak tedavi altına alındı.
    • Sahadaki Güç: Nepal genelinde 4.811 görevli arama-kurtarma çalışmalarına katılıyor; kayıplar arasında görev başındaki 27 Nepal polisinin de bulunduğu duyuruldu.
    • Çin Sınırındaki Kayıplar: Çin resmi ajansı Xinhua, sınırın Tibet/Çin tarafında 7 kişinin yaşamını yitirdiğini, 554 kişinin ise halen kayıp olduğunu açıkladı.
  • ABD’den Venezuela petrol adımı

    ABD’den Venezuela petrol adımı

    Amerikan Axios haber platformuna konuşan ABD’li yetkililer, söz konusu görüşmelerin, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez tarafından yürütüldüğünü ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdür Yardımcısı Stephen Miller’ın da sürece dahil olduğunu ileri sürdü.

    ABD’li yetkililer, Venezuela’nın petrol kaynaklarından mülkiyet payı elde etmek için yürütülen görüşmelerin Caracas’ın yaklaşık 300 milyar varillik toplam kanıtlanmış rezervlerinin tamamını değil, yaklaşık 90 milyar varil rezervi bulunan 10’dan fazla aktif petrol sahasını kapsadığını belirtti.

    Washington’ın Venezuela’nın rezervlerine erişim sağlamasının ABD’nin petrol rezervlerini ikiye katlayabileceğini aktaran yetkililer, anlaşmayı “tarihi ve son derece kapsamlı” olarak nitelendirdi.

    Yetkililer, planlanan anlaşmaya göre ABD’nin, sahalarda mülkiyet payı alacağını ve ABD’li şirketler dahil özel firmaların bu alanları işleterek Venezuela hükümetine de ek gelir sağlayacağını öne sürdü.>>>AA

  • ICE’a elektroşok uyarısı

    ICE’a elektroşok uyarısı

    The Hill gazetesinin haberine göre, Demokrat Senatör Catherine Cortez Masto liderliğindeki bir grup Demokrat ve Bağımsız Senatör, ICE Direktör Vekili David J. Venturella’ya mektup gönderdi.

    ICE’ın elektrik şoku veren Düşük Çıkışlı Voltaj Yayıcı (G.L.O.V.E.) eldivenleri tedariki için 10 ila 20 milyon dolar harcama yapmasına ilişkin plandan “oldukça endişe duyulduğu” belirtilen mektupta, ICE’a söz konusu eldivenlerin kullanımından kaçınılması çağrısında bulunuldu.

    Mektupta ayrıca, “Geçtiğimiz yıl ICE personeli, aşırı güç kullanımı ve sivil hak ihlallerine ilişkin çok sayıda olaya karıştı. Bu olaylar, ICE personelinin yeterince eğitilmediğini ve hesap vermediğini göstermiştir.” ifadeleri kullanıldı.

    Düşük Çıkışlı Voltaj Yayıcı eldivenler

    ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesinin (ICE), çalışanlarına elektrik şoku veren eldiven tedariki için 10 ila 20 milyon dolar harcama yapmasının planlandığı ve Mart 2027’den itibaren eldivenlerin ekiplere dağıtılabileceği ifade edilmişti.

    ICE ekiplerinin düzensiz göçmenlere ilişkin operasyonlarını yürütürken, Düşük Çıkışlı Voltaj Yayıcı (G.L.O.V.E.) eldivenleri kullanması bekleniyor.

    ABD’de hapishane çalışanları, mahkumlar arasında gerilimin arttığı durumlarda bu eldivenleri kullanmaya başladı.>>>AA

  • İran’dan ABD’ye diplomasi çağrısı: “Baskı işe yaramaz”

    İran’dan ABD’ye diplomasi çağrısı: “Baskı işe yaramaz”

    Erakçi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından sosyal medyada açıklamalarda bulundu.

    Katarlı mevkidaşı ile “yaratıcı” görüşmeler gerçekleştirdiğini dile getiren Erakçi, “Diplomasiyi rayına oturtmak imkansız değil. Bu, ABD’nin tek bir basit gerçeği anlamasına bağlı: Baskı işe yaramaz. ABD güven inşa etmeli, saygılı bir dille konuşmalı, haklarımızı tanımalı ve taahhütlerini yerine getirmelidir.” ifadelerini kullandı.

    Katar Dışişleri Bakanlığı görüşmeye ilişkin yazılı açıklamasında Al Sani ile Erakçi’nin bölgesel gerilimin düşürülmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların temizlenmesi konusunu ele aldığını bildirmişti.

    Al Sani ayrıca İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile de bir araya gelmişti.>>>AA