Kategori: Dünya

  • Lübnan-İsrail Arasında Yeni Bir Savaş Çıkabilir

    Lübnan-İsrail Arasında Yeni Bir Savaş Çıkabilir

    İsrail’in 23 Kasım’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği hava saldırısında Hizbullah’ın iki numaralı ismi Haytam Ali Tabtabi yaşamını yitirdi. Olayın ardından Hizbullah lideri Naim Kasım açıklamalarda bulundu.

    Kasım, İsrail’in saldırısına karşılık verme haklarının bulunduğunu belirterek, misillemenin zamanının ilerleyen süreçte belirleneceğini aktardı. Lider, Lübnan ile İsrail arasında yeni bir savaş çıkma ihtimali üzerine, “Gelecekte bir savaş çıkmasını mı bekliyorsunuz? Belki çıkabilir evet, böyle bir ihtimal var. Ancak ortada savaş yaşanmaması ihtimali de var” ifadelerini kullandı.

    Hizbullah lideri ayrıca Lübnan’a, ordu ve halkına güvenerek İsrail’e karşı plan hazırlama çağrısında bulundu. Kasım, Katolik Kilisesi’nin ruhani lideri Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyaretinin ardından Lübnan’a gelmesinin bölgedeki barış çabalarına katkı sağlayacağını umut ettiğini ifade etti.

    İsrail cephesinden yapılan açıklamada, saldırının Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla gerçekleştirildiği ve hedefin Hizbullah’ın askeri olarak güçlenmesini yöneten Tabtabi olduğu belirtilmişti. ABD’li bir yetkili ise İsrail’in saldırı öncesi Washington’ı bilgilendirmediğini kaydetti.

  • Rusya’dan Kiev’e 8 Saat Süren Yoğun Saldırı: 315 İHA ve 7 Füze Kullanıldı

    Rusya’dan Kiev’e 8 Saat Süren Yoğun Saldırı: 315 İHA ve 7 Füze Kullanıldı

    Rusya, Ukrayna’ya yönelik hava saldırılarını artırdı. Kiev ve çevresinde yaklaşık 8 saat boyunca süren yoğun bombardımanda, Rus ordusu 7 füze ve 315 insansız hava aracı (İHA) kullandı. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, saldırıların geniş bir alana yayıldığını ve farklı tipte mühimmat kullanılarak çok yönlü bir operasyon yürütüldüğünü bildirdi.

    Saldırının Sonuçları

    Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelensky, saldırının bilançosunu paylaşarak 2 kişinin hayatını kaybettiğini, 13 kişinin yaralandığını açıkladı. Zelensky, “Bugün Kiev’e savaşın en büyük saldırılarından biri yapıldı” ifadelerini kullanarak ülkenin ağır bir hava bombardımanı altında olduğunu vurguladı.

  • Suudi Arabistan, Yemen ve Libya’dan İsrail’in Suriye Saldırısına Kınama

    Suudi Arabistan, Yemen ve Libya’dan İsrail’in Suriye Saldırısına Kınama

    Suudi Arabistan, Yemen ve Libya, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarını sert şekilde kınadı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Şam Kırsalı’ndaki Beyt Cin beldesine düzenlediği saldırıyı reddederek Suriye’nin güvenliğini ve istikrarını bozma girişimlerini kınadı. Açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve uluslararası topluma İsrail’in ihlallerini durdurma çağrısı yapıldı.

    Libya ve Yemen’den Benzer Tepkiler

    Libya Dışişleri Bakanlığı, saldırının Suriye’nin egemenliği ve uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiğini belirterek, İsrail’in gerginliği artıran eylemlerine son verilmesini talep etti. Yemen Dışişleri Bakanlığı da İsrail’in saldırısını kınayarak, uluslararası topluma ciddi adımlar atma çağrısı yaptı.

    Saldırının Sonuçları

    İsrail ordusunun 28 Kasım sabahı Beyt Cin beldesinde düzenlediği saldırıda ikisi çocuk, ikisi kadın toplam 13 kişi hayatını kaybetti. Üç ülke, saldırıların tekrarlanmaması ve bölgedeki güvenlik ile istikrarın korunması için uluslararası toplumdan harekete geçmesini istedi.

  • AB Komisyonu Üyesi Lahbib: İsrail Gazze Geçiş Talebimi Reddetti

    AB Komisyonu Üyesi Lahbib: İsrail Gazze Geçiş Talebimi Reddetti

    Avrupa Birliği Eşitlik, Hazırlıklılık ve Kriz Yönetiminden sorumlu üyesi Hadja Lahbib, Mısır ziyareti kapsamında Refah Sınır Kapısı’nda Gazze’deki durumla ilgili açıklamalarda bulundu. Lahbib, Gazze’de ateşkese rağmen her gün sivillerin, özellikle çocukların hayatını kaybettiğini söyledi.

    İsrail Geçiş İzni Vermedi

    Lahbib, “Gazze’deki durumu bizzat görmek için sınırı geçmeyi planlamıştım. Maalesef İsrail geçiş izni vermedi. Bu bizi derinden üzdü.” dedi. Gazze’de insani yardım çalışanları da dahil olmak üzere binlerce kişinin zor durumda olduğunu belirtti.

    Sivillerin İnsani Durumu Kritik

    Lahbib, bazı bölgelerde tek bir binanın kalmadığını ve kış yaklaşırken Filistinlilerin sıcak veya kuru kalma imkânı olmadığını ifade etti. Yardımın damla damla ulaştırıldığını ve bölgenin bir “yardım seline” ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

    Uluslararası Hukuka ve Yardıma Vurgu

    Lahbib, İsrail’in STK’lerin çalışmalarına izin vermesi gerektiğini, geçiş noktalarının tümünün açık kalmasının önemini ve insani yardımın hızla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerektiğini belirtti.

    İyileşme ve Yeniden Yapılanma Gerekliliği

    AB yetkilisi, Gazze’yi hayatta kalma modundan çıkarıp moloz denizini ev ve okullara dönüştürmek gerektiğini, insani yardım sonrası hızla iyileşme ve yeniden yapılanmaya geçilmesi gerektiğini söyledi. Lahbib, Mısır temasları kapsamında El Ariş kentinde yardımların depolandığı bir depo ve Gazze’den tahliye edilen hastaların bulunduğu bir hastaneyi ziyaret etti.

  • TikTok Akımı Yapayım Derken Beyin Hasarı Oluştu

    TikTok Akımı Yapayım Derken Beyin Hasarı Oluştu

    Ocak ayında Pace, arkadaşının arabasının kaputuna yattığı sırada aracın hareket etmesi sonucu arkadaşının düşmesine ve kafasını çarpmasına sebep oldu. Kazadan sonra genç, bir ay boyunca bilinci kapalı şekilde kaldı ve birden fazla ameliyat geçirdi.

    Mahkeme kararı

    Pace, akılsızca ve sorumsuzca davranmakla suçlanarak toplamda 16 ay hapis ve 300 saat kamu hizmeti cezasına çarptırıldı. Ayrıca, otobüs şoförü olan genç, 2 yıl boyunca ehliyetine de el konulmasına hükmedildi.

    Memur David Symonds, gençlerin davranışlarının hem kendilerinin hem de arkadaşlarının hayatını olumsuz etkilediğini belirtti.

  • Trump, Biden’ın Autopen ile İmzaladığı Belgeleri Geçersiz Saydığını Açıkladı

    Trump, Biden’ın Autopen ile İmzaladığı Belgeleri Geçersiz Saydığını Açıkladı

    ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Joe Biden yönetiminin Autopen cihazıyla imzaladığı tüm başkanlık belgelerini geçersiz saydığını açıkladı. Trump, belgelerin Biden’ın onayı olmadan atıldığını öne sürerek yasa dışı olduğunu savundu.

    Autopen Belgeleri Geçersiz Sayıldı

    Trump açıklamasında, “Uykucu Joe Biden” tarafından imzalanan belgelerin yaklaşık yüzde 92’sinin otomatik imza cihazıyla atıldığını iddia ederek, “Bundan böyle geçersizdir, hiçbir hukuki etkisi yoktur” dedi. Eski Başkan, Autopen cihazının Başkan’ın açık ve özel onayı olmadan kullanılamayacağını belirtti.

    Yasa Dışı İşlem İddiası

    Trump, Oval Ofis’teki bazı yetkililerin başkanlığı Biden’ın elinden aldığını savunarak, Autopen sürecine dahil olan kişiler hakkında yasal işlem yapılacağını öne sürdü. Ayrıca Biden’ın Autopen sürecine dahil olduğunu söylemesi halinde yemin altında yalancı şahitlikten yargılanacağını iddia etti.

  • Lisede Cep Telefonu Kullanmak Yasaklanıyor

    Lisede Cep Telefonu Kullanmak Yasaklanıyor

    Fransa, eğitim kurumlarında dijital cihaz kullanımına yönelik yeni bir düzenleme hazırlığında. Ülkenin Mirecourt kasabasında yerel gazete okurlarıyla buluşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, şu anda tüm ortaokullarda geçerli olan cep telefonu yasağını liseleri de kapsayacak şekilde genişletmeyi planladıklarını açıkladı.

    Liselere Cep Telefonu Yasağı Geliyor

    Macron, cep telefonu kullanımının okullarda dikkat dağınıklığını artırdığını ve öğrenme ortamını zayıflattığını belirterek, “Muhtemelen gelecek öğretim yılından itibaren bu yasağı liselere genişleteceğiz” dedi. Konuya ilişkin görüşmelerin Fransa Eğitim Bakanı Edouard Geffray ile sürdüğünü ifade etti.

    Sosyal Medya İçin Yaş Sınırı Teklifi

    Eğitimin sosyal medya etkilerinden uzak olması gerektiğini vurgulayan Macron, sosyal medya platformlarına erişim yaşının 15 olması yönünde teklif sunacaklarını belirtti.

    Bilgi Savaşı ve Siber Zorbalığa Dikkat Çekti

    Günümüzde “yabancı güçler tarafından bir bilgi savaşı yürütüldüğünü” söyleyen Macron, bu duruma karşı hazırlıklı olunması gerektiğini ifade etti. Ayrıca sosyal medya platformlarında siber zorbalığa maruz kalan kullanıcıların daha güçlü şekilde korunabilmesi için kanunların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

  • Dünyanın En Pahalı Yumurtası

    Dünyanın En Pahalı Yumurtası

    Rus İmparatorluk mücevher sanatının en görkemli örneklerinden biri olan Fabergé imzalı Kış Yumurtası, gelecek hafta Londra’da düzenlenecek müzayedede yeni bir rekor kırmaya hazırlanıyor. Christie’s tarafından satışa sunulacak eser için en az 20 milyon sterlinlik başlangıç fiyatı belirlendi.

    Çar II. Nikolay’ın Özel Siparişi

    1913 yılında Çar II. Nikolay tarafından annesi için Paskalya hediyesi olarak yaptırılan Kış Yumurtası, kaya kristalinden oyulmuş yapısı, buz kristallerini andıran ince detayları ve eritilmiş buz görünümünde hazırlanan kaidesiyle dikkat çekiyor. Eserin üzerinde platin işçiliğiyle yerleştirilmiş 4.500’den fazla gül kesim elmas bulunuyor.

    Nadir İmparatorluk Yumurtaları Arasında

    Christie’s uzmanı Margo Oganesian, Kış Yumurtası’nın Fabergé’nin ürettiği 50 İmparatorluk Paskalya Yumurtası içinde en nadir örneklerden biri olduğunu vurguluyor. Bugün bu yumurtalardan yalnızca 43’ü günümüze ulaşmış durumda ve sadece yedisi özel koleksiyonlarda yer alıyor.

    Daha Önce İki Defa Rekor Kırdı

    Eser, geçmişte iki kez satış rekoru kırmıştı. İlk olarak 1994’te Cenevre’de 7,2 milyon İsviçre Frangına, ardından 2002’de New York’ta 9,6 milyon dolara satılmıştı. Son yıllarda Fabergé eserlerine özellikle varlıklı Rus koleksiyonerler arasında ilgi yeniden artmış durumda.

    Kayıp Sanılan “Sürpriz” Detay

    14,2 santimetre yüksekliğindeki yumurtanın içinde Fabergé’nin imzası sayılan özel bir sürpriz bulunuyor: Kuvars taşından yapılmış, altın saplı ahşap anemon çiçeklerinden oluşan zarif bir buket.

    Devrim Sonrası Uzun Süre Kayıp Kaldı

    1917 Devrimi’nin ardından Romanov ailesinin devrilmesiyle Moskova’ya taşınan Kış Yumurtası, Sovyet yönetimi tarafından döviz elde etmek amacıyla satıldı. Daha sonra uzun bir dönem kayıp kabul edilen eser, 1994’te yeniden gün yüzüne çıktı.

  • The Wall Street Journal, Almanya’nın Rusya’ya Karşı 1200 Sayfalık Gizli Savaş Planını Açıkladı

    The Wall Street Journal, Almanya’nın Rusya’ya Karşı 1200 Sayfalık Gizli Savaş Planını Açıkladı

    Almanya’nın Gizli Savaş Planı Ortaya Çıktı

    Alman ordusunda görevli üst düzey subayların, Rusya’ya karşı hazırladığı gizli savaş planı gün yüzüne çıktı. The Wall Street Journal’ın haberine göre, askeri yetkililer yaklaşık 2,5 yıl önce Berlin’deki özel bir tesiste bir araya gelerek 1200 sayfalık kapsamlı bir plan hazırladı.

    800 Bin Askerin Sevkıyatını İçeren Ayrıntılı Lojistik Plan

    Bu plan, Almanya, ABD ve diğer NATO ülkelerinden toplam 800 bin askerin hangi limanlardan, demiryollarından ve otoyollardan doğuya taşınacağını detaylarıyla belirledi. Askerlerin ikmal, güvenlik ve korunma süreçleri de planda yer aldı.

    Tüm Toplumu Kapsayan Bir Hazırlık Modeli

    Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya yönelik saldırısı sonrası hızlanan hazırlıkların merkezinde yer alan plan, hem askeri hem sivil alanların entegre edildiği geniş bir kapsam sunuyor. WSJ, bu yaklaşımı “Soğuk Savaş zihniyetine dönüş” olarak nitelendirdi.

    Planda Amaç: Savaşı Caydırıcılıkla Önlemek

    Planın ilk yazarlarından üst düzey bir subay, hedeflerinin savaşmak değil caydırıcılık olduğunu belirterek “Amaç, düşmanlarımıza saldırmaları halinde başarılı olamayacaklarını göstermek” ifadesini kullandı.

    Avrupa’nın Lojistik Altyapısının Kırılganlığı

    Almanya’nın yaşlanan altyapısı, yetersiz mevzuatlar ve küçülen ordu yapısı, planlamada önemli sorunlar yarattı. Tatbikatlarda ortaya çıkan lojistik eksiklikler, planda yapılan yeni düzenlemelerle güncellendi.
    Bir tatbikatta 500 askere yönelik sahra kampının kısa sürede kurulup kaldırılması, pratik operasyonların zorluğunu gözler önüne serdi.

    Yasal Kısıtlamalar Askeri Operasyonları Zorluyor

    İHA’ların yerleşim yerleri üzerindeki uçuş yasağı, veri koruma yasaları ve barış dönemine göre düzenlenmiş mevzuatlar, planın uygulanmasını zorlaştıran unsurlar arasında yer aldı.

    Altyapıdaki Yetersizlikler Kritik Riskler Doğuruyor

    Soğuk Savaş döneminin çift amaçlı altyapısının artık kullanılamaz hâle gelmesi büyük bir zafiyet oluşturdu. Demiryolu ve liman bağlantılarındaki tek hatlı güzergâhların kırılganlığı, sevkıyatın haftalarca durmasına neden olan kazalarla ortaya çıktı.

    Artan Sabotajlar ve Yeni Güvenlik Paradigması

    Almanya’da demiryolu ve enerji altyapısına yönelik sabotajların artması, güvenlik birimlerini alarm seviyesine çıkardı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “Savaşta değiliz ama artık barış zamanında yaşamıyoruz” sözleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

    Rusya’nın 2029 Değerlendirmesi ve Putin’in Açıklaması

    Planı hazırlayan subaylar, Rusya’nın 2029’da NATO’ya saldırıya hazır olabileceğini belirtiyor. Ancak Avrupa’daki sabotaj ve İHA faaliyetlerinin artması nedeniyle daha erken bir ihtimalin de söz konusu olabileceği değerlendiriliyor.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise bu iddiaları reddederek “Biz hiçbir zaman Avrupa’ya saldırmak istemedik” açıklamasını yaptı.

  • Yatılı Okul Çöktü: 1 Ölü, Enkaz Altında Çocuklar Var

    Yatılı Okul Çöktü: 1 Ölü, Enkaz Altında Çocuklar Var

    Endonezya’nın Doğu Cava eyaletine bağlı Sidoarjo kentinde Al Khoziny İslami yatılı okul binası, öğrencilerin öğle namazı sırasında çöktü. Beton ve moloz yığınları altında kalan öğrencilerin çoğu 12-17 yaş aralığında ve erkek öğrencilerden oluşuyor. Arama-kurtarma ekipleri gece boyunca sekiz öğrenciyi sağ olarak çıkarırken, enkazda daha fazla ceset olduğu düşünülüyor.

    Kurtarma Çalışmaları

    Ekipler, binanın yıkılmaya devam etme riski nedeniyle ağır makineler kullanamıyor ve öncelikli olarak hayatta kalanlara oksijen ve su ulaştırmaya çalışıyor. Yaralı 99 öğrenci hastanelere kaldırıldı; çoğunun kafa travması ve kırıkları bulunduğu bildirildi.

    İzinsiz Kat Eklenmiş

    Yetkililer, binanın izinsiz olarak iki kat genişletildiğini ve temelinin eklenen katları taşıyamadığını açıkladı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı, yüzlerce kurtarma görevlisi enkaz altında kalan öğrencileri kurtarmak için çalışmalarını sürdürüyor.

  • Hong Kong yangını, ölü sayısı 128’e yükseldi, inşaat şirketi “ağır ihmal” ile suçlanıyor

    Hong Kong yangını, ölü sayısı 128’e yükseldi, inşaat şirketi “ağır ihmal” ile suçlanıyor

    Çarşamba günü Hong Kong’da bir apartman kompleksinde çıkan büyük yangında en az 128 kişinin öldüğü, onlarca kişinin de yaralandığı doğrulandı. Yüzlerce kişi ise hala kayıp.

    Çin’in Tai Po bölgesindeki Wang Fuk Sitesinde bulunan sekiz konut kulesinden yedisi, son 80 yılın en ölümcül yangınında alev aldı . Yangında, 4 bin 800 sakinin yaklaşık 900’ü geceyi geçici barınaklarda geçirmek zorunda kaldı.

    Hong Kong Güvenlik Şefi Chris Tang, cuma günü öğleden sonra düzenlediği basın toplantısında, hayatta kalanları arama operasyonunun sona erdiğini ve şu ana kadar 128 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

    The Standard’ın haberine göre, kompleksin bir ünitesi yerel saatle sabah 5 sularında tekrar alev aldı, pencerelerden alev dilleri görüldü ve yoğun duman oluştu. Ancak bu durum da kontrol altına alındı.

    Tang, yaralılar arasında 12 itfaiyecinin de bulunduğunu, acil müdahale kapsamında binden fazla polisin göreve çağrıldığını söyledi.

    İtfaiyeciler yangını perşembe günü öğleden sonra büyük ölçüde kontrol altına aldı ve kurtarma ekipleri, kompleksin için için yanan kalıntıları arasında hayatta kalanları aramaya başladı.

    “Umarım daha fazla kurtulan bulurlar. Ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını düşünüyorum. İtfaiyeciler çok şey yaptı,” dedi bölge sakini Jacky Kwok. “Kimsenin başına gelmesini istemediği korkunç bir felaket.”

    Kurtarma ekipleri, kompleksin üst katlarında mahsur kaldığı düşünülen sakinlere ulaşmak için yoğun sıcak, yoğun duman, çöken iskeleler ve enkazla mücadele etti.

    İtfaiye Müdür Yardımcısı Derek Armstrong Chan, yangının cuma akşamına kadar tamamen söndürülmesinin beklendiğini, itfaiyecilerin yıkılan binalarda çok sayıda kurtulan bulduğunu söyledi.

    Hong Kong'da bir konut kompleksinde yangın çıkması üzerine yaklaşık 900 kişi geçici barınaklarda kalmak zorunda kaldı.

    Müdür yardımcısı, kurbanların çoğunun kompleksin iki kulesinde bulunduğunu söyledi.

    Perşembe günü 279 kişinin kayıp olduğu bildirilirken, bu rakam henüz güncellenmedi.

    Chan, itfaiye teşkilatına gelen 25 yardım çağrısının çözümsüz kaldığını, bunlardan üçünün son saatlerde geldiğini ve önceliklendirileceğini söyledi.

    Kızının mezuniyet fotoğrafını taşıyan perişan bir kadın, yetkililerin yaklaşık 900 yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yaptığını söylediği sekiz barınaktan biri olan bir barınağın dışında çocuğunu aradı.

    “O ve babası hâlâ dışarı çıkmadılar,” dedi sadece soyadını, Ng’yi söyleyen kadın hıçkıra hıçkıra ağlarken. “Binamızı kurtaracak suyumuz yoktu.”

    Hong Kong'daki yangında en az 94 kişinin öldüğü doğrulandı


    Yangın , şehirde onlarca yıldır uygulanan bambu iskelelerin alevler içinde yıkılmasının ardından dikkatleri bambu 
    iskele kullanımına çekti .

    Polis, “binanın dış duvarlarında yangın güvenliği standartlarını karşılamadığından şüphelenilen koruyucu ağlar, membranlar, su geçirmez brandalar ve plastik örtüler bulunduğunu” söyledi.

    Yangın, 31 katlı bir kulenin dış iskelesinde başladı, bambu iskelesini ve inşaat ağını sardı, binanın içine doğru ilerledi ve muhtemelen rüzgarlı hava koşullarının da etkisiyle yakındaki gökdelenlere sıçradı.

    Yangının ardından polis, binanın bakımını yapmak üzere sözleşme yapan Prestige Construction’ın iki yöneticisini ve bir mühendislik danışmanını adam öldürme şüphesiyle tutukladı.

    Yetkililer, firmanın “ağır ihmalkar” davrandığını ve güvenli olmayan yapı malzemesi kullandığını ileri sürdü .

    Polis şefi Eileen Chung, yetkililerin, şirketin sorumlu taraflarının yangının kontrolsüz bir şekilde yayılmasına neden olan malzemeleri kullanırken “ağır ihmalkarlık yaptıklarına inanmak için nedenleri” olduğunu söyledi.

    Yetkililer ayrıca şirketin ofisine baskın düzenleyerek ihale dokümanlarına, çalışanlarının listesine, 14 bilgisayara ve üç cep telefonuna el koydu.

    İtfaiyeciler olay yerinde


    Hong Kong İcra Kurulu Başkanı John Lee, kalkınma bürosunun bambu iskelelerin metal alternatiflerle değiştirilmesi konusunu görüşmek üzere inşaat sektörü temsilcileriyle bir araya geldiğini söyledi.

    Bu arada, yerinden edilen sakinler, yakındaki bir okul da dahil olmak üzere geçici barınaklarda kaldılar ve gönüllülerin getirdiği ek malzemelerle kendilerine gece boyunca şişelenmiş su, yiyecek ve diğer ihtiyaç maddeleri sağlandı.

    Hong Kong hükümeti, sakinlerin iki haftaya kadar kalabilmeleri için 1.000 adet gençlik yurdu veya otel odası sağlayacağını duyurdu.

    Wang Fuk Mahkemesi'ndeki yangın mahallinin yakınındaki geçici bir barınakta sakinler dinleniyor

    Ölenler arasında, binalardan birinde mahsur kalanları kurtarmaya çalışırken hayatını kaybeden 37 yaşındaki itfaiyeci Ho Wai Ho da bulunuyor.

    İtfaiye, yangın mahallinde baygın halde bulunduğunu ve hemen Galler Prensi Hastanesi’ne kaldırıldığını açıkladı. Şehir yönetiminin açıklamasına göre, yapılan tüm çabalara rağmen yerel saatle 16:41’de yaralarına yenik düştü.

    Ho, dokuz yıl boyunca departmanda görev yaptı. Yetkililer ve dostları, onun “cesaretine ve özverili görevine” övgüler yağdırdı.

    İtfaiyeci Ho Wai Ho, Hong Kong'daki bir konut kompleksinin sakinlerini kurtarırken hayatını kaybetti


    İtfaiyeci Ho Wai Ho, Hong Kong’daki bir konut kompleksinin sakinlerini kurtarırken öldü

    İtfaiye hizmetleri müdürü Andy Yeung, Ho’nun performansını “cesur” olarak nitelendirdi. “Bu özverili ve cesur itfaiyecinin kaybından dolayı derin bir üzüntü duyuyorum” dedi.

    “Böylesine fedakar bir yoldaşımızı kaybetmenin derin üzüntüsünü tüm meslektaşlarımız yaşıyor. Tüm meslektaşlarımız adına ailesine en derin taziyelerimi sunuyorum.”

    Kayıp yakınlarının aile üyeleri tarafından tespit edilebilmesi için Kwong Fuk Mahallesi Toplum Merkezi’nde bir kimlik tespit merkezi kuruldu.

    Lee, şehir yönetiminin ölenler için bir anma töreni düzenleyeceğini ve hükümet tarafından düzenlenen tüm kutlama etkinliklerini iptal edeceğini söyledi.

    CCTV, Çin lideri Şi Cinping’in kurbanların yakınlarına başsağlığı dilediğini bildirdi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, TASS resmi haber ajansının perşembe günü bildirdiğine göre, yangın nedeniyle Xi’ye başsağlığı diledi.

     

  • Papa Leo’nun Erdoğan’a Barış ve Ara Buluculuk Çağrısı Dünya Basınında Geniş Yankı Uyandırdı

    Papa Leo’nun Erdoğan’a Barış ve Ara Buluculuk Çağrısı Dünya Basınında Geniş Yankı Uyandırdı

    Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdi. Ziyareti takip eden basın mensuplarına uçuş sırasında açıklama yapan Papa, bu seyahatin kendisi için manevi bir anlam taşıdığını ifade etti. Ankara’ya inişinin ardından Papa Leo, Anıtkabir’i ziyaret ederek Atatürk’ün mozolesine çelenk bıraktı.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Barış Mesajları

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile hem baş başa hem de heyetler arası görüşmeler gerçekleştiren Papa 14. Leo, Cihannüma Salonu’nda yaptığı konuşmada dünya genelinde artan gerilimlere dikkat çekerek barış ve istikrar çağrısında bulundu. Papa, Türkiye’nin uluslararası ara buluculuk konumunun güçlenmesine vurgu yaptı.

    VATİKAN DEVLET BAŞKANI PAPA 14. LEO, ANKARA’DA DİYANET İŞLERİ BAŞKANI SAFİ ARPAGUŞ’U ZİYARET ETTİ. (İHA/ANKARA-İHA)
    Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, Ankara’da Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş ile bir araya geldi.

    Diyanet Ziyareti ve Dinler Arası Diyalog Mesajı

    Külliye programlarının ardından Papa Leo, Diyanet İşleri Başkanlığında Başkan Arpaguş ile bir araya geldi. Görüşmede dinler arası temas, diyalog ve barış vurgusu öne çıktı.

    Dünya Basını Ziyareti Nasıl Gördü?

    NBC News: Türkiye Önemli Bir Bölgesel Güç

    NBC News, ziyaretin Türkiye’nin Orta Doğu’daki etkisini ortaya koyduğunu belirtti. Uzmanlar Türkiye’nin bölgesel gücünün altının çizildiğini söyledi.

    CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN, VATİKAN DEVLET BAŞKANI PAPA 14. LEO’YU RESMİ TÖRENLE KARŞILADI. (CUMHURBAŞKANLIĞI/ANKARA-İHA)
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’yu resmi törenle karşıladı.

    Al Jazeera: Zamanlama Sembolik

    Al Jazeera, ziyaretin dinî ve diplomatik açıdan sembolik bir zamanlamaya sahip olduğunu ve farklı inançlarla temas mesajı taşıdığını vurguladı.

    France 24: Türkiye Küresel Krizlerde Özel Bir Rol Üstleniyor

    France 24, Papa’nın Türkiye’nin uluslararası ara buluculuk kapasitesine yaptığı vurguya yer verdi. Haberde Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki köprü niteliğine dikkat çekildi.

    BBC: Türkiye’ye İstikrar Kaynağı Rolü Çağrısı

    BBC, Papa’nın Türkiye ziyaretinin diplomatik önemine dikkat çekerek Papa Leo’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a istikrar sağlayıcı bir rol üstlenmesi çağrısında bulunduğunu aktardı.

    CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN, VATİKAN DEVLET BAŞKANI PAPA 14. LEO’YU RESMİ TÖRENLE KARŞILADI. (CUMHURBAŞKANLIĞI/ANKARA-İHA)
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’yu resmi törenle karşıladı.

    Guardian: Ziyaret Barış Misyonunun Parçası

    Guardian, uzman görüşlerine dayanarak Türkiye’nin ve Lübnan’ın Papa Leo için barış girişimleri açısından stratejik noktalar olduğunu yazdı.

    CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN, VATİKAN DEVLET BAŞKANI PAPA 14. LEO’YU RESMİ TÖRENLE KARŞILADI. (CUMHURBAŞKANLIĞI/ANKARA-İHA)
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’yu resmi törenle karşıladı.

    İsrail Basını: Gazze Mesajı Öne Çıktı

    Times of Israel, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa Leo’nun Gazze konusundaki açıklamalarına geniş yer verdi. Erdoğan’ın iki devletli çözüm ve Kudüs’ün tarihî statüsünün korunmasına ilişkin görüşleri öne çıkarıldı.

  • Hong Kong’daki Yangında Can Kaybı 128’e Yükseldi

    Hong Kong’daki Yangında Can Kaybı 128’e Yükseldi

    Tai Po’daki “Wang Fuk Court” sitesinde tadilat sırasında çıkan yangında binada bulunan 16 kişi arama çalışmalarına dahil edilirken, 2 bin 311 itfaiye personeli soğutma çalışmalarını sürdürüyor. 89 kişinin kimlik tespiti henüz yapılamadı.

    Binanın bakımını üstlenen Prestige Construction şirketinden 2 yönetici ve 1 mühendislik danışmanı, güvenli olmayan malzeme kullanımı gerekçesiyle cinayet suçlamasıyla gözaltına alındı. Soruşturma devam ediyor.

    Bu yangın, 1948’de 176 kişinin hayatını kaybettiği depo yangınından bu yana Hong Kong’daki en ölümcül yangın olarak kayıtlara geçti. Ağustos 1962’de Sham Shui Po’daki bir yangında ise 44 kişi ölmüştü.

  • Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere’den İsrail’e Ortak Kınama

    Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere’den İsrail’e Ortak Kınama

    Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere dışişleri bakanları, yayımladıkları ortak açıklamada İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddeti artırmasını sert ifadelerle eleştirdi. Açıklamada, UNOCHA verilerine göre ekim ayında bölgede Filistinlilere yönelik 264 saldırı kaydedildiği ve bunun 2006’dan beri bir ayda tespit edilen en yüksek sayı olduğu belirtildi.

    Artan Saldırılara Karşı Tepki

    Dört ülke, İsrail’e uluslararası hukukun gerekliliklerini yerine getirme, sivilleri koruma ve saldırıların sorumlularından hesap sorma çağrısında bulundu. Açıklamada Batı Şeria’daki şiddetin uzun vadeli barış ve güvenliği tehdit ettiği ve Gazze’deki ateşkes planını zayıflattığı vurgulandı.

    E1 Projesine Sert Eleştiri

    Açıklamada, Maale Adumim bölgesini genişletmeyi hedefleyen E1 projesi kapsamında son üç haftada 3 binden fazla yasa dışı konutun onaylandığına dikkat çekilerek İsrail’in bu politikasından vazgeçmesi istendi.

    İki Devletli Çözüm Vurgusu

    Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere, bölgede adil ve kapsamlı bir çözümden yana olduklarını, müzakere yoluyla sağlanacak iki devletli çözümü desteklediklerini yeniden teyit etti.

    Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te Artan Şiddet

    8 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te baskın, gözaltı ve saldırılarda ciddi artış yaşandığı belirtilirken, en az 993 Filistinlinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 7 bin Filistinlinin yaralandığı ifade edildi.

  • İsrail’in Suriye’ye Düzenlediği Saldırıda Can Kaybı Yaşandı

    İsrail’in Suriye’ye Düzenlediği Saldırıda Can Kaybı Yaşandı

    Suriye basınında yer alan haberlere göre İsrail ordusu, ülkenin güneyindeki Beyt Cinn köyünü hedef aldı. Helikopter destekli saldırı ve topçu atışları sonucu bölgede büyük hasar meydana geldi.

    En Az 2 Kişi Yaşamını Yitirdi

    Saldırıda en az 2 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda yaralının bulunduğu aktarıldı. Bölge sakinleriyle İsrail askerleri arasında çatışma yaşandığı iddia edildi. Yaralılar çevre hastanelere sevk edildi.

    Resmi Açıklama Yapılmadı

    İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) saldırıya ilişkin herhangi bir resmi açıklama yapmadı. Saldırı, Orta Doğu’da egemenlik ihlalleri tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

  • Hong Kong yangını, ölü sayısı 83’e yükseldi

    Hong Kong yangını, ölü sayısı 83’e yükseldi

    Hong Kong’da yangın felaketi: 83 ölü, çok sayıda kayıp var

    Hong Kong’da bir konut kompleksinde çıkan büyük yangın, en az 83 kişinin ölümüne yol açtı. Yangının büyük kısmı, itfaiye ekiplerinin yoğun çalışmaları sonucu kontrol altına alındı. Kentin itfaiye şefi yardımcısı Derek Armstrong Chan, Cuma günü yaptığı açıklamada, kayıp sayısının hâlâ belirsiz olduğunu ve bunun ancak arama-kurtarma çalışmalarının tamamlanmasının ardından netleşeceğini söyledi.

    Yangın söndürme çalışmaları devam ediyor

    Yetkililer, yangının önümüzdeki saatlerde tamamen söndürülmesini beklediklerini belirtti. Acil müdahale ekipleri, yangın söndürme ve arama-kurtarma çalışmalarını hızla sürdürüyor. Şu ana kadar, 155 yaralıya ambulanslarla müdahale edildi. Yangının başladığı andan itibaren, toplamda 79 kişi olay yerinde hayatını kaybetti, 4 kişi ise hastaneye kaldırıldıktan sonra hayatını kaybetti. Ölü sayısı şu an için 83 olarak açıklanmış durumda.

    Polis, güvenliksiz malzeme kullandığı gerekçesiyle üç kişiyi tutukladı

    Hong Kong polisi, yangınla ilgili olarak bakımını üstlenen Prestige Construction firmasında çalışan iki yöneticiyi ve bir mühendislik danışmanını tutukladı. Bu kişiler, güvenliksiz malzeme kullanımı nedeniyle adam öldürme suçlamasıyla karşı karşıya. Polis, bu kişilerin yangına yol açan güvenlik açıklarından sorumlu olduklarını belirtti. Prestige Construction ise konuya ilişkin yapılan yorum taleplerine henüz yanıt vermedi.

    Kayıp sayısı güncellenmedi

    Hong Kong İcra Kurulu Başkanı John Lee, Perşembe sabahı yaptığı açıklamada, kayıp sayısının 279 olduğunu duyurmuştu. Ancak, bu bilginin son 24 saattir güncellenmediği belirtildi. Arama-kurtarma ekiplerinin çalışmaları devam ederken, kayıp kişilerin sayısı henüz kesinleşmedi.

  • Venezuela lideri Maduro, olası saldırıya karşı Hava Kuvvetlerine “hazır olun” talimatı verdi

    Venezuela lideri Maduro, olası saldırıya karşı Hava Kuvvetlerine “hazır olun” talimatı verdi

    Ulusal basındaki habere göre Maduro, başkent Caracas’ta düzenlenen Bolivarcı Askeri Havacılığın 105. yıl dönümü törenlerine katıldı ve ülkesine yönelik artan ABD tehditlerine tepki gösterdi.

    Maduro, Venezuela’ya yönelik gerçekleşebilecek muhtemel saldırı ihtimaline karşı Hava Kuvvetlerine “tetikte ve göreve hazır olun” talimatı verdiğini ifade etti.

    Yaklaşık 17 haftadır çeşitli tehditlere maruz kaldıklarını vurgulayan Maduro, “(ABD) Emperyalist yabancı güçler, Karayip Denizi’nin, Güney Amerika’nın ve Venezuela’nın barışını ne ABD kamuoyunun ne dünya kamuoyunun ne de güçlü Venezuela kamuoyunun inandığı sahte ve abartılı gerekçelerle sürekli tehdit ediyor.” dedi.

    Maduro, ülkenin onurundan ve bağımsızlığından ödün vermeden yoluna devam ettiğini belirterek, “Bugün Venezuela’da halkımızı korkutan hiçbir tehdit veya saldırganlık yok. Bu halk, Bolivar’ın öncülüğünde vatanını, topraklarını, denizlerini, gökyüzünü ve tarihini savunmak için sükunetle hazırlandı.” diye konuştu.

    ABD’den Cartel de los Soles kararı

    ABD, Maduro ve üst düzey Venezuelalı yetkililerin yönettiğini iddia ettiği Cartel de los Soles suç örgütünü Yabancı Terörist Örgütler (FTO) listesine almıştı.

    Venezuela, varlığını kabul etmediği ABD’nin Cartel de los Soles adımını, ülkeye müdahale etmek için bahane oluşturma girişimi olarak nitelendirmişti.

    ABD’nin, “uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele” gerekçesiyle gönderdiği dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve saldırı grubunun, Latin Amerika bölgesine ulaştığı belirtilmişti.

    Venezuela Devlet Başkanı Maduro da buna karşılık ülkede 4,5 milyon milis gücünü seferber ettiğini ve herhangi bir saldırıyı püskürtmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Zulümler karşısında sorumluluk alıyor, barış ve adalet için elimizi taşın altına koyuyoruz

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Zulümler karşısında sorumluluk alıyor, barış ve adalet için elimizi taşın altına koyuyoruz

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo ile heyetler arası görüşmenin ardından davetlilere hitap etti.

    Papa 14. Leo ve heyetini Ankara’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Papa 14. Leo’nun göreve başladıktan sonra ilk yurt dışı seyahatini Türkiye’ye gerçekleştirmesini her bakımdan çok anlamlı bulduğunu söyledi.

    Ziyaretin Türkiye ile Vatikan arasındaki köklü ilişkilerin dostluk, işbirliği ve karşılıklı anlayış temelinde güçlenmesine katkı sağlamasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başta bu salondan yansıyanlar olmak üzere ziyaret boyunca Türkiye’den verilecek mesajların Türk-İslam dünyasına, tüm Hristiyan coğrafyasına ulaşacağına, dünyada barış umutlarını daha da artıracağına yürekten inanıyorum.” diye konuştu.

    “Kıymetli misafirimizin ziyareti, bölgesel ve küresel bağlamında son derece kritik bir zamana tekabül ediyor” ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İnsanlığın yön arayışının hızlandığı, küresel düzeyde belirsizliklerin arttığı, Asya’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Doğu Avrupa’ya gerilimlerin tırmandığı bir dönemde gerçekleşen ziyaretin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını ümit ve arzu ediyorum. Nitekim bugün verimli geçen ikili görüşmemizde küresel barışın ve istikrarın tesisi konusundaki gözlemlerimizi ve ortak beklentilerimizi paylaştık. İkili münasebetlerimizin yanı sıra insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren güncel meseleleri ele aldık. Göçe zorlanan insanlara sahip çıkmak kadar insanları göçe zorlayan sebeplerin ortadan kaldırılmasının da önemine dikkati çektik.

    Çatışmalar, insani krizler, yoksulluk, adaletsizlik ve iklim değişikliği gibi küresel sınamalar karşısında barışı savunan, adaleti önceleyen, merhameti esas alan bir yaklaşım etrafında buluştuğumuzu görmekten şahsen büyük bir bahtiyarlık duydum. Burada öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Türkiye olarak üç kıtanın kalbinde, Doğu ile Batı’yı birleştiren, farklı kültür ve inançlar arasında köprü olan istisnai bir konuma sahibiz. Biz her fırsatta vurguladığım gibi ilhamını çift başlı Selçuklu kartalından alan yüzü ve yönü hem Doğu’ya hem Batı’ya dönük bir ülkeyiz. Bin yıldır vatanımız olan bu topraklarda her ırka, dine, mezhebe, kökene mensup insanlar hiçbir endişe, hiçbir baskı olmadan özgürce yaşamıştır.”

    “Tek bir insanımızın dahi ayrımcılığa maruz kalmasına müsaade etmeyiz”

    Türkiye’de birçok şehre gidildiğinde camilerle birlikte kilise ve sinagogların yan yana görüldüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’da Aya İrini Müzesi ve Neve Şalom Sinagogu, Trabzon’da Sümela Manastırı, Van’da Akdamar Müzesi ve daha nicesi işte bu ortak yaşam kültürümüzün tanıklarından sadece birkaçı. Göreve geldiğimiz 2002’den bu yana 100’e yakın kilise, manastır ve ibadethanenin restorasyonunu tamamladık. Bunların bir kısmının açılışına bizzat iştirak ettik.” ifadelerini kullandı.

    Yıl sonuna kadar beş eseri daha ibadete açmayı hedeflediklerini söyleyen Erdoğan, “Kültürel, dini, etnik farklılıkları bir ayrışma unsuru olarak değil tam tersine bir zenginlik kaynağı olarak addediyoruz. Her bir insanımız dili, dini, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci sınıf vatandaşıdır. Tek bir insanımızın dahi ayrımcılığa maruz kalmasına müsaade etmeyiz.” dedi.

    Bunun temelinde ise “yaratılanı Yaradan’dan ötürü seven”, kainata sevgi ve şefkat nazarıyla bakan medeniyet tasavvuru olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Bakınız bundan 700 yıl önce Yunus Emre insanlığa nasıl sesleniyor? ‘Cümle yaradılmışa bir göz ile bakmayan, halka müderris olsa hakikatte asidir.’ Aynı şekilde Hazreti Mevlana da Divan-ı Kebir’inde şöyle diyor; ‘Bütün insanlarda aynı ruh vardır. Fakat bedenler, tenler yüz binlercedir.’ Dünyada çeşitli diller, lügatler var. Fakat hepsinin de anlamı birdir.’ Kıymetli misafirimizin yüzyıllardır farklı inançlara ait ibadethanelerin, kandillerinin aynı semayı aydınlattığı Türkiye’yi ziyareti hem ülkemizin özel konumuna hem de ortak değerlerimize dikkati çeken anlamlı bir vesiledir.

    Biz de farklı kültür ve medeniyetlerin bir arada yan yana ve huzur içinde yaşadığı bir tarihin mirasçıları olarak küresel barış ve istikrar ortamının serpilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz ve yapacağız. Medeniyetler çatışmasının kışkırtıldığı bir dönemde Türkiye ve İspanya olarak ilk adımını attığımız, Birleşmiş Milletler çatısı altında ilerleyen Medeniyetler İttifakı Girişimi bu hassasiyetimizin en somut örneğidir. 20’nci yılını geride bırakan, 160’ı aşkın ülke ve kuruluşun mensubu olduğu Medeniyetler İttifakı’nın ulaştığı seviye sadece ülkemiz adına değil tüm insanlık adına çok sevindirici ve umut vericidir. Tıpkı 20 sene evvel olduğu gibi bugün de çevremizdeki çatışma, kriz ve zulümler karşısında sorumluluk alıyor, kolay olanı değil zor olanı seçerek barış, adalet ve istikrar için elimizi taşın altına koyuyoruz.”

    “Tarafları ortak bir zeminde buluşturan pek çok adım attık”

    Türkiye’nin milli gelire oranla dünyada en fazla insani yardım yapan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “13,5 yıl boyunca 3,6 milyonu aşkın Suriyeli kardeşimize ev sahipliği yaptık. Suriye’de olduğu gibi Ukrayna’da da savaştan kaçan mültecilere bilhassa savaş mağduru çocuklara kapımızı açtık. Karadeniz Tahıl Girişimi’nden esir ve cenaze takaslarına tarafları ortak bir zeminde buluşturan pek çok adım attık. Son günlerde Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sonlandırmaya dönük hareketliliği yakından takip ediyor, gerekli desteği ve katkıyı sunmaya çalışıyoruz. Saygıdeğer misafirimizin barış ve diyalog yönündeki çağrıları da diplomatik sürecin başarısı bakımından son derece kıymetlidir. Herkes için adalet, herkes için refah, herkes için barış, herkes için huzur. Bizim gayemiz ve başarmak istediğimiz işte bunlardır. Sadi Şirazi’nin, ‘Baştan başa bütün dünya bir damla kanın yere dökülmesine değmez’ sözündeki hikmetin rehberliğinde adil ve kalıcı bir barışın tesisi yolunda çalışmaya devam edeceğiz.”

    “İnsanlık ailesi olarak Filistin halkına en büyük borcumuz adalettir”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki kalıcı barış ikliminin kalbinde Filistin meselesi bulunduğunu, çoğu çocuk ve kadın 70 binden fazla Gazzelinin katledildiği iki yılı aşkın süren saldırılarda bu acı hakikate bir kez daha şahit olunduğunu belirtti.

    “İsrail hükümeti aralarında kiliselerin, camilerin, hastanelerin, okulların da olduğu sivil yerleşim yerlerini aylardır bombalıyor. İsrail’in vurduğu ibadethanelerden biri de Gazze’deki tek Katolik kilisesi olan Kutsal Aile Kilisesi’ydi.” diyen Erdoğan, bu vesileyle tekrar geçmiş olsun dileklerini iletti.

    Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo ve seleflerinin, özellikle Filistin meselesine yönelik dirayetli duruşlarını daima takdirle karşıladıklarını dile getiren Erdoğan, “İnsanlık ailesi olarak Filistin halkına en büyük borcumuz adalettir. Bu borcu ödemenin yolu ise 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm vizyonunu bir an önce hayata geçirmektir. Bunun için öncelikle Gazze’de varılan ateşkesin tahkim edilmesi, sivillerin güvenliğinin teminat altına alınması ve insani yardımların kesintisiz biçimde Gazze’ye ulaştırılması gerekiyor.” diye konuştu.

    Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Aynı şekilde Kudüs-ü Şerif’teki tarihi statükonun korunması çok önemlidir. Doğu Kudüs’ün tarihi kimliğine zarar verecek her türlü mütecaviz eyleme karşı birlikte hareket etmeyi sürdüreceğimize inanıyorum. Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum, Türkiye, vatandaşlarının yüzde 99’u Müslüman bir ülke olarak Hristiyan topluluklar dahil tüm inançlara saygıyı her yerde teşvik etmektedir. Ülkemizle birlikte tüm bölgemizde mabetlerin, tarihi eserlerin, kültür ve inanca dayalı kadim mirasın korunmasına büyük önem atfediyoruz. Komşumuz Suriye’nin uzun yıllardır süren çatışmaların ardından farklı inanç, kültür, mezhep ve etnik kökenlerin barış içinde yaşadığı bir ülke yolunda attığı adımları destekliyoruz. Saygıdeğer konuğumuzun uluslararası toplumun Suriye’yi yalnız bırakmaması yönünde yaptığı çağrıyı memnuniyetle karşıladık.

    Şurası bir gerçek ki tahammülsüzlük çatışmayı, çatışma da ayrışmayı, nefreti ve şiddeti besler. Batı’da giderek tırmanan İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı bu kısır döngünün birer tezahürüdür. Medya, sosyal medya ve popülist siyasetçiler Müslümanlara yönelik ırkçı ve ayrımcı algıyı bilerek ya da bilmeden körüklemektedir. Çoğu zaman politik kaygılarla görmezden gelinen bu hassas meselenin yarın daha vahim boyutlara ulaşma ihtimalini göz önünde bulundurmalıyız.”

    “Hangi inançtan olursak olalım hepimiz büyük insanlık ailesinin üyeleriyiz”

    Türkiye’nin uzun süredir bu tehdit ve tehlikeye dikkati çektiğini belirten Erdoğan, Katolik kilisesinin İkinci Vatikan Konsili sonrasında diğer dinlerin mensuplarıyla iyi ilişkiler geliştirme anlayışını bu bakımdan önemsediklerini söyledi.

    Erdoğan, müteveffa Papa Fransuva’nın soğuk savaşın dini çevreleri de etkileyen çatışmacı söylemlerine prim vermemesinin mühim olduğunu, vaktinde kaleme aldığı insani kardeşlik belgesinin yeni bir çığır açtığını ifade etti

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’nun da selefi Papa Fransuva gibi bugün Diyanet İşleri Başkanlığını ve İstanbul’da Sultan Ahmet Camisi’ni ziyaretlerini Müslümanlarla yapıcı ilişkiler geliştirme iradesinin bir işareti olarak değerlendirdiğini aktardı.

    Kendisinin artan tehditler karşısında ailenin korunmasına yönelik güçlü mesajlarını da büyük bir memnuniyetle takip ettiğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cenab-ı Allah insanı bir erkek ve bir kadından yaratmıştır ve birbirleriyle tanışıp kaynaşmaları için soylar, toplumlar olarak var etmiştir. Dolayısıyla aileyi koruyamazsak bireyi koruyamayız. Bireyi koruyamazsak insan olma bilincini muhafaza edemeyiz. Bu anlamda hepimize çok önemli görevler düştüğünü bugün bir kez daha ifade etmek istiyorum. Şüphesiz ortak yanlarımız, benzer yanlarımız, karşıtlıkların ve ayrımların fersah fersah ötesindedir. Hangi inançtan olursak olalım hepimiz büyük insanlık ailesinin üyeleriyiz. Üzerinde yaşadığımız dünya, biz Allah’ın kulları için bir imtihan vesilesi olmasının yanı sıra gelecek nesillerin de bize emanetidir. Bu emanete layıkıyla sahip çıkıp bizden sonraki kuşaklara teslim etmek gibi bir sorumluluğumuz bulunuyor.

    Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam ‘İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez’ buyuruyor. Merhamet üzerinde her zamankinden daha fazla durmamız gereken bir sürecin içindeyiz. Çevremize, diğer insanlara ve dünyaya merhamet nazarıyla baktığımız ölçüde huzura, güvenliğe, barışa doğru yol alabileceğimize inanıyorum. Bu ziyareti ortak zeminimizi güçlendiren çok önemli bir adım olarak değerlendiriyorum.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Papa 14. Leo’ya nazik ziyaretleri için teşekkür ederken, bu anlamlı ziyaretin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. Erdoğan, Katolik dünyasına barış, huzur ve esenlik temennilerini de iletti.

    Papa 14. Leo: Akdeniz’in ve tüm dünyanın hem bugünü hem de geleceğinde önemli bir yere sahipsiniz

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a nazik karşılama için teşekkür eden Papa, Türkiye’yi ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

    Papa, Türkiye’nin doğal güzelliklerinin, insanları Tanrı’nın yarattıklarını korumaya davet ettiğini söyleyerek, “Ayrıca, yaşadığınız yerlerin kültürel, sanatsal ve manevi zenginliği bize, farklı nesiller, gelenekler ve fikirlerin bir araya geldiğinde gelişme ve bilgiliğin uyum içinde birleştiği büyük medeniyetlerin ortaya çıktığını hatırlatıyor.” diye konuştu.

    Papa 14. Leo, insanlık tarihinde yüzyıllarca süren çatışmalar olduğunu ve dünyanın hala adalet ve barışı ayaklar altına alan hırslar ve tercihler yüzünden istikrarsızlaştığını, öte yandan da zorluklarla karşı karşıya kalındığında, böylesine büyük bir geçmişe sahip bir halk olmanın armağan olduğunu belirtti.

    Çanakkale Boğazı üzerindeki köprü görüntüsünün, yolculuğunun logosu olarak seçildiğine ve bunun Türkiye’nin özel rolünü açıkça ifade ettiğine dikkati çeken Papa, şunları dile getirdi:

    “Her şeyin ötesinde sahip olduğunuz iç çeşitliliğe değer vererek, Akdeniz’in ve tüm dünyanın hem bugünü hem de geleceğinde önemli bir yere sahipsiniz. Bu köprü Asya’yı Avrupa’yla, Doğu’yu Batı’yla bağlamadan önce, Türkiye’yi kendi içinde birbirine bağlamaktadır. Ülkenizin farklı bölgelerini bir araya getirerek onu adeta bir ‘duyarlılıklar kavşağı’ haline getirmektedir.”

    Papa, insan topluluklarının giderek daha fazla kutuplaşmakta olduğunu, aşırı görüşler tarafından bölündüğünü ifade etti.

    Selefi Papa Franciscus’un kendilerini başkalarının acısını hissetmeye ve yoksulların ve yeryüzünün feryadını dinlemeye çağırarak “kayıtsızlığın küreselleşmesine” karşı çıktığını hatırlatan Papa, böylece “merhametli ve şefkatli, geç öfkelenen ve sevgisi bol tek Tanrı’nın yansıması olan şefkatli eylemlere” teşvik ettiğini söyledi.

    Papa, aynı şekilde, sevginin mahrem ve özel yönlerinin yanı sıra, görünür ve kamusal bir boyutunun da olduğunu dile getirdi.

    Papa 14. Leo, adalet ve merhametin, güçlü olanın haklı olduğu anlayışına meydan okuduğunu, dayanışmanın ve şefkatin, kalkınmanın gerçek kriteri olarak düşünülmesi gerektiğini sorma cesaretini gösterdiğini ifade etti.

    Yapay zeka “insanlığın kendi tercihlerini yeniden üretiyor”

    Özellikle teknolojik gelişmelerin adaletsizliğe yardımcı olmak yerine onu daha da kötüleştirme riski taşıdığına değinen Papa, bunun, yerel politikaları ve uluslararası ilişkileri yeniden şekillendirmesi gereken büyük bir meydan okuma olduğunu vurguladı.

    Papa 14. Leo, yapay zekanın dahi “insanlığın kendi tercihlerini yeniden ürettiğini ve makinelerin değil, insanlığın kendisinin eseri olan süreçleri hızlandırdığını” belirterek, bu nedenle kalkınmanın gidişatının değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

    “Aile, diğer ülkelere göre Türk kültüründe daha büyük önem taşıyor”

    Ailenin, toplumsal yaşamın ilk çekirdeği olduğunu belirten Papa, “Gerçekten de, her birimiz için aile, toplumsal yaşamın ilk çekirdeğiydi ve ‘öteki’ olmadan ‘ben’in olmayacağını öğrendik. Aile, diğer ülkelere göre Türk kültüründe daha büyük önem taşıyor ve ailenin merkezi konumunu destekleyen girişimlerde eksiklik bulunmuyor.” ifadelerini kullandı.

    Bireycilik ve tüketim kültürünün insanı yalnızlaştırdığına vurgu yapan Papa, gerçek kimliğin sevgi ve dayanışma içinde gelişebileceğini kaydetti.

    Papa, kadınların eğitim, kültür, siyaset ve meslek hayatında artan katkısına değinerek, bu rolün toplumsal yaşamın güçlenmesine önemli katkı sağladığını dile getirdi.

    “Türkiye, Doğu ile Batı, Asya ile Avrupa arasında bir köprü”

    1967’de 6. Paul, 1979’da 2. Jean Paul, 2006’da 16. Benedict ve 2014’te Franciscus’un Türkiye’ye geldiğini hatırlatan Papa 14. Leo, bu ziyaretlerin, Vatikan’ın Türkiye Cumhuriyeti ile iyi ilişkiler sürdürdüğünü, aynı zamanda Doğu ile Batı, Asya ile Avrupa arasında bir köprü ve kültürlerin ve dinlerin kavşağı olan bu ülkenin katkılarıyla daha iyi bir dünya inşa etmek için işbirliği yapmak istediğini gösterdiğini kaydetti.

    “İnsanlığın geleceği tehlike altında”

    Papa, bugün, her zamankinden daha fazla, diyaloğu teşvik edecek ve bunu kararlı bir irade ve sabırla uygulayacak insanlara ihtiyaçlarının olduğunu belirterek, “İki dünya savaşının ardından, ekonomik ve askeri güç stratejileriyle beslenen, küresel düzeyde yüksek gerilimli bir çatışma dönemine tanıklık ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.

    Bunun, egemen ekonomik ve askeri güç stratejileriyle beslendiğini kaydeden Papa 14. Leo, şunları söyledi:

    “Bu, Papa Franciscus’un ‘kademeli olarak yürütülen üçüncü bir dünya savaşı’ diye adlandırdığı şeyin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Buna asla boyun eğmemeliyiz. İnsanlığın geleceği tehlike altındadır. Bu yıkıcı dinamiğin soğurduğu enerji ve kaynaklar, insanlık ailesinin bugün birlikte yüzleşmesi gereken gerçek sorunlardan, yani barış, açlık ve yoksullukla mücadele, sağlık ve eğitim ile yaratılışın korunmasından başka yöne sapmaktadır.”

    Konuşmasını uluslararası işbirliği çağrısıyla tamamlayan Papa, insanın bütüncül gelişimini hedefleyen devletlerle birlikte çalışmaya hazır olduklarını belirterek, “Öyleyse, Tanrı’nın yardımına alçakgönüllülükle güvenerek, hakikat ve dostluk içinde birlikte yürüyelim.” çağrısında bulundu.

    Papa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, üzerinde aziz ve havariler ile ziyaret edeceği anıtsal mekanlardan Lübnan’ın Harissa bölgesindeki “Meryem Ana” heykeli, Lübnan’ın sembolü sedir ağacı, çan kulesi ve İstanbul’daki Sultanahmet Camii’nin tasvir edildiği bir hatıra madalyası kalıbı hediye etti.

    Notlar

    Antakya Medeniyetler Korosu’nun dinletisinin olduğu programa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Sayıştay Başkanı Metin Yener, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, tarihçiler İlber Ortaylı ve Murat Bardakçı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, dini cemaatlerin temsilcileri ile bazı ülkelerin büyükelçileri ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler de katıldı.

    Ayrıca, Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyareti anısına hatıra pulu bastırıldı.

  • Papa 14. Leo: “Türkiye’de yaşayan Hristiyanlar da Türk’tür ve Türk kimliğinin parçasıdır”

    Papa 14. Leo: “Türkiye’de yaşayan Hristiyanlar da Türk’tür ve Türk kimliğinin parçasıdır”

    Beştepe’de önemli mesaj

    Papa 14. Leo, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Beştepe Millet Kütüphanesi’nde davetlilere hitap etti. Konuşmasında Türkiye’nin stratejik konumu ve küresel önemi üzerinde durdu.

    Akdeniz ve dünya için kritik rol

    Papa, Türkiye’nin sadece bölgesel değil, küresel açıdan da önemli bir rol üstlendiğini belirterek, hem bugünün hem de geleceğin dünyasında kritik bir konumda olduğunu ifade etti.

    Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, “Hristiyanların ülkenizin birliğine olumlu katkıda bulunmak istediklerini size içtenlikle temin ederim. Ülkenizde yaşayan Hristiyanlar da Türklerdir ve Türk kimliğinin bir parçasıdırlar” dedi.

    Papa, ilk ziyaretinin Türkiye’ye olmasının anlamlı olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin hem coğrafi hem kültürel olarak dünyaya köprü olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin Akdeniz ve dünya için özel bir rol üstlendiğini vurgulayan Papa 14. Leo, ziyareti için hazırlanan logonun anlamını açıkladı. Papa, şöyle konuştu:

    “Yolculuğumun logosu olarak seçilen boğaz üzerindeki köprü imgesi ülkenizin özel rolünü çok güzel ifade etmektedir. Akdeniz’in ve tüm dünyanın hem bugününde hem de geleceğinde önemli bir yeriniz var. Her şeyden önemlisi de iç çeşitliliğinize değer veriyorsunuz”

    Türkiye’nin köprü işlevinin sadece coğrafi değil, toplumsal bir anlam taşıdığını belirten Papa, “Bir toplum çoğulculuğu varsa canlıdır. Çünkü o toplumu sivil toplum yapan halkını birbirine bağlayan köprülerdir” ifadelerini kullandı.

    “ÜLKENİZDE YAŞAYAN HRİSTİYANLAR DA TÜRKTÜR”

    Türkiye’deki Hristiyanların ülkenin birliği için olumlu katkı sunmak istediğini söyleyen Papa, “Ülkenizde yaşayan Hristiyanlar da Türklerdir ve Türk kimliğinin bir parçasıdırlar” dedi.

    Papa 14. Leo, Bu çerçevede “Türksever” lakabı ile tanınan ve Türkiye’de görev yapmış Papa 23. Yuhanna’yı anarak onun 1935-1945 yıllarında İstanbul’daki görevleri sırasında Katoliklerin dışlanmaması için çalıştığını hatırlattı.

    Papa 14. Leo, selefi Papa Fransua’nın “karşılaşma kültürü” ifadesine atıfla şunları söyledi:

    “Saygıdeğer selefim Akdeniz’in tam kalbinde bizleri başkalarının acısını hissetmeye, yoksulların ve yeryüzünün çığlığına kulak vermeye davet ederek kayıtsızlığın küreselleşmesine karşı çıkmıştı”

    Tanrı’nın da “yerle gök arasında köprü kurduğunu” söyleyen Papa, logosundaki köprünün sevgiyi ve şefkati yansıtması gerektiğini belirtti.

    “Adalet ve merhamet, ‘güçlü olan haklıdır’ zihniyetine meydan okur” diyen Papa 14. Leo, “Tanrı’nın bütün çocuklarının erkeklerin ve kadınların, vatandaşların ve yabancıların, yoksulların ve zenginlerin onurunu ve özgürlüğünü korumak çok önemlidir” diye konuştu.

    Konuşmasında ailenin toplumsal yaşam içindeki yerine özel vurgu yapan Papa 14. Leo, Türk toplumunun bu konuda hassasiyetini takdir etti:

    “Ailede öteki olmadan ‘ben’ olmayacağını öğrendik. Diğer ülkelerden daha da fazla olarak aile, Türk kültüründe hâlâ çok önemlidir”

    Kadınların eğitim ve kamusal hayattaki rolüne de dikkat çeken Papa, “Kadınlar, eğitimleri ve mesleki, kültürel ve siyasi hayata aktif katılımlarıyla ülkenize ve ülkenizin uluslararası alandaki olumlu etkisine giderek daha fazla hizmet etmektedirler” dedi.

    Papa 14. Leo, Türkiye’yi daha önce ziyaret eden dört papanın izinden gittiğini belirterek şunları söyledi:

    “Türkiye adil ve kalıcı barışın hizmetinde halklar arasında istikrar ve yakınlaşma kaynağı olsun. (…) Ziyaret sebebim olan İznik Konsili’nin 1700. yıldönümü, karşılaşma ve diyalogdan bahsetmektedir. Bugün diyaloğu teşvik edecek ve bunu sağlam bir irade ve sabırlı bir azimle uygulayacak kişilere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var”

    Papa’nın konuşması tam olarak şöyle:

    “Papalık döneminin yurt dışı yolculuklarına ülkenizi ziyaret ederek başlamaktan memnuniyet duyuyorum.

    Zira bu ülkenin Hristiyanlığın kökenleriyle ayrılmaz bağları vardır. Ve bugün de İbrahim’in çocuklarını ve tüm insanlığı farklılıkları tanıyan ve takdir eden bir kardeşliğe davet etmektedir. Ülkenizin doğal güzellikleri bizleri tanrının yarattıklarını korumaya teşvik etmektedir. Yaşadığınız bu toprakların kültürel, sanatsal ve ruhani zenginliği farklı nesiller, gelenekler ve fikirler bir araya geldiğinde kalkınma ve bilgeliğin bir bütün oluşturacak şekilde birleştiğini ve böylece büyük medeniyetlerin şekillendiğini bizlere hatırlatmaktadır.

    Bir yandan insanlık tarihinde yüzyıllar süren çatışmaların olduğu ve dünyamızın hala adaleti ve barışı çiğneyen hırslar ve seçimler nedeniyle istikrarlı olmadığı doğrudur. Aynı zamanda karşımıza zorluklar çıktığında böylesine muhteşem bir geçmişe sahip bir halk olmak hem bir armağan hem de bir sorumluluktur.

    Yolculuğumun logosu olarak seçilen boğaz üzerindeki köprü imgesi ülkenizin özel rolünü çok güzel ifade etmektedir. Akdeniz’in ve tüm dünyanın hem bugününde hem de geleceğinde önemli bir yeriniz var. Her şeyden önemlisi de iç çeşitliliğinize değer veriyorsunuz. Asya ile Avrupa’yı, doğu ile batıyı birleştirmeden önce bu köprü Türkiye’yi kendine bağlamaktadır. Bu köprü ülkenin farklı bölgelerini bir araya getirerek ve bunu kendi içinde yaparak adeta diyarlılıkların kesişme noktasını oluşturmaktadır. Böyle bir durumda tek düzelik yoksullaşma olur.

    Nitekim bir toplum çoğulculuğu varsa canlıdır. Çünkü o toplumu sivil toplum yapan halkını birbirine bağlayan köprülerdir. Oysa bugün insan toplulukları onları parçalara ayıran aşırı görüşler nedeniyle giderek daha fazla kutuplaşmakta ve bölünmektedir. Hristiyanların ülkenizin birliğine olumlu katkıda bulunmak istediklerini size içtenlikle temin ederim. Ülkenizde yaşayan Hristiyanlar da Türklerdir ve Türk kimliğinin bir parçasıdırlar.

    Nitekim Türk Papa olarak tanıdığınız halkınıza derin dostluk bağlarıyla bağlı olan “Aziz Papa 23. Yuhanna” da bu kimliğe çok saygı duyardı. Aziz Papa 23.Yuhanna 1935 ile 1945 yılları arasında İstanbul’daki Latin cemaatinin Patrik Vekili ve Türkiye ve Yunanistan Apostolik Delegesi olarak görev yapmış ve Katoliklerin yeni cumhuriyetimizin devam eden kalkınma sürecinde dışlanmamaları için yorulmak nedir bilmeden çalışmıştır. O yıllarda Aziz Papa 23.Yuhanna şöyle yazmıştı: “Biz bu ulusun İstanbullu Latin Katolikleri ve Ermeni, Rum, Keldani, Suriyeli gibi diğer dinlere mensup Katolikleri olarak sadece sınırlı temasımızın olduğu büyük bir dünyada yaşayan mütevazı bir azınlığız. İnancımızı paylaşmayanlardan yani Ortodoks kardeşlerimizden, protestanlardan, Yahudilerden, Müslümanlardan diğer dinlere inananlardan ve inanmayanlardan kendimizi ayırmak istiyoruz. Herkesin kendi işine, kendi ailesine ya da ulusal geleneklerine odaklanması kendi toplumunun sınırlı çemberi içinde kalması mantıklı görünmektedir” Sevgili kardeşlerim, sevgili çocuklarım size şunu söylemeliyim İncil ve Katolik ilkeleri ışığında bu mantık yanlış bir mantıktır. O zamandan bu yana kilisede ve toplumumuzda şüphesiz büyük adımlar atılmıştır. Ancak bu sözlerin günümüzdeki yankısı hala güçlüdür. Ve Papa Fransua’nın karşılaşma kültürü olarak adlandırdığı daha Evanjelik ve samimi bir düşünce tarzına ilham vermeye devam etmektedir.

    Nitekim saygıdeğer selefim Akdeniz’in tam kalbinde bizleri başkalarının acısını hissetmeye yoksulların ve yeryüzünün çığlığına kulak vermeye davet ederek kayıtsızlığın küreselleşmesine karşı çıkmıştı. Böylece merhametli ve şefkatli öfkesi yavaş ve sevgisi bol tek tanrının yansıması olan şefkatli eyleme bizleri teşvik etmiştir. Bu bağlamda muhteşem köprünüzün imgesi de yardımcıdır. Çünkü Tanrı da kendini göstererek yerle gök arasında da bir köprü kurmuştur. Bunu da kalplerimizin değişip onun kalbi gibi olabilmesi için yapmıştır. Bu köprü fizik kurallarına neredeyse meydan okuyan muazzam bir asma köprüdür. Benzer şekilde sevginin de mahrem ve özel unsurlarının yanı sıra görünür ve kamusal bir boyutu da vardır. Ayrıca adalet ve merhamet de güçlü olan haklıdır zihniyetine meydan okur ve şefkat ve dayanışmanın kalkınmanın gerçek ölçütleri olarak kabul edilmesini talep eder. Bu nedenle Türkiye gibi dinin görünür bir rol oynadığı bir toplumda tanrının bütün çocuklarının erkeklerin ve kadınların vatandaşların ve yabancıların yoksulların ve zenginlerin onurunu ve özgürlüğünü korumak çok önemlidir. Hepimiz tanrının çocuklarıyız ve bu durumunda kişisel, sosyal ve siyasi sonuçları vardır. Kalpleri tanrının iradesine açık olanlar her zaman ortak iyiliği ve herkese saygılı davranmayı teşvik ederler. Günümüzde ise bunu yapabilmek yerel politikaları ve uluslararası ilişkileri yeniden şekillendirmesi açısından büyük bir zorluktur.

    Özellikle de adaletsizliğin üstesinden gelmeye yardımcı olmak yerine adaletsizliği daha da kötüleştirebilecek teknolojik gelişmeler karşısında büyük bir zorluktur. Yapay zekanın yaptığı ise aslında kendi tercihlerinizi yeniden üretmekten başka bir şey değildir. Ve daha derinlemesine incelediğimizde makinelerin değil insanlığın kendi eseri olan süreçleri hızlandırdığını görürüz. İşte bu nedenle birlikte çalışalım. Birlikte çalışalım ki kalkınmanın yörüngesini değiştirelim ve insanlık ailemizin birliğine verilen zararı onaralım. Hanımefendiler ve beyefendiler biraz önce insanlık ailesinden bahsettim. Bu metafor ortak kaderimiz ile her bireyin deneyimleri arasında bağ kurmaya ve yine köprü inşa etmeye davet ediyor. Nitekim her birimiz için aile sosyal yaşamın ilk çekirdeğiydi ve ailede öteki olmadan benim olmayacağını öğrendik. Diğer ülkelerden daha da fazla olarak aile Türk kültüründe hala çok önemlidir. Ve ailenin merkezi konumunu desteklemeye yönelik girişimler de fazlasıyla mevcuttur. Nitekim toplumla toplumsal birlikte yaşam için gerekli tutumlar ile ortak iyiliğe yönelik ilk ve temel duyarlılık tam da ailenin içinde olgunlaşmaktadır. Elbette her aile kendi içine kapanabilir. Düşmanlık besleyebilir ya da bazı üyelerinin yeteneklerin gelişmesini engelleyecek derecede kendilerini ifade etmelerini önleyebilir. Oysa insanlar bireyciliğe odaklanan bir kültür sayesinde ya da evliliği küçümseyerek ya da hayatın getireceklerine açık olmaktan kaçınarak daha fazla fırsat elde edemezler veya daha mutlu olamazlar. Ayrıca tüketimci ekonomiler aldatıcıdır. Çünkü yalnızlık bir işe dönüşür. Bu duruma sevgiyi ve kişisel bağlara değer veren bir kültürle karşılık vermeliyiz. Çünkü ancak birlikte olduğumuzda gerçek benliğimize dönüşebiliriz. İç yaşamımız ancak sevgiyle derinleşir ve kimliğimiz güçlenir. Temel insani bağları küçümseyen ve kendi sınırlılıklarını ve kırılganlıklarını kabullenmeyi öğrenemeyen kişiler karmaşık dünyamızla etkileşim kurma konusunda daha kolay hoşgörüsüz ve yetersiz hale gelirler. Aynı zamanda aile yaşamı içerisinde eşler arasındaki sevginin değeri ve kadınların katkısı çok özel bir biçimde ortaya çıkar. Özellikle kadınlar eğitimleri ve mesleki, kültürel ve siyasi hayata aktif katılımlarıyla ülkenize ve ülkenizin uluslararası alandaki olumlu etkisine giderek daha fazla hizmet etmektedirler.

    Bu nedenle aileye ve de kadınların toplumsal hayatın tüm yönleriyle gelişmesine yaptıkları katkıyı destekleyen bu önemli girişimlere çok değer vermeliyiz. Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye adil ve kalıcı barışın hizmetinde halklar arasında istikrar ve yakınlaşma kaynağı olsun. 1967, 6’ncı Paul, 1979’da 2’nci Yuhanna Pavlus, 2006’da Papa 16’ıncı Benedict ve 2014’te Papa Franciscus olmak üzere 4 Papa’nın Türkiye ziyaretleri Kutsal Makam Vatikan’ın Türkiye Cumhuriyeti ile sadece ilişkiler sürdürmekle kalmayıp aynı zamanda Doğu ile Batı, Asya ile Avrupa arasında bir köprü olmasının yanı sıra kültürlerin ve dinlerin kesiştiği yer olan bu ülkenin katkılarıyla daha iyi bir dünya inşa etmek için iş birliği yapmak istediğini de göstermektedir. Ziyaret sebebim olan İznik Konsili’nin 1700. yıldönümü ilk sekiz ekümenik konsilin bugünkü Türkiye topraklarında düzenlenmiş olması gibi bize karşılaşma ve diyalogdan bahsetmektedir. Bugün diyaloğu teşvik edecek ve bunu sağlam bir irade ve sabırlı bir azimle uygulayacak kişilere, insanlara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Büyük uluslararası kuruluşların kurulmasına tanıklık eden 2. Dünya Savaşı’nı yaşattığı trajedilerin ardından şu anda ekonomik ve askeri güç stratejilerinin hakim olduğu küresel düzeyde çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bu durum Papa Franciscus’un deyimiyle parça parça yürütülen 3. bir dünya savaşına mümkün kılmaktadır. Buna asla boyun eğmemeliyiz. İnsanlığın geleceği tehlikede. Bu yıkıcı dinamiğin enerjisi ve kaynaklar, barış, açlık ve yoksullukla mücadele, sağlık ve eğitimle yaratılışın korunması gibi insanlık ailesinin bugün birlikte yüzleşmesi gereken gerçek zorluklar yerine başka yönlere doğru saptırılıyor. Kutsal Makam Vatikan sadece ruhani ve ahlaki gücüyle her bir insanın bütünsel gelişimi önemsiyen tüm uluslarla işbirliği yapmak istemektedir. Öyleyse Tanrı’nın yardımına alçak gönüllülükle güvenerek doğruluk ve dostluk içinde birlikte yürüyelim. ”

  • Macron yeni gönüllü askerlik uygulamasını açıkladı

    Macron yeni gönüllü askerlik uygulamasını açıkladı

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransız Alpleri’ndeki Varces Askeri Üssü’nde yaptığı konuşmada, yeni askerlik uygulamasının gelecek yazdan itibaren yürürlüğe konacağını bildirdi.

    Macron, bu uygulamanın askeri nitelikte ve gönüllülük esasına dayalı olacağını belirterek, “Askerlik hizmetlerinin temeli 18-19 yaşlarındaki gençler tarafından inşa edilecek” dedi.Yeni uygulamayla bir ayı ön eğitim olmak üzere 18-19 yaşındaki kadın ve erkeklere 10 ay gönüllü askerlik hizmeti getirileceğini kaydeden Macron, askerlik hizmetine dahil edilen gençlerin sadece Fransız topraklarında ve ülke savunması için hizmet vereceğini ifade etti.

    Macron, gençlerin hangi koşullarda gönüllü olabileceğine ilişkin detayların Ocak 2026’da belirleneceğini söyleyerek, bu gönüllüler arasından motivasyonu en yüksek ve ordunun ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak olanların ulusal orduya dahil edileceğini aktardı.

  • (Video) Arda Turan dünya liderlerine mesaj: ‘Trump’a, Putin’e, Erdoğan’a, Zelenski’ye sesleniyorum….’

    (Video) Arda Turan dünya liderlerine mesaj: ‘Trump’a, Putin’e, Erdoğan’a, Zelenski’ye sesleniyorum….’

    Arda Turan’dan savaş ortamına dair duygusal açıklamalar

    Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Arda Turan, Konferans Ligi’nde Shamrock Rovers ile oynanacak maç öncesi düzenlenen basın toplantısında Ukrayna’daki zorlu koşullara değindi. Turan, 16 saatlik yolculuk yaptıklarını ve buna rağmen pozitif kalmayı öğrendiklerini söyledi. Ukrayna halkının bombalar ve roketlerle çevrili bir ortamda yaşamaya devam ettiğine dikkat çekerek onlara büyük bir saygı duyduğunu dile getirdi.

    “Çocuklar savaş düşünmek zorunda kalmamalı”

    Arda Turan, dünya liderlerine seslenerek savaşın çocuklar üzerindeki etkisine vurgu yaptı. Trump, Putin, Erdoğan ve Zelenski’ye hitap eden Turan, bir gece Kiev’de kalmaları halinde savaşın gerçek yüzünü daha iyi anlayacaklarını ifade etti. Futbolun bu şartlarda ikinci planda kaldığını, önemli olanın insanların hayatı olduğunu vurguladı.

    “Ukraynalılar artık benim ailem gibi”

    Turan, Ukraynalı oyuncularını ve halkı çok sevdiğini, kazanmanın ya da kaybetmenin önemli olmadığını belirtti. Ukraynalıların artık kendisi için bir aileye dönüştüğünü söyleyerek açıklamalarını duygusal bir dille tamamladı.

  • ChatGPT, intihar eden genci suçladı: “Yetkisiz ve kötüye kullanım”

    ChatGPT, intihar eden genci suçladı: “Yetkisiz ve kötüye kullanım”

    Şirket, Raine’in intiharına ilişkin Kaliforniya Yüksek Mahkemesi’ne sunduğu dava dilekçesinde “ChatGPT’nin amaç dışı, yetkisiz ve kötüye kullanımı, öngörülemeyen kullanımı ve/veya uygunsuz kullanımı”nın ölüme sebep olduğunu ifade etti.

    Independet Türkçe’nin aktardığına göre; 16 yaşındaki çocuğun ebeveynleri, yapay zeka sohbet botunun “intihar koçu” görevi gördüğünü söylüyor

    OpenAI, ChatGPT’nin “intihar koçu” olarak hareket etmekle suçlandığı davada bir gencin ölümünün sorumluluğunu reddediyor.

    Nisanda hayatını kaybeden 16 yaşındaki Adam Raine’in ebeveynleri, ağustosta OpenAI’la CEO’su Sam Altman’a, OpenAI’ın yapay zeka sohbet robotunun kendini asmasını sağlayacak düğümün nasıl atılacağına dair yönergeler verdiğini ve intihar notu yazması için yardım teklif ettiğini öne sürerek dava açtı.

    “YETKİSİZ VE KÖTÜYE KULLANIM”

    Salı (25 Kasım) günü San Francisco’daki Kaliforniya Yüksek Mahkemesi’ne sunduğu dava dilekçesinde OpenAI, Raine’in ölümüne yol açan nedenlerin “ChatGPT’nin amaç dışı, yetkisiz ve kötüye kullanımı, öngörülemeyen kullanımı ve/veya uygunsuz kullanımı” olabileceğini belirtti.

    Şirket ayrıca, “sohbet geçmişinin tam olarak incelenmesi, yıkıcı olsa da ölümünün ChatGPT’den kaynaklanmadığını gösteriyor” dedi.

    Raine ailesini temsil eden avukat, OpenAI’ın dava dilekçesini “rahatsız edici” diye niteledi.

    Avukat Jay Edelson Bloomberg’e yaptığı açıklamada şirketin “kendisi hariç herkeste hata bulmaya çalıştığını, hatta şaşırtıcı bir şekilde Adam’ın ChatGPT’yle tam da programlandığı şekilde etkileşime girerek şirketin kullanım koşullarını ihlal ettiğini öne sürdüğünü” söyledi.

    Bu, ChatGPT’nin insanları intihara veya zararlı sanrılara sürüklediğini iddia eden birkaç davadan biri.

    Raine’in ebeveynleri eylülde Kongre’de, yapay zekalı sohbet robotlarıyla etkileşime girdikten sonra intihar eden diğer ebeveynlerle birlikte ifade verdi.

    OPENAI YENİ GÜVENLİK SİSTEMLERİNİ DEVREYE KOYDU

    Raine’in babası Matthew Raine, senatörlere, “Ödev yardımcısı olarak başlayıp giderek bir sırdaşa ve ardından bir intihar koçuna dönüştü” dedi.

    OpenAI daha sonra ebeveynlerin çocuklarının belirli zamanlarda ChatGPT kullanmasını engellemek için “erişimi engelleme saatleri” ayarlamalarına olanak tanıyan araçlar da dahil gençler için yeni güvenlik önlemleri uygulamaya koydu.

    Şirket ayrıca son mahkeme dilekçesinde ChatGPT’nin Raine’e intihar yardım hatları gibi acil durum kaynaklarıyla ve güvendiği kişilerle iletişime geçmeye çağıran mesajları “100’den fazla kez” yazdığını belirtti.

  • Papa, Askerleri Türkçe Selamladı

    Papa, Askerleri Türkçe Selamladı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi ziyaret eden Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’yu resmi törenle karşıladı

    Konuk Devlet Başkanı Papa 14. Leo’nun makam aracını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin önündeki caddede karşılayan süvariler, protokol kapısına kadar eşlik etti.

    Erdoğan, Papa 14. Leo’yu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ana giriş kapısında karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa 14. Leo’nun tören alanındaki yerlerini almalarının ardından, 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı.

    Papa 14. Leo, tören kıtasını, Türkçe “Merhaba asker” diyerek selamladı. Törende, tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa 14. Leo, birbirlerine heyetlerini takdim etti. Türkiye ve Vatikan bayrakları önünde gazetecilere poz veren Erdoğan ve Papa 14. Leo, daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmeye geçti.

    Görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa 14. Leo, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ndeki Cihannüma Salonu’nda davetlilere hitap edecek.

    Törende, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Ankara Valisi Vasip Şahin de yer aldı.

  • Kazakistan’da 3 bin 500 yıldan daha eski Bronz Çağı şehri ortaya çıkarıldı

    Kazakistan’da 3 bin 500 yıldan daha eski Bronz Çağı şehri ortaya çıkarıldı

    ‘Semiyarka’ adı verilen şehrin, 3 bin 500 yıldan daha eski ve bölgede şimdiye dek keşfedilen en büyük planlı yerleşim olma özelliği taşıdığı belirtildi.Uluslararası araştırma, University College London (UCL) ve Durham Üniversitesi ile Toraighyrov Üniversitesi iş birliğiyle yürütüldü.

    Kazılarda bulunan yapıların, iki sıra halinde düzenlenmiş dikdörtgen toprak yükseltiler üzerinde yer alan çok odalı evlerden oluştuğu kaydedildi. Merkezde ise diğer yapılardan iki kat daha büyük bir bina kalıntısı bulunduğu aktarıldı.

    Araştırmanın baş yazarı Dr. Miljana Radivojevic, şehirle ilgili, “Semiyarka, bozkır toplulukları hakkındaki düşüncelerimizi değiştiriyor” ifadesini kullandı.

    Bilim insanları, bu keşfin, Avrasya bozkırında bronz üretimine dair şimdiye kadarki en güçlü kanıtları sunduğunu açıkladı. Yerleşim, İrtiş Nehri üzerindeki yükseltilmiş bir noktada yer alıyor ve adını çevresindeki ‘Yedi Vadiden’ (Semiyarka) alıyor.