Kategori: Dünya

  • Barzani’den Cizre Ziyareti Sonrası Geri Adım: Açıklama Maksadını Aştı

    Barzani’den Cizre Ziyareti Sonrası Geri Adım: Açıklama Maksadını Aştı

    Şırnak’ın Cizre ilçesine yaptığı ziyarette yanında bulunan bordo bereli ve uzun namlulu korumalar nedeniyle tepki çeken Irak Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesud Barzani’nin cephesinden yeni bir açıklama yapıldı. Ziyaretin ardından kamuoyunda oluşan tartışmaların beklentilerin ötesine geçtiği ifade edildi.

    KDP açıklamasında, tarihi olarak nitelendirilen ziyaret sonrası gündeme gelen yorumların maksadını aştığı ve bu durumun endişelere yol açtığı vurgulandı. Türkiye ile Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkilerde yakalanan özel dönemin korunmasının önemine dikkat çekildi.

    Açıklamada, barış sürecinin önemli bir sorunun çözümü için atılmış doğru bir adım olduğu belirtilerek Türkiye hükümeti, iktidar partileri ve bölgede barışın sağlanması için çaba gösteren tüm aktörlerin gayretinin takdir edildiği ifade edildi.

    KDP, tarafların dayanışma içinde kaygıları giderme sorumluluğu bulunduğunu, barışın sağlanması ve bölgesel istikrarın korunması için ortak çıkarların gözetilmesi gerektiğini belirtti.

  • İsrail’in Katılımına İzin Verilmesi Nedeniyle, İspanya ve Hollanda Eurovision 2026’dan Çekildi

    İsrail’in Katılımına İzin Verilmesi Nedeniyle, İspanya ve Hollanda Eurovision 2026’dan Çekildi

    İspanya ve Hollanda, Eurovision organizatörlerinin İsrail’in 2026 yarışmasına katılımına izin vermesinin ardından çekilme kararı aldı. Hollanda devlet kanalı AVROTROS, İsrail’in katılımının kamu yayıncılığı sorumluluklarıyla bağdaşmadığını duyurdu.

    İspanya’nın devlet televizyonu RTVE de Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) İsrail’in katılımına izin vermesi sonrası yarışmadan çekildiklerini açıkladı.

    Çekilme kararları, Gazze’deki savaş ve İsrail’in yarışmayı manipüle ettiği iddialarının ardından alındı. EBU, yeni kurallarla şeffaflığı artırmayı hedeflerken, bazı ülkeler İsrail’in katılımını eleştirerek boykot tehdidinde bulundu. Eurovision uzmanları, bu boykotun yarışmanın tarihindeki en büyük boykot olabileceğini belirtiyor.

    EBU, oylama sürecine müdahale iddiaları üzerine yeni kurallar getirdi. Oy sayısının azaltılması ve yarı finallere profesyonel jürilerin geri getirilmesi gibi önlemler değerlendiriliyor. Ancak çekilen ülkeler bu önlemlerin yetersiz olduğunu savunuyor.

    Mayıs ayında Viyana’da yapılacak 70. Eurovision, İsrail’in katılımıyla tartışmaların odağında. Gelecek yılki yarışmaya katılımını teyit edecek ülkeler aralık ortasına kadar açıklanacak ve nihai liste yılbaşına kadar duyurulacak.

  • Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Grynkewich: Türkiye son derece önemli bir müttefik

    Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Grynkewich: Türkiye son derece önemli bir müttefik

    Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Alexus G. Grynkewich, Belçika’nın Mons kentinde bulunan NATO Avrupa Müttefik Güçler Yüksek Karargahı’nda (SHAPE), NATO ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki işbirliği ile Türkiye’nin Avrupa güvenliğine katkısına ilişkin soruları yanıtladı.

    İttifakın AB ile yürüttüğü işbirliğinde uyumlu olunması ve güçlü yönlerin bir araya gelmesi için çaba sarf ettiklerini belirten Grynkewich, NATO’nun askeri bir komuta yapısına sahip olduğunu ve bu çerçevede ihtiyaç duyulan teknolojik kabiliyetlere ilişkin öneriler sunduğunu, AB ile işbirliğinin iyi gittiğini ifade etti.

    “İttifak genelinde görev yapan en iyi liderlerimizin bazıları Türkiye’den geliyor”

    Grynkewich, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

    “Türkiye son derece önemli bir müttefik, son derece kabiliyetli silahlı kuvvetlere sahip. İttifak genelinde görev yapan en iyi liderlerimizin bazıları Türkiye’den geliyor. Şu anda da örneğin Kosova’daki Komutanımızın liderliğine duyulan büyük bir güven var ve bunun için gerçekten çok minnettarım.”

    “Hibrit tehditler, İttifak’a karşı varoluşsal tehdit oluşturmuyor”

    Avrupa genelinde son dönemde artan hibrit tehditlerin önemli olduğunu ve bu çerçevede saldırıların devam edeceğinin de öngörüldüğünü aktaran Grynkewich, “Bunların hepsi hibrit faaliyetler ağının bir parçası. Bir kısmı dikkatsizce, bir kısmı kasıtlı yapılıyor. Bunların bir kısmının arkasında Rusya’nın olduğunu biliyoruz, belki hepsinin değil ama kesinlikle bir bölümünün arkasında. Kamuoyumuzun da bunu bilmesi gerek.” dedi.

    Grynkewich, diğer taraftan “mesele kontrolümüzde” diyerek, “Hibrit tehditler, İttifak’ın yaptığı hiçbir şeye varoluşsal bir tehdit oluşturmuyor. Birliğimizi zayıflatmıyor. Buna karşılık verebiliyor, bunu yönetebiliyoruz.” diye konuştu.

    NATO’nun daha “proaktif” olmayı da düşündüğünü söyleyen Grynkewich, aynı zamanda NATO’nun bir savunma ittifakı olduğunun altını çizdi.

    “Rusya bizi her gün test ediyor”

    Grynkewich, Rusya’nın “potansiyel saldırganlığına” ilişkin bir soruya ise “Rusya bizi her gün test ediyor. Bence her gün sınanıyoruz.” yanıtını verdi.

    Asıl riski NATO’nun “hasımlarının birbiriyle çok yakın çalışması” olarak değerlendiren Grynkewich, Çin’in, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını finanse ettiğini, Kuzey Kore’nin asker ve teçhizat gönderdiğini, İran’ın da ekipman ve teknoloji transfer ettiğini dile getirdi.

  • Eurovision’da Kritik EBU Kararı: İsrail’in Katılımı Oylanacak mı?

    Eurovision’da Kritik EBU Kararı: İsrail’in Katılımı Oylanacak mı?

    Eurovision Şarkı Yarışması İletişim Sorumlusu Dave Goodman, uluslararası basında çıkan oylama iddialarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Goodman, EBU Genel Kurulu’nda bir araya gelecek üyelerden, yakın zamanda açıklanan ve güven ile şeffaflığı güçlendirmeyi amaçlayan oylama sistemi güncellemelerinin, İsrail’in katılımı konusunda duyulan endişeleri gidermeye yeterli olup olmadığına karar vermelerinin isteneceğini belirtti.

    Goodman, İsrail’in katılımı konusunda bir oylamanın, ancak üyelerin yeni güncellemelerin yeterli olmadığını düşünmeleri halinde yapılacağını ifade etti. EBU, bu güncellemelerin, yarışmanın tarafsızlığını korumak adına güçlü adımlar attıkları konusunda üyelere güvence vermesini umuyor.

    Oylama Sisteminde Güncellemeler Geldi

    İsrail hükümetinin son yarışmaya müdahale ettiği iddialarının ardından EBU, oylama sisteminde önemli güncellemeler yapacağını duyurmuştu. 21 Kasım’daki açıklamada, güncellenen talimatların sanatçı tanıtımını desteklediği ancak özellikle hükümetler veya devlet kurumları dahil üçüncü taraflarca yürütülen orantısız tanıtım kampanyalarını caydırdığı vurgulanmıştı.

    Yeni kurallar kapsamında, katılımcı yayıncı ve sanatçıların, oylama sonucunu etkileyebilecek üçüncü taraf tanıtım kampanyalarına aktif katılması veya katkıda bulunması yasaklanacak ve bu tür girişimler yaptırımla sonuçlanacak. Ayrıca, Mayıs 2026’daki yarışmada ödeme yöntemi başına maksimum oy sayısı 20’den 10’a düşürülerek izleyicilerin birden fazla katılımcıya destek vermeye teşvik edileceği bildirildi. Müzik uzmanlarından oluşan profesyonel jüriler, 2022’den sonra ilk kez Yarı Finallere geri dönecek.

    Avrupa Ülkelerinden Boykot Tehdidi

    Avrupa’daki birçok ülke, Gazze’deki insani trajedi gerekçesiyle İsrail’in Eurovision’a katılmasını istemediğini açıkça beyan etti.

    • İspanya: İsrail ihraç edilmezse 2026 Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmama kararı aldı.

    • Hollanda: İsrail’in katılımına izin verilirse yarışmaya katılmayacağını açıkladı.

    • Slovenya: Filistin halkıyla dayanışma için İsrail dahil edilirse yarışmaya katılmayacağını duyurdu.

    • İrlanda: İsrail’in katılmaya devam etmesi halinde 2026 Eurovision’a katılmayacağını bildirdi.

    • İzlanda: İsrail’in katılması durumunda kendi katılımını sorgulayacağını ifade etti.

    Almanya ve Ev Sahibi Avusturya İsrail’i Destekliyor

    Öte yandan, Almanya ve ev sahibi Avusturya, İsrail’in katılımını destekleyen açıklamalar yaptı.

    • Almanya: Başbakan Friedrich Merz, İsrail’in ihraç edilmesi halinde Almanya’nın yarışmaya katılmaktan gönüllü olarak vazgeçmesi gerektiğini ve ihracın tartışılmasının bile “bir skandal” olduğunu savundu.

    • Avusturya: ORF Genel Müdürü Roland Weissmann, “Şarkı Yarışması gelecek yıl 70. yılını kutlayacak ve İsrail bunun ayrılmaz bir parçası,” değerlendirmesinde bulundu.

  • 4 Şeritli Yol Çöktü: Ölü Sayısı 770’e Yükseldi

    4 Şeritli Yol Çöktü: Ölü Sayısı 770’e Yükseldi

    Endonezya’da Sumatra Adası’nı etkisi altına alan şiddetli yağışlar, sel ve toprak kaymalarına neden oldu. Olayda 4 şeritli bir yol çöktü, yolda bulunan yayalar ve araçlar dev çukura düşmekten son anda kurtuldu. Felaket anları amatör kameralar tarafından kaydedildi.

    Sel ve Heyelanlarda Can Kaybı Artıyor

    Endonezya Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB), Sumatra’daki felakette hayatını kaybedenlerin sayısının 770’e yükseldiğini, 463 kişinin ise hâlâ kayıp olduğunu açıkladı. Yetkililer, sel ve heyelan bölgelerinde kurtarma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.

    Sumatra’da Hayat Durma Noktasına Geldi

    Sel ve toprak kaymaları, bölgedeki altyapıyı ciddi şekilde etkiledi. Yol çökmesi gibi olaylar, bölgedeki günlük yaşamı aksatırken, felaketten etkilenen vatandaşların güvenli bölgelere tahliyesi sürüyor.

  • 4 Şeritli Yol Çöktü, Heyelan ve Sel Felaketinde Ölü Sayısı 770’e Yükseldi

    4 Şeritli Yol Çöktü, Heyelan ve Sel Felaketinde Ölü Sayısı 770’e Yükseldi

    Endonezya’da Sumatra Adası’nı etkisi altına alan şiddetli yağışlar, sel ve toprak kaymalarına neden oldu. Olayda 4 şeritli bir yol çöktü, yolda bulunan yayalar ve araçlar dev çukura düşmekten son anda kurtuldu. Felaket anları amatör kameralar tarafından kaydedildi.

    Sel ve Heyelanlarda Can Kaybı Artıyor

    Endonezya Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB), Sumatra’daki felakette hayatını kaybedenlerin sayısının 770’e yükseldiğini, 463 kişinin ise hâlâ kayıp olduğunu açıkladı. Yetkililer, sel ve heyelan bölgelerinde kurtarma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.

    Sumatra’da Hayat Durma Noktasına Geldi

    Sel ve toprak kaymaları, bölgedeki altyapıyı ciddi şekilde etkiledi. Yol çökmesi gibi olaylar, bölgedeki günlük yaşamı aksatırken, felaketten etkilenen vatandaşların güvenli bölgelere tahliyesi sürüyor.

  • F-16 Savaş Uçağı Eğitim Görevi Sırasında Düştü

    F-16 Savaş Uçağı Eğitim Görevi Sırasında Düştü

    ABD Hava Kuvvetleri’nin ‘Thunderbirds’ akrobasi timinde görev yapan F-16C Fighting Falcon tipi savaş uçağının California’nın güneyindeki Trona Havalimanı yakınlarında düştüğü bildirildi.

    Pilot Fırlatma Sistemiyle Kurtuldu

    San Bernardino İlçe İtfaiye Departmanı, pilotun düşüşten önce uçaktan ayrılarak kurtulduğunu ve hastaneye kaldırıldığını açıkladı. Pilotun sağlık durumunun takip edildiği belirtildi.

    Nellis Hava Kuvvetleri Üssü’nin açıklamasına göre uçak, Los Angeles’ın yaklaşık 300 kilometre kuzeyindeki Trona bölgesinde bir eğitim görevine katılıyordu.

    İnceleme Başlatıldı

    Kazanın ardından ABD Hava Kuvvetleri tarafından detaylı inceleme başlatıldığı ifade edildi.

  • Roblox Erişime Kapatıldı

    Roblox Erişime Kapatıldı

    Dünya genelinde milyonlarca kişinin oynadığı Roblox, Rusya’da terör eylemleri ve LGBT içerikli propaganda yapıldığı gerekçesiyle erişim engeline alındı. Roskomnadzor tarafından yapılan açıklamada platformda aşırılıkçılık ve uygunsuz içeriklerin yer aldığı vurgulandı.

    Resmî açıklamada Roblox’ta çocukların zaman zaman cinsel tacize maruz kaldığı içeriklerin bulunduğu belirtildi. Günlük 110 milyon kullanıcısı olan platformun yüzde 20’sini 9 yaşından küçük çocuklar oluşturuyor. Kullanıcı kitlesinin büyük çoğunluğunun 16 yaş altı olduğu ifade edildi.

    Daha Önce Türkiye’de de Engellenmişti

    Roblox, Türkiye’de de çocuklar için olumsuz sosyal ortamlar oluşturduğu ve istismar olaylarına neden olduğu gerekçesiyle erişime kapatılmıştı. Bu kararın ardından pek çok çocuk yasak nedeniyle tepkilerini dile getirmiş, oyunun yeniden açılmasını umut etmişti.

    Hem Rusya’da hem diğer ülkelerde Roblox’un içerik güvenliği ve çocuk koruma politikaları tartışma konusu olmaya devam ediyor. Platformla ilgili incelemeler ve düzenleyici değerlendirmeler sürüyor.

  • Hakan Fidan: Savaşın Coğrafyası Genişledi

    Hakan Fidan: Savaşın Coğrafyası Genişledi

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Brüksel’de düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrası basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Karadeniz’de Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesindeki gemilere yapılan saldırıların seyir güvenliğini ihlal ettiğini ve ticareti etkilediğini söyledi. Saldırılar nedeniyle savaşın coğrafyasının genişlediğini belirten Fidan, bu durumu çok korkutucu olarak nitelendirdi.

    Fidan, Rusya-Ukrayna barış görüşmelerine dair umudunun sürdüğünü ifade etti. Müzakere masasında kalmanın önemine vurgu yapan Bakan Fidan, şartlar ne kadar zor olsa da tarafların uzlaşabileceğini söyledi. Rusya ve Ukrayna’nın farklı başlangıç pozisyonlarına sahip olduğuna dikkat çeken Fidan, orta noktada buluşmanın mümkün olduğunu belirtti. ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un ara buluculuk sürecinde önemli rol oynayacağını düşündüğünü de dile getirdi.

    Bakan Fidan, Avrupa’da yapılacak barışın savaş sonrası düzeni de belirleyeceğini vurguladı. Her ülkenin kendi güvenliği ve çıkarı doğrultusunda farklı talepleri olduğunu söyleyen Fidan, bu nedenle düşünce karmaşasının oluştuğunu ifade etti. Barış sonrası oluşacak yapının Avrupa’nın geleceği açısından kritik olduğunu belirtti.

    Fidan, Avrupa Birliği ülkeleriyle ilişkilerin genel olarak olumlu ilerlediğini söyledi. Ancak birçok AB ülkesinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden şikayetçi olduğunu aktardı. Türkiye-AB ilişkilerinin birkaç ülkenin tutumuna takılmaması gerektiğini ifade eden Fidan, AB’de bazı kararların oy birliğiyle alınmasının sıkça suistimal edildiğini vurguladı.

    Türkiye’nin ticaret, ekonomi, politika ve savunma alanlarında güvenilir bir ortak olduğunu söyleyen Fidan, Türkiye’nin güçlü özel sektörü ve dinamik nüfusuyla önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Dış politikada kimseye koz vermeden ilerlemenin önemine dikkat çekti.

  • Türkiye-Ermenistan Kara Sınırı Altı Ay İçinde Açılabilir

    Türkiye-Ermenistan Kara Sınırı Altı Ay İçinde Açılabilir

    Bloomberg’de yer alan haberde Türkiye’nin, 1993’ten beri kapalı olan Ermenistan kara sınırını altı ay içinde açmayı değerlendirdiği belirtildi. Planlanan sınır kapısı, Iğdır’daki Alican Sınır Kapısı olacak.

    Haberde, sınırın açılması durumunda Kafkasya bölgesinde ticaretin yeniden canlanmasının önünün açılacağı iddia edildi. Türkiye, bu adım ile bölgedeki ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi amaçlıyor.

    Türkiye, Dağlık Karabağ savaşında müttefiki Azerbaycan ile dayanışma göstermek amacıyla 1993 yılında sınırı kapatmıştı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Güney Kafkasya’da başlayan çatışmalar, Türkiye-Ermenistan ilişkilerini uzun süre olumsuz etkiledi.

    Kaynaklara göre, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sorunlar çözülürse, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde normalleşme mümkün olabilecek. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın seçimleri kazanması durumunda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile birlikte barış anlaşması imzalanabileceği belirtildi. Ayrıca Türkiye, diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek için Ermenistan’a büyükelçi atayabilir.

    Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan ve Ermenistan arasında nihai bir barış anlaşması sağlanmadan ilişkilerin tamamen başlatılmayacağını ifade etti. Fidan, ilişkileri şimdi normalleştirmenin, Ermenistan’ın barış anlaşması imzalamasının en büyük nedenini ortadan kaldıracağını belirtti.

  • BM Raporu: Yapay Zekâ Ülkelerin Uyum Kapasitesini Aşıyor, Küresel Eşitsizliği Derinleştirebilir

    BM Raporu: Yapay Zekâ Ülkelerin Uyum Kapasitesini Aşıyor, Küresel Eşitsizliği Derinleştirebilir

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yayımlanan rapor, yapay zekânın dünya genelinde hızla yayılırken ülkeler arasındaki eşitsizlikleri büyütme riski taşıdığını vurguladı. Denetimsiz bir şekilde büyüyen AI ekosisteminin, son yarım yüzyılda gözlenen kalkınma eşitsizliklerindeki iyileşmeleri tersine çevirebileceği belirtildi.

    Raporda, yapay zekânın benimsenmesinin artık yıllar değil aylar içinde gerçekleştiği ancak çok sayıda ülkenin bu teknoloji için gerekli altyapı, beceri ve yönetişim sistemlerinden yoksun olduğu belirtildi. UNDP’nin Asya-Pasifik başekonomisti Philip Schellekens, kapasite farkının ülkeler arasındaki en büyük kırılma hattı haline geldiğini söyledi.

    Dünya nüfusunun yüzde 55’inden fazlasını barındıran bölge, küresel AI kullanıcılarının yarısına ev sahipliği yapmasına rağmen halkın yalnızca yüzde 14’ü AI araçlarını aktif olarak kullanabiliyor. Bölgedeki 3,7 milyar kişinin teknolojinin dışında kaldığı, nüfusun dörtte birinin hâlâ çevrimdışı olduğu ifade edildi. Güney Asya’da kadınların akıllı telefon sahibi olma olasılığı erkeklerden yüzde 40’a kadar daha düşük.

    Rapor, Çin’in küresel AI patentlerinin yaklaşık yüzde 70’ine sahip olduğuna dikkat çekti. Bölge genelinde 3.100’ün üzerinde yeni AI şirketinin finansman aldığı ve Singapur, Güney Kore ve Çin’in AI altyapısı ile becerilerine yoğun yatırım yaptığı belirtildi.

    AI’nın bölge ekonomilerinin yıllık büyüme oranını yaklaşık 2 puan artırabileceği, sağlık ve finans gibi sektörlerde verimliliği yüzde 5’e kadar yükseltebileceği ifade edildi. Ancak 1,3 milyar işçinin hâlâ kayıt dışı çalıştığı, 770 milyon kadının iş gücüne katılmadığı ve 200 milyon kişinin aşırı yoksullukta yaşadığı hatırlatıldı.

    Rapora göre kadınların yaptığı işlerin otomasyondan etkilenme oranı erkeklerden iki kat fazla. AI’nın yüksek maruziyet gösterdiği sektörlerde genç istihdamı düşüyor, özellikle 22–25 yaş arası kesimin kariyer başlangıçları risk altında. Eğitim verilerindeki eksiklikler nedeniyle kırsal ve yerli toplulukların sistematik olarak yanlış sınıflandırıldığı belirtildi.

    AI destekli kredi algoritmalarının çoğunlukla kentsel erkek verileriyle eğitildiği, bu nedenle kadın girişimciler ve kırsal çiftçilerin hatalı şekilde yüksek riskli olarak işaretlendiği vurgulandı. Ayrıca kentlerde temel dijital becerilere sahip kişilerin oranının bile oldukça düşük olduğu kaydedildi.

    Asya-Pasifik’te 1,6 milyar kişinin sağlıklı beslenmeye erişemediği, 27 milyon gencin ise okuryazarlığının olmadığı belirtildi. Birçok ülkenin kendi kültürel ve dilsel yapılarıyla örtüşmeyen ithal AI modellerine bağımlılığı sorun olarak ele alındı. Avrupa’da Danimarka, Almanya ve İsviçre hazırlıkta öne çıkarken, bazı Doğu Avrupa ülkeleri geride kalıyor.

    Rapor, AI’nın sel tahmini veya kredi puanlaması gibi alanlarda kamu hizmetlerine katkı sağlayabileceğini ancak kapsamlı düzenlemelere sahip ülke sayısının yetersiz olduğunu vurguladı. 2027’de veri ihlallerinin yüzde 40’ından fazlasının üretken AI’nın kötüye kullanımından kaynaklanabileceği uyarısı yapıldı.

    UNDP Asya-Pasifik Bölge Direktörü Kanni Wignaraja, AI’nın hızla ilerlediğini, birçok ülkenin ise hâlâ başlangıç çizgisinde olduğunu belirterek kapasite farkının hızla büyüdüğüne dikkat çekti. Ancak rapor, gerekli yatırımlar ve yönetişim modelleri ile eşitsizliklerin kader olmadığını hatırlattı.

  • Bakü Slavyan Üniversitesi Rektörü Nağıyev: Zengezur Koridoru Kafkasya’nın Jeopolitiğini Değiştirecek

    Bakü Slavyan Üniversitesi Rektörü Nağıyev: Zengezur Koridoru Kafkasya’nın Jeopolitiğini Değiştirecek

    Bakü Slavyan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Anar Nağıyev, Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde düzenlenen konferansta konuştu. “Değişen Jeopolitik Gerçeklikler ve Azerbaycan’ın Bölgesel Liderliği” başlıklı etkinlikte Nağıyev, Zengezur Koridoru’nun bölge için stratejik önem taşıdığını söyledi.

    Nağıyev, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin her geçen gün geliştiğini, 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi ile müttefiklik bağlarının resmen pekiştirildiğini belirtti. Azerbaycan’ın bulunduğu coğrafyada zaman zaman saldırılar ve zorluklarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

    Nağıyev, Türk devletlerinin birliğine katkı sunacak Zengezur Koridoru’nun yalnızca Azerbaycan için değil tüm bölge için önemli bir ulaşım ve ticaret hattı olduğunu dile getirdi. Bu projenin Kafkasya’nın jeopolitik yapısını kökten değiştirecek nitelik taşıdığını vurguladı.

    Koridorun hayata geçirilmesi için uluslararası düzeyde çalışmaların devam ettiğini belirten Nağıyev, sürecin diplomatik boyutunun önemine dikkat çekti.

    Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eylem Bayır da Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ilişkisinin her alanda ilerlediğini ifade ederek Nağıyev’e teşekkür etti.

  • Zirve olumsuz sonuçlandı: Putin, ABD Önerilerinin Bir Kısmını “Kabul Edilemez” Buldu

    Zirve olumsuz sonuçlandı: Putin, ABD Önerilerinin Bir Kısmını “Kabul Edilemez” Buldu

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile Kremlin’de önemli bir toplantı yaptı. Yaklaşık beş saat süren görüşmede taraflar diyaloğu yararlı ve yapıcı olarak nitelendirdi, ancak herhangi bir uzlaşma sağlanamadı.

    Putin’in kıdemli danışmanı Yuri Ushakov, görüşmelerin içeriğinin açıklanmayacağını belirtti. Tarafların, diyalog kanallarını açık tutma konusunda hemfikir olduğu ifade edildi.

    Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Putin’in ABD’nin önerilerini bütünüyle reddetmediğini, ancak bazı maddeleri kabul edilemez bulduğunu söyledi. Peskov, bunun bir uzlaşma arayışı açısından normal bir süreç olduğunu vurguladı.

    Peskov, Rusya’nın Ukrayna barış anlaşmasına ilişkin bazı ABD tekliflerini kabul edilemez olarak değerlendirdiğini açıkladı. Ancak buna rağmen Moskova’nın diyaloğu anlaşmaya varılana kadar sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

    Kremlin, görüşmelerin AB liderleriyle yapılmamasını ise Avrupa’nın hâlâ Rusya’ya stratejik yenilgi yaşatma fikrine bağlı olduğu gerekçesiyle açıkladı. Peskov ayrıca Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarına karşı aldığı önlemlerin ekonomik güç kaybını hızlandıracağını ifade etti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enflasyon verileri umutlarımızı artırdı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enflasyon verileri umutlarımızı artırdı

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.

    Yılın üçüncü çeyrek verilerinin açıklanmaya başladığını hatırlatarak konuşmasına başlayan Erdoğan, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan ilk 9 aylık turizm istatistiklerine dikkati çekti.

    Erdoğan, 2025 yılının ilk 9 ayında Türkiye’yi ziyaret eden kişi sayısının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,6 artışla 49 milyon 993 bine yükseldiğini belirterek, “Turizm gelirlerinde ilk 3 çeyrekte 50 milyar doları yakaladık. Böylece tüm zamanların 3 çeyrek rekorunu kırmış olduk.” diye konuştu.

    “OECD ülkeleri arasında dördüncü sırada yer aldık”

    Pazartesi günü açıklanan büyüme rakamlarının oldukça müspet olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomimiz 21 çeyrektir kesintisiz sürdürdüğü büyüme trendini 2025’in üçüncü çeyreğinde de devam ettirmiştir. Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 3,7 büyüyerek istikrarlı seyrini korumuştur. Bu oranla OECD ülkeleri arasında dördüncü, G20 ülkeleri arasında da beşinci sırada yer aldık.” ifadelerini kullandı.

    Tarım sektöründe, zirai don ve kuraklık kaynaklı arzu edilmeyen bir küçülme yaşandığını dile getiren Erdoğan, bu yıl yağışların bol ve bereketli olmasıyla tarımın toparlanmasını beklediklerini ifade etti.

    “Milli gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı”

    Makine ve teçhizat yatırımlarındaki artışın üretime ilişkin umutları güçlendirdiğinin altını çizen Erdoğan, “Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,5 trilyon doları aşmıştır. Büyüme rakamlarımız milletimiz için hayırlı, uğurlu olsun diyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti;

    Bir diğer önemli gelişme ülkemizin risk primindeki düşüştür. CDS’imiz 233 baz puana gerileyerek son 7 yılın en düşük seviyesine indi. Bu sabah kasım ayı enflasyon rakamları açıklandı. Orada da umutlarımızı artıran bir tabloyla karşılaştık. Buna göre kasım ayı enflasyonumuz 0,87 geldi. Temel mal enflasyonu yüzde 18’ler seviyesine indi. Hizmet enflasyonundaki düşüş ise sürüyor. Deprem konutları ve sosyal konut projelerimizle birlikte kira enflasyonunda hızlı bir gerileme bekliyoruz. Bu güzel haberlerin de ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

    “Hedeflerimizden kopmadık ve kopmuyoruz”

    Her zaman söylediğim gibi Türkiye’nin hedefi, rotası, izleyeceği güzergah bellidir. Bu hedef, 86 milyonun tamamının refahını kalıcı biçimde artırmaktır. Bu hedef, 2028 yılında 1,9 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşmaktır. Bu hedef, gelecek 3 yıl içinde mal ihracatımızı 375 milyar dolara çıkarmaktır. Bu hedef, yine 3 yıl sonra turizmde 100 milyar dolar gelir elde etmektir. Bu hedef, ülkemize 2 trilyon dolar maliyeti olan terör belasına son vererek Türk ekonomisini şahlandırmaktır. Bölgemizdeki sıcak çatışmalara, küresel ekonomideki belirsizliklere, gümrük tarifeleri üzerinden alevlenen ticaret savaşlarına, Türkiye’nin önünü kesmek için türlü oyunlar çeviren melun ve meyyus odaklara rağmen; hamdolsun hedeflerimizden kopmadık ve kopmuyoruz.

    Bizi cesur kılan, bizi her türlü badire karşısında güçlü ve dirençli kılan işte budur; hedeflerimize ulaşacağımıza olan sarsılmaz inancımızdır. Ekonomi başta olmak üzere her alanda daha aydınlık bir Türkiye’ye inşallah hep beraber vasıl olacağız. Bu ülkeye yeni bedeller ödetmeyecek, bedel ödetmek isteyenlere de geçit vermeyeceğiz. Suyu önce bulandırıp sonra da bulanık suda sazan avına çıkan simsarların oyunlarına gelmeyeceğiz. Elbette ekonomide rakamlar, oranlar, karşılaştırmalar önemlidir; ama asıl olan 86 milyonun topyekün düşüncesi, fikri ve kanaatidir. Asıl olan esnafın, tüccarın, emeklinin, emekçinin ne dediği, ne hissettiğidir. Bu süreçte sadece rakamlara, sadece oranlara bakmıyor; çarşıya, pazara, esnafa, tüccara, reel sektörün kalbinin attığı sanayi bölgelerimize de kulak veriyoruz. Reel sektörden gelen talep ve şikayetleri daima dikkatle dinledik, bugün de istişare hattımız en üst seviyededir.

    “Emekçi ve sanayicimizin yanında olacağız”

    Kabine toplantımız sonrasında KOBİ’lerimizle ilgili yeni bir müjdemizi paylaştık. Geçen yıl emek yoğun üretim yapan tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerinde başlattığımız koruma programını devam ettiriyoruz. İstihdamını koruyan KOBİ’lerimize çalışan başına verdiğimiz aylık 2.500 liralık desteği, 2026 senesinde 3.500 liraya yükseltiyoruz. Büyük ölçekli firmalarımızı da dahil edeceğimiz yeni programla 1 milyon 100 bin istihdamı koruyacak emekçi ve sanayicimizin yanında olacağız. Yeni programımızın ekonomimize hayırlı olmasını diliyorum.

    Son toplantımızdan bu yana uluslararası ilişkiler boyutunda oldukça yoğun bir mesaimiz oldu. Özellikle G-20 Liderler Zirvesi vesilesiyle bulunduğumuz Güney Afrika Cumhuriyeti’nde önemli temaslar gerçekleştirdik. Biliyorsunuz G-20 ülkeleri dünya ekonomisinin yüzde 85’ini, nüfusunun ise üçte ikisini temsil ediyor. Bu ülkeler gerek iktisadi güçleri, gerek dünya siyasetindeki ağırlıklarıyla küresel sorunlara çözüm arayışında ön plana çıkıyor. Biz de G-20’nin en aktif üyelerinden biri olarak çalışmalara gereken desteği veriyoruz. Johannesburg Zirvesi’nde de “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” şiarıyla küresel sistemin yapılandırılmasına olan ihtiyacı dile getirdik.

    Dünya genelinde her 10 kişiden biri hala aşırı yoksullukla mücadele ediyor. Dünyanın birçok ülkesine gittiğimizde şu ibretlik manzarayla sık sık karşılaşıyoruz: Bir yanda dünyanın en pahalı markalarıyla arz-ı endam eden bir avuç elit varken, diğer yanda günlük bir dolar gelirle hayata tutunmaya çalışan milyonları görüyoruz. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan mevcut düzenin sürdürülebilir olmadığının altını her zeminde çiziyoruz. G-20’de verdiğimiz mesajların, bilhassa Afrikalı kardeşlerimiz nezdinde memnuniyetle karşılandığını özellikle gördük. Türkiye, uluslararası platformlardaki dik ve dirayetli duruşuyla daha fazla takdir topluyor, çağrıları daha fazla makes buluyor.

    “Biz vicdan sahibi bir millet ve devletiz”

    Bunda elbette ülkemizin son 20 yılda kıtayla ilişkilerini geliştirmesinin büyük payı var. Son 20 yılda Afrika’daki büyükelçiliklerimizin sayısı 12’den 44’e çıktı. Afrika ülkelerinin Ankara’daki temsilcilikleri ise 10’dan 38’e yükseldi. Kıtayla ticaretimiz 20 senede 5 milyar dolardan 37 milyar dolar seviyelerine geldi; hedefimiz ise 50 milyar dolar. Doğrudan yatırımlarımız 10 milyar dolara ulaşırken, şirketlerimiz 97 milyar dolar değerinde 2 binden fazla proje üstlendi. Türk Hava Yolları’mız 41 ülkede 64 noktaya ulaşarak kıtanın en geniş uçuş ağına sahip firmalarından biri oldu. Türkiye Maarif Vakfı’na ait okullarımız 22 bin öğrenciye eğitim hizmeti veriyor. Türkiye mezunu öğrenciler kıtada artık bakan, büyükelçi, bürokrat, iş adamı, akademisyen olarak önemli görevlere geliyor. İnşallah çok daha iyi yerlerde olacağız.
    Şunu burada bir kez daha belirtmek isterim: Afrika ve Afrika halkları bizim kardeşimizdir. Bu kardeşlik hukukunun gereklerini yerine getirmek bizim görevimizdir. Bu hukuka 20 yıl boyunca hiç gölge düşürmedik, inşallah düşürmeyeceğiz. Şunun da bilinmesinde fayda görüyorum; Biz her şeyden önce vicdan sahibi bir millet ve devletiz.

    En yakınımızdan en ücra köşeye kadar ulaşabildiğimiz her yere, imkanlarımız ölçüsünde el uzatmak bizim için çekinilecek bir durum değildir. Tam tersine, Türkiye’nin alan el konumundan son 23 yılda veren el konumuna gelmesi, ülkemiz ve milletimiz adına bir kıvanç vesilesidir. Nasıl 103 bin tonu aşan insani yardımlarımızla Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülkelerden biriysek; neredeyse tüm dünyanın derin bir sessizlikle izlediği Sudan’daki trajediye de en fazla hassasiyet gösteren biziz. AFAD’ımız, Kızılay’ımız, Türkiye Diyanet Vakfımız ve bu meseleyi dert edinen insani yardım vakıflarımız; tıpkı Gazze’de yaptıkları gibi Sudan’daki insani felaketi de hafifletmek için seferberlik ruhuyla koşturuyor. Akan kanın bir an önce durması, Sudan’ın daha fazla kaosa sürüklenmemesi için yoğun çaba içindeyiz. Büyük ülke olmak, büyük millet olmak neyi gerektiriyorsa inşallah içeride ve dışarıda biz işte bu tavır içerisinde olacağız.

    “2026 yılı uluslararası zirveler yılı olacak”

    2026 yılı Türkiye açısından kelimenin tam anlamıyla bir uluslararası zirveler yılı olacak. COP31 Zirvesi vesilesiyle 200’e yakın ülkeyi Antalya’mızda ağırlayacağız. Temmuz ayında NATO Zirvesi’ni başkentimiz Ankara’da gerçekleştireceğiz. Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Zirvesi’ne ülkemizde ev sahipliği yapacağız. 2026 senesi boyunca da Türkiye’nin itibarına itibar katmayı sürdüreceğiz. Namık Kemal bizim iç siyasette hizmet odaklı, dış siyasette vicdan eksenli politikamızı bakın nasıl anlatıyor, “Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten, Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten.” Günümüz Türkçesiyle ifade edecek olursak şöyle diyor: Kendini insan bilenler halka hizmetten usanmaz. Mert olanlar ezilenlere yardımdan el çekmez.

    Gelecek nesillere bizim devraldığımızdan daha ileri bir ekonomi, daha güçlü bir demokrasi, daha caydırıcı bir savunma sanayi, daha itibarlı bir dış politika, daha iyi hizmet üreten bir bürokrasi teslim etmek amacıyla dur durak bilmeden çalışıyoruz. İstiyoruz ki yarın veya ertesi gün değil, bizden 40-50 sene, hatta bir asır sonra bile hayırla, şükranla, minnetle yad edilen eserler bırakalım. İstiyoruz ki çocuklarımıza her alanda müreffeh ve muzaffer bir ülke emanet edelim. İstiyoruz ki gençlerimize demokrasi standartları, hukuk standartları, yaşam standartları çok yüksek bir Türkiye teslim edelim. İstiyoruz ki yıllardır halının altına süpürülmüş sorunları çözelim, Türkiye Yüzyılı’nın inşasının önündeki büyük küçük bütün engelleri kaldıralım. Bizim yegâne niyetimiz budur; bizim siyasette varlık gayemiz budur.

    “Bize gölge etmeyin, o bize yeter”

    İşte geçtiğimiz günlerde savunma sanayiimizde küresel bir başarıya daha imza attık. KIZILELMA adını verdiğimiz insansız savaş uçağımız, Murat isimli radarımızla tespit edilen bir savaş uçağını Gökdoğan isimli füzemizle havadan havaya tam isabetle vurmayı başardı. Böylece Kızılelma, havadan havaya görüş ötesi hedefi vurabilen ilk insansız savaş uçağı oldu. Türkiye, hava savunmasında çok stratejik bir imkâna sahip olma yolunda ciddi bir üstünlük elde etti. Milletimize bu gururu yaşatan tüm kurumlarımıza, bilim insanlarımıza, çalışanlara ve özel sektörümüze ülkem ve milletim adına samimi tebriklerimi iletiyorum.

    Bu arada testler Sinop’ta yapıldı; bu küresel başarıya Sinop’ta ulaşıldı. Biliyorsunuz CHP Genel Başkanı bu testleri, “Sinop’ta balıklar rahatsız oluyor” diyerek eleştirmişti. Biz ona yine Sinoplu Diyojen’in o meşhur sözüyle cevap verelim: “Gölge etme, başka ihsan istemez.” Siz gidin kurultay üstüne kurultay yapın. Siz gidin kendi iç meselelerinizle uğraşın. Siz gidin gırtlağınıza kadar battığınız pisliklerden arının. Siz gidin önce içinizdeki yolsuzluk yapanları ayıklayın. Bize gölge etmeyin, o bize yeter.

    “Kürt kardeşim kimin cellat olduğunu çok iyi bilir”

    Şimdi çıkmış, artık ismini bile duymaya tahammül edemedikleri selefi Kılıçdaroğlu gibi birilerini cellat olmakla itham ediyor. Neymiş? DEM Parti’nin terörsüz Türkiye sürecine katkı vermesi Stockholm sendromuymuş; yani celladına aşık olmakmış. İnsanda biraz utanma olur, mahcubiyet olur. Hadi Türkiye’yi bilmiyorsun, hadi dış politikadan haberin yok, hadi ekonomide elifi görsen mertek zannedersin; insan bari kendi geçmişini bilir, kendi kara sicilini bilir. Şimdi bu beyefendiye sormak lazım; Ya sen ömrün boyunca hiç mi CHP’nin utanç lekeleriyle dolu tarihini okumadın? Tek parti faşizminin bu millete neler yaşattığını hiç mi öğrenmedin?

    Sen kimin cellat, kimin mağdur olduğunu bilmiyor olabilirsin ama benim Kürt kardeşim kimin cellat olduğunu çok iyi bilir. Şurada Ulus Meydanı’nda, İstiklal Mahkemeleri’nde alelacele kararlar alıp darağaçlarında iskemleyi kimin devirdiğini milletim gayet iyi bilir. Merhum Menderes’in, Polatkan’ın, Zorlu’yu adım adım darağacına kimin taşıdığını milletim bilir. Şimdi ardından timsah gözyaşları döktükleri Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamlarına kimin sessiz kalarak onay verdiğini benim milletim çok iyi bilir. Terörle mücadele adı altında Tunceli’den başlayarak bizim dönemimize kadar Kürt kardeşlerimizin kanını kimin döktüğünü benim milletim çok iyi bilir. Sayın Özel, hedef saptırmasın. Kendini boşu boşuna hiç yormasın. Eğer cesareti varsa ve bir cellat görmek istiyorsa aynaya baksın. Kendi tarihine baksın, CHP’nin geçmişine baksın; celladı orada zaten görecektir.

    “CHP zihin kodlarındaki faşizmi ve elitizmi dışa vuruyor”

    Burada şunu da ifade etmek durumundayım: Yönetim değişiyor fakat CHP her şeye çıkar odaklı bakma alışkanlığından bir türlü kurtulamıyor. CHP’nin gözünde kendileri “ağa”, geri kalan milyonlar ise “maraba.” Kürt kardeşlerim herkese bunlar için sadece bir oy deposu. Ama artık yutmazlar. Denklem gayet basit: Hiçbir karşılık beklemeden seçimlerde oy verdiğinizde sizden iyisi yok; tersi bir durumda ise sizden kötüsü yok. Bakın biz buna daha önce 14-28 Mayıs seçimlerinde deprem bölgesinde şahit olduk. Sırf kendi Cumhurbaşkanı adaylarına oy vermediler diye depremzedelerimize günlerce etmediklerini bırakmadılar. Gece vakti misafirhanelerden kovmaktan, sosyal medyadaki edepsizliklere kadar her türlü vicdansızlığı, her türlü hoyratlığı sergilediler.

    Bugün de aslında aynısı tekerrür ediyor. CHP zihin kodlarındaki faşizmi ve elitizmi dışa vuruyor. CHP’nin saklamaya çalıştığı gizli yüzü, niyeti, fikri ve zikri deşifre oluyor. AK Parti olarak bizim tavrımız bellidir: Onlar ne yaparsa yapsın; biz Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Çerkeziyle, Lazıyla tüm Türkiye’yi kucaklamaya devam edeceğiz. Hiçbir ayrım gözetmeden 86 milyonun hiçbir ferdini aynı samimiyetle, aynı muhabbetle bağrımıza basacağız.

    Terörsüz Türkiye sürecindeki çalışmalarla ilgili şu hakikati bugün tarihe kayıt olarak düşmek istiyorum: Bundan 24 sene evvel partimizi kurarken sergilediğimiz irade neyse, 2005 yılında Diyarbakır’da “Bu sorun benim de sorunumdur” derken ortaya koyduğumuz cesaret neyse, 2013 yılında çözüm için “Baldıran zehri içmek gerekirse biz o baldıran zehrini de içeriz, yeter ki bu ülkeye huzur gelsin, refah gelsin” dediğimiz gündeki kararlılığımız neyse; AK Parti olarak bugün de aynı iradeyi, aynı cesareti ve samimiyeti taşıyoruz.

    “Cumhur İttifakı hedef, anlayış ve fikir birliği içindedir”

    Partimizin, ittifakımızın ve devletimizin önce “Terörsüz Türkiye’yi”, ardından ülkemize yönelik terör tehdidinin bertaraf edildiği “Terörsüz Bölgeyi” inşa etme azmi tamdır. Cumhur İttifakı hedef, anlayış ve fikir birliği içindedir. Her fırsatta söylüyorum, bugün tekrar altını çizerek ifade ediyorum: Allah’ın izniyle, aziz milletimizin de hayır duasıyla bu sefer başaracağız. Evlatlarımıza terörün karanlık gölgesinin düşmediği bir Türkiye’yi inşallah teslim edeceğiz. Cumhur İttifakı olarak bir siyasi risk alıyorsak, sadece elimizi değil gövdemizi de taşın altına koyuyorsak işte bunun için alıyoruz. Türkiye yarım asırlık bir beladan, yarım asırlık bir sorundan, yarım asırlık bir musibetten tamamen kurtulsun diye bunları yapıyoruz. Cumhur İttifakı’nın bütün mücadelesi bunun içindir, bu hedefe suhuletle varmak içindir.

    “Sayın Bahçeli’yi hedef alan hadsiz açıklamalar kabul edilemez”

    Bu noktada ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi hedef alan dünkü saygısız ve hadsiz açıklamaları asla tasvip etmediğimizi, kabul edilemez bulduğumuzu burada ifade etmek isterim. Gerek parti sözcümüz gerekse Dışişleri Bakanlığımız konuya dair rahatsızlığımızı açıkça dile getirmiş, gerekli diplomatik adımlar atılmış, izahat yapılması istenmiştir. Bu vahim hatadan bir an önce dönülmeli ve düzeltilmelidir.

    Öte yandan, bundan sonra sürecin biraz daha ivme kazanmasını ümit ediyoruz. İyimser konuşurken 23 yıllık tecrübelerimizin ışığında elbette şu riskleri de göz ardı etmiyoruz: Hedefe yaklaştıkça istismar mekanizmaları daha fazla devreye girecek. Terör bitince işsiz kalacak olanlar bunu engellemek için daha fazla mesai yapacak. Türkiye’nin bu paslı prangadan kurtulmasını istemeyenler son ana kadar vazgeçmeyecek. Bunların tamamının farkındayız ve hepsine de hazırlıklıyız. İnancım ve samimi duam odur ki; sorunları çözmek amacıyla milletimizin Gazi Meclisimize gönderdiği bütün milletvekillerimiz, hayati önemi haiz bu konuda bizimle aynı hissiyatı paylaşır, bizimle aynı hedefe yürür. Özellikle tarihi bir sorumluluk üstlenen komisyonumuzun şimdiye kadar başarıyla yürüttüğü çalışmalarını, bundan sonra da milletin ve memleketin menfaatlerini önceleyen bir anlayışla tekemmül ettireceğine inanıyorum. AK Parti olarak biz bugüne kadar olduğu gibi sorumluluk almaya, yapıcı ve ön açıcı olmaya devam edeceğiz.

    “Milletimizi umutsuzluğa sevk etmek için gayret içindeler”

    Ana muhalefetin eski yönetim, yeni yönetim ve paralel yönetim arasında giderek kızışan çatışmalarını örtmek, belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluklarını perdelemek için topluma karamsarlık pompaladığını, umutsuzluk yaymaya çalıştığını hepimiz çok net görüyoruz, biliyoruz. Muhalefetin bu noktada yalnız olmadığını da anlıyoruz. İçeride ya da dışarıda birtakım etki ajanları milletimizin huzurunu bozmak, milletimizi kutuplaştırmak, özellikle de gençlerimizi umutsuzluğa, karamsarlığa sevk etmek için yoğun gayret içindeler.

    “Büyük bir atılım ve kalkınma seferberliği içindeyiz”

    Bakınız; bir yandan tarihimizin en yıkıcı depreminin yaralarını sarıyoruz, bir yandan açılıştan açılışa koşuyoruz. Bir yandan ekonomiyi büyütüyoruz, diğer yandan savunma sanayinde küresel rekorlar kırıyoruz. Yani her alanda büyük bir atılım ve kalkınma seferberliği içindeyiz. Tabii bunları görmek için Türkiye’ye nereden baktığınız son derece önemli. Türkiye’ye başkalarının ellerine tutuşturduğu gözlüklerle bakanlar her şeyi bulanık görürler. Ama Türkiye’ye kendi gözüyle, kendi gözlüğüyle bakanlar; her alanda yükselen, büyüyen, güçlenen, iddiaları olan, tezleri olan, ayakları yere sağlam basan, özgüvenli bir Türkiye görürler.

    “İnsanı merkeze alan bir devlet anlayışı görüyoruz”

    Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum değerli arkadaşlar: Bu topraklar bin yılı aşkın süredir Müslüman Türk hakimiyeti altındadır. Bu topraklarda isteyen istediğine inanmakta özgürdür. İsteyen kendi ibadethanesinde, kendi ibadetini yapmakta özgürdür. Bu topraklar hoşgörü toprağıdır. Biz üç kıtada hüküm sürmüş, üç kıtada at koşturmuş cihan imparatorluğunun bakiyesi bir devletiz. Biz Selçuklu’nun, Osmanlı’nın devamı bir ülkeyiz. Biz 7 asır önce “Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü” diyen Yunus Emre’nin sevgi diliyle konuşuyoruz. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” buyuran Şeyh Edebali’nin hikmet dolu tavsiyesinin izinden gidiyoruz. Evet, biz tarihimize ve ecdadımıza baktığımızda bunları ve çok daha fazlasını görüyoruz. İnsan görüyoruz, insanı merkeze alan bir devlet anlayışı görüyoruz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; Avrupa’da zaman zaman birileri çıkıyor, Türkiye’ye ve İslam ülkelerine dini azınlıklar üzerinden ders vermeye kalkıyor. Oysa ki bu coğrafya en az bin yıldır, kimi komşu devletler 1400 yıldır kesintisiz İslam hakimiyeti altındadır.

    “Bizim kendimize güvenimiz tam”

    Bu coğrafyada Hristiyan var, Musevi var, Ermeni, Rum, Keldani, Ezidi, Süryani ve daha nice topluluk var. 1400 yıldır bu coğrafyada varlar ve özgürce ibadetlerini yerine getiriyorlar. Avrupa’da 1950’lere kadar bunun bir örneğini bulamazsınız, göremezsiniz. Bu topraklarda sayısı az ya da çok, onlarca farklı inanış asırlar boyu huzur içinde yaşamıştır. Ama Batı’da tarih boyunca bırakın azınlıkları, mezhepler üzerinden kan dökülmüş, milyonlarca insan kırıma uğramıştır. Bizimle Batı arasındaki en temel zihniyet farkı işte budur. Bizim kendimize güvenimiz tam. Onlar camileri yıkarken biz burada kiliseleri tamir ediyoruz. Çünkü bizim korkumuz yok. Biz kendimize güveniyoruz. Biz gücümüzün farkındayız. Biz devletlerden bir devlet, milletlerden bir millet değiliz.

    “Türkiye her alanda ileriye gitti”

    Biz inancımızla, kimliğimizle, ideallerimizle, üç kıta yedi iklimde düzen kurmuş Türk milletiyiz. Biz tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, merhametiyle büyük, adaletiyle büyük Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yiz. Önce kendimize güvenecek, özgüven sahibi olacağız. Bu milletin Allah’ın izniyle aşamayacağı hiçbir engel yok. AK Parti olarak kurulduğumuz günden itibaren böyle bir vizyonla, böyle bir misyonla hareket ettik. Korku üzerine değil, umut üzerine bir gelecek inşa etmenin mücadelesini verdik. 23 yıl boyunca hangi sorunu çözmek için elimizi uzatsak ‘Aman bölünürüz, aman parçalanırız’ diye engel çıkardılar. 23 yıl boyunca hangi alanda kısıtlamaları, yasakları kaldırsak, özgürlükleri genişletsek ‘Aman geriye gideriz’ diye korku saldılar.

    “Zihinlerdeki prangaları kırıp atacağız”

    Peki ne oldu? 23 yılda Türkiye bölündü mü, parçalandı mı, geriye gitti mi? Elbette hayır. Tam tersine Türkiye büyüdü, güçlendi, bir ve beraber oldu; her alanda daha da ileriye gitti. Unutmayın; önce zihinlerdeki prangaları kırıp atacağız. Önce elimizi kolumuzu bağlayan, ufkumuzu karartan, vizyonumuzu daraltan zincirlerden kurtulacağız. Önce biz kendimize inanacak, kendimize güvenecek emin adımlarla geleceğe yürüyeceğiz. Milletimden; medyada, sosyal medyada, siyasette her fırsatta umutsuzluk, karamsarlık yayanlara, bütün bunlara karşı uyanık olmalarını istirham ediyorum.

    Sevgili gençler, bakın özellikle sizlere sesleniyorum. Ekranları başında bizi takip eden gençler; sanal alemde sizi kutuplaştıran, sizi kamplaştıran, sizi umutsuzluğa sevk eden o yayınların nereden, kimler tarafından yapıldığı işte tek tek ortaya çıkıyor. Biri Arap ülkesine yerleşmiş oradan gençler arasında Arap düşmanlığını yaymaya çalışıyor. Biri Amerika’ya yerleşmiş oradan İstanbul’un gençlerini sokağa dökmeye çalışıyor. Biri İsrail’den yayın yapıyor, burada kışkırtma yapıyor. Farklı maskeler altında hepsi aynı odağa hizmet ediyor. Bunlara aldanmayın. Bunlara lütfen prim vermeyin.

    “Ekonomiyi daha da büyüteceğiz”

    Hiç kimsenin endişesi olmasın. Mevcut sorunları da aşacağız, ekonomiyi daha da büyüteceğiz. Soframızdaki ekmeği daha da büyüteceğiz. Huzuru, kardeşliği, özgürlüğü, demokrasiyi, güvenliği daha da büyüteceğiz. Geleceğe sağlam adımlarla ilerliyoruz. Asırların tortularını kaldırarak, asırların engellerini aşarak ilerliyoruz. Biz kendimize güvenirsek, biz birbirimize güvenirsek, 86 milyon kardeş olursak; Allah’ın izniyle aşamayacağımız engel, erişemeyeceğimiz hedef yoktur. İnanıyorsanız üstünsünüz. İnanıyorsanız zafer sizindir. İnançla, güvenle, özgüvenle inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle bütçe maratonunun Genel Kurul safahatinde sizlere Cenab-ı Allah’tan başarılar diliyorum. Sizlerden gerilime, tahriklere, hakaretlere boyun eğmeden sabırla ve tahammülle bu süreci yönetmenizi bekliyorum.

  • Tai Po Yangınında Can Kaybı 159’a Yükseldi

    Tai Po Yangınında Can Kaybı 159’a Yükseldi

    Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde Tai Po ilçesinde 8 apartmanın bulunduğu sitede çıkan yangın felaketinde can kaybı 159’a yükseldi. Hong Kong Emniyetinden yapılan açıklamada, yangın sonrası binalarda yürütülen aramaların tamamlandığı bildirildi.

    Aramalarda hayatını kaybedenlerin kimlikleri büyük ölçüde tespit edildi. Yetkililer, 91’i kadın, 49’u erkek olmak üzere toplam 140 kişinin kimliğinin belirlendiğini, 31 kişinin ise hâlâ kayıp olduğunu açıkladı.

    Tai Po yangını, Hong Kong tarihinin en ölümcül apartman yangınlarından biri olarak kayıtlara geçti. Yetkililer, yangının çıkış nedenini araştırmaya devam ediyor.

  • Bayraktar KIZILELMA Fransız Basınında Gündem Oldu: “ABD Dahil Kimse Yapamadı”

    Bayraktar KIZILELMA Fransız Basınında Gündem Oldu: “ABD Dahil Kimse Yapamadı”

    Baykar tarafından milli imkanlarla geliştirilen Bayraktar KIZILELMA’nın Sinop’taki tarihi testi, dünya basınında büyük yankı uyandırdı. KIZILELMA’nın jet motorlu bir hava hedefini uçuş sırasında görüş ötesi hava-hava füzesiyle başarıyla vurması, havacılık tarihinde bir ilk olarak kaydedildi.

    Fransız basınının gündeminde KIZILELMA

    Fransız La Nouvelle Tribune gazetesi, KIZILELMA’nın başarısını geniş bir analizle okuyucularına aktardı. Gazete, Türkiye’nin bu testle askeri havacılık tarihine adını yazdırdığını ifade ederek, hiçbir ülkenin bu performansı kamuoyu önünde doğrulayamadığını belirtti.

    Bugüne kadar kimse başaramadı”

    Haberde, 29 Kasım’da yapılan testin tarihi bir dönüm noktası olduğu vurgulanarak, Türkiye’nin küresel insansız hava aracı yarışında rakiplerine fark attığı yorumu yapıldı. Analizde, Bayraktar TB2’nin farklı coğrafyalardaki etkinliğine de dikkat çekildi ve Türkiye’nin artık vazgeçilmez bir savunma tedarikçisi haline geldiği belirtildi.

    Türkiye’nin teknolojik üstünlüğü

    Fransız basını, Türkiye’nin 15 yıldan kısa bir sürede bağımlı bir ithalatçıdan gelişmiş hava sistemleri tasarlayan bir ülkeye dönüşmesinin altını çizdi. KIZILELMA’nın hız, irtifa ve gemiye iniş-kalkış kabiliyetleri hatırlatılarak, bu platformun “konvansiyonel bir drone’dan çok hafif bir savaş uçağına benzediği” yorumunda bulunuldu.

  • “Müslüman Göçmen Bana Saldırdı” Diyen Rahibenin Kendini Yaraladığı Ortaya Çıktı

    “Müslüman Göçmen Bana Saldırdı” Diyen Rahibenin Kendini Yaraladığı Ortaya Çıktı

    Hırvatistan polisi, Zagreb’de yaralanan rahibe Marija Zrno’nun bir Müslüman göçmen tarafından bıçaklandığı iddiasını detaylı soruşturmanın ardından yalanladı. İncelemelerde rahibenin yaralanmayı kendisinin oluşturduğu belirlendi.

    Suç Duyurusundaki İddialar Asılsız Çıktı

    1 Aralık’ta taburcu olduktan sonra polis merkezine başvurup saldırıya uğradığını söyleyen Zrno’nun ifadeleri, soruşturma ilerledikçe çelişkili bulundu. Polis, kadının bıçağı olaydan önce bir mağazadan satın aldığını tespit etti.

    Suç Uydurma Suçlaması

    Elde edilen bulgular üzerine rahibe hakkında “suç uydurma” gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunulacağı açıklandı. Olayın dini saiklerle işlendiği iddiası da tamamen çürütülmüş oldu.

    Kiliseden Açıklama

    Hırvatistan Katolik Kilisesi, olayın ardından yaptığı açıklamada, rahibeye yönelik saldırı iddialarının doğrulanmadığını ve soruşturma sonucunda iddiaların gerçek dışı olduğunun ortaya çıktığını duyurdu.

    Rahibenin Kamuoyundaki Tanınırlığı

    Marija Zrno, Hırvatistan’da spor programlarında yer alması ve futbola olan ilgisiyle tanınıyor. Dünya Kupası döneminde başlattığı “Milli Takım İçin Dua” girişimi ülke genelinde geniş katılım görmüştü.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron İle Görüştü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron İle Görüştü

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile karşı tarafın talebi üzerine bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Fransa arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesi gündeme geldi.

    Barış Süreci ve Diplomasi Vurgusu

    Erdoğan, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın adil ve kalıcı bir barışla sona erdirilmesi için Türkiye’nin yoğun çaba harcadığını ifade etti. İstanbul sürecinin canlandırılması için temasların sürdüğünü, Türkiye’nin bu konuda her türlü katkıya hazır olduğunu belirtti.

    Görüşmede Erdoğan, kalıcı barış için diplomatik yolların en etkili yöntem olduğunu söyledi. Ateşkes ve sonrası süreçte Türkiye’nin desteğinin artarak devam edeceğini, küresel barışı tehlikeye atacak adımlardan uzak durulmasının önem taşıdığını vurguladı.

    Bölgesel Gelişmeler Masaya Yatırıldı

    Kafkaslar, Gazze ve Suriye’deki son durumun da değerlendirildiği görüşmede, bölgesel istikrar için ortak çabaların önemi ele alındı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile karşı tarafın talebi üzerine telefonda görüştü. Fotoğraf: Ankara, (DHA)
  • 11 Yıl Önce Kaybolan Uçak İçin Arama Çalışması Yeniden Başlıyor

    11 Yıl Önce Kaybolan Uçak İçin Arama Çalışması Yeniden Başlıyor

    Mart 2014’te Malezya’dan Pekin’e giderken kaybolan MH370 uçağı, tarihin en gizemli havacılık olaylarından biri olarak kayıtlara geçti. Malezya Ulaştırma Bakanlığı, 30 Aralık’ta uçağın aranması için yeni bir operasyon başlatacağını duyurdu.

    Arama Operasyonu Detayları

    Arama, Ocean Infinity şirketi iş birliğiyle yürütülecek ve 55 gün sürecek. Önceki araştırmalar, uçağın Hint Okyanusu güneyinde olabileceğini göstermişti. Bu kez çalışmalar, uçağın bulunma ihtimali en yüksek bölgelere odaklanacak.

    Ne Olmuştu?

    MH370, 227 yolcu ve 12 mürettebatla kaybolmuştu. Daha önce yapılan aramalarda yalnızca bazı uçak parçalarına ulaşılmıştı, ancak uçağın büyük kısmı hâlâ kayıp.

  • Seyahatte Yeni Dönem: Sigorta Zorunluluğu Geliyor

    Seyahatte Yeni Dönem: Sigorta Zorunluluğu Geliyor

    Gürcistan hükümeti, Türk vatandaşlarının ülkeye girişinde kimlik veya pasaport yanında seyahat ve sağlık sigortası ibrazını zorunlu hale getirdi. Uygulama 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.

    Sigorta Poliçesi Her Ziyarette Gereklilik

    Düzenlemeyle, kısa süreli ziyaretler de dahil olmak üzere tüm yolcuların geçerli sigorta poliçesi sunması gerekiyor. Sigortasız girişler kabul edilmeyecek.

    Kararın Gerekçesi

    Yetkililer, kararın gerekçesini Türk vatandaşlarının Gürcistan’da yaşadığı trafik kazaları ve ani sağlık sorunlarına bağlı yüksek tedavi maliyetleri ve hukuki sorunlar olarak açıkladı. Yeni uygulamanın mağduriyetleri önlemeyi hedeflediği belirtildi.

    Yetkililerden Uyarılar

    Hopa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Demircioğlu, uygulamanın karşılıklılık ve güvenlik açısından değerlendirildiğini, vatandaşların makul ve ulaşılabilir çözümlerle sürece hazırlanması gerektiğini ifade etti.

  • Putin; “Avrupa savaşmak istiyorsa, biz hazırız”

    Putin; “Avrupa savaşmak istiyorsa, biz hazırız”

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’da ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile görüşme öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu. Putin, Avrupa’nın taleplerini Rusya’nın kabul etmesinin mümkün olmadığını belirterek, “Onların amacı barış değil, savaşın tarafındalar” dedi.

    “Biz savaş istemiyoruz ama Avrupa savaşmak istiyorsa biz şimdi hazırız” diyen Putin, “Hatta Trump’ın önerilerinde bazı değişiklikler yapmaya çalıştıklarında bile, tüm bu değişikliklerin tek bir amaca yönelik olduğunu açıkça görüyoruz: Tüm barış sürecini engellemek, Rusya açısından kesinlikle kabul edilemez talepler ortaya atmak.” diye konuştu.

    (Rusya Devlet Başkanı Putin, Trump’ın damadı Jared Kushner ve Özel Temsilcisi Witkoff ile görüştü)

    Ukrayna’nın Karadeniz’deki tankerlere yönelik saldırılarını eleştiren Putin, “Tankerlere yönelik saldırılar, uluslararası sularda değil, başka bir devletin, üçüncü bir devletin münhasır ekonomik bölgesinde gerçekleştirildiğinde korsanlık haline gelir.” diye konuştu.

    Rusya’nın söz konusu saldırılara yanıt vereceğini vurgulayan Putin, “Rusya, tankerlere yapılan saldırılara karşılık Ukrayna limanlarına ve bu limanlara giren gemilere yönelik saldırılarını genişletecek. Saldırılar devam ederse, Ukrayna’ya bu korsanlık operasyonlarını gerçekleştirmede yardım eden ülkelerin gemilerine karşı misilleme önlemleri olasılığını değerlendireceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Putin, Ukrayna’nın güncel ekonomik durum veya cephedeki gelişmelerle ilgilenmediğini sadece “para dilenmekle” meşgul olduğunu öne sürdü.

    Putin, Trump’ın önerilerinde yapılan değişikliklerin barış sürecini engellemeye yönelik olduğunu belirterek, “Tüm barış sürecini engellemek, Rusya açısından kesinlikle kabul edilemez talepler ortaya atmak” ifadelerini kullandı.

  • İsrailli insan hakları örgütleri: 2025, İsrail işgalinde Filistin için 1967’den bu yana “en ölümcül yıl”

    İsrailli insan hakları örgütleri: 2025, İsrail işgalinde Filistin için 1967’den bu yana “en ölümcül yıl”

    İsrailli 12 insan hakları örgütünün hazırladığı rapor, İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırıların ikinci yılı olan 2025’in işgal altındaki Filistinlilere yönelik insan hakları ihlallerinin de katlanarak arttığı bir yıl olduğunu ortaya koydu.

    Rapor, İsrailli insan hakları örgütleri Bimkom, Gisha, HaMoked, İsrail’de İşkenceye Karşı Kamu Komitesi, Yeş Din, İr Amim, İsrail İnsan Hakları İçin Doktorlar, İsrail Sivil Haklar Derneği, Barış İçin Savaşanlar, Emek Shaveh, Breaking the Silence ve Torat Tzedek’in bir araya gelerek oluşturduğu platform tarafından hazırlandı.

    Rapora göre, Gazze Şeridi ile işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te öldürülen Filistinlilerin sayısı bu yıl 2023 Ekim ayı öncesine kıyasla neredeyse iki katına çıkarken, zorla yerinden edilmeler daha önce görülmemiş seviyelere ulaştı.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne insani yardım girişlerini sistematik olarak engellemesinin yol açtığı açlık, Filistinliler arasında kitlesel ölümlere sebep olurken bir zamanlar “istisnai” olarak kabul edilen insan hakları ihlalleri rutin hale geldi.

    Raporu hazırlayan İsrailli insan hakları örgütlerinden yapılan ortak açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “2025, çok az kişinin anlayabileceği bir gerçeği ortaya çıkardı: Sınır tanımayan, uluslararası hukuku sistematik olarak ihlal eden ve savunduğunu iddia ettiği değerleri ortadan kaldıran bir devlet. Açlığın bir silah olarak kullanılması, hastanelere saldırılar, tutukluların ortadan kaldırılması, tüm toplulukların sınır dışı edilmesi ve sivillerin yaygın olarak öldürülmesi ‘başarısızlık’ değil, politikadır.”

    İsrail, Gazze’de öldürmeyi ve zorla yerinden etmeyi hız kesmeden sürdürdü

    Rapora göre, İsrail’in Gazze Şeridi’ne 2025’te düzenlediği saldırılarda öldürülenlerin sayısı ekim ayına kadar, 20 binin üzerinde çocuk ve 10 binin üzerinde kadın olmak üzere 67 bin 173 oldu.

    Ayrıca 10 bin Filistinlinin cesedinin hala daha enkaz altında olduğu tahmin edilirken İsrail saldırılarında 170 binin üzerinde kişi yaralandı.

    Geçen yıl Gazze’de bir milyonun üzerinde Filistinli zorla yerinden edilirken 2025’te bu sayı 1.9 milyona ulaştı. Bunun, Gazze Şeridi’ndeki nüfusun yaklaşık yüzde 90’ına tekabül ettiği de vurgulandı.

    Öte yandan 1.9 milyon Filistinlinin büyük çoğunluğu İsrail’in saldırılarla evleri, içme suyu altyapısı ve sağlık kuruluşlarını hedef alması nedeniyle birden çok kez yerinden edildi.

    Gazze’de açlık 2025’te “kitlesel ölümlere” dönüştü

    Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların Gazze Şeridi’nde “benzeri görülmemiş bir açlık krizi” uyarılarının bu yıl “kitlesel ölümlere” dönüştüğünün altı çizildi.

    Gazze’de yalnızca temmuz ayında 13 bin çocuğa şiddetli yetersiz beslenme teşhisi konurken, ekim ayı itibariyle 157’si çocuk 461 kişinin açlıktan yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

    Birleşmiş Milletler, 15 Ağustos’ta Gazze kentindeki kıtlığın makul kanıtlarla doğrulandığı duyurmuştu.

    BM destekli gözlem kuruluşu Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırmasının (IPC) raporunda, “15 Ağustos 2025 itibarıyla, Gazze şehrindeki kıtlık (felaket seviyesi olarak bilinen IPC’nin 5. seviyesi) makul kanıtlarla doğrulandı.” ifadesine yer verilmişti.

    Filistinliler gıda dağıtım alanlarında öldürüldü

    İsrail’in aylarca insani yardım geçişine izin vermediği Gazze Şeridi’nde, İsrail-ABD güdümlü Gazze İnsani Yardım Vakfına (GHF) bağlı dağıtım merkezlerinin önünde 2 bin 306 Filistinli öldürüldü, 16 bin 929 kişi ise yaralandı.

    Öte yandan Gazze’de Filistinli sivillerin canlı kalkan olarak kullanıldığına ilişkin düzinelerce tanıklığın olduğuna işaret eden raporda, İsrail’in alıkoyduğu ve canlı kalkan kullandığı Filistinlilerin günlerce ve haftalarca elleri kelepçeli, gözleri bağlı tutulduğunun altı çizildi.

    İşgal altındaki Batı Şeria’da “kitlesel sürgün”

    İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria’da Filistinli topraklarını gasbeden İsraillilerin şiddetinin 2025 yılında ciddi oranda artarak “kitlesel sürgüne” dönüştüğünün altı çizildi.

    İşgal altındaki Batı Şeria’da 2023 ve 2024 yıllarında kayıtlara geçen bin 200 yerleşimci şiddeti vakasının bu yıl “kitlesel sürgüne” evrildiği vurgulanan raporda, hayvancılıkla uğraşan Filistinli 44 topluluğun tamamen, 10’unun ise kısmen zorla yerinden edildiği belirtildi.

    Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırı ve şiddet eylemleri neticesinde söz konusu topluluklara mensup bin 326’sı çocuk, 2 bin 932 Filistinlinin yerlerinden edildiği kaydedildi.

    Öte yandan İsrail ordusu, Batı Şeria’da 2023’te idari tutukluluk adı altında bin 500’ün üzerinde Filistinliyi alıkoyarken, bu yıl ise bu sayı 3 bin 577’ye ulaştı.

    İsrail’in alıkoyduğu 98 Filistinlinin işkence, tıbbi bakımdan mahrum bırakılmak ve insanlık dışı koşullar nedeniyle öldüğü belirtildi. Raporda, İsrail’in alıkoyduğu Filistinlilere yönelik kötü muamelesinin sistematik hale geldiği vurgulandı.

    Doğu Kudüs’te “mülksüzleştirme”

    İsrail’in 1967’den beri işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs’te ise 2025 yılında yoğun bir mülksüzleştirme politikasının yürütüldüğü belirtildi.

    İsrail’in bölgede yürüttüğü tapu tescil projesini mülksüzleştirme aracı olarak kullandığının altını çizen raporda, yasa dışı yerleşimlerin sayısının Doğu Kudüs’te eşi benzeri görülmemiş şekilde arttığı vurgulandı.

    Belediye hizmetlerinin çöktüğü Doğu Kudüs’te Filistinlilerin hareket özgürlüğü kısıtlanırken okulu terk oranlarının arttığı kaydedilen raporda, tüm bu gelişmelerin İsrail’in 2025’te kurumsallaşmış ayrımcılıktan yoğun bir mülksüzleştirme politikasına geçtiğine işaret ettiği belirtildi.

    İsrail 2025’te Filistin’in tarihi alanlarını da hedef aldı

    Gazze Şeridi’ne saldırıların ikinci yılında İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarında müzeler, tarihi binalar ve arkeolojik alanları tahrip etme ve yıkım politikasını sürdürdü.

    İsrail, 2025’te Gazze’de Paşa Sarayı, Gazze Kent Arşivi, Refah Müzesi ve antik liman bölgeleri dahil olmak üzere pek çok alanı hedef aldı.

    Rapora göre, İsrail’in daha önce işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te “koruma” ve “turizmi geliştirme” olarak çerçevelenen projeler yerine arkeolojik alanları bölgesel kontrol ve yerinden etme aracı olarak kullandığı görüldü.

    İsrail, bu bağlamda yakın dönemde işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentine bağlı Sebastia gibi bölgelere “arkeolojik alan olduğunu” belirterek el koydu.

  • Papa 14’üncü Leo Lübnan Ziyaretini Tamamladı

    Papa 14’üncü Leo Lübnan Ziyaretini Tamamladı

    Papa 14’üncü Leo, Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki programını tamamladı ve Roma’ya dönmek üzere Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’na geçti. Papa’ya, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam eşlik etti.

    Patlama Alanını Ziyaret Etti

    Papa, Beyrut Limanı’ndaki 4 Ağustos 2020’de yaşanan patlama alanını ziyaret ederek, hayatını kaybedenler için dua etti. Ziyaretin kendisini derinden etkilediğini belirtti.

    Barış ve Diyalog Mesajı Verdi

    Lübnan’ın güneyindeki gerilim ve istikrarsızlığa değinen Papa, silahlı mücadelenin artık fayda sağlamadığını vurguladı. “Silahlar öldürür, müzakere ve diyalog yapıcıdır. Barışı yalnızca bir amaç değil, bir yol olarak seçelim” ifadelerini kullandı.

  • Kıbrıs’ta Ölen İngiliz Turistin Kalbi Gizlice Çıkarılmış: Eşi Büyük Şok Yaşadı

    Kıbrıs’ta Ölen İngiliz Turistin Kalbi Gizlice Çıkarılmış: Eşi Büyük Şok Yaşadı

    İngiliz kadın, Kıbrıs’ta tatilde hayatını kaybeden kocasının kalbinin doktorlar tarafından gizlice çıkarıldığını öğrenince derin bir şok yaşadı. 76 yaşındaki Michael Graley, ailesiyle birlikte tatildeyken bacağına kramp girmesi sonrası fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.

    Hastanede 10 Dakika Sonra Hayatını Kaybetti
    Kıbrıs’ın doğu kıyısındaki Gazimağusa ilçesine bağlı Paralimni kasabasındaki hastaneye götürülen Graley, sadece 10 dakika sonra yaşamını yitirdi. Dul eşi Yvonne, o anları The Sun gazetesine anlatarak doktorun odadan çıkar çıkmaz “Öldü” dediğini aktardı.

    İngiltere’ye Gönderilen Cenazede Şüphe Ortaya Çıktı
    Michael Graley’nin cesedi İngiltere’ye gönderildiğinde yetkililer, ölüm sertifikasında ölüm nedeninin yazmadığını fark etti. Bu durum, Rochdale’deki adli tıp biriminin yeniden otopsi yapmasını zorunlu kıldı.

    Kalbin Gizlice Alındığı Ortaya Çıktı
    Yeniden yapılan incelemede, Graley’nin kalbinin çıkarılmış olduğu anlaşıldı. Yvonne, yetkililerin kendisine “Kalbi çıkarıldığı için ölüm nedenini belirleyemediklerini” söylediğini aktardı. Yvonne, yaşadığı şoku “Çok şok oldum, korkunçtu” sözleriyle ifade etti.