Rakka’da Çatışmalar Başladı Suriye’nin doğusundaki Rakka ilinde Suriye Savunma Bakanlığı güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında çatışma çıktığı bildirildi. Çatışmaların özellikle Madan Ganim Ali hattında yaşandığı kaydedildi.
Çatışmalar Şiddetleniyor Çatışmalar zaman zaman yoğunlaşarak yer yer şiddetlendi. Bölgedeki durumun giderek gerildiği ifade ediliyor.
Ölü ve Yaralı Sayısı Henüz Açıklanmadı Şu ana kadar çatışmalarda ölü veya yaralı sayısına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Gelişmelerin önümüzdeki saatlerde netleşmesi bekleniyor.
Eski İngiltere Ankara Büyükelçisi ve MI6 şefi Richard Moore, “Erdoğan konusunda fazla yumuşak olmakla eleştiriliyorsunuz, buna katılıyor musunuz?” sorusuna “Benim ilgilendiğim şey, Türkiye’nin oynadığı roldür. Uluslararası sisteme kattıkları genel denge açısından olumlu düşünüyorum” diyerek yanıt verdi.
Akıcı Türkçe’si, Beşiktaşlılığıyla popüler olan eski Ankara İngiltere Büyükelçisi ve Birleşik Krallık istihbarat servisi MI6’in şefi Richard Moore, emekli olması ardından Financial Times’a verdiği ilk röportajında Türkiye’ye dair gözlemlerini anlattı.
Moore, Türkiye’nin “ikinci vatanı” olduğunu belirterek coğrafi konumu ve tarihsel geçiş noktası olması nedeniyle uluslararası düzende hayati öneme sahip olduğunu ifade etti.
“Batı için önemli bir ortak”
Türkiye’nin özellikle Ukrayna-Rusya savaşı bağlamında, Moskova ve Batı arasında kritik bir köprü olduğuna dikkat çeken Moore, NATO içindeki konumu ve Ortadoğu’daki rolü ile Kafkaslar’da etkisiyle Batı için önemli bir ortak olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
“İlgilendiğim şey Türkiye’nin oynadığı rol”
“Erdoğan konusunda fazla yumuşak olmakla eleştiriliyorsunuz, buna katılıyor musunuz?” sorusuna ise Moorei şöyle yanıt verdi:
“Benim için ilgilendiğim şey, Türkiye’nin oynadığı roldür. Ve genel olarak Batı ittifakına Türkiye’nin getirdiklerinin dengesi hakkında olumlu düşünüyorum.”
“Yalnızca iç politikaya bakmak eksiklik olur”
Moore, son yıllarda zaman zaman Batı ile sertleşen ilişkilerine rağmen, Türkiye’nin jeopolitik konumu ve diplomatik ağının Avrupa için stratejik bir sütun niteliğinde olduğunu belirtti. Ayrıca eski şef Moore, “Türkiye’yi değerlendirirken yalnızca iç politikaya bakmak eksik olur” dedi.
Jammu ve Keşmir’in federal olarak yönetilen bölgesinin polis genel müdürü Nalin Prabhat, düzenlediği basın toplantısında, ölenler arasında polis memurları, hükümet yetkilileri ve o sırada patlayıcıları inceleyen adli tıp görevlilerinin de bulunduğunu söyledi.
Cuma günü geç saatlerde meydana gelen patlamanın nedeninin ve hasarın boyutunun araştırıldığını söyledi.
Olayda militanların parmağının olmadığını belirten Prabhat, daha önce ele geçirilen patlayıcı maddelerin adli ve kimyasal incelemelerinin devam ettiğini ve cuma gecesi “kazara bir patlama” meydana geldiğini söyledi. “Bu olayın nedenine ilişkin başka herhangi bir spekülasyona gerek yok” dedi.
Polis kaynakları, cesetlerin bazılarının tamamen yanmış olması nedeniyle teşhis çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
Kaynak, “Patlamanın şiddeti o kadar fazlaydı ki, karakola yaklaşık 100-200 metre uzaklıktaki evlerden bazı vücut parçaları çıkarıldı” dedi.
Patlama, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de hükümetin terör olayı olarak adlandırdığı olayda en az sekiz kişinin ölümüne yol açan ölümcül bir araç patlamasından dört gün sonra meydana geldi .
Nükleer silahlara sahip komşular Hindistan ve Pakistan, her ikisinin de tamamına sahip olduğu ancak sadece bir kısmına hükmettiği tartışmalı Keşmir bölgesi üzerinde onlarca yıldır periyodik olarak savaşlar yaşıyor.
Cumartesi günü kamuoyuna açıklanan mali açıklamalara göre, ABD Başkanı Donald Trump, Ağustos sonu ile Ekim başı arasında şirket ve belediye tahvillerinden en az 82 milyon dolar değerinde alım yaptı. Bu alımlar arasında, Trump’ın politikalarından faydalanan sektörlere yönelik yeni yatırımlar da yer alıyor.
ABD Hükümet Etiği Ofisi tarafından yayımlanan formlara göre Trump, 28 Ağustos ile 2 Ekim tarihleri arasında 175’ten fazla finansal satın alma gerçekleştirdi. 1978 tarihli Hükümet Etiği Yasası adı verilen şeffaflık yasası kapsamında yapılan açıklamalarda, her satın alma için kesin tutarlar listelenmiyor, yalnızca geniş bir aralık sunuluyor.
Başvurulara göre tahvil alımlarının toplam maksimum değeri 337 milyon doları aştı.
Cumartesi günkü açıklamalarda listelenen varlıkların çoğu belediyeler, eyaletler, ilçeler, okul bölgeleri ve kamu kurumlarıyla bağlantıları olan diğer kuruluşlar tarafından ihraç edilen tahvillerden oluşuyor.
Reuters’in haberine gör, Trump’ın yeni tahvil yatırımları, finansal düzenlemelerin kaldırılması gibi yönetiminin politika değişikliklerinden halihazırda faydalanan veya faydalanmakta olan sektörler de dahil olmak üzere birçok sektörü kapsıyor.
Trump’ın satın aldığı kurumsal tahviller arasında Broadcom (AVGO.O) gibi çip üreticilerinin teklifleri de yer alıyor. Qualcomm (QCOM.O), Meta Platforms (META.O) gibi teknoloji şirketleri; Home Depot (HD.N) gibi perakendeciler, CVS Health (CVS.N), Goldman Sachs (GS.N), Morgan Stanley (MS.N) gibi Wall Street bankaları var.
Trump ayrıca Intel’i (INTC.O) de satın aldı, Trump’ın yönetimi altında ABD hükümetinin hisse satın almasının ardından tahviller şirkette.
Beyaz Saray, Cumartesi günü yapılan yorum talebine hemen yanıt vermedi. Yönetim daha önce, Trump’ın yatırımları hakkında zorunlu açıklamalar yapmaya devam ettiğini, ancak üçüncü taraf bir finans kuruluşu tarafından yönetilen portföyün yönetiminde ne kendisinin ne de ailesinin bir rolü olmadığını belirtmişti.
Siyasete girmeden önce gayrimenkul sektöründe zengin olan Trump, daha önce şirketlerini çocuklarının yönettiği bir vakfa devrettiğini söylemişti.
Ağustos ayında yapılan bir açıklama, Trump’ın 20 Ocak’ta başkanlığa geri dönmesinden bu yana 100 milyon dolardan fazla tahvil satın aldığını gösteriyordu. Trump ayrıca Haziran ayında yıllık açıklama formunu da sundu ve çeşitli girişimlerinden elde ettiği gelirin nihayetinde kendisine gittiğini belirterek olası çıkar çatışmaları konusunda endişelere yol açtı.
2024 takvim yılını kapsadığı görülen bu yıllık açıklamada Trump, kripto para birimleri, golf sahaları, lisanslama ve diğer girişimlerden 600 milyon dolardan fazla gelir elde ettiğini bildirdi. Ayrıca, Trump’ın kripto paralara olan ilgisinin servetine önemli ölçüde katkıda bulunduğunu da gösterdi.
Reuters’ın o dönemki hesaplamasına göre, başkanın haziran ayındaki açıklamasında toplamda en az 1,6 milyar dolar değerinde varlık bildirilmişti.
ABD’nin en gelişmiş uçak gemisinin birkaç gün içinde Venezuela açıklarına ulaşması bekleniyor. Bu , Latin Amerika’da nesillerdir görülmemiş bir Amerikan askeri güç gösterisi.
Uzmanlar, Amerikan savaş uçaklarının USS Gerald R. Ford gemisinden fırlatılarak Venezuela içindeki hedefleri bombalayıp otoriter Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu istifaya zorlama ihtimali konusunda hemfikir değil. Yine de, bu amaca hizmet ediyor olsun ya da ABD’nin uyuşturucu kaçakçılığıyla suçladığı tekneleri havaya uçurduğu Karayipler’de devriye geziyor olsun, 100.000 tonluk savaş gemisinin varlığı bile tek başına bir mesaj veriyor.
Uluslararası Kriz Grubu’nun And Dağları bölgesi kıdemli analisti Elizabeth Dickinson, “Bu, ABD’nin Latin Amerika’da yeniden askeri güce sahip olmasının ne anlama geldiğinin temel taşıdır,” dedi. “Ve bu durum, Venezuela’da ve bölge genelinde büyük endişelere yol açtı. Sanırım herkes, ABD’nin askeri güç kullanmaya ne kadar istekli olduğunu görmek için bunu nefesini tutarak izliyor.”
Ford’un yaklaşan gelişi, Trump yönetiminin Güney Amerika’daki uyuşturucuyla mücadele operasyonu olarak tanımladığı kampanyasında önemli bir an. Bu durum, Venezuela kıyılarında gerçekleştirilen bombardıman eğitim uçuşları, ülke içinde kamuoyuna açıklanmış CIA operasyonları ve Karayipler ile Doğu Pasifik Okyanusu’nda 75’ten fazla kişinin ölümüne yol açan tekne saldırılarıyla bölgedeki zaten muazzam olan askeri ateş gücünü daha da artırıyor.
Venezuela olası bir saldırıya karşı harekete geçti
Venezuela hükümeti bu hafta, olası ABD saldırılarına karşı savunma amacıyla “büyük çaplı” bir asker ve sivil seferberliği başlatacağını duyurdu. Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino López yaptığı açıklamada, “kara, hava, deniz, nehir ve füze unsurlarının” “emperyalist tehditlerle mücadele” için iki günlük bir hazırlık çalışmasının parçası olacağını söyledi.
Devlet televizyonu, ülke genelinde askeri, polis ve milis mensuplarının birlik halinde ayakta durduğunu gösterdi. Padrino ayrıca, başkent Caracas’taki bir askeri üste bulunan karadan havaya füze sisteminin başında durarak devlet televizyonundan yayınlanan bir konuşma yaptı.
ABD’de uyuşturucu terörizmi suçlamalarıyla karşı karşıya olan Maduro, Trump yönetiminin niyetinin kendisini iktidardan zorla indirmek olduğunu savunuyor. Venezuela’nın ABD destekli siyasi muhalefeti, yakın zamanda bir hükümet değişikliği yapılacağı sözünü yineledi.
Venezuela’yı 30 yıldan fazla süredir inceleyen Tulane Üniversitesi profesörü David Smilde, ABD ordusunun uçak gemisine rağmen bölgede bir işgal için yeterli insan gücüne sahip olmadığını söyledi.
Smilde, uçak gemisi hakkında, “Bu, zaten sahip oldukları güvenilir güç gösterme arzusuyla tutarlı,” dedi. “Denklemi değiştirmiyor. Orada olmasının, illa ki saldırmaları gerektiği anlamına geldiğini düşünmüyorum. Bu, Trump ve Hegseth’in bunu unutmadığı ve güç gösterisiyle rejim değişikliği yaratma çabalarına devam ettikleri anlamına geliyor.”
Smilde, Venezuela’daki siyasi muhalefetin uzun zamandır ABD’li yetkililere “sadece inandırıcı bir güç tehdidinin” Maduro hükümetinin çökmesine yol açacağını söylediğini belirtti. Trump içinse bunun bu operasyonun en iyi sonucu olacağını belirtti.
Polis ve ekipler, akşam saatlerinden itibaren kapı kapı dolaşarak vatandaşları uyardı, boş daireler işaretlendi, yollar kapatıldı ve hoparlörlerle duyurular yapıldı. Toplam 800 metrelik alan boşaltıldı ve 21 bin kişi tahliye edildi.
Bu, Nürnberg’de savaş kalıntısı bir bomba için gerçekleştirilen en büyük tahliye olarak kayıtlara geçti.
Yaklaşık 450 kilogramlık bomba, uzman ekipler tarafından saat 03.30’da güvenli şekilde imha edildi. Operasyonda 500 itfaiyeci, 250 sağlık ve kurtarma görevlisi, 60 teknik yardım kuruluşu personeli ve 100’den fazla polis görev aldı.
Bombanın etkisiz hale getirilmesinin ardından bölge yeniden açıldı ve vatandaşlar evlerine döndü.
2wai’nin kurucu ortağı Calum Worthy’nin paylaştığı tanıtım videosunda, hamile bir kadın, ölen annesinin yapay zekayla oluşturulmuş dijital versiyonu ile görüntülü konuşma yapıyor. Anne, kızına hamilelik ve çocuk yetiştirme konularında tavsiyeler veriyor; sahne, dijital “büyükanne” ile yıllar boyunca süren konuşmaları göstererek devam ediyor.
Şirket, kullanıcıların sevdiklerini hayattayken kayda almasını öneriyor ve dijital kopyaların sonsuza kadar “yaşayabileceğini” iddia ediyor.
Sosyal medyada uygulamaya tepkiler büyük ölçüde olumsuz. Kullanıcılar, uygulamanın yas sürecini engellediğini, yanıltıcı olduğunu ve etik açıdan sorunlu olduğunu belirtiyor. Mahremiyet ve yas süreçlerine etkisi bakımından tartışmalar devam ediyor.
18 yaşındaki Doaa Musallem, Gazze’de en yüksek lise notunu (yüzde 99,7) alarak Filistin Eğitim Bakanı tarafından “kahraman” ilan edildi. Ancak babası Bassam Musallem, Kasım 2023’te bir saldırıda ağır yaralanmış ve mezuniyetini kutlayamayacak durumdaydı. Doaa, sarı balonlarla süslenmiş mezuniyet fotoğrafını babasına göndererek sevinçli anını paylaştı.
Gazze genelinde yaklaşık 56 bin öğrenci için mezuniyet günü, iki yıldır süren savaşın yarattığı karanlıkta nadir bir ışık oldu. Halk sokaklarda havai fişekler patlatarak kutlamalar yaptı, şarkılar söyledi ve birbirlerine sarıldı. Ancak birçok öğrenci için bu gün, kaybettikleri aile üyelerini hatırlatan hüzünlü bir an da oldu.
UNICEF’e göre 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in saldırıları Gazze’deki eğitim sistemini çöküşün eşiğine getirdi. Gazze’de okulların yüzde 97’si hasarlı veya tamamen yıkılmış durumda. En az 18.591 okul çağındaki çocuk öldü, 27 bin 216’sı yaralandı. 792 eğitim çalışanı hayatını kaybederken, 3 bin 251’i yaralandı.
Öğrenciler ders çalışmak için zorlu koşullara rağmen mücadele etmeye devam ediyor. Al-Hassan Ali Radwan, “İnternet yoktu, elektrik yoktu, su yoktu, gıdaya ulaşmak zordu. Yerinden edilme ve kayıplarımız da vardı… Ama yine de devam ettik” dedi.
Ancak üniversite eğitimi için durum hâlâ kritik. Gazze’deki 63 üniversite binasının tamamı iki yıldaki saldırılarda yok oldu. Eğitim materyalleri hâlâ sınırlı, ve öğrenciler büyük ölçüde yurt dışı burslarıyla eğitimlerine devam etme umudunu taşıyor.
Gazze’deki gençler, savaşın ortasında mezuniyet sevinci yaşarken, eğitim hakkının korunması ve yeniden inşa edilmesi için uluslararası yardım çağrıları sürüyor.
ASELSAN’ın geliştirdiği Çelik Kubbe için yaklaşık 1,3 milyar dolarlık kapsamlı bir üretim anlaşması planlandığı iddia ediliyor. Sistem, insansız hava araçları, kısa menzilli balistik tehditler ve hassas güdümlü mühimmatlara karşı milli koruma sağlıyor. Kritik bileşenlerin tamamı Türkiye’de yerli olarak üretiliyor.
Çok Katmanlı Savunma Mimarisi
Çelik Kubbe; radarlar, sensörler ve yapay zeka tabanlı analiz yazılımlarıyla çok katmanlı bir hava savunma ağı oluşturuyor. En alçak irtifadan en yüksek seviyeye kadar tehditleri karşılayabilen sistem, farklı savunma unsurlarını tek bir çatı altında entegre ediyor.
Bölgesel ve Küresel Rekabet
Sistem, 2026’da ilk genişletilmiş teslimatlarını almayı hedefliyor ve 2030’a kadar tam entegrasyon planlanıyor. Uzmanlar, Türkiye’nin savunma kapasitesindeki bu artışın bölgedeki askeri dengeleri değiştirebileceğini belirtiyor. Çelik Kubbe, gelecekte Afrika, Orta Asya ve Arap dünyasında pazarlanarak Türkiye’ye uluslararası rekabet avantajı sağlayabilir.
Stockholm’de çift katlı bir otobüsün durağa çarpması sonucu ölü ve yaralılar meydana geldi. Yetkililer, kazada hayatını kaybedenlerin sayısının 3 olduğunu doğruladı.
Şoför ve Araç Durumu
Otobüsün boş olduğu, şoförün ise gözaltına alındığı belirtildi. Durak ve çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı, acil durum ekipleri bölgeye sevk edildi.
Soruşturma Başlatıldı
Polis, kazayla ilgili olarak kasten öldürme şüphesiyle soruşturma açtı. Olayın nedeni ve detayları araştırılıyor.
Kapakta kılıçların çekilmiş olması, dünya ekonomisindeki düşüş ve artan küresel gerilimi simgeliyor. ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in figürleri, uluslararası güç mücadelelerinin devam edeceğine işaret ediyor.
ABD’nin 250. Yılı ve İç Siyaset
Kapaktaki “250” yazılı pasta ve kelepçeli yumruk, ABD’nin 250. kuruluş yılına gönderme yapıyor. Trump sonrası dönemde artan kutuplaşma ve dış politikadaki çatışmacı tutum öne çıkarılıyor. Pastayı çevreleyen füzeler, ABD’nin küresel meydan okumalarına dikkat çekiyor.
Uzay ve Teknoloji Rekabeti
Mars roketi, uydular ve robot figürleri, uzay ve iletişim teknolojilerinde artacak rekabeti ve iş gücünün yapay zekâ ile dönüşümünü simgeliyor. Bu semboller, bazı iş alanlarında insanların yerini yapay zekânın alabileceğine işaret ediyor.
Ukrayna ve Savaşın Gölgesi
Kapakta Volodimir Zelenski’nin yer alması, Ukrayna savaşının 2026’da da etkili olacağını gösteriyor. Tank figürü savaşın devamını sembolize ediyor.
Sağlık ve Spor Temaları
Tekrarlayan ilaç figürleri, diyabet ve tıbbi yenilikleri temsil ediyor. 2026 Dünya Kupası ve performans artırıcı ilaçlar konulu semboller, insanlığın teknolojiyle dönüşümünü sorgulayan mesajlar içeriyor.
Ekonomi ve Çevre Mesajları
Dolar sembolleri, para birimine yönelik endişeleri ve ABD Merkez Bankası’ndaki olası başkan değişikliğini vurguluyor. Adalet terazisi ve eriyen buzlar, hukukun zayıflaması ve küresel ısınma sorununa dikkat çekiyor.
Yeni yasaya göre, 18 yaşına gelen erkekler sağlık ve kişisel bilgilerini içeren bir form dolduracak. Formlar veri havuzuna aktarılacak ve gönüllü askerlik yapmak isteyenler sağlık muayenesine çağrılacak. Kadınlar için form doldurma zorunluluğu bulunmuyor. Yanlış bilgi veren veya geç bildirimde bulunanlara idari para cezası uygulanacak.
Gönüllü Sayısı Yetmezse Zorunlu Askerlik
Gönüllü asker sayısı hedeflenen seviyeye ulaşmazsa, Federal Meclis zorunlu askerlik kararı alabilecek. Tasarıda, savunma durumundaki değişiklikler veya personel ihtiyacı durumunda zorunlu askerlik uygulanabileceği belirtildi. Alman Anayasası, Meclise 18-45 yaş arası kişileri askerlik hizmetine çağırma yetkisi veriyor; gerekirse bu sınır 60 yaşına kadar çıkarılabiliyor.
Cazip Teşvikler
Gönüllülere aylık brüt 2.600 euro maaş ödenecek, 12 aydan fazla hizmet verenlere araç ehliyeti ve 3.500 euroya kadar maddi destek sağlanacak. Gönüllü askerler yasal sağlık sigortası kapsamında olacak ve tedavi imkanlarına sahip olacak. Askerlik süresi en az 6 ay, maksimum 23 ay olacak. Süreyi tamamlayanlar orduda kalmak isterse normal askerlik ve daimi personel statüsüne geçebilecek.
Alman Ordusunun Hedefleri
Koalisyon hükümeti, ordunun modernizasyonu ve asker sayısını artırmayı hedefliyor. 183 bin olan asker sayısı önce 230 bine, ardından 260 bine çıkarılacak. NATO hedefi ise 460 bin asker. Zorunlu askerlik 2011’den beri askıya alınmıştı ve gönüllü asker bulmakta zorluk yaşanıyordu.
Suriye’nin başkenti Şam’ın Mezze 86 bölgesinde art arda üç patlama sesi duyuldu. Patlamalar mahallede büyük panik ve korkuya neden oldu.
Füze Saldırısı İddiası
Görgü tanıkları ve yerel kaynaklara göre patlamalardan birinin üç katlı bir binayı hedef alan bir füze saldırısından kaynaklandığı öne sürüldü. Yetkililer iddiaları doğrulamak için çalışma yürütüyor.
Bir Kadın Yaralandı
İlk incelemelerde bir kadının yaralandığı belirtildi. Yaralının bölgeden tahliye edilerek hastaneye kaldırıldığı aktarıldı.
Güvenlik Güçleri Bölgeyi Kapattı
Olay sonrası güvenlik güçleri Mezze 86’ya sevk edildi ve bölgeye giden tüm yollar trafiğe kapatıldı. Patlamaların nedeni hakkında detaylı inceleme başlatıldı.
Kimliği Belirsiz Saldırgan Şüphesi
Suriyeli bir güvenlik kaynağı, patlamaların “kimliği belirsiz kişiler tarafından gerçekleştirilen bir saldırı” sonucu meydana geldiğini ifade etti. Soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
Irak’ta yapılan genel seçimlerin resmi olmayan sonuçlarına göre, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin lideri olduğu İmar ve Kalkınma Koalisyonu en yüksek oyu alarak birinci oldu.
Kadim Türkmen kenti Kerkük’teki Türkmenler bu seçimlere iki ittifakla katıldılar: Erşad Salihi liderliğindeki Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi (ITC) listesi ve Garip Asker liderliğindeki Türkmen Kurtuluş İttifakı listesi. Bunlardan ilki, Kerkük’te ve genel olarak Irak Türkmenlerinin en büyük ve en bilinen siyasi temsilcisi.
TÜRKMENLER OYLARINI ARTIRDI
Oda Tv’nin haberine göre, Kentte seçimlere iki ittifak halinde giren Türkmenler oylarını artırdı. Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi listesi 66 binden fazla oy alarak üçüncü oldu. Türkmen Kurtuluş İttifakı listesi ise yaklaşık 33 bin oy aldı. Her iki ittifakın oyu 100 bine dayandı. Bu, 2021’deki son seçimlere göre yaklaşık 29 binlik oy artışı demek. Türkmenler, Irak meclisine iki vekil gönderebilecek.
Erşat Salihi ve Garip Asker
ERŞAT SALİHİ BİRİNCİ
Kerkük’te Türkmen Cephesi’nin liste başkanı Erşat Salihi, 23 bin 802 oy alarak listesinde birinci sırayı elde etti ve diğer adaylara kıyasla önemli bir farkla milletvekili oldu.
KERKÜK’TE GENEL DURUM: DİĞER PARTİLER NE YAPTI
Kerkük kentinde de en çok oyu Bafil Talabani’nin Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisi (KYB) aldı. Eski Meclis Başkanı Muhammed Halbusi’nin Takaddüm Partisi ikinciliği ve Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi listesi üçüncülüğü, Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) dördüncülüğü elde etti. Kerkük’te Arap İttifakı beşinci ve Irak Azim İttifakı altıncı sırada yerini aldı.
“KUZEN” SAVAŞINDAN BAFİL TALABANİ GALİP ÇIKTI
Bafil Talabani, ağustos ayındaki “kuzen” savaşıyla gündeme geldi. 21-22 Ağustos’ta Irak’ın Süleymaniye kentinde Talabani ailesi birbirine girdi. KYB’nin lideri Bafil Talabani, partisinin eş başkanlığından azlettiği ve yeni parti kuran amca oğlu Lahur Cengi’yi (Lahur Talabani) darbe suçlamasıyla gözaltına aldırdı.
Kuzenlerin arasındaki rekabet, uzun süredir devam eden gerilimlerin ardından tankların ve silahlı insansız hava araçlarının da (SİHA) kullanıldığı bir çatışmaya evrildi. Çatışmaların ardından Lahur Talabani, kardeşi Polat Şeyh Cengi ve kuzeni Aso Şeyh Cengi ile birlikte gözaltına alındı. Ayrıca Lahur’un lideri olduğu Halk Cephesi’nin önde gelenlerinden Zino Muhammed de Süleymaniye’de yakalanarak tutuklandı. Yine Lahur’a ait olan Zoom News televizyon kanalı KYB’ye bağlı silahlı komandolar tarafından basıldı. Süleymaniye merkezli kanalın yayın ekipmanları tahrip edilip el konulurken, kanal yayını tamamen durduruldu ve içerideki bazı muhabirler gözaltına alındı. Aynı saatlerde IKBY’nin en büyük yayın organı olan Rudaw’ın internet yayını da Süleymaniye’de erişilemez hale geldi. Olayların sonucunda yaklaşık 40 kişi hayatını kaybetti.
KÜRTLER BİR VEKİL AZ ÇIKARDI
Kerkük’te Kürt partileri toplam oy sayılarını artırmalarına rağmen kentteki temsil oranları düştü ve 2021’e kıyasla bir sandalye kaybettiler. Bir önceki seçimde Kerkük’ten altı milletvekili çıkaran Kürt siyasi partileri, bu seçimde temsil sayılarını beş sandalyeye düşürdü.
HALKIN TEPKİSİ: “KÜRTLER SATILDI”
Barzani’nin kanalı Rudaw, seçim sonuçlarını Kerküklülere sordu. Bir Kerküklü Süleyman Muhammed, “Kürt halkının hepsi üzgün çünkü beş sandalye çok az. Yedi sandalye bekliyorduk ve neden böyle olduğunu bilmiyoruz” sözleriyle hayal kırıklığını dile getirirken, bir başka vatandaş Ako Mirza ise “Kürtler satıldı ve kaybettik. Yedi sandalyemiz vardı, şimdi beş kaldı” ifadelerini kullandı.
SİYASİ DEĞERLENDİRMELER
Yine Rudaw’da yer alan değerlendirmeye göre, siyasi analistler, sandalye kaybının arkasında birden fazla neden bulunuyor. Uzman Muhammed Doyiz, Kürt partilerinin tek liste halinde seçime girmemesinin ve çok sayıda oyun geçersiz sayılmasının bu kaybı etkileyen temel faktörler olduğunu belirtti.
KYB Seçim Departmanı Sorumlusu Şerzad Samed ise Tekaddum listesinin Arap oylarındaki beklenmedik artışa şüpheyle yaklaştığını ve bu oyların “gerçek olmadığını” düşündüğünü ifade etti.
IRAK’IN GENELİNDE DURUM: BAŞKENT BAĞDAT’TA SUDANİ BİRİNCİ
Irak’ın başkenti Bağdat’ta Başbakan Sudani’nin başını çektiği İmar ve Kalkınma Koalisyonu birinci olurken, eski Meclis Başkanı Muhammed Halbusi’nin Takaddüm Partisi ikinci ve eski Başbakanlardan Nuri el-Maliki’nin Kanun Devleti Koalisyonu ise üçüncü oldu. Şii siyasi ve dini liderlerden Ammar Hekim’e bağlı Ulusal Devlet Güçleri İttifakı dördüncü ve Asayib Ehlilhak Hareketi’ne bağlı Sadikun listesi ise beşinciliği elde etti.
MUSUL’DA KDP BİRİNCİ
Bir diğer tarihi Türkmen kenti Musul kentinde ise KDP birinci parti oldu ve Halbusi’nin partisi ikinciliği elde etti. Sudani’nin koalisyonu ise Musul’da üçüncü oldu.
Erbil şehrinde de yine KDP birinci parti konumundayken, Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisi (KYB) ikinci parti olarak açıklandı. Erbil’de Duruş Hareketi üçüncü ve Yeni Nesil Hareketi dördüncü sıraya yerleşti.
Basra’da da kentin Valisi Esad İdani’nin Tasmim Koalisyonu en çok oyu alarak birinci parti olurken, Sadikun listesi ikinci, Sudani’nin koalisyonu üçüncü ve Maliki’nin koalisyonu dördüncü sıraya yerleşti.
“KUZEN” SAVAŞININ YAŞANDIĞI SÜLEYMANİYE’DE KAZANAN TALABANİ’NİN KYB’Sİ OLDU
Enbar’da da Halbusi’nin partisi birinci sırada yerini aldı. Süleymaniye’de ise Bafil Talabani’nin KYB’si birinci, Duruş Hareketi ikinci ve Yeni Nesil Hareketi de üçüncü parti oldu. Duhok’ta ise KDP birinci, İslami Birlik Partisi (Yekgirtu) ikinci ve Duruş Hareketi üçüncü parti oldu.
Salahaddin’de ise birinci sırayı Halbusi alırken, Sudani ikinci ve Azim Koalisyonu üçüncülüğü elde etti.
Sudani, Necef ve Kerbela kentlerinde de birinci sırada yerini aldı.
Vasıt’ta ise Sudani’nin lideri olduğu koalisyon üçüncü sırayı kazandı. Musenna vilayetinde yine birinciliği Sudani elde ederken, Maliki’nin koalisyonu da ikinciliği kazandı.
Ülkenin Meysan ve Zikar, Babil ve Kadisiye vilayetlerinde de Başbakan Sudani’nin lideri olduğu İmar ve Kalkınma Koalisyonu birinci olarak ipi göğüsledi.
Diyala’da Şii milis liderlerden Hadi Amiri’nin Bedir Hareketi birinci ve Halbusi’nin partisi ikinci olurken, Hamis Hançer liderliğindeki Siyade İttifakı üçüncülüğü kazandı.
“HAŞDİ ŞABİ” DETAYI
Haşdi Şabi’ye bağlı dört ana silahlı grubun siyasi kanatları, bin 491 adayla katıldıkları seçimde parlamentonun yüzde 17,6’sına denk gelen 58 sandalye kazandı. Böylelikle bir önceki dönemde elde ettikleri 48 sandalyeyi 58’e çıkararak parlamentodaki sayılarını dikkat çekici şekilde artırdılar.
SUDANI, ZAFERİNİ İLAN ETTİ
Başbakan Sudani, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından elde ettiği birinciliği kutlayarak, şu ifadeleri kullandı:
“İttifakımız ‘İmar ve Kalkınma’ birincidir çünkü ‘önce Irak’ ilkesine inanıyor. Irak, fedakar evlatlarının azmiyle her zaman önceliğimiz olmaya devam edecek. Çalışma, inşa ve başarı yolculuğumuza destek veren halkımıza teşekkür ederiz.”
Sudani taraftarları, Bağdat sokaklarında araçlarıyla tur atarak Başbakanın seçim zaferini kutladı.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın ülke genelinde sıfırdan on caminin inşa edilmesine dönük bir süreci başlattığı iddia edildi.
OdaTv’nin haberine göre, söz konusu camilerden beşinin Ermenistan-Türkiye arasındaki sınıra yakın bölgelerde, geri kalan beşinin ise ülkenin belli başlı şehirlerinde inşa edilecek.
Ermeni hükümetine yakın kaynaklara göre ilgili girişim, projeyi iki ülke arasındaki kültürel ve dinsel bağları güçlendirmek amacıyla bir fırsat olarak gören Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından teşvik edildiği belirtiliyor.
Ermenistan nüfusunun bilindiği yaklaşık yüzde 98’i Hıristiyan olmasına rağmen Başbakan Paşinyan’ın, Erdoğan’ın önerisini desteklediği ve “Eğitim, bilim, Kültür ve Spor Bakanlığı” aracılığıyla adı geçen tarihi projeye şimdiden fon ayrılmasını sağladığı öğrenildi.
ERMENİSTAN’DA SADECE BİR CAMİ VAR
Ermenistan’daki yeni camilerin inşaatlarının bu yılın aralık ayının başlarında başlaması bekleniyor. Ermenistan’da şu anda sadece bir cami bulunuyor ve o da başkent Erivan’da 18. yüzyıldan kalma meşhur tarihi Gök Camisi ya da diğer adıyla Hüseyin Ali Camisi.
Yeni proje genel olarak bazı çevrelerce Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerde çok önemli bir kilometre taşı olduğu kadar, potansiyel anlamda tartışmaya açık bir adım olarak da görülüyor.
Ancak mevzubahis adımın her şeyden önce, Erivan’ın kültürel çeşitliliği teşvik etme ve aynı coğrafyanın iki tarihi komşusunu ve kadim halkını bir asırdan fazla süredir bölen ve uzun süredir devam etmekte olan siyasi ve tarihsel anlaşmazlıkların ötesine geçme istek ve kararlılığını gösterdiği açık bir gerçek.
BBC, ABD Başkanı Donald Trump‘tan hakkında yayınlanan belgeselle ilgili olarak özür diledi ancak tazminat talebini reddetti.
İngiltere merkezli medya kuruluşu, programın bir daha yayımlanmayacağını da ekledi.
ABD Başkanı’nın avukatları, BBC’nin programı yayından kaldırmaması, kendisinden özür dilememesi ve Trump’a tazminat ödememesi halinde, şirkete 1 milyar dolar tazminat davası açacaklarını duyurmuştu.
BBC, mektubun alındığını teyit etmiş ve süre dolmadan yanıt verileceğini açıklamıştı.
BBC Sözcüsü, 13 Kasım’da yaptığı açıklamada şirketin avukatlarının Trump’ın hukuk ekibine bir mektup yazdığını, ayrıca BBC Yönetim Kurulu Başkanı Samir Shah‘ın da Beyaz Saray’a kişisel bir mektup gönderdiğini belirtti.
Açıklamaya göre, Shah bu mektupta Başkan Trump’a, kendisinin ve kurumun programda yer alan Trump’ın 6 Ocak 2021 tarihli konuşmasının kurgusundan ötürü üzgün olduğunu açıkça ifade etti.
Trump, BBC’yi “kamuoyunu aldatmakla” suçlamıştı.
BBC’de istifalar
BBC Genel Müdürü Tim Davie ve BBC Haber Direktörü Deborah Turness, 2021’de ABD Kongresi’nde yaşanan olayları anlatan BBC belgeselinde ABD Başkanı Trump’ın sözlerinin çarpıtıldığı yönündeki eleştirilerin ardından istifa etmişti.
Belgesel, Trump’ın konuşmasının farklı iki bölümünün birleştirilerek, 2021’deki Kongre baskınını açıkça teşvik etmiş gibi gösterildiği için eleştiriliyor.
BBC Yönetim Kurulu Başkanı Samir Shah, belgeseldeki “hatalı karar” nedeniyle özür dilemişti.
BBC Genel Müdürü Davie, 9 Kasım’da istifasını açıkladığı mesajında, 20 yılın ardından BBC’den ayrılmaya karar verdiğini ve bunun tamamen kendi kararı olduğunu dile getirmiş, “Bazı hatalar yapıldı ve Genel Müdür olarak tüm sorumluluğu almam gerekli” demişti.
BBC News direktörü Turness ise geçen yıl Panorama programında yayınlanan belgeselle ilgili tartışmaların “BBC’ye zarar verir noktaya geldiğini” söyledi ve “Hatalar yapılmış olsa da BBC News kurumunun taraflı olduğu suçlamalarının yanlış olduğu konusunda net olmak istiyorum” dedi.
BBC Genel Müdürü Tim Davie (solda) ve BBC Haber Direktörü Deborah Turness 9 Kasım Pazar günü istifa etti.
Trump eylemlerden önce yaptığı açıklamada, “Kongre binasına gideceğiz, cesur senatörlerimize ve kongre üyelerimize sesleneceğiz” demişti.
Panorama’da ise Trump’ın konuşmasından farklı bölümler birleştirilerek, Trump’ın “Kongre binasına gideceğiz. Sizinle olacağım. Ve savaşacağız. Tüm gücümüzle…” dediği yansıtılmıştı.
Konuşmasının birleştirilen kısımları arasında 50 dakikadan fazla süre olduğu ortaya çıkmıştı.
Konuşmasındaki “Tüm gücümüzle [savaşacağız]” kısmını ise Trump aslında ABD seçimlerinde “hile yapıldığı” iddialarıyla ilgili söylemişti.
Trump bu konuşmasında 20’den fazla kez savaşmak kelimesini kullanmıştı.
BBC yönetiminden ‘özür’
BBC Yönetim Kurulu Başkanı Samir Shah, belgeselde Trump’ın konuşmasının düzenlenme şekliyle ilgili “hatalı karar” nedeniyle özür diledi.
Shah, 10 Kasım’da yaptığı açıklamada, bu düzenlemenin Trump’ın şiddet eylemlerine doğrudan çağrı yaptığı izlenimini verdiğini kabul ettiklerini belirterek “BBC, bu hata için özür diliyor” dedi.
Shah, Trump’ın BBC’ya karşı dava açıp açmayacağına ilişkin bir soruya “Henüz bilmiyorum” diye yanıt verdi.
Bunun ardından Trump’ın BBC’ye dava açmakla tehdit eden bir mektup yolladığı kaydedildi.
BBC mektubu teyit ederken, süreç içinde yanıt verileceğini söylemekle yetindi.
İstifa haberinin ardından Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social’da, iddiaları gündeme taşıyan Daily Telegraph gazetesine teşekkür etmişti.
Ne olmuştu?
Tim Davie ve Deborah Turness’in istifalarına uzanan süreç, gazetenin BBC’nin iç yazışmalarından sızan bazı ifadeleri yayımlamasıyla başlamıştı.
Daily Telegraph gazetesi Panorama programında Trump’ın konuşmasının iki farklı kesitinin birleştirildiği ve 6 Ocak Kongre Baskını’nın Trump’ın konuşmasıyla teşvik edildiği izleniminin yaratıldığı yönünde yazışmaları ifşa etti.
Sızdırılan ifadeler, BBC’nin yayın standartlarını belirleyen kurula bağımsız danışmanlık yapan Michael Prescott’a aitti. Prescott Haziran ayında görevinden ayrıldı.
Prescott söz konusu belgelerde, geçen yıl yayınlanan “Trump: İkinci şans mı?” adlı belgesele ilişkin kaygılarını dile getiriyordu.
Pazar günü Kültür Bakanı Lisa Nandy, konunun “son derece ciddi” olduğunu dile getirmişti.
Tim Davie 2020’nin Eylül ayında BBC Genel Müdürü olarak görev aldı. Bu görevden önce Davie, 7 yıl boyunca BBC Studios’ta genel müdürlük görevini yerine getirmişti.
Kongre baskını
6 Ocak 2021’de Kongre üyeleri, ABD Başkanı seçilen Joe Biden’ın başkanlığını tescil etmek üzere toplanmışlardı.
Seçimi kaybeden Trump’ın destekçileri ise Kongre binasına zorla girmişti.
Kongre baskınında dört kişi ölmüş, 100’den fazla polis memuru yaralanmıştı. Olayın ardından dört polis memuru da intihar etmişti.
Donald Trump, 6 Ocak 2021’deki Kongre saldırısını kışkırttığı iddialarıyla ilgili olarak iktidar süresinin dolmasına bir hafta kala görevden azledilmişti.
Kongre baskınıyla bağlantılı olarak toplamda binden fazla kişi tutuklandı ve yarısından fazlası kendilerine yöneltilen saldırı, hırsızlık, silahla ilgili suçlar, izinsiz girme ve resmi bir kovuşturmayı engelleme gibi suçları kabul etti.
ABD Adalet Bakanlığı’na göre, davası görülen yaklaşık 80 kişi suçlu bulundu.
Yeni genel müdür nasıl seçilecek?
BBC’nin genel müdürü, kurumun misyonu ve kamu hizmeti amaçlarını yerine getirmesinden sorumlu olan BBC Yönetim Kurulu tarafından seçiliyor.
Yönetim Kurulu’nun başkanlığını Samir Shah yürütüyor. Shah, kuruldaki 10 bağımsız üyeden biri. Ayrıca genel müdür de dahil olmak üzere kurulda dört icra kurulu üyesi bulunuyor.
Tim Davie’nin 2020’de Genel Müdür görevine seçilmesi süreci BBC Yönetim Kurulu’nun aday belirleme komitesi tarafından yürütülmüştü.
Genel müdür ataması BBC tüzüğü çerçevesinde yapılıyor.
Davie’nin halefi BBC’nin 103 yıllık tarihindeki 18’inci genel müdür olacak.
Göreve aday olabileceği konuşulan potansiyel isimler arasında, kısa süre önce görevinden ayrılan ve haber dışındaki tüm programlardan sorumlu olan BBC içerik sorumlusu Charlotte Moore bulunuyor. Moore, The Traitors, The Wheel ve Happy Valley gibi ses getiren yapımlardan sorumluydu.
Diğer olası adaylar arasında, İngiltere televizyonlarının en deneyimli yöneticilerinden biri olan Jay Hunt ve 2013–2018 yılları arasında BBC’nin haber biriminin başı olan James Harding yer alıyor.
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, ülkesinin Türkiye’de büyükelçilik açmaya yaklaştığını ve Türk hükümetiyle görüşmelerin sürdüğünü belirterek, “Elbette Türkiye’deki misyonumuz ve büyükelçiliğimiz önemli çünkü Türkiye ile ayrıcalıklı ilişkilerimiz var.” dedi.
İngiltere’ye resmi ziyarette bulunan Bakan Şeybani, başkent Londra’daki İngiliz düşünce kuruluşu Chatham House’da düzenlenen “Yeni Suriye için Dış Politika” başlıklı oturumda konuştu.
Şeybani, konuşmasında, Suriye ile ABD arasındaki ilişkilerin çok iyi gittiğini ve bölgesel etki yaratacağını ifade ederek, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Washington ziyareti ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinin çok başarılı geçtiğini ve tüm önemli konuları kapsadığını aktardı.
Suriyeli Bakan, “Suriye artık marjinal bir ülke değil. Tüm dünya ülkeleri için önemli bir ülke.” değerlendirmesinde bulundu.
Şeybani, ABD’nin, Suriye’ye yönelik Suriye Sezar Sivil Koruma Yasası (Sezar Yasası) kapsamında 180 günlüğüne kısmen askıya aldığı yaptırımlara da değindi.
Bakan Şeybani, Sezar Yasası yaptırımlarının tamamen kaldırılmasının artık sadece bir zaman meselesi olduğunu vurguladı.
Şam’ın geçen yıl boyunca küresel algıyı değiştirdiğine inandığını söyleyen Şeybani, “11 ayda dünyanın Suriye’ye bakışını değiştirdik ve bir zamanlar var olan korkuları ortadan kaldırdık.” dedi.
Bakan Şeybani, Suriye’nin yorgun ve geçiş aşamasında olduğunu, ülkenin yıllarca süren çatışmalardan sonra kendini ifade etmek için zamana ihtiyacı olduğunu dile getirdi.
Şeybani, Suriye hükümetinin hedefinin, halkının inandığı ve onlardan uzak olmayan bir devlet haline gelmesi olduğunu kaydetti.
Oturumda, Bakan Şeybani’ye, “Yeni yılda Suriye’nin yurt dışı misyonlarında personel değişikliği olacak mı? Türkiye, Suriye’ye büyükelçi atarken, Şam henüz bunu yapmadı. Ankara’ya ne zaman büyükelçi atamayı planlıyorsunuz? Bu adım için herhangi bir zaman çizelgesi belirlendi mi?” sorusu yöneltildi.
Şeybani, ülkesinin yurt dışındaki diplomatik misyonlarıyla ilgili elbette yeniden yapılanma olacağının altını çizerek, “Bu, duygusal bir tepki değil, bir plana göre gerçekleştiriliyor.” dedi.
Bakan Şeybani, ülkesinin Türkiye’ye büyükelçi atanmasına ilişkin yöneltilen soruya verdiği yanıtta da şu ifadeleri kullandı:
“İstanbul’daki Suriye Konsolosluğunun yükünü azaltmak için Gaziantep’te bir konsolosluk açtık. Bu konuda Türkiye Dışişleri Bakanlığının onayını aldık. Ankara’daki Suriye Büyükelçiliği ise kiralanmıştı ancak Suriye rejimi, kira ödemelerini yapmadı ve bu mülkü kaybettik. Türk hükümetiyle görüşmelerimiz devam ediyor. Türkiye’de Suriye Büyükelçiliği açmaya yaklaştık. Elbette Türkiye’deki misyonumuz ve büyükelçiliğimiz önemli çünkü Türkiye ile ayrıcalıklı ilişkilerimiz var.”
13 Kasım’da yapılan paylaşımda aralarında C-130 kargo uçaklarının da olduğu bazı uçakların fotoğrafları “Günün Fotoğrafları” başlığı ile paylaşıldı.
Gürcistan sınırındaki kargo uçağının düştüğü kazada ölen 20 Türk askerinin naaşlarının Türkiye’ye getirildiği saatlerde yapılan paylaşım sosyal medyada tepki çekti.
Tepkilerin ardından bu paylaşım kaldırılarak yerine Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Dimosthenis Grigoriadis’in Türk mevkidaşı Ziya Cemal Kadıoğlu’na gönderdiği taziye mektubu paylaşıldı.
AK Parti sözcüsü Ömer Çelik, 14 Kasım’da X hesabından yaptığı paylaşımda Yunan Hava Kuvvetleri’ni eleştirdi.
Çelik, “Yunanistan Hava Kuvvetleri’nin C130 kargo uçağı fotoğrafı paylaşarak şehitlerimize dönük insani ve askeri tüm değerlerden yoksun çirkin bir mesaj paylaşmasını lanetliyoruz” ifadelerini kullandı.
Paylaşımın kaldırılmasının “doğru bir yaklaşım” olduğunu vurgulayan sözcü, “O çirkin mesajı yayınlayanlar hakkında gereğinin yapılmasını ve gerekli cezaların verilmesini bekliyoruz” dedi.
Portekiz Ulusal Acil Durum ve Sivil Savunma Kurumu (ANEPC), fırtına nedeniyle başkent Lizbon yakınlarındaki Setubal bölgesinde evleri su basan yaşlı bir çiftin yaşamını yitirdiğini açıkladı.
Başbakan’dan Taziye Mesajı
Portekiz Başbakanı Luis Montenegro, sosyal medya hesabından ölen çift için taziye mesajı yayımladı ve ailelerine en içten taziyelerini iletti.
Tahliye ve Elektrik Kesintileri
Fırtına sırasında 5 kişi sular altında kalan evlerinden tahliye edildi, yaklaşık 13 bin kişi elektriksiz kaldı. Yetkililer, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Portekiz Deniz ve Atmosfer Enstitüsü (IPMA), Setubal bölgesinde şiddetli yağış nedeniyle uyarı seviyesini kırmızıya yükseltti.
İsrail’in Ben Gurion Havaalanı’nda, Tayland’dan dönen 24 yaşındaki bir yolcunun valizinde 186 egzotik hayvan ele geçirildi. Yılan, kaplumbağa, yengeç, kurbağa ve kertenkele gibi türler, yolcunun gümrük beyanını atlatma girişimi sırasında bulundu.
Hayvanlar Küçük Kutulara Sıkıştırılmış
Yetkililerin paylaştığı fotoğraflarda, bazı kertenkelerin plastik kutulara, yılanların poşetlere ve bir kurbağanın dar bir kutuya sıkıştırıldığı görüldü. Hayvanların toplam değerinin on binlerce dolar olduğu tahmin ediliyor.
Ekosisteme ve Sağlığa Risk
İsrailli yetkililer, kaçak hayvanların istilacı tür haline gelerek yerel ekosisteme ve tarıma zarar verebileceğini belirtti. Ayrıca, veteriner kontrolü olmadan getirilen hayvanların tehlikeli parazit ve hastalık taşıma riski bulunduğu vurgulandı.
Geri Gönderim Kararı
Olayda hayvanların tümü sağ salim olduğu tespit edildi. Yetkililer, hayvanların getirildikleri ülkeye iade edilmesi için gerekli işlemleri başlattı.kaçakhayvan,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı resmi törenle karşıladı.
Konuk Cumhurbaşkanı Erhürman’ın makam aracını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin önündeki caddede karşılayan süvariler, protokol kapısına kadar eşlik etti.
Erdoğan, Erhürman’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ana giriş kapısında karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Erhürman’ın tören alanındaki yerlerini almalarının ardından, 21 pare top atışı eşliğinde İstiklal Marşı çalındı.
Erhürman, tören kıtasını, “Merhaba asker” diyerek selamladı. Törende, tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Erhürman, birbirlerine heyetlerini takdim etti. Türkiye ve KKTC bayrakları önünde gazetecilere poz veren Erdoğan ve Erhürman, daha sonra baş başa görüşmeye geçti.
HANGİ KONULAR MASADA?
İki lider görüşmesinde Kıbrıs meselesine ilişkin güncel gelişmeler değerlendirilecek ve Türkiye-KKTC ilişkileri ele alınacak.
GÖRÜŞME SONRASI ORTAK BASIN TOPLANTISI
Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Erhürman, ortak basın toplantısına katılacak.
Törende, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Ankara Valisi Vasip Şahin de yer aldı.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, ilk yurtdışı resmi ziyareti için bulunduğu Ankara’da Anıtkabir’i ziyaret etti. Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Erhürman, “Atatürk sevgisi ve fikirlerinize bağlılık Kıbrıs Türk halkının karakterinin ayrılmaz bir parçasıdır. Halkımız en zor dönemlerinde dahi sizden aldığı ilhamla çağdaş, özgür ve onurlu bir yaşam mücadelesini sürdürmüştür” ifadelerini kullandı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdi. Ankara’daki programına Anıtkabir’i ziyaret ederek başlayan Erhürman, beraberindeki heyetle birlikte Aslanlı Yol’dan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine yürüdü. Erhürman’a eşi Nilden Bektaş Erhürman, KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dana, Özel Kalem Müdürü Mustafa Ergüven, Protokol Dairesi Müdürü Asu Muhtaroğlu, Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Tünay Mertekçi, Türkiye Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Cemil Miroğlu ve diğer yetkililer eşlik etti.
ANITKABİR’DE ATATÜRK’ÜN HUZURUNA ÇIKTI!
Erhürman, Atatürk;’ün huzurunda mozoleye çelenk bıraktıktan sonra saygı duruşunda bulundu. Daha sonra ise Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Erhürman, Özel Anıtkabir Defteri’ni imzaladı. Erhürman, Özel Defter’e “Aziz Mustafa Kemal Atatürk, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde ilham kaynağı olan liderliğinizden güç alarak, bugün KKTC’nin 6. Cumhurbaşkanı sıfatıyla huzurunuzda bulunmaktan derin bir onur ve gurur duymaktayım. Şahsınızın bıraktığı manevi mirasa Kıbrıs Türk halkının bağlılığı sarsılmaz bir inançla sürmektedir.” ifadelerini yazdı.
“FİKİRLERİNİZE BAĞLILIK KIBRIS TÜRK HALKININ KARAKTERİNİN AYRILMAZ BİR PARÇASI”
Anıtkabir Özel Defteri’ne, “Kurtuluş Savaşı’na önderlik ederken sergilediğiniz duruş, kurduğunuz Cumhuriyet ve bizlere miras bıraktığınız ilke ile devrimler, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için değil, Kıbrıs Türk halkı için de yol gösterici olmuştur. Siz, yalnızca kendi halkınıza değil; çağlar ötesine uzanan düşüncelerinizle pek çok halka, özellikle de biz Kıbrıslı Türklere, umut ve cesaret aşılayan bir öndersiniz.” ifadelerini kaydeden Erhürman, “Atatürk sevgisi ve fikirlerinize bağlılık, Kıbrıs Türk halkının karakterinin ayrılmaz bir parçasıdır. Halkımız, en zor dönemlerinde dahi sizden aldığı ilhamla direncini korumuş, çağdaş, özgür ve onurlu bir yaşam mücadelesini sürdürmüştür. Bugün bizler, kurucusu olduğunuz Cumhuriyet’in değerlerinden beslenen bir halk olarak, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaştırma kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.” sözlerini sarf etti.
Tufan Erhürman, deftere kaleme aldığı yazıyı ”Kıbrıs Türk halkı, bu bilinçle, her daim çağdaş değerleri, üretimi, eğitimi, kültürü ve ahlakı ön planda tutarak ilerlemeye devam edecektir. Sizin mirasınız, yalnızca bir ulusun değil; insanlığın ortak aydınlanma mirasıdır. Aziz hatıranız önünde, saygı, sevgi ve sonsuz minnetle eğiliyorum. Ruhunuz şad olsun” ifadeleriyle noktaladı.
NUMAN KURTULMUŞ İLE GÖRÜŞTÜ!
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Anıtkabir ziyaretinin ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile bir araya geldi. Kurtulmuş ve heyetiyle bir arada bulunmaktan gurur duyduğunu ifade eden Erhürman, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti devletleri arasındaki ilişkiyi “başka hiçbir iki devlet arasındaki ilişkiyle kıyaslanamayacak kadar özel ilişki” olarak değerlendirdi.
TBMM ve Cumhuriyet Meclisi ile iki meclisin dostluk grupları arasındaki yakın ilişkileri vurgulayan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının verdiği varoluş mücadelesinin TBMM aracılığıyla dünyaya anlatılmasının kendileri için çok değerli olduğunu belirtti.
“İKİ DEVLET ARASINDAKİ İLİŞKİLER MÜSTASNA”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da, Cumhurbaşkanı Erhürman’ı TBMM’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin seçimin ardından ilk resmi ziyaretlerini birbirlerine yapmalarının önemine dikkat çekti.
Erhürman’ı Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinden dolayı tebrik eden ve görevinde başarılar dileyen Kurtulmuş, iki devlet arasındaki ilişkilerin müstesna olduğunu ifade ederek bu ilişkilerin şimdiye kadar olgunlaşarak, üstüne koya koya bu günlere kadar geldiğini söyledi.
Meclisler arası yakın ilişkilere de değinen Kurtulmuş, özellikle son iki yıldır Azerbaycan Meclisi’nin de katılımıyla çok güzel çalışmalar yapıldığını ifade ederek Türkiye’nin Gürcistan topraklarında kaybettiği 20 kahraman evladının büyük acısı içerisinde olduğunu ifade ederek, şehitlere Allah’tan rahmet; aileleri ve Türk milletine sabırlar diledi. Görüşmenin ardından Erhürman TBMM Genel Kurulu’nu gezdi; yetkililerden bilgi aldı.
Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi’nin Demokrat üyeleri, dün (12 Kasım Çarşamba) Jeffrey Epstein’in kız arkadaşı Ghislaine Maxwell ve yazar Michael Wolff’a gönderdiği e-postaları yayımladı.
Yayımlanan e-postalar içerisinde ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile Jeffrey Epstein’in yazışmaları da bulunuyor.
Yazışmaların tarihi ise 9 Mart 2016.
Yayımlanan e-postalara göre Epstein, Barrack’a “Bilginize: Hafta boyunca hem Donald (Marla, güzellik yarışmaları, Mar-a-Lago vb.) hem de Clinton hakkında birçok gazeteciden telefon alıyorum… Son zamanlarda Clinton ile ilgili çağrılar daha azaldı, ama her zaman verdiğim yanıt ‘Söyleyecek bir şeyim yok’ oluyor ya da tamamen görmezden gelmeye çalışıyorum. Sokakta birkaç kez ani sorularla karşılaştım, ama artık daha dikkatliyim.” ifadelerini kullandığı bir mesaj gönderdi.
Jeffrey Epstein ile Tom Barrack arasındaki yazışma
Bunun üzerine Barrack, “Umarım iyisindir, görüşelim” yanıtını verdi.
Epstein’ın e-postasındaki bu ifadeyi hangi bağlamda kullandığı bilinmiyor.
Öte yandan yayımlanan e-postalarda ABD Başkanı Donald Trump’ın Epstein’ın kız çocuklarına yönelik istismarını bildiğine ilişkin mesajlar da yer alıyor.
BEYAZ SARAY’DAN DEMOKRATLARA TEPKİ
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, düzenlediği basın brifinginde, Trump’ın Epstein ile ilişkisine dair yazışmaları gündeme taşıyan Demokratların iddiasını reddetti.
Leavitt, Trump’ın, Epstein’in kurbanlarından biri hakkında bilgi sahibi olduğu iddiasını yayımlayan Demokratların tek amacının “siyasi puan toplamak” olduğunu savundu.
Epstein’e ait söz konusu e-postaların Trump’ın yanlış bir şey yaptığına dair “hiçbir şeyi kanıtlamadığını” söyleyen sözcü, “Demokratların amacı Başkan’ı karalamaktır ve bunlar kötü niyetli çabalardır” dedi.
Demokratları “sahte bir hikaye yaratmak için liberal medyayı” kullanmakla suçlayan Leavitt, e-postalarda atıfta bulunulan “isimsiz kurbanın”, “Başkan Trump’ın hiçbir suça karışmadığını söyleyen Virginia Giuffre olduğunu” iddia etti.
Demokratların sadece gündemi değiştirmek için bu tür adımları attığını savunan Beyaz Saray Sözcüsü, Trump’ın, “Giuffre dahil kadın çalışanlarına tacizde bulunduğu için Jeffrey Epstein’i yıllarca önce kulübünden attığını” ifade etti.
ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin Demokrat üyeleri, Epstein’in, kız arkadaşı Ghislaine Maxwell ve yazar Michael Wolff’a gönderdiği e-postaları yayımlamıştı.
Söz konusu yazışmalarda, Epstein’in 2011’de Maxwell’e gönderdiği bir e-postada, Trump’ın, kendisinin evinde adı gizlenen mağdurlardan birisiyle “saatlerce vakit geçirdiği” iddiası yer almıştı.
TRUMP:DİKKATLERİ BAŞKA YÖNE ÇEKMEK İÇİN KULLANIYORLAR
Öte yandan ABD Başkanı Trump, konuyla ilgili Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Demokratların “dikkat dağıtmaya” çalıştığını savundu.
Trump, “Demokratlar Jeffrey Epstein hilesini, özellikle de en son başarısızlıkları olan hükümetin kapanmasından dikkatleri başka yöne çekmek için kullanıyorlar” ifadesine yer verdi.
Hükümetin uzun süreli kapalı kalmasından Demokratları suçlayan Trump, Epstein konusunun Demokratlar tarafından “suçlarını örtmek” için gündeme yeniden getirildiğini kaydetti.
JEFFREY EPSTEİN DAVASI
En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulunmuştu.
Açıklanan Epstein dava dosyalarında Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile incelemesi sonucunda ünlü isimlerden oluşan “müşteri listesi”nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığı, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein’in ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığı açıklanmıştı.
ABD’li gazeteci Tucker Carlson da Epstein’in, “İsrail için çalıştığını, başkent Washington’da herkesin aynı şekilde düşündüğünü ancak açıkça söylenemediğini” iddia etmişti.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesi ise Epstein’in kız arkadaşı Ghislaine Maxwell’in, Epstein’ın 50’nci doğum günü vesilesiyle tanıdıklarından ona yönelik mektup yazmasını istediğini, bunlardan birinin de Trump’a ait olduğunu öne sürmüştü.
AFAD’ın paylaştığı verilere göre, Akdeniz’de saat 12.27’de 4,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem, 23.39 kilometre derinlikte gerçekleşti.
DÜN AKDENİZ ART ARDA SALLANMIŞTI
Akdeniz’de aynı bölgede dün art arda beş deprem oldu.
Saat 12.31’de meydana gelen deprem, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Antalya ve Adana’da da hissedildi. Bu depremden beş dakika sonra saat 12.36’da aynı bölgede 3,5 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha oldu. Saat 12.41’de 4,8 büyüklüğünde, saat 12.59’da ise 4,2 büyüklüğünde dördüncü deprem gerçekleşti. Saat 16.24’te de 5.3 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi.
NACİ GÖRÜR’DEN UYARI
Yer bilimci jeolog Prof. Dr. Naci Görür, depremlerin ardından bir paylaşım yaparak Helen-Kıbrıs Zonu’na dikkat çekmiş ve “6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri bu bölgeye çok stres yüklemişti.” demişti.