Kategori: Dünya

  • Yardım Uçağı Düştü: 2 Kişi Hayatını Kaybetti

    Yardım Uçağı Düştü: 2 Kişi Hayatını Kaybetti

    Florida’nın Fort Lauderdale kentinden havalanan küçük uçak, Melissa Kasırgası nedeniyle zarar gören Jamaika’ya yardım malzemeleri taşıyordu. Ancak uçak, kalkıştan kısa süre sonra gölete düşerek kaza yaptı.

    2 Kişi Hayatını Kaybetti

    Yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının ardından 2 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Uçağın amacı, kasırgadan etkilenen Jamaika halkına gıda, ilaç ve diğer yardım malzemelerini ulaştırmaktı. Kaza, yardım operasyonunu da olumsuz etkiledi.

  • 3 milyon dolarlık casus planı: Hipersonik Rus jetini kaçırmaya çalıştılar

    3 milyon dolarlık casus planı: Hipersonik Rus jetini kaçırmaya çalıştılar

    Rusya’nın FSB’si, Ukraynalı ve İngiliz casusların, Kinzhal hipersonik füzesiyle donatılmış bir MİG-31 jetini çalmak için Rus pilotları 3 milyon dolar karşılığında kandırmaya çalıştığını bildirdi. Moskova yönetimi, bu girişimi Ukrayna ve İngiltere’nin yeni bir operasyonu olarak nitelendirdi.

    Uçağın Rotası ve Planlanan Provokasyon

    FSB, kaçırılmak istenen jetin Romanya’daki bir NATO hava üssü yönünde hareket ettiğini aktardı. Yetkililer, Ukrayna askeri istihbaratının uçağı çalmak için Rus pilotlarla iletişime geçtiğini ve jetin kullanılacağı büyük çaplı bir provokasyon planladığını belirtti.

    Önlemler ve İddialar

    FSB, Ukrayna ve İngiliz istihbarat servislerine karşı gerekli önlemlerin alındığını açıkladı. Rus devlet televizyonu, operasyona dahil olduğu iddia edilen bir kişinin fotoğrafını ve mesajlarını paylaşırken, kişiye MİG jetini Avrupa’ya götürmesi karşılığında hem 3 milyon dolar hem de vatandaşlık teklif edildiği belirtildi.

    Kinzhal Füzesi Özellikleri

    Kinzhal hipersonik füzesi, yüksek hız kapasitesi ve manevra yeteneği ile dikkat çekiyor. Bu özellikleri, hava savunma sistemlerinin füzeyi takip etmesini ve önlem almasını zorlaştırıyor.

  • Cezaevinde 27 Mahkum Hayatını Kaybetti

    Cezaevinde 27 Mahkum Hayatını Kaybetti

    Ekvador’da Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Kişiler ve Suç İşlemiş Gençlere Yönelik Ulusal Bakım Hizmeti Kurumu (SNAI), El Oro eyaletinin başkenti Machala’daki bir cezaevinde 27 mahkumun cansız bedeninin bulunduğunu açıkladı.

    Ölümlerin Nedeni ve Soruşturma

    Açıklamada, ölümlerin ilk belirlemelere göre boğulma sonucu gerçekleştiği belirtildi. Yetkili kurumlar, olayların tam olarak aydınlatılması için soruşturma başlattı ve çalışmalarını sürdürüyor.

  • Eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy hapisten çıktı

    Eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy hapisten çıktı


    Eski Fransa Cumhurbaşkanı 
    Nicolas Sarkozy, bir hakimin cezasının geri kalanını evinde çekebileceğine karar vermesinin ardından cezaevinden serbest bırakıldı .

    Sarkozy, eşi şarkıcı Carla Bruni-Sarkozy eşliğinde Paris’teki La Santé hapishanesinden arabayla çıkarılıp şehrin batısındaki evine herhangi bir açıklama yapmadan ulaştı. Daha önce Paris Temyiz Mahkemesi’ne video konferans yoluyla verdiği ifadede, üç haftalık hapis cezasının “zorlu” ve “kâbus” olduğunu söylemişti.

    Sarkozy, Paris mahkemesinin , 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası için Libya diktatörü Muammer Kaddafi rejiminden fon elde etme planı yaptığı gerekçesiyle kendisine beş yıl hapis cezası vermesinin ardından 21 Ekim’de hapse girdi .

    Haksız yere suçlamada bulunduğunu reddeden sanık, bu karara itiraz etti ve önümüzdeki baharda yeni bir temyiz duruşması yapılması planlanıyor. Hakimler geçen ay, mahkûmiyetinin “olağanüstü ağırlığı” nedeniyle, temyiz süreci devam ederken hapse girmesi gerektiğine karar verdi.

    Paris temyiz mahkemesi Pazartesi günü Sarkozy’nin, sıkı adli kontrollerle cezasını evinde çekmesi için yaptığı tahliye talebini kabul etti. Tahliye şartlarına göre Sarkozy, Adalet Bakanı Gérald Darmanin de dahil olmak üzere Adalet Bakanlığı yetkilileriyle görüşemeyecek.

    2017’de Emmanuel Macron’un merkezci partisine tekrar katılmadan önce Sarkozy’yi akıl hocası olarak gören Darmanin, geçen ay eski cumhurbaşkanını cezaevinde ziyaret etti. Bazı Fransız yargıçlar, bu hamleyi yargıçların bağımsızlığını baltaladığı gerekçesiyle eleştirdi.

    Sarkozy’nin davaya karışan diğer kişilerle görüşmesi de yasaklanacak ve Fransa’dan ayrılması yasaklanacak .

    Pazartesi sabahı görülen duruşmada, lacivert takım elbise giymiş Sarkozy, yanında avukatlarıyla birlikte bir masada otururken cezaevinden kamera karşısına çıktı. Mahkemede şunları söyledi: “Son derece insancıl olan ve bu kabusu katlanılabilir kılan tüm cezaevi personeline şükranlarımı sunmak istiyorum – çünkü bu bir kabus.”

    “Bay Kaddafi’den herhangi bir finansman istemek gibi bir düşüncem veya niyetim asla olmadı… Yapmadığım bir şeyi asla itiraf etmeyeceğim… 70 yaşında hapiste olacağımı hiç düşünmemiştim. Bana dayatılan bir çile bu. İtiraf ediyorum, zor, çok zor. Her mahkûmda iz bırakıyor çünkü çok yıpratıcı.”

    Sarkozy, kendi güvenliği için, duşu ve tuvaleti olan yaklaşık 9 metrekarelik tek kişilik bir hücrede hücre hapsinde tutuluyordu. Güvenliğini sağlamak için iki koruma görevlisi bitişikteki bir hücrede bulunuyordu. Fransız haftalık haber dergisi Le Point, Sarkozy’nin hapishanede sadece yoğurt yediğini, çünkü üzerine tükürülebileceğinden korktuğunu bildirdi. Dergi, ismi açıklanmayan kaynaklara dayanarak, Sarkozy’nin kendi yemeğini pişirebileceği bir yer olduğunu ancak bunu reddettiğini bildirdi.

    Sarkozy’yi her gün ziyaret eden avukatı Christophe Ingrain, Sarkozy’nin hapishane dışında içeride olduğundan daha güvende olacağını söyledi. “Ölüm tehditleriyle karşı karşıya kaldı, geceleri çığlıklar duydu ve bir mahkûm kendine zarar verdiğinde yan hücrede acil müdahale gördü.”

    2007-2012 yılları arasında Fransa’nın sağcı cumhurbaşkanı olarak görev yapan Sarkozy, hapis yatan ilk AB ülkesi eski devlet başkanı ve savaş sonrası dönemde parmaklıklar ardına giren ilk Fransız lider oldu.

    Sarkozy’nin sosyal medya hesabı geçen hafta, kendisine gönderildiği belirtilen yığınla mektup, kartpostal ve paketten oluşan bir video yayınladı; bunların arasında kolaj, çikolata veya kitap da vardı. “Hiçbir mektup cevapsız kalmayacak,” diye duyurdu hesabında. “Hikayenin sonu henüz yazılmadı.”

    Savcı, üç ay süren yargılamada mahkemeye, Sarkozy’nin Kaddafi’den seçim fonu alabilmek için “son 30 yılın en iğrenç diktatörlerinden biriyle bir yolsuzluk anlaşması” yaptığını söyledi.

    Sarkozy, suçlamaları reddederek Libya’dan seçim fonu almaya yönelik suç teşkil eden bir komplonun parçası olmadığını söyledi.

    Yolsuzluk, Libya kamu fonlarının kötüye kullanılması ve yasadışı seçim kampanyası finansmanı suçlamalarından beraat etti. Savcılığın beraat kararlarına itiraz etmesinin ardından Sarkozy, suç örgütüne katılmak da dahil olmak üzere tüm suçlamalardan gelecek yıl yeniden yargılanacak.

    Libya rejimiyle gizli bir seçim kampanyası finansmanı anlaşması iddiaları Sarkozy’nin karşı karşıya kaldığı en büyük yolsuzluk davası olmasına rağmen, Sarkozy daha önce iki ayrı davadan mahkûm olmuş ve Fransa’nın en yüksek nişanı olan Légion d’honneur’ü elinden alınmıştı.

    Sarkozy daha önce, bir yargıçtan iyilik elde etmek için yasadışı girişimlerde bulunduğu gerekçesiyle yolsuzluk ve nüfuz ticareti suçlamasıyla açılan ayrı bir davada hüküm giymiş ve elektronik künye takmak zorunda kalan ilk eski Fransız devlet başkanı olmuştu.

    Bu durumda, kendisine bir yıl hapis cezası verildi, ancak cezasını elektronik ayak bileği etiketiyle çekebildi. Etiketi, şartlı tahliye kararı verilmeden önce üç ay boyunca taktı.

  • KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman 13 Kasım’da Ankara’ya geliyor… Erdoğan tebrik etmiş, Bahçeli “Seçim sonuçları kabul edilmemeli” demişti

    KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman 13 Kasım’da Ankara’ya geliyor… Erdoğan tebrik etmiş, Bahçeli “Seçim sonuçları kabul edilmemeli” demişti

    İletişim Başkanı Duran, X hesabından yaptığı paylaşımla KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Ankara’yı ziyaret edeceği tarihi açıkladı. Duran açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabetle, ilk yurt dışı ziyaretini 13 Kasım 2025 tarihinde ülkemize gerçekleştirecektir.

    Ziyaret kapsamında yapılacak görüşmelerde, Kıbrıs meselesine ilişkin güncel gelişmeler değerlendirilecek olup, Türkiye-KKTC ilişkileri tüm veçheleriyle ele alınacaktır.”

    Görüşme tarihinin açıklanmaması AKP-MHP anlaşmazlığı olarak yorumlanmıştı

    19 Ekim’de yapılan seçimleri tarihî bir farkla kazanarak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Tufan Erhürman’ın Ankara’ya yapacağı ziyaret merakla bekleniyor.

    Kuveyt, Katar ve Umman ziyaretlerinin ardından Türkiye’ye dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erhürman’ı Ankara’ya davet etmiş ve “Körfez ziyaretinden sonra kapımız sizlere açık, buyurun, sizleri bekliyoruz’ dedik. Kendileri de bu ziyareti gerçekleştireceklerini söylediler. Yabancı değiliz birbirimize, görüşeceğiz. İnşallah bu hafta sonuna kadar bu ziyaret gerçekleşirse kendileriyle etraflıca Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilişkilerini, ele alacağız” ifadelerini kullanmıştı.

    Erdoğan söz konusu ziyaretleri 21, 22 ve 23 Ekim tarihlerinde gerçekleştirmişti ve uçakta işaret ettiği olası görüşme tarihinde gecikmeler bu hafta siyasette konuşulur hale gelmişti.

    Törensel değil verimli görüşme bekleniyor

    Erhürman’ın partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) kaynakları, T24’e geçen hafta yaptıkları açıklamada Türkiye medyasında görüşmenin MHP lideri Devlet Bahçeli’nin itirazıyla geciktirildiği yönündeki haberleri takip ettiklerini ancak Ankara’dan gecikmenin bir “sorun nedeniyle” olduğuna dair bir sinyal almadıklarını söylemişti.

    CTP kaynakları, resmî davet konusunda bir sorun olmadığını, Ankara’nın ziyareti “yalnızca törensel” değil aynı zamanda “verimli bir görüşme için fırsat” olarak gördüğünü ifade etmişti.

    CHP lideri Özel, 15 Kasım’da KKTC’ye gidiyor

    CHP lideri Özgür Özel‘in 15 Kasım’da KKTC’nin kuruluş etkinlikleri kapsamında Lefkoşa’ya gitmesi ve burada Özel ile Erhürman arasında heyetler arası görüşmenin yapılması bekleniyor.

  • Kendisi küçük etkisi büyük füze: “Avrupa’yı Putin’den koruyacak”

    Kendisi küçük etkisi büyük füze: “Avrupa’yı Putin’den koruyacak”

    Estonya merkezli savunma şirketi Frankenburg Technologies, Avrupa’nın Rusya tehdidine karşı geliştirdiği yeni savunma sistemini tanıttı. Şirketin genel müdürü Kusti Salm, “Mark 1” adını taşıyan mini füzenin ölçekli modelini kamuoyuna tanıttı.

    Salm, Baget ekmeği büyüklüğündeki ve ortalama bir insan kolundan daha kısa füzeye ilişkin “Silah ürettiğimiz için özür dilemiyoruz” dedi.

    Salm, yaklaşık 65 santimetre uzunluğundaki füzenin köpükten yapılmış modelini eline alarak, “Rusya’nın uzun menzilli insansız hava araçlarını (İHA) düşürmek için bu silahları üretiyoruz. dedi.

    Kendisi küçük etkisi büyük: Avrupayı Putinden koruyacak

    Daha önce Estonya Savunma Bakanlığı’nda çalışan Salm, sözlerine “Bu füze, önümüzdeki beş ila on yıl içinde Batı dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu savunma kabiliyeti olacağı konusunda da özür dilemiyoruz.” ifadesiyle devam etti.

    AVRUPA MALİYETLİ ÇÖZÜM ARAYIŞINDA

    İngiliz gazetesi Telegraph’taki habere göre, Avrupa ve ABD’deki savunma laboratuvarları, ucuz ve etkili küçük roket sistemleri geliştirmek için yoğun çaba harcıyor.

    Kendisi küçük etkisi büyük: Avrupayı Putinden koruyacak

    Küçük füze girişimlerinin temel amacı, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın ardından ortaya çıkan İHA soruna ülkeleri iflas ettirmeden çözüm bulmak.

    NATO, 9 Eylül’de Polonya sınırını geçen 20 Rus insansız hava aracını durdurmak için F-16 savaş uçaklarını görevlendirmişti. Ancak kullanılan füzelerin maliyeti 500 bin sterlini buldu ve atışların yarısı hedefi vuramadı. Uzmanlar bu durumu, “sürdürülebilir bir savunma modeli değil” şeklinde yorumladı.

    Bu tablo karşısında Avrupalı liderler, NATO’nun doğu kanadında elektronik savaş sistemlerinden ve savunma önlemlerinden oluşan bir “insansız hava aracı duvarı” kurma kararı aldı.

    MÜKEMMEL DEĞİL AMA ETKİLİ

    Salm, geliştirilen Mark 1’in uygun fiyatlı olmasını istediklerini belirtirken Batı ülkelerinin savunma sistemlerinde yer alan füzelerin çoğunlukla “mükemmel” kabul edildiğini ancak bu mükemmelliğin fiyatı arttırdığını söyledi.

    Mark 1’in bu anlayışı değiştirmek için geliştirildiğini kaydeden Salm, füzenin sadece “yeterince iyi” olmasını hedeflerini vurguladı.

    “Avrupa’yı Putin’den koruyacak” başlığıyla servis edilen habere göre Salm, Mark 1’in düşük maliyetli üretim anlayışı sayesinde “uygun fiyatlı” olacağının altını çizdi.

    Yaklaşık 2 kilometre menzile sahip füzenin, %90 isabet oranını hedeflediği ancak şu anda bu oranın %65 olduğu kaydedildi.

    Salm, füzenin satış fiyatını açıklamasa da mevcut hava savunma sistemlerinden yaklaşık 10 kat daha ucuz olduğunu söyledi.

  • Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: “Rus silahları Batı’dan üstün”

    Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: “Rus silahları Batı’dan üstün”

    Moskova, nükleer deneme hazırlıklarından Ukrayna diplomasisine ve Batı’ya meydan okuyan savunma sanayisine kadar dört cephede dikkat çekici mesajlar veriyor.

    Rusya’dan dört cephede dikkat çekici mesajlar geldi. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’daki forumda ülkesinin askeri gücünü, nükleer hazırlıklarını ve diplomatik stratejisini aynı anda sahneye koydu.

    Lavrov, Batı’ya açık bir mesaj gönderdi. Lavrov, “Şimdi, özel askerî operasyon sırasında, deneyimlerimiz batılı ülkeler dâhil tüm dünya tarafından dikkatle inceleniyor. Bu, bir devletin uluslararası arenadaki ağırlığının, otoritesinin ve itibarının önemli bir bileşenidir. Artık farklı bir çağdayız. Ancak Rusya’nın hâlâ iki müttefiki olduğunu sık sık hatırlarız, ordu ve donanma. Ve elbette hava ve uzay kuvvetleri. Duruma jeopolitik açıdan bakalım” dedi.

    Lavrov’a göre Rus savunma teknolojisi, “sadece savaşlarda değil, diplomasi masasında da” üstünlüğünü kanıtladı. Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerinin artık Batı değil, Rus sistemlerine yöneldiğini söyledi.

    Lavrov’dan dikkat çeken açıklama: “Rus silahları Batı’dan üstün”

    Sergey Lavrov, “Bizim silahlarımız daha az talepkâr, benzer özellikteki Batı sistemlerine kıyasla etkinliklerini kanıtlamış durumda. Ayrıca daha ucuzlar ama bu ‘iyi anlamda’ bir ucuzluk” ifadelerini kullandı.

    Lavrov’dan dikkat çeken açıklama: “Rus silahları Batı’dan üstün”

    Moskova, Putin’in talimatıyla nükleer denemeler için hazırlıklarını sürdürüyor. Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Bazı testler yapacağız” sözlerini hatırlattı. Washington’dan hala açıklama gelmediğini söyledi.

    Ayrıca Lavrov, Ukrayna konusunda diplomatik sürecin yeniden başlaması gerektiğini söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio ile yüz yüze görüşmeye hazır olduklarını belirtti.

  • 15 Yaş Altı Çocuklar İçin Sosyal Medya Kullanımını Yasakladı

    15 Yaş Altı Çocuklar İçin Sosyal Medya Kullanımını Yasakladı

    Danimarka Dijital İşler Bakanlığı’nın önerisi doğrultusunda hükümet, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişimini sınırlama kararı aldı. Amaç, gençlerin zararlı içeriklere maruz kalmasını önlemek olarak açıklandı.

    Ebeveynlere İstisna Hakkı

    Açıklamada, ebeveynler çocuklarının sosyal medyaya daha erken erişim sağlamasını isterse 13 yaşından itibaren istisnai izin verilebileceği belirtildi. Böylece aileler, çocuklarının dijital deneyimini kontrollü şekilde yönetebilecek.

    Danimarka Avrupa’da Öncü

    Dijital İşler Bakanı Caroline Stage, bu adımın Avrupa’da bir öncülük niteliği taşıdığını vurguladı ve büyük teknoloji platformlarının çocuk odalarında serbestçe

  • BBC’de Trump belgeseli krizi: Genel müdür ve haber müdürü istifa etti

    BBC’de Trump belgeseli krizi: Genel müdür ve haber müdürü istifa etti

    İngiliz kamu yayıncısı BBC istifa depremiyle sarsıldı.

    BBC Genel Müdürü Tim Davie ile Haber Dairesi Üst Yöneticisi Deborah Turness  görevlerini bıraktı. İki üst düzey yöneticinin istifa nedeni ise geçen yıl yayımlanan “Trump: İkinci bir şans?” belgeseli…

    Belgesel, ABD Başkanlık seçiminden bir hafta önce yayımlandı.

    2021’deki Kongre baskını öncesi Donald Trump’ın konuşmasından bölümler kesilerek birleştirildi. Bu montaj neticesinde, Trump’ın destekçilerine “Kongre’ye yürüyün ve savaşın” mesajı verdiği algısı oluşmuştu.

    Gerçek konuşmadaki “barışçıl şekilde protesto yapma” ifadeleri ise BBC belgeselindeki birleştirilmiş konuşmadan çıkarılmıştı.

    “Bazı hatalar yapıldı”

    Tim Davie ile Deborah Turness’ın istifasına yol açan süreç, konuyla ilgili iç raporun İngiliz gazetesi The Telegraph’a sızdırılmasıyla başladı.

    Bu olayın ardından BBC üzerindeki baskı arttı ve istifalar geldi.

    Tim Davie de, “Bazı hatalar yapıldı ve genel müdür olarak tüm sorumluluğu üzerime almak zorundayım” değerlendirmesinde bulundu.

    Trump, The Telegraph’a teşekkür etti

    ABD Başkanı Trump da gelişmelerin ardından, “Bunlar, başkanlık seçimlerinin sonucunu etkilemeye çalışan çok dürüst olmayan insanlar” dedi.

    “Bu yozlaşmış gazetecileri ifşa ettiği için The Telegraph’a teşekkür ederim” sözleriyle memnuniyetini dile getirdi.

    BBC, Trump’tan özür dileyecek.

  • Süper Tayfun Fung-wong Felaketi: 2 Ölü, 1,4 Milyon Kişi Tahliye Edildi

    Süper Tayfun Fung-wong Felaketi: 2 Ölü, 1,4 Milyon Kişi Tahliye Edildi

    Filipinler Sivil Savunma Bürosu’nun açıklamasına göre, tayfun nedeniyle 130’dan fazla köy sular altında kaldı, binlerce kişi çatılarda mahsur kaldı. Hükümet, arama kurtarma ve yardım çalışmalarını hızlandırırken, bölgede elektrik ve iletişim hatlarında da ciddi hasar meydana geldi.

    Meteoroloji yetkilileri, Fung-wong’un Tayvan yönüne ilerlediğini, Malezya Meteoroloji Dairesi’nin ise bazı bölgelerde şiddetli yağış ve kuvvetli rüzgar uyarısında bulunduğunu bildirdi. Tayfunun batı-kuzeybatı yönünde saatte 30 kilometre hızla ilerlediği kaydedildi.

    Geçmiş Tayfun Felaketleri

    Filipinler’de 6 Kasım’da yaşanan Kalmaegi Tayfunu nedeniyle 224 kişi yaşamını yitirmiş, Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. ülke genelinde “ulusal afet durumu” ilan etmişti. Ülke tarihinin en yıkıcı felaketlerinden biri olan 2013 Haiyan Tayfunu’nda ise 7 binden fazla kişi hayatını kaybetmişti.

    Tayfunun etkilediği bölgelerde tahliye ve yardım çalışmaları devam ediyor.

  • Ateşkes İhlali Sürüyor: Lübnan’da İHA Saldırılarında 2 Sivil Hayatını Kaybetti

    Ateşkes İhlali Sürüyor: Lübnan’da İHA Saldırılarında 2 Sivil Hayatını Kaybetti

    Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, Nebatiye vilayetinde Mercayun ilçesinde öğle saatlerinde Savvane-Hırbet Silim yolunda bir araç, akşam saatlerinde ise Yukarı Homin beldesinde başka bir araç İsrail’e ait insansız hava araçlarıyla hedef alındı. Saldırılarda toplam 2 kişi hayatını kaybetti.

    Önceki Saldırılar ve Yıkım

    Dün Nebatiye’de düzenlenen üç İHA saldırısında 3 kişi hayatını kaybetmiş, 11 kişi yaralanmıştı. Ekim 2023’te başlayan İsrail saldırıları, Eylül 2024’te geniş çaplı bir savaşa dönüşmüş, 4 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş ve yaklaşık 17 bin kişi yaralanmıştı.

    Ateşkes İhlalleri

    Kasım 2024’te imzalanan ateşkese rağmen İsrail’in 4 bin 500’den fazla kez ihlalde bulunduğu ve bu ihlallerde yüzlerce sivilin öldüğü ya da yaralandığı bildirildi. Lübnan’da gerilim ve saldırılar devam ediyor.

  • Trenler kafa kafaya çarpıştı

    Trenler kafa kafaya çarpıştı

    Slovakya’nın başkenti Bratislava’da iki tren istasyonda çarpıştı. Slovakya Polis Teşkilatı, kazanın ardından polis ve acil müdahale ekiplerinin olay yerine intikal ettiğini, trenlerin raydan çıkmadığını açıkladı.

    Kazaya ilişkin açıklama yapan İçişleri Bakanı Matus Sutaj Estok, çok sayıda yolcunun hafif şekilde yaralandığını ve 11 kişinin hastaneye kaldırıldığını belirtti. Bakan, kazada can kaybının olmadığını da ifade etti.

    Yetkililer, bu olayın Slovakya’da son bir ay içinde meydana gelen ikinci tren kazası olduğunu hatırlattı. 13 Ekim’de ülkenin doğusunda yaşanan tren kazasında ise 91 kişi yaralanmıştı.

  • Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Selanik’te Atatürk Evi’nin açılışını yaptı ve bir video paylaştı

    Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Selanik’te Atatürk Evi’nin açılışını yaptı ve bir video paylaştı

    Bakan Ersoy, NSosyal hesabından Selanik Atatürk Evi’nin görüntülerini paylaşarak, “Bir nar ağacının gölgesinde hatıralar yeniden canlanıyor. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’te yeniden hayat bulan mirasının kapılarını bugün yeniden açıyoruz. Selanik’in dar sokaklarından milletimizin hafızasına uzanan bu emaneti ruhuna uygun bir şekilde ve tüm hatırasını koruyarak restore ettik. Ali Rıza Efendi’nin diktiği ağacın hala gölgesini düşürdüğü bu atmosfer bir çocuğun kurduğu hayallerin, bir milletin yolunu nasıl aydınlattığını hissettirecek. TİKA başta olmak üzere, milletimizin gönlünde müstesna bir yere sahip olan bu kıymetli mirası geleceğe taşıyan herkese teşekkür ediyorum” dedi.

    BAKAN ERSOY AÇILIŞ TÖRENİNDE KONUŞTU

    Açılışta konuşan Bakan Ersoy, Atatürk’ün hatırasına sahip çıkmanın yalnızca geçmişe değil, aynı zamanda geleceğe karşı da bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

    Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın neresinde olursa olsun Türk kültürel varlıklarının sağlıklı biçimde korunmasına büyük önem verdiklerini vurguladı. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden birinin Selanik’teki Atatürk Evi olduğunu belirtti.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    Bakan Ersoy, Mustafa Kemal’in kendileri için taşıdığı anlamın sadece bir devlet adamı olmasından kaynaklanmadığını belirterek, “Onunla kurduğumuz güçlü bağ lider olmasının ötesinde daha derin anlamlar taşıyor. İşte bugün burada toplanmamıza vesile olan çalışmalarımız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e olan vefamızın ve onun aziz hatırasına olan saygımızın bir nişanesidir. Unutmamalıyız ki Atatürk’e vefa göstermek, cumhuriyete sahip çıkmak ve değerlerini korumak olduğu gibi aynı zamanda ülkemize ve geleceğimize karşı bir sorumluluğumuzdur. Bu vefayı göstermenin en etkili yolu ise onun düşüncelerine, fikirlerine sahip çıkmak, bu değerler ışığında yolumuza emin adımlarla ilerlemektir.” dedi.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    CUMHURİYET YÜRÜYÜŞÜNÜN BAŞLADIĞI YER

    Atatürk’ün doğduğu evin, yaşadığı yerlerin ve kişisel eşyalarının onun hayatına dair izler taşıdığına dikkat çeken Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak geçmişe, kültüre ve tarihe duyulan bağlılıkla Atatürk’ün aziz hatırasını yaşatmak için çalıştıklarını vurguladı.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    Tarihin en zor anlarında alınan kararların, atılan adımların ve bu kararların alındığı mekânların da milletin ortak hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Ersoy, Atatürk’ün doğduğu evin sadece bir yapı olmadığını; Cumhuriyete giden yolun ilk adımlarını barındıran bu evin aslına uygun biçimde yaşatılmasının ve hikâyesinin gelecek kuşaklara aktarılmasının hayati önemde olduğunu dile getirdi.

    Bu tür yapıların ve mirasların geçmişi anlamada, geleceğe yön çizmede eşsiz birer rehber olduğunun da altını çizdi.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    1953 RUHUNA UYGUN OLARAK YENİDEN HAYATTA

    Bakan Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün 1881 yılında doğduğu eve yönelik çalışmalar başlattıklarını belirterek şöyle konuştu:

    “Selanik’teki Atatürk Evi, 1875 yılından önceki bir tarihte yapılmış, 1878 yılında Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım’ın mülkiyetine geçmiştir. Ali Rıza Efendi, 1879’da aynı parsele mevcut evin batısına iki katlı yeni bir ev daha yaptırmış ve bu ev Zübeyde Hanım’ın, eski ev de Ali Rıza Efendi’nin üzerine geçirilmiştir. Mustafa Kemal, 1881 yılında bu evde doğmuş ve babası Ali Rıza Efendi bu evde vefat etmiştir. 10 Kasım 1953’te, Atatürk’ün naaşının Anıtkabir’e taşındığı gün ise bu ev müze olarak açılmıştır. 1953’ün ardından çeşitli dönemlerde bu binada bakım ve onarım çalışmaları yürütüldü. Bakanlık olarak 2022 yılında ise evin restorasyon ve teşhir tanzim çalışmaları için geniş çaplı planlamaları yapıp, 19 Aralık 2024 tarihinde çalışmalara başladık. Çalışma boyunca da tüm süreci yakinen takip ettik. Atatürk Evi’nin restorasyonu kapsamında; iç mekân ve dış mekânda ahşap imalatlar ile tüm elektrik tesisatı yenilenmiş, sandık odası ve hamam özgün haline getirilmiş, çatının genel bakımı yapılmış ve bahçedeki duvarların genel bakımı ile avlu zeminin taş kaplaması tamamlanmıştır. Anı Evi’nin yeni hali Atatürk ve Ailesi Temalı Oda, Zübeyde Hanım’ın Odası, Etnografik Sergi, Evin Tarihçesi Temalı Alan ve Kütüphaneden oluşmaktadır. Proje, binanın bodrum katı evin tarihçesi, orta katı etnografik bilgiler ve üst katı ise Atatürk’ün Selanik yıllarını anlatacak şekilde tasarlandı. Yani bu restorasyon çalışmasını yaparken önceliğimiz Atatürk’ün doğduğu orijinal haline getirmekti. Bu noktada da temel noktamız, evin müze haline dönüştürüldüğü 1953 yılındaki hali oldu.”

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    TARİHİ ESERLER TEK TEK RESTORE EDİLDİ

    Bakan Ersoy, TİKA tarafından yürütülen Selanik Atatürk Evi Restorasyon ve Teşhir-Tanzim Projesi kapsamında önemli eserlerin de restore edildiğini belirtti.

    Ankara Cumhuriyet Müzesi Müdürlüğü envanterine kayıtlı 12 eser ile Selanik Atatürk Evi’nden getirilen bir adet Cumhurbaşkanlığı mührü replikasının yanı sıra, Edirne Müzesi Müdürlüğü’ne ait iki eserin restorasyon ve konservasyonunun Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından başarıyla tamamlandığını söyledi.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    Ayrıca, Selanik Atatürk Evi’nden Türkiye’ye getirilen ve Kırşehir Müzesi Müdürlüğü’nde muhafaza edilen 50 demirbaş eşya ile 1005 kitabın da konservasyon sürecinin tamamlandığını, tüm bu eserlerin sergilenmeye hazır hale getirildiğini ifade etti.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    EŞYALAR EVİNE DÖNDÜ

    Bakan Ersoy, Balkan Savaşları sonrasında Zübeyde Hanım’ın evinden ayrılarak Türkiye’ye geldiğini hatırlatarak, onunla birlikte getirdiği bazı eşyaların bugün yeniden ait olduğu yere, Selanik’teki Atatürk Evi’ne döndüğünü söyledi.

    Mustafa Kemal’in bebeklik dönemine ait eşyalar, Zübeyde Hanım’ın şahsi eşyaları ve Ali Rıza Efendi’ye ait tesbihler gibi aileye ait özel eşyalar ile mobilyaların yıllar sonra yeniden bu eve kazandırıldığını belirten Ersoy, geçmişte zaman zaman Türkiye’de sergilenen bu eserlerin artık ait oldukları yapının içinde yer almasının, evin atmosferine büyük katkı sağlayacağına inandıklarını ifade etti.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    ATATÜRK’E AİT BELGELER İLK KEZ GÜN YÜZÜNE ÇIKTI

    Bakan Ersoy, müzede yer alacak diğer obje ve belgeler hakkında da bilgi vererek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Atatürk’e ait az bilinen fotoğraflar, Ali Rıza Bey’in terekesi, Atatürk Evi’nin Ali Rıza Bey ve Zübeyde Hanım tarafından satın alındığına dair 1878 tarihli Osmanlı arşiv belgeleri, Mübadele sonrası Atatürk Evi’nin Zübeyde Hanım’dan Yunanistan Milli Bankası’na devrini gösteren 1925 tarihli Yunanca belge, Dışişleri Bakanlığı ve Selanik Başkonsolosluğu arşivlerinde yer alan plan, proje ve daha önce bilinmeyen fotoğraflar, Ressam Rahmi Pehlivanlı’nın Atatürk Evi tablosu, Celal Bayar’ın Atatürk Evi ziyaretinin video kaydı ve Kemal Zeren’in eserleri de artık müzede sergilenecekler arasında yer almaktadır.”

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    TÜRK–YUNAN DOSTLUĞUNUN SİMGELERİNDEN BİRİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakanlığı döneminde 2003 yılında Selanik’e giderek Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret ettiğini hatırlatan Ersoy, Erdoğan’ın Atatürk’ün evini ziyaret eden ilk Türk Başbakanı olduğunu ve o ziyarette “Umuyorum ki bu ev, Türkiye ile Yunanistan arasındaki barışın sembolü olsun” ifadelerini kullandığını aktardı.

    Bakan Ersoy, bugün de aynı mesajı en güçlü şekilde yinelediklerini dile getirdi.

    Ersoy, bir milletin geçmişiyle kurduğu ilişkinin, onun geleceğini de şekillendirdiğini belirterek, bu anlayışla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde millet iradesine, bağımsızlığa, hürriyete, demokrasiye ve cumhuriyete bağlı kalarak Atatürk’ün emanetine sahip çıkmayı sürdüreceklerini ifade etti.

    Bakan Ersoy, her yıl özellikle 10 Kasım’da binlerce vatandaşın ziyaret ettiği Selanik Atatürk Evi’nin, 1953 yılındaki özgün haline kavuşturulmasını sağlayan Restorasyon ve Teşhir-Tanzim Projesi’nin hayırlı olmasını temenni etti.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    Evin atmosferinin, ait olduğu özel eşyaların geri dönmesiyle birlikte 1881 ve sonrasındaki ruhu yeniden yansıtacağına inandığını belirten Ersoy, bu vesileyle Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete irtihalinin 87. yılında saygıyla andığını ve katılımcıları en kalbi duygularla selamladığını ifade etti.

    Yunanistan Turizm Bakan Yardımcısı Anna Karamanli, programda yaptığı konuşmada, Türkiye ve Yunanistan’ın yalnızca iki komşu ülke olmadığını, aynı zamanda zorluklarla dolu ama umut vadeden uzun bir tarihsel yolculuğu paylaştığını ifade etti.

    İki ülke arasındaki ilişkilerde son dönemde gözlemlenen dinamizmin, iyi komşuluk ilkeleri ve uluslararası hukuka dayalı ortak bir refah geleceğine olan inancı güçlendirdiğini vurgulayan Karamanli, Selanik’in doğduğu şehir olması sebebiyle burada bulunmanın kendisi için ayrı ve özel bir anlam taşıdığını dile getirdi.

    Karamanli, turizmin yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda insanlar ve kültürler arasında köprüler kuran, fırsatlar yaratan, yerel toplulukları destekleyen ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik eden bir güç olduğunu belirtti. Sınır ötesinden gelen ziyaretçilerin artmasının, bölgesel kalkınmaya, refahın yayılmasına ve dostluk ile güvene dayalı ilişkilerin gelişmesine katkı sağladığını ifade etti.

    Turizm Bakanlığı olarak karşılıklı saygı, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik temelinde iş birliklerini güçlendirmek için çalıştıklarını belirten Karamanli, turizmin barış içinde bir arada yaşama ve diyalog kurma açısından da güçlü bir araç olduğuna inandıklarını söyledi. Karamanli, “Bugünkü etkinlik, kültürün sınırları aşarak ortak hafıza ve anlayış alanları yaratma gücünü bizlere bir kez daha hatırlatıyor.” dedi.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, Selanik’teki Atatürk Evi’nin yeniden açılış töreninde yaptığı konuşmada, buranın tarihimizin ve milli kimliğimizin en özel mekânlarından biri olduğunu söyledi.

    Üzerinde “Türk milletinin büyük müceddidi ve Balkan İttihadı’nın müzahiri Gazi Mustafa Kemal burada dünyaya gelmiştir” yazılı levhayla hafızalara kazınan bu evin, TİKA koordinasyonunda yürütülen titiz bir restorasyon sürecinin ardından kapılarını yeniden açtığını belirten Sırakaya, açılışın Türkiye Cumhuriyeti’nin köklerine, ortak hafızasına ve geleceğe duyulan sadakatin somut bir göstergesi olduğunu vurguladı.

    Sırakaya, Atatürk’ün doğduğu bu evin yalnızca bir yapı değil; bir millete umut, bir devlete kurucu irade kazandıran fikrin ve inancın doğduğu yer olduğunu ifade etti. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu evin odalarında vatan ve millet sevgisinin ilk kıvılcımlarını yüreğinde taşıdığını belirten Sırakaya, “Çocukluğunun masum merakı, gençliğin fikir arayışı ve liderliğin vakur sorumluluğu bu mekânda yoğrulmuştur.” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, programda yaptığı konuşmada, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu bu tarihî mekânda bulunmaktan duydukları gurur ve heyecanı dile getirerek katılımcılara saygılarını sundu.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    Buranın yalnızca bir bina değil, bir milletin yeniden uyanışının ve o uyanışa giden yolun da başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Zorlu, bu mekânda milletine adanmış bir hayatın ve kararlılıkla şekillenmiş bir iradenin izlerinin bulunduğunu ifade etti. Projeyle gösterilen kadirşinaslığın, geçmişten geleceğe uzanan millî hafızayı koruma iradesinin somut bir göstergesi olduğunu belirtti.

    Ecdadın dünyanın neresinde olursa olsun bıraktığı her bir esere sahip çıkma iradesi gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da özellikle teşekkür eden Zorlu, Atatürk Evi’nin bugünkü haline gelmesinde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yoğun çaba gösterdiğini vurguladı. Yunanistan’daki makamlarla kurulan iş birliği ve koordinasyon sayesinde uzun bir sürecin ardından yapının aslına uygun biçimde yeniden ihya edildiğini söyledi.

    Zorlu, TİKA Başkanı başta olmak üzere projede emeği geçen tüm çalışanlara da teşekkür ederek, bu eserin ortaya çıkmasında herkesin büyük katkısı olduğunu ifade etti.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, programda yaptığı konuşmada, kendilerinin bu projeye gönül vermiş ve sorumluluk yüklenmiş insanlar olarak bu bilinçle hareket ettiklerini ifade etti.

    Bu vesileyle Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a böyle büyük bir projeyi başlatıp başarıyla tamamladığı için şükranlarını sunan Topsakal, sürecin yalnızca bakanlıkla değil; TİKA Başkanı, tüm proje ekibi, Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği ve devletin ilgili kurumlarının ortak emeğiyle yürütüldüğünü vurguladı.

    Projenin ince ince işlendiğini belirten Topsakal, özellikle Yunanistan’daki muhatap kurum ve yetkililerin katkılarına da dikkat çekerek, destek veren tüm Yunan makamlarına teşekkür etti.

    Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Çağatay Erciyes, programda yaptığı konuşmada, Selanik’teki Atatürk Evi’nin her Türk’ün kalbinde sönmeyen bir ışığın, tükenmeyen bir umudun simgesi olduğunu belirtti.

    Bu evin, Atatürk’e duyulan minnetin yanı sıra geleceğe taşınan barışın, dostluğun ve umudun da sembolü haline geldiğini vurgulayan Erciyes, evin tarihçesine bakıldığında Türk-Yunan dostluğunun ve iki ülke arasındaki karşılıklı saygının somut bir nişanesi olduğuna dikkat çekti.

    Atatürk Evi’nin yıllık ziyaretçi sayısının 500 bine ulaşmasının, Yunanistan ile kültür ve turizm alanlarında yürütülen işbirliğine katkı sağladığını ve bu ilişkilerin derinleşmesine vesile olduğunu ifade etti.

    Bakan Ersoy ve beraberindeki heyet, kurdele kesme töreniyle Atatürk Evi’nin açılışını gerçekleştirdi ve müzeyi gezdiler.

    YENİ MÜZE KONSEPTİ: “BİR TÜRK EVİ”

    Atatürk Evi, yenilenen sergileme düzeniyle ziyaretçilere artık bir “Türk Evi” atmosferi sunacak.

    Üç katlı yapının bodrumu “Evin Tarihçesi”, orta katı “Etnografik Sergi”, üst katı ise “Atatürk’ün Selanik Yılları” temasıyla kurgulandı.

    Müzede yer alacak obje ve belgeler arasında 1.878 tarihli tapu belgeleri, Ali Rıza Efendi’nin terekesi, Afet İnan’ın kroki çizimleri, Selanik Askeri Rüştiyesi’nin fotoğrafları ve Ressam Rahmi Pehlivanlı’nın Atatürk Evi tablosu bulunuyor.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan dönüşü Bahçeli hakkındaki soruyu yanıtladı “aramızda herhangi bir sıkıntı söz konusu değil”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan dönüşü Bahçeli hakkındaki soruyu yanıtladı “aramızda herhangi bir sıkıntı söz konusu değil”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Erdoğan, Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü dolayısıyla gerçekleştirdiği Bakü ziyaretini tamamladığını belirterek, “Barış sürecinin en yakın zamanda nihayete ermesi, savaşın muzafferi olan Azerbaycan’ı bölgede barışın da mimarı olarak öne çıkaracaktır.” dedi.

    “Can Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü’nü en içten duygularımla kutluyor, vatanları uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullanan Erdoğan, 5 yıl önce gerçekleşen 44 günlük Vatan Muharebesi’nde Türkiye’nin Azerbaycan’a desteğini en güçlü şekilde gösterdiğini hatırlattı.

    Erdoğan, bu zaferin ardından 10 Aralık 2020’de Azadlık Meydanı’nda düzenlenen zafer geçidi törenini Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile birlikte izlediklerini anımsatarak, 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi ile müttefiklik seviyesine yükselen ilişkilerin her alanda somut projelerle güçlendiğini vurguladı.

    Ziyareti sırasında Aliyev ile ikili ilişkileri ve bölgesel konuları değerlendirme fırsatı bulduğunu belirten Erdoğan, kutlamalara Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in yanı sıra birçok ülkeden bakan ve temsilcilerin de katıldığını kaydetti.

    Pakistan Başbakanı Şerif ile de ikili bir görüşme gerçekleştirdiğini aktaran Erdoğan, “Münasebetlerimizin yanı sıra bilhassa Pakistan ile Afganistan arasında son dönemde yaşanan askeri tırmanmanın önlenmesine dair tedbirleri görüştük. Malumunuz bu iki kardeş ülke arasındaki çatışma ortamına bir son vermek için Katar’la birlikte arabuluculuk süreçlerini yürütüyoruz. Hedefimiz ateşkesi sürdürülebilir kılacak tedbir ve mekanizmaları devreye sokmak ve bölgedeki terör olaylarını kalıcı olarak sonlandırmaktır.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti;

    Karabağ’da devam eden yeniden imar ve rehabilitasyon faaliyetlerini takdirle izliyor, bu çalışmalara desteğimizi sürdürüyoruz. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış süreci bağlamında atılmakta olan adımları da memnuniyetle karşılıyoruz. Nitekim taraflar arasında 8 Ağustos’ta Vaşington’da varılan mutabakattan duyduğumuz memnuniyeti çeşitli vesilelerle dile getirmiştik. Güney Kafkasya’da 30 yılı aşkın süre devam eden istikrarsızlık ortamının ardından, kalıcı barış ve huzur için bir fırsat penceresi aralanmıştır. Barış sürecinin en yakın zamanda nihayete ermesi, savaşın muzafferi olan Azerbaycan’ı bölgede barışın da mimarı olarak öne çıkaracaktır. Bu düşüncelerle tüm Azerbaycanlı kardeşlerimizin Zafer Günü’nü bir kez daha kutluyor, ülkem ve milletim adına en kalbi muhabbetlerimi sunuyorum. Azerbaycan’ın kutlayacağı Bayrak Günü’nü de şimdiden tebrik ediyorum.

    Ziyaretimiz sırasında bizi her zamanki gibi sıcak misafirperverliğiyle karşılayan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’e ve bizleri bağırlarına basan kardeş Azerbaycan halkına teşekkürlerimi iletiyorum. Sözü sizlere bırakmadan önce Kocaeli Dilovası’ndaki bir parfüm fabrikasında çıkan yangında hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Yangınla ilgili soruşturma başlatıldı. İlk etapta 3 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Bazı kamu görevlileriyle ilgili görevden uzaklaştırma tedbiri uygulandı. 1’i ağır 4 yaralımızın tedavisi ise sürüyor. Bu kardeşlerimize de Cenab-ı Allah’tan acil şifalar temenni ediyorum.

    “Karabağ zaferi, Türk dünyasının zaferidir”

    Her şeyden önce, Karabağ zaferi sadece Azerbaycan’ın değil, Türk dünyasının bir zaferidir. “İki devlet tek millet” ruhuyla, bugün geçit resmindeki konuşmamda da ifade ettiğim gibi, bu anlayışı sürekli kılacak bir adımı, bir yaşamı burada devam ettiriyoruz. Biz, o gün dosta düşmana “Türkiye sonuna kadar Azerbaycan’ın yanındadır” dedik, daha ilk adımı atmadan önce biz Azerbaycan’ın yanında olduğumuzu ifade ettik. Türk SİHA’ları, mühendislerimizin alın teriyle üretilen sistemler, Türk aklının, Türk iradesinin, Türk cesaretinin sembolü haline geldi. Zafer sonrasında bölgede barış rüzgarları esiyor ve Türkiye olarak bundan memnuniyet duyuyoruz. Biz de Azerbaycan ile senkronize şeklinde Ermenistan ile normalleşme sürecini yürütüyoruz. Bunu yürütürken Azerbaycan’ın buradaki haklarına halel getirilmesine asla müsaade edemeyeceğimizi de muhataplarımıza söylüyoruz.

    Şu anda İlham Aliyev kardeşimin liderliğinde Karabağ’da devasa bir kalkınma hamlesi söz konusu. Yollar, tüneller, tarım projeleri ve evler, birbiri ardınca Karabağ’ın dört bir yanında yükseliyor. Bu süreçte Azerbaycan’a da gereken katkıyı yapıyoruz. Özellikle altyapı, üstyapı noktasında Azerbaycan bir değişim, dönüşüm sürecini yaşamakta. Gerek Merhum Haydar Aliyev dönemi olmak üzere gerekse İlham Bey’in görevi devralmasından sonra burayı yakından takip eden bir siyasi lider olarak, ne zaman nerede ne oldu, bunları çok çok iyi biliyorum. İlham Bey’in bu başarısını görmezden gelmek kesinlikle mümkün değil. Onun için kendisini ve ekibini kutluyorum.

    “İsrail, Gazze’ye yardımları engelliyor”

    Şu anda Türkiye, Gazze’ye en üst düzeyde yardımı devam ettiren, yardım yapan bir ülke. Milletimiz bu konuda gerçekten çok çok hassas. 17’nci iyilik gemimiz biliyorsunuz El-Ariş’e ulaştı. Ancak yardım koridorları kasıtlı olarak tıkanmakta, insani yardımların bölgeye ulaşması maalesef engellenmekte. Günlük 600 tır insani yardım girişine izin verilecekti, fakat bu söz bile, ki onlar verdi bu sözü, yerine getirilmiyor. Biz, milletimizin emanetlerini Filistinli kardeşlerimize ulaştırmak için, yoğun çaba gösteriyoruz. Dostlarımız ve kardeşlerimizle de temaslarımızda bu konuya yönelik planlamaları konuşuyoruz ve geliştiriyoruz. Gazze’nin acil ihtiyacı olan malzemelerin bölgeye sevki bizim için çok çok önemli. Bu mesele sadece bir yardım konusu değil, aynı zamanda bir insanlık meselesidir. Bunu yakın takipte sürdürüyoruz. Özellikle de gıda, ilaç, barınma malzemeleri, sağlık ekipmanları, giyim eşyaları, hijyen için kullanılan ürünler bugüne kadar sevk edildi ve bu gayretimiz devam ediyor. Bundan sonraki süreçte de bunların sevkini yapacağız.

    “Suriye’nin kuzeyinde konut yapımlarına başladık”

    Sığınmacılar mevzusu Türkiye’nin en fazla istismar edilen konularından bir tanesiydi. Özellikle CHP, bu konuyu çok çok istismar etti. Geçtiğimiz seçimde CHP ve Cumhurbaşkanı adayı tarihe utançla geçen ırkçı bir kampanya yürüttü. Bu ırkçı kampanyanın neticesinde de sonuç malum. Belki de bu zatın gidiş sebebi bu da olabilir. Çünkü bu konuyu çok istismar etti ve bu insanların ahını aldı. Ülkemize sığınan Suriyeli mazlumları düşmanlaştırdılar, hedef gösterdiler, 3-5 oy uğruna buradan netice çıkaracaklarını sandılar, ama istedikleri sonucu da alamadılar. Biz ise bu meselede hep vicdanın, insanlığın, kardeşliğin ne demek olduğunu anlattık. Ne dedik? “Biz ensarız, onlar muhacir.” Dolayısıyla “Ensar olarak biz bu muhacirlerimizi kapı dışarı etmeyiz, edemeyiz” dedik ve sözümüzde de sonuna kadar durduk. Bugün de olsa yine dururuz. Bu arada Suriye’nin kuzeyinde konut yapımlarına da başladık. Bunlar da devam ediyor.

    “Suriye’ye dönenlerin sayısı 1 milyon 290 bine ulaştı”

    Suriye birlik ve beraberliğini huzur ve istikrarı tahkim ettikçe dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış sığınmacıların dönüşü de hızlanıyor. Bakın şimdi nereye geldik? Suriye’ye yaptırımlar kaldırıldı mı? Kaldırıldı. Ne oldu? Ne olacaktı? Siyasette mesele ufuk meselesidir, ufuk… Varsa ufkunuz, sorun çözersiniz. Ama ufkunuz yoksa, hiçbir şeyi halledemezsiniz. 2016’dan itibaren Suriye’ye dönenlerin sayısı 1 milyon 290 bine ulaştı ve bu sayı her geçen gün artıyor. Bunlar da bizim için sevindirici, güzel neticeler. Deprem bölgesinden bahsettiniz. Bu bölgedeki konteynerlerin de özellikle Gazze’ye sevk edilmesiyle ilgili hazırlığımız devam ediyor. Bunu ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu konteynerler ile bölgeye inşallah en üst düzeyde bir imkan sağlayacağız. Filistinlilerin yaşamaya devam edeceği yeni Gazze’nin inşa edilmesi sürecinde bu konteynerleri, kardeşlerimize inşallah vereceğiz.

    “Sudan’da yaşananlar aynı zamanda insanlığın vicdanını da kanatıyor”

    Plansız davranmak mümkün değil. Önce plan, sonra proje. Bunları yapacağız. Kaldı ki; Sudan her an Türkiye’nin kendisine nasıl el uzatacağını bekleyen bir ülke. Orada yaşanan her acı, her kıyım, her dram bizim yüreğimizi parçalıyor. Kaldı ki onların da bizden beklentileri var. Bu beklentiler karşısında biz de arkadaşlarımızla değerlendirmelerimizi yapıp, ne gibi destek verebiliriz, bunların çalışmalarını sürdürüyoruz. Sudan’da yaklaşık 2 yıldır binlerce insan maalesef hayatını kaybetti. Milyonlar yerinden edildi, sürgüne gönderildi. Çocuklar açlıkla, hastalıkla mücadele ediyor. Sudan’daki anlaşmazlığın çözümünü ve akan kardeş kanının durmasını bizler temenni ediyoruz. Yaşananlar aynı zamanda insanlığın vicdanını da kanatıyor. Bu ihtilafın bir an önce sona ermesi ve diyalog yoluyla sorunlara çözüm bulunması gerektiğine de inanıyoruz. Bu konuda da yükümüzün ağır olduğunu çok çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak burada yaşananları uzaktan izleyemeyiz. Sudan’ın huzur ve güvenliğinin sağlanması için diplomatik gayretlerimizi sürdüreceğiz. Sudan halkı emin olsun, Türkiye onların yanındadır.

    “F35 konusunda güzel adımlar attık”

    Öncelikle Eurofighter’la ilgili olarak hamdolsun işler yolunda gidiyor. Gerek İngiltere, gerek Almanya ile, Eurofighter konusunda olumlu adımlar attık. Ama bizim bunun yanında bir de Katar ve Umman’la da bazı görüşmelerimiz oldu. Belki onların ellerindeki Eurofighter’lardan da alma durumumuz söz konusu olabilir. Bu anlaşmaları inşallah sonuçlandırabilirsek, ülkemiz için güzel gelişmeler ortaya çıkmış olacak. Bunların yanı sıra ülkemizde attığımız savunma sanayii adımlarıyla birlikte Türkiye, büyük imkanları yakalayacak. Teknik düzeyde yapılacak görüşmeler ve alınacak mesafeler önemli. Tabii bir de F-16 ile F-35 konusu var. F-35 konusunda da ABD Başkanı Sayın Trump’la yaptığımız son görüşmelerde güzel adımlar attık. Temenni ediyorum ki verilen sözler yerine getirilsin ve F-35’lerle inşallah güçlü bir imkana sahip olalım.

    “Aramızda herhangi bir sıkıntı söz konusu değil”

    (MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşme) Tarih vermeyeyim ama bu hafta inşallah Ankara’ya dönüşümüzle birlikte Sayın Genel Başkan ile irtibatları kurup randevulaşmamız halinde, ya ben kendilerine bir ziyaret yaparım ya da kendilerini davet ederim. Onların bizi ziyaretini temin ederiz. Aramızda zaten herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Malum pazartesi günü 10 Kasım Ankara’dayız. Döner dönmez de irtibatlarımızı kurar, adımı atarız.

    “CHP’nin bizi çekmeye çalıştığı seviyeye inmeyiz”

    Biliyorsunuz bizde güzel bir söz var. “Testinin içinde ne varsa dışarıya o sızar.” Özgür Özel’in yaptığına karşı açtığımız davayı herhalde duydunuz. Şu anda dava açıldı. Avukatlarım da sağ olsun işlerini iyi takip ediyorlar. En son yine bu ara bir 200 bin lira davadan tazminat kazanmıştık. O da yerini bulacak. O da vakıflara gidecek. İnşallah bu 500 bini de kazanırsak çok daha güzel olur. Yorulmadan, usanmadan bu davaları kazanmak hakikaten isabetli oluyor. Şunu da ifade etmek isterim ki; CHP Genel Başkanının söylediği sözler, kurduğu cümleler, yaptığı suçlamalar aslında kendi durumlarını tariften ibarettir. Krizden beslenme, kaostan medet umma, kavga çıkararak gündem olma alışkanlığının devamıdır. Bu dil, ne devlet geleneğimize ne de milletimizin vakarına yakışıyor. Biz, asla CHP’nin bizi çekmeye çalıştığı bu seviyeye inmeyiz, inemeyiz. Bu düzeye inmeyi kendimize asla yakıştıramayız, milletimize de izah edemeyiz.

    “LGBT gibi sapkınlıklara asla imkan vermeyiz”

    Aile, bizim medeniyetimizin köküdür, değerlerimizin taşıyıcısıdır, bizi biz yapan en kutsal müessesedir. Aile meselesi bizim için çok önemli bir konudur. Nasıl ülkemizin güvenliği için savunma sanayiini geliştiriyor, siber güvenlik konusunda tedbirler alıyorsak, yeni nesil saldırılar için de ailelerimizi korumak zorundayız. Aile Yılı içerisinde bizim için en önemli husus ailenin Türkiye’deki işlevini korumak. Bunun için de biz LGBT gibi sapkınlıklara asla imkan vermeyiz. Aile kurumu güçlü olan kuvvet kazanır. Bizim aile kurumlarımız güçlü. Öyleyse geleceğe de biz çok daha güçlü adımlarla yürüyeceğiz. Buradan savrulma olmaz ve böyle bir savrulmaya da müsaade edemeyiz. Nüfus artış hızında şu anda maalesef 1,7’deyiz. Bu bir intihardır. Bunu çözmemiz lazım. Türkiye’nin nüfus artış hızının böyle bir konuma gelmesi hazmedilemez. Boşuna en az 3 çocuk demiyoruz. Niye en az 4 çocuk olmasın, 5 olmasın? Bunu hızlandıralım ve ülkemiz inşallah nüfusumuzun artış hızının yükselmesiyle geleceğe çok daha güçlü bir şekilde ilerleyecektir.

    “Taraflara itidal tavsiyemizi sürdürüyoruz”

    (Pakistan ile Afganistan arasındaki gerilimde Türkiye arabulucu rolü) Şu anda bizim devreye girişimiz de olumlu bir istikamette gelişiyor. İnşallah netice hayır olacak ve büyük ihtimalle de bu hafta içerisinde Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler ve MİT Başkanımız İbrahim Kalın, üçlü olarak bir Pakistan ziyareti yapacaklar. Bu konuları da orada görüşmek suretiyle bir an önce inşallah Doha’da başlayan süreci, Ankara’da bir neticeye kavuşturacaklar. Biz kalıcı ateşkes ve barışın sağlanmasını umut ediyoruz ve taraflara da itidal tavsiyemizi sürdürüyoruz.

  • Suriye Cumhurbaşkanı Şara, ABD’li generallerle Şam’da basketbol oynadı

    Suriye Cumhurbaşkanı Şara, ABD’li generallerle Şam’da basketbol oynadı


    Şeybani’nin Instagram hesabındaki videoda, Şam’daki halk sarayında Cumhurbaşkanı Şara ve kendisinin, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper ile DEAŞ’a karşı kurulan Uluslararası Koalisyon’un Komutanı Kevin Lambert ile basketbol oynadığı görüldü.
     

    Paylaşımında Şeybani, “Sıkı çalış, daha sıkı oyna. Amiral Brad Cooper ve Tuğgeneral Kevin Lambert ile sahada birkaç atış” ifadelerine yer verdi. 

    ABD’ye giden Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın, 10 Kasım’da Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesi bekleniyor. 

  • Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Sarkozy, 20 gün sonra hapisten çıkabilir

    Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Sarkozy, 20 gün sonra hapisten çıkabilir


    2007’deki seçim zaferini Libya’dan gelen fonlarla finanse etme planına karıştığı gerekçesiyle 
    suçlu bulunmasının ardından beş yıl hapis cezasına çarptırıldı .

    70 yaşındaki Sarkozy, modern Fransa’nın gerçek anlamda hapis cezasına çarptırılan ilk eski cumhurbaşkanı . Daha önce yolsuzluk suçlamalarından hüküm giymiş, ancak hapis cezası yerine elektrikli monitör takması emredilmişti.

    Fransız medyasının haberine göre, Sarkozy’nin avukatları, mahkumiyetine itiraz ediyor ve ayrıca erken tahliye talebinde bulundu. Temyiz davasının daha sonraki bir tarihte, muhtemelen baharda görülmesi planlanıyor.

    Pazartesi günü Paris’teki bir mahkeme, serbest bırakılma talebini inceleyecek ve kararın aynı günün ilerleyen saatlerinde açıklanması bekleniyor.

    2007-2012 yılları arasında görev yapan eski cumhurbaşkanı, masum olduğunu savunuyor ve hem mahkûmiyete hem de temyiz süreci tamamlanana kadar tutuklu kalmasına ilişkin karara itiraz ediyor.

  • Dünya bir ilk: Everest’ten oksijen tüpü takmadan, kayarak indi

    Dünya bir ilk: Everest’ten oksijen tüpü takmadan, kayarak indi


    37 yaşındaki Polonyalı kayak dağcısı 
    Andrzej Bargiel, inanılmaz tırmanış ve kayak başarılarıyla tanınan bir isim olarak dünyada şimdiye dek hiç kimsenin yapamadığını başardı: Oksijen tüpü kullanmadan Everest’e tırmandı, ardından Khumbu Buzulu’nun altındaki kar bitimine kadar kayakla indi.

    22 Eylül’de, Everest’in kötü şöhretli “ölüm bölgesinde” (8.000 metrenin üzerinde, oksijen seviyelerinin tehlikeli derecede düşük olduğu yer) yaklaşık 16 saatlik tırmanışın ardından Bargiel zirvede kayaklarını bağladı ve Güney Geçidi Rotası üzerinden inişe geçti. O gece ikinci kampaa ulaştı ve dinlendi. Zirveye çıkış planlanandan uzun sürdüğü için karanlık, o gün daha fazla yol almayı tehlikeli ve zor hale getirmişti. Ertesi sabah, kısmen kardeşi Bartek’in uçurduğu bir drone’un da rehberliğinde, tehlikeli Khumbu Buzulu’ndan kayarak geçti ve güvenli şekilde ana kampa ulaşarak oksijen tüpü olmadan Everest’e çıkıp inen ilk kişi oldu.

    Zirveye yaptığı o destansı 16 saatlik tırmanışı anlatan Bargiel şöyle dedi: “Tırmanış zordu çünkü yılın bu zamanında diğer seferler kapalıdır. Çok daha fazla çalışma gerekir ve koşullar çok daha zordur… Benim için en uygunu ana kamptan direkt zirveye gitmek olurdu ama koşullar her zaman buna izin vermez. Bu durumda da tam olarak öyle oldu. İnanılmaz yüksekteydi. 8.000 metrenin üzerinde 16 saat boyunca işlev gösterebilmek için çok iyi hazırlanmanız gerekir.”

    Bu sadece başka bir ekstrem başarı değildi. Everest’e 6.000’den fazla insan tırmandı ama bunların 200’den azı bunu takviye oksijen olmadan yaptı. Ancak sonrasında kayakla geri inmek çok büyük, kişisel bir başarıydı ve daha önce hiç yapılmamıştı.

    İnişini anlatırken Bargiel şunları söyledi: “İnişi ikiye böldüm çünkü teknik olarak zor Buzul’dan nispeten güvenli koşullarda geçmek yalnızca sabah mümkündü. Zirvenin kendisi zahmetliydi ve zordu. Hayatımda hiç bu kadar uzun süre bu yükseklikte kalmamıştım, bu başlı başına bir zorluktu.”

  • ABD Ordusu en az 1 milyon drone satın alacak

    ABD Ordusu en az 1 milyon drone satın alacak

    ABD Ordusu, önümüzdeki iki ila üç yıl içinde en az bir milyon insansız hava aracı (İHA-drone) satın almayı hedefliyor. ABD ordu bakanı Daniel Driscoll, takip eden yıllarda ise yılda yarım milyon ila milyonlarca İHA daha edinebileceğini bildirdi.

    Driscoll, ordunun bunun zorlu bir görev olduğunu, çünkü ABD ordusunun bugün yılda sadece yaklaşık 50 bin İHA edindiğini belirtti.

    Üliesinin Picatinny Arsenal askeri araştırma üssünde konuşan Driscoll, İHA’yı ağlarla yakalayan savunma sistemleri olarak tanımlanan ‘ağ mermileri’ denemeleri ile bunların silah sistemleriyle senkron şekilde kullanılmasıyla ilgili deneyimler hakkında bilgi edindiğini anlattı.

    Driscoll ile Picatinny’nin en üst komutanı Tümgeneral John Reim, Rusya’nın Ukrayna işgalinden çıkarılan dersleri ve ABD’nin bu savaşta İHA konuşlandırılmasının benzeri görülmemiş ölçeğinden nasıl etkilendiğini anlattı.

    Küçük, ucuz İHA’lar, ön hatlardaki yoğun hava savunma sistemleri nedeniyle geleneksel savaş uçaklarının nispeten nadir olduğu Rusya-Ukrayna savaşında en etkili silahlardan biri oldu.

    Ukrayna ve Rusya her biri yılda yaklaşık 4 milyon İHA üretiyor, ancak ABD’li yetkililere göre Çin’in muhtemelen bu sayının iki katından daha fazla üretebilecek kapasitesi var.

    Driscoll, önceliğinin ülke kapasitesini gelecekteki herhangi bir savaş için yeterli İHA üretebilecek bir konuma getirmek olduğunu, fırçasız motorlardan sensörlere, bataryalara ve devre kartlarına kadar yerli üretimi teşvik etmeyi amaçladığını belirtti.

    Bu üretimin büyük bir bölümü bugün Çin tarafından domine ediliyor.

    Reuters’a konuşan Driscoll, “Önümüzdeki iki ila üç yıl içinde en az bir milyon İHA satın almayı bekliyoruz,” dedi.

    “Ve bugün üzerinden bir ya da iki yılın sonunda, bir çatışma anında kaç İHA’ya ihtiyaç duyarsak üretebilecek kadar sağlam ve derin bir tedarik zincirini harekete geçirebileceğimizi bileceğimizi öngörüyoruz.”

    Driscoll, ordunun İHA’lara bakış açısını köklü şekilde değiştirmek istediğini; onları ‘nadir ve özel’ bir ekipmandan ziyade harcanabilir mühimmat gibi görmeyi tercih ettiğini söyledi.

    Savaşın geleceği mi?

    Pentagon, İHA ediniminde karışık bir sicili aşmaya çalışıyor. 2023’te Pentagon liderleri, 2025 Ağustos’una kadar binlerce otonom İHA edinip sahaya sürmeyi hedefleyen Replicator girişimini duyurdu.

    Ancak programla ilgili gelişme sağlanmadı.

    Temmuz ayında ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İHA üretimini etkileyen kısıtlayıcı politikaları “geri çektiğini” belirten bir not imzaladı.

    Reuters, Pentagon’un DOGE biriminin önümüzdeki aylarda on binlerce ucuz İHA edinimini de içerecek şekilde ABD askeri İHA programını kökten değiştirme çabalarına öncülük ettiğini bildirdi.

    ABD’li yasama organı üyeleri, Pentagon’u yılda 1 milyon İHA inşa edebilecek bir tesis kurmaya yönlendirecek yasama düzenlemeleri sundular.

    Ancak Driscoll, hedefinin finansmanı tek bir üretim tesisine dayandırmak değil, kaynakları yaymak olduğunu söyledi.

    Büyük savunma şirketleri ile ortaklık yapmak yerine, ordunun ticari uygulamaları da olabilecek İHA üreten şirketlerle çalışmak istediğini belirtti.

    Çin’den yapılan ithalatlar, ABD ticari İHA satışlarının ezici çoğunluğunu oluşturuyor. Yarıdan fazlası, dünyanın en büyük İHA üreticisi DJI’dan geliyor.

    Driscoll, artan İHA ihtiyaçları için yeterli finansmanın olduğuna güvendiğini ve ordunun bazı eski silah sistemlerinden tasfiye etmeye yönelik adımlar attığını söyledi.

    Bütçe kararları sıklıkla kendi bölgelerine fayda sağlayan silah programlarını kesmeye isteksiz olan yasama organı onayını gerektiriyor.

    Driscoll, “İHA’lar savaşın geleceği, ve hem saldırı hem de savunma kabiliyetlerine yatırım yapmalıyız,” dedi.

  • İsrail’in Filistinlilerin hiçbir suçlama olmadan tutulduğu ve asla gün ışığı görmediği yeraltı hapishanesi

    İsrail’in Filistinlilerin hiçbir suçlama olmadan tutulduğu ve asla gün ışığı görmediği yeraltı hapishanesi

    İngiliz yayın kuruluşu The Guardian’a açıklama yapan İsrail İşkenceye Karşı Kamu Komitesi’nin (PCATI) avukatları, gözaltına alınanlar arasında en az iki sivilin de aylardır herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın tutulduğunu, bunlardan birinin ameliyathane önlüğüyle gözaltına alınan bir hemşire, diğerinin ise genç bir yiyecek satıcısı olduğunu söyledi.

    Ocak ayında yeraltı Rakefet kompleksine nakledilen iki adam, diğer İsrail gözaltı merkezlerinde belgelenen işkencelere benzer şekilde düzenli olarak dayak ve şiddete maruz kaldıklarını anlattı.

    Rakefet Hapishanesi, 1980’lerin başında İsrail’deki en tehlikeli organize suç örgütlerinden birkaçını barındırmak için açılmış, ancak birkaç yıl sonra insanlık dışı olduğu gerekçesiyle kapatılmıştı.

    Aşırı sağcı Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 7 Ekim saldırılarının ardından 2023’te hapishanenin tekrar hizmete girmesini emretti.

    Hücreler, küçük bir egzersiz “avlusu” ve avukatların toplantı odası yer altında olduğundan, mahkumlar doğal ışıktan mahrum kalıyor.

    Hapishane başlangıçta, 1985’te kapatıldığında 15 kişinin tutulduğu, az sayıda yüksek güvenlikli mahkûmun tek tek hücrelerde kalması için tasarlanmıştı.

    PCATI’nin elde ettiği resmi verilere göre, son aylarda yaklaşık 100 tutuklu burada hapsedildi.

    Ekim ortasında varılan ateşkes kapsamında İsrail, İsrail mahkemelerinde hüküm giymiş 250 Filistinli mahkûmu ve herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın süresiz olarak tutulan 1.700 Gazzeli Filistinli tutukluyu serbest bıraktı. Rakefet’te tutuklu bulunan genç tüccar da bunlar arasındaydı.

    Ancak gözaltıların boyutu o kadar büyük ki, bu toplu tahliyeden sonra bile en az 1.000 kişi daha İsrail tarafından aynı koşullar altında tutuluyor; bunların arasında PCATI’nin temsil ettiği hemşire de var.

    PCATI, “Savaş resmen sona ermiş olsa da [Gazze’deki Filistinliler] hâlâ uluslararası insani hukuku ihlal eden ve işkenceye varan, yasal olarak tartışmalı ve şiddet içeren savaş koşulları altında hapsediliyor” dedi.

    Eylül ayında PCATI avukatlarıyla görüşen iki adam, Aralık 2023’te bir hastanede çalışırken gözaltına alınan 34 yaşındaki bir hemşire ve Ekim 2024’te bir İsrail kontrol noktasından geçerken yakalanan genç bir tüccardı.

    PCATI avukatı Janan Abdu, “Ziyaret ettiğimiz müvekkillerin davalarında sivillerden bahsediyoruz,” dedi. “Konuştuğum kişi, yiyecek satan 18 yaşında bir gençti. Yol üzerindeki bir kontrol noktasından kaçırılmıştı.”

    Ben-Gvir, İsrail medyasına ve bir milletvekiline, Rakefet’in, 7 Ekim’de İsrail içinde katliamlara öncülük eden Hamas savaşçıları Nukhba’yı (yani “seçkinleri”) ve Lübnan’da yakalanan Hizbullah özel kuvvetleri savaşçılarını tutmak için rehabilite edildiğini söylemişti.

    İsrailli yetkililer, 2023 saldırılarına karışan Filistinlilerden hiçbirinin, genç tutuklunun Gazze’ye geri gönderilmesiyle sonuçlanan ateşkes anlaşması kapsamında serbest bırakılmadığını söyledi. İsrail Cezaevi Servisi (IPS), İbranice’de “siklamen çiçeği” anlamına gelen Rakefet’te tutulan diğer tutukluların statüsü ve kimlikleriyle ilgili sorulara yanıt vermedi.

    Gizli İsrail verileri, savaş sırasında Gazze’de esir alınan Filistinlilerin çoğunluğunun sivil olduğunu gösteriyor . İsrail Yüksek Mahkemesi, 2019 yılında Filistinlilerin bedenlerinin gelecekteki müzakereler için pazarlık unsuru olarak tutulmasının yasal olduğuna karar verdi ve insan hakları grupları, mahkemeyi Gazze’den gelen canlı tutuklulara da aynısını yapmakla suçluyor.

    Benzersiz istismar CATI kurulmadan önce kapatıldığı için hukuk ekibi hapishane hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla eski medya arşivlerine ve 1980’lerin ortalarında IPS’nin başında bulunan Rafael Suissa’nın anılarına yöneldi. Steiner, “Suissa, 7/24 yer altında tutulmanın, herhangi bir insanın, eylemleri ne olursa olsun, katlanamayacağı kadar acımasız ve insanlık dışı olduğunu anladığını yazdı” dedi. Bu yaz, PCATI avukatlarından yeraltı hapishanesinde tutulan iki adamı temsil etmeleri istendi, böylece Abdu ve bir meslektaşı ilk kez onları ziyaret edebildi.

    Maskeli ve ağır silahlı güvenlik görevlileri tarafından yeraltına götürüldüler ve kirli merdivenlerden aşağı, zemini ölü böcek kalıntılarıyla dolu bir odaya indiler. Tuvalet o kadar kirliydi ki, neredeyse kullanılamaz haldeydi. Duvarlardaki gözetleme kameraları, gizli görüşme yapma hakkını ihlal ederken, gardiyanlar, tutukluların aileleri veya Gazze’deki savaş hakkında konuşulması halinde görüşmenin yarıda kesileceği konusunda uyarıda bulundu. “Avukatların odasındaki koşullar sadece bizim için değil, meslek için de bu kadar aşağılayıcıysa, tutukluların durumu ne olacak diye sordum kendime,” dedi Abdu. “Cevap, onlarla görüştüğümüzde hemen geldi.” Müşterilerin eğilmiş halde getirildiğini, gardiyanların başlarını yere bastırdığını ve elleri ve ayakları kelepçeli halde bekletildiğini söyledi.

    Geziye katılan ikinci PCATI avukatı Saja Misherqi Baransi, iki tutuklunun dokuz aydır Rakefet’te olduğunu ve hemşirenin toplantıya “Neredeyim ve neden buradayım?” diye sorarak başladığını söyledi. Gardiyanlar kendisine hapishanenin adını söylememişti. Tutukluların avukatlarının olmadığı ve aleyhlerinde delil sunulmadığı çok kısa süreli görüntülü duruşmalarda gözaltına alınmalarına izin veren İsrailli yargıçlar, sadece “savaş bitene kadar” orada kalacaklarını söylediler.

    Erkekler, havalandırması olmayan, penceresiz hücrelerde üç veya dört tutuklunun tutulduğunu ve sık sık nefes darlığı ve boğulma hissi yaşadıklarını bildirdiler. Mahkumlar avukatlara, dayak, demir ağızlıklı köpeklerin saldırısı ve gardiyanların mahkumların üzerine basması gibi düzenli fiziksel şiddete maruz kaldıklarını, ayrıca yeterli tıbbi bakımın reddedildiğini ve açlık sınırında yiyecek verildiğini anlattı. İsrail Yüksek Mahkemesi bu ay, devletin Filistinli mahkumları yeterli gıdadan mahrum bıraktığına karar verdi .

    Hücrenin dışında, bazen iki günde bir beş dakikadan fazla olmayan, küçük bir yeraltı bölmesinde çok sınırlı bir zaman geçiriyorlar. Yataklar sabahın erken saatlerinde, genellikle sabah 4 civarında alınıyor ve ancak gece geç saatlerde geri veriliyor. Tutuklular, demir iskeletler üzerinde, boş hücrelerde bırakılıyor. Açıklamaları, Ben-Gvir’in yeraltı hapishanesini yeniden açma kararını kamuoyuna duyurmak için yaptığı ve televizyonda yayınlanan hapishane ziyaretinin görüntüleriyle örtüşüyordu. “Burası teröristlerin doğal mekanı, yer altı,” dedi.

    Filistinli tutuklulara kötü muamelede bulunduğu konusunda defalarca övünen Hamas’ın, 7 Ekim saldırıları sırasında rehin alınan eski tutsaklar, bu söylemlerinin, esir tutuldukları dönemde Hamas’ın kötü muamelesinin artmasına yol açtığını söylüyor. Bunlar arasında rehinelerin aylarca yeraltı tünellerinde tutulması, yiyecekten mahrum bırakılması, yakınlarından ve dış dünyadan haber alamamaları, kamera önünde mezar kazma emri de dahil olmak üzere şiddet ve psikolojik işkenceler yer alıyordu.

    İsrail istihbarat servisleri , Filistinli tutuklulara yönelik muamelenin ülkenin daha geniş güvenlik çıkarlarını tehlikeye attığı konusunda uyarıda bulundu. Misherqi Baransi, gözaltına alınan hemşirenin, aralarında askeriyenin meşhur Sde Teiman merkezinin de bulunduğu diğer hapishanelerde bir yıl geçirdikten sonra, bu yılın 21 Ocak’ında Rakefet’e nakledildiğinde son kez gün ışığına çıktığını söyledi. Üç çocuk babası hemşire, gözaltına alınmasından bu yana ailesinden haber alamadı. Avukatların Gazze’deki tutuklularla paylaşabildiği tek kişisel bilgi kırıntısı, davayı üstlenmeleri için kendilerine yetki veren akrabanın adı.

    Misherqi Baransi, “Ona, ‘Annenle konuştum ve benimle görüşmeni onayladı’ dediğimde, ona bu küçük şeyi veriyorum, en azından annesinin hayatta olduğunu söylüyorum” dedi. Diğer tutuklu Abdu’ya hamile karısının güvenli bir şekilde doğum yapıp yapmadığını sorduğunda, gardiyan onu tehdit etmek için konuşmayı hemen kesti. Gardiyanlar adamları götürürken, hücrelerin daha da derinlerde olduğunu düşündüren bir asansör sesi duydu.

    Genç kız, kendisine “Tutuklandığımdan beri gördüğüm ilk kişi sensin” demiş ve son isteği de “Lütfen tekrar beni görmeye gel” olmuş. Avukatlarına daha sonra 13 Ekim’de serbest bırakıldığı bilgisi verilmiş. IPS yaptığı açıklamada, “Hukuka uygun olarak ve resmi denetçilerin denetimi altında faaliyet gösterdiğini” belirterek, “Hukuki süreçten, tutukluların sınıflandırılmasından, tutuklama politikasından veya tutuklamalardan sorumlu olmadığını” ifade etti. Adalet Bakanlığı, Rakefet ve tutuklularla ilgili soruları İsrail ordusuna yönlendirdi. Ordu da soruları IPS’ye yönlendirdi.

    PCATI İcra Direktörü Tal Steiner, Filistinlilerin tüm hapishanelerdeki koşullarının “kasıtlı olarak korkunç” olduğunu söyledi. Mevcut ve eski tutuklular ile İsrail ordusundan ihbarcılar , uluslararası hukukun sistematik ihlallerini ayrıntılı olarak anlattılar. Ancak Rakefet, benzersiz bir istismar biçimi dayatıyor. Steiner, insanları aylarca gün ışığından uzak bir şekilde yer altında tutmanın psikolojik sağlık açısından “aşırı sonuçları” olduğunu söyledi. “Böylesine baskıcı ve zor koşullarda tutulduğunuzda sağlam kalmak çok zor.” Aynı zamanda fiziksel sağlığı da etkileyerek uyku için gerekli olan sirkadiyen ritimlerden D vitamini üretimine kadar temel biyolojik fonksiyonları bozuyor. İnsan hakları avukatı olarak çalışmasına ve Rakefet’in bulunduğu Tel Aviv’in güneydoğusundaki Ramla’daki hapishane kompleksini ziyaret etmesine rağmen Steiner, Ben-Gvir’in tekrar hizmete girmesini emredene kadar yeraltı hapishanesinden haberdar değildi.

  • Rusya’dan Ukrayna’daki enerji tesislerine yönelik füze saldırıları… En az yedi kişi öldü

    Rusya’dan Ukrayna’daki enerji tesislerine yönelik füze saldırıları… En az yedi kişi öldü


    Ukraynalı yetkililere göre, Rusya gece boyunca Ukrayna’ya çok sayıda insansız hava aracı ve füze saldırısı düzenledi , en az yedi kişi öldü ve üç bölgedeki enerji altyapısına zarar verdi.

    Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Rusya’nın 450’den fazla İHA ve 45 füze fırlattığını, bunların çoğunun düşürüldüğünü söyledi.

    Bölge yetkilileri, Dnipro’da bir apartman binasına düşen İHA’nın üç kişinin ölümüne, 12 kişinin de yaralanmasına yol açtığını, Harkov bölgesinde ise bir kişinin hayatını kaybettiğini, Güneydoğu Zaporizhia bölgesinde ise üç kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

    Ukrayna Başbakanı Yulia Svyrydenko, grevler nedeniyle Kiev, Poltava ve Harkov bölgelerindeki enerji altyapısının zarar gördüğünü söyledi.

    Enerji şirketleri elektrik, su ve ısınma hizmetlerini yeniden sağlamak için çalışırken, bazı şehirler elektriğin kesilmesini önlemek için jeneratörlere başvurdu.

    Poltava bölgesinin merkezindeki Kremençuk ve Horishni Plavni’de ise belediye yetkilileri, su teminini sağlamak için jeneratörlerin kullanıldığını söyledi.

    Zelenski, saldırıların ardından daha fazla yaptırım çağrısında bulundu. “Moskova’da enerji altyapısına yönelik -kış öncesi sıradan insanlara zarar vermeyi amaçlayan- her saldırı için, istisnasız tüm Rus enerjisini hedef alan bir yaptırım yanıtı olmalı,” dedi.

    Devlet enerji şirketi Naftogaz’a göre, Rusya’nın Ukrayna enerji sektörüne yönelik saldırıları son aylarda arttı ve ordu son iki ayda dokuz kez gaz tesislerine saldırdı.

    Ukrayna’ya ait insansız hava araçları cumartesi günü Rusya’nın kuzeyindeki bir elektrik trafo merkezini vurdu ve Saratov kentindeki bir konut binasına düzenlediği saldırıda iki kişiyi yaraladı. Rusya, “büyük çaplı saldırının” Ukrayna’daki silah üretim ve enerji tesislerine yönelik olduğunu iddia etti.

    Ayrıca, Ukrayna’nın doğusundaki bir köyü ele geçirdiğini ve oradaki güçlerinin cephe hattına kademeli olarak ilerlemeye devam ettiğini belirtti. ABD’nin ateşkes baskısına rağmen, Ukrayna’da kalıcı bir ateşkes için yürütülen müzakereler sekteye uğradı.

    Ekim ayında Donald Trump, Rusya ve Ukrayna’ya mevcut cephe hatlarını dondurmaları ve savaşı sona erdirmeleri çağrısında bulundu. Cephelerin dondurulmasıyla görüşmelerin başlatılması önerisi Zelenski tarafından desteklenirken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’nın yalnızca “uzun vadeli, sürdürülebilir bir barış” istediğini belirterek bu öneriyi reddetti.

    Eski NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Avrupa’nın Rusya üzerindeki baskısını artırmaması halinde Ukrayna’nın “sonsuza dek sürecek bir savaş” ve yavaş yavaş toprak erozyonu ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.

    Çatışma, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği Şubat 2022’de başladı ve bu, Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük ve en ölümcül savaşının başlangıcı oldu.

  • Alman general: Rusya her an saldırı başlatabilir

    Alman general: Rusya her an saldırı başlatabilir

    Almanya Ortak Operasyonlar Komutanı Korgeneral Alexander Sollfrank, “Rusya, mevcut kapasitesiyle NATO toprağına küçük, hızlı ve bölgesel bir saldırı başlatabilir” dedi. Ukrayna’daki savaşın geniş çaplı harekâtı sınırladığını, fakat 2029’dan itibaren büyük saldırı kapasitesinin oluşabileceğini belirtti.

    “Hava kuvvetleri ciddi muharip güce sahip”

    Reuters’e konuşan Sollfrank’a göre Rus hava kuvvetleri hâlâ ciddi muharip güçte. Nükleer ve füze unsurları etkilenmedi. Karadeniz Filosu ağır kayıplar verdi; ancak diğer filolarda kayda değer azalma yok. Kara kuvvetlerinde zayiat olsa da Moskova, toplam mevcudu 1,5 milyon askere çıkarmayı hedefliyor. Ana muharebe tankı stoku, ‘yarın için dahi sınırlı bir saldırıyı’ mümkün kılıyor.

    Caydırıcılık vurgusu

    General, saldırı kararının yalnızca Rus kapasitesine değil, NATO’nun caydırıcılığına da bağlı olduğunu söyledi ve “Bu, mümkün bir senaryo. Olup olmayacağı büyük ölçüde bizim davranışımıza bağlı” diye konuştu.

    Hibrit baskı ve ihlaller

    Polonya hava sahasına son İHA girişlerini hatırlatan Sollfrank, Rusya’nın ‘doğrusal olmayan savaş’ yaklaşımıyla savaşı, sınır aşan tacizleri ve nükleer söylemi birlikte kullandığını belirtti. Generale göre amaç; NATO’yu kışkırtmak, tepkisini ölçmek; güvensizlik ve korku yaratmak, zarar vermek, casusluk yapmak ve dayanıklılığı test etmek.

    Almanya’nın yanıtı

    Berlin, borç frenini gevşeterek savunma bütçesini büyütmeyi planlıyor. Harcamalar 2025’te yaklaşık 100 milyar avrodan 2029’da 160 milyar avroya çıkacak. GSYH’ye oran hedefi yüzde 3,5. Bundeswehr’e 60 bin ilave personel alınıp toplam mevcudun 260 bine çıkarılması öngörülüyor. Sollfrank, 2024’te kurulan Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile Almanya’nın Afganistan tipi sefer görevlerinden NATO toprak savunmasına yeniden odaklandığını hatırlattı.

  • ABD’de Hükümet Krizi Havayolu Trafiğini Vurdu: 1700’den Fazla Uçuş İptal Edildi

    ABD’de Hükümet Krizi Havayolu Trafiğini Vurdu: 1700’den Fazla Uçuş İptal Edildi

    ABD’de federal hükümetin kapanmasının üzerinden 39 gün geçerken, krizin etkileri ulaşım sektöründe hissedilmeye başladı. FAA’nın talimatıyla hava yolu şirketleri, personel eksikliği nedeniyle uçuş planlarını daraltmak zorunda kaldı.

    1700’den Fazla Uçuş İptal Edildi

    ABD medyasına göre, 7 Kasım’dan 9 Kasım’a kadar yapılması planlanan 1700’ü aşkın iç hat uçuşu iptal edildi. FAA, 40 büyük havalimanında yapılan uçuşların dün itibarıyla yüzde 4 oranında azaltıldığını bildirdi.

    Firmalar Suçu Hükümete Attı

    Hava yolu şirketleri, iptallerin sorumluluğunu hükümet krizine ve Kongre’ye yükledi. Aktif hava trafik kontrolörlerinin sayısının azalması, uçuş güvenliği açısından ciddi risk oluşturduğu belirtildi.

    İptaller Artarak Devam Edebilir

    FAA, hükümetin kapalı kalmaya devam etmesi halinde 11 Kasım’da uçuşların yüzde 6’sının, 13 Kasım’da yüzde 8’inin ve 14 Kasım’da yüzde 10’unun iptal edilebileceğini açıkladı.

  • Çin’in ölümsüzlük projesi

    Çin’in ölümsüzlük projesi

    Çin, yaşlanmayı durdurma ve insan ömrünü uzatma hedefiyle dev bir ulusal proje yürütüyor. “Uzun ömür laboratuvarları”, “ölümsüzlük adaları” ve biyoteknolojik takviyeler, ülkenin “ölümsüzlük” hırsını gözler önüne seriyor. Hükümetin desteklediği bu çalışmalar, yapay zeka ve gen bilimiyle birleşerek yaşlanmayı “tedavi edilebilir” bir durum haline getirmeyi amaçlıyor.

    Şi ve Putin’in 150 Yaş Sohbeti Gündem Oldu

    Geçtiğimiz haftalarda Çin lideri Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 150 yaşına kadar yaşama üzerine yaptığı sohbet, hem Çin medyasında hem de dünyada yankı uyandırdı. Shenzhen merkezli Lonvi Biosciences şirketi, üzüm çekirdeği özünden ürettiği haplarla yaşlanma karşıtı ilaçlar geliştiriyor. Şirketin teknoloji direktörü Lyu Qinghua, “150 yaşına kadar yaşamak kesinlikle mümkün.” ifadelerini kullanarak iddialı konuştu.

    Çin’in Ölümsüzlük Takıntısı Tarihten Geliyor

    Çin’in ölümsüzlük arayışı, antik dönemlere kadar uzanıyor. İlk imparator Qin Shi Huang, ölümsüzlük iksiri arayışında cıva içeren karışımlar tüketmiş ve 49 yaşında hayatını kaybetmişti. Ancak bugün, aynı hedef modern biyoteknoloji ve genetik biliminin gücüyle yeniden canlanmış durumda.

    981 Projesi ve Liderlerin Uzatılan Ömrü İddiaları

    Pekin’deki 301 numaralı askeri hastanede yürütüldüğü iddia edilen “981 Liderlerin Sağlık Projesi”, ülkenin üst düzey yöneticilerinin yaşam süresini uzatmayı hedefliyor. Sosyal medyada yayılan görüntülerde, Mao Zedong ve Deng Xiaoping gibi liderlerin uzun yaşam örnekleri üzerinden benzer çalışmaların sürdüğü öne sürülüyor.

    Zenginler Uzun Yaşam Peşinde: “Ölümsüzlük Adaları”

    Ekonomik büyüme, Çinli zenginlerin ölümsüzlük arayışını hızlandırdı. Şanghay merkezli Time Pie şirketi, “yavaş yaşlan, iyi yaşa” mottosuyla takviye ürünleri ve uzun ömür konferansları düzenliyor. Çengdu merkezli SuperiorMed ise dünyanın “en büyük uzun ömür hastanesi” olduğunu iddia ederek “ölümsüzlük adaları” projeleriyle dikkat çekiyor.

    Yeni Dönem: Ölümle Mücadelede Bilimsel Hamle

    Uzmanlara göre, Çin’in bu girişimleri yalnızca sağlık alanında değil, küresel biyoteknoloji rekabetinde de yeni bir dönem başlatabilir. “Yaşlanmayı yenme” hedefi, hem ekonomik hem de politik bir güç göstergesi olarak değerlendiriliyor.

  • Bilim İnsanları Uyardı: Kilauea Yanardağı’nda Patlama An Meselesi

    Bilim İnsanları Uyardı: Kilauea Yanardağı’nda Patlama An Meselesi

    ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’ne bağlı Hawaii Yanardağ Gözlemevi, Kilauea Yanardağı’nda lav ışıması ve taşmaların arttığını, yeni bir patlama evresinin çok yaklaştığını duyurdu. Uzmanlara göre “36. epizot” olarak adlandırılan bu yeni etkinlik, cuma ile salı günleri arasında herhangi bir anda başlayabilir.

    Bilim insanları, başlangıçta lav püskürmelerinin daha erken olmasının beklendiğini, ancak zirvedeki gaz hareketlilikleri nedeniyle bu sürenin uzadığını bildirdi.

    Önceki Patlama 460 Metreye Ulaşmıştı

    USGS verilerine göre Kilauea’daki 35. patlama evresi 17 Ekim gecesi yaşanmıştı. O dönemde lavlar güneydeki ventten 460 metreye, kuzeydeki ventten ise 335 metreye kadar yükselmişti. Bu süreçte yaklaşık 13 milyon metreküp lav püskürmüş ve saniyede ortalama 500 metreküp lav çıkışı kaydedilmişti.

    Bu, 2024 Aralık ayında başlayan volkanik sürecin en güçlü püskürmesi olarak kayıtlara geçti.

    1983-1986 Döneminden Bu Yana Görülmemiş Aktivite

    USGS, son haftalarda gözlemlenen lav akışlarının ve gaz salınımlarının, 1983-1986 yıllarındaki büyük Kilauea patlamalarından bu yana görülmeyen düzeyde olduğunu bildirdi. Zirvede kaydedilen sismik hareketlerin, magmanın dolup boşaldığı döngülerle uyumlu olduğu açıklandı.

    Perşembe sabahı itibarıyla bu titreşimlerde belirgin bir artış kaydedildi.

    Turuncu Kodlu Uyarı Verildi

    USGS, “volcano watch” yani “turuncu kod” seviyesinde uyarı yayımlayarak, patlamanın “çok yakın veya başlamış olabileceğini” bildirdi. Kurum, kül miktarının düşük olmasına rağmen volkanik gaz salınımının ciddi sağlık ve çevre riski oluşturduğunu vurguladı.

    Bilim insanları ayrıca “Pele’nin saçı” olarak adlandırılan ince cam liflerinin rüzgarla 16 kilometreye kadar taşınabileceğini belirtti. Bu parçacıkların geçmişte Hawaii Volkanları Ulusal Parkı çevresindeki otoyollara kadar ulaştığı hatırlatıldı.