Kategori: Dünya

  • ABD’de 14 Kişinin Öldüğü UPS Uçağı Kazası Soruşturuluyor: Kokpitteki Gizemli Zil Sesi Alarmı Verdi

    ABD’de 14 Kişinin Öldüğü UPS Uçağı Kazası Soruşturuluyor: Kokpitteki Gizemli Zil Sesi Alarmı Verdi

    Kaza, ABD’nin Kentucky eyaletine bağlı Louisville kentinde, Honolulu’ya gitmek üzere havalanan UPS’e ait MD-11 tipi kargo uçağının kalkışından kısa bir süre sonra meydana geldi. Feci kazada, uçakta bulunan üç pilot dahil toplam 14 kişi yaşamını yitirdi.

    Kokpitte 25 Saniyelik Gizemli Alarm

    Kazanın nedenini araştıran Ulusal Ulaştırma Güvenliği Kurulu (NTSB), kokpit ses kayıtlarını inceledi. İncelemede, uçağın kalkışından 37 saniye sonra başlayan ve tam 25 saniye boyunca aralıksız devam eden “tekrarlayan bir zil sesi” tespit edildi.

    NTSB üyesi Todd Inman, alarmın neden çaldığının henüz netleştirilemediğini açıkladı. Ön verilere göre, uçağın sol kanadının kalkış sırasında alev aldığı ve aynı taraftaki bir motorun koparak düştüğü bilgisine ulaşıldı. Uçağın yere çakılmadan önce yalnızca 30 metre yüksekliğe çıkabildiği belirtildi.

    Motor Yangını Uyarısı İddiası

    Eski federal kaza soruşturmacısı Jeff Guzzetti, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, kokpitte duyulan zilin büyük olasılıkla motor yangını uyarısı olduğunu öne sürdü. Guzzetti, pilotların bu aşamada uçağı durdurma hız eşiğini (V1) zaten geçmiş olduğunu ve bu nedenle yerde kalmak yerine havalanmaya devam etme kararı almış olabileceklerini ifade etti.

    Güvenlik kameralarına yansıyan görüntüler, uçağın havalanmaya çalıştıktan hemen sonra çevredeki iş yerlerine çarparak alev topuna döndüğünü gösteriyor. Araştırmacılar, kazanın nedenini kesin olarak belirlemek için bu görüntüleri kare kare inceliyor.

    Hukuki Süreç Başlatıldı

    Kazanın ardından UPS’in Louisville’deki dev lojistik merkezi Worldport’ta operasyonlar geçici olarak durdurulmuş, ancak kısa süre sonra yeniden başlatılmıştı. Öte yandan, kazada zarar gören işletmeler ve dumandan etkilenen bir bölge sakini, olayla ilgili olarak UPS ve uçak üreticisine karşı ihmalkarlık davası açtı.

  • Canlı Yayında Duygusallaştı: Hem Ağladı Hem Kahkahalara Boğuldu

    Canlı Yayında Duygusallaştı: Hem Ağladı Hem Kahkahalara Boğuldu

    Oscar ödüllü oyuncu Jennifer Lawrence, The Tonight Show programında sunucu Jimmy Fallon’ın karşısında konuk oldu. Lawrence, sohbetin henüz başında beklenmedik bir duygusal an yaşadı. Geçmişe dair düşüncelerini paylaşarak, “Kendimi röportajlarda bazen sinir bozucu biri gibi hissediyorum” demesinin ardından gözyaşlarını tutamadı.

    Şaşıran Fallon, “Hayır, konuşmalısın!” diyerek oyuncuyu sakinleştirmeye çalışsa da, Lawrence “Hiçbir şey söylemeyeceğim” diyerek duygusal anlarına devam etti.

    Yeni Film Hikayesi Yine Ağlattı

    Jennifer Lawrence, programda yeni filmi **”Die My Love”**ın konusunu anlatırken bir kez daha gözyaşlarına boğuldu. Film, taşrada eşiyle yeni bir hayata başlayan bir annenin akıl sağlığıyla mücadelesini konu alıyor. Bu projeye katılma sürecini anlatırken, yönetmen Lynne Ramsay ile çalışmanın kendisi için bir hayal olduğunu belirten oyuncu, “Hâlâ konuştuğuma inanamıyorum!” dedikten sonra tekrar ağlamaya başladı.

    Jimmy Fallon bu duruma mizahi bir şekilde müdahale ederek, “Dur artık ağlama, bu eğlenceli bir program!” dedi. Bu sözler üzerine Lawrence yüksek sesle kahkahalara boğuldu, ancak kısa süre sonra gözleri yeniden doldu.

    Setteki Karavan Krizi de Duygusallaştırdı

    Lawrence, Kanada’daki film setinde yaşadığı komik bir yanlış anlaşılmayı anlatırken dahi duygusal bir tepki gösterdi. Kanada’da set karavanına “oda” denilmesi nedeniyle, yapım ekibinin $3$ çocuğu Lawrence’ın karavanına (odasına) yerleştireceğini sandığını söyledi. Yapım ekibiyle arasında yaşanan bu komik diyalogu anlatırken önce güldü, sonra yine ağlamaya başladı. Lawrence, yanlış anlaşılmanın çözülmesiyle bu komik anın tatlıya bağlandığını belirtti.

  • Uzaylılar güneş sistemi’ni ziyaret etmiş olabilir

    Uzaylılar güneş sistemi’ni ziyaret etmiş olabilir

    Araştırmanın temelini, 1949 yılında ünlü matematikçi ve fizikçi John von Neumann‘ın ortaya attığı “kendini kopyalayabilen makineler” (self-reproducing automata) fikri oluşturuyor. Bu teorik modellere göre, gelişmiş bir uygarlığın gönderdiği bu robotik sondalar, gittikleri her gezegende veya asteroitte kendilerini kopyalayarak ve tamir ederek sadece birkaç milyon yıl içinde tüm galaksiyi keşfedebilir.

    Kanada’daki Carleton Üniversitesi’nden Prof. Alex Ellery, yeni makalesinde bu tür araçların Fermi Paradoksu’na bir çözüm olabileceğini ve Güneş Sistemi’mizi geçmişte ziyaret etmiş olabileceğini savunuyor.

    Motivasyon: Hayatta Kalma Güdüsü

    Mekanik ve Havacılık Mühendisliği bölümünde görev yapan ve Kendini Kopyalayan Sistemler Araştırma Merkezi (CESER) üyesi olan Ellery’ye göre, gelişmiş uygarlıkların bu sondaları geliştirme ve gönderme nedeni bilimsel meraktan çok hayatta kalma güdüsü.

    Ellery, uzaylı medeniyetlerin kendi yıldızlarının ömrü dolmadan, askeri tehditlerden kaçmak ya da teknolojik felaketlerden korunmak gibi nedenlerle kaynak arayışına girerek bu tür sondaları gönderebileceğini ifade etti: “Keşif dürtüsü genellikle kaynak arayışı ya da tehlikeden kaçışla ilgilidir.”

    Olası Altı Adımlı Galaktik Keşif Planı

    Ellery, bu tür bir Von Neumann sondasının Güneş Sistemi’nde izleyebileceği olası eylem adımlarını altı aşamada özetliyor:

    1. Asteroitler ve uydulardan hammadde çıkarma.
    2. Bu kaynaklarla yeni keşif araçları üretme.
    3. Zengin bölgelerde üsler kurma.
    4. Kendi kopyalarını üretme.
    5. Sistemin ayrıntılı keşfini yürütme.
    6. Olası görevleri yerine getirme.

    Ay Yüzeyinde “Teknolojik İzler” Aranmalı

    Prof. Ellery, gelecekteki SETI çalışmalarının uzaylı araçların bıraktığı teknolojik izleri (technosignature) tespit etmeye odaklanması gerektiğini belirtiyor. Bu izleri bulmak için Ay’ın en uygun yer olduğunu savunuyor.

    Buna göre sondalar, üretim üssü kurmak için Ay’ın metal açısından zengin yapısından yararlanmış olabilir. Araştırmacı, nükleer reaktörlerle çalışan bu sistemlerin bıraktığı uranyum, toryum ve baryum gibi izotop oranlarındaki anomalilerin veya manyetik sapmaların, Ay yüzeyinde olası eski teknolojik faaliyetlerin kanıtı olabileceğini düşünüyor. Ellery, “Eğer gerçekten ziyaret edildiysek, Ay’ın asteroit kökenli madenleri arasında bize bırakılmış bir ‘evrensel inşa makinesi’ bulabiliriz” diyerek çarpıcı bir olasılığı dile getiriyor.

  • Yunan komutandan itiraf: ‘Türkiye’nin çok gerisindeyiz!’

    Yunan komutandan itiraf: ‘Türkiye’nin çok gerisindeyiz!’

    Yunanistan’ın eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Konstantinos Floros, yerel bir kanalda yayınlanan “Meeting Point” programında Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerlemesi hakkındaki endişelerini dile getirdi. Floros, Türkiye’yi ülkesinin “tek rakibi ve düşmanı” olarak tanımlarken, komşusunun savaş ve silah endüstrisi konusunda tutarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini vurguladı.

    Emekli orgeneral, ülkesinin bu süreçte geri kaldığını açıkça itiraf etti: “Biz başaramadık, geride kaldık. Geride kaldık, elbette. Savaş sanayimiz var mı, yok mu? Nominal olarak var.” Floros, Yunanistan’ın, Türkiye’nin yaptıklarından endişe duymamak için kendini güçlendirmesi gerektiğini ve planlı bir silahlanma programına geçmesi gerektiğini savundu.

    Türkiye’nin SAFE Programı Girişimleri

    Konstantinos Floros, Türkiye’nin yakın ilişkilere sahip olduğu İngiltere ve Almanya üzerinden Eurofighter uçaklarını satın alma sürecine girmesinin ve Avrupa savunma programı SAFE’ye dahil olma çabalarının da gündemlerinde olduğunu kaydetti.

    Türkiye’nin $35\%$ ortaklık payıyla SAFE programına girmeyi çok istediğini belirten Floros, İtalya ve Portekiz gibi bazı Avrupa ülkeleriyle iş birliği yaptığını söyledi. Floros, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin veto tehditlerine rağmen yönetmeliğin oybirliği şartı getirmediğini duymaktan endişe duyduğunu dile getirerek, “Karşı çıkanlar kahve molasına çıkar ve kahve molasında karar alınır. Yani yapay oybirliğiyle” ifadesini kullandı.

    “Sular Tam Olarak Durulmadı”

    Floros, Türkiye’nin taleplerinin değişmediğini ve “revizyonist bir devlet” olmaya devam ettiğini öne sürdü. Depremlerin ardından son iki yılda suların kısmen durulduğunu söylemekle birlikte, “Yine de tam olarak sakin sularda değiliz” dedi. Eski genelkurmay başkanı, hükümetin korkak davranmaması gerektiğini savunarak, “Ulusal çıkarlarınızı ve ulusal hukukunuzu dayatmak durumundasınız. Yunanistan’ın da seçenekleri var, yeter ki kullanmak istesin!” sözleriyle üstü kapalı bir tehditte bulundu. Savunma Bakanı Dendias da Türkiye’yi Örnek Gösterdi

    Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias da Atina’da düzenlenen 6. OT Forumu’nda Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişine dikkat çekti. Dendias, “Türkiye, hem iç üretim kapasitesi hem de milyarlarca dolarlık ihracat kabiliyetiyle çok önde. Biz Türkiye olmak zorunda değiliz ama onlardan ders almalı ve kendi yolumuzu çizmeliyiz” dedi.

    Dendias, Türkiye’nin SAFE’e katılımının ilkesel bir mesele olduğunu ve ancak “sıkı koşullar ve şartlar altında” dahil olabileceğini belirterek, Avrupa Birliği’nin ilkelerini ve değerlerini paylaşıp paylaşmadığı sorusunu gündeme getirdi. Bakan, Avrupa’nın savunmayı unuttuğunu ve ciddi bir savunma kabiliyeti oluşturmak için uzun yıllara ihtiyacı olduğunu da sözlerine ekledi.

  • Bakan Güler, Azerbaycan’a gitti

    Bakan Güler, Azerbaycan’a gitti

    Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, kardeş ülke Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü kutlamalarına katılmak üzere Bakü’ye gitti.

    Bakü Büyükelçimiz Birol Akgün ve diğer yetkililer tarafından karşılanan Bakan Yaşar Güler’in beraberinde; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel de Azerbaycan ziyaretine eşlik ediyor.

  • İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Netanyahu ve İsrailli bakanlar hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Netanyahu ve İsrailli bakanlar hakkında tutuklama kararı

    İNSANİ YARDIMA ERİŞİM ENGELİ VE HASTANE SALDIRILARI

    Başsavcılık’ın açıklaması şöyle:

    “İsrail Devletinin bugüne kadar Gazze’de sistematik bir şekilde gerçekleştirdiği soykırım ve insanlığa karşı suçlar neticesinde aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu binlerce insanın hayatını kaybettiği, yine binlerce insanın yaralandığı ve yerleşim yerlerinin kullanılamaz hale geldiği, 29.01.2024 günü “Hind Recep” isimli 6 yaşındaki kız çocuğunun İsrail askerleri tarafından 335 kurşunla katledildiği, özellikle 7 Ekim 2023 tarihinden bugüne dek belirtilen eylemlerin her geçen gün artarak devam ettiği, 17 Ekim 2023 tarihinde el-Ehli Baptist Hastanesi’ne yapılan saldırı sonucunda hastanede bulunan 500 kişinin hayatını kaybettiği, 29 Şubat 2024 günü İsrail askerleri tarafından tıbbi ekipmanların bilinçli olarak tahrip edildiği, 21.03.2025 tarihinde Türk Filistin Dostluk Hastanesi’nin bombalandığı, yine benzer şekilde birçok sağlık kuruluşuna saldırı gerçekleştirildiği, ayrıca Gazze’nin abluka altına alındığı ve mağdurların insani yardıma erişiminin engellendiği, bu durumun dünya kamuoyunda da geniş çaplı yer bulduğu anlaşılmıştır.

    SUMUD FİLOSU VURGUSU

    Bu kapsamda, insani yardım ulaştırmak amacıyla Küresel Sumud Filosu içerisinde yer alan aktivistlerin deniz ulaşım araçlarıyla Gazze’ye doğru yol aldıkları, Küresel Sumud Filosuna İsrail donanması unsurları tarafından uluslararası sularda saldırı gerçekleştirildiği, gerçekleştirilen saldırı neticesinde alıkonulan mağdurlarla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesindeki düzenlemeler, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 15. Maddesindeki yetki kuralları ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumın 12-13. Maddelerindeki görev kuralları çerçevesinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca ‘Eziyet, Nitelikli Yağma, Mala Zarar Verme, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Ulaşım Araçlarının Kaçırılması Veya Alıkonulması’ suçları kapsamında re’sen soruşturma başlatılmıştır.

    İsrail Devleti tarafından alıkonulan mağdurların 04.10.2025 – 07.10.2025 – 09.10.2025 ve 10.10.2025 tarihlerinde hava yolu ile ülkemize gönderilmiş, mağdurların ülkemize dönmelerinin akabinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığında adli ve psikolojik muayeneleri yapılmış ve düzenlenen adli muayene raporları Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmiştir.

    Cumhuriyet Başsavcılığımızca şahısların mağdur/müşteki sıfatıyla beyanlarına başvurulmuş, yürütülen soruşturma işlemleri sırasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve olayda cezai sorumluluğu bulunan şahısların tespiti amacıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına (MİT) müzekkereler yazılmıştır.

    Soruşturma sürecinde, Küresel Sumud Filosu mağdurlarının vekilleri aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığımıza yaşanan süreçle alakalı bir takım dilekçeler ibraz ettikleri, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığınca 07.11.2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza ihbar mahiyetinde suç duyurusu dilekçesi gönderildiği, elde edilen deliller ışığında aşağıda isimleri yer alan İsrail Devlet yetkililerinin Gazze’de sistematik bir şekilde gerçekleştirilen İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım eylemleri yönünden ve Küresel Sumud Filosu’na yönelik gerçekleştirilen eylemler yönünden cezai sorumluluklarının bulunduğu tespit edilmiştir.

    İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR VE SOYKIRIM SUÇU

    Şüphelilerin halihazırda ülkemizde bulunmamaları sebebiyle yakalanamadıklarının tespit edilmesiyle 07.11.2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebi üzerine İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince aralarında İsrail Başbakanı Binyamin NETENYAHU, İsrail Savunma Bakanı Israel KATZ, İsrail Sınır Güvenliği Bakanı Tamara Ben GVİR, İsrail Genel Kurmay Başkanı Eyal ZAMİR ve İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar SALAMA’nın da aralarında bulunduğu 37 şüpheli hakkında Türk Ceza Kanununun 77. Maddesinde düzenlenen İnsanlığa Karşı Suçlar ve Türk Ceza Kanununun 76. Maddesinde düzenlenen ‘Soykırım’ suçlarından tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmiştir.

    Soruşturma titizlikle ve çok yönlü olarak devam etmektedir.

    Kamuoyunun bilgisine duyurulur.”

  • İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Yağmur yağmazsa suyumuz kalmayacak ve Tahran’ı boşaltmak zorunda kalacağız

    İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Yağmur yağmazsa suyumuz kalmayacak ve Tahran’ı boşaltmak zorunda kalacağız

    İtimad gazetesinin haberine göre, Pezeşkiyan, ülkenin batısındaki Senendec kentini ziyareti sırasında katıldığı bir toplantıda yaptığı konuşmada, ülkedeki çeşitli ekonomik ve sosyal sorunlara işaret etti.

    Ülkedeki yüksek fiyatların ve enflasyon da dahil olmak üzere mevcut sorunların hem ülke içinde alınan yanlış önlemlerin bir sonucu hem de yaptırımlarla bağlantılı olduğunu söyleyen Pezeşkiyan, “Yüksek fiyatlar ve enflasyon Meclis ve hükümetin hatasıdır. Çalışmalar var ancak mali kaynaklar da sınırlı olduğu için projeler yarım kalıyor.” dedi.

    Pezeşkiyan, İran’daki kuraklıktan kaynaklı su krizine değinerek, “İran şu anda yağış ve su kaynaklarının yetersizliği gibi doğal krizlerle karşı karşıya ve bu krizler ciddi sonuçlar doğurabilir.” ifadelerini kullandı.

    Su ve enerji kullanımında tasarruf ve daha iyi bir yönetime ihtiyaç olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, özellikle Tahran’daki su sorununun alarm verdiğine işaret etti. Pezeşkiyan, “Yağmur yağmazsa, gelecek aydan itibaren Tahran’da su kısıtlamasına gitmemiz gerekir. Bundan sonra da yağmur yağmazsa, suyumuz kalmayacak ve Tahran’ı boşaltmak zorunda kalacağız.” diye konuştu.

    Tahran’daki su krizi

    Tahran’a en büyüğü Emir Kebir Barajı olmak üzere Lar, Mamlu, Emir Kebir, Talikan ve Latyan adlı beş baraj tarafından su sağlanıyor.

    İran’ın genelinde son beş yıldır yağış miktarlarında ciddi düşüş yaşanıyor. Meteoroloji kurumlarının verileri, bu yıl Tahran’da mevsim normallerine göre yağışların yaklaşık yüzde 40 daha az olduğunu gösteriyor. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında neredeyse hiç yağış düşmemesi, barajlardaki rezervlerin azalmasına yol açtı.

    Bu durum, sadece yüzey sularında değil, yeraltı su rezervlerinde de ciddi düşüşe yol açtı.

    Tahran Eyaleti Su İdaresi, 20 Temmuz’da İran’da son beş yıldır yaşanan kuraklık nedeniyle Tahran’a su sağlayan barajlardaki rezervlerin son yüz yılın en düşük seviyesine ulaştığının uyarısını yaptı.

    Kentte yaz süresince zaman zaman su kesintilerine gidildi.

    İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 23 Temmuz’da konuyla ilgili açıklamasında, Tahran’daki su sıkıntısının mevcut hızıyla devam etmesi ve çözüm üretilmemesi halinde halka su ulaştırmanın imkansız hale geleceğini belirtmişti.

    Tahran Su İdaresi Genel Müdürü Behzad Parsa da 3 Kasım’daki bir açıklamasında, baraj rezervlerinin Tahran’a en fazla iki hafta daha su sağlayabileceği uyarısında bulunmuştu.

  • Tesla hissedarları Elon Musk’a bir trilyon dolarlık maaş paketini onayladı

    Tesla hissedarları Elon Musk’a bir trilyon dolarlık maaş paketini onayladı

    Benzeri görülmemiş bu anlaşma, elektrikli araç üreticisi şirketin 6 Kasım Perşembe günü yaptığı yıllık genel kurul toplantısında oyların %75’i ile onaylandı ve katılımcılardan büyük alkış aldı.

    Musk, 500 milyar doların üzerindeki servetiyle dünyanın en zengin insanı.

    Tesla hissedarları Musk’tan şirketinin piyasa değerini 10 yıl içinde önemli ölçüde artırmasını bekliyor.

    Musk bunu başarır ve belirlenen hedefleri gerçekleştirirse yüz milyonlarca yeni hisse senedi ile ödüllendirilecek.

    Potansiyel ödemenin boyutu eleştirilere de yol açtı. Ancak Tesla yönetim kurulu, anlaşma onaylanmazsa Musk’ın şirketten ayrılabileceğini ve onu kaybetmeyi göze alamayacaklarını savundu.

    Duyurunun ardından Musk, Teksas’ın Austin kentinde sahneye çıktı ve tezahüratlar eşliğinde dans etti.

    Musk, Tesla’nın geleceği açısından yepyeni bir başlangıç yapmak üzere olduklarını söyledi.

    “Hissedar toplantıları sıkıcıdır, ama bizimkiler çok eğlenceli” diye konuştu.

    Musk’ın önümüzdeki on yıl içinde ödemesini en üst düzeye çıkarmak için ulaşması gereken hedefler arasında, Tesla’nın piyasa değerini 1,4 trilyon dolardan 8,5 trilyon dolara çıkarmak yer alıyor.

    Ayrıca, bir milyon adet Robotaxi aracının üretilmesini sağlaması gerekecek.

    Serveti 500 milyar doları geçti

    Tesla’nın patronu Elon Musk, dünyada 500 milyar doların üzerinde net varlığa ulaşan ilk kişi olmuştu.

    1 Ekim Çarşamba günü New York saatiyle öğleden sonra kısa bir süreliğine 500,1 milyar dolara ulaştıktan sonra 499 milyar dolar civarına düşmüştü.

    Forbes’un milyarderler endeksine göre, teknoloji patronunun net değeri 7 Kasım 2025 itibariyle 491 milyar dolar civarında.

    Musk’ın servetindeki yükseliş, değerlenmeye devam eden Tesla’daki %12’den fazla hissesiyle yakından bağlantılı.

    Tesla hisseleri 1 Ekim Çarşamba günü New York işlemlerinin sonunda %3,3’ten fazla artış gösterdi ve bu yıl genelinde de %20’nin üzerinde yükseldi.

    Yatırımcılar Musk’ın siyaset yerine şirketlerine daha fazla zaman ayırmasını memnuniyetle karşılaşmıştı.

    Tesla’nın yanı sıra, Musk’ın yapay zeka girişimi xAI ve roket şirketi SpaceX’in değeri de son aylarda yükseldi.

    Bu dönüm noktası, Musk’ın küresel teknoloji sektöründeki rakiplerini geride bırakarak dünyanın en zengin insanı olarak konumunu pekiştirdi.

    Forbes’un milyarderler endeksine göre Oracle’ın kurucusu Larry Ellison yaklaşık 350,7 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin ikinci kişisi.

    Musk bu yılın başında ABD hükümetinin harcamalarını azaltmak ve istihdamı azaltmakla görevli Devlet Verimliliği Dairesi (DOGE) ile yaptığı çalışmalar nedeniyle eleştirilmişti.

    Tesla’nın yönetim kurulu başkanı Robyn Denholm, Eylül ayında yaptığı açıklamada Musk’ın artık otomobil üreticisinde “önde ve merkezde” olduğunu söylemişti.

    Elon Musk kimdir?

    Güney Afrika’nın Pretoria kentinde doğan Musk, 12 yaşında ilk bilgisayar oyununu geliştirdi.

    Röportajlarında çocukluğunun zor geçtiğini söyledi, ebeveynlerinin boşanmasından, zorbalıktan ve Asperger Sendromu nedeniyle sosyal ipuçlarını algılamakta yaşadığı zorluklardan etkilendiğini anlattı.

    ABD’de Pennsylvania Üniversitesi’nde ekonomi ve fizik okudu.

    Musk, Stanford Üniversitesi’nde fizik yüksek lisans programına kabul edildikten sonra hızla okulu bıraktı ve 1990’ların “dotcom patlaması” sırasında iki teknoloji start-up’ı kurdu.

    Bunlar arasında bir internet yazılım firması ve daha sonra PayPal’a dönüşen bir çevrimiçi bankacılık şirketi de vardı.

    PayPal 2002 yılında eBay’e 1,5 milyar dolara satıldı.

    Servetini, Nasa’ya uygun maliyetli bir alternatif olmasını amaçladığı yeni roket şirketi SpaceX’e ve elektrikli otomobil şirketi Tesla’ya yatırdı.
    Daha yeni iş girişimleri arasında Ekim 2022’de sosyal medya platformu Twitter’ı devralması da yer alıyor.

    Bazı tahminlere göre firmanın değeri, Musk’ın başlangıçta ödediği 44 milyar dolardan 9,4 milyar dolara düştü.

  • Tayfun felaketinde can kaybı artıyor

    Tayfun felaketinde can kaybı artıyor

    Filipinler’in ardından Vietnam’ı vuran Kalmaegi Tayfunu, ülkenin orta kesimlerinde etkisini sürdürüyor. Şiddetli rüzgar ve yağışlar nedeniyle ağaçlar ve elektrik hatları devrilirken, evlerin çatıları uçtu ve bazı yerleşim yerleri sular altında kaldı.

    Vietnam Afet Yönetim Ajansından yapılan açıklamaya göre, tayfun nedeniyle 5 kişi yaşamını yitirdi ve 7 kişi yaralandı. Ülke genelinde yaklaşık 2 bin 800 evin hasar gördüğü ve yaklaşık 1.3 milyon kişinin elektriksiz kaldığı bildirildi.

    Arama ve Kurtarma Çalışmaları Hız Kesmiyor

    Afet bölgelerinde arama-kurtarma operasyonları için 268 binden fazla asker görevlendirildi. Yetkililer, Thanh Hoa’dan Quang Tri’ye kadar olan orta kesimde şiddetli yağışların devam edeceği konusunda uyarılarda bulundu. Ayrıca Hue’den Dak Lak’a kadar nehirlerdeki su seviyelerinin yükselme, sel ve toprak kayması riskinin bulunduğu vurgulandı. Vietnam, geçtiğimiz hafta da rekor yağışlarla boğuşmuş ve 50 kişi hayatını kaybetmişti.

    Filipinler’de Can Kaybı 188’e Yükseldi

    Kalmaegi Tayfunu’nun Vietnam’dan önce büyük yıkıma neden olduğu Filipinler’de ise can kaybı tablosu ağırlaştı. Ulusal Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Konseyinden (NDRRMC) yapılan son açıklamada, tayfunun yol açtığı sel ve heyelanlarda hayatını kaybedenlerin sayısının 188’e yükseldiği belirtildi.

    Tayfun nedeniyle toplam 135 kişinin kayıp durumda olduğu aktarıldı. En büyük can kaybının 139 ölümle tüm yerleşim yerlerinin sular altında kaldığı Cebu’da yaşandığı kaydedildi.

    Milyonlarca Kişi Etkilendi

    Tayfundan toplam 8 bölgedeki 5 bin 535 mahallede 2 milyon 258 bin 782 kişinin etkilendiği bildirildi. Ayrıca 9 bin 321 evde hasar meydana gelirken, 264 evin tamamen yıkıldığı tespit edildi. Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr.’ın, hasar tespiti ve kurtarma çalışmalarını denetlemek üzere fırtınadan etkilenen bölgeleri ziyaret etmesi bekleniyor.

    Kalmaegi’nin bu yıl Güney Çin Denizi’nde oluşan 13. tayfun olduğu, Pasifik tayfun kuşağında yer alan bu iki ülkenin tropikal fırtınalara karşı oldukça savunmasız olduğu belirtildi.

  • BM, Suriye lideri Şara’ya yönelik yaptırımları kaldırdı

    BM, Suriye lideri Şara’ya yönelik yaptırımları kaldırdı

    Karar tasarısı, Şara’nın 10 Kasım Pazartesi günü Beyaz Saray’a yapacağı ziyaret öncesinde ABD tarafından sunuldu.

    Washington’un BM Büyükelçisi Mike Waltz, BM’nin Esad’ın devrilmesinden bu yana Suriye’nin “yeni bir döneme” girdiğini kabul eden “güçlü bir siyasi sinyal” gönderdiğini söyledi.

    Ahmed Şara, Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından geçici devlet başkanı seçildi.

    Şara, daha önce El Kaide ile bağlantılı olan İslamcı grup Heyet Tahrir El Şam’ın (HTŞ) lideri olarak BM yaptırımları altındaydı. ABD Temmuz ayında HTŞ’yi yabancı terör grupları listesinden çıkarmıştı.

    BM ayrıca Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab üzerindeki yaptırımları da kaldırdı.

    Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yaptırımların kaldırılmasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti: “Suriye, ABD’ye ve dost ülkelere Suriye’ye ve halkına verdikleri destek için minnettarlığını ifade eder” dedi.

    ABD Başkanı Donald Trump Suriye liderinin savaştan zarar gören ülkeye barış getirme yolunda “iyi ilerleme” kaydettiğini söylemişti.

    İkili ilk kez Mayıs ayında, Trump’ın Orta Doğu turu kapsamında Riyad’ı ziyaret ettiği sırada bir araya geldi.

    Bu görüşmenin ardından ABD Başkanı Şara’yı “çok güçlü bir geçmişe” sahip “sert bir adam” olarak nitelemişti.

    Şara Eylül ayında da New York’ta BM Genel Kurulu’na hitap etmiş ve 58 yıl sonra bunu yapan ilk Suriyeli lider olmuştu.

    Trump New York’ta da Şara ile kısa bir görüşme yapmıştı.

    AB Suriye’ye ekonomik yaptırımları kaldırdı

    Avrupa Birliği (AB) de Mayıs ayında Suriye’ye yönelik tüm ekonomik yaptırımları kaldırma kararı almıştı.

    Suriye konusunda şu ana kadar adıma karşı adım yaklaşımı içinde olan AB’nin tüm ekonomik yaptırımları kaldırmasında kısmi gevşetmenin beklenen sonucu yaratmaktan uzak kalması etkili oldu.

    AB Dışişleri Konseyi toplantısı sonrasında konuşan Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, “Suriye halkının yeni, kapsayıcı ve barışçıl bir Suriye’yi yeniden inşa etmesine yardımcı olmak istiyoruz. AB, son 14 yıldır her zaman Suriyelilerin yanında yer aldı ve almaya da devam edecek” dedi.

    Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani kararın, ülkesinin güvenlik ve istikrarını destekleyeceğini söyledi.

    Beşar Esad yönetimi sırasında devreye sokulan ekonomik yaptırımların kaldırılmasıyla ülkenin toparlanmasına hızlı katkı sağlanacağı beklentisi var.

    Bu kararla birlikte Suriye’ye yatırımın hızlanacağı yorumları da yapılıyor.

    Suriye Merkez Bankası’nın varlıklarına yönelik blokajın kalkacak ve Suriye bankacılık sisteminin yeniden uluslararası finans çevrelerine entegre edilecek olması AB kararının en önemli unsurları arasında yer alıyor.

    Afganistan hatırlatması

    Suriye’ye ekonomik yaptırımların kaldırılması uzun süredir tartışma yaratan bir konuydu.

    Yeni Suriye yönetiminin AB’nin beklentilerini karşılama konusundaki performansı, üye devletler arasında sürekli tartışma konusu oldu.

    Bununla birlikte yaptırımların gevşetilmesi sonrasında yaşanan gelişmeler daha kapsamlı bir adım atılmasını kaçınılmaz kıldı.

    Kallas, toplantı başlamadan yaptığı açıklamada, “Bence başka bir seçeneğimiz yok. Ya onlara ülkeyi istikrara kavuşturma imkanı vereceğiz ya da bunu yapmayacağız ve o zaman Afganistan’daki gibi bir durumla karşı karşıya kalacağız” dedi.

    Bu ifadeler çoğu AB ülkesinin görüşünü yansıtır nitelikteydi.

    Suriye’deki durumun yaptırımların kaldırılması için yeterli olup olmadığının toplantı sırasında yoğun şekilde tartışıldığı da Kallas’ın, “Orada her şey gerçekten ideal mi? Hayır değil. Bu çok açık ama Suriye halkına bir şans vermemiz gerekiyor” sözlerinden anlaşıldı.

    ABD’den mi etkilendiler?

    AB dışişleri bakanlarının yaptırımların gevşetilmesinden tam olarak kaldırılması aşamasına gelinmesi alışık olunmadık kadar hızlı bir şekilde gerçekleşti.

    Karar, Mayıs ayında ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’ye karşı uygulanan yaptırımların kaldırılacağını açıklamasından kısa süre sonra geldi.

    Toplantının yapıldığı sırada ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan, Suriye yönetiminin “haftalar içinde potansiyel çöküş, tam ölçekli bir iç savaş ve ülkenin bölünmesiyle” karşı karşıya kalabileceği uyarısı geldi.

    AB yetkilileri, dışişleri bakanlarının kararının ABD’nin politikalarıyla ya da Amerikalı yetkililer tarafından yapılan açıklamalarla bağlantı olduğu iddialarını reddediyorlar.

    AB açık çek vermiyor

    AB’nin kararı geri döndürülebilir ve şarta bağlı.

    Bu nedenle herhangi bir açık çek verme durumu söz konusu değil.

    Her ne kadar ekonomik yaptırımlar kaldırılacak olsa da Brüksel, Suriye’deki durumu ve yeni yönetimin adımlarını yakından izlemeyi sürdürecek.

    Toplantı sonrasında yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

    “AB, son şiddet olaylarıyla ilgili olarak hesap verebilirlik konusunda kaydedilen ilerleme de dahil olmak üzere sahadaki gelişmeleri ve bugünkü kararın etkilerini izlemeye devam edecek.”

    AB, “ayrım yapmaksızın tüm Suriye halkının isteklerini yerine getirmek ve insan hakları ile temel özgürlüklerini korumak üzere atacağı adımlar konusunda geçiş hükümetiyle temaslarını sürdüreceğini” açıkladı.

    Suriye’ye yönelik yaptırımlar konusunun önümüzdeki toplantılarda da önemli başlıklar arasında yer almasına kesin gözüyle bakılıyor.

    Bazı yaptırımlara devam

    Ülkenin toparlanmasına katkı için ekonomik yaptırımlar konusunda önemli bir açılım yapan AB, bu yaklaşımı her alandaki yaptırımlar için benimsemiş değil.

    Esad ve yakın çevresi ile eski yönetimi besleyenlere yönelik yaptırımlar sürecek.

    Bunun yanı sıra iç baskı amaçlı kullanılabilecek silah ve teknoloji de dahil olmak üzere güvenlik gerekçelerine dayalı yaptırımlara devam edilecek.

    AB, insan hakları ihlallerinde bulunanlara ve Suriye’de istikrarsızlığı körükleyenlere karşı hedef odaklı ek kısıtlayıcı tedbirler uygulayacak.

    AB, Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den bu yana ekonomik, siyasi ve askeri yaptırım uyguluyordu.

    Esad yönetiminin devrilmesinin ardından ilk etap olarak, enerji, havacılık ve finans alanındaki yaptırımlar gevşetildi.

    AB, Suriye’ye yoğun yaptırım uygulasa da bunlar, ülkenin herhangi bir noktasına insani yardım ulaştırılmasını engellemeyecek şekilde tasarlandı.

    AB ve üye ülkeleri, 2011’den bu yana Suriye halkı için 37 milyar Euro’nun üzerinde bir kaynağı harekete geçirdi.

    AB ülkeleri mart ayında diğer uluslararası paydaşlarıyla birlikte Suriye’ye 5,8 milyar euro yardım taahhüdünde bulundu.

  • Cami içinde patlama: Cuma namazı sırasında meydana gelen olayda çok sayıda yaralı var

    Cami içinde patlama: Cuma namazı sırasında meydana gelen olayda çok sayıda yaralı var

    Olay, Endonezya Jakarta’daki bir okul kompleksinin içinde bulunan camide, cuma namazı eda edilirken gerçekleşti. Patlamanın hemen ardından bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi hızla sevk edildi.

    Emniyet Müdürü Asep Edi Suheri, olayla ilgili yaptığı ilk resmi açıklamada, patlama sonucunda 54 kişinin yaralandığını ve yaralıların derhal hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığını ifade etti. Suheri, patlamanın kesin nedeninin belirlenmesi için detaylı bir soruşturma başlatıldığını da belirtti.

    Olay Yerinde Terörle Bağlantılı Malzemeler Bulundu

    Yerel medya kaynaklarından gelen bilgiler, patlamanın nedenine ilişkin ciddi şüpheleri beraberinde getirdi. Yapılan ön incelemede, patlamanın meydana geldiği bölgede şunlar bulundu:

    • Yelek
    • Ateşli silahlar
    • Terör faaliyetleriyle bağlantılı bomba malzemeleri

    Bu bulgular, olayın sıradan bir kaza olmayıp terör faaliyetleriyle bağlantılı olabileceği şüphesini güçlendirdi ve soruşturmanın bu yönde derinleştirilmesine neden oldu.

  • Dünya gözünü çevirdi: Eski Başkandan Gazze’deki uluslararası istikrar gücü için “Çok Yakında” yorumu

    Dünya gözünü çevirdi: Eski Başkandan Gazze’deki uluslararası istikrar gücü için “Çok Yakında” yorumu

    Tüm dünyanın gözü, Gazze’deki ateşkesi denetlemek ve sonrasında yeniden inşa sürecine destek olmak amacıyla kurulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü’nde (ISF). ABD Eski Başkanı Trump, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan devlet başkanlarının katıldığı C5+1 zirvesinde dış politika gündemine dair soruları yanıtladı.

    Trump, Gazze’deki barış sürecinin şu an iyi gittiğine ve ateşkesin devam ettiğine işaret ederek, ABD’nin bölge ülkeleri ve müttefikleriyle yakından çalıştığını belirtti.

    İstikrar Gücü İçin “Çok Yakında” Yanıtı

    ISF’nin ne zaman sahada faaliyet göstermeye başlayacağı yönündeki bir soruya Eski Başkan, net bir zaman vermekten kaçınarak şu cevabı verdi:

    “Çok yakında. Çok yakında başlayacak. Gazze’de süreç çok iyi gidiyor.”

    Trump, Gazze ile ilgili bölge ülkelerinin de yer aldığı bir koalisyonun bulunduğuna dikkat çekerek, kurulacak barışın niteliğini vurguladı: “Bu, geçici bir şey değil. Bu çok güçlü bir barış. Orta Doğu’da barıştan söz ediyoruz, Hamas bunun küçük bir parçası aslında.”

  • Sığınak yaptırmak zorunlu olacak

    Sığınak yaptırmak zorunlu olacak

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı tarafından ortaklaşa hazırlanan sığınak yönetmeliğinde yapılan değişiklikler, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme, afet ve savaş durumlarında vatandaşların korunmasını sağlamak amacıyla sığınak yapımına ilişkin şartları güncelledi.

    5 Bin Kişi Kapasiteli Tesislerde Zorunluluk

    Yeni yönetmeliğe göre, kamu kurumları, belediyeler, özel sektör ve bireyler tarafından inşa edilecek binalarda sığınak tipleri, nüfus yoğunluğuna ve kullanım amacına göre belirlenecek.

    Özellikle yüksek kapasiteli kamusal alanlar için sığınak yapımı zorunlu hale getirildi:

    • 5 bin kişi ve üzeri kapasiteye sahip spor tesisleri,
    • AVM’ler,
    • Otoparklar ve
    • Millet bahçeleri gibi büyük tesislerde sığınak yapımı mecburi olacak.

    Teknik Şartlar ve Altyapı Düzenlemeleri

    Yönetmelik, metro, yeraltı geçitleri, otoparklar ve çarşılar gibi alanların projelendirme aşamasında genel sığınak olarak kullanılabilmesi için gerekli altyapı şartlarını da düzenledi.

    Sığınaklarda aranacak temel teknik şartnameler şunlardır:

    • Kişi başına en az 1 metrekarelik sığınak alanı.
    • 2.40 metre tavan yüksekliği.
    • Havalandırma sistemi.
    • Acil aydınlatma ve iletişim donanımları.
    • Nükleer filtreleme sistemleri.

    Ayrıca, sığınak alanları binanın emsal hesabına dâhil edilmeyecek ve bu durum, inşaat ruhsatı alımını kolaylaştıracak.

    Muafiyetler Belirlendi ve Eksikler İçin Son Tarih Verildi

    Yönetmelik, sığınak yapma zorunluluğundan muaf tutulacak yapıları da netleştirdi. Muafiyetler, özellikle küçük ölçekli konut ve ticari yapılar için geçerli olacak:

    • 10’dan az bağımsız bölümü olan sadece konut kullanımlı yapılar.
    • Emsal hesabına konu alanı 1,500 metrekareden az olan konut dışı kullanımlı yapılar.
    • Toplam yatak sayısı 50 ve daha az olan otel ve yurt gibi konaklama tesisleri.

    Mevcut binalardaki eksiklikler için ise önemli bir süre tanındı: Sığınak zorunluluğunu yerine getirmeyen mevcut binaların, eksiklikleri 31 Aralık 2028 tarihine kadar tamamlaması gerekecek.

    Sığınak Kayıt Sistemi

    Yapı kullanma izni verilen her binadaki sığınak alanları, ilgili belgelerin iletilmesini takiben 5 iş günü içinde mülki idare amirliğince kayıt altına alınacak ve AFAD kayıt sistemine işlenecek. Bu kayıtların Valiliğe (İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü) bildirilmesi zorunlu tutuldu.

  • İş yükünü azaltmak için hastaları öldürdü

    İş yükünü azaltmak için hastaları öldürdü

    Olay, Almanya’nın batısındaki Aachen kentinde, Aralık 2023 ile Mayıs 2024 tarihleri arasında bir hastanede yaşandı. İsmi açıklanmayan 44 yaşındaki erkek hemşirenin, gece vardiyalarında akıl almaz bir yöntemle iş yükünü hafifletmeyi amaçladığı ortaya çıktı.

    Hemşirenin, hastanede tedavi gören ve çoğunluğu yaşlı olan hastalara “ağrı kesici ve sakinleştirici” içerikli ilaçlar enjekte ederek onların yaşamına son vermeye çalıştığı tespit edildi.

    Mahkeme Kararı: 10 Cinayet ve 27 Teşebbüs

    Yargılama sonucunda mahkeme, sanık hemşireyi ağır suçlardan sorumlu tuttu. Hemşire, toplam 10 hastayı kasten öldürmek ve 27 hastayı öldürmeye teşebbüs etmekten suçlu bulundu.

    Verilen ceza, Alman yasalarına göre en ağır cezalardan biri olan ömür boyu hapis cezası oldu.

    Soruşturma Devam Ediyor: Olası Yeni Kurbanlar Aranıyor

    Karara rağmen, olası diğer kurbanları tespit etmek amacıyla savcılık tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturma devam ediyor. Savcılık, hemşirenin neden olduğu düşünülen diğer ölümleri araştırmak için mezar açma işlemlerinin sürdüğünü duyurdu.

    Yetkililer, soruşturmalar neticesinde hemşirenin tespit edilenlerin dışında başka ölümlere de neden olduğunun ortaya çıkması durumunda, hakkında yeni davalar açılabileceğini belirtti.

  • Beyaz Saray’daki basın toplantısında korku dolu anlar

    Beyaz Saray’daki basın toplantısında korku dolu anlar

    ABD Başkanı Donald Trump’ın, zayıflama ilacı üreticileri olan “Eli Lilly” ve “Novo Nordisk” şirketleriyle yapılan anlaşmaları duyurmak üzere düzenlediği Beyaz Saray’daki basın toplantısı, beklenmedik bir olay nedeniyle yarıda kesildi.

    Yöneticinin Fenalaşması ve İlk Müdahale

    Toplantıda, Trump’ın ardından söz sırası Eli Lilly CEO’su David Ricks’e geldiğinde, kürsünün yakınında bulunan Novo Nordisk’in Küresel Marka Direktörü Gordon Findlay aniden fenalaşarak yere düşmek üzere oldu. Yaşanan bu olay salonda korku dolu anların yaşanmasına neden oldu.

    Fenalaşan Findlay’a ilk müdahaleyi, o sırada toplantıda bulunan Medicare ve Medicaid (CMS) Direktörü Dr. Mehmet Öz yaptı. Bu sırada Beyaz Saray yetkilileri hızla hareket ederek canlı yayını aniden kesti ve Oval Ofis’teki basın mensuplarını güvenlik amacıyla salondan dışarı çıkardı.

    Trump’tan Sağlık Durumu Açıklaması

    Yaklaşık 30 dakikalık bir aranın ardından basın toplantısı kaldığı yerden devam etti. Toplantının devamında ABD Başkanı Donald Trump, fenalaşan yöneticinin sağlık durumu hakkında bilgi verdi. Trump, “Şirket temsilcilerinden biri fenalaştı. Gördüğünüz gibi yere düştü ve iyi durumda. Onu az önce gönderdiler ve doktor kontrolünde. Ama iyi” ifadelerini kullanarak, Gordon Findlay’ın sağlık durumunun iyi olduğunu açıkladı ve salondakileri rahatlattı.

  • Oval Ofis’te Korkutan Anlar

    Oval Ofis’te Korkutan Anlar

    ABD Başkanı Donald Trump’ın zayıflama ilaçlarının fiyatlarını düşüren anlaşmayı açıkladığı toplantıda bir yönetici baygınlık geçirdi. O sırada salonda bulunan Dr. Mehmet Öz hızla müdahale ederek yöneticinin düşmesini engelledi ve ilk yardımda bulundu.

    Beyaz Saray’daki Basın Toplantısında Gergin Anlar
    ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki açıklamasında zayıflama ilaçlarının ABD’de diğer ülkelere kıyasla çok daha yüksek fiyatlara satıldığını belirterek iki büyük ilaç şirketiyle anlaşma sağlandığını duyurdu. Trump, bazı yaygın ilaç fiyatlarının 50 dolara kadar düşeceğini söyledi.

    CEO Konuşurken Fenalaştı
    Oval Ofis’te açıklama sürerken Eli Lilly CEO’su David Ricks konuşma yapıyordu. Bu sırada Novo Nordisk yöneticisi Gordon Findlay aniden fenalaşarak baygınlık geçirdi. O anlar kameralara yansıdı.

    Dr. Mehmet Öz Hızla Müdahale Etti
    Findlay yere doğru düşerken, toplantıda bulunan Dr. Mehmet Öz hızlı refleksle yöneticiyi tutarak kontrollü şekilde yere yatırdı ve ilk müdahaleyi yaptı. Olay sonrası Beyaz Saray yetkilileri canlı yayını keserek basın mensuplarını hızlıca salondan çıkardı.

  • Küresel yenilenebilir enerjide hedefler büyümenin gerisinde kalıyor

    Küresel yenilenebilir enerjide hedefler büyümenin gerisinde kalıyor

    Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember, Brezilya’nın Belem şehrinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) öncesinde küresel yenilenebilir enerji kapasitesini 3 katına çıkarma hedefi ve fiziksel kurulumları karşılaştıran bir analiz yayımladı.

    Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde 2023’te Dubai’de düzenlenen COP28’de, 100’den fazla ülke küresel yenilenebilir enerji kapasitesini 2030’a kadar üç katına çıkarma ve böylece 11 teravata ulaşma hedefi açıklamıştı.

    Ancak, her yıl hızlanan kapasite artışlarına rağmen ülkelerin mevcut ulusal planları hala bu kapasitenin iki katına çıkarılmasını sağlayacak hedefler barındırıyor. Güneş ve rüzgardaki kapasite kurulumlarına bakıldığında üç katına çıkarma hedefi ulaşılabilir görünüyor ancak ülkelerin ulusal planlarındaki hedef eksikliği belirsizlik yaratıyor. Bu kapsamda, bu yıl eylüle kadar olan aylık verilerin incelendiği analizde, 2025’in dünyada rüzgar ve güneş enerjisi kurulumları açısından yeni bir rekor yıl olacağı öngörülüyor. Bu büyüme özellikle güneş enerjisi ve Çin’in devam eden yatırımlarından kaynaklanıyor. Söz konusu kaynaklarda bu yıl 793 gigavat kapasite ekleneceği hesaplanıyor.

    Bu, geçen yılki 717 gigavat artışa göre yüzde 11’lik bir büyümeye karşılık geliyor. Güneş enerjisi kapasitesinin 2025’te yıllık yüzde 9, rüzgar enerjisi kapasitesinin ise yüzde 21 artması bekleniyor. Çin’in, güneşteki küresel büyümenin yüzde 66’sını ve rüzgardaki büyümenin de yüzde 69’unu oluşturacağı tahmin ediliyor. Küresel yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarma hedefine ulaşılabilmesi için 2023’ten 2030’a kadar rüzgar ve güneşteki kapasite artışının her yıl yüzde 21 artması gerektiği hesaplanıyordu.

    Şu ana kadar 2023-2025 dönemindeki yıllık ortalama artış yüzde 29 oldu. Bu da, 2026-2030 arasında rüzgar ve güneşte yüzde 12’lik kapasite artışıyla söz konusu hedefe ulaşılabileceği anlamına geliyor.

  • “Başkan Vekili olarak, temsil etmeye devam edeceğim”

    “Başkan Vekili olarak, temsil etmeye devam edeceğim”

    TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, konuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Başkan Vekili olduğum Avrupa Odalar Birliği’nin 2026-2027 dönemi Başkan, Başkan Yardımcıları ve Yönetim Kurulu Üyeleri seçimini Brüksel’de gerçekleştirdik. Mevcut Başkan Vladimr Dlouh yeniden seçildi. Avrupa Odalar Birliği’nde Başkan Vekili olarak iş dünyamızı temsil etmeye devam edeceğim. Ne mutlu ki, TOBB olarak tüm bölgesel, küresel kurum ve kuruluşların yönetimine seçiliyor, ülkemizi ve iş dünyamızı temsil etme onurunu yaşıyoruz” ifadelerine yer verdi.

  • ABD Ordusu Şam Hava Üssüne konuşlanacak

    ABD Ordusu Şam Hava Üssüne konuşlanacak


    ABD’nin Şam’daki Üs Planı

    Reuters’a bilgi veren altı kaynak, ABD’nin Suriye’nin başkentinde bir hava üssünde askeri varlık kurmaya hazırlandığını söyledi. Bu plan, Beşşar Esad’ın geçen yıl devrilmesinin ardından Şam’ın Washington ile stratejik yeniden yakınlaşmasının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

    İsrail-Suriye Anlaşmasını İzleme Hedefi

    Güney Suriye’de saldırmazlık paktı kapsamında oluşturulması planlanan silahsızlandırılmış bölgenin girişinde yer alan üssün, olası bir İsrail-Suriye güvenlik anlaşmasını izlemek için kullanılacağı bildirildi. Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin arabuluculuğunda sürdürülüyor.

    Trump ve Şara Görüşmesi

    Trump’ın, pazartesi günü Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Beyaz Saray’da görüşeceği açıklandı. Bu görüşme, bir Suriye liderinin gerçekleştireceği ilk ziyaret olacak. Yetkililer, bu görüşmenin güvenlik anlaşması sürecini hızlandırabileceğini belirtti.

    Pentagon Sessiz, Üsteki Hazırlıklar Hızlandı

    Pentagon ve Suriye Dışişleri Bakanlığı planla ilgili yorum yapmazken, Batılı bir askeri yetkili ABD’nin son iki ayda üs etrafında keşif uçuşlarını artırdığını söyledi. ABD’nin C-130 nakliye uçağıyla piste iniş testleri yaptığı da doğrulandı.

    Suriye Egemenliği Korunacak mı?

    Suriye askeri kaynakları, üssün lojistik, gözetleme, yakıt ikmali ve insani yardım operasyonları için kullanılacağını, ancak tesis üzerindeki egemenliğin tamamen Suriye’de kalacağını ifade etti. ABD personelinin üsse ne zaman gönderileceği ise henüz belirlenmedi.

    ABD’nin Bölgedeki Diğer Gözetleme Varlıkları

    ABD, daha önce Lübnan ve İsrail’de yapılan ateşkes anlaşmalarını izlemek için iki ayrı askeri pozisyon oluşturmuştu. ABD aynı zamanda kuzeydoğu Suriye’de IŞİD ile mücadele kapsamında asker bulundurmaya devam ediyor.

    CENTCOM Ziyareti ve IŞİD Karşıtı Koalisyon

    CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper’ın 12 Eylül’de Şam’a yaptığı ziyarette üs konusu ele alındı. ABD ve Suriye yetkilileri, Suriye’nin ABD liderliğindeki küresel IŞİD karşıtı koalisyona katılmaya hazır olduğunu ifade ediyor.

    Anlaşma İçin Yıl Sonu Baskısı

    Washington’ın, yıl sonuna kadar – hatta Şara’nın Washington ziyaretinden önce – İsrail ile Suriye arasında güvenlik anlaşmasının tamamlanması için baskı yaptığı aktarıldı. BM Genel Kurulu’nda açıklanması planlanan anlaşma son anda ertelenmişti.

  • Toyota ve Honda, Çin’den uzaklaşarak Hindistan’ı otomobil üretim merkezine dönüştürüyor

    Toyota ve Honda, Çin’den uzaklaşarak Hindistan’ı otomobil üretim merkezine dönüştürüyor

    Dünyanın en büyük otomobil üreticisi Toyota ve Hindistan pazarının yaklaşık yüzde 40’ını elinde bulunduran Suzuki, dünyanın üçüncü büyük otomotiv pazarı olan Hindistan’daki üretim ve ihracat kapasitelerini artırmak üzere toplam 11 milyar dolarlık yatırım planı açıkladı.

    Honda ise geçen hafta yaptığı açıklamada, planladığı elektrikli araçlardan birinin üretim ve ihracat üssü olarak Hindistan’ı seçtiğini duyurdu.

    Reuters’in haberine göre, düşük maliyetler ve geniş iş gücü havuzu uzun süredir Hindistan’ı üreticiler için cazip kılıyor. Ancak sektör yöneticilerine göre, Japon otomobil üreticileri artık hem pazar hem de üretim üssü olarak Çin’den  uzaklaşarak Hindistan’daki faaliyetlerini hızla genişletiyor. Ayrıca, Hindistan’ın Çinli elektrikli araçlara büyük ölçüde kapalı olması Japon üreticilere şimdilik önemli bir avantaj sağlıyor; böylece BYD ve diğer Çinli rakiplerle sert bir rekabet yaşamak zorunda kalmıyorlar.

    Çinli elektrikli araç üreticileri arasındaki acımasız fiyat savaşı, ülkede kârlılığı zorlaştırıyor. Buna ek olarak, Çinli markalar artık yurt dışına açılarak Japon rakiplerinin Güneydoğu Asya’daki pazar paylarını da ellerinden alıyor.

    Londra merkezli Pelham Smithers Associates’ten otomotiv analisti Julie Boote, “Hindistan, Çin’in yerine geçecek pazar olarak iyi bir seçim,” diyerek, Çin’deki düşük kâr marjlarına dikkat çekti. “Şimdilik Japonlar Hindistan’ı çok daha iyi bir pazar olarak görüyor, çünkü Çinli rakiplerle uğraşmak zorunda değiller” diye ekledi.

    Yöneticilere göre Hindistan’ın üretim kalitesindeki iyileşme ve Başbakan Narendra Modi hükümetinin sunduğu teşvikler de yatırımcıları cezbeden diğer unsurlar arasında.

    Toyota ve Suzuki, Hindistan’daki iştiraklerinin çoğunluk hissesine sahip; Honda ise operasyonlarının tamamına sahip durumda.

    Toyota, Hindistan’da yerlileşiyor

    Japonya’nın otomotiv üreticilerini de kapsayan Hindistan ulaştırma sektöründeki doğrudan yatırımları, 2021 ile 2024 arasında yedi kattan fazla artarak geçen yıl 294 milyar yen’e (yaklaşık 2 milyar dolar) ulaştı.

    Buna karşılık, aynı dönemde Japonya’nın Çin ulaştırma sektöründeki doğrudan yatırımları yüzde 83 azalarak 46 milyar yen’e geriledi.

    Toyota, maliyetleri düşürmek ve hibrit araç parçalarının üretimini artırmak için Japon ve Hintli tedarikçilerle iş birliği yapıyor. Şirket, bu yıl artan talep nedeniyle bazı hibrit bileşenlerinde tedarik sıkıntısı yaşamıştı.

    Toyota, ürünlerini yerel ihtiyaçlara göre uyarlamış durumda. Şirketin büyük bir tedarikçisinden bir yönetici, “Artık küresel standartlardan değil, yerel standartlardan bahsediyoruz,” dedi.

    Reuters’a göre Japon otomobil devi, on yıl sonuna kadar Hindistan’da 15 yeni veya yenilenmiş model piyasaya sürmeyi ve kırsal bölgelerdeki satış ağını genişletmeyi planlıyor. Toyota’nın hedefi, şu anda yüzde 8 olan pazar payını on yıl bitmeden yüzde 10’a çıkarmak.

    Toyota Başkanı Koji Sato, geçen hafta düzenlenen Japan Mobility Show’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hindistan pazarı son derece önemli ve gelecekte büyümeye devam edecek,” diyerek, pek çok diğer otomobil üreticisinin de bu pazara yöneldiğini vurguladı.

  • Suriye – SDG görüşmeleri tıkandı: Çatışma riski var

    Suriye – SDG görüşmeleri tıkandı: Çatışma riski var

    Suriye’nin kuzeydoğusunda omurgasını YPG’nin Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) komutanlarından Sipan Hemo, Şam ile yapılan görüşmelerin tıkandığını, çatışma riskinin hala gündemde olduğunu söyledi.

    SDG’nin üst düzey komutanlarından, Hemo, Al Monitor’e verdiği röportajda Şam ve SDG arasında anlaşma sağlanamadıkça mevcut çatışmaların geniş çaplı bir savaşa dönüşme riski bulunduğunu ve SDG’nin bu ihtimale hazırlandığını belirtti.

    Şam ile görüşmelerde ilerleme kaydedilmediğini belirten Hemo, “Suriye’de bütünleşmek ve tüm Suriye’de sorumluluk almak istiyoruz. Bu hem bir karar hem de bir stratejidir. Ana hedefimizdir. Bazılarının iddia ettiği gibi ayrılıkçı bir gündemimiz yok, ayrı bir devlet kurmak istemiyoruz. Ama bu konuda sürekli yalanlar ve propaganda yapılıyor” dedi.

    Hemo temel sorunun, tarafların meseleleri yorumlama biçiminden kaynaklandığını ifade ederken, “Entegrasyona yaklaşımımız da tamamen farklı. Onlara göre entegrasyon, kendi kimliğini inkâr etmek, kendini yok etmek anlamına geliyor. Bizim için ise demokratik entegrasyon, kimliğini ve iradeni koruyarak bir araya gelmek demek” dedi.

    3 TÜMEN SDG KONTROLÜNE VERİLECEK Mİ?

    Hemo, “Ekim ortasında Şam’da bir toplantıya katıldım. Atmosfer olumluydu ama hiçbir şey yazılıp resmileştirilmedi. Basına yansıyan şekilde üç özel tugay kurulmasına dair sözlü bir anlaşmadan bahsedildi. Biz, SDG olarak düzenli orduya benzer birleşik bir yapımız olduğunu ve savunma görevlerini üstlenebileceğimizi söyledik. Ama bunlar sözde kaldı” dedi.

    Bu hafta partisinin TBMM grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli de üç tümenin SDG kontrolüne verilmesi haberlerine değinerek, şu değerlendirmeyi yapmıştı:

    “Bu terör örgütü yapılanmasının Suriye merkezi yönetimiyle entegrasyon müzakereleri devam ederken ayrı bir tümen kurma taleplerini milli güvenliğimize doğrudan bir tehdit olarak değerlendiriyoruz. PKK’nın başka bir cinayet ve melanet bedene girerek varlığını sürdürmesi, ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘Terörsüz Bölge’ hedefleriyle ters düşecek, baştan ayağa çelişecektir.”

    ARALIK AYI HEDEFLENMİŞTİ

    Şam ve SDG arasında SDG’nin entegrasyonuna yönelik ABD destekli görüşmeler, tarafların mart ayında askeri güçlerin ve kurumların birleştirilmesi için imza attığı anlaşmada belirlenen aralık ayı hedefine rağmen hâlâ sonuç vermiş değil. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack görüşmelerin iyi gittiğini söylemese de Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani medyaya bu hafta “şu ana kadar hiçbir olumlu ya da pratik adım atılmadığını” söyledi.

    Taraflar ilerlemenin sağlanamamasında birbirlerini suçlamayı sürdürüyor. Şam, SDG’yi “maksimalizmle” suçluyor. SDG ise hükümetin en başından beri samimi olmadığını, tüm ülke üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmeyi beklediğini savunuyor.

  • Uçak faciasının kara kutusu bulundu: Sol motor kalkışta kopmuş

    Uçak faciasının kara kutusu bulundu: Sol motor kalkışta kopmuş

    ABD’nin Kentucky eyaletinde, Louisville Muhammed Ali Uluslararası Havalimanı yakınlarında salı günü düşen UPS kargo uçağına ilişkin soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Eyalet yetkilileri, facianın nedenini aydınlatması beklenen kokpit ses kayıt cihazı ve uçuş veri kayıt cihazının (kara kutu) bulunduğunu duyurdu.

    Sol Motor Kalkışta Kanattan Ayrıldı

    Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu (NTSB) üyesi Todd Inman, güvenlik kamerası görüntülerinin uçağın kalkış sırasında sol motorunun kanattan koptuğunu gösterdiğini açıkladı. Inman, uçağın havalimanının sonundaki çiti geçecek kadar irtifa kazandığını, ancak kısa süre sonra havalimanı dışındaki yapılara ve araziye çarparak “korkunç bir şekilde düştüğünü” belirtti.

    UPS’e ait McDonnell Douglas MD-11 tipi uçağın, kalkışta sol motorunun alev alarak kopması sonucu düştüğü ve yaklaşık 800 metrelik bir enkaz alanı oluşturduğu bildirildi. Sol motorun ise havaalanı arazisi üzerinde kaldığı aktarıldı.

    Kayıp Sayısı Endişe Yaratıyor

    Kentucky Valisi Andy Beshear, kazada hayatını kaybedenlerin sayısının 12’ye yükseldiğini, ölenler arasında küçük bir çocuğun da bulunduğuna inanıldığını söyledi. Vali Beshear, ölü sayısının artabileceğini belirterek, 16 ailenin yakınlarının kayıp olduğunu bildirdiğini ekledi. Okolona İtfaiye Bölgesi Şefi Mark Little, enkaz alanının genişliği nedeniyle arama çalışmalarının uzun süreceğini ve hayatta kalan kimsenin bulunmasının beklenmediğini ifade etti.

    Yakıt Yüklü Uçak Büyük Bir Facianın Eşiğinden Döndü

    Hawaii’ye gitmek üzere havalanan ve üç kişilik mürettebatı bulunan uçakta, uzun uçuş için yaklaşık 38 bin galon yakıt bulunduğu belirtildi. Uçağın, UPS’in ana aktarma merkezi olan Worldport tesisinin hemen yanında yer alan ve 3 bin kişinin çalıştığı büyük bir Ford araç montaj fabrikasını kıl payı ıskalaması, “Durum çok daha kötü olabilirdi” yorumlarına neden oldu.

    Kazanın ardından UPS, Louisville’deki tesisinde paket ayıklama işlemlerini durdurdu. NTSB, kazanın nedenini belirlemek üzere hava trafik kontrol personelinin durumu da dahil olmak üzere tüm unsurları kapsamlı biçimde araştırmaya devam ediyor.

  • Trump’tan New York’un yeni Belediye Başkanına uyarı

    Trump’tan New York’un yeni Belediye Başkanına uyarı

    ABD Başkanı Donald Trump, New York belediye başkanlığı seçimlerini kazanan Demokrat aday Zohran Mamdani’nin zafer konuşmasını değerlendirdi. Mamdani’nin konuşmasını “çok öfkeli” olarak nitelendiren Trump, yeni başkandan kendisine karşı daha yapıcı bir tutum sergilemesini beklediğini dile getirdi.

    “Kötü Bir Başlangıç Yaptı”

    Trump, Mamdani’ye hitaben, “Bence bana iyi davranmalı. Ona gelen birçok şeyi onaylamak zorunda olan benim, bu yüzden kötü bir başlangıç yaptı” ifadelerini kullandı. Bu sözlerle, belediye başkanı olarak New York’a sağlanacak federal destek ve projelerin onay sürecinde kendi yetkisinin belirleyici olacağına işaret etti.

    “Oldukça Tehlikeli Bir Açıklama” Yorumu

    Demokrat adayın konuşmasında kendisine yönelik sarf ettiği “Herhangi birimize ulaşmak için hepimizi aşmanız gerekecek” sözlerini ise Trump, “oldukça tehlikeli bir açıklama” olarak değerlendirdi.

    Trump, Mamdani’ye Washington’a karşı saygılı olma çağrısında bulunarak, “Saygılı olmazsa, başarılı olma şansı olmaz ve ben onu başarılı kılmak istiyorum, şehri başarılı kılmak istiyorum. Onu başarılı kılmak istemiyorum, şehri başarılı kılmak istiyorum ve neler olacağını göreceğiz. Yeni belediye başkanının başarılı olmasını isterim çünkü New York’u seviyorum. New York’u gerçekten seviyorum” diye konuştu.

  • Yere kibrit attı, benzin istasyonu alev aldı

    Yere kibrit attı, benzin istasyonu alev aldı

    Brezilya’da bulunan bir benzin istasyonunun içindeki restoranda akıl almaz bir dikkatsizlik sonucu büyük bir yangın tehlikesi yaşandı. Olay, benzin istasyonu gibi yüksek riskli bir alanda sigara içme yasağının hiçe sayılmasıyla başladı.

    Kibriti Yere Atınca Alevler Yükseldi

    Restoranda oturan bir kişi, sigara yaktıktan sonra kullandığı yanar vaziyetteki kibriti umursamaz bir şekilde yere attı. Yerde bulunan yanıcı maddelerin ve muhtemelen yakıt buharının etkisiyle, kibritin yere düşmesiyle birlikte etrafı anında alevler sardı. Yangın, benzin istasyonunun hemen yanındaki restoranın içinde hızla yayılmaya başladı.

    Güvenlik Kamerasına Yansıyan Panik

    Olayın ardından restoran içindeki ve çevresindeki insanlar büyük bir panikle kaçışmaya başladı. Neyse ki, alevlere hızlıca müdahale edildi ve facia büyümeden kontrol altına alındı. Tüm bu korkutucu anlar, benzin istasyonunun güvenlik kameraları tarafından anbean kaydedildi. Görüntüler, bu tür alanlarda ateşli maddelerin kullanımının ne kadar büyük risk taşıdığını bir kez daha gözler önüne serdi.