Kategori: Dünya

  • Rusya ve ABD dışişleri bakanları Ukrayna krizini görüştü

    Rusya ve ABD dışişleri bakanları Ukrayna krizini görüştü

    Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Lavrov ile Rubio, Filipinler’in başkenti Manila’da düzenlenen Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) toplantıları kapsamında bir araya geldi.

    Ukrayna krizinin ele alındığı görüşmede Lavrov, Amerikalı mevkidaşına temas hattındaki gerçek durum hakkında bilgi vererek, “Kiev yönetimine silah desteğiyle Rusya’yı stratejik yenilgiye uğratmaya çalışan Avrupa ülkelerinin istikrarsızlaştırıcı politikalarının kabul edilemez olduğunu” vurguladı.

    Lavrov ayrıca, Rus tarafının meselenin siyasi ve diplomatik çözümüne açık olduğunu, ABD ile Alaska zirvesinde sağlanan uzlaşılara bağlı kaldığını teyit etti.

    Bölgesel ve uluslararası meselelerin de istişare edildiği görüşmede iki bakan, Basra Körfezi’ndeki durum hakkında görüş alışverişinde bulundu.

    İkili ilişkilerin iyileştirilmesi sürecinin ele alındığı görüşmede, Rus ve Amerikan diplomatik misyon temsilciliklerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili konu gündeme geldi.

    Lavrov ve Rubio, Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) ve ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) arasında temasların yeniden başlatılmasını memnuniyetle karşılayarak, iki ülkenin parlamentoları arasındaki değişimlerin ve kültür alanındaki bağların geliştirilmesinden yana olduklarını dile getirdi.

    Görüşmede, dışişleri bakanlıkları arasındaki temasların sürdürülmesi konusunda mutabık kalındı.>>>AA

  • ABD’ye yasa dışı yollarla götürülen kültürel eserler Endonezya’ya iade edildi

    ABD’ye yasa dışı yollarla götürülen kültürel eserler Endonezya’ya iade edildi

    Endonezya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Prabowo, başkent Cakarta’da ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Kash Patel ile görüştü.

    Görüşmede Prabowo, ülkesinin Papua bölgesinden ABD’ye yasa dışı yollarla götürülen etnik kültürel eserleri teslim aldı.

    Endonezya Kültür Bakanı Fadli Zon, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu teslimatı “çalınan kültürel mirasın geri kazanılması ve eserlerin menşe ülkesine iade edilmesi” olarak niteledi.

    Eserlerin Endonezya Ulusal Müzesi’nde sergileneceğini kaydeden Zon, “Çok değerli eserler. Geri getirme süreci kültürel egemenliğimizi yeniden kazanma çabamızın bir parçası.” dedi.

    Etnik Dani ve Asmat kabilelerine ait

    Papua bölgesindeki etnik Dani ve Asmat kabilelerine ait kültürel mirasın bir parçası kabul edilen eserler “köken araştırması” sonrası Cakarta hükümeti ve FBI işbirliğiyle ülkeye getirildi.

    ABD’nin Cakarta Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada söz konusu iade “antik eser ağları aracılığıyla kaçakçılığı yapılan Güneydoğu Asya kültürel varlıklarını kurtarma ve geri iade çabası” olarak nitelendirildi.>>>AA

  • Mescid-i Aksa’ya geniş çaplı baskın

    Mescid-i Aksa’ya geniş çaplı baskın

    Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamada, fanatik İsraillilerin, İsrail polisinin koruması altında Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlediği belirtildi.

    İsrail polisinin, fanatik grupların sayısının 150’ye kadar çıkmasına izin vermesinin ardından Mescid-i Aksa’ya baskın yapan İsraillilerin sayısının 1300’ü aştığı, İsraillilerin Aksa’ya gelmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

    İsrail polisinin Mescid-i Aksa’nın kapılarında ve Eski Şehir çevresinde önlemlerini sıkılaştırdığı ve Müslümanların ibadet etmek için Aksa’ya girişini engellediği bildirildi.

    Sabah namazında çok az sayıdaki Müslümanın Aksa’ya girebildiği aktarılan açıklamada, İsrail polisinin Müslümanları darbettiği kaydedildi.

    Mescid-i Aksa’nın avlularında İsrail güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı belirtildi.

    Fanatik İsraillilerin Aksa’nın avlusunda dini ritüeller gerçekleştirdiği aktarılan açıklamada, camiye baskın düzenleyen aşırılık yanlısı grupların 5 bin kişiye ulaşma hedefiyle Aksa’ya baskın çağrısında bulunduğu ifade edildi.

    Ayrıca, İsraillilerin baskınına Başbakan Binyamin Netanyahu’nun partisi Likud’dan milletvekili Amit Halevi’nin de katıldığı kaydedildi.

    Filistin topraklarını gasbeden İsrailli gruplar, Yahudilerin dini günü Tisha B’Av nedeniyle Aksa’ya geniş çaplı baskın düzenleme çağrısında bulunmuştu.>>>AA

  • İsrail’in ateşkese rağmen Gazze’deki saldırılarında son 24 saatte 12 kişi hayatını kaybetti

    İsrail’in ateşkese rağmen Gazze’deki saldırılarında son 24 saatte 12 kişi hayatını kaybetti

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.

    Son 24 saatte Gazze’deki hastanelere İsrail saldırılarında hayatını kaybeden 12 kişinin naaşının ulaştırıldığı, bunlardan birinin daha önce aldığı yara nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi. Saldırılarda ayrıca 12 kişinin yaralandığı ve hastanelere sevk edildiği ifade edildi.

    Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025’ten bu yana İsrail’in saldırılarında 1180 kişinin yaşamını yitirdiği, 3 bin 810 kişinin yaralandığı, enkazdan ise 802 kişinin cenazesinin çıkarıldığı kaydedildi.

    İsrail’in Gazze’ye Ekim 2023’ten bu yana sürdürdüğü saldırılarda toplam can kaybının 73 bin 305’e, yaralı sayısının ise 173 bin 918’e yükseldiği bildirildi.

    Gazze’de enkaz altında ve yollarda hâlen çok sayıda kişinin bulunduğu, ambulans ve sivil savunma ekiplerinin yetersiz imkanlar nedeniyle bu kişilere ulaşamadığı belirtildi.>>>AA

  • Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırısına uğrayan hamile kadın bebeğini kaybetti

    Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırısına uğrayan hamile kadın bebeğini kaybetti

    İsrail’in Filistin topraklarını gasbetme politikalarını ve ihlallerini belgeleyen aktivist Usame Muhamire, yaptığı açıklamada, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin 19 Temmuz’da El Halil kentinin Mesafir Yatta bölgesinde yer alan Et-Tuvane köyüne saldırı düzenlediğini belirtti.

    Saldırı sırasında Filistinli Rukiye Rabai’nin evinin hedef alındığını aktaran Muhamire, İsraillilerin eve taşlarla saldırdığını, evi, bir camiyi ve köydeki bazı yerleşim yerlerini ateşe verdiğini ifade etti.

    Saldırının ardından hastaneye kaldırılan hamile kadının sağlık durumunun salı günü kötüleştiğini belirten Muhamire, yeniden hastaneye sevk edilen kadının yaşadığı şok ve korku nedeniyle karnındaki bebeğini kaybettiğini aktardı.

    Batı Şeria’nın farklı bölgelerinde saldırılar ve çatışmalar

    Filistin resmi haber ajansı WAFA’da yer alan habere göre, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Ramallah’ın doğusundaki Turmusayya beldesinin girişine ve çevresine saldırarak tarım arazilerini ateşe verdi, yangını söndürmek isteyen Filistinlilere engel oldu.

    Filistin Sesi Radyosu ise gaspçı İsraillilerin Selfit kentinin batısındaki Ez-Zaviye beldesinde Filistinli bir çiftçinin mallarını yaktığını duyurdu.

    “El-Beyder” Hak Örgütü de Nablus’un güneydoğusundaki Calud köyünün dış kısımlarına baskın düzenleyen İsraillilerin tarım arazilerini ateşe verdiğini, belde sakinlerinin direnişi üzerine çıkan arbedede yaralananlar olduğunu aktardı.

    İsrail ordusu baskınlarını sürdürüyor

    Öte yandan İsrail ordusunun Batı Şeria’nın çeşitli kent ve beldelerine düzenlediği baskınlar da devam etti.

    Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Doğu Kudüs’ün güneydoğusundaki Ebu Dis beldesinde İsrail askerlerinin takibinden kaçmaya çalışan Filistinli bir genç, kayalık alandan düşerek yaralandı.

    Valilik, gencin kovalamaca sırasında uçurumdan düşüş anına ait görüntüleri paylaştı.

    WAFA’nın haberine göre, Beytüllahim’in güneyindeki Ed-Dıheyşe Mülteci Kampı’na düzenlenen baskında ise İsrail askerlerinin attığı göz yaşartıcı gaz ve ses bombaları nedeniyle çok sayıda Filistinli boğulma tehlikesi geçirdi.

    İsrail güçlerinin El Halil’in kuzeyindeki Sair, Ramallah’ın kuzeydoğusundaki Kefr Malik ve Deyr Cerir ile Nablus’un güneyindeki Beyta beldelerine düzenlediği baskınlarda da gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanıldığı, yer yer çatışmaların çıktığı bildirildi.

    Filistin Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyinin 6 Temmuz’da yayımladığı rapora göre, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler bu yılın ilk yarısında Filistinlilere ve mülklerine yönelik 3 bin 488 saldırı gerçekleştirdi.

    İşgal altındaki Batı Şeria’da Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında tırmanış yaşanıyor.

    Bu süreçte 1182 Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 13 bin kişi yaralandı ve 24 bine yakın Filistinli gözaltına alındı.>>>AA

  • Petro’dan Kolombiya seçimlerine itiraz

    Petro’dan Kolombiya seçimlerine itiraz

    Petro, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki açıklamasında, isim vermeden seçimi kazanan Espriella’yı hedef aldı.

    Cumhurbaşkanı seçiminin iptaline ilişkin başvuru belgesini paylaşan Petro, şunları kaydetti:

    “İşte burada 2026 başkanlık seçimlerinin iptaline ilişkin başvuru yer alıyor. Metindeki hukuki ve teknik ifadeler, kamuoyunun daha kolay anlayabilmesi için hazırlanacak videolarla açıklanacak. Başvuru, sayıları 70 bini bulan ve kendilerini ‘dijital tanıklar’ olarak adlandıran bir grup tarafından sunuldu. Başvuruda, seçim sayım yazılımı tarafından internete yüklenen belgelerin meta verilerinde tespit edilen izler sayesinde, Kolombiyalı seçmenlerin oyları üzerinde algoritmik manipülasyon yapıldığının ortaya çıkarıldığı öne sürüldü.”

    Espriella, görevi 7 Ağustos’ta devralacak

    Ulusal Seçim Konseyi (CNE) tarafından resmen seçilmiş cumhurbaşkanı ilan edilen Espriella, 7 Ağustos’ta görevi mevcut cumhurbaşkanı Petro’dan devralacak.

    Espriella, ABD Başkanı Trump’a yakınlığıyla bilinen 47 yaşındaki bir avukat ve milyoner iş insanı olarak öne çıkıyor.

    Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda, Vatan Savunucuları Hareketi adayı sağcı Espriella oyların yüzde 49,66’sını, iktidar partisi Tarihsel Pakt İttifakı’nın sol görüşlü adayı Ivan Cepeda yüzde 48,70’ini almıştı.

    Petro, cumhurbaşkanı seçimini sağcı Espriella’nın az farkla kazanmasının ardından sandık sonuçlarının araştırılmasını talep etmişti.

    Espriella, İsrail ile ilişkileri “daha önce hiç olmadığı kadar” güçlendirme sözü vermişti.>>>AA

  • Venezuela’daki depremlerde can kaybı 5 bin 346’ya yükseldi

    Venezuela’daki depremlerde can kaybı 5 bin 346’ya yükseldi

    Venezuela Ulusal Meclis (AN) Başkanı Jorge Rodriguez, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, depremde yaşamını yitirenlerin sayısının 68 artarak 5 bin 346’ya, yaralı sayısının ise 16 bin 740’a yükseldiğini belirtti.

    Ulusal basında yer alan haberlere göre, Venezuela hükümeti, depremlerde yaşamını yitirenlerin kimliklerinin belirlenebilmesi amacıyla gönüllülerden DNA örneği vermelerini istedi.

    Ulusal Adli Tıp ve Bilimler Servisi (Senamecf) ile İçişleri Bakanlığının ortak açıklamasında, yakınlarının depremden en fazla etkilenen La Guaira eyaletinde veya başkent Caracas’taki Bello Monte morgunda olabileceğini düşünen ailelere, kimlik tespit sürecinin yürütülebilmesi için DNA örneği vermeleri çağrısı yapıldı.

    Kayıpların akıbeti belirsizliğini koruyor

    Venezuela makamları kayıp kişi sayısına ilişkin resmi açıklama yapmazken, depremlerin ardından yakınlarından haber alınamayanların bildirildiği “Desaparecidos Terremoto Venezuela” (Venezuela Depremi Kayıpları) adlı sivil girişimin internet sitesinde 29 bin 500 kişi kayıp olarak kaydedildi.

    Venezuela’da 2 büyük deprem meydana gelmişti

    ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran’da Venezuela’da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde 2 deprem meydana geldiğini bildirmişti.

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 26 Haziran’daki açıklamasında, depremlerin doğrudan yol açtığı fiziksel hasarın maliyetini 6,7 milyar dolar olarak hesaplamıştı.>>>AA

  • Selam: İsrail tamamen çekilene kadar çalışacağız

    Selam: İsrail tamamen çekilene kadar çalışacağız

    Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre ziyarette Selam’a, Savunma Bakanı Mişel Menassa, Genelkurmay Başkanı Hassan Avde ile diğer hükümet ve askeri yetkililer eşlik etti.

    Selam, İsrail ordusunun çekilmesinin ardından Lübnan ordusunun konuşlandığı Batı Zavtar’a Lübnan bayrağı dikti.

    Selam’dan “önemli bir an” vurgusu

    Burada yaptığı konuşmada Selam, İsrail’in Batı Zavtar’dan çekilmesinin, “Lübnan topraklarından İsrail’in tamamen çekilmesinin başlangıcını temsil eden siyasi ve manevi açıdan önemli bir an” olduğunu söyledi.

    Hükümetin en başından beri hedefinin İsrail’in Lübnan topraklarının tamamından çekilmesini sağlamak olduğunu vurgulayan Selam, bugün yaşananların bu sürecin sadece başlangıcı olduğunu ifade etti.

    Selam, “İsrail’in Lübnan topraklarının tamamından çekilmesini sağlamak için tüm siyasi ve diplomatik çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” dedi.

    Lübnan’ın güney bölgeleri sakinlerine de seslenen Selam, devletin vatandaşların evlerine dönüşünü desteklemek için tüm imkanlarını seferber etmeye başladığını belirtti.

    Lübnan ordusu ve güvenlik güçlerinin evlerine dönenleri korumak için sahada bulunduğunu söyleyen Selam, ordunun konuşlanmasının tamamlanmasına paralel olarak yolların açılması, enkazın kaldırılması ve temel hizmetlerin yeniden sağlanması çalışmalarının da sürdürüleceğini kaydetti.

    Su, elektrik ve iletişim hizmetlerinin yeniden tesis edilmesi ile geçici barınma imkanlarının hazırlanması için çalışmaların başlatıldığını aktaran Selam, “Güneyde hayatın yeniden başlaması sadece bir slogan değil, devletin bağlı olduğu ulusal bir hedeftir. Halkımızın topraklarına dönüşü, Lübnan’ın birliğinin ve egemenliğinin en güçlü göstergesidir.” ifadelerini kullandı.

    Lübnan ordusu dün beldeye girmişti

    ​​​​​​​Lübnan ordusu, pilot bölge uygulaması kapsamında İsrail askerlerinin bölgeden çekilmesinin ardından Litani Nehri’nin kuzeyinde yer alan Batı Zavtar beldesinde dün konuşlanarak arama-tarama faaliyetleri başlattığını duyurmuştu.

    ABD Dışişleri Bakanlığı da 21 Temmuz’da, Lübnan-ABD-İsrail arasında varılan çerçeve anlaşması uyarınca ve Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu (MCG4L) himayesinde Furun, Batı Zavtar ve Sırayfa beldelerinde pilot bölge uygulamasının başlatıldığını açıklamıştı.

    AA’ya konuşan üst düzey Lübnanlı bir yetkili, 14-15 Temmuz’da İtalya’nın başkenti Roma’da gerçekleştirilen Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerinin 6. turunda, “çerçeve anlaşması” kapsamında İsrail ordusunun işgal ettiği bölgelerden kademeli çekilmesine başlanması amacıyla pilot bölgelerin uygulanması konusunda mutabakata varıldığını belirtmişti.>>>AA

  • Trump’ın BM planı gündem oldu

    Trump’ın BM planı gündem oldu

    New York Post gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Trump, bu yıl sonunda görev süresi dolacak BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yerine FIFA Başkanı Infantino’nun seçilmesini istiyor.

    Kaynaklar, Trump’ın, 56 yaşındaki İsviçre doğumlu Infantino’nun “dünya genelinde saygı gördüğünü ve insanları bir araya getirme konusunda özel bir yeteneğe sahip olduğuna inandığını” ifade etti.

    Trump’ın, mevcut adaylar arasında güçlü bir isim görmediğini öne süren kaynaklar, ABD Başkanı’nın BM Genel Sekreterliği görevine Infantino’nun uygun olacağını düşündüğü iddiasında bulundu.

    Trump’ın özel temsilcilerinden Paolo Zampolli da New York Post’a yaptığı açıklamada, Infantino’nun görevi başarıyla yürütebileceğini belirterek, FIFA Başkanlığı ile BM Genel Sekreterliği arasında benzerlikler bulunduğunu savundu.

    BM Genel Sekreteri’nin belirlenebilmesi için adayın, BM Güvenlik Konseyinin en az 9 üyesinin desteğini alması, daimi üyelerin veto etmemesi ve ardından BM Genel Kurulunca onaylanması gerekiyor.>>>AA

  • Rusya’da e-ticaret devine saldırı

    Rusya’da e-ticaret devine saldırı

    Wildberries’in kurucusu ve Üst Yöneticisi Tatyana Kim, yaptığı yazılı açıklamada, gece saatlerinde ülkenin Krasnodar ve Nevinnomıssk şehirlerindeki iki lojistik merkezinin saldırıya uğradığını kaydetti.

    Çalışanların hızlı şekilde tahliye edildiğini belirten Kim, ilk bilgilere göre yaralıların bulunduğunu ve gerekli desteğin sağlanacağını bildirdi.

    Krasnodar Bölge Valisi Veniamin Kondratyev de bölgenin gece saatlerinde yoğun İHA saldırısına uğradığını, Krasnodar’daki Wildberries lojistik merkezinde 10 kişinin yaralandığını açıkladı.

    Kondratyev, yaralılardan 3’ünün durumunun ağır olduğunu ve hastaneye kaldırıldıklarını aktardı.

    Lojistik merkezinde saldırının yol açtığı hasarın giderilmesi ve yangının söndürülmesi için çalışmaların sürdüğünü belirten Kondratyev, Armavir şehrinde İHA parçalarının bir işletme sahasına düşmesi sonucu bir çalışanın hayatını kaybettiği bilgisini paylaştı.

    Kondratyev, İHA parçalarının Krasnodar’da iki apartmana, Dinskaya yerleşiminde de iki eve isabet ettiğini bildirdi.

    Wildberries, Rusya’nın en büyük e-ticaret platformları arasında yer alıyor. Son günlerde şirkete ait farklı lojistik merkezlerine İHA saldırıları düzenlenmişti.>>>AA

  • Girit ve Mora Yarımadası’nda yangın alarmı

    Girit ve Mora Yarımadası’nda yangın alarmı

    Yunan basınında yer alan haberlere göre, Girit Adası’ndaki Kandiye ilinin Vorizia bölgesinde yerleşim alanına yakın ormanlık alanda yangın başladı.

    İtfaiye ekipleri yangına karadan müdahale başlatırken, çalışmalara 2 yangın söndürme helikopteri de havadan destek verdi.

    Ayrıca, Mora Yarımadası’ndaki İlia iline bağlı Vartholomyo bölgesindeki makilik alanda ve yine Mora Yarımadası’ndaki Adami bölgesindeki ormanlık alanda da yangın çıktı.

    Geçen pazar gününden bu yana çöl sıcaklarının etkili olduğu Yunanistan’da birçok bölgede hava sıcaklığı 40 derecenin üzerine çıktı. Ülkenin kuzeyindeki Drama kentinde ise dün akşam etkili olan şiddetli yağış ve rüzgar nedeniyle çok sayıda ağaç ile elektrik direği devrildi.

    Yunanistan Meteoroloji Dairesinin tahminlerine göre, sıcak hava dalgasının yarın da etkisini sürdürmesi, cuma gününden itibaren ise ülke genelinde yağışların etkili olması bekleniyor.>>>AA

  • ABD Dışişleri Bakanı Rubio, ülkesinin ASEAN’a bağlılığının süreceğini söyledi

    ABD Dışişleri Bakanı Rubio, ülkesinin ASEAN’a bağlılığının süreceğini söyledi

    Rubio, Filipinler’de düzenlenen ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamında yaptığı konuşmada, “ABD’nin ASEAN’ın yanında olduğu” mesajını yineledi.

    Washington yönetiminin bölgeyle ilişkilerini ASEAN üzerinden yürütmeyi sürdüreceğini ifade eden Rubio, ABD’nin Güneydoğu Asya’da 2,5 milyar dolarlık stratejik yatırım gerçekleştireceğini duyurdu.

    Rubio, ABD’nin ASEAN ülkelerine mayın temizleme faaliyetleri için yaklaşık 130 milyon dolar destek sağlayacağını belirterek, enerji güvenliği kapsamında sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) piyasasının geliştirilmesi, sivil nükleer enerji programları ve kritik maden tedarik zincirlerine yönelik işbirliğinin de sürdürüleceğini dile getirdi.

    Orta Doğu’daki gelişmelere değinen Rubio, ABD’nin diplomatik çözüme açık olduğunu ancak İran’ın müzakerelerde verdiği taahhütleri yerine getirmediğini savundu.

    İran’ın ABD ile doğrudan ve dolaylı temas kurarak görüşme talebinde bulunduğunu belirten Rubio, “Eğer ciddilerse biz de ciddiyiz. Değillerse çıkarlarımızı ve müttefiklerimizin çıkarlarını korumak için gerekli adımları atacağız.” dedi.

    Rubio, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen deniz trafiğini kontrol etme ve gemilerden geçiş ücreti alma hakkı talep ettiğini savunarak, bunun uluslararası hukukta herhangi bir dayanağının bulunmadığını söyledi.

    ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaşı sonlandırmak için Washington ve Tahran, 14 Haziran’da İslamabad Mutabakatı imzalamış, mutabakatla nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngörülmüştü.

    Ancak ABD ordusu, 8 Temmuz’da İran’a karşı yeni saldırılar başlatmış, İran da bu saldırılara misilleme olarak komşu ülkelerdeki ABD üslerini hedef almıştı.>>>AA

  • WSJ: Trump, Suudi Arabistan ile nükleer anlaşmayı onayladı

    WSJ: Trump, Suudi Arabistan ile nükleer anlaşmayı onayladı

    Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin, ismi açıklanmayan ABD’li yetkililerine dayandırdığı haberinde, Trump’ın Suudi Arabistan ile nükleer anlaşmayı onayladığı öne sürüldü.

    30 yıl sürecek yeni anlaşmanın on milyarlarca dolar değerinde olacağı tahminine yer verilen haberde, anlaşmanın Suudi Arabistan’a “sivil nükleer program sağlayacağı ve potansiyel olarak uranyum zenginleştirmesinin önünü açacağı” iddiasına yer verildi.

    Haberde, Suudi Arabistan’ın nükleer altyapısının geliştirilmesinde ABD’li şirketlere merkezi rol verilmesinin amaçlandığı aktarılarak, ABD-Suudi Arabistan’ın ortak değerlendirmesi sonucunda gerekli görülmesi halinde, Amerikan şirketlerinin bu ülkede uranyum zenginleştirme tesisi kurmasının da anlaşmaya dahil olduğu ileri sürüldü.

    Bu şartın, ABD’ye Suudi Arabistan’ın nükleer programı üzerinde nüfuz sağlayacağı değerlendirmesinde bulunulan haberde, Trump yönetimi yetkililerine göre, bu koşulun nükleer programın “askeri amaçlarla kötüye kullanılmasını önlemenin bir yolu olduğu” savunuldu.

    Haberde ayrıca, anlaşmanın gelecek günlerde Kongre’ye sunulmasının beklendiği belirtildi.>>>AA

  • Lübnan ordusu Batı Zavtar’a konuşlanmaya başladı

    Lübnan ordusu Batı Zavtar’a konuşlanmaya başladı

    Lübnan ordusundan yapılan açıklamada, ordunun daha önce duyurduğu güneydeki görevleri çerçevesinde, Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu ile yürütülen koordinasyon sonucunda askeri birliklerin sabah saatlerinde Batı Zavtar beldesine konuşlanmaya başladığı belirtildi.

    Açıklamada, güvenlik durumu tam olarak istikrara kavuşuncaya kadar vatandaşlardan Batı Zavtar beldesine gitmemeleri ve güvenlikleri için bölgede konuşlu askeri birliklerin talimatlarına uymaları istendi.

    Lübnan ordusu dün yaptığı açıklamada ise İsrail askerlerinin çekilmesinin ardından Lübnanlı birliklerin beldeye giriş yapacağını duyurmuştu.

    Açıklamada, Nebatiye vilayetinde pilot bölgeler arasında yer alan Furun beldesi ile Sur kentine bağlı Sırayfa beldesinde birliklerin görevlerini sürdürdüğü, bu kapsamda Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu ile koordinasyonun devam ettiği belirtilmişti.

    ABD Dışişleri Bakanlığı dün Lübnan-ABD-İsrail arasındaki çerçeve anlaşması uyarınca ve Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu’nun himayesinde Furun, Batı Zavtar, Sırayfa beldelerinde “pilot bölge operasyonlarının” başladığını bildirmişti.

    AA’ya konuşan üst düzey Lübnanlı bir yetkili, 14-15 Temmuz’da İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerinin 6. turunda, “çerçeve anlaşması” kapsamında İsrail ordusunun işgal ettiği bölgelerden kademeli çekilmesine başlanması amacıyla pilot bölgelerin uygulanması konusunda mutabakata varıldığını açıklamıştı.>>>AA

  • ABD, Kanada’dan ithal edilen bazı mallara yüzde 50 oranında gümrük vergisi getiriyor

    ABD, Kanada’dan ithal edilen bazı mallara yüzde 50 oranında gümrük vergisi getiriyor

    Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kanada’nın ABD ticaretine yönelik “ayrımcı” uygulamalarına karşılık olarak 1930 tarihli Tarife Yasası’nın 338. Bölümü uyarınca Kanada menşeli belirli ürünlere yüzde 50 oranında ek gümrük vergisi uygulanmasını öngören üç ayrı başkanlık bildirisini imzaladığı belirtildi.

    Açıklamada, söz konusu adımla Kanada’nın ABD ticaretine yönelik “ayrımcı muamelesinden” kaynaklanan yük ve dezavantajın dengelenmesinin, otomobiller, alkollü içecekler ve süt ürünleri gibi kritik Amerikan ihracat kalemleri için eşit rekabet koşullarının sağlanmasının amaçlandığı ifade edildi.

    Her bir bildirinin Kanada’dan ithal edilen farklı ürün gruplarına yüzde 50 oranında ek vergi getirdiği belirtilen açıklamada, bu kapsamda şaraptan hokey sopalarına ve çimentoya kadar çeşitli ürünlerin bulunduğu kaydedildi.

    Açıklamada, söz konusu tarifenin bir ürünün ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın tüm ilgili mallara uygulanacağı bildirildi.

    Beyaz Saray’ın açıklamasında, enerji ürünleri, potas, 232. Bölüm kapsamında tarifeye tabi ürünler ile balık veya kritik mineraller gibi bazı ürünlerin uygulama dışında tutulacağı belirtildi.

    Yeni tarife 19 Ağustos’ta yürürlüğe girecek

    Açıklamada ayrıca, söz konusu tarifenin başkanlık bildirilerinin imzalanmasından 30 gün sonra yani 19 Ağustos’ta yürürlüğe gireceği kaydedildi.

    Tarifenin gerekçelerine de değinilen açıklamada, Kanada’nın ABD’den ithal edilen otomobillere belirli tarifeler ve kotalar uygularken, diğer ülkelerden yapılan ithalatlara aynı uygulamaları getirmediği ifade edildi.

    Açıklamada, Nisan 2025-Mart 2026 döneminde Kanada’nın ABD’den yaptığı motorlu araç ithalatının 2024-2025 döneminin aynı zaman aralığına kıyasla yaklaşık yüzde 22 azaldığı kaydedildi.

    Kanada’da eyalet ve bölgelerin çoğunun ABD menşeli alkollü içeceklerin satın alınmasını, dağıtımını veya perakende satışını durdurduğuna işaret edilen açıklamada, Mart 2025-Şubat 2026 döneminde Kanada’nın ABD’den yaptığı alkollü içecek ithalatının yıllık bazda yaklaşık yüzde 81 azaldığı bilgisi paylaşıldı.

    Açıklamada, Kanada’nın “karmaşık ve korumacı” olarak tanımlanan süt ürünleri sistemi de yeni tarifenin gerekçeleri arasında gösterildi.>>>AA

  • Yunanistan’ın Pilio Yarımadası’nda orman yangını

    Yunanistan’ın Pilio Yarımadası’nda orman yangını

    Yunanistan İtfaiye Teşkilatından yapılan açıklamaya göre gece geç saatlerde Pilio Yarımadası’nın Neohori bölgesindeki ormanlık alanda yangın çıktı.

    Yangına 13 itfaiye aracı ile müdahale başlatıldı. Sık ormanlık alan olduğu için itfaiye ekipleri yangının dağılmadan kontrol altına alınmasını hedefliyor.

    Bugün çöl sıcaklarının hakim olduğu Yunanistan’da çok sayıda yangın çıktı. Ülkede bazı bölgelerde sıcaklıklar 40 dereceyi aştı. Sıcak havanın çarşambaya kadar sürmesi bekleniyor.>>>AA

  • İngiltere Başbakanı Burnham ilk gününde liderlerle görüştü

    İngiltere Başbakanı Burnham ilk gününde liderlerle görüştü

    Başbakanlık Ofisi 10 Numara’dan yapılan açıklamada, Burnham’ın görevindeki ilk gününde yabancı liderlerle gerçekleştirdiği telefon görüşmelerine ilişkin bilgi verildi.

    İlk telefon görüşmesini ABD Başkanı Trump ile yapan Burnham, ABD’yi FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği dolayısıyla tebrik etti.

    Burnham, ileride gerçekleştireceği bir ziyarette Trump’a ülkesinin sunduğu imkanları göstermek istediğini belirterek, yeniden sanayileşme ve ülke genelinde ekonomik büyüme hedeflerini içeren vizyonunu anlattı.

    İngiltere’nin savunma alanındaki taahhütlerini yerine getireceğini vurgulayan Burnham, ülkesinin ve müttefiklerinin güvenliğine önem verdiklerini ifade etti.

    Trump ise görüşmede Burnham’a Orta Doğu’daki son gelişmelere ilişkin bilgi verdi. Burnham da İngiltere açısından Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin önemine dikkati çekti.

    Ankara’daki NATO Zirvesi’nin dünyaya güçlü bir mesaj verdiğini söyledi

    Burnham, ikinci telefon görüşmesini Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile gerçekleştirerek, başbakanlığı döneminde İngiltere’nin Ukrayna’ya desteğinde herhangi bir değişiklik olmayacağını vurguladı.

    Zelenskiy’yi en kısa sürede İngiltere’ye davet eden Burnham, iki ülkenin birlikte atabileceği adımları ele almak istediğini ifade etti.

    AB Komisyonu Başkanı von der Leyen ile görüşmesinde ise Burnham, İngiltere ile Avrupa arasındaki yakın ilişkilerin her iki tarafın da yararına olduğunu belirtti.

    Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı görüşmede Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesi ve Orta Doğu’da gerilimin düşürülmesi için birlikte çalışmanın önemine dikkati çeken Burnham, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmesinde de Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi dolayısıyla tebriklerini ileterek, zirvenin dünyaya güçlü bir birlik mesajı verdiğini söyledi.

    Eski Savunma Bakanı John Healey’i Maliye Bakanlığı görevine getirmesinin savunma alanındaki vizyonunu yansıttığını ifade eden Burnham, görevindeki ilk gün kapsamında AB Konseyi Başkanı Costa ile de görüştü.

    ABD Başkanı Trump’tan İngiltere Başbakanı Burnham ile telefonda görüşmesine ilişkin paylaşım

    ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Burnham ile görüşmesine ilişkin açıklama yaptı.

    İngiltere ile “olağanüstü ikili ilişkileri” ele aldıklarını belirten Trump, “Çok uzak olmayan gelecekte, karşılıklı çıkar konularını ele almak üzere (Burnham ile) görüşeceğiz.” ifadesini kullandı.

    Trump, Burnham’ın “önünde büyük iş olduğunu ancak bunu halledebileceğini ve ABD’nin yardıma hazır olacağını” belirterek “Kuzey Denizi petrolü, ticaret, askeri ittifak, Hürmüz Boğazı’nın mayından arındırılması ve birçok konuyu görüştük. Görüşme ilginçti ve çok iyi geçti.” değerlendirmesinde bulundu.

    ABD Başkanı Trump, İngiltere Başbakanı Burnham’a görevinde “bol şans” dilediğini aktardı.>>>AA

  • Beyaz Saray basın camiasını yasa boğan ölüm

    Beyaz Saray basın camiasını yasa boğan ölüm

    Beyaz Saray muhabirleri, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesaplarından yaptıkları paylaşımda, mesai arkadaşları 50 yaşındaki Compatangelo’nun kalp krizi sonucu başkent Washington’daki evinde hayatını kaybettiğini bildirdi.

    Sosyal medyada yer alan paylaşımlarda, Compatangelo’nun annesinin, İtalyan haber ajansı ANSA’yı arayarak oğlunun bugün hayatını kaybettiğine dair bilgilendirmede bulunduğu aktarıldı.

    Uzun yıllardır ABD’de yaşayan İtalya doğumlu Compatangelo, 25 yıllık kariyeri boyunca birçok yayın kuruluşunda çalışmış ve yüksek profilli basın ofislerini yönetmiş bir gazeteci olarak tanınıyor.

    Compatangelo en son, ABD Başkanı Donald Trump’ın İtalya Başbakanı Giorgia Meloni hakkındaki sözlerini haberleştirmesiyle gündem olmuştu.

    Compatangelo haberinde Trump’ın, fotoğraf çektirmek için Meloni’nin kendisine “yalvardığını” söylediğine dair ifadelere yer vermiş, bu ifadeler İtalya’da siyasi tartışmalara yol açmıştı.>>>AA

  • Kolombiya lideri Petro, İsrail ile ilişkileri düzeltme sözü veren yeni yönetimi hedef aldı

    Kolombiya lideri Petro, İsrail ile ilişkileri düzeltme sözü veren yeni yönetimi hedef aldı

    Bolivar kentinde halka hitap eden Petro, 21 Haziran’daki cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimini kazanan sağcı Espriella hükümetini tanımadığını ve “sokakta en güçlü” şekilde muhalefet edeceklerini vurguladı.

    Espriella’nın İsrail ile ilişkileri düzeltme sözü vermesine değinen Petro, şunları söyledi:

    “Gazze’de 22 bin bebeği füzelerle katleden bir hükümetle yeniden diplomatik ilişki kurmak istiyorlar. Böyle bir hükümet (Espriella hükümeti) beni utandırıyor. Bir Kongre, 22 bin bebeği öldüren bir hükümetle ilişkilerin yeniden kurulmasına nasıl izin verir? Bu bizim ulusal onurumuza hakarettir. Bu bir sevgi değildir, bu bir inanç değildir, bu Hz. İsa’ya inanmak da değildir. Soykırıma alkış tutmak, faşizmin ta kendisidir. Bunun adı özgürlük de değildir, soykırımcı bir hükümetle (İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu) iş yapan, kendi ülkesinde de bunun aynısını yapar.”

    Petro, görevdeki son halka açık konuşmasında, 7 Ağustos’ta görevi Espriella’ya devrettikten sonra siyasete veda etmeyeceğini belirterek, yeni yönetimi sokaklarda “güçlü” bir muhalefetin beklediğini söyledi.

    Espriella’nın kendisine “kaplan” lakabı takmasını eleştiren Petro, “Özgür Amerika topraklarında kaplan yoktur, var olan birkaç tanesi ise hayvanat bahçelerinde kafes arkasındadır. Amerika kıtasının en büyük kedigili jaguardır. Bizler jaguarın topraklarındayız, halkın kadınları ve erkekleri olarak, sosyal reformları savunmak için hepimiz birer jaguar olacağız.” diye konuştu.

    Petro’nun konuşmasını takip edenlerden bazıları Filistin bayrağı açarken, alandakiler Espriella aleyhine sloganlar attı.

    Cumhurbaşkanı Petro, Kongre’nin açılış oturumunda konuştu

    Öte yandan Kongre’nin açılış oturumunda konuşan Petro, ABD Başkanı Donald Trump ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya tepki göstererek, “Kolombiya halkının kararı Washington’da değil, kendi sandığında verilmiştir, ancak Trump ve Rubio’nun attığı adımlar seçimlerin meşruiyetine gölge düşürmüştür.” dedi.

    Seçim sonuçlarını tanımayacağını yineleyen Petro, ABD yönetiminin sağcı aday Abelardo de la Espriella lehine seçim sürecine müdahale ettiğini öne sürerek, bunu “kabul edilemez bir hegemonya müdahalesi” olarak nitelendirdi.

    Petro, Espriella’nın kazandığı seçimin şaibeli olduğunu iddia ederek, “Siz benden kanıt talep ediyorsunuz, ben bunları her zaman sundum. Bana güvensizlik etmeyin. Kolombiya halkı cumhurbaşkanı olarak Ivan Cepeda’yı seçti. Bu gece, programlama uzmanı 70 bin dijital tanığın Kolombiya’daki hileyi ortaya çıkardığı tüm delil ve emarelerle birlikte hazırlanan dava dilekçesi yargıya sunulacak ve kamuoyuyla paylaşılacak.” ifadelerini kullandı.

    “Ne kadar az açlık, o kadar az suç”

    Espriella’nın silahlı gruplarla yürütülen “Tam Barış Politikası”nı (La Paz Total) sona erdireceğini söylemesini hatırlatan Petro, “Bazıları konuşmanın kötü, öldürmenin ise iyi olduğunu düşünüyor. Oysa biz bunun böyle olmadığını gösterdik. Hırsızlığın ve yoksulluğun kontrolden çıktığı bir ülke devraldık, bugün ise yoksulluk ve suç oranlarının en düşük seviyelerde olduğu bir Kolombiya bırakıyoruz. Ne kadar az açlık, o kadar az suç.” şeklinde konuştu.

    Petro, görev süresi boyunca kaydedilen suç oranlarını değerlendirirken, “Bugün, biz göreve gelmeden önceki Pablo Escobar dönemindekinden çok daha büyük bir suç örgütüyle karşı karşıyayız. Karşımızda uluslararası bir suç ağı var. Medellin ve Bogota’da şu ana kadar 38 farklı uyruktan suçlu yakaladık.” değerlendirmesinde bulundu.

    Petro, hükümeti dönemindeki başarılara işaret ederek, “Bugün daha az yoksulluk ve daha az eşitsizlik var, bu da Kolombiyalıların daha iyi bir yaşama sahip olmasını güvence altına alıyor. Kolombiya ekonomisi, Latin Amerika’nın en esnek ve çok yönlü ikinci ekonomisidir. Çeşitli ihracat kaynaklarımız var; artık kendimizi sadece hidrokarbonlara adamıyoruz ve bu çeşitlilik bize ülkede güç ve istihdam sağlıyor.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Petro, 2025’te 1,8 milyon Kolombiyalının yoksulluktan kurtulduğunu, 1 milyon kişinin ise aşırı yoksulluk sınırının üzerine çıktığını belirtti.

    Petro’nun konuşmasını tamamlamasının ardından Kongre’den ayrılması muhalefet milletvekillerinin tepkisini çekti.

    Cumhurbaşkanı’nın, önceki açılış oturumlarının aksine bu kez muhalefetin yanıt konuşmasını beklemeden salondan ayrılması, farklı siyasi kesimlerden “sert” eleştirilere yol açtı.

    Seçimi az farkla iktidar partisinin adayı sol görüşlü Ivan Cepeda’nın önünde tamamlayan sağcı Espriella, 7 Ağustos’ta görevi Petro’dan devralacak.>>>AA

  • Venezuela’daki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 5 bin 278’e yükseldi

    Venezuela’daki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 5 bin 278’e yükseldi

    Venezuela Ulusal Meclis (AN) Başkanı Jorge Rodriguez, sosyal medya hesabından, depremlerdeki can kaybına ilişkin açıklamada bulundu.

    Rodriguez, felakette yaşamını yitirenlerin sayısının 70 artarak 5 bin 278’e, yaralı sayısının da 16 bin 740’a yükseldiğini belirtti.

    Ulusal basında çıkan habere göre, depremlerin meydana geldiği 24 Haziran’dan bu yana bölgede toplam 1405 artçı sarsıntı kaydedildi.

    Öte yandan Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’in liderliğinde, başkent Caracas’ta düzenlenen törende, depremlerden etkilenen 240’tan fazla aileye hükümet tarafından inşa edilen ilk konutlar teslim edildi.

    Rodriguez, depremzedelere her ay düzenli olarak konut teslim edileceğini, yıl sonuna kadar 4 bin konutun tamamlanacağını, 2027’de ise bu sayının 10 bini aşmasının hedeflendiğini belirtti.

    Venezuela’da 2 büyük deprem meydana gelmişti

    ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran’da Venezuela’da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde 2 deprem meydana geldiğini bildirmişti.

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 26 Haziran’daki açıklamasında, depremlerin doğrudan yol açtığı fiziksel hasarın maliyetini 6,7 milyar dolar olarak hesaplamıştı.>>>AA

  • Gazze’de anne ve 4 çocuğu yaşamını yitirdi

    Gazze’de anne ve 4 çocuğu yaşamını yitirdi

    İsrail ordusu, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen Gazze’de saldırılarını sürdürüyor.

    Gazze’deki Sivil Savunma Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, İsrail ordusu Gazze kentinin güneyinde es-Selasin Caddesi’nde “el-Mısri” ailesine ait evi bombaladı.

    İsrail’in Gazze’ye saldırılarında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 7 Filistinli hayatını kaybetti

    İsrail saldırısında Filistinli bir anne, 3 kızı ve bir oğlu hayatını kaybetti.

    Yaşamını yitirenlerin cenazeleri binanın enkazından çıkarılırken, itfaiye ekipleri evde çıkan yangını kontrol altına aldı.

    İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’ten bu yana 73 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği saldırılarını, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen sürdürüyor.>>>AA

  • ABD Adalet Bakanlığı, Harvard Üniversitesine yapılan bağışları “ayrımcılık” gerekçesiyle soruşturuyor

    ABD Adalet Bakanlığı, Harvard Üniversitesine yapılan bağışları “ayrımcılık” gerekçesiyle soruşturuyor

    ABD Adalet Bakanlığı yetkilileri yaptıkları açıklamada, Harvard Üniversitesinde yabancılar tarafından yapılan bağışlarla oluşturulan fonların ABD’li öğrencilere karşı olası “ayrımcılık” teşkil edip etmediğini incelediğini belirtti.

    Açıklamada bakanlığın, Harvard Üniversitesinin Çinli bağışçıların ABD’li öğrencileri dışlayan burslar oluşturmasına izin verip vermediğini araştırdığı ancak bununla ilgili henüz bir sonuca varamadığı ifade edildi.

    Bakanlığın, soruşturmanın Harvard’ın “Çin merkezli mali yardım programlarını” hedeflediğine dikkat çekilen açıklamada, Çinli bağışçıların Harvard’a belirli ülkelerden gelen öğrencilere yönelik mali yardım programlarını desteklemek için para verdiği öne sürüldü.

    Açıklamada, söz konusu durumun yasa dışı ayrımcılığa yol açabileceği vurgulandı.

    ABD Adalet Bakanlığı Sivil Haklar Bölümü Başkanı Harmeet Dhillon, yaptığı açıklamada, “Okullar federal parayı alıp sonra da kasıtlı olarak ABD vatandaşlarını dışlayan mali yardım sağlamak için yabancı kaynaklardan para kabul edemezler. Bunu yapmak yasa dışıdır ve nerede bulursak bulalım durduracağız.” ifadesini kullandı.

    Harvard Üniversitesinden yapılan yazılı açıklamada ise Adalet Bakanlığının konuyla ilgili yaptığı bildirimin incelendiği kaydedildi.

    Açıklamada, “Harvard, bağışların bildirilmesiyle ilgili yasalara uymaktadır ve (ilgili yasanın) 6. Başlık kapsamındaki yasal yükümlülüklerimizle tutarlı olarak, mali yardım tahsisinde ırk, etnik köken veya ulusal köken temelinde yasa dışı ayrımcılık yapmamaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

    Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Chang da açıklamasında, Çin-ABD eğitim işbirliğinin karşılıklı olarak faydasına dikkati çekerek, “Çin, normal eğitim ve akademik alışverişin siyasi amaçlar için kesintiye uğratılmaması gerektiğini savunmaktadır.” ifadesini kullandı.>>>AA

  • İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere ait bir evi yıktı

    İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere ait bir evi yıktı

    Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya göre, İsrail ordusu El Halil kentinin doğusundaki Siir beldesine baskın düzenledi.

    İsrail ordusu beldede Fuad Ceradat isimli Filistinliye ait evi iş makinesiyle yıktı.

    Yaklaşık 300 metrekarelik alan üzerine inşa edilmiş 2 katlı evin yıkılmasına ilişkin görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.

    Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2025 yılı içinde gerçekleştirilen yıkımlar nedeniyle 1700’den fazla Filistinli zorla yerinden edildi.

    Filistinli yetkililer, İsrail’in “ruhsatsız yapı” gerekçesini, C Bölgesi’nde Filistinlilere ait ev ve yapıların yıkımını yoğunlaştırmak için kullandığını belirtiyor. Filistin tarafı, bu bölgede inşaat ve arazi ıslahı için gerekli izinlerin alınmasının neredeyse imkansız olduğunu dile getiriyor.

    Batı Şeria, 1995 tarihli Oslo 2 Anlaşması uyarınca “A”, “B” ve “C” bölgelerine ayrılıyor. “A” bölgeleri Filistin yönetiminin tam kontrolünde bulunurken, “B” bölgelerinde sivil yönetim Filistin’e, güvenlik kontrolü ise İsrail’e ait. Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan “C” bölgeleri ise tamamen İsrail’in kontrolünde bulunuyor.

    Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Heyetinin yaptığı açıklamaya göre, İsrail 2026’nın ilk altı ayında 341 yıkım faaliyeti kapsamında Filistinlilere ait 740 yapıyı yıktı. Yıkımlardan 546’sı çocuk, 431’i kadın 923 Filistinli zarar gördü.>>>AA

  • Pakistanlı yetkililer, arabulucuların ABD ve İran’a görüşmelere dönülmesini önerdiğini belirtti

    Pakistanlı yetkililer, arabulucuların ABD ve İran’a görüşmelere dönülmesini önerdiğini belirtti

    Pakistanlı hükümet kaynakları, AA muhabirine yaptıkları açıklamada, arabulucuların ABD ile İran arasında son günlerde artan çatışmalarda gerilimi azaltmaya yönelik çabalarına ilişkin bilgi verdi.

    Kaynaklar, Pakistan ve Katar’ın, bölgesel ortaklarla görüşmelerinden sonra hazırladığı ve gerilimin düşürülmesine yönelik ortak öneriyi ABD ve İran’a ilettiğini kaydetti.

    Ortak öneride, taraflara 9 Temmuz’dan önceki duruma dönmesi çağrısı yapıldığını ifade eden kaynaklar, bunun, savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerin yeniden başlaması için “ilk adım” olacağını söyledi.

    Kaynaklar, öneri kapsamında, taraflar arasında yeniden tırmanan çatışmalarda iki haftalık ateşkes sürecine gidilmesinin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı “derhal açmasının”, ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasını ve petrol satışına ilişkin yaptırımları kaldırmasının yer aldığını aktardı.

    Washington ve Tahran’ın öneriyi kabul etmeleri durumunda görüşmelere derhal dönmelerinin öngörüldüğünü belirten kaynaklar, Lübnan’ın güneyindeki ateşkesin uygulanmasının da başlıca gündem başlıkları arasında olduğunu vurguladı.

    Kaynaklar, arabulucuların, her iki taraftan da olumlu dönüş alacakları ve görüşmelere “çok yakın zamanda” dönüleceği konusunda “umutlu olduğunu” ifade etti.

    ABD medyasına göre Trump yönetimi teklifi inceliyor

    Amerikan Axios platformuna açıklama yapan iki kaynak da Pakistan, Katar, Mısır ve diğer arabulucuların ABD ve İran’a 10 günlük ateşkes önerisinde bulunduğunu iddia etti.

    ABD’li bir yetkili ise Başkan Donald Trump yönetiminin öneriyi incelediğini ve İsrail’i “diplomatik pencereyi kapatabilecek adımlardan kaçınmaya” çağırdığını öne sürdü.

    İsrailli bir yetkili de İsrail ordusunun “yüksek teyakkuzda” olduğu ve savaşın genişleme ihtimaline hazırlandığı iddiasında bulundu.>>>AA