Kategori: Dünya

  • Uzmanlara göre, Sudan’da çatışmaların artması insani krizi derinleştiriyor

    Uzmanlara göre, Sudan’da çatışmaların artması insani krizi derinleştiriyor

    Uzmanlar, sahada çatışmaların giderek tırmandığını, taraflar arasındaki güven bunalımının siyasi çözümü zorlaştırdığını ve mevcut koşullarda en olası senaryonun savaşın devam etmesi olduğunu belirtiyor.

    AA muhabirinin Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası kuruluşlar ve uzman değerlendirmelerinden derlediği bilgilere göre, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında 15 Nisan 2023’te başlayan çatışmalar, ülkenin batısındaki Darfur ile orta kesimindeki Kurdufan bölgelerinde yoğunlaşıyor.

    Son haftalarda özellikle Batı Darfur’daki El Geneyna çevresinde yeni cephelerin açılması ve çatışmaların farklı bölgelere yayılması, savaşın yeni bir askeri safhaya geçtiğine işaret ediyor. Aynı zamanda elektrik santralleri, su altyapısı, hastaneler, okullar ve pazar yerlerinin hedef alınması nedeniyle insani kriz de giderek derinleşiyor.

    BM verilerine göre, ülkede Nisan 2023’ten bu yana yaklaşık 11,5 milyon kişi yerinden edilirken bunların 4,5 milyondan fazlası başta Çad, Mısır, Güney Sudan, Etiyopya, Libya, Uganda ve Orta Afrika Cumhuriyeti olmak üzere komşu ülkelere sığındı.

    BM Dünya Gıda Programı ise Sudan’da açlığın felaket seviyesine ulaştığı uyarısını yapıyor.

    Uzmanlara göre çatışmaların askeri açıdan genişlemesi, yalnızca cephe hatlarını değil, diplomatik çözüm arayışlarını da doğrudan etkiliyor.

    “Taraflar birbirlerinin dikkatini dağıtmaya çalışıyor”

    Güvenlik ve Barış Çalışmaları Platformu Başkanı Dr. İbrahim Nasır, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, sahadaki son gelişmelerin çatışmaların yeni bir askeri aşamaya girdiğini gösterdiğini söyledi.

    Özellikle El Geneyna çevresindeki gelişmelerin bunun en önemli göstergelerinden biri olduğunu belirten Nasır, Sudan ordusunun HDK’nin dikkatini dağıtmak amacıyla yeni cepheler açmaya yöneldiğini ifade etti.

    Ordunun daha önce nispeten zayıf görülen bölgelerde baskıyı artırmaya çalıştığını aktaran Nasır, HDK’nin ise buna karşılık Sudan’ın doğusunda, özellikle Mavi Nil eyaletinde yeni cepheler oluşturarak ordunun askeri kapasitesini farklı alanlara yaymayı hedeflediğini dile getirdi.

    Nasır, “Bu gelişmeler askeri operasyonların giderek tırmandığını gösteriyor. Çatışmaların farklı bölgelere yayılması hem savaşın süresini uzatıyor hem de diplomatik çözüm ihtimalini zorlaştırıyor.” dedi.

    ABD’nin girişimleri tarafların tutumuna bağlı

    Sudan’da yeniden diplomatik sürecin canlandırılmasına yönelik girişimlerin başarı şansının büyük ölçüde tarafların yaklaşımına bağlı olduğunu belirten Nasır, ABD’nin Sudan’ın toprak bütünlüğünü korumayı temel önceliklerinden biri olarak gördüğünü söyledi.

    Sudan ordusunun HDK’nin belirli bölgelerden çekilmesini müzakerenin ön şartı olarak değerlendirdiğini anlatan Nasır, HDK’nin ise bunu uygulanması mümkün olmayan bir talep olarak gördüğünü ifade etti.

    Nasır, Washington’ın Libya benzeri uluslararası müdahalelerin Sudan’da yaşanmasını istemediğini belirterek, kalıcı çözümün ancak Sudanlılar arasında yürütülecek kapsamlı bir ulusal diyalogla mümkün olabileceğini kaydetti.

    Güvensizlik siyasi çözümü zorlaştırıyor

    Nasır’a göre, çözümün önündeki en önemli engellerden biri tarafların uluslararası girişimlere ilişkin farklı tutumları.

    Bölgesel ve uluslararası aktörlerin Sudan konusundaki farklı politikalarının da süreci olumsuz etkilediğinin altını çizen Nasır, yaptırım politikalarının bugüne kadar beklenen sonucu vermediğini savundu.

    Taraflar arasındaki güven eksikliğinin ise en önemli sorunlardan biri olmaya devam ettiğine değinen Nasır, HDK yetkililerinin daha önce ateşkes dönemlerini yeniden konuşlanmak amacıyla kullandıklarını açıklamalarının karşılıklı güveni önemli ölçüde zedelediğini söyledi.

    Nasır, Sudan ordusunun yeni cepheler açarak ve istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştırarak HDK üzerindeki baskıyı artırmayı sürdüreceğini, HDK’nin ise askeri varlığını korumak amacıyla özellikle altyapıya yönelik saldırılara devam edeceği öngörüsünde bulundu.

    Darfur sorunu giderek büyüyen insani krize dönüştü

    Düzce Üniversitesi Akçakoca Bey Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Hüsrev Çelik de Sudan’da onlarca yıldır devam eden çatışmaların bugün uluslararası literatürde “Darfur Sorunu” olarak tanımlanan çok boyutlu bir krize dönüştüğünü belirtti.

    Çelik, Darfur’da yüz binlerce kişinin yaşamını yitirdiğini, milyonlarca insanın yerinden edildiğini ve sorunun artık yalnızca güvenlik değil aynı zamanda ağır bir insani kriz niteliği taşıdığını vurguladı.

    Çatışmalar nedeniyle sağlık sisteminin büyük ölçüde çöktüğünü, salgın hastalıkların yayıldığını ve tarımsal üretimin durma noktasına geldiğini ifade eden Çelik, güvenlik sorunları nedeniyle insani yardımın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının da giderek zorlaştığını söyledi.

    Kurdufan’ın El Ubeyd kentinde sivillere yönelik ihlaller nedeniyle BM İnsan Hakları Konseyinin soruşturma kararı aldığını anımsatan Çelik, Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) da yüz binlerce sivilin ağır insan hakları ihlali riski altında bulunduğunu açıkladığını hatırlattı.

    “Yaptırımlar bugün sonuç üretmiyor”

    Uluslararası toplumun son dönemde hesap verebilirlik çağrılarını artırdığına işaret eden Çelik, BM İnsan Hakları Konseyinin El Ubeyd’de sivillere yönelik ihlallerin soruşturulmasına ilişkin kararı oy birliğiyle kabul ettiğini belirtti.

    BM’nin 2004’ten bu yana Darfur’a yönelik silah ambargosu uyguladığını, Avrupa Birliği’nin (AB) yaptırımlarını sürdürdüğünü ve ABD’nin de Sudan’a yönelik çeşitli yaptırım kararlarının bulunduğunu anımsatan Çelik, mevcut yaptırımların çatışmaları durdurmak konusunda bugün için etkili sonuç üretmediğinin altını çizdi.

    Çelik, buna karşın çatışmalar sona erdiğinde uluslararası hukuk çerçevesinde olası yargı süreçlerinin gündeme gelebileceğini söyledi.

    Uluslararası sistemin yalnızca Sudan’da değil birçok küresel krizde çözüm üretmekte zorlandığını belirten Çelik, bunun son yıllarda uluslararası sistemde yaşanan yapısal sorunların bir yansıması olduğunu dile getirdi.

    Fiili bölünme riski güçleniyor

    Sudan ordusunun HDK’nin kontrol ettiği bölgelerden çekilmesine yönelik talebinin hukuki ve siyasi açıdan anlaşılabilir olduğunu söyleyen Çelik, mevcut askeri dengeler dikkate alındığında bunun kısa vadede tek başına gerçekleşmesinin zor göründüğünü ifade etti.

    Ülkede mevcut saha kontrolü dikkate alındığında idari, askeri ve coğrafi açıdan fiili bir bölünmüşlük tablosunun oluştuğunu kaydeden Çelik, Güney Sudan’ın ayrılmasıyla sonuçlanan sürecin benzer riskler barındırdığına işaret etti.

    Çelik, uluslararası destekli yeni bir askeri müdahale söz konusu olmadığı takdirde, uluslararası gözlem mekanizmalarının denetiminde aşamalı çekilme, eş zamanlı ateşkes, sivillerden arındırılmış güvenli bölgeler ve insani yardım koridorlarının oluşturulmasını içeren güven artırıcı önlemlerle desteklenen müzakere sürecinin en gerçekçi seçenek olduğunu sözlerine ekledi.

    Ahmet Hüsrev Çelik, sahadaki mevcut güç dengesi ve taraflar arasındaki güven eksikliği dikkate alındığında siyasi çözümün kısa vadede zor göründüğünü, buna rağmen uluslararası arabuluculuk ve güven artırıcı mekanizmaların desteklenmesinin çatışmaların daha geniş bir insani felakete dönüşmesini önlemek açısından önemini koruduğunu kaydetti.>>>AA

  • Trump’ın eski çalışanına bahis soruşturması iddiası

    Trump’ın eski çalışanına bahis soruşturması iddiası

    Amerikan basınında yer alan iddialara göre, Trump’ın ilk dönemi olan 2016’da işe alınan ve teleprompter sorumlusu olarak çalışan Perez, bugünlerde hukuki bir mücadele veriyor.

    Perez, Trump’ın konuşmaları üzerinden bir bahis sitesinde yeni bahisler açmakla suçlanıyor.

    Sitenin avukatlarından Robert DeNault, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Perez’in açtığı bahislerin incelendiğini ve ilgili makamlara bildirildiğini aktardı.

    Öte yandan, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, düzenlediği basın toplantısında, Perez’in ücretsiz izne çıkarıldığını belirterek, “Trump, bu durumun oldukça talihsiz ve utanç verici olduğunu düşünüyor.” ifadesini kullandı.>>>AA

  • Axios: Trump, Netanyahu’ya F-35 çıkışı nedeniyle öfkelendi

    Axios: Trump, Netanyahu’ya F-35 çıkışı nedeniyle öfkelendi

    Amerikan Axios sitesinin haberine göre bazı ABD’li ve İsrailli yetkililer, Trump’ın 36. NATO Liderler Zirvesi dönüşü sonrasında Netanyahu’nun Fox’a verdiği röportajdan dolayı “çok sinirlendiğini” öne sürdü.

    Söz konusu röportajda Netanyahu’nun Türkiye’nin F-35 programına yeniden dönüş ihtimaline karşı eleştirel yaklaşmasıyla ilgili ABD’li bir yetkili, Trump’ın, “İsrail Başbakanı’nın bu konuda görüş bildirme hakkı olmadığını” düşündüğünü aktardı.

    Habere göre, son dönemde Netanyahu, ABD’yi ziyaret etmek ve ABD Başkanıyla görüşmek için birçok girişimde bulundu ancak bunların hiçbirinden somut bir geri dönüş alamadı.

    Öte yandan dün, Netanyahu’nun ABD’ye yapmayı planladığı ziyareti iptal ettiği duyurulmuş, buna gerekçe olarak, ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın cenaze töreninin ay sonuna çekilmesi gösterilmişti.>>>AA

  • Trump’tan Çin’e seçim müdahalesi suçlaması

    Trump’tan Çin’e seçim müdahalesi suçlaması

    Trump, Beyaz Saray’dan yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, ABD’deki mevcut seçim sistemini eleştirdi.

    “Bu akşam, seçim sistemimizdeki şok edici zafiyetleri ortaya koyan kritik istihbarat bilgilerinin derhal gizliliğinin kaldırıldığını ve yayınlandığını duyuruyorum.” diyen Trump, bu bilgilerdeki kanıtların ABD seçim sisteminin daha önce hiç düşünülmemiş seviyelerde siber saldırılara, istismara ve yabancı müdahaleye karşı tehlikeli bir şekilde savunmasız olduğunu gösterdiğini kaydetti.

    Trump, “Daha da rahatsız edici olanı ise bu hayati bilgilerin yıllarca sizden gizlenmiş ve örtbas edilmiş olmasıdır.” diyerek eski Demokrat başkanlar Joe Biden ile Barack Obama’yı suçladı.

    Çin’in 2020’den bu yana 220 milyon ABD seçmen bilgisini ele geçirerek tarihteki en büyük seçim verisi ihlalini gerçekleştirdiğini öne süren Trump, “Bu rezaleti daha da artıran şey ise istihbarat teşkilatımızdaki birçok yapının Çin’in seçimlere sinsi müdahalesine ilişkin bilgileri aktif olarak bastırmak ve küçümsemek için çalıştığı, hem başkandan hem de ABD halkından örtbas ettiği gerçeğidir.” dedi.

    Çin hükümetinin ABD Başkanı olarak kendisi hakkında olumsuz haber yazan ABD’li gazetecileri tespit edip büyük miktarda paralar ödediğini dile getiren Trump, FBI’ın elde ettiği bazı ham istihbarata göre Çin’in ABD seçimlerine müdahale faaliyetlerinin Biden için yasa dışı oy pusulaları üretme girişimini bile içerdiğini bildirdi.

    Trump, “Bugün, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi’nden ve CIA’den bu kadar önemli bilgilerin nasıl ve neden gizlendiğini araştırmasını, örtbas etme olayına karışanları görevden almasını ve uygun görülmesi halinde bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmasını istiyorum.” diye konuştu.

    “Bu sistem savunulamaz durumda”

    Çin, Rusya, İran, Kuzey Kore ve devlet dışı gruplar da dahil ABD düşmanlarının ABD seçim altyapısını tehlikeye atma yeteneğine sahip olduğunu düşündüklerini anlatan Trump, ayrıca ABD İç Güvenlik Bakanlığının bir incelemesine göre, ABD seçimlerine kayıtlı yaklaşık 278 bin yabancı uyruklu kişiyi tespit ettiklerini de kaydetti.

    Trump, “Bu açıklamalar kimsenin savunamayacağı kadar bozuk ve savunmasız bir seçim sisteminin varlığını ortaya koyuyor. Bu sistem savunulamaz durumda. Yüz milyonlarca ABD seçmen dosyası yabancı hükümetlerin elinde, makinelerimiz ve oy sayım sistemlerimiz siber saldırılara, manipülasyona ve yolsuzluğa açık.” ifadelerini kullandı.

    “Bu durum, herhangi bir üçüncü dünya ülkesinden daha kötü. Bizimki gibi seçim sistemine sahip hiçbir üçüncü dünya ülkesi yok.” açıklamasında bulunan Trump, ABD’de güvenli ve adil bir seçim sisteminin tesisi için partiler üstü bir yaklaşımla çözüm bulunması gerektiğini söyledi.

    Trump, bu bağlamda kasımda yapılacak ara seçimlerin dürüst olması gerektiğini belirterek, bunun için Kongre’nin, oy kullanma sırasında kimlik ibrazını mecbur kılan ve mektupla oy kullanmayı sınırlayan Amerika’yı Kurtarma Yasası’nı (SAVE America Act) bir an önce geçirmesi gerektiği çağrısında bulundu.>>>AA

  • ABD, yabancı öğrenci vizelerinde sabit süre uygulamasına geçiyor

    ABD, yabancı öğrenci vizelerinde sabit süre uygulamasına geçiyor

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, ABD’ye F, J ve I tipi göçmenlik dışı vizeyle girenlerin ülkede kalma sürelerine ilişkin nihai kural belirlendi.

    Eski sistemde bu kişilerin ABD’de “rutin hükümet denetimi olmadan kalmalarına olanak sağlayan” maddeler kaldırılarak sabit süre sınırlaması getirildi.

    Yeni düzenleme uyarınca, öğrenci olarak veya değişim programıyla gelen vize sahipleri, ülkede mevcut programlarının süresi kadar kalabilecek ve bu süre 4 yılı geçemeyecek.

    Öte yandan, akademik programlarını tamamlamak için ek süreye ihtiyaç duyan vize sahipleri, federal mercilerden uzatma talep edebilecek.

    Düzenleme gelecek günlerde resmen yayımlanacak ve yayın tarihinden itibaren 60 gün içinde yürürlüğe girecek.

    Açıklamada ifadelerine yer verilen ABD İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, “Yıllar boyunca yabancı öğrenciler ABD’ye süresiz kabul edildi ve bu da binlerce kişinin ABD’den ayrılmamak için sürekli derslere kaydolarak göçmenlik sistemimizi kötüye kullanmasına olanak sağladı.” değerlendirmesinde bulundu.

    Mullin, vize sürelerine getirilen yeni sınırlamalarla, ABD’de bulunan yabancıların “etkin şekilde taranması, incelenmesi ve izlenmesi” imkanını yeniden kazandıklarını belirtti.>>>AA

  • Washington’dan basın vizelerinde yeni dönem

    Washington’dan basın vizelerinde yeni dönem

    ABD İç Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklanan düzenlemeye göre, yabancı gazetecilerin uygunluk şartlarını karşıladıkları sürece ABD’de kalmalarına ve çalışmalarına olanak tanıyan “statü süresi” sistemi kaldırılarak, yerine sabit bir vize süresi getirilecek.

    Söz konusu vize süresi yabancı gazeteciler için 240 gün, Çinli gazeteciler için ise 90 gün olacak.

    Öte yandan 240 güne indirilen vize sürelerine uzatma yapılabilirken, Çinli gazeteciler için getirilen 90 günlük vize kuralı Hong Kong ve Makao Özel İdari Bölgelerden gelen gazetecileri kapsamayacak.

    Düzenlemenin ABD Resmi Gazetesi’nde yayımlanmasından 60 gün sonra yürürlüğe girmesi planlanıyor.

    Çin’in Washington Büyükelçiliği, bu kararla ilgili yorum talebine yanıt vermedi.

    Sınır Tanımayan Gazeteciler kuruluşu (RSF) tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada vize sürelerinin kısaltılmasından öfke duyulduğu belirtilerek, “Bu değişiklik, uluslararası gazetecilerin ABD’den haber yapma imkanını ortadan kaldırıyor ve uluslararası medya kuruluşlarının burada faaliyet göstermesini son derece zorlaştırıyor.” ifadesini kullanıldı.

    Gazetecileri Koruma Komitesi kuruluşu, vize sürelerinin kısaltılmasına ilişkin yaptığı açıklamada yeni vize politikasını “gerileyen bir demokrasi davranışı” olarak nitelendirdi.

    Bakanlık, Ağustos 2025’te bu değişikliği öneri olarak sunarken, ABD’deki yabancı gazetecilerin sayısındaki artışın, “göçmen olmayan kişilerin ABD’de bulundukları süre boyunca kendilerini izleme ve denetleme” kabiliyeti açısından “zorluk oluşturduğunu” belirtmişti.>>>AA

  • Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geldi

    Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geldi

    Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Fidan, Ukrayna ziyareti kapsamında Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geldi.

    Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Dışişleri Bakanı Fidan’a “İkinci Derece Liyakat Nişanı”nı tevcih etti

    Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a İkinci Derece Liyakat Nişanı’nı tevcih etti.

    Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geldi

    Ukrayna makamlarından yapılan açıklamada, “Ukrayna Devlet Başkanı’nın kararıyla, devletler arası işbirliğinin güçlendirilmesine ve ikili ilişkilere sağladığı üstün kişisel katkılar dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Ukrayna İkinci Derece Liyakat Nişanı tevcih edilmiştir.” denildi.Ukrayna’nın İkinci Derece Liyakat Nişanı, ülkeye olağanüstü hizmetlerde bulunan Ukrayna vatandaşlarına ve yabancı devlet temsilcilerine veriliyor. Nişan, devlet yönetimi ve kamu hizmeti, diplomasi ve uluslararası ilişkiler, bilim ve eğitim, kültür ve sanat ile ekonomi ve sanayi gibi alanlarda sunulan önemli katkılar dolayısıyla veriliyor.>>>AA

  • Washington’daki askeri görevlendirme uzatıldı

    Washington’daki askeri görevlendirme uzatıldı

    Trump yönetiminin Ağustos 2025’te Washington’a konuşlandırdığı Ulusal Muhafız birliklerinin yıl sonunda sona ermesi beklenen görev süresi uzatıldı.

    ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından gönderilen bir e-postada, Ulusal Muhafızların görev süresinin Trump’ın görev süresinin dolacağı 20 Ocak 2029 tarihine kadar ya da “Başkan tarafından sonlandırılana kadar” devam edeceği kaydedildi.

    Trump’ın Demokrat ağırlıklı kentlere yönelik hamleleri

    Washington yönetimi, göçmenlik politikalarına karşı düzenlenen protestoları kontrol altına almak için Haziran 2025’te Los Angeles’a, Ağustos 2025’te de suçlularla mücadele kapsamında başkent Washington’a Ulusal Muhafızları konuşlandırmıştı.

    Başkan Trump’ın, Washington Polis Teşkilatı üzerinde federal kontrol sağlama ve başkentte devriye gezmesi için Ulusal Muhafızları konuşlandırma kararı, “tehlikeli biçimde güç ele geçirme” şeklinde nitelendirilerek eleştirilere neden olmuştu.

    ABD yönetimi, 4 Ekim’de Oregon eyaletine bağlı Portland kentinde yaklaşık 200 ulusal muhafız görevlendirirken, 6 Ekim’de Texas eyaletinden 400 kadar Ulusal Muhafızı, Oregon, Illinois ve diğer eyaletlerde konuşlandırma kararı almıştı.

    Eyalet yönetimlerinden söz konusu kararlara karşı davalar açılırken yasal süreç devam ediyor.>>>AA

  • Cezayir’de yetimhanede çıkan yangında çoğu çocuk 11 kişi hayatını kaybetti

    Cezayir’de yetimhanede çıkan yangında çoğu çocuk 11 kişi hayatını kaybetti

    Cezayir Sivil Savunma Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, başkent Cezayir’in Muhammediye ilçesindeki bir yetimhanede yangın çıktı.

    Yangında çoğu çocuk 11 kişi yaşamını yitirdi, 19 kişi yaralandı. Hayatını kaybedenlerin yaşlarına ilişkin ise bilgi verilmedi.

    Yangının çıkış nedeninin henüz bilinmediği ve söndürme çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.>>>AA

  • İsrail askerleri Batı Şeria’da 16 yaşındaki Filistinliyi göğsünden vurarak yaraladı

    İsrail askerleri Batı Şeria’da 16 yaşındaki Filistinliyi göğsünden vurarak yaraladı

    Filistin Kızılayından yapılan açıklamaya göre, İsrail askerleri tarafından göğsünden vurulan 16 yaşındaki bir çocuk hastanede tedavi altına alındı.

    Görgü tanıkları, İsrail ordusuna bağlı birliklerin çok sayıda askeri araçla El Halil’in Beni Naim beldesine baskın düzenlediğini ve etrafa yoğun şekilde ateş açtığını anlattı.

    İsrail askerlerinin ayrıca çok sayıda Filistinlinin evine baskın düzenleyerek arama yaptığı ve bazı kişileri gözaltına aldığı aktarıldı

    İsrail ordusundan ise konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının başladığı Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria’da da İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında artış yaşanıyor.

    Filistin resmi verilerine göre söz konusu dönemde İsrail askerleri ile İsrailli işgalcilerin saldırılarında Batı Şeria’da 1179 Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 13 bin kişi yaralandı, 24 bine yakın kişi de gözaltına alındı.>>>AA

  • Sudan’da yeni kriz merkezi El Ubeyd için uluslararası toplumdan peş peşe “insani felaket” uyarısı

    Sudan’da yeni kriz merkezi El Ubeyd için uluslararası toplumdan peş peşe “insani felaket” uyarısı

    Birleşmiş Milletler (BM), Arap Birliği, Avrupa Birliği (AB), ABD ve BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) başta olmak üzere çok sayıda uluslararası kuruluş, 500 binden fazla sivilin bulunduğu kentte yaşanan gelişmelerin, geçen yıl HDK’nin kontrolüne geçen Kuzey Darfur’un merkezi Faşir’de yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin benzerine dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.

    Elektrik santralleri, yakıt depoları, su altyapısı, hastaneler, okullar ve pazar yerlerini hedef alan İHA saldırılarının ardından kentte insani durum hızla kötüleşirken, uluslararası toplum olası kitlesel ihlallerin önlenmesi amacıyla acil harekete geçilmesini istiyor.

    El Ubeyd neden kritik?

    Kuzey Kurdufan eyaletinin merkezi El Ubeyd, Hartum’u Darfur eyaletlerine bağlayan kara yollarının kesişim noktasında bulunuyor.

    Kent, Sudan ordusunun batı bölgelerine yönelik askeri ikmal hatlarının önemli merkezlerinden biri olmasının yanı sıra Darfur, Hartum ve Güney Kurdufan arasında insani yardımların ulaştırıldığı başlıca lojistik merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.

    Yaklaşık iki yıldır devam eden çatışmalar boyunca ülke içinde yerinden edilen yüz binlerce kişi de El Ubeyd’e sığındı. Resmi olmayan tahminlere göre çatışmalar öncesinde yaklaşık 500 bin olan kent nüfusu, son dönemde birkaç kat artmış durumda.

    BM’den “yeni Faşir” uyarısı

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, El Ubeyd’de yeni bir insan hakları felaketinin yaşanabileceği uyarısında bulunarak kentte sivillerin yaklaşık 18 aydır kuşatma benzeri koşullar altında yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.

    BM İnsan Hakları Ofisinin 6-28 Haziran döneminde kent ve çevresinde düzenlenen 15 İHA saldırısını belgelediğini belirten Türk, saldırılarda en az 45 sivilin yaşamını yitirdiğini, 41 kişinin yaralandığını, gerçek can kaybının ise daha yüksek olabileceğini ifade etti.

    Türk, saldırılarda pazar yerleri, okullar, akaryakıt istasyonları, su altyapısı ve sivil araçların hedef alındığını, son haftalarda El Ubeyd ile Er Rahad’da 13 akaryakıt istasyonunun zarar gördüğünü kaydetti.

    BM Sudan Bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu da Faşir’de yaşanan toplu katliamlar, sistematik cinsel şiddet ve zorla yerinden etmelerin ardından benzer risklerin El Ubeyd için de oluştuğunu bildirerek uluslararası topluma acil önlem alma çağrısı yaptı.

    Misyon üyeleri, kentlerin kuşatılması, sivil altyapının hedef alınması, insani yardımların engellenmesi ve sivillere yönelik sistematik saldırıların daha büyük suçların habercisi olduğuna dikkati çekerek, “El Ubeyd bir sonraki suç mahalli olmamalı.” uyarısında bulundu.

    500 binden fazla sivil risk altında

    Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil Fehmi, El Ubeyd’de aralarında on binlerce yerinden edilmiş kişinin de bulunduğu 500 binden fazla sivilin kuşatma altında bulunduğunu açıkladı.

    Fehmi, HDK’nin İHA saldırılarıyla hastaneler, okullar, pazar yerleri ile su ve elektrik altyapısını hedef aldığını belirterek uluslararası ve bölgesel aktörleri insani felaketin önlenmesi için çabalarını artırmaya çağırdı.

    UNICEF de kentte yaklaşık 500 bin sivilin, özellikle çocukların öldürülme, yaralanma, yerinden edilme ve ağır hak ihlallerine maruz kalma riskiyle karşı karşıya bulunduğunu bildirdi.

    Kuruluş, bu yılın ilk altı ayında Sudan genelinde 300’den fazla çocuğun çatışmalarda öldüğünü veya yaralandığını açıkladı.

    BM İnsan Hakları Konseyinden soruşturma kararı

    BM İnsan Hakları Konseyi, El Ubeyd’de sivillere yönelik ihlal ve suistimallerin araştırılması amacıyla uluslararası soruşturma başlatılmasını öngören karar tasarısını oy birliğiyle kabul etti.

    Kararla birlikte Sudan için oluşturulan Bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu, kentte uluslararası insancıl hukukun ihlali ile sivillere yönelik işlendiği iddia edilen suçları soruşturmakla görevlendirildi.

    Karar, HDK’nin El Ubeyd’i “meşru askeri hedef” ilan etmesinin ardından alındı.

    İHA saldırıları altyapıyı çökertiyor

    Son haftalarda yoğunlaşan saldırılarda elektrik santralleri, yakıt depoları, su tesisleri ve diğer kritik sivil altyapılar hedef alınırken, kentte elektrik ve yakıt krizinin derinleştiği bildiriliyor.

    BM yetkilileri, yakıt yetersizliğinin sağlık hizmetlerini, temiz suya erişimi ve insani yardım faaliyetlerini ciddi şekilde sekteye uğrattığını belirtiyor.

    Uluslararası kuruluşlar, güvenlik nedeniyle yardım konvoylarının bölgeye ulaşmakta zorlandığını ifade ediyor.

    Kolera salgını ve açlık tehdidi

    Sudan’daki savaş yalnızca güvenlik krizini değil sağlık krizini de derinleştiriyor.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Batı Kurdufan eyaletinde yeniden kolera salgını ilan edildiğini açıklarken, salgının kısa sürede Kuzey Kurdufan dahil çevre eyaletlere yayıldığını bildirdi.

    DSÖ’ye göre Sudan’da 33 milyondan fazla kişi insani yardıma, 21 milyon kişi ise sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyuyor.

    Yaklaşık 13,4 milyon kişinin yerinden edildiği ülkede kolera, dang humması, sıtma, kızamık ve menenjit salgınları da yayılmaya devam ediyor.

    Uluslararası toplumdan peş peşe çağrılar

    AB Dış İlişkiler Servisi, HDK’ye El Ubeyd’e yönelik saldırıları derhal durdurma çağrısında bulunurken sivillerin güvenli şekilde tahliyesi ve insani yardım kuruluşlarının engelsiz erişiminin sağlanmasını istedi.

    ABD Dışişleri Bakanlığı da HDK ve müttefik güçlerin El Ubeyd çevresindeki askeri yığınağından ciddi endişe duyduklarını bildirerek, bunun kitlesel zulüm riskini artırdığı uyarısında bulundu.

    Washington yönetimi, tarafları ön koşulsuz müzakerelere dönmeye çağırırken, Arap Birliği de Sudan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurgulayarak siyasi çözüm çabalarının hızlandırılmasını istedi.

    Ateşkes arayışları sürüyor

    Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana ordu ile HDK arasında devam eden çatışmalarda on binlerce kişi yaşamını yitirirken milyonlarca kişi yerinden edildi.

    Hartum yönetimi, ABD’nin sunduğu barış önerisini, HDK’nin kontrol ettiği tüm kentlerden çekilmesi ve silahsızlandırılması şartıyla kabul edebileceğini açıkladı.

    Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ise ülkenin güvenliği ve istikrarını sağlamayan hiçbir öneriyi kabul etmeyeceklerini belirterek siyasi çözümün ancak ülkenin birliği korunarak mümkün olacağını ifade etti.>>>AA

  • Barzani’den 15 Temmuz mesajı

    Barzani’den 15 Temmuz mesajı

    Barzani, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Türkçe ve İngilizce yaptığı paylaşımda, Türkiye ile güçlü ortaklığa büyük önem verdiklerini belirtti.

    Barzani, şunları kaydetti:

    “15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün onuncu yıl dönümünde, Türkiye’nin demokrasisini ve anayasal düzenini menfur darbe girişimi karşısında savunurken hayatlarını feda eden aziz şehitleri rahmet ve saygıyla anıyoruz. Bu anma gününü idrak ederken, Türkiye halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz.

    Türkiye’nin özellikle son 20 yılda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirten Barzani, Türkiye’nin ekonomik kalkınmasını, altyapısını ve uluslararası etkisini güçlendirerek bölgesinde öncü bir konuma ulaştığını kaydetti.
    IKBY’nin Türkiye ile güçlü ortaklığa büyük değer verdiğini vurgulayan Barzani, bölgesel barış, istikrar ve ortak refah hedefi doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile güçlü bağları ve işbirliğini daha da geliştirme konusundaki kararlılıklarını sürdüreceklerini ifade etti.>>>AA

  • Büyükelçiler coştu, karşılıklı ‘Erik Dalı’ oynadılar

    Büyükelçiler coştu, karşılıklı ‘Erik Dalı’ oynadılar

    Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont ile Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde, sahneye çıkarak Türkiye’nin sevilen oyun havalarından “Erik Dalı” eşliğinde karşılıklı oynadı. Davetlilerin alkışları arasında gerçekleşen mini düello, resepsiyona katılanlara keyifli anlar yaşattı.

    Etkinlikte “Erik Dalı” türküsünü seslendiren sanatçı Ömer Faruk Bostan ise gecenin kazananını tek cümleyle özetledi: “Bu düellonun kazananı Türkiye-Belçika-Fransa dostluğu oldu.”

    Aslında bu renkli buluşmanın temeli aylar önce atılmıştı. Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde, mayıs ayında düzenlenen bir etkinlikte oynadığı Ankara havası ile sosyal medyada büyük ilgi görmüş, Fransa Büyükelçiliği de bu görüntülere kayıtsız kalmayarak Van de Velde’yi 14 Temmuz resepsiyonunda Büyükelçi Isabelle Dumont ile “Erik Dalı” oynamaya davet etmişti.

    Davetin karşılık bulmasıyla ortaya çıkan görüntüler, diplomatik protokolün ötesine geçen sıcak dostluk mesajları verdi.

    Türkiye’nin kültürel değerlerinin uluslararası etkinliklerde böylesine samimi bir şekilde yaşatılması, müziğin ve dansın farklı ülkeler arasında ortak bir dil oluşturduğunu bir kez daha gösterdi. Gecenin sonunda kazanan ne Fransa oldu ne de Belçika… Kazanan, dostluk ve Türkiye’nin neşesiyle özdeşleşen “Erik Dalı” oldu. >>>Haber Merkezi

  • ABD, Suudi Arabistan ve Kuveyt’e olası askeri teçhizat satışlarını onayladı

    ABD, Suudi Arabistan ve Kuveyt’e olası askeri teçhizat satışlarını onayladı

    ABD Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan ve Kuveyt’e olası askeri teçhizat ve silah satışına ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklamada, Suudi Arabistan’a 1,96 milyar dolar değerinde “Gelişmiş Hassas Güdümlü Silah Sistemleri (APKWS-II)” ve ilgili teçhizatın satılmasına onay verildiği belirtildi.

    Paketin Gelişmiş Hassas Güdümlü Silah Sistemleri’nin yanı sıra savaş başlıkları, roket motorları, yedek parçalar, eğitim ekipmanları ve lojistik destek gibi hizmetleri de kapsadığı ifade edilen açıklamada, ana yüklenicinin “New Hampshire eyaletinin Nashua kentinde bulunan BAE Systems” olacağı belirtildi.

    Açıklamada, “Önerilen satış, Körfez Bölgesi’nde siyasi istikrar ve ekonomik ilerlemenin itici gücü olan ancak NATO üyesi olmayan önemli bir müttefikin güvenliğini artırarak, ABD’nin dış politika ve ulusal güvenlik hedeflerini destekleyecektir.” ifadesi kullanıldı.

    Kuveyt’e 484 milyon dolar değerinde olası askeri teçhizat satışı

    ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Kuveyt’e olası askeri teçhizat satışı hakkında yapılan açıklamada ise söz konusu paketin C-17 nakliye uçaklarının bakım ve idamesi kapsamında uçak parçaları, haberleşme ekipmanları, yazılım desteği, teknik dokümantasyon, eğitim ve lojistik hizmetleri kapsadığı vurgulandı.

    Paketin 484 milyon dolar değerinde olduğu belirtilen açıklamada, ana yüklenicinin Virginia eyaletinin Arlington şehrinde bulunan The Boeing Company olacağı aktarıldı.

    Açıklamada, “Önerilen satış, Kuveyt’in C-17 filosunun operasyonel hazırlığını garanti altına alarak, ülkenin mevcut ve gelecekteki tehditlere karşı koyma yeteneğini artıracaktır.” ifadesi kullanıldı.>>>AA

  • İsrail’e askeri yardımın kesilmesi reddedildi

    İsrail’e askeri yardımın kesilmesi reddedildi

    Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie tarafından sunulan ve İsrail’e yıllık 3,3 milyar dolarlık askeri yardımın kesilmesini öngören yasa tasarısı Temsilciler Meclisi Genel Kurulunda oylandı.

    Tasarıya 104 üye “evet” oyu verirken, 314 üye “hayır” oyu verdi ve 10 üye de “çekimser” oy kullandı.

    Tek “evet” oyu veren Cumhuriyetçi”nin Massie olduğu tasarıya Temsilciler Meclisindeki Demokratların lideri Hakeem Jeffries’in “hayır” oyu vermesi dikkati çekti.>>>AA

  • Ebola salgınına karşı yeni seyahat önlemi

    Ebola salgınına karşı yeni seyahat önlemi

    ABD’nin KDC’deki büyükelçiliğinin internet sitesinde konuyla ilgili açıklama yapıldı.

    KDC’de bulunan tüm ABD vatandaşları ve ABD uyrukluların, ülkeye giriş yapmadan önce KDC dışında 21 gün beklemeleri gerektiği belirtilen açıklamada, bu şartı sağlamayanların ABD varışlı uçuşlara kabul edilmeyeceği ifade edildi.

    Açıklamada, söz konusu uygulamanın, Ebola salgınının KDC’nin çeşitli bölgelerinde yayılmayı sürdürmesi üzerine yürürlüğe konulduğu kaydedildi.

    KDC’de 15 Mayıs’ta ilan edilen Ebola salgınında, doğrulanmış vaka sayısı 2 bin 11’e, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 754’e yükselmişti.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), mevcut salgının bugüne kadarkiler arasında en hızlı yayılan salgın olduğunu belirtirken, yeni vakaların yaklaşık yüzde 80’inin, temaslı listelerinde yer almayan kişilerden oluştuğunu, bu sebeple tespit edilemeyen bulaş zincirlerinin sürdüğünü ve gerçek vaka sayısının resmi rakamların 2 ila 4 katı olabileceğini bildirmişti.

    Sağlık yetkililerine göre, nadir bir Ebola varyantı olan “Bundibugyo” virüsünden kaynaklanan mevcut salgının onaylanmış bir tedavisi veya aşısı bulunmuyor.

    Ebola, Afrika’da binlerce kişinin ölmesine neden oldu

    Bir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976’da Sudan’ın Nzara ve KDC’nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıkmıştı.

    KDC’deki salgın, Ebola Nehri yakınında bir köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verilmişti.

    Ebola virüsü, Aralık 2013’te Batı Afrika’da yayılmıştı. Gine, Liberya ve Sierra Leone’de 2014-2017 yıllarında görülen salgında 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve hastaların 11 binden fazlası ölmüştü.>>>AA

  • Rusya’dan Kiev ve Odessa’ya saldırı

    Rusya’dan Kiev ve Odessa’ya saldırı

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, Rus ordusunun Ukrayna’ya yönelik eylemleriyle ilgili bilgi paylaşıldı.

    Rusya Silahlı Kuvvetlerinin gece Kiev’deki askeri sanayi işletmeleri ile Odessa bölgesindeki limanlara yönelik saldırılara devam ettiği belirtilen açıklamada, gece düzenlenen saldırılarda Kiev’de uzun ve orta menzilli insansız hava araçlarının (İHA) montajının yapıldığı ve depolandığı “Rapid” lojistik şirketine ait sanayi fabrikası ve “Kiev-1” işletmesine ait İHA deposunun vurulduğu aktarıldı.

    Odessa bölgesinde de askeri yük, yakıt ve yağ malzemelerinin sevkiyatı ve korunması için kullanılan Odessa ve Yujnıy limanlarına saldırı düzenlendiğine işaret edilen açıklamada, “Odessa Limanı’nda ayrıca 5 yakıt ve yağ tankı, Çornomorsk Limanı’na geçiş yapan ve Ukrayna ordusu için yük taşıyan gemi, Yılan Adası bölgesinde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Özel Harekat Kuvvetlerine ait bot vuruldu.” ifadesi kullanıldı.

    Açıklamada, saldırıların havadan ve karadan uzun menzilli yüksek hassasiyetli silah ve İHA’larla gerçekleştirildiği kaydedildi.

    Rusya Savunma Bakanlığı, son günlerde Ukrayna’nın başkenti Kiev’deki askeri savunma işletmeleri başta olmak üzere Odessa ve Nikolayev (Mıkolayiv) bölgelerindeki limanlara saldırılar düzenlediklerini açıklamıştı.>>>AA

  • Gazze’de siviller hedef oldu

    Gazze’de siviller hedef oldu

    Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın haberine göre, Gazze kentinin güneydoğusundaki Zeytun Mahallesi’nde bulunan Devle Kavşağı çevresine İsrail topçu birlikleri tarafından gerçekleştirilen bombardımanda 1 kişi yaşamını yitirdi, 3 kişi yaralandı. Hayatını kaybeden ve yaralanan Filistinlilerin, Gazze kentindeki El-Ehli Baptist Hastanesi’ne nakledildiği aktarıldı.

    İsrail savaş uçaklarının Gazze kentinin kuzeydoğusundaki Tuffah Mahallesi’nde yer alan Sanafur Kavşağı çevresine düzenlediği hava saldırısında ise 2 Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Ölü ve yaralıların Gazze’nin batısındaki Şifa Hastanesi’ne getirildiği kaydedildi.

    Filistin Kızılayından yapılan açıklamada da İsrail ordusunun Gazze kentinin batısındaki liman bölgesine düzenlediği hava saldırısında 1 Filistinlinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

    İsrail ordusu, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen Gazze Şeridi’ne yönelik hava ve kara saldırıları ile tahliye emirlerini sürdürüyor.

    Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda 73 bin 246 kişinin hayatını kaybettiğini, 173 bin 727 kişinin yaralandığını bildirmişti.>>>AA

  • Fransa’da su kullanımına kısıtlama getirildi

    Fransa’da su kullanımına kısıtlama getirildi

    Ulusal basındaki haberlere göre, Barbut, bakanlığın kriz birimi toplantısında ülkedeki kuraklık durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Barbut, Fransa’nın olağanüstü ve son derece endişe verici bir kuraklık döneminden geçtiğini kaydederek, ülkede erken bir dönemde su kısıtlamaları görüldüğünü kaydetti.

    Şu anda ülkedeki 99 ilde kısmen veya tamamen su kullanımına yönelik kısıtlamalar uygulandığını belirten Barbut, bu durumun Fransa ana karasının tamamını kapsadığını söyledi.

    Barbut, bu illerden 43’ünün su konusunda “kriz” seviyesinde bulunduğunu, dolayısıyla buralarda ikamet eden vatandaşların suyu yalnızca öncelikli konularda kullanabildiğini vurguladı.

    İlkbaharda yağışların mevsim normallerinde seyretmesine rağmen ülkede kuraklık yaşanmasını son derece endişe verici olarak nitelendiren Barbut, iklim değişikliğinin su döngüsünde ciddi düzensizliklere yol açtığını savundu.

    Barbut, su kısıtlamalarına ilişkin ülke genelinde 206 valilik kararı alındığını aktardı.>>>AA

  • AB, Ukrayna’yla “Dron Anlaşması” imzalandığını duyurdu

    AB, Ukrayna’yla “Dron Anlaşması” imzalandığını duyurdu

    Kiev’de Ukrayna Devlet Günü kapsamında düzenlenen törende konuşan von der Leyen, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlangıcından bu yana 11’inci kez Kiev’i ziyaret ettiğini söyledi.

    Von der Leyen, “(Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’e hitaben) Seninle birlikte yeni bir AB-Ukrayna Savunma Sanayi Ortaklığı’nı başlatmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bugün imzaladığımız anlaşma, bizim kendi dron anlaşmamız.” diye konuştu.

    Ukrayna’nın son aylarda Avrupa’dan Orta Doğu’ya kadar birçok ülkeyle benzer dron anlaşmaları imzaladığını kaydeden von der Leyen, bu durumun Ukrayna’nın savaş sahasında edindiği deneyime duyulan ilginin bir göstergesi olduğunu söyledi.

    Ukrayna’nın dron ve dron karşıtı sistemlerin kullanımı konusunda kazandığı bilgi ve tecrübenin önemine işaret eden von der Leyen, şu şekilde konuştu:

    “Bu, dron teknolojisi ve üretiminden, üretim kapasitesini sürdürecek tedarik zincirlerine; radar sistemleri, yer kontrol istasyonları ve sensörlerin kullanımına ilişkin kritik bilgi birikimine kadar uzanmaktadır. Bu bilgi ve deneyimden birlikte yararlanmamız gerekiyor. Çünkü Avrupa’nın bu alanda karşı karşıya olduğu tehditleri biliyoruz.”

    Von der Leyen, birçok üye ülkenin hava sahası ihlalleri ve güvenlik uyarıları yaşadığını gördüklerini anımsatarak, “Buradaki ve dünyanın diğer bölgelerindeki gelişmeler, güvenliğimiz açısından savaşta kendini kanıtlamış dron sistemlerini büyük ölçekte ve hızlı şekilde konuşlandırabilmenin ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu.” değerlendirmesinde bulundu.

    Avrupa’nın seferber edilebilecek büyük bir teknolojik ve sanayi kapasitesine sahip olduğunu aktaran von der Leyen, ayrıca üretimi hızla artırabilecek güvenli ve emniyetli üretim tesislerinin de bulunduğunu belirtti.

    Von der Leyen, “Ancak Ukrayna’nın savaş koşullarında geliştirdiği ve sınadığı bilgi birikimi ile uzmanlığa sahip değiliz.” dedi.

    Bu nedenle AB ve Ukrayna’nın güçlerini birleştirmesi gerektiğine vurgu yapan von der Leyen, “Bu anlaşma, Ukrayna’nın yenilikçi yaklaşımını Avrupa’nın sanayi ölçeğiyle bir araya getirecek. Verdiğimiz mesaj da nettir: Artık Ukrayna’ya yatırım yapmanın zamanıdır. Avrupa’ya yatırım yapmanın zamanıdır. Ortak güvenliğimize ve ortak geleceğimize yatırım yapmanın zamanıdır.” diye konuştu.>>>AA

  • İsrail Başbakanı Netanyahu, Graham’ın cenazesine katılmak için ABD’ye gidecek

    İsrail Başbakanı Netanyahu, Graham’ın cenazesine katılmak için ABD’ye gidecek

    Yedioth Ahronot gazetesinin haberine göre, Netanyahu, ABD ziyareti için cumartesi gecesi İsrail’den ayrılacak.

    Israel Hayom gazetesi ise İsrail Başbakanlık Ofisi’nin ziyaret kapsamında Netanyahu ile Donald Trump arasında görüşme ayarlamak için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünün altını çizdi.

    Haberde, İsrail tarafının olası Netanyahu-Trump görüşmesinin Lindsey Graham’ın cenazesinden bir gün önce pazartesi yapılmasını beklediği aktarıldı.

    Washington yönetiminin son dönemde İsrail’e Suriye ve Lübnan’da işgal ettiği bölgelerden çekilmesi yönünde baskı yaptığı basına yansıyor.

    ABD’ye son resmi ziyaretini 10 Şubat’ta gerçekleştiren Netanyahu, Trump ile görüşmesinin ana gündemini İran’la müzakereler ve Gazze Şeridi’ndeki planın ikinci aşaması oluşturmuştu.>>>AA

  • Axios: Trump, Durum Odası’nda İran’a karşı geniş çaplı saldırılara ilişkin toplantı yaptı

    Axios: Trump, Durum Odası’nda İran’a karşı geniş çaplı saldırılara ilişkin toplantı yaptı

    Amerikan Axios haber platformunun konuya ilişkin bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberine göre, Trump dün Durum Odası’nda ABD’li yetkililerle toplantı düzenledi.

    “İran’a karşı Hürmüz Boğazı çevresindeki mevcut saldırılardan daha büyük çapta bir saldırının ele alındığı” iddia edilen toplantıda, “Hürmüz Boğazı’ndaki İran hedeflerine yönelik saldırılara ek olarak İran’daki stratejik hedeflere yönelik daha yıkıcı saldırılara ilişkin yeni planlara odaklanıldığı” öne sürüldü.

    Toplantıya, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Genelkurmay Başkanı Dan Caine, ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı Direktörü John Ratcliffe ve Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un yanı sıra Trump’ın ulusal güvenlik ekibinin de katıldığı belirtildi.

    Trump, dün Fox News’e yaptığı açıklamada, İran’ın müzakere masasına oturmaması durumunda tüm enerji santrallerini ve köprülerini yıkacaklarını ifade etmişti.>>>AA

  • Venezuela’daki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 734’e çıktı

    Venezuela’daki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 734’e çıktı

    Venezuela Ulusal Meclis Başkanı (AN) Jorge Rodriguez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan depremlere ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Felakette hayatını kaybedenlerin sayısının 173 artarak 4 bin 734’e yükseldiğini kaydeden Rodriguez, yaralı sayısının ise 16 bin 740 olduğunu belirtti.

    Ulusal basında çıkan habere göre, Venezuela Ulusal Meclisi, salı günü yaptığı açıklamada, “istikrarı, demokrasiyi ve ulusal toparlanmayı güçlendirmek” amacıyla muhalefetin bir kesimiyle ortak çalışma sürecinin başlatıldığını duyurdu.

    Meclis ayrıca, 24 Haziran depremlerinin ardından gösterdiği dayanışma nedeniyle Washington’a teşekkür ederek, ABD Başkanı Donald Trump yönetimine “ülkenin yeniden toparlanması, istikrarın pekiştirilmesi ve Venezuela’nın demokratik kurumlarının güçlendirilmesine verdiği destekten” dolayı şükranlarını sundu.

    Venezuela’da 2 büyük deprem meydana gelmişti

    ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran’da Venezuela’da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde 2 deprem meydana geldiğini bildirmişti.

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 26 Haziran’daki açıklamasında, depremlerin doğrudan yol açtığı fiziksel hasarın maliyetini 6,7 milyar dolar olarak hesaplamıştı.

    Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü ülkede, ölü ve yaralı sayısının artmasından endişe ediliyor.>>>AA

  • Gazze’de bebek ölümleri ve düşükler arttı

    Gazze’de bebek ölümleri ve düşükler arttı

    Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan rapor, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının yanı sıra bölgeye insani yardım girişini engellemesinin bebek ölümleri, düşük ve anne sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi.

    Raporda, İsrail’in Ekim 2023’te başlattığı soykırım öncesinde Gazze Şeridi’nde her 1000 doğumda 140 düşük vakası görüldüğü, bugün bu oranın her 1000 doğumda 460 düşüğe yükseldiği kaydedildi.

    Hamile kadınlarda anemi oranının iki katına ulaştığı aktarılan raporda, bu durumun Gazze’de “gıda güvenliğinin tamamen çökmesinin bir göstergesi olduğu” ifade edildi.

    Nüfus artışındaki düşüşün sebebi artan düşük vakaları

    Raporda, Gazze’de sağlık sistemi ile gıda güvenliğinin çökmesi sonucu anne adaylarının sağlığının doğuma elverişsiz hale geldiği ve bu durumun bebeklerin hayatını kaybetmesine yol açtığı vurgulandı.

    Gazze Şeridi’ndeki doğum sayılarında da ciddi bir düşüş yaşandığı aktarılan raporda, geçen yılın kasım ayında 6 bin 76 doğum gerçekleşirken, bu sayının Nisan 2026’da yüzde 67 azalarak 2 bin 4’e gerilediği bilgisine yer verildi.

    Gazze’de nüfus artış hızındaki azalmanın temel sebebi olarak doğum öncesinde yaşanan düşükler gösterildi.

    Doktorlardan düşük oranlarında görülmemiş artış uyarısı

    Filistinli doktorlar, Gazze’de düşük vakaları ve bebek ölümlerindeki artışın İsrail’in yaklaşık 3 yıldır sürdürdüğü soykırımın sonucu olduğunu belirtiyor.

    İsrail saldırılarının doğrudan bebeklerin ölümüne yol açtığına dikkati çeken doktorlar, bunun yanı sıra İsrail’in Gazze’de bebek ölümlerine yol açacak koşulları oluşturduğunu ifade ediyor.

    Çocuk doktoru Ahmed Abdulhalık el-Feran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Filistinli anne adayları arasında düşük oranlarında görülmemiş bir artış yaşandığını söyledi.

    Feran, “Anne adayları kansızlık (anemi) ve yetersiz beslenme ile mücadele ediyor. Güven ve huzur hissinden yoksun bir şekilde bir yerden başka bir yere göç ediyorlar.” dedi.

    Gazze’de Filistinli annelerin “kuzeyden güneye ya da tam tersi yönde göç etmeye zorlandığına” dikkati çeken Feran, düşüğe etki eden diğer unsurlara ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “Hamilelik takibinin yapılamaması, kadınlar için gerekli takviye edici gıdaların ve vitaminlerin bulunmaması, güvenli bir ortamın olmayışı ve bu kadınların kontrol ya da doğum için hastanelere ulaşmasını sağlayacak güvenli ulaşım yolları ile araçlarının bulunmaması etkili oldu. Ayrıca temiz suya ve güvenli gıdaya erişimin olmaması dahil tüm bu faktörler düşük oranlarının artmasına yol açtı.”

    Feran, gebeliklerde düşüklerin son bir yılda %13 oranında arttığını kayderek, “Hamile annelerin ilk üç ayındaki anemi (kansızlık) oranlarına baktığımızda ise bu oranların %57’ye, bazen %60 ve %70’lere ulaştığını görüyoruz.” şeklinde konuştu.>>>AA