Kategori: Ekonomi

  • SGK emekli maaş farkları ne zaman yatacak 2026 Temmuz: SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı zam farkı ödeme tarihleri

    SGK emekli maaş farkları ne zaman yatacak 2026 Temmuz: SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı zam farkı ödeme tarihleri

    Temmuz ayı enflasyon ve zam oranlarının netleşmesinin ardından milyonlarca SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı emeklisinin gündemindeki en önemli başlık maaş zam farkı ödemeleri oldu. En düşük emekli maaşının yükseltilmesini de içeren düzenlemenin yasalaşmasının ardından, “Emekli maaş farkları ne zaman hesaplara yatacak?” sorusu yanıt aramaya başladı.

    Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ödeme takvimine dair detayları açıkladı. İşte kategori kategori emekli zam farkı ödeme süreçleri…

    En Düşük Emekli Maaşı 23 Bin 552 TL Oldu!

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerin ardından Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen düzenleme ile en düşük emekli maaşı 23 bin 552 TL’ye yükseltildi. Yasal düzenlemenin önümüzdeki günlerde Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girmesi bekleniyor.

    Zam Farkları Yattı mı, Ne Zaman Yatacak?

    SGK tarafından yapılan açıklamalar ve statülere göre maaş farkı ödeme takvimi şu şekildedir:

    1. Emekli Sandığı (4C) Zam Farkları

    SGK, 4C kapsamında aylık alan 2 milyon 491 bin 370 emekli ve hak sahibinin Temmuz ayı zam farkı ödemelerinin 24 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla hesaplara aktarıldığını duyurdu. Toplamda 14,5 milyar TL’lik fark ödemesi gerçekleştirildi.

    2. SSK (4A) Emekli Maaşları ve Farklar

    SSK emeklileri zamlı maaşlarını tahsis numaralarının son rakamına göre 17 – 26 Temmuz tarihleri arasında hesaplarında gördü:

    • Son rakamı 9 olanlar: 17 Temmuz

    • Son rakamı 7 olanlar: 18 Temmuz

    • Son rakamı 5 olanlar: 19 Temmuz

    • Son rakamı 3 olanlar: 20 Temmuz

    • Son rakamı 1 olanlar: 21 Temmuz

    • Son rakamı 8 olanlar: 22 Temmuz

    • Son rakamı 6 olanlar: 23 Temmuz

    • Son rakamı 4 olanlar: 24 Temmuz

    • Son rakamı 2 olanlar: 25 Temmuz

    • Son rakamı 0 olanlar: 26 Temmuz

    3. Bağ-Kur (4B) Emekli Maaşları ve Farklar

    Bağ-Kur emeklilerinin ödemeleri ise 25 – 28 Temmuz tarihleri arasında tamamlanıyor:

    • Son rakamı 9, 7 ve 5 olanlar: 25 Temmuz

    • Son rakamı 3 ve 1 olanlar: 26 Temmuz

    • Son rakamı 8, 6 ve 4 olanlar: 27 Temmuz

    • Son rakamı 2 ve 0 olanlar: 28 Temmuz

  • İNDİRİM POMPAYA GELMEDEN ERİDİ! | İşte 28 Temmuz 2026 güncel motorin ve benzin fiyatları

    İNDİRİM POMPAYA GELMEDEN ERİDİ! | İşte 28 Temmuz 2026 güncel motorin ve benzin fiyatları

    Küresel piyasalarda brent petrol fiyatlarının gerilemesi ve ABD-İran hattındaki gerilimin diplomasiye bırakmasıyla birlikte akaryakıt fiyatlarında beklenen indirim kararı yürürlüğe girdi. Ancak kamuoyunda 3 lira seviyesinde olması beklenen indirim, ÖTV ve Eşel Mobil hesaplamaları nedeniyle pompaya sınırlı yansıdı.

    Gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere motorinin litre fiyatında 1 lira 34 kuruşluk düşüş gerçekleşirken, benzin fiyatlarında ise herhangi bir değişikliğe gidilmedi.

    Peki indirimin ardından mazotun litresi kaç TL oldu? İşte 28 Temmuz 2026 Salı günü itibarıyla il il güncel akaryakıt fiyatları…

    Motorin İndirimi Neden Pompaya Eksik Yansıdı?

    Sektör kaynaklarından alınan bilgilere göre uluslararası ürün fiyatlarındaki gerilemeyle motorinde toplam 2,95 TL tutarında bir indirim hesaplandı.

    Ancak Eşel Mobil Sistemi uygulaması doğrultusunda bu indirimin 1,34 TL’lik kısmı doğrudan pompa fiyatlarına düşüş olarak yansıtılırken, kalan 1,61 TL’lik bölüm ise ÖTV matrahına eklendi. Bu nedenle araç sahiplerinin tabelada gördüğü net indirim 1,34 TL ile sınırlı kaldı.

    28 Temmuz 2026 Güncel Akaryakıt Fiyatları Tablosu

    Gece yarısı yapılan güncellemenin ardından büyükşehirlerde geçerli olan güncel benzin ve motorin litre fiyatları şu şekilde şekillendi:

    İstanbul Akaryakıt Fiyatları

    • İstanbul Avrupa Yakası:

      • Benzin: 67,04 TL

      • Motorin: 77,16 TL

    • İstanbul Anadolu Yakası:

      • Benzin: 66,89 TL

      • Motorin: 77,04 TL

    Ankara Akaryakıt Fiyatları

    • Benzin: 67,99 TL

    • Motorin: 78,28 TL

    İzmir Akaryakıt Fiyatları

    • Benzin: 68,28 TL

    • Motorin: 78,56 TL

  • FED faiz kararı ne zaman? Piyasalarda Temmuz ayı FED alarmı!

    FED faiz kararı ne zaman? Piyasalarda Temmuz ayı FED alarmı!

    Küresel piyasalar, küresel ekonomiye yön verecek olan ABD Merkez Bankası’nın (FED) Temmuz ayı faiz kararına kilitlendi. Altın, döviz, borsa ve kripto para yatırımcıları, toplantıdan çıkacak faiz kararını ve verilecek olan politika mesajlarını yakından takip ediyor.

    Peki, FED faiz kararı ne zaman, hangi gün açıklanacak? FED Başkanı Kevin Warsh saat kaçta basın toplantısı düzenleyecek? İşte 2026 Temmuz FED faiz kararı takvimi ve piyasaların beklentileri…

    FED Faiz Kararı Ne Zaman ve Saat Kaçta Açıklanacak?

    ABD Merkez Bankası (FED) Temmuz ayı FOMC (Federal Açık Piyasa Komitesi) toplantısı 28 – 29 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştiriliyor.

    İki gün sürecek kritik toplantının ardından alınan faiz kararı, 29 Temmuz 2026 Çarşamba günü Türkiye saati ile (TSİ) 21.00’de kamuoyuna duyurulacak.

    Faiz kararının ilan edilmesinden yarım saat sonra, TSİ 21.30’da ise FED Başkanı Kevin Warsh kameraların karşısına geçerek basın toplantısı düzenleyecek ve ekonomik görünüme dair mesajlar verecek.

    FED Karar Takvimi Özet

    • Toplantı Tarihleri: 28 – 29 Temmuz 2026

    • Faiz Kararı Açıklanma Saati: 29 Temmuz 2026 – TSİ 21.00

    • FED Başkanı Kevin Warsh Basın Toplantısı: 29 Temmuz 2026 – TSİ 21.30

    Piyasaların Temmuz Ayı FED Beklentisi ve Olası Senaryolar

    Küresel finans piyasalarında ve ekonomist çevrelerinde Temmuz ayı kararına ilişkin öne çıkan senaryolar şu şekildedir:

    1. Faizin Sabit Tutulması (Ağırlıklı Beklenti)

    Piyasalarda genel konsensüs, FED’in politika faizini mevcut seviyesinde sabit bırakacağı yönündedir.

    2. Güvercin (Ilımlı) Mesajlar Senaryosu

    FED ve Başkan Kevin Warsh’ın enflasyondaki düşüşe vurgu yaparak geleceğe dönük faiz indirimi patikasına dair olumlu sinyaller vermesi durumunda; ons altın, gram altın, borsa endeksleri ve kripto para varlıklarında yukarı yönlü sert hareketler görülebilir.

    3. Şahin (Sert) Mesajlar Senaryosu

    Enflasyon risklerinin sürdüğü ve faiz artış kapısının açık tutulabileceği yönünde sert açıklamalar yapılması halinde, ABD Dolar Endeksi (DXY) küresel ölçekte değer kazanırken, altın ve gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde satış baskısı oluşabilir.

  • Petrol fiyatları çakıldı: Altında da sürpriz düşüş!

    Petrol fiyatları çakıldı: Altında da sürpriz düşüş!

    Küresel piyasalar yeni haftaya jeopolitik gelişmeler ve merkez bankası beklentilerinin yarattığı sert dalgalanmalarla başladı.

    ABD ile İran arasındaki askeri gerilimin yerini diplomasiye bırakması ve Orta Doğu’daki çatışmaların durulması, enerji piyasalarında sert satışları beraberinde getirdi. Petrol fiyatlarında tarihi düşüşler kaydedilirken, ons altındaki yön ise faiz artışı endişeleri nedeniyle aşağı kırıldı.

    İşte küresel finans piyasalarını sallayan gelişmelerin ve FED iddiasının perde arkası…

    Petrol Fiyatlarında Tarihi Düşüş: Brent %13’ten Fazla Değer Kaybetti

    ABD Başkanı Donald Trump’ın, Orta Doğu’daki çatışmaları sonlandırmak adına İran ile pozitif görüşmeler yürütüldüğünü açıklamasının ardından petrol piyasalarında adeta deprem yaşandı.

    Arz endişelerinin ortadan kalkmasıyla hızla gerileyen Brent petrolün varil fiyatı, %13,53 değer kaybederek 85,34 dolara kadar geriledi. Düşüş eğilimini yeni günün ilk saatlerinde de sürdüren Brent petrol, varil başına 84,25 dolar seviyelerinden işlem görüyor.

    Altın Fiyatları Neden Yükselmedi? Ons Altında Düşüş Baskısı

    Jeopolitik risklerin azalması ve petroldeki sert gerileme, enflasyon baskılarını hafifletse de değerli metallere beklenen yükselişi getirmedi. Ons altın, enflasyon ve faiz endişeleriyle 4 bin 50 dolar seviyesinin altına gerileyerek son günlerdeki tüm kazanımlarını geri verdi.

    Değerli metaller üzerindeki bu baskının en büyük nedeni olarak, bu hafta açıklanacak ABD Merkez Bankası (FED) faiz kararı öncesinde artan belirsizlikler gösteriliyor.

    Piyasalarda Şok İddia: FED Faiz Artırabilir!

    Finans dünyasının dev kuruluşlarından Citadel Securities, haftalık piyasa değerlendirmesinde çarpıcı bir faiz artışı beklentisini öne sürdü.

    Piyasalar, FED’in bu haftaki kritik toplantısında faiz artırma ihtimalini üçte birden yüksek bir oranla fiyatlarken; Citadel Securities, FED Başkanı Kevin Warsh’ın fiyat istikrarını yeniden sağlama kararlılığı doğrultusunda güven tazelemek adına sürpriz bir faiz artışına gidebileceğini savundu.

    Piyasalardaki Son Durum Tablosu

    • Brent Petrol (Varil): 84,25 $ (%13,5’i aşan düşüş)

    • Ons Altın: 4.050 $ Altı (Satış baskısı hakim)

    • Kritik Gündem: Çarşamba günkü FED Faiz Kararı ve Kevin Warsh’ın açıklamaları

  • Muğla Çileği Projesi kırsalda üretim ve istihdamı artırdı

    Muğla Çileği Projesi kırsalda üretim ve istihdamı artırdı

    Küçük ve parçalı tarım arazilerinde katma değeri yüksek ürünlerin yetiştirilmesini hedefleyen projeyle kadın çiftçilerin üretime katılımının artırılması, aile gelirlerinin desteklenmesi ve kırsaldan kente göçün azaltılması amaçlandı.

    Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce Valilik desteğiyle 2018 yılında başlatılan proje kapsamında bugüne kadar 824 dekarlık alanda yeni çilek bahçeleri kuruldu. Çalışmalarla 1648 kişiye istihdam sağlanırken, il genelindeki çilek üretim alanı proje öncesindeki 457 dekardan 1614 dekara yükseldi.

    Muğla Çileği Projesi kırsalda üretim ve istihdamı artırdı

    Kentte yılda ortalama 4 bin 100 ton çilek üretimi gerçekleştirilirken, ürünün ortalama satış fiyatıyla yaklaşık 820 milyon liralık ekonomik hacim oluşturuldu. Bugüne kadar 9 etap halinde uygulanan proje için Valilik Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) kaynaklarından yüzde 50 ila 75 hibe desteğiyle toplam 18 milyon 18 bin lira bütçe kullanıldı.

    Muğla Çileği Projesi kırsalda üretim ve istihdamı artırdı

    “Geçim sıkıntısı yaşıyorduk, çilekle rahatladık”

    Yatağan ilçesinin Bencik Mahallesi’nde çilek üreten Ersan Öztürk, AA muhabirine, yaklaşık 7 yıldır çilek yetiştiriciliğiyle uğraştığını söyledi.

    Çilek üretiminin aile bütçesine önemli katkı sağladığını belirten Öztürk, “Devletimizden Allah razı olsun. Çilek sayesinde bir oğlumu evlendirdim, inşallah ikinci oğlumu da evlendireceğim.” dedi.

    Muğla Çileği Projesi kırsalda üretim ve istihdamı artırdı

    Aroma ve kalitesiyle ürünün ilgi gördüğünü, çilekleri ağırlıklı olarak Marmaris, Bodrum ve Milas’a gönderdiklerini dile getiren Öztürk, şunları kaydetti:

    “Çileğimize talep çok iyi. Bu yıl 6 dönüm alana çilek diktim. Dönüm başına ortalama 3 ton ürün alıyoruz. Üretime başlamadan önce uzun yıllar dolmuş şoförlüğü yapıyordum ve geçim sıkıntısı yaşıyorduk. Eşim de hayvancılık ve tütün işiyle uğraşıyordu, gelirimiz borçlara gidiyordu. Çok şükür çilek üretimine başladıktan sonra ekonomik olarak rahatladık.”

    Muğla Çileği Projesi kırsalda üretim ve istihdamı artırdı

    İnşaatçılığı ve hayvancılığı bırakıp çilek üretimine başladı

    Üreticilerden Mehmet Bağcı da bu yıl ilk kez çilek ektiğini ve elde ettiği verimden memnun kaldığını aktardı.

    Uzun yıllar inşaat sektöründe çalıştığını ve hayvancılık yaptığını belirten Bağcı, “Bu işleri bırakarak çilek üreticiliğine yöneldim. Üretimden ve kazancımdan çok memnun kaldım, bundan sonra da üretimi sürdürmeyi planlıyorum.” ifadesini kullandı.

    Eşiyle tarlada çalışan Selda Bağcı ise üretimin aile bütçelerine doğrudan katkı sağladığını dile getirdi.>>>AA

    Muğla Çileği Projesi kırsalda üretim ve istihdamı artırdı
  • FED faiz kararı ne zaman açıklanacak? Piyasaların gözü kulağı burada!

    FED faiz kararı ne zaman açıklanacak? Piyasaların gözü kulağı burada!

    Küresel piyasalarda gözler ABD Merkez Bankası (FED) tarafından alınacak Temmuz 2026 faiz kararına çevrildi. Altın, dolar, borsa, emtia ve kripto para yatırımcılarının yakından takip ettiği Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından, ABD ekonomisinin yeni dönem para politikası patikası netlik kazanacak.

    İşte piyasaların kaderini belirleyecek FED Temmuz 2026 faiz kararının açıklanacağı tarih, saat detayları ve usta ekonomistlerin karara ilişkin değerlendirmeleri…

    FED Faiz Kararı Ne Zaman ve Saat Kaçta Açıklanacak?

    ABD Merkez Bankası (FED), Temmuz ayı faiz kararını belirlemek amacıyla 28-29 Temmuz 2026 tarihlerinde iki gün sürecek kritik FOMC toplantısını gerçekleştirecek.

    İki gün süren maratonun ardından karar, 29 Temmuz 2026 Çarşamba günü Türkiye Saati ile (TSİ) 21.00’de kamuoyuna duyurulacak. Kararın ilan edilmesinin hemen ardından, saat 21.30’da FED Başkanı Kevin Warsh kamera karşısına geçerek alınan kararın gerekçelerini açıklayacak ve gelecek dönemin faiz patikasına dair kritik mesajlar verecek.

    Temmuz 2026 FED Faiz Beklentisi Ne Yönlü?

    Küresel analistler ve dev finans kuruluşları, ABD’de açıklanan son ekonomik verileri ve Orta Doğu’daki jeopolitik riskleri göz önüne alarak FED’in bu toplantıda faiz oranlarını sabit tutacağı görüşünde birleşiyor.

    Ekonomiyi şekillendiren temel göstergeler ise şu şekilde öne çıkıyor:

    ABD’de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haziran ayında aylık bazda %0,4 gerilerken yıllık bazda %3,5 artarak beklentilerin altında kaldı. Böylece Mayıs 2020’den bu yana ilk kez aylık düşüş kaydedildi.

    Tarım dışı istihdam haziranda 57 bin artışla yavaşlama gösterirken işsizlik oranı %4,2 seviyesinde gerçekleşti.

    Orta Doğu’da yeniden tırmanan gerilimin etkisiyle Brent petrolün varili 100 dolar sınırını aşarken ABD’de benzin fiyatları galon başına 4,11 dolara yükseldi. Enerji maliyetlerindeki bu artış, enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk yaratmaya devam ediyor.

    Dev Finans Kurumları ve Ekonomistlerin Değerlendirmeleri

    • Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi: FED’in bu yılı ve gelecek yıla geçişi faiz oranlarını sabit tutarak tamamlamasını beklediğini ifade etti. Zandi, ABD-İran gerilimi nedeniyle petrol fiyatlarının yüksek kalması durumunda eylül ayında faiz artırımı ihtimalinin de masada olabileceğini belirtti.

    • Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola: Yavaşlayan TÜFE verilerinin FED’e rahatlama alanı tanımadığını, Orta Doğu kaynaklı enerji riskleri nedeniyle bankanın temmuzda faizleri sabit tutup eylül ayını bekleyeceğini öngördü.

    • Oxford Economics Başekonomisti Nancy Vanden Houten: FED’den bir faiz artışı beklemediklerini, politika faizinin önümüzdeki yılın eylül ayına kadar sabit tutulacağı bir senaryoyu ağırlıklı gördüklerini aktardı.

    FED Kararı Altın, Dolar ve Piyasaları Nasıl Etkiler?

    FED’in faizleri sabit bırakması ve geleceğe dönük daha ılımlı (güvercin) mesajlar vermesi durumunda ABD Dolar Endeksi’nde (DXY) gevşeme görülebilir. Bu durum ons altın, gram altın, borsa endeksleri ve kripto varlıklarda yukarı yönlü hamleleri destekleyebilir.

    Öte yandan, enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle şahin tonlu bir yönlendirme yapılması halinde dolarda küresel ölçekte değer kazanımı ve riskli varlıklarda satış baskısı oluşması bekleniyor.

  • Türk tekstili yılın ilk yarısında 4,7 milyar dolar gelir sağladı

    Türk tekstili yılın ilk yarısında 4,7 milyar dolar gelir sağladı

    AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri verilerinden derlediği bilgilere göre, tekstil üreticileri 2026’nın ocak-haziran döneminde 196 ülke ve serbest bölgeye 1 milyon 226 bin 764 ton ürün gönderdi.

    Sektör, bu ihracat karşılığında 4 milyar 708 milyon 604 bin dolar gelir elde etti. En fazla ihracat 1 milyar 807 milyon 649 bin dolarla Avrupa Birliği ülkelerine yapıldı.

    Afrika ülkelerine yapılan ihracat ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,9 artarak 764 milyon 376 bin dolara ulaştı.

    Türk tekstili yılın ilk yarısında 4,7 milyar dolar gelir sağladı

    İtalya ilk sırada yer aldı

    Sektör, ülke bazında en fazla ihracatı 385 milyon 836 bin dolarla İtalya’ya gerçekleştirdi. Bu ülkeyi, yüzde 23,9 artışla 301 milyon 270 bin dolarla ABD, yüzde 11,1 artışla 289 milyon 865 bin dolarla İspanya izledi.

    Alt mal grupları incelendiğinde, en fazla dış satım 2 milyar 874 milyon 418 bin dolarla kumaş grubunda gerçekleşti. Kumaşı, 1 milyar 217 milyon 683 bin dolarla iplik ve 616 milyon 503 bin dolarla elyaf takip etti.

    İller bazında ise en fazla ihracat 1 milyar 829 milyon 231 bin dolarla İstanbul’dan yapıldı. Gaziantep 779 milyon 981 bin dolarla ikinci, Bursa 626 milyon 714 bin dolarla üçüncü, Kahramanmaraş ise 375 milyon 120 bin dolarla dördüncü sırada yer aldı.

    Türk tekstili yılın ilk yarısında 4,7 milyar dolar gelir sağladı

    “Tekstil sektörü dönüşüm sürecinde”

    TİM Başkanvekili ve TİM Sektörler Konseyi Tekstil ve Hammaddeleri Sektör Temsilcisi Ahmet Öksüz, AA muhabirine, küresel belirsizlikler ve jeopolitik gelişmelerin ana ihracat pazarlarındaki talep koşullarını ve sektörün performansını doğrudan etkilediğini belirtti.

    Türk tekstil sektörünün entegre üretim yapısı, kaliteli üretimi, hızlı teslim kabiliyeti ve güçlü tedarik altyapısıyla küresel ticarette önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayan Öksüz, şunları kaydetti:

    “Mevcut rakamları sektörümüzün potansiyelinden ziyade, içinde bulunduğumuz küresel konjonktürü yansıtan bir tablo olarak değerlendiriyoruz. Tekstil sektörü bugün yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Küresel talepteki yavaşlama, maliyet baskıları ve uluslararası rekabet şartları sektörümüzü zorlarken, tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi Türkiye açısından önemli fırsatlar sunuyor.”

    Türk tekstili yılın ilk yarısında 4,7 milyar dolar gelir sağladı

    Rekabetin yalnızca fiyat üzerinden şekillenmediğine dikkati çeken Öksüz, kalite, hız, sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyonun da satın alma kararlarında belirleyici hale geldiğini ifade etti.

    Öksüz, sektörün rekabet gücünü koruyabilmesi için katma değerli üretim, teknik ve fonksiyonel tekstiller, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve AR-GE çalışmalarına daha fazla odaklanılması gerektiğini kaydetti.

    Yılın ikinci yarısına temkinli ancak olumlu baktıklarını belirten Öksüz, küresel talepte kademeli toparlanma ve stratejik pazarlardaki ivmenin sürmesi halinde yılı daha dengeli ve güçlü bir performansla tamamlamayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.>>>AA

  • Fed’in bu yıl faizleri sabit tutacağına yönelik iyimser öngörüler devam ediyor

    Fed’in bu yıl faizleri sabit tutacağına yönelik iyimser öngörüler devam ediyor

    Şubat ayından bu yana ABD/İsrail-İran Savaşı’na ilişkin jeopolitik gerilimler, Fed’in güvercin para politikası uygulayacağına yönelik tahminleri tersine çevirmişti.

    Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji tedarikine ilişkin sıkıntılara karşın açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonist baskıların endişe edildiği kadar etkili olmadığını ortaya koyması, Fed’in sıkı para politikası uygulayacağına dair ihtimalleri zayıflatmıştı.

    Ancak çatışmaların tekrar yoğunlaşması ve petrol fiyatlarının 100 dolar seviyelerini görmesi, bankanın faiz artırabileceğine dair endişelerin yeniden yükselmesine neden oldu.

    Uzmanlar, enflasyonist etkilerin hala sınırlı olduğunu ve gümrük tarifelerinin de zaten fiyatlara yansımış olduğunu belirterek, Fed’in yılın geri kalanında faiz artırımına gitmeyeceğini öngörüyor.

    ABN Amro Ekonomik Modelleme Sorumlusu ve Kıdemli ABD Ekonomisti Rogier Quaedvlieg, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Fed’in temmuz ayı toplantısında politika faizini sabit bırakacağını öngördüğünü söyledi.

    Hürmüz Boğazı çevresinde yeniden tırmanan gerginlik ve petrol fiyatlarında yaşanan keskin artışın Fed üzerindeki baskıyı artırdığını aktaran Quaedvlieg, “Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) son tutanakları, yetkililerin genel olarak iki olası senaryo öngördüğünü gösteriyor. Bu senaryolardan bir tanesi, enflasyonun kısa sürede düzelmesi ve faiz oranlarının sabit kalmasına olanak sağlaması, diğer senaryo ise enerji fiyatları ve yapay zeka kaynaklı talep baskılarının etkisiyle enflasyonun daha inatçı bir seyir izlemesi ve bu durumun belli ölçüde ilave para politikası sıkılaşmasını gerektirmesi.” ifadelerini kullandı.

    Quaedvlieg, Fed’in son dönemde yaptığı açıklamaların büyük ölçüde üyelerin ekonomiye ilişkin bu senaryolardan hangisini benimsediklerini yansıttığını belirtti.

    Son dönemde gelen geçmişe dönük verilerin “kısa sürede düzelmesi ve faiz oranlarının sabit kalması” senaryosunu desteklediğini söyleyen Quaedvlieg, petrol fiyatlarının hızla yükselmesine yol açan İran’daki gelişmelerin ise “enerji fiyatları ve yapay zeka kaynaklı talep baskılarının etkisiyle enflasyonun daha inatçı bir seyir izlemesi ve bu durumun belli ölçüde ilave para politikası sıkılaştırmasını gerektirmesi” senaryosunun olasılığını artırdığını vurguladı.

    Yeni tarifelerin etkileri de takip ediliyor

    Enerji şokuna ek olarak yeni bir tarife döneminin de yürürlüğe girmek üzere olduğuna dikkati çeken Quaedvlieg, şunları kaydetti:

    “Bu gümrük tarifeleri 301. Bölüm kapsamında uygulanmaktadır ve bizim görüşümüze göre, bu tarifeler yani Yüksek Mahkeme tarafından iptal edilen Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası’na (IEEPA) ilişkin tarifeler ve süreleri dolmak üzere olan 122. Bölüm tarifelerine kıyasla çok daha sağlam hukuki temellere dayanmaktadır. Ticaret ağırlıklı bazda, genel gümrük vergisi yükü, 122. Bölüm paketi ile karşılaştırıldığında genel olarak değişmemiştir. Sonuç olarak, enflasyonda kayda değer yeni bir artış beklemiyoruz. Yeni paketteki bazı ayrıntılar, belirli ticaret ortaklarından gelen belirli mallar üzerinde fiyat baskısı yaratabilse de paket genel olarak mevcut gümrük vergisi rejimine büyük ölçüde benzemektedir. Tarifeye ilişkin fiyat etkileri zaten fiyatlara yansımış durumda, bu da ek bir enflasyonist etki olasılığını sınırlıyor. Temel senaryomuz, politika faizinin yılın geri kalanında sabit kalacağı yönünde ancak eylül ayını faiz artırımının hala gerçekçi bir olasılık olarak görüldüğü bir toplantı olarak değerlendiriyoruz.”

    Quaedvlieg, faiz oranlarının sabit kalabilmesi için İran çevresindeki gerilimlerin aylar değil haftalar içinde önemli ölçüde azalması gerekeceğini belirtti.

    ING Uluslararası Başekonomisti James Knightley de enflasyonun yavaşlamasının Fed’i şahin politikalardan uzak tuttuğunu ifade etti.

    Haziran ayında Fed’in şahin bir tutum sergilemesinin ardından enflasyonun yavaşlaması ve istihdam verilerinin zayıf gelmesinin piyasaların Fed’in olası faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azalttığını dile getiren Knightley, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Fed, sonunda faiz artışı yapıp yapmayacağı konusunda tam olarak ikiye bölünmüş durumda. Bankada dokuz üye faiz artışı olacağını düşünürken, dokuz üye ise faizlerin sabit kalacağını öngörmektedir. İstihdam artışının ılımlı seyri ve enflasyon baskılarının hafiflemesi göz önüne alındığında, biz de politikayı sabit tutacağını öngören dokuz üyenin görüşüne katılıyoruz. Bu nedenle, Fed’in önümüzdeki yaza kadar politika faiz oranlarının sabit kalacağını öngörmeye devam ediyoruz.”>>>AA

  • Türkiye’de barajlardaki doluluk hidroelektrik üretimini rekora taşıdı

    Türkiye’de barajlardaki doluluk hidroelektrik üretimini rekora taşıdı

    AA muhabirinin Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin Su Raporlarından derlediği verilere göre, 19 Temmuz itibarıyla barajlardaki doluluk oranı yüzde 71,3 seviyesine yükseldi. Bu oran, 2024’te yüzde 61,4, geçen yıl ise yüzde 51,7 olarak kaydedilmişti.

    Türkiye genelindeki tüm barajların toplam aktif su miktarı, temmuz verilerine göre 72,53 milyar metreküp olarak hesaplandı. Geçen yılın aynı döneminde 30,24 milyar metreküp olan bu miktar, barajlara giren suyun geçen yıla oranla yüzde 139,9 arttığını ortaya koydu.

    Su kaynaklarındaki bu bolluk, elektrik üretimine de doğrudan yansıdı. Yılın ilk 6 ayında gerçekleşen hidroelektrik üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 68 arttı.

    Geçen yılın ilk yarısında 33,9 milyar kilovatsaat olan hidroelektrik üretimi, bu yılın aynı döneminde 57 milyar kilovatsaat seviyesine ulaştı. Bu verilerle birlikte, Türkiye’nin toplam elektrik üretiminde hidroelektrik santrallerin (HES) payı yüzde 32’yi aştı.

    Ana havzalarda bahar bereketi yaşanıyor

    Raporda, ana havza barajlarına gelen su miktarının aylık dağılımı incelendiğinde, özellikle bahar aylarındaki artış dikkati çekti.

    Ocak-Temmuz döneminde barajlı santrallere gelen toplam su miktarı 72,53 milyar metreküpü bulurken, bu rakam geçen yıl 30,24 milyar metreküp seviyesindeydi. Mayıs, 19,3 milyar metreküplük su girişiyle bu yılın en bereketli ayı olurken şubat, nisan ve haziran aylarında da geçen yıla göre iki ila üç kat daha fazla su girişi sağlandığı görüldü.

    Raporda yer alan verilere göre, temmuz ayının ilk 19 gününde ana havza barajlarına gelen toplam su miktarı 3 milyar 436 milyon 829 bin metreküp olarak gerçekleşti. Günlük verilere bakıldığında, en yüksek su girişi 1 Temmuz’da 217,4 milyon metreküp, en düşük su girişi ise 16 Temmuz’da 147,2 milyon metreküp oldu.

    Bu su bolluğundan yararlanan ana havza barajları arasında Keban, Deriner, Altınkaya, Hirfanlı, Boyabat, Oymapınar ve Alpaslan-1 gibi kritik öneme sahip tesisler yer alıyor.

    Ayrıca Adıgüzel, Alkumru, Almus, Batman, Demirköprü, Dicle, Ermenek, Garzan, Hasan Uğurlu, Karacaören, Kemer, Kılıçkaya, Kralkızı, Kuzgun, Kandil, Özlüce, Sarıyar, Tercan, Torul, Uzunçayır, Yamula ve Yedigöze barajları da su verimliliği artan başlıca santrallar arasında listeleniyor.

    Bu yıl barajlara gelen su miktarı, yalnızca kurak geçen bir önceki yılı değil, 55,93 milyar metreküplük uzun yıllar ortalamasını da geride bıraktı.

    Yılın ilk 7 ayında barajlara gelen su, planlanan 37,18 milyar metreküplük program hedeflerinin yüzde 195,1’ine ulaşarak beklentileri adeta ikiye katladı. Bu durum, uzun yıllar ortalamasının da yüzde 29,7 üzerine çıkarak enerji yönetiminde tarihi bir başarıya imza attı.>>>AA

  • Sanayi kenti Bursa ihracatta 118 ülkeyi geride bıraktı

    Sanayi kenti Bursa ihracatta 118 ülkeyi geride bıraktı

    AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgiye göre, geçen yıl 18,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Bursa’nın serbest bölge rakamlarıyla toplam dış satımı 20 milyar dolara ulaştı.

    Bir önceki yıla göre, 2025 yılı dış satımını yüzde 9,5 artırarak, 194 farklı ülkeye mal ve hizmet ihracatı gerçekleştiren Bursa, 118 ülkeden daha yüksek ihracat performansı sergiledi.

    Bursa, yaptığı ihracatla Lüksemburg’dan Paraguay’a, Ürdün’den Uruguay’a, Gürcistan’dan Kenya’ya, Makedonya’dan Senegal’e kadar farklı kıtalardan 118 ülkeyi geride bırakmayı başardı.

    “İhracatı artıracak adımlar atmaya devam edeceğiz”

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, AA muhabirine, Bursa’nın köklü üretim kültürü, girişimci yapısı ve yüksek katma değerli sektörleriyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu söyledi.

    Sahip olduğu sektörel çeşitlilik ve güçlü tedarik zinciriyle kentin Türkiye’nin dış ticaret hedeflerine en yüksek katkıyı sağlayan şehirler arasında yer aldığını belirten Burkay, şunları kaydetti:

    “Küresel ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği, jeopolitik risklerin ve maliyet baskılarının arttığı bir dönemde Bursa’nın ihracatını artırması son derece kıymetlidir. Kentimizin 118 ülkeden daha fazla ihracat gerçekleştirmesi, sanayicilerimizin üretim azminin, girişimcilerimizin vizyonunun ve çalışanlarımızın emeğinin önemli bir sonucudur. Firmaların yüksek katma değerli üretime, ileri teknolojiye ve yeni nesil ihracat pazarlarına yönelmesini öncelikli hedef olarak değerlendiriyoruz.”

    Burkay, BTSO iştiraki olan KFA Fuarcılık aracılığıyla firmaların ulusal ve uluslararası fuarlar, alım heyetleri ve yurt dışı iş gezilerine iştirak ettiğini, bu sayede küresel ticaret ağlarına daha güçlü şekilde katıldıklarını ifade ederek, “KFA Fuarcılık, savunma sanayisinden tekstile, makineden gıda ve yapı sektörlerine kadar Türkiye’nin üretim gücünü dünyaya taşıyor. Bursa Fuar Merkezi’nde başlattığımız yeni dönemle birlikte kentimizi uluslararası fuarcılıkta daha güçlü bir merkez haline getirirken firmalarımıza yeni ticaret ve ihracat imkanları sunmayı sürdüreceğiz.” diye konuştu.

    BTSO’nun Ur-Ge, HİSER, kümelenme ve Ticari Safari projeleriyle firmaların uluslararası rekabet gücünü desteklediğine dikkati çeken Burkay, sözlerini şöyle noktaladı:

    “Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğümüz Ur-Ge ve HİSER projeleri, özellikle KOBİ’lerin ihracata hazırlanmasında ve hedef pazarlara birlikte açılmasında örnek bir model oluşturdu. Firmaların kurumsal kapasitelerini geliştiren, ortak hareket kültürünü güçlendiren ve doğrudan yabancı alıcılarla buluşmalarını sağlayan bu çalışmalarımızı yeni sektörler ve yeni pazarlarla büyütmeyi sürdüreceğiz. Bursa’nın üretim gücünü teknoloji, tasarım, markalaşma ve nitelikli insan kaynağıyla destekleyerek dünya ticaretinden aldığı payı, çok daha yüksek seviyelere çıkarmayı hedefliyoruz. ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ anlayışıyla KFA Fuarcılık, Ur-Ge projeleri, uluslararası alım heyetleri ve yeni nesil ihracat programlarıyla ihracatı artıracak adımlar atmaya devam edeceğiz.”>>>AA

  • Akaryakıta indirim geliyor: Tutar bile belli!

    Akaryakıta indirim geliyor: Tutar bile belli!

    Küresel piyasalarda Orta Doğu’daki askeri gerilimin azalması ve Brent petrol varil fiyatının gerilemesi, akaryakıt fiyatlarında indirim beklentisini beraberinde getirdi. Sektör kaynaklarından alınan son bilgilere göre motorinin litre fiyatında 2,95 TL’lik bir indirim hesabı öne çıktı.

    Ancak sürücülerin ve araç sahiplerinin merakla beklediği bu indirimin pompaya yansıyıp yansımayacağı hususunda ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) detayı kritik rol oynuyor.

    İşte akaryakıt piyasasındaki son dakika indirim gelişmesi, saat 16.00 vurgusunun nedeni ve il il güncel benzin-motorin fiyatları…

    Motorin İndirimi Pompaya Yansıyacak mı? ‘Saat 16.00’ Detayı

    Gazeteci Olcay Aydilek’in sektör kaynaklarına dayandırarak aktardığı bilgilere göre, uluslararası piyasa hareketleriyle motorinde 2,95 TL’lik indirim olanağı doğdu.

    Söz konusu indirimin pompaya yansıma ihtimaline ilişkin öne çıkan başlıklar şu şekilde:

    • ÖTV Sıfırlanma Noktasında: Geçtiğimiz günlerde yapılan zamların bir kısmı ÖTV’den karşılandığı için sistemde ÖTV payı oldukça azaldı.

    • Devletin Kararı Bekleniyor: Eğer Hazine ve Maliye Bakanlığı oluşan bu 2,95 TL’lik gerilemeyi ÖTV kaynağını tamamlamak için kullanırsa pompa fiyatı değişmeyecek; ÖTV kesintisi yapılmazsa indirim doğrudan sürücülere yansıyacak.

    Sektör yetkilileri, EPDK ve Bakanlık tarafındaki hesaplamaların saat 16.00 itibarıyla netleşeceğini ve kararın akşam saatlerinde resmiyet kazanacağını ifade ediyor.

    Muhtemel bir kararda indirimin 28 Temmuz Salı günü ilk saatlerinden itibaren geçerli olması bekleniyor.

    İndirim Gerçekleşirse Motorin Fiyatları Ne Kadar Olacak?

    2,95 TL’lik indirimin pompaya yansıması durumunda motorin litre fiyatlarının yaklaşık olarak şu seviyelere gerilemesi öngörülüyor:

    • İstanbul: ~75,57 TL

    • Ankara: ~76,68 TL

    • İzmir: ~76,95 TL

    27 Temmuz 2026 Güncel Akaryakıt Fiyatları

    Piyasalarda bugün itibarıyla geçerli olan benzin, motorin ve LPG litre satış fiyatları:

    İstanbul Akaryakıt Fiyatları

    • Avrupa Yakası: Benzin: 67,05 TL | Motorin: 78,52 TL | LPG: 31,19 TL

    • Anadolu Yakası: Benzin: 66,90 TL | Motorin: 78,37 TL | LPG: 30,59 TL

    Ankara Akaryakıt Fiyatları

    • Benzin: 68,01 TL

    • Motorin: 79,63 TL

    • LPG: 31,29 TL

    İzmir Akaryakıt Fiyatları

    • Benzin: 68,29 TL

    • Motorin: 79,90 TL

    • LPG: 31,19 TL

  • Küresel piyasalar, haftaya jeopolitik gerilimlerin hafiflemesiyle pozitif başladı

    Küresel piyasalar, haftaya jeopolitik gerilimlerin hafiflemesiyle pozitif başladı

    Küresel piyasalar geçen hafta, Orta Doğu’daki jeopolitik riskler, ABD’deki tarife gündemi ve yapay zeka temasının devam edip etmeyeceğine yönelik değerlendirmelerle karışık seyretmişti.

    Yeni haftada ise jeopolitik gerilimlerin hafiflemesi küresel piyasalarda pozitif bir havanın oluşmasını sağladı.

    Axios haber sitesine isim vermeden konuşan iki kaynak, ABD Başkanı Donald Trump’ın, cuma günü İran’a yönelik daha fazla saldırı planına onay vermediğini iddia etti.

    İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekreminiya da dün yaptığı açıklamada ABD saldırılarının son iki gecedir durduğunu, buna bağlı olarak misillemelerinin de durduğunu söyledi.

    Önde gelen merkez bankalarının toplantılarıyla, şirket bilançolarının öne çıkacağı yoğun bir haftada taraflardan gelen olumlu haberlerle petrol fiyatları geriledi. Bu durumun enflasyonist endişeleri azaltması ve tahvil faizlerinde görülen düşüş piyasalardaki risk iştahını destekliyor.

    Diğer taraftan Yemen’deki İran destekli Husilerin (Ensarullah Hareketi), hafta sonu Suudi Arabistan’ın Yenbu ve Cazan bölgelerinde yer alan milli petrol şirketi Aramco’ya ait tesisleri füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alması gerilimin artacağına dair endişeleri artırmıştı.

    Ticaret politikalarına ilişkin gelişmeler de takip edilirken, Trump, Avrupa Birliği’nin (AB) Amerikan teknoloji şirketlerine uyguladığı para cezalarını eleştirerek, birliğe karşı 301. Bölüm kapsamında soruşturma başlatılacağını ve tarife uygulanabileceğini bildirdi.

    AB’nin “büyük Amerikan şirketlerini hedef aldığını” savunan Trump, Apple, Meta ve Amazon gibi şirketlere uygulanan cezaların ardından Google’ın da 1 milyar dolarlık yeni bir cezaya çarptırıldığını anımsattı.

    Trump, Google’a verilen son cezayla birlikte, şirketin AB kaynaklı toplam cezasının 18 milyar doların üzerine çıktığına işaret ederek, söz konusu uygulamaları “yasa dışı ve son derece ayrımcı” olarak nitelendirdi.

    Bu gelişmelerin yanı sıra makroekonomik veriler de yakından takip ediliyor. ABD’de imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) temmuzda beklentilerin altında kalırken hizmet sektörü güçlendi.

    İmalat sanayi PMI, temmuzda 53,8 ile 4 ayın en düşük seviyesine gerilerken, hizmet sektörü PMI 53,6 ile 8 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Bu hafta ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararı piyasaların odağında yer alacak. Fed’in bu toplantıda faizlerde bir değişikliğe gitmesi beklenmiyor. Toplantıda haziran toplantısında sadeleşen karar metninde yer alan ekonomik görünüme yönelik değerlendirmelerde belirgin bir değişiklik olup olmadığı takip edilecek.

    İleriye dönük yönlendirme yapmaktan uzak duran Fed Başkanı Kevin Warsh’un Fed görev grupları çalışmaları ve para politikası duruşuna yönelik aktaracağı bilgiler de takip edilecek.

    Orta Doğu’da gerilimin azalmasıyla ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi 4 baz puan azalışla yüzde 4,64’te, dolar endeksi yüzde 0,3 düşüşle 101,1 seviyesinde seyrederken, eylül vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 4,8 azalışla 92,2 dolara geriledi. Altının onsu ise yüzde 0,9 artışla 4 bin 90 dolardan işlem görüyor.

    New York borsası karışık seyretti

    New York borsası, büyük teknoloji şirketlerinin bilançolarının yapay zeka yatırımlarına yönelik artan sermaye harcamalarına ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıması ve Orta Doğu’daki gerilimin yarattığı belirsizliklerle cuma günü karışık seyretti.

    ABD’li çip üreticisi Intel’in geliri, bu yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 25 arttı. Şirket, bu yılın üçüncü çeyreğindeki gelir beklentisinin 15,8 milyar ile 16,8 milyar dolar aralığında olduğunu bildirdi. İkinci çeyrek finansal sonuçlarının beklentileri aşmasına rağmen Intel’in hisseleri yüzde 7,9 değer kaybetti.

    Analistler, Alphabet, Tesla, IBM ve Intel’in geçen hafta açıkladığı bilançoların ardından bu hafta hafta Microsoft, Meta, Amazon ve Apple’ın finansal sonuçlarının izleneceğini belirtti.

    Bu gelişmelerle Dow Jones endeksi, yüzde 0,46, S&P 500 endeksi yüzde 0,05 değer kazanırken, Nasdaq endeksi yüzde 0,64 değer kaybetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, güne pozitif başladı.

    Avrupa borsaları pozitif seyretti

    Avrupa borsalarında şirketlerin açıkladığı bilançoların büyük bir kısmının beklentileri aşmasıyla cuma günü pozitif bir hava hakimdi. Bölgede cuma günü teknoloji ve bankacılık şirketlerindeki iyimserlik öne çıktı.

    Almanya borsasında işlem gören SAP’nin bilançosunun beklentilerden iyi gelmesiyle şirketin hisseleri yüzde 9,3 arttı. Petrol fiyatlarının 100 doların altına düşmesi de Avrupa piyasalarında iyimserliği artırdı.

    Öte yandan Avrupa’da açıklanan Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerinin iyi gelmesi de bölgede risk iştahını artıran başka bir unsur olarak öne çıktı. Avro Bölgesi’nde bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) dört ay sonra ilk kez artış göstererek 51,9 puana yükseldi.

    Bölgede, hizmet sektörü PMI hazirandaki 49,4 puan seviyesinden temmuzda 51,6 puana yükselirken, imalat PMI da 52 puan oldu. İmalat sanayi PMI haziranda 51,4 puan seviyesindeydi.

    Almanya’da imalat sanayi PMI 52,2 puanla son dört ayın en yüksek seviyesini gördü. Ülkede, bileşik PMI temmuzda 51,2’ye yükselerek dört ay sonra ilk kez büyüme eşiği olan 50 değerinin üzerine çıktı.

    İngiltere’de de bileşik PMI temmuzda 52,1 puanla 3 ayın en yüksek seviyesini görürken, hizmet sektörü PMI ise hazirandaki 48,8 seviyesinden temmuzda 51,8 puana ulaştı. Ülkede, haziran ayına ilişkin imalat PMI 52,5’ten 52,8’e yükseldi.

    Öte yandan İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) faiz kararı bu hafta Avrupa piyasalarının en önemli gündemi olacak. Bankanın yüzde 3,75 düzeyinde olan politika faizini sabit bırakması beklenirken, önceki toplantıda 25 baz puan artış yönünde oy kullanan iki üyenin kararlarında bir değişiklik olup olmadığı takip edilecek.

    Bu gelişmelerle, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,95, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,91, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,88 ve Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,36 değer kazandı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar güne pozitif başladı.

    Asya borsaları pozitif seyrediyor

    Söz konusu gelişmelerle Asya borsalarında da pozitif bir seyir izleniyor.

    Çinli çip üreticisi CXMT’nin hisseleri Şanghay borsasındaki ilk işlem gününde yüzde 500’ün üzerinde değer kazandı. Öte yandan Çin’de haziran ayına ilişkin sanayi karları yıllık bazda yüzde 15,1 arttı.

    Güney Koreli internet ve bulut hizmeti devi Naver’in hisseleri de Nvidia’nın şirkete 1 milyar dolarlık yatırım yapacağına dair haberlerle yüzde 10 yükseldi.

    Asya da bu hafta Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz kararı takip edilecek. BoJ’un bu toplantıda yüzde 1 olan politika faizinde bir değişiklik yapması beklenmiyor.

    Para piyasasındaki fiyatlamalarda BoJ’un politika faizini yıl sonuna kadar yüzde 1,25’e kadar çıkarması yönünde ancak toplantıda verilecek mesajlara bağlı olarak bu beklentinin değişebileceği tahmin ediliyor.

    Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,3 Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,2, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,8 yükseldi.

    Moody’s, Türkiye’ye ilişkin periyodik incelemesini tamamladığını bildirdi

    Cuma günü satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,95 değer kaybederek 13.943,87 puandan tamamladı.

    Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ağustos vadeli kontrat ise cuma akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,05 geriledi. Dolar/TL cuma gününü yüzde 0,1 artışla 47,3330’dan tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 47,3560’tan işlem görüyor.

    Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notuyla ilgili bir karar almazken ülkeye ilişkin periyodik incelemesini tamamladığını bildirdi.

    Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise Almanya’da Ifo iş dünyası güven endeksi ABD’de dayanıklı mal siparişleri ve Dallas Fed imalat sanayi endeksinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.800 ve 13.700 puanın destek, 14.100 ve 14.200 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.

    Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

    11.00 Almanya, temmuz ayı Ifo iş dünyası güven endeksi

    15.30 ABD, haziran ayı dayanıklı mal siparişleri

    17.30 ABD, temmuz ayı Dallas Fed imalat sanayi endeksi>>>AA

  • Mevduat faizlerinde rekabet kızıştı: İşte 5 milyon liranın aylık getirisi!

    Mevduat faizlerinde rekabet kızıştı: İşte 5 milyon liranın aylık getirisi!

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) sıkı parasal duruşunu korumasıyla birlikte bankalar arasındaki mevduat kapma yarışı yeniden hareketlendi. Lira likiditesini çekmek isteyen finans kurumları hoş geldin ve yüksek tutarlı mevduat faiz oranlarında artışa gitti.

    Güncel faiz oranları üzerinden yapılan son hesaplamalara göre, 5 milyon TL tutarındaki bir birikimini 32 günlük vadeli mevduat hesabında değerlendiren bir yatırımcının elde edeceği net kazanç 160 bin TL sınırını aşmış durumda.

    İşte Temmuz 2026 itibarıyla mevduat piyasasındaki son durum ve bankaların sunduğu güncel getiri oranları…

    Öne Çıkan Bankalar ve Faiz Oranları

    Piyasada mevduat faiz oranları %39,00 ile %47,00 bandı arasında değişiklik gösteriyor. En yüksek nominal faiz oranını sunduğunu belirten bazı bankaların net kazanç oranları, stopaj ve günlük vadeli ürün tüzükleri nedeniyle farklılık gösterebiliyor.

    • Zirvedeki Oranlar: Fibabanka %47,00; Garanti BBVA, TEB ve Anadolubank ise %46,00 faiz oranı ile dikkat çekiyor.

    • Yüksek Net Kazanç: Alternatifbank %44,00 faiz oranı sunmasına rağmen, hesaplama tüzüğü ve ürün yapısı sayesinde 161.600 TL ile en yüksek net aylık kazancı sunan kurumlar arasında yer alıyor.

    5 Milyon TL İçin 32 Günlük Mevduat Getiri Tablosu (Temmuz 2026)

    • Alternatifbank (Modern Hesap): Faiz Oranı %44,00 | Net Kazanç: 161.600,76 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.161.600,76 TL

    • QNB Finansbank (Sınırsız Hesap): Faiz Oranı %43,50 | Net Kazanç: 159.432,19 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.159.432,19 TL

    • Halkbank (Serbest Plus Hesap): Faiz Oranı %41,50 | Net Kazanç: 152.284,88 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.152.284,88 TL

    • TEB (Marifetli Hesap): Faiz Oranı %46,00 | Net Kazanç: 151.313,36 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.151.313,36 TL

    • Türkiye Finans (Günlük Katılım): Kâr Payı Oranı %41,00 | Net Kazanç: 150.423,66 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.150.423,66 TL

    • Denizbank (E-Mevduat): Faiz Oranı %41,50 | Net Kazanç: 150.082,19 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.150.082,19 TL

    • Ziraat Bankası (E-Mevduat): Faiz Oranı %41,25 | Net Kazanç: 149.178,08 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.149.178,08 TL

    • Garanti BBVA (VOV Hesap): Faiz Oranı %46,00 | Net Kazanç: 148.938,45 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.148.938,45 TL

    • Anadolubank (Renkli Hesap): Faiz Oranı %46,00 | Net Kazanç: 148.777,38 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.148.777,38 TL

    • Akbank (E-Vadeli): Faiz Oranı %41,00 | Net Kazanç: 148.273,97 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.148.273,97 TL

    • Fibabanka (Kiraz Hesap): Faiz Oranı %47,00 | Net Kazanç: 146.881,15 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.146.881,15 TL

    • ING (Turuncu Hesap): Faiz Oranı %45,00 | Net Kazanç: 145.491,87 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.145.491,87 TL

    • Albaraka Türk (Salkım Hesap): Faiz / Kâr Payı Oranı %45,25 | Net Kazanç: 141.641,80 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.141.641,80 TL

    • İş Bankası (Vadeli TL Hesabı): Faiz Oranı %39,00 | Net Kazanç: 141.041,10 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.141.041,10 TL

    • Yapı Kredi (Kazandıran Günlük): Faiz Oranı %43,25 | Net Kazanç: 139.747,77 TL | Vade Sonu Bakiye: 5.139.747,77 TL

  • Kredi kartıyla internet alışverişi devri bitiyor: Artık…

    Kredi kartıyla internet alışverişi devri bitiyor: Artık…

    E-ticaret hacminin hızla artış gösterdiği günümüzde, dijital platformlardaki veri sızıntıları ve yetkisiz işlem riskleri en önemli güvenlik konuları arasında yer alıyor. Bankacılık sektörü ve siber güvenlik uzmanları, fiziki kredi kartı bilgilerinin internet sitelerine doğrudan girilmesinin ciddi riskler taşıdığını belirterek tüketicilere hayati uyarılarda bulunuyor.

    Bu güvenlik risklerini ortadan kaldırmayı hedefleyen sanal kart teknolojisi, geleneksel kredi kartı kullanımının yerini hızla almaya başladı.

    İşte sanal kartların çalışma prensibi, sunduğu güvenlik avantajları ve saniyeler içinde sanal kart oluşturma adımları…

    Sanal Kart Nedir ve Nasıl Çalışır?

    Sanal kart; mevcut kredi kartınıza ya da vadesiz mevduat hesabınıza bağlı olarak tamamen dijital ortamda üretilen, fiziki basımı olmayan bir ödeme aracıdır.

    • Farklı Bilgiler: Sanal kartın 16 haneli kart numarası, son kullanma tarihi ve CVV güvenlik kodu asıl kartınızdan tamamen farklıdır.

    • Geçici Dijital Kimlik: Siber güvenlik uzmanları sanal kartı “geçici dijital kimlik” olarak tanımlıyor.

    • Sıfırlanabilir Limit: Kullanıcılar sadece yapacakları alışveriş tutarı kadar limit tanımlayarak işlem sonrası kalanı anında sıfırlayabiliyor.

    Uzmanlardan Uyarı: “Riskleri Sanal Kart Limitleriyle Yönetin”

    Finans ve bankacılık uzmanları, e-ticaret sitelerinden alışveriş yaparken sanal kart kullanmanın sağladığı 3 temel avantajı şöyle sıralıyor:

    1. Tam Limit Kontrolü: Sanal kartın limiti tam olarak harcama tutarı kadar ayarlanabilir. Olası bir veri sızıntısında karttan belirlenen tutarın üzerinde çekim yapılması imkansız hale gelir.

    2. Geçici Kullanım Güvencesi: Tek kullanımlık veya süreli kartlar sayesinde bilgiler üçüncü kişilerin eline geçse bile geçerliliğini yitirir.

    3. Asıl Kart Gizliliği: İnternet sitelerine ana kredi kartı numarası verilmediği için kartın kopyalanma veya çalınma riski tamamen ortadan kalkar.

    4 Adımda Sanal Kart Nasıl Oluşturulur?

    Bankacılık uygulamaları üzerinden sanal kart oluşturmak sadece birkaç dakikada tamamlanabiliyor:

    1. Mobil bankacılık veya internet bankacılığı hesabına giriş yapın.

    2. Kartlarım menüsünden Sanal Kart Oluştur seçeneğini tıklayın.

    3. Sanal kartın bağlanacağı asıl kartı veya hesabı seçin.

    4. Alışveriş tutarınıza uygun kullanım limitini belirleyerek işlemi onaylayın.

    Tanımlandığı andan itibaren kullanıma hazır hale gelen sanal kartlar, alışveriş tamamlandıktan sonra kapatılabilir ya da limiti sıfırlanarak maksimum güvenlik sağlanabilir.

  • Petrol fiyatları: Brent petrol 90 dolar sınırına geriledi

    Petrol fiyatları: Brent petrol 90 dolar sınırına geriledi

    Küresel enerji piyasaları haftaya önemli bir jeopolitik gelişmeyle ve sert bir düşüşle başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Yakındoğu’da tırmanan gerilimin ardından İran’a yönelik hava saldırılarını durdurma kararı alması, petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk primini bir anda eritti.

    Yaklaşık iki hafta süren askeri operasyonların ardından diplomasi ve olası müzakere umutlarının yeniden yeşermesiyle birlikte Brent petrol ve ABD ham petrolü (WTI) yüzde 5’in üzerinde değer kaybetti.

    İşte 27 Temmuz 2026 itibarıyla petrolde yaşanan son gelişmeler ve piyasa analistlerinin değerlendirmeleri…

    Brent Petrol ve WTI’da Sert Değer Kaybı

    Geçtiğimiz hafta tırmanan çatışmalar ve arz endişeleri nedeniyle 100 doların üzerine çıkarak son dönemin rekorunu kıran Brent petrol, Trump’ın geri adımı sonrasında hızla geri çekildi.

    • Brent Petrol: Varil fiyatı %5,8 gerileyerek 91,20 dolar seviyesinden işlem görmeye başladı.

    • ABD Ham Petrolü (WTI): Yüzde 5,5 değer kaybıyla 84,40 dolara kadar düştü.

    Gözler Hürmüz Boğazı ve Müzakere Masasında

    Enerji piyasaları açısından dünyanın en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda deniz ticaretinin ve sevkiyatların normale dönüp dönmeyeceği yakından izleniyor.

    Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin yeniden ivme kazanması halinde fiyattaki aşağı yönlü baskının devam edebileceğini vurguluyor. Washington ile Tahran arasında diplomatik kanalların yeniden açılması ise küresel finans piyasalarında da genel bir risk iştahı yarattı.

  • Muğla’nın su ürünleri ihracatı ilk yarıda 422 milyon dolara ulaştı

    Muğla’nın su ürünleri ihracatı ilk yarıda 422 milyon dolara ulaştı

    Türkiye’nin deniz kültür balıkçılığı üretiminde önemli paya sahip Muğla’da, üretim miktarı ve ihracat hacmi artmaya devam ediyor.

    Tesislerde yetiştirilen balıklar, işleme merkezlerinde taze, soğutulmuş, dondurulmuş veya fileto olarak hazırlanıyor.

    Ürünler, iç pazarın yanı sıra ABD, Rusya ve Japonya başta olmak üzere 70’ten fazla ülkeye ihraç ediliyor.

    AA muhabirinin Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, su ürünleri ihracatından elde edilen gelir geçen yılın ilk 6 ayına kıyasla yüzde 25 artışla yaklaşık 85 milyon dolar yükseldi. Bu dönemde ihraç edilen ürün miktarı ise yaklaşık 42 bin tona ulaştı. 6 aylık dönemde su ürünleri ihracatından 422 milyon dolar gelir elde edildi.

    İhracatta çipura, levrek ve alabalık ilk sıralarda yer alırken granyöz ve diğer deniz mahsulleri de dış pazarda talep görüyor.

    İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan açıklamada, artışın tarımsal üretim ve dış ticaretteki olumlu gelişimi ortaya koyduğu belirtildi.

    Türkiye İhracatçılar Meclisinin (TİM) “İlk 1000 İhracatçı” listesinde Muğlalı firmaların yer aldığı vurgulanan açıklamada, üreticilerle birlikte hedefin ülke ekonomisine sağlanan katkıyı artırmak olduğu kaydedildi.

    Öte yandan, yetiştiricilikten paketleme, nakliye ve dalgıçlığa kadar farklı alanlarda yaklaşık 20 bin kişinin istihdam edildiği sektörün büyümeye devam ettiği ifade edildi.>>>AA

  • Avrupa’da doğal gaz fiyatları yeniden ayrıştı

    Avrupa’da doğal gaz fiyatları yeniden ayrıştı

    Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsünün (OIES) raporuna göre, Avrupa’da uzun yıllar birbirine yakın seyreden doğal gaz fiyatları, Rusya’nın Ukrayna üzerinden Avrupa’ya gaz sevkiyatını durdurmasının ardından yeniden ayrıştı. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) giriş noktalarına yakın ülkeler daha düşük fiyatlardan gaz temin ederken Orta ve Doğu Avrupa’da fiyatlar kalıcı biçimde daha yüksek seviyelerde oluşmaya başladı.

    LNG ithalatının yoğunlaştığı Fransa, Belçika, Hollanda ve İngiltere’deki ticaret merkezlerinde daha düşük fiyatlar oluşurken Almanya’nın doğusundan itibaren Orta ve Doğu Avrupa’daki merkezlerde fiyatlar kademeli olarak yükselmeye başladı.

    Fransa’nın TRF, Belçika’nın ZTP, Hollanda’nın TTF ve İngiltere’nin NBP ticaret merkezlerinde en düşük fiyatlar görüldü. Almanya’nın THE merkezi bunların üzerinde yer aldı, Çekya, Avusturya ve Slovakya’daki merkezlerde ise fiyatlar daha yüksek seviyelerde oluştu. Araştırmada, bu yapının LNG’nin ağırlıklı olarak Kuzeybatı Avrupa limanlarından sisteme girmesi ve gazın doğuya doğru taşınmasından kaynaklandığı vurgulandı. Bu eğilim 2026’nın ilk yarısında da devam etti.

    Avrupa gaz piyasası Rus gazındaki kayba rağmen işlem hacmi bakımından da büyümeyi sürdürdü. Avrupa’daki ticareti yapılan doğal gaz hacmi 2025’te önceki yıla göre yüzde 16 artarken fiziksel gaz talebi yüzde 8 yükseldi. Böylece, toplam işlem hacmi ilk kez 100 bin teravatsaat seviyesini aştı. Raporda, bu gelişmenin Avrupa gaz piyasasının yeni arz yapısına hızla uyum sağladığını gösterdiğine işaret edilerek, “Avrupa’nın ticareti yapılan doğal gaz piyasaları zorlu koşullar karşısında dayanıklılığını kanıtladı.” değerlendirmesine yer verildi.

    TTF küresel referans konumunu güçlendirdi

    Rapora göre, Hollanda merkezli TTF, Avrupa’nın açık ara en büyük doğal gaz ticaret merkezi olmayı sürdürdü.

    TTF’de işlem hacmi geçen yıl yüzde 14 artarken bu merkezdeki toplam işlem hacmi diğer sekiz büyük Avrupa gaz merkezinin toplamının 4,5 katına ulaştı. TTF ayrıca İngiltere’nin NBP merkezinin yaklaşık 9 katı, Almanya’nın THE merkezinin yaklaşık 20 katı ve İtalya’nın PSV merkezinin 52 katından fazla işlem hacmine sahip oldu.

    Avrupa’da gerçekleştirilen tüm doğal gaz işlemlerinin yüzde 81’i TTF üzerinden yapıldı. LNG ticaretinin artmasıyla Kuzey Amerika ve Asya’dan daha fazla piyasa katılımcısı TTF’de işlem yapmaya başladı ve TTF-Henry Hub fiyat farkına dayalı işlemler de giderek yaygınlaştı.

    Belçika yükselişe geçti

    Raporda dikkati çeken bir diğer gelişme ise Belçika’nın ZTP ticaret merkezi oldu. ZTP’de işlem hacmi 2025’te yüzde 165’in üzerinde artış gösterdi. Rapor, bu yükselişi Belçika’nın LNG ithalatındaki artış, İngiltere ve Fransa’dan gelen gaz akışının doğuya yönelmesi ve ülkenin Avrupa’nın önemli giriş noktalarından biri haline gelmesiyle ilişkilendirdi.

    Buna karşılık Rus gazına daha bağımlı olan Orta Avrupa’daki bazı ticaret merkezlerinde işlem hacimleri geriledi. Özellikle Slovakya’daki SVOB merkezinde işlem hacmi yüzde 77, Çekya’daki VOB’da ise yaklaşık yüzde 18 düştü. Rapora göre bu gerilemenin temel nedeni Rus gazı akışının kesilmesi sonrasında bölgedeki ticaret rotalarının değişmesi oldu.>>>AA

  • Hibrit HES’ler Avrupa’da 25 gigavatlık yenilenebilir enerji potansiyeli barındırıyor

    Hibrit HES’ler Avrupa’da 25 gigavatlık yenilenebilir enerji potansiyeli barındırıyor

    AA muhabirinin Londra merkezli düşünce kuruluşu Ember tarafından yayımlanan “Power on Tap” raporundan derlediği verilere göre, Avrupa Birliği’nin (AB) 2030 yenilenebilir enerji hedeflerinin karşılanabilmesi için mevcut şebeke kapasitesinde en az 120 gigavatlık ilave bağlantı kapasitesine ihtiyaç duyuluyor.

    Bağlantı kapasitesindeki yetersizlik, temiz enerji projelerinin şebeke bağlantı kuyruklarında beklemesine ve yatırımların yavaşlamasına neden oluyor.

    Avusturya, Bulgaristan, Fransa, İtalya, Portekiz, Romanya ve İspanya AB’deki toplam hidroelektrik kapasitesinin yüzde 71’ini oluşturuyor. Bu ülkelerin, mevcut hidroelektrik altyapısını kullanarak 2030’a kadar planladıkları yenilenebilir enerji kapasitesinin yüzde 18’ini ilave şebeke yatırımı yapmadan sisteme entegre edebileceği hesaplanıyor.

    Kapasite kullanım oranları iki katına çıkabilir

    Rapora göre, Avrupa’daki hidroelektrik santraller (HES) mevcut şebeke bağlantı kapasitesinin yalnızca yüzde 19’unu kullanıyor. Bu durum, şebeke bağlantılarının günün büyük bölümünde atıl kalmasına neden oluyor.

    “Kablo havuzu (cable pooling)” yöntemiyle aynı bağlantı noktasına rüzgar santrali eklenmesi halinde kullanım oranının yüzde 36’ya, güneş enerjisi santrali (GES) eklenmesi durumunda ise yüzde 31’e yükselebileceği hesaplanıyor.

    HES’lerle birlikte kullanılan yüzer GES’lerin de önemli avantajlar sunduğu vurgulanıyor. Suyun doğal soğutma etkisi sayesinde güneş panellerinin verimliliği artırılabiliyor. Rezervuarların kullanılmasıyla tarım ve orman arazileri üzerindeki arazi kullanım baskısı azaltılırken su yüzeyini kaplayan paneller buharlaşmayı sınırlandırarak su kaynaklarının korunmasına katkı sağlıyor.

    HES’lerin ağırlıklı olarak talebin yüksek olduğu sabah ve akşam saatlerinde, GES’lerin ise gün ortasında üretim yapmasının şebeke bağlantılarının gün boyunca daha dengeli kullanılmasına olanak sağlayabileceğine dikkati çekiliyor. Özellikle pompaj depolamalı HES’lerde güneş enerjisinden elde edilen fazla elektriğin suyu üst rezervuara pompalamak için kullanılmasının, temiz enerjinin depolanmasını kolaylaştırarak sistem esnekliğini artırdığı ifade ediliyor.

    Analiz edilen yedi ülke, AB’nin toplam 131 gigavatlık hidroelektrik kapasitesinin 93 gigavatını oluşturuyor. Kaynakların hibrit kullanım potansiyelinde yüzde 77’lik oranla Avusturya ilk sırada yer alırken Fransa ve İtalya da bu alanda öne çıkıyor.

    Düzenleme eksikliği yatırımları kısıtlıyor

    Rapora göre, hibrit projelerin sunduğu avantajlara karşın incelenen yedi ülke arasında yalnızca İspanya ve Portekiz’de bu alana yönelik özel yasal düzenlemeler bulunuyor.

    Ember Enerji Altyapıları Lideri Elisabeth Cremona, temiz enerji projelerinin bağlantı kuyruklarında uzun süre beklememesi gerektiğini belirterek, “Hibritleşme, şebeke tıkanıklığı yaşayan ülkeler için anında ve sıfır müdahale gerektiren bir çözüm sunuyor.” ifadesini kullandı.

    Raporda, enerji şebekelerindeki kapasite sorunlarının aşılması ve ağ genişletme maliyetlerinin azaltılması için “kablo havuzu” uygulamasının en etkili yöntemlerden biri olduğu vurgulanırken AB genelinde bürokratik engellerin kaldırılması ve hibrit projeler için izin süreçlerinin hızlandırılması çağrısı yapılıyor.>>>AA

  • Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı yılın ilk yarısında yüzde 26,4 arttı

    Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı yılın ilk yarısında yüzde 26,4 arttı

    AA muhabirinin, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, yılın ilk yarısında Suriye’ye 3 milyon 182 bin 61 ton ürün gönderildi. İhracat miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36,6 arttı.

    Suriye’ye en fazla ihracat 103 milyon 879 bin dolarla değirmencilik ürünlerinde gerçekleştirildi. Bu sektörü 102 milyon 256 bin dolarla çimento, 80 milyon 107 bin dolarla elektrik ve enerji ürünleri izledi. Çimento ihracatındaki yüzde 116,8’lik artış öne çıktı.

    Suriye’ye yapılan ihracatta Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin payı 461 milyon 823 bin dolar olarak hesaplandı. Bölgenin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 34,6, değer bazında ise yüzde 11,4 arttı.

    Suriye’ye ihracattaki yükseliş sürüyor

    TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve TİM Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu, 2025’in Suriye pazarında yaklaşık yüzde 70’lik ihracat artışıyla tamamlandığını, 2026’da da yükseliş eğiliminin sürdüğünü söyledi.

    Bankacılık sisteminin uluslararası finansal sisteme entegrasyonunun, güvenlik koşullarındaki iyileşmenin ve İslahiye ile Nusaybin sınır kapılarının tam kapasiteyle hizmete alınmasına yönelik hazırlıkların ticarete olumlu katkı sağlayacağını belirten Kadooğlu​​​​​​​, “İki ülke üst yönetiminin karşılıklı olarak attığı olumlu adımlar, ortak geleceğimize dair hedeflerimizi pekiştiriyor.” dedi.

    Haziran ayında Suriye’de yürürlüğe giren yeni kararnameyle binden fazla üründe güncellenen gümrük vergilerinin iki ülkenin ortak ticaret vizyonu doğrultusunda yeniden değerlendirileceğine inandıklarını ifade eden Kadooğlu, bazı ürün gruplarında uygulanan yüksek tarifelerin ihracat maliyetlerini önemli ölçüde artırdığını dile getirdi.

    Kadooğlu, ton başına 1000 dolara ulaşan gümrük tarifelerinin 20 tonluk bir tır için ek masraflarla birlikte yaklaşık 25 bin dolarlık maliyet oluşturduğunu belirterek, bu yükün karşılıklı diyalogla makul seviyelere çekilmesinin hem Türkiye’nin ihracat potansiyelini artıracağını hem de Suriye’de ihtiyaç duyulan ürünlere daha uygun koşullarda erişim sağlayacağını kaydetti.

    İki ülke arasındaki ticaretin daha öngörülebilir ve sürdürülebilir hale gelmesi için gümrük tarifelerinin ortak menfaatler doğrultusunda yeniden düzenlenmesi ve serbest ticaret anlaşmasının yeniden yürürlüğe girmesinin önem taşıdığını sözlerine ekledi.>>>AA

  • Fed, temmuz toplantısına belirsizliklerin gölgesinde gidiyor

    Fed, temmuz toplantısına belirsizliklerin gölgesinde gidiyor

    ABD Merkez Bankasının (Fed) Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı, 28-29 Temmuz’da gerçekleştirilecek.

    ABD’de açıklanan son veriler, enflasyon baskılarının hafiflediğine işaret ederken Orta Doğu’daki çatışmaların yeniden tırmanması ve petrol fiyatlarının yükselişe geçmesi, enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmelerde önemli bir risk unsuru olan enerji maliyetlerini yeniden gündeme taşıdı.

    Piyasalarda Fed’in gelecek haftaki toplantısında politika faizini sabit tutacağı beklentisi öne çıkarken enerji fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyonun hedefin üzerinde seyretmeye devam etmesi nedeniyle faiz artışı ihtimali de göz ardı edilmiyor.

    CME Group verilerine göre 25 Temmuz itibarıyla piyasalar, Fed’in temmuz toplantısında politika faizini yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tutma ihtimalini yüzde 65,8, faiz artırımı ihtimalini ise yüzde 34,2 olarak fiyatlıyor.

    Fed’in yeni Başkanı Kevin Warsh’ın, göreve gelmesinin ardından yaptığı açıklamalarda fiyat istikrarını yeniden sağlama konusundaki kararlılığını vurgularken para politikasının gelecekteki seyrine ilişkin sınırlı yönlendirmede bulunması da belirsizliği artırıyor.

    Enerji maliyetlerindeki gerilemeyle yıllık enflasyon haziranda yavaşladı

    ABD’de açıklanan son ekonomik veriler, Fed’in temmuz toplantısında faizleri sabit tutacağı beklentisini destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.

    ABD Çalışma Bakanlığının verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), haziranda aylık bazda yüzde 0,4 azalırken yıllık bazda yüzde 3,5 arttı. Böylece yıllık enflasyon, piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti.

    TÜFE, aylık bazda Mayıs 2020’den bu yana ilk kez düşüş kaydetti.

    Enerji maliyetleri, martta aylık yüzde 10,9, nisanda yüzde 3,8 ve mayısta yüzde 3,9 yükseldikten sonra haziranda yüzde 5,7 geriledi. Enerji endeksindeki düşüş, barınma ve gıda dahil diğer kalemlerdeki fiyat artışlarını dengeleyerek aylık TÜFE’deki gerilemenin temel belirleyicilerinden biri oldu.

    Enerji fiyatlarında aylık bazdaki düşüşe karşın enerji endeksi, haziranda yıllık bazda yüzde 15,7 arttı.

    Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek TÜFE ise haziranda aylık bazda yatay seyrederken yıllık bazda yüzde 2,6 yükseldi.

    Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) de haziranda aylık bazda yüzde 0,3 gerilerken yıllık bazda yüzde 5,5 artarak piyasa beklentilerinin altında kaldı.

    ABD’de tarım dışı istihdam ise haziranda 57 bin kişi artarak beklentilerin altında gerçekleşirken işsizlik oranı yüzde 4,2’ye geriledi. İstihdam artışındaki yavaşlamaya rağmen işsizlik oranındaki düşüş, iş gücü piyasasının genel olarak dirençli kaldığına işaret etti.

    Orta Doğu’da yeniden tırmanan gerilim petrol fiyatlarını yukarı çekiyor

    Orta Doğu’da yeniden artan tansiyon ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, ABD’de enerji maliyetlerine ilişkin endişeleri de yeniden gündeme taşıdı.

    Brent petrolün varil fiyatı geçen hafta mayıs ayından bu yana ilk kez 100 doların üzerini görürken ABD’de benzinin ortalama fiyatı da haziran ayından bu yana ilk kez 4 dolar seviyesini aştı.

    Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, benzinin ülke genelindeki ortalama fiyatı 25 Temmuz itibarıyla galon başına 4,11 dolara yükseldi.

    ABD ile İran arasında çatışmaların durdurulmasına yönelik haziran ayında varılan mutabakatın ardından petrol fiyatlarındaki gerilemeyle benzinin ortalama fiyatı da galon başına 4 doların altına inmişti.

    “Fed’in bu yıl ve gelecek yıla girerken faiz oranlarını sabit tutmasını bekliyorum”

    Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, AA muhabirine, “Fed’in bu yıl ve gelecek yıla girerken faiz oranlarını değiştirmeden sabit tutmasını bekliyorum.” dedi.

    Enflasyonun muhtemelen zirve yaptığına, enflasyon beklentilerinin iyi çıpalanmış göründüğüne ve iş gücü piyasasının zayıfladığına işaret eden Zandi, pek çok şeyin ABD ile İran arasındaki çatışmaların nasıl seyredeceğine bağlı olduğunu belirtti.

    Zandi, ABD Başkanı Donald Trump ile İran rejiminin gelecek haftalarda anlaşmaya varacağını, Hürmüz Boğazı’nın kademeli olarak yeniden açılacağını ve petrol fiyatlarının yılı varil başına 80 dolar seviyelerine yakın noktada tamamlayacağını varsaydığını, her iki tarafın da daha kalıcı anlaşmaya varması yönünde güçlü teşviklerin bulunduğunu ifade etti.

    Bununla birlikte savaşın sürmesi, petrol fiyatlarının yüksek kalması ve enflasyonun gerilememe riskinin de yüksek olduğuna dikkati çeken Zandi, ABD’de eylül ayının ilk haftasında kutlanacak İşçi Bayramı’na kadar durumun bu yönde olması halinde Fed’in eylül toplantısında faiz artırması ihtimalinin daha yüksek olacağını kaydetti.

    Zandi, yeni Fed Başkanı Warsh’ın ileriye dönük yönlendirme (forward guidance) konusunda eskisi kadar şeffaf olmayacağını açıkça ortaya koyduğunu belirterek, yatırımcıların Fed’in bir sonraki adımına ilişkin ipuçları arayacağını ve tahvil faizlerindeki oynaklığın artacağını ifade etti.

    Fed Başkanı Kevin Warsh’ın piyasalardan daha fazla sinyal alacağını da söylediğini anımsatan Zandi, bunun Hazinenin enflasyona endeksli tahvillerinden elde edilen başa baş enflasyon oranları gibi göstergelerin Fed’in faiz kararları için daha önemli bir gösterge haline gelmesi anlamına geldiğini dile getirdi.

    “Son TÜFE verileri, Fed’e rahatlaması için pek neden vermiyor”

    Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola da “Son TÜFE verileri, Fed’e faiz oranlarını sabit tutması için iyi bir neden sunuyor ancak rahatlaması için pek neden vermiyor.” diye konuştu.

    Enflasyonun haziranda yavaşladığını ve iş gücü piyasasının iyi durumda kalmaya devam ettiğini belirten Sonola, buna karşın üretici fiyatları ve ithalat fiyatlarına ilişkin verilerin enflasyon baskılarının sürdüğüne işaret ettiğini anlattı.

    Sonola, “Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji maliyetlerini yeniden yükseltme tehdidi oluşturmasıyla Fed’in gelecek hafta faiz oranlarını değiştirmemesini ve eylül ayına kadar bu eğilimi değerlendirmesini bekliyoruz.” dedi.

    Temel beklentilerinin Fed’in yılın geri kalanında faiz oranlarını sabit tutacağı yönünde olduğunu ifade eden Sonola, faiz artışı ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini vurguladı.

    Sonola, dayanıklı iş gücü piyasasının politika yapıcıların enflasyona odaklanmaya devam etmeleri için alan sağladığını, Orta Doğu’daki çatışmanın tırmanması, petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi ve çekirdek kişisel tüketim harcamaları endeksinin artışını sürmesi halinde Fed’in bu yılın ilerleyen dönemlerinde yeniden sıkılaştırmaya gitmek zorunda kalabileceğine işaret etti.

    Fed Başkanı Warsh’ın özellikle çekirdek enflasyonun hala yüksek seyretmesi ve Orta Doğu’daki gerilimin enerji fiyatları üzerinde yeni yukarı yönlü riskler yaratması nedeniyle haziran ayında TÜFE’deki yavaşlamayı kalıcı olarak değerlendirmesinin pek olası görünmediğini belirten Sonola, piyasaların Warsh’ın bu riskleri ne kadar güçlü bir şekilde vurgulayacağına ve hangi koşulların yeni faiz artışını tetikleyebileceğine odaklanacağını ifade etti.

    Sonola, Warsh’ın ileriye dönük sınırlı yönlendirme yapması halinde açıklanacak enflasyon verileri ve Orta Doğu’daki gelişmelerin para politikası görünümüne ilişkin en net sinyaller haline geleceğini vurguladı.

    “Fed’in sonraki toplantılarda faiz artırımına gitme ihtimali yüksek”

    American Enterprise Institute (AEI) Kıdemli Uzmanı Steven Kamin de “Enflasyonist baskıların hafiflediğine işaret eden haziran ayı TÜFE verilerinin, Fed’in temmuz toplantısında faizleri sabit tutmasını sağlamaya yeteceğini düşünüyorum.” dedi.

    İş gücü piyasasının görünüşe göre bir tür denge durumunda olması ve Orta Doğu’daki çatışmanın yeniden alevlenmesiyle petrol fiyatlarının yükselmesi nedeniyle Fed’in sonraki toplantılarda faiz artırımına gitme ihtimalinin de yüksek olduğunu belirten Kamin, enflasyonun birkaç yıldır Fed’in hedefinin üzerinde seyretmesi ve Warsh’ın enflasyon karşıtı duruşunu pekiştirmek istemesinin bu durumu bilhassa geçerli kıldığını ifade etti.

    “Faiz artışı beklemiyoruz”

    Oxford Economics ABD Başekonomisti Nancy Vanden Houten da Fed’in temmuz ayı toplantısının piyasa beklentileriyle çelişen öngörülerini değiştirmesini beklemediklerini dile getirdi.

    Houten, “Faiz artışı beklemiyoruz ancak Federal Açık Piyasa Komitesinin enflasyonun faiz indirimini gerektirecek kadar düşük bir seviyeye gerileyeceğini öngördüğümüz gelecek yılın eylül ayına kadar politika faizini sabit tutmasını bekliyoruz.” diye konuştu.

    Fed Başkanı Warsh’ın son dönemdeki tutumundan daha fazla veya daha az “şahin” bir tavır takınmasını beklemediklerini anlatan Houten, beklenenden iyi gelen son enflasyon verilerini not ederken ABD ile İran arasında yeniden tırmanan gerilimin enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğuna dikkati çekeceğini düşündüğünü belirtti.>>>AA

  • Emtia piyasaları Orta Doğu’daki gerilimin gölgesinde karışık seyretti

    Emtia piyasaları Orta Doğu’daki gerilimin gölgesinde karışık seyretti

    ABD ile İran arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi, Hürmüz Boğazı’ndan petrol sevkiyatının yavaşlaması ve Kızıldeniz güzergahında güvenlik risklerinin artması, enerji fiyatlarını yukarı taşıdı. Londra’da eylül vadeli Brent petrolün varil fiyatı hafta içinde 100 dolar seviyesini test etti.

    Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği endişesi, Fed’in faiz artırımlarına başlayabileceğine yönelik fiyatlamaları güçlendirdi.

    Para piyasalarında Fed’in temmuz toplantısında faiz artırma ihtimali yüzde 35,8’e, eylül toplantısına kadar artırım olasılığı yüzde 70,8’e çıktı.

    ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi haftayı yaklaşık 16 baz puan artışla yüzde 4,35’te, 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 15 baz puan yükselişle yüzde 4,69’da tamamladı. Dolar endeksi de haftalık bazda yüzde 0,7 artarak 101,5 seviyesine ulaştı.

    ABD yönetiminin 60 ticaret ortağına yüzde 10 veya yüzde 12,5 gümrük vergisi uygulanacağını duyurması, küresel ticaret ve enflasyon görünümüne ilişkin endişeleri artırdı.

    Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise üç temel politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda sabit tuttu. ECB Başkanı Christine Lagarde’ın Orta Doğu’daki enerji şokunun enflasyona etkilerinin henüz tam olarak ortaya çıkmadığına yönelik açıklamaları, faizlerin yüksek seviyelerde kalabileceği beklentilerini destekledi.

    Değerli metallerde karışık seyir görüldü

    Değerli metallerde yükselen ABD tahvil faizleri ve güçlenen dolar endeksi satış baskısı oluştururken önceki haftalarda yaşanan kayıpların ardından gelen tepki alımları ve kısa pozisyonların kapatılması fiyatları destekledi.

    Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu artırarak ABD Merkez Bankasını daha sıkı para politikasına yöneltebileceği beklentisi, altındaki yükselişi sınırladı.

    Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme amacıyla altın talebini sürdürmesi ise fiyatlar üzerinde yapısal destek oluşturmaya devam etti.

    Dünya Altın Konseyinin son verilerine göre, merkez bankaları, mayısta net 41 ton altın alırken bu alanda 18 tonla Polonya ve 10 tonla Çin öne çıktı. Özbekistan, Kazakistan ve Singapur da söz konusu dönemde rezervlerine altın ekledi.

    Konseyin 2026 Merkez Bankaları Altın Rezervleri Araştırması’na katılan merkez bankası yetkililerinin yüzde 89’u küresel altın rezervlerinin gelecek 12 ayda artmasını beklerken kendi kurumunun rezervlerini artıracağını belirtenlerin oranı yüzde 45 ile araştırma tarihinin en yüksek seviyesine çıktı.

    Gümüşte ise değerli metallerdeki tepki alımları ve kısa pozisyonların kapatılması fiyatları destekledi.

    Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 4,1 ve altında yüzde 0,9 artarken paladyumda yüzde 0,4 ve platinde yüzde 0,2 geriledi.

    Baz metallerde karışık seyir izlendi

    Baz metallerde Çin kaynaklı arz ve talep gelişmeleri ile dolar endeksinin güçlenmesi fiyatlamalarda etkili oldu.

    Çin’in haziranda rafine bakır ithalatının 9 ayın en yüksek seviyesine çıkması, ithalat priminin yükselmesi ve Şanghay stoklarının Şubat 2024’ten bu yana en düşük seviyeye gerilemesi fiyatları destekledi.

    Alüminyumda Körfez Bölgesi’ndeki bazı tesislerde yeniden devreye alma çalışmalarının ilerlemesi, Çin’in artan ihracatı ve Endonezya’nın yükselen üretimi fiyatları baskılarken fiziki piyasa primlerinin yüksek kalması düşüşü sınırladı.

    Kurşunda Londra Metal Borsası stoklarının ayın ortasında 1970’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaşmasının oluşturduğu arz fazlası görünümü satış baskısını artırdı. Buna karşılık, 22 Temmuz itibarıyla 65 bin 225 tonluk kurşuna ilişkin varantların iptal edilmesi ,düşüşün sınırlı kalmasına katkıda bulundu.

    Baz metallerde tezgah üstü piyasada geçen hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 1,3 artarken çinkoda yüzde 1,8, nikelde yüzde 1,8 ve kurşunda yüzde 0,6 geriledi. Alüminyumun fiyatı ise yatay seyretti.

    Brent petrolün fiyatı jeopolitik risklerle yükseldi

    Brent petrolde ABD ile İran arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışının azalması ve Kızıldeniz güzergahında güvenlik risklerinin artması fiyatları yukarı taşıdı.

    Husilerin Suudi Arabistan’a ait tankerlere yönelik saldırıları, çatışmaların bölgedeki diğer enerji güzergahlarına yayılabileceği endişesini güçlendirdi.

    Basra Körfezi’ndeki petrol yükleme faaliyetleri gerileyerek önceki dönem ortalamasının altında kaldı. Bazı fiziki ham petrol türlerinin varil fiyatının 110 dolara yaklaşması da arz sıkışıklığının fiziki piyasaya yansıdığını gösterdi.

    ABD’de ticari ham petrol stoklarının 2 milyon varil, benzin stoklarının 800 bin varil artması yükselişi sınırladı. OPEC+ ülkelerinin eylül ayı için üretim hedefini günlük yaklaşık 188 bin varil artırabileceğine ilişkin haberler de arz endişelerini kısmen hafifletti.

    Doğal gazda ABD’deki sıcak hava tahminlerinin elektrik üretimi kaynaklı talebi artırması fiyatları destekledi. Buna karşılık stoklara 32 milyar fit küp gaz eklenmesi ve toplam stokların 3 trilyon 56 milyar fit küple 5 yıllık ortalamanın üzerinde kalması yükselişi sınırladı.

    Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7,3, doğal gazın İngiliz termal birimi cinsinden fiyatı da yüzde 1 arttı.

    Tarım emtiaları karışık seyretti

    Tarım emtialarında Karadeniz’deki sevkiyat riskleri, ABD ve Avrupa’daki hava koşulları, ürün durumuna ilişkin veriler ve hasat faaliyetleri fiyatlamalarda belirleyici oldu.

    Rusya’nın Ukrayna limanlarına yönelik saldırıları ve bazı armatörlerin Ukrayna’nın Karadeniz limanlarına seferleri durdurması, buğday ve mısır sevkiyatlarının aksayabileceği endişesini artırdı.

    ABD Tarım Bakanlığı verilerinde mısırın iyi veya mükemmel durumdaki payının 1 puan, ilkbahar buğdayında ise bu oranın 5 puan gerilemesi fiyatları destekledi. Avrupa’daki sıcak hava dalgasının buğday ve mısır üretiminde kayba yol açtığına ilişkin tahminler de alımları güçlendirdi.

    Soya fasulyesinde sıcak ve kurak hava riski, ABD’nin açıkladığı yeni ihracat satışı ve yüksek petrol fiyatlarının biyoyakıt talebini desteklemesi etkili oldu. Ürün koşullarındaki 1 puanlık iyileşme ise yükselişi sınırladı.

    Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsasında kile başına fiyatlar, mısırda yüzde 4,1, soya fasulyesinde yüzde 3,5 ve buğdayda yüzde 2,7 artarken pirinçte yüzde 0,3 geriledi.

    Yumuşak emtialarda satış baskısı öne çıktı

    Kahvede Brezilya hasadının ilerlemesi ve piyasaya ulaşan ürün miktarının artması, önceki yükselişlerin ardından kar satışlarını beraberinde getirdi.

    Şekerde Brezilya ve Hindistan’daki kuru havanın hasat faaliyetlerini hızlandırması ve küresel üretim görünümünün güçlü kalması satış baskısı oluşturdu. Yüksek petrol fiyatlarının etanol üretimini daha cazip hale getirmesi ise düşüşü sınırladı.

    Kakaoda Batı Afrika’dan piyasaya ulaşan ürün miktarının artması, yeni mahsul için olumlu hava koşulları ve fiziki talebin zayıf seyretmesi fiyatları baskıladı.

    ABD’de Intercontinental Exchange’te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 1,6 artarken kahvede yüzde 1,9 ve şekerde yüzde 0,5 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı ise yüzde 3,7 düştü.>>>AA

  • Türkiye ilk yarıda kurutulmuş domatesten 60 milyon 989 bin dolar kazandı

    Türkiye ilk yarıda kurutulmuş domatesten 60 milyon 989 bin dolar kazandı

    Yıllık 14 milyon tonu aşan domates üretimiyle Çin ve Hindistan’ın ardından dünyanın üçüncü büyük üreticisi olan Türkiye’de yetiştirilen domatesler, taze tüketimin yanı sıra salça, sos ve kurutmalık olarak değerlendirilerek katma değere dönüştürülüyor.

    Üretimin çoğunluğunun Antalya, Mersin ve İzmir’de yapıldığı domateste katma değerli ürün olarak ilk sıralarda kurutulmuş domates yer alıyor.

    Birçok ilde hasat edilen domateslerin ihracat yolculuğu, temmuz ayında kavurucu güneş altında başlayan zorlu bir üretim süreciyle başlıyor.

    Tarlalardan kamyon ve traktörlerle kurutma alanlarına taşınan domatesler, işçiler tarafından tek tek ikiye bölünüyor. Müşteri talebine göre tuzlanan veya kükürtlenen domatesler yaklaşık bir hafta güneş altında bekletildikten sonra işleme tesislerinde temizlenip paketleniyor.

    Türkiye’nin farklı yerlerinde hazırlanan kurutulmuş domatesler, başta Avrupa ülkeleri ve ABD olmak üzere birçok pazarda makarna, pizza, salata ve hamburger gibi ürünlerde kullanılmak üzere sofralara ulaşıyor.

    Türkiye’nin kurutulmuş domatesi 91 ülkenin sofrasında

    AA muhabirinin Ege İhracatçı Birlikleri verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye, ocak-haziran döneminde 91 ülkeye 18 bin 301 ton kurutulmuş domates ihraç etti. Bu ihracattan 60 milyon 989 bin dolar gelir sağlandı.

    Dönemde en fazla ihracat 16 milyon 53 bin dolarla ABD’ye yapılırken bu ülkeyi 8 milyon 864 bin dolarla İtalya ve 5 milyon 344 bin dolarla İngiltere takip etti.

    Torbalı Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdulvahap Olgun, AA muhabirine, ilçenin kuru domates üretimine öncülük ettiğini, bu yıl ürün bolluğu yaşandığını söyledi.

    Kurutulmuş domatesin önemli gelir sağladığına işaret eden Olgun, şunları kaydetti:

    “İhracatını yaptığımız kurutulmuş domates İtalya’da pizzada, soslarda ve makarnada kullanıyorlar. İtalya’nın makarnası meşhurdur. Makarnanın içinde Türkiye’den giden kuru domatesler var. Son dönemde Amerika Birleşik Devletleri ve Brezilya’da kurutulmuş domates tüketim artmaya başladı. Buralarda da hamburgerde kullanılıyor. Yılın ilk yarısında 60 milyon dolar seviyesinde bir ihracatımız söz konusu. Yıl sonunda 100 milyon dolarlık bir ihracat hedefimiz var.”

    15 kilogram yaş domatesten 1 kilogram kurutulmuş domates alınıyor

    İzmir’deki kuru domates üreticisi ve ihracatçısı Kemal Saygıner ise sabahın ilk ışıklarıyla başladıkları mesainin yoğun emek ve kavurucu sıcak altında sürdüğünü anlattı.

    Kurutulmuş domatesi ihraç edecekleri ülkelere göre hazırlandıklarını aktaran Saygıner, “Çok büyük bir emek, çok büyük bir gayret var. Sonrasında gideceği ülkelere, bölgelere göre burada kurutmalarını yapıp fabrikamıza gönderiyoruz. Ürünlerin kalitelerine göre bölümlere ayrılıp soğuk hava depolarımıza koyarak gelecek olan siparişlerimiz için bekletiyoruz. 15 kilo yaş domatesten ortalama 1 kilogram kuru domates çıkıyor.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • KOBİ’lerin AR-GE projelerine dört koldan destek

    KOBİ’lerin AR-GE projelerine dört koldan destek

    AA muhabirinin TÜBİTAK’tan edindiği bilgiye göre, Türkiye’deki kuruluşların uluslararası araştırma ve yenilik işbirliklerine katılımını artırmak amacıyla “Yenilikçi KOBİ’ler için Avrupa Ortaklığı/Eurostars-3 Programı”nın 2026 yılı ikinci çağrısı açıldı.

    Programla, yenilikçi KOBİ’lerin AR-GE, yenilik kapasitelerini ve üretkenliklerini artırmalarına destek sağlanıyor.

    Çağrı kapsamında da yeni ürün geliştirilmesi, mevcut ürünlerin iyileştirilmesi, kalite ve standartların yükseltilmesi, maliyetleri azaltacak yeni tekniklerin oluşturulması ve üretim teknolojilerinin tasarlanmasına yönelik projeler bekleniyor.

    Çağrıyla, uluslararası AR-GE ve yenilik projeleriyle başvurmak isteyen Türkiye’de yerleşik KOBİ’lere destek verilecek.

    Koordinatörü bir KOBİ olmak üzere, en az iki Eurostars üyesi ülkeden kuruluşun yer aldığı uluslararası AR-GE projeleri aracılığıyla, kısa sürede piyasaya sürülebilecek ürün, süreç ya da hizmetin geliştirilmesi önem taşıyor.

    Programla özel sektör öncülüğünde üniversite ve kamu kuruluşlarının da katkı sunduğu ihtisaslaşmış AR-GE ve yenilik konsorsiyumlarının oluşturulması öngörülüyor. Böylece Türkiye’deki kuruluşların uluslararası teknoloji birikimine erişmesi, teknoloji transferinin hızlanması ve edinilen bilgi ile deneyimin özgün teknolojilere dönüştürülmesi hedefleniyor.

    Geliştirilecek ürünlerle uluslararası pazarlara erişimin ve ihracatın artırılması, ithalat bağımlılığının ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması da amaçlanıyor.

    Çağrıya Türkiye’de yerleşik sermaye şirketleri, yükseköğretim kurumları, kamu araştırma merkez ve enstitüleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile araştırma altyapıları başvurabilecek.

    Aynı uluslararası projede Türkiye’den birden fazla kuruluşun bulunması halinde, Türk ortaklar ayrı ayrı değil, birlikte tek bir ulusal ön proje ve ikinci aşama proje başvurusu yapacak.

    Ortaklı başvurulara 850 bin avroya kadar bütçe

    Toplam bütçesi 4 milyon avro olan çağrıda, her bir Türk proje ortağının bütçesi 600 bin avroyu geçemeyecek. Türkiye’den birden fazla kurum veya kuruluşun ortak başvurusunda ise toplam proje bütçesi en fazla 850 bin avro olabilecek.

    Sermaye şirketi olmayan kurumların bütçe payı, toplam proje bütçesinin yüzde 50’sini ve 300 bin avroyu aşamayacak. Projelerin süresi en fazla 36 ay olacak.

    Destek oranı büyük ölçekli kuruluşlar için yüzde 60, KOBİ’ler için yüzde 75 olarak uygulanacak. Kamu idareleri, özel bütçeli idareler, vakıf üniversiteleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile kamu araştırma merkez ve enstitüleri yüzde 100’e kadar desteklenebilecek.

    Çağrıya uluslararası başvurular, 10 Eylül’de sona erecek.

    Ulusal ön proje başvuruları da 24 Eylül’de tamamlanacak. Uluslararası değerlendirmede kabul edilen projeler yeniden ulusal hakem değerlendirmesine alınmayacak.

    TEYDEB programlarıyla küçük ve orta boy işletmelere destek

    Öte yandan, TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığınca (TEYDEB) yürütülen Sanayi AR-GE Destek ile KOBİ AR-GE Başlangıç Destek programları kapsamında başvurular alınmaya başlandı.

    Programlarla, tüm sektör ve teknoloji alanlarında yeni ürün tasarlanması ve geliştirilmesi, mevcut ürünlerin iyileştirilmesi, ürün kalitesini artıracak veya maliyetleri azaltacak yeni teknikler ile üretim teknolojilerinin oluşturulmasına yönelik AR-GE ve yenilik projeleri desteklenecek.

    Sanayi AR-GE Destek Programı kapsamında KOBİ’lerin uluslararası pazarlara yönelik ürün geliştirme, yurt dışına bağımlı olunan alanlarda rekabetçi yerli teknolojiler kazanma ve güçlü ticarileşme potansiyeline sahip teknolojik ürünler ortaya çıkarma kapasitesinin artırılması amaçlanıyor.

    KOBİ AR-GE Başlangıç Destek Programı ile de özellikle AR-GE faaliyetlerine başlangıç aşamasındaki KOBİ’lerin sistematik proje yürütme yetkinliği kazanması, işletmelerde AR-GE ve yenilikçilik kültürünün yaygınlaşması, yerlileşmenin ve teknolojik rekabet gücünün artırılması hedefleniyor.

    İlk 5 projeye yüzde 75 destek

    Yeni dönemde Sanayi AR-GE Destek Programı kapsamında uygulanacak destek oranı, firmanın desteklenen proje sayısına göre kademeli belirlenecek.

    Firmaların desteklenen ilk 5 projesinde destek oranı yüzde 75, 6’ncı ve sonraki projelerinde yüzde 60 olacak. Her iki durumda da proje başına verilecek hibe desteği en fazla 20 milyon lira olarak uygulanacak.

    Çağrıya en fazla 24 ay süreli projeler sunulabilecek. Prototip veya klinik test gibi proje çıktısının ticari ürüne dönüşmesi için gereken çalışmalar nedeniyle projenin bu sürede tamamlanamaması durumunda destek süresi, değerlendirme sonucunda bir defaya mahsus olmak üzere en fazla yüzde 50 artırılabilecek. Toplam süre 36 ayı geçemeyecek.

    İki programda da firmaların daha önce TÜBİTAK tarafından desteklenen projelerinin ticarileşme performansı değerlendirmeye yansıtılacak.

    Başvurular yalnızca KOBİ niteliğindeki sermaye şirketleri tarafından yapılabilecek. Sanayi AR-GE Destek Programı için proje başvuruları 26 Ekim’de sona erecek.

    KOBİ AR-GE Başlangıç Destek Programı’nın çağrı kapanış tarihi ise 11 Kasım olarak belirlendi.>>>AA

  • Küresel piyasalar merkez bankalarının faiz kararlarına odaklandı

    Küresel piyasalar merkez bankalarının faiz kararlarına odaklandı

    Geçen hafta Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik tansiyonun enerji maliyetlerini yukarı çekeceği endişeleri varlık fiyatları üzerinde etkili olmaya devam etti. ABD-İran geriliminin Hürmüz Boğazı dışında enerji arzında önemli diğer güzergahlara yayılma riskiyle petrol fiyatlarındaki yükseliş bu hafta da sürdü. Brent petrolün varil fiyatı 21 Mayıs’tan bu yana ilk kez 100 doları gördü.

    Analistler, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarını genişletmesi ve çatışmaların kara harekatına dönüşmesi halinde, başta enerji arzı olmak üzere küresel ticaret akışlarında aksaklıklar yaşanabileceğini, bunun da gıda tedarik zincirleri üzerinde ilave baskı oluşturabileceğini belirtti.

    Artan petrol fiyatları küresel çapta enflasyonist baskıların daha da güçlenebileceğine yönelik korkuları körükledi. Bu durum merkez bankalarına yönelik “şahin” beklentilerin artmasına yol açtı. Fed’e ilişkin tahminler, yıl sonuna kadar 2 faiz artışı ihtimalleri çevresinde yoğunlaştı.

    Analistler, para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in bu ayki toplantısında politika faizini yüzde 66 ihtimalle sabit bırakması beklendiğini ifade ederken, bankanın eylül veya ekim toplantılarının birinde atacağı şahin adımın ardından aralıkta da ilave faiz artışı yapacağına ilişkin tahminlerin yüzde 80’e çıktığını söyledi.

    Gelecek hafta Fed’in faiz kararı, Fed Başkanı Warsh’ın sözle yönlendirmelerindeki tonlaması ve ileriye dönük fiyat istikrarı mesajları piyasaların ana odak noktasını oluştururken, ABD’deki büyüme, kişisel tüketim harcamaları verileri ve önemli teknoloji şirketlerinin finansal sonuçları yakından takip edilecek.

    Öte yandan ABD’de Donald Trump yönetimi, zorla çalıştırma yoluyla üretilen malların ithalatını yasaklamada ve bu yasağı etkin şekilde uygulamada yetersiz kaldıkları gerekçesiyle 1974 tarihli Ticaret Yasası’nın 301. Bölümü kapsamında yürütülen soruşturmalar sonucunda ülkenin 60 ticaret ortağına yüzde 10 veya yüzde 12,5 oranında gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu.

    Trump yönetiminin son hamlesi, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası’na (IEEPA) dayandırılarak uygulanan tarifelerin yasaya aykırı olduğuna hükmetmesinin ardından 24 Şubat’ta 122. Bölüm kapsamında devreye sokulan 150 gün süreli yüzde 10 oranındaki geçici küresel tarifelerin süresinin dolmasına kısa süre kala geldi.

    Donald Trump, ayrıca Avrupa Birliği’nin (AB) Amerikan teknoloji şirketlerine uyguladığı para cezalarını eleştirerek, Birliğe karşı 301. Bölüm kapsamında soruşturma başlatılacağını ve tarife uygulanabileceğini açıkladı.

    Diğer taraftan, hızlanan bilanço sezonunda geçen hafta ABD’li önemli teknoloji şirketlerinin finansal sonuçları takip edildi. Bu şirketlerin büyük bölümünün beklentileri aşan finansal sonuçlar açıklamasına karşın, gelecek dönemde artırmayı planladıkları sermaye harcamalarının karlılığa ne ölçüde katkı sağlayacağına ilişkin soru işaretleri varlığını korudu.

    Analistler, Alphabet, Tesla, IBM ve Intel’in geçen hafta açıkladığı bilançoların ardından gelecek hafta Microsoft, Meta, Amazon ve Apple’ın finansal sonuçlarının izleneceğini belirtti.

    Enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü katılık kazanması ve Fed’in faiz patikasına yönelik tahminlerle tahvil piyasalarındaki satış baskısı durulmadı. Geçen hafta ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,38 ile 12 Şubat 2025’ten bu yana zirve seviyesini test etti. ABD 10 yıllık tahvil getirisi de yüzde 4,72’ye çıkarak yaklaşık 17 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

    ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi haftayı önceki haftaya göre yaklaşık 16 baz puan artışla yüzde 4,35’te, ABD 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 15 baz puan yükselerek yüzde 4,69’da tamamladı.

    Dolar endeksi haftalık bazda yüzde 0,7 artışla 101,5 seviyesine çıkarken, ABD yönetiminin uygulamaya aldığı tarifelerin küresel ticaret gerilimlerini artırabileceği endişeleriyle altının onsu ise haftayı pozitif tarafta kapattı. İki hafta üst üste değer kaybeden altının onsu, geçen haftayı yüzde 0,9 yükselişle 4 bin 55 dolardan tamamladı.

    Güçlü kalmaya devam eden dolar, yükselen tahvil faizleri ve Fed’e yönelik şahin öngörüler altının ons fiyatını baskıladı. Altının onsu haftayı yüzde 1,3 değer kaybıyla 4 bin 119 dolarda tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 9,9 artışla 96,8 dolara çıktı.

    New York borsası negatif seyretti

    ABD’de pay piyasaları geçen hafta negatif seyretti. Haftalık bazda New York borsasında S&P 500 yüzde 0,61, Nasdaq endeksi yüzde 2,13 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,38 düştü.

    Kurumsal tarafta bilanço detaylarına bakıldığında Alphabet’in yılın ikinci çeyreğindeki geliri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 24 artarak 119,8 milyar dolara yükseldi. Şirketin net karı da aynı dönemde yüzde 298 artışla 112,1 milyar dolara ulaştı. Alphabet, geçen yılın ikinci çeyreğinde 28,2 milyar dolar net kar elde etmişti.

    IBM de 2026 yılının nisan-haziran dönemine ilişkin bilançosunu açıkladı. Buna göre, şirketin yılın ikinci çeyreğinde elde ettiği gelir, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1 artarak 17,2 milyar dolara ulaştı. Şirketin net karı ise ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 azalarak 2,17 milyar dolara geriledi.

    IBM’in Üst Yöneticisi Arvind Krishna, şirketin gelir artışını ve karlılığını hızlandırmak, yapay zeka ile otomasyon yoluyla şirket genelinde verimliliği artırmak ve inovasyonu hızla ticarileştirmeye yönelik yatırımları yoğunlaştırmak için adımlar attıklarını belirtti.

    Diğer yandan ABD’li elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın net karı, bu yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 5 azalışla 1,11 milyar dolara geriledi. Şirketin toplam geliri ikinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 26 artarak 28,2 milyar dolara ulaştı. Tesla, 2025’in aynı döneminde 22,5 milyar dolar gelir elde etmişti.

    ABD’li çip üreticisi Intel’in geliri, bu yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 25 arttı. Şirket, bu yılın üçüncü çeyreğindeki gelir beklentisinin 15,8 milyar ile 16,8 milyar dolar aralığında olduğunu bildirdi. İkinci çeyrek finansal sonuçlarının beklentileri aşmasına rağmen Intel’in hisseleri yüzde 7,9 değer kaybetti.

    Gelecek hafta pazartesi dayanıklı mal siparişleri, Dallas Fed imalat aktivite endeksi, salı toptan stoklar, Richmond Fed sanayi endeksi, Conference Board tüketici güven endeksi, çarşamba Fed’in faiz kararı, Fed Başkanı Warsh’ın açıklamaları, perşembe büyüme, kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi, haftalık işsizlik maaşı başvuruları, cuma Michigan tüketici güven endeksi verileri takip edilecek.

    Avrupa’da BoE’nin faiz kararı yatırımcıların odağında

    Avrupa borsaları, geçen hafta İtalya hariç alıcılı seyrederken, gelecek hafta için gözler İngiltere Merkez Bankasının (BoE) para politikası kararına çevrildi.

    Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası (ECB), 3 temel politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda sabit bıraktı.

    Karar sonrası değerlendirme yapan ECB Başkanı Christine Lagarde’ın, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle yaşanan enerji şokunun enflasyona ilişkin tam etkilerinin henüz ortaya çıkmadığını söylemesi, mevcut risklerin bölge geneline daha belirgin şekilde hissedilebileceğine yönelik korkuları körükledi.

    Lagarde, kararın oybirliğiyle alındığı bilgisini paylaşarak önümüzdeki haftalarda gelişmeleri ve gelecek verileri çok yakından takip etmek için uygun bir konumda oldukları sonucuna vardıklarını bildirdi.

    Enflasyon görünümüne yönelik risklerin yukarı yönlü olduğu ve enerji şokunun daha da şiddetlenebileceği uyarısında bulunan Lagarde, bunun diğer fiyatlar ve ücretler üzerindeki etkisinin beklenenden daha güçlü olabileceğini belirtti.

    Lagarde, enerji şokunun ikinci tur etkilerinin ortaya çıkabileceğine ilişkin riskleri de özellikle yakından izlediklerinin altını çizerek, “İkinci tur etkiler konusunda endişeliyiz ancak şu aşamada ikinci tur etkilerin ortaya çıktığına ilişkin belirgin işaretler görmüyoruz.” dedi.

    Halihazırdaki riskler çerçevesinde piyasalarda ECB’nin eylül toplantısında faiz artışına gitmesi bekleniyor.

    Bölgede geçen hafta açıklanan verilere göre, İngiltere’de yıllık enflasyon haziranda yüzde 2,6 ile yüzde 2,7 olan beklentilerin altında gerçekleşti. Enflasyon, Mart 2025’ten beri görülen en düşük seviyede ölçüldü.

    Öte yandan Avrupa Birliği (AB) üyeleri, Ukrayna’nın 2026 ve 2027 yıllarındaki acil savunma ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik 90 milyar avroluk kredi programına İngiltere’nin katılmasına onay verdi.

    Bu gelişmelerle geçen hafta İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 1,31, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,40 ve Almanya’da DAX endeksi yüzde 1,17 artarken, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,15 düştü.

    27 Temmuz’da başlayacak haftada pazartesi Almanya’da IFO iş ortamı güven endeksi, perşembe Avro Bölgesinde büyüme, işsizlik oranı, tüketici güven endeksi, BoE faiz kararı, Almanya’da enflasyon, büyüme, çarşamba Avro Bölgesi’nde sanayi üretimi, perşembe İngiltere’de sanayi üretimi, cuma Avro Bölgesi’nde enflasyon, Almanya’da işsizlik oranı verileri karşılanacak.

    Asya’da gözler BoJ’un kararında

    Asya borsalarında geçen hafta Güney Kore hariç pozitif bir seyir öne çıkarken, Orta Doğu’da jeopolitik gelişmelerin yanı sıra yapay zekada yatırım ve harcamaların artabileceğine yönelik beklentilerin sürmesi risk iştahını destekledi. Gelecek hafta ise Japonya Merkez Bankasının (BoJ) faiz kararı yatırımcıların odağında olacak.

    Bununla birlikte bölgede açıklanan makroekonomik veriler de yakından takip edildi. Japonya’da açıklanan enflasyon verileri hızlanmaya işaret etti.

    Ülkede haziranda yıllık enflasyon yüzde 1,7 ile beklentilere paralel gerçekleşse de önceki aya göre yükseliş gösterdi. Ayrıca yüksek petrol fiyatlarının ekonominin geneline de yansımaya başlamasıyla ülkede çekirdek enflasyon haziran ayında yüzde 1,6 olarak gerçekleşti ve mayıs verisine göre hızlandı.

    Japonya’da dış ticaret üst üste iki aydır açık vermeye devam etti. Ülkede ihracat haziranda yüzde 19,3, ithalat yüzde 25,4 arttı. İthalattaki artışın etkisiyle ülkede dış ticaret dengesi 406,9 milyar yen (yaklaşık 2,5 milyar dolar) açık verdi.

    Bu arada Çin’de kredi faiz oranları sabit bırakıldı. Ulusal Bankalar Arası Fon Merkezi, 1 yıllık kredi faiz oranını yüzde 3’te, 5 yıllık kredi faiz oranını ise yüzde 3,5’te sabit tuttu.

    Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,91 düşerken Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,67, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,33, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,63 yükseldi.

    Gelecek hafta pazartesi Çin’de sanayi karları, cuma Japonya’da BoJ’un faiz kararı, Tokyo TÜFE, işsizlik oranı, sanayi üretimi, perakende satışlar, Çin’de imalat sanayisi ve hizmet sektörü PMI verileri takip edilecek.

    TCMB politika faizini değiştirmedi

    Yurt içinde geçen hafta satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da, BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 0,27 düşüşle 13.943,87 puandan kapandı.

    Geçen hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit tuttu. Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranının da yüzde 35,5’te sabit tutulduğu bildirilen duyuruda, “Enflasyonun ana eğilimi, haziran ayında sınırlı bir miktar gerilemiştir. Öncü veriler ana eğilimin temmuz ayında geçici olarak yükseleceğini ima etmektedir.” ifadesine yer verildi.

    Öte yandan TCMB, ödemeler dengesi istatistiklerinde revizyona gitti.

    Ödemeler Dengesi Finans Hesabı’nın belirli kalemleri, Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu İstatistikleri’nin veri kalitesini artırmak amacıyla yürütülen idari kayıtlara dayalı mikro veri temelli analizlerinden elde edilen sonuçlar doğrultusunda revize edilecek.

    Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notuyla ilgili bir karar almazken ülkeye ilişkin periyodik incelemesini tamamladığını bildirdi. Kuruluştan yapılan açıklamada, bunun bir kredi notu değişikliği anlamına gelmediği ve kısa vadede bir kredi notu eylemi gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair bir gösterge niteliği taşımadığı belirtildi.

    Açıklamada, Türkiye’nin kredi notunun, ülkenin büyük, çeşitlendirilmiş ve dinamik ekonomisi ile düşük kamu borcu yükü tarafından desteklendiği kaydedildi.

    Dolar/TL, haftayı önceki haftalık kapanışın yüzde 0,4 üzerinde 47,3350’den tamamladı.

    Gelecek hafta yurt içinde perşembe ekonomik güven endeksi, işsizlik oranı, cuma dış ticaret dengesi takip edilecek.>>>AA