Kategori: Sağlık

  • Sıcak havanın etkili olduğu Fransa’da bir haftada 2.000 kişi hayatını kaybetti!

    Sıcak havanın etkili olduğu Fransa’da bir haftada 2.000 kişi hayatını kaybetti!

    Fransa, son yılların en şiddetli sıcak hava dalgalarından birinin etkilerini yaşamaya devam ediyor.

    Ülke genelinde günlerce mevsim normallerinin üzerine çıkan sıcaklıklar, sağlık sistemi üzerinde baskı oluştururken ölüm oranlarında da dikkat çekici bir artışa neden oldu.

    Fransa Halk Sağlığı Kurumu (Santé publique France), 20-28 Haziran tarihlerini kapsayan ön değerlendirmesinde, ülkede 2 bin 25 fazladan ölüm gerçekleştiğini duyurdu.

    Kurum, söz konusu rakamın normal dönemlere kıyasla yaklaşık yüzde 29’luk bir artışa işaret ettiğini, verilerin henüz kesinleşmediğini ve nihai bilançonun daha da yükselebileceğini bildirdi.

    Açıklanan verilere göre sıcak hava dalgasından en fazla 45 yaş üzerindeki bireyler etkilendi.

    Özellikle yalnız yaşayan yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerde ölüm riskinin belirgin şekilde arttığı belirtilirken, evlerde gerçekleşen ölümlerin bir önceki haftaya göre yüzde 91 yükseldiği kaydedildi.

    Paris ve çevresini kapsayan Île-de-France bölgesi ise ölüm oranlarındaki artışın en yoğun hissedildiği bölgeler arasında yer aldı.

    Aşırı sıcaklar yalnızca ölüm oranlarını artırmakla kalmadı, sağlık hizmetlerini de zorladı.

    Hastanelerin acil servislerine sıcak çarpması, sıvı kaybı ve solunum rahatsızlıkları nedeniyle başvurular önemli ölçüde artarken, sağlık ekipleri özellikle yaşlı ve risk grubundaki vatandaşlara yönelik müdahalelerini yoğunlaştırdı.

    Bazı bölgelerde cenaze hizmetlerinde kapasite sorunu yaşandığı da bildirildi.

    Meteoroloji yetkilileri, haziran ayındaki sıcak hava dalgasının Fransa genelinde şimdiye kadar ölçülen en sıcak dönemlerden biri olduğunu belirtti.

    Uzmanlar ise bu tür aşırı hava olaylarının artık istisnai olmaktan çıktığını ve insan kaynaklı iklim değişikliğinin sıcak hava dalgalarının sıklığını, süresini ve şiddetini artırdığını vurguluyor.

    Fransız yetkililer, vatandaşlara günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmamaları, bol sıvı tüketmeleri, serin alanlarda bulunmaları ve özellikle yaşlı ya da yalnız yaşayan yakınlarını düzenli olarak kontrol etmeleri çağrısında bulundu.

  • İki çay markasında boya tespit edildi!

    İki çay markasında boya tespit edildi!

    Bakanlığın denetimlerde bulduğu bilgileri, 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanun’unun 31’inci maddesinin 6’ncı fıkrası uyarınca kamuoyunun bilgisine sunabileceği hükme bağlanmıştı.

    Buna göre 2 Temmuz 2026’da ‘Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar’

    ‘Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar’ listelerine eklenen çay markaları şunlar:

  • Güneş kremlerinde bulunan SPF nedir? Neden tercih ediyoruz?

    Güneş kremlerinde bulunan SPF nedir? Neden tercih ediyoruz?

    SPF Nedir? Hangi Koruma Faktörü Tercih Edilmeli?

    Güneş kremlerinde yer alan SPF (Sun Protection Factor) değeri, ürünün UVB ışınlarına karşı sağladığı koruma seviyesini ifade ediyor.

    • SPF 15: UVB ışınlarının yaklaşık %93’ünü filtreler.
    • SPF 30: Yaklaşık %97 koruma sağlar.
    • SPF 50: Yaklaşık %98 koruma sunar.

    Uzmanlar, günlük kullanım için en az SPF 30, uzun süre güneşte kalınacak durumlarda ise SPF 50 ve üzeri, geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.

    Güneş Kreminin Faydaları

    Düzenli kullanılan güneş kremi, güneş yanıklarını önlemeye yardımcı olurken cildin erken yaşlanmasını da geciktirebiliyor.

    Aynı zamanda güneş lekelerinin oluşumunu azaltıyor ve uzun vadede cilt kanseri riskinin düşürülmesine katkı sağlıyor.

    Özellikle açık tenli bireyler ile çocukların güneşten korunmaya daha fazla özen göstermesi gerektiği vurgulanıyor.

    Yanlış Kullanım Korumayı Azaltıyor

    Uzmanlara göre birçok kişi güneş kremini yeterli miktarda kullanmıyor veya gün içerisinde yenilemeyi ihmal ediyor.

    Oysa güneş kremi, dışarı çıkmadan yaklaşık 15-30 dakika önce uygulanmalı ve iki saatte bir, ayrıca yüzme ya da yoğun terleme sonrasında yeniden sürülmeli.

    Güneş Kremlerinin Zararları Var mı?

    Uzmanlar, güneş kremlerinin genel olarak güvenli ürünler olduğunu ancak bazı kişilerde cilt hassasiyeti, alerjik reaksiyon, gözenek tıkanması veya gözde yanma gibi yan etkiler görülebileceğini belirtiyor.

    Bu nedenle cilt tipine uygun ve dermatolojik olarak test edilmiş ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor.

    D Vitamini Tartışması

    Toplumda yaygın olan “Güneş kremi D vitamini eksikliği yapıyor” düşüncesinin bilimsel olarak kesin biçimde kanıtlanmadığı ifade ediliyor.

    Araştırmalar, güneş kremlerinin normal kullanım koşullarında çoğu kişide D vitamini üretimini tamamen engellemediğini ortaya koyuyor.

  • Resmi Gazete’de yayımlandı: Tıbbi bitki çayları artık sadece eczanelerde satılacak!

    Resmi Gazete’de yayımlandı: Tıbbi bitki çayları artık sadece eczanelerde satılacak!

    Tıbbi Bitki Çayları Hakkında Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle tıbbi bitki çaylarının üretimi, ruhsatlandırılması ve satılmasına ilişkin usul ve esaslar belirlendi. Ürünlerin yalnızca eczaneler aracılığıyla vatandaşlara sunulması sağlanarak güvenli erişimi artırıldı. Bu doğrultuda, tıbbi bitki çayları Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından bilimsel ve teknolojik açılardan incelenerek ruhsatlandırılacak.

    DENETİM DE BAKANLIK TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLECEK


    Ruhsatlı tıbbi bitki çaylarının denetimi ve piyasa gözetimi de yine Bakanlık tarafından gerçekleştirilecek. Eksiksiz yapılan başvurular 90 gün içinde sonuçlandırılacak ve her tıbbi bitki çayı, karekod sistemiyle Ürün Takip Sistemi’ne (ÜTS) kaydedilecek. Böylece ürünlerin, üretim veya ithalat bandından eczane raflarına kadar tekil kutu bazlı tüm hareketleri gerçek zamanlı olarak izlenecek.

    RUHSATLANDIRILMIŞ TIBBİ BİTİKİ ÇAYLARINDAN ECZANE ÜRÜNÜ HAZIRLANABİLECEK
    Eczane laboratuvarında majistral olarak (kişiye özel) hazırlanmak istenen tıbbi bitki çaylarına ilişkin ürünlerin içeriği ve kullanım amaçları, TİTCK tarafından yayımlanacak olan tıbbi bitki çayı monografları ve kılavuzlarla belirlenecek. Böylelikle tıbbi bitki çayının tedavideki etkinlik ve güvenlik alanları netleştirilmiş olacak. Eczanelerdeki ürünler Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış tıbbi bitki çaylarından ve farmakope kalitesindeki hammadde/droglardan hazırlanacak.

    RUHSAT BAŞVURUSU İÇİN MEZUNİYET VE UZMANLIK ŞARTI GETİRİLDİ
    Yeni düzenleme ile insan sağlığını doğrudan ilgilendiren bu ürünleri piyasaya sürecek ve üretecek kişilere ilgili alanlardan mezun olma şartı getirilecek. Ruhsat alacak gerçek kişilerin lisans mezunu olması, şirketlerin ise yetkili uzman kişi istihdam etmesi şart koşulacak. Ayrıca ürünün kalitesi, güvenliliği, etkililiği ve farmakopeye uygunluğu gibi konularda sunulacak raporların; tıp, eczacılık, kimya veya biyoloji alanlarında eğitim veren kurumlardan mezun, mesleğini Türkiye’de icra etme yetkisine sahip ve ilgili alanda uzmanlığı veya fitoterapi sertifikası bulunan kişiler tarafından hazırlanması zorunlu olacak.

    MARKETLERDEKİ BİTKİ ÇAYLARI İLE TIBBİ BİTKİ ÇAYLARI BİRBİRİNDEN AYRILIYOR
    Gıda, hoş tat ve normal beslenmeye takviye olması gibi amaçlarla kullanılan “bitki ve meyve çayları” ile “takviye edici gıdalar” tıbbi bitki çaylarından mevzuat olarak kesin bir şekilde ayrıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı uhdesine yürütülmeye devam eden gıda amaçlı çayların marketler, aktarlar ve benzeri yerlerde satışı sürecek. Ancak Sağlık Bakanlığınca onaylanmış, standardize edilmiş doz, hazırlama şekli, özel kullanım uyarıları ve üretim standartları taşıyan ruhsatlı “tıbbi bitki çayları” sadece eczanelerden temin edilebilecek.

    AMBALAJLARDA STANDARDİZASYON OLACAK
    Yönetmelikle birlikte ürünlerin ambalaj ve kullanma talimatları da en yüksek güvenlik standartlarına kavuşturulacak. Tıbbi bitki çaylarının içeriğinde yer alan bitkilerin bilimsel isimleri Türkçe ve Latince olarak kantitatif oranlarıyla dış ambalajda yer alacak.

    TÜRKİYE’DEKİ ENDEMEK BİTKİLERİN KULLANIMI DESTEKLENECEK VE KORUNACAK
    Yönetmelik ile Türkiye florasında yer alan veya sadece Türkiye’ye özgü endemik bitkilerden elde edilen hammaddelerin; kalite, güvenlilik ve etkililik açısından bilimsel verilerle desteklenmesi şartıyla tıbbi bitki çayı üretiminde kullanılması mümkün hale getirilecek. Ancak doğal popülasyonların korunması ve ekolojik dengenin gözetilmesi adına, başvuru dosyasında bitkilerin taksonomik kayıtlarının, sürdürülebilir temin planlarının, kültüre alma belgelerinin ve nesli tehlike altında olan türler için CITES (Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme) sözleşmesine uygunluk beyanlarının sunulması zorunlu tutulacak.

    DÜZENLEMEYLE ULUSLARARASI PAZARLARIN ÖNÜ AÇILACAK
    Yurt dışında yerleşik üretim tesisleri de dahil olmak üzere, tüm üretim süreçlerinde uluslararası İyi İmalat Uygulamaları (GMP) kılavuzlarına uygunluk belgesi zorunluluğu getirilecek. Yönetmelik ile ruhsatlandırma ve piyasaya arz süreçleri daha şeffaf ve öngörülebilir bir yapıya kavuşturulurken, bu sıkı denetimlerden geçmiş, kalite güvencesi laboratuvar analizleri ve stabilite testleriyle kanıtlanmış yerli ürünlerimizin uluslararası pazarlara erişiminin de kolaylaştırılması ve küresel pazarda rekabet gücü kazanması hedeflenecek.

  • En sağlıklı kan grubu hangisi? Bilimsel veriler tek bir grubu işaret etmiyor!

    En sağlıklı kan grubu hangisi? Bilimsel veriler tek bir grubu işaret etmiyor!

    Kan grupları yalnızca kan nakillerinde değil, bazı hastalıklara yatkınlık açısından da dikkat çekici özelliklere sahip. Bilimsel çalışmalarda A, B, AB ve 0 kan gruplarının belirli sağlık riskleriyle ilişkili olduğu görülüyor. Ancak bu bulguların hiçbiri bir kan grubunun diğerlerinden kesin olarak daha sağlıklı olup olmadığı konusunda kesin bir bilgi içermemektedir.

    Araştırmalara göre 0 kan grubuna sahip kişilerin diğer kan gruplarına sahip bireylere kıyasla kalp-damar hastalıkları, pıhtı oluşumu ve kansere yakalanma riski açısından daha düşük  bir riske sahip olabileceği belirtildi.

    A kan grubuna sahip bireylerde ise mide kanseri ve kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskinin daha yüksek olabileceği belirtildi.  Buna karşın bazı viral enfeksiyonlara karşı vücut bağışıklık sisteminin daha kuvvetli olduğunu ortaya koyan araştırmalar da mevcut.

    B kan grubuna sahip olan insanların, 0 kan grubuna sahip olanlara kıyasla kalp-damar hastalıkları riskinin biraz daha yüksek olabileceği belirtildi. AB kan grubunda ise özellikle pıhtılaşmaya bağlı kalp-damar hastalıkları riskinin daha yüksek olabileceği belirtilirken, bu konudaki araştırmalar sürmektedir.

  • Yaz aylarını kabusa çeviren sivrisineklerden nasıl korunabiliriz? Çözümü…

    Yaz aylarını kabusa çeviren sivrisineklerden nasıl korunabiliriz? Çözümü…

    Geceleri uyutmayan sivrisineklerden kurtulmanın birçok yolu var ve düşündüğünüz kadar zor değil.

    Sivrisineklerden nasıl korunabiliriz?

    SİVRİSİNEKLERİN SEVMEDİĞİ KOKULAR

    Lavanta, portakal, limon, ada çayı, kadife çiçeği, karanfil, okaliptüs, defne, reyhan, sarımsak, soğan, sirke, biberiye. Sivrisineklerin özellikle bu kokulardan kaçtığı gözlemlenmiştir. Cam önüne koyabileceğiniz reyhan, fesleğen ve karanfil bitkileri başucunuza koymak daha etkili olmasını sağlar. Bir diğer etkili yöntem ise içinde sirke dolu bardağı cam önüne koymak. Güçlü kokusu sinekleri yaklaştırmaz ve içeri sokmaz.

    AÇIK RENK KIYAFETLER GİYMEK

    Sivrisinekler daha çok koyu renkleri tercih eder. Sivrisinekler koyu renkleri kendi özel alanları gibi gördükleri için koyu renkli elbiseler giyen kişilerin yanına daha çok uğrar.

    B VE C VİTAMİNİ ALMAK

    B ve C vitamini yönünden zengin besinler sivrisineklerin çok sevmediği gıda gruplarından. C vitamini suda eriyebilen bir vitamin olduğundan vücutta birikmez, fazla terlemeyi önler, sivrisinekler de bundan nefret eder.

    HİJYENE DİKKAT ETMEK

    Sivrisinekler daha çok terli olan vücutlara ve ayak kokusu problemi yaşayan kişilere gelir. Yatmadan önce duş almak bu davetsiz misafirlere karşı koruyabilir.

  • Restoran ve kafelerde yeni dönem bugün başladı!

    Restoran ve kafelerde yeni dönem bugün başladı!

    Kafe ve restoranlarda 1 Temmuz itibarıyla yeni dönem başlıyor. Menülerde artık ürünlerin kalori değerleri ile protein, yağ ve karbonhidrat bilgileri yer alacak.

    Ayrıca servis edilen yiyeceklerde kullanılan tüm içeriklerin de tüketicilere menü üzerinden sunulması zorunlu hale gelecek.

    1-Enerji değeri, besin içeriği ve alerjen bilgilerini görebilecekler

    1 Temmuz itibarıyla restoran ve kafe menülerinde yemek isimleri ve fiyatlarının yanı sıra besin değerleri ile içerik bilgilerine de yer verilecek.

    Yeni uygulamayla birlikte müşteriler, sipariş öncesinde tüketecekleri ürünlerin enerji değeri, besin içeriği ve alerjen bilgilerini menü üzerinden inceleyebilecek.

    2-QR kod sistemiyle de görülebilecek

    Düzenleme kapsamında işletmeler, menülerinde ürünlerin kalori değerleriyle birlikte protein, karbonhidrat ve yağ içeriklerine de yer verecek.

    Söz konusu bilgiler basılı menülerin yanı sıra dijital ekranlar, yazı tahtası, broşür ve QR kod sistemi aracılığıyla da görüntülenebilecek.

    3-Amaç sağlıklı beslenmenin desteklenmesi

    Düzenlemeyle, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının desteklenmesi ve yüksek kalorili gıda tüketiminin azaltılması hedefleniyor.

    Özellikle yüksek kalorili ve işlenmiş gıdaların tüketiminin azaltılması, obeziteyle mücadele edilmesi ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılması uygulamanın öncelikli amaçları arasında bulunuyor.

    4- Öncelikle zincir restoranlar ve büyük ölçekli işletmelerde uygulanacak

    Yeni uygulama, öncelikle zincir restoranlar ve büyük ölçekli işletmelerde devreye alınacak. Ardından kademeli geçiş süreciyle 2027 yılının sonuna kadar tüm restoran ve kafalarda zorunlu hale gelecek

  • Yüzüne değen hayvan sonu oldu: Kuduzdan öldü!

    Yüzüne değen hayvan sonu oldu: Kuduzdan öldü!

    Ne bir ısırık ne de çizik… Sadece ufak bir temas küçük çocuğun sonu oldu. Uyurken suratına gelen hayvanla dehşeti yaşayan çocuk, kuduz olarak feci şekilde can verdi. Peki talihsiz çocuğun başına ne geldi? Hangi hayvandan kuduz kaptı? İşte tüm bilgiler…

    Suratında Duran Hayvan Kuduz Etti!

    Kanada’da yaşayan 11 yaşındaki çocuğun odasına gece saatlerinde yarasa girdi. Sabah uyandığında suratında yarasa olan çocuk neye uğradığını şaşırdı. Aile, herhangi bir ısırık ya da yaralama izi olmadığı için bir sağlık kuruluşuna başvurmadı ama bu hamle ufak çocuğun felaketi oldu.

    Konuşma Yetisini Kaybetti!

    Olaydan 19 gün sonra çocuk yavaş yavaş konuşma yetisini kaybetti. Bu duruma kusma ve yüz kısmında uyuşukluk gibi semptomlarda eşlik etti. Panikleyen aile, en yakındaki sağlık kuruluşuna başvurdu. Çocuğun durumu hızla kötüleşirken doktorlar yarasadan temasla oluşabilecek kuduz hastalığından şüphelendi. Yapılan birkaç testin ardından 11 yaşındaki çocuğun kuduz olduğu ortaya çıktı.

    Kurtulma Şansı Yok!

    İlk belirtilerden sonra neredeyse kurtulma şansı olmayan talihsiz çocuğa doktorlar müdahale etti. Ancak küçük çocuk tüm çabalara rağmen hayatını kaybetti. Uzmanlara göre belirtiler ortaya çıktıktan sonra hastalığın ölüm oranı neredeyse yüzde 100’e ulaşıyor. Hastalığın ilk belirtileri arasında ateş, halsizlik ve temas bölgesinde karıncalanma hissi bulunuyor. İlerleyen aşamalarda ise kafa karışıklığı, huzursuzluk, halüsinasyonlar ve halk arasında “su korkusu” olarak bilinen hidrofobi gelişebiliyor.

    Isırık Olmasa Bile Hastaneye Başvurulmalı

    Sağlık uzmanları, ısırık ya da çizik bile olmadığı durumlarda yarasayla temasta bulununca acilen hastaneye gidilmesi gerektiğinin altını çizdi.

  • SGK muayene katılım payı tarifesi güncellendi!

    SGK muayene katılım payı tarifesi güncellendi!

    Yeni düzenlemeye göre, ikinci basamak resmi sağlık hizmeti sunucularında hekim ve diş hekimi muayenelerinde katılım payı 50 TL olarak uygulanacak.

    Sağlık Bakanlığı’na bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile üçüncü basamak hastaneler, devlet üniversitelerinin tıp ve diş hekimliği fakültesi hastaneleri ve sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde muayene katılım payı 90 TL  olarak belirlendi.

    Vakıf üniversitelerinin tıp ve diş hekimliği fakültesi hastaneleri ile sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde uygulanacak katılım payı 100 TL  olurken, aynı tutar ikinci ve üçüncü basamak özel sağlık hizmeti sunucularındaki muayeneler için de geçerli olacak.

    Tebliğe göre, Sağlık Bakanlığı tarafından sözleşme imzalanmış, görevlendirilmiş veya yetkilendirilmiş aile hekimlerinin sevkiyle sağlık kuruluşlarında yapılan hekim ve diş hekimi muayenelerinde katılım payı yüzde 50 indirimli tahsil edilecek.

    Düzenleme kapsamında ayrıca Sağlık Uygulama Tebliği’nin ilgili maddesinde yer alan “5“ibaresi “30” olarak değiştirildi.

    Yeni düzenleme, Resmi Gazete’de yayımlandığı 1 Temmuz tarihi itibarıyla yürürlüğe girdi.

  • Kanserde alarm veren değişim: En büyük artışın nedeni ne?

    Kanserde alarm veren değişim: En büyük artışın nedeni ne?

    Kanser vakalarındaki artış hızında dikkat çeken bir değişim yaşanıyor. Uzmanlara göre son yıllarda kadınlarda görülen yeni kanser vakaları, erkeklere kıyasla daha hızlı bir yükseliş gösteriyor.

    Araştırmalara göre bu değişimde yaşam tarzı, çevresel faktörler ve tarama programlarının yaygınlaşması etkili oluyor. Özellikle genç yaş gruplarındaki kadınlarda görülen bazı kanser türlerindeki artış dikkat çekiyor.

    Uzmanlar, bu tablonun kanserin artık yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirtiyor. Özellikle son yıllarda genç yetişkinlerde görülen bazı kanser türündeki artışın yakından takip edildiği ifade edilmekte. Bu nedenle düzenli sağlık kontrollerinin aksatılmaması, yaşa ve risk grubuna uygun tarama programlarına katılım sağlanması büyük önem taşıyor.

    Bunun yanı sıra sigara ve alkol kullanımından uzak durmak, dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, ideal kiloyu korumak ve güneşin zararlı ışınlarından korunmak gibi yaşam alışkanlıklarının kanser riskini azaltmada etkili olabileceği belirtiliyor.

    Uzmanlar, erken teşhisin birçok kanser türünde tedavi başarısının önemli ölçüde arttığına dikkat çekiyor. Uzun süre devam eden şikayetler, nedeni açıklanamayan kilo kaybı, vücutta fark edilen kitleler ve geçmeyen ağrılar gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulanıyor. Bu tür durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanın hem tanı hem de tedavi süreci açısından önemli avantaj sağladığı ifade ediliyor.

  • Rahatlamak isterken kör oluyordu: Bunu sakın yapmayın!

    Rahatlamak isterken kör oluyordu: Bunu sakın yapmayın!

    Vücuttaki kan dolaşımını hızlandırarak vücudu rahatlatan tabanca şeklindeki masaj aletleri kısa süre içinde popüler oldu. İskoçya’da yaşayan bir adam, bu aleti rahatlamak için gözüne tutunca felaket geliyorum dedi. Gözünde görme kaybı ve ışık patlamaları yaşayan şahıs doktorun yolunu tuttu.

    İşte tedavi süreci boyunca yaşananlar…

    Felaket Geliyorum Dedi!

    Edinburgh’da yaşayan 20’lerindeki bir genç masaj aletini gözüne tutmaya başladı. İlk dakikalarda bir sorun olmadı fakat, kısa süre içinde gözünde ışık patlamaları ve uçuşan cisimler meydana geldi. Panikleyen genç adam hastaneye başvurdu. Göz muaynesine giren adam duydukları karşısında şoke oldu.

    Retinası Yırtıldı!

    Adamın sağ gözünde fazla miktarda retina yırtığı, yaygın retina ezilmesi ve retinal diyaliz adı verilen ciddi bir retina ayrılması türü tespit edildi. Sol gözünde ise yaygın morarma ve altı ayrı küçük retina yırtığı bulundu.  Fakat genç adamın ne aile geçmişinde ne de kendisinde böyle bir rahatsızlık bulunmuyordu. Sadece hafif derecede miyop olduğu belirlendi.

    Nedenini İtiraf Etti!

    Genç, yaklaşık üç ay boyunca haftada bir kez masaj tabancasını hem göz çevresine hem de doğrudan göz etrafına uyguladığını itiraf etti. Uzmanlara göre, gözün uzun süre böyle darbeler alması bazı zamanlarda geri dönülemez sonuçlar doğurabiliyor.

    Doktorların karşılaştığı bu vaka, bir dergide yayımlandı. Uzmanlar masaj tabancasından kaynaklı retina yırtığı vakasına ilk kez rastladıklarını açıkladı.

  • Çoğu evin baş belaları: Aslında kurtulmak çok basitmiş!

    Çoğu evin baş belaları: Aslında kurtulmak çok basitmiş!

    İşte evdeki küçük sineklere karşı alınabilecek doğal önlemler…

    1. Sirke Tuzağı Hazırlayın

    Bir kaba elma sirkesi ve birkaç damla bulaşık deterjanı ekleyin. Sirkenin kokusu sinekleri çekerken, bulaşık deterjanı sıvının yüzey gerilimini azaltır. Böylece sinekler sıvının üzerinde duramaz, içine düşerek çıkmalarını engeller.

    2. Meyve Tuzağı Kurun

    Bir kavanozun içine olgun bir elma veya muz ekleyin. Ağzını streç filmle kapatıp üzerine küçük delikler açın. Sinekler içeri girer ancak dışarı çıkamaz.

    3. Meyve ve Sebzelerinizi Açıkta Bırakmayın

    Olgun meyve ve sebzeler küçük sinekleri kendine çekebileceğinden, sinek oluşumunu önlemek için bu ürünleri açıkta bırakmak yerine buzdolabında ya da kapalı kaplarda saklamanız önerilir.

    4. Çöplerinizi Bekletmeyin

    Çöp kovasını düzenli olarak boşaltın ve belirli aralıklarla yıkayarak kötü kokuların oluşmasını önleyin.

    5. Lavabo Giderinizi Temizleyin

    Lağım sinekleri giderlerde biriken organik atıklarda ürer. Giderlere düzenli olarak sıcak su, sirke ve karbonat dökerek birikintilerin temizlenmesine yardımcı olabilirsiniz.

    6. Saksı Toprağını Fazla Sulamayın

    Eğer sinekler bitkilerin etrafında uçuyorsa, toprağın sürekli ıslak kalmamasına dikkat edin. Nemli toprak, mantar sineklerinin çoğalması için uygun bir ortam sağlar.

    7. Limon ve Karanfil Kullanın

    Ortadan ikiye kesilmiş limonun üzerine karanfil batırarak mutfak veya pencere kenarlarına bırakabilirsiniz. Bu koku, sineklerin bulunduğu ortamdan uzaklaşmasına yardımcı olabilir.

  • Hantavirüs’te korkulan olmadı: DSÖ’den açıklama geldi!

    Hantavirüs’te korkulan olmadı: DSÖ’den açıklama geldi!

    Küresel sağlık gündemini bir süredir meşgul eden ve Hollanda bandıralı bir yolcu gemisinde ortaya çıkmasıyla panik yaratan hantavirüs salgını hakkında Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) yüreklere su serpen bir son dakika açıklaması geldi. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgındaki son epidemiyolojik verileri paylaşarak sürecin istikrarlı bir faza girdiğini duyurdu.

    ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden resmi bir açıklama yapan Ghebreyesus, “MV Hondius” isimli kruvaziyer gemisinde yürütülen filyasyon, karantina ve temaslı takip çalışmalarının başarıyla tamamlandığını, salgının artık sona ermek üzere olduğunu ilan etti.

    Küresel Bilanço Netleşti: Toplam Vaka Sayısı 13’te Kaldı

    Salgının ilk aşamasında Güney Afrika’da tespit edilen iki kritik vakanın ardından başlatılan uluslararası operasyon meyvelerini verdi. DSÖ’nün güncellediği hantavirüs raporuna göre küresel bilanço şu şekilde netleşti:

    Salgın boyunca dünya genelinde laboratuvar onaylı toplam hantavirüs vaka sayısı 13 olarak kayıtlara geçti. Enfekte olan hastalar arasından maalesef 3 kişi hayatını kaybetti. MV Hondius mürettebatı başta olmak üzere İspanya ve Hollanda’daki genel karantina süreçleri doldu. 25 Haziran itibarıyla sadece 30 temaslı tedbir amaçlı sıkı gözetim altında tutuluyor.

    Ghebreyesus, yeni vaka hızının sıfırlanmasıyla ilgili olarak, “Durum tamamen istikrarlı ve salgını bitirmeye çok yaklaşıyoruz” diyerek koordinasyon içinde çalışan Güney Afrika, Hollanda ve İspanya sağlık otoritelerine teşekkür etti. Karantina sürecini dolduran dev yolcu gemisinin ise seferlerine yeniden başlayacağı öğrenildi.

    Virüslerden Korunmak İçin Ne Yapmalı

    Hantavirüs Nedir, İnsanlara Nasıl Bulaşır?

    Vakaların kontrol altına alınmasıyla birlikte vatandaşlar internette en çok “Hantavirüs nasıl bulaşır?” sorusunun yanıtını aratıyor. İşte uzman kuruluşların verilerine göre virüsün bulaşma yolları:

    • Kemirgen Teması (Ana Kaynak): Hantavirüs, laboratuvar verilerine göre doğrudan insandan insana bulaşan bir virüs değildir; çoğunlukla fare ve sıçan gibi kemirgenlerden insanlara taşınır.

    • Hava Yoluyla Soluma: Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar veya salyalarının bulunduğu ortamların temizlenmesi veya havalandırılması esnasında havaya karışan mikro partiküllerin insanlar tarafından solunması en yaygın bulaşma yöntemidir.

    • Isırma ve Tırmalama: Doğrudan enfekte bir kemirgenin insanı ısırması, tırmalaması veya açık yaraya kemirgen sıvılarının temas etmesi de nadir görülen bulaşma sebepleri arasındadır.

    Close-up illustration of red coronavirus particles with spike proteins in blue misted background.

    Hantavirüs Belirtileri Nelerdir? Bu Semptomlara Dikkat!

    Hantavirüs enfeksiyonu, erken evrede mevsimsel grip veya koronavirüs ile karıştırılabilecek genel semptomlarla başlar. Ancak ilerleyen evrelerde hayati tehlike yaratabilir:

    Ani başlayan yüksek ateş, aşırı yorgunluk, halsizlik ve özellikle sırt, bacak, omuz gibi büyük kas gruplarında görülen şiddetli kas ağrıları.

    Hastalık her bünyede hafif seyretmez. Bazı vakalarda akciğerlerde sıvı toplanmasına bağlı akut solunum yetmezliği, iç kanama eğilimi ve akut böbrek yetmezliği gibi geri dönüşü zor ciddi klinik tablolar tetiklenebilir.

  • Sigaraya yeni düzenleme yolda: Yasaklar genişliyor!

    Sigaraya yeni düzenleme yolda: Yasaklar genişliyor!

    Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de tütün ürünlerinin özendiriciliğini minimuma indirmek, pasif içiciliği engellemek ve özellikle çocukları korumak adına çok kapsamlı bir yasal düzenleme için düğmeye bastı. Halk sağlığını koruma misyonu çerçevesinde hazırlanan yeni kanun taslağının detaylarını Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ilk kez paylaştı.

    Bakan Memişoğlu, tütün ürünlerini tamamen yasaklamayacaklarını ancak toplumdaki tüketim talebini ve özellikle gençlerin bu ürünlere erişimini azaltmak adına radikal adımlar atacaklarını müjdeledi. Cumhurbaşkanlığı, milletvekilleri ve ilgili paydaşlarla istişare süreci devam eden taslağın, birkaç ay içinde netleşerek Meclis gündemine gelmesi bekleniyor.

    İşte masadaki yeni tütün ve sigara düzenlemesinin öne çıkan 3 ana maddesi…

    Yeni Sigara Düzenlemesinde Öne Çıkan 3 Kritik Madde

    Hazırlıkları süren kanun taslağı kapsamında, tütün ve tütün mamullerinin satışından mekan denetimlerine kadar pek çok alanda radikal değişiklikler hayata geçirilecek:

    1. Tütün Ürünlerinin Görünürlüğü Tamamen Engellenecek

    Yeni düzenlemenin temel hedef kitlesi çocuklar ve gençler olacak. Satış noktalarındaki standlar ve reyon tasarımları yeniden elden geçirilecek. Bakan Memişoğlu, konuya ilişkin “Sigara ve tütünün görünür olmasını istemiyoruz. Yasaklamayacağız ancak görünür olmasını tamamen engelleyeceğiz. Esasında toplumun bunu kullanma isteğini, yani talebi azaltacağız” ifadelerini kullandı.

    2. Kapalı Alan Tanımına “Camekan” Ayarı Geliyor

    Mevcut yasadaki en büyük açıklardan biri olan restoran, kafe ve eğlence mekanlarındaki “açık-kapalı alan” karmaşası kesin olarak çözülecek. İşletmelerin etrafını açılır-kapanır camekanlarla veya tentelerle çevirerek kapalı alanları “açık alan” gibi göstermesinin önüne geçilecek. Yeni kriterlerle birlikte mekanların mimari yapılarına göre sınırlandırmalar netleştirilecek.

    3. 18 Yaş Altı Satışlarda “Sıfır Tolerans” Denetimi

    Mevcut mevzuatta reşit olmayanlara sigara satışı yasak olsa da sahadaki denetim eksiklikleri masaya yatırıldı. Yeni taslak metinle birlikte, 18 yaşından küçük bireylere sigara ve tütün ürünü satışı yapan işletmelere yönelik cezai müeyyideler ağırlaştırılacak ve kolluk kuvvetleri ile Sağlık Bakanlığı müfettişlerinin ortaklaşa yürüteceği çapraz denetimler sıkılaştırılacak.

  • Meğer sadece su değilmiş: Bakın yiyince vücutta neleri değiştiriyor!

    Meğer sadece su değilmiş: Bakın yiyince vücutta neleri değiştiriyor!

    Yaklaşık yüzde %95’i sudan oluşan salatalık; C ve K vitaminleri, potasyum, magnezyum ve lif bakımından da zengin bir besindir. Vücudun günlük sıvı ihtiyacını desteklerken hafif yapısı sayesinde kahvaltılarda, salatalarda ve öğün aralarında sıkça tüketilir.

    Düzenli tüketildiğinde vücudun nem dengesinin korunmasına ve ödemin atılmasına yardımcı olabilir. İçerdiği lif sayesinde sindirim sistemini desteklerken bağırsakların düzenli çalışmasına katkı sağlar.

    Düşük kalorili yapısıyla uzun süre tokluk hissi oluşturarak kilo kontrolünü destekleyebilir. İçerdiği potasyum oranıyla kan basıncının dengelenmesine katkı sunarken, antioksidan bileşikleri sayesinde hücrelerin olumsuz etkilerine karşı korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca cildin nemli kalmasını destekleyebilir ve kolajen üretimine katkı sağlayarak daha sağlıklı bir cilt görünümüne de yardımcı olur.

    Salatalık en faydalı şekilde çiğ ve mümkün olduğunca kabuğuyla birlikte tüketilmelidir. Kabuğunda bulunan lif ve besin ögelerinden yararlanabilmek için iyice yıkadıktan sonra tüketilmesi önerilir. Dengeli ve düzenli beslenmenin bir parçası olarak tüketilen salatalık, genel vücut sağlığını destekleyen besinler arasında yer alır.

  • Sofraların gizli ecza deposu: Bir tutamı bile bin fayda!

    Sofraların gizli ecza deposu: Bir tutamı bile bin fayda!

    Maydanoz, kendine has kokusu ve yoğun aromasıyla sofraların vezgeçilmez yeşillikleri arasında yer alır. Salatalardan yemeklere kadar pek çok tarifte kullanılan maydanoz, yalnızca lezzetiyle değil zengin vitamin ve mineral deposu olmasıyla da dikkat çeken bir besindir. İçerisinde bulunan K ve C vitaminleri, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, çinko ve antioksidanlar ile birçok önemli bileşikler sayesinde bağışıklık sisteminden kemik sağlığına kadar vücudun pek çok fonksiyonunu destekleyebilir.

    Maydanozun 6 Önemli Faydası

    1. Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

    Maydanoz içinde yüksek oranda C vitamini bulundurması sayesinde bağışıklık sisteminin normal işleyişini destekleyebilir.

    2. Kemik Sağlığını Destekleyebilir

    Maydanozun içerdiği antioksidanlar ve vitaminler ile düzenli ve dozunda tüketim doğrultusunda cildin yenilenme sürecini destekleyebilir. Özellikle de sivilce oluşumunun azaltılması açısından büyük bir önem taşımaktadır.

    3. Sindirim Sistemini Destekleyebilir

    Lif ve doğal bileşenleri sayesinde sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlayarak mideyi rahatlatmaya ve sindirimi desteklemeye yardımcı olur.

    4. Ödem ve Toksinlerin Atılmasına Yardımcı Olur

    Maydanoz, doğal idrar söktürücü etkisiyle bilinen besinlerden biridir. Vücuttaki fazla sıvıların atılmasına katkı sağlarken ödemin atılmasında da büyük bir rol oynar.

    5. Kan Şekerinin Dengelenmesine Katkı Sağlar

    Düzenli ve dikkatli ölçüde maydanoz tüketiminin kan şekeri seviyesinin dengelenmesine destek olabileceği görülmektedir. Ancak diyabet tedavisinde tek başına yeterli değildir ve dengeli beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

    6. Ağız Kokusunu Gidermeye Yardımcı Olur

    Maydanozun kendine özgü yoğun aroması, ağızda ferahlık hissi oluşturabilir. Özellikle de sarımsak ve soğan gibi keskin kokulu besinlerin ardından tüketildiğinde ağız kokusunun azalmasna yardımcı olur.

  • Bunu tüketen yaşadı: Kalpten cilde kadar pek çok etkisi var!

    Bunu tüketen yaşadı: Kalpten cilde kadar pek çok etkisi var!

    Yer fıstığı içinde bulundurduğu vitamin, mineral, protein ve sağlıklı yağlar bakımından zengin ve besleyici bir kuruyemiştir. İçerdiği doymamış yağ asitleri, lif ve protein miktarı sayesinde uzun süre tok kalmaya yardımcı olur. Bu özelliğiyle hem sağlıklı ara öğünler arasında öne çıkar hem de birçok kuruyemişten ayrılır. Yüksek enerji sağlaması nedeniyle de sporcular ve sağlıklı beslenmeye özen gösteren bireyler tarafından sıkça tercih edilir.

    Yer fıstığı; magnezyum, fosfat, E vitamini, bakır ve arjinin gibi önemli besi ögelerini içinde barındırır. Düzenli ve ölçülü tüketildiğinde ise kalp sağlığını destekler. Kolestrol seviyesinin dengelenmesine katkı sağlar ve kan şekerinin kontrolüne yardımcı olur. Ancak yüksek kalorili bir besin olduğu için aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır.

    Protein ve lif açısından zengin olan bu besin, kas gelişimini de ayrıca desteklerken kilo kontrolüne de katkı sağlayabilir. İçerisindeki antioksidanlar ve polifenol bileşikleriyle vücuttaki sağlıklı hücreleri korumaya yardımcı olur. Kolajen üretimini destekleyerek cilt sağlığına katkı sunabilir. Ayrıca beyin fonksiyonlarını desteklediği ve kanser risinin azaltılmasına yardımcı olabileceği de belirtilmektedir.

    Yer fıstığı mümkün oldukça çiğ veya katkısız haliyle tüketilmesi önerilir. Kavrulmuş yer fıstığı da her ne kadar benzer besin değerini korusa da, tuz ilavesi olmayan ürünlerin tercih edilmesi daha sağlıklı bir seçim olacaktır. Sağlıklı bir bireyin günlük yaklaşık olarak 25-30 gram (bir avuç) tüketmenin yeterli olabileceğini belirtiyor. Fazlası ise yüksek kalori alımına neden olabilir.

  • Uykuya dalamayanlara ilaç gibi geliyor: 2 dakikada uyutan askeri yöntem nedir?

    Gün boyunca kendinizi ne kadar yorgun ve bitkin hissederseniz hissedin, yatağa uzandığınız anda zihninizin aniden hızla çalışmaya başlaması tanıdık geliyor mu? Geçmişte yaşanan olayları tekrar tekrar düşünmek, yarının planlarını kafada kurmak ve saatlerce yatakta dönüp durmak artık modern çağın en büyük ortak sorunlarından biri haline geldi.

    Lifestyle İçerik Sorumlusu Gökçen Kökden’in derlediği bilgilere göre; tüm dünyada “askeri uyku yöntemi” (Military Sleep Method) olarak bilinen ve kökeni Amerikan ordusuna dayanan özel bir teknik, uykusuzluk çekenlerin imdadına yetişiyor. Sadece 6 haftalık bir düzenli pratikle 2 dakika içinde derin bir uykuya geçmeyi vadeden bu askeri disiplin tekniğinin tüm detaylarını, uygulanış adımlarını ve uyku uzmanlarının kritik uyarılarını sizler için araştırdık.

    Askeri Uyku Yöntemi Nedir?

    Bu özel uyku tekniği, ilk olarak ABD Donanması tarafından, özellikle yoğun stres ve ölüm tehlikesi altında görev yapan savaş pilotlarının her koşulda ve en gürültülü ortamlarda bile hızlıca dinlenebilmesi amacıyla geliştirildi.

    Teknik, popülaritesini ise Amerikalı ünlü atletizm antrenörü Lloyd “Bud” Winter’ın 1981 yılında kaleme aldığı “Relax and Win” (Rahatla ve Kazan) adlı kitabına borçlu. İkinci Dünya Savaşı döneminde donanmanın uçuş eğitim programlarında görev alan Winter, pilotların günün hangi saati veya şartı olursa olsun vücutlarını bir şalter gibi kapatıp dinlenme moduna geçmelerini bu formülle sağladı.

    Adım Adım Askeri Uyku Yöntemi Nasıl Uygulanır?

    Bu yöntem, tamamen “ilerleyici kas gevşetmesi” ve zihinsel odaklanma prensibine dayanıyor. Yatağa uzandığınızda sırasıyla şu 5 adımı takip etmeniz gerekiyor:

    1. Yavaş ve Derin Nefes Alın, Yüzünüzü Gevşetin: Öncelikle nefes alışverişinizi yavaşlatın. Tüm dikkatinizi yüzünüze verin. Alnınızdaki çizgileri rahat bırakın, göz çevrenizi, yanaklarınızı ve özellikle çenenizi tamamen serbest bırakın. Dilinizin ağzınızın içinde rahatça durmasına izin verin.

    2. Omuzlarınızı Serbest Bırakın: Omuzlarınızdaki tüm yükü yatağa bırakıyormuş gibi omuzlarınızı aşağı doğru düşürün. Göğüs kafesinizin derin nefeslerle birlikte rahatça inip kalkmasına izin verin.

    3. Kollarınızı Yer Çekimine Bırakın: Önce baskın olan kolunuzu (pazıdan başlayarak ön kola, bileğe ve parmak uçlarına kadar) tamamen gevşetin ve yatağa gömüldüğünü hissedin. Ardından aynı işlemi diğer kolunuz için de tekrarlayın.

    4. Bacaklardaki Gerginliği Yok Edin: Sıra alt bölgeye geldi. Kalçalarınızı, baldırlarınızı, ayak bileklerinizi ve ayak parmaklarınızı sırayla serbest bırakın. Bacak kaslarınızda hiçbir kasılma kalmayana kadar gevşemeyi sürdürün.

    5. Zihni Sakinleştirin (Gözünüzde Canlandırın): Fiziksel gevşeme tamamlandıktan sonra zihni boşaltmak için kendinizi huzurlu bir doğa manzarasının içinde hayal edin. Örneğin; sakin bir gölün kıyısında, tamamen karanlık bir odada kadife bir hamakta uzandığınızı veya güneşli bir bahar gününde olduğunuzu düşünün.

    Zihni Susturma Taktiği: Eğer tüm bunlara rağmen aklınıza güncel kaygılar veya düşünceler gelmeye devam ediyorsa, içinizden ardı ardına “Sakın düşünme, sakın düşünme” ifadesini 10 saniye boyunca bir ritim halinde tekrar ederek zihninizi dış dünyaya kapatın.

    6 Hafta Kuralı ve Uyku Uzmanlarından Önemli Uyarılar

    Bu tekniğin en büyük sırrı sürekliliğinde yatıyor. Yapılan araştırmalar, tekniği 6 hafta boyunca aralıksız uygulayan kişilerin, kahve tüketmiş olsalar dahi çok ekstrem ve gürültülü koşullar altında bile 2 dakika içinde uykuya dalabildiğini gösteriyor.

    Ancak uyku tıbbı ve psikiyatri uzmanları bu konuda önemli bir noktaya parmak basıyor. BBC Dünya Servisi’ne önemli açıklamalarda bulunan Uyku Uzmanı Dr. Hugh Selsick, kronik insomnia (uykusuzluk hastalığı) yaşayan kişilerin bu yöntemde ilk etapta aynı yüksek başarıyı yakalayamayabileceğini belirtiyor.

    Bu nedenle uzmanlar, yöntemi uygularken süreye veya kesin olarak uyumaya odaklanmak yerine; amacın sadece bedeni ve zihni sakinleştirmek olması gerektiğini savunuyor. Kendinizi uyumaya zorlamayı bıraktığınız an, vücudunuz askeri yöntemin de yardımıyla uykuya doğal ve sağlıklı bir geçiş yapacaktır.

    The post Uykuya dalamayanlara ilaç gibi geliyor: 2 dakikada uyutan askeri yöntem nedir? first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Sağlıklı yaşayan insanların ortak özellikleri ne biliyor musunuz?

    Sağlıklı yaşayan insanların ortak özellikleri ne biliyor musunuz?

    DÖRT GECE ÜST ÜSTE UYKUSUZ KALMAK İNSÜLİN DİRENCİNİ TETİKLİYOR

    Uzun ve dinç bir yaşamın temel sacayaklarını dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve kaliteli uyku olarak sıralayan Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, özellikle uyku düzeninin metabolizma üzerindeki ölümcül risklerine dikkat çekti. Her bir yetişkinin gecelik 7 ila 9 saat arasında kesintisiz ve nitelikli uyku almasının zorunlu olduğunu vurgulayan Dr. Yavuzcan, “Unutmayınız ki sadece dört gece üst üste uykusuz kaldığınız bir dönemde bile vücudun insülin salınımında ciddi bozulmalar meydana gelir ve hemen ardından kronik hastalıkların anası sayılan insülin direnci gelişebilir” sözleriyle uykunun hayati önemini ortaya koydu. Egzersiz konusunda da net hedefler veren uzman hekim, her hafta en az 150 dakika orta şiddette aerobik aktivite veya 75 dakika yoğun antrenman ile birlikte mutlaka kuvvet egzersizlerinin rutin hale getirilmesi gerektiğini belirtti.

    SAĞLIKLI VE UZUN HAYATIN PÜF NOKTALARI HAKKINDA BİLGİLER VEREN FONKSİYONEL TIP HEKİMİ FİTOTERAPİST DR. BEKİR UĞUR YAVUZCAN, “SAĞLIKLI VE UZUN BİR YAŞAM SÜRDÜREBİLMEK İÇİN BESLENME, YAŞAM TARZI SEÇİMLERİ VE ALIŞKANLIKLARININ BİR KOMBİNASYONUNU İÇEREN ALIŞKANLIKLAR ZİNCİRİNİ SÜRDÜRMEMİZ GEREKİYOR” DEDİ. (YUNUS YAVUZ YILMAZ/BURSA-İHA)
    Sağlıklı ve uzun hayatın püf noktaları hakkında bilgiler veren Fonksiyonel Tıp Hekimi Fitoterapist Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, “Sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürebilmek için beslenme, yaşam tarzı seçimleri ve alışkanlıklarının bir kombinasyonunu içeren alışkanlıklar zincirini sürdürmemiz gerekiyor” dedi.

    İŞLENMİŞ GIDALARI VE HAYATINIZDAKİ TOKSİK İLİŞKİLERİ SIFIRLAYIN

    Uzun yaşayan sağlıklı insanların ortak yaşam reflekslerini ve uzak durdukları faktörleri de tek tek listeleyen Fitoterapist Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, beslenme sepetinden işlenmiş gıdaların, rafine şekerin, basit karbonhidratların ve tuzun neredeyse tamamen kazınması gerektiğinin altını çizdi. Atalık tohumlardan üretilmiş tahılların, temiz protein kaynaklarının, sağlıklı yağların ve bol hidrasyonun (su tüketimi) önemine değinen Yavuzcan, ruh sağlığının da en az beden sağlığı kadar proaktif korunması gerektiğini söyledi. Sağlıklı bireylerin sadece zararlı maddelerden ve hareketsiz yaşamdan değil, aynı zamanda yönetilemeyen stresten ve zehirli, toksik insan ilişkilerinden de koşarak uzaklaştığını ifade eden Dr. Yavuzcan, sempatik sinir sistemini dengelemek için yoga, meditasyon, derin nefes egzersizleri ve hobilere vakit ayrılmasını, sağlık sorunlarını erkenden yakalamak adına da rutin doktor kontrollerinin asla aksatılmaması gerektiğini hatırlatarak sözlerini noktaladı. >>>İHA 

  • ‘Sağlıklı çocuk sağlıklı gelecek’ programı tamamlandı

    ‘Sağlıklı çocuk sağlıklı gelecek’ programı tamamlandı

    Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü ve Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen ‘Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek’ programı çerçevesinde düzenlenen eğitimler başarıyla tamamlandı.

    Eğitim ve öğretim yılının başından bu yana sürdürülen projeyle tam 9 bin 170 öğrenciye ulaşılarak sağlık okuryazarlığı bilinci aşılandı. Çocukların hem fiziksel gelişimlerini desteklemek hem de sağlık konularında farkındalıklarını artırmak amacıyla başlatılan program, eğitim-öğretim yılı boyunca yoğun bir tempoyla sürdürüldü. Okulları tek tek ziyaret eden uzman sağlık personelleri, öğrencilere hayati önem taşıyan konularda uygulamalı eğitimler verdi.

    Geniş bir uzman kadrosuyla yürütülen çalışmalarda aile hekimleri, diş hekimleri, fizyoterapistler, diyetisyenler, hemşireler, acil tıp teknisyenleri (ATT) ve UMKE gönüllüleri görev aldı.

    Eğitimlerde çocuklara ‘112 Acil Çağrı Merkezi’nin hangi durumlarda aranması gerektiği, aile hekimine başvuru süreçleri, bulaşıcı hastalıklardan korunma yolları ve kişisel hijyen kuralları, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi, ağız ve diş sağlığı’ konuları detaylıca anlatıldı.

    Teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı etkinliklerin de yer aldığı program renkli görüntülere sahne oldu.

  • Kalp profesörü açıkladı: En kötü uyku pozisyonu buymuş!

    Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Keskin, uyku pozisyonlarının anatomik etkilerine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu. Herkes için tek bir “mükemmel” pozisyonun olmadığını belirten Keskin, özellikle bir yatış şeklinin vücuda ciddi zararlar verdiğini vurguladı. İşte 20 Haziran 2026 itibarıyla kalbinizi ve organlarınızı koruyacak uyku tüyoları…

    “Yüzüstü Yatmak En Kötü Uyku Pozisyonudur”

    Prof. Dr. Muhammed Keskin, uykuda nefes kalitesini ve organ sağlığını en çok tehdit eden yatış biçiminin yüzüstü (yüzükoyun) uyumak olduğunu belirtti. Keskin, bu pozisyonun zararlarını şu şekilde sıraladı:

    “Yüzüstü yatma pozisyonu en kötü uyku pozisyonudur diyebilirim. Yüzüstü yattığınızda iç organlarınız üzerindeki baskı maksimum seviyeye ulaşır. Bu baskı nedeniyle uykuda nefes alıp vermek için vücudunuz çok daha fazla efor sarf etmek zorunda kalır. Sonuç olarak uykunun kalitesi ve verimi ciddi oranda düşer. Sabahları boyun ağrısı, yorgunluk ve nefes açlığıyla uyanmanın en büyük sorumlusu bu pozisyondur.”

    Ayrıca reflü ve mide asidi problemi yaşayan kişilerin yüzüstü yatması, mide şikayetlerini de üst seviyeye tırmandırıyor.

    Sırtüstü Yatmak da Her Zaman Masum Değil!

    Birçok kişi tarafından en konforlu yatış şekli olarak görülen sırtüstü uyuma pozisyonu, belirli rahatsızlıkları olan kişiler için gizli tehlikeler barındırıyor. Prof. Dr. Keskin’e göre sırtüstü yatıldığında vücutta şu değişimler yaşanıyor:

    • Hava yolu ve solunum yolları en fazla bu pozisyonda daralıyor.

    • Gırtlak ve akciğerler üzerindeki anatomik baskı artıyor.

    • Horlama şiddetleniyor ve uyku apnesi (uykuda nefes durması) riski tavan yapıyor.

    • Daralan hava yolları yüzünden kalbin dokulara oksijen göndermek için harcadığı yük ve tempo artıyor.

    (Not: Sadece burnu tıkalı veya sinüzit hastası olan kişilerde nefes açlığını rahatlatmak adına kısa süreli sırtüstü yatışlar fayda sağlayabiliyor).

    Kalp İçin Sağ, Mide İçin Sol Taraf

    Sağlık durumunuza göre geceleri yönünüzü seçmeniz gerektiğini belirten Keskin, organ spesifik şu önerilerde bulundu:

    • Kalp Rahatsızlığı Olanlar İçin (Sağ Yan): Sağ tarafa yatmak, kalbin göğüs kafesi içinde daha rahat konumlanmasını sağlar ve kan dolaşımını destekleyerek kalbin üzerindeki mekanik yükü azaltır.

    • Mide ve Reflü Sorunu Olanlar İçin (Sol Yan): Sol tarafa yatıldığında mide anatomik yapısı gereği yemek borusunun altında kalır. Bu da mide asidinin yukarı kaçmasını (reflüyü) engeller ve sindirimi kolaylaştırır.

    Kalp Yetmezliği Hastalarına Özel: “Semi-Fowler” Pozisyonu

    Prof. Dr. Muhammed Keskin, özellikle ileri derece kalp yetmezliği yaşayan hastalara “Semi-Fowler” adı verilen yatak pozisyonunu öneriyor. Bu yöntem, yatak başının yaklaşık 30 derece kadar yukarı kaldırılması anlamına geliyor. Bu hafif eğimli duruş, yer çekiminin etkisiyle akciğerlerde sıvı birikmesi (ödem) riskini azaltarak hastanın gece boyunca çok daha rahat nefes almasını sağlıyor.

    The post Kalp profesörü açıkladı: En kötü uyku pozisyonu buymuş! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • ECE İRTEM’İN ÖLÜMÜNDE KORKUNÇ ŞÜPHE! ‘Maymun Isırığı’ iddiası savcılığa taşındı

    Magazin ve sanat dünyası, geçtiğimiz pazartesi günü gelen ani ölüm haberiyle sarsılmıştı. Kızılcık Şerbeti dizisinde canlandırdığı “Işıl” karakteriyle hafızalara kazınan 35 yaşındaki başarılı oyuncu Ece İrtem, 15 Haziran Pazartesi günü İstanbul’daki evinde fenalaşarak hayatını kaybetmişti.

    İlk belirlemelere göre genç oyuncunun geçirdiği ani bir “kalp krizi” nedeniyle vefat ettiği öne sürülürken, bugün soruşturmanın seyrini tamamen değiştirecek ve tüyleri ürpertecek nitelikte siber bir son dakika gelişmesi yaşandı. Oyuncunun ailesi ve avukatı, ölümün arkasında yatan ölümcül bir dış etkene dikkat çekerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına resmi başvuru yaptı.

    Ölümünden Bir Hafta Önce Tayland’daydı

    Gazeteci Birsen Altuntaş’ın özel haberine göre; trajik vefatın ardından ünlü oyuncunun yakın geçmişi ve yurt dışı seyahatleri mercek altına alındı. Yapılan incelemelerde, Ece İrtem’in hayatını kaybetmeden sadece bir hafta önce Tayland’a turistik bir gezi düzenlediği ve bu seyahat esnasında talihsiz bir olay yaşadığı tescillendi. Oyuncunun sol kolunda saptanan belirgin yara izleri, soruşturmaya yeni bir siber şüphe dalgası ekledi.

    Avukat Uğur Gökkoyun: “Sol Kolunda 3 Adet Yara İzi Tespit Edildi”

    Ece İrtem’in sol kolunda yan yana bulunan 3 adet nedbenin (yara izi) saptanması üzerine aile bireyleriyle iletişime geçen aile avukatı Uğur Gökkoyun, bugün savcılığa giderek çok kritik bir inceleme dilekçesi verdi. Adli tıbbın derinlemesine sörf yapmasını talep eden avukat Gökkoyun, kamuoyunu derinden sarsan siber başvuruya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “15.06.2026 günü evinde vefat eden müvekkilim Ece İrtem’in sol kolunda 3 adet nedbenin tespiti üzerine aile bireyleriyle konuşulduğunda, Tayland gezisi esnasında bir maymun tarafından ısırıldığını ifade etmişlerdir. Bu konuda uzman kişilerle yapılan görüşmede, maymun ısırığının sepsis (kan zehirlenmesi) dahil ölümcül neticelerinin olabileceği öğrenilmiştir. Bugün savcılığa dilekçe verilerek otopside bu hususun da titizlikle değerlendirilmesi talep edilmiştir.”

    Gizemli Ölümün Perdesini Otopsi Raporu Aralayacak

    Tıp uzmanları, vahşi veya evcil olmayan hayvan ısırıklarının vücuda ölümcül bakteriler zerk edebileceğini ve bu durumun hızla sepsis (kan zehirlenmesi) tablosuna yol açarak organ yetmezlikleri ya da ani kalp durmalarını tetikleyebileceğini belirtiyor. Genç oyuncunun kesin ölüm sebebi, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından tescillenecek detaylı otopsi ve toksikoloji siber analiz raporlarının ardından kesinlik kazanacak.

    The post ECE İRTEM’İN ÖLÜMÜNDE KORKUNÇ ŞÜPHE! ‘Maymun Isırığı’ iddiası savcılığa taşındı first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Ebola vakasında 5 kişi karantinaya alındı

    Ebola vakasında 5 kişi karantinaya alındı

    Fransa Sağlık Bakanı Stephanie Rist, ülkedeki ilk Ebola vakasıyla temas ettiği düşünülen 5 kişinin tedbir amaçlı karantinaya alındığını belirtti.

    Bakan Rist, konuk olduğu France 2 kanalında ülkedeki Ebola vakasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Dün Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki (KDC) insani yardım misyonundan dönen bir doktorda Ebola virüsü tespit edildiğini hatırlatan Rist, söz konusu kişinin deneyimli bir doktor olduğunu belirtti.

    Rist, bu doktorun hastalığın başında olduğunu kaydederek, uçağa bindiği sırada herhangi bir belirtisi bulunmadığı, dolayısıyla virüsün bulaşıcı olmadığı değerlendirmesinde bulundu.

    Uçuş sırasında baş ağrısı şikayeti olan doktorun durumu ilgililere bildirdiğini aktaran Rist, bu nedenle doktorun uçak inince karşılanarak hastaneye götürüldüğünü ve burada 21 günlük karantinaya alındığını kaydetti.

    Rist, uçakta doktora yakın olanları araştırdıklarını belirterek, doktorla temas ettiği düşünülen 5 kişinin tespit edilerek tedbir amaçlı karantinaya alındığını açıkladı.

    Fransa Sağlık Bakanlığından dün yapılan açıklamada, KDC’den dönen bir doktorda Ebola virüsü tespit edildiği belirtilmişti.

    Fransız topraklarında bu dönemde ilk kez Ebola virüsü görüldüğü kaydedilen açıklamada, Başbakan Sebastien Lecornu’nun durumu yakından takip ettiği aktarılmıştı.

    Fransa Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon ise dün yaptığı açıklamada, Ebola salgını durumunun kontrol altında olduğunu vurgulamıştı.

    EBOLA SALGINI

    Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin (KDC) doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs’ta ülkede salgın ilan edilmişti.

    DSÖ, 17 Mayıs’ta, yeniden ortaya çıkan Ebola salgını nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti.

    Sağlık yetkililerine göre, mevcut salgın, nadir bir Ebola varyantı olan “Bundibugyo” virüsünden kaynaklanıyor ve onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor. >>>AA

  • Ece İrtem’in vefatı sonrası kardiyolog açıkladı: “35 yaşındaki kalp durmasında en sık sebep kalp krizi değil!”

    Sanat dünyasından gelen acı bir kayıp, genç yaşta yaşanan ani ölümler ve kalp sağlığına dair siber veri havuzlarındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Başarılı oyuncu Ece İrtem’in 35 yaşında hayata gözlerini yumması, kamuoyunda derin bir üzüntü yaratırken, ölüm siber nedenine dair ortaya atılan “kalp krizi” iddiaları tıp dünyasını harekete geçirdi.

    Sosyal medyada ve dijital mecralarda hızla yayılan “genç yaşta kalp krizi salgını var” algısına dair tescilli ve bilimsel bir düzeltme, ünlü Kardiyoloji Profesörü Muhammed Keskin’den geldi. Prof. Dr. Keskin, 35 yaşında yaşanan ani bir kalp durmasının arkasındaki siber ve biyolojik gerçeklerin sanılandan çok farklı olduğunu belirterek ezber bozan açıklamalarda bulundu.

    “35 Yaşındaki Biri İçin En Sık Sebep Kalp Krizi Değildir”

    Close up of man is heart attack

    Genç yaş grubunda görülen tescilli ani ölüm vakalarının doğrudan “kalp krizi” olarak etiketlenmesinin hatalı bir siber yaklaşım olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Muhammed Keskin, hayati bir tıbbi gerçeğe dikkat çekti:

    “35 yaşında kalbi duran birindeki en sık sebep kalp krizi değildir. Ani kalp durmalarında, özellikle genç yaş grubunda ritim bozuklukları daha sık bir neden olarak karşımıza çıkar.”

    Keskin, siber dünyada panik havası yaratan iddiaların aksine, genç oyuncu Ece İrtem’in kalp krizi geçirdiğine dair tescillenmiş hiçbir tıbbi kanıt bulunmadığının altını çizdi. Bir hastaya resmi olarak “kalp krizi” tanısı konulabilmesi için laboratuvar bulguları, görüntüleme teknikleri ve tescilli siber tıbbi tetkiklerin bir arada değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

    Gençlerde Ani Kalp Durmasını Tetikleyen 4 Gizli Faktör

    Kardiyoloji uzmanları, ani kalp durmalarında siber olarak en çok göz ardı edilen ancak ölümcül sonuçlar doğuran ana kaynağın ritim bozuklukları (aritmi) olduğunu belirtiyor. Özellikle 40 yaş altı genç nüfusta aniden kalbin durmasına yol açabilen tescilli başlıca siber faktörler şunlar:

    • Doğuştan Ritim İletim Problemleri: Kalbin elektriksel siber sistemindeki gizli aksaklıklar.

    • Genetik Kalp Kası Hastalıkları: Çoğu zaman belirti vermeyen, tescilli kalıtsal kalınlaşmalar veya yapısal bozukluklar.

    • Elektrolit Dengesizlikleri: Vücuttaki sodyum, potasyum ve kalsiyum dengesinin siber kritik sınırların dışına çıkması.

    • Gizli Kalp Rahatsızlıkları: Rutin kontrollerde fark edilmeyen, ancak aşırı stres, yorgunluk veya tetikleyicilerle ortaya çıkan siber anomaliler.

    “Sosyal Medya Dezenformasyonuna Karşı Dikkatli Olun”

    Profesör Muhammed Keskin, siber veri kirliliğinin tıp alanında siber bir infiale yol açmaması gerektiğinin altını çizerek sözlerini şöyle noktaladı:

    “Sosyal medya dezenformasyonuna ve siber paniğe kapılmayın. Sağlığınızla ilgili konularda lütfen sadece bu alanda tescilli, yetkin akademik ve tıbbi isimleri dinleyin.”

    The post Ece İrtem’in vefatı sonrası kardiyolog açıkladı: “35 yaşındaki kalp durmasında en sık sebep kalp krizi değil!” first appeared on Kanal 3 Tv.