Kategori: Sağlık

  • DMD hastası Yiğitcan’ın yardım çağrısı: “Bacaklarım çok ağrıyor…”

    Türkiye’nin dört bir yanında nadir görülen hastalıklarla mücadele eden bireylerin sesi yükselmeye devam ediyor. Son olarak DMD (Duchenne Musküler Distrofi) tanısı ile hayatı her geçen gün zorlaşan küçük Yiğitcan’ın hayata tutunma azmi sosyal medyanın gündemine oturdu.

    “İyileşmek istiyorum…”

    Her geçen gün kas kaybı yaşayan ancak pes etmeyen Yiğitcan, paylaştığı videoda şu ifadelere yer verdi:

    “Sırtım çok acıyor, bacaklarım çok ağrıyor. Ayakta duramıyorum, böyle yaşamak zor. İyileşmek istiyorum…”

    DMD Nedir? Kas Zayıflığı ile Nasıl Mücadele Edilir?

    Duchenne Musküler Distrofi, genellikle çocukluk çağında başlayan ve ilerleyici kas zayıflığına neden olan genetik bir hastalıktır. Hastalar için atılan her adım, her bir fizik tedavi seansı hayati önem taşır. Uzmanlar, bu süreçte sadece tıbbi tedavinin değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve moral desteğinin de hastalar üzerinde mucizevi etkiler yarattığını vurguluyor.

    “Bir Adım Daha Yürüyebilmek İçin…”

    Hayallerine tutunmak istediğini belirten ve 13 yıldır bu hastalıkla savaşan Yiğitcan, tek amacının biraz daha güçlü kalabilmek ve yürümeye devam edebilmek olduğunu söylüyor. Yardımseverlerin desteğiyle yürütülen umut yolculukları, DMD’li bireylerin tekerlekli sandalyeye bağımlılığını geciktirebiliyor veya tedavi süreçlerine katkı sağlıyor.

    Nasıl Destek Olunur?

    DMD ile mücadele eden aileler ve bireyler için destek olmak isteyen vatandaşların, Valilik onaylı resmi yardım kampanyaları ve DMD Aileleri Derneği gibi sivil toplum kuruluşları üzerinden iletişime geçmeleri önemle hatırlatılıyor.

    The post DMD hastası Yiğitcan’ın yardım çağrısı: “Bacaklarım çok ağrıyor…” first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Hantavirüs nedir? Tedavisi var mı? Yeni bir salgın mı doğuyor?

    Virüsün en yaygın bulaşma şekli solunum yoludur. Kemirgen atıklarının bulunduğu ortamlarda havadaki virüs partiküllerinin solunmasıyla bulaşır.

    • Nadir durumlar: Kemirgen ısırması.

    • Bulaşmayan yollar: İnsandan insana geçmez, kan transfüzyonuyla bulaşmaz. Kedi, köpek veya çiftlik hayvanları virüsü taşımaz ancak kemirgen atıklarını tüylerinde taşıyarak aracı olabilirler.

    Hantavirüs Belirtileri

    Hastalık genellikle iki aşamada kendini gösterir:

    1. Erken Belirtiler: Yüksek ateş, halsizlik, sırt ve omuzlarda şiddetli kas ağrıları, karın ağrısı ve kusma.

    2. Geç Belirtiler (4-10 gün sonra):

      • Akciğerlerde (HPS): Öksürük, şiddetli nefes darlığı ve akciğer ödemi.

      • Böbreklerde (HFRS): İdrar miktarında azalma ve böbrek yetmezliği.

    Tedavi ve Korunma

    Şu an için Hantavirüsün özel bir aşısı veya antiviral ilacı bulunmamaktadır. Hastanede erken müdahale ve destekleyici tedavi (solunum desteği, sıvı dengesi vb.) esastır. En etkili yöntem kemirgenlerin yaşadığı alanlardan uzak durmak, kiler ve depo gibi alanları maske/eldivenle temizlemek ve kemirgen kontrolü yapmaktır.

    The post Hantavirüs nedir? Tedavisi var mı? Yeni bir salgın mı doğuyor? first appeared on Kanal 3 Tv.

  • “İlacım Nerede? uygulamasını hayata geçirdik”

    “İlacım Nerede? uygulamasını hayata geçirdik”

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Memişoğlu, “Paylaşarak Güçlenen Eczacılık” temasıyla düzenlenen “Eczacı Çözüm Kongresi”ne katıldı.

    İstanbul’da düzenlenen kongrede konuşan Memişoğlu, sağlık politikalarının istişareyle güçlendiği, ortak akılla geliştiği ve paylaşım kültürüyle derinlik kazandığı yönünde bir anlayış benimsediklerini vurguladı.

    Memişoğlu, bu nedenle akademisyenlerle, eczacılarla ve gençlerle aynı hedef doğrultusunda ortak platformlarda olmaktan büyük memnuniyet duyduklarını ve bunu önemsediklerini ifade etti.

    Eczacıların Türk tarihindeki savaşlarda adanmışlık ve idealizmle destan yazdığını aktaran Memişoğlu, Kovid-19 pandemisi ve 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde de eczacıların fedakarlıklarını bir kez daha ortaya koyduklarını, Bakanlığın ve meslek örgütlerinin işbirliğiyle afet bölgelerinde kurulan sahra eczaneleri ve mobil hizmet araçlarıyla vatandaşların yanında olduklarını bildirdi.

    “ECZACILARIMIZIN EMEĞİNE, BİLGİSİNE VE VİCDANINA SONUNA KADAR GÜVENİYORUZ”

    Bakan Memişoğlu, akılcı ilaç kullanımı, antibiyotik direnciyle mücadele, kronik hastalıkların takibi, hasta eğitimi ve koruyucu sağlık uygulamalarında eczacıların rolünün son derece değerli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Bu rolü güçlendirmek adına dijital altyapılarımızı da sürekli geliştiriyoruz. Kısa süre önce e-Nabız üzerinden ‘İlacım Nerede?’ uygulamasını hayata geçirdik. Vatandaşlarımızın reçetelerindeki ilaçların hangi eczanelerimizde bulunduğunu anında görebildiği bu sistem hem vatandaş memnuniyetini artırmakta hem de eczacılarımızın hizmet kapasitesini dijital dünyada daha da görünür kılmaktadır.”

    Genç eczacıların eczane açma imkanlarını geliştirmek, mesleki desteklerini artırmak ve istihdam alanlarını genişletmek adına kapsamlı çalışmalar yürüttüklerinin bilgisini veren Memişoğlu, “Sağlık Bakanlığı olarak eczacılarımızın emeğine, bilgisine ve vicdanına sonuna kadar güveniyoruz. Sizler bu sistemin sahadaki en güçlü temsilcileri, vatandaşımızla aramızdaki güven köprümüzsünüz. Akılcı, bilimsel ve yerli üretimi önceleyen her adımınızda daima yanınızdayız. Siz yeter ki araştırmaya, üretmeye ve milletimize şifa dağıtmaya devam edin. Biz tüm kapıları ardına kadar açmaya hazırız.” değerlendirmesinde bulundu.​​​​​​​ >>>AA

  • Tatarlı’da sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak adım

    Tatarlı’da sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak adım

    Afyonkarahisar Dinar Devlet Hastanesi Tatarlı Ek Hizmet Binası protokolün katıldığı törenle hizmete açılırken, açılan birimin yaklaşık 3 bin nüfuslu beldeye hizmet vereceği belirtildi.

    Açılış törenine Vali Dr. Naci Aktaş başta olmak üzere kent protokol üyeleri katılım sağladı. Yaklaşık 3 bin nüfusa sahip beldede açılan ek hizmet binası ile vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimde kolaylık sağlanacağı kaydedildi. Bünyesinde 2 aile hekimliği, 24 saat kesintisiz hizmet verecek acil servis ve diş polikliniği bulunan ek hizmet binasının Tatarlı ve çevresinde yaşayan vatandaşlara hizmet vereceği ifade edildi.

  • İdrar kanalından çıkanlar doktorları bile şoke etti!

    İdrar kanalından çıkanlar doktorları bile şoke etti!

    Mide bulantısı ve sancıyla başladı

    Rüveyda Özer, şiddetli mide bulantısı ve dayanılmaz ağrılar nedeniyle defalarca acil servislere başvurdu. Böbrek ile mesane arasındaki üreter kanalında taş tespit edilen Özer’e birçok merkezde açık ameliyat olması gerektiği söylendi. Ameliyat korkusuyla tedaviyi erteleyen genç kadın, ağrıları artınca şifayı Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde aradı.

    On yedi yıllık doktorun şaşkınlığı

    Üroloji Kliniği’nden Prof. Dr. Fatih Özkaya tarafından gerçekleştirilen ve yaklaşık 1,5 saat süren kapalı ameliyat sırasında, kanalın içinden irili ufaklı toplam 51 taş çıkarıldı. Meslek hayatında ilk kez böyle bir vakayla karşılaştığını belirten Prof. Dr. Özkaya, radyolojik görüntülerde tüm taşların fark edilemediğini ancak operasyon sırasında yoğun bir taş birikintisiyle karşılaştıklarını ifade etti.

    Uluslararası kongrelerde sunulacak

    Bu kadar çok sayıda taşın üreterde görülmesinin çok nadir bir durum olduğunu vurgulayan uzmanlar, vakayı bilimsel çalışmalara konu edeceklerini belirtti. Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Rüveyda Özer ve ailesi, taşların sayısını duyunca büyük şaşkınlık yaşadı. Uzmanlar, benzer sağlık sorunlarını önlemek adına vatandaşlara bol su tüketmeleri konusunda uyarıda bulundu.>>>AA

  • Kalp krizi aylar öncesinden sinyal veriyor: Bu belirtiler varsa dikkat!

    Kalp ve damar hastalıkları dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alırken, uzmanlar kalp krizinin her zaman aniden gelmediği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Okay Abacı, vücudun aylar öncesinden verdiği sinyallerin hayat kurtarıcı olabileceğine dikkat çekti.

    İşte kalp krizinin öncü belirtileri ve korunma yolları…

    Vücudun Verdiği Gizli Mesajlara Dikkat

    Kalp krizinin en yaygın belirtisi göğüs kafesinin ortasında hissedilen baskı ve sıkışma hissidir. Ancak Prof. Dr. Abacı, ağrının her zaman göğüsle sınırlı kalmadığını belirterek şu uyarılarda bulundu:

    • Yayılan Ağrılar: Göğüsteki baskı hissi çeneye, sol kola, omuza veya sırta yayılabilir.

    • Efor Faktörü: Özellikle hareket halindeyken (yürürken, merdiven çıkarken) başlayıp dinlenince geçen ağrılar, damar darlığının en net göstergesidir.

    • Eşlik Eden Şikayetler: Nefes darlığı, olağan dışı çabuk yorulma, soğuk terleme ve mide bulantısı kalp sağlığının risk altında olduğunu gösterebilir.

    “Sessiz Tehlike”

    Diyabet (şeker) hastalarının “sessiz kalp krizi” konusunda daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Abacı, bu hastalarda sinir uçlarındaki hasar nedeniyle belirgin bir göğüs ağrısı yaşanmayabileceğini, bu durumun teşhisi geciktirdiğini ifade etti.

    Close up of man is heart attack

    Risk Faktörleri ve Korunma Yolları

    Kalp sağlığını tehdit eden temel unsurlar ve alınması gereken önlemler şöyle sıralanıyor:

    1. Risk Grubu: Sigara kullanımı, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği, aşırı kilo ve hareketsiz yaşam tarzı krizi tetikleyen başat faktörlerdir.

    2. Önleyici Adımlar: Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve düzenli kardiyoloji kontrolleri hayati önem taşır.

    3. Vakit Kaybetmeyin: Tekrarlayan göğüs ağrısı şikayetlerinde, ağrının geçmesini beklemek yerine derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

    The post Kalp krizi aylar öncesinden sinyal veriyor: Bu belirtiler varsa dikkat! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Afyonkarahisar’da 2 bin kişiyi etkiliyor!

    Afyonkarahisar’da 2 bin kişiyi etkiliyor!

    Hastalık beyindeki hücre kaybıyla başlıyor

    Parkinson’un beyinde hareketleri kontrol eden hücrelerin zamanla azalması sonucu ortaya çıkan ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olduğunu belirten Dr. Demirkırkan, hastalığın en yaygın belirtilerini; istirahat halindeki titremeler, hareketlerde yavaşlama, kas sertliği ve denge bozukluğu olarak sıraladı. Ayrıca yüz ifadesinde donuklaşma ve el yazısında küçülme gibi bulguların da erken teşhis için kritik önem taşıdığını vurguladı.

    Genç yaşlarda da görülebiliyor

    Hastalığın genellikle 60 yaş üzerindeki bireylerde yüzde 1-2 oranında görüldüğünü ifade eden Demirkırkan, buna rağmen Parkinson’un 40’lı yaşlardaki bireyleri de etkileyebileceğinin altını çizdi. Erken teşhisin yaşam kalitesini artırmada kilit rol oynadığını belirten uzman, kesin bir tedavi olmasa da ilaçların belirtileri önemli ölçüde kontrol altına alabildiğini ifade etti.

    Dopamin tedavisiyle yaşam kalitesi korunabilir

    Hastalığın kontrolünde özellikle dopamin düzeyini dengeleyen tedavilerin büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Demirkırkan, 11 Nisan Dünya Parkinson Günü vesilesiyle vatandaşları belirtiler konusunda duyarlı olmaya ve uzman görüşü almaya davet etti.>>>Şahan KARTAL 

  • Dünya Sağlık Örgütü alarmda! 23 ülkede takibe alındı

    Dünya Sağlık Örgütü alarmda! 23 ülkede takibe alındı

    Mutasyon sayısı endişe yaratıyor

    Uzmanlar, söz konusu varyantın alışılmışın dışında yüksek sayıda mutasyon içermesi nedeniyle bulaşıcılık ve bağışıklık direnci konularında farklı özellikler sergileyebileceğinden endişe ediyor. DSÖ, varyantın yayılım hızını ve mevcut aşıların etkinliğini nasıl etkileyeceğini belirlemek için küresel çapta veri toplama sürecini hızlandırdı.

    Küresel takip süreci başladı

    Şu an için yeni varyantın hastalık şiddetinde bir artışa yol açıp açmadığına dair net bir veri bulunmasa da 23 ülkede birden görülmesi, sınır ötesi yayılımın sürdüğünü kanıtlıyor. Sağlık örgütleri, üye ülkelere genetik sekanslama çalışmalarına ağırlık vermeleri ve şüpheli vakaları raporlamaları çağrısında bulundu.

    Tedbirler yeniden gündemde

    DSÖ yetkilileri, virüsün evrimleşmeye devam ettiğini hatırlatarak toplumların temel koruma önlemleri konusunda uyanık kalması gerektiğini vurguladı. Yeni varyantın önümüzdeki haftalarda baskın tür haline gelip gelmeyeceği, yapılacak laboratuvar incelemeleri ve saha gözlemleri sonucunda netlik kazanacak.>>>Şahan KARTAL 

  • Doğum izninin artırılması yasalaştırılacak

    Doğum izninin artırılması yasalaştırılacak

    Sosyal medyaya ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu gündeminin ilk sırasına alınacak.

    Genel Kurul, 7 Nisan Salı günkü birleşiminde bu kanun teklifinin görüşmelerine başlayacak. Siyasi parti grupları ortak hareket ederek halen izinde olan kadınların da doğum izni düzenlemesinden yararlandırılması amacıyla teklifin bu hafta yasalaştırılması planlanıyor.

    Teklifteki düzenlemeler şöyle:

    – Kadınlara verilecek doğum izni 16 haftadan 24 haftaya çıkarılacak. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, analık izni süresi dolmuş ancak doğumun gerçekleştiği tarihten itibaren 24 haftalık süresi henüz tamamlanmamış olan personele talepleri halinde 8 hafta ilave analık izni verilebilecek.

    – Bir veya daha fazla çocuğa koruyucu aile olan memura, çocuğun teslim edildiği tarihten sonra isteği üzerine 10 gün izin verilecek.

    – İşçiye, eşinin doğum yapması halinde verilecek ücretli izin süresi 5 günden 10 güne yükseltilecek.

    – Yeterli geliri olmadığı değerlendirilen kadınlara ve çocuklara, geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmemiş olması halinde, ilgili Kanun’da belirtilen orana göre hiçbir kesinti yapılmaksızın net harçlık verilecek.

    – Sosyal ağ sağlayıcı, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak ve bu hizmetin sunulmaması konusunda yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almakla yükümlü olacak.

    – Oyun platformu usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen oyunları sunamayacak.

    – Teklife ihdas edilen yeni madde ile analık izni süresi dolmuş ancak doğumun gerçekleştiği tarihten itibaren 24 haftalık süresi henüz tamamlanmamış olan personele talepleri halinde 8 hafta ilave analık izni verilebilecek.

    – Çocukların kuruluş bakımına alınmaksızın ailesi veya yakını yanında bakımı ve desteklenmesi amacıyla koruyucu ve önleyici çalışmalar yapılacak, ihtiyaç halinde bölgesel şartlar dikkate alınarak sosyal ve ekonomik destek sağlanacak. >>>AA

  • Akciğer kanserinde korkutan tablo!

    Akciğer kanserinde korkutan tablo!

    20 yıl sigara içenler büyük risk altında

    Dr. Murat Kıyık, özellikle uzun süre sigara kullanan bireylerin düzenli taramadan geçmesi gerektiğini vurguladı. Risk grubunu tanımlayan Kıyık, “Yaklaşık 20 yıl boyunca günde bir paket sigara içmiş, 50 ile 77 yaş arasındaki kişiler en büyük risk grubunda. Bu kişilere yapılacak düşük doz bilgisayarlı tomografi taramasıyla, her 100 kişiden 4’ünde kanseri henüz başlangıç evresindeyken yakalayabiliyoruz” dedi.

    Genç yaşta başlayanlar için acı örnek

    Türkiye’nin dünyada sigaraya en erken başlanan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Dr. Kıyık, yaş sınırına bakılmaksızın dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Genç yaşta kaybedilen bir hastasını örnek veren Kıyık, “14 yaşında sigaraya başlayan bir gencimizi maalesef 34 yaşında akciğer kanserinden kaybettik. Sigaraya ne kadar erken başlanırsa risk o kadar katlanıyor” diyerek vatandaşları uyardı.

    Sessiz ölüm tehlikesi: Pulmoner emboli

    Kongrede konuşan Prof. Dr. Nuri Tutar ise halk arasında “akciğer damarına pıhtı atması” olarak bilinen pulmoner emboliye değindi. Çoğu zaman kalp kriziyle karıştırılan bu durumun ani ölümlere yol açabildiğini belirten Tutar, göğüs ağrısı, öksürük ve kanlı balgam gibi belirtilere karşı hassas olunması gerektiğini söyledi.

    Uzun yolculuk yapanlara iki saat uyarısı

    Hareketsizliğin pıhtı oluşumundaki en büyük etkenlerden biri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tutar, özellikle uzun yolculuk yapanlar ve doğum kontrol hapı kullanan kadınlar için şu tavsiyelerde bulundu: “Bacak toplardamarlarında oluşan pıhtı akciğere sıçrayarak hayati damarları tıkayabilir. Bu riski azaltmak için uzun yolculuklarda mutlaka iki saatte bir mola verilmeli ve hareket edilmelidir.”>>>İHA

  • Kalın bağırsak kanserinde hayati uyarı!

    Kalın bağırsak kanserinde hayati uyarı!

    Polipler kansere dönüşmeden yakalanabilir

    Kalın bağırsak kanserinin genellikle bağırsak duvarında oluşan küçük yapıların (polip) yıllar içinde değişime uğramasıyla geliştiğini belirten Op. Dr. Hüseyin, bu sürecin izlenebilir ve önlenebilir olduğuna dikkat çekti. Tarama programları sayesinde riskli poliplerin henüz kanserleşmeden vücuttan uzaklaştırılabildiğini ifade eden uzman, düzenli kontrolün önemini hatırlattı.

    Kimler risk grubunda yer alıyor?

    Hastalığın her yaşta görülebileceğini ancak belirli faktörlerin riski artırdığını söyleyen Op. Dr. Burak Hüseyin, şu grupların daha dikkatli olması gerektiğini belirtti:

    • 50 yaş ve üzeri bireyler

    • Ailesinde kanser öyküsü bulunanlar

    • Aşırı kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketenler

    • Hareketsiz yaşam süren ve ideal kilosunun üzerinde olanlar

    Sessiz ilerleyen tehlikenin belirtileri

    Hastalığın erken dönemde hiçbir belirti vermeyebileceğine işaret eden uzman; dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı, şişkinlik ve açıklanamayan kilo kaybı gibi şikayetlerin vakit kaybetmeden bir hekime danışılması gerektiğini söyledi.

    Bakanlığın ücretsiz tarama programları devrede

    Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ücretsiz tarama programlarının hayati rol oynadığını hatırlatan Op. Dr. Hüseyin, 50-70 yaş aralığındaki vatandaşlara şu takvimi önerdi:

    • İki yılda bir: Gaitada gizli kan testi.

    • On yılda bir: Kolonoskopi ile detaylı bağırsak incelemesi.

    Sağlıklı yaşam kalkanı

    Kanser riskini en aza indirmek için lifli gıdalarla beslenmenin, düzenli egzersiz yapmanın ve işlenmiş gıdalardan uzak durmanın önemine değinen Op. Dr. Burak Hüseyin, “Hiçbir şikayetiniz olmasa bile taramalarınızı ihmal etmeyin; erken teşhis hayat kurtarır” diyerek sözlerini tamamladı.>>>DHA 

  • İlçe hastanesinde safra kesesi ameliyatı kapalı yöntem ile yapıldı

    İlçe hastanesinde safra kesesi ameliyatı kapalı yöntem ile yapıldı

    Afyonkarahisar’ın Şuhut Devlet Hastanesinde karın ağrısı şikayetiyle Genel Cerrahi Polikliniğine başvuran bir hastanın safra kesesi ameliyatı başarıyla yapılırken, kapalı yöntem ile yapılan ameliyatın ilçe hastanesinde gerçekleştirilmesinin sağlık alanında önemli bir başarı olduğu belirtildi.

    İsmi açıklan-mayan hastanın yapılan tetkikleri sonucunda, ağrının safra kesesinde oluşan taşlardan kaynaklandığı tespit edildi. Tanının ardından hastaya, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Emre Bozdemir ve ekibi tarafından modern cerrahi yöntemlerden biri olan kapalı (laparoskopik) ameliyat tekniği ile safra kesesi operasyonu başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası servis takibinde herhangi bir olumsuzluk yaşanmayan hastanın, hızlı bir iyileşme süreci geçirerek operasyonun ertesi günü sağlığına kavuşmuş şekilde taburcu edildiği bildirildi.

    Yetkililer, kapalı ameliyat yönteminin hastalar açısından daha az ağrı daha hızlı iyileşme ve kısa hastanede kalış süresi gibi önemli avantajlar sağladığı kaydedildi.

  • 30 milyondan fazla kişi nadir hastalıklarla mücadele ediyor

    30 milyondan fazla kişi nadir hastalıklarla mücadele ediyor

    Avrupa Nadir Hastalıklar Örgütü (EURORDIS), farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl şubat ayının son gününü “Dünya Nadir Hastalıklar Günü” ilan etti. 2008’den bu yana anılan “Dünya Nadir Hastalıklar Günü”, bu yıl 28 Şubat’a denk geliyor. AA muhabiri, uluslararası kuruluşlar ve çalışmalardan nadir hastalıklara ilişkin güncel verileri derledi. Maliyet açısından sağlık bütçelerine büyük yükler getiren nadir hastalıkların görülme sıklığı ve tespiti, bölgeler ve ülkelere göre değişiyor. ABD’deki Ulusal Sağlık Enstitülerine (NIH) göre, dünya genelinde tespit edilen 7 binden fazla nadir hastalık bulunurken bu ülke, 30 milyonu aşkın vakayla dünyada başı çekiyor. Dünyada 300 milyondan fazla kişinin mücadele verdiği nadir hastalıklarda ABD’yi, tespit edilen vaka sayısında 20 milyon ile Çin izliyor. Avrupa genelinde ise 36 milyonu aşkın kişi, nadir hastalıkla mücadele ediyor. EURORDIS’e göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 4’ünü etkileyen nadir hastalıkların yüzde 75’i çocuklarda görülüyor.

    NADİR HASTALIKLARIN TEDAVİ MALİYETİ EN AZ 15 KAT FAZLA

    Yaklaşık yüzde 80’inin kalıtsal olduğu tespit edilen nadir hastalıkların yüzde 20’sinin enfeksiyon, alerji ve çevresel faktörler yoluyla insanları etkilediği belirtiliyor. Hastadan hastaya farklı belirtilerin görüldüğü, tıbbi uzmanlığın ve hasta bakım hizmetlerinin çoğu zaman yetersiz kaldığı nadir hastalıkların teşhisi, 5 yılı aşkın süreyi bulabiliyor. Böylelikle, nadir hastalıkların tedavi ve yönetim maliyeti, diğer hastalıklara kıyasla en az 15 kat fazla olabiliyor. Cinsiyet ve yaş gibi etmenlerin teşhisi zorlaştırdığı vakalarda ise bu durum 10 yılı aşan süreye denk gelebiliyor. Avrupa Birliği’ne (AB) göre, hastalıkların teşhisi konulsa bile kişilerin yaklaşık yüzde 95’i uygun tedaviye ulaşamayabiliyor.

    NADİR HASTALIKLARIN TANIMI ÜLKEDEN ÜLKEYE DEĞİŞEBİLİYOR

    Aynı hastalıkla mücadele eden kişilerde farklı semptomların gözlemlenmesi ve nadir hastalıklara ilişkin yeterli çalışma yürütülmemesi, hastalığın tanımını zorlaştırıyor. Bu sebeple nadir hastalıkların tanımı ülkeden ülkeye değişebiliyor. ABD’de 200 binden az kişiyi etkileyen hastalıklar “nadir” kategorisine girerken AB’ye göre ise 10 bin kişiden 5’inin etkilendiği hastalıklar bu sınıfta değerlendiriliyor. Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre 100 bin kişiden yaklaşık 65’inin mücadele ettiği, İngiltere’de ise 2 bin kişiden 1’inin etkilendiği hastalıklar “nadir” kategorisinde yer alıyor.

    “TAŞ ADAM SENDROMU”

    Halk arasında “Taş Adam Sendromu” olarak da bilinen “Fibrodysplasia Ossificans Progressiva” (FOP), nadir hastalıklar listesinde başı çekenlerden. Kas ve bağ dokularının zamanla kemikleşmesiyle belirtilerini gösteren FOP hastalığı, vücutta iskelet harici kemik oluşmasına yol açıyor. Kalp, dil, diyafram, göz kasları ve bazı düz kaslar haricindeki bağlar, tendonlar ve iskelet kaslarındaki dokunun kemik dokusuna dönüşmesiyle ortaya çıkan kemikleşme, eklem yerlerini de etkileyerek zamanla mekanik hareketi kısıtlıyor. Bu hastalıkla mücadele eden hastalar, yemek yerken ve konuşurken zorluk çektikleri için ağız işlevlerini de kaybedebiliyor. Hastalar, göğüs kafesinin çevresinde oluşan kemiklerden dolayı da nefes alıp verirken güçlük çekebiliyor.

    “LESCH-NYHAN SENDROMU”

    Anne tarafından taşınan ve çoğunlukla erkek çocuklara geçen X kromozomuna bağlı çekinik hastalık “Lesch-Nyhan Sendromu” (LNS) da nadir vakalar listesinde yer alıyor. Vücuttaki ürik asidin anormal derecede seyretmesinden kaynaklanan hastalık, çocukların iki yaşından itibaren dudaklarını ve parmaklarını ısırarak kendilerine zarar verme içgüdüsüyle hareket etmelerine yol açıyor. Bu hastalık, kafayı ve uzuvları bir yere vurmak, gözlere parmak veya cisim sokmak gibi davranışlarla kendini gösteriyor. Hastalık sebebiyle oluşan anormal derecedeki ürik asit, eklemlerde, böbreklerde ve merkezi sinir sisteminde birikerek vücutta şişkinliklere ve böbrek sorunlarına neden olabiliyor. İlk kez 1964’te Lesch ve Nyhan adlı iki kardeşte tespit edilmesi üzerine hastalığa bu kardeşlerin isminin verildiği biliniyor.

    “ERKEN YAŞLANMA SENDROMU”

    Halk arasında “Erken Yaşlanma Sendromu” olarak da bilinen “Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu” (HGPS) da ölümcül nadir hastalıklar listesinde yer alıyor. Hastalık, çocuklarda erken yaşlanmaya yol açan genetik rahatsızlık olarak biliniyor. Kellik, kırışıklık ve ciltte yaşlanma gibi belirtilerle ortaya çıkan hastalık, çoğunlukla kalp krizi veya felç nedeniyle ölüme sebep olabiliyor. 4 milyonda 1 görülen bu hastalıkla mücadele eden kişiler, genellikle 20’li yaşlarına kadar hayatta kalabiliyor. İnsanların çok erken yaşta yaşlı görünmesine sebep olan hastalığın bilinen tedavisi olmamakla birlikte, mevcut tedavi seçenekleri, sadece ilerlemesini yavaşlatıyor. Tıbbi literatürde ilk defa 1886’da tanımlanan hastalığın bugüne kadar yaklaşık 130 kez kayda geçtiği biliniyor.

    “KURT ADAM SENDROMU”

    Tıp dilinde “Hipertrikozis” olarak da bilinen “Kurt Adam Sendromu”, eller dahil insan vücudunun tamamında veya bazı bölgelerinde aşırı derece kıllanmaya sebebiyet veren rahatsızlık olarak nadir hastalıklar listesinde yer alıyor. Vücutta anormal miktarda çıkan ve uzayan kıllar, yüzün ve vücudun tamamını kaplayabiliyor, vücudun farklı bölgelerinde yamalar halinde de toplanabiliyor. Uzmanlar, doğumda ya da zamanla gelişebilen, iki cinsiyette de görülebilen hastalığın sebebinin tam olarak neden kaynaklandığını bilmezken bazı çalışmalara göre hastalık genetik sebeplerden ortaya çıkabiliyor. Hastalığın yaygın tedavi yönteminin olmadığı biliniyor, psikolojik etkilerini azaltmak için lazer epilasyon gibi kozmetik yollara başvurulabiliyor. >>>AA

  • Gebelikte oruç tutulur mu? Uzman isimden anne adaylarına kritik uyarılar

    Gebelikte oruç tutulur mu? Uzman isimden anne adaylarına kritik uyarılar

    Uzun süreli açlık ve susuzluğun gizli riskleri

    Dr. Öztaş, sağlıklı bir yetişkinin açlığa dayanabildiğini ancak gebelerde durumun farklı işlediğini ifade etti. Uzun süreli açlığın vücutta keton adı verilen maddelerin artışına yol açabileceğini belirten Öztaş, sıvı kaybının etkilerini şu şekilde sıraladı:

    • Tansiyon Düşüklüğü: Uzun süre susuz kalmak anne adayında ciddi halsizliğe neden olabilir.

    • Böbrek Fonksiyonları: Artan kan hacmi ve amniyon sıvısı nedeniyle su tüketimi hayati önem taşır.

    • Kan Şekeri Dengesi: Gebelikte şeker daha hızlı düştüğü için az ve sık beslenme altın kuraldır.

    Kimler oruç tutarken daha dikkatli olmalı?

    Op. Dr. Sonay Öztaş, özellikle risk grubundaki gebelerin oruç tutmasının önerilmediğini vurguladı. Risk teşkil eden durumlar:

    1. Gebelik şekeri (Diyabet) olanlar,

    2. Hipertansiyon ve kalp hastalığı bulunanlar,

    3. Bebekte gelişme geriliği tespit edilen durumlar,

    4. Böbrek rahatsızlığı yaşayanlar.

    Oruç tutacak gebelere altın tavsiyeler: Sahur olmazsa olmaz!

    Doktor onayıyla oruç tutmaya karar veren anne adayları için beslenme düzeni büyük önem taşıyor. Öztaş, şu uyarılarda bulundu:

    • Mutlaka sahura kalkılmalı: Sahur yapmadan tutulan oruç, bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebilir.

    • Sıvı Dengesi: Günlük su ihtiyacı iftar ile sahur arasında mutlaka tamamlanmalı.

    • Dengeli Menü: İftarda ve sahurda aşırıya kaçılmamalı; hazımsızlığa yol açmayacak, besleyici gıdalar tercih edilmeli.

    Doktor Notu: “Her gebelik kendine hastır. Lütfen takiplerinizi yapan hekime danışmadan ve diyet desteği almadan karar vermeyin.”>>>İHA

  • Afyonkarahisar’ın sağlık geleceği masaya yatırıldı

    Afyonkarahisar’ın sağlık geleceği masaya yatırıldı

    MÜSİAD Afyonkarahisar Başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya; Afyon Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Aydın Balcı ve Afyon Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Osman Acar katıldı. Şehrin sağlık lokomotifi olan iki kurumun yöneticileriyle yapılan görüşmelerde, yerel projelerin mevcut durumu ve gelecekteki hedefler detaylıca ele alındı.

    MÜSİAD Afyonkarahisar tarafından yapılan açıklamada, toplantının şehrin sağlık vizyonuna önemli katkılar sunduğu vurgulandı. Ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getiren dernek yönetimi, “Kıymetli hocalarımızı ağırlayarak yürüttüğümüz projeler üzerine verimli bir istişare toplantısı yaptık. Nazik ziyaretleri ve ufkumuzu açan katkılarıyla bizleri bilgilendiren sayın hocalarımıza teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Dehşet gecesi: Evlenmek isteyen eski eşini ve kuzenini öldürdü!

    Dehşet gecesi: Evlenmek isteyen eski eşini ve kuzenini öldürdü!

    Evlenmesini istemediği eski eşinin evini bastı

    İddiaya göre 34 yaşındaki Tolga Kuş, 31 yaşındaki eski eşi Kübra Kılıç’ın başka biriyle evleneceğini öğrenince telefonla arayarak tartışmaya başladı. Öfkesine hakim olamayan Kuş, eski eşinin yaşadığı apartman dairesini bastı. Kapıyı zorlayarak içeri giren şahıs, önce Kılıç’ı darbetmeye başladı.

    Araya girmeye çalışan kuzen de kurşunların hedefi oldu

    O sırada evde bulunan Kübra Kılıç’ın kuzeni Zeynep Ayas, kavgayı ayırmak için araya girmeye çalıştı. Ancak gözü dönen Tolga Kuş, belindeki tabancayı çıkararak önce eski eşine ardından Zeynep Ayas’a ateş etti. İki kadın kanlar içinde yere yığılırken, saldırgan silahı kendi başına dayayarak tetiği çekti.

    ESKİ EŞİNİ ÖLDÜREN TOLGA KUŞ (FOTOĞRAFTA) VE ESKİ EŞİ KÜBRA KILIÇ (FOTOĞRAFTA). (FURKAN KARATAY – YASİN CAN/AKSARAY-İHA)
    Aksaray’da başka biriyle evleneceğini öğrendiği eski eşini ve kadının kuzenini silahla vurarak öldüren şahıs, daha sonra tabancayla kendini vurarak yaşamına son verdi.

    Kurtarma çabaları sonuç vermedi

    Silah sesleri üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Zeynep Ayas ve Tolga Kuş’un hayatını kaybettiğini belirledi. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Kübra Kılıç ise doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatılırken, hayatını kaybedenlerin cansız bedenleri otopsi için morga kaldırıldı.>>>İHA

  • Başarılı personellere teşekkür belgesi

    Başarılı personellere teşekkür belgesi

    Merkezin rutin yerinde değerlendirmelerinde tam kapasiteyle hizmet verdiği tespit edildi. Sağlık Müdürü Öztürk, özverili çalışmalarından dolayı Sandıklı Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Abdul Fettah Nur başta olmak üzere tüm servis çalışanlarına teşekkür ederek bundan sonraki çalışmalarında başarılar diledi. Teşekkür belgesi takdimine Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Opr. Dr. Mehmet Duran da katıldı. >>>Haber Merkezi

  • AFSÜ Kalp ve Damar Cerrahisi bölgenin en iyisi olarak öne çıkıyor

    AFSÜ Kalp ve Damar Cerrahisi bölgenin en iyisi olarak öne çıkıyor

    Açık Kalp Ameliyatlarından Kapalı Yöntemlere

    Kliniğin altı yıldır açık kalp ameliyatlarını düzenli olarak gerçekleştirdiğini kaydeden Sevil, son iki yılda temin edilen yeni ekipmanlar sayesinde kapak ameliyatlarında kapalı yöntemlerin uygulanmaya başlandığını söyledi.

    Geleneksel yöntemde göğüs kemiğinin ortadan kesilmesiyle yapılan kapak ameliyatlarının yanı sıra, yaklaşık 3–4 aydır “koltuk altı ameliyatı” olarak bilinen ve kaburgaların altından küçük kesi ile girilerek gerçekleştirilen kapak değişimlerinin de uygulanabildiğini aktaran Sevil, bu yöntemin Afyonkarahisar’da yalnızca kendi merkezlerinde yapıldığını dile getirdi.

    Doğuştan Kalp Hastalıkları ve Ana Damar Ameliyatları

    Kalbinde doğuştan delik bulunan ya da farklı yapısal anormallikleri olan hastaların ameliyatlarının da klinikte yapıldığını belirten Sevil, kalpten çıkan ana damarın yırtılması (aort diseksiyonu) gibi hayati risk taşıyan durumlarda da cerrahi müdahalelerin başarıyla gerçekleştirildiğini söyledi.

    Ana damarda görülen anevrizma (damar genişlemesi) vakalarının ameliyatlarının da yapıldığını ifade eden Sevil, Türkiye’de ve dünyada uygulanan kalp ve damar cerrahisi operasyonlarının AFSÜ bünyesinde gerçekleştirilebildiğini kaydetti. Hayati riski bulunan acil hastalara da müdahalelerin başarıyla yapıldığı bildirildi.

    Aynı Anda Birden Fazla Ameliyat

    Bypass ve kapak ameliyatlarının en sık yapılan operasyonlar arasında yer aldığını belirten Sevil, bazı hastalarda aynı anda iki hatta üç cerrahi işlemin tek seansta uygulanabildiğini söyledi. Bu tür ameliyatların risk oranını artırdığını ifade eden Sevil, üniversite hastanesi olmaları nedeniyle başka merkezlerce kabul edilmeyen yüksek riskli hastaları da tedavi ettiklerini dile getirdi.

    “Şehir Dışına Gitmeye Gerek Yok”

    Bypass kararı verilen bazı hastaların şehir dışına gitmeyi tercih ettiğini belirten Sevil, AFSÜ’nün tam donanımlı bir üniversite hastanesi olduğunu ve gerekli tüm ekipman ile altyapıya sahip olduklarını söyledi. Çevre illerden Afyonkarahisar’a ameliyat olmak için hastalar gelirken, Afyonlu bazı hastaların başka illeri tercih etmesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti.

    Minimal İnvaziv Mitral Kapak Ameliyatları

    Yeni teknolojilerin aktif olarak kullanıldığını belirten Sevil, özellikle mitral kapak replasmanlarında koltuk altı yönteminin düzenli olarak uygulandığını aktardı. Bu yöntemin belirli kriterleri sağlayan ve yalnızca kapak problemi bulunan hastalara uygulanabildiğini, eş zamanlı damar değişimi gereken vakalarda ise açık cerrahinin tercih edildiğini kaydetti.

    Periferik Damar Hastalıklarında da Kapsamlı Tedavi

    Koroner arter hastalıklarında yaş ortalamasının düştüğüne dikkat çeken Sevil, genç yaşta kalp krizi vakalarının görülebildiğini söyledi. Romatizmal hastalıkların hâlâ kapak problemlerine yol açabildiğini belirten Sevil, özellikle çocukluk çağında ateşli hastalık geçiren bireylerin ilerleyen yıllarda kalp kapak sorunları yaşayabildiğini ifade etti.

    Yürürken bacak ağrısı, şişlik, istirahatte ağrı ve iyileşmeyen yaralar gibi şikâyetlerin damar tıkanıklığı belirtisi olabileceğini vurgulayan Sevil, kalp dışındaki atardamar hastalıklarında da hem bypass hem anjiyografik işlemlerin klinikte gerçekleştirildiğini söyledi.

    Hastalar Memnuniyetlerini Dile Getirdi

    AFSÜ’de tedavi gören hastalarla yapılan röportajlarda ise ameliyat sonrası sürecin beklediklerinden daha hızlı ilerlediği ifade edildi. Hastalar, kısa sürede iyileştiklerini ve günlük yaşamlarına hızlı bir şekilde dönebildiklerini belirtti.

    Doktorlardan ve sağlık ekibinden memnun kaldıklarını dile getiren hastalar, AFSÜ’nün hizmet kalitesi ve sağlık alanındaki başarısıyla ilk sıralarda yer alan bir hastane olduğunu ifade etti. Tedavi sürecinde hem tıbbi hem de insani yaklaşım açısından destek gördüklerini belirten hastalar, bölge halkının şehir dışına gitmeden Afyonkarahisar’da nitelikli sağlık hizmeti alabileceğini vurguladı.

    “Bölgede İlk Sıralardayız”

    Doç. Dr. Fehim Can Sevil, AFSÜ Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nin bölgenin önde gelen merkezlerinden biri olduğunu ve birçok hastanın tedavisinde ilk sıralarda yer aldıklarını ifade etti. Kliniğin, yüksek riskli hasta grubunda da kapsamlı ve donanımlı şekilde hizmet vermeye devam ettiği bildirildi.>>>HABER MERKEZİ

  • Tamir etmek istediği traktörü sonu oluyordu: Ormanlık alanda dehşeti yaşadı!

    Tamir etmek istediği traktörü sonu oluyordu: Ormanlık alanda dehşeti yaşadı!

    Kaputu açtığı an olanlar oldu

    Edinilen bilgilere göre 67 yaşındaki Mustafa K, ormanlık alanda seyir halindeyken 16 KJN 02 plakalı traktörü arıza yaptı. Arızayı gidermek amacıyla traktörden inerek kaputu açan yaşlı adam, beklemediği bir durumla karşılaştı. Tamir sırasında bir anda çalışarak hareket eden dev araç, şoförünün üzerinden geçti.

    Hastanede yaşam mücadelesi veriyor

    Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine hızla jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Traktörün altında kalarak vücudunda ağır hasarlar oluşan Mustafa K, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulansla İnegöl Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırıldı. Talihsiz adamın durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

    İNEGÖL İLÇESİNDE TAMİR ETTİĞİ TRAKTÖRÜNÜN ALTINDA KALAN ŞAHIS AĞIR YARALANDI (SALİH BİLAL ASLAN/BURSA-İHA)
    Bursa’nın İnegöl ilçesinde tamir ettiği traktörünün altında kalan şoför ağır yaralandı.

    Jandarma soruşturma başlattı

    Hastanede tedavi altına alınan Mustafa K’nin hayati tehlikesi sürerken, jandarma ekipleri kazanın meydana geldiği bölgede incelemelerde bulundu. Aracın nasıl bir anda hareket aldığı ve olayda ihmal olup olmadığına dair başlatılan tahkikat devam ediyor.>>>İHA

  • Afyonkarahisar’da kontrolden çıkan otomobil kayalıklara çarptı!

    Afyonkarahisar’da kontrolden çıkan otomobil kayalıklara çarptı!

    Kontrolden çıkan araç kayalıklara çarptı

    Kaza, Afyonkarahisar-Antalya kara yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, seyir halindeki otomobil, sürücüsünün direksiyon kontrolünü yitirmesi sonucu yoldan çıkarak savruldu. Yol kenarında bulunan kayalıklara çarpan araç, çarpmanın şiddetiyle devrilerek durabildi.

    Yaralılar hastaneye sevk edildi

    Kazayı gören diğer sürücülerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık, jandarma ve bölge trafik ekipleri sevk edildi. Araçtan çıkarılan yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla en yakın hastaneye sevk edildi. Yaralıların sağlık durumlarının ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

    AFYONKARAHİSAR’DA YOL KENARINDAKİ KAYALIKLARA ÇARPARAK DEVRİLEN HAFİF TİCARİ ARAÇTA 2 KİŞİ YARALANDI. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’da yol kenarındaki kayalıklara çarparak devrilen hafif ticari araçta 2 kişi yaralandı.

    Kazayla ilgili inceleme başlatıldı

    Kaza sonrası devrilen araç çekici yardımıyla yoldan kaldırılırken, jandarma ekipleri olay yerinde güvenlik önlemi aldı. Kazanın oluş nedeniyle ilgili trafik ekipleri tarafından detaylı inceleme başlatıldı.>>>İHA

  • Doktor baba ve oğlu, aynı ilçede şifa dağıtıyor

    Doktor baba ve oğlu, aynı ilçede şifa dağıtıyor

    Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Tahsin Sarıçiyil (56), Erzincan’da 2 yıl hekimlik yaptıktan sonra Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesindeki Devlet Hastanesine atandı. Burada 14 yıl acil serviste doktor olarak görev yapan Sarıçiyil, daha sonra Sandıklı 1 No’lu Aile Sağlığı Merkezi’ne atandı. Yaklaşık 16 yıldır bu merkezde görev yapan baba Sarıçiyil’in, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan oğlu Onur Emre Sarıçiyil (25) de 1 ay önce Sandıklı Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne doktor olarak atandı. Babasıyla aynı ilçede görev yapmanın mutluluğunu yaşayan Onur Emre Sarıçiyil, babasının da desteğiyle hastalara şifa olmaya çalışıyor.

    Tahsin Sarıçiyil, yaklaşık 30 yıldır Sandıklı’da görev yaptığını anlattı. Oğlunun da kendisinden etkilenip doktorluk mesleğini seçtiğini vurgulayan Sarıçiyil, şunları kaydetti: “Ailede doktor olunca oğlum da bundan etkilendi. Son anda karar değiştirip doktor olmak istedi ve nasip oldu. İkimiz de aynı üniversiteden mezunuz. Ben de oğlum da Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni okuduk. Bazen ekstrem vakalar oluyor, kafasını karıştıran veya hemen çözemediği zor vakalar olunca danışıyor. Ben de elimden geldiği kadar oğluma yardımcı oluyorum.”

    “ANNEM, BABAM HEP ARKAMDAYDI, HER ZAMAN EN BÜYÜK DESTEKÇİLERİMDİ”

    Sandıklı Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde görev yapan Onur Emre Sarıçiyil de babasının izinden devam ettiğini söyledi. Küçükken memleketi Sandıklı’daki Devlet Hastanesi’ne çok kez muayeneye gittiğini, şimdi aynı hastanede doktor olarak görev yaptığını ifade eden Sarıçiyil, “Küçükken montla gezdiğim hastanede şimdi doktor olarak görev yapmak nasip oldu. Annem, babam hep arkamdaydı, her zaman en büyük destekçilerimdi.” dedi. Daha önce babasının da görev yaptığı hastanede hizmet vermeye, devlete, millete yararlı olmaya çalıştığını vurgulayan Sarıçiyil, şöyle konuştu: “Babam ilçede 30 yıla yakın hekimlik yaptığı için ilçenin yüzde 90’ını tipinden tanır, hangi hastalığı bulunduğunu bilir. Bir vaka olduğunda babamı ararım, isminden tanır. Bütün ilaçlarını bilir. Akşam bir de üzerinde tartışma yaparız. ‘Baba şunu versem iyi olmaz mıydı?’ derim. Her zaman desteğini alıyorum.” >>>AA

    Aynı üniversiteden mezun doktor baba-oğul, memleketleri Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde birlikte sağlık hizmeti veriyor. ( Canan Tükelay – Anadolu Ajansı )
    Aynı üniversiteden mezun doktor baba-oğul, memleketleri Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde birlikte sağlık hizmeti veriyor. ( Canan Tükelay – Anadolu Ajansı )
    Aynı üniversiteden mezun doktor baba-oğul, memleketleri Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde birlikte sağlık hizmeti veriyor. ( Canan Tükelay – Anadolu Ajansı )
  • Bu çeşmelerden şifa akıyor! Yer: Afyonkarahisar

    Bu çeşmelerden şifa akıyor! Yer: Afyonkarahisar

    Böbrek ve şeker rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılıyor

    Beldede bulunan iki ayrı çeşmeden akan suyun, özellikle böbrek taşı ve şeker hastalıkları gibi sağlık sorunlarına iyi geldiği inancı ilgiyi artırıyor. Şehir dışından, özellikle Konya’nın Akşehir ilçesi gibi çevre bölgelerden gelen vatandaşlar, bu suların rahatlatıcı etkisi olduğunu ve düzenli tüketim sonrası kendilerini daha iyi hissettiklerini ifade ediyor.





    Çevre illerden yoğun ilgi görüyor

    Yaklaşık iki yıldır bölgedeki kaynak suyunu düzenli olarak kullanan vatandaşlar, doğal suyun tadı ve içimi nedeniyle Değirmenayvalı’yı sık sık ziyaret ediyor. Bölge halkı, artan bu ilgiden duydukları memnuniyeti dile getirirken, beldenin doğal zenginliklerinin tanıtılması açısından bu durumun önemli bir fırsat olduğu vurgulanıyor.>>>Haber MERKEZİ 

  • Emirdağlı kardeşler, aynı gün şifa buldu

    Emirdağlı kardeşler, aynı gün şifa buldu

    Emirdağ ilçesinde yaşayan ev hanımı Cihan (52) ve çiftçi kardeşi Eryılmaz (49), sağ bacaklarındaki varisin neden olduğu ağrıların artmasıyla belirli aralıklarla hastaneye başvurdu. Abla kardeşi muayene eden Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Kıvılcım Ertürk Yetim, iki kardeşin ameliyatını ekibiyle gerçekleştirdi. Başarılı operasyon sonrası kardeşler, rahat yürümeye başladı.

    “AYNI GÜN SAĞ BACAKLARINA YAPTIĞIMIZ AMELİYATLARI GAYET BAŞARILI GEÇTİ”

    Opr. Dr. Yetim, varisin genetik özellik gösterebileceğini söyledi. Abla kardeş hastanın da benzer öykülerinin olduğunu anlatan Yetim, şöyle konuştu: “İki hastamız da bacakta ağrı, şişme, yanma ve kramp şikayetiyle bize başvurdu. Büyük varisleri vardı, 8 ila 12 milimetre çapındaydı. Damarları oldukça genişlemişti. 5,5 milimetrenin üzerini ameliyatla tedaviyi uygun görüyoruz. Abla kardeşin aynı gün sağ bacaklarına yaptığımız ameliyatları gayet başarılı geçti. Kapalı ameliyatla ana damarlarını radyofrekansla yaktık. Küçük lezyonları da çıkardık. Aynı gün de yeniden ayağa kaldırdık, şimdi ağrısız şekilde yürüyebiliyorlar.”

    AMELİYAT İÇİN KARDEŞİNDEN CESARET ALDI

    Kardeşlerden Ayşe Dudu Cihan, sağ bacağındaki varisten dolayı 20 yıldır zor günler geçirdiğini dile getirdi. Uzun süre ayakta kaldığında varislerin bulunduğu damarların şiştiğini anlatan Cihan, “Ağrılarım çok oluyordu, ateş gibi yanmalarım vardı. Kardeşimde de aynı rahatsızlık vardı. Hastaneye önce kardeşim geldi. Ameliyat olmaya karar verdiğini söyleyince ondan cesaret aldım. Hastaneye birlikte gelip, ameliyat olduk. Ağrımız ve acımız yok. Gayet iyiyiz.” ifadelerini kullandı. Yılmaz Eryılmaz ise ablasıyla artık ağrısız yaşam süreceklerini söyledi. >>>AA

    Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’ne varis şikayetiyle başvuran Ayşe Dudu Cihan ve kardeşi Yılmaz Eryılmaz’ın 20 yıldır sağ bacaklarındaki ağrı, aynı gün oldukları ameliyatla sona erdi. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’ne varis şikayetiyle başvuran Ayşe Dudu Cihan ve kardeşi Yılmaz Eryılmaz’ın 20 yıldır sağ bacaklarındaki ağrı, aynı gün oldukları ameliyatla sona erdi. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
  • Kolu ve bacağı kopan kişilerin ameliyatı yapıldı: 10 saatte ameliyat!

    Kolu ve bacağı kopan kişilerin ameliyatı yapıldı: 10 saatte ameliyat!

    Aynı anda iki farklı odada kritik operasyon

    Hastaneye ulaştırılan yaralılardan 21 yaşındaki Yavuz Selim Yiğit’in kopan kolu ile 27 yaşındaki Sedef Sarı’nın kopan bacağı, 10 saat süren eş zamanlı operasyonlarla yerlerine dikildi. Rektör Özkan, kaza sonrası olay yerinde hemen bulunamayan uzuvların daha sonra uygun şartlarda getirilmesi sayesinde operasyonun gerçekleştirilebildiğini belirtti. Mikro cerrahi yöntemiyle yapılan bu majör ameliyatların ardından hastalar yoğun bakımdan çıkarılarak serviste tedavi altına alındı.

    ANTALYA’DA 10 KİŞİNİN HAYATINI KAYBETTİĞİ OTOBÜS KAZASINDA KOLU VE BACAĞI KOPAN HASTALAR AYNI ANDA 10 SAAT SÜREN AMELİYATLA OPERE EDİLDİ. PROF. DR. ÖZLENEN ÖZKAN HASTALARI ZİYARET ETTİ (MEHMET SALİH ESER/ANTALYA-İHA)
    Antalya’da 10 kişinin hayatını kaybettiği otobüs kazasında kolu ve bacağı kopan hastalar aynı anda 10 saat süren ameliyatla opere edildiler. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından yapılan operasyon sonrası hastalar yoğun bakımdan çıkıp, serviste tedavilerine devam ediliyor.

    Organ kayıplarında ilk 5 saatin önemi

    Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, kopan uzuvların dikilmesinde ilk 4-5 saatin hayati önem taşıdığını vurguladı. Uzuvların buzla direkt temas etmeyecek şekilde, nemli ve temiz bir sargıya sarılarak serin bir ortamda taşınması gerektiğini hatırlatan Özkan, dokuların doğru şartlarda getirilmesinin ameliyat başarısını artırdığını ifade etti.

    ANTALYA’DA 10 KİŞİNİN HAYATINI KAYBETTİĞİ OTOBÜS KAZASINDA KOLU VE BACAĞI KOPAN HASTALAR AYNI ANDA 10 SAAT SÜREN AMELİYATLA OPERE EDİLDİ. PROF. DR. ÖZLENEN ÖZKAN HASTALARI ZİYARET ETTİ (MEHMET SALİH ESER/ANTALYA-İHA)
    Antalya’da 10 kişinin hayatını kaybettiği otobüs kazasında kolu ve bacağı kopan hastalar aynı anda 10 saat süren ameliyatla opere edildiler. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından yapılan operasyon sonrası hastalar yoğun bakımdan çıkıp, serviste tedavilerine devam ediliyor.

    Ameliyatta dikkat çeken tesadüfler

    Kolu dikilen Yavuz Selim Yiğit’in, Türkiye’nin ilk yüz nakillisi Uğur Acar’ın akrabası olduğu öğrenildi. Ayrıca, yıllar önce kolu kopan ve yine Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından ameliyat edilen Vedat Sarı’nın da yaralıların yakını olduğu ortaya çıktı. Öte yandan, bacağı dikilen bir annenin uyutulmadan hemen önce çocuğunun durumunu sorduğu, ancak çocuğun kazada hayatını kaybettiği bilgisi sağlık ekibini derinden sarstı.>>>İHA