Kategori: Asayiş

  • Çığ altındaki Gezer’in cansız bedenine ulaşıldı

    Çığ altındaki Gezer’in cansız bedenine ulaşıldı

    Ardanuç ilçesine bağlı Zekeriya köyünde yürütülen arama kurtarma çalışmalarında yeri tespit edilen Gezer’in cansız bedeni, ekiplerin yoğun çalışması sonucu bulunduğu noktadan çıkarıldı. Zorlu arazi ve hava şartlarına rağmen sürdürülen çalışmalarda, çığ kütlesi altında kalan Gezer’e ulaşılmasının ardından dikkatli şekilde çıkarma işlemi gerçekleştirildi. Ekiplerin koordinasyonuyla bölgeden çıkarılan Bülent Gezer’in cenazesi, otopsi için Artvin Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi.

    31 Aralık 2025 günü Zekeriya köyünde meydana gelen çığda, sürülerini yayladan köye indirmeye çalışan 6 çoban ve yaklaşık bin 200 küçükbaş hayvan çığa yakalandı. Çobanlardan 3’ü kendi imkânlarıyla kurtulurken, Suat Temel ile Kerimullah Azizullah’ın cansız bedenlerine ulaşıldı. Bülent Gezer ise kaybolmuştu. Olayın ardından başlatılan arama çalışmaları, bölgede artan çığ riski ve olumsuz hava şartları nedeniyle 3 Ocak 2026 tarihinde durduruldu. AFAD ekiplerinin bölgede sürdürdüğü ölçüm ve risk analizleri sonucunda çığ tehlikesinin azalmasıyla birlikte arama faaliyetlerine geçtiğimiz hafta sonu yeniden başlamıştı. >>>İHA

  • Ölü sayısı 2’ye yükseldi

    Ölü sayısı 2’ye yükseldi

    Kaza, 3 gün önce Kütahya-Afyonkarahisar karayolunun 11’inci kilometresinde meydana geldi. Antalya’nın Alanya ilçesinden İstanbul’a gitmek üzere yola çıkan İsmet Başusta (65) idaresindeki 07 CGU 157 plakalı otomobil, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkmıştı. Yol kenarındaki bariyerleri aşan araç, yaklaşık 60 metrelik uçuruma yuvarlanarak Porsuk Çayı’na düşmüştü ve araçta yolcu olarak bulunan Emine Başusta’nın (63) olay yerinde hayatını kaybetmişti. Ağır yaralı olarak kurtarılan sürücü İsmet Başusta ise ambulansla Kütahya Şehir Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınmıştı. Ancak hastanede 3 gündür yaşam mücadelesi veren sürücü Başusta da tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 2’ye yükseldi. >>>İHA

  • Kübra Yapıcı cinayeti aydınlatıldı: İtiraf geldi, failler yakalandı!

    İşte o korkunç olayın detayları…

    Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla Kübra Yapıcı dosyasının artık faili meçhul olmadığını duyurdu. Manavgat, Serik ve Burdur Cumhuriyet Başsavcılıkları ile emniyet ve jandarma teşkilatlarının eşgüdümlü operasyonuyla katil zanlıları farklı illerde kıskıvrak yakalandı.

    Çelişkili İfadeler Cinayeti Ele Verdi

    Soruşturma, Kübra Yapıcı’nın kaybolduğu gece Kepez’deki bir kafede iki erkekle görüldüğünün kamera kayıtlarıyla tespitiyle derinleşti. Şüphelilerden İlyas Umut D.’nin, “Kübra’yı market önünde bıraktım” şeklindeki ifadesi, marketin o saatte kapalı olduğunun saptanmasıyla çürüdü. Teknik takip ve saha incelemeleri sonucu şüphelilerin gerçek kimliklerine ulaşıldı.

    Kan Donduran İtiraf: Öldürüp Yaktılar

    Gözaltına alınan İlyas Umut D., cinayeti tüm detaylarıyla itiraf etti. İtirafa göre:Kübra Yapıcı, “borç meselesi” bahanesiyle Burdur’daki bir ormanlık alana götürüldü. Burada silahla öldürüldükten sonra cesedi önce gömüldü, ardından çıkarılarak yakıldı. Ceset parçalarının bir kısmı ise baraj sularına atıldı.

    Adalet Bakanı Gürlek: “Hiçbir Suç Cezasız Kalmayacak”

    Bakan Akın Gürlek, “Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı kılma” vizyonu doğrultusunda hiçbir dosyanın karanlıkta bırakılmayacağını vurguladı. Soruşturmada emeği geçen birimlere ve BTK’ya (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) teşekkür eden Gürlek, evladının izini sürerek faillere ulaşılmasında büyük rol oynayan acılı baba Yunus Yapıcı’ya başsağlığı diledi.

    Zanlılar Adalete Teslim Edildi

    Cinayetin diğer şüphelisi Ata Berk S., İstanbul’da düzenlenen operasyonla yakalandı. Olay mahalli Burdur sınırlarında kaldığı için yargılama sürecinin Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüleceği öğrenildi.

    The post Kübra Yapıcı cinayeti aydınlatıldı: İtiraf geldi, failler yakalandı! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Muhittin Böcek’in mal varlığına el konuldu! Antalya’da yolsuzluk soruşturması şoku (6 Mayıs 2026)

    İşte 6 Mayıs 2026 sabahı itibarıyla bölgede hareketliliğe neden olan o gelişmenin detayları…

    Muhittin Böcek ve Ailesinin Mal Varlıklarına El Konuldu!

    Antalya Büyükşehir Belediyesinde süregelen rüşvet ve yolsuzluk iddiaları, adli bir boyuta taşınarak genişletildi. Yürütülen soruşturma çerçevesinde mahkeme, Belediye Başkanı Muhittin Böcek başta olmak üzere ailesinden isimlerin varlıkları üzerinde tedbir kararı aldı.

    Mal Varlıklarına El Konulan İsimler

    Soruşturma dosyası kapsamında yalnızca Başkan Böcek değil, yakın aile üyeleri de mercek altına alındı. Mal varlıklarına el konulan isimler şunlar:

    • Muhittin Böcek (Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı)

    • Mustafa Gökhan Böcek

    • Zuhal Böcek

    Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması Derinleşiyor

    Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik bir süredir devam eden teknik ve fiziki takibin ardından gelen bu karar, operasyonun boyutunun oldukça kapsamlı olduğunu gösteriyor. Yolsuzluk ve rüşvet iddialarına ilişkin dosyanın içeriği hakkında henüz resmi bir detay paylaşılmazken, belediye binası ve ilgili adreslerdeki sürecin devam ettiği öğrenildi.

    Ayrıntılar Bekleniyor

    Günün ilk saatlerinde gelen bu gelişme sonrası hem belediye yönetiminden hem de adli makamlardan yapılacak resmi açıklamalar merakla bekleniyor. Şehirde büyük yankı uyandıran bu kararın ardından siyasi partilerin ve yerel yönetim birimlerinin nasıl bir tavır alacağı ise belirsizliğini koruyor.

    The post Muhittin Böcek’in mal varlığına el konuldu! Antalya’da yolsuzluk soruşturması şoku (6 Mayıs 2026) first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Emniyetin hassas burunları, suçla mücadelede görev başında

    Emniyetin hassas burunları, suçla mücadelede görev başında

    EGM Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığına bağlı Köpek Eğitim Merkezi’nde (KEM) yetiştirilen köpekler, teşkilatın farklı birimlerinde kullanılıyor.

    Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki merkezde, görev köpekleri ile idarecileri birlikte eğitiliyor. Köpekler, narkotik operasyonlarından toplumsal olaylara, cinayetlerin aydınlatılmasından kayıp kişilerin bulunmasına kadar geniş bir alanda görev yapıyor.

    Merkezde, narkotik madde, patlayıcı, silah ve mühimmat ile banknot arama, iz takip, kadavra tespiti, delil niteliği taşıyan teknolojik cihazların tespiti ve arama-kurtarma dahil 12 farklı branşta eğitim veriliyor.

    Görev köpekleri, yerleşkedeki üretim ünitelerinde yetiştiriliyor ve uzman eğitmenlerce branşlara hazırlanıyor. Merkezdeki veteriner kliniğinde köpeklerin bakım ve tedavileri gerçekleştiriliyor.

    KEM, Emniyet Teşkilatının ihtiyacını karşılamanın yanı sıra farklı kurumlara eğitim desteği sağlıyor. Merkezde uluslararası düzeyde de eğitim faaliyetleri yürütülüyor.

    Görev köpekleriyle birlikte çalışacak personelin eğitimi de merkezin öncelikleri arasında yer alıyor. İnsan ile köpek arasındaki uyum, sahadaki başarının temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.

    YENİLENEN TESİSLERDE ULUSLARARASI DÜZEYDE EĞİTİMLER VERİLİYOR

    EGM Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı Köpek Eğitim Merkezi Şube Müdürü Yaşar Hoşgün, tesiste 288 köpek barınağı bulunduğunu, 60 personelin konaklayabileceği bir yatakhanenin hazır olduğunu belirtti.

    Hoşgün, ayrıca veterinerlik tesisleri, eğitim alanları, eğitim salonları, açık ve kapalı eğitim sahalarıyla uluslararası alanda da çalışma yürüttüklerini ifade etti.

    Yenilenen tesislerin, eğitimleri daha ileri boyuta taşıma imkanı verdiğini anlatan Hoşgün, halihazırda 70 köpek yavrusunun eğitimlerine devam edildiğini söyledi.

    Yaşar Hoşgün, şu bilgileri verdi: “Burada simüle evimiz veya koku tanıma odalarımız var. Farklı alanlarda görev köpeklerinin madde aramalarıyla ilgili, koku tanıma çalışmalarını yapabileceğimiz doğal ortamlara, dışarıda karşılaşılan ortamlara uygun benzer ortamların oluşturulması amaçlandı. Bunun yanında sadece görsellik anlamında, fiziki anlamda değil, aynı zamanda görev köpeklerinin ve idarecilerin görev sırasında karşılaşabileceği seslerin de simüle edilmesi amaçlanmıştır.”

    “KÖPEĞİ ÇOK FAZLA SEVMEK GEREKİYOR”

    Polis memuru uzman eğitmen Eşref Ak, köpek üretim sürecinin ilk olarak damızlıkların seçimiyle başladığını belirterek, köpeklerin çiftleşmesinden doğumuna kadarki sürecin uzmanların takibinde yürütüldüğünü kaydetti.

    Doğumdan eğitime kadar olan süreçte köpeklerin veteriner hekim kontrolünden geçirildiğini dile getiren Ak, bu süreçte sağlık koşulları elveren köpeklerin eğitimlerine başlandığını söyledi.

    18 yıldır uzman eğitmenlik yapan Ak, “Köpekle çalışan personelin ilk olarak köpeği çok fazla seviyor olması gerekiyor. Çünkü tamamen özveri istiyor. Temizlikleri, bakımları… Nasıl ki bir çocukla ilgileniyorsunuz, köpekle de aynı şekilde ilgilenmeniz gerekiyor. Bunlar sürü halinde yaşayan canlılar ve bir alfa lider olmak zorunda. Buradaki liderlik, sert yapılarak değil, daha çok aradaki hiyerarşi korunarak yapılan bir eğitim.” ifadelerini kullandı.

    Ak, “Ailelerimizden, evlatlarımızdan fedakarlık yapıp burada köpeklerimizin başında bulunduğumuz zamanlar oldu. Doğum başladığı anda biz geliriz buraya, 24 saat kadar devam eder. Bu süreçte köpeğin sağlıklı bir doğum yapabilmesi, yavruların sağlıklı bir şekilde yaşamlarına devam edebilmesi ve her türlü müdahale için 24 saat başlarında bekliyoruz. Bu eğitim sürecinde bir çocuğa nasıl davranılıyorsa köpeklere de o şekilde davranılıyor.” diye konuştu.

    14 ülkeden 22 katılımcının katıldığı Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansından (Frontex) kurs alan uzman eğitmen Mustafa Baloğlu da yeni metotlarla eğitimlerin çeşitlendiğini belirterek, “Personel ve köpek idaresi, köpeğin ilişkileri pozitif anlamda çok güçleniyor. Köpeklerde sahte tepki veya arama metotları olarak boş bir arama olmuyor. Köpekler bu tekniklerle iyi bir şekilde sahaya yönlendiriliyor.” dedi. >>>AA

  • “Yastıkla yüzünü kapattım, öldüğünü anladım”

    “Yastıkla yüzünü kapattım, öldüğünü anladım”

    Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi’nde 11 Eylül 2025 Perşembe gecesi meydana gelen olayda, Hızır Çelik’in boşandığı eşi Hanım Biçer’i eve götürdükten sonra aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın ardından genç kadını eşarbıyla boğduğu ve yüzüne yastık bastırdığı iddia edildi. Evden yaklaşık 3 saat sonra ayrılan zanlı, yaklaşık 16 saat sonra eski eşinin kardeşini arayarak, “Ben kızı öldürdüm, haberiniz olsun” dedi ve Yeniköy Polis Amirliği’ne giderek teslim oldu. Olay yerine sevk edilen polis ekipleri, Hanım Biçer’in cansız bedenini evde buldu. Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından genç kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Emniyette ifadesi alınan Hızır Çelik ise işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Zanlının ilk ifadesinde, “Eve beraber gittik, eski konuları açtı, o esnada kendimi kaybettim, olay gerçekleşti” dediği öğrenildi. Çelik, çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderildi.

    CİNAYET ÖNCESİ VE SONRASI KAMERAYA YANSIDI

    Öte yandan, talihsiz kadının son anları güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Hanım Biçer ile Hızır Çelik’in birlikte siteye girdikleri, kadının kapıyı açtığı ve ikilinin eve girdiği anlar yer aldı. Bir süre sonra zanlının elinde poşetle tek başına evden çıktığı, merdivenden indikten sonra eve doğru baktığı ve ardından siteden ayrıldığı görüldü.

    SAVCILIK İDDİANAMEYİ TAMAMLADI

    Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli Hızır Çelik’in, maktul Hanım Biçer’i ikametinde eşarp ile boğarak öldürdüğü ve ardından maktule ait cep telefonunu alarak olay yerinden ayrıldığı belirtildi. İddianamede, şüphelinin eylemine ilişkin olarak ‘kadına ve boşandığı eşe karşı kasten öldürme’ ve ‘kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık’ suçlarından cezalandırılması talep edildi.

    İLK KEZ HAKİM KARŞISINA ÇIKTI

    Davanın ilk duruşması Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Hızır Çelik, maktul Hanım Biçer’in ağabeyi müşteki Resul Biçer ile taraf avukatları katıldı. Hakkındaki suçlamalar hatırlatılan sanık Hızır Çelik, savunmasında olayın planlı olmadığını ileri sürdü. Çelik, olay günü eski eşiyle görüştüğünü, Hanım Biçer’in kendisine mesaj attığını ve bunun üzerine yanına gittiğini iddia ederek, “Beni oraya planlı şekilde çağırdı. Gündüz de çağırmıştı. Ev sahibiyle akrep meselesini görüşmesini söyledim. Aradığını, mesaj attığını ve ev sahibinin gelip evi ilaçladığını söyledi. Akşam ise kendisini öldüreceğini belirten mesaj attı. Bu mesaj üzerine yanına gittim. Yani ben onu öldürmek için oraya gitmedim. Öldürmek isteseydim bunun gündüzü de vardı, saati de vardı” dedi.

    “EŞARBI BOĞAZINA BAĞLADIM”

    Çelik, tartışmanın devamında gözünün karardığını ileri sürerek olay anını ise şu şekilde aktardı: “O anda artık kendimi tutamadım. O anda artık gözüm karardı. Zaten çok fazla birikmiştim, çok fazla acı çekiyordum. Nasıl öldüğünü bilmiyorum. Yastıkla yüzünü kapattım. Yani yüzünü görmedim, görmemek için bunu yaptım. Çok kendimde değildim. Yastığı yüzünde ne kadar tuttuğumu söylemem mümkün değil. Şöyle oldu, kusacak gibi oldum. Arka tarafta tuvalet vardı, oraya gittim. O sırada eşarbı boğazına bağlamıştım sanırım. Eşarbın düğümlerini hatırlıyorum ancak nereden aldığımı, nasıl bağladığımı net şekilde hatırlamıyorum. Tuvalette uzun süre bekledim.”

    “HAREKETSİZ YATIYORDU, ZATEN ÖLDÜĞÜNÜ ANLADIM”

    Cinayet sonrası yaşananları da anlatan sanık Çelik, olayın ardından banyoya gittiğini belirtti. Çelik, “Elimi yüzümü birkaç defa yıkadım. Kaç dakika olduğunu bilmiyorum ama uzun süre bekledim. Çıktığımda bir kere baktım sadece. Hareketsiz yatıyordu, öldüğünü anladım. Ben daha önce hiç böyle bir şeye şahit olmadım, hiç ölü görmedim bile. Telefonunu aldım. Bu ilişki ortaya çıkmasın diye silmek istedim. Şifre vardı. Şifre olunca telefonu kırdım, Döşemealtı’nda dereye attım. Kendi telefonumu zaten teslim ettim. Ben zaten yerini söylemiştim” ifadelerini kullandı.

    “İNTİHAR ETMEYİ DÜŞÜNDÜM”

    Olayın ardından evden ayrıldığını söyleyen sanık, ilk anda teslim olmayı düşünmediğini, intihar etmeyi düşündüğünü ileri sürdü. Çelik, “Ben teslim olmayı da düşünmedim, intihar etmeyi düşündüm, önceliğim buydu. Çocuklarıma gittim. Çocuklar uyumuştu. Biraz çocukları yatağıma koydum, onları izledim, ağladım. Düğün fotoğraflarım falan daha duruyordu. Onları götürdüm, inşaatta yaktım. Orada abimi gördüm, böyle bir şey yaptığımı söyledim. İntihar edeceğimi de söyledim. En son Sait abim beni aradı, ‘Çocukları düşün, onların senden başka umudu yok. Kendini düşünmüyorsan çocuklarını düşün’ dedi. Artık mecbur ne yapayım, aynı gün teslim oldum. Ben kaçmayı falan düşünmedim. Kaçmayı isteseydim kaçardım” dedi.

    PLANLAYARAK YAPTI İDDİASI

    Duruşmada dinlenen Hanım Biçer’in ağabeyi Resul Biçer, sanığın olaydan önce de kardeşini takip ettiğini ileri sürerek, “Boşandıktan sonra, bu olaydan önce biz evde yokken evin etrafında dolaşıyordu. Kız kardeşimin kaybolduğu dönemde de kendisinden şüphelendim. Arayıp ‘Yanında mı?’ diye sordum. Zaten o gün de eve gelmiş, evin çevresinde dolaşmış. Hatta bana, ‘Eldiven de almıştım, kızı yukarıdan atacaktım’ dedi. Daha önce de olaya intihar süsü vermeye çalışıyordu. Bu cinayet aylar öncesinden planlanmıştı. Biz evde yokken kardeşimi takip ediyor, ona ulaşmaya çalışıyordu” dedi.

    Biçer, kardeşinin ailelerinin yanında kaldığını belirterek, “Hanım Biçer bizim yanımızda kalıyordu. Sanık, kardeşimin düğünü olduğu gün eve gelmiş. Hepimiz düğündeydik, kardeşim ise düğüne gelmemişti. Daha sonra neden gelmediğini sorduğumuzda, sanığın kendisini tehdit ettiğini söyledi. ‘Eğer gidersen çocuklarını öldürürüm’ demiş. Bu nedenle düğüne gelmemiş. Sanık da o gün eve gelip kardeşime ulaşmaya çalışmış. Ulaşamadan ailedekiler tarafından görülünce kaçmış. Hatta araçla peşinden gidilmiş ancak kaçmış” ifadelerini kullandı.

    Müşteki Resul Biçer, olaydan önce aile olarak sanığın yakınlarını uyardıklarını belirterek, “Bu olaydan bir iki ay önce de benzer durumlar yaşandı. Sait abisini aradık, ‘Kardeşin böyle yapıyor, kardeşinize sahip çıkın. Boşanmışlar, gitmiş, daha ne istiyor?’ dedik. Daha sonra bir şekilde kardeşime ulaşmış. ‘Gel, çocukları vereceğiz’ demiş. Velayet davası açılmış. Kardeşime, ‘Ben sana çocukları vereceğim’ demiş. Olay gecesinin ertesi günü çocukları vereceğini söylemiş” dedi.

    ERTESİ GÜN ÇOCUKLARIM GELECEK’ DİYE ALIP DOLABA KOYMUŞ

    Biçer, kardeşinin çocukları için hazırlık yaptığını ifade ederek, “Ben eve gittiğimde dolabın içinde çocukların sevdiği yiyeceklerin olduğunu gördüm. Kardeşim, ‘Ertesi gün çocuklarım gelecek’ diye alıp dolaba koymuş. Hanım’ın Hızır ile buluşmaya nasıl gittiğinden haberimiz yoktu. Bizden habersiz çıkıp gitmişti. Olaydan yaklaşık bir ay önce de evden ayrılmıştı. Sığınma evine mi gitti, Hızır’ın yanında mıydı, bilmiyorduk. Biz polise gidip şikayetçi olduk. Kendisine ulaşıldığında bizimle görüşmek istemediğini söylemiş. Olay günü bizim haberimiz yoktu. Daha sonra sanık inşaata gidip Rıdvan Çelik’e ‘Ben böyle bir şey yaptım’ demiş. Onların kız kardeşi de benim biraderimin eşi olur. Bizi arayıp Hızır’ın Hanım’ı öldürdüğünü söyledi. Bunun üzerine ben de hemen polisi aradım” dedi.

    “HIZIR, KARDEŞİME ULAŞIP ‘GEL, ÇOCUKLARA BAKAMIYORUM’ DEMİŞ”

    Çocukların velayetine ilişkin süreci de anlatan Biçer, “Çocukların velayeti babadaydı. Anlaşmalı boşanmışlardı ve velayet babada kalmıştı. Son dönemde velayet davası açılmıştı. Hızır, kardeşime ulaşıp ‘Gel, çocuklara bakamıyorum’ demiş. Hatta evin oraya gelip aşağıdan seslenmiş. O süreçte velayetin kimde kalacağı ortak kararlarıydı. Çocukların belli günlerde annelerini görmesi, velayetin ise babada kalması yönünde karar vermişlerdi” diye konuştu.

    Sanığın savunmasına karşı kardeşini anlatan Biçer, “Hanım eşine saygılıydı. Ben bir şeyini duymadım, görmedim. Hatta Hızır ona şiddet uyguluyordu. Anlaşmalı boşandılar. Kız kardeşim önce dava açtı, imza atmadı. Sonra kendisi dava açtı ve boşandılar. Sanıktan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır” ifadelerini kullandı.

    Mahkeme heyeti sanık, müşteki ve taraf avukatlarının savunmalarının ardından, eksik hususların giderilmesi, SEGBİS kayıtlarının çözümünün yaptırılması ve dosyadaki diğer işlemlerin tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. >>>İHA

  • Mevlüt Çavuşoğlu’nun kardeşi Aydın Çavuşoğlu ameliyata alındı! Sağlık durumu nasıl? (6 Mayıs 2026)

    İşte o gelişmenin detayları…

    İş dünyasının tanınmış isimlerinden Aydın Çavuşoğlu’nun gece saatlerinde aniden rahatsızlanması, Alanya’da büyük bir endişeye yol açtı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Çavuşoğlu’nun durumunun ciddiyeti üzerine acil cerrahi müdahale kararı alındı.

    Gece Yarısı Acil Operasyon

    Edinilen bilgilere göre, rahatsızlığı sonrası hızla hastaneye ulaştırılan Aydın Çavuşoğlu, doktorların değerlendirmesi sonucunda vakit kaybedilmeden ameliyata alındı. Operasyonun detayları ve Çavuşoğlu’nun sağlık durumuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmazken, tüm gözler hastaneden gelecek iyi habere çevrilmiş durumda.

    Hastane Önünde Vatandaş Akını

    Haberin duyulmasıyla birlikte Aydın Çavuşoğlu’nun yakınları, sevenleri ve çok sayıda vatandaş hastaneye akın etti. Hastane önünde ve çevresinde oluşan yoğun kalabalık nedeniyle zaman zaman trafikte aksamalar yaşandığı görüldü.

    Geniş Güvenlik Önlemleri Alındı

    Hastane çevresinde yaşanan aşırı yoğunluk ve hareketlilik sebebiyle emniyet güçleri teyakkuza geçti. Polis ekipleri, hem trafik akışını sağlamak hem de hastane çevresinde düzeni korumak amacıyla geniş güvenlik önlemleri alarak bölgeyi kontrol altında tutuyor.

    Resmi Açıklama Bekleniyor

    Mevlüt Çavuşoğlu’nun da yakından takip ettiği süreçle ilgili olarak, doktorların veya aile yakınlarının ilerleyen saatlerde bir bilgilendirme yapması bekleniyor. Çavuşoğlu ailesinin sevenleri, hastane önündeki bekleyişlerini sürdürüyor.

    The post Mevlüt Çavuşoğlu’nun kardeşi Aydın Çavuşoğlu ameliyata alındı! Sağlık durumu nasıl? (6 Mayıs 2026) first appeared on Kanal 3 Tv.

  • “Yüzünü görmemek için yastıkla kapattım”

    “Yüzünü görmemek için yastıkla kapattım”

    “Eşarbı boğazına bağladım, öldüğünü anlayınca telefonunu aldım”

    Olay, 11 Eylül 2025 tarihinde Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi’nde meydana gelmişti. Teslim olduktan sonra tutuklanan Hızır Çelik, mahkemedeki savunmasında cinayeti planlamadığını öne sürerek şu sözleri sarf etti: “O anda kendimi tutamadım, gözüm karardı. Nasıl öldüğünü bilmiyorum. Yastıkla yüzünü kapattım; yüzünü görmemek için bunu yaptım. Sanırım o sırada eşarbı da boğazına bağlamıştım. Tuvalete gidip uzun süre bekledim. Çıktığımda hareketsiz yatıyordu, öldüğünü anladım. İlişkimiz ortaya çıkmasın diye içindeki mesajları silmek için telefonunu aldım. Şifreyi açamayınca telefonu kırıp dereye attım.”

    HANIM BİÇER (BEGÜM AKSOY/ANTALYA-İHA)
    Antalya’da boşandığı eski eşi Hanım Biçer’i (30) eşarbıyla boğarak öldürmekten tutuklu sanık Hızır Çelik, (33) ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık Çelik, mahkemedeki savunmasında, “O anda artık kendimi tutamadım, gözüm karardı. Yastıkla yüzünü kapattım, yüzünü görmedim. Görmemek için yaptım. Hareketsiz yatıyordu, zaten öldüğünü anladım” dedi.

    “Cinayeti aylar öncesinden planladı”

    Duruşmada söz alan maktulün ağabeyi Resul Biçer ise sanığın savunmasına sert tepki gösterdi. Cinayetin aylar öncesinden planlandığını belirten acılı ağabey, şu iddialarda bulundu: “Boşandıktan sonra sürekli evin etrafında dolanıp kardeşimi takip ediyordu. Bana daha önce, ‘Eldiven almıştım, kızı yukarıdan atacaktım’ demişti. Olaya intihar süsü vermeye çalışıyordu. Kardeşime ‘Çocukları sana vereceğim’ diyerek tuzak kurdu. Eve gittiğimde dolapta çocukların en sevdiği yiyecekler vardı; kardeşim ertesi gün çocuklarına kavuşacağı için hazırlık yapmıştı.”

    Duruşma ertelendi

    Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanık hakkında “kadına ve boşandığı eşe karşı kasten öldürme” ile “kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık” suçlarından ceza istendi. Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesi, SEGBİS kayıtlarının çözümü ve tanıkların dinlenmesi amacıyla sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.>>>İHA

  • Alevlerin arasında kalan yaşlı çift kurtarılamadı!

    Alevlerin arasında kalan yaşlı çift kurtarılamadı!

    Kısa sürede tüm evi sardı

    Üçkuyu Mahallesi’nde, Abdullah Gürler (76) ve eşi Fatma Gürler’in (74) birlikte yaşadığı müstakil evde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler tüm evi sararken, yaşlı çift dışarı çıkamayarak içeride mahsur kaldı.

    Ekiplerin çabası yetersiz kaldı

    Yükselen alevleri fark eden mahalle sakinlerinin ihbarı üzerine adrese acil olarak jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye erleri alevlerin arasına dalarak yaşlı çifti kurtarmak için yoğun bir çaba sarf etti ancak tüm müdahalelere rağmen Abdullah ve Fatma Gürler çiftinin cansız bedenlerine ulaşıldı.

    Son yolculuklarına uğurlandılar

    İtfaiye ekiplerinin yoğun uğraşları sonucunda kontrol altına alınarak söndürülen yangının ardından ev kullanılamaz hale geldi. Feci olayda hayatını kaybeden Gürler çifti, Üçkuyu Mahallesi’nde kılınan cenaze namazının ardından gözyaşları arasında mahalle mezarlığında toprağa verildi.

    Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için başlatılan geniş çaplı soruşturma sürüyor.>>>İHA 

  • Kamyonet ikiye bölündü, genç sürücü kurtarılamadı!

    Kamyonet ikiye bölündü, genç sürücü kurtarılamadı!

    Araç bariyerlere çarparak ikiye bölündü

    Kaza, Samsun-Sinop kara yolu Yakıntaş Mahallesi Kazandere mevkisinde gerçekleşti. Edinilen bilgilere göre, Tuncay Genç idaresindeki 55 NT 495 plakalı kamyonet, henüz belirlenemeyen bir nedenle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarptı. Çarpmanın şiddetiyle kamyonet feci şekilde ikiye bölündü.

    Müdahaleler yetersiz kaldı

    Olay yerine kısa sürede çok sayıda jandarma, polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Hurdaya dönen araçtan ağır yaralı olarak çıkarılan 22 yaşındaki sürücü Tuncay Genç, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Bafra Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak genç sürücü, doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.>>>İHA 

  • Cinayet davasında kritik eşik! Bıçaklar Adli Tıp’ta incelenecek…

    Cinayet davasında kritik eşik! Bıçaklar Adli Tıp’ta incelenecek…

    Husumet kanlı bitmişti

    Olay, 14 Ağustos 2024 tarihinde Cumhuriyet Mahallesi’nde meydana gelmişti. Aynı binada yaşayan ve aralarında husumet bulunan iki ailenin kavgasında, Yılmaz Fayiz aldığı bıçak darbeleriyle hayatını kaybetmiş, komşusu Şaban K. (62) ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

    “Ben bıçaklamadım” savunması

    Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada hakim karşısına çıkan sanık Şaban K., hakkındaki suçlamaları reddetti. Olay anını görmediğini iddia eden sanık, “Ben kimseyi bıçaklamadım, kimseyi öldürmedim. Suçsuzum, tahliyemi istiyorum” dedi.

    Sanık avukatı ise müvekkilinin sağlık sorunlarını ve uzun tutukluluk süresini gerekçe göstererek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını talep etti.

    Adli Tıp raporu davanın seyrini değiştirebilir

    Mahkeme heyeti, maktul Yılmaz Fayiz’in vücudunda tespit edilen 3 bıçak darbesinden hangisinin ölüme sebebiyet verdiğinin ve adli emanette bulunan bıçaklarla bu darbelerin eşleşip eşleşmediğinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasına karar verdi.

    Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmeden mahkeme, raporun beklenmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.>>>İHA 

  • FETÖ’ye yönelik operasyonlarda 25 zanlı yakalandı

    FETÖ’ye yönelik operasyonlarda 25 zanlı yakalandı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerinin işbirliğinde terör örgütü FETÖ/PDY’ye yönelik yapılan çalışmada, örgütün güncel kadın yapılanması içinde yer alan 16 şüphelinin “il ablalığı, sohbet hocalığı, büyük bölge talebe mesullüğü ile ev ablalığı/abiliği” gibi faaliyetler yürüttüğü belirlendi.

    Şüphelilerin yakalanması için İstanbul merkezli Antalya, Çanakkale ve Samsun’da 17 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.

    Örgüte yönelik yürütülen ayrı bir soruşturmada da FETÖ/PDY’nin güncel yapılanma içerisinde yeni model evlerde en fazla 3 öğrencinin yerleştirileceği, bu evlerden sorumlu “abi/abla”ların da örgüte eleman temini faaliyetlerini sürdürdüğü tespit edildi. Bu kapsamda 4 öğrenci evi ile bu evlerde kalan şüphelilere yönelik İstanbul ve Bursa’da 6 adrese eş zamanlı operasyon yapıldı. Her iki operasyonda 25 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler işlemleri için emniyete getirildi. >>>AA

  • Suç örgütüne operasyon: 63 şüpheli yakalandı

    Suç örgütüne operasyon: 63 şüpheli yakalandı

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce, organize suç örgütlerinin deşifre edilmesi ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstihbarat Şube Müdürlüğünün desteğiyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde çalışma yapıldı.

    Çalışmalarda, daha önce işlediği suçlar nedeniyle cezaevinde olan elebaşılığını Ş.B’nin yaptığı suç örgütünün Başakşehir başta olmak üzere İstanbul genelinde suç faaliyetleri gerçekleştirdiği belirlendi.

    Ş.B’nin, kurşunlama ve yaralama olaylarını örgüt üyeleri ile para karşılığı üçüncü kişilere yaptırdığı, bu eylemlerin esnaf üzerinde korku, baskı oluşturmak, uyuşturucu gelirinin paylaşımı ve bölgesel rant anlaşmazlıkları nedeniyle gerçekleştirildiği tespit edildi.

    Ekipler, yaptıkları çalışmaların tamamlanmasının ardından İstanbul merkezli 5 ilde belirlenen adreslere helikopter destekli düzenledikleri eş zamanlı operasyonda 63 zanlıyı yakaladı.

    Adreslerdeki aramalarda ise kalaşnikof marka uzun namlulu tüfek, 3 otomatik tabanca, 13 ruhsatsız tabanca ve çok sayıda fişek ile 3,25 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi.

    Şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü.

    Bu arada önceki tarihlerde yapılan operasyonlar kapsamında örgüt elebaşı dahil 38 şüpheli tutuklanmıştı. >>>AA

  • Nevşehir’de istinat duvarı çöktü

    Nevşehir’de istinat duvarı çöktü

    Esentepe Mahallesi Şafak Sokak’taki bir inşaatın istinat duvarı çökerek öndeki apartmanın bazı dairelerinin duvarlarının yıkılmasına neden oldu.

    İhbar üzerine bölgeye polis, sağlık, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi.

    Ekipler güvenlik şeridi çekerek bölgede önlem aldı. Risk altındaki 3 katlı apartman ve özel anaokulu tahliye edildi.

    Bina sakinlerinden Sabit Işık, gazetecilere, gece gürültüyle uyandığında yıldırım düştüğünü sandığını, kontrol ettiğinde dairesinin duvarının yıkılmış olduğunu gördüğünü anlattı.

    Binadakilerin korku ve panik yaşadığını belirten Işık, “Binanın üzerimize yıkıldığını sandım ama bina değil istinat duvarıymış. Karşı komşuyla, bizim duvarlarımızı yıktı. Binanın üzerimize gelmesi de her an için yakın. Şu durumda korku içindeyiz. Diğer daireler binayı boşalttı. Benim hanım engelli olduğu için gidemedik bir tarafa, oturuyoruz.” diye konuştu.

    Abdullah Çıkrıkçı ise daha önce çeşitli kurumlara şikayetçi olduklarını ifade ederek, “Sabaha karşı büyük bir gürültüyle uyandık. Baktık arkadaki duvar çökmüş. Tüm apartman sakinleri aşağıya indik. Polisler geldi. Karanlıktı, ortalık aydınlandığında her şey daha çok ortaya çıktı.” dedi. >>>AA

  • Oğlu hapiste olan kayınpeder gelinini taciz mi etti! Mide bulandıran iddia!

    Oğlu hapiste olan kayınpeder gelinini taciz mi etti! Mide bulandıran iddia!

    Ses kayıtları delil oldu

    Olayın detaylarına göre, eşi yaklaşık bir yıldır cezaevinde olan 2 çocuk annesi 23 yaşındaki M.K., kayınpederi A.K.’nin kendisine yönelik fiili tacizde bulunduğunu belirterek jandarmaya şikayette bulundu. Genç kadın, iddiasını kanıtlamak amacıyla kayınpederi ile aralarında geçen konuşmalara ait ses kayıtlarını da adli makamlara delil olarak sundu.

    NÖBETÇİ MAHKEMEYE İFADE VEREN A.K.(56) TUTUKLANARAK SAMSUN T TİPİ KAPALI CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ. (MUHAMMER AY/SAMSUN-İHA)
    Samsun’da gelinine yönelik taciz iddiasıyla gözaltına alınan şahıs, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Jandarma ekipleri harekete geçti

    Gelen şikayet üzerine Canik İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, 3 çocuk babası şüpheli A.K.’yi kısa sürede gözaltına aldı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından Samsun Adliyesine sevk edilen şahıs, savcılık sorgusunun ardından nöbetçi mahkemeye çıkarıldı.

    Cezaevine gönderildi

    Mahkemede suçlamaları değerlendiren hakim, mevcut deliller ve ses kayıtları ışığında A.K.’nin tutuklanmasına karar verdi. Şahıs, Samsun T Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi.>>>İHA 

  • Anne ve oğlu alt geçitte suya gömüldü!

    Anne ve oğlu alt geçitte suya gömüldü!

    Suyun derinliğini hesaplayamadı

    54 plakalı Volkswagen marka aracıyla alt geçide giren M.Ö., biriken suyun derinliğini fark edemeyince motorun stop etmesiyle ortada kaldı. Araçta bulunan annesi F.Ö. ile birlikte yükselen suların içinde kapana kısılan sürücü, telefonla yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye Pamukova İtfaiye Grup Amirliği, jandarma, sağlık ekipleri ve iş makineleri sevk edildi.

    SAKARYA’NIN PAMUKOVA İLÇESİNDE ETKİLİ OLAN SAĞANAK YAĞIŞ SONRASI SUYLA DOLAN HIZLI TREN ALT GEÇİDİNDE ARAÇLARIYLA MAHSUR KALAN ANNE VE OĞLU, İTFAİYE EKİPLERİNİN MÜDAHALESİYLE KURTARILDI. OLAYDA PANİK YAŞAYAN ANNE HASTANEYE SEVK EDİLDİ. (ERKAN ELGÜN/SAKARYA-İHA)
    Sakarya’nın Pamukova ilçesinde etkili olan sağanak yağış sonrası suyla dolan hızlı tren alt geçidinde araçlarıyla mahsur kalan anne ve oğlu, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kurtarıldı. Olayda panik yaşayan anne hastaneye sevk edildi.

    İtfaiye ve iş makinesiyle kurtarma operasyonu

    Olay yerine ulaşan ekipler, adeta zamanla yarıştı. Yarıya kadar suya gömülen araçtaki anne ve oğlu, itfaiye ekiplerinin ve bir iş makinesinin koordineli çalışmasıyla güvenli bölgeye tahliye edildi. Kurtarma sırasında büyük korku ve panik yaşayan anne F.Ö., geçirdiği şok nedeniyle ambulansla Pamukova Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

    SAKARYA’NIN PAMUKOVA İLÇESİNDE ETKİLİ OLAN SAĞANAK YAĞIŞ SONRASI SUYLA DOLAN HIZLI TREN ALT GEÇİDİNDE ARAÇLARIYLA MAHSUR KALAN ANNE VE OĞLU, İTFAİYE EKİPLERİNİN MÜDAHALESİYLE KURTARILDI. OLAYDA PANİK YAŞAYAN ANNE HASTANEYE SEVK EDİLDİ. (ERKAN ELGÜN/SAKARYA-İHA)
    Sakarya’nın Pamukova ilçesinde etkili olan sağanak yağış sonrası suyla dolan hızlı tren alt geçidinde araçlarıyla mahsur kalan anne ve oğlu, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kurtarıldı. Olayda panik yaşayan anne hastaneye sevk edildi.

    Alt geçit trafiğe kapatıldı

    Yaşanan bu tehlikeli olayın ardından belediye ekipleri, başka bir facianın yaşanmaması için hızlı tren alt geçidini tedbir amaçlı trafiğe kapattı. Bölgedeki su tahliye çalışmaları devam ederken, jandarma ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.>>>İHA 

    SAKARYA’NIN PAMUKOVA İLÇESİNDE ETKİLİ OLAN SAĞANAK YAĞIŞ SONRASI SUYLA DOLAN HIZLI TREN ALT GEÇİDİNDE ARAÇLARIYLA MAHSUR KALAN ANNE VE OĞLU, İTFAİYE EKİPLERİNİN MÜDAHALESİYLE KURTARILDI. OLAYDA PANİK YAŞAYAN ANNE HASTANEYE SEVK EDİLDİ. (ERKAN ELGÜN/SAKARYA-İHA)
    Sakarya’nın Pamukova ilçesinde etkili olan sağanak yağış sonrası suyla dolan hızlı tren alt geçidinde araçlarıyla mahsur kalan anne ve oğlu, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kurtarıldı. Olayda panik yaşayan anne hastaneye sevk edildi.
  • Eylem Tok’tan cezaevi öektubu: “Aileyle helalleştik ve sulh anlaştık”

    İşte Eylem Tok’un mektubundan öne çıkan başlıklar ve davanın son durumu…

    Boston’da tutukluluğu devam eden Eylem Tok, cezaevinden yazdığı mektupta yaklaşık iki yıldır süren sessizliğini bozdu. Tok, kaza gecesi yaşananların bir “linç kampanyasına” dönüştüğünü savunarak, o gece sadece bir anne olarak içgüdüleriyle hareket ettiğini belirtti.

    “Tek Amacım Çocuğumu Korumaktı”

    Mektubunda, oğlu Timur Cihantimur’un kaza anında 16 yaşında bir çocuk olduğunu vurgulayan Tok, şu ifadeleri kullandı:

    “O talihsiz kaza anında ben bir anneydim; neyin doğru neyin yanlış olduğunu sağlıklı şekilde değerlendirebilecek bir durumda değildim. Aklımdan çok içgüdülerimle hareket ettim. Tek düşüncem, korkmuş ve sarsılmış olan çocuğumu korumaktı.”

    Tok, oğlunun bu süreçte cezaevinde lise eğitimini tamamladığını ve üniversite dersleri almaya başladığını da ekledi.

    “Yasal Varislerle Sulh Anlaşması Yaptık”

    Mektubun en çok tartışılan kısmı ise hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ailesiyle ilgili olan bölümdü. Eylem Tok, aileyle bir orta yol bulduklarını iddia ederek; “Yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim” dedi. Bu açıklama, kamuoyunda anlaşmanın detaylarına dair büyük merak uyandırdı.

    “Olay Yerine Gitmedim, Telefon Toplamadım”

    Hakkındaki iddialara da yanıt veren Tok, kaza yerine gitmediğini, polisin aranmasını engellemediğini ve kaza yerinden telefon toplamadığını savundu. Yaşananların “bir kaçış değil, çaresizlik içinde yön bulma çabası” olduğunu ileri sürdü.

    Dava Sürecinde Neler Olmuştu?

    • 1 Mart 2024: Timur Cihantimur’un kullandığı araç Oğuz Murat Aci’ye çarparak ölümüne neden oldu.

    • 2 Mart 2024: Eylem Tok ve oğlu önce Mısır’a, ardından ABD’ye kaçtı.

    • 14 Haziran 2024: Türkiye’nin çıkardığı kırmızı bülten sonrası Boston’da yakalanarak tutuklandılar.

    • 2025-2026: ABD mahkemelerinde iade süreci ve tutukluluk halleri devam etti.

    The post Eylem Tok’tan cezaevi öektubu: “Aileyle helalleştik ve sulh anlaştık” first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Eylem Tok’tan cezaevi mektubu: “Aileyle helalleştik ve sulh anlaştık”

    İşte Eylem Tok’un mektubundan öne çıkan başlıklar ve davanın son durumu…

    Boston’da tutukluluğu devam eden Eylem Tok, cezaevinden yazdığı mektupta yaklaşık iki yıldır süren sessizliğini bozdu. Tok, kaza gecesi yaşananların bir “linç kampanyasına” dönüştüğünü savunarak, o gece sadece bir anne olarak içgüdüleriyle hareket ettiğini belirtti.

    “Tek Amacım Çocuğumu Korumaktı”

    Mektubunda, oğlu Timur Cihantimur’un kaza anında 16 yaşında bir çocuk olduğunu vurgulayan Tok, şu ifadeleri kullandı:

    “O talihsiz kaza anında ben bir anneydim; neyin doğru neyin yanlış olduğunu sağlıklı şekilde değerlendirebilecek bir durumda değildim. Aklımdan çok içgüdülerimle hareket ettim. Tek düşüncem, korkmuş ve sarsılmış olan çocuğumu korumaktı.”

    Tok, oğlunun bu süreçte cezaevinde lise eğitimini tamamladığını ve üniversite dersleri almaya başladığını da ekledi.

    “Yasal Varislerle Sulh Anlaşması Yaptık”

    Mektubun en çok tartışılan kısmı ise hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ailesiyle ilgili olan bölümdü. Eylem Tok, aileyle bir orta yol bulduklarını iddia ederek; “Yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim” dedi. Bu açıklama, kamuoyunda anlaşmanın detaylarına dair büyük merak uyandırdı.

    “Olay Yerine Gitmedim, Telefon Toplamadım”

    Hakkındaki iddialara da yanıt veren Tok, kaza yerine gitmediğini, polisin aranmasını engellemediğini ve kaza yerinden telefon toplamadığını savundu. Yaşananların “bir kaçış değil, çaresizlik içinde yön bulma çabası” olduğunu ileri sürdü.

    Dava Sürecinde Neler Olmuştu?

    • 1 Mart 2024: Timur Cihantimur’un kullandığı araç Oğuz Murat Aci’ye çarparak ölümüne neden oldu.

    • 2 Mart 2024: Eylem Tok ve oğlu önce Mısır’a, ardından ABD’ye kaçtı.

    • 14 Haziran 2024: Türkiye’nin çıkardığı kırmızı bülten sonrası Boston’da yakalanarak tutuklandılar.

    • 2025-2026: ABD mahkemelerinde iade süreci ve tutukluluk halleri devam etti.

    The post Eylem Tok’tan cezaevi mektubu: “Aileyle helalleştik ve sulh anlaştık” first appeared on Kanal 3 Tv.

  • “Yıldırım düştü sandık”

    “Yıldırım düştü sandık”

    Dairelerin duvarları yıkıldı

    Şafak Sokak üzerinde meydana gelen olayda, devasa istinat duvarı büyük bir gürültüyle çöktü. Çökmenin etkisiyle 3 katlı bir apartmanın bazı dairelerinin duvarları yıkılarak içeriye moloz doldu. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda AFAD, polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Ekipler, binanın temelinde ve taşıyıcı kolonlarında risk oluşma ihtimaline karşı apartman sakinlerini ve hemen bitişikteki özel anaokulunu tahliye etti.

    “Yıldırım düştü sandık”

    Gece yarısı yaşanan korku dolu anları anlatan bina sakini Sabit Işık, “Büyük bir gürültüyle uyandık, önce yıldırım düştü sandım. Baktığımda evimin duvarı yıkılmıştı. Binanın üzerimize çöktüğünü sandık, canımızı zor kurtardık” dedi. Diğer sakinler ise gün ağarınca hasarın boyutunun netleştiğini ve dairelerin oturulamaz hale geldiğini ifade etti.

    İhmal iddiası: “Daha önce şikayet etmiştik”

    Olay sonrası mağdur olan vatandaşlar, söz konusu istinat duvarının riskli olduğu gerekçesiyle daha önce ilgili kurumlara defalarca şikayette bulunduklarını ancak bir önlem alınmadığını öne sürdü. AFAD ekiplerinin bölgedeki incelemeleri sürerken, sokağa giriş çıkışlar güvenlik amacıyla kapatıldı.>>>AA

  • Paymix operasyonunda deprem: 3 milyon bahisçinin kimlik bilgileri deşifre oldu!

    İşte 5 Mayıs 2026 itibarıyla “Paymix-3” operasyonunun kan donduran detayları ve 3 milyon kişiyi ilgilendiren kritik bilgiler…

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve MASAK ile İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’nın ortaklaşa gerçekleştirdiği operasyon, yasadışı bahis sitelerinin finansal ve teknik altyapısını çökertti. Operasyon kapsamında yaklaşık 1 milyar dolarlık bir kara para aklama hacmine ulaşıldığı belirlendi.

    3 Milyon Kişinin TC Kimlik Numarası Sistemde!

    Soruşturmanın en dikkat çekici kısmını, ele geçirilen dijital veriler oluşturdu. Kayyım atanan şirketlerin sunucularında yapılan incelemelerde:

    • 13,8 milyon kullanıcı kaydına ulaşıldı.

    • Bu kullanıcıların 3 milyondan fazlasının doğrudan TC Kimlik Numarası ile eşleştiği tespit edildi.

    • 8,8 milyon kullanıcının telefon bilgilerinin sistemde yer aldığı görüldü.

      Yetkililer, yasadışı bahis soruşturmaları tarihinde ilk kez bu denli geniş bir kullanıcı veri ağına ulaşıldığını vurguladı.

    49 Yasadışı Bahis Sitesi Kapatıldı

    Operasyonla birlikte, yasadışı bahis sitelerine barındırma ve altyapı hizmeti sağlayan Pentech Bilişim Teknolojileri bünyesindeki sunucular devre dışı bırakıldı. Bu müdahale ile teknik altyapısı sağlanan 49 farklı yasadışı bahis sitesi fiilen erişime kapatılarak faaliyetleri durduruldu.

    Mal Varlıklarına ve Şirketlere El Konuldu

    Suç örgütünün finansal ayağına yönelik darbede 30 şüpheli hedef alındı. Operasyonun bilançosu şöyle:

    • 26 araç, 18 konut, 18 tarla ve 3 iş yerine el konuldu.

    • 535 banka ve kripto para hesabı donduruldu.

    • Pentech Bilişim, Beluza Yazılım ve Pen Telekomünikasyon gibi şirketlere TMSF kayyım olarak atandı.

    • Suç gelirlerini akladığı iddia edilen “Bildiğin Kasap” isimli gıda şirketine de kayyım ataması yapıldı.

    Kara Para Aklama Yöntemi: Kuyumcular ve E-Ticaret

    Soruşturma, suç gelirlerinin nasıl aklandığını da ortaya çıkardı. Şüphelilerin;

    1. Yasadışı gelirleri kripto varlıklara çevirdiği,

    2. Ardından bazı kuyumcular aracılığıyla bu varlıkları nakit veya altına dönüştürdüğü,

    3. Yurt dışında kurulan paravan e-ticaret siteleri üzerinden yapılan sahte işlemlerle parayı sisteme soktuğu belirlendi.

    Kırmızı Bülten Kararı

    Suç örgütünü yurt dışından yönettiği tespit edilen 15 şüpheli hakkında kırmızı bülten çıkarıldı. İstanbul İl Jandarma ekiplerinin dijital analiz çalışmaları devam ederken, sistemde kimlik bilgileri bulunan 3 milyon kişiye yönelik hukuki sürecin nasıl işleyeceği merak konusu.

    The post Paymix operasyonunda deprem: 3 milyon bahisçinin kimlik bilgileri deşifre oldu! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Korku dolu o anları anlattı

    Korku dolu o anları anlattı

    Reyhanlı Belediyesi sınırlarındaki Cüdeyde Mahallesi’nde 28 Nisan’da markete gitmek için evden çıkan İ.B. ve 13 yaşındaki kardeşi E.E.B. sahipsiz köpeklerin saldırısına uğradı.

    Köpeklerden kaçmak için koşan kız kardeşlerden İ.B, yokuştan aşağı yuvarlanması nedeniyle sağ ayağı ve kolundan yaralandı.

    İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekibince hastaneye götürülen çocuk, tedavisinin ardından taburcu edildi.

    “DÜŞTÜKTEN SONRA HAYVANLARDAN BİRİ ÜSTÜME ÇIKTI”

    İ.B, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, köpeklerin önce kardeşi sonra da kendisini kovaladığını söyledi. Kardeşini kurtarmaya çalıştığını dile getiren İ.B, şöyle konuştu: “Kaçtığım sırada kardeşimin hayvanlarla cebelleştiğini gördüm. Kardeşimi kurtarmak için geri döndüğümde hayvanlardan 5-6’sı onu bırakıp bana doğru koşmaya başladı. Kaçarken ayağım döndü ve yokuş aşağı yuvarlanarak düştüm. Düştükten sonra hayvanlardan biri üstüme çıktı. Kendimi korumaya çalışırken tasması ayağıma zarar verdi, sonrasında da beni bıraktı.”

    “HAYVANLARIN SOKAKTA BAŞIBOŞ DOLAŞMASINI İSTEMİYORUZ”

    İ.B, çevredekilerin yardımıyla köpeklerin bölgeden uzaklaştırıldığını belirtti. Ayağında çatlak oluştuğunu, kaburgalarında düşme kaynaklı ağrıların sürdüğünü anlatan İ.B, “Hayvan düşmanı değiliz ama hayvanların sokakta başıboş dolaşmasını da istemiyoruz. Sokak hayvanlarına sahip çıkılmasını istiyoruz.” dedi. >>>AA

  • İsrail, Gazze’de işgali genişletmeye devam ediyor

    İsrail, Gazze’de işgali genişletmeye devam ediyor

    İsrail ordusu, Gazze’deki sivil halkı güvenlik gerekçesiyle Sarı Hat’a yaklaştırmazken her geçen gün daha küçük bir alana sıkıştırmaya devam ediyor.

    Bu bağlamda İsrail ordusu, Ekim 2025’teki ateşkes kapsamında oluşturulan ve Gazze Şeridi’nin yüzde 53’lük bir bölümünü işgal eden Sarı Hat’tı güncelledi ve “Turuncu Hat” isimli yeni bir hayali sınır oluşturdu.

    İsrail, yardım kuruluşlarıyla paylaştığı haritadaki Turuncu Hat’la birlikte Filistinlilerin yaşadığı alan yüzde 47’den yüzde 36’ya düşmüş oldu.

    TURUNCU HAT, İSRAİL ORDUSUNUN AYLARDIR DEVAM EDEN ÇALIŞMALARININ SONUCU

    Söz konusu hat, akşamdan sabaha değil İsrail ordusunun aylardan bu yana sahadaki defacto uygulamalarının bir sonucu olarak gelişti.

    İsrail’in, ateşkesin ilk aşaması kapsamında Mavi Hat’tan Sarı Hat’ta, ileriki aşamada da Kırmızı Hat’ta çekilmesi ve sonra da Gazze’den tamamen çıkması gerekiyordu.

    Hayali bir çizgi olan Sarı Hat’a çekilen ordu, sokak aralarına yerleştirdiği sarı beton bloklarla bu çizgiyi fiilen çizmeye çalıştı ancak zamanla bu hattı batıya doğru genişletti.

    Devam eden bu ihlaller nedeniyle özellikle Han Yunus, Gazze kentindeki Zeytun Mahallesi ve Cibaliya’daki onlarca Filistinli aile evlerini ve çadırlarını terk edip batıya doğru yer değiştirmek zorunda kaldı.

    Söz konusu bölgelerde yaşayan Filistinliler, sıkıştıkları bu dar alanda her gün İsrail ordusunun açtığı ateş ve insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlediği saldırıların korkusuyla yaşar oldu.

    38 YILLIK İSRAİL İŞGAL TECRÜBESİ OLAN GAZZELİLER, YENİ BİR İŞGALDEN ENDİŞELİ

    İsrail’in haritalarla çizdiği bu renkli çizgiler, Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltırken, hayatlarını da şekillendiriyor.

    Üstelik bu uygulamalar, Altı Gün savaşıyla Gazze’yi ele geçiren, 38 yıl sonra eski Başbakan Ariel Şaron döneminde “Tek taraflı çekilme planı” ile Gazze’den çekilen İsrail’in niyeti konusunda olumlu sinyaller vermiyor.

    Filistinliler, İsrail’in işgal ettiği bu bölgelerden çekilmeyerek yeni bir siyasi ve güvenlik durumu dayatacağını düşünüyor.

    İsrailli siyasetçiler ile ordudaki üstü düzey isimlerin Sarı Hat’tın “yeni kalıcı sınır” olacağı şeklindeki açıklamaları da Filistinlilerin bu düşüncelerini haklı çıkarıyor.

    İsrail sahada bu “oldubittiyi” dayatmak için durmaksızın çalışırken ateşkesin tüm aşamalarıyla hayata geçirilmesi hedefiyle yürütülen siyasi çalışmaların sürekli sekteye uğraması da Tel Aviv yönetiminin işini kolaylaştırıyor. >>>AA

  • Aynı aileden 4 can kaybı!

    Aynı aileden 4 can kaybı!

    Bir aile yok oldu

    Kazaya karışan 43  plakalı cipte bulunanların, aynı aileden olduğu tespit edildi. Yapılan incelemeler sonucunda; sürücü Mustafa Özlüer (37), eşi Tuğba Özlüer (35) ile çocukları 6 yaşındaki Nil ve henüz 1 yaşındaki Selin Özlüer’in olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Talihsiz ailenin cansız bedenleri, otopsi yapılmak üzere Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.

    7 araç birbirine girdi: 34 yaralı

    Aralarında bir yolcu otobüsü ve bir tırın da bulunduğu toplam 7 aracın karıştığı kaza sonrası devlet hastaneleri ve özel hastaneler alarma geçti. Olay yerine sevk edilen çok sayıda ambulans, kazada yaralanan 34 kişiyi çevre hastanelere yetiştirdi.

    Karayolunda ulaşım kontrollü sağlanıyor

    Kaza nedeniyle Uşak-İzmir karayolunda trafik akışı uzun süre aksadı. Bölgeye gelen polis ve jandarma ekipleri ikinci bir kaza riskine karşı geniş güvenlik önlemleri alırken, olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.>>>İHA 

  • “Gazeteci ve medya çalışanlarının öldürülmesi soruşturulmalı”

    “Gazeteci ve medya çalışanlarının öldürülmesi soruşturulmalı”

    Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 2025’in dünya genelinde gazeteciler açısından en ölümcül yıl olduğuna dikkati çekerek, gazetecilerin ve medya çalışanlarının öldürülmesinin soruşturulması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini belirtti.

    Kallas, Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.

    Demokrasinin özgür bir basın olmadan var olamayacağının altını çizen Kallas, “Bağımsız medya, her demokratik toplumun temel taşlarından biridir. Medyaya erişim ve ifade özgürlüğü ‘olsa iyi olur’ türünden unsurlar değil, temel insan haklarıdır.” ifadelerini kullandı.

    Kallas, uluslararası hukukun çok açık olduğunu ve gazetecilerin her koşulda korunması gerektiğini vurgulayarak, “İşlerini özgürce, herhangi bir müdahale, şiddet korkusu, taciz, yıldırma, zulüm ya da sınır dışı edilme tehdidi olmadan yapabilmelidirler. Bu durum özellikle çatışma bölgelerinde kritik önemdedir. Zira gazeteciler, savaşın gerçeklerini, vahşetleri ve olası savaş suçlarını gün yüzüne çıkarır.” değerlendirmesinde bulundu.

    Dünya genelinde gazetecilerin öldürülmesi, yaralanması ve tehdit edilmesi, keyfi şekilde gözaltına alınmaları, sürgüne zorlanmaları ve susturulmalarının artık şok edici bir gerçeklik haline geldiğini aktaran Kallas, kadın gazetecilerin ise çevrim içi taciz ve istismar da dahil olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin hedefi olarak orantısız biçimde etkilendiğine işaret etti.

    Kallas, 2025 yılının dünya genelinde gazeteciler açısından şimdiye kadar kaydedilen en ölümcül yıl olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Gazetecilerin ve medya çalışanlarının öldürülmesi, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlık savaşı ile Orta Doğu’daki mevcut çatışmalarda, son olarak Gazze ve Lübnan’da, ayrıca Afrika’da görüldüğü üzere, kapsamlı şekilde soruşturulmalı ve sorumlular hesap vermelidir.” >>>AA