Kategori: Dünya

  • ABD’de yıllık enflasyon haziranda beklentilerin altında kaldı

    ABD’de yıllık enflasyon haziranda beklentilerin altında kaldı

    ABD Çalışma Bakanlığı haziran ayına ilişkin tüketici enflasyonu verilerini açıkladı. Buna göre, Amerikalı tüketicilerin yaşam maliyeti haziranda bir önceki aya kıyasla yüzde 0,4 azaldı. TÜFE aylık bazda Mayıs 2020’den bu yana ilk kez düşüş kaydetti.

    Piyasa beklentileri TÜFE’nin bu dönemde aylık bazda yüzde 0,1 azalması yönündeydi. TÜFE, mayısta aylık yüzde 0,5 artmıştı. Ülkede TÜFE haziranda yıllık bazda ise yüzde 3,5 arttı. Piyasa beklentileri TÜFE’nin yıllık bazda yüzde 3,8 artması yönündeydi. Yıllık enflasyon mayısta yüzde 4,2 olarak kaydedilmişti.

    Enerji maliyetleri düştü

    Enerji maliyetleri martta aylık yüzde 10,9, nisanda yüzde 3,8 ve mayısta yüzde 3,9 artmasının ardından haziranda yüzde 5,7 düştü.

    Enerji endeksindeki düşüş, barınma ve gıda dahil diğer kalemlerdeki artışları dengeleyerek, aylık bazda TÜFE’deki gerilemenin en büyük belirleyicisi oldu.

    Enerji endeksi haziranda yıllık bazda ise yüzde 15,7 arttı. Barınma maliyetleri haziranda aylık yüzde 0,1 ve yıllık yüzde 3,3 yükseldi. Gıda endeksi de aynı dönemde aylık bazda yüzde 0,2, yıllık bazda yüzde 3 arttı.

    Çekirdek enflasyon yatay seyretti

    Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek TÜFE ise haziranda aylık bazda yatay seyrederken, yıllık bazda yüzde 2,6 arttı.

    Piyasa beklentileri çekirdek enflasyonun aylık yüzde 0,2 ve yıllık yüzde 2,8 olması yönündeydi. Çekirdek TÜFE mayısta aylık yüzde 0,2 ve yıllık yüzde 2,9 artmıştı.>>>AA

  • 2029’dan itibaren azalacak

    2029’dan itibaren azalacak

    AB Komisyonu tarafından hazırlanan “AB’de Demografik Dönüşüm: Değişimi Anlamak ve Sonuçlarına Uyum Sağlamak” başlıklı rapor yayımlandı.

    Raporda, AB nüfusunun 1960 yılında 354,5 milyon seviyesinde olduğu anımsatılarak bunun 2025 yılı başında 450,6 milyona ulaştığı, nüfus artış hızının ise son yıllarda belirgin şekilde yavaşladığı belirtildi.

    AB nüfusunun 2029 yılında 453,3 milyon kişiyle zirveye ulaşmasının öngörüldüğüne dikkatin çekildiği raporda, bunun ardından ise uzun süreli düşüş sürecine girilmesi beklendiği kaydedildi.

    Raporda, Birlik nüfusunun 2050’de yaklaşık 445 milyona, 2100 yılında ise 398,8 milyona gerileyerek bugünkü seviyesinin yaklaşık yüzde 11,7 altına ineceği tahmin edildi.

    AB’de doğum ve ölüm farkı olan doğal nüfus artışının 2012 yılından bu yana negatif olduğu hatırlatılan raporda, son yıllardaki nüfus artışının büyük ölçüde göçten kaynaklandığı aktarıldı.

    Raporda, Avrupa’nın hızla yaşlandığına da dikkati çekilerek, AB’de ortanca yaşın 2025 itibarıyla 44,9’a yükseldiği bildirildi.

    AB’de en genç nüfus yapısına sahip ülkenin 39,6 ortanca yaş ile İrlanda olduğu belirtilen raporda, en yaşlı nüfusa sahip ülkenin ise 49,1 ortanca yaş ile İtalya olduğu kaydedildi.

    Yaşlanma eğiliminin gelecek yıllarda daha da hızlanacağına dikkatin çekildiği raporda, ortanca yaşın 2100 yılına kadar 51,5’e çıkmasının beklendiği, bugün nüfusun yaklaşık beşte birini oluşturan 65 yaş ve üzerindekilerin payının 2050’de üçte bire yaklaşacağı ifade edildi.

    Raporda, 80 yaş ve üzerindeki nüfusun oranının ise mevcut yüzde 6 seviyesinden 2100 yılında yüzde 15’in üzerine çıkacağı öngörüldü.

    2025 yılında AB’de her 100 çalışma çağındaki kişiye karşılık 34 yaşlı düştüğü anımsatılan raporda, bu oranın 2050 yılında 50’nin üzerine çıkacağı, 2100 yılına gelindiğinde ise 60’ı aşacağı tahmin edildi.

    Raporda, doğuşta beklenen yaşam süresinin sağlık hizmetleri ve yaşam koşullarındaki iyileşmeyle birlikte 2024 yılında 81,5 yıla yükseldiği hatırlatıldı.

    Kadınlarda ortalama yaşam süresinin 84,1 yıl, erkeklerde ise 78,9 yıl olduğu ifade edilen raporda, 2100 yılına kadar kadınlarda yaşam süresinin 90 yılı, erkeklerde ise 86 yılı aşmasının beklendiği kaydedildi.>>>AA

  • Dışişleri Bakanı Fidan, bugün Ukrayna’yı ziyaret edecek

    Dışişleri Bakanı Fidan, bugün Ukrayna’yı ziyaret edecek

    Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, bugün ve yarın Ukrayna’da temaslar gerçekleştirecek.

    Fidan’ın ziyareti kapsamında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından kabul edilmesi ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha’nın yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirilo Budanov, Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, Kırım Tatarları’nın milli lideri Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Rıfat Çubarov dahil olmak üzere üst düzey yetkililerle görüşmeler gerçekleştirmesi planlanıyor.

    Bakan Fidan’ın görüşmelerde Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin ekonomi, enerji ve savunma başta her alanda daha da geliştirilmesi ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinleştirilmesi için atılabilecek müşterek adımlara ilişkin görüş alışverişinde bulunması bekleniyor.

    Türkiye’nin Ukrayna’nın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğini, Ukrayna’ya her alanda ve platformda sağlanan yardımlara da değinerek bir kere daha teyit edecek Fidan’ın, Ukrayna’da adil ve kalıcı barışın sağlanmasına yönelik diplomatik çabaların sürdürülmesinin önemine dikkati çekmesi ve Türkiye’nin, Ukrayna ve Rusya’yı müzakere masası etrafında yeniden bir araya getirmeye hazır olduğunu dile getirmesi öngörülüyor.

    Fidan’ın Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Karadeniz’e taşınmaması gerektiğinin altını çizerek, Karadeniz’de artan gerginliğin azaltılmasının ve seyrüsefer güvenliğinin sağlanmasının önemini vurgulaması bekleniyor.

    Bu kapsamda, Karadeniz’de limanların ve gemiler ile balıkçı tekneleri başta deniz taşıtlarının hedef alınmasının hiçbir koşul altında kabul edilemeyeceğinin altını çizmesi beklenen Fidan’ın, Türkiye’nin Karadeniz’in barış, istikrar ve işbirliği havzası olarak muhafaza edilmesi amacıyla diplomatik girişimlerini kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etmesi öngörülüyor.

    Fidan’ın Türk firmalarının Ukrayna’daki mevcut yatırımları ve üstlendikleri projelerle Ukrayna’nın yeniden imarına önemli katkılar sunabileceğini belirtmesi, Türkiye’nin Kırım’ın yasa dışı ilhakı konusundaki pozisyonunu yinelemesi ve Kırım Tatarlarının haklarının güçlendirilmesi hususunda ilave adımlar atılmasının önemine dikkati çekmesi bekleniyor.

    Serbest ticaret anlaşması

    Türkiye ile Ukrayna arasında 3 Şubat 2022’de imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması (STA), Bakan Fidan’ın Kiev’i ziyaretinin hemen öncesinde, Ukrayna Parlamentosu tarafından dün onaylandı.

    Söz konusu yasanın Devlet Başkanı Zelenskiy tarafından imzalanmasının ardından yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

    Dört senedir onaylanması beklenen anlaşmanın Türk ihracatçılarının Ukrayna pazarında Avrupa Birliği ihracatçılarıyla benzer rekabet koşullarına sahip olması ile Türkiye-Ukrayna ekonomik ve ticari ilişkilerinin daha da gelişerek 10 milyar dolar ticaret hacmi hedefine ulaşılmasına katkıda bulunması bekleniyor.

    Türkiye ile Ukrayna arasında 2024’te 6,2 milyar dolar olarak gerçekleşen ikili ticaret hacmi 2025’te 6,6 milyar dolara yükseldi.

    Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna’yı son olarak 29-30 Mayıs 2025’te ziyaret etmişti.

    Ukrayna’dan Türkiye’ye dışişleri bakanı düzeyindeki son ziyaret ise 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi vesilesiyle gerçekleştirilmişti.>>>AA

  • Askeri helikopter acil iniş yaptı

    Askeri helikopter acil iniş yaptı

    Ulusal basındaki haberlere göre, Hava Kuvvetlerine ait helikopterin yerel saatle 22.15 sıralarında çimlik alana iniş yaptığı görüldü.

    İnişin ardından kolluk kuvvetleri olay yerine intikal ederken, helikopterin neden acil durum inişi yaptığı henüz netlik kazanmadı.

    Helikopterde hasar olup olmadığına ve mürettebat sayısına ilişkin bilgi paylaşılmadı.>>>AA

  • Gazzeli çocuklardan Ömer Halisdemir’e vefa

    Gazzeli çocuklardan Ömer Halisdemir’e vefa

    Genç ressamlar, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda İsrail saldırılarında yıkılan bir binanın duvarına Halisdemir’in resmini çizdi.

    Gazzeli çocuklar söz konusu duvarın üzerinde Türk ve Filistin bayraklarını dalgalandırdı.

    Duvarın etrafından toplanan çocuklar 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin fotoğraflar taşıdı.

    İsrail saldırılarında ağır hasar görmüş bölgede çadırlara sığınan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar ve gençler, kahraman şehidi anmak ve Türk halkıyla dayanışma içinde olduklarını göstermek için şehit Ömer Halisdemir’in portresini ve Türk bayrağını çizdiklerini belirtti.>>>AA

  • Hacıyev: Barışın anahtarı sorumlu gazeteciliktir

    Hacıyev: Barışın anahtarı sorumlu gazeteciliktir

    Hacıyev, 4. Şuşa Global Media Forumu’nun resmi açılışında konuşma yaptı.

    Foruma ev sahipliği yapan Şuşa’nın tarihi ve kültürel önemine dikkati çeken Hacıyev, kentin yüzyıllar boyunca edebiyat, müzik, gazetecilik ve toplumsal düşüncenin geliştiği, entelektüel ve kültürel tartışmaların önemli merkezlerinden biri olduğunu belirtti.

    Hacıyev, bilgi ekosisteminde yaşanan hızlı dönüşüme dikkati çekerek, yapay zekanın gazeteciliği yeniden şekillendirdiğini, sosyal medyanın iletişimi kolaylaştırırken dezenformasyon, manipülasyon ve toplumsal kutuplaşmayı da artırdığını dile getirdi.

    Barışın yalnızca diplomasiyle değil, sorumlu iletişimle de sağlanabileceğini vurgulayan Hacıyev, günümüzde çatışmaların yalnızca savaş alanlarında değil, bilgi alanında da sürdüğüne işaret etti.

    Ermenistan ile normalleşme sürecine de değinen Hacıyev, barış anlaşması paraflanmasına rağmen Ermenistan’daki rövanşist çevreler ile bazı uluslararası medya kuruluşlarının çatışmacı söylemlerini sürdürdüğünün altını çizdi.

    Hacıyev: Barışın anahtarı sorumlu gazeteciliktir

    Hacıyev, “Ne yazık ki rövanşist güçler komşu ülkenin medyasında hala baskın durumda. Savaş ve çatışma bitti ama uluslararası medyada henüz bitmiş değil. Bazı uluslararası yayın organları bizi çatışmanın başladığı sıfır noktasına geri çekmeye çalışıyor. Bu da maalesef son derece üzücü bir durumdur.” ifadelerini kullandı.

    Azerbaycan’ın medya alanında kapsamlı reformlar yürüttüğünü belirten Hacıyev, bu çalışmaların profesyonel gazeteciliğin güçlendirilmesi, kurumsal kapasitenin artırılması, etik standartların geliştirilmesi, medya okuryazarlığının yaygınlaştırılması ve sektörün teknolojik dönüşüme uyum sağlaması amacıyla hayata geçirildiğini söyledi.

    Hacıyev, Azerbaycan’ın uluslararası dezenformasyon kampanyalarının hedefi olduğunu öne sürerek, “Azerbaycan’a karşı yürütülen son büyük bilgi ve dezenformasyon kampanyası CNN tarafından yapıldı. Biz bu iddiaları kontrol ettik ve doğrulanmış gerçeklerle yanıtımızı sunduk ancak bize hiçbir cevap hakkı tanınmadı. Ne düzgün bir iletişim ne de bir geri bildirim sağlandı. Bu da gösteriyor ki sorumlu ve makul gazetecilik yaptığını iddia eden devler ve kurumlar bile dezenformasyona ortak olmaktadır. Bu oldukça üzüntü verici bir durumdur.” dedi.

    Hükümetler, medya kuruluşları, teknoloji şirketleri, akademi ve sivil toplumun doğru, şeffaf ve hesap verebilir bir bilgi ortamı oluşturma konusunda ortak sorumluluk taşıdığını vurgulayan Hacıyev, bu alanda uluslararası işbirliğinin önemine işaret etti.

    “Barışın Teşvikinde Medyanın Misyonu: Gerçeğin Yeniden Tesis Edilmesi ve Güvenin Yeniden İnşası” başlıklı forumda 53 ülkeden yaklaşık 160 katılımcı yer alıyor.

    Foruma, 30’dan fazla haber ajansı, 10 uluslararası kuruluş ve yaklaşık 60 medya kuruluşu katılım sağlıyor.>>>AA

  • Trump, İran’a yönelik ABD deniz ablukasının yeniden başladığını duyurdu

    Trump, İran’a yönelik ABD deniz ablukasının yeniden başladığını duyurdu

    ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda İran’a yönelik ABD deniz ablukasının yeniden yürürlüğe girdiğini ve boğazdan geçen tüm kargolar için yüzde 20 geçiş ücreti alınacağını açıkladı.

    Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hürmüz Boğazı açıktır ve İran olsun ya da olmasın açık kalacaktır.” ifadesini kullandı.

    Sadece İran gemileri ile İran adına faaliyet gösteren müşterilerin boğaza giriş ve çıkışını engellediklerini vurgulayan Trump, bu uygulamanın “İran ablukası” adıyla yürürlüğe girdiğini kaydetti.

    Trump, diğer tüm ülkelerin Hürmüz Boğazı’nı adil ve açık şekilde kullanabileceğini belirterek, “ABD, bundan böyle ‘Hürmüz Boğazı’nın Koruyucusu’ olarak bilinecektir.” ifadelerini kullandı.

    Bölgede güvenliğin sağlanmasının maliyetine dikkati çeken Trump, “Dünyanın son derece istikrarsız bu bölgesinde güvenlik ve emniyetin sağlanması için gerekli tüm masraflar kapsamında, boğazdan geçen tüm kargolardan yüzde 20 oranında geçiş ücreti alınacaktır.” dedi.

    Trump, uygulamanın derhal yürürlüğe gireceğini bildirdi.>>>AA

  • Eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, “Mossad ilişkisine” dair iddiaları yalanladı

    Eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, “Mossad ilişkisine” dair iddiaları yalanladı

    Baharnews haber sitesine göre, Ahmedinejad’ın basın ofisinden yapılan açıklamada, ABD merkezli New York Times gazetesinde yer alan iddiaların kamuoyunu yanıltma ve İran’a karşı psikolojik savaş yürütme amacı taşıdığı ifade edildi.

    İddiaların gerçeği yansıtmadığı vurgulanan açıklamada, New York Times gazetesinin “yalan ve sahte habercilik yapması”yla bilindiği savunularak aynı iddiaların daha önce de ortaya atıldığı kaydedildi.

    Ahmedinejad’ın “günlük işlerle meşgul ve İran halkının hizmetinde olduğu” dile getirildi.

    ABD merkezli New York Times gazetesi, İsrail’in gizli bir operasyon çerçevesinde temas kurduğu Mahmud Ahmedinejad’ı ülkenin yeni lideri olarak göreve getirmeye çalıştığını ancak bu girişimin başarısızlıkla sonuçlandığını yazmıştı.>>>AA

  • ABD’de sınır dışı operasyonu ölümle sonuçlandı

    ABD’de sınır dışı operasyonu ölümle sonuçlandı

    ABD İç Güvenlik Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin yapılan açıklamada, ICE ekiplerinin, “ülkede yasa dışı bulunan ve sınır dışı edilmesi için hakkında karar çıkarılan bir kişiyi gözetlediği” belirtildi.

    Maine eyaletinin Biddeford kentinde yerel saatle dün sabah takip edilen kişinin aracının hareket ettiği, ICE ekiplerinin bu kişiyi durdurmaya çalıştığı kaydedilen açıklamada, “Araç, olay yerinden kaçmaya çalıştı ve kamu güvenliğinden duyulan endişe nedeniyle bir yetkili silahını ateşledi.” ifadesi kullanıldı.

    Açıklamada, araç sürücüsünün vurulduğu, acil durum ekiplerine haber verildiği ancak bu kişinin hayatını kaybettiği aktarılarak, Biddeford Polis Departmanı ile Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ekiplerinin olay yerine intikal ettiği, olaya ilişkin soruşturma başlatıldığı bilgisi paylaşıldı.

    The New York Times gazetesinin haberine göre, Kongre üyelerine konuya ilişkin yapılan açıklamada, araç sürücüsünün taşıtını “güvenlik güçlerine karşı silah olarak kullandığı” öne sürüldü.

    Maine Senatörü Angus King’in Sözcüsü Matthew Felling, hayatını kaybeden kişinin Joan Sebastian Guerrero olduğunun tespit edildiğini açıkladı.

    ABD İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) açıklamasında ise hayatını kaybeden kişinin kimliği doğrulanmadı.

    ABD’nin Texas eyaletinin Houston kentinde 30 yılı aşkın süredir ülkede yaşayan Meksikalı Lorenzo Salgado Araujo, 7 Temmuz’da ICE polislerinin ateş açması sonucu hayatını kaybetmişti.>>>AA

  • ABD basını: Bin Selman, Trump’tan Husilere karşı destek istedi

    ABD basını: Bin Selman, Trump’tan Husilere karşı destek istedi

    Amerikan Axios haber platformunun isimlerini belirtmek istemeyen ABD’li iki yetkiliye dayandırdığı haberinde, Trump’ın bin Selman ile telefonda görüştüğü belirtildi.

    Haberde, görüşmede, bin Selman’ın Husilere yönelik askeri bir operasyon için Trump’tan destek istediği ve ABD Başkanı’nın bu talebi desteklediği öne sürüldü.

    Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki gerilimin İran’ın Mahan Air hava yolu şirketine ait bir uçağın Husilerin kontrolündeki Sana’ya inerek örgüt liderlerinden oluşan bir heyeti İran’a götürmesiyle başladığı hatırlatılan haberde, ABD’li bir yetkilinin söz konusu uçağın Husilere silah, füze parçaları ve askeri uzmanlar taşıdığını öne sürdüğü belirtildi.

    Haberde, ve Suudi Arabistan’ın Sana Uluslararası Havalimanı’nı hedef aldığı, Husilerin ise buna karşılık Suudi Arabistan’ın Abha Havalimanı’na balistik füze ve insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediği anımsatıldı.

    Beyaz Saray konuya ilişkin yorum talebine Trump’ın Fox News’e verdiği ve İran’ı sert ifadelerle eleştirdiği röportaja atıfta bulunarak cevap verdi.

    Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçiliği ise konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

    Yemen’deki kriz

    Yemen’de İran destekli Husiler, Eylül 2014’ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor.

    Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015’ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

    Ülkede yaklaşık 11 yıldır süren iç savaşta, Nisan 2022’den bu yana zaman zaman yaşanan çatışmalara rağmen genel bir sükunet ve ateşkes havası hakimiyetini koruyor.>>>AA

  • Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, Trump’ı “korsanlıkla” suçladı

    Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, Trump’ı “korsanlıkla” suçladı

    Sao Paulo kentinde katıldığı bir etkinlikte konuşan Lula da Silva, Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen tüm kargolardan geçiş ücreti alınacağı yönündeki açıklamasına tepki gösterdi.

    Lula da Silva, “Uzun süre korsanlıkla mücadele eden ABD gibi önemli bir ülke, şimdi kendisi bir korsana dönüşemez. (Hürmüz Boğazı) buradan vergi almak gibi bir hakları yok. Hürmüz Boğazı’nda yaşananların sorumluluğu ABD’ye aittir. Daha önce kapalı değildi.” ifadelerini kullandı.

    ABD’nin İran’a saldırısından önce Hürmüz Boğazı’nın seyrüsefere açık olduğunu anımsatan Lula da Silva, Trump yönetiminin “felaketleri fırsata çevirerek bundan kazanç sağlamaya çalıştığını” savundu.

    Lula da Silva, Orta Doğu’da süren savaşın dünya ekonomisine “ciddi” zarar verdiğini belirterek, “Savaşın bedeli sofralara yansıyor. Petrol fiyatları arttıkça fasulyenin, pirincin, domatesin ve soğanın fiyatı da yükseliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda İran’a yönelik ABD deniz ablukasının yeniden yürürlüğe girdiğini ve boğazdan geçen tüm kargolar için yüzde 20 geçiş ücreti alınacağını açıklamıştı.

    Bölgede güvenliğin sağlanmasının maliyetine dikkati çeken Trump, “Dünyanın son derece istikrarsız bu bölgesinde güvenlik ve emniyetin sağlanması için gerekli tüm masraflar kapsamında, boğazdan geçen tüm kargolardan yüzde 20 oranında geçiş ücreti alınacaktır.” ifadelerini kullanmıştı.>>>AA

  • İsrail, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimleri genişletiyor

    İsrail, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimleri genişletiyor

    İsrail’in Kanal 14 televizyonunun haberinde, İsrail hükümetinin, işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerini genişletmek ve “bölgenin çehresini değiştirmek amacıyla tarihi değerde dev bir adım” attığı belirtildi.

    Haberde, ülke tarihinde ilk kez şehir statüsünde olmayan yerel bir idari birimle imzalanan bu anlaşma, sağcı kesim ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler için büyük bir kazanım olarak nitelendirildi.

    Söz konusu anlaşma, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İsrail Toprak Kurumu (Rami) Genel Müdürü Yehuda Eliyahu ve Batı Şeria’nın kuzeyinde çok sayıda yasa dışı Yahudi yerleşim birimini bünyesinde bulunduran Şomron Bölge Konseyi Başkanı Yossi Dagan’ın katılımıyla düzenlenen resmi törenle imzalandı.

    Anlaşmanın, bölgedeki Yahudi yerleşim yerlerinin genişletilmesi ve altyapısının modernize edilmesi sürecine “büyük bir ivme kazandıracağı” belirtildi.

    Milyar dolarlık dev bütçe

    Haberde, şehir statüsü taşımayan bir bölge konseyiyle bugüne kadar yapılmış en yüksek bütçeli uzlaşı olma özelliği taşıyan anlaşmanın maliyetinin 8,5 milyar şekeli (yaklaşık 2,3 milyar doları) aşan dev bir kaynak olduğu vurgulandı.

    Anlaşma kapsamında ayrılan dev bütçenin 1,5 milyar şekeli stratejik üst yapı ve ana altyapı projelerine harcanacakken, 7 milyar şekellik diğer kısım ise mevcut yerleşim birimlerinin modernize edilmesi, yeni kamu binalarının inşası ve çevre projelerine tahsis edilecek.

    Bu bütçeyle hayata geçirilecek projeler doğrultusunda bölgede 12 bin yeni konutun yanı sıra geniş sanayi, ticaret ve istihdam alanları inşa edilecek, aynı zamanda bölgedeki yol ağları, kavşaklar ve drenaj sistemleri de tamamen yenilenecek.

    “Hedefimiz 1 milyon nüfusa ulaşmak”

    Törende “şükür duası” okuyan Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin liderlerinden Dagan, anlaşmayı tarihi bir dönüm noktası olarak tanımladı.

    İşgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyini işaret ederek “kararlılık” mesajı veren Dagan,”Kuzey Şomron’da (Talmudik kuzey Batı Şeria) daha önce boşaltılmış olanlar da dahil olmak üzere 18 yerleşim birimini yeniden inşa ediyoruz. Bu bölgedeki nihai hedefimiz 1 milyon yerleşik nüfusa ulaşmaktır.” ifadelerini kullandı.

    Batı Şeria’da Filistin toprakları gasbedilerek kurulan 365 yasa dışı yerleşim bulunuyor

    Batı Şeria’nın güneyindeki “Kefar Etzion” Yahudi yerleşim birimi, İsrail’in 1967’de Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü işgal etmesinin hemen ardından kurulduğu için ilk Yahudi yerleşim birimi olarak kabul ediliyor. Sonrasında Batı Şeria’da yüzlerce yasa dışı yerleşim yeri inşa edildi.

    İsraillilerin gasbettiği Filistin topraklarını takip eden İsrailli sivil toplum kuruluşu “Peace Now” (Barış Şimdi) hareketinin 2024 yılı verilerine göre, Doğu Kudüs hariç, işgal altındaki Batı Şeria’da yaklaşık 3 milyon Filistinli yaşarken, Filistin topraklarını gasbeden İsrailli nüfusu ise 500 bini aşmış durumda.

    İsrail hükümetinin 11 Aralık’ta onay verdiği 19 yerleşim haricinde, gasbedilen Filistin topraklarında 141 yasa dışı yerleşim mevcutken aşırı sağcı Yahudi grupların kurduğu ve İsrail yasalarına göre de kaçak sayılan 224 kaçak yerleşim yeri de bulunuyor.

    Buna göre, Batı Şeria’da toplam 365 yasa dışı Yahudi yerleşimi bulunmakta. İsrail hükümetinin söz konusu “kaçak yerleşim” yerlerine sık sık aldığı kararlarla tek taraflı onay verdiği biliniyor.

    İsrail’in işgal ettiği topraklarda kurduğu Yahudi yerleşim birimleri ve buraya nüfusunu nakletmesi uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor.

    Birleşmiş Milletler (BM), işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı kabul ediyor ve bu faaliyetlerin iki devletli çözüm ihtimalini zayıflattığı uyarısında bulunuyor.

    Filistin topraklarını gasbeden İsrailli grup, yasa dışı yerleşim talebiyle Suriye sınırını geçti

    İsrail devlet televizyonu KAN’ın aktardığı habere göre, Suriye toprakları içinden konuşan ve ismi açıklanmayan “Bashan Öncüleri” adlı örgüt üyesi, Tevrat’a atıfta bulunarak “Bashan (Hauran) bölgesinin Yahudi halkına ait olduğunu” öne sürdü.

    İsrail ordusuna bölgedeki işgalini sürdürme çağrısı yapan yerleşimci, “Ordu burada kalmalı, zira sağda solda askeri üsler var. Biz de gece gündüz sahada, buradayız.” ifadelerini kullandı.

    Kendilerine Golan Tepeleri ve güney Suriye’nin Tevrat’taki adından esinlenerek “Bashan Öncüleri” adını veren grup, daha önce de birçok kez toprak gasbı ve yasa dışı yerleşim talebiyle Suriye topraklarına sızmıştı.

    Suriye makamlarından konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmazken, Şam yönetimi daha önce defalarca İsrail’in egemenlik ihlallerine son vermesini talep etmişti.>>>AA

  • Hürmüz Boğazı gerilimi büyüyor: BAE ve Hindistan’dan açıklama

    Hürmüz Boğazı gerilimi büyüyor: BAE ve Hindistan’dan açıklama

    BAE Dışişleri Bakanlığının ABD merkezli X şirketindeki sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın güney koridorunda seyir halinde olan BAE ulusal petrol tankerleri Mombasa ve Al Bahiyah’ın iki seyir füzesiyle vurulduğu hatırlatıldı.

    Açıklamada, “BAE, Hürmüz Boğazı’nın güney koridorundaki Umman kara suları sınırları içerisinde seyretmekte olan Mombasa ve Al Bahiyah adlı iki ulusal petrol tankerinin iki füze ile hedef alındığı İran saldırılarını en sert şekilde kınıyor ve protesto ediyor.” ifadesi kullanıldı.

    Umman kara suları içerisinde gerçekleşen saldırıda gemilerin ağır hasar aldığı aktarıldı.

    Dışişleri Bakanlığı, İran’ın bu saldırısının Hindistan uyruklu 1 personelin hayatını kaybetmesine, 8 mürettebatın ise yaralanmasına yol açtığını vurguladı.

    Yaralananlardan 4’ünün durumunun ağır olduğu, yaralıların 6’sının Hindistan, 2’sinin ise Ukrayna vatandaşı olduğu hatırlatıldı.

    Açıklamada, Hindistan hükümetine, halkına ve hayatını kaybeden personelin ailesine derin taziye dilekleri iletilirken, yaralılara acil şifalar dilendi.

    Bakanlık, söz konusu saldırgan eylemin, deniz seyrüsefer serbestisini vurgulayan, ticari gemilerin hedef alınmasını ve uluslararası deniz yollarının sabote edilmesini reddeden 2817 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının açık ve vahim bir ihlali olduğunu vurguladı.

    Açıklamada, ticari seyrüseferin hedef alınması ve Hürmüz Boğazı’nın bir baskı veya ekonomik şantaj aracı olarak kullanılmasının “deniz haydutluğu” (korsanlık) teşkil ettiği, bu durumun bölgesel istikrara, bölge halklarının güvenliğine ve küresel enerji arz güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturduğu ifade edildi.

    Açıklamada ayrıca, BAE’nin İran’a bu saldırgan eylemleri derhal durdurması, tüm düşmanca faaliyetlerine eksiksiz bir şekilde son vermesi çağrısı yinelendi.

    Bölge güvenliğini, küresel ekonomiyi ve uluslararası ticareti korumak amacıyla Hürmüz Boğazı’nın tamamen ve koşulsuz olarak seyrüsefere yeniden açılmasının önemine dikkat çekildi.

    Hindistan, Hürmüz’deki saldırının ardından İranlı diplomatları Dışişleri Bakanlığına çağırdı

    India Today gazetesinin haberine göre, Hindistan Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Yeni Delhi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Mohammad Javad Hosseini ile diğer İranlı diplomatları bakanlığa çağırarak Hindistan vatandaşı denizcinin öldüğü saldırıya ilişkin tepkisini iletti ve olayla ilgili açıklama talep etti.

    Bakanlığın konuya ilişkin yaptığı farklı bir açıklamada da ABD ordusunun ticari gemileri hedef aldığı gerekçesiyle İran’a ait askeri noktaları vurmaya başlamasıyla bölgede artan gerilimin düşürülmesi çağrısında bulunuldu.

    Açıklamada, “Bölgede barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesi için diplomatik çözüme başvurulmasına yönelik çağrımızın altını tekrar çiziyoruz.” ifadesi kullanıldı.>>>AA

  • Venezuela depreminde bilanço ağırlaşıyor

    Venezuela depreminde bilanço ağırlaşıyor

    Venezuela Ulusal Meclis Başkanı (AN) Jorge Rodriguez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan depremlere ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Felakette hayatını kaybedenlerin sayısının 71 artarak 4 bin 561’e yükseldiğini kaydeden Rodriguez, yaralı sayısının ise 16 bin 740 olduğunu belirtti.

    Rodriguez, afetin ardından 128 bin 324 aileye insani yardım ulaştırıldığını, depremden etkilenen bölgelerde kurulan geçici çadır kent sayısının 107’ye çıktığını ifade etti.

    Ulusal basına göre Venezuela hükümeti, deprem felaketinin ardından ilk değerlendirmelere göre yaklaşık 25 bin yeni konuta ihtiyaç duyulduğunu öngörüyor.

    Venezuela’da 2 büyük deprem meydana gelmişti

    ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran’da Venezuela’da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde 2 deprem meydana geldiğini bildirmişti.

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 26 Haziran’daki açıklamasında, depremlerin doğrudan yol açtığı fiziksel hasarın maliyetini 6,7 milyar dolar olarak hesaplamıştı.

    Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü ülkede, ölü ve yaralı sayısının artmasından endişe ediliyor.>>>AA

  • BAE’den Hürmüz Boğazı saldırısına sert tepki

    BAE’den Hürmüz Boğazı saldırısına sert tepki

    Bakanlığın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, Umman kara sularında yer alan Hürmüz Boğazı’nın güney koridorunda BAE’ye ait “Mombasa” ve “Al-Bahia” adlı tankerlere yönelik füze saldırısı düzenlendiği belirtildi.

    Saldırı sonucu “Mombasa” adlı tankerin Hindistan uyruklu 1 mürettebatının hayatını kaybettiği, 4’ü ağır olmak üzere 8 personelin yaralandığı kaydedildi.

    Yaralılardan 6’sının Hindistan, 2’sinin ise Ukrayna vatandaşı olduğu bilgisi paylaşıldı.

    Saldırının ardından gemilerde yangın çıktığı ve maddi hasar meydana geldiği aktarılan açıklamada, yangınların kontrol altına alındığı ifade edildi.

    “Gerekli tüm önlemleri alacağımızı vurguluyoruz”

    Söz konusu saldırıyı “uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölge güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit” olarak nitelendiren ve şiddetle kınayan BAE Savunma Bakanlığı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Ülkemiz, bu gerilimi tırmandırma girişimine karşı yanıt verme hakkını tam anlamıyla saklı tutmaktadır. Egemenliğimizi, güvenliğimizi, istikrarımızı, ulusal çıkarlarımızı ve kaynaklarımızı korumak amacıyla topraklarımızı, halkımızı ve ülkede ikamet edenleri savunmak için gerekli tüm önlemleri alacağımızı vurguluyoruz.”

    Bakanlık, her türlü tehdide karşı tam bir hazırlık ve teyakkuz halinde olunduğunu, devletin güvenliğini ve istikrarını hedef alan her türlü girişime kararlılıkla karşı koyulacağını belirtti.

    Açıklamada ayrıca, kamuoyuna bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi adına söylentilerden kaçınmaları ve yalnızca resmi kaynaklardan yapılan açıklamalara itibar etmeleri çağrısında bulunuldu.>>>AA

  • ABD Başkanı Trump’tan İran’a sert mesajlar

    ABD Başkanı Trump’tan İran’a sert mesajlar

    Trump, Oval Ofis’te düzenlenen imza töreninde basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

    İran’a yönelik ABD saldırıları ve olası diplomatik çözüm süreci hakkında konuşan Trump, “Çok büyük miktarda mühimmatımız var. Yıllardır sahip olmadığımız seviyelere ulaştık ve onları çok ağır şekilde vuruyoruz ve bu devam edecek.” ifadelerini kullandı.

    Askeri operasyonların yanı sıra İran’a yönelik deniz ablukasını da yeniden uyguladıklarını belirten Trump, “Ablukayı yeniden devreye sokuyoruz. Bu abluka sadece İran için geçerli. İran’la iş yapanlar geçemeyecek, diğer herkes geçebilecek.” dedi.

    Trump, müzakerelerden tamamen vazgeçmediğini söyleyerek, “Bir anlaşmanın halen mümkün olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

    İran’ın askeri kapasitesine ciddi zarar verdiklerini öne süren Trump, İran donanmasını bir ay içinde etkisiz hale getirdiklerini, hava kuvvetlerinin artık “fiilen var olmadığını”, füze üretim kapasitesinin yüzde 89’unu ve insansız hava aracı üretim kapasitesinin ise yüzde 92’sini yok ettiklerini iddia etti.

    Trump, İran’la iki gün önce bir anlaşmaya vardıklarını ancak Tahran’ın daha fazla müzakere talep ederek geri adım attığını ve İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek için düzenlenen saldırıların gerekli olduğunu savundu.

    ABD’nin Körfez bölgesindeki faaliyetlerine de değinen Trump, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn ve Kuveyt gibi müttefiklerini koruduklarını ve bu korumanın maliyetinin söz konusu ülkeler tarafından karşılanması gerektiğini söyledi.

    Trump, “Dünyanın çok zengin bir bölgesini koruyoruz. Bunun karşılığında bize ödeme yapılmasını istiyorum.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • AB ve KİK’ten Hürmüz Boğazı’nı açık tutması için İran’a ortak çağrı

    AB ve KİK’ten Hürmüz Boğazı’nı açık tutması için İran’a ortak çağrı

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile KİK Dönem Başkanı sıfatıyla Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zeyani’nin eş başkanlığında Brüksel’de düzenlenen Bölgesel Güvenlik ve İşbirliği Yüksek Düzey Forumu’nun ardından ortak yazılı açıklama yayımlandı.

    Açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz ulaşımında kullanılan bir boğaz olduğu ve boğazdan geçiş hakkının Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında güvence altında bulunduğu belirtildi.

    Ayrıca bu hakkın tüm devletlerin gemilerine ait olduğu, hiçbir devletin söz konusu hakkı askıya alamayacağı, engelleyemeyeceği veya herhangi bir koşula bağlayamayacağı ifade edildi.

    Açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere ve Bahreyn, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman ile Ürdün dahil bölge ülkelerinin egemen topraklarına yönelik saldırılarının en güçlü şekilde kınandığı kaydedilirken, söz konusu saldırıların sivillerin ve denizcilerin hayatını tehlikeye attığı, uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2817 sayılı kararını ihlal ettiği, hiçbir şekilde haklı gösterilemeyeceği vurgulandı.

    Herhangi bir devletin Hürmüz Boğazı üzerinde egemenlik veya kontrol iddiasında bulunmasının hukuka aykırı olduğuna işaret edilen açıklamada, uluslararası gemilerden izin, geçiş ücreti veya hizmet bedeli talep edilmesine karşı çıkıldığı bildirildi.

    Açıklamada, hiçbir ikili anlaşma, mutabakat veya memorandumun uluslararası boğazlardan geçiş hakkını hukuka aykırı şekilde düzenleyemeyeceği ya da kısıtlayamayacağı, uluslararası hukukun tüm devletlere tanıdığı bu hakkın herhangi bir ülkenin kontrolüne veya iznine bağlanamayacağının altı çizildi.

    Saldırılardan etkilenen ülkelere ve tehlikeye maruz kalan tüm denizcilere tam dayanışma mesajı verilen açıklamada, İran’a tüm saldırıları ve deniz ulaşımına yönelik müdahaleleri derhal ve koşulsuz biçimde durdurması, Hürmüz Boğazı’nı herhangi bir koşul, geçiş ücreti veya harç olmaksızın açık tutması ve uluslararası hukuk ile BM Güvenlik Konseyinin 2817 sayılı kararına tam uyum sağlaması çağrısı yapıldı.

    Açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişi etkileyecek tek taraflı veya hukuka aykırı herhangi bir mekanizma ya da düzenlemenin reddedildiği vurgulandı.

    Devletlerin deniz yönetişimi, emniyeti ve güvenliğinden sorumlu uluslararası ve bölgesel kurumlarla, özellikle Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) bünyesinde işbirliği yapması gerektiği kaydedilen açıklamada, AB ile KİK’in seyrüsefer serbestisinin korunması, uluslararası deniz taşımacılığı ile denizcilerin güvenliğinin desteklenmesi ve bölgede uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler Şartı doğrultusunda adil ve kalıcı barış ile güvenliğin sağlanması amacıyla yakın koordinasyonu sürdüreceği bildirildi.

    Açıklamada ayrıca, taraflara itidal çağrısı yinelenerek, Hürmüz Boğazı’ndaki krizin çözümü ve seyrüsefer serbestisinin korunması için diyalog ve diplomasinin temel araçlar olmaya devam ettiği vurgulandı.>>>AA

  • ABD Başkanı Trump, İran’a yönelik ABD saldırılarının devam edeceğini duyurdu

    ABD Başkanı Trump, İran’a yönelik ABD saldırılarının devam edeceğini duyurdu

    Hugh Hewitt’in podcast programına katılan ABD Başkanı, İran ile yürütülen müzakereler konusunda gelinen son nokta ile ilgili ayrıntılar verdi.

    “Bu gece onları çok sert vuracağız, yarın da çok sert vuracağız.” diyen Trump, İran’ın buna karşılık verecek kapasitesinin bulunmadığını savundu.

    Trump, “Bunu engellemek için yapabilecekleri hiçbir şey yok. Ellerinde hiçbir şey yok. Büyük laflar etmekten başka yapabilecekleri bir şey de yok.” ifadelerini kullandı.

    İran yönetimini sert sözlerle eleştiren Trump, “Bu insanlar çılgın. Her şeyi kazandığımız bir anlaşmamız vardı ama onlar anlaşmaları bozuyorlar. Onlar için anlaşmalar bozulmak üzere yapılır. Son derece güvenilmez insanlar.” dedi.

    Trump, İran’ın nükleer silah edinmesi halinde bunu “bir gün içinde kullanacağını” öne sürerek, “Bence biraz kaçıklar. Bence hepsi öyle.” ifadelerini kullandı.

    ABD yönetimi İran’ın başka nükleer tesislerinin olma ihtimalini göz ardı etmiyor

    İran’ın nükleer programına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Trump, özellikle son zamanlarda ABD medyasında yer alan ve Pickaxe (Kazma) Dağı bölgesindeki, gizli dördüncü bir tesis olduğu yönündeki iddialara da yanıt verdi.

    İran’ı uydular aracılığı ile izlediklerini söyleyen Trump “Durumu yakından izliyoruz. Orada herhangi bir faaliyet görmüyoruz. Ama Pickaxe yeni büyük bir atış için muhtemel bir hedef olabilir.” diyerek sözü edilen yerin de hedef alınacağını söyledi.

    Trump’ın sözünü ettiği “Pickaxe Dağı”, İran’ın Natanz nükleer tesisinin yaklaşık 1,5 kilometre güneyinde bulunan ve dağın içine inşa edildiği iddia edilen yer altı tesisi olarak biliniyor.

    ABD’nin 22 Haziran 2025’te düzenlediği ve “Gece Yarısı Çekici Harekatı” adı verilen operasyonda Fordov, Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesisler hedef alınmış, Washington ve Tel Aviv yönetimleri bu saldırıların İran’ın nükleer programına ciddi darbe vurduğunu açıklamıştı.

    Ancak daha sonra uydu görüntülerinde Pickaxe Dağı çevresinde yeni inşaat ve tahkimat faaliyetleri tespit edilmişti. Uluslararası basında yer alan analizlerde, dağın içindeki tünel girişlerinin hava saldırılarına karşı toprak ve kaya ile güçlendirildiği, bölgede ağır iş makineleri ile kazı çalışmalarının sürdüğü ileri sürüldü.>>>AA

  • Fransa’da orman yangını çıkaran 59 kişi gözaltına alındı

    Fransa’da orman yangını çıkaran 59 kişi gözaltına alındı

    Nunez, konuk olduğu France 2 kanalında, ülkede devam eden orman yangınlarını değerlendirdi.

    Kasıtlı veya kazayla orman yangınları çıkardığı gerekçesiyle 59 kişinin gözaltına alındığını aktaran Nunez, bunlardan 29’unun reşit olmadığını kaydetti.

    Nunez, gözaltına alınan kişilerden ifadesi sırasında kasıtlı yangın çıkardığını kabul eden 7 kişinin tutuklandığını, gözaltına alınan iki kişinin de başkent Paris’e 60 kilometre uzaklıktaki Fontainebleau ormanında dün çıkan yangınla alakalı gözaltına alındığını anlattı.

    Bu yangın tamamen sönmeden bölgede inceleme yapmanın imkansız olduğunu vurgulayan Nunez, Fontainebleau orman yangınında şu ana kadar toplam 1300 hektarlık alanın küle döndüğünü ifade etti.

    Ulusal basın, Fontainebleau ormanında dün çıkan yangının, son 20 yılda Fransa’nın kuzey kısmındaki en büyük 3. yangın olduğunu aktardı.>>>AA

  • Dünyaca ünlü aktör yaşamını yitirdi

    Dünyaca ünlü aktör yaşamını yitirdi

    90’lı yıllara damga vuran Jurassic Park filmiyle şöhret olan Sam Neill’in yaşamını yitirdiği açıklandı.

    Yeni Zelandalı oyuncu, kanserden kurtulduktan sonra bugün 78 yaşında aniden hayatını kaybetti.

    Ailesi tarafından yapılan açıklamada, “Kaybımız ani ve beklenmedik oldu, ancak Sam’in kansersiz kalması bir teselli oldu” dedi.

    Jurassic Park oyuncusu, Nisan ayında üçüncü evre kan kanseri tedavisi gördükten sonra kansersiz olduğunu açıklamıştı.

    Neill’in ailesi tarafından yapılan açıklamada, ünlü oyuncunun Sydney’de yaşamını yitirdiği belirtildi.

    Açıklamada, “Sam, ailesiyle çevriliydi ve tüm hayatını karakterize eden vakarla hayata veda etti. St. Vincent’s Özel Hastanesi’ndeki personele gösterdikleri inanılmaz bakım için en derin şükranlarını sunmak istiyoruz. Daha fazla ayrıntı daha sonra paylaşılacak, ancak şimdilik, aile adına, bu ölçülemez kayıpla başa çıkarken mahremiyetlerine saygı göstermenizi rica ediyoruz” denildi.

  • Londra’da Doktor Husam Ebu Safiyye’ye destek eylemi

    Londra’da Doktor Husam Ebu Safiyye’ye destek eylemi

    Londra’nın ünlü köprüsü Tower Bridge, İsrail’in Gazze Şeridi’nde Aralık 2024’te alıkoyduğu Ebu Safiyye’ye destek eylemine sahne oldu.

    Filistin destekçisi bir grup, köprüye Filistin bayrağı ve “Doktor Husam’ı hemen serbest bırakın” yazılı pankart astı. City of London polisi, eylem nedeniyle köprüyü iki yönlü olarak trafiğe kapattı.

    Eylemciler Londra’daki Waterloo tren istasyonunda da benzeri bir eylem yaptı. İstasyonun ikinci katına bayrak ve pankart asan eylemciler, Filistin’e ve Ebu Safiyye’ye destek sloganları attı. Bazı yolcular da eylemcilere destek verdi.

    Aralık 2024’te Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yer alan Kemal Advan Hastanesinin Hamas tarafından komuta merkezi olarak kullanıldığını iddia ederek buraya baskın düzenleyen ve Ebu Safiyye’yi alıkoyan İsrail ordusu, onun Hamas üyesi olduğundan şüphelenildiğini iddia etmişti.

    İsrail Berşeva Bölge Mahkemesi, 28 Nisan’da Ebu Safiyye’nin “Yasa Dışı Muharipler Yasası” kapsamında, kendisine herhangi bir suçlama yöneltilmeksizin tutukluluk süresinin uzatılmasına karar vermişti.

    Doktor Ebu Safiyye’nin avukatı Nasır Ebu Avde, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müvekkilinin hapishanede zorlu koşullarda yaşadığını ve tıbbi ihmale maruz kaldığını ifade etmişti.

    Ebu Avde, çeşitli kronik hastalıklardan muzdarip olan müvekkilinin, İsrail makamları tarafından 3 Haziran’dan itibaren güneydeki Nefha Hapishanesi’nde tek kişilik hücrede tecrit ettiğini belirtmişti.>>>AA

  • Son dakika! İran ABD İHA’sını düşürdü

    Son dakika! İran ABD İHA’sını düşürdü

    İsfahan’a düzenlenen saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti

    İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’na (ISNA) göre, İsfahan Vali Yardımcısı Ekber Salihi, ABD’nin sabaha karşı düzenlediği saldırıda İsfahan’a bağlı Nain ilçesinde 1 kişinin öldüğünü, 7 kişinin de yaralandığını belirtti.

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik “saldırma kapasitesini zayıflatmak” amacıyla gece yarısından sonra yeni saldırılar başlattığını duyurmuştu. Bu açıklamanın ardından İran’ın Bender Abbas, Sirik ve Cask kentleri ile Keşm Adası’nda patlama sesleri duyulduğu kaydedilmişti.

  • 6,4 büyüklüğünde deprem

    6,4 büyüklüğünde deprem

    ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS), depremin merkez üssünün Lorengau kentinin 191 kilometre güneydoğu açıkları olduğunu açıkladı.

    Yaklaşık 10 kilometre derinlikte kaydedilen 6,4 büyüklüğündeki depremin ardından tsunami uyarısı yapılmadı.

    Deprem nedeniyle herhangi bir can ya da mal kaybı bildirilmedi.>>>AA

  • İran’dan ABD’ye Hürmüz Boğazı tepkisi

    İran’dan ABD’ye Hürmüz Boğazı tepkisi

    Bekayi, başkent Tahran’da düzenlediği haftalık basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    İran’ın hiçbir zaman taahhütlerini ihlal etme konusunda öncü olmadığını savunan Bekayi, “Şüphesiz mutabakat bir kriz sürecine girmiştir. Bu anlaşma çerçevesinde sürekli olarak ihlallerde bulunan taraf ABD’dir.” ifadelerini kullandı.

    Bekayi, Umman’ın başkenti Maskat’ta Hürmüz Boğazı’ndan geçiş düzenlemeleri için Ummanlı heyetle bir araya geldiklerini ve bir mekanizma oluşturmaya çalıştıklarını ancak ABD’nin Umman üzerindeki baskısı nedeniyle bir sonuca ulaşamadıklarını söyledi.

    Ulusal güvenliklerini ve toprak bütünlüklerini korumak için gerekli önlemleri alacaklarını belirten Bekayi, “Son günlerde yaşananların sorumluluğu ABD’dedir.” dedi.

    Bekayi ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat ettiği iddiasının, Washington yönetiminin bölgedeki güvenliği tehlikeye atmayı sürdürme niyetinde olduğunu gösterdiğini öne sürdü.>>>AA