Fars Haber Ajansı, İran Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan açıklamayı yayımladı.
Açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine yeniden açılmasının tek şartının, ABD ordusunun boğazdaki müdahalelerine son vermesi ve kıyı devletlerinin kendi kara suları üzerindeki egemenliğine saygı göstermesi olduğu belirtildi.
Açıklamada ayrıca, ABD saldırılarına misillemenin 5’inci aşaması kapsamında, Bahreyn’in Cüfeyr bölgesindeki ABD ordusuna ait tesis ve altyapının, Umman’daki FPS uzun menzilli hava radarı ile deniz hedef tespit radarının, füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınarak imha edildiği öne sürüldü.
Söz konusu açıklamada, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki müdahalelerinin sürmesi halinde, küresel petrol ve doğal gaz piyasalarını etkileyecek daha büyük gelişmelerin yaşanabileceği uyarısında bulunuldu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik “saldırma kapasitesini zayıflatmak” amacıyla gece yarısından sonra yeni saldırılar başlattığını duyurmuştu.
Bu açıklamanın ardından İran’ın Bender Abbas, Sirik ve Cask kentleri ile Keşm Adası’nda patlama sesleri duyulduğu bildirilmişti.
İran ordusu ise ABD saldırılarına karşılık, bölgedeki “düşman üslerini” hedef alan geniş çaplı füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları başlattığını duyurmuştu.>>>AA
Washington Post (WP) gazetesinin haberine göre Graham’ın ofisi, sosyal medyada spekülasyonlara neden olan ölümüne ilişkin adli tıp kurumunun ön bulgularını açıkladı.
Açıklamada, Senatör Graham’ın ölümünün kalpten çıkan ana atardamarda meydana gelen iç duvar yırtılmasından (aort diseksiyonu) kaynaklandığı belirtildi.
Bu durumun damar sertliği kaynaklı kalp ve damar hastalığından meydana geldiği aktarılan açıklamada, tüm toksikoloji ve mikroskobik testler tamamlanınca ölüm belgesinin güncelleneceği kaydedildi.
Axios muhabiri Barak Ravid de Graham’ın ölümünden hemen önce kendisine yaptığı açıklamada, Senatör’ün, İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik bir girişim için temel atmaya hazırlandığını öne sürdü.
Senatoda 2003’ten bu yana görev yapan 71 yaşındaki Graham’ın 11 Temmuz’da “kısa süreli ve ani gelişen bir rahatsızlık” sonucu yaşamını yitirdiği açıklanmıştı.
Aralarında aşırı sağcı aktivist Laura Loomer’ın da bulunduğu bazı sosyal medya kullanıcıları, Graham’ın öldürülmüş olabileceğini iddia etmişti.
Graham’ın İsrail ve Ukrayna’ya desteği
Özellikle Tel Aviv yönetimine verdiği güçlü ve koşulsuz destekle tanınan ve İsrail’in Gazze’ye saldırılarını açık biçimde savunan Graham, birçok kez ABD’nin bu ülkeye askeri ve diplomatik desteğinin artırılması çağrısında bulunmuştu.
“Biz İkinci Dünya Savaşı’nda ne yaptık? Almanları aç bırakmamız hakkında bir anlığına bile olsa hiç düşündük mü? Tüm kentleri tamamen yıkana kadar bombalamadık mı?” diye ABD’nin yaptıklarını hatırlatan Graham, İsrail’in de bir savaşın içinde olduğunu, ülkesi gibi benzer şeyleri yapabileceğini ileri sürmüştü.
Graham, İkinci Dünya Savaşı ile Ekim 2023’teki İsrail’in Gazze’ye saldırılarını birbirine benzeterek, “7 Ekim’de yaşananların Yahudiler için kesinlikle varoluşsal bir tehdit olduğunu” iddia etmişti.
İran’ın nükleer programına yönelik yaptırımların artırılmasını destekleyen Graham, açıklamalarında Tahran’a karşı askeri seçeneğin de masada tutulması gerektiğini savunmuştu.
Graham, İran’a karşı “askeri bir müdahaleye ihtiyacımız var.” ifadesini kullanmış ve “ABD ile İsrail arasındaki (İran’daki protestolara gönderme yaparak) İran’ın kendi halkını öldürme kapasitesini zayıflatmaya yardımcı olacak ortak bir girişimin memnuniyet verici bir gelişme olacağını” öne sürmüştü.
İsrail’i sık sık ziyaret eden Graham, son olarak 16 Şubat’ta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve üst düzey İsrailli yetkililerle bir araya gelmişti.
Senatör Graham, 10 Temmuz’da Ukrayna’nın başkenti Kiev’i ziyaret ederek Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşmüştü.>>>AA
Yonhap ajansının haberine göre, Seul Merkez Bölge Mahkemesi, Yoon’un siyasi fonlar kanununu ihlal etmekle suçlandığı davada kararını açıkladı.
Mahkeme, Yoon’u, Nisan 2021 ila Mart 2022’de değeri 180 bin dolardan fazla olan anket sonuçlarını ücretsiz elde ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada “kısmen suçlu” buldu.
Hakkında Aralık 2024’teki sıkıyönetim ilanıyla “ayaklanmaya liderlik etmek” suçundan halihazırda müebbet hapis cezası kararı bulunan Yoon, bu davada da 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Yoon hakkında, anket sonuçlarını ücretsiz alarak siyasi fonlar kanununu ihlal ettiği gerekçesiyle 24 Aralık 2025’te iddianame hazırlanmış ve 4 yıl hapis cezası talep edilmişti.
Yoon’un sıkıyönetim ilanı ve azil süreci
Dönemin Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024’te “muhalefetin devlet karşıtı aktivitelere karıştığı” gerekçesiyle sıkıyönetim ilan etmiş, Ulusal Meclisin bu kararı kaldırması üzerine geri adım atmak zorunda kalmıştı.
Ulusal Meclisin 14 Aralık 2024’te yaptığı oylamada azli istenen Yoon, geçici olarak görevden uzaklaştırılmıştı.
Anayasa Mahkemesi, 4 Nisan 2025’te verdiği kararda Ulusal Meclisin azil istemini kabul ederek Yoon’un görevden alınmasını onaylamıştı.
Yoon’un görevden azledilmesinin ardından yapılan seçimi kazanan ana muhalefetteki Demokratik Partinin (DP) adayı Lee Jae-myung, 4 Haziran 2025’te Mecliste yemin ederek resmen görevine başlamıştı.>>>AA
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Brüksel’de düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde basına açıklamalarda bulundu.
AB Komisyonunun hazırladığı seçenek belgesinin masaya yatırıldığını belirten Kallas, “Farklı seçenekler, bu belgede ortaya konuyor. Şimdi tartışmaların nasıl ilerleyeceğini göreceğiz. Üye devletlerin bu seçeneklerden herhangi birine yönelik gerçekten bir irade gösterip göstermeyeceğini ve Komisyondan daha somut adımlar talep edip etmeyeceklerini göreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Kallas, kendi kişisel tercihinin önemli olmadığını, asıl meselenin 27 ülkenin ortak zeminde buluşmasını sağlamak olduğunu vurguladı.
Üye ülkelerden “yasa dışı yerleşimlerle ticaretin yasaklanmasına” ilişkin çok sayıda talep geldiğine dikkati çeken Kallas, herkesin işgal altında tutulan Batı Şeria’daki durumun artık kabul edilemez olduğu konusunda hemfikir olduğunun altını çizdi.
Ticaret yasağına ilişkin kararın hangi yöntemle alınacağına dair farklı hukuki görüşlerin bulunduğunu ifade eden Kallas, “Biz, şu anda Konsey binasındayız ve AB Konseyi Hukuk Servisi, bunun ticaretle ilgili bir konu olması nedeniyle nitelikli çoğunluk oylamasının yeterli olduğu görüşünü dile getiriyor.” bilgisini paylaştı.
AB Komisyonunun değerlendirdiği seçenekler arasında yasa dışı yerleşimlerde imal edilen ürünlerin ithalatının tamamen veya kısmen yasaklanması, bu ürünlere yönelik ihracat lisansı zorunluluğunun getirilmesi ve caydırıcı düzeyde yüksek gümrük vergilerinin uygulanması yer alıyor.
Tedbirlerin AB’nin ortak ticaret politikası kapsamında değerlendirilmesi halinde karar nitelikli çoğunlukla alınabilecek. Bunun ortak dış ve güvenlik politikası kapsamında değerlendirilmesi halinde ise kararın yürürlüğe girebilmesi için 27 üye ülkenin oy birliği aranacak.
Rusya-Ukrayna Savaşı
AB Dışişleri Bakanları toplantısında ana gündem maddelerinden birinin Rusya-Ukrayna Savaşı olacağını ifade eden Kallas, bu çerçevede “işgal altındaki bölgelerde alıkonulan siviller” konusunu da ele alacaklarını söyledi.
Kallas, “Bu kişilerin serbest bırakılması ve onlar hakkında gerekli bilgilerin toplanabilmesi amacıyla bir platform oluşturmayı değerlendiriyoruz. Bu sivillere ilişkin bilgi edinmek, örneğin kaçırılan çocuklara kıyasla çok daha zor.” diye konuştu.
Rusya’ya yönelik 250 kişilik yeni yaptırım listesi ile 21’inci yaptırım paketini de ele alacaklarını bildiren Kallas, “Bu, şimdiye kadarki en kapsamlı yaptırım listesi olacak ve Rusya’nın son dönemde sivillere yönelik saldırılarına bir yanıt niteliği taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Kallas, listenin kabul edilmesini umduğunu belirterek, 21’inci yaptırım paketi konusunda ise hala çözülmesi gereken bazı başlıkların bulunduğunu, uzlaşmaya varılması için çalışmaların sürdüğünü dile getirdi.
Orta Doğu
AB dışişleri bakanlarının ayrıca Orta Doğu’daki gelişmeleri ele alacaklarını anlatan Kallas, Körfez ülkelerindeki ortaklarla çalışma yemeği düzenleyeceklerini söyledi.
Kallas, “Körfez’in güvenliği, son dönemde herkesin öncelikli gündem maddelerinden biri haline geldi.” dedi.
ABD ile İran arasındaki anlaşmanın fiilen tam anlamıyla uygulanmadığına işaret eden Kallas, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması, seyrüsefer özgürlüğüne saygı gösterilmesi ve burada gemilerden herhangi bir geçiş ücreti ya da harç alınmaması yönünde hangi ilave adımların atılabileceğini ve nasıl mesajlar verilebileceğini değerlendireceklerini sözlerine ekledi.>>>AA
Sağlık ve yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail ordusuna ait insansız hava aracının (İHA) Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Megazi Mülteci Kampı’nda Beraket el-Levz bölgesindeki bir evi hedef alması sonucu 1 Filistinli yaşamını yitirdi.
Gazze kentinin doğusundaki Tuffah Mahallesi’nde ise İsrail güçlerinin evlere ateş açması sonucu aralarında bir çocuğun da bulunduğu 3 Filistinli yaralandı. Yaralılar, kentteki El-Ehli Baptist Hastanesine kaldırıldı.
İsrail ordusu, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen neredeyse her gün Gazze Şeridi’ne saldırılar düzenliyor.>>>AA
İsrailli insan hakları örgütü “Ir Amim”den yapılan açıklamada, İsrail’e bağlı Kudüs Belediyesi Bölge Planlama ve İnşa Komitesinin, Filistinlilerin yaşadığı Umm Leysun Mahallesi’nde yasa dışı yeni yerleşim yeri inşasına ilişkin planı dün onayladığı ifade edildi.
İsrail’in altyapıyla ilgili engeller nedeniyle iki yılı aşkın süredir dondurduğu projeye onay verdiği kaydedilen açıklamada, yeni yasa dışı yerleşim yeri projesiyle mahallenin demografik yapısının değiştirilmesinin hedeflendiği vurgulandı.
Açıklamada, Cebeli Mukabber ve Sur Baher beldeleri arasında yer alan, yaklaşık 800 Filistinli ailenin yaşadığı Umm Leysun Mahallesi’ni kapsayan proje kapsamında bölgeye Filistin topraklarını gasbeden yaklaşık 2 bin İsraillinin yerleştirilmesinin beklendiği kaydedildi.
Ir Amim, İsrail’e bağlı Kudüs Belediyesi’nin bu hamlesinin sıradan bir planlama kararından ziyade, yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesini teşvike yönelik “açık bir siyasi tercihi” yansıttığının altını çizdi.
Uluslararası Adalet Divanı (UAD), 19 Temmuz 2024’te açıkladığı danışma görüşünde, İsrail’in Gazze, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da işgalci konumunda olduğunu belirtmiş, üçüncü ülkelerin İsrail’in işgaline destek sağlamaktan kaçınması gerektiği yönünde görüş bildirmişti.
İsrail Güvenlik Kabinesi ise 2 Temmuz’da işgal altındaki Doğu Kudüs’te 13 yeni yasa dışı yerleşim yeri inşa edilmesine ilişkin planı onaylamıştı.>>>AA
Uluslararası bilim insanlarının oluşturduğu World Weather Attribution (WWA) bünyesinde Imperial College London, İngiltere Meteoroloji Ofisi (Met Office) ve Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu araştırmacıları, İngiltere ve Galler’de mayıs ve haziranda görülen rekor sıcak hava dalgalarının ölümlere etkisini analiz etti.
Buna göre, mayısta 550 kişinin vefatı aşırı sıcaklarla ilişkilendirildi. Mayısta sıcaklıklar en yüksek 35,1 dereceye kadar çıkmış ve mayıs ayı için rekor seviye olmuştu.
Özellikle haziranın ikinci yarısında yaşanan sıcak hava dalgası nedeniyle ise 2 bin 200 kişinin vefat ettiği tahmin edildi. Geçen ayki sıcak hava dalgasında Met Office üst üste en az üç kez kırmızı alarm vermiş ve sıcaklıkların sağlık etkilerine karşı uyarmıştı.
Böylece İngiltere ve Galler’de mayıs ve hazirandaki sıcak hava dalgalarının 2 bin 700’den fazla ölüme yol açtığı tahmin edildi.
Haziran 2026, İngiltere’de kayıtlardaki en sıcak haziran ayı olmuştu. Sıcaklıklar bazı bölgelerde 36 dereceyi aşmıştı.
Batı Avrupa’nın en şiddetli sıcakları yaşadığı haziranda Almanya’da yaklaşık 5 bin 500, Fransa’da 2 bin ve Belçika’da 1200 kişinin vefatı sıcaklıklarla ilişkilendirilmişti.>>>AA
İsrail, bölgedeki ateşkese ve Lübnan’ın da dahil edildiği belirtilen ABD-İran mutabakatına rağmen saldırılarını sürdürdü.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, İsrail ordusu sabaha karşı Sur kentine bağlı Mecdel Zun beldesinde çok sayıda evi patlayıcılarla havaya uçurdu.
İsrail askerlerinin ayrıca Sur’un Mansuri beldesindeki evlere makineli tüfeklerle ateş açtığı belirtildi.
İsrail ordusunun Bint Cubeyl ilçe merkezinde de evleri havaya uçurmaya devam ettiği kaydedildi.
İsrail’in Lübnan’daki saldırıları ve ateşkes süreci
İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.
Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan’da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.
ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 4 bin 322 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.
İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran’da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu. Mutabakat, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesini içeriyor.
Öte yandan Washington’da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. tur görüşmelerinin ardından ise 26 Haziran’da Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalanmıştı.>>>AA
Yerel Prothom Alo gazetesinin haberine göre, Bangladeş Afet Yönetimi ve Yardım Bakanlığından yapılan açıklamada, Khagrachhari, Rangamati, Bandarban, Cox’s Bazar, Chattogram, Moulvibazar ve Habiganj olmak üzere 7 bölgedeki çok sayıda yerleşim yerinin sular altında kaldığı belirtildi.
Açıklamada, muson yağmurlarının yol açtığı sel ve heyelanlarda 44 kişinin yaşamını yitirdiği, 39 kişinin yaralandığı ifade edildi.
Afetten toplam 1 milyon 22 bin 963 kişinin olumsuz etkilendiği aktarılan açıklamada, ülke genelinde 1000’den fazla geçici barınma merkezi açıldığı bilgisi paylaşıldı.
Yetkililer, havzalardaki su seviyelerinin yükselmesine karşı yeni taşkınlar yaşanabileceği uyarısında bulundu.>>>AA
Graham’ın ofisinden konuya ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, 2003’ten bu yana Senatoda görev yapan 71 yaşındaki Graham’ın, dün gece “kısa süreli ve ani gelişen bir rahatsızlık” sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi.
ABD Başkanı Donald Trump’a yakın siyasi isimlerden olan ve savunma ile dış politika konularında Cumhuriyetçi Partinin önde gelen isimleri arasında gösterilen Graham, 10 Temmuz’da Ukrayna’nın başkenti Kiev’i ziyaret ederek Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşmüştü.
Graham, özellikle İsrail’e verdiği güçlü ve koşulsuz destekle tanınıyordu. İsrail’in Gazze’ye saldırılarını açık biçimde savunan Graham, birçok kez ABD’nin İsrail’e askeri ve diplomatik desteğinin artırılması çağrılarında bulunmuştu.>>>AA
New York Times (NYT) gazetesinin 10’dan fazla yetkili ile ABD ve Venezuela yönetimlerine yakın isimlerle yapılan görüşmelere dayandırdığı haberinde Rubio’nun, Venezuela’nın kamu maliyesi, yaptırım politikası, enerji sektörü ve diğer önemli hükümet kararlarında belirleyici rol oynadığı ileri sürüldü.
Venezuela’nın ihracat gelirlerinin büyük bölümünün önce ABD Hazine Bakanlığına, daha sonra Rubio ve ekibinin belirlediği şartlar çerçevesinde Caracas yönetimine aktarıldığı iddia edildi.
Rubio’nun, Maduro’nun alıkonulmasının ardından geçici devlet başkanlığı rolünü üstlenen Delcy Rodriguez ile sık sık temas halinde olduğu belirtilirken, üst düzey hükümet atamaları, yaptırım muafiyetleri ve Venezuela’nın petrol sektörüne yönelik yabancı yatırımlarla ilgili görüşmelere de dahil olduğu kaydedildi.
Ne olmuştu?
Venezuela’nın başkenti Caracas’ta 3 Ocak’ta patlama ve uçak sesleri duyulmuş, Venezuela yönetimi patlamaların ardından ABD’yi ülkenin çeşitli bölgelerinde sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlemekle suçlamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurmuştu.
Dönemin ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Maduro ve eşi Flores hakkında ABD’de suç duyurusunda bulunulduğunu, Maduro’ya “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarının yöneltildiğini açıklamıştı.>>>AA
Kansas City Stadyumu’nda oynanan mücadele öncesinde hayatını kaybeden Güney Afrikalı futbolcu Jayden Adams için saygı duruşunda bulunuldu.
Mücadeleye iyi başlayan taraf Arjantin olurken, Güney Amerika temsilcisi 10. dakikada öne geçti. Soldan kazanılan korner atışında Messi’nin ön direğe gönderdiği ortaya hareketlenen Mac Allister kafayı vurdu, meşin yuvarlak uzak köşeden filelere gitti: 1-0.
20. dakikada Xhaka’nın pasında rakip ceza sahası önünde topla buluşan Sow’un sert şutunda Arjantin kalecisi Martinez gole izin vermedi.
İlk yarının kalanında etkili pozisyon olmayınca takımlar soyunma odasına Arjantin’in 1-0 üstünlüğüyle gitti.
İkinci devreye hızlı başlayan taraf İsviçre oldu. 51. dakikada Elvedi’nin pasında savunmanın arkasına sarkan Embolo, ceza sahasına hareketlenen Ndoye’a pasını aktardı. Bu futbolcunun yakın mesafeden vuruşunda savunma son anda araya girdi.
61. dakikada sol kanatta topla buluşan Rodriguez, penaltı noktasına ortaladı. Bu bölgeye hareketlenen Embolo’nun kafa vuruşunda kaleci Emiliano Martinez gole izin vermedi.
65. dakikada Emiliano Martinez geçit vermedi. Sol kanattan topla hareketlenen Rodriguez, bu kez Ndoye’a ortaladı, bu futbolcunun kafa vuruşunda Martinez direk dibinden topu çıkarmayı başardı. Arjantin savunmasının uzaklaştırmak istediği top orta sahada Xhaka’da kaldı. Xhaka, ceza sahası önüne gelip çok sert vurdu, Emiliano Martinez bu pozisyonda da başarılıydı.
67. dakikada İsviçre golü buldu. Üst üste ataklarla gol arayan kırmızı-beyazlılarda Ndoye, eşitliği sağlayan isim oldu. Rodriguez ile paslaşarak soldan ceza sahasına giren Ndoye, çaprazdan yerden vuruşla topu uzak köşeye gönderdi: 1-1.
72. dakikada İsviçre 10 kişi kaldı. Embolo, Paredes’le girdiği mücadele sonrasında yerde kalırken hakem, Paredes’e sarı kart gösterdi. VAR uyarısı sonrasında pozisyonu yeniden izleyen hakem Joao Pedro Pinheiro, İsviçreli oyuncunun kendisini aldatmaya yönelik harekette bulunduğunu belirterek ikinci sarı karttan kırmızı kartla bu futbolcuyu oyun dışına gönderdi. Paredes’e gösterdiği sarı kartı ise iptal etti.
89. dakikada Arjantin gole yaklaştı. Sağdan ceza sahasına gönderilen ortaya hareketlenen Gonzalez, kayarak kale sahası içine ortaladı. Bu noktaya hareketlenen Mac Allister’ın kafa vuruşunda top az farkla üstten dışarı çıktı.
90+2. dakikada Arjantin, Messi’yle etkili geldi. Ceza sahası dışı sol çaprazında topla buluşan yıldız futbolcu, rakibinden sıyrılıp sert vurdu, meşin yuvarlak az farkla direğin yanından auta gitti.
90+9. dakikada Messi’nin soldan kullandığı korner atışında Lisandro Martinez ceza sahası içinde vole vuruş denedi. Meşin yuvarlağa son olarak kale sahası içindeki Lautaro Martinez topukla vurdu ancak kaleci Kobel yakın mesafeden gelen şutu engellemeyi başardı. Maçta normal süre 1-1 eşitlikle sona erdi.
112. dakikada Arjantin öne geçti. Messi’nin sert şutunda kaleci Kobel’den dönen topu ceza sahası içi sol çaprazında kapan Lopez, Alvarez’e pasını aktardı. Bu futbolcunun ceza sahası dışı sol çaprazından sert şutunda top ağlarla buluştu: 2-1.
120+1. dakikada Arjantin farkı 2’ye çıkardı. Lautaro Martinez’in pasında soldan ceza sahasına giren Almada’nın kaleciyle karşı karşıya vuruşunda Kobel gole izin vermedi. Dönen topu önünde bulan Lautaro Martinez yakın mesafeden topu filelere yolladı: 3-1.
Mücadeleden 3-1 galibiyetle ayrılan Arjantin yarı finalde İngiltere’nin rakibi oldu. Yarı final mücadelesi 15 Temmuz Çarşamba TSİ 22.00’de Atlanta Stadı’nda oynanacak.
Messi 9 maç aradan sonra gol atamadı
Arjantin’in yıldız oyuncusu Lionel Messi, İsviçre karşısında gol kaydedemedi. Messi, bu maçla birlikte Dünya Kupası’nda 9 maç aradan sonra gol atamadı.
21 golle Dünya Kupası tarihinin en golcü oyuncusu unvanını elinde bulunduran Messi, 2026 FIFA Dünya Kupası’nda ise 6 maçta 8 gol atarak krallık yarışında Mbappe ile birlikte zirvede yer alıyor.>>>AA
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kanada Başbakanı Mark Carney, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmede, Türkiye ile Kanada arasındaki STA müzakerelerini başlattı.
İki ülke arasında akdedilecek STA’ya yönelik müzakerelere hazırlık kapsamında yaz dönemi boyunca kapsamlı ve yoğun bir çalışma yapılacak.
Ticaret Bakanlığı, müzakere sürecinin tüm paydaşların katkısıyla yürütülmesini amaçlıyor. Bunun ardından iki ülke arasındaki mevcut ticari ve ekonomik ilişkiler ile muhtemel STA’ya ilişkin değerlendirmelere odaklanılacak. Kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ile diğer ilgili tarafların görüş ve önerilerinin alınmasına yönelik kapsamlı bir paydaş anketi Bakanlık tarafından kamuoyunun erişimine açılacak.
Elde edilecek katkılar doğrultusunda Türkiye’nin müzakere pozisyonu bütüncül bir yaklaşımla oluşturulacak. Bunun da müzakere sürecine hazırlık zemini oluşturması bekleniyor.
İlk tur müzakerelerinin yılın son çeyreğinde yapılması planlanıyor
Söz konusu teknik çalışma gruplarının kapsam belirleme faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından müzakere çerçeve belgesi hazırlanacak. Sonrasında müzakereler öncesindeki hazırlık süreci nihayete erdirilecek.
Türkiye ile Kanada arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin ilk turunun yılın son çeyreğinde gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
İki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin yeni bir aşamaya taşınması yönünde önemli bir adımın bu sayede atılması planlanıyor.
İki ülke dış ticaret hacmi yıllık 2,7 milyar dolar
Türkiye’nin geçen yıl Kanada’ya ihracatı 1 milyar 577 milyon 398 bin dolar, bu ülkeden ithalatı da 1 milyar 162 milyon 825 bin dolar oldu.
Böylece geçen yıl iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2 milyar 740 milyon 223 bin doları buldu. Bu yılın 5 aylık döneminde de Türkiye’nin ihracatı 619 milyon 168 bin dolar, ithalatı 652 milyon 257 bin dolar olarak kayıtlara geçti.
İhracat fasıllara göre incelendiğinde, 2025’te kazanlar, makineler, mekanik cihazlar ve aletler 158 milyon 781 bin dolarla ilk sırada geldi. Bu faslı 104 milyon 436 bin dolarla demir ve çelik, 97 milyon 45 bin dolarla demir veya çelikten eşyalar takip etti.
Ticaret bakanları bir araya gelmişti
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Kanada Uluslararası Ticaret Bakanı Maninder Sidhu, iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığı ilerletmek amacıyla haziran başında görüşme yapmıştı.
Görüşmede enerji sektörü, işbirliğinin daha da geliştirilmesi açısından “umut vadeden bir alan” olarak görülmüştü.
Nükleer enerji alanındaki işbirliği imkanlarının, Kanada’nın CANDU (nükleer reaktör) teknolojisinin Türkiye’nin kaynak çeşitlendirme hedeflerine sağlayabileceği olası katkılar da dahil olmak üzere incelenmesi konusunda anlaşılmıştı.
STA görüşmeleriyle iki ülke arasında savunma sanayisinden enerjiye kadar birçok alandaki işbirliklerinin artırılması ve ticaret hacminin katlanması hedefleniyor.>>>AA
Katar Emirlik Divanından yapılan açıklamada, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani’nin babası Şeyh Hamed bin Halife Al Sani’nin bugün sabah saatlerinde 74 yaşında vefat ettiği belirtildi.
Açıklamada, Şeyh Hamed’ın uzun süredir tedavi gördüğüne işaret edilerek, merhuma Allah’tan rahmet dilendi.
Katar Emiri olarak 1995-2013 döneminde görev yapan Şeyh Hamed bin Halife Al Sani, 2013 yılında yönetimi oğlu Şeyh Temim bin Hamed Al Sani’ye devretmişti.
Katar’ın dönüşümüne yön veren lider
Yaklaşık 18 yıl Katar Emiri görevini yürüten Şeyh Hamed bin Halife Al Sani, doğal gaz gelirlerine dayalı ekonomik dönüşüm, altyapı yatırımları ve aktif dış politika hamleleriyle ülkesini bölgesel ve küresel ölçekte daha görünür hale getiren liderler arasında yer aldı.
Ocak 1952’de Doha’da dünyaya gelen Şeyh Hamed bin Halife Al Sani, ilk öğrenimini Katar’da tamamladıktan sonra Birleşik Krallık’taki Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi’nde eğitim gördü. 1971’de mezun olmasının ardından Şeyh Hamed, Katar Silahlı Kuvvetleri’ne katıldı ve ilerleyen yıllarda üst düzey askeri görevlerde bulundu.
1977 yılında Veliaht Prens ve Savunma Bakanı olan Şeyh Hamed, 1989’da ülkenin sosyal ve ekonomik politikalarının planlanmasından sorumlu Planlama Yüksek Konseyinin başkanlığına getirildi.
27 Haziran 1995’te emirlik görevini devralan Şeyh Hamed döneminde Katar, enerji sektöründeki yatırımlarını hızlandırdı. Kuzey Gaz Sahası’nın geliştirilmesiyle sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimi ve ihracatı önemli ölçüde arttı. 2006 yılında dünyanın en büyük LNG ihracatçısı konumuna yükselen Katar, 2010 itibarıyla yıllık 77 milyon ton üretim kapasitesine ulaştı.
Resmi verilere göre, Şeyh Hamed’in emirliği döneminde ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası 24 kattan fazla artarken, hidrokarbon sektörünün ekonomideki payı da önemli ölçüde büyüdü.
Şeyh Hamed döneminde eğitim, sağlık, altyapı ve bilim alanlarında kapsamlı yatırımlar yapıldı, 1995 yılında Qatar Foundation (Katar Vakfı) kuruldu, 1996’da Katar merkezli Al Jazeera televizyonu yayın hayatına başladı ve aynı yıl yerel basın üzerindeki sansür uygulamaları kaldırıldı. Enformasyon Bakanlığı ise 1998’de lağvedildi.
1999 yılında düzenlenen ilk belediye seçimlerinde kadınlar ilk kez seçme ve seçilme hakkını kullandı, 2004 yılındaki halkoylamasının ardından ise Katar’ın ilk daimi anayasası yürürlüğe girdi.
Bölgesel ve küresel ölçekte etkin rol
Ekonominin uzun vadeli çeşitlendirilmesini hedefleyen “Katar Ulusal Vizyonu 2030” da Şeyh Hamed döneminde hazırlandı. Program, ülkenin bilgi temelli ekonomiye geçişini ve sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen temel politika belgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Dış politikada ise Katar, özellikle Orta Doğu ve Afrika’daki çeşitli krizlerde arabuluculuk girişimleriyle öne çıktı. Çok sayıda siyasi müzakereye ev sahipliği yapan Katar, uluslararası diplomatik temaslarda etkin rol üstlendi.
Şeyh Hamed döneminde Katar, Aralık 2010’da 2022 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapma hakkını kazanan ilk Arap ülkesi oldu.
25 Haziran 2013’te emirlik görevini oğlu Veliaht Prens Şeyh Temim bin Hamed Al Sani’ye devreden Şeyh Hamed, Körfez ülkelerinde nadir görülen gönüllü iktidar devirlerinden birine imza attı.>>>AA
Nemli ve sıcak hava nedeniyle düşük tempoda başlayan karşılaşmada, İngiltere ilk dakikalarda topa hakim takım oldu. Kanatlardan gelişen ataklarda topun Haaland’la buluşmasını engelleyen İngiltere, ilk yarım saatlik bölümde oyunu rakip yarı alana yıkarken, Norveç savunmada açık vermemek için çaba harcadı.
Bu bölümden sonra İngiltere alanında daha çok görünmeye başlayan Norveç, 36. dakikada Schjelderup’un şık golüyle skor üstünlüğünü yakaladı. Norveç, bu golün ardından Sörloth ile farkı ikiye çıkarma fırsatını değerlendiremedi. İngiltere, yıldız futbolcusu Bellingham’ın uzatma dakikalarında attığı golle soyunma odasına eşitlikle gitti.
20. dakikada İngiltere, Nyland’ın koruduğu kaleyi Bellingham’ın kafa vuruşuyla yokladı. Sol taraftan Anderson’un ceza alanına ortaladığı topa Bellingham’ın vuruşunda, meşin yuvarlak yandan auta gitti.
28. dakikada Ajer’in Bellingham’ı düşürmesiyle ceza alanının hemen önünde kazanılan serbest atışta, topun başına Kane geçti. Bu futbolcunun vuruşunda, meşin yuvarlak üstten auta gitti.
35. dakikada Ryerson’un sağ taraftan ceza alanına ortaladığı topa Haaland, kafayla vurdu. Meşin yuvarlak iyi yer tutan kaleci Pickford’da kaldı.
36. dakikada Odegaard’ın pasıyla sol taraftan ceza alanına giren Schjelderup’un uzak köşeye gönderdiği top, direğe çarparak ağlarla buluştu: 1-0.
39. dakikada savunmadan seken topu önünde bulan Sörloth’un sert şutunda, meşin yuvarlak az farkla üstten auta çıktı.
45+2. dakikada sol kanattan gelişen İngiltere atağında Gordon’un pasıyla ceza alanına giren Bellingham, Heggem’e rağmen yerden yaptığı vuruşla skora dengeyi getirdi: 1-1.
İkinci yarıda Norveç direğe takıldı
53. dakikada Ryerson’un sağ taraftan ceza alanına ortaladığı topa Haaland kafayla vurdu. Kaleci Pickford, son anda meşin yuvarlağı kornere çeldi.
55. dakikada İngiltere ceza alanında yaşanan karambolde Berg vurdu, top kaleci Pickford’dan döndü. Pozisyonun devamında Heggem topu ağlara gönderdi ancak Haaland’ın Anderson’a faul yaptığı gerekçesiyle VAR incelemesinin ardından gol iptal edildi.
76. dakikada Norveç direğe takıldı. Aursnes’in ceza alanına ortaladığı topa iyi yükselen Heggem’in kafa vuruşunda, meşin yuvarlak üst direkten döndü. Savunma tehlikeyi uzaklaştırdı.
85. dakikada Nusa’nın ceza alanı sol çaprasında kaleye yerden gönderdiği şutta top kalecide kaldı.
İngiltere, uzatmalara golle başladı
93. dakikada Rodgers’ın uzak mesafaden sert şutunda kaleci Nyland’dan seken topu Bellingham tamamladı ve İngiltere’yi 2-1 öne geçirdi.
99. dakikada sol taraftan ceza alanına giren Spence, Bobb’un müdahalesiyle yerde kalınca hakem Turpin önce penaltı noktasını gösterdi, VAR incelemesinin ardından kararını iptal etti.
109. dakikada Berg’in ceza alanı önünden sert şutunda, top üstten auta çıktı.
110. dakikada Spence’in şutunda kaleci Nyland’dan dönen topa Saka vurdu. Nyland bir kez daha gole izin vermedi.
Karşılaşmayı 2-1 kazanan İngiltere, son 4 takım arasına kaldı. İngiltere, bu turda Arjantin-İsviçre eşleşmesinin galibiyle karşılaşacak.
Haaland suskun kaldı
Norveç formasıyla çıktığı son 14 resmi maçın hepsinde gol atma başarısını gösteren Haaland, bu karşılaşmada skor üretemedi.
14 maçta 27 kez fileleri havalandıran Norveçli futbolcu, Dünya Kupası’nda 11’i isabetli 17 şut çekmişti.
İngiltere tarihinde ilk
Bellingham’ın Norveç karşısında 2 kez fileleri havalandırmasıyla turnuva tarihinde ilk kez iki İngiliz futbolcu 5 ve daha fazla gol atmış oldu.
Dünya Kupası’nda şu ana kadar Kane ve Bellingham, 6’şar golle İngiltere’nin skor üretimine katkı sağladı.
Bellingham, büyük turnuvalarda atıyor
İngiltere Milli Takımı’nda ilk maçına 2020 yılında çıkan Bellingham, gollerinin büyük bölümünü Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası’nda attı.
İngiliz futbolcu, milli formayla attığı 12 golün 9’unu büyük turnuvalarda kaydetti.
8 yıl sonra yeniden yarı finalde
Rusya 2018’de yarı final oynayan İngiltere, 8 yıl aradan sonra yeniden son 4 takım arasına kaldı.
İngiltere, Rusya 2018 yarı finalinde Hırvatistan’a uzatmalarda yediği golle 2-1 mağlup olmuştu.
Maç öncesinde Adams için saygı duruşu
Karşılaşma öncesinde 25 yaşında hayatını kaybeden Güney Afrikalı futbolcu Jayden Adams için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Jayden Adams, 2026 Dünya Kupası’nda 3 maçta forma giymişti.>>>AA
Mısır Milli Takımı kafilesi, Dünya Kupası’ndaki tarihi başarısının ardından ülkeye dönerken, yüzlerce taraftar Alameyn Havalimanı’nda takımı karşılamak için toplandı.
Milli takım kafilesini taşıyan üstü açık otobüsün üzerine çıkan Teknik Direktör Hüsam Hasan, Filistin bayrağını dalgalandırırken, taraftarlar da futbolcuları ve teknik heyeti büyük coşkuyla karşıladı.
Mısır basını ve sosyal medya kullanıcıları, Teknik Direktör Hasan ile taraftarların Filistin bayrağı taşıdığı görüntüleri geniş şekilde paylaşırken, çok sayıda kullanıcı bu hareketi Filistin halkına verilen desteğin bir göstergesi olarak değerlendirdi. Görüntüler, İsrail medyasında ise tepkiyle karşılandı.
Mısır’ın resmi yayın kuruluşlarından Kahire Haber Kanalı da milli takım kafilesinin karşılanmasına ilişkin görüntülere yer verdi. Kanal, Hüsam Hasan’ın Filistin bayrağını taşıdığı kareyi, taraftarların Dünya Kupası başarısını kutladığı karşılamanın “ikonik görüntüsü” olarak nitelendirdi.
Hüsam Hasan, geçen hafta da Mısır Milli Takımı’nın 2026 FIFA Dünya Kupası’nda son 16 turuna yükselmesini Mısır halkının yanı sıra Filistin halkına ithaf etmişti.
beIN Sports’a konuşan Hasan, “Bu galibiyeti, Mısır halkının yanı sıra bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan Filistin halkına armağan ediyorum.” ifadelerini kullanmıştı.
Hasan ayrıca, Mısır Milli Takımı’nın tarihinde ilk kez Dünya Kupası’nda eleme turlarına yükselmesinin ardından sahada Filistin bayrağı açmış, bu görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırırken İsrail basınında da eleştirilere konu olmuştu.
Mısır Milli Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası’nda grup aşamasını tarihinde ilk kez geçerek G Grubu’nu 5 puanla ikinci sırada tamamladı. Son 32 turunda Avustralya’yı penaltılarla eleyen Mısır, son 16 turunda son şampiyon Arjantin’e 3-2 mağlup olarak turnuvaya veda etti. >>>AA
Sahbani, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisinin haftalık basın toplantısına çevrim içi katılarak değerlendirmelerde bulundu.
Sudan’da ilgili bilgileri aktarmak için 2 yıldan uzun süredir BM’nin basın toplantılarına katıldığını hatırlatan Sahbani, aralıksız insani yardım çabaları ile Sudan otoritelerinin ve sağlık çalışanlarının özverisine rağmen durumun kötüleşmeye devam ettiğini kaydetti.
Sahbani, “Sudan, 33 milyondan fazla insanın yardıma ihtiyacı olduğu dünyanın en büyük insani krizi olmaya devam ediyor. Bunların 21 milyonu sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. Son zamanlardaki geri dönüşlere rağmen yerinden edilme oranı yüksek kalmaya devam ediyor. Ülkede 13,4 milyon kişi yerinden edilmiş durumda. Yaklaşık 9 milyonu ülke içinde, 4,6 milyonu ise sınır ötesinde.” dedi.
Dang humması, sıtma, kızamık, menenjit, hepatit E ve şimdi de kolera salgınlarının birçok eyaleti etkilediğine vurgu yapan Sahbani, bir önceki salgının sona ermesinden sadece iki ay sonra Batı Kordofan’da yeniden ortaya çıkmasının ardından 27 Haziran’da kolera salgınının ilan edildiğini belirtti.
Sahbani, “Kolera, o zamandan bu yana Kuzey Kordofan, Orta Darfur ve Güney Darfur’a yayılarak 1330’dan fazla vakaya ve 114 ölüme neden oldu. Bu da yüzde 13,7’lik bir ölüm oranı anlamına geliyor ve DSÖ’nün yüzde 1’den az olan eşiğinin çok üzerinde.” diye konuştu.
Yağmur mevsiminin durumu daha da kötüleştirmesinin beklendiğini kaydeden Sahbani, sel ve kirlenmiş su kaynaklarının, kolera gibi su kaynaklı hastalıkların yayılması için uygun koşullar oluşturduğunu vurguladı.
Sahbani, kolera salgınının diğer eyaletlere de yayılmasından endişe duyduklarını vurgulayarak, “DSÖ gözetimi, vaka yönetimini, enfeksiyon önleme ve kontrolünü, topluluk katılımını ve malzeme dağıtımını güçlendirerek kolera müdahalesini koordine ediyor. Ayrıca müdahaleyi desteklemek için Sudan genelinde 64 metrik ton kolera kiti önceden konuşlandırdık.” dedi.
Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında devam eden çatışmalar nedeniyle on binlerce kişi yaşamını yitirdi, milyonlarca kişi yerinden edildi.
BM verilerine göre, ülkede milyonlarca kişi de açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.>>>AA
Yunan basınındaki haberlere göre, Girit Adasın’daki Kandiye iline bağlı İni bölgesindeki tarımsal alanda çıkan yangın ormanlık alana da sıçradı.
Yangına karadan 45 itfaiye aracı ve havadan bir yangın söndürme helikopteriyle müdahale başlatıldı.
Yetkililer, bölgede rüzgarın şiddetinin 5 bofora kadar ulaşmasının söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını aktardı.
Yunanistan’da haziran ve temmuzda çok sayıda orman yangını çıkmış, 30 Haziran’da Yunanistan’ın Selanik iline yakın Derveni bölgesinde çıkan orman yangınında 2 kişi hayatını kaybetmiş, kalp krizi geçiren bir kişi ise tedavi olduğu hastanede yaşamını yitirmişti.>>>AA
KDC Sağlık Bakanlığının yayımladığı son verilere göre, ülkede doğrulanmış vaka sayısı 1792, can kaybı 625 olarak kayıtlara girdi.
Salgın kapsamında 764 hasta izolasyon veya hastanede tedavi altında bulunurken 295 kişi iyileşti.
Salgın Ituri, Kuzey Kivu ve Güney Kivu eyaletlerinde etkisini sürdürüyor.
KDC Sağlık Bakanı Roger Kamba, yaptığı açıklamada, Ebola salgınının halen “çok aktif” aşamada olduğunu belirterek vaka artışının ne zaman zirveye ulaşacağının henüz öngörülemediğini söyledi.
Kamba, nüfus yoğunluğu, yoğun insan hareketliliği ve toplumun müdahale çalışmalarına katılımını zorlaştıran yerel koşulların, salgınla mücadeleyi güçleştirdiğini ifade etti.
Mevcut salgının onaylanmış tedavisi ya da aşısı bulunmuyor
KDC’nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs’ta ülkede salgın ilan edilmişti.
DSÖ, 17 Mayıs’ta Ebola salgını nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti.
Sağlık yetkililerine göre, mevcut salgın, nadir bir Ebola varyantı olan “Bundibugyo” virüsünden kaynaklanıyor ve onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor.
Ebola, Afrika’da binlerce kişinin ölümüne neden oldu
Bir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976’da Sudan’ın Nzara ve KDC’nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıkmıştı.
KDC’deki salgın, Ebola Nehri yakınında bir köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verilmişti.>>>AA
AB Komisyonu, Meta hakkında yürütülen soruşturmada Facebook ve Instagram’da bağımlılık yapıcı tasarımların Dijital Hizmetler Yasası’nı ihlal ettiğine dair ön bulgulara ulaşıldığını açıkladı.
Açıklamada, Facebook ve Instagram’da kullanılan sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, anlık bildirimler ve yüksek düzeyde kişiselleştirilmiş öneri sistemlerinin kullanıcıların fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde oluşturduğu risklerin yeterince değerlendirilmediğinin tespit edildiği bildirildi.
Özellikle sonsuz kaydırma, otomatik oynatma ve kişiselleştirilmiş içerik önerilerinin kullanıcıların platformda daha uzun süre kalmasına yol açtığı kaydedilen açıklamada, bunların sağlıksız kullanım alışkanlıklarını ve zorlayıcı kullanım davranışlarını teşvik ettiği belirtildi.
Açıklamada, Meta’nın çocukların gece saatlerinde Instagram veya Facebook’ta geçirdikleri süreye ilişkin mevcut bilgileri göz ardı ettiğine işaret edilerek, “Meta’nın mevcut risk azaltma önlemleri bağımlılık yapıcı tasarımından kaynaklanan risklerle etkili bir şekilde mücadele edilmediğini göstermektedir.” ifadesi kullanıldı.
Meta’nın Facebook ve Instagram’ın tasarımında değişikliğe gitmesi gerektiği belirtilen açıklamada, söz konusu bulguların soruşturmanın nihai sonucunu oluşturmadığı ve Meta’nın savunmasını sunma hakkı bulunduğu anımsatıldı.
Açıklamada, soruşturma sonunda Komisyonun ihlal kararı vermesi halinde Meta’ya küresel yıllık cirosunun yüzde 6’sına kadar idari para cezası uygulanabileceği hatırlatıldı.>>>AA
Beyaz Saray, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ilişkin, “Başarılı bir NATO 2026 Zirvesi” başlığıyla video paylaşımında bulundu.
Trump’ın uçağından indiği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından karşılandığı karelerle başlayan video, iki liderin ikili görüşmesinden anlarla devam ediyor.
Videoda, NATO Zirvesi’nden kesitlere de yer verilirken, zirveye katılan liderlere hediye edilen özel tasarım kalem de videoda görülüyor.
Öte yandan videonun arka planında Trump’ın Ankara’daki basın toplantısında sarf ettiği, “Türkiye’de çok başarılı bir NATO Zirvesi’nin sonuna geldik. Mükemmel biri olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etmek istiyorum. O gerçekten müthiş bir lider. Aynı zamanda NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye de teşekkür ediyorum. Çok sıradışı bir kişilik ve müthiş bir lider. Bu kadar lidere, bu şekilde liderlik yapmak kolay değil.” ifadelerine yer veriliyor.
Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile “çok verimli” ikili görüşmeler yaptığını kaydediyor.
Videoda, ABD’nin eskisinden daha güçlü olduğunu vurgulayan Trump, “Bu son derece başarılı bir zirveydi.” yorumunda bulunuyor.>>>AA
Uyku tulumları, çadırlar, mutfak setleri ve taşınabilir ocakların bulunduğu çok sayıdaki yardım malzemesi La Guaira’da insani yardımların toplandığı Jose Maria Vargas Stadyumu’nda La Guaira Valiliği yetkililerine teslim edildi.
Yardımların teslimine Türkiye’nin Caracas Büyükelçisi Naci Aydan Karamanoğlu, La Guaira Valisi Jose Alejandro Teran ve TİKA Bogota Program Koordinatörü Ahmed Faruk Muştakoğlu’nun yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri İnsani Yardım Tugayı Komutanı Tuğgeneral Mehmet Bahtiyar, AFAD yetkilileri ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) katıldı.
Büyükelçi Karamanoğlu, yaptığı konuşmada, “Bir kez daha insani yardım teslim etmek üzere La Guaira’dayız. Bugün TİKA buraya 100 çadır, 200 uyku tulumu, 200 yatak ve diğer mutfak eşyası getirdi. Bu TİKA’nın 3. yardımı oluyor.” dedi.
Karamanoğlu, “Bizim çok yakından bildiğimiz bir süreç maalesef deprem sonrası yaraların sarılması ve biz de onlara, dost Venezuela halkına yalnız olmadıklarını, sadece bir sefere mahsus yardım değil, yardımlarımızın devam edeceğini göstermek için buradayız.” diye konuştu.
İnsani yardımların devam edeceğini belirten Karamanoğlu, Türkiye’den insani yardım yüklü 2 uçağın 12 Temmuz’da Venezuela’ya ulaşacağını söyledi.
Karamanoğlu, “Bundan sonra da dost Venezuela halkının yanında olduğumuzu göstereceğiz.” ifadesini kullandı.TİKA, kısa süre önce de La Guaira’daki ihtiyaç sahipleri için arama kurtarma ekipmanları, acil ihtiyaç malzemeleri, gıda ve hijyen kitleri sağlamıştı.>>>AA
Venezuela Ulusal Meclis Başkanı (AN) Jorge Rodriguez, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, felaketteki son rakamları paylaştı.
Rodriguez, depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 88 artarak 3 bin 899’a yükseldiğini, yaralı sayısının ise 16 bin 740 olduğunu açıkladı.
Yetkililer ve gönüllüler tarafından 86 bin 794 aileye insani yardım ulaştırıldığını belirten Rodriguez, 89 geçici çadır kampında 16 bin 892 ailenin misafir edildiğini dile getirdi.
Öte yandan ABD’nin Caracas Büyükelçiliği, 30 binden fazla Venezuelalının ABD tarafından gönderilen insani yardım malzemelerini teslim aldığını açıkladı.
ABD Tarım Bakanlığı Müsteşarı Luke Lindberg ile Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Ryan Shrum’un teslim ettiği yardımlar, Global Empowerment Mission (GEM) aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor.
Öte yandan Pan Amerikan Sağlık Örgütü (PAHO/OPS), depremlerin ardından sağlık alanındaki çalışmaların kritik bir aşamaya girdiğini belirterek, acil durumun halen devam ettiğini bildirdi.
PAHO, acil durum kapsamında ihtiyaç duyulan 24 milyon doların şu ana kadar yaklaşık 9 milyon dolarının aktif hale getirildiğini kaydederek, “Müdahale süreci, sağlık hizmetlerinin sürdürülmesi, istikrarın sağlanması ve erken toparlanma çalışmalarına odaklanan yeni ve kritik bir aşamaya girdi.” açıklamasını yaptı.
Organizasyonun Direktörü Jarbas Barbosa, bu büyüklükteki bir felaketin ardından en büyük risklerin genellikle sağlık hizmetlerinin kesintiye uğraması, aşırı kalabalıklaşma, temiz suya erişim ve aşılama süreçleriyle ilgili olduğunu vurguladı.
Venezuela’da 2 büyük deprem meydana gelmişti
ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran’da Venezuela’da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde 2 deprem meydana geldiğini bildirmişti.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 26 Haziran’daki açıklamasında, depremlerin doğrudan yol açtığı fiziksel hasarın maliyetini 6,7 milyar dolar olarak hesaplamıştı.
Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü ülkede, ölü ve yaralı sayısının artmasından endişe ediliyor.>>>AA
İsrail, bölgedeki ateşkese ve Lübnan’ın da dahil edildiği belirtilen ABD-İran mutabakatına rağmen saldırılarını sürdürdü.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, İsrail ordusuna ait bir İHA, sabah saatlerinde Nebatiye’de Şokin ile Keferdeccal beldeleri arasındaki bölgede çöp boşaltan bir pikap aracı hedef aldı. Saldırıda 2 kişi yaralandı.
Öte yandan İsrail’e ait bir İHA’nın sabah saatlerinde Sur kenyine bağlı Mansuri beldesi çevresine ses bombası attığı belirtildi.
İsrail’in Lübnan’daki saldırıları ve ateşkes süreci
İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.
Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan’da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.
ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 4 bin 321 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.
İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran’da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu. Mutabakat, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesini içeriyor.
Öte yandan Washington’da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. tur görüşmelerinin ardından ise 26 Haziran’da Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalanmıştı.>>>AA