Kategori: Dünya

  • Dünyanın en zengin 10 ailesi belli oldu: Servetleri dudak uçuklatıyor!

    Dünyanın en zengin 10 ailesi belli oldu: Servetleri dudak uçuklatıyor!

    Perakende devlerinden enerji krallarına, lüks moda ikonlarından gıda imparatorluklarına kadar uzanan bu listede, zirvedeki rakamlar adeta dudak uçuklatıyor.

    ZİRVEDE WALTON İMPARATORLUĞU!

    Listenin ilk sırasında, ABD’li perakende devi Walmart’ın sahibi olan Walton ailesi yer alıyor. 513,4 milyar dolarlık devasa servetiyle Waltonlar, en yakın rakiplerine fark atarak küresel servet hiyerarşisinin en tepesine yerleşti. Onları Orta Doğu’nun petrol ve yatırım zengini hanedanları takip ediyor.

    DÜNYANIN EN ZENGİN 10 AİLESİ 

    İşte milyar dolarlık sınırları aşan o liste:

    1. 🇺🇸 Walton Ailesi: 513,4 milyar dolar (Perakende – Walmart)

    2. 🇦🇪 Al Nahyan Ailesi: 335,9 milyar dolar (Enerji/Yatırım – Abu Dabi)

    3. 🇸🇦 Al Saud Ailesi: 213,6 milyar dolar (Enerji – Suudi Kraliyet)

    4. 🇶🇦 Al Thani Ailesi: 199,5 milyar dolar (Yatırım/Enerji – Katar)

    5. 🇫🇷 Hermès Ailesi: 184,5 milyar dolar (Lüks Moda – Hermès)

    6. 🇺🇸 Koch Ailesi: 150,5 milyar dolar (Endüstri/Enerji – Koch Industries)

    7. 🇺🇸 Mars Ailesi: 143,4 milyar dolar (Gıda/Evcil Hayvan Bakımı – Mars)

    8. 🇮🇳 Ambani Ailesi: 105,6 milyar dolar (Endüstriyel Konglomera – Reliance)

    9. 🇫🇷 Wertheimer Ailesi: 85,6 milyar dolar (Lüks Moda – Chanel)

    10. 🇨🇦 Thomson Ailesi: 82,1 milyar dolar (Medya/Veri – Thomson Reuters)

  • Bakan Yerlikaya’dan düşen uçakla ilgili açıklama

    Bakan Yerlikaya’dan düşen uçakla ilgili açıklama

    Bakan Yelikaya’nın sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle:

    Bu akşam saat 20.10’da Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Tripoli’ye gitmek üzere havalanan, kuyruk numarası 9H-DFJ olan Falcon 50 tipi iş jetiyle saat 20.52 itibarıyla irtibat kesilmiştir. Söz konusu uçaktan Haymana civarında acil iniş bildirimi alınmış; ancak sonrasında uçakla yeniden temas sağlanamamıştır. Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sayın Muhammed Ali Ahmed AL-Haddad’ın da aralarında bulunduğu uçakta beş yolcu bulunmaktadır. Gelişmelerden kamuoyu bilgilendirilecektir.

  • SON DAKİKA – Ankara’da uçak kazası: Uçuşlar durduruldu

    SON DAKİKA – Ankara’da uçak kazası: Uçuşlar durduruldu

    Libya Genelkurmay Başkanını taşıyan uçak Ankara’dan kalktıktan kısa bir süre sonra düştü.

    Yaşananların ardından Esenboğa Havalimanındaki tüm uçuşlar durduruldu.

  • Mekke’de Umre Kafilesine Otobüs Çarptı: 1 Türk Hayatını Kaybetti, 2 Yaralı

    Mekke’de Umre Kafilesine Otobüs Çarptı: 1 Türk Hayatını Kaybetti, 2 Yaralı

    Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde meydana gelen trafik kazasında Türk umre kafilesinden 1 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı. Kaza, Mekke’de Mahbes garajı yakınlarında yaşandı.

    Otobüs Umre Kafilesine Çarptı

    Türkiye’nin Cidde Başkonsolosluğu İletişim Ateşeliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, umre ibadetini yerine getirmek için bölgede bulunan Türk vatandaşlarına bir otobüsün çarpması sonucu kazanın meydana geldiği bildirildi.

    Hayatını Kaybeden ve Yaralananlar

    Açıklamada, kazada Abidin Dağköy’ün yaşamını yitirdiği, Emine Dağköy ile Birol Yalçın’ın yaralandığı belirtildi. Yaralılardan Birol Yalçın’ın tedavisinin ardından taburcu edildiği, diğer yaralı için ise ambulans uçak talebinde bulunulduğu aktarıldı.

    Konsolosluk makamlarının kazanın hemen ardından harekete geçtiği, gerekli diplomatik ve sağlık süreçlerinin başlatıldığı ve ailelerle irtibat kurulduğu ifade edildi.

    Olayla ilgili incelemelerin Suudi Arabistan yetkilileri tarafından sürdürüldüğü ve kazanın nedenine ilişkin soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

  • Halep’te Suriye Ordusu ile SDG Arasında Ateşkes İlan Edildi

    Halep’te Suriye Ordusu ile SDG Arasında Ateşkes İlan Edildi

    Suriye Savunma Bakanlığı ve Suriye Demokratik Güçleri, Halep kentinde yaşanan ve en az üç kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların ardından ateşkes ilan etti. Pazartesi akşamı alınan kararla birlikte her iki taraf da komutaları altındaki güçlere saldırıları durdurma talimatı verdi.

    Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, Suriye Genelkurmay Başkanlığı’nın ordu birliklerine SDG’yi hedef almama emri verdiğini duyurdu. SDG de gerilimi azaltmak amacıyla, hükümet güçlerinin saldırılarına karşılık verilmemesi yönünde güçlerine talimat verdiğini açıkladı.

    Halep’in kuzeyinde hükümet güçleri ile omurgasını YPG’nin oluşturduğu SDG arasında çıkan çatışmalarda yaralananlar da oldu. Suriye hükümeti, SDG’nin bombardımanı sonucu iki sivilin hayatını kaybettiğini ve sekiz kişinin yaralandığını öne sürdü. SDG ise hükümet güçlerinin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini hedef aldığını, bir kişinin öldüğünü ve altı sivilin yaralandığını iddia etti. Taraflar suçlamaları reddediyor.

    8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesi ve Baas rejiminin sona ermesinin ardından Halep’in büyük bölümü hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Kentte yalnızca Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde kontrol, SDG’ye bağlı yerel Kürt güçlerin elinde bulunuyor.

    Okullar ve Resmi Kurumlar Kapatıldı

    Halep Valisi Azzam el-Garib, kentteki güvenlik durumu nedeniyle şehir merkezindeki okullar, üniversiteler ve devlet dairelerinde faaliyetlerin geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Vali, özellikle Noel öncesi sivillerin güvenliği için toplu etkinliklere ara verilmesi çağrısında bulundu.

    Suriye İçişleri Bakanlığı, güvenlik güçlerinin çatışmalardan etkilenen mahallelerde daha yoğun şekilde konuşlandırıldığını duyurdu. Güvenlik kordonlarının sivilleri korumak ve riskli bölgelerden güvenli şekilde tahliyeleri sağlamak amacıyla oluşturulduğu bildirildi.

    Şam ve SDG Arasında Entegrasyon Gündemi

    Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, SDG’nin Şam yönetiminin entegrasyon önerisine verdiği yanıtın incelendiğini açıkladı. Türkiye ise SDG ve YPG’yi terör örgütü olarak nitelendiriyor ve bu yapıların Suriye ordusuna entegre edilmesini istiyor. Daha önce imzalanan entegrasyon anlaşmasının uygulanması sürecinde taraflar arasında görüş ayrılıkları yaşanmıştı.

  • (HALEP) – Suriye ordusu ile terör örgütü SDG arasında Halep’te çatışma: 5 yaralı

    (HALEP) – Suriye ordusu ile terör örgütü SDG arasında Halep’te çatışma: 5 yaralı


    Terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye uzantısı Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Suriye’nin Halep bölgesindeki Suriye ordusuna bağlı güçlere saldırdı. Kentin kuzey mahallelerini hedef alan saldırılarda 3’ü sivil savunma personeli olmak üzere toplam 5 sivil yaralandı. Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde konuşulan terör örgütü unsurları, Şeyhan Kavşağı çevresini keskin nişancı ve ağır makineli tüfeklerle ateş olarak belirledi. Kentin çok sayıda çatışma toplulukların yansımasıydı. Suriye basınında yer alan bölgede, SDG’li teröristlerin Eşrefiye Mahallesi’nden hareket ederek Şeyhan ve Lermun kavşakları arasında iç güvenlik noktalarını hedef alarak, saldırılar nedeniyle Gaziantep-Halep kara yolunun Lermun ve Şeyhan kavşağı yönündeki bölümündeki trafiğe kapatıldığı aktarıldı. Yetkililer, bölgedeki halkın evlerinden çıkmamaları sayısında bulundu.

  • Moskova’da Rus General Araba Bombasıyla Öldürüldü, Ukrayna Saldırıyı Üstlenmedi

    Moskova’da Rus General Araba Bombasıyla Öldürüldü, Ukrayna Saldırıyı Üstlenmedi

    Moskova’da, Rus silahlı kuvvetleri genelkurmay başkanlığı operasyonel eğitim müdürlüğü başkanı Korgeneral Fanil Sarvarov, aracına yerleştirilen patlayıcının infilak etmesi sonucu yaşamını yitirdi. Saldırının Ukrayna istihbarat servisleri tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği üzerinde soruşturmalar sürüyor.

    Sarvarov’un aracının Pazartesi sabahı Yaseneva Caddesi’nde patladığı ve içindeki sürücünün de öldüğü bildirildi. Patlama öncesinde araç birkaç metre ilerlemişti. Sarvarov, Ukrayna’daki savaşta Rus ordusunun muharebe eğitimini denetleyen tecrübeli bir isimdi. Çeçen savaşları ve Rusya’nın Suriye müdahalesinde görev almıştı.

    Kremlin’in saldırıyla ilgili açıklama yapması bekleniyor. Bazı Rus yetkililer, saldırıyı gerçekleştirenlerin anında etkisiz hale getirilmesini talep etti. Duma Savunma Komitesi üyesi Andrey Kolesnik, operasyon zincirinin tespit edilip ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.

    Ukrayna henüz saldırıyı üstlenmedi. Üst düzey Rus subaylarına yönelik suikastlar, Ukrayna istihbaratının hedeflediği operasyonlar arasında yer alıyor. Geçen yıl benzer bir saldırıda Korgeneral Igor Kirillov ve yardımcısı hayatını kaybetmişti.

    Saldırının, Florida’da Ukrayna ve Rusya arasında yürütülen barış görüşmelerini etkileyip etkilemeyeceği belirsizliğini koruyor. ABD tarafı, üst düzey saldırıların savaş kurallarını ihlal edebileceği uyarısında bulundu.

  • Fidan, Güler ve Kalın Şam’da

    Fidan, Güler ve Kalın Şam’da

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın temaslarda bulunmak üzere Suriye’ye gitti.

    Fotoğraf: AA

    Görüşmelerde, Esad rejiminin devrildiği 8 Aralık’ın birinci yıl dönümünü müteakip dönemde yapılacak ziyaret kapsamında siyasi, ekonomik ve güvenlik boyutlarıyla Türkiye-Suriye ilişkilerinin son bir yıllık seyrinin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi ve Türkiye’nin ulusal güvenlik önceliklerini yakından ilgilendiren 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması sürecinin gidişatının ele alınması öngörülüyor.
    Ziyarette ayrıca, İsrail’in saldırganlığı nedeniyle Suriye’nin güneyinde beliren güvenlik riskleri üzerinde durulması bekleniyor.

    Türkiye ve Suriye’nin ortak çıkarları ile Suriye’nin DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na (DMUK) ahiren katılımı bağlamında, Suriye sahasında oluşabilecek kırılganlıktan istifade etmeye çalışan DEAŞ’ın yeniden canlanmasının önüne geçilmesine yönelik iş birliği de görüşülecek.

    Görüşmenin odak noktasını oluşturacak güvenlik meselelerinin yanı sıra Suriye’nin yeniden inşası için ikili düzeyde yürütülen projelerin ele alınması ve Suriye Hükümeti’nin kapasite inşası çabalarının desteklenmesine yönelik çalışmaların değerlendirmesinin yapılması da planlanıyor.

    Türkiye’nin Şam Büyükelçisi olarak atanan Dışişleri Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz’ın da görüşmelerde bulunması öngörülüyor.

    3+3 formatındaki karşılıklı ziyaretler

    Esad rejiminin devrilmesinin ardından geçen bir yıllık süreçte Türkiye Suriye ilişkilerinde birçok alanda ivme yakalanmış, güvenlik ve ekonomi alanları başta olmak üzere ikili ve bölgesel düzeyde tarihi iş birliği fırsatları ortaya çıkmıştır.

    Türkiye, bir yandan yaklaşık 15 yıl süren Suriye ihtilafının yaralarının sarılmasına destek verirken, diğer yandan yeni iş birliği imkanlarının iki ülkenin menfaatleri doğrultusunda Suriye’nin istikrar ve güvenliğine hizmet edecek şekilde değerlendirilmesi için gerekli çabayı göstermektedir. Bu çerçevede Bakan Fidan, Esad rejimin devrilmesinin akabinde ilk olarak 22 Aralık 2024 tarihinde Suriye’yi ziyaret etmiştir. Bunu izleyen süreçte, Suriye’de yeni dönemde ortaya çıkan bu olumlu atmosferin doğal bir sonucu olarak Türkiye ve Suriye arasındaki karşılıklı üst düzeyli ziyaretler hız kaybetmeden devam etmektedir. Bu kapsamda, İki ülke arasında 3+3 formatında gerçekleştirilen görüşmeler de önemli bir yer tutmaktadır.

    Bu çerçevede, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, beraberinde üst düzeyli bir heyetle, 15 Ocak 2025 tarihinde Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirmişti. Ziyaret çerçevesinde, Dışişleri Bakanı Fidan, Milli Savunma Bakanı Güler ve MİT Başkanı Kalın Suriyeli muhataplarıyla bir araya gelmişti.
    Bu toplantıyı müteakiben Bakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Güler ve MİT Başkanı Kalın’la birlikte 13 Mart 2025 tarihinde Suriye’ye bir çalışma ziyaretinde bulunmuştu.

    İki ülke arasında güvenlik alanındaki iş birliği ile güncel gelişmelerin ele alındığı bir diğer toplantı ise, Bakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Güler ve MİT Başkanı Kalın ve Suriyeli muhataplarının katılımıyla, 12 Ekim 2025 tarihinde Ankara’da düzenlenmişti.

  • Paşinyan’dan Ermenistan’a yönelik mal transiti ablukasını kaldırması nedeniyle Aliyev’e teşekkür

    Paşinyan’dan Ermenistan’a yönelik mal transiti ablukasını kaldırması nedeniyle Aliyev’e teşekkür

    Armenpress’in haberine göre, Paşinyan, Rusya’nın St. Petersburg kentinde Boris Yeltsin adını taşıyan Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi’nde düzenlenen, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) bünyesinde en üst organ olan Avrasya Yüksek Ekonomik Konseyi Toplantısı’nda konuştu.

    Güney Kafkasya’da devam eden “olumlu ve yapıcı değişimlerin” daha geniş bölgedeki tüm devletler için “yeni fırsatlar yarattığını” ve ekonomik istikrarı güçlendirdiğini söyleyen Paşinyan, ulaşım ve lojistik alanında işbirliğinin geliştirilmesine yönelik yaklaşımlara değindi.

    Paşinyan, Ermenistan ile Azerbaycan arasında kısa süre önce gerçekleştirilen ve 2 ülke arasında onlarca yılın ardından “ilk ikili ticaret” olan sevkiyata atıfta bulunarak, bunu, “bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesine yönelik elde edilen ilk önemli başarılardan biri” olarak değerlendirdi.

    Ermenistan Başbakanı, Azerbaycan toprakları üzerinden ülkesine yönelik mal transiti ablukasını kaldırma kararıyla ikili ticaretin başlaması yolunda gerekli koşulları sağlaması dolayısıyla Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e teşekkürlerini sundu.

    Azerbaycan menşeli yaklaşık 1200 tonluk yakıtı taşıyan bir tren, 19 Aralık’ta Gürcistan üzerinden Ermenistan’a ulaşmıştı.

  • Üsküp’te ‘Türkçe’ konuşuldu

    Üsküp’te ‘Türkçe’ konuşuldu

    Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın (TİKA) destekleriyle, Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği (MATÜSİTEB) organizasyonunda bir otelde düzenlenen panele, Türkiye’nin Üsküp Büyükelçisi Fatih Ulusoy, TİKA Başkanı Abdullah Eren, ülkedeki Türk kurum ve kuruluşların temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.

    Büyükelçi Ulusoy, burada yaptığı konuşmada, Türkçenin Kuzey Makedonya’daki varlığını sürdürmesi için ülkedeki Türk toplumunun büyük fedakarlıklar yaptığını söyledi. Bu mücadelede aydınlar ve gazetecilerin önemli rol oynadığını kaydeden Ulusoy, “1944-2004 yılları arasında yayın hayatını sürdüren Birlik Gazetesi ve Yücelcilerin fedakar çalışmaları her daim hatırımızdadır ve olmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

    “Kuzey Makedonya’da bugüne kadar 1300’den fazla projeyi hayata geçirdik”

    Eren ise TİKA’nın 56 ülkede ofislerinin bulunduğunu belirterek, “Bizim için soydaşlarımız apayrı bir öneme haiz. Balkanlar coğrafyası ve Kuzey Makedonya devleti bizim için apayrı bir öneme sahip. Kuzey Makedonya’da bugüne kadar 1300’den fazla projeyi hayata geçirdik. Bunun 450’den fazlası eğitim projesi ve bunlar içerisinde buradaki çocuklarımızın daha iyi eğitim almaları için yaptığımız donanımlar var.” diye konuştu.

    Kültürün dille yaşatıldığını vurgulayan Eren, dilin de süsünün edebiyat olduğunu ve bu konuda yapılan çalışmaların çok kıymetli olduğunu söyledi.

    “Dil varsa kimlik vardır, kimlik varsa birlik vardır”

    MATÜSİTEB Başkanı Tahsin İbrahim de Türkçeyi, Balkanlarda kendilerini kimlik sahibi kılan, birbirine bağlayan ve bu coğrafyada misafir değil ev sahibi yapan güçlü bir bağ olarak nitelendirerek, “Dil varsa kimlik vardır, kimlik varsa birlik vardır, birlik varsa geleceğe güven vardır.” dedi.

    Moderatörlüğünü Prof. Dr. Mustafa İsen’in yaptığı panelde, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Başkanı Öcal Oğuz, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gülçin Yahya Kaçar ve TOBB ETÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tuba Işınsu Durmuş sunum yaptı.

    Ayrıca programda, “Balkanlarda Çevrimiçi Yazarlık Atölyesi Kitap Tanıtımı” da gerçekleştirildi.

  • Yunanlar bunu bile yaptı! Bakın şimdi de hangi yiyeceğimizi çalmışlar?

    Yunanlar bunu bile yaptı! Bakın şimdi de hangi yiyeceğimizi çalmışlar?

    Dünyaca ünlü lezzet haritası TasteAtlas, “Dünyanın En İyi Sakatat Yemekleri” listesini yayınladı ancak sonuçlar Türk gastronomi dünyasında büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.

    ÇAKMASI ORİJİNALİNİ GEÇTİ!

    Yunanistan’ın, Türk kokorecinden esinlenerek hazırladığı “Kokoretsi” yemeğinin listede Türk kokorecinin üzerine yerleşmesi, sosyal medyada tartışma konusu oldu.

    LİSTENİN ZİRVESİNDE PERU VAR

    Listenin bir numarasında Peru’nun dana kalbiyle hazırlanan meşhur yemeği Anticuchos de Corazon yer alırken, asıl sürpriz ikinci sırada yaşandı. Yunanistan’ın Kokoretsisi dünya ikincisi seçilerek büyük bir başarı elde etti. Türkiye ise bu listede ancak beşinci ve altıncı sıralarda kendine yer bulabildi. Türk mutfağının vazgeçilmezi olan Ciğer Sarma beşinci sırada yer alırken, sokak lezzetlerimizin kralı Kokoreç ise altıncı sırada kalarak Yunan rakibinin gerisinde kaldı.

    “HOCAM YUNANİSTAN KOPYA ÇEKİYOR!”

    Haberin duyulmasıyla birlikte Türk sosyal medya kullanıcıları mizah ve sitem dolu yorumlarla TasteAtlas’ı hedef aldı. Daha önce baklava, cacık ve döner üzerinden yaşanan “lezzet savaşları” bu kez kokoreçle devam etti. Binlerce kullanıcının paylaştığı, “Çakması orijinalini nasıl geçer?”, “Hocam Yunanistan yine yan sıradan kopya çekiyor” ve “Baklavadan sonra kokoreç de mi elden gitti?” şeklindeki yorumlar gündemin zirvesine oturdu.

  • ABD’de Green Card Çekilişi Süresiz Olarak İptal Edildi

    ABD’de Green Card Çekilişi Süresiz Olarak İptal Edildi

    Green Card programı askıya alındı

    ABD’de yaşama ve çalışma izni sağlayan Green Card çekilişi olarak bilinen Çeşitlilik Vizesi (Diversity Visa) programı süresiz olarak iptal edildi. ABD Başkanı Donald Trump, Brown Üniversitesi ve MIT kampüslerindeki silahlı saldırının ardından programın durdurulmasını talep etti.

    İç Güvenlik Bakanlığı açıklaması

    İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Trump’ın talimatıyla ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS) programın durdurulması emrini verdiğini bildirdi. Noem, “Bu caninin ülkemize girmesine asla izin verilmemeliydi” ifadelerini kullandı.

    Çeşitlilik vizesi programı nedir?

    Çeşitlilik vizesi programı, ABD’de az temsil edilen ülkelerden gelen kişilere her yıl yaklaşık 50 bin kalıcı oturma izni sağlıyordu. 2025 yılı için çekilişe yaklaşık 20 milyon kişi başvurmuş, kazananların eşleri dahil edildiğinde 131 binden fazla kişi seçilmişti.

    Güvenlik kontrolleri ve kısıtlamalar

    Kurayı kazanan adaylar ABD’ye kabul edilmeden önce sıkı güvenlik taramasından geçiriliyordu. Saldırı şüphelisinin geldiği Portekiz vatandaşlarına 2025 çekilişinde yalnızca 38 kişilik kontenjan ayrılmıştı.

  • Putin: ‘Batı, Rusya’ya saygılı davranırsa başka savaş olmaz’

    Putin: ‘Batı, Rusya’ya saygılı davranırsa başka savaş olmaz’

    Moskova’nın Avrupa ülkelerine saldırmayı planladığı iddialarının “saçmalık” olduğunu iddia etti.

    NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 12 Aralık’ta yaptığı açıklamada, Rusya’nın önümüzdeki beş yıl içinde bir ittifak ülkesine saldırabileceğini söylemişti.

    Putin yaklaşık dört buçuk saat süren sene sonu medya toplantısında konuştu.

    BBC’den Steve Rosenberg, Putin’e “yeni özel askeri operasyonlar” olup olmayacağı sorusunu yöneltti. Putin bu terimi, Ukrayna işgali için kullanıyor.

    Rusya lideri, “Bize saygılı davranırsanız, tıpkı bizim her zaman sizin çıkarlarınıza saygı göstermeye çalıştığımız gibi siz de bizim çıkarlarımıza saygı gösterirseniz, hiçbir operasyon olmayacak” yanıtını verdi.

    Putin yakın zaman önce de benzer ifadelerle, Rusya’nın savaşa girmeyi planlamadığını, ancak Avrupa isterse “şu anda” hazır olduğunu söylemişti.

    Putin, BBC’nin sorusuna cevaben, “NATO’nun doğuya doğru genişlemesinde bizi kandırdığınız gibi kandırmazsanız” diye de ekledi.

    Putin NATO’yu, 1990 yılında Batı tarafından verildiği iddia edilen taahhütü bozmakla suçluyor. Bu iddia, yıllar sonra eski Sovyet lideri Mihail Gorbaçov tarafından yalanlanmıştı.

    Putin her yıl yaptığı medya toplantısında, Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerini (Kırım dahil) kapsayan devasa bir Rusya haritasının altında oturdu.

    Rus devlet televizyonuna göre, programa üç milyondan fazla soru gönderildi.

    Büyük ölçüde önceden planlanmış olmasına rağmen, halktan gelen bazı eleştirel yorumlar büyük bir ekranda yer aldı.

    Bu yorumlardan biri etkinliği “sirk” olarak nitelendirirken, bir diğeri internet kesintilerinden yakındı. Bir diğeri de musluk suyunun kalitesizliğine dikkat çekti.

    Yetkililer, mobil internet kesintilerinin Ukrayna insansız hava aracı saldırılarından kaynaklandığını iddia ediyor.

    Putin ayrıca Rusya’nın sıkıntıdaki ekonomisine, yükselen fiyatlara ve 1 Ocak’ta KDV’nin % 20’den % 22’ye çıkmasına da değindi.

    Gönderilen mesajlardan birinde “Çılgın fiyat artışını durdurun!” yazıyordu.

    Kremlin, yıl sonu etkinliğini düzenli olarak ekonominin dayanıklılığını vurgulamak için kullanıyor. Putin konuşurken Rusya Merkez Bankası faiz oranlarını % 16’ya düşürdüğünü açıkladı.

    Putin, Ukrayna’nın sürekli sorularla gündem olduğu konuşmasında, savaşı “barışçıl bir şekilde” sona erdirmeye “hazır ve istekli” olduğunu bir kez daha iddia etti. Ancak uzlaşmaya dair pek bir işaret vermedi.

    Haziran 2024’te yaptığı bir konuşmada dile getirdiği ilkeler konusunda ısrarını tekrarladı.

    Bu konuşmada Ukrayna güçlerinin Rusya’nın kısmen işgal ettiği dört bölgeden çekilmesini ve Kiev’in NATO’ya katılma çabalarından vazgeçmesini talep etmişti.

    Putin’den bombalamayı durdurma şartı

    Rusya’nın taleplerinin başında, Rusya’nın işgal edemediği Donetsk bölgesinin yaklaşık % 23’ü de dahil olmak üzere Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’ın tam kontrolü geliyor.

    Putin, Rus güçlerinin Ukrayna’daki cephe hattında ilerleme kaydettiğini savundu ve Ukraynalı lider Volodimir Zelenskiy’nin geçen hafta Kupiansk’taki cephe hattına yaptığı ziyareti alaya aldı.

    Zelenskiy bu ziyarette Rusya’nın kasabayı ele geçirdiği iddialarını çürütmüştü.

    Putin ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın çatışmayı sona erdirme çabalarının bir parçası olarak sunduğu barış önerilerine Ukrayna’da yeni seçimlerin de dahil edilmesini talep etti.

    Putin, programda seçimler yapıldığında Ukrayna’yı bombalamayı durdurma sözü verdi.

    Rusya lideri, Karadeniz’deki duruma da değindi.

    Gölge filo olarak adlandırılan gemilere yapılan saldırıların Kiev’in istediği sonucu doğurmayacağını ve Rus ihracatını aksatmayacağını söyledi.

    Soru cevap usulü basın toplantısında, ABD’nin NBC kanalından Keir Simmons’ın da soru sormasına izni verildi.

    Simmons, Putin’e Trump’ın barış planını reddetmesi durumunda ölümlerden sorumlu hissedip hissetmeyeceğini sordu. Putin, Trump’ın savaşı sona erdirmek için gösterdiği “samimi” çabaları övdü, ancak anlaşmayı engelleyenin Rusya değil, Batı olduğunu savundu.

    Ayrıca “Top, Batılı rakiplerimizin, özellikle Kiev rejiminin liderlerinin ve bu durumda her şeyden önce Avrupalı sponsorlarının elinde” dedi.

    Trump, barış anlaşmasının her zamankinden daha yakın olduğunu savunuyor.

    Putin’in uzlaşmaya yanaşmadığına dair açık işaretler olmasına rağmen, ABD Başkanı “Ukrayna’nın hızlı hareket etmesini umuyorum çünkü Rusya zaten orada” ifadelerini de kullandı.

    Bu hafta taraflar arasında ABD’nin Miami eyaletinde görüşmeler yapılacak.

    Kremlin temsilcisi Kirill Dmitriev’in de hafta sonu Miami’de olması bekleniyor.

    Putin, BBC’nin Rusya Editörüne Rosenberg’e şunları söyledi:

    “Sizinle, Birleşik Krallık’la, genel olarak Avrupa’yla ve Amerika Birleşik Devletleri ile çalışmaya hazırız, ancak eşit şartlarda, birbirimize karşılıklı saygı duyarak.”

    “Rusya’nın orta ve uzun vadeli güvenliğinin sağlanması şartıyla, bu düşmanlıkları derhal sona erdirmeye hazırız. Sizinle işbirliği yapmaya da hazırız.”

    Putin ayrıca Batı’yı Rusya’dan düşman yaratmakla suçladı.

    Rus lider “Ukraynalı neo-Nazilerin elleriyle bize karşı savaş açıyorsunuz” dedi ve Ukrayna’nın demokratik olarak seçilmiş liderlerine karşı her zamanki sert eleştirilerini tekrarladı.

    Avrupa istihbarat teşkilatları, Rusya’nın NATO’ya saldırmasının sadece birkaç yıl uzakta olduğu konusunda uyarıda bulunmuştu.

    NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Rusya’nın gizli bir kampanyayı zaten tırmandırdığını ve Batı’nın savaşa hazır olması gerektiğini söyledi.

  • AB liderleri, Ukrayna’ya 90 milyar Euro kredi vermeyi kabul etti

    AB liderleri, Ukrayna’ya 90 milyar Euro kredi vermeyi kabul etti

    İki yıllık anlaşma Ukrayna’nın ihtiyaçlarının çoğunu karşılayacak, ancak Rus varlıkları yerine AB borçlanmasıyla güvence altına alınacak.

    AB liderleri, Ukrayna’nın acil mali ihtiyaçlarını karşılamak için 90 milyar avroluk bir kredi sözü verdi , ancak birçok liderin tercih ettiği, Rusya’nın bloktaki dondurulmuş varlıkları karşılığında bu kredinin teminat altına alınması seçeneği konusunda anlaşmaya varamadı.

    Cuma sabahının erken saatlerinde görüşmelerin sona ermesinin ardından Avrupa Konseyi Başkanı António Costa gazetecilere, “Söz verdik ve yerine getirdik” dedi. AB liderlerinin, Ukrayna’ya önümüzdeki iki yıl için AB bütçesiyle desteklenen 90 milyar avroluk bir kredi verilmesi kararını onayladığını ve Kiev’in bu krediyi ancak Rusya tazminat ödedikten sonra geri ödeyeceğini söyledi.

    Costa ayrıca şunları ekledi: “Sendika, bu krediyi geri ödemek için kullanılmayan varlıkları kullanma hakkını saklı tutar.”

    Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy, X platformunda yaptığı açıklamada, anlaşmanın “direncimizi gerçekten güçlendiren önemli bir destek” olduğunu belirterek, “Rus varlıklarının hareketsiz kalması ve Ukrayna’nın önümüzdeki yıllar için mali güvenlik garantisi alması önemlidir” diye ekledi.

    AB liderleri Perşembe günü zirveye, Rusya’nın kıtadaki dondurulmuş 210 milyar avroluk varlıklarının bir kısmına karşılık acilen ihtiyaç duyulan krediyi güvence altına almak isteyen birçok liderle girdi. Ancak plan, AB’deki Rus fonlarının %88’ine ev sahipliği yapan Belçika’nın, Moskova’nın tazminat davasını kazanması durumunda diğer üye devletlerden sınırsız bütçe garantisi talep etmesine bağlıydı.

    Belçika Başbakanı Bart De Wever, savaş tazminatı kredisinin iyi bir fikir olmadığını söyledi. “Metni tekrar açıkladığımızda o kadar çok soru geldi ki, ‘Size söylemiştim, size söylemiştim’ dedim. Bir sürü açık uç var. Ve iplerdeki açık uçları çekmeye başlarsanız, her şey çöker.”

    Guardian gazetesinin bu hafta bildirdiğine göre, Brüksel’deki Euroclear şirketi Rusya Merkez Bankası tarafından 230 milyar dolarlık bir davayla karşı karşıya kalırken , üst düzey yöneticileri de Rus istihbaratı tarafından düzenlenen bir yıldırma kampanyasıyla karşı karşıya kaldı.

    Savaş tazminatı kredisinin güçlü bir savunucusu olan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, anlaşmanın “kesin bir mesaj” olduğunu, çünkü [Vladimir] Putin’in savaşının karşılığını vermeyeceğini anladığı anda taviz vereceğini söyledi.

    Sonuçtan memnun olduğunu ve Rusya’nın Ukrayna’ya tazminat ödemeyi reddetmesi durumunda Rus varlıklarının krediyi geri ödemek için kullanılacağı için bu durumun Rus varlıklarını kullanma amacını hâlâ karşıladığını söyledi.

    Merz gazetecilere yaptığı açıklamada, “Sadece zaman çizelgesini biraz değiştirdik,” dedi. “Rusya’nın varlıklarının kredinin teminat altına alınması ve daha sonra da kredinin geri ödenmesi için kullanılması konusu değişmedi.”

    Kredi sermaye piyasalarından sağlanacağı için Kiev’e daha hızlı bir şekilde ulaşacak; oysa Rus varlık planı potansiyel olarak karmaşık bir dizi yasal adım gerektirecekti. Merz, fonların Ocak ortasından itibaren, Ukrayna’nın Nisan ayında yaşayacağı nakit sıkıntısı tahmininden çok önce, kullanıma hazır olmasını beklediğini söyledi.

    Merz ve tazminat kredisi planının diğer destekçileri, Ukrayna’nın AB bütçesi aracılığıyla finanse edilmesinin oy birliği gerektirdiği için imkansız olduğunu savunmuşlardı.

    Ancak, Orta Avrupa’daki üç milliyetçi hükümetin, kredi garantilerine katkıda bulunmak zorunda kalmamaları koşuluyla, AB bütçesinin Ukrayna’yı finanse etmek için kullanılmasını onaylayacaklarını belirtmeleriyle yol açıldı. Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti liderlerinin üçlü bir toplantıda bir araya geldiği Macaristan Başbakanı Viktor Orbán tarafından fotoğraflandı ve Orbán Twitter’da “İşler yoluna girdi!” diye yazdı.

    Anlaşmanın nihai metnine göre, AB’nin krediye ilişkin garantileri bu üç ülkenin “mali yükümlülüklerini etkilemeyecektir”.

    Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, 27 ülkenin bir başka Avrupa Birliği için 90 milyar avroluk kredi konusunda anlaşmasını sağlamanın “oldukça önemli bir şey” olduğunu söyledi. Frederiksen, ” Avrupa Birliği dışında ve ne yazık ki Avrupa Birliği içinde de bizi bölmeye çalışan birçok insan var. Bu giderek daha da zorlaşıyor ve bence bu böyle devam edecek” dedi.

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, sağduyunun galip gelmesinden ve Ukrayna için kaynakların “sağlam bir yasal ve mali temelde” kararlaştırılmasından memnun olduğunu söyledi. Meloni, en önemli kararın birkaç gün önce AB’nin Rusya’nın varlıklarını süresiz olarak dondurma kararıyla alındığını belirtti.

    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de varlıkların süresiz olarak dondurulmasının “büyük bir zafer” olduğunu söyledi.

    Kremlin’in en üst düzey ekonomi müzakerecisi Kirill Dmitriev, Telegram’da yaptığı bir paylaşımda, “Rus varlıklarının Ukrayna’yı finanse etmek için yasadışı bir şekilde kullanılması” girişiminin başarısız olmasını memnuniyetle karşıladı ve “şimdilik hukuk ve sağduyu zafer kazandı” diye ekledi.

    Ukrayna finansmanı kararı, Polonya Başbakanı Donald Tusk tarafından “bugün para, yarın kan” olarak nitelendirilmişti . AB yetkilileri, birliğin Ukrayna için dondurulmuş varlıkları kullanma kararına devam etmesi halinde, İngiltere, Kanada ve Japonya gibi diğer Batılı müttefiklerin de aynı yolu izleyeceğini ummuştu. Şimdi ise nasıl tepki verecekleri belirsiz. Ancak Brüksel, AB üyesi olmayan müttefiklerden, Ukrayna’nın 2026 ve 2027 yıllarındaki tahmini 136 milyar avroluk askeri ve sivil finansman ihtiyacının geri kalanını karşılamak için yaklaşık 45 milyar avro sağlamalarını istedi.

    X’te yazan Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı’nın eski başkanı Lord Ricketts şunları söyledi: “[Donald] Trump’ın küçümsemesi ve Rusya’nın tehditleri karşısında AB, son anda bile olsa harekete geçebileceğini gösterdi. Ancak bir tazminat kredisi konusunda anlaşmaya varılmış olsaydı, Birleşik Krallık dondurulmuş yaklaşık 20 milyar sterlinlik Rus varlığını bu havuza koymaya hazırdı. Birleşik Krallık şimdi nasıl katkıda bulunacak?”

  • Azerbaycan’dan Ermenistan’a iyi niyet adımı: Petrol ürünü sevkiyatına başlandı, sırada Zengezur Koridoru var

    Azerbaycan’dan Ermenistan’a iyi niyet adımı: Petrol ürünü sevkiyatına başlandı, sırada Zengezur Koridoru var

    Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da Ermenistan’a karşı üstünlük kazanması sonrası yapılan barış anlaşması kapsamında iki devlet arasında ilişkilerin normale dönmesine yönelik önemli mesafeler alındı. İki ülke arasında önemli sorunlardan olan ve açılması için yıllardır görüşmelere devam edilen Azerbaycan ile Nahçıvan’ı birbirine bağlayan Zengezur Koridoru’nun açılmasına yönelik yakın zamanda önemli mesafeler alındı.

    T24’ün haberine göre, iki ülke arasında yapılan görüşmelerde mesafe alınması üzerine Azerbaycan yönetiminden Ermenistan’a iyi niyet adımı kapsamında petrol ürünü satışı başladı. Azerbaycan Devlet Haber Ajansı (AZERTAC), ilk kez yerli üretim petrol ürününün Ermenistan’a sevkiyatına başlanacağı duyuruldu. Bin 22 vagona yüklenen toplam bin 220 ton 95 oktan benzin, Azerbaycan Demiryollarına ait yük treniyle Gürcistan üzerinden Ermenistan’a ulaştırılacak.

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, konuya ilişkin açıklamada, sevkiyatı memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Bu ticaret, özel şirketler arasında gerçekleştiriliyor. Ancak Ermenistan ile Azerbaycan arasında tesis edilen barış, bunun için gerekli siyasi zemini oluşturdu” dedi.

    Sırada Zengezur Koridoru var

    Zengezur Koridoru veya Nahçıvan Koridoru, İkinci Karabağ Savaşı’nın Azerbaycan tarafından kazanılmasının ardından Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan ateşkes anlaşmasının 9.ve barış antlaşmasının 3.ve 4. maddeleri gereğince Azerbaycan ile parçası olan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında bağlantıyı kuracak olan ulaşım koridorunun faaliyete geçmesine yönelik görüşmelerde de büyük ilerleme kaydedildiği bildiriliyor. Koridor Ermenistan topraklarında (tahminen Sünik bölgesinde) inşa edilmesi bekleniyor.

    Koridor, Ermeni kontrol noktaları olmaksızın planlanırken, koridoru destekleyenler bunu Türk dünyası arasında bir köprü olarak görüyor. Koridor başlangıçta 2020 Dağlık Karabağ ateşkes anlaşmasının bir parçası değildi ve ateşkesten sonra ilk olarak İlham Aliyev tarafından jeopolitik bir tabir olarak kullanıldı. Açılması Azerbaycan ve Türkiye tarafından desteklenen koridoru, bugüne kadar “Ermeni egemenliğini tehdit edeceği” gerekçesiyle Ermenistan tarafından karşı çıkılıyordu.

    Zengezur Koridoru Azerbaycan’ın ana kısmını onun bir parçası olan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile bağlayan bir ulaşım koridoru olarak biliniyor.

    Daha geniş anlamda, Zengezur Koridoru, Nahçıvan’ı Azerbaycan ve Türkiye ile bağlayarak, Nahçıvan’dan Türkiye’ye, oradan Akdeniz üzerinden diğer batı ülkelerine ulaşmayı sağlayacak. Koridor ayrıca Çin, Orta Asya-Azerbaycan-Türkiye-Avrupa transit-ulaşım hattını kullanma imkânı sağlayacak.

  • Şam Yönetimi SDG’ye 13 Maddelik Entegrasyon Planını Resmen Sundu

    Şam Yönetimi SDG’ye 13 Maddelik Entegrasyon Planını Resmen Sundu

    Şam’dan SDG’ye resmi entegrasyon adımı

    Suriye geçici yönetimi, uzun süredir müzakere edilen entegrasyon sürecinde önemli bir aşamaya geçti. Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, Suriye Demokratik Güçleri’nin devlet yapısına entegrasyonunu düzenleyen 13 maddelik planın SDG’ye resmen iletildiğini açıkladı.

    Uygulama mekanizması hazırlanıyor

    Suriye merkezli +963 media’ya konuşan bir hükümet yetkilisi, entegrasyonun nasıl hayata geçirileceğine dair uygulama mekanizmasının önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti. Yetkili, planın hem siyasi hem de askerî boyutlar içerdiğini ifade etti.

    Üç tümenli askerî yapı modeli

    Şam’ın sunduğu plana göre SDG unsurları, Suriye ordusu bünyesinde üç ayrı tümen halinde yeniden yapılandırılacak. Birinci tümen kuzeydoğu sınırlarının güvenliğinden sorumlu Sınır Koruma Tümeni olacak. İkinci tümen, SDG’nin mevcut kadın birliklerini koruyan Kadın Tümeni olarak tanımlanıyor. Üçüncü tümen ise aşırılıkçı gruplara karşı Şam’la koordinasyon içinde çalışacak Terörle Mücadele Tümeni olacak.

    Fırat’ın doğusunda askeri denge

    Syria in Transition dergisinin aktardığı bilgilere göre SDG, bu yapı kapsamında Suriye ordusuna bağlı diğer birliklerin Fırat’ın doğusuna konuşlandırılmasına karşı çıkıyor. SDG, bölgede yalnızca kendi tümenlerinin bulunmasını şart koşuyor.

    Kuzeydoğuda fiili özerklik korunacak

    Planın en dikkat çekici maddelerinden biri, Şam’a bağlı ordu ve güvenlik güçlerinin kuzeydoğu Suriye’ye girmeyeceğine dair taahhüt oldu. Bu düzenleme, SDG’nin bölgede fiili özerk kontrolünü büyük ölçüde sürdürmesi anlamına geliyor.

    Üst düzey görevler SDG’ye açılıyor

    Entegrasyon planına göre SDG, savunma ve güvenlik kurumlarında üst düzey temsil hakkı elde edecek. Savunma bakan yardımcılığı, içişleri bakan yardımcılığı ve genelkurmay başkan yardımcılığı görevlerinden üçünün SDG’nin göstereceği isimlere verilmesi öngörülüyor. Ayrıca SDG’ye bağlı yaklaşık 70 üst düzey askerin yeni Suriye ordusunun komuta kademesine dahil edilmesi planlanıyor.

    Mazlum Abdi’den yeni Suriye vurgusu

    SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, 10 Mart’ta geçici yönetimle imzalanan anlaşmayı yeni Suriye’nin temeli olarak nitelendirdi. Abdi, sürecin hızından çok sağlam ilerlemesinin önemli olduğunu, anayasal değişikliklerle Kürtler ve diğer toplulukların haklarının güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

    Savunma Bakanı Ebu Kasra’nın yaklaşımı

    Geçici hükümetin ilk savunma bakanı olan Murhaf Ebu Kasra, tüm silahlı yapıların Savunma Bakanlığı çatısı altında toplanmasını savunan isimler arasında yer alıyor. 24 Aralık’ta yapılan açıklamada, Suriye’deki tüm askerî fraksiyonların feshedilerek tek çatı altında birleştirilmesi konusunda mutabakata varıldığı duyurulmuştu. SDG entegrasyonu bu sürecin en kritik adımlarından biri olarak görülüyor.

  • Dışişleri Bakanı Fidan: “SDG”, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalıdır

    Dışişleri Bakanı Fidan: “SDG”, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalıdır

    Fidan, TRT World’de yayınlanan “One on One” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

    Gazze Şeridi’nde ateşkese ve henüz ikinci aşamaya geçilmemesine ilişkin Fidan, bu ateşkesin Türkiye için çok değerli olduğunu belirterek, Gazze’de son 2 yıldır yaşanan dehşete, insanlık trajedisine ve soykırıma tanıklık ettiklerini hatırlattı.

    Fidan, bu ateşkese ulaşmak için çok çaba gösterdiklerine işaret ederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi eylülde New York’ta ABD Başkanı Donald Trump ile yapılan toplantının ateşkese yönelik bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

    Trump’ın bu durumun ciddi olduğunu ve ABD’nin bölgedeki ülkelerle bir şey yapması gerektiğini anladığını aktaran Fidan, “Şu anda ateşkes var ancak ateşkes sürekli ihlal ediliyor.” dedi.

    Fidan, TRT World’de yayınlanan “One on One” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

    Gazze Şeridi’nde ateşkese ve henüz ikinci aşamaya geçilmemesine ilişkin Fidan, bu ateşkesin Türkiye için çok değerli olduğunu belirterek, Gazze’de son 2 yıldır yaşanan dehşete, insanlık trajedisine ve soykırıma tanıklık ettiklerini hatırlattı.

    Fidan, bu ateşkese ulaşmak için çok çaba gösterdiklerine işaret ederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi eylülde New York’ta ABD Başkanı Donald Trump ile yapılan toplantının ateşkese yönelik bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

    Trump’ın bu durumun ciddi olduğunu ve ABD’nin bölgedeki ülkelerle bir şey yapması gerektiğini anladığını aktaran Fidan, “Şu anda ateşkes var ancak ateşkes sürekli ihlal ediliyor.” dedi.

    Fidan, bu durumun Türkiye için “hayal kırıklığı yarattığını” dile getirerek, ateşkes kabul edildiğinden bu yana neredeyse 400 Filistinlinin öldürüldüğünü, Filistinlilerin ise ateşkese riayet etmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

    Barış Planı çerçevesinde tarafların insanların korunması ve insani yardım konusunda kabul ettiği şartların açık olduğunu ancak şu andaki insani yardım miktarının hiçbir zaman yeterli olmadığını vurgulayan Fidan, bu büyük zorluklara rağmen Müslüman ülkelerin ve uluslararası toplumun ateşkesin ikinci aşamaya ilerlemesini istediğini belirtti.

    Fidan, buna yönelik kamuoyuna yansımayan bazı görüşmeler olduğuna, genellikle “Barış Kuruluna”, “Uluslararası İstikrar Gücüne”, günlük işlerin yürütülmesine ve yürütme komitesine odaklanıldığına işaret ederek, gelecek birkaç hafta içinde bu görüşmelerin bazı sonuçlarını görebileceklerini söyledi.

    Türkiye olarak bu müzakereleri yakından takip ettiklerini ve katkıda bulunmaya çalıştıklarını aktaran Fidan, sahadaki ateşkes sürecini de gözlemlediklerini, herhangi bir ihlal veya sorun tespit edildiğinde ilgili muhataplarla görüşerek gerekli adımların atılması için teşvikte bulunduklarını kaydetti.

    “(Gazze ile) Aynı durumu Batı Şeria’da da görebiliriz”

    Fidan, aksi takdirde Gazze’de insanların katledildiği ve soykırıma uğradığı korku günlerine geri dönülebileceğine dikkati çekerek, “Bu sefer sadece Gazze’de de değil, bu durum bulaşıcıdır. Allah korusun, aynı durumu Batı Şeria’da da görebiliriz.” dedi.

    Uluslararası İstikrar Gücüne Türkiye’nin olası katılımı ve İsrail’in buna yaklaşımına ilişkin Fidan, “Türkiye’nin, İsrail’in Filistin’de işlediği suçlara ve on binlerce Filistinliyi katletmesine karşı insanlığın ve uluslararası vicdanın sesi olduğunun” altını çizdi.

    Fidan, Filistin’de yaşananların, Türkiye’nin karşı çıkması ve sesini çıkarması gereken bir durum olduğunu ve diplomatik olarak en başından beri bunu yaptığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

    “İsrail, uluslararası toplumdan bu düzeyde eleştiri ve kınama görmeye hiç alışık değil çünkü uluslararası toplum onlara, istedikleri her şeyi yapma, güvenlikleri için gerekli gördükleri her şeyi yapma konusunda açık çek vermiştir. Bu, toplu katliam anlamına gelse bile… Bu durum on yıllardır böyleydi ve İsrail uluslararası sistemden muaf tutuldu ama bence bu dönem artık sona erdi.” diye konuşu.

    “İsrail, Türkiye’nin Uluslararası İstikrar Gücüne katılımına şiddetle karşı çıkıyor”

    Türkiye’nin ortaklarıyla beraber bu sonuca ulaşılması için çok önemli bir rol oynadığının altını çizen Fidan, “Bu yüzden İsrail, Türkiye’nin katılımına şiddetle karşı çıkıyor ama burada tek ilgili aktör İsrail değil. Burada başka ilgili aktörler de var, bu yüzden onlarla da görüşüyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Fidan, en başından bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın barış süreci için insani, askeri, güvenlik, teknik, altyapı ve sağlık gibi alanlarda ne gerekliyse Türkiye’nin hazır olduğunu ifade ettiğini hatırlatarak, bu alanların Türkiye’nin üzerinde çok çalıştığı alanlar olduğunu dile getirdi.

    Gazze’de belli desteklerin sağlanması konusunda spesifik alanlarda çalışan geniş ve departmanlar arası ekipler olduğuna değinen Fidan, bunun doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı olduğunu ve Dışişleri Bakanlığının da bu çabaları koordine ettiğini anlattı.

    Fidan, Türkiye’nin Uluslararası İstikrar Gücüne katılmaya hazır olduğunu, İsraillilerin açıkça itiraz ettiğini ve Ankara’nın da diğer ortaklarla görüştüğünü yineleyerek, Türkiye için önceliğin sahada neyin gerekli olduğunu görmeyi teşkil ettiğini ve bunu kimin yapığının ikincil bir mesele olduğunu söyledi.

    Bakan Fidan, “Gazze’de insanlık ve insani değerler lehine başka biri gelip aynı şeyi yapabilirse, bizim için sorun yoktur ancak bizim yardımımıza çok ihtiyaç varsa, biz de katkıda bulunmaya hazırız.” dedi.

    “İşbirliği mekanizması ile DEAŞ’la başa çıkılabilir”

    Fidan, Suriye’deki duruma ve olası terör örgütü DEAŞ tehdidine yönelik, “Evet, DEAŞ kesinlikle büyük bir tehdit, bununla başa çıkabiliriz. Bölge ülkeleri olarak, Türkiye ve Suriye olarak, iyi bir işbirliği mekanizması olduğu sürece, bu sorunu etkili bir şekilde çözebileceğimizi düşünüyorum ” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin, son 40 yılda terör örgütü PKK ve diğer terör unsurlarıyla mücadele ettiğine ve terörle mücadele konusunda bölgede çok tecrübeli bir ülke olduğuna işaret eden Fidan, bu tehditle başa çıkmak için kapsamlı beceri ve yetenekler geliştirdiklerini belirtti.

    Fidan, geçen yıldan önce, Suriye’deki tehdit ortamı nedeniyle, DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin sistemdeki çatlaklardan yararlanarak kendilerine bir yol bulabildiklerini anımsatarak, artık iç savaşın sona erdiğini, halkın Şam’ı yönettiğini ve şu anda sağlıklı bir işbirliği bulunduğunu dile getirdi.

    İşbirliği mekanizması olduğu sürece bu tehditle başa çıkılabileceğinin altını çizen Fidan, şunları kaydetti:

    “Bu nedenle, devrimin ilk aylarında, 2025’in başlarında, diğer bölge ülkeleriyle bir araya geldik ve şöyle dedik ‘Bakın, Suriye şimdi iyileşme yolunda. Derin yaraları var ve iyileşmek için zamana ihtiyaçları var, bu yönde ilerlemek için uluslararası ve bölgesel desteğe ihtiyaçları var. Ancak bu arada, başka düşman unsurların bu süreçten yararlanmasını istemiyoruz.’ Bu nedenle, o dönemde terörizmin en büyük tehdit olduğunu ve müdahale etmemiz gerektiğini düşündük. Bu işbirliği, Suriyeli ortaklarımızın zihninde ayrı bir farkındalık yaratmak açısından çok yararlı oldu çünkü onlar DEAŞ tehdidinin çok iyi farkındalar ancak ‘uluslararası toplum DEAŞ ile nasıl mücadele ediyor ve ne tür mekanizmalara sahip’, onlar artık devlet aktörleri ve bir devlet aktörü olarak bu sorunu diğer bölgesel ortaklarla birlikte ele alırken nasıl davranmalılar, bu onlar için başka bir şeydi ancak bu alana giriş yapmaları iyi oldu. Onlar bu sorunu çözme konusunda çok yetenekli ve istekli.”

    Fidan, Suriye’nin geçen ay Washington’da belgeleri imzalayarak ABD öncülüğünde 2014’te kurulan DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyonun parçası olduğunu anımsattı.

    Bunun iyi bir girişim olduğunu vurgulayan Fidan, Suriye’nin diğer ülkelerle birlikte DEAŞ’la mücadeleye kararlı olduklarını çok net bir şekilde ortaya koyduğunu dile getirdi.

    “Hiçbir terörist unsurun Suriye’yi iyileşme yolundan çıkarmasına izin vermemeliyiz”

    Fidan, askeri uzmanlarla, istihbarat uzmanlarıyla, diğer bölge ülkeleriyle, ABD ve diğer herkesin DEAŞ’la mücadele gündemini ilerlettiğine dikkati çekerek, “Hiçbir terörist unsurun Suriye halkını ve devletini iyileşme yolunda raydan çıkarmasına asla izin vermemeliyiz.” dedi.

    Suriye’de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG’nin durumuna ve Suriye’ye entegrasyon sürecine ilişkin Fidan, “Elbette sürecin hızından memnun değiliz. Biz, Suriyeliler ve bazı diğer ortaklar, isimlerini vermek istemiyorum, topluca ‘SDG’nin daha fazla zaman kazanmaya çalıştığını düşünüyor. Bence kendileri için başka fırsatlar umut ediyorlar, belki başka bir bölgesel kriz şeklinde, belki de İsrail’in Suriye ve diğer yerlere yönelik yayılmacı politikaları nedeniyle. Bu yüzden, bence iyi olan şey, Amerikalı ortaklarımızın bu sürecin tamamlanması gerektiğinin çok iyi farkında olmaları çünkü bu, ülkenin birliği için çok önemli.” diye konuştu.

    Fidan, Suriye muhalefetinin her farklı unsurunun, silahlı grupların, “SDG” hariç, şu anda Suriye Savunma Bakanlığına bağlandığını anımsatarak, “Çünkü onlar eski muhalefet yapısında muhalefet üyesi değillerdi. Farklı gruplar vardı. Her zaman tek bir komuta ve kontrol altında değillerdi. Şimdi ise Savunma Bakanlığının komuta ve kontrolü altına girmeyi kabul ettiler. Bu, ulusal birlik için çok önemlidir çünkü bir devlette farklı otoritelere izahat veren iki veya üç farklı silahlı yapı olamaz. Böyle bir durumda birlik ve egemenlikten söz edilemez.” ifadelerini kullandı.

    “‘SDG’ ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalı”

    Bunun çok önemli olduğunu, herkesin bunu anladığını ancak Türkiye’nin işlerin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla halledilmesini umduğunu vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:

    “Tekrar askeri yollara başvurmak zorunda kalmak istemiyoruz ancak ‘SDG’, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalıdır. 10 Mart Anlaşması’na bağlılıklarını yerine getirmeleri gereken bir noktaya gelmeliler. Herkes, bu anlaşmayı gecikmeden ve çarpıtmadan yerine getirmelerini bekliyor çünkü bu anlaşmadan sapma görmek istemiyoruz. Günün sonunda, biliyorsunuz, Şam’daki Suriyeli ortaklarımız da bunun ulusal birlikleri için çok önemli bir adım olduğunu görüyorlar. Bir anlamda iyimserim. Umarım doğru taktik, teknik ve işbirliği biçimlerini kullanırsak, hedefe ulaşacağımızı düşünüyorum. “

  • Bulgar kahin Baba Vanga’nın Kehanetleri: 2026 Dünya Kupası tehlikede mi?

    Bulgar kahin Baba Vanga’nın Kehanetleri: 2026 Dünya Kupası tehlikede mi?

    Kahin Baba Vanga’nın 2026 kehanetleri arasında doğal afetler ve uluslararası gerilimler gibi maddeler yer alıyor.

    İŞTE BABA VANGA’NIN 2026 KEHANETLERİ

    Vanga’nın 2026 projeksiyonlarında en dikkat çekici başlık ekolojik felaketler. İnsan eliyle bozulan doğanın intikam alacağını savunan kahin, Dünya’nın daha sık sarsılacağını ve dev dalgaların kıyı şeritlerini yutacağını öngörüyor. Küresel ısınmanın tetikleyeceği bu felaketler zincirinde, şiddetli depremler ve volkanik patlamaların gezegenin çehresini değiştirebileceği iddia ediliyor.

    KÜRESEL ÇATIŞMA VE JEOPOLİTİK KRİZLER

    Dünya üzerindeki güç dengelerinin 2026 yılında kopma noktasına geleceği tahmin ediliyor. Vanga özellikle, Orta Doğu ve Güney Asya merkezli gerilimlerin küresel bir savaşa evrilme riskine dikkat çekmişti. Önde gelen dünya güçleri arasındaki diplomatik köprülerin yıkılması, 2026’yı askeri açıdan tarihin en gerilimli yıllarından biri yapabilir.

    2026 DÜNYA KUPASI TEHLİKEDE Mİ?

    Vanga sadece kehanetleri değil bilimin sınırlarını da zorlayacak keşifleri de müjdelemişti. Dünyanın bilinmeyen bir uygarlıkla ilk kez bağlantı kuracağını söyleyen kahin, bunun dünya çapında bir spor organizasyonunda olacağını belirtti.

    İNSAN ÖMRÜ ARTACAK MI?

    Öte yandan felaketlerden sonra daha iyimser kehanetlerde ise insan ömrünün 120 yıla kadar uzaması,  telepati benzeri iletişim yöntemlerinin mümkün hale gelmesi ve yapay organ teknolojilerinin yaygınlaşması gibi sıra dışı gelişmeler dikkat çekiyor.

  • Evdeki gizli tehlike: Bakanlık tarafından yasaklandı!

    Evdeki gizli tehlike: Bakanlık tarafından yasaklandı!

    Yapılan denetimler sonucunda, yaygın olarak satılan bir markanın ürününün insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiği ortaya çıktı.

    KARA LİSTEYE ALINAN ÜRÜN 

    Ticaret Bakanlığı’nın yürüttüğü Piyasa Gözetimi ve Denetimi faaliyetleri kapsamında, temizlik ürünleri reyonlarında sıkça rastlanan bir marka mercek altına alındı. Metan markalı bir lavabo açıcı ürününün kullanımının insan sağlığı açısından risk oluşturduğu belirlendi.

    SAĞLIK İÇİN RİSK BARINDIRIYOR

    Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS) üzerinden yayımlanan güncel listede, Metan markalı lavabo açıcının insan sağlığı açısından kabul edilemez riskler barındırdığı vurgulandı. Kimyasal içeriği veya ambalaj güvenliği nedeniyle “sağlık riski” kategorisine alınan ürün için idari işlemler başlatıldı.

  • Dünya Sağlık Örgütü (WHO): Avrupa’daki 38 ülkenin en az 27’sinde yüksek veya çok yüksek grip aktivitesi bildiriliyor

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO): Avrupa’daki 38 ülkenin en az 27’sinde yüksek veya çok yüksek grip aktivitesi bildiriliyor

    Çarşamba günü yapılan açıklamada, Avrupa bölgesindeki 38 ülkenin en az 27’sinde “yüksek veya çok yüksek grip aktivitesi” olduğunu ve İrlanda, Sırbistan, Slovenya ve İngiltere de dahil olmak üzere altı ülkede grip benzeri semptomları olan hastaların yarısından fazlasının test sonuçlarının pozitif çıktığını belirtti.

    Açıklamada, grip mevsiminin önceki yıllara göre yaklaşık dört hafta daha erken başladığı belirtildi ve halkın aşı yaptırarak, hasta olduklarında evde kalarak ve solunum yolu semptomları varsa halka açık yerlerde maske takarak bulaşmayı önlemeye çağrıda bulunuldu.

    WHO, yeni mevsimsel grip varyantı olan A(H3N2) alt sınıfı K’nın enfeksiyonlara neden olduğunu ve Avrupa bölgesindeki tüm doğrulanmış grip vakalarının %90’ına kadarını oluşturduğunu, ancak daha şiddetli hastalığa neden olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadığını belirtti.

    Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa Bölge Direktörü Hans Henri Kluge şunları söyledi: “Grip her kış ortaya çıkar, ancak bu yıl biraz farklı. Bu durum, grip virüsündeki küçük bir genetik varyasyonun sağlık sistemlerimiz üzerinde ne kadar büyük bir baskı oluşturabileceğini gösteriyor.”

    Kluge ayrıca yanlış bilgilendirme ve dezenformasyonun tehlikesine de dikkat çekti. “Mevcut ortamda, ulusal sağlık kuruluşları ve WHO gibi güvenilir kaynaklardan doğru bilgi edinmek hayati önem taşıyor,” dedi. “Zorlu bir grip mevsiminde, güvenilir, kanıta dayalı bilgiler hayat kurtarıcı olabilir.”

    WHO, İngiltere’den gelen ilk verilerin grip aşısının A(H3N2) suşundan kaynaklanan ciddi hastalık riskini azalttığını doğruladığını, ancak enfeksiyonu önlemeyebileceğini ve aşılama işleminin en önemli önleyici adım olmaya devam ettiğini belirtti.

    Açıklamada, “Bu durum özellikle yaşlılar, altta yatan rahatsızlıkları olanlar, hamile kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere yüksek risk altında olanlar için çok önemlidir” denildi. Sağlık çalışanları da kendi sağlıklarını ve hastalarının sağlığını korumak için öncelikli grup olarak belirlendi.

    Ayrıca, “Diğer sezonlarda olduğu gibi, okul çağındaki çocuklar topluluk içinde yayılımın başlıca itici gücüdür” denildi. “Ancak, hastaneye yatış gerektiren ağır vakaların çoğunluğunu 65 yaş ve üzeri yetişkinler oluşturmaktadır.”

    Kluge, grip mevsiminin zirve noktasının Aralık sonu veya Ocak başında olmasının beklendiğini söyledi. “Mevcut grip mevsimi ciddi olsa da, Covid-19 pandemisi sırasında karşılaştığımız küresel acil durum seviyesini temsil etmiyor,” diyen Kluge, sözlerine şöyle devam etti: “Sağlık sistemlerimiz grip yönetimi konusunda onlarca yıllık deneyime sahip, her yıl güncellenen güvenli aşılarımız ve işe yarayan net bir koruyucu önlem planımız var.”

    İngiltere’nin Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) geçen hafta, pratisyen hekim muayenehaneleri, hastaneler ve ambulans hizmetleri üzerindeki artan baskı nedeniyle , kayıtlara geçen en kötü kışlardan birine hazırlanmakta olduğunu açıkladı . Almanya’daki Robert Koch Enstitüsü ise ülkenin grip mevsiminin iki ila üç hafta erken başladığını belirtti.

    Fransa’nın ulusal halk sağlığı kurumu Santé publique, grip vakalarının Fransa’nın büyükşehir bölgelerinde “güçlü bir şekilde arttığını”, tüm yaş gruplarında vakaların yükseldiğini ve hastanelerin acil servislerine başvuran kişi sayısının da arttığını belirtti.

    İspanya’da enfeksiyon oranları geçen yılın kış aylarındaki zirve seviyesinden daha yüksekti ve hastaneye yatışlar bir haftada iki katına çıkmıştı; Romanya ve Macaristan’da da vakalarda güçlü artışlar yaşanıyordu.

  • Zelenskiy: “Bugün Moskova’dan, gelecek yılın savaş yılı olacağına dair yeni sinyaller aldık”

    Zelenskiy: “Bugün Moskova’dan, gelecek yılın savaş yılı olacağına dair yeni sinyaller aldık”

    Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin açıklamalarının ardından video mesaj yayınladı.
    Zelenskiy, “Bugün Moskova’dan, gelecek yılın savaş yılı olacağına dair yeni sinyaller aldık. Bu sinyaller sadece bize yönelik değil. Ortaklarımızın bunu görmesi önemli. Özellikle de Rusya’nın savaşı bitirmek istediğini sık sık söyleyen ABD’deki ortaklarımızın” dedi. Rusya’nın açıklamalarının dikkate alınması ve tepki verilmesi gerektiğini ifade eden Zelenskiy, Rusların diplomatik girişimleri baltalayabileceğini, bazı maddeler üzerinden baskı kurmaya ve Ukrayna’nın topraklarını ilhak etme arzularını örtbas etmeye çalışacaklarına dikkat çekti.

    Rusya’nın Ukrayna’nın ardından bir gün kendi “tarihi toprakları” olarak adlandırabilecekleri Avrupa’daki diğer ülkeleri hedef alacağını öne süren Zelenskiy, “Bu Rus tarih çılgınlığına karşı gerçek bir koruma gerekiyor ve şu anda tüm ortaklarımızla bu korumanın gerçekten sağlanması için çalışmaya devam ediyoruz” dedi.

    Ukrayna’ya güvenlik garantileri ile Rus varlıklarına ilişkin finansal ve siyasi kararlar alınması gerektiğini vurgulayan Zelenskiy, “Tüm ortaklarımızın gerçeği görmeli, kabul etmeli ve buna göre hareket etme cesaretini göstermesi gerekiyor” dedi.

    “Rusya tarihi topraklarını askeri yöntemler aracılığıyla kurtaracaktır”

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Savunma Bakanlığı Kurulu’nun genişletilmiş toplantısında yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşta bu yıl elde ettiği kazanımlara ve savaştaki gelişmelere değinmişti.

    Putin, “Bu yıl korunaklı kaleler haline getirilen büyük şehirler de dahil olmak üzere 300’den fazla yerleşim yerini kurtardık. Askeri harekatımız şüphesiz ki başarılı olacaktır. Diplomasi yoluyla sorunların köküne inmeyi ve çatışmayı bu şekilde çözmeyi tercih ediyoruz. Ancak Ukrayna tarafı ve yabancı destekçileri önemli müzakerelere yanaşmazsa, Rusya tarihi topraklarını askeri yöntemler aracılığıyla kurtaracaktır. Ayrıca, güvenlik için bir tampon bölgenin oluşturulması ve genişletilmesi de sık sık gündeme getirilecek” demişti.

  • Fransa’ya Seyahat Edecek Türk Vatandaşlarına Güvenlik Uyarısı

    Fransa’ya Seyahat Edecek Türk Vatandaşlarına Güvenlik Uyarısı

    Türkiye’nin Strazburg Başkonsolosluğu, sosyal medya platformu üzerinden Fransa’ya turistik amaçla gidecek Türk vatandaşları için güvenlik uyarısı yayınladı. Açıklamada, ziyaretçilerin seyahatlerini güvenli şekilde gerçekleştirmeleri için bazı önlemler hatırlatıldı.

    Başvuru sahiplerinden, yanlarında pasaportlarının fotokopisini taşımaları ve kalabalık alanlarda yankesicilere karşı dikkatli olmaları istendi. Ayrıca, üzerlerinde fazla nakit bulundurmamaları ve kredi kartlarını temassız ile çevrim içi alışverişe kapatmaları tavsiye edildi.

    Fransa’da herhangi bir acil durumda vatandaşların başkonsolosluğu veya Konsolosluk Çağrı Merkezi’ni arayabileceği belirtildi.

    Ulaşılabilecek telefon numaraları şu şekilde: +33 749 29 54 65 ve KÇM: +33 180 14 63 35.

  • Trump, Venezuela’ya giriş ve çıkış yapan petrol tankerlerine abluka emri verdi

    Trump, Venezuela’ya giriş ve çıkış yapan petrol tankerlerine abluka emri verdi

    Trump, Venezuela’ya giriş ve çıkış yapan yaptırım uygulanan tüm petrol tankerlerine “tam ve eksiksiz” bir abluka emri vererek, ülke lideri Nicolas Maduro üzerindeki baskıyı artırdı .

    Bu hamle, Trump yönetiminin Maduro’ya karşı yürüttüğü ve bölgedeki askeri varlığının artırılmasını ve Venezuela yakınlarındaki Pasifik Okyanusu ve Karayip Denizi’ndeki gemilere yönelik yirmiyi aşkın askeri saldırıyı içeren, giderek tırmanan bir kampanyanın ortasında geldi ; bu saldırılarda düzinelerce insan hayatını kaybetti.

    Geçtiğimiz hafta, ABD güçleri Karayipler’de seyreden bir petrol tankerini Venezuela kıyıları açıklarında ele geçirdi . New York Times’a göre, tankerin yaklaşık 2 milyon varil Venezuela’ya ait ağır ham petrolle dolu olduğu tahmin ediliyor . Venezuela hükümeti ABD’yi “açık hırsızlık”la suçladı ve ele geçirmeyi “uluslararası korsanlık eylemi” olarak nitelendirerek iki ülke arasındaki gerilimi daha da artırdı.

    Trump, Salı gecesi sosyal medyada yaptığı ve abluka ilan ettiği paylaşımda, Venezuela’nın petrolü uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer suçları finanse etmek için kullandığını iddia etti ve askeri yığılmayı artıracağını söyledi.

    Trump, sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı açıklamada, “Venezuela, Güney Amerika tarihinde şimdiye kadar bir araya getirilmiş en büyük donanma tarafından tamamen kuşatılmış durumda. Bu donanma daha da büyüyecek ve onlara daha önce hiç görmedikleri bir şok yaşatacak… Bugün, Venezuela’ya giren ve çıkan tüm yaptırım uygulanan petrol tankerlerine TAM VE EKSİKSİZ bir abluka emri veriyorum.” dedi.

    Trump yönetiminin yaptırım uygulanan gemilere karşı ablukayı nasıl uygulayacağı ve geçen hafta yaptığı gibi gemileri durdurmak için Sahil Güvenlik’e başvurup başvurmayacağı belirsizliğini koruyor. Yönetim son zamanlarda bölgeye binlerce asker ve bir uçak gemisi de dahil olmak üzere yaklaşık bir düzine savaş gemisi konuşlandırdı.

    Maduro, Salı akşamı Trump’ın paylaşımından önce bir etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Emperyalizm ve faşist sağ, Venezuela’yı sömürgeleştirip petrol, doğalgaz, altın ve diğer mineraller gibi zenginliklerini ele geçirmek istiyor. Vatanımızı savunmaya yemin ettik ve Venezuela’da barış galip gelecek.”

    Reuters’ın haberine göre, Venezuela hükümeti Trump’ın abluka emrini “çirkin bir tehdit” olarak nitelendirerek reddetti.

    Hükümetten yapılan açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, vatanımıza ait zenginlikleri çalmak amacıyla, tamamen mantıksız bir şekilde Venezuela’ya sözde bir deniz ablukası uygulamayı planlıyor” denildi.

    Teksaslı Demokrat Kongre üyesi Joaquin Castro, abluka eylemini “şüphesiz bir savaş eylemi” olarak nitelendirdi.

    Castro sosyal medyada , “Kongrenin asla yetkilendirmediği ve Amerikan halkının istemediği bir savaş” dedi .

    Petrol piyasası katılımcıları, fiyatların Venezuela ihracatında olası bir azalma beklentisiyle yükseldiğini, ancak Trump’ın ablukasının nasıl uygulanacağı ve yaptırım uygulanmayan gemileri de kapsayıp kapsamayacağı konusunda henüz kesin bir sonuç beklediklerini belirtti.

    Geçtiğimiz hafta ABD’nin Venezuela kıyılarında yaptırım uygulanan bir petrol tankerine el koymasının ardından fiili bir ambargo yürürlüğe girdi ve milyonlarca varil petrol taşıyan yüklü gemiler, el konulma riskini göze almak yerine Venezuela sularında kalmayı tercih ediyor.

    Petrol kuyularının ele geçirilmesinden bu yana, Venezuela’nın ham petrol ihracatı keskin bir düşüş gösterdi; bu durum, bu hafta Venezuela’nın devlet petrol şirketi PDVSA’nın idari sistemlerini çökerten bir siber saldırıyla daha da kötüleşti.

  • Eurovision’da yuhlamak serbest: “Hiçbir şeyi güzelleştirmeyeceğiz”

    Eurovision’da yuhlamak serbest: “Hiçbir şeyi güzelleştirmeyeceğiz”

    İsrail’in 2026 Eurovisiona katılacağı kararlaştırıldığından beri tepkiler peş peşe gelmeye devam ediyor. Bu tepkilere bir yenisi de programın yayınlanacağı Devlet kanalı ORF’den geldi.

    YUHLAMAK SERBEST

    Devlet kanalı, İsrail performansı sırasında yükselecek protesto ve yuhalama seslerini sansürlemeyeceğini duyurdu. Eurovision yapımcısı Michael Kroen ve ORF yöneticileri düzenledikleri basın toplantısında ezber bozan ifadeler kullandı. İsrail’in katılımına yönelik tepkilerin farkında olduklarını belirten yetkililer, “Görevimiz olayları olduğu gibi göstermek. Ne yuhalamaları keseceğiz ne de yayına yapay alkış sesleri ekleyeceğiz” dedi. Ayrıca, seyircilerin salona Filistin bayraklarıyla girmesine de yasal sınırlar çerçevesinde izin verileceği açıklandı.

    BOYKOT YARIŞMAYA YANSIDI

    İzlanda, İrlanda, Hollanda, Slovenya ve İspanya gibi ülkeler, İsrail’in yer aldığı bir organizasyonda bulunmayacaklarını açıklayarak yarışmadan çekildi. Çok sayıda ülkenin boykot kararı almasıyla birlikte, ‘Eurovision 2026’ 2003 tarihinden bu yana en az katılımlı yarışma olmaya hazırlanıyor.