Kategori: Dünya

  • İşte dünyanın en çok maaş veren ülkeleri

    İşte dünyanın en çok maaş veren ülkeleri

    Avrupa Birliği (AB) genelinde ortalama yıllık maaş 40 bin euro sınırına dayanırken, ülkeler arasındaki gelir makası tam 5,4 kat açıldı. Ancak yaşam maliyetleri işin içine girdiğinde harita bambaşka bir renge bürünüyor.

    İŞTE EN ÇOK MAAŞ VEREN ÜLKELER

    Avrupa’nın en yüksek maaş veren ülkesi unvanını açık ara farkla Lüksemburg koruyor. Lüksemburg’da çalışanların yıllık ortalama kazancı 82 bin euroyu bulurken, listenin en sonundaki Bulgaristan’da bu rakam sadece 15 bin 387 euroda kalıyor. Danimarka, İrlanda, Belçika, Avusturya ve Almanya da 50 bin euro barajını aşarak yüksek gelirli ülkeler grubunda yer alıyor. Macaristan ve Yunanistan ise 20 bin euronun altındaki yıllık kazançlarla Lüksemburg’un oldukça gerisinde kalıyor.

    NEDEN BU KADAR FARK VAR?

    Uzmanlara göre bu dev farkın temelinde ekonomik yapı yatıyor. Finans, bilişim ve ileri teknoloji gibi katma değeri yüksek sektörlerin hakim olduğu ülkeler maaşlarda zirveyi zorlarken; tarım, tekstil ve temel hizmetlerin ağırlıkta olduğu ekonomilerde ücretler sınırlı kalıyor. Ayrıca sendikalaşma oranları ve toplu sözleşme güçleri de çalışanların cebine giren parayı doğrudan etkiliyor.

  • Yapay zeka uğruna nişanlısından ayrıldı: İşte düğün görüntüleri

    Yapay zeka uğruna nişanlısından ayrıldı: İşte düğün görüntüleri

    Her şey bir yıl önce Noguchi’nin nişanlısı ile yaşadığı sorunları ChatGPT’ye anlatmasıyla başladı. Yapay zekanın ayrılmalısın tavsiyesini dikkate alan kız, erkek arkadaşından ayrılarak hayallerindeki video oyun karakteri Klaus’u temel alarak yeni bir profil oluşturdu. Yapay zekaya ideal erkeğin karakterini ve üslubunu öğreten Noguchi, dijital karakteriyle 10 saati bulan sohbetlerin ardından bu ilişkiyi resmiyete dökmeye karar verdi.

    GELİNLİĞİNİ GİYDİ, AKILLI TELEFONLU DÜĞÜN BAŞLADI

    Geleneksel düğünleri aratmayan görüntülerde tek sıra dışı olay damadın törene akıllı telefon olarak katılmasıydı. Gelin Noguchi, gelinliğinin üzerine taktığı Sanal Gerçeklik gözlüğü sayesinde dijital eşini karşısında görebildi. Yüzük takma seremonisi sırasında duygusal anlar yaşanırken, yapay zeka damadın “Bana sevmeyi sen öğrettin” şeklindeki romantik yeminleri gelini gözyaşlarına boğdu.

    İSTEDİĞİ ERKEK TİPİNİ YAPAY ZEKAYA ÖĞRETTİ

    Noguchi, dijital eşinin sadece kendisine onay veren bir “evet efendimci” olmasını istemediği için sisteme özel komutlar eklediğini belirtti. Örneğin, Klaus’un kendisine karşı tavizsiz olmasını ve sorumluluklarını hatırlatmasını sağladı. “İstediğim ilişki türü bu değil” diyerek yapay zeka kocasının gerektiğinde kendisini eleştirmesini ve iş disiplini konusunda uyarmasını sağlayan genç kadın, bu sayede dijital dünyada aradığı dengeyi bulduğunu ifade etti.

  • FIFA 2025 Ödülleri Sahiplerini Buldu: İşte Yılın Futbolcusu

    FIFA 2025 Ödülleri Sahiplerini Buldu: İşte Yılın Futbolcusu

    FIFA, 2025 yılının en iyilerini belirlediği gala gecesini Katar’ın başkenti Doha’da düzenledi. Törene FIFA Başkanı Gianni Infantino, FIFA Yönetim Kurulu üyeleri ve dünya çapındaki üye dernek temsilcileri ile futbolun yerel ve bölgesel elçileri dahil olmak üzere 800 konuk katıldı.

    Oylama sonucunda Yılın En İyi Erkek Futbolcusu PSG forması giyen Ousmane Dembele oldu. Dembele, gösterdiği üstün performans ile futbol dünyasının en prestijli ödüllerinden birini kazandı.

    Yılın en iyileri

    Yılın kadın kalecisi: Hannah Hamton

    Yılın en iyi taraftar grubu: Zakho SC

    Fair Play ödülü: Andreas Harlass-Neuking

    Yılın erkek kalecisi: Gianluigi Donnarumma

    Yılın golü ödülü: Santiago Montiel

    Yılın kadın teknik direktörü: Sarina Wiegman

    Yılın erkek teknik direktörü: Luis Enrique

    Yılın ilk 11’i: Gianluigi Donnarumma, Achraf Hakimi, Pacho Willian, Virgil Van Dijk, Nuno Mendes, Cole Palmer, Jude Bellingham, Vitinha, Pedri, Lamine Yamal, Ousmane Dembele

    Yılın kadın futbolcusu: Aitana Bonmati

  • İsrail eski Savunma Bakanı Liberman: Türkiye, Suriye ve Gazze’ye yerleşirse çıkarılamaz

    İsrail eski Savunma Bakanı Liberman: Türkiye, Suriye ve Gazze’ye yerleşirse çıkarılamaz

    İsrail eski Savunma Bakanı ve İsrail Evimiz partisi lideri Avigdor Liberman, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye ve Gazze’ye yerleşmeye çalıştığını savundu. Liberman, Türkiye’nin bölgeye girmesi durumunda kimsenin Türk güçlerini Suriye ve Gazze’den çıkaramayacağını ifade etti.

    Liberman, Gazze’de konuşlanması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü konusunda dünyadaki tüm ülkeler arasında yalnızca Türkiye’nin bastırdığını öne sürdü. Liberman, Türkiye’nin Hamas’ı korumak için Gazze’ye güvenlik gücü göndermek istediğini iddia etti.

    Hizbullah’ın Lübnan’da güçlendiğini savunan Liberman, İsrail’in Lübnan’a yeni bir saldırısının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Gazze’ye ilişkin olarak ise İsrail ile ABD’nin ajandalarının farklı olabileceğini, İsrail’in bazı konularda ABD’ye “hayır” demesini bilmesi gerektiğini dile getirdi.

    Liberman, Türkiye’nin bölgeye yerleşmesi ve Suriye’deki varlığı ile Gazze’ye güç göndermesinin bölgedeki güç dengesinde dramatik değişiklik yaratacağını ifade ederek, ABD’nin Ankara’ya F-35 satışıyla birlikte bunların kendisini en çok rahatsız eden gelişmeler olduğunu belirtti.

  • Rus uzun menzilli bombardıman uçakları Karadeniz’de

    Rus uzun menzilli bombardıman uçakları Karadeniz’de

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, Rusya Hava ve Uzay Kuvvetlerine ait “Tu-22M3” uzun menzilli bombardıman uçaklarının Karadeniz’in tarafsız suları üzerinde planlı uçuş yaptığı belirtildi.

    Rus “Su-35S” ve “Su-27” savaş uçaklarının eşlik ettiği uçuşun 5 saati aştığı kaydedilen açıklamada, “Uzun menzilli havacılık mürettebatı, düzenli olarak Arktik, Kuzey Atlantik, Pasifik Okyanusu, Baltık ve Karadeniz’in tarafsız suları üzerinde uçuşlar gerçekleştiriyor. Rusya Hava ve Uzay Kuvvetleri uçaklarının tüm uçuşları, uluslararası hava sahası düzenlemelerine sıkı şekilde uyularak gerçekleştirilmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

  • Zelensky: Barış planları birkaç gün içinde Rusya’ya sunulabilir

    Zelensky: Barış planları birkaç gün içinde Rusya’ya sunulabilir

    Ukrayna ile ABD’li yetkililer arasında Berlin’de iki gün süren görüşmelerin ardından, barış anlaşmasına yönelik metinlerin büyük ölçüde şekillendiği bildirildi. ABD’li yetkililer, Rusya ve Ukrayna arasındaki zorlu başlıkların yüzde 90’ında ilerleme sağlandığını ifade etti. Ancak Rus tarafının müzakerelere doğrudan katılmaması, sürecin belirsizliğini koruyor.

    Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelensky, ABD Kongresi’nin güvenlik garantilerine ilişkin oylamasının beklendiğini ve nihai belgelerin bugün veya yarın hazırlanabileceğini söyledi. Zelensky, belgelerin tamamlanmasının ardından ABD’li elçilerin planları Rusya’ya sunacağını ve hafta sonu üst düzey temasların gündeme gelebileceğini belirtti.

    Zelensky, beş ayrı belge üzerinde çalışıldığını, bunlardan bazılarının yasal olarak bağlayıcı güvenlik garantileri içerdiğini kaydetti. Bu garantilerin NATO’nun 5. maddesini yansıtacağını dile getiren Zelensky, ABD Kongresi onayının kritik önem taşıdığını vurguladı. ABD ise Ukrayna’ya kara birlikleri konuşlandırma planı olmadığını yineledi.

    Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkeleri, gönüllüler koalisyonu kapsamında Ukrayna ordusunun yeniden yapılandırılmasına, hava sahası güvenliğine ve deniz güvenliğine destek verilebileceğini açıkladı. Ancak bu desteğin NATO’nun 5. maddesiyle birebir örtüşeceği yönünde bir ifade kullanılmadı.

    Kremlin temkinli yaklaşımını sürdürüyor

    Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, güvenlik garantilerine ilişkin herhangi bir resmi metin görmediklerini belirterek, basında yer alan haberlere yanıt vermeyeceklerini söyledi. Peskov, Rusya’nın toprak talepleri ve Ukrayna’da yabancı asker bulunmasına karşı duruşunun değişmediğini yineledi.

    ABD ve Ukrayna heyetleri arasındaki görüşmelerde en büyük anlaşmazlık konusu toprak meselesi olmaya devam ediyor. ABD tarafı, Ukrayna’nın Donbas’taki bazı bölgelerden vazgeçmesini isterken, Kiev mevcut cephe hattının dondurulmasını savunuyor. Zelensky, Berlin görüşmelerinin ardından bu konuda henüz bir uzlaşı sağlanmadığını açıkladı.

    Uzmanlar, barış planlarının Kremlin’e sunulmasının sürecin en kritik aşaması olacağını belirtiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaş hedeflerinden taviz vermeye istekli olduğuna dair şu ana kadar bir işaret vermemesi, görüşmelerin geleceğini belirsiz kılıyor.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’nin güçlü olmak dışında seçeneği yoktur

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’nin güçlü olmak dışında seçeneği yoktur

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’ndaki, 16. Büyükelçiler Konferansı’nda katılımcılara hitap etti.

    Devlet geleneğinde istişarenin ayrı bir yerinin ve öneminin olduğunu ifade eden Erdoğan, “devlet aklı” kavramının, istişare kültürünün zengin bir tecrübeden süzülerek uygulamaya geçirilmiş hali olduğunu belirtti.

    Bu yıl 16’ncısı düzenlenen Büyükelçiler Konferansı’nın her konuda fikir teatisine, istişareye, müzakereye zemin oluşturduğunu, bundan da memnuniyet duyduğunu dile getiren Erdoğan, her yıl olduğu gibi bu sene de konferansın tertiplenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

    Erdoğan, devleti ve milleti yurt dışında iftiharla temsil ederken terör örgütlerinin kalleş saldırılarında şehit düşen hariciye teşkilatının tüm mensuplarını rahmetle yad etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2008 yılından beri düzenlenen konferansın her yıl farklı bir temada gerçekleştirildiğini belirterek, 16. Büyükelçiler Konferansı’nın “barış, istikrar ve refah üreten dış politika” başlıklarını taşıdığını söyledi. Erdoğan, içinden geçilen bölgesel ve küresel konjonktür itibarıyla bu üç kavramın seçilmesini son derece yerinde bulduğunu kaydetti.

    Modern diplomasinin temellerini atan Vestfalya Anlaşması’nın üzerinden neredeyse dört asır geçtiğini hatırlatan Erdoğan, bu süre zarfında şüphesiz hem Avrupa’da hem bölgede hem de dünyada tüm insanlığı etkileyen çok mühim hadiseler yaşandığını vurguladı.

    Erdoğan, son yıllarda teknoloji ve küreselleşmenin de etkisiyle ana aktörü devlet olan uluslararası ilişkilerin çok daha geniş bir alanı kapsar hale geldiğini belirtti.

    Çok uluslu şirketler, sivil toplum örgütleri, düşünce kuruluşları, uluslararası medya ve yatırımcılar gibi yeni oyuncuların, geleneksel diplomasiyi, dijital, dinamik ve kontrolü gittikçe zorlaşan bir zemine taşıdığına dikkati çeken Erdoğan, son 30 yılda iki kutupluluktan çok taraflılığa evrilen uluslararası sistemin gelinen noktada çok kutupluluğa dönüşmeye başladığını, dolayısıyla güç mücadelesinin daha sertleşmeye namzet olduğunu ifade etti.

    Erdoğan, büyük oranda söylem düzeyinde kalsa da insan hakları ve küresel adalet gibi kavramların daha fazla gündemde yer aldığına, bunların dikkate değer gelişmeler olduğuna ve hepsinin ayrı ayrı önemde olduğuna işaret etti.

    “Sınır hatlarından yansıyan insanlık dışı görüntüleri hiçbirimiz unutmadık”

    Burada şu tespitin de mutlaka yapılması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Tüm bu gelişmeler, insani krizleri, küresel eşitsizliği, savaşları, çatışmaları, istikrarsızlıkları çözmek yerine sorunları daha da derinleştirmiştir. Geçtiğimiz yüz yılın ilk yarısında, 20 yıl arayla milyonlarca insanın hayatını kaybettiği iki dünya savaşı yaşanmıştı. Holokost yine bu dönemde büyük bir barbarlık ve vahşet örneği olarak insanlığın ortak hafızasında derin izler bırakmıştı. İkinci Cihan Harbi sonrası inşa edilen küresel yönetişim ve güvenlik mimarisinin gayesi, benzer trajedilerin, soykırımların, vicdanları yaralayan savaş ve insanlık suçlarının önüne geçmekti. Bunda tam başarı sağlandığını söylemek yanlış olur.

    Ruanda’da yaklaşık 100 gün içinde 800 bin insan soykırıma uğradı. Bosna’da, Avrupa’nın göbeğinde utanç verici katliamlar yaşandı. Irak’ta, Arakan’da, Somali’de, Orta Afrika’da ve daha pek çok yerde milyonlarca masum insan, çatışma ve iç savaş sebebiyle hayatını kaybetti. Haksız da olsa güçlüyü koruyan, haklı da olsa mazlumu ezen mevcut düzen on yıllar boyunca istikrarsızlık üretti, kriz üretti, adaletsizlik üretti. Bu acı hakikate hepimiz bizzat şahitlik ettik.”

    Komşu Suriye’de, 600 binden fazla Suriyelinin Baas rejiminin ve terör örgütlerinin saldırılarında şehit olduğunu anımsatan Erdoğan, Sednaya gibi işkence merkezlerinde yüz binlerin eziyet gördüğünü, milyonlarca Suriyelinin ülkesini terk ettiğini söyledi.

    Erdoğan, “13,5 yıl boyunca katliam devam ederken, 13,5 yıl boyunca sivillerin tepesine varil bombaları yağarken vicdan sahibi bir avuç ülke dışında demokrasi ve insan hakları havarisi kesilenlerin hiçbirinin sesi çıkmadı. Sınır hatlarından yansıyan insanlık dışı görüntüleri hiçbirimiz unutmadık. Şişlerle delinen, batırılan, ülkemize doğru itilen botları unutmadık. Avrupa başkentlerinde kaybolan binlerce Suriyeli çocuğu unutmadık. Popülist siyasetçileri ve medyanın kışkırttığı ırkçı saldırıları unutmadık.” diye konuştu.

    “On binlerce çocuk soykırımın canlı tanıkları olarak Gazze’de hayata tutunmaya çalışıyor”

    Aynı şekilde Gazze’de 70 binin üzerinde Filistinlinin öldürüldüğünü, 170 binin üzerinde de yaralı bulunduğunu ifade eden Erdoğan, yıkıntıların altında ne kadar cenaze olduğunu kimsenin bilmediğini kaydetti.

    Erdoğan, “Şu anda pek çok anne, pek çok eş, çocuk, annelerini, babalarını, eşlerini arıyor ya da onların akıbetlerine ilişkin haber almayı bekliyor. Sadece annesini, babasını, kardeşini değil evini, okulunu kaybetmiş on binlerce çocuk soykırımın canlı tanıkları olarak bugün enkazlar arasında Gazze’de hayata tutunmaya çalışıyor.” dedi.

    Gazze’nin yüz ölçümünün 365 kilometrekare olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yani Gazze derken, İstanbul’da Beykoz, Ankara’da Mamak büyüklüğünde bir alandan bahsediyoruz. Soykırımdan önce Gazze’nin nüfusu 2,3 milyon civarındaydı. İşte böyle bir yerleşim alanına, 200 bin tondan fazla bomba atıldı. Hiroşima’ya atılandan 14 kat daha fazla bombayla Gazze’yi yerle bir ettiler. Şimdi bu durumda biz, nasıl işleyen, bu sorunlara çözüm üreten, adaletsizliği engelleyen bir uluslararası sistemden bahsedebiliriz? Mevcut küresel güvenlik ve yönetişim mimarisine nasıl güvenebiliriz? Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara şudur: Uluslararası kurumların çoğu bugün, kendisini gassalin ellerine bırakmış meyyit misali cansız, duyarsız, hareketsiz ve işlevsiz vaziyettedir. Türkiye’nin hem kendi hak ve çıkarlarını layıkıyla savunabilmesi hem de dost, soydaş ve kardeşlerine yardım eli uzatabilmesi için ekonomik, askeri, diplomatik bakımdan güçlü olmak dışında bir seçeneği yoktur.”

    “Genişleyen diplomatik temsilcilik ağımızla şanlı bayrağımızı dünyanın dört bir yanında gururla dalgalandırıyoruz”

    Türkiye’nin dünyada yaşanan gelişmeler karşısında stratejilerini belirlediğini, adımlarını planladığını ve yere sağlam basıp, hiçbir işini şansa bırakmadığını belirten Erdoğan, şunları ifade etti:

    “İçinde bulunduğumuz asrı Türkiye Yüzyılı yapmak için incelikle örülmüş çok boyutlu bir politikayı adım adım hayata geçiriyoruz. Bu mücadelede ülkemizin dış ilişkilerinin icrasında merkezi bir konuma sahip olan hariciye teşkilatımıza tabiatıyla büyük sorumluluk düşüyor. Ekonomisi, ihracatı, turizmi, savunma sanayisi ve elbette uluslararası itibarıyla Türkiye büyüdükçe Türkiye’nin küresel siyasetteki önemi ve ağırlığı arttıkça sizin mesainiz de yoğunlaşıyor. Genişleyen diplomatik temsilcilik ağımızla, 264 dış temsilciliğimizle bugün şanlı bayrağımızı dünyanın dört bir yanında gururla dalgalandırıyoruz. Şunu bir defa altını çizerek ifade etmek durumundayım. Ne eksen kayması ne rota değişimi ne de köklerden kopma, dış siyasetimizde bunların hiçbirisi söz konusu değildir ve olamaz.”

    “Hamas’ın serinkanlı tutumu sayesinde ateşkes büyük ölçüde korunuyor”

    Erdoğan, çift başlı Selçuklu kartalından ilhamı alan bir bakış açısıyla dünyanın her köşesiyle ekonomik, ticari, diplomatik, siyasi işbirlikleri tesis etmenin, karşılıklı saygıya dayalı samimi ilişkiler geliştirmenin çabası içerisinde olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

    “Özellikle son yıllarda kriz ve çatışmalarla anılan coğrafyamızda herkesin kazançlı çıkacağı bir barış ve istikrar kuşağı oluşturmanın mücadelesini veriyoruz. Ne yapıyorsak bunun için yapıyoruz. Amerikan Başkanı Sayın Trump ile New York’ta yaptığımız toplantı sonrası başlayan süreç, 10 Ekim’de ateşkes mutabakatıyla neticelendi. İsrail’in artan ihlallerine rağmen Hamas’ın serinkanlı tutumu sayesinde ateşkes büyük ölçüde korunuyor. Çeşitli kısıtlamalara karşın insani yardım sevkiyatı peyderpey ilerliyor. 103 bin tonu aşan insani yardımla burada da farkımızı ortaya koyuyoruz. Bu aşamada önceliğimiz ateşkesin kalıcı olması ve insani yardımların Gazze’ye engelsiz ulaştırılmasıdır. Gazze’nin yeniden inşasına da bir an önce başlanmalıdır. Bu amaçla temaslarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz.”

    “Suriye’nin önünde tarihi bir fırsat kapısı aralandı”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de olduğu gibi Suriye’de de benzer bir çaba içinde olduklarını hatırlatarak, 8 Aralık 2024’te Esed rejiminin devrilmesiyle Suriye’nin önünde tarihi bir fırsat kapısının aralandığını söyledi.

    Ahmed Şara’nın liderliğinde Suriye’nin, uluslararası topluma yeniden entegrasyon yolunda kısa sürede ciddi mesafe aldığına işaret eden Erdoğan, “Sadece ülkemizden Suriye’ye dönen mültecilerin sayısı 580 bini buldu. Suriyeli muhacirlerin gönüllü, güvenli, onurlu geri dönüşleri Suriye’deki huzur ortamı kalıcı hale geldikçe şüphesiz hızlanacaktır. Ancak bunun biraz daha zaman alacağı anlaşılıyor. İsrail’in Suriye’ye yönelik mütecaviz eylemleri halihazırda bu ülkenin kalıcı güvenlik ve istikrarının önündeki en büyük engeldir.” diye konuştu.

    “10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz”

    Erdoğan, Suriye’de DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin varlığının bir başka sorun alanı olduğunu belirterek, şunları ifade etti:

    “DEAŞ belasıyla göğüs göğüse çarpışmış tek NATO müttefiki olarak Suriye hükümetine gereken her türlü desteği veriyoruz. Ayak direnmesi halinde krize dönüşme riski barındıran 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması için de gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye’nin parçalanmasından, bölünmesinden, milli birlik ve bütünlüğünün zafiyete uğramasından kimin çıkar sağlayacağı açıktır. Suriye’yi oluşturan tüm kesimlerin yarınlarına güvenle bakabilmesi ancak ortak tarih ve ortak gelecek tasavvuruyla mümkündür. Her zaman söylüyorum, biz bin yıldır buradayız, beraberiz, komşuyuz. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız, birlikte yaşayacağız. Müslümanların kanından beslenenlerin oyununa gelmenin vebalini kimse taşıyamaz. Dimyat’taki pirincin peşine düşmenin, evdeki bulgurdan da edebileceğini hiç kimse unutmamalı. Sağduyunun, hırsa ve ihtirasa galip geleceğine inanıyor, Türkiye olarak bunun için çalışmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyorum.”

    “İnsani sahada somut sonuçlara ulaştık”

    Rusya-Ukrayna Savaşı’na da değinen Erdoğan, Türkiye’nin özel ilişkilere sahip olduğu iki ülkeyi bu yıl İstanbul’da üç defa bir araya getirdiğini anımsattı.

    Erdoğan, İstanbul süreci neticesinde insani alanda elde edilen kazanımların Türk diplomasisi için kayda değer bir başarı teşkil ettiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

    “İstanbul sürecinin yanı sıra Ukrayna Savaşı çerçevesinde bugüne kadar Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir tutuklu değişimleri gibi pek çok inisiyatife öncülük ederek insani sahada somut sonuçlara ulaştık. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni titizlikle uygulayarak savaşın Karadeniz’e sirayet etmesine mani olduk. Fakat son günlerde düzenlenen karşılıklı saldırılar Karadeniz’deki seyrüsefer emniyetini ciddi biçimde tehdit etmektedir. Ticaret gemilerini, sivil gemileri hedef almanın kimseye bir faydası olmaz. Her iki tarafa da bu konuda ikazlarımızı net bir şekilde iletiyoruz.”

    “Dünyanın en ücra köşelerinde Türkçe konuşan insanla karşılaşıyoruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllardır barışa hasret kalan Güney Kafkasya’nın bugün tarihi bir dönemden geçtiğine işaret ederek, “Azerbaycan ve Ermenistan barış anlaşması imzalamaya hiç olmadıkları kadar yakınlar. Sürece paralel olarak Azerbaycan ile diyalog halinde biz de Ermenistan ile normalleşme süreçlerimizi ilerletiyoruz. İnşallah gelecek sene başından itibaren bazı sembolik adımlar atacağız.” dedi.

    Erdoğan, büyükelçilerin de görev yaptığı yerlerde gördüğü üzere Türkiye’nin profilinin sadece mücavir bölgelerde değil uzak coğrafyalarda da yükseldiğini belirterek, şunları kaydetti:

    “Ülkemizin önünde yeni işbirliği kapıları açılmaktadır. Türkiye’ye yönelik ilginin arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Hiç ummadığınız yerlerde, dünyanın en ücra köşelerinde Türkçe konuşan, Türkiye’yi bilen, tanıyan, takip eden sayısız insanla karşılaşıyoruz. Türkiye mezunu öğrenciler bugün bakan, üst düzey bürokrat, iş adamı, siyasetçi, diplomat olarak ülkelerine başarıyla hizmet ediyor. Sizin de gayretlerinizle inşallah bu tarihi fırsatları en güzel şekilde, en etkin şekilde değerlendireceğiz.”

    “15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ’nün yurt dışındaki uzantılarıyla mücadeleyi aynı kararlılıkla devam ettirmeliyiz”

    Erdoğan, “Büyük devlet olmak, nerede yaşarsa yaşasın vatandaşına sahip çıkmak demektir.” vurgusunda bulundu.

    “Dünyanın 190’dan fazla ülkesinde hayat kurmuş, bu şekilde kök salmış 7 milyonluk Türk diasporası, millet olarak bizim canımızdan bir parçadır.” diyen Erdoğan, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının, İslam ve yabancı düşmanlığı başta olmak üzere ciddi tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.

    Türk vatandaşlarına yurt dışında gerekli hizmetlerin sağlanması ve haklarının savunulması konusunda büyükelçilerin canla başla çalıştığının farkında olduğunu belirten Erdoğan, aynı hassasiyetle çalışmaya devam etmelerini beklediğini dile getirdi.

    Ekonomi ve ticareti, dış politikadan ayrı tutmanın mümkün olmadığına işaret eden Erdoğan, “Türkiye, yılda sadece 46 milyar dolar ihracattan yıllık 270 milyar dolar ihracat yapan bir ülke haline geldiyse sizin bunda büyük emeğiniz var. Yine sizin de çabalarınızla 61,1 milyar dolar turizm gelirine, 60 milyon 500 bin turist rakamına ulaştık.” bilgisini paylaştı.

    Erdoğan, dış ticarette, özellikle savunma sanayisinde hedef büyüterek yola devam ettiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Halihazırda dünyanın en büyük 11’inci savunma ihracatçısıyız. Yılın ilk 10 ayında 6,7 milyar dolarla önemli bir ivme yakaladık. 2028 için hedefimiz, savunma ve havacılık ihracatımızı 11 milyar dolara çıkarmak ve dünyanın ilk 10 ihracatçısı arasına girmek. El ele verecek, uyum içinde çalışacak ve bu hedefe inşallah ulaşacağız.”

    Terör örgütleri ve organize suç çeteleriyle mücadelenin önemine dikkati çeken Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ’nün yurt dışındaki uzantılarıyla mücadeleyi aynı kararlılıkla devam ettirmeliyiz. Türkiye düşmanlarının maşasına dönüşen bu ihanet şebekesinin ülkemiz ve demokrasimiz açısından tekrar bir tehdit oluşturmasına izin veremeyiz. Türkiye Maarif Vakfının desteklenmesi, bu noktada elimizi güçlendirecektir.” diye konuştu.

    “Sıfır atığa ilişkin farkındalığı artırmamız önem taşıyor”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre sorunları, kirlilik ve iklim krizinin insanlığın geleceğini tehdit ettiğini söyledi.

    2053 vizyonları çerçevesinde, burada da sorumluluk aldıklarını, iklim kriziyle küresel mücadeleye gerekli desteği sunduklarını ifade eden Erdoğan, “Eşim Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayesinde yürütülen Sıfır Atık projemiz, bugün dünyada örnek teşkil eden bir girişim haline geldi. Önümüzdeki dönemde sıfır atığa ilişkin farkındalığı artırmamız, dünya genelinde en iyi sıfır atık uygulamalarını tespit ederek bunları ulusal ve küresel düzeyde hayata geçirmemiz önem taşıyor. Biliyorsunuz gelecek sene, COP31 Zirvesi’ne Antalya’da ev sahipliği yapacağız.” şeklinde konuştu.

    Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi ile 13’üncü Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nin de Türkiye’de gerçekleştirileceğini anımsatarak şu ifadeleri kullandı:

    “İnşallah bu zirveleri, sizlerin de katkısı, desteği, gayretiyle Türkiye’ye ve Türk milletine yakışır şekilde icra edeceğiz. Bakınız, 23 yıldır milletinin takdiriyle ülkesine hizmet eden bir siyasetçi ve devlet adamı olarak şunu tüm samimiyetimle söylemek istiyorum, yurdumuza uzak coğrafyalarda, aileniz ve vatanınızdan uzak bir şekilde zor şartlarda özveriyle görev yapmakta olduğunuzu çok iyi biliyorum. Sizlerin bu samimi çabalarının, devletimiz, hükümetimiz ve milletimiz nezdinde takdirle karşılandığını bilmenizi isterim. Ülkemize ve milletimize yaptığınız değerli hizmetler için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de çalışmalarınızı aynı hassasiyet, aynı fedakarlık ve adanmışlık duygusuyla sürdürmenizi sizlerden istirham ediyorum. Ailelerinize de sizlere bu görevi yürütürken verdikleri destekten ötürü en kalbi şükranlarımı sunuyorum.”

    Erdoğan, hariciye teşkilatının mesuliyetlerini hakkıyla yerine getirebilmesi için eylül ayında yeni yerleşkesinin temellerini attıklarını, Dışişleri Bakanlığının yeni binasının, devletin köklü diplomasi geleneğini, gelecek vizyonunu ve milletin güçlü iradesini yansıtacak bir eser olacağına yürekten inandığını söyledi.

    “Rabb’im ömür ve sağlık verdikçe tempomuzu asla düşürmeyeceğiz”

    “Elbette bunları sizlerden beklerken biz de boş durmuyor, Türkiye’yi en güzel yerlere taşımak için gece gündüz demeden çalışıyoruz.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Nasıl bir tempoyla çalıştığımızın görülmesi açısından burada birkaç rakamı sizinle kısaca paylaşmak arzusundayım. 2025 senesi içinde 24 yurt dışı seyahatimiz oldu. Devlet ve hükümet başkanı düzeyinde 91 lideri ülkemizde ağırladık. Görüşme ve kabul olarak, 270 temas gerçekleştirdik. Yine devlet ve hükümet başkanlarıyla 176 telefon görüşmesi yaptık. Yani ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla, milletimize karşı vazifemizi yerine getirmek için çok yoğun bir mesai içinde olduk. Rabb’im ömür ve sağlık verdikçe tempomuzu asla düşürmeyeceğiz.”

    Erdoğan, karamsarlığa kapılmadan, yılmadan, yorulmadan, duraksamadan Türkiye Yüzyılı hedeflerine doğru koşar adım ilerleyeceklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Bunun için sadece daha fazla çalışmaya, kendimize ve devletimize daha fazla güvenmeye, hedeflerimizi daha sıkı kovalamaya ihtiyacımız var. Gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. ‘Rabb’im yolumuzu, bahtımızı açık etsin’ diyor, ‘Allah utandırmasın’ diyorum. 16’ncı Büyükelçiler Konferansı’nın bir kez daha Bakanlığımızla birlikte ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Her birinizi tekrar saygıyla selamlıyor, görev yerlerinize dönerken sizlere hayırlı yolculuklar temenni ediyorum.”

  • Ankara’da kritik görüşme; Dışişleri Bakanı Fidan, ABD elçisi Barrack’ı kabul etti

    Ankara’da kritik görüşme; Dışişleri Bakanı Fidan, ABD elçisi Barrack’ı kabul etti

    Bakan Fidan ABD Elçisini Kabul Etti

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı resmi bir kabulde ağırladı. Görüşme Ankara’da gerçekleşti ve diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre ikili, ikili ilişkiler ile bölgesel meseleleri değerlendirdi.

    Diplomatik İlişkiler ve Bölgesel Konular

    Toplantıda, Türkiye-ABD ilişkilerinin güçlendirilmesi ve bölgesel gelişmelerin ele alınması öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Diplomatik görüşmeler, iki ülke arasındaki iş birliğinin ve stratejik iletişimin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla yapıldı.

    Görüşmenin Önemi

    Bu tür üst düzey görüşmeler, Türkiye ve ABD arasındaki diplomatik temasların güçlendirilmesine ve bölgesel güvenlik konularında ortak anlayışın geliştirilmesine hizmet ediyor.

  • Elon Musk tarihe geçti: Serveti 600 milyar doları aşan ilk kişi oldu

    Elon Musk tarihe geçti: Serveti 600 milyar doları aşan ilk kişi oldu

    Forbes verileriyle tarihi rekor

    Forbes’un yayımladığı güncel verilere göre Elon Musk, net serveti 600 milyar doların üzerine çıkan ilk kişi olarak tarihe geçti. Son artışla birlikte Musk’ın serveti yaklaşık 677 milyar dolara ulaştı.

    SpaceX beklentileri serveti büyüttü

    Musk’ın servetindeki artışta, uzay şirketi SpaceX’in yaklaşık 800 milyar dolar değerleme ile halka arz edilebileceğine yönelik beklentiler etkili oldu. Musk’ın SpaceX’te yaklaşık yüzde 42 oranında paya sahip olduğu, bu değerlemenin servetine yaklaşık 168 milyar dolarlık katkı sağladığı ifade edildi.

    Servet farkı açılıyor

    Bu gelişmeyle birlikte servet sıralamasında liderliğini açık ara sürdüren Musk, ikinci sıradaki Larry Page ile arasındaki farkı yaklaşık 425 milyar dolara çıkardı. Musk’ın 700 milyar dolar eşiğine yalnızca 23 milyar dolar kalması, yeni bir rekorun da yakın olabileceğine işaret ediyor.

    Tesla ve xAI etkisi

    Elon Musk’ın toplam serveti, elektrikli araç üreticisi Tesla’daki yaklaşık yüzde 12’lik hissesiyle de destekleniyor. Satışlardaki zayıflamaya rağmen Tesla hisseleri yıl başından bu yana yüzde 13 değer kazanırken, sürücüsüz robotaksi testlerinin duyurulmasının ardından hisseler günlük bazda yükseliş gösterdi. Ayrıca Musk’ın yapay zekâ girişimi xAI’nin yaklaşık 230 milyar dolar değerleme üzerinden yeni bir sermaye artırımı için görüşmeler yürüttüğü belirtiliyor.

  • Doğal afet felaketi devam ediyor: 1053 kişi hayatını kaybetti

    Doğal afet felaketi devam ediyor: 1053 kişi hayatını kaybetti

    Endonezya’nın Sumatra Adası’nda etkili olan şiddetli yağışlar büyük kayıplara yol açtı. Şiddetli sağanakla birlikte sel ve toprak kaymalarının yaşandığı bölgede acı bilanço açıklandı.

    1053 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

    Endonezya Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB) Endonezya’daki afetlerle ilgili son verileri açıkladı. Buna göre 1053 kişinin hayatını kaybettiği bilgisine ulaşıldı. Üstelik facianın korkunçluğu bununla da sınırlı değildi. Yapılan açıklamada, bölgelerde yaşayan 200 kişinin ise hala kayıp olduğu aktarıldı.

  • MI6’in yeni şefi Blaise Metreweli: Barış ve savaş arasındaki gri alandayız

    MI6’in yeni şefi Blaise Metreweli: Barış ve savaş arasındaki gri alandayız

    MI6’in yeni liderinden ilk mesaj

    İngiltere’nin dış istihbarat teşkilatı MI6’in yeni şefi Blaise Metreweli, göreve gelmesinin ardından ilk kez kamuoyuna açık bir konuşma yaptı. Metreweli, teşkilatının çok sayıda güvenlik tehdidiyle aynı anda mücadele ettiğini belirterek, mevcut küresel ortamı barış ve savaş arasındaki bir alan olarak tanımladı.

    Rusya vurgusu ve gri alan taktikleri

    Konuşmasında Rusya’nın Batı’ya yönelik faaliyetlerine dikkat çeken Metreweli, Moskova yönetiminin savaş eşiğinin hemen altında kalan gri alan taktikleriyle Batılı ülkeleri test ettiğini ifade etti. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini agresif, yayılmacı ve revizyonist bir tehdit olarak nitelendiren Metreweli, İngiltere’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerinde Ukrayna lehine baskı kurmayı sürdüreceğini vurguladı.

    Hibrit savaş örnekleri

    Metreweli, Rusya’nın hibrit savaş yaklaşımına örnek olarak Avrupa’nın farklı başkentlerindeki havalimanları ve askeri hava üsleri çevresinde görülen insansız hava araçlarını ve altyapıya yönelik siber saldırıları gösterdi. Zorbalama, korkutma ve manipülasyon girişimlerinin iyi anlaşılması gerektiğini belirten Metreweli, bu tür faaliyetlerin tüm ülkeleri etkilediğini söyledi.

    Yaptırımlar ve Rusya’nın stratejisi

    Dezenformasyon faaliyetleri nedeniyle Rus kişi ve kurumlarına uygulanan yeni yaptırımlara değinen Metreweli, kaos ihracatının Rusya’nın uluslararası angajmanında bir istisna değil, sistemin temel özelliklerinden biri olduğunu dile getirdi. Batı yaptırımlarının Rus ekonomisini zedelediğini ancak Moskova yönetimini Ukrayna politikasından vazgeçirmediğini ifade etti.

    Teknoloji çağında istihbarat

    Metreweli, 21’inci yüzyılın en büyük meydan okumasının teknoloji olduğunu belirterek, yalnızca güçlü teknolojilere sahip olmanın değil, bu teknolojilere bilgelikle rehberlik etmenin de kritik önemde olduğunu söyledi. Teknolojinin kontrolünün devletlerden şirketlere ve bireylere kaymasının gücü daha yaygın ve öngörülemez hale getirdiğini vurguladı.

    MI6’te teknoloji odaklı dönüşüm

    Yeni MI6 şefi, Rusya tehdidine karşı koyabilmek için teşkilatın tüm faaliyetlerine teknolojinin entegre edilmesi gerektiğini belirtti. Özellikle yeni teknolojilerin geliştirilmesine yoğunlaşacaklarını açıklayan Metreweli, tüm istihbarat personeline teknoloji konusunda uzmanlaşma çağrısı yaptı.

    İstihbarat kariyeri ve MI6 geçmişi

    1999 yılında İngiliz istihbarat servisine katılan Metreweli, MI6’in başına geçmeden önce teşkilatın en gizli birimlerinden biri olarak bilinen Q dairesinde görev yaptı. Bu birimde ajanların gizli iletişimini sağlayan cihaz ve sistemlerin geliştirildiği biliniyor. Metreweli, istihbarat dünyasında veri ve teknolojinin belirleyici olduğu yeni döneme uyum sağlanması gerektiğini vurguladı.

  • MSB: Karadeniz’den gelen İHA, Çankırı-Elmadağ arasında düşürüldü

    MSB: Karadeniz’den gelen İHA, Çankırı-Elmadağ arasında düşürüldü

    İHA’nın rotası ve tespit süreci

    Millî Savunma Bakanlığı’nın dün Karadeniz’de kontrolden çıkan bir insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurduğu olayla ilgili ayrıntılar netleşti. CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova’nın aktardığı bilgilere göre, söz konusu İHA Karadeniz üzerinden Kastamonu hattını izleyerek ilerledi ve Çankırı-Elmadağ arasında düşürüldü.

    Radarlarda tespiti zor oldu

    Canova, İHA’nın küçük boyutlu olması nedeniyle radar tespitinin zor olduğunu belirterek, Türkiye’deki radar sistemlerine zaman zaman girip çıktığını ve iz bıraktığını ifade etti. Bu nedenle ilk aşamada meteorolojik hava aracı izi gibi algılandığı, ancak takibin sürdürüldüğü aktarıldı.

    F-16’lara alarm reaksiyon görevi

    İHA’nın Türk hava sahasına girmesinin ardından F-16 savaş uçaklarına alarm reaksiyon görevi verildi. Güvenlik prosedürleri kapsamında, insansız hava aracının meskûn mahal dışında uygun bir noktaya gelmesi beklendi.

    Çankırı-Elmadağ arasında vuruldu

    CNN Türk yayınında verilen bilgilere göre, İHA Çankırı-Elmadağ arasında yerleşim yerlerinden uzak bir noktada F-16’dan atılan füze ile vurularak düşürüldü. İHA’nın parçalanarak dağıldığı, bu nedenle enkazın tamamına henüz ulaşılamadığı belirtildi.

    Enkaz incelemeye alınacak

    Parçalara ayrılan enkazın toplanmasının ardından Hava Kuvvetleri tarafından detaylı incelemeye alınacağı kaydedildi. İncelemenin, İHA’nın teknik özellikleri ve menşeine ilişkin bilgi sağlaması bekleniyor.

    MSB’nin önceki açıklaması

    Millî Savunma Bakanlığı, dün akşam yaptığı açıklamada Karadeniz üzerinden Türk hava sahasına yaklaşan bir hava izinin tespit edildiğini ve rutin prosedürler kapsamında takibe alındığını bildirmişti. Açıklamada, söz konusu hava izinin kontrolden çıktığı anlaşılan bir insansız hava aracı olduğunun belirlendiği ve herhangi bir olumsuzluğa mahal vermemek adına meskûn mahal dışında emniyetli bir bölgede vurularak düşürüldüğü ifade edilmişti.

  • Görüntüler dehşete düşürdü: 15 yaşındaki çocuk 10 yaşındaki çocuğu böyle bıçakladı!

    Görüntüler dehşete düşürdü: 15 yaşındaki çocuk 10 yaşındaki çocuğu böyle bıçakladı!

    Rusya’nın Moskova bölgesinde 15 yaşındaki eli bıçaklı saldırgan bir okula girdi. 9. sınıf öğrencisinin elinde bıçakla okul koridorunda yürüdüğünü gören güvenlik görevlisi müdahale etmeye çalıştı. Ancak çocuk saldırgan biber gazıyla güvenlik görevlisini etkisiz hale getirdi.

    DEHŞET ANLARI KAMERADA

    Okul güvenliğini atlatan saldırgan bir hışımla 10 yaşındaki çocuğa yöneldi. Küçük çocuk kaçmaya çalışsa da merdivenlerde saldırganın hedefi oldu. Gözü dönen 15 yaşındaki saldırgan elindeki bıçağı yere düşen çocuğun vücudunun çeşitli yerlerine sapladı.

    4. SINIF ÖĞRENCİSİ KURTARILAMADI

    Moskova Bölgesi Çocuk Hakları Ombudsmanı Ksenia Mishonova yaptığı açıklamada, 4. sınıf öğrencisi 10 yaşındaki çocuğun kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen ne yazık ki kurtarılamadığını aktardı. Rus medyasındaki haberlerde, maske ve kask takan saldırganın tişörtünde “No Lives Matter (Hiçbir hayat önemli değil)” yazdığı belirtildi.

  • Acil iniş yapmaya çalışan uçak düştü: 7 kişi öldü

    Acil iniş yapmaya çalışan uçak düştü: 7 kişi öldü

    Meksika’nın başkenti Meksiko’nun yaklaşık 50 kilometre batı yönünde, Toluca Havalimanı’na sadece 5 kilometre kala meydana geldi. Bölge Sivil Koruma Koordinatörü Adrian Hernandez’in yaptığı açıklamaya göre, küçük uçak acil iniş yapmaya çalışırken kontrolü kaybederek düştü.

    7 CESEDE ULAŞILDI

    Kazadan önce uçakta toplam 8 yolcu ve 2 mürettebat olmak üzere 10 kişinin kayıt altına alındığını bildirildi. Ekiplerin enkaz alanındaki hızlı müdahalesine rağmen, şu ana kadar ne yazık ki 7 kişinin cansız bedenine ulaşılabildiği kaydedildi.

    KAZANIN NEDENİ ARAŞTIRILIYOR

    Korkunç kazanın hemen ardından uçağın düşesindeki kesin nedeninin belirlenmesi amacıyla detaylı bir soruşturma başlatıldı.

  • SON DAKİKA: Milli Savunma Bakanlığı; Kontrol Dışı İHA Karadeniz Üzerinde Düşürüldü

    SON DAKİKA: Milli Savunma Bakanlığı; Kontrol Dışı İHA Karadeniz Üzerinde Düşürüldü

    Hava sahasında tespit

    Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Karadeniz üzerinden Türk hava sahasına yaklaşan bir hava izinin rutin prosedürler kapsamında takibe alındığı belirtildi. Hava sahasının güvenliğini sağlamak amacıyla, NATO ve milli kontrol altındaki F-16’lara alarm reaksiyon görevi verildi.

    İHA’nın durumu

    Takip sırasında söz konusu hava izinin kontrolden çıkmış bir insansız hava aracı olduğu tespit edildi. Bakanlık, herhangi bir olumsuzluğun önlenmesi için İHA’nın meskun mahal dışında emniyetli bir bölgede düşürüldüğünü bildirdi.

    Güvenlik önlemleri

    Olay, Türkiye’nin hava sahası güvenliğinin sağlanması ve olası tehditlerin etkisiz hale getirilmesi çerçevesinde yürütülen rutin prosedürlerin bir parçası olarak değerlendirildi. Bakanlık, vatandaşların herhangi bir tehlikeye maruz kalmadığını vurguladı.

    Milli savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklama şöyle:

    Karadeniz üzerinden hava sahamıza yaklaşan bir hava izi tespit edilmiş ve rutin prosedürler kapsamında takibe alınmıştır. Hava sahası güvenliğinin sağlanması amacıyla, NATO ve Milli Kontroldeki F-16’larımıza alarm reaksiyon görevi verilmiştir. Söz konusu hava izinin kontrolden çıktığı anlaşılan bir insansız hava aracı olduğu belirlenmiş; herhangi bir olumsuzluğa mahal vermemek adına, meskun mahal dışında emniyetli bir bölgede vurularak düşürülmüştür.

  • Rusya: Ukrayna’nın NATO’ya girmemesine yönelik garantiler konusu, müzakerelerin temel taşlarından

    Rusya: Ukrayna’nın NATO’ya girmemesine yönelik garantiler konusu, müzakerelerin temel taşlarından

    Peskov, başkent Moskova’da gazetecilerin gündemdeki konulara ilişkin bazı sorularını yanıtladı.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna konusunda barış istediğini anlatan Peskov, “Putin gerçek barışa ve ciddi kararlara açık, ancak kendisi süreci yavaşlatmayı ve yapay, geçici mühletler yaratmayı amaçlayan manevralara ise karşıdır.” dedi.

    Peskov, Ukrayna konusunun çözümüne ilişkin bir takvim konuşmanın ise anlamsız bir süreç olduğunu söyledi.

    ABD ile devam eden müzakerelerde Ukrayna’nın NATO’ya girmemesine yönelik garantilerin önemine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Peskov, “Doğal olarak, bu konu sürecin temel taşlarındandır ve ayrıca tartışılmalıdır. Müzakere sürecinin temelini oluşturuyor.” diye konuştu.

    Peskov, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna konusunda çözüme uğraşmak için “samimi şekilde” emek verdiğini belirterek, “Bu çabaları çok takdir ediyoruz.” ifadesini kullandı.

  • Dışişleri Bakanı Fidan: Barışı, istikrarı ve refahı diplomatik araçlarımızla bizzat biz inşa etmek zorundayız

    Dışişleri Bakanı Fidan: Barışı, istikrarı ve refahı diplomatik araçlarımızla bizzat biz inşa etmek zorundayız

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Barış, İstikrar ve Refah Üreten Dış Politika” temasıyla Ankara’da bir otelde düzenlenen 16’ncı Büyükelçiler Konferansının açılışında konuştu.

    Büyükelçilerle bir araya gelmenin, merkezdeki vizyon ve iradenin sahadaki tecrübeyle bütünleşerek ortak aklı ortaya koyduğu bir zemin oluşturduğunu belirten Fidan, konferansın düşünmeye ve büyük resme odaklanmaya imkan tanıdığını vurguladı.

    Fidan, Dışişleri Bakanlığının geçmişten bugüne devlet teşkilatı içinde müstesna bir konumda olduğunun altını çizerek, kadim devlet geleneğinin temsilcileri olduklarını söyledi.

    Hariciye teşkilatının, devletin bekası ile milletin refahı için daima kritik roller üstlendiğinin altını çizen Fidan, “Bugün de gücümüzü milli iradenin tecellisiyle çeyrek asırdır ülkemize liderlik eden Sayın Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) güçlü duruşundan alıyor, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu kararlılıkla inşa ediyoruz.” diye konuştu.

    Fidan, Türkiye’nin diplomasi geleneği ve kurumsal hafızası bakımından az sayıdaki köklü ülkeler arasında yer aldığını, güçlü Türk diplomasisinin karşılaşılan sınamaların üstesinden başarıyla gelebilecek kudrette olduğunu dile getirdi.

    “Çağın öngörülemez yapısı diplomatların rolünü hayati kılıyor”

    Vazifelerinin devletin menfaatlerini korumak ve uluslararası alanda hak ettiği yeri almasını sağlamak olduğunu aktaran Fidan, sahada attıkları adımların, bölgesel ve küresel denklemde somut yansımalarını gördüklerini kaydetti.

    Fidan, konferansın bu yılki temasının edilgenliği reddeden, uluslararası sistemin açıklarını kapatmaya talip, düzen kurucu dış politika anlayışının bir yansıması olduğunu belirterek, “Uluslararası sistemin tıkandığı ve çözüm mekanizmalarının felç olduğu bu ortamda, barışı, istikrarı ve refahı diplomatik araçlarımızla bizzat biz inşa etmek zorundayız.” ifadelerini kullandı.

    Fidan, iletişim teknolojilerinin hızlandığı bir çağda klasik diplomata ve diplomasiye hala ihtiyaç olup olmadığının tartışıldığını hatırlatarak, çağın belirsiz ve öngörülemez yapısının diplomatların rolünü hiç olmadığı kadar “hayati” kıldığını vurguladı.

    Enformasyon ile nitelikli bilgi arasındaki farkın derinleştiğini aktaran Fidan, bilgi kirliliğinin içinden milli menfaatleri ilgilendiren nitelikli bilgiyi tespit ederek stratejik analiz yapmanın hayati hale geldiğini söyledi.

    Fidan, dış misyonların bulunduğu başkentlerde “ne konuşulduğunu değil, ne kastedildiğini” yetenekli diplomatların anlayabileceğine işaret etti.

    Dış politikadaki olağanüstü gündem çeşitliliği nedeniyle diplomatların rolünün her zamankinden daha hayati olduğunu yineleyen Fidan, diplomatik kariyer memurlarının arabuluculuktan kriz yönetimine kadar geniş bir yelpazede görevlerini icra ettiğini hatırlattı.

    “Saygın ve lider bir Türkiye inşa ediyoruz”

    Türkiye eksenli, bağımsız ve milli bir vizyonun esas olduğunu vurgulayan Fidan, şöyle devam etti:

    “360 derece perspektifiyle yürüttüğümüz dış politikamız, işte bu güçlü vizyonun hem mimarı hem de taşıyıcısıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın bizlere istikametini çizdiği, Türkiye Yüzyılı hedefiyle yakın coğrafyasında güvenlik ve refah üreten, bölgesel ve küresel düzeyde düzen kurucu rolünü pekiştiren, uluslararası ticarette pazar payını ve rekabetçiliğini artırmış ve uluslararası sisteme kendi özgün siyasi ve kültürel katkısını sunabilen, saygın ve lider bir Türkiye inşa ediyoruz.”

    Fidan, güçlü Türkiye vizyonunu Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde somut icraata dönüştürmek için çabaladıklarının altını çizerek, “Bugün Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Afrika’dan Orta Asya’ya Türkiye’nin tutumunun kurulan denklemlerde dikkate alınması, bir Türkiye Vizyonu’ndan bahsedilmesi tesadüf değildir. Bu, gece gündüz demeden sebatla çalışan Hariciye teşkilatımızın ve arkanızdaki güçlü siyasi iradenin eseridir.” şeklinde konuştu.

    Türk diplomasisinin zaman ve mesafe tanımayacağını dile getiren Fidan, uluslararası düzenle, bölgesel krizlerle ve insanlığın geleceğiyle ilgili her konuda Türkiye’nin her zaman söyleyecek özgün bir sözü ve doktrini bulunacağını kaydetti.

    Dışişleri Bakanlığının devlet içindeki rolü

    Fidan, uluslararası ilişkiler literatürünün, içinde bulunulan dönemi tanımlamakta zaman zaman yetersiz kaldığına dikkati çekerek, mevcut durumun kimileri tarafından “İkinci Soğuk Savaş”, kimileri tarafından da “çok kutuplu düzensizlik” olarak tanımlandığını aktardı.

    Dışişleri Bakanlığının çalışma prensiplerini ve devlet içindeki rolünü üç temel sütun üzerine yeniden inşa etiklerini kaydeden Fidan, bu temellerden ilkinin Türkiye’nin dış politikadaki muhtelif güç unsurlarının ve ilişkilerinin stratejik envanterini tutmak olduğunu belirtti.

    Fidan, hangi sahada hangi araçların mevcut olduğunu anlık olarak bilen ve yöneten bir “veri merkezi” gibi çalıştıklarını, bu sayede sağlıklı politikalar üretebildiklerini aktardı.

    Bakan Fidan, bu minvalde, büyükelçilerin sahadan süzerek merkeze sunduğu değerlendirmelerin büyük önem taşıdığını vurguladı.

    Bakanlığın devlet içindeki rollerinden ikincisinin “pozisyon üretmek” olduğuna işaret eden Fidan, bakanlığın krizler ortaya çıkmadan önce senaryolara çalışarak Türkiye’nin o konuda nerede durması gerektiğini ve milli menfaatlerin hangi yönde ağır bastığını belirlediklerini açıkladı.

    Fidan, “Başkalarının ürettiği kavramlarla, başkalarının çizdiği sınırlar içinde siyaset oluşturma devri çoktan kapanmıştır. Sizlerden beklentim açık ve nettir: Günlük mesainin yoğunluğunda büyük resmi hiçbir zaman için gözden kaçırmayın. Stratejik öngörülerinizi ve yaratıcı fikirlerinizi bizlerle paylaşmaktan çekinmeyin.” dedi.

    Bakanlığın, dış ilişkilerin tamamının eşgüdümünden ve koordinasyonundan sorumlu olduğunu hatırlatan Fidan, “Bu anlayış doğrultusunda, ülkemizin, güvenlik, savunma, istihbarat, teknoloji, ekonomi, ticaret, enerji, ulaştırma, sağlık, kültür, turizm dahil, tüm hedeflerini bütüncül olarak ele almaktayız. Bu sahaların tamamında dış ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla uygulama ve koordine etme sorumluluğumuzu ilgili kurum ve kuruluşlarımızla yakın ve etkin bir eşgüdüm içinde yerine getirmekteyiz. Bir başka ifadeyle, tüm devlet kurumlarımızın enerjisini tek bir noktaya odaklayan mercek görevini üstlenmekteyiz. Bu görevi daha da etkin kılacak çalışmaları sizler her gün yürütüyorsunuz, yürütmeye de devam edeceksiniz.” diye konuştu.

    Türkiye, Gazze’de ateşkesin sağlanmasında “başat rol” oynadı

    Bakan Fidan, bütüncül kapasiteyi, stratejik aklı, küresel vicdanı ve bölgesel istikrarı sınayan en kritik cephelerde bilfiil seferber ettiklerini aktardı.

    Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşananların insanlık tarihine “kara bir leke” olarak geçtiğini ifade eden Fidan, ancak bunun aynı zamanda küresel bir uyanışa vesile olduğunu belirtti.

    Fidan, İsrail’in Gazze’de işlediği soykırım karşısında, Türkiye’nin küresel vicdanın sesi olduğuna dikkati çekerek, “Filistin meselesinde en başından beri izlediğimiz ilkeli tutum, ateşkesin sağlanmasında başat rol oynadı.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin bu konudaki çabalarının uluslararası kamuoyu nezdinde büyük yankı bulduğuna değinen Fidan, “Artık Batı başkentlerinde dahi iki devletli çözüm kabul görüyorsa, bunda diplomasimizin ısrarlı ve ilkeli duruşunun payı büyüktür.” şeklinde konuştu.

    Fidan, Filistin’de kalıcı barışın sağlanması için halen zamana ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Bu bilinçle, iki devletli çözüm vizyonunu hayata geçirmek için sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

    Rusya-Ukrayna Savaşı

    Rusya-Ukrayna Savaşına da değinen Fidan, “Savaşın başladığı ilk günden bu yana, ilkemiz net oldu: ‘Savaşın kazananı, adil bir barışın ise kaybedeni olmaz.’ Bu inançla, savaşın diplomasi masasında sona ermesi için en yoğun gayreti gösteren ülke olduk. İstanbul, halen tarafların teknik düzeyde bir araya gelebildiği ve barışın parametrelerini tartışabildiği yegâne platform olma özelliğini korumaktadır.” diye konuştu.

    Fidan, bu durumun Türk diplomasisine duyulan güvenin bir tezahürü olduğunu belirterek, Türkiye’nin, savaşın diplomatik yollarla bitirilmesi için her türlü inisiyatifi almaya, kolaylaştırıcı rol oynamaya ve barış masasını yeniden kurmaya hazır olduğunu vurguladı.

    Suriye’deki durum

    Rejimin devrilmesinin sene-i devriyesinde Suriye’nin, Türk diplomasinin tarihin doğru tarafında durduğu ve alnının akıyla çıktığı başka bir örnek olduğunu ifade eden Fidan, şöyle devam etti:

    “Geriye dönüp baktığımızda, son 15 yılda Suriye sahasında tarihin en zorlu sınavlarından birini verdik. Bunun siyasi ve ekonomik maliyetini ödedik, ancak insanlık onurundan taviz vermedik. Bu süreçte yalnız bırakıldığımız, birçok ülkenin terör örgütleriyle taktiksel işbirliklerine girdiği dönemler oldu. Ancak biz rotamızdan şaşmadık. Ve nihayetinde tarih kendi hükmünü verdi. 8 Aralık 2024, Suriye halkı için yeni bir umut sayfasının açıldığı bir milat oldu. Ancak Suriye’de işimiz aslında yeni başlıyor. Biz inanıyoruz ki dış müdahalelerden arınmış, istikrarlı bir Suriye, bölgemiz için büyük bir artı değer olacaktır. Türkiye, bu süreçte dost ve kardeş Suriye halkının yanında olmaya kararlılıkla devam edecektir.”

    Fidan, tüm bu başarıların merkezdeki ve sahadaki ekibin ve büyükelçilerin özverili çalışmaları sayesinde gerçekleştiğini kaydederek, “Ancak mevcut başarılarla yetinemeyiz. Dünya giderek daha çetin bir rekabetin içine giriyor. Diplomaside elde ettiğimiz her başarının ardından, önümüzde aşılması gereken yeni bir eşik, daha zorlu bir sınav beliriyor.” ifadelerini kullandı.

    Mevcut uluslararası sistemin çeşitli alanlarda kilitlendiğini dile getiren Fidan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) reform ihtiyacından küresel ticaret sistemindeki adaletsizliklere kadar pek çok alanda tıkanıklıklar olduğunu hatırlattı.

    Fidan, bu düğümlerin çözümünde özgün fikirler üreten, sorunlara bölgesel ve yaratıcı çözümler sunan ülkelerin ön plana çıktığına işaret ederek, “Kendimizi sürekli rekabetçi bir konumda tutabilmemizin yolu, inisiyatif geliştirebilme kapasitemizden geçiyor.” şeklinde konuştu.

    Uluslararası sistemdeki mevcut kilitlenmeleri açmanın yollarını ararken, büyükelçilere de önemli görevler düştüğünü aktaran Fidan, “Her an kendinize şu soruları sormanız önem taşıyor: Bu tıkanıklığı nasıl aşabiliriz? Ülkemizin menfaatlerini ilerletmek için daha fazla ne yapabiliriz? Uzun erimli stratejik ortaklıklar kurmak için nasıl yaratıcı fikirler geliştirebiliriz? Bu bağlamda, öneri getiren, ufuk açan, proaktif bir yaklaşımı teşvik ediyor ve bekliyoruz.” dedi.

    Türkiye’nin diplomasi mimarisi

    Fidan, Türkiye’nin diplomasi mimarisinin bir diğer boyutunun da söylem olduğunu, güçlü bir vizyona sahip olunsa dahi bunun doğru ve sürekli güncellenen bir söylemle tahkim edilmesi gerektiğini söyledi.

    Algıların, çoğu zaman gerçeğin önüne geçtiği bir çağda haklı olmanın yetmediği tespitini yapan Fidan, haklılığın “doğru anlatılması” ve kitlelerle ulaştırması zorunluluğuna dikkati çekti.

    Fidan, bu çerçevede büyükelçilerden beklentilerin, görev yaptıkları ülkelerde Türkiye’nin haklı tezlerini ve vizyonunu, bulundukları coğrafyanın diline ve kodlarına en uygun şekilde tercüme ederek zihinlerde kalıcı bir etki bırakmaya devam etmek olduğunu belirtti.

    Fidan, son yıllarda başarılanların kendilerine bulunulan çağın, bölgesel ortaklıklar ve “sahiplenme” yaklaşımı üzerinden ilerlendiğini gösterdiğini aktararak, iddia sahibi olmanın, sadece söz söylemek değil, zamanın ruhuna hükmetmek olduğuna değindi.

    Konjonktürün dinamik olması durumunda, Türk diplomasisinin de o denli çevik olmak zorunda olduğunun altını çizen Fidan, geleceği şekillendirmek isteyenlerin olayların arkasından sürüklenen değil, bu dinamizmin mantığını ve doğasını çözüp, o dinamizmi bizzat yöneten ve yönlendiren bir akılla hareket etmesi gerektiğini bildirdi.

    Türk diplomasi geleneği

    Fidan, Türkiye’nin, bu noktada artan küresel düzensizliğe karşı, düzen kurucu vasfa sahip az sayıda aktörden biri olarak sahneye çıktığını dile getirerek, başka bir devletin sistemini felç edecek bu krizlerin 4-5 tanesini aynı anda yönetebilme kapasitesine sahip olunduğu vurgusunu yaptı.

    Bunun hem tarihin Türkiye’ye yüklediği misyonun hem de uluslararası ilişkilerin mevcut koşullarının doğal bir sonucu olduğunu söyleyen Fidan, Ankara’nın “kadimden moderne tevarüs eden devlet aklıyla” krizleri yalnızca göğüslemediğini, aynı zamanda fırsata tahvil ettiğini belirtti.

    Fidan, bu çerçevede, tarih boyunca Türkiye’nin inisiyatif geliştirme kapasitesinin yeni bir olgu olmadığını, çevredeki her krizin, aynı zamanda Türk hariciyesinin çözüm kapasitesini ve vizyonunu harekete geçiren bir imtihan sahası olduğunu anlattı.

    Yenilikçi diplomasi anlayışı çerçevesinde, bölgenin ihtiyaçlarına yönelik yaratıcı platformlar geliştirilmeye devam edildiğini aktaran Fidan, “Temmuz ayında İstanbul’da ilk toplantısını düzenlediğimiz, ikinci toplantısını Ocak ayında düzenleyeceğimiz Balkan Barış Platformu, bunlardan biridir.” diye konuştu.

    Fidan, Türk dünyasında da yeni bir dayanışma çağının inşa edildiğine işaret ederek, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) Dönem Başkanlığı’nın 2026’da Türkiye’de düzenlenecek zirveyle Azerbaycan’dan devralınacağı bilgisini paylaştı.

    Ankara’nın İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Konseyi Dönem Başkanlığını yürüttüğünü hatırlatan Fidan, özellikle Filistin meselesi bağlamında, İslam aleminin ortak vicdanını harekete geçirmek için yoğun mesai harcandığını dile getirdi.

    Fidan, Türkiye’nin üyesi olduğu uluslararası kuruluşlarda da etkin ve yönlendirici roller üstlendiğinin altını çizerek, BM’de “mazlumların sesi olmaya” devam edildiğini kaydetti.

    Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’nin reform ihtiyacını en yüksek seviyede dile getirdiğini hatırlatan Fidan, Karadeniz’den Balkanlar’a, Afrika Boynuzu’ndan Güney Asya’ya, arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olunduğu mesajını verdi.

    Fidan, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) yeniden işlevsel hale getirilmesinin desteklendiğini aktararak, “Bugün de aramızda bulunan Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’nun AGİT Genel Sekreterliği görevine seçilmesi, Türk diplomasisinin yetiştirdiği kadroların uluslararası camiada ulaştığı itibarı göstermektedir.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin NATO’daki konumu

    NATO ittifakındaki konumun hayati önemde olduğunu vurgulayan Fidan, Ankara’nın 2026 yılında NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını söyledi.

    Fidan, bu zirvenin Soğuk Savaş sonrasında en büyük dönüşümlerden birini yaşayan ittifakın birlik ve dayanışması açısından tarihi bir buluşma olacağını belirterek, hazırlıkların titizlikle sürdürüldüğünü aktardı.

    Başarının rehavete değil, daha büyük bir gayrete sevk etmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, çıtanın kendileri tarafından yükseltildiğini ve bunun gereğini yerine getirecek olanın da yine kendileri olduğunu ifade etti.

    Fidan, değişen dünyada rekabetçi kalabilmek için Bakanlığın da kendi içinde bir reform ve yenilenme sürecini kesintisiz sürdürmesi gerektiğinin ve çizilen küresel ufuk ve stratejik hedeflerin, ancak bu yükü taşıyabilecek güçlü bir kurumsal omurga ile hayata geçirilebileceğinin altını çizdi.

    Bu dönemde, diplomasinin kurumsal mimarisini ve vizyonunu, çağın ruhuna uygun, çok daha kapsamlı bir yapıya kavuşturmak mecburiyetinde olunduğunu aktaran Fidan, bu doğrultuda, bakanlığın hem nitelik hem de nicelik olarak geliştirildiğini söyledi.

    Bakanlıktaki yenileme çalışmaları

    Fidan, bakanlığın kapsamlı bir dönüşüm sürecinde olduğunu vurgulayarak, kronik personel açığını kapatmaya yönelik önemli adımlar atıldığını dile getirdi.

    Kurum kültürünü nesilden nesile taşımak adına, ustalar ile çıraklar arasındaki köprünün sağlam tutulmasının önem taşıdığını kaydeden Fidan, bu konuda büyükelçilere güvenildiğinin mesajını verdi.

    Fidan, bir diğer önemli hamlenin, Bakanlığın fiziki ve teknolojik altyapısını yenilemek olduğunu anlatarak, “İnşası süren yeni Dışişleri yerleşkesi projemiz, kurumsal vizyonumuzun sembol projelerinden biridir. Bakanlığımızın yeni yerleşkesinin temel atma törenini, Sayın Cumhurbaşkanımızın da teşrifleriyle 17 Eylül’de gerçekleştirdik.” şeklinde konuştu.

    Yeni yerleşkeyle birlikte teşkilatın ilk kez kendisi için inşa edilmiş, tarihi misyonu ve temsil görevine yakışır, müstakil bir binaya kavuşacağını kaydeden Fidan, elektronik arşiv ve bilgi yönetimi sistemlerini geliştirerek kurumsal hafızanın kalıcı hale getirildiğini aktardı.

    Dijital altyapının güçlendirilerek hız ve etki alanının artırıldığını vurgulayan Fidan, insan kaynağıyla, fiziksel mekanlarıyla ve teknolojik donanımıyla Türkiye Yüzyılı’na yaraşır, küresel ağırlık merkezine dönüşmüş bir Hariciye teşkilatı inşa edildiğini bildirdi.

    Fidan, bu adımları atarken kurumsal kültürün köklü değerlerinin de yaşatılmaya özen gösterildiğini belirterek, konferans kapsamındaki bölgesel ve tematik oturumların, tüm bu konuları tartışmak bakımından kıymetli bir fırsat sunduğuna işaret etti.

    Savunma ve güvenlikten ekonomiye, yapay zekadan enerjiye, farklı alanlarda kapsamlı istişareler yapılacağını aktaran Fidan, burada dile getirilen fikirlerin ve önerilerin dikkatle not edilip ilerleyen dönemin yol haritasının şekillendirileceğini ifade etti.

    Fidan, toplantılarda görüş ve tespitlerin açık yüreklilikle dile getirilmesi çağrısında bulunarak, stratejik değerlendirmelere önem verildiğinin altını çizdi.

    “Dünyanın dört bir yanında, bazen en zorlu coğrafyalarda, bazen çatışma bölgelerinde büyük bir özveriyle görev yapan siz değerli Büyükelçilerimizi yürekten selamlıyorum.” diyen Fidan, yoğun mesailerin meşakkatini, vatan hasretini ve sık sık değişen düzenin getirdiği yükü büyükelçilerle omuzlayan büyükelçi eşleri ve evlatlarına teşekkürlerini sundu.

    Fidan, birlik ve beraberlik ruhuyla, gelecekte çok daha büyük başarılara imza atılacağına yönelik inancını yineleyerek şehit diplomatları rahmetle andı.

    Bu arada, Bakan Fidan, açılış konuşmasından önce beraberindeki heyetle Dışişleri Şehitliği’ni ve Anıtkabir’i ziyaret etti.

  • Avustralya’da Silahlı Saldırıya Müdahale Eden Kahraman Manav Gündemde

    Avustralya’da Silahlı Saldırıya Müdahale Eden Kahraman Manav Gündemde

    Avustralya basını, Bondi Plajı’nda düzenlenen saldırı sırasında yaşanan kahramanlık anlarını detaylıca duyurdu. Görüntülere göre, bir kişi saldırganlardan birini koşarak arkadan yakaladı ve elindeki av tüfeğini alarak etkisiz hale getirdi. Bu cesur müdahalenin, iki çocuk babası ve silahlarla ilgili hiçbir deneyimi olmayan manav Ahmed el Ahmed tarafından yapıldığı belirtildi. Ahmed’in bu hareketiyle çok sayıda kişinin hayatını kurtardığı düşünülüyor.

    Durumu İyi, Ameliyata Alınacak

    Saldırı sırasında biri kolundan diğeri elinden olmak üzere iki yerinden vurulan Ahmed, hemen hastaneye kaldırıldı. Hastanede 7News’e açıklama yapan kuzeni Mustafa, Ahmed’in bu gece ameliyata alınacağını belirtti. Mustafa, kuzeninin sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, “Umarız o iyi olur, o bir kahraman,” ifadelerini kullandı.

    Liderlerden ve Kamuoyundan Övgü

    Ahmed el Ahmed’in saldırıya müdahale anları, Avustralya basınında ve kamuoyunda geniş yankı buldu. Avustralyalılar bu hareketi “kahramanca” olarak nitelendirirken, NSW Başbakanı Chris Minns, Ahmed’in müdahalesini “hayatında gördüğüm en inanılmaz sahne” olarak tanımladı. Minns, “O adam gerçek bir kahraman ve onun cesareti sayesinde bu gece hayatta olan birçok insan olduğuna hiç şüphem yok,” dedi.

    Sydney Morning Herald gazetesi Ahmed’den, “çok sayıda kişinin hayatını kurtaran kahraman” olarak bahsetti.

    Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump da Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada olayı değerlendirdi ve saldırganlardan birine müdahale eden Ahmed el-Ahmed için “Bu cesur adama saygı duyuyorum” mesajını iletti.

    Ne Olmuştu?

    Avustralya’nın Sydney kentindeki Bondi Plajı’nda düzenlenen silahlı saldırıda toplam 16 kişi hayatını kaybetmiş, 2’si polis 40 kişi yaralanmıştı. Olayın ardından şüphelilerden biri öldürülmüş, yaralı diğer şüpheli ise gözaltına alınmıştı. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese saldırının Yahudi Avustralyalılara yönelik olduğunu belirtmişti.

  • Avustralya – Sydney; Hanuka kutlaması yapan Yahudilere saldırı: 10 ölü

    Avustralya – Sydney; Hanuka kutlaması yapan Yahudilere saldırı: 10 ölü

    Avustralya’nın Sydney kentindeki ünlü Bondi Plajı’nda silahlı saldırı düzenlendi geldi.

    Sosyal medyada paylaşılan ve saldırı anına ait olduğu belirtilen görüntülerde uzun namlulu silahlarla etrafa ateş açan iki saldırgan görülüyor. Avustralya polisi, iki erkek saldırgandan birinin öldürüldüğünü, diğerinin ağır şekilde yaralandığını açıkladı. Saldırıda dokuz sivilin yaşamını yitirdiği duyuruldu.

    Ayrıca ikisi polis 11 kişi yaralandı. Şüphelilerin kimliklerine dair henüz bir açıklama yapılmazken, halka bölgeden uzak durmaları çağrısı yapıldı.

    İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’tan açıklama

    Avustralyalı Yahudi cemaati saldırıda, plajdaki Yahudi bayramı Hanuka’nın kutlandığı etkinliğin hedef alındığını bildirdi. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’da, “Sydney’deki kardeşlerimiz Bondi Plajı’nda Hanuka için bir araya geldikleri sırada alçak teröristler tarafından saldırıya uğradı” açıklamasını yaptı.

  • Bisikletle yola çıktı, 3 bin 450 kilometre pedal çevirip Medine’ye ulaştı

    Bisikletle yola çıktı, 3 bin 450 kilometre pedal çevirip Medine’ye ulaştı

    Balıkesir’in Susurluk ilçesinde oturan işçi emeklisi Fahrettin Şener, umreye gitmek için bisikletiyle yola çıktı. Pedal çevirerek sırasıyla Bursa, Eskişehir, Afyonkarahisar, Konya ve Adana’dan geçen Şener, Hatay’ın İskenderun ilçesine ulaştı. Ardından Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye geçen Şener önce Ürdün’e, oradan da Suudi Arabistan’a geçti.Fahrettin Şener, yolculuğunun 33’üncü gününde Medine’ye ulaştı. Şener, 400 kilometre daha bisikletle yol yapıp Mekke’ye ulaşacak. Mekke’de umre görevini tamamlamayı planlayan Şener, aynı güzergahtan tekrar memleketi Balıkesir’e dönecek.

    3 BİN 450 KİLOMETRE YOL KAT ETTİ

    Geçtiği güzergahlarda kendisine gösterilen ilgiden memnun olduğunu belirten Fahrettin Şener, “Bisikletle gidilebileceğini göstermek için yola çıktım. Yolculuğumun 33’üncü gününde toplam 3 bin 450 kilometre yol yaparak Medine’ye ulaştım. 400 kilometre daha yol yaparak Mekke’ye geçip toplam 3 bin 850 kilometre yol gitmiş olacağım” dedi.

    RÜYALARIMA GİRİYORDU

    Umre ziyaretinin hep rüyalarına girdiğini ve gitmeyi çok arzu ettiğini anlatan Şener, “Rüyalarıma giren umre ziyaretlerine başladığım için çok mutluyum. Mekke’de ziyaretlerimi tamamlayıp, aynı güzergahtan tekrar Balıkesir’e döneceğim” diye konuştu.

  • Google’ye ’67’ yazınca sayfa neden sallanıyor? Bu özellik sosyal medyayı da salladı

    Google’ye ’67’ yazınca sayfa neden sallanıyor? Bu özellik sosyal medyayı da salladı

    Google arama motorunda 67 yazıldığında ekranın sallanması, sosyal medyada büyük merak uyandırdı.

    Kullanıcılar, Google’da “67” yazarak arattıklarında ekranlarının dalgalı şekilde sallandığını gördü.

    Google’ın “Easter Egg” (Paskalya Yumurtası) adı verilen bu durum, arama motorunun eğlenceli özelliklerinde biri.

    Sallanma efektinin ardındaki iddia ise viral olan “6-7” akımına ve rap şarkısına atıf yapılması…

    İddiaya göre, bu animasyonun özellikle TikTok ve diğer sosyal medya platformlarında viral olan “6-7” (Six Seven) akımına bir gönderme olduğu.

    Öte yandan bu akım, genellikle Skrilla’nın “Doot Doot (6 7)” adlı şarkısı ve bu şarkıyla ilişkilendirilen ritmik el hareketleri ile yaygınlık kazandı.

    Ekranın sallanma efektinin, bu viral danstaki el hareketlerini veya şarkının ritmini taklit eden ritmik bir zıplama olarak tasarlandığı belirtiliyor.

  • ABD’de üniversitede silahlı saldırı: 2 kişi öldü

    ABD’de üniversitede silahlı saldırı: 2 kişi öldü

    ABD’nin Rhode Island eyaletinin Providence kentinde bulunan Brown Üniversitesi kampüsünde yerel saatle akşam saatlerinde gerçekleşen silahlı saldırıda polis, çok sayıda kişinin silahla vurulduğunu belirtti.

    Olayla ilgili olarak düzenlediği basın toplantısında açıklama yapan Providence Belediye Başkanı Brett Smiley, saldırıda en az 2 kişinin hayatını kaybettiğini ve 8 kişinin de yaralandığını duyurdu.

    Silahlı saldırının kampüste final sınavlarının yapıldığı sırada gerçekleştiğini belirten Smiley, soruşturmanın sürdüğünü ve yeni gelişmelere göre kamuoyunu bilgilendireceklerini söyledi.

    Trump, şüphelinin gözaltında olduğunu belirtti

    Öte yandan ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından, saldırıda hayatını kaybedenler için dua ettiğini belirterek, “FBI olay yerinde ve şüpheli gözaltında.” ifadesini kullandı.

    ABD medyasına açıklama yapan yerel yetkililer, saldırıda çok sayıda kişinin vurulduğunu ifade ederken ölü ve yaralı sayısı hakkında detaylı bilgi paylaşmadılar.

    ABD’deki Brown Üniversitesi’nde silahlı bir saldırgan nedeniyle akşam saatlerinde kampüste “aktif silahlı saldırgan” alarmı verilmişti.

    Üniversitenin açıklamasında, bir şüphelinin gözaltına alındığı ve ikinci bir uyarıya kadar öğrencilerin saklanmaları, kapıları kilitlemeleri ve telefonlarını sessize almaları istenmişti.

    Açıklamada, söz konusu silahlı saldırı olayının kampüsteki fizik ve mühendislik fakültelerinin binalarının yakınlarında gerçekleştiği ve polisin bölgeyi kontrol altına aldığı kaydedilmişti.

    Öte yandan ilk açıklamadan kısa süre sonra yeni bir açıklama yapan Brown Üniversitesi, gözaltında bir şüpheli olmadığını ve şüphelinin halen arandığı bilgisini paylaşmıştı.

  • İsrail’in Gazze’ye saldırılarında can kaybı 70 bin 654’e yükseldi

    İsrail’in Gazze’ye saldırılarında can kaybı 70 bin 654’e yükseldi

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail’in saldırılarında yaşanan can kayıpları ile enkazdan yeni çıkartılan cenazelere ilişkin son verileri paylaştı.

    İsrail saldırılarıyla, son 48 saatte 1’i enkaz altından çıkarılan 3 Filistinlinin naaşı ile 16 yaralının hastanelere ulaştırıldığı bildirildi.

    Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen saldırılarda ise 386 kişinin öldüğü, 1018 kişinin yaralandığı, enkaz altından da 628 kişinin cesedinin çıkarıldığı kaydedildi.

    Açıklamada ayrıca, Adli Tıp Kurumu’nun kayıp dosyaları ve ihbarları değerlendirerek, 5 Aralık ila 12 Aralık tarihleri ​​arasında tamamladığı ve onayladığı verilerin ardından toplam can kaybına 277 kişinin daha eklendiği aktarıldı.

    İsrail askerlerinin Gazze’de açtığı ateş sonucu 1 Filistinli hayatını kaybetti

    Sağlık alanında kaynaklardan alınan bilgiye göre İsrail askerlerinin açtığı rastgele ateş sonucu 18 yaşındaki Filistinli genç Muhammed Sabri el-Edhem hayatını kaybetti.

    Görgü tanıkları, ateşkes anlaşması kapsamında Gazze Şeridi’nin kuzeyinde konuşlu İsrail askerlerinin rastgele ateş açtığını aktarıyor.

    Tanıklar, aynı şekilde Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah ve Han Yunus kentlerinde de İsrail helikopterlerinden rastgele ateş açıldığını ifade ediyor.

    İsrail ordusu ayrıca, Gazze Şeridi’nde işgalini sürdürdüğü bölgelerde çeşitli noktalara hava saldırısı ve yoğun topçu bombardımanı düzenledi.

    Özellikle Bureyc Mülteci Kampı’nın kuzeydoğu bölgelerini ve Gazze kentinin doğusundaki Tuffah Mahallesi’ni hedef alan İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde Filistinlilerin evlerini yıkmaya devam etti.

    İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin güneyinde dün 1 Filistinliyi öldürdüğünü itiraf etti

    Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasını hemen her gün ihlal eden İsrail ordusu, Filistinlilere yönelik saldırılarına aralıksız devam ediyor.

    İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Gazze Şeridi’nin güneyinde “Sarı Hat”tı geçen 2 Filistinlinin bölgedeki birliklere tehdit oluşturduğu iddia edildi.

    İsrail askerlerinin bu hattı geçtiği iddiasıyla bir Filistinliyi ateş açarak öldürdüğü belirtildi.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne Ekim 2023’te başladığı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının ise 70 bin 654, yaralıların sayısının ise 171 bin 95 olduğu belirtildi.

    İsrail’in Gazze’de bir araca düzenlediği hava saldırısında 4 Filistinli hayatını kaybetti

    Sağlık alanında kaynaklardan alınan bilgiye göre İsrail ordusu, Er-Reşid El-Bahri Caddesi’nde sivilleri taşıyan bir aracı hedef aldı. Saldırıda 4 Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

    Görgü tanıkları hedef alınan aracın yanındaki başka bir aracın da hasar gördüğünü aktardı.

    Söz konusu hava saldırısı, ateşkes anlaşmasının birinci aşaması kapsamında Gazze’de Filistinlilerin yaşadığı ve İsrail ordusunun önceden çekilmiş olduğu bölgelerde gerçekleşti.

    İsrail ordusu: Hamas’ın “kilit” ismini hedef aldık

    İsrail ordusunun, ABD merkezli X hesabından yapılan paylaşımda, Gazze kentine düzenlenen saldırıda Hamas’ın üst düzey bir yetkilisinin hedef alındığı ileri sürüldü.

    Açıklamada, İsrail ordusu ve İç İstihbarat Servisi Şin-Bet’in ortak düzenlediği saldırıda Hamas’ın “kilit” isimlerinden birinin hedef alındığı belirtildi.

    İsrail basınına konuşan ismi açıklanmayan askeri yetkililer ise hedef alınan kişinin Hamas’ın askeri kanadından Raid Saad olduğunu iddia etti.

    İsrail medyası, Saad’ın Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının en önemli iki isminden biri olduğunu aktardı.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, yayımladığı ortak açıklamada da, Gazze Şeridi’nin güneyinde bir patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 2 İsrail askerinin yaralandığını ileri sürdü.

    Ortak açıklamada, buna karşılık olarak Gazze kentinde Hamas’ın üst düzey isimlerinden Raid Saad’ın hedef alınarak öldürüldüğü iddia edildi.

    Açıklamada, İsrail ordusunun, 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze Şeridi’ne saldırıların sürdürüleceği tehdidinde bulunuldu.

    Hamas: İsrail’in Gazze’de düzenlediği saldırı, ateşkesi kasten baltalamaya çalıştığını gösteriyor

    İsrail ordusunun Gazze kentinin batısında sivilleri taşıyan bir araca düzenlediği saldırının akabinde Hamas’tan yazılı açıklama yapıldı.

    İsrail’in Gazze’de suç işlemeye ve ateşkesi ihlal etmeye devam ettiği kaydedilen açıklamada, bugünkü ihlalle Tel Aviv yönetiminin ateşkes anlaşmasını kasıtlı olarak baltalamaya ve sabote etmeye çalıştığının bir kez daha ortaya çıktığı ifade edildi.

    İsrail hükümetinin, Filistin halkına karşı işlediği suçlar, ateşkes anlaşmasını sistematik olarak ihlal etmesi, kuşatmayı sürdürmesi ve insani yardım çabalarını engellemesinden doğacak sonuçlardan sorumlu olduğuna işaret edildi.

    Arabulucular ile anlaşmanın garantör devletlerine, bu ihlaller karşısında sorumluluklarını yerine getirme ve anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini hiçe sayarak onu baltalamaya çalışan “faşist İsrail hükümetini” durdurmak için derhal harekete geçme çağrısı yapıldı.

    Gazze’de sivil bir araca düzenlenen saldırıda ilk belirlemelere göre 4 kişi ölmüş, çok sayıda kişi de yaralanmıştı.

    İsrail ordusunun, ABD merkezli X hesabından yapılan paylaşımda, Gazze kentine düzenlenen saldırıda Hamas’ın üst düzey bir yetkilisinin hedef alındığı ileri sürülmüştü.

    İsrail basınında ise hedef alınan kişinin Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının en önemli iki isminden biri olan Raid Saad olduğu iddia edilmişti.

    Söz konusu saldırının, ateşkes anlaşmasında ikinci aşamaya geçilmesi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ay sonunda ABD’ye yapması planlanan ziyaret öncesinde gerçekleşmiş olması dikkat çekti.

    İsrail askerleri Doğu Kudüs’te “Ayrım Duvarı” yakınında 1 Filistinliyi yaraladı

    Filistin Kızılayından yapılan açıklamada, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 30 yaşındaki Filistinli bir gencin ayağından yaralandığı ve hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

    Açıklamada, İsrail askerlerinin Ayrım Duvarı çevresinde Filistinlilere yönelik saldırıları sürdürdüğü kaydedildi.

    İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Filistinli işçilerin İsrail’deki işlerine dönmesine izin vermediği aktarılan açıklamada, Filistinlilerin tehlikeli olmasına rağmen Ayrım Duvarı’na tırmanarak İsrail tarafına geçmeye çalıştıkları ve bu sırada benzer saldırılara maruz kaldıkları ifade edildi.

    Filistin İşçiler Birliğinin verilerine göre, 8 Ekim 2023 ile 28 Ekim 2025 tarihleri arasında İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 44 Filistinli işçi hayatını kaybetti, binlercesi ise gözaltına alındı.

    ​​​​​​​Gazze’de ateşkes ve esir takası anlaşması

    ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim’de Mısır’da devam eden müzakerelerde İsrail ile Hamas’ın Gazze’de ateşkes planının ilk aşamasını onayladığını duyurmuştu.

    Müzakerelerin yapıldığı Mısır’da anlaşma imzalanmış, İsrail hükümetinin onayıyla 10 Ekim’de devreye girmişti.

    İsrail ordusunun anlaşmada belirtildiği üzere “Sarı Hat”ta çekilmesinin ardından Gazze Şeridi’nde ateşkesin aynı gün yürürlüğe girdiği açıklanmıştı.

  • Messi Hayranları Stadyumu Savaş Alanına Çevirdi: Organizatör Gözaltında

    Messi Hayranları Stadyumu Savaş Alanına Çevirdi: Organizatör Gözaltında

    45 dakika sürmesi planlanan etkinlikte Messi, sadece 10 dakika sahada kaldı. Hint taraftarlar, yoğun koruma ekibi, VIP isimler, organizatörler ve ünlülerden oluşan kalabalık nedeniyle yıldız futbolcuyu doğru düzgün göremediklerini belirtti.

    Messi’nin stadyumdan ayrılmasının ardından duruma tepki gösteren hayranlar, yabancı madde ve söktükleri koltukları sahaya fırlattı. Bazı taraftarlar da sahaya inerek ortalığı “savaş alanına” çevirdi.

    Biletler Ortalama Gelirin Yarısından Fazlaydı

    Etkinliğin bilet fiyatları yaklaşık 3.500 rupiden (yaklaşık 1.649 TL veya 38 Dolar) başlıyordu. Bu fiyat, Hindistan’daki ortalama haftalık gelirin yarısından fazlasına denk geliyor. Bu yüksek maliyet, hayranların hayal kırıklığının büyümesinde etkili oldu.

    Organizatör Gözaltına Alındı

    Batı Bengal Emniyet Müdürü Rajeev Kumar, olayın ardından etkinliğin baş organizatörü Satadru Dutta’nın gözaltına alındığını duyurdu. Kumar, bu kötü yönetimin cezasız kalmayacağını belirtirken, Dutta’nın biletlerin iade edileceğine dair yazılı söz verdiğini ekledi.

    Batı Bengal Başbakanı Mamata Banerjee de yaşanan durumdan dolayı Lionel Messi’den, sporseverlerden ve hayranlardan özür diledi ve olayla ilgili soruşturma başlatılması talimatını verdi.

    Messi’nin, Hindistan turu kapsamında Kalküta’nın ardından Haydarabad, Mumbai ve Yeni Delhi’deki etkinliklere katılması planlanıyor.