Kategori: Dünya

  • Uçak kalkış sırasında düştü: 2 kişi hayatını kaybetti

    Uçak kalkış sırasında düştü: 2 kişi hayatını kaybetti

    Venezuela’daki Paramillo Havalimanı’nda meydana gelen kazada, küçük bir uçak kalkış sırasında henüz bilinmeyen bir nedenle düştü.

    2 Kişi Hayatını Kaybetti

    Kazada uçakta bulunan 2 kişi olay yerinde yaşamını yitirdi. Yetkililer, can kaybı dışında başka bir yaralı olmadığını açıkladı.

    Soruşturma Başlatıldı

    Venezuela Ulusal Sivil Havacılık Enstitüsü, kazanın ardından ilgili protokollerin devreye alındığını ve olayla ilgili kapsamlı bir inceleme başlatıldığını duyurdu.

    Kaza Nedeni Araştırılıyor

    Uzman ekiplerin kazanın nedenini belirlemek için bölgede çalışmalarını sürdürdüğü, teknik arıza veya pilotaj hatası ihtimallerinin değerlendirildiği bildirildi.

  • Mardinli işletmeciye Starbucks’tan taklit davası

    Mardinli işletmeciye Starbucks’tan taklit davası

    Amerika’da 54 yıl önce kurulan kahve zinciri Starbucks Corporation, Mardin’deki Şikeft Cafe ve Şikeft Butik Otel’in sahibi İhsan Çiçek’e karşı marka ihlali davası açtı. Şirket, Çiçek’in ‘Şikeftbucks’ markasıyla kullandığı kahve ve diğer ürünlerin kendi kombinasyonlarıyla bire bir aynı olduğunu savundu. Bu durumun tüketici yanıltması yarattığını ve şirketin prestij ile kazanç kaybına uğradığını öne sürdü.

    Dilekçede, İhsan Çiçek’in kötü niyetli davranarak menfaat elde ettiği belirtildi. Starbucks, şu taleplerde bulundu: “Müvekkilin marka haklarına tecavüz eden ve haksız rekabet yaratan ‘Şikeftbucks’ ibaresini ve her türlü kullanımların derhal durdurulmasını istiyoruz. İhsan Çiçek’e ait bu şekilde üretilmiş, stoklanmış, depolanmış veya satışa sunulmuş dava konusu ürünlere el konulmasını talep ediyoruz.” Şirket, izinsiz kullanımların önlenmesini ve tazminat istedi.

    Mardinli İşletmecinin Yaratıcı Markası

    Mardinli İhsan Çiçek, yerel Şikeft Cafe ve Butik Otel’inde ‘Şikeftbucks’ adını kullanarak kahve ürünleri satıyordu. Bu isim, Mardin’in geleneksel mağara evlerini çağrıştıran ‘şikeft’ kelimesiyle Starbucks’ı çağrıştıran bir kombinasyondu. Çiçek’in bu markayla yerel ve turistik bir çekim yarattığı biliniyordu, ancak Starbucks bunu marka taklidi olarak gördü.

    Dava Süreci ve Etkileri

    Dava, marka hakkı ve haksız rekabet yasalarına dayanıyor. Starbucks, benzer davalarda sıkça marka koruması için harekete geçiyor. Mardinli işletmecinin savunması beklenirken, dava yerel mahkemede görülüyor. Olay, küçük işletmelerin büyük zincirlere karşı yaratıcılık sınırlarını gündeme getirdi.

  • Pasifik’te uyuşturucu taşıyan tekne vuruldu: 2 ölü

    Pasifik’te uyuşturucu taşıyan tekne vuruldu: 2 ölü

    ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dün Pasifik Okyanusu açıklarında gerçekleştirilen hava saldırısını sosyal medya hesabından açıkladı. Ordunun, uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı öne sürülen bir tekneye müdahale ettiği belirtildi. Hegseth, paylaşımında olayın detaylarını vererek, saldırının uyuşturucu trafiğini engelleme amacıyla yapıldığını vurguladı.

    Saldırı sonucunda teknedeki 2 kişi hayatını kaybetti. Bakan Hegseth, “Kıyılarımıza zehir getirmeyi amaçlayan uyuşturucu teröristleri, yarım küremizin hiçbir yerinde güvenli bir liman bulamayacaklar” ifadelerini kullanarak, operasyonun uyuşturucu kartellerine karşı ABD’nin kararlılığını gösterdiğini ifade etti. Olayın Pasifik Okyanusu’nda gerçekleştiği ve tekne üzerindeki maddelerin henüz doğrulanmadığı kaydedildi.

    Bu operasyon, ABD’nin Pasifik’teki uyuşturucu kaçakçılığına karşı yürüttüğü mücadelede son örneklerden biri. Bakanlık yetkilileri, benzer müdahalelerin artacağını belirtirken, olayın detaylı soruşturmasının devam ettiği bilgisi verildi. Hegseth’in açıklaması, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

  • 88 Milyon Euroluk tarihi soygunda müdürden itiraf

    88 Milyon Euroluk tarihi soygunda müdürden itiraf

    Fransa’nın ünlü gazetesi Le Parisien, güvenlik kameralarını inceleyerek soygunun detaylarını ortaya çıkardı. 19 Ekim sabahı, müzenin açılışından yarım saat sonra saat 09.30 civarında dört balaklavalı hırsız, Seine Nehri kenarındaki bir kamyonla yaklaştı. Sarı yelekli işçi kıyafeti giyen ilk soyguncu Apollo Galerisi’ne girdi. Motosiklet kasklı ikinci hırsız, Napolyon mücevherleri bölümüne koştu. Profesyonelce hareket eden hırsızlar, vitrinleri kırarak 9 parça mücevher çaldı. Üçüncü Napolyon’un eşi İmparatoriçe Eugenie’ye ait taç, kaçarken düşürüldü ve hasarlı halde bulundu. Soygun, toplam 7 dakika sürdü; içerdeki 3 dakika 52 saniyede tamamlandı. Hırsızlar, muhafızlara “Çıkın dışarı” diye bağırarak güvenlik ekiplerini şaşırtıp camdan kaçtı. Motosikletlerle uzaklaştılar.

    Müze Müdüründen Senato’da Savunma
    Louvre Müzesi Müdürü Laurence des Cars, Senato Kültür Komisyonu’na ifade verdi. “Büyük bir başarısızlık yaşadık ve sorumluluğunu kabul ediyorum” diyen des Cars, soygunun engellenebilir bir hata olduğunu vurguladı. İstifasını Kültür Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’na sunduğunu, ancak reddedildiğini açıkladı. Müze, doğası gereği “açık mekan” olduğunu belirterek, kalıcı polis karakolu çağrısı yaptı. Personelin silahsız olduğunu, 4 görevlinin protokolü uyguladığını ve ziyaretçilerin tahliye edildiğini anlattı. “Yeni suç yöntemleriyle karşı karşıyayız, sistemimizi yenilemeliyiz” dedi.

    Des Cars, alarm sistemlerinin çalıştığını ancak hırsızların erken tespit edilemediğini itiraf etti. “Çevre kameralarımız yok veya çok eski. Apollo Galerisi cephesindeki tek kamera yanlış yöne bakıyordu” ifadelerini kullandı. Sayıştay’ın gecikme eleştirilerini reddetti, ancak 80 milyon euroluk güvenlik planında altyapının 21. yüzyıl standartlarının gerisinde olduğunu kabul etti. Orsay Müzesi’nin daha modern olduğunu, Louvre’da kronik yatırım eksikliği bulunduğunu belirtti.

    88 Milyon Euroluk Tarihi Soygun
    Dünyaca ünlü Louvre Müzesi’nde sabah saatlerinde 4 hırsız, dışındaki kamyonun yük asansörünü kullanarak pencereyi kırıp Apollo Galerisi’ne girdi. 35 bin eserin sergilendiği müzede, Napolyon dönemi 9 mücevher çalındı; değeri 88 milyon euro. Polis, organize suç birimiyle soruşturmayı sürdürüyor. Müze, 19-21 Ekim arası kapalı kaldı; 22 Ekim’de Apollo Galerisi hariç yeniden açıldı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Soygun, tarihimizin saldırısıdır; eserleri geri alacağız” dedi.

  • Akaryakıt tankeri patlaması: Ölü sayısı 42’ye yükseldi

    Akaryakıt tankeri patlaması: Ölü sayısı 42’ye yükseldi

    Nijerya Ulusal Acil Yönetim Ajansı (NEMA), dün Niger eyaletine bağlı Katcha bölgesinde meydana gelen trajediyi duyurdu. Akaryakıt taşıyan bir tanker devrildikten kısa süre sonra patladı. Patlamanın şiddetiyle çevredeki kişiler etkilenirken, ilk saatlerdeki kurtarma çalışmaları yoğun şekilde sürdürüldü. NEMA’nın açıklamasında, olayda yaralananların da olduğu belirtilse de, asıl odak ölü sayısındaki artışa çevrildi.

    Patlamanın ardından yapılan incelemelerde, hayatını kaybedenlerin sayısı 42’ye yükseldi. NEMA yetkilileri, enkaz kaldırma ve DNA testleri gibi işlemlerin devam ettiğini ifade etti. Bölgedeki yangının söndürülmesi için itfaiye ekipleri seferber olurken, patlamanın nedeninin tanker devrilmesiyle bağlantılı olduğu vurgulandı. Yetkililer, benzer kazaların önlenmesi için tankerlerin bakım kontrollerini sıkılaştırmayı planlıyor.

    Valinin Başsağlığı Mesajı

    Niger Valisi Mohammed Umar Bago, olayla ilgili bir açıklama yaparak, “Bu trajik kazada hayatını kaybedenlerin ailelerine derin başsağlığı diliyorum. Devlet olarak tüm kaynaklarımızı seferber ettik ve yaralılara en iyi tedaviyi sağlıyoruz” dedi. Vali, Katcha bölgesine ek yardım ekipleri gönderildiğini ve yerel halkın ihtiyaçlarının karşılanacağını belirtti. Olay, Nijerya’da akaryakıt taşımacılığındaki riskleri bir kez daha gündeme getirdi.

  • Gazze’de can kaybı 68 bin 229’a çıktı

    Gazze’de can kaybı 68 bin 229’a çıktı

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in saldırılarında yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar ile enkazdan yeni çıkartılan cenazelere ilişkin veriler paylaşıldı. Son 24 saatte Gazze Şeridi’ndeki hastanelere 6’sı enkaz altından çıkartılan 13 ölü ve 8 yaralının ulaştığı belirtildi. Açıklamada, ateşkese rağmen son bir günde sivilleri hedef alan saldırılarda 7 kişinin öldüğü, 8 kişinin yaralandığı kaydedildi.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne 8 Ekim 2023’te başladığı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının ise 68 bin 229’a, yaralıların sayısının 170 bin 369’a yükseldiği aktarıldı. Gazze’de son ateşkes mutabakatının yürürlüğe girdiği günden bu yana devam eden İsrail saldırılarında yaşamını yitiren Filistinli sayısının 87’ye ulaştığı, yaralı sayısının 311’e çıktığı da paylaşılan açıklamada, ateşkesten sonra enkaz altından 432 naaşın çıkarıldığı ifade edildi.

    İsrail’den ayırca Filistinli esirlere ait 15 naaşın daha teslim alındığı vurgulanan açıklamada, ateşkes mutabakatından bu yana teslim alınan cenaze sayısının 165’e ulaştığı belirtildi. Gazze Şeridi’nde enkaz altında hâlâ binlerce ölü olduğu belirtiliyor.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Umman’da

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Umman’da

    Erdoğan, Özel Sultanlık Havaalanı’nda, Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Türkiye’nin Maskat Büyükelçisi Muhammet Hekimoğlu ve elçilik personeli tarafından karşılandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da Umman’a geldi.

    Umman Hava Kuvvetlerine ait uçaklar, Özel Sultanlık Havaalanı’na inişinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağına eşlik etti. Erdoğan, Al Alam Sarayı’nda Umman Sultanı Heysem bin Tarık tarafından resmi törenle karşılanacak, onuruna verilen resmi akşam yemeğine katılacak.

  • İtalya Başbakanı Meloni, Filistin’i tanımak için şartlarını açıkladı

    İtalya Başbakanı Meloni, Filistin’i tanımak için şartlarını açıkladı

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Hamas’ın Filistin’in geleceğinde siyasi bir rolü olmadığını kabul etmeden ve silah bırakmadan, Filistin Devleti’ni tanımayacaklarını söyledi.

    Meloni, Brüksel’de 23-24 Ekim’de yapılacak AB Liderler Zirvesi öncesinde, uluslararası gündemdeki konular ve bunlara ilişkin hükümetinin tutumuna dair parlamentonun üst kanadı Senato Genel Kurulu’na hitap etti.AB Liderler Zirvesi’nin de son derece karmaşık bir uluslararası dönemeçte yapılacağını belirten Meloni, bugün 3. yılını dolduran hükümetinin hem İtalya hem AB için nadir görülen bir istikrarı temsil ettiğini söyledi.

    Meloni, ABD Başkanı Donald Trump’ın sunduğu ve Şarm el-Şeyh’te imzalanan 20 maddelik planın bölge için olumlu bir gelişmeyi temsil ettiğini belirterek, “Bu önemli adımı mümkün kılan diplomatik çabaları için tüm arabuluculara derinden minnettarız. Mısır, Katar ve Türkiye hükümetlerinden bahsediyorum ancak özellikle de inkar edilemez bir başarıya ulaşmak için olağanüstü bir enerji harcayan ABD Başkanı Donald Trump’tan bahsediyorum.” dedi.

    Uzun bir aradan sonra Orta Doğu’da adil ve kalıcı bir barış için güvenilir bir olasılıkla karşı karşıya olduklarını, ancak durumun kırılgan da olduğunu dile getiren Meloni, Hamas’ın ateşkesi ihlal ettiğini iddia ederken, İsrail’in sivil can kaybına yol açan misillemesine de katılmadıklarını kaydetti.

    Meloni, plandaki hedefe ulaşmak için Hamas’ın geçiş yönetimi ve Filistin Devleti’nde hiçbir rolünün olmayacağını kabul etmesi ve silahsızlandırılması gerektiğini savunarak, “Bunlar aynı zamanda İtalya’nın Filistin Devleti’ni tanıması için gerekli ön koşullardır ve bu parlamento tarafından da belirtilmiştir. Hükümet, bu koşullar gerçekleştiğinde harekete geçmeye hazırdır. İtalya, tüm tarafları planın şartlarına saygı duymaya ve bu barış ışığının sunduğu fırsatı değerlendirmeye çağırmaktadır. Elbette, İtalya üzerine düşeni yapmaya hazırdır.” diye konuştu.

    Meloni, yasa dışı İsrailli yerleşimcilere karşı olduklarının altını çizerek, “İsrail yerleşimlerini genişletme planlarını kınıyoruz ve bazı İsrailli yetkililerin şiddet içeren açıklamalarını kabul edilemez buluyoruz. Bu nedenle onlara karşı Avrupa’nın bireysel düzeyde kısıtlayıcı önlemlerini desteklemeye hazırız.” ifadelerini kullandı.İtalya’nın Mart 2024’te başlattığı “Gazze için Gıda” kampanyası ile 200 tondan fazla yardım gönderdiğini, 196 Gazzeli’yi İtalya’da tedavi ettiği bilgisini paylaşan Meloni, “Yıllardır Eriha’da bulunan jandarmamızla (Carabinieri) Filistin polisine ve sayısını artırmaya hazır olduğumuz Refah’taki AB misyonuna eğitim vermeye hazırız. Bunu, Kasım ayı başlarında Roma’da görüşeceğim (Filistin Devlet Başkanı Mahmud) Başkan Abbas’a da söyleyeceğim.” dedi.

    İtalya’nın Ukrayna’ya desteği tam ancak asker göndermeyi planlamıyor

    Başbakan Meloni, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda İtalya’nın pozisyonun değişmediğine işaret ederek, “4 yıldır sistematik olarak bombalanan evler ve buna direnen sivillerin görüntüsü karşısında tutumumuz değişmedi, değişemez de. Ukrayna’ya desteğimiz adil ve kalıcı barış sağlanana dek sürecek.” ifadelerini kullandı.

    Adil çözümün, güvenilir müzakere sürecinin ürünü olması gerektiğini belirten Meloni, “Bu süreçte Ukrayna hakkında hiçbir karar Ukrayna olmadan, Avrupa güvenliği hakkında hiçbir karar da Avrupa olmadan alınamaz. Ukrayna’nın savunmasını sağlamak tüm Avrupa’nın çıkarınadır, çünkü bir Avrupa ulusunun işgaline izin verilirse, hiç kimse dış saldırılar karşısında gerçekten güvende hissetmeyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.Başbakan Meloni, İtalya olarak Ukrayna topraklarına asker göndermeyi planlamadıklarını da yineledi.

    Meloni ayrıca, el konulan Rus varlıklarının Kiev’i desteklemek için kullanılması konusuna da değinerek, “Bu konuda, uluslararası hukuka, meşruiyet ilkesine saygı duyulması, finansal istikrarın korunması ve atılan her adımın sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiğine inanıyoruz ve bu konuda tek değiliz.” şeklinde konuştu.

    Meloni’den AB ve NATO’nun güney kanadı gözden kaçmamalı çıkışı

    Avrupa hava sahasına yönelik son ihlallerin, olası tehditler karşısında Avrupa’nın hazırlık kapasitesini güçlendirme sürecinin ne kadar güncel ve gerekli olduğunu bir kez daha gösterdiğini dile getiren Meloni, bu AB Liderler Zirvesi’nde konuyu görüşeceklerini aktardı.Avrupa savunmasına yönelik projelerin bütün AB ülkelerinin güvenliği için olması gerektiğini belirten Meloni, “Hepimiz Avrupa’nın ve NATO’nun doğu kanadını koruma gerekliliğini biliyor ve destekliyoruz ancak AB’nin güney kanadının gözden kaçmasına izin veremeyiz.” dedi.

    Meloni, İtalya olarak AB iklim yasasının revizyonuna yönelik öneriyi, gerçekçi bir yaklaşım değişikliğiyle desteklenmediği sürece, destekleyemeyeceğini de kaydetti.Düzensiz göçle mücadelede Avrupa’da İtalya’nın yaklaşımının benimsendiğini öne süren Meloni, “Düzensiz göç ve insan kaçakçılarına karşı kararlı adımlar, menşe ve geçiş ülkeleriyle işbirliği, yasal göçün yönetimi ve daha etkili geri gönderme politikalarından ilham alan İtalyan yaklaşımı, artık Avrupa’da çoğunluk haline geldi.” diye konuştu.

    Meloni, senatörlerden ABD ile AB arasındaki gümrük tarifeleri konusunda gelen eleştirilere de yanıt verirken, “Tarife anlaşması benim tercih ettiğim çözüm değildi, çünkü Avrupa ile ABD arasında bir serbest ticaret bölgesi hedefliyordum. Ancak yapılandırılma biçimi göz önüne alındığında, anlaşma elde edebileceğimizden daha iyi.” ifadelerini kullandı.

  • Netanyahu Trump planına kırmızı çizgi çekti: ‘Gazze’de ne Türk askeri ne de Türk şirketleri’

    Netanyahu Trump planına kırmızı çizgi çekti: ‘Gazze’de ne Türk askeri ne de Türk şirketleri’

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Türk askerinin Gazze’ye girmesine şiddetle karşı çıkıyor. İktidara yakın Israel Hayom gazetesine göre Netanyahu bu tutumu “kırmızı çizgi” olarak ilan etti. HAMAS’ın ise Türkiye’nin Gazze’de olmasını talep ettiği biliniyor.

    16 Ekim’de Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde yapılan zirvede, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze planı Türkiye’nin de aralarında bulunduğu arabulucu ülkeler tarafından desteklenmişti. Plan kapsamında Gazze’ye konuşlandırılacak uluslararası güce Türkiye’nin de katılabileceği yönünde basında çeşitli haberler yer aldı. Konunun Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında Şarm el-Şeyh’teki görüşmede gündeme geldiği de basına yansıdı.

    Israel Hayom, Tel Aviv’in Türkiye’ye yönelik itirazlarının Washington’daki yetkilileri endişelendirdiğini yazdı. Gazeteye göre Amerikalı yetkililer, bu anlaşmazlığın ABD’nin Gazze planını rayından çıkarabileceği kaygısını taşıyor.

    ‘İSRAİL’İN ÇIKARLARINA TEHDİT’

    Gazetenin görüştüğü kaynaklar, Türkiye ve Katar’a önerilen rolün yardım ulaştırma, yeniden yapılanma ve uluslararası kuruluşlarla koordinasyon gibi insani ve sivil işlevlerle sınırlı olacağını belirtti. Ancak Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer, iki ülkenin katılımının Gazze’de siyasi nüfuz yaratabileceğini, HAMAS bağlantılı aktörleri güçlendirebileceğini ve İsrail’in “güvenlik çıkarlarını” tehdit edebileceğini savunuyor.

    İsrailli bir kaynak gazeteye yaptığı açıklamada, “Hükümet, herhangi bir Türk veya Katar varlığını İsrail egemenliğine ve bölgesel istikrara doğrudan tehdit olarak görüyor” dedi ve ekledi: “Netanyahu son üst düzey görüşmelerde muhalefetini yineledi.”

    VANCE: ‘İSRAİL’İ ZORLAMAYACAĞIZ’

    Şu anda İsrail’de bulunan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise salı akşamı yaptığı açıklamada, Gazze’deki ateşkes planında “Türkiye’nin yapıcı bir rol oynadığını” belirtti. Ancak Vance, İsrail’e Gazze’de konuşlanacak yabancı güçlerin kim olacağı konusunda bir zorlama yapmayacaklarını da ekledi.

    Vance, Gazze’deki ateşkes planının süreçlerini, “HAMAS’ın silah bırakması, Uluslararası İstikrar Güçlerinin burada konuşlanması ve alternatif bir yönetimin kurulması” olarak sıraladı. Tüm bu süreçlerin zaman alacağını kaydeden Vance, ABD askerinin Gazze’de bulunmayacağını vurguladı.

    ADI GEÇEN DİĞER ÜLKELER

    Bugüne kadar görev gücüne asker katkısı yapacağını resmen açıklayan tek ülke Endonezya oldu. Cakarta misyona 20 bin asker göndereceğini duyurdu. Times of Israel gazetesi ise 18 Eylül’de yayımladığı haberde, Azerbaycan’ın da görev gücünde yer almayı kabul ettiğini ileri sürmüştü. Gazeteye göre ABD bu taahhüdü Bakü’den özel olarak aldı.

    İngiliz Guardian ise geçen hafta sonu yayınladığı haberde, Gazze görev gücüne Mısır’ın liderlik edeceğini yazmıştı. Ancak Kahire’den bu konuda henüz resmi bir açıklama gelmedi.

    TÜRK ŞİRKETLERİNİ DE İSTEMİYOR

    Israel Hayom ayrıca Netanyahu’nun, “Erdoğan’ın arzusu” olarak tanımladığı Türk şirketlerinin Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına katılması konusundaki çekincelerini Amerikalı muhataplarına ilettiğini yazdı. Haberde, “Bu konudaki ileri düzey tartışmalar devam etse de İsrail’in tutumu son derece temkinli olmaya devam ediyor” denildi.

    KNESSET’TE DE TÜRKİYE’YE İŞARET ETTİ

    Gazete, Netanyahu’nun Knesset’teki son konuşmasında kullandığı “yeni tehditler” ifadesinin Türkiye ve Katar’ın bölgesel nüfuzlarını artırma çabalarına işaret ettiğini değerlendirdi. HAMAS’ı destekleyen bu iki ülkenin gelecekte Gazze ve Suriye’nin yönetiminde aktif rol alma isteği Tel Aviv tarafından “tehlike” olarak algılanıyor.

    TRUMP’TAN ‘ERDOĞAN’A AÇIK DESTEK’

    Israel Hayom’a göre tüm bu konular, Gazze konusunda Başkan Trump’ın ekibi ile Netanyahu’nun danışmanları arasında Türkiye ve Katar’ın Gazze’deki rolü konusunda görüş ayrılıklarına neden oluyor. Trump’ın Erdoğan’a açık destek verdiği, Katar’a da büyük önem atfettiği belirtilirken, İsrail yönetiminin her iki ülkeyi de “tehlikeli ve istikrarsızlaştırıcı aktörler” olarak tanımlayarak itiraz ettiği vurgulanıyor.

    Geçen hafta İsrail, rehine cenazelerini arama çalışmalarına katılmak üzere bölgeye ulaşan 81 kişilik Türk ekibini Gazze’ye alınmamıştı. 18 Ekim’de Jerusalem Post gazetesine konuşan İsrailli yetkililer, HAMAS elindeki tüm rehine cenazelerini teslim etmeden Türk ekibinin Gazze’ye sokulmayacağını öne sürmüştü. Ancak aynı günlerde çıkan bazı haberlerde Türk ekibinin girişine izin verildiği yönünde çelişkili iddialar da yer almıştı.

  • Parlamento önünde silahlı saldırı: 1 kişi yaralandı

    Parlamento önünde silahlı saldırı: 1 kişi yaralandı

    Belgrad’da, ülke parlamentosunun hemen önünde düzenlenen silahlı saldırı paniğe yol açtı. Öğle saatlerinde gerçekleşen olayda bir kişi yaralandı. Görgü tanıklarının ifadelerine göre saldırgan, kalabalığın ortasında silahını ateşledi ve kaçmaya çalıştı.

    Saldırgan gözaltına alındı

    Saldırgan, güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesiyle olay yerinden uzaklaşamadan yakalanarak gözaltına alındı. Yaralanan kişinin hastaneye kaldırıldığı, durumunun stabil olduğu belirtildi. Parlamento çevresi güvenlik çemberine alındı, bölge sakinlerine olay yeri yakınından uzak durmaları çağrısı yapıldı.

    Cumhurbaşkanından açıklama

    Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, yaptığı açıklamada saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendirerek, güvenlik birimlerinin olayın tüm yönleriyle soruşturulduğunu ifade etti.

    Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  • Reuters: ‘Türkiye Katar ve Umman’dan kullanılmış Eurofighter jetleri almayı planlıyor’

    Reuters: ‘Türkiye Katar ve Umman’dan kullanılmış Eurofighter jetleri almayı planlıyor’

    Reuters, görüşmelere vakıf isimsiz bir kaynağa dayandırdığı haberinde Türkiye’nin iki ülkeden 12 adet Eurofighter almak için anlaşmaya varmak üzere olduğunu yazdı.

    İkinci el uçakların satışı için İngiltere, Almanya, İtalya ve İspanya’dan oluşan Eurofighter konsorsiyumunun izni gerekiyor.

    Reuters’ın konuştuğu kaynak, konsorsiyumun izin vermesi durumunda imzalanacak nihai anlaşma çerçevesinde yeni üretilecek 28 uçağın da ilerleyen yıllarda Türkiye’ye teslim edeceğini söyledi.

    Haberde Erdoğan’ın jet sayısı, fiyat ve teslimat süresi gibi meseleleri Körfez seyahati sırasında görüşeceği kaydedildi. Ayrıca cumhurbaşkanının ilerleyen günlerde anlaşmayı imzalamak için İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Alman Şansölyesi Friedrich Merz’i ağırlayabileceği de ifade edildi.

    İlk imzalar Temmuz’da atılmıştı

    Türkiye ve İngiltere, Almanya’nın satış şerhini kaldırmasının ardından 23 Temmuz’da Eurofighter jeti alımına dair bir mutabakat zaptı imzaladı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve İngiltere Savunma Bakanı John Healey arasında İstanbul’da imzalanan metin, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından Türkiye-İngiltere savunma ilişki için “yeni bir dönemin başlangıcı” olarak nitelendirildi.

    Türkiye’nin Eurofighter Typhoon savaş uçaklarına ilgi duymaya başladığı ilk dönemde Almanya’nın itirazları olduğu basına yansımıştı. Almanya da 23 Temmuz’da Türk hükümetine uçak satışlarına izin verildiğine dair resmi bir yazı gönderdiğini duyurdu.

    F-35 savaş uçağı programından çıkartılmasının ardından yaşlanan hava kuvvetlerini yenilemek için girişimlerini sürdüren Ankara, bir yandan beşinci nesil KAAN savaş uçaklarının üretimini hızlandırırken diğer yandan da doğrudan alım yapmak istiyor.

    Türkiye ayrıca hava kuvvetlerini güçlendirmek için ABD’den 40 adet yeni F-16 savaş uçağı ve modernizasyon kiti alma sürecinde. Bunun yanı sıra F-35 programına geri katılması için de diplomatik çalışmalar yürütülüyor.

    F-35 savaş uçakları neden önemli, hangi ülkelerde var?

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington ziyareti sırasında bu konu gündeme gelmiş, ABD Başkanı Donald Trump F-35 konusunda “Eğer istersem rahatlıkla anlaşabilirim. Duruma göre değişir, [Erdoğan’ın] bizim için bir şey yapması gerekiyor” demişti.

    Reuters’a konuşan kaynaklar, Türkiye’nin ABD’ye F-35 satışı için Donald Trump’tan bir başkanlık muafiyeti almayı önermeyi planladığını söyledi. Türkiye, 2017’de Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerini satın alacağına dair anlaştığını açıklamış; 2019’da da Türkiye’ye ilk sevkiyat gerçekleşmişti. Bu anlaşmanın ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamına girmesinden dolayı ABD, Türkiye’ye savunma alanında çeşitli yaptırımlar uyguladı. Yaptırımlar kapsamında Türkiye F-35 programından çıkarıldı ve ücretini ödediği beşinci nesil savaş uçaklarının Ankara’ya teslimatı yapılmadı. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için ABD Kongresi’nin onayı gerekiyor.

  • Almanya’da Türkiye örnek gösterildi

    Almanya’da Türkiye örnek gösterildi

    Avrupa Birliği’nde yıllardır tartışılan yaz-kış saati uygulaması, Almanya Federal Meclisi’nde bir kez daha gündeme geldi. Almanya’da hükümet ortağı CDU ve muhalefetteki AfD, uygulamanın kaldırılması gerektiği yönünde görüş bildirdi.

    CDU’lu Avrupa Parlamentosu üyesi Peter Liese, AB Konseyi’ne gönderdiği yazıda saat değişikliğinin “eski ve gereksiz bir alışkanlık” olduğunu belirterek, “Vatandaşın da ekonominin de buna artık ihtiyacı yok” dedi.

    “AB’yi Beklemek Zorunda Değiliz”

    Tartışmalar sırasında Türkiye’nin 2016 yılında aldığı saat kararı örnek gösterildi. Aşırı sağcı AfD Partisi, Türkiye’nin uygulamasını örnek alarak kalıcı bir saate geçilmesi gerektiğini savundu. Parti yetkilileri, “AB bekliyorsa beklesin, Almanya kendi vatandaşının sağlığını düşünmeli” ifadelerini kullandı.

    Sağlık ve Verimlilik Vurgusu

    Parti temsilcileri, saat değişikliğinin insan biyolojisine zarar verdiğini, özellikle çocuklarda dikkat dağınıklığı ve uyku sorunlarına neden olduğunu belirtti. Ayrıca uygulamanın trafik kazalarını artırdığı ve iş verimliliğini düşürdüğü savunuldu.

  • Alman basını: Gazze barış planının kazananı Türkiye

    Alman basını: Gazze barış planının kazananı Türkiye

    Siyaset teorisi profesörü Herfried Münkler tarafından kaleme alınan analizde, Türkiye’nin yeni güç dengesi olduğu savunuldu. Analizinde Prof. Münkler, Orta Doğu’da fark edilmeden güç kaymaları yaşandığını yazdı ve “Türkiye, etkisini Suriye’nin ötesine, güneye doğru genişletti ve Avrupa’dan uzaklaşarak Orta Doğu’nun yeni hegemonik gücü olma yoluna girdi” dedi.

    Münkler’e göre Türkiye, bu şekilde “Osmanlı İmparatorluğu döneminde Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar oynadığı role geri dönüyor”. Türkiye’nin AB’ye alınmamasıyla birlikte tarihin tekerrür ettiğini öne süren Münkler, Türkiye’nin hâlâ NATO üyesi olduğu, ancak Avrupa müttefikleriyle uyumlu olmayan bağımsız bir bölgesel güç politikası izlediğini, sonuç olarak, NATO’nun güneydoğu kanadının zayıfladığını savundu.

    Berlin Humbold Üniversitesi’nde ders veren Profesör Münkler’e göre, Finlandiya ve İsveç’in katılımıyla NATO’nun merkezi kuzeybatıya kaydığı için bu durum Rusya-Ukrayna savaşının seyrini de etkileyecek.

    Rusya ve İran: Büyük kaybedenler

    Münkler analizinde Gazze Barış Planı’nın kaybedenlerine de yer veriyor ve en büyük kaybedenin Rusya ve İran olduğunu iddia ediyor. 2024 sonunda Beşar Esad’ın devrilmesiyle Rusya’nın Suriye’deki en önemli müttefikini yitirdiğini, İsrail ile Hamas arasındaki ateşkeste de hiçbir rol oynamadığını hatırlatan Münkler, Rusya’nın Orta Doğu’daki konumunun ciddi biçimde zayıflamış olduğuna dikkat çekti.

    Münkler, uzun zamandır bölgesel hegemonya hedefi güden İran’ın ise yalnız kaldığı değerlendirmesini yaparak analizine şöyle devam etti: “Artık mesele eski Doğu-Batı çekişmesi değil, gelecekte bölgede kimin söz sahibi olacağı. İran mı, Türkiye mi, Suudi Arabistan mı, yoksa Mısır mı? Ve İsrail, bu yeni güç dengeleriyle nasıl uyum sağlayacak?”

    “Eski Orta Doğu çözülüyor”

    2020’de İsrail ile Körfez ülkeleri arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile Suudi Arabistan’ın da katılacağı beklentisiyle, İsrail’in muhafazakâr Sünni monarşilerle bir eksen kurmak istediğini anlatan Münkler, “İran’daki mollaların, Suriye’de Esad rejimi, Lübnan’da Hizbullah, Gazze’de Hamas ve Yemen’de Husiler’i harekete geçirerek Filistin meselesini politik bir araç olarak kullandığını da” ifade etti.

    Münkler, bu güçler zayıfladığı için, İran’ın hegemonya hedefinin şimdilik imkânsız göründüğü değerlendirmesinde bulundu.

    ABD ve İsrail kazandı mı?

    İsrail’in de kaybedenler arasında olduğunu iddia eden Münkler, “İsrail askerî olarak kazandığı her şeyi, Gazze Savaşı’nın görüntüleriyle politik itibarını kaybederek geri verdi” diyor.

    Münkler, Avrupa ülkelerinin çoğunun, Gazze Savaşı sürecinde İsrail’den uzaklaştığını, Küresel Güney’de ise İsrail’in, dünya siyasetinin “kötü adamı” haline geldiğini hatırlatıyor. Münkler şunları yazdı: “Gerçek kazanan ABD gibi görünebilir, ama bu da ancak Trump’ın Orta Doğu’da kalıcı bir varlık göstermesiyle mümkün olurdu ki, bu pek olası değil. Trump, Avrupa’ya karşı gösterdiği güvenilmez tavrı burada da sürdürecektir. Bu nedenle onun üzerine istikrarlı bir bölgesel düzen kurulamaz. Korkulan şu: Ortadoğu’daki hegemonya çatışmaları kalıcı bir yapısal unsur haline gelecek. Türkiye ve İran, Mısır ve Suudi Arabistan, arada bir yerde İsrail, hepsi nüfuz alanları için mücadele edecek.” Bu mücadelenin sürdürülebilmesi için silahlanmanın artacağı öngörüsünde bulunan Münkler, bu tablonun kalıcı bir barışı göstermediğini vurguluyor. Münkler’e göre, Avrupa Orta Doğu konusunda tek sesle konuşamıyor. Bölgenin politik yapıları çözülüyor ve büyük aktörlerden hiçbiri, yerine neyin geçeceğine dair net bir fikre sahip değil.

  • Zelenski, Trump’ın mevcut cepheleri dondurma çağrısının ‘iyi bir uzlaşma’ olduğunu söyledi

    Zelenski, Trump’ın mevcut cepheleri dondurma çağrısının ‘iyi bir uzlaşma’ olduğunu söyledi

     Ancak İskandinav ülkelerini ziyaret eden Zelenski, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bunu destekleyeceğinden şüphe duyduğunu söyledi . Agence France-Presse’e (AFP) göre Zelenski gazetecilere şunları söyledi: [Trump], “Kaldığımız yerde kalalım ve konuşmaya başlayalım” önerisini sundu. Bence bu iyi bir uzlaşmaydı, ancak Putin’in bunu destekleyeceğinden emin değilim ve bunu [ABD] başkanına da söyledim. Trump ile Putin arasında Budapeşte’de yapılması planlanan zirvenin , Ukrayna ve Avrupa müttefiklerinin Kiev’den toprak tavizi almadan ateşkes çağrısında bulunmak için bir araya geldiği yönündeki haberler nedeniyle askıya alındığı bildirildi.

    Rusya ise Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Putin ile Trump arasında yapılacak zirveye yönelik hazırlıkların sürdüğünü söyledi.

  • Kahvesini kanalizasyona döktü, ceza yedi

    Kahvesini kanalizasyona döktü, ceza yedi

    İngiltere’nin başkenti Londra’nın Batı Richmond bölgesinde yaşayan Türk kökenli Burcu Yeşilyurt, otobüs beklerken elindeki kahve kupasında kalan az miktardaki içeceği kanalizasyona döktü. Ancak bu hareket, çevre zabıtaları tarafından fark edildi ve 1990 tarihli Çevre Koruma Yasası’nın 33. maddesi uyarınca Yeşilyurt’a 150 sterlin (yaklaşık 8393 TL) para cezası kesildi.

    Ceza karşısında şaşkınlık yaşayan Burcu Yeşilyurt, verilen yaptırımın “orantısız ve adaletsiz” olduğunu belirtti. Suçlamayı kabul etmediğini söyleyen Yeşilyurt, yasal yollara başvurarak cezaya itiraz edeceğini duyurdu.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Richmond Belediyesi, çevre zabıtalarının profesyonel ve tarafsız davrandığını vurgulayarak, “Su yollarının korunması ve sokakların temiz tutulması önceliğimizdir. Vatandaşların karara yasal olarak itiraz etme hakları vardır” ifadelerini kullandı.

    İngiltere’de geçerli çevre koruma yasalarına göre, sıvı veya katı atıkların gelişigüzel şekilde kanalizasyona veya su yollarına dökülmesi çevre kirliliği ve su kaynaklarını tehdit eden bir suç olarak değerlendiriliyor. Bu kapsamda uygulanan cezalarla su sistemlerinin ve doğal çevrenin korunması hedefleniyor.

  • Yangın çıktı, anne ve 5 çocuğu can verdi

    Yangın çıktı, anne ve 5 çocuğu can verdi

    Kırgızistan’ın güneyindeki Oş şehrinde yaşanan ev yangını, bir aileyi yasa boğdu. Gece saatlerinde çıkan yangında anne ve 5 çocuğu alevler içinde kaldı.

    Yerel saatle 05.56’da ihbar üzerine Acil Durumlar Bakanlığı ekipleri sevk edildi. Oş’un Jibek-Jolu ilçesindeki bir evde çıkan yangın, çatıya sıçrayarak hızla büyüdü. İtfaiye ekipleri, şiddetli alevlere kendilerine su sıkarak müdahale etti. Yangın, kapı ve pencerelerden söndürüldü.

    Anne ve Çocuklar Hayatını Kaybetti

    Yangında hayatını kaybedenler, anne ve 13, 11, 9, 6 ve 2 yaşlarındaki 5 çocuğu oldu. Babanın çalışmak için Güney Kore’de olduğu belirtildi. Cesetler, yangın sonrası evden çıkarıldı. Olay, ailenin tek geçim kaynağı olan babayı derinden sarstı.

    İlk gelen itfaiye görevlisi, “Geldiğimizde yangın çok şiddetliydi. Çatı tamamen alevler içindeydi. Kendimize su sıkarak yol yaptık. Ben kapıdan, bir arkadaşım pencereden alevleri söndürmeye başladık” dedi. Görevli, “Burada priz uzatma kablosuna ısıtıcı takılmış. Belki yangın buradan kaynaklanabilir” değerlendirmesini yaptı. Kış aylarında artan elektrikli ısıtıcı kullanımı, benzer kazalara yol açabiliyor.

    Yangının kesin nedeni için soruşturma başlatıldı. 2025 başından beri Kırgızistan’da 34 kişi yangınlarda hayatını kaybetti; başlıca nedenler kısa devre ve çocuk ihmali. Başkan Sadyr Japarov, ailenin yakınlarına başsağlığı diledi ve yangın önleme önlemlerini artırma çağrısı yaptı.

  • Burada ilk kez sivrisinek görüldü

    Burada ilk kez sivrisinek görüldü

    İzlanda, bugüne kadar sivrisineğin bulunmadığı ender yerlerden biri olarak biliniyordu. Ancak küresel ısınmanın etkisiyle bu durum değişti. Ülkede ilk kez sivrisinek örnekleri tespit edildi.

    İzlanda Doğa Bilimleri Enstitüsü’nde entomolog Matthías Alfreðsson, ülkede üç sivrisinek örneğinin bulunduğunu doğruladı. Daha önce Antarktika ile birlikte sivrisineksiz bölgeler arasında yer alan İzlanda, artık bu özelliğini kaybediyor. Ülkenin bataklıklar ve göletler gibi sivrisinekler için uygun üreme alanlarına sahip olduğu bilinse de, sert iklim koşulları bugüne kadar bu türlerin hayatta kalmasını engelliyordu.

    İzlanda, kuzey yarımküre ortalamasından dört kat hızlı ısınıyor. Buzulların erimesi ve sıcak iklim balıkları gibi uskumrunun İzlanda açıklarında görülmesi, iklim değişikliğinin bölgedeki etkilerini gösteriyor. Bu değişim, sivrisineklerin hayatta kalabileceği bir ortam yaratmış durumda.

    Tropikal Hastalık Riski

    Küresel ısınma, sivrisinek türlerinin dünyanın farklı bölgelerine yayılmasına neden oluyor. Örneğin, İngiltere’de bu yıl Aedes aegypti (Mısır sivrisineği) yumurtaları ve Aedes albopictus (Asya kaplan sivrisineği) tespit edildi. Bu istilacı türler, deng humması, chikungunya ve Zika virüsü gibi tropikal hastalıkları taşıyabiliyor. İzlanda’daki sivrisineklerin bu hastalıkları taşıyıp taşımadığı henüz bilinmiyor, ancak uzmanlar risklere karşı uyarıyor.

    Matthías Alfreðsson, İzlanda’daki sivrisineklerin küresel ısınmanın bir sonucu olarak ortaya çıktığını vurguluyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin ekosistem üzerindeki etkilerinin daha da artabileceğini ve yeni türlerin yayılmasının sağlık risklerini artırabileceğini belirtiyor. İzlanda’da sivrisinek popülasyonunun izlenmesi ve olası sağlık tehditlerine karşı önlem alınması gerektiği ifade ediliyor.

  • 600 bin çalışanı robotla değiştirecek!

    600 bin çalışanı robotla değiştirecek!

    Amazon, otomasyon hamlesiyle iş gücünü dönüştürmeyi planlıyor. New York Times’ın ulaştığı sızdırılmış iç yazışmalar, şirketin ABD’deki operasyonlarında devrim yaratacak bir stratejiyi gözler önüne serdi.

    Belgelere göre Amazon, 2033’e kadar ABD’deki operasyonlarının yüzde 75’ini robotlar aracılığıyla yürütmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, önümüzdeki yıllarda 600 binden fazla çalışanı işe almak yerine otomasyona yönelme planı var. Yalnızca 2027’ye kadar 160 bin pozisyonun ortadan kalkabileceği öngörülüyor. Şirketin şu anda dünya genelinde 1 milyondan fazla robot kullandığı ve iki ayaklı “Digit” adlı insansı robotları test ettiği belirtiliyor.

    Otomasyon planı, Amazon’a 2025-2027 yılları arasında 12,6 milyar dolar maliyet avantajı sağlayacak. Bu, her ürün gönderiminde yaklaşık 30 sentlik tasarruf anlamına geliyor. Şirket, bu adımla verimliliği artırarak rekabet gücünü pekiştirmeyi amaçlıyor.

    Sızdırılan belgelerde, Amazon yönetiminin olası kamuoyu tepkisini yönetmek için iletişim stratejisini yeniden şekillendirdiği ifade ediliyor. “Otomasyon” veya “yapay zekâ” gibi kelimeler yerine “ileri teknoloji” veya “cobot” (insanla birlikte çalışan robot) terimleri kullanılması planlanıyor. Bu, kamuoyunda daha olumlu bir algı yaratmayı hedefliyor.

    Amazon sözcüsü Kelly Nantel, belgelerin yalnızca “bir ekibin perspektifini” yansıttığını ve şirketin genel işe alım stratejisini temsil etmediğini belirtti. “Belgeler her zaman eksik bir tablo sunar” diyen Nantel, ABD genelinde aktif işe alımların devam ettiğini ve yıl sonuna kadar 250 bin sezonluk pozisyon açılacağını açıkladı.

    Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu, Amazon’un bu hedefleri gerçekleştirmesi durumunda “ABD’nin en büyük işverenlerinden birinin artık net bir iş yaratıcısı değil, iş yok edicisi olacağını” ifade etti. Acemoğlu, büyük şirketlerin verimlilik artışlarını iş gücü lehine çevirmemesi halinde ekonomik eşitsizliğin derinleşeceği konusunda uyarıda bulundu.

  • Trump Putin zirvesini değerlendirdi: “Boşuna Görüşme Yapmak İstemiyorum”

    Trump Putin zirvesini değerlendirdi: “Boşuna Görüşme Yapmak İstemiyorum”

    ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile olası zirveye ilişkin açıklamalarda bulundu. Beyaz Saray’da düzenlenen etkinlikte basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, görüşmenin ertelenmesiyle ilgili temkinli bir tutum sergiledi.

    Trump, Budapeşte’de yapılması planlanan ancak askıya alınan zirveye ilişkin soruya, “Boşuna bir görüşme yapmak istemiyorum. Boşuna zaman harcamak istemiyorum” yanıtını verdi. Görüşmeyi neden iptal ettiği sorusuna ise, “Ben bir şey söylemedim. Öyle olacağını söylemedim. Ne olacağını asla bilemezsiniz. Önümüzdeki 2 gün içinde ne yapacağımız konusunda size bilgi vereceğiz” diye cevap verdi. Bu ifadeler, zirvenin tamamen iptal edilmediğini ve hâlâ bir olasılığın masada olduğunu ima ediyor.

    Önceki gün Beyaz Saray, Trump ile Putin arasında yakın gelecekte bir zirve yapılmasının beklenmediğini resmi olarak duyurdu. AA muhabirine açıklama yapan bir yetkili, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, “İki bakan arasında ek bir yüz yüze görüşme gerekli olmayacak ve Başkan Trump’ın yakın gelecekte Devlet Başkanı Putin ile bir görüşmesi planlanmamaktadır” dedi. Bu açıklama, diplomatik çevrelerde Trump yönetiminin Rusya ile stratejik bir mesafe koyduğunu yorumlattı.

    Trump, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda hâlâ bir ateşkesin mümkün olduğuna inandığını ifade etti. Geçen hafta yaptığı açıklamada, savaşı sona erdirmek amacıyla Putin ile Budapeşte’de bir araya gelebileceğini belirten Trump, bu zirvenin savaşın bitişi için kritik olabileceğini vurgulamıştı. Ancak son gelişmeler, zirvenin belirsizliğini artırdı.

    Kremlin’den de zirveye dair açıklamalar geldi. Putin’in ekonomi ve yatırım temsilcisi Kirill Dmitriev, görüşme için hazırlıkların sürdüğünü söyledi. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov ise, “Zamanı belirlenmemiş olan bir şey iptal edilemez” diyerek zirvenin iptal edilmediğini savundu. Peskov, Trump ve Putin’in aynı uçakla Budapeşte’ye gidebileceği yönündeki haberleri ise “fantastik bir senaryo” olarak nitelendirdi.

    Trump ve Putin, daha önce 15 Ağustos’ta ABD’nin Alaska eyaletindeki Anchorage hava üssünde Ukrayna Savaşı’nı sona erdirmek amacıyla görüşmüştü. Bu görüşmede önemli anlaşmazlıklar yaşandığı belirtilmişti. Diplomatik kaynaklar, Budapeşte zirvesinin bu sürecin devamı olabileceğini ancak şu an için belirsiz olduğunu ifade ediyor. Önümüzdeki günlerde netlik kazanması beklenen zirve, uluslararası arenada yakından takip ediliyor.

  • Tren kazası: 14 kişi öldü, 29 yaralı

    Tren kazası: 14 kişi öldü, 29 yaralı

    Etiyopya’nın doğu bölgesinde meydana gelen trajik tren kazası, 14 kişinin ölümüne yol açtı. Yolcu treni, raydan çıkarak sabit bir trenle çarpıştı ve vagonlarda büyük hasar oluştu.

    Yerel saatle 02.00 sıralarında gerçekleşen kaza, Cibuti sınırındaki Dewele kasabasından Dire Dawa kentine giden yolcu treninde meydana geldi. Tren, Shinile kasabası yakınlarında raydan çıkarak sabit haldeki bir başka trenle çarpıştı. Yolcu treni, tüccarlar ve mallarını taşıyordu ve aşırı kalabalıktı. Çarpışmanın şiddetiyle bazı vagonlar devrildi, bazıları ezildi.

    Dire Dawa kasabası yetkilileri, kazada 14 kişinin hayatını kaybettiğini, 29 kişinin yaralandığını açıkladı. Yaralıların bir kısmı ağır durumda. Yolcuların çoğu gençlerden oluşuyordu ve birçok kişi trenin pencerelerinden atlayarak kurtuldu. Kazazedelerin aileleri yasa boğuldu.

    Kurtarma ve Müdahale

    Olay yerine acil yardım ekipleri sevk edildi, ancak ambulansların gecikmesi eleştirilere neden oldu. Yaralılar yakındaki hastanelere kaldırıldı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, çarpışmanın şiddeti ve mangled vagonlar net bir şekilde görülüyor.

    Soruşturma Başlatıldı

    Etiyopya yetkilileri, kazanın nedenini belirlemek için soruşturma başlattı. Bu olay, ülkenin ulaşım altyapısındaki sorunları bir kez daha gündeme getirdi. Etiyopya’da tren kazaları nadir olsa da, demiryolu ağı modernizasyonuna ihtiyaç duyuluyor.

  • Netanyahu Gazze’de Türk askerini kırmızı çizgi olarak görüyor

    Netanyahu Gazze’de Türk askerini kırmızı çizgi olarak görüyor

    Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının ardından barış sürecinin ikinci aşamasına geçiş hazırlıkları sürerken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye’nin rolüne yönelik sert tutumu dikkat çekiyor. Netanyahu, Türk askerleri ve şirketlerinin Gazze’de yer almasını engellemeye çalışıyor.

    Israel Hayom gazetesinin haberine göre, Netanyahu Türk askerlerinin Gazze’de bulunmasını “kırmızı çizgi” olarak görüyor. Türk şirketlerinin bölgenin yeniden inşasına dahil edilmemesini de isteyen Netanyahu, ABD ile bu konuda görüşmelerini sürdürüyor. İsrailli kaynaklar, Netanyahu’nun Knesset açılış konuşmasında “yeni tehditler”den bahsederken Türkiye ve Katar’ın bölgesel etkisini kastettiğini iddia ediyor. Ankara ve Doha’nın Gazze’nin geleceği ile Suriye’deki gelişmelerde merkezi rol oynadığı vurgulanıyor.

    Muhalefet ve Hükümetten Tepkiler

    İsrail anamuhalefet lideri Yair Lapid, Netanyahu hükümetini Mısır yerine Türkiye ve Katar’ı Gazze’ye sokmakla eleştirdi. Lapid, “Gazze’nin ihtiyacı Mısır kontrolü. Amerikalılardan Türkiye ve Katar’ın olmayacağına dair güvence almalıyız” dedi. Hükümetteki Yerleşim ve Ulusal Misyonlar Bakanı Orit Strock ise “Türkiye’yi Suriye’den uzaklaştırmaya çalışırken onları Gazze’ye nasıl sokarız?” diyerek hükümeti hedef aldı ve “Gazze’de hiçbir surette Türk görmek istemiyorum” ifadesini kullandı.

    ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Trump’ın danışmanları Steve Witkoff ve Jared Kushner ile Tel Aviv’e gitti. Üçlü, Gazze’deki ateşkesin uygulanması ve gözetimi için kurulan merkezde basın toplantısı düzenledi. Vance, İsrailli ölü esirlerin cenazelerinin enkaz altında kaldığını belirterek, uluslararası istikrar gücüne ilişkin “Yabancı güçlere zorlama yapmayacağız. Türklerin yapıcı rolüne minnettarız” dedi. Vance’in bugün Netanyahu ile görüşmesi bekleniyor.

    Mısırlı Yetkililer de Sahada

    Mısır İstihbarat Başkanı Hasan Reşad da Netanyahu ile görüşerek ateşkes planı, İsrail-Mısır ilişkileri ve Türkiye-Mısır nüfuzunu ele aldı. Görüşmelerde Gazze’nin savaş sonrası durumu tartışıldı.

    Cenaze İadeleri Devam Ediyor

    Hamas, bir İsrailli rehinenin cesedini iade etti. İsrail ordusu, cesedin 7 Ekim’de öldürülen 41 yaşındaki subay Tal Chaimi’ye ait olduğunu doğruladı. Gazze’de 15 İsrailli rehine cesedinin bulunduğu tahmin ediliyor. Karşılığında 15 Filistinli naaş Gazze’ye gönderildi.

  • 5.5 Büyüklüğünde deprem: Korku dolu anlar

    5.5 Büyüklüğünde deprem: Korku dolu anlar

    Ekvador’un El Oro eyaletinde meydana gelen deprem, bölgede paniğe neden oldu. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) ve yerel kurumlar, sarsıntının detaylarını paylaştı.

    Deprem, yerel saatle 19.05’te, El Oro eyaletine bağlı Arenillas kasabasının 11.5 kilometre güneydoğusunda gerçekleşti. USGS, depremin büyüklüğünü 5.5 olarak belirlerken, Ekvador Jeofizik Enstitüsü 6.1 olarak duyurdu. Sarsıntının derinliği yaklaşık 69-74 kilometre olarak ölçüldü.

    El Oro eyaleti, Ekvador’un güney kıyısında yer alıyor ve Piñas ile Machala gibi kasabalarına yakın konumda. Epicenter, Peru sınırına yakın bir noktada, 41 km güneyinde Machala’ya uzaklıkta tespit edildi. Bölge, Pasifik Ateş Çemberi üzerinde yer aldığı için sık sismik aktiviteye maruz kalıyor.

    Şu ana kadar depremde can kaybı veya maddi hasar bildirilmedi. Yetkililer, artçı sarsıntılara karşı uyarıda bulundu. Ekvador, 2016’daki 7.8 büyüklüğündeki deprem gibi geçmiş olaylardan ders alarak hazırlık yapıyor.

    Ekvador, son yıllarda sık deprem yaşıyor. 2025’te kaydedilen diğer sarsıntılar arasında 4.7 büyüklüğünde Pasifik Okyanusu depremleri var. Uzmanlar, bu depremin tektonik plakaların hareketinden kaynaklandığını belirtiyor.

  • Motoru duran uçak sahile iniş yaptı

    Motoru duran uçak sahile iniş yaptı

    ABD’nin California eyaletine bağlı San Diego şehrinde, motor arızası yaşayan bir pervaneli uçak facianın eşiğinden döndü. Cessna 170 tipi uçak, Mission Beach sahiline acil iniş yaptı.

    Olay, yerel saatle 11:45 sıralarında meydana geldi. San Diego İtfaiye Departmanı’ndan yapılan açıklamada, motoru duran uçağın pilotu tarafından güvenli bir şekilde sahile indirildiği belirtildi. Uçakta bulunan iki kişi ve sahildeki bölge sakinlerinden kimsenin yaralanmadığı bildirildi.

    Uçağın pilotu Victor Schneider, 1953 model Cessna 170’in 23 yıllık sahibi olduğunu ve ilk kez böyle bir sorunla karşılaştığını ifade etti. Schneider, “Kızımla birlikte uçarken motor aniden durdu. Sahilde iniş yapabileceğim, gelgit nedeniyle sertleşen bir zemin aradım,” dedi. Pilot, acil iniş kararı alırken tek endişesinin kimseye zarar vermemek olduğunu vurguladı ve ekledi: “Çok az insanın olduğu, gerçekten çok iyi bir boş alan buldum ve acil iniş gerçekleştirdim.”

    Amatör Kameralara Yansıdı

    Uçağın sahile iniş anı, çevredeki vatandaşların amatör kameraları tarafından kaydedildi. Görüntüler, uçağın şaşkın bakışlar arasında kumsala başarılı bir şekilde iniş yaptığını gösterdi. Yetkililer, olayla ilgili inceleme başlattı.

  • Google Chrome’a “akıllı” rakip geldi: ChatGPT Atlas

    Google Chrome’a “akıllı” rakip geldi: ChatGPT Atlas

    OpenAI, yapay zeka destekli yeni web tarayıcısı ChatGPT Atlas’ı tanıttı. Şirketin uzun süredir beklenen bu hamlesi, Google Chrome’un pazar hâkimiyetine doğrudan bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor.

    ChatGPT Atlas, OpenAI’nin haftalık 800 milyon aktif kullanıcıya ulaşan sohbet botu ChatGPT’nin gücünü web tarayıcısına entegre ediyor. Kullanıcıların çevrim içi davranışlarını analiz ederek daha kişisel ve etkileşimli bir deneyim sunmayı amaçlayan Atlas, aynı zamanda yapay zekâ destekli arama deneyimini hızlandıracak. Tarayıcı, kullanıcıların her sayfada ChatGPT’nin özetleme, ürün karşılaştırma ve veri analizi özelliklerine erişebileceği bir kenar çubuğu (sidebar) sunuyor.

    “Agent Mode” adlı ücretli özellik sayesinde ChatGPT, kullanıcı adına web siteleriyle etkileşime geçip işlemleri baştan sona tamamlayabiliyor. OpenAI’nin salı günü yaptığı tanıtımda, geliştiriciler ChatGPT’nin bir yemek tarifi bulup gerekli malzemeleri otomatik olarak çevrim içi market sepetine eklediği bir alışveriş demosu sergiledi.

    ATLAS ŞİMDİLİK SADECE MAC’TE

    Atlas, ilk aşamada Apple’ın macOS işletim sisteminde küresel olarak kullanıma sunuldu. Şirket, Windows, iOS ve Android sürümlerinin ise daha sonra yayınlanacağını duyurdu. OpenAI’nin adımı, Google’ın hâkim olduğu arama ve tarayıcı pazarında rekabeti artırabilir. Alphabet’in hisseleri, duyurunun ardından öğleden sonra işlemlerinde yüzde 1,8 düşüş yaşadı. Google, ChatGPT’nin 2022’deki çıkışından bu yana kullanıcı davranışlarındaki değişime uyum sağlamak için kendi yapay zekâ özelliklerini geliştirmeye çalışıyor. Şirket, arama sonuçlarına “AI Overview” özelliği eklerken, geçen ay ABD’de Chrome tarayıcısına Gemini AI modelini entegre etmişti.

    REKABET KIZIŞIYOR

    StatCounter verilerine göre Google Chrome, Eylül 2025 itibarıyla küresel tarayıcı pazarında yüzde 71,9 payla liderliğini sürdürüyor. Ancak uzmanlar, OpenAI’nin yeni tarayıcısının dijital reklam gelirleri üzerinde baskı yaratabileceğini belirtiyor. OpenAI’nin CEO’su Sam Altman liderliğinde şirket, ChatGPT’nin ardından yeni ürünlerle büyüme alanlarını genişletmeyi hedefliyor. Atlas, Brave, Opera ve Perplexity gibi yapay zekâ tabanlı tarayıcılarla birlikte internetin geleceğini şekillendirecek yeni bir rekabet döneminin başlangıcı olarak görülüyor.