Kategori: Ekonomi

  • Yılın ilk yarısında 434 milyon liralık madeni para cebe girdi

    Yılın ilk yarısında 434 milyon liralık madeni para cebe girdi

    Türkiye’de bu yılın ilk 6 ayında vatandaşların cebine 434 milyon 615 bin 500 liralık madeni para girdi.

    AA muhabirinin Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, bu yılın ocak-haziran döneminde toplam 169 milyon 960 bin adet madeni para tedavüle sunuldu. Bu dönemde basılan madeni paraların toplam değeri 434 milyon 615 bin 500 lira oldu.

    En çok 1 lira, en az 25 kuruş basıldı

    Söz konusu dönemde basılan madeni paraların dağılımına bakıldığında, adet bazında piyasaya en çok sürülen madeni paranın 90 milyon 439 bin adetle 1 lira olduğu görüldü. Bunu 67 milyon 686 bin adetle 5 lira ve 11 milyon 367 bin adetle 50 kuruş takip etti. Aynı dönemde 360 bin adet 10 kuruş ve 108 bin adet 25 kuruş dolaşıma sunulurken, 5 kuruş ve 1 kuruş ise hiç basılmadı.

    Yılın ilk yarısında en fazla madeni para 46 milyon 210 bin adetle şubat ayında basılarak tedavüle girdi. Madeni para arzının en düşük kaldığı ay ise 15 milyon 600 bin adetle haziran oldu.

    Geçen yıl tedavüle sürülen madeni paraların değeri 1 milyar 332 milyon 363 bin 400 lira olarak hesaplanmıştı. Bu dönemde 172 milyon 793 bin adet 5 lira, 449 milyon 652 bin adet 1 lira, 37 milyon 254 bin adet 50 kuruş, 1 milyon 80 bin adet 10 kuruş, 180 bin adet 5 kuruş ve 240 bin adet 1 kuruş dolaşıma sunulmuştu.

    Bu yılın ilk 6 ayında tedavüle sunulan madeni paraların adedi ve toplam değerleri şöyle:>>>AA

    Miktar (Adet) TL Değeri
    5 TL 67.686.000 338.430.000 TL
    1 TL 90.439.000 90.439.000 TL
    50 Kuruş 11.367.000 5.683.500 TL
    25 Kuruş 108.000 27.000 TL
    10 Kuruş 360.000 36.000 TL
    5 Kuruş 0 0 TL
    1 Kuruş 0 0 TL
    TOPLAM 169.960.000 434.615.500 TL
  • Hangi elektrikli otomobil daha çok tercih ediliyor?

    Hangi elektrikli otomobil daha çok tercih ediliyor?

    Elektrikli otomobillere ilgi hız kesmiyor

    Türkiye’de elektrikli otomobil pazarı son yıllarda önemli bir büyüme kaydetti.

    Artan yakıt maliyetleri, gelişen batarya teknolojileri, çevre dostu ulaşım anlayışı ve genişleyen şarj altyapısı, sürücülerin elektrikli araçlara yönelmesinde etkili oldu.

    Yerli ve yabancı birçok marka yeni modellerini Türkiye pazarına sunarken, rekabet de her geçen gün artıyor.

    Elektrikli araç satın almayı planlayanların en çok merak ettiği konuların başında ise “Hangi model daha çok tercih ediliyor?” sorusu geliyor.

    Türkiye’de en çok tercih edilen elektrikli otomobiller

    Son dönemde satış performanslarıyla öne çıkan elektrikli otomobiller şu şekilde sıralanıyor:

    1. Togg T10X
    2. Tesla Model Y
    3. BYD Atto 3
    4. BYD Seal U
    5. Kia EV3
    6. MINI Countryman Electric
    7. KG Mobility Torres EVX
    8. Volvo EX30
    9. Hyundai Kona Electric
    10. BMW iX1

    Tercihleri hangi kriterler belirliyor?

    Elektrikli otomobil satın alacak kullanıcılar yalnızca fiyatı değil; menzil, batarya teknolojisi, hızlı şarj desteği, servis ağı, güvenlik donanımları ve ikinci el değerini de dikkate alıyor.

    Özellikle tek şarjla daha uzun mesafe sunan modeller tüketicilerden yoğun ilgi görüyor.

    Bunun yanı sıra şarj istasyonlarının yaygınlaşması ve yeni marka-model seçeneklerinin pazara girmesi de elektrikli otomobil satışlarını destekleyen önemli etkenler arasında yer alıyor.

    Yeni modellerin satışa sunulması, batarya teknolojilerindeki gelişmeler ve şarj altyapısına yapılan yatırımlar sayesinde elektrikli araçların Türkiye otomotiv pazarındaki payının artacağı öngörülüyor.

  • Türk lirasıyla dış ticaret 772,9 milyar liraya ulaştı

    Türk lirasıyla dış ticaret 772,9 milyar liraya ulaştı

    İlk 6 ayda dikkat çeken artış

    Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2026 yılının ocak-haziran döneminde Türkiye’nin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 artışla 136 milyar 59 milyon dolara ulaştı.

    Haziran ayında ise ihracat yıllık bazda yüzde 21,9 artarak yaklaşık 25 milyar dolara yükseldi ve tüm zamanların en yüksek haziran ayı ihracat rakamı kaydedildi.

    Türk lirasıyla ihracat arttı

    Yılın ilk altı ayında Türk lirasıyla yapılan ihracat da yükseliş gösterdi.

    Ocak-haziran döneminde Türk lirasıyla ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 artışla 162 milyar 214 milyon liradan 181 milyar 864 milyon liraya çıktı.

    Aynı dönemde Türk lirasıyla ithalat ise yüzde 10,3 artarak 591 milyar 81 milyon liraya ulaştı.

    Dış ticaret hacmi 772,9 milyar lirayı aştı

    İhracat ve ithalattaki artışla birlikte Türk lirasıyla gerçekleştirilen dış ticaret hacmi de yükseldi.

    Yılın ilk yarısında Türk lirasıyla dış ticaret hacmi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 artarak 772 milyar 945 milyon lira olarak kayıtlara geçti.

    Haziranda ihracatta güçlü yükseliş

    Haziran ayında Türk lirasıyla ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,6 artışla 30 milyar 80 milyon liraya yükseldi.

    Aynı dönemde ithalat yüzde 16,1 artarak 114 milyar 383 milyon liraya çıkarken, haziran ayındaki toplam dış ticaret hacmi 144 milyar 463 milyon lira oldu.

    Veriler, yılın ilk yarısında Türk lirasıyla dış ticaretin büyümesini sürdürdüğünü ortaya koydu.

  • Fahiş fiyat artışlarında cezaların “şube sayısına göre belirlenmesi” önerisi

    Fahiş fiyat artışlarında cezaların “şube sayısına göre belirlenmesi” önerisi

    Ağaoğlu, depozito güncellemesi sonrası ambalajlı içeceklerdeki fiyat artışlarına karşı Ticaret Bakanlığının başlattığı denetimleri AA muhabirine değerlendirdi.

    Sıfır Atık Hareketi kapsamında hayata geçirilen ve Türkiye Çevre Ajansı tarafından yürütülen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi ile içecek ambalajını DOA makinelerine iade eden tüketiciye 1 lira ödendiğini hatırlatan Ağaoğlu, sistemin hayata geçmesinin ardından bazı firmaların özellikle içme suyu fiyatlarında artışa gittiğine ilişkin şikayetlerin kendilerine ulaştığını bildirdi.

    Ambalaj maliyetlerinin üretici ve satıcıların fiyatlarının içinde yer aldığına dikkati çeken Ağaoğlu, DOA uygulamasını “kazan kazan” sistemi olarak nitelendirerek, şöyle konuştu:

    “Geri dönüşümle çevre kazanacak, ham madde ihtiyacının yurt dışından sağlanması büyük ölçüde önlenecek, ülke ekonomisi kazanacak ve dış ticaret açığımız düşecektir. Bu kazan kazan oyununda bir kısım maliyet artışıyla karşılaşmış olsa bile firmaların ellerini değilse bile bir parmaklarını taşın altına koyup maliyet artışını yansıtmaması gerekirken tüketiciye ödenen bedelin iki katı, üç katı ilave fiyatlar eklenmesi o ürünlerin ve o firmaların boykotuna kadar gidecek bir tüketici tepkisine neden olabilir. Karşımızda apaçık bir fırsatçılık gözüküyor.”

    Piyasada fiyat belirleyici konumda olan zincir marketlerin on binlerce noktada satış yaptığına değinen Ağaoğlu, uygulanan idari para cezalarının raftaki fiyatlara yansıtılarak yine tüketiciden tahsil edildiğini savundu.

    Fahiş fiyat artışlarında cezaların "şube sayısına göre belirlenmesi" önerisi

    Ağaoğlu, şöyle devam etti:

    “Fahiş fiyat artışında idari yaptırım ve cezalar daha etkili hale getirilmeli. Şube ve mağaza sayısına göre yaptırım uygulanmalı. Bunun yanı sıra tekerrür halinde cezalar katlanmalı, en önemlisi de ısrar edilmesi durumunda kapatmaya kadar gidilmeli. Bu yaptırımlara ilaveten Ticaret Bakanlığımız yaptığı tespitleri Cumhuriyet savcılıklarına da intikal ettirip Türk Ceza Kanunu’nun 237. maddesinde yer alan fiyatları etkileme suçundan soruşturma yapılmasını da istemelidir. Denetimler sıklaştırılmalı, yaptırımlar artırılmalı. Ticaretten mene kadar gidecek, ceza soruşturmalarına evrilebilecek şekilde kamu otoritesi tüketiciyle işbirliği yapıp bu vurgun peşinde koşanların hevesini kursağında bırakmalıdır.”

    Ağaoğlu, tüketicilerin depozito bahanesiyle normalin üzerinde fiyat artışı gördüklerinde kanıt toplamak için Alo 175 Tüketici Danışma Hattı’na ürün etiketini, fotoğrafını, konumunu ve satış noktasının unvanını bildirebileceklerini, ayrıca internet üzerinden şikayet aktarabileceklerini sözlerine ekledi.>>>AA

  • İstanbul’daki iki havalimanı, 78 ilin nüfusundan fazla yolcu ağırladı

    İstanbul’daki iki havalimanı, 78 ilin nüfusundan fazla yolcu ağırladı

    Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün Haziran 2026 dönemine ait hava yolu uçak, yolcu ve yük verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Söz konusu ayda yolcu ve çevre dostu havalimanlarında iniş-kalkış yapan uçak sayısının, iç hatlarda 91 bin 987, dış hatlarda ise 84 bin 961 olduğunu kaydeden Uraloğlu, böylece toplam uçak trafiğinin üst geçişlerle 221 bin 826’ya ulaştığı bilgisini paylaştı.

    Uraloğlu, haziran ayında hizmet verilen uçak trafiğinin 2025’in aynı ayıyla kıyaslandığında, iç hat uçak trafiğinde yüzde 2,1 artış meydana geldiğini de ifade etti.

    İç hat yolcu trafiğinin geçen ay 9 milyon 374 bin 831, dış hat yolcu trafiğinin de 13 milyon 541 bin 166 olarak gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, haziranda havalimanlarında direkt transit yolcularla toplam 22 milyon 924 bin 169 yolcuya hizmet verildiğini bildirdi.

    Uraloğlu, yük trafiğinin geçen ay iç hatlarda 85 bin 636 ton, dış hatlarda 399 bin 307 ton olmak üzere toplam 484 bin 943 tona ulaştığını da kaydetti.

    “Toplam yolcu trafiğinde yüzde 2,6 artış oldu”

    İstanbul'daki iki havalimanı, 78 ilin nüfusundan fazla yolcu ağırladı

    Havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin, ocak-haziran döneminde iç hatlarda 471 bin 870, dış hatlarda 404 bin 197 olduğunu, böylece üst geçişlerle trafiğin toplam 1 milyon 113 bin 986’ya ulaştığını ifade eden Uraloğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 50 milyon 2 bin 867, dış hat yolcu trafiğinin 61 milyon 903 bin 797 olduğu 6 aylık dönemde direkt transit yolcularla toplam 111 milyon 960 bin 564 yolcuya hizmet verildi. Haziran sonunda hizmet verilen yolcu trafiği 2025’in aynı dönemi ile kıyaslandığında direkt transit dahil olmak üzere toplam yolcu trafiğinde yüzde 2,6 artış oldu. Söz konusu dönemde havalimanları yük trafiği ise iç hatlarda 440 bin 880 ton, dış hatlarda 2 milyon 58 bin 823 ton olmak üzere toplamda 2 milyon 499 bin 704 tona ulaştı.”

    Uraloğlu, Türkiye’nin mega projelerinden İstanbul Havalimanı’nda ise haziranda uçak trafiğinin iç hatlarda 10 bin 646, dış hatlarda 35 bin 22 olmak üzere toplam 45 bin 668’e ulaştığını kaydetti.

    İstanbul Havalimanı’nda iç hatlarda 1 milyon 545 bin 275, dış hatlarda 5 milyon 574 bin 563 olmak üzere toplam 7 milyon 119 bin 838 yolcuya hizmet verildiğini bildiren Uraloğlu, “Ocak-haziran döneminde ise söz konusu havalimanında iç hatlarda 58 bin 271, dış hatlarda 204 bin olmak üzere toplam 262 bin 271 uçak trafiği gerçekleşti. İç hatlarda 8 milyon 235 bin 298, dış hatlarda 31 milyon 686 bin 815 olmak üzere toplam 39 milyon 922 bin 113 yolcu trafiği oluştu.” ifadesini kullandı.

    “Sabiha Gökçen’de 23 milyon 525 bin 494 yolcu trafiğine hizmet verildi”

    Uraloğlu, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na haziranda iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin iç hatlarda 10 bin 646, dış hatlarda 35 bin 22 olmak üzere toplam 45 bin 668’e ulaştığı ve yolcu trafiğinin iç hatlarda 1 milyon 545 bin 275, dış hatlarda 5 milyon 574 bin 563 olmak üzere toplam 7 milyon 119 bin 838’i bulduğu bilgisini de paylaştı.

    Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 6 aylık süreçte iç hatlarda 60 bin 363, dış hatlarda 75 bin 172 olmak üzere toplam 135 bin 535 uçak trafiği gerçekleştiğini ifade eden Uraloğlu, iç hatlarda 10 milyon 850 bin 625, dış hatlarda 12 milyon 674 bin 869 olmak üzere toplam 23 milyon 525 bin 494 yolcu trafiğine hizmet verildiğini de kaydetti.

    Uraloğlu, “İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı yılın ilk yarısında 63 milyon 447 bin 607 yolcuya hizmet verdi. İstanbul’daki iki havalimanımız, yılın ilk yarısında 78 ilin nüfusundan fazla yolcuyu ağırladı. Ayrıca İstanbul Atatürk Havalimanı’nda da uçak trafiği haziranda 2 bin 377, 6 aylık dönemde ise 12 bin 865 olarak gerçekleşti.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Turizm merkezleri 6 ayda 23 milyon 358 bin 57 yolcu ağırladı”

    Turizm merkezlerindeki havalimanlarında iç hatlarda 71 bin 568, dış hatlarda 91 bin 168 olmak üzere toplam 162 bin 736 uçak trafiği gerçekleştiğini ifade eden Uraloğlu, şu bilgileri paylaştı:

    “Bu havalimanlarında hizmet sunulan yolcu sayısı 6 ayda iç hatlarda 9 milyon 294 bin 255, dış hatlarda 14 milyon 63 bin 802 olmak üzere toplam 23 milyon 358 bin 57’ye ulaştı. 6 aylık dönemde, İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda 5 milyon 994 bin 584, Antalya Havalimanı’nda 13 milyon 654 bin 494, Muğla Dalaman Havalimanı’nda ise 1 milyon 848 bin 682 yolcuya hizmet verildi. Muğla Milas-Bodrum Havalimanı’nda toplam 1 milyon 519 bin 84 yolcuya hizmet verilirken, Gazipaşa Alanya Havalimanı’nda toplam 341 bin 213 yolcu trafiği gerçekleşti.”>>>AA

  • ASELSAN ve ROKETSAN’dan dev sözleşme

    ASELSAN ve ROKETSAN’dan dev sözleşme

    Görgün, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “gök vatan” savunmasına yönelik atılan yeni adımlara ilişkin bilgi verdi.

    Açıklamasında “Gök Vatan savunmasında büyük gün” ifadesini kullanan Görgün, 18 Şubat 2026 tarihli Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) kararları doğrultusunda, ASELSAN ve ROKETSAN ile HİSAR-A ve HİSAR-O hava savunma sistemleri ilave seri üretim sözleşmelerini imza altına aldıklarını belirtti.

    ÇELİKKUBBE vizyonu ve NATO çerçevesindeki taahhütler kapsamında Türkiye’nin çok katmanlı hava savunma mimarisini güçlendirmeye kararlı olduklarını vurgulayan Görgün, şunları kaydetti:

    “Son 23 yılda atılan adımlarla savunma sanayii alanında ülkemizin ihtiyaç duyduğu tüm ileri seviye kabiliyetleri karşılayabilecek 4000’in üzerinde şirket, yaş ortalaması 34’ün altında olan 100 bin kişilik mühendis ve teknisyen ordusundan oluşan bir ekosisteme sahibiz.

    Başkanlığımız koordinasyonunda hayata geçirilen her yerli ve milli proje, kaynaklarımızın ülke içinde kalmasını sağlıyor, istihdamı destekliyor ve sanayi kapasitemizin artırılmasına katkı sunuyor. Savunma sanayimizin bugünlere gelmesinde tarihi bir rol üstlenen Sayın Cumhurbaşkanı’mıza şükranlarımızı arz ediyoruz.”

    1 milyar 470 milyon 500 bin avroluk sözleşme

    ASELSAN ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı arasında hava savunma sistemlerinin devam eden seri üretim projelerine ilave olarak 1 milyar 470 milyon 500 bin avroluk sözleşme imzalandı.

    ÇELİKKUBBE, tüm hava savunma unsurlarının ve silahların bir ağ yapısı altında entegre çalışmasını sağlıyor. ÇELİKKUBBE ile KORKUT, HİSAR-A, GÖKER, GÖKBERK, HİSAR-O ve SİPER gibi hava savunma sistemleri, birbirlerine entegre şekilde çalışabiliyor. Silah sistemlerine ilaveten hedefin hassas takibini, teşhisini ve sınıflandırmasını gerçekleştiren radar ve elektro-optik sistemler de ÇELİKKUBBE içerisinde bir bütün halinde görev yapıyor.>>>AA

  • Marketlerde depozito denetimi

    Marketlerde depozito denetimi

    Plastik, cam ve metal ambalajlı içeceklerde depozito katılım payının güncellenmesinin ardından, haksız fiyat artışlarının önüne geçilmesine yönelik denetimler artırıldı.

    Bu kapsamda, Ankara Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, Çankaya ilçesindeki bir zincir market şubesini denetledi.

    Marketlerde depozito denetimi

    Denetim kapsamında ambalajlı su ve depozito katılım payı kapsamındaki ürünlerin faturaları incelenerek, bunların ürünlerin satış fiyatıyla uyumlu olup olmadığı kontrol edildi.>>>AA

  • “Türkiye 100” programı için başvurular başladı

    “Türkiye 100” programı için başvurular başladı

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden (TOBB) yapılan açıklamaya göre “Türkiye 100” programı, Birlik öncülüğünde, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) işbirliğinde gerçekleştiriliyor.

    En hızlı büyüyen firmaların belirleneceği programın 10’uncu dönemi için başvurular, 14 Ağustos’a kadar “http://turkiye100.tobb.org.tr” adresinden yapılabilecek. Programda ilk 100’e giren şirketlere yeni ortaklıkların kapısı açılırken birçok platformda tanıtım imkanı sağlanacak.

    Kimler başvuru yapabilecek?

    Kuruluşu 31 Aralık 2022 ve öncesi olan, 2023 yılında en az 2 milyon lira ve 2025’te en az 5 milyon lira satış gelirine sahip, 2023-2025 döneminde satış gelirlerinde her yıl büyüme kaydeden ve anılan dönem için en az yüzde 10 artış kaydeden, 2025 itibarıyla en az 10 çalışana sahip şirketler başvuru gerçekleştirebilecek. Başvuracak şirketlerin merkezlerinin Türkiye’de olması gerekiyor.

    Kamu ortaklığı ve/veya halka açık şirketlerin, yurt dışı merkezli bir firmanın Türkiye şubesinin, hisselerinin yüzde 51’inden fazlası halka açık başka bir kuruluşa ya da bir kamu şirketine ait şirketlerin, kar amacı gütmeyen şirketlerin, franchise işletmelerinin, otomobil galerileri, kuyumcular, döviz şirketleri, bankalar, enerji dağıtım şirketleri, elektrik, gaz, akaryakıt ve su sağlayıcıların başvuruları geçerli sayılmayacak.

    Holdinglerin başvuruları geçerli sayılmazken bir holdingin çatısı altındaki şirketler başvurabilecek. Ortakları arasında Türkiye dışındaki ülkelerin vatandaşları (gerçek ve tüzel kişiler) olan şirketler de başvuruda bulunabilecek.

    “Zenginleşmenin yolu girişimcilikten geçiyor”

    Açıklamada görüşlerine yer verilen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, şirketleri, programa başvuru yapmaya davet ederek, Türkiye 100 programı ile girişimci şirketleri kamuoyunda tanınır hale getirerek, başarılı girişimcilerin hem Türkiye’de hem de dünyada önünü açtıklarını bildirdi.

    Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketinin, ulusal ve uluslararası bağlantılarını kuvvetlendirme imkanı bulacağını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “Zenginleşmenin yolu girişimcilikten geçiyor. Türkiye 100 programlarıyla her yıl Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketini dünyaya tanıtmayı hedefliyoruz. Başarılı şirketlerimizin görünürlüklerini artırarak yeni yatırımcılara, müşterilere ve tedarikçilere erişimini kolaylaştırmak ve bu sayede büyüme süreçlerine katkı sunmak istiyoruz. Türkiye 100 girişimcilerinin başarı öykülerinin, iş hayatına yeni gireceklere örnek olmasını umut ediyoruz.”>>>AA

  • Sanayi üretim endeksi mayısta aylık yüzde 2,9 azaldı, yıllık bazda değişmedi

    Sanayi üretim endeksi mayısta aylık yüzde 2,9 azaldı, yıllık bazda değişmedi

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ilişkin sanayi üretim endeksi verilerini açıkladı.

    Buna göre, söz konusu ayda takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, geçen yılın aynı ayına kıyasla değişmedi.

    Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, mayısta madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,3, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1 artış gösterdi.

    Arındırılmamış sanayi üretim endeksinde de yıllık bazda yüzde 16,4 azalış hesaplandı.

    Sanayi üretiminde aylık veriler

    Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, söz konusu ayda bir önceki aya kıyasla yüzde 2,9 azaldı.

    Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, mayıs ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,5 artarken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3,3, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,9 geriledi.

    TÜİK, bazı ayların verilerinde revizyona gitti.

    Buna göre sanayi üretim endekslerinin takvim etkisinden arındırılmış yıllık değişim oranları şöyle:

    Yıllar/Aylar Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
    2023 4 -8,8 0,3 -1,4 0,3 0,9 8,3 3,5 5,2 2,6 2 2,3
    2024 1,3 11,2 4,4 -1 0 -5 -3,8 -5,1 -2,2 -2,9 1,7 7
    2025 1,1 -2 2,4 2,9 4,8 8,2 4,9 7,1 3 2,1 2,2 -2,1
    2026 -1,9 2,2 -1,1 6,1 0
  • TÜİK mayıs ayı dış ticaret endekslerini açıkladı

    TÜİK mayıs ayı dış ticaret endekslerini açıkladı

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ilişkin dış ticaret endekslerini açıkladı.

    Buna göre ihracat birim değer endeksi, mayısta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 14,2 yükseldi.

    Endeks, Mayıs 2025’e göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 8,8, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 11,3, yakıtlarda yüzde 52,5, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 12 arttı.

    İthalat birim değer endeksi de mayısta yıllık bazda yüzde 14,2 artış kaydetti.

    Endeks geçen yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 2,4 azalırken yakıtlarda yüzde 49, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 4,3, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 6,4 artış gösterdi.

    Miktar endeksleri

    İhracat miktar endeksi, mayısta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 20,8 azaldı. Endeks bu dönemde gıda, içecek ve tütünde yüzde 16, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 19,9, yakıtlarda yüzde 20,6 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 21,4 düşüş kaydetti.

    İthalat miktar endeksi mayısta yıllık bazda yüzde 21,8 geriledi. Endeks geçen yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 6,2, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 6,9, yakıtlarda yüzde 3,8 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 23,1 azalış gösterdi.

    Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış veriler

    Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat miktar endeksi, nisanda 146 iken mayısta yüzde 1,2 artarak 147,7 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise endeks, Mayıs 2025’te 163,2 iken Mayıs 2026’da yüzde 5,5 azalışla 154,1 olarak gerçekleşti.

    Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ithalat miktar endeksi, nisanda 123,4 iken mayısta yüzde 6 azalışla 116 olarak kayıtlara geçti. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre endeks, geçen yıl mayısta 133,8 iken bu yılın aynı ayında yüzde 10 azalışla 120,3 oldu.

    İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve Mayıs 2025’te 89,5 olarak elde edilen dış ticaret haddi, 0,1 puan artışla Mayıs 2026’da 89,6 olarak kaydedildi.>>>AA

  • Tüketicinin doğa rotası e-ticaret alışverişlerine yansıdı

    Tüketicinin doğa rotası e-ticaret alışverişlerine yansıdı

    Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Çevikoğlu, AA muhabirine, yaz sezonunun başlamasıyla birlikte kamp ve piknik ürünlerine yönelik e-ticaret talebinde belirgin bir hareketlilik yaşandığını belirterek, “Açık hava aktivitelerine olan ilginin artması, kamp turizminin yaygınlaşması ve tüketicilerin pratik alışveriş imkanı sunan dijital kanalları tercih etmesi bu kategorideki büyümeyi destekleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.” diye konuştu.

    Özellikle yaz tatili planları öncesinde tüketicilerin ihtiyaç duydukları ekipmanları fiyat karşılaştırması yapabilme, geniş ürün çeşitliliğine ulaşabilme ve hızlı teslimat avantajları nedeniyle e-ticaret platformlarından temin ettiğini söyleyen Çevikoğlu, “Kamp ekipmanlarını da kapsayan spor ve outdoor kategorisi 2025’te yüzde 46,7 büyüme kaydederken, e-ticaretin genel ticaret içindeki payı yüzde 35,7 seviyesine ulaştı. Bu veriler, açık hava yaşamına yönelik ilginin ve dijital kanallardan yapılan alışverişlerin istikrarlı şekilde arttığını ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

    Çevikoğlu, ailelerin doğa tatillerine yönelmesi, kamp kültürünün yaygınlaşması ve outdoor yaşam tarzına olan ilginin artmasının kategorideki e-ticaret hacmini desteklemeye devam edeceğini belirterek, sezonluk kampanyalar, ücretsiz kargo uygulamaları, taksitli ödeme seçenekleri ve genişleyen ürün çeşitliliğinin etkisiyle yaz dönemi sonunda kategorideki büyümenin süreceğini öngördüklerini dile getirdi.

    Kamp ve piknik kategorisinde ortalama sepet tutarının tüketicilerin ihtiyaçlarına, kamp deneyimlerine ve tercih ettikleri ürün segmentine göre önemli ölçüde değişiklik gösterdiğini kaydeden Çevikoğlu, ilk kez kamp yapacak kullanıcıların genellikle temel ekipmanlara yönelirken, düzenli olarak kamp yapan tüketicilerin ise daha teknik özelliklere sahip ve uzun ömürlü ürünleri tercih ettiğini anlattı.

    “Üreticilerin şehir yaşamında da kullanılabilecek çok amaçlı outdoor ürünlerine ağırlık vermesi ürün çeşitliliğini artırıyor”

    Hakan Çevikoğlu, çadır, uyku tulumu, mat ve kamp mutfağı ekipmanlarında ürünlerin kapasitesi, mevsimsel kullanım özellikleri, su ve rüzgar dayanımı, kullanılan malzeme kalitesi ve teknik donanımın fiyatlarda önemli farklılıklar oluşturduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

    “Kamp sandalyesi, termos, soğutucu çanta, kamp lambası ve taşınabilir pişirme ekipmanları gibi tamamlayıcı ürünler de aynı alışverişte sıklıkla tercih ediliyor. Aynı zamanda son dönemde tüketicilerin tek bir ürün yerine ihtiyaç duyabilecekleri ekipmanları birlikte satın alma eğiliminde olduğunu görüyoruz. Özellikle ailelerin ve uzun süreli kamp planlayan kullanıcıların sezon öncesinde alışverişlerini toplu şekilde gerçekleştirmesi, sepet tutarlarının ürün tercihine bağlı olarak geniş bir aralıkta değişmesine neden oluyor. Bununla birlikte, giriş seviyesindeki ürünlerden profesyonel outdoor ekipmanlarına kadar uzanan geniş ürün yelpazesi, bu kategoride sabit bir sepet tutarından ziyade oldukça farklı alışveriş profillerinin oluşmasına neden oluyor.”

    Bu yıl tüketicilerin daha fonksiyonel, taşınabilir ve uzun süre kullanılabilecek ürünlere yöneldiğini söyleyen Çevikoğlu, “Özellikle portatif kamp sandalyeleri, katlanabilir masa setleri, termoslar, soğutucu çantalar, kamp lambaları, taşınabilir mutfak ekipmanları ve farklı mevsim koşullarına uygun çadırlar en fazla ilgi gören ürün grupları arasında yer alıyor.” diye konuştu.

    Çevikoğlu, araç üstü çadırlar, taşınabilir enerji istasyonları, güneş enerjili aydınlatma ürünleri ve akıllı kamp ekipmanları gibi teknolojiyle desteklenen ürünlere olan talebin de arttığını belirterek, tüketicilerin artık yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayan ürünleri değil, konfor, dayanıklılık ve kullanım kolaylığı sağlayan çözümleri de tercih ettiğini söyledi.

    Doğa yürüyüşü ve günübirlik açık hava aktivitelerine yönelik matara, baton, güneş koruyucu ürünler, teknik tekstil ürünleri ve outdoor ayakkabıların da yoğun ilgi gördüğüne değinen Çevikoğlu, şunları kaydetti:

    “Yalnızca kamp yapan kullanıcılar değil, piknik yapan aileler, karavan kullanıcıları ve hafta sonlarını doğada geçirmeyi tercih eden tüketiciler de bu kategorideki ürünlere yöneliyor. Son dönemde üreticilerin yalnızca kamp alanlarında değil, şehir yaşamında da kullanılabilecek çok amaçlı outdoor ürünlerine ağırlık vermesi, ürün çeşitliliğini artırırken tüketici talebini de destekliyor. Özellikle farklı kullanım senaryolarına uygun, pratik ve dayanıklı ürünlerin önümüzdeki dönemde de öne çıkmaya devam edeceğini öngörüyoruz.”

    “Outdoor ürünlerde alışveriş yapan tüketiciler öncelikle ürün açıklamalarını, teknik özellikleri ve kullanıcı yorumlarını dikkatle incelemeli”

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) E-ticaret Meclis Üyesi Sinan Akdal da yaz sezonunun başlamasıyla birlikte kamp, piknik ve outdoor kategorilerinde belirgin bir hareketlilik görüldüğünü belirterek, “Av, kamp ve outdoor kategorisinin hacmi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 22,6’lık artışla 121,8 milyon liradan 149,3 milyon liraya çıktı.” dedi.

    Şubat döneminde 14 bin 279 olan sipariş adedinin mayısta yüzde 35,1 artışla 19 bin 286’ya ulaştığını söyleyen Akdal, “Tüketicilerin doğayla buluşma ve deneyim odaklı aktivitelerde daha fazla vakit geçirmek istemesinin bu büyümeyi desteklediğini görebiliyoruz. Kategori özelinde ortalama sepet tutarı mayıs ayı itibarıyla 7 bin 742 lira seviyesinde seyrediyor ve geçmiş aylara göre sert bir dönüşüm göremiyoruz. Bu da tüketicilerin tek seferde yüksek tutarlı alışveriş yapmak yerine yaz sezonu boyunca ihtiyaçlarını planlı şekilde tamamladığını gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

    Akdal, outdoor kategorisinde alışverişlerin önemli bir bölümünün hafta sonu planlarına bağlı olarak gerçekleştiğini, bu nedenle hızlı teslimat seçeneklerinin satın alma kararında belirleyici rol oynadığını kaydederek, özellikle son dakika ihtiyaçlarında aynı gün teslimat veya ertesi gün kargo hizmeti sunan satıcıların dönüşüm oranlarının daha yüksek olduğunu dile getirdi.

    Outdoor ürünlerde alışveriş yapan tüketicilerin öncelikle ürün açıklamalarını, teknik özellikleri ve kullanıcı yorumlarını dikkatle incelemesini tavsiye eden Akdal, “Kamp ekipmanları gibi güvenlik ve performans açısından kritik ürünlerde sertifikalı ve bilinen markaların tercih edilmesi önemli. Ayrıca satıcı puanı, iade koşulları ve satış sonrası destek süreçleri de alışveriş kararında mutlaka değerlendirilmeli.” diye konuştu.>>>AA

  • Akaryakıtta yeni gelişme! Motorin fiyatları için karar verildi

    Akaryakıtta yeni gelişme! Motorin fiyatları için karar verildi

    Brent petrol geriledi, motorine indirim geldi

    Küresel piyasalarda yaşanan gelişmeler akaryakıt fiyatlarını etkilemeye devam ediyor.

    Son dönemde ABD ile İran arasındaki gerilimin artması, bölgedeki çatışma riskleri ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tanker hareketliliğindeki azalma petrol fiyatlarında yükselişe neden olmuştu.

    Arz endişeleri nedeniyle Brent petrol fiyatları 80 dolar seviyesine kadar yaklaşırken, bu yükseliş Türkiye’de motorin fiyatlarına zam olarak yansımıştı.

    Motorine kısa süre içerisinde 3 kez zam yapılmıştı.

    Ancak son gelişmelerin ardından uluslararası piyasalarda Brent petrol fiyatı yeniden 75 dolar seviyelerine kadar geriledi.

    Petrol fiyatlarındaki düşüş sonrası akaryakıt sektöründe beklenen indirim kararı geldi.

    Motorine 2 lira 16 kuruş indirim

    Alınan karar doğrultusunda motorinin litre fiyatına yarından itibaren geçerli olmak üzere 2 lira 16 kuruş indirim uygulanacak.

    Yeni fiyatların gece yarısından itibaren akaryakıt istasyonlarının pompalarına yansıması bekleniyor.

    İndirim sonrası motorin fiyatları ne kadar olacak?

    Yapılacak indirimin ardından motorinin litre fiyatlarının illere göre yaklaşık olarak şu seviyelere gerilemesi bekleniyor:

    • İstanbul: 67,72 TL
    • Ankara: 68,83 TL
    • İzmir: 69,10 TL
    • Doğu illeri: 70,58 TL

    Akaryakıt fiyatlarında gözler küresel piyasalarda

    Petrol fiyatlarındaki hareketlilik, Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının belirlenmesinde önemli rol oynuyor.

    Küresel arz dengesi, jeopolitik gelişmeler ve petrol üreticisi ülkelerden gelen açıklamalar önümüzdeki dönemde de benzin ve motorin fiyatları üzerinde etkili olmaya devam edecek.

    Brent petrolde yaşanan son düşüşle birlikte motorin fiyatlarında aşağı yönlü hareket başlarken, yeni fiyat tarifesi yarından itibaren uygulanmaya başlayacak.

  • ASELSAN yılın ilk yarısında borsa performansıyla dünyanın önde gelen savunma şirketlerini solladı

    ASELSAN yılın ilk yarısında borsa performansıyla dünyanın önde gelen savunma şirketlerini solladı

    Orta Doğu başta olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında jeopolitik gerilimlerin devam etmesi savunma ve havacılık şirketlerinin hisse performansları üzerinde etkili oldu.

    Rusya ve Ukrayna’nın arasında dört yılı aşkın bir süredir devam eden savaşa, ABD/İsrail-İran Savaşı’nın da eklenmesi, Japonya ile Çin arasındaki gerilimin zaman zaman tırmanması ve ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesi gibi olaylar, küresel çapta güvenlik ihtiyacına olan talebi artırdı. Bu gelişmeler ülkelerin savunma yatırımlarını artırmasına yol açarken, artan harcamalar ise halka açık şirketlerin hisselerinin değerlenmesine yol açtı.

    Türkiye’de savunma teknolojisinin gelişimi ile dönüşümünde öncü rol oynayan ve BIST 100 endeksinde en yüksek piyasa değerine sahip şirket konumunda olan ASELSAN, yılın ilk yarısında yatırımcısına yüzde 48,9 kazanç sağladı. Şirket bu dönemi 1 trilyon 630 milyar 200 milyon lira piyasa değeriyle tamamladı.

    Aynı dönemde İngiliz Rolls-Royce yüzde 25,6, Alman Lufthansa yüzde 19, Fransız Safran yüzde 16, İngiliz BAE Systems yüzde 7,6, Güney Koreli Hanwha Aerospace yüzde 5,7, ABD’li Lockheed Martin yüzde 5,3, ABD’li General Dynamics yüzde 5,2, Fransız Dassault Aviation yüzde 4,9 ve ABD’li RTX Corporation yüzde 3,5 değer kazandı.

    Alman Rheinmetall’in hisseleri sert düştü

    Jeopolitik gelişmelerin savunma sanayi hisselerine yön verdiği yılın ilk yarısında bazı küresel şirketler ise yatırımcılarını üzdü. Bu dönemde yatırımcısına ABD merkezli şirketler Boeing yüzde 0,3, L3Harris Technologies yüzde 1, Avrupa merkezli çok uluslu havacılık şirketi Airbus yüzde 1,9, Fransız Thales 2,2, Japon Mitsubishi Heavy 4,5 kaybettirdi.

    İtalyan Leonardo’nun hisseleri yüzde 4,6, İsveçli Saab’ın hisseleri yüzde 6,5, ABD’li Northrop Grummanın hisseleri yüzde 13, Alman Rheinmetallin hisseleri yüzde 36,5 değer kaybetti. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın çözüme ulaşabileceğine dair umutlar Avrupa’daki savunma ve havacılık hisselerindeki düşüşlerde etkili oldu.

    Çin aralarında Boeing’in de bulunduğu 46 ABD savunma sanayisi şirketini kamu ihalelerinden menetti. Çinli şirketlerin söz konusu firmalara askeri ve sivil ikili kullanıma sahip ürünleri satması, başka ülke şahıs ve şirketlerinin aynı nitelikteki Çin menşeli ürünleri bu firmalara transfer etmesi yasaklandı.

    Airbus’ın tedarik zincirinde yaşadığı sorunlar nedeniyle, Avustralyalı hava yolu şirketi Qantas’ın “Project Sunrise” kapsamındaki ilk A350 teslimatı Nisan 2027’ye ertelendi.

    Avrupalı uçak üreticisi Airbus, yılın ilk çeyreğinde ticari uçak teslimatlarında yaşanan aksamalar ve ABD dolarının zayıf seyri nedeniyle piyasa beklentilerinin altında bir performans sergiledi. Şirketin düzeltilmiş faaliyet karı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 52 azalarak 300 milyon avroya geriledi.

    Almanya’nın F126 fırkateyn inşa projesini iptal etmeyi planladığına dair haberler Rheinmetall hisselerindeki düşüşte etkili oldu.

    Geçen ay ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkenin mühimmat stoklarının durumunu görüşmek üzere ana yüklenicileri ve ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkililerini Beyaz Saray’a çağırdığına dair haberler L3Harris Technologies ve Northrop Grumman hisselerindeki düşüşte etkili oldu.

    Dünyanın önde gelen halka açık savunma ve havacılık şirketlerinin ocak- haziran getirileri (yüzde) şöyle:

    Şirket Ocak-Haziran getirisi
    ASELSAN 48,9
    Rolls-Royce 25,6
    Lufthansa 19
    Safran 16
    BAE Systems 7,6
    Hanwha Aerospace 5,7
    Lockheed Martin 5,3
    General Dynamics 5,2
    Dassault Aviation 4,9
    RTX Corporation 3,5
    Boeing -0,3
    L3Harris Technologies -1
    Airbus -1,9
    Thales -2,2
    Mitsubishi Heavy -4,5
    Leonardo -4,6
    Saab -6,5
    Northrop Grumman -13
    Rheinmetall -36,5
  • Türk lirasıyla dış ticaret 6 ayda 773 milyar liraya ulaştı

    Türk lirasıyla dış ticaret 6 ayda 773 milyar liraya ulaştı

    AA muhabirinin, Ticaret Bakanlığı verilerinden yaptığı derlemeye göre ihracat, ocak-haziran döneminde yıllık yüzde 3,6 artışla 136 milyar 59 milyon dolar oldu. Haziranda da dış satım yıllık yüzde 21,9 artarak 25 milyar dolara yaklaştı ve tüm zamanların en yüksek haziran ayı rakamına ulaşıldı.

    Bu dönemde Türk lirasıyla dış ticarette de yıllık bazda artış gerçekleşti.

    Türk lirasıyla ihracat ocakta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6 azalışla 24 milyar 727 milyon lira oldu. İthalat ise ilk ayda yüzde 18,8 artışla 83 milyar 526 milyon liraya çıktı. Böylece yılın ilk ayında dış ticaret hacmi 108 milyar 253 milyon lira olarak belirlendi.

    Yılın ikinci ayında Türk lirasıyla ihracat, geçen yılın şubat ayıyla karşılaştırıldığında yüzde 2 azalışla 27 milyar 704 milyon liraya gerilerken ithalat yüzde 10,5 yükselişle 92 milyar 868 milyon liraya ulaştı. Dış ticaret hacmi 120 milyar 571 milyon lirayı aştı.

    Türk lirasıyla ihracat martta 2025’in aynı ayına kıyasla yüzde 2,6 artışla 31 milyar 675 milyon liraya çıkarken ithalat da yüzde 15,1 yükseldi. Söz konusu ayda 110 milyar 185 milyon liralık ithalat gerçekleştirildi. Böylece martta Türk lirasıyla dış ticaret 141 milyar 860 milyon lira oldu.

    Türk lirasıyla ihracatta nisan ayındaki artış dikkati çekti.

    Söz konusu ayda ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 57,3 artışla 38 milyar 212 milyon lirayı bulurken ithalat da yüzde 10,8 yükselişle 107 milyar 669 milyon liraya çıktı. Söz konusu ayda dış ticaret hacmi 145 milyar 881 milyon lira olarak hesaplandı.

    Kurban Bayramı’nın da kutlandığı mayısta Türk lirasıyla gerçekleştirilen ihracatta yıllık bazda artış gerçekleşti.

    Söz konusu ayda ihracat Mayıs 2025’e kıyasla yüzde 2,7 artarak 29 milyar 466 milyon lira olurken ithalat yüzde 8,4 azalışla 82 milyar 451 milyon liraya geriledi. Böylece dış ticaret hacmi mayısta 111 milyar 917 milyon lirayı buldu.

    Türk lirasıyla ihracat haziranda da 2025’in aynı ayına göre yüzde 26,6 artarak 30 milyar 80 milyon lira olurken ithalat aynı dönemde yüzde 16,1 artışla 114 milyar 383 milyon liraya yükseldi. Söz konusu ayda Türk lirasıyla 144 milyar 463 milyon liralık dış ticaret gerçekleştirildi.

    Bu yılın ocak-haziran döneminde Türk lirasıyla ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 yükselişle 162 milyar 214 milyon liradan 181 milyar 864 milyon liraya çıktı. İthalat da aynı dönemde 535 milyar 853 milyon liradan yüzde 10,3 artışla 591 milyar 81 milyon liraya ulaştı.

    Böylelikle ocak-haziran döneminde Türk lirasıyla dış ticaret hacmi yıllık bazda yüzde 10,7 artışla 772 milyar 945 milyon lira olarak kayıtlara geçti.

    2025 ve 2026 yıllarının ocak-haziran dönemlerinde Türk lirasıyla gerçekleştirilen dış ticaret verileri şöyle (milyon lira):

    Yıllar İhracat İthalat Hacim
    Ocak-Haziran 2025 162.214 535.853 698.068
    Ocak-Haziran 2026 181.864 591.081 772.945
  • Bolvadin’de 100 milyon TL’lik süt tesisi yatırımı için imzalar atıldı

    Bolvadin’de 100 milyon TL’lik süt tesisi yatırımı için imzalar atıldı

    Afyonkarahisar’ın Bolvadin Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB), ilçenin üretim ve istihdam gücüne büyük katkı sağlayacak modern bir süt işleme tesisi için resmi imzalar atıldı. Toplamda 100 milyon TL yatırım bedeline sahip olan proje tamamlandığında 50 kişi istihdam edilecek.

    Bolvadin Kaymakamlığı makamında gerçekleştirilen imza törenine; Bolvadin Kaymakamı Ali Arıkan, Bolvadin Belediye Başkanı Derviş Aynacı ve yatırımcı firma yetkilileri katıldı. Yapılan tahsis sözleşmesi çerçevesinde hayata geçirilecek olan “Süt ve Süt Ürünleri İşleme Tesisi” için Bolvadin OSB’de 5 bin 500 metrekarelik sanayi parseli tahsis edildi. Kurulacak olan modern tesisin kısa sürede tamamlanarak faaliyete geçmesi ve bölgedeki hayvancılık faaliyetlerine de ciddi bir katma değer sağlaması bekleniyor.

  • 6 ayda 8 milyar dolarlık yan sanayi ürünü ihracatı

    6 ayda 8 milyar dolarlık yan sanayi ürünü ihracatı

    AA muhabirinin Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği verilerinden yaptığı derlemeye göre, yılın ilk yarısında otomotiv yan sanayisi 190’dan fazla ülke, serbest bölge ve özerk bölgeye dış satım yaptı.

    Geçen senenin ocak-haziran döneminde 7 milyar 669 milyon 582 bin dolar olan yan sanayi ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde 5,4 artarak 8 milyar 86 milyon 142 bin dolara yükseldi.

    Otomotiv endüstrisinin ocak-haziran döneminde 20 milyar 839 milyon 897 bin dolar olan ihracatının yüzde 38,8’lik kısmını yan sanayi ürünleri oluşturdu.

    Almanya ilk sıradaki yerini korudu

    Yan sanayi dış satımında en fazla ihracat yapılan ülkeler arasında ilk sırada otomotiv sektörünün ana pazarı Almanya yer aldı.

    Almanya’ya 6 aylık yan sanayi ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,9 arttı. 2025’in ocak-haziran döneminde Almanya’ya 1 milyar 665 milyon 377 bin dolar olan yan sanayi ihracatı, bu senenin 6 ayında 1 milyar 847 milyon 78 bin dolara çıktı.

    En fazla ihracat yapılan ikinci ülke olan Fransa’ya dış satımda artış yüzde 11 olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın ilk yarısında 542 milyon 35 bin dolarlık yan sanayi ihracatının yapıldığı Fransa’ya bu sene aynı dönemde 602 milyon 22 bin dolarlık ürün satıldı.

    Üçüncü sırada yer alan İtalya’ya yan sanayi ihracatı yüzde 27,4 artışla 453 milyon 995 bin dolardan 578 milyon 374 bin dolara ulaştı.

    ABD’ye parça ihracatı 500 milyon doları aştı

    Bu dönemde dördüncü sıradaki ABD’ye dış satım yüzde 2,3 artışla 526 milyon 976 bin dolardan 539 milyon 232 bin dolara çıktı.

    Listenin beşinci sırasındaki Romanya’ya ihracat, yüzde 14,7 düşüşle 509 milyon 630 bin dolardan 434 milyon 419 bin dolara geriledi.

    Ocak-haziran 2026’da geçen yılın aynı dönemine kıyasla yan sanayi ihracatında İspanya yüzde 5,3 azalış ve 411 milyon 810 bin dolarla altıncı, Birleşik Krallık yüzde 11 artış ve 398 milyon 461 bin dolarla yedinci, Polonya yüzde 4,4 artış ve 361 milyon 755 bin dolarla sekizinci, Çekya yüzde 12,8 artış ve 219 milyon 274 bin dolarla dokuzuncu ve Belçika yüzde 9,4 artış ve 206 milyon 530 bin dolarla onuncu sırada yer aldı.>>>AA

  • Küresel elektrikli araç satışları haziranda yüzde 7 artışla 2 milyona ulaştı

    Küresel elektrikli araç satışları haziranda yüzde 7 artışla 2 milyona ulaştı

    Londra merkezli veri analiz şirketi Benchmark Mineral Intelligence, haziran ayına ilişkin elektrikli araç satış verilerini yayımladı.

    Buna göre, geçen ay dünyada 2 milyon elektrikli araç satıldı. Satışlar yıllık bazda yüzde 7 artarken, önceki aya göre yüzde 11 büyüdü. Küresel elektrikli araç satışları yılın ilk yarısında ise yıllık bazda yüzde 2 artışla 9,6 milyona ulaştı.

    Avrupa’da haziranda 530 binle rekor sayıda elektrikli araç satıldı. Bu satış hacmi aylık bazda yüzde 28, yıllık bazda ise yüzde 31 büyümeye karşılık geldi. Avrupa’da elektrikli araç satışlarındaki rekor artışta destekleyici yasal düzenlemeler ve Orta Doğu’daki savaş sonrası yükselen akaryakıt fiyatları etkili olmaya devam etti.

    Dünyanın en büyük elektrikli araç pazarı Çin’de satışlar haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11 düşüşle 1 milyon oldu. Satışlar yılın ilk yarısında 4,9 milyonla geçen yılın aynı dönemindeki seviyenin yüzde 14 altında kaldı.

    Öte yandan, Çinli elektrikli araç üreticilerinin hazirandaki ihracatı 500 binle yeniden rekor kırdı.

    Kuzey Amerika’da hazirandaki elektrikli araç satışları ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13 azalarak 130 bin oldu. Bölgedeki satışlar yılın ilk yarısında yıllık bazda yüzde 20 düşüşle 730 bin olarak hesaplandı.

    Özellikle ABD’de elektrikli araçlara yönelik teşviklerin kaldırılması satışları baskılamaya devam ediyor.

    Dünyanın geri kalanındaki elektrikli araç satışları ise haziranda yıllık bazda yüzde 98 artarak 300 bin oldu. Satışlar yılın ilk yarısında yüzde 91 büyümeyle 1,4 milyona yükseldi.>>>AA

  • TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi, eksperler için uygulama esasları hazırladı

    TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi, eksperler için uygulama esasları hazırladı

    Erdem, 1 Temmuz’da yürürlüğe giren trafik sigortasına yönelik düzenlemelere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Uygulamanın yalnızca teknik bir mevzuat değişikliği olmadığını, aynı zamanda hak sahiplerinin gerçek zararlarının adil, objektif ve hızlı şekilde karşılanmasını amaçlayan önemli bir sistem dönüşümü olduğunu belirten Erdem, uzun yıllardır değer kaybı hesaplamaları konusunda farklı yöntemler uygulanmasının, farklı tazminat tutarlarının ortaya çıkmasına ve çok sayıda hukuki uyuşmazlığa neden olduğunu aktardı.

    Erdem, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından yürürlüğe konulan yeni düzenleme konusunda, tüm eksperler nezdinde uygulama birliği sağlandığına işaret ederek “Hasar ve değer kaybı, aynı anda hesaplanacak. Yeni sistem kapsamında sigorta eksperi, aracın fiziksel hasarını, onarım yöntemini, değişen ve onarılan parçaları, önceki hasar durumunu, aracın genel teknik özelliklerini yerinde inceleyerek, hasar raporunu düzenleyecek ve aynı süreç içinde araçta oluşan değer kaybını da hesaplayacak. Böylece, değer kaybı hesaplaması, hasardan bağımsız ikinci bir süreç olmaktan çıkmış oldu. Teknik incelemeye dayanan hasar tespitiyle, bütünleşik bir ekspertiz sürecine dönüştü.” ifadelerini kullandı.

    Ahmet Nedim Erdem, bu düzenlemenin işlem sürelerini kısaltacağını, gereksiz başvuruları ortadan kaldıracağını ve uyuşmazlıkların önemli ölçüde azalmasına katkı sağlayacağını vurguladı.

    “Hak sahipleri gerçek değer kaybı tazminatına hızlıca kavuşacak”

    TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi tarafından, yeni sistemin ülke genelinde aynı standartlarla uygulanabilmesi amacıyla kapsamlı teknik çalışmalar yapıldığına dikkati çeken Erdem, yeni uygulamayla birlikte eksperlerin sorumluluğunun yalnızca hasarın tespitiyle sınırlı olmayacağını, araçta meydana gelen ekonomik değer kaybının bilimsel ve teknik esaslara göre gerekçeli olarak hesaplanmasını da kapsayacağını belirtti.

    Erdem, İcra Komitesi tarafından hazırlanan uygulama esaslarıyla gerçek zarar ilkesinin nasıl uygulanacağı, teknik inceleme kriterleri, değer kaybı hesaplama yöntemi, raporlama standartları ile hesaplamalarda esas alınacak objektif verilerin de ayrıntılı şekilde belirlendiğini ve tüm sigorta eksperlerine duyurulduğunu kaydetti.

    TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Erdem, şunları kaydetti:

    “Ayrıca konuya ilişkin mesleki eğitim faaliyetleri düzenlendi. Bu çalışmalar sayesinde, Türkiye genelinde görev yapan sigorta eksperleri ortak teknik standartlar çerçevesinde hesaplama yapacak, hak sahipleri de teknik, objektif, adil ve gerçek değer kaybı tazminatına hızlıca kavuşacaklar. Hiçbir sigorta eksper, telefonla arayarak değer kaybı tahsil edeceğini söylemez, vekaletname istemez, dava açılması için yönlendirme yapmaz ve tazminat tahsil edeceğini vadetmez. Vatandaşlarımızın bu tür girişimlere kesinlikle itibar etmemeleri ve gerekli durumlarda ilgili resmi mercilere başvurmalarını önemli hatırlatmak isterim.”>>>AA

  • Emeklilikte Rekor Birikim

    Emeklilikte Rekor Birikim

    Bireylerin emeklilik dönemlerinde refah seviyelerinin düşmemesini hedefleyen, aynı zamanda yurt içinde uzun vadeli tasarruf seviyesini yükselterek yarattığı fonlarla ülke ekonomisine katkı sağlayan BES, Türkiye’de 27 Ekim 2003’te başlayarak 23. yılını doldurmak üzere emin adımlarla ilerliyor.

    BES’ten emekli sayısı 487 bin 118’e çıktı

    AA muhabirinin Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) verilerinden derlediği bilgilere göre, bu yılın ilk yarısı itibarıyla BES’teki katılımcı sayısı 10 milyon 304 bin 546 oldu.

    Söz konusu dönemde katılımcıların fon tutarı ile devlet katkısı fon tutarının toplam büyüklüğü 2 trilyon 248 milyar 252,7 milyon lira oldu. BES’ten emekli olan kişi sayısı da 487 bin 118’e ulaştı.

    Emeklilikte Rekor Birikim

    OKS tarafında ise çalışan fon tutarı ile devlet katkısı fon tutarının toplamıyla hesaplanan OKS’nin toplam büyüklüğü de yılın ilk 6 ayı itibarıyla 153 milyar 229 milyon lirayı buldu. Aynı dönemde OKS’deki katılımcı sayısı 7 milyon 747 bin 928 oldu.

    Böylece, BES ve OKS’de toplam fon büyüklüğü yılın ilk yarısında 2 trilyon 401 milyar 481,7 milyon liraya ulaşırken, toplam katılımcı sayısı 18 milyon 52 bin 474 olarak kayıtlara geçti. Toplam fonun 2 trilyon 116 milyar 113 milyon lirasını katılımcı fonları, 285 milyar 368,7 milyon lirasını ise devlet katkısı fon tutarı oluşturdu.

    Yılın ilk yarısında havuza 116 binden fazla yeni katılımcı dahil oldu

    2025 yılını BES, OKS ve iki sistemdeki devlet katkıları toplamda 2 trilyon 163 milyar 164,7 milyon lira fon büyüklüğü ve 17 milyon 935 bin 495 katılımcı ile tamamlamıştı.

    BES ve OKS’deki katılımcıların fon tutarında, devlet katkısı fon tutarları da dikkate alındığında 2025 yıl sonundan 30 Haziran 2026’ya kadar geçen 6 ayda 238 milyar 317 milyon liralık ve yüzde 11’lik artış görüldü.

    Aynı dönemde BES havuzundaki toplam katılımcı sayısındaki artış 116 bin 979, artış oranı ise yüzde 0,7 oldu.

    1,7 milyonu aşkın çocuk BES kumbarasında 100 milyar liradan fazla birikim yaptı

    Türkiye’de Haziran 2021’de hayata geçirilen ve 18 yaş altı çocukların gönüllü sisteme dahil olması amaçlanan uygulama büyümeye devam ediyor.

    Yılın ilk yarısı itibarıyla 18 yaş altı katılımcıların fon büyüklüğü 100 milyar 713,9 milyon lira oldu. Fon tutarının 80 milyar 611,5 milyon lirasını katılımcıların biriktirdiği fonlar oluştururken devlet katkısı fon tutarı 20 milyar 102,4 milyon lira olarak gerçekleşti.

    Sistemde 1 milyon 718 bin 943 çocuk bulunurken sözleşmenin yürürlük tarihi itibarıyla en çok katılım 170 bin 105 ile sıfır yaşta görüldü.

    31 Aralık 2025’ten 30 Haziran 2026’ya kadar geçen sürede 18 yaş altı uygulamasındaki katılımcı sayısı 77 bin 961 artarken fon büyüklüğü devlet katkısı dahil 15 milyar 730,5 milyon lira artış kaydetti.>>>AA

  • Türkiye Otelciler Birliği Başkanı Eresin, NATO Ankara Zirvesi’ni değerlendirdi

    Türkiye Otelciler Birliği Başkanı Eresin, NATO Ankara Zirvesi’ni değerlendirdi

    Eresin, 7-8 Temmuz’da düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ilişkin yazılı değerlendirmede bulundu.

    Zirvenin, Türkiye’nin uluslararası itibarı, turizm potansiyeli ve kongre turizmi açısından önemli kazanımlar sağladığını kaydeden Eresin, dünya liderlerini bir araya getiren organizasyonun yalnızca diplomatik açıdan değil, Türkiye’nin güçlü ve yüksek standartlarda hizmet sunabilen bir destinasyon olduğunu göstermesi bakımından da büyük önem taşıdığını ifade etti.

    Eresin, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere Ankara’daki otellerin, kongre merkezlerinin ve tüm hizmet sektörünün Türk misafirperverliğini en üst düzeyde sergilediğini belirtti.

    Toplantı kapsamında sunulan Türk kültürü, sanatı ve mutfağının yabancı konuklar tarafından büyük ilgi gördüğünü ifade eden Eresin, özellikle Türk mutfağının seçkin örneklerinin yer aldığı resmi davetlerin ülkenin gastronomi zenginliğini uluslararası alanda bir kez daha öne çıkardığını aktardı.

    Eresin, dünyanın en önemli güvenlik organizasyonlarından birine ev sahipliği yapmanın, Türkiye’nin istikrarına duyulan uluslararası güvenin önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Bu turizm sektörü açısından son derece değerli bir referans niteliği taşıyor. Zirve, Ankara’nın uluslararası kongre ve toplantı turizmindeki konumunu güçlendirdi. Başkentin gelişmiş altyapısı ve organizasyon kapasitesiyle büyük ölçekli uluslararası etkinliklere başarıyla ev sahipliği yapabilecek bir merkez olduğu bir kez daha ortaya konuldu. Türkiye, bu toplantıyla yalnızca diplomatik gücünü değil, ev sahipliği kapasitesini ve turizmdeki uluslararası rekabet gücünü de bir kez daha göstermiştir.”>>>AA

  • Konya savunma ve havacılık sanayisi ihracatını yılın ilk yarısında yüzde 13,5 artırdı

    Konya savunma ve havacılık sanayisi ihracatını yılın ilk yarısında yüzde 13,5 artırdı

    Mustafa Büyükeğen, yaptığı yazılı açıklamada, savunma sanayisinde Konya imzasının güçlendiğini belirtti.

    Konya’nın, savunma ve havacılık sanayisinde yakaladığı ihracat başarısıyla dikkati çektiğini ifade eden Büyükeğen, “Konya, savunma ve havacılık sanayisi ihracatını yılın ilk yarısında yüzde 13,5 artırarak 107 milyon doların üzerine çıkardı, Türk savunma sanayisinin stratejik üretim ve ihracat üslerinden biri haline geldi. Aynı dönemde Konya’nın toplam ihracatı ise ortalama yüzde 3,3 arttı. Böylece savu

    Büyükeğen, savunma sanayisinin Konya sanayisinin en güçlü lokomotiflerinden biri haline geldiğini vurgulayarak, şehrin üretim kabiliyetiyle Türkiye’nin savunma gücüne önemli katkılar sunduğunu kaydetti.

    2025 yılında Konya’nın savunma ve havacılık sanayisi ihracatının yüzde 25 artışla, 206 milyon 805 bin dolar olarak gerçekleştiğini hatırlatan Büyükeğen, Konya’nın Ankara, İstanbul ve Eskişehir’in ardından sektörün en fazla ihracat yapan dördüncü ili konumuna yükseldiğini bildirdi.

    Büyükeğen, “Sektörde kilogram başına 45 dolarlık ihracat değeriyle, yüksek katma değer üreten şehirler arasında yerimizi güçlendiriyoruz. İnşallah yıl sonunda sektörde yeni bir ihracat rekoruna ulaşacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

    Konya savunma ve havacılık sanayisi ihracatını yılın ilk yarısında yüzde 13,5 artırdı

    Savunma sanayisinin güçlü tedarik merkezi

    Konya’nın ihracatın yanı sıra milli üretim altyapısıyla da sektörün en önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkati çeken Büyükeğen, Milli Savunma Bakanlığı Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü Onaylı Tedarikçi Listesi’nde yer alan 62 firma ile Konya’nın, Ankara ve İstanbul’un ardından Türkiye üçüncüsü olduğunu vurguladı.

    Şehirde faaliyet gösteren 337 silah ve mühimmat üreticisinin Türkiye’deki üreticilerin yarısından fazlasını oluşturduğunu belirten Büyükeğen, “Askeri silah ve parça imalatında Türkiye üretiminin yüzde 53’ünü Konya’da gerçekleştiriyoruz. Bu güçlü üretim kapasitesi Konya’mızı savunma sanayisinin stratejik çözüm ortaklarından biri haline getirdi. Bu başarıda emeği geçen tüm sanayicilerimizi, çalışanlarını ve sektörün tüm paydaşlarını kutluyorum.” ifadelerini kullandı.

    Oda olarak şehrin savunma sanayi ekosistemini geliştirmek için yoğun bir çaba sarf ettiklerini vurgulayan Büyükeğen, Konya Savunma Sanayi Tedarikçi Buluşmaları’nın dokuzuncusunu 2027 yılında düzenleyeceklerini kaydetti.

    nma ve havacılık sanayisi, genel ihracat artışının dört katından fazla büyüme kaydetti.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • Türk şeker ve çikolataları 198 ülkede “ağızları tatlandırıyor”

    Türk şeker ve çikolataları 198 ülkede “ağızları tatlandırıyor”

    AA muhabirinin Ticaret Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, Türk şekerleme ve çikolatalı ürünler sektörü, geleneksel tüketim kültürü ile gıda sanayinin en dinamik alt sektörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Lokum ve helva gibi geleneksel Türk şekerlemeleri yanında, değişen tüketici tercihleri ve modern üretim anlayışıyla, sektörün ürün çeşitliliği sürekli gelişiyor.

    Dini bayramlar, düğün törenleri ve kutlamalarda sıklıkla ikram edilen şekerlemeler, aile veya arkadaş ziyaretlerinde de yaygın bir hediye olarak sunuluyor. Gelenek halinde süren bu alışkanlık, Türkiye’de şekerlemenin diğer ülkelerden çok daha sık tercih edildiğini gösteriyor.

    Uluslararası kalite ve güvenlik standartlarına uyum çalışmaları

    Ülkede genç nüfusunun çikolataya artan talebi ise gelişen dağıtım kanalları ve artan çok uluslu yatırımlar gibi faktörler sebebiyle çikolatalı şekerlemenin, Türkiye’nin dinamik ürünleri haline gelmesini sağlıyor.

    Şekerli mamul üreticileri, uluslararası kalite ve gıda güvenliği standartlarına uyum çalışmaları yürütürken, değişen küresel tüketici eğilimleri ve yüksek katma değerli ürünler geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

    Şekerlemelerin ana bileşenlerinden şekerde kendi ihtiyacını üretimiyle karşılayabilen Türkiye, dünya kuru meyve ve sert kabuklu yemiş üretimindeki hakimiyeti sayesinde avantajlı konumda yer alıyor.

    Şekerleme ihracatı 4,5 milyar doları aştı

    Türkiye’deki şekerleme üretim kapasitesi, iç pazar tüketimini rahatlıkla karşılayacak seviyede olup, iç talebin oldukça üzerine çıkıyor. Şekerleme sektöründeki bu yüksek kapasite ve ileri üretim teknolojileri, Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir ihracatçı konumuna taşıyor ve pazarın dış talebe yönelmesini sağlıyor. Bu doğrultuda, çoğu orta ve büyük ölçekli şirket ürünlerini ihraç ediyor ve net ihracatçı konumunda bulunuyor.

    Şekerleme sektörünün ihracatı 2021’de 2,9 milyar dolara yaklaşırken, bu tutar 2022’de 3,4 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin bu alandaki ihracatı 2023’te yaklaşık 3,7 milyar dolara, 2024’te de 3,9 milyar dolara çıkarken, geçen yıl yıllık bazda yüzde 16 artışla 4,5 milyar doları aştı ve rekor kırdı. Şekerleme sektörü, söz konusu yılda 1,2 milyon ton ürün ihracatı gerçekleştirdi.

    Bu yılın 5 aylık döneminde de şekerleme sektörünün ihracatı, 1,7 milyar doları aştı. Dış satışa konu olan ürünler arasında, çikolata, dondurma, reçel ve kek gibi ürünler dikkati çekti.

    En çok şekerleme ihracatı Irak’a

    Şekerleme sektörünün gerçekleştirdiği ihracat ülkelere göre incelendiğinde, geçen yıl ilk sırada 719,2 milyon dolarla Irak yer aldı. Bu ülkeyi 515,1 milyon dolarla ABD ve 271,2 milyon dolarla Almanya izledi.

    İngiltere’ye 2025’te 193,6 milyon dolarlık şekerli mamul ihracatı gerçekleştirilirken, beşinci sırada 152,8 milyon dolarla Rusya geldi.

    Ülke gıda sektörünün küresel büyüme ivmesine paralel olarak katma değerli ürünler ve yenilikçi atıştırmalıklar pazar payı giderek artarken, Türkiye bu doğrultuda yaklaşık 198 ülkeye çeşitli şekerleme ürünleri ihraç etti.>>>AA

  • NATO Ankara Zirvesi kapsamında Ankara havalimanlarında 145 uçuş gerçekleşti

    NATO Ankara Zirvesi kapsamında Ankara havalimanlarında 145 uçuş gerçekleşti

    Uraloğlu, AA muhabirine, Türkiye’nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ndeki hava trafiğine ilişkin değerlendirmede bulundu.

    Zirve kapsamında Ankara semalarında yoğun hava trafiğinin başarıyla yönetildiğini belirten Uraloğlu, 6 Temmuz’da Esenboğa Havalimanı ve Ankara Havalimanı’nda, 20 iniş 6 kalkış olmak üzere toplam 26 uçuş hareketi gerçekleştiğini söyledi.

    Uraloğlu, zirvenin ilk günü olan 7 Temmuz’da yoğun trafiğin devam ettiğine dikkati çekerek, iki havalimanından 52 iniş 5 kalkış olmak üzere toplam 57 uçuş hareketinin tamamlandığını ifade etti.

    Zirvenin son gününde havalimanlarından kalkışların yoğunlaştığı bilgisini veren Uraloğlu, şunları kaydetti:

    “8 Temmuz’da iki havalimanında, 11 iniş 51 kalkış olmak üzere toplam 62 uçuş hareketi gerçekleşti. Böylece NATO Ankara Zirvesi kapsamında 3 günlük dönemde, Ankara Esenboğa Havalimanı ve Ankara Havalimanı’nda 83 iniş 62 kalkış olmak üzere 145 uçuş yapıldı. Ankara Havalimanı’nda bu dönemde 44 iniş 38 kalkış olmak üzere toplam 82 uçuş, Esenboğa Havalimanı’nda 39 iniş 24 kalkış toplam 63 uçuş sorunsuz tamamlandı. Uluslararası standartlarda sunduğumuz hava trafik hizmetleri ve güçlü operasyonel koordinasyonumuzla NATO Ankara Zirvesi kapsamındaki uçuş operasyonlarını emniyetli ve kesintisiz şekilde sürdürdük.”

    Ankara Havalimanı’nda pist 3 bin metre uzunluğa ve 60 metre genişliğe çıkarıldı

    Ankara Havalimanı, kapsamlı bir modernizasyon çalışmasının ardından ‘ANK’ koduyla hem ulusal hem de uluslararası operasyonlara hizmet vermesi amacıyla 15 Haziran’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılmıştı.

    Çalışmalarla bu havalimanı sadece askeri bir meydan olmaktan çıkarak geniş gövdeli uçakların inebileceği ve küresel liderlerin ağırlanacağı uluslararası bir havacılık merkezine dönüştü.

    Kapsamlı dönüşüm süreci, yüksek koordinasyon ve yoğun çalışma temposuyla yalnızca 8 ayda tamamlandı.

    Havalimanındaki çalışmalar kapsamında 2 bin 450 metre uzunluğunda ve 42 metre genişliğindeki pist, 3 bin metre uzunluğa ve 60 metre genişliğe çıkarıldı. Böylece geniş gövdeli uçakların emniyetli şekilde iniş ve kalkış yapabileceği altyapı oluşturuldu.

    Pist başlarına toplam 15 bin metrekare büyüklüğünde iki dönüş cebi inşa edilirken toplam 160 bin metrekarelik yeni apron alanıyla yaklaşık 44 uçağın eş zamanlı olarak park edebileceği kapasiteye ulaşıldı. Çalışmalar kapsamında 4 bin 800 metrekare kapalı alana sahip Devlet Konukevi ile 310 araçlık açık otopark da hizmete hazır hale getirildi.>>>AA

  • Türkiye’nin Afrika ihracatında ilk yarıda lider Fas olurken en güçlü artış Mısır’da

    Türkiye’nin Afrika ihracatında ilk yarıda lider Fas olurken en güçlü artış Mısır’da

    AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, haziran ayında Afrika bölgesine yapılan ihracat yıllık bazda yüzde 32 artarak 1,9 milyar dolar oldu. Söz konusu bölgeye ocak-haziran döneminde yapılan ihracata ise yüzde 12 artışla 11 milyar dolara ulaştı.

    Afrika bölgesine yapılan ihracatın ülkelere ve sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise Mısır ve Fas’a yapılan dış satım dikkati çekti. Değer bazında ihracatın en çok arttığı ülkenin 349,4 milyon dolar ile Mısır olduğu görüldü. Bu ülkeyi 345,6 milyon dolar artışla Fas, 151 milyon dolar artışla Nijerya izledi.

    Bu ülkeleri 109 milyon dolarla Güney Afrika Cumhuriyeti, 93,8 milyon dolarla Cibuti, 84 milyon dolar ile Mali, 71,5 milyon dolarla Etiyopya, 66 milyon dolar ile Liberya, 64,5 milyon dolarla Tunus ve 51,3 milyon dolar artış ile Somali takip etti.

    Yılın ilk yarısında, Türkiye’den en çok dış satım yapılan Afrika ülkesi Fas’a 2,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleşirken geçen yılın aynı dönemine göre ihracatta yüzde 19,1’lik artış kaydedildi. Bu ülkeyi 1,9 milyar dolarla Mısır, 1,3 milyar dolar ile Libya takip etti.

    “Hedefimiz Afrika’da yatırım yapmak ve kalıcı ortaklıklar kurmak”

    Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Afrika İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Osman Aksoy, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin Afrika’ya ihracatındaki artışı tek bir ekonomik göstergeyle açıklamanın mümkün olmadığını belirterek, bu başarının arkasında son 20 yılda inşa edilen güçlü diplomatik zemin ile özel sektörün sahadaki dinamizminin birlikte yer aldığını söyledi.

    Son iki yılda bölgeyle diplomatik trafiğin son derece yoğun seyrettiğine dikkati çeken Aksoy, bölgeyle karşılıklı ziyaretlerin bölge ülkeleriyle karşılıklı ticaret hacminin artmasında önemli etken olduğunu dile getirdi.

    Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantıları, JETCO mekanizmaları ve Türkiye-Afrika İş ve Ekonomi Forumu (TABEF) kapsamında kurulan temaslara da değinen Aksoy, bunların iş dünyasının önünü açan önemli platformlar olduğunu bildirdi.

    Aksoy, küresel sistemde yaşanan dönüşümün de Türkiye lehine yeni fırsatlar oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “Afrika ülkeleri artık yalnızca finansman sağlayan değil, teknoloji paylaşan, üretime ortak olan ve insan kaynağını geliştiren partnerler arıyor. Türkiye’nin farkı tam da burada ortaya çıkıyor. Biz Afrika’ya şart koşan değil, birlikte üreten, kaynak alan değil değer oluşturan, kısa vadeli kazanç değil, uzun vadeli ortaklık hedefleyen bir anlayışla yaklaşıyoruz. Bu yaklaşım kıta genelinde ciddi bir güven oluşturmuş durumda. İkinci yarıda da bu ivmenin devam edeceğini düşünüyorum. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Alanı’nın (AfCFTA) giderek daha etkin hale gelmesi, Türk Hava Yolları’nın kıta genelindeki güçlü bağlantı ağı, Türk müteahhitlerinin Afrika’da bugüne kadar 100 milyar doları aşan proje tecrübesi ve karşılıklı üst düzey ziyaretlerin oluşturduğu siyasi irade, ihracatımızın önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğine işaret ediyor. Artık hedefimiz yalnızca daha fazla ihracat yapmak değil, Afrika’da daha fazla üretmek, yatırım yapmak ve kalıcı ekonomik ortaklıklar tesis etmek.”

    “Fas’ta düzenlenecek 2030 FIFA Dünya Kupası Türk iş dünyası için önemli fırsatlar oluşturuyor”

    Osman Aksoy, Türkiye’nin bölgede özellikle Fas ve Mısır ile olan yüksek ticaret hacmine dikkati çekerek, Mısır’da son dönemde yakalanan ihracat artışının arkasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire ziyaretiyle birlikte iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını dile getirdi.

    Aksoy, karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesi, siyasi diyaloğun güçlenmesi ve ekonomi diplomasisinin hız kazanmasıyla özel sektörün önünün açıldığını belirterek, “Bunun yanında Süveyş Kanalı’nın küresel ticaretteki kritik konumu, Mısır’ın yaklaşık 110 milyonluk iç pazarı, gelişen sanayi bölgeleri ve Afrika ile Körfez pazarlarına erişim sağlayan lojistik avantajı, Türk firmaları açısından önemli fırsatlar sunuyor. Bugün başta tekstil ve hazır giyim olmak üzere enerji, petrokimya, makine, demir-çelik, beyaz eşya ve inşaat malzemeleri sektörlerinde Türk şirketlerinin Mısır’daki yatırımlarının ve ticaret hacminin istikrarlı şekilde arttığını görüyoruz.” diye konuştu.

    Fas’ın ise uzun yıllardır istikrarlı ekonomi politikaları, yatırım dostu reformları ve Avrupa ile Afrika arasında doğal bir lojistik köprü olması sayesinde Türk iş dünyasının en önemli ticaret ortaklarından biri haline geldiğini kaydeden Aksoy, özellikle Tanger Med Limanı’nın sağladığı lojistik üstünlük, otomotiv ve havacılık sanayisindeki gelişim, yenilenebilir enerji yatırımları ve serbest ticaret anlaşmalarının Fas’ı yalnızca bir ihracat pazarı değil, aynı zamanda Afrika’nın batısına ve Avrupa’ya açılan stratejik bir üretim ve dağıtım merkezi haline getirdiğini bildirdi.

    Aksoy, “Ayrıca 2030 FIFA Dünya Kupası kapsamında gerçekleştirilecek ulaşım, şehircilik ve altyapı yatırımlarının Türk müteahhitlik sektörü, yapı malzemeleri üreticileri ve hizmet sektörleri açısından önemli fırsatlar oluşturacağına inanıyoruz.” dedi.

    “Türkiye, Afrika’da güvenilir bir dost ve uzun vadeli bir yol arkadaşı olarak görülmekte”

    Aksoy, Afrika’daki hedeflerinin yalnızca ticaret hacmini artırmak olarak tanımlamadıklarını vurgulayarak, esas hedefin Türkiye-Afrika ekonomik münasebetlerini daha derin, daha nitelikli ve daha sürdürülebilir bir zemine taşımak olduğunu bildirdi.

    İhracatın elbette önemli olduğunu belirten Aksoy, “Bunun yanında karşılıklı yatırımların artırılması, ortak üretim kültürünün geliştirilmesi, teknoloji transferi, sanayi işbirlikleri ve beşeri sermayenin güçlendirilmesi önümüzdeki dönemin temel öncelikleri olacak.” şeklinde konuştu.

    Aksoy, Afrika’nın bugün dünyanın en genç nüfusuna, en hızlı şehirleşen ekonomilerine ve en büyük kalkınma potansiyeline sahip bölgelerinden biri olduğuna işaret ederek, AfCFTA’nın ile kıtanın yalnızca ülkelerden değil, 1,4 milyarı aşkın nüfusu kapsayan devasa bir ortak pazardan söz edilen yeni bir ekonomik mimariye dönüştüğünü söyledi.

    Türk iş dünyasının bu dönüşümü doğru okuması, kısa vadeli ticaret yerine uzun vadeli yatırım perspektifiyle hareket etmesinin büyük önem taşıdığını dile getiren Aksoy, şunları kaydetti:

    “Güçlü yönlerimizi daha fazla kurumsal kapasite, finansal enstrümanlar, dijital dönüşüm, yerel ortaklıklar ve uzun vadeli stratejik planlamayla tahkim etmemiz gerekiyor. Afrika’da başarılı olacak şirketler yalnızca ürün satanlar değil, üretim yapan, istihdam oluşturan, bilgi paylaşan ve yerel ekonomilerin kalkınmasına katkı sunan şirketler olacak. Türkiye’nin Afrika’ya bakışını diğer birçok küresel aktörden ayıran temel husus da budur. Bizim ilişkilerimiz tahakküm üzerine değil, teşrik-i mesai üzerine kuruludur, tek taraflı menfaat değil, müşterek kalkınma anlayışını esas alır. Tarih boyunca sömürgecilik tecrübesi yaşamamış bir ülke olarak Afrika ile kurduğumuz münasebetlerin merkezinde karşılıklı itimat, hürmet ve samimiyet bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye, Afrika’da yalnızca ekonomik bir ortak değil, aynı zamanda güvenilir bir dost ve uzun vadeli bir yol arkadaşı olarak görülmekte.”>>>AA