Kategori: Kocatepe

  • KAĞNI

    KAĞNI

    Şimdiki gençler bilmez kağnıyı.

    Kurtuluş Savaşının önemli unsurudur kağnı.

    iki veya dört tekerlekli, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabasıdır.

    Öyle ki

    Nazım Hikmet şiirinde diyor ki

    kadınlar,

    bizim kadınlarımız

    şimdi ayın altında

    kağnıların ve hartuçların peşinde

    harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi

    aynı yürek ferahlığı,

    aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.

    Ve onbeşlik şarapnelin çeliğinde

    ince boyunlu çocuklar uyuyordu.

    Ve ayın altında kağnılar

    yürüyordu

    Akşehir üzerinden Afyon`a doğru…

    Diyerek tarihe not düşünüyordu.

    104 yıl öncesine bakalım

    Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası Sakarya Meydan Savaşı sonrası (13 Eylül 1921) Meclis’te “artık taarruza geçelim” fikri oluştu.

    Mustafa Kemal Paşa 20 Temmuz 1922’de TBMM’den dördüncü kez Başkomutanlık yetkisini aldı.

    Gizlice hazırlıklar Haziran’da başladı.

    Emperyalist güçler bizim gücümüzü hafife alıyor ve küçümsüyordu.

    28 Temmuz’da Akşehir’de düzenlenen bir futbol maçı, aslında Mustafa Kemal’in ordu ve kolordu komutanlarını toplayıp taarruz planını son kez gözden geçirdiği gizli toplantının kılıfıydı.

    Mustafa Kemal ve silah arkadaşları gizlice Kocatepe’ye geçti.

    26 Ağustos sabahı saat 05.30’da top ateşiyle başlayan Türk taarruzu başladı

    Türk süvari ve piyade birlikleri şafakla birlikte Afyon’un güneyinden Yunan hatlarını yardı, Kocatepe’den idare edilen taarruz hedefe vardı.

    30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin kesin sonucu alındığında Yunan kuvvetlerinin önemli bölümü kuşatılarak, imha ya da esir edildi.

    31 Ağustos Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa Zafertepe-Çalköy’de bir araya geldi. Muharebe haritasını serecek masa yoktu haritayı kağnı üzerine serdiler.

    Yunan ordusuna toparlanma ve yeni bir savunma hattı kurma fırsatı vermeden İzmir’e ilerleme konusunda burada karar birliğine vardılar.

    Ve ‘Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir İLERİ’ emri geldi.

    9 Eylül’de İzmir işgal altından kurtuldu.

    Burada bir hatırlatma yapalım

    Yunan Başkomutanı General Trikupis’i Afyonlu Ahmet Çavuş yakalayıp esir aldı.

    Türk ordusu 9 Eylül’de İzmir’e ulaştı, 11 Ekim’de imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması sahadaki başarıyı diplomasi masasına taşıdı.

    Zaferin resmî bir bayrama dönüşmesi ise 1924’te Dumlupınar’da, Mustafa Kemal’in de katıldığı büyük bir anma töreni düzenlenmesiyle başladı.

    26 Ağustos 1071’de Türk milletinin gitmemek üzere Anadolu’ya gelmesinden 851 yıl sonra aynı irade 30 Ağustos 1922’de bir kez daha tescilleniyordu.

    Doğrusunu isterseniz büyük Zafer ile bu milletin beka meselesi sadece masa başında değil, bir kağnının üzerine serilen haritanın savaş meydanında tatbik edilmesiyle çözüldü.

    Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile emperyalist güçlere karşı canıyla, kanıyla savaşan ecdadımıza Allah tan rahmet diliyorum. Büyük Zaferimiz kutlu olsun.

    Mutlu ve aydınlık yarınlara…

  • Mavi gözlerin baktığı zirve: Kocatepe

    Mavi gözlerin baktığı zirve: Kocatepe

    Tarih, milletimizin yazdığı büyük destanın en önemli sayfasını 26 Ağustos 1922’de açtı.

    O gün, Anadolu’nun dört bir yanından yükselen inanç dolu sesler, vatanın her karış toprağına yazıldı. Yedi yaşındaki çocuktan yetmişlik dedeye kadar herkes, Kuva-i Milliye ruhuyla kenetlendi. Önderlik eden bir lider vardı; mutlak başarıya inanan, gözünü kırpmadan en zorlu mücadeleye atılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Onun komutası altında, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi başladı. Bu, sadece bir savaş değil; özgürlüğe atılan en büyük adımdı.

    ++++

    KOCATEPE’DE ŞAFAKLA GELEN KARAR

    Bugün, milletimizin kaderini değiştiren o büyük yürüyüşün 103. yılındayız. Takvim yaprakları 26 Ağustos 1922’yi gösterdiğinde, Türk ordusu sessiz ama kararlı adımlarla tarih yazmak üzere harekete geçmişti. Gece boyunca Ahır Dağları’nın eteklerinde ilerleyen Mehmetçik, Yunan kuvvetlerinin geceleri savunmasız bıraktığı Ballıkaya mevkiinden sızarak düşman hatlarının gerisine yöneldi. Bu sessiz ilerleyiş, aslında büyük bir fırtınanın habercisiydi. Günün ilk ışıklarıyla birlikte, Anadolu’nun kalbinde bir zirvede üç büyük isim belirdi: Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa… Kocatepe’nin doruğunda, elleri dürbünlerinde, gözleri ufukta… Komuta heyeti artık yerini almıştı. Büyük Taarruz’un ilk adımı atılmış, milletin kaderi yeniden yazılmaya başlanmıştı.

    ++++

    BÜYÜK TAARRUZ’UN BAŞINDA GAZİ VARDI

    26 Ağustos 1922 gecesi, Anadolu’nun kaderini belirleyecek destansı bir mücadele başladı. Afyon’un derin sessizliğini, Türk topçularının 04:30’da başlattığı taciz atışları bozdu. Saat 05:00’te düşmanın kritik noktalarına yoğun topçu ateşiyle vurulurken, 06:00 itibarıyla Türk piyadeleri ileri atıldı. Tınaztepe’ye ulaşan Mehmetçik, dikenli telleri aşarak süngü hücumuyla Yunan savunmasını kırdı ve tepeyi ele geçirdi. Bu taarruzun her anında, her kararıyla bir lider vardı: Gazi Mustafa Kemal Paşa. Savaş meydanlarının içinden gelen, cepheyi bilen, milleti tanıyan bir komutan… Büyük Taarruz’u bizzat yöneten Gazi Paşa’nın askeri zekâsı ve stratejik öngörüsü, taarruzun başarıyla ilerlemesinde belirleyici oldu. Saatler ilerledikçe Türk ordusu hız kesmedi. 09:00’da Belentepe özgürleştirildi, hemen ardından Kalecik-Sivrisi düşman işgalinden temizlendi. Gün sonunda 1. Ordu birlikleri, Büyük Kalecik’ten Çiğiltepe’ye kadar 15 kilometrelik bir hatta düşmanın birinci savunma hattını tamamen ele geçirmişti. Anadolu, toprağına vurulan zincirleri birer birer kırıyordu.

    ++++

    27 AĞUSTOS: AFYONKARAHİSAR’IN ŞANLI KURTULUŞU

    27 Ağustos 1922 sabahı, Anadolu toprakları yeni bir güne uyanırken Türk ordusu yeniden ileri atıldı. Tüm cephelerde başlatılan genel taarruz, süngü hücumlarıyla destekleniyor, her karış toprak insanüstü bir mücadeleyle geri alınıyordu. Mehmetçik, yalnızca bir düşmana karşı değil; yılların zulmüne, açlığa, yoksulluğa ve yorgunluğa rağmen inancını yitirmeyen bir milletin umudunu taşıyarak savaşıyordu. Yoğun çatışmaların ardından, Afyonkarahisar nihayet özgürlüğüne kavuştu. Stratejik bir zaferdi bu… Sadece bir şehir değil, Türk ordusunun kalbi de artık burada atıyordu. Başkomutanlık Karargâhı ve Batı Cephesi Komutanlığı, Afyonkarahisar’a taşındı. Zafer artık yakındı, fakat durmak yoktu. 28 ve 29 Ağustos günlerinde süren başarılı taarruzlar, düşmanı köşeye sıkıştırdı. 5. Yunan Tümeni kuşatma altına alındı. Geri çekilme yolları kesildi. Artık sadece savaşarak değil, stratejik deha ile kazanılacak bir safhadaydı mücadele. Komutanlar bir araya geldi, durumu değerlendirdi. Alınan karar netti: Düşman ya teslim olacak ya da tamamen yok edilecekti. Zaferin ayak sesleri artık tüm cephelerde yankılanıyordu.

    ++++

    30 AĞUSTOS: KESİN ZAFER VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ

    30 Ağustos 1922 Çarşamba sabahı, Türk ordusu Büyük Taarruz’u kesin ve kesin bir zaferle taçlandırdı. Bu son aşama, tarihimize “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” olarak geçti. Düşman ordusu dört bir yandan kuşatılmış, ateş hatları arasında kalan birlikler ya yok edilmiş ya da esir alınmıştı. Kütahya düşman işgalinden kurtuldu. Anadolu’daki Yunan kuvvetlerinin yarısı imha edilmiş ya da teslim olmuş, geriye kalanlar ise üç ayrı grup halinde geri çekilmek zorunda kalmıştı. Bu kritik gelişmeler üzerine Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Yunan ordusunun kalan kısmını tamamen yok etmek için büyük bir plan yaptı. Mustafa Kemal Paşa’nın efsanevi emri gecikmedi: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

    1 Eylül’de başlayan takip harekâtıyla Türk ordusu, düşman kuvvetlerini İzmir, Dikili ve Mudanya’ya doğru sürükledi. 2 Eylül’de Uşak’ta, Yunan ordusunun Başkomutanı General Nikolaos Trikupis ve 6.000 askeri esir alındı. Böylece 15 günde tam 450 kilometre yol kat eden Türk ordusu, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girdi. Yüzbaşı Şerafettin Bey Hükümet Konağı’na, 5. Süvari Tümeni öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesi’ne, 4. Alay Komutanı Reşat Bey ise Kadifekale’ye Türk bayrağını gururla çekti. 1 Eylül’de Uşak, 2 Eylül’de Eskişehir, 6 Eylül’de Balıkesir ve Bilecik, 7 Eylül’de Aydın, 8 Eylül’de Manisa düşman işgalinden kurtarılmıştı. Büyük Taarruz, milletin sonsuza dek özgür olacağının ilanıydı.

    ++++

    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE GİZLİ HAZIRLIKLARIN SIRRI

    103 yıl önce bugün, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde başlayan Büyük Taarruz, Türk milletinin zafer destanına dönüştü. 20 Temmuz 1922’de kendisine dördüncü kez başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa, işgalcilere karşı hazırlıklarını son derece gizlilik içinde yürüttü. Bu gizliliğin ardında iki kritik sebep vardı: Öncelikle, ihtiyaç duyulan cephane ve malzemeyi zamanında ve yeterli miktarda toplamak; ardından da savaşa katılacak asker sayısını maksimum seviyeye çıkarmak. Bu hazırlıklar sırasında, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü ve Birinci Ordu Komutanı Nureddin İbrahim Konyar, gizli toplantılar yaparak taarruzun en ince ayrıntılarını planladı. O kadar ustaca yürütüldü ki, büyük taarruz öncesinde diplomatlara bir çay partisi bile verildi; düşman ve dünya gözleri bu hazırlıkların asıl amacından uzaklaştırıldı. Türk ordusu, yaklaşık 207 bin askerle mücadeleye katılırken, Yunan ordusunun gücü yaklaşık 225 bin askerle daha fazlaydı. Ayrıca Yunanlar, silah ve cephane bakımından da Türk ordusuna göre üstünlük sağlamıştı. Hava desteğinde ise Türk ordusunun gücü oldukça sınırlıydı. Tüm bu zorluklara rağmen, milli mücadelenin kahramanları zaferi kazanacak inançla ve kararlılıkla yürüdüler.

    ++++

    İŞTE O GECENİN DETAYLARI: 26 AĞUSTOS’UN İLK SAATLERİ

    26 Ağustos’un erken saatlerinde, sisin etkisiyle bir saat geciken topçu ateşi sabahın ilk ışıklarıyla birlikte başladı. Yaklaşık yarım saat süren yoğun bombardıman, Yunan mevzilerinde büyük tahribata yol açtı. Ardından piyade birliklerinin hızlı taarruzu, Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik bölgelerinin kısa sürede geri alınmasını sağladı. Bu sırada cephe gerisine sızan süvari birlikleri, Yunan ordusunun İzmir-Afyon arasındaki iletişim hattını kesmeyi başardı. Düşman birlikleri geri çekilmeye başladığında, Türk askerleriyle Yunanlar arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Türk ordusu, düşmanı durdurmadan takip etti ve 27 Ağustos sabahı Afyon’a girdi. Afyon’un kurtuluşu, cepheye moral ve güç veren halk tarafından büyük coşkuyla karşılandı. Bu zafer, Yunan ordusunun demiryolu hakimiyetini kaybetmesine ve sıkışmasına yol açtı. Bu kanlı savaşta Türk ordusu yaklaşık 2.500 kayıp verirken, Yunan ordusundaki ölü sayısı 8 bini aştı. Ve 30 Ağustos 1922, yıllar süren Kurtuluş Savaşı’nın zaferle taçlandığı gün olarak tarih sayfalarına kazındı.

    ++++

    RAHMET, SAYGI, ÖZLEM VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ

    Böylesine bir zafer yüreğimize sığmıyor, her gün kutlamak istiyoruz. Düşman işgalinden kurtarmaya çalışılan o günlerde vatanımızı canı pahasına koruyan başta Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aziz silah arkadaşları, gazilerimiz, şehitlerimiz, şanlı ecdadımız ve Yüce Türk Milletinin asil evlatlarını rahmet, saygı, özlem ve şükranla anıyoruz…

    Nazım Hikmet de bu kutlu zaferi, ‘KUVAYİ MİLLİYE ZAFERİ’ diye şiirinde anlatmıştı. İşte o şiir ve dizeleri…

    KUVAYI MİLLİYE’DEN

    Düşündü birdenbire kayalardaki adam

    kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri

    Kim bilir onlar ne kadar büyük

    ne kadar uzundular?

    Birçoğunun adini bilmiyordu

    yalnız, Yunan’dan önce ve Seferberlikten evvel

    geçerdi Gediz’in sularını başı dönerek.

    ++++

    Dağlarda tek

    tek

    ateşler yanıyordu

    Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

    şayak kalpaklı adam

    nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

    güzel, rahat günlere inanıyordu

    ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında

    birdenbire beş adım sağında onu gördü.

    Paşalar onun arkasındaydılar.

    O, saati sordu.

    Paşalar: “Üç” dediler,

    Sarışın bir kurda benziyordu.

    Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

    Yürüdü uçurumun başına kadar,

    eğildi, durdu.

    Bıraksalar

    İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak

    ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

    Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı.

    BİN SELAM OLSUN KUVA-İ MİLLİYE KAHRAMANLARINA…

    Kocatepe ile kalın…

    Sevgiyle kalın… Umutla kalın…

  • Anahtar Parti’ye Afyonkarahisar’da yeni katılımlar

    Anahtar Parti’ye Afyonkarahisar’da yeni katılımlar

    Yapılan açıklamaya göre, Merkez Kocatepe Beldesi AK Parti Meclis Üyesi Ali Tanrıkulu ile Dinar ilçesi Haydarlı Beldesi MHP Meclis Üyeleri Savaş Danacı ve Şevket Türkyılmaz, Anahtar Parti’ye katıldı. Partiye katılan isimlerin rozetleri, Genel Sekreter ve Genel Başkan Yardımcısı Nihal Ağca tarafından takdim edildi. İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, farklı siyasi geçmişlere sahip isimlerin parti çatısı altında buluşmasının “kapsayıcı vizyon ve hizmet odaklı siyaset anlayışının bir göstergesi” olduğu ifade edildi. Açıklamada, Afyonkarahisar’da teşkilat yapısının güçlenerek büyümeye devam ettiği vurgulandı. Anahtar Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı, yeni katılımlarla birlikte yerelde daha etkin bir çalışma yürütmeyi hedeflediklerini belirterek, “hizmet odaklı siyaset” anlayışıyla çalışmaların süreceğini kaydetti.

    “KISIR TARTIŞMALARIN DEĞİL ÇÖZÜM ÜRETMENİN PEŞİNDEYİZ”

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Anahtar Parti olarak bizler; koltuk siyaseti değil hizmet siyaseti yapıyoruz. Kısır tartışmaların değil çözüm üretmenin peşindeyiz. Ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayışla Afyonkarahisar’ımızın her köşesinde gönüllere dokunuyoruz. İşte bugün yaşanan bu güçlü katılımlar da bu anlayışın sahadaki karşılığıdır. Afyonkarahisar’da artık yeni bir dönem başlamıştır. Milletimizin beklentilerine kulak veren, yerelden genele güçlü bir teşkilat yapısı kuran, dinamik ve kararlı bir kadro hareketi yükselmektedir. Bu yükseliş; inancın, samimiyetin ve ortak hedeflerde buluşmanın eseridir. Partimize katılan sayın Ali Tanrıkulu, sayın Savaş Danacı ve sayın Şevket Türkyılmaz’a hoş geldiniz diyor; tecrübeleri, birikimleri ve hizmet azimleriyle teşkilatımıza büyük katkı sağlayacaklarına yürekten inanıyoruz. Anahtar Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı olarak kararlıyız: Şehrimiz için daha güçlü bir gelecek, daha etkin bir yerel yönetim anlayışı ve daha adil bir hizmet siyaseti için durmadan, yorulmadan çalışacağız. Bu büyük yürüyüş yeni katılımlarla büyümeye, güçlenmeye ve Afyonkarahisar’da umut olmaya devam edecektir.” >>>Haber Merkezi

  • Atatürk’ten Afyonkarahisar için Tarihi Söz!

    Atatürk’ten Afyonkarahisar için Tarihi Söz!

    26 Ağustos 1922’de Kocatepe’den başlayan ve 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz, Afyonkarahisar topraklarında yazılan bir destanla Türk milletinin kaderini değiştirdi. Afyonkarahisar, demiryolu ağları, cephe karargâhları ve stratejik konumuyla Millî Mücadele’nin beyni haline geldi.

    Atatürk, Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebeleri’ni Türk ordusunun gücünü tarihe kazıyan bir eser olarak tanımlarken, bu zaferin Türk milletinin bağımsızlık anıtı olduğunu vurguladı. Afyonkarahisar, yalnızca bir şehir değil, Cumhuriyet’in temel taşlarından biri olarak tarihteki yerini aldı.