Kategori: Tüm Haberler

  • Türk ihraç ürünleri, Urumçi ve Şanghay’a gidecek

    Türk ihraç ürünleri, Urumçi ve Şanghay’a gidecek

    Türkiye’nin Çin’e 3,3 milyar dolar ihracat yaparken 50 milyar dolar ithalat yaptığını, Çin’le dış ticaretinde 46,3 milyar dolar dış ticaret açığı verdiğini ifade eden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Çin’in ithalat için ne kadar yakınsa, ihracat içinde o kadar yakın bir ülke olduğunu, Çin’e ihracatı artırmak için son yıllarda büyük emek verdiklerini dile getirdi.

    2026 yılının, Türkiye ile Çin arasındaki resmi diplomatik ilişkilerinin tam 55. yılına denk geldiğini dillendiren Eskinazi, şöyle devam etti: “Her iki ülke de bu durumu bir fırsat olarak görüp ilişkilerini yeni bir seviyeye taşımayı umuyor. Bu nedenle bu yıl gerçekleştirmeyi planladığımız fuarlarda, edindiğimiz deneyimleri de göz önünde bulundurarak çok daha önce hazırlıklarına başlayıp ülkemizden daha fazla firmanın katılımıyla ülkemizin ürünlerini öne çıkarmayı planlıyoruz.

    ÇİN’E YAPILAN HER 100 DOLAR İHRACATIN 21 DOLARINDA EİB’NİN İMZASI VAR

    Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracattan EİB olarak aldıkları payın 3 yılda yüzde 9’dan yüzde 16’a çıktığı bilgisini veren Eskinazi, “Çin’e ihracatta 2026 yılına daha başarılı bir giriş yaptık. 2026 yılının ocak-şubat döneminde Türkiye’nin Çin’e ihracatı yüzde 29’luk artışla 438 milyon dolardan 563 milyon dolara çıkarken, EİB’nin Çin’e ihracatı yüzde 64’lük artışla 70 milyon dolardan 115 milyon dolara çıktı. Türkiye’nin Çin’e yaptığı her 100 dolarlık ihracatın 21 dolarında EİB’nin imzası var. EİB olarak Çin’e 1 milyar dolar ihracat hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz. Bu amaçla Çin’de 3 fuara Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştiriyoruz” dedi.

    HAZİRAN’DA URUMÇİ, KASIM’DA ŞANGHAY

    16-19 Mart 2026 tarihlerinde Çin/Xiamen’de düzenlenen Xiamen Stone Fair 2026 Fuarı’na Türkiye Milli Katılımı yaptıklarını ve 30 firmayla katıldıklarını paylaşan Eskinazi şöyle devam etti: “2026 yılının bundan sonraki diliminde Çin’deki iki fuara daha milli katılım organizasyonu yapacağız. İlk fuarımız 25-29 Haziran 2026 tarihlerinde Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti Urumçi’de düzenlenecek olan ‘2026 Çin Avrasya Expo Fuarı’ olacak. Çin Ticaret Bakanlığı, Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin Uluslararası Ticareti Teşvik Konseyi ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi Hükümeti tarafından ortaklaşa organize edilen fuara, 2026 yılında ikinci kez milli katılım organizasyonu gerçekleştireceğiz. Bu yıl 9. kez düzenlenecek olan fuar; bilişim teknolojileri, kimya, tekstil, lojistik ve gıda başta olmak üzere pek çok farklı sektörü kapsayan genel nitelikli bir fuar. Çin’in Batıya açılan kapısı olan Urumçi’de Ege İhracatçı Birlikleri olarak gerçekleştirdiğimiz Milli Katılım Organizasyonumuz, sürdürülebilir, uzun soluklu ve karşılıklı güven içeren iş birlikleri kurma hedefimize büyük katkı sağlamıştır. Son yıllarda büyük bir gelişim gösteren ve lojistik bir hub haline gelen Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Türk ürünlerinin Çin’e girişi için stratejik bir konumda yer alıyor. Biz de bu fuar vesilesiyle Türk ürünlerinin güvenilirliğini, kalitesini ve rekabetçiliğini Urumçi pazarına tanıtmayı amaçlıyoruz. Türkiye’nin ihracat hedeflerini destekleyerek bölgesel iş birliği ve ticari çeşitliliği artırmayı amaçlayan Birliğimiz, önümüzdeki süreçte de uluslararası pazarlarda Türk sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinin görünürlüğünü güçlendirmeye devam edecektir. Milli katılım organizasyonunda yer almak isteyen üyelerimizin sanayi1@eib.org.tr adresi aracılığıyla 24 Nisan 2026 tarihine kadar temasa geçmeleri gerekiyor.”

    Ege İhracatçı Birlikleri’nin Çin’de Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yapacağı son fuar 5-10 Kasım 2026 tarihlerinde Şanghay’da düzenlenecek olan Çin Uluslararası İthalat Fuarı (CIIE) olacak. EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nın Çin Devleti tarafından ciddi anlamda desteklendiğinin altını çizdi. Çin’in ihracatçı kası kadar, ithalatçı kasının da güçlü olduğuna temas eden Eskinazi, “Çin 2025 yılında 3,77 trilyon dolarlık ihracata karşılık 2,6 trilyon dolar ithalat yaptı. Türkiye de Çin’e ihracatını artırabilecek potansiyele sahip. CIIE 2025’e 150 ülkeden 4108 firma ve 460.000’in üzerinde profesyonel ziyaretçi katıldı. CIIE 2025 Fuarı’nda ‘Hizmetler, Otomobil, Akıllı Endüstri ve Bilgi Teknolojileri, Tüketici Ürünleri, Medikal Ekipmanlar ve Sağlık Ürünleri, Gıda ve Tarımsal Ürünler’ holleri bulunuyor. Geçen yıl fuara kuru meyve, süt ürünleri, hububat bakliyat ve yağlı tohumlar, zeytin, zeytinyağı, tekstil ve kozmetik sektörlerindeki firmalarımızın yanı sıra Çin ile ülkemizin yaptığı anlaşma sonrasında Ege İhracatçı Birliklerimiz bünyesinde yer alan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz katılım sağlamıştı. Özellikle su ürünlerinde iki ülke arasında yapılan anlaşma sonrasında su ürünleri ihracatı yapan firmalarımız için büyük potansiyel yaratacağını düşünüyoruz. Ayrıca bu yıl kozmetik ürünlerinde daha fazla firmamızın katılımını sağlamayı hedefliyoruz. Geçen yıl Milli Katılım organizasyonumuz ile fuara katılan kozmetik firmaları Çinli tüketicilerden büyük ilgi gördü.  CİİE Fuarı’na katılacak ihracatçı firmalarımızın 15 Haziran 2026 Pazartesi günü mesai saati bitimine kadar ciie@eib.org.tr e-posta adresi aracılığıyla iletişim kurmalarını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. >>>Haber Merkezi

      

  • Trump’dan ilginç İran yorumu

    Trump’dan ilginç İran yorumu

    Trump, Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesinin yıllık bağış toplama etkinliğinde konuşma yaptı. İranlıların müzakere ettiğini ve anlaşma yapmak istediğini savunan Trump, “Bunu söylemekten korkuyorlar. Çünkü, kendi halkları tarafından öldürüleceklerini düşünüyorlar. Ayrıca, bizim tarafımızdan öldürülmekten de korkuyorlar.” dedi. Trump, “savaş” yerine “askeri operasyon” kelimesini kullanacağını belirterek, “‘Savaş’ kelimesini sevmiyorlar. Çünkü bunu kullanmak için onay almanız gerekir. Bu yüzden ‘askeri operasyon’ diyeceğim. Aslında olan da bu. Buna, askeri yıkım denir.” diye konuştu.

    Yükselen enerji ve petrol fiyatlarına da değinen Trump, bunların operasyonun “kısa vadeli” etkileri olması nedeniyle kendisi için önemli olmadığını söyledi.

    Trump, “Yapmamız gereken şey kanseri ortadan kaldırmaktı. Kanseri kesip çıkarmak zorundaydık. Kanser, nükleer silaha sahip İran’dı ve biz onu kesip çıkardık. Şimdi de işini bitireceğiz.” dedi.

    ABD’nin dünyanın en büyük ordusuna sahip olduğunu ve en iyi askeri teçhizatı ürettiğini söyleyen Trump, ABD güçlerinin İran’ın büyük çaplı bir füze saldırısını engellediğini öne sürdü.

    Trump, “Bir saldırıya uğradık. İran, bizim için çok önemli bir hedefe 100 füze fırlattı. Bazı nedenlerden dolayı bunun ne olduğunu size söylemeyeceğim. Saatte 2 bin mil hızla giden 100 füze, muazzam bir güce ve öneme sahip bu hedefe doğru geliyordu ve bize doğru gelen 100 füzenin tamamı anında vuruldu, havada imha edildi, denize düştü.” diye konuştu.

    ⁠⁠ABD-İSRAİL’İN İRAN’A SALDIRILARI

    İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı. İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, eski İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü. >>>AA

  • Savaşın sona ermesi için, telefon diplomasisini sürdürüyor

    Savaşın sona ermesi için, telefon diplomasisini sürdürüyor

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşı sonlandırmaya yönelik birçok mevkidaşıyla telefonda görüşüyor. Bu kapsamda Bakan Fidan, 22 Mart’ta İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve ABD’li yetkililerle telefon görüşmeleri yaptı. Aynı tarihte Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Pakistanlı yetkililerle telefon görüşmelerinde “savaşı sona erdirmek üzere yürütülen çalışmaları” değerlendirdi.

    Bölgedeki son gelişmelerle ilgili yürüttüğü telefon diplomasisi kapsamında Fidan, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile telefonda görüştü.

    Bakan Fidan, 23 Mart’ta Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ile ayrı ayrı telefonda görüştü.

    Aynı tarihte Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan ile telefonda görüşen Fidan, “savaşı sonlandırmaya” yönelik devam eden çalışmaları değerlendirdi.

    Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile de telefonda görüşerek “savaşa son vermek” amacıyla yürütülen temaslar konusunda görüş alışverişi yapan Fidan, 25 Mart’ta Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Al Sani, Özbekistan Dışişleri Bakanı Bahtiyor Saidov ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.

    ÇİN DIŞİŞLERİ BAKANI VANG İLE GÖRÜŞME

    Fidan, Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile telefonda bölgedeki son gelişmeleri ele aldı. Savaşın bir an önce sona erdirilmesi gerektiği vurgulanan görüşmede bu doğrultuda yürütülen çalışmalar değerlendirildi.

    Görüşmede, ulaştırma hatlarının, enerji arzının ve tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesinin kritik önem taşıdığı kaydedildi. Taraflar, ekonomik ve ticari ilişkiler ile karşılıklı yatırımlar başta olmak üzere ikili gündem maddelerini de değerlendirdi.

    FİDAN-ERAKÇİ TELEFON GÖRÜŞMESİ

    Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile de telefonda görüşerek ABD-İsrail ile İran arasındaki “savaşla ilgili son durumu” ele aldı.

    Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile de telefonda görüşen Fidan, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşı sona erdirmeye dönük çabaları mevkidaşıyla değerlendirdi. >>>AA

  • Türk siyasetinde iz bırakan lider: Muhsin Yazıcıoğlu

    Türk siyasetinde iz bırakan lider: Muhsin Yazıcıoğlu

    Seçim çalışmaları kapsamında kiralanan helikopterin Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde 25 Mart 2009’da düşmesi sonucu beraberindeki 5 kişiyle hayatını kaybeden Yazıcıoğlu’nun vefatının üzerinden 17 yıl geçti.

    İlkeli ve dik duruşuyla hafızalara kazınan, darbe karşıtı söylemleriyle dikkatleri çeken Yazıcıoğlu, Türk siyasetinin unutulmazları arasındaki yerini koruyor.

    Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Elmalı köyünde 31 Aralık 1954’te doğan, ilk ve orta öğrenimini aynı ilçede, üniversite eğitimini ise Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinde tamamlayan Yazıcıoğlu, daha 14 yaşındayken Şarkışla’da Genç Ülkücüler Hareketi’ne katılarak siyasete ilk adımını attı.

    Yazıcıoğlu, 18 yaşında Ankara’ya geldiğinde Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde görev yapmaya başladı, sonraki yıllarda Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevini yürüttü. Siyaset yoluna 1978’de Ülkücü Gençlik Derneğinin kurucu genel başkanı olarak devam eden Muhsin Yazıcıoğlu, 1980’de genel başkan müşaviri olarak MHP’de görev aldı.

    Anadolu gençliğinin en iyi şekilde yetişmesi düşüncesiyle hareket eden, gençlerin iyi eğitimler alarak vatana ve millete hizmet etmesi gerektiği düşüncesini ilke edinen Muhsin Yazıcıoğlu, 24 yaşındayken dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e yazdığı mektubunda “Eller silah değil, kalem tutmalı.” ifadesini kullandı.

    1980 askeri darbesinin ardından “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’nda” yargılandığı sırada 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl cezaevinde kalan Yazıcıoğlu, yargılama sonucunda herhangi bir ceza almadı.

    Milletine ve devletine bağlılığından hiçbir zaman taviz vermeyen Yazıcıoğlu, 1987’de siyasete kaldığı yerden devam etti, Milliyetçi Çalışma Partisinin (MÇP) Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirildi.

    1993 YILINDA YENİ PARTİ KURDU

    Muhsin Yazıcıoğlu, 1991’deki genel seçimlerde tercihli sistemle Sivas’tan milletvekili seçildi ve yaklaşık 1 yıl sonra “Siyasi anlayışımız uyuşmuyor” diyerek bir grup arkadaşıyla MÇP’den ayrıldı.

    1993’te kurucu genel başkanı olduğu Büyük Birlik Partisini (BBP) kuran Muhsin Yazıcıoğlu, 24 Aralık 1995 erken genel seçimlerinde ANAP ile yaptıkları ittifakla yeniden Meclis’e girdi. ANAP’tan 1996’da istifa ederek BBP’ye dönen Yazıcıoğlu, 22 Temmuz 2007’de yapılan seçimlerde Sivas’tan bağımsız milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi ve seçimden önce bıraktığı Genel Başkanlık görevini yeniden devraldı.

    İLK KEZ HELİKOPTER KİRALAMIŞTI

    Muhsin Yazıcıoğlu, 2009’daki yerel seçimler için ilk kez helikopter kiralayarak Kahramanmaraş’taki mitinge katıldı.

    “Hazineden yardım almadan siyaset yapan tek partiyiz. İlk defa helikopter kiralayarak miting yapıyoruz. Seçimlerde iddialıyız.” diyen Yazıcıoğlu’nun da içinde bulunduğu helikopter, Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesindeki mitingin ardından Yozgat’ın Yerköy ilçesine giderken 25 Mart 2009’da Göksun ilçesinde düştü.

    Bölgede yapılan arama çalışmaları sonrasında Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin cansız bedeni, Keş Dağı Kurudere Kanlıçukur mevkisinde bulundu.

    Yazıcıoğlu, 31 Mart 2009’da Kocatepe Camisi’nden son yolculuğuna uğurlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki törende, Yazıcıoğlu’nun Türk bayrağına sarılı tabutunun üzeri, sevenleri tarafından çiçeklerle donatıldı. Sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlanan Yazıcıoğlu’nun naaşı, vasiyeti üzerine Taceddin Dergahı’na defnedildi.

    Siyasetçi, şair, veteriner hekim Muhsin Yazıcıoğlu’nun ismi, memleketi Sivas başta olmak üzere Anadolu’nun birçok şehri ile Pakistan gibi dost ve kardeş ülkelerde cami, cadde, park, okul ve vakıflara verilerek yaşatılıyor.

    Yazıcıoğlu, hayatını kaybettiği Kahramanmaraş ve memleketi Sivas ile birçok ilde düzenlenen programlarda yol arkadaşlarıyla anılıyor. Bu kapsamda helikopterin düştüğü alana her yıl olduğu gibi bu sene de çok sayıda kişinin katılımıyla tırmanış gerçekleştirilecek.

    DARBE KARŞITLIĞIYLA BİLİNİYOR

    Muhsin Yazıcıoğlu, siyasi hayatında her zaman darbelerin karşısında durdu. Millet iradesinin yanında yer alan, siyasi yaşamı boyunca görüşünü her zaman yüksek sesle dile getiren Yazıcıoğlu, 28 Şubat postmodern darbesine de karşı duran liderlerden biri oldu.

    Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Ordu göz bebeğimizdir ancak namlusunu millete çevirmiş tanka selam durmam” sözü, o dönem ve sonrasında darbelere karşı simge haline geldi.

    BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun, siyasi yaşamı boyunca yaptığı bazı açıklama ve söylemleri de siyasete damga vurdu.

    Yazıcıoğlu’nun o sözlerinden bazıları şöyle: “Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için bu kadar fırıldak olmaya gerek yok”, “Firavun’a karşı çıkmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir”, “Ben devlete, millete kurşun sıkanlara değil, ‘ben okumak istiyorum’ diyenlere af istiyorum”, “Kan dökmeyi seven bir millet değiliz ancak söz konusu vatan ise dünyanın şah damarını keseriz.”

    ŞİİRLERİ DE HAFIZALARDA

    Vatan ve millet sevgisiyle, ilkeli duruşuyla Türk siyasi hayatında iz bırakan liderlerden biri olan Muhsin Yazıcıoğlu, siyasetçi kimliğinin yanı sıra şiire tutkusuyla da biliniyor ve geride kalan 17 yılda şiirleri hafızalardaki yerini koruyor. Helikopter düştükten sonra Yazıcıoğlu’nun naaşının karların üzerinde bulunması, sevenlerine “Üşüyorum” şiirini hatırlattı ve sevenleri tarafından adeta sembol haline getirildi.

    Muhsin Yazıcıoğlu’nun şiirinde, “…Huzur dolu içimde / Ben sonsuzluğu düşünüyorum / Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum / Durun kapanmayın pencereleri / Güneşimi kapatmayın / Beton çok soğuk, üşüyorum…” dizeleri yer almaktaydı.

    Cezaevinde bulunduğu dönemde yazdığı “Gül” isimli şiirindeki “Gül, gül ki gül yüzünde binlerce güller açsın / Gül bahçesi gül yüzünden sevgi topla demet demet / Sevgide güller açsın, güller sevgi dağıtsın / Sevgiyle bakıyor gül gibi görüyorsan sen bahtiyarsın…” dizeleri de Yazıcıoğlu’nun umuda ve sevgiye verdiği önemi gözler önüne seriyor.  >>>AA

  • Boralar, operasyonlara zorlu eğitimle hazırlanıyor

    Boralar, operasyonlara zorlu eğitimle hazırlanıyor

    Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığına bağlı 200 subay, astsubay, uzman jandarma çavuş ve uzman onbaşıdan oluşan “Boralar”, gerçeği aratmayan tatbikatlar yaparak her an göreve hazır bekliyor. Pusu ve pusudan kurtulma eğitimlerinde üstün başarı gösteren komandolar, spor ve atışlardaki performanslarıyla dikkati çekiyor. Anadolu Ajansı ekibi, Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığı “Boralar” adlı timlerin tatbikatlarını görüntüledi.

    Toplumsal olaylara müdahale ve meskun mahalde terör operasyonu tatbikatları gerçekleştiren jandarma komandolar, ayrıca Başçiftlik Kayak Merkezi’nde karla kaplı alanda iglo (kardan ev) yapma ve burada yaşama eğitimi aldı.

    Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanı Binbaşı Selim Arslankıran, AA muhabirine, taburun 1995 yılında kurulduğunu, o günden bu yana “Boralar” ismiyle anıldığını söyledi. “Boralar”ın vatan savunmasında çelikten iradeyle görev yaptığını belirten Arslankıran, “Birliğimiz yüksek disiplin anlayışı, ileri seviye eğitim ve modern harekat kabiliyetiyle her şart ve coğrafyada görev icra edebilecek donanıma sahiptir. Kurulduğu günden bugüne kadar Sur ve Nusaybin’de icra edilen hendek operasyonları başta olmak üzere Gabar’dan Doğubayazıt’a kadar ülkemizin birçok kritik bölgesinde terörle mücadele faaliyetlerinde aktif rol almıştır. Sadece güvenlik görevlerinde değil, milletimizin zor zamanlarında da devletimizin gücünü ve şefkatini temsil etmiştir.” dedi.

    “ŞANLI BAYRAĞIMIZI SINIR ÖTESİNDE DE GURURLA TEMSİL ETTİK”

    “Boralar”ın doğal afetlerde de görev yaptığına dikkati çeken Arslankıran, şöyle devam etti:

    “2021 Karadeniz sel felaketleri ile ‘asrın felaketi’ olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerde, özellikle Nurdağı bölgesinde yürütülen kritik arama-kurtarma çalışmalarında önemli görevler üstlenmişlerdir. Boralar için vatan savunması, yalnızca sınırlarımızla sınırlı değildir. Ülkemizin güvenliğinin başladığı her coğrafya görev anlayışımızın bir parçasıdır. Bu bilinçle şanlı bayrağımızı sınır ötesinde de gururla temsil ettik. Bu kapsamda 2019 ve 2022 yıllarında Suriye’nin Bab bölgesinde görev alarak, bölgenin huzur ve güvenliğinin tesisine yönelik stratejik faaliyetler icra ettik. Söz konusu görevler sırasında hem bölge halkının güvenliğine katkı sağlanmış hem de ülkemize yönelebilecek tehditler kaynağında bertaraf edilmiştir.”

    Arslankıran, “Boralar”ın en büyük başarısının görev yaptığı her bölgede tesis edilen huzur ve milletin güven duygusu olduğunu vurgulayarak, “Tokat ve çevresinin terör unsurlarından tamamen arındırılması, bölge halkının emniyet içinde yaşamını sürdürmesine sağlanan katkı, birliğimiz için en büyük onur kaynağıdır. Hendek operasyonlarında, yurt içi görevlerde sergilenen kararlılık, cesaret ve fedakarlık yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda vatan sevgisinin sahaya yansıyan göstergesidir. Boralar için başarı, verilen görevin eksiksiz yerine getirilmesi, devletin ve milletin emanetine sadakatle sahip çıkılmasıdır.” ifadelerini kullandı. >>>AA

    Türkiye genelinde pek çok terör operasyonunun yanı sıra yurt dışında başarıyla görev alan “Boralar” adlı timler, zorlu görevlere gerçeği aratmayan tatbikatlarla hazırlanıyor. Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığına bağlı 200 subay, astsubay, uzman jandarma çavuş ve uzman onbaşıdan oluşan “Boralar”, gerçeği aratmayan tatbikatlar yaparak her an göreve hazır bekliyor. Anadolu Ajansı ekibi, Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığı “Boralar” adlı timlerin tatbikatlarını görüntüledi. Toplumsal olaylara müdahale ve meskun mahalde terör operasyonu tatbikatları gerçekleştiren jandarma komandolar, ayrıca Başçiftlik Kayak Merkezi’nde karla kaplı alanda iglo (kardan ev) yapma ve burada yaşama eğitimi aldı. ( Ekber Türkoğlu – Anadolu Ajansı )
    Türkiye genelinde pek çok terör operasyonunun yanı sıra yurt dışında başarıyla görev alan “Boralar” adlı timler, zorlu görevlere gerçeği aratmayan tatbikatlarla hazırlanıyor. Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığına bağlı 200 subay, astsubay, uzman jandarma çavuş ve uzman onbaşıdan oluşan “Boralar”, gerçeği aratmayan tatbikatlar yaparak her an göreve hazır bekliyor. Anadolu Ajansı ekibi, Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığı “Boralar” adlı timlerin tatbikatlarını görüntüledi. Toplumsal olaylara müdahale ve meskun mahalde terör operasyonu tatbikatları gerçekleştiren jandarma komandolar, ayrıca Başçiftlik Kayak Merkezi’nde karla kaplı alanda iglo (kardan ev) yapma ve burada yaşama eğitimi aldı. ( Ekber Türkoğlu – Anadolu Ajansı )
    Türkiye genelinde pek çok terör operasyonunun yanı sıra yurt dışında başarıyla görev alan “Boralar” adlı timler, zorlu görevlere gerçeği aratmayan tatbikatlarla hazırlanıyor. Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığına bağlı 200 subay, astsubay, uzman jandarma çavuş ve uzman onbaşıdan oluşan “Boralar”, gerçeği aratmayan tatbikatlar yaparak her an göreve hazır bekliyor. Anadolu Ajansı ekibi, Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığı “Boralar” adlı timlerin tatbikatlarını görüntüledi. Toplumsal olaylara müdahale ve meskun mahalde terör operasyonu tatbikatları gerçekleştiren jandarma komandolar, ayrıca Başçiftlik Kayak Merkezi’nde karla kaplı alanda iglo (kardan ev) yapma ve burada yaşama eğitimi aldı. Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanı Binbaşı Selim Arslankıran (fotoğrafta), AA muhabirine açıklamalarda bulundu. ( Ekber Türkoğlu – Anadolu Ajansı )

    Türkiye genelinde pek çok terör operasyonunun yanı sıra yurt dışında başarıyla görev alan “Boralar” adlı timler, zorlu görevlere gerçeği aratmayan tatbikatlarla hazırlanıyor. Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığına bağlı 200 subay, astsubay, uzman jandarma çavuş ve uzman onbaşıdan oluşan “Boralar”, gerçeği aratmayan tatbikatlar yaparak her an göreve hazır bekliyor. Anadolu Ajansı ekibi, Tokat Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığı “Boralar” adlı timlerin tatbikatlarını görüntüledi. Toplumsal olaylara müdahale ve meskun mahalde terör operasyonu tatbikatları gerçekleştiren jandarma komandolar, ayrıca Başçiftlik Kayak Merkezi’nde karla kaplı alanda iglo (kardan ev) yapma ve burada yaşama eğitimi aldı. ( Ekber Türkoğlu – Anadolu Ajansı )
  • Türkiye’nin ilk yerli ve milli zırhlı SUV aracı göreve başladı

    Türkiye’nin ilk yerli ve milli zırhlı SUV aracı göreve başladı

    Türkiye'nin ilk yerli ve milli zırhlı SUV aracı TULGA 4x4 göreve başladı

    BMC’den yapılan açıklamaya göre, Balistik Korumalı Devriye Müdahale Aracı Projesi kapsamında geliştirilen TULGA 4×4, muayene faaliyetleri ve taktik kabiliyet testlerini tamamlayarak sahadaki görevine odaklandı.

    İç güvenlik personelinin operasyonel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirilen TULGA 4×4, doğuştan zırhlı yapısı, balistik koruma seviyesi ve teknolojik donanımlarıyla güvenlik, dayanıklılık ve konfor özellikleri sunuyor.

    Yaklaşık 8 ton ağırlığa sahip TULGA 4×4, 5 personel taşıma kapasitesiyle görev yapıyor. Araç, bağımsız çift salıncaklı ön ve arka süspansiyon sistemiyle disk fren donanımı sayesinde hem arazi koşullarında hem de şehir içi görevlerde manevra kabiliyeti sunuyor.

    Zırh yapısı ve balistik tehditlere karşı dayanıklı tasarımıyla öne çıkan TULGA 4×4’ün koruma seviyesi ve performans özellikleriyle güvenlik güçlerinin sahadaki faaliyetlerine katkı sağlaması hedefleniyor.

    Öne çıkan teknik özellikleri ve kabiliyetleri

    TULGA 4×4, 4 silindirli dizel motora sahip yapısıyla dikkati çekerken 250 beygir motor gücü sunuyor. Araç saatte 130 kilometre azami hıza ulaşabiliyor. Yüzde 60 tırmanma kabiliyetine sahip aracın 5 personel taşıma kapasitesi bulunuyor. TULGA 4×4’te bağımsız çift salıncaklı ön ve arka süspansiyon sistemi yer alırken fren sistemi olarak disk frenler kullanılıyor.

    Türkiye’nin ilk yerli ve milli doğuştan zırhlı SUV aracı olarak geliştirilen TULGA 4×4, gelişmiş balistik koruma özellikleriyle donatıldı. Araçta özel tasarlanmış taban koruması balistik tehditlere karşı yüksek dayanım sağlıyor. Zorlu arazi ve şehir içi koşullarda görev yapabilecek şekilde tasarlanan araç, farklı operasyonel ihtiyaçlara yönelik performans sunuyor.

  • Kayseri Pastırması, coğrafi işaret tescili aldı

    Kayseri Pastırması, coğrafi işaret tescili aldı

    Sosyal medya hesabından “Memleketim Kayseri’ye ve ülkemize hayırlı olsun” başlığıyla paylaşım yapan Hisarcıklıoğlu; “Tescil sürecinde itirazlar oldu. Uzmanlarımız ve hukukçularımız ile çok uğraştık. Sonunda Kayseri olarak hedefimize ulaştık. Yerel değerlerimize sahip çıkan Kayseri Ticaret Odası Başkanımız Ömer Gülsoy’u, yönetim kurulunu, meclisini ve emeği geçen herkesi kutluyorum. Dünyada çok az coğrafyaya nasip olan bir ürün çeşitliliğine sahibiz. TOBB ve Oda-Borsa camiası olarak yerel ve coğrafi işaretli ürünler için yoğun çaba sarf ediyoruz. Avrupa Birliği süreci devam eden 46 coğrafi işaret ve 2 geleneksel ürün adı ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor” ifadelerini kullandı. >>>İHA

    TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAAR BİRLİĞİ BAŞKANI RİFAT HİSARCIKLIOĞLU; KAYSERİ PASTIRMASI’NIN AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN COĞRAFİ İŞARET TESCİLİ ALAN 46. ÜRÜN OLDUĞUNU DUYURDU. (İHA/KAYSERİ-İHA)
    Türkiye Odalar ve Borsalaar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu; Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili alan 46. ürün olduğunu duyurdu.
    TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAAR BİRLİĞİ BAŞKANI RİFAT HİSARCIKLIOĞLU; KAYSERİ PASTIRMASI’NIN AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN COĞRAFİ İŞARET TESCİLİ ALAN 46. ÜRÜN OLDUĞUNU DUYURDU. (İHA/KAYSERİ-İHA)
    Türkiye Odalar ve Borsalaar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu; Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili alan 46. ürün olduğunu duyurdu.
  • A Millilerimiz Romanya karşısında

    A Millilerimiz Romanya karşısında

    Avrupa Elemeleri’nde gruplarında ikinci sırada yer alan 12 takım ile Uluslar Ligi’nden gelen ve eleme gruplarında ilk ikiye giremeyen 4 ekip, play-off turunda mücadele edecek. 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nu ikinci sırada tamamlayarak play-off oynama hakkı kazanan A Milli Futbol Takımı, yarın Romanya ile karşılaşacak. Milliler, Romanya’yı elemesi halinde 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılabilmek için Slovakya-Kosova eşleşmesinin galibiyle deplasmanda karşı karşıya gelecek.

    Tek maç eleme usulüne göre oynanacak play-off etabına katılacak 16 takım, her birinde 4 takımın yer aldığı 4 farklı play-off yolunda mücadele edecek. Yarı final eşleşmelerinde 1. ve 2. torbada yer alan takımlar, maçlarını evlerinde oynayacak. Play-off’larda yarı final maçları yarın, final karşılaşmaları ise 31 Mart’ta yapılacak. ABD, Meksika ve Kanada’nın organize edeceği 23. Dünya Kupası, 11 Haziran-19 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek.

    Yarın oynanacak play-off yarı final maçları programı şu şekilde:

    20.00 Türkiye-Romanya

    22.45 Slovakya-Kosova

    22.45 İtalya-Kuzey İrlanda

    22.45 Galler-Bosna Hersek

    22.45 Ukrayna-İsveç

    22.45 Polonya-Arnavutluk

    22.45 Danimarka-Kuzey Makedonya

    22.45 Çekya-İrlanda Cumhuriyeti

    A MİLLİ FUTBOL TAKIMI, DÜNYA KUPASI YOLUNDA

    A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turu yarı finalinde yarın İstanbul’da Romanya ile karşı karşıya gelecek. Beşiktaş Park’ta (Tüpraş) oynanacak karşılaşma, saat 20.00’de başlayacak ve TV8’den naklen yayınlanacak. Karşılaşmada Fransa Futbol Federasyonundan hakem François Letexier düdük çalacak. Letexier’in yardımcılıklarını aynı ülkeden Cyril Mugnier ve Mehdi Rahmouni yapacak. Mücadelenin 4. hakemi Benoit Bastien olacak. Türkiye bu karşılaşmayı kazanması halinde 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turu finalinde Slovakya-Kosova eşleşmesinin galibiyle 31 Mart’ta deplasmanda karşı karşıya gelecek. O mücadeleyi kazanan ekip Dünya Kupası’na katılma hakkını elde edecek.

    MERİH DEMİRAL VE ZEKİ ÇELİK’İN DURUMU BELİRSİZ

    Ay-yıldızlı ekipte ağrıları bulunan Merih Demiral ve Zeki Çelik’in durumu belirsizliğini koruyor. İki oyuncunun durumu yapılacak son kontrollerin ardından netlik kazanacak. A Milli Takım’da sakatlığı bulunan Aral Şimşir ise aday kadrodan çıkarılmıştı.

    MİLLİ TAKIMIN ADAY KADROSU

    A Milli Takım’ın Romanya maçı aday kadrosunda şu futbolcular bulunuyor:

    Kaleci: Altay Bayındır (Manchester United), Mert Günok (Fenerbahçe), Muhammed Şengezer (RAMS Başakşehir), Uğurcan Çakır (Galatasaray)

    Defans: Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Galatasaray), Mert Müldür (Fenerbahçe), Mustafa Eskihellaç (Trabzonspor), Samet Akaydin (Çaykur Rizespor), Ahmetcan Kaplan (NEC Nijmegen), Ferdi Kadıoğlu (Brighton), Ozan Kabak (Hoffenheim), Zeki Çelik (Roma), Merih Demiral (Al Ahli)

    Orta saha: Kaan Ayhan (Galatasaray), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Orkun Kökçü (Beşiktaş), Hakan Çalhanoğlu (Inter), Salih Özcan (Borussia Dortmund), Atakan Karazor (Stuttgart)

    Forvet: Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün (Galatasaray), Kerem Aktürkoğlu, Oğuz Aydın (Fenerbahçe), İrfan Can Kahveci (Kasımpaşa), Arda Güler (Real Madrid), Deniz Gül (Porto), Kenan Yıldız (Juventus), Semih Kılıçsoy (Cagliari)

    ROMANYA’NIN ADAY KADROSU

    Teknik direktör Mircea Lucescu tarafından belirlenen Romanya’nın aday kadrosunda şu futbolcular yer alıyor:

    Kaleci: Ionut Radu (Real Club Celta), Marian Aioani (Rapid Bükreş), Catalin Cabuz (FC Argeș)

    Defans: Andrei Ratiu (Rayo Vallecano), Deian Sorescu (Gaziantep), Radu Dragușin (Tottenham Hotspur), Andrei Burca (Yunnan Yukun), Virgil Ghita (Hannover 96), Adrian Rus (Universitatea Craiova), Andrei Coubiş (Universitatea Cluj), Nicușor Bancu (Universitatea Craiova), Kevin Ciubotaru (FC Hermannstadt)

    Orta saha: Vladimir Screciu (Universitatea Craiova), Vlad Dragomir (Pafos), Razvan Marin (AEK Atina), Nicolae Stanciu (Dalian Yingbo), Florin Tanase (FCSB), Ianis Hagi (Corendon Alanyaspor), Dennis Man (PSV), Alexandru Dobre (Rapid Bükreş), Valentin Mihaila (Çaykur Rizespor), Claudiu Petrila (Rapid Bükreş), Ștefan Baiaram (Universitatea Craiova)

    Forvet: Daniel Birligea (FCSB), David Miculescu (FCSB), Marius Coman (UTA Arad) >>>AA

  • Savaşın faturası enerjiye kesildi: İran Türkiye vanasını kapattı

    Savaşın faturası enerjiye kesildi: İran Türkiye vanasını kapattı

    Güney Pars saldırısı sevkiyatı durdurdu

    İsrail’in İran enerji altyapısına yönelik başlattığı operasyonlar, bölgedeki gaz akışını felç etti. Güney Pars sahasının hedef alınmasının ardından İran, iç talebi dengelemek ve stratejik rezervlerini korumak amacıyla ihracat vanalarını kapattı. Türkiye’ye gelen gazın kesilmesiyle birlikte, gözler ulusal enerji ağındaki diğer tedarik hatlarına çevrildi.

    Enerji yönetimi: Arz krizi kapıda değil

    İran’dan gelen kesinti haberine rağmen enerji yönetimine yakın kaynaklar, şu an için bir arz krizi yaşanmadığını vurguluyor. Türkiye’nin ana tedarikçileri olan Rusya (TürkAkım ve Mavi Akım) ile Azerbaycan (TANAP) üzerinden gelen gaz akışının planlanan kapasitede devam ettiği bildirildi. Ayrıca Silivri ve Tuz Gölü yer altı doğal gaz depolama tesislerindeki doluluk oranlarının, kısa vadeli kesintileri tolere edebilecek düzeyde olduğu kaydedildi.

    İran benzer bir adımı Irak için de atmıştı

    Tahran yönetiminin ihracat kısıtlaması sadece Türkiye ile sınırlı kalmadı. İran, geçtiğimiz günlerde benzer bir gerekçeyle Irak’a yönelik doğal gaz ihracatını da durdurmuştu. Bölgedeki çatışmaların enerji tesislerini doğrudan hedef alması, enerji piyasalarında “stok ve arz güvenliği” tartışmalarını yeniden zirveye taşıdı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Devlet Bahçeli’den Yazıcıoğlu’nun kabrine ziyaret

    Devlet Bahçeli’den Yazıcıoğlu’nun kabrine ziyaret

    MHP Genel Başkanı Bahçeli, BBP’nin merhum Genel Başkanı Muhsun Yazıcıoğlu’nun Taceddin Dergahı’ndaki kabrine ziyaret gerçekleştirdi. MHP’nin sosyal medya hesabından konu ile ilgili yapılan paylaşımda şöye denildi: “MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, 23 Mart 2026 günü Büyük Birlik Partisi Merhum Genel Başkanı Sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 17. sene-i devriyesinde kabrini ziyaret ederek dualarla andı. Merhum Genel Başkanın ruhu şad, mekanı cennet olsun. Rabbim ailesine ve dava arkadaşlarına sabırlar ihsan eylesin.” >>>İHA

    MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ (MHP) GENEL BAŞKANI DEVLET BAHÇELİ, VEFATININ 17. YILINDA BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ (BBP) MERHUM GENEL BAŞKANI MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN KABRİNİ ZİYARET ETTİ. (GÖKŞEN EFE/ANKARA-İHA)
    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, vefatının 17. yılında Büyük Birlik Partisi (BBP) merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun kabrini ziyaret etti.
    MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ (MHP) GENEL BAŞKANI DEVLET BAHÇELİ, VEFATININ 17. YILINDA BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ (BBP) MERHUM GENEL BAŞKANI MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN KABRİNİ ZİYARET ETTİ. (GÖKŞEN EFE/ANKARA-İHA)
    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, vefatının 17. yılında Büyük Birlik Partisi (BBP) merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun kabrini ziyaret etti.
    MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ (MHP) GENEL BAŞKANI DEVLET BAHÇELİ, VEFATININ 17. YILINDA BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ (BBP) MERHUM GENEL BAŞKANI MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN KABRİNİ ZİYARET ETTİ. (GÖKŞEN EFE/ANKARA-İHA)
    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, vefatının 17. yılında Büyük Birlik Partisi (BBP) merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun kabrini ziyaret etti.
  • Başkan  Köksal’dan şehit ailesine vefa ziyareti

    Başkan Köksal’dan şehit ailesine vefa ziyareti

    Şehit emanetleri baş tacımızdır

    Ziyaret sırasında duygusal anlar yaşanırken Başkan Köksal, şehit ailelerinin kendilerine emanet olduğunu ifade etti. Köksal, “Aziz şehitlerimizin emanetleri bizlerin her zaman baş tacıdır. Dualarımız, minnetimiz ve vefamız daima onların yanındadır” diyerek şehit ailelerine verilen önemin altını çizdi.

    Şehit Murat Hasırcıoğlu dualarla anıldı

    Şehit evinde gerçekleştirilen ziyarette Murat Hasırcıoğlu ve tüm kahraman şehitlerimiz için dualar edildi. Aileye sabır ve başsağlığı dileklerini ileten Başkan Köksal, vatanın birliği için en değerli varlıklarını feda eden ailelerin her türlü ihtiyaçlarında belediye olarak yanlarında olmaya devam edeceklerini belirtti.>>>HABER MERKEZİ 

  • Bahçeli’den İran çıkışı: İran kolay lokma değil, asıl rejim değişikliği İsrail’de olmalı

    Bahçeli’den İran çıkışı: İran kolay lokma değil, asıl rejim değişikliği İsrail’de olmalı

    İran halkı saldırılara karşı etten duvar ördü

    İran’a yönelik orantısız saldırıların 28 Şubat’tan bu yana devam ettiğini hatırlatan Bahçeli, “İran’ın kolay lokma olmadığı anlaşılmıştır. Birleşen İran halkı saldırılara karşı etten duvar ördü” ifadelerini kullandı. Bir milleti içten çözmeden hiçbir gücün dışarıdan başarılı olamayacağını belirten MHP lideri, Siyonist haydutluğun doğal gaz sahalarını vurmasının tansiyonu zirveye çıkardığını, ancak İran’ın direnç sergilediğini dile getirdi.

    Asıl değişim Tel Aviv yönetiminde yaşanmalı

    ABD Başkanı Trump’ın bölgeye dair “rejim değişikliği” imalarına yanıt veren Bahçeli, hedefin yanlış olduğunu savundu. Bahçeli, “Körfez ülkelerini içine alacak bir savaş dalga dalga yayılacaktır. Asıl rejim değişikliği İsrail’de yaşanmalıdır. ABD Başkanı’nın ilk gündemi bu olmalıdır” dedi. İsrail’in ABD yönetimine yön vermesinin büyük bir tehlike olduğunu kaydeden Bahçeli, İspanya Başbakanı’nın Filistin konusundaki onurlu tavrının örnek alınması gerektiğini belirtti.

    Terörsüz Türkiye tarihi bir fırsat kapısıdır

    İç siyasete dair “Terörsüz Türkiye” vizyonunu yineleyen Bahçeli, bu süreci eleştirenlere sert yüklendi. Eleştiri yapanların “kamyon farı görmüş tavşan gibi” donup kaldıklarını söyleyen Bahçeli, Türk ile Kürt’ün bozulamayacak bir kardeşliğin nişanesi olduğunu ifade etti. Komisyon raporu doğrultusunda yasal ve demokratik adımların sırasıyla atılacağını müjdeleyen Bahçeli, bu sürecin bir “tiyatro” değil, devlet aklı ve ahlakıyla yürütülen tarihi bir fırsat olduğunu vurguladı.

    Katar’daki helikopter kazasına taziye

    Konuşmasında Katar’da eğitim uçuşu sırasında düşen helikopterde şehit olan Türk askeri, ASELSAN personeli ve 4 Katar askeri için taziye dileklerini ileten Bahçeli, bölgede “füze izi değil, hilalin şan ve şerefinin” hakim olması gerektiğini söyledi. Uluslararası hukukun paçavraya döndüğünü belirten Bahçeli, BM’nin tarihin en aciz dönemini yaşadığına dikkat çekti.>>>Şahan KARTAL 

  • SOSYAL RİSK HARİTASINDA AFYONKARAHİSAR da YERİNİ ALDI

    SOSYAL RİSK HARİTASINDA AFYONKARAHİSAR da YERİNİ ALDI

    Sevgili Okurlarım,

    Öncelikle geçmiş Ramazan Bayramınızı kutluyorum.

    Bu yazımda farkındalığı ve toplum olarak elimizi taşın altına koymamız gerektiğini, devletimizin önemli bir çalışmasını sizlerle paylaşıyorum.

    Sosyal Hizmetlerde Yeni Dönem

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığın sosyal risk haritasında, Afyon’un yer alması, şehrimize özel bir dikkatin ve hassasiyetin göstergesidir. Bu harita, sorunların nerede olduğunu değil, çözümün nereden başlaması gerektiğini gösteren bir fenerdir.

    “Kritik listede yer almak bir dezavantaj değil; Afyon’un sosyal hizmet modelinde bir Türkiye markası haline gelmesi için büyük bir fırsat. Dijital rehberlerle her haneye dokunulacak, her yara vaktinde sarılacak.”

    Sosyal Risk Haritası Nedir?

    ​ Türkiye, sosyal devlet anlayışında tarihi bir dönüm noktasının eşiğinde. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın başlattığı “Sosyal Risk Haritası” projesi, sadece dijital bir veri tabanı değil; bu toprakların en derin yaralarına dokunan, en sessiz çığlıklarını duyan bir toplumsal vicdan seferberliğidir. Artık devlet, bir kriz çıktıktan sonra “olay yerine” intikal eden bir yapıdan; risk kapıyı çalmadan o kapıda biten, sorunu doğmadan önce önleyen bir pusulaya dönüşüyor.

    Sadece Veri Değil, Umut Haritası

    ​ Bir mahalleye girdiğinizde ne görürsünüz? Binalar, sokaklar, insanlar… Peki ya o binaların içindeki hayatlar? Sosyal Risk Haritası, işte o hayatların röntgenini çekiyor. Bu proje, bir veri toplama işinden çok daha fazlası; o verilerin arkasındaki insanların hayatına dokunmak, onlara umut olmak demektir.

           Kimse Geride Kalmayacak!

    ​ Bu harita, toplumun en kırılgan kesimlerini, en korunmasız bireylerini merkeze alıyor. Engellilerimizden yaşlılarımıza, şiddet mağduru kadınlarımızdan suça sürüklenme riski olan çocuklarımıza kadar herkes bu haritanın bir parçası. Kimse geride kalmayacak, kimse unutulmayacak.

    Engelli Bireyler İçin Engelsiz Hayat: Evinden çıkamayan, sosyal hizmetlere erişmekte zorlanan engelli vatandaşlarımız, bu harita sayesinde sistemde “Kırmızı Alarm” olarak görülecek. Devlet, engelli bireyin ayağına giderek ihtiyacı olan hizmeti (evde bakım, psikososyal destek vb.) risk oluşmadan sunacak. Onların hayatı kolaylaşacak, toplumda daha aktif bir şekilde yer almaları sağlanacak.

    Yaşlılar İçin Saygın Bir Yaşam: Yaşlılarımız, bu ülkenin yaşayan kütüphaneleri, en kıymetli hazineleridir. Sosyal Risk Haritası, yalnız yaşayan, bakıma muhtaç yaşlılarımızı tespit ederek onlara gerekli desteği sağlayacak. Onların saygın bir yaşam sürmeleri, hak ettikleri ilgiyi ve sevgiyi görmeleri sağlanacak.

    Şiddet Mağduru Kadınlar İçin Güvenli Bir Liman: Şiddet, toplumun en büyük kanayan yaralarından biridir. Bu harita, şiddet riski altındaki kadınları tespit ederek onlara gerekli korumayı ve desteği sağlayacak. Şiddete “sıfır tolerans” anlayışıyla, kadınların güvenli bir yaşam sürmeleri sağlanacak.

    Suça Sürüklenme Riski Olan Çocuklar İçin Aydınlık Bir Gelecek: Çocuklar, bu ülkenin geleceğidir. Onların suça sürüklenmesini önlemek, onlara aydınlık bir gelecek sunmak hepimizin görevidir. Bu harita, suça sürüklenme riski olan çocukları tespit ederek onlara gerekli eğitimi, rehabilitasyonu ve desteği sağlayacak. Onların hayatı kurtulacak, topluma yararlı bireyler olarak yetişmeleri sağlanacak.

    Uygulama Mart 2026 tarihi itibarıyla 11 pilot ilde başladı ve hızla 35 ile, ardından tüm Türkiye’de Proaktif şekilde uygulanması planlanmakta.

    İşte o ilk adımı atan şehirlerimiz:

    Adana, Afyonkarahisar, Aksaray, Edirne, Gaziantep, İzmir, Manisa, Niğde, Sinop, Trabzon ve Van. Bu şehirler, Türkiye’nin sosyal röntgeninin çekildiği laboratuvarlar oluyor.

      Bu illerdeki uzman ekipler; Proaktif bir sistemle, mahalle mahalle, hane hane tarama yaparak kimin desteğe, kimin rehabilitasyona, kimin sadece bir “Nasılsın?” sorusuna ihtiyacı olduğunu tespit ediyor.

    Birlikte Daha Güçlüyüz!

    ​ Sosyal Risk Haritası,Türkiye’nin sosyal devlet anlayışında bir devrim niteliğindedir. Birlikte daha güçlüyüz, birlikte daha umutluyuz. Bu projeye destek olalım, Türkiye’nin toplumsal vicdan seferberliğine katılalım.

    Şimdi soruyorum: Mahallenizdeki o sessiz evin içinde ne yaşandığını devlet biliyorsa ve oraya yardım eli uzatıyorsa, bu hepimizin huzuru değil midir? Bu haritaya sadece bir “proje” olarak bakmayın; bu, ülkemizin kadınlarına, çocuklarına,  yaşlılarına ve engellilerine verilmiş bir “Yalnız değilsiniz” sözüdür.

      Bir toplum, en zayıf halkası kadar güçlüdür.”

    Sosyal Riski Azaltın!

    Hayatı Engelsiz Sayın

     

     

  • Türk lezzetleri, Japonya’da görücüye çıktı

    Türk lezzetleri, Japonya’da görücüye çıktı

    IŞIK: JAPONYA’YA GIDA İHRACATINDA HEDEFİMİZ 1 MİLYAR DOLAR

    Türkiye’nin 2025 yılında küresel iklim krizinin olumsuz etkilerine rağmen Japonya’ya 337 milyon dolarlık gıda ürünleri ihraç ettiği bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, hedeflerinin orta vadede Japonya’ya gıda ihracatını 1 milyar doların üzerine çıkarmak olduğunu bu hedefe ulaşmak için Foodex Fuarı’nda büyük bir adım attıklarını dile getirdi. Japonya’nın yıllık 70 milyar doların üzerinde gıda ürünleri ithal eden büyük bir ülke olduğuna dikkati çeken Işık, “Türkiye’nin Japonya’ya gıda ihracatının yüzde 30’unu Ege Bölgesi’nden yapıyoruz. Fuar kapsamında gerçekleştirdiğimiz tanıtım ve pazarlama faaliyetleri büyük ilgi gördü. Firmalarımız 400 adet ikili iş görüşmesi (B2B) gerçekleştirdi. Japon alıcılarla önceden eşleştirme çalışmaları yapıldı. Türkiye standı, dikkat çekici tasarımı ve konumuyla yoğun ziyaretçi çekti. Türkiye’nin görünürlüğünü artırmak amacıyla fuar alanında reklamlar, dijital tanıtımlar ve influencer iş birlikleri de gerçekleştirildi. İki ülke arasındaki ticaretin geliştirilmesi ve devam eden Serbest Ticaret Anlaşması sürecinin hızlandırılması, Türk ürünlerinin rekabet gücünü artıracak kritik unsurlar arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.

    ÖZTÜRK: JAPONYA STRATEJİK ÖNEME SAHİP BİR PAZAR

    FOODEX Japan Fuarı’nın yalnızca Japonya’ya değil; Güney Kore, ABD, Kanada ve Avrupa’dan gelen alıcılarıyla bölgesel bir ticaret merkezi niteliği taşıdığının altını çizen Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, FOODEX Japan Fuarı’nın Türk firmaları için hem yeni iş bağlantıları kurma hem de Uzak Doğu pazarını yakından tanıma fırsatı sağladığının ifade etti. Türk firmalarının Japon tüketicisinin kalite ve sağlıklı ürünlere verdiği önem doğrultusunda, pazara uygun ürün ve stratejiler geliştirdiğine vurgu yapan Öztürk şöyle konuştu; “Zeytinyağından makarnaya, dondurulmuş ürünlerden çikolataya kadar geniş bir ürün yelpazesi Japon ve uluslararası alıcılara sunuldu. Bu temasların sonuçlarını önümüzdeki dönemde alacağımıza inanıyoruz.”

    GİRİT: TÜRK MUTFAĞI JAPONYA’DA İLGİ ODAĞI OLDU

    FOODEX Japan Fuarı süresince düzenlenen tadım etkinliklerinin ziyaretçilerden büyük beğeni topladığı bilgisini veren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Michelin yıldızlı Şef Osman Serdaroğlu’nun katkılarıyla Türk ürünleri Japon damak tadına uygun şekilde sunulduğunu kaydetti.

    Öne çıkan etkinlikler hakkında bilgi veren Girit, “Türk somonu ve orkinosuyla hazırlanan suşi ve saşimi sunumları, Türk şarapları ve Türk kahvesi tadımları, Türk zeytinyağı seminerleri, Türk çayı semineri Türk ürünlerinin kalite ve çeşitliliğini doğrudan deneyimleme fırsatı sundu. 2025 yılında Japonya’ya 337 milyon dolarlık gıda ihracatımızın yüzde 33’üne tekabül eden 113 milyon dolarlık kısmını su ürünleri oluşturdu” ifadelerini kullandı.

    UYGUN: KURUMSAL TEMASLAR VE İŞ BİRLİĞİ GÖRÜŞMELERİ YAPTIK

    Japonya’da Foodex Fuarı kapsamında yalnızca stand faaliyetleriyle sınırlı kalmadıklarını, Türkiye ile Japonya arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik temaslarda bulunduklarını anlatan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, EİB heyeti olarak Japonya’nın önde gelen kurum ve kuruluşları arasında yer alan Japonya Ulusal Deniz Suyu Balık Yetiştiriciliği Birliği, Japonya Kuruyemiş Birliği, Otsuma Kadın Üniversitesi, Japonya Bitkisel Yağ Derneği ve Japonya Yönetim Birliği görüşmeler yaptıklarını vurguladı. Japonya’nın Türk zeytinyağı sektörünün ihracat yaptığı ülkeler arasında ABD’den sonra ikinci sıraya oturduğu bilgisini veren Uygun, “Japonya, 2024/25 sezonunda Türkiye’nin 251 milyon dolarlık zeytinyağı ihracatından yüzde 9 pay aldı. Japonya’ya ihracatımızın kısa vadede 100 milyon dolara ulaşacağına inanıyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Türkiye’nin Japonya’ya gerçekleştirdiği ihracatta öne çıkan ürünler; Taze veya soğutulmuş balıklar, makarnalar ve kuskus, zeytinyağı kurutulmuş üzümler, meyve ve sebze suları, balık filetoları ve diğer balık etleri, hazırlanmış veya konserve edilmiş domatesler, taze veya kurutulmuş hurma, incir, fındık, taze veya kurutulmuş turunçgiller, dondurulmuş balıklar oldu. 2026 yılında yaklaşık 3.238 firmanın katıldığı fuarda, Türkiye’den milli katılım kapsamında 45, bireysel olarak 4 firma olmak üzere toplam 49 Türk firması yer aldı. 4 gün süren fuarı 73.842 ziyaretçi gezdi. Tokyo Büyükelçisi Oğuzhan Ertuğrul ile Ticaret Başmüşavirleri Mukaddes Nur Yılmaz ve Sedat Yıldız, Türk firmalarının yer aldığı stantları ziyaret ederek katılımcılarla bir araya geldi. Ziyaret kapsamında Japon pazarı hakkında değerlendirmelerde bulunulurken, firmaların talepleri ve karşılaştıkları hususlar da ele alındı. Ege İhracatçı Birlikleri heyetinde, Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun ve Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rıza Seyyar yer aldı. >>>Haber Merkezi

  • Trafik cezaları üzerinden siyaset alevlendi

    Trafik cezaları üzerinden siyaset alevlendi

    Karataş’ın açıklaması siyaset gündemini hareketlendirirken, ilk yanıt Hakan Şeref Olgun’dan geldi. Olgun, sert ifadelerle yaptığı açıklamada, Karayolları Trafik Kanunu’nun sorumlusunun TBMM’de ilk imza sahibi olan isim AK Partili İbrahim Yurdunuseven olduğunu belirterek, “Değerli Başkanım,
    Öyle uzaklarda muhatap aramaya gerek yok. Afyon’u da, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren meselenin mucidi TBMM’de son olarak yasalaşan ‘Karayolları Trafik Kanunu’nun ilk imza sahibi katip efendi’ dir. ‘Adamlık’ lafla değil, ‘…önüne her koyulanı imzayla…’ kimlerin canını yaktığınla ölçülür.

    Dün oy isterken ver yetkiyi, gör etkiyi deyip:
    Bugün teröristlere af pazarlığı, Gariban esnafa ise ceza hesabı yapanlar, Afyonkarahisar’da değil 1-2 saat; aylarca dolaşsalar, bu aziz milletten helallik alamazlar.
    el cevap…” dedi. Bu açıklamaya yanıt ise İbrahim Yurdunuseven’den geldi. Yurdunuseven, sosyal medyadaki paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
    “Hacı hacıyı Mekke’de, misli mislini mahkemede beklermiş. Biz bugüne kadar çıkardığımız kanunları hep halkımızın menfaatini göz önüne alarak yaptık. İlk imzacısı olduğum ve hâlâ savunduğum Karayolları Trafik Kanunu ile ilgili şu ana kadar yapılan haberlerin altına yapılan yorumlara bakarsanız, halkın büyük çoğunluğunun memnuniyetini görürsünüz. Herkes kurallara uysa halkımızın can ve mal güvenliği de en üst düzeyde olur. Mavi, kırmızı, yeşillerle, iyi kötü bir partide hasbelkader yardımcı olmuş zat, siyaset yapacaksan delikanlıca yap! Eğer öyle hedef göstererek, mafyavari, küçümseyici sözlerle siyasetine devam edeceksen, sana daha da cevap vermem. Kendi çöplüğünde oynamaya devam edersin!” Şoför esnafının yaşadığı ekonomik sıkıntılar üzerinden başlayan tartışma, kısa sürede siyasi polemiğe dönüştü. Karataş’ın çağrısı ve milletvekillerinin sert yanıtları Afyonkarahisar’da gündemin en sıcak başlıklarından biri oldu.>>>Mustafa BAYER 

  • TEZ VE RESMİ RAPORLARA GÖRE AFYONKARAHİSAR

    TEZ VE RESMİ RAPORLARA GÖRE AFYONKARAHİSAR

    26 yıldır bu şehirdeyim. Ekonomi muhabirliği köklü bir gazeteci olduğum için şehrin ekonomik alt yapısını yıllardır gözlemleyen şanslı gazetecilerden birisiyim. Bu güzel Afyonkarahisar’ı yıllardır anlatıyoruz. Sucuk diyoruz, kaymak diyoruz, termal diyoruz. Biz Afyon’u anlatıyoruz ama Afyon’un gerçeklerini değil. Şimdi okuyacağınız bu yazı, titizlikle irdelediğim üniversite tezleri, resmi raporlar ve yine resmi verilerden harmanlayarak ve hiçbir şahsi yorum katmadan, akademik görüşlerin en basit anlatımıyla EKONOMİA sayfası okuyucularımızın bilgisine hazırladığım bir araştırma dosyasıdır.

    AFYONKARAHİSAR ZENGİN BİR ŞEHİR AMA

    Evet, ama diyorum çünkü şundan dolayı: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) rakamlarına göre yıllık hasıla İlimizde 8.637 dolar, Türk Lirası cinsinden 336.256 TL. 2024 verilerine göre Türkiye’de 44. sırada yer alıyor. TR 33 Bölgesi ve TÜİK raporlarına baktığımızda, Ege Bölgesi’nin tümünde de en düşük kişi başına hasıla ne yazık ki Afyonkarahisar’a ait. Kesinlikle bunu nüfusa göre düşünmeyelim. Nüfusu bizden fazla olan iller de bu pay yüksek seviyelerde olabiliyor. Peki “neden?” sorusunun cevabı nedir derseniz; cevap tümüyle tek bir noktada saklı: Sanayi ve üretim… Başka bir yerde aramayın cevabı.

    RAPORLARA GÖRE SORUN ŞU

    Toprağının altında mermer var. Tarlasında haşhaş var. Kesimhanelerde tonlarca et kesiliyor, toprağının altında sıcak su var. Milyarlarca adet yumurta üretiliyor, şekerleme ve lokum dillere destan. Ama sonuç? Türkiye ortalamasının altında gelir. Sorun şu: Birçok üniversite tezinde karşımıza net bir fikir çıkıyor; o da bu şehrin zenginliğini işleyememesi. Bakın, büyükbaş hayvancılık güçlü, kırmızı et üretimi yüksek. Ama ne oluyor? Canlı hayvan ya da karkas et olarak çıkıyor. Yani katma değer, yani işlenerek markalaşmış ve üzerine marka değerinin eklenerek karın yükseldiği sistem oluşmuyor. Mevcut bu noktada ciddi marka değerine sahip olan işletmelerimizin pazar payları, il GSYH sisteminde bir porsiyon pirinç pilavının içerisinde bir tatlı kaşığı gibi kalıyor. Önemli olan, bir porsiyon pirinç pilavının hepsini bu şekilde olmasını sağlamak. İşte birçok bilimsel görüş bunu ifade ediyor.

    TÜM SİSTEM İÇİN AYNI DİYEBİLİRİZ

    Anlatmış olduğum yukarıdaki sistem, bugün yumurta sektöründe, süt ürünleri sektöründe de bulunuyor. Öte yanda güzel olan ise şekerleme sektöründe son yıllarda ulusal markalaşma noktasında güzel adımlar görmemiz. Afyon lokumunun ününün artık Türkiye’den sonra küresel anlamda da çıkması, bu sektöre olumlu katkı sağladı. Aynı şekilde haşhaş ürünleri ve inovasyonları son yıllarda ciddi anlamda güzel gidiyor.

    MERMERCİLER ÇOKTAN FARK ETTİ

    Mermer sektörüne gelince, onlarda uzun yıllar boyunca mermerin işlemesini yapıp yurt dışına göndermekle devam etti. Yıllar boyunca ciddi anlamda para kazanıldı. Taş dediğiniz şeye bakış, bizden daha değerli yurt dışında. Yaklaşık son 15 yıldır bu noktada mermer sektörü üretirken çok gözlem yaptı ve araştırdı. Burada büyük bir emekle işlenen ürünleri yurt dışında daha yüksek bir ücrete satıldığını gördü ve markalaşmanın önemi burada ön plana çıktı. Bakınız, Afyon mermer sektörünün bilinen markaları bugün dünyanın dört bir tarafındaki fuarlara çıkarma yapıyor. Kendi markalarını küresel bir marka haline getirme noktasında ciddi çaba sarf ediyorlar. İşte bu ivmenin tüm sektörlerimize kayması şart. İşte o zaman üretim daha fazla artacak, istihdam artacak, kişi başına GSYH daha yukarı çıkacak.

    ÜRETİM VAR AMA MARKALAŞMA DAHA FAZLA OLMALI

    Yani Afyon’da üretim var ama değer üretimi yani marka noktasında daha fazlalaşma yok. Toptan satayım, birkaç sağlam alıcım olsun, riske girmeyeyim noktasında bir işleyişimiz var. Gelelim daha derine: Yer altı suları sessizce çekiliyor. Her yıl metre metre aşağı iniyor. Peki biz ne yapıyoruz? Daha fazla sondaj, daha fazla tüketim. Termal şehir diyoruz. Âmâ bazı kaynaklarda debi düşüyor, sıcaklık azalıyor. Altımızdaki zemin bile yavaş yavaş değişiyor. Hadi oradan diyenler araştırsın; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verileri açık ve net; her şey orada yazılı.

    BU ŞEHİRDE ŞU VAR

    Afyon’un değişmez net bir gerçeği var: Bu şehir yüksek riski sevmez, yatırım yapar ama güvenli yapar. Büyütmez, korur. Arsa alır, ev alır. Kazancı daha fazla üretime ve büyümeye tümüyle aktarsa her şey değişir; ama dediğim gibi risk almayı sevmez. Son olarak, 26 yıldır bu şehirde yaşayan bir ekonomi muhabiri gazeteci olarak net gözlemimi ifade ederek yazının sonunu bağlayayım: Bu şehir çalışır. Bu şehir üretir. Bu şehir ayakta durur. Ama bu şehir, kendini böyle bir kavşak zenginliği karşısında büyütmez; onu da yavaş yavaş yapmak ister. Kimse gücenmesin lütfen ama böyle.

  • Erol Köse hayatını kaybetti!

    Erol Köse hayatını kaybetti!

    Ünlü yapımcı Erol Köse, Maslak’ta 16. kattaki evinden düşerek hayatını kaybetti.

  • Kedi ”hakkı” der mi?

    Kedi ”hakkı” der mi?

    Bir kedinin miyavlama biçimi sosyal medyada dikkat çekti: “Hakkı, hakkı, hakkı…”

  • İlber Ortaylı’nın veda yayını! Son sözleri gündem oldu…

    İlber Ortaylı’nın veda yayını! Son sözleri gündem oldu…

    Fatih Altaylı: “Ağlamaktan izleyemedim”

    İlber Ortaylı’nın yakın dostu olan Fatih Altaylı, YouTube kanalında paylaştığı son yayının kendisi için çok zor olduğunu dile getirdi. Altaylı, “Sevgili dostumla çekilen son program oldu, ağlamaktan izleyemedim” sözleriyle duyduğu derin üzüntüyü ifade etti. Programda Ortaylı’nın yorgun hali, kısık sesi ve fiziksel olarak bitkin görüntüsü izleyenleri derinden etkiledi.

    Cezaevindeki saygı rüzgarı

    Fatih Altaylı, cezaevinde bulunduğu dönemde İlber Ortaylı ve Celal Şengör’ü çok özlediğini belirterek, Ortaylı’nın ziyareti sırasında yaşananları anlattı. İnfaz koruma memurlarından müdürlere kadar herkesin hocaya büyük bir saygı gösterdiğini vurgulayan Altaylı, “İlber Ortaylı’nın yarattığı o rüzgar bile insana bu ülke için umut veriyor” dedi.

    “Geçecek ama ne zaman, nasıl bilmiyorum”

    Programın en duygusal anları ise kapanış bölümünde yaşandı. Fatih Altaylı ve Celal Şengör’ün “Geçmiş olsun” dileklerine karşılık veren İlber Ortaylı, titreyen ellerini göstererek yürek burkan şu sözleri sarf etti:

    “Vallahi titriyorum, şu anda sadece titriyorum. Geçecek ama ne zaman, nasıl geçecek bilmiyorum.”

    Dostluğun ebediyeti: Cicero’ya atıf

    Yayında dostluk kavramı üzerine de konuşan İlber Ortaylı, kendisine yöneltilen “Dostluk nedir?” sorusuna Cicero’dan alıntı yaparak yanıt verdi. Ortaylı, “Ne dermiş Cicero hazretleri? Dostluk ebedidir. Çok nadirdir, ebedidir” diyerek hem Şengör hem de Altaylı ile olan köklü dostluğuna vurgu yaptı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Nişanlı çifti hayattan koparan kaza!

    Nişanlı çifti hayattan koparan kaza!

    Ağlasun Kavşağı’nda kafa kafaya çarpışma

    Kaza, karayolunun tehlikeli noktalarından biri olan Ağlasun Kavşağı mevkii üzerinde gerçekleşti. Edinilen bilgilere göre, Mustafa Kılıç idaresindeki otomobil, henüz belirlenemeyen bir nedenle karşı yönden gelen başka bir araçla kafa kafaya çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle her iki araç da hurdaya döndü.

    Genç çift olay yerinde hayatını kaybetti

    Olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde, sürücü Mustafa Kılıç ile yanında yolcu konumunda bulunan nişanlısı Gizem Ateş’in olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Diğer araçta bulunan ve hafif yaralanan 4 kişi ise ilk müdahalelerinin ardından çevredeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.

    1,5 ay önce nişanlanmışlardı

    Acı haberi alarak kaza kırım bölgesine koşan genç çiftin yakınları sinir krizleri geçirdi. Mustafa Kılıç ve Gizem Ateş’in yaklaşık 1,5 ay önce nişanlandıkları ve düğün hazırlığı içerisinde oldukları öğrenildi. Kazada kardeşini kaybeden acılı ağabeyin feryatları, çevredeki vatandaşların yüreklerini dağladı.

    Soruşturma başlatıldı

    Kaza nedeniyle Isparta-Antalya karayolunda trafik akışı bir süre kontrollü olarak sağlandı. Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarını tamamlamasının ardından genç çiftin cansız bedenleri morga kaldırıldı. Jandarma ve polis ekipleri, kazanın oluş şekline dair geniş çaplı bir inceleme başlattı.>>>İHA 

  • Vahşet: Eşini öldürüp evi ateşe verdi!

    Vahşet: Eşini öldürüp evi ateşe verdi!

    “Son defa kızımız için konuşalım” diyerek çağırmış

    Zeyrek Mahallesi’nde meydana gelen olayda, genç kadının bir süredir annesinin evinde kaldığı öğrenildi. Acılı anne Suzan Aydın’ın iddialarına göre; H.A., “Son bir defa kızımız için konuşalım, kızımı göreyim” diyerek eşini ikna etti. Olay günü kızını ve eşini yanına alan H.A.’nın, cinayeti planlı işlediği ve Semanur Algül’ün yardım çağırmasını engellemek için cep telefonunu da zorla aldığı belirtildi.

    Hamilelik döneminden bu yana süregelen şiddet

    Adli Tıp Kurumu önünde kızının cenazesini bekleyen anne Suzan Aydın, 8 yıllık evlilik boyunca kızının sistematik şiddete maruz kaldığını dile getirdi. Damadının madde bağımlısı olduğunu ve bu durumun kendilerinden gizlendiğini söyleyen anne, kızının hamileyken bile darp edildiğini, defalarca koruma altına alındığını ancak her seferinde karşı tarafın telkinleriyle evine döndüğünü ifade etti.

    “Bayramı evde geçirsin” diyen aileye ve doktora tepki

    Olaydan kısa süre önce H.A.’nın madde bağımlılığı nedeniyle hastaneye yatırıldığı ancak ailesinin “Bayramı evinde geçirsin” baskısı ve imza vermesiyle taburcu edildiği ortaya çıktı. Acılı anne, kızının hayatını tehlikeye atan bu ihmaller zincirine tepki göstererek, hem karara ortak olan aileden hem de taburcu işlemini gerçekleştiren doktorlardan şikayetçi olacağını belirtti.

    Adli süreç devam ediyor

    İtfaiye ekiplerinin söndürdüğü yangın sonrası evde yapılan incelemelerde Semanur Algül’ün hayatını kaybettiği kesinleşti. Otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından genç kadının cenazesi ailesine teslim edildi. Gözaltındaki şüpheli H.A.’nın emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Pazartesi günü adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.>>>DHA

  • Yatırımcı hüngür hüngür ağlıyor! RESMEN ÇAKILDI!

    Yatırımcı hüngür hüngür ağlıyor! RESMEN ÇAKILDI!

    Ons altın son dört ayın en düşük seviyesinde

    Spot altın fiyatı, yeni haftaya yüzde 2,9 oranında değer kaybıyla başlayarak ons başına 4 bin 366 dolara kadar çekildi. Bu seviye, 2 Ocak’tan bu yana görülen en düşük nokta olarak kayıtlara geçti. Üst üste dokuzuncu işlem gününde de düşüşünü sürdüren ons altın, geçen hafta yaşadığı yüzde 10’luk kaybın ardından negatif seyrini koruyor.

    Gram altın ve Kapalıçarşı verileri

    Ons tarafındaki tarihi geri çekilme, yurt içinde gram altın fiyatlarını da doğrudan etkiledi. Gram altın güne yüzde 2,9 düşüşle 6 bin 222 lira seviyesinden giriş yaptı. Ancak fiziki piyasada makas aralığının korunmasıyla Kapalıçarşı’da rakamlar şu şekilde ekranlara yansıdı:

    • Gram Altın (Fiziki): 6 bin 750 TL

    • Çeyrek Altın: 11 bin 66 TL

    Faiz ve petrol baskısı fiyatları aşağı çekiyor

    Altın fiyatlarındaki bu sert düşüşün temelinde makroekonomik baskılar yer alıyor. ABD ile İran arasındaki gerilim sonrası petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, küresel enflasyon endişelerini canlı tutuyor. Bu durum, merkez bankalarının faizleri yüksek seviyelerde tutacağı beklentisini artırarak, faizsiz bir yatırım aracı olan altına olan talebi zayıflatıyor.

    Analistlerin işaret ettiği teknik seviyeler

    Piyasa analistleri, ons altında teknik göstergelerin bozulduğuna dikkat çekiyor. 50 ve 100 günlük hareketli ortalamaların (5 bin 55 ve 4 bin 665 dolar) aşağı yönlü kırılması, düşüş potansiyelini artırıyor. Uzmanlara göre, bu seviyelerin altında kalıcılık sağlanması durumunda 200 günlük ortalamaya tekabül eden 4 bin 135 dolar seviyesi en kritik destek noktası olarak takip edilecek.>>>HABER MERKEZİ 

  • Katar’da helikopter kazası: 6 ölü, 1 kayıp

    Katar’da helikopter kazası: 6 ölü, 1 kayıp

    Teknik arıza felakete yol açtı

    Katar’a ait olduğu belirtilen helikopter, seyir halindeyken henüz belirlenemeyen bir teknik arıza nedeniyle denize düştü. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, kazada yaşamını yitirenlerin olduğu teyit edilirken, bölgedeki güvenlik güçleri ve ekiplerin arama faaliyetlerine aralıksız devam ettiği kaydedildi.>>>İHA 

  • Katar’daki helikopter kazasında şehit düşen 3 kahramanımızın isimleri netleşti

    Katar’daki helikopter kazasında şehit düşen 3 kahramanımızın isimleri netleşti

    Şehitlerimizin isimleri açıklandı

    Milli Savunma Bakanlığı ve ilgili birimlerden edinilen bilgilere göre, kazada hayatını kaybeden kahramanlarımızın isimleri şöyle:

    • Hv. Svn. Bnb. Sinan Taştekin (Türk Silahlı Kuvvetleri personeli)

    • Süleyman Cemre (ASELSAN personeli teknisyen)

    • İsmail Enes Can (ASELSAN personeli teknisyen)

    Görev başında gelen şehadet

    Şehit Binbaşı Sinan Taştekin, Türkiye ile Katar arasındaki askeri iş birliği kapsamında bölgede görev yapıyordu. ASELSAN bünyesinde kritik savunma teknolojileri üzerine çalışan Süleyman Cemre ve İsmail Enes Can ise teknik destek ve eğitim faaliyetleri için helikopterde bulunuyordu.

    Milli yas ve taziye mesajları

    Şehitlerimizin isimlerinin netleşmesinin ardından, Afyonkarahisar Valiliği başta olmak üzere pek çok kamu kurumu ve siyasi isim başsağlığı mesajlarını yineledi. Şehitlerimizin naaşlarının Türkiye’ye getirilmesi için gerekli koordinasyonun Katar makamlarıyla sürdürüldüğü bildirildi.>>>HABER MERKEZİ