Kategori: Tüm Haberler

  • Fenerbahçe’nin Sturm Graz maçını kim yönetecek?

    Fenerbahçe’nin Sturm Graz maçını kim yönetecek?

    UEFA’nın açıklamasına göre 5 Ağustos Çarşamba günü Chobani Stadı’ndaki ilk maçı, İngiliz hakem Chris Kavanagh yönetecek.

    Kavanagh’in yardımcılıklarını aynı ülkeden Ian Hussin ve Neil Davies üstlenecek. Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Robert Jones olacak.

    Müsabakada VAR’da Stuart Attwell, AVAR’da ise Peter Bankes görev yapacak.

    Bu arada UEFA, iki ekip arasında 11 Ağustos Salı günü yapılacak rövanş mücadelesinde, İspanyol hakem Alejandro Hernandez’in görev alacağını bildirmişti. >>>AA  

  • Dünya Kupası’nda özel yatırımcı dönemi olmayacak

    Dünya Kupası’nda özel yatırımcı dönemi olmayacak

    Infantino, FIFA’nın internet sitesinden yer alan açıklamasında, “FIFA Forward Enterprise projesi, özellikle desteğe en çok ihtiyaç duyulan ülkelerde FIFA üye federasyonlarımızı ve sporumuzu dünya çapında daha da güçlendirmek için bir temel oluşturmayı amaçlıyordu. En başından beri belirttiğimiz gibi bu planı FIFA üye federasyonlarının çoğunluğunun desteğiyle ile federasyonlar, FIFA Konseyi, konfederasyonlar ve daha geniş paydaşlarla yürütülecek bir istişare sürecine tabi olmak kaydıyla gerçekleştirmek niyetindeydik.” ifadelerini kullandı.

    “Tüm görüşleri dikkatle dinledikten sonra projenin destek düzeyinden bağımsız olarak başlangıçta belirlenen hedefin çıkarlarına aykırı nitelikte bölünmelere yol açtığı ortaya çıkmıştır.” değerlendirmesini yapan Infantino, açıklamada şunları kaydetti: “Amacımız her zaman birleştirmek ve iyileştirmek olmuştur, öyle olmaya da devam edecektir. Sonuç olarak bu öneri hayata geçirilmeyecektir. Önümüzdeki günlerde ve haftalarda futbolumuza duyulan ortak ilgi içinde özellikle de desteğimize en çok ihtiyaç duyan ülkelerde futbolun büyümesini sürdürme hedefiyle tüm ilgili tarafları yeniden bir araya getirmeyi amaçlıyorum.” >>>AA  

  • Alevlerin kalbinde sıcaklık 441 derece

    Alevlerin kalbinde sıcaklık 441 derece

    Çine ilçesi Kavşit Mahallesi yakınlarında sabah saatlerinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle geniş alana yayılan yangının kontrol altına alınması için ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürüyor. Rüzgarın sık sık yön değiştirmesi sebebiyle ekipler zaman zaman zor anlar yaşarken, alevlerin önünün kesilmesi için yürütülen çalışmalarda 10. saate yaklaşıldı. Geceyi aydınlatan alevler drone ile havadan görüntülendi. Termal kamerayla yapılan ölçümlerde ise sıcaklıklar dikkat çekti. Alevlerin kalbinde sıcaklıklar 441 dereceyi görürken, bölgede çalışmalar sürüyor. >>>İHA

    Alevlerin kalbinde sıcaklık 441 derece

  • İsyan eden askerlere hapis ve disiplin cezası verdiler

    İsyan eden askerlere hapis ve disiplin cezası verdiler

    İsrail ordusunun, Sde Teiman Askeri Üssü’nde komutanlarının emirlerine tepki göstererek üssü terk eden onlarca asker hakkında hapis ve disiplin cezaları verdiği bildirildi.

    İsrail’in Yedioth Ahronot gazetesinin haberine göre Givati Tugayı Komutanı Yarbay Netanel Simha, silahlarını bırakarak üssü terk eden askerler hakkında farklı disiplin yaptırımları uygulanmasına karar verdi.

    Haberde, bazı askerlere 30 gün askeri cezaevi cezası verildiği, 14 askerin muharip görevden alındığı, bazı askerler hakkında ise herhangi bir cezaya hükmedilmediği belirtildi.

    Üssü terk ettikten sonra geri dönen yaklaşık 80 askerin ise komutanlarıyla birlikte disiplin ve askeri değerleri güçlendirmeyi amaçlayan liderlik ve eğitim programına katılacağı aktarıldı.

    Gazete, Givati Tugayı’na bağlı Tsabar Taburu’ndan onlarca askerin, komutanlarının üs içerisindeki savaşlara ilişkin anı köşesinde bulunan bayrak ve sembollerin kaldırılması yönündeki emrine tepki göstererek “Bütün subaylar cehenneme” sloganları eşliğinde üssü terk ettiğini yazmıştı.

    Haberde, tabur komutanının çatışmalarda hayatını kaybeden askerlerin anısına oluşturulan, bayraklar ve çeşitli hatıraların bulunduğu köşenin kaldırılmasını istemesinin askerlerin tepkisine neden olduğu ifade edilmişti.

    Daha sonra gazete, protestonun nasıl sona erdiğine ilişkin ayrıntı vermeden askerlerin tabura geri döndüğünü duyurmuştu.

    Maariv gazetesi de Tsabar Taburu’ndaki 115 askerden yaklaşık 100’ünün aynı gün üsse döndüğünü yazmıştı.

    İsrail Ordu Sözcülüğü ise muharip bir taburdan bazı askerlerin, tabur komutanının pankartların kaldırılması yönündeki kararının ardından komutanlarından izin almadan üslerini terk ettiğini doğrulamış, olayın soruşturulduğunu ve askerlerin davranışının ordunun değerleriyle bağdaşmadığını açıklamıştı.

    İsrail devlet televizyonu KAN da askerlerin son günlerde Lübnan’dan döndüklerini, hayatını kaybeden askerlerin anısına oluşturulan köşenin kaldırılmasının istenmesi üzerine silahlarını bırakarak protesto eylemi yaptıklarını ve yaşananları “isyan” olarak nitelendirmişti.

    Necef Çölü’nde bulunan Sde Teiman Askeri Üssü, Givati Tugayına bağlı Tsabar Taburu’na ev sahipliği yapıyor. Üs, Gazze’den alıkonulan Filistinlilere yönelik işkence ve cinsel saldırı iddiaları nedeniyle uluslararası kamuoyunda da gündeme gelmişti. >>>AA  

  • Milletvekili Olgun’dan yasa teklifine sert tepki

    Milletvekili Olgun’dan yasa teklifine sert tepki

    Olgun, paylaşımında Afyonkarahisar milletvekillerinin söz konusu kanun teklifine attıkları imzaların tarihe not olarak geçtiğini savunarak, teklifin terör örgütü PKK mensuplarını aklamaya zemin hazırladığı değerlendirmesinde bulundu.

    “TARİHE DÜŞÜLEN NOT…”

    Kendisinin teklife destek vermediğini belirten Olgun, “Bu tablo, Afyonkarahisar milletvekillerinin ‘Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme’ adı altında TBMM’ye sunulan ve bizim açımızdan PKK’lı teröristleri aklamaya zemin hazırladığı değerlendirilen Boş Çerçeve Yasa Teklifi’ne attıkları imzaları göstermektedir.  Bu imzalar, yalnızca bir kanun teklifinin altında yer alan isimler değildir; vicdanlarda sorgulanacak bir tercihin ve tarihe düşülen bir notun ifadesidir. Bugün atılan imzalar da, atılmayan imzalar da unutulmayacak… Tarih, kimin hangi tarafta durduğunu mutlaka yazacaktır. Ben şahsen Afyonkarahisar Vekili olarak, bugün aldığım oyları helal ettirdiğime inanıyorum. Vicdanım rahat, başım dik… Bu kanunun çıkmaması için de kanımın son damlasına kadar savaşacağım.! Gerisini ise aziz milletimizin ve tarihin takdirine bırakıyorum” ifadelerini kullandı. >>>Haber Merkezi

    Milletvekili Olgun'dan yasa teklifine sert tepki

  • Yapay zekâya sınır çizmek geleceğe sorumluluk çizmektir

    Yapay zekâya sınır çizmek geleceğe sorumluluk çizmektir

    Yapay zekâ artık yalnızca sorularımıza cevap veren bir teknoloji değil. Karar alıyor, analiz yapıyor, kod yazıyor, hastalık teşhisinde doktorlara yardımcı oluyor, fabrikaları yönetiyor ve hatta yeni yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Böylesine güçlü bir teknolojinin sunduğu fırsatlar kadar, taşıdığı riskleri de konuşmak zorundayız.

    Bugün yapay zekâ sistemleri kontrollü geliştirme ortamlarında test ediliyor. Güvenlik duvarları, erişim izinleri ve insan denetimi sayesinde belirli sınırlar içinde çalışıyorlar. Peki ya bir gün bu sınırların beklenmedik bir şekilde aşılması mümkün olursa? Bir yapay zekânın, sistemdeki güvenlik açıklarını bularak yetkisini artırmaya çalışması veya internete erişim elde ederek başka sistemleri etkilemeye çalışması bugün bilim kurgu gibi gelebilir. Ancak güvenlik uzmanlarının üzerinde durduğu konu tam da budur: Böyle bir olayın gerçekleşmiş olması değil, gerçekleşme ihtimaline karşı hazırlıklı olunması.

    Bilgisayar dünyası bunun örnekleriyle dolu. Küçük görülen bir yazılım açığı, milyonlarca bilgisayarın etkilenmesine neden oldu. Basit bir parola hatası, dev şirketlerin verilerini tehlikeye attı. İnsan eliyle yazılan yazılımlar bile bu kadar hata barındırabiliyorsa, kendi kendine öğrenebilen ve karmaşık kararlar verebilen sistemlerde güvenlik neden en önemli öncelik olmasın?

    Şunu unutmamak gerekir: Yapay zekâ kötü niyetli değildir. Ancak yanlış hedeflerle eğitilmiş, eksik güvenlik önlemleriyle geliştirilmiş veya yeterince denetlenmeyen bir sistem, istemeden de olsa büyük zararlar verebilir. Hızlı giden bir otomobil nasıl ki iyi bir sürücü gerektiriyorsa, güçlü bir yapay zekâ da güçlü güvenlik ilkeleri gerektirir.

    Bugün birçok araştırma ekibi “kırmızı takım” (red team) adı verilen güvenlik testleri uyguluyor. Amaç, sistemi saldırgan gibi düşünerek sınamak ve açıkları gerçek kullanıcılar fark etmeden önce kapatmaktır. Bu yaklaşım yalnızca teknoloji şirketlerinin değil, tüm sektörün benimsemesi gereken bir kültürdür. Çünkü güvenlik, sonradan eklenen bir özellik değil; tasarımın ilk satırından itibaren düşünülmesi gereken temel bir ilkedir.

    Belki de en büyük tehlike, yapay zekânın kendisi değil, insanın “Bize bir şey olmaz.” düşüncesidir. Tarih, aşırı özgüvenin bedelini defalarca gösterdi. Titanik “batmaz” denilerek denize indirildi. Nice dijital sistem “kırılamaz” denilerek kullanıma açıldı ve kısa süre sonra saldırıya uğradı. Teknoloji tarihinde en büyük derslerden biri şudur: Mutlak güvenlik diye bir kavram yoktur; sürekli denetim ve sürekli iyileştirme vardır.

    Yapay zekâyı geliştiren mühendisler, araştırmacılar ve şirketler yalnızca yeni özellikler üretmiyor; aynı zamanda geleceğin güvenliğini de inşa ediyorlar. Bir satır eksik yazılmış güvenlik kodu, milyonlarca insanın hayatını etkileyebilecek zincirleme sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle hız ile güvenlik arasında seçim yapılacaksa, tercih her zaman güvenlikten yana olmalıdır.

    Yapay zekâ insanlığın şimdiye kadar geliştirdiği en güçlü araçlardan biri olmaya aday. Güçlü araçlar ise yalnızca zekâ değil, aynı zamanda vicdan, sorumluluk ve öngörü ister. Geleceğin bize hizmet etmesini istiyorsak, bugün attığımız her kod satırına, her güvenlik testine ve her etik karara gereken değeri vermek zorundayız. Çünkü geleceği şekillendiren yalnızca teknoloji değildir; onu geliştiren insanların sorumluluk anlayışıdır.

  • Ankara-Bağdat hattında tarihi dönemeç

    Ankara-Bağdat hattında tarihi dönemeç

    Türkiye ile Irak ilişkilerinde uzun yıllardır konuşulan ancak çoğu zaman tam anlamıyla hayata geçirilemeyen stratejik ortaklık, son Ankara zirvesiyle birlikte yeni bir aşamaya taşındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak Başbakanı Ali Zeydi ile yaptığı görüşmenin ardından açıklanan “Türkiye’ye günde 1 milyon varil petrol” hedefi, yalnızca enerji alanında atılmış ekonomik bir adım değil; aynı zamanda bölgesel jeopolitiğin yeniden şekillendiği bir dönemin de önemli göstergesi.

    Aslında bu ziyaretin merkezinde yalnızca petrol yoktu. Enerji, güvenlik, ulaştırma, su yönetimi ve savunma sanayi başlıklarının aynı masada ele alınması, Ankara ile Bağdat’ın artık ilişkilerini günü kurtaran anlaşmalar yerine uzun vadeli stratejik ortaklık anlayışıyla yürütmek istediğini ortaya koyuyor.

    Türkiye Petrolleri’nin Kerkük sahalarına ortak olması ise bu sürecin en dikkat çekici gelişmelerinden biri. BP ve ConocoPhillips gibi küresel enerji devleriyle aynı konsorsiyum içinde yer alacak olan TPAO’nun yaklaşık 3 milyar varillik rezervin geliştirilmesinde söz sahibi olması, Türkiye’nin yalnızca enerji tüketen değil, enerji üreten ve yöneten aktörlerden biri olma hedefini güçlendiriyor.

    Türkiye neden kazanıyor?

    Türkiye’nin yıllık enerji ithalatına ödediği milyarlarca dolarlık faturanın ekonomiye yükü uzun yıllardır tartışılıyor. Böylesine büyük ölçekli bir enerji iş birliği, arz güvenliğinin artırılması açısından önemli olduğu kadar dış ticaret açığının azaltılması bakımından da kritik önem taşıyor.

    Günde 1 milyon varillik petrol akışı hedefi, tam kapasiteye ulaştığında Kerkük-Yumurtalık hattının yeniden eski stratejik önemini kazanmasını sağlayabilir. Bu durum Türkiye’yi yalnızca enerji ithalatçısı konumunda bırakmayacak; Avrupa’nın enerji güvenliği açısından da vazgeçilmez transit ülkelerden biri haline getirecek.

    Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın enerji çeşitlendirme arayışına girdiği düşünüldüğünde, Irak petrolünün Türkiye üzerinden dünya pazarlarına taşınması Ankara’nın jeopolitik değerini daha da artıracaktır.

    Güvenlik iş birliği ekonomik ortaklığın temeli

    Enerji projeleri ancak güvenliğin sağlandığı bölgelerde sürdürülebilir olabilir. Bu nedenle Ankara ile Bağdat arasında son yıllarda gelişen güvenlik iş birliği, ekonomik anlaşmalar kadar önem taşıyor.

    Irak’ın PKK’ya yönelik attığı adımlar, ortak güvenlik mekanizmalarının kurulması ve sınır hattındaki koordinasyon, Türkiye’nin uzun yıllardır dile getirdiği güvenlik beklentelerinin karşılık bulmaya başladığını gösteriyor.

    Ankara’nın temel beklentisi ise bu sürecin yeni hükümet döneminde de aynı kararlılıkla devam etmesi.

    Çünkü güvenlik sağlanmadan ne enerji yatırımları kalıcı olabilir ne de milyarlarca dolarlık ulaştırma projeleri hayata geçirilebilir.

    Kalkınma Yolu yalnızca bir ulaşım projesi değil

    Basra Körfezi’nden başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanacak Kalkınma Yolu Projesi, son yılların en iddialı bölgesel yatırımlarından biri olarak görülüyor.

    Ankara-Bağdat hattında tarihi dönemeç

    Bu proje tamamlandığında yalnızca yük taşımayacak; enerji, lojistik, sanayi ve ticaret ağlarını da birbirine bağlayacak.

    Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimlerin küresel ticareti nasıl etkilediği düşünüldüğünde, alternatif koridorların önemi her geçen gün artıyor. Türkiye de tam bu noktada Asya ile Avrupa arasında vazgeçilmez bir lojistik merkez olma fırsatını yakalamış durumda.

    Projenin finansmanına ilişkin son aşamaya gelinmesi ve ilk kazmanın yıl bitmeden vurulmasının planlanması da bu iradenin somut göstergesi.

    Su diplomasisi de yeni dönemin parçası

    İki ülke arasında yıllardır sorun oluşturan Fırat ve Dicle sularının paylaşımı konusunda da dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor.

    Yeni iş birliği modeli, yalnızca su paylaşımını değil, ortak altyapı yatırımlarını, yeni baraj projelerini ve modern sulama sistemlerini de kapsıyor.

    Bu yaklaşım, sorunları diplomatik kriz olmaktan çıkarıp ortak kalkınma projesine dönüştürme açısından dikkat çekici bir model oluşturuyor.

    Bölgesel dengelerde yeni tablo

    Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin göreve geldikten sonra ABD ve İran’ın ardından üçüncü yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirmesi sembolik olduğu kadar stratejik bir mesaj da içeriyor.

    Bağdat yönetimi, bir yandan Washington ile ilişkilerini sürdürürken diğer yandan Tahran ve Ankara arasında denge politikası izlemeye çalışıyor.

    Türkiye açısından ise Irak’ın istikrarlı, güvenli ve ekonomik olarak güçlenen bir komşu olması, sınır güvenliğinden ticarete kadar birçok alanda doğrudan ulusal çıkar anlamına geliyor.

    Ankara’da atılan imzalar yalnızca iki ülke arasındaki ticareti büyütmeye yönelik teknik anlaşmalar olarak okunmamalı.

    Enerji güvenliği, terörle mücadele, ulaştırma koridorları, su yönetimi ve savunma sanayi gibi başlıkların aynı çatı altında ele alınması, Türkiye ile Irak arasında yeni bir stratejik ortaklık mimarisinin inşa edildiğini gösteriyor.

    Önümüzdeki yıllarda bu projelerin planlandığı şekilde hayata geçirilmesi halinde Türkiye yalnızca enerji tedarik eden bir ülke değil; enerji üreten, yöneten, taşıyan ve bölgesel istikrarın merkezinde yer alan bir güç konumuna yükselebilir.

    Küresel dengelerin hızla değiştiği bir dönemde Ankara’nın Bağdat ile kurduğu bu yeni ortaklık, Türkiye’nin ekonomik ve jeopolitik hedefleri açısından son yılların en önemli dış politika hamlelerinden biri olmaya aday görünüyor.

  • SON DÜDÜK ÇALDIĞINDA

    SON DÜDÜK ÇALDIĞINDA

    Bir ay boyunca hayatımızın ritmi değişti…

    Kimimiz sabahın ilk ışıklarında ekran başına geçti, kimimiz gece yarısını bekledi.

    Kahveler biraz daha uzun içildi, dost sohbetleri biraz daha koyulaştı. Aynı dili konuşmayan milyonlar, aynı sevinçte ayağa kalktı, aynı hayal kırıklığında sessizliğe büründü.

    İşte Dünya Kupası’nın en büyük büyüsü buydu.

    SON DÜDÜK ÇALDIĞINDA

    Bir topun peşinden koşan yirmi iki futbolcudan çok daha fazlasını izledik. Kimi zaman yılların emeğini, kimi zaman çocukluk hayalini, kimi zaman da bir ülkenin gururunu gördük sahada.

    Küçük ülkelerin devleri devirdiği maçlar izledik.

    Favorilerin çaresiz kaldığı gecelere tanıklık ettik.

    Son dakikada gelen gollerle milyonların aynı anda çığlık attığını, kaçan penaltılarla aynı anda iç çektiğini gördük.

    SON DÜDÜK ÇALDIĞINDA

    Bir ay boyunca dünya, futbolun etrafında döndü.

    Ve şimdi…

    Son düdük çaldı.

    Kupa sahibini buldu.

    Statların ışıkları birer birer söndü.

    Tribünlerdeki o tarifsiz uğultu yerini sessizliğe bıraktı.

    SON DÜDÜK ÇALDIĞINDA

    Belki de Dünya Kupası’nın en hüzünlü tarafı budur. Daha dün başlamış gibi gelir ama göz açıp kapayıncaya kadar biter. Günlerdir alıştığınız maç saatleri bir anda takvimden silinir. Akşam olunca eliniz farkında olmadan kumandaya uzanır ama ekranda artık o heyecan yoktur.

    Geride sadece güzel anılar kalır.

    Unutulmayacak goller…

    Yıllarca konuşulacak kurtarışlar…

    Yeni doğan yıldızlar…

    Ve futbolun neden “dünyanın ortak dili” olduğunu bir kez daha hatırlatan o eşsiz atmosfer…

    Dünya Kupası, sadece bir spor organizasyonu değil…

    SON DÜDÜK ÇALDIĞINDA

    O; farklı kıtalardan gelen insanların aynı heyecanda buluştuğu, savaşların, sınırların, dillerin ve renklerin doksan dakikalığına anlamını yitirdiği büyük bir insanlık buluşmasıdır.

    Belki tuttuğumuz takım kupayı kazanamadı.

    Belki favorimiz erken veda etti.

    Belki final istediğimiz gibi sonuçlanmadı.

    Ama geriye dönüp baktığımızda, kazanan yalnızca bir ülke olmadı.

    Kazanan futbol oldu.

    Kazanan dostluk oldu.

    Kazanan ekran başında ailesiyle maç izleyen çocuklar, aynı golde birbirine sarılan insanlar, farklı formalar içinde aynı oyuna âşık milyonlar oldu.

    SON DÜDÜK ÇALDIĞINDA

    Şimdi yeniden ligler başlayacak.

    Transfer haberleri, derbiler, Avrupa kupaları derken futbol yine hayatımızın içinde olacak.

    Ama Dünya Kupası’nın yeri her zaman ayrı kalacak.

    Çünkü onun heyecanı dört yılda bir gelir.

    Beklemesi uzun, özlemi büyük, vedası ise her zaman biraz hüzünlüdür.

    Son düdük çaldı…

    Kupa kaldırıldı…

    Madalya töreni bitti…

    Ama tribünlerden yükselen o ses, çocukların bahçelerde kurduğu hayallerde yaşamaya devam edecek.

    Çünkü futbolun en güzel tarafı, biten her hikâyenin ardından yeni bir hikâyeye kapı aralamasıdır.

    SON DÜDÜK ÇALDIĞINDA

    Ve biz biliyoruz ki…

    Bir gün yine statlar dolacak.

    Yine ilk düdük çalacak.

    Yine dünyanın dört bir yanında milyonlar aynı anda nefesini tutacak.

    O güne kadar…

    Hoşça kal Dünya Kupası.

    Bize sadece futbol değil, paylaşmanın, heyecanlanmanın ve birlikte sevinebilmenin ne kadar güzel olduğunu bir kez daha hatırlattığın için teşekkürler.

    ++++

    SON DÜDÜK ÇALDIĞINDA

    ERKEN VEDA, ERKEN SESSİZLİK

    Futbol bazen doksan dakikadan ibaret değil…

    Bazen aylarca süren bir heyecandır, sokaklara asılan bayraklardır, çocukların sırtına geçirdiği kırmızı-beyaz formalardır. Dünya Kupası işte tam da böyle bir duyguydu.

    Bizim hikâyemiz ise ne yazık ki kısa sürdü.

    Ay-yıldızlı forma bu kez hayalini kurduğumuz kadar uzağa gidemedi. Daha fazlasını bekliyorduk. Çünkü bu ülke, 2002’de dünyanın üçüncüsü olmuş bir takımın çocuklarıyla büyüdü. Rüştü’nün kurtarışlarını, İlhan Mansız’ın altın golünü, Şenol Güneş’in kenardaki sessiz duruşunu unutmadık. O yaz, sadece futbol oynamamıştık; dünyaya “Biz de varız” demiştik.

    Aradan yıllar geçti. Nesiller değişti, futbol değişti, dünya değişti. Ama bizim Dünya Kupası özlemimiz hiç değişmedi.

    Bu turnuvada da umutluyduk. Belki kupaya uzanamazdık ama en azından uzun bir yolculuk yapmak istiyorduk. Her maçta biraz daha büyüyen bir hikâyeye tanıklık etmeyi hayal ettik. Ne yazık ki bu hikâye beklediğimizden çok önce son buldu.

    Elbette futbolun doğasında kazanmak da var, kaybetmek de… Kimse her turnuvada şampiyon olamaz. Ancak bizi üzen, elenmekten çok eksik kalan o mücadele hissiydi. Çünkü Türk futbolunu seven milyonlar, yenilgiyi affeder; ama umutsuzluğu affetmez.

    Sevgiyle kalın… Umutla kalın…

    SON DÜDÜK ÇALDIĞINDA

  • Otomobilin motorunda ilçe ilçe gezdi

    Otomobilin motorunda ilçe ilçe gezdi

    Edinilen bilgiye göre, Merkez Osmangazi ilçesinde aşırı sıcaklar sebebiyle kendine gölge yer arayan kedi yavrusu, bir otomobilin tekerlek ve amortisör kısmından girerek motora kadar ilerledi. Kendine orada yer bulan minik yaramaz sahibinin otomobili çalıştırıp hareket etmesiyle birlikte bulunduğu yerde mahsur kaldı. Araç Bursa’nın Orhaneli ilçesine kadar geldi. Araç sürücüsü otomobilinden aşağıya indiğinde araçtan kedi miyavlama sesi geldiğini farkederek aracın her yerine baktı ancak kediyi bulamadı. Bir kez daha direksiyon başına geçen sürücü otomobilini ilçedeki Büyükşehir Belediyesi itfaiye merkezine götürüp yardım istedi. İtfaiye erlerinin müdahalesiyle yavru kedi motor koruma kapağı ile yağ karteri arasından çıkartılarak kurtarıldı. Rahat bir nefes alan sürücü yavru kediyi itfaiye erlerine teslim etti. İtfaiye erleri bir süredir aç ve susuz kaldığı tahmin edilen kediyi doyurup sahiplendiler. >>>İHA

  • Kıymetli madenlerin dijital ortamda işlem görmesinin önü açıldı

    Kıymetli madenlerin dijital ortamda işlem görmesinin önü açıldı

    Bakanlığın “Kıymetli Maden Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”i Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Tebliğle, birebir fiziki karşılığı Darphane veya Borsa nezdinde saklanan belirli bir saflık derecesinde ve ağırlıkta işlenmemiş kıymetli madenlerin borsada işlem görmesine ilişkin esaslar belirlendi.

    Buna göre, kıymetli madenler, Borsa üyeleri arasında transferine imkan sağlayan, dağıtık defter teknolojisi altyapısına sahip bir sistem üzerinden sermaye piyasası aracı veya sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlayan kripto varlık ya da platformlarda işlem gören kripto varlık olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlık niteliğindeki dijital kıymetli madene, merkezi takas kuruluşları tarafından dönüştürülebilecek. Bunların Borsada işlem görmesi için Bakanlığın uygun görüşü alınacak.

    Bu düzenlemenin uygulanması ve kayıtların tutulmasına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın uygun görüşü alınarak Borsa tarafından yapılacak düzenlemelerle belirlenecek.

    Tebliğin yürürlük tarihi itibarıyla halihazırda gayri maddi varlık niteliğindeki dijital kıymetli madenlere dönüştürülmüş olan varlıkların da borsada işlem görebilmesi için Bakanlığın uygun görüşü aranacak.

    Tebliğle, Kıymetli Maden Takip Sistemi (KMTS) kapsamındaki rafinerilere yönelik yeni yükümlülükler de getirildi. Buna göre, tebliğin yürürlük tarihi itibarıyla Bakanlığa başvuruda bulunan ve başvuru değerlendirme süreci devam eden Türkiye’de yerleşik tüzel kişilerin, KMTS kapsamında üretim yapması zorunlu olacak.

    KMTS kapsamında üretim yapması zorunlu olan rafinerilerin, yürürlük tarihinden itibaren bir ay içinde KMTS kayıt işlemleri için Darphaneye başvurması gerekecek.

    Söz konusu rafineriler, KMTS kayıt işlemlerinin Darphane tarafından onaylanmasını müteakip bir ay içinde kayıt tarihinden önce üretilen ve henüz satışı gerçekleştirilmemiş standart işlenmemiş kıymetli madenler ile basılı kıymetli madenleri sisteme kaydetmekle yükümlü olacak. >>>AA

  • Altın dolu çantayı çöp zannedince olanlar oldu

    Altın dolu çantayı çöp zannedince olanlar oldu

    Olay, Karadeniz Ereğli ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, hastanede tedavi gördükten sonra taburcu edilen Sevda S., valizi ile çantasını evinin önüne bıraktı. Ameliyatlı olduğu öğrenilen kadın, evden bir eşya almak için kısa süreliğine çanta ve valizin yanından ayrıldı.

    Altın dolu çantayı çöp zannedince olanlar oldu

    Bu sırada bölgeden geçen Karadeniz Ereğli Belediyesi’ne ait çöp toplama ekibi, konteynerin yakınında bulunan valiz ve çantayı çöp zannederek kamyona yükledi. Kısa süre sonra dışarı çıkan Sevda S., eşyalarının yerinde olmadığını fark etti. Mahallede yaptığı araştırmada herhangi bir sonuç alamayan kadın, çantasının çöp toplama ekibi tarafından alındığını öğrendi.

    Altın dolu çantayı çöp zannedince olanlar oldu

    Çantanın içerisinde altın, ev anahtarı ve kişisel eşyalarının bulunduğunu belirten Sevda S., Karadeniz Ereğli İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek durumu bildirdi. Harekete geçen polis ekipleri, Karadeniz Ereğli Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ile irtibata geçti. Çöp kamyonu uygun bir alana çekilerek boşaltıldı. Polis ve belediye ekipleri altınların bulunduğu çantayı çöplerin arasından çıkardı.

    Altınlarına kavuşan Sevda S., polis ve belediye ekiplerine teşekkür ederek yaşadığı olayı şu sözlerle anlattı: “Başıma gelmeyen bir bu kalmıştı. Ameliyatlıydım, taşıyamadığım için valizi ve çantayı kapının yanına bıraktım. Evden bir şey almak için yukarı çıktım. Döndüğümde eşyalarım yoktu. Mahallede herkese sordum, kimse görmemişti. Çantanın içinde altınlarımın yanı sıra ev anahtarım ve kişisel eşyalarım vardı. Allah devletimizden, polisimizden ve belediyemizden razı olsun. Hiç aklıma gelmezdi böyle bir olay yaşayacağım.” >>>İHA

    Altın dolu çantayı çöp zannedince olanlar oldu

  • Taksiciyi şaşırtan 28 bin 591 liralık yolculuk

    Taksiciyi şaşırtan 28 bin 591 liralık yolculuk

    Ankara’da taksicilik yapan Adem Kaya, duraktan aldığı iki yolcunun ‘Giresun’ demesi üzerine yolcuları Ankara’daki Giresun Caddesi’ne götürdü. Yolcuların Giresun’a gitmek istediklerini söylemesi üzerine şaşıran Kaya, yaklaşık 700 kilometrelik yolculuğa çıktı. Yolculuğun ardından taksimetre ise 28 bin 591 lira yazdı.

    Uzun süredir taksicilik yapmasına rağmen daha önce şehir dışına yolcu götürmediğini belirten Adem Kaya, “Durakta beklerken bir bayan, bir bay yolcu geldi. Giresun dedi, ben de tabii dedim. Giresun deyince 2 kilometre ilerimizde Giresun Caddesi var, orası olduğunu düşündüm. Sonrasında direkt Giresun Caddesi’ne yöneldim. Giresun Caddesi’nin sonuna geldiğimde yolcuların inmediğini fark ettim. ‘İnmek istediğiniz yer burası mı? Geldik’ dedim. Onlar da ‘Biz Giresun’a gideceğiz’ dediler. Giresun’a gitmemiz gerekiyor deyince çok şaşırdım. Çok uzun mesafe, 7-8 saatlik bir yol. ‘Ciddi misiniz? diye sordum. Çünkü ilk defa başıma böyle bir şey geldi. Onlar da evet dedi, ‘Mümkünse götürür müsünüz?’ dediler. Arabamın bakımları yeni olduğu için arabama güvendim, kendime güvendim. Hiç tereddüt etmeden buradan çıktım, direkt Giresun’a götürdüm” dedi.

    “TAKSİMETRE ÜCRETİ TOPLAM 28 BİN 591 LİRA TUTTU”

    Taksimetre ücretinin yüksek olmasından dolayı ücretin ödenmemesinden korktuğunu aktaran Kaya, “Yolda bana yemek söylediler, bana çok güzel davrandılar. Gece saat 01.00’de sağ salim Giresun’a ulaştım. Orada da beni aradılar, misafir ettiler. Çok güzel ve tuhaf bir yolculuk oldu. Hiç böyle bir olayla karşılaşmadım. Çünkü aldığımız mesafeler kısa süreli, 200-250 liralık veya 3-5 dakikalık yollar olduğu için çok şaşırdım. Taksimetre ücreti toplam 28 bin 591 lira tuttu. Giresun’un girişinde hem korkuyordum hem de heyecanlıydım. Çünkü paramı alabilecek miyim diye düşünüyordum. Meblağ büyük olduğu için aklıma kötü şeyler de geldi, iyi şeyler de geldi. Allah’a emanet ettim kendimi ve param ödendi” diye konuştu. >>>İHA

  • Üsküdar Belediyesi’ne usulsüzlük soruşturması

    Üsküdar Belediyesi’ne usulsüzlük soruşturması

    İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı F.D, Başkan Danışmanı U.M, Özel Kalem A.K, Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve ilgili birim amirleri ile personelin yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı verilmesi sürecinde usulsüzlük yaptıkları yönündeki ihbarlar, mağdur beyanları ile bazı şüphelilerin ifadeleri üzerine Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında “rüşvet”, “irtikap” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme” suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

    Açıklamada, Üsküdar Belediyesince yapı ruhsatı verilmesi sürecinde herhangi bir yetkisi olmamasına rağmen belediye iştiraki Kent AŞ görevlilerinin, kriptolu-kapalı devre mail üzerinden oluşturulan iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yaparak hazırlanan Excel tablosuyla Üsküdar Belediyesi personelini talimatlandırmak suretiyle yapı ruhsatı verilmesi sürecini koordine ettiği belirtildi.

    MASAK verilerine göre, Kent AŞ ile müteahhitler arasında toplamda 1 milyon 78 bin 870 lira bedelli çok sayıda paravan nitelikte “danışmanlık hizmeti” sözleşmesi imzalandığı vurgulanan açıklamada, bu sözleşmelerle 361 milyon 392 bin 264 liranın Üsküdar Belediyesi ve iştiraki Kent AŞ içerisindeki çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gayriresmi olarak yapı ruhsatı almak isteyen müteahhitlerden icbar suretiyle elde edildiği, bunun da mağdur müteahhitlerin beyanları ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün raporlarıyla belirlendiği anlatıldı.

    Açıklamada, İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişliğince hazırlanan tevdi raporunda, Belediye Başkanı Dedetaş’ın, Üsküdar Belediyesi ile Kent AŞ arasında belediye iştiraki olmanın ötesinde organik bağ kurularak müteahhitlerin yapı ruhsatı alabilmek adına paravan olarak Kent AŞ ile sözleşme imzalamaya icbar edilmeleri suretiyle gayriresmi gelir temin edilmesi sürecinde belirleyici olduğu belirtildi.

    İşlemlerin gecikmesinde etkisi ve dahli bulunan, icbara yönelik algı oluşturulmasında katkısı olan Dedetaş’ın eyleminin “irtikap” suçunu oluşturduğu aktarılan açıklamada, iskan ruhsatının verilmesinden sorumlu birimin ise Üsküdar Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü olduğu kaydedildi.

    Açıklamada, Kent AŞ Genel Müdürü N.A’nın başkanlığında toplantılar yapılarak her bir inşaatın mevzuata aykırılık niteliğine göre iskan ruhsatı karşılığında müteahhitlerden ne kadar menfaat talep edileceğine karar verildiği ifade edilerek, alınan rüşvet paralarının bir kısmının belediye içerisindeki konum ve yetkiye göre personele verildiği, bir kısmının ise Sinem Dedetaş’ın özel kaleminin talebi ve ihtiyacına istinaden Kent AŞ Genel Müdürüne elden teslim edildiği belirtildi.

    MÜTEAHHİTLERDEN ELDEN DOLAR ÜZERİNDEN RÜŞVET ALINDIĞI İDDİASI

    Açıklamada, toplam inşaat hacminin büyük olması halinde ise Dedetaş’ın danışmanı U.M. ve Kent AŞ Genel Müdürü N.A. koordinesinde müteahhitlerden elden dolar üzerinden rüşvet alındığı, rüşvet karşılığı mevzuata aykırı olmasına rağmen iskan ruhsatlarının verildiği anlatılarak, rüşvet parasının Üsküdar Belediye binasında Sinem Dedetaş’ın danışmanı U.M’ye parça parça teslim edildiğinin HTS, baz verileri ve şüpheli ifadeleri ile tespit edildiği aktarıldı.

    Öte yandan, mevzuata aykırı iskan ruhsatı karşılığında rüşvet olarak nakit ödeme yapmak istemeyen müteahhit firmaya, Dedetaş imzalı paravan bağış protokolüyle tadilat işlerinin üstlendirildiğinin saptandığı kaydedildi.

    Açıklamada, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı verilmesine ilişkin belirlenen usulsüzlüklere ilişkin elde edilen deliller doğrultusunda “rüşvet” ve “irtikap” suçu teşkil edecek eylemlere yönelik 11 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendiği ve 6 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi. >>>AA

  • 77 yaşındaki Türkan Sultan’ın gökyüzü macerası

    77 yaşındaki Türkan Sultan’ın gökyüzü macerası

    Kayseri’de yaşayan 77 yaşındaki Türkan Aktaş’ın paraşüt sevgisi gökyüzünde taçlandı. Yamaç Paraşütü Pilotu Furkan Koçak ile beraber Talas ilçesinde bulunan Ali Dağı’ndan havalanan Aktaş, keyifli anlar yaşadı. Büyük bir heyecanla havalanan Türkan teyzenin havadayken, “İnşallah tansiyonumu yükseltmez. Beni görünce ne derler şimdi. Çok güzelim, iyiyim. Korkacak bir şey yok” sözleri izleyenleri güldürdü. Bir süre havada kalan ikili, daha sonra iniş yaptı. >>>İHA

  • 264 eski milletvekili, CHP’den istifa etti

    264 eski milletvekili, CHP’den istifa etti

    Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan gelişmelerin ardından istifa dalgası büyüyor. CHP’de mutlak butlan kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden Genel Başkanlık görevine dönmesi ve kurultay sürecinin sona ermesinin ardından, seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel ile birlikte 91 milletvekili partiden ayrılarak YENİ Parti’yi kurmuştu. Bu gelişmenin ardından CHP’nin önceki dönem milletvekillerinden 264’ü de partilerinden istifa ettiklerini duyurdu. İstifa eden eski milletvekilleri arasında Süheyl Batum, Mustafa Balbay ve Fikri Sağlar gibi kamuoyunun yakından tanıdığı isimler de bulunuyor.

    “CHP’MİZİN TÜZEL KİŞİLİĞİNİ BİRGÜN GERİ ALANA KADAR PARTİMİZDEN GEÇİCİ OLARAK AYRILMA KARARI ALDIK”

    CHP’den istifa eden 264 vekilin paylaştığı ortak açıklama şöyle:

    “Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü tarihine, Atatürk ilke ve devrimlerine, laik ve demokratik Cumhuriyetimizin temel değerlerine yürekten bağlı önceki dönemler milletvekilleri olarak, partimizin son dönemde yaşadığı hukuksuzluklara sessiz kalamayarak bugün büyük bir üzüntüyle CHP’mizin tüzel kişiliğini birgün geri alana kadar partimizden geçici olarak ayrılma kararı aldık. Yasalara aykırı olarak alınan butlan kararı; Cumhuriyeti, parlamenter yaşamı ve demokrasiyi kuran 103 yıllık kurucu Partimizin iradesini ve demokratik süreçleri ayaklar altına alan, Cumhuriyet’in temel değerlerinden uzaklaştıran ve CHP’yi kişisel iktidar aracı haline getiren bir karardır. Cumhuriyet Halk Partisinin laiklik, demokrasi, hukuk devleti ve sosyal devlet gibi Cumhuriyet’in temel değerlerinin en önemli taşıyıcısı olduğuna inanan bizler, bu değerlerin mevcut yapı altında savunulmasının olanaksız hale geldiğine üzüntüyle tanıklık ediyoruz. Bu nedenle ortaya çıkan meşruiyet krizinin bir parçası olmayacağız.

    “YENİ OLUŞUMA DESTEK VERİYORUZ”

    Aynı zamanda kurucu iradenin üyeleri olan bizler, Partimizin temel değerlerine ve Türkiye’nin aydınlık geleceğine duyduğumuz sorumluluğumuzun gereği olarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ediyor; demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, çoğulculuğa, sosyal demokrasiye ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerine bağlı, parti içi demokrasiyi ve tüm üyelerin katılımıyla yapılacak önseçimi esas alan yeni bir siyasal anlayışın inşasına katkı sunmak amacıyla yeni oluşuma destek veriyoruz. Sayın Özgür Özel başkanımızın liderliğini yaptığı siyasi hareketin; Atatürk’ümüzün Cumhuriyetimizin harcına kattığı o yüce toplumsal barışı, sarsılmaz dayanışmayı, kardeşlik ve hoşgörü ruhunu yeniden şahlandıracağına, milletimizin her bir ferdini ortak gelecek ülküsü etrafında aynı heyecanla kucaklayarak Türkiye’nin dört bir yanında yeni bir umut meşalesi yakacağına, sarsılmaz bir iktidar iradesini var edeceğine gönülden inanıyoruz. Halkımızın desteğiyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel mirasını ve Cumhuriyetin temel değerlerini ödünsüz sahiplenecek yeni bir partiye destek olacağımızı, Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşımak için çalışacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

    CHP’DEN İSTİFA EDEN İSİMLER

    CHP’den istifa eden 264 vekilin isim listesi şöyle:

    Haydar Akar

    Vezir Akdemir

    Zekeriya Akıncı

    Yakup Akkaya

    Sabahat Akkiraz

    Ayşe Nedret Akova

    Ali Akyıldız

    Bahattin Alagöz

    Önay Alpago

    Ahmet Altun

    Faik Altun

    Züheyir Amber

    Kemal Anadol

    Ali Arabacı

    Oya Araslı

    Necla Arat

    Metin Arifağaoğlu

    Çetin Arık

    Arsan Savaş Arpacıoğlu

    Ali Arslan

    Gani Aşık

    İsmet Atalay

    Hasan Aydın

    Osman Aydın

    Ergün Aydoğan

    Feridun Ayvazoğlu

    Erdoğan Bakkalbaşı

    Mustafa Ali Balbay

    Bülent Baratalı

    Süheyl Batum

    Hüseyin Bayındır

    Coşkun Bayram

    Kani Beko

    İbrahim Yavuz Bildik

    Hüsnü Bozkurt

    Rıdvan Budak

    Mehmet Büyükyılmaz

    Rasim Çakır

    Halil Çalık

    Hüseyin Çamak

    Barış Can

    İsmet Çanakcı

    Tolga Çandar

    Ethem Cankurtaran

    Fuat Çay

    İzzet Çetin

    Dursun Çiçek

    Ömer Çiftçi

    Hüsnü Çöllü

    Yüksel Çorbacıoğlu

    Mehmet Alev Coşkun

    Osman Coşkunoğlu

    Halil Çulhaoğlu

    Ayşe Eser Danişoğlu

    Salih Dayıoğlu

    İsmail Değerli

    Kemal Değirmendereli

    Nurettin Demir

    İlhan Demiröz

    Hilmi Develi

    Turgut Dibek

    Celal Dinçer

    Orhan Ziya Diren

    1. Sedat Doğan

    Celal Doğan

    Muharrem Doğan

    Orhan Düzgün

    Mehmet Ali Edipoğlu

    Akif Ekici

    Kemal Ekinci

    Oktay Ekşi

    Şükrü Elekdağ

    Orhan Eraslan

    Nevin Gaye Erbatur

    Tuncay Ercenk

    Fuat Erçetin

    Ali Haydar Erdoğan

    Hikmet Erenkaya

    Sabri Ergül

    Abdurrezzak Erten

    Ali Ahmet Ertürk

    Refik Eryılmaz

    Haluk Eyidoğan

    Okan Gaytancıoğlu

    Hasan Gemici

    Nejat Gencan

    Süleyman Girgin

    Coşkun Gökalp

    Mehmet Gökdağ

    Mehmet Göker

    Zeynep Damla Gürel

    Uluç Gürkan

    Ayşe Gürocak

    Güneş Gürseler

    Yalçın Gürtan

    Hulusi Güvel

    Hasan Güyüldar

    Mehmet Haberal

    Süleyman Hatinoğlu

    Güler İleri

    Ali Ilıksoy

    Mustafa İlimen

    Ceyhun İrgil

    Mahmut Işık

    Ruşen Işın

    İbrahim O. Kaboğlu

    Mehmet Kahraman

    Sena Kaleli

    Nail Kamacı

    Ekrem Selçuk Kangal

    İrfan Kaplan

    Mehmet Hilal Kaplan

    Emin Karaa

    Selahattin Karaahmetoğlu

    Erdal Karademir

    Ender Karagül

    Tuncay Karaytuğ

    Atilla Kart

    Mehmet Kartal

    Yılmaz Kaya

    Yakup Kepenek

    Mehmet Kerimoğlu

    Mehmet Siyam Kesimoğlu

    Ahmet Güryüz Ketenci

    Ali Keven

    İsmet Önder Kırlı

    Emin Koç

    Haluk Koç

    Tevfik Koçak

    Muhsin Koçyiğit

    Devrim Kök

    Ural Köklü

    Ali İhsan Köktürk

    Emre Köprülü

    Esfender Korkmaz

    Tufan Köse

    Erdal Koyuncu

    Sedef Küçük

    Mehmet Küçükaşık

    Mustafa Kul

    Sami Kumbasar

    Bekir Kumbul

    Kazım Kurt

    Rüştü Kurt

    Muzaffer Kurtulmuşoğlu

    Faruk Loğoğlu

    Hasan Macit

    Bayram Meral

    Cengiz Gökçel

    Türkan Miçooğulları

    Ziya Gökalp Mülayim

    Güldal Mumcu

    Mehmet Neşşar

    Orhan Ocak

    Selahattin Öcal

    Kadir Gökmen Öğüt

    Yalçın Oğuz

    Ali Oksal

    Şinası Öktem

    Güldal Okuducu

    Melda Onur

    Onur Öymen

    Sakine Öz

    İsmail Özay

    Ahmet Sırrı Özbek

    Hüseyin Özcan

    Osman Özcan

    Suat Özcan

    Malik Ecder Özdemir

    Kazım Özev

    Ramazan Kerim Özkan

    Yüksel Özkan

    Mustafa Öztin

    Harun Öztürk

    Cengiz Özyalçın

    Mustafa Özyürek

    Mustafa Özyurt

    Bilgin Paçarız

    Mehmet Parlakyiğit

    Sedat Pekel

    Fikri Sağlar

    Ali Haydar Şahin

    Nadir Saraç

    Faruk Sarıaslan

    Ali Sarıbaş

    Sıdıka Sarıbekir

    Şenal Sarıhan

    Timurçin Savaş

    Mustafa Sayar

    Mehmet Nuri Saygun

    Cevdet Selvi

    Bedri Serter

    Nur Serter

    Şadan Şimşek

    Yahya Şimşek

    Kamil Okyay Sındır

    Mehmet Sefa Sirmen

    Behiç Sonbay

    Murat Sönmez

    Ertöz Vahit Suiçmez

    Tayfun Süner

    Abuzer Tanrıverdi

    İbrahim Taşdemir

    Turan Tayan

    Ali Tekin

    Hayati Tekin

    Mustafa Timisi

    Erol Tınaztepe

    İsmet Tokdemir

    Mehmet Tomanbay

    Ramis Topal

    Celal Topkan

    Binnaz Toprak

    Muharrem Toprak

    Altan Tuna

    Erol Tuncer

    Neccar Türkcan

    Elif Doğan Türkmen

    Rıza Türmen

    Enis Tütüncü

    Şahin Ulusoy

    Baha Ünlü

    Halil Ünlütepe

    Engin Ünsal

    Hüseyin Ünsal

    Sedat Uzunbay

    Ali Cumhur Yaka

    Sabri Yavuz

    Abdülaziz Yazar

    1. Ziya Yergök

    Erdoğan Yetenç

    İdris Yıldız

    Mahmut Yıldız

    Sacid Yıldız

    Dilek Yılmaz

    Mustafa Yılmaz

    Rıza Yılmaz

    Ahmet Yılmazkaya

    Bayram Yılmazkaya

    Vedat Yücesan

    Alaattin Yüksel

    Hilmi Yükselen

    Bekir Yurdagül

    Rafet Zeybek

    Tufan Hirfanoğlu

    Veli Zeren

    Necati Tığlı. >>>Ferhat YÜKSEL

  • O ilde termometreler 48’i gördü

    O ilde termometreler 48’i gördü

    Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları Şanlıurfa’da yaşamı olumsuz etkiliyor. Sıcaktan korunmak isteyen vatandaşlar parklarda ve çeşme başlarında serinlemeye çalıştı.

    Bazı vatandaşların su içerek, bazısının da şapka kullanarak sıcaklardan korunmaya çalıştığı görüldü. Kent sakinlerinden Mustafa Açıkgöz, havaların çok sıcak olduğunu belirterek mecburi işler dışında dışarı çıkmadığını söyledi. >>>İHA

    O ilde termometreler 48’i gördü
    BAZI VATANDAŞLARIN SU İÇEREK, BAZISININ DA ŞAPKA KULLANARAK SICAKLARDAN KORUNMAYA ÇALIŞTIĞI GÖRÜLDÜ. (BEKİR ŞEYHANLI/ŞANLIURFA-İHA)
    Türkiye’nin en sıcak kentlerinden biri olan Şanlıurfa’da termometreler 48 dereceyi gösterdi.
  • Ümmü nine yıllardır tuvalet ve banyoya hasret yaşıyor

    Ümmü nine yıllardır tuvalet ve banyoya hasret yaşıyor

    Gerek köy muhtarlığı aracıyla gerekse cezaevinde yatan oğlunun müracaatına rağmen yıllardır kullanabileceği bir tuvalete kavuşmanın hasretini yaşayan yaşlı kadın yetkililerden yardım istedi. Utandığı için evine bir misafir gelmesinden bile korkan yaşlı kadın, yıllardır bir yerden temin ettiği leğenle yıkanabildiğini ancak en büyük korkusunun ise gündüzleri ve olmadık zamanda tuvalet ihtiyacının gelmesi olduğunu belirtti.

    Devletten aylık 6 bin küsur TL yaşlılık aylığı aldığını ancak bundan başka hiçbir gelirinin bulunmadığını belirten Ümmü Şahin, gerek hayırseverlerin desteği gerekse aylık aldığı 6 bin 400 TL’den aldığı paradan biriktirdiği para ile bir miktar malzeme alabildiğini ancak banyo ve tuvalet yaptırmaya gücü yetmediğini belirtti. Kocası ölüp, oğlu da cezaevine girdikten sonra çok çaresiz bir duruma düştüğünü söyleyen çaresiz kadının yıllardır tuvalet ve banyodan mahrum bir şekilde yaşamını sürdürmeye çalıştığı öğrenildi.

    Ümmü nine yıllardır tuvalet ve banyoya hasret yaşıyor

    “BEN 2.5 YILDIR MÜCADELE VERİYORUM”

    Ümmü teyzenin yaşadığı bu durumun kendisini de çok üzdüğünü ancak defalarca Sosyal Hizmetler’e müracaat etmelerine rağmen bir sonuç alamadıklarını belirten Kuloğulları Mahallesi Muhtarı Mehmet Yılmaz, “Teyzemizin kocası yaklaşık 25-30 yıl önce vefat etmiş. Bir oğlu var, o da bir suçtan dolayı yıllardır cezaevinde yatıyor. Ben 2.5 yıl önce göreve geldim. Ben göreve gelmeden önceden beri tuvaleti banyosu yok. Ben 2.5 yıldır defalarca müracaat ettim. Oğlu da cezaevinden dilekçe ile müracaat etmiş. Hem benim hem de oğlunun müracaatı üzerine ilgililer gelip baktı. Rapor tuttu. Ancak yıllardır hiçbir gelişme yaşanmadı” diyerek dünyada kimsesi kalmayan yaşlı kadının yaşadığı bu en elzem ihtiyacının bir an önce giderilmesini istedi. >>>İHA

  • Şemsiye yoksa duba var!

    Şemsiye yoksa duba var!

    Bolu’da etkili olan sağanak nedeniyle sürücüler zor anlar yaşadı. Yağış nedeniyle araçlarının hızını düşüren sürücüler, trafikte kontrollü şekilde ilerlerken, bu sırada D-100 kara yolunun Gölyüzü Mahallesi mevkiinde, kavşaktan traktörüyle karşıya geçmeye çalışan bir sürücü, yağmurdan korunmak için başına trafik dubası geçirdi. Dubayı şapka gibi kullanan sürücü, yağış altında traktörüyle yoluna devam etti. Traktör sürücüsünün başındaki dubayla trafikte ilerlediğini gören çevredeki vatandaşlar ve diğer sürücüler hayrete düştü. Sürücünün yağmurdan korunmak için bulduğu ilginç çözüm, trafikte renkli görüntüler oluşturdu. O anlar, başka bir sürücü tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Görüntülerde, traktör sürücüsünün başına geçirdiği trafik dubasıyla yağmur altında ilerlediği görüldü. >>>İHA

  • “Manipülasyon yılı devam ediyor! Altında yükseliş sürecek ama…”

    “Manipülasyon yılı devam ediyor! Altında yükseliş sürecek ama…”

    Haftaya yükselişle başlayan altın piyasasında, Trump’ın İran’a yönelik olası saldırıyı ertelemesine ilişkin açıklamalar belirleyici oldu. Bu gelişmenin ardından petrol fiyatları yaklaşık yüzde 6,5 değer kaybederek 87 dolar seviyesine gerilerken, ons altın 4.100 dolar, gram altın ise 6.265 lira seviyelerini gördü. Piyasalardaki hareketliliğin tamamen açıklamalara bağlı olduğuna dikkat çeken Memiş, Trump’ın çelişkili açıklamalarının istikrarsızlığı artırdığını belirtti.

    “YÜKSELİŞLERİN KALICI OLMASI İÇİN ATEŞKES ŞART”

    Altındaki yükselişlerin şu aşamada kalıcı olmasının zor olduğunu ifade eden İslam Memiş, şu değerlendirmeyi yaptı: “Piyasalarda istikrar yok. Yarın yeniden düşüşler görebiliriz. Kalıcı yükseliş için bölgede tam anlamıyla bir ateşkes ya da anlaşma haberinin gelmesi gerekiyor.”

    “SAVAŞ, ALTIN FİYATLARININ KİLİT NOKTASI”

    Altın fiyatlarının son dönemde eskiye göre daha dirençli olduğunu vurgulayan Memiş, ons altında 4.000 doların altına kalıcı inişlerin gerçekleşmediğini belirterek kısa vadede 4.200 dolar seviyesinin takip edilmesi gerektiğini söyledi. Sürecin tamamen jeopolitik gelişmelere bağlı olduğuna işaret eden Memiş, şu ifadeleri kullandı: “Savaş burada kilit nokta. Piyasada ciddi bir manipülasyon oluşturuldu. Petrol tarafında da manipülasyon devam ediyor. Şu anda piyasalar adeta Trump’ın iki dudağının arasında. Bir gün olumlu açıklama geliyor piyasalar yükseliyor, ertesi gün olumsuz açıklama geliyor ve düşüş yaşanıyor. Bu dalgalı sürecin yaklaşık bir ay daha devam etmesini bekliyoruz.”

    ALTIN YATIRIMCILARINA YIL SONU MESAJI

    Gazete 3’e konuşan Ekonomist İslam Memiş, altın yatırımcılarına da önemli mesajlar verdi. 2026 yılının başından bu yana “manipülasyon yılı” uyarısında bulunduklarını hatırlatan Memiş, buna rağmen uzun vadeli beklentilerinin değişmediğini söyledi: “2026 yılının manipülasyon yılı olduğunu, paranın kolay para kazanmadığı bir dönem olacağını daha önce ifade etmiştik. Bu manipülasyon piyasası yıl sonuna kadar devam edebilir. Ancak buna rağmen altın tarafındaki yükseliş beklentimizi koruyoruz.”

    GÖZLER JEOPOLİTİK GELİŞMELERDE

    Uzmanlar, önümüzdeki süreçte altın ve petrol piyasalarının yönünü belirleyecek en önemli unsurun Orta Doğu’daki gelişmeler ve ABD’den gelecek açıklamalar olacağını belirtirken, yatırımcıların yüksek volatiliteye karşı temkinli hareket etmeleri gerektiği ifade ediliyor. Gazete 3’e özel değerlendirmelerde bulunan Ekonomist İslam Memiş, belirsizliklerin sürdüğü bu dönemde kısa vadeli dalgalanmaların normal karşılanması gerektiğini vurguladı. >>>Berna TÜRKSOY

  • 43 yıllık evliliği bitiren nedenler

    43 yıllık evliliği bitiren nedenler

    Tam 43 senelik evli çift, karşılıklı Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Emekli öğretmen davacı kadın, memur emeklisi eşinin kumar bağımlısı olduğunu, evin faturalarını dahi ödemediğini öne sürdü. Kocanın yargılamayı uzatmak için dava açtığını, tarafların 1981 yılında evlendiklerini, kocanın kumar oynadığını, sürekli ‘sen kadın mısın, geri zekalının önde gidenisin’ gibi söylemlerde bulunduğunu dile getirdi. Mahkemede ifade veren erkek ise evlilik birliğinin sarsılmasına kadın eşin tutum ve davranışlarının sebebiyet verdiğini, kadın eşin kötü davrandığını, iftiralar attığını, kendisinin sade bir hayatı olup şiddet ve hakarete maruz kaldığını iddia etti. Mahkeme, tarafların boşanmalarına, 75 bin lira maddi ve 75 bin lira manevi tazminat ile bin lira yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etti.

    Aile Mahkemesi, evlilik birliği devam ederken kocanın şans oyunları oynadığı, evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, eve alacaklıların gelip borçlarını tahsil etmek için talepte bulundukları, karısına ve çocuğuna küfürler ettiği, bununla birlikte kadının da kocasına hakaret ettiğine dikkat çekti. Kadının; eşinin ailesi ile görüşmesine izin vermediği, eve misafir gelmesini istemediği, sürekli eşya değiştirip masraf yaptığı, her iki tarafın da kusurlu olması ile birlikte kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın eşin maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkek yararına 5 bin lira maddi ve 5 bin lira manevi tazminata karar verildi. Karar istinafa taşındı.

    Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetti. Karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden döndü. Yapılan yargılamada Aile Mahkemesi ilk kararında direndi. Yeniden istinafa taşınan davda Bölge Adliye Mahkemesi de ilk kararında direndi. Kararın temyiz edilmesiyle bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.

    Hukuk Genel Kurulu, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kadının eve misafir kabul etmemesi ve sürekli ev eşyalarını değiştirmesinin ağır kusur olarak değerlendirildiği kararda şöyle denildi:

    “Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; erkek eşin şans oyunları oynayıp borçlarını ödemediği, buna karşılık kadın eşin de erkeğe hakaret ettiği, erkeği evden kovduğu, yatakları ayırdığı, eve misafir kabul etmediği ve ev eşyalarını sürekli değiştirip masraf yaptığı görülmektedir. Bölge adliye mahkemesi kararında erkek eşe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği’ vakıası kusur olarak yüklenmişse de bu konudaki tanık ifadelerinin çelişkili olmasından dolayı davalı-davacı erkeğe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği’ vakıasının kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak erkek eşin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir.” >>>İHA

  • Mersin’deki üzücü olay: 5 kişiden 1’i kurtuldu, 4’ü boğuldu

    Mersin’deki üzücü olay: 5 kişiden 1’i kurtuldu, 4’ü boğuldu

    Olay, akşam üzeri Tarsus ilçesine bağlı Kulak Mahallesi sınırlarında meydana geldi. Alınan bilgiye göre, denize gelen 5 kişilik aile yüzmeye başladı. Bir süre sonra baba Savaş (42), anne Zehra (39), kızları Fatma Öztürk (16) ile annenin kız kardeşi Ceylan Dağşan (30) ve yeğen Halil Öztürk (16) dalgaların arasında gözden kayboldu. Durumun 112 Acil Komuta Merkezi’ne bildirilmesi üzerine bölgeye Sahil Güvenlik Komutanlığı, AFAD, Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Su Altı Grup Amirliği, itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ekipler bölgede arama kurtarma çalışması başlattı. Bu sırada vatandaşların yardımıyla Fatma Öztürk bulunarak sudan çıkartılıp hastaneye kaldırıldı. Yapılan çalışmalarda anne, baba ve annenin kız kardeşinin cansız bedenlerine ulaşıldı. Kayıp yeğenin bulunması için ise ekipler gece çalışma yaptı. Yapılan çalışmalarda 16 yaşındaki Halil Öztürk’ün cansız bedeni de bulunarak hastane morguna kaldırıldı. Öte yandan, hastanede tedavi altına olan 16 yaşındaki Fatma’nın durumunun ise iyi olduğu bildirildi. >>>İHA

  • Filenin Sultanları yeniden şampiyon!

    Filenin Sultanları yeniden şampiyon!

    2026 FIVB Milletler Ligi finalinde Brezilya ile karşı karşıya gelen A Milli Kadın Voleybol Takımı, ortaya koyduğu etkili performansla rakibini 3-1 mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.

    Filenin Sultanları, zorlu final mücadelesinde üstün oyunuyla dikkat çekerken, kritik anlarda hata yapmayarak şampiyonluğa uzandı. Ay-yıldızlı ekip, bu zaferle 2023’ün ardından VNL tarihindeki ikinci şampiyonluğunu kazanarak Türk voleyboluna bir kez daha büyük gurur yaşattı.

    Turnuva boyunca başarılı bir performans sergileyen milliler, yarı finalde ev sahibi Çin’i 3-0 mağlup ederek finale yükselmişti. Finalde ise güçlü rakibi Brezilya’yı 3-1’lik skorla geçen Filenin Sultanları, altın madalyayı boynuna taktı.

    Şampiyonluğun ardından büyük sevinç yaşayan milli voleybolcular, kupayı Türk bayrağıyla kutlarken, Türkiye’ye bir kez daha uluslararası arenada tarihi bir başarı kazandırdı.>>>HABER MERKEZİ

  • En düşük emekli aylığı 23 bin 552 liraya yükseltildi

    En düşük emekli aylığı 23 bin 552 liraya yükseltildi

    AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, düzenlemelerin Türkiye’nin üretim gücünü artıracağını ve vatandaşların beklentilerine cevap vereceğini belirtti.
    Yeni düzenlemeyle en düşük emekli aylığı 20 bin TL’den 23 bin 552 TL’ye yükseltildi. Turizm ve imalat sektörlerinde sağlanan istihdam desteklerinin süresi uzatılırken, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yetkileri de güçlendirildi.
    Paket kapsamında mevzuata aykırı faaliyet gösteren özel okullara ağır yaptırımlar getirilirken, sokak aydınlatmalarına yönelik genel aydınlatma desteği 2030 yılına kadar uzatıldı. Aday sürücüler için denetimler sıkılaştırılırken, çeşitli kamu kurumlarını ilgilendiren idari ve mali düzenlemeler de yasalaştı.
    Milletvekili Ali Özkaya, “Milletimizin ihtiyaçlarını esas alan bu düzenlemelerin ülkemize ve aziz milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda üretimi, istihdamı ve güçlü Türkiye vizyonunu kararlılıkla desteklemeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.>>>HABER MERKEZİ

  • Kalemin nöbeti hiç bitmez

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    Gazetecilik, yalnızca bir meslek değil…

    Gazetecilik; gecenin sessizliğinde duyulan siren sesine kulak vermek, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şehrin nabzını tutmak, bazen bir annenin gözyaşına, bazen bir çocuğun tebessümüne, bazen de milletin ortak sevincine tanıklık etmekti…

    Takvimler 24 Temmuz’u gösterdiğinde, aslında kutlanan sadece bir gün değil.

    Kutlanan; mürekkebin alın teriyle buluştuğu, fotoğraf makinesinin deklanşörüne yansıyan emek, kameranın kaydettiği hayat ve klavyenin tuşlarında sabahlayan umutlardı

    Gazetecinin mesaisi saatle ölçülmez.

    O, gecenin üçünde gelen bir ihbarla uykusundan sıçrayabilir. Bayram sabahı da görevdedir, yılbaşı gecesi de… Kimi zaman sıcak asfaltın üzerinde, kimi zaman kar altında, kimi zaman yağmurun en sert damlaları arasında haberin peşinden koşar. Çünkü bilir ki; halkın haber alma hakkı beklemez.

    Gazetecinin en büyük sermayesi kalemidir.

    O kalem bazen adalet için konuşur, bazen sessizlerin sesi olur. Bazen bir köy okulunun eksiklerini anlatır, bazen bir şampiyonun gururunu taşır manşetlere. Kimi zaman tek bir cümleyle umut olur, kimi zaman tek bir başlıkla gündemi değiştirir…

    +++

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    BAŞLIK ATMAK…

    Başlık atmak, sanıldığı kadar kolay değildir.

    Bir başlık, haberin yalnızca adı değildir; ruhudur, nefesidir, ilk bakışta okuyucunun kalbine dokunan cümledir. İyi bir başlık, kelimelerin dansıdır. Harflerin ahengidir. Şairin mısraları gibi akılda kalır, bestekârın notaları gibi kulağa yerleşir. Bir gazeteci, bazen saatlerce tek bir başlık için düşünür. Çünkü bilir ki doğru başlık, haberin en güçlü imzasıdır.

    ++++

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    GAZETECİLİK BİRAZ DA EDEBİYATTIR

    Her haberin içinde insan vardır. İnsan varsa duygu vardır. Duygu varsa kelimeler yalnızca dizilmez; hissedilir. Bu yüzden iyi gazeteci sadece yazmaz, yaşatır. Sadece anlatmaz, hissettirir. Okuyanı olayın içine çeker. Bir cümleyle gülümsetir, bir paragrafla düşündürür.

    Kamera taşıyanın omzunda sadece birkaç kilo ağırlık yoktur.

    O omuzlarda toplumun hafızası vardır. Fotoğraf çeken objektif yalnızca kare yakalamaz; zamanı durdurur. Yıllar sonra dönüp baktığımızda geçmişi bize hatırlatan şey çoğu zaman bir gazetecinin çektiği fotoğraf, kaydettiği görüntü ya da yazdığı satırlardır.

    Belki de bu yüzden gazeteciler, tarihin sessiz yazarlarıdır.

    İsimleri çoğu zaman haberin önüne geçmez. Alkış beklemezler. Çünkü bilirler ki en büyük ödül, doğru haberi doğru zamanda okuyucusuyla buluşturmaktır.

    Dün 24 Temmuz idi…

    Sansürün kaldırılışının yıl dönümü…

    Özgür kalemin, bağımsız haberciliğin ve halkın haber alma hakkının simgesi…

    24 Temmuz; gecesini gündüzüne katan muhabirin, objektifini hiç indirmeyen foto muhabirinin, kamerasıyla hayatı kayıt altına alan görüntü yönetmeninin, montaj masasında sabahlayan editörün, sayfaya ruh veren mizanpajcının ve görünmeyen nice emekçinin günüdür.

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    Kaleminiz ve kalemimiz hiç tükenmesin…

    Objektifimiz hep gerçeğe odaklansın…

    Başlıklarımız, kelimelerin en güzel dansı olsun…

    Mürekkebimiz vicdandan, cümlelerimiz hakikatten beslensin.

    Çünkü bazı insanlar sadece haber yazmaz…

    Yaşadığı şehrin hafızasını yazar.

    Ve o hafıza, gelecek nesillere bırakılmış en kıymetli mirastır.

    24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramımız kutlu olsun.

    Sevgiyle kalın… Umutla kalın…