Kategori: Tüm Haberler

  • Uçuyorsam sebebi var!

    Uçuyorsam sebebi var!

    Sultanbeyli’de dün kurulan semt pazarında etkili olan kuvvetli rüzgar, pazarcılara zor anlar yaşattı. Yaklaşık 14 yıldır pazarcılık yapan Ömer Zeyrek, kuvvetli rüzgarın brandayı havalandırması üzerine direğe tutundu. Direği bırakmayan Zeyrek, rüzgarın etkisiyle brandanın yükselmesi sonucu birkaç metre havaya çıktı. Çevredeki vatandaşlar şaşkınlık yaşarken, diğer pazarcıların brandayı kontrol altına almasıyla Zeyrek güvenli şekilde yere indi.

    Yaşanan ilginç anlar ise Ömer Zeyrek’in kuzeni Emre Zeyrek tarafından cep telefonu kamerasıyla saniye saniye görüntülendi.

    Görüntülerde, rüzgarın etkisiyle brandanın hızla yükseldiği, Zeyrek’in direğe sıkıca tutunarak birkaç metre havaya yükseldiği ve çevredeki pazarcılar ile vatandaşların şaşkınlıkla olayı izlediği anlar yer aldı. >>>İHA

    Uçuyorsam sebebi var!
    KUVVETLİ RÜZGARDA PAZARCI BRANDA DİREĞİNİ BIRAKMAYAN PAZARCI, METRELERCE HAVAYA YÜKSELDİ (/İSTANBUL-İHA)
    İstanbul Sultanbeyli’de etkili olan kuvvetli rüzgar sırasında ilginç anlar yaşandı. Pazarcı Ömer Zeyrek, devrilmek üzere olan pazar brandasının direğini bırakmayınca metrelerce havaya yükseldi. O anlar, cep telefonu kamerasına yansıdı.
    Uçuyorsam sebebi var!
    KUVVETLİ RÜZGARDA PAZARCI BRANDA DİREĞİNİ BIRAKMAYAN PAZARCI, METRELERCE HAVAYA YÜKSELDİ (/İSTANBUL-İHA)
    İstanbul Sultanbeyli’de etkili olan kuvvetli rüzgar sırasında ilginç anlar yaşandı. Pazarcı Ömer Zeyrek, devrilmek üzere olan pazar brandasının direğini bırakmayınca metrelerce havaya yükseldi. O anlar, cep telefonu kamerasına yansıdı.
    Uçuyorsam sebebi var!
    KUVVETLİ RÜZGARDA PAZARCI BRANDA DİREĞİNİ BIRAKMAYAN PAZARCI, METRELERCE HAVAYA YÜKSELDİ (/İSTANBUL-İHA)
    İstanbul Sultanbeyli’de etkili olan kuvvetli rüzgar sırasında ilginç anlar yaşandı. Pazarcı Ömer Zeyrek, devrilmek üzere olan pazar brandasının direğini bırakmayınca metrelerce havaya yükseldi. O anlar, cep telefonu kamerasına yansıdı.
  • MSB: Eurofighter eğitimleri ağustosta başlayacak

    MSB: Eurofighter eğitimleri ağustosta başlayacak

    Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Eurofighter Typhoon tedarik süreci ile Hava Harp Okulu öğrencisi Veli Bilgin’in vefatına ilişkin açıklamalarda bulundu. Eurofighter Typhoon tedariki kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi veren Bakanlık, “Eurofighter tedariki kapsamında 2026 yılı Ağustos ayı içerisinde uçucu personelin Birleşik Krallık’a gönderilerek kısa zamanda uçuş eğitimlerine başlanması planlanmaktadır. İmzalanan sözleşme kapsamında yıllara sari olarak Birleşik Krallık’a uçucu ve bakım personeli gönderilmeye devam edilecektir” açıklamasında bulundu.

    “ADLİ TIP SONUÇ RAPORU BEKLENMEKTEDİR”

    Hava Harp Okulu öğrencisi Veli Bilgin’in vefatına ilişkin idari ve adli incelemelerin sürdüğünü belirten Bakanlık, şu ifadeleri kullandı: “Hava Harp Okulu öğrencisi Veli Bilgin’in vefatı ile ilgili derhal başlatılan idari ve adli tahkikat büyük bir hassasiyetle sürdürülmektedir. Olay tüm yönleriyle titizlikle incelenmekte olup kesin ölüm nedenini belirleyecek adli tıp sonuç raporu beklenmektedir. Adli süreç ve idari tahkikattan elde edilen bulgular kamuoyuyla paylaşılacaktır.”

    “VARSAYIMA DAYALI DEĞERLENDİRMELERDEN KAÇINILMALI”

    Bilgin’in ailesinin acısına saygı gösterilmesi ve varsayıma dayalı değerlendirmelerden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Bakanlık, “Bu nedenle resmî açıklamalar dışında sosyal medyada paylaşılan tahmine ve olasılıklara dayalı yorumlar ile kamuoyunu yanıltmaya yönelik iddialara itibar edilmemesi önemle rica olunur” ifadelerine yer verdi. >>>İHA  

  • İneğine ağlamıştı, Ayni teyzenin yüzü artık gülüyor

    İneğine ağlamıştı, Ayni teyzenin yüzü artık gülüyor

    İlçeye 30 kilometre mesafedeki Yeniışık köyünde yaşayan ve geçimini sağladığı ineğinin 200 metrelik uçurumdan yuvarlanarak telef olması üzerine gözyaşı döken Ayni Özbek’in çaresizliği, İhlas Haber Ajansı (İHA) tarafından gündeme taşındı. Yürekleri dağlayan haberin ardından harekete geçen Dünyada Son Umut Derneği, acılı aileye destek oldu. Dernek Başkanı Onur Akman, köyü ziyaret ederek, aileye 2 inek ve 2 buzağı teslim etti.

    İneğine ağlamıştı, Ayni teyzenin yüzü artık gülüyor

    “ÖZBEK AİLESİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMEK İSTEDİK”

    Dünyada Son Umut Derneği Başkanı Onur Akman, Ayni Özbek’in yaşadığı üzüntüyü haberlerde gördükten sonra hemen harekete geçtiklerini söyledi. Akman, “Ayni teyzemizin çaresizce feryat ettiği ve ineğine sarılarak gözyaşı döktüğü o anlar hepimizin içini acıttı. Bir ailenin tek geçim kaynağını, adeta bir ferdini kaybetmesine sessiz kalamazdık. Dernek olarak hemen bölgeye ulaşarak ailemizin mağduriyetini gidermek istedik. Teyzemize 2 inek ve 2 buzağı teslim ederek hem geçimini yeniden sağlamasını hem de torunlarının sütsüz kalmamasını hedefledik. Onların yüzündeki tebessüm bizim için en büyük mükafattır” dedi.

    İneğine ağlamıştı, Ayni teyzenin yüzü artık gülüyor

    “DÜNYALAR BENİM OLDU”

    Yeni hayvanlarına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan 7 çocuk annesi Ayni Özbek ise, dernek yetkililerine ve sesini duyuran basına teşekkür ederek, “Gözüm gibi baktığım, çocuklarımın ve torunlarımın nafakasını çıkardığım ineğim uçurumdan düşüp ölünce ciğerim yandı. O an ne yapacağımı, çocuklarımı nasıl geçindireceğimi bilemedim. Allah razı olsun sesimizi duydular ve bize el uzattılar. İneğimi kaybettiğimde dünyam başıma yıkılmıştı ama şimdi bana verilen 2 inek ve 2 buzağı ile dünyalar benim oldu. Emeği geçen, vesile olan herkese dualar ediyorum” ifadelerini kullandı. Yapılan yardımla Özbek ailesinin mağduriyeti giderilirken, köy halkı da gösterilen dayanışmadan dolayı dernek yönetimine teşekkür etti.

    İneğine ağlamıştı, Ayni teyzenin yüzü artık gülüyor

    VAKİT KAYBETMEDEN DESTEK SAĞLADI

    Ailenin durumunu İHA’nın haberinden öğrenen gazeteci ve sosyal medya içerik üreticisi Erhan İdiz, mağduriyetin giderilmesi amacıyla vakit kaybetmeden destek sağladı. Zorlu yol şartlarına rağmen Yeniışık köyüne giderek aileyi ziyaret eden İdiz, temin ettiği sağmal ineği Ayni Özbek’e bizzat teslim etti.

    İneğine ağlamıştı, Ayni teyzenin yüzü artık gülüyor

    “HABERDEKİ FERYADA KAYITSIZ KALAMAZDIK”

    Köyde Özbek ailesiyle bir araya gelen gazeteci Erhan İdiz, basında yer alan görüntülerin toplumun her kesiminde derin bir üzüntü oluşturduğunu ifade ederek, “Ayni teyzemizin çaresizce feryat ettiği ve kaybettiği ineğinin ardından gözyaşı döktüğü o haber görüntüleri hepimizin yüreğini sızlattı. Bir ailenin tek geçim kapısını, evinin bir parçası gibi gördüğü canını kaybetmesine kayıtsız kalamazdık. İHA’nın gündeme getirdiği bu mağduriyeti bir nebze olsun dindirmek adına en kısa sürede köye ulaştık. Teyzemize 1 inek teslim ederek hem geçimini yeniden temin etmesini hem de çocukların sütsüz kalmamasını amaçladık. Yüzlerindeki o küçük tebessümü görmek bizim için en büyük mutluluktur” dedi.

    İneğine ağlamıştı, Ayni teyzenin yüzü artık gülüyor

    “SESİMİZİ DUYURAN BASINDAN ALLAH RAZI OLSUN”

    İHA’nın haberi sayesinde sesini duyurarak yeni ineklerine kavuşmanın heyecanını yaşayan 7 çocuk annesi Ayni Özbek ise, “Gözüm gibi baktığım, evlatlarımın ve torunlarımın rızkını çıkardığım ineğim uçurumdan düşüp ölünce adeta ciğerim yandı. O an ne yapacağımı, çocuklarımı nasıl geçindireceğimi bilemeyip çaresiz kaldım. Allah razı olsun, sesimizi İhlas Haber Ajansı aracılığıyla duydular, bize sahip çıktılar. İneğimi kaybettiğim gün dünyam kararmıştı ama şimdi bana getirilen bu inekle yeniden hayata tutundum, dünyalar benim oldu. Emeği geçen, vesile olan herkese geceli gündüzlü dua ediyorum” dedi.

    Köy sakinleri de haberle seslerinin duyurulmasını sağlayan İhlas Haber Ajansına ve yardımı ulaştıran hayırseverlere sergiledikleri örnek dayanışma için teşekkür etti. >>>İHA

    İneğine ağlamıştı, Ayni teyzenin yüzü artık gülüyor İneğine ağlamıştı, Ayni teyzenin yüzü artık gülüyor

  • “Basınımız, Cumhuriyetimizin kökleşmesinde önemli bir yere sahip”

    “Basınımız, Cumhuriyetimizin kökleşmesinde önemli bir yere sahip”

    Taytak mesajında, “24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü ‘Gazeteciler ve Basın Bayramı’ olarak kutlanmaktadır. Toplumsal değerlere saygılı, kişi hak ve özgürlüklerini koruyup gözetmeyi temel görev sayarak, kamuoyuna doğru ve tarafsız haber alma ihtiyacını sağlayan basın kuruluşları, aynı zamanda demokrasimizin güçlenmesine de katkı sağlamaktadır. Kamu yönetimi ile vatandaşlarımız arasında önemli bir işlev görevi gören basınımız demokrasinin ve Cumhuriyetimizin kökleşmesinde önemli bir yere sahiptir. Tarihin her döneminde milletin gözü, kulağı ve sesi olan basın kamuoyunun haber alma hakkına katkıda bulunma görevini ilkeli ve tarafsız gazetecilik anlayışı içerisinde başarı ile yerine getirmiştir. İlimizde faaliyette bulunan yerel gazete, dergi, radyo ve televizyonlarımız ve ulusal haber ajansı temsilcilerimiz ile tüm basın mensuplarımızın ‘24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutlar, çalışmalarında başarılar dilerim” dedi. >>>Haber Merkezi

  • “Yaşanan süreç, CHP’yi parçalama girişimidir”

    “Yaşanan süreç, CHP’yi parçalama girişimidir”

    Fırat, CHP’nin mevcut il başkanları ve yöneticilerinin görevleri gereği partinin genel başkanını temsil etmeleri gerektiğini belirterek, buna rağmen eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ağır eleştirilerde bulunmalarını sert sözlerle eleştirdi. “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanıdır. İl başkanlarını görevden alabilirsiniz, mevcut yönetimi değiştirebilirsiniz. Ancak siz o makamda Sayın Kılıçdaroğlu’nu temsil etmeniz gerekirken çıkıp kendisine en ağır hakaretleri ediyorsunuz. Onun oturması gereken kürsüyü işgal ediyor, o kürsüden Cumhuriyet’e ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

    “YURT DIŞINDAN MEDYAYA YÖN VERİLİYOR” İDDİASI

    Programda dikkat çeken bir başka iddiayı da gündeme taşıyan Ali Haydar Fırat, bazı çevrelerin yurt dışından Türkiye’deki medya organlarını yönlendirdiğini öne sürdü. Fırat, bu süreçte Kemal Kılıçdaroğlu’nun sistematik şekilde itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını savunarak şu ifadeleri kullandı:

    “Yurt dışından Türkiye’deki medya yapılarına yön veriliyor. ‘Kemal Kılıçdaroğlu’nu itibarsızlaştırın, Özgür Özel’in ve ekibinin önünü açın’ anlayışıyla hareket edildiği yönünde ciddi iddialar var.”

    “KARARLAR EKREM İMAMOĞLU’NUN DENETİMİNDEN GEÇİYOR”

    Ali Haydar Fırat, CHP’deki karar alma mekanizmalarının da Ekrem İmamoğlu’nun etkisi altında olduğunu iddia ederek, “Bütün karar alma süreçleri tamamen Ekrem Bey’in denetiminden geçiyor. Hayatında bir üniversite kantininde solculara selam vermemiş bir adamın arkasına koskoca parti dizildi. Ekrem Bey solcu değildir, Atatürkçü değildir.” dedi.

    “PARTİNİN İMKÂNLARI PARTİ İÇİ MÜCADELEDE KULLANILIYOR”

    CHP’nin kurumsal imkanlarının parti içi hesaplaşmalarda kullanıldığını öne süren Fırat, parti binaları, makam araçları ve teşkilat yapısının belirli bir grubun kontrolüne geçtiğini iddia etti.

    “Partinin imkânlarını kullanıyorsunuz. Makam araçlarını kullanıyorsunuz. İl binalarındaki koltukları ele geçirme teşebbüsünü bile aştınız. Buna tenezzül ediyorsunuz, ardından da ‘Baba ocağı’ diyorsunuz. Baba ocağına bunu kim yapar?” ifadelerini kullandı.

    “BU SÜREÇ YENİ PARTİ KURMA GİRİŞİMİDİR”

    Fırat, CHP’de yaşanan gelişmelerin yeni bir siyasi oluşumun hazırlığı olduğunu öne sürerek, “Yaşanan süreç esasında yeni parti kurma sürecidir. Cumhuriyet’in en önemli kalelerinden birini yıkma, CHP’yi parçalama girişimidir.” değerlendirmesinde bulundu.

    “13 YIL BOYUNCA SİZİ TAŞIYAN GENEL BAŞKANA BUNU YAPANLAR…”

    Programın sonunda en dikkat çeken açıklamasını yapan Ali Haydar Fırat, CHP yönetimine yönelik sert eleştirilerini şu sözlerle tamamladı: “Sizi 13 yıl boyunca sırtında taşımış, genel başkanlık yapmış bir insana bunu yapanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne neler yapmazlar? Mesele tam da budur.” Kanal 3 ekranlarında yayınlanan “Sınırsız” programında Kanal 3 Gazete 3 Genel Müdürü Selcen Dilek Çöygün’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda dile getirilen bu açıklamalar, CHP’de yaşanan son gelişmelere ilişkin siyasi tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. >>>Berna TÜRKSOY

  • Uçurumdan düşerek telef olan ineğine sarılıp saatlerce ağladı

    Uçurumdan düşerek telef olan ineğine sarılıp saatlerce ağladı

    İlçeye 30 kilometre mesafedeki Yeniışık köyünde yaşayan Özbek ailesinin bin bir emekle büyüttüğü ve evlerinin adeta neşesi olan inek, otladığı sırada dengesini kaybederek yaklaşık 200 metreden uçuruma yuvarlandı. İneğin telef olduğunu öğrenen 7 çocuk annesi Ayni Özbek, olayın yaşandığı sarp araziye koştu. Yıllardır gözü gibi baktığı, ailesinin geçimini ve torunlarının sütünü sağladığı ineğinin telef olduğunu gören Özbek, gözyaşı dökerek uzun süre başından ayrılamadı.

    “BENİM DÜNYAM BAŞIMA YIKILDI”

    Yaşadığı derin üzüntüyü anlatan Ayni Özbek, sabah saatlerinde aldığı haberle adeta yıkıldığını dile getirdi. Ailesinin tek geçim kaynağını kaybetmenin çaresizliğini yaşadığını belirten Özbek, duygularını şu sözlerle aktardı: “Sabah saatlerinde ineğimizin, o bizim tek dayanağımızın ölüm haberini aldığımda dünyam başıma yıkıldı. Dik dağlardan 200 metre yuvarlanıp can vermiş. Ailece büyük bir acı ve çaresizlik içindeyiz çünkü bizim ondan başka hiçbir tutunacak dalımız yoktu. Haberi alır almaz düştüğü yere koştum. Şimdi onu burada böylesine çaresizce nasıl bırakıp gideceğimi bilmiyorum. Evlatlarım, oğlum hepimiz bu ineğin sütüyle, bereketiyle geçiniyorduk. Şimdi ne yapacağız? Çok mağduruz.”

    “ÇOCUĞUMUZUN SÜTÜ BİLE KESİLDİ”

    Annesinin saatlerce telef olan hayvanın başında çaresizce gözyaşı döktüğünü söyleyen İshak Özbek, “İneğimiz her zamanki gibi sabahın erken saatlerinde otlamak için meraya çıkmıştı. Sanırım sabah saat 08.00 sularında o dik uçurumdan dengesini kaybedip düşmüş. Biz öğlen saatlerinde yanına vardığımızda karşılaştığımız manzara karşısında adeta donup kaldık. Annem saatlerdir o soğuk kayalıkların üzerinde oturmuş, can dostunun başında durmaksızın ağlıyor. Bu inek sadece bir hayvan değildi, bizim evimizin rızkıydı. Şimdi küçücük çocuğumuzun içeceği bir damla süt bile kesildi. Tamamen çaresiz ve mağdur durumdayız” dedi. >>>İHA

    Uçurumdan düşerek telef olan ineğine sarılıp saatlerce ağladı
    HAKKARİ’NİN YÜKSEKOVA İLÇESİNDE, AİLESİNİN TEK GEÇİM KAYNAĞI OLAN İNEĞİN UÇURUMDAN DÜŞEREK TELEF OLMASI ÜZERİNE 7 ÇOCUK ANNESİ AYNİ ÖZBEK’İN GÖZYAŞI DÖKMESİ GÖRENLERİN YÜREĞİNİ DAĞLADI. (METİN TEK/HAKKARİ-İHA)
    Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde, ailesinin tek geçim kaynağı olan ineğin uçurumdan düşerek telef olması üzerine 7 çocuk annesi Ayni Özbek’in gözyaşı dökmesi görenlerin yüreğini dağladı.
  • GAZETECİLİK ve DEMOKRASİ

    GAZETECİLİK ve DEMOKRASİ

    24 Temmuz, Türkiye’de Türk basınından sansürün kaldırılmasının yıl dönümü.

    1. Meşrutiyet’in ilan edildiği 24 Temmuz 1908’de çıkan gazeteler, ilk kez sansür memurlarına basılmadan önce sunulmadan özgürce yayınlandı.

    Türk basın tarihi için bu olay bir dönüm noktası.

    Bu yüzden 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü kabul edilir.

    GÜNÜMÜZDE GAZETECİLİK

    Gazetecilik zor zamanlardan geçiyor.

    Bazı verileri paylaşalım…

    Yerelde ve yaygın medyada gazetecilerin iş ve can güvenliği yok.

    12 bini aşkın gazeteci işsiz.

    Basın sektöründeki işsizlik oranı yüzde 30’u aştı.

    Doğrusunu isterseniz gazeteciler yaşadıkları bölge ve yörenin hafızasıdır.

    Yayın organları kapatılıp binlerce gazeteci işsiz bırakılarak ülkenin hafızası siliniyor aslında

    ‘Basın Özgürlüğü’ lafta kaldı.

    Ya iktidar yanlısı ya da karşısı olmaya zorlanıyor.

    Günümüzde iktidar basın sektörünün yüzde 90’ına egemen durumda.

    Yayın yasakları, sansür ve oto sansürü görülmeye devam ediyor.

    Bu ortamda halkın haber alma, bilgilenme hakkını sağlamaya çalışan yoksulluk sınırında maaş alan meslektaşlarımız gazetecilik adına bazen hapiste bazen duruşma salonlarında hesap verir halde.

    Kontrol ve denetim kurumu olması gereken BİK ve RTÜK iktidarın sansür aygıtı gibi.

    BİK resmi ilan kesintisiyle, RTÜK de verdiği yayın durdurma ve para cezalarıyla bağımsız yayın organlarını ekonomik olarak zora sokacak bir işlev üstlenmemeli.

    GAZETECİ HALKIN GÖZÜ KULAĞI SESİ OLMALI

    Peki gazeteci taraf olmalı mı?

    Evet

    Gazeteci her daim taraftır.

    Güçsüzün,

    Yoksulun, ötekileştirilenin ve ‘Sesini duyuramayanların’ yanındadır…

    Gazeteci, önce halka ve gerçeğe karşı sorumludur. Ekonomik zorluk yaşayan yayın organlarında gazeteciler yoksulluk sınırında ücretle çalışıyor. Hakkaniyetli bu işi yapan şantajdan uzak olan kalemini asla satmayan medya sahibi de ekonomik kıskaç altında ne yazık ki.

    Telif ücretleri bile büyük külfet getiriyor.

    Bir anlamda bir dokun bin dinle misali dert çok peki çözüm ne?

    SORUNLARI ÇÖZMEK 

    Gazetecilere yönelik halkın haber alma hakkı için görev yapan gazetecilerin Basın İş Kanunu’na bağlı olarak çalıştırılmaları sağlanmalıdır.

    Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün de ancak gazetecinin sosyal hakları, çalışma koşulları, iş güvencesinin korunduğu bir ortamda gerçek anlamda var olabileceği unutulmamalıdır.

    Gazetecilerin sendikalaşması engellenmemelidir.

    İnternet medyasında çalışanlar Basın İş Kanunu kapsamına alınmalıdır.

    Gazetecilerin tutuksuz yargılanması sağlanmalıdır.

    BİK ve RTÜK kamu kurumları her medya kuruluşuna eşit uzaklıkta ve daha objektif olmalıdır.

    Ayrıca BİK ve RTÜK’te gazetecilerin ağırlıkta olması gerekir.

    Gazetecilere akreditasyon uygulamasından hakkaniyet esasına uyulmalıdır.

    Gazeteciler toplantılarda röportajlarda anlaşmalı sorular yerine özgürce sorular sormalıdır.

    Medya üzerindeki baskı sadece iktidar tarafından değil iktidarın kurdurduğu adında gazetecilik olan kuruluşlar tarafından da sürdürülmektedir.

    Tek tip gazeteci, tek tip haber anlayışını yerleştirme çabasına son verilmelidir.

    Gazetecileri hak ve sorunlarına sahip çıkması umulan ve beklenen dernek cemiyet benzeri STK yönetimlerinde alanda çalışan ter akıtan basın emekçileri bulunmalıdır.

    HALKLA İLİŞKİLER GAZETECİLİK Mİ?

    Çuvaldızı da kendimize batıralım biraz da

    Bakın

    Gazeteci halkla ilişkiler değildir. Haber adı altında gizli ve açık reklam yapmak güveni zedeler.

    Bu yüzden gazeteci kişilik haklarına saygı düsturu altında akıl vicdan ilkesine bağlı gerçeğin yanında olmalıdır.

    Çünkü

    Gazetecilik halkın haber alma, bilgilenme hakkına hizmet eden saygın, onurlu bir meslektir.

    Unutmayalım ki

    Gazetecilik demokrasinin göstergesidir.

    Mutlu ve aydınlık yarınlara…

  • Nükleer satrançta yeni hamle

    Nükleer satrançta yeni hamle

    ABD–Suudi Anlaşması Ortadoğu’yu nasıl değiştirecek?

    Ortadoğu’da güç dengeleri çoğu zaman petrol, savaşlar ve diplomatik krizler üzerinden okunur. Ancak bu kez oyunun merkezinde petrol kuyuları değil, nükleer reaktörler var. ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan sivil nükleer iş birliği anlaşması yalnızca iki ülke arasındaki ekonomik bir ortaklık değil; önümüzdeki yılların jeopolitik rekabetini şekillendirebilecek stratejik bir hamle niteliği taşıyor.

    Washington anlaşmayı “barışçıl nükleer iş birliği” olarak tanımlıyor. Verilen mesaj açık: Suudi Arabistan enerji çeşitliliğini artıracak, Amerikan şirketleri milyarlarca dolarlık yeni bir pazara girecek, nükleer güvenlik standartları korunacak. Ancak diplomatik açıklamaların satır aralarına bakıldığında asıl tartışmanın teknik değil, siyasi olduğu görülüyor.

    Çünkü herkesin aklındaki soru aynı: Bu anlaşma Riyad’a gelecekte nükleer silaha giden yolu açabilir mi?

    Bugün için bu soruya kesin bir “evet” demek mümkün değil. Zaten anlaşmanın kamuoyuna açıklanmayan en kritik maddesi de tam burada düğümleniyor. Eğer Suudi Arabistan kendi topraklarında uranyum zenginleştirme hakkı elde ederse, bu yalnızca enerji üretimi anlamına gelmeyecek. Aynı teknoloji, belirli koşullar altında nükleer silah üretiminin de ilk aşamasını oluşturuyor.

    ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio bunun mümkün olmayacağını, en sıkı denetim mekanizmalarının uygulanacağını söylüyor. Fakat uluslararası ilişkilerde verilen siyasi garantilerin zaman içinde değişebildiğini tarih defalarca gösterdi. İran da yıllarca nükleer programının tamamen sivil amaçlı olduğunu savunmuştu. Bugün yaşanan krizlerin temelinde ise tam da bu güvensizlik yatıyor.

    İsrail’in verdiği tepkiler de dikkat çekici. Resmi açıklamalar temkinli olsa da eski güvenlik bürokrasisinin önemli isimleri oldukça endişeli. Onlara göre bugün enerji için kurulan altyapı, yarının silah programına dönüşebilir. Bu kaygı yalnızca İsrail’e özgü değil. Nükleer silahların yayılmasını önlemeye çalışan çevreler de benzer uyarılar yapıyor.

    Aslında Washington’un bu anlaşmayla vermek istediği ikinci bir mesaj daha var. İran’a…

    Son dönemde Tahran ile yürütülen nükleer müzakerelerin tıkanması, ABD’yi bölgesel müttefiklerini daha güçlü şekilde desteklemeye yöneltti. Riyad’a verilen bu stratejik destek, İran’a karşı “yalnız değilsin” mesajı kadar “alternatiflerimiz var” mesajını da içeriyor.

    Ancak Ortadoğu’da hiçbir stratejik hamlenin tek taraflı sonucu olmaz. Bir ülkenin güvenliğini artıran adım, başka bir ülkenin tehdit algısını büyütebilir. Bu da yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebilir.

    İşte tam da bu nedenle uzmanların önemli bölümü anlaşmanın teknik boyutundan çok psikolojik etkisine dikkat çekiyor.

    Türkiye açısından neden önemli?

    Bu gelişmenin Ankara için taşıdığı anlam ise sanıldığından çok daha büyük.

    Türkiye son yıllarda Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile sivil nükleer enerji ligine adım attı. Sinop ve Trakya’da planlanan yeni santral projeleri de gündemde. Ancak Türkiye bugüne kadar nükleer enerji politikasını tamamen uluslararası denetim ve enerji güvenliği ekseninde yürüttü.

    Suudi Arabistan’ın uranyum zenginleştirme hakkı elde etmesi halinde bölgede yeni bir standart oluşabilir. Bu durum yalnızca Riyad ile sınırlı kalmayabilir. Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve ilerleyen süreçte başka bölge ülkeleri de benzer taleplerde bulunabilir.

    Ortadoğu’da nükleer teknolojiye sahip ülke sayısının artması ise Türkiye’nin güvenlik hesaplarını doğrudan etkileyecektir.

    Ankara bir yandan NATO üyesi olarak Batı güvenlik mimarisinin parçası olmayı sürdürürken diğer yandan Rusya ile enerji alanındaki iş birliğini devam ettiriyor. Böyle karmaşık bir denklemde Körfez’deki nükleer kapasitenin büyümesi, Türkiye’nin hem savunma planlamasını hem de dış politikasını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.

    Ekonomik açıdan da tablo dikkat çekici.

    ABD şirketlerinin Suudi Arabistan’da milyarlarca dolarlık nükleer yatırımlara yönelmesi, bölgede yüksek teknoloji rekabetini hızlandıracak. Türkiye’nin savunma sanayisinde yakaladığı ivmeyi enerji teknolojilerine de taşıyabilmesi için nükleer mühendislikten ileri malzeme teknolojilerine kadar yeni yatırımlar yapması gerekecek.

    Yeni dönemin başlangıcı

    Bu anlaşmanın etkileri yarın ortaya çıkmayacak.

    Bir nükleer programın kurulması yıllar, hatta on yıllar alıyor. Ancak uluslararası siyasette bazı anlaşmalar vardır ki sonuçlarından çok yarattıkları algıyla tarihe geçer.

    ABD-Suudi Arabistan nükleer anlaşması da bunlardan biri olmaya aday görünüyor.

    Washington bu hamleyle hem Çin ve Rusya’nın Körfez’deki etkisini sınırlamayı hem de İran üzerinde yeni bir baskı unsuru oluşturmayı hedefliyor. Riyad ise yalnızca enerji alanında değil, jeopolitik statüsünde de yeni bir sayfa açıyor.

    Fakat Ortadoğu’nun yakın tarihi bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Bu coğrafyada hiçbir teknoloji yalnızca teknoloji olarak kalmıyor; her yatırım, her anlaşma ve her yeni kapasite aynı zamanda yeni bir güç mücadelesinin parçasına dönüşüyor.

    Bugün “barışçıl nükleer enerji” diye başlayan süreç, yarının diplomatik krizlerinin ya da yeni güvenlik mimarisinin temel taşı olabilir.

    Türkiye’nin bu gelişmeyi yalnızca komşu ülkelerin enerji politikası olarak değil, kendi güvenliği, enerji stratejisi ve bölgesel rolü açısından dikkatle izlemesi gereken bir döneme girildiği açık. Çünkü Ortadoğu’da değişen her denge, er ya da geç Ankara’nın hesap masasına da yansıyor.

  • Ege’nin bereketi 128 ülkeye ulaştı

    Ege’nin bereketi 128 ülkeye ulaştı

    Egeli yaş meyve sebze ihracatçıları Japonya ve Güney Kore’ye düzenleyeceği ticaret heyetiyle Uzak Doğu açılımını hızlandırıyor. Sektör, Çin pazarının yeniden açılmasıyla Türk kirazı için önemli bir fırsat doğmasını bekliyor.

    Ege'nin bereketi 128 ülkeye ulaştı

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “2025 yılını sektörümüz adına başarılı bir yıl olarak değerlendiriyoruz. Üyelerimizin emeği ve alın teriyle, 128 ülkeye 1 milyar 231 milyon dolarlık yaş meyve, sebze ve mamulleri ihracatı gerçekleştirdik. Bu performansla Birliğimiz, Ege Bölgesi’nde bitkisel ürün ihracatının lideri konumunu korumuştur. Türkiye’nin toplam yaş meyve sebze ve mamulleri ihracatının yaklaşık beşte biri Birliğimiz üyeleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Narenciyeden incire, üzümden salça ve turşuya kadar yüzü aşkın ürünümüz dünya pazarlarına ulaşmıştır. Bu tablo, Ege topraklarının bereketini ve üyelerimizin küresel rekabet gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Üreticisinden ihracatçısına kadar bu zincirde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.” dedi.

    Ege'nin bereketi 128 ülkeye ulaştı

    EN FAZLA İHRAÇ EDİLEN ÜRÜNLER KİRAZ, DOMATES, MANDALİNA VE ŞEFTALİ

    2026 yılına da güçlü bir başlangıç yaptıklarını vurgulayan Başkan Balık, 2025 yılının Ocak–Haziran döneminde 559 milyon dolar olan ihracatın 2026 yılının aynı döneminde 572 milyon dolara yükseldiğini söyledi.

    Cengiz Balık, “Küresel ekonomideki tüm belirsizliklere ve lojistik zorluklara rağmen elde edilen bu artış, sektörümüzün dayanıklılığının ve üyelerimizin azminin en somut göstergesidir. Bu dönemde yaş meyve ve sebze grubunda en fazla ihraç ettiğimiz ürünler kiraz, domates, mandalina ve şeftali olmuştur. Özellikle kirazda ulaştığımız kalite ve pazar çeşitliliği, Türk kirazını dünya sofralarının aranan ürünü haline getirmiştir. Meyve sebze mamulleri grubunda ise kuru domates, kornişon turşusu, biber turşusu, sebze konserveleri ve elma suyu ihracatımızın lokomotif ürünleri olmuştur.” diye konuştu.

    Ege'nin bereketi 128 ülkeye ulaştı

    ALMANYA, AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ, RUSYA, İNGİLTERE VE HOLLANDA İLK BEŞ ÜLKE

    Başkan Balık, “En fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler sıralamasında Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Hollanda ilk beş sırada yer almaktadır. Bu tablo, hem geleneksel pazarlarımızdaki güçlü konumumuzu koruduğumuzu hem de okyanus ötesi pazarlarda kalıcı bir varlık oluşturduğumuzu göstermektedir. Pazar çeşitlendirme stratejimiz kapsamında fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına ağırlık veriyoruz. 2025 yılı ve 2026 yılının ilk çeyreğinde fuar ve heyet katılımlarımız kesintisiz devam etmiştir. Birliğimizce yürütülen UR-GE projesi kapsamında İngiltere, Norveç ve Kanada’ya ticaret heyetleri düzenledik. Turkish Tastes Turquality projemiz kapsamında ise ürünlerimizin Amerika Birleşik Devletleri’nde prestijli ortamlarda tanıtılması için yoğun bir çalışma yürüttük.” dedi.

    JAPONYA VE GÜNEY KORE’YE SEKTÖREL TİCARET HEYETİ

    Pazar çeşitlendirmede bir sonraki adımın Uzak Doğu olacağı bilgisini veren Balık sözlerine şöyle devam etti: “20-29 Kasım 2026 tarihleri arasında Japonya ve Güney Kore’ye yönelik sektörel bir ticaret heyeti düzenleyeceğiz. Yüksek alım gücüne ve kaliteli ürüne değer veren tüketici profiline sahip bu iki önemli pazarda, üyelerimizin potansiyel alıcılarla ikili iş görüşmeleri gerçekleştirmesini ve ürünlerimizin tanıtımını en etkin şekilde yapmasını hedefliyoruz. Uzak Doğu pazarlarında kalıcı bir varlık oluşturmanın, sektörümüzün uzun vadeli büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz.”

    Ege'nin bereketi 128 ülkeye ulaştı

    ÇİN MAKAMLARININ ÜLKEMİZDEN KİRAZ İTHALATINA YENİDEN İZİN VERMESİNİ BEKLİYORUZ

    Kiraz özelinde önemli bir gelişmeyi de paylaşan Başkan Balık, Türkiye’den Çin Halk Cumhuriyeti’ne kiraz ihracatının yeniden başlatılmasına yönelik çalışmalar kapsamında şunları anlattı:  “Çin Halk Cumhuriyeti Gümrükler Genel İdaresi’nden teknik uzmanlardan oluşan bir heyet, 22-28 Haziran 2026 tarihleri arasında ülkemizi ziyaret ederek kiraz bahçelerinde, paketleme tesislerinde ve soğuk işlem ile fumigasyon uygulama merkezlerinde incelemelerde bulunmuştur. Heyete, kirazımızın bahçeden sofraya uzanan izlenebilirlik süreci ve gıda güvenliği uygulamalarımız yerinde aktarılmıştır. Heyetin hazırlayacağı rapor doğrultusunda Çin makamlarının ülkemizden kiraz ithalatına yeniden izin vermesini bekliyoruz. Yılda yaklaşık 600 bin ton kiraz ithal eden ve dünyanın en büyük kiraz ithalatçısı konumundaki Çin pazarının açılması sürecinin olumlu sonuçlanmasının, Türk kirazına yepyeni bir ufuk açacağına inanıyoruz.”

    Ege'nin bereketi 128 ülkeye ulaştı

    Cengiz Balık, “Bu güzel performansın asıl sahibi, üreticisinden ihracatçısına kadar emek veren tüm üyelerimizdir. Kendilerine, Birliğimizin değerli çalışanlarına, desteklerini her zaman yanımızda hissettiğimiz Ticaret Bakanlığımıza, Tarım ve Orman Bakanlığımıza, ve iş birliği yaptığımız tüm kurumlarımıza şükranlarımı sunuyorum.” diyerek sözlerini noktaladı. >>>Haber Merkezi

    Ege'nin bereketi 128 ülkeye ulaştı Ege'nin bereketi 128 ülkeye ulaştı

  • Yeni partinin kuruluşu ne zaman?

    Yeni partinin kuruluşu ne zaman?

    Özgür Özel, bugün yeni parti hazırlıkları kapsamında “Seçilmiş Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK)” toplantılarına katıldı. Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda yeni kurulacak partinin yol haritası, kuruluş süreci, isim ve logo çalışmalarının ele alındığı belirtildi. Ayrıca toplantıda, yeni siyasi oluşumun kuruluş sürecine ilişkin teknik hazırlıkların da değerlendirildiği ifade edildi. Özel, PM ve MYK toplantıları sonucu yaptığı açıklamada, “Partinin siyasi kuruluşunu milletimizle birlikte ağustos-eylül ayında yapacağız. O kuruluşla birlikte yeni partimize katılacağız” dedi.

    Özel, dün gerçekleştirilen CHP Grup Toplantısında, yeni bir siyasi parti kuracaklarını açıklamış ve partinin ilk adımını milletvekilleriyle birlikte atacaklarını ifade etmişti. Özel, parti kurulum işlemlerinin tamamlanmasının ardından partinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ana muhalefet konumuna geleceğini vurgulamıştı. Parti isminin ise henüz resmen açıklanmadığı, kamuoyunda “Yeni Parti” isminin öne çıktığı ifade edildiği belirtilirken, toplantıların ardından yeni partinin kuruluş sürecine ilişkin önümüzdeki günlerde resmi adımların atılması bekleniyor. >>>İHA

    Yeni partinin kuruluşu ne zaman?
    CHP GRUP BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL, “PARTİNİN SİYASİ KURULUŞUNU MİLLETİMİZLE BİRLİKTE AĞUSTOS-EYLÜL AYINDA YAPACAĞIZ” DEDİ. (AHMET MERT FIRAT/ANKARA-İHA)
    CHP Grup Başkanı Özgür Özel, “Partinin siyasi kuruluşunu milletimizle birlikte ağustos-eylül ayında yapacağız” dedi.
  • 8 üniversitenin rektörü değişti

    8 üniversitenin rektörü değişti

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararlara göre, YÖK üyeliklerine, Prof. Dr. Kemal Şenocak ve Prof. Dr. İlhan İlkılıç atandı. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz ve Prof. Dr. Mürteza Bedir de YÖK üyeliğine seçildi.

    Atama kararlarına göre, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Gülçin Yahya Kaçar, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, İstanbul Gedik Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Feriha Erfan Kuyumcu, İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Emre Alkin, Mudanya Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Ahmet Kesik, Sanko Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Güner Dağlı, Türk-Alman Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Cemal Yıldız ve Yalova Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı getirildi. >>>AA

  • Türkiye yapay zekâya dünyadan daha iyimser bakıyor

    Türkiye yapay zekâya dünyadan daha iyimser bakıyor

    Araştırmada, Türkiye’de yapay zekâ kullanan ürün ve hizmetleri heyecan verici bulanların oranı yüzde 65 olurken, endişe duyduğunu belirtenlerin oranı yüzde 48’de kaldı. Ayrıca yapay zekânın faydalarının zararlarından fazla olduğunu düşünenlerin oranı Türkiye’de yüzde 65 ile 32 ülke ortalaması olan yüzde 55’in üzerine çıktı.

    Analizde, yapay zekâya yaklaşımda ülkeler arasında belirgin farklılıklar bulunduğu vurgulandı. Çin, Tayland, Endonezya ve Güney Kore gibi Asya ülkeleri yapay zekâya en olumlu yaklaşan ülkeler arasında yer alırken, Kanada, Avustralya ve ABD’de endişe düzeyinin daha yüksek olduğu belirtildi.

    Değerlendirmede, bu farklılığın yalnızca coğrafi değil, ülkelerin teknolojiye bakışından kaynaklandığı ifade edildi. Gelişmekte olan ve değişimi fırsat olarak gören ülkelerin yapay zekâyı ekonomik büyüme ve teknolojik sıçrama aracı olarak değerlendirdiği, Batılı ülkelerin ise etik, veri güvenliği ve düzenleme gibi risklere daha fazla odaklandığı kaydedildi.

    Türkiye’nin ise genel tabloda yapay zekâ konusunda iyimser bir konumda bulunduğu, ancak ekonomiye etkisi konusunda toplumun olumlu, olumsuz ve tarafsız görüşler arasında dengeli bir dağılım sergilediği aktarıldı. >>>Mustafa BAYER

  • Eğitimde rahatsızlanan öğrenci şehit oldu

    Eğitimde rahatsızlanan öğrenci şehit oldu

    Alınana bilgiye göre, dün saat 17.00 sıralarında Çiftlikköy ilçesine bağlı Taşköprü beldesinde bulunan 18’inci Ana Üs Komutanlığı’nda sürdürülen eğitim sırasında Hava Harp Okulu hazırlık sınıfı öğrencisi Veli Bilgin ile 3 askeri öğrenci rahatsızlandı. Olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince ilk müdahaleleri yapılan öğrenciler, ambulanslarla Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan öğrencilerden Veli Bilgin, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Diğer 3 öğrencinin tedavisinin devam ettiği öğrenildi. Güneş çarpması sonucu şehit düştüğü değerlendirilen Veli Bilgin’in naaşı memleketi Niğde’ye gönderilecek. >>>İHA

    Eğitimde rahatsızlanan öğrenci şehit oldu
    YALOVA’DAKİ HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI 18’İNCİ ANA ÜS KOMUTANLIĞI’NDA EĞİTİM SIRASINDA RAHATSIZLANAN HAVA HARP OKULU HAZIRLIK SINIFI ÖĞRENCİSİ VELİ BİLGİN, KALDIRILDIĞI HASTANEDE YAPILAN TÜM MÜDAHALELERE RAĞMEN KURTARILAMAYARAK ŞEHİT OLDU. AYNI EĞİTİMDE RAHATSIZLANAN 3 ÖĞRENCİNİN TEDAVİSİNİN İSE SÜRDÜĞÜ BİLDİRİLDİ. (ERHAN ERDOĞAN/YALOVA-İHA)
    Yalova’daki Hava Kuvvetleri Komutanlığı 18’inci Ana Üs Komutanlığı’nda eğitim sırasında rahatsızlanan Hava Harp Okulu hazırlık sınıfı öğrencisi Veli Bilgin, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Aynı eğitimde rahatsızlanan 3 öğrencinin tedavisinin ise sürdüğü bildirildi.

    Eğitimde rahatsızlanan öğrenci şehit oldu Eğitimde rahatsızlanan öğrenci şehit oldu Eğitimde rahatsızlanan öğrenci şehit oldu Eğitimde rahatsızlanan öğrenci şehit oldu

  • Faiz indirimi gelir mi? Gözler 23 Temmuz’da TCMB’de

    Faiz indirimi gelir mi? Gözler 23 Temmuz’da TCMB’de

    Yatırımcılar ve ekonomi çevreleri, bu toplantıda faiz indirimi gelip gelmeyeceğini yakından takip ediyor. Ancak ekonomistlerin ağırlıklı beklentisi, TCMB’nin bu ay politika faizinde değişikliğe gitmeyerek faizi sabit bırakacağı yönünde.

    Uzmanlar, küresel piyasalardaki belirsizlikler, jeopolitik riskler ve enflasyon görünümünün, Merkez Bankası’nın temkinli duruşunu korumasında etkili olduğunu değerlendiriyor. Özellikle ABD-İran gerilimi nedeniyle petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin de faiz indirimi ihtimalini zayıflattığı ifade ediliyor.

    Buna göre, piyasalar 23 Temmuz Perşembe günü saat 14.00’te açıklanacak TCMB faiz kararına odaklanmış durumda. Kararın yanı sıra, PPK metninde yer alacak mesajlar da piyasaların yönü açısından belirleyici olacak. >>>Mustafa BAYER 

  • Bunlar da Saga ephippigera: zararsız ve faydalı

    Bunlar da Saga ephippigera: zararsız ve faydalı

    İlçenin Kral Yolu mevkiinin farklı noktalarında dev etçil çekirgeler görüldü. Tarlalarda ve ormanlık alanlarda sıkça rastlanan, Latince ismi “Saga ephippigera” olan, büyüklüğü ve sesiyle dikkat çeken etçil çekirge kimi zaman da yiyecek sıkıntısı çektiğinde yerleşim yerlerinde de görülmesiyle biliniyor. Kral Yolu’nda gezide olan kokartlı tur rehberi Mehmet Musa, daha önce hiç karşılaşmadığı dev etçil çekirgeleri burada gördüğünü, çok farklı olduğunu ifade etti.

    Prof. Dr. Ali Satar ise etçil çekirgelerin boylarının 25 santimetreye kadar olabildiğini, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve diğer bölgelerin yüksek rakımlı yerlerinde yaşadığını söyledi. Bunların tamamen zararsız olduğuna dikkat çeken Satar, “İnsana, tarıma bir zararı yok. Tarıma faydası var. Çünkü zararlı böcekleri yediği için bu etçil çekirgelerin tarıma faydası çok. Dolayısıyla bunları korumamız lazım” dedi. >>>İHA

    Bunlar da Saga ephippigera: zararsız ve faydalı Bunlar da Saga ephippigera: zararsız ve faydalı Bunlar da Saga ephippigera: zararsız ve faydalı Bunlar da Saga ephippigera: zararsız ve faydalı

  • YKS sonuçları çarşamba günü açıklanacak

    YKS sonuçları çarşamba günü açıklanacak

    Adaylar, sonuçlarını ÖSYM’nin Aday İşlemleri Sistemi üzerinden T.C. Kimlik numaraları ve şifreleriyle görüntüleyebilecek. Sonuçların ilan edilmesiyle birlikte üniversite tercih sürecinin en önemli rehberi olan Yükseköğretim Programları ve Kontenjan Kılavuzu da yayımlanacak.

    Kılavuzda üniversitelerin kontenjanları, geçen yıl oluşan taban ve tavan puanlar, başarı sıralamaları, özel başvuru koşulları ve akreditasyon bilgileri yer alacak. Adaylar, tercihlerini bu bilgiler doğrultusunda belirleyerek ÖSYM’nin sistemi üzerinden işlemlerini gerçekleştirecek.

    Geçtiğimiz yıl uygulanan başarı sıralaması şartlarının bu yıl da büyük ölçüde korunması bekleniyor. Buna göre tıp, hukuk ve öğretmenlik gibi bazı bölümlerde belirlenen başarı sırası barajları tercih sürecinde önemini sürdürecek.

    ÖSYM’nin açıklayacağı tercih takviminin ardından adaylar, belirlenen süre içerisinde tercih listelerini oluşturabilecek ve tercih dönemi boyunca gerekli görüldüğünde güncelleme yapabilecek. >>>Haber Merkezi

    YKS sonuçları çarşamba günü açıklanacak

  • Instagram’a erişim sorunu: Milyonlarca kullanıcı hesaplarına ulaşamıyor

    Instagram’a erişim sorunu: Milyonlarca kullanıcı hesaplarına ulaşamıyor

    Gün içerisinde başlayan erişim problemi nedeniyle kullanıcılar ana akışlarını yenileyemiyor, hikâyeleri görüntüleyemiyor, mesaj gönderemiyor ve hesaplarına giriş yapmakta güçlük çekiyor. Yaşanan sorun kısa sürede sosyal medyanın diğer platformlarında gündem olurken, binlerce kullanıcı yaşadığı erişim problemini paylaşarak sorunun küresel çapta olup olmadığını sorgulamaya başladı.
    Erişim sorununun Instagram uygulamasının yanı sıra bazı kullanıcılar için web sürümünü de etkilediği belirtiliyor. Problemin kaynağına ilişkin platformun çatı şirketi tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmazken, sorunun sunucu kaynaklı olabileceği değerlendiriliyor.
    Uzmanlar, bu tür küresel erişim sorunlarında kullanıcıların hesap güvenliği konusunda endişe etmemesi gerektiğini, uygulamayı sürekli kaldırıp yeniden yüklemek veya şifre değiştirmek yerine resmi açıklamaların beklenmesinin daha doğru olacağını ifade ediyor.
    Instagram’daki erişim sorununun ne zaman tamamen giderileceği ise henüz bilinmiyor. Gelişmeler ve platformdan yapılacak resmi açıklamalar yakından takip ediliyor.>>>HABER MERKEZİ

  • Ardahan Valiliği’ne kim atandı?

    Ardahan Valiliği’ne kim atandı?

    Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 4’üncü maddeleri gereğince Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli görevden alındı.

    Yerine, Gaziantep Şehitkamil Kaymakamı Ömer Hilmi Yamlı’nın ataması yapıldı. >>>AA

  • Konut satışlarında haziranda yılın rekoru

    Konut satışlarında haziranda yılın rekoru

    Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) haziran ayına ilişkin konut ve iş yeri satış istatistiklerinden derlenen bilgiye göre, konut satışları haziranda yıllık bazda yüzde 16 artarak 129 bin 979 olarak gerçekleşti. İlk el konut satışları yüzde 23,1 artarak 43 bin 406 olurken, ikinci el konut satışları ise yüzde 12,5 yükselişle 86 bin 573’e ulaştı.

    Haziranda gerçekleşen toplam konut satış adedi yılın ilk yarısının en yüksek aylık verisi olarak kayıtlara geçti. Ayrıca son 4 yılın en yüksek haziran ayı satış adedi de görülmüş oldu.

    Öte yandan yılın ilk yarısındaki konut satışı 2025’in aynı dönemine göre yüzde 3,1 azalışla 699 bin 516’ya geriledi. Sektör temsilcileri, yılın ilk yarısına ilişkin verileri değerlendirdi.

    “KONUTA YÖNELİK TALEP CANLILIĞINI KORUYOR”

    Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz, satış rakamlarına ilişkin, “Haziranda konut satışlarının yılın en yüksek seviyesine ve son 4 yılın en güçlü haziran performansına ulaşması konuta yönelik talebin canlılığını koruduğunu gösteriyor.” dedi.

    Mayıstaki Kurban Bayramı tatili nedeniyle ertelenen bir kısım satış işlemlerinin hazirana kaymasının da bu güçlü performansta etkili olduğunu dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buna rağmen, özellikle ilk el konut satışlarının yüzde 23,1 artarak 43 bin 406 adede ulaşması ve toplam satışlar içindeki payının yüzde 33,4’e yükselmesi, yeni konutlara yönelik talebin güçlenmeye başladığını gösteren önemli bir gelişme. Ancak şunu gözden kaçırmamak gerekiyor ki birinci elde 2020’den bu yana yüzde 33’lü seviyelerdeyiz. 2015-2020 yılları arasında bu oranın yüzde 48’lerde olduğunu hatırlamamız gerekir.”

    Yılmaz, kredili satışlardaki artışın faizlerde henüz belirgin bir gerileme yaşanmamasına rağmen konut ihtiyacının ve ertelenmiş talebin güçlü olduğunu ortaya koyduğunun altını çizdi. Ocak-haziran döneminde konut satışlarının düşmesine değinen Yılmaz, “Önümüzdeki dönemde finansmana erişimin kolaylaşması, konut kredi faizlerinin daha makul seviyelere gerilemesi ve yeni konut arzını destekleyecek politikaların hayata geçirilmesiyle özellikle ilk el konut satışlarındaki canlanmanın daha da güçleneceğine inanıyoruz.” diye konuştu.

    “İLK EL SATIŞLARDAKİ ARTIŞ SEKTÖR AÇISINDAN SON DERECE OLUMLU”

    Gayrimenkul Pazarlama ve Satış Profesyonelleri Derneği (GAPAS) Başkanı Mustafa Kemal Şahin de “Haziranda gerçekleşen 129 bin 979 adetlik konut satışı yalnızca 2026 yılının en yüksek aylık satış rakamı olmakla kalmamış, son 4 yılın en güçlü haziran performansını ortaya koymuştur. Bu tablo, konut talebinin canlılığını koruduğunu ve ertelenmiş talebin kademeli olarak piyasaya döndüğünü göstermektedir.” dedi.

    İlk el konut satışlarındaki artışa işaret eden Şahin, “Özellikle ilk el konut satışlarının yüzde 23,1 artması sektör açısından son derece olumlu gelişmedir. İlk el satışlardaki artış; yeni projelere olan güvenin yeniden tesis edildiğini, üreticilerin satış kabiliyetinin güçlendiğini ve finansman koşullarındaki kısmi iyileşmenin piyasaya olumlu yansıdığını göstermektedir. Bu gelişme, inşaat sektörünün üretim, istihdam ve yan sanayileri açısından da önemli bir destek anlamına gelmektedir.” ifadelerini kullandı.

    Şahin, ikinci el konut satışlarında görülen yüzde 12,5’lik yükselişin ise piyasadaki hareketliliğin yalnızca yeni projelerle sınırlı olmadığını, mevcut konut stokunun da güçlü şekilde el değiştirdiğini ortaya koyduğunu söyledi.

    “YÜKSEK FAİZ VE FİNANSMANA ERİŞİMDEKİ ZORLUKLAR İLK YARI PERFORMANSINI AŞAĞI ÇEKTİ”

    GAPAS Başkanı Şahin, yılın ilk yarısındaki yüzde 3,1’lik düşüşün sektörün henüz tam anlamıyla kalıcı bir büyüme trendine giremediğini gösterdiğini kaydederek, “Yılın ilk aylarında yüksek faiz oranları ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, ilk yarı performansını aşağı çeken temel faktörler olmuştur.” dedi.

    Hazirandaki güçlü performansı piyasadaki normalleşmenin önemli bir göstergesi olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Şahin, sözlerini şöyle tamamladı: “Sürdürülebilir büyümenin sağlanabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması ve konut üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik adımların devam etmesi, özellikle ilk kez ev sahibi olacak vatandaşları destekleyen yeni kredi modellerinin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu adımlar atıldığı takdirde yılın ikinci yarısında konut piyasasında çok daha güçlü bir hareketlilik görebiliriz.”

    “ALTERNATİF FİNANSMAN MODELLERİ PİYASAYI CANLI TUTUYOR”

    Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Başkanı Hakan Şişik ise geçen yıl haziranda yaşanan Kurban Bayramı döneminin bu sene mayısa denk geldiğini ve bu nedenle haziranda konut satışlarını çok daha güçlü bir noktaya taşıdığını söyledi.

    Haziranda ipotekli konut satışlarının yıllık bazda yüzde 72,1 artarak 25 bin 993 adet olarak gerçekleşmesinin bankacılık kanadındaki hareketliliğin sürdüğünü gösterdiğini aktaran Şişik, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ancak ipotekli satışların toplam içindeki payının yüzde 20 olması asıl lokomotifin halen ‘diğer satışlar’ olarak adlandırılan alternatif modeller olduğunu hatırlatıyor. Krediye erişimin sınırlandırıldığı bu dönemde, inşaat firmalarımızın kendi bünyelerinde sunduğu vadeli ödeme planları, senetli satışlar ve esnek çözümler piyasayı canlı tutan en büyük güç oldu. Müteahhitlerimizin bu yapıcı ve kolaylaştırıcı duruşu, konut sahibi olmak isteyen vatandaşlarımız için çok değerli bir köprü görevi görüyor. İlk yarıda yüzde 3,1’lik bir azalış söz konusu olsa da eylül itibarıyla özellikle satışların artacağını ve geçen yılla aradaki açığın rahatlıkla kapanacağını düşünüyoruz.”

    “TOPARLANMA OLARAK GÖREBİLMEK İÇİN ÖNÜMÜZDEKİ BİRKAÇ AYIN VERİLERİ DE İZLENMELİ”

    Gayrimenkul ve İnşaat Platformu Başkanı Mustafa Ekiz de haziran verilerinin piyasada dipten dönüş sinyali verdiğini belirterek, “Ancak bunu kalıcı bir toparlanma olarak görebilmek için önümüzdeki birkaç ayın verilerini de izlemek gerekiyor.” dedi. Kredi faizlerinin düşmesi gerektiğine işaret eden Ekiz, “Eğer finansman koşulları iyileşirse, 2026’nın ikinci yarısında çok daha güçlü bir konut piyasası görebiliriz.” diye konuştu.

    “ŞİRKETLERİN FAİZSİZ TAKSİTLERLE KONUT SATIŞI TALEP GÖRÜYOR”

    Helmann Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selman Özgün de konut kredilerinin bir süre önce tekrar yönünü yukarı çevirdiğini belirterek buna rağmen ipotekli satışlarda artış yaşanmasının konuta olan güçlü talebi ortaya koyduğunu söyledi.

    Konut alımında ideal faiz oranının en fazla yüzde 1 olması gerektiğini dile getiren Özgün, “Ancak mevcut rakamlar bu seviyenin çok üzerinde. Bu nedenle bazı üreticilerimiz vade farkı olmadan taksitle satış yapmaya başladı. Faizsiz taksitlerle yapılan konut satışları ciddi talep görüyor. Biz de şirket olarak vatandaşlarımızın ev sahibi olmasını kolaylaştırmak için sıfır faizle ve taksitle konut satışına başladık.” diye konuştu.

    “UYGUN FİYATLI VE DOĞRU LOKASYONDAKİ PROJELERE İLGİ SÜRÜYOR”

    Ege Yapı GYO Genel Müdürü Didem Güneş ise hazirandaki güçlü rakamların talebin tamamen ortadan kalkmadığını, uygun fiyatlı, doğru lokasyondaki ve güven veren projelere ilginin sürdüğünü gösterdiğini söyledi. Güneş, “Özellikle ilk el konut satışlarının yüzde 23,1 artması markalı projelerin yeniden ivme kazanmaya başladığına işaret ediyor. Bununla birlikte satışların ilk yarıda yüzde 3,1 gerilemesi sektörün hala finansmana erişim sorunundan etkilendiğini ortaya koyuyor. Konut ihtiyacı güçlü şekilde devam ediyor ancak bu talebin daha kalıcı bir canlanmaya dönüşebilmesi için krediye erişimin kolaylaşması, faizlerin daha öngörülebilir seviyelere gelmesi ve yeni konut üretimini destekleyecek politikaların sürdürülmesi büyük önem taşıyor.” açıklamasında bulundu. >>>AA

  • Müslümanlığı seçti, Ukraynalı Mykhailovska, Aylin oldu

    Müslümanlığı seçti, Ukraynalı Mykhailovska, Aylin oldu

    Müslüman olma arzusu ile Türkiye’ye gelen Ukrayna uyruklu Olena Mykhailovska, son olarak gezdiği Bartın’da İl Müftülüğüne başvurdu. Mykhailovska için düzenlenen ihtida merasimi Kur’ân-ı Kerîm tilavetiyle başladı. İslam dininin temel esaslarına ilişkin bilgilendirmede bulunan İl Müftü Yardımcısı Oğuz Yılmaz, “Allah’ın lütfu ve kendi hür iradesiyle İslam’ı tercih eden kardeşimizi ve bu güzel sürece vesile olanları tebrik ediyorum. İslam dinini araştırarak özgür iradesiyle Müslümanlığı seçen Olena Mykhailovska, bugün itibarıyla Aylin ismini alarak hayatında tertemiz bir sayfa açmış; dünyadaki bütün Müslümanların kardeşi olmuştur. Rabbim, yeni hayatında rızasına uygun bir yaşam sürmeyi kendisine nasip eylesin” ifadelerini kullandı. Kelime-i şehadet getirerek İslam dinini kabul eden Mykhailovska, Aylin ismini aldı. Yapılan duaların ardından Aylin’e ihtida belgesi ve Kur’ân-ı Kerîm ile çeşitli kitaplar hediye edildi. >>>İHA

    Müslümanlığı seçti, Ukraynalı Mykhailovska, Aylin oldu
    MÜSLÜMANLIĞI ARAŞTIRAN UKRAYNALI OLENA MYKHAİLOVSKA, GELDİĞİ BARTIN’DA MÜSLÜMAN OLARAK, AYLİN İSMİNİ ALDI (SERHAT DEMİR/BARTIN-İHA)
    Bartın’da Ukraynalı Olena Mykhailovska Müslüman olarak Aylin ismini aldı.
    Müslümanlığı seçti, Ukraynalı Mykhailovska, Aylin oldu
    MÜSLÜMANLIĞI ARAŞTIRAN UKRAYNALI OLENA MYKHAİLOVSKA, GELDİĞİ BARTIN’DA MÜSLÜMAN OLARAK, AYLİN İSMİNİ ALDI (SERHAT DEMİR/BARTIN-İHA)
    Bartın’da Ukraynalı Olena Mykhailovska Müslüman olarak Aylin ismini aldı.
    Müslümanlığı seçti, Ukraynalı Mykhailovska, Aylin oldu
    MÜSLÜMANLIĞI ARAŞTIRAN UKRAYNALI OLENA MYKHAİLOVSKA, GELDİĞİ BARTIN’DA MÜSLÜMAN OLARAK, AYLİN İSMİNİ ALDI (SERHAT DEMİR/BARTIN-İHA)
    Bartın’da Ukraynalı Olena Mykhailovska Müslüman olarak Aylin ismini aldı.
  • Köy düğününde balya balya para, milyonluk takı

    Köy düğününde balya balya para, milyonluk takı

    Beytüşşebap ilçesine bağlı Mutluca köyünde Sipan Öter ve Rojin Ercan çiftinin görkemli düğünü iki gün iki gece sürdü. Binlerce davetlinin katıldığı düğünde, düğün alanına asılan dev ay yıldızlı bayrak altında gece geç saatlere kadar halaylar çekildi. Düğünde 35 koyun kesildi. İki gün iki gece süren düğünde geline 3 milyon değerinde altın damada ise 3 milyon para takıldı. Damadın sağdıcı Seyfullah Engin, çevre köylerden ve yurt dışından binlerce davetlinin katıldığını söyledi. Gelin ve damada 6 milyon takı geldiğini aktaran Engin, “Önemli olan birlik ve beraberlik, para değil. Sağdıçtım 250 bin takı taktım. Adetlerimiz çok güzel. Düğünümüz çok güzel ve kazasız geçti” dedi.

    Gelin Rojin Ercan ise çok mutlu olduğunu söyleyerek, “Her şey çok güzel organize edilmiş. Düğünümüze katılan herkese çok teşekkür ederim. Önemli olan altın değil, mutluluğumuz” ifadelerini kullandı. Damadın amcası Servet Öter de, iki gün iki gece süren düğünde binlerce insanın yurt içi ve yurt dışından katıldığını, herkese çok teşekkür ettiğini dile getirdi. >>>İHA

    Köy düğününde balya balya para, milyonluk takı Köy düğününde balya balya para, milyonluk takı Köy düğününde balya balya para, milyonluk takı Köy düğününde balya balya para, milyonluk takı Köy düğününde balya balya para, milyonluk takı

  • 15 Temmuz’un izleri ilk günkü gibi taze

    15 Temmuz’un izleri ilk günkü gibi taze

    15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece saatlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde bulunan ve kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker, mevcut hükümeti yıkmak ve yönetime el koymak istedi.

    Daha sonradan Fethullahçı Terör Örgütü üyeleri oldukları belirlenen hainlerin bu girişimlerine Türk halkı geçit vermedi.

    O gece Türk Silahlı Kuvvetlerinin resmî internet sitesi ve TRT’de yayınlanan bildiride ordunun yönetime el koyduğu ifade edilerek ülkede sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiği açıklandı.

    İstanbul’daki Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü jandarma tarafından kapatıldı. F-16 savaş uçakları TBMM üzerinde uçuş yaparak parlamentoyu dört kez bombaladı.

    Muğla’nın Marmaris ilçesinde bir otelde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı suikast girişiminde bulunuldu. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi darbeyi gerçekleştiren askerler tarafından rehin alındı.

    Gelişmeler üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CNN Türk’te FaceTime aracılığı ile gerçekleştirdiği bağlantıda darbecilere hiçbir şekilde imkân tanınmayacağını ifade ederek halkı darbeye tepki göstermek için meydanlara ve havalimanlarına çıkmaya davet etti. Çağrının ardından Türkiye’nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlendi.

    16 Temmuz sabahı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin gerçekleştirdiği operasyonlar sonucunda askerî darbe girişimi bastırıldı ve askerler silahları ile birlikte teslim oldu.

    Olaylar sonucunda 104’ü darbe yanlısı asker olmak üzere 300’den fazla kişi hayatını kaybetti, 1.491 kişi yaralandı, farklı rütbelerden 8.036 asker gözaltına alındı. Yargı ve sivil siyaset mensupları dâhil olmak üzere toplam gözaltı sayısı 22 Temmuz tarihi ile birlikte 10 bini buldu. Bunun yanı sıra askerî, idarî ve adlî kurumlarda birçok kişi görevden alındı. 21 Temmuz’da Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Anayasa’nın 120. maddesi gereğince üç ay süreyle olağanüstü hâl ilan edildi.

    İlan edilen olağanüstü hâl, darbe girişiminin ardından geçen iki yıllık süreyi kapsayacak şekilde uzatıldı. Girişimin ardından başlatılan tasfiye süresince; Nisan 2018 itibarıyla 160 bin kişi gözaltına alındı, FETÖ/PDY üyesi suçlamasıyla 50 bin kişi tutuklandı ve 152 bin kamu personeli görevlerinden ihraç edildi.

    Darbe girişimi sonrası başta Fethullah Gülen’i iade etmediği gerekçesiyle Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte; aralarında Almanya ve Yunanistan’ın da olduğu birçok Avrupa Birliği üyesi ülke ile FETÖ üyelerinin iade süreçleri ve sığınma hakkı konularında siyasi ve diplomatik krizler yaşandı.

    15 Temmuz tarihi, darbe girişiminde hayatını kaybedenleri anmak amacıyla Demokrasi ve Millî Birlik Günü adıyla 2017 yılında resmî tatil olarak ilan edildi. >>>Haber Merkezi

  • Hainin karşısında bir dağ gibi durdu

    Hainin karşısında bir dağ gibi durdu

    20 Şubat 1974 yılında, Niğde’nin Bor ilçesinde bir kahraman dünyaya geldi.

    7 çocuklu bir aileden gelen Halisdemir, çocukluğunda okul sonraları peygamber mesleği olan çobanlık yapıyordu. Büyüdü, evlendi. Elifnur ve Doğan Ertuğrul adında iki çocuğu oldu. Yurt içinde ve yurt dışında pek çok askerî görevlerde bulundu.

    Darbeci hainler için planlarının başarıya ulaşmasındaki en kritik noktalardan birisiydi Özel Kuvvetler Komutanlığı. Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı, bir düğüne katılmak üzere komutanlıktan ayrılmıştı. Darbe girişimini düğün sırasında öğrendi.

    Darbeci generalin, Özel Kuvvetler Komutanlığı’na hareket hâlinde olduğunu öğrendiğinde Aksakallı’nın aradığı isim Ömer Halisdemir oldu. Halisdemir’i bir milletin kalbinde yaşatacak o emri verdi: “Tuğgeneral Terzi vatan hainidir. Onu karargâha girmeden öldür. Bunun sonunda şehadet var. Hakkını helal et.”

    Halisdemir cevap verdi: “Başüstüne komutanım. Helal olsun, siz de helal edin.” dedi. Helallik aldıktan sonra telefonu kapattı. Karargâha yaklaşan Terzi’yi karşılamaya giden hainlerin arasına karıştı. Terzi ve etrafındaki hainler karargâha yürürken sağ tarafından yaklaşıp vatan hainini başından vurdu.

    Darbecilerden Binbaşı Fatih Şahin, Halisdemir’e 12 el ateş etti ve sırtından vurdu. Halisdemir şehit düştü. Karargâha ulaşan Zekai Aksakallı Paşa, naaşı yerde bulunan Halisdemir’i gözlerinden öptü ve “Darbeci haini vuran aslanım.” diyerek veda etti.

    O günden sonra doğan binlerce çocuğa Ömer Halisdemir ismi verildi. Kütüphanelere, okullara, parklara Ömer Halisdemir’in ismi verilerek anısı yaşatıldı. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda, tam da şehit düştüğü yere bir anıt dikildi. Kahramanlığının sembolü, yerine gelecek Türk gençlerine örnek olsun diye. >>>Ferhat YÜKSEL

  • Dünya Kupası’nın gölgesinde bir gerçek

    Dünya Kupası’nın gölgesinde bir gerçek

    Dünya Kupası’nda artık son viraja girdik…

    Milyonlarca futbolseverin haftalardır nefesini tutarak takip ettiği dev organizasyonda yarı final heyecanı yaşanıyor. Kupaya uzanacak takım henüz belli değil ama bu turnuva şimdiden futbol tarihine unutulmaz sayfalar ekledi.

    Bir Dünya Kupası daha bize gösterdi ki futbol artık sadece yıldızlardan ibaret değil. Disiplin, takım ruhu, mücadele ve doğru planlama; milyonlarca euroluk kadrolardan çok daha değerli hale geldi. Turnuvanın başında favori gösterilen birçok ülke evine erken dönerken, kimsenin şans vermediği ekipler tüm dünyanın alkışını topladı.

    ++++

    AMA HANGİSİ? İSPANYA, İNGİLTERE VE ARJANTİN…

    Fransa yine istikrarını ortaya koydu, İspanya yıllardır özlediği futbol aklını yeniden sahaya yansıttı, İngiltere “Bu kez olabilir” dedirtti, Arjantin ise her zamanki tutkusuyla son ana kadar mücadeleyi bırakmadı. Her biri farklı hikâyeler yazdı.

    Bu Dünya Kupası’nın belki de en büyük kazananı futbolun kendisi oldu. Çünkü artık hiçbir maç başlamadan kazanılmıyor. Küçük denilen ülkeler büyükleri korkutuyor, yıldız isimler tek başına maç kazandıramıyor. Sahada savaşan, inanan ve vazgeçmeyen ekipler ayakta kalıyor.

    ++++

    BİZİM İÇİMİZDEKİ EN BÜYÜK BURUKLUK

    Bizim için ise bu turnuvanın en buruk yanı Türkiye’nin erken vedası oldu. 2002 Dünya Kupası’nın o unutulmaz bronz madalyasını yaşayan nesil olarak yeniden aynı heyecanı yaşamak, ay-yıldızlı formayı yarı finalde hatta finalde görmek istedik. Ne yazık ki hayallerimiz bu kez de erken sona erdi. Ancak futbolun güzelliği de burada… Her biten turnuva, bir sonraki için yeni umutlar doğuruyor.

    Şimdi gözler yarı finalde… Artık hata yapma lüksü yok… Bir anlık dalgınlık, bir kurtarış, bir gol ya da uzatma dakikalarında gelen tek bir dokunuş; yılların emeğini ya şampiyonluğa taşıyacak ya da tarihin tozlu sayfalarına bırakacak.

    Kupayı hangi ülke kaldırır bilinmez. Ama bu organizasyon bir kez daha gösterdi ki Dünya Kupası sadece bir futbol turnuvası değildir. O; umutların, gözyaşlarının, sevinçlerin, hayal kırıklıklarının ve milyonları aynı duyguda buluşturan eşsiz bir hikâye…

    Şimdi geriye sadece üç maç kaldı…

    Ve ardından dört yıl sürecek büyük bir özlem başlayacak.

    ++++

    2002 RUHU NEREDE?

    Dünyanın en iyi futbolcuları, en güçlü teknik adamları ve milyonlarca taraftarın hayalleri artık sadece birkaç maça sığmış durumda…

    Biz ise yine ekran başındayız.

    İşte insanın canını en çok acıtan da bu…

    Ne zaman Dünya Kupası gelse, hafızamız bizi istemeden 2002 yılına götürüyor. Şenol Güneş yönetimindeki o mütevazı ama yürekli kadro… Rüştü’nün kurtarışları, Bülent Korkmaz’ın fedakârlığı, Hasan Şaş’ın bitmek bilmeyen enerjisi, İlhan Mansız’ın unutulmaz altın golü, dünya kupası tarihine geçen goller…

    O takım, sadece maç kazanmadı.

    Bir milleti yeniden futbola inandırdı.

    Aradan tam 24 yıl geçti. Dünya değişti, futbol değişti, teknoloji değişti. Ama değişmeyen tek şey, Türk futbolunun bir türlü ilerleyememesi oldu.

    ++++

    ALT YAPIYI KONUŞUYORUZ AMA GEREKEN YATIRIMI YAPMIYORUZ

    Her turnuva öncesi büyük hedefler konuşuyoruz.

    “Bu kez farklı olacak” diyoruz. Sonra yine aynı hayal kırıklıkları…

    Sorun sadece teknik direktör değil. Sorun sadece futbolcu da değil.

    Sorun, yıllardır günü kurtarmaya çalışan futbol anlayışımızdır.

    Alt yapıyı konuşuyoruz ama gereken yatırımı yapmıyoruz.

    Gençlere güvenelim diyoruz ama iki kötü maçta kenara çekiyoruz.

    Yabancı oyuncu kuralını her sezon değiştiriyoruz.

    Hakem tartışmaları bitmiyor…

    Yöneticiler birbirleriyle kavga ediyor.

    Futbol konuşmak yerine, futbolun dışındaki her şeyi konuşuyoruz.

    Sonra da neden Dünya Kupası’nda yokuz diye üzülüyoruz.

    ++++

    ANADOLU’NUN DÖRT BİR YANINDA KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN NİCE GENÇ VAR

    Bugün yarı finale kalan ülkelere bakın. Hiçbiri tesadüfen burada değil. Yılların planlaması, sabrı ve emeği var. İspanya yıllarca alt yapısına yatırım yaptı. Fransa onlarca genç yeteneği sistem içinde yetiştirdi. İngiltere eleştirildi ama vazgeçmedi. Arjantin ise futbol kültürünü hiçbir zaman kaybetmedi.

    Biz ise hâlâ günü kurtarmanın peşindeyiz. Oysa bu ülkenin yeteneği eksik değil.

    Sokakta top oynayan çocuklarımız hâlâ var. Anadolu’nun dört bir yanında keşfedilmeyi bekleyen nice genç var. Eksik olan; onlara inanacak sistem, sabır ve vizyon.

    2002’nin başarısı tesadüf değildi. O kadro, formanın ağırlığını biliyordu. Ay-yıldızın sorumluluğunu hissediyordu. Belki dünyanın en pahalı oyuncuları değillerdi ama dünyanın en büyük yüreklerinden birine sahiptiler.

    Bugün yeniden o ruha ihtiyacımız var. Çünkü başarı, sadece para ile gelmiyor.

    Başarı; inançla, disiplinle, adaletle ve emekle geliyor.

    Dünya Kupası bir kez daha bize futbolun sadece 90 dakikadan ibaret olmadığını gösteriyor.

    Kupayı kim kazanacak bilmiyoruz. Ama bizim asıl kazanmamız gereken şey, kaybettiğimiz 2002 ruhudur. İşte o ruhu yeniden bulduğumuz gün… Sadece Dünya Kupası’na katılan değil, kupayı kaldırmayı hayal eden bir Türkiye’yi yeniden izleriz.

    Ve inanıyorum ki, o gün geldiğinde milyonlarca insanın gözlerinden aynı cümle dökülecek:

    “İşte beklediğimiz Türkiye geri döndü.”

    Sevgiyle kalın… Umutla kalın…