Arama
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Çayıryazı’da bir bayram güzelliği

Kurban Bayramımız mübarek olsun. Her zaman dediğimi tekrarlamak istiyorum. Barışa,

Kurban Bayramımız mübarek olsun.

Her zaman dediğimi tekrarlamak istiyorum.

Barışa, kardeşliğe, dostluğa ve güzelliklere vesile olsun, kötülüklerden korusun…

++++

AYNI SOKAKLAR, AYNI TOPRAK KOKUSU, AYNI SELAMLAŞMA

Bazı bayramlar vardır, insanın takviminde değil kalbinde yer eder. Bu Kurban Bayramı benim için tam olarak öyleydi. Afyonkarahisar’ın Çay ilçesine bağlı Çayıryazı Köyü’nde, doğduğum topraklarda yeniden nefes almak; sanki zamanın biraz yavaşladığı, hatıraların biraz daha yüksek sesle konuştuğu bir yolculuktu…

Köye vardığımda ilk hissettiğim şey değişim değil, aksine değişmeyen şeyler oldu her zamanki gibi… Aynı sokaklar, aynı toprak kokusu, aynı selamlaşma… Ama en çok da aynı sıcaklık… Şehirde çoğu zaman eksilen o “içten bakışlar”, burada hâlâ yerli yerinde duruyordu. Sanki köy, insanı unutmamaya direnen bir hafıza gibi…

++++

BAYRAMI BAYRAM GİBİ HİSSETTİREN GÜZELLİKLER

Arefe günü ve bayram sabahı camiden yükselen sesler, çocukluğumun içinden geçen bir ses gibiydi. Yıllar sonra bile insanın içine aynı yere dokunan bir sesti bu… Yıllar sonra el sıkışmalar, sarılmalar, “bayramın mübarek olsun” cümleleri… Her biri aslında bir duanın başka bir dile dönüşmüş haliydi.

Sonra kurban telaşı başladı. Ama bu telaş, şehirdeki gibi aceleci değil; daha çok paylaşmanın huzuruyla yoğrulmuş bir düzen içindeydi. Bir yanda kesilen kurbanlar, diğer yanda komşu ve akrabalarla buluşmalar, köylülerimle bitmeyen ayak üstü ve özel ziyaretlerdeki sohbetler… Her şeyi geçtim de, bu sohbetler gerçekten insana bir nefes gibi… hiç bitmesini istemediğin sohbetler… Yıllarca biriken özlemlerin yanı sıra buluşmanın güzelliği ve biriken anıların paylaşımı… Bayramı bayram gibi hissettiren o güzellikler…

En çok da eski arkadaşları görmek dokundu içime… Çocukluk yıllarının izlerini taşıyan yüzler… Kimisi şehirlerde hayat kurmuş, kimisi köyde kalmış ama gözlerde aynı geçmiş vardı. Bir kahve, bir çay, bir gülüş… Ve bir anda yıllar geri sarılıyordu. Sanki hiçbir şey değişmemiş, sadece biz biraz büyümüşüz gibi…

Akraba ziyaretleri ise bu bayramın en sessiz ama en güçlü tarafıydı. Büyüklerin elini öperken hissedilen o derin huzur, aslında bir saygıdan çok daha fazlasıydı. Bir köke tutunma haliydi. Dualar, hatırlamalar, eski hikâyeler… Hepsi bir araya gelip insanın içini yumuşatan görünmez bir bağ örüyordu.

++++

İNSAN, EN ÇOK KÖKLERİNE DÖNDÜĞÜNDE EKSİKLERİNİ TAMAMLIYOR

Çayıryazı’da geçirdiğim bu bayram bana şunu yeniden hatırlattı: İnsan bazen en çok uzaklaştığında özlüyor, ama en çok döndüğünde kendini buluyor. Çünkü köyler sadece yerleşim yerleri değildir; insanın hafızasıdır, geçmişidir, bazen de vicdanıdır.

Bayramın gerçek anlamı da belki burada saklı: Paylaşmak, hatırlamak ve unutmamak. Bir sofrayı değil, bir ömrü bölüşmek. Bir günü değil, bir geçmişi birlikte taşımak.

Kurban Bayramı’nın özü, yalnızca ibadet boyutuyla değil; paylaşma, dayanışma ve merhamet duygusuyla anlam kazanıyor. Bir sofranın etrafında birleşen insanlar, aslında aynı kaderi, aynı coğrafyayı ve aynı geçmişi paylaştıklarını yeniden hatırlıyorlar. Köyümde bu duygu çok daha yalın, çok daha gerçek hissediliyor.

Dönüş yolunda içimde tek bir cümle kaldı:
İnsan, en çok köklerine döndüğünde eksiklerini tamamlıyor.

Sevgiyle kalın… Umutla kalın…