Kategori: Dünya

  • Belçika’da bir apartmanda çıkan yangında en az 6 kişi hayatını kaybetti

    Belçika’da bir apartmanda çıkan yangında en az 6 kişi hayatını kaybetti

    Ulusal basındaki haberlere göre, Anvers’in Linkeroever bölgesinde bulunan 10 katlı apartmanda yerel saatle 09.50 sıralarında yangın çıktı.

    Anvers polisi sözcüsü Kim Bastiaens, Flaman bölgesinin kamu yayıncısı VRT televizyonuna yaptığı açıklamada, yangında en az 6 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

    Bastiaens, yangının apartmanın zemin katında başladığını ancak nedeninin henüz belirlenemediğini kaydetti.

    Anvers İtfaiyesi, 200’den fazla kişinin yaşadığı binada tahliye çalışmalarının sürdüğünü duyurdu.

    Anvers İtfaiyesi Sözcüsü Marie De Clercq, yangının henüz kontrol altına alınamadığını, 10’dan fazla itfaiye aracının yangına müdahale etmeyi sürdürdüğünü aktardı.

    “Tıbbi Müdahale Planı” devreye alındı

    Ülkede, acil sağlık hizmetlerinin normal kapasitesini aşması beklenen olaylarda başvurulan “Tıbbi Müdahale Planı” devreye alındı.

    Plan kapsamında, yaşanan olayla mücadele için ek ambulanslar ve Kızılhaç ekipleri gibi ilave tıbbi ve lojistik kaynaklar sağlanıyor.

    Ayrıca, acil servis birimlerinin aşırı yük altında kalmaması için yaralılar farklı hastanelere sevk ediliyor.

    Belçika Başbakanı Bart De Wever, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, yangında hayatını kaybedenler dolayısıyla duyduğu üzüntüyü dile getirdi, tahliye edilenlere destek mesajı verdi ve yangına müdahale eden ekiplere teşekkür etti.>>>AA

  • Yunanistan Dışişleri Bakanı kim? Hakan Fidan’a ne söyledi?

    Yunanistan Dışişleri Bakanı kim? Hakan Fidan’a ne söyledi?

    Peki, Yunanistan Dışişleri Bakanı kimdir? Georgios Gerapetritis Hakan Fidan’a ne dedi? İşte Ege’nin karşı kıyısını karıştıran o iddianın tüm detayları…

    Y”Mavi Vatan İçin Yalvardı”

    Yunanistan basınında geniş yankı uyandıran haberlere göre, emekli Büyükelçi George Aifantis katıldığı bir programda Atina yönetimini sarsacak itiraflarda bulundu. Aifantis, Yunanistan Dışişleri Bakanı Georgios Gerapetritis’in, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kapısını kritik bir taleple çaldığını öne sürdü.

    Emekli Büyükelçi Aifantis, iki bakan arasındaki perde arkası temaslara değinerek şu çarpıcı ifadeleri kullandı:

    “Bakanımız Hakan Fidan’a yalvardı, aciz durumdayız.”

    İddianın Perde Arkası: “Mavi Vatan Yasasını Erteleyin”

    Aifantis’in iddiasına göre, Yunan Bakan Gerapetritis’in Hakan Fidan’a yönelik bu yalvarma derecesindeki talebinin arkasında Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik haklarını perçinleyen Mavi Vatan Yasası yer alıyor. Yunanistan’ın bu yasanın ertelenmesi ya da askıya alınması için Türkiye nezdinde aciz bir durumda kulis yürüttüğü ileri sürüldü.

    Resmi Makamlar Sessizliğini Koruyor

    Yunan medyasında infial yaratan bu iddiaların ardından gözler Ankara ve Atina’ya çevrildi. Şu ana kadar ne Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’ndan ne de Yunanistan Dışişleri Bakanı Georgios Gerapetritis cephesinden konuya ilişkin resmi bir yalanlama veya doğrulama açıklaması gelmedi. Gündemi sarsan bu iddia, şimdilik sadece emekli Büyükelçi George Aifantis’in açıklamalarıyla sınırlı kalmaya devam ediyor.

    Yunanistan Dışişleri Bakanı Georgios Gerapetritis Kimdir?

    Yaşanan bu diplomatik kriz iddiasının ardından, Yunan diplomasisinin başındaki isim olan Georgios Gerapetritis’in kariyeri ve hayatı da en çok arananlar listesine girdi. İşte Gerapetritis hakkında bilmeniz gerekenler:

    Akademiden Siyasete Uzanan Bir Kariyer

    Haziran 2023’ten bu yana Yunanistan Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Georgios Gerapetritis; siyasetçi, hukukçu ve akademisyen kimliğiyle tanınıyor. Başbakan Kyriakos Mitsotakis liderliğindeki Yeni Demokrasi Partisi’nin önemli isimlerinden biri olan Gerapetritis, anayasa hukuku alanında uluslararası bir kariyere sahip.

    26 Haziran 1967’de Karpathos Adası’nda doğdu. Atina Ulusal ve Kapodistrian Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, Edinburgh Üniversitesi’nde kamu hukuku yüksek lisansı ve Oxford Üniversitesi’nde hukuk doktorasını tamamladı.

    Chevening Bursu ile çalışmalar yürüten Gerapetritis, Fransa’nın en yüksek idari yargı organı Conseil d’Etat’ta ve Harvard Hukuk Fakültesi Küresel Hukuk ve Politika Enstitüsü’nde araştırmacı olarak bulundu.

    2019 yılında milletvekili seçilerek siyasete girdi ve ardından Devlet Bakanı oldu. 2023 yılındaki Tempi tren kazası sonrası kısa bir süre Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı görevini üstlendi. 27 Haziran 2023’te kurulan İkinci Mitsotakis Hükümeti’nde ise Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturdu.

  • Uzak doğudan gelen son dakika haberi! Dev metropolleri adeta beşik gibi salladı

    Uzak doğudan gelen son dakika haberi! Dev metropolleri adeta beşik gibi salladı

    YERİN ELLİ KİLOMETRE DERİNLİĞİNDE YAŞANAN DEV SARSINTI TOKYOYU DA SALLADI

    Japonya Meteoroloji Ajansı (JMA) tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, yerel saatle sabah 07.30’da merkez üssü Iwate eyaleti açıkları olan 6.9 büyüklüğünde şiddetli bir deprem kaydedildi. Deniz tabanının yaklaşık 50 kilometre derinliğinde meydana gelen bu güçlü sarsıntı, Iwate’nin yanı sıra Aomori, Miyagi ve Hokkaido eyaletlerinde çok yoğun bir şekilde hissedildi. Yerin kilometrelerce altında yaşanan sarsıntı, dev gökdelenlerin bulunduğu başkent Tokyo ve çevresindeki banliyölerde de hissedilerek halkın güne sarsıntıyla uyanmasına ve kısa süreli büyük bir panik dalgasına yol açtı.

    TSUNAMİ RİSKİ BULUNMUYOR ANCAK DENİZ SEVİYESİNE DİKKAT EDİLMELİ

    Feci depremin ardından ada ülkesinde en büyük korku kaynağı olan dev dalgalara ilişkin resmi kurumlardan rahatlatan bir açıklama gecikmedi. Yetkililer, 6.9’luk sarsıntının ardından kıyı şeritleri için herhangi bir tsunami riskinin oluşmadığını ilan etti. Ancak uzmanlar, kıyı bölgelerinde deniz seviyesinde küçük çaplı ve ani değişikliklerin yaşanabileceği konusunda balıkçıları ve sahilde bulunan vatandaşları tedbirli olmaları yönünde uyardı. Depremin ardından stratejik altyapı tesislerinde ve nükleer santrallerde yapılan ilk kontrollerde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı belirtildi. >>>İHA

  • Venezuela nerede? Nüfusu kaç ve nasıl yönetiliyor?

    Güney Amerika kıtasının kuzey sahil şeridinde, Karayip Denizi ile And Dağları arasında uzanan Venezuela, gerek jeopolitik konumu gerekse sahip olduğu muazzam yer altı zenginlikleriyle kıtanın en kritik ülkelerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Resmi adıyla Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti, geniş doğal kaynakları, köklü kültürel mirası ve son dönemde yaşanan sismik/ekonomik gelişmelerle dünya basınının sürekli takip ettiği bir odak noktasıdır.

    Yaklaşık 916 bin kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip olan bu köklü ülkenin coğrafi konumunu, demografik yapısını, inanç dünyasını ve yönetim şeklini merak edenler için tüm temel verileri bir araya getirdik. İşte A’dan Z’ye Venezuela…

    Venezuela Nerede ve Haritadaki Yeri Nedir?

    Güney Amerika kıtasının en kuzey ucunda yer alan Venezuela, coğrafi konumu itibarıyla güçlü bir Karayip ülkesi kimliği taşır. Kuzey yarımkürede, ekvator çizgisinin hemen üzerinde konumlanması sebebiyle yıl boyunca tropikal bir iklimin etkisi altındadır.

    Harita üzerinde incelendiğinde Venezuela, Güney Amerika’nın adeta dünyaya açılan kapısı konumundadır. Toplam yüzölçümü 916.445 kilometrekare olan ülkenin sınır komşuları ve deniz yetki alanları şu şekildedir:

    • Kuzeyde: Karayip Denizi ve Atlas Okyanusu’na uzanan devasa bir kıyı şeridi.

    • Batıda: Kolombiya

    • Güneyde: Brezilya

    • Doğuda: Guyana

    Venezuela Nüfusu Kaç?

    2026 yılı başı itibarıyla yapılan son demografik projeksiyonlara göre Venezuela’nın nüfusu yaklaşık 28.5 milyon civarındadır.

    Geçmiş yıllarda Güney Amerika bölgesinin en çok göç alan ülkelerinden biri olmasına rağmen, son on yılda yaşanan derin ekonomik ve sosyal değişimler neticesinde ülke dışına ciddi bir göç dalgası yaşanmıştır. Bu durum, nüfus artış hızının yavaşlamasına neden olmuştur. Ülkedeki nüfusun büyük çoğunluğu, sanayi ve ticaretin merkezi olan kuzeydeki kıyı şeridinde ve başkent Karakas (Caracas) çevresindeki metropol alanlarda yoğunlaşmıştır.

    Venezuela Nasıl Yönetiliyor?

    Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti, federal başkanlık tipi bir cumhuriyet yapısına sahiptir. Ülke idari olarak 23 eyalet, bir başkent bölgesi ve federal bağımlılıklardan (Karayip Denizi’ndeki adalar) oluşur. 1999 anayasasına göre yönetim; yasama, yürütme, yargı, vatandaşlık ve seçim gücü olmak üzere 5 temel erk üzerine inşa edilmiştir.

    Venezuela, 2013 yılından bu yana Nicolás Maduro tarafından yönetilmektedir. Eski efsanevi lider Hugo Chávez’in halefi olan Maduro, son olarak Temmuz 2024’te yapılan seçimlerin ardından Ocak 2025’te yemin ederek üçüncü dönem devlet başkanlığı görevine başlamıştır.

    İktidardaki Birleşik Sosyalist Parti (PSUV) lideri olan Maduro, ülke yönetiminde “Bolivarcı Devrim” olarak adlandırılan sosyalist ve kamucu politikaları sürdürmektedir. Devlet başkanı, hem hükümetin hem de devletin başı olarak yürütme yetkisini elinde bulundurur.

    Venezuela’nın İnanç Yapısı (Dini Nedir?)

    Venezuela halkının çok büyük bir bölümü dini inanış bakımından Hristiyanlık paydasında buluşmaktadır. İspanyol sömürge döneminden kalan kültürel mirasın bir sonucu olarak inanç dağılımı şu şekildedir:

    Nüfusun yaklaşık %70-80’lik kesimi Katolik Kilisesi’ne bağlıdır. Son yıllarda özellikle Evanjelik toplulukların oranında belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Ülkede ayrıca azımsanmayacak oranda inançsız (ateist/agnostik) bir kesim ile küçük ama kültürel olarak aktif Müslüman, Yahudi ve yerel yerli inançlarına sahip topluluklar bir arada barış içinde yaşamaktadır.

    Maddede Venezuela Hakkında İlginç Gerçekler

    • Doğal Kaynak Rekortmeni: Venezuela, Suudi Arabistan’ı da geride bırakarak dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkesi unvanını elinde bulundurur. Ayrıca altın, demir ve doğalgaz zenginidir.

    • Dünyanın En Yüksek Şelalesi: Ülke, tam 979 metre yükseklikten dökülen ve dünyanın en yüksek kesintisiz şelalesi olan Angel Şelalesi’ne (Angel Falls) ev sahipliği yapar.

    • Zengin Coğrafi Çeşitlilik: Batıdaki And Dağları’nın karlı zirvelerinden, merkezdeki devasa düzlüklere (Llanos) ve güneydeki vahşi Amazon ormanlarına kadar çok farklı iklim kuşaklarını barındırır.

    • Milli Spor Beyzbol: Latin Amerika genelinde futbol popüler olsa da Venezuela’da en çok sevilen ve takip edilen spor dalı beyzboldur.

    • Mutfak Kültürü: İspanyol ve yerli geleneklerinin harmanlandığı ülke mutfağının vazgeçilmez ana unsuru, mısır unundan yapılan ve içi çeşitli malzemelerle doldurulan ünlü “Arepa” ekmeğidir.

    The post Venezuela nerede? Nüfusu kaç ve nasıl yönetiliyor? first appeared on Kanal 3 Tv.

  • 7.5 ve 7.2 büyüklüğünde iki deprem: Olağanüstü hal ilan edildi!

    Dünya, 25 Haziran 2026 Perşembe sabahına küresel ölçekte yaşanan büyük sismik hareketliliklerle uyandı. ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) tarafından geçilen son dakika verilerine göre; Güney Amerika ülkesi Venezuela’da sadece 39 saniye arayla 7.5 ve 7.2 büyüklüğünde iki yıkıcı ikiz deprem meydana geldi. Aynı saatlerde bir diğer büyük sarsıntı haberi de Pasifik’ten geldi ve Japonya’nın kuzeydoğusundaki Iwate eyaleti açıklarında 6.9 büyüklüğünde bir deprem kaydedildiği açıklandı.

    Yüzyılın en büyük sarsıntılarından birini yaşayan Venezuela’da ilk belirlemelere göre can pazarı yaşanırken, hükümet kanadından en üst düzeyde acil durum adımları atıldı. İşte depremin merkez üssü, etkilediği eyaletler ve bölgedeki son durum…

    39 Saniye Arayla İki Büyük Şok: Merkez Üssü Nereler?

    USGS, ilk yaptığı açıklamada sarsıntının boyutunu 7.1 olarak duyurmuş olsa da kısa süre içinde verilerini güncelleyerek ikiz deprem tablosunu ortaya koydu:

    Yaracuy eyaletine bağlı San Felipe kentinin 24 kilometre kuzeydoğusunda, 7.2 büyüklüğünde ve yerin 21.9 kilometre derinliğinde gerçekleşti. İlk sarsıntıdan yalnızca 39 saniye sonra aynı eyaletin Yumare kentinin 23 kilometre güneydoğusunda, 7.5 büyüklüğünde ve yerin 10 kilometre gibi sığ bir derinliğinde meydana geldi.

    Ülkede Olağanüstü Hal İlan Edildi

    Yaşanan felaketin ardından ulusa seslenen Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, yıkımın ve sarsıntıların boyutunu göz önünde bulundurarak anayasal yetkiler çerçevesinde ülke genelinde Olağanüstü Hal (OHAL) ilan ettiklerini duyurdu.

    Devlet Başkanı Delcy Rodriguez: “Peş peşe iki dev deprem yaşadık ve şu ana kadar en az 20 ciddi artçı sarsıntı kayıtlara geçti. Önceliğimiz maddi kayıplar değil, tamamen hayat kurtarmaktır. Şu an ulusça kenetlenme ve dayanışma zamanıdır.”

    Ağır Bilanço: Can Kayıpları Artıyor, Havalimanı Çöktü!

    Depremin ardından internet ve enerji altyapısının çökmesi nedeniyle birçok bölgeden sağlıklı bilgi akışı sağlanamazken, İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve hükümet yetkilileri şu acı bilançoyu paylaştı:

    İlk resmi açıklamalara göre deprem nedeniyle 32 kişi hayatını kaybetti, 700’den fazla vatandaş ise yaralı olarak hastanelere kaldırıldı. La Guaira bölgesi doğrudan “afet bölgesi” ilan edildi. Başkent Caracas başta olmak üzere Miranda, La Guaira, Aragua, Carabobo ve Falcon eyaletlerinde çok sayıda bina ve yüksek katlı yapı tamamen veya kısmen çöktü. Başkente hizmet veren en büyük havalimanı olan Simon Bolivar Uluslararası Havalimanı’nın tavanı çöktü ve altyapı hasarı sebebiyle tüm iç ve dış uçuşlar tamamen iptal edildi. Ülke genelinde okullar tatil edilirken, zorunlu olmayan tüm kamu ve özel sektör faaliyetleri ikinci bir emre kadar askıya alındı.

    Dünyadan Venezuela’ya Yardım Eli

    Yaşanan küresel ölçekteki bu afet sonrasında Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere çok taraflı finans kuruluşları harekete geçti. Hükümet yetkilileri; başta Amerika Birleşik Devletleri, Kolombiya, Brezilya, Meksika, Panama, Katar ve Birleşik Krallık olmak üzere dayanışma mesajı yayınlayan ve arama-kurtarma desteği sunan tüm dünya devletlerine teşekkürlerini iletti.

    The post 7.5 ve 7.2 büyüklüğünde iki deprem: Olağanüstü hal ilan edildi! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Avrupa kavruluyor! Termometreler kırıldı, Ölümler başladı

    Avrupa kavruluyor! Termometreler kırıldı, Ölümler başladı

    FRANSA’DA TERMOMETRELER KIRK BİR DERECEYİ AŞTI ARABADA BIRAKILAN İKİ ÇOCUK CAN VERDİ

    Aşırı sıcak dalgasının en ağır vurduğu ülkelerin başında gelen Fransa’da tam bir dram yaşanıyor. Bordeaux kentinde hava sıcaklığı 41,9 dereceye ulaşarak tarihi bir rekor kırarken, Poitiers şehrinde ise termometrelerin 41,2 dereceyi göstermesiyle 1947 yılından bu yana en sıcak gün kaydedildi. Vaucluse bölgesine bağlı Carpentras kasabasında ise yürekleri yakan bir ihmal yaşandı. Anneleri tarafından park halindeki otomobilde unutulan 2 ve 4 yaşlarındaki iki talihsiz çocuk, araç içinde baygın halde bulundu. Olay yerine koşan acil yardım ekiplerinin tüm kalp masajı ve müdahalelerine rağmen minik yavrular kurtarılamayarak sıcak çarpması sonucu hayatını kaybetti. Bordeaux’da da yaşları 80 ile 95 arasında değişen 3 yaşlı vatandaş sıcaklığa bağlı kronik rahatsızlıklar nedeniyle yaşamını yitirdi.

    SERİNLERKEN CAN VERDİLER: HAFTA SONU ON ÜÇ KİŞİ BOĞULDU

    Kavurucu sıcaklardan kaçarak nehir, göl ve denizlere akın eden Fransız vatandaşları arasında boğulma vakalarında patlama yaşandı. Ülke genelinde sadece pazar ve pazartesi günleri toplam 13 kişi akıntıya kapılarak ya da fenalık geçirerek boğulup can verdi. Kara tablonun ardından kameraların karşısına geçen Fransız Sivil Güvenlik Servisi Sözcüsü Jerome Boulanger, vatandaşları uyararak, “Lütfen can güvenliğiniz için yalnızca profesyonel kurtarma ekiplerinin ve gözetimin bulunduğu yasal alanlarda suya girin” çağrısında bulundu.

    PARİS’TE MÜZİK BAYRAMI’NDA ALKOL YASAKLANDI

    Sıcak dalgasının başkent Paris’i de esir alması üzerine Fransız hükümeti radikal sağlık tedbirlerini devreye soktu. Her yıl milyonlarca insanın sokaklarda kutladığı geleneksel Fete de la Musique (Müzik Bayramı) etkinlikleri kapsamında kamusal alanlarda alkol satışı ve tüketimi tamamen yasaklandı. Fransa Başbakanlık Ofisi’nden yapılan resmi açıklamada, devlet kurumlarının düzenlediği hiçbir resepsiyon ve etkinlikte alkol ikram edilmeyeceği belirtilerek, “Alkol kısıtlamasının temel amacı; acil durum ve sağlık sistemimizi korumak, aşırı yoğunluk altındaki sağlık personelimizin sadece en savunmasız ve kritik durumdaki hastalara odaklanmasını sağlamaktır” denildi.

    İNGİLTERE VE BELÇİKA’DA TARİHİ HAZİRAN REKORLARI KAPIDA

    Sıcak hava dalgası kuzeye doğru tırmanışını sürdürüyor. İngiliz Meteoroloji Kurumu (Met Office), ülkenin bazı kesimlerinde sıcaklıkların 39 derecenin üzerine çıkacağını öngörerek bugünün yılın en sıcak günü olacağını duyurdu. Bu tahminlerin gerçekleşmesi durumunda, İngiltere’de 1957 ve 1976 yıllarında ölçülen 35,6 derecelik haziran ayı sıcaklık rekoru açık ara geride kalmış olacak. Belçika Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü (RMI) de çarşamba gününden itibaren ülkenin kuzeydoğusunda sıcaklıkların 38 dereceye fırlayacağını bildirerek sahil şeridi hariç tüm ülkede “turuncu alarm” verdi. Yetkililer, hafta sonuna doğru aşırı sıcağın tetikleyeceği şiddetli fırtınalara karşı da uyarıda bulundu.

    İTALYA VE İSPANYA’DA ELEKTRİK SİSTEMLERİ ÇÖKTÜ, KIRMZI ALARM VERİLDİ

    Akdeniz ülkeleri de adeta yangın yeri. İtalya Sağlık Bakanlığı; Roma, Milano, Torino, Venedik, Bologna ve Floransa’nın da dahil olduğu 12 büyük şehirde en yüksek tehlike seviyesi olan “kırmızı alarm” durumuna geçildiğini ilan etti. Kentlerde günlerdir 35 derecenin üzerinde seyreden hava sıcaklığı nedeniyle klimalara yüklenen halk, enerji altyapısını felç etti. Torino’da aşırı yüklenme sebebiyle bölgesel elektrik kesintileri yaşanırken, enerji şirketi Iren ek jeneratörler devreye sokarak personel vardiyalarını iki katına çıkardı. İspanya Meteoroloji Servisi (Aemet) ise ülkenin kuzeyindeki San Sebastian gibi serin bölgelerde bile sıcaklıkların 40 dereceye ulaşacağını, hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin 5 ila 10 derece üzerinde seyrettiğini rapor etti. Küresel iklim krizinin en somut örneği olan bu sıcak hava dalgasının cuma gününe kadar kıta genelinde etkisini sürdürmesi bekleniyor. >>>İHA 

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevkidaşları ile görüştü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevkidaşları ile görüştü

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telefonda görüştü.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, liderler görüşmede, Türkiye-İran ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldı.

    Görüşmede, İran ile ABD arasında varılan mutabakatın memnuniyet verici olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak sürecin barışla sonuçlanması için ellerinden gelen desteği sağlayacaklarını, müzakereleri sabote etmek isteyenlere karşı dikkatli davranmanın önemli olduğunu ifade etti.

    Erdoğan, yeni dönemde bölgesel barışı güçlendirecek adımlar atmanın önemli ve gerekli olduğunu, Türkiye’nin bunu tesis etmek için çalışacağını vurguladı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye ile İran arasındaki ticari, mali ve enerji işbirliğini geliştirmek için adımlar atmayı sürdüreceklerini de kaydetti.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, IRAK BAŞBAKANI ZEYDİ İLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından yapılan açıklamaya göre, liderler, Türkiye-Irak ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konuları ele aldı.

    Erdoğan görüşmede, yeni dönemde Türkiye ile Irak arasındaki ilişkileri daha da ileri taşımayı istediklerini, özellikle enerji, savunma sanayisi ve ulaştırma alanlarında işbirliği potansiyelinin büyük olduğunu belirtti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Ali Zeydi’yi kapsamlı istişarelerde bulunmak üzere Türkiye’ye davet etti. >>>AA

  • “İsrail, Batı Şeria’da halkı göçe zorluyor”

    “İsrail, Batı Şeria’da halkı göçe zorluyor”

    İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Fadi Zatari, Gazze’de ateşkese rağmen süren saldırıların gölgesinde İsrail’in Batı Şeria’daki baskısını da artırdığını belirterek, “(Batı Şeria’da) Daha fazla yerleşim, daha fazla kontrol noktası olacağını düşünüyorum. Filistinlileri Batı Şeria’dan zorla çıkarmaya çalışacaklar.” dedi.

    Zatari, Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde İstanbul Ticaret Odası Marmara Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından düzenlenen “Cut to the Chase: Sınırları Aşan Hakikat” başlıklı uluslararası gençlik zirvesi kapsamında değerlendirmelerde bulundu.

    Batı Şeria’nın tarihsel Filistin coğrafyasındaki ağırlığına işaret eden Zatari, İsrail-Filistin meselesinde son dönemde dikkatin yeniden Batı Şeria’ya kaymasının tesadüf olmadığını dile getirdi.

    Zatari, İsrail’in son yıllarda Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerini yoğunlaştırdığını, toprak gaspını artırdığını, Filistinlilerin günlük yaşamını daha da parçalı hale getirdiğini ve bölgede şehirler arasındaki bağlantının ciddi ölçüde koptuğunu anlattı.

    Batı Şeria’da bugün İsrail ordusunun 1000’i aşkın kontrol noktası olduğunu aktaran Zatari, “Batı Şeria’da birbirine bağlanan tek bir şehir bile yok, hepsi bölünmüş durumda. Şehirlerin içinde bile bölünmeler var. Örneğin, Batı Şeria’nın en büyük şehri olan El Halil zaten dört-beşten fazla parçaya bölünmüş durumda. İsrail güvenlik kontrolü ve (İsrailli) yerleşimci yerlerinden geçmeden bir bölgeden diğerine ulaşamazsınız.” diye konuştu.

    “AVRUPA’DA 55 BİNDEN FAZLA FİLİSTİN’E DESTEK GÖSTERİSİNE ŞAHİT OLDUK”

    Zatari, 7 Ekim 2023 sonrasında ortaya çıkan en önemli sonuçlardan birinin, Filistin meselesinin uluslararası kamuoyunda daha görünür ve daha evrensel bir başlık haline gelmesi olduğunu belirtti.

    Özellikle Avrupa’daki kitlesel gösterilere işaret eden Zatari, “Geçen yıl Avrupa’da Filistin’i destekleyen 55 binden fazla gösteriye şahit olduk. Diğer tarafta İsrail’i destekleyen çadırlar bulamazsınız. Bu büyük bir değişiklik.” ifadelerini kullandı.

    Zatari, bu değişimin, “siyonist hareketin tarihsel köklerinin ve uzun yıllar boyunca aldığı desteğin önemli ölçüde Avrupa’yla ilişkili olması” nedeniyle ayrıca dikkat çekici olduğunu dile getirerek, Filistin’e yönelik dayanışmanın artık yalnızca Batı toplumlarıyla sınırlı kalmadığını, dünyanın farklı bölgelerinde de daha güçlü şekilde hissedildiğini söyledi.

    Filistinli mülteci kamplarının Filistin direnişindeki rolüne dair soruyu yanıtlayan Zatari, Batı Şeria’daki kampların büyük bölümünün 1948 sınırlarından göç etmek zorunda kalan Filistinlilerden oluştuğunu anlattı.

    Zatari, Batı Şeria’da 20’den fazla kamp bulunduğunun altını çizerek, “Gazze’deki insanların çoğuna sorarsanız, aslen Gazzeli değiller, İsrail’in şimdi yerleştiği 1948 sınır bölgesinden gelen mültecilerdir.” şeklinde konuştu.

    Zatari, bu alanların geçmişte Filistin direnişinin sembol noktaları arasında yer aldığını ancak son yıllarda yaşanan gelişmelerin bu merkezlerin etkisini kısmen azalttığını da dile getirdi.

    “FİLİSTİNLİLERİ BATI ŞERİA’DAN ZORLA ÇIKARMAYA ÇALIŞACAKLAR”

    Gelecek yıllarda Batı Şeria’da daha karanlık bir tablo beklediğini aktaran Zatari, İsrail’in bölgede bombardımandan farklı ama sonuçları itibarıyla benzer bir tasfiye stratejisi izlediğini vurguladı.

    Zatari, “(Batı Şeria’da) Daha fazla yerleşim, daha fazla kontrol noktası olacağını düşünüyorum. Filistinlileri Batı Şeria’dan zorla çıkarmaya çalışacaklar.” dedi.

    Bu sürecin Gazze’dekinden daha farklı yürütüleceğini söyleyen Zatari, “Filistinlileri Batı Şeria’dan zorla çıkarmaya yönelik girişim, Gazze’deki soykırım gibi askeri bombardıman ve dikkat dağıtma yöntemleriyle değil, örneğin Batı Şeria’ya veya sınırdan ayrılmaya zorlamak gibi daha yumuşak yöntemlerle yapılacak. Batı Şeria’da daha yüksek vergiler ve yüksek işsizlik oranıyla işte tam da buna şahit oluyoruz.” diye konuştu.

    Zatari, İsrail’in bir “sınırının” olmadığını vurgulayarak, “İsrail’in durabileceği bir sınırı yok. Bu yüzden daha da genişlemek istiyorlar. Örneğin İsrail’in anayasasında sınır yok. Çünkü onlar, yedi ülkeden fazlasını kapsayan bir ‘Büyük İsrail’ fikrine inanıyorlar.” ifadelerini kullandı.

    “BU TOPRAKLAR, MÜSLÜMAN ÜMMETİN HER BİREYİNE AİTTİR”

    Filistin meselesine gençlerin nasıl bakması gerektiğine ilişkin değerlendirmesinde ise Zatari, konunun yalnızca ulusal bir toprak meselesi olarak görülemeyeceğini söyledi.

    Zatari, Filistin’in yalnızca Filistin halkına ait bir dava gibi görülmesinin eksik bir yaklaşım olacağını belirterek, “Bilinmesi gereken en önemli şey, kutsal Filistin topraklarının sadece Filistinlilere ait olmadığıdır. Bu topraklar, Müslüman ümmetin her bireyine aittir. Dolayısıyla bu ulusal bir mesele değil, Filistin Arap meselesi değil, ümmet meselesidir.” şeklinde konuştu.

    Zatari, “(Filistin) Filistinliler olarak bize ait olduğu kadar Türkiye’ye de aittir. Ve Kudüs’ün güvenliğinin, Ankara’nın, Mardin’in veya Türkiye’deki herhangi bir şehrin güvenliği gibi önemli bir iç güvenlik meselesi olarak anlaşılması gerektiğine inanıyorum.” dedi.

    “SİYONİST HAREKET YEREL BİR MESELE DEĞİL, EVRENSEL BİR HAREKETTİR”

    Zatari, zirvenin ana başlıklarından biri olan “küresel uyanış” çerçevesinde Filistin meselesine yönelik uluslararası duyarlılığın hangi zeminde büyüdüğüne ilişkin soruya da yanıt verdi.

    Siyonist hareketin yalnızca yerel bir proje olarak okunamayacağının altını çizen Zatari, “Siyonist hareket yerel bir mesele değil, evrensel bir harekettir.” diye konuştu.

    Zatari, bu yapının tarihsel olarak büyük güçler tarafından desteklenen uluslararası bir nitelik taşıdığını, bu nedenle Filistin’deki sömürgeci yerleşim düzenine karşı mücadelenin yalnızca Filistinlilerin omzuna bırakılabilecek bir sorumluluk olmadığını vurguladı.

    Özellikle genç kuşakların meseleyi daha geniş bir tarihsel ve siyasal bağlam içinde okumasının belirleyici olacağını vurgulayan Zatari, “Çünkü bu, dünyaya adalet getirebilecek ve barışı sağlayabilecek herkesi kapsayan evrensel bir direnişi gerektirir.” ifadelerini kullandı. >>>AA

  • İngiltere Başbakanı Starmer istifa etti

    İngiltere Başbakanı Starmer istifa etti

    Starmer, Başbakanlık Ofisi 10 Numara’nın önünde yaptığı açıklamada, başbakanlığa seçildiği günün hayatının en gurur verici günü olduğunu söyledi.

    Ülkede milyonlarca insanın hayatını olumlu yönde değiştirme şansı elde ettiğini belirten Starmer, “Bu yolculuk kolay değildi. 6 yıl önce siyasi, finansal ve ahlaki olarak çökmüş bir İşçi Partisi devraldım. Bana defalarca partimin bittiği, tarihe karıştığı, seçimlerde tek başına iktidarı olmak bir yana, çoğunluğu dahi elde edemeyeceğimiz söylendi.” dedi.

    Partiyi değiştirerek bunları söyleyenleri yanılttıklarını ifade eden Starmer, “Partideki antisemitizmi bitirdik, ekonomi, savunma ve ulusal güvenlikte güveni inşa ettik.” diye konuştu.

    Starmer, İngiltere’yi daha adil bir hale getirmek için çalıştıklarını vurgulayarak, son 2 yıldaki icraatlarının detaylarını paylaştı.

    Özellikle Avrupa ile ilişkiler ve Ukrayna’ya verilen desteğe değinen Starmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu an soru, İşçi Partisini iktidara taşıyacak ve milyonlarca insanın yaşamını iyileştirme yolunda hayati önem taşıyan çalışmalara başlayacak en uygun kişinin kim olduğu değil. Bu sorular zaten yanıtlandı. Partimin sorduğu soru, benim bir sonraki genel seçimlere partiyi götürmek için en uygun kişi olup olmadığıdır. Parlamento grubumuzun bu soruya verdiği cevabı duydum ve bunu memnuniyetle kabul ediyorum. Aldığım her karar, çok sevdiğim ülkemi öncelemektedir. Bu nedenle İşçi Partisi liderliğinden istifa ediyorum. Kararımı bu sabah Majesteleri Kral’a da bildirdim.”

    Starmer, partisinin Ulusal Yürütme Komitesinden adaylıkların 9 Temmuz’dan başlayarak Parlamentonun yaz tatili bitene kadar alınacağı bir takvim belirlemesini isteyeceğini aktararak, ⁠”Parlamento eylülde tekrar toplanmadan önce bir liderin göreve gelmesi sağlanacak. Yarış tamamlanana kadar başbakanlığa devam edecek ve iktidarın düzenli şekilde devredilmesini sağlamak için elimden geleni yapacağım.” ifadelerini kullandı.

    Kendisinden sonra seçilecek kişiye koşulsuz destek vereceğini vurgulayan Starmer, eşi ve ailesine teşekkür ederken göz yaşlarını tutamadı.

    Starmer’ın konuşması boyunca Başbakanlığın bulunduğu Downing Sokağı girişindeki eylemcilerin çaldığı Avrupa Birliği (AB) marşı duyuldu.

    Manchester Belediye Başkanı olarak 2017’den beri adından söz ettiren Andy Burnham (Andrew Murry Burnham), Starmer’ın istifasının ardından İşçi Partisi liderliğine ve başbakanlığa en yakın isim olarak öne çıkıyor.

    Çok sayıda İşçi Partili ve hükümet mensubu bakan da mayıstaki yerel seçimlerde alınan başarısızlık, Jeffrey Epstein bağlantılı Peter Mandelson’un Washington’a büyükelçi olarak atanması ve yaşam pahalılığı sorunun çözülememesi nedeniyle istifası talep edilen Starmer’ın ardından koltuğa Burnham’ın oturmasını istiyor. >>>AA

  • Kolombiya’da yeni Cumhurbaşkanı kim oldu?

    Kolombiya’da yeni Cumhurbaşkanı kim oldu?

    Ulusal Sivil Sicil Kayıt Başkanlığının resmi olmayan sonuçlarına göre, sandıkların yüzde 99,91’i açıldı.

    Cumhurbaşkanı ikinci tur seçiminde Vatan Savunucuları Hareketi adayı sağcı Espriella yüzde 49,65, iktidar partisi Tarihsel Pakt İttifakının sol görüşlü adayı Ivan Cepeda yüzde 48,70 oy aldı.

    Resmi olmayan sonuçlara göre iki aday arasındaki fark yüzde 0,30 seviyesinde gerçekleşirken, oy farkı 246 bin 355 olarak kaydedildi.

    Trump’ın “tam ve koşulsuz” destek verdiği Espriella, Ulusal Sivil Sicil Kayıt Başkanlığının sonuçlarına göre seçimi kazandı.

    Seçim sonuçlarını Kolombiya’nın Karayip kenti Barranquilla’da takip eden Abelardo de la Espriella, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, seçimden zaferle çıktıklarını duyurdu.

    Espriella, “Silahların gölgesindeki baskılara, oy satın alma girişimlerine, geleneksel partilere, yolsuzluğa ve gerillaya karşı kazandık. Kazanan Kolombiya oldu.” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Petro sonuçları tanımadı

    Cumhurbaşkanı Gustavo Petro ise X’teki açıklamasında, oy sayımında bazı düzensizlikler olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Hiçbir aday kendisini cumhurbaşkanı ilan edemez. Cumhurbaşkanının kim olduğunu belirleyecek olan, resmi hukuki sayım sürecidir. Ben yargıçların kararına itaat ederim. Vatandaşlarımızdan lütfen sakin olmalarını rica ediyorum. Karşımızdaki gerçeklik, bize tam ortadan ikiye bölünmüş bir ülke ve özgürlüğümüzü elimizden alan yabancı müdahaleleri gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda vatanı ve barışı korumak istiyorsak, bir ‘Ulusal Mutabakat’ kaçınılmazdır.”

    Sandığa katılımın yüzde 61,5 olduğu bilgisi paylaşıldı.

    Ülkenin siyasi ve ekonomik geleceği açısından kritik önem taşıyan seçim, son yılların en çekişmeli yarışlarından biri olarak görülüyor.

    Seçimi resmi olarak kazanan aday, 7 Ağustos’ta görevi Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’dan devralacak.

    İktidar partisinin cumhurbaşkanı adayı Cepeda, 33 bin sandık sonucuna itiraz edecek

    Ulusal Sivil Sicil Kayıt Başkanlığının resmi olmayan sonuçlarına göre yüzde 48,70 oy oranı ile seçimde ikinci sırada yer alan Cepeda, başkent Bogota’da basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.

    Cepeda, ön sonuçları tanıdığını belirterek, “Kolombiya’nın seçim tarihinde ikinci tur seçimlerde görülen en az oy farkıyla sonuçlanan bir yarışla karşı karşıyayız. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, Tarihsel Pakt ve Yaşam İçin İttifak üyelerimiz demokrattır. Otoriterlik ve keyfilik bizden tamamen uzaktır. Bu gece gerçekleştirilen ön sayım sonuçlarını resmi bir veri olarak tanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Devasa bir hukuk ordusuyla haklarını sonuna kadar arayacaklarını dile getiren Cepeda, “On binlerce avukattan oluşan müşahit ve sandık takip grubumuz, ülke genelindeki 33 bin sandığın sonuçlarına resmi olarak itiraz etme sürecini başlatmıştır. Bu sandıkların her biri, resmi hukuki sayımda tek tek inceleme nesnesi olmak zorundadır.” değerlendirmesinde bulundu.

    Mevcut Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun hayata geçirdiği reformlara atıfta bulunan Cepeda, “Demokrasinin, kitlesel mobilizasyonun ve siyasi eylemin gücünü kullanarak, bu yıllarda Kolombiya’da inşa ettiğimiz sosyal kazanımların geriye götürülmesine net bir şekilde izin vermeyeceğimizi ilan ediyoruz. Ülkenin birliği adına diyaloğa ve uzlaşıya açığız ancak bunun tek şartı karşılıklı saygıdır.” diye konuştu.

    Bu arada Ulusal Sivil Sicil Kayıt Başkanlığı Genel Müdürü Hernan Penagos, yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanı seçiminin ön sonuçlarına göre, Vatan Savunucuları Hareketi adayı sağcı Espriella’nın yarışı önde tamamladığını bildirdi.

    Sol aday Cepeda’nın itirazına değinen Penagos, şunları söyledi:

    “Belediye düzeyindeki resmi sayımlar, internette yayımlanan E-14 formları veya bunların dijital görüntüleri üzerinden değil, sandık kurulu başkanlarının imzaladığı fiziki tutanaklar esas alınarak yapılıyor. Dijitalleştirilen belgeler ve müşahitler tarafından çekilen fotoğraflar ise yalnızca resmi komisyonların verileri karşılaştırıp doğrulamasına yardımcı olan bir teyit aracı olarak kullanılıyor. Yetkililer, seçim sonuçlarının belirlenmesinde esas alınan belgelerin ıslak imzalı fiziki tutanaklar olduğunu vurguluyor.”

    Espriella’dan “güvenlik” vurgusu

    Karayip kıyısındaki Barranquilla kentinde binlerce destekçisine seslenen Espriella, tüm Kolombiyalıların cumhurbaşkanı olacağını belirterek, zaferin tek bir kişiye ait olmadığını söyledi.

    Espriella, farklılıklara saygı duyacaklarını vurgulayarak, “Bu zafer bir kişiye, bir partiye ya da bir bölgeye ait değildir. Kolombiya’nın tamamına aittir. Bir halkın kendi kaderini, ulusal onurunu, cumhuriyeti ve umudunu geri kazanma iradesi zafer kazanmıştır.” ifadesini kullandı.

    Destekçilerinden oylara sahip çıkmasını isteyen Espriella, şöyle konuştu:

    “Bu aynı zamanda sizin de zaferinizdir; çünkü demokrasi, halk özgürce karar verdiğinde işler ve sizin de özgürlükleriniz korunacak, haklarınıza saygı duyulacak, görüşleriniz dinlenecektir. Farklı düşündüğünüz için asla korkmanıza gerek kalmayacak. Amacım, vaatlerle değil sonuçlarla güveninizi kazanmak olacaktır. Oylarınıza sahip çıkın ve halkın iradesini yok sayanlara izin vermeyin.”

    Espriella, görevi devralır devralmaz önceliğinin ülkede güvenliği sağlamak olacağını belirterek, güvenliği yeniden tesis etmeyi, yolsuzlukla mücadele etmeyi, umudu yeniden canlandırmayı ve mevcut krizin ardından sağlık sistemini iyileştirmeyi hedeflediğini vurguladı.

    “Bu vatan her hükümetten, her ideolojiden daha büyüktür”

    Kolombiya’nın suçlular için cezasız kalmayacağını kaydeden Espriella, “Bu vatan her hükümetten, her ideolojiden daha büyüktür. Herkes için, herkesin olan ve herkes tarafından inşa edilen bir vatan olacak. Hiçbir suçlu Anayasa’nın ve yasaların üzerinde olmayacaktır. Suçlulara, insan kaçıranlara, halkın kaynaklarını çalan yolsuzlara bildiririm ki Kolombiya’nın yeniden bir hükümeti ve devleti vardır. Hepsi yasalar çerçevesinde amansızca takip edilecek ve işledikleri her suçun hesabını vereceklerdir.” dedi.

    Trump’tan Espriella’nın kazanmasına ilişkin paylaşım: O, harika bir şekilde kazandı

    ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak Espriella’nın seçimleri kazanmasını değerlendirdi.

    Trump, seçim sonuçlarına ilişkin, kendisinin de sağcı adaya destek verdiği belirtilen bir haberi alıntılayarak, “O, harika bir şekilde kazandı.” ifadelerini kullandı.

    Arjantin Devlet Başkanı Milei, Espriella’yı tebrik etti

    Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımında, “kaplan” lakaplı Espriella’nın seçim başarısını “tarihi” olarak nitelendirdi.

    “Aslan ve kaplan Latin Amerika’da kükreyecek” diyen Milei, şunları kaydetti:

    “Kolombiya’daki tarihi zaferinden dolayı Abelardo de la Espriella’yı içtenlikle tebrik ediyorum. Kolombiyalılar bugün ekonomik özgürlük, refah ve güvenlikten yana tercihte bulunarak organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı net bir mesaj verdi. Özgürlük Latin Amerika’da ilerlemeye devam ediyor. Artık bunun geri dönüşü yok. Yaşasın özgürlük.” >>>AA

  • İsrail ve Hizbullah ateşkes üzerinde anlaştı: Dev anlaşma saat 16.00 itibarıyla yürürlüğe girdi!

    Aylardır Orta Doğu’yu adeta bir barut fıçısına çeviren, siber ve askeri çatışmalarla bölgedeki insani krizi derinleştiren İsrail-Lübnan hattından tüm dünyada derin bir sörf nefesi aldıran son dakika haberi geldi. İngiliz haber ajansı Reuters’ın acil koduyla abonelerine servis ettiği tescilli bilgilere göre; İsrail ile Hizbullah, ateşkes üzerinde kesin olarak anlaşmaya vardı.

    Bölgesel ve küresel dengeleri doğrudan etkileyecek olan dev siber anlaşma, bugün (19 Haziran 2026 Cuma) yerel saatle tam 16.00 itibarıyla resmen yürürlüğe girdi ve sahadaki silahlar tescilli olarak sustu.

    Üçlü Diplomasi Mekanizması Devreye Girdi: ABD, Katar ve İran Yardımı

    Reuters’a konuşan ve adı açıklanmayan üst düzey bir ABD yetkilisi, diplomatik sörf perdesinin arkasındaki aktörleri tek tek ifşa etti. Yetkilinin aktardığı siber bilgilere göre, tarafların uzlaşma zeminine çekilmesinde çok sarsıcı bir konsorsiyum görev yaptı.

    Tarihi tescil sürecine dair öne çıkan satır başları şu şekilde:

    • Arabulucu Ortaklığı: Anlaşmanın siber mimarisini ABD’li ve Katarlı diplomatik müzakereciler inşa etti.

    • İran Faktörü: Bölgede Hizbullah üzerindeki sörf nüfuzuyla bilinen İran’ın, müzakere masasında yapıcı bir yardım sağladığı ve tescil sürecini hızlandırdığı belirtildi.

    • Saat 16.00 İtibarıyla Durduruldu: İsmi saklı tutulan ABD’li yetkili, “Hizbullah ve İsrail ateşkes konusunda anlaştı” diyerek siber barış hattının tescillendiğini onayladı.

    Sınır Hatlarında Son Durum Ne Olacak?

    Ateşkes kararının sörf sahasına inmesiyle birlikte, Lübnan’ın güneyi ve İsrail’in kuzey sınırındaki tescilli tahliye bölgelerinde siber bir sakinlik hakim olmaya başladı. Anlaşmanın uzun vadeli siber şartları, sınır hatlarındaki askeri unsurların ne kadar geri çekileceği ve Birleşmiş Milletler (BM) barış gücünün yeni tescilli devriye rotaları uluslararası kamuoyu tarafından büyük bir sörf odağıyla takip ediliyor.

    The post İsrail ve Hizbullah ateşkes üzerinde anlaştı: Dev anlaşma saat 16.00 itibarıyla yürürlüğe girdi! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Korkutan deprem: Orası 6.7 şiddetinde sallandı!

    Dünyanın sismik açıdan en hareketli bölgelerinden biri olan Pasifik Ateş Çemberi’nde korkutan bir son dakika gelişmesi yaşandı. Güney Doğu Asya ülkesi Endonezya, sabah saatlerinde şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldı.

    Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) ve Endonezya Meteoroloji, Klimatoloji ve Jeofizik Kurumu tarafından tescil edilen verilere göre, ülkenin Orta Sulawesi eyaletinde 6.7 büyüklüğünde çok güçlü bir deprem meydana geldi. Yerel saatle 11.27’de (TSİ 06.27) kaydedilen sarsıntı, özellikle kıyı şeridinde ve çevre kentlerde çok yoğun şekilde hissedildi. İşte siber dünyada ve küresel ajanslarda geniş yankı uyandıran depreme dair gelen ilk sıcak bilgiler…

    Merkez Üssü Palu Kentine Çok Yakın

    Yayımlanan resmi siber deprem raporlarına göre sarsıntının tüm teknik detayları şu şekilde tescillendi:

    • Depremin Merkez Üssü: Şiddetli sarsıntının merkez üssü, sismik geçmişiyle bilinen Orta Sulawesi eyaletinin başkenti Palu kentinin yaklaşık 43 kilometre güneydoğusu (bazı siber kaynaklara göre 46 km doğu-güneydoğusu) olarak açıklandı.

    • Korkutan Derinlik: USGS, depremin yerin sadece 10 kilometre derinliğinde (sığ deprem) gerçekleştiğini bildirdi. Deprem uzmanları, bu tür sığ derinlikteki depremlerin yeryüzündeki yıkıcı enerjisinin ve hissedilme oranının çok daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

    Tsunami Uyarısı Yapılmadı, Can Kaybı Bildirilmedi

    Depremin hemen ardından Endonezya’nın siber afet yönetimi birimleri ve yerel meteoroloji kurumları hızlıca bir araya geldi. Yapılan ilk değerlendirmeler sonucunda, 6.7 büyüklüğündeki bu güçlü depremin ardından bölge genelinde herhangi bir tsunami tehlikesinin bulunmadığı tescillendi ve resmi bir tsunami uyarısı yayımlanmadı.

    Ayrıca, sarsıntının üzerinden geçen ilk saatler itibarıyla siber veri ağlarına yansıyan, resmi makamlara ulaşan herhangi bir can kaybı, yaralanma ya da büyük çaplı mal kaybı bildirimi yapılmadı. Ancak sığ derinlik nedeniyle kırsal bölgelerdeki yapı stoğunda hasar oluşup oluşmadığına dair siber saha tarama çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğü aktarıldı.

    Bölge Halkı 2018 Travması Nedeniyle Hassas

    Depremin merkez üssü olan Palu kenti, hafızalarda derin yaralar bırakan bir sismik geçmişe sahip. Şehirde 2018 yılında meydana gelen 7.5 büyüklüğündeki büyük sarsıntı, yıkıcı bir tsunamiye ve zemin sıvılaşmasına yol açmış; 4 binden fazla insan yaşamını yitirmişti. Bu büyük felaketin tescilli hafızası nedeniyle, bugünkü 6.7’lik depremle birlikte halkın büyük bir panik halinde sokaklara ve açık alanlara döküldüğü, siber mecralarda paylaşılan görüntülere yansıdı.

    The post Korkutan deprem: Orası 6.7 şiddetinde sallandı! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • MİA raporu: Türkiye yeni nesil güvenlik paradigmasına hazırlanmalı

    MİA raporu: Türkiye yeni nesil güvenlik paradigmasına hazırlanmalı

    Yaklaşık 40 gün süren savaşın operasyonel verilerinin incelendiği raporda, yapay zekâ destekli sistemlerin hedef tespiti ve karar alma süreçlerini hızlandırdığı, elektromanyetik spektrum hâkimiyetinin ise modern hava gücünün en kritik unsurlarından biri haline geldiği ifade edildi.

    HAVA SAVUNMASINDA YENİ DÖNEM

    Raporda, “geçilemez hava savunma şemsiyesi” anlayışının geçerliliğini yitirdiğine dikkat çekildi. Düşük maliyetli kamikaze dronlar ve çoklu füze saldırılarının, gelişmiş hava savunma sistemlerini dahi kapasite ve maliyet baskısı altına alarak aşabildiği kaydedildi.

    Modern hava savunmasının yalnızca füze ve radar sistemlerinden oluşmadığı belirtilen raporda, siber güvenlik, elektronik harp ve taarruzi kapasitenin bütünleşik bir savunma mimarisinin vazgeçilmez unsurları olduğu ifade edildi. Ayrıca pahalı önleyici füzelere alternatif olarak lazer ve yönlendirilmiş enerji silahlarının önem kazandığı vurgulandı.

    KRİTİK ALTYAPILAR ÖNCELİKLİ HEDEF HALİNE GELDİ

    Raporda enerji tesisleri, radar ağları, veri merkezleri ve lojistik hatların artık savaşlarda öncelikli hedefler arasında yer aldığı belirtildi. Karar verici kadrolara yönelik “dekapitasyon” operasyonlarının ise özellikle psikolojik etki oluşturmayı amaçladığı ifade edildi.

    Yer altı üretim tesisleri ve güçlendirilmiş sığınakların önemini koruduğuna dikkat çekilen raporda, savaşma kapasitesinin sürdürülebilirliği açısından bu tür yapıların kritik rol oynadığı kaydedildi.

    SAVUNMA SANAYİSİNDE “ÜÇ BOYUTLU DERİNLİK” VURGUSU

    Raporda, savunma sanayisinde başarının yalnızca ileri teknolojiyle değil, aynı zamanda seri üretim kapasitesi, mühimmat sürdürülebilirliği ve yeterli stok seviyeleriyle mümkün olduğu belirtildi.

    Mühimmat stoklarının hızla tükenebildiği modern savaş ortamında, düşük maliyetli ve yüksek üretim kapasiteli sistemlerin geliştirilmesinin stratejik zorunluluk haline geldiği ifade edildi.

    TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER

    Raporda Türkiye’nin savunma ve güvenlik politikalarına yönelik çeşitli öneriler de yer aldı. Buna göre, Çelik Kubbe projesinin dağıtık, yedekli ve otonom sistemlerle güçlendirilmesi gerektiği belirtilirken, asimetrik tehditlere karşı proaktif savunma anlayışının geliştirilmesi tavsiye edildi.

    Bilişsel savaş ve dezenformasyon faaliyetlerine karşı toplumsal dayanıklılığın artırılması gerektiği vurgulanan raporda, siber güvenlik farkındalığının toplumun tüm kesimlerine yayılmasının önemine dikkat çekildi.

    Raporda ayrıca Hürmüz Boğazı’ndaki kırılganlıkların küresel ticaret üzerindeki etkilerine işaret edilerek, Türkiye’nin öncülük ettiği Kalkınma Yolu ve Orta Koridor projelerinin alternatif lojistik ve ticaret güzergâhları olarak stratejik değer kazandığı ifade edildi. >>>Haber Merkezi

  • İngiltere, Rusya’nın “gölge filosuna” ait petrol tankerini durdurdu

    İngiltere, Rusya’nın “gölge filosuna” ait petrol tankerini durdurdu

    Starmer, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Manş Denizi’ni geçmeye çalışan Rusya’nın gölge filosuna ait bir petrol tankeri bu sabah, benim emrimle engellendi.” ifadesini kullandı.

    Operasyonun, Rusya ve onun Ukrayna’ya yönelik yürüttüğü savaşa destek verenlere karşı hatırlatma olduğunu belirten Starmer, operasyonda yer alan silahlı kuvvetler personeline teşekkür etti.

    Kamu yayıncısı BBC’nin operasyonun detaylarına dair haberine göre, tanker, donanmaya bağlı komandolar ile Ulusal Suç Ajansına bağlı güçler ve hava desteğiyle İngiltere’nin güney sahili açıklarında durduruldu.

    Smyrtos isimli, Kamerun bandıralı tankere yönelik operasyon 6 saat sürdü. Savunma Bakanlığı, geminin İngiltere açıklarında tutulacağını ve inceleneceğini açıkladı.

    İngiltere Savunma Bakanlığı, Rusya’nın petrol ambargosundan etkilenmemek için başka ülkelerin bayraklarını taşıyan 700’den fazla gemiyle “gölge filo” oluşturduğunu ve bu şekilde petrol ticaretinin yüzde 75’ini yaptığını savundu.

    Bakanlık, operasyonun Fransa ile koordineli şekilde düzenlendiğini kaydetti.

    İngiltere, uyguladığı yaptırımla Rus gölge filosunda yer aldığını belirttiği 500’den fazla gemiye İngiliz sularına girmelerini ve limanlarına demirlemelerini yasaklamıştı.

    Yaptırım kararıyla, İngiliz firmalarının ve vatandaşlarının bu gemilere sigorta yapması, finansman sağlaması ve mal alım-satım işlemlerine aracılık yapması da engellenmişti.

    Başbakan Starmer, mart ayında yaptığı açıklamada, İngiltere’nin Rus gölge filosuna bağlı gemileri durdurabilecek seviyede olduğunu belirtmişti. >>>AA

  • İsviçre’de halk oylaması sürüyor

    İsviçre’de halk oylaması sürüyor

    İsviçre’de vatandaşlar, sağcı İsviçre Halk Partisinin (SVP) desteklediği “10 Milyonluk İsviçre’ye Hayır” önerisini oylamak için sandığa gidiyor.

    Yerel saatle 10.00’da başlayan oy verme işlemi 12.00’de sona erecek.

    Seçmenlerin çoğunluğu oylama işlemini daha önce posta yoluyla gerçekleştirmişti.

    Sonuçlara ilişkin ilk tahminlerin öğleden sonra, nihai sonuçların ise akşam saatlerinde açıklanması öngörülüyor.

    Ülke gündemini uzun süre meşgul eden girişimle ilgili kampanya kapsamında konut kiraları, yabancı iş gücü, nüfus yoğunluğu, kamu hizmetlerinden daha iyi yararlanma, yaşam standartlarını güvence altına alma ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler derin tartışma konusu oldu.

    İsviçreli seçmenler, bu tartışmaları dikkatlice takip ederken, tercih konusunda ikiye bölünmüş durumda.

    Ülkede oldukça “kutuplaştırıcı” şeklinde nitelenen oylamaya ilişkin yapılan son anketlere göre, “10 Milyonluk İsviçre’ye Hayır” girişimine yüzde 52 karşı çıkarken yüzde 45 destek verdi, yüzde 3 ise hala kararsız.

    Öneriye göre, nüfusun 9,5 milyonu aşması halinde yasal adımlar gerekecek

    Hem hükümet hem de parlamento, nüfus artışını sınırlamayı amaçlayan girişime karşı çıkmasına rağmen karşı öneri sunmadı.

    SVP, “sürdürülebilirlik girişimi” olarak adlandırılan bu öneriyle, İsviçre’nin daimi ikamet eden nüfusunun 2050’den itibaren 10 milyonu aşmamasını veya düzensiz göçü önleyerek yalnızca doğumların ölümlerden fazla olması nedeniyle bu sayıya ulaşmasını sağlamayı hedefliyor.

    Referandumda oylanacak öneriye göre, nüfusun 2050’den önce 9,5 milyonu aşması halinde Federal Konsey ve Parlamento, özellikle “iltica ve aile birleşimi alanında” bu sınıra uyulmasını sağlamak için önlemler almak zorunda kalacak.

    Girişim metnine göre İsviçre, istisna veya koruma maddeleriyle ilgili olarak “nüfus artışını teşvik eden uluslararası anlaşmaları” yeniden müzakere etmek durumunda kalacak.

    SVP’nin desteklediği referandum kampanyasını yürütenler, nüfusun aşırı şekilde artışının altyapıyı zorladığı, kira fiyatlarını artırdığını ve ulusal kimliği değiştirdiğini savunuyor.

    Federal Konsey ve parlamentonun çoğunluğuna göre ise bu girişim, sorunları çözmenin aksine yeni problemlere neden olacak.

    Girişimi destekleyenler, bu önerinin göçü kontrol altına almak ve sınırlamak için mantıklı olduğunu ileri sürüyor.

    İsviçre’nin nüfusunun halihazırda 9,1 milyon civarında olduğu biliniyor. >>>AA

  • Trump en az 30 kez “anlaşma” dedi, petrol piyasaları sert dalgalandı

    Trump en az 30 kez “anlaşma” dedi, petrol piyasaları sert dalgalandı

    ABD ile İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarıyla başlayan çatışmalar ve Hürmüz Boğazı kaynaklı arz kesintisi endişeleri petrol fiyatlarını son yılların en yüksek seviyelerine çıkardı.

    Bu kapsamda 28 Şubat’ta başlayan çatışma sürecinden bu yana Trump’ın İran’a ilişkin açıklamaları ve Hürmüz Boğazı’na yönelik gelişmelerin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık 100 dolar seviyesinde dengelendi.

    Bu süreçte, Trump’ın sık sık tekrarladığı anlaşma ve ateşkes mesajları, diplomatik amaç taşımasının yanı sıra enerji piyasalarındaki beklentileri yönlendiren önemli unsurlardan biri olarak öne çıktı.

    Trump en az 30 kez

    AA muhabirinin, uluslararası haber kaynaklarından derlediği bilgilere göre, Trump marttan bu yana en az 30 kez İran’la anlaşma, ateşkes veya diplomatik çözümün yakın olduğuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Ancak taraflar arasında kalıcı bir uzlaşı sağlanamaması, petrol piyasalarında yüksek oynaklığın sürmesine neden oldu.

    “Anlaşma yakın”, “görüşmeler verimli ilerliyor” ve “ateşkes mümkün” yönündeki açıklamalar zaman zaman petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluştururken, diplomatik sürecin somut anlaşmayla sonuçlanmaması ve jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmaması, fiyatların savaş öncesi seviyelere gerilemesini engelledi.

    Böylece piyasada ne tam bir kriz ne de tam bir normalleşme yaşandı. Bu durum, petrol ve doğal gaz üreticilerinin yüksek gelir elde etmeye devam etmesine imkan sağlarken, enerji fiyatlarının ekonomik faaliyet üzerinde yıkıcı baskı oluşturacak seviyelere yükselmesini de sınırladı. Sonuç olarak enerji talebi önemli ölçüde korunurken, ABD’li üreticiler de yüksek fiyat ortamından faydalanmayı sürdürdü.

    Küresel petrol ihracatında liderlik ABD’ye geçti

    Ortaya çıkan bu tablo, petrol ve doğal gaz üretimindeki güçlü büyüme sayesinde net enerji ihracatçısı konumuna yükselen ABD’nin enerji sektörünün süreçten ekonomik açıdan görece avantajlı çıkmasına katkı sağladı.

    Gemi takip şirketi Vortexa’nın verilerine göre, ABD’nin ham petrol ve petrol ürünü ihracatı mayısta günlük yaklaşık 10,5 milyon varile ulaşarak üst üste üçüncü ayda da dünyada ilk sırada yer aldı.

    Uluslararası medya kuruluşlarının hesaplamalarına göre, aynı dönemde Rusya’nın petrol ihracatı günlük yaklaşık 7 milyon varil, Suudi Arabistan’ın ihracatı ise 5,9 milyon varil seviyesinde gerçekleşti.

    Karşılaştırıldığında, geçen yıl Suudi Arabistan’ın günlük petrol ihracatı yaklaşık 8,1 milyon varil, ABD’nin 6,6 milyon varil ve Rusya’nın 5,8 milyon varil düzeyindeydi.

    Bununla birlikte, yüksek fiyat ortamı ABD kaya petrolü sektöründeki faaliyetleri desteklerken, ABD merkezli enerji araştırma şirketi Primary Vision’ın verileri de petrol sahalarındaki operasyonların hızlandığını gösterdi.

    Buna göre, savaşın başlamasından bu yana ABD kaya petrolü sektöründeki faaliyetler belirgin şekilde hızlandı. Şirketin Frac Spread Count ve Frac Job Count göstergeleri güçlü artış kaydederken, basınçlı pompalama kapasitesi 2022’den bu yana en sıkışık seviyeye ulaştı. Kapasite kullanım oranındaki yükseliş de sektördeki büyümenin devam ettiğine işaret ediyor.

    Rusya’nın en büyük petrol şirketi Rosneft’in Üst Yöneticisi İgor Seçin, daha önce yaptığı açıklamada, Orta Doğu’daki gerilim ve yükselen petrol fiyatlarının en büyük kazananının ABD enerji sektörü olduğunu savunmuş, yüksek fiyat ortamının ABD’li enerji şirketlerine önemli gelir avantajı sağladığını belirtmişti.

    Seçin, mevcut fiyat seviyelerinin korunması halinde ABD petrol ve doğal gaz sektörünün bu yıl elde edeceği ilave gelirin onlarca milyar dolara ulaşabileceği değerlendirmesinde bulunmuştu.

    Trump’ın “anlaşma yakın” vaatleri petrol piyasasını yönlendirdi

    Trump’ın İran’la müzakerelere ilişkin iyimser açıklamaları, petrol piyasasında son ayların en sert fiyat hareketlerini tetikledi.

    Brent petrol, Trump’ın Orta Doğu’daki gerilimin azalabileceğine ve İran’la diplomatik çözüm sağlanabileceğine yönelik açıklamalarının ardından 10 Mart’ta yüzde 11,3 düşüşle 87,80 dolara gerilerken, 16 Mart’ta da Hürmüz Boğazı’ndan bazı tankerlerin yeniden geçiş yapabildiğine ilişkin haberlerin etkisiyle yüzde 6,9 değer kaybederek 96,04 dolara indi.

    Trump’ın 23 Mart’ta tarafların anlaşmaya ilişkin “neredeyse tüm konularda uzlaşı sağladığını” açıklamasının ardından Brent petrol aynı gün yüzde 9,8 düşüşle 95,92 dolardan kapandı.

    Trump ertesi gün İran’ın anlaşma yapmaya “çok istekli” olduğunu öne sürerken, 25-29 Mart’ta da Tahran’ın anlaşma için yoğun çaba gösterdiğini ve hatta “yalvardığını” iddia etti. Ancak anlaşmaya yönelik iyimser mesajlara rağmen kalıcı uzlaşı sağlanamaması nedeniyle Brent petrol, jeopolitik risklerin etkisiyle martı 118,35 dolardan kapattı.

    Nisanda da benzer bir tablo görüldü. Trump’ın ateşkes ve anlaşmaya yakın olunduğuna yönelik açıklamalarının etkisiyle Brent petrol 7 Nisan’da yüzde 0,5, 8 Nisan’da ise yüzde 13,3 geriledi.

    Trump’ın 15 ve 17 Nisan’da anlaşmanın çok yakın olduğu, İran’ın talepleri kabul ettiği ve bir iki gün içinde uzlaşı sağlanabileceği yönündeki açıklamaları da piyasalardaki risk primini azalttı. Bu açıklamaların etkisiyle Brent petrol 17 Nisan’da yüzde 9,1 düşüşle 90,38 dolardan günü kapatarak, 10 Mart’tan bu yana en düşük kapanışı kaydetti.

    Buna karşın diplomatik sürecin sonuç vermemesi nedeniyle risk primi tamamen ortadan kalkmadı. Nisan sonunda Brent petrol gün içinde 126 doların üstünü test ederek son 4 yılın en yüksek seviyesini gördü ve ayı 114,01 dolardan tamamladı.

    Mayısta Trump’ın tarafların uzlaşıya çok yakın olduğu yönündeki açıklamaları satış baskısını yeniden gündeme taşıdı. Brent petrolün varil fiyatı ay boyunca kademeli olarak gerileyerek 108 dolar seviyelerinden 92 dolar bandına indi. Ancak anlaşmanın somutlaşmaması ve jeopolitik gerilimin sürmesi, piyasalardaki oynaklığın yüksek kalmasına yol açtı.

    Gözler yeniden anlaşma sürecinde

    Haziranda piyasalarda yeniden temkinli görünüm öne çıktı. Brent petrol, 1 Haziran’da yüzde 3,2 yükselerek 94,98 dolara, 3 Haziran’da ise 97,81 dolara kadar çıktı. Ancak Trump’ın İran’la anlaşmanın yakın olduğuna yönelik yeni açıklamaları satış baskısını yeniden beraberinde getirdi.

    ABD Başkanı Trump’ın 7-9 Haziran’da yaptığı “anlaşmaya çok yakınız” yönündeki açıklamalarının ardından Brent petrol 9 Haziran’da yüzde 3 düşüşle 91,45 dolara geriledi.

    Trump’ın 11 Haziran’da anlaşmanın “onaylanma” aşamasına geldiğini ve planlanan saldırıları iptal ettiğini açıklamasıyla düşüş hızlanırken, gözler yeniden diplomatik sürece çevrildi.

    Donald Trump, 12 Haziran’da yaptığı açıklamada, İran’ın, nükleer silaha sahibi olmama konusunda mutabık kaldığını belirterek, “Bugün İran’la savaşı bitirdik.” ifadesini kullandı.

    Bu gelişmelerin etkisiyle Brent petrol 11 Haziran’da yüzde 2,9 kayıpla 90,38 dolardan kapanarak 20 Nisan’dan bu yana en düşük seviyesini gördü. >>>AA

  • ABD Başkanı Trump, İran için ne dedi?

    ABD Başkanı Trump, İran için ne dedi?

    ABD Başkanı Trump, Oval Ofis’te düzenlenen imza töreninin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

    Trump, İran’la anlaşmanın tamamlanmak üzere olduğunu vurgulayarak, detaylı mutabakat metni üzerindeki son çalışmaların sürdüğünü söyledi.

    ABD Başkanı, “(İran’la anlaşma) Belgelerin son halinin hazırlanması sürecinden geçiyoruz. Bu süreç önümüzdeki birkaç gün içinde tamamlanacak ve bir imza töreni düzenlenecek, belki de Avrupa’da.” şeklinde konuştu.

    Aralarında Türkiye’nin de olduğu birçok bölge ülkesinin lideri ile görüştüğünü ve bu görüşmelerin sürdüğünü belirten Trump, İran’la anlaşma sürecinde Ankara’nın rolüne ilişkin, “Türkiye ile de görüşeceğiz. Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan bu süreçte harikaydı.” değerlendirmesini yaptı.

    İran lideri Mücteba Hamaney’in anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı konusundaki bilgisi sorulan Trump, “Anladığım kadarıyla cevap evet.” dedi.

    Anlaşma imzaları atılır atılmaz Hürmüz Boğazı’nın açılacağını ve ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasının kaldırılacağını vurgulayan Trump, “(Anlaşma) Yakında imzalanacak, belki bu hafta sonu.” ifadesini kullandı. >>>AA

  • Dünya Kupası heyecanı yarın 2 maçla devam edecek

    Dünya Kupası heyecanı yarın 2 maçla devam edecek

    ABD, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliği yaptığı turnuvada, A Milli Futbol Takımı’nın da bulunduğu D Grubu’nda ABD ile Paraguay, turnuvadaki ilk maçlarında Los Angeles Stadı’nda TSİ 04.00’te karşı karşıya gelecek. B Grubu’nda ise Katar ile İsviçre, San Francisco Bay Area Stadı’nda TSİ 22.00’de karşılaşacak. >>>AA

  • Kayıp bir neslin sessiz çığlığı! Eğitim yuvaları toplu mezara dönüştü

    Kayıp bir neslin sessiz çığlığı! Eğitim yuvaları toplu mezara dönüştü

    GAZZE’DE EĞİTİM ALTYAPISI TAMAMEN ÇÖKTÜ

    Saldırıların en ağır yaşandığı Gazze Şeridi’nde, eğitim kurumlarının neredeyse tamamen yok edildiği gözler önüne serildi. Verilere göre Gazze’de 179’dan fazla devlet okulu tamamen yıkılırken, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) ait 105’ten fazla okul bombalanarak ağır tahribata uğradı. Bölgedeki yükseköğretim de hedef alınarak 63’ten fazla üniversite binası yerle bir edildi.

    BİNLERCE ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMEN KATLEDİLDİ

    Bakanlık, Gazze’deki can kayıplarının detaylarını da kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, Gazze’de bin 379’u üniversite öğrencisi olmak üzere toplam 20 bin 480 öğrencinin hayatını kaybettiği, 31 bin 436 öğrencinin ise yaralandığı belirtildi. Eğitim kadrosuna yönelik saldırılarda ise bin 48 eğitim çalışanının yaşamını yitirdiği, 4 bin 784 personelin yaralandığı kaydedildi. Ateşkese rağmen son 24 saatte düzenlenen saldırılarda da 8 kişinin daha hayatını kaybettiği bildirildi. >>>İHA

  • Akraba ziyaretine giden aracı kurşun yağmuruna tuttular

    Akraba ziyaretine giden aracı kurşun yağmuruna tuttular

    Sam Fahd Ebu Heykel bebek kaldırıldığı hastanede yaşam mücadelesini kaybetti

    Yürekleri dağlayan feci olayın ardından Filistin Sağlık Bakanlığı resmi bir açıklama yayımladı. Bakanlık, İsrail askerlerinin kurşunlarına hedef olan araçta bulunan ve ağır yaralı olarak acil koduyla hastaneye ulaştırılan Sam Fahd Ebu Heykel isimli 7 aylık Filistinli bebeğin, doktorların gösterdiği yoğun çabaya rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybettiğini duyurdu. Saldırı sırasında araçta bulunan ve kurşunların hedefi olan bebeğin anne ve babasının da vücutlarının çeşitli yerlerinden orta derecede yaralandığı ve tedavilerinin sürdüğü aktarıldı.

    Akraba ziyareti için yola çıkmışlardı İsrail askerlerinin hedefi oldular

    Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın geçtiği detaylara göre; Filistinli aile, El Halil kentinde yaşayan yakın akrabalarını ziyaret etmek ve hasret gidermek amacıyla neşe içinde yola çıkmıştı. Yolculuk esnasında hiçbir uyarı yapılmaksızın İsrail askeri kontrol noktası yakınlarında kurşun yağmuruna tutulan aile, neye uğradığını şaşırdı. Mutlu başlayan aile yolculuğu, İsrail namlularından çıkan ateşle adeta bir cenaze evine dönüştü.

    İsrail ordusundan bildik savunma araç hızlandı sandık sivilleri vurduk

    Dünya kamuoyunda infial yaratan kanlı saldırının ardından İsrail ordusundan her zamanki gibi savunma odaklı bir açıklama geldi. Ordu sözcülüğü, cuma günü El Halil bölgesinde yürütülen askeri operasyonlar sırasında, görevli askerlerin üzerine doğru hızla ilerleyen şüpheli bir araç tespit edildiğini ve bir askerin tehdit algısıyla araca ateş açtığını iddia etti. Yapılan ilk askeri incelemelerde, vurulan kişilerin olayla hiçbir ilgisi bulunmayan masum siviller olduğunun trajik bir şekilde anlaşıldığı belirtilerek, olaya ilişkin idari soruşturma başlatıldığı ifade edildi.>>>İHA

  • 7,8 şiddetinde deprem: Beşik gibi sallandılar!

    Pasifik Ateş Çemberi üzerinde yer alan ülkede büyük paniğe yol açan depreme ve sonrasındaki tsunami tehlikesine dair tüm detaylar şu şekildedir:

    Depremin Merkez Üssü ve Şiddeti

    ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, sarsıntının boyutu ve derinliği şu şekilde rapor edildi:

    • Büyüklük: 7,8.

    • Merkez Üssü: Sarangani ilinin Soccsksargen bölgesine bağlı Kablalan ilçesinin 26 kilometre güneybatısı.

    • Derinlik: Yer kabuğunun 55,2 kilometre altında meydana geldi.

    Güçlü Artçılar ve Tsunami Uyarıları

    Ana depremin ardından bölgedeki sismik hareketlilik hız kesmedi. Kısa süre içinde büyüklükleri 4,6 ile 6,5 arasında değişen en az 10 güçlü artçı sarsıntı daha kayıtlara geçti.

    Depremin şiddeti nedeniyle Filipinler başta olmak üzere çevre ülkeleri de kapsayan geniş bir tsunami alarmı verildi. Filipinler Volkanoloji ve Sismoloji Enstitüsü Direktörü Teresito Bacolcol, Associated Press’e (AP) yaptığı açıklamada, ülkenin Sultan Kudarat ve Sarangani illerinde kurulu kıyı gözlem istasyonlarında 1 metre yüksekliğe ulaşan tsunami dalgalarının resmen izlendiğini doğruladı.

    Devlet Başkanı Marcos Jr: “Derhal Yüksek Yerlere Gidin”

    Gelişmelerin ardından Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. acil koduyla bir açıklama yayınladı. Tsunami tehlikesine karşı açık ve savunmasız durumda olan kıyı ve alçak bölgelerdeki vatandaşlara seslenen Devlet Başkanı, “Derhal yüksek yerlere gidin” çağrısında bulundu.

    Hükümetin afet yönetimi ve arama kurtarma birimlerinin tamamen alarma geçirildiğini ifade eden Marcos, tüm afet müdahale kurumlarının bölgede hazır kıta bekletildiğini sözlerine ekledi.

    The post 7,8 şiddetinde deprem: Beşik gibi sallandılar! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Almanya’da hedef 5. şampiyonluk

    Almanya’da hedef 5. şampiyonluk

    Fildişi Sahili, Curaçao ve Ekvador’la birlikte E Grubu’nda yer alan Almanya’nın kupaya katılma mücadelesi, öne çıkan oyuncuları, Dünya Kupası geçmişi ve kadrosuyla ilgili ayrıntılar şöyle:

    KUPAYA KATILMA MÜCADELESİ

    Julian Nagelsmann’ın teknik direktörlüğünü yaptığı Almanya, Avrupa elemelerinde Slovakya, Kuzey İrlanda ve Lüksemburg’la A Grubu’nda mücadele etti.

    İlk maçında Slovakya’ya deplasmanda 2-0 yenilen Almanya, kalan 5 maçı kazanarak grubu ilk sırada tamamlamayı başardı.

    Kazandığı 5 maçın 4’ünde kalesinde gol görmeyen “Panzerler”, rakip fileleri ise 16 kez havalandırdı. Almanya, 15 puanla grubu zirvede bitirerek Dünya Kupası biletini aldı.

    Almanya’nın elemelerde aldığı sonuçlar ve puan durumu şöyle:

    Slovakya-Almanya: 2-0

    Almanya-Kuzey İrlanda: 3-1

    Almanya-Lüksemburg: 4-0

    Kuzey İrlanda-Almanya: 0-1

    Lüksemburg-Almanya: 0-2

    Almanya-Slovakya: 6-0

    ÖNE ÇIKAN OYUNCULARI

    Daha önceki turnuvalarda Franz Beckenbauer, Gerd Müller, Jürgen Klinsmann ve Lothar Matthaus gibi isimlerin forma giydiği Almanya, son 2 Dünya Kupası’nda (2018, 2022) yaşadığı başarısızlıkları unutturmaya çalışacak.

    Panzerler; Nico Schlotterbeck, Waldemar Anton, Joshua Kimmich, Florian Wirtz, Kai Havertz, Lennart Karl gibi isimlerin sergileyeceği performanslarla Dünya Kupası’nda kürsüye çıkmak için mücadele edecek.

    DÜNYA KUPASI GEÇMİŞİ

    Almanya Milli Takımı, Dünya Kupası’na 20 kez katıldı.

    Panzerler, 1954, 1974, 1990 ve 2014’te şampiyonluk ipini göğüslemeyi başardı. Almanya, 4’er kez ise ikinci ve üçüncü oldu.

    Dünya kupalarında 112 maç yapan Almanya, bu maçlardan 68’sini kazandı, 21’inden beraberlikle, 23’ünden ise mağlubiyetle ayrıldı. Panzerler, turnuvada 232 gol attı, kalesinde 130 gol gördü.

    Almanya’nın dünya kupaları geçmişi şöyle:

    1934 – Üçüncü

    1938 – İlk tur

    1954 – Şampiyon

    1958 – Dördüncü

    1962 – Çeyrek final

    1966 – İkinci

    1970 – Üçüncü

    1974 – Şampiyon

    1978 – İkinci grup aşaması

    1982 – İkinci

    1986 – İkinci

    1990 – Şampiyon

    1994 – Çeyrek final

    1998 – Çeyrek final

    2002 – İkinci

    2006 – Üçüncü

    2010 – Üçüncü

    2014 – Şampiyon

    2018 – Grup aşaması

    2022 – Grup aşaması

    DÜNYA KUPASI KADROSU

    Kaleci: Oliver Baumann (Hoffenheim), Manuel Neuer (Bayern Münih), Alexander Nubel (Monaco)

    Defans: Waldemar Anton (Borussia Dortmund), Nathaniel Brown (Frankfurt), Joshua Kimmich (Bayern Münih), David Raum (RB Leipzig), Antonio Rudiger (Real Madrid), Nico Schlotterbeck (Borussia Dortmund), Jonathan Tah (Bayern Münih), Malick Thiaw (Newcastle United)

    Orta saha: Nadiem Amiri (Mainz), Leon Goretzka (Bayern Münih), Pascal Gross (Brighton), Jamie Leweling (Stuttgart), Lennart Karl (Bayern Münih), Jamal Musiala (Bayern Münih), Felix Nmecha (Borussia Dortmund), Alexander Pavlovic (Bayern Münih), Angelo Stiller (Stuttgart), Florian Wirtz (Liverpool)

    Forvet: Maximilian Beier (Borussia Dortmund), Kai Havertz (Arsenal), Leroy Sane (Galatasaray), Deniz Undav (Stuttgart), Nick Woltemade (Newcastle United)

    MAÇ TAKVİMİ

    Almanya’nın 2026 FIFA Dünya Kupası E Grubu’nda oynayacağı maçların TSİ programı şöyle:

    14 Haziran Pazar:

    20.00 Almanya-Curaçao (Houston Stadı-Houston)

    20 Haziran Cumartesi:

    23.00 Almanya-Fildişi Sahili (Toronto Stadı-Toronto)

    25 Haziran Perşembe:

    23.00 Ekvador-Almanya (New York New Jersek Stadı-New York) >>>AA

  • Putin: Kiev, krizi çözmeye hazır değil

    Putin: Kiev, krizi çözmeye hazır değil

    Başkan Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) kapsamında dünyanın önde gelen haber ajansları yöneticileriyle bir araya geldi.

    “Donbas bölgesinin tamamını kontrol etmek mi istiyorsunuz yoksa anlaşma sağlamaya hazır mısınız?” sorusunu yanıtlayan Putin, bu hususların birbiriyle çelişmediğini söyledi.

    Putin, Rus ordusunun Ukrayna’da cephenin tüm yönlerinde ilerlediğini belirterek “Son zamanlarda yaklaşık 2 bin 440 kilometrekare alan üzerinde kontrol sağlandı. Rus güçleri, her gün ilerliyor. Rusya, Luhansk Halk Cumhuriyeti’nin tamamını, Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin yüzde 85’ini, Zaporijya bölgesinin yüzde 80’ini kontrol altına aldı. Bu süreç devam ediyor.” diye konuştu.

    Ukrayna’nın çatışmalarda büyük kayıplar verdiğine işaret eden Putin, “Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin asker sayısı, son zamanlarda 100 bin azaldı. Aylık kayıpları 40 bin civarında. Bu yılın başında ordudan firar edenlerin sayısı yaklaşık 60 bine ulaştı. İnsanlar, orduya zorla alınıyor, motivasyonları yok. Kimse savaşmak istemiyor.” ifadelerini kullandı.

    Vladimir Putin, Ukrayna krizini barış yoluyla çözmeye hazır olduklarını dile getirerek “Ukrayna ile barış yoluyla, Anchorage’da (ABD Başkanı Donald) Trump’la uzlaşıya vardığımız esaslar temelinde anlaşmaya hazırız ve bu konuda istekliyiz. Rusya, Anchorage’de sağlanan uzlaşıları kabul ediyor. Ukrayna tarafı da bunları kabul etmeli. Böylece çatışmalar sonlandırılacak. Ukrayna’yı bu konuda ikna etmek lazım.” dedi.

    Ukrayna yönetiminin iktidarda kalmak için çatışmaları durdurmak istemediğini aktaran Putin, “Kiev, iç siyasetteki durumdan dolayı krizi çözmeye hazır değil. Eğer orada barış sağlanması durumunda, Kiev’deki iç siyasi mücadele, iktidar mücadelesi ve ekonomik durumu kökten kötüleştirecek.” diye konuştu.

    Müzakere etmek için çatışmaların durdurulmasına ihtiyaç olmadığını söyleyen Putin, “Çatışmaların yerine, Anchorage’da sağlanan uzlaşılar doğrultusunda savaşı tamamen durdurmak daha iyi.” değerlendirmesinde bulundu.

    Putin, Ukrayna yönetiminin meşruiyetiyle ilgili ise “Ukrayna ile barış anlaşmasını meşru yönetimle imzalamak istiyoruz. Eğer belgeleri imzalama noktasına gelirsek, bunları imzalayacak şahısları bulacağız. Yeter ki istesinler.” ifadelerini kullandı.

    Rusya Devlet Başkanı, ülkesinin Ukrayna’daki askeri sanayi tesislerine yönelik sistematik olarak düzenlediği saldırılarda Oreşnik orta menzilli hipersonik balistik füzesini tam ölçekli olarak kullanmadıklarını kaydetti.

    “TRUMP’IN TEKLİFLERİ, BARIŞ ANLAŞMASININ TEMELİNİ OLUŞTURABİLİR”

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna krizini samimi şekilde çözmeye çalıştığını belirten Putin, “Trump’ın teklifleri, barış anlaşmasının temelini oluşturabilir.” görüşünü paylaştı.

    Vladimir Putin, ABD yönetiminin şu an İran kriziyle meşgul olduğuna dikkati çekerek “Eğer Ukrayna’daki kriz bölgesel nitelikteyse, İran’la ilgili kriz küresel niteliktedir. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel ekonomiyi etkiledi. Maalesef, Avrupa devletleri Ukrayna krizine küresel boyut kazandırmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.

    Avrupa’nın Ukrayna krizinin çözüm sürecinde yer alması için tarafsız olması gerektiğini vurgulayan Putin, Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) üyeliğine değil, AB’nin askeri örgüte dönüşmesine karşı çıktıklarını söyledi.

    “AVRUPA’NIN SÖMÜRGECİ YAKLAŞIMDAN VAZGEÇMESİ LAZIM”

    Avrupa ülkeleriyle diyaloğa açık olduklarını dile getiren Putin, ancak bunun için Avrupa’nın sömürgeci yaklaşımdan vazgeçmesi ve Rusya ile eşit şekilde konuşması gerektiğinin önemine değindi.

    Rusya’nın Avrupa’ya saldırmak istediği yönündeki iddiaların ise “saçmalık” ve “provokasyon” olduğunu vurgulayan Putin, NATO ile savaşmanın anlamsız olduğunu söyledi.

    “ABD VE İRAN’IN, GİRİŞİMLERİNİN OLUMLU SONUÇLARA YOL AÇACAĞINI UMUYORUZ”

    Vladimir Putin, İran’la ilgili duruma ilişkin, “İran halkı, krizlerin çözümünde kendi çıkarlarının da dikkate alınması gerektiğini kanıtladı. İran halkı birlik içinde mücadele etti. Bu, sorunların nihai çözümünde mutlaka dikkate alınması gereken bir faktör.” değerlendirmesinde bulundu.

    ABD ve İran’ın krizin çözümüne yönelik girişimlerinin olumlu sonuçlara yol açacağı ve meselenin çözüleceği umudunu paylaşan Putin, Rusya’nın bu süreçte yardımcı olmak için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu dile getirdi.

    Filistin meselesinin İran ve Hürmüz Boğazı’ndaki durum nedeniyle unutulduğunu ileri süren Putin, “Bu trajedi devam ediyor.” ifadesini kullandı.

    “ABD, HİNDİSTAN’A RUSYA İLE İŞBİRLİĞİ KONUSUNDA BASKI KURMAYA ÇALIŞIYOR”

    ABD’nin Hindistan’a Rusya ile işbirliği konusunda baskı kurmaya çalıştığına işaret eden Putin, bunun uluslararası ve ikili ilişkileri zedelediğini belirtti.

    Vladimir Putin, Hindistan ile ilişkileri geliştirmeye devam edeceklerini dile getirerek, “Hindistan’ı güvenilir ortak olarak görüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

    Ermenistan’ın AB ile yakınlaşmasını değerlendiren Putin, bunun Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliğindeki üyeliğiyle çeliştiğini vurguladı. >>>AA

  • NATO zirvesinin perde arkası, Sınırsız’da masaya yatırıldı

    NATO zirvesinin perde arkası, Sınırsız’da masaya yatırıldı

    Selcen Dilek Çöygün’ün moderatörlüğünde gerçekleşen programa Avukat Cengiz Demirtaş ile Terör ve Güvenlik Uzmanı Bülent Atasever konuk oldu. Programda NATO’nun karşı karşıya bulunduğu güncel sınamalar, uluslararası güç mücadeleleri ve Türkiye’nin ittifak içerisindeki artan önemi değerlendirildi.

    ANKARA ZİRVESİ NEDEN KRİTİK?

    Programın öne çıkan başlıklarından biri, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi oldu. Uzmanlar, zirvenin yalnızca NATO açısından değil, küresel güvenlik mimarısının geleceği açısından da kritik önem taşıdığına dikkat çekti.

    TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ YÜKSELİŞİ KONUŞULDU

    Programda Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisinde kaydettiği ilerleme ve bunun NATO içerisindeki yansımaları da masaya yatırıldı. Yerli ve milli savunma projelerinin Türkiye’nin stratejik ağırlığını artırdığı vurgulanırken, Ankara’nın bölgesel ve küresel krizlerde üstlendiği rol değerlendirildi.

    ABD, AVRUPA VE ÇİN ARASINDAKİ REKABET MASADAYDI

    Küresel siyasetin en önemli başlıklarından biri olan ABD, Avrupa ve Çin arasındaki güç mücadelesinin NATO üzerindeki etkileri uzman görüşleriyle analiz edildi. Değişen uluslararası dengelerin ittifakın geleceğine nasıl yön vereceği tartışıldı.

    TRUMP’IN NATO AÇIKLAMALARI DEĞERLENDİRİLDİ

    Programda ayrıca eski ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya yönelik açıklamalarının ittifak içerisinde yarattığı tartışmalar ele alındı. Avrupa ile ABD arasında yaşanan görüş ayrılıklarının NATO’nun geleceğine etkileri değerlendirildi.

    KÜRESEL DENGELER VE TÜRKİYE’NİN KONUMU ELE ALINDI

    Sınırsız programında Ankara Zirvesi’nin perde arkası, küresel güç dengelerindeki değişim ve Türkiye’nin stratejik konumu tüm yönleriyle değerlendirildi. Programda yapılan analizler, NATO’nun geleceğine ilişkin önemli ipuçları ortaya koydu. >>>Berna TÜRKSOY