Kategori: Dünya

  • Komşunun silahlanma yarışı Atina’yı karıştıracak! Paralar nereye gidiyor!

    Komşunun silahlanma yarışı Atina’yı karıştıracak! Paralar nereye gidiyor!

    Hava Kuvvetleri Komutanlığının 115’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla İzmir’in Çiğli ilçesinde düzenlenen MSB Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda konuşan Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Ege ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere dair net mesajlar verdi. Türkiye’nin bölgede barış, istikrar ve iyi komşuluk ilişkilerinden yana olduğunu hatırlatan Aktürk, silahlanma yarışları yerine uluslararası hukuk temelinde diyalog ortamının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

    MSB BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRİ TUĞAMİRAL ZEKİ AKTÜRK AÇIKLAMALARDA BULUNDU (İHA/İZMİR-İHA)
    Milli Savunma Bakanlığı (MSB), “Bölgemizin ihtiyacı olan husus; silahlanma yarışları ve gerginliği artıracak adımlar yerine, uluslararası hukuk temelinde iş birliği ve diyalog ortamının güçlendirilmesidir. Bununla birlikte Yunanistan’ın savunma harcamalarını artırması, öncelikle Yunan halkının düşünmesi gereken bir konudur” dedi.

    Dev tatbikat için geri sayım başladı

    Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) güncel faaliyetleri, sınır güvenliği operasyonları ve savunma sanayisindeki son gelişmeler hakkında önemli veriler paylaştı:

    • Denizkurdu-II sahaya iniyor: Karadeniz, Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz’de icra edilecek ve 14 Haziran’a kadar sürecek dev tatbikata 125 gemi, 60 hava unsuru ve 18 bin personel katılıyor. Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü 11 Haziran’da TCG Anadolu’da gerçekleştirilecek.

    • Sınırlarda darbe: Son iki hafta içerisinde 6 PKK’lı terörist adalete teslim olurken, hudutları yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 698 şahıs yakalandı, 4 bin 219 kişi ise engellendi. Van hudut hattında ise 79 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi.

    • Envantere yeni yerli güçler: Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterine ilk kez MİLKAR-6A Taşınabilir Elektronik Taarruz Sistemi ile İHA-230 mühimmatı dahil edildi. Ayrıca ASELSAN üretimi telsiz, radar ve uydu haberleşme terminallerinin teslimatları tamamlandı.

    • Rütbeye bakılmaksızın soruşturma: Bir tugayda generalin astsubayı darp ettiği iddialarına ilişkin açıklama yapan MSB, olayla ilgili soruşturma izninin bakanlıkça verildiğini ve TSK’da disipline aykırı hareket eden kim olursa olsun rütbesine bakılmaksızın gereğinin yapılacağını bildirdi.

      >>>İHA

  • Gazze’de şafak vakti katliam! Uyuyan siviller hedef alındı

    Gazze’de şafak vakti katliam! Uyuyan siviller hedef alındı

    Gazze şehrinde yerleşim alanlarına yönelik düzenlenen saldırı, bölgede büyük bir yıkıma yol açtı. Ateşkesin yürürlükte olmasına rağmen gerçekleştirilen bombardıman sonrası binalarda yangın çıkarken, enkaz altında kalanları kurtarmak için sivil savunma ve sağlık ekipleri seferber oldu.

    Uyarı yapılmadan vuruldular

    Saldırının detaylarına ilişkin yerel kaynaklardan edinilen bilgiler, olayın vahametini gözler önüne serdi:

    • Can kayıpları ve yaralılar: Saldırı sonucunda en az 9 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi ise yaralandı.

    • Çocuklar da hedefte: Yaşamını yitirenler arasında masum çocukların da bulunduğu bildirildi.

    • Uykuda yakalandılar: Bombardmanın, hiçbir ön uyarı yapılmadan insanların çoğunun uykuda olduğu saatlerde düzenlendiği öğrenildi.

    • Ateşkes ihlali: İsrail’in bu saldırıyla birlikte bölgedeki ateşkes sürecini ihlal etmeye devam ettiği vurgulandı. >>>İHA

  • Tunus’ta bazı liderlere müebbet hapis cezası

    Tunus’ta bazı liderlere müebbet hapis cezası

    Tunus resmi haber ajansı TAP’ın yargı kaynaklarına dayandırdığı haberde, Gannuşi ve Nahda Hareketi’nin diğer bazı liderleriyle ilgili mahkemenin verdiği cezalara dikkati çekildi.

    “Gizli örgüt” davasından Nahda Hareketi’nden lider Gannuşi’nin yanı sıra diğer bazı liderlerin müebbet hapis cezasına çarptırıldığı aktarılan haberde, Gannuşi’nin aynı davadan ayrıca 30 yıl hapis cezasına mahkum olduğu ifade edildi.

    Haberde, söz konusu davadan Gannuşi’nin de aralarında bulunduğu 12’si tutuklu olmak üzere 35 kişinin yargılandığına işaret edilerek, kararın nihai olmadığı ve temyize götürülebileceği kaydedildi.

    GANNUŞİ NİSAN 2023’TEN BERİ CEZAEVİNDE

    Gannuşi, Tunus’ta 17 Nisan 2023’te güvenlik güçlerinin evine düzenlediği operasyonla gözaltına almıştı. Mahkemeye çıkan Gannuşi’nin, “şiddete teşvik” suçlamasıyla tutuklanmasına karar verilmişti.

    Tunus yargısı, Haziran 2023’te Nahda Hareketi tarafından oluşturulduğu iddia edilen “gizli örgüt” aracılığıyla, “devlet görevlisi olmayan sivil kişilere devlet sırrını ifşa etmek, devlet görevlisi olarak şahsen veya başkaları aracılığıyla hediye kabul etmek, başkaları adına hak ve imtiyazlar talep etmek” gibi suçlamalarla Gannuşi’nin tutuklu yargılanmasına hükmetmişti.

    Gannuşi hakkında farklı davalarda verilen cezaların toplamının 70 yılı aştığı ifade edilirken muhalif lider, yargılamaları “siyasi hesaplaşma” olarak nitelendirerek duruşmalara katılmayı reddediyor.

    Tunus makamları ise yargının bağımsız olduğunu savunarak, tüm tutukluların adi suçlamalar kapsamında yargılandığını ve ülkede siyasi tutuklu bulunmadığını belirtiyor. >>>AA

  • Avrupa Parlamentosu komitesinden “yeşil ışık”

    Avrupa Parlamentosu komitesinden “yeşil ışık”

    AP Uluslararası Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, komite üyesi milletvekillerinin AB-ABD ticaret anlaşmasının uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri onayladıklarını, AP Genel Kurul oylamasının da 16 Haziran’da yapılacağını ifade etti. AB ile ABD arasındaki ticaret anlaşması görüşmeleri, Temmuz 2025’te İskoçya’daki ABD Başkanı Donald Trump’a ait Turnberry golf sahasında tamamlanmıştı. Anlaşma kapsamında, AB ülkeleri ABD ürünlerine gümrük tarifesi uygulamamayı kabul etmiş, buna karşılık ABD’nin AB ürünlerine yüzde 15 tarife uygulayacağı açıklanmıştı. AB tarafının yapılan anlaşmanın onay sürecini tamamlayamaması ABD’nin tepkisini çekmişti. Trump, 1 Mayıs’ta ticaret anlaşmasına uymadığı gerekçesiyle AB menşeli otomobil ve kamyonlara uygulanan gümrük vergisi oranının yüzde 25’e çıkarılacağını duyurmuştu. AB’ye ticaret anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için 4 Temmuz’a kadar süre tanıyan Trump, aksi takdirde AB’ye yönelik tarifelerin daha yüksek seviyelere çıkarılacağını bildirmişti. AB ülkelerinin büyük kısmı Trump’ın tehdidinin ardından anlaşmanın hızla yasalaştırılarak yürürlüğe konulmasını isterken AP temsilcileri, metne ABD tarafının anlaşmayı ihlal etmesi durumunda doğrudan yürürlüğe girecek çeşitli tedbir maddeleri eklenmesini talep ediyordu. AB kurumları uzun müzakerelerin ardından ortak bir metin üzerinde uzlaşı sağlamıştı. >>>AA

  • 6,2 büyüklüğünde deprem: Beşik gibi sallandılar!

    Avrupa ve Akdeniz havzası, gece yarısı merkez üssü İtalya açıkları olan çok şiddetli bir deprem sarsıntısıyla uyandı. Edinilen son dakika bilgilerine göre, İtalya’nın güneybatı kıyılarında devasa bir deprem kaydedildi.

    Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi (EMSC) ve küresel deprem izleme merkezlerinden alınan verilere göre, sarsıntının boyutu 6,2 olarak ölçüldü. Gece yarısı uykuda yakalanan bölge halkında büyük paniğe neden olan sarsıntı, İtalya sınırlarını aşarak Adriyatik ve Akdeniz’e kıyısı olan komşu ülkeleri de salladı. İşte uluslararası ajansların acil koduyla geçtiği depreme dair ilk ayrıntılar…

    4 Ülke Birden Sallandı: Merkez Üssü Cosenza Açıkları

    Yerel saatle tam 00.12’de (Türkiye Saati ile 01.12) gerçekleşen deprem, çok geniş bir coğrafyada hissedildi. Sismologların incelemelerine göre:

    Güney İtalya’nın Calabria bölgesinde yer alan Cosenza şehrine bağlı sahil kenti Paola’nın 30 kilometre açığı olarak belirlendi. Depremin denizin 250 kilometre derinliğinde yaşandığı açıklandı. Sarsıntının bu denli derinde meydana gelmesi, kıyı şeridinde yaratacağı olası bir yıkıcı etkiyi hafifleten en büyük şans olarak değerlendirildi. Derin odaklı depremlerin geniş alanlara yayılma özelliği sebebiyle sarsıntı sadece İtalya’da değil; Yunanistan, Arnavutluk ve Hırvatistan’da da çok net şekilde hissedildi ve bu ülkelerde de vatandaşlar panikle sokaklara döküldü.

    Mart Ayındaki Depremleri Akıllara Getirdi

    İtalya’nın güneyi, sismik açıdan son aylarda oldukça hareketli bir dönemden geçiyor. Bölgede geride bıraktığımız mart ayında da yürekleri ağza getiren iki büyük sarsıntı kaydedilmişti.

    10 Mart’ta 5,2 ve 21 Mart’ta 5,9 büyüklüğünde meydana gelen iki depremin ardından gelen bu 6,2’lik yeni sarsıntı, Akdeniz’deki fay hatlarının oldukça gergin olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İtalyan Sivil Savunma ekipleri, derinlik avantajından ötürü kıyı kentlerinde ilk belirlemelere göre can kaybı ya da ağır bir yıkım bildirilmediğini ancak saha tarama çalışmalarının titizlikle sürdüğünü aktardı.

    Tsunami Riski Var mı?

    Denizde meydana gelen 6 büyüklüğünün üzerindeki depremlerin ardından uluslararası erken uyarı sistemlerinin tsunami protokolleri de devreye girdi. Ancak bilim insanları, depremin odak noktasının 250 km gibi aşırı bir derinlikte bulunması sebebiyle deniz tabanında dikine bir kırılma yaratmadığını, dolayısıyla Akdeniz veya Adriyatik için herhangi bir tsunami tehlikesinin bulunmadığını rapor etti.

    The post 6,2 büyüklüğünde deprem: Beşik gibi sallandılar! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • İsrail ordusu, Batı Şeria’da bir Filistinliyi öldürdü

    İsrail ordusu, Batı Şeria’da bir Filistinliyi öldürdü

    İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Beytüllahim kentinin güneyindeki Gush Etzion kavşağında “araçla ezme” girişimi gerçekleştirildiği ileri sürüldü.

    İsrail ordusu, “araçla ezme” girişiminde bulunduğunu öne sürdüğü el-Halil kenti sakini bir Filistinlinin askerlerin açtığı ateş sonucu öldüğünü duyurdu.

    Ayrıca İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, olayda biri ağır 2 İsraillinin de yaralandığını bildirdi.

    Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada ise İsrail askerlerinin öldürdüğü Filistinlinin 31 yaşındaki Emced Cevad Abdülfettah Netşe olduğu açıklandı.

    Öte yandan İsrail basını, olayın ardından İsrail ordusunun, Batı Şeria’daki 60 numaralı otoyolu çift yönlü trafiğe kapattığını aktardı. >>>AA

  • Almanya: İsrail’in Lübnan’ın güneyinde ilerlemesi büyük endişe kaynağı

    Almanya: İsrail’in Lübnan’ın güneyinde ilerlemesi büyük endişe kaynağı

    Johann Wadephul, Birleşmiş Milletler (BM) toplantıları için bulunduğu ABD’de yaptığı açıklamada, “İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde ilerlemesi büyük endişe kaynağı.” ifadesini kullandı.

    Tüm tarafları acilen çatışmaları durdurmaya ve mutabık kalınan ateşkese geri dönmeye çağıran Alman Dışişleri Bakanı, İsrail’in Hizbullah’a karşı yürüttüğü operasyonda sivilleri ve sivil altyapıyı korumak zorunda olduğunu vurguladı.

    Wadephul, ülkenin istikrarı için Lübnan devletinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, bunun için Lübnan hükümetinin de Hizbullah’a karşı kararlı şekilde harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.

    İSRAİL’İN LÜBNAN’A SALDIRILARI VE ATEŞKES

    İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.

    Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

    ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan’da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.

    ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması ve haziran ayı başında 4. tur görüşmelerin yapılması kararlaştırılmıştı.

    Ateşkese rağmen İsrail ordusu Lübnan’ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürürken, Hizbullah ise ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerine saldırılar düzenliyor.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 25 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’a yönelik saldırıların artırılması talimatını verdiğini söylemişti.

    İsrail ordusunun ateşkese rağmen 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 412’ye ulaştı. >>>AA

  • Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın istifa iddiaları yalanlandı

    Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın istifa iddiaları yalanlandı

    Tabatabai, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Pezeşkiyan’ın istifa ettiği yönündeki iddialar hakkında açıklama yaptı.

    Pezeşkiyan’ın halka hizmet etme noktasında geri adım atmayacağını belirten Tabatabai, Cumhurbaşkanı’nın istifa ettiği yönündeki iddiaları yalanlayarak söz konusu iddiaları bazı yabancı medya kuruluşlarının oyunlarının devamı olarak nitelendirdi.

    Tabatabai, İran halkının birlik ve beraberlik konusunda geri adım atmayacağını ve İranlıların milli birliğini yok etme arzusunu yine “mezara” götüreceğini kaydetti. >>>AA

  • İsrail hapishanelerinde 3 bin 376 tutulu var

    İsrail hapishanelerinde 3 bin 376 tutulu var

    Filistin Esirler Cemiyeti ile Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti konuya ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı.

    İsrail hapishanelerindeki 139 esir hakkında 2 ila 6 ay arasında değişen idari tutukluluk kararı alındığı kaydedildi.

    Bunlardan bir kısmının yeni kararlar, bir kısmının ise daha önceki idari tutuklulukların yenilenmesi şeklinde olduğu ifade edildi.

    İsrail yönetiminin, “gizli bir dosyanın varlığını” bahane ederek idari tutukluluk uygulamasını sıklıkla kullandığı belirtilen açıklamada, hapishanelerdeki idari tutuklu sayısının mayıs ayı itibarıyla 3 bin 376’ya ulaştığı aktarıldı.

    İsrail, “idari tutukluluk” adını verdiği uygulamayla Filistinlileri 1 aydan 6 aya kadar alıkoyabiliyor. >>>AA

  • Rusya uçak yakıtı ihracatını yasakladı

    Rusya uçak yakıtı ihracatını yasakladı

    Rus hükümetinden yapılan yazılı açıklamada, uçak yakıtı ihracatına ilişkin alınan karara yer verildi.

    Uçak yakıtı ihracatının 30 Kasım’a kadar 5 ay süreyle yasaklandığına işaret edilen açıklamada, “Alınan kararın amacı, iç yakıt piyasasında istikrarlı bir durum sağlamaktır.” ifadesi kullanıldı.

    Açıklamada, hükümetler arası anlaşmalar kapsamında yapılan tedariklerin yasaktan muaf tutulacağı kaydedildi.

    Rusya’da benzin ihracatı da 1 Nisan’dan itibaren yasaklanırken hükümet iç piyasadaki istikrarı korumak için çeşitli yakıt türlerine zaman zaman ihracat yasağı uyguluyor. >>>AA

  • Muz çalındı: Sanat eseri muzun yerine farklı bir muz yapıştırıldı!

    Sanat dünyası, modern dönemin en çok tartışılan ve üzerine konuşulan enstalasyonlarından biri olan “Duvara Bantlanmış Muz” eserinin çalınma haberiyle çalkalanıyor. Fransa’nın Metz kentinde bulunan ünlü Centre Pompidou Müzesi’nde sergilenen ve milyonlarca dolar değer biçilen eser, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce müzeden yürütüldü.

    Popüler kültürün ve modern sanatın en sıra dışı örneklerinden biri kabul edilen eserin çalınma anı ve sonrasında müze yönetiminin aldığı karar ise en az eserin kendisi kadar absürt bir boyuta ulaştı. İşte dünyada geniş yankı uyandıran hırsızlık olayının detayları…

    Güvenlik Görevlisi Fark Etti: Muz Yerinde Yok!

    Müzede rutin kontrollerini gerçekleştiren bir güvenlik görevlisi, gri koli bandıyla duvara sabitlenmiş olan muzun yerinde olmadığını fark etti. Durumun hızla müze yönetimine ve ardından emniyet güçlerine bildirilmesi üzerine Metz polisi geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

    Müze yönetiminden yapılan resmi açıklamada, kimliği belirsiz şüpheliler hakkında “nitelikli hırsızlık” suçlamasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu ifade edildi.

    “Vakit Kaybetmeden Yenisini Yapıştırdık”

    Eserin çalınmasının ardından müze yetkililerinden gelen açıklama ise sanat dünyasında gülüşmelere neden oldu. Yetkililer, eserin sanatsal değerinin “fikir ve sertifikada” saklı olduğunu vurgulayarak, çalınan muzun yerine vakit kaybetmeden manavdan alınan yeni bir muzun duvara bantlandığını ve sergilenmeye devam ettiğini aktardı.

    Eserin Geçmişi: Adı “Komedi”

    İtalyan heykel ve enstalasyon sanatçısı Maurizio Cattelan tarafından hayata geçirilen ve orijinal adı “Komedi” (Comedian) olan eser, ilk olarak Art Basel’in Miami’deki sanat fuarında görücüye çıkmıştı.

    O dönem üç versiyon olarak üretilen eserin ilk iki kopyası 120 bin dolara alıcı bulurken, üçüncü kopyası için 150 bin dolar fiyat belirlenmişti. Sonraki süreçte küresel müzayedelerde el değiştiren eserin değeri son olarak 6,2 milyon dolara kadar ulaşmıştı. Eseri satın alan kişilere aslında muz ve bant değil, muzun her çürüdüğünde nasıl değiştirileceğini gösteren bir “orijinallik sertifikası” ve talimatname veriliyor.

    İlk Vukuatı Değil: “Altın Klozeti” de Çalınmıştı

    Hiciv ve kara mizah ağırlıklı heykel çalışmalarıyla tanınan İtalyan sanatçı Maurizio Cattelan, daha önce de benzer bir hırsızlık olayıyla dünya gündemine oturmuştu. Sanatçının 18 karat saf altından ürettiği ve işlevsel olan “Amerika” isimli klozet biçimli heykeli, 2019 yılında İngiltere’de sergilendiği Bleinheim Sarayı’ndan çalınmıştı. Sarayın tesisatına bağlı olan altın klozetin sökülerek çalınması, o dönem müzede ciddi su baskınlarına yol açmıştı.

    The post Muz çalındı: Sanat eseri muzun yerine farklı bir muz yapıştırıldı! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Kerkük, Türk Dünyası Belediyeler Birliğine katılacak

    Kerkük, Türk Dünyası Belediyeler Birliğine katılacak

    Zorlu, AK Parti Genel Merkezi’nde, nisan ayında Kerkük Valisi seçilen Muhammed Seman Ağa ile bir araya geldi.

    Görüşmenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Zorlu, ziyareti için Ağa’ya teşekkür etti.

    Zorlu, Kerkük’ün çok önemli bir merkez, Irak-Türkiye ilişkilerinin çok önemli bir sembolü olduğunu vurgulayarak, “Son dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Irak ile Türkiye arasında stratejik çok önemli adımlar atılıyor. Özellikle Kalkınma Yolu Projesi önümüzdeki süreçte gerek iki ülke ilişkilerini gerekse bölgemizin barış, güvenlik ve huzurunu yakından ilgilendiriyor. Kerkük de bunun bir kesişme noktası. İnanıyoruz ki Kerkük’ün güvenliği ve huzuru, Irak’ın güvenliği ve huzuru demek. Bu da bölgemizin aslında barış ve güvenliğine hizmet edecek çok önemli bir adım.” ifadelerini kullandı.

    Kerkük’te bir Türkmen valinin görevli olmasının hem gurur verici hem de yakın gelecek açısından barış ve huzur adına umut vadeden bir gelişme olduğunun altını çizen Zorlu, “Her ne kadar Türkmen bir vali olsa da şu ana kadar kapsayıcı, uzlaştırıcı ve soğukkanlı yönetimiyle Kerkük’te sadece Türkmenlerin değil, orada yaşayan, köken ve mezhep ayrımı gözetmeksizin bütün yurttaşların valisi olma hüviyetini de çoktan kazanmış durumda. Bu da bize ayrı bir mutluluk veriyor.” diye konuştu.

    Zorlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem ikili ilişkilerin geleceği hem de Kerkük başta olmak üzere Türkmenlerin hakları, hukukları, kimlikleri, dillerini koruyabilmeleri ve anayasal hakları konusunda son derece hassas olduğunu, bu süreci doğrudan takip ettiğini söyledi.

    “İLİŞKİLERİN DAHA DA GÜÇLENDİĞİ BİR DÖNEMİN HABERCİSİ”

    Ziyarette özellikle altyapı projeleri, Kerkük’te kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, gençlerin ve kadınların öne çıkabileceği yeni alanların oluşturulması gibi pek çok başlığı konuştuklarını aktaran Zorlu, “Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Türkiye Maarif Vakfı ve pek çok kuruluşumuzun konu alanına giren bu başlıkları bir rapor halinde ilgili kuruluşlarımıza ileteceğiz. İlgili bakanlıklarımızla değerlendirmelerini yapacağız. İnanıyoruz ki Kerkük, Türkiye-Irak ilişkilerinin daha da güçlendiği bir dönemin habercisi olacaktır.” dedi.

    Görüşmeye ilişkin Zorlu, şunları kaydetti: “Sayın Valimizin de girişimleriyle Kerkük’ün Türk Dünyası Belediyeler Birliğine katılması konusunda bir değerlendirmemiz oldu. Bu konuda Birliğin Başkanı Konya Büyükşehir Belediye Başkanımızla bir görüşme gerçekleştirdim. İnşallah ilk toplantıda Kerkük, Türk Dünyası Belediyeler Birliğine katılacak. Böylelikle Kerkük, bu sahadaki bütün belediyelerimizle, kardeş belediyelerle çok daha yoğun bir iletişim ve etkileşim içerisinde olacak.”

    “KERKÜKLÜLERE HİZMET EDECEĞİZ, SADECE TÜRKMENLERE DEĞİL”

    Kerkük Valisi Ağa ise kabulleri dolayısıyla Kürşad Zorlu’ya teşekkür etti. Kerkük’te 102 yıl sonra Türkmen bir valinin görevlendirildiğini belirten Ağa, Türkiye’nin ne kadar güçlü bir dış politikası olursa, dışarıdaki Türklerin de o kadar ayakta kalabileceğini ve mücadele edebileceğini dile getirdi. Bunun da kanıtını Kerkük’te yaşadıklarını vurgulayan Ağa, “Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, güçlü politikasıyla bu çalışma olmasaydı, kurumların destekleri olmasaydı, Kerkük’te bir Türkmen vali seçilemezdi, bu bir gerçektir.” diye konuştu.

    Irak-Türkmen Cephesi olarak göreve geldikten sonra Şii, Sünni, Kürt, Hristiyan ayrımı yapmadan tüm siyasi kitlelerle bir araya geldiklerini ifade eden Ağa, vali olarak ilk konuşmasını Arapça, Türkçe, Kürtçe ve Süryanice yaptığını hatırlattı.

    Ağa, sadece Türkmenlere değil tüm Kerküklülere hizmet edeceklerinin altını çizerek, şunları kaydetti: “Biz Türkler, hangi ülkede yaşayalım, hangi ülkede olursa olalım, coğrafyamıza, bulunduğumuz ülkenin anayasasına, bayrağına, toprağına, toprak bütünlüğüne saygılı bir milletiz. Hiçbir zaman bir Türk ülkesini böldürmez. Bu yüzden biz, Irak’ta bütün bölünme politikalarına karşı durduk. Irak’ın toprak bütünlüğüne sahip çıktık. Irak’ın çimentosu olduk tabiri caizse. Kürtler, Araplar arasında kardeşliği biz tuttuk. Bugün de bize yakışan, bayrağımızı, coğrafyamızı, egemenliğimizi muhafaza ederek, soydaş bağımız olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile işbirliği yapmak.”

    “TÜRKİYE İLE IRAK İLİŞKİLERİ DAHA DA GÜÇLENECEKTİR”

    İki ülkenin birçok noktada işbirliği yapması gereken hususlar olduğuna işaret eden Ağa, bunlardan birinin 2028’de bitmesi planlanan Kalkınma Yolu Projesi olduğunu söyledi. Projenin Türkiye ve Irak için hayati bir konu olduğunu belirten Ağa, Irak’ın bundan çok faydalanacağını, ticari anlamda önemli işbirlikleri oluşacağını, kendilerinin de ellerinden geldiği kadar destek vereceklerini vurguladı. Ağa, Irak’ta kurulacak yeni kabineye ilişkin, “Aldığımız duyumlar, yaptığımız ziyaretler sonucu Bağdat’ta bize verilen söz, mutlaka yeni kurulacak olan hükümette, bakanlık kabinesinde bir Türkmen bakan olacaktır. Şu anda son temaslardayız. Allah’ın izniyle o bakanlık da geldikten sonra Türkiye ile Irak ilişkileri daha da güçlenecektir.” dedi.

    Türkiye’nin bugüne kadar Irak’ı hiçbir zaman yalnız bırakmadığının, zor günlerinde kendilerine destek olunduğunun altını çizen Ağa, “Türkiye hiçbir zaman Irak’ın egemenliğine, birliğine karşı bir hamle yapmadı. Tam tersi her zaman Irak’ın bütünlüğünü sağladı. Bu yüzden Türkiye bizim için önemli bir komşu ülkedir. Soydaş bağımız vardır aynı zamanda ve inşallah önümüzdeki süreçte valilikle, bakanlıkla çok güzel bir süreç yöneteceğimize inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Ağa, Kerkük’ün Türk Dünyası Belediyeler Birliğine katılımına ilişkin ise şunları kaydetti:

    “2012’de Kerkük’te Konya Büyükşehir Belediyesi ile bir kardeş belediye olarak imza atılmıştı. Ancak hiçbir zaman o aktif bir hale gelmemişti. Ne Kürt ne Arap vali döneminde. Bizim valilik dönemimizde biz onu aktif bir hale getirmek istiyoruz. Sayın Genel Başkan Yardımcımız da Belediye Başkanımızı arayarak ona vurgu yaptı. Bu da çok önemli bizim için. Çok büyük bir müjdedir. İnşallah bu süreçte de iki belediye arasında çok güzel ortaklıklara imza atacağız.”

    Görüşmenin ardından Vali Ağa tarafından Zorlu’ya üzerinde Türkmence, Kürtçe, Arapça ve Süryanice yazılı Kerkük haritası hediye edilirken, Zorlu ise Türk Dünyası Vizyon Belgesi’nin yanı sıra “Nevruz: Türk Dünyasının Ortak Mirası” adlı eserleri Ağa’ya hediye etti. >>>AA

  • Kuveyt, saldırılara müdahale ediyor

    Kuveyt, saldırılara müdahale ediyor

    Kuveyt ordusunun ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki resmi hesabından yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin İHA ve füze saldırılarını engellemeye çalıştığı bilgisi paylaşıldı.

    Ülkede duyulabilecek patlama seslerinin hava savunma sistemlerinin saldırıları önlemesinden kaynaklandığı belirtilen açıklamada, vatandaşların güvenlik talimatlarına uyması istendi.

    Açıklamada, saldırıların kaynağına veya niteliğine ilişkin ayrıntılı bilgi verilmedi.

    Kuveyt resmi haber ajansı KUNA ise ülkede siren seslerinin duyulduğunu bildirdi. >>>AA

  • Kolombiya’da cumhurbaşkanı seçimi ikinci tura kaldı

    Kolombiya’da cumhurbaşkanı seçimi ikinci tura kaldı

    Ulusal Sivil Sicil Kayıt Başkanlığının (Registraduria Nacional del Estado Civil) kesin olmayan sonuçlarına göre, sandıkların yüzde 96’sı açıldı.

    Vatan Savunucuları Hareketi (Defensores de la Patria) adayı aşırı sağcı Abelardo de la Espriella oyların yüzde 43,62’sini alarak yarışı önde tamamladı.

    İktidar partisi Tarihsel İttifakın (Pacto Historico) sol görüşlü adayı Ivan Cepeda, oyların yüzde 41,13’ünü alarak seçimde ikinci sırada yer aldı.

    Eski Cumhurbaşkanı Alvaro Uribe’nin liderliğini yaptığı Demokratik Merkez (Centro Democratico) partisinin adayı Paloma Valencia oyların yüzde 6,86’sını alarak üçüncü olurken, onu yüzde 4,20 ile Antioquia eski Valisi Sergio Fajardo ve yüzde 0,95 ile Sistemi Yıkmak Hareketinin adayı Raul Santiago Botero takip etti.

    Hiçbir adayın oyların yüzde 50’sinden fazlasını alamaması nedeniyle, en çok oyu alan aşırı sağcı aday Abelardo de la Espriella ile sol görüşlü aday Ivan Cepeda, 21 Haziran’da yapılacak ikinci turda Kolombiya’nın yeni cumhurbaşkanı olmak için yarışacak.

    KOLOMBİYA CUMHURBAŞKANI PETRO, SEÇİM SONUÇLARINI TANIMADIĞINI BELİRTTİ

    Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, resmi olmayan cumhurbaşkanı seçim sonucunu eleştirdi.

    Ulusal Sivil Sicil Kayıt Başkanlığının sonuçlarının hukuki bağlayıcılığı bulunmadığını vurgulayan Petro, şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanı olarak, Bautista kardeşlerin özel şirketi tarafından yürütülen ön sayım sonuçlarını tanımıyorum. Normal şartlarda sabit kalması gereken sayım ve denetim yazılımlarının algoritmalarına son bir hafta içinde 3 kez müdahale edildi ve resmi nüfus kayıtlarında yer almayan 800 bin yeni kimlik sisteme dahil edildi.”

    Petro, resmi seçmen kayıtları ile sayım sistemindeki veriler arasında tutarsızlık bulunduğunu öne sürerek, “Seçim gecesi açıklanan sonuçlara güvenmiyorum. Seçmen kayıtlarında usulsüzlük olabileceğini düşünüyorum. Bu nedenle ön sayım verilerini değil, yargıçların denetiminde yürütülen resmi sayım sürecinin sonunda açıklanacak sonuçları kabul edeceğim.” ifadelerini kullandı.

    Yerel basında yer alan haberlerde, Petro’nun sosyal medya paylaşımında hedef aldığı “Bautista kardeşler”in seçim lojistiği, oy sayım sistemleri, pasaport ve kimlik üretimi gibi kamu ihalelerini üstlenen Thomas Greg ve Sons şirketinin sahipleri Camilo Bautista Palacios ve kardeşleri olduğu belirtildi.

    İLK TURU KAZANAN ABELARDO DE LA ESPRİELLA, PETRO’YA TEPKİ GÖSTERDİ

    Barranquilla kentinde destekçilerine seslenen De la Espriella, birinci turun galibi olduklarını belirterek, “Gustavo Petro, seçim sonuçlarını görmezden gelmeye sakın cüret etmeyin, çünkü halk ayağa kalkar ve sizi cezalandırır. Sayın Petro ve Ivan Cepeda, sizler emekli edeceğimiz bir çift haydutsunuz.” dedi.

    ABD’ye de çağrıda bulunan De la Espriella, şunları söyledi: “Kolombiya düşmanlarını cezalandıracağız. Bugün halk, iradesini ortaya koydu. Siyasi tarihte ilk kez, bağımsız, sözünü sakınmayan ve gereken kararlılığa sahip bir lider, zafere ulaşmak adına ilk turu kazandı. ABD bu ikinci turu yakından takip etsin. Bu mücadelenin en ön safında ben olacağım. Demokrasimizi savunmak ve gerekirse Kolombiya için canımı feda etmek üzere buradayım.”

    İKTİDAR PARTİSİ ADAYI CEPEDA, SONUÇLARA ŞÜPHELİ YAKLAŞTI

    İktidar partisi Tarihsel İttifakın (Pacto Historico) sol görüşlü adayı Ivan Cepeda, başkent Bogota’daki bir otelde partililere seslendi. Sisteme dahil edilmeyen oylar olduğunu iddia eden Cepeda, “Hayatımız mücadeleyle geçti ve en zor koşullarda bile yolumuza devam ettik. Ancak başka bir konuya geçmeden önce, Cumhurbaşkanı Petro’nun ön sayım sonuçlarında ‘855 bin kişilik sapma olduğu’ yönündeki açıklamalarının kesinlikle netliğe kavuşturulması gerekiyor.” diye konuştu. Cepeda, oy satın alma iddialarının araştırılmasını istediklerini vurgulayarak, “Demokrasi çerçevesinde sayım komisyonlarının görevlerini yerine getirmesini ve kullanılan her oyun şeffaf şekilde incelenmesini talep ediyoruz. Mücadelemizi sürdüreceğiz ve ikinci turda sizin cumhurbaşkanınız olacağım.” ifadelerini kullandı.

    VALENCİA, İKİNCİ TURDA DE LA ESPRİELLA’YI DESTEKLEYECEK

    Bu arada, ilk turda oyların yüzde 6,92’sini alan Demokratik Merkez (Centro Democratico) partisinin adayı Paloma Valencia, 21 Haziran’da yapılacak ikinci turda aşırı sağcı De la Espriella’yı destekleyeceğini duyurdu. Bogota’daki parti merkezinde basına açıklamalarda bulunan Valencia, ilk turdaki başarısı dolayısıyla De la Espriella’yı tebrik etti. İktidar partisi adayı Cepeda’yı eleştiren Valencia, “Ivan Cepeda ve onun projesini mağlup etmek için bu mücadeleyi sürdüreceğim. Her zaman Kolombiyalıların pes etmediği söylenir, bu çok doğrudur.” şeklinde konuştu. >>>AA

  • Filistin Kurtuluş Örgütü’nden İsrail açıklaması

    Filistin Kurtuluş Örgütü’nden İsrail açıklaması

    FKÖ’ye bağlı Irkçı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim yerlerinde binlerce yeni birimi inşa etme planı yaptığına dikkati çekildi.

    İsrail ordusuna bağlı “Sivil İdaresi Planlama Konseyinin” Batı Şeria’daki yerleşimlerle ilgili 3 Haziran Çarşamba günü toplanacağı belirtilen açıklamada, söz konusu toplantıda yasa dışı yerleşimlerle ilgili planların ele alınacağı ifade edildi.

    Açıklamada, İsrail makamlarının yeni planlarında Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim yerlerinde en az 2 bin 721 birimi inşa etmeyi hedeflediklerine işaret edildi.

    Tel Aviv yönetiminin, planlanan yeni konutlardan 1006’sını Beytullahim kentinin batısında yer alan “Givat” isimli yasa dışı yerleşim yerinde inşa etmek istediği aktarılan açıklamada, 922 konutun da Nablus kentindeki bir yerleşim yerinde planlandığı kaydedildi.

    Açıklamada, İsrail’in 455 yeni konutu Cenin kentinde, 338 konutu da El Halil ve Selfit kentlerinde yer alan yasa dışı yerleşim yerlerinde yapmayı planladığı ve Filistin topraklarındaki işgal alanını genişletebileceği vurgulandı.

    Konseyin verilerine göre, 30 Mart itibarıyla Batı Şeria’daki yerleşim birimleri ve kaçak yerleşim noktalarının sayısı 542’yi aşarken, bölgede yaşayan Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin sayısı 780 bini geçti. >>>AA

  • İsrail, hava saldırısı için ABD’den onay istedi mi?

    İsrail, hava saldırısı için ABD’den onay istedi mi?

    İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun ismi açıklanmayan İsrailli bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Netanyahu ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun dün gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Lübnan’a yönelik saldırılar ele alındı.

    Netanyahu’nun görüşmede Beyrut dahil olmak üzere Lübnan’a saldırılarını genişletmek için talepte bulunduğunu öne süren İsrailli yetkili, Washington yönetiminin İsrail’in söz konusu talebi karşısında öncesine kıyasla “daha açık ve esnek” bir tutum sergilediğini savundu.

    Haberde Netanyahu’nun Beyrut’un Hizbullah tarafından “korunaklı bölge” olarak algılanmasının Tel Aviv yönetimi tarafından kabul edilemeyeceğini Dışişleri Bakanı Rubio’ya ilettiği iddia edildi.

    ABD ve İsrail yönetimlerinden telefon görüşmesinin içeriğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

    İsrail ordusunun ABD Başkanı Donald Trump’ın baskısı nedeniyle Lübnan’ın başkenti Beyrut’a hava saldırıları düzenleyemediği ileri sürülüyor.

    İsrail ordusu son olarak 28 Mayıs’ta ateşkese rağmen Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde yer alan Şuveyfet bölgesine hava saldırısı gerçekleştirmişti.

    İSRAİL’İN LÜBNAN’A İŞGAL ETTİĞİ ALANLARDAN “KADEMELİ ÇEKİLMEYİ” TEKLİF EDECEĞİ İDDİASI​​​​​​​

    Öte yandan İsrail devlet televizyonu KAN’ın ABD’li kaynaklara dayandırdığı haberinde Tel Aviv yönetiminin, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına ilişkin harekete geçmesi şartıyla Lübnan’a işgal ettiği alanlardan geri çekilmeyi teklif edeceği ileri sürüldü.

    ABD’li kaynaklar, Tel Aviv yönetiminin söz konusu teklifi Lübnan’la 2 ve 3 Haziran tarihlerinde Washington’da yapılacak 4’üncü tur müzakerelerde masaya getireceğini iddia etti.

    Haberde, söz konusu teklifin Lübnan ordusunun Hizbullah’a karşı operasyonları arttıkça, İsrail ordusunun aşamalı olarak işgal altında tuttuğu bölgelerden çekilmesini içerdiği aktarıldı.

    İSRAİL’İN LÜBNAN’A YÖNELİK SALDIRILARI VE ATEŞKES SÜRECİ

    İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti. Lübnan hükümeti, bu süreçte ülke içinde yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

    ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan’da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.

    ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs’ta gerçekleştirilen üçüncü tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün daha uzatılması ve haziran ayı başında dördüncü tur görüşmelerin yapılması kararlaştırılmıştı.

    Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan son açıklamada, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda toplam 3 bin 371 kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 25 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’a yönelik saldırıların artırılması talimatını verdiğini söylemişti.

    Ateşkes kararına rağmen İsrail ordusu Lübnan’ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürürken, Hizbullah ise ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerini hedef almaya devam ediyor. >>>AA

  • İsrail ordusu bu kez de iş yerlerini yıktı

    İsrail ordusu bu kez de iş yerlerini yıktı

    Filistin resmi ajansı WAFA’nın haberine göre, İsrail askerleri sabaha karşı Nablus’un güneyinde yer alan Beyta beldesindeki merkezi sebze pazarına baskın düzenledi.

    Baskın sırasında İsrail askerleri, pazarda sebze ve meyve satışı yapan esnafı mallarını tahliye etmeye zorladı.

    Daha sonra bölgeye getirilen İsrail’e ait bir buldozer, pazardaki sebze ve meyve satış noktalarının yıkımına başladı. >>>AA

  • ABD, İran’a saldırılar düzenlediğini duyurdu

    ABD, İran’a saldırılar düzenlediğini duyurdu

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Keşm Adası ve Goruk bölgesinde radar ve insansız hava araçları (İHA) komuta kontrol merkezlerini hedef aldıklarını duyurdu.

    CENTCOM’un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, İran’ın Keşm Adası ve Goruk bölgesinde yer alan radar ve İHA komuta kontrol merkezlerine hafta sonu saldırılar düzenlendiği belirtildi. ABD’ye ait bir MQ-1 tipi İHA’nın “uluslararası suların üzerinde uçuş yaptığı sırada” İran tarafından düşürülmesi nedeniyle bu saldırıların gerçekleştiğine işaret edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “ABD savaş uçakları da hızla karşılık vererek, İran hava savunmasını, bir yer kontrol istasyonunu ve bölgesel sulardan geçen gemiler için açık tehdit oluşturan 2 İHA’yı etkisiz hale getirdi.” Açıklamada, İran’a saldırılarda ABD güçlerinden can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.

    İRAN DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSU: ABD GÜÇLERİ, SİRİK ADASI’NDA BİR İLETİŞİM KULESİNİ HEDEF ALDI

    İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı’nın DMO’nun açıklamasına dayandırdığı haberine göre, ABD, Sirik Adası’nda bulunan bir iletişim kulesini hedef aldı. DMO’nun açıklamasında söz konusu saldırıya karşılık olarak, saldırının başlangıç noktası olan hava üssünün hedef alındığı ve bazı hedeflerin imha edildiği belirtildi. Açıklamada, saldırıların devam etmesi halinde daha geniş çaplı cevap verileceği ve bunun sorumlusunun ABD olacağı uyarısında bulunuldu. >>>AA

  • Trump’ın İran’la anlaşma taslağında değişiklik istediği iddiası

    Trump’ın İran’la anlaşma taslağında değişiklik istediği iddiası

    Axios haber platformuna konuşan ABD’li yetkililere göre Trump, cuma günü Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda düzenlenen toplantıda, ABD heyeti ile İranlı yetkililer arasında üzerinde uzlaşı sağlanan anlaşma taslağına ilişkin değişiklik taleplerinde bulundu.

    Yetkililer, Trump’ın anlaşmanın kısa süre içinde sonuçlanmasını istediğini ancak özellikle İran’ın nükleer materyalleriyle ilgili maddelerin daha güçlü hale getirilmesini talep ettiğini öne sürdü.

    Trump’ın taleplerinin taraflar arasında birkaç gün sürebilecek yeni bir müzakere süreci başlattığını kaydeden yetkililer, Trump’ın özellikle zenginleştirilmiş uranyumun kontrol altına alınması ve bunun zamanlamasına ilişkin maddelerde daha fazla ayrıntı istediğini söylediği iddia etti.

    Yetkililer, ayrıca Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin ifadelerde de değişiklik talep ettiğini savunarak, İran tarafının değişiklik taleplerine yaklaşık üç gün içinde yanıt vermesinin beklendiğini belirtti.

    NYT: TRUMP, İRAN’A DAHA SERT ŞARTLAR İÇEREN REVİZE TEKLİF GÖNDERDİ

    Öte yandan New York Times’ın (NYT) haberine göre de Trump, savaşı sona erdirecek anlaşma çabaları kapsamında İran’a daha sert şartlar içeren revize edilmiş anlaşma taslağı gönderdi.

    İsmi verilmeyen yetkililer, Trump’ın, taslak anlaşmanın bazı unsurlarını değiştirdikten sonra yeniden Tahran’ın değerlendirmesine sunduğunu ileri sürdü.

    Yetkililer, Trump’ın, İran’a ait varlıkların dondurulmasının kaldırılmasını içerebilecek maddelerden rahatsızlık duyduğunu savunarak, başkanın, Pakistanlı yetkililer dahil çeşitli arabulucular üzerinden yürütülen görüşmelerde İran’ın yanıt verme hızından rahatsız olduğunu ifade etti.

    TRUMP, İRAN ORDUSUNDA “ILIMLI OLMAYANLARI” ETKİSİZ HALE GETİRDİKLERİNİ SAVUNDU

    ABD Başkanı Donald Trump, İran ordusunda “ılımlı olanlara” dokunmadıklarını savunarak, “Ilımlı olmayan başka kişiler var. Onları etkisiz hale getirdik.” dedi.

    ​​​​​​​Trump, Fox News’e ABD/İsrail-İran Savaşı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    İran ordusunu olduğu gibi bıraktıklarını çünkü ordunun “bir bakıma ılımlı” olduğunu düşündüklerini belirten Trump, “Ilımlı olmayan başka kişiler var. Onları etkisiz hale getirdik. Liderlik kademelerindeki çeşitli isimleri de devre dışı bıraktık.” dedi.

    Trump, savaşlarda herkesin ortadan kaldırılmaya çalışılmasının, geride 40 yıl boyunca kendini toparlayamayan bir ülke bıraktığını söyleyerek, “Irak’ta yaşananlara bakın. Çok kötü bir iş çıkardık. Bu son derece yanlış ve akılsızca bir şeydi.” diye konuştu. ​​​​​​

    ABD ve İran’ın “iyi bir anlaşmaya” yaklaştığını ifade eden Trump, tek istediğinin İran’ın nükleer silaha sahip olmaması olduğunu ve İran’ın buna razı olduğunu ileri sürdü.

    Trump, yavaş yavaş istediklerini aldıklarını savunarak, “Acele ederseniz iyi bir anlaşma yapamazsınız. Yavaş ama emin adımlarla, bence istediğimizi elde ediyoruz. Eğer istediğimizi elde edemezsek, bunu farklı şekilde sonlandıracağız.” ifadelerini kullandı. >>>AA

  • İran’dan Trump’a tepki

    İran’dan Trump’a tepki

    İran Dışişleri Bakanlığından, ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington-Tahran müzakerelerine ilişkin açıklamasına tepki geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran ile ABD arasında mesaj alışverişinin sürdüğünü ancak henüz nihai bir uzlaşmanın sağlanmadığını vurguladı. Bekayi, Trump’ın “İran nükleer silah sahibi olmayacağını kabul etmeli” ifadelerine sert tepki gösterdi. İranlı yetkili, “Biz ‘zorunluluk’ söylemiyle 47 yıl önce vedalaştık. Batılı tarafların İran İslam Cumhuriyeti’nden bahsederken ‘şöyle olmalı, böyle olmalı’ gibi bir dil kullanma hakkı yoktur. Biz kendi kararlarımızı İran halkının çıkarları ve hakları temelinde alırız” dedi.

    “ABLUKANIN KALDIRILACAĞI SÖYLEMİ PROPAGANDA OLABİLİR”

    İranlı sözcü, Trump’ın ABD Donanması’nın Hürmüz Boğazı’ndaki İran limanlarına yönelik ablukasının kaldırılacağına yönelik ifadelerine de değinerek, söz konusu ablukanın başından beri hukuksuz bir adım olduğunu belirtti. Bunun hem ateşkes ihlali hem de uluslararası deniz taşımacılığına müdahale anlamına geldiğini söyleyen Bekayi, bu uygulamanın gerçekten kaldırılıp kaldırılmayacağının ABD’nin eylemleriyle görüleceğini kaydederek, bunun bir propaganda söylemi de olabileceğini ifade etti. İranlı yetkili, “Eğer böyle bir adım atılırsa aslında birkaç hafta önce başlayan hukuka aykırı bir uygulamayı da durdurmuş olacaklar. Başından beri böyle bir adımın atılmaması gerekirdi” dedi.

    Sözcü ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran ve Umman tarafından kararlaştırılması gerektiğini vurguladı. Bekayi, Hürmüz Boğazı’nın İran ve Umman karasularında yer alması nedeniyle iki ülkenin, uluslararası ticareti mümkün kılarken güvenliklerini ve ulusal çıkarlarını koruyacak bir mekanizma benimsemeleri gerektiğini belirtti.

    Mevcut durumda önceliklerinin savaşın sona erdirilmesi olduğunu aktaran Bekayi aynı zamanda, nükleer konuların detaylarına ilişkin bir müzakerenin yürütülmediğini söyledi. >>>İHA

  • Beyaz Saray’dan Başkan Trump açıklaması

    Beyaz Saray’dan Başkan Trump açıklaması

    AA muhabirinin sorusuna yanıt veren bir Beyaz Saray yetkilisi, dün Durum Odası’nda gerçekleştirilen ve olası ABD-İran anlaşmasının masaya yatırıldığı ulusal güvenlik toplantısını değerlendirdi.

    Yetkili, açıklamasında, “Durum Odası’ndaki toplantı yaklaşık iki saat sürdü. Başkan Trump, yalnızca ABD için iyi olan ve kendi kırmızı çizgilerini karşılayan bir anlaşma yapacaktır. İran asla nükleer silaha sahip olamaz.” ifadelerini kullandı. >>>AA

  • AB, yapay zeka rekabetine odaklandı

    AB, yapay zeka rekabetine odaklandı

    Anadolu Ajansının (AA) “Zeka Yapay Yarış Gerçek” başlıklı dosyasının beşinci haberinde AB ülkelerinin yapay zeka alanındaki adımları ve bu alandaki regülasyon çalışmaları ele alındı.

    Yapay zeka yarışında ABD teknoloji şirketleri ve yatırım gücüyle, Çin ise devlet destekli ölçek ekonomisiyle öne çıkarken AB, yapay zekayı sadece ekonomik fırsat olarak değil vatandaş hakları, veri güvenliği, şeffaflık ve kamu güveni meselesi olarak görüyor.

    GÖZLER, YASAL DÜZENLEMELERDE

    AB’nin Yapay Zeka Yasası (AI Act), 1 Ağustos 2024’te yürürlüğe girdi. Yapay zeka kullanımına aşamalı olarak katı kurallar getiren yasanın çeşitli hükümleri farklı zamanlarda uygulamaya alınıyor.

    Yasa, sadece şirketlerin faaliyetlerini düzenlemekle kalmıyor, bireyleri yapay zekanın kötüye kullanımına karşı korumayı da hedefliyor.

    Bu kapsamda son olarak AB ülkeleri, rızasız cinsel içerik üretmek için kullanılan yapay zeka uygulamalarını yasaklama konusunda anlaştı. Yapay zeka tarafından oluşturulan içerikler için şeffaflık çözümlerinin uygulanmasına yönelik geçiş süresi 6 aydan 3 aya indirildi, son tarih ise 2 Aralık 2026 olarak belirlendi.

    Öte yandan, yasa kapsamında AB, bazı kuralları sadeleştirmeyi ve “yüksek riskli sistemlere” yönelik uygulama takvimini ertelemeyi içeren değişikliklerde de uzlaştı.

    Ağustos ayında başlaması beklenen bazı yükümlülüklerin, bağımsız yüksek riskli yapay zeka sistemlerinde 2 Aralık 2027’ye, ürünlere entegre edilmiş yüksek riskli yapay zeka sistemlerinde 2 Ağustos 2028’e ertelenmesi öngörüldü. Söz konusu anlaşma, üye ülkeler ve Avrupa Parlamentosunun resmi onayının ardından geçerli olacak.

    5 DEV YAPAY ZEKA FABRİKASI YOLDA

    Yapay zeka teknolojisinde ABD ve Çin yarışına ortak olmaya çalışan AB, bu alanda altyapısını güçlendirmeye yönelik adımlara ağırlık verdi.

    Avrupa Komisyonunun “AI Continent Action Plan” girişimi, veri ve bilgi işlem altyapısı, yetenek, algoritma geliştirme, sektörlerde kullanım ve kuralların sadeleştirilmesi başlıklarına odaklanıyor.

    Plan kapsamında 2027’ye kadar süper bilgisayar altyapılarına 10 milyar avroluk bütçe öngörüldü. “Yapay zeka giga fabrikaları”na özel sektör yatırımları da teşvik edilecek.

    AB genelinde 5 dev yapay zeka fabrikası için 20 milyar avroluk yatırım da harekete geçirilecek. Böylece mevcut yapay zeka fabrikalarının 4 katından fazla seviyede çipe sahip büyük ölçekli tesisler devreye alınmış olacak. Bu tesisler, karmaşık yapay zeka modellerini eğitmek ve geliştirmek için devasa bilgi işlem gücü ve veri merkezlerini entegre edecek. Bu yolla özel sektör yatırımlarının da artırılması amaçlanıyor.

    SÜPER BİLGİSAYARLAR DEVREDE OLACAK

    Bu fabrikalar, Avrupa’nın yapay zeka alanındaki işlem gücü açığını kapatmayı amaçlıyor.

    Avrupa Komisyonuna göre AI Factories, süper bilgisayar merkezleri, üniversiteler, KOBİ’ler, sanayi kuruluşları ve finans aktörlerini bir araya getirerek güvenilir yapay zeka modelleri ve uygulamaların geliştirilmesini sağlayacak. AB’de 19 AI Factory ve 13 bağlantılı merkez faaliyette bulunuyor. Komisyon, en az 9 yeni yapay zeka odaklı süper bilgisayarın da devreye alınmasını hedefliyor.

    AB’nin yapay zeka yaklaşımı yalnızca büyük dil modelleriyle sınırlı kalmıyor. Sağlıkta erken teşhis ve tıbbi görüntüleme, üretimde kalite kontrol ve verimlilik, enerjide şebeke yönetimi, ulaştırmada trafik optimizasyonu ve kamu hizmetlerinde dijitalleşme, Avrupa’nın yapay zekayı kullanmak istediği başlıca alanlar arasında yer alıyor.

    AB, REKABETTE GERİ KALDI

    AB, aldığı kararlara karşın yapay zeka yarışında dünyanın önde gelen ülkelerinin gerisinde kaldı.

    AB içinde üç “dikkate değer” yapay zeka modeli öne çıkıyor. Bu üç modelin tamamı Fransa merkezli Mistral AI tarafından geliştirilen Mistral Large, Mistral Large 2 ve Pixtral Large oldu.

    Şirket, OpenAI, Anthropic ve Google gibi ABD merkezli aktörlere karşı en güçlü rakip olarak görülüyor.

    Mistral Large 3, Mistral Medium 3.5, Magistral ve Le Chat, Avrupa’nın hem açık ağırlıklı model geliştirme hem de kurumsal yapay zeka çözümleri alanındaki en önemli örnekleri arasında yer alıyor.

    Almanya’nın Aleph Alpha firmasının ürettiği yapay zeka modelleri kamuya yönelik uygulamalarıyla ön plana çıkmaya çalışırken Black Forest Labs’ın ürünleri, görsel üretim ve düzenleme alanında söz sahibi olmayı hedefliyor.

    İngiltere, İtalya, İsveç, Hollanda, Belçika’nın da aralarında olduğu Avrupa ülkeleri de yapay zeka alanındaki şirketleri ve yeni stratejilerle sürece dahil olmayı planlıyor.

    Stanford Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre ABD merkezli şirketler 59, Çin merkezli şirketler 35 dikkate değer yapay zeka modeli geliştirirken son verilere göre Avrupa 3 modelle sınırlı kaldı. Bu tablo, yapay zeka yarışında model geliştirme kapasitesinin halen ABD ve Çin merkezinde yoğunlaştığını, Avrupa’nın ise regülasyon gücüne rağmen üretim tarafında daha sınırlı konumda bulunduğunu gösteriyor. >>>AA

  • Rusya’dan Romanya’ya füze!

    NATO üyesi olan Romanya’ya bir Rus füzesi isabet etti ve 2 kişi yaralandı.

    Romanya Savunma Bakanlığı, Rusya’ya ait bir insansız hava aracının (İHA) ülkenin Galati şehrindeki bir apartmana isabet etmesi sonucu yangın çıktığını ve 2 kişinin yaralandığını açıkladı. Romanya’nın NATO üyesi olması, Rusya-Ukrayna savaşının NATO sınırlarına taşınabileceği yönündeki endişeleri artırdı.

    ROMANYA DİKEN ÜSTÜNDE

    Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgal girişimi ile başlayan savaş devam ederken, bölgesel güvenlik endişelerini artıracak bir gelişme yaşandı. Romanya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Rusya’ya ait bir İHA’nın ülkenin Galati şehrindeki bir apartmana isabet ettiği bildirildi. Olayın 28-29 Mayıs gecesi yaşandığı belirtilen açıklamada, “Rusya, Romanya ile olan nehir sınırının yakınlarındaki Ukrayna sivil ve altyapı hedeflerine yönelik İHA saldırılarını yeniden başlattı. Bu İHA’lardan biri Romanya hava sahasına girdi, Galai şehrinin güney kesimine kadar radarla takip edildi ve bir apartmanın çatısına isabet ederek yangına yol açtı” ifadeleri kullanıldı.

    ACİL DURUM MESAJI GÖNDERİLDİ

    Tedbir amacıyla Romanya’ya ait 2 adet F-16 uçağı ile 1 adet IAR 330 SOCAT helikopterinin havalandırıldığı ve bölge sakinlerine RO-Alert (Acil Durum Uyarısı) mesajları gönderildiği kaydedildi. Romanya Acil Durum Servisi ise çıkan yangının bölgeye gönderilen ekipler tarafından söndürüldüğü ve olayda 2 kişinin yaralandığı bilgisini paylaştı.

    Romanya’nın NATO üyesi olması, Rusya-Ukrayna savaşının ittifakın sınırlarına taşınabileceği yönündeki endişeleri artırdı.

    The post Rusya’dan Romanya’ya füze! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Karadeniz’de Türk gemisine İHA saldırısı: 2 yaralı!

    Dün gece gerçekleşen olayda Türk kuru yük gemisi hedef alındı ve iki mürettebat yaralandı.

    Ukrayna Deniz Kuvvetleri’nin yaptığı resmi paylaşıma göre saldırı sonucu gemide büyük çaplı yangın çıktı. Ukrayna donanmasının bölgeye sevk ettiği botlarla yaralanan iki mürettebat tahliye edilerek tedavi altına alındı.

    YANGIN KONTROL ALTINDA

    Yetkililer, geminin kamikaze tipi Rus İHA’ları tarafından vurulduğunu ifade etti. Saldırının ardından yangının kontrol altına alınması için çalışmalar başlatıldı.

    Ukrayna Deniz Kuvvetleri’nin X’ten yaptığı paylaşımda ise şu ifadeler kullanıldı:

    “Gece saatlerinde düşman, İHA’lar (insansız hava araçları) kullanarak Vanuatu bayrağı taşıyan (gemi sahibi ülke Türkiye olan) ANT adlı kuru yük gemisine saldırdı. Gemi, yüklü bir şekilde Odessa bölgesindeki limanlardan birinden Türkiye’ye doğru ilerliyordu.

    Saldırı sonucu geminin üst yapısına isabet eden mühimmat nedeniyle yangın çıktı.

    Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Deniz Kuvvetleri ve Deniz Arama-Kurtarma Servisi birimlerinin koordineli ve profesyonel eylemleri sayesinde yangın kısa sürede kontrol altına alındı.

    Yaralanan iki mürettebat üyesi, Ukrayna Deniz Kuvvetleri botlarıyla hızlı bir şekilde tahliye edilerek sağlık kuruluşuna ulaştırıldı.”

    The post Karadeniz’de Türk gemisine İHA saldırısı: 2 yaralı! first appeared on Kanal 3 Tv.