Kategori: Dünya

  • Demokratlar Hegseth’in azli için önerge verecek

    Demokratlar Hegseth’in azli için önerge verecek

    ABD merkezli Axios haber platformunun, ulaştığı önerge taslağına dayandırdığı habere göre, söz konusu azil önergesini Kongredeki ilk İran kökenli Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Yassamin Ansari sunacak.

    Önergeye, Demokrat Temsilciler Meclisi üyeleri Steve Cohen, Jasmine Crockett, Nikema Williams, Sarah McBride, Brittany Pettersen, Dina Titus, Dave Min ve Shri Thanedar destek veriyor. Ancak, söz konusu önergenin kabul edilme ihtimalinin düşük olduğu değerlendiriliyor.

    Önergenin ilk maddesinde, Hegseth’in görev yeminini ihlal ederek İran’a karşı “yetkisiz bir savaş yürüttüğü” ve ABD askerlerini tehlikeye attığı aktarıldı.

    Hegseth’in sivillerin hedef alınması ve silahlı çatışma kurallarının ihlal edilmesi nedeniyle savaş suçu işlediği belirtilen önergede, ayrıca hassas bilgilerin yanlış kullanıldığı öne sürüldü.

    Önergede ayrıca, Hegseth’in siyasi intikam amacıyla bazı yetkililere karşı sahte soruşturmalar başlattığı ve bu kişileri hedef alarak yetkisini kötüye kullandığı savunuldu.

    Hegseth’in Venezuela ve İran’daki askeri operasyonlar dahil askeri harekatlarla ilgili bilgileri sakladığı ifade edilen önergede, böylece Kongre denetiminin engellendiği vurgulandı.

    ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise önergede yer alan iddiaları reddetti.

    Pentagon Sözcüsü Kingsley Wilson, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, söz konusu önergeyi, Savunma Bakanlığının ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki hedeflerini “kararlı” şekilde yerine getirdiği bir dönemde “manşetlere çıkmaya çalışan bir başka Demokratın hamlesi” olarak nitelendirdi.

    Önergenin “ABD halkının dikkatini başka yöne çekmeye yönelik bir maskaralık” olduğunu savunan Wilson, “Bakan Hegseth, vatanı korumaya ve güç yoluyla barışı sağlamaya devam edecek.” dedi.

  • İran’da okullar uzaktan eğitime geçiyor

    İran’da okullar uzaktan eğitime geçiyor

    İranlı Öğrenciler Haber Ajansı ISNA’ya göre Ferhadi, okulların uzaktan eğitime geçmesi konusunda bilgilendirme yaptı.

    Sözcü Ferhadi, ülke genelindeki tüm okulların 21 Nisan’dan itibaren ikinci bir bilgilendirmeye kadar uzaktan eğitime geçeceğini ve uzaktan eğitim için gerekli tüm şartların sağlandığını duyurdu.

    Bu kararın, ülke genelindeki tüm eğitim seviyelerini ve kademelerini kapsayacağını belirten Ferhadi, kararın gerekçesine dair detaylı açıklama yapmadı.

  • Trump tarihi görüşmeyi ilan etti

    Trump tarihi görüşmeyi ilan etti

    Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail ile Lübnan arasında “biraz nefes alma alanı” oluşturmaya çalıştıklarını belirtti.

    İki ülke arasındaki görüşmeye ilişkin Trump, “İki liderin konuşmasının üzerinden uzun zaman geçti, 34 yıl gibi.” ifadelerini kullandı.

    Trump’ın verdiği bilgiye göre, görüşme Türkiye saatiyle bugün gerçekleşecek.

    Lübnanlı kaynaklar, Avn ile Netanyahu arasında telefon görüşmesi olacağına dair bilgileri olmadığını belirtti

    AA’ya konuşan Lübnanlı 2 resmi kaynak, Avn ile Netanyahu arasında planlanan bir telefon görüşmesi olacağına ilişkin şu ana kadar herhangi bir bilgilerinin olmadığını kaydetti.

    İsrail ve Lübnan arasındaki görüşme

    ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun katılımıyla ABD Dışişleri Bakanlığında Lübnan ve İsrail’in Washington büyükelçileri, iki ülke arasındaki doğrudan müzakereleri ve ateşkesi görüşmek için bir araya gelmişti.

    Toplantı, 40 yıldan uzun süre sonra Lübnanlı ve İsrailli iki yetkilinin doğrudan görüşmesi olarak kayda geçmişti.

    Görüşmeden, İsrail’in karadan işgalini genişletmeye çalıştığı Lübnan’da ateşkese ilişkin olumlu karar çıkmamıştı.

  • ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları nükleer silahlanma yarışını tetikleyebilir

    ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları nükleer silahlanma yarışını tetikleyebilir

    ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’ın nükleer altyapısına düzenlediği saldırılar, bölgedeki stratejik dengeleri kökten sarstı.

    İran’ın nükleer tesislerinin doğrudan hedef alınmasıyla tırmanan gerilim, Tahran yönetiminin misillemeleri ve Hürmüz Boğazı’nı trafiğe kapatmasıyla zirveye çıktı.

    Pakistan’ın diplomatik girişimlerinin ardından söz konusu gerilim nisan ayı itibarıyla ateşkesle biraz sakinleşse de ülkelerin kriz sonrası güvenlik politikalarını gözden geçirmesine kesin gözüyle bakılıyor.

    Savunma analistleri ve nükleer silahsızlanma uzmanlarına göre, konvansiyonel saldırılarla nükleer kapasitenin fiziksel olarak zayıflatılması, uzun vadede tam tersi bir etki yaratarak bölgesel bir nükleer domino etkisi yapabilir.

    İran’ın, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) yükümlülüklerini askıya alma sinyalleri, Orta Doğu’daki diğer bölgesel güçlerin de “kendi güvenlik şemsiyelerini” oluşturma arayışı ışığında ICAN Savunuculuk Koordinatörü Eblenkamp, AA muhabirine konuştu.

    Eblenkamp, halihazırda, “nükleer silaha sahip ABD ve İsrail’in” nükleer silahı olmayan İran’ı hedef aldığını vurgulayarak, “Bu durum kaçınılmaz olarak nükleer silahsızlanmayı ve hatta nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarını sürdürmeyi çok ama çok zorlaştıracaktır.” dedi.

    Bölgedeki gerilimin gıda, enerji ve çevresel krizleri beraberinde getirdiği ve silahlanma yarışını da artıracağını kaydeden Eblenkamp, “Risk, bu savaştan ülkelerin kendilerini nükleer silahlı devletlerden korumak için nükleer silahlara ihtiyaç duyduğu dersini çıkarmasıdır.” ifadesini kullandı.

    Eblenkamp, İsrail ve ABD’nin başlattığı savaşın amacının “nükleer silahların yayılmasının önlenmesi” olarak gösterildiğini ancak askeri harekatların bu hedefe ulaşmak için uygulanabilir bir seçenek olmadığını dile getirdi.

    İsrail, nükleer silahlarla ilgili uluslararası anlaşmalara katılmayı reddediyor

    Eblenkamp, İran’ın nükleer silahı olmayan, ABD’nin ise nükleer silahı olan bir devlet olarak NPT’ye taraf olduğunun altını çizerek, “İsrail ise nükleer silahlarla ilgili uluslararası anlaşmalara katılmayı her zaman reddetmiştir.” dedi.

    Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve ABD istihbaratı gibi uluslararası kuruluşların bile defalarca İran’ın nükleer silaha veya nükleer silaha yol açacak bir programa sahip olmadığını değerlendirdiği hatırlatan Eblenkamp, İsrail’in nükleer cephanelikleri üzerinde ise hiçbir denetim yapılamadığını ancak nükleer silahlarının olduğunu savundu.

    Eblenkamp, nükleer silahların yayılma riskinin arttığını, İran veya diğer ülkelerin kendilerinin hayatta kalmaları için nükleer silahlara ihtiyaç duyabileceklerini düşünmeye başlayacaklarını ileri sürerek, “Çünkü artık karşımızda uluslararası hukuku, uluslararası anlaşmaları, BM Şartı gibi en temel unsurları ve nükleer silahların yayılmasını durdurmak ve nükleer silahı olmayan ülkelere güvenlik sunmak için tasarlanmış özel anlaşmaları tamamen görmezden gelen iki nükleer silahlı devlet var.” değerlendirmesinde bulundu.

    Ateşkeste nükleerden bahsedilmiyor

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Pakistan’ın aracılığıyla başlayan ateşkes sürecinden önce yaptığı “Koca bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri getirilmeyecek.” açıklamasını hatırlatan Eblenkamp, bu ifadenin “ABD’nin İran’a nükleer silah kullanabileceği” şeklinde yorumlandığına dikkati çekti.

    Eblenkamp, Orta Doğu’daki savaşa dahil olmayan ancak İran’da olası bir nükleer olaydan halkı zarar görecek olan Türkiye gibi tüm ülkelerin ayağa kalkma zamanı olduğu yorumunu yaparak, “Türkiye gibi bölge ülkeleri, tüm insanlık adına İsrail, ABD ve tüm nükleer silahlı devletler ile masaya oturmalı ve bu silahları bırakmaları için baskı oluşturmalıdır.” diye konuştu.

    İsrail ve ABD’nin “nükleer yayılmayı önleme” adı altında İran’a karşı savaş başlattığının altını çizen Eblenkamp, “Ateşkes anlaşması artık bu konudan bahsetmiyor bile. Bu nedenle diplomasi yıllarca geriye gitti.” dedi.

    “Nükleer silahların kaldırılması için silah kullanımı sorumsuzluk”

    Eblenkamp, nükleer silahların ortadan kaldırılması için silah kullanımının “sorumsuzluk” olduğunu ve bunun işe yaramadığını belirterek, bu alanda küresel desteğin önemli olduğuna ve daha fazla ülkenin bu yöndeki çabalara destek vermesi gerektiğine işaret etti.

    NPT’de ABD gibi bazı ülkelerin nükleer silahlara sahip olmasına izin verildiğine ancak İran gibi diğer ülkelere izin verilmediğine dikkati çeken Eblenkamp, “Nükleer silahlı devletler cephaneliklerini yok etmediği sürece, diğer ülkeler için her zaman nükleer yayılma teşviki yaratacaktır. Bu yüzden Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması (TPNW) çıkış yoludur.” ifadelerini kullandı.

  • “Filistin herkes için kutsal topraklardır”

    “Filistin herkes için kutsal topraklardır”

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları sırasında, bölgedeki eğitim ve kültür kurumlarının çoğu hasar aldı veya tamamen yıkıldı.

    UNESCO’nun verilerine göre, 7 Ekim 2023 ila 24 Mart 2026 tarihlerinde Gazze Şeridi’nde 164 kültürel alan hasar gördü. Bunların arasında arkeolojik alanlar ve müzelerin yanı sıra dini ve tarihi binalar da yer alıyor.

    İsrail’in saldırıları sırasında yıktığı okullar nedeniyle bölgedeki en yüksek eğitimli toplumlardan biri olan Gazzeliler eğitime erişimde sorunlarla karşılaşıyor.

    Filistin’in UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Atieh, İsrail’in Gazze’deki soykırımı sırasında eğitim, kültür ve sivil kurumlarının yanı sıra Filistinli gazetecilere yönelik saldırıları hakkında AA muhabirine konuştu.

    “İsrail, kasıtlı olarak bu altyapıları hedef aldı”

    İsrail’in Gazze’deki soykırımı sırasında okulların yüzde 95’ini kısmen veya tamamen yıktığını belirten Atieh, Gazze Şeridi’nde kültürel ve eğitim altyapılarına yönelik, tarihte eşi benzeri görülmemiş yıkımların gerçekleştiğini vurguladı.

    Atieh, “İsrail, kasıtlı olarak bu altyapıları hedef aldı çünkü ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar.” diyerek, İsrail’in Filistin halkını sürgüne zorlamak için kasıtlı olarak eğitim altyapısını bombaladığını belirtti.

    “Gazze’de 2 yıl boyunca yaklaşık 750 bin öğrenci okuldan tamamen mahrum bırakıldı.” diyen Atieh, İsrail’in okulları, üniversiteleri yeniden inşa etmek için malzemelerin girişini yasakladığını kaydetti.

    Atieh, Gazze’deki üniversite kampüslerinin yüzde 80’inin de yıkıldığını aktararak, tüm bunların İsrail’in tıpkı 1948’de yaptığı gibi Filistin halkını kendi topraklarından gitmeye zorlamaya yönelik stratejisinin bir parçası olduğunu savundu.

    UNESCO’yla işbirliği içinde, Gazze’deki lise son sınıf öğrencilerin son yıl sınavını geçmesi için bir sistemle ayrıca çevrim içi bir kampüs oluşturduklarını ifade eden Atieh, Filistin Eğitim Bakanlığı, UNESCO ve uluslararası ortaklarının çabalarının şu ana kadar Gazze’deki öğrencilerin yüzde 39’unun ihtiyaçlarını karşılayabildiğini kaydetti.

    “İsrail, Gazze’deki camilerin yüzde 85’ini yıktı, kiliseleri, müzeleri, kültür merkezlerini hedef aldı.” diyen Atieh, İsrail’in Gazze’de UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’ndeki yerleri de hedef aldığına dikkati çekti.

    Atieh, Gazze’nin en eski camilerinden Büyük Ömer Camisi’nin de hedef alındığını ve Gazze’nin yüzde 85’inin tamamen yıkıldığını ifade etti.

    İsrail’in Gazze’de 150 bin ton patlayıcı kullandığına dikkati çeken Atieh, şunları kaydetti:

    “Hesapladığınızda, 150 bin ton bomba ve patlayıcı Hiroşima’daki bombanın 10 katı demek. Dolayısıyla, İsrail’in hedefinin Hamas’ı silahsızlandırmak olduğuna inanmak son derece zor ancak (hedefi) sivil, eğitim, kültür, Filistin mirası altyapılarını yıkmaktı ve bu İsrail’in Filistinlileri evlerinden kovmaya yönelik stratejik hedefinin bir parçası.”

    Atieh, yalnızca kendisini evinde hissetmeyen yabancı bir sömürge gücünün bir halkın kültürüne ve köklerine saldıracağını, İsrail’in Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’da bunu yaptığı değerlendirmesinde bulundu.

    Mescid-i Aksa’ya yönelik yapılan günlük provokasyonlar olduğunu belirten Atieh, “Bunlar, bir halkı sürgün etmek, varlığını yok saymak, ülkesinden etmek için onu köksüzleştirmeyi, tarihini saptırmayı ve tahrif etmeyi hedefleyen sömürgeci bir güce has yöntemler.” şeklinde konuştu.

    Atieh, İsrail’in toprağı kazıdıkça Filistin halkının bu toprakların yerli halkı olduğunun kanıtını bulduğu için bu durumdan rahatsız olduğunu vurgulayarak, “Filistin, tüm peygamberlerin topraklarıdır, herkes için kutsal topraklardır. Dolayısıyla Filistin’deki durum yalnızca Filistinlilerin değil, ayrıca diğerlerini de ilgilendiriyor çünkü biz kiliseleri, camileri korumaktayız.” ifadelerini kullandı.

    UNESCO’nun bölgedeki dünya mirasını korumak için gerekli adımları atmasını ve Gazze’nin yeniden inşasına yardım etmesini isteyen Atieh, Gazze Şeridi’nin tamamen yeniden inşa edilmesi için 80 milyar dolar gerektiğini kaydetti.

    İsrail Gazze’de yaklaşık 262 Filistinli gazeteciyi öldürdü

    İsrail’in Gazze’deki Filistinli gazetecileri öldürmesiyle ilgili olarak da Atieh, “Bu hakikate karşı bir savaş. İsrail, dünyanın Gazze’deki yıkımının dehşeti ve boyutu ile katliamların boyutunu, soykırım savaşını görmesini istemeyecek. Yaptığı ilk şey ise Gazze’den gelen haberleri aktaran, dünyaya görselleri ileten gazetecileri hedef almak.” değerlendirmesinde bulundu.

    Atieh, uluslararası kamuoyunun ve UNESCO’nun İsrail’in gazetecileri hedef almasını durdurmak için baskı yapmayı sürdürmesi gerektiğini kaydederek, “İsrail ne yaptığını çok iyi biliyor. Dünyayı kör etmek için, dünya Gazze’de yaptığı soykırım savaşına bakmasın diye gazetecileri hedef alıyor.” dedi.

    Tüm uluslararası hakları ihlal eden İsrail’in UNESCO’nun belirli sözleşmelerine katılımının askıya alınması gerektiğini dile getiren Atieh, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana yaklaşık 262 Filistinli gazeteciyi öldürdüğünü belirtti.

    Atieh, İsrail’in Gazze’de 72 binden fazla Filistinliyi öldürdüğünü, bunun Gazze nüfusunun yüzde 4’üne tekabül ettiğine dikkati çekerek, İsrail’in Filistinlilerin demografisine karşı da bir savaş yürüttüğünü söyledi.

    İsrail’in, Gazze’yi Filistin halkı için onurlu bir şekilde yaşayamayacağı bir hale getirdiğini vurgulayan Atieh, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında Filistinlileri durdurup kaçırarak İsrail hapishanelerine attığını, bunun bir savaş suçu teşkil ettiğini belirtti.

    “O, Filistin olarak biliniyordu. Daima Filistin olarak bilinecek”

    Atieh, İsrail’i “ırkçı bir devlet” olarak nitelendirerek, “Bu bir apartheid devleti. Filistinlilere yönelik idam cezası getiren bir yasa kabul ediyorlar ve Batı Şeria’da her gün terör estiren İsrailli Yahudi teröristleri bundan men ediyorlar.” dedi.

    Bu cezanın “yasa dışı” olduğunu vurgulayan Atieh, “İsrail’in, işgal altındaki topraklarda uygulamak üzere yasalar kabul etmeye hakkı yok. Bu ırkçı bir yasa, çünkü bir kesime uygulanıyor, diğerine değil.” diye konuştu.

    Filistinli şair Mahmud Derviş’in şiirlerinin Filistin’in günlük yaşantısının gerçeklerini ve Filistin halkının kültürüne olan bağlılığını yansıttığını aktaran Atieh, sözlerini Derviş’in “O, Filistin olarak biliniyordu. Daima Filistin olarak bilinecek.” mısralarını hatırlatarak tamamladı.

  • “Yeni rejim eskisine göre çok daha makul”

    “Yeni rejim eskisine göre çok daha makul”

    Trump, Fox News’e verdiği mülakatta, İran’la 28 Şubat’tan bu yana devam eden savaş ve etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    İran’ın nükleer silah yapma girişimi devam ettiği sürece anlaşma olmayacağını söyleyen Trump, “Her şey yok edilmiş durumda. Hava savunma ekipmanları yok, radarları yok, liderleri yok. Şu anki liderler, yeni bir rejim, tamam mı? Ve açıkçası, karşılaştırınca oldukça makul olduklarını düşünüyoruz. Gerçekten yeni bir rejim ve bence çok iyi gidiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Trump, “Yani ortada hiçbir anlaşma yok. Bu bütün mesele, nükleerin olmamasıyla ilgili. Onlar nükleer silaha sahip olamazlar.” diyerek, İran’ın nükleer silaha sahip olması durumunda “bir süre daha onlarla uğraşmak zorunda kalacaklarını” söyledi.

    ABD’nin Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukası için bekledikleri tepkiyle önceden karşılaştıklarını ifade eden Trump, bu konuda da iyi gittiklerini savundu.

    Trump, askeri operasyonlara Venezuela ile başladıklarını hatırlatarak, ilk döneminde ABD ordusunu yeniden inşa ettiğini ancak bu kadar fazla kullanacağını bilmediğini dile getirdi.

    Başkan Trump, tüm köprülerin bir saat içinde yok edilebileceğini, aynı sürede enerji ve elektrik santrallerinin de imha edilebileceğini ancak bunu yapmak istemediklerini belirterek, “Bir gün yeniden inşa etmeniz gerekir ve bir köprüyü yeniden yapmak 10 yıl sürer, Trump olsanız bile çok uzun sürer.” ifadesini kullandı.

    Hürmüz Boğazı’nın ablukaya alınmasına yönelik tepkilere ilişkin de konuşan Trump, Çinliler ya da Suudi Arabistanlılardan abluka konusunda herhangi bir tepki görmediklerini kaydetti.

    Başkan Trump, İran ile bir anlaşma imzalandığı taktirde petrol ve gaz fiyatlarının küresel çapta azalacağına dikkati çekerek, “Bu sorunun (İran’la savaş) umarız çok daha önce, belki de neredeyse hemen çözüleceğini varsayarsak, benzin fiyatları muazzam derecede düşecek.” değerlendirmesinde bulundu.

    Trump’tan Çin Devlet Başkanı Şi’ye mektup

    Trump, Çin’in İran’a silah verdiğini duyduğunu savunarak, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e bu konu hakkında bir mektup yazdığını, onun da karşılık olarak böyle bir şey yapmadığıyla ilgili kendisine bir mektup gönderdiğini ifade etti.

    Çin’in “kendisinden daha sert birisiyle karşılaşma olasılığının olmadığını” ileri süren Trump, “Ama başkanla da iyi bir ilişkim var ve bu iyi bir şey.” dedi.

    Trump, Çin Devlet Başkanı Şi ile iyi ilişkilere sahip olduğunu vurguladı.

  • Ablukaya karşı Basra, Umman ve Kızıldeniz’de ihracat yasağı sinyali

    Ablukaya karşı Basra, Umman ve Kızıldeniz’de ihracat yasağı sinyali

    İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre, İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaş yönetiminden sorumlu birimi Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Tümgeneral Ali Abdullahi, ABD Başkanı Donald Trump’ın “deniz ablukası” tehditlerine ilişkin açıklama yaptı.

    ABD’nin “deniz ablukası” girişimlerinin ateşkesin ihlali sayılacağını belirten Abdullahi, “ABD yasa dışı eylemlerine devam etmek ve İran’a ait ticari gemileri ve petrol tankerleri için güvensizlik oluşturmak istiyorsa İran’ın güçlü Silahlı Kuvvetleri, Basra Körfezi, Umman Denizi ve Kızıldeniz’de herhangi bir ihracat ve ithalatın devam etmesine izin vermeyecektir.” ifadelerini kullandı.

    Abdullahi, İran’ın “ulusal egemenliğini ve çıkarlarını savunmak için güçlü bir şekilde harekete geçeceğini” belirtti.

    ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan’da İran ile gerçekleştirilen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından 12 Nisan’da sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, İran’a deniz ablukası sürecini başlatacaklarını iddia etmişti.

    Buna göre ABD, hiçbir geminin açık sulardan İran kıyı şeridine doğru hareket etmesine ve İran kara sularında ve limanlarında demir atmasına izin vermeyeceğini öne sürmüştü.

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dün ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasına 10 binden fazla askerin yanı sıra onlarca savaş gemisi ile savaş uçağının eşlik ettiğini duyurmuştu.

    Tanker takip şirketlerinin anlık verilerinde ise İran ile bağlantılı 2 geminin dün Hürmüz Boğazı’nı geçtiği görülmüştü.

    Fars Haber Ajansı da bugün İran’a ait 2 geminin, ABD’nin “deniz ablukası” sırasında konum sistemi açık halde Hürmüz Boğazı’nı geçerek İran kara sularına ulaştığını duyurmuştu.

    İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney’in Danışmanı Ali Ekber Velayeti, 5 Nisan’da yaptığı açıklamada, ABD’nin tehditlerine karşılık Hürmüz Boğazı’nın yanında Babu’l Mendeb Boğazı’nın da kapatılabileceği uyarısında bulunmuştu.

  • AB’den çocukları korumaya yönelik “dijital yaş doğrulama uygulaması”

    AB’den çocukları korumaya yönelik “dijital yaş doğrulama uygulaması”

    Von der Leyen, AB’nin yeni “dijital yaş doğrulama uygulaması”yla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Dijital teknolojilerin çocuklara sunduğu faydaların, çocukların çevrim içi güvenliği açısından ciddi riskler de barındırdığını vurgulayan von der Leyen, “Mevcut durum son derece endişe vericidir. Her 6 çocuktan biri çevrim içi zorbalığa maruz kalıyor. Her 8 çocuktan biri ise başka bir çocuğa çevrim içi zorbalık yapıyor.” dedi.

    Von der Leyen sosyal medya platformlarının son derece bağımlılık yaratan tasarımlar sunduğunu, “sonsuz kaydırma özelliğinin” bu bağımlılığı beslediğini söyledi.

    “Avrupa yaş doğrulama uygulamamız teknik olarak hazır ve yakında vatandaşların kullanımına sunulacak.” ifadelerini kullanan von der Leyen, “Bu uygulama, kullanıcıların çevrim içi platformlara erişirken yaşlarını doğrulamalarını sağlayacak. Tıpkı mağazalarda alkollü içecek satın alırken yaş kontrolü yapılması gibi.” diye konuştu.

    Von der Leyen, şöyle devam etti:

    “Birincisi, kullanıcı dostu. Uygulamayı indiriyorsunuz, pasaport ya da kimlik kartınızla kuruyorsunuz ve çevrim içi hizmetlere erişirken yaşınızı doğruluyorsunuz. İkincisi, en yüksek gizlilik standartlarına sahip. Kullanıcılar yaşlarını kanıtlarken başka hiçbir kişisel bilgilerini paylaşmak zorunda kalmayacak. Basitçe söylemek gerekirse tamamen anonimdir. Kullanıcılar takip edilemez. Üçüncüsü, telefon, tablet, bilgisayar olmak üzere tüm cihazlarda çalışıyor. Son olarak tamamen açık kaynaklıdır. Herkes kodunu inceleyebilir. Bu sayede ortak ülkelerimiz de bu sistemi kullanabilir. Bu çok önemli. Aynı zamanda çevrim içi platformlar da bu yaş doğrulama uygulamasını kolaylıkla kullanabilir. Artık hiçbir mazeret kalmadı.”

    Fransa, Danimarka, Yunanistan, İtalya, İspanya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve İrlanda’nın bu konuda öncü konumda olduğunu ve uygulamayı ulusal dijital cüzdanlarına entegre etmeyi planladığını belirten von der Leyen, “Diğer ülkelerin ve özel sektörün de kısa sürede bunu takip etmesini umuyorum. Bu uygulama ebeveynlere, öğretmenlere ve bakıcılara çocukları korumak için güçlü bir araç sunacak.” değerlendirmesinde bulundu.

  • Sudan’da 3 yılı geride bırakan çatışmalar 14 milyon kişiyi yerinden etti

    Sudan’da 3 yılı geride bırakan çatışmalar 14 milyon kişiyi yerinden etti

    Sözcü Byun, 15 Nisan 2023’ten bu yana Sudan’da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında devam eden savaşta 3 yılın geride kalması dolayısıyla ülkedeki son duruma dair AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

    Sudan’daki ve yerinden edilmiş Sudanlı mültecilerin yaşadığı komşu ülkelerdeki durumun eskisi gibi vahim olduğuna işaret eden Byun, yaşananların daha da kötüye gittiğini söyledi.

    Byun, Darfur, Kurdufan ve Mavi Nil bölgeleri dahil Sudan’ın birçok yerinde şiddetin artmaya devam ettiğini vurgulayarak “Birçok kişi ülke içinde yerinden ediliyor ve ayrıca sınırı geçmeyi tercih ediyor. Nisan 2023’ten bu yana Sudan’dan 14 milyon insan yerinden edildi. Bunların 12 milyonu hala Sudan içinde ve diğerleri komşu ülkelerde yerinden edilmiş durumda.” dedi.

    Bu süreçte Sudan’daki şiddetin hiç durmadığını belirten Byun, son zamanlarda Sudan’ın birçok bölgesinde ağır hava bombardımanı ve insansız hava aracı saldırılarının devam ettiğini duyduklarını kaydetti.

    “Birçok Sudanlıyı ülke içinde kalmaya ve ardından sınırı geçmeye zorluyor”

    Byun, “(Saldırılar) Bu da birçok Sudanlıyı ülke içinde kalmaya ve sınırı geçmeye zorluyor yani birçok Sudanlı son 3 yılda defalarca ve yıpratıcı bir şekilde yerinden edilme durumunu yaşıyor. Özellikle Kurdufan ile Faşir gibi şiddetin devam ettiği ve tırmandığı yerlerde insanlar hala Çad veya Güney Sudan’a doğru sınır ötesine geçme veya ülke içinde göçmen olma eğilimindeler.” diye konuştu.

    “Şu anda Sudan’daki krizi, dünyanın en büyük yerinden edilme krizi olarak ele alıyoruz”

    Sudanlı mültecilere 2023’ten bu yana ev sahipliği yapan komşu ülkelerdeki durumların, fon yetersizliği ve ihtiyaçların artması nedeniyle vahim olduğunu belirten Byun, bu sürecin birçok Sudanlıyı geri dönmeye yönelttiğini söyledi.

    Byun, “Şu anda Sudan’daki krizi, dünyanın en büyük yerinden edilme krizi olarak ele alıyoruz. Ancak Sudan halkının ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir fonlar mevcut değil. Uluslararası toplum bu insanları desteklemeye devam ediyor. Fakat şu anda uluslararası toplumdan sürdürülebilir insani yardıma ve çatışmayı sona erdirmek için savaşan taraflara daha fazla baskıya çok ihtiyaç var.” değerlendirmesinde bulundu.

  • Trump’ın kansere kola teorisi: “Çimi Kurutuyorsa Kanseri de Öldürür”

    ABD Başkanı Donald Trump’ın sağlık politikalarından sorumlu ismi Mehmet Öz’ün katıldığı bir podcast programında dile getirdiği iddialar, tıp dünyasını şaşkına çeviren bir polemiğe dönüştü. Trump’ın “diyet kola” sevgisini bilimsel olmayan bir mantıkla savunduğu bu açıklamalar, sosyal medyada geniş yankı buldu.

    İşte 15 Nisan 2026 itibarıyla gündeme oturan o ilginç savunmanın detayları…

    Mehmet Öz’ün Podcast Açıklamaları

    Mehmet Öz, Donald Trump Jr.’ın sunduğu “Triggered with Don Jr.” programında, Başkan Trump ile aralarında geçen ilginç bir diyaloğu paylaştı. Öz’ün anlattığına göre Trump, döküldüğü yerdeki çimleri kurutabilen kolanın, benzer bir sert etkiyle vücuttaki kanser hücrelerini de etkisiz hale getirebileceğini düşünüyor. Trump’ın ayrıca, turuncu renkli Fanta’nın konsantre portakal suyundan yapıldığı için aslında “taze sıkılmış” sayılabileceğini ve bu yüzden sağlıklı olduğunu savunduğu belirtildi.

    Donald Trump Jr.’dan “Enerji” Savunması

    Programın ev sahibi Donald Trump Jr., babasının beslenme alışkanlıklarına yönelik eleştirilere karşı şu savunmayı yaptı. 80 yaşına merdiven dayayan babasının, akranlarının çoğunda olmayan bir hafıza, dayanıklılık ve enerji seviyesine sahip olduğunu belirtti. Mehmet Öz ve Trump Jr., Başkan’ın bu alışkanlıklara rağmen “mükemmel sağlıkta” olduğu konusunda hemfikir olduklarını ifade ettiler.

    Bilimsel Uyarı: Kola Kanser Tedavisi Değildir

    Dr. Mehmet Öz’ün aktardığı bu yorumlar, tıp dünyasında ciddi bir şaşkınlıkla karşılandı. Uzmanlar şu temel gerçeklerin altını çiziyor:

    1. Mekanizma Yanlışlığı: Bir maddenin bitkilere zarar vermesi, onun vücut içinde seçici olarak kanser hücrelerini öldüreceği anlamına gelmez.

    2. Diyet İçeceklerin Riski: Diyet içeceklerde bulunan tatlandırıcılar (aspartam gibi) üzerinde yapılan çalışmalar, bu maddelerin sanılanın aksine uzun vadede metabolizmaya zarar verebileceğini gösteriyor.

    3. Sağlık Politikası Çelişkisi: Bu açıklamaların, Robert F. Kennedy Jr. önderliğinde yürütülen “Make America Healthy Again” (Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Yap) kampanyasıyla çelişmesi dikkat çekiyor.

    The post Trump’ın kansere kola teorisi: “Çimi Kurutuyorsa Kanseri de Öldürür” first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Roma’dan İsrail’e savunma ambargosu sinyali: Anlaşmalar askıda

    Roma’dan İsrail’e savunma ambargosu sinyali: Anlaşmalar askıda

    Verona kentindeki bir fuarı ziyareti sırasında basın mensuplarına açıklama yapan Başbakan Meloni, “Hükümet, mevcut durum ışığında, İsrail ile olan savunma anlaşmasının otomatik yenilenmesini askıya almaya karar vermiştir.” dedi.

    Meloni ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’ya yönelik sözlerini “kabul edilemez” bulduğunu da yineledi.

    Bu arada, İtalyan ANSA ajansının haberine göre, İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, İtalya-İsrail askeri işbirliği mutabakatını askıya alan mektubu İsrailli mevkidaşı Israel Katz’a gönderdi.

    Söz konusu mutabakat, iki ülke arasında askeri teçhizat ve teknolojik araştırmaların değişimiyle ilgili savunma işbirliğini kapsıyordu. Mutabakat, daha önce 5 yılda bir yenilenmeyi öngörüyordu ve 13 Nisan 2016’da yürürlüğe girmişti.

    Ülkede muhalefet partileri, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, uzun süredir Meloni hükümetine, İtalya-İsrail Askeri İşbirliği Mutabakatı’nın durdurulması yönünde çağrılar yapıyordu.

    İtalya ile İsrail ilişkilerinde tansiyon Lübnan dolayısıyla yükseldi

    İtalya-İsrail ilişkileri, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) bünyesindeki İtalyan askeri araç konvoylarına, İsrail ordusunca açılan ateşler dolayısıyla son günlerde gerilmişti.

    8 ve 12 Nisan’da meydana gelen olaylarda İtalyan askerlerinin de bulunduğu UNIFIL konvoylarına, İsrail ordusunca uyarı ateşi açıldığı basına yansımıştı.

    İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, 8 Nisan’daki olayın ardından İsrail’in Roma Büyükelçisi Jonathan Peled’in dışişleri bakanlığına çağrılması talimatını vermişti.

    Son olarak Bakan Tajani’nin, dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’a yaptığı ziyaret sırasında, İsrail’in sivilleri hedef alan “kabul edilemez” saldırıları karşısında dayanışma göstermek için Lübnan’a gittiğini ifade etmesi, İsrail’in tepkisini çekmişti.

    İsrail Dışişleri Bakanlığı, Tajani’nin sözlerini protesto etmek üzere dün İtalya’nın Tel Aviv Büyükelçisi Luca Ferrari’yi bakanlığa çağırmıştı.

  • BM raporu dehşete düşürdü: Sudan nüfusunun üçte ikisi insani yardımla yaşıyor.

    BM raporu dehşete düşürdü: Sudan nüfusunun üçte ikisi insani yardımla yaşıyor.

    BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA) Sözcüsü Jens Laerke, BM Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısında, Fletcher’ın mesajını paylaştı.

    Paylaşıma göre, Sudan’da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında çatışmaların başlamasının üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen dünyanın başarısız bir sınav verdiğinin altını çizen Fletcher, “Yarın Sudan’daki savaşın üçüncü yıl dönümü. Büyük umut vadeden bir ülkenin paramparça edildiği 3 yıl. Yaklaşık 34 milyon insan, yani her 3 kişiden neredeyse 2’si insani yardıma ihtiyaç duyuyor.” ifadelerini kullandı.

    Fletcher, Sudan’da dünyanın en büyük insani krizinin yaşandığına işaret ederek, açlığın giderek arttığını kaydetti.

    “Bu yılın ilk 3 ayında insansız hava aracı saldırılarında yaklaşık 700 sivil öldürüldü”

    Yüz binlerce çocuğun aşırı derecede yetersiz beslendiğini ve milyonlarcasının eğitimden mahrum kaldığını aktaran Fletcher, “Kadınlar ve kız çocukları sistematik ve acımasız cinsel şiddetle karşı karşıya. Bu yılın ilk 3 ayında insansız hava aracı saldırılarında yaklaşık 700 sivilin öldürüldüğü bildirildi. Milyonlarca insan Sudan genelinde ve sınırlarının ötesinde evlerinden sürüldü ve aileler defalarca yerinden edildi. Daha geniş bölgesel istikrarsızlık riski yüksek.” değerlendirmesini yaptı.

    Fletcher, insani yardım ekiplerinin geçen yıl Sudan’da 17 milyon kişiye hayati destek sağladığını hatırlatarak, bu yıl 20 milyon kişiye destek vermeyi hedeflediklerini ancak müdahalenin kritik derecede yetersiz fonlandığını vurguladı.

    Şiddeti durdurmak, sivilleri korumak, tehlike altındaki topluluklara erişimi sağlamak ve müdahaleyi finanse etmek için şimdi harekete geçmeleri gerektiğini belirten Fletcher, “Bu kasvetli ve ibret verici yıl dönümü, dünyanın Sudan sınavında başarısız olduğu bir yılı daha işaret ediyor.” açıklamasında bulundu.

    AA muhabirinin “Yarın Berlin’de düzenlenecek Uluslararası Sudan Konferansı’na herhangi bir Sudanlı yetkili veya HDK temsilcisinin katılacağına dair bilginiz var mı?” sorusunu yanıtlayan Laerke, katılımcı listesine ait detayların konferansı düzenleyen Alman hükümetinden öğrenilebileceğini kaydetti.

    Sudan, 15 Nisan 2023’ten bu yana ordu ile dış destekli HDK arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor.

  • İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistinli kadınla alay eden İsraillinin fotoğrafı gündem oldu

    İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistinli kadınla alay eden İsraillinin fotoğrafı gündem oldu

    Gazeteci Pietro Masturzo tarafından 12 Ekim 2025’teki zeytin hasadı sırasında çekilen fotoğraf, İtalyan L’Espresso dergisinin kapağına taşımasıyla yeniden gündeme geldi.

    Masturzo’nun Batı Şeria’nın güneyindeki El Halil’de zeytin hasadı sırasında çektiği fotoğrafta, askeri üniformalı Filistin topraklarını gasbeden bir İsraillinin görüntüsü, gülüşü ve Filistinli bir kadına bakışı dikkati çekti.

    “⁠Filistinlilere kendi hayvanlarıymış gibi hitap etti”

    Facebook hesabından paylaşım yaparak olay gününe ait görüntüleri yayınlayan İtalyan gazeteci Masturzo, fotoğrafı 12 Ekim 2025’te, zeytin hasadının ilk günü, El Halil’in batısında çektiğini belirterek hikayesini anlattı.

    Masturzo, “Hasadın tam başlangıcında, silahlı bir grup İsrailli yerleşimci (bazıları söz konusu yerleşimci gibi ordu üniforması giyiyordu) askerler eşliğinde geldi ve Filistinlilerin kendi zeytinlerini toplamasına engel oldu. Fotoğraftaki yerleşimcinin yüz ifadesi, aynı hareketi tekrar ederek Filistinli kadının sürüsünü toplamak için çıkardığı sesi taklit etmesi, Filistinlilere kendi hayvanlarıymış gibi hitap etmesi sırasında oluşmuştur.” ifadesini kullandı.

    İsrail’de fotoğraf için önce “yapay zeka”, ardından “antisemitik” yorumu

    İtalyan dergisi L’Espresso’nun “İstismar” manşetiyle “Siyonistler İsrail’i etnik temizlik ve katliamlarla şekillendiriyor” ifadesini kullanması İsrail’i rahatsız etti.

    Fotoğraf hakkında İsrail’de önce yapay zeka üretimi olabileceği yorumları yapılırken fotoğrafı çeken Masturzo’nun olay gününe ait görüntüleri paylaşmasının ardından “antisemitik” olduğu yönünde iddialar ortaya atıldı.

    İsrail’in Roma Büyükelçisi Jonathan Peled de, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, L’Espresso’nun fotoğrafı manipülatif şekilde kullandığını ileri sürerek “Bu görüntü, İsrail’in bir arada yaşamak zorunda olduğu karmaşık gerçekliği çarpıtıyor, stereotipleri ve nefreti körüklüyor.” iddiasında bulundu.

  • Diplomatik satranç: Netanyahu’nun kilit müttefiki sahneden çekilse de AB’nin rotası sabit

    Diplomatik satranç: Netanyahu’nun kilit müttefiki sahneden çekilse de AB’nin rotası sabit

    Avrupa Birliği (AB) içerisinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya en güçlü desteği veren Viktor Orban yönetiminin Macaristan’da seçimi kaybetmesi Brüksel’in Tel Aviv politikasında değişim tartışmalarını gündeme taşırken Birliğin genel çizgisinin değişmesi beklenmiyor.

    Viktor Orban, görev süresi boyunca AB içinde İsrail’e yönelik politikaların şekillenmesinde en etkili ve tartışmalı aktörlerden biri oldu.

    AB’de dış politika kararlarının oybirliğiyle alınması, Budapeşte yönetimine İsrail’e yönelik eleştirel tutumları engelleme imkanı sağladı. Macaristan, 7 Ekim 2023 sonrası dönemde Brüksel’in İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla ilgili ortak açıklama yapmasını birçok kez bloke etti ya da ifadelerin yumuşatılması yönünde baskı uyguladı.

    İsrail’e yönelik olası yaptırımlar konusunda da karşıt tutum sergileyen Orban yönetimi, Filistin’e yönelik mali destek mekanizmalarında da benzer çizgi izledi. 2023 sonunda Gazze’deki insani krizin derinleştiği dönemde AB’nin Filistin’e yönelik yardımlarının artırılması gündeme gelirken, Macaristan fonların gözden geçirilmesini talep ederek kararların gecikmesine yol açtı.

    Öte yandan Orban’ın İsrail’e verdiği destek, diplomatik ve sembolik adımlarla da pekiştirildi.

    Orban yönetimi Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) Netanyahu’ya yönelik olası adımlarını sert şekilde eleştirdi. Budapeşte, mahkemenin yetkisini tanımadığını vurgulayarak Netanyahu’ya siyasi destek verdi ve bu tavır AB içinde tartışmalara yol açtı.

    AB Dışişleri Bakanları toplantılarında da Budapeşte yönetimi, yasa dışı yerleşim politikaları, saldırılar ve insan hakları ihlallerine ilişkin değerlendirmelerde İsrail’i doğrudan hedef alan ifadelerin metinlerden çıkarılması için diplomatik girişimlerde bulundu.

    Macaristan’da 12 Nisan’da yapılan genel seçimle Viktor Orban döneminin sona ermesi, Brüksel’in Tel Aviv’e yönelik politikalarında değişiklik olup olmayacağı sorusunu gündeme taşıdı.

    Konuyla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Marc Botenga, “Orban, İsrail’in sadık müttefikiydi ve görevden gitmesi birçok açıdan iyi bir şey ancak İtalya ve Almanya gibi bazı AB hükümetleri de İsrail’in suçlarına karşı anlamlı bir eylemde bulunulmasını engelledi.” ifadelerini kullandı.

    AB’nin İsrail politikasını en sert şekilde eleştiren AP üyelerinden Botenga, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de dahil birçok üst düzey AB yetkilisinin İsrail’i ek hesap verebilirlikten “defalarca koruduğunu” vurgulayarak, “Artık kendi suç ortaklıklarını gizlemek için Orban’ın arkasına saklanamayacaklar.” dedi.

    İsrail’e verilen destek tek bir liderden daha derin kurumsal ve siyasi köklere sahip

    Brüksel merkezli kıdemli gazeteci Shada Islam da “Orban’ın görevden gitmesi Binyamin Netanyahu’nun önemli ve çok sesli müttefikini ortadan kaldırıyor ancak bu tek başına AB politikasında değişikliğe işaret etmiyor.” şeklinde konuştu.

    İsrail’e verilen desteğin, tek bir liderden daha derin kurumsal ve siyasi köklere sahip olduğunun altını çizen Islam, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, von der Leyen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas gibi liderlerin de “tutarlı destek” verdiğine işaret etti.

    Islam, “İspanya gibi İsrail konusunda daha sert bir AB çizgisi isteyen ülkeler olsa da tarihsel suçluluk duygusuna (özellikle Almanya’nın), stratejik çıkarlara (İran ve aşırıcılıkla mücadele) ve iç politikaya dayanan daha geniş AB konsensüsü, Birlik üzerinde etkili olmaya devam edecek.” değerlendirmesini yaptı.

    Orban’ın, İsrail’in ve Netanyahu’nun önde gelen dostu olduğunu belirten Islam, “Ancak silah satışları, ortaklık anlaşması ile bilim ve güvenlik işbirliği de dahil politika çerçevesi Orban’dan önce var oldu ve ondan sonra da varlığını sürdürecek.” dedi.

  • Eski Brezilya istihbarat servisi başkanı Ramagem, ABD’de ICE ekiplerince gözaltına alındı

    Eski Brezilya istihbarat servisi başkanı Ramagem, ABD’de ICE ekiplerince gözaltına alındı

    Brezilyalı senatör Jorge Seif, yaptığı açıklamada, Ramagem’in ABD’de ICE ekipleri tarafından gözaltına alındığını aktardı.

    Ramagem’in Brezilya’da “siyasi baskıya maruz kaldığını” savunan senatör Seif, ülkeden ayrıldıktan sonra ABD’ye siyasi ilticada bulunan Ramagem’in başvurusunun incelendiğini ve nihai karar verilene kadar ülkede yasal olarak kalmasına izin verildiğini hatırlattı.

    Geçmişte Brezilya istihbarat servisi ABIN’in yöneticiliğini yapan Ramagem, 2018’de eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun seçim kampanyasının güvenliğini üstlenmişti.

    Ramagem, Bolsonaro’nun ailesine yakınlığı nedeniyle sık sık eleştirilerin hedefi olmuştu.

    Bolsonaro’nun destekçilerinin 2023’teki darbe girişimindeki rolü nedeniyle 16 yıl hapis cezasına çarptırılan Ramagem, cezasını çekmeden ülkeden ayrılmıştı.

  • Dijital kıyamet senaryosu: Siber saldırılar savaşın seyrini değiştiriyor

    Dijital kıyamet senaryosu: Siber saldırılar savaşın seyrini değiştiriyor

    İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla 28 Şubat’ta başlayan savaş ve İran’ın misillemeleri kapsamında, iki ülkenin yürüttüğü siber faaliyetler merak konusu oldu.

    ABD merkezli siber güvenlik ve tehdit istihbaratı şirketi Resecurity’nin raporuna göre, söz konusu saldırılar ile İran’ın misillemeleri askeri operasyonlar, siber saldırılar, elektronik müdahaleler ve psikolojik unsurlarla desteklenen çok boyutlu bir çatışmaya dönüştü.

    ABD ve müttefikleri, siber istihbarat ve saldırı kabiliyetlerini hedef belirleme ile hasar tespiti süreçlerinde etkin biçimde kullanırken İran yanlısı grupların faaliyetleri daha çok altyapı saldırıları ve bilgi savaşı üzerinden şekillendi.

    İran, ABD finans kuruluşları ve çok uluslu teknoloji şirketlerine siber saldırı düzenlerken Batı yanlısı gruplar ise iç kamuoyu algısını etkilemek amacıyla İran’a ait dini uygulamalar ile haber platformlarını hedef aldı.

    Öte yandan, İran yanlısı Cyber Islamic Resistance, Fatimion Cyber Team ve Cyber Fattah gibi grupların “Dağıtık Hizmet Engelleme” (DDoS) saldırıları düzenlediği, veri sızdırdığı ve çeşitli sistemlere sızarak istihbarat topladığı öne sürüldü.

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları kapsamında siber faaliyetler yürütüldü

    Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA), operasyondan hemen önce 24 Şubat’ta, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Farsça yayımladığı mesajda, “CIA sesinizi duyuyor ve size yardımcı olmak istiyor. İşte bizimle güvenli bir sanal görüşme yapmanız için bazı ipuçları.” ifadelerini kullanarak şifreli iletişim yöntemlerini anlatan kısa bir video paylaştı.

    Ayrıca, ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, İran’ın iletişim ve sensör ağlarını ilk aşamada etkili biçimde bozan siber operasyonların, Tahran’ı koordine olma ya da karşılık verme kabiliyetinden yoksun bıraktığını ifade etti.

    ABD basınında yer alan haberlere göre, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıları kapsamında, ülkedeki bazı uygulama ve internet sitelerine siber saldırılar düzenlendi.

    Bu kapsamda, İran’da 5 milyondan fazla indirmeye sahip BadeSaba adlı dini takvim uygulaması da siber saldırıya uğradı ve kullanıcılara “hesaplaşma zamanı” mesajı gösterildi.

    Basında söz konusu saldırıyı ABD veya İsrail’in yaptığına ilişkin tartışmalar yer alsa da her iki ülkeden de olayla ilgili resmi bir teyit gelmedi.

    Öte yandan İran’da internet kesintileri artarken İsrail basını, İran’a yönelik siber saldırılar düzenlendiğini kabul etti.

    Siber saldırılar sonrası İran resmi ajansı IRNA’nın internet sitesine erişim engeli geldi.

    ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’i hedef alırken siber kabiliyetlerini kullandı

    ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon) internet sitesinde, 28 Şubat’ta “Destansı Öfke Operasyonu”na ilişkin yayımlanan basın brifinginde, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, İstihbarat Topluluğunun operasyondaki kritik rolüne işaret etti.

    İran’ın komuta-kontrol ve haberleşme kabiliyetinin “kinetik olmayan yöntemler” ile zayıflatıldığını aktaran Caine, operasyonun başlangıcında ilk adımı Siber Kuvvetler (CYBERCOM) ile Uzay Kuvvetleri (SPACECOM) Komutanlıklarının attığını belirtti.

    İngiliz Financial Times (FT) gazetesinin ve Hindistan’ın NDTV kanalının haberine göre ise İsrail, Tahran’daki trafik kameralarına sızdı ve başkentteki üst düzey liderlerin hareketlerini uzun süre bu sistemler üzerinden izledi.

    Bu süreçte, İsrail’in sinyal istihbaratı alanında faaliyet gösteren “8200 Birimi” ile Mossad, sahadaki insan kaynaklarını kabiliyetleri ile kullandı.

    İsrail istihbaratı, Tahran’daki Pasteur Caddesi çevresindeki kameralardan Hamaney’in çalışma ofisinin bulunduğu yerleşkeye ilişkin kritik görüntüler sağladı ve güvenlik personeline ilişkin adres, görev saatleri, güzergah bilgileri ve güvenlik personelinin koruduğu kişilere ilişkin ayrıntılı bilgi elde etti.

    Ayrıca, İsrail, mobil telefon şebekelerinin bazı bileşenlerini geçici olarak devre dışı bırakarak Hamaney’in koruma ekibinin olası uyarıları almasını engelledi.

    İran bağlantılı Handala’nın, Stryker saldırısını üstlendiği öne sürüldü

    ABD merkezli medikal cihaz üreticisi Stryker’ın, 11 Mart’ta siber saldırıya uğradığı ve saldırının şirketin bazı sistemlerinde kesintilere yol açtığı bildirildi.

    Şirketin, internet sitesi üzerinden yapılan yazılı açıklamada, Stryker’ın siber saldırı sonucu küresel bir ağ kesintisi yaşadığı belirtildi.

    ABD basınında yer alan haberlerde, İran bağlantılı “Handala HackTeam” adlı bir hacker grubunun, Telegram hesabından saldırıyı üstlendiği öne sürüldü.

    Öte yandan, şirketin 23 Mart’ta yaptığı açıklamada ise soruşturmanın ilk aşamalarında fidye yazılımı veya zararlı yazılım olduğuna dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı ancak süreç ilerledikçe saldırganın sistem içinde faaliyetlerini gizlemek amacıyla kötü amaçlı bir dosya kullandığının tespit edildiği aktarıldı.

    – Polonya’nın en büyük nükleer araştırma merkezine siber saldırı düzenlendi

    Polonya’nın en büyük nükleer araştırma kurumu Ulusal Nükleer Araştırma Merkezine (NCBJ) yönelik siber saldırı girişiminin engellendiği bildirildi.

    Polonya basınında 16 Mart’ta yer alan haberlere göre, ülkenin tek araştırma reaktörü MARIA’yı işleten merkezin bilgi teknolojileri altyapısı siber saldırının hedefi oldu.

    Merkezden yapılan açıklamada, saldırı girişiminin püskürtüldüğü ve sistemlerin etkilenmediği belirtildi.

    Polonya Dijital İşler Bakanı Krzysztof Gawkowski, basına yaptığı açıklamada, ilk bulguların saldırının arkasında İran bağlantılı aktörlerin olabileceğine işaret ettiğini, ancak bu durumun yanıltıcı olabileceği konusunda temkinli olunması gerektiğini söyledi.

    İran “psikolojik operasyon” için siber saldırıları kullanıyor

    ABD merkezli haber sitesi Axios’un 19 Mart tarihli haberine göre, ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığıyla (MOIS) bağlantılı aktörler tarafından kullanıldığı öne sürülen 4 alan adına el koydu.

    Söz konusu alan adlarından bazılarının Stryker’a yönelik siber saldırıyla ilişkilendirilen Handala ile ilişkili olduğunu aktaran FBI, bu alan adlarının “psikolojik operasyon”, çalınan verilerin paylaşılması ve tehdit içerikli mesajların yayılması amacıyla kullanıldığını belirtti.

    ABD Adalet Bakanlığından yapılan açıklamada ise Handala ile bağlantılı bir e-posta hesabının, ABD dahil dünyanın dört bir yanındaki İranlı muhaliflere ölüm tehditleri göndermek için kullanıldığı ileri sürüldü.

    Handala HackTeam FBI Direktörünün e-posta hesabını da hackledi

    İran bağlantılı “Handala HackTeam” adlı bir hacker grubu, FBI Direktörü Kash Patel’in e-postalarından alındığını iddia ettiği bazı fotoğraf ve yazışmaları sosyal medyada paylaştı.

    ABD medyasına açıklama yapan Adalet Bakanlığı yetkilileri, Patel’in hesabının hacklenmesine ilişkin haberleri doğruladı.

    Amerikan CNN televizyonunun 27 Mart’ta konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, söz konusu e-postaların 2011 ile 2022 yılları arasında yazılan ve Patel’in çeşitli kişilerle yaptığı kişisel, iş ve seyahat yazışmalarını içerdiği bilgisi paylaşıldı.

  • Çin lideri Şi’den Orta Doğu’da “barış içinde bir arada yaşama” ilkesine bağlılık çağrısı

    Çin lideri Şi’den Orta Doğu’da “barış içinde bir arada yaşama” ilkesine bağlılık çağrısı

    Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle çatışmanın tırmandığı Orta Doğu ve Körfez bölgesinde “barış içinde bir arada yaşama” ilkesine bağlılığın, sürdürülebilir güvenlik mimarisinin inşası için gerekli olduğunu belirtti.

    Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Devlet Başkanı Şi ülkesini ziyaret eden Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile görüşmesinde Orta Doğu’da barış ve istikrarın tesisi için genel ilkeler çerçevesinde 4 maddelik öneride bulundu.

    Orta Doğu’da ve Körfez bölgesinde ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir güvenlik mimarisini inşa etmenin zorunlu olduğunu ifade eden Şi, bunun için “barış içinde bir arada yaşama” ilkesine bağlılığın gerekli olduğunu vurguladı.

    Şi, “ulusal egemenlik” ilkesine bağlı olmanın önemine işaret ederek, Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki tüm ülkelerin egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi ve tüm ülkelerin yurttaşlarının, tesislerinin ve kurumlarının güvenliğinin etkin şekilde korunması gerektiğini kaydetti.

    “Uluslararası hukukun üstünlüğü” ilkesine bağlı kalınması, uluslararası hukukun otoritesinin sağlanması gerektiğinin altını çizen Şi, dünyanın güçlü olanın dilediğini yaptığı orman kanununa dönmesinin önlenmesi gerektiğini söyledi.

    Şi, kalkınma ve güvenlik arasında eş güdüm sağlanmasının gereğini vurgulayarak, tüm taraflara Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin kalkınmasına elverişli ortamın oluşturulması için birlikte çalışmaları çağrısında bulundu.

    Al Nahyan, kritik dönemde Çin’i ziyaret ediyor

    Veliaht Prens Al Nahyan da görüşmede, Çin’in Orta Doğu’da krizin çözümüne yönelik pozitif çabalarını takdir ettiklerini belirterek, taraflar arasında ateşkesin sağlanması, çatışmaların durdurulması, bölgesel barış ile istikrarın en kısa sürede sağlanması, uluslararası gemi taşımacılığının güvenliğinin tesis edilmesi ve krizin küresel ekonomi ile enerji güvenliğine daha büyük zarar vermesinin önlenmesi için Çin ile yakın iletişimi ve eş güdümü sağlamaya hazır oldukları mesajını verdi.

    Al Nahyan, ABD ile İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle Orta Doğu’da gerilimin hakim olduğu bir dönemde Çin’i ziyaret ediyor.

    BAE, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaşta İran’ın misilleme saldırılarına hedef olmasının yanı sıra küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğindeki kesintilerden doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer alıyor.

    BAE ve Körfez ülkelerinin yanı sıra Irak ve İran’ı dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin ana güzergahı konumunda bulunuyor.

    Çin’in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45’i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30’u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçerek ülkeye ulaşıyor.

    Boğazdaki tanker trafiğindeki kesintiler küresel petrol tedarikinde aksamalara, petrol fiyatlarında artışa yol açmış durumda.​​​​​​​

  • Irak’ta yeni Cumhurbaşkanı Amedi görevini resmen devraldı

    Irak’ta yeni Cumhurbaşkanı Amedi görevini resmen devraldı

    Başkent Bağdat’taki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda resmi tören düzenlendi.

    Törende konuşan Amedi, Reşid’in görev süresi boyunca Irak’a sunduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ederek, iktidarın barışçıl şekilde devredilmesinin demokrasi ve devlet istikrarı açısından temel bir unsur olduğunu vurguladı.

    Eski Cumhurbaşkanı Reşid ise Amedi’ye yeni görevinde başarılar dileyerek, ülke çıkarları doğrultusunda başarılı bir dönem geçirmesi temennisinde bulundu.

    Irak Meclisinde dün yapılan ikinci tur oylamada Cumhurbaşkanı seçilen Nizar Amedi, sonrasında Mecliste yemin ederek görevine başlamıştı. >>>AA

  • Macaristan’ın yeni lideri Magyar’dan AB ve NATO çıkışı

    Macaristan’ın yeni lideri Magyar’dan AB ve NATO çıkışı

    Macaristan’da Pazar günü gerçekleştirilen seçimlerden galip ayrılan muhalefet partisi Tisza lideri Peter Magyar, başkent Budapeşte’de zafer konuşması yaptı. Seçimlerin galibinin Macaristan olduğu mesajıyla başladığı konuşmasında Magyar, “Orban rejimini birlikte devirdik ve Macaristan’ı özgürleştirdik. Vatanımızı geri aldık” şeklinde konuştu. Tisza’nın Macar demokrasisi adına da tarihi bir başarıya imza attığını ve rekor sayıda oyla seçildiğini ifade eden Magyar, “Tüm işaretler, yeni parlamentoda üçte iki çoğunluğa sahip olacağımızı gösteriyor. Bu, geçişin mümkün olan en etkili, en barışçıl ve en sorunsuz şekilde gerçekleşmesini sağlayacak bir yetkidir. Bize güvenen üç milyon üç yüz bin insana minnettarız” dedi. 16 yıllık iktidarı sona eren Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile mücadelesini Hz. Davud ile Calut arasındaki mücadeleye benzeten genç lider, “İki yıl önce birkaç kişi yola çıktı ve nihayetinde Davud ile Calut arasındaki mücadelede sevgi kazandı. Çünkü sonunda hep zaman sevgi kazanır” dedi.

    “RUSLAR EVİNİZE!” SLOGANLARI ATILDI

    Kalabalığın “Ruslar evinize” sloganları attığı konuşması sırasında Magyar, “Macaristan, yeniden Avrupa ülkesi olmak istiyor. Hiçbir ülkeye bağlı olmayan bir devlet olmak, başarının değer gördüğü bir ülke olmak istiyor” dedi. Ülkeyi düzeltmek ve yaraları sarmak için yetki aldıklarını söyleyen genç lider, “Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, çocuk korumada, güvenlikte ve ulaşımda ne yapıldığını görüyoruz. Önümüzde devasa bir iş var” dedi. Zafer konuşmasında Macaristan Başbakanı Orban’a da seslenen Magyar, “Bundan sonra geçici hükümet olarak hareket etsin ve yeni hükümetin elini bağlayacak kararlar almasın. Geçişin kısa olmasını umuyoruz. Eğer bu süre içinde ülkeyi ilgilendiren önemli bir karar veya mesele çıkarsa, benimle iletişim kurmaktan çekinmesinler. Macar halkı, sistem değişimine karar verdi. Bu sistemin parçası olanlar, kamu hayatından çekilmeli” dedi.

    Parlamentoda üçte iki çoğunlukla ülkenin denge ve denetim mekanizmalarını yeniden kuracaklarını söyleyen Magyar, “Bir daha kimsenin özgür Macaristan’ı ele geçirmesine izin vermeyeceğiz. Demokrasiyi güvence altına alan kurumların işleyişini ve bağımsızlığını yeniden tesis edeceğiz. Macaristan, yeniden AB ve NATO’da güçlü bir müttefik olacak. Macaristan yeniden güçlü ve kendi çıkarlarını savunan bir müttefik olacak. Çünkü bu ülkenin yeri, bin yıldır Avrupa’dır. Vişegrad Dörtlüsü işbirliğini yeniden güçlendireceğiz. Bu doğrultuda ilk ziyaretim Polonya’ya olacak. İkinci ziyaretim Viyana’ya olacak. Üçüncüsü ise Macar halkına ait olan AB fonlarını geri getirmek için Brüksel’e olacak” dedi.

    Avrupalı liderlerle çalışacağını ve komşularıyla ilişkilerini yeniden tesis edeceğini söyleyen Magyar, “Artık seleflerimizin hatalarını düzeltmenin zamanı geldi. Tarihi yaraları iyileştireceğiz” ifadelerini kullandı. Yeni hükümetin yargıyı da özgürleştireceğini söyleyen Tisza lideri, “Ülkeyi soyanlar, hesap vermek zorunda kalacak. Macarları, Macarlara karşı tahrik edenler, hesap vermek zorunda kalacak. Ülkeyi satanlar, hesap vermek zorunda kalacak” dedi. >>>İHA

  • Irak’ta yeni Cumhurbaşkanı: Nizar Amedi

    Irak’ta yeni Cumhurbaşkanı: Nizar Amedi

    Meclis’te yapılan oylamada, Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) adayı Nizar Amedi (58) ikinci tur oylamada 329 sandalyeli mecliste 227 oyla Cumhurbaşkanı seçildi. Toplamda 229 vekil oy kullandı. Irak’ta 2003 sonrası kurulan siyasi denkleme göre cumhurbaşkanı Kürt partilerin adayları arasından seçiliyor. Söz konusu görev için Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) mevcut Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’i aday gösterirken, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) de Nizar Amedi’yi aday göstermişti. Söz konusu makam için KDP ve KYB adayı dahil toplam 17 kişi yarışa girmişti. Amedi, seçildikten sonra mecliste yemin ederek görevine başladı.

    Irak anayasasına göre cumhurbaşkanının görev süresi 4 yıl ve aynı cumhurbaşkanı sadece bir kez daha yeniden seçilebiliyor.

    Irak Anayasası’na göre, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra en geç 15 gün içinde parlamentodaki en büyük blokun (Şii) adayını hükümeti kurmakla görevlendirir. Irak’ta parlamento seçimleri 11 Kasım 2025 tarihinde yapılmıştı. Ülkede yaşanan siyasi anlaşmazlıklardan dolayı yeni hükümet henüz kurulamadı.

    Mevcut hükümet ise “günlük işleri yürütme hükümeti” olarak görevini sürdürüyor.

    Yeni Cumhurbaşkanı, KYB Bağdat Büro sorumluluğunun yanı sıra, Irak Cumhurbaşkanlığı danışmanlığı ve Çevre Bakanlığı görevlerini yürütmüştü.​​​​​​​

    AMEDİ: BÖLGEDEKİ SAVAŞIN BİTİRİLMESİNE YÖNELİK ÇABALARI DESTEKLİYORUZ

    Meclis’te yemin ederek görevine başlayan Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, açıklamalarda bulundu.

    Üstlendiği sorumluluğun büyüklüğüne dikkati çeken Amedi, ülkenin karşı karşıya olduğu zorlukların farkında olduğunu kaydetti.

    Amedi, yürütme, yasama ve yargı organlarıyla tam bir iş birliği içinde çalışmaya kararlı olduğunu vurgulayarak, devlet kurumları arasında koordinasyonun önemine işaret etti.

    Cumhurbaşkanı Amedi, “önce Irak” ilkesine bağlı kalacağını ve bu düzeyde çalışacağını aktardı.

    Açıklamasında bölgesel gelişmelere de değinen Amedi, “Bölgedeki savaşın sona erdirilmesine yönelik çabaları destekliyoruz. Irak’a yönelik saldırıları da kınıyoruz.” dedi. >>>AA

  • Netanyahu’dan Orta Doğu’yu sarsacak çıkış: İran’a saldırılarımız bitmedi

    Netanyahu’dan Orta Doğu’yu sarsacak çıkış: İran’a saldırılarımız bitmedi

    İslamabad zirvesi çöktü gerilim tırmandı

    Pakistan’ın başkenti İslamabad’da ABD ve İran heyetleri arasında gerçekleşen 21 saatlik kritik görüşmelerden sonuç çıkmaması, diplomatik sürecin tıkanmasına neden oldu. Hürmüz Boğazı ve nükleer program gibi temel başlıklarda uzlaşma sağlanamaması üzerine konuşan Netanyahu, İran’a yönelik operasyonların süreceğini açıkça ilan etti. Netanyahu, “İran’a yönelik saldırılarımız henüz sona ermedi. Yapacak daha çok işimiz var” dedi.

    “İran çoktan nükleer silaha sahip olurdu”

    Yayımladığı video mesajda İsrail’in geçtiğimiz yıl ve 28 Şubat’ta düzenlediği saldırılara atıfta bulunan Netanyahu, bu operasyonlar gerçekleştirilmeseydi Tahran’ın çoktan nükleer silah eşiğini geçmiş olacağını savundu. Mevcut ateşkes talebinin İran tarafından geldiğini öne süren İsrail Başbakanı, askeri stratejilerinden geri adım atmayacaklarının mesajını verdi.

    Lübnan için iki sert şart

    Lübnan ile yürütülen müzakere süreçlerine de değinen Netanyahu, barış masası için İsrail’in tavizsiz koşullarını sıraladı. Lübnan yönetiminin İsrail’in askeri gücü karşısında müzakere arayışına girdiğini iddia eden Netanyahu, sürecin ilerlemesi için Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılmasını ve kalıcı bir barış anlaşması imzalanmasını şart koştu.

    Netanyahu’nun bu sert çıkışları ve ABD-İran görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması, Orta Doğu’da ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu ve bölgenin yeni bir krizin eşiğinde bulunduğunu bir kez daha gösterdi.>>>HABER MERKEZİ 

  • Trump’tan Hürmüz Boğazı açıklaması

    Trump’tan Hürmüz Boğazı açıklaması

    NewsNation kanalına konuşan Trump, ABD’li ve İranlı heyetlerin Pakistan’ın başkenti İslamabad’da görüşmelere başladığı bilgisini verdi.

    Taraflar arasında Pakistanlı aracılar yoluyla düzenlenen görüşmelere ilişkin konuşan Trump, İran’da sistemin çökmekte olduğunu savundu.

    Küresel petrol nakliyesi için Hürmüz Boğazı’na alternatif yolların arandığını kaydeden ABD Başkanı, boğazın çok da uzak olmayan bir gelecekte yeniden açılacağını tahmin ettiğini söyledi.

    Trump, müzakerelerin iyi gitmemesi halinde ABD’nin yeniden harekete geçmeye hazır olduğunu belirtti. >>>AA

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan dünyaya Ortadoğu mesajı!

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan dünyaya Ortadoğu mesajı!

    Kadın hareketinin siyasetteki gücü vurgulandı

    Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleşen kabulde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin başarılarındaki en büyük payın kadınlara ait olduğunu belirtti. Kadın kollarının Türkiye’nin en dinamik yapısı olduğunu ifade eden Erdoğan, şiddete karşı “sıfır tolerans” ilkesiyle hareket ettiklerini ve kadınların her alanda daha fazla katma değer ürettiğini söyledi.

    CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN, ULUSLARARASI ASYA SİYASİ PARTİLER KONFERANSI (ICAPP) KADIN KOLU 9. TOPLANTISI İÇİN İSTANBUL’A GELEN KATILIMCILARI, KABUL ETTİ. (İHA/İSTANBUL-İHA)
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) Kadın Kolu 9. Toplantısı için İstanbul’a gelen katılımcıları, kabul etti. Erdoğan, “Hitler’in Yahudilere yönelik canavarca politikalarıyla, İsrail parlamentosunun büyük bir zafer edasıyla aldığı karar arasında özü itibariyle bir fark var mıdır?”

    “Ortadoğu sancılı ve karanlık günler yaşıyor”

    Bölgedeki sıcak çatışmalara değinen Erdoğan, savaşların asıl mağdurunun siviller olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ortadoğu coğrafyası son yıllarda gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor. Savaşların biri bitmeden diğeri başlıyor, bunun yükünü genellikle kadınlar ve masum çocuklar çekiyor.” Gazze, Suriye, İran ve Lübnan’da yaşanan can kayıplarına dikkat çeken Erdoğan, İsrail’in saldırgan tutumunun 1,2 milyon Lübnanlıyı göçe zorladığını hatırlattı.

    CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN, ULUSLARARASI ASYA SİYASİ PARTİLER KONFERANSI (ICAPP) KADIN KOLU 9. TOPLANTISI İÇİN İSTANBUL’A GELEN KATILIMCILARI, KABUL ETTİ. (İHA/İSTANBUL-İHA)
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) Kadın Kolu 9. Toplantısı için İstanbul’a gelen katılımcıları, kabul etti. Erdoğan, “Hitler’in Yahudilere yönelik canavarca politikalarıyla, İsrail parlamentosunun büyük bir zafer edasıyla aldığı karar arasında özü itibariyle bir fark var mıdır?”

    İsrail’e sert “Apartheid” ve “Hitler” benzetmesi

    İsrail parlamentosunun Filistinli mahkumlar için gündeme getirdiği kararları eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası topluma seslendi: “Hitler’in Yahudilere yönelik canavarca politikalarıyla, İsrail parlamentosunun aldığı karar arasında özü itibarıyla bir fark var mıdır? Bu yapılanlar, 1994’te Güney Afrika’da yıkılan Apartheid rejiminin daha beterini uygulamaya geçirmek demektir.”

    Dünya siyasetine kadın liderliği damgası

    “Küresel Dönüşüm Çağında Kadın Liderliği” temasıyla toplanan ICAPP delegeleriyle bir araya gelen Erdoğan, Asya genelinde kadınların karar alma mekanizmalarında daha etkin olması gerektiğini belirterek toplantının hayırlara vesile olmasını diledi.>>>İHA 

  • Dünya bu zirveye kilitlendi!

    Dünya bu zirveye kilitlendi!

    Güvenlik için 10 bin personel sahada

    Yarın gerçekleşecek kritik zirve öncesi İslamabad’da adeta kuş uçurtulmuyor. Pakistan hükümeti, ziyaretçi heyetlerin can güvenliğini sağlamak amacıyla şehre 10 binden fazla polis ve güvenlik personeli sevk etti. Eski Havaalanı Yolu ve Nur Khan Hava Üssü’ne çıkan tüm güzergahlar konteynerler ve dikenli tellerle kapatılarak “kırmızı alarm” ilan edildi.

    Hürmüz Boğazı ve yaptırımlar masada

    28 Şubat’ta başlayan ve dini lider Ali Hamaney’in ölümüyle tırmanan savaşta, tarafların talepleri oldukça net. ABD, Hürmüz Boğazı’nın derhal açılmasını ve İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sonlanmasını şart koşan 15 maddelik bir plan sunuyor. İran tarafı ise boğazdan geçiş ücreti alma hakkı, tüm yaptırımların kaldırılması ve bölgesel askeri operasyonların durdurulmasını içeren 10 maddelik planıyla masada yer alacak.

    Müzakerelerin kilit noktası: Lübnan

    Görüşmelerin önündeki en büyük engel ise İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını sürdürmesi. İran yönetimi, ateşkes kapsamına Lübnan ve Hizbullah’ın dahil edilmemesi durumunda müzakere sürecinin tehlikeye gireceği sinyalini verdi. Bu nedenle İslamabad’daki görüşmelerin odak noktalarından birinin de bölgesel bir ateşkesin sınırları olması bekleniyor.

    Müzakere masasında dev isimler

    Kritik görüşmelerde İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık edecek. ABD tarafını ise Başkan Yardımcısı James David Vance’in temsil etmesi öngörülüyor. 8 Nisan’da sağlanan ve 22 Nisan’da sona erecek olan iki haftalık geçici ateşkesin, bu zirve sonrasında kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceği tüm dünya tarafından merakla bekleniyor.>>>İHA